Neden Virginia Woolf okumalısınız? - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Virginia Woolf’un yaşamını ve modernizmdeki yerini; kadınların dışlanması, yabancılaşma, bilinç, zaman ve kimlik üzerine yazdıklarıyla ilişkilendiriyor. A Room of One’s Own, Mrs. Dalloway, To the Lighthouse, The Waves ve Orlando üzerinden, iç deneyim ile dış gerçeklik arasındaki çatışmayı yenilikçi edebî biçimlere nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What if — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bu açılışın yalnızca bilgi istemediğini, gerçeklere aykırı bir olasılığı düşünmeye sunduğunu fark edebilirsiniz. Bir sunumun, tartışmanın ya da denemenin başında varsayımı sorgulamak, merak uyandırmak ve dinleyiciyi alternatif bir tarih düşünmeye yöneltmek için nasıl kullanıldığını öğrenebilirsiniz. 2. are distilled into — Deyimler ve mecazlı ifadeler. distill fiilini, uzun bir zaman dilimini veya çok miktarda malzemeyi yoğunlaştırılmış bir biçime sıkıştırma metaforu olarak anlayabilirsiniz. Böylece To the Lighthouse’ta on yılın yaklaşık yirmi sayfaya sığdırılmasını ve zamanın, savların ya da bilgilerin benzer biçimde özetlenmesini anlatabilirsiniz. 3. Not afraid of Virginia Woolf? — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı. Bu kapanış sorusunun yazardan gerçekten korkmakla ilgili olmadığını, Who’s Afraid of Virginia Woolf? başlığına yapılan esprili bir gönderme olduğunu anlayabilirsiniz. Göndermeyi bilmek, hem mizahı hem de edebî incelemeden okuma önerilerine geçişi kavramanıza yardımcı olur.
Bu derste
What if Virginia Woolf argues that this would have been impossible. Notlar
0:07Peki ya Virginia Woolf bunun imkansız olacağını savunursa?
Retorik bir varsayım açılışı olarak What if
What if varsayımsal bir soru ortaya atar: konuşmacı, dinleyicilerden Virginia Woolf'un bu iddiayı öne sürdüğünü hayal etmelerini ve bundan ne sonuç çıkacağını düşünmelerini ister. Burada tamamlanmış bir koşul-sonuç cümlesindeki if yan cümlesi olarak kullanılmaz. Açılışta kullanıldığında alternatif fikri açıklamadan önce sunar. Böylece merak yaratır ve konuşmanın sonraki bölümünü bu olasılığa verilen bir yanıt hâline getirir.
Alıştırma
Bu cümlede What if ne işe yarar?
- impossible sözcüğünün sözlük anlamını sorar.
- Doğrulanmış bir koşulu ve sonucunu belirtir.
- Dinleyicilerin düşünmesi için varsayımsal bir bakış açısı sunar.
Cevabı göster
Dinleyicilerin düşünmesi için varsayımsal bir bakış açısı sunar.
would have been impossible: gerçek dışı bir geçmiş sonuç
Would have been impossible, geçmişte hayal edilen bir durumu anlatmak için would have been + sıfat yapısını kullanır. Konuşmacı geçmişe bakar ve ilgili tarihsel koşullar altında bu sonucun gerçekleşemeyeceğine hükmeder. Koşul, bir if yan cümlesiyle açıkça verilmez; bağlamdan anlaşılır. Burada this, kadınların benzer düzeyde edebî başarı kazanması olasılığını ifade eder. Bu nedenle yapı geleceğe yönelik bir tahmin değildir.
Alıştırma
Gerçek dışı bir geçmiş sonucu anlatan üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: Without the backup file, finishing on time ____ impossible.
Cevabı göster
would have been
She concocts a fictional sister who's stuck at home, snacking time to scribble a few pages before she finds herself betrothed and runs away. Notlar
0:23Evde kapalı kalmış, nişanlanıp kaçmadan önce birkaç sayfa karalamak için zaman çalan kurgusal bir kız kardeş uydurur.
concocts a fictional sister: varsayımsal bir karakter yaratmak
Burada concocts, hayal edilen ayrıntıları bir araya getirerek bilinçli biçimde yaratmak anlamına gelir. Gerçekte var olmayan bir kız kardeş oluşturur; fictional, bunun gerçek bir akraba değil, varsayımsal bir karakter olduğunu açıkça gösterir. Bu ifade, uydurulan bir kişiyi bir fikri inceleme aracı olarak sunar. Concoct bu kullanımda, keşfedilen veya gerçek olarak aktarılan bir şeyden çok, bilinçli biçimde oluşturulan bir şeyi anlatır.
Alıştırma
Örnekte concocts a fictional sister ne anlama geliyor?
- Kız kardeşi için bir içecek hazırlamak
- Gerçekte yaşamış bir kız kardeşi anlatmak
- Bir argüman için hayalî bir kız kardeş uydurmak
Cevabı göster
Bir argüman için hayalî bir kız kardeş uydurmak
finds herself betrothed: find oneself + durum
Finds herself betrothed, find oneself + bir durumu açıklayan tümleç yapısını kullanır. Burada find fiziksel olarak bulmak değil, kişinin belirli bir durumda olduğunu fark etmesi anlamına gelir. Herself, she öznesine döner; betrothed ise durumu belirtir. Bu yapı çoğu zaman durumu beklenmedik ya da kişinin tam olarak seçmediği bir şey olarak sunar. Betrothed, resmî olarak evlenmek üzere söz verilmiş anlamına gelir ve engaged sözcüğüne yakın, daha eski ve edebî bir tona sahiptir. Bu nedenle ifade, kadının kendisinin bu konuma getirildiğini fark ettiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi find oneself yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the elevator stopped, Maya ____ trapped between floors.
Cevabı göster
found herself
While her brother finds fame and fortune, she remains abandoned and anonymous. Notlar
0:33Erkek kardeşi ün ve servet bulurken, o terk edilmiş ve isimsiz kalır.
Zaman değil karşıtlık bildiren While
Bu cümlede While zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. Erkek kardeşinin ün ve servet kazanmasını, onun terk edilmiş ve tanınmayan hâlde kalmasıyla yan yana getirir; bu nedenle whereas ya da karşıtlık bildiren but işlevine yakındır. While + tam cümle, tam cümle kalıbıyla farklı kişiler, seçimler veya sonuçlar yan yana getirilebilir. İki durum aynı anda var olabilir, ancak burada asıl nokta eş zamanlılık değildir.
Alıştırma
Bu cümlede While sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Erkek kardeşinin başarısının onun durumuna neden olduğunu gösterir.
- Erkek kardeşinin başarısı ile onun ihmal edilmiş durumunu karşılaştırır.
Cevabı göster
Erkek kardeşinin başarısı ile onun ihmal edilmiş durumunu karşılaştırır.
finds fame and fortune: şöhret ve servet kazanmak
finds fame and fortune ifadesinde find, bir şeyi fiziksel olarak bulmak değil, “kazanmak” veya “elde etmek” anlamına gelir. her brother tekil bir özne olduğu için geniş zamandaki fiil finds biçimindedir. Fame and fortune, toplum tarafından tanınmayı ve zenginliği anlatan yerleşik bir ikilidir. İfade bir bütün olarak dışarıdan görülen başarıyı geniş ve hikâye anlatımına uygun bir biçimde özetler.
Alıştırma
“Toplum tarafından tanınma ve zenginlik” anlamına gelen yerleşik ifadeyi tamamlayın: After years of performing in small clubs, the singer finally found ____.
Cevabı göster
fame and fortune
remains abandoned and anonymous: remain + sıfat
Burada remains, “o durumda olmaya devam eder” anlamına gelen bir bağ fiildir. Ardından iki eş görevli betimleme gelir: abandoned ve anonymous. Abandoned, sıfat görevinde kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; anonymous ise burada “isimsiz veya kamu tarafından tanınmayan” demektir. Kişinin kimliğini isteyerek gizlediğini anlatmaz. Bu iki sözcük, aynı anda süren iki durumu sunar ve cümleciğe dengeli bir ritim verir. Finds fame and fortune ile karşıtlık kurarak farkı keskinleştirir: erkek kardeşi tanınma ve başarı elde ederken o, destekten ve bilinen bir isimden yoksun kalmaya devam eder.
Alıştırma
Cümleyi remain fiilinin geniş zamandaki üçüncü tekil şahıs biçimiyle tamamlayın: Even at noon, the cave ____ cold and dark.
Cevabı göster
remains
In this thought experiment, Woolf demonstrates the tragedy of genius restricted Notlar
0:39Bu düşünce deneyinde Woolf kısıtlanmış dehanın trajedisini gösterir
this thought experiment: bir fikri sınamak için hayalî bir düzen
Thought experiment, bir fikri araştırmak, sınamak veya açıklığa kavuşturmak için kullanılan hayalî bir durum, yani “düşünce deneyi”dir. Belirtilen koşullarda ne olacağını akıl yürüterek ele alır; bu nedenle fiziksel bir deney olarak gerçekten uygulanması gerekmez. This belirleyicisi, daha önce konuşulmaya başlanmış olan belirli hayalî düzeni gösterir. Cümle başındaki In this thought experiment, sonraki bilgileri gerçek olayların doğrudan aktarımı olarak değil, bu varsayımsal akıl yürütmenin bir parçası olarak çerçeveler.
Alıştırma
Hangi durum en doğru biçimde thought experiment olarak tanımlanır?
- Günlük yaşamın nasıl değişebileceğini incelemek için özel araçların bulunmadığı bir şehir hayal etmek
- Gerçek üç sokaktaki trafik yoğunluğunu bir ay boyunca kaydetmek
- Dün arabanızı nereye park ettiğinizi hatırlamak
Cevabı göster
Günlük yaşamın nasıl değişebileceğini incelemek için özel araçların bulunmadığı bir şehir hayal etmek
the tragedy of genius restricted ile temayı özetleme
the tragedy of genius restricted isim öbeği, daha geniş bir hikâyeyi tek bir soyut düşüncede yoğunlaştırır: Olağanüstü yetenek toplumsal koşullar tarafından engellendiğinde trajedi doğar. Bu ifade yalnızca bir kişinin talihsizliğini değil, genel bir örüntüyü sunar. Restricted, genius sözcüğünden sonra gelen sıkıştırılmış edilgen bir niteleyicidir; kabaca genius when it is restricted anlamındadır. Burada genius olağanüstü yaratıcı yetenek demektir, dolayısıyla kısıtlanan şey yetenektir. İsim öbeğinin tamamı demonstrates fiilinin nesnesidir ve düşünce deneyinin ortaya koyduğu temayı adlandırır.
Alıştırma
the tragedy of genius restricted öbeği cümlede ne yapar?
- Olağanüstü yeteneğin engellenmesinden doğan genel bir trajediyi özetler.
- Kişiliği trajik olan tek bir parlak kişiyi anlatır.
- Trajediyi kısıtlanmış bir deha türü olarak sınıflandırır.
Cevabı göster
Olağanüstü yeteneğin engellenmesinden doğan genel bir trajediyi özetler.
and looks back through time for hints of these hidden histories. Notlar
0:44ve bu gizli tarihlere dair ipuçları bulmak için zamanda geriye bakar.
looks back through time ile tarihsel bir bakış
Looks back through time, uzun bir tarih aralığı boyunca dikkati geçmişe yöneltmek demektir. Through time, yakın zamandaki tek bir anı hatırlamak yerine dönemler veya kuşaklar arasında geriye gitme duygusu katar. Bakma eylemi mecazidir: Özne kanıt bulmak için geçmişi inceler. Bu cümlede for hints amacı belirtir; yani gizlenmiş veya kayda geçmemiş tarihlerin izlerini daha eski dönemlerde aramayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, “tarihin daha eski dönemlerini inceler” anlamındaki vurgulanan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The exhibition ____ to show how medicine changed.
Cevabı göster
looks back through time
hidden histories: ana akım anlatıların dışında kalan geçmişler
Burada hidden histories, ana akım tarih kayıtlarının gözden kaçırdığı, dışarıda bıraktığı ya da koruyamadığı geçmiş deneyim ve anlatıları ifade eder. Hidden yalnızca fiziksel olarak saklanmış demek değildir. Histories sözcüğünün çoğul olması, geçmişin tek ve eksiksiz bir resmî anlatı olarak değil, farklı grupların bakış açılarından anlatılabileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede hidden histories büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Artık hiçbir kanıtı bulunmayan geçmiş olaylar
- Kimsenin bulamayacağı bir yere konmuş tarih kitapları
- Ana akım anlatıların dışarıda bıraktığı veya görünmez kıldığı geçmiş deneyimler
Cevabı göster
Ana akım anlatıların dışarıda bıraktığı veya görünmez kıldığı geçmiş deneyimler
When one reads of: resmî ve genel one ile read of
When one reads of yapısında one, herhangi bir kişi ya da herhangi bir okur anlamına gelen genel bir zamirdir. Bir sayısını veya belirli bir kişiyi ifade etmez. Read of, bir kişi ya da şey hakkında okuyarak bilgi edinmek demektir. Yapının tamamı genel bir tepki ya da sonuç ortaya koyar: herhangi bir okur olayla ilgili bir anlatımla karşılaştığında, ardından gelen düşünce geçerli olur.
Alıştırma
When one reads of ifadesindeki one kimi belirtir?
- Daha önce sözü edilen belirli bir okur
- Resmî ve genel bir ifadede herhangi bir okur
- Numaralı bir listedeki ilk kişi
Cevabı göster
Resmî ve genel bir ifadede herhangi bir okur
a witch being ducked: tarihsel bir zorla suya batırma cezası
Bu tarihsel bağlamda witch, fantastik bir karakteri değil, cadılıkla suçlanmış bir kadını ifade eder. Being ducked, ceza veya zulüm amacıyla başka biri tarafından zorla suya batırılmak demektir. İfade zulme işaret eder: kadın eyleme maruz kalır, witch ise ona yöneltilmiş suçlamayı yansıtır. Böylece pasajın, baskıcı kayıtların küçümsediği veya sildiği yaşamları ve yetenekleri yeniden görünür kılmaya çalıştığı anlaşılır.
Alıştırma
a witch being ducked ifadesinde kadına ne oluyor?
- Bir şeyden kaçınmak için kendi başını eğiyor.
- Zorla suya batırılıyor.
- Bir ördeğe bakıyor.
Cevabı göster
Zorla suya batırılıyor.
woman possessed by devils: tarihsel bir dinî etiket
Bu tarihsel ifadede possessed by devils, kadının kötü ruhlar tarafından kontrol edildiğine inanılması demektir. Edilgen anlamdaki possessed ortaç yapısı, kadına dayatılan bir açıklamayı anlatır; ifade, ele geçirilmenin gerçek olduğunu kanıtlamaz. Geçmişteki bazı toplumlarda hastalık, alışılmadık davranışlar veya direnç dinî kavramlarla yorumlanabiliyordu. Burada ifade, kadınların nasıl korkulan, damgalanan ve susturulan kişiler hâline gelebildiğinin kanıtıdır; yalnızca doğaüstü bir gösteri değildir.
Alıştırma
Bu pasajda woman possessed by devils ifadesi esas olarak neyi gösteriyor?
- Doğrulanmış modern bir tıbbi teşhis.
- Bir kadını açıklamak ve damgalamak için kullanılan eski bir dinî etiket.
- Fantastik bir karakterin tarafsız betimlemesi.
Cevabı göster
Bir kadını açıklamak ve damgalamak için kullanılan eski bir dinî etiket.
wise woman selling herbs: tarihsel bir halk figürü
Bu tarihsel metinde wise woman, geleneksel yerel bilgisiyle, özellikle bitkisel ilaçlar veya halk şifacılığı konusundaki bilgisiyle tanınan bir kadını anlatır. selling herbs sözleri bu yorumu destekleyen ipucudur; wise burada yalnızca onun zeki olduğunu söyleyen bir övgü değildir. Bu tür kadınlar çoğu zaman resmî kurumların dışında çalışır, şüpheyle karşılanabilir veya toplumun kenarına itilebilirdi. Bu nedenle ifade, göz ardı edilmiş bir kadının tarihin hiç tanımadığı yeteneklere sahip olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Bu parçada wise woman selling herbs ifadesi en güçlü biçimde neyi anlatır?
- Modern bir sağlıklı gıda mağazasında ot satan çalışan
- Geleneksel bitkisel tedavi bilgisiyle ilişkili ve toplumun kenarında yaşamış olabilecek bir kadın
- Geleneksel bilgiyle bağlantısı olmayan herhangi bir zeki kadın
Cevabı göster
Geleneksel bitkisel tedavi bilgisiyle ilişkili ve toplumun kenarında yaşamış olabilecek bir kadın
or even a very remarkable man who had a mother,
0:55veya annesi olan çok dikkat çekici bir adam hakkında bir şeyler okuduğunda,
we're on the track of: ipuçlarını izleyerek keşfe yaklaşmak
Be on the track of someone or something kalıbı, bir kişiyi ya da şeyi bulmaya, belirlemeye veya anlamaya götürebilecek ipuçlarını takip etmek demektir. Buradaki track bir yol ya da demiryolu değil, iz veya kanıt zinciri anlamındadır. Cümledeki we're on the track of a lost novelist ifadesi, konuşanın tarihsel çıkarımını bir soruşturma gibi sunar: Kanıtlar bizi kayıtlara geçmemiş bir romancıyı fark etmeye yaklaştırıyor olabilir.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyi en iyi şekilde tamamlar ve “bulmak için ipuçlarını takip etmek” anlamına gelir? The detectives are ... the stolen painting after discovering a new lead.
- on the track of
- on the road of
- on track to
Cevabı göster
on the track of
of some mute and inglorious Jane Austen."
1:03sessiz ve ihtişamsız bir Jane Austen'ın izinde olduğumuzu düşünüyorum."
a lost novelist ... mute and inglorious Jane Austen: Giderek güçlenen bir sıralama
Üç isim öbeği giderek güçlenen bir sıralama oluşturur. a lost novelist ve a suppressed poet, silinmiş ya da engellenmiş yeteneğe ilişkin genel imgeler sunar; some mute and inglorious Jane Austen ise ünlü bir romancının adını kullanarak düşünceyi canlı hâle getirir. Bunlar kimliği belirlenmiş üç kişi değildir. Jane Austen, dışlanma yüzünden yeteneğini ifade edememiş veya tanınmamış olabilecek büyük bir kadın yazar ihtimalini temsil eder. Genel tiplerden akılda kalan bir karşılaştırmaya geçiş, savın gücünü giderek artırır.
Alıştırma
Vurgulanan isim öbeklerinin temel retorik işlevi nedir?
- Kimliği doğrulanmış üç tarihî kişiyi belirlemek
- Jane Austen'ın gerçek yaşam öyküsünü anlatmak
- Giderek güçlenen bir dizi imgeyle savı geliştirmek
Cevabı göster
Giderek güçlenen bir dizi imgeyle savı geliştirmek
A Room of One's Own considers a world denied great works of art due to exclusion and inequality. Notlar
1:06Kendine Ait Bir Oda, dışlanma ve eşitsizlik nedeniyle büyük sanat eserlerinden mahrum bırakılmış bir dünyayı ele alır.
A Room of One's Own: Başlık ve kültürel anlamı
A Room of One's Own, kadınların yazabilmek için ihtiyaç duyduğu koşulları, özellikle özel alanı ve ekonomik bağımsızlığı ele alan Virginia Woolf imzalı uzun bir denemenin başlığıdır. Bu cümlede başlık, dışlanma ve eşitsizlik hakkındaki iddiaya kültürel arka plan sağlar: kadınlara alan, kaynak ve fırsat verilmediğinde, onların yaratabileceği eserler dünya için kaybolabilir. Bu bir eser başlığıdır; yalnızca bir odanın tarifi değildir.
Alıştırma
A Room of One's Own bu cümlede neden önemlidir?
- Özel odaların tasarımı hakkında bir el kitabıdır.
- Bütün sanatın kamusal alanlarda üretilmesi gerektiğini savunur.
- Kadınların yazmak için ihtiyaç duyduğu koşulları ele alan Woolf eseridir.
Cevabı göster
Kadınların yazmak için ihtiyaç duyduğu koşulları ele alan Woolf eseridir.
Kısaltılmış edilgen yapı olarak denied great works of art
Burada denied great works of art, a world ifadesini niteleyen bir past participle öbeğidir. a world that was denied great works of art yapısındaki edilgen ilgi tümceciğinin kısaltılmış hâlidir. Kayıptan etkilenen taraf dünyadır; sanat eserlerini etkin biçimde reddeden taraf dünya değildir. İsim + past participle yapısı, edilgen bir açıklamayı kısa bir isim öbeği içinde verebilir. İsmin eylemi yapanı mı, yoksa eylemden etkilenen kişi ya da şeyi mi gösterdiğini kontrol edin.
Alıştırma
Hangi yeniden ifade etme biçimi a world denied great works of art anlamını korur?
- a world that denied that the works were great
- a world that rejected great works of art
- a world that was deprived of great works of art
Cevabı göster
a world that was deprived of great works of art
Neden belirtmek için due to + isim öbeği
Due to, ifadede anlatılan kaybın nedenini belirtir. Burada ardından exclusion and inequality şeklindeki bağlı isim öbeği gelir. Genel yapı due to + isim öbeği ya da isim gibi kullanılan bir -ing biçimidir. Kendi öznesi ve çekimli fiili olan tam bir yan cümleyi doğrudan alamaz.
Alıştırma
Cümleyi due to ile tamamlayın: The outdoor concert was canceled ____ strong winds.
Cevabı göster
due to
How best can we understand the internal experience of alienation? Notlar
1:12Yabancılaşmanın içsel deneyimini en iyi nasıl anlayabiliriz?
How best can we understand: en etkili yorumu ortaya koymak
How best can we understand ...? konuyu, onu yorumlamanın en yararlı ya da ikna edici yolunu arayan bir çerçeveye yerleştirir. Best burada understand fiilini niteleyen bir zarftır; dolayısıyla soru yalnızca anlamanın mümkün olup olmadığını değil, hangi yaklaşımın konuyu en etkili biçimde açıklayacağını sorar. Bilgiyi düzenleyen bir araç olarak bu soru, bir konuşmanın ya da yazının sonraki bölümünde analiz edilecek meseleyi önceden duyurur.
Alıştırma
Resmî bir tartışmada en etkili yorumu en açık biçimde soran soru hangisidir?
- How clearly can we describe the change?
- How quickly can we understand the change?
- How best can we understand the change?
Cevabı göster
How best can we understand the change?
the internal experience of alienation: öznel kopukluk deneyimi
The internal experience of alienation, yabancılaşmayı yaşayan kişinin bunu kendi içinden nasıl hissettiği anlamına gelir. Internal experience, başka birinin gözlemleyebileceği dış davranışlardan çok öznel düşünce ve duygulara işaret eder. Burada alienation; diğer insanlardan, toplumdan, kişinin yaptığı işten ve hatta kendisinden kopmuş olma duygusudur. Edebî ve psikolojik tartışmalarda ifadenin tamamı, yalnızca fiziksel ayrılığa değil, bu kopukluğun nasıl hissedildiğine odaklanır.
Alıştırma
Bu cümlede the internal experience of alienation neyi ifade eder?
- Bir kişinin öznel kopukluk hissi
- İki bina arasındaki görünür mesafe
- Bir kişinin yabancılarla tanışma becerisi
Cevabı göster
Bir kişinin öznel kopukluk hissi
Virginia Woolf shapes the slippery nature of subjective experience into words. Notlar
1:20öznel deneyimin kaygan doğasını kelimelerle şekillendirir.
shape X into Y: shapes ... into words yapısı
Shape X into Y, X'e etkin biçimde Y'nin biçimini vermek demektir. Bu cümlede X, the slippery nature of subjective experience; Y ise words bölümüdür. Bu fiil, bir deneyimi yalnızca kaydetmekten fazlasını anlatır. Woolf'un belirsiz bir şeyi düzenleyip işleyerek okurun onu dil aracılığıyla kavrayabileceği hâle getirdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi shape X into Y yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the workshop, Maya ____ her scattered notes ____ a clear presentation.
Cevabı göster
shaped · into
Bir mecaz olarak slippery nature of subjective experience
Burada slippery, ıslak ya da pürüzsüz bir yüzeyin açıklaması değil, bir mecazdır. Subjective experience, yani kişinin iç dünyasında hissettiği ve algıladığı şeyler, sabit tutulması, tanımlanması veya tam olarak anlatılması zor bir şey olarak sunulur. Slippery nature of X ifadesi, bu zorluğun X'in temel bir özelliği olduğunu anlatır. Edebî yorumlarda bu imge, iç deneyimi kesin bir dile dönüştürmenin neden beceri gerektirdiğini açıklar.
Alıştırma
Cümlede slippery nature of subjective experience ne anlama geliyor?
- Kesin biçimde kavranması ve açıklanması zordur.
- Hoştur ve anlaşılması kolaydır.
- Fiziksel olarak pürüzsüz bir yüzeyi vardır.
Cevabı göster
Kesin biçimde kavranması ve açıklanması zordur.
Her characters frequently lead inner lives that are deeply at odds with their external existence. Notlar
1:25Karakterleri genellikle dışsal varoluşlarıyla derin bir çelişki içinde olan içsel yaşamlar sürerler.
lead inner lives: özel bir zihinsel ve duygusal dünyayla yaşamak
lead inner lives ifadesinde lead, life/lives ile birlikte kullanıldığında “belirli bir tür yaşam sürmek ya da deneyimlemek” anlamına gelen fiildir. Burada “yol göstermek” anlamında değildir. Inner life, bir kişinin özel düşünce, duygu, istek ve hayal dünyasını ifade eder. Çoğul inner lives, çoğul characters ile uyumludur. Aynı yapı lead a quiet life veya lead double lives örneklerinde olduğu gibi başka yaşam biçimlerini de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede lead “belirli bir tür yaşam sürmek ya da deneyimlemek” anlamındadır?
- The guide will lead the group through the cave.
- Nora will lead the meeting tomorrow.
- Many reserved teenagers lead rich inner lives.
Cevabı göster
Many reserved teenagers lead rich inner lives.
deeply at odds with: ... ile ciddi biçimde çelişmek
be at odds with kalıbı, “uyuşmamak ya da çatışmak” anlamına gelir. Deeply bu anlamı güçlendirerek uyuşmazlığın küçük bir fark değil, ciddi veya temel bir çelişki olduğunu gösterir. Cümlede karakterlerin özel düşünce ve duyguları, dışarıdan bakıldığında sürdürdükleri yaşama uymaz. Daha genel olarak bu ifade; iki düşünce, eylem, hedef, değer veya gerçeklik yorumunun birbiriyle bağdaşmadığı durumlarda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “... ile ciddi biçimde çelişmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The policy is ____ the organization's stated values.
Cevabı göster
deeply at odds with
To help make sense of these disparities, Kalıp ifadeler
1:31Bu eşitsizlikleri anlamlandırmaya yardımcı olmak için,
make sense of: kafa karıştırıcı bilgileri anlamak
Make sense of something, karmaşık, kafa karıştırıcı veya belirsiz görünen bilgileri anlamak, düzenlemek ya da yorumlamak demektir. Burada these disparities, anlaşılmaya çalışılan şeydir. To help make sense of... yapısındaki to bir amaç bildirir. Amaç, insanların eşitsizlikleri yorumlamasına yardımcı olmaktır ve anlaşılmaya çalışılan şeyden önce of kullanılmalıdır.
Alıştırma
“Kafa karıştırıcı bilgileri anlamak” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'm trying to ____ these test results.
Cevabı göster
make sense of
here are some aspects of her life and work to consider.
1:34işte onun hayatı ve eserleri hakkında göz önünde bulundurmanız gereken bazı yönler.
enabled her to pursue: enable + nesne + to'lu mastar
Enable someone to do something, bir kişiye bir eylem için gereken araçları, fırsatı veya koşulları sağlamak demektir. Yapı enable + nesne + to'lu mastardır: enabled her to pursue ifadesinde her nesnedir, to pursue ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Buradaki enabled geçmiş zamandadır. Yan cümle, onun koşullarının sanatla ilgili bir yaşamı mümkün kıldığını anlatır; başka birinin ona izin verdiğini belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
“Onun yapmasını mümkün kıldı” anlamındaki, derste öğrenilen üç kelimelik diziyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The scholarship ____ study abroad.
Cevabı göster
enabled her to
pursue a life in the arts: sanatı bir yaşam yolu olarak seçmek
Burada pursue, birini fiziksel olarak kovalamak değil, bir hedefi etkin biçimde seçmek ve ona ulaşmak için çalışmak anlamına gelir. A life in the arts; edebiyat, müzik, tiyatro veya görsel sanatlar gibi yaratıcı alanların merkezde olduğu bir yaşamı ya da kariyeri anlatır. İfadenin bütünü sanatı tek seferlik bir etkinlik olarak değil, uzun vadeli bir yaşam yönü olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede pursue a life in the arts ne anlama gelir?
- sanatsal çalışmaları merkezine alan uzun vadeli bir yaşam veya kariyer kurmak
- bir sanatçıyı bir yerden başka bir yere kadar kovalamak
- kısa süreliğine tek bir sanat etkinliğini denemek
Cevabı göster
sanatsal çalışmaları merkezine alan uzun vadeli bir yaşam veya kariyer kurmak
was followed by that of: tekrarlamadan olay sırası belirtmek
Was followed by olayların sırasını gösterir: annenin ölümü önce gerçekleşmiş, ardından başka bir ölüm olmuştur. That of her half sister içindeki that, daha önce geçen tekil death adının yerine kullanılır; dolayısıyla ifade the death of her half sister anlamına gelir. Bu yapı resmî yazıda aynı adı tekrar etmekten kaçınır. That sözcüğünü anlamak için geriye dönüp onun karşılığı olan tekil adı bulun.
Alıştırma
"The closure of the library was followed by that of the museum," cümlesinde that of the museum ne anlama gelir?
- müzeye ait kütüphane
- müzenin kapanması
- kütüphaneden sonraki müze
Cevabı göster
müzenin kapanması
These losses led to Woolf's first depressive episode Notlar
1:55Bu kayıplar Woolf'un ilk depresif atağına
led to: bir şeyin bir sonuca neden olduğunu göstermek
Lead to, “bir sonuca neden olmak veya yol açmak” anlamına gelir. Led to bunun geçmiş zaman biçimidir. Yaygın yapı neden + lead to + sonuç şeklindedir. Burada These losses nedeni, Woolf's first depressive episode ise sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The road closure ____ a long delay.
Cevabı göster
led to
first depressive episode: episode sözcüğünün ruh sağlığı bağlamındaki anlamı
Ruh sağlığıyla ilgili metinlerde depressive episode, belirgin depresif belirtilerin görüldüğü bir dönemi ifade eder. First, anlatıda bunun bu türden en erken dönem olduğunu belirtir. Burada episode, bir rahatsızlığın yaşandığı dönem veya bir kez ortaya çıkışı anlamındadır. Bir televizyon dizisinin bölümü anlamına gelmez ve ifade, kısa süreli sıradan bir üzüntüden daha ciddi bir durumu anlatır.
Alıştırma
Bu ruh sağlığı bağlamında first depressive episode ne anlama gelir?
- Belirgin depresif belirtilerle anlatılan en erken dönem.
- Sıradan bir hayal kırıklığının yaşandığı kısa bir an.
- Depresyonla ilgili ilk televizyon bölümü.
Cevabı göster
Belirgin depresif belirtilerle anlatılan en erken dönem.
subsequent institutionalization: daha sonra bakım için bir kuruma yatırılma
Bu biyografik bağlamda subsequent institutionalization, kişinin daha sonra bakım veya tedavi için psikiyatri hastanesi gibi bir kuruma yatırılması ya da yerleştirilmesi anlamına gelir. Subsequent daha sonra gelen demektir; institutionalization ise kuruma yerleştirilme olayını veya kurumda bakım görülen dönemi adlandırır. Buradaki institutionalization, bir kişinin başına gelen şeyi anlatır; bir şeyi yerleşik bir kurum hâline getirme şeklindeki soyut süreci anlatmaz. Bu kısa ad öbeği ciddi bir kişisel geçmişi resmî ve yoğun bir biçimde sunar.
Alıştırma
Örnekte subsequent institutionalization büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Daha sonra yeni bir kurum kurulması
- Kişinin daha sonra bakım veya tedavi için bir kuruma yerleştirilmesi
- Daha sonra bir sanatçı grubuyla tanıştırılması
Cevabı göster
Kişinin daha sonra bakım veya tedavi için bir kuruma yerleştirilmesi
she purchased a house in the Bloomsbury area of London with her siblings.
2:04kardeşleriyle birlikte Londra'nın Bloomsbury bölgesinde bir ev satın aldı.
This brought her into contact with a circle of creatives, Notlar
2:08Bu onu aralarında E.M. Forster,
brought her into contact with: yeni bir bağlantı kurmasını sağladı
bring someone into contact with someone or something kalıbı, bir olayın, yerin veya fırsatın bir kişinin insanlarla tanışmasını ya da fikirler, alanlar veya deneyimlerle karşılaşmasını sağlaması anlamına gelir. Örnekte brought geçmiş zaman fiilidir, her yeni bağlantıyı edinen kişidir ve with yaratıcı kişilerden oluşan çevreyi tanıtır. Bu ifade, yalnızca insanların tanıştığını söylemek yerine yeni bağlantıyı mümkün kılan koşula odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last year, the volunteer project ____ local community leaders.
Cevabı göster
brought us into contact with
a circle of creatives: yaratıcı profesyonellerden oluşan bir sosyal çevre
Burada circle ismi geometrik bir şekli değil, sosyal bir grubu veya insan çevresini ifade eder. a circle of + çoğul isim yapısı, ortak ilgi alanları, işler veya ilişkiler aracılığıyla birbirine bağlı insanları belirtir. Creatives, creative sözcüğünün çoğul isim olarak kullanımıdır: fikir, sanat, tasarım, medya veya benzer içerikler üreten kişiler demektir. Bu nedenle a circle of creatives, yaratıcı profesyonellerin oluşturduğu sosyal bir çevredir; resmî bir kuruluş olması gerekmez.
Alıştırma
Bu cümlede a circle of creatives ne anlama geliyor?
- Sanatçı çalıştıran, resmî olarak kayıtlı bir şirket.
- Yuvarlak biçimde dizilmiş yaratıcı nesnelerden oluşan bir koleksiyon.
- Yaratıcı işlerde çalışan insanlardan oluşan bir sosyal çevre.
Cevabı göster
Yaratıcı işlerde çalışan insanlardan oluşan bir sosyal çevre.
These friends became known as the Bloomsbury Group, Notlar
2:16Bu arkadaşlar Bloomsbury Grubu olarak tanındı
became known as: zamanla belirli bir ad veya kimlikle tanındı
Become known as + isim öbeği, birinin ya da bir şeyin zamanla belirli bir ad, unvan veya kimlikle anılmaya, tanımlanmaya ya da herkesçe tanınmaya başlaması demektir. Became geçmiş zaman biçimidir ve bu tanınmanın sonradan geliştiğini gösterir. Cümlede as, the Bloomsbury Group adını getirir. Bu yapı, grubun neden ünlü olduğuna değil, insanların zamanla kullandığı ada veya kimliğe odaklanır.
Alıştırma
“Daha sonra bu adla tanınmaya başladı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Over time, the small workshop ____ the Green Door Studio.
Cevabı göster
became known as
the Bloomsbury Group: Britanyalı modernist bir kültür çevresi
Bloomsbury Grubu, 20. yüzyılın başlarındaki etkili bir Britanyalı yazar, sanatçı ve entelektüel çevresinin özel adıdır. Virginia Woolf bu çevrenin merkezî üyelerinden biriydi. Burada bu ad, söz konusu arkadaşları sıradan bir arkadaş grubu ya da resmî bir örgüt olarak değil, modernist sanat ve edebiyatla bağlantılı ortak bir kültürel ağın parçası olarak konumlandırır.
Alıştırma
Bu bağlamda the Bloomsbury Group ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Yazar, sanatçı ve entelektüellerden oluşan etkili bir Britanya kültür çevresi
- Merkezi Londra'da bulunan bir devlet kurumu
- Virginia Woolf'un yazdığı bir roman
Cevabı göster
Yazar, sanatçı ve entelektüellerden oluşan etkili bir Britanya kültür çevresi
The members of this group were prominent figures in modernism, Kelime
2:22Bu grubun üyeleri, modernizmin önemli figürleriydi;
prominent figures in modernism: bir hareketin önemli kişileri
Bu cümlede prominent figures, önemli ve etkili bir role sahip kişiler anlamına gelir. Figure burada dikkat çeken bir kişiyi anlatan resmî bir sözcüktür; sayı, şekil veya vücut tipi anlamına gelmez. in edatı, bu kişilerin önemli olduğu alanı ya da hareketi belirtir: prominent figures in modernism. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp prominent figure(s) in + bir alan, hareket veya kamusal yaşam alanıdır.
Alıştırma
Hedef ifade prominent figures in içindeki eksik ismi kullanarak cümleyi tamamlayın: The two painters were prominent ____ in the Surrealist movement.
Cevabı göster
figures
a cultural movement that sought to push the boundaries of how reality is represented. Notlar
2:25gerçekliğin temsil edilme biçiminin sınırlarını zorlamayı amaçlayan kültürel bir hareket.
sought to: geçmişteki bir amacı resmî biçimde anlatmak
sought to, seek to yapısının geçmiş zaman biçimidir. Burada kültür hareketinin amacını belirtir: hareket mevcut sınırları aşmayı amaçlamış veya bunun için bilinçli bir çaba göstermiştir. sought to + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişte bilinçli olarak izlenen bir amacı resmî ve yazılı bir üslupla sunar. Amacın gerçekleşip gerçekleşmediğini belirtmez.
Alıştırma
Resmî açıklamayı seek to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: The reformers ____ expand access to public education.
Cevabı göster
sought to
push the boundaries: mevcut sınırların ötesine geçmek
push the boundaries, normalde yapılanların kabul edilmiş sınırlarını denemek, genişletmek veya aşmak anlamına gelen bir mecazdır. Buradaki boundaries fiziksel sınırlar değil, gerçekliği temsil etme biçimine ilişkin geleneklerdir. push the boundaries of + alan, yöntem veya yetenek kalıbı, hangi alandaki sınırların genişletildiğini belirtir. Genellikle deneme ve yenilik fikrini öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi “kabul edilmiş sınırları genişletmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new telescope could ____ of what scientists can observe. Bu nottaki ifadeyi kullanın.
Cevabı göster
push the boundaries
Key features of modernist writing include the use of stream of consciousness, Kültür
2:30Modernist yazının temel özellikleri arasında bilinç akışı kullanımı,
modernist bir teknik olarak stream of consciousness
Stream of consciousness, bir karakterin ortaya çıktıkları anda devam eden düşüncelerini, duyumlarını, anılarını ve çağrışımlarını sunan edebî bir tekniktir. Metin, düzenli bir mantık veya zaman sırası izlemek yerine fikirler arasında hızla geçiş yapabilir. Bu cümlede ifade, modernist yazının temel özelliklerinden birini adlandırır: yalnızca dış olaylara odaklanmak yerine karakterin iç deneyiminin hareketine yönelmek.
Alıştırma
Edebiyat incelemesinde stream of consciousness ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir karakterin değişen düşüncelerini, duyumlarını ve anılarını izler.
- Dış olayları kesin bir zaman sırasıyla aktarır.
- Bir dinleyici topluluğuna yüksek sesle yapılan konuşmayı sunar.
Cevabı göster
Bir karakterin değişen düşüncelerini, duyumlarını ve anılarını izler.
dile getirilmemiş iç konuşma olarak interior monologue
Interior monologue, bir karakterin dile getirmediği düşünceleri doğrudan sunan edebî bir tekniktir; okuyucu sanki karakterin içinden konuşmasını duyuyormuş gibi olur. Monologue tek bir kişinin konuşmasıdır; interior ise bu konuşmanın zihnin içinde kaldığını gösterir. Burada terim, modernist yazının bir özelliği olarak sıralanır; çünkü odağı dış eylemlerden veya sesli diyalogdan karakterin iç dünyasına taşır.
Alıştırma
Hangi parça interior monologue tekniğini en iyi gösterir?
- İki karakter sorunu sesli olarak tartışır.
- Parça, bir karakterin dile getirmediği düşünceleri doğrudan sunar.
- Anlatıcı dış olayları kesin bir zaman sırasıyla listeler.
Cevabı göster
Parça, bir karakterin dile getirmediği düşünceleri doğrudan sunar.
Kasıtlı bir anlatı tekniği olarak distortions in time
Bu ifadede distortions in time, bir öyküde veya sanat eserinde zamanın normal sırasının, süresinin ya da hissedilen akışının kasıtlı olarak değiştirilmesi anlamına gelir. Zaman sıçramaları, sıkıştırma, bir anı uzatma veya zamanı bellek aracılığıyla sunma buna örnek olabilir. Burada distortion, kazara yapılmış bir hata değildir. İzleyicinin olayları belirli bir biçimde deneyimlemesi için normal zaman sunumunu değiştiren sanatsal bir tercihi anlatır.
Alıştırma
Deneysel bir roman incelemesinde distortions in time büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Olayların son tarihten önce gerçekleşmesi
- Bir saatin yaptığı küçük hatalar
- Zamanın sunulma biçiminde yapılan kasıtlı değişiklikler
Cevabı göster
Zamanın sunulma biçiminde yapılan kasıtlı değişiklikler
and multiple or shifting perspectives. Kalıp ifadeler
2:38ve çoklu veya değişen perspektifler yer alır.
Çoklu ve değişen bakış açıları
Multiple perspectives, bir eserin olayları birden fazla bakış açısından sunması demektir. Shifting perspectives ise anlatının odağının bir bakış açısından diğerine geçmesi anlamına gelir. Buradaki perspective, olayların görüldüğü, anlaşıldığı veya anlatıldığı konumdur. Bir eserde birkaç bakış açısı bulunabilir ve anlatı bunlar arasında geçiş yapabilir; bu nedenle iki kavram bir arada bulunabilse de tam olarak aynı anlama gelmez.
Alıştırma
Bir roman önce Ana’nın iç düşüncelerini izliyor, ardından aynı olayı Ben’in anlatımına geçiriyor. Bakış açısındaki değişimi özellikle hangi ifade vurgular?
- chronological narration
- shifting perspectives
- a fixed perspective
Cevabı göster
shifting perspectives
While reading Joyce's Ulysses: kısaltılmış while + -ing yan cümlesi
While reading Joyce's Ulysses, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. While Woolf was reading Joyce's Ulysses biçiminde açılabilir: özne ve be fiilinin çekimli biçimi atılır, ancak reading eyleminin anlaşılan öznesi yine Woolf'tur. Aynı kişi veya şey iki eylemi de gerçekleştiriyorsa ana eylemin zaman arka planını vermek için while + -ing kullanılır. Bu yapı cümleyi daha kısa yapar; reading eyleminin öznesiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin kısaltılmış while + -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the article, Lena found a useful quotation.
Cevabı göster
While reading
the text takes place over the course of a single day and opens under seemingly mundane circumstances. Kalıp ifadeler
2:53metin tek bir gün boyunca geçiyor ve görünüşte sıradan koşullar altında açılıyor.
takes place: bir öykünün ne zaman veya nerede geçtiğini belirtmek
Burada takes place, bir şeyin gerçekleştiğini veya belirli bir zaman ya da yerde geçtiğini anlatır. the text öznesindeki text, eserin öyküsünü veya olaylarını belirtir; over the course of a single day ise bunların zaman aralığını verir. Bir olayın, etkinliğin veya öykünün ne zaman ya da nerede gerçekleştiğini söylerken onu özne yapıp take place kullanın. Bu ifade fiziksel olarak bir yeri almak anlamına gelmez.
Alıştırma
take place ifadesini doğru biçimde kullanın: The film ____ in a coastal town in 1998.
Cevabı göster
takes place
over the course of: bir zaman aralığı boyunca değişim
Over the course of, “bir dönem ilerlerken o dönem boyunca” anlamına gelir. Bir şeyi yalnızca bu dönemin içine yerleştirmek yerine olayların, değişimlerin veya birikimin dönem boyunca geliştiğini gösterir. Bu cümlede over the course of a single day, metindeki olayların gerçekleştiği bir günlük zaman aralığının tamamını belirler.
Alıştırma
Cümleyi “tüm dönem ilerlerken” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Sales improved steadily ____ the year.
Cevabı göster
over the course of
opens under seemingly mundane circumstances: görünüşte sıradan koşullar altında başlamak
Burada opens, “başlar” veya “anlatısını başlatır” anlamındadır; under ... circumstances ise başlangıçta mevcut olan genel koşulları tanıtır. Bu nedenle ifade, fiziksel olarak bir nesneyi açmayı değil, metnin nasıl başladığını anlatır. Seemingly, “görünüşte öyle, ama gerçekte öyle olmayabilir” anlamına gelir; mundane ise sıradan ve gündelik demektir. Birlikte, başlangıcın yüzeyde önemsiz göründüğünü, ancak sonraki ayrıntıların onu önemli hâle getirebileceğini düşündürürler.
Alıştırma
“The story opens under seemingly mundane circumstances” ne anlama gelir?
- Başlangıçta hikâyedeki durum sıradan görünür.
- Hikâye kesinlikle tehlikeli olan koşullarda başlar.
- Hikâye bir nesnenin nasıl açılacağını açıklayarak başlar.
Cevabı göster
Başlangıçta hikâyedeki durum sıradan görünür.
Mrs. Dalloway said she would buy the flowers herself.
2:59"Mrs. Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi."
But the novel dives deeply into the characters' traumatic pasts, Deyimler
3:02Ancak roman, karakterlerin travmatik geçmişlerine derinlemesine dalarak,
dives deeply into: bir konuyu derinlemesine incelemek
Bu cümlede dives deeply into bir mecazdır: roman, karakterlerin travmatik geçmişlerinin yüzeyinin altına iniyormuş gibi sunulur. Bu ifade, romanın o geçmişleri oldukça ayrıntılı biçimde incelediğini anlatır; gerçek anlamda dalış söz konusu değildir. Deeply, dive into ifadesini güçlendirir. Kısa bir değinme yerine sürekli ve derin bir ilgiyi anlatır; bu nedenle bir kitabın, filmin, makalenin, podcast'in veya tartışmanın bir konuyu nasıl ele aldığını açıklarken kullanılabilir.
Alıştırma
Bir eserin bir konuyu oldukça ayrıntılı biçimde incelediğini anlatmak için dives deeply into ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The documentary dives deeply into how sleep affects memory.
- The documentary briefly mentions how sleep affects memory.
- The documentary avoids discussing how sleep affects memory.
Cevabı göster
The documentary dives deeply into how sleep affects memory.
weaving the inner world of numbed socialite Clarissa Dalloway Kalıp ifadeler
3:06duyarsızlaşmış sosyetik Clarissa Dalloway'in iç dünyasını
with that of the shell-shocked veteran Septimus Warren Smith. Kelime
3:10savaş şoku yaşayan gazi Septimus Warren Smith'inkiyle örer.
weaving X with that of Y: iki iç dünyayı iç içe geçirmek
Weaving X with Y, örme görüntüsünü bir mecaz olarak kullanır ve iki anlatıyı, deneyimi veya bakış açısını daha büyük bir yapıda iç içe geçirmeyi anlatır. Burada roman, Clarissa Dalloway'in iç dünyasını Septimus Warren Smith'in iç dünyasıyla birleştirir; gerçek anlamda bir dokuma yapılmaz. that of the shell-shocked veteran yapısında that, tekil isim öbeği the inner world'ün yerine geçer. Böylece tekrar önlenir: burada that of Y, the inner world of Y anlamına gelir; Y kişisinin kendisi anlamına gelmez. X ile çıkarılan öğe aynı türden tekil şeyler olduğunda weave X with that of Y kalıbı başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, story sözcüğünü tekrarlamadan bir filmin iki hikâyeyi iç içe geçirdiğini doğru biçimde anlatır?
- The film weaves Maya's story with that of her older brother.
- The film weaves Maya's story with those of her older brother.
- The film weaves Maya's story with her older brother.
Cevabı göster
The film weaves Maya's story with that of her older brother.
shell-shocked veteran: savaş travmasını anlatan tarihsel bir terim
Bu cümlede shell-shocked, veteran sözcüğünü niteler. Silahlı kuvvetlerde hizmet etmiş ve savaş deneyimi nedeniyle ruh sağlığı ciddi biçimde etkilenmiş bir kişiyi anlatır. Shell-shocked, özellikle Birinci Dünya Savaşı'yla ilişkilendirilen tarihsel bir terimdir. Septimus'un savaş travmasını anlamamıza yardımcı olur; ancak kesin bir modern tanı ya da yalnızca şaşırmış sözcüğünün eş anlamlısı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede shell-shocked veteran ne anlama geliyor?
- yüksek bir ses yüzünden kısa süreliğine şaşıran bir gazi
- orduda hizmet etmiş ve savaşla bağlantılı psikolojik travma yaşayan bir kişi
- ordudan ayrıldıktan sonra deniz kabuklarını inceleyen bir kişi
Cevabı göster
orduda hizmet etmiş ve savaşla bağlantılı psikolojik travma yaşayan bir kişi
Woolf uses interior monologue to contrast the rich world of the mind Notlar
3:14Woolf zihnin zengin dünyasını
rich world of the mind: bolluk ve karmaşıklık anlamında rich
rich world of the mind ifadesinde rich, zihnin çeşitli düşünceler, anılar, duygular ve hayallerle dolu olduğunu anlatır; maddi açıdan zenginlik anlamına gelmez. World, zihinsel yaşamı birçok katmanı olan geniş bir alan gibi sunan bir metafordur. Bu ifade burada içsel deneyimin karmaşıklığını vurgular. a rich world of X kalıbı; bol, çeşitli ve keşfedilmeye değer bir deneyim alanını anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede the rich world of the mind içindeki rich neyi ifade ediyor?
- Zihin, zengin bir yerde bulunmaktadır.
- Zihin karmaşıktır ve düşünce ve duygularla doludur.
- Zihin, çok parası olan birine aittir.
Cevabı göster
Zihin karmaşıktır ve düşünce ve duygularla doludur.
against her characters' external existences.
3:20karakterlerinin dışsal varoluşlarıyla karşılaştırmak için iç monolog kullanır.
contrast X against Y: iki unsuru karşıtlık içinde sunmak
Contrast X against Y, X ile Y'yi yan yana getirerek aralarındaki farkları belirginleştirmek anlamına gelir. Burada X, the rich world of the mind; Y ise her characters' external existences ifadesidir. Contrast fiili X'i doğrudan nesne olarak alır, against ise Y'yi tanıtır. Edebî analizde bu yapı, yazarın iki tarafı yalnızca anmakla kalmayıp onları bilinçli olarak bir karşıtlık içinde düzenlediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi contrast X against Y yapısındaki fiilin geniş zaman biçimi ve edatıyla tamamlayın: The report ____ the company's promises ____ the workers' daily experiences.
Cevabı göster
contrasts · against
mundane moments like a dinner party or losing a necklace Kelime
3:25akşam yemeği partisi veya bir kolyenin kaybolması gibi sıradan anlar
mundane moments: önemsiz görünebilen sıradan olaylar
Mundane moments, görkemli veya olağanüstü olmak yerine sıradan ve önemsiz görünebilen yaşam anlarını anlatır. Burada akşam yemeği daveti ya da kolye kaybetmek gibi olaylara mundane denmesinin nedeni, bunların kişisel gündelik yaşama ait olmasıdır. Edebiyat tartışmalarında mundane çoğu zaman bir karşıtlık kurar: dışarıdan küçük görünen bir olay yine de derin düşünceleri veya duyguları açığa çıkarabilir. Sözcük bazen sıkıcılık da çağrıştırabilir, ancak buradaki temel anlamı anlamsız değil, sıradan ve gündelik olmaktır.
Alıştırma
Bu cümlede mundane moments ne anlama geliyor?
- sıradan yaşamın dışındaki doğaüstü olaylar
- gündelik yaşamdaki sıradan olaylar
- ahlaken yanlış olaylar
Cevabı göster
gündelik yaşamdaki sıradan olaylar
trigger psychological revelations in the lives of the Ramsays, Kalıp ifadeler
3:29Woolf'un büyürkenki ailesinin kurgulanmış bir versiyonu olan
trigger psychological revelations: yeni içsel fark edişlere neden olmak
Bu cümlede trigger “neden olmak” anlamındadır; psychological revelations ise içsel duygular, güdüler veya ilişkiler hakkında yeni açığa çıkışları ya da fark edişleri anlatır. İfade, daha önce gizli veya belirsiz olan psikolojik gerçeklerin bir şey yüzünden ortaya çıkmasını belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilecek kalıp trigger + soyut sonuç biçimindedir: özne nedeni verir, trigger fiilinden sonraki isim ise bunun sonucunda oluşan tepkiyi, değişimi veya fark edişi adlandırır.
Alıştırma
“The old photograph triggers a realization about Maya's childhood.” cümlesinde triggers ne anlama gelir?
- herhangi birinin bu fark edişi yaşamasını engeller
- fotoğrafın fiziksel görünüşünü betimler
- fark edişin oluşmasına neden olur
Cevabı göster
fark edişin oluşmasına neden olur
a fictionalized version of Woolf's family growing up. Kelime
3:32Ramsay'lerin hayatlarında psikolojik uyanışları tetikler.
fictionalized version: anlatı için yeniden şekillendirilmiş gerçeklik
Fictionalized version, gerçek bir kişinin, ailenin veya olayın roman, film ya da başka bir anlatı için uydurma ayrıntılarla yeniden şekillendirilmiş hâlidir. Burada ifade, Ramsay ailesinin bütünüyle doğru bir biyografik kayıt olduğunu öne sürmeden Woolf'un gerçek ailesiyle bağlantı kurar.
Alıştırma
“a fictionalized version of a true story” ne anlama gelir?
- Gerçek olaylara dayanan ancak yaratıcı amaçlarla değiştirilmiş bir hikâye.
- Gerçek olaylarla hiçbir olası bağlantısı bulunmayan bir hikâye.
- Uydurulmuş hiçbir ayrıntı içermeyen, tamamen olgusal bir kayıt.
Cevabı göster
Gerçek olaylara dayanan ancak yaratıcı amaçlarla değiştirilmiş bir hikâye.
To the Lighthouse also contains one of the most famous examples Dilbilgisi
3:35Deniz Feneri aynı zamanda Woolf'un radikal zaman temsilinin
one of the most famous examples: en üst gruptaki üyelerden biri
Bu ifade, bir şeyi en ünlü kabul edilen küçük örnekler grubunun içine yerleştirir; onun tek ve mutlak biçimde en ünlü örnek olduğunu söylemez. Böylece iddia güçlü kalır ama mutlaklaşmaz. Kalıp one of + the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilir isim şeklindedir. Bir grubun içinden tek bir öge seçildiği için examples çoğul kalır. Makale, ders ve sunumlarda temsil niteliği taşıyan bir örneği tanıtmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıbın başındaki iki İngilizce sözcükle tamamlayın: This building is ____ the best examples of sustainable architecture in the city.
Cevabı göster
one of
radical representation of time: geleneklerden köklü bir kopuş
Edebiyat ve sanat eleştirisinde representation of time, bir eserin izleyici ya da okurun zaman deneyimini nasıl sunduğu, biçimlendirdiği veya düzenlediği anlamına gelir. Geçmiş ile şimdi arasındaki geçişleri, hız değişikliklerini ya da hatırlanan ve içsel zamanın işlenişini kapsayabilir; yalnızca saatlerden veya tarihlerden söz etmekten daha geniştir. Burada radical, geleneksel yöntemlerden büyük ölçüde ayrılmayı ifade eder; mutlaka siyasi aşırılık anlamına gelmez. İfadenin bütünü, Woolf'un zamanı ele alışını biçimsel açıdan yenilikçi olarak nitelendirir.
Alıştırma
Bu eleştiri bağlamında radical representation of time ne anlama gelir?
- belirli bir zamana planlanmış siyasi bir kampanya
- saatleri ve dakikaları kesin olarak ölçen bir sistem
- bir eserin zamanı çarpıcı biçimde alışılmadık bir yolla sunması veya düzenlemesi
Cevabı göster
bir eserin zamanı çarpıcı biçimde alışılmadık bir yolla sunması veya düzenlemesi
the Time Passes section: To the Lighthouse'ın adlandırılmış bir kısmı
Burada the Time Passes section, Virginia Woolf'un To the Lighthouse romanındaki belirli bir kısmın adıdır. Time Passes bir başlıktır; zamanın geçmekte olduğunu bildiren sıradan bir cümle değildir. In the ... section yapısı, anlatılan konuyu kitabın bu adlandırılmış kısmına yerleştirir. Bunun bir başlık olduğunu fark etmek, sonraki açıklamanın bu kısmın uzun bir zaman dilimini nasıl yansıttığıyla ilgili olduğunu anlamaya yardım eder.
Alıştırma
Burada the Time Passes section neyi ifade ediyor?
- Zamanın içinden geçtiği fiziksel bir alan
- To the Lighthouse romanının adlandırılmış bir kısmı
- Zamanın geçmekte olduğuna dair genel bir ifade
Cevabı göster
To the Lighthouse romanının adlandırılmış bir kısmı
are distilled into: çok miktarda içeriği kısa bir biçime yoğunlaştırmak
Bu cümlede are distilled into mecaz anlamdadır. Hikâye içindeki on yıllık süre sıkıştırılarak yaklaşık yirmi sayfada anlatılır; burada gerçek bir kimyasal damıtma süreci kastedilmez. Edilgen be distilled into + sonuç kalıbı, ortaya çıkan yoğun ve kısa biçime odaklanır. Distill yalnızca kısaltmayı değil, karmaşık ya da kapsamlı malzemeyi özünü koruyan yoğun bir biçime indirgemeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi distill into ifadesinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Years of research ____ a concise guide.
Cevabı göster
are distilled into
the lack of human presence in the Ramsays beach house Kalıp ifadeler
3:50Ramsay'lerin sahil evinde insan varlığının olmaması
the lack of human presence: insanların bulunmaması
the lack of human presence ad öbeği, insanların orada bulunmadığını ve insan etkinliğine dair belirgin bir iz olmadığını anlatır. lack of + isim kalıbı, eksik ya da yetersiz olan bir şeyi adlandırır. Burada bu yokluk, sahil evinin analiz edilebilen bir özelliği olarak ele alınır. Bu ifade, yalnızca there are no people demekten daha soyut ve resmidir.
Alıştırma
Hangi cümle eksik olan bir şeyi adlandırmak için lack of + isim yapısını doğal biçimde kullanır?
- The lack of natural light makes the room feel cold.
- The room lack of natural light and feels cold.
- The lack from natural light makes the room feel cold.
Cevabı göster
The lack of natural light makes the room feel cold.
allows Woolf to reimagine time in flashes and fragments of prose. Notlar
3:53Woolf'un zamanı parıltılar ve düzyazı parçaları içinde yeniden hayal etmesine olanak tanır.
allows Woolf to reimagine time: Woolf’un zamanı yeniden tasavvur etmesini mümkün kılmak
allow + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı izin anlatabilir, ancak “birinin bir şeyi yapmasını mümkün kılmak” anlamına da gelebilir. Bu cümlede allows Woolf to reimagine time ikinci anlamdadır: bir koşul Woolf’a yaratıcı bir imkân sağlar; başka biri ona izin vermez. Reimagine, bir şeyi yeni bir biçimde anlamak veya temsil etmek demektir. Bu nedenle ifade, çevredeki koşul ile Woolf’un zamanı ele alış biçimi arasında neden-sonuç ilişkisi kurar.
Alıştırma
Bu bağlamda allows Woolf to reimagine time ne anlama gelir?
- Birisi zamana Woolf’u kontrol etme izni verir.
- Bir koşul Woolf’u zaman hakkında düşünmeyi bırakmaya zorlar.
- Bir koşul, Woolf’un zamanı yeni bir biçimde hayal etmesini mümkün kılar.
Cevabı göster
Bir koşul, Woolf’un zamanı yeni bir biçimde hayal etmesini mümkün kılar.
flashes and fragments of prose: düzyazıdaki parlamalar ve parçalar
flashes and fragments of prose ifadesi, yazıyı pürüzsüz ve kesintisiz tek bir akış yerine kısa belirişler ve tamamlanmamış parçalar olarak betimler. Burada bu parçalı biçim, Woolf'un zamanı yeniden hayal etmesini sağlar: anlar, izlenimler ve anılar ayrı ayrı belirebilir ve katı bir zaman sırası yerine doğrusal olmayan biçimde düzenlenebilir.
Alıştırma
flashes and fragments of prose ifadesi nasıl bir anlatım etkisi yaratır?
- Zaman, tek ve akıcı bir kronolojik sıra olarak anlatılır.
- Zaman, kısa ve birbirinden kopuk parçalar aracılığıyla sunulur.
- Zaman, kesin bilimsel verilerle ölçülür.
Cevabı göster
Zaman, kısa ve birbirinden kopuk parçalar aracılığıyla sunulur.
It was left like a shell on a sand hill to fill with dry salt grains now that life had left it. Notlar
4:00Artık hayat onu terk ettiğine göre, kuru tuz taneleriyle dolması için bir kum tepesinin üzerindeki bir deniz kabuğu gibi bırakılmıştı.
left like a shell: boş bir kabuk gibi geride bırakılmak
Left like a shell bir benzetmedir: like, evi içindeki yaşam çekilip gittikten sonra kalan bir kabuğa benzetir. Asıl anlatılmak istenen, evin biçiminin bir kabuğa benzemesi değildir. now that life had left it bölümüyle birlikte bu imge, evi boş bir dış yapı olarak gösterir: terk edilmiş, kuru ve tuz taneleriyle dolmaya açık.
Alıştırma
Bu cümlede left like a shell ev hakkında ne anlatır?
- Kabuğa benzeyen bir şekli olduğu için terk edilmiştir.
- Sahildeki gerçek bir kabuğun içine yerleştirilmiştir.
- Yaşam gittikten sonra boş bir yapı olarak kalmıştır.
Cevabı göster
Yaşam gittikten sonra boş bir yapı olarak kalmıştır.
now that: değişmiş bir durumu gerekçe olarak sunmak
Now that, life had left it yan cümlesini artık gerçekleşmiş bir durum olarak sunar. Bu değişiklik, onun neden tuz taneleriyle dolabilecek boş bir kabuk gibi bırakıldığını açıklar. Bağlaç olarak now that, “durum artık böyle olduğu için” veya “bu gerçekleşmiş olduğuna göre” anlamına gelir. Ardından özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle gelir ve bu yeni gerçeği bir sonuca, karara ya da değerlendirmeye bağlar.
Alıştırma
Cümleyi “durum artık böyle olduğu için” anlamındaki iki sözcüklü hedef bağlaçla tamamlayın: ____ the road is open again, the buses can return.
Cevabı göster
Now that
there is little distinction between the narratives of the six main characters. Kalıp ifadeler
4:10altı ana karakterin anlatıları arasında çok az fark vardır.
there is little distinction between: neredeyse hiç belirgin fark yok
there is little distinction between... kalıbında little neredeyse olumsuz bir anlam taşır: ayrım o kadar azdır ki karşılaştırılan anlatılar açıkça birbirinden ayrılmaz. İfade, bir miktar farkın kaldığını vurgulamak yerine olası farkları asgari düzeyde gösterir. Burada distinction sayılamayan bir isimdir ve between karşılaştırılan ögeleri tanıtır. between çoğu zaman iki ögeyi tanıtsa da cümledeki six main characters örneğinde olduğu gibi, sınırları belli bir grubun üyelerini de karşılaştırabilir.
Alıştırma
there is little distinction between A and B kalıbında ne iddia edilmektedir?
- Aralarında belirgin bir fark yoktur.
- Tamamen birbirlerinin zıddıdırlar.
- Biri diğerinden daha önemlidir.
Cevabı göster
Aralarında belirgin bir fark yoktur.
Woolf experiments with collective consciousness, Kelime
4:14Woolf kolektif bilinçle deneyler yapar,
with collective consciousness: kolektif bilinçle
Kolektif bilinç, yalnızca tek bir kişinin zihninde değil, grup düzeyinde var olan ortak farkındalık, fikir, duygu veya hafıza kalıplarıdır. Buradaki with, Woolf'un anlatısal bir fikir olarak üzerinde deney yaptığı şeyi tanıtır. Edebî analizde bu ifade, ayrı karakterlerin iç dünyalarının örtüşebileceğini veya ortak bir zihinsel alan olarak sunulabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Edebî veya toplumsal analizde collective consciousness ifadesine en yakın anlam hangisidir?
- bir grubun paylaştığı farkındalık ve duygu kalıpları
- bir grup tarafından resmen onaylanmış kurallar listesi
- bir kişinin özel düşünceleri
Cevabı göster
bir grubun paylaştığı farkındalık ve duygu kalıpları
collapsing the six voices into one: altı sesi tek seste birleştirmek
Burada collapsing the six voices into one, collapse A into B yapısını mecaz anlamda kullanır: Birbirinden ayrı birkaç unsur azaltılıp tek bir bütün hâlinde birleştirilir. Fiziksel bir yapının çökmesi anlatılmaz. The six voices altı ayrı anlatı bakış açısıdır; one ise one voice yerine kullanılır. -ing yan cümlesi Woolf'un zaman zaman ne yaptığını ekler: Bakış açıları arasındaki sınırları ortadan kaldırıp onları tek bir sese dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi collapse A into B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To shorten the report, Mia ____ three sections ____ one.
Cevabı göster
collapsed · into
It is not one life that I look back upon. Kalıp ifadeler
4:20Geriye dönüp baktığım tek bir hayat değil.
look back upon: geçmişe dönüp düşünmek
Burada look back upon, geçmişteki bir şeyi hatırlayıp üzerinde düşünmek anlamına gelir. Fiziksel olarak arkaya dönmeyi değil, geçmişi zihinde yeniden değerlendirmeyi anlatır. Hatırlanan şey upon edatının nesnesidir. Bu cümlede one life ilgi cümleciğinden önce yer alır, ancak konuşanın look back upon eyleminin hedefi odur.
Alıştırma
Bu cümlede look back upon ne anlama geliyor?
- fiziksel olarak arkada ne olduğunu görmek için dönmek
- geçmişteki bir şeyi hatırlayıp dikkatle değerlendirmek
- daha sonra olacaklar için plan yapmak
Cevabı göster
geçmişteki bir şeyi hatırlayıp dikkatle değerlendirmek
do not altogether know: kısmi olumsuzluk
do not altogether know ifadesinde altogether, completely yani “tamamen” anlamına gelir ve not sözcüğünün olumsuzluk kapsamındadır. Bu nedenle ifade, “tam olarak bilmemek” demektir; “hiçbir şey bilmemek” demek değildir. Bu bir kısmi olumsuzluktur: konuşan kendisi hakkında belli bir bilgiye sahip olduğunu kabul eder, ancak bu bilginin eksik olduğunu söyler. Böylece belirsizlik mutlak değil, ölçülü bir şekilde ifade edilir.
Alıştırma
I do not altogether know who I am ne anlama geliyor?
- Konuşan kendisi hakkında bir miktar bilgiye sahiptir, ancak bu bilgi eksiktir.
- Konuşanın kendisi hakkında hiçbir bilgisi yoktur.
- Konuşan kendisini kusursuz biçimde anlamaktadır.
Cevabı göster
Konuşan kendisi hakkında bir miktar bilgiye sahiptir, ancak bu bilgi eksiktir.
or how to distinguish my life from theirs. Kalıp ifadeler
4:31veya kendi hayatımı onlarınkinden nasıl ayıracağımı.
distinguish my life from theirs: distinguish X from Y kalıbı
Distinguish X from Y, X ile Y arasındaki farkı görmek veya açıkça ortaya koymak demektir. Burada konuşan kişi, kendi hayatıyla başkalarının hayatları arasındaki sınırı belirlemeye çalışır. Theirs, their lives ifadesinin yerini alan bir iyelik zamiridir; bu yüzden lives sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Farklı durumlara aktarılabilen kalıp distinguish X from Y biçimindedir.
Alıştırma
distinguish X from Y kalıbını tamamlayın: A good editor must distinguish fact ____ opinion.
Cevabı göster
from
six become one: sıkıştırılmış bir sayı karşıtlığı
Six become one, karmaşık bir düşünceyi üç sözcüklük bir sayı karşıtlığıyla özetler. Six, bağlamın daha önce belirlediği ayrı kişilere veya seslere işaret ederken one sonucu verir: bunlar tek bir bütün hâlinde birleşir. İsimlerin söylenmemesi ve six ile one sözcüklerinin doğrudan karşı karşıya getirilmesi sayesinde ifade, ayrıntılı bir açıklama yerine akılda kalıcı bir özet işlevi görür. Aynı kalıp, birçok ayrı unsurun birleşik bir bütün oluşturduğu bir sonucu düzenlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Burada six become one ifadesinin bilgiyi düzenleme açısından temel etkisi nedir?
- Altı ayrı konuyu listeler ve her birini ayrıntılı olarak açıklar.
- Birden fazla parçanın tek bir bütün hâlinde birleşmesiyle ilgili karmaşık düşünceyi kısaca özetler.
- Altının bire eşit olduğunu gösteren bir hesaplama bildirir.
Cevabı göster
Birden fazla parçanın tek bir bütün hâlinde birleşmesiyle ilgili karmaşık düşünceyi kısaca özetler.
gender-bending: geleneksel toplumsal cinsiyet sınırlarını zorlamak
Gender-bending, bir şeyin toplumsal cinsiyete ilişkin geleneksel beklentilere meydan okuduğunu, bu sınırları aştığını veya onlarla oynadığını anlatan birleşik bir sıfattır. Burada Orlando'yu niteler ve eseri sabit toplumsal cinsiyet kategorilerini sorgulayan bir yapıt olarak sunar. Bending burada mecazidir; fiziksel olarak eğip bükme anlamına gelmez. Bu ifade, alışılmış toplumsal cinsiyet sınırlarını bulanıklaştıran sanat, moda, performans, rol veya tarzları tanımlayabilir.
Alıştırma
Bir eleştiride bir esere gender-bending denmesi genellikle ne anlama gelir?
- Yalnızca tek bir toplumsal cinsiyetten karakterler sunar.
- Toplumsal cinsiyete ilişkin geleneksel beklentilere meydan okur.
- Toplumsal cinsiyet konusundan kaçınır.
Cevabı göster
Toplumsal cinsiyete ilişkin geleneksel beklentilere meydan okur.
a single character inhabits multiple identities. Deyimler
4:41tek bir karakter birden fazla kimliği barındırır.
inhabits multiple identities: birden fazla kimliği yaşamak ve somutlaştırmak
inhabits multiple identities ifadesinde inhabit mecazi anlamda kullanılır. Tek bir karakter birden fazla kimliği yaşar ve somutlaştırır; cümle farklı fiziksel yerlerde ikamet etmekten söz etmez. Bu kullanım, kimliği kişinin içine girebileceği bir alan veya rol gibi ele alır. Yalnızca has multiple identities demekten daha canlı ve çözümleyicidir.
Alıştırma
Edebî bir yorumda inhabits multiple identities ne anlama gelir?
- Karakter farklı yerlerde evlere sahiptir.
- Karakter herhangi bir kimliğe sahip olmaktan kaçınır.
- Karakter birden fazla kimliği yaşar veya somutlaştırır.
Cevabı göster
Karakter birden fazla kimliği yaşar veya somutlaştırır.
The protagonist is a poet who switches between genders and lives for 300 years. Kalıp ifadeler
4:44Kahraman cinsiyetler arasında geçiş yapan ve 300 yıl yaşayan bir şairdir.
switches between genders: cinsiyetler arasında geçiş yapmak
Switch between + çoğul bir kategori ya da switch between A and B, birbirinden ayırt edilebilen bir durumdan, etkinlikten veya seçenekten diğerine geçmek anlamına gelir. Bu cümlede switches between genders, kurgusal başkahramanın cinsiyetinin uzun yaşamı boyunca değiştiğini anlatır. İfade, tek ve değişmeyen bir kimliğe sahip olmaktan çok cinsiyet durumları arasındaki geçişe odaklanır.
Alıştırma
switch between A and B yapısını tamamlayın: During the call, I switch ____ the camera view and the shared screen.
Cevabı göster
between
With its fluid language and approach to identity, Kalıp ifadeler
4:51Akıcı dili ve kimliğe yaklaşımıyla,
fluid language and approach to identity: esnek ve sabit olmayan
Burada fluid soyut anlamdadır: esnek, değişebilir ve katı sınırlarla kısıtlanmamış demektir. Fluid language and approach to identity ifadesinde fluid sıfatı hem language hem de approach sözcüğünü niteler. Approach to identity, bir eserin kimliği ele alma veya sunma biçimi demektir; dolayısıyla ifade hem dilin hem de kimliğe bakışın sabit olmadığını anlatır.
Alıştırma
Fluid language and approach to identity ifadesinde fluid ne anlama gelir?
- sabit olmayan ve değişebilen
- yüksek dil becerisiyle konuşulan veya yazılan
- fiziksel olarak sıvıdan yapılmış
Cevabı göster
sabit olmayan ve değişebilen
Orlando is considered a key text in gender studies. Dilbilgisi
4:54Orlando cinsiyet çalışmalarında temel bir metin olarak kabul edilir.
is considered a key text in gender studies: toplumsal cinsiyet çalışmalarında temel bir metin kabul edilmek
is considered a key text in gender studies ifadesinde is considered, edilgen yapıyla bir değerlendirme sunar. Etken yapı people or scholars consider Orlando a key text şeklinde olabilir; edilgen yapı değerlendirmeyi yapan kişiyi arka planda bırakıp Orlando'ya ve onun konumuna odaklanır. A key text in a field, belirli bir alanda özellikle önemli, etkili veya sıkça incelenen eser demektir. Fiziksel bir anahtarla ilgili değildir ve herkesin eserdeki fikirlere katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be considered a key text in hedef yapısıyla tamamlayın. be fiilinin doğru biçimini kullanın: The novel ____ postcolonial studies.
Cevabı göster
is considered a key text in
The mind can only fly so far from the body before it returns to the constraints of life. Deyimler
4:57Zihin hayatın kısıtlamalarına geri dönmeden önce bedenden sadece belli bir yere kadar uçabilir.
fly so far from the body ... returns to the constraints of life: bedenden uzaklaşıp hayatın sınırlarına geri dönme metaforu
Bu cümle, soyut zihinsel özgürlüğü uzaydaki bir harekete dönüştürür. fly so far from the body, zihnin fiziksel kimliğin veya bedensel sınırların ötesine geçtiğini hayal ettirir; gerçek anlamda uçmayı anlatmaz. before it returns to the constraints of life, uzaklaşma ve geri dönme düzenini tamamlar. can only ... so far bir sınır koyar: düşünce veya hayal gücü bir süreliğine bedenin ötesine geçebilir, ancak bedensel yaşam ve somut gerçeklik onu geri çeker. Bu bağlamda metafor, kimliğin bedensel sınırlarla karşılaşması temasını destekler.
Alıştırma
fly so far from the body ... returns to the constraints of life ifadesindeki hareket temel olarak neyi anlatır?
- Gündelik hayatın düşünceye hiçbir sınır koymadığını öne sürer.
- Zihnin fiziksel olarak uçup uzaklaştığını ve geri döndüğünü anlatır.
- Düşüncenin bedensel sınırların ötesine geçebileceğini, ancak bunun yalnızca geçici olduğunu anlatır.
Cevabı göster
Düşüncenin bedensel sınırların ötesine geçebileceğini, ancak bunun yalnızca geçici olduğunu anlatır.
Woolf's life ended in tragedy when she drowned herself at the age of 59. Notlar
5:06Woolf'un hayatı da 59 yaşında kendini boğduğunda trajediyle sona erdi.
life ended in tragedy: resmî ve ölçülü bir özet
life ended in tragedy ifadesinde end in + isim yapısı, bir sürecin veya hikâyenin nihai sonucunu belirtir. Buradaki tragedy, bir tiyatro türünü değil, yıkıcı ve acı bir sonucu ifade eder. Bu ifade, bir kişinin hayatının nasıl sona erdiğini resmî ve ölçülü biçimde özetler. Ardından gelen when yan cümlesi, bu sonu trajik yapan olayı açıklar.
Alıştırma
Resmî cümleyi tamamlamak için end in tragedy ifadesini geçmiş zamanda kullanın: The rescue mission ____ after two team members died.
Cevabı göster
ended in tragedy
drowned herself: ölüm bağlamındaki dönüşlü anlam
drowned herself ifadesindeki herself, she öznesine geri dönen bir dönüşlü zamirdir. Eylemi yapan kişiyle eylemden etkilenen kişinin aynı olduğunu gösterir. Bu ölüm bağlamında drown oneself, kişinin kendini suda boğarak yaşamına son vermesi anlamına gelir. herself olmadan she drowned yalnızca ölüm nedeninin boğulma olduğunu söyler; bunun kaza mı yoksa kasıtlı mı olduğunu tek başına belirtmez.
Alıştırma
“She drowned herself.” cümlesinde herself hangi anlamı ekler?
- Yalnızca suda öldüğünü söyler ve niyet belirtmez.
- Eylemi başka bir kişinin yaptığını gösterir.
- Eylemin öznenin kendisine yöneldiğini gösterir.
Cevabı göster
Eylemin öznenin kendisine yöneldiğini gösterir.
expressed hope beyond suffering: acının ötesine geçen umudu ifade etmek
Bu cümlede expressed hope, bir umut duygusunu dile getirdiği anlamına gelir. Beyond suffering, bu umudu acının bütünüyle belirlediği bir şey olarak değil, acının sınırlarını aşan bir şey olarak tanımlar. Beyond + soyut isim yapısında beyond çoğu zaman yalnızca bir şeyden sonra anlamına değil, o şeyin sınırlarının dışında veya ötesinde anlamına gelir. Bu yapı özellikle düşünsel ya da edebî dilde yaygındır.
Alıştırma
Burada hope beyond suffering ne anlama geliyor?
- Acının sınırlarını aşan umut
- Yalnızca acı sona erdikten sonra başlayan umut
- Acıya neden olan umut
Cevabı göster
Acının sınırlarını aşan umut
Woolf's characters are shown to temporarily transcend their material reality. Notlar
5:15Woolf'un karakterlerinin maddi gerçekliklerini geçici olarak aştıkları gösterilir.
are shown to temporarily transcend: geçici olarak aştıkları gösterilmek
Are shown to + fiilin yalın hâli, edilgen bir aktarım kalıbıdır. Burada eser, Woolf'un karakterlerini maddi gerçekliklerini geçici olarak aşan kişiler olarak sunar; böylece odak, onları sunan kişiden çok karakterlerde ve yorumda kalır. Temporarily, transcend fiilini niteler: fiziksel ya da maddi sınırların ötesine geçiş kalıcı değildir. Zarfı to ile transcend arasına koymak, modern İngilizcede doğal bir bölünmüş mastar kullanımıdır.
Alıştırma
Film analizi cümlesini be shown to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: In the film, the characters ____ question the rules they inherited.
Cevabı göster
are shown to
their material reality: dışsal koşullar ile içsel yaşamın karşıtlığı
Burada material reality, bir kişinin yaşadığı dışsal ve bedensel koşulları, yani fiziksel dünyayı, bedeni ve pratik yaşam şartlarını ifade eder. Düşünce, duygu, hayal gücü veya ruhsal deneyimle karşıtlık oluşturur. İyelik belirleyicisi their, bu koşulları karakterlerin içinde bulunduğu duruma bağlar. transcend their material reality ifadesinde karakterler, kısa bir süre için bu sınırların ötesine geçtiklerini hisseder. Bu ifade, dış dünyanın gerçekten ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Woolf's characters are shown to temporarily transcend their material reality,” cümlesinde their material reality neyi ifade eder?
- Yaşamlarının dışsal, bedensel ve pratik koşulları
- Karakterlerin zenginliği en önemli değer sayması
- Karakterlerin sahip olduğu pahalı eşyalar
Cevabı göster
Yaşamlarının dışsal, bedensel ve pratik koşulları
And in its careful consideration of the complexity of the mind,
5:20Ve zihnin karmaşıklığını dikkatle ele alarak,
her work charts the importance of making our inner lives known to each other. Notlar
5:24eserleri iç dünyalarımızı birbirimize tanıtmanın önemini ortaya koyar.
charts the importance of: chart fiilinin mecazi kullanımı
Burada charts, çoğul isim olan charts değil, geçişli bir fiildir. Her work öznedir; the importance of making our inner lives known to each other ise fiilin doğrudan nesnesidir. Analitik yazıda fiil olarak chart, bir şeyi düzenli biçimde izlemek, haritalandırmak veya sunmak anlamına gelir. Bu nedenle charts the importance of, eserin yalnızca bir şeyin önemli olduğunu söylemekle kalmayıp bu eylemin neden önemli olduğunu geliştirerek ortaya koyduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu analitik cümlede charts ne anlama gelir? “The documentary charts the importance of preserving local languages.”
- Konunun önemini gizler.
- Konuyu gerçek bir grafiğe dönüştürür.
- Korumanın neden önemli olduğunu izleyerek sunar.
Cevabı göster
Korumanın neden önemli olduğunu izleyerek sunar.
making our inner lives known: make + nesne + geçmiş zaman ortacı
making our inner lives known ifadesinde make, “bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + geçmiş zaman ortacı biçimindedir: our inner lives nesnedir; known ise ortaya çıkan, yani “başkaları tarafından bilinen veya anlaşılan” durumu anlatır. to each other, bu iç düşünce ve duyguları öğrenen kişilerin birbirleri olduğunu belirtir. Bu kalıp, iletişimi özel bilgileri başkalarının erişimine açma olarak sunar. needs, concerns, wishes veya experiences ile yeniden kullanılabilir: make your needs known. “İç dünyamızı yaratmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef kalıbı eksik geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: At the meeting, the students made their concerns ____ to the principal.
Cevabı göster
known
Not afraid of Virginia Woolf? ifadesinin başlık göndermesi olarak kullanımı
Bu cümle, ünlü tiyatro oyunu ve film başlığı Who's Afraid of Virginia Woolf? ifadesine gönderme yapar. Konuşmacı bunu eksiltili olumsuz soru Not afraid of Virginia Woolf? biçimine dönüştürerek başlığı eğlenceli bir hatırlatmaya çevirir. Burada afraid öncelikle yazardan gerçekten korkmakla ilgili değildir. Soru, Woolf hakkında daha çok şey öğrendikten sonra onun artık o kadar zor veya ürkütücü görünmeyebileceğini ima eder ve hafif bir kapanış geçişi işlevi görür.
Alıştırma
Yazar tanıtıldıktan sonra söylenen bir kapanış sözünde Not afraid of Virginia Woolf? büyük olasılıkla hangi işlevi görür?
- İzleyicinin Virginia Woolf ile yüz yüze tanışıp tanışmadığını soran bir soru
- Virginia Woolf'un tehlikeli olduğuna dair gerçek anlamlı bir uyarı
- Who's Afraid of Virginia Woolf? başlığına yapılan eğlenceli bir gönderme; yazarın artık daha az ürkütücü görünebileceğini ima eder
Cevabı göster
Who's Afraid of Virginia Woolf? başlığına yapılan eğlenceli bir gönderme; yazarın artık daha az ürkütücü görünebileceğini ima eder
Then check our book recs list to see which of her masterpieces our team recommends.
5:31O zaman ekibimizin onun hangi başyapıtlarını önerdiğini görmek için kitap tavsiye listemize göz atın.
you can download a free audio version of any of her books on audible.com/ted-ed.
5:38onun herhangi bir kitabının ücretsiz sesli sürümünü audible.com/teded adresinden indirebilirsiniz.
you'll be supporting TED-Ed's non-profit educational mission.
5:45TED-Ed'in kar amacı gütmeyen eğitim misyonunu desteklemiş olacaksınız.
Thanks for watching and thanks for your support.
5:49İzlediğiniz için ve desteğiniz için teşekkürler.