Unicorse ile Masal Zamanı | Unicorse - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Ailece kitap okunurken Unicorse, herkesin yalın ayak dolaştığı bir krallığı, kraliçeyi ve dikenlerle kaplı toprakları anlatan masalı sürekli böler. Diğerleri onun kışkırtmalarına karşılık verir, sonunu açıklamasını engeller ve hikâyeye devam edebilmek için onu yiyecekle sakinleştirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Once upon a time — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu geleneksel kalıbı yalnızca belirsiz bir zamana gönderme olarak değil, kurmaca bir anlatının ya da masalın başladığını bildiren işaret olarak tanıyın. Karakterleri ve yaşadıkları dünyayı tanıtmadan önce dinleyicide hemen masalsı bir hava oluşturmak için kullanabilirsiniz. 2. And why should I care? — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu sorunun her zaman içtenlikle bir gerekçe istemediğini anlayın. Burada ilgisizliği ve iş birliği yapmayı reddetmeyi gösteren kışkırtıcı bir karşılık olarak tekrarlanır; böylece soru biçiminin düz anlamıyla bağlamda aktarılan küçümseyici tavrı birbirinden ayırabilirsiniz. 3. we're good to go. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İnsanların ya da hazırlıkların tamam olduğunu ve bir etkinliğin başlayabileceğini veya yeniden sürdürülebileceğini bildiren bu yaygın konuşma kalıbını öğrenin. İşte, yolculukta, derste ve günlük planlarda hazırlığın bittiğini uzun uzun açıklamak yerine doğal biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
and in the village everyone walked around barefoot. Kalıp ifadeler
0:02ve köydeki herkes çıplak ayakla dolaşırmış.
Once upon a time: hikâye başlangıcı işareti
Once upon a time; masalların, halk hikâyelerinin ve hikâye tarzındaki anlatımların başında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada belirli bir zamanı göstermez; kurmaca veya geleneksel bir hikâyenin başladığını bildirir. Ayrıca ardından gelen bilgileri düzenler: bu açılıştan sonra there was a village, hikâyenin dünyasını ve arka planını tanıtmaya başlar.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki Once upon a time neyin işaretidir?
- Kurmaca veya geleneksel bir hikâye başlıyor.
- Konuşan kişi kesin bir tarih veriyor.
- Olay tam olarak bir kez gerçekleşti.
Cevabı göster
Kurmaca veya geleneksel bir hikâye başlıyor.
walked around barefoot: hareket ve durum
Walked around barefoot bir hareketi bir durumla birleştirir. Walked around, insanların köyün içinde belirli bir rota olmadan dolaştığını; barefoot ise hareket ederken ayakkabı veya çorap giymediklerini anlatır. Buradaki around, bir nesnenin çevresinde daire çizmek anlamına gelmez. Bir alan içinde bir yerden başka bir yere hareket etme fikrini daha genel biçimde verir.
Alıştırma
Cümleyi, ayakkabısız biçimde etrafta dolaşmak anlamına gelen üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: After swimming, the children ____ in the house.
Cevabı göster
walked around barefoot
And why should I care?: küçümseyen bir retorik soru
And why should I care? dilbilgisi bakımından bir sorudur, ancak burada retorik bir soru olarak kullanılır: Konuşan kişi neden umursaması gerektiğini içtenlikle sormaz. Aslında “Bu benim için önemli değil” demektedir. Bu söz, az önce söyleneni geçiştirir ve iş birliği yapmak istenmediğini gösterir. Karakterin tekrarlanan meşhur sözü olarak bilerek kışkırtıcı ve sorun çıkarıcı duyulur; baştaki And, onu önceki söze verilen doğrudan bir karşılık hâline getirir.
Alıştırma
Bir karakterin bilerek sorun çıkardığı bir sahnede “And why should I care?” büyük olasılıkla ne anlatır?
- Konuşan kişi konuyu geçiştiriyor ve iş birliğini reddediyor.
- Konuşan kişi kibarca daha fazla bilgi istiyor.
- Konuşan kişi yeterince umursamamasından endişe ediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi konuyu geçiştiriyor ve iş birliğini reddediyor.
catchphrase: tekrarlanan ve kolay tanınan meşhur söz
Catchphrase, bir kişi, karakter, program veya bazen bir marka tarafından tekrar tekrar kullanılan kısa ve akılda kalıcı bir ifadedir. Tekrarlanması, dinleyenlerin onun kime ya da neye ait olduğunu tanımasını sağlar. Bu cümlede catchphrase, karakterin sürekli söylediği “And why should I care?” sözüdür. Konuşan kişi sıradan bir ifadeyi değil, karakterin o meşhur sözünü unutmuştur.
Alıştırma
Hangi açıklama catchphrase sözcüğüne en iyi uyar?
- Bir kişi, karakter veya programla ilişkilendirilerek tekrarlanan akılda kalıcı bir söz
- Yalnızca bir kez özel olarak söylenen bir cümle
- Bir şeyi yakalamaya yönelik talimat
Cevabı göster
Bir kişi, karakter veya programla ilişkilendirilerek tekrarlanan akılda kalıcı bir söz
If you block..., Mum can't...: gerçek bir koşul ve sonucu
“If you block the words”, gerçek ve hemen geçerli bir koşulu belirtmek için if + geniş zaman kullanır. Uzak veya gerçekleşmesi zor bir olasılıktan değil, karşıdaki kişinin şu anda yaptığı şeyden söz eder. “Mum can't read the story”, doğrudan sonucu can't + fiilin yalın hâliyle verir. Bu yapı, bir hareketin neden durması gerektiğini açıklar; bu yüzden açıklamasız bir emirden daha gerekçeli duyulur.
Alıştırma
Cümleyi if ve cover fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: ____ the camera, I can't take a clear photo.
Cevabı göster
If you cover
Don't spoil the ending: hikâyenin sonunu çok erken açıklamamak
Bir hikâye, film veya program bağlamında spoil the ending, biri sona ulaşmadan önce sonunda ne olduğunu açıklamak demektir. Bu, sürprizi ortadan kaldırır ve o kişinin deneyimini bozar. Don't + fiilin yalın hâli doğrudan olumsuz bir emir oluşturur. Burada don't spoil the ending, karşıdaki kişiye son olayları açıklamadan önce durmasını söyler.
Alıştırma
“Çok erken açıklayıp sürprizi bozmak” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: Please don't ____ the ending of the book.
Cevabı göster
spoil
hasn't heard it: şu ana kadar duymamış olmak
Bu cümlede hasn't heard it, present perfect yapısındadır: has not + geçmiş zaman ortacı heard. Bluey'nin şu ana kadar sonu duyma deneyiminin olmadığını ve bu yüzden onu hâlâ bilmediğini anlatır. Belirli bir geçmiş anda bir sesi duyamadığı anlamına gelmez. hasn't/haven't + geçmiş zaman ortacı yapısı, şimdiye kadar gerçekleşmemiş ve hâlâ şimdiyle ilgili olan bir durum için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın sonu şimdiye kadar duymadığını ve bu yüzden hâlâ bilmediğini anlatır?
- Mia won't hear the ending tomorrow.
- Mia hasn't heard the ending yet.
- Mia didn't hear the ending yesterday.
Cevabı göster
Mia hasn't heard the ending yet.
I'm trying to make you a nice Unicorse. Ton ve niyet
0:37Seni iyi bir Unicorse yapmaya çalışıyorum.
I'm trying to: devam eden bir çabayı açıklamak
I'm trying to + fiilin yalın biçimi, konuşanın şu anda bir şeyi yapmak için çaba gösterdiğini anlatır. Trying, present continuous yapıdadır ve to hedefi tanıtır: make you a nice Unicorse. Bu ifade garantili başarıya değil, gösterilen çabaya odaklanır. Burada konuşanın niyetini de açıklar ve diğer kişiden dolaylı olarak iş birliği ister. Ses tonuna göre I'm trying to sabırlı, hayal kırıklığına uğramış veya kendini savunan bir tavırda duyulabilir; yalnızca sözcükler kesin duyguyu belirlemez.
Alıştırma
Konuşanın şu anda çaba gösterdiğini anlatmak için vurgulanan yapıyla tamamlayın: Please give me a moment. ____ fix the problem.
Cevabı göster
I'm trying to
Okay, okay, okay.: taviz vermek veya yatıştırmak için tekrar
okay sözcüğünü tekrarlamak üç ayrı bilgi eklemez. Tekrarların tümü tek bir konuşma tepkisi olarak işlev görür: konuşan kişi geri adım atar, ortamı yatıştırmaya çalışır ya da “Seni duydum; uyum sağlayacağım” mesajı verir. Tek başına söylenen nötr bir Okay ile karşılaştırıldığında tekrar, daha isteksiz veya sabırsız gelebilir; Türkçedeki “Tamam, tamam” gibi. Kesin anlam tonu ve bağlamı bağlıdır.
Alıştırma
“Okay, okay, okay.” ifadesindeki tekrar genellikle ne ekler?
- İfadeyi daha resmî ve törensel yapar.
- Taviz, yatıştırma veya olası bir sabırsızlık gösteren tek bir konuşma tepkisidir.
- Üç ayrı bilgi verir.
Cevabı göster
Taviz, yatıştırma veya olası bir sabırsızlık gösteren tek bir konuşma tepkisidir.
Please continue: sözü kibarca karşı tarafa vermek
Please continue, birinden kesintiye uğrayan konuşmasına, okumasına, hikâyesine veya başka bir etkinliğe devam etmesini kibarca ister. Burada söz sırasını Milly’ye geri vererek devam etmesini sağlar. İfade tek başına kullanılabilir. Etkinliği belirtmek için Please continue with your story örneğindeki gibi continue with + isim ya da Please continue reading örneğindeki gibi continue + -ing yapısı kullanılır.
Alıştırma
Bir sunum kesintiye uğradıktan sonra toplantıyı yöneten kişi, sunum yapan kişinin kibarca devam etmesini sağlamak için ne söylemelidir?
- Please continue with your presentation.
- Continue your presentation now.
- Please pause your presentation.
Cevabı göster
Please continue with your presentation.
I won't spoil the ending: söz verme anlamında won't
Burada I won't + fiilin yalın hâli, konuşanın kendi eylemiyle ilgili verdiği bir sözdür. Kendisinden sonunu açıklamaması istendikten sonra konuşan, won't kullanarak dinleyeni rahatlatır: sonunu söylememeyi seçtiğini belirtir. Will ve won't yalnızca bir eylemi geleceğe yerleştirmez. Konuşmada isteklilik, söz verme veya reddetme de ifade edebilir. Hangi işlevin kastedildiğini çevredeki konuşma gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sizden bir sırrı saklamanızı istiyor. I won't tell anyone. diyorsunuz. Bu yanıtın işlevi nedir?
- Sırrın zaten paylaşıldığını söyler.
- Genel bir alışkanlığı anlatır.
- Sırrı paylaşmamaya söz verir.
Cevabı göster
Sırrı paylaşmamaya söz verir.
One day the queen decided to get off her litter and have a walk around. Notlar
0:51Bir gün kraliçe tahtırevanından inip etrafta dolaşmaya karar vermiş.
Anlatıda geçiş ifadesi olarak One day
One day, anlatıda kullanılan bir zaman işaretidir. Dinleyeni arka plan bilgisinden belirli bir olaya taşır: hikâye, genel olarak durumun nasıl olduğunu anlatmayı bırakır ve ne olduğunu aktarmaya başlar. Kesin tarih önemli değildir. Bu ifade, belirtilmeyen bir günde yeni bir bölümün başladığını işaret ederek hikâyeyi düzenler.
Alıştırma
Bir hikâye The forest had been quiet for many years. cümlesiyle başlıyor. Hangi sonraki cümle, arka plandan bir olaya geçmek için One day ifadesini en iyi şekilde kullanır?
- The forest was quiet for many years.
- Forests contain many kinds of trees.
- One day, a strange bell rang among the trees.
Cevabı göster
One day, a strange bell rang among the trees.
get off her litter: tahtırevandan inmek
get off her litter ifadesinde get off, kişiyi taşıyan veya destekleyen bir şeyden inmek anlamına gelir. Buradaki litter çöp değil, insanlar tarafından taşınan eski tip bir oturak veya yatak, yani tahtırevandır. İfadenin bütünü, kraliçenin taşınan oturaktan inip yere bastığını anlatır. Aynı get off kalıbı bus, train, bicycle, horse veya chair ile de kullanılabilir.
Alıştırma
get off her litter ifadesinde litter ne anlama gelir?
- kraliçeye gönderilmiş bir mektup
- yerde duran çöp
- insanlar tarafından taşınan eski tip bir oturak veya yatak
Cevabı göster
insanlar tarafından taşınan eski tip bir oturak veya yatak
have a walk around: bir bölgede rahatça dolaşmak
Have a walk around, çoğu zaman etrafa da bakarak bir bölgede kısa bir süre rahatça yürümek anlamına gelir. Burada walk, have fiilinden sonra gelen bir isimdir; dolayısıyla have a walk, etkinliği tek ve rahat bir yürüyüş olarak sunar. Around mutlaka tam bir tur atmayı gerektirmez. Etrafında dolaşılacak belirli bir nesne söylenmediğinde, genellikle yakın çevrede oradan oraya yürümek anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp have a walk around + yer şeklindedir; örneğin have a walk around the village.
Alıştırma
Cümleyi have, walk ve around kullanarak tamamlayın: Before dinner, let's ____ the harbour.
Cevabı göster
have a walk around
Changed my mind: bir karardan dönmek
Changed my mind, I changed my mind ifadesinin konuşma dilindeki kısa biçimidir. Kalıp yapı change one's mind, farklı bir karar almak ya da bir planı veya görüşü değiştirmek anlamına gelir; buradaki mind, beynin kendisini değil, kişinin kararını veya düşüncesini ifade eder. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I changed my mind ve she changed her mind. Bu cümlede geçmiş zaman biçimi changed, yeni kararın verilmiş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Change one's mind ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: “I planned to walk, but I ____ and took the bus.”
Cevabı göster
changed my mind
Actually, I will!: az önce söyleneni düzeltmek
Actually, konuşanın az önce söylediğini düzelttiğini veya değiştirdiğini gösterir. Bu kullanımda tekrar düşününce anlamına yakın bir söylem belirleyicisi olarak çalışır; yalnızca ayrı bir gerçeği sunmaz. Will sonrasındaki ana fiil, eylem konuşmadan zaten anlaşıldığı için atılmıştır. I will, konuşanın artık o eylemi yapmaya karar verdiğini ve önceki olumsuz kararını tersine çevirdiğini ifade eder.
Alıştırma
Konuşan az önce “I won't help.” dedi. “Actually, I will!” ne yapıyor?
- Görev hakkında tarafsız ve olgusal bir ayrıntı veriyor.
- Konuşan önceki kararını tersine çevirip yardım edeceğini söylüyor.
- Başka birinin yardım edip etmeyeceğini soruyor.
Cevabı göster
Konuşan önceki kararını tersine çevirip yardım edeceğini söylüyor.
No, not today! ile kararlı bir sınır koymak
Bu sahnede No, not today!, o anda gerçekleşen davranışı durdurmanın kararlı bir yoludur. “Bugün bunu yapma” ya da “Şu anda buna katlanmayacağım” gibi bir anlam taşır. Bu sözcükler gerçek anlamıyla günü belirtebilir, ancak bağlam işlevlerini değiştirir. Birisi zaten sorun çıkarıyorsa not today yalnızca bir programdan söz etmez; o davranışı reddeder.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bu sahnede No, not today! esas olarak bir etkinliğin hangi güne planlandığını bildirir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
bad behavior: kişiyi değil, davranışı eleştirmek
Bad behavior yanlış, kaba veya kurallara aykırı davranış demektir. That is bad behavior cümlesinde that birinin yaptığı şeyi gösterir, behavior ise eylemi ya da davranış biçimini adlandırır. Bu ifade, kişinin bütünüyle kötü olduğunu söylemeden davranışı eleştirir. Bu nedenle birini düzeltirken değiştirilebilecek şeye odaklanmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
That is bad behavior en doğrudan neyi eleştirir?
- Eylem veya davranış biçimi
- Kişinin bütünü
- Eylemin gerçekleştiği tarih
Cevabı göster
Eylem veya davranış biçimi
so is that: aynı betimlemeyi başka bir şeye uygulamak
so is that ifadesinde so, ‘bu yüzden’ değil, ‘o da öyle’ veya ‘aynı şey onun için de geçerli’ anlamına gelir. That, az önce sözü edilen diğer davranışı gösterir; yani konuşan kişi aynı olumsuz değerlendirmenin o davranış için de geçerli olduğunu söyler. Kalıp so + yardımcı fiil veya be + özne şeklindedir. Önceki betimlemede is kullanıldığı için uygun biçim so is that olur. Burada ifade kısa bir karşılık verme işlevi de görür: konuşan kişi eleştiriyi başka bir eyleme yöneltir.
Alıştırma
Cümleyi uygun so + be biçimiyle tamamlayın: The red bag is heavy, and ____ the blue bag.
Cevabı göster
so is
Shall we continue?: devam etmeyi kibarca önermek
Shall we continue? ifadesi Shall we + fiilin yalın hâli...? kalıbıyla konuşan ve dinleyenlerin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Gelecek hakkında tahmin istemek yerine, herkesin devam etmesinin iyi bir fikir olup olmadığını sorar. Bir kesintiden sonra continue, ortak etkinliği yeniden başlatmak anlamına gelir. Soru biçimi, etkinliğe dönme önerisini Continue emrinden daha yumuşak ve iş birliğine açık hâle getirir.
Alıştırma
Bir grup etkinliği kesintiye uğradıktan sonra Shall we continue? sorusunun temel işlevi nedir?
- Etkinliğin devam edeceğini tahmin eder.
- Grubun etkinliğe yeniden başlamasını kibarca önerir.
- Başka bir kişiye tek başına devam etmesini emreder.
Cevabı göster
Grubun etkinliğe yeniden başlamasını kibarca önerir.
So the queen walked a few steps and stood on a prickle. Notlar
1:15Böylece kraliçe birkaç adım atmış ve bir dikenin üzerine basmış.
Hikâyede “ardından” anlamına gelen So
Cümlenin başındaki So, daha önceki bir karar veya durumu bir sonraki olaya bağlar. Burada yaklaşık olarak “böylece” ya da “ardından” anlamındadır: kraliçe harekete geçer ve hikâye ilerler. Hikâye anlatımında cümle başındaki So, daha sonra ne olduğunu veya öncekinin sonucunu sunabilir. Her zaman resmî ve dikkatle çıkarılmış mantıksal bir sonuç bildirmez.
Alıştırma
“So the queen walked a few steps...” cümlesinin başında So sözcüğünün temel işlevi nedir?
- queen sözcüğünü güçlendirir.
- Gerçekleşmeyebilecek bir koşul sunar.
- Hikâyedeki bir sonraki olayı sunar.
Cevabı göster
Hikâyedeki bir sonraki olayı sunar.
a few steps: yürüyerek kat edilen kısa bir mesafe
walked a few steps ifadesinde a few küçük bir sayıyı, steps ise ayaklarla atılan adımları belirtir. İfadenin tamamı, kraliçenin yalnızca kısa bir mesafe yürüdüğünü anlatır. walked fiili anlamı netleştirir: Buradaki steps, bir süreçteki aşamalar veya merdiven basamakları değil, yürürken atılan gerçek adımlardır.
Alıştırma
Cümleyi a few ve ayağın bir kez hareket etmesini belirten ismin çoğuluyla tamamlayın: Please move ____ closer to the window.
Cevabı göster
a few steps
stood on a prickle: yanlışlıkla sivri bir şeye basmak
Bu eylem dizisinde stood on a prickle, kraliçenin ayağının diken gibi küçük ve sivri bir çıkıntının üzerine inip acıdığı anlamına gelir. Stood, stand fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Stand on bir şeyin üzerinde durmaya devam etmeyi de anlatabilir; ancak buradaki eylem bağlamı ifadeye anlık bir olay anlamı verir: kraliçe dikene bastı. Odak noktası uzun süre ayakta durmak değil, kazara gerçekleşen temastır.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun yanlışlıkla bir oyuncağa basıp ayağını incittiğini doğal biçimde anlatır?
- Leo picked up a toy and hurt his foot.
- Leo stood on a toy and hurt his foot.
- Leo stood by a toy and hurt his foot.
Cevabı göster
Leo stood on a toy and hurt his foot.
That's mean.: kötü bir davranışı değerlendirmek
That's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. Burada mean, be fiilinden sonra gelen ve kaba, kötü ya da incitici anlamına gelen bir sıfattır. Konuşan kişi bir yorumu, şakayı veya davranışı değerlendirir. Bu kullanım, What does that mean? cümlesindeki ‘anlamına gelmek’ fiili değildir. That's mean kalıbı bir davranışı doğrudan değerlendirir.
Alıştırma
Don't laugh at him. That's mean. cümlesinde mean ne ifade eder?
- Davranış kötü ve inciticidir.
- Sayı bir ortalamadır.
- Cümle bir tanım soruyor.
Cevabı göster
Davranış kötü ve inciticidir.
How would you feel if you stood on a prickle? Dilbilgisi
1:22Bir dikenin üstüne bassaydın nasıl hissederdin?
How would you feel if...: birini varsayımsal bir durumu hayal etmeye çağırmak
How would you feel if...? gerçek bir deneyimi sormaz; dinleyenden bir durumu hayal etmesini ister. Ana soru hayal edilen tepki için would kullanır; if yan cümlesindeki stood ise basit geçmiş biçimindedir ve geçmişte olmuş bir olayı değil, varsayımı işaret eder. Bu soru, diğer kişiyi kendisini o durumun içinde düşünmeye çağırır. Empati kurmayı sağlayabilir veya bir eylemin kişisel etkisini düşündürebilir.
Alıştırma
How would you feel if...? kalıbını tamamlayın: How ____ you feel if your best friend moved away?
Cevabı göster
would
so good I'd dance: sonuç bildiren so ... (that) ... yapısı
so good I'd dance ifadesinde so, good sıfatının derecesini güçlendirir ve sonraki yan cümle sonucu verir: his o kadar iyi olurdu ki ardından dans gelirdi. Konuşmada bağlayıcı that sık sık düşürülür; bu nedenle tam yapı so + sıfat + (that) + sonuç yan cümlesidir. İki I'd de I would anlamındadır çünkü her birinden sonra yalın fiil biçimi olan feel veya dance gelir. Buradaki sonuç bilerek saçma ve abartılıdır: dikene basmak acıtmalıdır, ancak konuşan kişi dans edecek kadar iyi hissedeceğini iddia eder.
Alıştırma
Hangi cümle so + sıfat + sonuç yan cümlesi yapısını that sözcüğünü düşürerek doğal biçimde kullanır?
- The soup was so hot that I had to wait.
- The soup was so hot I had to wait.
- Because the soup was hot, I had to wait.
Cevabı göster
The soup was so hot I had to wait.
You wouldn't dance! You'd be crying, like the queen. Dilbilgisi
1:28Dans etmezdin! Kraliçe gibi ağlıyor olurdun.
You'd be crying: hayal edilen bir durumda would be + -ing
You'd be crying, you would be crying anlamına gelir. Buradaki 'd, would yerine kullanılır; çünkü ardından geçmiş zaman ortacı değil, doğrudan be gelir. would be + -ing kalıbı, hayal edilen bir durumun içinde sürmekte olan bir eylemi veya tepkiyi gösterir. Bu cümlede konuşan kişi, karşısındakini dans ederken değil, ağlarken hayal eder.
Alıştırma
Hayal edilen devam eden sonucu would be + -ing ile tamamlayın: If you missed the bus, you ____ waiting for the next one.
Cevabı göster
would be
Well, maybe she should...: bir öneriyi daha yumuşak söylemek
Burada should, ahlaki bir yargı veya katı bir zorunluluk değil, önerilen bir çözüm sunar. Well, cevabın düşünülerek verilmiş veya biraz tereddütlü duyulmasını sağlar; maybe ise konuşanın kesinliğini azaltır. Birlikte kullanılan Well, maybe she should... fikri emir olarak değil, gündelik ve temkinli bir öneri olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle temkinli ve konuşma diline uygun bir öneri sunuyor?
- You asked the teacher yesterday.
- Well, maybe you should ask the teacher.
- You must ask the teacher right now.
Cevabı göster
Well, maybe you should ask the teacher.
Anyway ile ana konuya dönmek
Burada Anyway, araya giren sözü kapatıp dinleyiciyi ana hikâyeye geri götürür. Bu görevde bir söylem belirleyicisidir. Yeni bir konuşma sırasının başında “bunu bir kenara bırakıp devam edelim” anlamına gelebilir. Bu, konuyu yönetme işlevidir; “ne olursa olsun” biçimindeki mantıksal anlam değildir.
Alıştırma
Bir kesintiden sonra konuşan kişi Anyway deyip önceki hikâyeye devam ediyor. Anyway burada ne yapıyor?
- Ana konuya dönmek
- Konuşanın ne olacağını umursamadığını göstermek
- Tamamen ilgisiz bir hikâye başlatmak
Cevabı göster
Ana konuya dönmek
the queen discovered that her whole kingdom was covered in prickles. Kalıp ifadeler
1:36kraliçe tüm krallığının dikenlerle kaplı olduğunu keşfetmiş.
was covered in prickles: be covered in + isim yapısı
Be covered in + isim, bir yüzeyin, nesnenin veya alanın üzerinde bir şeyden çok miktarda ve yaygın biçimde bulunduğunu anlatır. Burada was covered in prickles, krallığın her yanında dikenler bulunduğu anlamına gelir. Covered in, bir şeyin geniş bir alana yayılmış olmasını vurgular. Krallığın dikenlerin altında tamamen görünmez kaldığı anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve covered ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the walk, our boots were ____ mud.
Cevabı göster
covered in
What was she to do? ile anlatılan geçmiş ikilem
Bu soruda What was she to do?, “O durumda ne yapabilir ya da ne yapmalıydı?” anlamına gelir. Geçmiş zaman, ikilemi hikâyenin geçmişine yerleştirir; o sırada devam eden bir eylemi sormaz. Anlatıcı, bir sorun karşısında duraklamak ve karakterin bu sorunu nasıl çözeceğini dinleyiciye merak ettirmek için bu soruyu kullanır. What was/were + özne + to do? kalıbı, açık bir seçeneğin bulunmadığı geçmiş bir durumu sunabilir.
Alıştırma
Bir hikâyede bir kız bütün çıkışların kilitli olduğunu fark ediyor. What was she to do? neyi sorar?
- Soruna nasıl karşılık verebilir ya da vermeliydi?
- O anda hangi etkinliği yapıyordu?
- Hangi eylemi çoktan tamamlamıştı?
Cevabı göster
Soruna nasıl karşılık verebilir ya da vermeliydi?
Just kidding. ile bir sözün şaka olduğunu belirtme
Just kidding., “Sadece şaka yapıyordum.” anlamına gelir. Dinleyiciye önceki sözü gerçek veya ciddi kabul etmemesini söyler. Özne ve be fiilinin bir biçimi anlaşılır olduğu için I’m just kidding. ifadesinin kısa ve konuşma dilindeki bir şeklidir. Burada just, “az önce” değil, “sadece” anlamındadır. Bu ifade şaka amaçlı bir sözü hızla geri çekebilir veya konuşanın niyetini açıklayabilir.
Alıştırma
Şaka amacıyla gerçek olmayan bir şey söylüyor ve arkadaşınızın bunu ciddiye almamasını hemen belirtmek istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?
- Just checking.
- Just waiting.
- Just kidding.
Cevabı göster
Just kidding.
Dikkat çekip bir şey sunmak için Look, here's ...
Bu cümlede Look, dinleyenin dikkatini çeker; mutlaka uzun süre bakmasını istemez. Konuşmacı bir şeyi göstermeden veya sunmadan önce “şuna dikkat et” der gibi kullanılır. Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Yeniden kullanılabilen Look, here's + isim öbeği kalıbı, o anda ortamda bulunan bir şeye dikkat çekmeyi sağlar.
Alıştırma
Bir konuşmacı Look, here's ... kalıbıyla genellikle ne yapar?
- Birinin dikkatini çekip yakındaki bir şeyi göstermek
- Bir şeyin geçmişte nerede olduğunu açıklamak
- Birinden bir şeye uzun süre gözünü dikmesini istemek
Cevabı göster
Birinin dikkatini çekip yakındaki bir şeyi göstermek
Mighty kind. içinde very anlamındaki mighty
Mighty kind. ifadesinde mighty, powerful anlamındaki sıfat değildir. Kind sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır ve yaklaşık olarak very anlamına gelir. Bu ifade, That's mighty kind of you. gibi bir cümlenin eksiltili biçimidir. Bu karşılık minnettarlık veya takdir bildirir; ancak mighty ifadeye belirgin biçimde gündelik, eski moda, bölgesel ya da teatral bir ses verir.
Alıştırma
Mighty kind. ifadesinde mighty ne yapar?
- Kind sözcüğünü “tür” anlamındaki bir isme dönüştürür.
- Fiziksel olarak güçlü anlamına gelir ve söylenmeyen bir kişiyi tanımlar.
- Very anlamına gelir ve kind sıfatını güçlendirir.
Cevabı göster
Very anlamına gelir ve kind sıfatını güçlendirir.
we're good to go: başlamaya veya devam etmeye hazırız
“we're good to go” ifadesindeki “be good to go”, konuşma dilinde kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Gerekli koşulların yerine geldiğini ve bu yüzden grubun başlayabileceğini ya da devam edebileceğini anlatır. Burada, kesintinin sona erdiğini ve önceki etkinliğe dönülebileceğini belirtir. Özne bir kişi, nesne veya süreç olabilir: “X is good to go”, X'in bir sonraki adıma hazır olduğu anlamına gelir. Buradaki “good”, yalnızca genel olarak iyi durumda olmayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “tamamen hazır, yola çıkabilir durumda” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The tickets are downloaded, and we're ____.
Cevabı göster
good to go