Küçülme nedir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
900 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, iklim krizine olası bir yanıt olarak küçülme yaklaşımını inceliyor: her şeyi azaltmak yerine kaynak kullanımını ve zararlı görülen üretim biçimlerini seçerek azaltmak. Ayrıca yaklaşımın yeniliği, yatırımı ve toplumsal değişimin uygulanabilirliğini sınırlayabileceği yönündeki eleştirileri sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I should be doing a lot more. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: should be doing yapısının, bir eylemin şu anda sürüyor olması gerektiği hâlde yeterince yapılmadığını nasıl anlattığını öğrenin. should do more ile karşılaştırıldığında mevcut davranıştan duyulan memnuniyetsizliği daha güçlü vurgular; bu nedenle alışkanlıklar hakkında dürüstçe öz değerlendirme yapmak veya sorumluluklarla ilgili ölçülü tavsiye vermek için uygundur. 2. degrowth is not saying that we need to reduce everything. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: not saying that... yapısını, bir iddianın sınırlarını belirleme ve gereğinden geniş bir yorumu düzeltme aracı olarak tanıyın. Açıklama veya tartışmalarda küçülmenin zararlı üretimi seçici biçimde azaltma önerisini, ekonominin her bölümünün küçülmesi gerektiği şeklindeki yanlış düşünceden ayırabilirsiniz. 3. we're going to have to get a move on. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: get a move on ifadesini acele etmek veya daha hızlı ilerlemek gerektiğini söyleyen gündelik bir kalıp olarak anlayın. Birinden kelimenin gerçek anlamıyla hareket etmeye başlamasını istemez; zaman baskısını bildirir ve konuşma, görev ya da programın gecikmeden ilerlemesi gerektiğinde doğal tepki vermenizi sağlar.

Bu derste

Six Minute English

0:01

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan.

Hello and welcome to Six Minute English

0:07

Merhaba ve Six Minute English'e hoş geldiniz,

from BBC Learning English.

0:09

BBC Learning English'ten.

I'm Phil and today we have Hannah joining us

0:11

Ben Phil ve bugün yine bize katılan Hannah var,

again from BBC podcast What in the World.

0:14

BBC'nin What in the World adlı podcast'inden.

Welcome, Hannah.

0:17

Hoş geldin, Hannah.

Hey, Phil.

0:18

Selam, Phil.

It is so great to be back here.

0:19

Burada tekrar bulunmak harika.

So, I'm wondering, Ton ve niyet

0:21

Şeyi merak ediyorum,

do you do things that you think are good for the planet? Kalıp ifadeler

0:23

gezegen için iyi olduğunu düşündüğün şeyler yapıyor musun?

Ton ve niyet

I'm wondering, ile soruya nazikçe giriş yapmak

Burada I'm wondering, öncelikle konuşanın kafasının karışık olduğu anlamına gelmez. Doğrudan sorudan önce dinleyiciye kısa bir hazırlık anı veren yumuşak bir giriştir. Bu giriş, ardından gelen şeyi konuşanın öğrenmek istediği bir konu olarak sunar. Sorunun temel içeriğini değiştirmeden konuşmadaki etkisini yumuşatır.

Alıştırma

Örnekte giriş ifadesi olan I'm wondering, hangi temel işlevi görüyor?

  1. Ardından gelen soruyu nazikçe başlatır.
  2. Konuşanın cevap vermeyi reddettiğini gösterir.
  3. Konuşanın konuyu unuttuğunu söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen soruyu nazikçe başlatır.

Kalıp ifadeler

good for the planet: çevre için yararlı

Çevreyle ilgili bu soruda good for the planet, Dünya ve çevresi için yararlı anlamına gelir. The planet burada adı belirtilmeyen astronomik bir gezegeni değil, Dünya'nın ekosistemlerini ve iklimini genel olarak ifade eder. Başka durumlara aktarılabilecek yapı be good for + yarar gören kişi veya şey biçimindedir. Buradaki for, olumlu etkiden yararlananı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bu alışkanlığın Dünya'nın çevresine yarar sağladığını doğal biçimde ifade eder?

  1. This habit is good to the planet.
  2. This habit is good for the planet.
  3. This habit is good with the planet.
Cevabı göster

This habit is good for the planet.

Oh, I try,

0:27

Oh, çabalıyorum,

but I don't think I do enough. Ton ve niyet

0:29

ama yeterince yaptığımdan emin değilim.

Ton ve niyet

I don't think I do enough: Düşünerek Yapılan Bir Öz Değerlendirme

Bu cümlede I don't think... olumsuz düşünceyi konuşanın kendi değerlendirmesi olarak sunar. Konuşan kişi hiçbir şey yapmadığını söylemez; bir şeyler yaptığını ama çabanın ya da miktarın hâlâ yeterli olmadığını düşünür. do enough içindeki do, bağlamdan anlaşılan ilgili eylemin yerini tutar; enough ise eylemin bütünüyle gereken miktara veya düzeye ulaşıp ulaşmadığını belirtir. Kalıp I don't think + özne + fiil + enough şeklinde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Konuşanın biraz çaba gösterdiğini ancak bunun yeterli olmadığını düşündüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I don't think I do enough.
  2. I don't do anything.
  3. I think I do enough.
Cevabı göster

I don't think I do enough.

So, maybe I cycle more than I drive Dilbilgisi

0:30

Yani, belki araba kullanmaktan daha çok bisiklete biniyorum

Dilbilgisi

cycle more than I drive: İki Alışkanlığı Karşılaştırmak

Alışkanlıkları anlatan bu cümlede cycle more than I drive, iki ulaşım biçiminin sıklığını karşılaştırır. Bisiklete binmenin araba kullanmaktan daha sık gerçekleştiğini belirtir; more than hızlarını karşılaştırmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı özne + fiil A + more than + özne + fiil B şeklindedir. Drive, arabayla seyahat etmek anlamında tek başına kullanılabildiği için burada nesneye ihtiyaç duymaz.

Alıştırma

Alışkanlıkları anlatan bu cümlede I cycle more than I drive ne anlama gelir?

  1. Bisikletle, arabaya göre daha hızlı seyahat ederim.
  2. Bisiklete binme ve araba kullanma sıklığım aynıdır.
  3. Bisikleti, arabayla seyahat ettiğimden daha sık kullanırım.
Cevabı göster

Bisikleti, arabayla seyahat ettiğimden daha sık kullanırım.

and I try to recycle things,

0:34

ve bir şeyleri geri dönüştürmeye çalışıyorum,

but I should be doing a lot more. Dilbilgisi

0:36

ama çok daha fazlasını yapmam gerekir.

Dilbilgisi

I should be doing a lot more: devam eden mevcut bir durumu değerlendirmek

Should be doing, should + be + -ing yapısıyla şimdi ya da içinde bulunulan dönemde gerçekleşiyor olması gereken şeyi değerlendirir. Burada konuşan kişi, sürmekte olan eylem düzeyinin idealin altında olduğunu düşünüyor. A lot, more ifadesini güçlendirir. Bu bir gelecek zaman yapısı değildir; çoğu zaman pişmanlık veya hoşnutsuzluk taşıyan, şimdiki duruma yönelik bir öz değerlendirmedir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin şu anki devamlı çabasının olması gereken düzeyin altında olduğunu en açık biçimde anlatır?

  1. I should do more on the next project.
  2. I did a lot more last year.
  3. I should be doing a lot more these days.
Cevabı göster

I should be doing a lot more these days.

But some people think that to deal with climate change, Kalıp ifadeler

0:39

Ancak bazı insanlar iklim değişikliğiyle başa çıkmak için,

we can't just rely on individuals. Kalıp ifadeler

0:42

sadece bireylere güvenemeyeceğimizi düşünüyor.

Kalıp ifadeler

to deal with climate change: amaç bildirmek ve bir sorunu ele almak

Deal with, bir sorunu yönetmek veya ele almak için harekete geçmek anlamına gelir. Deal with climate change ifadesindeki deal; satın alma, satma veya anlaşma yapma anlamında değildir. to ile kurulan mastar öbeği, açıkladığı cümlecikten önce gelerek amaç bildirir. in order to deal with climate change ile aynı anlama gelir ve ardından gelen kısmın amacını belirler.

Alıştırma

"Governments need a shared plan to deal with climate change," cümlesinde to deal with climate change ne anlama gelir?

  1. bugünün hava durumundaki bir değişikliği anlatmak
  2. iklimle ticari bir anlaşma yapmak
  3. iklim değişikliğini ele almak için harekete geçmek
Cevabı göster

iklim değişikliğini ele almak için harekete geçmek

Kalıp ifadeler

can't just rely on individuals: tek bir kaynak yeterli değildir

Rely on, destek için birine ya da bir şeye güvenmek veya bel bağlamak anlamına gelir. On edatı ifadenin bir parçasıdır: rely on individuals. can't just rely on individuals ifadesindeki just yalnızca anlamına gelir ve neyin yeterli sayıldığını sınırlar. Burada bireysel eylemlerin işe yaramadığı değil, tek başına yetersiz olduğu ve başka düzeylerde de eylem gerektiği söylenir. Individuals burada kurumların veya sistemlerin karşısında, ayrı ayrı düşünülen sıradan insanları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi rely ve gerekli edatıyla tamamlayın: We can't just ____ one person to solve every problem.

Cevabı göster

rely on

Phil, it's not up to you and me. Deyimler

0:45

Phil, bu sadece sana ve bana bağlı değil.

Deyimler

it's not up to you and me: karar veya sorumluluk bize ait değil

Be up to someone, bir konuda karar verme yetkisinin kimde olduğunu veya o konuyla ilgilenmekten kimin sorumlu olduğunu gösterebilir. Bir şey is up to you ise ona karar verecek ya da onu ele alacak kişi sizsinizdir. it's not up to you and me ifadesinde not, bu kararın veya asıl sorumluluğun adı geçen iki kişiye ait olduğunu reddeder. Önemli olanın karar yetkisi mi, sorumluluk mu yoksa ikisi birden mi olduğu bağlama göre belirlenir; burada asıl nokta, sıradan bireylerin bütün yükü taşımaması gerektiğidir.

Alıştırma

The final decision isn't up to Lena cümlesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Lena son karar için yetki veya sorumluluk sahibi değildir.
  2. Lena karar verebilecek yetenekte değildir.
  3. Son karar fiziksel olarak Lena'nın üzerindedir.
Cevabı göster

Lena son karar için yetki veya sorumluluk sahibi değildir.

We need to actually change the way our economy works Kalıp ifadeler

0:48

Ekonomimizin işleyiş şeklini gerçekten değiştirmemiz gerekiyor

Kalıp ifadeler

change the way our economy works: bir sistemin işleyiş biçimini değiştirmek

Change the way our economy works, “ekonomik sistemimizin işleyiş biçimini değiştirmek” demektir. Buradaki works, “çalışır” veya “işler” anlamındadır; iş ya da meslek anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp change the way + özne + fiil şeklindedir. our economy works yan cümlesi değiştirilen işleyiş biçimini açıklar; bu nedenle standart İngilizcede the way ifadesinden sonra how eklenmez.

Alıştırma

change the way ... works kalıbını ve the website öznesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The redesign will ____.

Cevabı göster

change the way the website works

and this is an idea called degrowth Dilbilgisi

0:51

ve bu, küçülme (degrowth) adı verilen bir fikir

Dilbilgisi

an idea called degrowth: bir adı tanıtmak için called kullanımı

An idea called degrowth, “degrowth adlı bir fikir” demektir. Called, idea adını taşıyan ismi onun adıyla bağlar. Bu, an idea that is called degrowth yapısının kısaltılmış biçimidir. Burada degrowth, tanıtılan ekonomik fikrin adıdır. Buradaki called, “adlı” veya “olarak bilinen” demektir; “telefonla iletişime geçilen” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a/an + isim + called + ad şeklindedir ve genellikle bir kavramı, projeyi, yöntemi, yeri veya ürünü tanıtmak için kullanılır.

Alıştırma

Yöntemin adını tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: We use a method ____ spaced repetition.

Cevabı göster

called

and we've been investigating it at What in the World

0:54

ve biz bunu What in the World'de araştırıyoruz

and we're going to learn a bit more about it today. Anlatım akışı

0:57

ve bugün bunun hakkında biraz daha fazla şey öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we're going to learn a bit more about it today: sıradaki konuyu haber vermek

Burada we're going to learn a bit more about it today, programın sonraki bölümünü haber verir. We're going to planlanan sonraki etkinliğe işaret ederken it, dinleyicinin zaten bildiği bir konuya gönderme yapar. A bit more bu haberi ölçülü ve konuşma diline yakın hâle getirir. İfadeyi yumuşatır; mutlaka yalnızca çok az içerik ele alınacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Programda we're going to learn a bit more about it today cümlesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Daha önce yapılan bir hatayı düzeltmek
  2. Konunun sırada daha ayrıntılı ele alınacağını haber vermek
  3. Programın bittiğini duyurmak
Cevabı göster

Konunun sırada daha ayrıntılı ele alınacağını haber vermek

But first,

0:59

Ama önce,

our quiz question.

1:00

test sorumuz.

World leaders promised in 2015

1:02

Dünya liderleri 2015 yılında söz verdiler

to limit global temperature rises, Kalıp ifadeler

1:04

küresel sıcaklık artışlarını sınırlayacaklarına dair,

but what was the limit they agreed to?

1:07

peki üzerinde anlaştıkları sınır neydi?

Kalıp ifadeler

to limit global temperature rises: iklim haberlerinde limit + isim

To limit global temperature rises, dünyanın ortalama sıcaklığındaki artışları belirlenmiş bir sınır içinde tutmak demektir. Limit geçişli bir fiildir; bu nedenle global temperature rises eylemden etkilenen isim öbeğidir. Bu ifade resmî iklim politikası haberlerinde sık görülür. To limit mastarı, liderlerin ne yapmaya söz verdiğini belirtir. Bu ifadede rises, rise sözcüğünün çoğul isim hâlidir ve artışları veya artış miktarlarını anlatır; cümlenin fiili değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir politika hedefini belirtmek için limit + isim doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The new policy aims to rise carbon emissions.
  2. The new policy aims that carbon emissions limit.
  3. The new policy aims to limit carbon emissions.
Cevabı göster

The new policy aims to limit carbon emissions.

Was it A, 1.5°C,

1:09

A, 1.5°C mi,

B, 2.5°C,

1:13

B, 2.5°C mi,

or C, 3.5°C?

1:16

yoksa C, 3.5°C miydi?

I think I know this one, Phil.

1:20

Bunu bildiğimi sanıyorum, Phil.

I think it's 1.5°C.

1:22

Bence 1.5°C.

Oh, okay.

1:26

Oh, tamam.

We'll find out the answer Öbek fiiller

1:26

Cevabı programın

later in the program.

1:27

ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

We'll find out the answer: bilmemekten bilmeye geçiş

We'll find out the answer ifadesinde find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi “öğrenmek veya ortaya çıkarmak” demektir. İfade, cevabı bilmemekten bilmeye geçişe odaklanır. Bu, programın ilerleyen kısmında olacağı için cümle cevabın daha sonra açıklanacağını vadeder. Genel olarak bir bilgiyi kontrol ederek, sorarak, gözlemleyerek veya bekleyerek öğrendiğinizde find out kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle cevabın henüz bilinmediğini, ancak daha sonra öğrenileceğini ifade eder?

  1. We'll find out the answer after the experiment.
  2. We know the answer before the experiment starts.
  3. We'll work out the answer by doing the calculation.
Cevabı göster

We'll find out the answer after the experiment.

So, Hannah,

1:30

Peki Hannah,

you've been researching degrowth.

1:31

küçülme konusunu araştırıyordun.

What does that mean?

1:34

Bu ne anlama geliyor?

Well, Phil,

1:36

Şey, Phil,

traditionally governments have always wanted to grow the economy. Kalıp ifadeler

1:37

geleneksel olarak hükümetler her zaman ekonomiyi büyütmek istemişlerdir.

Kalıp ifadeler

to grow the economy: ekonominin büyümesini sağlamak

to grow the economy ifadesinde grow, “ekonominin büyümesini sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. The economy fiilin nesnesidir; bu nedenle ifade hükümetleri, politikaları veya diğer aktörleri büyümenin itici gücü olarak sunar. Bu, ekonomi ve politika tartışmalarında yaygın bir sözcük birleşimidir. Grow burada bitkilerin büyümesiyle ilgili anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef üç kelimelik ekonomi ifadesiyle tamamlayın: Better transport links can help ____.

Cevabı göster

grow the economy

More money, Anlatım akışı

1:41

Daha fazla para,

more jobs,

1:42

daha fazla iş,

more stuff.

1:43

daha fazla eşya.

Anlatım akışı

More money, more jobs, more stuff: tekrarlanan paralel öbekler

Bu ifade, İngilizcedeki more + isim kalıbını üç kez tekrarlar: More money, more jobs, more stuff. Bu paralel yapı üç hedefe eşit ağırlık verir ve güçlü, akılda kalıcı bir ritim oluşturur. Bunlar üç tam cümle değil, birbirine bağlanmış üç isim öbeğidir. Liste kısa bir özet işlevi gördüğü için fiil kullanılmamıştır. Bu kalıp bir konuşmada, sunumda veya kısa özette bilgiyi hızla düzenleyebilir.

Alıştırma

Birbiriyle ilişkili üç hedefi vurgulamak için tekrarlanan paralel isim öbeklerini en açık biçimde kullanan seçenek hangisidir?

  1. We have more time, we practise more, and our confidence grows.
  2. Time is useful because practice can build confidence.
  3. More time, more practice, more confidence.
Cevabı göster

More time, more practice, more confidence.

But degrowth is a different way of thinking about things. Kalıp ifadeler

1:45

Ancak küçülme, olaylara farklı bir bakış açısıdır.

Kalıp ifadeler

a different way of thinking about things: farklı bir bakış açısını ifade etmek

A different way of thinking about things, farklı bir bakış açısı veya yaklaşım anlamına gelir. Burada things, fiziksel nesneleri değil, genel olarak ele alınan konuları veya sorunları ifade eder. Başka konularla da kullanılabilen kalıp a way of thinking about + konu şeklindedir. Of sözcüğünden sonra -ing biçimindeki thinking gelir; about ise düşünülen konuyu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The course offers a new ____ climate risk.

Cevabı göster

way of thinking about

Some people say that to tackle the climate crisis, Kalıp ifadeler

1:49

Bazı insanlar iklim kriziyle mücadele etmek için,

we need to stop our economies from growing. Dilbilgisi

1:53

ekonomilerimizin büyümesini durdurmamız gerektiğini söylüyor.

Kalıp ifadeler

to tackle the climate crisis: zor bir sorun için etkin adım atmak

to tackle the climate crisis ifadesinde tackle, zor bir sorunu ele almak için kararlı bir çaba göstermek demektir. Odak noktası harekete geçmektir; krizin zaten çözüldüğünü söylemez. Buradaki anlam bir sorunu ele almaktır, sporda rakibi yere düşürme anlamı değildir. to tackle the climate crisis mastar grubu, ardından gelen eylemin amacını belirtir: ekonomik büyümeyi durdurmak, krizi ele almanın bir yolu olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede to tackle the climate crisis ne anlama geliyor?

  1. iklimle ilgili bir etkinlikte sportif bir tackle yapmak
  2. iklim krizini ele almak için etkin adımlar atmak
  3. iklim krizinin tamamen çözüleceğini garanti etmek
Cevabı göster

iklim krizini ele almak için etkin adımlar atmak

Dilbilgisi

stop our economies from growing: stop + nesne + from + -ing

stop our economies from growing, stop + nesne + from + -ing yapısını kullanır. our economies etkilenen nesnedir; growing ise engellenen veya durdurulan süreci adlandırır. from burada bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: grow değil, growing. Bu yapı hem bir eylemin hem de devam eden bir değişimin durdurulmasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi park fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new rule stops cars from ____ here.

Cevabı göster

parking

We need to stop using and making more

1:55

Daha fazlasını kullanmayı ve üretmeyi bırakmalı

and focus on using fewer of the Earth's natural resources. Kalıp ifadeler

1:58

ve Dünya'nın doğal kaynaklarını daha az kullanmaya odaklanmalıyız.

Kalıp ifadeler

focus on using fewer of the Earth's natural resources: daha az doğal kaynak kullanmaya odaklanmak

Bu cümlede focus on using..., o eylemi temel öncelik hâline getirmek demektir. On bir edattır; bu yüzden ardından gelen eylem -ing biçimini alır: focus on using denir, focus to use denmez. Fewer of the Earth's natural resources ifadesi kaynakları sayılabilir türler veya öğeler olarak ele alır ve bunların sayısının daha az olduğunu belirtir. Sayılamayan bir kaynağın toplam miktarının daha az olması kastediliyorsa genellikle use less water örneğindeki gibi less kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi focus on ve reduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This year, we will ____ food waste.

Cevabı göster

focus on reducing

The people who support the idea of degrowth

2:02

Küçülme fikrini destekleyen insanlara

are often called degrowthers. Dilbilgisi

2:05

genellikle küçülmeciler (degrowthers) denir.

Dilbilgisi

are often called degrowthers: genellikle degrowthers olarak adlandırılırlar

Are often called degrowthers, adlandırma bildiren edilgen bir yapıdır. Bu kişiler başkaları tarafından degrowthers etiketiyle adlandırılır; called burada “bir ad verilmek” anlamındadır, “telefonla aranmak” anlamında değildir. Kalıp özne + be + called + ad veya etiket biçimindedir. Often, bu adın yaygın olduğunu gösterir ancak tek ad olduğu anlamına gelmez. Burada degrowthers, küçülme fikrini destekleyen kişileri ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “genellikle bu ad verilir” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: People who professionally design buildings ____ architects.

Cevabı göster

are often called

Right.

2:07

Doğru.

Okay.

2:08

Tamam.

So, degrowthers argue we should make

2:08

Yani küçülmeciler, daha az eşya üretip

and use less stuff.

2:11

kullanmamız gerektiğini savunuyorlar.

Yes, mostly.

2:13

Evet, çoğunlukla.

It's a little bit more complex than that, Ton ve niyet

2:15

Bundan biraz daha karmaşık,

Ton ve niyet

It's a little bit more complex than that ile nazikçe düzeltme

Burada It's a little bit more complex than that, fazla basitleştirilmiş bir açıklamayı nazikçe düzeltir. Konuşmacı önceki özetin genel olarak doğru yönde olabileceğini kabul eder, ancak önemli ayrıntıların eksik olduğunu belirtir. than that içindeki that, fiziksel bir nesneye değil, önceki açıklamaya gönderme yapar. Yeniden kullanılabilir kalıp It's a little bit more + adjective + than that şeklindedir; bu kalıp, karşıdaki kişiye doğrudan yanlış olduğunu söylemeden ayrıntı eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Nazik düzeltmeyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____, because two other costs affect the decision.

Cevabı göster

It's a little bit more complex than that

and I spoke to BBC journalist Alvaro Alvarez,

2:17

ve ben BBC gazetecisi Alvaro Alvarez ile konuştum,

who told me more about the idea.

2:20

bana bu fikir hakkında daha fazla şey anlattı.

So, degrowth is not saying that we need to reduce everything. Anlatım akışı

2:22

Yani küçülme her şeyi azaltmamız gerektiğini söylemiyor.

Anlatım akışı

degrowth is not saying that... ile aşırı genellemeyi reddetme

Burada degrowth is not saying that..., konuşmacının reddetmek istediği yorumu ortaya koyar: küçülme yaklaşımı istisnasız her şeyin azaltılmasını gerektirmez. Olumsuzluk, küçülme yaklaşımının kendisini değil, that ile başlayan yan cümlenin tamamını hedef alır. Bu çerçeve, önce olası bir yanlış anlamayı ortadan kaldırarak açıklamayı düzenler. Yeniden kullanılabilir kalıp X is not saying that + aşırı güçlü bir yorum şeklindedir; ardından X'in gerçekte ne anlama geldiği belirtilir.

Alıştırma

Açıklamayı dersteki yapıyla tamamlayın: The report is ____ every phone should be banned.

Cevabı göster

not saying that

It's saying that we need to decrease

2:26

Bize, faydalı olmayan

some elements of our production Kelime

2:28

üretimimizin bazı unsurlarını

that are not beneficial. Kelime

2:30

azaltmamız gerektiğini söylüyor.

Kelime

some elements of our production: üretim sistemimizin bazı bölümleri

Bu cümlede elements of our production, genel üretim sisteminin içindeki bölümler veya alanlar anlamına gelir. Elements, daha büyük bir bütünü oluşturan parçalar için kullanılan soyut bir sözcüktür; burada kimyasal elementler anlamında değildir. Some ifadenin kapsamını sınırlar: konuşmacı üretimin tamamının değil, belirli bölümlerinin azaltılmasını istiyor.

Alıştırma

Cümlede “some elements of our production” neyi ifade ediyor?

  1. Satış için seçilen bazı bitmiş ürünler
  2. Üretimde kullanılan bazı kimyasal maddeler
  3. Üretim sisteminin bazı bölümleri veya alanları
Cevabı göster

Üretim sisteminin bazı bölümleri veya alanları

Kelime

that are not beneficial: faydalı olmayan

That are not beneficial, üretimin hangi unsurlarının kastedildiğini belirleyen bir ilgi cümleciğidir: açık bir fayda sağlamayan veya toplumsal, çevresel ya da başka bir hedefe ulaşmaya yardımcı olmayan unsurları belirtir. Beneficial, bir şeyin bir kişiye veya gruba yardımcı olup olmadığını ya da bir hedefi destekleyip desteklemediğini değerlendirir. Bu nedenle cümlecik, neden özellikle bu unsurların azaltılmak üzere seçildiğini açıklar.

Alıştırma

Cümlede not beneficial ne anlama geliyor?

  1. Maddi kâr sağlamamak
  2. Üretilmesi mümkün olmamak
  3. Yararlı bir fayda sağlamamak
Cevabı göster

Yararlı bir fayda sağlamamak

An example of those elements would be fast fashion, Kültür

2:32

Bu unsurlara bir örnek hızlı moda,

Kültür

fast fashion: giyim sektörü ve tüketim modeli

Fast fashion, düşük maliyetli giyim tarzlarını hızla üretmeye ve bunları sık sık yenileriyle değiştirmeye dayanan bir iş ve tüketim modelidir. Bu cümlede, küçülme hareketini destekleyenlerin azaltılması gerektiğini savunduğu üretim alanlarından birini adlandırır. Fiziksel olarak hızlı olan bir moda anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda fast fashion ne anlama gelir?

  1. Mankenlerin çok hızlı yürüdüğü defileler
  2. Düşük maliyetli ve sık değişen tarzları hızla üreten bir giyim iş modeli
  3. Hızla popülerleşen herhangi bir giyim tarzı
Cevabı göster

Düşük maliyetli ve sık değişen tarzları hızla üreten bir giyim iş modeli

um, private jets,

2:35

hımm, özel jetler,

the beef and meat industry.

2:37

sığır eti ve et endüstrisi olabilir.

So, it's not about decreasing everything.

2:39

Yani, her şeyi azaltmakla ilgili değil.

Alvaro says that degrowthers believe we should reduce

2:42

Alvaro, küçülmecilerin azaltmamız gerektiğine inandığını söylüyor

some elements of production.

2:46

üretimin bazı unsurlarını.

An element of something is a part of something. Anlatım akışı

2:48

Bir şeyin unsuru (element), onun bir parçasıdır.

Anlatım akışı

An element of something is a part of something: doğrudan tanım kalıbı

Bu cümle doğrudan bir tanım verir. Önce element sözcüğünü sunar, sonra onu daha tanıdık olan a part of something ifadesiyle açıklar. An X is a Y kalıbı, bilgiyi tanımlanan terimden onun anlamına doğru düzenler. Buradaki something, belirli bir nesne değil, uygun herhangi bir şeyi temsil eden genel bir yer tutucudur. Aynı kalıp derslerde, sunumlarda ve günlük açıklamalarda kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı doğrudan tanım kalıbını kullanır?

  1. I drew a square on the page.
  2. A square is a shape with four equal sides.
  3. The square is beside the window.
Cevabı göster

A square is a shape with four equal sides.

And according to Alvaro, Anlatım akışı

2:51

Ve Alvaro'ya göre,

Anlatım akışı

according to Alvaro: bilgiyi bir kaynağa atfetmek

And according to Alvaro ifadesinde according to, ardından gelen bilginin kaynağı olarak Alvaro'yu gösterir. And bu kaynak atfını önceki konuşmaya bağlar; virgül de girişteki kaynak ifadesini kapatır. Bu kullanım, kaynağı konuşandan ayrı tutar: Alvaro'nun söylediklerini aktarır ancak konuşanın ona katıldığını belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp according to + kaynak biçimindedir ve ardından aktarılan bilgi gelir.

Alıştırma

Yolun yeniden açılacağı bilgisini rapora atfeden cümle hangisidir?

  1. The report agrees to reopen the road tomorrow.
  2. According to the report, the road will reopen tomorrow.
  3. I agree with the report, and the road will reopen tomorrow.
Cevabı göster

According to the report, the road will reopen tomorrow.

these elements of production

2:53

bu üretim unsurlarının

are not believed to be beneficial. Dilbilgisi

2:55

faydalı (beneficial) olduğuna inanılmıyor.

Dilbilgisi

are not believed to be beneficial: edilgen aktarım kalıbı

are not believed to be beneficial ifadesinde insanlar özne olan these elements of production öğelerini yararlı olarak görmez. Kalıp subject + be + believed + to be + complement biçimindedir; burada not, are sözcüğünden sonra gelir ve bu unsurların yararlı olduğu yönündeki olumlu inancın paylaşılmadığını gösterir. Bu edilgen yapı, bu inancı taşıyan kişileri belirtmez ve these elements of production ifadesini cümlenin konusu olarak tutar. Yararı doğrudan kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmak yerine bir değerlendirmeyi aktarır.

Alıştırma

Resmî cümleyi believe fiilinin edilgen aktarım biçimiyle tamamlayın: The artifact ____ over 1,000 years old.

Cevabı göster

is believed to be

If something's beneficial,

2:58

Eğer bir şey faydalıysa,

it's useful or good.

2:59

o yararlı veya iyidir.

One example of a kind of production

3:01

Küçülmecilerin aynı fikirde olmadığı bir

that degrowthers disagree with is fast fashion. Kalıp ifadeler

3:03

üretim türüne örnek hızlı modadır.

Kalıp ifadeler

disagree with: bir kişiye, fikre veya eyleme katılmamak

Disagree with, bir kişiyle aynı fikirde olmamayı veya bir kişiyi, fikri, politikayı ya da eylemi desteklememeyi anlatan sabit bir fiil-edat birleşimidir. With’ten sonra anlaşmazlığın ya da karşı çıkışın hedefi olan kişi veya şey gelir. Bu cümlede hızlı moda, küçülme yanlılarının desteklemediği bir üretim modelinin örneğidir. With burada hızlı modayla birlikte bir şey yaptıkları anlamına gelmez; karşı çıktıkları şeyi belirtir.

Alıştırma

Eksik edatı ekleyin: I disagree ____ the plan to remove the bike racks.

Cevabı göster

with

Fast fashion refers to clothes Kalıp ifadeler

3:07

Hızlı moda (fast fashion), kıyafetlerin

Kalıp ifadeler

refers to: bir terimin neyi ifade ettiğini tanımlamak

X refers to Y tanım kalıbında refers to, “ifade eder” veya “adı budur” anlamına gelir. X tanımlanan terimdir; Y ise bu terimin neleri kapsadığını belirtir. Burada Fast fashion terimdir ve clothes, tanıma dâhil edilen kategoriyi başlatır. Bu kalıp, terimin açıklamasının gelmekte olduğunu gösterir.

Alıştırma

Tanımı “ifade eder” anlamına gelen iki sözcüklü fiil ifadesiyle tamamlayın: In this guide, 'public transport' ____ buses, trains, and other shared travel services.

Cevabı göster

refers to

that are made very cheaply and quickly

3:09

çok ucuza ve hızlı bir şekilde üretilmesini ifade eder,

so that customers can afford to buy new outfits more often. Notlar

3:11

böylece müşteriler daha sık yeni kıyafetler alabilirler.

Dilbilgisi

Amaç veya hedeflenen etki bildiren so that

So that, bir eylemin veya düzenlemenin amacını ya da oluşturması hedeflenen etkiyi açıklayan tam bir yan cümle başlatır. Burada customers can afford to buy new outfits more often, kıyafetleri ucuz ve hızlı üretmenin amaçlanan etkisidir. Yaygın yapı eylem veya düzenleme + so that + özne + fiil şeklindedir. Yan cümle çoğunlukla istenen ya da mümkün olan bir sonucu anlattığı için can, could, will veya would gibi kip yardımcıları sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: We left early ____ we could catch the first train.

Cevabı göster

so that

Kalıp ifadeler

Can afford to buy: yeterli paraya sahip olmak

Can afford to buy, bir satın almanın bedelini karşılayacak kadar para veya kaynağa sahip olmak anlamına gelir. Bu cümlede düşük üretim maliyetleri, yeni kıyafetleri daha sık satın almayı maddi açıdan mümkün kılar. Afford sözcüğünden sonra normalde bir isim veya to + fiilin yalın hâli gelir: afford the fee; afford to buy. We can't afford to wait örneğinde olduğu gibi yeterli zamana sahip olmayı ya da bir risk veya sonucu kabul edebilmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “satın alacak kadar parası olmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After saving for a year, Maya ____ a laptop.

Cevabı göster

can afford to buy

Exactly.

3:16

Kesinlikle.

And before we go any further, Anlatım akışı

3:17

Ve daha fazla ilerlemeden önce,

Anlatım akışı

before we go any further: devam etmeden önce duraklamak

before we go any further, “tartışmaya ya da sürece devam etmeden önce” demektir. Buradaki go further mecazidir; fiziksel olarak daha uzağa gitmeyi değil, açıklamayı veya tartışmayı ilerletmeyi anlatır. Bu ifade ana akışı kısa süreliğine durdurup önce bir uyarı, koşul veya başka önemli bir nokta eklemeye yarar. Sıradaki bilginin tartışma devam etmeden önce dikkate alınması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Bir sunumu duraklatıp devam etmeden önce önemli bir nokta eklemeyi en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. Before we walk any farther, I need to explain one limitation.
  2. Before we go any faster, I need to explain one limitation.
  3. Before we go any further, I need to explain one limitation.
Cevabı göster

Before we go any further, I need to explain one limitation.

many economists do not think that degrowth is a good idea.

3:19

birçok ekonomist küçülmenin iyi bir fikir olduğunu düşünmüyor.

Some of them argue that it would create more poverty

3:24

Bazıları bunun daha fazla yoksulluk yaratacağını savunuyor

and some economists believe degrowth

3:27

ve bazı ekonomistler küçülmenin

would actually make it harder Dilbilgisi

3:29

aslında iklim krizini çözmeyi

to solve the climate crisis.

3:31

daha zor hale getireceğine inanıyor.

Dilbilgisi

would actually make it harder to solve...: daha büyük bir zorluk öngörmek

make it harder to solve... kalıbı, “bir şeyi çözmeyi daha zor hâle getirmek” anlamına gelir. Make “sebep olmak” demektir; it hazırlayıcı nesnedir, harder ortaya çıkan zorluğu anlatır ve to ile kurulan mastar etkilenen eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp make it + sıfat veya karşılaştırma biçimi + to ile mastardır. Would bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, küçülmenin öngörülen bir sonucu olarak sunar. Actually beklenen yararla bir karşıtlık kurar: bu ekonomistlere göre politika çözüme yardım etmek yerine onu zorlaştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi make ile başlayan ve “bir eylemi daha zor hâle getirmek” anlamına gelen dört kelimelik kalıpla tamamlayın: Constant notifications can ____ focus on a difficult task.

Cevabı göster

make it harder to

For example,

3:33

Örneğin,

Professor Sam Fankhauser,

3:34

Profesör Sam Fankhauser,

an economist at Cambridge University

3:36

İngiltere'deki

in the UK,

3:38

Cambridge Üniversitesi'nde bir ekonomist,

spoke to you on What in the World

3:39

seninle What in the World'de konuştu

and he argues that degrowth could limit innovation. Kalıp ifadeler

3:41

ve küçülmenin inovasyonu sınırlayabileceğini savunuyor.

Kalıp ifadeler

could limit innovation: olası bir kısıtlamayı ifade etmek

could limit innovation ifadesi, küçülmenin yeni fikirlerin geliştirilmesini veya kullanılmasını kısıtlayabileceği anlamına gelir. Burada limit geçişli bir fiildir ve innovation onun nesnesidir. Could, bu kısıtlamayı kesin bir tahmin olarak değil, olası bir sonuç olarak sunar. Bu nedenle degrowth will limit innovation demekten daha temkinlidir.

Alıştırma

Hangi cümle katı kuralların yeni fikirlerin gelişmesini kısıtlayabileceğini doğru biçimde ifade eder?

  1. Strict rules could limit innovation.
  2. Strict rules could limits innovation.
  3. Strict rules will encourage innovation.
Cevabı göster

Strict rules could limit innovation.

I think degrowth,

3:46

Bence küçülme,

uh, underestimates the power of innovation. Kelime

3:47

eee, inovasyonun gücünü hafife alıyor.

Kelime

underestimates the power of innovation: etkisini olduğundan düşük görmek

Underestimates the power of innovation, yeniliğin değişim yaratma veya sorun çözme becerisini gerçekte olduğundan daha az önemli ya da etkili görmek anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı, küçülmeyi yeniliğin neler başarabileceğini tam olarak kavramadığı için eleştirir. Yapı underestimate + isim öbeğidir. Yaygın underestimate the power of + isim kalıbında power fiziksel güç değil, bir etki yaratma kapasitesi anlamındadır.

Alıştırma

underestimate fiilinin doğru biçimini kullanarak vurgulanan kalıbı tamamlayın: The proposal ____ community support.

Cevabı göster

underestimates the power of

Degrowth underestimates the need for investment Kalıp ifadeler

3:51

Küçülme, yeni teknolojiye

that we need in new technology

3:54

ve yeni, eee, çözümlere ihtiyacımız olan

and in new, uh, solutions.

3:55

yatırım ihtiyacını hafife alıyor.

Kalıp ifadeler

the need for investment: the need for + isim kalıbı

the need for investment ifadesinde need, yatırımın gerekli olduğunu belirten bir isimdir. For, ihtiyaç duyulan şeyi getirir; dolayısıyla ifadenin tamamı yatırımın gerekliliği anlamına gelir. the need for + isim kalıbı, we need investment gibi bir düşünceyi daha resmî bir isim öbeğine dönüştürür. Bir rapor veya sav, bir ihtiyacı tartışma konusu olarak sunduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi the need for isim kalıbıyla tamamlayın: The report emphasizes ____ reliable internet access.

Cevabı göster

the need for

And degrowth underestimates

3:58

Ve küçülme,

the social sort of, uh, feasibility Kelime

4:00

önerdikleri şeylerin

of what they propose.

4:03

sosyal bir tür, eee, uygulanabilirliğini hafife alıyor.

Kelime

feasibility of what they propose: bir önerinin uygulanabilirliğini değerlendirmek

Feasibility, bir planın uygulamaya konulabilme olasılığı anlamına gelir. Burada feasibility of what they propose, destekçilerin önerilerinin gerçek toplumsal koşullarda gerçekten işleyip işleyemeyeceğini sorar. What they propose, onların önerdiği şeyler veya fikirler anlamına gelen bir isim cümleciğidir. Of'un nesnesidir ve tam olarak neyin değerlendirildiğini belirtir.

Alıştırma

feasibility of what they propose ifadesi esas olarak neyi değerlendirir?

  1. çoğu kişinin önerilerini zaten onaylayıp onaylamadığını
  2. önerilerinin basit bir dille anlatılıp anlatılmadığını
  3. önerilerinin gerçekçi biçimde uygulanıp uygulanamayacağını
Cevabı göster

önerilerinin gerçekçi biçimde uygulanıp uygulanamayacağını

So, Professor Fankhauser thinks that degrowth

4:05

Yani, Profesör Fankhauser küçülmenin

underestimates many things such as innovation.

4:08

inovasyon gibi birçok şeyi hafife aldığını (underestimate) düşünüyor.

If you underestimate something,

4:12

Eğer bir şeyi hafife alırsan,

you don't understand the true importance or size of it.

4:14

onun gerçek önemini veya boyutunu anlamazsın.

Another factor that Professor Fankhauser says is underestimated by degrowthers

4:18

Profesör Fankhauser'in küçülmeciler tarafından hafife alındığını söylediği bir diğer faktör,

is the feasibility of social change.

4:23

sosyal değişimin uygulanabilirliğidir (feasibility).

Feasibility means the possibility that something can be achieved. Kelime

4:26

Uygulanabilirlik, bir şeyin başarılabilme olasılığı anlamına gelir.

Kelime

Feasibility: bir şeyin gerçekleştirilebilme olasılığı

Bu tanımda feasibility, bir şeyin gerçekten gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğini belirtir. that something can be achieved bölümü possibility sözcüğünün anlamını sınırlar; dolayısıyla odak, bir şeyin olabileceğine dair belirsiz bir ihtimal değil, pratikte başarılabilir olmasıdır. Bir planı, hedefi veya öneriyi değerlendirirken mevcut zamanın, kaynakların ve koşulların onu uygulanabilir kılıp kılmadığını sormak için bu kavramı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekteki feasibility sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?

  1. bir şeyin ne kadara mal olduğu
  2. bir şeyin gerçekçi biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği
  3. bir şeyin ne kadar popüler olduğu
Cevabı göster

bir şeyin gerçekçi biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği

It comes from the adjective feasible.

4:31

Bu kelime, uygulanabilir (feasible) sıfatından gelir.

For example, I could say that I think it's feasible Dilbilgisi

4:34

Örneğin, bu podcast'i 6 dakikada bitirmemizin

for us to finish this podcast in 6 minutes.

4:37

uygulanabilir (feasible) olduğunu düşündüğümü söyleyebilirim.

Dilbilgisi

I think it's feasible for us to finish: feasible for someone to do something kalıbı

I think it's feasible for us to finish kalıbı, “Gerçekçi koşullarda bitirebileceğimize inanıyorum” anlamına gelir. Cümlede it, feasible sıfatından önce biçimsel özne olarak kullanılır; to ile başlayan mastar, değerlendirilen eylemi belirtir. for us to finish içinde us, finish eylemini gerçekleştiren taraftır. Buradaki for, “bizim yararımıza” anlamına gelmez; eylemi gerçekleştirmesi beklenen kişiyi veya grubu tanıtır. I think, bu yargının kesin bir gerçek değil, konuşanın değerlendirmesi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Eksik iki sözcükle yapıyı tamamlayın: Given our current budget, it is feasible ____ the team ____ upgrade the website this month.

Cevabı göster

for · to

I think we can do it.

4:40

Bence bunu yapabiliriz.

Well, Phil,

4:42

Pekala Phil,

we're going to have to get a move on. Deyimler

4:42

acele etmemiz gerekecek.

Deyimler

We're going to have to get a move on: acele etmemiz gerekecek

Get a move on, “acele etmek” veya “daha hızlı ilerlemek” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Başka bir yere fiziksel olarak gitmek anlamına gelmez. We're going to have to, gerekliliği mevcut durumun sonucu olarak sunar: zaman azalıyor, bu yüzden bütün grubun hızlanması gerekiyor. we're kullanımı, uyarıyı yalnızca başka birine yöneltmek yerine konuşanı da içine alır.

Alıştırma

“Acele etmek” anlamına gelen ve move sözcüğünü içeren gündelik kalıbı tamamlayın: The doors close in ten minutes, so we're going to have to ____.

Cevabı göster

get a move on

I think it's time to hear the answer to your quiz question. Anlatım akışı

4:44

Sanırım test sorunun cevabını duyma zamanı geldi.

Anlatım akışı

I think it's time to hear the answer: cevabın açıklanması bölümüne geçiş

I think it's time to + fiilin yalın hâli, mevcut aşamanın bitip bir sonrakinin başlaması gerektiğini yumuşak bir biçimde bildirir. Burada program akışını düzenleyerek quiz sorusundan cevabın açıklanmasına geçiş yapar. Hear the answer, cevap açıklandığında onu duyarak öğrenmek demektir. Önemli olan, cevabın birazdan açıklanacak olmasıdır; konuşan kişinin birinin işitmesini sınaması değildir.

Alıştırma

Konuşan kişi “I think it's time to hear the answer to your quiz question” diyerek esas olarak ne yapıyor?

  1. Quiz sorusunun çok zor olduğundan şikâyet etmek
  2. Programı cevabın açıklanacağı bölüme geçirmek
  3. Konuşanın iyi duyabildiğini vurgulamak
Cevabı göster

Programı cevabın açıklanacağı bölüme geçirmek

I asked how much world leaders

4:47

Dünya liderlerinin küresel sıcaklık artışlarını ne kadara

agreed to limit global temperature rises to. Kalıp ifadeler

4:49

sınırlandırmayı kabul ettiklerini sormuştum.

Kalıp ifadeler

agree to do ... limit X to Y: bir eylemi kabul etmek ve üst sınır koymak

Bu cümle iki kalıbı birleştirir: agree to do something, bir eylemi yapmayı kabul etmek veya taahhüt etmek; limit X to Y ise X'i Y düzeyinde ya da onun altında tutmak demektir. Burada dünya liderleri, küresel sıcaklık artışını belirli bir miktarın içinde tutma taahhüdünde bulunmuştur. How much, sondaki to'dan sonra eksik olan değeri temsil eder. Bu dolaylı soruda how much öne gelirken limit X to Y kalıbındaki ilgeç to doğal olarak cümlenin sonunda kalır: how much ... limit global temperature rises to.

Alıştırma

Cümleyi agree to do ve limit X to Y yapılarının doğru biçimleriyle tamamlayın: After negotiations, the countries agreed ____ annual emissions ____ a fixed level.

Cevabı göster

to limit · to

The answer is 1.5°C,

4:53

Cevap 1.5°C'dir,

which scientists believe is needed

4:56

bilim insanları iklim değişikliğinin en kötü etkilerini

to stop the worst impacts of climate change. Kalıp ifadeler

4:58

durdurmak için bunun gerekli olduğuna inanıyor.

Kalıp ifadeler

stop the worst impacts of climate change: iklim değişikliğinin en kötü etkilerini önlemek

Bu ifadede impacts, etkiler veya sonuçlar anlamına gelir. The worst impacts of climate change, iklim değişikliğinin yol açabileceği en ciddi zararlardır; fiziksel çarpışmalar değildir. To stop mastarı, sıcaklık hedefinin amacını belirtir. Stop burada en ciddi etkilerin meydana gelmesini önlemek demektir; iklimdeki her değişikliğin veya bütün etkilerin önlenebileceğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümlede to stop the worst impacts of climate change ne anlama geliyor?

  1. iklim değişikliğinin bir şeye fiziksel olarak çarpmasını durdurmak
  2. iklim değişikliğinin en ciddi etkilerini önlemek
  3. dünya iklimindeki her değişikliği önlemek
Cevabı göster

iklim değişikliğinin en ciddi etkilerini önlemek

I got it right. Kalıp ifadeler

5:01

Doğru bildim.

Kalıp ifadeler

I got it right: sonucun doğru olduğunu söylemek

I got it right cümlesinde it, bağlamdan anlaşılan bir yanıtı, soruyu, ayrıntıyı veya görevi temsil eder. get + nesne + right kalıbı, bir şeyi doğru yanıtlamak, belirlemek, anlamak ya da yapmak demektir. Buradaki got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; “aldım” anlamına gelmez. Right sonucun doğru olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “doğru yanıt verdim” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I checked the answer key, and ____.

Cevabı göster

I got it right

Okay,

5:03

Tamam,

so let's recap some of the vocabulary we've learned Anlatım akışı

5:03

öyleyse öğrendiğimiz bazı kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap ...: kısa bir gözden geçirme başlatmak

Let's recap... birlikte yapılacak kısa bir gözden geçirmeyi duyurur. Recap, ana noktaları özetleyerek yeniden ele almak demektir. Bu cümlede ifade, dinleyiciyi ana dersten kapanıştaki kelime gözden geçirmesine taşır. Some of the vocabulary we've learned, kapsamı daha önce öğrenilen kelimelerin tümüyle değil bir bölümüyle sınırlar.

Alıştırma

Ana noktaların kısa bir gözden geçirmesini en iyi hangi cümle başlatır?

  1. Let's repeat every sentence exactly as it was said.
  2. Let's recap the main points before we finish.
  3. Let's start a completely new topic before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the main points before we finish.

starting with degrowth, Anlatım akışı

5:07

daha az eşya kullanmamız ve üretmemiz gerektiği

Anlatım akışı

starting with degrowth: ilk öğeyi belirtmek

Starting with + isim veya isim öbeği, bir listenin, tekrarın ya da sıralamanın ilk öğesini belirtir. Burada degrowth, tekrar edilecek ilk kelimedir. Bu kalıpta with başlangıç öğesini getirir; birinin eylemi degrowth ile birlikte yaptığı anlamına gelmez. Bu ifade, dinleyicinin bilgilerin sırasını takip etmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi starting with hedef ifadesiyle tamamlayın: Let's check every item, ____ the safety gear.

Cevabı göster

starting with

which is the economic idea

5:08

ekonomik bir fikir olan

that we should use and make less stuff.

5:11

küçülme (degrowth) ile başlayalım.

An element of something means a part of something.

5:14

Bir şeyin unsuru (element), onun bir parçası anlamına gelir.

Beneficial means useful or good.

5:17

Faydalı (beneficial), yararlı veya iyi demektir.

Fast fashion refers to clothes

5:20

Hızlı moda (fast fashion), insanların daha sık

that are made cheaply and quickly

5:21

satın alabilmesi için kıyafetlerin

so that people can buy them more often.

5:23

ucuz ve hızlı üretilmesini ifade eder.

And if you underestimate something,

5:26

Ve eğer bir şeyi hafife alırsanız (underestimate),

you don't understand the true importance or size of it.

5:28

onun gerçek önemini veya boyutunu anlamazsınız.

The feasibility of something is the likelihood

5:32

Bir şeyin uygulanabilirliği (feasibility), onun başarılabileceği

that it can be achieved.

5:34

olasılığıdır.

We can also describe something as feasible Kelime

5:36

Ayrıca bir şeyi uygulanabilir (feasible)

or unfeasible.

5:39

veya uygulanamaz (unfeasible) olarak da tanımlayabiliriz.

Kelime

describe something as feasible or unfeasible: bir şeyi uygulanabilir ya da uygulanamaz olarak tanımlamak

describe X as Y kalıbı, X’i Y niteliğine sahip olarak sunmak, adlandırmak veya nitelemek demektir. X konuşulan şeydir; as ise açıklamayı ya da değerlendirmeyi getirir. Burada “benzer” anlamına gelmez. Bu cümlede something, X’tir; feasible ve unfeasible ise Y için alternatif değerlendirmelerdir. Feasible gerçekçi biçimde mümkün, unfeasible ise gerçekçi biçimde mümkün olmayan anlamına gelir. Unfeasible doğru bir kelimedir, ancak birçok resmî bağlamda infeasible daha yaygındır.

Alıştırma

describe X as Y kalıbını tamamlayın: The reviewers described the new schedule ____ feasible.

Cevabı göster

as

We can do it

5:41

Yani bunu yapabiliriz

or we can't do it.

5:42

ya da yapamayız.

Phil,

5:44

Phil,

once again,

5:44

bir kez daha,

our 6 minutes are up, Deyimler

5:45

6 dakikamız doldu,

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesindeki be up, ayrılan bir sürenin sona erdiğini belirtir. Altı dakikalık bölüm bitmiştir; up burada yukarı yönünü anlatmaz. Bu yapıda özne olarak time veya belirli bir süre kullanılabilir: Your time is up ve Your two minutes are up. Genellikle bir etkinliğin artık durması veya kapanışa geçmesi gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Cümleyi be up ifadesiyle tamamlayın: Each speaker gets exactly three minutes. Your three minutes ____, so please conclude.

Cevabı göster

are up

but there is just a little bit more time

5:46

ama benim sana

for me to tell you more about my podcast

5:49

podcast'im What in the World hakkında

What in the World.

5:51

daha fazla şey anlatabilmem için biraz daha zaman var.

We have a new episode every single weekday Kalıp ifadeler

5:52

Hafta içi her gün yeni bir bölümümüz var

Kalıp ifadeler

a new episode every single weekday: hafta içi istisnasız her gün yeni bir bölüm

episode every single weekday ifadesinde every single weekday, have fiilini niteleyen bir sıklık ifadesidir: hafta içindeki her gün yeni bir bölüm sunulur. Single, every sözcüğünü güçlendirerek hiçbir hafta içi gününün atlanmadığını belirtir; single çıkarılırsa temel program değişmez. Weekday normalde cumartesi ve pazar hariç pazartesiden cumaya kadar olan günleri ifade eder. Burada episode sunulan içeriktir, every single weekday ise bunun ne sıklıkta olduğunu belirtir.

Alıştırma

Dersin vurgulu hafta içi sıklık ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The newsletter arrives ____.

Cevabı göster

every single weekday

and we talk about the news,

5:55

ve haberler,

trending topics,

5:57

trend olan konular hakkında konuşuyoruz,

In fact, Anlatım akışı

5:59

Aslında,

it's a great place to come and learn some new vocabulary

5:59

dünyada olup bitenler hakkında yeni kelimeler öğrenmek

about things that are happening in the world.

6:02

için gelip görülebilecek harika bir yer.

Anlatım akışı

Daha güçlü bir destekleyici bilgi ekleyen In fact

Burada In fact daha somut ve ikna edici bir destekleyici nokta sunar: program aynı zamanda yeni kelimeler öğrenmek için de iyi bir yerdir. Konuyu değiştirmek yerine önceki bilgiyi geliştirir. In fact bir varsayımı düzeltebilir; ancak kanıt ya da dikkat çekici bir ayrıntı ekleyerek az önce söyleneni güçlendirmek için de kullanılabilir. Burada ikinci kullanım vardır.

Alıştırma

Bu cümlede In fact ne işe yarıyor?

  1. Önceki konuyla ilgisiz yeni bir konu başlatır.
  2. Önceki bilgiyi güçlendiren daha somut bir nokta ekler.
  3. Önceki bilginin tamamen yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki bilgiyi güçlendiren daha somut bir nokta ekler.

Yes,

6:05

Evet,

if you found this episode interesting, Dilbilgisi

6:05

eğer bu bölümü ilginç bulduysanız,

try watching What in the World Dilbilgisi

6:08

İngilizcenizi geliştirmek için What in the World'ü

on YouTube with subtitles to practice your English.

6:10

YouTube'da altyazılı olarak izlemeyi deneyin.

Dilbilgisi

If you found this episode interesting: find + nesne + sıfat

found this episode interesting ifadesinde found, find fiilinin geçmiş biçimidir ve bir şeyi belirli bir şekilde değerlendirmek ya da onun öyle olduğunu düşünmek anlamına gelir. Kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir: this episode nesnedir; interesting ise izleyicinin değerlendirmesini belirtir. Burada izleyicinin bölümü bulduğu anlamına gelmez. if yan cümlesi bu değerlendirmeyi ardından gelen önerinin koşulu yapar. Önerilerde şu kalıp yeniden kullanılabilir: If you found X useful, interesting, or difficult, try Y.

Alıştırma

Öneriyi find fiilinin geçmiş biçimi ve useful sıfatıyla tamamlayın: If you ____ the guide ____, try the advanced version.

Cevabı göster

found · useful

Dilbilgisi

try watching: bir yöntemi denemek için try + -ing kullanımı

Bu cümlede try watching, izlemenin işe yarayıp yaramadığını görmek için bu etkinliği denemek anlamına gelir. -ing biçimindeki eylem olası bir yöntem olarak sunulur. Bu, programı altyazılı izlemeyi deneme önerisidir; izlemeyi başarmak için zor bir çaba gösterme anlamı taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümle özellikle altyazıyı bir yöntem olarak denemeyi öneriyor?

  1. Try watching the video with subtitles to see whether it helps.
  2. Watch the video with subtitles before tomorrow.
  3. Try to watch the whole video, even though the connection is unstable.
Cevabı göster

Try watching the video with subtitles to see whether it helps.

There's a link in the notes for this episode Kültür

6:13

Bu bölümün notlarında bir bağlantı var

Kültür

a link in the notes: bir bölümün yazılı bilgilerindeki bağlantı

Bu medya bağlamında a link in the notes, bölüme eşlik eden yazılı bilgilerdeki bir bağlantı anlamına gelir. Bu bilgiler episode notes veya show notes olarak adlandırılabilir. Burada notes, bölüm veya program sayfasındaki materyali ifade eder; kişisel çalışma notları ya da müzik notaları anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir podcast sunucusu "The recipe link is in the episode notes." diyor. Nereye bakmalısınız?

  1. Ders sırasında kullanılan bir defterde
  2. Bölümün müzik notalarında
  3. Bölüm sayfasında, bölüme eşlik eden yazılı bilgilerde
Cevabı göster

Bölüm sayfasında, bölüme eşlik eden yazılı bilgilerde

and don't forget to try the quiz and worksheet at bbclearningenglish.com. Ton ve niyet

6:15

ve bbclearningenglish.com adresindeki testi ve çalışma sayfasını denemeyi unutmayın.

Ton ve niyet

Dostça bir hatırlatma olarak Don't forget to try...

Don't forget to + fiilin yalın hâli, gelecekte yapılacak bir işi dostça hatırlatır. Burada dinleyiciler programdan sonra kısa sınavı ve çalışma kâğıdını denemeye teşvik ediliyor; bu, hafızalarını eleştirmek değil, kapanıştaki bir eylem çağrısıdır. try the quiz and worksheet ifadesinde try, öğrenme etkinliklerini denemek veya kullanmak anlamına gelir; onları oluşturmak için çabalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Don't forget to ifadesinin ardından try getirerek hatırlatmayı tamamlayın: ____ the online practice quiz before Friday.

Cevabı göster

Don't forget to try

Phil,

6:21

Phil,

thank you so much for having me again on Six Minute English. Ton ve niyet

6:21

beni Six Minute English'e tekrar konuk ettiğin için çok teşekkür ederim.

Ton ve niyet

Thank you so much for having me: konuğun teşekkürü

Thank you for having me, bir konuğun kendisini davet edip ağırlayan sunucuya, röportajı yapan kişiye veya organizatöre teşekkür etmek için kullandığı standart bir ifadedir. Burada konuk, kendisini yeniden davet ettiği için programa teşekkür ediyor. thank you for ifadesinden sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: having. have someone on a show kalıbında have, birini programa davet etmek veya programa çıkarmak anlamına gelir; sahip olmak anlamına gelmez. so much teşekkürü daha içten yapar, again ise bunun tekrar yapılan bir ziyaret olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir konuk röportaja başlıyor. Thank you for, have fiilinin -ing biçimi ve me ile cümleyi tamamlayın: ____ on the show.

Cevabı göster

Thank you for having me

Bye for now.

6:24

Şimdilik hoşça kal.

Bye.

6:24

Hoşça kal.

Six Minute English

6:26

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:28

bbclearningenglish.com'dan.