Yoksulluktan kurtulmak neden bu kadar zor? - Ann-Helén Bay: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
715 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Video, gelire bağlı sosyal yardımların işe başlayan bir kişiyi nasıl daha az parayla bırakabildiğini açıklıyor; yardımların kademeli azaltılması ile evrensel temel gelir gibi reformları karşılaştırıyor ve kalıcı çözümlerin bireysel seçimlere saygı duyması gerektiğini savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. just enough to disqualify / and not enough to cover — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Çelişkili bir eşiği anlatmak için iki karşıt enough to yan cümlesini eşleştirmeyi öğrenin: gelir, yardım hakkını kaybettirecek kadar yüksekken yardımın daha önce karşıladığı giderleri ödemeye yetmez. Bu dengeli kalıbı bütçeler, uygunluk koşulları, öğrenme hedefleri veya iş gereklilikleri hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 2. universal basic income — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Servet ya da çalışma durumundan bağımsız olarak toplumun tüm üyelerine sabit ödeme yapılmasını ifade eden bu yaygın kamu politikası terimini anlayın. Terimi tanımak; sosyal yardım tasarımı, yoksulluğun önlenmesi ve ücretlerin desteğin yerini almak yerine ona eklenmesi hakkındaki İngilizce tartışmaları izlemenizi kolaylaştırır. 3. agency and autonomy. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: agency kavramının anlamlı biçimde hareket etme ve seçim yapma kapasitesini, autonomy kavramının ise kişinin kendi yaşamını yönlendirme özgürlüğünü anlattığını ayırt edin. Bu resmî ikili, özellikle sosyal yardım, sağlık ve eğitim tartışmalarında politikaların insanların kararlarını yalnızca denetlemek yerine onları güçlendirmesi gerektiğini savunan etik görüşleri anlamanıza yardımcı olur.

Bu derste

Imagine that you've been unemployed and seeking work for months. Notlar

0:07

Aylardır işsiz olduğunuzu ve iş aradığınızı hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine that: varsayımsal bir durum kurmak

Imagine that, dinleyicinin değerlendirmesi için eksiksiz bir varsayımsal durum sunar. Burada yalnızca zihinde bir görüntü canlandırmayı istemez; açıklama devam etmeden önce dinleyiciyi olası bir durumun içine yerleştirir. Bu kalıp, önce durumu verip sonraki düşüncenin bu durumdan doğmasını sağlayarak bilgiyi düzenler. Soyut bir konu somut bir örnek üzerinden daha kolay anlaşıldığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede Imagine that ne işe yarıyor?

  1. Dinleyicinin değerlendirmesi için varsayımsal bir durum kurar.
  2. Ayrıntılı bir sahne canlandırmak için katı bir emir verir.
  3. Konuşmacının gerçek olduğunu bildiği bir durumu aktarır.
Cevabı göster

Dinleyicinin değerlendirmesi için varsayımsal bir durum kurar.

Dilbilgisi

you've been unemployed and seeking work: şu ana kadar süren bir durum

You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır. you've been unemployed yapısında present perfect, geçmişte başlayan bir durumu şimdiki zamana bağlar; for months ise süresini belirtir. İfade ayrıca iki betimlemeyi birbirine bağlar: unemployed durumu ve devam eden seeking work eylemi. you have been unemployed and have been seeking work şeklinde anlaşılabilir; bu nedenle her ikisi de geçmişteki tekil olaylar olarak değil, şu ana kadar süren durumlar olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: You ____ unemployed and seeking work for months.

Cevabı göster

have been

Government benefit programs have helped you cover rent, Kalıp ifadeler

0:11

Devlet destek programları kira,

utilities, and food,

0:13

faturalar ve gıda masraflarınızı karşılamanıza yardımcı oldu,

but you're barely getting by. Deyimler

0:15

ancak zar zor geçiniyorsunuz.

Kalıp ifadeler

cover rent: bir gideri ödemek veya karşılayacak kadar paraya sahip olmak

Burada cover rent, kirayı ödemek ya da kirayı ödeyecek kadar para sağlamak demektir. Cover, bir nesnenin üstünü örtmek anlamında değildir. Devlet yardım programları birkaç temel yaşam giderinin karşılanmasına yardımcı olur. Masraflarla kullanıldığında cover, bir kişinin, gelirin, yardımın veya başka bir kaynağın gideri karşılayıp karşılayamadığına odaklanır. Aynı kalıp cover the cost, cover expenses ve cover medical bills ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

“Ödemeye yetecek miktarda olmak” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: This grant should ____ rent for three months.

Cevabı göster

cover

Deyimler

barely getting by: neredeyse hiç para veya kaynak olmadan idare etmek

Get by, yalnızca yetecek kadar para veya kaynağa sahipken devam etmeyi başarmak demektir. Barely, “ancak, zar zor” anlamına gelir; bu nedenle barely getting by, başka bir gider veya sorun için neredeyse hiç pay kalmayan zor bir durumu anlatır. Burada günlük yaşamı sürdürmekten söz edilir; fiziksel olarak bir şeyin yanından geçmekten değil. Bu kalıp, çok az zaman, para veya personelle çalışmayı sürdüren bir ekip ya da hizmeti de anlatabilir.

Alıştırma

“Neredeyse hiç para olmadan idare etmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Since her work hours were cut, she's ____.

Cevabı göster

barely getting by

Finally,

0:17

Sonunda,

you hear back about a job application. Öbek fiiller

0:18

bir iş başvurunuzdan olumlu dönüş alırsınız.

Öbek fiiller

hear back: yanıt almak

Burada hear back, bir başvuru, mesaj, soru veya daha önce kurulan başka bir iletişimden sonra yanıt almak anlamına gelir. Back, yanıtın size geri gelmesini anlatır; bir yönü veya arkanızdaki bir şeyi duymayı ifade etmez. hear back about + konu yapısı, yanıtın hangi konuyla ilgili olduğunu belirtir; hear back about a job application buna bir örnektir. Yanıt veren kişiyi veya kuruluşu belirtmek için hear back from + kişi ya da kuruluş kullanılır.

Alıştırma

Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I emailed the library yesterday and hope to ____ them soon.

Cevabı göster

hear back from

You receive your first paycheck in months

0:20

Aylardır ilk maaşınızı alırsınız

and things seem to be turning around, Deyimler

0:23

ve işler yoluna giriyor gibi görünür,

Deyimler

turning around: düzelmeye başlamak

Burada things genel durumu ifade eder; turning around ise kötü bir durumdan daha iyi bir duruma doğru değişmek anlamına gelir. Maaş alınması iyileşmenin bir işaretidir; fiziksel olarak dönmekten söz edilmez. Seem to be, ifadeyi daha temkinli hâle getirir. Things seem to be turning around, durumun iyileştiğine dair işaretler bulunduğunu, ancak toparlanmanın henüz kesin veya tamamlanmış olmadığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef fiil öbeğiyle tamamlayın: The café was losing money, but business is finally ____.

Cevabı göster

turning around

but there's a catch. Deyimler

0:24

ama bir pürüz vardır.

Deyimler

there's a catch: gizli bir koşul veya dezavantaj

There's a catch, iyi görünen bir durumun gizli bir koşulu, dezavantajı veya sorunu olduğu anlamına gelir. Burada iyi haberden, ardından gelen bedele doğru bir dönüş yaratır. Catch burada “yakalamak” anlamındaki fiil değil, isimdir. Başka durumlara aktarılabilecek mesaj şudur: Bir şey kulağa iyi gelir, ancak önemli bir ayrıntı onu daha az avantajlı hâle getirir.

Alıştırma

Gizli bir koşulu tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The apartment looks perfect, but ____: pets are not allowed.

Cevabı göster

there's a catch

Your new job pays just enough Dilbilgisi

0:26

Yeni işinizden aldığınız maaş

to disqualify you from the benefit programs

0:28

destek programlarından diskalifiye olmanız için yeterlidir,

and not enough to cover the same costs.

0:30

ancak aynı masrafları karşılamaya yetmez.

Dilbilgisi

just enough to ... and not enough to ...: iki eşiğin karşılaştırılması

Just enough to disqualify, ücretin bir sonucu doğuran seviyeye, yani uygunluk hakkını kaybettiren eşiğe ancak ulaştığı anlamına gelir. Not enough to cover ise ikinci sonuç için, yani aynı masrafları ödemek için gereken seviyenin hâlâ altında kaldığını gösterir. Tekrarlanan enough to + fiil yapıları aynı miktarı iki eşikle karşılaştırır. Bir şey X eşiğine kıl payı ulaşıp Y eşiğinin altında kaldığında just enough to X and not enough to Y yapısını kullanın.

Alıştırma

Karşıtlığı just enough to ... and not enough to ... hedef yapısıyla tamamlayın: She earns ____ lose the subsidy and ____ cover the rent.

Cevabı göster

just enough to · not enough to

To make things worse, Anlatım akışı

0:32

Durumu daha da kötüleştiren şey,

you have to pay for transportation to work

0:33

ofisteyken işe gidip gelmek için ulaşıma

and childcare while you're at the office.

0:35

ve çocuk bakımına para ödemek zorunda olmanızdır.

Anlatım akışı

Olumsuz durumu ağırlaştıran geçiş ifadesi To make things worse

To make things worse, “ek bir olumsuz gelişme olarak” veya “daha da kötüsü” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Sonraki bilginin aynı sorunun parçası olduğunu ve durumu daha ciddi hâle getirdiğini gösterir. to + fiil yapısıyla başlasa da burada bir kişinin amacını anlatmaz. Bu cümlede ek masrafları başka bir dezavantaj olarak düzenler.

Alıştırma

Daha kötü bir sorun ekleyen kalıplaşmış geçiş ifadesini tamamlayın: The printer broke, and ____, we lost the backup file.

Cevabı göster

to make things worse

Somehow,

0:38

Her nasılsa,

you have less money now Dilbilgisi

0:38

artık işsiz olduğunuz zamankinden

than when you were unemployed.

0:40

daha az paranız var.

Dilbilgisi

İki dönemi karşılaştıran less ... now than when ... yapısı

less money now than when you were unemployed yapısı, aynı kişinin iki dönemdeki para miktarını karşılaştırır: şimdiki zaman ve işsizlik dönemi. Less, sayılamayan money ismini niteler; than ise karşılaştırmanın ikinci tarafını getirir. when yan cümlesi ikinci bir kişiyi değil, bir zamanı belirtir. Tekrarlanan sözcükler anlaşılır olduğu için atlanır: tam karşılaştırma less money now than you had when you were unemployed şeklindedir. less/more ... now than when ... yapısı, aynı kişiyi veya şeyi farklı dönemlerde karşılaştırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi less ... now than when ... yapısıyla tamamlayın: I have ____ I worked part-time.

Cevabı göster

less free time now than when

Economists call this demoralizing situation Kalıp ifadeler

0:41

Ekonomistler bu moral bozucu durumu

the welfare trap,

0:44

refah tuzağı olarak adlandırıyor,

Kalıp ifadeler

call A B: A’ya B adını verme

Burada call, “telefon etmek” değil, “bir ad ya da etiket vermek” anlamındadır. Kalıp call A B’dir: A, this demoralizing situation; B ise the welfare trap ifadesidir. Bu yapı B’yi A’nın adı veya tanımı olarak sunar. Uzmanlar bir terimi tanıtırken yaygın olarak kullanır ve A ile B arasına as gelmez.

Alıştırma

call A B yapısını kullanarak cümleyi eksik fiille tamamlayın: Experts ____ this effect the rebound effect.

Cevabı göster

call

one of the many different poverty traps

0:45

bu dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen

affecting millions of people around the world.

0:47

pek çok farklı yoksulluk tuzağından biridir.

Poverty traps are economic and environmental circumstances Dilbilgisi

0:49

Yoksulluk tuzakları, birbirini güçlendiren,

that reinforce themselves,

0:53

ekonomik ve çevresel koşullardır

perpetuating poverty for generations.

0:54

ve yoksulluğu nesiller boyu sürdürür.

Dilbilgisi

circumstances that reinforce themselves, perpetuating poverty: mekanizma ve sonuç

that reinforce themselves, circumstances sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. themselves zamiri çoğul circumstances adına geri döner: bu koşullar kendi etkilerini daha güçlü hâle getirir. Virgülden sonra gelen perpetuating poverty, bu kendini güçlendiren mekanizmanın süregelen sonucunu veren bir -ing ortaç yan cümlesidir. are ile paralel başka bir çekimli fiil değildir. İsim + that yan cümlesi ve ardından virgül + -ing yan cümlesi kalıbı, önce bir mekanizmayı açıklayıp sonra sonucunu gösterebilir.

Alıştırma

Cümledeki -ing yan cümlesi “perpetuating poverty for generations” hangi işlevi görür?

  1. Yeni bir ana özne ve fiil getirir.
  2. Yoksulluğun çoktan sona erdiğini söyler.
  3. Kendini güçlendiren koşulların süregelen sonucunu verir.
Cevabı göster

Kendini güçlendiren koşulların süregelen sonucunu verir.

Some poverty traps are tied to an individual's circumstances, Kalıp ifadeler

0:57

Bazı yoksulluk tuzakları, sağlıklı gıdaya veya eğitime erişim eksikliği gibi

like a lack of access to healthy food or education. Kalıp ifadeler

1:00

bireyin koşullarına bağlıdır.

Kalıp ifadeler

are tied to: bir sonucu bir etkenle ilişkilendirmek

are tied to ifadesindeki be tied to, “bir şeyle bağlantılı olmak” veya “bir şeye bağlı olmak” anlamına gelir. Burada bazı yoksulluk tuzakları, kişinin içinde bulunduğu durumun özellikleriyle ilişkilendirilir. Bu soyut bir ilişkidir; fiziksel olarak bağlanma söz konusu değildir. Aktarılabilir yapı be + tied to + isim öbeğidir. Bir sonuç, kural, karar veya miktarla bağlantılı bir etkeni belirtir.

Alıştırma

be tied to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The higher prices ____ rising transport costs.

Cevabı göster

are tied to

Kalıp ifadeler

a lack of access to healthy food or education: kaynaklara ulaşmanın önündeki engeller

A lack of access to healthy food or education, insanların sağlıklı gıda elde etmek veya eğitim almak için uygulanabilir ve güvenilir bir yola sahip olmadığını belirtir. Gıda veya eğitim mevcut olabilir ama yine de insanların ulaşamayacağı yerde kalabilir. Aktarılabilir kalıp a lack of access to + kaynak, hizmet veya etkinlik biçimindedir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir.

Alıştırma

“Elde etmek veya kullanmak için uygulanabilir ve güvenilir bir yola sahip olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The courses exist, but some residents face ____ reliable internet.

Cevabı göster

a lack of access to

Others can affect entire nations,

1:03

Diğerleri ise yozlaşmış hükümet döngüleri veya iklim değişikliği gibi

such as cycles of corrupt government or climate change. Kalıp ifadeler

1:05

tüm ulusları etkileyebilir.

Kalıp ifadeler

cycles of corrupt government: tekrarlanan ve kendini güçlendiren sorunlar

cycles of corrupt government ifadesinde cycles, yozlaşmış yönetimin geri döndüğü veya yolsuzluğun sürmesini sağlayan koşullar yarattığı tekrarlanan örüntüleri anlatır. Bir bisikleti ya da yalnızca sabit bir takvim dönemini değil, devam eden bir mekanizmayı ifade eder. cycle(s) of + isim yapısı, bir sorunu tekrarlanan ve kendini güçlendirebilen bir sürece dönüştürür. Bir aşama sonrakini besleyip asıl sorunun devam etme olasılığını artırdığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi durum cycles of corrupt government ifadesiyle en iyi şekilde anlatılır?

  1. Sabit bir programa göre dört yılda bir seçim yapılır.
  2. Yolsuzluk kurumları zayıflatır ve zayıf kurumlar yolsuzluğun geri dönmesine olanak tanır.
  3. Bir yetkili tek bir hata yapar ve hata hızla düzeltilir.
Cevabı göster

Yolsuzluk kurumları zayıflatır ve zayıf kurumlar yolsuzluğun geri dönmesine olanak tanır.

But the cruel irony of welfare traps in particular Dilbilgisi

1:08

Ancak özellikle refah tuzaklarının acımasız ironisi,

is that they stem from the very policies

1:11

bunların tam olarak yoksullukla mücadele etmek için

designed to battle poverty.

1:13

tasarlanmış politikalardan kaynaklanmasıdır.

Dilbilgisi

the cruel irony ... is that ...: niyetin tersine çıkan zarar verici sonuç

the cruel irony of X is that Y yapısı, amaçlanan veya beklenen sonuç ile gerçekte olanlar arasındaki zarar verici çelişkiyi anlatır. Burada yoksullukla mücadele etmeyi amaçlayan politikalar sosyal yardım tuzaklarının kaynağı olarak gösterilir; dolayısıyla irony bir şakayı değil, niyetin tersine çıkan sonucu ifade eder. İsim öbeği değerlendirilen durumu belirtir, that yan cümlesi ise çelişkili gerçeği açıklar. Cruel sözcüğü, bu uyuşmazlığın insanlar için ciddi sonuçları olduğunu ekler.

Alıştırma

Niyetle çelişen zarar verici bir sonucu anlatmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The ____ of the safety update ____ it caused more accidents.

Cevabı göster

cruel irony · is that

Most societies throughout history employed some strategies

1:15

Tarih boyunca çoğu toplum,

to help people in poverty meet basic needs. Kalıp ifadeler

1:18

yoksulluk içindeki insanların temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak için stratejiler kullanmıştır.

Kalıp ifadeler

meet basic needs: temel ihtiyaçları karşılamak

Burada meet, “karşılaşmak” değil, “karşılamak” veya “gerekli olanı sağlamak” anlamına gelir. meet basic needs eşdizimi, insanların yiyecek, barınma ve sağlık hizmeti gibi temel gereksinimlere sahip olmasını sağlamak demektir. meet + need(s) yapısı, bir kişinin, hizmetin veya politikanın gerekeni sağlayıp sağlamadığını anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

Bu dersteki hedef eşdizimi tamamlayın: The emergency fund helps families ____ basic needs.

Cevabı göster

meet

Before the 20th century,

1:21

20. yüzyıldan önce,

religious groups and private charities

1:23

dini gruplar ve özel hayır kurumları

often led such initiatives.

1:25

genellikle bu tür girişimlere öncülük etti.

Today,

1:26

Bugün,

these are called welfare programs,

1:27

bunlara refah programları deniyor

and they usually take the form of government-provided subsidies Dilbilgisi

1:29

ve bunlar genellikle devlet tarafından sağlanan sübvansiyonlar şeklini alıyor;

for housing, food, energy, and healthcare.

1:32

barınma, gıda, enerji ve sağlık hizmetleri için.

Dilbilgisi

take the form of government-provided subsidies: devlet tarafından sağlanan sübvansiyonlar biçimini almak

take the form of + isim öbeği yapısı, bir fikrin, eylemin veya durumun somut olarak hangi biçimde ortaya çıktığını ya da uygulandığını açıklar. Bu cümlede sosyal yardım programları, devletin sağladığı sübvansiyonlar olarak somutlaşır. of sonrasındaki isim öbeği bu biçimin adını belirtir. Burada government-provided, subsidies sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade devlet tarafından sağlanan sübvansiyonlar anlamına gelir. form, doldurulacak bir belgeyi değil, türü veya biçimi ifade eder.

Alıştırma

Hedef yapıyı tamamlayın: Assistance may ____ grocery vouchers.

Cevabı göster

take the form of

Typically,

1:36

Tipik olarak,

these programs are means-tested, Kelime

1:37

bu programlar gelir testine tabidir,

meaning that only people who fall below a certain income level Kalıp ifadeler

1:39

yani yalnızca geliri belirli bir seviyenin altında olan kişiler

are eligible for benefits. Kelime

1:42

yardımlardan yararlanmaya uygundur.

Kelime

means-tested: mali kaynaklara dayalı uygunluk

Means-tested, bir yardımın veya programın uygunluk koşullarının kişinin mali kaynaklarına, genellikle gelirine ve bazen mal varlığına bağlı olduğunu anlatan bir kamu politikası terimidir. Buradaki means, “yöntem” değil, kişinin kullanabileceği para ve kaynaklar anlamına gelir. Virgülden sonraki açıklama bu örnekte kullanılan inceleme ölçütünü verir: yalnızca belirlenen gelir düzeyinin altında olan kişiler uygun sayılır. Mali ölçütlerin ayrıntıları programdan programa değişebilir.

Alıştırma

Means-tested housing benefit ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Konut programının yöntemi test edilmiş ve kanıtlanmıştır.
  2. Uygunluk, gelir veya diğer mali kaynaklar kullanılarak incelenir.
  3. Herkes bireysel mali inceleme olmadan yardımı alır.
Cevabı göster

Uygunluk, gelir veya diğer mali kaynaklar kullanılarak incelenir.

Kalıp ifadeler

fall below a certain income level: gelir eşiğinin altında olmak

Bu cümlede fall below a certain income level, gelirin belirlenmiş bir eşiğin altında olması demektir. Fall burada bir kişinin fiziksel olarak düşmesini değil, bir sayının referans ölçüte göre konumunu anlatır. fall below + sayı, düzey, sınır veya standart kalıbı puanlar, sıcaklıklar, bütçeler ve başka ölçümler için de kullanılabilir. Değişim anlatılan bağlamlarda, bir değerin çizginin üstünden altına geçtiğini de düşündürebilir; burada ise esas olarak uygunluk sınırının altında olan kişileri belirler.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: If the account balance _____ $100, the bank sends an alert.

  1. falls from
  2. falls below
  3. falls behind
Cevabı göster

falls below

Kelime

eligible for benefits: yeterlilik koşullarını karşılamak

Bu cümlede be eligible for benefits, yardımları almak için belirlenen resmî koşulları karşılamak anlamına gelir. Burada kontrol edilen koşul gelir sınırıdır. Eligible nihai sonucu değil, yeterlilik durumunu anlatır. Bir kişi başvurmadan, onay almadan veya yardımı fiilen almadan da gerekli koşulları karşılayabilir. Kullanılabilir kalıplar be eligible for + isim ve be eligible to + fiildir.

Alıştırma

Cümleyi eligible ve doğru edatla tamamlayın: Based on her age, Maya is ____ the reduced bus fare.

Cevabı göster

eligible for

This policy is designed to ensure aid goes to those who need it most, Dilbilgisi

1:44

Bu politika, yardımın en çok ihtiyacı olanlara gitmesini sağlamak için tasarlanmıştır,

Dilbilgisi

designed to ensure ... those who need it most: amaç ve hedef grup

Be designed to ensure + yan cümle, bir politikanın, sistemin veya planın amaçlanan işlevini sunar: belirli bir sonucun gerçekleşmesi için oluşturulmuştur. Burada amaçlanan sonuç, yardımın doğru alıcılara ulaşmasıdır. Those who need it most, yardıma herkesten daha fazla ihtiyaç duyan kişiler anlamına gelir. it zamiri aid sözcüğüne gönderme yapar. Those who + fiil, bir eylem veya durumla tanımlanan insan grubunu ifade etmenin kısa ve nispeten resmî bir yoludur; adlandırılmış bir kuruluşu değil, insanları belirtir.

Alıştırma

Bu cümle randevu planlama kuralı hakkında ne söylüyor? The scheduling rule is designed to ensure urgent appointments go to those who need them most.

  1. En acil durumdaki hastalara öncelik verme amacıyla oluşturulmuştur.
  2. En Çok İhtiyacı Olanlar adlı bir kuruluşu anlatır.
  3. Her hastanın hemen randevu alacağını garanti eder.
Cevabı göster

En acil durumdaki hastalara öncelik verme amacıyla oluşturulmuştur.

but it also means people lose access

1:48

ancak aynı zamanda,

as soon as they earn more than the qualification threshold,

1:50

hak kazanma eşiğinden fazlasını kazandıkları anda,

regardless of whether or not they're financially stable enough to stay there. Kalıp ifadeler

1:53

orada kalacak kadar mali açıdan istikrarlı olup olmadıklarına bakılmaksızın yardımları kaybetmeleri anlamına da gelir.

Kalıp ifadeler

regardless of whether or not: sonuç değişmez

Regardless of whether or not, iki olasılıktan hangisi doğru olursa olsun ana ifadenin değişmediğini belirtir. Bu cümlede, orada kalabilecek kadar mali açıdan istikrarlı olmaları ana ifadeyi değiştirmeyen koşuldur. regardless of whether or not + özne + fiil yapısını kullanın. whether or not bölümünü iki ayrı seçenek olarak değil, «her iki durumda da» anlamı veren tek bir çerçeve olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi «her iki durumda da» anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The safety check is required ____ the machine was used.

Cevabı göster

regardless of whether or not

This vicious cycle is harmful to both those in poverty Deyimler

1:57

Bu kısır döngü hem yoksulluk içinde olanlara

and those outside of it.

2:00

hem de dışında olanlara zarar verir.

Deyimler

vicious cycle: kendini güçlendiren zararlı bir kalıp

Vicious cycle, bir sorunun bir etki oluşturduğu ve bu etkinin geri dönerek asıl sorunu daha da kötüleştirdiği tekrarlanan olumsuz bir süreçtir. Burada vicious, döngünün zararlı ve kendini güçlendiren olduğunu anlatır; bir kişiyi şiddet yanlısı veya zalim olarak tanımlamaz. This, daha önce açıklanan sosyal yardım tuzağına gönderme yapar: daha fazla kazanmak yardımların kaybolmasına neden olabilir, dolayısıyla kişinin genel durumu iyileşmeyebilir. Bu ifade, söz konusu neden-sonuç zincirini tekrarlanan tek bir kalıp olarak özetler.

Alıştırma

Hangi durum en iyi vicious cycle olarak tanımlanır?

  1. Düzenli alıştırma bir beceriyi geliştirir ve bu da alıştırmayı daha keyifli hâle getirir.
  2. Stres kötü uykuya, kötü uyku da daha fazla strese neden olur.
  3. Bir otobüs her sabah aynı saatte gelir.
Cevabı göster

Stres kötü uykuya, kötü uyku da daha fazla strese neden olur.

Mainstream economic models assume people are rational actors Kelime

2:02

Yaygın ekonomik modeller, insanların

who weigh the cost and benefits of their options Kalıp ifadeler

2:05

seçeneklerinin maliyet ve faydalarını tartan

and choose the most advantageous path forward.

2:08

ve ilerlemek için en avantajlı yolu seçen rasyonel aktörler olduğunu varsayar.

Kelime

Ekonomik modellerde rational actors (rasyonel aktörler)

Ekonomi ve sosyal bilimlerde rational actors, bir modelin mevcut seçenekleri karşılaştırıp hedeflerine en iyi hizmet eden seçeneği tercih edeceğini varsaydığı karar vericilerdir. Burada actor, eylemde bulunan bir katılımcı anlamındadır; sahne ya da sinema oyuncusu değildir. Bu cümlede ifade, bir modelleme varsayımını adlandırır. Özellikle sağduyulu kişileri öven bir söz değildir ve gerçek insanların her zaman kusursuz kararlar verdiğini iddia etmez.

Alıştırma

Bir ekonomi modelinde rational actors ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Gerçek hayattaki her durumda sakin ve haklı olduğu kanıtlanmış kişiler
  2. Seçenekleri karşılaştırdığı ve hedeflerini izlediği varsayılan karar vericiler
  3. Modeli açıklamak için işe alınmış profesyonel oyuncular
Cevabı göster

Seçenekleri karşılaştırdığı ve hedeflerini izlediği varsayılan karar vericiler

Kalıp ifadeler

weigh the cost and benefits: maliyet ve faydaları tartmak

Burada weigh mecaz anlamdadır: karar vermeden önce bir seçeneğin olumsuz ve olumlu etkilerini dikkatle karşılaştırmak demektir. Maliyet ve faydalar gerçek anlamda bir terazide tartılmaz. Altyazıda the cost and benefits kullanılıyor. Birden fazla sonuçtan genel olarak söz ederken daha yaygın ve dengeli ifade the costs and benefits şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi weigh the costs and benefits ifadesindeki hedef fiille tamamlayın: Before choosing a new insurance plan, we should ____ the costs and benefits.

Cevabı göster

weigh

If those in poverty know they'll gain no net benefit from working, Kalıp ifadeler

2:10

Eğer yoksulluk içindekiler çalışmaktan net bir fayda sağlamayacaklarını bilirlerse,

they're incentivized to remain on government assistance. Kelime

2:14

devlet yardımına bağımlı kalmaya teşvik edilirler.

Kalıp ifadeler

no net benefit: maliyetlerden sonra genel kazanç olmaması

“Net benefit”, ilgili maliyetler, kayıplar veya azalmalar hesaba katıldıktan sonra kalan faydadır. Bu nedenle “no net benefit”, ücret gibi görünür bir fayda olsa bile nihai sonucun genel bir kazanç getirmediği anlamına gelir. Buradaki yapı, brüt gelir ile kişinin koşullarındaki gerçek değişimi birbirinden ayırır: kaybedilen yardımlar ve işle ilgili maliyetler yeni kazancı dengeleyebilir. Daha genel olarak net, yalnızca en görünür kazanca değil, tüm artılar ve eksiler hesaplandıktan sonra kalan sonuca bakılması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “no net benefit from working” ne anlama geliyor?

  1. Çalışmak hiçbir ücret sağlamaz.
  2. İlgili maliyetler ve kayıplar hesaba katıldığında çalışmak genel bir kazanç bırakmaz.
  3. Çalışma yalnızca internet üzerinden yapılabilir.
Cevabı göster

İlgili maliyetler ve kayıplar hesaba katıldığında çalışmak genel bir kazanç bırakmaz.

Kelime

be incentivized to remain on government assistance: devlet yardımından yararlanmaya devam etmeye teşvik edilmek

“Be incentivized to do something”, bir ödülün, maliyetin veya kuralın bir eylemi daha cazip ya da daha olası hâle getirmesi demektir. Birinin kişiye doğrudan emir verdiği veya onu ikna ettiği anlamına gelmez. Bu cümlede “remain on government assistance”, kamu yardımından yararlanmaya devam etmek demektir. Konuşmacı bir sistemin seçimleri nasıl şekillendirebileceğini açıklıyor; yoksulluk içindeki kişilerin tembel olduğuna dair ahlaki bir yargıda bulunmuyor.

Alıştırma

Prim sayesinde çalışanların daha uzun süre kalmak için bir nedeni olduğunu anlatan dersteki resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: The bonus means workers are ____ stay longer.

Cevabı göster

incentivized to

Of course,

2:17

Elbette,

people work for many reasons,

2:18

insanlar birçok nedenden dolayı çalışırlar,

including societal norms and personal values.

2:20

toplumsal normlar ve kişisel değerler dahil.

But income is a major incentive to pursuing employment, Kalıp ifadeler

2:23

Ancak gelir, iş aramanın ana teşviklerinden biridir

Kalıp ifadeler

a major incentive to pursuing employment: iş aramaya yönelik önemli bir teşvik

Bu cümlede a major incentive, insanı harekete geçiren önemli bir etken veya teşvik anlamına gelir. Pursuing employment, teşvikin yöneldiği etkinliği, yani ücretli bir iş arama veya edinme çabasını adlandıran bir gerund öbeğidir. Bu ifadede to bir edat olarak işlev gördüğü için pursuing, -ing biçimindedir. Bu isim tümleyeni yapısı anlaşılır olsa da standart İngilizcede an incentive to pursue employment daha doğal bir kullanımdır. Gerund tercih edildiğinde an incentive for pursuing employment da doğaldır.

Alıştırma

a major incentive to pursuing employment ifadesini en iyi hangi çözümleme açıklar?

  1. Pursuing, mastar işaretleyicisi to tarafından getirilen yalın bir fiildir.
  2. Employment fiildir ve pursuing, income sözcüğünü niteleyen bir sıfattır.
  3. Pursuing employment, teşvikin yöneldiği etkinliği adlandıran bir gerund öbeğidir.
Cevabı göster

Pursuing employment, teşvikin yöneldiği etkinliği adlandıran bir gerund öbeğidir.

and when less people take on new jobs, Öbek fiiller

2:26

ve daha az insan yeni işe girdiğinde

the economy slows down,

2:28

ekonomi yavaşlar,

keeping people in poverty

2:30

insanları yoksullukta tutar

and potentially pushing people on the cusp of poverty Deyimler

2:31

ve yoksulluğun eşiğindeki insanları

over the edge.

2:34

uçuruma itebilir.

Öbek fiiller

take on new jobs: yeni işleri kabul edip üstlenmek

Take on new jobs, yeni işleri kabul edip bu işlerin gerektirdiği çalışma ve sorumlulukları üstlenmeye başlamak demektir. Burada take on bir öbek fiildir; bir şeyi fiziksel olarak almak anlamına gelmez. Aynı kalıp role, task, project veya responsibility ile de kullanılır. Take on genellikle bir kişinin üstlenmeyi kabul ettiği sorumluluğu veya iş yükünü vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “sorumluluğunu kabul etmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The committee asked Rosa to ____ the new project.

Cevabı göster

take on

Deyimler

pushing people on the cusp of poverty over the edge: yoksulluğun eşiğindekileri sınırın ötesine itmek

Bu ifade, birbiriyle bağlantılı iki eşik imgesini birleştirir. On the cusp of poverty, yoksulluğa düşmeye çok yakın olmayı; pushing ... over the edge ise bu kişilerin eşiği geçip gerçekten yoksulluğa düşmesine neden olmayı anlatır. Buradaki hareket gerçek değil, mecazidir. Daha genel olarak on the cusp of X, birini büyük bir değişime çok yakın gösterir; push someone over the edge ise ek bir baskıyı bu değişimi sonunda gerçekleştiren neden olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede pushing people on the cusp of poverty over the edge ne anlama geliyor?

  1. İnsanların yoksulluktan uzaklaşmasına yardım etmek
  2. Yoksulluğa yakın insanları gerçekten yoksulluğa düşürmek
  3. Yoksul insanları fiziksel olarak bir kenardan aşağı itmek
Cevabı göster

Yoksulluğa yakın insanları gerçekten yoksulluğa düşürmek

Some have suggested this feedback loop could be removed Kelime

2:35

Bazıları bu geri bildirim döngüsünün,

by eliminating government assistance programs altogether.

2:38

devlet yardım programlarını tamamen ortadan kaldırarak kırılabileceğini öne sürdü.

Kelime

feedback loop: bir sonucun sisteme geri dönmesi

feedback loop, bir sonucun girdi olarak geri dönüp daha sonra ne olacağını değiştirdiği tekrarlayan bir sistemdir. Sisteme bağlı olarak bir değişimi güçlendirebilir veya azaltabilir. Bu cümlede terim, sorunun sürmesine neden olduğu söylenen döngüsel bir mekanizmayı adlandırır. Burada feedback sıradan yorumlar anlamına gelmez; loop, etkinin sürece geri döndüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik sistem terimiyle tamamlayın: In this app, recommendations shape what users watch, and those choices shape later recommendations. This creates a ____.

Cevabı göster

feedback loop

But most agree this solution is neither realistic nor humane. Dilbilgisi

2:41

Ancak çoğu kişi bu çözümün ne gerçekçi ne de insani olduğu konusunda hemfikir.

Dilbilgisi

neither realistic nor humane: neither ... nor ... kalıbı

Bu cümlede neither realistic nor humane, çözümün iki ölçütü de karşılamadığı anlamına gelir: çözüm ne gerçekçidir ne de insancıldır. Neither ilk olumsuz tanımlamayı başlatır, nor ise ikincisini bağlar. Neither A nor B kalıbı, olumsuzlanan iki öğeye eşit dil bilgisel konum verir. Burada A ve B paralel sıfatlardır; bu yüzden değerlendirme kısa ve dengelidir.

Alıştırma

Standart neither ... nor ... kalıbını tamamlayın: The plan is neither cheap ____ practical.

Cevabı göster

nor

So how can we redesign benefits Anlatım akışı

2:45

Peki, çalışanları cezalandırmayacak bir şekilde

in a way that doesn't penalize people for working? Dilbilgisi

2:47

sosyal yardımları nasıl yeniden tasarlayabiliriz?

Anlatım akışı

So how can we redesign benefits ...?: çözümlere geçiş sorusu

So how can we redesign benefits ...? burada bir geçiş sorusu işlevi görür. So az önce ele alınan soruna bağlanır; how can we ise yöntem sorarak sonraki bölümde çözümlerin inceleneceğini gösterir. Bu biçim bir açıklamayı düzenlemek için kullanılabilir: mevcut durumun neden işlemediğini gösterdikten sonra dikkati uygulanabilir bir eyleme çevirmek için So how can we + fiilin yalın hâli ...? diye sorun. Konuşmacı düşünmeye davet edebilir ancak hemen sözlü bir yanıt beklemesi gerekmez.

Alıştırma

Bir konuşmacı sorunu açıkladıktan sonra “So how can we redesign benefits?” sorusu temel olarak ne yapar?

  1. Tartışmayı sorunu teşhis etmekten çözüm aramaya geçirir.
  2. Benefits sözcüğünün anlamıyla ilgili, bağlantısız bir konu açar.
  3. Bir sonraki adımı sunmadan tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Tartışmayı sorunu teşhis etmekten çözüm aramaya geçirir.

Dilbilgisi

insanları çalıştıkları için dezavantajlı duruma düşürmeyecek şekilde

'In a way that + yan cümle' yapısı, yöntemin karşılaması gereken koşulu açıklar. Burada sosyal yardımlar, çalışmanın insanları daha kötü bir duruma düşürmeyeceği şekilde yeniden tasarlanmalıdır. 'Penalize someone for doing something', bir kişiyi yaptığı bir eylem nedeniyle dezavantajlı duruma düşürmek anlamına da gelebilir. Politika tartışmalarında mutlaka yasal bir ceza veya para cezası anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada 'in a way that doesn't penalize people for working' ne anlama geliyor?

  1. Sosyal yardımlar, çalışmanın insanları daha kötü duruma düşürmeyeceği şekilde yeniden tasarlanmalıdır.
  2. İnsanlar her çalıştıklarında resmî bir para cezası almalıdır.
  3. Sosyal yardımlar yalnızca çalışma saatleri içinde yeniden tasarlanmalıdır.
Cevabı göster

Sosyal yardımlar, çalışmanın insanları daha kötü duruma düşürmeyeceği şekilde yeniden tasarlanmalıdır.

Many countries have tried different ways to circumvent this problem. Kelime

2:50

Pek çok ülke bu sorunu aşmak için farklı yollar denedi.

Kelime

circumvent this problem: bu sorunu dolanmak

'Circumvent this problem', sorunu bir engel olarak görüp onun etrafından dolaşan bir yol veya yöntem bulmak demektir. Odak noktası, ilerlemeyi engelleyen şeyi atlatmaktır; temel nedeni ortadan kaldırmak şart değildir. 'Circumvent' geçişli bir fiildir ve nesneyi doğrudan alır: 'circumvent a problem' denir, 'circumvent around a problem' denmez.

Alıştırma

'Circumvent this problem' en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Sorunu bir engel olarak görüp etrafından dolaşmanın bir yolunu bulmak
  2. Temel nedeni düzelterek sorunu ortadan kaldırmak
  3. Sorunu daha ayrıntılı biçimde açıklamak
Cevabı göster

Sorunu bir engel olarak görüp etrafından dolaşmanın bir yolunu bulmak

Some allow people to continue receiving benefits

2:54

Bazıları insanların iş bulduktan sonra belirli bir süre

for a given period after finding a job,

2:56

yardımları almaya devam etmesine izin verirken,

while others phase out benefits gradually Öbek fiiller

2:59

diğerleri gelir arttıkça yardımları

as income increases.

3:01

kademeli olarak kaldırıyor.

Öbek fiiller

phase out: bir şeyi kademeli olarak bırakmak

Bu cümlede phase out, gelir arttıkça yardımları aşamalı olarak azaltıp sonunda tamamen kaldırmak anlamına gelir. Bu öbek fiil, değişimi ani bir kesinti olarak değil, bir süreç olarak gösterir. Genel olarak phase out + isim, bir şeyi kullanmayı, sunmayı veya üretmeyi tamamen ortadan kalkana kadar yavaş yavaş bırakmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi “kademeli olarak bırakmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The hospital will ____ paper records over three years.

Cevabı göster

phase out

These policies still remove some financial incentive to work,

3:03

Bu politikalar yine de çalışma yönündeki bazı finansal teşvikleri ortadan kaldırır,

but the risk of a welfare trap is lower.

3:07

ancak refah tuzağı riski daha düşüktür.

Other governments provide benefits like education,

3:10

Diğer hükümetler, eğitim,

childcare, or medical care

3:13

çocuk bakımı veya tıbbi bakım gibi yardımları

equally across all their citizens. Dilbilgisi

3:15

tüm vatandaşlarına eşit olarak sağlıyor.

Dilbilgisi

equally across all their citizens: tüm grubun eşit biçimde kapsanması

Equally yardımların nasıl sunulduğunu açıklar; across all their citizens ise kapsamı belirler: vatandaş nüfusunun tamamı kapsanan grup olarak ele alınır. Across burada fiziksel hareketi anlatmaz. Daha genel olarak across + çoğul bir grup veya kategori, bir politikanın, örüntünün ya da etkinin grubun tamamına yayıldığını gösterebilir.

Alıştırma

Equally across all their citizens ifadesinde across ne anlam katar?

  1. Hükümetin vatandaşlarına karşı olduğu anlamına gelir.
  2. Ülkenin bir tarafından diğer tarafına hareketi anlatır.
  3. Vatandaş nüfusunun tamamını politikanın kapsamı olarak belirtir.
Cevabı göster

Vatandaş nüfusunun tamamını politikanın kapsamı olarak belirtir.

One proposed solution takes this idea of universal benefits even further. Kalıp ifadeler

3:18

Önerilen bir çözüm, bu evrensel yardımlar fikrini daha da ileri taşıyor.

Kalıp ifadeler

takes this idea ... even further: bu fikri daha da ileri taşımak

take an idea further ifadesinde take, bir şeyi taşımak değil, bir fikri geliştirmek veya genişletmek anlamına gelir. Buradaki this idea, evrensel yardımları ifade eder ve önerilen çözüm bu ilkeyi daha kapsamlı biçimde geliştirir. Even, further sözcüğünü güçlendirir: yeni öneri, daha önce tartışılmış olanın ötesine geçer. Bu yapı, önceki bir fikri onun daha kapsamlı veya iddialı bir biçimine bağlar.

Alıştırma

Örnekte takes this idea ... even further ne anlama geliyor?

  1. Fikri fiziksel olarak daha uzak bir yere taşır.
  2. Önceki fikri reddedip baştan başlar.
  3. Önceki fikri daha kapsamlı bir biçimde geliştirir.
Cevabı göster

Önceki fikri daha kapsamlı bir biçimde geliştirir.

A universal basic income would provide a fixed benefit Kültür

3:22

Evrensel temel gelir,

to all members of society,

3:25

zenginlik veya istihdam durumuna bakılmaksızın

regardless of wealth or employment status. Kalıp ifadeler

3:27

toplumun tüm üyelerine sabit bir fayda sağlayacaktır.

Kültür

universal basic income (UBI): evrensel temel gelir

Genellikle UBI olarak kısaltılan universal basic income, toplumun her üyesinin sabit bir temel ödeme aldığı bir politika önerisidir. Bu cümlede universal, ödemenin servet veya istihdam durumuyla sınırlandırılmadığı anlamına gelir. Bu, yapılan bir iş karşılığındaki normal ücret değil, gelir desteğidir. Uygulamanın ayrıntıları değişebilir, ancak buradaki temel fikir istihdam şartı olmadan geniş kapsamlı ödeme yapılmasıdır.

Alıştırma

Örnekteki universal basic income ifadesini en iyi hangi açıklama karşılıyor?

  1. Yalnızca gelir veya varlık incelemesinden sonra alınabilen maddi destek.
  2. Servet veya istihdam durumuna bakılmaksızın tüm üyelere verilen sabit bir temel ödeme.
  3. Yalnızca işi olan kişilerin aldığı ücret.
Cevabı göster

Servet veya istihdam durumuna bakılmaksızın tüm üyelere verilen sabit bir temel ödeme.

Kalıp ifadeler

regardless of wealth or employment status: servete veya istihdam durumuna bakılmaksızın

Regardless of wealth or employment status, bir kişinin servetinin ve çalışıp çalışmamasının sonucu etkilemediği anlamına gelir. Bu cümlede bu koşullar, sabit yardımı kimin alacağını sınırlamaz. Ana ifadenin koşul değişse bile geçerli kaldığını anlatmak için regardless of ifadesinden sonra bir isim veya isim öbeği kullanılır. Buradaki status, kişinin içinde bulunduğu durumu veya kategoriyi ifade eder; dolayısıyla employment status “istihdam durumu” demektir.

Alıştırma

Yaşın ve istihdam durumunun erişimi etkilemediğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The community workshop is open to everyone, ____ age or employment status.

Cevabı göster

regardless of

This is the only known policy that could entirely remove welfare traps,

3:29

Kazanılan herhangi bir ücret faydanın yerine geçmek yerine

since any earned wages would supplement the benefit Dilbilgisi

3:33

onu tamamlayacağından,

rather than replace it.

3:36

bu, refah tuzaklarını tamamen ortadan kaldırabilecek bilinen tek politikadır.

Dilbilgisi

supplement the benefit rather than replace it: ödeneğin yerini almak yerine onu desteklemek

The wages would supplement the benefit, ücretlerin mevcut ödeneğe ekleneceği ve ödeneğin verilmeye devam edeceği anlamına gelir. Rather than replace it, ücretlerin ödeneğin yerini alacağı alternatif sonucu dışlar; it, the benefit ifadesine gönderme yapar. Dilbilgisi bakımından would, paralel iki fiil öbeği için de geçerlidir: would supplement the benefit rather than (would) replace it. Gerçek veya amaçlanan etkinin A olduğunu belirtip B'yi dışlamak için “fiil öbeği A + rather than + fiil öbeği B” yapısı kullanılabilir.

Alıştırma

Karşıtlığı supplement ve rather than ile tamamlayın: The checklist should ____ expert judgment ____ replace it.

Cevabı göster

supplement · rather than

In fact,

3:38

Aslında,

by creating a stable income floor Deyimler

3:39

kimsenin altına düşemeyeceği

below which no one can fall,

3:41

istikrarlı bir gelir tabanı yaratarak,

basic income might prevent people

3:43

temel gelir insanların en başta

from falling into poverty in the first place. Kalıp ifadeler

3:44

yoksulluğa düşmesini engelleyebilir.

Deyimler

kimsenin altına düşemeyeceği istikrarlı bir gelir tabanı

Burada a stable income floor, güvenilir bir asgari gelir düzeyini anlatan bir benzetmedir. Fiziksel bir zemin gibi alt sınırı gösterir: gelir bunun üzerinde olabilir, ancak politika insanların bu düzeyin altına düşmesini engellemeyi amaçlar. Below which no one can fall, income floor ifadesini niteler. Which önceki floor sözcüğüne gönderme yapar; below which ise “o düzeyin altında” demektir. Bu ifade, soyut bir asgari güvenceyi daha aşağı düşmeye karşı koruma olarak canlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede “a stable income floor” ne anlama gelir?

  1. Gelirin dağıtıldığı binadaki fiziksel bir kat
  2. Bir kişinin kazanmasına izin verilen en yüksek gelir
  3. Güvenilir bir asgari gelir düzeyi
Cevabı göster

Güvenilir bir asgari gelir düzeyi

Kalıp ifadeler

in the first place: bir sorunu gerçekleşmeden önlemek

Bu cümlede in the first place, “sorun daha ortaya çıkmadan” anlamına gelir. Prevent people from falling into poverty ile birlikte kullanıldığında, insanlar zaten yoksullaştıktan sonra yardım etmek yerine önlemeyi vurgular. Bu ifade gerçek anlamda “ilk yer” demek değildir. Prevent, avoid veya stop something in the first place gibi yapılarda amaç, olayın hiç gerçekleşmemesidir.

Alıştırma

Cümleyi “sorun daha ortaya çıkmadan” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A clear backup plan can prevent data loss ____.

Cevabı göster

in the first place

Numerous economists and thinkers have championed this idea Kelime

3:47

Sayısız ekonomist ve düşünür,

since the 18th century,

3:50

18. yüzyıldan bu yana bu fikri savundu,

Kelime

championed this idea: etkin biçimde savunmak anlamındaki champion fiili

championed this idea ifadesinde champion, “fikri etkin ve kamuoyu önünde desteklemek veya savunmak” anlamında bir fiildir. Yalnızca aynı fikirde olmanın ötesinde, ekonomistlerin ve düşünürlerin bu fikri savunduğunu ya da ilerlemesine yardımcı olduğunu anlatır. Bu kullanım fikirler, davalar, politikalar ve reformlarla sık görülür. champion fiilinden sonra gelen nesne etkin biçimde desteklenen şeydir; bir yarışmanın galibi değildir.

Alıştırma

Cümledeki championed this idea ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Fikri savunmadan, yalnızca özel olarak kabul edilebilir buldular.
  2. Fikri etkin biçimde destekleyip savundular.
  3. Fikir sayesinde bir yarışma kazandılar.
Cevabı göster

Fikri etkin biçimde destekleyip savundular.

but for now,

3:52

ancak şimdilik,

universal basic income remains largely hypothetical. Kelime

3:53

evrensel temel gelir büyük ölçüde varsayımsal kalmaya devam ediyor.

Kelime

largely hypothetical: şimdilik büyük ölçüde kuramsal

remains largely hypothetical ifadesinde largely “büyük ölçüde”, hypothetical ise politikanın geniş çapta uygulanan bir şey olmaktan çok hâlâ fikir veya kuramsal bir olasılık olarak var olduğunu belirtir. Bu ifade, sınırlı denemelere veya gerçek örneklere yer bırakır. Evrensel temel gelirin gerçek dışı ya da imkânsız olduğunu söylemez; gerçek dünyada şu ana kadar ne ölçüde uygulandığını veya sınandığını anlatır.

Alıştırma

largely hypothetical ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. İmkânsızdır ve hiçbir zaman gerçekleşemez.
  2. Her yerde tamamen uygulanmıştır.
  3. Hâlâ çoğunlukla kuramsaldır veya geniş çapta sınanmamıştır.
Cevabı göster

Hâlâ çoğunlukla kuramsaldır veya geniş çapta sınanmamıştır.

Although it's been tried in some places Dilbilgisi

3:57

Bazı yerlerde sınırlı bir ölçekte

on a limited scale, Kalıp ifadeler

3:59

denenmiş olsa da,

these local experiments don't tell us much

4:00

bu yerel deneyler bize politikanın

about how the policy would play out Öbek fiiller

4:02

tüm bir ulus veya gezegen genelinde

across an entire nation or a planet.

4:04

nasıl sonuçlanacağı hakkında pek bir şey söylemiyor.

Dilbilgisi

Although: bir gerçeği kabul edip ardından sınırlama belirtmek

Although, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Politikanın bazı yerlerde denendiğini kabul eder; yani yazar mevcut kanıtların varlığını inkâr etmez. Temel iddia ana cümlededir: Bu yerel denemeler, ülke veya dünya genelinde ne olacağını göstermeyecek kadar sınırlıdır. Yeniden kullanılabilen Although A, B kalıbı, A’yı kabul ederken B’yi ana düşünce olarak sunmanızı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ödünleme bağlacıyla tamamlayın: ____ the pilot went well, it was too small to support a nationwide conclusion.

Cevabı göster

Although

Kalıp ifadeler

on a limited scale: sınırlı boyut veya kapsamda

On a limited scale; boyut, erişim, hacim veya katılımın sınırlı olması demektir. Bu cümlede politika yalnızca nispeten küçük yerel deneylerde denenmiştir. Bu ifade, kanıtların ne kadar geniş bir alana uygulanabileceğini sınırlar: Dar kapsamlı bir denemenin sonuçları, tüm bir ülkede veya dünyada ne olacağını öngörmeyebilir. Buradaki scale, bir etkinliğin boyutu veya kapsamı anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi boyutu veya kapsamı sınırlı anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: The company tested the service ____ before a nationwide launch.

Cevabı göster

on a limited scale

Öbek fiiller

play out: gelişmek ve bir sonuca varmak

Burada play out, zaman içinde gelişmek ve belirli bir sonuca varmak demektir. how the policy would play out ifadesi, politika çok daha geniş bir ölçekte uygulandığında neler olacağını sorar. Bu deyimsel fiil, bir durumun nasıl ilerleyeceği veya sonucunun ne olacağı henüz tam bilinmediğinde kullanışlıdır. Yaygın bir kalıp how something will or would play out şeklindedir.

Alıştırma

Cümlede how the policy would play out ne anlama geliyor?

  1. Politikanın nasıl duyurulacağı
  2. Politikanın nasıl bir oyuna dönüştürüleceği
  3. Politikanın nasıl gelişeceği ve hangi sonuçları doğuracağı
Cevabı göster

Politikanın nasıl gelişeceği ve hangi sonuçları doğuracağı

Whatever strategy governments pursue, Dilbilgisi

4:07

Hükümetler hangi stratejiyi izlerse izlesin,

solving the welfare trap requires respecting

4:10

refah tuzağını çözmek,

people's agency and autonomy. Kelime

4:12

insanların failliğine ve özerkliğine saygı duymayı gerektirir.

Dilbilgisi

Whatever strategy governments pursue: hangi strateji izlenirse izlensin

Whatever strategy governments pursue, hükümetlerin hangi stratejiyi izlediğine bakılmaksızın demektir. Whatever, strategy ismini niteler ve olası bütün seçenekleri kapsar; konuşanın umursamaz veya ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Baştaki yan cümle ödünleme bildirir: seçilen strateji ne olursa olsun ana yargı geçerlidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Whatever + isim + özne + fiil ve ardından ana cümledir.

Alıştırma

Hangi cümle, seçilen strateji ne olursa olsun güvenliğin önce geldiğini söylüyor?

  1. The team chooses whatever strategy comes first.
  2. Whatever strategy the team chooses, safety comes first.
  3. What strategy the team chooses is still unclear.
Cevabı göster

Whatever strategy the team chooses, safety comes first.

Kelime

agency and autonomy: hareket etme kapasitesi ve kendi kararını verme

Burada agency, kişinin seçim yapma, harekete geçme ve olanları etkileme kapasitesidir. Autonomy ise kişinin kararlarını uygunsuz bir denetim olmadan kendi kendine yönlendirme özgürlüğüdür. Bu ikili, hem etkili biçimde hareket edebilmeyi hem de kendi kendini yönetmeyi kapsar. Bu cümlede respecting people's agency and autonomy, insanlara yalnızca pasif yardım alıcıları olarak değil, karar veren kişiler olarak davranmak anlamına gelir. Buradaki agency soyut bir kavramdır; kurum ya da aracı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum bir kişinin hem agency'sine hem de autonomy'sine en iyi şekilde saygı gösterir?

  1. Bakım ekibi daha hızlı olduğu için hasta adına bütün kararları verir.
  2. Bakım ekibi hastaya açık bilgi ve pratik destek verir, son kararı da hastaya bırakır.
  3. Bakım ekibi hastaya ne istediğini sormadan onu dışarıdaki bir kuruma yönlendirir.
Cevabı göster

Bakım ekibi hastaya açık bilgi ve pratik destek verir, son kararı da hastaya bırakır.

Only by empowering individuals to create Dilbilgisi

4:15

Ancak bireyleri kendi yaşamlarında ve topluluklarında

long-term change in their lives and communities

4:17

uzun vadeli değişimler yaratmaları için güçlendirerek

can we begin to break the cycle of poverty. Deyimler

4:20

yoksulluk döngüsünü kırmaya başlayabiliriz.

Dilbilgisi

Only by ... can we ...: gerekli koşulu belirten devrik yapı

Only by + bir -ing biçimi ya da isim öbeği, bir yöntemi gerekli koşul olarak sunar. Burada empowering individuals, yoksulluk döngüsünü kırma yönünde ilerleme başlamadan önce izlenmesi gereken yol olarak gösterilir. Only by ... cümlenin başına getirildiğinde ana cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: we can begin değil, can we begin. by sonrasındaki fiil -ing biçiminde kalırken kiplik fiil ya da yardımcı fiil ana cümlenin öznesinden önce gelir.

Alıştırma

Cümleyi we can ifadesinin devrik biçimiyle tamamlayın: Only by checking every source ____ publish an accurate report.

Cevabı göster

can we

Deyimler

break the cycle of poverty: yoksulluk döngüsünü kırmak

break the cycle of poverty ifadesinde cycle, yoksulluğu tekrarlanan veya kendini sürdüren bir örüntü olarak sunar; break ise bu örüntüyü durdurmak anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi kırmaktan söz edilmez. İfade, tek bir durumda geçici rahatlama sağlamaya değil, yoksulluğu sürdüren mekanizmaları sona erdirmeye odaklanır. break the cycle of X kalıbı, tekrarlanan başka sorunlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede break the cycle of poverty ne anlama geliyor?

  1. Nedenleri değiştirmeden yalnızca kısa süreli rahatlama sağlamak
  2. Yoksulluğun tekrarlanmasına yol açan koşulları sona erdirmek
  3. Yoksul insanlara ait fiziksel bir nesneye zarar vermek
Cevabı göster

Yoksulluğun tekrarlanmasına yol açan koşulları sona erdirmek

Agency is a type of power

4:25

Faillik, eylem ve seçimin birleşiminden gelen

that comes from the marriage of action and choice. Deyimler

4:27

bir tür güçtür.

Deyimler

the marriage of action and choice: eylem ile seçimin birleşimi

the marriage of action and choice ifadesinde marriage, iki soyut unsurun yakın biçimde birleşmesini anlatan bir mecazdır. İnsanlar arasındaki gerçek bir evlilikten söz edilmez. Cümle, özerk hareket etme kapasitesini hem eylemde bulunabilmekten hem de seçim yapabilmekten doğan bir güç olarak tanımlar. Daha genel olarak the marriage of A and B, A ile B’nin bütünleşerek birlikte önemli bir sonuç oluşturduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bu cümlede the marriage of action and choice ne anlama geliyor?

  1. Seçim yapma gereğini ortadan kaldıran bir eylem
  2. Özerk hareket etme kapasitesi yaratan eylem ve seçimin yakın birleşimi
  3. Bir eylem ve bir seçim yoluyla düzenlenen yasal evlilik
Cevabı göster

Özerk hareket etme kapasitesi yaratan eylem ve seçimin yakın birleşimi

But what exactly is power? Anlatım akışı

4:29

Peki ama güç tam olarak nedir?

What role does it play in society?

4:31

Toplumda nasıl bir rol oynar?

Is there a way to acquire and use it responsibly?

4:34

Onu sorumlu bir şekilde elde etmenin ve kullanmanın bir yolu var mı?

Anlatım akışı

But what exactly is power? ... use it responsibly? ifadesinin konuyu açan bir soru dizisi olarak kullanımı

Bu üç soru, tartışmayı daha önce ele alınan eyleme kapasitesi fikrinden daha geniş bir konu olan güce taşıyan bir soru dizisi oluşturur. But bu geçişi işaret eder; ilk soru da incelenecek kavramı ortaya koyar. Sonraki iki soru gelecek tartışmanın yolunu çizer: önce gücün toplumdaki rolü, ardından gücün sorumlu bir şekilde edinilip kullanılıp kullanılamayacağı ele alınır. Burada sorular üç anlık cevap istemekten çok sırada ne olduğunu haber verir. Bu yapı, dinleyiciyi bir konudan diğerine yönlendirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekteki üç sorunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Dinleyiciden birbiriyle ilgisiz üç soruya hemen cevap vermesini istemek
  2. Zaten kanıtlanmış üç sonucu bildirmek
  3. Güç konusunu tanıtmak ve sonraki tartışmada incelenecek meseleleri önceden göstermek
Cevabı göster

Güç konusunu tanıtmak ve sonraki tartışmada incelenecek meseleleri önceden göstermek

Learn more with this video.

4:37

Bu videoyla daha fazlasını öğrenin.