İşler Plana Göre Gitmediğinde | Vagon Gezisi | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
270 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Bluey, tırmanma barlarına giderken Bandit’in konuşmalarını tekrar tekrar böler. Bandit bu çatışmayı, dikkatini kibarca çekmek için uygulanabilir bir kurala dönüştürür; sonraki bir sohbet ise bebek bakımının insanı nasıl uykusuz bıraktığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you don't interrupt like that, okay? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu sözü yalnızca olumsuz bir cümle olarak değil, bir ebeveynin toplumsal davranış sınırı koyması olarak anlayın. Sondaki okay? düzeltmeyi yumuşatırken çocuğun kuralı kabul edip etmediğini de kontrol eder; böylece davranışı gereksiz ölçüde sertleşmeden kararlı biçimde düzeltmek için kullanılabilecek bir model sunar. 2. If I'm talking to a grown-up and you want me, you just come up — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin durumu belirlediğini, ana cümlenin ise yapılacak eylemi verdiğini fark edin. Bu yapı aile kurallarını, sınıf prosedürlerini veya günlük talimatları “bu olursa şunu yap” mantığıyla açıkça anlatmanıza yardımcı olur. 3. keeps me up all night, — Phrasal Verbs: keep someone up ifadesinin birini fiziksel olarak ayakta tutmak değil, uyumasını engellemek anlamına geldiğini öğrenin. Bir bebeğin, gürültünün, kaygının veya işin uykuyu kaçırdığını anlatmak için bu kalıbı kullanabilir; all night ile rahatsızlığın bütün gece sürdüğünü vurgulayabilirsiniz.

Bu derste

Bluey!

0:02

"Bluey!"

Morning, Bandit.

0:04

"Günaydın, Bandit."

Hey, kids.

0:05

"Selam, çocuklar."

Oh, you're up early. Kalıp ifadeler

0:06

"Oh, erken kalkmışsın."

Kalıp ifadeler

you're up early: erken uyanmış ve faal olmak

you're up early ifadesinde be fiilinden sonra gelen up, kişinin uyanmış, yataktan çıkmış ve hareket hâlinde olduğunu anlatır. Early bunun normalden daha erken bir saatte gerçekleştiğini gösterir; buradaki up bir yönü veya yüksek konumu anlatmaz. Sabah selamlaşmasında bu cümle dostça bir gözlem görevi görür: konuşan kişi karşısındakinin güne erken başladığını fark etmiştir. Erken kalkıp faal olan birini anlatmak için özne + be + up early kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “normalden daha erken uyanmış ve faal” anlamındaki ifadeyle tamamla: You're ____ today.

Cevabı göster

up early

Got to be done. Kalıp ifadeler

0:08

"Yapmak zorundayız."

Kalıp ifadeler

Got to be done: gereklilik bildiren kısaltılmış ifade

Got to be done, It has got to be done cümlesinin konuşma dilinde kısaltılmış biçimidir. Have got to gereklilik bildirir, be done ise edilgen yapıdadır; bu nedenle odak, işi yapan kişiden çok tamamlanması gereken iştedir. Hangi işten söz edildiği bağlamdan açık olduğu için konuşan kişi It has bölümünü atar. Bu kısa ifade genellikle sakin ve gerçekçi ya da biraz kabullenmiş bir tonda duyulur: kişi istese de istemese de eylem gereklidir. Buradaki got, bir şeyi teslim almak anlamına gelmez.

Alıştırma

İki kişinin de hangi görevden söz edildiğini bildiği bir konuşmada “Got to be done” ne anlama gelir?

  1. Görev tamamlanmalıdır.
  2. Görev zaten tamamlandı.
  3. Birisi görevi teslim aldı.
Cevabı göster

Görev tamamlanmalıdır.

Hey, why have we stopped?

0:09

"Hey, neden durduk?"

This isn't the monkey bars. Kültür

0:11

"Burası tırmanma demirleri değil."

Kültür

the monkey bars: çocuk parkındaki tırmanma barları

Monkey bars, çocuk parklarında yukarıda sıralanmış yatay çubuklardan oluşan tırmanma düzeneğinin İngilizce adıdır. Çocuklar çubuklara asılır ve ellerini kullanarak ilerler. İngilizcede bu ad, tek bir oyun düzeneğini anlatsa bile normalde çoğul biçimde kullanılır. Bu cümlede the monkey bars, gerçek maymunlarla ilgili bir şeyi değil, bu belirli oyun parkı ekipmanını ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede the monkey bars neyi ifade ediyor?

  1. Maymunlar için yapılmış bir kafes
  2. Tırmanmak için yukarıda yatay çubukları bulunan bir çocuk parkı düzeneği
  3. Maymunlarla süslenmiş bir içki mekânı
Cevabı göster

Tırmanmak için yukarıda yatay çubukları bulunan bir çocuk parkı düzeneği

Dad, come on.

0:13

"Baba, hadi."

Bluey, I'm talking.

0:14

"Bluey, konuşuyorum."

I'll leave you guys to it.

0:16

"Sizi yalnız bırakayım."

Bye, girls.

0:18

"Görüşürüz kızlar."

Oh, okay.

0:19

"Oh, tamam."

See you, Rocko.

0:20

"Görüşürüz, Rocko."

Bluey, if I'm talking to another grown-up, Kelime

0:22

"Bluey, eğer başka bir yetişkinle konuşuyorsam,"

you don't interrupt like that, okay? Ton ve niyet

0:24

"böyle sözümü kesmiyorsun, tamam mı?"

Kelime

another grown-up: çocuklarla konuşurken kullanılan “yetişkin” ismi

Burada grown-up, “yetişkin” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Another, tekil ve sayılabilen bir isimden önce gelir; bu yüzden another grown-up, “bir yetişkin daha” veya “başka bir yetişkin” demektir. Tireli biçim bir kişiyi adlandıran isim olarak kullanılır. “Yetişkin olmak, büyümek” anlamındaki grow up fiil öbeğinden farklıdır.

Alıştırma

Bir çocukla yapılan gündelik konuşmada “bir yetişkin daha” anlamına en uygun ifade hangisidir?

  1. another adulthood
  2. another grow up
  3. another grown-up
Cevabı göster

another grown-up

Ton ve niyet

you don't interrupt like that, okay? ile davranış kuralı koymak

Bu sahnede you don't interrupt like that, çocuğun ne yaptığını tarafsız biçimde anlatmaz. Geniş zaman, çocuğun davranışı düzeltilirken bir kural koymak için kullanılır: yetişkinlerin konuşmasına bu şekilde karışmamalıdır. Sondaki okay?, çocuktan kuralı anladığını göstermesini ister ve düzeltmeyi biraz daha yumuşak hale getirir. Kurala uyup uymama konusunda gerçek bir seçim sunmaz.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: Bu cümlede okay?, çocuğa kurala uyup uymama konusunda özgür bir seçim verir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Dad, I've got a plan. Kalıp ifadeler

0:26

"Baba, bir planım var."

Kalıp ifadeler

Bir fikri duyurmak için I've got a plan

I've got a plan, I have a plan demenin doğal ve konuşma diline uygun bir yoludur. Burada have got sahiplik bildirir: konuşan kişinin önermeye hazır bir fikri veya çözümü vardır. Bu cümle aynı zamanda bir duyuru işlevi görür. Yalnızca bir şeye sahip olunduğunu belirtmek yerine, konuşan kişinin planını birazdan açıklayacağının işaretini verir.

Alıştırma

Cümleyi have got yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ a plan, and I'm ready to explain it.

Cevabı göster

I've got

You're not allowed to stop the wagon and chat to your friends. Notlar

0:28

"Arabayı durdurup arkadaşlarınla sohbet etmen yasak."

Dilbilgisi

You're not allowed to: bir kural izin vermiyor

You're not allowed to + fiilin yalın hâli, bir kuralın veya yetkili bir kişinin bir eyleme izin vermediğini belirtir. Bu cümlede stop, to sonrasındaki ilk yalın fiildir; chat ise and ile ona bağlanır. Bu nedenle kısıtlama iki eylemi de kapsar. Bu yapıyı beceri eksikliği olarak değil, izin sınırı olarak anlayın.

Alıştırma

be allowed to yapısındaki eksik sözcüğü yazarak oyun alanı kuralını tamamlayın: Children aren't ____ to climb over the fence.

Cevabı göster

allowed

Kelime

Britanya İngilizcesinde chat to your friends

chat to your friends ifadesinde chat, rahat ve samimi bir konuşma yapmak anlamına gelir; to ise bu konuşmaya katılan kişileri gösterir. Chat to someone, Britanya ve Avustralya İngilizcesinde doğaldır; dolayısıyla buradaki to yanlış bir edat değildir. Chat with someone aynı temel fikri ifade eder ve özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Britanya İngilizcesinde chat to your friends, arkadaşlarla samimi bir konuşma yapmak anlamında doğal bir ifadedir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

You have to take us straight to the monkey bars. Kalıp ifadeler

0:31

"Bizi doğruca tırmanma demirlerine götürmen gerekiyor."

Kalıp ifadeler

straight to + varış yeri: doğruca gitmek

Straight to + bir varış yeri, önce başka bir yere gitmeden veya fazladan durmadan doğrudan o yere gitmek demektir. Örnekte straight, take fiilinin anlattığı hareket biçimini niteler; oyun alanındaki aracın şeklini anlatmaz. Varış yeri bir isimse önünde to kullanılır: go straight to the office veya take someone straight to the station. Home, here ve there sözcüklerinden önce ise to genellikle kullanılmaz: go straight home.

Alıştırma

Cümleyi, yolda fazladan durmadan doğrudan varış yerine gitmek anlamındaki iki sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: “We are late, so drive ____ the airport.”

Cevabı göster

straight to

No stopping.

0:34

"Durmak yok."

Hmm, interesting plan.

0:35

"Hmm, ilginç bir plan."

I know. How about this plan? Ton ve niyet

0:37

"Biliyorum. Peki şu plana ne dersin?"

Ton ve niyet

How about this plan?: tartışmak üzere bir fikir sunmak

How about this plan? bir fikri öneri olarak sunar ve dinleyeni bu fikri değerlendirmeye ya da yanıt vermeye davet eder. This sözcüğü, konuşanın birazdan açıklayacağı veya az önce açıkladığı planı gösterir. Soru biçimi, önerinin bir emir gibi değil, tartışmaya açık bir teklif gibi duyulmasını sağlar. Özellikle bir alternatif veya uzlaşma önerirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Konuşan kişi“How about this plan?” diyerek esas olarak ne yapıyor?

  1. Karşı tarafın değerlendirmesi için bir plan sunmak
  2. Planı kimin oluşturduğunu sormak
  3. Tartışmaya açık olmayan bir emir vermek
Cevabı göster

Karşı tarafın değerlendirmesi için bir plan sunmak

I'll do what I want and you don't tell me what to do. Notlar

0:39

"Ben istediğimi yaparım ve sen bana ne yapacağımı söyleyemezsin."

Dilbilgisi

what I want and: and'den önce isim gibi görev yapan yan cümle

Burada what I want bir soru değildir. “Yapmak istediğim şey” anlamına gelen serbest ilgi yan cümlesidir. I'll do what I want içinde yan cümlenin tamamı do fiilinin nesnesidir. And bu yan cümlenin parçası değildir. I'll do what I want bölümünü sonraki you don't tell me what to do yan cümlesine bağlar.

Alıştırma

I'll do what I want içinde what I want hangi görevdedir?

  1. Doğrudan “What do I want?” sorusunu sorar.
  2. Eylemin ne zaman gerçekleşeceğini belirtir.
  3. do fiilinin nesnesidir ve “yapmak istediğim şey” anlamına gelir.
Cevabı göster

do fiilinin nesnesidir ve “yapmak istediğim şey” anlamına gelir.

Ton ve niyet

you don't tell me what to do: başkasının kontrolünü sertçe reddetmek

You don't tell me what to do burada hiç talimat verilmediğini bildiren tarafsız bir cümle değildir. Konuşan kişi olumsuz biçimi “Bana ne yapacağımı söyleme” anlamında sert bir emir olarak kullanır. Karşısındakinin kendisini kontrol etme girişimini reddeder. Bu söz asi ve çatışmacı duyulur. Bir çocuk bunu ebeveynine ya da başka bir otorite figürüne yetişkin gibi emrederek söylediğinde, rollerin tersine dönmesi anı komik de kılabilir.

Alıştırma

Değerlendirin: Bir yöneticiyle sakin ve resmî bir konuşmada “You don't tell me what to do”, daha fazla bağımsızlık istemenin nazik bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

No, I don't like that plan.

0:42

"Hayır, bu planı sevmedim."

We'll stick with mine, thanks. Öbek fiiller

0:44

"Benimkine sadık kalacağız, teşekkürler."

Öbek fiiller

stick with mine: aynı seçimi sürdürmek

Bu cümlede stick with, başka bir seçeneğe geçmek yerine “kullanmaya veya seçmeye devam etmek” demektir. Mine, my plan ya da my choice gibi bağlamdan bilinen bir isim öbeğinin yerini tutan iyelik zamiridir; bu yüzden ardından başka bir isim gelmez. Aktarılabilir yapı stick with + isim veya zamirdir: kişi, plan, yöntem ya da seçeneğin değiştirilmeden sürdürüleceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi stick with kullanarak tamamlayın: The backup plan is more expensive, so let's ____ our original plan.

Cevabı göster

stick with

Okay, no problems. Kalıp ifadeler

0:46

"Tamam, sorun değil."

Kalıp ifadeler

No problems: resmî olmayan bir yanıt

Burada no problems, “uygun” veya “bunu kabul ediyorum” anlamına gelen kısa bir konuşma yanıtıdır. Bir isteğe ya da plan değişikliğine yanıt olarak kullanılabilir; ayrı ayrı birkaç sorunu saymaz. Çoğul biçim, İngilizcenin bazı çeşitlerinde kalıplaşmış bir yanıttır. No problem ile aynı temel iletişim işlevini görür.

Alıştırma

Cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuz seçeneği seçin. Problems kelimesinin sonundaki /z/ sesine odaklanın.

  1. Okay, no problems.
  2. Okay, no problem.
Cevabı göster

Okay, no problems.

Wait, no.

0:49

"Bekle, hayır."

Yeah, we're going home again.

0:50

"Evet, yine eve dönüyoruz."

Okay, your plan.

0:53

"Tamam, senin planın."

Good decision.

0:55

"İyi bir karar."

Okay, how about this?

0:58

"Tamam, peki buna ne dersin?"

If I'm talking to a grown-up and you want me, Dilbilgisi

0:59

"Eğer ben bir yetişkinle konuşuyorsam ve sen beni istiyorsan,"

you just come up and put your hand on my arm. Notlar

1:02

"yanıma gelip elini koluma koyuyorsun."

Dilbilgisi

Kural belirtmek için If ... and ..., you just ...

if yan cümlesi, yönergenin geçerli olduğu durumu belirtir. Burada and iki koşulu bağlar: konuşan kişi bir yetişkinle konuşmaktadır ve dinleyen kişi onun dikkatini çekmek istemektedir. Ana cümle yapılacak eylemi belirtir. Sözlü yönergelerde you just + fiilin yalın hâli, adımı basit ve doğrudan gösterir: iki koşul da gerçekleştiğinde bunu yap.

Alıştırma

Hangi cümle bir kural vermek için If A and B, you just C yapısını doğru kullanır?

  1. If the light is red and cars are coming, you just to wait on the sidewalk.
  2. If the light is red and cars are coming, you just waiting on the sidewalk.
  3. If the light is red and cars are coming, you just wait on the sidewalk.
Cevabı göster

If the light is red and cars are coming, you just wait on the sidewalk.

Öbek fiiller

Yaklaşmak anlamındaki come up

Burada come up, konuşan kişiye yaklaşmak anlamına gelir. Sonraki eylemin konuşan kişinin koluna el koymak olması, bunun yukarı doğru hareket etmek değil, yaklaşmak olduğunu gösterir. Come, varış noktasından bakılan bir hareketi anlatır: dinleyen kişi konuşana veya ilgili kişiye doğru hareket eder. Bu cümlede varış noktası bağlamdan anlaşıldığı için to içeren bir ifadeye gerek yoktur.

Alıştırma

“A child came up to me after class,” cümlesinde came up to me ne anlama gelir?

  1. benden daha yüksek bir kata çıktı
  2. yanıma yürüyüp bana yaklaştı
  3. konuşmamızın konusu oldu
Cevabı göster

yanıma yürüyüp bana yaklaştı

Kalıp ifadeler

put your hand on my arm: hafif bir dokunuşu anlatmak

Put your hand on my arm, put + nesne + on + temas edilen yüzey kalıbını izler. Burada eli konuşanın koluna hafifçe koymak demektir; ifade kendi başına kavramak ya da çekmek anlamına gelmez. Bu sahnede dokunuş, diğer kişinin konuşmak istediğini sessizce bildiren bir işarettir. Aynı kalıp başka bağlamlarda eli başka bir vücut bölümüne ya da yüzeye koymayı da anlatabilir.

Alıştırma

Eli bir vücut bölümüne temas edecek şekilde koymayı anlatan hedef kalıbı tamamlayın: Put your hand ____ my shoulder so I know you are there.

Cevabı göster

on

So now I know that you want to talk to me. Anlatım akışı

1:05

"Böylece senin benimle konuşmak istediğini anlarım."

Anlatım akışı

So now I know: bir işareti sonucuna bağlamak

So bir sonucu tanıtır: önceki hareket, ardından gelen bilginin nedenini sağlar. Now I know, konuşanın bilgi durumundaki değişimi gösterir; işaretten önce bilmiyordu, işaretten sonra biliyor. So now I know birlikte açıklamayı neden ve sonuç şeklinde düzenler. Yalnızca konuşanın bir şeyi ne zaman öğrendiğini söylemek yerine, önceki işaretin neden yararlı olduğunu dinleyene gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede So now I know ne işe yarıyor? You showed me the map, so now I know where to meet you.

  1. Konuyla ilgisiz bir başlık açar.
  2. Önceki bilgi ile yeni bir anlayış arasında bağlantı kurar.
  3. Konuşanın hâlâ anlamadığını söyler.
Cevabı göster

Önceki bilgi ile yeni bir anlayış arasında bağlantı kurar.

Then I'll do this to show you that I know you're there Dilbilgisi

1:08

"Sonra da orada olduğunu bildiğimi göstermek için bunu yaparım"

and that you want to talk to me.

1:12

"ve senin benimle konuşmak istediğini bildiğimi."

Dilbilgisi

do this to show you that ...: bir eylemin amacını açıklamak

Then I'll do this sıradaki eylemi belirtir. to show you that ... içindeki to + fiil yapısı, bu eylemin amacını açıklar: eylem sana bir şey iletmek için yapılır. that sözcüğü iletilen mesajı başlatır. do something to show someone that + cümlecik kalıbını, bir eylem kanıt ya da işaret görevi gördüğünde kullanabilirsin. Bu kalıp “Bunu neden yapmalı?” sorusuna cevap verir.

Alıştırma

Cümleyi show ile oluşturulan amaç ifadesiyle tamamla: I will wave ____ you that I am ready.

Cevabı göster

to show

What do you think? Ton ve niyet

1:13

"Ne düşünüyorsun?"

Ton ve niyet

What do you think?: bir öneriye yanıt istemek

Burada What do you think? önerilen bir düzenlemenin ardından gelir. Karşıdaki kişiyi fikri değerlendirmeye ve bunun kendisine uygun olup olmadığını söylemeye davet eder. Fikir bağlamdan açık olduğu için konu ayrıca söylenmeyebilir. Açık değilse What do you think about this plan? ya da What do you think of this plan? diyerek konuyu belirt.

Alıştırma

Birisi We could meet at ten dedikten sonra What do you think? diye sorarsa bu sorunun temel amacı nedir?

  1. Karşıdaki kişiyi öneri hakkında görüş bildirmeye davet eder.
  2. Karşıdaki kişinin saati hatırlayıp hatırlamadığını sorar.
  3. Buluşma saatinin kesinleştiğini duyurur.
Cevabı göster

Karşıdaki kişiyi öneri hakkında görüş bildirmeye davet eder.

Yeah.

1:14

"Evet."

All right.

1:15

"Pekala."

High five.

1:16

"Çak bir beşlik."

Ah, got something in my eye.

1:18

"Ah, gözüme bir şey kaçtı."

Let's go.

1:21

"Hadi gidelim."

So then,

1:29

"Ve sonra,"

after I do skipbar, Dilbilgisi

1:30

"bir demiri atladıktan sonra,"

I'm going to go upside down and be a fruit bat. Kalıp ifadeler

1:33

"baş aşağı sarkıp bir meyve yarasası olacağım."

Dilbilgisi

After I do ..., I'm going to ...: önce bir eylem, sonra plan

After, önce gerçekleşen eylemi tanıtır. after I do skipbar ifadesinde do simple present biçimindedir, ancak yan cümle gelecekteki bir adıma işaret eder. I'm going to, önceden planlanmış bir sonraki eylemi tanıtır. Kullanılabilir kalıp şöyledir: After + özne + simple present, özne + be going to + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Planı finish ve be going to kullanarak tamamlayın: After I ____ lunch, ____ call Mia.

Cevabı göster

finish · I'm going to

Kalıp ifadeler

go upside down: ters bir konuma geçmek

Go upside down, üst ile altın yer değiştirdiği ters bir konuma geçmek demektir; bir insan için bu genellikle başın ayaklardan daha aşağıda olması anlamına gelir. Burada çocuk vücudunu ters çevirip bir meyve yarasasıymış gibi davranmayı planlıyor. Bu ifadede go, bir yere gitmek anlamına gelmez. go quiet veya go dark ifadelerinde olduğu gibi bir duruma girmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun jimnastik halkalarında ters bir konuma geçtiğini söylüyor?

  1. Leo goes upside down on the gymnastics rings.
  2. Leo climbs down from the gymnastics rings.
  3. Leo goes under the gymnastics rings.
Cevabı göster

Leo goes upside down on the gymnastics rings.

Oh, Jasmine.

1:35

"Oh, Jasmine."

Is it really your birthday today?

1:37

"Bugün gerçekten senin doğum günün mü?"

I'll have to get you something nice. Notlar

1:39

"Sana güzel bir şey almam gerekecek."

Dilbilgisi

I'll have to: nezaketten doğan bir gereklilik

I'll have to, I will have to ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada konuşan kişi, birinin zorlamasından değil, durum bunu gerektirdiği için bir şey yapması gerektiğini hisseder. Sosyal durumlarda I'll have to, gelecekte yapılacak bir işi yaşananlara verilecek doğal veya nazik bir karşılık olarak sunabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız size çok yardımcı oldu. Şimdi bu iyiliğe nezaketen karşılık vermeniz gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. You'll have to buy me lunch sometime.
  2. Someone is forcing me to buy you lunch.
  3. I'll have to buy you lunch sometime.
Cevabı göster

I'll have to buy you lunch sometime.

Kalıp ifadeler

get you something nice: get + alıcı + şey

get you something nice, get + alıcı + şey kalıbını izler. You, şeyi alan veya eylemden yararlanan kişidir; something nice ise elde edilen şeydir. Bağlama göre get; satın almak, getirmek, bulmak veya hazırlamak anlamına gelebilir. Aynı fikir çoğu zaman get something nice for you biçiminde de ifade edilebilir, ancak çift nesneli kalıp daha kısa ve konuşma dilinde yaygındır.

Alıştırma

Konuşanın dinleyiciye su getireceği anlamını vermek için cümleyi get + you ile tamamlayın: I'll ____ some water.

Cevabı göster

get you

Morning, Bandit.

1:42

"Günaydın, Bandit."

You're up early.

1:44

"Erken kalkmışsın."

Got to be done.

1:45

"Yapmak zorundayız."

How's the little fella? Kelime

1:47

"Küçük afacan nasıl?"

Kelime

How's the little fella?: sıcak ve gündelik bir soru

How's the little fella? cümlesinde konuşan kişi küçük bir erkek çocuğun ya da bebeğin nasıl olduğunu sıcak bir dille sorar. Little fella kabaca ufaklık demektir; çocuğun adı değildir. Fella, fellow ile bağlantılı, son derece gündelik bir konuşma biçimidir. How's + kişi? kalıbı, birinin durumu ya da genel hâli hakkında samimi biçimde soru sormaya yarar.

Alıştırma

How's the little fella? en doğal olarak hangi durumda kullanılır?

  1. Yetişkin bir müşteriyle yapılan ilk görüşme
  2. Bir çalışan hakkında hazırlanan resmî rapor
  3. Bir arkadaşla onun bebeği hakkında yapılan samimi bir sohbet
Cevabı göster

Bir arkadaşla onun bebeği hakkında yapılan samimi bir sohbet

Yeah, he's good.

1:49

"Evet, o iyi."

He's just learning to roll over. Öbek fiiller

1:50

"Daha yeni dönmeyi öğreniyor."

Öbek fiiller

roll over: bedeni diğer yana çevirmek

Burada roll over, bedeni yan, sırtüstü veya yüzüstü konumdan başka bir yana çevirmek anlamına gelir. Bebek bu hareketin tamamını yeni öğrenmeye başlamıştır. Over, hareketi tamamlayan bir parçacıktır ve başka bir beden konumuna geçildiğini gösterir. Roll tek başına yalnızca yuvarlanma hareketini adlandırır; bedenin diğer yana tamamen döndüğü anlamına gelmeyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir bebeğin diğer yana dönmeyi öğrendiğini söyler?

  1. The baby has learned to turn over the toy.
  2. The baby has learned to roll over.
  3. The baby has learned to roll away from the blanket.
Cevabı göster

The baby has learned to roll over.

Oh, wow. Good boy.

1:52

"Oh, vay canına. Aferin ona."

Yeah, we're all stoked. Kelime

1:54

"Evet, hepimiz çok sevinçliyiz."

Kelime

we're all stoked: güçlü ve gayriresmî heyecan

Bu cümlede we're all stoked, gruptaki herkesin çok heyecanlı veya mutlu olduğu anlamına gelir. Stoked gayriresmî bir sıfattır; all ise herkesin aynı duyguyu paylaştığını gösterir. Burada stoked; bir haber, plan veya sonuç karşısındaki güçlü heyecanı anlatır. Stoke fiilinin “ateşe yakıt eklemek” şeklindeki gerçek anlamı kullanılmamıştır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “We're all stoked about the concert.” diyor. Bunun anlamı nedir?

  1. Herkes çok öfkeli.
  2. Herkes çok heyecanlı.
  3. Herkes çok yorgun.
Cevabı göster

Herkes çok heyecanlı.

Hey, Bluey.

1:56

"Hey, Bluey."

Hi.

1:57

"Merhaba."

He keeps me up all night, Bandit. Öbek fiiller

1:58

"Beni bütün gece uyutmuyor, Bandit."

Öbek fiiller

keeps me up all night: birinin uyumasını engellemek

Keep someone up, birinin uyanık kalmasına neden olmak veya uyumasını engellemek anlamına gelir. Keeps me up ifadesinde he neden olan kişi, me etkilenen kişi, up ise fiziksel olarak yukarıda olmayı değil, uyanık olmayı anlatır. All night süreyi ekler: konuşan kişi bütün gece uyuyamaz. Özne bir kişi, gürültü, ağrı, endişe veya iş olabilir; keep ise zamana göre keeps me up ya da kept me up şeklinde değişir.

Alıştırma

Cümleyi keep someone up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The neighbors' party ____ until two.

Cevabı göster

kept me up

My word. Deyimler

2:00

"Eminim öyledir."

Deyimler

Hafif bir ünlem olarak My word.

My word. hafif bir şaşkınlık veya hayranlığı anında gösteren kalıplaşmış bir ünlemdir. Bu cümlede Vay canına! veya Aman! gibi anlaşılabilir. Buradaki my word ifadesini bana ait bir kelime şeklinde sözcüğü sözcüğüne yorumlamayın. Böyle tek başına kullanıldığında bir kelimenin adını söylemez; ifadenin tamamı konuşanın tepkisini gösterir.

Alıştırma

My word. tek başına bir ünlem olarak kullanıldığında neyi ifade eder?

  1. Bir kelimeyi yeniden duyma isteği
  2. Belirli bir kelimenin konuşana ait olduğu iddiası
  3. Hafif ve biraz eski moda bir şaşkınlık tepkisi
Cevabı göster

Hafif ve biraz eski moda bir şaşkınlık tepkisi