OKB ile ilgili efsaneleri çürütmek - Natascha M. Santos: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
593 kelime 137 kel/dk

Video Özeti: Video, obsesif kompulsif bozukluk hakkındaki yaygın yanlış kanıları düzeltiyor; obsesyon ve kompulsiyonların sıradan alışkanlıklardan nasıl ayrıldığını açıklıyor ve olası biyolojik nedenler ile etkili tedavilere ilişkin güncel bulguları özetliyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. There's a common misconception that — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Yaygın fakat yanlış bir inancı belirterek kanıta dayalı bir açıklamaya nasıl başlanacağını öğrenin. Bu kalıp, devamında bir varsayımın yeniden değerlendirileceğini bildirir; bu nedenle eğitici sunumlarda, tartışmacı yazılarda ve doğrulama içeriklerinde kullanışlıdır. 2. what separates people suffering from OCD from those — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: “what separates X from Y” yapısının, kolayca karıştırılan iki grup arasındaki belirleyici ölçütü nasıl gösterdiğini anlayın. Bu yapıyla OKB’yi sıradan eğilimlerden ayıranın yalnızca titizlik değil, işlev kaybı ve ciddi sıkıntı olduğunu açıklayabilirsiniz. 3. doesn't respond to other forms of — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: “respond to treatment” ifadesinin sözlü yanıt vermek değil, tedaviyle iyileşmek veya terapötik etki göstermek olduğunu kavrayın. Bu resmî tıp eşdizimini, mevcut yaklaşımlarla düzelmeyen ve başka seçeneklerin değerlendirilmesini gerektiren durumları anlatmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

There's a common misconception that if you like to meticulously organize your things, Anlatım akışı

0:06

Eğer eşyalarınızı titizlikle düzenlemeyi,

keep your hands clean, or plan out your weekend to the last detail, Notlar

0:11

ellerinizi temiz tutmayı veya hafta sonunuzu en ince ayrıntısına kadar planlamayı seviyorsanız,

Öbek fiiller

plan out your weekend: hafta sonunun ayrıntılarını planlamak

Plan out, bir şeyin ayrıntılarını önceden kararlaştırıp düzenlemek demektir. plan out your weekend ifadesinde out, yalnızca genel bir niyete sahip olmak yerine programı adım adım ayrıntılandırma anlamı katar. Nesne out'tan sonra veya plan ile out arasında gelebilir: plan out the trip ya da plan the trip out. Bu phrasal verb ayrılabildiği için zamir mutlaka ortada yer alır: plan it out; plan out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için plan out ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: Before the conference, Maya ____ every session and break.

Cevabı göster

planned out

Deyimler

to the last detail: en küçük ayrıntıyı bile dâhil etmek

To the last detail, en küçük ayrıntıyı bile dâhil etmek veya önemli hiçbir noktayı belirsiz bırakmamak anlamına gelir. Bu cümlede plan out ifadesinin derecesini güçlendirir: hafta sonu son derece ayrıntılı biçimde planlanır. Buradaki to hareket değil, ulaşılan dereceyi gösterir. Last detail zaman bakımından son adım değildir; en küçük noktayı bile kapsayan vurgulu bir anlatımdır.

Alıştırma

Hangi cümle hazırlığın en küçük kısmına kadar planlandığı anlamına gelir?

  1. The ceremony was planned at the last minute.
  2. The ceremony was planned to the last detail.
  3. The ceremony ended with one final task.
Cevabı göster

The ceremony was planned to the last detail.

you might have OCD.

0:16

OKB'niz olabileceğine dair yaygın bir yanılgı vardır.

Anlatım akışı

There's a common misconception that...: düzeltilecek bir düşünceyi çerçevelemek

There's a common misconception that... birçok kişinin inandığı, ancak konuşanın yanlış gördüğü bir düşünceyi tanıtır. that yan cümlesi yanlış kanının kendisini belirtir; burada, temizlik veya çok düzenli olma alışkanlıklarının bir kişide OKB bulunduğu anlamına gelebileceği iddiasıdır. Bilgiyi düzenleyen bir açılış olarak dinleyiciye devamındaki içeriği nasıl yorumlaması gerektiğini gösterir: that yan cümlesini konuşanın sonucu olarak görmeyin. Ardından bir açıklama, düzeltme veya sınırlama gelmesini bekleyin.

Alıştırma

Hangi açılış, kendi that yan cümlesini yaygın fakat yanlış ve düzeltilecek bir inanç olarak açıkça sunar?

  1. There's a common misconception that people use only ten percent of their brains.
  2. There's a common observation that people use only ten percent of their brains.
  3. There's a common hope that people use only ten percent of their brains.
Cevabı göster

There's a common misconception that people use only ten percent of their brains.

In fact,

0:19

Aslında,

OCD, which stands for obsessive compulsive disorder, Kalıp ifadeler

0:20

obsesif kompulsif bozukluğun kısaltması olan OKB,

Kalıp ifadeler

stands for: bir kısaltmanın tam biçimini vermek

X stands for Y yapısı, bir kısaltmanın, baş harf grubunun ya da simgenin neyi temsil ettiğini açıklar. Burada OCD, obsessive compulsive disorder teriminin tam biçimini temsil eder. which stands for ... yapısında which, OCD'ye geri gönderimde bulunur ve onun tanımını ekler. Bu kullanımda stand, fiziksel olarak ayakta durmayı anlatmaz.

Alıştırma

stand for ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: HTML ____ HyperText Markup Language.

Cevabı göster

stands for

is a serious psychiatric condition Kelime

0:23

ciddi bir psikiyatrik durumdur

that is frequently misunderstood by society and mental health professionals alike. Kelime

0:26

ve hem toplum hem de ruh sağlığı uzmanları tarafından sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır.

Kelime

a serious psychiatric condition: resmî tıbbi ifade

“a serious psychiatric condition” resmî tıp dilinde kullanılan bir isim öbeğidir. “serious” yüksek derecede ciddiyet veya önemli etki belirtir, “psychiatric” rahatsızlığı psikiyatri alanına yerleştirir, “condition” ise günlük bir güçlüğü değil bir hastalığı ya da sağlık bozukluğunu adlandırır. Bu cümlede ifade, konuyu yalnızca bir alışkanlık, kişilik özelliği veya küçük bir “problem” olarak değil, gerçek bir klinik hastalık olarak sunar. Başka bağlamlara aktarılabilecek nokta, doğru tıbbi ifadenin hem klinik niteliği hem de ciddiyeti gösterebilmesidir.

Alıştırma

Resmî bir ruh sağlığı yazısında bipolar bozukluğu klinik açıdan önemli bir hastalık olarak en uygun biçimde hangi ifade sunar?

  1. a minor everyday problem
  2. a serious psychiatric condition
  3. a harmless personal habit
Cevabı göster

a serious psychiatric condition

Kelime

society and mental health professionals alike: iki grup da kapsamda

“A and B alike”, aynı ifadenin adı geçen iki kişi, grup veya şey için de geçerli olduğu anlamına gelir. “alike” bağlanan iki ögeden sonra gelir; burada by öbeği içindeki “society and mental health professionals” ifadesini takip eder. Bu son bölüm iddianın kapsamını bilinçli olarak genişletir: yanlış anlama hem genel halkta hem de belki daha az beklenen uzman grubunda görülür. İki grubun da kapsam dışında kalmadığını vurgular, ancak iki grubun bir şeyi tam olarak aynı sıklıkta veya ölçüde yanlış anladığını söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

İki grubu da kapsamak için A and B alike yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new policy affects alike tenants and landlords.
  2. The new policy affects tenants and landlords alike.
  3. The new policy alike affects tenants and landlords.
Cevabı göster

The new policy affects tenants and landlords alike.

So let's start by debunking some myths. Notlar

0:31

O zaman bazı efsaneleri çürüterek başlayalım.

Kalıp ifadeler

So let's start by + -ing fiil yapısı: ilk adımı belirtmek

Let's start by + -ing fiil yapısı, bir dizi eylemin ilkini belirtir. Bu cümlede by sözcüğü debunking eylemini getirir; böylece konuşmacı dinleyicilere önce ne yapılacağını söyler. So yeni adımı önceki konuşmaya bağlar, let's ise geçişin emirden çok birlikte hareket etme önerisi gibi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi start by ile tamamlayın: To plan the project, let's ____ listing the main tasks.

Cevabı göster

start by

Kelime

debunking some myths: yaygın yanlış inanışları çürütmek

Debunking some myths, yaygın olarak inanılan bazı fikirlerin yanlış veya yanıltıcı olduğunu gerçekler, kanıtlar ya da açık bir akıl yürütmeyle göstermek demektir. Debunk, bir fikri yalnızca tartışmaktan veya o fikre katılmamaktan daha güçlüdür. Burada myths, tanrılar ya da kahramanlar hakkındaki geleneksel hikâyeleri değil, yaygın yanlış inanışları ifade eder. Bu ifade, konuşmacının sık görülen yanlış inanışları düzelteceğini belirtir.

Alıştırma

Bir bilim yazısında debunk a myth ne anlama gelir?

  1. Yaygın bir inanışın yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek.
  2. Eğlence amacıyla geleneksel bir efsaneyi yeniden anlatmak.
  3. Kontrol etmeden bir iddia uydurmak.
Cevabı göster

Yaygın bir inanışın yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek.

Myth one:

0:34

Birinci efsane:

Repetitive or ritualistic behaviors are synonymous with OCD. Kalıp ifadeler

0:35

Tekrarlayan veya ritüelistik davranışlar OKB ile eşanlamlıdır.

Kalıp ifadeler

synonymous with: iki şeyi eş değer olarak sunmak

Be synonymous with, “…… ile aynı anlama gelmek” demek olabilir. Daha geniş anlamda bir şeyi başka bir şeye eş değer ya da ondan ayrı düşünülemeyecek kadar onunla özdeşleşmiş olarak sunar. Bu cümlede ifade, tekrarlayıcı veya ritüelistik davranışlarla OKB’yi yalnızca ilişkili değil, eş değer gibi gösterir. with sözcüğünden sonra karşılaştırma noktası olarak kullanılan şey gelir.

Alıştırma

“Aynı anlama gelmez” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: Being confident is not synonymous ____ being arrogant.

Cevabı göster

with

As its name suggests, Kalıp ifadeler

0:40

Adından da anlaşılacağı gibi,

obsessive compulsive disorder has two aspects:

0:41

obsesif kompulsif bozukluğun iki yönü vardır:

Kalıp ifadeler

As its name suggests: bir adı ipucu olarak kullanmak

As its name suggests, adın kendisinin ardından gelen ifade hakkında bir ipucu verdiği anlamına gelir. Cümle başında kullanılan bu yorum, konuşanın bir terimin adından onun parçalarını veya özelliklerini açıklamaya geçmesine yardımcı olur. Burada its, obsessive compulsive disorder ifadesini belirtir. Kalıp, bu addaki sözcüklerin birazdan açıklanacak iki yöne işaret ettiğini gösterir; adın eksiksiz bir tanım sunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ardından gelen açıklamayı sunmak için adı bir ipucu olarak kullanır?

  1. Despite its name, this waterproof case cannot keep water out.
  2. As its name suggests, a waterproof case is designed to keep water out.
  3. The company changed the case's name after the redesign.
Cevabı göster

As its name suggests, a waterproof case is designed to keep water out.

the intrusive thoughts,

0:45

istemsiz düşünceler,

images, or impulses,

0:46

imgeler veya dürtüler,

known as obsessions, Kalıp ifadeler

0:48

bunlara saplantılar (obsesyonlar) denir,

Kalıp ifadeler

known as obsessions: bir terimi tanıtma

Bu cümlede known as obsessions, hemen önce açıklanan intrusive thoughts, images, or impulses ifadesine bir ad verir. Bunların obsessions diye adlandırıldığı anlamına gelir. Known as, geçmiş zaman sıfat-fiil grubudur. Yazarlar bu yapıyı çoğunlukla bir açıklamanın ardından kullanarak yeni bir cümle başlatmadan kabul edilen adı veya teknik terimi ekler.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “adı ... olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The layer beneath Earth's crust is ____ the mantle.

Cevabı göster

known as

and the behavioral compulsions Kelime

0:50

ve davranışsal zorlantılar (kompulsiyonlar)

people engage in to relieve the anxiety the obsessions cause. Kalıp ifadeler

0:52

insanların saplantıların neden olduğu kaygıyı hafifletmek için yaptığı.

Kelime

the behavioral compulsions: kişinin yapmak zorunda hissettiği eylemler

Burada behavioral compulsions, kişinin kendini yapmak zorunda hissettiği ve çoğunlukla obsesyonların yol açtığı kaygıyı azaltmak için yaptığı davranışlar anlamına gelir. Behavioral, compulsions sözcüğünü müdahaleci düşüncelerin kendisine değil, tekrar tekrar kontrol etme gibi kişinin yaptığı eylemlere sınırlar. Ruh sağlığı dilinde compulsion yalnızca güçlü bir istek veya sıradan bir alışkanlık değildir. Sağladığı rahatlama geçici olsa bile sıkıntıyla bağlantılı, direnmesi zor bir eylem veya ritüeldir.

Alıştırma

Bir ruh sağlığı açıklamasında behavioral compulsions en büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Kişinin çoğunlukla sıkıntıyı azaltmak için yapmak zorunda hissettiği eylemler.
  2. Kişinin yalnızca eğlenmek için seçtiği sıradan etkinlikler.
  3. Zihne giren istenmeyen düşünceler veya imgeler.
Cevabı göster

Kişinin çoğunlukla sıkıntıyı azaltmak için yapmak zorunda hissettiği eylemler.

Kalıp ifadeler

engage in: bir etkinliğe veya davranışa katılmak

Bu cümlede engage in, ‘yapmak’ veya ‘katılmak’ anlamına gelir. İfade behavioral compulsions that people engage in şeklinde genişletilebilir; yani insanların gerçekleştirdiği davranışları belirtir. Kalıp engage in + isim veya -ing biçimidir. do fiiline göre daha resmî ve analitik bir tonu vardır; etkinlikleri, alışkanlıkları ve davranışları anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve ‘katılmak’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The survey asks how often teenagers ____ volunteer work.

Cevabı göster

engage in

Kalıp ifadeler

to relieve the anxiety: amaç ve azalma bildirmek

To relieve the anxiety, ‘kaygıyı azaltmak için’ anlamına gelir. to relieve mastar yapısı, daha önce açıklanan davranışların amacını belirtir. Relieve fiili genellikle relieve anxiety, pain, stress veya pressure örneklerinde olduğu gibi rahatsız edici bir duygu ya da baskıyı belirten isimlerle kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede amaç bildiren ifade ne anlama geliyor? Lena stretched her shoulders to relieve the tension.

  1. Esnemenin daha fazla gerginliğe neden olduğunu söyler.
  2. Lena'nın omuzlarını ne zaman esnettiğini açıklar.
  3. Lena'nın omuzlarını neden esnettiğini açıklar.
Cevabı göster

Lena'nın omuzlarını neden esnettiğini açıklar.

The kinds of actions that people often associate with OCD, Kalıp ifadeler

0:56

İnsanların sıklıkla OKB ile ilişkilendirdiği,

like excessive hand washing or checking things repeatedly,

1:00

aşırı el yıkama veya bir şeyleri tekrar tekrar kontrol etme gibi eylemler,

Kalıp ifadeler

associate A with B: often associate with OCD içindeki “A'yı B ile ilişkilendirmek”

Bir kişi zihninde A ile B arasında bağlantı kurduğunda associate A with B kullanılır. Burada A, the kinds of actions; B ise OCD'dir: İnsanlar bu davranışları yaygın olarak bu bozuklukla ilişkilendirir. actions that people often associate with OCD ilgi cümleciğinde actions, that sözcüğünden önce yer alır ancak yine de associate fiilinin nesnesidir. Bu kalıp yalnızca bir ilişkilendirmeyi bildirir; davranışların OCD ile aynı olduğunu, ona neden olduğunu veya bir tanıyı kanıtladığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi associate A with B kalıbıyla tamamlayın: Many people ____ the smell of rain ____ spring.

Cevabı göster

associate · with

may be examples of obsessive or compulsive tendencies Kalıp ifadeler

1:04

birçoğumuzun zaman zaman sergilediği

that many of us exhibit from time to time. Notlar

1:08

takıntılı veya zorlantılı eğilimlerin örnekleri olabilir.

Kalıp ifadeler

may be examples of: temkinli sınıflandırma

May be examples of, bazı şeylerin bir kategoriyi örnekleyebileceği veya o kategoriye ait olabileceği anlamına gelir. Özne birden fazla davranışı belirttiği için examples çoğuldur; tek bir unsur için may be an example of kullanılır. May, sınıflandırmayı kesin değil, ihtimalli hâle getirir. Bu cümlede davranışlar obsesif veya kompulsif eğilimleri örnekliyor olabilir; ancak ifade bunun kesinlikle böyle olduğunu veya bu davranışların OKB tanısı koydurduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, birden fazla örüntüyü kesinlik iddiasında bulunmadan temkinli biçimde sınıflandırır?

  1. These patterns cannot be examples of seasonal change.
  2. These patterns may be examples of seasonal change.
  3. These patterns are definitely examples of seasonal change.
Cevabı göster

These patterns may be examples of seasonal change.

Kelime

exhibit: bir özelliği veya belirtiyi resmî biçimde göstermek

Burada exhibit, gözlemlenebilen bir özelliği, davranışı, eğilimi veya belirtiyi “göstermek” anlamına gelen bir fiildir. that many of us exhibit yapısında nesne önceki bağlamdan gelir; birçok kişinin söz konusu şeyi gösterdiği anlatılır. Bu kullanım resmî, klinik, psikolojik ve araştırmaya dayalı metinlerde yaygındır. Özelliği kasıtlı bir performans olarak değil, gözlemlenebilir bir durum olarak sunar.

Alıştırma

“Some plants exhibit unusual growth in low light,” cümlesinde exhibit ne anlama gelir?

  1. bitkileri bir sergiye koymak
  2. bir özelliği gizlemek
  3. gözlemlenebilir bir özellik göstermek
Cevabı göster

gözlemlenebilir bir özellik göstermek

Kalıp ifadeler

from time to time: ara sıra, sürekli değil

from time to time, “zaman zaman” veya “belirli aralıklarla” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bir şeyin bazı durumlarda gerçekleştiğini, ancak sürekli ya da düzenli olmadığını belirtir. Bu cümlede birçoğumuzun söz konusu davranışı ne sıklıkta gösterdiğini sınırlar. İfadenin tamamını tek bir birim olarak okuyun; bir zamandan başka bir zamana geçişi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “zaman zaman” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The printer makes a strange noise ____.

Cevabı göster

from time to time

But the actual disorder is far more rare Dilbilgisi

1:10

Ancak asıl bozukluk çok daha nadir görülür

and can be quite debilitating. Kelime

1:14

ve oldukça zayıflatıcı olabilir.

Dilbilgisi

far more rare: far ile karşılaştırmayı güçlendirmek

far more rare ifadesinde more rare, rare sıfatının karşılaştırma biçimidir; far ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. İfade yalnızca “çok nadir” değil, “çok daha nadir” anlamına gelir. Karşılaştırılan unsur than ile açıkça söylenebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir. Farkın büyük olduğunu göstermek için far, more common, less likely veya harder gibi karşılaştırma biçimlerinden önce kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede büyük bir karşılaştırma farkını vurgulamak için far doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The new route is very more convenient than the old one.
  2. The new route is far very convenient than the old one.
  3. The new route is far more convenient than the old one.
Cevabı göster

The new route is far more convenient than the old one.

Kelime

be quite debilitating: normal işlevleri ciddi biçimde sınırlamak

Debilitating, bir kişiyi ciddi biçimde güçten düşüren ya da çalışma, öğrenme, hareket etme veya günlük yaşamını sürdürme becerisini sınırlayan bir şeyi anlatır. Bu nedenle be quite debilitating, yalnızca “rahatsız edici olmak” değil, “normal işlevler üzerinde kayda değer bir etki yaratmak” anlamına gelir. Bu cümlede can, her vakanın aynı etkiye sahip olduğunu söylemek yerine olası bir etkiyi belirtir; quite ise değerlendirmenin şiddetini artırır.

Alıştırma

“Chronic pain can be quite debilitating,” cümlesinde debilitating ne anlama gelir?

  1. Bir kişinin gücünü hızla artırır.
  2. Yalnızca biraz can sıkıcıdır.
  3. Bir kişinin normal işlevlerini sürdürme becerisini ciddi biçimde sınırlayabilir.
Cevabı göster

Bir kişinin normal işlevlerini sürdürme becerisini ciddi biçimde sınırlayabilir.

People affected have little or no control over their obsessive thoughts Notlar

1:16

Etkilenen kişilerin,

and compulsive behaviors,

1:20

saplantılı düşünceleri ve zorlantılı davranışları üzerinde çok az kontrolü vardır veya hiç yoktur,

Dilbilgisi

People affected = people who are affected ifadesinin kısaltılmış biçimi

People affected, people who are affected ifadesinin kısaltılmış ilgi cümleciğidir. Affected, people sözcüğünden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır ve ifadeye edilgen anlam verir: Bu kişiler etkiyi yaratan değil, etkiye maruz kalan taraftır. Bu kısa isim + geçmiş zaman ortacı yapısı resmî veya açıklayıcı metinlerde yaygındır. Okurken yapıyı isim + who veya that + be fiilinin uygun biçimi + geçmiş zaman ortacı şeklinde açabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte 'People affected' ile aynı anlama gelen tam biçim hangisidir?

  1. people who affect others
  2. people who are affected
  3. people who are affecting others
Cevabı göster

people who are affected

Kalıp ifadeler

have little or no control over: çok az kontrol sahibi olmak ya da hiç olmamak

Have little or no control over X yapısında little, olumlu anlamda küçük bir miktarı değil, neredeyse hiç olmamasını ifade eder. Or no, anlamı tamamen yokluğa kadar genişletir; dolayısıyla ifade, birinin X'i neredeyse hiç kontrol edemediğini veya hiç kontrol edemediğini belirtir. Over, kişinin kontrolünde olmayan şeyi, duyguyu, davranışı veya sonucu tanıtır. Örnekte bu ifade, düşünce ve davranışların kişinin özgürce seçmesinin veya durdurmasının zor ya da imkânsız olduğu belirtiler olduğunu vurgular.

Alıştırma

‘Sonucu etkileme yeteneğinin neredeyse hiç ya da hiç olmaması’ anlamındaki tam yapıyı tamamlayın: The team had ____ control ____ the final outcome.

Cevabı göster

little or no · over

which tend to be time-consuming Kalıp ifadeler

1:22

bunlar genellikle zaman alıcıdır

Kalıp ifadeler

which tend to be: genel bir eğilimi anlatmak

Bu ilgi cümleciğinde which, daha önce sözü edilen şeylere gönderme yapar ve onlar hakkında ek bilgi verir. Tend to be, bunların belirtilen durumda genellikle bulunduğunu ifade eder; burada çoğunlukla zaman alıcı olmaları anlatılır. Bu ifade, iddiayı daha az kesin hâle getirir. İstisnalara yer bırakarak genel bir eğilimi anlatmak için tend to be + sıfat veya isim öbeği yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle daha kısa toplantıların yaygın olduğunu, ancak bunun kesin olmadığını belirtir?

  1. Morning meetings tend to be shorter.
  2. Morning meetings seem to be shorter.
  3. Morning meetings are always shorter.
Cevabı göster

Morning meetings tend to be shorter.

and interfere with work, Kalıp ifadeler

1:24

ve iş,

school, or social life

1:26

okul veya sosyal hayata

Kalıp ifadeler

interfere with: normal bir etkinliği aksatmak

Interfere with, bir şeyi aksatmak veya onun devam etmesini ya da normal biçimde işlemesini zorlaştırmak anlamına gelir. Bu cümlede anlatılan şeyler iş, okul veya sosyal yaşam üzerinde olumsuz etki yaratır. Yapı interfere with + isim veya isim öbeği şeklindedir. With'ten sonraki nesne, aksatılan etkinliği, süreci veya yeteneği belirtir.

Alıştırma

Bir şey bir etkinliği aksattığında kullanılan edatla cümleyi tamamlayın: Constant noise can interfere ____ concentration.

Cevabı göster

with

to the point of causing significant distress. Dilbilgisi

1:28

önemli bir sıkıntıya neden olacak derecede müdahale eder.

Dilbilgisi

to the point of causing: bir sonuca yol açacak dereceye ulaşmak

Bu cümlede to the point of causing, söz konusu aksamanın ne kadar ciddi hâle geldiğini gösteren sonucu tanıtır. Fiziksel bir noktayı değil, “önemli ölçüde sıkıntı yaratacak bir dereceye ulaşana kadar” anlamını taşır. Başka durumlara aktarılabilen yapı to the point of + isim veya -ing biçimidir. of bir edat olduğu için fiil burada causing biçiminde kullanılır: to the point of causing + sonuç.

Alıştırma

Cümleyi “sonucu doğuracak bir dereceye ulaşana kadar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The heat became intense ____ causing the race to be stopped.

Cevabı göster

to the point of

This set of diagnostic criteria Kelime

1:31

Bu teşhis kriterleri seti,

Kelime

diagnostic criteria: tanıda kullanılan resmî ölçütler

Diagnostic criteria, uzmanların bir tanının geçerli olup olmadığına karar vermek için kullandığı tanımlanmış belirti, semptom veya koşullardır. Bu ifade resmîdir ve tıbbi, psikolojik ve diğer klinik değerlendirme bağlamlarında kullanılır. Criteria, criterion sözcüğünün çoğuludur. This set of diagnostic criteria ifadesinde set tekil ana isimdir; diagnostic criteria ise grubun içindeki ölçütleri adlandırır. Bu nedenle diagnostic criteria ölçütlerini karşılamak, yalnızca benzer bir gündelik özellik göstermekten daha belirli bir anlam taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede criterion veya criteria doğru kullanılmıştır?

  1. The clinician reviewed several diagnostic criterion.
  2. The clinician reviewed one diagnostic criteria.
  3. The clinician reviewed several diagnostic criteria.
Cevabı göster

The clinician reviewed several diagnostic criteria.

is what separates people suffering from OCD Notlar

1:33

OKB'den muzdarip kişileri

Kalıp ifadeler

people suffering from OCD: yapısı ve sıkıntıya yaptığı vurgu

People suffering from OCD, “OKB’nin olumsuz etkilerini yaşayan kişiler” anlamına gelir. -ing yapısındaki suffering from OCD, people sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler; people who suffer from OCD ifadesinin kısaltılmış biçimidir. suffer from + hastalık, belirti veya uzun süreli sorun kalıbı, sıkıntı ya da yük anlamı katar. Yalnızca have OCD veya people with OCD demekten daha güçlü ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Cümleyi suffer fiilinin -ing biçimi ve hastalıklarla kullanılan olağan edatıyla tamamlayın: The program supports people ____ chronic pain.

Cevabı göster

suffering from

from those who may just be a bit more meticulous

1:36

sadece normalden biraz daha titiz

or hygiene-obsessed than usual. Kelime

1:39

veya hijyen takıntılı olabilecek kişilerden ayıran şeydir.

Dilbilgisi

what separates X from Y: temel ayrımı belirtmek

Bu cümlede what separates X from Y, “X’i Y’den ayıran şey veya ölçüt” anlamına gelir. Buradaki what, kaynaşmış bir ilgi tümceciği başlatır; the thing that anlamındadır ve soru sözcüğü değildir. Kalıp [factor] + be + what separates + X + from + Y şeklindedir. İki grup arasındaki sınırı oluşturan özellik veya ölçütü vurgular; ikinci grubu to ya da with değil, from getirir.

Alıştırma

Cümleyi what separates X from Y kalıbıyla tamamlayın: In the contest, steady accuracy is ____ skilled players ____ beginners.

Cevabı göster

what separates · from

Kelime

hygiene-obsessed: hijyen konusunda aşırı takıntılı

hygiene-obsessed, hijyen veya temizlik konusuna aşırı odaklanmış anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Hygiene odağın konusunu belirtir; obsessed ise bu odağın olağandışı derecede güçlü ya da zihinden uzaklaştırılması zor göründüğü anlamını ekler. Bu cümlede be fiilinden sonra gelir ve meticulous ile aynı görevde kullanılır. X-obsessed kalıbı, a hygiene-obsessed character örneğinde olduğu gibi bir isimden önce de gelebilir.

Alıştırma

hygiene-obsessed ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. genellikle hijyen konusunda dikkatsiz
  2. hijyene olağandışı ve aşırı derecede odaklanmış
  3. hijyeni korumak için profesyonel eğitim almış
Cevabı göster

hijyene olağandışı ve aşırı derecede odaklanmış

Myth two:

1:42

İkinci efsane:

The main symptom of OCD is excessive hand washing.

1:43

OKB'nin ana semptomu aşırı el yıkamaktır.

Although hand washing is the most common image of OCD in popular culture, Notlar

1:47

El yıkamak popüler kültürde OKB'nin en yaygın imgesi olsa da,

Kültür

in popular culture: tanıdık bir imgenin kaynağı

In popular culture, filmler, televizyon, kitaplar ve çevrim içi içerikler gibi geniş kitlelerce paylaşılan eğlence, medya ve kamusal anlatılarda anlamına gelir. Bir imgenin ya da düşüncenin genellikle nerede sunulduğunu belirtir. Burada ifade, iddianın kapsamını sınırlar: el yıkamak, OKB'nin kamuoyunca bilinen bir imgesidir; ancak mutlaka eksiksiz bir tıbbi tablo değildir. Medyadaki bir tasviri gerçek hayata ilişkin kanıtlardan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekte in popular culture temel olarak neyi belirtir?

  1. Bu imge medya ve kamusal anlatılarda yaygındır.
  2. Bu imge tıbbi tanı için bir gerekliliktir.
  3. Bu davranışın OKB'si olan herkes için en yaygın belirti olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

Bu imge medya ve kamusal anlatılarda yaygındır.

obsessions and compulsions can take many different forms. Kalıp ifadeler

1:52

saplantılar ve zorlantılar birçok farklı biçim alabilir.

Dilbilgisi

Although ..., ... can ...: ana düzeltmeden önce bir gerçeği kabul etmek

Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: önce bir gerçeği veya bilinen bir görüşü kabul eder, ardından bağımsız ana cümle konuşanın daha önemli gördüğü noktayı sunar. Burada ilk yan cümle, el yıkamaya ilişkin popüler imgeyi kabul eder. Ana cümle ise obsesyonların ve kompulsiyonların birçok biçim alabileceğini söyleyerek bu imgeyi genişletir ve düzeltir. Bu kalıp, bir görüşü tamamen reddetmeden aşırı basitleştirmeyi düzeltmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir gerçeği kabul edip ardından karşıt ana noktayı sunmak için Although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Although the course is difficult, beginners can succeed with support.
  2. Although the course is difficult, but beginners can succeed with support.
  3. Although the course is difficult, so beginners can succeed with support.
Cevabı göster

Although the course is difficult, beginners can succeed with support.

Kalıp ifadeler

can take many different forms: farklı biçimlerde ortaya çıkmak

Can take many different forms, “birçok farklı biçimde ortaya çıkabilir veya ifade edilebilir” anlamına gelir. Burada take, bir şeyin nasıl ortaya çıktığını anlatmak için forms ile birlikte kullanılır; fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. Özne genellikle belirtiler, destek, sanat veya iletişim gibi çeşitli türleri ya da ifade biçimleri olabilen bir olgu veya geniş kategoridir.

Alıştırma

“Birçok farklı biçimde ortaya çıkmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Support can ____, from listening carefully to offering practical help.

Cevabı göster

take many different forms

Obsessions can manifest as fears of contamination and illness, Notlar

1:55

Saplantılar, bulaşma ve hastalık korkusu,

worries about harming others,

2:00

başkalarına zarar verme endişesi,

or preoccupations with numbers, patterns,

2:02

ya da sayılar, desenler,

morality, or sexual identity.

2:05

ahlak veya cinsel kimlikle ilgili meşguliyetler olarak ortaya çıkabilir.

Kelime

can manifest as: belirli bir biçimde ortaya çıkmak

Bu cümlede can manifest as, bir şeyin belirli bir biçimde ifade edilebileceği veya fark edilir hâle gelebileceği anlamına gelir. İçsel ya da soyut bir durum olan obsessions ile bu durumu tanımayı sağlayan somut düşünce ve korkular arasında bağlantı kurar. Kalıp X manifests as Y şeklindedir; Y, X’in aldığı biçimi, işareti veya belirtisini adlandırır. Can olasılık bildirir. Bu nedenle cümle olası biçimleri sıralar; herkesin bunların tümünü yaşadığını söylemez.

Alıştırma

Resmî kalıbı tamamlayın: Anxiety can manifest ____ headaches and trouble sleeping.

Cevabı göster

as

Kalıp ifadeler

fears of ... worries about ... preoccupations with: isim-edat eşleşmeleri

Cümle, farklı obsesyonların içeriğini adlandıran üç isim öbeğini paralel olarak bağlar: fears of ..., worries about ... ve preoccupations with .... Her isim, kendisiyle kullanılan olağan edatı seçer; dolayısıyla edat manifest as kalıbına değil, ilgili isim öbeğine aittir. Bunları birer kalıp olarak öğrenin: fear of + korkulan şey, worry about + endişeye yol açan kişi, olay veya olasılık ve preoccupation with + dikkati sürekli meşgul eden konu. Cümledeki çoğul biçimler edatları değiştirmez.

Alıştırma

Standart isim-edat eşleşmelerini tamamlayın: The counselor noted a fear ____ heights, several worries ____ the exam, and a preoccupation ____ being perfect.

Cevabı göster

of · about · with

And compulsions can range from excessive cleaning or double checking Notlar

2:07

Ve zorlantılar, aşırı temizlik veya iki kez kontrol etmekten,

Kalıp ifadeler

double checking: emin olmak için yeniden kontrol etmek

Double checking, bir şeyin doğru, güvenli veya eksiksiz olduğundan emin olmak için onu tekrar kontrol etmek demektir. Double, iki farklı şeyin kontrol edildiği anlamına gelmez; ifadenin tamamı ek bir doğrulamayı anlatır. Burada double checking, excessive cleaning ile bağlanan bir isim-fiil grubudur. Bir kompulsiyon örneği olarak verildiği için bağlam, tekrarlanan veya aşırı kontrolü düşündürür; ancak ifadenin kendisi çoğu durumda nötrdür. Düzenlenmiş yazılarda fiil ve -ing biçimi genellikle kısa çizgiyle yazılır: double-check ve double-checking. Örnekteki ayrı yazım da aynı anlamı taşır.

Alıştırma

double-checking the address ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. adresi kontrol etmemeye karar vermek
  2. iki farklı adresi birer kez kontrol etmek
  3. doğru olduğundan emin olmak için adresi tekrar kontrol etmek
Cevabı göster

doğru olduğundan emin olmak için adresi tekrar kontrol etmek

to the fastidious arrangement of objects, Kelime

2:12

nesnelerin titizlikle düzenlenmesine

Kelime

the fastidious arrangement of objects: nesnelerin aşırı titiz düzenlenişi

the fastidious arrangement of objects ifadesinde fastidious, arrangement sözcüğünü niteler. Nesnelerin ayrıntı, düzen veya tertip konusunda son derece titiz bir dikkatle yerleştirildiğini anlatır; burada bu özenin yalnızca dikkatli değil, aşırı olabileceği iması vardır. fastidious + isim yapısı, çok yüksek standartların şekillendirdiği bir eylemi ya da sonucu resmî ve kısa bir biçimde betimler.

Alıştırma

Düzenlemenin ayrıntılara son derece titiz bir dikkatle, belki de gerekenden fazla özenle yapıldığını en açık biçimde hangi ifade anlatır?

  1. a temporary arrangement
  2. a casual arrangement
  3. a fastidious arrangement
Cevabı göster

a fastidious arrangement

or walking in predetermined patterns. Kelime

2:14

veya önceden belirlenmiş şekillerde yürümeye kadar değişebilir.

Dilbilgisi

can range from ... to ...: olasılık aralığını göstermek

Can range from A to B, olası türlerin, miktarların veya derecelerin geniş bir aralığa yayıldığını ve A ile B’nin iki ucu ya da temsili örnekleri gösterdiğini belirtir. Can olasılık bildirir; her durumun aralığın tamamını kapsadığını söylemez. Bu cümlede excessive cleaning or double checking, from ile başlayan bölümü; the fastidious arrangement of objects ise to ile başlayan bölümü oluşturur. Aralığın kolay anlaşılması için from ve to sonrasındaki ögeler dil bilgisi bakımından paralel biçimlerde olmalıdır.

Alıştırma

range from A to B yapısını tamamlayın: Ticket prices can range ____ ten dollars ____ more than one hundred dollars.

Cevabı göster

from · to

Kelime

predetermined patterns: önceden belirlenmiş kalıplar

Predetermined, bir eylem gerçekleşmeden önce kararlaştırılmış veya sabitlenmiş demektir. predetermined patterns ifadesinde patterns sözcüğünü niteler; dolayısıyla yürüyüş, anlık olarak oluşturulan kalıplar yerine önceden belirlenmiş kalıpları izler. pre- ön eki “önce” anlamına gelir; determined ise burada “kararlaştırılmış” demektir. Bu sıfat, önceden belirlenen rotaları, sıraları, programları ve kuralları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “önceden kararlaştırılmış” anlamındaki sıfatla tamamlayın: The robot follows ____ patterns during the demonstration.

Cevabı göster

predetermined

Myth three:

2:18

Üçüncü efsane:

Individuals with OCD

2:19

OKB'li bireyler

don't understand that they are acting irrationally. Kelime

2:21

mantıksız davrandıklarının farkında değillerdir.

Kelime

are acting irrationally: kişinin tamamını değil, davranışı anlatmak

are acting irrationally ifadesinde acting fiildir; irrationally ise insanların nasıl davrandığını açıklayan bir zarftır. İfade, onların o durumdaki davranışını değerlendirir; zekâlarını veya tüm kişiliklerini değil. İlerleyen zaman biçimi are acting, davranışı şu anda gerçekleşen veya belirli bir durumla sınırlı bir şey olarak sunar. Daha genel olarak act irrationally, bir seçim ya da tepki geçerli nedenlere veya mevcut kanıtlara uymadığında kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin tamamını etiketlemek yerine geçici bir davranış biçimine odaklanır?

  1. Under pressure, Maya is acting irrationally and ignoring the evidence.
  2. Maya is an irrational person who can never reason clearly.
  3. Maya is thinking carefully before she decides.
Cevabı göster

Under pressure, Maya is acting irrationally and ignoring the evidence.

Many individuals with OCD actually understand

2:24

OKB'si olan birçok kişi, aslında

the relationship between their obsessions and compulsions quite well. Kalıp ifadeler

2:27

saplantıları ve zorlantıları arasındaki ilişkiyi oldukça iyi anlar.

Kalıp ifadeler

the relationship between A and B: iki şeyi birbirine bağlamak

the relationship between A and B isim öbeği, iki şeyin nasıl bağlantılı olduğunu anlatır. Bu kalıpta between ikiliyi tanıtır ve and sözcüğü A ile B'yi bağlar. Burada A, their obsessions; B ise compulsions bölümüdür. Daha geniş cümlede quite well, understand fiilini niteler: birçok kişi bağlantıyı oldukça yüksek bir düzeyde anlar. relationship sözcüğünün kendisini betimlemez.

Alıştırma

Sabit yapıyı iki sözcükle tamamlayın: The class studied the relationship ____ sleep ____ memory.

Cevabı göster

between · and

Being unable to avoid these thoughts and actions, Dilbilgisi

2:32

Mantıksız olduklarının farkında olmalarına rağmen,

despite being aware of their irrationality, Dilbilgisi

2:35

bu düşünce ve eylemlerden kaçınamamak,

Dilbilgisi

despite being aware of...: despite + -ing yapısı

despite being aware of their irrationality ifadesinde despite bir karşıt beklenti bildirir: Düşünce ve davranışların mantıksız olduğunun farkında olmak ile bunlardan kaçınamamak aynı anda geçerlidir; oysa normalde bu farkındalığın yardımcı olması beklenebilir. Despite bir edattır. Tamlayıcısının isim gibi işlev görmesi gerekir ve being aware of their irrationality adlı -ing yan cümlesi bu görevi üstlenir. Kalıp despite + being aware of + isim öbeği şeklindedir; their, daha önceki thoughts and actions ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümlede despite, bir riskin farkında olmayı belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. Despite being aware of the risk, Maya continued with the plan.
  2. Despite aware of the risk, Maya continued with the plan.
  3. Despite Maya was aware of the risk, Maya continued with the plan.
Cevabı göster

Despite being aware of the risk, Maya continued with the plan.

is part of the reason why OCD is so distressing. Kalıp ifadeler

2:38

OKB'nin bu kadar ıstırap verici olmasının bir nedenidir.

Dilbilgisi

Cümlenin öznesi olarak Being unable to...

Being unable to avoid these thoughts and actions, is fiilinin öznesi olan bir -ing yan cümlesidir. Bir kişiyi özne yapmak yerine, düşünce ve davranışlardan kaçınamama durumunun tamamını tek bir durum olarak ele alır. Kalıp Being unable to + fiilin yalın hâli + ... şeklindedir. Bir şeyi yapamama durumunu cümlenin konusu yapmak ve ardından bunun sonucunu, etkisini veya değerlendirmesini bildiren bir yüklem eklemek için kullanılır. Yan cümlenin tamamı tek bir durumu temsil ettiği için ana fiil burada tekil biçimdedir: is.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan özne kalıbıyla tamamlayın: ____ reach the clinic by bus can be a serious problem for patients.

Cevabı göster

Being unable to

Kalıp ifadeler

is part of the reason why: katkıda bulunan bir nedeni belirtmek

Part of the reason why, why yan cümlesinde belirtilen duruma katkıda bulunan nedenlerden birini sunar. Burada daha önce söz edilen etkenin OKB'nin neden bu kadar sıkıntı verici olduğunu açıklamaya yardımcı olduğu, ancak açıklamanın tamamı olmadığı anlatılır. Yeniden kullanılabilen yapı X is part of the reason why + özne + fiil şeklindedir. Part of, neden-sonuç iddiasını sınırlandırır ve ifadeyi daha temkinli yapar.

Alıştırma

Hangi cümle uykusuzluğu tek neden olarak değil, katkıda bulunan nedenlerden biri olarak açıkça sunar?

  1. Lack of sleep is not the reason why Maya feels exhausted.
  2. Lack of sleep is the only reason why Maya feels exhausted.
  3. Lack of sleep is part of the reason why Maya feels exhausted.
Cevabı göster

Lack of sleep is part of the reason why Maya feels exhausted.

OCD sufferers report feeling crazy Kalıp ifadeler

2:42

OKB hastaları,

for experiencing anxiety based on irrational thoughts Kalıp ifadeler

2:44

mantıksız düşüncelere dayanan kaygılar yaşamaktan

Kalıp ifadeler

based on irrational thoughts: kaygının temelini belirtmek

Bu cümlede based on irrational thoughts, anxiety sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Sağlam bir akıl yürütmeyle desteklenmeyen mantık dışı düşüncelerin kaygının temelini oluşturduğu anlamına gelir. Based on, bir şeyin temelini oluşturan bilgiyi, kanıtı veya düşünceleri belirtir. Dil bilgisi bakımından buradaki yapı anxiety that is based on irrational thoughts ifadesinin kısaltılmış hâlidir.

Alıştırma

Tavsiyenin hangi kanıtlara dayandığını göstermek için bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle boşluğu doldurun: The recommendation was ____ three independent studies.

Cevabı göster

based on

and finding it difficult to control their responses. Dilbilgisi

2:47

ve tepkilerini kontrol etmeyi zor bulmaktan dolayı çıldıracak gibi hissettiklerini bildiriyorlar.

Kalıp ifadeler

report feeling crazy: kişinin bildirdiği hissi resmi biçimde özetlemek

report feeling crazy ifadesinde report, “bir deneyimi belirtmek veya anlatmak” anlamına gelir ve ardından -ing biçimindeki feeling gelir. Cümle, OKB yaşayan kişilerin kendi deneyimleri hakkında söylediklerini resmi bir dille özetler. Buradaki feeling crazy, kişinin kendisini yoğun ve gündelik bir dille tanımlamasıdır. Ağır bir sıkıntıyı ve kontrolü kaybetme hissini aktarır; anlatıcının koyduğu klinik bir tanı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle dil bilgisi açısından doğal ve resmi bir araştırma özeti için uygundur?

  1. Participants report anxious before the interviews.
  2. Participants report feeling anxious before the interviews.
  3. Participants report to feel anxious before the interviews.
Cevabı göster

Participants report feeling anxious before the interviews.

Dilbilgisi

finding it difficult to control: find it + sıfat + to-infinitive yapısı

Finding it difficult to control, find + it + sıfat + to-infinitive yapısını kullanır. Burada find, bir şeyi belirli bir nitelikte deneyimlemek ya da öyle değerlendirmek anlamındadır; dolayısıyla ifade, birinin bir şeyi kontrol etmeyi zor bulduğunu anlatır. It burada biçimsel nesnedir: find sonrasındaki nesne konumunu doldurur, to control their responses ise zor olarak değerlendirilen eylemi belirtir. Bu yapı kişisel bir deneyimi veya değerlendirmeyi doğal biçimde ifade etmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, kişisel bir değerlendirme bildiren ders yapısını kullanacak biçimde iki sözcükle tamamlayın: Many people ____ difficult to ask for help.

Cevabı göster

find it

So what exactly causes OCD?

2:50

Peki OKB'ye tam olarak ne sebep olur?

The frustrating answer is, Anlatım akışı

2:53

Sinir bozucu cevap şu ki,

we don't really know.

2:54

gerçekten bilmiyoruz.

Anlatım akışı

The frustrating answer is, ...: cevaptan önce değerlendirme yapmak

“The frustrating answer is,” kalıbı, konuşan kişi cevabın içeriğini vermeden önce cevabı değerlendirir. Buradaki frustrating, ardından gelen we don't really know sonucunun dinleyicilerin umduğu kesinliği sağlamayacağını önceden bildirir. Bu kalıp bilgiyi önce değerlendirme, sonra cevap verme sırasıyla düzenler. Sıfat değiştirilebilir; örneğin The honest answer is... cevaptan önce açık sözlülük sinyali verir.

Alıştırma

Bir müşteri onarımın ne zaman biteceğini soruyor. Yanıtı The frustrating answer is hedef kalıbıyla tamamlayın: ____, the repair may take another week.

Cevabı göster

The frustrating answer is

However, we have some important clues.

2:56

Ancak elimizde bazı önemli ipuçları var.

OCD is considered a neurobiological disorder. Dilbilgisi

2:59

OKB nörobiyolojik bir bozukluk olarak kabul edilir.

Dilbilgisi

is considered a neurobiological disorder: edilgen sınıflandırma

OCD is considered a neurobiological disorder cümlesinde is considered, consider fiilinin edilgen biçimidir. a neurobiological disorder isim öbeği OCD'ye verilen sınıflandırmayı gösterir; bu yargıyı veren kişiler veya kurumlar ise belirtilmez. Yeniden kullanılabilen yapı özne + be considered + isim öbeği veya sıfattır. Sınıflandırma ya da yargı, bunu kimin verdiğinden daha önemli olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sınıflandırmayı aktarmak için be considered + isim tümleci yapısını doğru kullanıyor?

  1. The building considers a historic landmark.
  2. The building is considered as a historic landmark.
  3. The building is considered a historic landmark.
Cevabı göster

The building is considered a historic landmark.

In other words, Anlatım akışı

3:02

Başka bir deyişle,

Anlatım akışı

In other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etmek

In other words, sonraki ifadenin önceki düşünceyi yeniden anlattığını gösterir. Dinleyiciye “Anlam aynı, ama bunu daha açık söyleyeceğim” mesajını vererek bilgiyi düzenler. Açıklamalarda çoğu zaman teknik veya soyut bir ifadeden daha basit bir sonuca geçiş sağlar. Yeni bir sav ortaya atmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede In other words aynı düşünceyi yeniden ifade etmek için kullanılmıştır?

  1. Tickets cost nothing. In other words, admission is free.
  2. Tickets cost nothing. In other words, the museum closes at six.
  3. Tickets cost nothing. In other words, my sister likes museums.
Cevabı göster

Tickets cost nothing. In other words, admission is free.

research suggests that OCD sufferers' brains Kalıp ifadeler

3:03

araştırmalar, OKB hastalarının beyinlerinin

are actually hardwired to behave in a certain fashion. Deyimler

3:06

belirli bir şekilde davranmaya programlanmış olduğunu öne sürüyor.

Kalıp ifadeler

research suggests that: kanıtları temkinli biçimde aktarmak

Research suggests that, araştırmalarla desteklenen ancak belirsizliğe hâlâ yer bırakan bir sonucu aktarır. Buradaki suggests, “belirtiyor” ya da “işaret ediyor” anlamındadır; “öneriyor” anlamında değildir. Kalıp research suggests that + yan cümle biçimindedir. Research burada normalde tekil kabul edilen sayılamayan bir addır, bu nedenle suggests kullanılır; that sonrasındaki yan cümle bulguyu açıklar.

Alıştırma

Dersteki üç sözcüklü kalıbı kullanarak araştırma sonucunu temkinli biçimde aktaran cümleyi tamamlayın: Recent ____ regular breaks may improve concentration.

Cevabı göster

research suggests that

Deyimler

are actually hardwired to behave ifadesinin mecaz anlamı

Burada are actually hardwired to behave, beyni içindeki kabloları önceden yerleştirilmiş bir sisteme benzetir. Beyinlerin belirli davranışları üretmeye yönelik derin ve yerleşik bir eğilimi olduğu anlamına gelir; bu davranışlar için beyinde gerçekten kablolar bulunduğu anlamına gelmez. Actually vurgu katar: konuşmacı bu eğilimi basit bir seçim veya alışkanlıktan çok beyne kök salmış bir özellik olarak sunar. Ancak hardwired güçlü bir eğilim belirtir; davranışın asla değişemeyeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Bu cümlede are actually hardwired to behave ne anlama geliyor?

  1. Beyinlerinde her hareketi kontrol eden fiziksel kablolar vardır.
  2. Bu davranışı her seferinde dikkatle seçerler.
  3. Beyinleri belirli davranış kalıplarını üretmeye yönelik derin ve yerleşik bir eğilime sahiptir.
Cevabı göster

Beyinleri belirli davranış kalıplarını üretmeye yönelik derin ve yerleşik bir eğilime sahiptir.

Research has implicated three regions of the brain Kelime

3:10

Araştırmalar, beynin üç bölgesini işaret ediyor;

Kelime

Araştırma bağlamında Research has implicated

Araştırma bağlamında Research has implicated..., kanıtların bir veya daha fazla etkeni bir durum veya mekanizmayla ilişkilendirdiği ve bu etkenlerin sürece dahil olduğunu düşündürdüğü anlamına gelir. Buradaki etkenler beynin üç bölgesidir; implicate sözcüğünün suçla ilgili anlamı burada geçerli olmak zorunda değildir. Has implicated, present perfect yapısındadır ve bunu şimdiye kadarki araştırmaların bir bulgusu olarak sunar. Fiil dahil olma veya ilişki belirtir; tek başına bu bölgelerin duruma doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Research has implicated three brain regions cümlesinde implicated ne anlatıyor?

  1. Araştırma kanıtları bu bölgelerin sürece dahil olduğunu düşündürüyor.
  2. Araştırma bu bölgelerin tek doğrudan neden olduğunu kanıtladı.
  3. Araştırmacılar bu bölgeleri suç işlemekle itham etti.
Cevabı göster

Araştırma kanıtları bu bölgelerin sürece dahil olduğunu düşündürüyor.

variously involved in social behavior and complex cognitive planning, Kalıp ifadeler

3:13

sosyal davranış ve karmaşık bilişsel planlama,

voluntary movement,

3:17

istemli hareket

and emotional and motivational responses.

3:18

ve duygusal ile motivasyonel tepkilere çeşitli şekillerde dahil olan bölgeler.

Kalıp ifadeler

variously involved in: farklı katılım biçimleri veya dereceleri

Burada variously, involved sözcüğünü niteler. Daha önce sözü edilen unsurların sıralanan işlevlere farklı biçimlerde veya farklı derecelerde katıldığını ya da katkıda bulunduğunu anlatır; her unsurun aynı role sahip olduğunu söylemez. Bu ifade uzun listeyi de düzenler: involved in, katılım alanları olarak sosyal davranışı, karmaşık bilişsel planlamayı, istemli hareketi ve duygusal ve motivasyonel tepkileri tanıtır. Bu yapı, bir unsuru birden çok işleve bağlarken rolünün bu işlevler arasında değişebilmesine izin verir.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede 'variously involved in' ne anlatıyor?

  1. Sıralanan her işlev tamamen aynı şekilde gerçekleştirilir.
  2. Katılımın biçimi veya derecesi farklıdır.
  3. Sözü edilen unsurların sıralanan işlevlerle hiçbir bağlantısı yoktur.
Cevabı göster

Katılımın biçimi veya derecesi farklıdır.

The other piece of the puzzle Deyimler

3:22

Bulmacanın diğer parçası ise,

is that OCD is associated with low levels of serotonin, Notlar

3:23

OKB'nin düşük serotonin seviyeleri ile ilişkili olmasıdır,

Deyimler

The other piece of the puzzle: açıklamanın diğer önemli parçası

The other piece of the puzzle bir metafordur: zor bir soru bulmacaya, her gerçek veya etken de bulmacanın bir parçasına benzetilir. Burada açıklamanın başka bir önemli kısmını, yani OKB ile düşük serotonin düzeyleri arasındaki ilişkiyi tanıtır. Other sözcüğü, daha önce ele alınmış bir bölüme gönderme yapar. Bu ifade, açıklamanın birden fazla bileşeni olduğunu ve bu noktanın genel resmi tamamlamaya yardımcı olduğunu gösterir; bunun son veya kesin cevap olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada 'The other piece of the puzzle' neyin işaretini veriyor?

  1. Açıklama zaten tamamlanmış ve kanıtlanmıştır.
  2. Gerçek bir bulmacada yalnızca bir parça kaldı.
  3. Daha geniş bir açıklamanın başka bir önemli parçası tanıtılıyor.
Cevabı göster

Daha geniş bir açıklamanın başka bir önemli parçası tanıtılıyor.

Kalıp ifadeler

is associated with: bağlantı var, nedensellik kanıtı yok

Be associated with, “bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir. Bu cümlede is tekil özne OCD ile uyumludur; with ise bağlantılı etken olan low levels of serotonin ifadesini getirir. Bilimsel ve tıbbi yazılarda bu ifade, bir şeyin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden aradaki bağlantıyı bildirir. İlişkinin yönü ve nedeni hâlâ belirsiz olabilir.

Alıştırma

Bir çalışma bağlantı buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Bulguyu en doğru biçimde hangi cümle bildirir?

  1. High screen time is caused by poor sleep.
  2. High screen time is the same as poor sleep.
  3. High screen time is associated with poor sleep.
Cevabı göster

High screen time is associated with poor sleep.

Kelime

low levels of serotonin: ölçülebilir miktarın düşük olduğunu anlatmak

Low levels of serotonin ifadesi, ölçülebilen serotonin miktarının veya yoğunluğunun görece düşük olduğu anlamına gelir. Tıbbi ve bilimsel İngilizcede low levels of + substance kalıbı, ölçülebilen bir şeyin miktarının düşük olduğunu anlatır. Farklı kişiler, örnekler veya zamanlardaki ölçümlerden söz edilirken levels çoğunlukla çoğul kullanılır. Belirli tek bir ölçüm için a low level of serotonin demek de mümkündür.

Alıştırma

Cümleyi low levels of + substance kalıbıyla tamamlayın: The test found ____ vitamin D.

Cevabı göster

low levels of

a neurotransmitter that communicates between brain structures

3:28

beyin yapıları arasında iletişim kuran

and helps regulate vital processes,

3:32

ve yaşamsal süreçleri düzenlemeye yardımcı olan bir nörotransmitter,

such as mood, aggression, impulse control,

3:34

ruh hali, saldırganlık, dürtü kontrolü,

sleep, appetite, body temperature, and pain.

3:37

uyku, iştah, vücut ısısı ve ağrı gibi.

But are serotonin and activity in these brain regions

3:42

Peki serotonin ve beynin bu bölgelerindeki aktivite

the sources of OCD, Anlatım akışı

3:45

OKB'nin kaynakları mıdır,

or symptoms of an unknown underlying cause of the disorder? Kelime

3:46

yoksa bozukluğun bilinmeyen altında yatan bir nedeninin semptomları mıdır?

Anlatım akışı

OKB'nin kaynakları mı, altta yatan bir nedenin belirtileri mi

the sources of OCD, or symptoms of ... kalıbı, aynı gözlemler için birbiriyle yarışan iki açıklama sunar. Sources, serotonin ile beyin bölgelerindeki etkinliği OKB'nin olası nedenleri olarak ele alır; symptoms ise bunları daha derin bir nedenin ortaya çıkardığı sonuçlar veya işaretler olarak ele alır. Cümle bir iddiada bulunmak yerine soru sorarak nedensellik konusunun henüz çözülmediğini gösterir. Bu yapı, bilimsel anlatımda korelasyon ile nedenselliği ayırmaya yardımcı olur: Bir bozuklukla ilişkili bir şey onun nedeni olabileceği gibi kendisi de bir sonuç olabilir.

Alıştırma

'sources ... or symptoms ...?' sorusu okuyucudan neyi ayırt etmesini ister?

  1. Gözlemlenen etkenlerin bozukluğa neden olup olmadığı veya daha derin bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı.
  2. Her iki gözlemin de aynı beyin bölgesinde yapılıp yapılmadığı.
  3. Bozukluğun bir adı mı yoksa iki adı mı olduğu.
Cevabı göster

Gözlemlenen etkenlerin bozukluğa neden olup olmadığı veya daha derin bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı.

Kelime

Bozukluğun bilinmeyen, altta yatan nedeni

unknown underlying cause ifadesindeki underlying, gözle görülen belirtilerin arkasındaki daha derin bir etkeni anlatır; fiziksel olarak bir şeyin altında bulunmayı anlatmaz. Cause ise bu belirtileri ortaya çıkarabilecek etkeni adlandırır. Unknown, belirsizliği açıkça gösterir: Bu daha derin neden henüz belirlenmemiştir. İfade, araştırmacıların zaten kanıtladığı bir nedene değil, olası bir temel açıklamaya işaret eder.

Alıştırma

'Gözle görülen bir sorunun arkasındaki daha derin neden' anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The doctor is trying to identify the ____ of the recurring symptoms.

Cevabı göster

underlying cause

We probably won't know until we have a much more intimate understanding Notlar

3:50

Beyin hakkında çok daha derinlemesine bir anlayışa sahip olana kadar

of the brain.

3:55

bunu muhtemelen bilemeyeceğiz.

Dilbilgisi

We probably won't know until...: muhtemelen ... olana kadar bilemeyeceğiz

We probably won't know until... bir cevabın ne zaman öğrenilebileceğine bir sınır koyar. won't know until X kalıbı, X gerçekleşmeden önce cevabın bilinmesinin beklenmediğini anlatır; X, cevabın öğrenilmesinin beklendiği en erken zamanı veya koşulu gösterir. Probably tahmini yumuşatır; bu nedenle konuşan kişi kesin bir iddiada bulunmaz. Until sonrasındaki zaman cümleciği gelecek anlam taşısa bile İngilizcede genellikle until we have örneğindeki gibi geniş zaman kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi won't ... until kalıbıyla tamamlayın: We probably ____ know the cause ____ the investigation is complete.

Cevabı göster

won't · until

Kelime

much more intimate understanding: çok daha derin ve ayrıntılı bir anlayış

Burada intimate, understanding sözcüğünün niteliğini açıklar. an intimate understanding of something, bir şeyin nasıl işlediğine yakından aşina olmaya dayanan derin ve ayrıntılı bir anlayış demektir; romantizm veya kişisel bir ilişki anlamına gelmez. Much, more intimate karşılaştırma yapısını güçlendirir. Bu nedenle ifade, gerekli anlayışın şu anda mevcut olandan çok daha derin ve ayrıntılı olması gerektiğini anlatır.

Alıştırma

a much more intimate understanding of the brain ifadesinde intimate ne anlama gelir?

  1. derin ve ayrıntılı
  2. kısa ve genel
  3. romantik
Cevabı göster

derin ve ayrıntılı

The good news is, Anlatım akışı

3:56

İyi haber şu ki,

there are effective treatments for OCD,

3:57

OKB için etkili tedaviler mevcuttur;

Anlatım akışı

The good news is: olumlu bir geçiş yapmak

The good news is, bir sorun veya endişe verici bir gerçek anlatıldıktan sonra konunun olumlu tarafını sunar. Burada dikkati OKB’nin ciddi bir durum olmasından, etkili tedavilerin bulunduğu gerçeğine çevirir. Bu yapıda is sözcüğünden sonraki yan cümle, iyi haberin tam olarak ne olduğunu açıklar. Buradaki news, televizyon ya da gazete haberi değil, sevindirici veya rahatlatıcı bilgi anlamına gelir.

Alıştırma

The good news is ifadesini olumlu bir geçiş yapmak için doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The good news is, where did you put the keys?
  2. The good news is, the repair will cost less than we expected.
  3. The good news is, the damage is getting worse.
Cevabı göster

The good news is, the repair will cost less than we expected.

including medications which increase serotonin in the brain

4:00

beyin hücreleri tarafından geri emilimini sınırlayarak

by limiting its reabsorption by brain cells, Dilbilgisi

4:03

beyindeki serotonini artıran ilaçlar,

Dilbilgisi

by limiting its reabsorption: by + -ing ile yöntemi açıklamak

by + fiilin -ing biçimi, bir sonucu oluşturan yöntemi veya mekanizmayı açıklar. Burada increase serotonin sonuçtur; by limiting its reabsorption ise ilacın bu sonucu nasıl oluşturduğunu açıklar. Its, serotonin sözcüğüne gönderme yapar; reabsorption ise serotoninin beyin hücreleri tarafından yeniden alınması anlamına gelir. Bu nedenle ifade serotoninin kendisini sınırlamayı değil, bu geri alımı azaltmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi by ve remove fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The filter cleans the water ____ tiny particles.

Cevabı göster

by removing

behavioral therapy that gradually desensitizes patients to their anxieties, Kelime

4:06

hastaları kaygılarına karşı kademeli olarak duyarsızlaştıran davranışsal terapiler,

Kelime

gradually desensitizes patients to their ...: hastaları … karşısında giderek daha az hassas hâle getirmek

Desensitize someone to something, bir kişiyi belirli bir tetikleyiciye karşı daha az hassas veya daha az tepkili hâle getirmek demektir. Burada davranışçı terapi, hastaların kaygılarıyla bağlantılı tetikleyicilere veya hislere verdiği tepkiyi azaltır. Kalıp desensitize + kişi + to + tetikleyici şeklindedir. Gradually, değişimin bir anda değil, tekrarlanan ve adım adım ilerleyen bir süreçte gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıptaki fiil ve edatla tamamlayın: Controlled exposure gradually ____ patients ____ feared situations.

Cevabı göster

desensitizes · to

and in some cases, Kalıp ifadeler

4:11

ve bazı durumlarda,

electroconvulsive therapy or surgery

4:12

elektrokonvülsif terapi veya ameliyat dahil olmak üzere

Kalıp ifadeler

and in some cases: bir iddianın kapsamını sınırlamak

In some cases, kapsamı sınırlayan bir ifadedir: ardından gelen tedavi seçeneklerinin her durumda değil, yalnızca belirli durumlarda geçerli olduğunu belirtir. And, bu sınırlı seçeneği önceki bilgilere bağlar. Tıbbi açıklamalarda ve tavsiyelerde bu ifade, mutlak bir yorumu önleyerek iddiayı daha kesin ve temkinli hâle getirir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: In some cases, ardından gelen iddianın her durumda doğru olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

when OCD doesn't respond to other forms of treatment. Kalıp ifadeler

4:15

OKB diğer tedavi biçimlerine yanıt vermediğinde.

Kalıp ifadeler

doesn't respond to other forms of treatment: diğer tedavi biçimlerine yanıt vermemek

Burada respond to, tedavi uygulandıktan sonra tıbbi bir etki görülmesi anlamına gelir. Bir rahatsızlık doesn't respond to a treatment ise o tedavi sayesinde yeterince iyileşmiyor demektir; bu, birine cevap vermek anlamına gelmez. Other forms of treatment, diğer tedavi yöntemleri demektir. İfade, tedavinin etkisiz kalmasını tarafsız biçimde anlatır ve hastanın iş birliği yapmayı reddettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede respond to, bir tedavinin etki göstermesi anlamına gelir?

  1. The rash responded well to the new cream.
  2. The doctor responded to my email this morning.
  3. Please respond to the invitation by Friday.
Cevabı göster

The rash responded well to the new cream.

Knowing that your own brain is lying to you Notlar

4:19

Kendi beyninizin size yalan söylediğini bilmek

while not being able to resist its commands Dilbilgisi

4:21

ve onun komutlarına direnememek

Dilbilgisi

Eksiltili while yan cümlesinde not being able to resist its ...

Not being able to + fiilin yalın hâli, o eylemi yapacak yetenekten veya kontrolden yoksun olmayı ifade eder. Burada not being able to resist its commands, emirlere karşı koyamamak ya da onları görmezden gelememek anlamına gelir; geniş cümlede its, brain sözcüğünü belirtir. being biçimindeki -ing yapısı, bu düşüncenin özneyi tekrarlamadan eş zamanlı bir durumu anlatan eksiltili while yan cümlesinde, while not being able to resist ..., yer almasını sağlar. Çekimli biçimde özne açıkça belirtilmelidir: while you cannot resist its commands.

Alıştırma

cannot resist ifadesini be able to ile olumsuz bir -ing yapısına dönüştürün: Nina read another chapter, ____ the temptation to continue.

Cevabı göster

not being able to resist

can be agonizing.

4:24

ıstırap verici olabilir.

Dilbilgisi

Knowing that ... while not being able to ... can be agonizing: bir deneyimi -ing yapısıyla değerlendirmek

Knowing that ... while not being able to ... biçimindeki -ing dizisinin tamamı can be agonizing ifadesinin öznesi olarak görev yapar. Birbiriyle bağlantılı iki deneyimi, konuşanın değerlendirebileceği tek bir bütün hâline getirir. Knowing kişinin neyi anladığını, not being able to ise aynı anda var olan bir kısıtlamayı sunar. While aynı zamanda acı veren karşıtlığı vurgular: kişi sorunu fark eder ama yine de ona karşı koyamaz. Knowing that ... while ... can be + adjective kalıbıyla başka karmaşık deneyimler de değerlendirilebilir.

Alıştırma

Kalıbı doğru -ing biçimleriyle tamamlayın: ____ that the team needs you while not ____ able to help can be frustrating.

Cevabı göster

Knowing · being

Deyimler

Your own brain is lying to you metaforu

Your own brain is lying to you ifadesi beyni kişileştirir: beyin, sanki bilerek yalan söyleyebilirmiş gibi sunulur. Bu cümlede düşüncelerin, duyguların veya alarm sinyallerinin gerçekle uyuşmadığını bilseniz bile ikna edici gelebileceği anlatılır. Own sözcüğü iç çatışmayı vurgular. Yanıltıcı mesaj kişinin kendi zihninden gelir; bu nedenle mesajın güvenilmez olduğunu fark etmek, ona karşı koymayı otomatik olarak kolaylaştırmaz.

Alıştırma

Cümledeki your own brain is lying to you ne anlama geliyor?

  1. Başka biri beyninize emirler gönderiyor.
  2. Beyniniz gerçekten konuşuyor ve bilerek yalan söylüyor.
  3. Zihniniz ikna edici fakat güvenilmez sinyaller üretiyor.
Cevabı göster

Zihniniz ikna edici fakat güvenilmez sinyaller üretiyor.

But with knowledge and understanding Dilbilgisi

4:26

Ancak bilgi ve anlayışla birlikte

comes the power to seek help,

4:28

yardım arama gücü de gelir

Dilbilgisi

With knowledge and understanding comes...: with öbeğinin öne alındığı devrik yapı

With X comes Y kalıbında, baştaki with öbeği bir koşulu, kaynağı veya değişimi sunar; Y ise onunla bağlantılı sonucu belirtir. Buradaki normal söz dizimi The power to seek help comes with knowledge and understanding şeklindedir. with öbeği başa alındığı için comes fiili, asıl dilbilgisel özne olan the power to seek help ifadesinden önce gelir. Bu devrik yapı önce knowledge and understanding ifadesini odak noktası yapar, ardından sonucu ortaya koyar. Cümleye dengeli ve vurgulu bir hava verdiği için konuşmalarda ve düşünsel yazılarda sık görülür.

Alıştırma

With X comes Y kalıbındaki doğru fiille cümleyi tamamlayın: With greater access ____ new responsibilities.

Cevabı göster

come

and future research into the brain

4:29

ve beyin üzerine yapılacak gelecekteki araştırmalar

may finally provide the answers we're looking for. Kalıp ifadeler

4:31

aradığımız cevapları nihayet sağlayabilir.

Kalıp ifadeler

finally provide the answers we're looking for: sonunda aradığımız yanıtları sağlamak

Provide the answers, bir sorunu çözen açıklamaları veya bilgileri sağlamak anlamına gelir. Buradaki answers sözcüğü mutlaka sınav yanıtlarını ifade etmez. We're looking for, answers sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki that ilgi zamiri atılmıştır. Tam biçim the answers that we're looking for şeklindedir. Finally, yanıtların uzun bir arayışın veya bekleyişin ardından gelebileceği düşüncesini ekler. Cümlenin tamamında may hâlâ olasılık bildirir; dolayısıyla araştırmanın sonucu bir vaat olarak değil, bir umut olarak sunulur.

Alıştırma

Yeni kanıtların insanların ihtiyaç duyduğu açıklamaları sağlayabileceğini doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. New evidence may finally provide the answers we're looking for.
  2. New evidence may finally answer the answers we're looking for.
  3. New evidence may finally provide the questions we're looking for.
Cevabı göster

New evidence may finally provide the answers we're looking for.