Küçülme nedir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, iklim krizine olası bir yanıt olarak küçülme yaklaşımını inceliyor: her şeyi azaltmak yerine kaynak kullanımını ve zararlı görülen üretim biçimlerini seçerek azaltmak. Ayrıca yaklaşımın yeniliği, yatırımı ve toplumsal değişimin uygulanabilirliğini sınırlayabileceği yönündeki eleştirileri sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I should be doing a lot more. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: should be doing yapısının, bir eylemin şu anda sürüyor olması gerektiği hâlde yeterince yapılmadığını nasıl anlattığını öğrenin. should do more ile karşılaştırıldığında mevcut davranıştan duyulan memnuniyetsizliği daha güçlü vurgular; bu nedenle alışkanlıklar hakkında dürüstçe öz değerlendirme yapmak veya sorumluluklarla ilgili ölçülü tavsiye vermek için uygundur. 2. degrowth is not saying that we need to reduce everything. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: not saying that... yapısını, bir iddianın sınırlarını belirleme ve gereğinden geniş bir yorumu düzeltme aracı olarak tanıyın. Açıklama veya tartışmalarda küçülmenin zararlı üretimi seçici biçimde azaltma önerisini, ekonominin her bölümünün küçülmesi gerektiği şeklindeki yanlış düşünceden ayırabilirsiniz. 3. we're going to have to get a move on. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: get a move on ifadesini acele etmek veya daha hızlı ilerlemek gerektiğini söyleyen gündelik bir kalıp olarak anlayın. Birinden kelimenin gerçek anlamıyla hareket etmeye başlamasını istemez; zaman baskısını bildirir ve konuşma, görev ya da programın gecikmeden ilerlemesi gerektiğinde doğal tepki vermenizi sağlar.
Bu derste
do you do things that you think are good for the planet? Kalıp ifadeler
0:23gezegen için iyi olduğunu düşündüğün şeyler yapıyor musun?
I'm wondering, ile soruya nazikçe giriş yapmak
Burada I'm wondering, öncelikle konuşanın kafasının karışık olduğu anlamına gelmez. Doğrudan sorudan önce dinleyiciye kısa bir hazırlık anı veren yumuşak bir giriştir. Bu giriş, ardından gelen şeyi konuşanın öğrenmek istediği bir konu olarak sunar. Sorunun temel içeriğini değiştirmeden konuşmadaki etkisini yumuşatır.
Alıştırma
Örnekte giriş ifadesi olan I'm wondering, hangi temel işlevi görüyor?
- Ardından gelen soruyu nazikçe başlatır.
- Konuşanın cevap vermeyi reddettiğini gösterir.
- Konuşanın konuyu unuttuğunu söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen soruyu nazikçe başlatır.
good for the planet: çevre için yararlı
Çevreyle ilgili bu soruda good for the planet, Dünya ve çevresi için yararlı anlamına gelir. The planet burada adı belirtilmeyen astronomik bir gezegeni değil, Dünya'nın ekosistemlerini ve iklimini genel olarak ifade eder. Başka durumlara aktarılabilecek yapı be good for + yarar gören kişi veya şey biçimindedir. Buradaki for, olumlu etkiden yararlananı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bu alışkanlığın Dünya'nın çevresine yarar sağladığını doğal biçimde ifade eder?
- This habit is good to the planet.
- This habit is good for the planet.
- This habit is good with the planet.
Cevabı göster
This habit is good for the planet.
I don't think I do enough: Düşünerek Yapılan Bir Öz Değerlendirme
Bu cümlede I don't think... olumsuz düşünceyi konuşanın kendi değerlendirmesi olarak sunar. Konuşan kişi hiçbir şey yapmadığını söylemez; bir şeyler yaptığını ama çabanın ya da miktarın hâlâ yeterli olmadığını düşünür. do enough içindeki do, bağlamdan anlaşılan ilgili eylemin yerini tutar; enough ise eylemin bütünüyle gereken miktara veya düzeye ulaşıp ulaşmadığını belirtir. Kalıp I don't think + özne + fiil + enough şeklinde başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Konuşanın biraz çaba gösterdiğini ancak bunun yeterli olmadığını düşündüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I don't think I do enough.
- I don't do anything.
- I think I do enough.
Cevabı göster
I don't think I do enough.
So, maybe I cycle more than I drive Dilbilgisi
0:30Yani, belki araba kullanmaktan daha çok bisiklete biniyorum
cycle more than I drive: İki Alışkanlığı Karşılaştırmak
Alışkanlıkları anlatan bu cümlede cycle more than I drive, iki ulaşım biçiminin sıklığını karşılaştırır. Bisiklete binmenin araba kullanmaktan daha sık gerçekleştiğini belirtir; more than hızlarını karşılaştırmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı özne + fiil A + more than + özne + fiil B şeklindedir. Drive, arabayla seyahat etmek anlamında tek başına kullanılabildiği için burada nesneye ihtiyaç duymaz.
Alıştırma
Alışkanlıkları anlatan bu cümlede I cycle more than I drive ne anlama gelir?
- Bisikletle, arabaya göre daha hızlı seyahat ederim.
- Bisiklete binme ve araba kullanma sıklığım aynıdır.
- Bisikleti, arabayla seyahat ettiğimden daha sık kullanırım.
Cevabı göster
Bisikleti, arabayla seyahat ettiğimden daha sık kullanırım.
I should be doing a lot more: devam eden mevcut bir durumu değerlendirmek
Should be doing, should + be + -ing yapısıyla şimdi ya da içinde bulunulan dönemde gerçekleşiyor olması gereken şeyi değerlendirir. Burada konuşan kişi, sürmekte olan eylem düzeyinin idealin altında olduğunu düşünüyor. A lot, more ifadesini güçlendirir. Bu bir gelecek zaman yapısı değildir; çoğu zaman pişmanlık veya hoşnutsuzluk taşıyan, şimdiki duruma yönelik bir öz değerlendirmedir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin şu anki devamlı çabasının olması gereken düzeyin altında olduğunu en açık biçimde anlatır?
- I should do more on the next project.
- I did a lot more last year.
- I should be doing a lot more these days.
Cevabı göster
I should be doing a lot more these days.
But some people think that to deal with climate change, Kalıp ifadeler
0:39Ancak bazı insanlar iklim değişikliğiyle başa çıkmak için,
we can't just rely on individuals. Kalıp ifadeler
0:42sadece bireylere güvenemeyeceğimizi düşünüyor.
to deal with climate change: amaç bildirmek ve bir sorunu ele almak
Deal with, bir sorunu yönetmek veya ele almak için harekete geçmek anlamına gelir. Deal with climate change ifadesindeki deal; satın alma, satma veya anlaşma yapma anlamında değildir. to ile kurulan mastar öbeği, açıkladığı cümlecikten önce gelerek amaç bildirir. in order to deal with climate change ile aynı anlama gelir ve ardından gelen kısmın amacını belirler.
Alıştırma
"Governments need a shared plan to deal with climate change," cümlesinde to deal with climate change ne anlama gelir?
- bugünün hava durumundaki bir değişikliği anlatmak
- iklimle ticari bir anlaşma yapmak
- iklim değişikliğini ele almak için harekete geçmek
Cevabı göster
iklim değişikliğini ele almak için harekete geçmek
can't just rely on individuals: tek bir kaynak yeterli değildir
Rely on, destek için birine ya da bir şeye güvenmek veya bel bağlamak anlamına gelir. On edatı ifadenin bir parçasıdır: rely on individuals. can't just rely on individuals ifadesindeki just yalnızca anlamına gelir ve neyin yeterli sayıldığını sınırlar. Burada bireysel eylemlerin işe yaramadığı değil, tek başına yetersiz olduğu ve başka düzeylerde de eylem gerektiği söylenir. Individuals burada kurumların veya sistemlerin karşısında, ayrı ayrı düşünülen sıradan insanları ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi rely ve gerekli edatıyla tamamlayın: We can't just ____ one person to solve every problem.
Cevabı göster
rely on
it's not up to you and me: karar veya sorumluluk bize ait değil
Be up to someone, bir konuda karar verme yetkisinin kimde olduğunu veya o konuyla ilgilenmekten kimin sorumlu olduğunu gösterebilir. Bir şey is up to you ise ona karar verecek ya da onu ele alacak kişi sizsinizdir. it's not up to you and me ifadesinde not, bu kararın veya asıl sorumluluğun adı geçen iki kişiye ait olduğunu reddeder. Önemli olanın karar yetkisi mi, sorumluluk mu yoksa ikisi birden mi olduğu bağlama göre belirlenir; burada asıl nokta, sıradan bireylerin bütün yükü taşımaması gerektiğidir.
Alıştırma
The final decision isn't up to Lena cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Lena son karar için yetki veya sorumluluk sahibi değildir.
- Lena karar verebilecek yetenekte değildir.
- Son karar fiziksel olarak Lena'nın üzerindedir.
Cevabı göster
Lena son karar için yetki veya sorumluluk sahibi değildir.
We need to actually change the way our economy works Kalıp ifadeler
0:48Ekonomimizin işleyiş şeklini gerçekten değiştirmemiz gerekiyor
change the way our economy works: bir sistemin işleyiş biçimini değiştirmek
Change the way our economy works, “ekonomik sistemimizin işleyiş biçimini değiştirmek” demektir. Buradaki works, “çalışır” veya “işler” anlamındadır; iş ya da meslek anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp change the way + özne + fiil şeklindedir. our economy works yan cümlesi değiştirilen işleyiş biçimini açıklar; bu nedenle standart İngilizcede the way ifadesinden sonra how eklenmez.
Alıştırma
change the way ... works kalıbını ve the website öznesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The redesign will ____.
Cevabı göster
change the way the website works
an idea called degrowth: bir adı tanıtmak için called kullanımı
An idea called degrowth, “degrowth adlı bir fikir” demektir. Called, idea adını taşıyan ismi onun adıyla bağlar. Bu, an idea that is called degrowth yapısının kısaltılmış biçimidir. Burada degrowth, tanıtılan ekonomik fikrin adıdır. Buradaki called, “adlı” veya “olarak bilinen” demektir; “telefonla iletişime geçilen” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a/an + isim + called + ad şeklindedir ve genellikle bir kavramı, projeyi, yöntemi, yeri veya ürünü tanıtmak için kullanılır.
Alıştırma
Yöntemin adını tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: We use a method ____ spaced repetition.
Cevabı göster
called
and we've been investigating it at What in the World
0:54ve biz bunu What in the World'de araştırıyoruz
and we're going to learn a bit more about it today. Anlatım akışı
0:57ve bugün bunun hakkında biraz daha fazla şey öğreneceğiz.
we're going to learn a bit more about it today: sıradaki konuyu haber vermek
Burada we're going to learn a bit more about it today, programın sonraki bölümünü haber verir. We're going to planlanan sonraki etkinliğe işaret ederken it, dinleyicinin zaten bildiği bir konuya gönderme yapar. A bit more bu haberi ölçülü ve konuşma diline yakın hâle getirir. İfadeyi yumuşatır; mutlaka yalnızca çok az içerik ele alınacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Programda we're going to learn a bit more about it today cümlesinin temel söylem işlevi nedir?
- Daha önce yapılan bir hatayı düzeltmek
- Konunun sırada daha ayrıntılı ele alınacağını haber vermek
- Programın bittiğini duyurmak
Cevabı göster
Konunun sırada daha ayrıntılı ele alınacağını haber vermek
to limit global temperature rises, Kalıp ifadeler
1:04küresel sıcaklık artışlarını sınırlayacaklarına dair,
to limit global temperature rises: iklim haberlerinde limit + isim
To limit global temperature rises, dünyanın ortalama sıcaklığındaki artışları belirlenmiş bir sınır içinde tutmak demektir. Limit geçişli bir fiildir; bu nedenle global temperature rises eylemden etkilenen isim öbeğidir. Bu ifade resmî iklim politikası haberlerinde sık görülür. To limit mastarı, liderlerin ne yapmaya söz verdiğini belirtir. Bu ifadede rises, rise sözcüğünün çoğul isim hâlidir ve artışları veya artış miktarlarını anlatır; cümlenin fiili değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir politika hedefini belirtmek için limit + isim doğal biçimde kullanılmıştır?
- The new policy aims to rise carbon emissions.
- The new policy aims that carbon emissions limit.
- The new policy aims to limit carbon emissions.
Cevabı göster
The new policy aims to limit carbon emissions.
We'll find out the answer: bilmemekten bilmeye geçiş
We'll find out the answer ifadesinde find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi “öğrenmek veya ortaya çıkarmak” demektir. İfade, cevabı bilmemekten bilmeye geçişe odaklanır. Bu, programın ilerleyen kısmında olacağı için cümle cevabın daha sonra açıklanacağını vadeder. Genel olarak bir bilgiyi kontrol ederek, sorarak, gözlemleyerek veya bekleyerek öğrendiğinizde find out kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle cevabın henüz bilinmediğini, ancak daha sonra öğrenileceğini ifade eder?
- We'll find out the answer after the experiment.
- We know the answer before the experiment starts.
- We'll work out the answer by doing the calculation.
Cevabı göster
We'll find out the answer after the experiment.
traditionally governments have always wanted to grow the economy. Kalıp ifadeler
1:37geleneksel olarak hükümetler her zaman ekonomiyi büyütmek istemişlerdir.
to grow the economy: ekonominin büyümesini sağlamak
to grow the economy ifadesinde grow, “ekonominin büyümesini sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. The economy fiilin nesnesidir; bu nedenle ifade hükümetleri, politikaları veya diğer aktörleri büyümenin itici gücü olarak sunar. Bu, ekonomi ve politika tartışmalarında yaygın bir sözcük birleşimidir. Grow burada bitkilerin büyümesiyle ilgili anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi hedef üç kelimelik ekonomi ifadesiyle tamamlayın: Better transport links can help ____.
Cevabı göster
grow the economy
More money, more jobs, more stuff: tekrarlanan paralel öbekler
Bu ifade, İngilizcedeki more + isim kalıbını üç kez tekrarlar: More money, more jobs, more stuff. Bu paralel yapı üç hedefe eşit ağırlık verir ve güçlü, akılda kalıcı bir ritim oluşturur. Bunlar üç tam cümle değil, birbirine bağlanmış üç isim öbeğidir. Liste kısa bir özet işlevi gördüğü için fiil kullanılmamıştır. Bu kalıp bir konuşmada, sunumda veya kısa özette bilgiyi hızla düzenleyebilir.
Alıştırma
Birbiriyle ilişkili üç hedefi vurgulamak için tekrarlanan paralel isim öbeklerini en açık biçimde kullanan seçenek hangisidir?
- We have more time, we practise more, and our confidence grows.
- Time is useful because practice can build confidence.
- More time, more practice, more confidence.
Cevabı göster
More time, more practice, more confidence.
But degrowth is a different way of thinking about things. Kalıp ifadeler
1:45Ancak küçülme, olaylara farklı bir bakış açısıdır.
a different way of thinking about things: farklı bir bakış açısını ifade etmek
A different way of thinking about things, farklı bir bakış açısı veya yaklaşım anlamına gelir. Burada things, fiziksel nesneleri değil, genel olarak ele alınan konuları veya sorunları ifade eder. Başka konularla da kullanılabilen kalıp a way of thinking about + konu şeklindedir. Of sözcüğünden sonra -ing biçimindeki thinking gelir; about ise düşünülen konuyu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The course offers a new ____ climate risk.
Cevabı göster
way of thinking about
Some people say that to tackle the climate crisis, Kalıp ifadeler
1:49Bazı insanlar iklim kriziyle mücadele etmek için,
we need to stop our economies from growing. Dilbilgisi
1:53ekonomilerimizin büyümesini durdurmamız gerektiğini söylüyor.
to tackle the climate crisis: zor bir sorun için etkin adım atmak
to tackle the climate crisis ifadesinde tackle, zor bir sorunu ele almak için kararlı bir çaba göstermek demektir. Odak noktası harekete geçmektir; krizin zaten çözüldüğünü söylemez. Buradaki anlam bir sorunu ele almaktır, sporda rakibi yere düşürme anlamı değildir. to tackle the climate crisis mastar grubu, ardından gelen eylemin amacını belirtir: ekonomik büyümeyi durdurmak, krizi ele almanın bir yolu olarak sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede to tackle the climate crisis ne anlama geliyor?
- iklimle ilgili bir etkinlikte sportif bir tackle yapmak
- iklim krizini ele almak için etkin adımlar atmak
- iklim krizinin tamamen çözüleceğini garanti etmek
Cevabı göster
iklim krizini ele almak için etkin adımlar atmak
stop our economies from growing: stop + nesne + from + -ing
stop our economies from growing, stop + nesne + from + -ing yapısını kullanır. our economies etkilenen nesnedir; growing ise engellenen veya durdurulan süreci adlandırır. from burada bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: grow değil, growing. Bu yapı hem bir eylemin hem de devam eden bir değişimin durdurulmasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi park fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new rule stops cars from ____ here.
Cevabı göster
parking
and focus on using fewer of the Earth's natural resources. Kalıp ifadeler
1:58ve Dünya'nın doğal kaynaklarını daha az kullanmaya odaklanmalıyız.
focus on using fewer of the Earth's natural resources: daha az doğal kaynak kullanmaya odaklanmak
Bu cümlede focus on using..., o eylemi temel öncelik hâline getirmek demektir. On bir edattır; bu yüzden ardından gelen eylem -ing biçimini alır: focus on using denir, focus to use denmez. Fewer of the Earth's natural resources ifadesi kaynakları sayılabilir türler veya öğeler olarak ele alır ve bunların sayısının daha az olduğunu belirtir. Sayılamayan bir kaynağın toplam miktarının daha az olması kastediliyorsa genellikle use less water örneğindeki gibi less kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi focus on ve reduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This year, we will ____ food waste.
Cevabı göster
focus on reducing
are often called degrowthers: genellikle degrowthers olarak adlandırılırlar
Are often called degrowthers, adlandırma bildiren edilgen bir yapıdır. Bu kişiler başkaları tarafından degrowthers etiketiyle adlandırılır; called burada “bir ad verilmek” anlamındadır, “telefonla aranmak” anlamında değildir. Kalıp özne + be + called + ad veya etiket biçimindedir. Often, bu adın yaygın olduğunu gösterir ancak tek ad olduğu anlamına gelmez. Burada degrowthers, küçülme fikrini destekleyen kişileri ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “genellikle bu ad verilir” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: People who professionally design buildings ____ architects.
Cevabı göster
are often called
It's a little bit more complex than that ile nazikçe düzeltme
Burada It's a little bit more complex than that, fazla basitleştirilmiş bir açıklamayı nazikçe düzeltir. Konuşmacı önceki özetin genel olarak doğru yönde olabileceğini kabul eder, ancak önemli ayrıntıların eksik olduğunu belirtir. than that içindeki that, fiziksel bir nesneye değil, önceki açıklamaya gönderme yapar. Yeniden kullanılabilir kalıp It's a little bit more + adjective + than that şeklindedir; bu kalıp, karşıdaki kişiye doğrudan yanlış olduğunu söylemeden ayrıntı eklemenizi sağlar.
Alıştırma
Nazik düzeltmeyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____, because two other costs affect the decision.
Cevabı göster
It's a little bit more complex than that
and I spoke to BBC journalist Alvaro Alvarez,
2:17ve ben BBC gazetecisi Alvaro Alvarez ile konuştum,
So, degrowth is not saying that we need to reduce everything. Anlatım akışı
2:22Yani küçülme her şeyi azaltmamız gerektiğini söylemiyor.
degrowth is not saying that... ile aşırı genellemeyi reddetme
Burada degrowth is not saying that..., konuşmacının reddetmek istediği yorumu ortaya koyar: küçülme yaklaşımı istisnasız her şeyin azaltılmasını gerektirmez. Olumsuzluk, küçülme yaklaşımının kendisini değil, that ile başlayan yan cümlenin tamamını hedef alır. Bu çerçeve, önce olası bir yanlış anlamayı ortadan kaldırarak açıklamayı düzenler. Yeniden kullanılabilir kalıp X is not saying that + aşırı güçlü bir yorum şeklindedir; ardından X'in gerçekte ne anlama geldiği belirtilir.
Alıştırma
Açıklamayı dersteki yapıyla tamamlayın: The report is ____ every phone should be banned.
Cevabı göster
not saying that
some elements of our production: üretim sistemimizin bazı bölümleri
Bu cümlede elements of our production, genel üretim sisteminin içindeki bölümler veya alanlar anlamına gelir. Elements, daha büyük bir bütünü oluşturan parçalar için kullanılan soyut bir sözcüktür; burada kimyasal elementler anlamında değildir. Some ifadenin kapsamını sınırlar: konuşmacı üretimin tamamının değil, belirli bölümlerinin azaltılmasını istiyor.
Alıştırma
Cümlede “some elements of our production” neyi ifade ediyor?
- Satış için seçilen bazı bitmiş ürünler
- Üretimde kullanılan bazı kimyasal maddeler
- Üretim sisteminin bazı bölümleri veya alanları
Cevabı göster
Üretim sisteminin bazı bölümleri veya alanları
that are not beneficial: faydalı olmayan
That are not beneficial, üretimin hangi unsurlarının kastedildiğini belirleyen bir ilgi cümleciğidir: açık bir fayda sağlamayan veya toplumsal, çevresel ya da başka bir hedefe ulaşmaya yardımcı olmayan unsurları belirtir. Beneficial, bir şeyin bir kişiye veya gruba yardımcı olup olmadığını ya da bir hedefi destekleyip desteklemediğini değerlendirir. Bu nedenle cümlecik, neden özellikle bu unsurların azaltılmak üzere seçildiğini açıklar.
Alıştırma
Cümlede not beneficial ne anlama geliyor?
- Maddi kâr sağlamamak
- Üretilmesi mümkün olmamak
- Yararlı bir fayda sağlamamak
Cevabı göster
Yararlı bir fayda sağlamamak
fast fashion: giyim sektörü ve tüketim modeli
Fast fashion, düşük maliyetli giyim tarzlarını hızla üretmeye ve bunları sık sık yenileriyle değiştirmeye dayanan bir iş ve tüketim modelidir. Bu cümlede, küçülme hareketini destekleyenlerin azaltılması gerektiğini savunduğu üretim alanlarından birini adlandırır. Fiziksel olarak hızlı olan bir moda anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda fast fashion ne anlama gelir?
- Mankenlerin çok hızlı yürüdüğü defileler
- Düşük maliyetli ve sık değişen tarzları hızla üreten bir giyim iş modeli
- Hızla popülerleşen herhangi bir giyim tarzı
Cevabı göster
Düşük maliyetli ve sık değişen tarzları hızla üreten bir giyim iş modeli
Alvaro says that degrowthers believe we should reduce
2:42Alvaro, küçülmecilerin azaltmamız gerektiğine inandığını söylüyor
An element of something is a part of something. Anlatım akışı
2:48Bir şeyin unsuru (element), onun bir parçasıdır.
An element of something is a part of something: doğrudan tanım kalıbı
Bu cümle doğrudan bir tanım verir. Önce element sözcüğünü sunar, sonra onu daha tanıdık olan a part of something ifadesiyle açıklar. An X is a Y kalıbı, bilgiyi tanımlanan terimden onun anlamına doğru düzenler. Buradaki something, belirli bir nesne değil, uygun herhangi bir şeyi temsil eden genel bir yer tutucudur. Aynı kalıp derslerde, sunumlarda ve günlük açıklamalarda kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı doğrudan tanım kalıbını kullanır?
- I drew a square on the page.
- A square is a shape with four equal sides.
- The square is beside the window.
Cevabı göster
A square is a shape with four equal sides.
according to Alvaro: bilgiyi bir kaynağa atfetmek
And according to Alvaro ifadesinde according to, ardından gelen bilginin kaynağı olarak Alvaro'yu gösterir. And bu kaynak atfını önceki konuşmaya bağlar; virgül de girişteki kaynak ifadesini kapatır. Bu kullanım, kaynağı konuşandan ayrı tutar: Alvaro'nun söylediklerini aktarır ancak konuşanın ona katıldığını belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp according to + kaynak biçimindedir ve ardından aktarılan bilgi gelir.
Alıştırma
Yolun yeniden açılacağı bilgisini rapora atfeden cümle hangisidir?
- The report agrees to reopen the road tomorrow.
- According to the report, the road will reopen tomorrow.
- I agree with the report, and the road will reopen tomorrow.
Cevabı göster
According to the report, the road will reopen tomorrow.
are not believed to be beneficial: edilgen aktarım kalıbı
are not believed to be beneficial ifadesinde insanlar özne olan these elements of production öğelerini yararlı olarak görmez. Kalıp subject + be + believed + to be + complement biçimindedir; burada not, are sözcüğünden sonra gelir ve bu unsurların yararlı olduğu yönündeki olumlu inancın paylaşılmadığını gösterir. Bu edilgen yapı, bu inancı taşıyan kişileri belirtmez ve these elements of production ifadesini cümlenin konusu olarak tutar. Yararı doğrudan kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmak yerine bir değerlendirmeyi aktarır.
Alıştırma
Resmî cümleyi believe fiilinin edilgen aktarım biçimiyle tamamlayın: The artifact ____ over 1,000 years old.
Cevabı göster
is believed to be
that degrowthers disagree with is fast fashion. Kalıp ifadeler
3:03üretim türüne örnek hızlı modadır.
disagree with: bir kişiye, fikre veya eyleme katılmamak
Disagree with, bir kişiyle aynı fikirde olmamayı veya bir kişiyi, fikri, politikayı ya da eylemi desteklememeyi anlatan sabit bir fiil-edat birleşimidir. With’ten sonra anlaşmazlığın ya da karşı çıkışın hedefi olan kişi veya şey gelir. Bu cümlede hızlı moda, küçülme yanlılarının desteklemediği bir üretim modelinin örneğidir. With burada hızlı modayla birlikte bir şey yaptıkları anlamına gelmez; karşı çıktıkları şeyi belirtir.
Alıştırma
Eksik edatı ekleyin: I disagree ____ the plan to remove the bike racks.
Cevabı göster
with
refers to: bir terimin neyi ifade ettiğini tanımlamak
X refers to Y tanım kalıbında refers to, “ifade eder” veya “adı budur” anlamına gelir. X tanımlanan terimdir; Y ise bu terimin neleri kapsadığını belirtir. Burada Fast fashion terimdir ve clothes, tanıma dâhil edilen kategoriyi başlatır. Bu kalıp, terimin açıklamasının gelmekte olduğunu gösterir.
Alıştırma
Tanımı “ifade eder” anlamına gelen iki sözcüklü fiil ifadesiyle tamamlayın: In this guide, 'public transport' ____ buses, trains, and other shared travel services.
Cevabı göster
refers to
so that customers can afford to buy new outfits more often. Notlar
3:11böylece müşteriler daha sık yeni kıyafetler alabilirler.
Amaç veya hedeflenen etki bildiren so that
So that, bir eylemin veya düzenlemenin amacını ya da oluşturması hedeflenen etkiyi açıklayan tam bir yan cümle başlatır. Burada customers can afford to buy new outfits more often, kıyafetleri ucuz ve hızlı üretmenin amaçlanan etkisidir. Yaygın yapı eylem veya düzenleme + so that + özne + fiil şeklindedir. Yan cümle çoğunlukla istenen ya da mümkün olan bir sonucu anlattığı için can, could, will veya would gibi kip yardımcıları sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: We left early ____ we could catch the first train.
Cevabı göster
so that
Can afford to buy: yeterli paraya sahip olmak
Can afford to buy, bir satın almanın bedelini karşılayacak kadar para veya kaynağa sahip olmak anlamına gelir. Bu cümlede düşük üretim maliyetleri, yeni kıyafetleri daha sık satın almayı maddi açıdan mümkün kılar. Afford sözcüğünden sonra normalde bir isim veya to + fiilin yalın hâli gelir: afford the fee; afford to buy. We can't afford to wait örneğinde olduğu gibi yeterli zamana sahip olmayı ya da bir risk veya sonucu kabul edebilmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “satın alacak kadar parası olmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After saving for a year, Maya ____ a laptop.
Cevabı göster
can afford to buy
before we go any further: devam etmeden önce duraklamak
before we go any further, “tartışmaya ya da sürece devam etmeden önce” demektir. Buradaki go further mecazidir; fiziksel olarak daha uzağa gitmeyi değil, açıklamayı veya tartışmayı ilerletmeyi anlatır. Bu ifade ana akışı kısa süreliğine durdurup önce bir uyarı, koşul veya başka önemli bir nokta eklemeye yarar. Sıradaki bilginin tartışma devam etmeden önce dikkate alınması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bir sunumu duraklatıp devam etmeden önce önemli bir nokta eklemeyi en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- Before we walk any farther, I need to explain one limitation.
- Before we go any faster, I need to explain one limitation.
- Before we go any further, I need to explain one limitation.
Cevabı göster
Before we go any further, I need to explain one limitation.
many economists do not think that degrowth is a good idea.
3:19birçok ekonomist küçülmenin iyi bir fikir olduğunu düşünmüyor.
Some of them argue that it would create more poverty
3:24Bazıları bunun daha fazla yoksulluk yaratacağını savunuyor
would actually make it harder to solve...: daha büyük bir zorluk öngörmek
make it harder to solve... kalıbı, “bir şeyi çözmeyi daha zor hâle getirmek” anlamına gelir. Make “sebep olmak” demektir; it hazırlayıcı nesnedir, harder ortaya çıkan zorluğu anlatır ve to ile kurulan mastar etkilenen eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp make it + sıfat veya karşılaştırma biçimi + to ile mastardır. Would bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, küçülmenin öngörülen bir sonucu olarak sunar. Actually beklenen yararla bir karşıtlık kurar: bu ekonomistlere göre politika çözüme yardım etmek yerine onu zorlaştırabilir.
Alıştırma
Cümleyi make ile başlayan ve “bir eylemi daha zor hâle getirmek” anlamına gelen dört kelimelik kalıpla tamamlayın: Constant notifications can ____ focus on a difficult task.
Cevabı göster
make it harder to
and he argues that degrowth could limit innovation. Kalıp ifadeler
3:41ve küçülmenin inovasyonu sınırlayabileceğini savunuyor.
could limit innovation: olası bir kısıtlamayı ifade etmek
could limit innovation ifadesi, küçülmenin yeni fikirlerin geliştirilmesini veya kullanılmasını kısıtlayabileceği anlamına gelir. Burada limit geçişli bir fiildir ve innovation onun nesnesidir. Could, bu kısıtlamayı kesin bir tahmin olarak değil, olası bir sonuç olarak sunar. Bu nedenle degrowth will limit innovation demekten daha temkinlidir.
Alıştırma
Hangi cümle katı kuralların yeni fikirlerin gelişmesini kısıtlayabileceğini doğru biçimde ifade eder?
- Strict rules could limit innovation.
- Strict rules could limits innovation.
- Strict rules will encourage innovation.
Cevabı göster
Strict rules could limit innovation.
underestimates the power of innovation: etkisini olduğundan düşük görmek
Underestimates the power of innovation, yeniliğin değişim yaratma veya sorun çözme becerisini gerçekte olduğundan daha az önemli ya da etkili görmek anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı, küçülmeyi yeniliğin neler başarabileceğini tam olarak kavramadığı için eleştirir. Yapı underestimate + isim öbeğidir. Yaygın underestimate the power of + isim kalıbında power fiziksel güç değil, bir etki yaratma kapasitesi anlamındadır.
Alıştırma
underestimate fiilinin doğru biçimini kullanarak vurgulanan kalıbı tamamlayın: The proposal ____ community support.
Cevabı göster
underestimates the power of
the need for investment: the need for + isim kalıbı
the need for investment ifadesinde need, yatırımın gerekli olduğunu belirten bir isimdir. For, ihtiyaç duyulan şeyi getirir; dolayısıyla ifadenin tamamı yatırımın gerekliliği anlamına gelir. the need for + isim kalıbı, we need investment gibi bir düşünceyi daha resmî bir isim öbeğine dönüştürür. Bir rapor veya sav, bir ihtiyacı tartışma konusu olarak sunduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi the need for isim kalıbıyla tamamlayın: The report emphasizes ____ reliable internet access.
Cevabı göster
the need for
feasibility of what they propose: bir önerinin uygulanabilirliğini değerlendirmek
Feasibility, bir planın uygulamaya konulabilme olasılığı anlamına gelir. Burada feasibility of what they propose, destekçilerin önerilerinin gerçek toplumsal koşullarda gerçekten işleyip işleyemeyeceğini sorar. What they propose, onların önerdiği şeyler veya fikirler anlamına gelen bir isim cümleciğidir. Of'un nesnesidir ve tam olarak neyin değerlendirildiğini belirtir.
Alıştırma
feasibility of what they propose ifadesi esas olarak neyi değerlendirir?
- çoğu kişinin önerilerini zaten onaylayıp onaylamadığını
- önerilerinin basit bir dille anlatılıp anlatılmadığını
- önerilerinin gerçekçi biçimde uygulanıp uygulanamayacağını
Cevabı göster
önerilerinin gerçekçi biçimde uygulanıp uygulanamayacağını
underestimates many things such as innovation.
4:08inovasyon gibi birçok şeyi hafife aldığını (underestimate) düşünüyor.
you don't understand the true importance or size of it.
4:14onun gerçek önemini veya boyutunu anlamazsın.
Another factor that Professor Fankhauser says is underestimated by degrowthers
4:18Profesör Fankhauser'in küçülmeciler tarafından hafife alındığını söylediği bir diğer faktör,
Feasibility means the possibility that something can be achieved. Kelime
4:26Uygulanabilirlik, bir şeyin başarılabilme olasılığı anlamına gelir.
Feasibility: bir şeyin gerçekleştirilebilme olasılığı
Bu tanımda feasibility, bir şeyin gerçekten gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğini belirtir. that something can be achieved bölümü possibility sözcüğünün anlamını sınırlar; dolayısıyla odak, bir şeyin olabileceğine dair belirsiz bir ihtimal değil, pratikte başarılabilir olmasıdır. Bir planı, hedefi veya öneriyi değerlendirirken mevcut zamanın, kaynakların ve koşulların onu uygulanabilir kılıp kılmadığını sormak için bu kavramı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Örnekteki feasibility sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?
- bir şeyin ne kadara mal olduğu
- bir şeyin gerçekçi biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği
- bir şeyin ne kadar popüler olduğu
Cevabı göster
bir şeyin gerçekçi biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği
For example, I could say that I think it's feasible Dilbilgisi
4:34Örneğin, bu podcast'i 6 dakikada bitirmemizin
for us to finish this podcast in 6 minutes.
4:37uygulanabilir (feasible) olduğunu düşündüğümü söyleyebilirim.
I think it's feasible for us to finish: feasible for someone to do something kalıbı
I think it's feasible for us to finish kalıbı, “Gerçekçi koşullarda bitirebileceğimize inanıyorum” anlamına gelir. Cümlede it, feasible sıfatından önce biçimsel özne olarak kullanılır; to ile başlayan mastar, değerlendirilen eylemi belirtir. for us to finish içinde us, finish eylemini gerçekleştiren taraftır. Buradaki for, “bizim yararımıza” anlamına gelmez; eylemi gerçekleştirmesi beklenen kişiyi veya grubu tanıtır. I think, bu yargının kesin bir gerçek değil, konuşanın değerlendirmesi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Eksik iki sözcükle yapıyı tamamlayın: Given our current budget, it is feasible ____ the team ____ upgrade the website this month.
Cevabı göster
for · to
We're going to have to get a move on: acele etmemiz gerekecek
Get a move on, “acele etmek” veya “daha hızlı ilerlemek” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Başka bir yere fiziksel olarak gitmek anlamına gelmez. We're going to have to, gerekliliği mevcut durumun sonucu olarak sunar: zaman azalıyor, bu yüzden bütün grubun hızlanması gerekiyor. we're kullanımı, uyarıyı yalnızca başka birine yöneltmek yerine konuşanı da içine alır.
Alıştırma
“Acele etmek” anlamına gelen ve move sözcüğünü içeren gündelik kalıbı tamamlayın: The doors close in ten minutes, so we're going to have to ____.
Cevabı göster
get a move on
I think it's time to hear the answer to your quiz question. Anlatım akışı
4:44Sanırım test sorunun cevabını duyma zamanı geldi.
I think it's time to hear the answer: cevabın açıklanması bölümüne geçiş
I think it's time to + fiilin yalın hâli, mevcut aşamanın bitip bir sonrakinin başlaması gerektiğini yumuşak bir biçimde bildirir. Burada program akışını düzenleyerek quiz sorusundan cevabın açıklanmasına geçiş yapar. Hear the answer, cevap açıklandığında onu duyarak öğrenmek demektir. Önemli olan, cevabın birazdan açıklanacak olmasıdır; konuşan kişinin birinin işitmesini sınaması değildir.
Alıştırma
Konuşan kişi “I think it's time to hear the answer to your quiz question” diyerek esas olarak ne yapıyor?
- Quiz sorusunun çok zor olduğundan şikâyet etmek
- Programı cevabın açıklanacağı bölüme geçirmek
- Konuşanın iyi duyabildiğini vurgulamak
Cevabı göster
Programı cevabın açıklanacağı bölüme geçirmek
agreed to limit global temperature rises to. Kalıp ifadeler
4:49sınırlandırmayı kabul ettiklerini sormuştum.
agree to do ... limit X to Y: bir eylemi kabul etmek ve üst sınır koymak
Bu cümle iki kalıbı birleştirir: agree to do something, bir eylemi yapmayı kabul etmek veya taahhüt etmek; limit X to Y ise X'i Y düzeyinde ya da onun altında tutmak demektir. Burada dünya liderleri, küresel sıcaklık artışını belirli bir miktarın içinde tutma taahhüdünde bulunmuştur. How much, sondaki to'dan sonra eksik olan değeri temsil eder. Bu dolaylı soruda how much öne gelirken limit X to Y kalıbındaki ilgeç to doğal olarak cümlenin sonunda kalır: how much ... limit global temperature rises to.
Alıştırma
Cümleyi agree to do ve limit X to Y yapılarının doğru biçimleriyle tamamlayın: After negotiations, the countries agreed ____ annual emissions ____ a fixed level.
Cevabı göster
to limit · to
to stop the worst impacts of climate change. Kalıp ifadeler
4:58durdurmak için bunun gerekli olduğuna inanıyor.
stop the worst impacts of climate change: iklim değişikliğinin en kötü etkilerini önlemek
Bu ifadede impacts, etkiler veya sonuçlar anlamına gelir. The worst impacts of climate change, iklim değişikliğinin yol açabileceği en ciddi zararlardır; fiziksel çarpışmalar değildir. To stop mastarı, sıcaklık hedefinin amacını belirtir. Stop burada en ciddi etkilerin meydana gelmesini önlemek demektir; iklimdeki her değişikliğin veya bütün etkilerin önlenebileceğini iddia etmez.
Alıştırma
Cümlede to stop the worst impacts of climate change ne anlama geliyor?
- iklim değişikliğinin bir şeye fiziksel olarak çarpmasını durdurmak
- iklim değişikliğinin en ciddi etkilerini önlemek
- dünya iklimindeki her değişikliği önlemek
Cevabı göster
iklim değişikliğinin en ciddi etkilerini önlemek
I got it right: sonucun doğru olduğunu söylemek
I got it right cümlesinde it, bağlamdan anlaşılan bir yanıtı, soruyu, ayrıntıyı veya görevi temsil eder. get + nesne + right kalıbı, bir şeyi doğru yanıtlamak, belirlemek, anlamak ya da yapmak demektir. Buradaki got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; “aldım” anlamına gelmez. Right sonucun doğru olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “doğru yanıt verdim” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I checked the answer key, and ____.
Cevabı göster
I got it right
so let's recap some of the vocabulary we've learned Anlatım akışı
5:03öyleyse öğrendiğimiz bazı kelimeleri özetleyelim,
Let's recap ...: kısa bir gözden geçirme başlatmak
Let's recap... birlikte yapılacak kısa bir gözden geçirmeyi duyurur. Recap, ana noktaları özetleyerek yeniden ele almak demektir. Bu cümlede ifade, dinleyiciyi ana dersten kapanıştaki kelime gözden geçirmesine taşır. Some of the vocabulary we've learned, kapsamı daha önce öğrenilen kelimelerin tümüyle değil bir bölümüyle sınırlar.
Alıştırma
Ana noktaların kısa bir gözden geçirmesini en iyi hangi cümle başlatır?
- Let's repeat every sentence exactly as it was said.
- Let's recap the main points before we finish.
- Let's start a completely new topic before we finish.
Cevabı göster
Let's recap the main points before we finish.
starting with degrowth: ilk öğeyi belirtmek
Starting with + isim veya isim öbeği, bir listenin, tekrarın ya da sıralamanın ilk öğesini belirtir. Burada degrowth, tekrar edilecek ilk kelimedir. Bu kalıpta with başlangıç öğesini getirir; birinin eylemi degrowth ile birlikte yaptığı anlamına gelmez. Bu ifade, dinleyicinin bilgilerin sırasını takip etmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi starting with hedef ifadesiyle tamamlayın: Let's check every item, ____ the safety gear.
Cevabı göster
starting with
An element of something means a part of something.
5:14Bir şeyin unsuru (element), onun bir parçası anlamına gelir.
you don't understand the true importance or size of it.
5:28onun gerçek önemini veya boyutunu anlamazsınız.
The feasibility of something is the likelihood
5:32Bir şeyin uygulanabilirliği (feasibility), onun başarılabileceği
describe something as feasible or unfeasible: bir şeyi uygulanabilir ya da uygulanamaz olarak tanımlamak
describe X as Y kalıbı, X’i Y niteliğine sahip olarak sunmak, adlandırmak veya nitelemek demektir. X konuşulan şeydir; as ise açıklamayı ya da değerlendirmeyi getirir. Burada “benzer” anlamına gelmez. Bu cümlede something, X’tir; feasible ve unfeasible ise Y için alternatif değerlendirmelerdir. Feasible gerçekçi biçimde mümkün, unfeasible ise gerçekçi biçimde mümkün olmayan anlamına gelir. Unfeasible doğru bir kelimedir, ancak birçok resmî bağlamda infeasible daha yaygındır.
Alıştırma
describe X as Y kalıbını tamamlayın: The reviewers described the new schedule ____ feasible.
Cevabı göster
as
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our 6 minutes are up ifadesindeki be up, ayrılan bir sürenin sona erdiğini belirtir. Altı dakikalık bölüm bitmiştir; up burada yukarı yönünü anlatmaz. Bu yapıda özne olarak time veya belirli bir süre kullanılabilir: Your time is up ve Your two minutes are up. Genellikle bir etkinliğin artık durması veya kapanışa geçmesi gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Cümleyi be up ifadesiyle tamamlayın: Each speaker gets exactly three minutes. Your three minutes ____, so please conclude.
Cevabı göster
are up
We have a new episode every single weekday Kalıp ifadeler
5:52Hafta içi her gün yeni bir bölümümüz var
a new episode every single weekday: hafta içi istisnasız her gün yeni bir bölüm
episode every single weekday ifadesinde every single weekday, have fiilini niteleyen bir sıklık ifadesidir: hafta içindeki her gün yeni bir bölüm sunulur. Single, every sözcüğünü güçlendirerek hiçbir hafta içi gününün atlanmadığını belirtir; single çıkarılırsa temel program değişmez. Weekday normalde cumartesi ve pazar hariç pazartesiden cumaya kadar olan günleri ifade eder. Burada episode sunulan içeriktir, every single weekday ise bunun ne sıklıkta olduğunu belirtir.
Alıştırma
Dersin vurgulu hafta içi sıklık ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The newsletter arrives ____.
Cevabı göster
every single weekday
it's a great place to come and learn some new vocabulary
5:59dünyada olup bitenler hakkında yeni kelimeler öğrenmek
Daha güçlü bir destekleyici bilgi ekleyen In fact
Burada In fact daha somut ve ikna edici bir destekleyici nokta sunar: program aynı zamanda yeni kelimeler öğrenmek için de iyi bir yerdir. Konuyu değiştirmek yerine önceki bilgiyi geliştirir. In fact bir varsayımı düzeltebilir; ancak kanıt ya da dikkat çekici bir ayrıntı ekleyerek az önce söyleneni güçlendirmek için de kullanılabilir. Burada ikinci kullanım vardır.
Alıştırma
Bu cümlede In fact ne işe yarıyor?
- Önceki konuyla ilgisiz yeni bir konu başlatır.
- Önceki bilgiyi güçlendiren daha somut bir nokta ekler.
- Önceki bilginin tamamen yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki bilgiyi güçlendiren daha somut bir nokta ekler.
on YouTube with subtitles to practice your English.
6:10YouTube'da altyazılı olarak izlemeyi deneyin.
If you found this episode interesting: find + nesne + sıfat
found this episode interesting ifadesinde found, find fiilinin geçmiş biçimidir ve bir şeyi belirli bir şekilde değerlendirmek ya da onun öyle olduğunu düşünmek anlamına gelir. Kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir: this episode nesnedir; interesting ise izleyicinin değerlendirmesini belirtir. Burada izleyicinin bölümü bulduğu anlamına gelmez. if yan cümlesi bu değerlendirmeyi ardından gelen önerinin koşulu yapar. Önerilerde şu kalıp yeniden kullanılabilir: If you found X useful, interesting, or difficult, try Y.
Alıştırma
Öneriyi find fiilinin geçmiş biçimi ve useful sıfatıyla tamamlayın: If you ____ the guide ____, try the advanced version.
Cevabı göster
found · useful
try watching: bir yöntemi denemek için try + -ing kullanımı
Bu cümlede try watching, izlemenin işe yarayıp yaramadığını görmek için bu etkinliği denemek anlamına gelir. -ing biçimindeki eylem olası bir yöntem olarak sunulur. Bu, programı altyazılı izlemeyi deneme önerisidir; izlemeyi başarmak için zor bir çaba gösterme anlamı taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümle özellikle altyazıyı bir yöntem olarak denemeyi öneriyor?
- Try watching the video with subtitles to see whether it helps.
- Watch the video with subtitles before tomorrow.
- Try to watch the whole video, even though the connection is unstable.
Cevabı göster
Try watching the video with subtitles to see whether it helps.
a link in the notes: bir bölümün yazılı bilgilerindeki bağlantı
Bu medya bağlamında a link in the notes, bölüme eşlik eden yazılı bilgilerdeki bir bağlantı anlamına gelir. Bu bilgiler episode notes veya show notes olarak adlandırılabilir. Burada notes, bölüm veya program sayfasındaki materyali ifade eder; kişisel çalışma notları ya da müzik notaları anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir podcast sunucusu "The recipe link is in the episode notes." diyor. Nereye bakmalısınız?
- Ders sırasında kullanılan bir defterde
- Bölümün müzik notalarında
- Bölüm sayfasında, bölüme eşlik eden yazılı bilgilerde
Cevabı göster
Bölüm sayfasında, bölüme eşlik eden yazılı bilgilerde
and don't forget to try the quiz and worksheet at bbclearningenglish.com. Ton ve niyet
6:15ve bbclearningenglish.com adresindeki testi ve çalışma sayfasını denemeyi unutmayın.
Dostça bir hatırlatma olarak Don't forget to try...
Don't forget to + fiilin yalın hâli, gelecekte yapılacak bir işi dostça hatırlatır. Burada dinleyiciler programdan sonra kısa sınavı ve çalışma kâğıdını denemeye teşvik ediliyor; bu, hafızalarını eleştirmek değil, kapanıştaki bir eylem çağrısıdır. try the quiz and worksheet ifadesinde try, öğrenme etkinliklerini denemek veya kullanmak anlamına gelir; onları oluşturmak için çabalamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Don't forget to ifadesinin ardından try getirerek hatırlatmayı tamamlayın: ____ the online practice quiz before Friday.
Cevabı göster
Don't forget to try
thank you so much for having me again on Six Minute English. Ton ve niyet
6:21beni Six Minute English'e tekrar konuk ettiğin için çok teşekkür ederim.
Thank you so much for having me: konuğun teşekkürü
Thank you for having me, bir konuğun kendisini davet edip ağırlayan sunucuya, röportajı yapan kişiye veya organizatöre teşekkür etmek için kullandığı standart bir ifadedir. Burada konuk, kendisini yeniden davet ettiği için programa teşekkür ediyor. thank you for ifadesinden sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: having. have someone on a show kalıbında have, birini programa davet etmek veya programa çıkarmak anlamına gelir; sahip olmak anlamına gelmez. so much teşekkürü daha içten yapar, again ise bunun tekrar yapılan bir ziyaret olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir konuk röportaja başlıyor. Thank you for, have fiilinin -ing biçimi ve me ile cümleyi tamamlayın: ____ on the show.
Cevabı göster
Thank you for having me