Topluluk önünde konuşma ipuçları - Bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
632 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Bir eğitmen, İngilizce topluluk önünde daha güvenli konuşmak için hazırlık, pratik ve performanstan oluşan üç bölümlü bir yöntem sunuyor; malzeme ve teknolojiyi kontrol etmekten sesli provaya ve tüm dinleyicileri konuşmaya dâhil etmeye kadar ilerliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I've organized them into the three P's: — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Önerileri hazırlık, pratik ve performans başlıklarına ayıran, akılda kalıcı bir çerçeveyi nasıl tanıtacağınızı öğrenin. Bu düzenleme tekniğini sunumlara veya yazılara uyarlayarak dinleyicilerin genel yapıyı baştan anlamasını ve her aşamayı kolayca izlemesini sağlayabilirsiniz. 2. practicing out loud. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Sözcükleri yalnızca zihinde kurmak yerine gerçekten ses çıkararak prova yapmayı anlatan bu doğal birlikteliği kavrayın. Konuşma pratiğinden söz ederken kullanabilir; sesli çalışmanın ağzı dile alıştırdığını ve bir kaydı yeniden dinleyerek anlatım biçimini değerlendirmeye yardım ettiğini anlayabilirsiniz. 3. That way, you're making sure that all of your audience feels included. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Daha önce açıklanan bir eylemi amaçlanan sonucuna bağlamayı öğrenin. Burada odanın ortasına, sağına ve soluna bakmanın herkesi konuşmaya dâhil ettiği açıklanır; aynı yapı, yönergelerin ve tavsiyelerin amacını açıkça göstermek için de kullanılabilir.

Bu derste

Okay, so Nishma, would you mind taking that chair and moving it off camera? Notlar

0:00

Tamam, Nishma, o sandalyeyi alıp kameranın açısından çıkarır mısın?

Ton ve niyet

would you mind: nazikçe ricada bulunmak

Burada would you mind, Nishma'dan bir şey yapmasını nazikçe istemenin bir yoludur. Yalnızca onun ne hissettiğini sormaz; konuşan kişi sandalyenin taşınmasını ister. Bu tür bir rica için would you mind + fiilin -ing biçimi kullanılır: would you mind taking ... and moving ...? Sure veya No problem, ricayı kabul eder. No, not at all da “sakıncası yok, yardım ederim” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Nazik ricayı tamamlayın. Ardından -ing biçiminde bir fiil gelmesi gereken ifadeyi kullanın: ____ closing the window?

Cevabı göster

Would you mind

Kelime

moving it off camera: bir şeyi kamera kadrajının dışına taşımak

Moving it off camera, sandalyeyi çekimde görünen alanın dışına taşıyarak izleyicilerin onu görmemesini sağlamak demektir. Burada camera yalnızca fiziksel cihazı değil, çekilen görüntüyü ifade eder. move + nesne + off camera yapısında yer değiştiren şey nesnedir. Off, kamerayı kapatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Move the lamp off camera” birinden ne yapmasını ister?

  1. Lambayı kameranın görüş alanının dışına taşımak.
  2. Kamerayı lambaya yaklaştırmak.
  3. Kamerayı kapatmak.
Cevabı göster

Lambayı kameranın görüş alanının dışına taşımak.

And Zina,

0:04

Ve Zina,

actually the plant as well,

0:05

aslında o bitkiyi de,

if we could. Ton ve niyet

0:06

yapabilirsek.

Ton ve niyet

if we could: ek bir isteği yumuşatmak

Bu cümlede if we could, isteğe sonradan eklenen şeyin ardından gelir. Bitkiyi taşımak gibi eylem, konuşmadan zaten anlaşıldığı için söylenmez. Burada gerçek bir koşul sunmaz. Ek isteği yumuşatarak doğrudan bir emir gibi duyulmasını önler.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: Let's move the boxes—and the chairs as well, if we could. if we could ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Geçmişte bu yeteneğe sahip olup olmadıklarını sorar.
  2. Ek isteği yumuşatır.
  3. Kesin bir emir verir.
Cevabı göster

Ek isteği yumuşatır.

Lighting looks good and I'm just organizing my environment.

0:08

Işıklandırma iyi görünüyor ve sadece ortamımı düzenliyorum.

Let's do a sound check as well. Kalıp ifadeler

0:12

Bir ses kontrolü de yapalım.

Kalıp ifadeler

do a sound check: ses testi yapmak

Do a sound check, başlamadan önce mikrofonları, ses düzeylerini veya ses ekipmanını test ederek sesin düzgün çalıştığından emin olmak demektir. Burada sound check bir isim öbeğidir. Do bu testi gerçekleştirmek anlamına gelir; bu nedenle do a sound check hazırlık etkinliğinin tamamını adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi do a sound check kalıp ifadesiyle tamamlayın: Let's ____ before the school concert begins.

Cevabı göster

do a sound check

Good to go? Ton ve niyet

0:15

Hazır mıyız?

Ton ve niyet

Good to go? ile hazır olma durumunu kontrol etmek

Good to go?, Are you/we good to go? ifadesinin kısa konuşma biçimidir. Bir kişinin, grubun, planın veya ekipmanın bir sonraki adıma geçmeye hazır olup olmadığını sorar. Buradaki go, mutlaka “yürümek” veya “seyahat etmek” değil, “devam etmek” anlamına gelir. Bağlama göre soru “Hazır mısın?”, “Her şey hazır mı?” ya da “Başlayabilir miyiz?” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklük hazır olma sorusuyla tamamlayın: The microphones are connected. ____?

Cevabı göster

Good to go

Today, I want to talk a little bit about public speaking. Kalıp ifadeler

0:21

Bugün, topluluk önünde konuşma hakkında biraz konuşmak istiyorum.

Kalıp ifadeler

talk a little bit about ile bir konuyu yumuşak biçimde tanıtmak

talk a little bit about bir konuyu yumuşak ve sohbet havasında tanıtır. Temel yapı talk + a little bit + about + konu şeklindedir; bu cümlede konu public speaking ifadesidir. Burada a little bit, başlangıcı yumuşatır ve daha az ani duyulmasını sağlar. Sınırlı bir konuşma yapılacağını düşündürebilir, ancak konuşmanın kesinlikle çok kısa olacağını garanti etmez.

Alıştırma

Konuyu yumuşak bir şekilde tanıtmak için dersteki ifadeyi kullanın: I'd like to ____ how we can save water.

Cevabı göster

talk a little bit about

I have a lot of students who have to speak in public in English. Kalıp ifadeler

0:25

İngilizce olarak topluluk önünde konuşmak zorunda olan çok öğrencim var.

Kalıp ifadeler

speak in public: dinleyiciler önünde konuşmak

Speak in public, toplantı, sunum veya etkinlik gibi ortamlarda başka insanların dinleyici olarak bulunduğu bir yerde konuşmak demektir. Bu cümlede öğrencilerin bunu İngilizce yapması gerekiyor. In public, ortamı belirten kalıplaşmış bir ifadedir: Başka insanlar konuşanı görebilir veya duyabilir. Speak in public ifadesini bütün bir fiil öbeği olarak düşünün; burada public tek başına ‘halk’ anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

İfadeyi, in ile başlayan ve ‘dinleyiciler önünde’ anlamına gelen iki kelimelik öbekle tamamlayın: She feels nervous when she has to speak ____.

Cevabı göster

in public

Whether it's at a conference, Dilbilgisi

0:30

İster bir konferansta olsun,

giving a presentation at work,

0:32

ister iş yerinde bir sunum yaparken,

or just general day-to-day business meetings.

0:34

isterse sadece genel günlük iş toplantılarında.

Dilbilgisi

Whether ... or ... ile birden fazla durumu kapsamak

Burada Whether; konferans, işte sunum yapma ve günlük iş toplantıları gibi olası konuşma ortamlarını sıralamaya başlar. ‘Bu ortamların hangisi olursa olsun’ anlamına gelir; evet veya hayır cevabı isteyen bir soru değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Whether A, B, or C, + ortak bir sonuç şeklindedir. Birkaç örneği tek bir nokta altında toplar. Altyazıdaki liste konuşmanın devamıdır; bu yüzden ortak nokta önceki cümleden gelir.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the meeting is online ____ in person, everyone must register.

Cevabı göster

Whether · or

Public speaking can be nerve-wracking in your first language. Kelime

0:37

Topluluk önünde konuşmak anadilinizde bile sinir bozucu olabilir.

Kelime

nerve-wracking: kaygıya yol açan bir deneyimi anlatmak

Nerve-wracking, bir şeyin güçlü bir gerginlik veya kaygı yarattığını belirten bir sıfattır. Burada gerginlik duygusunu yaratan deneyim, public speaking yani topluluk önünde konuşmadır. Bu ifade kaygının kaynağına odaklanır. Bu nedenle sınavları, görüşmeleri, gösterileri veya önemli bir haberi beklemeyi doğal biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede neden için nerve-wracking, kişi için nervous doğru kullanılmıştır?

  1. The exam was nerve-wracking, and I felt nervous.
  2. The exam was nervous, and I felt nerve-wracking.
  3. I was a nerve-wracking exam, and the exam felt nervous.
Cevabı göster

The exam was nerve-wracking, and I felt nervous.

When you start doing it in your second or third,

0:40

Bunu ikinci veya üçüncü dilinizde yapmaya başladığınızda,

I can't even begin to imagine how nervous you're going to be. Kalıp ifadeler

0:42

ne kadar gergin olacağınızı hayal bile edemiyorum.

Kalıp ifadeler

I can't even begin to imagine: güçlü empati veya hayranlık ifade etmek

I can't even begin to imagine, bir şeyi gözünde canlandırmanın veya anlamanın konuşan kişi için son derece zor olduğunu güçlü biçimde belirtir. Even begin to gerçek bir başlangıç adımını anlatmaz; can't imagine ifadesini güçlendirir. Bu cümlede ifade, başka bir dilde konuşan kişiye empati göstermek için how nervous... yapısından önce kullanılır. İfadeden sonra bir şey, -ing ile biten bir eylem veya how difficult it was gibi how ile başlayan bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Güçlü empati belirten beş sözcüklük ifadeyi eksiksiz tamamlayın: I ____ how frightening that night was.

Cevabı göster

can't even begin to imagine

I have been practicing this skill,

0:46

Ben bu beceri üzerinde pratik yapıyorum,

so would love to share my tips with you. Ton ve niyet

0:47

bu yüzden ipuçlarımı sizinle paylaşmayı çok isterim.

Ton ve niyet

would love to share my tips with you: sıcak bir teklif

would love to share my tips with you ifadesi, tavsiye sunmaya yönelik sıcak ve istekli bir tutumu gösterir. Burada would, teklifi daha yumuşak ve samimi yapar; varsayımsal bir koşul bildirmez. İkinci bölümdeki I öznesi, ilk bölümdeki I have been practicing ifadesinden devam eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp I would love to + fiilin yalın hâlidir ve yararlı bir şeyi olumlu biçimde sunmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle tavsiye sunmaya yönelik sıcak ve istekli bir tutumu en açık şekilde gösterir?

  1. I would love to share a few useful tips with you.
  2. I will share a few useful tips with you.
  3. You must listen to my tips now.
Cevabı göster

I would love to share a few useful tips with you.

And I've organized them into the three P's: Anlatım akışı

0:51

Ve onları üç P halinde düzenledim:

preparation, practice, and performance.

0:54

preparation (hazırlık), practice (pratik) ve performance (performans).

Anlatım akışı

I've organized them into the three P's: akılda kalıcı bir çerçeve

I've organized them into the three P's, konuşmanın yapısını gösteren bir işarettir: dinleyicilere ipuçlarının adlandırılmış üç grup hâlinde sunulacağını bildirir. Buradaki üç P, hepsi P ile başlayan preparation, practice ve performance sözcükleridir. organize A into B kalıbı, bilginin açık bir çerçeve içinde nasıl bölündüğünü gösterir. Bölüm sayısını ve adlarını söylemek, dinleyicilerin sıradaki içeriği tahmin etmesine, takip etmesine ve hatırlamasına yardımcı olur; iki nokta ise listenin başlayacağını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede the three P's ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicilerden üç performanstan birini seçmelerini ister.
  2. Her ipucunun P harfini içerdiğini söyler.
  3. Dinleyicilere konuşmayı takip etmelerine yardımcı olan, adlandırılmış üç bölüm sunar.
Cevabı göster

Dinleyicilere konuşmayı takip etmelerine yardımcı olan, adlandırılmış üç bölüm sunar.

The saying preparation is key, Deyimler

0:57

"Hazırlık kilit noktadır" sözü,

I know, can be a little bit cliched, Anlatım akışı

0:59

biliyorum, biraz klişe gelebilir,

but it's the truth.

1:02

ama bu bir gerçektir.

Deyimler

preparation is key: key, “vazgeçilmez” demektir

preparation is key ifadesindeki key, fiziksel bir anahtar anlamına gelmez. is sözcüğünden sonra “vazgeçilmez” ya da “çok önemli” anlamına gelir; yani cümle, iyi bir sonuç elde etmede hazırlığın temel bir etken olduğunu söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X is key şeklindedir. Sonucu belirtmek için X is key to + isim veya -ing biçimi kullanılır: Planning is key to success; Practice is key to improving your skills.

Alıştırma

X is key kalıbını “vazgeçilmez” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: Clear communication is ____ during an emergency.

Cevabı göster

key

Anlatım akışı

can be a little bit cliched, but it's the truth: kuşkuyu kabul edip görüşü yeniden vurgulamak

can be a little bit cliched, önceki sözün fazla kullanıldığı için klişe gelebileceğini kabul eder. A little bit bu eleştiriyi yumuşatır. Ardından but it's the truth, konuşanın gerçek tutumunu gösterir: Bu söz yine de doğrudur. Bu sıralama dinleyicinin tepkisini yönlendirir. Konuşan önce olası bir itirazı dile getirip sonra ona cevap verir; bu nedenle asıl vurgu but sonrasındaki bilgidedir.

Alıştırma

Konuşan “It may sound cliched, but it is true” ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Konuşan, fazla kullanıldığı için düşünceyi reddeder.
  2. Konuşan, ilgisiz başka bir düşünceye geçer.
  3. Konuşan, düşüncenin fazla kullanılmış gelebileceğini kabul eder ve ardından onu yeniden destekler.
Cevabı göster

Konuşan, düşüncenin fazla kullanılmış gelebileceğini kabul eder ve ardından onu yeniden destekler.

Prepare your materials.

1:03

Materyallerinizi hazırlayın.

What do you want to talk about?

1:04

Ne hakkında konuşmak istiyorsunuz?

What is the key information that you want to share with your audience?

1:06

Dinleyicilerinizle paylaşmak istediğiniz temel bilgi nedir?

Make sure that you have all of your data, Kalıp ifadeler

1:09

Tüm verilerinize sahip olduğunuzdan emin olun,

all of your information,

1:11

tüm bilgilerinizi

prepare them, and look over them. Öbek fiiller

1:12

hazırlayın ve onları gözden geçirin.

Kalıp ifadeler

Make sure that: kontrol etmeyi hatırlatma

Make sure that ifadesinden sonra bir yan cümle gelir ve birine bir şeyin doğru ya da tamamlanmış olup olmadığını kontrol etmesini söyler. Burada gerekli tüm veri ve bilgilerin hazır olduğunu doğrulamak anlamındadır. Kelime kelime “kesinlik yaratmak” anlamına gelmez. Bir hatırlatma veya talimat görevi görür. Günlük konuşmada that çoğu zaman atılır: Make sure you have everything.

Alıştırma

Hatırlatmayı burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ your name is on the worksheet.

Cevabı göster

Make sure that

Öbek fiiller

look over them: onları kısaca gözden geçirmek

look over, bir şeyi kontrol etmek için kısaca incelemek veya okumak anlamına gelir. Bu cümlede them, hazırlanmasının ardından kontrol edilmesi gereken veri ve bilgileri ifade eder. Bu ifade genellikle hataları veya eksik ayrıntıları bulmak için hızlıca gözden geçirmeyi anlatır; uzun ve ayrıntılı bir inceleme anlamına gelmez.

Alıştırma

'Could you look over my drawing before I hand it in?' cümlesinde look over ne anlama gelir?

  1. Kısaca kontrol etmek
  2. Her ayrıntıyı ezberlemek
  3. Yüksek bir rafa koymak
Cevabı göster

Kısaca kontrol etmek

Next, prepare your environment.

1:14

Sonraki adım, ortamınızı hazırlayın.

If you are at home on a Zoom meeting, Dilbilgisi

1:16

Evde bir Zoom toplantısındaysanız,

make sure that your office is quiet,

1:18

çalışma odanızın sessiz olduğundan,

you're in a nice chair.

1:20

rahat bir sandalyede oturduğunuzdan emin olun.

Dilbilgisi

If you are at home on a Zoom meeting: tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtmek

if yan cümlesi, tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtir: evdeyken bir Zoom toplantısına katılmak. Burada if esas olarak şüphe anlatmaz; “durumunuz buysa” anlamına gelir. Tavsiye veya talimatlarda if yan cümlesi bilgileri duruma göre düzenleyebilir. Ana cümle de o durumda yapılması gerekeni söyler: burada odanın sessiz, sandalyenin ise rahat olduğundan emin olmak.

Alıştırma

Bu cümlede “If you are at home on a Zoom meeting” ne işe yarar?

  1. Geçmişteki gerçek dışı bir durumu anlatır.
  2. Evden Zoom toplantısına katılmanın imkânsız olduğunu söyler.
  3. Tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtir.
Cevabı göster

Tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtir.

If you're in a meeting at work,

1:22

İş yerinde bir toplantıdaysanız,

prepare your meeting room.

1:24

toplantı odanızı hazırlayın.

Make sure all of your tech works, Kelime

1:26

Tüm teknolojinizin çalıştığından emin olun,

Kelime

all of your tech works: ekipmanın düzgün çalışması

Burada tech, toplantı veya sunum için gerekli ekipman ve dijital araçları genel olarak anlatan, günlük dilde kullanılan bir sözcüktür. Bilgisayar, kamera, mikrofon, internet bağlantısı veya sunum yazılımı buna örnek olabilir. Works, “düzgün çalışır” anlamına gelir; “bir işi vardır” anlamına gelmez. Tech burada sayılamayan bir isim olarak kullanılır. Bu nedenle all of your tech, tekil fiil olan works ile kullanılır. Bu bölüm, gerekli her aracın kullanıma hazır olup olmadığını kontrol etmenizi söyler.

Alıştırma

“Make sure all of your tech works” ifadesindeki vurgulanan bölümün tamamı ne anlama gelir?

  1. Gerekli tüm ekipman ve dijital araçların düzgün çalıştığını kontrol etmek.
  2. Teknik ekipteki herkesin bir işi olduğunu kontrol etmek.
  3. Teknolojinin tamamlanmış eserler ürettiğini kontrol etmek.
Cevabı göster

Gerekli tüm ekipman ve dijital araçların düzgün çalıştığını kontrol etmek.

there's nothing worse than going to do a presentation, Kalıp ifadeler

1:28

sunum yapmaya gidip

Kalıp ifadeler

there's nothing worse than ...: güçlü ve abartılı bir yakınma

There's nothing worse than ... bir şeyin son derece kötü, sinir bozucu veya rahatsız edici hissettirdiğini belirten sabit bir vurgu kalıbıdır. Bu cümlede konuşmacı, sunum yapmaya gitmeyi özellikle kötü bir durum olarak güçlü biçimde sunar. Bu genellikle bilinçli bir abartıdır; dünyada gerçekten bundan daha kötü hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Hoş olmayan deneyimi adlandırmak için than sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Güçlü ve abartılı bir şikâyet bildiren sabit ifadeyi tamamlayın: There's ____ waiting in the rain.

Cevabı göster

nothing worse than

realizing the projector doesn't work,

1:31

projektörün çalışmadığını

or there's no speaker,

1:33

ya da hoparlör olmadığını

or there's no HDMI cable.

1:34

veya HDMI kablosu olmadığını fark etmekten daha kötü bir şey yoktur.

Finally, and I know it sounds weird that I'm giving you hygiene advice, Ton ve niyet

1:37

Son olarak, size hijyen tavsiyesi vermem kulağa tuhaf geliyor biliyorum,

but prepare yourself.

1:41

ama kendinizi de hazırlayın.

Ton ve niyet

I know it sounds weird that ...: dinleyicinin tepkisini önceden hesaba katmak

I know it sounds weird that ... konuşmacının beklenmedik veya rahatsız edici bir tavsiye vermeden önce dinleyicinin muhtemel tepkisini dile getirmesini sağlar. Burada konuşmacı, hijyen tavsiyesi vermesinin tuhaf görünebileceğini kabul ederek şaşkınlığı azaltır ve durumun yaratabileceği rahatsızlığın farkında olduğunu gösterir. that ile başlayan yan cümle, neyin kulağa tuhaf gelebileceğini belirtir. Ardından gelen but ana mesaja geçiş yapar: bu muhtemel tepkiye rağmen konuşmacı, dinleyicinin tavsiyeyi yine de dikkate almasını ister.

Alıştırma

Bir tavsiyeden önce kullanılan I know it sounds weird that ... ifadesinin temel amacı nedir?

  1. Tavsiyenin alışılmadık görünebileceğini kabul edip dinleyicinin tepkisini yumuşatmak
  2. Tavsiyenin kesinlikle yanlış olduğunu söylemek
  3. Tavsiyeyi vermeden konuşmayı bitirmek
Cevabı göster

Tavsiyenin alışılmadık görünebileceğini kabul edip dinleyicinin tepkisini yumuşatmak

Take a shower.

1:43

Bir duş alın.

It sounds really silly,

1:44

Kulağa gerçekten aptalca geliyor,

but being clean, Dilbilgisi

1:45

ama temiz olmak,

being fresh,

1:47

ferah olmak,

gives you confidence.

1:48

size özgüven verir.

Dilbilgisi

being clean, being fresh ... ifadesinin gives fiiline özne olması

Burada being clean ve being fresh iki durumu adlandırır. Birlikte gives fiilinin öznesi olurlar: bu durumlar kişiye güven verir. Bu, be + -ing fiiliyle kurulan ilerleyen zaman yapısı değildir. being + sıfat bu şekilde cümlenin başında kullanıldığında bir durumu adlandırabilir ve o durum hakkında genel bir yargı bildirebilir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri being + sıfat biçiminde bir özneye dönüştürün: ____ helps me concentrate. (be well rested)

Cevabı göster

Being well rested

Make sure that you're wearing something that's comfortable,

1:49

Rahat bir şeyler giydiğinizden emin olun,

but also makes you feel confident. Dilbilgisi

1:52

ama aynı zamanda size özgüven veren şeyler olsun.

Dilbilgisi

makes you feel confident: make + nesne + fiilin yalın hâli

makes you feel confident ifadesinde make, bir şeye neden olmak anlamındadır. You etkilenen kişidir; feel confident ise ortaya çıkan tepkidir: kıyafet bu hissi oluşturur. Bu etken yapıda make + nesne sonrasında gelen fiil yalın hâlde kullanılır: makes you feel denir, makes you to feel denmez. Tekrar kullanılabilen kalıp make + kişi + feel + sıfat şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi feel fiiliyle tamamlayın: A clean, comfortable shirt makes me ____ confident.

Cevabı göster

feel

Our next P is practice.

1:55

Bir sonraki P'miz practice (pratik).

So, as the saying goes, Anlatım akışı

1:57

Yani, atalarımızın dediği gibi,

practice makes perfect. Deyimler

1:58

pratik mükemmelleştirir.

Anlatım akışı

as the saying goes: bilinen bir sözü aktarmak

“As the saying goes”, bir atasözünü veya bilinen başka bir ifadeyi tanıtan söylem işaretleyicisidir. Burada dinleyiciye “practice makes perfect” sözünün yalnızca o an için ortaya atılmış yeni bir iddia değil, iyi bilinen bir söz olduğunu gösterir. Bu ifadede “saying”, “bilinen söz veya atasözü” anlamına gelen bir isimdir. İfadenin tamamı bilgiyi düzenler: önce ortak bir bilgelikten alıntı yapılacağını bildirir, ardından söz gelir.

Alıştırma

Bilinen bir atasözünü tanıtan ve burada öğretilen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, honesty is the best policy.

Cevabı göster

As the saying goes

Deyimler

practice makes perfect: tekrar edilen pratik gelişme sağlar

“Practice makes perfect”, bir beceriyi tekrar tekrar yapmanın o konuda çok daha iyi olmayı sağladığını anlatan yaygın bir atasözüdür. Tek seferlik bir denemeyi değil, düzenli çalışmayı teşvik eder. “Perfect” sözcüğü, gerçek hayatta genellikle elde edilen sonuçtan bilerek daha güçlüdür. Atasözü çoğunlukla “pratik gelişme ve ustalık sağlar” demektir; tamamen kusursuz bir performansı garanti etmez.

Alıştırma

“practice makes perfect” genellikle ne anlama gelir?

  1. Tek bir pratik seansı kusursuz sonuçları garanti eder.
  2. Bir beceriyi tekrar etmek gelişmenize yardımcı olur.
  3. Yalnızca doğuştan yetenekli kişiler beceri kazanabilir.
Cevabı göster

Bir beceriyi tekrar etmek gelişmenize yardımcı olur.

I would also suggest practicing out loud. Kalıp ifadeler

2:00

Ayrıca yüksek sesle pratik yapmanızı öneririm.

Kalıp ifadeler

practicing out loud: kelimeleri duyulacak şekilde söylemek

practicing out loud ifadesinde out loud, pratiğin nasıl yapıldığını anlatır: kelimeleri yalnızca düşünmek yerine gerçekten söylersiniz ve kendi sesinizi duyarsınız. Out loud mutlaka çok yüksek ses kullanmak anlamına gelmez. Kelimelerin söylenip duyulması gerektiğinde practice, read veya say gibi fiillerden sonra kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, “kelimelerin söylenip duyulacağı şekilde” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Before the presentation, practice your opening ____.

Cevabı göster

out loud

We are all perfectly capable of speaking to an incredibly high standard in our heads.

2:03

Hepimiz kafamızın içinde inanılmaz derecede yüksek standartlarda konuşma yeteneğine sahibiz.

I'm fluent in many languages in my head. Deyimler

2:09

Kafamın içinde birçok dili akıcı bir şekilde konuşuyorum.

Deyimler

in my head: söylenmek yerine zihinde hayal edilen

Burada in my head, fiziksel bir yeri değil, konuşan kişinin düşüncelerini veya sessiz hayal dünyasını anlatır. Kişi dili zihninde kurarken akıcı konuşuyormuş gibi hisseder. Cümle mizahi ve hafifçe kendisiyle dalga geçen bir tondadır: zihindeki akıcılıkla gerçekten konuşmayı karşılaştırır. Daha genel olarak in my head, bir fikrin, sesin veya planın hayal edildiğini ya da sessizce prova edildiğini gösterebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi “I'm fluent in many languages in my head” derken ne anlatıyor?

  1. Kelimeleri hayal ederken kendimi akıcı hissediyorum, ama konuşmak daha zor olabilir.
  2. Gerçek konuşmalarda birçok dili akıcı konuşabiliyorum.
  3. Birçok dil fiziksel olarak kafamın içinde saklanıyor.
Cevabı göster

Kelimeleri hayal ederken kendimi akıcı hissediyorum, ama konuşmak daha zor olabilir.

Practice out loud.

2:12

Yüksek sesle pratik yapın.

Take the time to do this. Kalıp ifadeler

2:13

Bunu yapmak için zaman ayırın.

Kalıp ifadeler

Take the time to do this: yapmak için bilinçli olarak zaman ayırmak

Take the time to do this, bu eylem için bilinçli olarak zaman ayırıp dikkat vermek anlamına gelir. Buradaki this, daha önce sözü edilen sesli alıştırmayı anlatır. Yapı take the time to + fiilin yalın biçimidir. Eylemin ek çaba gerektirse bile zaman ayırmaya değer olduğunu vurgular; take burada zamanı gerçekten alıp götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

‘Bilinçli çaba göstermek’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle öneriyi tamamlayın: ____ read the instructions carefully.

Cevabı göster

Take the time to

It gets your mouth used to moving around, Dilbilgisi

2:14

Ağzınızın hareket etmeye

saying all these words.

2:17

tüm bu kelimeleri söylemeye alışmasını sağlar.

Dilbilgisi

gets your mouth used to moving around: ağzı hareket etmeye alıştırmak

gets your mouth used to moving around ifadesinde get + nesne + used to + -ing yapısı kullanılır. Bu, sesli tekrar yapmanın ağzı konuşmak için gereken çeşitli hareketlere yavaş yavaş alıştırdığı anlamına gelir; moving around burada bir yerden başka bir yere gitmek değildir. Buradaki to bir edattır, bu yüzden ardından moving gibi -ing biçimi gelir. Bu, alışma anlamıdır; used to + fiilin yalın biçimindeki geçmiş alışkanlık yapısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi used to ve wake up fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This routine gets your body ____ early.

Cevabı göster

used to waking up

And if you can,

2:19

Ve eğer yapabiliyorsanız,

I would even suggest using the voice recorder on your phone, Ton ve niyet

2:20

telefonunuzdaki ses kaydediciyi kullanmanızı bile öneririm,

so that you can then listen back to the recording. Öbek fiiller

2:24

böylece daha sonra kaydı dinleyebilirsiniz.

Ton ve niyet

I would even suggest using: kibar bir ek öneri

I would suggest, tavsiyenin tonunu yumuşatır: Konuşan kişi emir vermek yerine karşı tarafın değerlendirebileceği bir fikir sunar. Burada would, gerçek dışı bir koşulu değil nezaketi ifade eder. even, tavsiyenin ek veya daha ileri bir adım olduğunu gösterir. suggest fiilinden sonra eylem için -ing biçimi kullanılır: suggest using.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla kibar ve ek öneriyi tamamlayın: For a clearer picture, ____ a tripod.

Cevabı göster

I would even suggest using

Öbek fiiller

listen back to the recording: kaydedilmiş sesi yeniden dinlemek

listen back to the recording, kaydedilmiş sesi oynatıp yeniden dinlemek anlamına gelir ve genellikle kontrol etmek veya gözden geçirmek için kullanılır. back, önceki sese geri dönmeyi ifade eder; fiziksel bir yön belirtmez. Yeniden kullanılabilen kalıp listen back to + kaydedilmiş sestir; örneğin listen back to the message. Bir zamir kullanıldığında to korunur: listen back to it.

Alıştırma

“Kaydedilmiş sesi oynatıp yeniden dinlemek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After you record your answer, ____ it and check your pronunciation.

Cevabı göster

listen back to

It's not only about what you say, Dilbilgisi

2:27

Bu sadece ne söylediğinizle ilgili değil,

but how you say it.

2:30

onu nasıl söylediğinizle de ilgilidir.

Dilbilgisi

not only ... but ...: iki önemli noktayı birlikte vurgulamak

Birbirini tamamlayan not only ... but ... yapısı iki düşünceyi de önemli olarak sunar. Bu cümlede what you say söylenen içeriği, how you say it ise bu içeriğin aktarılma biçimini belirtir. Buradaki but ilk düşünceyi geçersiz kılmaz. Yapıyı tamamlar ve ikinci odağı ekler; but sonrasında also kullanılabilir ama zorunlu değildir, örneğin but also.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak not only ... but yapısıyla tamamlayın: The game is ____ about winning, ____ about having fun.

Cevabı göster

not only · but

On that note, Anlatım akışı

2:31

Bu bağlamda,

Anlatım akışı

On that note: bağlantılı bir noktaya geçmek

On that note, konuşmacının az önce değindiği noktadan yeni ama bağlantılı bir noktaya geçtiğini gösterir. Sonraki düşüncenin önceki düşünceden doğduğunu belirterek konuşmanın akışını düzenler. Buradaki note, yazılı bir not değil, az önce söylenenlerin konusu, ana noktası veya havasıdır. İfade, “bu bağlantıyı göz önünde bulundurarak” anlamına yakındır.

Alıştırma

Bu kısa konuşmada On that note ne işe yarıyor? “The library is getting crowded. On that note, let's open the study room.”

  1. Birinin öneriyi kâğıda yazdığını söyler.
  2. Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
  3. Öneriyi az önce belirtilen noktaya bağlar.
Cevabı göster

Öneriyi az önce belirtilen noktaya bağlar.

what you say is also important.

2:32

ne söylediğiniz de önemlidir.

So, make sure that you're feeling confident with any vocabulary, Kalıp ifadeler

2:35

Bu yüzden, gerekli olabilecek herhangi bir kelimeye,

Kalıp ifadeler

feeling confident with + kelime veya malzeme

Feeling confident with bir şeyi anlayabileceğinizden, kullanabileceğinizden veya idare edebileceğinizden emin olmak demektir. Burada, gerekebilecek kelimeleri rahatça kullanabilmek anlamına gelir. Kalıp feel/be confident with + araç, beceri alanı veya malzeme grubudur. With, çalışmaya veya kullanmaya hazır olduğunuz şeyi gösterir.

Alıştırma

Nora artık düzenleme uygulamasını yardım almadan kullanabiliyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi verir?

  1. She feels confident in her coach.
  2. She feels confident about tomorrow's launch.
  3. She feels confident with the editing app.
Cevabı göster

She feels confident with the editing app.

common collocations that you might need,

2:38

yaygın kelime öbeklerine

as well as linking and signposting phrases. Notlar

2:41

ayrıca bağlaç ve yön gösterici ifadelere hakim olduğunuzdan emin olun.

Kalıp ifadeler

as well as ile başka bir öge eklemek

As well as, ve ayrıca anlamına gelir. Bu cümlede common collocations ifadesinden sonra linking and signposting phrases ögesini aynı listeye ekler. Genellikle ikinci ögeyi ek bilgi olarak sunar; bu yüzden ilk öge ana başlangıç noktası gibi hissedilebilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, “ve ayrıca” anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: The library has comics ____ storybooks.

Cevabı göster

as well as

Kelime

linking and signposting phrases: düşünceleri bağlama ve yapıyı gösterme

Linking phrases, karşıtlık, neden veya ekleme gibi ilişkileri göstererek bir düşünceyi diğerine bağlar. Signposting phrases ise konuşmanın hangi yönde ilerlediğini dinleyicilere bildirir; örneğin bir noktaya başlandığını, yeni bir bölüme geçildiğini, örnek verildiğini veya özet yapıldığını gösterir. Burada signposting mecaz anlamdadır: Bu ifadeler yol kenarındaki gerçek işaretler değil, sözlü yol işaretleri gibi çalışır. Linking phrases ve signposting phrases birlikte, dinleyicilerin hem düşünceler arasındaki ilişkileri hem de genel yapıyı takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede, konuşmacının yeni bir bölüme geçtiğini dinleyicilere bildiren bir signposting phrase kullanılmıştır?

  1. The road sign points toward the station.
  2. Now let's move on to the next topic.
  3. The meeting ended because it was late.
Cevabı göster

Now let's move on to the next topic.

You might have noticed that I've been trying to use them today Dilbilgisi

2:44

Fark etmiş olabileceğiniz gibi, bugün onları kullanmaya çalıştım

Dilbilgisi

I've been trying to use them: şimdiye kadar süren bir çaba

I've been trying to use them, have/has + been + fiil-ing biçimindeki present perfect continuous yapısını kullanır. Özne I olduğunda have, I've içinde 've olarak kısaltılır. Çaba bugün daha erken bir zamanda başlamış ve şimdiye kadar sürmüş ya da bu süre içinde tekrar tekrar gerçekleşmiştir. Bu yapı, bitmiş tek bir denemeye veya çabanın başarılı olup olmadığına değil, devam eden çabaya ve sürece odaklanır. Them, daha önce belirtilen linking and signposting phrases ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi try fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ speak more English this week.

Cevabı göster

have been trying to

to give you a little bit of an idea of what they are and how they can be used. Kalıp ifadeler

2:47

size onların ne olduğuna ve nasıl kullanılabileceğine dair küçük bir fikir vermek için.

Kalıp ifadeler

to give you a little bit of an idea of: genel bir fikir vermek

To give you a little bit of an idea of, birinin bir şeyi genel hatlarıyla anlamasına yardımcı olmak anlamına gelir. Burada idea, yeni bir öneri değil, kabaca bir anlayış demektir. İfadenin ardından of ve anlaşılacak konu gelir; what they are and how they can be used buna bir örnektir. A little bit of verilen sözü yumuşatır: konuşmacı tüm ayrıntıları değil, bir giriş veya ön izleme sunar. Baştaki to, konuşmacının yapmak üzere olduğu şeyin amacını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle kısa bir gezinin stüdyo hakkında yalnızca genel bir anlayış sağladığını ifade eder?

  1. The short tour gives you a little bit of an idea of how the studio works.
  2. The short tour explains every detail of how the studio works.
  3. The short tour gives you an idea for a new studio.
Cevabı göster

The short tour gives you a little bit of an idea of how the studio works.

Our third and final P is performance.

2:51

Üçüncü ve son P'miz performance (performans).

Public speaking is like acting. Deyimler

2:55

Topluluk önünde konuşmak oyunculuk gibidir.

You're giving a performance.

2:57

Siz bir performans sergiliyorsunuz.

Deyimler

Public speaking is like acting: benzetme yapmak

Public speaking is like acting, benzetme yapmak için A is like B yapısını kullanır. Dinleyicinin, topluluk önünde konuşmanın bir yönünü anlamak için tanıdık bir etkinlik olan actingden yararlanmasını sağlar: her ikisinde de ses, yüz ifadeleri ve beden, bir izleyici kitlesi için bilinçli biçimde kullanılır. Like tam bir özdeşlik değil, benzerlik belirtir. Konuşmacı topluluk önünde konuşmanın sahte olduğunu söylemez; karşılaştırma, performans ve sunuş biçimini vurgular.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyla benzetmeyi tamamlayın: A good team ____ a puzzle: every person has an important part.

Cevabı göster

is like

Even if you're not feeling confident,

2:59

Kendinize güvenmeseniz bile,

fake it till you make it. Deyimler

3:01

yapana kadar yapıyormuş gibi davranın.

Deyimler

fake it till you make it: özgüven gerçek olana kadar kendinden emin davranmak

Fake it till you make it, kişi özgüvenini veya becerisini hâlâ geliştirirken bunlara zaten sahipmiş gibi davranması anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede fake it, kişi gergin olsa bile kendinden emin bir beden dili ve konuşma tarzı kullanması demektir. Gerçekleri ya da nitelikleri uydurmak anlamına gelmez; düşünce, özgüvenli davranışları uygulamanın gerçek özgüveni geliştirebileceğidir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede fake it till you make it, konuşan kişiyi dinleyicilere gerçekler hakkında yalan söylemeye teşvik eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

So, stand up straight,

3:02

Yani, dik durun,

smile,

3:03

gülümseyin,

look at your audience,

3:04

dinleyicilerinize bakın,

and I also like to scan the room in threes. Kalıp ifadeler

3:06

ve ben ayrıca odayı üç aşamada taramayı seviyorum.

Kalıp ifadeler

scan the room in threes: üç bölgeyi gözle taramak

Burada scan the room, gözleri dinleyicilerin ve odanın farklı bölümleri üzerinde hızlıca gezdirmek anlamına gelir. Scan bir makinenin kullanımını değil, görsel bir eylemi anlatır. In threes, konuşan kişinin bu hareketi nasıl düzenlediğini açıklar: daha sonra orta, sağ ve sol olarak belirtilen üç bakış konumu veya bölgesi kullanılır. İfade, göz temasını üç parçalı basit bir düzene dönüştürür.

Alıştırma

Bu konuşma önerisinde scan the room in threes ne anlama gelir?

  1. Bir makineyle odayı üç kez taramak.
  2. Odadaki yalnızca üç kişiye bakmak.
  3. Bakışları odanın üç bölümünde gezdirmek.
Cevabı göster

Bakışları odanın üç bölümünde gezdirmek.

In case you haven't noticed, Ton ve niyet

3:09

Eğer fark etmediyseniz,

Ton ve niyet

In case you haven't noticed ile hafif bir hatırlatma

Burada In case you haven't noticed, konuşmada sonraki ifadeye giriş yapmak için kullanılır. Gelecekte gerçekleşebilecek bir olaya karşı önlem anlatmak yerine, zaten görünür hâle gelmiş bir gerçeğe veya düzene dikkat çeker. Tek başına tamamlanmamış olan bu ifade, konuşmacının ardından söyleyeceği söze zemin hazırlar. Dinleyicinin bu düzeni zaten fark etmiş olabileceğini ima ederek eğlenceli ve kişinin kendisiyle şakalaştığı bir ton katabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede In case you haven't noticed zaten belirgin olan bir düzeni hafifçe hatırlatmak için kullanılmıştır?

  1. In case you haven't noticed, I use a different colour for each topic.
  2. Take a spare pencil in case yours breaks.
  3. By the way, I use a different colour for each topic.
Cevabı göster

In case you haven't noticed, I use a different colour for each topic.

I like doing things in threes.

3:10

bir şeyleri üçerli yapmayı seviyorum.

So, pick a center point in your room,

3:12

Odanızda merkez bir nokta belirleyin,

talk to your audience,

3:15

oradaki dinleyicinize konuşun,

turn to your right,

3:16

sağınıza dönün,

talk to an audience member over here.

3:17

buradaki bir dinleyiciye konuşun.

You can go back to the center,

3:20

Tekrar merkeze dönebilirsiniz,

and then finally to your left.

3:21

ve sonra son olarak solunuza.

That way, Anlatım akışı

3:23

Bu şekilde,

you're making sure that all of your audience feels included.

3:24

tüm dinleyicilerinizin dahil edildiklerini hissetmelerini sağlarsınız.

Anlatım akışı

That way, you're making sure that ... ile yöntemi sonuca bağlamak

Burada That way, “az önce anlatılanı yaparak” anlamına gelir. Önceki yönteme gönderme yapıp sonucunu belirtir ve açıklamayı önce eylem, sonra yarar gelecek şekilde düzenler. You're making sure that ... sonuç bağlantısını güçlendirir: yöntem, ardından belirtilen sonucun gerçekleşmesini güvence altına almak için kullanılır. Buradaki sonuç, dinleyicilerin her bölümünün kendini dahil edilmiş hissetmesidir.

Alıştırma

Önceki yönteme gönderme yapıp sonucunu belirten iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: Ask everyone to check the list. ____, you're making sure that no name is missed.

Cevabı göster

That way

So, to sum up, Anlatım akışı

3:27

Özetlemek gerekirse,

Anlatım akışı

to sum up: özete geçiş işareti

To sum up, dinleyicilere ana noktaları veya sonucu daha kısa biçimde yeniden ifade etmek üzere olduğunuzu bildiren bir geçiş ifadesidir. Burada so, bu geçişi daha önce söylenenlere bağlar. Açıklamadan özete geçildiğini göstererek bilgiyi düzenler. Bu ifadede sum up, sayıları toplamak değil, “özetlemek” anlamına gelir.

Alıştırma

Dersimizdeki özet geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, we need more time, a clear budget, and one person to lead the project.

Cevabı göster

To sum up

we have three P's:

3:28

üç P'miz var:

practice, preparation, and performance.

3:29

pratik, hazırlık ve performans.

Every time,

3:32

Her seferinde,

not in that order.

3:33

o sırayla değil.

They are preparation, practice, and performance.

3:35

Onlar hazırlık (preparation), pratik (practice) ve performans (performance).

Do let me know if you've started using those, Ton ve niyet

3:39

Bunları kullanmaya başladıysanız bana mutlaka haber verin,

Ton ve niyet

Do let me know: daveti vurgulu do ile güçlendirmek

Do let me know, vurgulu do içeren olumlu bir emir cümlesidir. Burada do bir soru oluşturmaz; let me know isteğini güçlendirir. Bu samimi kapanışta vurgu, daveti özellikle sıcak ve içten hâle getirir: konuşan kişi gerçekten bir yanıt beklemektedir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, olumlu emir cümlesinde do + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Dersimizdeki vurgulu davet ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ if the meeting time changes.

Cevabı göster

Do let me know

and how you get on. Kelime

3:41

ve nasıl gittiğini.

Kelime

how you get on: ilerlemeyi veya sonucu sormak

Burada how you get on, “işlerin sizin için nasıl gittiği”, yani bir şeyi denedikten sonra ne kadar ilerlediğiniz veya nasıl bir sonuç aldığınız anlamına gelir. Konuşan kişi, izleyiciyi ipuçlarını kullandıktan sonra sonucu bildirmeye davet ediyor. Bu kullanımda get on, ilerleme veya deneyimle ilgilidir; get on a bus ifadesindeki fiziksel “binmek” eylemi değildir.

Alıştırma

Samimi Britanya İngilizcesinde “Let me know how you get on” genellikle birinden ne yapmasını ister?

  1. Denemenin nasıl gittiğini bildirmek.
  2. En yakın durağın nerede olduğunu söylemek.
  3. Bir araca nasıl binileceğini açıklamak.
Cevabı göster

Denemenin nasıl gittiğini bildirmek.

I'd love to hear in the comments below. Kültür

3:42

Aşağıdaki yorumlarda duymayı çok isterim.

Kültür

the comments below: sayfanın alt kısmındaki yorum alanı

Çevrim içi video veya internet sayfası dilinde the comments below, sayfada videonun ya da gönderinin daha altında gösterilen yorum alanı anlamına gelir. Below, gerçek dünyada bir nesnenin tam altındaki yeri değil, sayfa düzenini belirtir. Bu ifade, izleyicileri yanıt bırakabilecekleri yere yönlendirir.

Alıştırma

Bir video sayfasında “in the comments below” izleyicileri nereye yönlendirir?

  1. Videonun üstündeki başlığa.
  2. Zeminin altındaki bir yere.
  3. Sayfanın alt kısmındaki yorum alanına.
Cevabı göster

Sayfanın alt kısmındaki yorum alanına.

Or if you have anything that you do before giving a public speech or presentation, Kalıp ifadeler

3:45

Ya da halka açık bir konuşma veya sunum yapmadan önce yaptığınız bir şey varsa,

Kalıp ifadeler

before giving a public speech or presentation: konuşma veya sunum yapmadan önce

Give a public speech or presentation ifadesinde give, “birine bir şey vermek” değil, “bir dinleyici topluluğuna sunmak” anlamına gelir. Give a speech ve give a presentation, konuşma veya sunum yapmayı anlatan doğal sözcük eşleşmeleridir. before sözcüğünden sonra bir eylem before giving... örneğindeki gibi -ing biçimiyle ifade edilebilir. Bu nedenle ifade, başka bir eylemin konuşma veya sunumdan önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

before sözcüğünden sonra give fiilinin doğru biçimini kullanın: I check my slides before ____ a presentation.

Cevabı göster

giving

myself,

3:50

ben

and I'm sure the rest of our viewers would love to hear about it. Ton ve niyet

3:51

ve eminim ki diğer izleyicilerimiz de bunu duymaktan memnuniyet duyacaktır.

Ton ve niyet

would love to hear about it: bunu duymayı çok ister

Would love to hear about it, “bununla ilgili daha fazlasını duymaktan çok mutlu olur ve ilgi duyar” anlamına gelir. Birini bilgi veya deneyim paylaşmaya sıcak bir şekilde davet eder; love burada romantik bir anlam değil, istek ve coşku katar. Hear about something, bir şey hakkında bilgi edinmek anlamına gelir. Buradaki it, daha önce sözü edilen alışkanlık veya hazırlığa gönderme yapar.

Alıştırma

Birini deneyimini paylaşmaya davet eden en sıcak ve kibar cümle hangisidir?

  1. I would love to hear about it.
  2. I already heard about it.
  3. You must tell me about it.
Cevabı göster

I would love to hear about it.

Bye, everyone.

3:54

Hoşça kalın, millet.

Bye.

4:00

Hoşça kalın.