Kendi Görünümünü Sevmemek: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
463 kelime 165 kel/dk

Video Özeti: Bu deneme, dış görünüş kaygısını eşitsiz bir hiyerarşiyle ilişkilendiriyor ve alışılmadık güzelliği görmeye çağırıyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. go around regretting — Öbek Fiiller: go around ve -ing, gerçek hareketi değil, çoğu zaman eleştirilen yinelenen davranışı anlatır. 2. However unfair the distribution of appearance is today, — Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları: however, sıfat ve yan cümle “ne kadar adaletsiz olursa olsun” demektir ve sonuçtan önce itirazı kabul eder. 3. august — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: “Görkemli” anlamındaki bu nadir, resmî sıfatı ay adı August ile ayırın; edebî kullanım sıradan bir alnı hayran olunacak bir özelliğe dönüştürür.

Bu derste

Is it better this way or that way?

0:06

Böyle mi daha iyi yoksa öyle mi?

It's horrible whichever way. Dilbilgisi

0:09

Her iki türlü de berbat.

Dilbilgisi

Whichever way: hangi seçenek olursa olsun sonuç değişmez

Whichever + tekil bir isim, “mevcut seçeneklerden hangisi olursa olsun” anlamına gelir. Buradaki whichever way, olası düzenleme biçimlerine veya yönlere gönderme yapar ve sonucun hepsinde korkunç olduğunu belirtir. Bu yapı dinleyiciden seçim yapmasını istemez. Yargıyı seçimden bağımsız hâle getirir: hangi seçenek, rota veya yöntem seçilirse seçilsin sonuç aynıdır.

Alıştırma

İki rota seçeneğinde de sonucun değişmediğini göstermek için whichever + isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Whichever way you go, the journey takes an hour.
  2. Whichever you go, the journey takes an hour.
  3. Which way you go, the journey takes an hour.
Cevabı göster

Whichever way you go, the journey takes an hour.

It's not very respectable really

0:11

Gerçekte pek de saygıdeğer bir şey değildir

to feel frustrated with one's appearance. Kalıp ifadeler

0:13

kişinin dış görünüşünden dolayı hayal kırıklığına uğraması.

Kalıp ifadeler

Feel frustrated with one's appearance: kişinin kendi görünüşünden hoşnutsuz olması

Feel frustrated with + bir ad öbeği, bir kişi, nesne veya durum zor, hayal kırıcı ya da istenildiği gibi olmadığı için üzgün veya memnuniyetsiz hissetmeyi anlatır. Bu cümlede duygu kişinin kendi görünüşüne yöneliktir; görünüşün bir eylemi etkin biçimde engellediği anlamına gelmez. One's, “kişinin kendi” anlamındaki resmî ve genel bir iyelik biçimidir. Genel bir ifadeye uygundur; belirli bir kişiden söz ederken duruma göre my appearance, your appearance veya their appearance kullanılır.

Alıştırma

Feel frustrated with one's appearance ifadesini Mina hakkında konuşacak şekilde doğal olarak uyarlayan cümle hangisidir?

  1. Mina feels frustrating with her appearance.
  2. Mina feels frustrated with one's appearance.
  3. Mina feels frustrated with her appearance.
Cevabı göster

Mina feels frustrated with her appearance.

Mature and reasonable people

0:16

Olgun ve mantıklı insanların

are not supposed to go around Notlar

0:18

etrafta dolaşıp

regretting the shape of their nose

0:19

burunlarının şeklinden

or the way their hair falls.

0:20

ya da saçlarının dökülüş biçiminden pişmanlık duymamaları gerekir.

Dilbilgisi

are not supposed to: toplumsal bir beklenti

Are not supposed to, davranışı bir kurala veya toplumsal beklentiye aykırı olarak sunar. Buradaki beklenti, olgun ve mantıklı insanların dış görünüşleriyle ilgili özellikler hakkında tekrar tekrar kaygılanmamasıdır. Yapı be + not supposed to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kullanımda supposed to, ne olacağını tahmin etmez ve yalnızca “söylendiğine göre” anlamına gelmez; hangi davranışın uygun görüldüğünü belirtir.

Alıştırma

Bunun bir okul kuralı olduğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: Students ____ talk during the exam.

Cevabı göster

are not supposed to

Öbek fiiller

go around regretting: eleştirel ton taşıyan tekrarlı davranış

Go around doing something, bir şeyi tekrarlanan veya kişiye özgü bir davranış olarak sürdürmek anlamına gelir. Burada go around regretting, kişinin görünüşü hakkında sürekli kötü hissetme alışkanlığını anlatır; gerçekten bir yerden başka bir yere gitmeyi gerektirmez. Bu yapı, özellikle You can’t go around doing that gibi cümlelerde sık sık eleştiri, sabırsızlık veya inanmama tonu taşır. Konuşan kişi davranışı tek seferlik bir eylem olarak değil, yararsız veya uygunsuz bir alışkanlık olarak sunar.

Alıştırma

Konuşanın eleştirdiği tekrarlanan davranış için doğal tamamlamayı seçin: You can't ____ every small mistake.

  1. go around regretting
  2. go around regret
  3. go around to regret
Cevabı göster

go around regretting

Yet you gaze in the bathroom mirror

0:22

Yine de banyo aynasına bakarsınız

and think,

0:24

ve düşünürsünüz,

why in my brief existence on this planet Ton ve niyet

0:25

bu gezegendeki kısa varoluşumda

does this have to be me?

0:28

neden bu ben olmak zorundayım?

Ton ve niyet

Why ... does this have to be me? ile retorik yakınma

Why ile kurulan bu soru esas olarak bir neden sormaz. Retorik bir yakınma görevi görür: konuşan kişi istenmeyen bir durum için özellikle kendisinin seçildiğini hisseder ve kendine acıma ile haksızlık duygusunu dile getirir. in my brief existence on this planet şeklindeki uzun ifade, yakınmayı bilinçli olarak dramatikleştirir. Does this have to be me? aynada görülen kimliği veya görünüşü sanki kader konuşan kişiye yüklemiş gibi sunar; have to burada gerçek bir zorunluluk anlatmaz.

Alıştırma

“Why in my brief existence on this planet does this have to be me?” cümlesinde konuşan kişi esas olarak ne yapıyor?

  1. Bir zorunluluk için nesnel bir açıklama istemek
  2. Herkesin sorumluluğunu üstlenmeye gönüllü olmak
  3. İstenmeyen bir durumun haksız geldiğinden dramatik biçimde yakınmak
Cevabı göster

İstenmeyen bir durumun haksız geldiğinden dramatik biçimde yakınmak

For those unhappy with their looks,

0:31

Dış görünüşünden mutsuz olanlar için

pictures are painful.

0:33

fotoğraflar acı vericidir.

Each new image brings more bad news.

0:35

Her yeni görüntü daha fazla kötü haber getirir.

Yet this isn't crazy. Anlatım akışı

0:38

Ancak bu delilik değildir.

We care about our looks for a sound reason, Kalıp ifadeler

0:39

Görünüşümüzü önemsiyoruz çünkü bunun haklı bir nedeni var,

Kalıp ifadeler

for a sound reason: sağlam bir gerekçeyle

Burada sound, makul, güvenilir ve sağduyuya dayalı anlamında bir sıfattır. Bu nedenle a sound reason, bir inancı, seçimi veya eylemi destekleyebilecek sağlam bir gerekçedir. for a sound reason ifadesi, bir şeyin neden yapıldığını veya ona neden inanıldığını açıklar. Ses ya da işitmeyle ilgili değildir.

Alıştırma

sound sözcüğünün güvenilir anlamına geldiği iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school changed the rule for a ____: the old rule created a safety risk.

Cevabı göster

sound reason

because everyone judges us by them. Kalıp ifadeler

0:42

çünkü herkes bizi buna göre yargılıyor.

Anlatım akışı

Yet this isn't crazy: eleştiriden savunmaya geçiş

Yet, argümanın yönünü yeniden değerlendirmeniz gerektiğini gösterir. Önceki cümleler görünüşle ilgili kaygıyı acı verici veya aşırı gösterir; bu kısa cümle ise o izlenime karşı çıkar ve kaygıyı anlaşılır bir tepki olarak yeniden sunar. Bir sonraki cümle bu görüşü destekleyen nedeni verir. Burada crazy, tıbbi bir anlamda değil, günlük dilde mantıksız veya saçma anlamında kullanılır. Yet + kısa değerlendirme kalıbı, açıklama ya da savunmadan önce bir yön değişikliğine işaret edebilir.

Alıştırma

Şunu okuyun: “Maya checks every lock twice. It may seem excessive. Yet this isn't crazy; there have been recent break-ins.” Yet burada ne yapıyor?

  1. Hırsızlık olaylarının kilitleri kontrol etmenin sonucu olduğunu gösterir.
  2. Maya'nın günlük alışkanlığına başka bir örnek verir.
  3. Beklenen eleştiriyle çelişen bir savunma getirir.
Cevabı göster

Beklenen eleştiriyle çelişen bir savunma getirir.

Kalıp ifadeler

judge someone by something: birini bir ölçüte göre değerlendirmek

judge someone by something yapısında by, kişi hakkında fikir oluştururken kullanılan ölçütü veya kanıtı belirtir. Burada us değerlendirilen kişileri, them ise daha önce geçen our looks ifadesini gösterir. Cümle, insanların görünüşümüzü temel alarak hakkımızda fikir oluşturduğu anlamına gelir. Yapı judge + kişi + by + ölçüt şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların Maya hakkında fikir oluştururken kıyafetlerini ölçüt olarak kullandığı anlamına gelir?

  1. People judge Maya with her clothes.
  2. People judge Maya for her clothes.
  3. People judge Maya by her clothes.
Cevabı göster

People judge Maya by her clothes.

Because they determine the first response.

0:45

Çünkü ilk tepkiyi onlar belirliyor.

To deal with the challenges of our appearance,

0:50

Dış görünüşümüzün getirdiği zorluklarla başa çıkmak için

we need to develop a particular kind of wisdom.

0:52

özel bir tür bilgelik geliştirmemiz gerekiyor.

Here is a start

0:55

İşte bir başlangıç,

to learning how to cope with one's looks. Kalıp ifadeler

0:57

kişinin görünüşüyle nasıl başa çıkacağını öğrenmesi için.

Kalıp ifadeler

kişinin kendi görünüşüyle başa çıkması

Cope with, zor veya stresli bir durumu yönetip yoluna devam etmek anlamına gelir. Zorluğun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Burada one's looks kişinin kendi fiziksel görünüşünü ifade eder; dolayısıyla ifade, görünüşü değiştirmeyi değil, görünüşle ilgili kaygılarla başa çıkmayı anlatır. Yapı cope with + isim, zamir veya -ing biçimidir. One's, resmî ve genel bir iyelik biçimidir; günlük konuşmada kişiye uygun olarak my, your veya their gibi iyelik biçimleri kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Jordan'ın devam eden bir zorluğun nedenini ortadan kaldırmak yerine onunla başa çıktığını anlatır?

  1. Jordan has solved the cause of his anxiety.
  2. Jordan is learning to cope with his anxiety.
  3. Jordan is pretending that his anxiety does not exist.
Cevabı göster

Jordan is learning to cope with his anxiety.

Personal appearance

1:02

Kişisel görünüm

simply is one of the

1:03

hayatın

least democratic parts of life. Kelime

1:04

en az demokratik olan kısımlarından biridir.

Kelime

hayatın en az demokratik yönleri

Democratic burada mecaz anlamda kullanılır. Seçimleri veya hükümeti anlatmaz. Bir şeyin insanlara adil bir pay ile anlamlı ölçüde seçim veya kontrol hakkı vermesini ifade eder. Kişisel görünüşü hayatın en az demokratik yönlerinden biri olarak tanımlamak, görünüşün eşitsiz dağıldığını ve büyük ölçüde seçilemediğini anlatır. one of the least + sıfat + çoğul isim yapısı, bir şeyi belirli bir özellik bakımından bir grubun en alt üyeleri arasına yerleştirir. Görünüşün hayattaki tek ve mutlak olarak en az demokratik yön olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

"Access to private tutoring is one of the least democratic features of education," cümlesinde democratic sözcüğünün en yakın anlamı nedir?

  1. ulusal seçim yoluyla düzenlenen
  2. adil biçimde paylaşılan ve insanların seçimine açık olan
  3. seçmenlerin çoğu tarafından beğenilen
Cevabı göster

adil biçimde paylaşılan ve insanların seçimine açık olan

It's a lottery Deyimler

1:07

Bu bir piyangodur

and you haven't won.

1:08

ve siz kazanmadınız.

Deyimler

Şans metaforu olarak a lottery

Bu cümlede a lottery, dış görünüşü anlatan bir metafordur: sonuç, kişinin kazandığı veya tamamen kontrol ettiği bir şey olarak değil, şans eseri verilmiş bir şey olarak sunulur. You haven't won bu benzetmeyi sürdürür ve kişinin dış görünüşünün şanslı bir sonuç sayılmadığını açıkça söyler. Sonuçların büyük ölçüde şansa bağlı olduğu ve insanların çok az denetime sahip olduğu bir durum ya da sonuç a lottery olarak adlandırılabilir.

Alıştırma

“It's a lottery and you haven't won” cümlesindeki a lottery ne anlama gelir?

  1. Diğer kişi bir ödülden para aldı.
  2. Dış görünüş, şansa bağlı bir sonuca benzetiliyor.
  3. Konuşmacı diğer kişiden bir bilet almasını istiyor.
Cevabı göster

Dış görünüş, şansa bağlı bir sonuca benzetiliyor.

It's nothing to do with you, Kalıp ifadeler

1:10

Bunun sizinle hiçbir ilgisi yok,

nor is it to their credit that it is them. Dilbilgisi

1:12

onların öyle olması da onların başarısı değil.

Kalıp ifadeler

Bağlantıyı veya sorumluluğu reddeden nothing to do with you

Burada nothing to do with you, sonucun sizin tarafınızdan oluşturulmadığı veya kontrol edilmediği ve bu yüzden sonuç için ne suçlanmayı ne de takdir edilmeyi hak ettiğiniz anlamına gelir. It, konuşulan ve şansla belirlenen sonucu ifade eder. be/have nothing to do with X kalıbı bir bağlantıyı, nedeni veya sorumluluğu reddedebilir. Bu kullanımda “X ile ilişki kurmayı reddediyorum” anlamına gelmez; reddedilen ilişkinin ne olduğunu özne ve bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “ilgisiz olmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The machine chose the winner randomly, so the result has ____ Alex's effort.

Cevabı göster

nothing to do with

Dilbilgisi

nor is it to their credit: nor ile özne-yardımcı fiil devrikliği

Nor, önceki olumsuz düşünceye ikinci bir olumsuz ifade ekler. nor bu yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce gelir: nor it is değil, nor is it kullanılır. Buna olumsuz devrik yapı denir. To someone's credit, iyi bir sonucun o kişinin başarısı olarak görülmeyi hak ettiği anlamına gelir. Burada nor anlamı olumsuz yapar: olumlu durum onların çabasıyla elde ettiği veya övgü alabileceği bir şey değildir.

Alıştırma

Cümleyi nor ve be fiilinin doğru devrik biçimiyle tamamlayın: The rescue was not my plan, ____ it to my credit that everyone got home safely.

Cevabı göster

nor was

It just is.

1:15

Sadece böyledir.

A bald man would appreciate your hair

1:21

Kel bir adam sizin saçınızın değerini

like no one else will. Dilbilgisi

1:23

kimsenin bilemeyeceği kadar iyi bilir.

Dilbilgisi

like no one else will: will ile fiil öbeği eksiltisi

Like no one else will ifadesinde will, atlanan appreciate your hair fiil öbeğini taşır. Dinleyen kişi bu kısmı önceki sözlerden çıkarabildiği için İngilizce aynı ifadeyi tekrarlamaz. Açık hâli like no one else will appreciate your hair şeklindedir. Bu nedenle ifade, başka hiç kimsenin yapmayacağı bir biçimde anlamına gelir. Will yine de bir tahmin veya güçlü beklenti bildirir, fakat tek başına eylemin tamamı değildir; eylem önceki fiil öbeğinden anlaşılır.

Alıştırma

Understand your concern ifadesini tekrarlamadan, Maya'nın endişeni başka hiç kimsenin yapamayacağı biçimde anlayacağını tahmin eden cümle hangisidir?

  1. Maya will understand your concern like no one else will.
  2. Maya will understand your concern like no one else is.
  3. Maya will understand your concern like no one else does.
Cevabı göster

Maya will understand your concern like no one else will.

It's the ugly who are at best placed Kelime

1:25

Güzelliği takdir etmek için en iyi konumda olanlar

to appreciate beauty.

1:27

çirkin olanlardır.

Kelime

“the ugly”: bir grubu belirten the + sıfat yapısı

Bu cümlede the + sıfat yapısı, ugly sözcüğünü çirkin kabul edilen insanları belirten isim benzeri bir grup etiketine dönüştürür. Grup çoğul kabul edilir; bu yüzden cümlede the ugly who is değil, the ugly who are kullanılır. Bu yapı, the rich veya the unemployed örneklerinde olduğu gibi bir sınıfın tamamını adlandırabilir. Burada ayrıca iddiayı genel ve keskin hâle getirir: geleneksel güzellik ölçülerine uymayan insanların güzelliğin değerini en iyi bilen kişiler olduğu söylenir.

Alıştırma

Cümlede the ugly neyi ifade ediyor?

  1. çirkinliğin soyut niteliği
  2. çekici olmadığı düşünülen insanlar bir grup olarak
  3. çekici olmayan belirli bir kişi
Cevabı göster

çekici olmadığı düşünülen insanlar bir grup olarak

Something the beautiful should bear in mind Kalıp ifadeler

1:29

Güzel insanların akıllarında bulundurması gereken bir şeydir

when they're considering

1:31

düşünürlerken

on whom to bestow their favors. Kelime

1:32

lütuflarını kime sunacaklarını.

Kalıp ifadeler

“bear in mind”: hatırlamak ve hesaba katmak

Bear in mind, “bir şeyi hatırlamak ve karar verirken ya da harekete geçerken onu hesaba katmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada güzel insanlar, kimi kayıracaklarını seçerken önceki iddiayı göz önünde bulundurmaları için uyarılıyor; bear bu kullanımda hayvanı belirtmez ve “tahammül etmek” anlamına gelmez. Altyazıda something bu ifadenin nesnesidir: something (that) the beautiful should bear in mind. Nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür; bu İngilizcede normaldir.

Alıştırma

Notta yer alan kalıplaşmış ifadeyle hatırlatmayı tamamlayın: When planning your trip, ____ that some museums close on Mondays.

Cevabı göster

bear in mind

Kelime

bestow their favors: ilgiyi yüksek bir üslupla bahşetmek

Burada bestow their favors, “romantik ilgilerini, sevgilerini veya özel teveccühlerini bahşetmek” anlamına gelir. Favors sıradan bir yardım değildir; seçme gücüne sahip olarak gösterilen bir kişinin verdiği değerli bir şeydir. Kasıtlı olarak gösterişli ve eski moda olan bu ifade, anlatıma hafif bir mizah katar. “Güzel insanları”, ilgilerini kimin hak ettiğine karar veren ayrıcalıklı kişiler olarak gösterir.

Alıştırma

Özgün cümlede bestow their favors en doğru olarak ne anlatır?

  1. İki kişinin birbirini eşit biçimde sevdiğini söylemenin tarafsız bir yolu
  2. Küçük bir iş için birinden yardım istemenin gündelik bir yolu
  3. Statü sahibi birinin ilgi veya özel ayrıcalık verdiğini anlatan resmî ve biraz edebî bir ifade
Cevabı göster

Statü sahibi birinin ilgi veya özel ayrıcalık verdiğini anlatan resmî ve biraz edebî bir ifade

People learn about love from their parents.

1:39

İnsanlar aşkı ebeveynlerinden öğrenirler.

And when they're grown up,

1:42

Ve büyüdüklerinde,

often search for lovers

1:43

genellikle sevgililer ararlar

who remind them a little Kalıp ifadeler

1:45

onlara biraz hatırlatan

in some subconscious way

1:46

bilinçaltı bir şekilde

of mum or dad.

1:47

anne veya babalarını.

Kalıp ifadeler

remind someone ... of someone or something: birine kişi veya şeyi hatırlatmak

Remind someone of someone or something, “birine başka bir kişiyi, şeyi veya anıyı düşündürmek” anlamına gelir. Cümlede a little in some subconscious way iki bölümün arasına girse de remind them, of mum or dad ile bağlantılıdır. Yapı remind + kişi + of + benzetilen şey veya anı şeklindedir. Kişi ile of arasına çağrışımın derecesini veya biçimini açıklayan sözler girebilir; temel yapı yine değişmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi remind sözcüğünün doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Her laugh ____ me ____ my sister.

Cevabı göster

reminds · of

The good news is that often Anlatım akışı

1:49

İyi haber şu ki genellikle

mum or dad were quite weird or ugly looking.

1:51

anne veya baba oldukça tuhaf veya çirkin görünümlüydü.

Anlatım akışı

The good news is that: olumlu bir bilgiyi öne çıkarma

The good news is that bir söylem çerçevesidir: dinleyiciye ardından gelen that yan cümlesini yararlı, rahatlatıcı veya olumlu bir bilgi olarak yorumlamasını söyler. Burada bu noktanın iyi haber olarak sunulması mizah amaçlıdır; kimsenin görünüşü hakkında tarafsız bir değerlendirme değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp The good news is that + yan cümle şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ we can move the meeting without paying a fee.

Cevabı göster

The good news is that

That helps to explain the odd choices Anlatım akışı

1:54

Bu, tuhaf seçimleri açıklamaya yardımcı olur

good-looking people sometimes make.

1:57

iyi görünümlü insanların bazen yaptığı.

Anlatım akışı

That helps to explain: önceki fikre temkinli bir bağ kurma

That az önce sözü edilen fikre gönderme yapar ve önceki bilgiyi tartışılan sonuca bağlar. Böylece yazar fikrin tamamını tekrarlamak zorunda kalmaz. Helps to explain önceki fikri açıklamanın bir parçası olarak sunar; onu kesin kanıt veya tek neden olarak göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp That helps to explain + isim öbeği ya da wh-yan cümlesi şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli bağlantı kalıbının aynısıyla tamamlayın: The road was closed for hours. ____ why the buses were late.

Cevabı göster

That helps to explain

Thank God for ugly parents. Ton ve niyet

2:00

Çirkin ebeveynler için Tanrı'ya şükürler olsun.

Ton ve niyet

Rahatlama ünlemi olarak Thank God for ...

Thank God for X, konuşanın X'in var olmasından ya da gerçekleşmesinden çok memnun olduğunu veya rahatladığını anlatan kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada mutlaka gerçek anlamda bir dua olarak değil, abartılı bir tepki olarak kullanılır. Olumlu Thank God çerçevesi ile sert ugly parents tanımı çatışarak ironik bir espri yaratır. Konuşan, çekici olmayan bir özelliği beklenmedik biçimde yararlıymış gibi şakacı bir şekilde sunar; ancak mizah, ugly sözünü tarafsız veya zararsız bir niteleme hâline getirmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıplaşmış ünlemle tamamlayın: My phone was at one percent, but I found a cable. ____ spare chargers.

Cevabı göster

Thank God for

The world is dominated

2:06

Dünya,

by an often unfair money hierarchy. Anlatım akışı

2:07

genellikle adaletsiz bir para hiyerarşisi tarafından yönetiliyor.

Against that, Anlatım akışı

2:10

Buna karşılık,

it's refreshing

2:11

canlandırıcı olan şu ki

that there's also this strange looks hierarchy.

2:12

bir de bu tuhaf görünüm hiyerarşisi var.

Anlatım akışı

money hierarchy ... looks hierarchy: paralel bir karşıtlık kurmak

Tekrarlanan money hierarchy ... looks hierarchy isim kalıbı, para ile görünüşü aynı kavramsal çerçeveye yerleştirir. Hierarchy ortak ana isimdir; money ve looks ise sıralamanın temelini göstermek için birbirinin yerini alır. Bu paralel anlatım, dinleyicinin iki toplumsal sistemi hemen karşılaştırmasını sağlar. Against that ve also, iki düşünce arasındaki ilişkiyi yönlendirir: ikinci hiyerarşi, birincinin şaşırtıcı bir karşıtı olarak sunulur. Burada hierarchy, resmî bir emir-komuta zincirini değil, gayriresmî bir toplumsal sıralamayı ifade eder. Paralellik, iki sistemin aynı olduğunu da ileri sürmez.

Alıştırma

Tekrarlanan money hierarchy ... looks hierarchy kalıbı, savda nasıl bir işlev görür?

  1. Para ile görünüşü karşılaştırılabilir iki toplumsal sıralama sistemi olarak sunar.
  2. Yönetim kademeleri bulunan iki resmî kuruluşu anlatır.
  3. Para ile görünüşün tamamen aynı şey olduğunu söyler.
  4. Karşıtlık oluşturmadan birbiriyle ilgisiz iki konuyu sunar.
Cevabı göster

Para ile görünüşü karşılaştırılabilir iki toplumsal sıralama sistemi olarak sunar.

Anlatım akışı

Against that: önceki durumu arka plan yaparak karşıtlık kurmak

Against that, okuyucunun bir önceki ifadeyi sonraki değerlendirme için arka plan olarak kullanmasını sağlar. Buradaki that, çoğu zaman adaletsiz olan para hiyerarşisine gönderme yapar; ardından gelen düşünce ise onunla ferahlatıcı bir karşıtlık oluşturacak biçimde sunulur. Bu kullanımda against, fiziksel temas veya doğrudan karşı çıkma değil, “o arka planla bağlantılı olarak bakıldığında” anlamına gelir. Bağlayıcı önce olumsuz bir durum kurar, sonra sıradaki noktanın neden farklı hissettirdiğini göstererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Önceki durumun arka planında değerlendirildiğinde ikinci cümleyi umut verici gösteren bağlayıcıyı seçin: The forecast had been gloomy for months. ___, the latest results feel surprisingly hopeful.

  1. Despite that
  2. Against that
  3. Because of that
Cevabı göster

Against that

It doesn't restore justice,

2:15

Adaleti geri getirmiyor,

but it thumbs its nose Deyimler

2:17

ama burun kıvırır

up at other forms of injustice

2:18

diğer adaletsizlik biçimlerine

just a little.

2:20

sadece birazcık.

Deyimler

thumbs its nose up at: iki deyimin karışımı

Bu cümlede thumbs its nose up at, görünüş hiyerarşisinin diğer adaletsizlik türleriyle biraz alay ettiği veya onları küçümsediği anlamına gelir. Hiyerarşi kişileştirilmiştir; burunda yapılan gerçek bir hareket söz konusu değildir. Bu ifade iki standart deyimi birleştirir: thumb one's nose at, alay etmek veya açıkça meydan okumak; turn one's nose up at ise bir şeyi kendi standartlarının altında görerek reddetmek anlamına gelir. Cümleyi şakacı bir küçümseme olarak anlayın, ancak standart biçimleri ayrı ayrı öğrenin.

Alıştırma

“Açıkça alay eder veya meydan okur” anlamındaki standart deyimi seçin: The satirical show ___ powerful politicians.

  1. turns its nose up at
  2. thumbs its nose up at
  3. thumbs its nose at
Cevabı göster

thumbs its nose at

However unfair the distribution of appearance is today, Dilbilgisi

2:25

Bugün görünümün dağılımı ne kadar adaletsiz olursa olsun,

time will eventually bring justice.

2:29

zaman sonunda adaleti getirecektir.

Dilbilgisi

However unfair ... is: “ne kadar ... olursa olsun” ödünleme kalıbı

“However unfair the distribution of appearance is today,” ifadesinde however, “ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelir. Baştaki yan cümle, durumun çok adaletsiz olabileceğini kabul eder; ana cümle ise bu adaletsizliğe rağmen sonucun geçerli kaldığını belirtir. Kalıp however + sıfat/zarf + özne + fiil biçimindedir. unfair sıfatı özneden önce gelirken is özneden sonra kalır: however unfair the distribution ... is. Bu kısa ödünleme yapısı özellikle dikkatli tartışmalarda ve yazılı anlatımda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede however, “ne kadar ... olursa olsun” anlamında kullanılmıştır?

  1. The climb is difficult. However, we will keep going.
  2. However, difficult climbs require careful planning.
  3. However difficult the climb is, we will keep going.
Cevabı göster

However difficult the climb is, we will keep going.

No one ends up happy with how they look. Öbek fiiller

2:31

Kimse sonunda görünüşünden mutlu olmaz.

Öbek fiiller

ends up + sıfat: sonunda bir sonuca ulaşmak

Ends up, “sonunda bir duruma veya sonuca ulaşır” anlamına gelir; çoğunlukla öncesinde bir süreç vardır ve sonuç bazen beklenmediktir. Bu cümlede happy bir sıfat tümlecidir. Bu nedenle no one ends up happy, sonunda hiç kimsenin görünüşünden memnun olmadığı anlamına gelir. Yaygın kalıplar arasında end up + sıfat, end up + -ing biçimi ve end up + edat öbeği bulunur: end up alone, end up waiting ve end up at home. Fiil zamana ve özne uyumuna göre değişir, ancak up öbek fiilin bir parçası olarak kalır.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We took the wrong train and ____ in a small coastal town.

Cevabı göster

ended up

It's just a question of waiting. Kalıp ifadeler

2:33

Bu sadece bir bekleme meselesidir.

Kalıp ifadeler

a question of waiting: geriye kalan tek etken

It's just a question of waiting. cümlesindeki a question of, yanıtlanması gereken gerçek bir soru başlatmaz. Beklemenin temel mesele ya da belirleyici etken olduğunu anlatır. It's (just) a question of + isim veya -ing biçimi kalıbı, sonucun bağlı olduğu etkeni gösterir. Just anlamı daha da daraltır: konuşan kişi geriye kalan tek meselenin beklemek olduğunu düşünür.

Alıştırma

Cümleyi just a question of ve wait fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The seeds have everything they need, so now it's ____.

Cevabı göster

just a question of waiting

For some, Anlatım akışı

2:35

Bazıları için,

this enchantment may start at 10.

2:36

bu büyülenme 10 yaşında başlayabilir.

For others,

2:38

Diğerleri için,

it may take another 40 years,

2:39

bir 40 yıl daha sürebilir,

Anlatım akışı

For some, ... For others, ...: grupları karşılaştıran paralel çerçeveler

Cümle başındaki For some ve For others çerçeveleri, daha büyük bir grubu karşıt alt gruplara ayırır. Her ifade, ardından gelen açıklamanın hangi kişiler için geçerli olduğunu gösterir. For + grup yapısını paralel biçimde tekrarlamak, dil bilgisel özne aynı kalsa bile karşılaştırmanın kolay izlenmesini sağlar. Burada for, '... söz konusu olduğunda' anlamındadır; amaç bildirmez.

Alıştırma

Paralel karşılaştırmayı vurgulanan iki çerçeveyle tamamlayın: ____, online classes are convenient. ____, they are hard to focus on.

Cevabı göster

For some · For others

but it will happen for sure.

2:41

ama kesinlikle gerçekleşecektir.

Rather than saying appearance doesn't matter, Dilbilgisi

2:46

Görünüşün önemli olmadığını söylemek yerine,

you can get better at noticing the less obvious Kalıp ifadeler

2:49

daha az belirgin olanı fark etme konusunda ustalaşabilirsiniz,

but still real beauty in odder places.

2:51

ama daha tuhaf yerlerde hala var olan gerçek güzelliği.

Dilbilgisi

Rather than saying ...: bir yaklaşımı bir kenara bırakmak

Rather than saying, konuşanın bir kenara bırakmak istediği eylemi sunar. Burada saying appearance doesn't matter daha az yararlı olan yaklaşım olarak reddedilir ve ana cümle bir alternatif sunar: daha az belirgin güzelliği fark etmeyi öğrenmek. Rather than + -ing kalıbında -ing öbeği seçilmeyen eylemi belirtir. Bu eylemin örtük öznesi genellikle ana cümlenin öznesidir; burada bunu söyleyecek kişi de you olur. Bu, eylemler arasındaki bir karşıtlıktır; derece karşılaştırması değildir.

Alıştırma

Cümleyi rather than ve say fiilinin doğru biçimiyle tamamla: ____ the plan will fail, explain how it could be improved.

Cevabı göster

Rather than saying

Kalıp ifadeler

get better at noticing: bir beceride giderek gelişmek

Get better at noticing, bir şeyi fark etme becerisini zamanla geliştirmek anlamına gelir. Burada daha az belirgin güzelliği fark etmek, dikkat ve pratikle gelişebilecek bir beceri olarak ele alınır. get better at + isim/-ing yapısında at bir edattır. Bu yüzden fiil notice veya to notice değil, -ing biçimi noticing olur.

Alıştırma

Cümleyi get better at ve notice fiilinin doğru biçimiyle tamamla: With careful practice, you can ____ small changes in people's tone.

Cevabı göster

get better at noticing

The trouble with our culture

2:55

Kültürümüzle ilgili sorun

isn't so much that we love appearances, Dilbilgisi

2:56

görünüşü çok sevmemiz değil,

but that we focus

2:59

daha ziyade odaklanmamızdır

on too narrow a range of features and qualities.

2:59

çok dar bir özellik ve nitelik yelpazesine.

Dilbilgisi

isn't so much that ... but that: ana açıklamanın odağını değiştirmek

isn't so much that X, but that Y kalıbı, dikkati X'ten Y'ye kaydırır. X mutlaka yanlış değildir; Y daha doğru veya daha önemli açıklama olarak sunulur. Burada yazar, kültürün dış görünüşü seviyor olabileceğini kabul eder, ardından değer verilen özellik ve niteliklerin dar kapsamlı olmasını daha derin sorun olarak gösterir. that sözcüğünün tekrarlanması iki açıklamayı dil bilgisi bakımından paralel hâle getirir.

Alıştırma

Ana açıklamanın odağını değiştiren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: The issue ____ the instructions are long, ____ they are unclear.

Cevabı göster

isn't so much that · but that

So,

3:02

Bu yüzden,

start to get interested in someone's august forehead. Kelime

3:03

birinin heybetli alnına ilgi duymaya başlayın.

Kelime

august: heybetli anlamına gelen resmî bir sıfat

Buradaki august, heybetli, etkileyici ve saygıya değer anlamına gelen küçük harfle yazılmış bir sıfattır. Alnı bilinçli biçimde görkemli bir dille anlatır; bu yüksek üsluplu sözcük sıradan bir fiziksel özelliği soylu gösterir. Burada kastedilen August ayı değildir. Ardından gelen forehead ismi, august sözcüğünün bir niteliği anlattığını gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. august sözcüğünde hangi hecenin vurgulandığına dikkat edin.

  1. The university honored its founder in August.
  2. The university honored its august founder.
Cevabı göster

The university honored its august founder.

Note the melancholy sweetness of their eyes. Deyimler

3:07

Gözlerindeki melankolik tatlılığı fark edin.

Deyimler

melancholy sweetness: hüzünle nazik çekiciliğin birleşimi

Bu ifadede melancholy hüzünlü veya düşünceli bir hava katarken sweetness şekerli bir tat değil, nazik ve çekici bir yumuşaklık anlamına gelir. İkisi birlikte hem üzgün hem de yumuşak ve sevimli görünen gözleri betimler. Melancholy sözcüğünün sweetness sözcüğünü nitelemesi, duygusal açıdan zıt nitelikleri zarif ve edebî bir imgede birleştirir. Bu yapı, bir izlenimi tek ve basit bir özelliğe indirgemek yerine karmaşıklığıyla ifade edebilir.

Alıştırma

Melancholy sweetness ifadesinde sweetness burada ne anlama gelir?

  1. Hüzünle renklenmiş nazik ve çekici bir yumuşaklık
  2. Hiç hüzün içermeyen tam mutluluk
  3. Güçlü bir şeker tadı
  4. Soğuk ve düşmanca bir ifade
Cevabı göster

Hüzünle renklenmiş nazik ve çekici bir yumuşaklık

Admire an expression of kindly acceptance.

3:09

Nazikçe kabullenen bir ifadeye hayran kalın.

Point out serenity,

3:13

Dinginliğe,

a trusting face,

3:14

güven veren bir yüze,

a candid nose. Deyimler

3:15

samimi bir buruna dikkat çekin.

Deyimler

a candid nose: açık sözlülüğü bir yüz özelliğine aktarmak

Candid normalde bir insanı, sözü veya tavrı açık sözlü ve dürüst olarak niteler. Burada ise gerçek anlamda açık sözlü olamayacak bir vücut parçası olan nose sözcüğüne beklenmedik biçimde bağlanır. İfade, insana ait bir karakter özelliğini yüzün bir bölümüne aktarır. Burnun açık ve savunmasız bir izlenime katkıda bulunduğunu düşündürerek fiziksel betimlemeyi kişilik hakkında hayal gücüne dayalı bir yargıya dönüştürür.

Alıştırma

A candid nose ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Açık sözlülük izlenimini bir yüz özelliğine aktarır.
  2. Burnun görünmeyecek şekilde saklandığını anlatır.
  3. Burnun dürüstçe konuştuğunu söyler.
  4. Tıbben sağlıklı bir burnu belirtir.
Cevabı göster

Açık sözlülük izlenimini bir yüz özelliğine aktarır.

There are so many good and attractive things

3:17

İnsanların yüzlerinde görebileceğimiz

we can see in people's faces

3:19

o kadar çok iyi ve çekici şey var ki,

if we're alert to different types of beauty. Kalıp ifadeler

3:21

farklı güzellik türlerine karşı uyanık olursak.

Kalıp ifadeler

Farklı güzellik türlerine karşı dikkatli olmak

be alert to something yapısında alert, dikkatli ve bir şeyi fark etmeye hazır olmayı anlatan bir sıfattır. Burada being alert to different types of beauty, yalnızca en belirgin veya geleneksel özelliklere bakmayıp başka güzellik türlerini de etkin biçimde fark etmek anlamına gelir. Yapı be alert to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Risklere, değişikliklere, fırsatlara, ayrıntılara ya da buradaki gibi olumlu bir şeye dikkat yöneltebilir; otomatik olarak tehlike bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi alert ile kurulan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: Good editors stay ____ small changes in tone.

Cevabı göster

alert to

And hopefully, someone somewhere Anlatım akışı

3:24

Ve umarım bir gün, bir yerlerde biri

will one day do the same for us.

3:26

bizim için de aynısını yapar.

Anlatım akışı

Umarız birileri de bizim için aynısını yapar

Cümledeki do the same, daha az belirgin güzellik türlerini fark etme ve takdir etme düşüncesine gönderme yapar. Bu ifade tüm eylemi tekrarlamayı önler; dinleyen kişi anlamı konuşmanın önceki bölümünden çıkarır. And bu son dileği önceki tavsiyeye bağlar. Hopefully bunun bir umut olduğunu gösterirken someone somewhere ve one day kişi, yer ve zamanı belirsiz bırakır. Cümlenin for us ile bitmesi, başkalarına bakış biçimini konuşmacıya ve dinleyicilere geri çevirerek karşılıklı ve duygusal bir kapanış oluşturur.

Alıştırma

Şu iki cümleyi okuyun: “Nora checks on her friends when they are having a hard week. Hopefully, someone will do the same for her.” do the same ne anlama gelir?

  1. Nora'nın daha fazla arkadaşını arayıp sormasını ummak.
  2. Nora zor bir hafta geçirirken onun nasıl olduğunu sormak.
  3. Nora ile aynı zamanda zor bir hafta geçirmek.
Cevabı göster

Nora zor bir hafta geçirirken onun nasıl olduğunu sormak.