Video Oyunları Hakkında En İyi 10 Gerçek: İngilizce çalışma notları

LEMMiNO

Öğrenme zorluğu
682 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Final Fantasy ve GTA'dan karakterlere, sansürden satışlara, adlara ve bütçelere uzanan şaşırtıcı oyun tarihi bilgileri özetleniyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “how come” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir gerçeğin beklentiyle neden çeliştiğini gündelik dille sorun ve ardından düz cümle söz dizimini koruyun. 2. “run you off the road” — Phrasal verb: run ve off sözcüklerini ayrı çevirmeden, başka bir sürücüyü yoldan çıkmaya zorlama anlamını kavrayın. 3. “I'm just kidding. Not really,” — Konuşma edimbilimi ve tutum: şaka diye geri alınan sözün hemen yarı yarıya yeniden doğrulandığı dönüşten alay ile samimiyetin karıştığı tonu anlayın.

Bu derste

If it's supposed to be the Final Fantasy,

0:20

Eğer Son Fantezi (Final Fantasy) olması gerekiyorsa,

then how come there are so many games in the series? Dilbilgisi

0:23

o zaman nasıl oluyor da seride bu kadar çok oyun var?

Dilbilgisi

how come + düz cümle dizilişi

How come, neden anlamına gelir ve şaşırtıcı ya da beklentiye aykırı bir şeyin sebebini sorar. Burada Final sözcüğü son bir oyunu düşündürürken seride çok sayıda oyun vardır; how come bu görünür çelişkiyi ortaya koyar. How come'dan sonra genellikle düz cümle dizilişi kullanılır: How come there are so many games? Yapı how come + özne + fiildir; How come are there so many games? değildir.

Alıştırma

'Neden' anlamına gelen ve ardından düz cümle dizilişi kullanılan iki sözcüklü ifadeyle samimi soruyu tamamlayın: ____ you didn't call me yesterday?

Cevabı göster

How come

We've all probably heard it before.

0:27

Bunu muhtemelen hepimiz daha önce duymuşuzdur.

and it does indeed bring up a valid point. Öbek fiiller

0:29

ve aslında gerçekten de geçerli bir noktaya değiniyor.

Öbek fiiller

Bring up a valid point: geçerli bir noktayı gündeme getirmek

Bring up, insanların tartışabilmesi veya değerlendirebilmesi için bir konu, soru ya da noktayı gündeme getirmek demektir. Bring up a valid point ifadesinde a valid point nesnesi, tartışmayla ilgili bu anlamı gösterir: Önceki soru, bir şeyi yukarı taşımak yerine ciddiye alınmaya değer bir fikir ortaya koyar.

Alıştırma

'Tartışılması için bir konuyu gündeme getirmek' anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: In the meeting, Maya will ____ the concern at the end.

Cevabı göster

bring up

But there's a perfectly good explanation.

0:32

Ancak bunun son derece mantıklı bir açıklaması var.

The year is 1987

0:35

Yıl 1987

and the creator of the Final Fantasy series

0:37

ve Final Fantasy serisinin yaratıcısı

is about to quit the video game industry altogether. Dilbilgisi

0:39

video oyun endüstrisini tamamen bırakmak üzeredir.

Dilbilgisi

is about to quit: çok yakında gerçekleşmesi beklenen bir eylem

Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında, çoğu zaman gerçekleşmek üzere olduğunu anlatır. Bu cümlede is about to quit, sektörü bırakmayı yaratıcının hemen ardından gelecek adımı olarak sunar. Be fiili özneye ve zamana göre değişir: am/is/are about to leave ya da was/were about to leave. Buradaki about, sabit yapının bir parçasıdır; “yaklaşık” veya “hakkında” anlamına gelmez. Olay 1987'de geçse de anlatım, geçmiş olayları daha canlı göstermek için tarihsel şimdiki zamanı kullanır. Bu nedenle was about to quit yerine is about to quit denir.

Alıştırma

Cümleyi be about to yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The train ____ leave, so get on now.

Cevabı göster

is about to

Why?

0:43

Neden mi?

Because the company he works for,

0:44

Çünkü çalıştığı şirket,

Square,

0:46

Square,

is about to go bankrupt. Kalıp ifadeler

0:46

iflas etmek üzeredir.

Kalıp ifadeler

go bankrupt: iflas durumuna girmek

Go bankrupt, iflas etmiş duruma gelmek demektir: Bir kişi veya kuruluş borçlarını ödeyemediği bir duruma girer. Burada şirketin mali başarısızlığa doğru ilerlediğini anlatır. Go, bankrupt sıfatından önce durum değişikliği bildiren bir fiil olarak kullanılır; go silent veya go wrong yapılarında olduğu gibi. Fiziksel bir hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi go bankrupt ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of losses, the company ____.

Cevabı göster

went bankrupt

So in a final attempt to create a successful game, Kalıp ifadeler

0:49

Bu yüzden başarılı bir oyun yaratmak için son bir denemeyle,

he creates Final Fantasy.

0:53

Final Fantasy'yi yaratır.

Kalıp ifadeler

in a final attempt to create: yaratmak için son bir girişimde

Burada in a final attempt to create, önceki çabalar işe yaramadıktan sonra oyun yaratmanın başarıya ulaşmak için son bir çaba olarak sunulduğu anlamına gelir. in edatı, eylemi bu son girişimin içine yerleştirir. Final, game sözcüğünü değil attempt sözcüğünü niteler. in a final attempt to + fiil kalıbı; zaman, para veya fırsatlar neredeyse tükendiği için bir kişinin bir kez daha harekete geçtiği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Yeni oyun başarısız olursa yaratıcı işi bırakmak zorunda kalabilir. in a final attempt to create a successful game ne anlama gelir?

  1. Oyunu yaratmadan önce başarı zaten kesinleşmiştir.
  2. Oyunu yaratmayı başarıya ulaşmak için son bir girişim olarak görüyor.
  3. Bir serinin son oyununu yaratmayı planlıyor.
Cevabı göster

Oyunu yaratmayı başarıya ulaşmak için son bir girişim olarak görüyor.

Grand Theft Auto, GTA,

0:58

Grand Theft Auto, GTA,

only exists because of a glitch in another game.

1:00

sadece başka bir oyundaki bir hata yüzünden var olmuştur.

In 1995,

1:04

1995 yılında,

Rockstar was working on a game titled Race'n'Chase.

1:05

Rockstar, Race'n'Chase adlı bir oyun üzerinde çalışıyordu.

The game was very similar to what would later become GTA. Dilbilgisi

1:09

Oyun, daha sonra GTA olacak şeye çok benziyordu.

Dilbilgisi

what would later become: daha sonra dönüşecek olan şey

Burada what would later become GTA, daha sonra GTA olan şey anlamına gelir. What, the thing that anlamını taşır ve similar to ifadesinden sonra bir isim cümleciği başlatır. Would, geçmişten bakıldığında geleceği ifade eder: hikâyenin daha erken noktasında GTA hâlâ gelecekteydi. Burada bir dileği veya gerçek dışı koşulu göstermez; anlatıcı sonraki sonucu bilir.

Alıştırma

Bu cümlede would neyi gösterir?: This small workshop grew into what would later become a global company.

  1. Hiç gerçekleşmemiş hayalî bir sonuç
  2. Atölyenin değişme isteği
  3. Daha erken zamandan bakılan gelecekteki bir sonuç
Cevabı göster

Daha erken zamandan bakılan gelecekteki bir sonuç

However,

1:13

Ancak,

the game focused only on car chases

1:13

oyun sadece araba kovalamacalarına

as well as playing as the police trying to catch criminals. Kelime

1:15

ve suçluları yakalamaya çalışan polis olarak oynamaya odaklanıyordu.

Kelime

playing as + oyundaki bir rol

Video oyunu İngilizcesinde play as + karakter, rol veya taraf, oyun sırasında o karakteri kontrol etmek ya da o rolü üstlenmek anlamına gelir. Burada playing as the police, polis tarafında olmak ve bu tarafı kontrol etmek demektir. As sözcüğü oynanabilir rolün kimliğini belirtir. Bu cümlede “aynı şekilde” anlamında bir benzetme yapmaz.

Alıştırma

Oyun açıklamasını “bu rolü kontrol etmek” anlamındaki iki sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: In this game, you can ____ a firefighter.

Cevabı göster

play as

But a bug in the game caused AI police cars

1:19

Fakat oyundaki bir hata, yapay zeka polis arabalarının

to try and run you off the road Notlar

1:22

sizi yoldan çıkarmaya çalışmasına neden oldu

Dilbilgisi

Try and + fiilin yalın hâli

Günlük İngilizcede try and + fiilin yalın hâli, çoğu zaman try to + fiilin yalın hâliyle aynı anlama gelir: bir şeyi yapmaya çalışmak. Burada try and run you off the road, aracınızı yolun dışına çıkarmaya çalışmak demektir. Buradaki and, iki ayrı eylemi birbirine bağlamaz. Try and run birlikte tek bir deneme yapısı oluşturur.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Try sözcüğünden sonraki zayıf sözcüğe dikkat edin.

  1. Please try calling me after lunch.
  2. Please try to call me after lunch.
  3. Please try and call me after lunch.
Cevabı göster

Please try and call me after lunch.

rather than actually catch and bust you. Kalıp ifadeler

1:24

sizi gerçekten yakalayıp tutuklamak yerine.

Öbek fiiller

run someone off the road: birini yoldan çıkmaya zorlamak

Run someone off the road ifadesinde run, yürüyerek hızlı hareket etmek değil, zorlamak anlamına gelir. Bir sürücü veya araç, tehlikeli bir hareketle başka bir yol kullanıcısını yoldan çıkmaya zorlar. Bu öbek fiil ayrılabilir: etkilenen kişi veya araç run ile off arasına gelir; run you off the road bunun bir örneğidir. Bu cümlede yapay zekâ kontrollü polis arabaları, tutuklama yapmak yerine oyuncunun aracını yoldan çıkarmaya çalışıyor.

Alıştırma

Hangi cümle kamyonun aracımızı yoldan çıkarmaya çalıştığını söylüyor?

  1. The truck ran off the road.
  2. The truck tried to run us off the road.
  3. The truck tried to run us over.
Cevabı göster

The truck tried to run us off the road.

Kalıp ifadeler

rather than: reddedilen seçeneği belirtmek

Rather than, ilk eylem veya seçeneğe karşı reddedilen, onun yerini alan ya da onunla karşılaştırılan eylem veya seçeneği tanıtır. Burada polis arabaları oyuncuyu gerçekten yakalayıp tutuklamak yerine yoldan çıkarmaya çalışıyor. Rather than eylemleri bağladığında iki tarafı paralel tutun. Bu cümlede run, catch and bust ile karşılaştırılır; bu nedenle iki tarafta da yalın fiil öbekleri kullanılır. Rather than ifadesini tek bir bağlayıcı olarak düşünün; rather tek başına bu ilişkiyi anlatmaz.

Alıştırma

Seçilen eylemle reddedilen eylemi karşılaştıran iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The team chose to fix the bug ____ ignore it.

Cevabı göster

rather than

This was popular enough with testers Dilbilgisi

1:26

Bu durum test edenler arasında o kadar popüler oldu ki

that the model of the game was reworked to better suit this dynamic.

1:29

oyunun modeli bu dinamiğe daha iyi uyacak şekilde yeniden düzenlendi.

Dilbilgisi

popular enough ... that: yeterli düzeyi bir sonuca bağlamak

Popular enough, popülerlik derecesinin gereken eşiğe ulaştığını anlatır. Ardından gelen that yan cümlesi sonucu verir: test oyuncuları bu dinamiği, oyun modelinin yeniden düzenlenmesini sağlayacak kadar beğenmiştir. Kalıp sıfat + enough + that + yan cümle şeklindedir. Burada that bir sonuç yan cümlesi başlatır; testers sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi sıfat + enough + that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The room was quiet ____ we could hear the clock.

Cevabı göster

enough that

And so,

1:32

Ve böylece,

GTA was born. Deyimler

1:33

GTA doğmuş oldu.

Deyimler

was born: kökeni anlatan bir mecaz

Was born burada mecazi olarak kullanılır: Önceki dinamik daha da geliştirildiği için GTA bir fikir veya oyun konsepti olarak ortaya çıktı. Bir ürün için insan doğumuna ait bir ifade kullanmak, ürünün kökenini daha canlı ve öyküsel gösterir. Bu ifade bir şeyin başlangıcını belirtir. Tek başına oyunun o anda resmen piyasaya sürüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "After several failed designs, the idea for the folding helmet was born." was born ne anlama geliyor?

  1. Tasarımcılar aynı gün doğdu.
  2. Fikir ortaya çıktı.
  3. Kask resmen piyasaya sürüldü.
Cevabı göster

Fikir ortaya çıktı.

While working on Deus Ex, Dilbilgisi

1:38

Deus Ex üzerinde çalışılırken,

and adding a New York skyline into the game,

1:39

ve oyuna bir New York silüeti eklenirken,

designers had to cut out several parts of the backdrop, Öbek fiiller

1:42

tasarımcılar arka planın birkaç parçasını kesmek zorunda kaldı,

Öbek fiiller

cut out: tasarımdan bir bölümü kaldırmak

Bu cümlede cut out, arka planın bazı bölümlerini son oyunda görünmeyecek şekilde kaldırmak veya dışarıda bırakmak anlamına gelir. Fiziksel bir şekli kesmekten değil, tasarımdan içerik silmekten söz eder. Burada cut out ayrılabilir: cut out several parts ve cut several parts out kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: cut them out.

Alıştırma

Bir bölümün tamamı kaldırılacaksa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The podcast is too long, so we need to ___ the final interview segment.

  1. cut down on
  2. cut out
  3. cut off
Cevabı göster

cut out

including the Twin Towers,

1:45

İkiz Kuleler de dahil olmak üzere,

because of memory limitations. Kelime

1:47

bellek kısıtlamaları yüzünden.

Dilbilgisi

While working on: kısaltılmış zaman yan cümlesi

While working on Deus Ex, while the designers were working on Deus Ex ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ana eylemin zaman bağlamını kurar: çıkarma işlemi oyun üzerinde çalışıldığı sırada gerçekleşmiştir. -ing eylemiyle ana cümledeki eylemi yapan aynı kişiler, yani designers olduğu için özne ve be fiilinin bir biçimi atılabilir. Bu kısaltılmış while yan cümlesi ifadeyi daha özlü hâle getirir.

Alıştırma

Maya’nın eve yürürken aynı anda podcast dinlediğini kısaltılmış bir while yan cümlesiyle doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. While Maya walking home, she listened to a podcast.
  2. While walking home, the podcast kept Maya company.
  3. While walking home, Maya listened to a podcast.
Cevabı göster

While walking home, Maya listened to a podcast.

Kelime

Bilgisayar bağlamında memory limitations

Bu teknik bağlamda memory, bir kişinin hatırlama yetisini değil, RAM gibi bilgisayarın kullanabildiği belleği ifade eder. Memory limitations, donanımın aynı anda tutup kullanabileceği veri miktarındaki sınırlar anlamına gelir; dolayısıyla bazı görsel öğelerin eklenememesine teknik bir gerekçe sunar.

Alıştırma

Bu cümlede memory limitations ne anlama geliyor?

  1. Sürücünün uzun süreli depolama miktarındaki sınırlar
  2. Geliştiricilerin kuleleri hatırlama yetisindeki sınırlar
  3. Bilgisayarın kullanılabilir bellek kapasitesindeki sınırlar
Cevabı göster

Bilgisayarın kullanılabilir bellek kapasitesindeki sınırlar

Gamers noticed this,

1:49

Oyuncular bunu fark etti,

and when they complained,

1:51

ve şikayet ettiklerinde,

the developers of Deus Ex explained

1:52

Deus Ex'in geliştiricileri açıkladı ki

that the towers had been destroyed by terrorist attacks in the game. Dilbilgisi

1:54

oyunda kuleler terörist saldırıları tarafından yok edilmişti.

Dilbilgisi

had been destroyed: edilgen past perfect

Had been destroyed, past perfect'in edilgen biçimidir: had + been + geçmiş zaman ortacı. Yıkılma olayını geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir; burada bu nokta, geliştiricilerin oyunun arka plan hikâyesini açıkladığı zamandır. Edilgen yapı, eylemden etkilenen towers ifadesini odakta tutar. Neden veya eylemi yapan unsur atılabilir ya da by terrorist attacks örneğindeki gibi by ile başlayan bir öbekle eklenebilir.

Alıştırma

Cümleyi destroy fiilinin edilgen past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the repair crew arrived, the old bridge ____ by the flood.

Cevabı göster

had been destroyed

The game was released over a year

1:58

Oyun, bir yıldan daha uzun bir süre önce piyasaya sürüldü

before the actual 9/11 terrorist attacks.

2:01

gerçek 9/11 terör saldırılarından önce.

The Xbox was originally named Direct Xbox,

2:06

Xbox'ın adı başlarda Direct Xbox idi,

as it was initially designed to show

2:11

çünkü başlangıçta şunu göstermek için tasarlanmıştı

how Microsoft's DirectX graphics technology

2:13

Microsoft'un DirectX grafik teknolojisinin

could benefit the console market.

2:17

konsol pazarına nasıl fayda sağlayabileceğini.

The Bioshock series is well known for its enemies Kalıp ifadeler

2:21

Bioshock serisi, düşmanlarıyla oldukça bilinir

such as the Big Daddies and Little Sisters.

2:24

Big Daddies ve Little Sisters gibi.

Kalıp ifadeler

is well known for: ünün nedenini belirtmek

Be well known for, “bir şey nedeniyle birçok kişi tarafından tanınmak” anlamına gelir. Bu cümlede for, serinin ünlü olma nedenini, yani kolayca ayırt edilen düşman karakterlerini belirtir. Yapı be well known for + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Be fiili özneye göre değişir: is well known for, are well known for vb.

Alıştırma

be well known for yapısını kullanın ve be fiilini özneye uydurun: The town ____ its winter market.

Cevabı göster

is well known for

However,

2:27

Ancak,

before coming up with the idea for Little Sisters, Notlar

2:27

Little Sisters için bir fikir bulmadan önce,

Dilbilgisi

before coming: before + -ing yapısı

Edat olan before sonrasında, başka bir eylemden daha önce gerçekleşen eylemi belirtmek için -ing biçimi kullanılır. Before coming up with the idea, “fikri düşünmeden önceki bir zamanda” anlamına gelir. before + -ing yapısında açıkça belirtilmiş bir özne yoksa eylemi yapan kişi genellikle ana cümlenin öznesi olarak anlaşılır. Buradaki coming aynı zamanda “bir fikir düşünmek veya oluşturmak” anlamındaki come up with ifadesinin parçasıdır; hareket bildirmez.

Alıştırma

before sonrasında open fiilinin -ing biçimini kullanın: Before ____ the door, Maya checked the address.

Cevabı göster

opening

Öbek fiiller

come up with an idea: bir fikir bulmak

“Come up with”, bir fikir, plan, cevap ya da çözüm düşünmek veya üretmek demektir. Bu cümlede “coming up with the idea”, kavramı zihinde oluşturmak anlamına gelir; yukarı doğru hareket etmek anlamına gelmez. Bu üç sözcüğü tek bir öbek fiil olarak öğrenin. Nesne “with”ten sonra gelir: come up with an idea.

Alıştırma

Cümleyi “come up with” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After discussing several ideas, the team finally ____ a plan everyone liked.

Cevabı göster

came up with

the creators had a few other ideas in mind.

2:30

yaratıcıların aklında birkaç başka fikir vardı.

At first,

2:33

İlk başta,

the Little Sisters,

2:33

Little Sisters,

or Gatherers as they were called at the time,

2:34

veya o zamanki adıyla Toplayıcılar,

was designed based on a sea slug

2:37

bir deniz tavşanı temel alınarak tasarlandı

and looked like this.

2:39

ve buna benziyordu.

But nobody seemed to empathize Kalıp ifadeler

2:41

Ama kimse empati kurmuyor gibiydi

with the character that much.

2:43

bu karakterle pek.

Kalıp ifadeler

empathize with someone: birinin duygularını anlamak

“Empathize with”, başka birinin yaşadıklarının nasıl olduğunu hayal ederek duygularını anlamak demektir. Burada insanlar karakterle güçlü bir duygusal bağ kurmamıştır. “With”, duygularını anlamaya çalıştığınız kişi, grup ya da karakteri tanıtır: empathize with someone. Bu, yalnızca birinin üzgün olduğunu fark etmekten daha fazlasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın Nora’nın duygularını onun bakış açısından anladığını belirtir?

  1. I can empathize with Nora because I faced the same problem.
  2. I agree with Nora's decision, so she must be right.
  3. I feel sorry for Nora, although I cannot imagine how she feels.
Cevabı göster

I can empathize with Nora because I faced the same problem.

Big surprise. Ton ve niyet

2:45

Ne büyük sürpriz.

Ton ve niyet

“Big surprise.” ifadesinin alaycı anlamı

Burada Big surprise. alaycı bir ifadedir: Konuşan kişi sonucun hiç de şaşırtıcı olmadığını söylemek ister. Sözcükler kastedilen mesajın tersini ifade eder; eleştiri veya kuru mizah bağlamdan ve ses tonundan anlaşılır. Bir sonuç zaten tahmin edilebilirken konuşan kişi şaşırmış gibi tepki veriyorsa ifade bu şekilde anlaşılır. Gerçek bir şaşkınlık belirtmekten çok, bariz bir sonucu yorumlar.

Alıştırma

Telefonunu hiç şarj etmeyen biri, pilinin yine bittiğinden yakınıyor. Arkadaşı “Big surprise.” diyor. Bununla ne demek istiyor?

  1. Sonuç gerçekten beklenmedikti.
  2. Konuşan kişi büyük bir hediye sunuyor.
  3. Sonuç tamamen tahmin edilebilirdi.
Cevabı göster

Sonuç tamamen tahmin edilebilirdi.

So the artists were given the task Kalıp ifadeler

2:46

Bu yüzden sanatçılara şu görev verildi

of creating a character that players could more easily feel pity for. Kalıp ifadeler

2:48

oyuncuların daha kolay acıyabileceği bir karakter yaratmak.

Kalıp ifadeler

be given the task of + -ing yapısı

be given the task of doing something kalıbı, başka bir kişi veya grubun birine resmî olarak bir sorumluluk verdiğini anlatır. Edilgen be given yapısı görevi alan kişiye odaklanırken of + -ing görevin hangi işten oluştuğunu belirtir. Burada were given the task of creating, sanatçılara karakteri yaratma işinin verildiği anlamına gelir. of sonrasında -ing biçimi kullanılır: the task of creating denir, the task to creating denmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki resmî görev verme ifadesiyle tamamlayın: The design team was ____ a safer checkout flow.

Cevabı göster

given the task of creating

Kalıp ifadeler

Feel pity for someone: birine acımak

Feel pity for someone, birisi acı çektiği, savunmasız olduğu veya talihsiz bir durumda bulunduğu için ona acımak demektir. for edatı, acıma duygusunun yöneldiği kişi veya şeyi gösterir. Bu ilgi cümleciğinde that, a character ifadesine döner; tam anlam players could feel pity for the character şeklindedir. Bu yüzden for cümleciğin sonunda yer alır. Burada tasarımın amacı, oyuncuların karakteri talihsiz görüp ona acımasını sağlamaktır. Bu, oyuncuların karakterin duygularını mutlaka anladığı veya paylaştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi feel pity for ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hearing that Leo had lost his home, Maya ____ him.

Cevabı göster

felt pity for

One artist sketched up this design of a dog in a wheelchair,

2:52

Bir sanatçı tekerlekli sandalyedeki bir köpeğin bu tasarımını çizdi,

and another was that of a toad

2:56

bir diğeri ise bir kurbağaydı

with a funnel attached to its anus.

2:58

anüsüne bir huni takılmış olan.

Yeah,

3:01

Evet,

try to empathize with that.

3:02

bununla empati kurmayı deneyin.

In New Zealand, Kültür

3:05

Yeni Zelanda'da,

it's considered a criminal offense

3:06

cezai bir suç olarak kabul edilir

to own the game Manhunt.

3:09

Manhunt oyununa sahip olmak.

Kültür

Oyuna sahip olmak ceza gerektiren bir suç sayılıyor

Bu cümle, Yeni Zelanda'daki belirli bir hukuki durumu aktarır: Manhunt oyununu bulundurmak ceza hukuku kapsamında bir suç sayılmaktadır. Burada own, oyunu yalnızca satın almak veya satmak değil, elinde bulundurmak anlamına gelir. İddia, cümlede adı geçen yargı alanıyla sınırlıdır. Oyuna sahip olmanın her ülkede suç olduğunu söylemez.

Alıştırma

Yalnızca cümleye dayanarak şu iddiayı değerlendirin: "Owning Manhunt is a criminal offense in every country."

  1. Destekleniyor
  2. Desteklenmiyor
Cevabı göster

Desteklenmiyor

The game was described by a court

3:11

Oyun, bir mahkeme tarafından

that it portrays killing humans as fun, Kalıp ifadeler

3:13

insan öldürmeyi eğlenceli olarak tasvir ettiği,

Kalıp ifadeler

portrays ... as fun: …ı eğlenceli olarak göstermek

portray X as Y yapısında X temsil edilen kişi, eylem veya şeydir; Y ise ona verilen nitelik ya da roldür. Burada X killing humans, Y ise fun olduğundan mahkemenin anlatmak istediği, oyunun öldürmeyi eğlenceli bir şey gibi sunduğudur. Bu yapı bir sunuş biçimini veya bakış açısını anlatır. Tek başına X'in gerçekten Y olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi portray fiilinin doğru biçimi ve portray X as Y yapısındaki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: The advertisement ____ staying up all night ____ exciting.

Cevabı göster

portrays · as

and the more violent, Dilbilgisi

3:16

ve ne kadar şiddetliyse,

the more fun the killing is.

3:17

cinayetin o kadar eğlenceli olduğu şeklinde tanımlandı.

Dilbilgisi

the more violent, the more fun: ne kadar şiddetli, o kadar eğlenceli

the + comparative ..., the + comparative ... biçimindeki ikili yapı, değişen iki dereceyi birbirine bağlar. the less ..., the more ... örneğinde olduğu gibi, her karşılaştırma kendi değişiminin yönünü gösterir. İki the da sıradan belirli tanımlıklar değil, yapının parçalarıdır. Burada şiddet düzeyinin yükselmesi, eğlence düzeyinin yükselmesiyle eşleştirilir. İlk bölüm kısaltılmıştır: the more violent, the more violent it is anlamına gelir; geri kalanı bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

İkili karşılaştırma yapısını more ile tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Even though 12-year-old screaming little boys

3:21

Çığlık atan 12 yaşındaki küçük çocukların

seem to be the minority of gamers,

3:24

oyuncuların azınlığı olduğu düşünülse de,

it's surprisingly far from the truth. Deyimler

3:26

bu şaşırtıcı bir şekilde gerçekten çok uzaktır.

Deyimler

far from the truth: gerçekten çok uzak

Far from the truth, “gerçekte doğru olandan çok farklı” anlamına gelir. Buradaki far, fiziksel mesafeyi değil, bir düşünceyle gerçeklik arasındaki büyük farkı anlatır. Bu ifade, tartışılan düşünceyi güçlü biçimde reddeder; düşüncenin yalnızca biraz hatalı olduğunu söylemez. Bu bağlamda istatistikler, oyuncuların kimler olduğuna ilişkin yanlış bir izlenime karşı kullanılır.

About 32% are below 18 years old.

3:29

Yaklaşık %32'si 18 yaşın altındadır.

That means that 68% of all gamers

3:32

Bu, tüm oyuncuların %68'inin

are 18 years or older,

3:36

18 yaşında veya daha büyük olduğu,

and the average age of a gamer

3:38

ve bir oyuncunun ortalama yaşının

is actually 30 years old.

3:40

aslında 30 olduğu anlamına gelir.

But the most staggering fact about all this

3:42

Ancak tüm bunlarla ilgili en şaşırtıcı gerçek

is that roughly 45% of all gamers are female.

3:44

tüm oyuncuların kabaca %45'inin kadın olmasıdır.

So you're telling me there's a chance? Ton ve niyet

3:50

Yani bana bir şansım olduğunu mu söylüyorsun?

Ton ve niyet

So you're telling me there's a chance?: yani bir şans olduğunu mu söylüyorsun?

So you're telling me there's a chance? sözünün gerçek anlamı bir olasılığın bulunup bulunmadığını sormaktır. Ancak burada kadın oyuncularla ilgili istatistiğe verilen şakacı ve abartılı bir tepkidir. Konuşan kişi, istatistiği kadın bir oyuncuyla tanışmak için kişisel bir fırsat olabileceği şeklinde eğlenceli biçimde yorumlar; açıkça söylenmeyen bu fırsat chance sözcüğüyle anlatılır. So you're telling me...? kalıbı, birinin az önce söylediği sözden çıkarılan sonucu yeniden ifade eder. Ses tonuna ve bağlama göre tarafsız bir doğrulama isteği olmak yerine şaşkınlık, inanmama, heyecan veya kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir umut gösterebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “One ticket out of a million wins.” diyor. Siz neşeli bir sesle “So you're telling me there's a chance?” diye cevap veriyorsunuz. Cevabınızın tarafsız bir istatistik sorusu yerine şakacı ve aşırı umutlu bir tepki olması olası mıdır?

  1. Evet, büyük olasılıkla şakacıdır.
  2. Hayır, mutlaka tarafsız bir doğrulama isteğidir.
Cevabı göster

Evet, büyük olasılıkla şakacıdır.

The best-selling video game console of all time Kalıp ifadeler

3:55

Tüm zamanların en çok satan video oyun konsolu

is the PlayStation 2,

3:58

PlayStation 2'dir,

Kalıp ifadeler

Üstünlük ifadesiyle “of all time”

“Of all time”, “best-selling” üstünlük ifadesinin kapsadığı zaman aralığını belirler. “Kayıtlı veya konuyla ilgili tüm tarih boyunca” anlamına gelir; dolayısıyla bu iddia PlayStation 2'yi bu tarihsel aralıktaki bütün konsollarla karşılaştırır. Bu kalıbı her anın gerçek anlamda toplamı olarak değil, “tüm zamanların” veya “tarih boyunca” şeklinde tek bir fikir olarak anlayın. Genellikle bir üstünlük ya da sıralama ifadesinden sonra gelir.

Alıştırma

“Tüm zamanların” anlamındaki sıralama kalıbını tamamlayın: Many fans call it the greatest puzzle game ____.

Cevabı göster

of all time

with over 155 million units sold worldwide. Dilbilgisi

4:00

dünya çapında satılan 155 milyondan fazla birim ile.

Dilbilgisi

Sonuç ekleyen “with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı”

“With” ile başlayan ifade önceki iddiaya kanıt ekler: dünya çapında 155 milyondan fazla konsol satılmıştır. Burada “units” tek tek konsolları belirtir ve “sold” bu birimleri açıklayan bir geçmiş zaman ortacıdır. Kalıp with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacıdır. Yeni bir çekimli fiil cümlesi başlatmak yerine sonucu kısa bir ek bilgi olarak sunar; bu nedenle “sold” bu altyazı parçasının ana fiili değildir.

Alıştırma

Parantez içindeki bütün sözcükleri kullanın ve “sell” sözcüğünü doğru biçime dönüştürün: The concert was a success, ____. (with / every ticket / sell / before Friday)

Cevabı göster

with every ticket sold before Friday

The best-selling handheld device

4:05

En çok satan taşınabilir cihaz

is the Nintendo DS,

4:07

Nintendo DS'tir,

with over 153 million units sold worldwide.

4:08

dünya çapında satılan 153 milyondan fazla birim ile.

The worst-selling console of all time

4:13

Tüm zamanların en kötü satan konsolu

is the Apple Pippin,

4:15

Apple Pippin'dir,

which sold about 43,000 units

4:16

ki sadece 43.000 adet civarında sattı

during its 2-year period on the market.

4:19

piyasadaki 2 yıllık süresi boyunca.

Not too surprisingly,

4:22

Çok da şaşırtıcı değil,

considering it was made by Apple.

4:23

Apple tarafından yapıldığı düşünüldüğünde.

No,

4:25

Hayır,

I'm just kidding. Ton ve niyet

4:26

sadece şaka yapıyorum.

Not really,

4:27

Aslında pek de değil,

Ton ve niyet

I'm just kidding. Not really: Şaka diyerek geri çekip sonra bu geri çekişi de zayıflatmak

“I'm just kidding” normalde dinleyiciden önceki sözü tamamen ciddi bir iddia olarak değil, şaka olarak algılamasını ister. Ardından gelen “Not really” bu geri çekişi hemen zayıflatır. Burada konuşan kişi tamamen şaka yapmıyordur: Apple’a yönelik iğneleme hâlâ gerçek bir olumsuz görüşü yansıtır. Bu iki kısa dönüş, çift yönlü bir geri alma yaratır ve yarı şaka yarı ciddi bir tutum gösterir.

Alıştırma

Burada “I'm just kidding. Not really.” dizisi büyük olasılıkla hangi tutumu gösteriyor?

  1. Şaka olduğunu söylese de eleştirinin bir kısmını hâlâ gerçekten düşünüyor.
  2. Eleştirisini tamamen geri çekiyor.
  3. Tamamen ciddi bir olgusal düzeltme yapıyor.
Cevabı göster

Şaka olduğunu söylese de eleştirinin bir kısmını hâlâ gerçekten düşünüyor.

but the failure had to do with its price. Deyimler

4:27

ama başarısızlığın fiyatıyla ilgisi vardı.

Deyimler

had to do with: bağlantı veya neden ifade etmek

Had to do with, have to do with kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Bir bütün olarak “ile ilgiliydi” veya “ile bağlantılıydı” anlamına gelir. Bu cümlede fiyat, ürünün başarısızlığında önemli bir etken olarak sunulur. İfadeyi had to kısmından sonra bölmeyin. Buradaki had, “yapmak zorundaydı” anlamındaki geçmiş zaman yükümlülüğünü ifade etmez; with, ilişki bildiren sabit kalıbı tamamlar. Bu ifade bir bağlantı gösterir, ancak fiyatın tek neden olduğunu mutlaka ileri sürmez.

Alıştırma

“İle ilgiliydi” anlamındaki derste geçen sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The delay ____ a missing permit.

Cevabı göster

had to do with

It had a price tag of $599,

4:30

Fiyat etiketi 599 dolardı,

and the competing consoles were much cheaper

4:33

ve rakip konsollar çok daha ucuzdu

as well as better in performance and features.

4:36

aynı zamanda performans ve özellikler bakımından da daha iyiydi.

Mega Man was originally called Rockman,

4:40

Mega Man'in asıl adı Rockman'di,

but for its release in America,

4:43

ancak Amerika'daki sürümü için,

they changed it to Mega Man

4:45

bunu Mega Man olarak değiştirdiler

because Nintendo of America thought

4:46

çünkü Nintendo of America düşündü ki

people might mistake his name for Cocaine Man. Kalıp ifadeler

4:48

insanlar onun adını Cocaine Man ile karıştırabilir.

Kalıp ifadeler

mistake A for B: A’yı B sanmak

mistake A for B yapısında A, kimliği belirlenmeye çalışılan gerçek kişi ya da şeydir; B ise ona yanlışlıkla verilen kimliktir. Burada A gerçek ad olan Rockman, B ise insanların yanlış duyduğunu veya anladığını düşünebileceği Cocaine Man adıdır. Bu yapı insanları, nesneleri, sesleri veya anlamları yanlış tanımlarken kullanılabilir. Sırayı koruyun: gerçek olan A, yanlış kimlik olan B sanılır.

Alıştırma

Cümleyi mistake A for B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: From behind, I ____ Liam ____ his brother.

Cevabı göster

mistook · for

At roughly $270 million,

4:54

Kabaca 270 milyon dolarla,

Grand Theft Auto V currently has the largest budget Dilbilgisi

4:58

Grand Theft Auto V şu anda en büyük bütçeye sahiptir

of any game in history.

5:00

tarihteki tüm oyunlar arasında.

Dilbilgisi

tarihteki tüm oyunlar arasındaki en büyük bütçe

the largest budget üstünlük ifadesi, bu bütçenin bütün bir karşılaştırma grubu içinde ilk sırada olduğunu belirtir. Of any game in history bu grubu, yani tarihteki tüm oyunları tanımlar. Bu yapıda of any sonrasında tekil sayılabilen bir isim kullanılır: any game doğrudur, any games değildir. Largest sözcüğü budget sözcüğünü niteler; dolayısıyla karşılaştırılan şey oyunun fiziksel boyutu değil, para miktarıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir modeli testteki tüm telefonlarla doğru biçimde karşılaştırıyor?

  1. This model has the longest battery life than any phone in the test.
  2. This model has the longer battery life of any phones in the test.
  3. This model has the longest battery life of any phone in the test.
Cevabı göster

This model has the longest battery life of any phone in the test.

It was actually so expensive to make Dilbilgisi

5:02

Aslında yapımı o kadar pahalıydı ki

that only one movie so far has had a bigger budget,

5:05

şu ana kadar sadece bir filmin daha büyük bir bütçesi olmuştur,

Dilbilgisi

so expensive to make that: so ... that sonuç yapısı

so expensive to make that ifadesinde so, expensive sıfatının derecesinin çok yüksek olduğunu belirtir. to make, pahalı olan şeyin onu üretmek olduğunu açıklar; that ile başlayan yan cümle ise maliyetin ne kadar olağanüstü olduğunu gösterir: Neredeyse bütün filmlerin bütçesi daha düşüktür. that ile başlayan yan cümle derecenin sonucunu veya ne kadar yüksek olduğunu gösteren bir gerçeği verdiğinde so + sıfat + (isteğe bağlı tamamlayıcı) + that yan cümlesi kullanılır. Buradaki so bir derece sözcüğüdür; bu nedenle anlamındaki cümle bağlayıcısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç yapısıyla tamamlayın. expensive ve repair sözcüklerini kullanın: The printer was ____ we bought a new one.

Cevabı göster

so expensive to repair that

Pirates of the Caribbean 3,

5:09

Karayip Korsanları 3,

at 300 million.

5:11

300 milyon ile.

It's okay if you don't want to sing along. Notlar

5:16

Eşlik etmek istemezseniz sorun değil.

Ton ve niyet

It's okay if you don't want to sing along: bir seçimi kabul etmek

Burada It's okay if... izin ve güvence ifade eder. Konuşan kişi şarkı söylemeyi yalnızca idare eder düzeyde diye değerlendirmiyor; katılmamayı seçmenin kabul edileceğini söylüyor. if yan cümlesindeki olumsuz seçim değişebilir: It's okay if you don't want to come/stay/talk. Bu ifade, reddetmenin sorun yaratmayacağını açıkça göstererek karşıdaki kişinin üzerindeki baskıyı azaltır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızı grupla şarkı söylemeye çağırıyorsunuz, ancak arkadaşınız rahatsız görünüyor. Şu cümle bu durumda destekleyici olur mu? It's okay if you don't want to sing along.

  1. Evet. Arkadaşın seçimini kabul eder ve baskıyı azaltır.
  2. Hayır. Arkadaşın şarkı söylemesinin yalnızca orta düzeyde olduğunu söyler.
Cevabı göster

Evet. Arkadaşın seçimini kabul eder ve baskıyı azaltır.

Öbek fiiller

Sing along: başlamış bir şarkıya katılmak

Sing along, çalmakta olan bir şarkıya veya zaten şarkı söyleyen birine eşlik ederek söylemek demektir. Along, tek başına bir gösteriye başlamak yerine mevcut müziği ya da başka bir şarkıcıyı takip ettiğinizi gösterir. Bu cümlede don't want to sing along, dinleyenin toplu şarkı söylemeye katılmamayı seçebileceği anlamına gelir.

Alıştırma

Davet cümlesini, bu derste öğrendiğiniz ve “söylenmeye başlanmış bir şarkıya katılmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The music has started, so come and ____.

Cevabı göster

sing along

But if you do,

5:24

Ama yaparsanız,

I promise you you will feel like you belong. Dilbilgisi

5:25

size ait olduğunuzu hissedeceğinize söz veriyorum.

Dilbilgisi

I promise you you will: you sözcüğünün iki dil bilgisel görevi

I promise you you will... yapısında ilk you, promise fiilinin nesnesidir ve sözün kime verildiğini belirtir. İkinci you ise ardından gelen you will feel... içerik yan tümcesinin öznesidir. İsteğe bağlı that sözcüğü çıkarılmıştır: I promise you (that) you will... Yan yana gelen iki you dil bilgisi bakımından doğrudur; konuşma hatası değildir. promise + kişi + yan tümce yapısında, biçimleri aynı olsa da farklı görevleri vardır.

Alıştırma

Hangi cümlede ilk you sözün verildiği kişiyi, ikinci you ise ardından gelen yan tümcenin öznesini gösterir?

  1. I promise you you will get another chance.
  2. I promise that you will get another chance.
  3. You promise me that I will get another chance.
Cevabı göster

I promise you you will get another chance.

Don't get me wrong, Ton ve niyet

5:31

Beni yanlış anlamayın,

Ton ve niyet

Açıklama öncesinde yumuşatıcı olarak Don't get me wrong

Don't get me wrong, “Söylediklerimin genel anlamını veya tutumumu yanlış anlama” demektir. Tek bir kelimenin duyulmamasından değil, konuşanın niyetinin nasıl yorumlandığından söz eder. Konuşan kişi, sıradaki sözlerinin tutumunu amaçladığından daha olumsuz veya daha kapsamlı gösterebileceğini düşündüğünde bu ifadeyi bir açıklama ya da sınırlı eleştiriden önce kullanır. Dinleyiciye, ardından gelen sınırlamayı dinlerken konuşanın temel görüşünü aklında tutmasını söyler.

Alıştırma

Cümleyi, yanlış anlaşılmayı önleyen ve bu derste öğrenilen dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: “____, I like the team, but I think we need a better schedule.”

Cevabı göster

Don't get me wrong

we're not saying

5:32

biz şunu söylemiyoruz