Farklı Ülkelerdeki En Zengin İnsanlar: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Anlatı, her ülkenin en zenginini tanıtıyor, servetleri sektörlerle ilişkilendiriyor ve tartışmalı sıralama, vatandaşlık ile aile varlıklarını belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “many of whom” — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: bir grubun birçok üyesine, ismi yinelemeden sınırlayıcı olmayan yan cümleyle bilgi ekleyin. 2. “holds a place in all of our hearts” — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: LEGO ailesinin gerçek bir yerde değil, sevgiyle hatırlandığını anlayıp bağlılık anlatın. 3. “Down under” / “a sheila” — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Avustralya ve kadın anlamındaki samimi terimleri tanıyın; “sheila” eski moda veya kalıp yargılı duyulabilir.
Bu derste
we've mainly discussed what life might be like for the extremely wealthy Dilbilgisi
0:01genellikle aşırı zenginler için hayatın nasıl olabileceğini
what life might be like: olası bir yaşamı anlatmak
Bu cümlede what life might be like, birinin yaşayabileceği hayatın nasıl olabileceğini ya da nasıl bir deneyim sunabileceğini soran iç içe geçmiş bir sorudur. What araştırılan konuyu başlatır, life öznedir ve be like özellikleri, koşulları veya genel deneyimi sorar. Might, durumun belirsiz ya da hayal edilen bir durum olduğunu gösterir. Buradaki like, “sevmek” değil, “özelliklerine sahip olmak” anlamındadır; odak, hayata dair tercihleri değil, hayatın nasıl olabileceğini anlatmaktır.
Alıştırma
Lena daha önce büyük bir şehirde yaşamadı ve oradaki olası deneyimi hayal ediyor. Hangi cümle en uygundur?
- I wonder what life might be like in a big city.
- I wonder what life might like in a big city.
- I wonder what life is like in a big city.
Cevabı göster
I wonder what life might be like in a big city.
many of whom: birçok kişi hakkında ek bilgi vermek
Many of whom, daha önce sözü edilen çoğul bir insan grubuna geri döner ve bu grubun içindeki çok sayıda kişiyi belirtir. Bir ilgi cümleciği başlatır; bu nedenle many of whom live in one country, insanları belirten ismi tekrarlamadan onlar hakkında ek bilgi verir. Virgüller, bunun insanları belirlemek için kullanılan sınırlayıcı bir cümlecik değil, ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir cümlecik olduğunu gösterir. Whom, of edatının nesnesidir; live ise çoğul insan grubuyla uyumludur.
Alıştırma
Araştırmacıların büyük bir bölümünün yeni fikirler sunduğunu anlatmak için cümleyi hangi ifadeyle doğru tamamlarsınız? The conference attracted researchers from around the world, ____ presented new ideas.
- many of them
- many of whom
- many of which
Cevabı göster
many of whom
But there are approximately 2,043 billionaires worldwide
0:09Fakat dünya çapında yaklaşık 2.043 milyarder var
with a lot of countries having at least one billionaire. Dilbilgisi
0:13ve birçok ülke en az bir milyardere sahip.
Eşlik eden arka plan için with + isim + -ing
with a lot of countries having at least one billionaire ifadesinde with, ana olguya eşlik eden ek bir durumu tanıtır. Burada sahiplik anlamı vermez. A lot of countries, having fiilinin mantıksal öznesidir. -ing bölümü ikinci bir ana cümle değildir; destekleyici bilgiyi kısa bir arka plan olarak sunar.
Alıştırma
with + noun + -ing arka plan yapısını başlatan kelimeyle cümleyi tamamlayın: The park was busy, ____ children running near the fountain.
Cevabı göster
with
China is home to the most billionaires in the world at 647 people, Kalıp ifadeler
0:16Çin, 647 kişiyle dünyadaki en çok milyardere ev sahipliği yapıyor,
Bir şeyin bulunduğu yer anlamındaki be home to
China is home to the most billionaires cümlesinde is home to, Çin'in bu kişilerin bulunduğu veya merkez edindiği yer olduğu anlamına gelir. Buradaki home mecazidir; bir kişinin evi anlamına gelmez. place + be + home to + noun phrase yapısını kullanın. To bir edattır; bu nedenle ardından yalın fiil değil, isim öbeği gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “bulunduğu yerdir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This island ____ many rare birds.
Cevabı göster
is home to
many of these people have amassed their fortunes Kalıp ifadeler
0:21bu insanların birçoğu servetlerini
servetlerini biriktirdiler
Amassed, amass fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve zaman içinde büyük bir miktarı toplayıp biriktirmek anlamına gelir. Amassed their fortunes ifadesinde fortunes servet demektir; their ise her kişinin kendi servetini biriktirdiğini gösterir. Bu ifade, servetin tek seferde elde edilmesinden çok birikimin sonucu olmasına odaklanır. Birikim nispeten kısa sürede gerçekleşmiş olsa bile amassed, servetin sonunda çok büyük bir ölçeğe ulaştığını vurgular.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After decades of careful investing, the two partners had ____.
Cevabı göster
amassed their fortunes
The US is second on the list with 550 billionaires,
0:25ABD 550 milyarderle listede ikinci sırada yer alırken,
and way behind in the low hundreds is Germany and India, Kelime
0:28yüzlerin başlarında olan Almanya ve Hindistan çok geriden geliyor,
çok geride, düşük yüzler düzeyinde
Bu sıralama cümlesinde way behind, Almanya ve Hindistan'ın yalnızca daha alt sırada olduğunu değil, aradaki farkın büyük olduğunu anlatır. In the low hundreds ise kesin bir sayı vermez; bağlama göre genellikle 100 ile 200 civarında, yüzlü sayıların alt aralığında bir değeri belirtir. 100'den az anlamına gelmez. Bu iki bölüm birlikte, Almanya ve Hindistan'ın daha önce sözü edilen liderlerin çok gerisinde olduğunu ve değerlerinin yüzlü sayıların düşük aralığında bulunduğunu gösterir. İfade, karşılaştırmanın daha kolay anlaşılması için farkı ve yaklaşık aralığı isimlerden önce sunar.
Alıştırma
Önde gelen okullarda binlerce öğrenci var. Çok geride olan ve sayıları yüzlü sayıların başlangıcına yakın bulunan küçük okulları en iyi hangi ifade anlatır?
- way behind in the low hundreds — büyük fark, sayı yaklaşık 100-200
- slightly behind in the low hundreds — küçük fark, sayı yaklaşık 100-200
- way behind in the high hundreds — büyük fark, sayı yaklaşık 800-900
Cevabı göster
way behind in the low hundreds — büyük fark, sayı yaklaşık 100-200
followed by: sıralamaya sonraki ögeyi eklemek
Burada followed by, sıralamadaki bir sonraki ögeyi ekler. Rusya'nın Almanya ve Hindistan'dan sonra geldiğini belirtir; at 96 ise Rusya'nın sayısını verir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yapıdır. Germany and India are followed by Russia şeklindeki tam düşünce, uzun cümlenin içinde Germany and India, followed by Russia olarak kısaltılır. Böylece tam bir yan cümle tekrarlanmadan liste sürdürülür.
Alıştırma
Falcons takımının daha sonra geldiğini belirten kısa ifadeyle sıralamayı tamamlayın: The Tigers finished first, ____ the Falcons.
Cevabı göster
followed by
There are also many countries that have no billionaires,
0:33Hiç milyarderi olmayan birçok ülke de var,
in search of: bir amaçla aramak
In search of, “bulmaya çalışarak” anlamına gelir. Bu cümlede dünyanın dört bir yanına gitmenin amacı zengin insanları bulmaktır. Sabit kalıp in search of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Yolculuk, araştırma ya da incelemelere çoğu zaman amaçlı ve biraz öyküleyici bir hava katar.
Alıştırma
Cümleyi “bulmaya çalışarak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The rescue team entered the forest ____ the missing dog.
Cevabı göster
in search of
and the accolade goes to Albert Baron Frere, Kalıp ifadeler
0:45ve ödül Albert Baron Frere'e gidiyor,
the accolade goes to: onur … kişisine verilir
“The accolade goes to” ifadesinde accolade bir onur veya özel takdir, goes to ise “birine verilir” anlamına gelir. İfade, takdiri alan kişiyi duyurur; fiziksel bir hareket anlatmaz. Burada konuşmacı, sıralamayı eğlenceli ve etkileyici hâle getirmek için ödül töreni dilini kullanır. Aynı kalıp bir kazananı veya en iyi seçeneği açıklamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Eğlenceli duyuruyu, derste öğrenilen ve “onur birine verilir” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: For the clearest team presentation, ____ Lena.
Cevabı göster
the accolade goes to
a 92-year-old businessman that started off in the steel business Öbek fiiller
0:47çelik işiyle başlayıp
started off in the steel business: çelik sektöründe işe başladı
Started off in the steel business, çelik sektörünün onun çalışma hayatının veya iş kariyerinin ilk aşaması olduğu anlamına gelir. start off in + alan yapısında in, kişinin başladığı sektörü veya alanı tanıtır. Off, onun çelik sektöründen ayrıldığı anlamına gelmez. İfade başlangıç noktasına dönüp bakar ve çoğu zaman kişinin daha sonra yaptıklarıyla bir karşıtlığa zemin hazırlar.
Alıştırma
Bir kariyere belirli bir alanda başlamayı anlatan, dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Marta is now an architect, but she ____ the construction industry.
Cevabı göster
started off in
and later invested in a whole host of industries. Kalıp ifadeler
0:50daha sonra birçok sektöre yatırım yapan 92 yaşındaki bir iş adamı.
a whole host of: çok sayıda ve çeşitli
Bu cümlede a whole host of, 'çok sayıda ve çok çeşitli' anlamına gelir. Yatırımların yalnızca bir ya da iki alanla kalmayıp birçok farklı sektöre yayıldığını vurgular. Burada host, miktar bildiren kalıplaşmış bir ifadenin parçasıdır; sunucu ya da bilgisayar anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı a whole host of + çoğul isim şeklindedir.
Alıştırma
'Çok sayıda ve çeşitli' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new app includes ____ tools for young artists.
Cevabı göster
a whole host of
The 68-year-old's accumulated wealth is a staggering $73.3 billion.
0:5968 yaşındaki adamın birikmiş serveti şaşırtıcı bir şekilde 73,3 milyar dolar.
made his money in + sektör: servetin kaynağı
made his money in luxury goods ifadesinde made his money, servetini kazandığı veya oluşturduğu anlamına gelir; in luxury goods ise bu serveti sağlayan sektörü belirtir. Cümle fiziksel olarak para üretmekten değil, servetin kaynağından söz eder. Yeniden kullanılabilecek yapı make + iyelik sözcüğü + money in + sektör şeklindedir. Fiilin zamanını ve iyelik sözcüğünü kişiye ve zamana göre değiştirin.
Alıştırma
Cümleyi make one's money in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The profile says that Lena ____ renewable energy before starting her charity.
Cevabı göster
made her money in
which seems like a very Frenchy way to get rich.
1:05ki bu da zengin olmak için çok Fransızca bir yol gibi görünüyor.
and the award goes to 72-year-old Nicolas F. Oppenheimer.
1:10ve ödül 72 yaşındaki Nicolas F. Oppenheimer'a gidiyor.
He made most of his money in precious stones
1:13O, parasının büyük bir kısmını değerli taşlardan kazandı,
as the former chairman of De Beers Diamond Mining Company
1:15De Beers Diamond Mining Company'nin eski başkanı olarak
He's not the richest person on the continent of Africa, though. Dilbilgisi
1:23Ancak o, Afrika kıtasının en zengini değil.
He's not ... though: cümle sonunda karşıtlık
Though bir ifadenin sonunda kullanıldığında konuşma diline özgü bir karşıtlık işareti görevi görür. Dinleyicinin az önce duyduğu veya bekleyebileceği bir düşünceye hafif bir düzeltme ya da sınırlama ekler. Burada He's not, kişinin tüm Afrika'daki en zengin kişi olduğu izlenimini tersine çevirir; sondaki though ise “bununla birlikte” veya “ancak” anlamını verir. Though bu konumda bir yan cümle başlatmaz.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hafif bir karşıtlık ekleyen konuşma dilindeki cümle sonu sözcüğüyle tamamlayın: The hike was exhausting. The view was worth it, ____.
Cevabı göster
though
A cement and commodities king worth $12.2 billion.
1:2912,2 milyar dolarlık servetiyle bir çimento ve emtia kralı.
This isn't an easy one and many sources give very different answers.
1:35Bu kolay değil ve birçok kaynak çok farklı cevaplar veriyor.
This might be because big business in the country is often shared by entire families. Dilbilgisi
1:38Bunun nedeni, ülkedeki büyük işletmelerin genellikle tüm aileler tarafından paylaşılması olabilir.
This might be because: olası bir nedeni belirtmek
This, az önce anlatılan duruma gönderme yapar. Might, açıklamanın kesinleşmiş değil olası olduğunu belirtirken be because önerilen nedeni sunar. Bir gözlemi açıklamak istediğiniz hâlde kanıtlar kesin konuşmayı desteklemiyorsa This might be because + yan cümle yapısını kullanın. Yapının tamamı, makul bir varsayımı doğrulanmış bir olgudan ayırır.
Alıştırma
İngilizce metni, dersteki temkinli neden belirtme yapısıyla tamamlayın: Several websites list different totals. ____ they use data from different years.
Cevabı göster
This might be because
Is it Malik Riaz with a net worth of $2 billion Dilbilgisi
1:42Acaba 2 milyar dolarlık net servetiyle Malik Riaz mı,
or is it Shahid Khan who owns an American football and a British soccer team?
1:45yoksa bir Amerikan futbolu ve bir İngiliz futbol takımının sahibi olan Shahid Khan mı?
Seçenekleri açıkça sunmak için Is it A or is it B?
“Is it A or is it B?” kalıbı iki seçeneği paralel sorular olarak sunar. Konuşmacı birbirinden bağımsız iki evet-hayır sorusu sormaz; “is it” ifadesinin tekrarlanması her iki adayı da eşit derecede açık hâle getirir ve aralarındaki belirsizliği vurgular. A ve B yerine dil bilgisi açısından paralel seçenekler getirilerek bu kalıp kişiler, nedenler, planlar veya yargılar için kullanılabilir. İkinci “is it”, gereksiz bir tekrar değil, dil bilgisi açısından geçerli bir vurgudur.
Alıştırma
Tekrarlanan sözcüklerle açık paralel seçim kalıbını tamamlayın: ____ the timing or ____ the cost?
Cevabı göster
Is it · is it
of Pakistani origin: vatandaşlık değil, köken
“Of Pakistani origin” ifadesindeki “origin”, kişinin mevcut yasal vatandaşlığını kendiliğinden belirtmek yerine aile mirası veya doğum yoluyla bağlantı gibi köklerini ya da geçmişini anlatır. Burada kişi hem Pakistan ile bağlantılı hem de Amerikan vatandaşı olarak tanımlanabilir. “Origin” bağlantısının tam olarak neye dayandığı bağlamdan anlaşılmalıdır. İfade tek başına kişinin Pakistan’da doğup doğmadığını, şu anda nerede yaşadığını veya hangi pasaporta sahip olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir tanıtım yazısındaki kişi artık Amerikan vatandaşıdır, ancak Pakistanlı aile köklerine sahiptir. “Of Pakistani origin” en doğru biçimde ne anlatır?
- Kişinin şu anda Pakistan’da yaşadığı anlamına gelir.
- Kişinin şu anda Pakistan vatandaşlığına sahip olduğunu kanıtlar.
- Pakistan köklerine veya geçmişine işaret eder; mevcut vatandaşlığın mutlaka Pakistan olduğu anlamına gelmez.
Cevabı göster
Pakistan köklerine veya geçmişine işaret eder; mevcut vatandaşlığın mutlaka Pakistan olduğu anlamına gelmez.
a 61-year-old who made a lot of his $4.6 billion
2:0161 yaşındaki adam, 4,6 milyar dolarlık servetinin büyük bölümünü
He's said to be the richest person in the Middle East Dilbilgisi
2:13Orta Doğu'nun en zengin kişisi olduğu söyleniyor
“He's said to be”: dışarıdan bir iddiayı aktarmak
He's said to be... ifadesindeki He's, He is'in kısaltmasıdır. Edilgen be said to + fiil yapısı, kim olduğu belirtilmeyen kişilerin veya kaynakların söylediklerini aktarır. Burada to be, aktarılan the richest person... betimlemesini başlatır. Bu yapı, konuşan kişiyle iddia arasına mesafe koyar. Bilgiyi konuşanın kişisel olarak garanti ettiği bir gerçek değil, aktarılan bir iddia olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, kaynağı belirtilmemiş dışarıdan bir iddiayı konuşanın kendi doğruladığı gerçek gibi sunmadan aktarır?
- He is definitely the best candidate.
- He is said to be the best candidate.
- He says he is the best candidate.
Cevabı göster
He is said to be the best candidate.
“with a net worth of”: tahmini servet miktarı vermek
With a net worth of + miktar, bir kişinin mali durumuna ilişkin açıklama ekler. Net worth, kişinin sahip olduğu her şeyin tahmini değerinden borçlarının çıkarılmasıyla bulunan tutardır; of bu rakamı başlatır. Bu ifade eldeki nakit veya yıllık maaş anlamına gelmez. Bu cümlede kişinin tanımından sonra tahmini servet miktarını verir.
Alıştırma
Profili tahmini serveti belirten standart ifadeyle tamamlayın: After selling her company, Maya retired ____ $8 million.
Cevabı göster
with a net worth of
as it seems Saudi Arabia's Prince Alwaleed bin Talal bin Abdulaziz Al Saud
2:19çünkü Suudi Arabistan Prensi Alwaleed bin Talal bin Abdulaziz Al Saud'un
Mr. Majid made his cash with the Majid Al Futtaim Group,
2:27Majid Bey nakdini Majid Al Futtaim Group ile kazandı,
which built some really impressive malls around the world.
2:30ve bu grup dünya çapında gerçekten etkileyici alışveriş merkezleri inşa etti.
the richest person is 70-year-old Kjeld Kirk Kristiansen,
2:34en zengin kişi 70 yaşındaki Kjeld Kirk Kristiansen,
because he's part of the family that created LEGO.
2:39çünkü o LEGO'yu yaratan ailenin bir parçası.
holds a place in all of our hearts: kalıcı sevgi
Bu cümlede holds a place in all of our hearts, “hepimiz tarafından sevgiyle anılır ve değerli görülür” anlamına gelir. Fiziksel bir yeri veya resmî bir makamı değil, duygusal önemi anlatır. Kalıp hold a place in someone's heart şeklindedir. Özne, değer verilen kişi veya şeydir; iyelik sözcüğü ise bu sevgiyi kimin hissettiğini gösterir. All of our hearts, bu duygunun bir grup tarafından paylaşıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için hold a place in someone's heart ifadesini doğru biçimde kullanın: That old storybook still ____ because my grandfather read it to me.
Cevabı göster
holds a place in my heart
He's said to be worth $23.6 billion now
2:42Şimdi 23,6 milyar dolarlık bir serveti olduğu söyleniyor
the richest geezer we could find is Graeme Richard Hart, Kelime
2:48bulabildiğimiz en zengin adam Graeme Richard Hart,
geezer: bir erkek için kullanılan şakacı ve gayriresmî söz
Burada geezer, şakacı ve hafif alaycı bir tavırla “adam” veya “herif” anlamında kullanılıyor. Konuşan kişi Graeme Richard Hart'tan rahat bir dille söz ediyor; sözcüğün asıl amacı onun yaşlı olduğunu belirtmek değil. Bu argo sözcük, ifadeye takılma havası katar ve servet sıralamasıyla ilgili açıklamayı daha az resmî gösterir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: That lucky geezer won again! Gündelik Britanya İngilizcesinde geezer sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Şakacı ve gayriresmî biçimde anlatılan bir adam
- Zengin bir kişi için kullanılan resmî bir unvan
- Yalnızca yetmiş yaşından büyük bir adam
Cevabı göster
Şakacı ve gayriresmî biçimde anlatılan bir adam
a man who is a whiz at buying companies in trouble Kalıp ifadeler
2:52zor durumdaki şirketleri satın alıp
a whiz at + isim veya -ing biçimi
"A whiz at", bir beceri ya da etkinlikte olağanüstü iyi olan kişiyi anlatır. Bu cümlede, adamın zor durumdaki şirketleri satın alıp onları kârlı hâle getirme becerisini över. at sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır: a whiz at math; a whiz at solving puzzles. Whiz burada tekil ve sayılabilen bir isim olduğu için normalde a whiz biçiminde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi whiz ve doğru edatla tamamlayın: Priya is ____ organizing complex schedules.
Cevabı göster
a whiz at
The 62-year-old left school at 16 and became a panel beater.
2:5662 yaşındaki adam okulu 16 yaşında bıraktı ve kaportacı oldu.
so we went right to a Norwegian publication ran in English.
3:04bu yüzden İngilizce yayın yapan bir Norveç yayınına başvurduk.
He made most of his cash as owner of the largest oil tanker fleet,
3:12Parasın büyük kısmını en büyük petrol tankeri filosunun sahibi olarak kazandı,
a supermarket guy worth about half of what Fredriksen is worth. Dilbilgisi
3:21Fredriksen'in servetinin yaklaşık yarısına sahip bir süpermarketçi.
half of what X is worth: X'in değerinin yarısı
half of what Fredriksen is worth yapısında what yan cümlesi, karşılaştırma için kullanılan toplam miktarı belirtir. Burada what Fredriksen is worth, Fredriksen'in parasal değerini ifade eder; dolayısıyla başka bir kişinin serveti bu miktarın yaklaşık %50'sidir. What burada soru sormaz. the amount that, yani “… olan miktar” anlamına gelir ve yan cümlenin tamamı of sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp belirli bir sayıyı tekrarlamadan maliyetleri, ücretleri, değeri veya ölçülebilen başka miktarları karşılaştırabilir.
Alıştırma
Cümleyi what ve gerekli edatla tamamlayın: The repair costs half ____ a replacement costs.
Cevabı göster
of what
Now we head to Romania and meet a once-top-ranking tennis and ice hockey player.
3:24Şimdi Romanya'ya doğru yol alıyoruz ve bir zamanların en üst düzey tenis ve buz hokeyi oyuncusuyla tanışıyoruz.
It's said he's now worth about $1 million
3:29Şu an servetinin 1 milyon dolar civarında olduğu söyleniyor
and made much of that money going into business after retiring from tennis. Kalıp ifadeler
3:31ve bu paranın büyük kısmını tenisten emekli olduktan sonra ticarete atılarak kazandı.
going into business: iş dünyasına girmek
Going into business, iş dünyasına girmek veya ticari bir iş yapmaya başlamak demektir. Burada going into, business kelimesini bir faaliyet alanı olarak gösterir; fiziksel olarak bir şirketin içine girmek ya da belirli bir işle ilgilenmek anlamına gelmez. Bu ifade, emeklilikten sonra yeni bir kariyer yönüne geçişi anlatır. Bir şirket kurmayı, bir iş ortaklığına katılmayı veya daha genel olarak ticari alanda çalışmaya başlamayı ifade edebilir; hangisinin kastedildiğini bağlam belirler.
Alıştırma
Belirli bir şirket kurmaya odaklanmadan ticari çalışma alanına girmek anlamını vermek için cümledeki boşluğu hangi ifade en iyi tamamlar? After leaving the army, Daniel ____ and began selling camping equipment.
- started a business
- went out of business
- went into business
- went into the office
Cevabı göster
went into business
the richest person there is Pallonji Shapoorji Mistry,
3:38oradaki en zengin kişi Pallonji Shapoorji Mistry,
an Indian-born construction magnate worth $18.7 billion.
3:41Hindistan doğumlu bir inşaat kodamanı ve serveti 18,7 milyar dolar.
but right now the 89-year-old lives in Mumbai.
3:46ama şu an 89 yaşındaki bu adam Mumbai'de yaşıyor.
we have one of the richest persons in the world with 78-year-old Carlos Slim Helu,
3:5078 yaşındaki Carlos Slim Helu ile dünyanın en zenginlerinden birine sahibiz,
He's had his hands in just about every industry you can imagine. Deyimler
3:57Hayal edebileceğiniz neredeyse her sektöre elini atmış.
had his hands in just about every industry: neredeyse her sektörde yer almak
Have one's hands in something bir şeye dâhil olmak veya o işe katılmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede had his hands in just about every industry, onun neredeyse her tür sektörde yer aldığını anlatır; gerçek anlamda ellerinden söz edilmez. Just about, “neredeyse” anlamına gelir ve every industry you can imagine retorik bir abartıdır. Konuşan kişi onun faaliyetlerinin ne kadar geniş olduğunu vurgular; gerçekten her sektörü kapsayan doğrulanmış bir liste sunmaz.
Alıştırma
“By forty, Priya had her hands in just about every part of the food world.” cümlesinde had her hands in ne anlama gelir?
- Gıda dünyasından tamamen uzak duruyordu.
- Yalnızca bir restoranda çalışıyordu.
- Gıda dünyasının neredeyse her alanında yer alıyordu.
- Kelimenin tam anlamıyla her tür yiyeceğin içine ellerini soktu.
Cevabı göster
Gıda dünyasının neredeyse her alanında yer alıyordu.
He's said to be worth about 6% of Mexico's GDP.
4:00Servetinin Meksika'nın GSYİH'sinin yaklaşık %6'sı olduğu söyleniyor.
In Poland, the accolade goes to Sebastian Kulczyk,
4:03Polonya'da bu onur Sebastian Kulczyk'e gidiyor,
Değişmiş bir geçmiş durumu anlatan used to be
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişte doğru olup artık doğru olmayan bir durumu anlatır. Burada used to be, Jan'in bir zamanlar en zengin kişi olduğunu fakat artık olmadığını belirtir. Used to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: used to be denir, used to was denmez. Bu yapı geçmişteki ve artık değişmiş roller, durumlar, alışkanlıklar veya yerler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi used to be ile tamamlayın: Our school ____ a small house, but now it has three buildings.
Cevabı göster
used to be
and it's thought the son is now worth in the region of $3.9 billion, Kalıp ifadeler
4:10ve oğlunun şu an 3,9 milyar dolar civarında bir serveti olduğu düşünülüyor,
Yaklaşık bir sayıdan önce in the region of
In the region of, doğrudan bir sayı veya tutarın önüne geldiğinde yaklaşık anlamına gelir. Burada 3,9 milyar doların kesin bir toplam değil, tahmin olduğunu gösterir. Bu kullanımda region coğrafi bir bölgeyi anlatmaz. Belirtilen sayının yakınındaki bir aralık olarak düşünülmelidir.
Alıştırma
Raporu in the region of ile tamamlayın: The repairs will cost ____ $8,000, but the final total may change.
Cevabı göster
in the region of
but this is also shared with his sister Dominika.
4:13ancak bu servet kız kardeşi Dominika ile de paylaşılıyor.
it seems there is no doubt that the richest person is 70-year-old Stefan Persson.
4:17görünüşe göre en zengin kişinin 70 yaşındaki Stefan Persson olduğuna şüphe yok.
and was fortunate enough to take over the fashion company H&M, Öbek fiiller
4:24ve moda şirketi H&M'i devralacak kadar şanslıydı,
take over: bir şirketin yönetimini devralmak
Bu cümlede take over, başka birinin ardından zaten var olan bir şirketi kontrol etmeye ve yönetmeye başlamak anlamına gelir. Kontrolün el değiştirdiğini gösterir: H&M’i babası kurmuştur ve daha sonra şirketin sorumluluğunu o üstlenmiştir. Take over, take over a company örneğindeki gibi nesne alabilir. Sorumluluğun ne olduğu belliyse A new manager will take over örneğindeki gibi tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “kontrolünü üstlenmek” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: After the owner retired, Lena decided to ____ the family business.
Cevabı göster
take over
Far East: geleneksel bir bölge adı
The Far East, Avrupa’nın çok doğusundaki toprakları Avrupa bakış açısından adlandıran geleneksel bir ifadedir. Sınırları hiçbir zaman kesin olmamıştır; bu cümlede Endonezya’yı da kapsayacak kadar geniş bir anlamda kullanılmıştır. Güncel ve kesin coğrafi sınıflandırmada Endonezya, Southeast Asia, yani Güneydoğu Asya’dadır. Bu ifadeyi eski metinlerde veya genel medya dilinde tanımak yararlıdır, ancak sınırları kesin bir modern bölge olarak görülmemelidir.
Alıştırma
Modern bir coğrafya raporu için şu ifadeyi değerlendirin: "Indonesia is in Southeast Asia", "Indonesia is in the Far East." ifadesinden daha kesindir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Forbes tells us the richest there are two brothers who made their money from tobacco,
4:31Forbes oradaki en zengin kişilerin, paralarını tütün,
Together, it's said they are worth $32.3 billion.
4:36Birlikte servetlerinin 32,3 milyar dolar olduğu söyleniyor.
a nation that wasn't so prosperous not too long ago,
4:41görece olarak kısa bir süre öncesine kadar,
Karşılaştırma belirteci olarak relatively speaking
Relatively speaking, “açıkça söylenmeyen bir ölçütle karşılaştırıldığında” anlamına gelir. Bu cümlede wasn't so prosperous ifadesinin kapsamını daraltır: ulusun her bakımdan yoksul olduğunu söylemez; o dönemde bugüne veya bağlamdaki ilgili bir karşılaştırma grubuna göre daha az refah içinde olduğunu söyler. Bu ifade, geniş bir yargıyı daha az mutlak hâle getiren bir söylem belirtecidir. Duyduğunuzda örtük karşılaştırma ölçeğini arayın; cümleyi koşulsuz ve evrensel bir gerçek olarak yorumlamayın.
Alıştırma
Bu cümlede relatively speaking neyi belirtir?
- İfadenin anlaşılabilir bir ölçütle karşılaştırıldığını.
- Konuşanın aile üyeleri hakkında konuştuğunu.
- İfadenin her durumda doğru olduğunu.
Cevabı göster
İfadenin anlaşılabilir bir ölçütle karşılaştırıldığını.
These property magnates are worth around $10.9 billion.
4:48Bu emlak kodamanlarının yaklaşık 10,9 milyar dolarlık serveti var.
the prize goes to someone whose name you might know,
4:53ödül ismini bilebileceğiniz birine gidiyor,
Yes, she controls most of the beer company Heineken
4:58Evet, bira şirketi Heineken'in çoğunu kontrol ediyor
Para ifade eden gayriresmî made his dough
Burada dough, “para” anlamında kullanılan gayriresmî bir argo sözcüktür; made his dough ise para kazanmak veya servet biriktirmek demektir. Bu ifade yemek yapmakla ilgili değildir. Made, make fiilinin geçmiş zamanıdır; in'den sonra gelen iş alanları da paranın hangi sektörlerden kazanıldığını gösterir. Bu rahat söyleyiş, servetle ilgili ciddi bir bilgiyi konuşma diline ve biraz şakacı bir tona taşır. Bu cümlede ifadeyi “... yoluyla servet kazandı” diye anlayın; “ekmek hamuru yaptı” diye değil.
Alıştırma
Bu cümleyi, para kazandığını şakacı ve gayriresmî bir tonda anlatacak şekilde en iyi hangi ifade tamamlar? After years of selling music gear, Luis finally ____.
- made his dough
- made a fortune
- earned a living
Cevabı göster
made his dough
though at 93, he might not be with us much longer. Deyimler
5:17gerçi 93 yaşında, bizimle çok daha uzun süre kalamayabilir.
might not be with us much longer: olası ölümden nazikçe söz etmek
Bu cümlede might not be with us much longer, Henry'nin yakında ölebileceğini nazik ve dolaylı biçimde anlatır. Sadece bulunduğu yerden ayrılabileceği anlamına gelmez. Might, bunu kesin bir öngörü değil bir olasılık olarak tutar. İngilizcede ölümden hassas bir biçimde söz ederken be with us sık sık bu anlamda kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Henry kesinlikle ölmüştür.
- Henry yakında odadan çıkabilir.
- Henry yakın gelecekte ölebilir.
Cevabı göster
Henry yakın gelecekte ölebilir.
He made his money in retail and started out working in his family's convenience store.
5:22Parasını perakendeden kazandı ve ailesinin bakkal dükkanında çalışarak işe başladı.
but the richest of them all is a brother and sister duo.
5:29ama hepsinin en zengini bir kız ve erkek kardeş ikilisi.
They amassed a fortune of $31.1 billion
5:35Süpermarket ürünlerini çok rekabetçi fiyatlarla satarak
from selling supermarket goods at very competitive prices.
5:3831,1 milyar dolarlık bir servet biriktirdiler.
the richest person is a sheila and she is called Gina Rinehart.
5:45en zengin kişi bir kadın ve adı Gina Rinehart.
Down Under ... a sheila: gayriresmî ve eski moda Avustralya ifadeleri
Down Under, Avustralya için kullanılan gayriresmî bir lakaptır. Avustralya'nın birçok yaygın dünya haritasında çok güneyde yer almasından gelir; burada sadece ülkeyi belirtir, bir şeyin kelimenin tam anlamıyla altında bulunan bir yeri değil. Sheila, kadın anlamına gelen eski moda bir Avustralya argosudur. İki ifadenin birlikte kullanılması cümleye şakacı ve belirgin biçimde Avustralyalı bir hava verir; ancak sheila daha çok eski konuşmalarda veya medya içeriklerinde tanınması yararlı olan bir sözcüktür.
Alıştırma
Vurgulanan iki ifadeyi en iyi hangi yorum açıklar?
- İfade Avustralya'yı şakacı biçimde belirtir ve Gina'ya eski moda Avustralya argosuyla kadın der.
- İfade Gina'nın yer altında yaşadığını ve Sheila adlı bir kadın için çalıştığını söyler.
- İfade Gina'nın uyruğunu ve iş unvanını resmî biçimde belirtir.
Cevabı göster
İfade Avustralya'yı şakacı biçimde belirtir ve Gina'ya eski moda Avustralya argosuyla kadın der.
Because the price of this commodity goes up and down a lot, Kalıp ifadeler
5:53Bu emtianın fiyatı çok sık inip çıktığı için,
goes up and down: iki yönde tekrarlanan değişim
Bu cümlede goes up and down, fiyatın zaman içinde tekrar tekrar iki yönde de hareket etmesi anlamına gelir. Yalnızca bir kez gerçekleşen bir değişimi değil, devam eden bir dalgalanma düzenini anlatır. Bu ifade fiyatlar, sıcaklıklar, seviyeler, miktarlar veya değişen başka ölçüler için kullanılabilir. Hareketi sade ve gözde canlanacak şekilde anlatır; cümlenin ilerleyen bölümündeki fluctuates ise aynı tür değişimi daha kısa biçimde özetler.
Alıştırma
Hangi cümle sıcaklığın tekrar tekrar iki yönde değiştiğini anlatır?
- The temperature goes up and down throughout the day.
- The temperature goes up once and stays there.
- The temperature stays exactly the same throughout the day.
Cevabı göster
The temperature goes up and down throughout the day.
Canada, and the richest person is the baron David Thomson.
5:59Kanada'da ise en zengin kişi Baron David Thomson.
The business now has long arms into other areas of industry Deyimler
6:08İşletmenin kolları şimdi endüstrinin diğer alanlarına da uzanıyor
has long arms into other areas of industry: işletmenin mecazî erişim alanı
Burada has long arms into other areas of industry, işletmeyi sanki kendi asıl alanının ötesine ulaşabilen insan kollarına sahipmiş gibi gösterir. Şirketin etkisinin, faaliyetlerinin veya bağlantılarının başka sektörlere uzandığı anlamına gelir; arms gerçek anlamda kullanılmaz. Bu imge şirketin kapsamını geniş ve gücünü etkili gösterir. Into, şirketin ulaştığı alanları belirtir; dolayısıyla ifade fiziksel bir konumu değil, genişlemeyi veya erişim alanını anlatır.
Alıştırma
Bir şirketin başka sektörlere ulaştığını canlı bir mecazla anlatan cümle hangisidir?
- The company has long arms into other industries.
- The company has withdrawn from the other industries.
- The company operates in one industry only.
Cevabı göster
The company has long arms into other industries.
and the 60-year-old David is said to be worth around $27.2 billion.
6:11ve 60 yaşındaki David'in yaklaşık 27,2 milyar dolarlık bir serveti olduğu söyleniyor.
where we've seen massive wealth grow for individuals in recent years,
6:17son yıllarda bireyler için muazzam servet artışı gördüğümüz yerde,
the richest person is 60-year-old business magnate Mukesh Dhirubhai Ambani.
6:20en zengin kişi 60 yaşındaki iş adamı Mukesh Dhirubhai Ambani.
that's said to be the Hinduja family and four siblings called Srichand,
6:32bu servetin Hinduja ailesine ve Srichand, Gopichand, Prakash ve Ashok adındaki
is said to be worth around $19.7 billion.
6:41yaklaşık 19,7 milyar dolar değerinde olduğu söyleniyor.
Beatles'a eğlenceli bir gönderme olarak “The Fab Four”
“The Fab Four”, Beatles'ın dört üyesine verilen ünlü lakaptır. Yazar bu cümlede o lakabı ödünç alarak hemen önce tanıtılan dört kardeşi anlatır. Fab, fabulous sözcüğünün gündelik bir kısaltmasıdır; bu nedenle ödünç alınan ad eğlenceli ve hafifçe övgü dolu duyulur. Kardeşlerin müzisyen olduğu ya da “Fab Four” ifadesinin resmî bir iş unvanı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yazar bu cümlede kardeşlere neden “The Fab Four” diyor?
- Aile şirketindeki resmî unvanlarını belirtmek için
- Kardeşlerin birlikte bir rock grubunda sahne aldığını söylemek için
- Beatles'ın dört üyesine verilen ünlü lakapla eğlenceli bir benzetme yapmak için
Cevabı göster
Beatles'ın dört üyesine verilen ünlü lakapla eğlenceli bir benzetme yapmak için
They soon learned how to make money in trading
6:49Ticaretten ve ihracattan nasıl para kazanılacağını çabucak öğrendiler
and exports and haven't stopped making tons of cash since. Dilbilgisi
6:51ve o zamandan beri tonlarca para kazanmayı hiç bırakmadılar.
Şimdiye kadar süren bir eylem için “haven't stopped making tons of cash since”
“Haven't stopped making ... since” kalıbı, present perfect yapısındaki haven't stopped ile -ing biçimini birleştirir. Eylemin geçmişteki bir noktadan beri sürdüğünü ve şu anda hâlâ sona ermediğini anlatır. Burada since, önceki olaya, yani ticaret ve ihracat yoluyla para kazanmayı öğrendikleri zamana gönderme yapan bir zarftır. “O zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir; “çünkü” anlamında değildir. Bu tür cümlelerde haven't stopped genellikle kişinin eylemi her saniye yaptığı anlamına gelmez. Eylemin dönem boyunca sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hasn't stopped + -ing ve cümle sonunda since kullanarak tamamlayın: Leo started taking photos on his first trip and ____ taking them ____.
Cevabı göster
hasn't stopped · since
Bill is actually off the number one spot for now Kalıp ifadeler
7:03Bill şu an için bir numaralı koltuktan inmiş durumda
off the number one spot: geçici olarak birincilikten çıkmak
off the number one spot, bir kişinin ya da şeyin bir sıralamada artık birinci sırada olmadığı anlamına gelir. Buradaki off, birinci sırayı ayrılınabilen bir konum gibi gösterir; fiziksel bir yerden ayrılmak anlamında değildir. Cümledeki for now, değişikliğin geçici olabileceğini ve sıralamanın yeniden değişebileceğini belirtir. Bu ifade, zirvedeki konumdan uzaklaşma hareketini vurgular.
Alıştırma
Bir kişinin veya takımın sıralamada artık birinci olmadığını hangi ifade anlatır?
- in the number one spot — birinci sırada
- off the number one spot — artık birinci sırada değil
- back in the number one spot — yeniden birinci sırada
Cevabı göster
off the number one spot — artık birinci sırada değil
and the current holder of the richest person in America
7:06ve Amerika'nın ve dünyanın en zengin kişisi unvanının
and the world is Amazon.com founder Jeff Bezos.
7:09şu anki sahibi Amazon.com'un kurucusu Jeff Bezos.
the 54-year-old was worth a staggering $120.4 billion
7:1454 yaşındaki adam Gates'in 91,1 milyar dolarına kıyasla
As of February 2018: belirli bir tarihteki durumu belirtmek
As of February 2018, ardından gelen bilginin referans tarihinin Şubat 2018 olduğunu belirtir. Kişinin servetini o tarihte geçerli olan veya kayda geçmiş değer olarak sunar. Bu ifade servetin o tarihte oluşmaya başladığını söylemez. Servet değişebileceği için, kalıcı bir rakam değil, tarih damgalı bir anlık durum görüntüsü verir.
Alıştırma
Bir eylemin başladığı tarihi değil, bir durumun veya değerin belirli bir tarihteki görüntüsünü hangi ifade belirtir?
- since February 2018 — o tarihten beri
- from February 2018 — o tarihten itibaren
- as of February 2018 — anlık görüntü için referans tarihi
Cevabı göster
as of February 2018 — anlık görüntü için referans tarihi
compared to Gates's $91.1 billion.
7:19şaşırtıcı bir şekilde 120,4 milyar dolarlık bir servete sahipti.
has skyrocketed: hızlı ve çarpıcı artış
Bu cümlede has skyrocketed, Bezos'un servetinin son derece hızlı ve büyük ölçüde arttığı anlamına gelir. Fiil, yukarı fırlayan bir roket görüntüsünü servet, fiyat, satış veya ilgi gibi bir sayı ya da düzeydeki çarpıcı artış için mecaza dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi skyrocket fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Since a celebrity shared the app, its download count ____ in just three days.
Cevabı göster
has skyrocketed
due to X as well as from Y: iki nedeni bağlamak
Bu ifade, yükselişin iki kaynağını verir: akıllıca yatırımlar ve Amazon hisseleri. As well as, and also ifadesine yakın bir anlamla ikinci nedeni ekler. Özgün cümle ilk nedenden önce due to, ikinci nedenden önce from kullanır. Cümle anlaşılır, ancak paralel anlatım daha temizdir: due to X as well as Y ya da from X as well as Y. Özenli bir neden cümlesi yazarken her iki tarafta da aynı edat kalıbını koruyun.
Alıştırma
En paralel yapıya ve en özenli anlatıma sahip cümleyi seçin.
- The delay was due to bad weather as well as a mechanical problem.
- The delay was due to bad weather as well as from a mechanical problem.
- The delay was from bad weather as well as due to a mechanical problem.
Cevabı göster
The delay was due to bad weather as well as a mechanical problem.
So why not tell us what you think about it? Ton ve niyet
7:29Peki neden bize bu konuda ne düşündüğünü söylemiyorsun?
why not tell us: samimi bir davet
Why not + fiilin yalın biçimi...? soru gibi görünür, ancak burada samimi bir öneri veya davet sunar. Why not tell us...? dinleyiciyi düşüncesini paylaşmaya teşvik eder; neden reddedebileceğini gerçekten sormaz. Bu kalıbı, birini fazla baskı kurmadan bir eyleme davet etmek için kullanabilirsiniz. not sonrasındaki fiil yalın biçimde kalır: Why not tell, try, or ask?
Alıştırma
Dersteki kalıbı kullanarak samimi daveti tamamlayın: ____ join us for lunch?
Cevabı göster
Why not
Should individual people be allowed to amass that much wealth? Dilbilgisi
7:30Bireylerin bu kadar çok servet biriktirmesine izin verilmeli mi?
be allowed to amass: yetenek değil, izin
Be allowed to + fiilin yalın biçimi, bir kişinin bir kural, yasa, yetkili makam veya kabul edilen ölçüt uyarınca bir şeyi yapma iznine sahip olduğunu belirtir. be allowed to amass ifadesindeki edilgen yapı, izni alan bireyleri öne çıkarır ve izni veren tarafı belirtmez. Should, hangi iznin geçerli olması gerektiğini sorar. Amass, zaman içinde çok büyük miktarda bir şey biriktirmek demektir; dolayısıyla soru, bu kadar servet biriktirmenin mümkün olup olmadığını değil, buna izin verilip verilmemesi gerektiğini tartışır.
Alıştırma
Bir müze kuralı, ziyaretçilere flaş kullanmadan fotoğraf çekme izni veriyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Visitors are allowed to take photos without flash.
- Visitors are able to take photos without flash.
- Visitors have taken photos without flash.
Cevabı göster
Visitors are allowed to take photos without flash.
“Is it fair to the average Joe?” cümlesindeki “average Joe?” ifadesinin anlamı
average Joe, sıradan bir kişiyi, özellikle de toplumdaki tipik bir kişiyi anlatan gayriresmî bir deyimdir. Bu soruda konuşan kişi, Joe adlı belirli bir erkeğe adil olup olmadığını değil, sıradan insanlar için adil olup olmadığını soruyor. Bu ifade, sıradan kişinin bakış açısını sade ve konuşma diline yakın biçimde sunar. the average Joe içindeki the, sıradan insanları bir grup olarak genel anlamda gösteren kalıbın parçasıdır.
Alıştırma
“The new bus pass should be affordable for the average Joe.” cümlesinde the average Joe neyi ifade eder?
- Joe adında belirli bir erkeği
- sıradan bir insanı
- varlıklı bir yolcuyu
Cevabı göster
sıradan bir insanı
What Can You Buy with a Million Dollars?
7:38'Bir Milyon Dolarla Neler Alabilirsiniz?' adlı diğer videomuzu da mutlaka izleyin.