Mars'ta gerçekten yaşayabilir miyiz? - Mari Foroutan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
579 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Eğlenceli bir emlak ilanı üslubuyla hazırlanan video, Mars'ta yaşamak için gerekenleri inceliyor; suyun, yeryüzü şekillerinin, yer çekiminin ve tozun gezegeni nasıl biçimlendirdiğini açıklıyor. Olympus Mons ile Valles Marineris'i tanıttıktan sonra Mars'a taşınmaya yönelik mizahi bir davetle sona eriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. First things first, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: En önemli konuyu veya mantıken önce ele alınması gereken işi açıklamadan önce kullanılan bu gündelik geçiş ifadesini öğrenin. Talimatlara başlarken, adımları öncelik sırasına koyarken ya da dikkati acil bir gereksinime çekerken kullanılabilir; anlatıcı da Mars için gerekli malzemeleri sıralamadan önce bunu yapar. 2. thanks to a gravitational pull that's about a third as strong as ours. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: thanks to ifadesinin sebebi nasıl sunduğunu, a third as strong as ours yapısının ise iki kuvveti nicelik bakımından nasıl karşılaştırdığını anlayın. Bu kalıp, bilimsel bir gözlemi açıklamasına bağlarken oranları kesin biçimde belirtmenizi sağlar. 3. are volcanoes not your thing? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: not your thing ifadesini, bir konunun veya etkinliğin kişinin zevkine uymayıp uymadığını sormanın samimi ve gündelik bir yolu olarak tanıyın. Tercihleri kontrol etmek ve fazla doğrudan ya da eleştirel görünmeden başka bir seçenek sunmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

So, you're thinking of moving to Mars. Dilbilgisi

0:08

Yani, Mars'a taşınmayı düşünüyorsunuz.

Dilbilgisi

you're thinking of moving to Mars: değerlendirilmekte olan bir fikir

Bu cümlede you're thinking of moving to Mars, oraya taşınmanın değerlendirdiğiniz bir fikir olduğu anlamına gelir. Taşınmaya kesin olarak karar verdiğinizi veya taşınmanın başlamış olduğunu söylemez. Kalıp be + thinking of + fiilin -ing biçimidir: you're thinking of moving. Şu anda değerlendirilen olası bir eylem veya plan için kullanılır.

Alıştırma

Henüz kesinleşmemiş bir fikri anlatacak şekilde cümleyi think of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: I am ____ joining the school play.

Cevabı göster

thinking of

Have you picked out a spot for your new home? Öbek fiiller

0:12

Yeni eviniz için bir yer seçtiniz mi?

Öbek fiiller

picked out: birkaç seçenek arasından birini seçmek

Pick out, mevcut seçenekler arasından belirli bir şeyi seçmek anlamına gelir. Burada picked out, Have you sonrasında kullanılan biçimdir ve soru yeni ev için bir yerin seçilip seçilmediğini sorar. Bu ifade, olası yerlere bakıp aralarından birini belirlemeyi düşündürür. Bu nedenle genel anlamlı pick fiilinden daha özeldir.

Alıştırma

Cümleyi birkaç seçenek arasından seçmek anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Leo ____ a red kite at the shop.

Cevabı göster

picked out

No?

0:15

Hayır mı?

Well, I'm here to help.

0:16

Eh, ben yardım etmek için buradayım.

First things first, Deyimler

0:18

Her şeyden önce,

here are some of the things you'll need to bring to the red planet. Notlar

0:20

işte kızıl gezegene yanınızda getirmeniz gereken bazı şeyler.

Deyimler

First things first: en yüksek önceliği belirtmek

First things first, başka her şeyden önce en önemli veya gerekli konuyla ilgilenildiğini belirten kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Bu cümlede konuşmacının yolculuk için gerekli malzemelerden başlayacağını gösterir. Bilgiyi düzenlemek için kullanılır: yalnızca zaman bakımından ilk olayı değil, en yüksek önceliği belirtir.

Alıştırma

Cümleyi en yüksek önceliği belirten kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, make sure everyone is safe.

Cevabı göster

First things first

Dilbilgisi

you'll need to bring ... to ...: gelecekteki gereklilik ve varış yeri

you'll need to bring ifadesinde you'll, you will'in kısaltmasıdır. will need to + fiilin yalın hâli yapısı, gelecekteki bir durumda yapılması gerekli olacak bir şeyi anlatır; bring, to'dan sonra yalın hâlde kalır. things you'll need to bring bölümünde daha önce geçen things ismi, bring fiilinin anlamca nesnesidir: götürmen gerekecek şeyler. to the red planet ifadesi varış yerini belirtir.

Alıştırma

Gelecekteki gerekliliği anlatan yapıyı eksik sözcüklerle tamamlayın: For tomorrow's trip, you'll ____ bring your permission slip to school.

Cevabı göster

need to

Kültür

the red planet: Mars'ın yaygın bir adı

the red planet, Mars Dünya'dan kızılımsı göründüğü için Mars'ın yaygın adlarından biridir. Bilim içeriklerinde, haberlerde ve hikâyelerde bu ad the Red Planet biçiminde büyük harfle de yazılabilir. Bu cümlede belirli tanımlık the, ifadenin bilinen ve belirli gezegen olan Mars'ı gösterdiğine işaret eder. Yalnızca kırmızı görünen herhangi bir gezegen anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the red planet neyi ifade ediyor?

  1. Kırmızı görünen herhangi bir gezegen
  2. Mars
  3. Dünya
Cevabı göster

Mars

A high tolerance for cold, loneliness, and radiation. Kalıp ifadeler

0:24

Soğuğa, yalnızlığa ve radyasyona karşı yüksek tolerans.

Kalıp ifadeler

a high tolerance for ...: zorluklara yüksek dayanıklılık

A high tolerance for cold, loneliness, and radiation, bu zor koşullardan çok miktarda etkilenmeden bunlara dayanabilmek anlamına gelir. Burada tolerance, bu koşulları sevmek anlamına gelmez. a high/low tolerance for + isim kalıbı kullanılır. High, kişinin çok dayanabildiğini; low ise yalnızca biraz dayanabildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “yüksek dayanma gücü” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Working outdoors in winter requires ____ cold.

Cevabı göster

a high tolerance for

A lifetime supply of breathable air and food.

0:29

Ömür boyu yetecek solunabilir hava ve yiyecek.

A multi-billion-dollar spaceship. Kelime

0:32

Milyarlarca dolarlık bir uzay gemisi.

Kelime

A ... multi-billion-dollar spaceship: isim grubunun kuruluşu

Vurgulanan A, tekil ve sayılabilen spaceship isminin belirsiz tanımlığıdır. Temel isim yine spaceship'tir; multi-billion-dollar yalnızca onu niteler. Bu nedenle isim grubunun yapısı a + birleşik niteleyici + tekil isim şeklindedir. Multi-billion-dollar sözcükleri, spaceship'ten önce “birkaç milyar dolar değerinde” anlamını veren tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığı için kısa çizgilerle bağlanır. Bu tür birleşik niteleyicilerde dollar tekil kalır; a ten-dollar ticket ile karşılaştırın.

Alıştırma

Hangi ifade “beş milyon dolar değerinde bir proje” anlamını doğru biçimde verir?

  1. a five millions-dollar project
  2. a five-million-dollars project
  3. a five-million-dollar project
Cevabı göster

a five-million-dollar project

A desire to just get away from it all. Deyimler

0:35

Sadece her şeyden uzaklaşma arzusu.

Deyimler

to just get away from it all: günlük baskılara ara vermek

Get away from it all, dinlenebilmek için günlük baskılardan, sorumluluklardan veya kaygılardan bir süre uzaklaşmak anlamına gelen bir deyimdir. It all, kelimesi kelimesine her nesneyi anlatmaz. To just get away from it all mastar grubu desire sözcüğünden sonra gelir ve arzunun ne olduğunu açıklar. Just, bu isteği sade ve odaklanmış gösterir: kişi esas olarak baskıdan kurtulmak istemektedir.

Alıştırma

“Günlük baskılara ara vermek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After three stressful months, Lena wants to ____.

Cevabı göster

get away from it all

And water.

0:37

Ve su.

You're definitely going to need water.

0:39

Kesinlikle suya ihtiyacınız olacak.

So, what sort of real estate are you looking for? Kelime

0:43

Peki, ne tür bir gayrimenkul arıyorsunuz?

Kelime

what sort of real estate içindeki real estate

Vurgulanan sözcükler what sort of real estate ifadesinin içinde yer alır. Real estate, mülk olarak değerlendirilen arazi ve binaları anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir; what sort of ise hangi tür olduğunu sorar. Burada Mars’ta bir yer seçmek, gayrimenkul arıyormuş gibi anlatılır. Soru, bir emlak danışmanının alıcıya ne tür bir mülk istediğini sormasına benzer ve eğlenceli bir etki yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede real estate ne anlama gelir?

  1. kesinlikle gerçek olan bir yer
  2. dürüst olma durumu
  3. mülk olarak değerlendirilen arazi ve binalar
Cevabı göster

mülk olarak değerlendirilen arazi ve binalar

How about a mansion in the maze-like Noctis Labyrinthus? Notlar

0:45

Labirent gibi Noctis Labyrinthus'ta bir malikaneye ne dersiniz?

Ton ve niyet

How about ...? içindeki How

Burada How, How about + isim öbeği? kalıbını başlatır. Bu kalıp bir seçenek sunar ve dinleyenin tepkisini sorar. Konuşan kişi Noctis Labyrinthus’taki bir malikâneyi olası seçeneklerden biri olarak sunar. Bir eylem önermek için How about + -ing biçimi kullanılır: How about leaving early? Bu kalıp öneride bulunur; how tek başına kullanıldığında genellikle yöntem veya durum sorar.

Alıştırma

How about kalıbını kullanarak öneriyi tamamlayın: ____ taking the earlier train?

Cevabı göster

How about

Kültür

the maze-like Noctis Labyrinthus: bilinmeyen bir yer adını betimlemek

Noctis Labyrinthus, Mars'taki kesişen vadilerden ve kanyonlardan oluşan bir bölgenin adıdır. Maze-like sıfatı 'labirente benzeyen' anlamına gelir ve dinleyicinin bilmediği bir yer adını hızla gözünde canlandırmasına yardımcı olur. the maze-like Noctis Labyrinthus ifadesinde maze-like, adı verilen bölgeyi tanımlar; yer adının bir parçası değildir ve bu yeryüzü şeklinin insanlar tarafından yapılmış bir labirent olduğu anlamına gelmez. İsim + -like kalıbı, bir şeyin görünüşünü veya şeklini tanıdık bir şeyle karşılaştırarak anlatabilir.

Alıştırma

the maze-like Noctis Labyrinthus ifadesinde maze-like ne işe yarar?

  1. Resmî yer adının bir parçasını oluşturur.
  2. Bölgeyi labirente benzer şekilde tanımlar.
  3. Bölgenin insanlar tarafından yapılmış bir labirent olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bölgeyi labirente benzer şekilde tanımlar.

A hideaway in the happy face crater? Notlar

0:49

Gülen yüz kraterinde bir sığınağa?

Kelime

hideaway: özel ve gözlerden uzak bir yer

Hideaway, birinin yaşayabileceği, dinlenebileceği veya günlük hareketlilikten uzaklaşabileceği özel ve gözlerden uzak bir yeri anlatan sayılabilir bir isimdir. Home sözcüğünden daha fazlasını ifade eder: yerin saklı ve çoğu zaman huzurlu olduğu hissini verir. Burada düşünülen eve hideaway denmesi, ifadeye seyahat veya emlak reklamlarındaki gibi eğlenceli bir hava katar; krater sanki çekici ve gizli bir dinlenme yeriymiş gibi sunulur.

Alıştırma

Hangi yer en doğal biçimde hideaway olarak tanımlanır?

  1. Okul kitaplarının dizildiği bir raf.
  2. Yoğun saatte kalabalık bir tren peronu.
  3. Birinin dinlenmeye gittiği gözlerden uzak bir kulübe.
Cevabı göster

Birinin dinlenmeye gittiği gözlerden uzak bir kulübe.

Kültür

the happy face crater: gülen yüz biçiminden adını alan Mars krateri

Burada the happy face crater, görünür özellikleri gülümseyen bir yüze benzeyen bir Mars kraterini anlatır. Happy face kraterin görünüşünü belirtir; kraterin duyguları olduğu anlamına gelmez. Popüler bilim anlatımlarında, bilinmeyen bir yeryüzü şeklini gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için biçime dayalı eğlenceli adlar sıkça kullanılır. Bu soru, söz konusu krateri olası bir saklanma yeri olarak hayal eder.

Alıştırma

Bu cümlede Mars'taki bu oluşuma neden the happy face crater deniyor?

  1. İçindeki insanlar her zaman neşeli olduğu için
  2. Kutlama yeri olarak inşa edildiği için
  3. Görünür özellikleri gülümseyen bir yüze benzediği için
Cevabı göster

Görünür özellikleri gülümseyen bir yüze benzediği için

A fortress on the Face Mesa? Kültür

0:52

Face Mesa'da bir kaleye?

Kültür

fortress on the Face Mesa: yüze benzeyen bir yeryüzü şeklinin üzerindeki kale

Face Mesa, burada insan yüzüne benzeyen bir Mars oluşumunun adı olarak sunulur. Mesa; geniş, oldukça düz bir tepesi ve dik yamaçları olan yüksek bir yeryüzü şeklidir, bir mobilya değildir. fortress on the Face Mesa ifadesinde fortress hayal edilen yapıdır; on ise yapının bu oluşumun yüzeyinde duracağını gösterir. İfade, Mars'ın tanınabilir bir özelliğini eğlenceli bir şekilde yapı alanı gibi ele alır.

Alıştırma

fortress on the Face Mesa ifadesi ne anlatır?

  1. Birinin yüzüne çizilmiş kale resmi
  2. Yüz biçimindeki bir mobilyanın içine saklanmış kale
  3. Yüze benzeyen düz tepeli bir oluşumun üzerinde duran kale
Cevabı göster

Yüze benzeyen düz tepeli bir oluşumun üzerinde duran kale

An ocean view?

0:56

Okyanus manzaralı bir yere?

Uh bad news on the last one. Kalıp ifadeler

0:57

Uh, sonuncusuyla ilgili kötü bir haberim var.

Kalıp ifadeler

on the last one: son öğeye yeniden gönderme yapmak

bad news on the last one ifadesindeki on, “hakkında” veya “ile ilgili” anlamına gelir. The last one, az önce sözü edilen bir listenin ya da grubun son öğesine gönderme yapar; one ise aynı ismi tekrar etmemek için onun yerini tutar. Bu kısa kullanım, konuşanın önceki bir seçeneğe geri dönmesini sağlar. Dinleyenin one ile tam olarak neyin kastedildiğini anlaması için önceki bağlama ihtiyacı vardır.

Alıştırma

“I have an update on the last one,” cümlesinde “on the last one” ne anlama gelir?

  1. Listenin altında bulunan bir öğenin içinde.
  2. Önceden hiçbir gruptan söz edilmese bile en yeni öğe hakkında.
  3. Az önce sözü edilen grubun son öğesi hakkında.
Cevabı göster

Az önce sözü edilen grubun son öğesi hakkında.

You're about 4 billion years late. Kelime

1:00

Yaklaşık 4 milyar yıl geç kaldınız.

Kelime

4 billion years late: süre + late

4 billion years late, “süre + late” kalıbını kullanır: süre, birinin beklenen zamandan veya kaçırdığı fırsattan ne kadar sonra kaldığını gösterir. About, sayının yaklaşık olduğunu belirtir. Burada çok uzun bir dönem sıradan bir gecikme gibi anlatılır. Mizah, kişinin gerçekten o kadar uzun süren bir randevuyu kaçırmasından değil, ilgili fırsatın milyarlarca yıl önce ortadan kalkmış olmasından doğar.

Alıştırma

Mia'nın beklenen zamandan on dakika sonra geldiğini söylemek için cümleyi “süre + late” ile tamamlayın: Mia was ____.

Cevabı göster

ten minutes late

We're pretty sure that Mars used to have oceans, Dilbilgisi

1:04

Eskiden Mars'ta okyanuslar,

Dilbilgisi

sure that Mars ... used to have: artık değişmiş bir geçmiş durum

Mars used to have oceans ifadesinde used to + fiilin yalın hâli, artık doğru olmayan veya şimdi farklı olduğu anlaşılan geçmiş bir durumu ya da tekrarlanan bir hâli anlatır. Have yalın hâlde kalır. Burada, geçmişte Mars'ta okyanusların var olduğu anlamına gelir. Vurgulanan sure that Mars sözleri, güven derecesini belirten ifade ile bu ifadenin içeriğini veren yan cümlenin sınırında yer alır: we're pretty sure konuşanın güven derecesini gösterir, Mars ise used to have yapısının öznesidir. Geçmiş zaman anlamını used to have verir.

Alıştırma

Cümleyi used to + have ile tamamlayın: This valley is dry now, but it ____ a large lake.

Cevabı göster

used to have

lakes, rivers, the whole package. Kalıp ifadeler

1:06

göller, nehirler, her şeyin olduğuna oldukça eminiz.

Kalıp ifadeler

the whole package: beklenen bütün parçalar bir arada

The whole package, beklenen bütün parçaların veya özelliklerin bir arada bulunduğunu belirten günlük bir özet ifadesidir. Lakes ve rivers sözlerinden sonra listeyi tamamlar ve Mars'ta hayal edilen su özelliklerinin tamamının bulunduğunu anlatır. Buradaki package mecazidir. Gerçek bir paket anlamına gelmez; birbiriyle ilişkili birkaç özelliği eksiksiz bir bütün olarak gruplandırır.

Alıştırma

Özeti hedef ifadeyle tamamlayın: The camp offers meals, games, and field trips—____.

Cevabı göster

the whole package

But over time, almost all of it froze beneath the surface Notlar

1:09

Ancak zamanla neredeyse tamamı yüzeyin altında dondu

or evaporated off into space. Öbek fiiller

1:13

ya da buharlaşıp uzaya karıştı.

Anlatım akışı

But over time: kademeli bir değişime geçiş

But over time ifadesinde but, önceki bir durumdan daha sonra ortaya çıkan farklı bir sonuca geçiş yapar. Over time ise değişimin tek bir anda aniden değil, yavaş yavaş gerçekleştiğini belirtir. Bu geçiş ifadesi bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce geçmişte geçerli olan durum söylenir, ardından bu durumun nasıl değiştiğini anlatmak için but over time kullanılır.

Alıştırma

Önceki bir durumla karşıtlık oluşturan ve yavaş yavaş gelişen bir sonucu en iyi hangi başlangıç anlatır?

  1. But over time
  2. But at that moment
  3. For example
Cevabı göster

But over time

Kalıp ifadeler

all of it froze: tek bir miktarın tamamı buz oldu

almost all of it froze ifadesinde it, daha önce sözü edilen suya, sayılamayan tek bir miktar olarak gönderme yapar. All of it miktarın tamamı demektir; almost ise tamamından biraz daha azını belirtir. Froze, freeze fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir ve “buz hâline geldi” anlamına gelir. Beneath the surface donmanın nerede gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Bir depoda tek bir büyük miktar su vardı. Bu miktarın tamamının buz hâline geldiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. All of it flowed.
  2. All of them froze.
  3. All of it froze.
Cevabı göster

All of it froze.

Öbek fiiller

evaporated off into space: buharlaşıp uzaya kaçmak

Burada evaporated, suyun buhara dönüştüğünü anlatır. off into space sözleri sonucu ve yönü ekler: Buhar gezegenden ya da gezegenin yüzeyinden ayrılıp uzaya gider. Bu, yön bildiren bir ifadeyle devam eden fiil yapısıdır. Tek başına evaporated demeye göre evaporated off into space, hem bulunduğu yerden ayrılmayı hem de gidilen yönü açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümlede evaporated off into space ne anlatıyor?

  1. Su buhara dönüştü ve uzaya doğru uzaklaştı.
  2. Su uzaydan gezegenin üzerine düştü.
  3. Su dondu ve yüzeyin altında kaldı.
Cevabı göster

Su buhara dönüştü ve uzaya doğru uzaklaştı.

There's probably still some trapped beneath the seasonally expanding and contracting carbon dioxide ice caps, though. Notlar

1:16

Yine de mevsimsel olarak genişleyen ve daralan karbondioksit buzullarının altında sıkışıp kalmış bir miktar su muhtemelen hala vardır.

Dilbilgisi

some trapped beneath ... ice caps: buz örtülerinin altında hapsolmuş bir miktar su

Bu cümlede some, some water ifadesinin yerini tutar. some sözcüğünden sonra gelen trapped beneath ... ice caps, suyun durumunu ve yerini açıklar. Trapped edilgen anlam taşıyan bir ortaçtır: Su orada hapsolmuştur; başka bir şeyi hapseden su değildir. Bu kısa yapı, some water that is trapped beneath the seasonally expanding and contracting carbon dioxide ice caps şeklinde açılabilir. Bu uzun açıklamanın içinde seasonally expanding and contracting, ice caps ifadesini niteler. Ana sözcükten başlayarak some + trapped + beneath ... sırasıyla okumak cümleyi çözmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle some trapped beneath the ice caps yapısını doğru biçimde açar?

  1. Some water probably traps the ice caps from beneath.
  2. The ice caps are probably trapped inside some water.
  3. Some water is probably still trapped beneath the ice caps.
Cevabı göster

Some water is probably still trapped beneath the ice caps.

Kalıp ifadeler

expanding and contracting ... carbon: eşleştirilmiş zıt değişimler

Birbirine bağlanan -ing biçimleri expanding ve contracting, tekrarlanan tek bir süreçteki iki zıt değişimi anlatır: karbondioksit buz örtüleri mevsim döngüsünün bir bölümünde büyür, başka bir bölümünde küçülür. Seasonally her iki eylemi de niteler. Vurgulanan bölümde carbon, carbon dioxide ice caps isim grubunun başlangıcıdır; contracting fiilinin nesnesi değildir.

Alıştırma

Dersteki eşleştirilmiş -ing ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: As the room warms and cools, the wooden door keeps ____.

Cevabı göster

expanding and contracting

So, what might Mars look like today if it had surface water? Dilbilgisi

1:25

Peki, bugün Mars'ın yüzeyinde su olsaydı nasıl görünürdü?

Dilbilgisi

today if it had surface water: hayal edilen bir şimdiki zaman koşulu

if it had surface water ifadesindeki geçmiş biçim had, suyu geçmiş zamana yerleştirmez. Ana sorudaki might ve today ile birlikte, şimdiki zamana ait hayalî bir koşulu belirtir: soru, Mars’ın şu anda yüzey suyuna sahip olduğunu hayal etmemizi ister; bunun gerçek olduğunu söylemez. if + geçmiş biçim ve sonuç cümlesinde would, could ya da might yapısı; gerçek dışı, düşük olasılıklı veya tamamen hayalî bir şimdiki durum ile onun olası sonucunu incelemek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle hayal edilen bir şimdiki zaman koşulunu ve olası sonucunu açıkça ifade eder?

  1. What does this town look like because it has more trees?
  2. What might this town look like if it had more trees?
  3. What did this town look like when it had more trees?
Cevabı göster

What might this town look like if it had more trees?

That, of course, depends on how much we're talking about, Anlatım akışı

1:29

Bu elbette ne kadarlık bir sudan bahsettiğimize bağlı,

Anlatım akışı

That, of course, depends on ...: belirleyici koşulu tanıtmak

That, az önce söz edilen soruya veya duruma gönderme yapar. Tam yapı olan That depends on ... içinde That öznedir; depends on ise cevabı belirleyen etkeni tanıtır. Of course, parantez içi bir yorum işlevi görür: Konuşmacı bu bağımlılığı beklenen veya kolayca kabul edilebilecek bir şey olarak sunar. Bu giriş, basit bir cevabı hemen vermek yerine dinleyiciyi belirleyici değişkene hazırlar; burada bu değişken, söz konusu olan miktardır.

Alıştırma

“That, of course, depends on ...” girişi bir açıklamada ne işe yarar?

  1. Cevabın zaten kesin olduğunu ve hiçbir koşul gerekmediğini bildirir.
  2. Önceki soruya cevap vermeden konuyu değiştirir.
  3. Cevabın, hemen ardından tanıtılan bir koşul tarafından belirlendiğini gösterir.
Cevabı göster

Cevabın, hemen ardından tanıtılan bir koşul tarafından belirlendiğini gösterir.

but maybe something like this. Kalıp ifadeler

1:31

ama belki de buna benzerdi.

Kalıp ifadeler

maybe something like this: yaklaşık bir örnek sunmak

Something like this, gösterilen veya anlatılan örneğe kabaca benzeyen bir şey anlamına gelir. This mevcut örneği gösterirken like, tam olarak aynı olmayı değil benzerliği belirtir. Maybe bir belirsizlik katmanı daha ekler. Böylece maybe something like this, gösterilen şeyin kesin veya nihai olduğunu iddia etmeden olası bir taslak, model ya da sonuç sunar.

Alıştırma

Bir konuşmacı kabaca hazırlanmış bir tasarımı gösterirken “maybe something like this” dediğinde ne anlatır?

  1. Konuşmacı buna benzeyen tüm tasarımları reddediyor.
  2. Tasarımın tamamen aynı şekilde kopyalanması gerekir.
  3. Tasarım, olası ve yaklaşık bir örnektir.
Cevabı göster

Tasarım, olası ve yaklaşık bir örnektir.

The relatively flat northern hemisphere is below the average elevation, Kelime

1:34

Nispeten düz olan kuzey yarımküre ortalama rakımın altındadır,

so it would become one giant ocean,

1:38

bu yüzden devasa bir okyanusa dönüşürdü,

Kelime

The relatively flat northern hemisphere is ...: arazi açıklamasına özne hazırlamak

Vurgulanan başlangıç, arazi bilgisini vermeden önce tam bir özne kurar. Hemisphere temel isimdir; northern ve relatively flat hangi yarımküreden söz edildiğini daha kesin belirtir. Relatively, “karşılaştırıldığında düz” demektir; tamamen düz anlamına gelmez. Bağ fiili is, bu özneyi below the average elevation ifadesine bağlar. Bu coğrafya bağlamında elevation, arazinin bir referans düzeyine göre yüksekliğidir. Okurken “ayrıntılı biçimde belirlenmiş özne + is + özne hakkında verilen açıklama” kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“The relatively flat northern hemisphere is below the average elevation,” cümlesinde başlangıçtaki yapı ne işe yarar?

  1. Önce bölgeyi tanımlar, ardından is ile bölge hakkındaki açıklamayı sunar.
  2. Yarımkürenin bir eylem gerçekleştirdiğini göstermek için is kullanır.
  3. Yarımkürenin tamamen düz olduğunu ve yüzeyinde hiçbir değişiklik bulunmadığını söyler.
Cevabı göster

Önce bölgeyi tanımlar, ardından is ile bölge hakkındaki açıklamayı sunar.

while the crater-ridden southern hemisphere would stay mostly high and dry. Notlar

1:41

kraterlerle dolu güney yarımküre ise büyük ölçüde yüksek ve kuru kalırdı.

Anlatım akışı

while ile iki sonucu karşılaştırmak

Bu cümlede while iki yan cümleyi birbirine bağlar ve karşıtlık belirtir: bir yarımküre okyanusa dönüşürken diğeri büyük ölçüde yüksek ve kuru kalır. Burada whereas veya but sözcüklerine yakındır. While sözcüğünün bu kullanımı, iki farklı sonucu yan yana koyarak bilgiyi düzenler. “……sırasında” anlamına gelmez; bu nedenle cümle esas olarak iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

İki yeri karşılaştırmak için cümleyi while ile tamamlayın: The coast was sunny, ____ the mountains were covered in fog.

Cevabı göster

while

Deyimler

stay mostly high and dry: gerçek coğrafi anlamı

Burada stay mostly high and dry, güney yarımkürenin durumunu gerçek anlamıyla anlatır. stay “olmaya devam etmek”, mostly bazı istisnaların olabileceğini belirtir; high and dry ise okyanus seviyesinin üstünde kalacak kadar yüksekte ve bu yüzden kuru olmak demektir. Yaygın high and dry ifadesi “mahsur kalmış veya yardımsız bırakılmış” anlamına da gelebilir. Ancak coğrafya bağlamı gerçek anlamı seçtirir; ifade biçimi deyimi çağrıştırsa da burada kastedilen budur.

Alıştırma

Bu coğrafya bağlamında stay mostly high and dry ne anlama geliyor?

  1. Güneydeki yüksek arazinin çoğu suyun üstünde ve kuru kalacaktı.
  2. Güney yarımkürenin çoğu okyanusun altında kalacaktı.
  3. Güney yarımküre yardımsız biçimde mahsur kalacaktı.
Cevabı göster

Güneydeki yüksek arazinin çoğu suyun üstünde ve kuru kalacaktı.

That difference between hemispheres is a bit bizarre, Kalıp ifadeler

1:47

Yarımküreler arasındaki bu fark biraz tuhaftır,

Kalıp ifadeler

difference between hemispheres: karşılaştırmayı adlandırma

Difference between hemispheres, “yarımkürelerin birbirinden nasıl farklı olduğu” anlamına gelen bir ad öbeğidir. between karşılaştırılan tarafları belirtir. Burada çoğul hemispheres kullanılabilir, çünkü bağlamdan kuzey ve güney yarımkürelerin kastedildiği zaten açıktır. Bir karşılaştırmayı betimleyebileceğiniz, ölçebileceğiniz veya açıklayabileceğiniz bir konuya dönüştürürken bu kalıp kullanışlıdır: the difference between A and B.

Alıştırma

difference ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The ____ the two maps is easy to see.

Cevabı göster

difference between

and we don't know why it's like that.

1:50

ve neden böyle olduğunu bilmiyoruz.

The southern half is probably much older,

1:52

Güney yarımküre muhtemelen çok daha eskidir,

judging by features like the number of craters Notlar

1:55

krater sayısı gibi özelliklere

Dilbilgisi

judging by: bir çıkarımın dayanağını belirtmek

Bu cümlede judging, by ile birleşerek judging by kalıbını oluşturur. Bu kalıp, “bir sonuca varmak için ... unsurunu dayanak olarak kullanmak” anlamına gelir. İfade, güney yarısının daha eski olduğu çıkarımının gözlemlenebilir özelliklere dayandığını gösterir. Judging by ... ek bilgi veren bir -ing yan cümleciğidir. Örtük olarak değerlendirmeyi yapan kişi konuşmacı ya da gözlemcidir; güney yarısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the wet pavement, it probably rained recently.

Cevabı göster

Judging by

Kalıp ifadeler

by features like the number of craters: dayanağı ve bir örneği belirtmek

Burada by, judging by kalıbının bir parçasıdır ve çıkarımda kullanılan dayanağı tanıtır. features ismi, gözlemlenebilir özellikleri belirtir. like the number of craters, “such as the number of craters”, yani “krater sayısı gibi” anlamındadır. Temsil edici bir özellik verir; bu nedenle krater sayısı dayanaklardan birine örnektir ve mutlaka tüm listeyi ifade etmez.

Alıştırma

features like the number of craters ifadesinde like ne işe yarar?

  1. Krater sayısının mümkün olan tek dayanak olduğunu söyler.
  2. Dayanak sunmadan yalnızca iki özelliği karşılaştırır.
  3. Krater sayısını bir özelliğe örnek olarak tanıtır.
Cevabı göster

Krater sayısını bir özelliğe örnek olarak tanıtır.

and the evidence of increased volcanic activity in the north. Kalıp ifadeler

1:57

ve kuzeyde artan volkanik aktivite kanıtlarına bakılırsa.

Kalıp ifadeler

evidence of increased volcanic activity: artan volkanik faaliyetin kanıtı

evidence of + isim öbeği yapısı, bir şeyin var olduğunu veya gerçekleştiğini gösteren işaretler ya da bilgiler anlamına gelir. Burada increased volcanic activity, kanıtın desteklediği olgudur; in the north ise bu faaliyetin nerede gerçekleştiğini belirtir. Bu yapı, gözlemleri bir sonucu destekleyen dayanaklar olarak sunar. Evidence bir düşünceyi destekler, ancak mutlaka kesin ispat anlamına gelmez.

Alıştırma

evidence + edat yapısını tamamlayın: The rocks contain ____ an ancient forest.

Cevabı göster

evidence of

Okay, so who knows? Ton ve niyet

2:02

Tamam, kim bilebilir ki?

Ton ve niyet

Okay, so who knows? ile belirsiz bir açıklamayı kapatmak

Who knows? dilbilgisi bakımından bir sorudur, ancak burada retorik bir sorudur: Konuşan kişi kimsenin emin olamayacağını anlatır; dinleyicilerden cevabı bilen kişiyi bulmalarını istemez. Okay, so önceki akıl yürütmeyi toparlamaya ve devam etmeye yardımcı olur. Cümlenin tamamı belirsizliği rahat ve konuşma diline özgü bir şekilde kabul eder.

Alıştırma

İfadenin doğru olup olmadığına karar verin: "The bus could be early or late. Okay, so who knows?" cümlesinde konuşan kişi, birinin cevabı bilen kişiyi belirtmesini bekliyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Maybe one day Mars will have oceans again.

2:03

Belki bir gün Mars yeniden okyanuslara sahip olur.

But for now, what we've got is essentially one giant dusty desert. Notlar

2:06

Ancak şimdilik elimizde olan şey aslında devasa, tozlu bir çölden ibaret.

Anlatım akışı

But for now: sözü mevcut duruma döndürmek

But for now, açıklamayı gelecekteki bir olasılıktan uzaklaştırıp içinde bulunulan aşamadaki duruma geri getirir. But karşıtlığı, for now ise ardından gelen ifadenin geçici olarak yalnızca mevcut aşamayla sınırlı olduğunu gösterir. Bu ifade, durumun sonsuza kadar böyle kalacağı anlamına gelmez. Daha sonra değişme olasılığını açık bırakır; bu nedenle olabilecek şeylerle şu anda doğru olanlar arasında geçiş yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede But for now ne işe yarıyor?

  1. Mevcut durumun asla değişemeyeceğini söyler.
  2. Uzak geçmişteki bir olayı anlatmaya başlar.
  3. Gelecekteki bir olasılıktan mevcut duruma geri döner.
Cevabı göster

Gelecekteki bir olasılıktan mevcut duruma geri döner.

Kalıp ifadeler

what we've got is essentially...: konuşma dilinde özetleme kalıbı

what we've got is... tam kalıbında what we've got ad cümleciği öznedir. Burada have got yalnızca «elde etmiş olmak» değil, «sahip olmak» ya da «karşı karşıya olmak» anlamına gelir. Ardından gelen is, konuşanın özetini sunar. Essentially, açıklamanın her ayrıntıyı değil ana tabloyu verdiğini gösterir. Kalıp bir bütün olarak konuşma dilinde varılan bir sonuç gibi duyulur: konuşan bilgileri değerlendirdikten sonra mevcut durumu tek ve net bir tanıma indirger.

Alıştırma

Cümleyi what + we've got + is parçalarından oluşan dört kelimelik ders kalıbıyla tamamlayın: After reviewing the delays, ____ essentially a scheduling problem.

Cevabı göster

what we've got is

In fact, it's similar enough to deserts on Earth Notlar

2:11

Aslında Dünya'daki çöllere o kadar benziyor ki,

that we've been able to learn a great deal about Mars on our home planet. Kalıp ifadeler

2:14

kendi gezegenimizdeyken Mars hakkında pek çok şey öğrenebildik.

Anlatım akışı

Önceki düşünceyi güçlendiren In fact,

In fact, ardından gelen ifadenin önceki düşünceye daha güçlü ya da daha somut destek sunduğunu gösteren bir söylem belirtecidir. Burada Mars'ın Dünya'daki çöllere, Mars'ı Dünya'dan inceleyebilmemizi sağlayacak kadar benzediğine dair bir kanıt sunar. Konuyu değiştirmez veya önceki düşünceyi reddetmez. Okurken bunu, sıradaki bilginin önceki düşünceyi doğrulayacağını ya da savı bir adım ileri taşıyacağını gösteren bir işaret olarak düşünün.

Alıştırma

Bu iki cümlede In fact ne işe yarıyor? “The cave is very cold. In fact, ice remains there all summer.”

  1. İlk ifadeye daha güçlü ve somut destek ekler.
  2. İlgisiz bir konuya geçer.
  3. İlk ifadenin yanlış olduğunu gösterir.
Cevabı göster

İlk ifadeye daha güçlü ve somut destek ekler.

Dilbilgisi

similar enough to deserts on Earth ... that: yeterli derece ve sonuç

Similar enough to deserts on Earth, similar to + isim karşılaştırma yapısını sıfattan sonra gelen enough ile birleştirir. Enough, benzerliğin gereken düzeye ulaştığını belirtir. Buradaki to, similar to kalıbının bir parçasıdır; mastar işareti değildir. Ardından gelen that cümleciği, bu benzerlik derecesinin mümkün kıldığı sonucu verir: Dünya'daki çöller Mars'a yeterince benzediği için Dünya'daki araştırmalar Mars hakkında bilgi edinmemizi sağlar. Yeniden kullanılabilir kalıp be similar enough to X that + sonuç cümleciğidir.

Alıştırma

similar enough to ... that kalıbını tamamlayın: The flight simulator is ____ a real cockpit ____ pilots can train safely.

Cevabı göster

similar enough to · that

Kalıp ifadeler

able to learn a great deal about...: ... hakkında çok şey öğrenebilmek

Bu cümlede have been able to learn, insanların bilgi edinmeyi başardığını anlatır. A great deal, learn fiilinin nesnesidir ve ‘büyük miktar’ anlamına gelir; about Mars ise konuyu belirtir. ‘Bir konu hakkında çok fazla bilgi edinmek’ istediğinizde learn a great deal about + konu kalıbını kullanabilirsiniz. Bunun gibi olumlu bir açıklamada learn much about ifadesinden daha doğal duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir konu hakkında çok şey öğrenildiğini anlatmak için a great deal ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. We learned a great deal of about the cave from the photographs.
  2. We learned many about the cave from the photographs.
  3. We learned a great deal about the cave from the photographs.
Cevabı göster

We learned a great deal about the cave from the photographs.

For instance, Martian sand dunes form and behave similarly to our sand dunes, Anlatım akışı

2:19

Örneğin Mars kum tepeleri, bizim kum tepelerimize benzer şekilde oluşur ve davranır,

Anlatım akışı

For instance içindeki For

Vurgulanan For, instance ile birleşerek ‘örneğin’ anlamındaki sabit söylem belirteci For instance ifadesini oluşturur. Bu ifade, ardından gelen bilginin hemen önce söylenen daha genel bir düşünceyi desteklediğini gösterir. Cümle başındaki For instance, dinleyicinin mesajı ‘önce genel düşünce, sonra belirli bir örnek’ şeklinde düzenlemesine yardımcı olur. Burada kum tepeleri örnektir; yeni bir ana düşünce değildir.

Alıştırma

Bu cümleyi hangi ifade doğru biçimde tamamlar? Many everyday objects can be reused. _____, glass jars can become storage containers.

  1. Such as
  2. For instance
  3. For this reason
Cevabı göster

For instance

though the Martian versions often grow twice as large,

2:24

gerçi Mars'taki versiyonları genellikle iki kat daha büyüktür,

thanks to a gravitational pull that's about a third as strong as ours. Dilbilgisi

2:28

bizimkinin yaklaşık üçte biri kadar güçlü olan yerçekimi sayesinde.

Dilbilgisi

thanks to ... about a third as strong as ours: neden ve oran

Bu cümlede thanks to, Mars'taki örneklerin daha büyük büyümesinin nedenini tanıtır. because of anlamındadır; teşekkür etme eylemi değildir. Ardından gelen a gravitational pull ad öbeği nedeni, yani kütle çekimini belirtir. that's about a third as strong as ours ilgi cümleciği bu çekimin gücünü ölçer. about değerin yaklaşık olduğunu gösterir; a third as strong as gücün yaklaşık üçte bir olduğunu anlatır; ours ise our gravitational pull yerine geçer. Böylece ifade hem nedeni verir hem de onu hemen bir oranla açıklar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade cümlede hangi ilişkiyi anlatıyor?

  1. Konuşan kişi, bizimkinden yaklaşık üçte bir daha güçlü olan kütle çekimine teşekkür etmektedir.
  2. Daha zayıf kütle çekimi Mars'taki örneklerin daha büyük büyümesini sağlar ve gücü bizimkinin yaklaşık üçte biridir.
  3. Mars'taki örnekler, kütle çekimi bizimkinin yaklaşık üç katı kadar güçlü olmasına rağmen daha büyük büyür.
Cevabı göster

Daha zayıf kütle çekimi Mars'taki örneklerin daha büyük büyümesini sağlar ve gücü bizimkinin yaklaşık üçte biridir.

Dilbilgisi

about a third as strong as ours: kesir + as ... as

Yapının kalıbı kesir + as + sıfat + as + karşılaştırma noktasıdır. Burada a third oranı belirler, strong ise ölçülen niteliğin güç olduğunu gösterir; dolayısıyla çekimin gücü bizimkinin yaklaşık üçte biridir. about oranın yaklaşık olduğunu gösterir. ours, our gravitational pull yerine geçen bir iyelik zamiridir ve böylece isim tekrar edilmez.

Alıştırma

Küçük mıknatısın gücünün büyük mıknatısın yaklaşık üçte biri olduğunu söylemek için cümleyi vurgulanan karşılaştırmayla tamamlayın: The smaller magnet is ____ the larger one.

Cevabı göster

about a third as strong as

And Mars has some features you won't see on Earth, Dilbilgisi

2:33

Ve Mars, Dünya'da göremeyeceğiniz bazı özelliklere sahiptir,

like Tars, which are crestless sand dunes up to 15 m tall, Notlar

2:36

örneğin 15 metre yüksekliğe kadar çıkabilen tepesiz kum tepeleri olan ve

Dilbilgisi

features you won't see on Earth: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

features you won't see on Earth ifadesinde you won't see on Earth yan cümleciği features sözcüğünü niteler. Anlamı "features that you won't see on Earth" biçimindedir. Features, see fiilinin nesnesidir; bu yüzden nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri kullanılmayabilir. Bir isimden sonra you gibi yeni bir özne ve ardından bir fiil gelirse tüm yan cümleciğin o ismi açıklayıp açıklamadığına bakın. Anlamı kurarken yan cümleciği önceki isimle tek bir bilgi birimi olarak ele alın.

Alıştırma

Hangi cümlede bir isimden sonra nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürüldüğü bir yan cümlecik kullanılmıştır?

  1. The science center has objects that move by themselves.
  2. The science center has objects you can touch.
  3. The science center has objects, and you can touch them.
Cevabı göster

The science center has objects you can touch.

Kültür

like Tars: örnek vermek için like kullanımı

Burada like, "such as" veya "for example" anlamındadır. Tars'ı Mars'taki oluşumlardan birine örnek olarak sunar; "hoşlanmak" anlamındaki fiil değildir. Tars, dinleyicinin bilmeyebileceği bir yer şekli adıdır. Ardından gelen which are crestless sand dunes... yan cümleciği bu terimi açıklar. Bilimsel açıklamalarda şu örüntüyü dinleyin: genel bir kategori, like + örnek ve ardından kısa bir tanım.

Alıştırma

Some materials, like glass, can be recycled? cümlesinde like ne işe yarar?

  1. Bütün malzemelerin glass ile benzer olduğunu söyler.
  2. Birinin glass sevdiğini söyler.
  3. Glass sözcüğünü bir malzeme örneği olarak sunar.
Cevabı göster

Glass sözcüğünü bir malzeme örneği olarak sunar.

Kelime

crestless sand dunes up to 15 m tall: sırtı olmayan, en fazla 15 metre yüksekliğindeki kumullar

“Crestless sand dunes”, Tars’ı crest, yani üst kısımdaki yükselti sırtı bulunmayan kumullar olarak sınıflandırır. -less eki “-siz/-sız” anlamı verir. Buradaki up, “up to 15 m tall” ifadesinin başlangıcıdır. Up to bir üst sınır belirtir: Kumullar daha alçak olabilir, ancak 15 metreye ulaşabilir. Her kumulun tam olarak 15 metre olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Sırtı olmayan” anlamındaki bir sıfat ve üst sınır belirten bir ifadeyle cümleyi tamamlayın: These are ____ dunes ____ 15 meters tall.

Cevabı göster

crestless · up to

whose formations we have yet to understand. Dilbilgisi

2:41

oluşumlarını henüz anlayamadığımız Tars'lar gibi.

Dilbilgisi

whose formations we have yet to understand: oluşumlarını henüz anlamadığımız

Whose, bir ilgi cümleciğinde aitlik ilişkisi kurar. Formations sözcüğünü daha önce sözü edilen kumullara bağlar: whose formations, “o kumulların oluşumu” anlamına gelir. Buradaki formations, kumulların nasıl oluştuğunu ifade eder. have yet to understand yapısında have yet to + fiilin yalın hâli, bir şeyin şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtir. Daha sonra gerçekleşme olasılığını açık bırakır ve ifadeye dikkatli, resmî bir ton katar.

Alıştırma

Cümleyi aitlik bildiren ilgi sözcüğüyle ve anlamanın şu ana kadar gerçekleşmediğini gösteren resmî ifadeyle tamamlayın: The team found a pattern ____ cause they ____ understand.

Cevabı göster

whose · have yet to

You're probably wondering,

2:44

Muhtemelen merak ediyorsunuzdur,

what do you get when you combine a planet-wide desert Dilbilgisi

2:46

gezegen çapında bir çölü,

Dilbilgisi

What do you get when you combine ...?: birleşimin sonucunu sormak

What do you get when you combine ...? birden fazla etken bir araya geldiğinde hangi sonucun ortaya çıktığını sorar. Buradaki get, “almak veya satın almak” değil, “sonuç olarak ortaya çıkarmak ya da elde etmek” anlamındadır. Konuşan kişi bu soruyu sık sık giriş olarak kullanır: malzemeleri veya koşulları söyler, merak uyandırır ve ardından sonucu açıklar. Tam kalıp What do you get when you combine A with B? şeklindedir.

Alıştırma

Bir birleşimin sonucunu sormak için bu soru kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. What do you give when you combine frozen fruit with yogurt?
  2. What do you get when you combine frozen fruit with yogurt?
  3. What do you get when you describe frozen fruit with yogurt?
Cevabı göster

What do you get when you combine frozen fruit with yogurt?

with an atmosphere that, like ours, is subject to wind-generating pressure differentials, Notlar

2:48

bizimki gibi rüzgar oluşturan basınç farklarına maruz kalan bir atmosferle birleştirdiğinizde ne elde edersiniz?

Dilbilgisi

with an atmosphere that, like ours, is subject to ... yapısı

İfade with an atmosphere ile başlar ve combine sözcüğünden sonra gelen ikinci unsuru verir. Atmosphere temel isimdir; that ise bu ismi açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. İlgi cümleciğinin içindeki like ours, parantez niteliğinde bir karşılaştırmadır; ours, our atmosphere anlamına gelir. Ana yapıyı görmek için bunu geçici olarak çıkarın: an atmosphere that is subject to wind-generating pressure differentials. Be subject to, “bir şeyden etkilenmek veya onun yönetimine tabi olmak” anlamına gelir. Pressure differentials hava basıncındaki farklardır; wind-generating ise bu farkların rüzgâr oluşturduğunu anlatır.

Alıştırma

Parantez niteliğindeki like ours bölümünü çıkarın. Hangi ifade dilbilgisel ana yapıyı ve özgün anlamı korur?

  1. our atmosphere is like wind-generating pressure differentials
  2. an atmosphere that is subject to wind-generating pressure differentials
  3. pressure differentials that are subject to an atmosphere
Cevabı göster

an atmosphere that is subject to wind-generating pressure differentials

Kelime

is subject to wind-generating pressure differentials: rüzgâr oluşturan basınç farklarından etkilenmek

Burada is subject to, “...den etkilenir” veya “...i yaşar” anlamındadır. Atmosphere ile onun üzerinde etkili olan fiziksel bir koşulu birbirine bağlar. Wind-generating, pressure differentials ifadesini niteleyen birleşik bir sıfattır. Pressure differentials, farklı yerler arasındaki hava basıncı farklarıdır; bu farklar havayı hareket ettirip rüzgâr oluşturabilir. Dolayısıyla bütün ifade, atmosferin rüzgâr oluşturabilecek hava basıncı farklarından etkilendiğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede wind-generating pressure differentials ne anlama gelir?

  1. hava basıncını ölçmek için kullanılan birkaç araç
  2. dağların neden olduğu rüzgâr hızı değişiklikleri
  3. rüzgâr oluşturabilen hava basıncı farkları
Cevabı göster

rüzgâr oluşturabilen hava basıncı farkları

dust storms?

2:54

Toz fırtınaları?

These will be your main weather hazards on the red planet. Kalıp ifadeler

2:56

Bunlar kızıl gezegendeki başlıca hava tehlikeleriniz olacak.

Kalıp ifadeler

main weather hazards: başlıca hava tehlikeleri

Main weather hazards, en çok dikkat edilmesi gereken hava kaynaklı tehlikeler demektir. Main bunların en önemlileri olduğunu, weather ise hazards sözcüğünün kaynağını veya türünü belirtir. Hazard; zarara, yaralanmaya veya işlerin aksamasına yol açabilecek bir şeydir ve basit bir problem ya da inconvenience sözcüğünden daha güçlüdür. Bu cümlede These, daha önce belirtilmiş koşullara gönderme yapar ve onları kızıl gezegendeki temel hava riskleri olarak sınıflandırır.

Alıştırma

“Hava kaynaklı en önemli tehlikeler” anlamındaki tam ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Strong winds and lightning are the ____ at the campsite.

Cevabı göster

main weather hazards

They play a large part in making the planet red Kalıp ifadeler

2:59

Paslanmış demir parçacıklarını yüzeye ve havaya dağıtarak

Kalıp ifadeler

play a large part in: büyük etkiye sahip olmak

Play a large part in, “bir şey üzerinde büyük bir etkiye sahip olmak veya ona önemli bir katkıda bulunmak” demektir. Buradaki play, “oynamak” anlamına gelmez; ifadenin tamamı, öznenin gezegenin kırmızı olmasında önemli bir neden olduğunu anlatır. in edatından sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Örnekte making the planet red, öznenin önemli rol oynadığı sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “üzerinde büyük etkiye sahip olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Good sleep can ____ keeping you focused.

Cevabı göster

play a large part in

by distributing rusted iron particles across the surface and into the air. Dilbilgisi

3:02

gezegenin kızıl olmasında büyük rol oynarlar.

Dilbilgisi

by distributing ...: yöntemi by + -ing ile açıklamak

By distributing ..., by + -ing yapısında bir ifadedir. Yöntemi veya mekanizmayı belirterek “Bu nasıl oluyor?” sorusuna cevap verir: etki, parçacıkları yayma eylemi yoluyla oluşur. Distributing fiilinin nesnesi rusted iron particles ifadesidir. Across the surface ve into the air, parçacıkların nereye yayıldığını gösteren paralel ifadelerdir.

Alıştırma

Yöntemi açıklamak için cümleyi by ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team reduced waste ____ reusable containers.

Cevabı göster

by using

Thanks to the low gravity and lack of moisture, Anlatım akışı

3:07

Düşük yerçekimi ve nem eksikliği sayesinde,

these dust storms can last for months and cover the planet. Kalıp ifadeler

3:10

bu toz fırtınaları aylarca sürebilir ve gezegeni kaplayabilir.

Anlatım akışı

Thanks to ...: nedeni sonuçtan önce vermek

Thanks to bir neden ifadesini başlatır. Burada low gravity ve lack of moisture, and ile birbirine bağlanan iki nedendir; ana cümle ise sonucu belirtir: Toz fırtınaları aylarca devam edip gezegenin her yanına yayılabilir. Neden ifadesini başa koymak, dinleyiciye ardından gelen sonucu nasıl yorumlaması gerektiğini önceden gösterir. Kalıp şöyledir: Thanks to + isim öbeği, sonuç cümlesi.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Thanks to the low gravity and lack of moisture ifadesinin görevi nedir?

  1. Önce sonucu belirtir, ardından bir karşıtlık ekler.
  2. Birine yardım ettikleri için yer çekimine ve neme teşekkür eder.
  3. Sonucu belirtmeden önce iki neden verir.
Cevabı göster

Sonucu belirtmeden önce iki neden verir.

Kalıp ifadeler

last for months and cover the planet: süre ve kapsam

Last for months süreyi anlatır: Fırtınalar aylar boyunca devam eder. Cover the planet ise uzamsal kapsamı anlatır: Gezegenin her yanına yayılırlar. Last ve cover fiilleri and ile bağlanır. Bu fiiller, these dust storms öznesini ve can kiplik fiilini paylaşır. Böylece tek bir cümlecik, fırtınaların hem ne kadar sürdüğünü hem de ne kadar geniş bir alana ulaştığını etkili biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef fiiller last ve cover ile tamamlayın: Heavy fog can ____ for hours and ____ the entire valley.

Cevabı göster

last · cover

So, you might want to build your home as high as possible. Kalıp ifadeler

3:15

Yani evinizi mümkün olduğunca yükseğe inşa etmek isteyebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

build your home as high as possible: evini mümkün olduğunca yüksek inşa etmek

build your home as high as possible ifadesinde as high as possible, ‘pratikte mümkün veya ulaşılabilir olan en büyük yüksekliğe kadar’ anlamına gelir. Yapı as + sıfat veya zarf + as possible şeklindedir. Evi başka bir şeyle karşılaştırmak yerine ulaşılabilecek en yüksek dereceyi hedef olarak belirler. Might want to, bu hedefin emir değil, nazik bir öneri gibi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için high sözcüğünü as ... as possible yapısında kullanın: Build the wall ____.

Cevabı göster

as high as possible

Well, look no further. Deyimler

3:19

O zaman daha fazla aramayın.

Deyimler

look no further: daha fazla aramana gerek yok

Look no further, ‘aramayı bırak; doğru cevap veya seçenek burada’ anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Normalde ne kadar uzağa bakılması gerektiğini bildiren bir talimat değildir. Burada, dinleyicinin ihtiyacını karşılaması beklenen bir şeyi kendinden emin biçimde tanıtarak cümleye öneri veya reklam havası verir.

Alıştırma

Öneriyi ‘aramayı bırak; doğru seçenek bu’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Need an easy dinner idea? ____.

Cevabı göster

Look no further

This is Olympus Mons, Kültür

3:21

Karşınızda Olympus Mons,

the largest volcano in the solar system. Kalıp ifadeler

3:23

güneş sistemindeki en büyük yanardağ.

Kültür

This is Olympus Mons: özel adı olan bir Mars yanardağını tanıma

“Olympus Mons”, Mars’taki dev bir yanardağın özel adıdır. Cümleyi anlamak için gereken temel bilgi, bu adın bir kişiyi ya da sıradan bir nesneyi değil, Mars’taki bir yüzey şeklini belirttiğidir. “This is Olympus Mons” bu yeri tanıtır ve hangisi olduğunu gösterir. Virgülden sonraki “the largest volcano in the solar system” ad öbeği, bilinmeyen bu adın neyi belirttiğini ve neden önemli olduğunu hemen açıklar.

Alıştırma

“This is Olympus Mons” cümlede hangi işlevi görür?

  1. Özel adı olan bir Mars yanardağını belirtir ve sonraki öbek bunu açıklar.
  2. Olympus Mons adlı bir kişiyi tanıtır.
  3. Güneş Sistemi’nin tamamının bir yanardağ olduğunu söyler.
Cevabı göster

Özel adı olan bir Mars yanardağını belirtir ve sonraki öbek bunu açıklar.

Kalıp ifadeler

the largest volcano in the solar system: en üstünlük derecesi ve karşılaştırma alanı

“the largest volcano” ifadesinde largest, large sıfatının en üstünlük derecesidir. the, genellikle büyüklük bakımından ilk sıradaki öğeyi belirtir; bu nedenle ifade yalnızca “çok büyük bir yanardağ” demekten daha fazlasını anlatır. “in the solar system” karşılaştırma alanını belirler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp the + en üstünlük derecesindeki sıfat + ad + in + yer veya gruptur; belirtilen alanda hangi öğenin ilk sırada olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tall sıfatının en üstünlük derecesiyle tamamlayın: This tower is 828 meters tall, and no other building in the city is taller. It is ____ building in the city.

Cevabı göster

the tallest

Even if Mars had a breathable atmosphere, Dilbilgisi

3:27

Mars'ın solunabilir bir atmosferi olsaydı bile,

you'd find the views from the 25 km summit breathtaking. Deyimler

3:29

25 km'lik zirveden manzaranın nefes kesici olduğunu düşünürdünüz.

Dilbilgisi

Even if Mars had a breathable atmosphere: varsayımsal bir ödünleme

Even if, ödün bildiren bir koşul kurar: konuşan, hayalî bir durumu geçici olarak kabul eder ve ardından ana sonucun yine de geçerli olacağını söyler. Burada hayal edilen durum, Mars'ta insanların soluyabileceği hava bulunmasıdır. Had biçim olarak geçmiş zamandır, ancak burada geçmiş zamanı anlatmaz. You'd içindeki would ile birlikte, şu ana ilişkin uzak ve bu cümlede gerçeğe aykırı bir varsayımı işaretler. Cümle, Mars'ta gerçekten solunabilir bir atmosfer olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: “Even if Mars had a breathable atmosphere,” ifadesinde konuşan, Mars'ta gerçekten solunabilir hava olduğunu söylüyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Deyimler

Breathtaking: nefesle ilgili kelime oyunu içeren bir övgü

You'd find the views ... breathtaking yapısında breathtaking, nesneyi tamamlayarak manzaraları nasıl değerlendireceğinizi anlatır. Buradaki olağan anlamı “son derece güzel veya etkileyici”dir; yani ana mesaj güçlü bir övgüdür. Sözcük aynı zamanda breath bölümünü içerir ve insanın nefesinin kesilmesini çağrıştırabilir. Çevredeki konu 25 km yükseklikte bir zirveyi ve solunabilir bir atmosferi içerdiği için bu gerçek anlam çağrışımı nefes alma hakkında küçük bir şaka ekler. Sözcüğün normal olumlu anlamının yerini almaz.

Alıştırma

Bu cümlede breathtaking ne anlama geliyor?

  1. Manzara kelimenin gerçek anlamıyla herkesin nefes almasını durdurur.
  2. Manzara son derece etkileyicidir ve ayrıca insanın nefesinin kesilmesiyle ilgili bir şaka vardır.
  3. Zirve çok yüksek olduğu için orada görülecek hiçbir manzara yoktur.
Cevabı göster

Manzara son derece etkileyicidir ve ayrıca insanın nefesinin kesilmesiyle ilgili bir şaka vardır.

Or are volcanoes not your thing? Ton ve niyet

3:34

Yoksa yanardağlar size göre değil mi?

Ton ve niyet

are volcanoes not your thing? — bir tercihi sorma

are volcanoes not your thing? cümlesinde not your thing, “sevdiğin ya da ilgilendiğin bir şey olmamak” demektir. Burada sahiplik değil, kişisel tercih anlatılır. Bu olumsuz soru, volkanların dinleyiciye çekici gelmeyip gelmediğini nazikçe kontrol eder. Doğrudan You dislike volcanoes demekten daha yumuşaktır. Aynı kalıp konular, yiyecekler veya etkinlikler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınla onun zevkleri hakkında konuşuyorsun. “Sevdiğin bir şey değil” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamla: If crowded concerts are ____, we can watch a movie instead.

Cevabı göster

not your thing

Then how about Valles Marineris, Notlar

3:36

O zaman Valles Marineris'e ne dersiniz,

the largest canyon in the solar system?

3:38

güneş sistemindeki en büyük kanyon?

Ton ve niyet

Then how about ...? içindeki how — başka bir seçenek sunma

Burada how, “... hakkında ne düşünüyorsun?” anlamındaki sabit öneri kalıbı how about ...? içinde yer alır. Bu cümlede how tek başına bir şeyin nasıl yapıldığını sormaz. Then, öneriyi önceki seçeneğe bağlar: Volkanlar dinleyiciye çekici gelmeyebilir, bu yüzden konuşan kişi Valles Marineris'i alternatif olarak sunar. how about sonrasında bir isim grubu veya -ing biçimi kullanılır: How about the museum? How about taking the train?

Alıştırma

Sabit öneri kalıbını vurgulanan sözcükle tamamla: The café is full. Then ____ about the library?

Cevabı göster

how

Kültür

Valles Marineris: Mars'taki bir kanyon sistemi

Valles Marineris, Mars'taki devasa bir kanyon sisteminin özel adıdır. Virgülden sonraki the largest canyon in the solar system ifadesi, bu yabancı adın neye gönderme yaptığını açıklar. Bir bilim cümlesi bilinmeyen bir adı bu şekilde tanıttığında, onu önce özel ad olarak kabul edin ve anlamak için virgülden sonraki açıklamayı kullanın.

Alıştırma

Bu cümlede Valles Marineris neye gönderme yapıyor?

  1. Mars'taki bir volkan türü
  2. Mars'taki devasa bir kanyon sistemi
  3. Güneş Sistemi'nin dışındaki bir gezegen
Cevabı göster

Mars'taki devasa bir kanyon sistemi

It's so wide that from one side the opposite rim Dilbilgisi

3:41

O kadar geniştir ki, bir taraftan bakıldığında karşı kenar

would be below the curve of the horizon. Kalıp ifadeler

3:45

ufuk çizgisinin kıvrımının altında kalır.

Dilbilgisi

so wide ... that: sonuca yol açan derece

so wide that ... yapısında so, wide sıfatının derecesini güçlendirir; that yan cümlesi ise bu aşırı derecenin sonucunu verir. Kalıp so + sıfat/zarf + that + cümle biçimindedir. Burada kanyonun genişliği sonucu üzerinden gösterilir: karşı kenar, kavisli ufkun altında kalırdı. Bu yapı yalnızca very wide demez; yüksek dereceyi onun yol açtığı sonuçla bağlar.

Alıştırma

so + wide + that sonuç yapısını tamamlayın: The river was ____ that we could not see the other bank.

Cevabı göster

so wide

Kalıp ifadeler

would be below the curve of the horizon: gözlem noktasına bağlı bir sonuç

Bu cümlede would be below the curve of the horizon, bir gözlemcinin bir taraftan baktığında ne göreceğini anlatır. Karşı kenarın, gezegenin eğriliği nedeniyle görünen ufkun ötesinde kalacak kadar uzakta olduğu düşünülür. Bu, kenarın fiziksel olarak çöktüğü veya mutlaka daha alçak bir rakımda olduğu anlamına gelmez. Would, belirtilen bakış koşulunda, yani bir taraftan bakıldığında beklenen sonucu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede would be below the curve of the horizon ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Gezegenin eğriliği nedeniyle karşı kenar, gözlemcinin görebildiği ufkun ötesinde kalırdı.
  2. Karşı kenar bir haritada eğri bir çizginin altına çizilirdi.
  3. Karşı kenar mutlaka gözlemciden daha alçak bir rakımda olurdu.
Cevabı göster

Gezegenin eğriliği nedeniyle karşı kenar, gözlemcinin görebildiği ufkun ötesinde kalırdı.

Still, you'll catch some spectacular blue sunsets in the normally red sky, Notlar

3:48

Yine de, normalde kızıl olan gökyüzünde muhteşem mavi gün batımları yakalayabilirsiniz,

Anlatım akışı

you'll: dinleyicinin yaşayacağı deneyimi önceden bildirmek

You'll, you will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada bir ziyaretçinin veya izleyicinin görmeyi bekleyebileceği şeyi haber verir: bazı muhteşem mavi gün batımları görecektir. You kullanımı doğrudan dinleyiciye seslenir. Genel bir gerçeği kişisel bir deneyimin ön gösterimine dönüştürürken will bu deneyimi gelecekte beklenen bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. You'll sözcüğünün sonundaki /l/ sesine odaklanın.

  1. You saw the city lights from the roof.
  2. You see the city lights from the roof.
  3. You'll see the city lights from the roof.
Cevabı göster

You'll see the city lights from the roof.

Kalıp ifadeler

catch some spectacular blue sunsets: “zamanında yetişip görmek” anlamındaki catch

you'll catch some spectacular blue sunsets ifadesinde catch, gün batımlarını “doğru zamanda orada olup görmek ya da deneyimlemek” anlamına gelir. Fiziksel olarak bir şeyi yakalamayı anlatmaz. Gün batımı gibi kısa süren bir olayla kullanıldığında catch, bu deneyimin doğru zamana veya fırsata bağlı olduğunu düşündürür. Bu nedenle ifade, yalnızca see demekten daha canlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “görmek için zamanında orada olmak” anlamındaki fiille tamamlayın: If we leave now, we can ____ the sunset from the hill.

Cevabı göster

catch

which gets its color from the dust absorbing most of the blue light Dilbilgisi

3:53

ki rengini tozun mavi ışığın çoğunu emmesinden

and the way sunlight is scattered by the atmosphere. Dilbilgisi

3:57

ve güneş ışığının atmosfer tarafından saçılma şeklinden alır.

Dilbilgisi

which gets its color from...: which ile ek açıklama yapma

which gets its color from... cümleciğindeki which, daha önce geçen the normally red sky ifadesine döner. Tam cümlede sky sözcüğünden sonraki virgülü izlediği için kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir: Hangi gökyüzünün kastedildiğini seçmek yerine, zaten belirlenmiş olan gökyüzü hakkında açıklama ekler. Cümlecikteki gets its color from, “bu renge onun yüzünden sahip olur” anlamındadır. the dust absorbing most of the blue light ifadesi, rengin arkasındaki mekanizmalardan birini belirtir. Açıklayıcı yazılarda bu yapı yaygındır: Önce bir şey belirtilir, sonra nedeni veya mekanizması eklenir.

Alıştırma

Ek bilgi veren cümleciği doğru ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The turquoise lake, ____ gets its color from fine rock particles, attracts many visitors.

Cevabı göster

which

Dilbilgisi

the way sunlight is scattered: the way + yan cümle yapısı

The way + yan cümle yapısı, bir süreci veya biçimi isim öbeğine dönüştürür. Burada the way sunlight is scattered by the atmosphere, “güneş ışığının atmosfer tarafından saçılma biçimi” anlamına gelir; sunlight, edilgen is scattered eyleminden etkilenen öğedir. Cümlenin tamamında bu isim öbeği, from sözcüğünden sonra the dust absorbing most of the blue light ile eş görevli olarak bağlanır. İki öbek de bir şeye rengini veren etkenler olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede the way + yan cümle yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The engineer studied the way does heat move through the metal.
  2. The engineer studied the way how heat moves through the metal.
  3. The engineer studied the way heat moves through the metal.
Cevabı göster

The engineer studied the way heat moves through the metal.

Have you got spirit, curiosity, Kültür

4:01

Spirit'e (Ruh) ve Curiosity'e (Merak) sahip misiniz,

or are you just looking for opportunity?

4:03

yoksa sadece Opportunity (Fırsat) mi arıyorsunuz?

Kültür

got spirit, curiosity ... looking for opportunity: Mars gezginleriyle yapılan bir kelime oyunu

Yüzeyde spirit, curiosity ve opportunity sıradan isimlerdir: spirit enerji veya kararlılığı, curiosity bilme isteğini anlatır; looking for opportunity ise bir fırsat aramak demektir. Mars bağlamında Spirit, Curiosity ve Opportunity aynı zamanda NASA'nın Mars gezginlerinin adlarıdır. Üç sözcüğün bir araya getirilmesi bir kelime oyunu yaratır: soru sıradan bir motivasyon ifadesi olarak işlerken Mars keşfine de gönderme yapar.

Alıştırma

Mars bağlamında bu cümleyi kelime oyunu yapan nedir?

  1. Bunlar Mars gezegeninin üç gayriresmî eş anlamlısıdır.
  2. Bunlar Mars tozu türlerinin bilimsel adlarıdır.
  3. Bunlar hem sıradan sözcükler hem de NASA'nın Mars gezginlerinin adlarıdır.
Cevabı göster

Bunlar hem sıradan sözcükler hem de NASA'nın Mars gezginlerinin adlarıdır.

Then stop stalling and make the move to Mars today. Notlar

4:06

O zaman oyalanmayı bırakın ve bugün Mars'a taşının.

Öbek fiiller

stop stalling: gecikmeyi bırakıp harekete geçmek

stop stalling ifadesinde stall, ilerlemek yerine bir kararı ya da eylemi geciktirmek demektir. Bitmesi gereken davranışı adlandırdığı için stop fiilinden sonra -ing biçimi olan stalling gelir. Buradaki emir, dinleyeni hemen harekete geçmeye zorlar. Başka durumlara da aktarılabilen stop + -ing kalıbı, “sürmekte olan bir etkinliği sona erdirmek” anlamına gelir; stop arguing ve stop waiting de böyledir.

Alıştırma

Emri tamamlamak için stop ve stall fiilinin doğru biçimini kullanın: The deadline is almost here. ____ and submit the form now.

Cevabı göster

Stop stalling

Kalıp ifadeler

make the move to + yer: bir taşınmayı veya değişikliği gerçekleştirmek

make the move to Mars ifadesinde move bir isim, make ise fiildir. Bu ifade, yeni bir yere gitme veya taşınma değişikliğini gerçekten gerçekleştirmek anlamına gelir; hedef yer to sözcüğünden sonra gelir. Yalnızca move to Mars demekle karşılaştırıldığında make the move to Mars, değişikliği bilinçli bir adım veya karar olarak sunar. today sözcüğünün eklenmesi, ifadeyi hemen harekete geçme çağrısına dönüştürür.

Alıştırma

Planlanmış bir taşınmayı gerçekleştirme vurgusu yapan dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of planning, they finally decided to ____ a smaller town.

Cevabı göster

make the move to

Mars,

4:11

Mars,

redder than ever. Dilbilgisi

4:12

her zamankinden daha kızıl.

Dilbilgisi

redder than ever: karşılaştırma biçimi + than ever

redder than ever ifadesinde redder, red sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ever ise “geçmişteki herhangi bir zamandan daha” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak Mars’ın şimdi geçmişteki her zamankinden daha kırmızı göründüğünü söyler. Bu satır slogan tarzında eksiltili bir yapıdır: Mars konu olarak anlaşılır; tam cümlecik Mars is redder than ever biçimindedir. Kısaltılmış biçim, kapanışı kısa ve vurgulu yapar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “sıfatın karşılaştırma biçimi + than ever”dır ve bir özelliğin yeni bir zirveye ulaştığını anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

fast sözcüğünün karşılaştırma biçimini ve ardından than ever yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: After the update, the game loads ____.

Cevabı göster

faster than ever