Koronavirüs nedir? - Elizabeth Cox: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel anlatım, koronavirüsleri hayvan kökenleri ve insanlar arasındaki bulaşmadan hücreye giriş, RNA çoğalması ve mutasyona kadar inceliyor. Olağandışı hata düzeltme enziminin mutasyon hızını neden düşürdüğünü ve bunun bağışıklık sisteminin, ilaçların ve aşıların virüsü daha uzun süre tanımasına nasıl yardımcı olabileceğini açıklarken belirsizlikleri ve hayvandan insana yeni sıçrama riskini de ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The virus in question — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu resmî ifade, tam adı tekrar etmeden o anda ele alınan belirli virüse gönderme yapar. Açıklama boyunca cümleler arasındaki göndermeleri izlemenizi ve yeni bir cümlenin önceki bilgiyi nasıl doğal biçimde sürdürdüğünü anlamanızı sağlar. 2. usually not enough to create a new virus, but enough to create variations or strains — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir sonuç için yetersiz olan derecenin başka bir sonuç için yeterli oluşunu karşılaştıran paralel yapıyı tanıyın. Bu kalıp eşikleri, etkileri ve bilimsel sonuçları hassas biçimde ayırarak ifade etmeye yarar. 3. though scientists began developing treatments for SARS and MERS, the epidemics ended before those treatments completed clinical trials. — Söylem, anlatı ve retorik: though ödünleyici bir arka plan kurarken before olayların zaman sırasını belirler. İkisi birlikte, tedavi araştırmaları başlamış olsa da salgınlar sırasında klinik deneylerin neden tamamlanamadığını açıkça gösterir.
Bu derste
scientists chased the source of a deadly new virus through China's tallest mountains and most isolated caverns. Kalıp ifadeler
0:09bilim insanları ölümcül yeni bir virüsün kaynağını Çin'in en yüksek dağları ve en izole mağaralarında kovaladılar.
For almost a decade: cümleye zaman dilimiyle başlamak
Cümle başındaki For almost a decade, ana eylemden önce dinleyiciye uzun bir zaman dilimi çerçevesi verir. Arayışın on yıldan biraz daha kısa sürdüğünü belirtir ve araştırmanın uzunluğunu en baştan önemli hâle getirir. Cümle başında for + bir zaman dilimi kullanmak, önce uzun bir süreci kurup ardından eylemi ya da sonucu anlatarak bilim veya haber anlatısını düzenleyebilir. Buradaki for amaç değil, süre bildirir.
Alıştırma
İzlemenin yaklaşık on yıl sürdüğünü gösterecek şekilde başlangıcı tamamlayın: ____, the team tested the lake water every month.
Cevabı göster
For almost a decade
chased the source of a deadly new virus: mecaz anlamda bir araştırma
Bu cümlede chased the source of a deadly new virus, bilim insanlarının virüsün nereden geldiğini araştırmayı sürdürdüğü anlamına gelir. Virüsün arkasından gerçek anlamda koşmamışlardır. Chased, araştırmayı etkin, zorlu ve ısrarlı bir süreç gibi gösterir. Found sözcüğünün aksine chased, arama sürecine odaklanır ve kaynağın başarıyla belirlendiğini söylemez. Aynı mecaz kalıbı bir sızıntının, sinyalin, söylentinin veya başka bir sorunun kaynağını aramayı anlatabilir.
Alıştırma
“Reporters chased the source of the false story for months,” cümlesinde chased the source of ne anlama gelir?
- nerede başladığını araştırmayı sürdürdüler
- onu kimin oluşturduğunu hemen kanıtladılar
- hareket eden bir şeyin arkasından koştular
Cevabı göster
nerede başladığını araştırmayı sürdürdüler
The virus in question: üzerinde konuşulan belirli virüs
The virus in question isim grubunda in question, “üzerinde konuşulan veya sözü edilen” anlamına gelir. Bağlamdan zaten bilinen belirli bir virüsü tanımlar. İsimden sonra gelen bu ifade, resmî bir metnin önceki bir konuya bütün açıklamayı tekrarlamadan dönmesini sağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp the + isim + in question şeklindedir.
Alıştırma
'The virus in question was a coronavirus,' cümlesinde the virus in question ne anlama gelir?
- üzerinde konuşulan belirli virüs
- şüpheli veya kuşkulu bir virüs
- soru soran bir virüs
Cevabı göster
üzerinde konuşulan belirli virüs
caused an epidemic of: bir nedeni hastalığın geniş çapta yayılmasıyla ilişkilendirme
Caused an epidemic of SARS ifadesinde caused, virüsün salgına yol açtığını gösterirken of ilgili hastalığı belirtir. Yapı cause an epidemic of + hastalık adı şeklindedir. Epidemic, bir toplulukta veya bölgede hastalığın görülme düzeyinin olağandışı derecede yüksek olmasıdır. Bu yapı, halk sağlığı, tarih ve haber metinlerinde hastalığın geniş çapta yayılmasına neyin yol açtığını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Unsafe water can ____ cholera.
Cevabı göster
cause an epidemic of
severe acute respiratory syndrome, or SARS: or ile kısaltma tanıtma
severe acute respiratory syndrome, or SARS ifadesinde or’dan önceki sözcükler tam tıbbi adı verir; SARS ise aynı hastalığın kısaltılmış adıdır. Burada or, iki hastalık arasında seçim sunmaz; “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. Virgüller arasındaki bu yapı, teknik bir terimi ve onun kısa adını tanıtmak için sık kullanılır. Bağlantı kurulduktan sonra sonraki cümlelerde yalnızca kısaltma kullanılabilir.
Alıştırma
severe acute respiratory syndrome, or SARS ifadesinde or ne işe yarar?
- Farklı bir hastalık adı vererek ilk terimi düzeltir.
- Okurdan iki hastalık arasında seçim yapmasını ister.
- Aynı tıbbi terimin kısaltmasını tanıtır.
Cevabı göster
Aynı tıbbi terimin kısaltmasını tanıtır.
a group of viruses: a group of ile sınıflandırma
Coronaviruses are a group of viruses cümlesinde a group of viruses, öznenin ait olduğu kategoriyi belirtir. Koronavirüslerin tek bir virüs değil, birbiriyle ilişkili birden fazla virüsten oluşan bir küme olduğunu anlatır. a group of + çoğul isim yapısı, a group of animals veya a group of medicines örneklerinde olduğu gibi, varlıkları bir grup olarak sınıflandırır. Grubun birden fazla üyesi olduğu için of’tan sonraki isim çoğuldur.
Alıştırma
Yunusları sınıflandırmak için a group of + çoğul isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Dolphins are a group marine mammals.
- Dolphins are a group of marine mammal.
- Dolphins are a group of marine mammals.
Cevabı göster
Dolphins are a group of marine mammals.
covered in little protein spikes that look like a crown, Notlar
0:32taç gibi görünen küçük protein dikenleriyle kaplıdırlar,
Art-sıra niteleyici olarak covered in little protein spikes
covered in little protein spikes, kendisinden önceki adı açıklayan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Küçük protein çıkıntılarının o varlığın yüzeyini kapladığını belirtir; anlatılan varlık kaplama eylemini yapan taraf değildir. Bir addan sonra kullanıldığında bu öbek, that is covered in little protein spikes veya that are covered in little protein spikes gibi bir ilgi cümleciğinin kısa biçimidir. Bilimsel anlatımlarda ayrı bir cümle kurmadan fiziksel bir özellik eklemek için bu yapı sıkça kullanılır.
Alıştırma
Kısa art-sıra niteleyiciyi covered in ile tamamlayın: Under the microscope, we saw a cell ____ tiny receptors.
Cevabı göster
covered in
Görsel karşılaştırma için look like a crown
look like a crown, “taçla benzer bir görünüme sahip olmak” anlamına gelir. Buradaki that, little protein spikes ifadesine gönderme yapar; yani taçla karşılaştırılan şey çıkıntıların kimliği veya işlevi değil, şeklidir. look like + ad öbeği yapısı, tanıdık olmayan bir nesneyi tanıdık bir şeyle karşılaştırarak gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Çoğul özne spikes ile look kullanılır; tekil özne looks alır.
Alıştırma
Görsel karşılaştırmayı look like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: From above, the island ____ a sleeping whale.
Cevabı göster
looks like
corona in Latin ve coronavirus adının kökeni
corona in Latin, köken bilgisi veren bir ipucudur. Corona Latincede “taç” anlamına gelir ve coronavirus adı, virüsün çevresindeki çıkıntıların oluşturduğu taç benzeri görünüşe gönderme yapar. in Latin ifadesi kaynak dili belirtir. Bilimsel açıklamalarda bu kalıp, teknik bir terimin adını daha anlaşılır kılmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda corona in Latin neyi açıklar?
- Coronavirus adının bir bölümünü “taç” anlamına gelen Latince bir sözcükle ilişkilendirir.
- Coronavirus sözcüğünün güncel tıbbi tanımını verir.
- Koronavirüslerin yalnızca Latince konuşulan ülkelere bulaştığını söyler.
Cevabı göster
Coronavirus adının bir bölümünü “taç” anlamına gelen Latince bir sözcükle ilişkilendirir.
infect humans: infect + konak
infect humans ifadesinde infect geçişli bir fiildir ve humans doğrudan nesnesidir: insanlar, patojenin enfeksiyon oluşturabildiği konaklardır. İfade yalnızca “insanları etkilemek” değil, “insanlarda enfeksiyona yol açmak” anlamına gelir. Bu kalıp infect + konak, doku, organ veya hücre biçiminde kullanılabilir: infect animals, infect the lungs, infect cells. Tek başına, enfekte olan her konakta belirti gelişeceğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle bir patojenin insanlarda enfeksiyon oluşturabildiğini özellikle ifade eder?
- This virus can cause disease.
- This virus can affect humans.
- This virus can infect humans.
Cevabı göster
This virus can infect humans.
SARS-CoV causes SARS ... SARS-CoV-2 causes the disease COVID-19: virüs ile hastalığı ayırmak
Tekrarlanan X causes Y kalıbı, her koronavirüsü neden olduğu hastalıkla ilişkilendirir. SARS-CoV, MERS-CoV ve SARS-CoV-2 virüs adlarıdır; SARS, MERS ve COVID-19 ise hastalık adlarıdır. the disease sözleri, COVID-19'un bir hastalık olduğunu açıkça belirtir. Daha genel olarak pathogen causes disease yapısında özne hastalığa yol açan patojeni, nesne ise ortaya çıkan hastalığı belirtir. Adların birbirine benzemesi, aynı şeyi ifade ettikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade virüsü hastalıktan doğru biçimde ayırır?
- SARS-CoV-2 is a virus that can cause COVID-19.
- COVID-19 is a virus that causes SARS-CoV-2.
- SARS-CoV-2 and COVID-19 are two names for the same thing.
Cevabı göster
SARS-CoV-2 is a virus that can cause COVID-19.
Of the seven human coronaviruses: bütün grubu önce belirlemek
Of the seven human coronaviruses, cümle başında kullanılan bir bütün-parça edat öbeğidir. Önce yedi öğeden oluşan bütün grubu belirler; ardından gelen ana cümle bu grubun bazı veya tüm üyeleri hakkında bilgi verir. Burada of, sahiplik değil, «belirtilen grubun içinden» anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı Of the + bütün grup, + grubun bir bölümüyle ilgili ifade biçimindedir. Önce tam referans grubunu açıkça belirterek sayıları veya sınıflandırmaları düzenler.
Alıştırma
Cümleyi Of ile başlayan bir bütün-parça ifadesiyle tamamlayın: ____ ten samples, three tested positive.
Cevabı göster
Of the
mild, highly contagious infections of the nose and throat: burun ve boğazın hafif, son derece bulaşıcı enfeksiyonları
Vurgulanan bölüm, colds sözcüğünün ne olduğunu açıklayan eş görevli bir isim öbeğidir. Öbeğin temel sözcüğü infections'tır. Mild ve highly contagious bu enfeksiyonları tanımlarken of the nose and throat etkilenen vücut bölümlerini belirtir. Mild düşük şiddeti, highly contagious ise enfeksiyonun ne kadar kolay yayıldığını anlatır. Bunlar farklı özelliklerdir; dolayısıyla bir enfeksiyon hafif olup yine de çok kolay yayılabilir.
Alıştırma
Mild, highly contagious infections ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Yayılamayan bir burun ve boğaz tahrişi
- Genellikle ağır olmayan ancak kolayca yayılan bir enfeksiyon
- Her zaman ağır olan ve zor yayılan bir enfeksiyon
Cevabı göster
Genellikle ağır olmayan ancak kolayca yayılan bir enfeksiyon
cause much more severe illnesses içindeki much more severe
More severe, severe sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Hastalıkların hemen önce anlatılan hafif hastalıklardan daha ciddi olduğunu belirtir. Much, karşılaştırma biçimini güçlendirerek farkın büyük olduğunu gösterir: much more severe yalnızca “daha ciddi” değil, “çok daha ciddi” demektir. Aktarılabilir kalıp much + karşılaştırma biçimidir. Much higher, much less common ve much more difficult gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi much ve severe sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Compared with the first case, the second patient developed ____ symptoms.
Cevabı göster
much more severe
has features of each: önceki grupların özelliklerini bir arada taşıma
Burada has features of each, yedinci koronavirüsün daha önce açıklanan iki grubun da bazı özelliklerini birleştirdiği anlamına gelir: kolay yayılma ve soğuk algınlığıyla ilişkili grup ile akciğerler üzerindeki ciddi etkilerle ilişkili grup. Features “özellikler” anlamındadır. Each önceki iki gruba gönderme yapar ve böylece adlarını yinelemeye gerek kalmaz. İfade, virüsün iki grubun bütün özelliklerine sahip olduğunu söylemez.
Alıştırma
Örnekte has features of each ne anlama geliyor?
- Her hasta aynı özellikleri gösterir.
- Daha önce açıklanan iki grubun da bazı özelliklerine sahiptir.
- Her koronavirüsün bütün özelliklerine sahiptir.
Cevabı göster
Daha önce açıklanan iki grubun da bazı özelliklerine sahiptir.
It spreads easily, but can severely impact the lungs: but ile karşıtlık kurma
Cümle önce bir özelliği, yani kolay yayılmayı verir; ardından but kullanarak başka bir ciddi özelliğe geçer: akciğerlere ciddi zarar verme olasılığı. İki bilgi de geçerliliğini korur; but ilk bilgiyi geçersiz kılmaz. Bu karşıtlık bilgiyi düzenler ve ikinci bölüme daha fazla dikkat çeker. Özne olan it iki fiil grubu tarafından paylaşılır; bu nedenle but can severely impact... ifadesi but it can severely impact... anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle ikinci bilgiyi tarafsız bir ekleme ya da sonuç olarak değil, karşıtlık olarak sunmak için but kullanıyor?
- The battery is small, but it can power the camera all day.
- The battery is small, so it can power the camera all day.
- The battery is small, and it can power the camera all day.
Cevabı göster
The battery is small, but it can power the camera all day.
When an infected person coughs: olay tetikleyicisi olarak when
When an infected person coughs ifadesinde when, daha sonraki sonucu tetikleyen olayı belirten bir yan cümle başlatır. Buradaki anlamı belirli bir saat değil, “bu her gerçekleştiğinde”dir. Bu yan cümle zaman veya koşul çerçevesini kurar; ana cümle ise sonucu belirtir. Tekrarlanan süreçleri açıklarken sıklıkla when + geniş zaman ve ardından sonuç bildiren bir ana cümle kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede when yan cümlesi ne yapar? When the sensor detects smoke, the alarm sounds.
- Tetikleyici yerine sonucu belirtir.
- Olağan sonucu tetikleyen olayı belirtir.
- Alarmın çaldığı kesin saati belirtir.
Cevabı göster
Olağan sonucu tetikleyen olayı belirtir.
droplets containing the virus: kısaltılmış bir ilgi öbeği
droplets containing the virus ifadesinde containing the virus, droplets sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Hangi damlacıkların kastedildiğini belirtir: droplets that contain the virus. İsim + -ing öbeğinden oluşan bu kısaltılmış ilgi yapısı, isim -ing biçiminin anlattığı etkin ilişkiye sahip olduğunda kısa ve öz bir anlatım sağlar. Burada virüsü içeren şey damlacıklardır.
Alıştırma
Cümleyi contain fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The box ____ the spare keys is under the desk.
Cevabı göster
containing
spray out: damlacıklar veya ince parçacıklar hâlinde dışarı çıkmak
spray out ifadesinde spray, sıvının veya çok küçük parçacıkların dağınık bir akış ya da bulut hâlinde çıkmasını anlatır; out ise kaynaktan veya içeriden dışarı doğru hareket anlamı katar. Burada droplets öznedir: dışarı doğru hareket eden, damlacıkların kendisidir. Odak noktası dışarı çıkan madde olduğunda subject + spray out yapısını kullanın. Kaynağı belirtmek için Water sprayed out of the pipe. örneğindeki gibi spray out of + source yapısını kullanın. Bu ifade tek bir katı nesneyi değil, çok sayıda küçük damlayı veya parçacığı düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi ‘çok sayıda küçük damla hâlinde dışarı çıkmak’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When I pressed the nozzle, a fine mist began to ____.
Cevabı göster
spray out
Coronaviruses transmit best in enclosed spaces, Kalıp ifadeler
1:28Koronavirüsler kapalı alanlarda daha iyi bulaşır,
transmit best in enclosed spaces: bulaşma koşullarını karşılaştırmak
transmit best in enclosed spaces ifadesinde transmit bir konaktan diğerine geçmek, best ise karşılaştırılan koşullar içinde en etkili şekilde demektir. Best, övgüyü değil iletim veya bulaşma verimliliğini anlatır. Bu ifade bir karşılaştırma kurar ve enclosed spaces ifadesini bulaşmanın en kolay gerçekleştiği ortam olarak gösterir. Enclosed, dış ortamdan ayrılmış demektir; bu sözcükler tek başına her alanın küçük, kalabalık veya tamamen havalandırmasız olduğunu söylemez.
Alıştırma
transmit best in enclosed spaces ifadesindeki best ne anlama gelir?
- Bulaşma bu koşullarda en etkili şekilde gerçekleşir.
- Her kapalı alan kalabalıktır.
- Virüs bu yerlerde ahlaki açıdan daha iyidir.
Cevabı göster
Bulaşma bu koşullarda en etkili şekilde gerçekleşir.
where people are close together: bir yeri where ile betimlemek
Burada where, bir yer veya ortam hakkında ek bilgi veren bir yan cümleyi başlatır. people are close together, o yerde geçerli olan durumu anlatır. Bu yapıda where “o yerde” anlamına gelir; “hangi yer?” diye soran bir soru sözcüğü değildir. Bir yer adından sonra gelip onu tam bir yan cümleye bağlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi “o yerde” anlamına gelen ilgi sözcüğüyle tamamlayın: A crowded train is a place ____ people stand close together.
Cevabı göster
where
Cold weather keeps their delicate casing from drying out, Dilbilgisi
1:33Soğuk hava hassas kılıflarının kurumasını önler,
keep ... from drying out: bir şeyin kurumasını önlemek
keep + object + from + -ing, “nesnenin bir şey yapmasını veya bir değişime uğramasını önlemek” anlamına gelir. Burada their delicate casing nesnedir; from drying out ise önlenen değişimi belirtir. Dry out, “tamamen veya istenmeyen ölçüde kurumak” anlamına gelir. Cümle, soğuğun bu değişimi durdurduğunu söyler; kılıfın kuru tutulduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “ekmeğin kurumasını önler” anlamına gelen sözlerle tamamlayın: The sealed bag keeps the bread ____.
Cevabı göster
from drying out
enabling the virus to survive for longer between hosts, Dilbilgisi
1:36virüsün konaklar arasında daha uzun süre hayatta kalmasını sağlar,
enabling the virus to survive for longer between hosts: sonucu belirten bir -ing yan cümlesi
enabling ile başlayan -ing yan cümlesi, önceki durumun sonucunu ekler. Önceki koşulun virüsün konaklar arasında daha uzun süre hayatta kalmasını mümkün kıldığını belirtir; virüsün amacını anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp enable + nesne + to + fiilin yalın hâlidir: enable the virus to survive. enabling ile başlayan bir yan cümle ana cümlenin ardından geldiğinde, önceki durumun tamamının neyi mümkün kıldığını gösterebilir.
Alıştırma
enable + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısıyla -ing sonuç yan cümlesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The wider doorway improved access, enabling to wheelchair users enter more easily.
- The wider doorway improved access, enabling wheelchair users entering more easily.
- The wider doorway improved access, enabling wheelchair users to enter more easily.
Cevabı göster
The wider doorway improved access, enabling wheelchair users to enter more easily.
while UV exposure from sunlight may damage it: zaman değil, karşıtlık
Burada while bir zaman aralığı başlatmaz. Bu yan cümleyi önceki düşünceye bağlar ve karşıtlık belirtir: daha önce sözü edilen etken hayatta kalmayı desteklerken UV maruziyeti virüse zarar verebilir. Bu yapı, bilimsel bir açıklamanın farklı etkileri olan değişkenleri yan yana sunmasını sağlar. Böylece okuyucu tek yönlü bir neden yerine dengeli bir işleyiş görür.
Alıştırma
“Cold air can preserve a sample, while direct sunlight may damage it,” cümlesinde while ne işe yarar?
- Karşıt bir etkiyi tanıtır.
- Güneş ışığının konumunu açıklar.
- İki etkinin kesinlikle tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Karşıt bir etkiyi tanıtır.
These seasonal variations matter more for established viruses, Kelime
1:43Bu mevsimsel değişimler yerleşik virüsler için daha önemlidir,
established viruses: bir toplulukta zaten dolaşan virüsler
Halk sağlığı metinlerinde established viruses, bir toplulukta zaten bulunan ve dolaşmaya devam eden virüsleri anlatır. Established, virüslerin o topluluktaki durumunu belirtir; ünlü oldukları ya da yalnızca varlıklarının doğrulandığı anlamına gelmez. Bu yan cümlede seasonal variations matter more for these viruses, mevsimsel koşulların bu virüslerin yayılması üzerinde yeni girmiş bir virüsün yayılmasına kıyasla daha büyük etkisi olduğunu belirtir.
Alıştırma
Halk sağlığı metinlerinde established viruses en doğal olarak ne anlama gelir?
- Adlarını birçok kişinin bildiği virüsler
- Varlıkları henüz doğrulanmış virüsler
- Bir toplulukta zaten bulunan ve dolaşan virüsler
Cevabı göster
Bir toplulukta zaten bulunan ve dolaşan virüsler
but because no one is yet immune to a new virus, Dilbilgisi
1:47ancak kimse yeni bir virüse karşı henüz bağışık olmadığı için,
because no one is yet immune to a new virus: çünkü henüz hiç kimse yeni bir virüse karşı bağışık değil
Because, çevresindeki ifadenin nedenini açıklar. Neden, hiç kimsenin yeni bir virüse karşı bağışıklık koruması olmadığında virüsün kolayca yayılabilmesidir. No one is yet immune to a new virus ifadesinde yet, şu ana kadar anlamına gelir. Bağışıklığın daha sonra gelişebileceğini düşündürür. Kalıp be immune to + hastalık, virüs veya başka bir zararlı etkidir.
Alıştırma
Cümleyi immune to hedef ifadesiyle tamamlayın: After vaccination, Maya became ____ measles.
Cevabı göster
immune to
so many potential hosts that...: miktar-sonuç kalıbı
so many potential hosts that... yapısında so many + çoğul sayılabilen isim, sayının çok yüksek olduğunu belirtir. That ile başlayan yan cümle bu sayının yol açtığı sonucu verir: olası konak sayısı çok olduğu için yayılma bakımından ideal koşullar gerekli değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp so many + çoğul sayılabilen isim + that + sonuç cümlesidir. Buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez; many sözcüğünü güçlendirir, that ise sonucu başlatır.
Alıştırma
Miktar-sonuç kalıbını tamamlayın: The server received ____ requests ____ it slowed down.
Cevabı göster
so many · that
the protein spikes embed in the host cells Kalıp ifadeler
1:56protein dikenleri konak hücrelere gömülür
embed in ... and fuse with ...: içine gömülmek ve ile kaynaşmak
Birbirine bağlanan iki fiil, aynı öznenin, yani the protein spikes ifadesinin, gerçekleştirdiği iki aşamayı anlatır. Embed in, konak hücrelerin içine yerleşip sabitlenmek; fuse with ise hücrelere yalnızca dokunmak yerine onlarla kaynaşmak demektir. Edatlar fiil kalıplarının bir parçasıdır: embed in something ve fuse with something. fuse with them ifadesindeki them, çoğul isim olan host cells ifadesine gönderme yapar.
Alıştırma
Hedef kalıpları tamamlayan edatları yazın: When heated, the glass particles embed ____ the soft material and fuse ____ the coating.
Cevabı göster
in · with
hijack the host cell's machinery: konak hücrenin işleyiş mekanizmasını ele geçirmek
Burada hijack, bir şeyin denetimini ele geçirip onu kendi amacı için kullanmayı anlatan bir mecazdır. Virüs gerçek anlamda bir aracı ya da makineyi kaçırmaz; normalde konak hücreye hizmet eden süreçleri denetimi altına alır. The host cell's machinery, hücrenin protein üretme ve genetik materyali kopyalama gibi işlerini yapan birbiriyle bağlantılı biyolojik sistemleri ifade eder. İfade bütünüyle, zorla ve kendi çıkarına kullanma konusunda canlı bir imge oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede hijack the host cell's machinery ne anlama gelir?
- Virüs, hücrenin biyolojik sistemlerini denetimi altına alır ve kendi yararına kullanır.
- Virüs, hücrenin içindeki bozuk ekipmanları onarır.
- Virüs, konak hücreyi bir araçla götürür.
Cevabı göster
Virüs, hücrenin biyolojik sistemlerini denetimi altına alır ve kendi yararına kullanır.
to replicate its own genes: kendi genlerini çoğaltmak için
to replicate its own genes ifadesindeki to-infinitive yapısı amaç bildirir: Virüsün hücrenin işleyiş mekanizmasını neden ele geçirdiğini açıklar. in order to replicate its own genes şeklinde yeniden ifade edilebilir. Bu biyoloji bağlamında replicate, genetik materyalin kopyalarını oluşturmak demektir. Its own, genlerin konak hücreye değil virüsün kendisine ait olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “kendi genetik materyalinin kopyalarını oluşturmak için” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A virus can use a host cell ____.
Cevabı göster
to replicate its own genes
store their genes on RNA: depolama ortamını gösteren on
store information on a medium kalıbı, ortamı bilginin taşındığı yer veya sistem olarak sunar. Bu cümlede their genes genetik bilgiyi, RNA ise bu bilgiyi taşıyan maddeyi ifade eder; on sıradan bir yüzey temasını anlatmaz. Aynı kalıp, fotoğrafların bir bellek kartına kaydedilmesi gibi günlük teknoloji anlatımlarında da görülür. Bu nedenle on RNA, RNA’nın bilgiyi taşıyan ortam olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi depolama ortamı için kullanılan edatla tamamlayın: The camera stores its photos ____ a memory card.
Cevabı göster
on
All viruses are either RNA viruses or DNA viruses. Dilbilgisi
2:08Tüm virüsler ya RNA virüsüdür ya da DNA virüsüdür.
either RNA viruses or DNA viruses: iki kategorili sınıflandırma
Either A or B iki seçeneği veya kategoriyi birbirine bağlar. Burada A ve B, RNA viruses ve DNA viruses biçimindeki paralel ad öbekleridir; dolayısıyla cümle her virüsü bu iki gruptan birine sınıflandırır. Bu bilimsel sınıflandırmada iki grup birbirini dışlayan kategoriler olarak ele alınır. Daha genel olarak either...or iki parçalı bir seçim veya sınıflandırma kurar; ikisinin aynı anda mümkün olup olmadığını bağlam belirler.
Alıştırma
either...or sınıflandırmasını tamamlayın: At this gym, each membership is ____ monthly ____ annual.
Cevabı göster
either · or
tend to be smaller: genel bir eğilimi ifade etmek
Tend to + fiilin yalın hâli, istisnalara yer bırakarak genellikle olan veya genel olarak doğru kabul edilen şeyi anlatır. Burada tend to be smaller, daha küçük olmayı RNA virüsleri arasında tipik bir eğilim olarak sunar; her RNA virüsü hakkında kesin bir iddiada bulunmaz.
Alıştırma
Şu yorumu değerlendirin: “RNA viruses tend to be smaller”, her RNA virüsünün istisnasız daha küçük olduğunu söyler.
- Doğru: Her RNA virüsü hakkında kesin bir iddiada bulunur.
- Yanlış: Genel bir eğilimi anlatır ve istisnalara izin verir.
Cevabı göster
Yanlış: Genel bir eğilimi anlatır ve istisnalara izin verir.
with fewer genes, meaning ...: bir özelliği sonucuna bağlamak
With fewer genes, RNA virüsleri hakkındaki önceki ifadeye bir özellik daha ekler. with + isim öbeği kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan destekleyici bilgi eklemeyi sağlar. Meaning they infect many hosts and replicate quickly in those hosts ise konuşmacının önceki açıklamadan çıkardığı sonucu belirtir. Buradaki meaning, which means that gibi işlev görür. Bu parçalar birlikte kısa bir bilgi zinciri oluşturur: ana açıklama, eklenen özellik ve ardından çıkarılan sonuç.
Alıştırma
Şu cümleyi doğru açıklayan analiz hangisidir: “The room has one small window, with thick curtains, meaning very little daylight gets inside”?
- with thick curtains bir karşıtlık başlatır; meaning very little daylight gets inside ise sözlük tanımı verir.
- İki bölüm yalnızca zaman sırasına göre ilgisiz olayları listeler.
- with thick curtains bir özellik ekler; meaning very little daylight gets inside ise açıklamadan çıkan sonucu verir.
Cevabı göster
with thick curtains bir özellik ekler; meaning very little daylight gets inside ise açıklamadan çıkan sonucu verir.
RNA viruses don't have a proofreading mechanism,
2:21RNA virüslerinin bir düzeltme mekanizması yoktur,
whereas DNA viruses do: karşıtlık ve yardımcı fiille ikame
Whereas iki yan cümle arasında doğrudan karşıtlık kurar. Burada RNA virüslerinin genellikle bir düzeltme mekanizmasına sahip olmadığı, DNA virüslerinin ise sahip olduğu anlatılır. Whereas özellikle resmî açıklama ve karşılaştırmalarda yaygındır. DNA viruses do ifadesinde do, daha önce geçen have a proofreading mechanism fiil öbeğinin yerini tutar. Böylece tekrar önlenir. Buradaki do tek başına “bir eylem yapmak” anlamına gelmez; içeriğini önceki yan cümleden alır.
Alıştırma
Fiil öbeğini tekrarlamak yerine yardımcı fiille ikame kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: This tablet doesn't support wireless charging, whereas the newer model ____.
Cevabı göster
does
when an RNA virus replicates: genel bir süreci tanıtma
When ile başlayan yan cümle, bir sürecin aşamasını ortaya koyar: “bir RNA virüsünün çoğaldığı anda” anlamına gelir. Dinleyiciyi ardından açıklanacak sonuca hazırlar. Bu, genel bir bilimsel açıklama olduğu için replicates geniş zamandadır. Bu yapıda when + geniş zaman, şu anda gerçekleşen tek bir olayı değil, “bu süreç her gerçekleştiğinde” anlamını ifade edebilir.
Alıştırma
Hangi cümle genel bir bilimsel süreçteki bir aşamayı ve onun olağan sonucunu doğal biçimde anlatır?
- When liquid water froze, it expands.
- When liquid water freezes, it expands.
- If liquid water will freeze, it expands.
Cevabı göster
When liquid water freezes, it expands.
much more likely to have mistakes: hata içerme olasılığının çok daha yüksek olması
be likely to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin gerçekleşme olasılığından söz eder. Buradaki to have mistakes, sonucun hata içerebileceği veya hatalar gösterebileceği anlamındadır. more likely olasılıkları karşılaştırır. much bu karşılaştırmayı güçlendirir; dolayısıyla much more likely, olasılığın biraz değil, belirgin ölçüde daha yüksek olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle cihazın arızalanma olasılığının belirgin ölçüde daha yüksek olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The device is very more likely to fail.
- The device much more likely fails.
- The device is much more likely to fail.
Cevabı göster
The device is much more likely to fail.
called mutations: bilimsel terimi mutasyon olarak adlandırmak
called mutations ifadesinde called, hemen önce söz edilen hataların adını verir: bu hatalar mutations olarak bilinir. Dil bilgisi açısından called, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır. Mistakes called mutations, mistakes which are called mutations anlamına gelir. İsim + called + ad kalıbı, bir metin terim tanıtırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki isim öbeğini adlandırmak için called sözcüğünü doğru kullanır?
- Small changes in DNA, called mutations, can affect a trait.
- Small changes in DNA, calling mutations, can affect a trait.
- Small changes in DNA, call mutations, can affect a trait.
Cevabı göster
Small changes in DNA, called mutations, can affect a trait.
Many of these mutations are useless or even harmful, Kalıp ifadeler
2:33Bu mutasyonların çoğu işe yaramaz ya da hatta zararlıdır,
useless or even harmful: or even ile güçlendirme
useless or even harmful ifadesinde even, ikinci tanımı daha güçlü ve daha ciddi bir olasılık hâline getirir. İki tanım eşit seçenekler olarak sunulmaz; harmful, yalnızca useless olmaktan daha ileri bir noktadır. A or even B kalıbı, daha az uç bir noktadan daha uç veya şaşırtıcı bir noktaya ilerler. Burada değerlendirme, hiçbir işe yaramamaktan zarar vermeye doğru güçlenir.
Alıştırma
Cümleyi, değerlendirmeyi inconvenient sözcüğünden dangerous sözcüğüne yükselten iki kelimelik hedef kalıpla tamamlayın: A delay can be inconvenient ____ dangerous.
Cevabı göster
or even
but some make the virus better suited for certain environments, Kalıp ifadeler
2:37ancak bazıları virüsü belirli ortamlara daha uygun hale getirir,
better suited for certain environments: daha iyi uyumu anlatma
Suited for, belirli bir amaca, duruma veya ortama uygun niteliklere sahip olmak demektir. Better suited for certain environments, virüsün mutasyondan öncesine göre bu ortamlara daha uygun olduğunu belirtir. make the virus better suited yapısında make sözcüğünden sonra bir nesne ve sıfat öbeği gelir: make + nesne + better suited for + isim. Bu yapı, nesnenin bir koşula uygunluk derecesindeki değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi '... için daha uygun' anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: After the redesign, the keyboard is ____ small desks.
Cevabı göster
better suited for
a new host species: biyolojide host
Biyolojide host, bir virüsün, parazitin veya başka bir patojenin içinde ya da üzerinde yaşayabildiği ve muhtemelen çoğalabildiği organizmadır. Host species, bu konak organizmaların ait olduğu türdür. Burada new, türün bu virüs için konak olarak yeni olduğu anlamına gelir; türün bilim dünyası tarafından yeni keşfedildiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir biyoloji makalesinde a new host species ne anlama gelir?
- Bir program sunmaya yeni başlamış bir sunucu
- İlk kez bir etkinliğe ev sahipliği yapan bir kuruluş
- Virüsü veya paraziti barındırabilen farklı bir tür
Cevabı göster
Virüsü veya paraziti barındırabilen farklı bir tür
Epidemics often occur when a virus jumps from animals to humans. Kelime
2:42Salgınlar genellikle bir virüs hayvanlardan insanlara atladığında meydana gelir.
jumps from animals to humans: türler arası bulaşma
Halk sağlığı metinlerinde a virus jumps from animals to humans ifadesi, virüsün hayvanlar arasında dolaştıktan sonra tür sınırını aşarak insanlara bulaşması anlamına gelir. Jump mecazidir; fiziksel bir hareketi anlatmaz. jump from A to B kalıbında from kaynak konak grubunu, to ise yeni konak grubunu belirtir. Bu, türler arası bulaşmayı kısa ve öz biçimde anlatır.
Alıştırma
birds sözcüğünü A, humans sözcüğünü B olarak kullanıp cümleyi jump from A to B kalıbıyla tamamlayın: Some viruses can ____.
Cevabı göster
jump from birds to humans
This is true of: bir yargıyı başka bir gruba genişletmek
Burada This is true of, hemen önce söylenen yargının geçerli olduğu başka bir grubu tanıtır. This önceki yargının tamamına gönderme yapar; of ise bu yargının geçerli olduğu kişi veya şeyleri getirir. This is true of + isim öbeği yapısı, “aynı yargı ... için de geçerlidir” anlamına gelir. Önceki içeriği tekrarlamadan fikrin kapsamını genişletir.
Alıştırma
İlk yargının internet siteleri için de geçerli olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Many free apps collect user data. ____ some websites too.
Cevabı göster
This is true of
epidemic ve pandemic: halk sağlığında yayılım ölçeği
Bu halk sağlığı listesinde epidemics, Ebola, Zika ve SARS için ortak kullanılan isimdir; COVID-19 içinse pandemic kullanılır. Halk sağlığı dilinde epidemic, belirli bir toplulukta, bölgede veya nüfusta hastalık vakalarının normalde beklenen düzeyin açıkça üzerine çıkmasını anlatır. pandemic, çok sayıda ülkeye ya da kıtaya geniş biçimde yayılan bir epidemic durumudur. Ayrım esas olarak yayılımın genişliğiyle ilgilidir; hastalığın her bir kişi için ne kadar ağır olduğuyla değil.
Alıştırma
Hangi durum halk sağlığı terimi olan a pandemic ifadesine en uygundur?
- Çok sayıda ülke ve kıtaya yayılan bir hastalık salgını
- Tek bir kasabayla sınırlı olağan dışı vaka artışı
- Bir kişinin ağır biçimde hastalanması
Cevabı göster
Çok sayıda ülke ve kıtaya yayılan bir hastalık salgını
Once in humans: once + bir edat öbeği
Once in humans ifadesinde once yeni bir aşamanın başladığı noktayı gösterir; in humans ise virüsün durumunu ya da bulunduğu yeri anlatır. Bu kısaltılmış ifade yaklaşık olarak once the virus is in humans veya after it has entered humans anlamına gelir. İfadenin cümle başında kullanılması, sonraki bilginin hangi aşamada gerçekleştiğini önceden belirleyerek açıklamayı düzenler. Özne bağlamdan açıkça anlaşıldığında once + kısa bir öbek, süreç açıklamasını verimli biçimde bir sonraki aşamaya taşır.
Alıştırma
Once in humans bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- İnsanların geçmişte var olduğunu söyler.
- Virüsün bir insan bedenine yalnızca bir kez girdiğini söyler.
- Sonraki bilgi için virüsün insanlara geçmiş olduğu aşamayı belirler.
Cevabı göster
Sonraki bilgi için virüsün insanlara geçmiş olduğu aşamayı belirler.
usually not enough to create a new virus, Dilbilgisi
2:58genellikle yeni bir virüs yaratacak kadar değil,
not enough to ..., but enough to ...: iki eşiği karşılaştırma
not enough to create a new virus, but enough to create variations or strains ifadesinde iki enough to + fiil öbeği paralel bir karşıtlık oluşturur. Ele alınan derece ilk sonucun eşiğine ulaşmaz, ancak ikinci sonucun eşiğine ulaşır. Yeniden kullanılabilen kalıp not enough to do A, but enough to do B şeklindedir. İki sonuç eşiğini karşılaştırır ve bu bağlamda B’nin A’dan daha düşük bir düzeyde gerçekleşebileceğini gösterir.
Alıştırma
Hedef paralel kalıbı tamamlayın: The evidence was ____ prove the claim, but ____ raise serious questions.
Cevabı göster
not enough to · enough to
Coronaviruses have a few key differences Kalıp ifadeler
3:05Koronavirüslerin birkaç temel farkı vardır
a few key differences from X: X'ten birkaç önemli fark
a few key differences from X ifadesi, bir şeyin X'ten ayrıldığı az sayıdaki önemli yön anlamına gelir. have differences from X yapısında from karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu cümlede most RNA viruses karşılaştırma grubudur. İfade ayrıca konuşmacının önemli farkları birazdan açıklayacağını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, karşılaştırılan modelden farklı olduğu yönler anlamına gelen iki kelimelik kalıpla tamamlayın: This model has a few key ____ the older version.
Cevabı göster
differences from
some of the largest: en büyüklerden bazıları
Some of the largest, some of + the + en üstünlük derecesi yapısını izler. Birden çok üyeyi bir ölçeğin en üst ucundaki gruba yerleştirir. Onların tek başlarına eşsiz birinci sırada olduğunu iddia etmez. Burada ilgili kategori bağlamdan zaten anlaşıldığı için largest sözcüğünden sonra isim gelmez. Aynı yapı some of the best ve some of the most common gibi biçimlerde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, boyut bakımından en üst grubun üyeleri ancak mutlaka tek en büyük olmayan anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: These warehouses are ____ buildings in the region.
Cevabı göster
some of the largest
That creates more opportunity for harmful mutations. Kalıp ifadeler
3:13Bu da zararlı mutasyonlar için daha fazla fırsat yaratır.
creates more opportunity for harmful mutations: zararlı mutasyon olasılığını artırmak
Burada creates more opportunity for harmful mutations, “zararlı mutasyonların meydana gelmesini daha olası hâle getirir” anlamındadır. Söz konusu neden hemen bir mutasyon üretmez; bu sonucun daha kolay gerçekleşebileceği koşullar oluşturur. create more opportunity for + isim veya -ing biçimi, bir nedeni artan bir olasılığa bağlar. Bu cümlede That nedeni, harmful mutations ise olası sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik yapıyla tamamlayın: The rushed schedule can ____ mistakes during testing.
Cevabı göster
create more opportunity for
Amaç geçişi olarak To counteract this risk
To counteract this risk, cümle başında yer alan ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. “Bu riske karşı koymak ve etkisini azaltmak için” anlamına gelir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin amacını belirtir. Öbeğin başta kullanılması açıklamayı düzenler: önceki bilgi bir riski sunar, sonraki bilgi ise bir karşılık veya önlem sunar. Counteract karşıt bir etkiyi anlatır; riskin mutlaka tamamen ortadan kalktığını göstermez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için counteract sözcüğünü amaç bildiren bir öbekte kullanın: ____ this risk, the engineers installed a second alarm.
Cevabı göster
To counteract
checks for ... and corrects ...: hataları tespit edip düzeltmek
Bu iki fiil öbeği bir eylem zinciri oluşturur. checks for replication errors, replikasyon sırasında hata oluşup oluşmadığını etkin biçimde araştırmak anlamına gelir; check for, bir hatanın önceden bulunmuş olduğunu varsaymaz. corrects mistakes ise sonraki adımı, yani bulunan hataları düzeltmeyi anlatır. checks for ... and corrects ... birlikte, sorunları hem tespit eden hem de gideren bir süreci ifade eder.
Alıştırma
‘Önce tespit et, sonra düzelt’ zincirini tamamlamak için check for ve correct fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: The editor ____ factual errors and ____ any mistakes before publication.
Cevabı göster
checks for · corrects
This makes coronaviruses much more stable, Dilbilgisi
3:25Bu da koronavirüsleri çok daha istikrarlı kılar,
This makes coronaviruses much more stable cümlesinde make + nesne + sıfat
This makes coronaviruses much more stable, bir sonucu ifade etmek için make + nesne + sıfat yapısını kullanır. This nedeni, coronaviruses etkilenen nesneyi, much more stable ise ortaya çıkan durumu gösterir. Buradaki This, hemen önce anlatılan hata kontrolü ve düzeltme sürecine gönderme yapar. more stable karşılaştırma biçimidir: virüslerin bu etken olmadan sahip olacaklarından daha fazla kararlılığa sahip olduğunu gösterir. much karşılaştırmayı güçlendirir; bu yüzden much more stable yalnızca “çok kararlı” değil, “çok daha kararlı” demektir.
Alıştırma
make ve stable sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanın: The stronger frame ____ the tent much ____ in high winds.
Cevabı göster
makes · more stable
with a slower mutation rate than other RNA viruses: mutasyon hızının karşılaştırılması
Mutation rate, mutasyonların ne kadar hızlı ya da ne sıklıkta gerçekleştiğini anlatan bilimsel bir terimdir. Buradaki rate, ölçülebilen bir süreci belirtir; fiyat ya da puan değildir. with a slower mutation rate than other RNA viruses ifadesi, daha önce anlatılan şeye bir özellik ekler. slower ... than, onun mutasyon sürecini diğer RNA virüslerininkiyle karşılaştırır ve mutasyonların daha yavaş gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
a slower mutation rate than other RNA viruses ifadesindeki rate ne anlama gelir?
- Her mutasyon için alınan para miktarı
- Virüse verilen bir değerlendirme puanı
- Mutasyonların gerçekleşme hızı veya sıklığı
Cevabı göster
Mutasyonların gerçekleşme hızı veya sıklığı
While this may sound formidable: ödünlemeli açılış
Burada while, during the time that anlamında değil, although, yani “-se de” anlamındadır. Bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Konuşan kişi önce önceki bilginin göz korkutucu görünebileceğini kabul eder. may sound formidable, doğrulanmış bir gerçeği değil, oluşabilecek bir izlenimi anlatır. Virgül, ana düşüncenin henüz gelmediğini ve genellikle bu ilk izlenimi sınırlayacağını, düzelteceğini ya da dengeleyeceğini gösterir. Bu yapı, konuşanın dinleyiciyi başka bir bakışa yöneltmeden önce kaygıyı kabul etmesini sağlar.
Alıştırma
While this may sound formidable, açılışı neyi gösterir?
- Konuşan kişi bir şeyin korkutucu bir ses sırasında olduğunu söyler.
- Konuşan kişi durumun kesinlikle başa çıkılamaz olduğunu doğrular.
- Konuşan kişi göz korkutucu bir ilk izlenimi kabul eder ve karşıt bir ana düşünceye hazırlık yapar.
Cevabı göster
Konuşan kişi göz korkutucu bir ilk izlenimi kabul eder ve karşıt bir ana düşünceye hazırlık yapar.
the slow mutation rate is actually a promising sign Kalıp ifadeler
3:33yavaş mutasyon hızı aslında umut verici bir işarettir
a promising sign: temkinli iyimserlik belirten bir işaret
Bu cümlede a promising sign, iyi bir sonucun mümkün olabileceğini düşündüren bir gözlem veya belirti anlamına gelir. Promising, işaretin geleceğe dair ne gösterdiğini anlatır; işaretin bir söz verdiği anlamına gelmez. Bu ifade temkinli bir iyimserlik taşır: yavaş mutasyon oranı olumlu bir kanıttır, ancak çalışmaların kesinlikle başarılı olacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
a promising sign ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Resmî olarak söz veren bir işarettir.
- İyi bir sonucun mümkün olabileceğini gösterir, ancak sonuç kesin değildir.
- Başarının zaten elde edildiğini kanıtlar.
Cevabı göster
İyi bir sonucun mümkün olabileceğini gösterir, ancak sonuç kesin değildir.
when it comes to disarming them: konuyu belirlemek ve mecaz kullanmak
When it comes to ... tartışmayı belirli bir konuyla sınırlar ve “… söz konusu olduğunda” veya “… alanında” anlamına yakındır. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki disarming gelir. Disarming them çatışma çağrışımlı bir mecaz kullanır. Disarm sözcüğünün gerçek anlamı silahları almaktır; ancak burada them daha önce tartışılan virüsleri belirtir ve ifade, onların zarar vermesini engellemek veya oluşturdukları tehdidi azaltmak anlamına gelir.
Alıştırma
Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: “When it comes to disarming a security threat, early detection is crucial.”
- Erken tespitin bir güvenlik tehdidini etkisiz hâle getirmek için kritik olduğu anlamına gelir.
- Bir tehdidin tespit edilmeden önce gerçekten silah taşıması gerektiği anlamına gelir.
- Erken tespitin bir güvenlik tehdidinin gelmesine neden olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Erken tespitin bir güvenlik tehdidini etkisiz hâle getirmek için kritik olduğu anlamına gelir.
our immune systems can recognize germs and destroy them more quickly
3:40bağışıklık sistemimiz mikropları tanıyabilir ve onları daha hızlı yok edebilir
if they infect us again ... so they don't make us sick: koşuldan sonuca
if yan cümlesi koşulu belirtir: virüsler bize yeniden bulaşır. Burada her iki yan cümledeki they sözcüğü de virüsleri anlatır. So, daha geniş cümlede açıklanan bağışıklık tepkisinin sonucunu belirtir: virüsler bizi hasta etmez. Bu iki bölümü koşuldan sonuca giden bir zincir olarak okuyun. If, korumanın hangi durumda önemli olduğunu; so ise bu korumanın hangi sonuca yol açtığını gösterir.
Alıştırma
Bu parçada if ve so nasıl bir ilişkiyi gösteriyor?
- Her iki sözcük de yalnızca virüslerin ne zaman harekete geçtiğini gösterir.
- if bir neden verir, so ise ilgisiz bir konuya geçer.
- if bir koşul, so ise bunun sonucunda ortaya çıkan durumu belirtir.
Cevabı göster
if bir koşul, so ise bunun sonucunda ortaya çıkan durumu belirtir.
But mutations can make a virus less recognizable to our immune systems, Dilbilgisi
3:47Ancak mutasyonlar bir virüsü bağışıklık sistemimiz için daha az tanınır hale getirebilir,
less recognizable to our immune systems: daha düşük derece ve tanıyan taraf
less recognizable to our immune systems ifadesinde less + sıfat, daha düşük bir dereceyi gösterir: mutasyonlar, bağışıklık sistemlerinin virüsü tanımasını zorlaştırabilir. Less, virüsün tamamen tanınamaz olduğu anlamına gelmez. to our immune systems ifadesi tanıyan tarafı, yani virüsün kendisi için tanınabilir olup olmadığını belirleyen şeyi gösterir. Daha geniş make + nesne + sıfat yapısında a virus nesnedir ve less recognizable onun değişmiş durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki less + sıfat + to yapısının aynısıyla tamamlayın: The smaller label makes the warning ____ new users.
Cevabı göster
less recognizable to
and therefore more difficult to fight off. Öbek fiiller
3:51ve dolayısıyla savaşması daha zor olur.
more difficult to fight off: bir tehdidi savuşturmanın daha zor olması
Fight off, bir tehdide direnip onu uzaklaştırmak veya yenmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Sağlıkla ilgili bu bağlamda söylenmeyen nesne virüs ya da enfeksiyondur; dolayısıyla more difficult to fight off, vücudun veya tedavinin onu yenmesinin daha zor olduğu anlamına gelir. More difficult to + fiil yapısı, daha önce tanımlanan şeye bu eylemi yapmanın daha fazla çaba gerektirdiğini belirtir. Burada daha önce söz edilen şey, fight off'un nesnesi olarak anlaşılır. İsim olan nesne fight off an infection örneğindeki gibi tüm öbekten sonra gelebilir. Nesne bir zamirse genellikle araya girer: fight it off.
Alıştırma
Hangi cümlede fight off, bir tehdide direnip onu yenmek anlamında kullanılmıştır?
- The boxer will fight in the final match.
- The medicine helps the body fight off the infection.
- The two friends fight over whose turn it is.
Cevabı göster
The medicine helps the body fight off the infection.
less effective, because they're tailored very specifically to a virus. Kalıp ifadeler
3:56daha az etkili yapabilirler, çünkü onlar bir virüse çok özel olarak tasarlanmıştır.
be tailored very specifically to a virus: belirli bir virüse çok özel biçimde uyarlanmak
Be tailored to, belirli bir hedef, ihtiyaç veya koşullar bütünü için özel olarak tasarlanmış ya da uyarlanmış olmak demektir. İfade, bir terzinin giysileri değiştirmesi şeklindeki gerçek anlamdan gelir; ancak burada mecazidir. Vurgulanan yan cümlede they're, antiviral ilaçları ve aşıları ifade eder. Very specifically, belirli bir virüsle yakın eşleşmeyi vurgular; bu da virüsteki bir değişikliğin neden bunların etkinliğini azaltabileceğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve çok kesin bir hedef için tasarlanmış anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The training is ____ the needs of new employees.
Cevabı göster
tailored very specifically to
That's why we need a new flu vaccine every year. Anlatım akışı
4:01Bu yüzden her yıl yeni bir grip aşısına ihtiyacımız var.
That's why: bir nedeni sonucuna bağlamak
That's why, daha önce verilmiş bir nedene veya açıklamaya gönderme yapar ve bundan çıkan sonucu tanıtır. Burada her yıl yeni bir grip aşısına duyulan ihtiyacı önceki nedenin sonucu olarak gösterir. That's why ifadesini duyduğunuzda veya okuduğunuzda önce nedeni, sonra da onun sonucunu ya da gerekli kıldığı eylemi arayın.
Alıştırma
Hangi cümle That's why ifadesini önceki bir nedeni sonucuna bağlamak için kullanıyor?
- It was raining hard. That's why the game was canceled.
- The game was canceled. That's why it was raining hard.
- That's why it was raining hard. The game was canceled.
Cevabı göster
It was raining hard. That's why the game was canceled.
The influenza virus mutates so quickly Dilbilgisi
4:04İnfluenza virüsü o kadar hızlı mutasyona uğrar ki
so quickly that ... pop up constantly: derece ve sonuç
so + zarf + that + yan cümle yapısı, bir eylemin derecesinin bir sonuca yol açtığını gösterir. so quickly that new strains pop up constantly bölümünde quickly, mutates fiilini niteler ve that ile başlayan yan cümle sonucu verir. Pop up, çoğunlukla aniden veya tekrar tekrar “ortaya çıkmak” anlamına gelir. Constantly bunun devam ettiğini ekler; dolayısıyla ifade tek bir olayı değil, tekrarlanan ortaya çıkışı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi so quickly that ve pop up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The project expanded ____ unexpected problems ____ every day.
Cevabı göster
so quickly that · popped up
means our immune systems, drugs, and vaccines
4:11bağışıklık sistemimizin, ilaçlarımızın ve aşılarımızın
might be able to recognize...: olası bir yeteneği temkinli biçimde ifade etmek
Might be able to, olasılığı yetenekle birleştirir. Might sonucun kesin olmadığını, be able to recognize ise neyin mümkün hâle gelebileceğini belirtir. For longer, bağlamdan anlaşılan karşılaştırma noktasına göre “daha uzun süre” demektir. Bu ifade, gerçekleşeceğini kesin olarak ileri sürmeden olası bir faydayı sunduğu için bilimsel açıklamalarda ve tahminlerde kullanışlıdır.
Alıştırma
“Muhtemelen yapabilme yeteneğine sahip olmak” anlamındaki ifadeyle temkinli tahmini tamamlayın: With further testing, the device ____ identify the source of the leak.
Cevabı göster
might be able to
and therefore protect us better. Anlatım akışı
4:18ve böylece bizi daha iyi koruyabileceği anlamına gelir.
and therefore protect...: ardından gelen sonucu belirtmek
Therefore, okuyucuya sonraki bilginin önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Burada and başka bir fiil grubunu bağlar; therefore ise protect us better ifadesini ortaya çıkan etki olarak işaretler. Bir açıklamayı okurken therefore sözcüğünü mantıksal bir işaret olarak kullanın: nedeni veya kanıtı önceki bölümde arayın, ardından gelen sözleri de sonuç olarak yorumlayın.
Alıştırma
Hangi cümle ilk olguyu neden, ikinci olguyu da bunun sonucu olarak sunuyor?
- The server failed because the website went offline.
- The server failed, although the website stayed online.
- The server failed, and therefore the website went offline.
Cevabı göster
The server failed, and therefore the website went offline.
we don't know how long our bodies remain immune Dilbilgisi
4:21vücudumuzun bağışıklığının ne kadar süre devam ettiğini bilmiyoruz
Gömülü soru olarak how long our bodies remain immune...
How long our bodies remain immune to different coronaviruses, don't know ifadesinin nesnesi olarak kullanılan gömülü bir soru yan cümlesidir. Bilinmeyen bilgiyi, yani bağışıklığın süresini belirtir. Bu yan cümle bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için how long + özne + fiil (our bodies remain) biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır. Doğrudan sorudaki how long do our bodies remain dizilişi kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle don't know ifadesinden sonra gömülü soruyu doğru kullanıyor?
- We don't know how long will the battery last.
- We don't know how long the battery will last.
- We don't know how long does the battery last.
Cevabı göster
We don't know how long the battery will last.
There's never been...: şu ana kadar var olmamış bir şey
There's never been, There has never been ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Varoluş bildiren there yapısını present perfect ile birleştirerek bir şeyin geçmişten şu ana kadar hiçbir zaman var olmadığını belirtir. Bu cümlede, konuşma anına kadar ne onaylanmış bir tedavi ne de onaylanmış bir aşı vardı. Approved, resmî olarak izin verilmiş anlamına gelir; dolayısıyla ifade olası tedavi veya aşıların araştırılıp denenmesinden değil, resmî onay durumundan söz eder.
Alıştırma
Hangi cümle, şu ana kadar hiçbir zaman resmî olarak onaylanmış bir seçeneğin bulunmadığını belirtir?
- There is no approved option right now.
- There's never been an approved option.
- There was no approved option last year.
Cevabı göster
There's never been an approved option.
We haven't focused on treating the ones that cause colds, Dilbilgisi
4:29Soğuk algınlığına neden olanları tedavi etmeye odaklanmadık,
haven't focused on treating: focus on + -ing biçimi
Focus on, “bir şeye özellikle dikkat vermek” anlamına gelir. On bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: focus on treating; focus on to treat değil. Burada haven't focused on treating, bu virüsleri tedavi etmenin şimdiye kadar başlıca ilgi alanı olmadığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp focus on + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi improve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our team will focus on ____ customer support.
Cevabı göster
improving
and though scientists began developing treatments for SARS and MERS, Anlatım akışı
4:32ve bilim insanları SARS ve MERS için tedaviler geliştirmeye başlasa da,
before those treatments completed clinical trials. Kelime
4:37o tedaviler klinik deneyleri tamamlamadan önce.
though ..., ... before ...: ödünleyici arka plan ve olay sırası
Though, ödünleyici bir arka plan sunar: bilim insanlarının tedavi geliştirmeye gerçekten başladığını kabul eder. Ardından ana cümle olan the epidemics ended, sonuç açısından önemli olayı verir. Cümle, başlamış bir çabayı tamamlanmadan kalan bir süreçle karşılaştırır. Before ile başlayan yan cümle olayların sırasını gösterir: önce salgınlar sona ermiş, tedaviler ise henüz klinik deneyleri tamamlamamıştır. Though ve before birlikte yeniden kullanılabilen bir yapı oluşturur: önce ilerlemeyi kabul etmek, ardından bu ilerleme tamamlanmadan başka bir olayın gerçekleştiğini göstermek.
Alıştırma
Örnekte though ve before ile kurulan ilişkiyi en iyi hangi ifade açıklar?
- Geliştirme başladı, ancak salgınlar sona erdiğinde tedaviler hâlâ klinik deney aşamasındaydı.
- Tedaviler klinik deneyleri zaten tamamladığı için salgınlar sona erdi.
- Geliştirme ancak salgınlar sona erdikten sonra başladı.
Cevabı göster
Geliştirme başladı, ancak salgınlar sona erdiğinde tedaviler hâlâ klinik deney aşamasındaydı.
complete clinical trials: klinik araştırmaları tamamlamak
Clinical trials, tıbbi bir tedavinin güvenliğini ve etkililiğini değerlendiren, insanların katıldığı resmî araştırmalardır. completed clinical trials ifadesinde completed, tedavinin bu resmî araştırma aşamasının sonuna ulaştığını belirtir. Bu ifade yalnızca araştırmaların tamamlandığını bildirir; sonuçların olumlu olup olmadığını söylemez.
Alıştırma
“İnsan katılımcılarla yapılan resmî araştırmaları bitirdi” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyi yazın: Regulators waited until the treatment had ____.
Cevabı göster
completed clinical trials
As we continue to encroach on other animals' habitats, Öbek fiiller
4:40Diğer hayvanların yaşam alanlarına girmeye devam ettikçe,
encroach on other animals' habitats: diğer hayvanların yaşam alanlarını giderek işgal etmek
Encroach on, başkasına ait bir alana, araziye, hakka veya sınıra yavaş yavaş girmek ya da onu ele geçirmek anlamına gelir. Yalnızca tek seferlik, tarafsız bir girişi değil, tekrarlanan veya giderek artan bir baskıyı anlatır. Bu cümlede insan faaliyetleri diğer hayvanların yaşam alanlarına yayılmaya devam etmektedir. On, ihlal edilen alanı cümleye bağlar.
Alıştırma
“Yavaş yavaş ihlal etmek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce fiili yazın: New construction is beginning to ____ the protected forest.
Cevabı göster
encroach on
a new coronavirus jumping to humans ... is inevitable: ana cümlenin yüklemini bulma
a new coronavirus jumping to humans dizisinin tamamı özne görevi görür ve yeni bir koronavirüsün insanlara geçmesi olayını anlatır. jumping, bu öznenin içindeki çekimsiz bir -ing biçimidir; ana cümlenin çekimli fiili değildir. Ana cümlenin yüklemi is inevitable ifadesidir. Cümleyi çözümlemek için önce çekimli fiil is bulunabilir; ondan önceki uzun bölümün tamamı neyin kaçınılmaz olduğunu gösterir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: A warning light flashing on the dashboard is hard to ignore. Ana cümlenin yüklemini hangi sözcükler oluşturur?
- flashing
- is hard to ignore
- on the dashboard
Cevabı göster
is hard to ignore
if ... doesn't have to be ...: kötü bir sonucu önlenebilir kılmak
if yan cümlesi, bilinmeyen konuları araştırma eylemini koşul olarak sunar. Ana cümle, durumun yıkıcı olmak zorunda olmadığını söyler. Buradaki düşünce, harekete geçmenin en kötü sonucu önleyebileceğidir. doesn't have to be burada zorunluluğu veya kaçınılmazlığı reddeder. must not anlamına gelmez ve kötü sonucun gerçekleşmeyeceğini garanti etmez; bu sonucun önlenebilir olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle “Harekete geçmek, sonucun felaket olmasını önleyebilir” anlamını en iyi verir?
- If we prepare early, the result mustn't be disastrous.
- If we prepare early, the result won't be disastrous.
- If we prepare early, the result doesn't have to be disastrous.
Cevabı göster
If we prepare early, the result doesn't have to be disastrous.
did their part to help slow the spread of COVID-19 Kalıp ifadeler
4:57COVID-19'un yayılmasını yavaşlatmaya yardımcı olmak için üzerlerine düşeni yaptılar
did their part ... by staying home: do one's part ile üzerine düşeni yapmak
Do one's part, ortak bir çabada kişinin kendisine düşen katkıyı yapması veya sorumluluğunu yerine getirmesi demektir. Burada did their part, bu kişilerin kamusal çabadaki kendi paylarına düşen görevi yerine getirdiklerini belirtir. Mastar yapısı to help slow the spread eylemin amacını belirtir. By staying home ise bu katkının nasıl yapıldığını açıklar. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I do my part, she does her part ve they did their part.
Alıştırma
do one's part ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo helped at the community food drive yesterday. He ____ by packing boxes.
Cevabı göster
did his part
Learn more about TED's global campaign
5:04TED'in küresel kampanyası hakkında daha fazla bilgi edinin,