Farklı Ülkelerdeki En Zengin İnsanlar: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.406 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Anlatı, her ülkenin en zenginini tanıtıyor, servetleri sektörlerle ilişkilendiriyor ve tartışmalı sıralama, vatandaşlık ile aile varlıklarını belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “many of whom” — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: bir grubun birçok üyesine, ismi yinelemeden sınırlayıcı olmayan yan cümleyle bilgi ekleyin. 2. “holds a place in all of our hearts” — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: LEGO ailesinin gerçek bir yerde değil, sevgiyle hatırlandığını anlayıp bağlılık anlatın. 3. “Down under” / “a sheila” — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Avustralya ve kadın anlamındaki samimi terimleri tanıyın; “sheila” eski moda veya kalıp yargılı duyulabilir.

Bu derste

Here at The Infographics Show,

0:00

The Infographics Show'da,

we've mainly discussed what life might be like for the extremely wealthy Dilbilgisi

0:01

genellikle aşırı zenginler için hayatın nasıl olabileceğini

Dilbilgisi

what life might be like: olası bir yaşamı anlatmak

Bu cümlede what life might be like, birinin yaşayabileceği hayatın nasıl olabileceğini ya da nasıl bir deneyim sunabileceğini soran iç içe geçmiş bir sorudur. What araştırılan konuyu başlatır, life öznedir ve be like özellikleri, koşulları veya genel deneyimi sorar. Might, durumun belirsiz ya da hayal edilen bir durum olduğunu gösterir. Buradaki like, “sevmek” değil, “özelliklerine sahip olmak” anlamındadır; odak, hayata dair tercihleri değil, hayatın nasıl olabileceğini anlatmaktır.

Alıştırma

Lena daha önce büyük bir şehirde yaşamadı ve oradaki olası deneyimi hayal ediyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. I wonder what life might be like in a big city.
  2. I wonder what life might like in a big city.
  3. I wonder what life is like in a big city.
Cevabı göster

I wonder what life might be like in a big city.

and even discussed some of the world's billionaires,

0:04

ve hatta birçoğu tek bir ülkede,

many of whom live in one country, Dilbilgisi

0:07

yani Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan

the United States.

0:08

dünyanın bazı milyarderlerini konuştuk.

Dilbilgisi

many of whom: birçok kişi hakkında ek bilgi vermek

Many of whom, daha önce sözü edilen çoğul bir insan grubuna geri döner ve bu grubun içindeki çok sayıda kişiyi belirtir. Bir ilgi cümleciği başlatır; bu nedenle many of whom live in one country, insanları belirten ismi tekrarlamadan onlar hakkında ek bilgi verir. Virgüller, bunun insanları belirlemek için kullanılan sınırlayıcı bir cümlecik değil, ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir cümlecik olduğunu gösterir. Whom, of edatının nesnesidir; live ise çoğul insan grubuyla uyumludur.

Alıştırma

Araştırmacıların büyük bir bölümünün yeni fikirler sunduğunu anlatmak için cümleyi hangi ifadeyle doğru tamamlarsınız? The conference attracted researchers from around the world, ____ presented new ideas.

  1. many of them
  2. many of whom
  3. many of which
Cevabı göster

many of whom

But there are approximately 2,043 billionaires worldwide

0:09

Fakat dünya çapında yaklaşık 2.043 milyarder var

with a lot of countries having at least one billionaire. Dilbilgisi

0:13

ve birçok ülke en az bir milyardere sahip.

Dilbilgisi

Eşlik eden arka plan için with + isim + -ing

with a lot of countries having at least one billionaire ifadesinde with, ana olguya eşlik eden ek bir durumu tanıtır. Burada sahiplik anlamı vermez. A lot of countries, having fiilinin mantıksal öznesidir. -ing bölümü ikinci bir ana cümle değildir; destekleyici bilgiyi kısa bir arka plan olarak sunar.

Alıştırma

with + noun + -ing arka plan yapısını başlatan kelimeyle cümleyi tamamlayın: The park was busy, ____ children running near the fountain.

Cevabı göster

with

China is home to the most billionaires in the world at 647 people, Kalıp ifadeler

0:16

Çin, 647 kişiyle dünyadaki en çok milyardere ev sahipliği yapıyor,

Kalıp ifadeler

Bir şeyin bulunduğu yer anlamındaki be home to

China is home to the most billionaires cümlesinde is home to, Çin'in bu kişilerin bulunduğu veya merkez edindiği yer olduğu anlamına gelir. Buradaki home mecazidir; bir kişinin evi anlamına gelmez. place + be + home to + noun phrase yapısını kullanın. To bir edattır; bu nedenle ardından yalın fiil değil, isim öbeği gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bulunduğu yerdir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This island ____ many rare birds.

Cevabı göster

is home to

and the surprising thing is

0:20

ve şaşırtıcı olan şu ki

many of these people have amassed their fortunes Kalıp ifadeler

0:21

bu insanların birçoğu servetlerini

in a relatively short amount of time.

0:23

nispeten kısa bir süre içinde biriktirmişler.

Kalıp ifadeler

servetlerini biriktirdiler

Amassed, amass fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve zaman içinde büyük bir miktarı toplayıp biriktirmek anlamına gelir. Amassed their fortunes ifadesinde fortunes servet demektir; their ise her kişinin kendi servetini biriktirdiğini gösterir. Bu ifade, servetin tek seferde elde edilmesinden çok birikimin sonucu olmasına odaklanır. Birikim nispeten kısa sürede gerçekleşmiş olsa bile amassed, servetin sonunda çok büyük bir ölçeğe ulaştığını vurgular.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After decades of careful investing, the two partners had ____.

Cevabı göster

amassed their fortunes

The US is second on the list with 550 billionaires,

0:25

ABD 550 milyarderle listede ikinci sırada yer alırken,

and way behind in the low hundreds is Germany and India, Kelime

0:28

yüzlerin başlarında olan Almanya ve Hindistan çok geriden geliyor,

Kelime

çok geride, düşük yüzler düzeyinde

Bu sıralama cümlesinde way behind, Almanya ve Hindistan'ın yalnızca daha alt sırada olduğunu değil, aradaki farkın büyük olduğunu anlatır. In the low hundreds ise kesin bir sayı vermez; bağlama göre genellikle 100 ile 200 civarında, yüzlü sayıların alt aralığında bir değeri belirtir. 100'den az anlamına gelmez. Bu iki bölüm birlikte, Almanya ve Hindistan'ın daha önce sözü edilen liderlerin çok gerisinde olduğunu ve değerlerinin yüzlü sayıların düşük aralığında bulunduğunu gösterir. İfade, karşılaştırmanın daha kolay anlaşılması için farkı ve yaklaşık aralığı isimlerden önce sunar.

Alıştırma

Önde gelen okullarda binlerce öğrenci var. Çok geride olan ve sayıları yüzlü sayıların başlangıcına yakın bulunan küçük okulları en iyi hangi ifade anlatır?

  1. way behind in the low hundreds — büyük fark, sayı yaklaşık 100-200
  2. slightly behind in the low hundreds — küçük fark, sayı yaklaşık 100-200
  3. way behind in the high hundreds — büyük fark, sayı yaklaşık 800-900
Cevabı göster

way behind in the low hundreds — büyük fark, sayı yaklaşık 100-200

followed by Russia at 96. Dilbilgisi

0:31

onları 96 kişiyle Rusya izliyor.

Dilbilgisi

followed by: sıralamaya sonraki ögeyi eklemek

Burada followed by, sıralamadaki bir sonraki ögeyi ekler. Rusya'nın Almanya ve Hindistan'dan sonra geldiğini belirtir; at 96 ise Rusya'nın sayısını verir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yapıdır. Germany and India are followed by Russia şeklindeki tam düşünce, uzun cümlenin içinde Germany and India, followed by Russia olarak kısaltılır. Böylece tam bir yan cümle tekrarlanmadan liste sürdürülür.

Alıştırma

Falcons takımının daha sonra geldiğini belirten kısa ifadeyle sıralamayı tamamlayın: The Tigers finished first, ____ the Falcons.

Cevabı göster

followed by

There are also many countries that have no billionaires,

0:33

Hiç milyarderi olmayan birçok ülke de var,

but they obviously have a richest person.

0:35

ama elbette onların da en zengin bir kişisi var.

Today we move all over the globe

0:37

Bugün dünyanın dört bir yanını dolaşarak

in search of the rich. Kalıp ifadeler

0:39

zenginlerin izini sürüyoruz.

Kalıp ifadeler

in search of: bir amaçla aramak

In search of, “bulmaya çalışarak” anlamına gelir. Bu cümlede dünyanın dört bir yanına gitmenin amacı zengin insanları bulmaktır. Sabit kalıp in search of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Yolculuk, araştırma ya da incelemelere çoğu zaman amaçlı ve biraz öyküleyici bir hava katar.

Alıştırma

Cümleyi “bulmaya çalışarak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The rescue team entered the forest ____ the missing dog.

Cevabı göster

in search of

In this episode of The Infographics Show,

0:40

The Infographics Show'un bu bölümünde,

richest people around the world.

0:42

dünya çapındaki en zengin insanlar.

We'll start with Belgium

0:44

Belçika ile başlayacağız

and the accolade goes to Albert Baron Frere, Kalıp ifadeler

0:45

ve ödül Albert Baron Frere'e gidiyor,

Kalıp ifadeler

the accolade goes to: onur … kişisine verilir

“The accolade goes to” ifadesinde accolade bir onur veya özel takdir, goes to ise “birine verilir” anlamına gelir. İfade, takdiri alan kişiyi duyurur; fiziksel bir hareket anlatmaz. Burada konuşmacı, sıralamayı eğlenceli ve etkileyici hâle getirmek için ödül töreni dilini kullanır. Aynı kalıp bir kazananı veya en iyi seçeneği açıklamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Eğlenceli duyuruyu, derste öğrenilen ve “onur birine verilir” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: For the clearest team presentation, ____ Lena.

Cevabı göster

the accolade goes to

a 92-year-old businessman that started off in the steel business Öbek fiiller

0:47

çelik işiyle başlayıp

Öbek fiiller

started off in the steel business: çelik sektöründe işe başladı

Started off in the steel business, çelik sektörünün onun çalışma hayatının veya iş kariyerinin ilk aşaması olduğu anlamına gelir. start off in + alan yapısında in, kişinin başladığı sektörü veya alanı tanıtır. Off, onun çelik sektöründen ayrıldığı anlamına gelmez. İfade başlangıç noktasına dönüp bakar ve çoğu zaman kişinin daha sonra yaptıklarıyla bir karşıtlığa zemin hazırlar.

Alıştırma

Bir kariyere belirli bir alanda başlamayı anlatan, dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Marta is now an architect, but she ____ the construction industry.

Cevabı göster

started off in

and later invested in a whole host of industries. Kalıp ifadeler

0:50

daha sonra birçok sektöre yatırım yapan 92 yaşındaki bir iş adamı.

Kalıp ifadeler

a whole host of: çok sayıda ve çeşitli

Bu cümlede a whole host of, 'çok sayıda ve çok çeşitli' anlamına gelir. Yatırımların yalnızca bir ya da iki alanla kalmayıp birçok farklı sektöre yayıldığını vurgular. Burada host, miktar bildiren kalıplaşmış bir ifadenin parçasıdır; sunucu ya da bilgisayar anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı a whole host of + çoğul isim şeklindedir.

Alıştırma

'Çok sayıda ve çeşitli' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new app includes ____ tools for young artists.

Cevabı göster

a whole host of

His worth is currently $6.3 billion.

0:52

Serveti şu an 6,3 milyar dolar.

Over in France,

0:56

Fransa'da ise

the richest person is Bernard Arnault.

0:56

en zengin kişi Bernard Arnault.

The 68-year-old's accumulated wealth is a staggering $73.3 billion.

0:59

68 yaşındaki adamın birikmiş serveti şaşırtıcı bir şekilde 73,3 milyar dolar.

He made his money in luxury goods, Kalıp ifadeler

1:04

O parasını lüks tüketim mallarından kazandı,

Kalıp ifadeler

made his money in + sektör: servetin kaynağı

made his money in luxury goods ifadesinde made his money, servetini kazandığı veya oluşturduğu anlamına gelir; in luxury goods ise bu serveti sağlayan sektörü belirtir. Cümle fiziksel olarak para üretmekten değil, servetin kaynağından söz eder. Yeniden kullanılabilecek yapı make + iyelik sözcüğü + money in + sektör şeklindedir. Fiilin zamanını ve iyelik sözcüğünü kişiye ve zamana göre değiştirin.

Alıştırma

Cümleyi make one's money in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The profile says that Lena ____ renewable energy before starting her charity.

Cevabı göster

made her money in

which seems like a very Frenchy way to get rich.

1:05

ki bu da zengin olmak için çok Fransızca bir yol gibi görünüyor.

Next up, South Africa,

1:08

Sırada Güney Afrika var,

and the award goes to 72-year-old Nicolas F. Oppenheimer.

1:10

ve ödül 72 yaşındaki Nicolas F. Oppenheimer'a gidiyor.

He made most of his money in precious stones

1:13

O, parasının büyük bir kısmını değerli taşlardan kazandı,

as the former chairman of De Beers Diamond Mining Company

1:15

De Beers Diamond Mining Company'nin eski başkanı olarak

and also the Diamond Trading Company.

1:18

ve ayrıca Diamond Trading Company'de.

According to Forbes,

1:20

Forbes'a göre,

he is worth $7.7 billion.

1:21

serveti 7,7 milyar dolar.

He's not the richest person on the continent of Africa, though. Dilbilgisi

1:23

Ancak o, Afrika kıtasının en zengini değil.

Dilbilgisi

He's not ... though: cümle sonunda karşıtlık

Though bir ifadenin sonunda kullanıldığında konuşma diline özgü bir karşıtlık işareti görevi görür. Dinleyicinin az önce duyduğu veya bekleyebileceği bir düşünceye hafif bir düzeltme ya da sınırlama ekler. Burada He's not, kişinin tüm Afrika'daki en zengin kişi olduğu izlenimini tersine çevirir; sondaki though ise “bununla birlikte” veya “ancak” anlamını verir. Though bu konumda bir yan cümle başlatmaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hafif bir karşıtlık ekleyen konuşma dilindeki cümle sonu sözcüğüyle tamamlayın: The hike was exhausting. The view was worth it, ____.

Cevabı göster

though

That title goes to Nigerian Aliko Dangote.

1:26

Bu unvan Nijeryalı Aliko Dangote'ye gidiyor.

A cement and commodities king worth $12.2 billion.

1:29

12,2 milyar dolarlık servetiyle bir çimento ve emtia kralı.

Over to Asia and Pakistan.

1:33

Asya ve Pakistan'a geçelim.

This isn't an easy one and many sources give very different answers.

1:35

Bu kolay değil ve birçok kaynak çok farklı cevaplar veriyor.

This might be because big business in the country is often shared by entire families. Dilbilgisi

1:38

Bunun nedeni, ülkedeki büyük işletmelerin genellikle tüm aileler tarafından paylaşılması olabilir.

Dilbilgisi

This might be because: olası bir nedeni belirtmek

This, az önce anlatılan duruma gönderme yapar. Might, açıklamanın kesinleşmiş değil olası olduğunu belirtirken be because önerilen nedeni sunar. Bir gözlemi açıklamak istediğiniz hâlde kanıtlar kesin konuşmayı desteklemiyorsa This might be because + yan cümle yapısını kullanın. Yapının tamamı, makul bir varsayımı doğrulanmış bir olgudan ayırır.

Alıştırma

İngilizce metni, dersteki temkinli neden belirtme yapısıyla tamamlayın: Several websites list different totals. ____ they use data from different years.

Cevabı göster

This might be because

Is it Malik Riaz with a net worth of $2 billion Dilbilgisi

1:42

Acaba 2 milyar dolarlık net servetiyle Malik Riaz mı,

or is it Shahid Khan who owns an American football and a British soccer team?

1:45

yoksa bir Amerikan futbolu ve bir İngiliz futbol takımının sahibi olan Shahid Khan mı?

Dilbilgisi

Seçenekleri açıkça sunmak için Is it A or is it B?

“Is it A or is it B?” kalıbı iki seçeneği paralel sorular olarak sunar. Konuşmacı birbirinden bağımsız iki evet-hayır sorusu sormaz; “is it” ifadesinin tekrarlanması her iki adayı da eşit derecede açık hâle getirir ve aralarındaki belirsizliği vurgular. A ve B yerine dil bilgisi açısından paralel seçenekler getirilerek bu kalıp kişiler, nedenler, planlar veya yargılar için kullanılabilir. İkinci “is it”, gereksiz bir tekrar değil, dil bilgisi açısından geçerli bir vurgudur.

Alıştırma

Tekrarlanan sözcüklerle açık paralel seçim kalıbını tamamlayın: ____ the timing or ____ the cost?

Cevabı göster

Is it · is it

He's actually now an American citizen, though,

1:49

Aslında şu an bir Amerikan vatandaşı olsa da,

but said to be the richest person of Pakistani origin Kelime

1:51

Pakistan asıllı en zengin kişi olduğu söyleniyor

and now worth around $8.7 billion.

1:53

ve şu an yaklaşık 8,7 milyar dolarlık bir servete sahip.

Kelime

of Pakistani origin: vatandaşlık değil, köken

“Of Pakistani origin” ifadesindeki “origin”, kişinin mevcut yasal vatandaşlığını kendiliğinden belirtmek yerine aile mirası veya doğum yoluyla bağlantı gibi köklerini ya da geçmişini anlatır. Burada kişi hem Pakistan ile bağlantılı hem de Amerikan vatandaşı olarak tanımlanabilir. “Origin” bağlantısının tam olarak neye dayandığı bağlamdan anlaşılmalıdır. İfade tek başına kişinin Pakistan’da doğup doğmadığını, şu anda nerede yaşadığını veya hangi pasaporta sahip olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir tanıtım yazısındaki kişi artık Amerikan vatandaşıdır, ancak Pakistanlı aile köklerine sahiptir. “Of Pakistani origin” en doğru biçimde ne anlatır?

  1. Kişinin şu anda Pakistan’da yaşadığı anlamına gelir.
  2. Kişinin şu anda Pakistan vatandaşlığına sahip olduğunu kanıtlar.
  3. Pakistan köklerine veya geçmişine işaret eder; mevcut vatandaşlığın mutlaka Pakistan olduğu anlamına gelmez.
Cevabı göster

Pakistan köklerine veya geçmişine işaret eder; mevcut vatandaşlığın mutlaka Pakistan olduğu anlamına gelmez.

Hopefully Finland will be less confusing.

1:56

Umarız Finlandiya daha az kafa karıştırıcı olur.

It seems the accolade goes to Antti Herlin,

1:58

Görünüşe göre bu onur Antti Herlin'e gidiyor,

a 61-year-old who made a lot of his $4.6 billion

2:01

61 yaşındaki adam, 4,6 milyar dolarlık servetinin büyük bölümünü

in elevators and escalators,

2:04

asansör ve yürüyen merdivenlerin yanı sıra

but also maintenance and manufacturing.

2:06

bakım ve üretim işlerinden kazanmış.

Now to the United Arab Emirates

2:08

Şimdi Birleşik Arap Emirlikleri'ne geçelim,

and the richest man there is Majid Al Futtaim.

2:10

ve oradaki en zengin adam Majid Al Futtaim.

He's said to be the richest person in the Middle East Dilbilgisi

2:13

Orta Doğu'nun en zengin kişisi olduğu söyleniyor

Dilbilgisi

“He's said to be”: dışarıdan bir iddiayı aktarmak

He's said to be... ifadesindeki He's, He is'in kısaltmasıdır. Edilgen be said to + fiil yapısı, kim olduğu belirtilmeyen kişilerin veya kaynakların söylediklerini aktarır. Burada to be, aktarılan the richest person... betimlemesini başlatır. Bu yapı, konuşan kişiyle iddia arasına mesafe koyar. Bilgiyi konuşanın kişisel olarak garanti ettiği bir gerçek değil, aktarılan bir iddia olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, kaynağı belirtilmemiş dışarıdan bir iddiayı konuşanın kendi doğruladığı gerçek gibi sunmadan aktarır?

  1. He is definitely the best candidate.
  2. He is said to be the best candidate.
  3. He says he is the best candidate.
Cevabı göster

He is said to be the best candidate.

with a net worth of $10.9 billion. Kalıp ifadeler

2:15

ve net serveti 10,9 milyar dolar.

Kalıp ifadeler

“with a net worth of”: tahmini servet miktarı vermek

With a net worth of + miktar, bir kişinin mali durumuna ilişkin açıklama ekler. Net worth, kişinin sahip olduğu her şeyin tahmini değerinden borçlarının çıkarılmasıyla bulunan tutardır; of bu rakamı başlatır. Bu ifade eldeki nakit veya yıllık maaş anlamına gelmez. Bu cümlede kişinin tanımından sonra tahmini servet miktarını verir.

Alıştırma

Profili tahmini serveti belirten standart ifadeyle tamamlayın: After selling her company, Maya retired ____ $8 million.

Cevabı göster

with a net worth of

But that source was probably wrong

2:18

Fakat bu kaynak muhtemelen yanlıştı

as it seems Saudi Arabia's Prince Alwaleed bin Talal bin Abdulaziz Al Saud

2:19

çünkü Suudi Arabistan Prensi Alwaleed bin Talal bin Abdulaziz Al Saud'un

has a worth of $25.5 billion.

2:24

25,5 milyar dolarlık bir serveti olduğu anlaşılıyor.

Mr. Majid made his cash with the Majid Al Futtaim Group,

2:27

Majid Bey nakdini Majid Al Futtaim Group ile kazandı,

which built some really impressive malls around the world.

2:30

ve bu grup dünya çapında gerçekten etkileyici alışveriş merkezleri inşa etti.

Far away in Denmark,

2:33

Uzaklarda Danimarka'da,

the richest person is 70-year-old Kjeld Kirk Kristiansen,

2:34

en zengin kişi 70 yaşındaki Kjeld Kirk Kristiansen,

a person who holds a place in all of our hearts Deyimler

2:37

hepimizin kalbinde yer edinen bir kişi

because he's part of the family that created LEGO.

2:39

çünkü o LEGO'yu yaratan ailenin bir parçası.

Deyimler

holds a place in all of our hearts: kalıcı sevgi

Bu cümlede holds a place in all of our hearts, “hepimiz tarafından sevgiyle anılır ve değerli görülür” anlamına gelir. Fiziksel bir yeri veya resmî bir makamı değil, duygusal önemi anlatır. Kalıp hold a place in someone's heart şeklindedir. Özne, değer verilen kişi veya şeydir; iyelik sözcüğü ise bu sevgiyi kimin hissettiğini gösterir. All of our hearts, bu duygunun bir grup tarafından paylaşıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için hold a place in someone's heart ifadesini doğru biçimde kullanın: That old storybook still ____ because my grandfather read it to me.

Cevabı göster

holds a place in my heart

He's said to be worth $23.6 billion now

2:42

Şimdi 23,6 milyar dolarlık bir serveti olduğu söyleniyor

thanks to those little colorful plastic bricks.

2:45

şu küçük renkli plastik tuğlalar sayesinde.

Across the world in New Zealand,

2:47

Dünyanın öbür ucunda Yeni Zelanda'da,

the richest geezer we could find is Graeme Richard Hart, Kelime

2:48

bulabildiğimiz en zengin adam Graeme Richard Hart,

Kelime

geezer: bir erkek için kullanılan şakacı ve gayriresmî söz

Burada geezer, şakacı ve hafif alaycı bir tavırla “adam” veya “herif” anlamında kullanılıyor. Konuşan kişi Graeme Richard Hart'tan rahat bir dille söz ediyor; sözcüğün asıl amacı onun yaşlı olduğunu belirtmek değil. Bu argo sözcük, ifadeye takılma havası katar ve servet sıralamasıyla ilgili açıklamayı daha az resmî gösterir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: That lucky geezer won again! Gündelik Britanya İngilizcesinde geezer sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Şakacı ve gayriresmî biçimde anlatılan bir adam
  2. Zengin bir kişi için kullanılan resmî bir unvan
  3. Yalnızca yetmiş yaşından büyük bir adam
Cevabı göster

Şakacı ve gayriresmî biçimde anlatılan bir adam

a man who is a whiz at buying companies in trouble Kalıp ifadeler

2:52

zor durumdaki şirketleri satın alıp

and making them very profitable.

2:54

onları çok kârlı hale getiren bir dahi.

Kalıp ifadeler

a whiz at + isim veya -ing biçimi

"A whiz at", bir beceri ya da etkinlikte olağanüstü iyi olan kişiyi anlatır. Bu cümlede, adamın zor durumdaki şirketleri satın alıp onları kârlı hâle getirme becerisini över. at sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır: a whiz at math; a whiz at solving puzzles. Whiz burada tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için normalde a whiz biçiminde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi whiz ve doğru edatla tamamlayın: Priya is ____ organizing complex schedules.

Cevabı göster

a whiz at

The 62-year-old left school at 16 and became a panel beater.

2:56

62 yaşındaki adam okulu 16 yaşında bıraktı ve kaportacı oldu.

He's now worth around $9.5 billion.

2:59

Şu an yaklaşık 9,5 milyar dolarlık bir serveti var.

In Norway, sources also disagree,

3:02

Norveç konusunda kaynaklar da aynı fikirde değil,

so we went right to a Norwegian publication ran in English.

3:04

bu yüzden İngilizce yayın yapan bir Norveç yayınına başvurduk.

According to that publication,

3:07

Bu yayına göre,

it is easily John Fredriksen,

3:08

kesinlikle John Fredriksen'dir,

who is worth around $13 billion.

3:10

ve onun yaklaşık 13 milyar dolarlık bir serveti var.

He made most of his cash as owner of the largest oil tanker fleet,

3:12

Parasın büyük kısmını en büyük petrol tankeri filosunun sahibi olarak kazandı,

but it seems this man now lives in London

3:16

ama anlaşılan bu adam artık Londra'da yaşıyor

and is a Cypriot citizen.

3:18

ve bir Kıbrıs vatandaşı.

So it could be Odd Reitan,

3:20

Yani Odd Reitan olabilir,

a supermarket guy worth about half of what Fredriksen is worth. Dilbilgisi

3:21

Fredriksen'in servetinin yaklaşık yarısına sahip bir süpermarketçi.

Dilbilgisi

half of what X is worth: X'in değerinin yarısı

half of what Fredriksen is worth yapısında what yan cümlesi, karşılaştırma için kullanılan toplam miktarı belirtir. Burada what Fredriksen is worth, Fredriksen'in parasal değerini ifade eder; dolayısıyla başka bir kişinin serveti bu miktarın yaklaşık %50'sidir. What burada soru sormaz. the amount that, yani “… olan miktar” anlamına gelir ve yan cümlenin tamamı of sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp belirli bir sayıyı tekrarlamadan maliyetleri, ücretleri, değeri veya ölçülebilen başka miktarları karşılaştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi what ve gerekli edatla tamamlayın: The repair costs half ____ a replacement costs.

Cevabı göster

of what

Now we head to Romania and meet a once-top-ranking tennis and ice hockey player.

3:24

Şimdi Romanya'ya doğru yol alıyoruz ve bir zamanların en üst düzey tenis ve buz hokeyi oyuncusuyla tanışıyoruz.

It's said he's now worth about $1 million

3:29

Şu an servetinin 1 milyon dolar civarında olduğu söyleniyor

and made much of that money going into business after retiring from tennis. Kalıp ifadeler

3:31

ve bu paranın büyük kısmını tenisten emekli olduktan sonra ticarete atılarak kazandı.

Kalıp ifadeler

going into business: iş dünyasına girmek

Going into business, iş dünyasına girmek veya ticari bir iş yapmaya başlamak demektir. Burada going into, business kelimesini bir faaliyet alanı olarak gösterir; fiziksel olarak bir şirketin içine girmek ya da belirli bir işle ilgilenmek anlamına gelmez. Bu ifade, emeklilikten sonra yeni bir kariyer yönüne geçişi anlatır. Bir şirket kurmayı, bir iş ortaklığına katılmayı veya daha genel olarak ticari alanda çalışmaya başlamayı ifade edebilir; hangisinin kastedildiğini bağlam belirler.

Alıştırma

Belirli bir şirket kurmaya odaklanmadan ticari çalışma alanına girmek anlamını vermek için cümledeki boşluğu hangi ifade en iyi tamamlar? After leaving the army, Daniel ____ and began selling camping equipment.

  1. started a business
  2. went out of business
  3. went into business
  4. went into the office
Cevabı göster

went into business

Over to Ireland,

3:35

İrlanda'ya geçelim,

a favorite place of Apple Inc.

3:36

Apple Inc.'in gözde mekanı.

According to Forbes,

3:37

Forbes'a göre,

the richest person there is Pallonji Shapoorji Mistry,

3:38

oradaki en zengin kişi Pallonji Shapoorji Mistry,

an Indian-born construction magnate worth $18.7 billion.

3:41

Hindistan doğumlu bir inşaat kodamanı ve serveti 18,7 milyar dolar.

He married an Irish gal,

3:45

İrlandalı bir kızla evlendi,

but right now the 89-year-old lives in Mumbai.

3:46

ama şu an 89 yaşındaki bu adam Mumbai'de yaşıyor.

Over in Mexico,

3:49

Meksika'da,

we have one of the richest persons in the world with 78-year-old Carlos Slim Helu,

3:50

78 yaşındaki Carlos Slim Helu ile dünyanın en zenginlerinden birine sahibiz,

worth around $70.7 billion.

3:54

serveti 70,7 milyar dolar civarında.

He's had his hands in just about every industry you can imagine. Deyimler

3:57

Hayal edebileceğiniz neredeyse her sektöre elini atmış.

Deyimler

had his hands in just about every industry: neredeyse her sektörde yer almak

Have one's hands in something bir şeye dâhil olmak veya o işe katılmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede had his hands in just about every industry, onun neredeyse her tür sektörde yer aldığını anlatır; gerçek anlamda ellerinden söz edilmez. Just about, “neredeyse” anlamına gelir ve every industry you can imagine retorik bir abartıdır. Konuşan kişi onun faaliyetlerinin ne kadar geniş olduğunu vurgular; gerçekten her sektörü kapsayan doğrulanmış bir liste sunmaz.

Alıştırma

“By forty, Priya had her hands in just about every part of the food world.” cümlesinde had her hands in ne anlama gelir?

  1. Gıda dünyasından tamamen uzak duruyordu.
  2. Yalnızca bir restoranda çalışıyordu.
  3. Gıda dünyasının neredeyse her alanında yer alıyordu.
  4. Kelimenin tam anlamıyla her tür yiyeceğin içine ellerini soktu.
Cevabı göster

Gıda dünyasının neredeyse her alanında yer alıyordu.

He's said to be worth about 6% of Mexico's GDP.

4:00

Servetinin Meksika'nın GSYİH'sinin yaklaşık %6'sı olduğu söyleniyor.

In Poland, the accolade goes to Sebastian Kulczyk,

4:03

Polonya'da bu onur Sebastian Kulczyk'e gidiyor,

son of Jan,

4:06

Jan'ın oğlu,

who used to be the richest. Dilbilgisi

4:07

ki Jan eskiden en zengin olan kişiydi.

Dilbilgisi

Değişmiş bir geçmiş durumu anlatan used to be

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişte doğru olup artık doğru olmayan bir durumu anlatır. Burada used to be, Jan'in bir zamanlar en zengin kişi olduğunu fakat artık olmadığını belirtir. Used to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: used to be denir, used to was denmez. Bu yapı geçmişteki ve artık değişmiş roller, durumlar, alışkanlıklar veya yerler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi used to be ile tamamlayın: Our school ____ a small house, but now it has three buildings.

Cevabı göster

used to be

Their money came from Kulczyk Investments

4:08

Paraları Kulczyk Investments'tan geliyordu

and it's thought the son is now worth in the region of $3.9 billion, Kalıp ifadeler

4:10

ve oğlunun şu an 3,9 milyar dolar civarında bir serveti olduğu düşünülüyor,

Kalıp ifadeler

Yaklaşık bir sayıdan önce in the region of

In the region of, doğrudan bir sayı veya tutarın önüne geldiğinde yaklaşık anlamına gelir. Burada 3,9 milyar doların kesin bir toplam değil, tahmin olduğunu gösterir. Bu kullanımda region coğrafi bir bölgeyi anlatmaz. Belirtilen sayının yakınındaki bir aralık olarak düşünülmelidir.

Alıştırma

Raporu in the region of ile tamamlayın: The repairs will cost ____ $8,000, but the final total may change.

Cevabı göster

in the region of

but this is also shared with his sister Dominika.

4:13

ancak bu servet kız kardeşi Dominika ile de paylaşılıyor.

Not too far away in Sweden,

4:16

Çok da uzak olmayan bir yerde, İsveç'te,

it seems there is no doubt that the richest person is 70-year-old Stefan Persson.

4:17

görünüşe göre en zengin kişinin 70 yaşındaki Stefan Persson olduğuna şüphe yok.

He's worth $18.9 billion

4:21

18,9 milyar dolarlık bir serveti var

and was fortunate enough to take over the fashion company H&M, Öbek fiiller

4:24

ve moda şirketi H&M'i devralacak kadar şanslıydı,

which his father had built.

4:27

ki bu şirketi babası kurmuştu.

Öbek fiiller

take over: bir şirketin yönetimini devralmak

Bu cümlede take over, başka birinin ardından zaten var olan bir şirketi kontrol etmeye ve yönetmeye başlamak anlamına gelir. Kontrolün el değiştirdiğini gösterir: H&M’i babası kurmuştur ve daha sonra şirketin sorumluluğunu o üstlenmiştir. Take over, take over a company örneğindeki gibi nesne alabilir. Sorumluluğun ne olduğu belliyse A new manager will take over örneğindeki gibi tek başına da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “kontrolünü üstlenmek” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: After the owner retired, Lena decided to ____ the family business.

Cevabı göster

take over

Far away in the Far East, Kültür

4:28

Uzaklarda Uzak Doğu'da,

we have Indonesia.

4:29

Endonezya var.

Kültür

Far East: geleneksel bir bölge adı

The Far East, Avrupa’nın çok doğusundaki toprakları Avrupa bakış açısından adlandıran geleneksel bir ifadedir. Sınırları hiçbir zaman kesin olmamıştır; bu cümlede Endonezya’yı da kapsayacak kadar geniş bir anlamda kullanılmıştır. Güncel ve kesin coğrafi sınıflandırmada Endonezya, Southeast Asia, yani Güneydoğu Asya’dadır. Bu ifadeyi eski metinlerde veya genel medya dilinde tanımak yararlıdır, ancak sınırları kesin bir modern bölge olarak görülmemelidir.

Alıştırma

Modern bir coğrafya raporu için şu ifadeyi değerlendirin: "Indonesia is in Southeast Asia", "Indonesia is in the Far East." ifadesinden daha kesindir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Forbes tells us the richest there are two brothers who made their money from tobacco,

4:31

Forbes oradaki en zengin kişilerin, paralarını tütün,

electronics and banking.

4:34

elektronik ve bankacılıktan kazanan iki kardeş olduğunu söylüyor.

Together, it's said they are worth $32.3 billion.

4:36

Birlikte servetlerinin 32,3 milyar dolar olduğu söyleniyor.

Staying in Asia,

4:39

Asya'da kalarak,

we go to Singapore,

4:40

Singapur'a gidiyoruz,

a nation that wasn't so prosperous not too long ago,

4:41

görece olarak kısa bir süre öncesine kadar,

relatively speaking. Anlatım akışı

4:44

o kadar da müreffeh olmayan bir ülke.

Anlatım akışı

Karşılaştırma belirteci olarak relatively speaking

Relatively speaking, “açıkça söylenmeyen bir ölçütle karşılaştırıldığında” anlamına gelir. Bu cümlede wasn't so prosperous ifadesinin kapsamını daraltır: ulusun her bakımdan yoksul olduğunu söylemez; o dönemde bugüne veya bağlamdaki ilgili bir karşılaştırma grubuna göre daha az refah içinde olduğunu söyler. Bu ifade, geniş bir yargıyı daha az mutlak hâle getiren bir söylem belirtecidir. Duyduğunuzda örtük karşılaştırma ölçeğini arayın; cümleyi koşulsuz ve evrensel bir gerçek olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Bu cümlede relatively speaking neyi belirtir?

  1. İfadenin anlaşılabilir bir ölçütle karşılaştırıldığını.
  2. Konuşanın aile üyeleri hakkında konuştuğunu.
  3. İfadenin her durumda doğru olduğunu.
Cevabı göster

İfadenin anlaşılabilir bir ölçütle karşılaştırıldığını.

Again, we have two brothers,

4:45

Yine karşımıza iki kardeş çıkıyor,

Robert and Philip Ng.

4:47

Robert ve Philip Ng.

These property magnates are worth around $10.9 billion.

4:48

Bu emlak kodamanlarının yaklaşık 10,9 milyar dolarlık serveti var.

Far away in the Netherlands,

4:52

Uzaklarda Hollanda'da,

the prize goes to someone whose name you might know,

4:53

ödül ismini bilebileceğiniz birine gidiyor,

that is Charlene de Carvalho Heineken.

4:55

yani Charlene de Carvalho Heineken.

Yes, she controls most of the beer company Heineken

4:58

Evet, bira şirketi Heineken'in çoğunu kontrol ediyor

and is worth about $15.4 billion.

5:00

ve yaklaşık 15,4 milyar dolarlık bir serveti var.

In Malaysia,

5:03

Malezya'da,

the winner is 94-year-old Robert Kuok,

5:04

kazanan 94 yaşındaki Robert Kuok,

who made his dough in palm oil, Kelime

5:06

parasını palmiye yağı,

shipping and property.

5:07

denizcilik ve emlak işlerinden kazandı.

Kelime

Para ifade eden gayriresmî made his dough

Burada dough, “para” anlamında kullanılan gayriresmî bir argo sözcüktür; made his dough ise para kazanmak veya servet biriktirmek demektir. Bu ifade yemek yapmakla ilgili değildir. Made, make fiilinin geçmiş zamanıdır; in'den sonra gelen iş alanları da paranın hangi sektörlerden kazanıldığını gösterir. Bu rahat söyleyiş, servetle ilgili ciddi bir bilgiyi konuşma diline ve biraz şakacı bir tona taşır. Bu cümlede ifadeyi “... yoluyla servet kazandı” diye anlayın; “ekmek hamuru yaptı” diye değil.

Alıştırma

Bu cümleyi, para kazandığını şakacı ve gayriresmî bir tonda anlatacak şekilde en iyi hangi ifade tamamlar? After years of selling music gear, Luis finally ____.

  1. made his dough
  2. made a fortune
  3. earned a living
Cevabı göster

made his dough

He's thought to be worth $13.82 billion.

5:09

Servetinin 13,82 milyar dolar olduğu düşünülüyor.

Staying in Southeast Asia,

5:12

Güneydoğu Asya'da kalarak,

we head to the Philippines.

5:13

Filipinler'e yöneliyoruz.

The richest is Henry T. Sy,

5:15

En zengini Henry T. Sy,

though at 93, he might not be with us much longer. Deyimler

5:17

gerçi 93 yaşında, bizimle çok daha uzun süre kalamayabilir.

Deyimler

might not be with us much longer: olası ölümden nazikçe söz etmek

Bu cümlede might not be with us much longer, Henry'nin yakında ölebileceğini nazik ve dolaylı biçimde anlatır. Sadece bulunduğu yerden ayrılabileceği anlamına gelmez. Might, bunu kesin bir öngörü değil bir olasılık olarak tutar. İngilizcede ölümden hassas bir biçimde söz ederken be with us sık sık bu anlamda kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Henry kesinlikle ölmüştür.
  2. Henry yakında odadan çıkabilir.
  3. Henry yakın gelecekte ölebilir.
Cevabı göster

Henry yakın gelecekte ölebilir.

Mr. Sy is worth $21.7 billion.

5:20

Bay Sy'nin 21,7 milyar dolarlık serveti var.

He made his money in retail and started out working in his family's convenience store.

5:22

Parasını perakendeden kazandı ve ailesinin bakkal dükkanında çalışarak işe başladı.

Far away in the colder climate of Germany,

5:26

Uzaklarda, daha soğuk bir iklime sahip Almanya'da,

there are lots of billionaires,

5:28

birçok milyarder var,

but the richest of them all is a brother and sister duo.

5:29

ama hepsinin en zengini bir kız ve erkek kardeş ikilisi.

They are Beate Heister and Karl Albrecht Jr.

5:32

Onlar Beate Heister ve Karl Albrecht Jr.

They amassed a fortune of $31.1 billion

5:35

Süpermarket ürünlerini çok rekabetçi fiyatlarla satarak

from selling supermarket goods at very competitive prices.

5:38

31,1 milyar dolarlık bir servet biriktirdiler.

That supermarket is called Aldi.

5:41

O süpermarketin adı Aldi.

Down under in the country of Australia, Kültür

5:43

Aşağılarda, Avustralya ülkesinde,

the richest person is a sheila and she is called Gina Rinehart.

5:45

en zengin kişi bir kadın ve adı Gina Rinehart.

Kültür

Down Under ... a sheila: gayriresmî ve eski moda Avustralya ifadeleri

Down Under, Avustralya için kullanılan gayriresmî bir lakaptır. Avustralya'nın birçok yaygın dünya haritasında çok güneyde yer almasından gelir; burada sadece ülkeyi belirtir, bir şeyin kelimenin tam anlamıyla altında bulunan bir yeri değil. Sheila, kadın anlamına gelen eski moda bir Avustralya argosudur. İki ifadenin birlikte kullanılması cümleye şakacı ve belirgin biçimde Avustralyalı bir hava verir; ancak sheila daha çok eski konuşmalarda veya medya içeriklerinde tanınması yararlı olan bir sözcüktür.

Alıştırma

Vurgulanan iki ifadeyi en iyi hangi yorum açıklar?

  1. İfade Avustralya'yı şakacı biçimde belirtir ve Gina'ya eski moda Avustralya argosuyla kadın der.
  2. İfade Gina'nın yer altında yaşadığını ve Sheila adlı bir kadın için çalıştığını söyler.
  3. İfade Gina'nın uyruğunu ve iş unvanını resmî biçimde belirtir.
Cevabı göster

İfade Avustralya'yı şakacı biçimde belirtir ve Gina'ya eski moda Avustralya argosuyla kadın der.

Her worth is around $17.7 billion.

5:48

Serveti yaklaşık 17,7 milyar dolar.

She made her money in iron ore.

5:51

Parasını demir cevherinden kazandı.

Because the price of this commodity goes up and down a lot, Kalıp ifadeler

5:53

Bu emtianın fiyatı çok sık inip çıktığı için,

her fortune constantly fluctuates.

5:55

serveti de sürekli dalgalanıyor.

Kalıp ifadeler

goes up and down: iki yönde tekrarlanan değişim

Bu cümlede goes up and down, fiyatın zaman içinde tekrar tekrar iki yönde de hareket etmesi anlamına gelir. Yalnızca bir kez gerçekleşen bir değişimi değil, devam eden bir dalgalanma düzenini anlatır. Bu ifade fiyatlar, sıcaklıklar, seviyeler, miktarlar veya değişen başka ölçüler için kullanılabilir. Hareketi sade ve gözde canlanacak şekilde anlatır; cümlenin ilerleyen bölümündeki fluctuates ise aynı tür değişimi daha kısa biçimde özetler.

Alıştırma

Hangi cümle sıcaklığın tekrar tekrar iki yönde değiştiğini anlatır?

  1. The temperature goes up and down throughout the day.
  2. The temperature goes up once and stays there.
  3. The temperature stays exactly the same throughout the day.
Cevabı göster

The temperature goes up and down throughout the day.

Another former part of the British Empire,

5:57

Bir diğer eski İngiliz İmparatorluğu parçası,

Canada, and the richest person is the baron David Thomson.

5:59

Kanada'da ise en zengin kişi Baron David Thomson.

He took over the Thomson Corporation,

6:03

Bir zamanların güçlü bilgi şirketi

a once-powerful information business.

6:04

Thomson Corporation'ı devraldı.

You might have heard of Thomson Reuters.

6:06

Thomson Reuters'ı duymuş olabilirsiniz.

The business now has long arms into other areas of industry Deyimler

6:08

İşletmenin kolları şimdi endüstrinin diğer alanlarına da uzanıyor

Deyimler

has long arms into other areas of industry: işletmenin mecazî erişim alanı

Burada has long arms into other areas of industry, işletmeyi sanki kendi asıl alanının ötesine ulaşabilen insan kollarına sahipmiş gibi gösterir. Şirketin etkisinin, faaliyetlerinin veya bağlantılarının başka sektörlere uzandığı anlamına gelir; arms gerçek anlamda kullanılmaz. Bu imge şirketin kapsamını geniş ve gücünü etkili gösterir. Into, şirketin ulaştığı alanları belirtir; dolayısıyla ifade fiziksel bir konumu değil, genişlemeyi veya erişim alanını anlatır.

Alıştırma

Bir şirketin başka sektörlere ulaştığını canlı bir mecazla anlatan cümle hangisidir?

  1. The company has long arms into other industries.
  2. The company has withdrawn from the other industries.
  3. The company operates in one industry only.
Cevabı göster

The company has long arms into other industries.

and the 60-year-old David is said to be worth around $27.2 billion.

6:11

ve 60 yaşındaki David'in yaklaşık 27,2 milyar dolarlık bir serveti olduğu söyleniyor.

And in the country of India,

6:15

Ve Hindistan ülkesinde,

where we've seen massive wealth grow for individuals in recent years,

6:17

son yıllarda bireyler için muazzam servet artışı gördüğümüz yerde,

the richest person is 60-year-old business magnate Mukesh Dhirubhai Ambani.

6:20

en zengin kişi 60 yaşındaki iş adamı Mukesh Dhirubhai Ambani.

Much of that money came from oil and gas

6:24

O paranın büyük bir kısmı petrol ve gazdan geldi

and he's said to be worth $41.8 billion.

6:26

ve servetinin 41,8 milyar dolar olduğu söyleniyor.

Now to the former home of the empire itself

6:29

Şimdi imparatorluğun eski yurdu olan

and the United Kingdom,

6:31

Birleşik Krallık'a geçelim,

that's said to be the Hinduja family and four siblings called Srichand,

6:32

bu servetin Hinduja ailesine ve Srichand, Gopichand, Prakash ve Ashok adındaki

Gopichand, Prakash and Ashok.

6:36

dört kardeşe ait olduğu söyleniyor.

The family business,

6:39

Çok çeşitlendirilmiş

which is very diversified,

6:39

bu aile şirketinin,

is said to be worth around $19.7 billion.

6:41

yaklaşık 19,7 milyar dolar değerinde olduğu söyleniyor.

The Fab Four were actually born in Karachi, Kültür

6:44

Muhteşem Dörtlü aslında Karaçi'de doğdu,

then a part of British India,

6:46

o zamanlar İngiliz Hindistanı'nın bir parçasıydı,

now a part of Pakistan.

6:48

şimdi ise Pakistan'ın bir parçası.

Kültür

Beatles'a eğlenceli bir gönderme olarak “The Fab Four”

“The Fab Four”, Beatles'ın dört üyesine verilen ünlü lakaptır. Yazar bu cümlede o lakabı ödünç alarak hemen önce tanıtılan dört kardeşi anlatır. Fab, fabulous sözcüğünün gündelik bir kısaltmasıdır; bu nedenle ödünç alınan ad eğlenceli ve hafifçe övgü dolu duyulur. Kardeşlerin müzisyen olduğu ya da “Fab Four” ifadesinin resmî bir iş unvanı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yazar bu cümlede kardeşlere neden “The Fab Four” diyor?

  1. Aile şirketindeki resmî unvanlarını belirtmek için
  2. Kardeşlerin birlikte bir rock grubunda sahne aldığını söylemek için
  3. Beatles'ın dört üyesine verilen ünlü lakapla eğlenceli bir benzetme yapmak için
Cevabı göster

Beatles'ın dört üyesine verilen ünlü lakapla eğlenceli bir benzetme yapmak için

They soon learned how to make money in trading

6:49

Ticaretten ve ihracattan nasıl para kazanılacağını çabucak öğrendiler

and exports and haven't stopped making tons of cash since. Dilbilgisi

6:51

ve o zamandan beri tonlarca para kazanmayı hiç bırakmadılar.

Dilbilgisi

Şimdiye kadar süren bir eylem için “haven't stopped making tons of cash since”

“Haven't stopped making ... since” kalıbı, present perfect yapısındaki haven't stopped ile -ing biçimini birleştirir. Eylemin geçmişteki bir noktadan beri sürdüğünü ve şu anda hâlâ sona ermediğini anlatır. Burada since, önceki olaya, yani ticaret ve ihracat yoluyla para kazanmayı öğrendikleri zamana gönderme yapan bir zarftır. “O zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir; “çünkü” anlamında değildir. Bu tür cümlelerde haven't stopped genellikle kişinin eylemi her saniye yaptığı anlamına gelmez. Eylemin dönem boyunca sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hasn't stopped + -ing ve cümle sonunda since kullanarak tamamlayın: Leo started taking photos on his first trip and ____ taking them ____.

Cevabı göster

hasn't stopped · since

Last on the list is the United States

6:54

Listenin sonuncusu Amerika Birleşik Devletleri

and it seems we have a new boy on the list

6:56

ve görünüşe göre listede yeni bir çocuk var,

after a fairly long run,

6:58

zaman zaman kesintiye uğrasa da

uninterrupted from time to time,

6:59

oldukça uzun bir süre boyunca birinciliği elinde tutan

for Microsoft co-founder Bill Gates.

7:01

Microsoft'un kurucu ortağı Bill Gates'ten sonra.

Bill is actually off the number one spot for now Kalıp ifadeler

7:03

Bill şu an için bir numaralı koltuktan inmiş durumda

Kalıp ifadeler

off the number one spot: geçici olarak birincilikten çıkmak

off the number one spot, bir kişinin ya da şeyin bir sıralamada artık birinci sırada olmadığı anlamına gelir. Buradaki off, birinci sırayı ayrılınabilen bir konum gibi gösterir; fiziksel bir yerden ayrılmak anlamında değildir. Cümledeki for now, değişikliğin geçici olabileceğini ve sıralamanın yeniden değişebileceğini belirtir. Bu ifade, zirvedeki konumdan uzaklaşma hareketini vurgular.

Alıştırma

Bir kişinin veya takımın sıralamada artık birinci olmadığını hangi ifade anlatır?

  1. in the number one spot — birinci sırada
  2. off the number one spot — artık birinci sırada değil
  3. back in the number one spot — yeniden birinci sırada
Cevabı göster

off the number one spot — artık birinci sırada değil

and the current holder of the richest person in America

7:06

ve Amerika'nın ve dünyanın en zengin kişisi unvanının

and the world is Amazon.com founder Jeff Bezos.

7:09

şu anki sahibi Amazon.com'un kurucusu Jeff Bezos.

As of February 2018, Kalıp ifadeler

7:13

Şubat 2018 itibarıyla,

the 54-year-old was worth a staggering $120.4 billion

7:14

54 yaşındaki adam Gates'in 91,1 milyar dolarına kıyasla

Kalıp ifadeler

As of February 2018: belirli bir tarihteki durumu belirtmek

As of February 2018, ardından gelen bilginin referans tarihinin Şubat 2018 olduğunu belirtir. Kişinin servetini o tarihte geçerli olan veya kayda geçmiş değer olarak sunar. Bu ifade servetin o tarihte oluşmaya başladığını söylemez. Servet değişebileceği için, kalıcı bir rakam değil, tarih damgalı bir anlık durum görüntüsü verir.

Alıştırma

Bir eylemin başladığı tarihi değil, bir durumun veya değerin belirli bir tarihteki görüntüsünü hangi ifade belirtir?

  1. since February 2018 — o tarihten beri
  2. from February 2018 — o tarihten itibaren
  3. as of February 2018 — anlık görüntü için referans tarihi
Cevabı göster

as of February 2018 — anlık görüntü için referans tarihi

compared to Gates's $91.1 billion.

7:19

şaşırtıcı bir şekilde 120,4 milyar dolarlık bir servete sahipti.

Bezos's wealth has skyrocketed due to a lot of savvy investments Notlar

7:23

Bezos'un serveti birçok akıllıca yatırım

as well as from his Amazon shares.

7:26

ve Amazon hisseleri sayesinde fırladı.

Deyimler

has skyrocketed: hızlı ve çarpıcı artış

Bu cümlede has skyrocketed, Bezos'un servetinin son derece hızlı ve büyük ölçüde arttığı anlamına gelir. Fiil, yukarı fırlayan bir roket görüntüsünü servet, fiyat, satış veya ilgi gibi bir sayı ya da düzeydeki çarpıcı artış için mecaza dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi skyrocket fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since a celebrity shared the app, its download count ____ in just three days.

Cevabı göster

has skyrocketed

Dilbilgisi

due to X as well as from Y: iki nedeni bağlamak

Bu ifade, yükselişin iki kaynağını verir: akıllıca yatırımlar ve Amazon hisseleri. As well as, and also ifadesine yakın bir anlamla ikinci nedeni ekler. Özgün cümle ilk nedenden önce due to, ikinci nedenden önce from kullanır. Cümle anlaşılır, ancak paralel anlatım daha temizdir: due to X as well as Y ya da from X as well as Y. Özenli bir neden cümlesi yazarken her iki tarafta da aynı edat kalıbını koruyun.

Alıştırma

En paralel yapıya ve en özenli anlatıma sahip cümleyi seçin.

  1. The delay was due to bad weather as well as a mechanical problem.
  2. The delay was due to bad weather as well as from a mechanical problem.
  3. The delay was from bad weather as well as due to a mechanical problem.
Cevabı göster

The delay was due to bad weather as well as a mechanical problem.

That's a long list.

7:28

Bu uzun bir liste.

So why not tell us what you think about it? Ton ve niyet

7:29

Peki neden bize bu konuda ne düşündüğünü söylemiyorsun?

Ton ve niyet

why not tell us: samimi bir davet

Why not + fiilin yalın biçimi...? soru gibi görünür, ancak burada samimi bir öneri veya davet sunar. Why not tell us...? dinleyiciyi düşüncesini paylaşmaya teşvik eder; neden reddedebileceğini gerçekten sormaz. Bu kalıbı, birini fazla baskı kurmadan bir eyleme davet etmek için kullanabilirsiniz. not sonrasındaki fiil yalın biçimde kalır: Why not tell, try, or ask?

Alıştırma

Dersteki kalıbı kullanarak samimi daveti tamamlayın: ____ join us for lunch?

Cevabı göster

Why not

Should individual people be allowed to amass that much wealth? Dilbilgisi

7:30

Bireylerin bu kadar çok servet biriktirmesine izin verilmeli mi?

Dilbilgisi

be allowed to amass: yetenek değil, izin

Be allowed to + fiilin yalın biçimi, bir kişinin bir kural, yasa, yetkili makam veya kabul edilen ölçüt uyarınca bir şeyi yapma iznine sahip olduğunu belirtir. be allowed to amass ifadesindeki edilgen yapı, izni alan bireyleri öne çıkarır ve izni veren tarafı belirtmez. Should, hangi iznin geçerli olması gerektiğini sorar. Amass, zaman içinde çok büyük miktarda bir şey biriktirmek demektir; dolayısıyla soru, bu kadar servet biriktirmenin mümkün olup olmadığını değil, buna izin verilip verilmemesi gerektiğini tartışır.

Alıştırma

Bir müze kuralı, ziyaretçilere flaş kullanmadan fotoğraf çekme izni veriyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Visitors are allowed to take photos without flash.
  2. Visitors are able to take photos without flash.
  3. Visitors have taken photos without flash.
Cevabı göster

Visitors are allowed to take photos without flash.

Is it fair to the average Joe? Deyimler

7:33

Sıradan bir insan için bu adil mi?

Deyimler

“Is it fair to the average Joe?” cümlesindeki “average Joe?” ifadesinin anlamı

average Joe, sıradan bir kişiyi, özellikle de toplumdaki tipik bir kişiyi anlatan gayriresmî bir deyimdir. Bu soruda konuşan kişi, Joe adlı belirli bir erkeğe adil olup olmadığını değil, sıradan insanlar için adil olup olmadığını soruyor. Bu ifade, sıradan kişinin bakış açısını sade ve konuşma diline yakın biçimde sunar. the average Joe içindeki the, sıradan insanları bir grup olarak genel anlamda gösteren kalıbın parçasıdır.

Alıştırma

“The new bus pass should be affordable for the average Joe.” cümlesinde the average Joe neyi ifade eder?

  1. Joe adında belirli bir erkeği
  2. sıradan bir insanı
  3. varlıklı bir yolcuyu
Cevabı göster

sıradan bir insanı

Let us know in the comments.

7:35

Yorumlarda bize bildirin.

Also, be sure to check out our other video called

7:36

Ayrıca,

What Can You Buy with a Million Dollars?

7:38

'Bir Milyon Dolarla Neler Alabilirsiniz?' adlı diğer videomuzu da mutlaka izleyin.

Thanks for watching and as always,

7:40

İzlediğiniz için teşekkürler ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share and subscribe.

7:41

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:44

Bir sonraki sefere görüşürüz.