Kendi Görünümünü Sevmemek: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video Özeti: Bu deneme, dış görünüş kaygısını eşitsiz bir hiyerarşiyle ilişkilendiriyor ve alışılmadık güzelliği görmeye çağırıyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. go around regretting — Öbek Fiiller: go around ve -ing, gerçek hareketi değil, çoğu zaman eleştirilen yinelenen davranışı anlatır. 2. However unfair the distribution of appearance is today, — Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları: however, sıfat ve yan cümle “ne kadar adaletsiz olursa olsun” demektir ve sonuçtan önce itirazı kabul eder. 3. august — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: “Görkemli” anlamındaki bu nadir, resmî sıfatı ay adı August ile ayırın; edebî kullanım sıradan bir alnı hayran olunacak bir özelliğe dönüştürür.
Bu derste
Whichever way: hangi seçenek olursa olsun sonuç değişmez
Whichever + tekil bir isim, “mevcut seçeneklerden hangisi olursa olsun” anlamına gelir. Buradaki whichever way, olası düzenleme biçimlerine veya yönlere gönderme yapar ve sonucun hepsinde korkunç olduğunu belirtir. Bu yapı dinleyiciden seçim yapmasını istemez. Yargıyı seçimden bağımsız hâle getirir: hangi seçenek, rota veya yöntem seçilirse seçilsin sonuç aynıdır.
Alıştırma
İki rota seçeneğinde de sonucun değişmediğini göstermek için whichever + isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Whichever way you go, the journey takes an hour.
- Whichever you go, the journey takes an hour.
- Which way you go, the journey takes an hour.
Cevabı göster
Whichever way you go, the journey takes an hour.
to feel frustrated with one's appearance. Kalıp ifadeler
0:13kişinin dış görünüşünden dolayı hayal kırıklığına uğraması.
Feel frustrated with one's appearance: kişinin kendi görünüşünden hoşnutsuz olması
Feel frustrated with + bir ad öbeği, bir kişi, nesne veya durum zor, hayal kırıcı ya da istenildiği gibi olmadığı için üzgün veya memnuniyetsiz hissetmeyi anlatır. Bu cümlede duygu kişinin kendi görünüşüne yöneliktir; görünüşün bir eylemi etkin biçimde engellediği anlamına gelmez. One's, “kişinin kendi” anlamındaki resmî ve genel bir iyelik biçimidir. Genel bir ifadeye uygundur; belirli bir kişiden söz ederken duruma göre my appearance, your appearance veya their appearance kullanılır.
Alıştırma
Feel frustrated with one's appearance ifadesini Mina hakkında konuşacak şekilde doğal olarak uyarlayan cümle hangisidir?
- Mina feels frustrating with her appearance.
- Mina feels frustrated with one's appearance.
- Mina feels frustrated with her appearance.
Cevabı göster
Mina feels frustrated with her appearance.
or the way their hair falls.
0:20ya da saçlarının dökülüş biçiminden pişmanlık duymamaları gerekir.
are not supposed to: toplumsal bir beklenti
Are not supposed to, davranışı bir kurala veya toplumsal beklentiye aykırı olarak sunar. Buradaki beklenti, olgun ve mantıklı insanların dış görünüşleriyle ilgili özellikler hakkında tekrar tekrar kaygılanmamasıdır. Yapı be + not supposed to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kullanımda supposed to, ne olacağını tahmin etmez ve yalnızca “söylendiğine göre” anlamına gelmez; hangi davranışın uygun görüldüğünü belirtir.
Alıştırma
Bunun bir okul kuralı olduğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: Students ____ talk during the exam.
Cevabı göster
are not supposed to
go around regretting: eleştirel ton taşıyan tekrarlı davranış
Go around doing something, bir şeyi tekrarlanan veya kişiye özgü bir davranış olarak sürdürmek anlamına gelir. Burada go around regretting, kişinin görünüşü hakkında sürekli kötü hissetme alışkanlığını anlatır; gerçekten bir yerden başka bir yere gitmeyi gerektirmez. Bu yapı, özellikle You can’t go around doing that gibi cümlelerde sık sık eleştiri, sabırsızlık veya inanmama tonu taşır. Konuşan kişi davranışı tek seferlik bir eylem olarak değil, yararsız veya uygunsuz bir alışkanlık olarak sunar.
Alıştırma
Konuşanın eleştirdiği tekrarlanan davranış için doğal tamamlamayı seçin: You can't ____ every small mistake.
- go around regretting
- go around regret
- go around to regret
Cevabı göster
go around regretting
Why ... does this have to be me? ile retorik yakınma
Why ile kurulan bu soru esas olarak bir neden sormaz. Retorik bir yakınma görevi görür: konuşan kişi istenmeyen bir durum için özellikle kendisinin seçildiğini hisseder ve kendine acıma ile haksızlık duygusunu dile getirir. in my brief existence on this planet şeklindeki uzun ifade, yakınmayı bilinçli olarak dramatikleştirir. Does this have to be me? aynada görülen kimliği veya görünüşü sanki kader konuşan kişiye yüklemiş gibi sunar; have to burada gerçek bir zorunluluk anlatmaz.
Alıştırma
“Why in my brief existence on this planet does this have to be me?” cümlesinde konuşan kişi esas olarak ne yapıyor?
- Bir zorunluluk için nesnel bir açıklama istemek
- Herkesin sorumluluğunu üstlenmeye gönüllü olmak
- İstenmeyen bir durumun haksız geldiğinden dramatik biçimde yakınmak
Cevabı göster
İstenmeyen bir durumun haksız geldiğinden dramatik biçimde yakınmak
We care about our looks for a sound reason, Kalıp ifadeler
0:39Görünüşümüzü önemsiyoruz çünkü bunun haklı bir nedeni var,
for a sound reason: sağlam bir gerekçeyle
Burada sound, makul, güvenilir ve sağduyuya dayalı anlamında bir sıfattır. Bu nedenle a sound reason, bir inancı, seçimi veya eylemi destekleyebilecek sağlam bir gerekçedir. for a sound reason ifadesi, bir şeyin neden yapıldığını veya ona neden inanıldığını açıklar. Ses ya da işitmeyle ilgili değildir.
Alıştırma
sound sözcüğünün güvenilir anlamına geldiği iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school changed the rule for a ____: the old rule created a safety risk.
Cevabı göster
sound reason
Yet this isn't crazy: eleştiriden savunmaya geçiş
Yet, argümanın yönünü yeniden değerlendirmeniz gerektiğini gösterir. Önceki cümleler görünüşle ilgili kaygıyı acı verici veya aşırı gösterir; bu kısa cümle ise o izlenime karşı çıkar ve kaygıyı anlaşılır bir tepki olarak yeniden sunar. Bir sonraki cümle bu görüşü destekleyen nedeni verir. Burada crazy, tıbbi bir anlamda değil, günlük dilde mantıksız veya saçma anlamında kullanılır. Yet + kısa değerlendirme kalıbı, açıklama ya da savunmadan önce bir yön değişikliğine işaret edebilir.
Alıştırma
Şunu okuyun: “Maya checks every lock twice. It may seem excessive. Yet this isn't crazy; there have been recent break-ins.” Yet burada ne yapıyor?
- Hırsızlık olaylarının kilitleri kontrol etmenin sonucu olduğunu gösterir.
- Maya'nın günlük alışkanlığına başka bir örnek verir.
- Beklenen eleştiriyle çelişen bir savunma getirir.
Cevabı göster
Beklenen eleştiriyle çelişen bir savunma getirir.
judge someone by something: birini bir ölçüte göre değerlendirmek
judge someone by something yapısında by, kişi hakkında fikir oluştururken kullanılan ölçütü veya kanıtı belirtir. Burada us değerlendirilen kişileri, them ise daha önce geçen our looks ifadesini gösterir. Cümle, insanların görünüşümüzü temel alarak hakkımızda fikir oluşturduğu anlamına gelir. Yapı judge + kişi + by + ölçüt şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların Maya hakkında fikir oluştururken kıyafetlerini ölçüt olarak kullandığı anlamına gelir?
- People judge Maya with her clothes.
- People judge Maya for her clothes.
- People judge Maya by her clothes.
Cevabı göster
People judge Maya by her clothes.
To deal with the challenges of our appearance,
0:50Dış görünüşümüzün getirdiği zorluklarla başa çıkmak için
to learning how to cope with one's looks. Kalıp ifadeler
0:57kişinin görünüşüyle nasıl başa çıkacağını öğrenmesi için.
kişinin kendi görünüşüyle başa çıkması
Cope with, zor veya stresli bir durumu yönetip yoluna devam etmek anlamına gelir. Zorluğun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Burada one's looks kişinin kendi fiziksel görünüşünü ifade eder; dolayısıyla ifade, görünüşü değiştirmeyi değil, görünüşle ilgili kaygılarla başa çıkmayı anlatır. Yapı cope with + isim, zamir veya -ing biçimidir. One's, resmî ve genel bir iyelik biçimidir; günlük konuşmada kişiye uygun olarak my, your veya their gibi iyelik biçimleri kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle Jordan'ın devam eden bir zorluğun nedenini ortadan kaldırmak yerine onunla başa çıktığını anlatır?
- Jordan has solved the cause of his anxiety.
- Jordan is learning to cope with his anxiety.
- Jordan is pretending that his anxiety does not exist.
Cevabı göster
Jordan is learning to cope with his anxiety.
hayatın en az demokratik yönleri
Democratic burada mecaz anlamda kullanılır. Seçimleri veya hükümeti anlatmaz. Bir şeyin insanlara adil bir pay ile anlamlı ölçüde seçim veya kontrol hakkı vermesini ifade eder. Kişisel görünüşü hayatın en az demokratik yönlerinden biri olarak tanımlamak, görünüşün eşitsiz dağıldığını ve büyük ölçüde seçilemediğini anlatır. one of the least + sıfat + çoğul isim yapısı, bir şeyi belirli bir özellik bakımından bir grubun en alt üyeleri arasına yerleştirir. Görünüşün hayattaki tek ve mutlak olarak en az demokratik yön olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
"Access to private tutoring is one of the least democratic features of education," cümlesinde democratic sözcüğünün en yakın anlamı nedir?
- ulusal seçim yoluyla düzenlenen
- adil biçimde paylaşılan ve insanların seçimine açık olan
- seçmenlerin çoğu tarafından beğenilen
Cevabı göster
adil biçimde paylaşılan ve insanların seçimine açık olan
Şans metaforu olarak a lottery
Bu cümlede a lottery, dış görünüşü anlatan bir metafordur: sonuç, kişinin kazandığı veya tamamen kontrol ettiği bir şey olarak değil, şans eseri verilmiş bir şey olarak sunulur. You haven't won bu benzetmeyi sürdürür ve kişinin dış görünüşünün şanslı bir sonuç sayılmadığını açıkça söyler. Sonuçların büyük ölçüde şansa bağlı olduğu ve insanların çok az denetime sahip olduğu bir durum ya da sonuç a lottery olarak adlandırılabilir.
Alıştırma
“It's a lottery and you haven't won” cümlesindeki a lottery ne anlama gelir?
- Diğer kişi bir ödülden para aldı.
- Dış görünüş, şansa bağlı bir sonuca benzetiliyor.
- Konuşmacı diğer kişiden bir bilet almasını istiyor.
Cevabı göster
Dış görünüş, şansa bağlı bir sonuca benzetiliyor.
nor is it to their credit that it is them. Dilbilgisi
1:12onların öyle olması da onların başarısı değil.
Bağlantıyı veya sorumluluğu reddeden nothing to do with you
Burada nothing to do with you, sonucun sizin tarafınızdan oluşturulmadığı veya kontrol edilmediği ve bu yüzden sonuç için ne suçlanmayı ne de takdir edilmeyi hak ettiğiniz anlamına gelir. It, konuşulan ve şansla belirlenen sonucu ifade eder. be/have nothing to do with X kalıbı bir bağlantıyı, nedeni veya sorumluluğu reddedebilir. Bu kullanımda “X ile ilişki kurmayı reddediyorum” anlamına gelmez; reddedilen ilişkinin ne olduğunu özne ve bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “ilgisiz olmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The machine chose the winner randomly, so the result has ____ Alex's effort.
Cevabı göster
nothing to do with
nor is it to their credit: nor ile özne-yardımcı fiil devrikliği
Nor, önceki olumsuz düşünceye ikinci bir olumsuz ifade ekler. nor bu yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce gelir: nor it is değil, nor is it kullanılır. Buna olumsuz devrik yapı denir. To someone's credit, iyi bir sonucun o kişinin başarısı olarak görülmeyi hak ettiği anlamına gelir. Burada nor anlamı olumsuz yapar: olumlu durum onların çabasıyla elde ettiği veya övgü alabileceği bir şey değildir.
Alıştırma
Cümleyi nor ve be fiilinin doğru devrik biçimiyle tamamlayın: The rescue was not my plan, ____ it to my credit that everyone got home safely.
Cevabı göster
nor was
like no one else will: will ile fiil öbeği eksiltisi
Like no one else will ifadesinde will, atlanan appreciate your hair fiil öbeğini taşır. Dinleyen kişi bu kısmı önceki sözlerden çıkarabildiği için İngilizce aynı ifadeyi tekrarlamaz. Açık hâli like no one else will appreciate your hair şeklindedir. Bu nedenle ifade, başka hiç kimsenin yapmayacağı bir biçimde anlamına gelir. Will yine de bir tahmin veya güçlü beklenti bildirir, fakat tek başına eylemin tamamı değildir; eylem önceki fiil öbeğinden anlaşılır.
Alıştırma
Understand your concern ifadesini tekrarlamadan, Maya'nın endişeni başka hiç kimsenin yapamayacağı biçimde anlayacağını tahmin eden cümle hangisidir?
- Maya will understand your concern like no one else will.
- Maya will understand your concern like no one else is.
- Maya will understand your concern like no one else does.
Cevabı göster
Maya will understand your concern like no one else will.
“the ugly”: bir grubu belirten the + sıfat yapısı
Bu cümlede the + sıfat yapısı, ugly sözcüğünü çirkin kabul edilen insanları belirten isim benzeri bir grup etiketine dönüştürür. Grup çoğul kabul edilir; bu yüzden cümlede the ugly who is değil, the ugly who are kullanılır. Bu yapı, the rich veya the unemployed örneklerinde olduğu gibi bir sınıfın tamamını adlandırabilir. Burada ayrıca iddiayı genel ve keskin hâle getirir: geleneksel güzellik ölçülerine uymayan insanların güzelliğin değerini en iyi bilen kişiler olduğu söylenir.
Alıştırma
Cümlede the ugly neyi ifade ediyor?
- çirkinliğin soyut niteliği
- çekici olmadığı düşünülen insanlar bir grup olarak
- çekici olmayan belirli bir kişi
Cevabı göster
çekici olmadığı düşünülen insanlar bir grup olarak
Something the beautiful should bear in mind Kalıp ifadeler
1:29Güzel insanların akıllarında bulundurması gereken bir şeydir
“bear in mind”: hatırlamak ve hesaba katmak
Bear in mind, “bir şeyi hatırlamak ve karar verirken ya da harekete geçerken onu hesaba katmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada güzel insanlar, kimi kayıracaklarını seçerken önceki iddiayı göz önünde bulundurmaları için uyarılıyor; bear bu kullanımda hayvanı belirtmez ve “tahammül etmek” anlamına gelmez. Altyazıda something bu ifadenin nesnesidir: something (that) the beautiful should bear in mind. Nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür; bu İngilizcede normaldir.
Alıştırma
Notta yer alan kalıplaşmış ifadeyle hatırlatmayı tamamlayın: When planning your trip, ____ that some museums close on Mondays.
Cevabı göster
bear in mind
bestow their favors: ilgiyi yüksek bir üslupla bahşetmek
Burada bestow their favors, “romantik ilgilerini, sevgilerini veya özel teveccühlerini bahşetmek” anlamına gelir. Favors sıradan bir yardım değildir; seçme gücüne sahip olarak gösterilen bir kişinin verdiği değerli bir şeydir. Kasıtlı olarak gösterişli ve eski moda olan bu ifade, anlatıma hafif bir mizah katar. “Güzel insanları”, ilgilerini kimin hak ettiğine karar veren ayrıcalıklı kişiler olarak gösterir.
Alıştırma
Özgün cümlede bestow their favors en doğru olarak ne anlatır?
- İki kişinin birbirini eşit biçimde sevdiğini söylemenin tarafsız bir yolu
- Küçük bir iş için birinden yardım istemenin gündelik bir yolu
- Statü sahibi birinin ilgi veya özel ayrıcalık verdiğini anlatan resmî ve biraz edebî bir ifade
Cevabı göster
Statü sahibi birinin ilgi veya özel ayrıcalık verdiğini anlatan resmî ve biraz edebî bir ifade
remind someone ... of someone or something: birine kişi veya şeyi hatırlatmak
Remind someone of someone or something, “birine başka bir kişiyi, şeyi veya anıyı düşündürmek” anlamına gelir. Cümlede a little in some subconscious way iki bölümün arasına girse de remind them, of mum or dad ile bağlantılıdır. Yapı remind + kişi + of + benzetilen şey veya anı şeklindedir. Kişi ile of arasına çağrışımın derecesini veya biçimini açıklayan sözler girebilir; temel yapı yine değişmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi remind sözcüğünün doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Her laugh ____ me ____ my sister.
Cevabı göster
reminds · of
mum or dad were quite weird or ugly looking.
1:51anne veya baba oldukça tuhaf veya çirkin görünümlüydü.
The good news is that: olumlu bir bilgiyi öne çıkarma
The good news is that bir söylem çerçevesidir: dinleyiciye ardından gelen that yan cümlesini yararlı, rahatlatıcı veya olumlu bir bilgi olarak yorumlamasını söyler. Burada bu noktanın iyi haber olarak sunulması mizah amaçlıdır; kimsenin görünüşü hakkında tarafsız bir değerlendirme değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp The good news is that + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ we can move the meeting without paying a fee.
Cevabı göster
The good news is that
That helps to explain the odd choices Anlatım akışı
1:54Bu, tuhaf seçimleri açıklamaya yardımcı olur
That helps to explain: önceki fikre temkinli bir bağ kurma
That az önce sözü edilen fikre gönderme yapar ve önceki bilgiyi tartışılan sonuca bağlar. Böylece yazar fikrin tamamını tekrarlamak zorunda kalmaz. Helps to explain önceki fikri açıklamanın bir parçası olarak sunar; onu kesin kanıt veya tek neden olarak göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp That helps to explain + isim öbeği ya da wh-yan cümlesi şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli bağlantı kalıbının aynısıyla tamamlayın: The road was closed for hours. ____ why the buses were late.
Cevabı göster
That helps to explain
Rahatlama ünlemi olarak Thank God for ...
Thank God for X, konuşanın X'in var olmasından ya da gerçekleşmesinden çok memnun olduğunu veya rahatladığını anlatan kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada mutlaka gerçek anlamda bir dua olarak değil, abartılı bir tepki olarak kullanılır. Olumlu Thank God çerçevesi ile sert ugly parents tanımı çatışarak ironik bir espri yaratır. Konuşan, çekici olmayan bir özelliği beklenmedik biçimde yararlıymış gibi şakacı bir şekilde sunar; ancak mizah, ugly sözünü tarafsız veya zararsız bir niteleme hâline getirmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıplaşmış ünlemle tamamlayın: My phone was at one percent, but I found a cable. ____ spare chargers.
Cevabı göster
Thank God for
by an often unfair money hierarchy. Anlatım akışı
2:07genellikle adaletsiz bir para hiyerarşisi tarafından yönetiliyor.
money hierarchy ... looks hierarchy: paralel bir karşıtlık kurmak
Tekrarlanan money hierarchy ... looks hierarchy isim kalıbı, para ile görünüşü aynı kavramsal çerçeveye yerleştirir. Hierarchy ortak ana isimdir; money ve looks ise sıralamanın temelini göstermek için birbirinin yerini alır. Bu paralel anlatım, dinleyicinin iki toplumsal sistemi hemen karşılaştırmasını sağlar. Against that ve also, iki düşünce arasındaki ilişkiyi yönlendirir: ikinci hiyerarşi, birincinin şaşırtıcı bir karşıtı olarak sunulur. Burada hierarchy, resmî bir emir-komuta zincirini değil, gayriresmî bir toplumsal sıralamayı ifade eder. Paralellik, iki sistemin aynı olduğunu da ileri sürmez.
Alıştırma
Tekrarlanan money hierarchy ... looks hierarchy kalıbı, savda nasıl bir işlev görür?
- Para ile görünüşü karşılaştırılabilir iki toplumsal sıralama sistemi olarak sunar.
- Yönetim kademeleri bulunan iki resmî kuruluşu anlatır.
- Para ile görünüşün tamamen aynı şey olduğunu söyler.
- Karşıtlık oluşturmadan birbiriyle ilgisiz iki konuyu sunar.
Cevabı göster
Para ile görünüşü karşılaştırılabilir iki toplumsal sıralama sistemi olarak sunar.
Against that: önceki durumu arka plan yaparak karşıtlık kurmak
Against that, okuyucunun bir önceki ifadeyi sonraki değerlendirme için arka plan olarak kullanmasını sağlar. Buradaki that, çoğu zaman adaletsiz olan para hiyerarşisine gönderme yapar; ardından gelen düşünce ise onunla ferahlatıcı bir karşıtlık oluşturacak biçimde sunulur. Bu kullanımda against, fiziksel temas veya doğrudan karşı çıkma değil, “o arka planla bağlantılı olarak bakıldığında” anlamına gelir. Bağlayıcı önce olumsuz bir durum kurar, sonra sıradaki noktanın neden farklı hissettirdiğini göstererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Önceki durumun arka planında değerlendirildiğinde ikinci cümleyi umut verici gösteren bağlayıcıyı seçin: The forecast had been gloomy for months. ___, the latest results feel surprisingly hopeful.
- Despite that
- Against that
- Because of that
Cevabı göster
Against that
thumbs its nose up at: iki deyimin karışımı
Bu cümlede thumbs its nose up at, görünüş hiyerarşisinin diğer adaletsizlik türleriyle biraz alay ettiği veya onları küçümsediği anlamına gelir. Hiyerarşi kişileştirilmiştir; burunda yapılan gerçek bir hareket söz konusu değildir. Bu ifade iki standart deyimi birleştirir: thumb one's nose at, alay etmek veya açıkça meydan okumak; turn one's nose up at ise bir şeyi kendi standartlarının altında görerek reddetmek anlamına gelir. Cümleyi şakacı bir küçümseme olarak anlayın, ancak standart biçimleri ayrı ayrı öğrenin.
Alıştırma
“Açıkça alay eder veya meydan okur” anlamındaki standart deyimi seçin: The satirical show ___ powerful politicians.
- turns its nose up at
- thumbs its nose up at
- thumbs its nose at
Cevabı göster
thumbs its nose at
However unfair the distribution of appearance is today, Dilbilgisi
2:25Bugün görünümün dağılımı ne kadar adaletsiz olursa olsun,
However unfair ... is: “ne kadar ... olursa olsun” ödünleme kalıbı
“However unfair the distribution of appearance is today,” ifadesinde however, “ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelir. Baştaki yan cümle, durumun çok adaletsiz olabileceğini kabul eder; ana cümle ise bu adaletsizliğe rağmen sonucun geçerli kaldığını belirtir. Kalıp however + sıfat/zarf + özne + fiil biçimindedir. unfair sıfatı özneden önce gelirken is özneden sonra kalır: however unfair the distribution ... is. Bu kısa ödünleme yapısı özellikle dikkatli tartışmalarda ve yazılı anlatımda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede however, “ne kadar ... olursa olsun” anlamında kullanılmıştır?
- The climb is difficult. However, we will keep going.
- However, difficult climbs require careful planning.
- However difficult the climb is, we will keep going.
Cevabı göster
However difficult the climb is, we will keep going.
ends up + sıfat: sonunda bir sonuca ulaşmak
Ends up, “sonunda bir duruma veya sonuca ulaşır” anlamına gelir; çoğunlukla öncesinde bir süreç vardır ve sonuç bazen beklenmediktir. Bu cümlede happy bir sıfat tümlecidir. Bu nedenle no one ends up happy, sonunda hiç kimsenin görünüşünden memnun olmadığı anlamına gelir. Yaygın kalıplar arasında end up + sıfat, end up + -ing biçimi ve end up + edat öbeği bulunur: end up alone, end up waiting ve end up at home. Fiil zamana ve özne uyumuna göre değişir, ancak up öbek fiilin bir parçası olarak kalır.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We took the wrong train and ____ in a small coastal town.
Cevabı göster
ended up
a question of waiting: geriye kalan tek etken
It's just a question of waiting. cümlesindeki a question of, yanıtlanması gereken gerçek bir soru başlatmaz. Beklemenin temel mesele ya da belirleyici etken olduğunu anlatır. It's (just) a question of + isim veya -ing biçimi kalıbı, sonucun bağlı olduğu etkeni gösterir. Just anlamı daha da daraltır: konuşan kişi geriye kalan tek meselenin beklemek olduğunu düşünür.
Alıştırma
Cümleyi just a question of ve wait fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The seeds have everything they need, so now it's ____.
Cevabı göster
just a question of waiting
For some, ... For others, ...: grupları karşılaştıran paralel çerçeveler
Cümle başındaki For some ve For others çerçeveleri, daha büyük bir grubu karşıt alt gruplara ayırır. Her ifade, ardından gelen açıklamanın hangi kişiler için geçerli olduğunu gösterir. For + grup yapısını paralel biçimde tekrarlamak, dil bilgisel özne aynı kalsa bile karşılaştırmanın kolay izlenmesini sağlar. Burada for, '... söz konusu olduğunda' anlamındadır; amaç bildirmez.
Alıştırma
Paralel karşılaştırmayı vurgulanan iki çerçeveyle tamamlayın: ____, online classes are convenient. ____, they are hard to focus on.
Cevabı göster
For some · For others
Rather than saying appearance doesn't matter, Dilbilgisi
2:46Görünüşün önemli olmadığını söylemek yerine,
you can get better at noticing the less obvious Kalıp ifadeler
2:49daha az belirgin olanı fark etme konusunda ustalaşabilirsiniz,
Rather than saying ...: bir yaklaşımı bir kenara bırakmak
Rather than saying, konuşanın bir kenara bırakmak istediği eylemi sunar. Burada saying appearance doesn't matter daha az yararlı olan yaklaşım olarak reddedilir ve ana cümle bir alternatif sunar: daha az belirgin güzelliği fark etmeyi öğrenmek. Rather than + -ing kalıbında -ing öbeği seçilmeyen eylemi belirtir. Bu eylemin örtük öznesi genellikle ana cümlenin öznesidir; burada bunu söyleyecek kişi de you olur. Bu, eylemler arasındaki bir karşıtlıktır; derece karşılaştırması değildir.
Alıştırma
Cümleyi rather than ve say fiilinin doğru biçimiyle tamamla: ____ the plan will fail, explain how it could be improved.
Cevabı göster
Rather than saying
get better at noticing: bir beceride giderek gelişmek
Get better at noticing, bir şeyi fark etme becerisini zamanla geliştirmek anlamına gelir. Burada daha az belirgin güzelliği fark etmek, dikkat ve pratikle gelişebilecek bir beceri olarak ele alınır. get better at + isim/-ing yapısında at bir edattır. Bu yüzden fiil notice veya to notice değil, -ing biçimi noticing olur.
Alıştırma
Cümleyi get better at ve notice fiilinin doğru biçimiyle tamamla: With careful practice, you can ____ small changes in people's tone.
Cevabı göster
get better at noticing
isn't so much that ... but that: ana açıklamanın odağını değiştirmek
isn't so much that X, but that Y kalıbı, dikkati X'ten Y'ye kaydırır. X mutlaka yanlış değildir; Y daha doğru veya daha önemli açıklama olarak sunulur. Burada yazar, kültürün dış görünüşü seviyor olabileceğini kabul eder, ardından değer verilen özellik ve niteliklerin dar kapsamlı olmasını daha derin sorun olarak gösterir. that sözcüğünün tekrarlanması iki açıklamayı dil bilgisi bakımından paralel hâle getirir.
Alıştırma
Ana açıklamanın odağını değiştiren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: The issue ____ the instructions are long, ____ they are unclear.
Cevabı göster
isn't so much that · but that
start to get interested in someone's august forehead. Kelime
3:03birinin heybetli alnına ilgi duymaya başlayın.
august: heybetli anlamına gelen resmî bir sıfat
Buradaki august, heybetli, etkileyici ve saygıya değer anlamına gelen küçük harfle yazılmış bir sıfattır. Alnı bilinçli biçimde görkemli bir dille anlatır; bu yüksek üsluplu sözcük sıradan bir fiziksel özelliği soylu gösterir. Burada kastedilen August ayı değildir. Ardından gelen forehead ismi, august sözcüğünün bir niteliği anlattığını gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. august sözcüğünde hangi hecenin vurgulandığına dikkat edin.
- The university honored its founder in August.
- The university honored its august founder.
Cevabı göster
The university honored its august founder.
Note the melancholy sweetness of their eyes. Deyimler
3:07Gözlerindeki melankolik tatlılığı fark edin.
melancholy sweetness: hüzünle nazik çekiciliğin birleşimi
Bu ifadede melancholy hüzünlü veya düşünceli bir hava katarken sweetness şekerli bir tat değil, nazik ve çekici bir yumuşaklık anlamına gelir. İkisi birlikte hem üzgün hem de yumuşak ve sevimli görünen gözleri betimler. Melancholy sözcüğünün sweetness sözcüğünü nitelemesi, duygusal açıdan zıt nitelikleri zarif ve edebî bir imgede birleştirir. Bu yapı, bir izlenimi tek ve basit bir özelliğe indirgemek yerine karmaşıklığıyla ifade edebilir.
Alıştırma
Melancholy sweetness ifadesinde sweetness burada ne anlama gelir?
- Hüzünle renklenmiş nazik ve çekici bir yumuşaklık
- Hiç hüzün içermeyen tam mutluluk
- Güçlü bir şeker tadı
- Soğuk ve düşmanca bir ifade
Cevabı göster
Hüzünle renklenmiş nazik ve çekici bir yumuşaklık
a candid nose: açık sözlülüğü bir yüz özelliğine aktarmak
Candid normalde bir insanı, sözü veya tavrı açık sözlü ve dürüst olarak niteler. Burada ise gerçek anlamda açık sözlü olamayacak bir vücut parçası olan nose sözcüğüne beklenmedik biçimde bağlanır. İfade, insana ait bir karakter özelliğini yüzün bir bölümüne aktarır. Burnun açık ve savunmasız bir izlenime katkıda bulunduğunu düşündürerek fiziksel betimlemeyi kişilik hakkında hayal gücüne dayalı bir yargıya dönüştürür.
Alıştırma
A candid nose ifadesi bu cümlede ne yapıyor?
- Açık sözlülük izlenimini bir yüz özelliğine aktarır.
- Burnun görünmeyecek şekilde saklandığını anlatır.
- Burnun dürüstçe konuştuğunu söyler.
- Tıbben sağlıklı bir burnu belirtir.
Cevabı göster
Açık sözlülük izlenimini bir yüz özelliğine aktarır.
if we're alert to different types of beauty. Kalıp ifadeler
3:21farklı güzellik türlerine karşı uyanık olursak.
Farklı güzellik türlerine karşı dikkatli olmak
be alert to something yapısında alert, dikkatli ve bir şeyi fark etmeye hazır olmayı anlatan bir sıfattır. Burada being alert to different types of beauty, yalnızca en belirgin veya geleneksel özelliklere bakmayıp başka güzellik türlerini de etkin biçimde fark etmek anlamına gelir. Yapı be alert to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Risklere, değişikliklere, fırsatlara, ayrıntılara ya da buradaki gibi olumlu bir şeye dikkat yöneltebilir; otomatik olarak tehlike bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi alert ile kurulan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: Good editors stay ____ small changes in tone.
Cevabı göster
alert to
Umarız birileri de bizim için aynısını yapar
Cümledeki do the same, daha az belirgin güzellik türlerini fark etme ve takdir etme düşüncesine gönderme yapar. Bu ifade tüm eylemi tekrarlamayı önler; dinleyen kişi anlamı konuşmanın önceki bölümünden çıkarır. And bu son dileği önceki tavsiyeye bağlar. Hopefully bunun bir umut olduğunu gösterirken someone somewhere ve one day kişi, yer ve zamanı belirsiz bırakır. Cümlenin for us ile bitmesi, başkalarına bakış biçimini konuşmacıya ve dinleyicilere geri çevirerek karşılıklı ve duygusal bir kapanış oluşturur.
Alıştırma
Şu iki cümleyi okuyun: “Nora checks on her friends when they are having a hard week. Hopefully, someone will do the same for her.” do the same ne anlama gelir?
- Nora'nın daha fazla arkadaşını arayıp sormasını ummak.
- Nora zor bir hafta geçirirken onun nasıl olduğunu sormak.
- Nora ile aynı zamanda zor bir hafta geçirmek.
Cevabı göster
Nora zor bir hafta geçirirken onun nasıl olduğunu sormak.