Artık Yaramazlık Yok! | Sihir - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
255 kelime 161 kel/dk

Video açıklaması: Bir aile oyununda çocuklar hayali sihri yaramazlık amacıyla kullanarak yetişkinleri kendileriyle oynamaya zorlar. Özgürlük, ev işleri ve sorumluluk üzerine gelişen tartışma, gerçek oyunun baskıyla değil gönüllü katılımla gerçekleşmesi gerektiği sonucuna varır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Oh, no, you don't. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu tepkinin sıradan bir olumsuz bilgi cümlesi değil, kabul edilemez bir şey yapmak üzere olan kişiyi anında durdurma girişimi olduğunu fark edin. Böylece “Bunu yapmana izin vermeyeceğim” anlamındaki kararlı müdahaleyi hem anlayabilir hem de uygun bir durumda kullanabilirsiniz. 2. drop everything — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin nesneleri gerçekten yere bırakmak değil, başka bir işle ilgilenmek için o anda yapılan bütün işleri hemen durdurmak anlamına geldiğini öğrenin. Bu sayede çocuklar istediğinde oynamakla ev işlerini tamamlamak arasındaki çatışmayı takip edebilir ve acil bir öncelik değişimini anlatabilirsiniz. 3. because they want to, not because you make them. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: because A, not because B yapısının uygun bir güdüyü kabul edilemez bir güdüyle nasıl karşılaştırdığını görün. Bu akıl yürütme kalıbıyla bir davranışın baskı ya da zorlamadan değil, kişinin gerçek isteğinden doğması gerektiğini açıkça anlatabilirsiniz.

Bu derste

What's going on here? Ton ve niyet

0:00

Burada neler oluyor?

Ton ve niyet

What's going on here?: olay yerinde açıklama talebi

What's going on here? konuşanın yeni fark ettiği beklenmedik, karışık veya kabul edilemez bir durumu oradaki kişilerin açıklamasını ister. Bu cümlede devam eden eylemi keser ve orada bulunanlardan hesap sorar gibi açıklama talep eder. Bir etkinliğin adını sormak yerine, bütün durumu açıklanması gereken bir mesele olarak gösterir. Ses tonu şaşkınlık, şüphe veya otorite de katabilir.

Alıştırma

Biri bir odaya girip beklenmedik bir dağınıklık görüyor. What's going on here? burada büyük olasılıkla hangi işlevi görür?

  1. Konuşan, oradaki kişilerin beklenmedik bir durumu açıklamasını istiyor.
  2. Konuşan, herkesi bir oyuna başlamaya davet ediyor.
  3. Konuşan, planlanmış bir etkinliğin resmî adını soruyor.
Cevabı göster

Konuşan, oradaki kişilerin beklenmedik bir durumu açıklamasını istiyor.

Oh, no, you don't. Ton ve niyet

0:02

Oh, hayır, yapamazsın.

Ton ve niyet

Oh, no, you don't.: bir eylemi anında durdurma

Oh, no, you don't. biri bir şey yapmak üzereyken veya devam etmeye çalışırken konuşanın onu hemen durdurmak için kullandığı kalıplaşmış bir sözlü tepkidir. Yaklaşık olarak “Bunu yapmana izin vermeyeceğim” anlamına gelir. you don't ifadesinden sonraki eylem, durumdan açıkça anlaşıldığı için söylenmez. Bu nedenle cümle, diğer kişinin genellikle ne yapıp yapmadığına ilişkin olgusal bir ifade değildir.

Alıştırma

Dokunmamasını söylemenize rağmen biri çantanıza uzanıyor. Hangi tepki eylemi en doğal biçimde hemen durdurur?

  1. Oh, you don't know.
  2. Oh, no, you don't.
  3. No, you didn't.
Cevabı göster

Oh, no, you don't.

Who taught you how to use magic? Dilbilgisi

0:04

Sana sihir kullanmayı kim öğretti?

Dilbilgisi

taught you how to use magic?: teach someone how to do something kalıbı

Taught you how to use magic, teach + someone + how to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. You öğrenen kişidir; how to use magic ise öğretilen beceriyi veya yöntemi belirtir. Bu kalıp, bir işi yapma yolunu birine kimin gösterdiğini söylemek veya sormak için kullanılır. Bu kalıpta hem how hem de to korunmalıdır: teach someone how to do something.

Alıştırma

Yöntemin öğrenildiğini belirten sözcüklerle soruyu tamamlayın: Who taught you ____ use this camera?

Cevabı göster

how to

Bluey did.

0:06

Bluey öğretti.

I should have known. Dilbilgisi

0:07

Bilmeliydim.

Dilbilgisi

I should have known.: geçmişte kaçırılan bir fark edişe dönüp bakmak

I should have known, konuşanın geriye baktığında bir şeyi daha önce bilmesi veya anlaması gerektiğini ama bunu yapamadığını fark etmesi demektir. should have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, geçmişteki bir durumu bugünden değerlendirir. Burada known, know fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Cümle çoğu zaman pişmanlık, kişinin kendini eleştirmesi veya cevabın aslında açık olduğunu birden fark etmesi anlamını taşır. Şu anda bir şeyi bilme yükümlülüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın daha önce bir şeyi anlayamadığını şimdi fark ettiğini belirtir?

  1. I might know.
  2. I should have known.
  3. I should know.
Cevabı göster

I should have known.

And did you teach her the most important rule about magic?

0:09

Peki ona sihirle ilgili en önemli kuralı öğrettin mi?

I couldn't remember it.

0:13

Hatırlayamadım.

The rule is never use magic for cheekiness. Notlar

0:15

Kural şu: Sihri asla yaramazlık için kullanma.

Dilbilgisi

The rule is: never use... ile yasak belirtmek

Bu konuşma cümlesinde The rule is, kuralın içeriğini tanıtır. Ardından gelen never use magic for cheekiness doğrudan bir emir gibi işlev görür. Yazıda iki nokta yapıyı netleştirir: The rule is: never use magic for cheekiness. Burada never + yalın fiil use, bunu hiçbir zaman yapmamak gerektiğini belirtir. Birinin ne sıklıkta sihir kullandığını bildirmek yerine yasak ifade eder.

Alıştırma

Güvenlik kuralını never + yalın fiil touch kullanarak tamamlayın: The rule is: ____ the hot surface.

Cevabı göster

never touch

Kelime

cheekiness: şakacı yaramazlık veya hafif saygısızlık

Cheekiness; şakacı yaramazlık, küstahlık veya hafif saygısızlık anlamına gelir. Bu aile ortamında for cheekiness, ciddi zarar vermek için değil, yaramazlık yapmak veya şakacı biçimde küçük sorunlar çıkarmak için demektir. Bu isim cheeky sözcüğünden gelir. Cheek yüzün bir bölümünü ifade edebilse de burada cheekiness, kişinin dış görünüşünü değil davranışını veya tavrını değerlendirir.

Alıştırma

Hangi durum en doğal biçimde cheekiness olarak tanımlanır?

  1. Bir çocuk, ortalığı toplaması söylendikten sonra şakacı ve biraz saygısız bir cevap verir.
  2. Bir doktor hastanın yanağının şeklini tarif eder.
  3. Biri ciddi bir şiddet saldırısı planlar.
Cevabı göster

Bir çocuk, ortalığı toplaması söylendikten sonra şakacı ve biraz saygısız bir cevap verir.

Oh yeah,

0:19

Ah evet,

that's right.

0:20

doğru.

Bandit,

0:21

Bandit,

get your armpit out of my face. Ton ve niyet

0:22

koltuk altını yüzümden çek.

Ton ve niyet

Get your armpit out of my face: get + nesne + out of + yer

Bu emirde get + nesne + out of + yer yapısı, “nesnenin o yerden uzaklaşmasını sağlamak” anlamına gelir. Your armpit nesnedir; out of my face ise konuşanın yüzüne değen veya yüzünün hemen önündeki alandan uzaklaşmayı anlatır. Burada get, “elde etmek” anlamına gelmez. Fazla yakın olan veya rahatsızlık veren bir şeyi uzaklaştırmak için sert bir emir kurar.

Alıştırma

Birine elini yüzünden çekmesini sert bir şekilde söyleyen en doğal cümle hangisidir?

  1. Keep your hand in front of my face.
  2. Get your hand out of my face.
  3. Put your hand near my face.
Cevabı göster

Get your hand out of my face.

You two,

0:24

Siz ikiniz,

get out of here. Öbek fiiller

0:24

çıkın buradan.

Öbek fiiller

Get out of here: ayrılmaya yönelik doğrudan emir

Burada get out of here, “bu yerden ayrıl” anlamına gelen doğrudan bir emir cümlesidir. Özne olan you söylenmez ama anlaşılır; get out of ise konuşanın bulunduğu yerden uzaklaşma hareketini anlatır. Sözcükleri, get kelimesini “elde etmek” anlamında yorumlamadan, tek bir emir olarak anlayın. Bu kullanımda konuşan kişi karşısındakinin gerçekten gitmesini bekler.

Alıştırma

Bir antrenör, girişi kısıtlı bir odada iki ziyaretçi bulur ve “Get out of here.” der. Antrenör ne demek istiyor?

  1. Verdiğin habere inanmıyorum.
  2. Bana yaklaş.
  3. Bu yeri terk et.
Cevabı göster

Bu yeri terk et.

This doesn't concern you. Ton ve niyet

0:25

Bu sizi ilgilendirmez.

Ton ve niyet

This doesn't concern you: “ilgilendirmek” anlamında concern

Burada concern, “ilgilendirmek veya bir konuyla bağlantılı olmak” anlamındaki bir fiildir. Olumsuz biçim, konunun dinleyiciyi ilgilendirmediğini söyler; “seni endişelendirmek” anlamına gelmez. This doesn't concern you. tek başına bir cevap olarak kullanıldığında kesin bir sınır da çizer. Dinleyicinin bu konunun tarafı olmadığını ve karışmaması gerektiğini bildirir.

Alıştırma

“This doesn't concern you,” cümlesinde concern bu bağlamda ne anlama gelir?

  1. ilgilendirmek veya bağlantılı olmak
  2. dinleyiciyi endişelendirmek
  3. dinleyiciyi tebrik etmek
Cevabı göster

ilgilendirmek veya bağlantılı olmak

Bingo.

0:28

Bingo.

Magic should only be used to help people. Dilbilgisi

0:28

Sihir sadece insanlara yardım etmek için kullanılmalıdır.

Dilbilgisi

should only be used to help: amacı sınırlayan kiplikli edilgen yapı

should only be used to help, should ile edilgen biçim be used yapısını birleştirir. Kalıp, nesne + should only be used + to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve nesnenin yalnızca belirtilen uygun amaç için kullanılması gerektiğini anlatır. Bu cümlede magic, use eyleminden etkilenen ögedir; to help ise amacı belirtir. Bu, geçmiş alışkanlık bildiren used to + fiilin yalın hâli kalıbı değildir.

Alıştırma

should kullanarak ve only sözcüğünü edilgen fiilden önce getirerek kuralı beş sözcükle tamamlayın: This emergency button ____ call for help.

Cevabı göster

should only be used to

We were helping.

0:32

Biz de yardım ediyorduk.

We were helping them learn to dance. Dilbilgisi

0:33

Dans etmeyi öğrenmelerine yardım ediyorduk.

Dilbilgisi

helping them learn to dance: help + kişi + fiilin yalın hâli

Burada helping them learn to dance, help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Them yardım alan kişileri gösterir; learn ise yardım edilen eylemi adlandıran fiilin yalın hâlidir. Bu yapının içinde learn to dance bir bütün oluşturur. Help'ten sonra learn'den önce to kullanmak isteğe bağlıdır, ancak burada kullanılan to'suz biçim özellikle yaygındır. Birinin başka bir kişiye bir eylemi yapmasında yardım ettiğini anlatırken kişi nesnesinden sonra otomatik olarak -ing biçimi kullanmayın.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin yalın hâliyle cümleyi tamamlayın: Ava helped her brother ____ the kite. (make)

Cevabı göster

make

Bluey!

0:35

Bluey!

Okay,

0:37

Tamam,

okay.

0:38

tamam.

No more cheekiness. Ton ve niyet

0:39

Daha fazla yaramazlık yok.

Ton ve niyet

No more cheekiness: emir olarak No more + isim

No more cheekiness ifadesinde no more, yalnızca "hiç kalmadı" değil, "bunu sürdürmeyi bırak" anlamına gelir. Cheekiness, şakacı ya da hafif saygısız davranış demektir; konuşan kişi karşısındakinden bu davranışı bırakmasını ister. Kısa No more + isim veya -ing biçimi, eksiltili bir emir gibi kullanılır: No more noise. No more arguing. Daha tam bir cümle söylenmez ve talimat doğrudan, kesin bir hâl alır.

Alıştırma

Hangi cümle birine bahane üretmeyi bırakmasını söyleyen kısa ve doğrudan bir emirdir?

  1. No more excuses.
  2. There aren't many excuses.
  3. We have no excuses.
Cevabı göster

No more excuses.

Thank you.

0:41

Teşekkür ederim.

Starting tomorrow! Ton ve niyet

0:42

Yarından itibaren!

Ton ve niyet

Starting tomorrow!: bir sözün başlangıcını yarına ertelemek

Starting tomorrow, “yarından itibaren” anlamına gelir. Burada yaramazlık yapmayı bırakma sözünden sonra ayrı bir ek olarak söylenir ve bu sözün ne zaman yürürlüğe gireceğini değiştirir. Sonradan gelen bu ek, şakacı bir açık kapı yaratır: Konuşan kişi önce hemen değişeceğine söz veriyor gibi görünür, ardından bugünün buna dâhil olmadığını ortaya koyar. Bu nedenle bir zaman ifadesi yalnızca takvim bilgisi vermekle kalmayıp az önce söylenen sözün etkisini de değiştirebilir.

Alıştırma

Birisi “No more video games” dedikten sonra “Starting tomorrow!” diye eklerse bu neyi ima eder?

  1. Söz yarın başlar ve bugün bunun dışında kalır.
  2. Söz dün başladı.
  3. Konuşan kişi, sözle bağlantısı olmayan yarının programını duyuruyor.
Cevabı göster

Söz yarın başlar ve bugün bunun dışında kalır.

It should be up to us how we use our magic. Kalıp ifadeler

0:45

Sihrimizi nasıl kullanacağımız bize bağlı olmalı.

Kalıp ifadeler

should be up to us: kararı bizim vermemiz gerektiğini söylemek

be up to someone yapısında up to, bir kararı kimin kontrol ettiğini gösterir; be up to us, “kararı bize bırakmak” anlamına gelir. should eklendiğinde konuşan kişi bunun yalnızca mevcut durum olduğunu söylemez, böyle olmasının adil veya doğru olduğunu savunur. how we use our magic bölümü, tam olarak neye karar vermek istediklerini belirtir. Tekrar kullanılabilecek kalıp It is/should be up to + kişi + what/where/how... şeklindedir; örneğin It is up to you where we meet.

Alıştırma

Kararı grubumuzun vermesi gerektiğini söylemek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: It should ____ which project we choose.

Cevabı göster

be up to us

If we want to be cheeky, Dilbilgisi

0:47

Eğer yaramaz olmak istersek,

then we can be cheeky.

0:49

o zaman yaramaz olabiliriz.

Dilbilgisi

Koşulu ve sonucunu bağlayan If..., then...

if yan cümlesi koşulu verir: yaramazlık yapmak istiyoruz. Ana cümle ise bunun ardından gelen sonucu veya seçeneği verir: yaramazlık yapabiliriz. Then sonucu açıkça gösterir. Günlük İngilizcede sık sık atılır; bu nedenle If we want to be cheeky, we can be cheeky cümlesi de aynı temel koşul-sonuç anlamını taşır.

Alıştırma

Koşul-sonuç yapısını If ve then ile tamamlayın: ____ you finish your homework, ____ you can play outside.

Cevabı göster

If · then

It's not your magic, Anlatım akışı

0:50

Bu senin sihrin değil,

it's everyone's.

0:52

herkesin.

Anlatım akışı

It's not your magic, it's everyone's: bir bakış açısını diğeriyle değiştirmek

not X, it's Y kalıbı önce bir şeyi tanımlama biçimini reddeder, ardından onun yerine yeni bir tanım getirir. Burada not your magic, sihrin yalnızca bir kişiye ait olduğu düşüncesini reddeder; it's everyone's ise sihri ortak bir şey olarak yeniden tanımlar. Everyone's, everyone sözcüğünün iyelik biçimidir. Magic ismi zaten anlaşıldığı için tekrar edilmez; buradaki everyone's, everyone's magic anlamına gelir.

Alıştırma

Bir posteri bütün sınıf yaptı. Hangi cümle posterin yalnızca Leo'ya ait olduğu düşüncesini en açık şekilde reddedip yerine ortak mülkiyet düşüncesini getirir?

  1. It's not everyone's poster; it's Leo's.
  2. It's Leo's poster, but everyone can look at it.
  3. It's not Leo's poster; it's everyone's.
Cevabı göster

It's not Leo's poster; it's everyone's.

Hey!

0:57

Hey!

And it's stronger in some than others. Dilbilgisi

0:59

Ve bazılarında diğerlerinden daha güçlüdür.

Dilbilgisi

stronger in some than others: farklı güç düzeylerini karşılaştırmak

Bu cümlede stronger, sihrin farklı insanlarda ne kadar güçlü olduğunu karşılaştırır. Some ve others sözcüklerinin ikisi de insanları belirtir; in ise bu özelliğin o kişilerde bulunduğunu gösterir. Açık ve eksiksiz biçim stronger in some people than in other people şeklindedir. Karşılaştırma anlaşılır kaldığında İngilizcede tekrarlanan sözcükler atılabilir. Bu nedenle bu kalıp, bir özellik, yetenek ya da etkinin insanlara veya gruplara göre farklı güçte olduğunu söylemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu karşılaştırma kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The reaction is stronger in some patients than in others.
  2. The reaction is stronger at some patients than in others.
  3. The reaction is more strong in some patients than in others.
Cevabı göster

The reaction is stronger in some patients than in others.

Magic should be used for goodliness. Kelime

1:03

Sihir iyilik için kullanılmalıdır.

Kelime

goodliness: çocuğun oluşturduğu eğlenceli bir isim

Burada goodliness, good sözcüğü etrafında oluşturulmuş ve soyut isim görünümü verilmiş, çocukça ve eğlenceli bir türetmedir. Konuşan kişi sihrin iyilik yapmak için kullanılması gerektiğini anlatır; alışılmadık sözcük de kuralın hem ciddi hem de komik duyulmasını sağlar. Başka durumlara aktarılabilecek yöntem, uydurulmuş veya alışılmadık bir sözcüğü günlük standart bir sözcük sanmadan, parçalarından ve bağlamdan yararlanarak anlamaktır.

Alıştırma

Bu cümlede goodliness nasıl bir etki yaratır?

  1. “Kalıcı olarak” anlamına gelir.
  2. İyilik yapmayı anlatmak için bir çocuğun oluşturduğu eğlenceli bir isim gibi duyulur.
  3. Kurallarda kullanılan yaygın ve resmî bir isimdir.
Cevabı göster

İyilik yapmayı anlatmak için bir çocuğun oluşturduğu eğlenceli bir isim gibi duyulur.

I was using it for goodliness.

1:06

Ben de iyilik için kullanıyordum.

Bingo was sad because you didn't play with her. Kalıp ifadeler

1:08

Bingo, onunla oynamadığınız için üzgündü.

Kalıp ifadeler

play with her: biriyle birlikte oynamak

Play with someone, o kişinin oyununa katılmak veya onunla birlikte eğlenceli bir etkinlik yapmak demektir. Bu cümlede play with her, Bingo ile birlikte oynayarak zaman geçirmek anlamındadır; with, oyuna katılan kişiyi gösterir. Burada onu kandırmak, kontrol etmek veya duygusal olarak kullanmak anlamına gelmez. Çocuk oyunu bağlamı, ifadeye sıradan birlikte oynama anlamını verir.

Alıştırma

Cümleyi play with ve doğru zamirle tamamlayın: Mia wants someone to join her game. Please ____ for a few minutes.

Cevabı göster

play with her

Now she's happy.

1:11

Şimdi ise mutlu.

Whoa-oa-oa!

1:12

Vay-canı-na!

Grown-ups should play with kids whenever the kids want. Notlar

1:14

Yetişkinler, çocuklar ne zaman isterse onlarla oynamalı.

Kelime

Grown-ups: çocuk bakış açısıyla “yetişkinler” için kullanılan gündelik bir söz

Grown-ups, “yetişkinler” anlamına gelir; ancak resmî olmayan bir sözdür ve çoğu zaman çocuğun bakış açısını yansıtır. Bu cümlede yetişkinler resmî bir kategori olarak değil, aile sohbetindeki çocuk merkezli bir sesle sunulur. Sayılabilen bir isimdir: tekili a grown-up, çoğulu grown-ups biçimindedir. İsim olarak kullanıldığında kısa çizgi korunur.

Alıştırma

Hangi cümlede grown-ups doğal, gündelik ve çocuk merkezli bir biçimde kullanılmıştır?

  1. The grown-ups in the clinical trial were aged 30 to 50.
  2. The tax rule applies to all grown-ups with overseas income.
  3. While the kids paint, the grown-ups can make snacks.
Cevabı göster

While the kids paint, the grown-ups can make snacks.

Dilbilgisi

whenever the kids want: açık uçlu bir zaman koşulu

Burada whenever, “ne zaman olursa” veya “her ... olduğunda” anlamına gelir. Belirli tek bir zamana işaret etmez. whenever the kids want yan cümlesi, should play için açık uçlu bir zaman koşulu kurar: çocuklar her oyun oynamak istediğinde bu ifade geçerlidir.

Alıştırma

Bu cümlede whenever the kids want ne anlama gelir?

  1. çocukların oyun oynamak istediği herhangi bir zamanda
  2. yalnızca yetişkinler her işi bitirdikten sonra
  3. daha önce seçilmiş belirli bir zamanda
Cevabı göster

çocukların oyun oynamak istediği herhangi bir zamanda

Grown-ups can't just drop everything and play when kids ask them to. Notlar

1:21

Çocuklar her istediğinde yetişkinler her şeyi bırakıp onlarla oynayamaz.

Ton ve niyet

can't just: aşırı basitleştirilmiş bir eylemi reddetmek

Burada can't just yalnızca bir şeyi yapamama durumunu anlatmaz. Her şeyi hemen bırakmanın makul veya kabul edilebilir bir seçenek olmadığını söyler. can't just + fiilin yalın hâli kalıbı, aşırı basitleştirilmiş bir öneriye karşı çıkmak için sık kullanılır: başka sorumlulukların, kuralların veya sonuçların da düşünülmesi gerekir.

Alıştırma

Makul olmayan bir eylemi reddeden, dersteki iki kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: You ____ take someone else's phone.

Cevabı göster

can't just

Deyimler

drop everything: diğer bütün işleri hemen bırakmak

Bu cümlede drop everything, kişinin yaptığı bütün işleri hemen bırakıp başka bir şey yapması anlamına gelen bir deyimdir. Yetişkinlerin gerçekten ellerindeki eşyaları yere düşürmesi kastedilmez. Bu ifade çoğu zaman yeni isteğin acil ya da mevcut bütün işlerden daha önemli görüldüğünü ima eder.

Alıştırma

Bu cümlede drop everything ne anlama geliyor?

  1. Oynamadan önce bütün işleri bitirmek
  2. Yaptıkları her şeyi hemen bırakmak
  3. Ellerindeki bütün eşyaları yere düşürmek
Cevabı göster

Yaptıkları her şeyi hemen bırakmak

Dilbilgisi

ask them to: tekrarlanan fiili çıkarmak

ask them to ifadesindeki them, grown-ups sözcüğüne gönderme yapar. Play daha önce geçtiği için to sonrasındaki fiil atılmıştır; bu nedenle tam anlamı when kids ask them to play şeklindedir. İngilizcede tekrarlanan bir fiil öbeği çıkarılırken mastar belirteci to çoğu zaman korunur. Dinleyen kişi çıkarılan eylemi bağlamdan anlar; dolayısıyla ifadenin to ile bitmesi eksiklik veya hata değildir.

Alıştırma

Mastar belirteci to sözcüğünü koruyup tekrarlanan stay fiilini çıkararak cümleyi tamamlayın: I wasn't planning to stay, but my friend asked me ____.

Cevabı göster

to

Why not?

1:30

Neden olmasın?

Because then who will do all the chores? Anlatım akışı

1:31

Çünkü o zaman ev işlerini kim yapacak?

Anlatım akışı

who will do all the chores?: gerekçe sunan retorik bir soru

Burada who will do all the chores? öncelikle kimliği bilinmeyen bir kişiyi öğrenmek için sorulmuyor. Bu, retorik bir sorudur: konuşan kişi, yetişkinler yaptıkları işi bırakıp oynamaya giderse ev işlerinin yapılmayabileceğini dinleyenin fark etmesini bekler. Because then ifadesinden sonra gelen bu soru, önceki iddiaya bir gerekçe sunar. Olası bir sonucu soru biçiminde vererek düşünceyi düzenler ve sonucu doğrudan söylemekten daha vurgulu duyulur.

Alıştırma

Değerlendirin: Bu bağlamda who will do all the chores? öncelikle işleri yapacak kişiyi belirlemeye yönelik gerçek bir sorudur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Like cleaning the house and making the dinners. Anlatım akışı

1:33

Evi temizlemek ve akşam yemeklerini yapmak gibi.

Anlatım akışı

“Like cleaning the house and making the dinners.”: konuşmada örnek veren bir parça

Burada Like, “örneğin” anlamındadır. cleaning the house ve making the dinners, hemen önce geçen chores ifadesine örnek veren, -ing biçimindeki iki eş görevli öbektir. Bu satır konuşma diline özgü bir parçadır; tek başına tam bir cümle değildir. Hangi kategoriye örnek verildiğini önceki cümleden aldığı için dinleyen kişi bunu geriye doğru all the chores ifadesine bağlar.

Alıştırma

Konuşmanın devamını dersteki örnek verme sözcüğüyle tamamlayın: We still have a few jobs left. ____ washing the cups and setting the table.

Cevabı göster

Like

We'll ring the pizza boy. Notlar

1:36

Pizzacıyı ararız.

Kelime

ring: Britanya İngilizcesinde “telefonla aramak”

Burada ring, “telefonla aramak” anlamına gelen bir fiildir. ring someone yapısında ring’den sonra gelen kişi, telefonla ulaşılan kişidir. Bu kullanım günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır ve Avustralya İngilizcesi gibi başka çeşitlerde de görülür. Bu cümlede konuşanlar zil çaldırmayı değil, pizza teslimat hizmetiyle iletişim kurmayı planlıyor.

Alıştırma

“We'll ring the pizza boy.” cümlesinde ring ne anlama gelir?

  1. birine takması için yüzük vermek
  2. birini telefonla aramak
  3. birine zil çaldırmak
Cevabı göster

birini telefonla aramak

Kültür

the pizza boy: pizza teslimatı için çocuksu bir adlandırma

Bu samimi ve çocuksu ifadede the pizza boy, pizza teslimatıyla ilgilenen kişiyi ya da genel anlamda pizza teslimat hizmetini belirtir. Belirli bir çocuktan söz etmez. Bilinmesi gereken bağlam, konuşanın yemek hazırlamak yerine pizza sipariş etmek istemesidir. Bu adlandırma, çalışanın gerçek yaşını değil, çocuğun gözünden bir hizmet rolünü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle verilmek istenen anlamı modern ve nötr İngilizcede en doğal biçimde korur?

  1. We'll call a child who likes pizza.
  2. We'll ask the delivery driver to cook dinner in our kitchen.
  3. We'll call the pizza place and order dinner.
Cevabı göster

We'll call the pizza place and order dinner.

You can't just ring the pizza boy.

1:39

Öylece pizzacıyı arayamazsın.

We can do whatever we want, Dilbilgisi

1:41

Ne istersek yapabiliriz,

Dilbilgisi

do whatever we want: kısıtlama olmadan seçim yapmak

Bu cümlede whatever we want, do fiilinin nesnesidir. “Yapmak istediğimiz herhangi bir şey” anlamına gelir: whatever belirli bir etkinliği değil, açık bir seçim alanını ifade eder. Bu nedenle do whatever we want, seçimi sınırsız olarak sunar. Buradaki whatever, tek başına söylenen umursamaz “Her neyse” cevabı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede whatever, do fiilinin nesnesini sınırsız bir seçim olarak ifade eder?

  1. We can do whatever we want on our day off.
  2. Whatever happened to the old sign?
  3. Whatever. I don't care which film you choose.
Cevabı göster

We can do whatever we want on our day off.

Can't we Bingo? Ton ve niyet

1:43

Değil mi Bingo?

Ton ve niyet

Can't we?: önceki ifadeye onay istemek

Can't we?, önceki olumlu We can do whatever we want ifadesine dönüp gönderme yapar. Konuşan kişi can kipini olumsuz biçimde tekrar ederek onay bekleyen kısa ve soru eki benzeri bir soru oluşturur: “Yapabiliriz, değil mi?” Bingo, doğrudan hitap edilen kişidir. Bu soru Bingo'dan önceki iddiayı desteklemesini ister; Bingo'nun bir yeteneği olup olmadığını sormaz.

Alıştırma

“We can use this room. Can't we, Leo?” konuşmasında Can't we? temel olarak ne yapar?

  1. Hiç kimsenin odayı kullanmasına izin verilmediğini söyler.
  2. Leo'dan odayı kullanmanın mümkün olduğunu kabul etmesini ister.
  3. Leo'nun odayı nasıl kullanacağını bilip bilmediğini sorar.
Cevabı göster

Leo'dan odayı kullanmanın mümkün olduğunu kabul etmesini ister.

Um,

1:44

Hmm,

I guess. Ton ve niyet

1:45

sanırım.

Ton ve niyet

I guess: tereddütlü onay

Bu yanıtta I guess, “öyle sanıyorum” veya “galiba evet” anlamına gelir; ancak kesin bir yes değildir. Konuşan kişi diğerine katılır, fakat emin değilmiş ya da tamamen ikna olmamış gibi duyulur. Başka bağlamlarda I guess gerçek bir tahmin veya sonucu ifade edebilir. Buradaki gibi kısa bir yanıtta temel işlevi, onayın gücünü azaltmaktır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “We could take the later bus.” diye öneriyor. Siz de “I guess.” diyorsunuz. Yanıtınız büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Öneriyi tamamen reddediyorum.
  2. Katılıyorum, ancak tereddütlüyüm veya tamamen ikna olmadım.
  3. Güçlü ve hevesli biçimde katılıyorum.
Cevabı göster

Katılıyorum, ancak tereddütlüyüm veya tamamen ikna olmadım.

No, Bingo.

1:48

Hayır, Bingo.

Don't listen to her.

1:48

Onu dinleme.

The pizza boy is not the solution. Anlatım akışı

1:50

Pizzacı bir çözüm değil.

Anlatım akışı

is not the solution: önerilen çözümü reddetmek

X is not the solution yapısı, X’i bir sorun-çözüm çerçevesine yerleştirir ve etkili bir çözüm olmadığını söyler. X’in mutlaka kötü olduğunu değil, asıl sorunu çözemeyeceğini ifade eder. Burada “the pizza boy”, pizza sipariş etme fikrini temsil eder. Cümle teslimat yapan kişiyi değil, bu öneriyi reddeder.

Alıştırma

Önerilen bir çözümü reddeden tam yapıyla cümleyi tamamlayın: Ignoring the warning signs ____.

Cevabı göster

is not the solution

Bingo,

1:54

Bingo,

I need your help. Ton ve niyet

1:55

yardımına ihtiyacım var.

Ton ve niyet

"I need your help." ile doğrudan yardım istemek

I need your help. biçim olarak bir bildirme cümlesidir, ancak konuşmada genellikle bir rica işlevi görür: konuşan kişi dinleyenden yardım istemektedir. Bu cümlede your, yardıma çağrılan kişiyi gösterir; dolayısıyla söz, o kişiyi konuşanın yaptığı işe katılmaya davet eder. Yapılacak işi belirtmek için I need your help with + isim veya I need your help + -ing kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşmada I need your help. genellikle ne işe yarar?

  1. Görevin zaten bittiğini bildirir.
  2. Dinleyene işe karışmamasını söyler.
  3. Dinleyenden yardım etmesini ister.
Cevabı göster

Dinleyenden yardım etmesini ister.

Join your magic to mine.

1:56

Sihrini benimkine kat.

People should play with you because they want to, Anlatım akışı

1:58

İnsanlar seninle oynamak istedikleri için oynamalı,

not because you make them. Dilbilgisi

2:01

onları zorladığın için değil.

Anlatım akışı

"because they want to, not because you make them." ile nedenleri karşılaştırmak

because A, not because B kalıbı aynı eylemin iki olası nedenini düzenler. Önce konuşanın kabul ettiği nedeni, yani insanların özgürce oynamak istemesini verir; ardından diğer nedeni, yani birinin onları oynamaya zorlamasını reddeder. İki yan cümlede de daha önce anlaşılan sözcükler atılmıştır: want to, want to play with you; make them ise make them play with you anlamına gelir. Bu kısa karşıtlık, eylemin zorlamayla değil gönüllü bir istekle yapılması gerektiğini anlatan bir ilke kurar.

Alıştırma

Cümleyi because A, not because B kullanarak tamamlayın: Lina helped clean the park ____ she cared about it, ____ anyone made her.

Cevabı göster

because · not because

Dilbilgisi

you make them: eylemin anlaşılarak çıkarıldığı ettirgen make

you make them ifadesinde make ettirgen bir fiildir: bir şey üretmek değil, birinin bir eylemi yapmasını sağlamak veya onu buna zorlamak anlamına gelir. Tam kalıp make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir; make them play gibi. Burada them, sözü edilen insanları gösterir. play with you eylemi bağlamdan zaten anlaşıldığı için söylenmemiştir. Bu yüzden you make them, “onları seninle oynamaya zorlarsın” demektir.

Alıştırma

Cümleyi zorlamak anlamındaki ettirgen fiille tamamlayın: You cannot ____ him apologize.

Cevabı göster

make

Otherwise, Anlatım akışı

2:02

Aksi takdirde,

it's not playing.

2:03

bu oyun olmaz.

Anlatım akışı

Otherwise, it's not playing: karşılanmayan koşulun sonucunu gösteren otherwise

Otherwise, “aksi hâlde” veya “o koşul karşılanmazsa” anlamına gelir. İnsanların oynamayı kendilerinin seçmesi gerektiğine ilişkin önceki ilkeye gönderme yapar ve ardından karşıt koşuldaki sonucu belirtir. Bu nedenle Otherwise, it's not playing, etkinlik gönüllü değilse bunun gerçek bir oyun sayılmayacağı anlamına gelir. Otherwise, bir koşulu o koşulun karşılanmamasının sonucuna bağlayarak bir düşünceyi bu şekilde tamamlayabilir.

Alıştırma

"Charge the phone; otherwise, it may turn off," cümlesinde otherwise hangi koşulu belirtir?

  1. Telefonu şarj ederken
  2. Telefonu şarj ettiğin için
  3. Telefonu şarj etmezsen
Cevabı göster

Telefonu şarj etmezsen