"Sabah Ereksiyonu"nun Bilimi: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
373 kelime 194 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım, uyku sırasındaki ereksiyonları REM döngüleri, nörotransmiterler ve kan akışıyla ilişkilendiriyor; sonra neden uyanınca fark edildiklerini ve dolu mesanenin olası rolünü inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pitch a tent - Deyimler ve mecazi ifadeler: bunun ereksiyon için mizahi bir örtmece olduğunu anlayın, tarafsız bir tıp terimi gibi kullanmayın. 2. between four or five - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: konuşmadaki karışımı fark edin; standart İngilizcede four or five ya da aralık için between four and five kullanın. 3. can contribute to - Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: dolu mesaneyi tek veya kesin neden saymadan olası etkenlerden biri olarak anlatın.

Bu derste

It affects grown men,

0:00

Yetişkin erkeklerde görülür,

little boys,

0:01

küçük oğlanlarda da,

and even happens to males still in utero. Kelime

0:02

hatta henüz anne karnındaki erkek bebeklerde bile.

Kelime

Kalıplaşmış ifade “in utero”

In utero, “rahmin içinde” veya “doğumdan önce” anlamına gelen, Latince kökenli, kalıplaşmış ve resmî bir edat öbeğidir. Bu cümlede erkek bireylerin ne zaman ve nerede etkilendiğini belirtir: söz konusu durum, onlar hâlâ rahimde gelişirken ortaya çıkabilir. Bu öbek genellikle develop in utero veya be exposed in utero örneklerinde olduğu gibi zarf işlevi görür. Utero sözcüğünü tek başına İngilizce bir yer adı gibi kullanmak yerine, in utero ifadesinin tamamını kalıplaşmış bir birim olarak öğrenmek gerekir.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen Latince kökenli kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Doctors detected the condition ____, before the baby was born.

Cevabı göster

in utero

You know,

0:04

Hani şu,

the ability to pitch a tent in the morning Deyimler

0:05

sabahları çadır kurabilme yeteneği var ya,

without any actual camping skills.

0:07

hem de hiçbir kampçılık beceriniz olmadan.

Deyimler

“pitch a tent” ifadesindeki cinsel ima

Pitch a tent normalde kamp çadırı kurmak anlamına gelir. Burada ise cinsel bir örtmecedir: giysilerin veya yatağın altında oluşan ereksiyonun şekli, kurulmuş bir çadıra benzetilir. Kampçılık becerisine sahip olmamaktan söz edilmesi, kampçılıkla ilgili gerçek anlamı bilinçli olarak etkin tutar ve kelime oyununu oluşturur. Bu ifade kendiliğinden her zaman cinsel bir anlam taşımaz. Dinleyici, bağlam gerçek bir kamp yerine bedene, uyanmaya, giysilere veya yatağa işaret ettiğinde cinsel imayı çıkarır.

Alıştırma

“He joked that he had pitched a tent under the blanket, even though there was no camping gear,” cümlesinde pitched a tent büyük olasılıkla neyi ima eder?

  1. Battaniyeyi katlayıp çanta yaptı.
  2. Ereksiyon yaşadı.
  3. Gerçek bir kamp barınağı kurdu.
Cevabı göster

Ereksiyon yaşadı.

Now that we've got the one obligatory joke out of the way, Notlar

0:09

Zorunlu şakamızı da aradan çıkardığımıza göre,

Öbek fiiller

get something out of the way: devam etmeden önce bitirmek

Get something out of the way burada deyimsel kullanılmıştır: gerekli bir işi ele almak veya bitirmek ve böylece ardından gelecek şeyi artık geciktirmemesini, dikkati ondan uzaklaştırmamasını ya da engellememesini sağlamak anlamına gelir. Şaka, yol üzerindeki fiziksel bir nesne olarak değil, önce tamamlanması gereken zorunlu bir aşama olarak görülür. Bu deyim ayrılabilir: get the joke out of the way ve get it out of the way örneklerinde olduğu gibi nesne normalde get ile out of the way arasına gelir. Böylece kalıp günlük işler, resmî işlemler, zor konular ve diğer ön hazırlık görevleri için kullanılabilir.

Alıştırma

Görevi bitirip bir sonraki etkinliği engellememesini sağlamak anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce son kısmı yazın: Let's get the budget review ____ before lunch.

Cevabı göster

out of the way

we can get to the hard facts of nocturnal penile tumescence, Kelime

0:12

gece yaşanan penis sertleşmesiyle ilgili “sert” gerçeklere geçebiliriz;

Dilbilgisi

Now that ... we can: gerçekleşmiş bir koşul sonraki adımı mümkün kılar

Now that, zaten gerçekleşmiş ve ardından gelenlerle ilgili olan bir koşulu ya da durumu sunar. Burada zorunlu şakanın bitirilmesi, açıklamanın sonraki kısmına geçilmesinin önünü açar. Ana cümledeki we can get to ... bunun sonucunda ortaya çıkan olanağı belirtir: ön hazırlık niteliğindeki adım tamamlandığı için konuşanlar artık devam edebilir. Now that + yan cümle, ana cümle kalıbı, yalnızca şimdiki zamana işaret etmek yerine yeni oluşmuş bir koşulu sonucuna bağlar.

Alıştırma

Tamamlanan güvenlik kontrollerini bir sonraki adımı mümkün kılan koşul olarak sunan iki sözcüklü İngilizce bağlacı yazın: ____ the safety checks are complete, we can open the doors.

Cevabı göster

Now that

otherwise known as morning wood.

0:15

bu durum sabah ereksiyonu olarak da bilinir.

Kelime

otherwise known as: nocturnal penile tumescence ile morning wood arasında bağlantı kurma

Bu cümlede nocturnal penile tumescence, uyku sırasında meydana gelen ereksiyonların resmî tıbbi terimi olarak sunulurken morning wood bu olgunun yaygın ve gayriresmî adı olarak verilir. X, otherwise known as Y kalıbı, Y'yi X'in başka bir adı olarak tanıtır. Burada ayrıca dinleyiciyi teknik dilden daha kolay anlaşılır gündelik bir ada yönlendirir.

Alıştırma

Cümleyi, başka bir adı tanıtan ve derste geçen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: “The medication acetaminophen, ____ paracetamol, is sold worldwide.”

Cevabı göster

otherwise known as

It turns out morning erections are part of the normal sleep cycle Anlatım akışı

0:18

Aslında sabah ereksiyonları normal uyku döngüsünün bir parçasıdır

and occur multiple times throughout the night.

0:21

ve gece boyunca birçok kez gerçekleşir.

Anlatım akışı

It turns out: sonradan keşfedilen bir gerçeği tanıtma

It turns out, kontrol, araştırma, açıklama veya daha sonraki olaylar sonucunda netleşen bir gerçeği tanıtır. Genellikle sonucun birinin beklediğinden farklı olduğunu belirtir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciyi önceki bir varsayım veya hazırlıktan gerçek bulguya geçirir. Ardından genellikle bir yan cümle gelir ve that isteğe bağlıdır: It turns out (that) the store was open.

Alıştırma

Cümleyi, “kanıtlar daha sonra gösterdi” anlamına gelen ve derste geçen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: “We checked the records, and ____ the payment had already gone through.”

Cevabı göster

it turns out

The mind and body go through stages of sleep Öbek fiiller

0:23

Zihin ve beden farklı uyku evrelerinden geçer:

from non-REM stages,

0:25

önce REM dışı evreler gelir,

which gradually become deep sleep,

0:27

bunlar giderek derin uykuya dönüşür

finally followed by REM or rapid eye movement sleep, Kalıp ifadeler

0:28

ve son olarak REM, yani hızlı göz hareketi uykusu gelir;

Kalıp ifadeler

finally followed by: akhirnya diikuti oleh

Finally followed by, bir dizideki son adımı belirtir. Followed edilgen bir ortaçtır: İfadeden önce adı geçen evre önce gerçekleşir, by sözcüğünden sonraki isim olan REM uykusu ise ardından gelir. Finally, bunun anlatılan dizideki son geçiş olduğunu ekler. Aktarılabilir kalıp X is followed by Y biçimindedir ve X’in önce, Y’nin ise daha sonra gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

“The interview is finally followed by a short test,” cümlesinde en son ne gerçekleşir?

  1. İkisi aynı anda gerçekleşir
  2. Kısa bir sınav
  3. Mülakat
Cevabı göster

Kısa bir sınav

which is actually fairly shallow sleep.

0:31

bu da aslında oldukça hafif bir uykudur.

Öbek fiiller

go through stages: aşamalardan geçmek

Burada go through, bir dizi evreyi deneyimlemek veya sırayla bu evrelerden geçmek anlamına gelir. Zihin ve beden bir uyku evresinden diğerine geçer; fiziksel olarak bir nesnenin içinden geçmez. Go through ifadesinin anlamını çoğu zaman nesnesi belirler. Bir süreç, evreler dizisi, değişim veya zor bir dönemle kullanıldığında, bunların her bir bölümünü zaman içinde deneyimlemeyi anlatır.

Alıştırma

Bir sürece tabi tutulmak anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: Before approval, every application must ____ a safety review.

Cevabı göster

go through

This cycle occurs between four or five times a night. Dilbilgisi

0:33

Bu döngü bir gecede dört ya da beş kez tekrarlanır.

Dilbilgisi

between four or five: or ile between ... and arasında seçim

Buradaki between four or five, iki standart kalıbın birleşimidir: four or five ve between four and five. Amaçlanan anlam, between tarafından yönetilen bir seçim değil, gecede yaklaşık dört ila beş kez gerçekleştiğine dair bir tahmindir. Gerçek sayı dört veya beşten biri olabilecekse four or five times kullanın. Sayıları bir aralığın uç noktaları olarak sunuyorsanız between four and five times kullanın; between sonrasında uç noktaları or ile değil, and ile bağlayın.

Alıştırma

Hangi cümle bir aralık için standart between ... and kalıbını kullanıyor?

  1. This cycle occurs between four and five times a night.
  2. This cycle occurs between four or five times a night.
  3. This cycle occurs four or five times a night.
Cevabı göster

This cycle occurs between four and five times a night.

As you enter REM sleep,

0:36

REM uykusuna girdiğinizde,

not only do dreams occur, Dilbilgisi

0:37

yalnızca rüya görmekle kalmazsınız,

but a few physiological changes take place as well. Kalıp ifadeler

0:39

aynı zamanda bazı fizyolojik değişiklikler de yaşarsınız.

Dilbilgisi

Not only do ... but ... as well yapısı

Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesini gerektirir: not only dreams occur değil, not only do dreams occur denir. Do yardımcı fiil, dreams özne, occur ise fiilin yalın hâlidir. But ile başlayan yan cümle ikinci ve daha ileri bir bilgi ekler. As well, also anlamına gelir ve fizyolojik değişikliklerin de ek bir gerçek olduğunu vurgular; yalnızca ilk yan cümlede devrik yapı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but ... as well kalıbı ve gerekli devrik yapıyla tamamlayın: ____ the alarm wake everyone, ____ it turned on the emergency lights ____.

Cevabı göster

Not only did · but · as well

Kalıp ifadeler

“Gerçekleşmek” anlamındaki take place

Bu cümlede take place, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. Özne olan a few physiological changes, gerçekleşen şeydir; ifade, değişikliklere kimin ya da neyin sebep olduğunu belirtmez. Take place, geçişsiz ve kalıplaşmış bir ifadedir. take ve place sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede take place doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The ceremony will take place in the main hall.
  2. The staff will take place the ceremony in the main hall.
  3. The ceremony will be taken place in the main hall.
Cevabı göster

The ceremony will take place in the main hall.

Namely, Anlatım akışı

0:42

Daha açık söylemek gerekirse,

your brain begins to shut off some neurotransmitters Öbek fiiller

0:42

beyniniz bazı nörotransmitterleri devre dışı bırakmaya başlar;

Anlatım akışı

Kesin açıklama yapmak için Namely

Namely, dinleyiciye sıradaki sözlerin önceki genel ifadenin tam olarak neyi anlattığını belirteceğini gösterir. Burada fizyolojik değişikliklerden genel olarak söz edildikten sonra nörotransmiterlerle ilgili belirli değişikliğe geçilir. Bilgiyi genelden özele doğru düzenler: önce genel noktayı belirtin, ardından kesin ayrıntıyı namely ile verin.

Alıştırma

İkinci yan cümle kesin nedeni verdiğinde cümleyi en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? The delay had one main cause: ___, the server had lost power.

  1. namely
  2. meanwhile
  3. for example
Cevabı göster

namely

Öbek fiiller

Shut off: etkinliği durdurmak veya baskılamak

Bu cümlede shut off, bir şeyin etkinliğini veya etkilerini geçici olarak durdurmak ya da baskılamak anlamına gelir. Beynin bazı nörotransmiterlerin kullanılabilirliğini veya etkisini azalttığını anlatır; bir şeyi fiziksel olarak kapatmak ya da bu kimyasalları kalıcı olarak ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Daha genel olarak shut off; bir makineyi, kaynağı veya akışı, sinyali ya da süreci durdurmayı anlatabilir. Durmanın tam derecesi bağlama bağlıdır. Bu nedenle halka yönelik basitleştirilmiş bir bilimsel açıklamada, sözcüğü sözcüğüne tam bir durma yerine geçici düzenlemeyi gösterebilir.

Alıştırma

Nörotransmiterlerle ilgili cümlede shut off büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Etraflarındaki bir kabı fiziksel olarak kapatmak
  2. Etkinliklerini geçici olarak durdurmak veya baskılamak
  3. Onları beyinden kalıcı olarak çıkarmak
  4. Nörotransmiterlerin daha hızlı hareket etmesini sağlamak
Cevabı göster

Etkinliklerini geçici olarak durdurmak veya baskılamak

in an effort to regulate your body, Kalıp ifadeler

0:44

bunu bedeninizi düzenlemek

Kalıp ifadeler

In an effort to: amacı bir girişim olarak sunmak

In an effort to, bir eylemin amaçlanan sonucunu tanıtır: eylem, ardından gelen hedefe ulaşma girişimi olarak yapılır. Burada regulate your body, beynin eyleminin hedefidir. Bu ifade garantili bir sonucu değil, çabayı veya niyeti vurgular. Kalıbı in an effort to + fiilin yalın hâlidir; örneğin in an effort to reduce delays.

Alıştırma

Eylemi garantili bir başarı değil, bir girişim olarak sunan dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team changed its schedule ____ reduce delays.

Cevabı göster

in an effort to

and in some cases stop you from acting out your dreams. Öbek fiiller

0:46

ve bazı durumlarda rüyalarınızı eyleme dökmenizi önlemek için yapar.

Öbek fiiller

acting out a dream: bir rüyayı bedenen canlandırmak

acting out your dreams ifadesindeki act out, bir rüyada gerçekleşen hareketleri veya olayları bedenen gerçekten yapmak anlamına gelir. Bağlamdaki düşünce, uyuyan bedenin rüya gerçekmiş gibi hareket edebilmesidir. İfade, anlamını nesnesinden alır: bir scene, story veya dream, hareketlerle gösterilerek act out edilebilir. Buradaki dreams, yaşam hedeflerini değil, uyku sırasında görülen rüyaları anlatır.

Alıştırma

“During the nap, Ava acted out her dream by throwing an imaginary ball,” cümlesinde acted out her dream ne anlama gelir?

  1. Üzgün olduğu için kötü davrandı.
  2. Önemli bir yaşam hedefine ulaşmak için çalıştı.
  3. Rüyadaki hareketleri bedenen yaptı.
Cevabı göster

Rüyadaki hareketleri bedenen yaptı.

One of these neurotransmitters, norepinephrine,

0:49

Bu nörotransmitterlerden biri olan norepinefrin,

happens to be involved in the control of erections. Dilbilgisi

0:51

ereksiyonların kontrolünde rol oynar.

Dilbilgisi

happens to be: ek veya tesadüfi bir gerçek

happens to be ifadesindeki happen to + fiilin yalın hâli, bir gerçeği tesadüf, ek bilgi veya o anda konu açısından yeni önem kazanmış bir bilgi olarak sunar: norepinefrin ereksiyonların kontrolünde rol oynar ve bu gerçek anlatılan nokta açısından yararlıdır. Özne olan norepinephrine tekil olduğu için happen fiiline -s gelir ve happens olur. to sonrasındaki be fiilin yalın hâlidir. Bu yapı, bir olayın şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘tesadüfen öyledir’ anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: My new lab partner ____ from the same hometown as I am.

Cevabı göster

happens to be

Specifically, it causes vasoconstriction of penis blood vessels, Kelime

0:54

Daha açık bir ifadeyle, penisteki kan damarlarını daraltır

actively preventing an erection.

0:58

ve ereksiyonu aktif olarak engeller.

Kelime

vasoconstriction: kan damarlarının daralması

“Vasoconstriction”, kan damarlarının daralmasını ifade eden tıbbi bir isimdir. “Vaso-” damar anlamına gelir; “constriction” ise daralma veya sıkışmayı belirtir. Bu cümlede söz konusu daralma, penisteki damarlardan geçen kan akışını azaltır ve böylece ereksiyona karşı etki gösterir. Terim, damar çapındaki bir değişimi anlatır; damarın kalıcı olarak tıkandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi kan damarlarının daralmasını ifade eden tıbbi terimle tamamlayın: Cold temperatures can cause ____ in the skin.

Cevabı göster

vasoconstriction

It's like a stop sign to blood flow. Deyimler

1:00

Kan akışının önüne konmuş bir dur levhası gibidir.

Deyimler

like a stop sign to blood flow: engellemeyi anlatan bir benzetme

“Like” sözcüğü burada bir benzetme yapıldığını gösterir. Konuşmacı bu etkiyi trafikteki bir dur işaretine benzeterek kan akışının engellendiğini hayal etmenizi ve fizyolojik mekanizmayı daha kolay anlamanızı sağlar. Bu, işleve dayalı bir karşılaştırmadır; gerçek anlamda bir iddia değildir. Vücudun içinde fiziksel bir işaret yoktur ve bu görüntü tek başına bütün kan akışının tamamen durduğu anlamına gelmez. Burada engelleyici bir etkiyi özetler.

Alıştırma

Bir doktor “This signal is like a stop sign to blood flow.” diyor. Bu karşılaştırma ne anlama gelir?

  1. Kan akışını engeller veya ciddi ölçüde sınırlar.
  2. Vücudun içinde gerçek bir trafik işareti oluşturur.
  3. Her kan damarını kalıcı olarak kapatır.
  4. Kan akışını hızlandırır.
Cevabı göster

Kan akışını engeller veya ciddi ölçüde sınırlar.

But as you enter REM sleep,

1:01

Ancak REM uykusuna girdiğinizde,

norepinephrine decreases

1:03

norepinefrin seviyesi düşer

and testosterone-related actions are now able to take place.

1:04

ve testosteronla ilişkili süreçler devreye girebilir.

This leads to vasodilation or increased blood flow to the blood vessels, Notlar

1:08

Bu, vazodilatasyona, yani damarlara giden kan akışının artmasına yol açar

Kelime

vasodilation or increased blood flow: teknik bir terimi açıklamak

Vasodilation, kan damarlarının genişlemesidir. Increased blood flow, bu genişlemenin yaygın bir sonucunu daha anlaşılır bir dille açıklar. Burada or bir yeniden ifade etme işlevi görür: teknik terimin ardından genel okuyucunun onu anlamasına yardımcı olan bir açıklama gelir. Birbirini dışlayan iki olasılık sunmaz.

Alıştırma

"The treatment promotes vasodilation, or widening of the blood vessels," cümlesinde or ne işe yarar?

  1. Birbirini dışlayan iki tedavi seçeneği sunar.
  2. Vasodilation durumunun kan akışını azalttığını gösterir.
  3. Vasodilation için sade bir açıklama getirir.
Cevabı göster

Vasodilation için sade bir açıklama getirir.

ultimately causing an erection.

1:12

ve sonunda ereksiyona neden olur.

Anlatım akışı

leads to ... ultimately causing: neden-sonuç zinciri kurmak

Leads to, zincirdeki bir sonraki sonucu tanıtır: This ile belirtilen durum vazodilatasyon veya kan akışında artış meydana getirir. Dil bilgisi bakımından lead to ifadesinden sonra bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir. Ultimately causing, bu ara sonuçtan sonra ulaşılan nihai sonucu ekler. Ultimately son aşamayı belirtir; causing ise yeni bir ana fiil değil, önceki cümleciğe bağlı bir ortaçtır. Bu iki bağlantı ifadesi ara etki ile nihai sonucu birbirinden ayırır.

Alıştırma

Neden-sonuç zincirini lead to ifadesinin geniş zaman biçimiyle ve nihai sonucu belirten ortaç öbeğiyle tamamlayın: A blocked drain ____ water buildup, ____ damage to the floor.

Cevabı göster

leads to · ultimately causing

Why is this important?

1:14

Bu neden önemli?

Well, similar to muscle and other tissue,

1:15

Kaslar ve diğer dokularda olduğu gibi,

at night this extra blood increases oxygenation,

1:17

geceleri bu fazladan kan oksijenlenmeyi artırır,

serving as a system of repair and helping to maintain functionality. Dilbilgisi

1:20

bir onarım sistemi görevi görerek işlevselliğin korunmasına yardımcı olur.

Dilbilgisi

serving as ... ve helping to: Paralel tamamlayıcı -ing öbekleri

Burada serving as ve helping to, this extra blood ile bağlantılı tamamlayıcı -ing öbekleridir. Aynı şeyin iki işlevini anlatırlar: Bu ekstra kan bir onarım sistemi görevi görür ve işlevselliğin korunmasına yardımcı olur. Bu iki öbek ana cümleden sonra paralel biçimde kullanılmıştır; bu nedenle ikisi de increases ile anlatılan sürece bilgi ekler. Bu kısa yapı, iki ilişkili etkiyi tek bir cümlede sunar ve öbekleri yeni zamanlı fiillere dönüştürmeyi gerektirmez.

Alıştırma

Aynı özneyi tanımlamak için iki paralel -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The safety app sends alerts, serving as an early warning and it helps to keep users informed.
  2. The safety app sends alerts, serves as an early warning and helping to keep users informed.
  3. The safety app sends alerts, serving as an early warning and helping to keep users informed.
Cevabı göster

The safety app sends alerts, serving as an early warning and helping to keep users informed.

But why do we often wake up to this pleasant surprise? Öbek fiiller

1:23

Peki uyandığımızda neden sık sık bu hoş sürprizle karşılaşırız?

Öbek fiiller

wake up to: Uyanırken bir şeyi fark etmek

Bu soruda wake up to, uyanıp orada bulunan bir şeyi bulmak veya fark etmek anlamına gelir. to'dan sonra gelen this pleasant surprise isim öbeği, kişinin uyandığında karşılaştığı şeyi belirtir; buradaki to, bu unsuru tanıtan bir edattır ve mastar işareti değildir. Daha geniş anlamda wake up to, daha önce fark edilmeyen bir gerçeğin, sorunun veya durumun farkına varmak anlamına da gelebilir. Anlamın uyanırken gerçekleşen gerçek bir keşif mi yoksa mecazi bir fark ediş mi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede wake up to bir sorunun farkına varmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The board finally woke up to the risks of the outdated software.
  2. I woke up to a cold room after the heater stopped.
  3. I woke up at six to catch the train.
Cevabı göster

The board finally woke up to the risks of the outdated software.

Well,

1:26

Şöyle ki,

we often wake up just out of REM sleep

1:27

çoğu zaman REM uykusundan henüz çıkmışken uyanırız

and as a result see the remnants of this sleep stage. Anlatım akışı

1:29

ve bunun sonucunda bu uyku evresinin izlerini görürüz.

Anlatım akışı

as a result ... uyku kalıntılarını görmek

as a result bir sonuç bağlacıdır; önceki bilginin sonucunda ne olduğunu belirtir. Bu cümlede REM uykusundan hemen uyanmak neden, o uyku evresinin kalıntılarını görmek ise sonuçtur. Bu ifade, ilişkiyi belirsiz bir and bağlacına bırakmak yerine neden-sonuç bağlantısını açıkça kurar. İkinci düşüncenin birinciden doğan sonuç olduğunu, ona paralel başka bir neden olmadığını gösterir.

Alıştırma

Uyku evresinin kalıntılarını görmenin REM uykusundan hemen uyanmanın sonucu olduğunu en iyi hangi ifade gösterir?

  1. in contrast
  2. for example
  3. as a result
Cevabı göster

as a result

There's also evidence that a full bladder can contribute to morning wood. Notlar

1:31

Dolu bir mesanenin sabah ereksiyonuna katkıda bulunabileceğine dair kanıtlar da var.

Anlatım akışı

There's also evidence that ... ihtiyatlı destek eklemek

There's also evidence that kanıt sunan ihtiyatlı bir çerçevedir. Ardından gelen cümleyi gözlemler veya araştırmalar tarafından desteklenen bir iddia olarak sunar; can ise iddiayı kesinlik değil olasılık düzeyinde tutar. Also, daha önce söylenmiş bir şeyin yanı sıra ek bir destek bulunduğunu gösterir. Bu çerçeve önce kanıtı, sonra iddiayı düzenler; kanıtın iddiayı kesin olarak kanıtladığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle ek kanıta dayalı bir iddiayı kesinmiş gibi sunmadan ifade eder?

  1. I personally guarantee that regular exercise improves sleep.
  2. Regular exercise definitely improves sleep for everyone.
  3. There's also evidence that regular exercise can improve sleep.
Cevabı göster

There's also evidence that regular exercise can improve sleep.

Kalıp ifadeler

can contribute to: olası bir katkı etkeni

Bu cümlede can contribute to, “bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan etkenlerden biri olabilir” anlamına gelir. can olasılık bildirir; contribute to ise eksiksiz bir neden değil, kısmi bir etki sunar. Kalıp can contribute to + isim veya -ing biçimidir. Birden fazla etkenin rol oynayabileceği ve kanıtların tek bir etkenin sonucu kesin olarak doğurduğunu göstermediği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “olası etkenlerden biri olmak” anlamındaki temkinli neden ifadesiyle tamamlayın: Poor ventilation ____ headaches, although other factors may also be involved.

Cevabı göster

can contribute to

The increased bladder size through the night

1:35

Gece boyunca büyüyen mesane

stimulates a region of the spinal cord

1:37

omuriliğin bir bölgesini uyarır

which can cause a reflex erection.

1:39

ve bu da refleks bir ereksiyona yol açabilir.

The physiological benefit of this is to prevent you from urinating in your sleep, Dilbilgisi

1:41

Bunun fizyolojik yararı, uykuda idrar yapmanızı önlemesidir,

Dilbilgisi

The physiological benefit of this is to ...: bedensel yararı açıklamak

The physiological benefit of this is to ... az önce söz edilen süreci beden için yararlı bir etkiye bağlar. Physiological, benefit sözcüğünün kapsamını bedensel işlevle sınırlar; this ise önceki sürece gönderme yapar. The [adjective] benefit of X is to + fiilin yalın hâli kalıbında mastar, yararlı işlevi açıklar. Buradaki is to prevent, mekanizmanın neyi gerçekleştirmeye yardımcı olduğunu anlatır; geleceğe yönelik bir planı ifade etmez.

Alıştırma

İkinci cümleyi The practical benefit of this is to kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: The app sends an alert before each deadline. ____ help users remember important dates.

Cevabı göster

The practical benefit of this is to

Dilbilgisi

prevent you from urinating: prevent someone from doing something kalıbı

Prevent you from urinating, prevent + kişi + from + -ing kalıbını kullanır. You eylemden etkilenen kişidir; urinating ise engellenen eylemi belirtir. Bu cümlede ifade, istem dışı bir eylemin uyku sırasında gerçekleşmesini önleyen bedensel bir mekanizmayı anlatır; uyanık bir kişiye verilen talimat değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp prevent someone/something from doing something şeklindedir.

Alıştırma

Prevent fiilinin doğru biçimini ve gerekli edatı kullanın: The safety barrier ____ visitors ____ entering the restricted area.

Cevabı göster

prevents · from

but most men can attest to the difficulty Kalıp ifadeler

1:45

ama çoğu erkek bunun ne kadar zorlayıcı olduğunu bilir,

proposed by this conundrum after waking in the morning.

1:48

özellikle de sabah uyanıp bu ikilemle karşılaşınca.

Kalıp ifadeler

can attest to: deneyim veya kanıta dayanarak doğrulamak

Can attest to, “kişisel deneyime veya kanıta dayanarak bir şeyin doğru olduğunu doğrulayabilmek ya da destekleyebilmek” anlamına gelir. To edatı attest to kalıbının parçasıdır ve ardından normalde bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Buradaki can, birçok erkeğin deneyimlerinden yola çıkarak doğrulayabilecek durumda olduğu şeyi genelleştirir; yemin ettikleri anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen yapı can attest to + isim/ulaç şeklindedir.

Alıştırma

“Kişisel deneyime dayanarak doğrulamak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After using the backup system for a year, I can ____ its reliability.

Cevabı göster

attest to

Rise and shine. Deyimler

1:51

Haydi, kalkın ve parlayın.

Deyimler

Rise and shine: kalk ve güne enerjik başla

İlk bakışta Rise and shine, birine kalkmasını ve güne enerjik başlamasını söylemenin neşeli bir yoludur. Burada rise sözcüğü, daha önceki ereksiyon konuşmasını da çağrıştırır; bu yüzden tanıdık sabah ifadesi şakacı bir çift anlama dönüşür.

Alıştırma

Rise and shine ifadesi genellikle ne işe yarar?

  1. Bir şeyin yandığına dair bir uyarıdır.
  2. Bir toplantıyı resmî olarak bitirme ifadesidir.
  3. Birine neşeli biçimde kalkmasını söyleyen bir ifadedir.
Cevabı göster

Birine neşeli biçimde kalkmasını söyleyen bir ifadedir.

Got a burning question you want answered? Deyimler

1:53

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

a burning question: acil ve çok merak edilen bir soru

Burada a burning question, kişinin cevabını özellikle çok merak ettiği bir soruyu anlatır. Burning mecaz anlamdadır; gerçek ateşi veya fiziksel acıyı değil, aciliyet ve güçlü merakı vurgular. Cümlenin tamamında bu ifade, izleyicileri soru göndermeye davet etmeyi daha canlı ve ilgi çekici hâle getirir.

Alıştırma

a burning question ifadesinde burning ne anlatır?

  1. Sorunun bir yangın hakkında olduğunu söyler.
  2. Konuşanın bir cevap almak için çok istekli olduğunu gösterir.
  3. Sorunun anlaşılmasının zor olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Konuşanın bir cevap almak için çok istekli olduğunu gösterir.

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter

1:55

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden bize sorun

and subscribe for more weekly science videos.

1:57

ve her hafta yeni bilim videoları izlemek için abone olun.