İşler Plana Göre Gitmediğinde | Vagon Gezisi | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey, tırmanma barlarına giderken Bandit’in konuşmalarını tekrar tekrar böler. Bandit bu çatışmayı, dikkatini kibarca çekmek için uygulanabilir bir kurala dönüştürür; sonraki bir sohbet ise bebek bakımının insanı nasıl uykusuz bıraktığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you don't interrupt like that, okay? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu sözü yalnızca olumsuz bir cümle olarak değil, bir ebeveynin toplumsal davranış sınırı koyması olarak anlayın. Sondaki okay? düzeltmeyi yumuşatırken çocuğun kuralı kabul edip etmediğini de kontrol eder; böylece davranışı gereksiz ölçüde sertleşmeden kararlı biçimde düzeltmek için kullanılabilecek bir model sunar. 2. If I'm talking to a grown-up and you want me, you just come up — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin durumu belirlediğini, ana cümlenin ise yapılacak eylemi verdiğini fark edin. Bu yapı aile kurallarını, sınıf prosedürlerini veya günlük talimatları “bu olursa şunu yap” mantığıyla açıkça anlatmanıza yardımcı olur. 3. keeps me up all night, — Phrasal Verbs: keep someone up ifadesinin birini fiziksel olarak ayakta tutmak değil, uyumasını engellemek anlamına geldiğini öğrenin. Bir bebeğin, gürültünün, kaygının veya işin uykuyu kaçırdığını anlatmak için bu kalıbı kullanabilir; all night ile rahatsızlığın bütün gece sürdüğünü vurgulayabilirsiniz.
Bu derste
you're up early: erken uyanmış ve faal olmak
you're up early ifadesinde be fiilinden sonra gelen up, kişinin uyanmış, yataktan çıkmış ve hareket hâlinde olduğunu anlatır. Early bunun normalden daha erken bir saatte gerçekleştiğini gösterir; buradaki up bir yönü veya yüksek konumu anlatmaz. Sabah selamlaşmasında bu cümle dostça bir gözlem görevi görür: konuşan kişi karşısındakinin güne erken başladığını fark etmiştir. Erken kalkıp faal olan birini anlatmak için özne + be + up early kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “normalden daha erken uyanmış ve faal” anlamındaki ifadeyle tamamla: You're ____ today.
Cevabı göster
up early
Got to be done: gereklilik bildiren kısaltılmış ifade
Got to be done, It has got to be done cümlesinin konuşma dilinde kısaltılmış biçimidir. Have got to gereklilik bildirir, be done ise edilgen yapıdadır; bu nedenle odak, işi yapan kişiden çok tamamlanması gereken iştedir. Hangi işten söz edildiği bağlamdan açık olduğu için konuşan kişi It has bölümünü atar. Bu kısa ifade genellikle sakin ve gerçekçi ya da biraz kabullenmiş bir tonda duyulur: kişi istese de istemese de eylem gereklidir. Buradaki got, bir şeyi teslim almak anlamına gelmez.
Alıştırma
İki kişinin de hangi görevden söz edildiğini bildiği bir konuşmada “Got to be done” ne anlama gelir?
- Görev tamamlanmalıdır.
- Görev zaten tamamlandı.
- Birisi görevi teslim aldı.
Cevabı göster
Görev tamamlanmalıdır.
the monkey bars: çocuk parkındaki tırmanma barları
Monkey bars, çocuk parklarında yukarıda sıralanmış yatay çubuklardan oluşan tırmanma düzeneğinin İngilizce adıdır. Çocuklar çubuklara asılır ve ellerini kullanarak ilerler. İngilizcede bu ad, tek bir oyun düzeneğini anlatsa bile normalde çoğul biçimde kullanılır. Bu cümlede the monkey bars, gerçek maymunlarla ilgili bir şeyi değil, bu belirli oyun parkı ekipmanını ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede the monkey bars neyi ifade ediyor?
- Maymunlar için yapılmış bir kafes
- Tırmanmak için yukarıda yatay çubukları bulunan bir çocuk parkı düzeneği
- Maymunlarla süslenmiş bir içki mekânı
Cevabı göster
Tırmanmak için yukarıda yatay çubukları bulunan bir çocuk parkı düzeneği
another grown-up: çocuklarla konuşurken kullanılan “yetişkin” ismi
Burada grown-up, “yetişkin” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Another, tekil ve sayılabilen bir isimden önce gelir; bu yüzden another grown-up, “bir yetişkin daha” veya “başka bir yetişkin” demektir. Tireli biçim bir kişiyi adlandıran isim olarak kullanılır. “Yetişkin olmak, büyümek” anlamındaki grow up fiil öbeğinden farklıdır.
Alıştırma
Bir çocukla yapılan gündelik konuşmada “bir yetişkin daha” anlamına en uygun ifade hangisidir?
- another adulthood
- another grow up
- another grown-up
Cevabı göster
another grown-up
you don't interrupt like that, okay? ile davranış kuralı koymak
Bu sahnede you don't interrupt like that, çocuğun ne yaptığını tarafsız biçimde anlatmaz. Geniş zaman, çocuğun davranışı düzeltilirken bir kural koymak için kullanılır: yetişkinlerin konuşmasına bu şekilde karışmamalıdır. Sondaki okay?, çocuktan kuralı anladığını göstermesini ister ve düzeltmeyi biraz daha yumuşak hale getirir. Kurala uyup uymama konusunda gerçek bir seçim sunmaz.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Bu cümlede okay?, çocuğa kurala uyup uymama konusunda özgür bir seçim verir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Bir fikri duyurmak için I've got a plan
I've got a plan, I have a plan demenin doğal ve konuşma diline uygun bir yoludur. Burada have got sahiplik bildirir: konuşan kişinin önermeye hazır bir fikri veya çözümü vardır. Bu cümle aynı zamanda bir duyuru işlevi görür. Yalnızca bir şeye sahip olunduğunu belirtmek yerine, konuşan kişinin planını birazdan açıklayacağının işaretini verir.
Alıştırma
Cümleyi have got yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ a plan, and I'm ready to explain it.
Cevabı göster
I've got
You're not allowed to stop the wagon and chat to your friends. Notlar
0:28"Arabayı durdurup arkadaşlarınla sohbet etmen yasak."
You're not allowed to: bir kural izin vermiyor
You're not allowed to + fiilin yalın hâli, bir kuralın veya yetkili bir kişinin bir eyleme izin vermediğini belirtir. Bu cümlede stop, to sonrasındaki ilk yalın fiildir; chat ise and ile ona bağlanır. Bu nedenle kısıtlama iki eylemi de kapsar. Bu yapıyı beceri eksikliği olarak değil, izin sınırı olarak anlayın.
Alıştırma
be allowed to yapısındaki eksik sözcüğü yazarak oyun alanı kuralını tamamlayın: Children aren't ____ to climb over the fence.
Cevabı göster
allowed
Britanya İngilizcesinde chat to your friends
chat to your friends ifadesinde chat, rahat ve samimi bir konuşma yapmak anlamına gelir; to ise bu konuşmaya katılan kişileri gösterir. Chat to someone, Britanya ve Avustralya İngilizcesinde doğaldır; dolayısıyla buradaki to yanlış bir edat değildir. Chat with someone aynı temel fikri ifade eder ve özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Britanya İngilizcesinde chat to your friends, arkadaşlarla samimi bir konuşma yapmak anlamında doğal bir ifadedir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
You have to take us straight to the monkey bars. Kalıp ifadeler
0:31"Bizi doğruca tırmanma demirlerine götürmen gerekiyor."
straight to + varış yeri: doğruca gitmek
Straight to + bir varış yeri, önce başka bir yere gitmeden veya fazladan durmadan doğrudan o yere gitmek demektir. Örnekte straight, take fiilinin anlattığı hareket biçimini niteler; oyun alanındaki aracın şeklini anlatmaz. Varış yeri bir isimse önünde to kullanılır: go straight to the office veya take someone straight to the station. Home, here ve there sözcüklerinden önce ise to genellikle kullanılmaz: go straight home.
Alıştırma
Cümleyi, yolda fazladan durmadan doğrudan varış yerine gitmek anlamındaki iki sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: “We are late, so drive ____ the airport.”
Cevabı göster
straight to
How about this plan?: tartışmak üzere bir fikir sunmak
How about this plan? bir fikri öneri olarak sunar ve dinleyeni bu fikri değerlendirmeye ya da yanıt vermeye davet eder. This sözcüğü, konuşanın birazdan açıklayacağı veya az önce açıkladığı planı gösterir. Soru biçimi, önerinin bir emir gibi değil, tartışmaya açık bir teklif gibi duyulmasını sağlar. Özellikle bir alternatif veya uzlaşma önerirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Konuşan kişi“How about this plan?” diyerek esas olarak ne yapıyor?
- Karşı tarafın değerlendirmesi için bir plan sunmak
- Planı kimin oluşturduğunu sormak
- Tartışmaya açık olmayan bir emir vermek
Cevabı göster
Karşı tarafın değerlendirmesi için bir plan sunmak
I'll do what I want and you don't tell me what to do. Notlar
0:39"Ben istediğimi yaparım ve sen bana ne yapacağımı söyleyemezsin."
what I want and: and'den önce isim gibi görev yapan yan cümle
Burada what I want bir soru değildir. “Yapmak istediğim şey” anlamına gelen serbest ilgi yan cümlesidir. I'll do what I want içinde yan cümlenin tamamı do fiilinin nesnesidir. And bu yan cümlenin parçası değildir. I'll do what I want bölümünü sonraki you don't tell me what to do yan cümlesine bağlar.
Alıştırma
I'll do what I want içinde what I want hangi görevdedir?
- Doğrudan “What do I want?” sorusunu sorar.
- Eylemin ne zaman gerçekleşeceğini belirtir.
- do fiilinin nesnesidir ve “yapmak istediğim şey” anlamına gelir.
Cevabı göster
do fiilinin nesnesidir ve “yapmak istediğim şey” anlamına gelir.
you don't tell me what to do: başkasının kontrolünü sertçe reddetmek
You don't tell me what to do burada hiç talimat verilmediğini bildiren tarafsız bir cümle değildir. Konuşan kişi olumsuz biçimi “Bana ne yapacağımı söyleme” anlamında sert bir emir olarak kullanır. Karşısındakinin kendisini kontrol etme girişimini reddeder. Bu söz asi ve çatışmacı duyulur. Bir çocuk bunu ebeveynine ya da başka bir otorite figürüne yetişkin gibi emrederek söylediğinde, rollerin tersine dönmesi anı komik de kılabilir.
Alıştırma
Değerlendirin: Bir yöneticiyle sakin ve resmî bir konuşmada “You don't tell me what to do”, daha fazla bağımsızlık istemenin nazik bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
stick with mine: aynı seçimi sürdürmek
Bu cümlede stick with, başka bir seçeneğe geçmek yerine “kullanmaya veya seçmeye devam etmek” demektir. Mine, my plan ya da my choice gibi bağlamdan bilinen bir isim öbeğinin yerini tutan iyelik zamiridir; bu yüzden ardından başka bir isim gelmez. Aktarılabilir yapı stick with + isim veya zamirdir: kişi, plan, yöntem ya da seçeneğin değiştirilmeden sürdürüleceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi stick with kullanarak tamamlayın: The backup plan is more expensive, so let's ____ our original plan.
Cevabı göster
stick with
No problems: resmî olmayan bir yanıt
Burada no problems, “uygun” veya “bunu kabul ediyorum” anlamına gelen kısa bir konuşma yanıtıdır. Bir isteğe ya da plan değişikliğine yanıt olarak kullanılabilir; ayrı ayrı birkaç sorunu saymaz. Çoğul biçim, İngilizcenin bazı çeşitlerinde kalıplaşmış bir yanıttır. No problem ile aynı temel iletişim işlevini görür.
Alıştırma
Cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuz seçeneği seçin. Problems kelimesinin sonundaki /z/ sesine odaklanın.
- Okay, no problems.
- Okay, no problem.
Cevabı göster
Okay, no problems.
If I'm talking to a grown-up and you want me, Dilbilgisi
0:59"Eğer ben bir yetişkinle konuşuyorsam ve sen beni istiyorsan,"
Kural belirtmek için If ... and ..., you just ...
if yan cümlesi, yönergenin geçerli olduğu durumu belirtir. Burada and iki koşulu bağlar: konuşan kişi bir yetişkinle konuşmaktadır ve dinleyen kişi onun dikkatini çekmek istemektedir. Ana cümle yapılacak eylemi belirtir. Sözlü yönergelerde you just + fiilin yalın hâli, adımı basit ve doğrudan gösterir: iki koşul da gerçekleştiğinde bunu yap.
Alıştırma
Hangi cümle bir kural vermek için If A and B, you just C yapısını doğru kullanır?
- If the light is red and cars are coming, you just to wait on the sidewalk.
- If the light is red and cars are coming, you just waiting on the sidewalk.
- If the light is red and cars are coming, you just wait on the sidewalk.
Cevabı göster
If the light is red and cars are coming, you just wait on the sidewalk.
Yaklaşmak anlamındaki come up
Burada come up, konuşan kişiye yaklaşmak anlamına gelir. Sonraki eylemin konuşan kişinin koluna el koymak olması, bunun yukarı doğru hareket etmek değil, yaklaşmak olduğunu gösterir. Come, varış noktasından bakılan bir hareketi anlatır: dinleyen kişi konuşana veya ilgili kişiye doğru hareket eder. Bu cümlede varış noktası bağlamdan anlaşıldığı için to içeren bir ifadeye gerek yoktur.
Alıştırma
“A child came up to me after class,” cümlesinde came up to me ne anlama gelir?
- benden daha yüksek bir kata çıktı
- yanıma yürüyüp bana yaklaştı
- konuşmamızın konusu oldu
Cevabı göster
yanıma yürüyüp bana yaklaştı
put your hand on my arm: hafif bir dokunuşu anlatmak
Put your hand on my arm, put + nesne + on + temas edilen yüzey kalıbını izler. Burada eli konuşanın koluna hafifçe koymak demektir; ifade kendi başına kavramak ya da çekmek anlamına gelmez. Bu sahnede dokunuş, diğer kişinin konuşmak istediğini sessizce bildiren bir işarettir. Aynı kalıp başka bağlamlarda eli başka bir vücut bölümüne ya da yüzeye koymayı da anlatabilir.
Alıştırma
Eli bir vücut bölümüne temas edecek şekilde koymayı anlatan hedef kalıbı tamamlayın: Put your hand ____ my shoulder so I know you are there.
Cevabı göster
on
So now I know that you want to talk to me. Anlatım akışı
1:05"Böylece senin benimle konuşmak istediğini anlarım."
So now I know: bir işareti sonucuna bağlamak
So bir sonucu tanıtır: önceki hareket, ardından gelen bilginin nedenini sağlar. Now I know, konuşanın bilgi durumundaki değişimi gösterir; işaretten önce bilmiyordu, işaretten sonra biliyor. So now I know birlikte açıklamayı neden ve sonuç şeklinde düzenler. Yalnızca konuşanın bir şeyi ne zaman öğrendiğini söylemek yerine, önceki işaretin neden yararlı olduğunu dinleyene gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede So now I know ne işe yarıyor? You showed me the map, so now I know where to meet you.
- Konuyla ilgisiz bir başlık açar.
- Önceki bilgi ile yeni bir anlayış arasında bağlantı kurar.
- Konuşanın hâlâ anlamadığını söyler.
Cevabı göster
Önceki bilgi ile yeni bir anlayış arasında bağlantı kurar.
Then I'll do this to show you that I know you're there Dilbilgisi
1:08"Sonra da orada olduğunu bildiğimi göstermek için bunu yaparım"
do this to show you that ...: bir eylemin amacını açıklamak
Then I'll do this sıradaki eylemi belirtir. to show you that ... içindeki to + fiil yapısı, bu eylemin amacını açıklar: eylem sana bir şey iletmek için yapılır. that sözcüğü iletilen mesajı başlatır. do something to show someone that + cümlecik kalıbını, bir eylem kanıt ya da işaret görevi gördüğünde kullanabilirsin. Bu kalıp “Bunu neden yapmalı?” sorusuna cevap verir.
Alıştırma
Cümleyi show ile oluşturulan amaç ifadesiyle tamamla: I will wave ____ you that I am ready.
Cevabı göster
to show
What do you think?: bir öneriye yanıt istemek
Burada What do you think? önerilen bir düzenlemenin ardından gelir. Karşıdaki kişiyi fikri değerlendirmeye ve bunun kendisine uygun olup olmadığını söylemeye davet eder. Fikir bağlamdan açık olduğu için konu ayrıca söylenmeyebilir. Açık değilse What do you think about this plan? ya da What do you think of this plan? diyerek konuyu belirt.
Alıştırma
Birisi We could meet at ten dedikten sonra What do you think? diye sorarsa bu sorunun temel amacı nedir?
- Karşıdaki kişiyi öneri hakkında görüş bildirmeye davet eder.
- Karşıdaki kişinin saati hatırlayıp hatırlamadığını sorar.
- Buluşma saatinin kesinleştiğini duyurur.
Cevabı göster
Karşıdaki kişiyi öneri hakkında görüş bildirmeye davet eder.
I'm going to go upside down and be a fruit bat. Kalıp ifadeler
1:33"baş aşağı sarkıp bir meyve yarasası olacağım."
After I do ..., I'm going to ...: önce bir eylem, sonra plan
After, önce gerçekleşen eylemi tanıtır. after I do skipbar ifadesinde do simple present biçimindedir, ancak yan cümle gelecekteki bir adıma işaret eder. I'm going to, önceden planlanmış bir sonraki eylemi tanıtır. Kullanılabilir kalıp şöyledir: After + özne + simple present, özne + be going to + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Planı finish ve be going to kullanarak tamamlayın: After I ____ lunch, ____ call Mia.
Cevabı göster
finish · I'm going to
go upside down: ters bir konuma geçmek
Go upside down, üst ile altın yer değiştirdiği ters bir konuma geçmek demektir; bir insan için bu genellikle başın ayaklardan daha aşağıda olması anlamına gelir. Burada çocuk vücudunu ters çevirip bir meyve yarasasıymış gibi davranmayı planlıyor. Bu ifadede go, bir yere gitmek anlamına gelmez. go quiet veya go dark ifadelerinde olduğu gibi bir duruma girmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun jimnastik halkalarında ters bir konuma geçtiğini söylüyor?
- Leo goes upside down on the gymnastics rings.
- Leo climbs down from the gymnastics rings.
- Leo goes under the gymnastics rings.
Cevabı göster
Leo goes upside down on the gymnastics rings.
I'll have to: nezaketten doğan bir gereklilik
I'll have to, I will have to ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada konuşan kişi, birinin zorlamasından değil, durum bunu gerektirdiği için bir şey yapması gerektiğini hisseder. Sosyal durumlarda I'll have to, gelecekte yapılacak bir işi yaşananlara verilecek doğal veya nazik bir karşılık olarak sunabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız size çok yardımcı oldu. Şimdi bu iyiliğe nezaketen karşılık vermeniz gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- You'll have to buy me lunch sometime.
- Someone is forcing me to buy you lunch.
- I'll have to buy you lunch sometime.
Cevabı göster
I'll have to buy you lunch sometime.
get you something nice: get + alıcı + şey
get you something nice, get + alıcı + şey kalıbını izler. You, şeyi alan veya eylemden yararlanan kişidir; something nice ise elde edilen şeydir. Bağlama göre get; satın almak, getirmek, bulmak veya hazırlamak anlamına gelebilir. Aynı fikir çoğu zaman get something nice for you biçiminde de ifade edilebilir, ancak çift nesneli kalıp daha kısa ve konuşma dilinde yaygındır.
Alıştırma
Konuşanın dinleyiciye su getireceği anlamını vermek için cümleyi get + you ile tamamlayın: I'll ____ some water.
Cevabı göster
get you
How's the little fella?: sıcak ve gündelik bir soru
How's the little fella? cümlesinde konuşan kişi küçük bir erkek çocuğun ya da bebeğin nasıl olduğunu sıcak bir dille sorar. Little fella kabaca ufaklık demektir; çocuğun adı değildir. Fella, fellow ile bağlantılı, son derece gündelik bir konuşma biçimidir. How's + kişi? kalıbı, birinin durumu ya da genel hâli hakkında samimi biçimde soru sormaya yarar.
Alıştırma
How's the little fella? en doğal olarak hangi durumda kullanılır?
- Yetişkin bir müşteriyle yapılan ilk görüşme
- Bir çalışan hakkında hazırlanan resmî rapor
- Bir arkadaşla onun bebeği hakkında yapılan samimi bir sohbet
Cevabı göster
Bir arkadaşla onun bebeği hakkında yapılan samimi bir sohbet
roll over: bedeni diğer yana çevirmek
Burada roll over, bedeni yan, sırtüstü veya yüzüstü konumdan başka bir yana çevirmek anlamına gelir. Bebek bu hareketin tamamını yeni öğrenmeye başlamıştır. Over, hareketi tamamlayan bir parçacıktır ve başka bir beden konumuna geçildiğini gösterir. Roll tek başına yalnızca yuvarlanma hareketini adlandırır; bedenin diğer yana tamamen döndüğü anlamına gelmeyebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir bebeğin diğer yana dönmeyi öğrendiğini söyler?
- The baby has learned to turn over the toy.
- The baby has learned to roll over.
- The baby has learned to roll away from the blanket.
Cevabı göster
The baby has learned to roll over.
we're all stoked: güçlü ve gayriresmî heyecan
Bu cümlede we're all stoked, gruptaki herkesin çok heyecanlı veya mutlu olduğu anlamına gelir. Stoked gayriresmî bir sıfattır; all ise herkesin aynı duyguyu paylaştığını gösterir. Burada stoked; bir haber, plan veya sonuç karşısındaki güçlü heyecanı anlatır. Stoke fiilinin “ateşe yakıt eklemek” şeklindeki gerçek anlamı kullanılmamıştır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “We're all stoked about the concert.” diyor. Bunun anlamı nedir?
- Herkes çok öfkeli.
- Herkes çok heyecanlı.
- Herkes çok yorgun.
Cevabı göster
Herkes çok heyecanlı.
keeps me up all night: birinin uyumasını engellemek
Keep someone up, birinin uyanık kalmasına neden olmak veya uyumasını engellemek anlamına gelir. Keeps me up ifadesinde he neden olan kişi, me etkilenen kişi, up ise fiziksel olarak yukarıda olmayı değil, uyanık olmayı anlatır. All night süreyi ekler: konuşan kişi bütün gece uyuyamaz. Özne bir kişi, gürültü, ağrı, endişe veya iş olabilir; keep ise zamana göre keeps me up ya da kept me up şeklinde değişir.
Alıştırma
Cümleyi keep someone up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The neighbors' party ____ until two.
Cevabı göster
kept me up
Hafif bir ünlem olarak My word.
My word. hafif bir şaşkınlık veya hayranlığı anında gösteren kalıplaşmış bir ünlemdir. Bu cümlede Vay canına! veya Aman! gibi anlaşılabilir. Buradaki my word ifadesini bana ait bir kelime şeklinde sözcüğü sözcüğüne yorumlamayın. Böyle tek başına kullanıldığında bir kelimenin adını söylemez; ifadenin tamamı konuşanın tepkisini gösterir.
Alıştırma
My word. tek başına bir ünlem olarak kullanıldığında neyi ifade eder?
- Bir kelimeyi yeniden duyma isteği
- Belirli bir kelimenin konuşana ait olduğu iddiası
- Hafif ve biraz eski moda bir şaşkınlık tepkisi
Cevabı göster
Hafif ve biraz eski moda bir şaşkınlık tepkisi