Yoksulluktan kurtulmak neden bu kadar zor? - Ann-Helén Bay: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, gelire bağlı sosyal yardımların işe başlayan bir kişiyi nasıl daha az parayla bırakabildiğini açıklıyor; yardımların kademeli azaltılması ile evrensel temel gelir gibi reformları karşılaştırıyor ve kalıcı çözümlerin bireysel seçimlere saygı duyması gerektiğini savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. just enough to disqualify / and not enough to cover — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Çelişkili bir eşiği anlatmak için iki karşıt enough to yan cümlesini eşleştirmeyi öğrenin: gelir, yardım hakkını kaybettirecek kadar yüksekken yardımın daha önce karşıladığı giderleri ödemeye yetmez. Bu dengeli kalıbı bütçeler, uygunluk koşulları, öğrenme hedefleri veya iş gereklilikleri hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 2. universal basic income — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Servet ya da çalışma durumundan bağımsız olarak toplumun tüm üyelerine sabit ödeme yapılmasını ifade eden bu yaygın kamu politikası terimini anlayın. Terimi tanımak; sosyal yardım tasarımı, yoksulluğun önlenmesi ve ücretlerin desteğin yerini almak yerine ona eklenmesi hakkındaki İngilizce tartışmaları izlemenizi kolaylaştırır. 3. agency and autonomy. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: agency kavramının anlamlı biçimde hareket etme ve seçim yapma kapasitesini, autonomy kavramının ise kişinin kendi yaşamını yönlendirme özgürlüğünü anlattığını ayırt edin. Bu resmî ikili, özellikle sosyal yardım, sağlık ve eğitim tartışmalarında politikaların insanların kararlarını yalnızca denetlemek yerine onları güçlendirmesi gerektiğini savunan etik görüşleri anlamanıza yardımcı olur.
Bu derste
Imagine that you've been unemployed and seeking work for months. Notlar
0:07Aylardır işsiz olduğunuzu ve iş aradığınızı hayal edin.
Imagine that: varsayımsal bir durum kurmak
Imagine that, dinleyicinin değerlendirmesi için eksiksiz bir varsayımsal durum sunar. Burada yalnızca zihinde bir görüntü canlandırmayı istemez; açıklama devam etmeden önce dinleyiciyi olası bir durumun içine yerleştirir. Bu kalıp, önce durumu verip sonraki düşüncenin bu durumdan doğmasını sağlayarak bilgiyi düzenler. Soyut bir konu somut bir örnek üzerinden daha kolay anlaşıldığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Imagine that ne işe yarıyor?
- Dinleyicinin değerlendirmesi için varsayımsal bir durum kurar.
- Ayrıntılı bir sahne canlandırmak için katı bir emir verir.
- Konuşmacının gerçek olduğunu bildiği bir durumu aktarır.
Cevabı göster
Dinleyicinin değerlendirmesi için varsayımsal bir durum kurar.
you've been unemployed and seeking work: şu ana kadar süren bir durum
You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır. you've been unemployed yapısında present perfect, geçmişte başlayan bir durumu şimdiki zamana bağlar; for months ise süresini belirtir. İfade ayrıca iki betimlemeyi birbirine bağlar: unemployed durumu ve devam eden seeking work eylemi. you have been unemployed and have been seeking work şeklinde anlaşılabilir; bu nedenle her ikisi de geçmişteki tekil olaylar olarak değil, şu ana kadar süren durumlar olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: You ____ unemployed and seeking work for months.
Cevabı göster
have been
Government benefit programs have helped you cover rent, Kalıp ifadeler
0:11Devlet destek programları kira,
cover rent: bir gideri ödemek veya karşılayacak kadar paraya sahip olmak
Burada cover rent, kirayı ödemek ya da kirayı ödeyecek kadar para sağlamak demektir. Cover, bir nesnenin üstünü örtmek anlamında değildir. Devlet yardım programları birkaç temel yaşam giderinin karşılanmasına yardımcı olur. Masraflarla kullanıldığında cover, bir kişinin, gelirin, yardımın veya başka bir kaynağın gideri karşılayıp karşılayamadığına odaklanır. Aynı kalıp cover the cost, cover expenses ve cover medical bills ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
“Ödemeye yetecek miktarda olmak” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: This grant should ____ rent for three months.
Cevabı göster
cover
barely getting by: neredeyse hiç para veya kaynak olmadan idare etmek
Get by, yalnızca yetecek kadar para veya kaynağa sahipken devam etmeyi başarmak demektir. Barely, “ancak, zar zor” anlamına gelir; bu nedenle barely getting by, başka bir gider veya sorun için neredeyse hiç pay kalmayan zor bir durumu anlatır. Burada günlük yaşamı sürdürmekten söz edilir; fiziksel olarak bir şeyin yanından geçmekten değil. Bu kalıp, çok az zaman, para veya personelle çalışmayı sürdüren bir ekip ya da hizmeti de anlatabilir.
Alıştırma
“Neredeyse hiç para olmadan idare etmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Since her work hours were cut, she's ____.
Cevabı göster
barely getting by
you hear back about a job application. Öbek fiiller
0:18bir iş başvurunuzdan olumlu dönüş alırsınız.
hear back: yanıt almak
Burada hear back, bir başvuru, mesaj, soru veya daha önce kurulan başka bir iletişimden sonra yanıt almak anlamına gelir. Back, yanıtın size geri gelmesini anlatır; bir yönü veya arkanızdaki bir şeyi duymayı ifade etmez. hear back about + konu yapısı, yanıtın hangi konuyla ilgili olduğunu belirtir; hear back about a job application buna bir örnektir. Yanıt veren kişiyi veya kuruluşu belirtmek için hear back from + kişi ya da kuruluş kullanılır.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I emailed the library yesterday and hope to ____ them soon.
Cevabı göster
hear back from
turning around: düzelmeye başlamak
Burada things genel durumu ifade eder; turning around ise kötü bir durumdan daha iyi bir duruma doğru değişmek anlamına gelir. Maaş alınması iyileşmenin bir işaretidir; fiziksel olarak dönmekten söz edilmez. Seem to be, ifadeyi daha temkinli hâle getirir. Things seem to be turning around, durumun iyileştiğine dair işaretler bulunduğunu, ancak toparlanmanın henüz kesin veya tamamlanmış olmadığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef fiil öbeğiyle tamamlayın: The café was losing money, but business is finally ____.
Cevabı göster
turning around
there's a catch: gizli bir koşul veya dezavantaj
There's a catch, iyi görünen bir durumun gizli bir koşulu, dezavantajı veya sorunu olduğu anlamına gelir. Burada iyi haberden, ardından gelen bedele doğru bir dönüş yaratır. Catch burada “yakalamak” anlamındaki fiil değil, isimdir. Başka durumlara aktarılabilecek mesaj şudur: Bir şey kulağa iyi gelir, ancak önemli bir ayrıntı onu daha az avantajlı hâle getirir.
Alıştırma
Gizli bir koşulu tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The apartment looks perfect, but ____: pets are not allowed.
Cevabı göster
there's a catch
to disqualify you from the benefit programs
0:28destek programlarından diskalifiye olmanız için yeterlidir,
just enough to ... and not enough to ...: iki eşiğin karşılaştırılması
Just enough to disqualify, ücretin bir sonucu doğuran seviyeye, yani uygunluk hakkını kaybettiren eşiğe ancak ulaştığı anlamına gelir. Not enough to cover ise ikinci sonuç için, yani aynı masrafları ödemek için gereken seviyenin hâlâ altında kaldığını gösterir. Tekrarlanan enough to + fiil yapıları aynı miktarı iki eşikle karşılaştırır. Bir şey X eşiğine kıl payı ulaşıp Y eşiğinin altında kaldığında just enough to X and not enough to Y yapısını kullanın.
Alıştırma
Karşıtlığı just enough to ... and not enough to ... hedef yapısıyla tamamlayın: She earns ____ lose the subsidy and ____ cover the rent.
Cevabı göster
just enough to · not enough to
Olumsuz durumu ağırlaştıran geçiş ifadesi To make things worse
To make things worse, “ek bir olumsuz gelişme olarak” veya “daha da kötüsü” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Sonraki bilginin aynı sorunun parçası olduğunu ve durumu daha ciddi hâle getirdiğini gösterir. to + fiil yapısıyla başlasa da burada bir kişinin amacını anlatmaz. Bu cümlede ek masrafları başka bir dezavantaj olarak düzenler.
Alıştırma
Daha kötü bir sorun ekleyen kalıplaşmış geçiş ifadesini tamamlayın: The printer broke, and ____, we lost the backup file.
Cevabı göster
to make things worse
İki dönemi karşılaştıran less ... now than when ... yapısı
less money now than when you were unemployed yapısı, aynı kişinin iki dönemdeki para miktarını karşılaştırır: şimdiki zaman ve işsizlik dönemi. Less, sayılamayan money ismini niteler; than ise karşılaştırmanın ikinci tarafını getirir. when yan cümlesi ikinci bir kişiyi değil, bir zamanı belirtir. Tekrarlanan sözcükler anlaşılır olduğu için atlanır: tam karşılaştırma less money now than you had when you were unemployed şeklindedir. less/more ... now than when ... yapısı, aynı kişiyi veya şeyi farklı dönemlerde karşılaştırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi less ... now than when ... yapısıyla tamamlayın: I have ____ I worked part-time.
Cevabı göster
less free time now than when
call A B: A’ya B adını verme
Burada call, “telefon etmek” değil, “bir ad ya da etiket vermek” anlamındadır. Kalıp call A B’dir: A, this demoralizing situation; B ise the welfare trap ifadesidir. Bu yapı B’yi A’nın adı veya tanımı olarak sunar. Uzmanlar bir terimi tanıtırken yaygın olarak kullanır ve A ile B arasına as gelmez.
Alıştırma
call A B yapısını kullanarak cümleyi eksik fiille tamamlayın: Experts ____ this effect the rebound effect.
Cevabı göster
call
Poverty traps are economic and environmental circumstances Dilbilgisi
0:49Yoksulluk tuzakları, birbirini güçlendiren,
circumstances that reinforce themselves, perpetuating poverty: mekanizma ve sonuç
that reinforce themselves, circumstances sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. themselves zamiri çoğul circumstances adına geri döner: bu koşullar kendi etkilerini daha güçlü hâle getirir. Virgülden sonra gelen perpetuating poverty, bu kendini güçlendiren mekanizmanın süregelen sonucunu veren bir -ing ortaç yan cümlesidir. are ile paralel başka bir çekimli fiil değildir. İsim + that yan cümlesi ve ardından virgül + -ing yan cümlesi kalıbı, önce bir mekanizmayı açıklayıp sonra sonucunu gösterebilir.
Alıştırma
Cümledeki -ing yan cümlesi “perpetuating poverty for generations” hangi işlevi görür?
- Yeni bir ana özne ve fiil getirir.
- Yoksulluğun çoktan sona erdiğini söyler.
- Kendini güçlendiren koşulların süregelen sonucunu verir.
Cevabı göster
Kendini güçlendiren koşulların süregelen sonucunu verir.
Some poverty traps are tied to an individual's circumstances, Kalıp ifadeler
0:57Bazı yoksulluk tuzakları, sağlıklı gıdaya veya eğitime erişim eksikliği gibi
like a lack of access to healthy food or education. Kalıp ifadeler
1:00bireyin koşullarına bağlıdır.
are tied to: bir sonucu bir etkenle ilişkilendirmek
are tied to ifadesindeki be tied to, “bir şeyle bağlantılı olmak” veya “bir şeye bağlı olmak” anlamına gelir. Burada bazı yoksulluk tuzakları, kişinin içinde bulunduğu durumun özellikleriyle ilişkilendirilir. Bu soyut bir ilişkidir; fiziksel olarak bağlanma söz konusu değildir. Aktarılabilir yapı be + tied to + isim öbeğidir. Bir sonuç, kural, karar veya miktarla bağlantılı bir etkeni belirtir.
Alıştırma
be tied to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The higher prices ____ rising transport costs.
Cevabı göster
are tied to
a lack of access to healthy food or education: kaynaklara ulaşmanın önündeki engeller
A lack of access to healthy food or education, insanların sağlıklı gıda elde etmek veya eğitim almak için uygulanabilir ve güvenilir bir yola sahip olmadığını belirtir. Gıda veya eğitim mevcut olabilir ama yine de insanların ulaşamayacağı yerde kalabilir. Aktarılabilir kalıp a lack of access to + kaynak, hizmet veya etkinlik biçimindedir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir.
Alıştırma
“Elde etmek veya kullanmak için uygulanabilir ve güvenilir bir yola sahip olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The courses exist, but some residents face ____ reliable internet.
Cevabı göster
a lack of access to
Others can affect entire nations,
1:03Diğerleri ise yozlaşmış hükümet döngüleri veya iklim değişikliği gibi
such as cycles of corrupt government or climate change. Kalıp ifadeler
1:05tüm ulusları etkileyebilir.
cycles of corrupt government: tekrarlanan ve kendini güçlendiren sorunlar
cycles of corrupt government ifadesinde cycles, yozlaşmış yönetimin geri döndüğü veya yolsuzluğun sürmesini sağlayan koşullar yarattığı tekrarlanan örüntüleri anlatır. Bir bisikleti ya da yalnızca sabit bir takvim dönemini değil, devam eden bir mekanizmayı ifade eder. cycle(s) of + isim yapısı, bir sorunu tekrarlanan ve kendini güçlendirebilen bir sürece dönüştürür. Bir aşama sonrakini besleyip asıl sorunun devam etme olasılığını artırdığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi durum cycles of corrupt government ifadesiyle en iyi şekilde anlatılır?
- Sabit bir programa göre dört yılda bir seçim yapılır.
- Yolsuzluk kurumları zayıflatır ve zayıf kurumlar yolsuzluğun geri dönmesine olanak tanır.
- Bir yetkili tek bir hata yapar ve hata hızla düzeltilir.
Cevabı göster
Yolsuzluk kurumları zayıflatır ve zayıf kurumlar yolsuzluğun geri dönmesine olanak tanır.
But the cruel irony of welfare traps in particular Dilbilgisi
1:08Ancak özellikle refah tuzaklarının acımasız ironisi,
the cruel irony ... is that ...: niyetin tersine çıkan zarar verici sonuç
the cruel irony of X is that Y yapısı, amaçlanan veya beklenen sonuç ile gerçekte olanlar arasındaki zarar verici çelişkiyi anlatır. Burada yoksullukla mücadele etmeyi amaçlayan politikalar sosyal yardım tuzaklarının kaynağı olarak gösterilir; dolayısıyla irony bir şakayı değil, niyetin tersine çıkan sonucu ifade eder. İsim öbeği değerlendirilen durumu belirtir, that yan cümlesi ise çelişkili gerçeği açıklar. Cruel sözcüğü, bu uyuşmazlığın insanlar için ciddi sonuçları olduğunu ekler.
Alıştırma
Niyetle çelişen zarar verici bir sonucu anlatmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The ____ of the safety update ____ it caused more accidents.
Cevabı göster
cruel irony · is that
to help people in poverty meet basic needs. Kalıp ifadeler
1:18yoksulluk içindeki insanların temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak için stratejiler kullanmıştır.
meet basic needs: temel ihtiyaçları karşılamak
Burada meet, “karşılaşmak” değil, “karşılamak” veya “gerekli olanı sağlamak” anlamına gelir. meet basic needs eşdizimi, insanların yiyecek, barınma ve sağlık hizmeti gibi temel gereksinimlere sahip olmasını sağlamak demektir. meet + need(s) yapısı, bir kişinin, hizmetin veya politikanın gerekeni sağlayıp sağlamadığını anlatırken sık kullanılır.
Alıştırma
Bu dersteki hedef eşdizimi tamamlayın: The emergency fund helps families ____ basic needs.
Cevabı göster
meet
and they usually take the form of government-provided subsidies Dilbilgisi
1:29ve bunlar genellikle devlet tarafından sağlanan sübvansiyonlar şeklini alıyor;
take the form of government-provided subsidies: devlet tarafından sağlanan sübvansiyonlar biçimini almak
take the form of + isim öbeği yapısı, bir fikrin, eylemin veya durumun somut olarak hangi biçimde ortaya çıktığını ya da uygulandığını açıklar. Bu cümlede sosyal yardım programları, devletin sağladığı sübvansiyonlar olarak somutlaşır. of sonrasındaki isim öbeği bu biçimin adını belirtir. Burada government-provided, subsidies sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade devlet tarafından sağlanan sübvansiyonlar anlamına gelir. form, doldurulacak bir belgeyi değil, türü veya biçimi ifade eder.
Alıştırma
Hedef yapıyı tamamlayın: Assistance may ____ grocery vouchers.
Cevabı göster
take the form of
meaning that only people who fall below a certain income level Kalıp ifadeler
1:39yani yalnızca geliri belirli bir seviyenin altında olan kişiler
means-tested: mali kaynaklara dayalı uygunluk
Means-tested, bir yardımın veya programın uygunluk koşullarının kişinin mali kaynaklarına, genellikle gelirine ve bazen mal varlığına bağlı olduğunu anlatan bir kamu politikası terimidir. Buradaki means, “yöntem” değil, kişinin kullanabileceği para ve kaynaklar anlamına gelir. Virgülden sonraki açıklama bu örnekte kullanılan inceleme ölçütünü verir: yalnızca belirlenen gelir düzeyinin altında olan kişiler uygun sayılır. Mali ölçütlerin ayrıntıları programdan programa değişebilir.
Alıştırma
Means-tested housing benefit ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Konut programının yöntemi test edilmiş ve kanıtlanmıştır.
- Uygunluk, gelir veya diğer mali kaynaklar kullanılarak incelenir.
- Herkes bireysel mali inceleme olmadan yardımı alır.
Cevabı göster
Uygunluk, gelir veya diğer mali kaynaklar kullanılarak incelenir.
fall below a certain income level: gelir eşiğinin altında olmak
Bu cümlede fall below a certain income level, gelirin belirlenmiş bir eşiğin altında olması demektir. Fall burada bir kişinin fiziksel olarak düşmesini değil, bir sayının referans ölçüte göre konumunu anlatır. fall below + sayı, düzey, sınır veya standart kalıbı puanlar, sıcaklıklar, bütçeler ve başka ölçümler için de kullanılabilir. Değişim anlatılan bağlamlarda, bir değerin çizginin üstünden altına geçtiğini de düşündürebilir; burada ise esas olarak uygunluk sınırının altında olan kişileri belirler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: If the account balance _____ $100, the bank sends an alert.
- falls from
- falls below
- falls behind
Cevabı göster
falls below
eligible for benefits: yeterlilik koşullarını karşılamak
Bu cümlede be eligible for benefits, yardımları almak için belirlenen resmî koşulları karşılamak anlamına gelir. Burada kontrol edilen koşul gelir sınırıdır. Eligible nihai sonucu değil, yeterlilik durumunu anlatır. Bir kişi başvurmadan, onay almadan veya yardımı fiilen almadan da gerekli koşulları karşılayabilir. Kullanılabilir kalıplar be eligible for + isim ve be eligible to + fiildir.
Alıştırma
Cümleyi eligible ve doğru edatla tamamlayın: Based on her age, Maya is ____ the reduced bus fare.
Cevabı göster
eligible for
This policy is designed to ensure aid goes to those who need it most, Dilbilgisi
1:44Bu politika, yardımın en çok ihtiyacı olanlara gitmesini sağlamak için tasarlanmıştır,
designed to ensure ... those who need it most: amaç ve hedef grup
Be designed to ensure + yan cümle, bir politikanın, sistemin veya planın amaçlanan işlevini sunar: belirli bir sonucun gerçekleşmesi için oluşturulmuştur. Burada amaçlanan sonuç, yardımın doğru alıcılara ulaşmasıdır. Those who need it most, yardıma herkesten daha fazla ihtiyaç duyan kişiler anlamına gelir. it zamiri aid sözcüğüne gönderme yapar. Those who + fiil, bir eylem veya durumla tanımlanan insan grubunu ifade etmenin kısa ve nispeten resmî bir yoludur; adlandırılmış bir kuruluşu değil, insanları belirtir.
Alıştırma
Bu cümle randevu planlama kuralı hakkında ne söylüyor? The scheduling rule is designed to ensure urgent appointments go to those who need them most.
- En acil durumdaki hastalara öncelik verme amacıyla oluşturulmuştur.
- En Çok İhtiyacı Olanlar adlı bir kuruluşu anlatır.
- Her hastanın hemen randevu alacağını garanti eder.
Cevabı göster
En acil durumdaki hastalara öncelik verme amacıyla oluşturulmuştur.
as soon as they earn more than the qualification threshold,
1:50hak kazanma eşiğinden fazlasını kazandıkları anda,
regardless of whether or not they're financially stable enough to stay there. Kalıp ifadeler
1:53orada kalacak kadar mali açıdan istikrarlı olup olmadıklarına bakılmaksızın yardımları kaybetmeleri anlamına da gelir.
regardless of whether or not: sonuç değişmez
Regardless of whether or not, iki olasılıktan hangisi doğru olursa olsun ana ifadenin değişmediğini belirtir. Bu cümlede, orada kalabilecek kadar mali açıdan istikrarlı olmaları ana ifadeyi değiştirmeyen koşuldur. regardless of whether or not + özne + fiil yapısını kullanın. whether or not bölümünü iki ayrı seçenek olarak değil, «her iki durumda da» anlamı veren tek bir çerçeve olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi «her iki durumda da» anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The safety check is required ____ the machine was used.
Cevabı göster
regardless of whether or not
vicious cycle: kendini güçlendiren zararlı bir kalıp
Vicious cycle, bir sorunun bir etki oluşturduğu ve bu etkinin geri dönerek asıl sorunu daha da kötüleştirdiği tekrarlanan olumsuz bir süreçtir. Burada vicious, döngünün zararlı ve kendini güçlendiren olduğunu anlatır; bir kişiyi şiddet yanlısı veya zalim olarak tanımlamaz. This, daha önce açıklanan sosyal yardım tuzağına gönderme yapar: daha fazla kazanmak yardımların kaybolmasına neden olabilir, dolayısıyla kişinin genel durumu iyileşmeyebilir. Bu ifade, söz konusu neden-sonuç zincirini tekrarlanan tek bir kalıp olarak özetler.
Alıştırma
Hangi durum en iyi vicious cycle olarak tanımlanır?
- Düzenli alıştırma bir beceriyi geliştirir ve bu da alıştırmayı daha keyifli hâle getirir.
- Stres kötü uykuya, kötü uyku da daha fazla strese neden olur.
- Bir otobüs her sabah aynı saatte gelir.
Cevabı göster
Stres kötü uykuya, kötü uyku da daha fazla strese neden olur.
who weigh the cost and benefits of their options Kalıp ifadeler
2:05seçeneklerinin maliyet ve faydalarını tartan
and choose the most advantageous path forward.
2:08ve ilerlemek için en avantajlı yolu seçen rasyonel aktörler olduğunu varsayar.
Ekonomik modellerde rational actors (rasyonel aktörler)
Ekonomi ve sosyal bilimlerde rational actors, bir modelin mevcut seçenekleri karşılaştırıp hedeflerine en iyi hizmet eden seçeneği tercih edeceğini varsaydığı karar vericilerdir. Burada actor, eylemde bulunan bir katılımcı anlamındadır; sahne ya da sinema oyuncusu değildir. Bu cümlede ifade, bir modelleme varsayımını adlandırır. Özellikle sağduyulu kişileri öven bir söz değildir ve gerçek insanların her zaman kusursuz kararlar verdiğini iddia etmez.
Alıştırma
Bir ekonomi modelinde rational actors ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Gerçek hayattaki her durumda sakin ve haklı olduğu kanıtlanmış kişiler
- Seçenekleri karşılaştırdığı ve hedeflerini izlediği varsayılan karar vericiler
- Modeli açıklamak için işe alınmış profesyonel oyuncular
Cevabı göster
Seçenekleri karşılaştırdığı ve hedeflerini izlediği varsayılan karar vericiler
weigh the cost and benefits: maliyet ve faydaları tartmak
Burada weigh mecaz anlamdadır: karar vermeden önce bir seçeneğin olumsuz ve olumlu etkilerini dikkatle karşılaştırmak demektir. Maliyet ve faydalar gerçek anlamda bir terazide tartılmaz. Altyazıda the cost and benefits kullanılıyor. Birden fazla sonuçtan genel olarak söz ederken daha yaygın ve dengeli ifade the costs and benefits şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi weigh the costs and benefits ifadesindeki hedef fiille tamamlayın: Before choosing a new insurance plan, we should ____ the costs and benefits.
Cevabı göster
weigh
If those in poverty know they'll gain no net benefit from working, Kalıp ifadeler
2:10Eğer yoksulluk içindekiler çalışmaktan net bir fayda sağlamayacaklarını bilirlerse,
they're incentivized to remain on government assistance. Kelime
2:14devlet yardımına bağımlı kalmaya teşvik edilirler.
no net benefit: maliyetlerden sonra genel kazanç olmaması
“Net benefit”, ilgili maliyetler, kayıplar veya azalmalar hesaba katıldıktan sonra kalan faydadır. Bu nedenle “no net benefit”, ücret gibi görünür bir fayda olsa bile nihai sonucun genel bir kazanç getirmediği anlamına gelir. Buradaki yapı, brüt gelir ile kişinin koşullarındaki gerçek değişimi birbirinden ayırır: kaybedilen yardımlar ve işle ilgili maliyetler yeni kazancı dengeleyebilir. Daha genel olarak net, yalnızca en görünür kazanca değil, tüm artılar ve eksiler hesaplandıktan sonra kalan sonuca bakılması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “no net benefit from working” ne anlama geliyor?
- Çalışmak hiçbir ücret sağlamaz.
- İlgili maliyetler ve kayıplar hesaba katıldığında çalışmak genel bir kazanç bırakmaz.
- Çalışma yalnızca internet üzerinden yapılabilir.
Cevabı göster
İlgili maliyetler ve kayıplar hesaba katıldığında çalışmak genel bir kazanç bırakmaz.
be incentivized to remain on government assistance: devlet yardımından yararlanmaya devam etmeye teşvik edilmek
“Be incentivized to do something”, bir ödülün, maliyetin veya kuralın bir eylemi daha cazip ya da daha olası hâle getirmesi demektir. Birinin kişiye doğrudan emir verdiği veya onu ikna ettiği anlamına gelmez. Bu cümlede “remain on government assistance”, kamu yardımından yararlanmaya devam etmek demektir. Konuşmacı bir sistemin seçimleri nasıl şekillendirebileceğini açıklıyor; yoksulluk içindeki kişilerin tembel olduğuna dair ahlaki bir yargıda bulunmuyor.
Alıştırma
Prim sayesinde çalışanların daha uzun süre kalmak için bir nedeni olduğunu anlatan dersteki resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: The bonus means workers are ____ stay longer.
Cevabı göster
incentivized to
But income is a major incentive to pursuing employment, Kalıp ifadeler
2:23Ancak gelir, iş aramanın ana teşviklerinden biridir
a major incentive to pursuing employment: iş aramaya yönelik önemli bir teşvik
Bu cümlede a major incentive, insanı harekete geçiren önemli bir etken veya teşvik anlamına gelir. Pursuing employment, teşvikin yöneldiği etkinliği, yani ücretli bir iş arama veya edinme çabasını adlandıran bir gerund öbeğidir. Bu ifadede to bir edat olarak işlev gördüğü için pursuing, -ing biçimindedir. Bu isim tümleyeni yapısı anlaşılır olsa da standart İngilizcede an incentive to pursue employment daha doğal bir kullanımdır. Gerund tercih edildiğinde an incentive for pursuing employment da doğaldır.
Alıştırma
a major incentive to pursuing employment ifadesini en iyi hangi çözümleme açıklar?
- Pursuing, mastar işaretleyicisi to tarafından getirilen yalın bir fiildir.
- Employment fiildir ve pursuing, income sözcüğünü niteleyen bir sıfattır.
- Pursuing employment, teşvikin yöneldiği etkinliği adlandıran bir gerund öbeğidir.
Cevabı göster
Pursuing employment, teşvikin yöneldiği etkinliği adlandıran bir gerund öbeğidir.
take on new jobs: yeni işleri kabul edip üstlenmek
Take on new jobs, yeni işleri kabul edip bu işlerin gerektirdiği çalışma ve sorumlulukları üstlenmeye başlamak demektir. Burada take on bir öbek fiildir; bir şeyi fiziksel olarak almak anlamına gelmez. Aynı kalıp role, task, project veya responsibility ile de kullanılır. Take on genellikle bir kişinin üstlenmeyi kabul ettiği sorumluluğu veya iş yükünü vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “sorumluluğunu kabul etmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The committee asked Rosa to ____ the new project.
Cevabı göster
take on
pushing people on the cusp of poverty over the edge: yoksulluğun eşiğindekileri sınırın ötesine itmek
Bu ifade, birbiriyle bağlantılı iki eşik imgesini birleştirir. On the cusp of poverty, yoksulluğa düşmeye çok yakın olmayı; pushing ... over the edge ise bu kişilerin eşiği geçip gerçekten yoksulluğa düşmesine neden olmayı anlatır. Buradaki hareket gerçek değil, mecazidir. Daha genel olarak on the cusp of X, birini büyük bir değişime çok yakın gösterir; push someone over the edge ise ek bir baskıyı bu değişimi sonunda gerçekleştiren neden olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede pushing people on the cusp of poverty over the edge ne anlama geliyor?
- İnsanların yoksulluktan uzaklaşmasına yardım etmek
- Yoksulluğa yakın insanları gerçekten yoksulluğa düşürmek
- Yoksul insanları fiziksel olarak bir kenardan aşağı itmek
Cevabı göster
Yoksulluğa yakın insanları gerçekten yoksulluğa düşürmek
by eliminating government assistance programs altogether.
2:38devlet yardım programlarını tamamen ortadan kaldırarak kırılabileceğini öne sürdü.
feedback loop: bir sonucun sisteme geri dönmesi
feedback loop, bir sonucun girdi olarak geri dönüp daha sonra ne olacağını değiştirdiği tekrarlayan bir sistemdir. Sisteme bağlı olarak bir değişimi güçlendirebilir veya azaltabilir. Bu cümlede terim, sorunun sürmesine neden olduğu söylenen döngüsel bir mekanizmayı adlandırır. Burada feedback sıradan yorumlar anlamına gelmez; loop, etkinin sürece geri döndüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki kelimelik sistem terimiyle tamamlayın: In this app, recommendations shape what users watch, and those choices shape later recommendations. This creates a ____.
Cevabı göster
feedback loop
But most agree this solution is neither realistic nor humane. Dilbilgisi
2:41Ancak çoğu kişi bu çözümün ne gerçekçi ne de insani olduğu konusunda hemfikir.
neither realistic nor humane: neither ... nor ... kalıbı
Bu cümlede neither realistic nor humane, çözümün iki ölçütü de karşılamadığı anlamına gelir: çözüm ne gerçekçidir ne de insancıldır. Neither ilk olumsuz tanımlamayı başlatır, nor ise ikincisini bağlar. Neither A nor B kalıbı, olumsuzlanan iki öğeye eşit dil bilgisel konum verir. Burada A ve B paralel sıfatlardır; bu yüzden değerlendirme kısa ve dengelidir.
Alıştırma
Standart neither ... nor ... kalıbını tamamlayın: The plan is neither cheap ____ practical.
Cevabı göster
nor
in a way that doesn't penalize people for working? Dilbilgisi
2:47sosyal yardımları nasıl yeniden tasarlayabiliriz?
So how can we redesign benefits ...?: çözümlere geçiş sorusu
So how can we redesign benefits ...? burada bir geçiş sorusu işlevi görür. So az önce ele alınan soruna bağlanır; how can we ise yöntem sorarak sonraki bölümde çözümlerin inceleneceğini gösterir. Bu biçim bir açıklamayı düzenlemek için kullanılabilir: mevcut durumun neden işlemediğini gösterdikten sonra dikkati uygulanabilir bir eyleme çevirmek için So how can we + fiilin yalın hâli ...? diye sorun. Konuşmacı düşünmeye davet edebilir ancak hemen sözlü bir yanıt beklemesi gerekmez.
Alıştırma
Bir konuşmacı sorunu açıkladıktan sonra “So how can we redesign benefits?” sorusu temel olarak ne yapar?
- Tartışmayı sorunu teşhis etmekten çözüm aramaya geçirir.
- Benefits sözcüğünün anlamıyla ilgili, bağlantısız bir konu açar.
- Bir sonraki adımı sunmadan tartışmayı bitirir.
Cevabı göster
Tartışmayı sorunu teşhis etmekten çözüm aramaya geçirir.
insanları çalıştıkları için dezavantajlı duruma düşürmeyecek şekilde
'In a way that + yan cümle' yapısı, yöntemin karşılaması gereken koşulu açıklar. Burada sosyal yardımlar, çalışmanın insanları daha kötü bir duruma düşürmeyeceği şekilde yeniden tasarlanmalıdır. 'Penalize someone for doing something', bir kişiyi yaptığı bir eylem nedeniyle dezavantajlı duruma düşürmek anlamına da gelebilir. Politika tartışmalarında mutlaka yasal bir ceza veya para cezası anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada 'in a way that doesn't penalize people for working' ne anlama geliyor?
- Sosyal yardımlar, çalışmanın insanları daha kötü duruma düşürmeyeceği şekilde yeniden tasarlanmalıdır.
- İnsanlar her çalıştıklarında resmî bir para cezası almalıdır.
- Sosyal yardımlar yalnızca çalışma saatleri içinde yeniden tasarlanmalıdır.
Cevabı göster
Sosyal yardımlar, çalışmanın insanları daha kötü duruma düşürmeyeceği şekilde yeniden tasarlanmalıdır.
Many countries have tried different ways to circumvent this problem. Kelime
2:50Pek çok ülke bu sorunu aşmak için farklı yollar denedi.
circumvent this problem: bu sorunu dolanmak
'Circumvent this problem', sorunu bir engel olarak görüp onun etrafından dolaşan bir yol veya yöntem bulmak demektir. Odak noktası, ilerlemeyi engelleyen şeyi atlatmaktır; temel nedeni ortadan kaldırmak şart değildir. 'Circumvent' geçişli bir fiildir ve nesneyi doğrudan alır: 'circumvent a problem' denir, 'circumvent around a problem' denmez.
Alıştırma
'Circumvent this problem' en doğrudan ne anlama gelir?
- Sorunu bir engel olarak görüp etrafından dolaşmanın bir yolunu bulmak
- Temel nedeni düzelterek sorunu ortadan kaldırmak
- Sorunu daha ayrıntılı biçimde açıklamak
Cevabı göster
Sorunu bir engel olarak görüp etrafından dolaşmanın bir yolunu bulmak
Some allow people to continue receiving benefits
2:54Bazıları insanların iş bulduktan sonra belirli bir süre
phase out: bir şeyi kademeli olarak bırakmak
Bu cümlede phase out, gelir arttıkça yardımları aşamalı olarak azaltıp sonunda tamamen kaldırmak anlamına gelir. Bu öbek fiil, değişimi ani bir kesinti olarak değil, bir süreç olarak gösterir. Genel olarak phase out + isim, bir şeyi kullanmayı, sunmayı veya üretmeyi tamamen ortadan kalkana kadar yavaş yavaş bırakmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi “kademeli olarak bırakmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The hospital will ____ paper records over three years.
Cevabı göster
phase out
These policies still remove some financial incentive to work,
3:03Bu politikalar yine de çalışma yönündeki bazı finansal teşvikleri ortadan kaldırır,
equally across all their citizens: tüm grubun eşit biçimde kapsanması
Equally yardımların nasıl sunulduğunu açıklar; across all their citizens ise kapsamı belirler: vatandaş nüfusunun tamamı kapsanan grup olarak ele alınır. Across burada fiziksel hareketi anlatmaz. Daha genel olarak across + çoğul bir grup veya kategori, bir politikanın, örüntünün ya da etkinin grubun tamamına yayıldığını gösterebilir.
Alıştırma
Equally across all their citizens ifadesinde across ne anlam katar?
- Hükümetin vatandaşlarına karşı olduğu anlamına gelir.
- Ülkenin bir tarafından diğer tarafına hareketi anlatır.
- Vatandaş nüfusunun tamamını politikanın kapsamı olarak belirtir.
Cevabı göster
Vatandaş nüfusunun tamamını politikanın kapsamı olarak belirtir.
One proposed solution takes this idea of universal benefits even further. Kalıp ifadeler
3:18Önerilen bir çözüm, bu evrensel yardımlar fikrini daha da ileri taşıyor.
takes this idea ... even further: bu fikri daha da ileri taşımak
take an idea further ifadesinde take, bir şeyi taşımak değil, bir fikri geliştirmek veya genişletmek anlamına gelir. Buradaki this idea, evrensel yardımları ifade eder ve önerilen çözüm bu ilkeyi daha kapsamlı biçimde geliştirir. Even, further sözcüğünü güçlendirir: yeni öneri, daha önce tartışılmış olanın ötesine geçer. Bu yapı, önceki bir fikri onun daha kapsamlı veya iddialı bir biçimine bağlar.
Alıştırma
Örnekte takes this idea ... even further ne anlama geliyor?
- Fikri fiziksel olarak daha uzak bir yere taşır.
- Önceki fikri reddedip baştan başlar.
- Önceki fikri daha kapsamlı bir biçimde geliştirir.
Cevabı göster
Önceki fikri daha kapsamlı bir biçimde geliştirir.
regardless of wealth or employment status. Kalıp ifadeler
3:27toplumun tüm üyelerine sabit bir fayda sağlayacaktır.
universal basic income (UBI): evrensel temel gelir
Genellikle UBI olarak kısaltılan universal basic income, toplumun her üyesinin sabit bir temel ödeme aldığı bir politika önerisidir. Bu cümlede universal, ödemenin servet veya istihdam durumuyla sınırlandırılmadığı anlamına gelir. Bu, yapılan bir iş karşılığındaki normal ücret değil, gelir desteğidir. Uygulamanın ayrıntıları değişebilir, ancak buradaki temel fikir istihdam şartı olmadan geniş kapsamlı ödeme yapılmasıdır.
Alıştırma
Örnekteki universal basic income ifadesini en iyi hangi açıklama karşılıyor?
- Yalnızca gelir veya varlık incelemesinden sonra alınabilen maddi destek.
- Servet veya istihdam durumuna bakılmaksızın tüm üyelere verilen sabit bir temel ödeme.
- Yalnızca işi olan kişilerin aldığı ücret.
Cevabı göster
Servet veya istihdam durumuna bakılmaksızın tüm üyelere verilen sabit bir temel ödeme.
regardless of wealth or employment status: servete veya istihdam durumuna bakılmaksızın
Regardless of wealth or employment status, bir kişinin servetinin ve çalışıp çalışmamasının sonucu etkilemediği anlamına gelir. Bu cümlede bu koşullar, sabit yardımı kimin alacağını sınırlamaz. Ana ifadenin koşul değişse bile geçerli kaldığını anlatmak için regardless of ifadesinden sonra bir isim veya isim öbeği kullanılır. Buradaki status, kişinin içinde bulunduğu durumu veya kategoriyi ifade eder; dolayısıyla employment status “istihdam durumu” demektir.
Alıştırma
Yaşın ve istihdam durumunun erişimi etkilemediğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The community workshop is open to everyone, ____ age or employment status.
Cevabı göster
regardless of
This is the only known policy that could entirely remove welfare traps,
3:29Kazanılan herhangi bir ücret faydanın yerine geçmek yerine
rather than replace it.
3:36bu, refah tuzaklarını tamamen ortadan kaldırabilecek bilinen tek politikadır.
supplement the benefit rather than replace it: ödeneğin yerini almak yerine onu desteklemek
The wages would supplement the benefit, ücretlerin mevcut ödeneğe ekleneceği ve ödeneğin verilmeye devam edeceği anlamına gelir. Rather than replace it, ücretlerin ödeneğin yerini alacağı alternatif sonucu dışlar; it, the benefit ifadesine gönderme yapar. Dilbilgisi bakımından would, paralel iki fiil öbeği için de geçerlidir: would supplement the benefit rather than (would) replace it. Gerçek veya amaçlanan etkinin A olduğunu belirtip B'yi dışlamak için “fiil öbeği A + rather than + fiil öbeği B” yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
Karşıtlığı supplement ve rather than ile tamamlayın: The checklist should ____ expert judgment ____ replace it.
Cevabı göster
supplement · rather than
from falling into poverty in the first place. Kalıp ifadeler
3:44yoksulluğa düşmesini engelleyebilir.
kimsenin altına düşemeyeceği istikrarlı bir gelir tabanı
Burada a stable income floor, güvenilir bir asgari gelir düzeyini anlatan bir benzetmedir. Fiziksel bir zemin gibi alt sınırı gösterir: gelir bunun üzerinde olabilir, ancak politika insanların bu düzeyin altına düşmesini engellemeyi amaçlar. Below which no one can fall, income floor ifadesini niteler. Which önceki floor sözcüğüne gönderme yapar; below which ise “o düzeyin altında” demektir. Bu ifade, soyut bir asgari güvenceyi daha aşağı düşmeye karşı koruma olarak canlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede “a stable income floor” ne anlama gelir?
- Gelirin dağıtıldığı binadaki fiziksel bir kat
- Bir kişinin kazanmasına izin verilen en yüksek gelir
- Güvenilir bir asgari gelir düzeyi
Cevabı göster
Güvenilir bir asgari gelir düzeyi
in the first place: bir sorunu gerçekleşmeden önlemek
Bu cümlede in the first place, “sorun daha ortaya çıkmadan” anlamına gelir. Prevent people from falling into poverty ile birlikte kullanıldığında, insanlar zaten yoksullaştıktan sonra yardım etmek yerine önlemeyi vurgular. Bu ifade gerçek anlamda “ilk yer” demek değildir. Prevent, avoid veya stop something in the first place gibi yapılarda amaç, olayın hiç gerçekleşmemesidir.
Alıştırma
Cümleyi “sorun daha ortaya çıkmadan” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A clear backup plan can prevent data loss ____.
Cevabı göster
in the first place
championed this idea: etkin biçimde savunmak anlamındaki champion fiili
championed this idea ifadesinde champion, “fikri etkin ve kamuoyu önünde desteklemek veya savunmak” anlamında bir fiildir. Yalnızca aynı fikirde olmanın ötesinde, ekonomistlerin ve düşünürlerin bu fikri savunduğunu ya da ilerlemesine yardımcı olduğunu anlatır. Bu kullanım fikirler, davalar, politikalar ve reformlarla sık görülür. champion fiilinden sonra gelen nesne etkin biçimde desteklenen şeydir; bir yarışmanın galibi değildir.
Alıştırma
Cümledeki championed this idea ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Fikri savunmadan, yalnızca özel olarak kabul edilebilir buldular.
- Fikri etkin biçimde destekleyip savundular.
- Fikir sayesinde bir yarışma kazandılar.
Cevabı göster
Fikri etkin biçimde destekleyip savundular.
universal basic income remains largely hypothetical. Kelime
3:53evrensel temel gelir büyük ölçüde varsayımsal kalmaya devam ediyor.
largely hypothetical: şimdilik büyük ölçüde kuramsal
remains largely hypothetical ifadesinde largely “büyük ölçüde”, hypothetical ise politikanın geniş çapta uygulanan bir şey olmaktan çok hâlâ fikir veya kuramsal bir olasılık olarak var olduğunu belirtir. Bu ifade, sınırlı denemelere veya gerçek örneklere yer bırakır. Evrensel temel gelirin gerçek dışı ya da imkânsız olduğunu söylemez; gerçek dünyada şu ana kadar ne ölçüde uygulandığını veya sınandığını anlatır.
Alıştırma
largely hypothetical ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- İmkânsızdır ve hiçbir zaman gerçekleşemez.
- Her yerde tamamen uygulanmıştır.
- Hâlâ çoğunlukla kuramsaldır veya geniş çapta sınanmamıştır.
Cevabı göster
Hâlâ çoğunlukla kuramsaldır veya geniş çapta sınanmamıştır.
Although: bir gerçeği kabul edip ardından sınırlama belirtmek
Although, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Politikanın bazı yerlerde denendiğini kabul eder; yani yazar mevcut kanıtların varlığını inkâr etmez. Temel iddia ana cümlededir: Bu yerel denemeler, ülke veya dünya genelinde ne olacağını göstermeyecek kadar sınırlıdır. Yeniden kullanılabilen Although A, B kalıbı, A’yı kabul ederken B’yi ana düşünce olarak sunmanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ödünleme bağlacıyla tamamlayın: ____ the pilot went well, it was too small to support a nationwide conclusion.
Cevabı göster
Although
on a limited scale: sınırlı boyut veya kapsamda
On a limited scale; boyut, erişim, hacim veya katılımın sınırlı olması demektir. Bu cümlede politika yalnızca nispeten küçük yerel deneylerde denenmiştir. Bu ifade, kanıtların ne kadar geniş bir alana uygulanabileceğini sınırlar: Dar kapsamlı bir denemenin sonuçları, tüm bir ülkede veya dünyada ne olacağını öngörmeyebilir. Buradaki scale, bir etkinliğin boyutu veya kapsamı anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi boyutu veya kapsamı sınırlı anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: The company tested the service ____ before a nationwide launch.
Cevabı göster
on a limited scale
play out: gelişmek ve bir sonuca varmak
Burada play out, zaman içinde gelişmek ve belirli bir sonuca varmak demektir. how the policy would play out ifadesi, politika çok daha geniş bir ölçekte uygulandığında neler olacağını sorar. Bu deyimsel fiil, bir durumun nasıl ilerleyeceği veya sonucunun ne olacağı henüz tam bilinmediğinde kullanışlıdır. Yaygın bir kalıp how something will or would play out şeklindedir.
Alıştırma
Cümlede how the policy would play out ne anlama geliyor?
- Politikanın nasıl duyurulacağı
- Politikanın nasıl bir oyuna dönüştürüleceği
- Politikanın nasıl gelişeceği ve hangi sonuçları doğuracağı
Cevabı göster
Politikanın nasıl gelişeceği ve hangi sonuçları doğuracağı
people's agency and autonomy. Kelime
4:12insanların failliğine ve özerkliğine saygı duymayı gerektirir.
Whatever strategy governments pursue: hangi strateji izlenirse izlensin
Whatever strategy governments pursue, hükümetlerin hangi stratejiyi izlediğine bakılmaksızın demektir. Whatever, strategy ismini niteler ve olası bütün seçenekleri kapsar; konuşanın umursamaz veya ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Baştaki yan cümle ödünleme bildirir: seçilen strateji ne olursa olsun ana yargı geçerlidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Whatever + isim + özne + fiil ve ardından ana cümledir.
Alıştırma
Hangi cümle, seçilen strateji ne olursa olsun güvenliğin önce geldiğini söylüyor?
- The team chooses whatever strategy comes first.
- Whatever strategy the team chooses, safety comes first.
- What strategy the team chooses is still unclear.
Cevabı göster
Whatever strategy the team chooses, safety comes first.
agency and autonomy: hareket etme kapasitesi ve kendi kararını verme
Burada agency, kişinin seçim yapma, harekete geçme ve olanları etkileme kapasitesidir. Autonomy ise kişinin kararlarını uygunsuz bir denetim olmadan kendi kendine yönlendirme özgürlüğüdür. Bu ikili, hem etkili biçimde hareket edebilmeyi hem de kendi kendini yönetmeyi kapsar. Bu cümlede respecting people's agency and autonomy, insanlara yalnızca pasif yardım alıcıları olarak değil, karar veren kişiler olarak davranmak anlamına gelir. Buradaki agency soyut bir kavramdır; kurum ya da aracı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum bir kişinin hem agency'sine hem de autonomy'sine en iyi şekilde saygı gösterir?
- Bakım ekibi daha hızlı olduğu için hasta adına bütün kararları verir.
- Bakım ekibi hastaya açık bilgi ve pratik destek verir, son kararı da hastaya bırakır.
- Bakım ekibi hastaya ne istediğini sormadan onu dışarıdaki bir kuruma yönlendirir.
Cevabı göster
Bakım ekibi hastaya açık bilgi ve pratik destek verir, son kararı da hastaya bırakır.
Only by empowering individuals to create Dilbilgisi
4:15Ancak bireyleri kendi yaşamlarında ve topluluklarında
long-term change in their lives and communities
4:17uzun vadeli değişimler yaratmaları için güçlendirerek
can we begin to break the cycle of poverty. Deyimler
4:20yoksulluk döngüsünü kırmaya başlayabiliriz.
Only by ... can we ...: gerekli koşulu belirten devrik yapı
Only by + bir -ing biçimi ya da isim öbeği, bir yöntemi gerekli koşul olarak sunar. Burada empowering individuals, yoksulluk döngüsünü kırma yönünde ilerleme başlamadan önce izlenmesi gereken yol olarak gösterilir. Only by ... cümlenin başına getirildiğinde ana cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: we can begin değil, can we begin. by sonrasındaki fiil -ing biçiminde kalırken kiplik fiil ya da yardımcı fiil ana cümlenin öznesinden önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi we can ifadesinin devrik biçimiyle tamamlayın: Only by checking every source ____ publish an accurate report.
Cevabı göster
can we
break the cycle of poverty: yoksulluk döngüsünü kırmak
break the cycle of poverty ifadesinde cycle, yoksulluğu tekrarlanan veya kendini sürdüren bir örüntü olarak sunar; break ise bu örüntüyü durdurmak anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi kırmaktan söz edilmez. İfade, tek bir durumda geçici rahatlama sağlamaya değil, yoksulluğu sürdüren mekanizmaları sona erdirmeye odaklanır. break the cycle of X kalıbı, tekrarlanan başka sorunlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede break the cycle of poverty ne anlama geliyor?
- Nedenleri değiştirmeden yalnızca kısa süreli rahatlama sağlamak
- Yoksulluğun tekrarlanmasına yol açan koşulları sona erdirmek
- Yoksul insanlara ait fiziksel bir nesneye zarar vermek
Cevabı göster
Yoksulluğun tekrarlanmasına yol açan koşulları sona erdirmek
the marriage of action and choice: eylem ile seçimin birleşimi
the marriage of action and choice ifadesinde marriage, iki soyut unsurun yakın biçimde birleşmesini anlatan bir mecazdır. İnsanlar arasındaki gerçek bir evlilikten söz edilmez. Cümle, özerk hareket etme kapasitesini hem eylemde bulunabilmekten hem de seçim yapabilmekten doğan bir güç olarak tanımlar. Daha genel olarak the marriage of A and B, A ile B’nin bütünleşerek birlikte önemli bir sonuç oluşturduğunu düşündürür.
Alıştırma
Bu cümlede the marriage of action and choice ne anlama geliyor?
- Seçim yapma gereğini ortadan kaldıran bir eylem
- Özerk hareket etme kapasitesi yaratan eylem ve seçimin yakın birleşimi
- Bir eylem ve bir seçim yoluyla düzenlenen yasal evlilik
Cevabı göster
Özerk hareket etme kapasitesi yaratan eylem ve seçimin yakın birleşimi
Is there a way to acquire and use it responsibly?
4:34Onu sorumlu bir şekilde elde etmenin ve kullanmanın bir yolu var mı?
But what exactly is power? ... use it responsibly? ifadesinin konuyu açan bir soru dizisi olarak kullanımı
Bu üç soru, tartışmayı daha önce ele alınan eyleme kapasitesi fikrinden daha geniş bir konu olan güce taşıyan bir soru dizisi oluşturur. But bu geçişi işaret eder; ilk soru da incelenecek kavramı ortaya koyar. Sonraki iki soru gelecek tartışmanın yolunu çizer: önce gücün toplumdaki rolü, ardından gücün sorumlu bir şekilde edinilip kullanılıp kullanılamayacağı ele alınır. Burada sorular üç anlık cevap istemekten çok sırada ne olduğunu haber verir. Bu yapı, dinleyiciyi bir konudan diğerine yönlendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekteki üç sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Dinleyiciden birbiriyle ilgisiz üç soruya hemen cevap vermesini istemek
- Zaten kanıtlanmış üç sonucu bildirmek
- Güç konusunu tanıtmak ve sonraki tartışmada incelenecek meseleleri önceden göstermek
Cevabı göster
Güç konusunu tanıtmak ve sonraki tartışmada incelenecek meseleleri önceden göstermek