Koronavirüs nedir? - Elizabeth Cox: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
714 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım, koronavirüsleri hayvan kökenleri ve insanlar arasındaki bulaşmadan hücreye giriş, RNA çoğalması ve mutasyona kadar inceliyor. Olağandışı hata düzeltme enziminin mutasyon hızını neden düşürdüğünü ve bunun bağışıklık sisteminin, ilaçların ve aşıların virüsü daha uzun süre tanımasına nasıl yardımcı olabileceğini açıklarken belirsizlikleri ve hayvandan insana yeni sıçrama riskini de ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The virus in question — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu resmî ifade, tam adı tekrar etmeden o anda ele alınan belirli virüse gönderme yapar. Açıklama boyunca cümleler arasındaki göndermeleri izlemenizi ve yeni bir cümlenin önceki bilgiyi nasıl doğal biçimde sürdürdüğünü anlamanızı sağlar. 2. usually not enough to create a new virus, but enough to create variations or strains — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir sonuç için yetersiz olan derecenin başka bir sonuç için yeterli oluşunu karşılaştıran paralel yapıyı tanıyın. Bu kalıp eşikleri, etkileri ve bilimsel sonuçları hassas biçimde ayırarak ifade etmeye yarar. 3. though scientists began developing treatments for SARS and MERS, the epidemics ended before those treatments completed clinical trials. — Söylem, anlatı ve retorik: though ödünleyici bir arka plan kurarken before olayların zaman sırasını belirler. İkisi birlikte, tedavi araştırmaları başlamış olsa da salgınlar sırasında klinik deneylerin neden tamamlanamadığını açıkça gösterir.

Bu derste

For almost a decade, Anlatım akışı

0:07

Neredeyse on yıl boyunca,

scientists chased the source of a deadly new virus through China's tallest mountains and most isolated caverns. Kalıp ifadeler

0:09

bilim insanları ölümcül yeni bir virüsün kaynağını Çin'in en yüksek dağları ve en izole mağaralarında kovaladılar.

Anlatım akışı

For almost a decade: cümleye zaman dilimiyle başlamak

Cümle başındaki For almost a decade, ana eylemden önce dinleyiciye uzun bir zaman dilimi çerçevesi verir. Arayışın on yıldan biraz daha kısa sürdüğünü belirtir ve araştırmanın uzunluğunu en baştan önemli hâle getirir. Cümle başında for + bir zaman dilimi kullanmak, önce uzun bir süreci kurup ardından eylemi ya da sonucu anlatarak bilim veya haber anlatısını düzenleyebilir. Buradaki for amaç değil, süre bildirir.

Alıştırma

İzlemenin yaklaşık on yıl sürdüğünü gösterecek şekilde başlangıcı tamamlayın: ____, the team tested the lake water every month.

Cevabı göster

For almost a decade

Kalıp ifadeler

chased the source of a deadly new virus: mecaz anlamda bir araştırma

Bu cümlede chased the source of a deadly new virus, bilim insanlarının virüsün nereden geldiğini araştırmayı sürdürdüğü anlamına gelir. Virüsün arkasından gerçek anlamda koşmamışlardır. Chased, araştırmayı etkin, zorlu ve ısrarlı bir süreç gibi gösterir. Found sözcüğünün aksine chased, arama sürecine odaklanır ve kaynağın başarıyla belirlendiğini söylemez. Aynı mecaz kalıbı bir sızıntının, sinyalin, söylentinin veya başka bir sorunun kaynağını aramayı anlatabilir.

Alıştırma

“Reporters chased the source of the false story for months,” cümlesinde chased the source of ne anlama gelir?

  1. nerede başladığını araştırmayı sürdürdüler
  2. onu kimin oluşturduğunu hemen kanıtladılar
  3. hareket eden bir şeyin arkasından koştular
Cevabı göster

nerede başladığını araştırmayı sürdürdüler

They finally found it here,

0:16

Sonunda onu burada buldular,

in the bats of Shitou Cave.

0:18

Shitou Mağarası'ndaki yarasalarda.

The virus in question was a coronavirus Kalıp ifadeler

0:21

Söz konusu virüs bir koronavirüstü

Kalıp ifadeler

The virus in question: üzerinde konuşulan belirli virüs

The virus in question isim grubunda in question, “üzerinde konuşulan veya sözü edilen” anlamına gelir. Bağlamdan zaten bilinen belirli bir virüsü tanımlar. İsimden sonra gelen bu ifade, resmî bir metnin önceki bir konuya bütün açıklamayı tekrarlamadan dönmesini sağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp the + isim + in question şeklindedir.

Alıştırma

'The virus in question was a coronavirus,' cümlesinde the virus in question ne anlama gelir?

  1. üzerinde konuşulan belirli virüs
  2. şüpheli veya kuşkulu bir virüs
  3. soru soran bir virüs
Cevabı göster

üzerinde konuşulan belirli virüs

that caused an epidemic of severe acute respiratory syndrome, Notlar

0:23

ve şiddetli akut solunum sendromu salgınına neden oldu,

or SARS, in 2003.

0:27

ya da 2003'teki adıyla SARS'a.

Kalıp ifadeler

caused an epidemic of: bir nedeni hastalığın geniş çapta yayılmasıyla ilişkilendirme

Caused an epidemic of SARS ifadesinde caused, virüsün salgına yol açtığını gösterirken of ilgili hastalığı belirtir. Yapı cause an epidemic of + hastalık adı şeklindedir. Epidemic, bir toplulukta veya bölgede hastalığın görülme düzeyinin olağandışı derecede yüksek olmasıdır. Bu yapı, halk sağlığı, tarih ve haber metinlerinde hastalığın geniş çapta yayılmasına neyin yol açtığını anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Unsafe water can ____ cholera.

Cevabı göster

cause an epidemic of

Kelime

severe acute respiratory syndrome, or SARS: or ile kısaltma tanıtma

severe acute respiratory syndrome, or SARS ifadesinde or’dan önceki sözcükler tam tıbbi adı verir; SARS ise aynı hastalığın kısaltılmış adıdır. Burada or, iki hastalık arasında seçim sunmaz; “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. Virgüller arasındaki bu yapı, teknik bir terimi ve onun kısa adını tanıtmak için sık kullanılır. Bağlantı kurulduktan sonra sonraki cümlelerde yalnızca kısaltma kullanılabilir.

Alıştırma

severe acute respiratory syndrome, or SARS ifadesinde or ne işe yarar?

  1. Farklı bir hastalık adı vererek ilk terimi düzeltir.
  2. Okurdan iki hastalık arasında seçim yapmasını ister.
  3. Aynı tıbbi terimin kısaltmasını tanıtır.
Cevabı göster

Aynı tıbbi terimin kısaltmasını tanıtır.

Coronaviruses are a group of viruses Dilbilgisi

0:30

Koronavirüsler bir virüs grubudur,

Dilbilgisi

a group of viruses: a group of ile sınıflandırma

Coronaviruses are a group of viruses cümlesinde a group of viruses, öznenin ait olduğu kategoriyi belirtir. Koronavirüslerin tek bir virüs değil, birbiriyle ilişkili birden fazla virüsten oluşan bir küme olduğunu anlatır. a group of + çoğul isim yapısı, a group of animals veya a group of medicines örneklerinde olduğu gibi, varlıkları bir grup olarak sınıflandırır. Grubun birden fazla üyesi olduğu için of’tan sonraki isim çoğuldur.

Alıştırma

Yunusları sınıflandırmak için a group of + çoğul isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Dolphins are a group marine mammals.
  2. Dolphins are a group of marine mammal.
  3. Dolphins are a group of marine mammals.
Cevabı göster

Dolphins are a group of marine mammals.

covered in little protein spikes that look like a crown, Notlar

0:32

taç gibi görünen küçük protein dikenleriyle kaplıdırlar,

Dilbilgisi

Art-sıra niteleyici olarak covered in little protein spikes

covered in little protein spikes, kendisinden önceki adı açıklayan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Küçük protein çıkıntılarının o varlığın yüzeyini kapladığını belirtir; anlatılan varlık kaplama eylemini yapan taraf değildir. Bir addan sonra kullanıldığında bu öbek, that is covered in little protein spikes veya that are covered in little protein spikes gibi bir ilgi cümleciğinin kısa biçimidir. Bilimsel anlatımlarda ayrı bir cümle kurmadan fiziksel bir özellik eklemek için bu yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Kısa art-sıra niteleyiciyi covered in ile tamamlayın: Under the microscope, we saw a cell ____ tiny receptors.

Cevabı göster

covered in

or corona in Latin. Kültür

0:36

Latince'de "corona" olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

Görsel karşılaştırma için look like a crown

look like a crown, “taçla benzer bir görünüme sahip olmak” anlamına gelir. Buradaki that, little protein spikes ifadesine gönderme yapar; yani taçla karşılaştırılan şey çıkıntıların kimliği veya işlevi değil, şeklidir. look like + ad öbeği yapısı, tanıdık olmayan bir nesneyi tanıdık bir şeyle karşılaştırarak gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Çoğul özne spikes ile look kullanılır; tekil özne looks alır.

Alıştırma

Görsel karşılaştırmayı look like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: From above, the island ____ a sleeping whale.

Cevabı göster

looks like

Kültür

corona in Latin ve coronavirus adının kökeni

corona in Latin, köken bilgisi veren bir ipucudur. Corona Latincede “taç” anlamına gelir ve coronavirus adı, virüsün çevresindeki çıkıntıların oluşturduğu taç benzeri görünüşe gönderme yapar. in Latin ifadesi kaynak dili belirtir. Bilimsel açıklamalarda bu kalıp, teknik bir terimin adını daha anlaşılır kılmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda corona in Latin neyi açıklar?

  1. Coronavirus adının bir bölümünü “taç” anlamına gelen Latince bir sözcükle ilişkilendirir.
  2. Coronavirus sözcüğünün güncel tıbbi tanımını verir.
  3. Koronavirüslerin yalnızca Latince konuşulan ülkelere bulaştığını söyler.
Cevabı göster

Coronavirus adının bir bölümünü “taç” anlamına gelen Latince bir sözcükle ilişkilendirir.

There are hundreds of known coronaviruses.

0:38

Bilinen yüzlerce koronavirüs var.

Seven of them infect humans Kelime

0:41

Bunlardan yedisi insanları enfekte eder

and can cause disease.

0:43

ve hastalığa neden olabilir.

Kelime

infect humans: infect + konak

infect humans ifadesinde infect geçişli bir fiildir ve humans doğrudan nesnesidir: insanlar, patojenin enfeksiyon oluşturabildiği konaklardır. İfade yalnızca “insanları etkilemek” değil, “insanlarda enfeksiyona yol açmak” anlamına gelir. Bu kalıp infect + konak, doku, organ veya hücre biçiminde kullanılabilir: infect animals, infect the lungs, infect cells. Tek başına, enfekte olan her konakta belirti gelişeceğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle bir patojenin insanlarda enfeksiyon oluşturabildiğini özellikle ifade eder?

  1. This virus can cause disease.
  2. This virus can affect humans.
  3. This virus can infect humans.
Cevabı göster

This virus can infect humans.

The coronavirus SARS-CoV causes SARS, Kelime

0:45

SARS-CoV koronavirüsü SARS'a,

MERS-CoV causes MERS,

0:49

MERS-CoV MERS'e,

and SARS-CoV-2 causes the disease COVID-19.

0:52

ve SARS-CoV-2 ise COVID-19 hastalığına neden olur.

Kelime

SARS-CoV causes SARS ... SARS-CoV-2 causes the disease COVID-19: virüs ile hastalığı ayırmak

Tekrarlanan X causes Y kalıbı, her koronavirüsü neden olduğu hastalıkla ilişkilendirir. SARS-CoV, MERS-CoV ve SARS-CoV-2 virüs adlarıdır; SARS, MERS ve COVID-19 ise hastalık adlarıdır. the disease sözleri, COVID-19'un bir hastalık olduğunu açıkça belirtir. Daha genel olarak pathogen causes disease yapısında özne hastalığa yol açan patojeni, nesne ise ortaya çıkan hastalığı belirtir. Adların birbirine benzemesi, aynı şeyi ifade ettikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade virüsü hastalıktan doğru biçimde ayırır?

  1. SARS-CoV-2 is a virus that can cause COVID-19.
  2. COVID-19 is a virus that causes SARS-CoV-2.
  3. SARS-CoV-2 and COVID-19 are two names for the same thing.
Cevabı göster

SARS-CoV-2 is a virus that can cause COVID-19.

Of the seven human coronaviruses, Dilbilgisi

0:57

Yedi insan koronavirüsünden,

Dilbilgisi

Of the seven human coronaviruses: bütün grubu önce belirlemek

Of the seven human coronaviruses, cümle başında kullanılan bir bütün-parça edat öbeğidir. Önce yedi öğeden oluşan bütün grubu belirler; ardından gelen ana cümle bu grubun bazı veya tüm üyeleri hakkında bilgi verir. Burada of, sahiplik değil, «belirtilen grubun içinden» anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı Of the + bütün grup, + grubun bir bölümüyle ilgili ifade biçimindedir. Önce tam referans grubunu açıkça belirterek sayıları veya sınıflandırmaları düzenler.

Alıştırma

Cümleyi Of ile başlayan bir bütün-parça ifadesiyle tamamlayın: ____ ten samples, three tested positive.

Cevabı göster

Of the

four cause colds, mild, highly contagious infections Kelime

0:59

dördü soğuk algınlığına, hafif ve son derece bulaşıcı enfeksiyonlara

of the nose and throat.

1:03

neden olur; burun ve boğazda.

Kelime

mild, highly contagious infections of the nose and throat: burun ve boğazın hafif, son derece bulaşıcı enfeksiyonları

Vurgulanan bölüm, colds sözcüğünün ne olduğunu açıklayan eş görevli bir isim öbeğidir. Öbeğin temel sözcüğü infections'tır. Mild ve highly contagious bu enfeksiyonları tanımlarken of the nose and throat etkilenen vücut bölümlerini belirtir. Mild düşük şiddeti, highly contagious ise enfeksiyonun ne kadar kolay yayıldığını anlatır. Bunlar farklı özelliklerdir; dolayısıyla bir enfeksiyon hafif olup yine de çok kolay yayılabilir.

Alıştırma

Mild, highly contagious infections ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Yayılamayan bir burun ve boğaz tahrişi
  2. Genellikle ağır olmayan ancak kolayca yayılan bir enfeksiyon
  3. Her zaman ağır olan ve zor yayılan bir enfeksiyon
Cevabı göster

Genellikle ağır olmayan ancak kolayca yayılan bir enfeksiyon

Two infect the lungs

1:05

İkisi akciğerleri enfekte eder

and cause much more severe illnesses. Dilbilgisi

1:07

ve çok daha ciddi hastalıklara yol açar.

Dilbilgisi

cause much more severe illnesses içindeki much more severe

More severe, severe sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Hastalıkların hemen önce anlatılan hafif hastalıklardan daha ciddi olduğunu belirtir. Much, karşılaştırma biçimini güçlendirerek farkın büyük olduğunu gösterir: much more severe yalnızca “daha ciddi” değil, “çok daha ciddi” demektir. Aktarılabilir kalıp much + karşılaştırma biçimidir. Much higher, much less common ve much more difficult gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi much ve severe sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Compared with the first case, the second patient developed ____ symptoms.

Cevabı göster

much more severe

The seventh, which causes COVID-19,

1:10

COVID-19'a neden olan yedincisi,

has features of each. Kalıp ifadeler

1:12

her ikisinin de özelliklerine sahiptir.

Kalıp ifadeler

has features of each: önceki grupların özelliklerini bir arada taşıma

Burada has features of each, yedinci koronavirüsün daha önce açıklanan iki grubun da bazı özelliklerini birleştirdiği anlamına gelir: kolay yayılma ve soğuk algınlığıyla ilişkili grup ile akciğerler üzerindeki ciddi etkilerle ilişkili grup. Features “özellikler” anlamındadır. Each önceki iki gruba gönderme yapar ve böylece adlarını yinelemeye gerek kalmaz. İfade, virüsün iki grubun bütün özelliklerine sahip olduğunu söylemez.

Alıştırma

Örnekte has features of each ne anlama geliyor?

  1. Her hasta aynı özellikleri gösterir.
  2. Daha önce açıklanan iki grubun da bazı özelliklerine sahiptir.
  3. Her koronavirüsün bütün özelliklerine sahiptir.
Cevabı göster

Daha önce açıklanan iki grubun da bazı özelliklerine sahiptir.

It spreads easily, Anlatım akışı

1:14

Kolayca yayılır,

but can severely impact the lungs.

1:15

ancak akciğerleri ciddi şekilde etkileyebilir.

Anlatım akışı

It spreads easily, but can severely impact the lungs: but ile karşıtlık kurma

Cümle önce bir özelliği, yani kolay yayılmayı verir; ardından but kullanarak başka bir ciddi özelliğe geçer: akciğerlere ciddi zarar verme olasılığı. İki bilgi de geçerliliğini korur; but ilk bilgiyi geçersiz kılmaz. Bu karşıtlık bilgiyi düzenler ve ikinci bölüme daha fazla dikkat çeker. Özne olan it iki fiil grubu tarafından paylaşılır; bu nedenle but can severely impact... ifadesi but it can severely impact... anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci bilgiyi tarafsız bir ekleme ya da sonuç olarak değil, karşıtlık olarak sunmak için but kullanıyor?

  1. The battery is small, but it can power the camera all day.
  2. The battery is small, so it can power the camera all day.
  3. The battery is small, and it can power the camera all day.
Cevabı göster

The battery is small, but it can power the camera all day.

When an infected person coughs, Dilbilgisi

1:19

Enfekte bir kişi öksürdüğünde,

Dilbilgisi

When an infected person coughs: olay tetikleyicisi olarak when

When an infected person coughs ifadesinde when, daha sonraki sonucu tetikleyen olayı belirten bir yan cümle başlatır. Buradaki anlamı belirli bir saat değil, “bu her gerçekleştiğinde”dir. Bu yan cümle zaman veya koşul çerçevesini kurar; ana cümle ise sonucu belirtir. Tekrarlanan süreçleri açıklarken sıklıkla when + geniş zaman ve ardından sonuç bildiren bir ana cümle kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede when yan cümlesi ne yapar? When the sensor detects smoke, the alarm sounds.

  1. Tetikleyici yerine sonucu belirtir.
  2. Olağan sonucu tetikleyen olayı belirtir.
  3. Alarmın çaldığı kesin saati belirtir.
Cevabı göster

Olağan sonucu tetikleyen olayı belirtir.

droplets containing the virus spray out. Notlar

1:21

virüs içeren damlacıklar dışarı saçılır.

Dilbilgisi

droplets containing the virus: kısaltılmış bir ilgi öbeği

droplets containing the virus ifadesinde containing the virus, droplets sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Hangi damlacıkların kastedildiğini belirtir: droplets that contain the virus. İsim + -ing öbeğinden oluşan bu kısaltılmış ilgi yapısı, isim -ing biçiminin anlattığı etkin ilişkiye sahip olduğunda kısa ve öz bir anlatım sağlar. Burada virüsü içeren şey damlacıklardır.

Alıştırma

Cümleyi contain fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The box ____ the spare keys is under the desk.

Cevabı göster

containing

Öbek fiiller

spray out: damlacıklar veya ince parçacıklar hâlinde dışarı çıkmak

spray out ifadesinde spray, sıvının veya çok küçük parçacıkların dağınık bir akış ya da bulut hâlinde çıkmasını anlatır; out ise kaynaktan veya içeriden dışarı doğru hareket anlamı katar. Burada droplets öznedir: dışarı doğru hareket eden, damlacıkların kendisidir. Odak noktası dışarı çıkan madde olduğunda subject + spray out yapısını kullanın. Kaynağı belirtmek için Water sprayed out of the pipe. örneğindeki gibi spray out of + source yapısını kullanın. Bu ifade tek bir katı nesneyi değil, çok sayıda küçük damlayı veya parçacığı düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi ‘çok sayıda küçük damla hâlinde dışarı çıkmak’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When I pressed the nozzle, a fine mist began to ____.

Cevabı göster

spray out

The virus can infect a new person

1:23

Virüs yeni bir kişiye bulaşabilir,

when the droplets enter their nose or mouth.

1:25

damlacıklar onun burnuna veya ağzına girdiğinde.

Coronaviruses transmit best in enclosed spaces, Kalıp ifadeler

1:28

Koronavirüsler kapalı alanlarda daha iyi bulaşır,

Kalıp ifadeler

transmit best in enclosed spaces: bulaşma koşullarını karşılaştırmak

transmit best in enclosed spaces ifadesinde transmit bir konaktan diğerine geçmek, best ise karşılaştırılan koşullar içinde en etkili şekilde demektir. Best, övgüyü değil iletim veya bulaşma verimliliğini anlatır. Bu ifade bir karşılaştırma kurar ve enclosed spaces ifadesini bulaşmanın en kolay gerçekleştiği ortam olarak gösterir. Enclosed, dış ortamdan ayrılmış demektir; bu sözcükler tek başına her alanın küçük, kalabalık veya tamamen havalandırmasız olduğunu söylemez.

Alıştırma

transmit best in enclosed spaces ifadesindeki best ne anlama gelir?

  1. Bulaşma bu koşullarda en etkili şekilde gerçekleşir.
  2. Her kapalı alan kalabalıktır.
  3. Virüs bu yerlerde ahlaki açıdan daha iyidir.
Cevabı göster

Bulaşma bu koşullarda en etkili şekilde gerçekleşir.

where people are close together. Dilbilgisi

1:31

insanların birbirine yakın olduğu yerlerde.

Dilbilgisi

where people are close together: bir yeri where ile betimlemek

Burada where, bir yer veya ortam hakkında ek bilgi veren bir yan cümleyi başlatır. people are close together, o yerde geçerli olan durumu anlatır. Bu yapıda where “o yerde” anlamına gelir; “hangi yer?” diye soran bir soru sözcüğü değildir. Bir yer adından sonra gelip onu tam bir yan cümleye bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi “o yerde” anlamına gelen ilgi sözcüğüyle tamamlayın: A crowded train is a place ____ people stand close together.

Cevabı göster

where

Cold weather keeps their delicate casing from drying out, Dilbilgisi

1:33

Soğuk hava hassas kılıflarının kurumasını önler,

Dilbilgisi

keep ... from drying out: bir şeyin kurumasını önlemek

keep + object + from + -ing, “nesnenin bir şey yapmasını veya bir değişime uğramasını önlemek” anlamına gelir. Burada their delicate casing nesnedir; from drying out ise önlenen değişimi belirtir. Dry out, “tamamen veya istenmeyen ölçüde kurumak” anlamına gelir. Cümle, soğuğun bu değişimi durdurduğunu söyler; kılıfın kuru tutulduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “ekmeğin kurumasını önler” anlamına gelen sözlerle tamamlayın: The sealed bag keeps the bread ____.

Cevabı göster

from drying out

enabling the virus to survive for longer between hosts, Dilbilgisi

1:36

virüsün konaklar arasında daha uzun süre hayatta kalmasını sağlar,

Dilbilgisi

enabling the virus to survive for longer between hosts: sonucu belirten bir -ing yan cümlesi

enabling ile başlayan -ing yan cümlesi, önceki durumun sonucunu ekler. Önceki koşulun virüsün konaklar arasında daha uzun süre hayatta kalmasını mümkün kıldığını belirtir; virüsün amacını anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp enable + nesne + to + fiilin yalın hâlidir: enable the virus to survive. enabling ile başlayan bir yan cümle ana cümlenin ardından geldiğinde, önceki durumun tamamının neyi mümkün kıldığını gösterebilir.

Alıştırma

enable + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısıyla -ing sonuç yan cümlesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The wider doorway improved access, enabling to wheelchair users enter more easily.
  2. The wider doorway improved access, enabling wheelchair users entering more easily.
  3. The wider doorway improved access, enabling wheelchair users to enter more easily.
Cevabı göster

The wider doorway improved access, enabling wheelchair users to enter more easily.

while UV exposure from sunlight Anlatım akışı

1:40

güneşten gelen UV ışınlarına maruz kalmak

may damage it.

1:42

ise ona zarar verebilir.

Anlatım akışı

while UV exposure from sunlight may damage it: zaman değil, karşıtlık

Burada while bir zaman aralığı başlatmaz. Bu yan cümleyi önceki düşünceye bağlar ve karşıtlık belirtir: daha önce sözü edilen etken hayatta kalmayı desteklerken UV maruziyeti virüse zarar verebilir. Bu yapı, bilimsel bir açıklamanın farklı etkileri olan değişkenleri yan yana sunmasını sağlar. Böylece okuyucu tek yönlü bir neden yerine dengeli bir işleyiş görür.

Alıştırma

“Cold air can preserve a sample, while direct sunlight may damage it,” cümlesinde while ne işe yarar?

  1. Karşıt bir etkiyi tanıtır.
  2. Güneş ışığının konumunu açıklar.
  3. İki etkinin kesinlikle tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Karşıt bir etkiyi tanıtır.

These seasonal variations matter more for established viruses, Kelime

1:43

Bu mevsimsel değişimler yerleşik virüsler için daha önemlidir,

Kelime

established viruses: bir toplulukta zaten dolaşan virüsler

Halk sağlığı metinlerinde established viruses, bir toplulukta zaten bulunan ve dolaşmaya devam eden virüsleri anlatır. Established, virüslerin o topluluktaki durumunu belirtir; ünlü oldukları ya da yalnızca varlıklarının doğrulandığı anlamına gelmez. Bu yan cümlede seasonal variations matter more for these viruses, mevsimsel koşulların bu virüslerin yayılması üzerinde yeni girmiş bir virüsün yayılmasına kıyasla daha büyük etkisi olduğunu belirtir.

Alıştırma

Halk sağlığı metinlerinde established viruses en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Adlarını birçok kişinin bildiği virüsler
  2. Varlıkları henüz doğrulanmış virüsler
  3. Bir toplulukta zaten bulunan ve dolaşan virüsler
Cevabı göster

Bir toplulukta zaten bulunan ve dolaşan virüsler

but because no one is yet immune to a new virus, Dilbilgisi

1:47

ancak kimse yeni bir virüse karşı henüz bağışık olmadığı için,

Dilbilgisi

because no one is yet immune to a new virus: çünkü henüz hiç kimse yeni bir virüse karşı bağışık değil

Because, çevresindeki ifadenin nedenini açıklar. Neden, hiç kimsenin yeni bir virüse karşı bağışıklık koruması olmadığında virüsün kolayca yayılabilmesidir. No one is yet immune to a new virus ifadesinde yet, şu ana kadar anlamına gelir. Bağışıklığın daha sonra gelişebileceğini düşündürür. Kalıp be immune to + hastalık, virüs veya başka bir zararlı etkidir.

Alıştırma

Cümleyi immune to hedef ifadesiyle tamamlayın: After vaccination, Maya became ____ measles.

Cevabı göster

immune to

it has so many potential hosts Dilbilgisi

1:50

virüsün o kadar çok potansiyel konağı vardır ki,

that it doesn't need ideal conditions to spread.

1:52

yayılmak için ideal koşullara ihtiyaç duymaz.

Dilbilgisi

so many potential hosts that...: miktar-sonuç kalıbı

so many potential hosts that... yapısında so many + çoğul sayılabilen isim, sayının çok yüksek olduğunu belirtir. That ile başlayan yan cümle bu sayının yol açtığı sonucu verir: olası konak sayısı çok olduğu için yayılma bakımından ideal koşullar gerekli değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp so many + çoğul sayılabilen isim + that + sonuç cümlesidir. Buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez; many sözcüğünü güçlendirir, that ise sonucu başlatır.

Alıştırma

Miktar-sonuç kalıbını tamamlayın: The server received ____ requests ____ it slowed down.

Cevabı göster

so many · that

In the body,

1:55

Vücudun içinde,

the protein spikes embed in the host cells Kalıp ifadeler

1:56

protein dikenleri konak hücrelere gömülür

and fuse with them,

1:58

ve onlarla birleşir,

Kalıp ifadeler

embed in ... and fuse with ...: içine gömülmek ve ile kaynaşmak

Birbirine bağlanan iki fiil, aynı öznenin, yani the protein spikes ifadesinin, gerçekleştirdiği iki aşamayı anlatır. Embed in, konak hücrelerin içine yerleşip sabitlenmek; fuse with ise hücrelere yalnızca dokunmak yerine onlarla kaynaşmak demektir. Edatlar fiil kalıplarının bir parçasıdır: embed in something ve fuse with something. fuse with them ifadesindeki them, çoğul isim olan host cells ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Hedef kalıpları tamamlayan edatları yazın: When heated, the glass particles embed ____ the soft material and fuse ____ the coating.

Cevabı göster

in · with

enabling the virus to hijack the host cell's machinery Deyimler

2:00

böylece virüsün konak hücrenin mekanizmasını ele geçirmesini

to replicate its own genes. Kelime

2:02

ve kendi genlerini kopyalamasını sağlar.

Deyimler

hijack the host cell's machinery: konak hücrenin işleyiş mekanizmasını ele geçirmek

Burada hijack, bir şeyin denetimini ele geçirip onu kendi amacı için kullanmayı anlatan bir mecazdır. Virüs gerçek anlamda bir aracı ya da makineyi kaçırmaz; normalde konak hücreye hizmet eden süreçleri denetimi altına alır. The host cell's machinery, hücrenin protein üretme ve genetik materyali kopyalama gibi işlerini yapan birbiriyle bağlantılı biyolojik sistemleri ifade eder. İfade bütünüyle, zorla ve kendi çıkarına kullanma konusunda canlı bir imge oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede hijack the host cell's machinery ne anlama gelir?

  1. Virüs, hücrenin biyolojik sistemlerini denetimi altına alır ve kendi yararına kullanır.
  2. Virüs, hücrenin içindeki bozuk ekipmanları onarır.
  3. Virüs, konak hücreyi bir araçla götürür.
Cevabı göster

Virüs, hücrenin biyolojik sistemlerini denetimi altına alır ve kendi yararına kullanır.

Kelime

to replicate its own genes: kendi genlerini çoğaltmak için

to replicate its own genes ifadesindeki to-infinitive yapısı amaç bildirir: Virüsün hücrenin işleyiş mekanizmasını neden ele geçirdiğini açıklar. in order to replicate its own genes şeklinde yeniden ifade edilebilir. Bu biyoloji bağlamında replicate, genetik materyalin kopyalarını oluşturmak demektir. Its own, genlerin konak hücreye değil virüsün kendisine ait olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “kendi genetik materyalinin kopyalarını oluşturmak için” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A virus can use a host cell ____.

Cevabı göster

to replicate its own genes

Coronaviruses store their genes on RNA. Kelime

2:05

Koronavirüsler genlerini RNA'da saklar.

Kelime

store their genes on RNA: depolama ortamını gösteren on

store information on a medium kalıbı, ortamı bilginin taşındığı yer veya sistem olarak sunar. Bu cümlede their genes genetik bilgiyi, RNA ise bu bilgiyi taşıyan maddeyi ifade eder; on sıradan bir yüzey temasını anlatmaz. Aynı kalıp, fotoğrafların bir bellek kartına kaydedilmesi gibi günlük teknoloji anlatımlarında da görülür. Bu nedenle on RNA, RNA’nın bilgiyi taşıyan ortam olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi depolama ortamı için kullanılan edatla tamamlayın: The camera stores its photos ____ a memory card.

Cevabı göster

on

All viruses are either RNA viruses or DNA viruses. Dilbilgisi

2:08

Tüm virüsler ya RNA virüsüdür ya da DNA virüsüdür.

Dilbilgisi

either RNA viruses or DNA viruses: iki kategorili sınıflandırma

Either A or B iki seçeneği veya kategoriyi birbirine bağlar. Burada A ve B, RNA viruses ve DNA viruses biçimindeki paralel ad öbekleridir; dolayısıyla cümle her virüsü bu iki gruptan birine sınıflandırır. Bu bilimsel sınıflandırmada iki grup birbirini dışlayan kategoriler olarak ele alınır. Daha genel olarak either...or iki parçalı bir seçim veya sınıflandırma kurar; ikisinin aynı anda mümkün olup olmadığını bağlam belirler.

Alıştırma

either...or sınıflandırmasını tamamlayın: At this gym, each membership is ____ monthly ____ annual.

Cevabı göster

either · or

RNA viruses tend to be smaller, Dilbilgisi

2:12

RNA virüsleri daha küçük olma eğilimindedir,

Dilbilgisi

tend to be smaller: genel bir eğilimi ifade etmek

Tend to + fiilin yalın hâli, istisnalara yer bırakarak genellikle olan veya genel olarak doğru kabul edilen şeyi anlatır. Burada tend to be smaller, daha küçük olmayı RNA virüsleri arasında tipik bir eğilim olarak sunar; her RNA virüsü hakkında kesin bir iddiada bulunmaz.

Alıştırma

Şu yorumu değerlendirin: “RNA viruses tend to be smaller”, her RNA virüsünün istisnasız daha küçük olduğunu söyler.

  1. Doğru: Her RNA virüsü hakkında kesin bir iddiada bulunur.
  2. Yanlış: Genel bir eğilimi anlatır ve istisnalara izin verir.
Cevabı göster

Yanlış: Genel bir eğilimi anlatır ve istisnalara izin verir.

with fewer genes, Dilbilgisi

2:14

daha az gene sahiptir,

meaning they infect many hosts

2:15

bu da onların birçok konağı enfekte ettiği

and replicate quickly in those hosts.

2:17

ve o konaklarda hızla çoğaldığı anlamına gelir.

Dilbilgisi

with fewer genes, meaning ...: bir özelliği sonucuna bağlamak

With fewer genes, RNA virüsleri hakkındaki önceki ifadeye bir özellik daha ekler. with + isim öbeği kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan destekleyici bilgi eklemeyi sağlar. Meaning they infect many hosts and replicate quickly in those hosts ise konuşmacının önceki açıklamadan çıkardığı sonucu belirtir. Buradaki meaning, which means that gibi işlev görür. Bu parçalar birlikte kısa bir bilgi zinciri oluşturur: ana açıklama, eklenen özellik ve ardından çıkarılan sonuç.

Alıştırma

Şu cümleyi doğru açıklayan analiz hangisidir: “The room has one small window, with thick curtains, meaning very little daylight gets inside”?

  1. with thick curtains bir karşıtlık başlatır; meaning very little daylight gets inside ise sözlük tanımı verir.
  2. İki bölüm yalnızca zaman sırasına göre ilgisiz olayları listeler.
  3. with thick curtains bir özellik ekler; meaning very little daylight gets inside ise açıklamadan çıkan sonucu verir.
Cevabı göster

with thick curtains bir özellik ekler; meaning very little daylight gets inside ise açıklamadan çıkan sonucu verir.

In general,

2:20

Genel olarak,

RNA viruses don't have a proofreading mechanism,

2:21

RNA virüslerinin bir düzeltme mekanizması yoktur,

whereas DNA viruses do. Dilbilgisi

2:24

DNA virüslerinde ise vardır.

Dilbilgisi

whereas DNA viruses do: karşıtlık ve yardımcı fiille ikame

Whereas iki yan cümle arasında doğrudan karşıtlık kurar. Burada RNA virüslerinin genellikle bir düzeltme mekanizmasına sahip olmadığı, DNA virüslerinin ise sahip olduğu anlatılır. Whereas özellikle resmî açıklama ve karşılaştırmalarda yaygındır. DNA viruses do ifadesinde do, daha önce geçen have a proofreading mechanism fiil öbeğinin yerini tutar. Böylece tekrar önlenir. Buradaki do tek başına “bir eylem yapmak” anlamına gelmez; içeriğini önceki yan cümleden alır.

Alıştırma

Fiil öbeğini tekrarlamak yerine yardımcı fiille ikame kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: This tablet doesn't support wireless charging, whereas the newer model ____.

Cevabı göster

does

So, when an RNA virus replicates, Dilbilgisi

2:27

Dolayısıyla, bir RNA virüsü çoğaldığında,

Dilbilgisi

when an RNA virus replicates: genel bir süreci tanıtma

When ile başlayan yan cümle, bir sürecin aşamasını ortaya koyar: “bir RNA virüsünün çoğaldığı anda” anlamına gelir. Dinleyiciyi ardından açıklanacak sonuca hazırlar. Bu, genel bir bilimsel açıklama olduğu için replicates geniş zamandadır. Bu yapıda when + geniş zaman, şu anda gerçekleşen tek bir olayı değil, “bu süreç her gerçekleştiğinde” anlamını ifade edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir bilimsel süreçteki bir aşamayı ve onun olağan sonucunu doğal biçimde anlatır?

  1. When liquid water froze, it expands.
  2. When liquid water freezes, it expands.
  3. If liquid water will freeze, it expands.
Cevabı göster

When liquid water freezes, it expands.

it's much more likely to have mistakes, Dilbilgisi

2:29

hata yapma olasılığı çok daha yüksektir,

Dilbilgisi

much more likely to have mistakes: hata içerme olasılığının çok daha yüksek olması

be likely to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin gerçekleşme olasılığından söz eder. Buradaki to have mistakes, sonucun hata içerebileceği veya hatalar gösterebileceği anlamındadır. more likely olasılıkları karşılaştırır. much bu karşılaştırmayı güçlendirir; dolayısıyla much more likely, olasılığın biraz değil, belirgin ölçüde daha yüksek olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle cihazın arızalanma olasılığının belirgin ölçüde daha yüksek olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. The device is very more likely to fail.
  2. The device much more likely fails.
  3. The device is much more likely to fail.
Cevabı göster

The device is much more likely to fail.

called mutations. Kelime

2:31

buna mutasyon denir.

Kelime

called mutations: bilimsel terimi mutasyon olarak adlandırmak

called mutations ifadesinde called, hemen önce söz edilen hataların adını verir: bu hatalar mutations olarak bilinir. Dil bilgisi açısından called, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır. Mistakes called mutations, mistakes which are called mutations anlamına gelir. İsim + called + ad kalıbı, bir metin terim tanıtırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki isim öbeğini adlandırmak için called sözcüğünü doğru kullanır?

  1. Small changes in DNA, called mutations, can affect a trait.
  2. Small changes in DNA, calling mutations, can affect a trait.
  3. Small changes in DNA, call mutations, can affect a trait.
Cevabı göster

Small changes in DNA, called mutations, can affect a trait.

Many of these mutations are useless or even harmful, Kalıp ifadeler

2:33

Bu mutasyonların çoğu işe yaramaz ya da hatta zararlıdır,

Kalıp ifadeler

useless or even harmful: or even ile güçlendirme

useless or even harmful ifadesinde even, ikinci tanımı daha güçlü ve daha ciddi bir olasılık hâline getirir. İki tanım eşit seçenekler olarak sunulmaz; harmful, yalnızca useless olmaktan daha ileri bir noktadır. A or even B kalıbı, daha az uç bir noktadan daha uç veya şaşırtıcı bir noktaya ilerler. Burada değerlendirme, hiçbir işe yaramamaktan zarar vermeye doğru güçlenir.

Alıştırma

Cümleyi, değerlendirmeyi inconvenient sözcüğünden dangerous sözcüğüne yükselten iki kelimelik hedef kalıpla tamamlayın: A delay can be inconvenient ____ dangerous.

Cevabı göster

or even

but some make the virus better suited for certain environments, Kalıp ifadeler

2:37

ancak bazıları virüsü belirli ortamlara daha uygun hale getirir,

Kalıp ifadeler

better suited for certain environments: daha iyi uyumu anlatma

Suited for, belirli bir amaca, duruma veya ortama uygun niteliklere sahip olmak demektir. Better suited for certain environments, virüsün mutasyondan öncesine göre bu ortamlara daha uygun olduğunu belirtir. make the virus better suited yapısında make sözcüğünden sonra bir nesne ve sıfat öbeği gelir: make + nesne + better suited for + isim. Bu yapı, nesnenin bir koşula uygunluk derecesindeki değişimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi '... için daha uygun' anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: After the redesign, the keyboard is ____ small desks.

Cevabı göster

better suited for

like a new host species. Kelime

2:40

yeni bir konak türü gibi.

Kelime

a new host species: biyolojide host

Biyolojide host, bir virüsün, parazitin veya başka bir patojenin içinde ya da üzerinde yaşayabildiği ve muhtemelen çoğalabildiği organizmadır. Host species, bu konak organizmaların ait olduğu türdür. Burada new, türün bu virüs için konak olarak yeni olduğu anlamına gelir; türün bilim dünyası tarafından yeni keşfedildiği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir biyoloji makalesinde a new host species ne anlama gelir?

  1. Bir program sunmaya yeni başlamış bir sunucu
  2. İlk kez bir etkinliğe ev sahipliği yapan bir kuruluş
  3. Virüsü veya paraziti barındırabilen farklı bir tür
Cevabı göster

Virüsü veya paraziti barındırabilen farklı bir tür

Epidemics often occur when a virus jumps from animals to humans. Kelime

2:42

Salgınlar genellikle bir virüs hayvanlardan insanlara atladığında meydana gelir.

Kelime

jumps from animals to humans: türler arası bulaşma

Halk sağlığı metinlerinde a virus jumps from animals to humans ifadesi, virüsün hayvanlar arasında dolaştıktan sonra tür sınırını aşarak insanlara bulaşması anlamına gelir. Jump mecazidir; fiziksel bir hareketi anlatmaz. jump from A to B kalıbında from kaynak konak grubunu, to ise yeni konak grubunu belirtir. Bu, türler arası bulaşmayı kısa ve öz biçimde anlatır.

Alıştırma

birds sözcüğünü A, humans sözcüğünü B olarak kullanıp cümleyi jump from A to B kalıbıyla tamamlayın: Some viruses can ____.

Cevabı göster

jump from birds to humans

This is true of the RNA viruses Kalıp ifadeler

2:47

Bu RNA virüsleri için geçerlidir,

Kalıp ifadeler

This is true of: bir yargıyı başka bir gruba genişletmek

Burada This is true of, hemen önce söylenen yargının geçerli olduğu başka bir grubu tanıtır. This önceki yargının tamamına gönderme yapar; of ise bu yargının geçerli olduğu kişi veya şeyleri getirir. This is true of + isim öbeği yapısı, “aynı yargı ... için de geçerlidir” anlamına gelir. Önceki içeriği tekrarlamadan fikrin kapsamını genişletir.

Alıştırma

İlk yargının internet siteleri için de geçerli olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Many free apps collect user data. ____ some websites too.

Cevabı göster

This is true of

that caused the Ebola, Zika, and SARS epidemics, Kelime

2:49

Ebola, Zika ve SARS salgınlarına neden olanlar

and the COVID-19 pandemic.

2:53

ve COVID-19 pandemisine yol açan gibi.

Kelime

epidemic ve pandemic: halk sağlığında yayılım ölçeği

Bu halk sağlığı listesinde epidemics, Ebola, Zika ve SARS için ortak kullanılan isimdir; COVID-19 içinse pandemic kullanılır. Halk sağlığı dilinde epidemic, belirli bir toplulukta, bölgede veya nüfusta hastalık vakalarının normalde beklenen düzeyin açıkça üzerine çıkmasını anlatır. pandemic, çok sayıda ülkeye ya da kıtaya geniş biçimde yayılan bir epidemic durumudur. Ayrım esas olarak yayılımın genişliğiyle ilgilidir; hastalığın her bir kişi için ne kadar ağır olduğuyla değil.

Alıştırma

Hangi durum halk sağlığı terimi olan a pandemic ifadesine en uygundur?

  1. Çok sayıda ülke ve kıtaya yayılan bir hastalık salgını
  2. Tek bir kasabayla sınırlı olağan dışı vaka artışı
  3. Bir kişinin ağır biçimde hastalanması
Cevabı göster

Çok sayıda ülke ve kıtaya yayılan bir hastalık salgını

Once in humans, Anlatım akışı

2:55

İnsanlara geçtiğinde,

Anlatım akışı

Once in humans: once + bir edat öbeği

Once in humans ifadesinde once yeni bir aşamanın başladığı noktayı gösterir; in humans ise virüsün durumunu ya da bulunduğu yeri anlatır. Bu kısaltılmış ifade yaklaşık olarak once the virus is in humans veya after it has entered humans anlamına gelir. İfadenin cümle başında kullanılması, sonraki bilginin hangi aşamada gerçekleştiğini önceden belirleyerek açıklamayı düzenler. Özne bağlamdan açıkça anlaşıldığında once + kısa bir öbek, süreç açıklamasını verimli biçimde bir sonraki aşamaya taşır.

Alıştırma

Once in humans bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. İnsanların geçmişte var olduğunu söyler.
  2. Virüsün bir insan bedenine yalnızca bir kez girdiğini söyler.
  3. Sonraki bilgi için virüsün insanlara geçmiş olduğu aşamayı belirler.
Cevabı göster

Sonraki bilgi için virüsün insanlara geçmiş olduğu aşamayı belirler.

the virus still mutates,

2:57

virüs mutasyona uğramaya devam eder,

usually not enough to create a new virus, Dilbilgisi

2:58

genellikle yeni bir virüs yaratacak kadar değil,

but enough to create variations or strains

3:01

ancak varyasyonlar veya suşlar yaratacak kadar,

Dilbilgisi

not enough to ..., but enough to ...: iki eşiği karşılaştırma

not enough to create a new virus, but enough to create variations or strains ifadesinde iki enough to + fiil öbeği paralel bir karşıtlık oluşturur. Ele alınan derece ilk sonucun eşiğine ulaşmaz, ancak ikinci sonucun eşiğine ulaşır. Yeniden kullanılabilen kalıp not enough to do A, but enough to do B şeklindedir. İki sonuç eşiğini karşılaştırır ve bu bağlamda B’nin A’dan daha düşük bir düzeyde gerçekleşebileceğini gösterir.

Alıştırma

Hedef paralel kalıbı tamamlayın: The evidence was ____ prove the claim, but ____ raise serious questions.

Cevabı göster

not enough to · enough to

of the original one.

3:03

orijinal virüse ait.

Coronaviruses have a few key differences Kalıp ifadeler

3:05

Koronavirüslerin birkaç temel farkı vardır

from most RNA viruses.

3:07

çoğu RNA virüsünden.

Kalıp ifadeler

a few key differences from X: X'ten birkaç önemli fark

a few key differences from X ifadesi, bir şeyin X'ten ayrıldığı az sayıdaki önemli yön anlamına gelir. have differences from X yapısında from karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu cümlede most RNA viruses karşılaştırma grubudur. İfade ayrıca konuşmacının önemli farkları birazdan açıklayacağını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, karşılaştırılan modelden farklı olduğu yönler anlamına gelen iki kelimelik kalıpla tamamlayın: This model has a few key ____ the older version.

Cevabı göster

differences from

They're some of the largest, Dilbilgisi

3:10

Onlar en büyüklerden bazılarıdır,

meaning they have the most genes.

3:11

bu da en çok gene sahip oldukları anlamına gelir.

Dilbilgisi

some of the largest: en büyüklerden bazıları

Some of the largest, some of + the + en üstünlük derecesi yapısını izler. Birden çok üyeyi bir ölçeğin en üst ucundaki gruba yerleştirir. Onların tek başlarına eşsiz birinci sırada olduğunu iddia etmez. Burada ilgili kategori bağlamdan zaten anlaşıldığı için largest sözcüğünden sonra isim gelmez. Aynı yapı some of the best ve some of the most common gibi biçimlerde de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, boyut bakımından en üst grubun üyeleri ancak mutlaka tek en büyük olmayan anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: These warehouses are ____ buildings in the region.

Cevabı göster

some of the largest

That creates more opportunity for harmful mutations. Kalıp ifadeler

3:13

Bu da zararlı mutasyonlar için daha fazla fırsat yaratır.

Kalıp ifadeler

creates more opportunity for harmful mutations: zararlı mutasyon olasılığını artırmak

Burada creates more opportunity for harmful mutations, “zararlı mutasyonların meydana gelmesini daha olası hâle getirir” anlamındadır. Söz konusu neden hemen bir mutasyon üretmez; bu sonucun daha kolay gerçekleşebileceği koşullar oluşturur. create more opportunity for + isim veya -ing biçimi, bir nedeni artan bir olasılığa bağlar. Bu cümlede That nedeni, harmful mutations ise olası sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik yapıyla tamamlayın: The rushed schedule can ____ mistakes during testing.

Cevabı göster

create more opportunity for

To counteract this risk, Anlatım akışı

3:16

Bu riski dengelemek için,

Anlatım akışı

Amaç geçişi olarak To counteract this risk

To counteract this risk, cümle başında yer alan ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. “Bu riske karşı koymak ve etkisini azaltmak için” anlamına gelir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin amacını belirtir. Öbeğin başta kullanılması açıklamayı düzenler: önceki bilgi bir riski sunar, sonraki bilgi ise bir karşılık veya önlem sunar. Counteract karşıt bir etkiyi anlatır; riskin mutlaka tamamen ortadan kalktığını göstermez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için counteract sözcüğünü amaç bildiren bir öbekte kullanın: ____ this risk, the engineers installed a second alarm.

Cevabı göster

To counteract

coronaviruses have a unique feature,

3:18

koronavirüslerin benzersiz bir özelliği vardır,

an enzyme that checks for replication errors Kalıp ifadeler

3:21

kopyalama hatalarını kontrol eden

and corrects mistakes.

3:23

ve hataları düzelten bir enzim.

Kalıp ifadeler

checks for ... and corrects ...: hataları tespit edip düzeltmek

Bu iki fiil öbeği bir eylem zinciri oluşturur. checks for replication errors, replikasyon sırasında hata oluşup oluşmadığını etkin biçimde araştırmak anlamına gelir; check for, bir hatanın önceden bulunmuş olduğunu varsaymaz. corrects mistakes ise sonraki adımı, yani bulunan hataları düzeltmeyi anlatır. checks for ... and corrects ... birlikte, sorunları hem tespit eden hem de gideren bir süreci ifade eder.

Alıştırma

‘Önce tespit et, sonra düzelt’ zincirini tamamlamak için check for ve correct fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: The editor ____ factual errors and ____ any mistakes before publication.

Cevabı göster

checks for · corrects

This makes coronaviruses much more stable, Dilbilgisi

3:25

Bu da koronavirüsleri çok daha istikrarlı kılar,

Dilbilgisi

This makes coronaviruses much more stable cümlesinde make + nesne + sıfat

This makes coronaviruses much more stable, bir sonucu ifade etmek için make + nesne + sıfat yapısını kullanır. This nedeni, coronaviruses etkilenen nesneyi, much more stable ise ortaya çıkan durumu gösterir. Buradaki This, hemen önce anlatılan hata kontrolü ve düzeltme sürecine gönderme yapar. more stable karşılaştırma biçimidir: virüslerin bu etken olmadan sahip olacaklarından daha fazla kararlılığa sahip olduğunu gösterir. much karşılaştırmayı güçlendirir; bu yüzden much more stable yalnızca “çok kararlı” değil, “çok daha kararlı” demektir.

Alıştırma

make ve stable sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanın: The stronger frame ____ the tent much ____ in high winds.

Cevabı göster

makes · more stable

with a slower mutation rate Kelime

3:27

diğer RNA virüslerinden

than other RNA viruses.

3:29

daha yavaş bir mutasyon hızıyla.

Kelime

with a slower mutation rate than other RNA viruses: mutasyon hızının karşılaştırılması

Mutation rate, mutasyonların ne kadar hızlı ya da ne sıklıkta gerçekleştiğini anlatan bilimsel bir terimdir. Buradaki rate, ölçülebilen bir süreci belirtir; fiyat ya da puan değildir. with a slower mutation rate than other RNA viruses ifadesi, daha önce anlatılan şeye bir özellik ekler. slower ... than, onun mutasyon sürecini diğer RNA virüslerininkiyle karşılaştırır ve mutasyonların daha yavaş gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

a slower mutation rate than other RNA viruses ifadesindeki rate ne anlama gelir?

  1. Her mutasyon için alınan para miktarı
  2. Virüse verilen bir değerlendirme puanı
  3. Mutasyonların gerçekleşme hızı veya sıklığı
Cevabı göster

Mutasyonların gerçekleşme hızı veya sıklığı

While this may sound formidable, Anlatım akışı

3:31

Bu korkutucu gelse de,

Anlatım akışı

While this may sound formidable: ödünlemeli açılış

Burada while, during the time that anlamında değil, although, yani “-se de” anlamındadır. Bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Konuşan kişi önce önceki bilginin göz korkutucu görünebileceğini kabul eder. may sound formidable, doğrulanmış bir gerçeği değil, oluşabilecek bir izlenimi anlatır. Virgül, ana düşüncenin henüz gelmediğini ve genellikle bu ilk izlenimi sınırlayacağını, düzelteceğini ya da dengeleyeceğini gösterir. Bu yapı, konuşanın dinleyiciyi başka bir bakışa yöneltmeden önce kaygıyı kabul etmesini sağlar.

Alıştırma

While this may sound formidable, açılışı neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi bir şeyin korkutucu bir ses sırasında olduğunu söyler.
  2. Konuşan kişi durumun kesinlikle başa çıkılamaz olduğunu doğrular.
  3. Konuşan kişi göz korkutucu bir ilk izlenimi kabul eder ve karşıt bir ana düşünceye hazırlık yapar.
Cevabı göster

Konuşan kişi göz korkutucu bir ilk izlenimi kabul eder ve karşıt bir ana düşünceye hazırlık yapar.

the slow mutation rate is actually a promising sign Kalıp ifadeler

3:33

yavaş mutasyon hızı aslında umut verici bir işarettir

Kalıp ifadeler

a promising sign: temkinli iyimserlik belirten bir işaret

Bu cümlede a promising sign, iyi bir sonucun mümkün olabileceğini düşündüren bir gözlem veya belirti anlamına gelir. Promising, işaretin geleceğe dair ne gösterdiğini anlatır; işaretin bir söz verdiği anlamına gelmez. Bu ifade temkinli bir iyimserlik taşır: yavaş mutasyon oranı olumlu bir kanıttır, ancak çalışmaların kesinlikle başarılı olacağını kanıtlamaz.

Alıştırma

a promising sign ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Resmî olarak söz veren bir işarettir.
  2. İyi bir sonucun mümkün olabileceğini gösterir, ancak sonuç kesin değildir.
  3. Başarının zaten elde edildiğini kanıtlar.
Cevabı göster

İyi bir sonucun mümkün olabileceğini gösterir, ancak sonuç kesin değildir.

when it comes to disarming them. Deyimler

3:36

onları etkisiz hale getirme söz konusu olduğunda.

Deyimler

when it comes to disarming them: konuyu belirlemek ve mecaz kullanmak

When it comes to ... tartışmayı belirli bir konuyla sınırlar ve “… söz konusu olduğunda” veya “… alanında” anlamına yakındır. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki disarming gelir. Disarming them çatışma çağrışımlı bir mecaz kullanır. Disarm sözcüğünün gerçek anlamı silahları almaktır; ancak burada them daha önce tartışılan virüsleri belirtir ve ifade, onların zarar vermesini engellemek veya oluşturdukları tehdidi azaltmak anlamına gelir.

Alıştırma

Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: “When it comes to disarming a security threat, early detection is crucial.”

  1. Erken tespitin bir güvenlik tehdidini etkisiz hâle getirmek için kritik olduğu anlamına gelir.
  2. Bir tehdidin tespit edilmeden önce gerçekten silah taşıması gerektiği anlamına gelir.
  3. Erken tespitin bir güvenlik tehdidinin gelmesine neden olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Erken tespitin bir güvenlik tehdidini etkisiz hâle getirmek için kritik olduğu anlamına gelir.

After an infection,

3:38

Bir enfeksiyondan sonra,

our immune systems can recognize germs and destroy them more quickly

3:40

bağışıklık sistemimiz mikropları tanıyabilir ve onları daha hızlı yok edebilir

if they infect us again, Dilbilgisi

3:43

bizi tekrar enfekte ederlerse,

so they don't make us sick.

3:45

böylece bizi hasta etmezler.

Dilbilgisi

if they infect us again ... so they don't make us sick: koşuldan sonuca

if yan cümlesi koşulu belirtir: virüsler bize yeniden bulaşır. Burada her iki yan cümledeki they sözcüğü de virüsleri anlatır. So, daha geniş cümlede açıklanan bağışıklık tepkisinin sonucunu belirtir: virüsler bizi hasta etmez. Bu iki bölümü koşuldan sonuca giden bir zincir olarak okuyun. If, korumanın hangi durumda önemli olduğunu; so ise bu korumanın hangi sonuca yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Bu parçada if ve so nasıl bir ilişkiyi gösteriyor?

  1. Her iki sözcük de yalnızca virüslerin ne zaman harekete geçtiğini gösterir.
  2. if bir neden verir, so ise ilgisiz bir konuya geçer.
  3. if bir koşul, so ise bunun sonucunda ortaya çıkan durumu belirtir.
Cevabı göster

if bir koşul, so ise bunun sonucunda ortaya çıkan durumu belirtir.

But mutations can make a virus less recognizable to our immune systems, Dilbilgisi

3:47

Ancak mutasyonlar bir virüsü bağışıklık sistemimiz için daha az tanınır hale getirebilir,

Dilbilgisi

less recognizable to our immune systems: daha düşük derece ve tanıyan taraf

less recognizable to our immune systems ifadesinde less + sıfat, daha düşük bir dereceyi gösterir: mutasyonlar, bağışıklık sistemlerinin virüsü tanımasını zorlaştırabilir. Less, virüsün tamamen tanınamaz olduğu anlamına gelmez. to our immune systems ifadesi tanıyan tarafı, yani virüsün kendisi için tanınabilir olup olmadığını belirleyen şeyi gösterir. Daha geniş make + nesne + sıfat yapısında a virus nesnedir ve less recognizable onun değişmiş durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki less + sıfat + to yapısının aynısıyla tamamlayın: The smaller label makes the warning ____ new users.

Cevabı göster

less recognizable to

and therefore more difficult to fight off. Öbek fiiller

3:51

ve dolayısıyla savaşması daha zor olur.

Öbek fiiller

more difficult to fight off: bir tehdidi savuşturmanın daha zor olması

Fight off, bir tehdide direnip onu uzaklaştırmak veya yenmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Sağlıkla ilgili bu bağlamda söylenmeyen nesne virüs ya da enfeksiyondur; dolayısıyla more difficult to fight off, vücudun veya tedavinin onu yenmesinin daha zor olduğu anlamına gelir. More difficult to + fiil yapısı, daha önce tanımlanan şeye bu eylemi yapmanın daha fazla çaba gerektirdiğini belirtir. Burada daha önce söz edilen şey, fight off'un nesnesi olarak anlaşılır. İsim olan nesne fight off an infection örneğindeki gibi tüm öbekten sonra gelebilir. Nesne bir zamirse genellikle araya girer: fight it off.

Alıştırma

Hangi cümlede fight off, bir tehdide direnip onu yenmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The boxer will fight in the final match.
  2. The medicine helps the body fight off the infection.
  3. The two friends fight over whose turn it is.
Cevabı göster

The medicine helps the body fight off the infection.

They can also make antiviral drugs and vaccines

3:53

Ayrıca antiviral ilaçları ve aşıları

less effective, because they're tailored very specifically to a virus. Kalıp ifadeler

3:56

daha az etkili yapabilirler, çünkü onlar bir virüse çok özel olarak tasarlanmıştır.

Kalıp ifadeler

be tailored very specifically to a virus: belirli bir virüse çok özel biçimde uyarlanmak

Be tailored to, belirli bir hedef, ihtiyaç veya koşullar bütünü için özel olarak tasarlanmış ya da uyarlanmış olmak demektir. İfade, bir terzinin giysileri değiştirmesi şeklindeki gerçek anlamdan gelir; ancak burada mecazidir. Vurgulanan yan cümlede they're, antiviral ilaçları ve aşıları ifade eder. Very specifically, belirli bir virüsle yakın eşleşmeyi vurgular; bu da virüsteki bir değişikliğin neden bunların etkinliğini azaltabileceğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve çok kesin bir hedef için tasarlanmış anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The training is ____ the needs of new employees.

Cevabı göster

tailored very specifically to

That's why we need a new flu vaccine every year. Anlatım akışı

4:01

Bu yüzden her yıl yeni bir grip aşısına ihtiyacımız var.

Anlatım akışı

That's why: bir nedeni sonucuna bağlamak

That's why, daha önce verilmiş bir nedene veya açıklamaya gönderme yapar ve bundan çıkan sonucu tanıtır. Burada her yıl yeni bir grip aşısına duyulan ihtiyacı önceki nedenin sonucu olarak gösterir. That's why ifadesini duyduğunuzda veya okuduğunuzda önce nedeni, sonra da onun sonucunu ya da gerekli kıldığı eylemi arayın.

Alıştırma

Hangi cümle That's why ifadesini önceki bir nedeni sonucuna bağlamak için kullanıyor?

  1. It was raining hard. That's why the game was canceled.
  2. The game was canceled. That's why it was raining hard.
  3. That's why it was raining hard. The game was canceled.
Cevabı göster

It was raining hard. That's why the game was canceled.

The influenza virus mutates so quickly Dilbilgisi

4:04

İnfluenza virüsü o kadar hızlı mutasyona uğrar ki

that new strains pop up constantly.

4:06

sürekli yeni suşlar ortaya çıkar.

Dilbilgisi

so quickly that ... pop up constantly: derece ve sonuç

so + zarf + that + yan cümle yapısı, bir eylemin derecesinin bir sonuca yol açtığını gösterir. so quickly that new strains pop up constantly bölümünde quickly, mutates fiilini niteler ve that ile başlayan yan cümle sonucu verir. Pop up, çoğunlukla aniden veya tekrar tekrar “ortaya çıkmak” anlamına gelir. Constantly bunun devam ettiğini ekler; dolayısıyla ifade tek bir olayı değil, tekrarlanan ortaya çıkışı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi so quickly that ve pop up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The project expanded ____ unexpected problems ____ every day.

Cevabı göster

so quickly that · popped up

The slower mutation rate of coronaviruses

4:09

Koronavirüslerin yavaş mutasyon hızı,

means our immune systems, drugs, and vaccines

4:11

bağışıklık sistemimizin, ilaçlarımızın ve aşılarımızın

might be able to recognize them for longer Dilbilgisi

4:14

onları enfeksiyondan sonra

Dilbilgisi

might be able to recognize...: olası bir yeteneği temkinli biçimde ifade etmek

Might be able to, olasılığı yetenekle birleştirir. Might sonucun kesin olmadığını, be able to recognize ise neyin mümkün hâle gelebileceğini belirtir. For longer, bağlamdan anlaşılan karşılaştırma noktasına göre “daha uzun süre” demektir. Bu ifade, gerçekleşeceğini kesin olarak ileri sürmeden olası bir faydayı sunduğu için bilimsel açıklamalarda ve tahminlerde kullanışlıdır.

Alıştırma

“Muhtemelen yapabilme yeteneğine sahip olmak” anlamındaki ifadeyle temkinli tahmini tamamlayın: With further testing, the device ____ identify the source of the leak.

Cevabı göster

might be able to

after infection,

4:17

daha uzun süre tanıyabileceği,

and therefore protect us better. Anlatım akışı

4:18

ve böylece bizi daha iyi koruyabileceği anlamına gelir.

Anlatım akışı

and therefore protect...: ardından gelen sonucu belirtmek

Therefore, okuyucuya sonraki bilginin önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Burada and başka bir fiil grubunu bağlar; therefore ise protect us better ifadesini ortaya çıkan etki olarak işaretler. Bir açıklamayı okurken therefore sözcüğünü mantıksal bir işaret olarak kullanın: nedeni veya kanıtı önceki bölümde arayın, ardından gelen sözleri de sonuç olarak yorumlayın.

Alıştırma

Hangi cümle ilk olguyu neden, ikinci olguyu da bunun sonucu olarak sunuyor?

  1. The server failed because the website went offline.
  2. The server failed, although the website stayed online.
  3. The server failed, and therefore the website went offline.
Cevabı göster

The server failed, and therefore the website went offline.

Still,

4:21

Yine de,

we don't know how long our bodies remain immune Dilbilgisi

4:21

vücudumuzun bağışıklığının ne kadar süre devam ettiğini bilmiyoruz

to different coronaviruses.

4:23

farklı koronavirüslere karşı.

Dilbilgisi

Gömülü soru olarak how long our bodies remain immune...

How long our bodies remain immune to different coronaviruses, don't know ifadesinin nesnesi olarak kullanılan gömülü bir soru yan cümlesidir. Bilinmeyen bilgiyi, yani bağışıklığın süresini belirtir. Bu yan cümle bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için how long + özne + fiil (our bodies remain) biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır. Doğrudan sorudaki how long do our bodies remain dizilişi kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle don't know ifadesinden sonra gömülü soruyu doğru kullanıyor?

  1. We don't know how long will the battery last.
  2. We don't know how long the battery will last.
  3. We don't know how long does the battery last.
Cevabı göster

We don't know how long the battery will last.

There's never been an approved treatment Dilbilgisi

4:25

Koronavirüs için onaylanmış bir tedavi

or vaccine for a coronavirus.

4:27

ya da aşı hiçbir zaman olmadı.

Dilbilgisi

There's never been...: şu ana kadar var olmamış bir şey

There's never been, There has never been ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Varoluş bildiren there yapısını present perfect ile birleştirerek bir şeyin geçmişten şu ana kadar hiçbir zaman var olmadığını belirtir. Bu cümlede, konuşma anına kadar ne onaylanmış bir tedavi ne de onaylanmış bir aşı vardı. Approved, resmî olarak izin verilmiş anlamına gelir; dolayısıyla ifade olası tedavi veya aşıların araştırılıp denenmesinden değil, resmî onay durumundan söz eder.

Alıştırma

Hangi cümle, şu ana kadar hiçbir zaman resmî olarak onaylanmış bir seçeneğin bulunmadığını belirtir?

  1. There is no approved option right now.
  2. There's never been an approved option.
  3. There was no approved option last year.
Cevabı göster

There's never been an approved option.

We haven't focused on treating the ones that cause colds, Dilbilgisi

4:29

Soğuk algınlığına neden olanları tedavi etmeye odaklanmadık,

Dilbilgisi

haven't focused on treating: focus on + -ing biçimi

Focus on, “bir şeye özellikle dikkat vermek” anlamına gelir. On bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: focus on treating; focus on to treat değil. Burada haven't focused on treating, bu virüsleri tedavi etmenin şimdiye kadar başlıca ilgi alanı olmadığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp focus on + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi improve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our team will focus on ____ customer support.

Cevabı göster

improving

and though scientists began developing treatments for SARS and MERS, Anlatım akışı

4:32

ve bilim insanları SARS ve MERS için tedaviler geliştirmeye başlasa da,

the epidemics ended

4:36

salgınlar sona erdi

before those treatments completed clinical trials. Kelime

4:37

o tedaviler klinik deneyleri tamamlamadan önce.

Anlatım akışı

though ..., ... before ...: ödünleyici arka plan ve olay sırası

Though, ödünleyici bir arka plan sunar: bilim insanlarının tedavi geliştirmeye gerçekten başladığını kabul eder. Ardından ana cümle olan the epidemics ended, sonuç açısından önemli olayı verir. Cümle, başlamış bir çabayı tamamlanmadan kalan bir süreçle karşılaştırır. Before ile başlayan yan cümle olayların sırasını gösterir: önce salgınlar sona ermiş, tedaviler ise henüz klinik deneyleri tamamlamamıştır. Though ve before birlikte yeniden kullanılabilen bir yapı oluşturur: önce ilerlemeyi kabul etmek, ardından bu ilerleme tamamlanmadan başka bir olayın gerçekleştiğini göstermek.

Alıştırma

Örnekte though ve before ile kurulan ilişkiyi en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Geliştirme başladı, ancak salgınlar sona erdiğinde tedaviler hâlâ klinik deney aşamasındaydı.
  2. Tedaviler klinik deneyleri zaten tamamladığı için salgınlar sona erdi.
  3. Geliştirme ancak salgınlar sona erdikten sonra başladı.
Cevabı göster

Geliştirme başladı, ancak salgınlar sona erdiğinde tedaviler hâlâ klinik deney aşamasındaydı.

Kelime

complete clinical trials: klinik araştırmaları tamamlamak

Clinical trials, tıbbi bir tedavinin güvenliğini ve etkililiğini değerlendiren, insanların katıldığı resmî araştırmalardır. completed clinical trials ifadesinde completed, tedavinin bu resmî araştırma aşamasının sonuna ulaştığını belirtir. Bu ifade yalnızca araştırmaların tamamlandığını bildirir; sonuçların olumlu olup olmadığını söylemez.

Alıştırma

“İnsan katılımcılarla yapılan resmî araştırmaları bitirdi” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyi yazın: Regulators waited until the treatment had ____.

Cevabı göster

completed clinical trials

As we continue to encroach on other animals' habitats, Öbek fiiller

4:40

Diğer hayvanların yaşam alanlarına girmeye devam ettikçe,

Öbek fiiller

encroach on other animals' habitats: diğer hayvanların yaşam alanlarını giderek işgal etmek

Encroach on, başkasına ait bir alana, araziye, hakka veya sınıra yavaş yavaş girmek ya da onu ele geçirmek anlamına gelir. Yalnızca tek seferlik, tarafsız bir girişi değil, tekrarlanan veya giderek artan bir baskıyı anlatır. Bu cümlede insan faaliyetleri diğer hayvanların yaşam alanlarına yayılmaya devam etmektedir. On, ihlal edilen alanı cümleye bağlar.

Alıştırma

“Yavaş yavaş ihlal etmek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce fiili yazın: New construction is beginning to ____ the protected forest.

Cevabı göster

encroach on

some scientists say a new coronavirus Dilbilgisi

4:43

bazı bilim insanları yeni bir koronavirüsün

jumping to humans is inevitable.

4:45

insanlara geçmesinin kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

Dilbilgisi

a new coronavirus jumping to humans ... is inevitable: ana cümlenin yüklemini bulma

a new coronavirus jumping to humans dizisinin tamamı özne görevi görür ve yeni bir koronavirüsün insanlara geçmesi olayını anlatır. jumping, bu öznenin içindeki çekimsiz bir -ing biçimidir; ana cümlenin çekimli fiili değildir. Ana cümlenin yüklemi is inevitable ifadesidir. Cümleyi çözümlemek için önce çekimli fiil is bulunabilir; ondan önceki uzun bölümün tamamı neyin kaçınılmaz olduğunu gösterir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: A warning light flashing on the dashboard is hard to ignore. Ana cümlenin yüklemini hangi sözcükler oluşturur?

  1. flashing
  2. is hard to ignore
  3. on the dashboard
Cevabı göster

is hard to ignore

But if we investigate these unknowns, Dilbilgisi

4:48

Ancak bu bilinmeyenleri araştırırsak,

it doesn't have to be devastating.

4:50

bunun yıkıcı olması gerekmez.

Dilbilgisi

if ... doesn't have to be ...: kötü bir sonucu önlenebilir kılmak

if yan cümlesi, bilinmeyen konuları araştırma eylemini koşul olarak sunar. Ana cümle, durumun yıkıcı olmak zorunda olmadığını söyler. Buradaki düşünce, harekete geçmenin en kötü sonucu önleyebileceğidir. doesn't have to be burada zorunluluğu veya kaçınılmazlığı reddeder. must not anlamına gelmez ve kötü sonucun gerçekleşmeyeceğini garanti etmez; bu sonucun önlenebilir olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle “Harekete geçmek, sonucun felaket olmasını önleyebilir” anlamını en iyi verir?

  1. If we prepare early, the result mustn't be disastrous.
  2. If we prepare early, the result won't be disastrous.
  3. If we prepare early, the result doesn't have to be disastrous.
Cevabı göster

If we prepare early, the result doesn't have to be disastrous.

Students and teachers all over the world

4:55

Dünyanın her yerindeki öğrenciler ve öğretmenler,

did their part to help slow the spread of COVID-19 Kalıp ifadeler

4:57

COVID-19'un yayılmasını yavaşlatmaya yardımcı olmak için üzerlerine düşeni yaptılar

by staying home.

5:00

evde kalarak.

Kalıp ifadeler

did their part ... by staying home: do one's part ile üzerine düşeni yapmak

Do one's part, ortak bir çabada kişinin kendisine düşen katkıyı yapması veya sorumluluğunu yerine getirmesi demektir. Burada did their part, bu kişilerin kamusal çabadaki kendi paylarına düşen görevi yerine getirdiklerini belirtir. Mastar yapısı to help slow the spread eylemin amacını belirtir. By staying home ise bu katkının nasıl yapıldığını açıklar. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I do my part, she does her part ve they did their part.

Alıştırma

do one's part ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo helped at the community food drive yesterday. He ____ by packing boxes.

Cevabı göster

did his part

But what about their graduation ceremonies?

5:01

Peki ya mezuniyet törenleri?

Learn more about TED's global campaign

5:04

TED'in küresel kampanyası hakkında daha fazla bilgi edinin,

to celebrate and elevate

5:06

bütün bir neslin

the hopes and ideas

5:08

umutlarını ve fikirlerini

of an entire generation.

5:09

kutlamak ve yüceltmek için.

Get involved at ted.com/graduation.

5:11

ted.com/graduation adresinden katılın.