Topluluk önünde konuşma ipuçları - Bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bir eğitmen, İngilizce topluluk önünde daha güvenli konuşmak için hazırlık, pratik ve performanstan oluşan üç bölümlü bir yöntem sunuyor; malzeme ve teknolojiyi kontrol etmekten sesli provaya ve tüm dinleyicileri konuşmaya dâhil etmeye kadar ilerliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I've organized them into the three P's: — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Önerileri hazırlık, pratik ve performans başlıklarına ayıran, akılda kalıcı bir çerçeveyi nasıl tanıtacağınızı öğrenin. Bu düzenleme tekniğini sunumlara veya yazılara uyarlayarak dinleyicilerin genel yapıyı baştan anlamasını ve her aşamayı kolayca izlemesini sağlayabilirsiniz. 2. practicing out loud. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Sözcükleri yalnızca zihinde kurmak yerine gerçekten ses çıkararak prova yapmayı anlatan bu doğal birlikteliği kavrayın. Konuşma pratiğinden söz ederken kullanabilir; sesli çalışmanın ağzı dile alıştırdığını ve bir kaydı yeniden dinleyerek anlatım biçimini değerlendirmeye yardım ettiğini anlayabilirsiniz. 3. That way, you're making sure that all of your audience feels included. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Daha önce açıklanan bir eylemi amaçlanan sonucuna bağlamayı öğrenin. Burada odanın ortasına, sağına ve soluna bakmanın herkesi konuşmaya dâhil ettiği açıklanır; aynı yapı, yönergelerin ve tavsiyelerin amacını açıkça göstermek için de kullanılabilir.
Bu derste
Okay, so Nishma, would you mind taking that chair and moving it off camera? Notlar
0:00Tamam, Nishma, o sandalyeyi alıp kameranın açısından çıkarır mısın?
would you mind: nazikçe ricada bulunmak
Burada would you mind, Nishma'dan bir şey yapmasını nazikçe istemenin bir yoludur. Yalnızca onun ne hissettiğini sormaz; konuşan kişi sandalyenin taşınmasını ister. Bu tür bir rica için would you mind + fiilin -ing biçimi kullanılır: would you mind taking ... and moving ...? Sure veya No problem, ricayı kabul eder. No, not at all da “sakıncası yok, yardım ederim” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Nazik ricayı tamamlayın. Ardından -ing biçiminde bir fiil gelmesi gereken ifadeyi kullanın: ____ closing the window?
Cevabı göster
Would you mind
moving it off camera: bir şeyi kamera kadrajının dışına taşımak
Moving it off camera, sandalyeyi çekimde görünen alanın dışına taşıyarak izleyicilerin onu görmemesini sağlamak demektir. Burada camera yalnızca fiziksel cihazı değil, çekilen görüntüyü ifade eder. move + nesne + off camera yapısında yer değiştiren şey nesnedir. Off, kamerayı kapatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Move the lamp off camera” birinden ne yapmasını ister?
- Lambayı kameranın görüş alanının dışına taşımak.
- Kamerayı lambaya yaklaştırmak.
- Kamerayı kapatmak.
Cevabı göster
Lambayı kameranın görüş alanının dışına taşımak.
if we could: ek bir isteği yumuşatmak
Bu cümlede if we could, isteğe sonradan eklenen şeyin ardından gelir. Bitkiyi taşımak gibi eylem, konuşmadan zaten anlaşıldığı için söylenmez. Burada gerçek bir koşul sunmaz. Ek isteği yumuşatarak doğrudan bir emir gibi duyulmasını önler.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Let's move the boxes—and the chairs as well, if we could. if we could ifadesinin temel görevi nedir?
- Geçmişte bu yeteneğe sahip olup olmadıklarını sorar.
- Ek isteği yumuşatır.
- Kesin bir emir verir.
Cevabı göster
Ek isteği yumuşatır.
Lighting looks good and I'm just organizing my environment.
0:08Işıklandırma iyi görünüyor ve sadece ortamımı düzenliyorum.
do a sound check: ses testi yapmak
Do a sound check, başlamadan önce mikrofonları, ses düzeylerini veya ses ekipmanını test ederek sesin düzgün çalıştığından emin olmak demektir. Burada sound check bir isim öbeğidir. Do bu testi gerçekleştirmek anlamına gelir; bu nedenle do a sound check hazırlık etkinliğinin tamamını adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi do a sound check kalıp ifadesiyle tamamlayın: Let's ____ before the school concert begins.
Cevabı göster
do a sound check
Good to go? ile hazır olma durumunu kontrol etmek
Good to go?, Are you/we good to go? ifadesinin kısa konuşma biçimidir. Bir kişinin, grubun, planın veya ekipmanın bir sonraki adıma geçmeye hazır olup olmadığını sorar. Buradaki go, mutlaka “yürümek” veya “seyahat etmek” değil, “devam etmek” anlamına gelir. Bağlama göre soru “Hazır mısın?”, “Her şey hazır mı?” ya da “Başlayabilir miyiz?” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklük hazır olma sorusuyla tamamlayın: The microphones are connected. ____?
Cevabı göster
Good to go
Today, I want to talk a little bit about public speaking. Kalıp ifadeler
0:21Bugün, topluluk önünde konuşma hakkında biraz konuşmak istiyorum.
talk a little bit about ile bir konuyu yumuşak biçimde tanıtmak
talk a little bit about bir konuyu yumuşak ve sohbet havasında tanıtır. Temel yapı talk + a little bit + about + konu şeklindedir; bu cümlede konu public speaking ifadesidir. Burada a little bit, başlangıcı yumuşatır ve daha az ani duyulmasını sağlar. Sınırlı bir konuşma yapılacağını düşündürebilir, ancak konuşmanın kesinlikle çok kısa olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Konuyu yumuşak bir şekilde tanıtmak için dersteki ifadeyi kullanın: I'd like to ____ how we can save water.
Cevabı göster
talk a little bit about
I have a lot of students who have to speak in public in English. Kalıp ifadeler
0:25İngilizce olarak topluluk önünde konuşmak zorunda olan çok öğrencim var.
speak in public: dinleyiciler önünde konuşmak
Speak in public, toplantı, sunum veya etkinlik gibi ortamlarda başka insanların dinleyici olarak bulunduğu bir yerde konuşmak demektir. Bu cümlede öğrencilerin bunu İngilizce yapması gerekiyor. In public, ortamı belirten kalıplaşmış bir ifadedir: Başka insanlar konuşanı görebilir veya duyabilir. Speak in public ifadesini bütün bir fiil öbeği olarak düşünün; burada public tek başına ‘halk’ anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
İfadeyi, in ile başlayan ve ‘dinleyiciler önünde’ anlamına gelen iki kelimelik öbekle tamamlayın: She feels nervous when she has to speak ____.
Cevabı göster
in public
Whether ... or ... ile birden fazla durumu kapsamak
Burada Whether; konferans, işte sunum yapma ve günlük iş toplantıları gibi olası konuşma ortamlarını sıralamaya başlar. ‘Bu ortamların hangisi olursa olsun’ anlamına gelir; evet veya hayır cevabı isteyen bir soru değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Whether A, B, or C, + ortak bir sonuç şeklindedir. Birkaç örneği tek bir nokta altında toplar. Altyazıdaki liste konuşmanın devamıdır; bu yüzden ortak nokta önceki cümleden gelir.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the meeting is online ____ in person, everyone must register.
Cevabı göster
Whether · or
Public speaking can be nerve-wracking in your first language. Kelime
0:37Topluluk önünde konuşmak anadilinizde bile sinir bozucu olabilir.
nerve-wracking: kaygıya yol açan bir deneyimi anlatmak
Nerve-wracking, bir şeyin güçlü bir gerginlik veya kaygı yarattığını belirten bir sıfattır. Burada gerginlik duygusunu yaratan deneyim, public speaking yani topluluk önünde konuşmadır. Bu ifade kaygının kaynağına odaklanır. Bu nedenle sınavları, görüşmeleri, gösterileri veya önemli bir haberi beklemeyi doğal biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede neden için nerve-wracking, kişi için nervous doğru kullanılmıştır?
- The exam was nerve-wracking, and I felt nervous.
- The exam was nervous, and I felt nerve-wracking.
- I was a nerve-wracking exam, and the exam felt nervous.
Cevabı göster
The exam was nerve-wracking, and I felt nervous.
When you start doing it in your second or third,
0:40Bunu ikinci veya üçüncü dilinizde yapmaya başladığınızda,
I can't even begin to imagine how nervous you're going to be. Kalıp ifadeler
0:42ne kadar gergin olacağınızı hayal bile edemiyorum.
I can't even begin to imagine: güçlü empati veya hayranlık ifade etmek
I can't even begin to imagine, bir şeyi gözünde canlandırmanın veya anlamanın konuşan kişi için son derece zor olduğunu güçlü biçimde belirtir. Even begin to gerçek bir başlangıç adımını anlatmaz; can't imagine ifadesini güçlendirir. Bu cümlede ifade, başka bir dilde konuşan kişiye empati göstermek için how nervous... yapısından önce kullanılır. İfadeden sonra bir şey, -ing ile biten bir eylem veya how difficult it was gibi how ile başlayan bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Güçlü empati belirten beş sözcüklük ifadeyi eksiksiz tamamlayın: I ____ how frightening that night was.
Cevabı göster
can't even begin to imagine
so would love to share my tips with you. Ton ve niyet
0:47bu yüzden ipuçlarımı sizinle paylaşmayı çok isterim.
would love to share my tips with you: sıcak bir teklif
would love to share my tips with you ifadesi, tavsiye sunmaya yönelik sıcak ve istekli bir tutumu gösterir. Burada would, teklifi daha yumuşak ve samimi yapar; varsayımsal bir koşul bildirmez. İkinci bölümdeki I öznesi, ilk bölümdeki I have been practicing ifadesinden devam eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp I would love to + fiilin yalın hâlidir ve yararlı bir şeyi olumlu biçimde sunmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle tavsiye sunmaya yönelik sıcak ve istekli bir tutumu en açık şekilde gösterir?
- I would love to share a few useful tips with you.
- I will share a few useful tips with you.
- You must listen to my tips now.
Cevabı göster
I would love to share a few useful tips with you.
preparation, practice, and performance.
0:54preparation (hazırlık), practice (pratik) ve performance (performans).
I've organized them into the three P's: akılda kalıcı bir çerçeve
I've organized them into the three P's, konuşmanın yapısını gösteren bir işarettir: dinleyicilere ipuçlarının adlandırılmış üç grup hâlinde sunulacağını bildirir. Buradaki üç P, hepsi P ile başlayan preparation, practice ve performance sözcükleridir. organize A into B kalıbı, bilginin açık bir çerçeve içinde nasıl bölündüğünü gösterir. Bölüm sayısını ve adlarını söylemek, dinleyicilerin sıradaki içeriği tahmin etmesine, takip etmesine ve hatırlamasına yardımcı olur; iki nokta ise listenin başlayacağını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the three P's ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyicilerden üç performanstan birini seçmelerini ister.
- Her ipucunun P harfini içerdiğini söyler.
- Dinleyicilere konuşmayı takip etmelerine yardımcı olan, adlandırılmış üç bölüm sunar.
Cevabı göster
Dinleyicilere konuşmayı takip etmelerine yardımcı olan, adlandırılmış üç bölüm sunar.
preparation is key: key, “vazgeçilmez” demektir
preparation is key ifadesindeki key, fiziksel bir anahtar anlamına gelmez. is sözcüğünden sonra “vazgeçilmez” ya da “çok önemli” anlamına gelir; yani cümle, iyi bir sonuç elde etmede hazırlığın temel bir etken olduğunu söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X is key şeklindedir. Sonucu belirtmek için X is key to + isim veya -ing biçimi kullanılır: Planning is key to success; Practice is key to improving your skills.
Alıştırma
X is key kalıbını “vazgeçilmez” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: Clear communication is ____ during an emergency.
Cevabı göster
key
can be a little bit cliched, but it's the truth: kuşkuyu kabul edip görüşü yeniden vurgulamak
can be a little bit cliched, önceki sözün fazla kullanıldığı için klişe gelebileceğini kabul eder. A little bit bu eleştiriyi yumuşatır. Ardından but it's the truth, konuşanın gerçek tutumunu gösterir: Bu söz yine de doğrudur. Bu sıralama dinleyicinin tepkisini yönlendirir. Konuşan önce olası bir itirazı dile getirip sonra ona cevap verir; bu nedenle asıl vurgu but sonrasındaki bilgidedir.
Alıştırma
Konuşan “It may sound cliched, but it is true” ifadesiyle ne yapıyor?
- Konuşan, fazla kullanıldığı için düşünceyi reddeder.
- Konuşan, ilgisiz başka bir düşünceye geçer.
- Konuşan, düşüncenin fazla kullanılmış gelebileceğini kabul eder ve ardından onu yeniden destekler.
Cevabı göster
Konuşan, düşüncenin fazla kullanılmış gelebileceğini kabul eder ve ardından onu yeniden destekler.
What is the key information that you want to share with your audience?
1:06Dinleyicilerinizle paylaşmak istediğiniz temel bilgi nedir?
Make sure that you have all of your data, Kalıp ifadeler
1:09Tüm verilerinize sahip olduğunuzdan emin olun,
Make sure that: kontrol etmeyi hatırlatma
Make sure that ifadesinden sonra bir yan cümle gelir ve birine bir şeyin doğru ya da tamamlanmış olup olmadığını kontrol etmesini söyler. Burada gerekli tüm veri ve bilgilerin hazır olduğunu doğrulamak anlamındadır. Kelime kelime “kesinlik yaratmak” anlamına gelmez. Bir hatırlatma veya talimat görevi görür. Günlük konuşmada that çoğu zaman atılır: Make sure you have everything.
Alıştırma
Hatırlatmayı burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ your name is on the worksheet.
Cevabı göster
Make sure that
look over them: onları kısaca gözden geçirmek
look over, bir şeyi kontrol etmek için kısaca incelemek veya okumak anlamına gelir. Bu cümlede them, hazırlanmasının ardından kontrol edilmesi gereken veri ve bilgileri ifade eder. Bu ifade genellikle hataları veya eksik ayrıntıları bulmak için hızlıca gözden geçirmeyi anlatır; uzun ve ayrıntılı bir inceleme anlamına gelmez.
Alıştırma
'Could you look over my drawing before I hand it in?' cümlesinde look over ne anlama gelir?
- Kısaca kontrol etmek
- Her ayrıntıyı ezberlemek
- Yüksek bir rafa koymak
Cevabı göster
Kısaca kontrol etmek
If you are at home on a Zoom meeting: tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtmek
if yan cümlesi, tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtir: evdeyken bir Zoom toplantısına katılmak. Burada if esas olarak şüphe anlatmaz; “durumunuz buysa” anlamına gelir. Tavsiye veya talimatlarda if yan cümlesi bilgileri duruma göre düzenleyebilir. Ana cümle de o durumda yapılması gerekeni söyler: burada odanın sessiz, sandalyenin ise rahat olduğundan emin olmak.
Alıştırma
Bu cümlede “If you are at home on a Zoom meeting” ne işe yarar?
- Geçmişteki gerçek dışı bir durumu anlatır.
- Evden Zoom toplantısına katılmanın imkânsız olduğunu söyler.
- Tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtir.
Cevabı göster
Tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirtir.
all of your tech works: ekipmanın düzgün çalışması
Burada tech, toplantı veya sunum için gerekli ekipman ve dijital araçları genel olarak anlatan, günlük dilde kullanılan bir sözcüktür. Bilgisayar, kamera, mikrofon, internet bağlantısı veya sunum yazılımı buna örnek olabilir. Works, “düzgün çalışır” anlamına gelir; “bir işi vardır” anlamına gelmez. Tech burada sayılamayan bir isim olarak kullanılır. Bu nedenle all of your tech, tekil fiil olan works ile kullanılır. Bu bölüm, gerekli her aracın kullanıma hazır olup olmadığını kontrol etmenizi söyler.
Alıştırma
“Make sure all of your tech works” ifadesindeki vurgulanan bölümün tamamı ne anlama gelir?
- Gerekli tüm ekipman ve dijital araçların düzgün çalıştığını kontrol etmek.
- Teknik ekipteki herkesin bir işi olduğunu kontrol etmek.
- Teknolojinin tamamlanmış eserler ürettiğini kontrol etmek.
Cevabı göster
Gerekli tüm ekipman ve dijital araçların düzgün çalıştığını kontrol etmek.
there's nothing worse than ...: güçlü ve abartılı bir yakınma
There's nothing worse than ... bir şeyin son derece kötü, sinir bozucu veya rahatsız edici hissettirdiğini belirten sabit bir vurgu kalıbıdır. Bu cümlede konuşmacı, sunum yapmaya gitmeyi özellikle kötü bir durum olarak güçlü biçimde sunar. Bu genellikle bilinçli bir abartıdır; dünyada gerçekten bundan daha kötü hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Hoş olmayan deneyimi adlandırmak için than sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Güçlü ve abartılı bir şikâyet bildiren sabit ifadeyi tamamlayın: There's ____ waiting in the rain.
Cevabı göster
nothing worse than
Finally, and I know it sounds weird that I'm giving you hygiene advice, Ton ve niyet
1:37Son olarak, size hijyen tavsiyesi vermem kulağa tuhaf geliyor biliyorum,
I know it sounds weird that ...: dinleyicinin tepkisini önceden hesaba katmak
I know it sounds weird that ... konuşmacının beklenmedik veya rahatsız edici bir tavsiye vermeden önce dinleyicinin muhtemel tepkisini dile getirmesini sağlar. Burada konuşmacı, hijyen tavsiyesi vermesinin tuhaf görünebileceğini kabul ederek şaşkınlığı azaltır ve durumun yaratabileceği rahatsızlığın farkında olduğunu gösterir. that ile başlayan yan cümle, neyin kulağa tuhaf gelebileceğini belirtir. Ardından gelen but ana mesaja geçiş yapar: bu muhtemel tepkiye rağmen konuşmacı, dinleyicinin tavsiyeyi yine de dikkate almasını ister.
Alıştırma
Bir tavsiyeden önce kullanılan I know it sounds weird that ... ifadesinin temel amacı nedir?
- Tavsiyenin alışılmadık görünebileceğini kabul edip dinleyicinin tepkisini yumuşatmak
- Tavsiyenin kesinlikle yanlış olduğunu söylemek
- Tavsiyeyi vermeden konuşmayı bitirmek
Cevabı göster
Tavsiyenin alışılmadık görünebileceğini kabul edip dinleyicinin tepkisini yumuşatmak
being clean, being fresh ... ifadesinin gives fiiline özne olması
Burada being clean ve being fresh iki durumu adlandırır. Birlikte gives fiilinin öznesi olurlar: bu durumlar kişiye güven verir. Bu, be + -ing fiiliyle kurulan ilerleyen zaman yapısı değildir. being + sıfat bu şekilde cümlenin başında kullanıldığında bir durumu adlandırabilir ve o durum hakkında genel bir yargı bildirebilir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri being + sıfat biçiminde bir özneye dönüştürün: ____ helps me concentrate. (be well rested)
Cevabı göster
Being well rested
Make sure that you're wearing something that's comfortable,
1:49Rahat bir şeyler giydiğinizden emin olun,
but also makes you feel confident. Dilbilgisi
1:52ama aynı zamanda size özgüven veren şeyler olsun.
makes you feel confident: make + nesne + fiilin yalın hâli
makes you feel confident ifadesinde make, bir şeye neden olmak anlamındadır. You etkilenen kişidir; feel confident ise ortaya çıkan tepkidir: kıyafet bu hissi oluşturur. Bu etken yapıda make + nesne sonrasında gelen fiil yalın hâlde kullanılır: makes you feel denir, makes you to feel denmez. Tekrar kullanılabilen kalıp make + kişi + feel + sıfat şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi feel fiiliyle tamamlayın: A clean, comfortable shirt makes me ____ confident.
Cevabı göster
feel
as the saying goes: bilinen bir sözü aktarmak
“As the saying goes”, bir atasözünü veya bilinen başka bir ifadeyi tanıtan söylem işaretleyicisidir. Burada dinleyiciye “practice makes perfect” sözünün yalnızca o an için ortaya atılmış yeni bir iddia değil, iyi bilinen bir söz olduğunu gösterir. Bu ifadede “saying”, “bilinen söz veya atasözü” anlamına gelen bir isimdir. İfadenin tamamı bilgiyi düzenler: önce ortak bir bilgelikten alıntı yapılacağını bildirir, ardından söz gelir.
Alıştırma
Bilinen bir atasözünü tanıtan ve burada öğretilen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, honesty is the best policy.
Cevabı göster
As the saying goes
practice makes perfect: tekrar edilen pratik gelişme sağlar
“Practice makes perfect”, bir beceriyi tekrar tekrar yapmanın o konuda çok daha iyi olmayı sağladığını anlatan yaygın bir atasözüdür. Tek seferlik bir denemeyi değil, düzenli çalışmayı teşvik eder. “Perfect” sözcüğü, gerçek hayatta genellikle elde edilen sonuçtan bilerek daha güçlüdür. Atasözü çoğunlukla “pratik gelişme ve ustalık sağlar” demektir; tamamen kusursuz bir performansı garanti etmez.
Alıştırma
“practice makes perfect” genellikle ne anlama gelir?
- Tek bir pratik seansı kusursuz sonuçları garanti eder.
- Bir beceriyi tekrar etmek gelişmenize yardımcı olur.
- Yalnızca doğuştan yetenekli kişiler beceri kazanabilir.
Cevabı göster
Bir beceriyi tekrar etmek gelişmenize yardımcı olur.
I would also suggest practicing out loud. Kalıp ifadeler
2:00Ayrıca yüksek sesle pratik yapmanızı öneririm.
practicing out loud: kelimeleri duyulacak şekilde söylemek
practicing out loud ifadesinde out loud, pratiğin nasıl yapıldığını anlatır: kelimeleri yalnızca düşünmek yerine gerçekten söylersiniz ve kendi sesinizi duyarsınız. Out loud mutlaka çok yüksek ses kullanmak anlamına gelmez. Kelimelerin söylenip duyulması gerektiğinde practice, read veya say gibi fiillerden sonra kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, “kelimelerin söylenip duyulacağı şekilde” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Before the presentation, practice your opening ____.
Cevabı göster
out loud
We are all perfectly capable of speaking to an incredibly high standard in our heads.
2:03Hepimiz kafamızın içinde inanılmaz derecede yüksek standartlarda konuşma yeteneğine sahibiz.
I'm fluent in many languages in my head. Deyimler
2:09Kafamın içinde birçok dili akıcı bir şekilde konuşuyorum.
in my head: söylenmek yerine zihinde hayal edilen
Burada in my head, fiziksel bir yeri değil, konuşan kişinin düşüncelerini veya sessiz hayal dünyasını anlatır. Kişi dili zihninde kurarken akıcı konuşuyormuş gibi hisseder. Cümle mizahi ve hafifçe kendisiyle dalga geçen bir tondadır: zihindeki akıcılıkla gerçekten konuşmayı karşılaştırır. Daha genel olarak in my head, bir fikrin, sesin veya planın hayal edildiğini ya da sessizce prova edildiğini gösterebilir.
Alıştırma
Konuşan kişi “I'm fluent in many languages in my head” derken ne anlatıyor?
- Kelimeleri hayal ederken kendimi akıcı hissediyorum, ama konuşmak daha zor olabilir.
- Gerçek konuşmalarda birçok dili akıcı konuşabiliyorum.
- Birçok dil fiziksel olarak kafamın içinde saklanıyor.
Cevabı göster
Kelimeleri hayal ederken kendimi akıcı hissediyorum, ama konuşmak daha zor olabilir.
Take the time to do this: yapmak için bilinçli olarak zaman ayırmak
Take the time to do this, bu eylem için bilinçli olarak zaman ayırıp dikkat vermek anlamına gelir. Buradaki this, daha önce sözü edilen sesli alıştırmayı anlatır. Yapı take the time to + fiilin yalın biçimidir. Eylemin ek çaba gerektirse bile zaman ayırmaya değer olduğunu vurgular; take burada zamanı gerçekten alıp götürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Bilinçli çaba göstermek’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle öneriyi tamamlayın: ____ read the instructions carefully.
Cevabı göster
Take the time to
gets your mouth used to moving around: ağzı hareket etmeye alıştırmak
gets your mouth used to moving around ifadesinde get + nesne + used to + -ing yapısı kullanılır. Bu, sesli tekrar yapmanın ağzı konuşmak için gereken çeşitli hareketlere yavaş yavaş alıştırdığı anlamına gelir; moving around burada bir yerden başka bir yere gitmek değildir. Buradaki to bir edattır, bu yüzden ardından moving gibi -ing biçimi gelir. Bu, alışma anlamıdır; used to + fiilin yalın biçimindeki geçmiş alışkanlık yapısı değildir.
Alıştırma
Cümleyi used to ve wake up fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This routine gets your body ____ early.
Cevabı göster
used to waking up
I would even suggest using the voice recorder on your phone, Ton ve niyet
2:20telefonunuzdaki ses kaydediciyi kullanmanızı bile öneririm,
so that you can then listen back to the recording. Öbek fiiller
2:24böylece daha sonra kaydı dinleyebilirsiniz.
I would even suggest using: kibar bir ek öneri
I would suggest, tavsiyenin tonunu yumuşatır: Konuşan kişi emir vermek yerine karşı tarafın değerlendirebileceği bir fikir sunar. Burada would, gerçek dışı bir koşulu değil nezaketi ifade eder. even, tavsiyenin ek veya daha ileri bir adım olduğunu gösterir. suggest fiilinden sonra eylem için -ing biçimi kullanılır: suggest using.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla kibar ve ek öneriyi tamamlayın: For a clearer picture, ____ a tripod.
Cevabı göster
I would even suggest using
listen back to the recording: kaydedilmiş sesi yeniden dinlemek
listen back to the recording, kaydedilmiş sesi oynatıp yeniden dinlemek anlamına gelir ve genellikle kontrol etmek veya gözden geçirmek için kullanılır. back, önceki sese geri dönmeyi ifade eder; fiziksel bir yön belirtmez. Yeniden kullanılabilen kalıp listen back to + kaydedilmiş sestir; örneğin listen back to the message. Bir zamir kullanıldığında to korunur: listen back to it.
Alıştırma
“Kaydedilmiş sesi oynatıp yeniden dinlemek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After you record your answer, ____ it and check your pronunciation.
Cevabı göster
listen back to
not only ... but ...: iki önemli noktayı birlikte vurgulamak
Birbirini tamamlayan not only ... but ... yapısı iki düşünceyi de önemli olarak sunar. Bu cümlede what you say söylenen içeriği, how you say it ise bu içeriğin aktarılma biçimini belirtir. Buradaki but ilk düşünceyi geçersiz kılmaz. Yapıyı tamamlar ve ikinci odağı ekler; but sonrasında also kullanılabilir ama zorunlu değildir, örneğin but also.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak not only ... but yapısıyla tamamlayın: The game is ____ about winning, ____ about having fun.
Cevabı göster
not only · but
On that note: bağlantılı bir noktaya geçmek
On that note, konuşmacının az önce değindiği noktadan yeni ama bağlantılı bir noktaya geçtiğini gösterir. Sonraki düşüncenin önceki düşünceden doğduğunu belirterek konuşmanın akışını düzenler. Buradaki note, yazılı bir not değil, az önce söylenenlerin konusu, ana noktası veya havasıdır. İfade, “bu bağlantıyı göz önünde bulundurarak” anlamına yakındır.
Alıştırma
Bu kısa konuşmada On that note ne işe yarıyor? “The library is getting crowded. On that note, let's open the study room.”
- Birinin öneriyi kâğıda yazdığını söyler.
- Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
- Öneriyi az önce belirtilen noktaya bağlar.
Cevabı göster
Öneriyi az önce belirtilen noktaya bağlar.
So, make sure that you're feeling confident with any vocabulary, Kalıp ifadeler
2:35Bu yüzden, gerekli olabilecek herhangi bir kelimeye,
feeling confident with + kelime veya malzeme
Feeling confident with bir şeyi anlayabileceğinizden, kullanabileceğinizden veya idare edebileceğinizden emin olmak demektir. Burada, gerekebilecek kelimeleri rahatça kullanabilmek anlamına gelir. Kalıp feel/be confident with + araç, beceri alanı veya malzeme grubudur. With, çalışmaya veya kullanmaya hazır olduğunuz şeyi gösterir.
Alıştırma
Nora artık düzenleme uygulamasını yardım almadan kullanabiliyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi verir?
- She feels confident in her coach.
- She feels confident about tomorrow's launch.
- She feels confident with the editing app.
Cevabı göster
She feels confident with the editing app.
as well as linking and signposting phrases. Notlar
2:41ayrıca bağlaç ve yön gösterici ifadelere hakim olduğunuzdan emin olun.
as well as ile başka bir öge eklemek
As well as, ve ayrıca anlamına gelir. Bu cümlede common collocations ifadesinden sonra linking and signposting phrases ögesini aynı listeye ekler. Genellikle ikinci ögeyi ek bilgi olarak sunar; bu yüzden ilk öge ana başlangıç noktası gibi hissedilebilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, “ve ayrıca” anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: The library has comics ____ storybooks.
Cevabı göster
as well as
linking and signposting phrases: düşünceleri bağlama ve yapıyı gösterme
Linking phrases, karşıtlık, neden veya ekleme gibi ilişkileri göstererek bir düşünceyi diğerine bağlar. Signposting phrases ise konuşmanın hangi yönde ilerlediğini dinleyicilere bildirir; örneğin bir noktaya başlandığını, yeni bir bölüme geçildiğini, örnek verildiğini veya özet yapıldığını gösterir. Burada signposting mecaz anlamdadır: Bu ifadeler yol kenarındaki gerçek işaretler değil, sözlü yol işaretleri gibi çalışır. Linking phrases ve signposting phrases birlikte, dinleyicilerin hem düşünceler arasındaki ilişkileri hem de genel yapıyı takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede, konuşmacının yeni bir bölüme geçtiğini dinleyicilere bildiren bir signposting phrase kullanılmıştır?
- The road sign points toward the station.
- Now let's move on to the next topic.
- The meeting ended because it was late.
Cevabı göster
Now let's move on to the next topic.
You might have noticed that I've been trying to use them today Dilbilgisi
2:44Fark etmiş olabileceğiniz gibi, bugün onları kullanmaya çalıştım
I've been trying to use them: şimdiye kadar süren bir çaba
I've been trying to use them, have/has + been + fiil-ing biçimindeki present perfect continuous yapısını kullanır. Özne I olduğunda have, I've içinde 've olarak kısaltılır. Çaba bugün daha erken bir zamanda başlamış ve şimdiye kadar sürmüş ya da bu süre içinde tekrar tekrar gerçekleşmiştir. Bu yapı, bitmiş tek bir denemeye veya çabanın başarılı olup olmadığına değil, devam eden çabaya ve sürece odaklanır. Them, daha önce belirtilen linking and signposting phrases ifadesine gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi try fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ speak more English this week.
Cevabı göster
have been trying to
to give you a little bit of an idea of what they are and how they can be used. Kalıp ifadeler
2:47size onların ne olduğuna ve nasıl kullanılabileceğine dair küçük bir fikir vermek için.
to give you a little bit of an idea of: genel bir fikir vermek
To give you a little bit of an idea of, birinin bir şeyi genel hatlarıyla anlamasına yardımcı olmak anlamına gelir. Burada idea, yeni bir öneri değil, kabaca bir anlayış demektir. İfadenin ardından of ve anlaşılacak konu gelir; what they are and how they can be used buna bir örnektir. A little bit of verilen sözü yumuşatır: konuşmacı tüm ayrıntıları değil, bir giriş veya ön izleme sunar. Baştaki to, konuşmacının yapmak üzere olduğu şeyin amacını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle kısa bir gezinin stüdyo hakkında yalnızca genel bir anlayış sağladığını ifade eder?
- The short tour gives you a little bit of an idea of how the studio works.
- The short tour explains every detail of how the studio works.
- The short tour gives you an idea for a new studio.
Cevabı göster
The short tour gives you a little bit of an idea of how the studio works.
Public speaking is like acting: benzetme yapmak
Public speaking is like acting, benzetme yapmak için A is like B yapısını kullanır. Dinleyicinin, topluluk önünde konuşmanın bir yönünü anlamak için tanıdık bir etkinlik olan actingden yararlanmasını sağlar: her ikisinde de ses, yüz ifadeleri ve beden, bir izleyici kitlesi için bilinçli biçimde kullanılır. Like tam bir özdeşlik değil, benzerlik belirtir. Konuşmacı topluluk önünde konuşmanın sahte olduğunu söylemez; karşılaştırma, performans ve sunuş biçimini vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyla benzetmeyi tamamlayın: A good team ____ a puzzle: every person has an important part.
Cevabı göster
is like
fake it till you make it: özgüven gerçek olana kadar kendinden emin davranmak
Fake it till you make it, kişi özgüvenini veya becerisini hâlâ geliştirirken bunlara zaten sahipmiş gibi davranması anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede fake it, kişi gergin olsa bile kendinden emin bir beden dili ve konuşma tarzı kullanması demektir. Gerçekleri ya da nitelikleri uydurmak anlamına gelmez; düşünce, özgüvenli davranışları uygulamanın gerçek özgüveni geliştirebileceğidir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede fake it till you make it, konuşan kişiyi dinleyicilere gerçekler hakkında yalan söylemeye teşvik eder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
and I also like to scan the room in threes. Kalıp ifadeler
3:06ve ben ayrıca odayı üç aşamada taramayı seviyorum.
scan the room in threes: üç bölgeyi gözle taramak
Burada scan the room, gözleri dinleyicilerin ve odanın farklı bölümleri üzerinde hızlıca gezdirmek anlamına gelir. Scan bir makinenin kullanımını değil, görsel bir eylemi anlatır. In threes, konuşan kişinin bu hareketi nasıl düzenlediğini açıklar: daha sonra orta, sağ ve sol olarak belirtilen üç bakış konumu veya bölgesi kullanılır. İfade, göz temasını üç parçalı basit bir düzene dönüştürür.
Alıştırma
Bu konuşma önerisinde scan the room in threes ne anlama gelir?
- Bir makineyle odayı üç kez taramak.
- Odadaki yalnızca üç kişiye bakmak.
- Bakışları odanın üç bölümünde gezdirmek.
Cevabı göster
Bakışları odanın üç bölümünde gezdirmek.
In case you haven't noticed ile hafif bir hatırlatma
Burada In case you haven't noticed, konuşmada sonraki ifadeye giriş yapmak için kullanılır. Gelecekte gerçekleşebilecek bir olaya karşı önlem anlatmak yerine, zaten görünür hâle gelmiş bir gerçeğe veya düzene dikkat çeker. Tek başına tamamlanmamış olan bu ifade, konuşmacının ardından söyleyeceği söze zemin hazırlar. Dinleyicinin bu düzeni zaten fark etmiş olabileceğini ima ederek eğlenceli ve kişinin kendisiyle şakalaştığı bir ton katabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede In case you haven't noticed zaten belirgin olan bir düzeni hafifçe hatırlatmak için kullanılmıştır?
- In case you haven't noticed, I use a different colour for each topic.
- Take a spare pencil in case yours breaks.
- By the way, I use a different colour for each topic.
Cevabı göster
In case you haven't noticed, I use a different colour for each topic.
you're making sure that all of your audience feels included.
3:24tüm dinleyicilerinizin dahil edildiklerini hissetmelerini sağlarsınız.
That way, you're making sure that ... ile yöntemi sonuca bağlamak
Burada That way, “az önce anlatılanı yaparak” anlamına gelir. Önceki yönteme gönderme yapıp sonucunu belirtir ve açıklamayı önce eylem, sonra yarar gelecek şekilde düzenler. You're making sure that ... sonuç bağlantısını güçlendirir: yöntem, ardından belirtilen sonucun gerçekleşmesini güvence altına almak için kullanılır. Buradaki sonuç, dinleyicilerin her bölümünün kendini dahil edilmiş hissetmesidir.
Alıştırma
Önceki yönteme gönderme yapıp sonucunu belirten iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: Ask everyone to check the list. ____, you're making sure that no name is missed.
Cevabı göster
That way
to sum up: özete geçiş işareti
To sum up, dinleyicilere ana noktaları veya sonucu daha kısa biçimde yeniden ifade etmek üzere olduğunuzu bildiren bir geçiş ifadesidir. Burada so, bu geçişi daha önce söylenenlere bağlar. Açıklamadan özete geçildiğini göstererek bilgiyi düzenler. Bu ifadede sum up, sayıları toplamak değil, “özetlemek” anlamına gelir.
Alıştırma
Dersimizdeki özet geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, we need more time, a clear budget, and one person to lead the project.
Cevabı göster
To sum up
They are preparation, practice, and performance.
3:35Onlar hazırlık (preparation), pratik (practice) ve performans (performance).
Do let me know if you've started using those, Ton ve niyet
3:39Bunları kullanmaya başladıysanız bana mutlaka haber verin,
Do let me know: daveti vurgulu do ile güçlendirmek
Do let me know, vurgulu do içeren olumlu bir emir cümlesidir. Burada do bir soru oluşturmaz; let me know isteğini güçlendirir. Bu samimi kapanışta vurgu, daveti özellikle sıcak ve içten hâle getirir: konuşan kişi gerçekten bir yanıt beklemektedir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, olumlu emir cümlesinde do + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Dersimizdeki vurgulu davet ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ if the meeting time changes.
Cevabı göster
Do let me know
how you get on: ilerlemeyi veya sonucu sormak
Burada how you get on, “işlerin sizin için nasıl gittiği”, yani bir şeyi denedikten sonra ne kadar ilerlediğiniz veya nasıl bir sonuç aldığınız anlamına gelir. Konuşan kişi, izleyiciyi ipuçlarını kullandıktan sonra sonucu bildirmeye davet ediyor. Bu kullanımda get on, ilerleme veya deneyimle ilgilidir; get on a bus ifadesindeki fiziksel “binmek” eylemi değildir.
Alıştırma
Samimi Britanya İngilizcesinde “Let me know how you get on” genellikle birinden ne yapmasını ister?
- Denemenin nasıl gittiğini bildirmek.
- En yakın durağın nerede olduğunu söylemek.
- Bir araca nasıl binileceğini açıklamak.
Cevabı göster
Denemenin nasıl gittiğini bildirmek.
the comments below: sayfanın alt kısmındaki yorum alanı
Çevrim içi video veya internet sayfası dilinde the comments below, sayfada videonun ya da gönderinin daha altında gösterilen yorum alanı anlamına gelir. Below, gerçek dünyada bir nesnenin tam altındaki yeri değil, sayfa düzenini belirtir. Bu ifade, izleyicileri yanıt bırakabilecekleri yere yönlendirir.
Alıştırma
Bir video sayfasında “in the comments below” izleyicileri nereye yönlendirir?
- Videonun üstündeki başlığa.
- Zeminin altındaki bir yere.
- Sayfanın alt kısmındaki yorum alanına.
Cevabı göster
Sayfanın alt kısmındaki yorum alanına.
Or if you have anything that you do before giving a public speech or presentation, Kalıp ifadeler
3:45Ya da halka açık bir konuşma veya sunum yapmadan önce yaptığınız bir şey varsa,
before giving a public speech or presentation: konuşma veya sunum yapmadan önce
Give a public speech or presentation ifadesinde give, “birine bir şey vermek” değil, “bir dinleyici topluluğuna sunmak” anlamına gelir. Give a speech ve give a presentation, konuşma veya sunum yapmayı anlatan doğal sözcük eşleşmeleridir. before sözcüğünden sonra bir eylem before giving... örneğindeki gibi -ing biçimiyle ifade edilebilir. Bu nedenle ifade, başka bir eylemin konuşma veya sunumdan önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
before sözcüğünden sonra give fiilinin doğru biçimini kullanın: I check my slides before ____ a presentation.
Cevabı göster
giving
and I'm sure the rest of our viewers would love to hear about it. Ton ve niyet
3:51ve eminim ki diğer izleyicilerimiz de bunu duymaktan memnuniyet duyacaktır.
would love to hear about it: bunu duymayı çok ister
Would love to hear about it, “bununla ilgili daha fazlasını duymaktan çok mutlu olur ve ilgi duyar” anlamına gelir. Birini bilgi veya deneyim paylaşmaya sıcak bir şekilde davet eder; love burada romantik bir anlam değil, istek ve coşku katar. Hear about something, bir şey hakkında bilgi edinmek anlamına gelir. Buradaki it, daha önce sözü edilen alışkanlık veya hazırlığa gönderme yapar.
Alıştırma
Birini deneyimini paylaşmaya davet eden en sıcak ve kibar cümle hangisidir?
- I would love to hear about it.
- I already heard about it.
- You must tell me about it.
Cevabı göster
I would love to hear about it.