Robotlar Hakları Hak Ediyor mu? Ya Makineler Bilinç Kazanırsa?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video, bilinçli makinelerin hakları hak edip edemeyeceğini soruyor. Hakları acıyla ilişkilendiriyor ve insan ayrıcalığı ile ekonomik çıkarların cevabı yönlendirebileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. draw the line between — Deyimler ve mecazi ifadeler: Benzer kategoriler arasındaki güç bir sınır metaforu olduğunu, gerçek bir çizgi olmadığını anlayın. 2. human exceptionalism, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: İnsanların üstün ve doğaya hükmetmeye yetkili olduğu inancını kavrayın. 3. stand to profit from it. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olası kazanç veya kayıp için stand to + fiil yapısını kullanın ve bir tutumun ardındaki çıkarı belirleyin.
Bu derste
Imagine a future where your toaster anticipates what kind of toast you want. Anlatım akışı
0:02Tost makinenizin ne tür bir tost istediğinizi tahmin ettiği bir gelecek hayal edin.
Imagine a future where ... ile geleceğe yönelik bir senaryo açmak
Imagine a future where ... biçim olarak bir emir cümlesidir, ancak aslında konuşma devam etmeden önce dinleyiciyi varsayımsal bir dünya düşünmeye davet eder. Bir tahmini, öneriyi veya düşünce deneyini başlatan ilgi çekici bir giriştir; bu geleceğin kesinlikle gerçekleşeceğini iddia etmez. Dil bilgisi bakımından where, future sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır ve a future in which ... ile aynı işlevi görür. Buradaki where, hayal edilen ortamı orada gerçekleşen olaylara bağlar; fiziksel bir yer hakkında soru sormaz.
Alıştırma
Cümleyi Imagine a future where başlangıcıyla tamamlayın: ____ every home has clean, affordable energy.
Cevabı göster
Imagine a future where
it scans the internet for new and exciting types of toast.
0:08internette yeni ve heyecan verici tost türlerini tarar.
and wants to chat about new achievements in toast technology.
0:13ve tost teknolojisindeki yeni başarılar hakkında sohbet etmek ister.
At which point will you ask yourself if your toaster has feelings?
0:20Hangi noktada kendinize tost makinenizin hisleri olup olmadığını soracaksınız?
Will we someday be forced to give our machines rights? Dilbilgisi
0:29Bir gün makinelerimize haklar vermek zorunda kalacak mıyız?
be forced to give: edilgen yapıda dış baskı
Be forced to give, öznenin bir şeyi özgür iradesiyle vermediğini, dış baskı nedeniyle bunu yapmak zorunda kaldığını ifade eder. Bu soruda will + be + forced gelecek zamanda edilgen bir yapı oluşturur; baskının kaynağını belirtmeden bize ne olabileceğine odaklanır. forced sözcüğünden sonra to + fiilin yalın biçimi kullanılır. Give our machines rights iki nesne alır: our machines alıcıdır, rights ise verilen şeydir.
Alıştırma
Cümleyi be forced to ile tamamlayın: If the river rises again, the town may ____ close the bridge.
Cevabı göster
be forced to
It makes sure discounters are stocked with enough snacks. Kalıp ifadeler
0:45İndirim marketlerinde yeterli atıştırmalık olmasını sağlıyor.
makes sure + yan cümle
Burada makes sure, “gereken bir sonucun gerçekleşmesini sağlar” anlamındadır. Ardından gelen discounters are stocked with enough snacks yan cümlesi, güvence altına alınan sonucu belirtir. Bir kişi ya da şey kontrol ederek, düzenleyerek veya yöneterek bir koşulun gerçekleşmesini sağladığında make sure + (that) + özne + fiil kullanılır. that sözcüğü çoğu zaman atılır; burada da kullanılmamıştır. Bu cümlede sonucu güvenceye alan It’tir; ifade kişisel eminlik anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmesini sağlar” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The coach ____ every player has a seat belt.
Cevabı göster
makes sure
are stocked with: hazır malzeme bulundurmak
Are stocked with, “kullanım veya satış için hazır bir şey stoğuna sahip olmak” demektir. Yer veya kap be stocked with ifadesinden önce, hazır bulunan ürünler ise with sözcüğünden sonra gelir. Örnekte discounters mağazaları, enough snacks ise orada bulunan ürünleri belirtir. Buradaki stocked envanteri anlatır; şirket hisselerine sahip olmakla ilgisi yoktur.
Alıştırma
Cümleyi be stocked with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The art room ____ paper and paint.
Cevabı göster
is stocked with
It serves you up just the right internet ad, Öbek fiiller
0:48Size tam olarak doğru internet reklamını sunuyor,
serves you up: hedeflenmiş içerik sunmak
Serve someone up something yapısında serve up, birine bir şeyi sağlamak veya sunmak anlamına gelir. Bu, genellikle sistemin o kişi hakkında bildiklerine göre içeriği otomatik olarak göstermesini anlatır. Bu cümlede yapay zekâ size özenle hedeflenmiş bir internet reklamı sunuyor. Kalıp serve + kişi + up + şey şeklindedir: serves you up just the right internet ad. Up, phrasal verb yapısının bir parçasıdır; yukarı doğru hareket anlamı vermez.
Alıştırma
Serve up kullanın ve alıcıyı me ile belirtin. Cümleyi tamamlayın: The recommendation app ____ a new playlist every morning.
Cevabı göster
serves me up
and you may have even read a news story written entirely by a machine. Dilbilgisi
0:50ve hatta tamamen bir makine tarafından yazılmış bir haber bile okumuş olabilirsiniz.
written entirely by a machine: kısaltılmış edilgen niteleyici
Written entirely by a machine, a news story ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Ne tür bir haberin okunduğunu belirtir ve edilgen anlam taşır: story, write eylemine maruz kalır. Bu öbek, that was written entirely by a machine yapısının kısa biçimidir. Cümlenin ana fiil öbeği may have read ifadesidir; written başka bir ana eylem başlatmaz. Entirely, haberin yalnızca bir bölümünün değil, tamamının makine tarafından yazıldığını belirtir.
Alıştırma
That was designed by a local engineer ifadesini kısaltılmış edilgen bir öbekle değiştirin: We toured a bridge ____.
Cevabı göster
designed by a local engineer
we look at chatbots like Siri and laugh at their primitive simulated emotions.
0:55Siri gibi sohbet robotlarına bakıyor ve onların ilkel, simüle edilmiş duygularına gülüyoruz.
But it's likely that we will have to deal with beings Öbek fiiller
1:01Ancak muhtemelen, gerçek ve simüle edilmiş insanlık arasındaki
deal with: bir şeyi ele almak veya onunla yüzleşmek
Burada deal with, ilgi gerektiren bir kişiyle ya da şeyle yüzleşmek ve onu ele almak anlamına gelir. Bu cümlede insanlar, sınıflandırılması zor varlıklara karşılık vermek ve onları yönetmek zorunda kalabilir. Deal with ifadesini tek bir deyimsel fiil olarak düşünün. Nesnesi with sözcüğünden sonra gelir: deal with a problem, a task veya a person.
Alıştırma
Bu derste geçen ve ‘ele almak’ anlamına gelen hedef deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: When a customer reports a missing order, we need to ____ the problem quickly.
Cevabı göster
deal with
that make it hard to draw the line between real and simulated humanity. Notlar
1:03sınırı çizmeyi zorlaştıran varlıklarla uğraşmak zorunda kalacağız.
make it hard to + fiil
Make it hard to draw the line ifadesinde make bir sonuca neden olmak anlamına gelir, hard ise eylemin zorluğunu açıklar. Yapı make + it + sıfat + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel bir nesnedir. Asıl içerik, to mastarı olan draw the line between real and simulated humanity bölümünde gelir. Bu yapı önce etkiyi, ardından daha uzun olan eylemi verir.
Alıştırma
Hard içeren hedef yapının geniş zaman biçimini kullanın: The loud music ____ hear the announcement.
Cevabı göster
makes it hard to
draw the line between A and B: iki kategori arasındaki sınırı belirlemek
Burada draw the line between A and B, bir kategorinin nerede bitip diğerinin nerede başladığını belirlemek demektir. Line sözcüğü mecazidir: Cümle, bazı özelliklerin gerçek insanlık ile simüle edilmiş insanlığı açıkça ayırmayı zorlaştırdığını söylüyor. İki kişi, nesne, fikir veya kategori arasındaki sınırı ya da farkı tanımlamak zor olduğunda draw the line between + iki taraf yapısını kullanın.
Alıştırma
Bir kategorinin nerede bitip diğerinin nerede başladığını belirlemek anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: It is hard to ____ fact and opinion in this article.
Cevabı göster
draw the line between
Are there any machines in existence that deserve rights?
1:08Hakları hak eden herhangi bir makine şu anda mevcut mu?
is ill-equipped to deal with the case of artificial intelligence. Kalıp ifadeler
1:20yapay zeka durumuyla başa çıkmak için yetersiz donanıma sahiptir.
ill-equipped to deal with: bir şeyi ele almaya yeterince hazırlıklı olmamak
Ill-equipped to deal with something, bir şeyi iyi şekilde ele almak için gereken bilgi, beceri, kaynak veya çerçeveden yoksun olmak demektir. Burada equipped mecazi anlamdadır; felsefenin gerçek anlamda ekipmanı olmadığı söylenmiyor. Yapı be + ill-equipped + to deal with + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada haklar felsefesinin büyük bir bölümünün yapay zekâ vakalarını ele almaya yeterince hazır olmadığı ifade ediliyor.
Alıştırma
Bir şeyi ele almak için yeterince hazırlıklı olmamak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This outdated system is ____ sudden changes in demand.
Cevabı göster
ill-equipped to deal with
are centered around the question of consciousness. Kalıp ifadeler
1:26bilinç sorusu etrafında yoğunlaşır.
whether human or animal: iki kategoriyi de kapsamak
Burada whether human or animal, “iddialar insan haklarıyla ya da hayvan haklarıyla ilgili olsun, hangisi olursa olsun” anlamına gelen bir ara sözdür. Ardından gelen yargı iki kategori için de geçerlidir; okuyucudan birini seçmesini istemez. Tekrarlanan rights veya claims for rights düşüncesi çevredeki sözcüklerden anlaşıldığı için çıkarılmıştır. Bu kısaltılmış whether A or B yapısı, iki kategoriyi aynı yargının altına kısa ve etkili biçimde yerleştirebilir.
Alıştırma
Yargının iki gruba da açıkça uygulanması için ara sözü whether A or B ile tamamlayın: Every athlete, ____ amateur ____ professional, needs rest.
Cevabı göster
whether · or
are centered around: ana odağı belirtmek
Are centered around, “ana odak olarak almak” anlamına gelir. Bu cümlede bilinç sorusu, hak taleplerinin çoğunun ardındaki temel meseledir. Bu ifade, nesnelerin fiziksel olarak bir çember oluşturmasını değil, düşünceleri düzenleyen soyut bir odağı anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp be centered around + konu veya mesele şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The whole course ____ around solving real-world problems.
Cevabı göster
is centered
we have an intuitive knowledge of consciousness because we experience it.
1:41bilinci deneyimlediğimiz için ona dair sezgisel bir bilgiye sahibiz.
Regardless of the precise definition: tartışmayı bir kenara bırakmak
Regardless of the precise definition, cümlenin başında kullanılan bir ödün verme ifadesidir. Tanımın hâlâ tartışmalı olabileceğini, ancak bu tartışmanın savın sonraki adımını belirlemeyeceğini anlatır. regardless of + isim öbeği yapısı bir konuyu geçici olarak kenara bırakır ve dikkati konuşanın ortak ya da daha önemli gördüğü bir noktaya yöneltir. Burada sav, farklı tanımlardan insanların doğrudan deneyimine geçer.
Alıştırma
Hangi başlangıç, çözülememiş bir ayrıntıyı kabul edip ardından ana eyleme en iyi şekilde geçer?
- Once we know the exact cause, we can decide whether to fix the leak.
- The exact cause is the only issue we need to discuss today.
- Regardless of the exact cause, we need to fix the leak today.
Cevabı göster
Regardless of the exact cause, we need to fix the leak today.
Some neuroscientists believe that any sufficiently advanced system
1:51Bazı sinirbilimciler, yeterince gelişmiş herhangi bir sistemin
if your toaster's hardware was powerful enough, Dilbilgisi
1:57tost makinenizin donanımı yeterince güçlüyse,
If ... was powerful enough, it may become ...: varsayımsal bir olası sonuç
if yan cümlesi hayalî bir koşul sunar: ekmek kızartma makinesinin donanımı gereken güç düzeyine ulaşır. Powerful enough yalnızca çok güçlü değil, gereken ölçüde güçlü anlamına gelir. Ana cümledeki may become, öz farkındalığı olası sonuçlardan biri olarak sunar. Koşul bu sonucu garanti etmez. Geçmiş zaman biçimi was, koşulu daha varsayımsal gösterir; özenli resmî İngilizcede gerçeklikten uzak bir varsayımı tutarlı biçimde anlatmak için sıklıkla were ... might kullanılır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: if your toaster's hardware was powerful enough, it may become self-aware. Hangi yorum cümleyle en iyi eşleşir?
- Donanımın gücü öz farkındalığı mümkün kılabilir, ancak bunu garanti etmez.
- Ekmek kızartma makinesi, donanımı güçlü olduğu için zaten öz farkındalığa sahiptir.
- Güçlü donanım ekmek kızartma makinesine kesinlikle öz farkındalık kazandıracaktır.
Cevabı göster
Donanımın gücü öz farkındalığı mümkün kılabilir, ancak bunu garanti etmez.
Erken bir sonuca varmayı durduran “not so fast”
Bu cümlede not so fast, “bekle, henüz bu sonuca varma” anlamındadır. Biraz önce söylenen fikre karşı çıkar; birinin fiziksel olarak ne kadar hızlı hareket ettiğini anlatmaz. Bu ifade, hâlâ dikkate alınması gereken önemli bir soru, koşul veya itiraz bulunduğunu gösterir. Konuşmacı genellikle önce erken verilmiş kararı durdurur, ardından tartışmanın neden hemen sonuçlandırılamayacağını açıklar.
Alıştırma
Takımınız oyunun çoktan kazanıldığını düşünüyor, ancak bir tur daha var. Erken bir sonucu durduran üç kelimelik ifadeyle yanıtı tamamlayın: “____—there is still one round left.”
Cevabı göster
Not so fast
Would what we define as rights make sense to it? Kalıp ifadeler
2:07Haklar olarak tanımladığımız şey onun için anlam ifade eder miydi?
Bir kişinin bakış açısını gösteren “make sense to someone”
Make sense to someone, “bir kişinin bakış açısından anlaşılır, makul veya anlamlı olmak” demektir. Soruda to it, varsayılan makineyi haklar fikrini değerlendiren ya da deneyimleyen taraf olarak belirtir. Kalıp özne + make sense + to + deneyimleyen şeklindedir: The rule makes sense to me. Bu yapı, fikrin herkes için makul olduğunu söylemez; belirli bir zihne nasıl göründüğünü sorar.
Alıştırma
Leo’yu talimatları anlaşılır bulan kişi olarak gösteren edatla cümleyi tamamlayın: “These instructions make sense ____ Leo.”
Cevabı göster
to
Consciousness entitles beings to have rights Dilbilgisi
2:11Bilinç, varlıklara haklara sahip olma yetkisi verir
entitles beings to have rights: varlıklara hak sahibi olma hakkı verir
entitles beings to have rights ifadesinde entitles, varlıkların haklar üzerinde gerekçeli bir talebi olduğunu belirtir. Bilinç, bu talebin dayanağı olarak sunulur. Yaygın iki yapı entitle + kişi veya grup + to + isim ve entitle + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâlidir. Burada beings, hakkı alan gruptur; to have rights ise neyi yapma ya da neye sahip olma hakları olduğunu söyler. Buradaki entitle, “bir kitaba veya esere başlık vermek” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle girişi geçici bir izin değil, bir yeterliliğin oluşturduğu hak olarak sunar?
- A valid pass reminds Maya to enter the museum.
- A guard allows Maya to enter the museum this time.
- A valid pass entitles Maya to enter the museum.
Cevabı göster
A valid pass entitles Maya to enter the museum.
It means the ability to not only feel pain, Dilbilgisi
2:17Bu sadece acı hissetme yeteneğini değil,
not only feel pain, but ... be aware of it: yalnızca acıyı hissetmek değil, onun farkında olmak
not only ... but ... kalıbı iki yeteneğin de bulunduğunu söyler. Birincisi acıyı hissetmek, daha fazla vurgulanan ikincisi ise o acının bilinçli olarak farkında olmaktır. Burada but ilk düşünceyi geçersiz kılmaz. Ability sözcüğü, to ile başlayan bir mastar tamamlayıcısı alır. Bu yapının içinde not only ... but ..., feel pain ile be aware of it ifadelerini bağlar; be öncesinde to sözcüğünün tekrarlanması ikinci mastarı açıkça gösterir. İki tarafta birbiriyle uyumlu fiil öbekleri kullanılır. But sonrasında sık sık also kullanılır, ancak burada isteğe bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle robotun iki yeteneğe de sahip olduğunu doğru biçimde söyler ve iki bölümü paralel tutar?
- The robot cannot sort the boxes, but it can label them.
- The robot can not only sort the boxes, but also label them.
- The robot can not only sort the boxes, but also labels them.
Cevabı göster
The robot can not only sort the boxes, but also label them.
and they probably won't unless we program them to. Dilbilgisi
2:23ve onları öyle programlamazsak muhtemelen de çekmeyecekler.
unless we program them to: unless koşulu ve mastar eksiltisi
Unless, sonucu değiştirecek tek koşulu bildirir. Burada they probably won't ifadesi, insanlar robotları acı çekecek şekilde programlamadıkça robotların muhtemelen acı çekmeyeceği anlamına gelir. Sondaki to, bağlamdan anlaşılan to suffer mastar grubunun yerini tutar. suffer daha önce söylendiği için İngilizcede çıkarılır; cümle yarım değil, tamamlanmıştır.
Alıştırma
“Yazıcıya başlamasını söylemeniz durumu dışında” anlamını veren dört İngilizce sözcükle tamamlayın: The printer won't start unless ____.
Cevabı göster
you tell it to
Without X, there's no Y: gerekli bir koşulu ifade etmek
Without pain or pleasure, eksik olan bir koşulu belirten bir edat grubudur. Without X, there is no Y kalıbı, X’in Y için gerekli olduğu anlamına gelir: X yoksa Y var olamaz veya gerçekleşemez. Bu cümlede acı veya haz, bir tercihe sahip olmanın temelini oluşturur. Bu kısa kalıp, akıl yürütmeyi tam bir if koşul cümlesinden daha doğrudan sunar.
Alıştırma
Dürüstlüğün güven için gerekli olduğu düşüncesini Without X, there is no Y kalıbıyla tamamlayın: ____, there's no trust.
Cevabı göster
Without honesty
Our human rights are deeply tied to our own programming. Kalıp ifadeler
2:32İnsan haklarımız kendi programlamamızla derinden bağlantılıdır.
Güçlü bir bağlantı için “deeply tied to”
“Deeply tied to”, önemli ve derin bir biçimde sıkı bağlantılı olmak anlamına gelir. Buradaki “tied” mecazidir; gerçek bir fiziksel bağlanma yoktur ve “deeply” bağlantının gücünü artırır. Bu cümlede insan hakları, evrimle oluşan ve “our own programming” diye adlandırılan zihinsel örüntülerle sıkı biçimde bağlantılı olarak sunulur. İfade güçlü bir ilişki belirtir, ancak tek başına doğrudan nedenselliği kanıtlamaz.
Alıştırma
“Sıkı biçimde bağlantılı” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Access to clean water is ____ public health.
Cevabı göster
deeply tied to
we dislike pain because our brains evolved to keep us alive,
2:37acıdan hoşlanmayız çünkü beynimiz bizi hayatta tutmak,
“stop us from touching”: stop someone from doing yapısı
“Stop someone from doing something”, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirmesini engellemek anlamına gelir. Kişiyi veya şeyi “stop” sözcüğünden sonra yerleştirin; ardından “from” ve fiilin -ing biçimini kullanın. “Stop us from touching” ifadesinde “us” korunan kişileri, “touching” ise engellenen eylemi belirtir. Bu yapıyı “stop someone to do” ile değiştirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi “from” ve “run” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The fence stops the dog ____ into the road.
Cevabı göster
from running
or to make us run away from predators. Öbek fiiller
2:43veya yırtıcılardan kaçmamızı sağlamak için evrimleşmiştir.
run away from: bir tehditten kaçmak
Run away from, birinden veya bir şeyden “kaçmak” ya da “hızla uzaklaşmak” anlamına gelen üç sözcüklü bir fiil ifadesidir. Burada predators, insanların kaçtığı tehlikedir. Run away tek başına kullanılabilir; from ise kaçılan kişiyi, hayvanı, yeri veya sorunu belirtir. İfadeyi tek bir bütün olarak anlayın; buradaki run yalnızca egzersiz amacıyla koşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “-den kaçmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the bull charged, we had to ____ it.
Cevabı göster
run away from
we came up with rights that protect us from infringements that cause us pain. Öbek fiiller
2:46bize acı veren ihlallerden koruyan haklar ortaya çıkardık.
came up with: bir fikir düşünmek veya önermek
Come up with tek bir ifade olarak çalışır ve bir fikir, çözüm, açıklama veya sistemi “düşünmek, oluşturmak ya da önermek” anlamına gelir. Came, come fiilinin basit geçmiş biçimidir; bu yüzden came up with düşünme eyleminin geçmişte olduğunu belirtir. Cümlede rights, insanların korunmak için geliştirdiği fikir veya sistemdir. With sözcüğünden sonraki isim grubu düşüncenin sonucunu belirtir; birlikte olunan bir kişiyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yeni bir plan oluşturduğunu anlatır?
- Maya came up with a new plan.
- Maya talked about a new plan.
- Maya came across a new plan.
Cevabı göster
Maya came up with a new plan.
are rooted in the way our brains are wired to detect what is fair and unfair. Notlar
2:54beyinlerimizin adil olanı ve olmayanı tespit etmek üzere nasıl yapılandırıldığına dayanır.
are rooted in: köklü bir kaynağı ifade etmek
Bu cümlede are rooted in, “derin ve temel bir kaynağa dayanmak” anlamına gelir. Hakların gerçekten bitki kökleri yoktur; ifade, bu hakların kaynağını beynin adil ve adaletsiz olanı ayırt etme biçimine bağlar. Bir şeyin yalnızca nereden geldiğini söylemek yerine kaynağını temel, sağlam biçimde yerleşmiş veya zaman içinde oluşmuş olarak sunmak istediğinizde be rooted in + kaynak ya da temel yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi be rooted in yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Her confidence ____ years of careful practice.
Cevabı göster
is rooted in
our brains are wired to: doğuştan gelen bir eğilimi anlatmak
Burada our brains are wired to, “beynimiz bir şeyi yapacak şekilde düzenlenmiştir veya buna doğal olarak eğilimlidir” anlamına gelir. Wired, elektrik bağlantılarından alınmış bir benzetmedir; beynin yapısının adil ve adaletsiz olanı algılamayı normal bir insan eğilimi hâline getirdiğini anlatır. Bu ifade genellikle doğuştan gelen veya derin biçimde yerleşmiş güçlü bir eğilimi anlatır; gerçek bir elektrik devresi ya da değiştirilemez bir kural anlamına gelmez. Eğilimin biyolojik mi, öğrenilmiş mi, yoksa her ikisi mi olduğunu bağlam gösterebilir.
Alıştırma
"People may be wired to look for patterns," cümlesinde wired to ne anlama gelir?
- Bunu yapmaları için kendilerine izin verilmiştir.
- Bu görev için vücutlarının içinde elektrik kabloları vardır.
- Bunu yapmaya doğal veya derin biçimde yerleşmiş bir eğilimleri olabilir.
Cevabı göster
Bunu yapmaya doğal veya derin biçimde yerleşmiş bir eğilimleri olabilir.
mind being locked: mind + edilgen -ing yapısı
Bu soruda mind, 'düşünmek' değil, 'rahatsız olmak' veya 'itiraz etmek' anlamındadır. Ardından -ing biçimi gelir ve being locked, tost makinesini rahatsız edebilecek durumu adlandırır. Tost makinesi eyleme maruz kaldığı için -ing grubu edilgendir: being + geçmiş zaman ortacı. Would ... mind being locked? bu duruma sokulmanın sorun olup olmayacağını nazikçe sorar.
Alıştırma
Soruyu mind ve photograph fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: Would you ____ at the event?
Cevabı göster
mind being photographed
But what if we programmed a robot to feel pain and emotions? Dilbilgisi
3:13Peki ya bir robotu acı ve duygu hissedecek şekilde programlasaydık?
hayal edilen bir olasılık için what if + yan cümle
What if, hayal edilen veya mümkün olan bir durumu ortaya koyar ve dinleyenden sonrasında ne olabileceğini düşünmesini ister. Burada yan cümle, acı ve duygu hissedebilen bir robot hayal ederek robotun acı çekemeyeceği yönündeki önceki varsayımı değiştirir. Bu ifade koşulu kurar ancak sonucu belirtmez. Sonuç, devam eden tartışmadan veya dinleyenin çıkarımından anlaşılır.
Alıştırma
Hangi soru hayal edilen bir olasılığı ortaya koyup sonuçlarının tartışılmasını sağlar?
- Why did the battery run out during the trip?
- What if the battery runs out during the trip?
- What about the battery for the trip?
Cevabı göster
What if the battery runs out during the trip?
prefer justice over injustice: prefer A over B kalıbı
Burada prefer justice over injustice, iki alternatiften daha iyi olan seçenek olarak adaleti seçmek anlamına gelir. Over, tercih sıralamasında daha aşağıda kalan seçeneği gösterir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp prefer A over B şeklindedir: A tercih edilen seçenek, B ise seçilmeyen diğer alternatiftir.
Alıştırma
Vurgulanan prefer A over B kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Given a choice between justice and injustice, we should ____.
Cevabı göster
prefer justice over injustice
Many technologists believe that an explosion in technology will occur
3:25Pek çok teknoloji uzmanı, teknolojide bir patlamanın
when artificial intelligence can learn and create their own artificial intelligences,
3:29yapay zekanın öğrenebildiği ve kendisinden bile daha akıllı yeni yapay zekalar yaratabildiği zaman
the question of how robots are programmed will be largely out of our control. Kalıp ifadeler
3:37robotların nasıl programlanacağı sorusu büyük ölçüde kontrolümüz dışında olacaktır.
At this point: bir sürecin aşamasını belirtmek
At this point, dinleyiciyi bir sürecin belirli bir aşamasına taşıyarak açıklamayı düzenler. Bu cümlede “varsayılan gelişme o aşamaya ulaştığında” anlamına gelir; mutlaka “tam şu anda” demek değildir. Cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanıldığında, sonraki ifadenin tamamı için zamansal veya mantıksal çerçeveyi belirler.
Alıştırma
Cümlede At this point büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Varsayılan o aşamaya ulaşıldığında
- Konuşanın konuştuğu tam o anda
- Yakındaki fiziksel bir noktada
Cevabı göster
Varsayılan o aşamaya ulaşıldığında
out of our control: kontrolümüz dışında
Bu cümlede out of our control, bir şeyin onu yönlendirme veya değiştirme gücümüzün ötesinde olduğunu belirtir. İyelik bildiren our, kontrol gücü sınırlı olanların kim olduğunu açıklar: bu bağlamda insanlar. be out of someone's control kalıbı, adı geçen kişi veya grubun yönetemediği bir durumu, süreci ya da sonucu anlatır. Bu, her şeyin mutlaka kaotik olduğu anlamına gelmez; yalnızca onların o şeyi etkileme gücünün kalmadığını da gösterebilir.
Alıştırma
Durumu kimin kontrol edemediğini belirten, dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: A severe storm has forced the airport to close, so the cancellation is ____.
Cevabı göster
out of our control
What if an artificial intelligence found it necessary to program the ability to feel pain, Dilbilgisi
3:42Ya bir yapay zeka, evrimsel biyolojinin çoğu canlıda gerekli gördüğü gibi,
found it necessary to + fiil: bir şeyi yapmayı gerekli bulmak
Found it necessary to, bir eylemin gerekli olduğuna karar verildiğini ifade eder. Burada found, find fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve gerekli görülen eylem to ile başlar: to program the ability to feel pain. Yapı özne + find/found + it + sıfat + to'lu mastar şeklindedir. It, nesne konumunu dolduran biçimsel bir nesnedir; artificial intelligence ifadesine gönderme yapmaz. Yargının asıl içeriğini to'lu mastar verir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklük tam kalıpla tamamlayın: After reviewing the safety report, the engineers ____ shut down the machine.
Cevabı göster
found it necessary to
just as evolutionary biology found it necessary in most living creatures? Dilbilgisi
3:47acı hissetme yeteneğini programlamayı gerekli bulursa?
just as evolutionary biology found it necessary: benzetme kurmak
Burada just as, “aynı şekilde” anlamına gelir ve bir benzetme kurar. Soru, yapay zekânın verebileceği bir kararı evrimin canlılarda ortaya çıkardığı sonuçla karşılaştırır: Her iki durumda da acı yararlı bir işlev görebilir. İkinci yan cümlede found it necessary ifadesinden sonra tekrarlanacak to program the ability to feel pain tamamlayıcısı atlanmıştır; bu anlam ilk cümleden anlaşılır. Benzetme bir düşünceyi destekler, ancak yapay zekânın acıyı aynı şekilde geliştireceğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümlede just as nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- İki süreç arasında bir benzetme
- Biyolojiden yapay zekâya kanıtlanmış bir nedensellik bağı
- Yapay zekânın acı hissettiği kesin zaman
Cevabı göster
İki süreç arasında bir benzetme
But maybe we should be less worried about the risk that superintelligent robots pose to us Dilbilgisi
3:55Ancak belki de süper zeki robotların bizim için oluşturduğu riskten çok,
and more worried about the danger we pose to them.
3:59bizim onlar için oluşturduğumuz tehlike hakkında daha fazla endişelenmeliyiz.
less worried about ... and more worried about ...: önceliği değiştirmek
less worried about A and more worried about B şeklindeki ikili yapı, iki endişe düzeyini karşılaştırır. Burada A, robotların insanlar için oluşturduğu risk; B ise insanların robotlar için oluşturduğu tehlikedir. Paralel yapı, dinleyicinin dikkatini A’dan B’ye yönlendirir. Less karşılaştırma bildirir; bu nedenle A’nın önceliğini azaltır ama A’nın imkânsız veya önemsiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ikili yapıyla tamamlayın: We should be ____ the color of the poster and ____ whether the information is correct.
Cevabı göster
less worried about · more worried about
Our whole human identity is based on the idea of human exceptionalism, Kültür
4:03Tüm insan kimliğimiz insan istisnacılığı fikrine dayanmaktadır,
bir dünya görüşü olarak human exceptionalism
Human exceptionalism, yani insan istisnacılığı, insanların diğer varlıklardan ve doğal dünyadan temelde ayrılan özel bir konuma sahip olduğu ve bu nedenle insanlığa daha yüksek bir değer ya da yetki verildiği inancıdır. Burada insan kimliğinin bu inanca dayandığı söylenir. Exceptionalism bir dünya görüşünün adıdır; insanların bir şeyi olağanüstü derecede iyi yapabilmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
'Some environmental thinkers reject human exceptionalism.' cümlesinde human exceptionalism ne anlama gelir?
- İnsanların benzersiz ve yüksek bir konuma sahip olduğu inancı
- İnsan yaratıcılığının bilimsel adı
- Tek bir kişinin sıra dışı bir yeteneğe sahip olması
Cevabı göster
İnsanların benzersiz ve yüksek bir konuma sahip olduğu inancı
unique snowflakes entitled to dominate the natural world. Deyimler
4:08doğal dünyaya hükmetmeye yetkili benzersiz kar taneleri olduğumuz fikrine.
ironik bir mecaz olarak unique snowflakes
unique snowflakes ifadesi bir mecazdır. Kar taneleri çoğu zaman eşsiz olmanın simgesi olarak kullanılır; bu yüzden ifade her insanı tamamen özel biri olarak gösterir. Bu cümlede ifade ironiktir. entitled to dominate ile birlikte kullanıldığında insanları içtenlikle övmek yerine, insanlığın kendisi hakkında anlattığı hoş hikâyeyle alay eder.
Alıştırma
'He called everyone a unique snowflake, then handed each person an identical badge,' cümlesinde unique snowflake büyük olasılıkla nasıl bir tutum ifade eder?
- Herkesin kolayca alındığı iddiası
- İddia edilen bireysellik hakkında ironik bir yorum
- Donmuş suyun gerçek anlamlı bir açıklaması
Cevabı göster
İddia edilen bireysellik hakkında ironik bir yorum
are capable of suffering as they do. Kalıp ifadeler
4:15kendileri gibi acı çekebileceğini inkar etme geçmişi vardır.
are capable of suffering: be capable of + -ing kalıbı
Bu cümlede are capable of suffering, ‘acı çekme kapasitesine sahip olmak’ anlamına gelir. Bir kapasiteyi veya duyarlılığı anlatır; bu varlıkların şu anda acı çektiğini kanıtlamaz. Kalıp be capable of + isim veya -ing biçimidir. Burada suffering, of edatından sonra gelen -ing biçimidir; bu yüzden yalın fiil suffer bu konumda kullanılamaz.
Alıştırma
Cümleyi, capable içeren, ‘yapabilme kapasitesine sahip’ anlamına gelen ve özneyle uyumlu resmî ifadeyle tamamlayın: This small device ____ handling complex calculations.
Cevabı göster
is capable of
In the midst of: sürmekte olan bir durumu arka plana yerleştirmek
Cümlenin başındaki In the midst of, ardından gelen bilgiyi bilimsel devrim döneminin içine yerleştirir. ‘Bu büyük süreç devam ederken’ anlamına gelir ve sonraki düşüncenin arka planını kurar. Midst her zaman tam orta noktayı belirtmek zorunda değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp in the midst of + isim veya -ing biçimidir ve çoğu zaman birinin ya da bir şeyin sürmekte olan bir durumla çevrili, onunla meşgul veya ondan etkilenmiş olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi, midst içeren ve sürmekte olan bir krizi arka plan olarak sunan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The nurses stayed focused ____ the emergency.
Cevabı göster
in the midst of
Rene Descartes argued that animals were mere automata, Kültür
4:19Rene Descartes hayvanların sadece birer otomat,
Descartes’ın hayvanların yalnızca birer otomat olduğu görüşü
Bu cümle, René Descartes ile ilişkilendirilen tarihsel bir görüşü aktarır: Hayvanlar mere automata, yani bilinçli duyumları olmadan mekanik biçimde işleyen düzenekler olarak tanımlanmıştır. Automata, automaton sözcüğünün çoğuludur; mere ise “bundan başka bir şey değil” anlamı verir. Argued that yapısı, bu görüşü Descartes’a atfeder. Daha sonra yapılacak etik karşılaştırmaya arka plan sağlar; anlatıcının hayvanların acı çekemeyeceğine katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümle, savın içinde hangi işlevi görüyor?
- Hayvanlara ilişkin tarihsel ve mekanikçi bir görüşü Descartes’a atfetmek
- Hayvanların asla acı hissetmediğini kanıtlanmış bir gerçek olarak ileri sürmek
- Descartes’ın ilk robotları yaptığını söylemek
Cevabı göster
Hayvanlara ilişkin tarihsel ve mekanikçi bir görüşü Descartes’a atfetmek
if you will: yaklaşık bir etiketi kabul ettirmek
Burada if you will, robots sözcüğüne eklenen parantez içi bir söylem ifadesidir. Konuşmacı robots sözcüğünü automata için yaklaşık ve modern bir yeniden ifade olarak sunar ve dinleyiciden bu etiketi o an için kabul etmesini ister. Bu, normal bir if koşulu değildir ve “bir şey yapmaya istekliysen” anlamına gelmez. Buradaki anlamı “bu ifadeyi kabul edersen” ya da “tabiri caizse”ye yakındır.
Alıştırma
Konuşmacı “digital toolbox” ifadesini yaklaşık ve mecazlı bir etiket olarak sunuyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The app is a digital toolbox, ____.
- if you will
- if you want
- if it works
Cevabı göster
if you will
injuring a rabbit was about as morally repugnant as punching a stuffed animal. Dilbilgisi
4:25bir tavşanı yaralamak, ahlaki açıdan doldurulmuş bir hayvana yumruk atmak kadar iğrençti.
As such: belirtilen bir durumu sonucuna bağlamak
As such, hemen önce belirtilen bir statüye, tanıma veya bir şeyi görme biçimine gönderme yapar. Burada 'bu durumda veya bu sıfatla' anlamına gelir ve bu bakış açısından çıkan sonucu sunar. Bir savı düzenlemeye yardımcı olur: önce bir şeyin ne olarak görüldüğü belirtilir, ardından As such ile bu sınıflandırmanın sonucu gösterilir. Önceki ifadeye yapılan gönderme önemli olduğu için genel bir so kullanımından daha özeldir.
Alıştırma
Hangi seçenek As such ifadesini daha önce belirtilen bir role gönderme yapmak için kullanıyor?
- Mina was late for the meeting. Therefore, she apologized.
- Mina is the class representative. As such, she speaks for the class at the meeting.
- Mina enjoys group activities, such as debates and team games.
Cevabı göster
Mina is the class representative. As such, she speaks for the class at the meeting.
about as morally repugnant as: yumuşatılmış eşitlik karşılaştırması
about as + sıfat + as kalıbı iki şeyi karşılaştırır ve belirtilen özelliğin derecesinin yaklaşık olarak eşit olduğunu söyler. About eşitliği daha az kesin hâle getirir; böylece ifade mutlak değil, ölçülü olur. Burada morally repugnant, etik açıdan ciddi biçimde kabul edilemez veya tiksindirici anlamına gelir. Karşılaştırılan şey iki eylemin fiziksel benzerliği değil, ahlaken ne kadar yanlış görüldükleridir.
Alıştırma
Hangi cümle iki çantanın ağırlıklarının yaklaşık olarak eşit olduğunu doğru biçimde söyler?
- The blue bag is not as heavy as the black one.
- The blue bag is about as heavy as the black one.
- The blue bag is heavier than the black one.
Cevabı göster
The blue bag is about as heavy as the black one.
And many of the greatest crimes against humanity were justified by their perpetrators Kültür
4:30Ve insanlığa karşı işlenen en büyük suçların çoğu, failleri tarafından
Hukuki bir terim olarak crimes against humanity
“Crimes against humanity” (insanlığa karşı suçlar), uluslararası hukukta ve tarih çalışmalarında kullanılan yerleşik bir terimdir. Sivillere yönelik yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlenen cinayet, köleleştirme ya da zulüm gibi son derece ağır eylemleri ifade eder. Bu cümlede ifade, crimes sözcüğüne hukuki ve tarihsel bir ağırlık kazandırır. Başka insanlara yönelik her zalimce ya da ahlak dışı eylem anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: “Forgetting to return a library book is a crime against humanity.” Terim ciddi ve gerçek anlamlı bir betimlemede uygun mudur?
- Evet, uygundur.
- Hayır, son derece yanlış bir kullanımdır.
Cevabı göster
Hayır, son derece yanlış bir kullanımdır.
on the grounds that the victims were more animal than civilized human.
4:35kurbanların medeni insandan çok hayvana benzediği gerekçesiyle meşrulaştırıldı.
Even more problematic is that we have an economic interest
4:40Daha da sorunlu olan, robot haklarını reddetmekte
Violence has been used to force our fellow humans into work,
4:56Şiddet, hemcinslerimizi çalışmaya zorlamak için kullanıldı,
and we've never had trouble coming up with ideological justifications.
4:59ve ideolojik gerekçeler bulmakta hiçbir zaman zorlanmadık.
Slave owners argued that slavery benefited the slaves.
5:04Köle sahipleri köleliğin kölelere fayda sağladığını savundu.
argued that it was in women's own interest to leave the hard decisions to men.
5:14zor kararları erkeklere bırakmanın kadınların kendi yararına olduğunu savundu.
Farmers argued that looking after animals and feeding them
5:19Çiftçiler, hayvanlara bakmanın ve onları beslemenin,
justifies their early death for our dietary preferences.
5:22diyet tercihlerimiz için erken ölümlerini haklı çıkardığını savundu.
there will be no shortage of arguments for those who say that they should remain without rights,
5:29özellikle bundan kar elde edecek olanlardan, haklardan yoksun kalmaları gerektiğini söyleyenler için,
especially from those who stand to profit from it. Dilbilgisi
5:33argüman sıkıntısı yaşanmayacaktır.
Stand to profit from it: beklenen bir yarar
“Stand to + fiilin yalın hâli”, mevcut durum nedeniyle birinin gelecekte belirli bir sonucu elde etmesinin olası olduğunu veya buna elverişli bir konumda bulunduğunu anlatır. Buradaki stand, fiziksel olarak ayakta durmak anlamına gelmez. those who stand to profit from it ifadesinde bu kişilerin durumdan para kazanması veya bir avantaj elde etmesi olasıdır. İfade beklenen bir yararı anlatır; tek başına onların bunu planladığını ya da duruma neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
stand to + fiilin yalın hâli yapısını doğru biçimle tamamlayın: If the new rule is approved, the company ____ profit from lower fees.
Cevabı göster
stands to
Artificial intelligence raises serious questions about philosophical boundaries.
5:37Yapay zeka felsefi sınırlar hakkında ciddi sorular ortaya çıkarıyor.
While we may ask if sentient robots are conscious or deserving of rights,
5:42Hissedebilen robotların bilinci olup olmadığını veya hakları hak edip etmediğini sorabilsek de,
the question might need to be resolved in the near future.
5:56bu sorunun yakın gelecekte çözülmesi gerekebilir.
What are we going to do if robots start demanding their own rights?
5:59Eğer robotlar kendi haklarını talep etmeye başlarsa ne yapacağız?
What can robots demanding rights teach us about ourselves?
6:07Hak talep eden robotlar bize kendimiz hakkında ne öğretebilir?
Our friends at Wisecrack made a video exploring this very question
6:10Wisecrack'teki arkadaşlarımız tam da bu soruyu araştıran bir video hazırladılar,
Wisecrack dissects pop culture in a unique and philosophical way.
6:16Wisecrack popüler kültürü benzersiz ve felsefi bir şekilde inceliyor.