Gluten de Ne Oluyor?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
513 kelime 211 kel/dk

Video özeti: Video glüteni tanımlar, tıbbi gereksinimleri beslenme modalarından ayırır ve glütenden kaçınmanın beslenme ile pazar etkilerini değerlendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “very little evidence to suggest” kalıplaşmış ifade ve eşdizim olarak bir sonucun az desteklendiğini temkinli biçimde belirtir, böylece sağlık iddiaları kesin sayılmaz. 2. “doesn't necessarily mean” dil bilgisi ve cümle kalıbı olarak otomatik çıkarımı reddeder ve bir etiketin başka bir özelliği garanti etmediğini anlatır. 3. “all over the place.” deyim ve mecazlı ifade olarak burada birçok yerde bulunabilmek demektir; dağınık veya düzensiz olma anlamıyla karışmasını önler.

Bu derste

Whether you eat it or not, Dilbilgisi

0:00

İster tüketin ister tüketmeyin,

you've likely heard of gluten.

0:01

büyük olasılıkla glüten adını duymuşsunuzdur.

Dilbilgisi

Whether ... or not: sonuç değişmez

Whether ... or not iki olasılık sunar ve ana cümlenin her iki durumda da doğru olduğunu belirtir. Burada glüten yemek ve yememek aynı sonuca götürür: Muhtemelen glüten hakkında bir şeyler duymuşsunuzdur. Whether ile or not arasındaki sözler, ele alınan durumu belirtir. Bir seçim veya koşul sonucu değiştirmediğinde bu kalıbı kullanın; bu yapı yalnızca belirsiz bir koşul sunmaktan daha fazlasını yapar.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or not kalıbıyla tamamlayın; birbirinden ayrı her bölüm için bir boşluk kullanın: ____ Mia joins us ____, the meeting will start at nine.

Cevabı göster

Whether · or not

With the growing trend of gluten-free diets, Kalıp ifadeler

0:02

Glütensiz beslenmenin giderek yaygınlaşmasıyla,

it has a lot of people wondering

0:04

pek çok kişi şunu merak ediyor:

what the heck is it? Kelime

0:06

Glüten de neyin nesi?

Kalıp ifadeler

Growing trend of: giderek daha yaygın hâle gelmek

A growing trend of + bir isim veya -ing yan cümlesi, zamanla daha yaygın hâle gelen bir eğilimi anlatır. Growing, trend sözcüğünü niteler; bu nedenle burada fiziksel olarak büyümeyi değil, artmayı ifade eder. Bu cümlede glütensiz beslenme giderek daha popüler olmaktadır. Of, eğilimi oluşturan uygulamayı veya grubu tanıtır; bu yüzden ifade toplum, alışveriş, sağlık, teknoloji veya davranışlardaki değişimleri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi growing trend of hedef ifadesiyle tamamlayın: The survey shows a ____ families choosing reusable containers.

Cevabı göster

growing trend of

Kelime

Gündelik bir soruda “what the heck”

“What the heck”, “what is it?” sorusunun içinde kullanılan, soruyu güçlendiren gündelik bir ifadedir. “Heck” sözcüğünü ayrı bir şeymiş gibi sormaz; sorunun tamamı yaklaşık olarak “What is it, really?” veya “What on earth is it?” anlamına gelir. Burada insanların temel sorusuna şaşkınlık ve bazen sabırsızlık katar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “soru sözcüğü + the heck” biçimindedir; “where the heck” ve “why the heck” örneklerinde olduğu gibi soruyu duygusal açıdan daha güçlü yapar.

Alıştırma

“What the heck is it?” sorusunda “the heck” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Soruyu resmî ve nazik hâle getirir.
  2. Soruyu daha güçlü yapar ve şaşkınlık ya da sabırsızlık gösterir.
  3. “Heck” sözcüğünün gerçek anlamını sorar.
Cevabı göster

Soruyu daha güçlü yapar ve şaşkınlık ya da sabırsızlık gösterir.

More importantly, Anlatım akışı

0:07

Daha da önemlisi,

should you be eating it?

0:08

glüten tüketmeli misiniz?

Anlatım akışı

Önceliği yükseltmek için “More importantly,”

“More importantly,” cümle başında kullanılan ve sıradaki noktayı öncekinin üstünde konumlandıran bir bağlayıcıdır. Dinleyiciye yalnızca başka bir sorunun geldiğini değil, “should you be eating it?” sorusunun “what is it?” sorusundan daha fazla ilgiyi hak ettiğini anlatır. Bir değerlendirmeden daha yüksek öncelikli bir değerlendirmeye geçerken “more importantly, + yan cümle veya cümle” yapısını kullanın. Virgül, bu ifadenin ardından gelen mesajın tamamını çerçeveleyen bir yorum olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir konuşmacı “The backpack is colorful. ____, it is comfortable to carry.” diyor. Hangi bağlayıcı rahatlığı açıkça rengin üzerinde tutar?

  1. More importantly
  2. For example
  3. Also
Cevabı göster

More importantly

Simply put, Anlatım akışı

0:10

Basitçe söylemek gerekirse,

gluten is a combination of two proteins Dilbilgisi

0:10

glüten, iki proteinin birleşimidir

Anlatım akışı

Daha basit bir açıklamaya başlamak için Simply put, kullanımı

Simply put, dinleyiciye sıradaki sözlerin bir fikri daha kolay ve doğrudan açıklayacağını bildirir. Burada glütenin kısa bir tanımına hazırlık yapar. Bu ifadede put, “yerleştirilmiş” değil, “ifade edilmiş” veya “söylenmiş” anlamına gelir. Bu ifadeyi zor ayrıntılardan ana fikre geçerken kullanabilirsin.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki Simply put, ne işe yarar?

  1. Bir şeyin nereye yerleştirildiğini söyler.
  2. İlgisiz bir konuya geçer.
  3. Daha basit bir açıklama sunar.
Cevabı göster

Daha basit bir açıklama sunar.

found primarily in wheat and related grains

0:13

ve çoğunlukla buğday ile benzeri tahıllarda bulunur;

like barley and rye.

0:14

arpa ve çavdar gibi.

Dilbilgisi

two proteins found primarily in: kısaltılmış edilgen bir niteleyici

found primarily in wheat and related grains sözleri two proteins ifadesinden sonra gelir ve hangi proteinlerden söz edildiğini açıklar. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: two proteins that are found primarily in wheat and related grains. Cümlenin zaten bir ana fiili vardır: is. Bu nedenle found, ayrı bir geçmiş zaman eylemi değil, geçmiş zaman ortacıdır. “Bulunan veya var olan” anlamına gelir; primarily ise bu tahılların proteinlerin başlıca bulunduğu yerler olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede found, bir isimden sonra gelen ve “that are found” anlamını veren geçmiş zaman ortacı olarak kullanılmıştır?

  1. The researchers found vitamins in the sample.
  2. The vitamins found in fresh fruit help the body grow.
  3. Families can find fresh fruit at the market.
Cevabı göster

The vitamins found in fresh fruit help the body grow.

That's it. Ton ve niyet

0:16

Hepsi bu.

It's just protein.

0:16

Sadece proteinden ibaret.

Ton ve niyet

“That's it.” ifadesinin “başka bir şey yok” anlamı

Burada “That's it.”, “Hepsi bu; eklenecek başka bir şey yok” anlamına gelir. Açıklamayı bitirir ve düşüncenin basit görünmesini sağlar. Sonraki cümle olan “It's just protein” bu yorumu doğrular.

Alıştırma

“The box contains one book and nothing else. That's it,” cümlesinde “That's it” ne anlama gelir?

  1. Kitap zor.
  2. Kutuda başka hiçbir şey yok.
  3. Kutu kırık.
Cevabı göster

Kutuda başka hiçbir şey yok.

These two proteins called gliadin and glutenin combine, Dilbilgisi

0:18

Gliadin ve glutenin adı verilen bu iki protein birleşerek

creating gluten,

0:20

glüteni oluşturur;

Dilbilgisi

“combine, creating gluten,” içindeki sonuç bildiren -ing yan cümleciği

“combine, creating gluten,” ifadesinde “combine” ana eylemdir. Virgülden sonra gelen “creating gluten”, doğrudan sonucu bildiren bir -ing yan cümleciği oluşturur: iki protein birleştiğinde gluten oluşur. “Creating” eylemini yapan örtük özne ana cümleden gelir; bu özne iki proteindir. “Gluten” eylemi yapan değildir; proteinlerin birleşmesiyle oluşan şeydir.

Alıştırma

“The heavy rain continued, flooding the road,” cümlesinde “flooding the road” neyi ifade eder?

  1. Yol tarafından yapılan ilgisiz bir eylem.
  2. Yağmurun başlama nedeni.
  3. Yağmurun devam etmesinin doğrudan sonucu.
Cevabı göster

Yağmurun devam etmesinin doğrudan sonucu.

which helps to nourish the plant's embryos

0:22

glüten, bitki embriyolarının beslenmesine yardımcı olur

and is a major component in giving the foods you eat

0:23

ve yediğiniz yiyeceklere

that chewy goodness.

0:26

o nefis, çiğnemesi keyifli dokuyu veren başlıca bileşenlerden biridir.

It's kind of like glue. Anlatım akışı

0:27

Bir bakıma tutkal gibidir.

Anlatım akışı

Yaklaşık karşılaştırma için kind of like

Kind of, like ifadesini yumuşatır; bu nedenle kind of like glue, “biraz yapıştırıcıya benzer” demektir, “yapıştırıcıyla aynıdır” demek değildir. Buradaki benzetme yalnızca glütenin malzemenin bir arada ve esnek kalmasına yardımcı olma biçimiyle ilgilidir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak kind of like, bilinmeyen bir fikri tanıdık bir görüntüye bağlarken karşılaştırmanın sınırlı olduğunu da gösterir.

Alıştırma

“Biraz benzer” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle karşılaştırmayı tamamlayın: A cloud is ____ a floating pillow.

Cevabı göster

kind of like

It makes dough stretchy Dilbilgisi

0:29

Hamura esneklik kazandırır

and gives bread its sponge-like properties. Dilbilgisi

0:30

ve ekmeğe süngerimsi yapısını verir.

Dilbilgisi

makes dough stretchy ifadesinde make + object + adjective

Makes dough stretchy ifadesindeki makes ettirgen işlevdedir. Dough nesnedir ve stretchy nesne tümleci olarak kullanılan bir sıfattır: glüten hamurun esnek hâle gelmesini sağlar. subject + make + object + adjective kalıbı neden ve sonucu kısa biçimde açıklar. Make zamana ve özne uyumuna göre değişirken sıfat, yapma biçimini değil nesneyi tanımlar.

Alıştırma

Cümleyi make + object + adjective kalıbı ve parantezdeki kelimelerle tamamlayın: Soft lighting ____. (the room / calm)

Cevabı göster

makes the room calm

Dilbilgisi

“gives bread its sponge-like properties” ifadesinde give + nesne + özellik

Gives bread its sponge-like properties ifadesinde give, “bir şeyi teslim etmek” yerine “bir şeyin belirli bir özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamındadır. Bread, özelliği alan dolaylı nesnedir; its sponge-like properties ise bu özelliği adlandıran doğrudan nesnedir. Aktarılabilir kalıp give + nesne + özellik/sonuç şeklindedir: bir malzeme, tasarım veya eylem bir şeye nitelik, yetenek, görünüm ya da etki kazandırır. Buradaki its, bread sözcüğünü belirtir.

Alıştırma

Verilen sözcük gruplarını doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: gives / the tool / a comfortable grip. The curved handle ____.

Cevabı göster

gives the tool a comfortable grip

So, why is it so bad? Anlatım akışı

0:32

Peki neden bu kadar kötü?

Well, it's not.

0:34

Aslında hiç de kötü değil.

Anlatım akışı

Retorik hazırlık ve tersine dönüş: “So, why is it so bad? Well, it's not.”

So, why is it so bad? sorusu, glütenin kötü olduğu yönündeki yaygın varsayımı geçici olarak dile getirir. Bu, konuşmacının vardığı sonuç değil, sonraki dönüşü hazırlayan retorik bir sorudur. Well, it's not bu varsayımı hemen tersine çevirir. Not, not bad ifadesinin yerini alır ve tekrarlanan bölüm atılır. Bu soru-cevap sırası tutumdaki değişimi vurgular: önce inanışı sunar, ardından açıkça reddeder.

Alıştırma

Konuşmacı “So, why is this plan so terrible? Well, it's not.” ifadesinde ne yapıyor?

  1. Planın berbat olduğunu kabul eder ve nedenini açıklar.
  2. Planın berbat olduğu varsayımını ortaya atar, sonra bunu reddeder.
  3. Plan hakkında herhangi bir tutum almaktan kaçınır.
Cevabı göster

Planın berbat olduğu varsayımını ortaya atar, sonra bunu reddeder.

In fact, it's neither detrimental or essential for your health. Dilbilgisi

0:35

Hatta sağlığınız için ne zararlıdır ne de vazgeçilmezdir.

Dilbilgisi

neither detrimental or essential ve standart neither ... nor yapısı

Bu altyazıda neither detrimental or essential ifadesi iki nitelemeyi de reddetmeyi amaçlıyor: şey ne zararlıdır ne de gereklidir. Ancak yapı, neither ile or sözcüklerini karıştırıyor. Standart İngilizcede olumsuzlanan iki paralel ögeyi bağlamak için neither ... nor kullanılır: neither detrimental nor essential. Altyazıdaki biçimi standart bir kalıp olarak kopyalamak yerine muhtemel bir konuşma sürçmesi veya yazıya döküm sorunu olarak değerlendirin.

Alıştırma

İki niteliği de reddetmek için standart bağlaşık çifti kullanın: The plan is ____ cheap ____ reliable.

Cevabı göster

neither · nor

And there's very little evidence to suggest Kalıp ifadeler

0:38

Ayrıca onu beslenmenizden çıkarmanın

that cutting it out is the healthier choice for the average person. Öbek fiiller

0:40

ortalama bir insan için daha sağlıklı bir seçim olduğuna dair çok az kanıt var.

Kalıp ifadeler

very little evidence to suggest: neredeyse hiç destek yok

Very little evidence to suggest, mevcut kanıtların ardından gelen iddiayı neredeyse hiç desteklemediği anlamına gelir. Bu, kanıtların gücünü temkinli biçimde değerlendiren bir ifadedir; iddianın kesinlikle imkânsız olduğunu söylemez. Kalıp very little evidence to suggest that + yan cümledir. Little, evidence sözcüğünü neredeyse yokmuş gibi gösterir; başına a eklemek anlamı bir miktar kanıt olarak değiştirir.

Alıştırma

Kanıtların neredeyse hiç destek sunmadığını göstermek için hedef sözcükleri yazın: There is ____ evidence to suggest that longer screen time improves sleep.

Cevabı göster

very little

Öbek fiiller

cutting it out: bir şeyi tamamen bırakmak

Bu cümlede “cutting it out”, gluteni beslenme düzeninden tamamen çıkarmak anlamına gelir. “It” gluteni ifade eder; burada fiziksel olarak bir nesneyi kesmekten söz edilmez. “Cut out” ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: “cut it out” denir, “cut out it” denmez. Bu yapı bir yiyeceği, maddeyi, etkinliği veya alışkanlığı tamamen bırakmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “onu tüketmeyi tamamen bırakmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The energy drink was making Leo feel ill, so he is ____ of his diet.

Cevabı göster

cutting it out

On the other hand, Anlatım akışı

0:43

Öte yandan,

those with the chronic digestive disorder called celiac disease Kültür

0:44

çölyak hastalığı adı verilen kronik sindirim rahatsızlığı olanlar

aren't able to eat gluten at all,

0:47

hiç glüten tüketemezler

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt bir durumu tanıtmak

“On the other hand”, az önce ele alınan genel durumdan önemli bir karşıt duruma geçildiğini gösterir: ortalama insanlardan farklı olarak çölyak hastalığı olan kişiler hiç gluten yiyemez. Bu ifade, dinleyiciye iki yönü karşılaştırmasını söyleyerek tartışmayı düzenler. Yalnızca başka bir bilgi eklemez; sonraki ifadeyi öncekinin karşıtı, sınırlaması veya istisnası olarak sunar.

Alıştırma

Tartışmayı en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? “The apartment is small. ____, it is close to school and affordable.”

  1. On the other hand
  2. As a result
  3. For example
Cevabı göster

On the other hand

Kültür

Çölyak hastalığı: glütenden kaçınmak için tıbbi gereklilik

Çölyak hastalığı kronik bir otoimmün rahatsızlıktır. Bu hastalığa sahip biri glüten yediğinde bağışıklık sistemi tepki verir ve ince bağırsak zarar görebilir. Bu cümlede terim, “hiç glüten yiyememenin” bir yiyecek tercihi veya popüler bir diyet değil, tıbbi bir gereklilik olduğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi durum çölyak hastalığına en uygun örnektir?

  1. Ben bir kez karın ağrısı yaşayıp çölyak hastası olduğuna karar veriyor.
  2. Leo tıbbi tanı aldıktan sonra glütenden kaçınmalıdır çünkü glüten, ince bağırsağına zarar verebilecek bir bağışıklık tepkisini tetikler.
  3. Sofia popüler bir diyeti denediği için ekmek yemiyor.
Cevabı göster

Leo tıbbi tanı aldıktan sonra glütenden kaçınmalıdır çünkü glüten, ince bağırsağına zarar verebilecek bir bağışıklık tepkisini tetikler.

and this is where some confusion may have stemmed from. Öbek fiiller

0:49

ve kafa karışıklığının bir kısmı da buradan kaynaklanmış olabilir.

Öbek fiiller

stemmed from: bir sonucu kaynağına kadar izlemek

Stem from, “kökeni ... olmak” veya “... nedeniyle ortaya çıkmak” anlamına gelir. Stemmed geçmiş zaman biçimidir. Burada konuşmacı karışıklığın izini daha önceki bir kaynağa kadar sürer. X stems from Y yapısında X sonuç, Y ise kaynak veya nedendir. this is where X stemmed from ifadesi, açıklama içindeki bu kaynağa işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi stem from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The delay ____ a scheduling error.

Cevabı göster

stemmed from

If consumed, Dilbilgisi

0:51

Glüten tüketildiğinde,

a celiac's body sees gluten as an invader Kalıp ifadeler

0:52

çölyak hastasının vücudu glüteni bir istilacı olarak görür

and triggers an immune response,

0:54

ve bir bağışıklık tepkisini tetikler;

Dilbilgisi

Eksiltili edilgen koşul olarak If consumed

If consumed ifadesinde geçmiş zaman ortacı consumed, eksiltili edilgen bir koşul yapısı oluşturur. Tam biçimi If gluten is consumed şeklindedir: if koşulu başlatır, consumed ise glutenin yenme veya vücuda alınma eylemine maruz kaldığını belirtir. Söylenmeyen özne, ardından gelen ana cümlenin öznesi a celiac's body değil, bağlamdan çıkarılan glutendir. Böyle kısa yapıları anlamak için özneyi ve be fiilinin uygun biçimini geri koyun, ardından eyleme mantıken neyin maruz kalabileceğini kontrol edin.

Alıştırma

If consumed ifadesini tam bir koşul yan cümlesine dönüştürün: ____, a celiac's body sees gluten as an invader.

Cevabı göster

If gluten is consumed

Kalıp ifadeler

sees gluten as an invader içindeki see A as B

sees gluten as an invader ifadesindeki see A as B yapısı, A'yı B olarak görmek veya sınıflandırmak anlamına gelir. A gluten, B ise an invader ifadesidir; see burada gözle görmeyi anlatmaz. Cümle, vücudun bağışıklık tepkisini kişileştirir: vücut gluteni bir tehdit olarak değerlendirir. Başka durumlara aktarılabilen yapı özne + see + nesne + as + isim öbeği veya sıfattır; see the delay as a problem ve see the rule as unfair örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi see A as B yapısıyla tamamlayın: The coach ____ every setback ____ a lesson.

Cevabı göster

sees · as

which ends up damaging the small intestine. Öbek fiiller

0:55

bu da sonunda ince bağırsağa zarar verir.

Öbek fiiller

ends up damaging: sonunda zarar verme sonucu

ends up damaging ifadesindeki end up + -ing, “sonunda bir şeyi yapma sonucuna ulaşmak” anlamına gelir. Odak, hemen gerçekleşen bir eylemde değil, bir sürecin nihai sonucundadır. Burada bağışıklık tepkisi gelişir ve sonunda ince bağırsağa zarar verir. Sonuç zararlıdır ve amaçlanmamıştır; daha genel olarak, olaylar çoğu zaman beklenmedik bir nihai eyleme veya duruma yol açtığında end up + -ing kullanılır.

Alıştırma

Nihai sonucun zarar vermek olduğunu anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months without repair, the small leak ____ the wooden floor.

Cevabı göster

ends up damaging

Too much of this, Dilbilgisi

0:57

Bu durum çok fazla tekrarlanırsa,

and their body begins to suffer major nutritional deficiencies. Kalıp ifadeler

0:58

vücutları ciddi besin eksiklikleri yaşamaya başlar.

Dilbilgisi

Too much of this, and ...: koşul-sonuç yapısı

Baştaki Too much of this isim öbeği, kısaltılmış bir koşul gibi işlev görür: “If there is too much of this.” Ardından virgül ve and, sonucu tanıtır: their body begins to suffer major nutritional deficiencies. Bu kısa ve yoğun yapı [koşul veya tetikleyici], and [sonuç] biçimindedir. Buradaki and yalnızca zaman sırasındaki bir sonraki olayı değil, nedenden sonuca giden bağlantıyı gösterir. This, az önce anlatılan bağışıklık tepkisine ve bağırsak hasarına gönderme yapar.

Alıştırma

Kısa koşul-sonuç uyarısını tamamlayın: A few more minutes in the sun, ____ the ice cream will melt.

Cevabı göster

and

Kalıp ifadeler

suffer major nutritional deficiencies: sağlık alanında resmî bir eşdizim

Bu cümlede suffer, yalnızca “acı hissetmek” değil, “zararlı bir durum yaşamak” anlamındadır. Nutritional deficiencies, vitaminler veya mineraller gibi vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin eksikliğidir. Major, bu eksikliklerin ciddi olduğunu belirtir. Burada suffer, zararlı durumu doğrudan nesne olarak alır. Bu, tıp, bilim ve halk sağlığı metinlerinde yaygın olan resmî bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi “gerekli besin maddelerinin ciddi eksikliklerini yaşamak” anlamındaki dört sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: After eating a severely restricted diet for months, the patient began to ____.

Cevabı göster

suffer major nutritional deficiencies

More recently, Anlatım akışı

1:01

Daha yakın zamanda,

scientists have recognized another small proportion of the population Kalıp ifadeler

1:02

bilim insanları nüfusun küçük bir bölümünü oluşturan başka bir grup belirledi:

that aren't celiac,

1:05

Bu kişiler çölyak hastası değil,

but still have gluten sensitivity. Kültür

1:06

ama yine de glütene karşı hassaslar.

Anlatım akışı

More recently, zaman çizgisini ilerleten bir geçiş olarak

More recently zaman çizgisini ileri taşır. Ardından verilen bulgunun daha önce sözü edilen bilgilerden sonra ortaya çıktığını ve günümüze daha yakın olduğunu anlatır. More karşılaştırma anlamı taşır, bu nedenle ifade önceki zaman çerçevesine dayanır. Belirli bir yıl vermez ve mutlaka “çok kısa süre önce” anlamına gelmez; yalnızca zaman çizgisinde daha yeni bir katman oluşturur. Virgül, cümle başındaki bu zaman geçişini ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Eski bir bilgiden daha yeni bir gelişmeye en uygun geçişi seçin: Early cameras used film. _____ most photos have been taken with digital devices.

  1. More recently,
  2. At the same time,
  3. For example,
Cevabı göster

More recently,

Kalıp ifadeler

another small proportion of the population: bütün içindeki başka bir küçük pay

Burada another, daha önce sözü edilen bir gruba ek olarak bir grubun daha bulunduğunu belirtir. A small proportion of the population, tüm insanların görece küçük bir bölümünü ifade eder; dolayısıyla bu kullanım grubu herkes için tipik bir durum olarak değil, azınlık olarak sunar. Başka bağlamlara aktarılabilecek kalıp a small/large proportion of + bir bütün oluşturan gruptur. Proportion, grubun bütün içindeki payını anlatır; kişilerin tam sayısını vermez.

Alıştırma

Cümledeki another small proportion of the population ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bütün nüfus içindeki ek bir azınlık grubu
  2. Eşit gruplara bölünmüş bütün nüfus
  3. Bu duruma sahip herkesin kesin sayısı
Cevabı göster

Bütün nüfus içindeki ek bir azınlık grubu

Kültür

gluten sensitivity ile celiac disease arasındaki fark

Burada gluten sensitivity, celiac disease sahibi olarak tanımlanmayan bir kişinin glüten tükettikten sonra yine de rahatsız edici belirtiler yaşadığı durumu adlandırır. Sensitivity sözcüğü, glüteni yalnızca fark etmeyi değil, sorun oluşturan bir tepkiyi ifade eder. Belirtiler benzer görünebilse de cümle gluten sensitivity ile celiac disease kavramlarını ayrı tutar. İki durumdan herhangi birini teşhis etmeye yetecek bilgi vermez.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyle doğru biçimde eşleşir?

  1. Gluten sensitivity ile celiac disease tam olarak aynı durumun iki adıdır.
  2. Mide rahatsızlığı yaşayan herkes kesinlikle çölyak hastasıdır.
  3. Kişiler çölyak hastası olarak tanımlanmamaktadır, ancak glütene karşı hassas bir tepki gösterirler.
Cevabı göster

Kişiler çölyak hastası olarak tanımlanmamaktadır, ancak glütene karşı hassas bir tepki gösterirler.

That is, Anlatım akışı

1:08

Yani,

they suffer similar symptoms after eating gluten

1:09

glüten yedikten sonra benzer belirtiler yaşıyorlar;

like cramps, diarrhea, and bloating.

1:11

kramp, ishal ve şişkinlik gibi.

Anlatım akışı

Açıklama ve yeniden ifade için That is,

That is, önceki düşünceyi daha açık veya daha kesin hâle getiren bir yeniden ifadeyi başlatır. Burada “glüten hassasiyeti” etiketini, bunun ne anlama geldiğini açıklayan bir ifadeye dönüştürür: glüten yedikten sonra benzer belirtiler yaşamak. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak önceki düşüncenin tamamına geri gönderme yapar; buradaki that bir nesneyi göstermez. Genellikle “başka bir deyişle” veya “daha açık söylemek gerekirse” diye anlaşılabilir.

Alıştırma

Örnekte That is, dinleyiciye sonraki bilgiyi nasıl değerlendirmesi gerektiğini bildirir?

  1. Önceki düşüncenin daha açık ve kesin bir yeniden ifadesi olarak anlamak.
  2. Önceki düşünceyi tanımlamayan tek bir örnek olarak anlamak.
  3. Önceki düşünceyi tersine çeviren bir karşıtlık olarak anlamak.
Cevabı göster

Önceki düşüncenin daha açık ve kesin bir yeniden ifadesi olarak anlamak.

In both of these cases,

1:13

Her iki durumda da,

gluten-free food options are essential.

1:14

glütensiz yiyecek seçenekleri şarttır.

But if you don't suffer from either, Dilbilgisi

1:17

Ancak bu iki durumdan hiçbiri sizde yoksa,

there isn't much weight to the other health claims of gluten-free diets. Deyimler

1:18

glütensiz diyetlerle ilgili diğer sağlık iddialarının pek dayanağı yoktur.

Dilbilgisi

don't suffer from either: iki durumun da geçerli olmadığını söylemek

don't suffer from either ifadesinde suffer from, bir hastalığa veya rahatsız edici duruma “sahip olmak” ya da “ondan etkilenmek” anlamına gelir. Either, daha önce belirtilen iki durumun yerini tutar. Either, don't bulunan olumsuz yan tümcenin içinde olduğu için ifade iki durumdan hiçbirinin geçerli olmadığını anlatır. Kişinin bunlardan birine sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte don't suffer from either ne anlama gelir?

  1. İki durum da geçerlidir.
  2. İki durumdan hiçbiri geçerli değildir.
  3. Yalnızca ikinci durum geçerlidir.
Cevabı göster

İki durumdan hiçbiri geçerli değildir.

Deyimler

there isn't much weight to: bir iddianın dayanağının zayıf olması

Burada there isn't much weight to, “bir şeyi destekleyen güçlü kanıtın veya ikna gücünün pek olmadığı” anlamına gelir. Weight mecazidir: Bir argüman, desteği onu ikna edici kıldığında “ağırlığı” varmış gibi düşünülür. Bu cümlede konuşmacı, iki tıbbi rahatsızlığı dışarıda bıraktıktan sonra glütensiz diyetlerle ilgili diğer sağlık iddialarını temkinli biçimde zayıf buluyor. Yeniden kullanılabilen there isn't much weight to + iddia, argüman veya fikir kalıbı, bir şeyin ne kadar iyi desteklendiğini değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: The report cites no reliable evidence, so there ____ the claim that the product prevents every cold.

Cevabı göster

isn't much weight to

It's in no way a toxin, Kalıp ifadeler

1:22

Glüten hiçbir şekilde toksin değildir,

as some may suggest.

1:23

bazıları aksini iddia etse de.

Kalıp ifadeler

in no way ile vurgulu olumsuzluk

Burada in no way, “hiçbir şekilde” veya “kesinlikle değil” anlamına gelir ve olumsuzluğu vurgular. İfadenin tamamındaki yargıyı niteler: Konuşmacı glütenin kesinlikle bir toksin olmadığını söylüyor. Be ile yaygın yapı özne + be + in no way + tamamlayıcı şeklindedir: It is in no way dangerous. In no way cümlenin başına alınırsa resmî dilbilgisi devrik yapı gerektirir: In no way is it dangerous.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki vurgulu ifadeyle tamamlayın: The road was closed by the police; the delay was ____ the driver's fault.

Cevabı göster

in no way

And gluten-free doesn't necessarily Dilbilgisi

1:24

Ayrıca “glütensiz” ifadesi, bir yiyeceğin mutlaka

mean that food is more natural, healthier, or lower in calories.

1:26

daha doğal, sağlıklı veya düşük kalorili olduğu anlamına gelmez.

Dilbilgisi

doesn't necessarily mean: otomatik bir sonucu reddetmek

Burada doesn't necessarily mean, otomatik olarak çıkarılan bir sonucu reddeder. gluten-free etiketi, yiyeceğin sayılan üç özelliğe sahip olduğunu garanti etmez. Bu, o özelliklerin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Bazı glütensiz yiyecekler bu özelliklere sahip olabilir, ancak karar vermek için daha fazla bilgi gerekir. Başka durumlarda da kullanılabilen X doesn't necessarily mean Y kalıbı, “X, Y’yi kanıtlamak için yeterli değildir” demektir.

Alıştırma

Cümleyi “otomatik olarak göstermez” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: A high price ____ the phone is good.

Cevabı göster

doesn't necessarily mean

Conversely,

1:29

Aksine,

there are some risks of cutting gluten out.

1:30

glüteni beslenmeden çıkarmanın bazı riskleri vardır.

While the lack of gluten itself is of no concern, Notlar

1:32

Glütenin yokluğu tek başına sorun olmasa da,

the vitamins and whole grains

1:34

vitaminler ve tam tahıllar

that it's often combined with are quite important. Dilbilgisi

1:35

genellikle glütenle birlikte bulunur ve oldukça önemlidir.

Dilbilgisi

While the lack of gluten itself is of no concern, ...: karşıtlık bildiren while

Burada while, during the time that değil, although anlamındadır. Başlangıçtaki yan cümle bir gerçeği kabul eder: glütenin bulunmaması kendi başına bir sorun değildir. Ana cümle daha sonra dikkati vitaminler ve tam tahıllarla ilgili daha önemli noktaya çevirir. Başka durumlarda da kullanılabilen While A, B kalıbı, A’yı kabul ettikten sonra onunla zıt yöndeki B’yi vurgular. Ana mesaj B’dedir; bu yapı glüten ile tam tahılların aynı şey olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede while, during the time that yerine although anlamında kullanılmıştır?

  1. While I was sleeping, it began to rain.
  2. While the box is small, it can hold all the pieces.
  3. I read a book while I waited.
Cevabı göster

While the box is small, it can hold all the pieces.

Kalıp ifadeler

Be of no concern: bir şeyin sorun olmadığını resmî biçimde söylemek

Be of no concern, bir şeyin endişe nedeni olmadığını ve sorun oluşturmadığını belirtir. Buradaki değerlendirme yalnızca glüten eksikliğinin kendisiyle ilgilidir; ardından gelen karşıtlık, vitaminlerin ve tam tahılların yine de önemli olduğunu söyler. Yapı be + of + isim şeklindedir. Be of importance veya be of value örneklerinde olduğu gibi öznenin önemini ya da durumunu sınıflandırmayı sağlar.

Alıştırma

“Endişe nedeni değil” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The laboratory confirmed that the small temperature change is ____ and will not affect the results.

Cevabı göster

of no concern

Dilbilgisi

That ... combined with: edatı sonda olan bir ilgi yan cümlesi

That it's often combined with, the vitamins and whole grains ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Yan cümlede that bu ögeleri temsil ederken it, gluten sözcüğünü gösterir: glüten bu vitaminler ve tahıllarla sıklıkla birlikte bulunur. İlgi ögesi with edatının anlamca nesnesini sağladığı için with sonda kalır. Edatı cümle sonunda bırakmak İngilizcede, özellikle nötr konuşma ve yazıda, normaldir: the things that something is combined with.

Alıştırma

Önce that kullanıp with sözcüğünü sona yerleştirerek ilgi yan cümlesini tamamlayın: The accessories ____ the camera is usually sold ____ are included in the price.

Cevabı göster

that · with

Without supplementing them, Dilbilgisi

1:38

Bunları takviye etmezseniz,

you could be hurting your own health.

1:39

kendi sağlığınıza zarar verebilirsiniz.

Dilbilgisi

Eksik bir koşulu anlatan Without + -ing

Without ifadesinden sonra -ing biçimindeki bir fiil geldiğinde “birisi bunu yapmazsa” anlamı oluşur. Burada Without supplementing them, them ile belirtilen besinleri yeniden takviye etmezsen sağlığının zarar görebileceğini anlatır. Baştaki ifade, yapılmayan eylemi ana cümledeki sonucun koşulu olarak sunar. Supplementing eylemini yaptığı varsayılan kişi, you could be hurting your own health cümlesinin öznesi olan you’dur.

Alıştırma

Cümleyi Without + -ing biçiminde bir fiille tamamlayın: “____ enough water, you may become dehydrated.”

Cevabı göster

Without drinking

On top of it all, Anlatım akışı

1:41

Üstelik,

without gluten to bind your food together,

1:41

yiyeceklerinizi bir arada tutacak glüten olmayınca,

more fat and sugar are often used Dilbilgisi

1:43

çoğu zaman daha fazla yağ ve şeker kullanılır

to make gluten-free foods more enjoyable.

1:45

glütensiz yiyecekleri daha lezzetli hâle getirmek için.

Anlatım akışı

Ek bilgi sunan bir geçiş olarak On top of it all

On top of it all, daha önce söylenenlerin tümüne önemli bir nokta daha ekleyen bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede önceki beslenme kaygılarından ek bir soruna geçilir: glütensiz ürünler daha fazla yağ ve şeker içerebilir. İfade, sorunların üst üste gelmesi etkisini de güçlendirir. Eklenen nokta da bir dezavantaj olduğu için “tüm bunlara ek olarak” veya “daha da kötüsü” etkisi yaratır; top burada fiziksel bir konum anlatmaz.

Alıştırma

Son geçişi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: “The train was late, and my phone died. ____, it started raining.”

Cevabı göster

On top of it all

Dilbilgisi

are often used to make + nesne + sıfat

Bu cümlede are often used to make amaç bildirir: yiyecekleri daha keyifli hâle getirmek için daha fazla yağ ve şeker kullanılır. Edilgen yapı, kullanan kişiler yerine kullanılan malzemelere odaklanır. Kalıp be + used + to + fiilin yalın hâlidir. Burada make bir nesne ve sıfat alır: make + gluten-free foods + more enjoyable. Bu, yiyeceklerin sonuç olarak daha keyifli hâle gelmesi demektir.

Alıştırma

Cümleyi edilgen amaç kalıbı be used to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Extra padding ____ the helmet more comfortable.

Cevabı göster

is used to make

At the same time,

1:47

Aynı zamanda,

the popularity and fad of gluten-free diets Kelime

1:48

glütensiz diyetlerin popülerliği ve modaya dönüşmesi

has created a market for these foods. Kalıp ifadeler

1:50

bu yiyecekler için bir pazar yarattı.

Kelime

popularity and fad of gluten-free diets: geniş ilgi ile kısa ömürlü çılgınlık karşılaştırması

Bu ifadede popularity görece tarafsızdır: glütensiz diyetlerin geniş ilgi gördüğünü belirtir. Fad ise bu ilginin moda olduğu, bir dikkat dalgasıyla yayıldığı ve muhtemelen kısa süreceği değerlendirmesini ekler. Konuşmacı popularity ve fad sözcüklerini birlikte kullanarak bu diyetleri hem yaygın biçimde popüler hem de bir çılgınlığın parçası olarak sunar. Bu nedenle ifade, yalnızca popularity kullanımına göre daha temkinli veya kuşkucu duyulur.

Alıştırma

Ani ve muhtemelen kısa ömürlü bir çılgınlık anlamı taşıyan sözcükle tamamlayın: The dance challenge may be a ____.

Cevabı göster

fad

Kalıp ifadeler

Created a market for: bir şey için pazar oluşturmak

Bu cümlede created a market for, glütensiz diyetlerin popülerliğinin işletmelerin glütensiz yiyecek satmasına yetecek kadar talep oluşturduğu anlamına gelir. Kalıp create a market for + ürün veya hizmet şeklindedir. Buradaki market, tezgâhların bulunduğu fiziksel bir yer değil, olası alıcı grubu ve onların oluşturduğu talep demektir.

Alıştırma

'Yeterli talep oluşturdu' anlamındaki dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Interest in home gardening ____ easy-to-use seed kits.

Cevabı göster

created a market for

Where there once was little selection, Anlatım akışı

1:52

Eskiden seçenekler çok azken,

now there are gluten-free options all over the place. Deyimler

1:54

artık her yerde glütensiz seçenekler var.

Anlatım akışı

Where there once was ..., now there are ...: geçmişle bugünü karşılaştırma kalıbı

Baştaki Where yan cümlesi eski durumu açıklar: önceden çok az seçenek vardı. now yan cümlesi ise asıl yeni bilgiyi verir: artık birçok yerde glütensiz seçenekler bulunuyor. Where there once was/were X, now there is/are Y kalıbında where yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir alanı veya durumu da gösterebilir. once ve now sözcüklerini birbiriyle eşleşen bölümlere yerleştirmek değişimi kolayca fark edilir hâle getirir.

Alıştırma

'Where there once was only one choice, now there are many options,' cümlesinde günümüzdeki asıl yeni bilgiyi hangi bölüm verir?

  1. now yan cümlesi: there are many options.
  2. Tek başına Where sözcüğü.
  3. Where yan cümlesi: there once was only one choice.
Cevabı göster

now yan cümlesi: there are many options.

Deyimler

all over the place: birçok yerde bulunabilir

Burada all over the place, “birçok farklı yerde” veya “yaygın biçimde bulunabilir” anlamına gelir. Cümle, artık birçok yerde glütensiz seçenek bulunabildiğini söylüyor. Çevredeki düşünce bulunabilirlikle ilgilidir; bu yüzden ifade burada “dağınık” anlamına gelmez. Hangi yaygın anlamın uygun olduğunu belirlemek için ifadenin neyi anlattığına bakın.

Alıştırma

“There are gluten-free options all over the place,” cümlesinde all over the place ne anlama gelir?

  1. Hepsi kaldırılmıştır.
  2. Birçok yerde bulunabilirler.
  3. Dağınık ve kötü düzenlenmişlerdir.
Cevabı göster

Birçok yerde bulunabilirler.

And that's pretty cool for those who actually need it.

1:56

Bu da onlara gerçekten ihtiyaç duyanlar için oldukça güzel.

But what if there was a substance Dilbilgisi

1:59

Peki ya şöyle bir madde olsaydı:

that only included the stuff your body needed Kelime

2:00

yalnızca vücudunuzun ihtiyaç duyduğu şeyleri içeren

and took out all the things that you don't? Öbek fiiller

2:02

ve ihtiyaç duymadığınız her şeyi çıkaran?

Dilbilgisi

Varsayımsal bir fikir için what if there was

What if, olası veya hayal edilen bir durumu anlatmaya başlar. what if there was yapısında geçmiş biçimi was, gerçeklikle araya mesafe koyar; düşünceyi yalnızca geçmiş zamana yerleştirmez. Burada konuşan kişi ideal bir madde hayal eder ve dinleyeni bunu düşünmeye çağırır. Bu kalıp gerçek olmayabilecek bir icadı, çözümü veya sonucu tanıtabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi gerçekte var olmayan bir icadı hayal etmek istiyor. Hangi başlangıç bu varsayımsal mesafeyi en iyi oluşturur?

  1. What if there was a pencil that could do your homework?
  2. What if there is a pencil on the desk?
  3. There was a pencil on the desk.
Cevabı göster

What if there was a pencil that could do your homework?

Kelime

the stuff your body needed: gayriresmî ve sayılamayan stuff

the stuff your body needed ifadesinde stuff, çeşitli maddeleri veya bileşenleri tek tek adlandırmadan bir arada anlatan, gayriresmî ve sayılamayan bir isimdir. Burada kişisel eşyaları değil, vücudun ihtiyaç duyduğu maddeyi ifade eder. your body needed, stuff sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İlgi zamiri that düşürülmüştür; tam biçim the stuff that your body needed olur. Bu kullanımda stuff sayılamadığı için some stuff veya all the stuff denir, stuffs denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede stuff, genel ve sayılamayan bir isim olarak doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We packed all the stuff we needed.
  2. We packed three stuff for the trip.
  3. We packed many stuff in one bag.
Cevabı göster

We packed all the stuff we needed.

Öbek fiiller

çıkarıldı anlamındaki took out

Bu cümlede took out, take out fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyden istenmeyen bileşenlerin çıkarıldığı anlamına gelir. Nesnesi all the things that you don't need ifadesidir; don't sonrasında need anlaşılır olduğu için söylenmemiştir. Included ve took out, kalanlarla çıkarılanları karşılaştırır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take something out of a mixture, document, or process biçimindedir. Burada bağlam, çıkarma anlamını seçer; take out başka durumlarda ilgisiz eylemler de ifade edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede took out, içeriğin kaldırıldığı anlamına gelir?

  1. The editor took out two repeated sentences.
  2. They took out a loan to buy the car.
  3. Jordan took me out to dinner.
Cevabı göster

The editor took out two repeated sentences.

Like the perfect diet all in one. Kalıp ifadeler

2:04

Her şeyin bir arada olduğu mükemmel bir diyet gibi.

Kalıp ifadeler

all in one: birkaç işlevin birleşmesi

All in one, gerekli birkaç özelliğin, parçanın veya yararın tek bir şeyde birleşmesi demektir. Burada hayal edilen beslenme biçimini, yiyecekle ilgili tüm ihtiyaçları karşılayabilecek tek bir çözüm olarak sunar. Bu ifade genellikle özetlediği şeyin veya listenin ardından gelir: a printer, scanner, and copier all in one. Bir grup insanın birlikte bulunmasını değil, özelliklerin birleşmesini vurgular.

Alıştırma

Tek bir şeyin birkaç işlevi birleştirdiğini belirten ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: This small machine is a printer, scanner, and copier ____.

Cevabı göster

all in one

Come with us to our second channel AsapTHOUGHT,

2:07

İkinci kanalımız AsapTHOUGHT'ta bize katılın;

where we break down how in the future Öbek fiiller

2:09

orada gelecekte nasıl

you may never have to worry about food again. Dilbilgisi

2:11

yiyecek konusunda bir daha hiç endişelenmek zorunda kalmayabileceğinizi anlatıyoruz.

Öbek fiiller

break down a topic: konuyu parçalara ayırarak açıklamak

Burada break down, nesne alan bir öbek fiildir: Bir kişi bir konuyu break down eder. Karmaşık bir konuyu daha küçük parçalara ayırmak ve bu parçaların nasıl çalıştığını ya da birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu açıklamak anlamına gelir. Nesnesi, açıklanması gereken gelecekteki yiyeceklerle ilgili bir fikir olduğu için amaçlanan anlam ayrıntılı biçimde açıklamaktır. Bir makinenin bozulması veya bir kişinin duygusal olarak çökmesi anlamında değildir. Bu kullanım dersleri, videoları ve makaleleri tanıtırken yaygındır.

Alıştırma

Bir şeyi anlaşılır parçalara ayırarak açıklamak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille İngilizce cümleyi tamamlayın: In today's lesson, we'll ____ the recycling process step by step.

Cevabı göster

break down

Dilbilgisi

may never have to: gelecekte gerekliliğin olmayabileceği

Bu cümlede may never have to worry, “endişelenme ihtiyacının gelecekte tamamen ortadan kalkması mümkündür” anlamına gelir. Yapı may + never + have to + fiilin yalın hâlidir: may olasılığı, never gelecekteki bütün zamanı, have to ise gerekliliği belirtir. May ifadeyi belirsiz kıldığı için bu, bir garanti değil, umutlu bir öngörüdür. Endişelenmenin yasak olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Gelecekte ihtiyacın ortadan kalkabileceğini belirten hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: With reliable meal deliveries, you ____ worry about running out of food again.

Cevabı göster

may never have to

Click on the screen or the link in the description.

2:13

Ekrana veya açıklamadaki bağlantıya tıklayın.

Got a burning question you want answered? Deyimler

2:15

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

burning question: yanıtını çok istediğiniz acil bir soru

Burning question, yanıtlanması acil, çok merak uyandırıcı veya özellikle önemli hissedilen bir soruyu anlatan mecazi bir isim öbeğidir. Burning, konuşanın öğrenme isteğini güçlendirir; gerçekten yanan bir şey yoktur. Bu ifade konuşma dilindeki Got a ...? kalıbına yerleştirildiğinde, soru istemeyi dinleyiciye yönelik canlı bir davete dönüştürür.

Alıştırma

Yanıtlanmasını çok istediğiniz acil bir soruyu belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the interview ends, I have one ____ for the mayor.

Cevabı göster

burning question

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

2:17

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden bize sorun.

And if you want the inside scoop Deyimler

2:20

Ayrıca ayrıntıları herkesten önce öğrenmek istiyorsanız,

on upcoming episode ideas and behind the scenes, Deyimler

2:21

gelecek bölüm fikirleri ve kamera arkası için

check out our personal Instagram and Twitter handles.

2:23

kişisel Instagram ve Twitter hesaplarımıza göz atın.

Deyimler

the inside scoop on ...: ... hakkında içeriden bilgi

Burada the inside scoop, izleyicilerin henüz bilmediği samimi ve gayriresmî bilgileri, yani gelecek bölüm fikirlerini ve yapım ayrıntılarını anlatır. Bu ifadede scoop, kaşıkla alınmış fiziksel bir porsiyon anlamına gelmez. Yaygın kalıp the inside scoop on + konu şeklindedir. on sonrasındaki sözler özel bilginin neyle ilgili olduğunu gösterir. İfade, neler olduğunu bilen kişilere erişim olduğu izlenimini verir.

Alıştırma

Bu cümlede the inside scoop ne anlama geliyor?

  1. Daha önce yayımlanmış bölümlerin herkese açık listesi
  2. Gelecek bölümler hakkında önceden edinilmiş veya içeriden bilgi
  3. Dondurma kaşığıyla şekillendirilmiş bir porsiyon dondurma
Cevabı göster

Gelecek bölümler hakkında önceden edinilmiş veya içeriden bilgi

Deyimler

behind the scenes: normalde görülmeyen yapım içeriği

Bu cümlede behind the scenes, izleyicilerin normalde görmediği yapım ve hazırlık çalışmalarına ilişkin içeriği anlatır. Yalnızca bir sahne dekorunun arkasında durmak anlamına gelmez. and sonrasında bu ifade, bir içerik türünün kısa etiketi olarak kullanılır; footage, photos veya material gibi anlamdan çıkarılabilen bir isim söylenmez. Daha genel olarak behind the scenes, bir etkinliğin gizli veya daha az görünen kısmını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “normalde görülmeyen hazırlık sırasında” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The documentary shows what happens ____ during rehearsals.

Cevabı göster

behind the scenes

And subscribe for more weekly science videos.

2:26

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.