Jüpiter'in Büyük Kırmızı Lekesinin Gücü: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
846 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım Neptün, Jüpiter ve Dünya’daki dev fırtınaları karşılaştırıyor; ardından yüzyıllara yayılan gözlemler üzerinden Büyük Kırmızı Leke’nin küçüldüğünü ve ileride yok olabileceğini gösteren kanıtları izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “turned out to be” — Öbeksi fiiller: yeni kanıtlar geldikten sonra anlaşılan bir sonucu ya da kimliği açıklamayı öğrenin; böylece sıradan görünen karanlık bir lekenin sonunda fırtına olduğunun anlaşılmasını iki ayrı olguyu sıralamak yerine doğal biçimde anlatabilirsiniz. 2. “nothing compared to” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: vurgulu ve gerçek anlamda olmayan bu karşılaştırmayı tanıyın; zaten etkileyici olan bir ölçeğin daha büyüğünün yanında küçük kaldığını, ilk şeyin değersiz olduğunu söylemeden ifade edin. 3. “go way back to 1665,” — Öbeksi fiiller: kayıtların, geleneklerin veya ilişkilerin çok eski bir geçmişe uzandığını anlatın ve way sözcüğünün burada yol ya da gerçek bir geri dönüş değil, zaman derinliğini güçlendirdiğini kavrayın.

Bu derste

In 1989,

0:00

1989 yılında,

12 years after leaving Earth,

0:02

Dünya'dan ayrıldıktan 12 yıl sonra,

Voyager 2 became the first spacecraft to fly past the mysterious planet of Neptune. Dilbilgisi

0:03

Voyager 2, gizemli Neptün gezegeninin yanından uçan ilk uzay aracı oldu.

Dilbilgisi

the first spacecraft to fly past: the first + isim + to + fiil kalıbı

the first + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir gruptaki herkesten önce bir eylemi gerçekleştiren kişiyi veya şeyi belirtir. Burada the first spacecraft to fly past, Voyager 2'nin Neptün'ün yakınından geçen ilk uzay aracı olduğu anlamına gelir. to fly past, spacecraft isminden sonra geldiği için kısaltılmış bir ilgi cümlesi gibi çalışır: the first spacecraft that flew past. Uzay aracını ve rekorunu açıklar; became fiilinin amacını belirtmez.

Alıştırma

Parantez içindeki tüm kelimeleri ve ilk başarıyı anlatan kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya was ____ the hidden cave. (the first explorer / reach)

Cevabı göster

the first explorer to reach

At this point, very little was known about the planet,

0:09

O noktada, gezegen hakkında çok az şey biliniyordu,

and scientists had only predicted its existence without actually observing it. Dilbilgisi

0:11

ve bilim insanları, onu gerçekten gözlemlemeden sadece var olduğunu tahmin etmişlerdi.

Dilbilgisi

without actually observing: without + fiil-ing

Without + fiil-ing, bir eylem gerçekleşirken başka bir eylemin gerçekleşmediğini anlatır. Burada bilim insanları Neptün'ün varlığını tahmin etmiş, ancak onu doğrudan gözlemlememiştir; without sonrasında -ing biçimi olan observing gerekir. Actually, gerçekleşmeyen asıl ve doğrudan eylemi vurgular. Bir şeyi tahmin etmek ile onu gözlem yoluyla görmek arasındaki karşıtlığı güçlendirir; burada currently anlamına gelmez.

Alıştırma

Parantez içindeki tüm kelimeleri kullanarak cümleyi tamamlayın: The team chose the design ____ it in real conditions. (without / actually / test)

Cevabı göster

without actually testing

As it flew by, Öbek fiiller

0:16

Yanından geçerken,

Öbek fiiller

flew by: yakından uçarak geçmek

Burada flew by, bir şeyin yakınından uçarak geçmek anlamındadır. Flew, fly fiilinin geçmiş zaman biçimidir; by ise yakındaki bir noktanın yanından geçme anlamını tamamlar. Edilgen cümlede eylemi yapanı belirten by değildir. Neyin yanından geçildiği bağlamdan belliyse bu nesne söylenmeyebilir. Kalıp fly by veya fly by + isim şeklindedir: A helicopter flew by; A spacecraft flew by the planet. İfade zaman için de kullanılabilir: The afternoon flew by, öğleden sonranın çok hızlı geçtiği anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi fly by ifadesinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: The rescue helicopter ____ before we could wave.

Cevabı göster

flew by

Voyager took the very first images of Neptune,

0:17

Voyager, Neptün'ün ilk görüntülerini çekti.

showing a smooth blue ball with a giant dark spot right in the center.

0:20

Tam merkezinde devasa karanlık bir leke olan, pürüzsüz mavi bir top görünümündeydi.

This dark spot turned out to be a gigantic storm. Öbek fiiller

0:25

Bu karanlık lekenin aslında devasa bir fırtına olduğu anlaşıldı.

Öbek fiiller

turned out to be: gerçekte ne olduğunun ortaya çıkması

Turned out to be, bir belirsizlik döneminden sonra keşfedilen gerçek kimliği veya sonucu belirtir. Bu cümlede, karanlık lekenin devasa bir fırtına olduğu daha sonra anlaşıldı. İfade çoğu zaman gerçeğin başlangıçta açık olmadığını gösterir. Kalıp özne + turn out + to be + isim veya sıfat şeklindedir. Zamanı turn taşır; turns out veya turned out biçimine girer, ancak to be mastar hâlinde kalır. Öznenin başka bir şeye dönüştüğünü değil, bir gerçeğin öğrenildiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi turn out to be ifadesinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: The harmless-looking email ____ a scam.

Cevabı göster

turned out to be

Five years later,

0:28

Beş yıl sonra,

Neptune was observed again,

0:29

Neptün tekrar gözlemlendi,

this time by the Hubble Space Telescope.

0:31

bu kez Hubble Uzay Teleskobu tarafından.

When scientists received the images,

0:34

Bilim insanları görüntüleri aldığında,

they were stunned to see that the dark spot had completely disappeared. Kalıp ifadeler

0:36

karanlık lekenin tamamen yok olduğunu görünce şaşkına döndüler.

Kalıp ifadeler

were stunned to see that: güçlü şaşkınlığı bir keşfe bağlamak

Bu cümlede were stunned, “çok büyük bir şaşkınlık yaşadılar” demektir. Duygusal bir tepkiyi anlatır; fiziksel olarak bayıltıldıkları anlamına gelmez. be stunned to see that + yan cümle kalıbı, güçlü tepkiyi kişinin gördüğü veya fark ettiği gerçeğe bağlar. be, özneye ve zamana göre değişir: I was stunned..., they were stunned....

Alıştırma

Cümleyi be stunned to see that ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Omar ____ his missing book was on his desk.

Cevabı göster

was stunned to see that

They assumed that Neptune's enormous storm must be similar to Jupiter's red spot, Dilbilgisi

0:40

Neptün'deki muazzam fırtınanın, Jüpiter'in kırmızı lekesine benzer olması gerektiğini varsaymışlardı.

Dilbilgisi

must be similar to: güçlü bir çıkarım ve doğru edat

Burada must, bir kuralı veya zorunluluğu değil, kanıtlara dayanan güçlü bir çıkarımı gösterir. Konuşanlar, fırtınanın Jüpiter'in kırmızı lekesine büyük olasılıkla benzediğini düşünüyordu. Kalıp must be similar to + isim veya zamirdir. Similar sözcüğünden sonra to gelir: bir şey başka bir şeye benzer.

Alıştırma

Cümleyi must ve similar sonrasında gelen doğru edatla tamamlayın: Because both keys open the same rare lock, they ____ each other.

Cevabı göster

must be similar to

which has been around for at least 350 years. Dilbilgisi

0:44

Zira Jüpiter'in lekesi en az 350 yıldır oradaydı.

Dilbilgisi

has been around for + bir süre

Has been around, bir şeyin geçmişte var olmaya başladığını ve hâlâ var olduğunu belirtir. Burada Jüpiter'in Büyük Kırmızı Lekesi'nin günümüze kadar varlığını sürdürdüğü anlatılır; around bir konumu belirtmez. Has been + for + süre kalıbı, geçmişle bugünü bağlamak için present perfect kullanır. Geçmişte başlayan ve şimdi de devam eden bir durum için kullanılır. For bir amacı değil, sürenin uzunluğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be around ifadesinin present perfect biçimi ve ardından for kullanarak tamamlayın: The neighborhood library ____ more than eighty years.

Cevabı göster

has been around for

In this video,

0:48

Bu videoda,

we're going to look at how these enormous storms form. Anlatım akışı

0:49

bu devasa fırtınaların nasıl oluştuğuna bakacağız.

We're also going to look at Jupiter's Great Red Spot

0:52

Ayrıca Jüpiter'in Büyük Kırmızı Leke'sini

and why it might disappear in our lifetime.

0:55

ve neden bizim ömrümüz içinde yok olabileceğini inceleyeceğiz.

Anlatım akışı

we're going to look at ... We're also going to look at

We're going to look at, videonun neleri açıklayacağını önceden bildiren bir yönlendirme ifadesidir. Buradaki look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, bir konuyu incelemek veya ele almak anlamına gelir. Aynı kalıbın tekrarlanması, dinleyiciye iki bölümlü bir yol haritası sunar. Also, ikinci konuyu birinciye eklenen bir unsur olarak gösterir. Bu kullanımda be going to, ani bir kararı vurgulamak yerine planlanmış içeriği sunar.

Alıştırma

Tekrarlanan going to look at yönlendirme kalıbıyla iki konulu tanıtımı tamamlayın; ikinci konuyu eklemek için also kullanın: In this lesson, ____ how plants absorb water. ____ how they use sunlight.

Cevabı göster

we're going to look at · We're also going to look at

The longest storm ever recorded on Earth was Hurricane John in 1994. Dilbilgisi

0:59

Dünya'da kaydedilmiş en uzun fırtına 1994 yılındaki John Kasırgası'ydı.

Dilbilgisi

The longest storm ever recorded: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

“The longest storm ever recorded” isim öbeğinde ever recorded, storm sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir; tam biçimi “the longest storm that has ever been recorded” olur. Ever, karşılaştırma alanını mevcut bütün kayıtlara genişletir; recorded ise “gözlemlenmiş veya kayda geçirilmiş” demektir. Bu nedenle iddia, Dünya tarihindeki bütün fırtınalarla değil, bilinen kayıtlarla sınırlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle en üstünlük derecesindeki bir isim öbeğinden sonra ever ve kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğini doğru kullanır?

  1. It was the farthest journey ever completed by the team.
  2. It was the ever farthest journey completed by the team.
  3. It was the farthest journey ever completing by the team.
Cevabı göster

It was the farthest journey ever completed by the team.

It lasted 31 days

1:04

31 gün sürdü

and traveled over 13,000 km as it wandered across the Pacific Ocean.

1:06

ve Pasifik Okyanusu'nda dolaşırken 13.000 km'den fazla yol katetti.

Although this is a monumental storm by Earth standards, Kalıp ifadeler

1:11

Dünya standartlarına göre bu muazzam bir fırtına olsa da,

Kalıp ifadeler

By Earth standards: bir değerlendirme için ölçüt seçmek

By Earth standards ifadesinde by, değerlendirmede kullanılan ölçütü tanıtır. İfade, “Dünya'da normal veya büyük sayılan şeylerle karşılaştırıldığında” anlamına gelir. “By + isim + standards” yapısı değerlendirmeyi mutlak değil, göreli hâle getirir. Burada monumental değerlendirmesinin Dünya ölçeğinde geçerli olduğunu gösterir; farklı bir ölçüt farklı bir sonuca yol açabilir.

Alıştırma

“The room is large by hotel standards” ne anlama gelir?

  1. Otelin resmî inşaat kurallarına uygundur.
  2. Tipik otel odalarıyla karşılaştırıldığında büyüktür.
  3. Bir otelin yanında bulunan büyük bir odadır.
Cevabı göster

Tipik otel odalarıyla karşılaştırıldığında büyüktür.

it's nothing compared to the storms on Neptune and Jupiter, Deyimler

1:14

Neptün ve Jüpiter'deki fırtınalarla karşılaştırıldığında bir hiçtir.

Deyimler

nothing compared to ile güçlü bir karşılaştırma

Nothing compared to, güçlü ve vurgulu bir karşılaştırma yapar. Burada Dünya’daki fırtınanın Neptün ve Jüpiter’deki fırtınaların yanında küçük veya hafif göründüğünü anlatır; Dünya’daki fırtınanın gerçekten var olmadığını ya da önemsiz olduğunu söylemez. X ve Y aynı ilgili ölçüte göre değerlendirildiğinde ve Y, X’ten çok daha büyük ya da aşırı olduğunda X is nothing compared to Y yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “çok daha az zor” anlamına gelen üç sözcüklü vurgulu ifadeyle tamamlayın: The warm-up was hard, but it was ____ the final workout.

Cevabı göster

nothing compared to

which can last for months,

1:17

Oradakiler aylar,

years,

1:19

yıllar,

or even centuries.

1:20

hatta yüzyıllar boyunca sürebilir.

On Earth,

1:22

Dünya'da,

the power of a hurricane comes from warm vapor evaporating from the sea.

1:22

bir kasırganın gücü denizden buharlaşan sıcak su buharından gelir.

This forms dense clouds,

1:27

Bu da yoğun bulutlar oluşturur

which release heat into the air.

1:28

ve havaya ısı yayar.

In the right conditions,

1:30

Doğru koşullarda,

this creates an area of low pressure with warm air rising

1:31

bu durum sıcak havanın yükseldiği

and cooler air being sucked in at the bottom.

1:35

ve alttan soğuk havanın emildiği bir alçak basınç alanı yaratır.

Since the Earth spins at a higher velocity closer to the equator,

1:37

Dünya ekvatora yakın yerlerde daha yüksek bir hızla döndüğünden,

winds traveling towards the area of low pressure begin to curve,

1:41

alçak basınç alanına doğru ilerleyen rüzgarlar kavis çizmeye başlar,

which causes the hurricane to spin. Dilbilgisi

1:44

bu da kasırganın dönmesine neden olur.

Dilbilgisi

which causes ... to ... ile süreci sonuca bağlama

Which, önceki olayın tamamına gönderme yapar: alçak basınca doğru ilerleyen rüzgârlar kıvrılmaya başlar. Virgülle ayrılan which yan cümlesi, belirli bir ismi tanımlamak yerine bu olayın sonucunu sunar. cause + nesne + to-mastar yapısında nesne, ortaya çıkan eylemi gerçekleştiren şeydir: causes + the hurricane + to spin. Bu yapı, neden ve sonuç zincirini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki olayın tamamına gönderme yapmak için which sözcüğünü ve cause + nesne + to + fiil yapısını doğru kullanıyor?

  1. The tree fell across the road, that caused traffic to stop.
  2. The tree fell across the road, which caused traffic to stop.
  3. The tree fell across the road, which caused traffic stop.
Cevabı göster

The tree fell across the road, which caused traffic to stop.

A hurricane will usually start to dissipate once it reaches land,

1:46

Bir kasırga genellikle karaya ulaştığında dağılmaya başlar,

where it no longer receives the warm vapor it needs to keep the cycle going. Kalıp ifadeler

1:50

çünkü artık döngüyü devam ettirmek için ihtiyaç duyduğu sıcak buharı alamaz.

Kalıp ifadeler

keep the cycle going: keep + nesne + going

Bu cümlede keep the cycle going, “döngünün devam etmesini sağlamak” anlamına gelir. Keep burada ettirgen bir işlev taşır: sıcak buhar, kasırganın enerji döngüsünün ihtiyaç duyduğu şeyi sağlar; the cycle nesnedir ve going döngünün sürme durumunu anlatır. Başka durumlara aktarılabilen keep + nesne + going kalıbı, zaten işlemekte olan bir etkinliği, süreci veya sistemi sürdürmeye odaklanır. Buradaki going, bir yere gitmek değil, “çalışmaya devam etmek” demektir.

Alıştırma

keep + nesne + going kalıbını tamamlayın: One small generator can keep the freezers ____ during a power cut.

Cevabı göster

going

Unlike typical cyclones on Earth, Anlatım akışı

1:55

Dünya'daki tipik siklonların aksine,

the Great Red Spot on Jupiter is an anticyclone,

1:57

Jüpiter'deki Büyük Kırmızı Leke bir antisiklondur,

which forms around an area of high pressure.

2:00

yani bir yüksek basınç alanının etrafında oluşur.

Anlatım akışı

Unlike typical cyclones on Earth: Unlike + isim öbeği ile karşılaştırmaya başlamak

Unlike typical cyclones on Earth, cümlenin başında yer alan bir karşılaştırma öbeğidir. Unlike, “-den farklı olarak” anlamına gelen bir edattır; typical cyclones on Earth ise onu izleyen isim öbeğidir. Bu öbeği başa yerleştirmek, ana bilgiden önce okuyucuya bir karşılaştırma noktası verir. Cümle daha sonra temel farkı vurgular: Büyük Kırmızı Leke, tipik bir Dünya siklonu değil, yüksek basınç etrafında oluşan bir antisiklondur. Aktarılabilir kalıp Unlike + isim öbeği, ana cümle şeklindedir.

Alıştırma

“-den farklı olarak” anlamındaki tek sözcüklük İngilizce karşılaştırma ifadesini yazın: ____ the old model, this battery lasts all day.

Cevabı göster

Unlike

The Red Spot is powered by two jet streams on either side,

2:03

Kırmızı Leke gücünü her iki yanındaki iki jet akımından alır,

which give the storm a constant spin,

2:07

bunlar fırtınaya sürekli bir dönüş kazandırır

but stop it from moving across the planet. Dilbilgisi

2:09

ama gezegen üzerinde hareket etmesini de engeller.

Dilbilgisi

stop it from moving: stop + nesne + from + fiil-ing

stop it from moving ifadesinde stop, yalnızca durmak değil, engellemek anlamındadır. it engellenen nesneyi, moving ise engellenen eylemi gösterir. Kalıp stop + nesne + from + fiilin -ing hâlidir. from sonrasında -ing biçimi kullanılır: stop it from moving doğrudur; stop it from to move denmez.

Alıştırma

Hedef kalıbı ve fall fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety rail stops the box ____ off the shelf.

Cevabı göster

from falling

While a storm on Earth is powered by heat from the Sun, Anlatım akışı

2:11

Dünya'daki bir fırtına Güneş'in ısısıyla beslenirken,

a storm on Jupiter is powered by heat from its metallic core,

2:14

Jüpiter'deki bir fırtına, metalik çekirdeğinin ısısıyla beslenir.

Anlatım akışı

Paralel yan cümlelerle karşıtlık kuran While A, B

Burada While, aynı anda gerçekleşen iki olayı değil, bir karşıtlığı tanıtır. Enerji kaynaklarını karşılaştırarak Dünya'daki ve Jüpiter'deki fırtınaları karşı karşıya koyar. Her iki yan cümle de a storm ... is powered by heat from ... kalıbını tekrarlar. Bu paralel yapı, eşleşen bilgileri aynı konumlara yerleştirerek Güneş ile metalik çekirdek arasındaki farkı kolayca görünür kılar. Bir gerçeği başka bir gerçekle karşılaştırmak için While + yan cümle, ana cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu cümlede While ne yapıyor? While Maya likes working in the morning, Leo does his best work at night.

  1. Maya'nın tercihiyle Leo'nun tercihini karşılaştırır.
  2. Leo'nun neden geceleri çalıştığını açıklar.
  3. Maya ile Leo'nun aynı anda çalıştığını söyler.
Cevabı göster

Maya'nın tercihiyle Leo'nun tercihini karşılaştırır.

which could be as hot as 50,000 degrees. Dilbilgisi

2:18

Bu çekirdeğin sıcaklığı 50.000 dereceyi bulabilir.

Dilbilgisi

as hot as + bir sıcaklık

as + sıfat + as kalıbı, bir dereceyi bir referans noktasıyla karşılaştırarak gösterir. Burada as hot as, ulaşılması mümkün sıcaklık düzeyi olarak 50.000 dereceyi belirtir. Cümlede could be kullanıldığı için bu, çekirdeğin ulaşabileceği sıcaklıkla ilgili bir tahmindir; sıcaklığın her zaman veya tam olarak 50.000 derece olduğu iddia edilmez.

Alıştırma

Cümleyi as ... as kalıbıyla tamamlayın: On a sunny day, the metal slide can get ____ 55 degrees Celsius.

Cevabı göster

as hot as

The combination of rising heat and fast-moving clouds

2:21

Yükselen ısının ve hızlı hareket eden bulutların birleşimi,

are what push the Great Red Spot around

2:24

Büyük Kırmızı Leke'yi saatte

with speeds of up to 680 km per hour. Kalıp ifadeler

2:26

680 km'ye varan hızlarla iter.

Kalıp ifadeler

up to 680 km per hour: saatte 680 km’ye kadar

Up to + sayı bir üst sınır belirler. Hız saatte 680 km’ye ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir; ifade ortalama veya sabit bir hız vermez. 680 km per hour ifadesindeki per, “her bir” anlamına gelir; dolayısıyla hız, her saat için kilometre cinsinden ölçülür.

Alıştırma

“speeds of up to 680 km per hour” ne anlatır?

  1. Hız her zaman tam olarak saatte 680 km’dir.
  2. Hız hiçbir zaman saatte 680 km’nin altında değildir.
  3. Hız saatte 680 km’ye ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir.
Cevabı göster

Hız saatte 680 km’ye ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir.

Since Jupiter is a gas giant,

2:30

Jüpiter bir gaz devi olduğu için,

it doesn't have the contrast of ocean and land to act as a barrier. Kalıp ifadeler

2:32

engel oluşturacak okyanus ve kara tezatına sahip değildir.

Kalıp ifadeler

act as a barrier: bir işlevi anlatmak

act as a barrier ifadesindeki act as, “rol yapmak” değil, “bir işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Okyanus ile kara arasındaki karşıtlık, fırtınaları engelleyebilecek veya sınırlayabilecek bir unsur olarak anlatılıyor. Bir kişi, nesne veya koşul belirli bir işlevi yerine getiriyorsa act as + rol ya da işlev bildiren isim yapısını kullanın. O şeyin resmî kimliğinin bu olması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi act as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the blackout, the community center ____ an emergency shelter.

Cevabı göster

acted as

The storms on Neptune form around a similar region of high pressure

2:36

Neptün'deki fırtınalar, atmosferin derinliklerinde

deep in the atmosphere.

2:40

benzer bir yüksek basınç bölgesi etrafında oluşur.

White clouds of methane are commonly seen in regions of high pressure

2:42

Karanlık bir leke oluşmadan hemen önce,

just before a dark spot forms.

2:46

yüksek basınç bölgelerinde genellikle beyaz metan bulutları görülür.

Once a storm on Neptune has grown to its full size,

2:49

Neptün'deki bir fırtına tam boyutuna ulaştığında,

the winds at the edge of the storm can be traveling up to 2,100 km per hour,

2:52

fırtınanın kenarındaki rüzgarlar saatte 2.100 km'ye kadar hıza ulaşabilir,

the fastest in our solar system.

2:57

bu da güneş sistemimizdeki en yüksek hızdır.

Unlike Jupiter's Red Spot,

2:59

Jüpiter'in Kırmızı Leke'sinin aksine,

the storms on Neptune get pushed around the planet, Dilbilgisi

3:01

Neptün'deki fırtınalar gezegenin etrafında itilir

where they get shredded by powerful crosswinds.

3:03

ve orada güçlü çapraz rüzgarlar tarafından parçalanır.

Dilbilgisi

get pushed around ... get shredded: get edilgeni

Get pushed around ve get shredded, get + geçmiş zaman ortacı yapısıyla kurulan get edilgenleridir. Eylemler fırtınalara uygulanır; rüzgârlar onları iter ve parçalar. Burada get, “elde etmek” anlamına gelmez. Tarafsız bir be edilgeniyle karşılaştırıldığında get edilgeni, özneyi etkileyen olaya veya değişime daha çok dikkat çeker. İki get edilgeninin arka arkaya kullanılması anlatımı hareketli kılar: fırtınalar önce sürüklenir, sonra parçalanır. Buradaki pushed around, gezegenin çevresindeki gerçek hareketi anlatır. “Haksızlığa uğramak veya başkaları tarafından yönetilmek” şeklindeki deyimsel anlamda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, öznenin başına gelen bir şeyi vurgulamak için get edilgenini doğru kullanır?

  1. The parcels sometimes get damage during delivery.
  2. The parcels sometimes get to damage during delivery.
  3. The parcels sometimes get damaging during delivery.
  4. The parcels sometimes get damaged during delivery.
Cevabı göster

The parcels sometimes get damaged during delivery.

Because of this,

3:06

Bu nedenle,

storms on Neptune typically last anywhere from a few months to a few years. Kalıp ifadeler

3:07

Neptün'deki fırtınalar genellikle birkaç ay ila birkaç yıl arasında sürer.

Kalıp ifadeler

anywhere from a few months to a few years: geniş ve belirsiz bir aralık

anywhere from A to B yapısı, gerçek değerin bir aralık içindeki birçok farklı noktada olabileceğini anlatır. Bu cümlede fırtınanın ömrü birkaç ay kadar kısa veya birkaç yıl kadar uzun olabilir; ikisinin arasında da pek çok olasılık vardır. Bu yapıda anywhere bir yeri ifade etmez. Temel from A to B aralık yapısına belirsizlik veya geniş değişkenlik anlamı katar.

Alıştırma

The repair could cost anywhere from £100 to £800 cümlesinde anywhere from ... to ... ne anlam katar?

  1. Geniş aralık içindeki herhangi bir değer mümkündür.
  2. Kesin maliyet iki tutarın orta noktası olmalıdır.
  3. Maliyet, iki konum arasındaki herhangi bir yerde geçerlidir.
Cevabı göster

Geniş aralık içindeki herhangi bir değer mümkündür.

Since Jupiter is much easier to see from Earth,

3:12

Jüpiter'i Dünya'dan görmek çok daha kolay olduğu için,

our observations of the Red Spot go way back to 1665, Öbek fiiller

3:14

Kırmızı Leke'ye dair gözlemlerimiz 1665 yılına kadar uzanır.

when astronomer Gian Domenico Cassini first discovered the giant storm.

3:18

O yıl astronom Gian Domenico Cassini bu dev fırtınayı ilk kez keşfetmiştir.

Öbek fiiller

go way back to 1665: geçmişi çok eskiye uzanmak

go back to + zaman ifadesi, bir şeyin geçmişinin o noktaya kadar uzandığı anlamına gelir. Altyazıda gözlem kayıtları 1665'e kadar uzanır; kimse gerçek anlamda zamanda geriye gitmez. Way bir pekiştiricidir. Başlangıç noktasını özellikle uzak gösterir; bu nedenle go way back to 1665, go back to 1665 ifadesine göre daha güçlü bir tarihsel derinlik verir.

Alıştırma

Vurgulanan zaman ve geçmiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın ve go sözcüğünü tekil özneye uyacak şekilde değiştirin: Our family recipe ____ the 1920s.

Cevabı göster

goes way back to

Since then,

3:23

O zamandan beri,

we have been able to observe the Red Spot Dilbilgisi

3:24

Kırmızı Leke'yi gözlemleyebildik

Dilbilgisi

have been able to observe: present perfect ile yetenek anlatımı

Have been able to observe, be able to yapısının present perfect biçimidir. Gözlemleme yeteneğinin veya fırsatının geçmişte başlayıp şimdiye kadar sürdüğünü ya da şimdiye dek tekrar tekrar mevcut olduğunu anlatır. Yapı have/has + been + able + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. İngilizcede can ile present perfect kurulamaz; bu yüzden have could dil bilgisi açısından yanlıştır.

Alıştırma

Cümleyi be able to yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the library extended its hours, we ____ study there after school.

Cevabı göster

have been able to

and watch it evolve over time. Dilbilgisi

3:26

ve zamanla nasıl evrimleştiğini izledik.

Dilbilgisi

watch it evolve: watch + nesne + fiilin yalın hâli

watch it evolve ifadesinde watch fiilinden sonra nesne olan it ve ardından to olmadan evolve fiilinin yalın hâli gelir. watch + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, gözlemlenen değişimi bütünüyle görülen veya aşama aşama gelişen bir süreç olarak sunar. Burada evolve, zamanla gelişmek veya değişmek anlamındadır; yalnızca biyolojik evrim için kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi watched sonrasında evolve fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Over several drafts, we watched the short idea ____ into a full novel.

Cevabı göster

evolve

However,

3:28

Ancak,

these observations have shown that the end may be near for this iconic storm. Deyimler

3:29

bu gözlemler bu ikonik fırtınanın sonunun yakın olabileceğini gösterdi.

Deyimler

the end may be near: dramatik ama belirsiz bir sona yaklaşmak

the end may be near ifadesindeki end, bir nesnenin fiziksel kenarını değil, bir şeyin sona ermesini veya ortadan kalkmasını anlatır. Near, bu olası sonun zaman bakımından yakın olduğunu belirtir. May, tahmini belirsiz tutarken bu bilinen ifade anlatıma dramatik bir hava ve aciliyet katar. Gözlemleri bir uyarı işareti olarak sunar ancak fırtınanın kesinlikle yok olacağını iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi dramatik ama belirsiz bir tahmin yapan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After months with no visitors, ____ for the small museum.

Cevabı göster

the end may be near

When it was observed in the 19th century,

3:34

19. yüzyılda gözlemlendiğinde,

the Great Red Spot was 40,000 km long

3:36

Büyük Kırmızı Leke 40.000 km uzunluğunda

and 14,000 km tall.

3:39

ve 14.000 km yüksekliğindeydi.

At that point,

3:42

O noktada,

it could have swallowed two or three Earths whole. Dilbilgisi

3:43

iki veya üç Dünya'yı tek lokmada yutabilirdi.

Dilbilgisi

could have swallowed: gerçek bir olay olmayan geçmiş potansiyel

Could have swallowed, geçmişteki olası bir sonucu veya kapasiteyi anlatmak için could have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Swallowed, swallow fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada fırtınanın içine alabilecek kadar büyük olduğu şey hayal edilir: iki ya da üç Dünya. Herhangi bir Dünya'nın gerçekten yutulduğu söylenmez; tamamlanmış modal yapı, bu görüntüyü geçmişteki potansiyel kapasite ifadesine dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucun geçmişte mümkün olduğunu ancak gerçekten gerçekleştiğini iddia etmediğini anlatır?

  1. The wave swallowed the small boat whole.
  2. The wave could swallow the small boat whole tomorrow.
  3. The wave could have swallowed the small boat whole.
Cevabı göster

The wave could have swallowed the small boat whole.

But by the time Voyager 1 flew past in the late '70s, Dilbilgisi

3:46

Fakat 70'lerin sonlarında Voyager 1 yanından geçtiğinde,

Dilbilgisi

By the time ile geçmişte bir referans noktası belirtmek

Bu cümlede by the time, geçmişteki daha sonraki bir noktayı, yani Voyager 1'ın 1970'lerin sonlarındaki geçişini tanıtır. Ardından gelen yan cümle, o noktada zaten geçerli olan bir durumu anlatır. By sözcüğünü tek başına yorumlamak yerine by the time ifadesini 'o noktaya gelindiğinde' anlamına gelen tek bir bağlayıcı olarak düşünün. Bu ifade bir zaman sınırı veya referans noktası belirler; diğer yan cümle de genellikle bundan önce tamamlanmış ya da oluşmuş bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Geçmişteki daha sonraki bir olay gerçekleştiğinde yeniden başlatmanın zaten tamamlanmış olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: '___ the technician arrived, the system had restarted itself.'

  1. By the time
  2. While
  3. Until
Cevabı göster

By the time

it was almost half the size. Dilbilgisi

3:49

boyutu neredeyse yarı yarıya küçülmüştü.

Dilbilgisi

Almost half the size: bir oranı ifade etmek

Almost half the size, boyutunun karşılaştırılan boyutun %50'sine yakın ama biraz altında olduğu anlamına gelir. Küçülme sürecini değil, boyutlar arasındaki oranı anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp kesir veya kat + the + ölçü adı şeklindedir: half the size, twice the weight veya three times the price. Karşılaştırma öğesi half the size of the original örneğindeki gibi of ile belirtilebilir.

Alıştırma

Bir afiş 48 cm, diğeri 100 cm genişliğindedir. Dersteki iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: 'The first poster is ____ the width of the second.'

Cevabı göster

almost half

Recent observations by the Hubble telescope

3:52

Hubble teleskobunun son gözlemleri,

show that the storm is currently shrinking at about 1,000 km per year,

3:54

fırtınanın şu anda yılda yaklaşık 1.000 km küçüldüğünü gösteriyor,

meaning it could completely disappear by the 2030s. Dilbilgisi

3:59

bu da 2030'lara kadar tamamen yok olabileceği anlamına geliyor.

Dilbilgisi

Çıkarım bildiren cümle sonu meaning + yan cümle yapısı

meaning it could completely disappear by the 2030s şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki ifadenin tamamını açıklar. Burada meaning temel fiil değildir; daha önce belirtilen eğilimden çıkarılan sonucu veya çıkarımı sunar. which means that yapısının daha kısa bir alternatifidir. could, tamamen yok olmanın kesin değil, olası olduğunu gösterir. by the 2030s ise bu on yıllık dönemi genel bir son tarih olarak verir; kesin veya garanti edilmiş bir tarih belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle ilk yan cümleden çıkarılan olası bir sonucu doğru biçimde sunuyor?

  1. The lake is shrinking each year, meaning it will definitely dry up in 2040.
  2. The lake is shrinking each year, because it could dry up by 2040.
  3. The lake is shrinking each year, meaning it could dry up by 2040.
Cevabı göster

The lake is shrinking each year, meaning it could dry up by 2040.

As well as losing size, Dilbilgisi

4:03

Boyut küçülmesinin yanı sıra,

Dilbilgisi

as well as + -ing ile ek bilgi eklemek

as well as burada bir edat gibi işlev görür, bu nedenle ardından -ing biçimindeki losing gelir. Bu ifade, boyut kaybetmeye ek olarak anlamını taşır ve okuyucuyu temel yan cümledeki başka bir değişime hazırlar. Cümlenin başına getirildiğinde ifade, losing size bilgisini and ile bağlanan eşit ağırlıkta ayrı bir ifade yerine ek arka plan bilgisi hâline getirir. Virgül, giriş ifadesinin bittiği yeri gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın iki eylemi de yaptığını göstermek için as well as yapısını doğru kullanıyor?

  1. As well as painted the sign, Lena fixed the gate.
  2. As well as painting the sign, Lena fixed the gate.
  3. As well as painting the sign, the gate needed a new lock.
Cevabı göster

As well as painting the sign, Lena fixed the gate.

the main Red Spot seems to be breaking off into smaller streams Öbek fiiller

4:04

ana Kırmızı Leke daha küçük akıntılara bölünüyor

Öbek fiiller

break off into smaller streams: kopup daha küçük akıntılar oluşturmak

Bu cümlede breaking off into, maddenin Büyük Kırmızı Leke'nin ana kısmından ayrılarak daha küçük akıntılar oluşturması anlamına gelir. Breaking off kopup ayrılmayı anlatırken into bunun sonucunda oluşan biçimi belirtir. break off into + sonuç kalıbı, bir kütlenin veya grubun daha küçük parçalara ayrılmasını anlatabilir. Buradaki break, mola vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadenin -ing biçimiyle tamamlayın: At the edge of the storm, clouds are ____ smaller bands.

Cevabı göster

breaking off into

and darkening in color.

4:08

ve rengi de koyulaşıyor gibi görünüyor.

Scientists believe that since the storm is reaching higher into the atmosphere,

4:10

Bilim insanları, fırtınanın atmosfere daha yüksek noktalara ulaşması nedeniyle,

the top of the Red Spot is exposed to more UV light, Kalıp ifadeler

4:14

Kırmızı Leke'nin üst kısmının daha fazla UV ışığına maruz kaldığına,

Kalıp ifadeler

be exposed to: bir etkene maruz kalmak

Bu cümlede is exposed to, Büyük Kırmızı Leke'nin üst kısmına daha fazla morötesi ışığın ulaşması ve onu etkilemesi anlamına gelir. Edilgen be exposed to + isim kalıbı, bir şeyin temas ettiği dış etkeni belirtir. Bu etken zararlı, nötr veya yararlı olabilir; örneğin güneş ışığı, kimyasal maddeler, risk, yeni fikirler ya da bir dil. Buradaki exposed, bir sırrın açığa çıkarılması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi expose fiilinin basit geçmiş edilgen biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: During yesterday's test, the material ____ extreme heat for two hours.

Cevabı göster

was exposed to

which darkens the color of the chemicals.

4:17

bunun da kimyasalların rengini koyulaştırdığına inanıyor.

But,

4:20

Fakat,

like predicting the weather here on Earth,

4:20

tıpkı Dünya'daki hava durumunu tahmin etmek gibi,

there is still so much that we don't know about these gigantic storms. Dilbilgisi

4:23

bu devasa fırtınalar hakkında hala bilmediğimiz çok şey var.

Dilbilgisi

there is still so much that we don't know: hâlâ bilinmeyen çok şey olması

“There is still so much”, hâlâ bilinmeyen büyük miktarda bilgi olduğunu anlatır. Buradaki much, sayılamayan bilgi miktarını temsil eder; “çok” anlamında bir sıfat güçlendiricisi değildir. “that we don't know” yan cümlesi, “so much” ifadesinin neyi anlattığını belirler. Bu yapı, insanların şu anda bildiklerinin sınırını kabul etmek için kullanılabilir: There is still so much that + özne + do/does not know.

Alıştırma

“There is still so much that we don't know about the ocean” cümlesinde “that we don't know” ne yapar?

  1. Çok fazla bilmenin yol açtığı sonucu verir.
  2. “so much” ifadesinin kapsadığı bilgiyi belirler.
  3. “Çok” anlamına gelir ve “know” fiilini güçlendirir.
Cevabı göster

“so much” ifadesinin kapsadığı bilgiyi belirler.

When Neptune's dark spot was first discovered,

4:27

Neptün'ün karanlık lekesi ilk keşfedildiğinde,

scientists thought that it had been around for centuries,

4:30

bilim insanları onun tıpkı Jüpiter'in fırtınası gibi

just like Jupiter's storm.

4:33

yüzyıllardır orada olduğunu düşündüler.

The Great Red Spot is also far hotter than we initially imagined, Dilbilgisi

4:34

Ayrıca Büyük Kırmızı Leke ilk hayal ettiğimizden çok daha sıcaktır,

Dilbilgisi

far hotter than: çok daha güçlü bir karşılaştırma

“far hotter than” ifadesinde hotter, hot sıfatının karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırma noktasını, yani insanların başlangıçta hayal ettiği sıcaklığı belirtir. Far, farkın büyük olduğunu anlatır. Hotter ifadesini “çok daha sıcak” anlamında güçlendirir; fiziksel uzaklığı ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi far ve hot sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanarak tamamlayın: The oven is ____ we expected.

Cevabı göster

far hotter than

with parts of its upper atmosphere exceeding 1300 degrees. Dilbilgisi

4:38

üst atmosferinin bazı kısımları 1300 dereceyi aşar.

Dilbilgisi

with + isim + -ing: with parts ... exceeding

with + isim öbeği + -ing fiil yapısı, yeni ve tam bir yan cümle kurmadan bağlantılı bir bilgi ekler. Burada parts of its upper atmosphere isim öbeğidir; exceeding ise bu kısımların durumunu anlatır. Bu kısa ek yapı, önceki iddiaya somut kanıt sağlar: bazı bölgelerde sıcaklık 1300 dereceyi aşar. exceeding fiilinin mantıksal öznesi parts sözcüğüdür; Büyük Kırmızı Leke’nin tamamı değildir.

Alıştırma

Parantezdeki sözcükleri kullanarak with + isim + -ing yapısını tamamlayın: The lab stayed open, ____ the temperature every hour. (sensors / record)

Cevabı göster

with sensors recording

Even with the increases in our observational technology, Anlatım akışı

4:42

Gözlem teknolojimizdeki gelişmelere rağmen,

Anlatım akışı

Even with + isim öbeği: Even with the increases...

Even with + isim öbeği bir ödünleme ilişkisi kurar. Önce normalde yardımcı olması beklenen bir koşulu kabul eder: gözlem teknolojisindeki ilerlemeler. Başta kullanıldığında dinleyiciyi ana cümledeki karşıtlığa hazırlar: bu ilerlemeye rağmen hâlâ bilinmeyen çok şey vardır. Bu bilgi sırası savı dengeler; önce olumlu koşul, sonra beklenmedik sınır gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, yardımcı bir koşulu kabul ettikten sonra bir sorunun yine de yaşanabileceğini doğru biçimde anlatır?

  1. Even with better maps, we can still get lost.
  2. Even with the maps are better, we can still get lost.
  3. Even though better maps, we can still get lost.
Cevabı göster

Even with better maps, we can still get lost.

there is still so much knowledge trapped inside the boundaries of these giant,

4:46

keşfedilmeyi bekleyen bu devasa, gizemli gezegenlerin sınırları içine hapsolmuş

mysterious planets waiting to be discovered. Dilbilgisi

4:50

hala çok fazla bilgi yatıyor.

Dilbilgisi

waiting to be discovered: edilgen anlam

Waiting to be discovered, gezegenleri tanımlayan kısaltılmış bir -ing yan cümlesidir. Gezegenlerin henüz keşfedilmediğini ancak gelecekte keşfedilebileceğini anlatır. to be discovered edilgen bir mastar yapısıdır: keşfetme eylemine maruz kalan gezegenlerdir. Buradaki waiting mecazidir; gezegenlerin bilinçli olarak beklediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Küçük uyduların henüz bulunmadığını anlatan ifadeyi seçin: Astronomers believe there are small moons ____.

  1. waiting to discover
  2. waiting to be discovered
  3. waiting to have discovered
Cevabı göster

waiting to be discovered

So,

4:53

Yani,

although we might be losing one of the most iconic features of our solar system,

4:53

güneş sistemimizin en ikonik özelliklerinden birini kaybedebilecek olsak da,

the observations we make of it

4:58

ona dair yaptığımız gözlemler,

will give us a better understanding of how nature operates through our solar system. Kalıp ifadeler

5:00

güneş sistemimizde doğanın nasıl işlediğini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.

Kalıp ifadeler

give us a better understanding of: kanıt ile anlayışı ilişkilendirmek

Give someone a better understanding of something, “birinin bir şeyi daha açık veya daha derin anlamasına yardımcı olmak” demektir. Bu cümlede gelişmeye gözlemler neden olur, us bu anlayışı kazanan kişileri belirtir ve of sonrasındaki sözler neyin anlaşıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp give + kişi + a better understanding of + konu şeklindedir. Understanding burada soyut bir fikirdir. A better understanding, ayrı bir bilgi parçası değil, gelişmiş bir anlayış anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi en doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: These maps will ____ how the river changed over time.

  1. give us better understand of
  2. give a better understanding us of
  3. give us a better understanding of
Cevabı göster

give us a better understanding of

Thank you very much for watching,

5:05

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim,

and I'll see you in the next video.

5:06

bir sonraki videoda görüşmek üzere.