İş yerinde kadınlar - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
917 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, kadınlara neden orantısız biçimde gerekli fakat az görünür, zaman alan ve terfiye katkı sağlamayan işlerin verildiğini; bu düzenin cinsiyet eşitsizliklerini, iş memnuniyetsizliğini ve tükenmişliği nasıl artırdığını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Would you buy a card — Konuşma edimbilimi ve tutum: Dil bilgisi bakımından nazik bir ricayı iş yeri hiyerarşisinin yine de ek görev vermek için kullanabileceğini fark edin; bu biçimi güç ilişkilerini ve bağlamı gözeterek düşünceli bir ricada bulunmak için kullanın. 2. what is interesting about the non-promotable work is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Önemli bir gözlemi öne çıkardıktan sonra değeri görülmeyen işlerin çeşitli iş yeri eşitsizliklerine yapısal olarak nasıl katkıda bulunduğunu açıklamak için bu resmî kalıptan yararlanın. 3. juggling having kids at home, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: juggling sözcüğünü gerçekten nesne atıp tutmak değil, aynı anda zaman isteyen sorumlulukları yönetmek anlamındaki bir mecaz olarak anlayın ve çocuk bakımıyla kariyeri birleştirmenin baskısını anlatmak için kullanın.

Bu derste

Six Minute English

0:02

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

0:03

bbclearningenglish.com'dan.

Hello,

0:09

Merhaba,

this is Six Minute English

0:09

bu Six Minute English

from BBC Learning English.

0:10

BBC Learning English'ten.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ve ben Sam.

Sam,

0:13

Sam,

does this situation sound familiar? Kalıp ifadeler

0:14

bu durum sana tanıdık geliyor mu?

Kalıp ifadeler

Does this situation sound familiar?: bir durumun tanıdık gelip gelmediğini sormak

Does this situation sound familiar? cümlesinde sound bir bağ fiilidir ve familiar, dinleyicinin tanıdığı bir şeyi anlatır. Sorunun tamamı, dinleyicinin bu tür bir durumu bilip bilmediğini veya benzer bir şey yaşayıp yaşamadığını sorar. Gerçek bir ses hakkında değildir. Bu soru bir konuyu ortaya koyar ve dinleyiciyi onu bir anı ya da kişisel deneyimle ilişkilendirmeye davet eder. Özne ayrıca bir isim, hikâye veya fikir olabilir.

Alıştırma

“Does this situation sound familiar?” cümlesinde konuşan kişi esas olarak ne soruyor?

  1. Durumun hoş bir ses çıkarıp çıkarmadığını soruyor.
  2. Sam'in bu tür bir durumu tanıyıp tanımadığını veya yaşayıp yaşamadığını soruyor.
  3. Sam'den durumu daha yüksek sesle anlatmasını istiyor.
Cevabı göster

Sam'in bu tür bir durumu tanıyıp tanımadığını veya yaşayıp yaşamadığını soruyor.

It's a colleague's birthday next week.

0:17

Haftaya bir iş arkadaşımızın doğum günü var.

A male boss says to a female employee,

0:19

Erkek patron kadın bir çalışana şöyle der,

"You're great at organizing things. Kalıp ifadeler

0:22

'Bir şeyleri organize etme konusunda harikasın.

Kalıp ifadeler

great at organizing things: beceriyi anlatan be great at + -ing

Be great at + isim veya -ing biçimi, bir alanda ya da etkinlikte çok becerikli olmak anlamına gelir. Burada organizing, at ilgecinden sonra gelen -ing biçimidir ve iltifat, kişinin işleri düzenleme ve koordine etme konusunda çok becerikli olduğunu söyler. Arkasından bir etkinlik geldiğinde at sözcüğünü koruyun ve -ing biçimini kullanın: great at planning, great at solving problems. Great genellikle good sözcüğünden daha güçlü bir iltifattır, ancak bu beceri yapısında ikisi de at ile kullanılır.

Alıştırma

İltifatı be great at + -ing kalıbıyla tamamlayın: Priya is great ____ explaining difficult ideas.

Cevabı göster

at

Would you buy a card and get everyone in the office to sign it? Notlar

0:24

Bir kart alıp ofisteki herkese imzalatır mısın?

Ton ve niyet

Would you buy a card: görev verme işlevi de görebilen kibar bir istek

Would you + fiilin yalın hâli...? bir isteği emir cümlesine göre daha dolaylı hâle getiren yaygın bir kalıptır. Buradaki Would you buy a card...? dinleyiciden bir görevi yerine getirmesini ister; yalnızca soyut biçimde istekli olup olmadığını sormaz. Kibar bir ifade tek başına eşit ve baskısız bir seçim garantisi vermez. Bir patron bu kalıbı bir çalışanla kullanırsa istek, yumuşatılmış bir talimat veya görev verme işlevi görebilir. Gerçekte ne kadar isteğe bağlı olduğunu anlamak için ilişkiye ve duruma bakın.

Alıştırma

Yargılayın: Bir yönetici "Would you send the revised figures before noon?" dediğinde çalışana mutlaka tamamen baskısız bir seçim sunuyordur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

get everyone in the office to sign it: get + kişi + to + fiilin yalın hâli

get + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişinin bir eylemi yapmasını sağlamak, kişiyi ikna etmek, kişiden istemek veya eylemi yapması için düzenleme yapmak anlamına gelir. Burada everyone in the office eylemi yapacak kişi veya gruptur; to sign it ise konuşanın gerçekleşmesini istediği eylemdir. Bu kalıpta get, almak veya elde etmek anlamına gelmez. Eylemin rica, ikna veya düzenleme yoluyla gerçekleştiğini bağlam gösterir; yapı ise eylemi meydana getirmeye veya getirmeye çalışmaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi call sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Please get Maya ____ me before lunch.

Cevabı göster

to call

Oh,

0:28

Ah,

and we'll need to order a cake too. Kalıp ifadeler

0:28

bir de pasta sipariş etmemiz gerekecek.

Kalıp ifadeler

need to order a cake too: bir işletmeden sipariş vermek

need to order a cake ifadesinde need to ifadesinin ardından order fiilinin yalın biçimi gelir ve pasta sipariş etmeyi plan için gerekli bir iş olarak gösterir. Burada order a cake, bir pastaneden veya satıcıdan pasta istemek ve sipariş vermek demektir; pastaya emir vermek demek değildir. Sondaki too, bu işi daha önce belirtilen diğer hazırlıklara ekler. Yapılması gereken bir iş daha olduğunu anlatır.

Alıştırma

Grubun parti için ek bir hazırlık olarak pastaneden pasta sipariş etmesi gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We'll need to bake a cake too.
  2. We'll need to order a cake too.
  3. We'll need to order the baker to make a cake too.
Cevabı göster

We'll need to order a cake too.

Thanks, you're amazing." Ton ve niyet

0:30

Teşekkürler, harikasın.'

Ton ve niyet

Thanks, you're amazing: baskıyı artırabilen bir övgü

Thanks minnettarlık ifade eder; you're amazing ise güçlü ve coşkulu bir övgüdür. Burada bu söz, birkaç görev verildikten sonra gelir; bu nedenle konuşan kişi karşı taraf çoktan kabul etmiş gibi duyulur. Bu birleşim yalnızca övmekten fazlasını yapabilir: isteği olumlu bir biçimde kapatır ve reddetmeyi sosyal açıdan rahatsız edici hâle getirebilir. Samimi, baskı kuran veya ikisi birden olup olmadığını ses tonu, ilişki ve önceki istekler belirler.

Alıştırma

Şu yorumu değerlendirin: Birkaç ek görev verildikten sonra söylenen “Thanks, you're amazing.” hem övgü ifade edebilir hem de reddetmeyi sosyal açıdan daha zor hâle getirebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Yes,

0:31

Evet,

I have seen that.

0:32

bunu gördüm.

A male boss asks a woman to do all the jobs that keep the office running, Kalıp ifadeler

0:34

Erkek patron bir kadından ofisin yürümesini sağlayan tüm işleri yapmasını ister,

Kalıp ifadeler

that keep the office running: günlük işleyişi sürdüren işler

that keep the office running ilgi cümleciği all the jobs ifadesine döner. Ofisin normal biçimde çalışmaya devam etmesini sağlayan işleri tanımlar. Burada running fiziksel olarak hareket etmek değil, işlemek veya çalışmak anlamına gelir. keep + kuruluş ya da sistem + running kalıbı, onun çalışmaya devam etmesini sağlamak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle keep + kuruluş + running yapısını günlük işleyişin devam etmesi anlamında kullanır?

  1. The support team keeps running to the clinic.
  2. The support team keeps the clinic running.
  3. The support team keeps running past the clinic.
Cevabı göster

The support team keeps the clinic running.

but do nothing to advance her career or improve her chances of promotion. Kalıp ifadeler

0:39

ancak kariyerini ilerletecek veya terfi şansını artıracak hiçbir şey yapmaz.

Kalıp ifadeler

do nothing to advance her career: kariyerine hiçbir katkı sağlamamak

Do nothing to + fiilin yalın hâli, belirtilen sonuca ulaşmada hiçbir yararlı etkisi olmamak demektir. Burada do nothing to advance her career, bu işlerin onun kariyerine katkı sağlamadığını söyler; kadının hiç çalışmadığı anlamına gelmez. Advance burada bir şeyi ileriye taşımaya yardımcı olmak anlamında bir fiildir. Bu kalıp bir eylemi, planı veya görevi olumsuz değerlendirmek için kullanılabilir: X does nothing to improve, solve, or change Y.

Alıştırma

İkinci İngilizce cümleyi tek kelimeyle tamamlayın: The issue is still unresolved. The three-hour debate did nothing ____ solve it.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

improve her chances of promotion: terfi etme şansını artırmak

Improve someone's chances of + isim veya -ing yapısı, bir sonucun o kişi için daha olası hâle gelmesini sağlamak demektir. Burada improve her chances of promotion, onun terfi etme olasılığını artırmak anlamına gelir. Bu yapıda chances, birbirinden ayrı fırsatları değil olasılığı anlatır. Aynı yapı admission, success veya winning gibi sonuçlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle eğitimin onun terfi etme olasılığını artırdığını doğal biçimde ifade eder?

  1. Training can improve her performance at work.
  2. Training can guarantee her promotion.
  3. Training can improve her chances of promotion.
Cevabı göster

Training can improve her chances of promotion.

That's when someone moves up into a higher, Öbek fiiller

0:43

Yani birisinin şirkette daha yüksek,

better paid position in a company.

0:46

daha iyi maaşlı bir pozisyona geçmesi durumudur.

Öbek fiiller

moves up into a higher position: daha yüksek bir pozisyona yükselmek

Bu cümlede moves up into, daha alt bir düzeyden yükselip daha yüksek bir pozisyona geçmek anlamına gelir. Up, unvandaki yükselişi gösterirken into ulaşılan yeni pozisyonu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp move up into + daha yüksek bir görev, takım veya düzey şeklindedir. Zamana göre fiil biçimini değiştirin: moves, moved veya will move up into.

Alıştırma

Move up into kalıbını tamamlayın: After five years, Priya moved ____ a senior management role.

Cevabı göster

up into

Sadly,

0:48

Ne yazık ki,

this happens a lot.

0:49

bu çok sık oluyor.

In many workplaces around the world,

0:50

Dünyanın dört bir yanındaki birçok iş yerinde,

it's the men who are considered born leaders Dilbilgisi

0:52

doğuştan lider olarak kabul edilenler

Dilbilgisi

It's the men who...: bir kişiyi veya grubu odağa yerleştirmek

it's the men who... bir it-cleft yapısıdır: it is + odaklanan öge + who/that yan cümlesi. Odaklanan öge the men olduğundan cümle, doğuştan lider sayılan kişilerin başka bir grup değil erkekler olduğunu öne çıkarır. Edilgen are considered yapısı bir inancı veya değerlendirmeyi aktarır. Erkeklerin gerçekten doğuştan lider olduğunu söylemez; onların bu şekilde görüldüğünü söyler.

Alıştırma

"it's the men who are considered born leaders" cümlesindeki it-cleft neyi vurgular?

  1. Cümle, liderliğin doğumda başladığını vurgular.
  2. Cümle, değerlendirmenin ne zaman yapıldığını vurgular.
  3. Cümle, başka bir grubu değil erkekleri odağa yerleştirir.
Cevabı göster

Cümle, başka bir grubu değil erkekleri odağa yerleştirir.

and promoted up the corporate career ladder, Deyimler

0:55

ve kurumsal kariyer merdivenlerinde terfi ettirilenler erkeklerken,

Deyimler

the corporate career ladder: bir şirkette yukarı doğru terfi

the corporate career ladder, insanların bir şirkette yükselebileceği iş seviyelerini anlatan bir iş hayatı metaforudur. Bu basamaklarda ilerlemek veya yukarı terfi ettirilmek, genellikle daha fazla sorumluluk, statü ya da ücret getiren daha yüksek pozisyonlara ulaşmak demektir. Ladder, ilerlemeyi dikey ve adım adım gerçekleşen bir süreç gibi gösterir; corporate ise bağlamı şirketler veya ticari kuruluşlarla sınırlar. Gerçek bir merdivenden söz edilmez.

Alıştırma

Bu bağlamda "the corporate career ladder" ne anlama gelir?

  1. İlgisiz bir alana geçiş dâhil her türlü kariyer değişikliği
  2. Bir ofis binasında kullanılan gerçek merdiven basamakları
  3. Bir kişinin terfi ederek yükselebileceği şirket pozisyonları hiyerarşisi
Cevabı göster

Bir kişinin terfi ederek yükselebileceği şirket pozisyonları hiyerarşisi

while the women are given less important roles. Anlatım akışı

0:57

kadınlara daha az önemli roller verilir.

Anlatım akışı

while the women are given less important roles: karşıtlık bildiren while

Burada while, “... olduğu sırada” anlamına gelmez. Erkeklerin yükseltildiğine ilişkin önceki ifadeyle karşıtlık kurar: erkekler yukarı doğru ilerlerken kadınlara daha az önemli roller verilir. Karşıtlık bildiren while, farkı açıkça göstermek için iki grubu, durumu veya sonucu yan yana getirir. Bu cümlede zaman ilişkisi kurmak yerine eşitsiz sonuçları düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede while ne işlev görür?

  1. Kadınlara rollerinin ne zaman verildiğini belirtir.
  2. Kadınlara neden daha az önemli roller verildiğini açıklar.
  3. Kadınlara verilen rolleri erkeklerin yükselmesine ilişkin önceki ifadeyle karşılaştırır.
Cevabı göster

Kadınlara verilen rolleri erkeklerin yükselmesine ilişkin önceki ifadeyle karşılaştırır.

Even today,

1:01

Bugün bile,

many working women find themselves at a point in their career Kalıp ifadeler

1:01

birçok çalışan kadın kendini kariyerlerinde bir noktada buluyor,

beyond which they cannot progress. Dilbilgisi

1:05

ve bu noktanın ötesine geçemiyorlar.

Kalıp ifadeler

find themselves at a point: planlanmamış bir aşamaya gelmek

find themselves at a point yapısında find + dönüşlü zamir + tamamlayıcı, “belirli bir durumda olmak veya o durumda olduğunu fark etmek” anlamına gelir. Bu yapı, çoğu zaman kişinin durumu bilinçli olarak seçmesinden çok olayların onu oraya getirdiğini düşündürür. at a point, bir sürecin veya kariyerin belirli bir aşamasını anlatır. Burada kadınlar, sınır işlevi gören bir kariyer aşamasına gelmiştir ve bunun ötesine geçemezler.

Alıştırma

Cümleyi find oneself at a point ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of discussion, we ____ where a decision could no longer be delayed.

Cevabı göster

found ourselves at a point

Dilbilgisi

a point ... beyond which they cannot progress: resmî bir sınırın ötesi

beyond which they cannot progress ifadesinde which, önceki a point öbeğine gönderme yapar; beyond ise o sınırın ötesine geçmek anlamındadır. Bu nedenle ilgi cümleciği point sözcüğünü açıklar: kadınların kariyerlerinde aşamadıkları noktayı belirtir. İsim + beyond which + yan cümle kalıbı bir sınırı kısa ve resmî biçimde sunar. Point, limit veya level gibi sınır bildiren isimlerle özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi beyond ve doğru ilgi zamiriyle tamamlayın: The device has a temperature limit ____ it may become unsafe.

Cevabı göster

beyond which

An invisible barrier to succeed

1:07

Başarmanın önündeki görünmez bir engel

referred to as the glass ceiling. Deyimler

1:09

cam tavan olarak adlandırılır.

Deyimler

the glass ceiling: yükselmeyi engelleyen görünmez bariyer

The glass ceiling, yazılı hiçbir kural onları açıkça dışlamasa bile kadınların veya yeterince temsil edilmeyen diğer grupların üst düzey pozisyonlara yükselmesini engelleyen görünmez bir bariyer için kullanılan bir mecazdır. Glass, bariyerin görülmesinin zor olduğunu; ceiling ise bir kişinin ne kadar yükselebileceğine ilişkin bir üst sınırı anlatır. İfade genellikle gerçek bir tavanı veya tek bir hayal kırıklığını değil, tekrarlanan yapısal bir örüntüyü belirtir.

Alıştırma

Hangi durum glass ceiling olarak en iyi biçimde tanımlanır?

  1. Nitelikli kadınlar tekrar tekrar orta kademe yönetime ulaşır, ancak yönetici pozisyonlarına nadiren terfi ettirilir.
  2. Bir çalışan bir teslim tarihini kaçırır ve geri bildirim alır.
  3. Bir toplantı odasının şeffaf bir çatısı vardır.
Cevabı göster

Nitelikli kadınlar tekrar tekrar orta kademe yönetime ulaşır, ancak yönetici pozisyonlarına nadiren terfi ettirilir.

But in this program, Anlatım akışı

1:12

Ancak bu programda,

we'll be meeting the members of the No Club,

1:13

The No Club üyeleriyle tanışacağız,

Anlatım akışı

But in this program: arka plandan içerik ön izlemesine geçiş

But in this program, konuşmanın yön değiştirdiğini gösteren bir işarettir. But, sonraki bölümü daha önce verilen arka plan bilgisiyle karşıtlık içine sokarken in this program dinleyicinin birazdan duyacağı içeriğin kapsamını belirler. Burada ifade bir ön izleme sunar: program, bir sorunu anlatmaktan bu bölümde yer alan kişileri tanıtmaya geçer. Başka dinleme metinlerinde But in this episode veya But in today's lesson gibi ifadeler de ana plana ya da konuya geçişi gösterebilir.

Alıştırma

Örnekteki But in this program, neyi gösteriyor?

  1. Konuşmacı yeni bir şey tanıtmadan programı bitiriyor.
  2. Konuşmacı arka plan bilgisinden bu programın içeriğine ilişkin bir ön izlemeye geçiyor.
  3. Konuşmacı programın adını düzeltiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı arka plan bilgisinden bu programın içeriğine ilişkin bir ön izlemeye geçiyor.

a group of women saying no to the glass ceiling Kalıp ifadeler

1:16

bu, cam tavana hayır diyen bir grup kadın,

Kalıp ifadeler

saying no to the glass ceiling: adaletsiz bir engeli reddetmek

saying no to the glass ceiling ifadesinde say no to + isim, bir şeyi kabul etmeyi reddetmek veya ona aktif biçimde karşı çıkmak anlamına gelir. Gerçek bir tavana konuşmak demek değildir: glass ceiling, kadınların ve yeterince temsil edilmeyen diğer kişilerin üst düzey pozisyonlara ulaşmasını engelleyebilen görünmez bir bariyerdir. Bu yapı hem kişisel bir sınırı hem de daha geniş bir toplumsal tutumu ifade edebilir. Haksız bir talebe, güvensiz bir işe veya ayrımcılığa say no to denebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “reddetmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: It is okay to ____ unfair requests.

Cevabı göster

say no to

by publicly questioning the kinds of jobs

1:19

ve bunu, erkeklerin ve kadınların iş yerinde

men and women are asked to do in the workplace. Dilbilgisi

1:21

yapmaları istenen iş türlerini açıkça sorgulayarak yapıyorlar.

Dilbilgisi

are asked to do: ask someone to do yapısının edilgen biçimi

“Are asked to do”, “ask someone to do something” yapısının edilgen biçimidir. İsteği alan kişi özne olur ve ardından be + asked + to mastarı gelir. Burada men and women, isteği veya iş görevini alan taraftır. Edilgen yapı, isteği yapan kişi ya da kurumu belirtmeden dikkati her gruba hangi işlerin verildiğine yöneltir. Belirli bir karar verenden ziyade iş yeri düzenlerini veya sistemlerini tartışırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi ask someone to do something yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: At this event, all visitors ____ show ID at the entrance.

Cevabı göster

are asked to

And of course,

1:24

Ve tabii ki,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:25

bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first,

1:28

Ama önce,

I have a question for you, Sam.

1:29

Sana bir sorum var, Sam.

Despite the glass ceiling, Dilbilgisi

1:30

Cam tavana rağmen,

Dilbilgisi

Despite the glass: despite + isim öbeği

Despite, “bir şey varken bile” veya “-e rağmen” anlamına gelen bir edattır. “Despite the glass” içinde the glass isim öbeğini getirir ve karşıtlık bildiren bir kabul ilişkisi kurar: sonraki bölümün, bu engele rağmen geçerli kalan bir durumu anlatması beklenir. despite + isim öbeği veya -ing biçimi kullanın. Özne ve fiil içeren tam bir yan cümle getirmek için although ya da even though kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the heavy traffic, Maya arrived on time.
  2. Despite the traffic was heavy, Maya arrived on time.
  3. Despite of the heavy traffic, Maya arrived on time.
Cevabı göster

Despite the heavy traffic, Maya arrived on time.

women do make it to the top jobs in many areas of work and business, Kalıp ifadeler

1:32

kadınlar iş ve iş dünyasının birçok alanında en üst pozisyonlara ulaşmayı başarıyor,

Kalıp ifadeler

do make it to the top jobs: üst düzey görevlere gerçekten ulaşmayı vurgulama

Bu olumlu cümlede do, vurgu katmak için yalın hâlde bulunan make fiilinden önce gelir. “Gerçekten” ya da “hakikaten” anlamı verir ve şüpheye veya beklenen bir karşıtlığa rağmen iddianın doğru olduğunu gösterir. Make it to, “başarıyla ulaşmak” demektir. Buradaki hedef the top jobs olduğundan, ifadenin tamamı kadınların çoğu zaman engellere rağmen üst düzey görevlere gerçekten ulaşabildiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi make it to ifadesinin vurgulu geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite the barriers, some candidates ____ senior positions.

Cevabı göster

do make it to

even in the male-dominated world of politics. Kelime

1:36

erkek egemen siyaset dünyasında bile.

Kelime

male-dominated world of politics: yapısal erkek egemenliğini anlatmak

Male-dominated, erkeklerin görevlerin, gücün veya etkinin orantısız derecede büyük bir bölümünü elinde tuttuğu bir alanı, kurumu ya da kültürü tanımlayan birleşik bir sıfattır. Alanın yapısını anlatır; hiç kadın bulunmadığı anlamına gelmez. World of politics ifadesinde world, siyasi faaliyet alanı veya topluluğu anlamında mecazi olarak kullanılır. Bu nedenle ifade, siyaseti geleneksel olarak büyük ölçüde erkekler tarafından şekillendirilmiş bir alan olarak sunar.

Alıştırma

a male-dominated field ne anlama gelir?

  1. Erkeklerin güç, etki veya temsil bakımından orantısız bir paya sahip olduğu alan.
  2. Erkeklerin diğer herkesi fiziksel olarak yendiği alan.
  3. Kadınların katılmasının yasalarca yasak olduğu alan.
Cevabı göster

Erkeklerin güç, etki veya temsil bakımından orantısız bir paya sahip olduğu alan.

So,

1:40

Öyleyse,

who was the first woman to become British Prime Minister?

1:40

İngiltere'nin ilk kadın Başbakanı kim oldu?

Was it A,

1:44

A mıydı,

Theresa May,

1:45

Theresa May,

B,

1:46

B,

Nicola Sturgeon,

1:46

Nicola Sturgeon,

or C,

1:48

yoksa C mi,

Margaret Thatcher?

1:48

Margaret Thatcher?

Hmm,

1:49

Hmm,

I know the answer to this one, Neil.

1:50

bunun cevabını biliyorum, Neil.

It's C,

1:52

C,

Margaret Thatcher.

1:53

Margaret Thatcher.

Okay,

1:54

Tamam,

well,

1:54

peki,

we'll find out later if you're right. Öbek fiiller

1:54

haklı olup olmadığını daha sonra öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bilinmeyen bir sonucu öğrenmek

Bu cümlede find out, cevabı bekledikten sonra bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmek anlamına gelir. we'll find out later if you're right, sonucun daha sonra belli olacağını anlatır. Find out bir öbek fiildir ve bilinmeyen bir bilgiyi sık sık if, whether, why, what veya who ile devam ettirir. Örneğin find out whether it worked denebilir.

Alıştırma

Cümleyi “sonucu öğrenmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: We won't know today, but we'll ____ tomorrow whether the repair worked.

Cevabı göster

find out

Professor Vesterlund is one of the four academics

1:57

Profesör Vesterlund, dört akademisyenden biri

who co-wrote The No Club, Kültür

2:01

The No Club'ın ortak yazarı olan,

Kültür

The No Club: terfi sağlamayan işlere hayır demeyi anlatan bir kitap

Burada The No Club, Profesör Vesterlund ile diğer üç akademisyenin birlikte yazdığı bir kitabın adıdır. co-wrote fiili, bunun tanıtılan sıradan bir kulüp değil, yazılı bir eser olduğunu gösterir. Bu ad, terfiye katkı sağlamayan görevleri tartışan bir grup kadınla bağlantılıdır. Bu işler kuruma yardım eder ancak işi yapan kişinin kariyer ilerlemesine çok az katkı sağlar. No, uygun olduğunda bu düşük getirili taleplere hayır demek anlamına gelir; bütün işleri reddetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede The No Club neyi ifade ediyor?

  1. Kadınların kariyer ilerlemelerine katkı sağlamayan işleri reddetmeyi öğrenmelerini anlatan bir kitap
  2. Üyelerinin aynı fikirde olmasına izin verilmeyen sıradan bir sosyal kulüp
  3. İnsanların iş yerindeki bütün görevleri reddetmesi gerektiğini savunan bir kitap
Cevabı göster

Kadınların kariyer ilerlemelerine katkı sağlamayan işleri reddetmeyi öğrenmelerini anlatan bir kitap

a book discussing how females disproportionately take on the unimportant Notlar

2:03

kadınların işte orantısız bir şekilde nasıl önemsiz

Kelime

disproportionately: beklenmedik ölçüde eşitsiz bir pay

Disproportionately, bir payın, etkinin veya miktarın bir grubun büyüklüğü ya da adil veya beklenen dağılım gibi ilgili bir ölçüte göre olağandışı derecede büyük veya küçük olduğunu belirtir. Burada kadınların önemsiz işlerin olağandışı derecede büyük bir bölümünü üstlendiğini anlatır. Yalnızca “sık sık” veya “çok fazla” anlamına gelmez; bir dengesizliğe işaret eder.

Alıştırma

“Temporary workers took on a disproportionately large share of the weekend shifts” cümlesinde disproportionately hangi anlamı ekliyor?

  1. Vardiyaları istemeyerek kabul ettiler.
  2. Hafta sonu vardiyalarındaki payları ilgili bir ölçüte göre olağandışı derecede yüksekti.
  3. İstisnasız bütün hafta sonu vardiyalarında çalıştılar.
Cevabı göster

Hafta sonu vardiyalarındaki payları ilgili bir ölçüte göre olağandışı derecede yüksekti.

Öbek fiiller

take on: bir görev veya sorumluluk üstlenmek

Bu cümlede take on, bir işi, görevi veya sorumluluğu kabul edip ondan sorumlu hâle gelmek anlamındadır. Yaygın yapı take on + task, responsibility, role veya project şeklindedir. Bir şeyi fiziksel olarak almak anlamına gelmez. Vurgu, kişinin veya grubun artık o işi ya da sorumluluğu yürütmekle yükümlü olmasındadır.

Alıştırma

Cümleyi “ek bir sorumluluğu kabul etmek” anlamındaki iki sözcüklü öbeksi fiille tamamlayın: Even though she was busy, Priya agreed to ____ one more project.

Cevabı göster

take on

less visible tasks at work. Kelime

2:08

ve daha az görünür görevleri üstlendiklerini tartışan bir kitap.

Kelime

less visible tasks at work: iş yerinde daha az takdir gören görevler

Less visible tasks ifadesinde visible soyut anlamda kullanılır. İşin fiziksel olarak görülüp görülemeyeceğini değil, yöneticiler veya işi değerlendiren diğer kişiler tarafından fark edilip takdir edilme olasılığını anlatır. Less visible göreceli bir ifadedir: Bu görevler daha çok öne çıkan işlere kıyasla daha az ilgi görür. Yine de gerekli olabilir, beceri gerektirebilir ve zaman alabilir. İfade, değerin düşük olduğunu değil, görünürlüğün düşük olduğunu belirtir.

Alıştırma

İş yeriyle ilgili bir konuşmada less visible tasks ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Her zaman önemsiz olan görevler
  2. Fiziksel olarak hiç kimsenin göremeyeceği bir yerde yapılan görevler
  3. Değerinin fark edilme veya takdir edilme olasılığı daha düşük görevler
Cevabı göster

Değerinin fark edilme veya takdir edilme olasılığı daha düşük görevler

Professor Vesterlund calls these non-promotable tasks, Kelime

2:10

Profesör Vesterlund bunlara terfi ettirmeyen görevler diyor,

Kelime

non-promotable tasks: terfiye çok az katkı sağlayan görevler

Non-promotable tasks, yapılması gereken ancak görevi yapan kişinin terfi almasına çok az katkı sağlayan işlerdir. Bu terimde non-, promotable sözcüğünü olumsuz yapar; promotable ise kariyerde ilerlemeyle ilgilidir. Bu adlandırma, görevin reklamının yapılıp yapılamayacağını veya kuruma yararlı olup olmadığını değil, görevi yapan kişiye sağladığı kariyer getirisini anlatır. Bir görev yararlı olsa da terfi kararlarında çok az ağırlığa sahip olabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki terimle tamamlayın: A necessary assignment that rarely helps the person get promoted can be a ____.

Cevabı göster

non-promotable task

jobs like taking notes,

2:15

not almak gibi işler,

organizing social events,

2:16

sosyal etkinlikler düzenlemek,

or chairing meetings. Kelime

2:18

veya toplantılara başkanlık etmek.

Kelime

chairing meetings: chair fiil olarak

Chairing meetings ifadesinde chair, bir toplantıyı resmî bir görevle yönetmek anlamına gelen bir fiildir. Toplantıya başkanlık eden kişi gündemi yönlendirir, kimin konuşacağını düzenler ve tartışmanın ilerlemesini sağlar. Bir kişi toplantıyı, komiteyi veya tartışmayı resmî olarak yönettiğinde chair + meeting, committee veya discussion yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede chair, bir toplantıyı yönetmek anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Ms Green bought a chair for the meeting room.
  2. Ms Green will chair the planning meeting.
  3. Ms Green will attend the planning meeting.
Cevabı göster

Ms Green will chair the planning meeting.

Jobs that take time and effort, Kalıp ifadeler

2:20

Zaman ve çaba gerektiren,

Kalıp ifadeler

take time and effort: zaman ve emek gerektirmek

Take time and effort, bir şeyin zaman ve enerji yatırımı gerektirdiği anlamına gelir. Buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, gerektirmek veya tüketmek demektir. Bu ifade bir görevin maliyetini değerlendirir: başarının hemen gelmediğini ve hem zaman hem de çalışma gerektirdiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take time and effort ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Building a reliable app ____.

Cevabı göster

takes time and effort

but do little to increase company profits Kalıp ifadeler

2:22

ancak şirket kârını artırmaya

Kalıp ifadeler

do little to + fiilin yalın hâli

Do little to + fiilin yalın hâli, “bir şeyin gerçekleşmesinde çok az etkili olmak” anlamına gelir. Buradaki little olumsuz bir anlam taşır: bir miktar etki olabilir, ancak kayda değer bir fark yaratmaya yetmez. Bu cümlede söz konusu işlerin şirket kârını artırmaya neredeyse hiç yararlı katkı sağlamadığı belirtiliyor. Bu kalıp, etkisi zayıf politikaları, değişiklikleri, önlemleri veya çabaları değerlendirirken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “üzerinde neredeyse hiç etkisi olmadı” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The software patch ____ prevent the crashes.

Cevabı göster

did little to

or to boost your career. Kalıp ifadeler

2:25

veya kariyerinizi yükseltmeye pek katkısı olmayan işler.

Kalıp ifadeler

boost your career: kariyerinizi ilerletmek

Boost your career; becerilerinizi, görünürlüğünüzü, deneyiminizi veya fırsatlarınızı artırarak uzun vadeli mesleki ilerlemenize yardımcı olmak anlamına gelir. Burada boost, fiziksel olarak kaldırmak değil, “artırmak veya geliştirmek” anlamında bir fiildir. Career, zaman içindeki meslek yaşamınızı ifade eder. Bu nedenle kalıp yalnızca başka bir işe geçmek anlamına gelmez ve hemen terfi edileceğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi “uzun vadeli mesleki ilerlemenize yardımcı olmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: A respected certification can ____.

Cevabı göster

boost your career

Research shows that most of these tasks are done by women. Anlatım akışı

2:26

Araştırmalar bu görevlerin çoğunun kadınlar tarafından yapıldığını gösteriyor.

Anlatım akışı

Research shows that: bir iddiayı araştırma kanıtı olarak çerçevelemek

Research shows that, that’ten sonra gelen yan tümceyi araştırmalarla desteklenen bir sonuç olarak sunar. Bu cümlede most of these tasks are done by women ifadesini konuşanın kişisel izlenimi olarak değil, kanıta dayalı bir bulgu olarak çerçeveler. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak desteğin kaynağının değiştiğini gösterir. Araştırma bulgusu that’ten sonraki tam yan tümcede bulunduğu için o bölüme dikkat edin.

Alıştırma

Bu cümlede “Research shows that” ne işe yarar?

  1. Ardından gelen iddianın kişisel bir tahmin olduğunu belirtir.
  2. Ardından gelen iddiayı bir araştırma bulgusu olarak sunar.
  3. Konuşanın yeni bir araştırmaya başladığını duyurur.
Cevabı göster

Ardından gelen iddiayı bir araştırma bulgusu olarak sunar.

Here is Lise Vesterlund explaining more Anlatım akışı

2:30

İşte Lise Vesterlund daha fazlasını açıklıyor

to BBC World Service program Business Daily.

2:32

BBC Dünya Servisi'nin Business Daily programına.

Anlatım akışı

Here is Lise Vesterlund explaining more: onun açıklamasına geçiş yapmak

Here is Lise Vesterlund explaining more, sunum amaçlı Here is + kişi + -ing kalıbını kullanır. Bir yayında dinleyicinin dikkatini o anda sunulan sese veya kayda yöneltir; asıl amacı kişinin bulunduğu yeri belirtmek değildir. -ing yapısındaki explaining more, tanıtılan içerikte onun ne yaptığını belirtir. İfadenin tamamı, bilgi kaynağının sunucunun anlatımından Lise Vesterlund’un açıklamasına geçtiğini de gösterir.

Alıştırma

Bir podcast’te “Here is Dr Patel explaining the result” genellikle neyin işaretidir?

  1. Program şu anda Dr Patel’ın açıklamasını sunuyor.
  2. Program Dr Patel’ın nerede durduğunu belirtiyor.
  3. Program Dr Patel’ın açıklamasını sunmayı bitirdi.
Cevabı göster

Program şu anda Dr Patel’ın açıklamasını sunuyor.

We've been noticing gender differences in wages, Kelime

2:36

Ücretlerde cinsiyet farklarını fark ediyorduk,

in advancement,

2:39

ilerlemede,

in negotiation.

2:40

müzakerelerde.

Kelime

gender differences in wages, in advancement, in negotiation: ücret, kariyer ilerlemesi ve müzakerede cinsiyet farklılıkları

gender differences in + alan kalıbı, sonuçların veya deneyimlerin cinsiyet grupları arasında farklılaştığı alanları adlandırır. Bu iş yeri cümlesinde wages ücretler, advancement terfi veya kariyerde ilerleme, negotiation ise iş yerindeki müzakere süreci ya da sonuçları anlamına gelir. in sözcüğünün tekrarı wages, advancement ve negotiation ögelerini açık bir paralel listeye yerleştirir. İfade yalnızca karşılaştırma boyutlarını gösterir; tek başına nedenleri açıklamaz veya her bireyin aynı örüntüye uyduğunu söylemez.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede ne yapıyor?

  1. Cinsiyet gruplarını üç iş yeri alanında karşılaştırır.
  2. Ücret, terfi ve müzakerenin aynı anlama geldiğini söyler.
  3. Farklı ücret sistemlerine sahip üç şirketi karşılaştırır.
Cevabı göster

Cinsiyet gruplarını üç iş yeri alanında karşılaştırır.

Burnout for women is much greater than it is for men. Kelime

2:42

Kadınların tükenmişliği (burnout) erkeklere göre çok daha fazla.

Kelime

Burnout: kronik stresin yol açtığı tükenmişlik

Burnout, uzun süren stres veya taleplerin yol açtığı zihinsel, duygusal ve çoğu zaman fiziksel tükenmişlik durumudur; özellikle iş, eğitim veya bakım verme bağlamlarında kullanılır. Yalnızca yorgun hissetmekten daha ağırdır ve daha uzun sürer. Bu cümlede burnout, karşılaştırılan durumu adlandıran sayılamayan bir isimdir. Much greater, bu durumun kadınlar ve erkekler arasındaki düzeyini veya şiddetini karşılaştırır.

Alıştırma

Kronik taleplerin yol açtığı uzun süreli tükenmişliği belirten isimle İngilizce cümleyi tamamlayın: After months of nonstop work, Lena was showing signs of ____.

Cevabı göster

burnout

Their dissatisfaction with their work is much greater. Kelime

2:44

İşlerinden duydukları tatminsizlik çok daha büyük.

Kelime

dissatisfaction with their work: dissatisfaction with + nesne isim yapısı

dissatisfaction with their work ifadesinde dissatisfaction, tatmin olmama durumunu veya duygusunu belirten bir isimdir. İfade, onların kendi işleriyle ilgili olumsuz duygularını anlatır. dissatisfaction with + isim yapısını, memnuniyetsizliğin neye yönelik olduğunu belirtmek için kullanın. Burada with, duygunun hedefi olan their work ifadesini getirir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki isim ve edatla tamamlayın: The report found growing ____ the new schedule.

Cevabı göster

dissatisfaction with

And we've been trying to sort of address all these objectives Ton ve niyet

2:47

Ve tüm bu hedeflere bir şekilde hitap etmeye çalışıyorduk

Ton ve niyet

sort of address: iddiayı yumuşatmak

Burada sort of, address ile yapılan iddianın gücünü azaltır. Sözü daha az kesin ve daha az iddialı hâle getirir: konuşanlar girişimlerini yaklaşık veya temkinli biçimde sunar ve hedefleri yalnızca belli bir ölçüde ele alıyor olabilirler. Address burada bir fiildir ve bir konuyu ele almak ya da onunla ilgili harekete geçmek anlamına gelir; posta adresi anlamındaki isim değildir. Aktarılabilir yapı sort of + fiildir ve bir eylemi yaklaşık, kısmi veya temkinli olarak sunmak için kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede sort of büyük olasılıkla neyi gösterir?: The update sort of addresses the problem?

  1. Sorun tamamen ve kesin olarak çözülür.
  2. Address bir posta konumunu ifade eder.
  3. İddia yumuşatılır ve yaklaşık ya da kısmi bir müdahaleyi düşündürür.
Cevabı göster

İddia yumuşatılır ve yaklaşık ya da kısmi bir müdahaleyi düşündürür.

with lots of different methods and techniques.

2:51

birçok farklı yöntem ve teknikle.

And what is interesting about the non-promotable work Dilbilgisi

2:54

Ve terfi ettirmeyen işlerle ilgili ilginç olan şey,

is that it sort of in a very structural sense Kelime

2:57

bunun çok yapısal bir anlamda

contributes to all of those differences. Kalıp ifadeler

3:00

tüm bu farklılıklara katkıda bulunmasıdır.

Dilbilgisi

What is interesting about ... is that ...: dikkat çekici bir bulguyu öne çıkarma kalıbı

What is interesting about X is that ... önemli bir bilgiyi öne çıkarmak için kullanılan bir kalıptır. what is interesting about X incelenen konuyu ortaya koyar, is that ise konuşanın vurgulamak istediği gözlemi aktarır. Buradaki interesting, mutlaka eğlenceli anlamına gelmez; dikkate değer anlamındadır. Dinleyiciyi bir konudan temel bir bulguya yönlendirdiği için açıklamalarda, sunumlarda ve akademik tartışmalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle What is interesting about X is that ... kalıbını doğru kullanıyor?

  1. What is interesting about the survey is that younger workers gave very different answers.
  2. What is interesting the survey is that younger workers gave very different answers.
  3. What is interesting about the survey is younger workers gave very different answers.
Cevabı göster

What is interesting about the survey is that younger workers gave very different answers.

Kelime

in a very structural sense: belirgin biçimde yapısal bir açıdan

In a very structural sense, bir şeyin daha geniş bir sistem düzeyinde ele alındığı anlamına gelir. Buradaki structural; kurumlara, kurallara, rollere veya işin düzenlenme biçimlerine yerleşmiş örüntüleri ifade eder, bir nesnenin fiziksel yapısını değil. Bu ifade, nedeni tek seferlik bir olay ya da bir kişinin seçimi olarak değil, sistematik bir durum olarak sunar. In a ... sense iddiayı belirli bir bakış açısıyla sınırlar, very ise yapısal tanımlamanın gücünü artırır.

Alıştırma

Hangi durum in a structural sense var olan bir sorunu en iyi gösterir?

  1. Sorun, bir kuruluşun kurallarına ve rutin uygulamalarına yerleşmiştir.
  2. Bir kişi sıra dışı bir günde tek bir hata yaptı.
  3. Sorun, bir binanın çatısının şekliyle ilgilidir.
Cevabı göster

Sorun, bir kuruluşun kurallarına ve rutin uygulamalarına yerleşmiştir.

Kalıp ifadeler

contributes to all of those differences: bütün bu farklılıkların oluşmasına katkıda bulunur

Bu cümlede contributes to, “oluşmasına yardımcı olur” veya “arkasındaki etkenlerden biridir” anlamına gelir. Özne, farklılıkların oluşmasına yardım eden yapısal bir etken olarak sunulur. Kalıp contribute to + isim veya -ing biçimidir. Bu etkenin tek neden olduğunu söylemez. Ayrıca contribute otomatik olarak olumlu değildir; to sonrasındaki sonuç olumsuz, nötr veya olumlu olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, contribute fiilinin “etkenlerden biri olmak” anlamına gelen iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: Poor ventilation can ____ headaches.

Cevabı göster

contribute to

Professor Vesterlund lists some workplace gender imbalances, Kelime

3:03

Profesör Vesterlund iş yerindeki bazı cinsiyet dengesizliklerini sıralıyor,

including job dissatisfaction and burnout.

3:08

iş tatminsizliği ve tükenmişlik (burnout) dahil.

Kelime

workplace gender imbalances: iş yerindeki cinsiyet dengesizlikleri

Workplace gender imbalances, iş yerinde cinsiyetle bağlantılı eşitsiz veya dengesiz örüntüler anlamına gelir. Workplace ortamı belirler, gender dengesizliğin temelini gösterir ve imbalances çoğul durumdaki ana isimdir. İfade; temsilde, ücrette, terfi fırsatlarında, iş yükünde, muamelede veya sonuçlarda görülen dengesizlikleri kapsayabilir. Tek bir kişinin yalıtılmış eylemini değil, grup düzeyindeki veya yapısal bir sorunu adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümle workplace gender imbalances ifadesini grup düzeyindeki bir sorunu anlatmak için kullanıyor?

  1. The study examines workplace gender imbalances in pay and promotion.
  2. The study examines workplace gender imbalances on a single employee's desk.
  3. The study examines workplace gender imbalances because one chair is broken.
Cevabı göster

The study examines workplace gender imbalances in pay and promotion.

That's tiredness and exhaustion caused by working too hard. Dilbilgisi

3:11

Bu, çok fazla çalışmanın neden olduğu yorgunluk ve bitkinliktir.

Dilbilgisi

caused by working too hard: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

caused by working too hard, tiredness and exhaustion ifadelerini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu durumlara neyin yol açtığını belirtir. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: tiredness and exhaustion that are caused by working too hard. İngilizcede tanım ve açıklamalara nedeni kısa biçimde eklemek için ad + caused by + neden yapısı sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi nedeni tanıtan iki kelimelik edilgen ifadeyle tamamlayın: The delay was ____ heavy rain.

Cevabı göster

caused by

Many of these issues are made worse by non-promotable tasks. Kalıp ifadeler

3:15

Bu sorunların birçoğu terfi ettirmeyen görevler nedeniyle daha da kötüleşiyor.

Kalıp ifadeler

are made worse by non-promotable tasks: ağırlaştırıcı bir etkeni belirtme

are made worse by non-promotable tasks, bu görevlerin zaten var olan sorunları daha ciddi hâle getirdiği anlamına gelir. Görevler, sorunun ilk ya da tek nedeni olarak değil, ağırlaştırıcı bir etken olarak sunulur. Bu, make something worse yapısının edilgen biçimidir: something is/are made worse by a factor. Edilgen yapı, etkilenen sorunu başa getirir; bu kullanım analiz ve açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi '... yüzünden daha ciddi hâle gelmek' anlamındaki dört kelimelik edilgen ifadeyle tamamlayın: These symptoms ____ stress.

Cevabı göster

are made worse by

Natalie Quayle agrees.

3:19

Natalie Quayle aynı fikirde.

Natalie started her successful dental cosmetics company,

3:21

Natalie, başarılı diş kozmetiği şirketini kurdu,

Smile Time,

3:25

Smile Time'ı,

after winning a business competition

3:26

bir iş yarışmasını kazandıktan sonra

on the TV show Dragons' Den. Kültür

3:28

Dragons' Den adlı TV şovunda.

Kültür

on the TV show Dragons' Den: Birleşik Krallık'tan bir iş programı

Dragons' Den, girişimcilerin iş fikirlerini bir yatırımcı heyetine sunduğu bir Birleşik Krallık televizyon programıdır. Yatırımcılar, işletmeden pay karşılığında kendi paralarını teklif edebilirler. Bu cümlede on the TV show Dragons' Den, iş yarışmasının hangi programda gerçekleştiğini belirtir. Bu arka plan, Natalie'nin kazandığı başarıyı daha sonra şirketini kurmasına bağlar; Dragons' Den bir program adıdır, gerçek bir mekân değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Dragons' Den ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Natalie'nin şirketini açtığı gerçek bir yer.
  2. Stajyer avukatlar için bir hukuk eğitimi.
  3. Girişimcilerin iş fikirlerini yatırımcılara sunduğu bir Birleşik Krallık televizyon programı.
Cevabı göster

Girişimcilerin iş fikirlerini yatırımcılara sunduğu bir Birleşik Krallık televizyon programı.

Here she tells BBC World Service's Business Daily

3:31

Burada BBC Dünya Servisi'nin Business Daily'sine anlatıyor

about her experience of being asked to take on non-promotable tasks Dilbilgisi

3:34

stajyer bir avukat olarak işinde

in her work as a trainee solicitor.

3:39

terfi ettirmeyen görevleri üstlenmesinin istenmesiyle ilgili deneyimini.

Dilbilgisi

being asked to take on ...: edilgen bir -ing yapısı

being asked to take on non-promotable tasks ifadesinde being asked edilgen yapıdadır: başka biri ondan bir şey yapmasını istemiştir. take on bir işi veya sorumluluğu üstlenmek demektir; non-promotable ise kişinin terfi etmesine yardımcı olmayan görevleri tanımlar. being asked to take on non-promotable tasks yan cümleciğinin tamamı, experience of + -ing yan cümleciği kalıbındaki of edatından sonra gelir. Bir ad gibi işlev görerek deneyimin içeriğini belirtir; bu nedenle çekimli was yerine being kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi ask fiilinin tamamlanmamış edilgen -ing biçimini ve ardından take on ifadesini kullanarak tamamlayın: Maya spoke about ____ extra responsibilities.

Cevabı göster

being asked to take on

As a trainee solicitor, Kelime

3:42

Stajyer bir avukat olarak,

Kelime

As a trainee solicitor: sözü bir Britanya hukuk rolüyle çerçevelemek

Burada As a trainee solicitor, “stajyer bir solicitor rolünde” anlamına gelir. Baştaki As + rol yapısı, ardından gelen sözün bakış açısını belirler: kişi işi bu mesleki konumdan anlatır; başka solicitorları eğittiğini söylemez. Britanya hukuk bağlamında, özellikle İngiltere ve Galler'de solicitor belirli bir hukuk mesleğidir. Trainee solicitor bu meslekte yeterlilik kazanmaya doğru ilerlemektedir; dolayısıyla trainee kişinin kariyer aşamasını belirtir.

Alıştırma

Britanya hukuk bağlamında As a trainee solicitor en doğrudan neyi belirtir?

  1. Konuşan kişi solicitor mesleğinde yeterlilik kazanmaya doğru ilerliyor.
  2. Konuşan kişi hâlihazırda hâkim olarak görev yapıyor.
  3. Konuşan kişi yeterlilik sahibi solicitorlara işlerini nasıl yapacaklarını öğretiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi solicitor mesleğinde yeterlilik kazanmaya doğru ilerliyor.

pretty much every task that you take on is a non-promotable task. Kalıp ifadeler

3:44

aldığınız neredeyse her görev terfi ettirmeyen bir görevdir.

Kalıp ifadeler

pretty much: bir iddiayı daha az kesin hâle getirmek

pretty much every task ifadesinde pretty much, “neredeyse” ya da “hemen hemen” anlamına gelir. Every sözcüğünün kesinliğini azaltır: konuşan kişi geniş bir genelleme yaparken birkaç istisnaya yer bırakır. Aynı kalıp, pretty much finished veya pretty much the same örneklerinde olduğu gibi bir şeyin tamamlanmaya yakın ya da genel olarak doğru olduğunu gösterebilir. Kesin gücü ardından gelen söze bağlıdır; ancak genellikle konuşanın amacı açısından tam duruma yeterince yakın anlamına gelir.

Alıştırma

The room is pretty much ready cümlesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Oda hiç hazırlanmamıştır.
  2. Oda neredeyse hazırdır, ancak küçük bir ayrıntı kalmış olabilir.
  3. Odanın tam olarak yarısı hazırdır.
Cevabı göster

Oda neredeyse hazırdır, ancak küçük bir ayrıntı kalmış olabilir.

Note-taking is one of them in meetings

3:49

Toplantılarda not almak bunlardan biridir

where you're kind of told that you can't really speak or say anything. Ton ve niyet

3:51

orada bir nevi gerçekten konuşamayacağınız veya hiçbir şey söyleyemeyeceğiniz size söylenir.

Ton ve niyet

you can't really speak or say anything: katılacak söz alanının olmaması

Bu cümlede you can't really speak or say anything, kişinin fiziksel olarak konuşamadığı veya dil becerisinden yoksun olduğu anlamına gelmez. Bu söz bir iş toplantısında söylendiği için can't, kişinin alt düzey konumu nedeniyle katkıda bulunmak için gerçek bir izne veya fırsata sahip olmadığını anlatır. really, anlamlı bir şekilde katılmaya işaret eder; speak or say anything ise söz almayı ve görüş bildirmeyi geniş biçimde kapsar. Bu ifade, kişinin tartışmadaki statüsünün ve etkisinin sınırlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu iş bağlamında you can't really speak or say anything ne anlama geliyor?

  1. Kişi geçici olarak sesini kaybetmiştir.
  2. Alt düzey konumu, kişiye tartışmaya katılmak için çok az alan bırakır veya hiç alan bırakmaz.
  3. Kişi İngilizce konuşmayı öğrenmemiştir.
Cevabı göster

Alt düzey konumu, kişiye tartışmaya katılmak için çok az alan bırakır veya hiç alan bırakmaz.

I was tasked with being the team party organizer. Kelime

3:54

Takım parti organizatörü olmakla görevlendirilmiştim.

Kelime

be tasked with being + bir rol

Be tasked with, bir şeyin sorumluluğunun kişiye verilmesi demektir. Edilgen bir yapıdır: kişi görevi başka birinden alır. Kalıp be tasked with + isim veya -ing biçimidir. Burada being the team party organizer, konuşan kişiye verilen rolü adlandırır. Tek bir bağımsız işi yapmayı değil, organizatör olarak sorumluluk üstlenmeyi anlatır.

Alıştırma

be tasked with ifadesini geçmiş zaman edilgen yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: Priya ____ coordinating the volunteer schedule.

Cevabı göster

was tasked with

So that was my role.

3:58

Yani rolüm buydu.

It does definitely occur that the women in the team, Dilbilgisi

3:59

Takımdaki kadınların kesinlikle

Dilbilgisi

It does definitely occur: vurgulu does

Bu olumlu cümlede does, vurgulama amacıyla kullanılan do biçimidir. Soru veya olumsuzluk oluşturmaz; olayın gerçekten gerçekleştiği iddiasını güçlendirir. Does, şimdiki-geniş zaman bilgisini ve tekil özne it ile uyumu taşıdığı için asıl fiil yalın biçimi olan occur olarak kalır. Definitely de aynı kesinlik anlamını ekleyerek cümlenin tamamını oldukça kararlı hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin geniş zamandaki vurgulu biçimiyle tamamlayın: “Despite the earlier denial, this error ____ occur in the current version.”

Cevabı göster

does

the level of multitasking they're doing

4:02

yaptıkları çoklu görev seviyesinin

is just far outstrips the men in a lot of cases. Kelime

4:04

birçok durumda erkekleri açık ara geride bıraktığı bir gerçektir.

Kelime

far outstrips: açık ara aşmak

Outstrip; miktar, düzey, hız veya performans bakımından bir şeyden daha büyük ya da daha ileride olmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Far karşılaştırmayı güçlendirir; bu nedenle far outstrips yalnızca biraz değil, “büyük farkla aşar” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı A far outstrips B şeklindedir. Karşılaştırılan hedef doğrudan outstrips fiilinden sonra gelir; than eklenmez.

Alıştırma

Talebin arzdan çok daha yüksek olduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Demand far outstrips supply.
  2. Demand far outstrips than supply.
  3. Demand is far outstrips supply.
Cevabı göster

Demand far outstrips supply.

For example,

4:07

Örneğin,

you know,

4:08

biliyorsunuz,

a lot of women in the team would also be juggling having kids at home, Deyimler

4:08

takımdaki birçok kadın aynı zamanda evde çocuk sahibi olmayı

Deyimler

juggling having kids at home: birbiriyle yarışan sorumluluklar için bir benzetme

Bu cümlede juggling mecazi anlamdadır. Aynı anda birden fazla yükümlülüğü yürütmeye çalışmak demektir; gerçek anlamıyla nesneleri havaya atıp tutmak değildir. Having kids at home, bu yükümlülüklerden birini belirtir: kadınlar çalışırken çocukların ihtiyaç duyduğu bakım, planlama ve ilgi. İfade, zaman için yarışan sorumlulukları ve hepsini sürdürmek için gereken çabayı vurgular.

Alıştırma

Nora is juggling childcare and two deadlines. cümlesinde juggling ne anlama gelir?

  1. Çocukları için bir sirk numarası yapıyor.
  2. Bütün sorumluluklarını bitirmiş durumda.
  3. Aynı anda birden fazla yükümlülüğü yürütmeye çalışıyor.
Cevabı göster

Aynı anda birden fazla yükümlülüğü yürütmeye çalışıyor.

being a working mom. Kelime

4:12

ve çalışan bir anne olmayı bir arada yürütmek (juggling) zorunda kalırdı.

Kelime

working mom: ücretli bir işi olan anne için kullanılan kimlik ifadesi

Working mom, çocuk yetiştirirken ücretli bir işi de olan anne için kullanılan gündelik bir kimlik ifadesidir. Annelik ile çalışma hayatını aynı anda devam eden iki rol olarak sunar. Normalde yalnızca bir annenin tam o anda bir iş yaptığını anlatmaz. Bu ifadede working, annenin süregelen istihdam durumunu belirtir.

Alıştırma

Maya is a working mom. cümlesinde working mom en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Çocuk yetiştirirken ücretli bir işi de olan anne
  2. Annelerle birlikte çalışan herhangi bir kadın
  3. Tam o anda bir görev yapan anne
Cevabı göster

Çocuk yetiştirirken ücretli bir işi de olan anne

Natalie found herself doing non-promotable tasks.

4:14

Natalie kendini terfi ettirmeyen görevleri yaparken buldu.

She thinks many women in the workplace are expected to be good at multitasking, Kalıp ifadeler

4:18

İş yerindeki birçok kadının çoklu görevde (multitasking) iyi olmasının beklendiğini düşünüyor,

doing more than one thing at the same time.

4:22

aynı anda birden fazla şey yapabilmede.

Kalıp ifadeler

be good at + isim veya -ing biçimi

be good at, “belirli bir etkinlikte becerikli olmak” anlamına gelir. at edatından sonra be good at multitasking örneğindeki gibi bir isim veya -ing biçimi gelir. Bu cümlede ifade bir beceriyi değerlendirir. Ancak are expected to ifadesinden sonra geldiği için başkalarının bu kadınlardan ne beklediğini aktarır; tek başına her kadının gerçekten bu beceriye sahip olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Noah is good ____ explaining complex ideas.

Cevabı göster

at

For working moms who are raising a family

4:25

Bir aile yetiştiren

as well as developing careers at work. Kalıp ifadeler

4:27

ve aynı zamanda işte kariyer geliştiren çalışan anneler için.

Kalıp ifadeler

as well as developing careers at work: paralel bir etkinlik eklemek

as well as, ilk etkinliğe ikinci bir etkinlik ekler. Burada raising a family ile developing careers at work ifadelerini bağlar; dolayısıyla ikisi de çalışan annelerin sorumluluklarıdır. Ortak kullanılan are fiilini iki paralel -ing biçimi izler: raising ... as well as developing .... Nötr and bağlacından farklı olarak as well as, odağı daha çok ilk öğede tutarken ikinci öğeyi çoğu zaman ek bir nokta olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle iki paralel etkinliği bağlamak için as well as ifadesini doğru kullanır?

  1. The role involves planning events as well as to answer customer questions.
  2. The role involves planning events as well as answering customer questions.
  3. The role involves planning events as well as answers customer questions.
Cevabı göster

The role involves planning events as well as answering customer questions.

This involves some juggling,

4:30

Bu biraz dengeleme (juggling) gerektirir,

trying to manage your life when you're involved in many different activities,

4:32

zamanınızı talep eden birçok farklı aktiviteye dahil olduğunuzda hayatınızı yönetmeye çalışmak.

which all demand your time. Kalıp ifadeler

4:36

ki bunların hepsi zamanınızı talep eder.

Kalıp ifadeler

all demand your time: hepsi zamanınızı gerektirir

Bu cümlede demand your time, “bir şeye zaman ayırmanızı gerektirmek” anlamına gelir. Etkinlikler gerçekten konuşup emir vermez; sınırlı bir kaynak olan zamanınızdan pay alır. All, önceki many different activities ifadesine gönderme yapar. Yani etkinliklerin her biri zamanınızın bir kısmını gerektirir.

Alıştırma

“These activities all demand your time,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Her etkinlik size saatin kaç olduğunu söyler.
  2. Her etkinlik zamanınızın bir kısmını gerektirir.
  3. Her etkinlik sizden bir son tarih belirlemenizi ister.
Cevabı göster

Her etkinlik zamanınızın bir kısmını gerektirir.

In the 40 years since the term glass ceiling was invented, Dilbilgisi

4:37

Cam tavan teriminin icat edilmesinden bu yana geçen 40 yılda,

Dilbilgisi

In the 40 years since ... was invented: ortaya atılmasından bu yana geçen 40 yılda

Cümle başındaki In the 40 years since ... yapısı, terimin ortaya atıldığı anda başlayan ve mevcut referans noktasına kadar uzanan bir zaman aralığı kurar. Burada since neden değil, zaman bildirir. Bu tür bir giriş, devamındaki bilgiyi bütün dönem boyunca yaşanan değişimlerin, ilerlemenin veya değişim eksikliğinin özeti olarak düzenler. Bitiş noktası şimdiki zamansa ana cümlede sıklıkla present perfect kullanılır.

Alıştırma

“In the 40 years since the term was invented” nasıl bir zaman ilişkisi kurar?

  1. Terimin kırk yıl önce ortaya atılmasının nedeni.
  2. Terim ortaya atılmadan önce sona eren kırk yıllık bir dönem.
  3. Terimin ortaya atılmasıyla başlayan ve bugüne kadar devam eden kırk yıllık bir dönem.
Cevabı göster

Terimin ortaya atılmasıyla başlayan ve bugüne kadar devam eden kırk yıllık bir dönem.

it seems not much has changed for working women. Kalıp ifadeler

4:41

çalışan kadınlar için pek bir şey değişmemiş gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

seems not much has changed: sınırlı değişimin temkinli özeti

Bu cümlede it seems, ardından gelen ifadeyi kesin bir gerçek değil, bir izlenim veya sonuç olarak sunar. not much has changed, bazı değişiklikler olmuş olabileceğini ancak genel durumun benzer kaldığını belirtir. has changed, present perfect yapısındadır ve geçmişten bugüne uzanan bir döneme bakar. İfade bir bütün olarak uzun vadeli bir eğilimi temkinli biçimde özetler.

Alıştırma

“It seems not much has changed” ifadesinin anlamına en uygun açıklama hangisidir?

  1. Küçük değişiklikler olmuş olabilir, ancak genel durum benzer görünüyor.
  2. Konuşan kişi kesinlikle hiçbir şeyin değişmediğinden tamamen emin.
  3. Durum önemli olan her açıdan açıkça değişti.
Cevabı göster

Küçük değişiklikler olmuş olabilir, ancak genel durum benzer görünüyor.

But there is some good news. Anlatım akışı

4:44

Ancak bazı iyi haberler de var.

Anlatım akışı

But there is some good news: olumlu bilgiye geçiş

But, önceki olumsuz noktayla bir karşıtlık kurar. Ardından gelen There is some good news ise daha olumlu bir bilginin geleceğini önceden haber verir. Bu cümle mesajı düzenler: dinleyiciye sırada olumlu bir gelişme, iyi bir istisna veya kısmi bir iyileşme beklemesini söyler. Tek başına önceki sorunu ortadan kaldırmaz veya iyi haberin ayrıntılarını vermez.

Alıştırma

Dinleyici “But there is some good news” ifadesini duyduktan sonra ne beklemelidir?

  1. Önce söylenenlerle bağlantısı olmayan bir konu.
  2. Önceki sorunla karşıtlık oluşturan daha olumlu bir gerçek veya gelişme.
  3. Yön değiştirmeden aynı olumsuz noktanın ayrıntılı biçimde tekrarlanması.
Cevabı göster

Önceki sorunla karşıtlık oluşturan daha olumlu bir gerçek veya gelişme.

The number of female managers and women working in jobs traditionally seen as male Kelime

4:46

Geleneksel olarak erkek işi olarak görülen işlerde çalışan kadın ve kadın yönetici sayısı

has increased dramatically.

4:51

dramatik bir şekilde arttı.

Kelime

jobs traditionally seen as male: geleneksel olarak erkek işi kabul edilen işler

jobs traditionally seen as male ifadesinde seen as, “olarak kabul edilmek veya görülmek” anlamına gelir. Male, toplumun bu işlerle ilişkilendirdiği kategoriyi anlatırken traditionally bu görüşün uzun süredir var olan bir gelenekten kaynaklandığını gösterir. Bu ifade bir toplumsal cinsiyet kalıp yargısını aktarır; işin doğası gereği erkeklere ait olduğunu veya kadınların bu işi yapamayacağını söylemez. Aktarılabilir isim + traditionally seen as + kategori kalıbı, bir şeyin zaman içinde yaygın olarak nasıl sınıflandırıldığını anlatır.

Alıştırma

jobs traditionally seen as male ifadesini en doğru biçimde yeniden anlatan seçenek hangisidir?

  1. Bu işler geleneksel olarak erkeklerle ilişkilendirilmiştir.
  2. Bu işleri yasal olarak yalnızca erkekler yapabilir.
  3. Erkekler bu işleri bizzat gördü.
  4. Bu işler her çalışanın erkek olmasını gerektirir.
Cevabı göster

Bu işler geleneksel olarak erkeklerle ilişkilendirilmiştir.

And those companies where getting promotion is based on ability, Kalıp ifadeler

4:53

Ve terfi almanın cinsiyete değil,

not gender,

4:57

yeteneğe dayalı olduğu şirketler,

have benefited from talented,

4:58

yetenekli,

hard-working female leaders.

4:59

çalışkan kadın liderlerden fayda sağladı.

Kalıp ifadeler

getting promotion is based on ability, not gender: terfi cinsiyete değil yeteneğe dayanır

Getting promotion, is based ifadesinin öznesi olarak kullanılan bir ulaç öbeğidir. Burada promotion, iş hayatındaki ilerlemeyi genel anlamda ifade eder. Be based on A, not B, bir kararı belirlemesi gereken ölçütü söyler ve ardından başka bir ölçütü reddeder. Bu cümlede terfinin dayanağı yetenektir; cinsiyet ise ölçüt olmaktan çıkarılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Promotion decisions are ____ ability, ____ gender.

Cevabı göster

based on · not

And speaking of female leaders, Anlatım akışı

5:01

Ve kadın liderlerden bahsetmişken,

Neil,

5:03

Neil,

what was the answer to your question?

5:04

sorunun cevabı neydi?

Anlatım akışı

And speaking of female leaders: bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of + isim öbeği, “bu bağlantılı konu açılmışken” anlamına gelir. Burada female leaders, konuşmayı Neil’ın önceki sorusuna bağlar ve konuşmacının o soruya geri döndüğünü gösterir. Baştaki And, geçişin sürmekte olan konuşmanın doğal bir parçası gibi duyulmasını sağlar. Bu ifade, ardından gelecek bilgiyi düzenler; kadın liderler hakkında tek başına bir iddiada bulunmaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız az önce yaz yolculuğundan söz etti. Hangi cümle, speaking of kullanarak bağlantılı bir soruya doğal biçimde geçer?

  1. By the way, have you booked your train tickets yet?
  2. Speaking of your trip, have you booked your train tickets yet?
  3. Speaking of the weather, have you booked your train tickets yet?
Cevabı göster

Speaking of your trip, have you booked your train tickets yet?

You asked me who was the first female British Prime Minister,

5:06

Bana ilk İngiliz kadın Başbakanının kim olduğunu sormuştun,

and I said Margaret Thatcher.

5:10

ben de Margaret Thatcher demiştim.

Was I right?

5:12

Haklı mıydım?

You were right.

5:13

Haklıydın.

Mrs. Thatcher,

5:14

Demir Leydi lakaplı

nicknamed The Iron Lady, Kültür

5:14

Bayan Thatcher,

Kültür

nicknamed The Iron Lady: Thatcher’ın tanınmış unvanı

Nicknamed The Iron Lady, Bayan Thatcher hakkında ek bilgi veren kısaltılmış bir edilgen ifadedir: bu lakap ona geniş çevrelerce verilmiş veya kendisi bu lakapla tanınmıştır. Başka birine lakap taktığı anlamına gelmez ve The Iron Lady onun resmî adı değildir. The Iron Lady, Margaret Thatcher’ın tanınmış siyasi lakabıydı. Bu bağlamda iron, sertlik ve kararlılık çağrıştırır; dolayısıyla bu unvan onu gerçek anlamda betimlemek yerine güçlü ve uzlaşmaz liderlik konusundaki ününü hatırlatır.

Alıştırma

“Mrs. Thatcher, nicknamed The Iron Lady” ifadesi bize ne anlatır?

  1. Bayan Thatcher, gayriresmî The Iron Lady unvanıyla geniş çevrelerce tanınıyordu.
  2. Bayan Thatcher başka birine The Iron Lady lakabını verdi.
  3. The Iron Lady, Bayan Thatcher’ın resmî hukuki adıydı.
  4. Bayan Thatcher demir üreten bir sektörde çalışıyordu.
Cevabı göster

Bayan Thatcher, gayriresmî The Iron Lady unvanıyla geniş çevrelerce tanınıyordu.

became Prime Minister in May 1979,

5:16

Mayıs 1979'da Başbakan oldu,

the first woman to break the political glass ceiling Deyimler

5:19

İngiltere'de siyasi cam tavanı yıkan ilk kadındı,

in the UK,

5:22

İngiltere'de,

Deyimler

break the political glass ceiling: görünmez bir bariyeri aşmak

“Break the political glass ceiling”, kadınların veya yeterince temsil edilmeyen başka bir grubun en yüksek siyasi makamlara ulaşmasını engelleyen görünmez ve sistemsel bir bariyeri aşmak demektir. “Glass ceiling” bu bariyerin adıdır, “political” alanı siyasetle sınırlar ve “break” bariyerin başarıyla aşıldığını gösterir. Bu cümlede “the first woman to...” kalıbı, başarının tarihî bir ilk olduğunu gösterir. İfade mecazidir; gerçek bir tavan kırılmaz.

Alıştırma

Hangi durum birinin cam tavanı aşmasını en iyi şekilde gösterir?

  1. Leo adliye binasındaki kırık bir cam paneli tamir etti.
  2. Kadınlar uzun süre bu görevden dışlandıktan sonra Maya ülkenin ilk kadın yüksek mahkeme başkanı oldu.
  3. Bir aday seçime katılmamaya karar verdi.
  4. Priya başlangıç seviyesindeki bir işten aynı seviyedeki başka bir işe geçti.
Cevabı göster

Kadınlar uzun süre bu görevden dışlandıktan sonra Maya ülkenin ilk kadın yüksek mahkeme başkanı oldu.

an invisible barrier to advancing in your career. Kalıp ifadeler

5:23

kariyerinizde ilerlemenizin önündeki görünmez bir engel.

Kalıp ifadeler

to advancing in your career: edat olan to + -ing

“Advancing in your career”, daha fazla sorumluluk üstlenmek veya daha üst düzey görevlere geçmek gibi yollarla çalışma hayatında ilerlemek demektir. “A barrier to advancing” ifadesinde to, barrier to + isim/-ing biçimi adlı isim kalıbındaki bir edattır; mastar işareti değildir. Bu yüzden advance fiili advancing ulaç biçimine dönüşür. “In your career” ifadesi ise ilerlemenin gerçekleştiği alanı belirtir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Mentoring removed a barrier to ____ in her career. (advance)

Cevabı göster

advancing

Okay,

5:26

Tamam,

let's recap the other vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:27

öğrendiğimiz diğer kelimeleri tekrar edelim,

starting with promotion,

5:29

promotion (terfi) ile başlayarak,

Anlatım akışı

Let's recap: kısa bir özete geçiş ifadesi

Let's recap, dinleyiciyi daha önce ele alınmış bilgileri kısaca gözden geçirmeye çağıran bir söylem işaretidir. Bu cümlede, mevcut anlatımdan daha önce öğrenilen kelimelerin tekrarına geçildiğini gösterir. Yapı let's + fiilin yalın hâlidir: let's recap. Recap fiilinden sonra gözden geçirilecek içerik doğrudan gelebilir; recap the key points buna bir örnektir.

Alıştırma

Bir sunum yapan kişi "Let's recap the safety rules." diyor. Ardından büyük olasılıkla ne gelir?

  1. Kimsenin bahsetmediği kuralların ayrıntılı bir tanıtımı
  2. Herkesin hemen ayrılmasına yönelik bir istek
  3. Daha önce konuşulan kuralların kısa bir tekrarı
Cevabı göster

Daha önce konuşulan kuralların kısa bir tekrarı

moving up into a higher,

5:31

şirketinizde daha yüksek,

more important position in your company.

5:33

daha önemli bir pozisyona geçmek.

The term non-promotable tasks Anlatım akışı

5:35

Non-promotable tasks (terfi ettirmeyen görevler) terimi

describes those unimportant jobs which help your organization,

5:38

kuruluşunuza yardımcı olan ancak

but do nothing to advance your career.

5:42

kariyerinizi ilerletmek için hiçbir şey yapmayan önemsiz işleri açıklar.

Anlatım akışı

The term X describes Y: kavram tanımlama kalıbı

The term X describes Y, bir kavramı tanımlamak için kullanılan bir kalıptır. Önce terimi verir, ardından bu terimin kapsadığı sınıfı, düşünceyi veya durumu açıklar. Asıl cümlede X non-promotable tasks, Y ise ardından gelen iş tanımıdır. Terimi önce veren bu bilgi sırası, dinleyicinin hangi kavramın açıklandığını hemen anlamasını ve tanımı daha kolay takip etmesini sağlar.

Alıştırma

The term X describes Y kalıbındaki fiille tanımı tamamlayın: The term digital footprint ____ the information a person leaves online.

Cevabı göster

describes

They are often given to women.

5:44

Genellikle kadınlara verilirler.

If you have burnout,

5:46

Eğer burnout (tükenmişlik) yaşıyorsanız,

you're exhausted from working too hard.

5:47

çok çalışmaktan bitkinsinizdir.

Multitasking is the ability

5:50

Multitasking (çoklu görev),

to do several things at the same time.

5:51

aynı anda birkaç şeyi yapabilme yeteneğidir.

And finally,

5:54

Ve son olarak,

juggling involves managing many different activities,

5:55

juggling (dengelemek), birçok farklı aktiviteyi yönetmeyi içerir,

which all demand your time.

5:58

ki bunların hepsi zamanınızı talep eder.

We've managed our time pretty well so far,

6:00

Şimdiye kadar zamanımızı oldukça iyi yönettik,

but now our six minutes are up. Deyimler

6:02

ama artık altı dakikamız doldu.

Deyimler

our six minutes are up: süre sınırı sona erdi

our six minutes are up ifadesindeki be up, izin verilen veya planlanan bir sürenin sona erdiğini belirtir. Konuşmacı altı dakikalık sınıra ulaşıldığını söylüyor; up fiziksel bir yönü anlatmıyor. Aynı kalıp time veya belirli bir süreyle kullanılabilir: Time is up; Your time is up; Our ten minutes are up. Fiil özneyle uyumlu olur: time ile is, minutes ile are kullanılır.

Alıştırma

Duyuruyu tam olarak time is up kalıbıyla tamamlayın: Please put down your pens. Your ____.

Cevabı göster

time is up

Bye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:06

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.