Antik Yunanlar Neden Mavi Rengi Göremiyordu?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, “mavi” sözcüğünün birçok dile neden geç girdiğini ve renk adlarının farkları algılamayı nasıl etkileyebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “wine dark.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Homeros'un deniz betimini, modern renk kategorilerini eski metne zorla uygulamadan anlamak. 2. “On the contrary,” — Söylem, anlatı ve retorik: bu bağlacı başka bir seçenek eklemek için değil, önceki beklentiyi doğrudan tersine çevirmek için kullanmak. 3. “pick up on” — Öbek fiiller: ifadeyi bir şeyi kaldırmak yerine ince kategorileri, örüntüleri, ipuçlarını veya farkları zamanla sezmek anlamında kullanmak.
Bu derste
It's one of the most common questions asked by both kids and adults, Dilbilgisi
0:01Bu, hem çocukların hem de yetişkinlerin en sık sorduğu sorulardan biridir,
one of the most common questions: üstünlük grubunun bir üyesi
one of the most + çoğul isim kalıbı, üstünlük derecesiyle tanımlanan bir gruptan tek bir üye seçer. Burada one, the most common questions grubundan bir soru seçer. İfadenin ana öğesi one olduğu için ifadenin tamamı dil bilgisel olarak tekildir; bu nedenle It's doğrudur. one of sonrasındaki isim ise çoğul kalır: question değil, questions.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: This is ____ customers ask.
Cevabı göster
one of the most common questions
unless: bir istisna koşulu getirmek
Unless, ana cümledeki ifadenin geçerli olmayacağı bir koşul getirir. Genellikle except if veya if ... not olarak anlaşılabilir: unless koşulu doğru değilse ana ifade doğrudur. Burada konuşmacı, çocuklar ve yetişkinlerle ilgili genel iddiaya şaşırtıcı bir istisna olarak Antik Yunanistan'ı sunar. İstisnayı iddiadan sonra eklemek mizahi dönüşü oluşturur.
Alıştırma
Değerlendirin: "I will go if it does not rain," anlamında "I will go unless it doesn't rain" demek doğru mudur?
- Hayır
- Evet
Cevabı göster
Hayır
Konuşmada beklenen tepkiyi önceden kabul eden I know, I know
Burada I know ifadesinin tekrarlanması, öncelikle konuşanın bir bilgiye sahip olduğunu belirtmez. Dinleyicinin vereceği açık tepkiyi önceden tahmin edip kabul eder: Konuşan, sıradaki iddianın neden şaşırtıcı veya kabul edilmesi zor gelebileceğini zaten anlamaktadır. Bu, beklentiye aykırı bir noktadan önce konuşmayı yumuşatan bir stratejidir. Yaklaşık olarak “ne düşündüğünü biliyorum” mesajını verir ve konuşanın dinleyiciyle aynı fikirde olması gerekmeksizin onun bakış açısını anladığını gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda tekrarlanan “I know, I know” ifadesi temel olarak ne yapıyor?
- Dinleyiciden bilginin doğru olup olmadığını onaylamasını ister
- Şaşırtıcı bir bilgi vermeden önce dinleyicinin olası tepkisini kabul eder
- Konuşanın tartışılan her bilgiyi ezberlediğini iddia eder
- Konuşanın, dinleyicinin dile getirmediği görüşe tamamen katıldığını gösterir
Cevabı göster
Şaşırtıcı bir bilgi vermeden önce dinleyicinin olası tepkisini kabul eder
and a blue flag would have a longer history with the color.
0:13ve mavi bayrağıyla tanınan ülkenin bu renkle daha uzun bir geçmişi olduğunu düşünürdünüz.
you'd think: gerçeğin boşa çıkardığı makul bir beklenti
Burada you'd think, “makul olarak böyle beklersiniz” anlamına gelir. Would, görünen kanıtlara dayanan bir çıkarımı belirtir: Maviyle güçlü biçimde ilişkilendirilen bir ülkenin bu renkle uzun bir geçmişi olması muhtemel görünür. Bu kısaltmada 'd, had değil would anlamındadır; çünkü ardından think fiilinin yalın biçimi gelir. Bu ifade çoğu zaman bir tersine dönüşe zemin hazırlar. Beklenti mantıklı görünür, fakat konuşan gerçek durumun farklı olduğuna işaret eder. Dinleyicinin bunu düşünüp düşünmediğini soran bir soru değil, birinin doğal olarak ne varsayacağını belirten bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi “you would think” ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: With five buses an hour, ____ the wait would be short, but it isn't.
Cevabı göster
you'd think
the famous ancient Greek writer from the 8th century BC,
0:20MÖ 8. yüzyılda yaşamış ünlü Antik Yunan yazarını,
you'd notice that the word blue isn't mentioned once
0:23“mavi” sözcüğünün bir kez bile geçmediğini fark ederdiniz
through thousands of pages of the Iliad and the Odyssey.
0:26İlyada ve Odysseia'nın binlerce sayfası boyunca.
If you were to ... you'd notice: mesafeli bir varsayım kalıbı
“If you were to read ...” geçmişte gerçekten yaşanmış bir olayı değil, bilinçli olarak hayal edilen bir eylemi ortaya koyar. Were to, koşulu biraz daha uzak veya araştırmaya açık bir varsayım gibi gösterir. “you’d notice ...” hayal edilen sonucu verir; burada you’d, you would anlamındadır. Homer hakkındaki uzun açıklama koşulun içine girse de temel kalıp If + özne + were to + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir. Dinleyiciyi doğrudan okumaya zorlamadan kanıtı düşünmeye davet eder.
Alıştırma
Cümleyi were to ... would varsayım kalıbıyla tamamlayın: If you ____ read the full report, you ____ notice the same pattern.
Cevabı göster
were to · would
Homer, uh not that one: popüler kültüre dayalı bir ayırt etme ara sözü
Burada Homer başlangıçta Antik Yunan yazarını adlandırır; ancak “uh not that one”, birçok dinleyicinin önce modern popüler kültür karakteri Homer Simpson’ı düşünmüş olabileceğini öngörür. Ardından gelen “the famous ancient Greek writer from the 8th century BC” açıklaması, kastedilen Homer’ı belirler. Bu ara söz, ortak ama yanlış çağrışımı kısaca kabul edip dinleyiciyi doğru kişiye yönelterek mizah yaratır. One, “Homer adlı kişi” yerine geçer; not that one yalnızca kastedilmeyen adaşı dışlar, Homer adını bütünüyle reddetmez.
Alıştırma
Cümlede “not that one” ne işe yarıyor?
- Homer adlı hiç kimseden söz edilmediğini söyler.
- Homer adını bir Yunan destanının başlığıyla değiştirir.
- Dinleyicinin hayal etmiş olabileceği modern popüler kültür Homer’ını dışlar.
Cevabı göster
Dinleyicinin hayal etmiş olabileceği modern popüler kültür Homer’ını dışlar.
What's weirder is that Homer describes things that we would normally call blue, Anlatım akışı
0:39Daha da tuhafı, Homeros bizim normalde mavi diyeceğimiz şeyleri,
What's weirder is that ... ile daha da tuhaf bir gerçeği sunmak
“What's weirder is that ...” ifadesinde what's, what is'in kısaltılmış biçimidir. What ile başlayan “what's weirder” yan cümleciğinin tamamı özne görevindedir; bu nedenle bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Bu kalıp, daha önce sözü edilen tuhaf bir gerçeğe dönüp ondan daha da tuhaf olan yeni bir gerçeği sunar. Şaşkınlığın arttığını gösterir ve dinleyicinin akıl yürütmenin sonraki adımını izlemesine yardım eder.
Alıştırma
Daha önce tuhaf bir gerçeği anlattınız. Aşağıdaki ifadeyi en iyi hangi başlangıç tamamlar? “The footprints stopped in the middle of the room. ___ nobody had entered through the door.”
- How weird is that?
- What's weirder is that
- What's weird?
Cevabı göster
What's weirder is that
Homeros'a özgü bir renk betimlemesi olarak wine dark
Burada “wine dark”, denizin görünüşünü koyu renkli şarapla ilişkilendiren edebî bir renk betimlemesidir. Denizin şarap içerdiği veya şaraptan yapıldığı anlamına gelmez ve günümüzdeki belirli bir renk tonunu tam olarak adlandırmaz. Bu ifade, Homeros'un denizi betimlemekte kullandığı eski bir yönteme gönderme yapar. İleri sürülen düşüncede, bir metnin renkleri modern İngilizceden farklı biçimde düzenleyip betimleyebileceğini gösterir; tek başına insanların maviyi göremediğini göstermez.
Alıştırma
Cümlede wine dark, okyanus hakkında ne anlatıyor?
- Görünüşünü koyu renkli şaraba benzeten şiirsel bir renk imgesi
- Okyanusun şaraptan yapılmış olduğu
- Mavi rengin kesin ve modern bilimsel adı
Cevabı göster
Görünüşünü koyu renkli şaraba benzeten şiirsel bir renk imgesi
some suggested that maybe the ancient Greeks just saw colors different than we do,
0:49bazıları Antik Yunanların renkleri bizden farklı gördüğünü,
But we now know that color vision developed around 30 million years ago,
0:55Ancak artık renkleri görme yetisinin yaklaşık 30 milyon yıl önce geliştiğini biliyoruz,
that's not it: bir açıklamayı elemek
Bu cümlede “that's not it”, “doğru açıklama bu değil” anlamına gelir. “That” az önce konuşulan düşünceye gönderme yaparken “it” aranan cevabı, nedeni veya temel açıklamayı temsil eder. Yeni kanıtlar bir olasılığı elemenizi sağladığında ve gerçek cevabı aramaya devam etmeniz gerektiğinde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Durumu okuyun: “We thought the missing file was in the trash, but the trash is empty. That's not it.” “That's not it” ne anlama gelir?
- Çöp kutusu gerçek bir nesne değildir.
- Dosya kesinlikle çöp kutusundadır.
- Çöp kutusu, dosyanın nereye gittiğini açıklayan doğru cevap değildir.
Cevabı göster
Çöp kutusu, dosyanın nereye gittiğini açıklayan doğru cevap değildir.
As historians and researchers began looking into other ancient civilizations, Öbek fiiller
1:01Tarihçiler ve araştırmacılar diğer antik uygarlıkları incelemeye başladıklarında,
looking into: bir şeyi araştırmak
Burada “looking into”, bir şeyi araştırmak veya dikkatle incelemek anlamına gelir. Tarihçiler ve araştırmacılar fiziksel bir yerin içine bakmıyor; diğer antik uygarlıklarla ilgili bilgileri inceliyorlar. “Look into” öbek fiilinden sonra araştırılan konu, olay veya sorun gelir: look into a complaint, look into what happened ya da look into a historical question.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “araştırmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The technician promised to ____ the repeated error.
Cevabı göster
look into
Again, it's not like they don't talk about things that we would call blue. Ton ve niyet
1:28Tekrar edelim: Bizim mavi diyeceğimiz şeylerden söz etmiyor değiller.
it's not like + cümle
Burada it's not like, olası bir aşırı çıkarımı yumuşak biçimde düzeltir. Konuşmacı yan cümledeki iddiayı reddeder: Antik metinlerin bizim mavi diyeceğimiz şeylerden hiç söz etmediğini söylemek doğru olmaz. İç cümle de olumsuz olduğundan iki olumsuzluk farklı düzeylerde çalışır. It's not like [they don't talk about them], onların bu şeylerden en azından bir ölçüde söz ettiği anlamına gelir; konuşmacı iki şeyi benzerlik açısından karşılaştırmıyor, bir çıkarımı sınırlandırıyor.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: It's not like Maya never helps; she covered my shift yesterday. Konuşmacı hangi iddiayı düzeltiyor?
- Maya'nın bir vardiyayı üstlendiği iddiası; konuşmacı bunun hiç gerçekleşmediğini söylüyor.
- Maya'nın başka birine benzer biçimde yardım ettiği düşüncesi.
- Maya'nın hiç yardım etmediği iddiası; konuşmacı bu iddianın fazla kesin olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Maya'nın hiç yardım etmediği iddiası; konuşmacı bu iddianın fazla kesin olduğunu söylüyor.
They describe the ocean as wide, stormy, silent,
1:32Okyanusu engin, fırtınalı, sessiz diye tarif ediyorlar,
that linguists began to analyze the history of languages
1:39dilbilimciler dillerin tarihini incelemeye başladı
It wasn't until ... that ... vurgulu yapısı
It wasn't until + zaman + that + olay vurgulu yapısı, olayın belirtilen zamandan önce gerçekleşmediğini vurgular. Bu cümlede inceleme ancak 1800'lerin ortalarında başladığı için yapı, başlangıç noktasının ne kadar geç olduğunu öne çıkarır. Yapıyı yorumlamak için önce until sonrasındaki zamanı bulun, ardından that cümlesini gecikmiş olay olarak okuyun. Olumsuzluk o zamandan önceki döneme aittir; olayın 1800'lerin ortalarından önce zaten devam ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki kısaltılmış vurgulu yapıyla tamamlayın: ____ the final rehearsal that the actor understood the scene.
Cevabı göster
It wasn't until
then the first color to enter the language is always red, Kelime
1:45ardından dile giren ilk renk her zaman kırmızıdır,
enter the language: söz varlığının parçası olmak
Burada enter the language, bir dilin söz varlığının veya kayda geçmiş kullanımının parçası olmak anlamına gelir. Enter fiili fiziksel bir hareketi değil, dilsel statüdeki değişimi anlatır. Color dilbilgisel olarak özne olsa da asıl anlatılan, o rengi belirten sözcüktür. Bu ifade, herkesin sözcüğü aynı anda oluşturduğu veya benimsediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bir dilin söz varlığının parçası olmak anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: As online audio grew, the term podcast began to ____.
Cevabı göster
enter the language
Over the years, researchers have found some minor exceptions with the middle order,
1:56Yıllar içinde araştırmacılar orta sıralamada birkaç küçük istisna buldu,
and blue is always last in every single language.
2:03mavi de istisnasız her dilde her zaman sondur.
There's two: gündelik konuşma ve standart yazı
There's two main theories cümlesinde two main theories çoğul olmasına rağmen There's, there is biçimindedir. Bu uyumsuzluk doğal ve gündelik konuşmada yaygındır; There's hem tekil hem de çoğul ad öbeklerinden önce sabit bir giriş gibi kullanılabilir. Düzenlenmiş standart İngilizcede çoğul bir ad öbeği normalde there are ile kullanılır: There are two main theories. Konuşma biçimini anlayabilmek, onu resmî yazı için tercih edilen biçim yapmaz.
Alıştırma
Bu seçimi değerlendirin: Resmî bir okul kompozisyonunda There's two main reasons tercih edilen standart biçim midir?
- Evet. Tercih edilen standart biçim budur.
- Hayır. Resmî yazıda There are two main reasons kullanın.
Cevabı göster
Hayır. Resmî yazıda There are two main reasons kullanın.
Black and white help distinguish between night and day, Kalıp ifadeler
2:11Siyah ve beyaz geceyle gündüzü,
distinguish between A and B: A ile B’yi ayırt etmek
distinguish between A and B kalıbında distinguish, farkı tanımak veya açıklamak demektir; between ise karşılaştırılan seçenekleri tanıtır. İkili yapı, between night and day örneğinde olduğu gibi and ile tamamlanır. Burada distinguish between night and day, siyah ve beyazın insanların algılamasına yardımcı olduğu ilk karşıtlığı sunar. Ardından aynı fiil light and dark ikilisini de yönetir; bu da kalıbın açıkça eşleştirilmiş birden fazla karşıtlığı düzenleyebildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A careful reader should ____ verified reports and online rumors.
Cevabı göster
distinguish between
It's often associated with blood or danger.
2:19Genellikle kanla ya da tehlikeyle ilişkilendirilir.
galvanic skin response: galvanik deri tepkisi
Galvanik deri tepkisi (GSR), derinin elektriksel iletkenliğindeki değişim olarak ölçülen fizyolojik bir tepkidir. Ter bezi etkinliğini yansıtır ve duygusal uyarılma veya stresle birlikte sık sık değişir. Bu cümlede terim, bedensel durumların kızarma gibi görünür veya sosyal sinyallere katkıda bulunabileceği fikrini destekler. GSR bir iletişim tekniği ya da kırmızının eş anlamlısı değildir; kızarma, aynı duygusal uyarılma durumunda ortaya çıkabilen ayrı bir süreçtir.
Alıştırma
Bu bağlamda galvanic skin response ifadesini en iyi tanımlayan seçenek hangisidir?
- Egzersiz sırasında kalp atış hızının artması
- Renkle iletişim kurmak için bilinçli olarak kullanılan bir teknik
- Kızarma nedeniyle yüzün gözle görülür biçimde kırmızılaşması
- Ter bezi etkinliğiyle bağlantılı olarak derinin elektriksel iletkenliğinde meydana gelen değişim
Cevabı göster
Ter bezi etkinliğiyle bağlantılı olarak derinin elektriksel iletkenliğinde meydana gelen değişim
Green and yellow entered language as the need to distinguish between ripe and unripe foods,
2:28Yeşil ve sarı, olgun yiyeceklerle olgunlaşmamış olanları ayırt etme ihtiyacı doğunca dile girdi,
There's very few blue things that we actually interact with.
2:33Gerçekte etkileşime girdiğimiz mavi şeylerin sayısı çok az.
not A, but B: A'yı reddedip yerine B'yi koymak
not A, but B kalıbı, doğru açıklama olarak A'yı reddeder ve onun yerine B'yi koyar. Bu cümlede pigment açıkça elenir; a light illusion daha uygun sınıflandırma olarak sunulur. Dolayısıyla bunlar yan yana duran iki neden değildir. a sort of sözleri B'nin kesinliğini azaltır: konuşmacı, light illusion ifadesinin kusursuz ve kesin bir teknik terim olduğunu iddia etmek yerine yaklaşık bir sınıflandırma yapar. Bu düzeltme kalıbı açıklamalarda ve karşı çıkışlarda kullanılabilir: yanlış beklentiyi not sözcüğünden, asıl açıklamayı ise but sözcüğünden sonra getirin.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki parçalı düzeltme kalıbıyla tamamlayın: The delay was ____ a technical failure, ____ a scheduling error.
Cevabı göster
not · but
Even the modern European language words for blue
2:45Modern Avrupa dillerinde mavi için kullanılan sözcükler bile
are derived from ancient words for black or green. Kalıp ifadeler
2:48siyah ya da yeşil anlamına gelen eski sözcüklerden türemiştir.
are derived from: kaynak veya köken belirtmek
are derived from ifadesinde derived, edilgen yapı be derived from içindeki geçmiş zaman ortacıdır. Bir şeyin başka bir şeyi kaynak veya tarihsel köken olarak alması anlamına gelir. Burada mavi için kullanılan modern sözcüklerin, siyah veya yeşille ilişkili eski sözcüklerden geliştiği anlatılır; bir şeyin fiziksel olarak bir yerden çıkarılması söz konusu değildir. X is veya are derived from Y kalıbı sözcüklerin, fikirlerin, formüllerin, verilerin, maddelerin ve başka şeylerin kökenini açıklayabilir. be biçimini X'e uydurun ve kaynağı from sözcüğünden sonra getirin.
Alıştırma
Cümleyi dersteki edilgen kaynak ifadesiyle tamamlayın: The final score is ____ several measurements.
Cevabı göster
derived from
The second explanation suggests that these words don't enter language
2:51İkinci açıklama, bu sözcüklerin dile ancak
Red being the easiest and most accessible color,
2:56Kırmızı, elde edilmesi en kolay ve en erişilebilir renktir,
because you can just take a piece of dry clay and use it as a crayon.
2:58çünkü bir parça kuru kili alıp boya kalemi gibi kullanabilirsiniz.
So does this mean that ancient people couldn't see those colors
3:13Peki bu, antik insanların o renkleri
before they had a word for it?
3:16onlar için bir sözcükleri olmadan önce göremediği anlamına mı geliyor?
Not exactly: nazik bir kısmi düzeltme
Not exactly, önceki düşüncenin tamamen doğru olmadığını, ancak bir bölümünün doğru olabileceğini belirtir. Burada eski insanların bu renkleri hiç göremediği şeklindeki aşırı basitleştirilmiş sonucu reddeder. Kesin bir No yanıtından farklı olarak, cevabın bazı sınırlandırmalar gerektirdiğini belirtir ve dinleyeni daha doğru bir açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
“Not exactly.” yanıtında konuşmacı neyi belirtir?
- “Not exactly.” nazik bir kısmi düzeltme yapar ve daha doğru bir açıklamaya kapı açar.
- “Not exactly.” önceki ifadenin tamamen doğru olduğu anlamına gelir.
- “Not exactly.” her zaman hiçbir sınırlandırmaya yer vermeyen kesin bir rettir.
Cevabı göster
“Not exactly.” nazik bir kısmi düzeltme yapar ve daha doğru bir açıklamaya kapı açar.
Early humans would have considered colors as simply hues of black,
3:19İlk insanlar renkleri yalnızca siyahın,
take longer to point out this distinction. Öbek fiiller
3:39bu ayrımı göstermekte daha uzun süre harcıyor.
when presented with ...: kısaltılmış bir edilgen yan cümle
When presented with a similar chart, zaman veya koşul belirten kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi when they are presented with a similar chart şeklindedir. Atılan öznenin ana cümlenin öznesi olan the Himba people of Namibia olduğu anlaşılır; be fiilinin biçimi olan are da atılmıştır. Presented with, kişilere incelemeleri için bir şey gösterilmesi veya verilmesi anlamına gelir; insanlar tabloyu başkasına göstermez, tabloyu alan taraftır.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen yan cümleyi present fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: “When ____ with an unexpected question, the applicants paused before answering.”
Cevabı göster
presented
the Himba people of Namibia: grubu belirleme
Himbalar, geleneksel yurtları Namibya'nın kuzeyini de kapsayan belirli bir etnik gruptur. Bu cümlede ifade, başka bir grupla karşılaştırılan insanları belirtir; bir çizelgenin, dilin veya deneyin adı değildir. Ardından gelen yan cümle, bu örnekte kullanılan renk söz varlığıyla ilgili bilgiyi verir. Bu ifade yalnızca bu belirli karşılaştırmayla ilgilidir; tüm Namibyalılara veya İngilizce dışında bir dil konuşan herkese genellenmemelidir.
Alıştırma
Cümlede the Himba people of Namibia neyi ifade eder?
- Benzer çizelgenin adı
- Farklı mavi kareyi anlatan bilimsel bir terim
- Karşılaştırmaya katılan belirli bir etnik grup
Cevabı göster
Karşılaştırmaya katılan belirli bir etnik grup
point out: bir şeye dikkat çekmek veya onu belirlemek
Burada point out, çizelgedeki farkı “belirleyip göstermek” anlamına gelir. Odak, yalnızca bir şeye parmak uzatmak değil, farkı görmek ve açık hâle getirmektir. Point out geçişli bir öbek fiildir: point out a problem ve point a problem out yapılarının ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: point it out deyin, point out it demeyin.
Alıştırma
Cümleyi point out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the safety check, Noor had to ____ a loose cable.
Cevabı göster
point out
On the contrary: önceki beklentiyi tersine çevirme
On the contrary, hemen önceki ifadeye veya beklentiye ters düşen bir sonucu sunar. Burada önceki sonuç mavi bir farkın daha yavaş ayırt edilmesiydi; bu cümle ise yönü tersine çevirerek yeşil farkların daha hızlı fark edildiğini söyler. Bu ifadeyi yalnızca başka bir karşıt olgu eklemek için değil, bilgiyi önceki içeriği düzeltme veya tersine çevirme şeklinde düzenlemek için kullanın.
Alıştırma
Beklentiyi doğrudan tersine çeviren bu dersteki bağlaçla cümleyi tamamlayın: The smaller battery was expected to run out first. ____, it lasted two hours longer.
Cevabı göster
On the contrary
And this is because they have more words for types of green
3:48Bunun nedeni, yeşil türleri için kullandıkları sözcüklerin
than we do: tekrarlanan fiil öbeğinin yerine kullanma
than we do içindeki do, daha önceki have more words for types of green fiil öbeğinin yerini tutar. Eksiltilmemiş karşılaştırma than we have words for types of green in English anlamına gelir. İngilizcede tüm fiil öbeğini tekrar etmemek için yardımcı fiil do kullanılır. Yerine kullanılan yardımcı fiil özneye ve zamana uymalıdır: than she does, than they did. Buradaki do, “bir eylem gerçekleştirmek” anlamına gelmez; önceki have anlamını taşır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı doğru geniş zaman yardımcı fiiliyle tamamlayın: Lena reads more mystery novels than her brother ____.
Cevabı göster
does
one of their color categories clumps some types of blue and green together, Öbek fiiller
3:52renk kategorilerinden biri mavinin ve yeşilin bazı tonlarını aynı grupta toplarken,
clumps ... together: farklı türleri aynı grupta toplamak
Burada clumps ... together, “…… aynı gruba koyar” anlamına gelir. Nesne olan some types of blue and green, clumps fiili ile together parçacığının arasında yer alır; dolayısıyla vurgulanan iki bölüm ayrılabilir tek bir yapı oluşturur. Buradaki gruplama fiziksel değil, kavramsaldır: bir renk kategorisi farklı tonları aynı gruba ait sayar. Daha genel olarak clump A and B together, A ile B arasındaki farkların göz ardı edildiğini düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi clump ... together yapısının iki parçasıyla doğru biçimde tamamlayın: The quick summary ____ several very different opinions ____.
Cevabı göster
clumps · together
while they have other color categories for different greens still.
3:55farklı yeşiller için başka renk kategorileri de bulunuyor.
anthropologists discovered that indigenous islanders in New Guinea
4:00antropologlar, Yeni Gine'deki yerli ada halklarının
described the sky as black or dirty like water, Kalıp ifadeler
4:03gökyüzünü siyah ya da su gibi kirli diye tarif ettiğini keşfetti,
describe A as B: described the sky as black
Describe A as B, “A’nın B niteliğine veya etiketine sahip olduğunu söylemek” anlamına gelir. described the sky as black ifadesinde the sky tanımlanan şeydir; black ise as ile getirilen tanımdır. Burada as, “…… iken” veya “çünkü” anlamına gelmez. Daha geniş cümle, ada halkının gökyüzünü nasıl adlandırdığını ya da değerlendirdiğini aktarır; black ikinci bir nesne değildir.
Alıştırma
Tanımı getiren sözcükle cümleyi tamamlayın: The reviewer described the ending ____ hopeful.
Cevabı göster
as
if you think about it: yeniden düşünmeye davet
Burada if you think about it, dinleyiciyi önceki düşünceyi, yani ada halklarının gökyüzünü siyah ya da kirli su görünümünde tarif etmesini yeniden değerlendirmeye çağıran bir ara ifadedir. İddianın doğru olup olmadığını belirleyen gerçek bir koşul kurmaz. Konuşmacı bu ifadeyle dinleyiciyi akıl yürütmeye dahil eder ve isn't that surprising değerlendirmesine geçişi yumuşatır. Başka bağlamlarda da kısa bir düşünmeden sonra daha mantıklı görünen bir sonucu tanıtabilir.
Alıştırma
“At first, the route seems longer, but if you think about it, it avoids all the traffic,” cümlesinde if you think about it ne işe yarar?
- Güzergâhın yalnızca dinleyici bunu düşündüğünde değiştiğini belirtir.
- Dinleyiciyi gerekçeyi duymadan önce ilk izlenimini yeniden düşünmeye çağırır.
- Hiçbir açıklama yapmadan dinleyiciden bir güzergâh seçmesini ister.
Cevabı göster
Dinleyiciyi gerekçeyi duymadan önce ilk izlenimini yeniden düşünmeye çağırır.
Even if you look at a color picker in Photoshop,
4:08Photoshop'taki bir renk seçiciye baksanız bile,
it's clear that a dark or navy blue isn't actually that far from being black, Dilbilgisi
4:10koyu ya da lacivert bir mavinin aslında siyahtan pek uzak olmadığı
and is quite far from other hues which we would still call blue.
4:15ve hâlâ mavi dediğimiz diğer tonlardan oldukça uzak olduğu açıktır.
isn't actually that far from being black: beklenenden daha küçük bir fark
isn't actually that far from being black ifadesinde far, fiziksel mesafeyi değil, bir ölçek üzerindeki uzaklığı anlatır. isn't ile that far birleşimi “beklenebileceği kadar ayrı olmamak” anlamına gelir; dolayısıyla koyu mavi ya da lacivert, renk açısından siyaha görece yakındır. be not (actually) that far from being + durum veya kategori kalıbı, bir şeyi olası bir son noktayla karşılaştırır. Actually bir varsayımı düzeltirken that beklenen uzaklık derecesine işaret eder; birlikte farkın göründüğünden daha küçük olduğunu anlatırlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “hazır olma durumuna beklenenden daha yakın” anlamındaki dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: After one more safety test, the device isn't actually ____ ready for sale.
Cevabı göster
that far from being
black would have been a much broader term for early and ancient humans. Dilbilgisi
4:18siyah, ilk insanlar ve antik çağ insanları için çok daha geniş kapsamlı bir terimdi.
In that sense: sonucu belirli bir bakış açısıyla sınırlandırmak
In that sense, “konuyu az önce belirtilen belirli açıdan anlarsak” anlamına gelir. Buradaki that, geçmişte renk kategorilerinin günümüzdekinden farklı aralıkları kapsamış olabileceği düşüncesine gönderme yapar. Bu ifade, ardından gelen sonuç için bir çerçeve oluşturur. İddiayı sınırlar: black, renkleri bu şekilde sınıflandırdığımızda daha geniş kapsamlıydı; her olası anlamda daha geniş olduğu ileri sürülmez.
Alıştırma
Hemen önce belirtilen bakış açısıyla bir sonucu sınırlandırmak için In that sense ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- In that sense, please turn off the light.
- I understand your explanation, so in that sense.
- We are judging the designs by cost, not speed. In that sense, the first design is better.
Cevabı göster
We are judging the designs by cost, not speed. In that sense, the first design is better.
would have been: geçmiş hakkında gerekçeli çıkarım yapmak
Would have been, would + have + geçmiş zaman ortacı been yapısından oluşur. Bu cümlede doğrudan gözlemlenmemiş geçmiş bir duruma bakar ve onu gerekçeli bir sonuç olarak sunar: black teriminin erken dönem ve antik çağ insanları için muhtemelen daha geniş bir kapsamı vardı. Bu yapı, iddiayı doğrudan kaydedilmiş bir gerçek gibi sunmaz. Görevini bağlam belirler: burada önceki kanıtlardan çıkarılan bir geçmiş sonucu anlatır; gerçek dışı bir koşul içeren cümlede ise gerçekleşmemiş bir sonucu da anlatabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: There are no direct records, but the climate evidence suggests that winters would have been severe. Burada would have been ne ifade ediyor?
- Geçmişteki bir durum hakkında gerekçeli çıkarım
- Gelecekte gerçekleşecek bir plan
- Yazılı bir kayıtla doğrudan doğrulanmış geçmiş gerçek
Cevabı göster
Geçmişteki bir durum hakkında gerekçeli çıkarım
It's kind of like how these are all shades of red.
4:22Bu da bunların hepsinin kırmızının tonları olması gibi.
We wouldn't call them different colors necessarily,
4:25Bunları ille de farklı renkler olarak adlandırmazdık,
Even though it's technically just another shade of red,
4:30Teknik olarak kırmızının başka bir tonu olsa da,
we'd still be able to see that it's a different color,
4:39farklı bir renk olduğunu yine görebilirdik,
even if: varsayımsal bir koşula rağmen geçerli kalan sonuç
Even if varsayımsal bir ödünleme koşulu sunar: pink adını kullanmadığımızı düşünün. Ana cümle, sonucun değişmeyeceğini, yine de daha açık ve farklı bir renk göreceğimizi belirtir. even if + koşul, ana sonuç kalıbı, varsayılan koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de sonucun geçerli olduğunu gösterir. Burada bir farkı algılama becerisi ile rengi sınıflandırmak için kullanılan ad birbirinden ayrılır.
Alıştırma
Varsayımsal bir koşul altında sonucun değişmeyeceğini gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the forecast changes, the outdoor ceremony will go ahead.
Cevabı göster
Even if
Now you might be thinking this just seems semantic. Anlatım akışı
4:46Şimdi bunun yalnızca anlamsal bir mesele olduğunu düşünüyor olabilirsiniz.
Now you might be thinking: dinleyicinin itirazını önceden tahmin etmek
Now, söylemin dinleyicinin olası tepkisine geçtiğini belirtir. You might be thinking, konuşanın dinleyici adına olası bir itirazı dile getirmesini sağlar ve renk adları örneğinden meselenin yalnızca sözcüklerle ilgili olup olmadığı sorusuna konuşma havasında bir geçiş kurar. Might, dinleyicilerin gerçekten ne düşündüğünü bildiğini iddia etmek yerine tahmini ihtiyatlı hâle getirir. Bu çerçeve genellikle dinleyiciyi konuşanın sıradaki yanıtına veya kanıtlarına hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede Now you might be thinking hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Bir yanıt sunmadan tartışmayı bitirmek
- Her dinleyicinin neye inandığını tam olarak bildiğini iddia etmek
- Yanıt vermeden önce dinleyicinin olası bir itirazını öngörmek
Cevabı göster
Yanıt vermeden önce dinleyicinin olası bir itirazını öngörmek
There's no functional difference in the actual color we're seeing.
4:49Gördüğümüz gerçek renkte işlevsel hiçbir fark yok.
İlgiyi sorgulayan “So what?”
Bu bölümde “So what?” bundan sonra ne olacağını sormaz. Önceki noktanın önemine meydan okur: “Bu bilginin ne önemi var?” Konuşmacı, kuşkucu bir dinleyicinin olası tepkisini dile getiriyor. Sonraki cümleler bu dinleyicinin gerekçesini açıklar: adların farklı olması rengin kendisini değiştiriyor gibi görünmez.
Alıştırma
Önemli bir şey paylaşan sınıf arkadaşınıza katılmıyorsunuz. “So what?” bunun neden önemli olduğunu sormanın nazik ve tarafsız bir yolu mudur?
- Evet, nazik ve tarafsız bir ifadedir.
- Hayır, küçümseyici veya meydan okuyucu gelebilir.
Cevabı göster
Hayır, küçümseyici veya meydan okuyucu gelebilir.
But neuroscience has found that to be untrue. Dilbilgisi
4:53Ancak sinirbilim bunun doğru olmadığını ortaya koydu.
“find that to be untrue” ifadesindeki nesne-tümleç kalıbı
found that to be untrue ifadesinde found, yalnızca “rastladı” veya “buldu” değil, “kanıtlara dayanarak sonuca vardı” anlamına gelir. Kalıp find + nesne + to be + tümleç şeklindedir: that nesnedir, to be ise onu untrue tümlecine bağlar. Burada that, önceki kuşkucu iddianın tamamına gönderme yapar. Bu nedenle cümle, sinirbilimin bu iddianın yanlış olduğu sonucuna vardığını resmî raporlarda yaygın olan kısa bir yapıyla bildirir.
Alıştırma
untrue sözcüğünün resmî nesne-tümleç biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: “After checking the records, the investigators found the allegation ____.”
Cevabı göster
to be untrue
that language trains our brain to see colors differently.
4:58dil beynimizi renkleri farklı görecek şekilde eğitiyormuş.
Keşfedilen bir sonucu açıklayan gündelik Turns out,
Turns out, It turns out that yapısının öznesi atılmış, konuşma dilindeki biçimidir. Konuşanın, sonradan keşfedilen bir sonucu ya da gerçeği, özellikle şaşırtıcı veya önceki bir beklentiyi düzelten bir bilgiyi açıklamak üzere olduğunu gösterir. Bu cümlede araya giren and this is mind-blowing sonuç hakkında yorum yaparken, that language trains... açıklanan içeriği verir. İfade, mesajı keşif → sonuç biçiminde düzenler; buradaki turn fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bir keşfi tanıtan iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: ____, the missing file was in the archive all along.
Cevabı göster
Turns out
What this means is once we have a new word for a color, Anlatım akışı
5:01Yani bir renk için yeni bir sözcüğümüz olduğunda,
Açıklama kalıbı olarak What this means is
What this means is, açıklama sunan bir kalıptır. What this means birleşik ilgi cümleciği özne görevi görür; is ise ardından gelen pratik sonucu veya daha açık yeniden ifadeyi tanıtır. Burada this, dilin renk algısını değiştirdiği yönündeki önceki iddiaya gönderme yapar. Kalıp, dinleyicilere konuşanın şimdi bu iddianın ne anlama geldiğini açıklayacağını bildirir. Bu nedenle sonraki cümlecik, means kelimesinin sözlük tanımı değil, bir çıkarım veya mekanizmadır.
Alıştırma
İkinci cümleyi dört kelimelik açıklama kalıbıyla tamamlayın: The battery loses power quickly in cold weather. ____ that winter trips require a backup.
Cevabı göster
What this means is
and this exaggerates the differences between those colors,
5:07ve bu, o renkler arasındaki farkları büyütüyor,
feedback loop: geri bildirim döngüsü
Burada feedback loop, bir sonucun sonraki aşamaya geri dönerek süreci güçlendirdiği bir döngüdür. Renklere ayrı kategoriler olarak ad vermek, beynin aralarındaki farkları algılamasına yardımcı olur; daha güçlü algılanan bu farklar da renkleri ayrı kategoriler olarak görme eğilimini destekler. Temel fikir yalnızca tekrar etmek veya yorum almak değildir. Bir geri bildirim döngüsünde çıktı, daha sonra gerçekleşenleri etkiler. Bu geri dönüş etkisi bir farkı büyütebilir, azaltabilir veya bir sistemi dengede tutabilir; bu cümlede farkları büyütür.
Alıştırma
Bu cümlede feedback loop ne anlama gelir?
- Renkler hakkında tek seferlik görüş bildiren bir mesaj
- Bir sonucun sonraki aşamayı etkileyerek farkı güçlendirdiği bir döngü
- Daha sonra olacakları etkilemeden yalnızca tekrarlanan bir eylem
Cevabı göster
Bir sonucun sonraki aşamayı etkileyerek farkı güçlendirdiği bir döngü
We get used to calling these colors as distinct hues, Dilbilgisi
5:12Bu renklere ayrı tonlar demeye alışıyoruz,
get used to calling: adlandırmaya alışmak
Get used to calling, renkleri bu şekilde adlandırmaya zamanla alışmak demektir. Buradaki calling, telefon etmek değil, ad vermek veya bir şeyi belirli bir şekilde adlandırmak anlamındadır. Get, yabancı gelen bir durumdan tanıdık bir duruma geçişi gösterir. get used to + isim veya -ing yapısında to bir edattır; bu nedenle sonraki fiil -ing biçimini alır. Bu yüzden get used to calling denir, get used to call denmez.
Alıştırma
Cümleyi get used to ve wake fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After a few mornings, Leo began to ____ up early.
Cevabı göster
get used to waking
and as a result the brain more aptly sees them as distinct hues.
5:15bunun sonucunda beyin de onları ayrı tonlar olarak daha kolay görüyor.
but you wouldn't notice or contextualize it in the same way.
5:21ama onu aynı şekilde fark etmez ya da bağlama oturtmazdınız.
Without the word, ... would ...: varsayımsal bir koşul
Without the word, “kelime var olmasaydı ya da mevcut olmasaydı” anlamına gelen kısaltılmış bir varsayımsal koşuldur. Without sözcüğünden sonra bir isim öbeği gelir; would içeren yan cümle ise varsayılan sonucu verir. Burada etiketin eksik olması rengin kaybolmasına yol açmaz. would still see ile wouldn't notice or contextualize arasındaki karşıtlık, temel görsel algıyı bir kelimenin dikkati ve yorumlamayı yönlendirme biçiminden ayırır.
Alıştırma
Eksik kelimeyle varsayımsal koşulu tamamlayın: "____ a map, we would probably get lost."
Cevabı göster
Without
everything just looks or sounds like gibberish.
5:29her şey anlamsız görünür ya da anlamsız seslerden ibaretmiş gibi gelir.
tell A apart from B: iki şeyi ayırt etmek
tell the verbs apart from the nouns ifadesinde tell, bilgi vermek değil, tanımak veya ayırt etmek anlamındadır. Ayrık yapı tell A apart from B şeklindedir: A (the verbs) tell sözcüğünden sonra gelir ve apart from, B’yi (the nouns) tanıtır. can't kullanıldığı için cümle, öğrencinin iki kategoriyi ayırt edemediğini söyler. Benzer kişileri, nesneleri, sesleri veya fikirleri doğru biçimde tanımak zor olduğunda bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi tell A apart from B kalıbıyla tamamlayın: "The two keys look identical, so I can't ____ this one ____ the spare."
Cevabı göster
tell · apart from
let alone: daha zayıf bir olumsuzluktan daha güçlü olana geçmek
Bu cümlede let alone, öğrencinin henüz yapamadığı iki şeyi birbirine bağlar. İlk şey, yani fiilleri isimlerden ayıramamak zaten zordur; ifade bunun ardından daha da zor olan bir durumu getirir: bir kelimeyi diğerinden ayıramamak. Yaygın kalıp “olumsuz veya sınırlayıcı ifade + let alone + daha uç, daha düşük olasılıklı veya daha zor durum” biçimindedir. Bilgiyi bir ölçek üzerinde düzenler: daha zayıf iddia bile geçerli değilse daha güçlü olanın da geçerli olmadığı açıktır.
Alıştırma
Hangi cümlede let alone, daha zor veya daha düşük olasılıklı durumu ikinci sıraya yerleştirir?
- She can't read a short email, let alone a technical report.
- She can read a technical report, let alone a short email.
- She let the technical report alone on the desk.
Cevabı göster
She can't read a short email, let alone a technical report.
your brain starts to pick up on these categories and patterns Öbek fiiller
5:40beyniniz bu kategorileri ve kalıpları algılamaya başlar
and can recognize minor differences much faster.
5:43ve küçük farkları çok daha hızlı fark edebilir.
pick up on: ince kalıpları zamanla fark etmek
Bu cümlede pick up on, hemen belli olmayan bir şeyi fark etmeye veya onun bilincine varmaya başlamak anlamına gelir. categories and patterns nesneleri, beynin maruz kaldıkça aşamalı biçimde algıladığı sinyallerdir. pick up on + isim öbeği; çoğu zaman bilinçli bir çalışma olmadan bir ipucunu, kalıbı, ruh hâlini veya üstü kapalı anlamı fark etmeye odaklanır. Buradaki slowly, over time, bu farkındalığın aşinalıkla geliştiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi pick up on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When everyone suddenly went silent, Maya immediately ____ the tension in the room.
Cevabı göster
picked up on
It's not like you couldn't tell the words were different before,
5:46Daha önce sözcüklerin farklı olduğunu anlayamıyor değildiniz,
blended together: ayırt edilmesi zor hâle gelmek
Bu cümlede blended together, farklı kelimelerin belirsiz tek bir bütün gibi algılandığını ve bu nedenle sınırlarıyla farklılıklarının ayrılmasının zor olduğunu anlatır. Burada gerçek bir fiziksel karışım değil, algı biçimi söz konusudur. Bu ifade, birbirinden farklı seslerin, renklerin, anıların veya fikirlerin ayırt edilmesi zorlaştığında da kullanılabilir. Sort of iddiayı yumuşatır: Konuşan kişi kelimelerin tamamen aynı olduğunu değil, yaklaşık bir izlenimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “birbirinden ayırt edilmesi zorlaştı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After an hour in the crowded hall, all the voices ____.
Cevabı göster
blended together
you start to see and hear those words much more clearly.
5:53o sözcükleri çok daha net görüp duymaya başlarsınız.
Honestly, it's kind of like when I learn a new English word,
5:56Açıkçası bu, yeni bir İngilizce sözcük öğrendiğimde yaşadığıma benziyor,
I probably came across that word before, Öbek fiiller
6:03muhtemelen o sözcükle daha önce de karşılaşmışımdır,
came across: bir şeyi tesadüfen bulmak
Burada came across, kelimeyi bilinçli olarak aramadan ona tesadüfen rastlamak veya onu bulmak anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi came daha önceki bir karşılaşmayı gösterirken didn't notice it, kelimenin konuşanın etkin dikkatine neden girmediğini açıklar. Come across ifadesi kişi, nesne veya bilgiyi nesne olarak alabilir. Yeniden kullanılabilir kalıp come across + isimdir ve tesadüfi bir keşif ya da karşılaşma anlamı taşır.
Alıştırma
Cümleyi come across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While browsing old files, I ____ a photograph I had forgotten about.
Cevabı göster
came across
But now that I've truly learned the word, Dilbilgisi
6:06Ama artık sözcüğü gerçekten öğrendiğim için,
now that: değişmiş bir durumu neden olarak sunmak
Now that, gerçekleşmiş ve artık doğru olan bir durumu tanıtır ve bunu ardından gelen sonucun nedeni olarak sunar. Burada kelimeyi gerçekten öğrenmiş olmak yeni gerçektir; konuşmacı bu nedenle artık kelimeyi fark eder. Yapı now that + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Yalnızca bir olayın zamanını belirtmek yerine, değişmiş bir mevcut koşulu şimdiki sonucuna bağlar.
Alıştırma
Değişmiş bir mevcut durumu neden olarak sunan iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: "____ we have a map, we can choose the safest route."
Cevabı göster
Now that
and has an impact on brain function.
6:18beyin işlevlerini nasıl etkilediğine dair çarpıcı bir örnek.
turned back around: etki yönünün tersine dönmesi
Bu cümlede turned back around, etkinin yönünün tersine dönmesini anlatan bir benzetmedir. Beyin dili mümkün kılmış, dil de daha sonra beyin işlevini etkilemiştir; yani etki kaynağına doğru geri dönmüştür. İfade, çevresindeki neden-sonuç zinciriyle anlam kazanır: bir şey başka bir şeyi üretir, ikinci şey de daha sonra birincisi üzerinde etkili olur. Bir kişinin veya nesnenin fiziksel olarak dönmesini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede turned back around ne anlama geliyor?
- Dil daha sonra, kendisinin oluşmasına yardımcı olan beyni etkiledi.
- Dil beyin işlevini etkilemeyi bıraktı.
- Dil fiziksel olarak bir daire çizerek döndü.
Cevabı göster
Dil daha sonra, kendisinin oluşmasına yardımcı olan beyni etkiledi.
Not only is our perception of the world an illusion, Dilbilgisi
6:20Dünyaya ilişkin algımız bir yanılsama olmakla kalmıyor,
our brains are an active part of creating it.
6:22beynimiz de onu yaratma sürecinde etkin bir rol oynuyor.
Cümlecik başındaki Not only is ve özne–yardımcı fiil devrikliği
Bildirme cümleciğinin başında kullanılan Not only olumsuz ve sınırlayıcı bir etki taşır ve özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar. be ile fiil özneden önce gelir; dolayısıyla kalıp Not only is + özne + tümleç şeklindedir. Bu devrik sıra cümleyi soru hâline getirmez. Bu başlangıç bir noktayı sunarken başka bir noktanın daha ekleneceğini bildirir. Bu cümlede, tam bağlayıcı olan but also açıkça söylenmese de our brains are an active part of creating it eklenen noktayı sağlar. Başka bağlamlarda kullanılabilecek resmî kalıp Not only + yardımcı fiil/be + özne + ..., (but) özne + (also) + ... şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, cümlecik başındaki ifadeyi ve devrik fiili kullanarak tamamlayın: “____ the new schedule more efficient, it also gives employees more flexibility.”
Cevabı göster
Not only is
I hope you found it as interesting as I genuinely did.
6:26Umarım siz de benim gibi gerçekten ilginç bulmuşsunuzdur.
we will see you next time for a new science video.
6:36yeni bir bilim videosunda tekrar görüşmek üzere.