Gaza bastığınızda işte bunlar olur - Shannon Odell: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
736 kelime 132 kel/dk

Video özeti: Video, hızlanıp süzülme tekniğinin nasıl yakıt tasarrufu sağladığını açıklıyor; içten yanmalı araçlarla elektrikli araçların enerji verimliliğini ve mekanik yapısını karşılaştırıyor ve bir EV’nin toplam emisyonunun şarj elektriğinin nasıl üretildiğine bağlı olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. need to unpack what exactly is going on — Deyimsel fiiller. unpack fiilinin karmaşık bir mekanizmayı açıkça anlatmak üzere parçalarına ayırıp incelemek anlamında mecazen kullanıldığını tanıyın; gözlenen bir sonuçtan nedenlerin adım adım açıklanmasına geçerken bu ifadeyi kullanmayı öğrenin. 2. But even at their peak performance, — Söylem, anlatı ve retorik. Bu ödünleyici geçişin önce içten yanmalı araçların ulaşabileceği en iyi performansı kabul edip ardından savı EV’lerin daha yüksek verimliliğine yönelttiğini anlayın; böylece ani bir karşıtlık yerine dengeli bir karşılaştırma kurabilirsiniz. 3. their emission profile is only as clean as the electric utility they plug into. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir niteliğin üst sınırının başka bir etkene bağlı olduğunu belirtmek için only as...as yapısını öğrenin: Burada EV emisyonlarını şarj elektriğinin kaynağı belirler. Bu kalıp, koşula bağlı değerlendirmeleri kesin biçimde ifade etmenizi sağlar.

Bu derste

In 2015,

0:06

2015'te,

two men drove a Volkswagen across the continental United States Kelime

0:09

iki adam kıta Amerikası'nı bir Volkswagen ile boydan boya kat etti

on just over 100 gallons of fuel. Kalıp ifadeler

0:13

ve bunu 100 galondan biraz daha fazla yakıtla yaptı.

Kelime

ABD’nin kıta üzerindeki bölümünü bir uçtan diğer uca geçmek

ABD’deki yaygın kullanımda the continental United States genellikle birbirine bitişik 48 eyaletin oluşturduğu ana kara bölgesini ifade eder; Alaska, Hawaii ve kıta dışındaki ABD toprakları buna dahil değildir. Bu cümlede ifade, sürüşün gerçekleştiği coğrafi alanı sınırlar. Across, bu geniş bölgenin bir tarafından diğer tarafına gitme anlamını ekler. Bu nedenle tam ifade, Amerika Birleşik Devletleri’nin her bölümünü değil, ülkenin ana kara bölümünü bir uçtan diğer uca geçmeyi anlatır.

Alıştırma

Burada across the continental United States hangi alanı ifade ediyor?

  1. Birbirine bitişik 48 eyaletin oluşturduğu ana kara bölgesini bir uçtan diğer uca
  2. Yalnızca ABD topraklarını bir uçtan diğer uca
  3. Alaska ve Hawaii dahil 50 eyaletin tamamını bir uçtan diğer uca
Cevabı göster

Birbirine bitişik 48 eyaletin oluşturduğu ana kara bölgesini bir uçtan diğer uca

Kalıp ifadeler

100 galondan biraz fazla yakıtla

Burada on, yolculuğu mümkün kılan kaynak miktarını belirtir: otomobil yolculuğu 100 galondan biraz fazla yakıt kullanarak tamamladı. Bu, on sözcüğünün konum bildiren anlamı değildir. Just over, bir sayıdan biraz daha fazla demektir. On + yakıt veya enerji miktarı, bir aracın ya da makinenin bu kaynağı kullanarak ne kadar uzağa gidebildiğini anlatmanın doğal bir yoludur.

Alıştırma

On + kaynak miktarı yapısını ve one full charge sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The electric scooter traveled 40 miles ____.

Cevabı göster

on one full charge

Their 81-mile-per-gallon performance doubled the car's estimated fuel rating Kalıp ifadeler

0:16

Galon başına 81 millik performansları aracın tahmini yakıt verimliliğini ikiye katladı

Kalıp ifadeler

Birleşik niteleyici olarak 81-mile-per-gallon

Their 81-mile-per-gallon performance ifadesinde, kısa çizgilerle bağlanan 81-mile-per-gallon grubunun tamamı performance sözcüğünü niteler. Hangi ölçülmüş performanstan söz edildiğini, yani her bir galon yakıtla 81 mil gitme performansını belirtir. İngilizcede bir sayı ve ölçü birimleri bir ismin önünde tek bir niteleyici olarak kullanıldığında genellikle kısa çizgilerle bağlanır. Bu tür birleşik yapılarda birim sözcükleri normalde tekil kalır: 81-miles değil, 81-mile.

Alıştırma

60 miles per gallon ifadesini rakam ve kısa çizgiler kullanarak yazın: The new hybrid has a ____ fuel-efficiency rating.

Cevabı göster

60-mile-per-gallon

and set the record for the lowest fuel consumption ride of a diesel car. Kalıp ifadeler

0:22

ve dizel bir araçla en düşük yakıt tüketimiyle yapılan sürüş rekorunu kırdı.

Kalıp ifadeler

set the record for + rekor kategorisi

set the record for the lowest fuel consumption ride ifadesinde set, bir şeyi bir yere koymak değil, yeni bir en iyi sonuç belirlemek anlamına gelir. İfade, bu performansın söz konusu kategoride yeni ölçüt olduğunu bildirir. for sözcüğünden sonra ölçülen başarı veya rekor kategorisi belirtilir. Buradaki kategori, bir dizel otomobilin en düşük yakıt tüketimiyle yaptığı sürüştür.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın düşük güç kullanımı konusunda yeni bir resmî en iyi sonuç belirlediğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Maya recorded a low level of power use.
  2. Maya set the record for the lowest power use.
  3. Maya kept a record of the power use.
Cevabı göster

Maya set the record for the lowest power use.

The duo called themselves hypermilers Kelime

0:27

Bu ikili kendilerine "hiper-milciler" diyordu

and are experts in techniques that maximize a car's fuel efficiency, Kalıp ifadeler

0:31

ve bir arabanın yakıt verimliliğini en üst düzeye çıkaran tekniklerde,

such as the pulse-and-glide. Kültür

0:36

örneğin "darbe-ve-süzülme" (pulse-and-glide) tekniğinde uzmandılar.

Kelime

hypermilers: yakıt verimliliğini en üst düzeye çıkaran sürücüler

Hypermiler, bir araçtan olağanüstü yüksek yakıt ekonomisi elde etmek için bilinçli olarak sürüş teknikleri kullanan sürücüdür. Bu cümlede çoğul biçim olan hypermilers iki kişiyi ifade eder. Yakıt tasarruflu sürüş alanına ait özel bir terimdir; çok fazla mil süren birinin gerçek anlamlı adı değildir. Daha sonra verilen pulse-and-glide örneği, hypermiling ile ilişkili tekniklerden biridir.

Alıştırma

Hangi açıklama hypermiler sözcüğünü en iyi tanımlar?

  1. Temel amacı çok uzun mesafeler katetmek olan bir sürücü
  2. Çok yüksek yakıt ekonomisi elde etmek için özel teknikler kullanan bir sürücü
  3. Yüksek performanslı motorları tamir eden bir teknisyen
Cevabı göster

Çok yüksek yakıt ekonomisi elde etmek için özel teknikler kullanan bir sürücü

Kalıp ifadeler

that maximize a car's fuel efficiency: otomobilin yakıt verimliliğini en üst düzeye çıkaran

Bu cümlede maximize a car's fuel efficiency, otomobilin yakıtını mümkün olduğunca etkili kullanmasını sağlamak anlamına gelir. Maximize, artırılması istenen bir sonucu veya ölçüyü alır; burada fuel efficiency söz konusudur ve bunu pratikte mümkün olan en yüksek düzeye çıkarmayı ifade eder. Otomobili fiziksel olarak büyütmek anlamına gelmez. That maximize a car's fuel efficiency ilgi cümleciği techniques sözcüğünü niteler. Bu tekniklerin ne yapmak üzere tasarlandığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi maximize ve battery life kullanarak tamamlayın: Choose settings that ____.

Cevabı göster

maximize battery life

Kültür

pulse-and-glide: yakıt tasarrufu sağlayan bir sürüş tekniği

Pulse-and-glide, yakıt tasarrufu sağlayan bir sürüş tekniğinin adıdır; birbiriyle ilgisiz iki hareketin sözcüğü sözcüğüne anlatımı değildir. Sürücü, kontrollü hızlanma aşaması olan pulse ile aracın kendi ivmesiyle ilerlediği glide aşamasını dönüşümlü olarak uygular. Bu cümlede ifade, teknikler listesinden bir örnek verir ve dinleyiciyi iki aşamanın açıklamasına hazırlar.

Alıştırma

Yakıt verimliliğiyle ilgili bir konuşmada pulse-and-glide neyi ifade eder?

  1. Kontrollü hızlanma ile aracın kendi ivmesiyle ilerlemesini dönüşümlü kullanan bir sürüş tekniği
  2. Motora elektrik sinyalleri gönderen bir otomobil parçası
  3. Bir otomobilin yanında yapılan akıcı bir dans hareketi
Cevabı göster

Kontrollü hızlanma ile aracın kendi ivmesiyle ilerlemesini dönüşümlü kullanan bir sürüş tekniği

In the pulse,

0:39

Darbe aşamasında,

drivers accelerate slowly until they're traveling slightly above their intended speed. Dilbilgisi

0:40

sürücüler hedeflenen hızın biraz üstüne çıkana kadar yavaşça hızlanır.

Dilbilgisi

until they're traveling slightly above their intended speed: bitiş koşulu

Until, önceki süreci sona erdiren koşulu belirtir. Sürücüler yavaşça hızlanmaya devam eder ve bu süreç, hızları korumayı planladıkları hızın biraz üstüne çıkana kadar sürer. Burada until, o süre boyunca anlamına gelmez. Bir eşik belirtir: until yan cümlesindeki koşula ulaşıldığında talimatlar bir sonraki aşamaya geçebilir.

Alıştırma

Eylemin bitiş noktasını gösteren bağlacı yazın: Keep stirring ____ the sauce is smooth.

Cevabı göster

until

They then slowly release the throttle and glide Kalıp ifadeler

0:46

Ardından yavaşça gazı bırakır ve süzülmeye geçerler,

until they're slightly below and repeat.

0:49

hedef hızın biraz altına düşene kadar süzülür ve bu işlemi tekrarlarlar.

Kalıp ifadeler

release the throttle and glide: gaz pedalını bırakıp ataletle ilerlemek

Bu sürüş talimatında release the throttle, motorun aynı itiş gücünü vermemesi için gaz pedalına basmayı bırakmak anlamına gelir. Glide ise hızlanmadan, aracın ataletiyle ilerlemesine izin vermektir. İki fiil and ile bağlanarak bir eylem sırası oluşturur: önce güç azaltılır, ardından araç yumuşak biçimde ilerlemeye devam eder. Buradaki release, yayımlamak değil bırakmak anlamındadır.

Alıştırma

Bu sürüş talimatında release the throttle and glide ne anlama gelir?

  1. Gaz pedalına basmayı bırakıp aracın ataletiyle ilerlemesine izin vermek.
  2. Motor hakkında bilgi yayımlayıp hızlanmaya devam etmek.
  3. Frene sertçe basıp aracı durdurmak.
Cevabı göster

Gaz pedalına basmayı bırakıp aracın ataletiyle ilerlemesine izin vermek.

To understand why this strategy saves fuel, Anlatım akışı

0:52

Bu stratejinin neden yakıt tasarrufu sağladığını anlamak için,

we first need to unpack what exactly is going on beneath a car's hood. Öbek fiiller

0:55

önce bir otomobilin kaputunun altında tam olarak ne olup bittiğini incelemeliyiz.

Anlatım akışı

To understand why ...: sonraki açıklamaya yön vermek

Başlangıçtaki To understand why this strategy saves fuel sözleri, ardından gelen açıklamanın amacını belirtir. İzleyiciye, sonraki bölümün tam olarak hangi soruyu yanıtlayacağını söyler. Ardından ana cümledeki we first need to unpack... bu açıklamanın ilk adımını duyurur. Böylece eğitici içeriklerde yaygın bir düzen oluşur: önce neden sorusunu belirtmek, sonra bu soruyu yanıtlamak için gereken incelemeyi başlatmak. Buradaki this strategy, hemen önce ele alınan sürüş yöntemini ifade eder.

Alıştırma

Açıklamanın başındaki To understand why this strategy saves fuel ne işe yarar?

  1. Yakıtla ilgili açıklamanın zaten bittiğini söyler.
  2. İzleyicilere hemen daha az yakıt kullanmaları için doğrudan emir verir.
  3. Sonraki bölümün stratejinin neden yakıt tasarrufu sağladığını açıklayacağını söyler.
Cevabı göster

Sonraki bölümün stratejinin neden yakıt tasarrufu sağladığını açıklayacağını söyler.

Öbek fiiller

unpack what exactly is going on: tam olarak neler olduğunu adım adım çözümlemek

Burada unpack mecaz anlamda kullanılır: Bir çantayı açmak değil, karmaşık bir durumu daha küçük parçalara ayırıp dikkatle incelemek ve açıklamak demektir. Need to, açıklamaya devam etmeden önce bu ayrıntılı incelemenin gerekli olduğunu gösterir. What exactly is going on, unpack fiilinin nesnesi görevindeki gömülü bir soru yapısıdır. Exactly kesinliği vurgular: Amaç yalnızca genel bir fikir edinmek değil, belirli işleyişi ortaya çıkarmaktır.

Alıştırma

Örnekte need to unpack what exactly is going on ne anlama gelir?

  1. Ayrıntıları incelemeden devam etmeliyiz.
  2. Kesin işleyişi bulmak için durumu dikkatle incelemeliyiz.
  3. Kaputun altındaki bir çantadan eşyaları çıkarmalıyız.
Cevabı göster

Kesin işleyişi bulmak için durumu dikkatle incelemeliyiz.

Non-electric cars run on internal combustion engines or ICEs. Kültür

1:00

Elektrikli olmayan arabalar içten yanmalı motorlarla veya ICE ile çalışır.

Kültür

internal combustion engines, or ICEs: içten yanmalı motorlar ve kısaltması

Internal combustion engines ifadesi, elektrikli olmayan birçok arabada kullanılan motor türünü belirtir; basitçe söylemek gerekirse yakıt motorun içinde yanarak güç üretir. Or ICEs ikinci bir motor türü eklemez. Burada or, aynı terimin çoğul kısaltmasını tanıtır. Büyük harfler Internal Combustion Engine sözcüklerinin baş harflerinden gelir ve sondaki s çoğulu gösterir. Önce tam terimin, ardından kısaltmanın verilmesi, okuyucunun daha sonra kısa biçimi tanımasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede or ICEs ne işe yarar? Non-electric cars run on internal combustion engines or ICEs.

  1. Ayrı bir elektrik motoru türünü adlandırır.
  2. Arabaların kullandığı ikinci bir yakıt olarak buzu ekler.
  3. Aynı motor türünün çoğul kısaltmasını verir.
Cevabı göster

Aynı motor türünün çoğul kısaltmasını verir.

Cars are often advertised as sporting a four, Kelime

1:07

Arabalar genellikle dört,

six or eight cylinder engine,

1:11

altı veya sekiz silindirli motorlara sahip olarak tanıtılır,

which refers to this device's main components. Anlatım akışı

1:13

bu da bu cihazın ana bileşenlerine atıfta bulunur.

Kelime

advertised as sporting ...: sporting, “sahip olmak” anlamında

are advertised as sporting ... ifadesinde as, otomobilleri tanıtmak için kullanılan betimlemeyi başlatır. Sporting, sport fiilinin -ing biçimidir ve “dikkat çekici bir özelliğe sahip olmak veya onu sergilemek” demektir. Dolayısıyla otomobiller dört, altı veya sekiz silindirli motorlara sahip olarak tanıtılır; sporting burada “spor yapmak” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sport/sporting + dikkat çekici özellik şeklindedir. Bu kalıp, özelliği fark edilmeye değer bir şey olarak sunar.

Alıştırma

“The camera is advertised as sporting a powerful zoom lens,” cümlesinde sporting ne anlama gelir?

  1. Fotoğraf makinesi o lense sahip olarak tanıtılıyor.
  2. Lensi spor yapmak için kullanıyor.
  3. Lensi spor ekipmanına dönüştürüyor.
Cevabı göster

Fotoğraf makinesi o lense sahip olarak tanıtılıyor.

Anlatım akışı

which refers to ...: hemen açıklama ekleyen yan cümle

Virgülden sonra gelen which refers to this device's main components, ek açıklama veren ve kısıtlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Which, önceki silindirli motor betimlemesine geri bağlanır ve hemen bir açıklama ekler; yeni bir soru başlatmaz. This device motor anlamına gelir. Bu yapı, bir terimi veya etiketi ortaya çıkar çıkmaz tanımlamayı sağlar: term, which refers to explanation. Önce ana ifade gelir, ardından which yan cümlesi destekleyici bilgi verir.

Alıştırma

“The app shows an ETA, which refers to the expected arrival time,” cümlesinde which yan cümlesi ne yapar?

  1. ETA terimini hemen açıklar.
  2. Okuyucuya hangi uygulamadan söz edildiğini sorar.
  3. Birden fazla uygulama arasından birini belirler.
Cevabı göster

ETA terimini hemen açıklar.

Within each of these cylinders is a piston, Dilbilgisi

1:17

Bu silindirlerin her birinin içinde bir piston bulunur,

Dilbilgisi

Within each of these cylinders is a piston: yeri önce veren devrik yapı

Within each of these cylinders is a piston, yeri önce veren bir devrik yapı kullanır. Yer bildiren Within each of these cylinders öbeği başa gelir ve is fiili gerçek özne olan a piston ifadesinden önce yer alır. Öznenin önce geldiği normal sırada cümle A piston is within each of these cylinders. olur. Bu yapı önce bir yeri belirtir, ardından orada bulunan şeyi tanıtır. Teknik açıklamalarda ve betimlemelerde yaygındır; Within yer öbeğinin bir parçasıdır, özne değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, temel anlamı değiştirmeden örneği öznenin önce geldiği normal sıraya getirir?

  1. A piston contains each of these cylinders.
  2. Each of these cylinders is within a piston.
  3. A piston is within each of these cylinders.
Cevabı göster

A piston is within each of these cylinders.

which moves up and down,

1:20

aşağı ve yukarı hareket ederek,

spinning a bar known as a crankshaft, Kalıp ifadeler

1:22

krank mili olarak bilinen bir çubuğu döndürür

Kalıp ifadeler

known as a crankshaft: known as ile adlandırma

Known as a crankshaft, a bar ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Krank mili olarak adlandırılan anlamına gelir ve a bar that is known as a crankshaft biçiminde genişletilebilir. Tekrar kullanılabilen be known as + ad kalıbı, bir kişi, nesne veya fikir için kullanılan adı tanıtır. Buradaki as, adlandırma kalıbının parçasıdır; known as, bir rol içinde anlaşılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi known ve gerekli edatla tamamlayın: The device has a small wheel ____ a pulley.

Cevabı göster

known as

effectively converting linear motion Kalıp ifadeler

1:25

ve doğrusal hareketi etkili bir şekilde

into a rotary motion that can drive the wheels.

1:27

tekerlekleri döndürebilen döner bir harekete dönüştürür.

Kalıp ifadeler

effectively converting linear motion into a rotary motion: doğrusal hareketi dönme hareketine dönüştürmek

convert A into B yapısında A başlangıç biçimini, B ise dönüşümün sonucunu belirtir. Burada linear motion başlangıç biçimi, a rotary motion ise ortaya çıkan biçimdir; into sonuçtan önce gelir. Buradaki effectively, “fiilen” veya “pratikte” anlamındadır. Mekanizmanın yaptığı işi özetler; “verimli biçimde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi convert A into B yapısıyla tamamlayın: Solar panels ____ sunlight ____ electricity.

Cevabı göster

convert · into

What powers these pistons' movements Dilbilgisi

1:31

Bu pistonların hareketine güç veren şey,

is what gives these engines their namesake, Kelime

1:33

bu motorlara adını veren şeydir:

combustion.

1:36

yanma.

Dilbilgisi

What powers ... is what gives ...: iki tanımı aynı şey olarak belirten cümle

İlk What yan cümlesi soru işlevi görmez. What powers these pistons' movements, “bu pistonların hareketine güç veren şey” anlamına gelir ve yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir. Bağlamda ikinci What yan cümlesi, “bu motorların adını aldığı şey” anlamına gelir. What ... is what ... yapısı iki tanımı aynı şey olarak belirler. Sondaki combustion sözcüğü bu şeyin adını koyar.

Alıştırma

Özgün cümlede What ... is what ... yapısı ne işe yarar?

  1. Pistonların yanma başlamadan önce hareket ettiğini gösterir.
  2. Güç kaynağı ile motorların adının kaynağını aynı şey olarak tanımlar.
  3. Pistonlar ve motorlar hakkında iki ayrı soru sorar.
Cevabı göster

Güç kaynağı ile motorların adının kaynağını aynı şey olarak tanımlar.

Kelime

gives these engines their namesake, combustion: namesake ile adın kaynağını belirtme

Burada namesake, motorlara adını veren şeyi ifade eder. Combustion, internal combustion engines adındaki temel sözcüğü sağlayan özelliktir. Virgülden sonraki combustion sözcüğü, namesake ile neyin kastedildiğini açıklar. Başka bağlamlarda namesake, aynı adı taşıyan başka bir kişi ya da nesneyi de anlatabilir; bu nedenle adlandırma ilişkisini bağlamdan çıkarmak gerekir.

Alıştırma

Özgün cümlede their namesake, combustion ne anlama gelir?

  1. Yanma, aynı adı taşıyan başka bir motordur.
  2. Pistonların kendi adı Combustion'dır.
  3. Yanma, motorların adının kaynağıdır.
Cevabı göster

Yanma, motorların adının kaynağıdır.

As the piston lowers, Anlatım akışı

1:37

Piston aşağı indikçe,

air and fuel are sprayed into the cylinder's chamber.

1:39

hava ve yakıt silindirin odasına püskürtülür.

Anlatım akışı

As the piston lowers: eş zamanlı adımlar için as

Burada as, bir şey olurken veya oldukça anlamındadır. As yan cümlesi önce zamanı belirler: piston aşağı doğru hareket eder ve bu hareket sırasında hazneye hava ile yakıt püskürtülür. As sözcüğünün bu kullanımı, tek bir sürecin iki bölümünü aynı anda gerçekleşen adımlar olarak düzenler. Bir neden sunmaz, dolayısıyla burada because anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede As the piston lowers hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. Pistonun aşağı hareketi püskürtme nedeniyle gerçekleşir.
  2. Püskürtme, pistonun aşağı hareketi sırasında gerçekleşir.
  3. Püskürtme, piston aşağı hareketini bitirdikten sonra başlar.
Cevabı göster

Püskürtme, pistonun aşağı hareketi sırasında gerçekleşir.

Then, as the piston rises,

1:43

Ardından, piston yükselirken,

this air and fuel mixture is compressed.

1:44

bu hava ve yakıt karışımı sıkıştırılır.

In gasoline engines,

1:48

Benzinli motorlarda,

a spark is introduced, igniting the gas. Kalıp ifadeler

1:49

bir kıvılcım verilir ve bu da gazı ateşler.

Kalıp ifadeler

introduced, igniting the gas: sonucu belirten bir -ing öbeği

Bu cümlede is introduced, edilgen yapıdaki ana fiil öbeğidir: sürece bir kıvılcım eklenir. Virgülden sonraki igniting the gas, ikinci bir tam ana cümle değildir. Önceki olaya bağlanan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Burada -ing öbeği sonucu belirtir: kıvılcımın içeri verilmesi gazın tutuşmasına yol açar. Bu kısa “eylem, ortaya çıkan eylem” kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

“A spark is introduced, igniting the gas,” cümlesinde “igniting the gas” ne işe yarar?

  1. Kıvılcımın içeri verilmesinin sonucunu belirtir.
  2. İkinci bir bağımsız ana cümle oluşturur.
  3. Kıvılcımın içeri verilme amacını belirtir.
Cevabı göster

Kıvılcımın içeri verilmesinin sonucunu belirtir.

In diesel engines,

1:52

Dizel motorlarda ise,

the compression alone creates a mini explosion. Kelime

1:54

sadece sıkıştırma mini bir patlama yaratır.

Kelime

the compression alone: “tek başına” anlamındaki bir isim öbeği

The compression alone ifadesinde alone isim öbeğinden sonra gelir ve “sıkıştırmanın tek başına” ya da “yalnızca sıkıştırma” anlamını verir. Kıvılcımın veya ek bir etkenin gerekmediğini vurgular. Bu isim öbeği cümlenin öznesi olabilir: the compression alone creates.... İsim öbeği + alone kalıbı, bir etkenin kendi başına yeterli olduğunu vurgular; yalnızlık duygusunu anlatmaz.

Alıştırma

Başka bir güç kaynağına gerek olmadığını göstermek için alone sözcüğünü doğru yere koyun: The solar panel ____ can power the small fan.

Cevabı göster

alone

This combustion causes an immediate increase in temperature and pressure,

1:57

Bu yanma, sıcaklık ve basınçta ani bir artışa neden olarak

propelling the piston down as it starts the cycle again. Dilbilgisi

2:02

pistonu döngüye yeniden başlarken aşağıya iter.

Dilbilgisi

propelling the piston down...: sonucu gösteren bir -ing yapısı

propelling the piston down şeklindeki -ing yapısı, önceki olayın sonucunu gösterir: sıcaklık ve basınçtaki ani artış pistonu aşağı doğru iter. propelling çekimli bir ana fiil değil, çekimsiz bir ortaç olduğu için yeni bir ana cümle oluşturmaz; ana cümleyi devam ettirir. as ile başlayan bölüm, olayların aynı anda gerçekleştiği bilgisini ekler. Buradaki it, piston ya da daha geniş anlamda pistonun hareketi olarak anlaşılabilir; bu sırada döngü yeniden başlar. Genel olarak virgülden sonra gelen bir -ing yapısı, neden-sonuç zincirini tek bir cümlede sıkıştırabilir.

Alıştırma

Bu cümlede -ing yapısının görevi nedir? The heated gas expands, pushing the piston downward.

  1. Pistonun gazı genişlettiğini gösterir.
  2. İlgisiz bir eylem hakkında ayrı bir cümle başlatır.
  3. Pistonun itilmesini gazın genişlemesinin sonucu olarak sunar.
Cevabı göster

Pistonun itilmesini gazın genişlemesinin sonucu olarak sunar.

The gas pedal controls the amount of air and subsequent fuel released into the chamber. Kalıp ifadeler

2:06

Gaz pedalı, serbest bırakılan hava miktarını ve ardından odaya giren yakıt miktarını kontrol eder.

Kalıp ifadeler

controls the amount of... released into...: bir miktarı ayarlamak

control the amount of X released into Y kalıbı, Y içine girmesine izin verilen ya da gönderilen X miktarını ayarlamak anlamına gelir. Bu cümlede X, air and subsequent fuel şeklindeki sıralı öğelerdir: pedal hava beslemesini ve ardından verilen yakıtı etkiler. Released into the chamber, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve that is released ya da that are released into the chamber anlamına gelir. Released ana fiil değildir; çekimli fiil controls sözcüğüdür.

Alıştırma

control the amount of... released into... hedef kalıbını tamamlayın: The valve ____ the ____ of water ____ into the tank.

Cevabı göster

controls · amount · released

The more fuel in the chamber, Dilbilgisi

2:13

Odada ne kadar çok yakıt varsa,

the more powerful the combustion,

2:14

yanma o kadar güçlü olur

making the crankshaft rotate faster. Dilbilgisi

2:16

ve krank milinin daha hızlı dönmesini sağlar.

Dilbilgisi

Birbirine bağlı değişimler için The more ..., the more ...

The more ..., the more ..., iki miktarın veya derecenin birlikte değiştiğini gösteren bağıntılı bir karşılaştırma yapısıdır. Burada haznedeki yakıt miktarı arttıkça yanma daha güçlü hâle gelir. İki the de sıradan birer tanımlık değildir. Her biri karşılaştırmalı bir ifadeyi başlatır. Anlam, “The more fuel there is in the chamber, the more powerful the combustion is” şeklinde açılabilir; özgün cümlede daha kısa ve sıkıştırılmış bir biçim kullanılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi the more ..., the more ... yapısıyla tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Dilbilgisi

Sonuç bildiren yan cümlede making + nesne + fiilin yalın hâli

Burada making, önceki durumun sonucunu anlatır: daha güçlü yanma, krank milinin daha hızlı dönmesini sağlar. -ing yan cümlesi açıklamanın aynı cümle içinde devam etmesini sağlar. Bu yan cümlenin içinde make + object + base verb yapısı kullanılır. The crankshaft nesnedir, rotate ise fiilin yalın hâlidir. Bu etken yapıda to eklenmez: making the crankshaft rotate kullanılır, making the crankshaft to rotate kullanılmaz.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için making + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The sudden rain flooded the field, making the game to end early.
  2. The sudden rain flooded the field, making the game ending early.
  3. The sudden rain flooded the field, making the game end early.
Cevabı göster

The sudden rain flooded the field, making the game end early.

Driving down the highway,

2:19

Otoyolda ilerlerken,

ICE cars spark thousands of blasts per minute, Deyimler

2:21

içten yanmalı arabalar dakikada binlerce patlamayı tetikler,

Deyimler

spark thousands of blasts per minute: dakikada binlerce patlamayı tetiklemek

Burada spark, “neden olmak” veya “tetiklemek” anlamındaki bir fiildir. Özne ICE cars, nesne thousands of blasts ifadesidir; per minute ise bunun ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir. blasts, motorun içindeki hızlı ve kontrollü yanma olaylarıdır; kazayla oluşan felaketler değildir. Bu ifade, gerçek bir mekanik süreci anlatırken motorun tekrarlanan ateşlemesini de canlı bir biçimde betimler.

Alıştırma

Bu motor bağlamında “spark thousands of blasts per minute” ne anlama gelir?

  1. Her dakika binlerce küçük elektrik kıvılcımı toplarlar.
  2. Her dakika yolda binlerce tehlikeli patlamaya neden olurlar.
  3. Her dakika binlerce küçük yanma patlamasını tetiklerler.
Cevabı göster

Her dakika binlerce küçük yanma patlamasını tetiklerler.

but explosion-powered driving is pretty inefficient

2:25

ancak patlama gücüyle sağlanan sürüş oldukça verimsizdir

as much of the energy generated is lost to heat. Notlar

2:28

çünkü üretilen enerjinin büyük bir kısmı ısı olarak kaybedilir.

Dilbilgisi

as ... is lost to heat: as ile neden belirtmek

Burada as, sürüş sisteminin verimsiz olmasının nedenini açıklar. “Çünkü” anlamındadır: motorun ürettiği enerjinin büyük bir kısmı yararlı harekete dönüşmek yerine ısıya dönüşür. Yapıyı [sonuç] + as + [neden] şeklinde okuyun. Bu cümlede as zaman bildirmez; ikinci yan cümle, ilk ifadenin neden doğru olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede as hangi işlevdedir? “The game was canceled, as heavy rain had flooded the field.”

  1. Maç ile yağmuru karşılaştırır.
  2. İptalin nedenini açıklar.
  3. İptalin yağmur yağarken gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

İptalin nedenini açıklar.

Kalıp ifadeler

is lost to heat: enerji kaybını belirtmek

Burada is lost to heat, üretilen enerjinin bir kısmının yararlı iş yapmak yerine kullanılamayan ısıya dönüştüğü anlamına gelir. Edilgen yapı, artık kullanılamayan enerjiye odaklanır. be lost to + isim yapısında to sözcüğünden sonraki isim, kaybın yönünü, sürecini veya nedenini belirtir. Enerjinin yolunu kaybettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: In this motor, some electrical energy ____ instead of moving the machine.

Cevabı göster

is lost to heat

In fact, Anlatım akışı

2:32

Aslında,

only 16 to 25% goes towards moving the wheels.

2:33

üretilen enerjinin yalnızca %16 ila %25'i tekerlekleri hareket ettirmeye gider.

Anlatım akışı

In fact: daha güçlü kanıt sunmak

In fact bilgiyi düzenler: Dinleyiciye, sıradaki ifadenin önceki genel iddiayı güçlendiren somut bir gerçek olduğunu bildirir. Buradaki yüzde, sistemin verimsiz olduğu düşüncesine kesin bir kanıt sunar. In fact cümle başında kullanıldığında, önceki düşünceyi doğrulayan, daha net hâle getiren veya bazen düzelten bir ayrıntı bekleyin. Bu ifade yalnızca duraklamayı doldurmaz.

Alıştırma

Örnek cümlede In fact ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Yeni bir hikâyenin başladığını belirtir.
  2. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Önceki genel noktayı güçlendiren belirli bir gerçeği sunar.
Cevabı göster

Önceki genel noktayı güçlendiren belirli bir gerçeği sunar.

These explosions also create CO2,

2:38

Bu patlamalar aynı zamanda CO2 oluşturur

and ICE engines produce 15% of the total global carbon emissions.

2:41

ve içten yanmalı motorlar toplam küresel karbon emisyonlarının %15'ini üretir.

The pulse-and-glide can increase efficiency for two reasons. Anlatım akışı

2:47

Darbe-ve-süzülme tekniği verimliliği iki nedenden ötürü artırabilir.

Anlatım akışı

İki destekleyici noktayı haber veren for two reasons

Burada for two reasons, hızlanıp süzülme tekniğinin verimliliği neden artırabildiğine dair iki açıklama olduğunu belirtir. For sözcüğü iddianın dayanağını gösterir; ‘bir şeyi yapmak amacıyla’ anlamına gelmez. Bu ifade, sırada gelecek bilgiyi haber veren bir işaret görevi de görür. Dinleyiciye sonraki bilgileri, genellikle first ve second gibi sözcüklerle tanıtılan iki destekleyici nokta olarak düzenlemesini söyler.

Alıştırma

Ardından tam olarak iki açıklama geleceğini bildiren ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our plan is more practical ____.

Cevabı göster

for two reasons

First,

2:52

Birincisi,

when accelerating to higher speeds during the pulse, Dilbilgisi

2:52

darbe sırasında daha yüksek hızlara çıkarken,

the engine works at a higher efficiency

2:55

motor, sabit bir düşük hızda seyahat etmeye kıyasla

compared to traveling at a constant lower speed. Kalıp ifadeler

2:58

daha yüksek bir verimlilikte çalışır.

Dilbilgisi

when accelerating ... the engine works: kısaltılmış when + -ing yan cümlesi

When accelerating to higher speeds during the pulse, zaman veya arka plan bildiren bir yan cümlenin kısaltılmış hâlidir. Bu bağlamda ‘araç veya sürücü hızlanma aşamasında daha yüksek bir hıza çıkarken’ anlamına gelir. Ardından ana cümle sonucu belirtir: motor daha verimli çalışır. Ana cümleden önce kullanılan when + -ing, ana sonucun geçerli olduğu durumu kurar. Burada accelerating eylemini yapan kişi veya şey teknik bağlamdan araç ya da sürücü olarak anlaşılır; ancak bu, dil bilgisel özne the engine ile açıkça uyuşmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede when + -ing açıkça kullanılmış ve iki bölümde de eylemi yapan aynı kişi olarak anlaşılmıştır?

  1. When driving at night, the road can look darker.
  2. When driving at night, the headlights should be bright.
  3. When driving at night, reduce your speed.
Cevabı göster

When driving at night, reduce your speed.

Kalıp ifadeler

compared to traveling at a constant lower speed ifadesindeki karşılaştırma ölçütü

Compared to, karşılaştırmanın dayandığı ölçütü belirtir. Burada motorun daha yüksek verimle çalıştığı iddiası, sabit ve daha düşük bir hızda gitme durumuyla karşılaştırılır. Bu yapıda to bir edat olduğu için ardından gelen eylem -ing biçimini alır: compared to traveling. Verimin neye göre daha yüksek olduğunu anlamak için karşılaştırma ölçütünü iddiayla birlikte değerlendirin.

Alıştırma

Cümleyi compared to ve operate fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Operating the new pump uses less power ____ the old pump.

Cevabı göster

compared to operating

And second,

3:01

İkincisi,

modern car engines shut off fuel injection or idle when decelerating, Öbek fiiller

3:02

modern otomobil motorları yavaşlarken yakıt enjeksiyonunu kapatır veya rölantiye geçer,

Öbek fiiller

shut off fuel injection or idle ifadesindeki iki seçenek

Shut off, “durdurmak veya kesmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Shut off fuel injection ifadesinde motor, silindirlere yakıt gönderen püskürtme işlemini durdurur. Or, motorun gösterebileceği iki davranışı bağlar: motor yakıt püskürtmeyi kesebilir veya rölantide çalışabilir. Idle, “rölantide çalışmak” anlamına gelen ayrı bir fiildir; shut off fiilinin ikinci bir nesnesi değildir.

Alıştırma

Shut off fuel injection or idle ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Motor rölantide çalışmayı durdurabilmek için yakıt ekler.
  2. Motor ya yakıt püskürtmeyi durdurur ya da rölantide çalışır.
  3. Motor hem yakıt beslemesini hem de rölanti kontrolünü durdurur.
Cevabı göster

Motor ya yakıt püskürtmeyi durdurur ya da rölantide çalışır.

meaning that as the car glides, Anlatım akışı

3:08

bu da araba süzülürken,

the wheels are driven by inertial energy rather than combustion, Dilbilgisi

3:10

tekerleklerin yanma yerine eylemsizlik enerjisiyle hareket ettirildiği

Dilbilgisi

driven by ... rather than ...: güç kaynaklarını karşılaştırmak

Are driven by, tekerleklerin güç veya hareketini bir kaynaktan aldığını belirten edilgen bir yapıdır. Bu mekanik bağlamda kaynak eylemsizlik enerjisidir; driven, bir kişinin tekerlekleri kullandığı veya yönettiği anlamına gelmez. Rather than, gerçek kaynağı önce, dışlanan alternatifi ise sonra getirir. Başka durumlara da uygulanabilen be driven by A rather than B kalıbı, bir şeyi neyin çalıştırdığını veya neyin motive ettiğini belirtir ve bu kaynağı başka bir kaynakla karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi be driven by A rather than B kalıbıyla tamamlayın: The conveyor belt is ____ an electric motor ____ a diesel engine.

Cevabı göster

driven by · rather than

ultimately saving fuel.

3:14

ve sonuçta yakıt tasarrufu sağlandığı anlamına gelir.

Anlatım akışı

meaning that as the car glides: bir bilgiyi ima ettiği sonuca bağlamak

Meaning that, önceki ifadenin neyi ima ettiğini veya hangi sonuca yol açtığını açıklar. Burada daha önce verilen teknik bir bilgiyi, onun etkisinin açıklamasına dönüştürür. Bu bağlantıda meaning bir ortaçtır; the meaning of a word ifadesindeki gibi “anlam” bildiren bir isim değildir. As the car glides, açıklamanın zaman çerçevesini belirler: araç süzülürken. Bu sözcükler birlikte dinleyiciyi bir mekanizmadan, o mekanizmanın pratikte ne anlama geldiğine götürür.

Alıştırma

“The gate locks automatically, meaning that visitors cannot enter after closing,” cümlesinde meaning that ne işe yarar?

  1. İlgisiz bir örneğe başlar.
  2. Önceki bilginin ima ettiği sonucu açıklar.
  3. Gate sözcüğünün sözlük tanımını verir.
Cevabı göster

Önceki bilginin ima ettiği sonucu açıklar.

But even at their peak performance, Anlatım akışı

3:16

Ancak içten yanmalı araç kullanan hiper-milciler, en üst performanslarında bile

ICE hypermilers can't compete with the true champion of fuel efficiency rides, Deyimler

3:18

yakıt verimliliği sürüşlerinin gerçek şampiyonu olan

the electric vehicle.

3:24

elektrikli araçlarla (EV) rekabet edemezler.

Anlatım akışı

But even at their peak performance: daha güçlü bir karşıtlıktan önce verilen ödün

But even at their peak performance, içten yanmalı motorlu araçlarda yakıt tasarrufunu en üst düzeye çıkaran sürücüler için en elverişli durumu önce kabul eder: sürücüler zaten en iyi performanslarını göstermektedir. Even at, sonraki iddianın bu özellikle elverişli koşulda bile geçerli kaldığını belirtir. Ardından But, savın yönünü tersine çevirir. Bu kalıp, bir tarafın güçlü yönünü kabul ettikten sonra daha güçlü bir karşı sonucun yine de geçerli olduğunu gösterir ve karşıtlığı kuvvetlendirir.

Alıştırma

But even at their peak performance sav içinde nasıl bir işlev görür?

  1. İçten yanmalı araçlarda yakıt tasarrufunu en üst düzeye çıkaranlar için en güçlü durumu kabul edip ardından daha güçlü bir karşı sonuç sunar.
  2. Bu sürücülerin genel şampiyon olduğunu doğrulayarak karşılaştırmayı bitirir.
  3. Bu sürücülerin gelişmeye daha yeni başladığını söyler.
Cevabı göster

İçten yanmalı araçlarda yakıt tasarrufunu en üst düzeye çıkaranlar için en güçlü durumu kabul edip ardından daha güçlü bir karşı sonuç sunar.

Deyimler

can't compete with the true champion: yarışma mecazı

Can't compete with, “eşleşememek veya boy ölçüşememek” anlamına gelir. Verimlilik karşılaştırmasını, araçlar bir yarışmanın katılımcılarıymış gibi sunar. The true champion, verimlilikte açıkça önde olan seçenektir; ardından gelen açıklayıcı ifade the electric vehicle bu şampiyonun kim olduğunu belirtir. Champion burada mecazidir; rides ise eğlence parkı araçlarını değil, araçları veya ulaşım yollarını anlatan samimi bir sözcüktür.

Alıştırma

Buradaki şampiyon imgesi ne anlatıyor?

  1. Elektrikli araçlar enerji verimliliğinde açık ara lider olarak sunuluyor.
  2. Elektrikli araçlar resmî bir sürüş yarışmasını kazandı.
  3. Cümle esas olarak yakıt tasarruflu eğlence parkı araçları hakkındadır.
Cevabı göster

Elektrikli araçlar enerji verimliliğinde açık ara lider olarak sunuluyor.

Many EVs run on induction motors, Kalıp ifadeler

3:26

Birçok EV, asenkron motorlarla çalışır.

Kalıp ifadeler

run on induction motors: endüksiyon motorlarıyla çalışmak

Bu cümlede run on, “kullanarak çalışmak” veya “gücünü bir şeyden almak” anlamına gelir. on induction motors bölümü, elektrikli araçların hareket etmek için kullandığı motor sisteminin türünü belirtir. Özne bir araç, makine veya sistem olduğunda run on genellikle yakıtı, enerji kaynağını, platformu ya da çalışma teknolojisini tanıtır. Burada “konuşmayı sürdürmek” veya fiziksel olarak bir şeyin üzerinde koşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Güç kaynağı olarak kullanmak” anlamını verecek şekilde cümleyi run on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This emergency generator ____ diesel.

Cevabı göster

runs on

which have two main parts,

3:29

Bu motorların iki ana parçası vardır,

a stator and a rotor.

3:30

bir stator ve bir rotor.

The stator is a series of rings with copper wires wrapped around it. Dilbilgisi

3:33

Stator, etrafına bakır tellerin sarıldığı bir dizi halkadır.

Dilbilgisi

with copper wires wrapped around it: with + isim + geçmiş zaman ortacı

Ana cümle The stator is a series of rings bölümüdür. Eklenen with öbeği with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: isim öbeği copper wires, wrapped ise bu tellerin durumunu anlatır. Wrapped ayrı bir tam fiil değildir; cümlenin çekimli fiili is sözcüğüdür. Teller eylemi aldığı için geçmiş zaman ortacı wrapped, onların statorun etrafına önceden sarılmış durumda olduğunu gösterir. Bu cümlede it, stator sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

Bağlı bir durumu anlatmak için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The sensor came with a cable attached to it.
  2. The sensor came with a cable was attached to it.
  3. The sensor came with attached a cable to it.
Cevabı göster

The sensor came with a cable attached to it.

By conducting electricity at variable rates, Dilbilgisi

3:38

Farklı oranlarda elektrik ileterek,

these wires create a rotating magnetic field.

3:41

bu teller dönen bir manyetik alan yaratır.

Dilbilgisi

By conducting electricity at variable rates: yöntemi By + -ing ile belirtmek

By + fiilin -ing biçimi, bir sonucu ortaya çıkarmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada By conducting electricity at variable rates, tellerin dönen bir manyetik alanı nasıl oluşturduğunu açıklar. Yöntem ifadesi cümlenin başına geldiğinde ardından virgül gelir ve ana cümle sonucu belirtir. Bu kullanımda by, “bir eylem aracılığıyla” anlamındadır; “yanında” anlamında değildir.

Alıştırma

Hedef By + -ing yöntem yapısını tek sözcükle tamamlayın: ____ measuring the water every hour, the team tracked the leak.

Cevabı göster

By

This field induces the rotor with electrical current, Kelime

3:45

Bu alan, rotorda elektrik akımı indükler,

causing it to spin and driving the motion of the wheels. Dilbilgisi

3:48

onun dönmesine ve tekerleklerin hareket etmesine neden olur.

Kelime

induces the rotor with electrical current: elektromanyetizmada induce

Bu teknik bağlamda induces, “elektromanyetik indüksiyon yoluyla elektrik akımının ortaya çıkmasını sağlar” anlamındadır. Cümle, dönen manyetik alanın rotorda akım oluşturduğunu söyler; induce fiilinin günlük dildeki “ikna etmek” anlamını kullanmaz. Kaynak metindeki induces the rotor with electrical current ifadesi alışılmış değildir. Standart teknik İngilizcede bu ilişki genellikle induces an electrical current in the rotor biçiminde ifade edilir; çünkü indüklenen şey akımdır ve rotor bu akımın ortaya çıktığı yerdir.

Alıştırma

Bir fizik açıklamasında “The magnetic field induces an electrical current in the coil” ne anlama gelir?

  1. Alan, bobini elektrik kullanmaya ikna eder.
  2. Alan, elektromanyetik indüksiyon yoluyla bobinde bir akımın ortaya çıkmasını sağlar.
  3. Alan, mevcut bir akımı bobinden başka bir tele taşır.
Cevabı göster

Alan, elektromanyetik indüksiyon yoluyla bobinde bir akımın ortaya çıkmasını sağlar.

Dilbilgisi

causing it to spin ve driving... ile bağlantılı sonuçlar anlatmak

causing it to spin ve driving the motion of the wheels şeklindeki iki paralel -ing yapısı, önceki ana cümleye bağlanır ve sürecin sonuçlarını anlatır; birbirinden bağımsız iki ana eylemi anlatmaz. Causing, cause + nesne + to + fiil kalıbını kullanır. Buradaki it, rotoru gösterir; bu nedenle causing it to spin, rotorun dönmesini sağlamak demektir. İkinci yapı sonuç zincirini devam ettirir. Burada driving, araç kullanmak değil, hareketi oluşturacak gücü sağlamak anlamındadır: rotor döner ve bu hareket tekerlekleri çalıştırır. Bilimsel açıklamalarda bir dizi etkiyi kısa biçimde anlatmak için paralel -ing yapıları sıkça kullanılır.

Alıştırma

Örnekte causing... and driving... yapılarının görevi nedir?

  1. Daha önce anlatılan sürecin birbiriyle bağlantılı iki sonucunu sunarlar.
  2. Daha önce gerçekleşmiş, ilgisiz iki olayı tanıtırlar.
  3. Bir sürücüye iki eylem yapmasını söylerler.
Cevabı göster

Daha önce anlatılan sürecin birbiriyle bağlantılı iki sonucunu sunarlar.

For EVs,

3:52

EV'lerde,

pressing on the accelerator changes the frequency of current driven into the wires of the stator,

3:53

gaz pedalına basmak statorun tellerine gönderilen akımın frekansını değiştirir,

in turn, Kalıp ifadeler

4:00

bu da sırasıyla,

increasing the rate at which the rotor spins.

4:01

rotorun dönme hızını artırır.

Kalıp ifadeler

in turn, increasing... ile neden-sonuç zincirindeki sonraki sonucu göstermek

Burada in turn, bunun sonucunda bir sonraki etki ortaya çıkar anlamındadır. Gaz pedalına basmak akımın frekansını değiştirir, bu değişiklik de rotorun dönüş hızını artırır. In turn, neden-sonuç zincirindeki bir sonraki bağlantıyı gösterir; insanların veya eylemlerin sırayla gerçekleştiği anlamına gelmez. increasing the rate... şeklindeki -ing yapısı, önceki cümleye bir sonuç ekler. Açıklayıcı metinlerde -ing sonucundan önce kullanılan in turn, bir etkinin bir sonraki etkiyi oluşturduğunu göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Neden-sonuç zincirini tamamlamak için in turn ve lower fiilinin -ing biçimini kullanın: The new insulation reduced heat loss, ____ energy use.

Cevabı göster

in turn lowering

By utilizing battery power rather than gasoline, Dilbilgisi

4:04

Benzin yerine batarya gücü kullanılmasıyla,

65 to 69% of the energy consumed by EVs

4:08

EV'ler tarafından tüketilen enerjinin %65 ila %69'u

goes directly to moving the wheels. Kalıp ifadeler

4:13

doğrudan tekerlekleri hareket ettirmeye gider.

Dilbilgisi

By utilizing battery power rather than gasoline: yöntem ve alternatif

By + -ing yapısı, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntemi tanıtır. Burada By utilizing battery power, enerjiyle ilgili sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. Rather than, gasoline seçeneğini tercih edilmeyen alternatif olarak gösterir. Battery power ve gasoline paralel isim öbekleridir; bu nedenle yeniden kullanılabilen By + -ing A rather than B kalıbı “B yerine A’yı yaparak veya kullanarak” anlamına gelir.

Alıştırma

Seçilen yöntemi ve reddedilen alternatifi göstermek için By + -ing A rather than B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. By rather than using solar power diesel, the clinic cuts fuel costs.
  2. By using solar power rather than diesel, the clinic cuts fuel costs.
  3. The clinic by uses solar power rather than diesel cuts fuel costs.
Cevabı göster

By using solar power rather than diesel, the clinic cuts fuel costs.

Kalıp ifadeler

goes directly to moving the wheels: kaynağın kullanımı

Özne bir kaynak olduğunda go to + -ing, bu kaynağın ne için kullanıldığını gösterebilir. Burada özne 65 to 69% of the energy olduğu için goes directly to moving the wheels, enerjinin bu bölümünün tekerlekleri döndürmek için kullanıldığı anlamına gelir; enerjinin fiziksel olarak bir yere gittiği anlamına gelmez. Directly, kaynak ile bu işlev arasındaki doğrudan bağlantıyı vurgular. Bu kalıp para, zaman ve emek gibi kaynaklarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi build fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Most of the grant goes directly to ____ new science labs.

Cevabı göster

building

And since EVs don't create explosions, Dilbilgisi

4:15

Ve EV'ler patlamalar yaratmadığı için,

fewer parts are needed below the hood.

4:18

kaputun altında daha az parçaya ihtiyaç duyulur.

Dilbilgisi

Since EVs don't create explosions: since ile neden belirtme

Burada since, because yani “çünkü” anlamındadır. since EVs don't create explosions yan cümlesi, fewer parts are needed below the hood sonucunun nedenini verir. Bu, başlangıç zamanı değil, neden-sonuç ilişkisidir. since zaman anlamında kullanıldığında bir şeyin ne zaman başladığını gösterir; bu yan cümlede böyle bir zaman noktası yoktur.

Alıştırma

Bu cümlede since ne ifade eder? “Since the trail is icy, we'll take the safer path.”

  1. Daha güvenli yolu seçme nedeni
  2. İki yol arasındaki karşıtlık
  3. Yolun ilk kez buzlanmaya başladığı zaman
Cevabı göster

Daha güvenli yolu seçme nedeni

While a typical ICE vehicle has over 2,000 moving parts Dilbilgisi

4:21

Tipik bir içten yanmalı araç, yanmayı kontrol altında tutmaya, soğutmaya ve sürdürmeye yardımcı olmak için

to help contain, cool and maintain combustion, Kalıp ifadeler

4:25

2.000'den fazla hareketli parçaya sahipken,

a typical EV has about 20.

4:28

tipik bir EV'nin yaklaşık 20 parçası vardır.

Dilbilgisi

While an ICE vehicle has over 2,000 parts, an EV has about 20: while ile karşıtlık kurma

Burada while, karşıtlık oluşturmak için iki bilgiyi yan yana getirir: tipik bir içten yanmalı motorlu araçta 2.000'den fazla hareketli parça bulunurken tipik bir elektrikli araçta yaklaşık 20 tane vardır. while yan cümlesi ilk tarafı, ana cümle ise ikinci tarafı verir. Burada while, “bir şey olurken” biçimindeki zaman anlamını taşımaz. Birbiriyle eşleşen araç türleri ve çok farklı sayılar, aynı anda gerçekleşen iki eylemi değil, bir karşılaştırmayı gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede while sözcüğünün temel işlevi nedir? “While Maya prefers science fiction, Leo prefers mysteries.”

  1. Leo'nun Maya'nın tercihini değiştirdiğini gösterir.
  2. İkisinin aynı anda kitap okuduğunu söyler.
  3. Maya ile Leo'nun tercihlerini karşılaştırır.
Cevabı göster

Maya ile Leo'nun tercihlerini karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

to help contain, cool and maintain combustion: amacı gösteren paralel fiiller

to help contain, cool and maintain combustion ifadesi, aracın hareketli parçalarının ne işe yaradığını açıklar. İfade to help ile başlar; contain, cool ve maintain ise yalın hâlde kullanılan üç paralel fiildir. Üç fiil de ortak nesne olan combustion sözcüğüne bağlanır: parçalar yanma sürecini sınırlamaya, soğutmaya ve devam ettirmeye yardımcı olur. Buradaki maintain, bir nesneyi onarmak değil, bir süreci sürdürmek anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı nesneyi paylaşan üç paralel fiil doğru kullanılmıştır?

  1. The system is designed to monitor, controlling and record temperature.
  2. The system is designed to monitoring, control and recorded temperature.
  3. The system is designed to monitor, control and record temperature.
Cevabı göster

The system is designed to monitor, control and record temperature.

EVs are completely changing the hypermiling Deyimler

4:31

Sürücüler en az kilovat saatle en uzağa gitmek için yarıştıkça,

game as drivers compete to travel the farthest on the fewest kilowatt-hours. Kalıp ifadeler

4:34

EV'ler hiper-mil oyunu tamamen değiştiriyor.

Deyimler

changing the hypermiling game: bir alanın işleyişini kökten değiştirmek

Change the game, bir durumu insanların rekabet etme, plan yapma veya hareket etme biçimlerini değiştirecek ölçüde dönüştürmek anlamına gelen bir deyimdir. changing the hypermiling game ifadesindeki game, gerçek bir oyun değil, sürüş verimliliğini en üst düzeye çıkarma alanı veya mücadelesidir. Completely iddiayı güçlendirir: elektrikli araçların küçük bir ayarlama değil, büyük bir değişim yarattığı anlatılır.

Alıştırma

“Bu alanın işleyiş biçimini büyük ölçüde değiştirmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Affordable batteries could ____ for home energy storage.

Cevabı göster

change the game

Kalıp ifadeler

travel the farthest on the fewest kilowatt-hours: en az elektrikle en uzağa gitmek

compete to + fiilin yalın hâli yapısında mastar, yarışmanın amacını belirtir. Burada sürücüler birbiriyle bağlantılı iki üstünlük hedefini gerçekleştirmeye çalışır: en uzağa gitmek ve en az sayıda kilovatsaat kullanmak. On + kaynak miktarı, özellikle verimlilik ifadelerinde “o miktarı kullanarak” veya “o miktarla” anlamına gelebilir. Buradaki on yer bildirmez. Kilovatsaat (kWh) bir elektrik enerjisi birimidir; dolayısıyla ifade, mesafeyi en üst düzeye çıkarırken elektrik kullanımını en aza indirmeyi anlatır.

Alıştırma

“En az elektrikle en uzun mesafe” anlamını veren vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: In the contest, Maya's car traveled ____.

Cevabı göster

the farthest on the fewest kilowatt-hours

And records will likely only get more impressive Dilbilgisi

4:40

Ve EV motorlarının tasarımı, yenilikçi enerji tasarrufu sağlayan cihazların tanıtılmasına izin verdiğinden,

as the design of EV motors allows for the introduction of innovative energy-saving devices. Kalıp ifadeler

4:43

rekorlar muhtemelen daha da etkileyici hale gelecektir.

Dilbilgisi

will likely only get more impressive: muhtemelen giderek daha etkileyici olacak

Will likely get + karşılaştırma sıfatı, kesinliği değil, gelecekte gerçekleşmesi olası bir değişimi öngörür. Get burada “hâle gelmek” demektir; bu nedenle records will likely get more impressive, konuşanın gelecekteki rekorların daha etkileyici hâle gelmesini beklediğini anlatır. Only değişimin yönüne odaklanır: mevcut noktadan sonra rekorların tersine dönmek yerine daha etkileyici hâle gelmeye devam etmesi beklenir. Bu, “yalnızca rekorlar değişecek, başka hiçbir şey değişmeyecek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir eğilimin muhtemelen iyileşmeye devam edeceğini öngörmek için aynı yapıyı kullanır?

  1. Battery life will likely only get better over the next few years.
  2. Battery life likely got better over the last few years.
  3. Only battery life will get better over the next few years.
Cevabı göster

Battery life will likely only get better over the next few years.

Kalıp ifadeler

allows for the introduction of...: bir eklemeyi mümkün kılmak

allows for the introduction of... ifadesinde allow for + isim öbeği, bir tasarımın, planın veya koşulun bir şeyi mümkün kılması ya da ona yer sağlaması demektir. Buradaki özne the design of EV motors olduğundan, söz konusu olan bir kişinin izin vermesi değildir. the introduction of... bir şeyi kullanıma sokma eylemini anlatan resmî bir isim öbeğidir. İfade bütünüyle, motor tasarımının yenilikçi enerji tasarrufu cihazlarının eklenmesi için gereken koşulları oluşturduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi allow for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The adjustable shelf system ____ future changes.

Cevabı göster

allows for

For example, Anlatım akışı

4:50

Örneğin,

most EVs utilize regenerative braking, Kelime

4:51

çoğu EV rejeneratif frenleme kullanır,

where energy normally lost to friction is conserved. Anlatım akışı

4:54

bu sayede normalde sürtünmeyle kaybedilecek olan enerji korunur.

Anlatım akışı

For example: genel bir düşünceden belirli bir örneğe geçmek

For example, okuyucuya veya dinleyiciye sonraki bilginin önceki bilgiyle nasıl ilişkili olduğunu gösteren bir söylem belirleyicisidir: daha genel bir ifadeyi destekleyen veya açıklayan belirli bir örnek sunar. Burada regenerative braking, daha önce sözü edilen yenilikçi enerji tasarrufu cihazlarının somut bir örneği olarak sunulur. Bu ifade açıklamayı genel bir kategoriden belirli bir örneğe taşır; yeni bir ana düşünce başlatmaz.

Alıştırma

Okuyun: Many apps help people organize their time. For example, calendar apps can send reminders. For example ikinci cümle hakkında ne bildirir?

  1. Genel ifadeyle çelişir.
  2. Genel ifadeyi destekleyen belirli bir örnektir.
  3. Sonucu bildirir.
Cevabı göster

Genel ifadeyi destekleyen belirli bir örnektir.

Kelime

Utilize regenerative braking: yavaşlarken enerjiyi geri kazanmak

Utilize regenerative braking, “rejeneratif frenleme sistemi kullanmak” anlamına gelir. Buradaki utilize, use fiilinin daha resmî bir biçimidir ve teknik açıklamalarda yaygındır. Rejeneratif frenleme, elektrik motorunun jeneratör gibi çalışarak aracın hareket enerjisinin bir kısmını geri kazanması ve genellikle bataryaya göndermesiyle aracı yavaşlatan bir yöntemdir. Ardından gelen where yan cümlesi bu enerji tasarrufu özelliğini açıklar; regenerative yalnızca “yeniden yeni” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede regenerative braking ne yapar?

  1. Frenlerin hiçbir zaman sürtünme kullanmamasını sağlar.
  2. Araç dururken fazladan yakıt yakmasını sağlar.
  3. Araç yavaşlarken enerjinin bir kısmını geri kazanır.
Cevabı göster

Araç yavaşlarken enerjinin bir kısmını geri kazanır.

Anlatım akışı

Where energy normally lost to friction is conserved: bir süreci açıklayan where

Burada where fiziksel bir yeri göstermez. Bir sistem veya süreç olarak regenerative braking ifadesine geri döner ve onun içinde ne olduğunu açıklar: normalde sürtünme nedeniyle kaybolacak enerji korunur. Bu bilgi düzeni açıklamalarda yaygındır: bir sistemi, modu, süreci veya durumu adlandıran isim grubu + where + tam bir yan cümle. Bu kullanımda where, anlam bakımından “in which” ifadesine yakındır.

Alıştırma

Modun içinde ne olduğunu where ile belirtin: The phone has a battery-saver mode, ____ background activity is limited.

Cevabı göster

where

As the car slows,

4:58

Araç yavaşladıkça,

the electric motor operates in reverse, Kalıp ifadeler

5:00

elektrik motoru tersine çalışarak

capturing the vehicle's kinetic energy to recharge the battery. Kalıp ifadeler

5:03

aracın kinetik enerjisini yakalayıp bataryayı yeniden şarj eder.

Kalıp ifadeler

operates in reverse: bir makinenin süreci tersine işler

Bu cümlede operates in reverse, elektrik motorunun normal çalışma sürecinin tersine dönmesi demektir: motor, aracı hareket ettirmek için elektrik kullanmak yerine aracın hareketini yeniden elektrik enerjisine dönüştürmeye yardımcı olur. Bu, aracın geri gittiği anlamına gelmez. Genel olarak operate in reverse, bir makine ya da sistemin ters yönde çalışmasını veya normal sürecinin tersine işlemesini anlatır. Özne çalışan cihazdır; in reverse ise onun nasıl çalıştığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi operate in reverse ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: To release the stuck paper, the printer's motor ____.

Cevabı göster

operates in reverse

Kalıp ifadeler

capturing the vehicle's kinetic energy to recharge the battery: bataryayı şarj etmek için kinetik enerjiyi geri kazanmak

Buradaki capturing the vehicle's kinetic energy, fiziksel bir nesneyi yakalamak değil, aracın hareketinden gelen enerjiyi toplamak ya da geri kazanmak demektir. Kinetic energy, bir şeyin hareket ettiği için sahip olduğu enerjidir. to recharge the battery ifadesindeki to’lu mastar amacı belirtir: geri kazanılan enerji bataryayı yeniden şarj etmek için kullanılır. capture energy to + fiil yapısı hem hangi enerjinin geri kazanıldığını hem de ne için kullanıldığını açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede capturing the vehicle's kinetic energy to recharge the battery ne anlama geliyor?

  1. Aracı daha hızlı hareket ettirmek için batarya gücünü kullanır.
  2. Fiziksel bir nesneyi yakalayıp bataryanın içine yerleştirir.
  3. Aracın hareketinden enerjiyi geri kazanır ve bataryayı yeniden şarj etmek için kullanır.
Cevabı göster

Aracın hareketinden enerjiyi geri kazanır ve bataryayı yeniden şarj etmek için kullanır.

Some companies are even equipping EVs with rooftop solar panels, Kalıp ifadeler

5:07

Hatta bazı şirketler, EV'leri tavana monte güneş panelleriyle donatarak

further increasing their range.

5:12

menzillerini daha da artırıyor.

Kalıp ifadeler

equip A with B: A’yı B ile donatmak

equip A with B kalıbı, “A’yı yararlı bir ekipman olarak B ile donatmak” anlamına gelir. Bu cümlede A, EVs; B ise rooftop solar panels ifadesidir. equipping biçimi, şimdiki zamanın devam eden yapısını oluşturmak için are sözcüğünden sonra gelir. with rooftop solar panels ifadesi eklenen ekipmanı belirtir; bir yeri belirtmez.

Alıştırma

Sabit kalıbı tamamlayın: The clinic equipped each room ____ an emergency call button.

Cevabı göster

with

Since they don't burn fuel,

5:15

Yakıt yakmadıkları için,

EVs have zero tailpipe emissions. Kelime

5:16

EV'lerin egzoz emisyonları sıfırdır.

Kelime

zero tailpipe emissions: egzoz borusu emisyonlarının kapsamı

zero tailpipe emissions ifadesi, araç hareket hâlindeyken egzoz borusundan hiçbir egzoz emisyonu çıkarmadığı anlamına gelir. Tailpipe, aracın egzoz borusudur. Bu ifadenin kapsamı, aracın kullanım sırasındaki doğrudan emisyonlarıyla sınırlıdır. İfade tek başına elektrik üretiminin, batarya imalatının, malzeme taşımacılığının veya geri dönüşümün emisyonsuz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

zero tailpipe emissions ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Araç hareket hâlindeyken egzoz borusundan emisyon çıkarmaz.
  2. Araç, üretimden geri dönüşüme kadar hiçbir aşamada emisyona yol açmaz.
  3. Araç her zaman emisyonsuz üretilen elektrikle çalışır.
Cevabı göster

Araç hareket hâlindeyken egzoz borusundan emisyon çıkarmaz.

That's not to say they're always carbon neutral. Ton ve niyet

5:19

Ancak bu, her zaman karbon nötr oldukları anlamına gelmez.

Ton ve niyet

That's not to say...: aşırı genellemeyi önleme

That's not to say... önceki noktanın hâlâ geçerli olduğunu, ancak ondan daha güçlü bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini belirtir. Burada they elektrikli araçları ifade eder: egzoz borusundan emisyon çıkmaması, elektrikli araçların her zaman karbon nötr olduğunu kanıtlamaz. Bir ifadenin aşırı genellemeye yol açabileceğini düşünüyor ve bu olası genellemeyi belirtip reddetmek istiyorsan bu kalıbı kullan. Bu kalıp, ilk ifadeyi geri almak yerine ona bir sınır ekler.

Alıştırma

Biri “The trail is short.” diyor. Yürüyüşün kolay olduğu sonucunu doğru biçimde engelleyen devam cümlesi hangisidir?

  1. That's not say it is easy.
  2. That's to say it is easy.
  3. That's not to say it is easy.
Cevabı göster

That's not to say it is easy.

EVs require regular charging of their batteries,

5:22

EV'ler bataryalarının düzenli olarak şarj edilmesini gerektirir,

meaning their emission profile is only as clean as the electric utility they plug into. Dilbilgisi

5:25

bu da emisyon profillerinin ancak fişe takıldıkları elektrik şebekesi kadar temiz olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

meaning + yan cümle: bir olgudan sonuç çıkarma

Bu cümlede meaning, virgülden önceki tamamlanmış olgudan çıkan sonucu ve sınırlamayı belirtir. Elektrikli araçlar şarj için elektriğe ihtiyaç duyduğu için toplam emisyonları ancak kullandıkları sağlayıcı veya şebekenin verdiği elektrik kadar temiz olabilir. Burada meaning, mean fiilinin -ing biçimidir; meaning isim olarak kullanılmamıştır. “Tam cümle, meaning + yan cümle” kalıbı “tam cümle, which means (that) + yan cümle” yapısına yakındır ve açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için cümleyi mean fiilinin -ing biçimiyle tamamla: The museum is closed today, ____ we need to come back another day.

Cevabı göster

meaning

Dilbilgisi

only as clean as: başka bir etkenin belirlediği sınır

A is only as + sıfat + as B yapısında only, eşitlik karşılaştırmasını bir sınıra dönüştürür: A'nın sonucu, B'nin düzeyi veya kalitesiyle sınırlıdır. B kötü performans gösterirse A'nın genel sonucunun daha iyi olduğu söylenemez. Burada araçlarla ilişkili emisyonlar, kullandıkları elektriğin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Cümle, araçların her zaman temiz olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi good ve sınırlama bildiren only as ... as yapısıyla tamamlayın: The camera is ____ the lens it uses.

Cevabı göster

only as good as

So,

5:31

Bu yüzden,

as global grids continue to shift towards renewable sources, Notlar

5:31

küresel şebekeler yenilenebilir kaynaklara doğru kaymaya devam ettikçe,

EVs are also becoming greener,

5:35

EV'ler de daha çevreci hale geliyor

making them an even more attractive hyper-efficient option. Dilbilgisi

5:38

ve bu durum onları daha da çekici, hiper verimli bir seçenek haline getiriyor.

Anlatım akışı

as global grids continue to shift...: ana düşünceye çerçeve oluşturan bir eğilim

Bir yan cümlenin başında as + özne + fiil, bir değişimin başka bir değişimle birlikte geliştiğini gösterebilir. As ile başlayan yan cümle değişen arka planı verir; ana cümle ise temel düşünceyi sunar. Burada küresel elektrik şebekeleri yenilenebilir enerjiye yöneliyor ve bu eğilim, elektrikli araçların da daha çevreci hâle geldiği düşüncesine arka plan oluşturuyor. As, iki değişim arasında bağlantı olduğunu düşündürebilir; ancak burada gibi anlamındaki karşılaştırma sözcüğü değildir.

Alıştırma

"As the days get longer, the park stays busy later," cümlesinde As ne işe yarar?

  1. Günleri parkla karşılaştırır.
  2. Zaman veya eğilim ilişkisi olmadan doğrudan bir neden belirtir.
  3. Gelişmekte olan bir eğilimi başka bir değişimin arka planı olarak sunar.
Cevabı göster

Gelişmekte olan bir eğilimi başka bir değişimin arka planı olarak sunar.

Kalıp ifadeler

continue to shift towards renewable sources: yenilenebilir kaynaklara yönelmeye devam etmek

Continue to shift towards, “bir yöne doğru değişmeye devam etmek” anlamına gelir. Burada küresel elektrik şebekeleri giderek daha fazla yenilenebilir enerji kullanmaktadır; değişim tamamlanmış değil, hâlâ sürmektedir. Bu yapıda shift, yön, odak veya tercih değişimini anlatan bir fiildir. Towards yeni hedefi veya yönü gösterir; renewable sources ise güneş ve rüzgâr enerjisi gibi kaynakları ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede shift towards, yön veya politikadaki aşamalı bir değişimi anlatıyor?

  1. The city is shifting towards buses powered by clean energy.
  2. Rina starts her night shift at ten.
  3. Please move the chair closer to the table.
Cevabı göster

The city is shifting towards buses powered by clean energy.

Dilbilgisi

making them ... option: make + nesne + tamamlayıcı ile sonuç belirtmek

Making them ... option biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki ifadenin sonucunu verir: elektrikli araçlar daha çevreci hâle geldiği için daha da çekici bir seçenek sayılır. Yapı make + nesne + nesne tamamlayıcısı şeklindedir. Them nesnedir ve EVs ifadesine gönderme yapar; an even more attractive hyper-efficient option ise sonuçta ne hâle geldiklerini açıklar. Buradaki making, “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi sonucu tanıtan make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new battery lasts longer, ____ the phone more useful on trips.

Cevabı göster

making

But are there steps you could be taking in addition to going electric Notlar

5:44

Ancak emisyonları azaltmak için elektrikli araçlara geçmeye ek olarak

to reduce emissions?

5:48

atabileceğiniz başka adımlar var mı?

Anlatım akışı

But are there steps you could be taking...?: soruyla konu değiştirmek

Bu soru yalnızca bir cevap istemekten fazlasını yapar. But, yön değişikliğine işaret eder ve soru, konuyu elektrikli araç kullanmaya geçmekten emisyonları azaltabilecek diğer eylemlere taşır. Are there steps you could be taking...? kalıbı, dinleyiciyi olası eylemleri düşünmeye davet eder ve sonraki önerilere hazırlar. Önceki konuyu yeni bir konunun başlangıç noktası hâline getirerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bilgilendirici bir videoda But are there steps you could be taking...? sorusu, izleyiciyi olası eylemlerle ilgili yeni bir bölüme yönlendirebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Kalıp ifadeler

in addition to going electric: başka bir eylem eklemek

In addition to, bir eyleme veya şeye başka bir eylem ya da şey eklendiğini belirtir. Burada elektrikli araç kullanmaya geçmek bir seçenek olarak kalırken, soru emisyonları azaltabilecek diğer adımları sorar. Bu ifadede to bir edattır. Bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: in addition to go değil, in addition to going. İfadenin ardından isim veya zamir de gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi in addition to ve read fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: ____, Leo listens to short English dialogues.

Cevabı göster

In addition to reading

Absolutely.

5:50

Kesinlikle.

Visit ed.ted.com/earth school

5:51

Size ve topluluğunuza sunulan en etkili eylemler hakkında daha fazla bilgi edinmek için

to learn more about the most impactful actions available to you and your community. Anlatım akışı

5:54

ed.ted.com/earth school adresini ziyaret edin.

Anlatım akışı

to learn more about... ve available to you and your community

To learn more about... amaç bildiren bir mastar yapısıdır. İzleyicinin siteyi neden ziyaret etmesi gerektiğini açıklar: ziyaretin amacı yararlı eylemler hakkında daha fazla bilgi edinmektir. Available to you and your community, actions sözcüğünü niteler. Burada bu eylemlerin sizin ve topluluğunuzun seçebileceği veya gerçekleştirebileceği gerçekçi seçenekler olduğu anlamına gelir; toplanmayı bekleyen fiziksel nesneler değildir.

Alıştırma

“Visit the page to learn more about scholarships available to students,” cümlesinde “to learn more about...” ne işe yarar?

  1. Sayfanın geçmişte ziyaret edildiğini söyler.
  2. Sayfayı ziyaret etmenin amacını açıklar.
  3. Öğrencilerin sayfayı zaten ziyaret ettiğini söyler.
Cevabı göster

Sayfayı ziyaret etmenin amacını açıklar.

And watch this video

5:59

Güneş enerjisine geçmenin size para kazandırıp kazandıramayacağını öğrenmek için

to learn if going solar can save you money. Anlatım akışı

6:00

bu videoyu izleyin.

Anlatım akışı

to learn if...: whether anlamındaki if

To learn if..., watch fiilinden sonra amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve birinin videoyu neden izlemesi gerektiğini açıklar. If yan cümlesi öğrenilecek bilgiyi verir; bu nedenle if burada “şu koşulla” değil, whether gibi “olup olmadığını” anlamına gelir. Going solar, çoğu zaman güneş panelleri kurarak güneş enerjisi kullanmaya başlamak demektir. Bu ifade, sonraki videonun konusunu henüz yanıtlanmamış bir evet-hayır sorusuna dönüştürerek merak uyandırabilir.

Alıştırma

Cümleyi “to learn if” ile tamamlayın: Read the report ____ the new schedule can reduce delays.

Cevabı göster

to learn if