Dürtmeler: İkna etmenin sırları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, sağlıklı yiyeceklerin kolay erişilen yerlere konmasından daha kârlı seçeneklerin öne çıkarılmasına kadar, ince tasarım kararlarının davranışları nasıl yönlendirdiğini inceliyor. Topluma yararlı dürtmeleri manipülatif “sludge” uygulamalarıyla karşılaştırıyor, paternalizm ile özerklik kaygılarını ele alıyor ve dürtmenin değerinin kullanım biçimine bağlı olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a subtle way of altering — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir davranışı ya da durumu dolaylı ve göze batmayan biçimde değiştiren yöntemi anlatmayı öğrenin. “a subtle way of + -ing” yapısını, açık talimat veya zorlama olmadan sonucu etkileyen teknikleri açıklamak için farklı bağlamlara taşıyabilirsiniz. 2. mangy looking, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Kirli, bakımsız ya da çekici görünmeyen bir şeyi anlatan gayriresmî ve belirgin biçimde olumsuz ifadeyi tanıyın. Argo çağrışımını kavramak, görsel tasarımın ticari bir seçeneği nasıl kasıtlı olarak itici gösterdiğini anlamanızı ve ifadeyi tarafsız resmî yazıda kullanmamanızı sağlar. 3. neither good nor bad. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbirine paralel iki değerlendirmeyi de reddederek dengeli bir tutum belirtmek için “neither… nor…” yapısını kullanın. Bu kalıp, bir aracı onun kullanılma biçiminden ayırmaya ve etik konuları kesin hüküm vermeden tartışmaya yardımcı olur.
Bu derste
this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Bu, BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Have you ever been sent a text reminding you about a doctor's appointment Dilbilgisi
0:12Hiç doktor randevunuzu hatırlatan bir mesaj aldınız mı
Have you ever been sent: edilgen bir deneyimi sormak
Have you ever been sent ...? deneyim soran present perfect kalıbı Have you ever ...? ile edilgen be sent biçimini birleştirir. Geçmişten şu ana kadar herhangi bir zamanda birinin size bir şey gönderip göndermediğini sorar; burada sorulan, bir hatırlatma mesajı alıp almadığınızdır. Have you ever been + geçmiş zaman ortacı ...? kalıbında özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen kişidir. Bu kalıbı asked, told, invited veya given ile de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle daha önce bir hatırlatma alıp almadığınızı sorar?
- Have you ever been sent a reminder?
- Have you ever sent a reminder?
- Have you ever sending a reminder?
Cevabı göster
Have you ever been sent a reminder?
a text reminding you about: bir ismi niteleyen -ing öbeği
a text reminding you about ... ifadesinde -ing öbeği reminding you about a doctor's appointment, a text ifadesini niteler. Mesajın ne yaptığını, yani hatırlatma işlevini açıklar. Cümledeki ayrı bir ana eylem değildir. Bu kısa isim + -ing öbeği çoğu zaman bir ilgi cümleciğine dönüştürülebilir: a text that reminds you about .... Bir nesnenin, mesajın veya kişinin ne yaptığını eklemek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İsim öbeğini tamamlamak için remind fiilinin -ing biçimini kullanın: I received a message ____ me about the trip.
Cevabı göster
reminding
or impulsively bought something on the internet because there was only one left? Notlar
0:16veya internette sadece bir tane kaldığı için dürtüsel olarak bir şey satın aldınız mı?
impulsively bought: ani bir dürtüyle satın almak
Impulsively bought, birinin ani bir dürtüyle ve iyice düşünmeden bir şey satın aldığı anlamına gelir. Bu cümlede düşük stok uyarısı, planlanmamış bu kararı tetikler; impulsively, “hızlıca” demek değildir. Impulsively zarfı bought fiilini niteler ve satın alma kararının nasıl ya da neden verildiğini açıklar. Ani bir duygunun yönlendirdiği eylemleri anlatmak için impulsively + geçmiş zamanlı eylem kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “ani bir dürtüyle, dikkatlice düşünmeden satın aldı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya had not planned to shop, but after seeing the flash sale, she ____ the headphones.
Cevabı göster
impulsively bought
there was only one left? — yalnızca bir ürün kaldığını söylemek
There was only one left, geçmişte belirli bir anda yalnızca bir ürünün kaldığını there was yapısıyla belirtir. Only sayıyı birle sınırlar; left burada right sözcüğünün karşıtı olan “sol” değil, “kalan” anlamındadır. Şimdiki durumlar için there is/are ... left, geçmiş durumlar için there was/were ... left kullanın. One ile is veya was, çoğul miktarlarla are veya were kullanılır: There are two tickets left. Alışveriş veya bilet satışı bağlamında only ... left genellikle az sayıda ürün ya da yer kaldığını belirtir ve insanlara hemen harekete geçmeleri gerektiğini hissettirebilir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca bir tane kalmıştı” anlamına gelen beş sözcüklü there be yapısıyla tamamlayın: We wanted cinnamon rolls, but when we reached the bakery, ____.
Cevabı göster
there was only one left
If any of these have happened to you: örnekleri sonuçtan önce gruplandırmak
If any of these have happened to you yan cümlesi, daha önce bahsedilen birkaç durumu tek bir koşul altında toplar. these sözcüğü o listeye gönderme yapar; any of these ise listedeki tek bir durumun bile yeterli olduğunu belirtir. Present perfect yapısındaki have happened, bu durumları şu ana kadarki deneyimler olarak sunar. if yan cümlesi then sonrasındaki sonucu hazırlar; böylece If any of these ..., then ... kalıbı örneklerden bir yargıya açıkça geçer.
Alıştırma
Örnekte If any of these have happened to you ne anlama gelir?
- Daha sonra tamamen yeni bir şey olursa
- Yalnızca az önce bahsedilen durumların hepsi başınıza geldiyse
- Az önce bahsedilen durumlardan yalnızca biri bile başınıza geldiyse
Cevabı göster
Az önce bahsedilen durumlardan yalnızca biri bile başınıza geldiyse
you've been nudged: seçim üzerinde dolaylı etki
Burada you've been nudged, seçiminizin hafif ve dolaylı bir biçimde etkilendiği anlamına gelir. Birinin sizi fiziksel olarak ittiği anlamına gelmez. you've been nudged, present perfect edilgen yapısındadır; bu nedenle odak, etkiyi alan kişi olarak sizin üzerinizdedir. Davranış, tasarım, iş dünyası veya kamu politikası tartışmalarında nudge, diğer seçenekleri kullanılabilir bırakırken hatırlatmalarla ya da seçeneklerin sunuluş biçimiyle davranışı yönlendirir.
Alıştırma
Yargılayın: Bir internet sitesi bir planı 'en popüler' olarak işaretliyor, ancak insanların istedikleri planı seçmesine izin veriyor. Buna nudge denebilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
A nudge is a subtle way of altering human behavior. Kalıp ifadeler
0:26Dürtme (nudge), insan davranışını değiştirmenin ince bir yoludur.
a subtle way of altering: dolaylı bir yöntemi anlatmak
A subtle way of altering... bir şeyi nazikçe veya etkiyi açıkça belli etmeden değiştiren bir yöntem anlamına gelir. Burada hem yöntemi hem de sonucunu belirterek nudge kavramını tanımlamaya yardımcı olur. a way of + -ing kalıbı, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklamak için kullanışlıdır. Subtle, “fark edilmesi zor” veya “dolaylı” demektir; değişikliğin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: Soft lighting can be ____ the mood in a room.
Cevabı göster
a subtle way of altering
to encourage or nudge people into making choices Kalıp ifadeler
0:35insanları hem kendilerine hem de bir bütün olarak topluma fayda sağlayan kararlar almaya
that benefit themselves and society as a whole. Kalıp ifadeler
0:40teşvik etmenin veya dürtmenin güçlü bir yoludur.
nudge people into making choices: bir eylemi dolaylı olarak teşvik etmek
Nudge people into making choices, nudge + someone + into + -ing kalıbını izler. İnsanları bir eylemde bulunmaya daha yatkın hâle getirecek şekilde dolaylı olarak etkilemek anlamına gelir; buradaki eylem making choices ifadesidir. Bu ifade doğrudan bir emirden çok nazik bir hatırlatmayı veya özel olarak düzenlenmiş bir durumu anlatır. Into burada bir edattır; bu nedenle ardından make değil making gelir.
Alıştırma
Cümleyi nudge someone into doing something kalıbıyla tamamlayın. Kişi olarak workers, eylem olarak take kullanın: The reminder can ____ regular breaks.
Cevabı göster
nudge workers into taking
society as a whole: toplumun bir bütün olarak ele alınması
Society as a whole, yalnızca belirli kişileri veya kuruluşları değil, toplumu tek ve eksiksiz bir grup olarak ele almak anlamına gelir. as a whole ifadesi society topluluk adından sonra gelir ve odağı ayrı üyelerden grubun tamamına kaydırır. Bu cümlede seçimlerin hem onları yapan kişilere hem de daha geniş anlamda toplumun tamamına yarar sağladığı söyleniyor.
Alıştırma
“Toplumun tek bir grup olarak ele alınması” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Good public transport can benefit ____, not only daily commuters.
Cevabı göster
society as a whole
Imagine the government want people to eat better. Anlatım akışı
0:44Hükümetin insanların daha iyi beslenmesini istediğini hayal edin.
Imagine: varsayımsal bir durum sunmak
Cümlenin başındaki Imagine, dinleyiciyi varsayımsal bir durumu zihninde canlandırmaya davet eder. Biçim olarak emir kipindedir, ancak buradaki amacı durumun gerçek olduğunu bildirmek değil, bir örnek oluşturmaktır. Bu giriş açıklamayı iki adımda düzenler: önce zihinsel bir sahne oluşturur, ardından konuşmacı bu sahnede neler olacağını açıklayabilir. Imagine sözcüğünden sonra doğrudan tam bir yan cümle gelebilir; that isteğe bağlıdır.
Alıştırma
Örnek cümlenin başındaki Imagine ne işe yarar?
- Durumun zaten gerçekleştiğini bildirir.
- Dinleyicinin düşünmesi için varsayımsal bir durum sunar.
- Dinleyiciden hükümetin gerçek bir kararını hatırlamasını ister.
Cevabı göster
Dinleyicinin düşünmesi için varsayımsal bir durum sunar.
It might encourage supermarkets Dilbilgisi
0:47Süpermarketleri, sağlıklı atıştırmalıkları kasaya yakın,
to put healthy snacks in easy-to-reach shelves Kalıp ifadeler
0:48kolay erişilebilir raflara koymaya teşvik edebilir
might encourage supermarkets to put: dolaylı bir etkiyi temkinli biçimde öngörmek
It might encourage supermarkets to put... ifadesindeki It, daha önce sözü edilen hükümeti gösterir. Cümle, hükümetin süpermarketlerin atıştırmalıkları belirli bir yere koyma olasılığını artırabileceğini anlatır; burada encourage, mutlaka övmek ya da doğrudan emir vermek değil, etkilemek veya motive etmek anlamındadır. Kalıp might + encourage + kişi ya da kurum + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Might olası bir sonucu gösterir; bu nedenle ifadeyi will kullanımına göre daha az kesin yapar. Burada geçmiş zaman işareti değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kuralın mağazaları bir eylemde bulunmaya yöneltebileceğini doğru biçimde anlatır?
- The rule might encourages shops to displaying healthier choices.
- The rule might encourage shops to display healthier choices.
- The rule might encourage shops display healthier choices.
Cevabı göster
The rule might encourage shops to display healthier choices.
easy-to-reach shelves: isimden önce kullanılan birleşik sıfat
easy-to-reach shelves ifadesinde easy-to-reach, shelves sözcüğünü niteleyen tek bir birleşik sıfattır. Rafların, insanların üzerlerindeki ürünlere zorlanmadan ulaşabileceği biçimde konumlandırıldığını anlatır. Kısa çizgiler, easy, to ve reach sözcüklerinin isimden önce birlikte çalıştığını gösterir. Bir bağlayıcı fiilden sonra aynı anlam genellikle kısa çizgisiz yazılır: The shelves are easy to reach.
Alıştırma
Cümleyi easy, to ve reach sözcüklerinden oluşan üç sözcüklü birleşik sıfatla tamamlayın: Put the emergency button in an ____ place.
Cevabı göster
easy-to-reach
out of sight: insanların göremeyeceği bir yerde
Out of sight, bir kişinin veya nesnenin görülemeyen bir yerde olması demektir. Burada çikolatalar müşterilerin görüş alanından saklanır; böylece dikkat çekme olasılıkları azalır. Bu ifade hide, keep veya put gibi fiillerle kullanıldığında çoğu zaman bir şeyi bilinçli olarak görüş alanının dışına taşımayı anlatır.
Alıştırma
Anahtarların görülemeyeceğini belirten ifadeyi seçin: Please keep the spare keys ___ when guests arrive.
- in sight
- at first sight
- out of sight
Cevabı göster
out of sight
Shoppers are being nudged to eat better. Dilbilgisi
0:55Müşteriler, daha iyi beslenmeleri için dürtülüyorlar.
are being nudged: şimdiki zamanın edilgen biçimi
Are being nudged, are + being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki şimdiki zamanın edilgen biçimidir. Alışveriş yapanlar eylemi alan taraftır ve being, etkinin şu anda devam ettiğini gösterir. Buradaki nudge mecazidir: mağazanın tasarımı insanlara emir vermek veya onları zorlamak yerine, daha sağlıklı seçimlere doğru nazikçe yönlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, müşterilerin şu anda nazik bir yönlendirme aldığını göstermek için şimdiki zamanın edilgen biçimini kullanır?
- Customers are being nudged to choose reusable bags.
- Customers are nudged to choose reusable bags.
- Customers are nudging others to choose reusable bags.
Cevabı göster
Customers are being nudged to choose reusable bags.
that's the idea anyway: amacı kabul ederken çekince koymak
That's the idea, amaçlanan sonucu veya planı belirtir. Cümle sonundaki anyway küçük bir çekince ekler: Gerçekler buna uymasa bile en azından düşünce budur. Bir iddiadan sonra kullanılan bu ifadenin tamamı, konuşanın kesinliğini azaltabilir ve dinleyiciyi bir sorun ya da karmaşıklığa hazırlayabilir. Burada anyway esas olarak konuyu değiştirmez.
Alıştırma
Bu örnek hakkındaki ifadeyi değerlendirin: The filter should block spam. That's the idea anyway. Konuşan kişi filtrenin çalışacağını garanti ediyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
But often nudging is used less to benefit society Dilbilgisi
1:01Ancak çoğu zaman dürtme, topluma fayda sağlamaktan ziyade
and more to make money for big business. Kelime
1:05büyük işletmeler için para kazandırmak amacıyla kullanılıyor.
less to benefit society and more to make money: amaçları karşılaştırmak
less to A and more to B kalıbı iki amacı karşılaştırır. A'yı daha zayıf veya daha az önemli amaç, B'yi ise daha güçlü veya daha önemli amaç olarak sunar. İki taraf paralel kalmalıdır: less to benefit... and more to make.... Bu kullanım, asıl amacı eleştirel biçimde yeniden tanımlar ancak A'nın hiçbir rolü olmadığını kesin olarak söylemez.
Alıştırma
Ürün satmanın asıl amaç olduğunu göstermek için cümleyi less...and more... kalıbıyla tamamlayın: The campaign was designed ____ inform people and ____ sell products.
Cevabı göster
less to · more to
big business: büyük şirketler ve çıkarları
Burada big business, büyük şirketlerin ticari çıkarları ve etkileriyle birlikte bir grup olarak ele alınması anlamına gelir. Alışılmadık derecede büyük tek bir satış anlamına gelmez. Bu ifade kimin fayda sağladığını gösterir: Cümle, dürtme yaklaşımının topluma fayda sağlamak yerine güçlü şirketler için kâr oluşturabileceğini düşündürüyor.
Alıştırma
Hangi cümlede big business, güçlü bir grup olarak hareket eden büyük şirketler anlamına gelir?
- The bakery grew into a big business.
- The new tax rules were welcomed by big business.
- The store made a large sale before closing.
Cevabı göster
The new tax rules were welcomed by big business.
And it happens more often than people realize. Kalıp ifadeler
1:08Ve insanların fark ettiğinden çok daha sık gerçekleşiyor.
more often than people realize: hafife alınan bir sıklığı belirtmek
Bu cümlede more often than people realize, olayın çoğu insanın fark ettiğinden daha sık yaşandığı anlamına gelir. Burada realize, «farkına varmak veya anlamak» demektir; «bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak» anlamına gelmez. more often than + yan cümle yapısı, gerçek sıklığı insanların bu konudaki bilgisiyle karşılaştırır. Konuşanlar bu yapıyı çoğu zaman gizli veya hafife alınan bir örüntüye dikkat çekmek için kullanır.
Alıştırma
Cümleyi «çoğu insanın fark ettiğinden daha sık» anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Small misunderstandings happen ____.
Cevabı göster
more often than people realize
we'll be asking whether: ana tartışma sorusunu sunmak
we'll be asking whether... programın inceleyeceği ana soruyu ortaya koyar. Burada asking, bir kişiden hemen cevap istemek değil, soruyu araştırmak veya tartışmak anlamına gelir. Gelecekte devam eden yapıyı kullanan we'll be asking, araştırmanın program boyunca gelişeceğini gösterir. Whether, evet ya da hayırla ele alınabilen konuyu getirir: bu fikir bugün hâlâ geçerli mi?
Alıştırma
Bu program girişinde we'll be asking whether ne işe yarıyor?
- Programın cevabı zaten kanıtladığını söyler.
- Belirli bir konuktan hemen cevap vermesini ister.
- Programın inceleyeceği ana evet-hayır sorusunu sunar.
Cevabı göster
Programın inceleyeceği ana evet-hayır sorusunu sunar.
the idea behind nudging: bir uygulamanın arkasındaki düşünce
the idea behind nudging, dürtme yaklaşımını yönlendiren düşünce, amaç veya ilke anlamına gelir. Behind burada soyuttur: bir uygulamayı onun altında yatan düşünceyle ilişkilendirir, fiziksel bir konumu göstermez. Tekrar kullanılabilen the idea behind + isim veya -ing biçimi, bir politikanın, ürünün, teorinin ya da eylemin neden oluşturulduğunu tartışmanızı sağlar. Bu cümlede, davranışları iyi yönde etkilemeyle ilgili sonraki ifade bu temel düşünceyi açıklar.
Alıştırma
Hangi ifade bir politikayı yönlendiren gerekçe veya amacı belirtir?
- the person behind the policy
- the idea of adopting a policy
- the idea behind the policy
Cevabı göster
the idea behind the policy
Another example of nudging happened in Woolwich,
1:27Dürtmenin başka bir örneği Woolwich'te yaşandı,
and particularly with shop windows being smashed. Dilbilgisi
1:36özellikle de mağaza vitrinlerinin kırılmasıyla ilgili bir sorun yaşıyordu.
an area of London which ... had a problem with: yer hakkında arka plan eklemek
Burada an area of London, Woolwich’i başka sözlerle tanıtan açıklayıcı bir isim grubudur: Woolwich’in nasıl bir yer olduğunu hemen söyler. Ardından gelen which in 2011 had a problem with ... ilgi cümleciği bu bölge hakkında arka plan bilgisi ekler. “Yer adı, a/an + yer açıklaması + which ...” kalıbı, dinleyicinin bilmeyebileceği bir yeri tanıtırken kullanışlıdır. Which cümleciği aynı yeri anlatmaya devam eder; yeni bir yer sunmaz.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm cümlede ne işe yarıyor?
- Woolwich ile ilgisi olmayan başka bir bölgeyi tanıtır.
- Woolwich’in Londra’nın bir parçası olduğunu belirtir ve bölge hakkında arka plan bilgisi ekler.
- Londra’nın tamamında tamamen aynı sorun olduğunu söyler.
Cevabı göster
Woolwich’in Londra’nın bir parçası olduğunu belirtir ve bölge hakkında arka plan bilgisi ekler.
Britanya’daki kamu düzeni bağlamlarında antisocial behavior
Bu cümlede antisocial behavior; mala zarar verme, tehdit veya tekrarlanan kamusal rahatsızlıklar gibi başkalarına ya da topluma zarar veren veya ciddi biçimde rahatsızlık yaratan davranışlar anlamına gelir. Ardından mağaza vitrinlerinin kırılmasından söz edilmesi, burada kamu düzeniyle ilgili anlamın kullanıldığını gösterir. Bu ifade utangaç, içe dönük veya sosyal ortamlarda gergin olmak anlamına gelmez. Britanya’daki yerel yönetim ve haber bağlamlarında genellikle mala zarar veren ya da ortak alanları güvensiz veya rahatsız edici hâle getiren davranışları adlandırır.
Alıştırma
Özgün cümlede antisocial behavior ne anlama geliyor?
- Mala zarar veren veya toplumu ciddi biçimde rahatsız eden davranış
- Başka insanlarla konuşurken kaygı duymak
- Partiler yerine sessiz etkinlikleri tercih etmek
Cevabı göster
Mala zarar veren veya toplumu ciddi biçimde rahatsız eden davranış
shop windows being smashed: -ing edilgen yapısı
shop windows being smashed ifadesinde shop windows isim öbeği eylemden etkilenen taraftır. Being + past participle, -ing biçiminde edilgen yapı kurar; bu nedenle smashed, vitrinlerin eylemi yaptığı değil, biri tarafından zarar gördüğü veya kırıldığı anlamına gelir. a problem with ... kalıbında with sonrasında bu yapı, endişe yaratan durumu adlandırır. Devam eden bir olayı anlatabilir; ancak burada geçmişteki sorunun genel bağlamı, tekrarlanan olaylara işaret eder. Vitrinlerin tam o anda kırılıyor olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi steal fiilinin -ing edilgen biçimiyle tamamlayın: The office had a problem with laptops ____.
Cevabı göster
being stolen
The local authority: Britanya'da yerel bir idari kurum
Britanya'daki kamu işleri bağlamında the local authority, bir bölgeden sorumlu yerel yönetim veya kamu idari kurumudur. Burada Woolwich için bir çözüm seçip uygulayabilecek kurumdan söz edilir. Authority burada soyut “güç” fikrini veya saygı duyulan bir kişiyi değil, bir kurumu adlandırır. The artikeli, o bölgeden sorumlu ilgili kuruma işaret eder.
Alıştırma
“The local authority approved the new recycling plan,” cümlesinde The local authority ne anlama gelir?
- Yerel halkın tamamı
- Saygı duyulan yerel bir uzman
- Yerel yönetim veya kamu idari kurumu
Cevabı göster
Yerel yönetim veya kamu idari kurumu
to fix the problem by painting pictures: amaç ve yöntemi belirtme
to fix the problem mastar yapısı kararın amacını, yani yerel yönetimin neyi başarmak istediğini belirtir. by painting pictures bölümü ise bu amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Bir eylemin nasıl sonuç verdiğini açıklamak için by + fiilin -ing biçimi kullanılır: fix a problem by doing something. Burada by, “bu yöntemle” anlamına gelir; bir yeri veya eylemi yapan kişiyi belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi by ve install fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: They tried to fix the security problem ____ a stronger lock.
Cevabı göster
by installing
I guess barking dogs would keep the window breakers away. Notlar
1:55sanırım havlayan köpekler cam kıranları uzak tutardı.
I guess: bir iddiayı daha az kesin ifade etme
I guess, konuşanın tamamen emin olmadığı bir düşünceyi veya cevabı belirtir. İddianın gücünü azaltır: cümlenin geri kalanı doğrulanmış bir gerçek olarak değil, muhtemel bir fikir olarak sunulur. Bu cümlede konuşan kişi olası bir cevap seçiyor. Buradaki kullanım, “En iyi tahminim...” anlamına yakındır; “Biliyorum ki...” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cevap kapanış saatini açıkça kesin olmayan bir tahmin olarak sunuyor?
- The museum definitely closes at five.
- I guess the museum closes at five.
- I checked: the museum closes at five.
Cevabı göster
I guess the museum closes at five.
would keep ... away: varsayımsal durumda beklenen sonuç
would keep the window breakers away ifadesinde would + fiilin yalın hâli, konuşanın varsayımsal bir durumda beklediği sonucu anlatır. Burada would geçmiş zamanı göstermez; I guess, sonucu bir gerçek değil tahmin olarak sunar. keep + kişi + away kalıbı, o kişinin yaklaşmasını engellemek anlamına gelir. Yaklaşılmaması gereken yeri ya da şeyi belirtmek için from + yer veya nesne eklenir.
Alıştırma
Tahmini would keep ... away ile tamamlayın: If the museum displayed a warning sign, it ____ visitors ____ the fragile door.
Cevabı göster
would keep · away from
I'll reveal the correct answer later in the program. Kalıp ifadeler
2:00Doğru cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
reveal the correct answer: doğru cevabı açıklamak
Reveal the correct answer, daha önce gizli tutulan, açıklanmayan ya da bilinmeyen cevabı duyurmak anlamına gelir. Bu cümlede sunucu, programın ilerleyen bölümünde merakı sona erdireceğini söylüyor. Reveal, bilginin bilinmiyor durumdan biliniyor duruma geçmesini vurgular. Yalnızca say the answer demekten daha kasıtlı ve biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Bir cevabın şimdiye kadar bilinmediğini ve artık açıklanacağını en iyi hangi ifade vurgular?
- reveal the correct answer
- guess the correct answer
- repeat the correct answer
Cevabı göster
reveal the correct answer
Nudging started in 2008 with the publication Anlatım akışı
2:03Dürtme (nudge) kavramı 2008 yılında,
started in 2008 with the publication of ...: tarih ve başlangıç olayı
started in 2008 başlangıcı bir zaman çizgisine yerleştirir. Ardından with the publication of a book, bu başlangıca eşlik eden veya başlangıcı belirleyen olayı adlandırır. Buradaki with, bir şeyi kitap kullanarak yapmak değil, olay gerçekleştiğinde veya o olayla birlikte anlamındadır. Tekrar kullanılabilen X started in [year] with [event] kalıbı bir kökeni iki adımda düzenler: önce tarih, sonra başlangıç noktası olan olay. Fikirlerin, hareketlerin, projelerin ve eğilimlerin kısa tarihçelerinde sık görülür.
Alıştırma
Örnekteki with the publication of a book ne işe yarar?
- Kitabı yazmak için kullanılan aracı açıklar.
- Kitabın dürtme yaklaşımı sona erdikten sonra yayımlandığını gösterir.
- Başlangıcı belirleyen olayı adlandırır.
Cevabı göster
Başlangıcı belirleyen olayı adlandırır.
Kişi adından önce kullanılan Nobel Prize-winning economist
Nobel Prize-winning economist, Richard Thaler'ın mesleğini ve önemli bir başarısını belirtmek için Professor Richard Thaler ifadesinden önce kullanılan bir isim öbeğidir. Ana isim economist sözcüğüdür; Nobel Prize-winning bunu niteler ve Nobel Ödülü kazanmış bir ekonomist anlamına gelir. Haberlerde ve tanıtımlarda bu tür bir açıklama, adı verilen kişinin neden konuyla ilgili veya güvenilir olduğunu hızlıca gösterir. Bu, kişi hakkında arka plan bilgisidir; ödülün kitabın yayımlandığı sırada kazanıldığını söylemez.
Alıştırma
Nobel Prize-winning economist ifadesi Richard Thaler hakkında ne anlatıyor?
- Nasıl ödül kazanılacağını araştıran bir ekonomisttir.
- Nobel Ödülü kazanmış bir ekonomisttir.
- Nobel Prize adlı bir kitap yayımlamıştır.
Cevabı göster
Nobel Ödülü kazanmış bir ekonomisttir.
Professor Thaler's ideas about how to gently persuade Kalıp ifadeler
2:11Profesör Thaler'ın insanları iyi kararlar almaya
became known as nudge theory. Kalıp ifadeler
2:17dürtme teorisi (nudge theory) olarak bilinmeye başlandı.
persuade people into making good decisions: insanları iyi kararlar almaya ikna etmek
Persuade someone into doing something, birini başarılı bir şekilde etkileyip onun bir eylemi gerçekleştirmesini sağlamak demektir. Burada people, persuade fiilinin nesnesidir; making good decisions ise yönlendirildikleri eylemdir. Into bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: into making doğrudur, into make değildir. Gently, amacın zorlamak değil nazikçe yönlendirmek olduğunu gösterir.
Alıştırma
Yapıyı tamamlamak için try fiilini doğru biçimde kullanın: The coach persuaded Lena into ____ the difficult jump again.
Cevabı göster
trying
became known as nudge theory: dürtme teorisi olarak bilinmeye başladı
Became known as, insanların daha sonra bir şey için belirli bir ad veya etiket kullanmaya başladığını belirtir. Became zaman içindeki bir değişimi, as ise yeni ad olan nudge theory ifadesini gösterir. Known as yapısını bir ad, unvan veya kimlikten önce kullanın. Bu yapı “Adı neydi?” sorusuna cevap verir; “Neden ünlüydü?” sorusuna değil.
Alıştırma
Cümleyi bir adı tanıtan edatla tamamlayın: The school project became known ____ Bright Ideas.
Cevabı göster
as
Here's Rory explaining more ile sıradaki açıklamaya geçiş
Here's + kişi + -ing yapısı, belirtilen eylemi yapan kişiyi sunar. Bu cümlede Here's Rory explaining more, dinleyicilere birazdan Rory'nin açıklamasını duyacaklarını bildirir. Yayınlarda, videolarda ve sunumlarda bu kalıp bir devir işlevi görür: dikkati mevcut konuşmacıdan başka bir kişiye veya bir bölüme yöneltir. explaining more ayrıca sıradaki bölümün ne yapacağını önceden belirtir.
Alıştırma
Bu yayın cümlesinde Here's Rory explaining more ne işe yarıyor?
- Programın tamamının sona erdiğini bildirir.
- Dinleyicilerin birazdan duyacağı açıklamayı tanıtır.
- Rory'nin fiziksel olarak sunucunun yanında durduğunu söyler.
Cevabı göster
Dinleyicilerin birazdan duyacağı açıklamayı tanıtır.
Let's say ile varsayımsal bir örnek sunmak
Bu cümlede Let's say, varsayalım veya şöyle bir örnek düşünelim anlamına gelir; birlikte konuşma daveti değildir. Ardından gelen yan cümle, konuşmacının bir fikri açıklayabilmesi için olası bir durum kurar. Dinleyicilerden geçici bir varsayımı kabul etmelerini istemek için Let's say + yan cümle kalıbını kullanın. Durumun gerçek olması gerekmez.
Alıştırma
Let's ile başlayan ve varsayımsal bir örnek sunan iki kelimelik ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the train is delayed by an hour. What would you do?
Cevabı göster
Let's say
profitable option: para kazandıran seçenek
Bu cümlede profitable option, şirket ya da reklamveren için daha fazla kâr getirmesi beklenen seçenek anlamına gelir. Profitable, o seçeneğin tercih edilmesinin mali sonucunu anlatır. Yalnızca müşteri için yararlı ya da iyi olduğu anlamına gelmez. İfadeyi yorumlarken bu seçenekten kimin para kazanmasının beklendiğine bakın.
Alıştırma
Cümlede profitable option en doğru biçimde ne anlama geliyor?
- Şirkete para kazandırması beklenen bir seçenek
- Müşterinin en kolay anlayacağı bir seçenek
- Müşteri için en sağlıklı olan bir seçenek
Cevabı göster
Şirkete para kazandırması beklenen bir seçenek
kind of gray ... kind of mangy looking: betimlemeyi yumuşatmak
Burada kind of, doğrudan gray ve mangy looking ifadelerinin önüne gelir. Biraz veya bir bakıma anlamını vererek iki betimlemeyi de daha az kesin ve daha az iddialı yapar. Kind of ifadesinin tekrarlanması, konuşanın o anda yaklaşık sözcükler seçtiği izlenimini veren rahat ve doğaçlama bir hava oluşturur. Bu, kind of ifadesinin zarf işlevli kullanımıdır; kategori bildiren a kind of + noun yapısı değildir.
Alıştırma
'The room felt kind of dark' cümlesinde kind of nasıl bir etki yaratıyor?
- Dark sözcüğünü yaklaşık ve daha az kesin bir betimleme hâline getirir.
- Odanın tamamen karanlık hâle geldiğini gösterir.
- Belirli bir karanlık türünü tanıtır.
Cevabı göster
Dark sözcüğünü yaklaşık ve daha az kesin bir betimleme hâline getirir.
mangy looking: eski püskü ve itici görünen
Burada mangy looking, bir şeyin kirli, yer yer bozulmuş, eski püskü ve itici göründüğünü söylemenin gündelik ve olumsuz bir yoludur. Mangy aslında uyuz olmuş ya da tüyleri sağlıksız görünen bir hayvanı anlatır, ancak nesneler için de mecaz anlamda kullanılabilir. Bu cümlede daha az kârlı seçenek, daha az çekici görünmesi için gri ve eski püskü hâle getiriliyor. İfade gerçek bir hastalığı değil, bilerek bakımsız gösterilen bir görünümü anlatıyor.
Alıştırma
Cümlede mangy looking, daha az kârlı seçeneğin nasıl göründüğünü anlatıyor?
- Parlak ve değerli görünüyor.
- Eski püskü ve itici görünüyor.
- Temiz ve bakımlı görünüyor.
Cevabı göster
Eski püskü ve itici görünüyor.
not necessarily used: kullanılması garanti değil
not necessarily used ifadesinde not, used kelimesini doğrudan olumsuz yapmak yerine necessarily kelimesini olumsuz yapar. Tüketicinin yararına kullanılmasının garanti olmadığını anlatır; böyle kullanılması mümkündür, ancak cümle bunu kesin olarak söylemez. Bu sözler, a nudge that is not necessarily used in the best interests of the consumer ifadesine eşdeğer kısaltılmış bir edilgen tanımlamadır. Bu kullanım eleştiriyi kesin değil, temkinli hâle getirir: Konuşan kişi bu kullanımın tüketiciye yarar sağlayıp sağlamadığını sorgular, kesinlikle sağlamadığını iddia etmez.
Alıştırma
Yeni cümleyi not necessarily used ifadesinin ilk iki kelimesiyle tamamlayın: The most popular answer is ____ the correct answer.
Cevabı göster
not necessarily
in the best interests of the consumer: tüketicinin yararına olacak şekilde
In the best interests of the consumer, “tüketicinin refahı, hakları veya genel yararı açısından en iyi olacak şekilde” demektir. Buradaki interests, hobileri değil yararları ve hakları ifade eder. Not necessarily used in the best interests of the consumer, yönlendirmenin tüketici için en iyi olana değil, başka birinin amacına hizmet edebileceğini belirtir. Aktarılabilir kalıp in the best interests of + kişi veya grup şeklindedir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi tamamlayın: The doctor made the choice ____ the patient.
Cevabı göster
in the best interests of
Advertisers use colors to nudge customers Kalıp ifadeler
2:48Reklamcılar, müşterileri kârlı seçeneğe,
the one which is the most likely to make money. Kalıp ifadeler
2:53dürtmek için renkleri kullanırlar.
nudge customers towards + hedef: müşterileri bir seçeneğe yönlendirmek
Nudge customers towards the profitable option, nudge + kişi + towards + hedef kalıbını kullanır. Müşterilere doğrudan emir vermeden veya onları zorlamadan, bu seçeneği tercih etme ihtimallerini artıracak şekilde hafifçe etkilemek demektir. Towards yalnızca fiziksel hareket yönünü değil, bir seçimi veya eğilimi de anlatabilir. Buradaki varış noktası bir karardır: kârlı seçenek.
Alıştırma
Hangi cümle nudge someone towards + hedef isim öbeği kalıbını kullanıyor?
- The signs nudged visitors towards the quieter entrance.
- The signs forced visitors to use the quieter entrance.
- The signs nudged visitors into choosing the quieter entrance.
Cevabı göster
The signs nudged visitors towards the quieter entrance.
Para kazanma olasılığı en yüksek seçenek
Be likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma veya yaşama ihtimali yüksek olmak demektir. Burada likely to make money, bir seçeneğin kâr getirme olasılığını anlatır; likely olasılık bildirir, beğenme veya tercih değil. Most, mevcut seçenekler arasında karşılaştırma yapar. The most likely to make money, para kazandırma ihtimali en yüksek görülen seçenektir; bu, kesinlikle kazandıracağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “en yüksek olasılık” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Of all four plans, this one is the ____ make money.
Cevabı göster
most likely to
whereas less profitable options are made to look mangy, Dilbilgisi
2:59daha az kârlı seçeneklerin "mangy" (pejmürde) görünmesi sağlanır,
a slang word meaning dirty and unattractive. Kelime
3:04bu kirli ve çekici olmayan anlamına gelen argo bir kelimedir.
whereas ... are made to look mangy: karşıtlık ve bilerek oluşturulan görünüm
Whereas, belirgin bir karşıtlığın ikinci tarafını tanıtır. Bir grubun parlak ve çekici görünümünü daha az kârlı seçeneklerin görünümüyle karşılaştırır. Are made to look, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısının edilgen biçimidir: Birisi seçenekleri belirli bir şekilde görünecek biçimde tasarlar veya sunar. Mangy burada gayriresmîdir ve kirli, bakımsız ve çekici olmayan anlamına gelir; ifade seçeneklerin gerçek durumunu değil, bilerek oluşturulan görünümü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi whereas ve make fiilinin edilgen yapısıyla tamamlayın: The premium package looks generous, ____ the basic one is ____ look inadequate.
Cevabı göster
whereas · made to
a slang word meaning ...: sözcüğün argo olduğunu belirtip anlamını açıklamak
a slang word meaning X kalıbının iki görevi vardır: slang, sözcüğü gayriresmî olarak etiketler; meaning X ise tanımını verir. Burada meaning, word sözcüğünü niteleyen bir -ing yan cümleciğidir ve a slang word that means X yapısına benzer. Bu kalıp, gayriresmî bir ifadeyi kendi betimlemeniz olarak kullanmadan açıklamanızı sağlar.
Alıştırma
“ghost” sözcüğünü argo olarak etiketleyen tam kalıpla tanımı tamamlayın: “Ghost” is ____ to suddenly stop replying to someone.
Cevabı göster
a slang word meaning
the public good: kamu yararı
The public good, toplumun tümünün yararı veya refahı anlamına gelir. Bu ifadede good, bir şeyi olumlu olarak niteleyen sıfat değil, soyut bir isimdir. For the public good bir eylemin amacını belirtir: eylem yalnızca bir kişiye veya şirkete değil, daha geniş topluma yardım etmeyi amaçlar. Cümledeki isn't being used for, amacın bu olmadığını söyler.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The new safety rule was introduced for the public good.” For the public good ne anlama gelir?
- kuralın kulağa olumlu gelmesini sağlamak
- kamuya ait bir ürün oluşturmak
- toplumun tamamına yarar sağlamak
Cevabı göster
toplumun tamamına yarar sağlamak
but are not always in the best interests of the consumer.
3:16ancak her zaman tüketicinin en iyi çıkarlarına uygun değildir.
dark nudges: etik açıdan sorunlu seçim tasarımı
dark nudges ifadesindeki dark, bir rengi değil, mecazi bir anlamı belirtir. Bu yönlendirmelerin etik açıdan sorunlu olduğunu gösterir: Bilgileri gizleyebilir, alışkanlıklardan yararlanabilir veya insanları çoğunlukla tasarımcıya fayda sağlayan seçimlere yöneltebilirler. Bir nudge, diğer seçeneklerin hepsini ortadan kaldırmadan seçimi yönlendirir. Buna dark denmesi, bu yönlendirmenin kimin çıkarına hizmet ettiğini sorgulamanız gerektiğini gösterir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: dark nudges içindeki dark, esas olarak nudges sözcüğünün rengini anlatır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
also called sludge: başka bir ad ekleme
also called + ad yapısı, aynı kişi, şey veya fikir için başka bir ad ya da etiket sunar. Bu cümlede sludge, these dark nudges için başka bir terim olarak verilir. Sludge sözcüğü kelime anlamıyla koyu ve kirli çamur demektir; ancak burada seçimi zorlaştıran veya yönlendiren tasarım için kullanılan olumsuz bir mecazdır. also called sludge, virgüller arasında verilen ek bilgidir. Bu bölüm çıkarıldığında ana cümle yine tam bir yapıya sahip olur: These dark nudges make money for a company...
Alıştırma
Başka bir ad sunan iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The northern lights are ____ the aurora borealis.
Cevabı göster
also called
If something is in your best interests, Dilbilgisi
3:20Eğer bir şey sizin en iyi çıkarlarınıza (in your best interests) ise,
If something is in your best interests: bir ifadeyi tanımlayan yapı
Burada If something is in your best interests bir tanım başlatır: if yan cümlesi açıklamanın hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir, ana cümle de anlamını açıklar. Asıl amaç belirli bir gelecek olayını tahmin etmek değildir. If something is X, it's Y kalıbı, bilinmeyen bir ifadeyi daha açık sözlerle yeniden anlatarak açıklayabilir. in your best interests içindeki interests, yapmaktan hoşlandığınız şeyleri değil, refahınızı veya yararınızı ifade eder.
Alıştırma
Örnekteki if yan cümlesi ne yapıyor?
- Belirli bir gelecek olayını tahmin etmek
- interests sözcüğünün eğlenceli hobiler anlamına geldiğini söylemek
- Sonraki cümlenin anlamı açıklayabilmesi için bir koşul sunmak
Cevabı göster
Sonraki cümlenin anlamı açıklayabilmesi için bir koşul sunmak
advantageous and beneficial: iki tür olumlu etki
Bu cümlede advantageous and beneficial birlikte in your best interests ifadesini yeniden açıklar. Advantageous, elverişli bir konum veya pratik bir avantaj kazanmaya işaret ederken beneficial, yararlı ya da olumlu bir etki oluşturmaya işaret eder. Anlamların örtüşmesi bilinçlidir: iki sözcüğü birlikte kullanmak, eylemin kişi için birden fazla yönden iyi olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan en uygun sözcüğü seçin: Regular exercise is especially ___ to your health.
- beneficial
- advantageous
- profitable
Cevabı göster
beneficial
including Neil Levy, professor of Ethics at Oxford University,
3:31buna Oxford Üniversitesi'nden Etik profesörü Neil Levy de dahil,
speaking here to BBC Radio 4 program Analysis.
3:35kendisi burada BBC Radyo 4 programı Analysis'e konuşuyor.
caused many to question: cause + kişi + to + fiil
Cause + kişi + to + fiilin yalın hâli, bir şeyin başka bir kişinin eylemine veya tepkisine yol açtığını anlatır. caused many to question içinde caused sözcüğünü etkilenen kişiler, ardından da to question izler. Many burada zamirdir ve many people, yani “birçok kişi” anlamına gelir. Question burada yalnızca soru sormak değil, bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığından kuşkulanmak anlamındaki bir fiildir.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyı ve cause fiilinin geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: The unexplained delays ____ the reliability of the service.
Cevabı göster
caused many to question
the morality of nudging: dürtme uygulamasının etik olup olmadığı
The morality of nudging, bir uygulama olarak dürtmenin etik açıdan doğru veya kabul edilebilir olup olmadığı demektir. Morality bir eylemi, politikayı veya yöntemi değerlendirebilir; yalnızca bir kişinin karakterini anlatmaz. The morality of + isim veya -ing biçimi, yargılanan etkinliği gösterir. Burada of nudging, etik açıdan incelenen uygulamanın nudging olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, morality ile kurulan ve “eylemin etik açıdan doğru olup olmadığı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The class debated ____ using facial recognition in schools.
Cevabı göster
the morality of
The big one: ana sorunu öne çıkarmak
The big one, konuşmada zaten bilinen bir grup sorun, neden veya kaygı arasından en önemli olanı seçip öne çıkarır. Buradaki one, bağlamdan anlaşılan bir sorun ya da kaygının yerine geçer; bir sayısını veya mutlaka fiziksel olarak büyük bir şeyi ifade etmez. Konuşmanın akışında The big one, konuşmacının ana noktaya geçtiğini gösterir. Ardından gelen the one people have concentrated on ifadesi bu noktanın ne olduğunu daha kesin biçimde belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede The big one ne işe yarıyor?
- Tam olarak bir sorun olduğunu söyler.
- Bilinen bir grup içindeki en önemli sorunu belirtir.
- Bir nesnenin fiziksel boyutunu açıklar.
Cevabı göster
Bilinen bir grup içindeki en önemli sorunu belirtir.
people have concentrated on: dikkati bir konuya yöneltmek
Concentrate on, dikkati, düşünceyi veya çabayı belirli bir konuya ya da göreve yöneltmek anlamına gelir. On, nesneden önce kullanılan edattır: concentrate on a problem, concentrate on doing something. people have concentrated on ifadesi, the one sözünü açıklayan bir ilgi cümleciğinin içindedir. On'dan sonra görünmeyen nesne the one'dır: people have concentrated on that issue. Present perfect yapıdaki have concentrated, bu ilginin şu ana kadar önemini koruduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi concentrated ile başlayan iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Since Monday, the research team has ____ the most urgent question.
Cevabı göster
concentrated on
It's paternalistic: başkaları adına 'onların iyiliği için' karar vermek
Bu cümlede paternalistic, bir otoritenin insanlar için neyin en iyi olduğunu bildiğine inanarak onların yerine karar vermesini veya seçeneklerini kısıtlamasını eleştirir. Amaç yardımcı olmak olsa bile, insanlara kendi başlarına doğru karar veremeyen çocuklarmış gibi davranır. Önemli olan, kelimenin doğrudan babayla ilgili olması değil, özerkliğin kaybedilmesidir. Bir şeye paternalistic demek, genellikle 'senin iyiliğin için' gerekçesinin kontrolü haklı çıkarmak için kullanıldığını ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede paternalistic hangi eleştiriyi ifade ediyor?
- Hiç kimsenin çıkarını dikkate almamak
- Tarafsız bilgi verip kararı başkalarına bırakmak
- Kendisi için neyin en iyi olduğunu bildiğine inanarak başkalarının yerine karar vermek
Cevabı göster
Kendisi için neyin en iyi olduğunu bildiğine inanarak başkalarının yerine karar vermek
but we want to make our own decisions.
3:50ancak biz kendi kararlarımızı kendimiz vermek istiyoruz.
Yeniden ifade etme işareti olarak That is,
Burada That is, 'başka bir deyişle' anlamına gelir. Sonraki cümlenin yeni bir noktaya başlamadığını, önceki soyut iddiayı yeniden ifade edip açıkladığını gösterir. Dinlerken bilgi akışını düzenleyen bir ipucudur: That is, ifadesinden sonra daha açık bir tanım, yeniden ifade veya önceki düşüncenin somut açıklamasını bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Açıklamayı bu dersteki iki kelimelik yeniden ifade etme işaretiyle tamamlayın: The library has extended hours. ____, it now stays open until midnight.
Cevabı göster
That is
might be... but...: olası bir yararı kabul edip özerk seçimi vurgulamak
might be X but Y kalıbı önce X'i gerçek bir olasılık olarak sunar, ardından but ile dikkati Y'ye çevirir. Burada konuşmacı, yönlendirmenin insanlara yarar sağlayabileceğini kabul ettikten sonra insanların kendi kararlarını vermek istediğini vurgular. İkinci bölüm ilkini geçersiz kılmaz. Olası yarar ile kişisel seçimi yan yana koyar ve kişisel seçimi ana nokta yapar.
Alıştırma
might be in our interests but we want... bu savda nasıl bir işlev görür?
- Yarar ile kişisel seçimin tamamen aynı düşünce olduğunu söyler.
- Olası bir yararı kabul eder, ardından kendi kararını verme isteğini ana nokta yapar.
- Bir gerekçe vermeden önce herhangi bir yarar olasılığını reddeder.
Cevabı göster
Olası bir yararı kabul eder, ardından kendi kararını verme isteğini ana nokta yapar.
That's why people worry that: nedenden kaygı sonucuna geçmek
That's why daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve sonucu tanıtır. Burada insanların kendi kararlarını verme isteği kaygıya yol açar; kaygı, neden olarak sunulmaz. people worry that + yan cümle yapısında that ile başlayan yan cümle, insanların neden kaygılandığını belirtir. That's why gördüğünüzde nedeni önceki bilgilerde arayın ve ardından gelen kısmı sonuç ya da tepki olarak okuyun.
Alıştırma
Hangi cümle nedenden ortaya çıkan kaygıya doğru biçimde geçer?
- That's why the app makes choices without asking users. People worry that they are losing control.
- The app makes choices without asking users. That's why people worry that they are losing control.
- The app makes choices without asking users. That's because people worry that they are losing control.
Cevabı göster
The app makes choices without asking users. That's why people worry that they are losing control.
infantilize us: yetkin yetişkinlere çocuk gibi davranmak
Infantilize someone, yetkin bir kişiye, özellikle de bir yetişkine, mantıklı kararlar veremeyen bir çocukmuş gibi davranmak demektir. Birini gerçekten bebeğe dönüştürmek anlamına gelmez. Burada infantilize us bir eleştiri ifade eder: dürtmeler, yetişkinlere sorumlu seçimler yapamıyorlarmış gibi davranabilir. Daha genel olarak bu fiil, insanların olgunluğunu ve bağımsızlığını küçümseyen bir kontrol biçimini eleştirir.
Alıştırma
Hangi durum infantilize experienced employees ifadesinin anlamını en iyi gösterir?
- Bir yönetici, deneyimli çalışanların sorumlu seçimler yapamayacağını varsayarak onlar adına en küçük kararları bile kendisi verir.
- Bir yönetici, deneyimli çalışanlardan kararlarına nasıl ulaştıklarını açıklamalarını ister.
- Bir yönetici, yeni çalışanlara talep ettikleri teknik eğitimi verir.
Cevabı göster
Bir yönetici, deneyimli çalışanların sorumlu seçimler yapamayacağını varsayarak onlar adına en küçük kararları bile kendisi verir.
undermine our autonomy: seçme özgürlüğümüzü zayıflatmak
Undermine something, bir şeyi çoğu zaman dolaylı biçimde veya zaman içinde daha zayıf, daha az etkili ya da daha az sağlam hâle getirmek demektir. Autonomy, kendi kararlarını verme yetisi veya hakkıdır. Bu nedenle undermine our autonomy, kendi seçimlerimiz üzerindeki kontrolümüzü azaltmak demektir. Bu özgürlüğün zayıflatılmasını anlatır; mutlaka tamamen yok edilmesini değil.
Alıştırma
Cümleyi “kendi seçimlerimizi yapma özgürlüğümüzü zayıflatmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: If every decision is made for us, the system may ____.
Cevabı göster
undermine our autonomy
meaning it wants to make decisions for people
4:03yani insanların kendi sorumluluklarını almalarına izin vermek yerine,
rather than letting them take responsibility for themselves. Dilbilgisi
4:06onların adına kararlar almak istediğini kastediyorlar.
Critics of nudging: karşıt bir görüşü sunmak
Critics of nudging, “dürtme yaklaşımını eleştiren ya da sorgulayan kişiler” demektir. Buradaki critics mutlaka profesyonel eleştirmenler değildir; bu fikre karşı çıkan veya sorunlarını dile getiren kişi ve grupları kapsayabilir. Bir cümleye Critics of X ile başlamak karşıt bir görüşü tanıtır ve okuyucuyu bu grubun X hakkında söyleyeceklerine hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede Critics of nudging kimleri ifade ediyor?
- Başkaları için dürtme yöntemleri tasarlayan kişiler
- Dürtme yaklaşımını sorgulayan veya eleştiren kişiler
- Dürtme yaklaşımına puan vermek için işe alınmış profesyonel eleştirmenler
Cevabı göster
Dürtme yaklaşımını sorgulayan veya eleştiren kişiler
rather than letting them take responsibility: iki seçeneği karşılaştırmak
Rather than + -ing biçimi, seçilmeyen diğer seçeneği tanıtır. Burada rather than letting..., make decisions for people ile karşılaştırılır: yaklaşım ikinci eyleme izin vermek yerine birinci eylemi yapar. Let someone take responsibility, kişinin kendi seçimlerini yapmasına ve sonuçlarını kabul etmesine izin vermek demektir. Bu karşıtlık eleştiriyi açık hâle getirir: paternalist bir yaklaşım, insanların kendi kararları üzerindeki kontrolünü azaltır.
Alıştırma
rather than + -ing yapısındaki eksik kelimeyi tamamlayın: A good coach asks guiding questions rather ____ giving players every answer.
Cevabı göster
than
They also claim nudging infantilizes
4:11Ayrıca dürtmenin insanları çocuklaştırdığını (infantilizes)
people. It treats them like children Kalıp ifadeler
4:13iddia ediyorlar. Onlara çocuk muamelesi yapıyor
treats them like children: insanlara çocukmuş gibi davranmak
Burada treats, 'birine belirli bir şekilde davranmak veya yaklaşmak' demektir; 'tıbbi tedavi uygulamak' anlamına gelmez. Yapı treat + kişi + like + isim şeklindedir. treats them like children, bu kişilere çocuklara davranır gibi davranmak anlamına gelir. Bu cümlede benzetme eleştiri taşır: İnsanların kendi başlarına değerlendirme yapabileceklerine veya seçimde bulunabileceklerine güvenilmediğini ima eder. Bu yapı, birine nasıl davranıldığını olumlu ya da olumsuz biçimde anlatmak için başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
"The coach treats the adult players like children," cümlesindeki ifade neyi ima eder?
- Antrenör, oyuncuların olgun kararlar verebileceğine güvenmiyor.
- Antrenör oyunculardan çocuklara bakmalarını istiyor.
- Antrenör oyunculara tıbbi tedavi uyguluyor.
Cevabı göster
Antrenör, oyuncuların olgun kararlar verebileceğine güvenmiyor.
as a result: bir sonucu belirtmek
As a result bir sonuç işaretleyicisidir. Dinleyiciye, ardından gelen people lose autonomy bilgisinin önce söylenenlerin etkisi olduğunu, başka bir neden olmadığını gösterir. Yeni bir cümlenin başında yer alabilir veya cümle içinde and sözcüğünden sonra gelebilir. Genellikle sonuç yan cümlesinden virgülle ayrılır: Neden. As a result, sonuç. Bu ifadeyi duyduğunuzda sırada sonucun gelmesini beklersiniz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki sonuç işaretleyicisiyle tamamlayın: The road was flooded. ____, the match was cancelled.
Cevabı göster
As a result
about what to do rather than being told by someone else. Dilbilgisi
4:21kendi kararlarını verme yeteneğini kaybediyorlar.
autonomy açıklaması olarak the ability to make your own decisions
the ability to make your own decisions ifadesi, açıklayıcı bir eş görevli isim öbeğidir: autonomy sözcüğünden sonra gelir ve bu soyut ismi daha açık sözlerle açıklar. Burada autonomy, başka birinin sizin yerinize karar vermesi yerine kendi eylemlerinizi seçebilmek demektir. Odak, kararlar üzerinde söz sahibi olmaktır; bütün kurallardan tamamen bağımsız olmak değildir.
Alıştırma
Bu cümlede autonomy esas olarak ne anlama geliyor?
- Ne yapacağını kendin seçmek
- Hiçbir kuralın veya sorumluluğun olmaması
- Başka birinin senin yerine her şeyi seçmesine izin vermek
Cevabı göster
Ne yapacağını kendin seçmek
what to do: soru sözcüğü + to-infinitive yapısı
What to do, soru sözcüğü + to-infinitive yapısına sahiptir. “Hangi eylemin yapılacağı” anlamına gelir ve daha büyük bir cümlede isim öbeği olarak kullanılır; tam bağlamda decisions about ifadesinden sonra gelir. Tam bir soru değildir, bu nedenle soru cümlesi sözcük dizilişini kullanmaz. Bu fikri bir cümlenin içine yerleştirirken what do I do yerine what to do kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “hangi eylemin yapılacağı” anlamındaki kısa ifadeyle tamamlayın: The alarm is ringing, but I don't know ____.
Cevabı göster
what to do
neither good nor bad: iki yargıyı da reddetmek
Bu cümlede neither good nor bad, iki yargının da reddedildiğini anlatır: dürtme yaklaşımı ne iyi ne de kötü olarak tanımlanır. Konuşan kişi, şeyin kendisi hakkında tarafsız bir değerlendirme yapar. neither A nor B kalıbı iki paralel ögeyi bağlar ve ikisini de olumsuzlar. Burada A ve B, good ve bad sıfatlarıdır.
Alıştırma
neither...nor... ile tamamlayın: The answer is ____ simple ____ obvious.
Cevabı göster
neither · nor
depends how you use it: sonucu koşula bağlamak
Depends how you use it, sonucun o şeyi kullanma biçiminize göre belirlendiği anlamına gelir. Şeyin her zaman aynı etkiyi yarattığını söylemek yerine koşula bağlı bir değerlendirme yapar. Burada how you use it, belirleyici etkeni gösteren bir yan cümledir. Günlük Britanya İngilizcesinde depend sözcüğünün ardından bu how cümlesi doğrudan gelebilir; on söylenmese de anlaşılır.
Alıştırma
Devam cümlesini on kullanmadan, konuşma dilindeki biçimle tamamlayın: This app can help or distract you. It ____.
Cevabı göster
depends how you use it
look on the positive side: işin olumlu tarafına bakmak
Bu cümlede look on the positive side, zor veya olumsuz bir durumun içindeki iyi ya da yararlı noktaya odaklanmak anlamına gelir. Bu bir deyimdir; bir nesnenin herhangi bir tarafına fiziksel olarak bakma talimatı değildir. Konuşmacı let's look on the positive side diyerek herkesi daha umutlu bir bakış açısına davet eder ve konuşmayı ciddi bir eleştiriden cevabın açıklanacağı daha hafif bir bölüme geçirir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “kötü bir durumun iyi tarafına odaklanmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The outdoor concert was cancelled, but let's ____: we can watch the livestream together.
Cevabı göster
look on the positive side
nudged antisocial window breakers to behave nicely: nudge someone to do something yapısı
Burada nudged antisocial window breakers to behave nicely, nudge + someone + to-infinitive yapısını kullanır. Bu yapı, birini bir eylemde bulunması için nazikçe veya dolaylı biçimde etkilemek anlamına gelir. Nudged geçmiş zaman fiilidir, antisocial window breakers fiilin nesnesidir ve to behave nicely teşvik edilen eylemi belirtir. Yetkililer bu kişileri fiziksel olarak itmedi. Cam kıran kişileri toplumca daha kabul edilebilir biçimde davranmaya teşvik etmek için bir işaret veya çevrede bir değişiklik kullandılar.
Alıştırma
Cümleyi nudge fiilinin geçmiş zaman biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The friendly reminder ____ Omar ____ bring his library book back.
Cevabı göster
nudged · to
I'm afraid ile kötü haberi nazikçe verme
Buradaki I'm afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz; sözü nazikçe yumuşatır. Hoş olmayan bir bilgiden önce veya sonra kullanıldığında “ne yazık ki” ya da “bunu söylemekten üzgünüm” gibi bir anlam taşır. Bu cümlede cevabın yanlış olduğu yönündeki düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Karşı çıkarken, bir isteği reddederken, birini düzeltirken veya kötü haber verirken karşı tarafa saygı göstermeye yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekteki I'm afraid ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Düzeltmeyi nazikçe yumuşatır.
- Konuşanın cevaptan emin olmadığını gösterir.
- Konuşanın Beth'ten korktuğunu söyler.
Cevabı göster
Düzeltmeyi nazikçe yumuşatır.
hired graffiti artists to paint pictures Kalıp ifadeler
4:54kepenklerin üzerine yerel bebeklerin yüzlerinin resimlerini çizmeleri için
In fact ile önceki bir düşünceyi düzeltme
In fact, dinleyiciye önceki bir düşüncenin yerine daha doğru bilgiyi koyması gerektiğini anlatan bir söylem belirtecidir. Burada tahminin yanlış olduğu söylendikten sonra belediyenin gerçekte ne yaptığını açıklar. Cümlenin başındaki In fact bir karşıtlık düzenler: önce bir beklenti veya iddia, sonra onu düzelten gerçek gelir. Dinleyicinin artık doğru kabul etmesi gereken bilgi, bu ifadeden sonra gelen bilgidir.
Alıştırma
Örnekte In fact hangi görevi yerine getiriyor?
- Belediyenin ne yapacağından emin olmadığını gösterir.
- Önceki yanlış tahminin yerine gerçek durumu koyar.
- Önceki tahminle ilgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
Önceki yanlış tahminin yerine gerçek durumu koyar.
Woolwich Council: yerel kamu kurumu anlamında council
Britanya’daki yerel yönetimle ilgili bu bağlamda Woolwich Council, Woolwich ile bağlantılı yerel bir kamu kurumunu ifade eder. Buradaki Council, yerel hizmetleri yöneten ve yerel kararlar alan kurumdur; tek bir toplantı değildir. İfadede hired fiilinin öznesi olması, sanatçılara işi veren tarafın bir kamu kurumu olduğunu gösterir. Daha genel olarak Britanya haberlerinde bir yer adından sonra gelen Council, çoğu zaman yerel yönetim kurumunu belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede Woolwich Council neyi ifade ediyor?
- Woolwich’te yapılan tek bir toplantı
- Woolwich ile bağlantılı yerel kamu kurumu
- Woolwich’te çalışan grafiti sanatçıları
Cevabı göster
Woolwich ile bağlantılı yerel kamu kurumu
hired graffiti artists to paint pictures: hire someone to do something yapısı
hired graffiti artists to paint pictures ifadesinde hire + kişi + to’lu mastar yapısı kullanılır. graffiti artists isim grubu nesnedir ve iş için tutulan kişileri gösterir; to paint pictures ise yapmak üzere tutuldukları işi belirtir. Bir kişi veya kurum, bir iş için birine ödeme yaptığında ya da onu tuttuğunda bu yapı kullanılır. Zaman hire fiilinde gösterilir; görev kısmı ise to + fiilin yalın hâli biçiminde kalır.
Alıştırma
Hire fiilinin geçmiş zaman biçimini ve mastar işaretini kullanarak hire + kişi + to’lu mastar yapısını tamamlayın: The club ____ a designer ____ make a poster.
Cevabı göster
hired · to
Not even the most hard-hearted criminal: uç bir örnekle olumsuzluğu vurgulamak
Not even the most hard-hearted criminal ifadesinde not even, merhametin durdurması en zor görünen kişiyi öne çıkarır. Ardından gelen smashed olumlu biçimde olsa da olumsuzluğun kapsamındadır: bu suçlu pencereleri kırmamıştır. Konuşmacı en uç örneği seçerek genel savı güçlendirir. O kişi bile bunu yapmadıysa sonuç özellikle şaşırtıcı ve ikna edici görünür.
Alıştırma
Uç bir örnekle olumsuz bir iddiayı güçlendiren iki kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the most experienced guide knew the route.
Cevabı göster
Not even
hard-hearted criminal: güçlü ve olumsuz bir yargı
Hard-hearted, merhamet hissetmeye veya göstermeye isteksiz olmak anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Kişiliği ya da davranışı mecazi olarak anlatır; fiziksel olarak sert bir kalpten söz etmez. hard-hearted criminal ifadesinde hard-hearted, criminal sözcüğünü niteler ve güçlü, olumsuz bir ahlaki yargı ekler. İfade, suçluyu normalde acıma duygusundan etkilenmeyecek uç bir kişi olarak sunar.
Alıştırma
Hangi kişi en uygun şekilde hard-hearted olarak tanımlanabilir?
- Sakin kalıp yine de yardım teklif eden biri
- Sağlıklı ve güçlü bir kalbi olan biri
- Umursamadığı için yaralı bir hayvana yardım etmeyi reddeden biri
Cevabı göster
Umursamadığı için yaralı bir hayvana yardım etmeyi reddeden biri
fell by 18%: düşüş miktarı
fell by 18% ifadesinde fell düşüşü, by ise bu düşüşün miktarını gösterir. Burada antisosyal davranış düzeyi bir yıl içinde önceki düzeyden %18 daha düşük hâle gelmiştir; %18 son düzey değildir. Aktarılabilir kalıp fall by + miktar veya yüzde şeklindedir. Bir sayının ne kadar azaldığını söyler.
Alıştırma
Bir raporda "the number of complaints fell by 18%" ne anlama gelir?
- Öncekinden %18 daha düşük oldu.
- Tam olarak %18'lik son düzeye düştü.
- 18 ay boyunca aynı kaldı.
Cevabı göster
Öncekinden %18 daha düşük oldu.
let's recap the vocabulary we've learned in this program Anlatım akışı
5:10bu programda dürtme, yani kararlar alması için
about nudging, ways of gently persuading Kalıp ifadeler
5:13birini nazikçe ikna etme veya teşvik etme yolları hakkında
let's recap: kısa bir özete geçmek
Let's recap, konuşmacının ana tartışmadan daha önce ele alınan noktaların kısa bir tekrarına geçtiğini gösteren bir işarettir. Programda öğrenilen kelimelerin gözden geçirilmesini başlatır. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; recap ise kısaca özetlemek veya gözden geçirmek demektir. Bu ifade dinleyicileri önemli noktaları birlikte gözden geçirmeye davet eder; genellikle her şeyi baştan sona tekrar etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Birisi "Let's recap" dedikten sonra genellikle ne gelir?
- Her noktanın baştan ayrıntılı biçimde öğretilmesi.
- Konuyla tamamen ilgisiz bir hikâye.
- Daha önce konuşulan ana noktaların kısa bir tekrarı.
Cevabı göster
Daha önce konuşulan ana noktaların kısa bir tekrarı.
gently persuading or encouraging: zorlamadan nazikçe etkilemek
Bu tanımda gently persuading or encouraging, bir nudge yaklaşımının birini nasıl etkilediğini anlatır. Persuading, birinin bir eylemi seçmesine yardımcı olacak nedenler sunmak; encouraging ise destek veya motivasyon vermektir. Gently, etkinin hafif ve zorlayıcı olmadığını, dolayısıyla kişinin karar verme alanının kaldığını gösterir. Burada anlatılan şey mutlaka alçak sesle konuşmak değildir.
Alıştırma
Gently persuading or encouraging ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Kişiye biraz seçim alanı bırakan, zorlayıcı olmayan bir etkiyi anlatır.
- Çok alçak sesle konuşmak anlamına gelir.
- Birini güç kullanarak itaat etmeye zorlamayı anlatır.
Cevabı göster
Kişiye biraz seçim alanı bırakan, zorlayıcı olmayan bir etkiyi anlatır.
makes a profit or is likely to make money. Kalıp ifadeler
5:21kâr sağlar veya para kazandırma olasılığı yüksektir.
makes a profit: gelirin maliyetleri aşması
Make a profit, bir faaliyetin veya işletmenin maliyetinden daha fazla para getirmesi anlamına gelen standart bir iş İngilizcesi eşdizimidir. Örnekte makes, tekil özne something ile uyumludur ve profitable sözcüğünü tanımlamaya yardımcı olur. Profit, ilgili maliyetler çıkarıldıktan sonra kalan paradır. Her türlü genel fayda veya avantaj anlamına gelmez.
Alıştırma
“Geliri maliyetlerinden fazladır” anlamındaki bu derste geçen iş İngilizcesi eşdizimiyle cümleyi tamamlayın: A profitable shop ____.
Cevabı göster
makes a profit
Mangy is slang for dirty and unattractive.
5:25Mangy (pejmürde), kirli ve çekici olmayan anlamına gelen argo bir kelimedir.
If something is in your best interests,
5:28Bir şey sizin en iyi çıkarlarınıza (in your best interests) ise,
A paternalistic person prefers making decisions Dilbilgisi
5:35Paternalist (babacan) bir kişi, insanların
for other people rather than letting them
5:38kendi hayatlarının sorumluluğunu almasına izin vermek yerine,
take responsibility for their own lives. Kalıp ifadeler
5:40diğer insanlar adına karar vermeyi tercih eder.
prefers making ... rather than letting ...: tercih bildiren paralel -ing biçimleri
prefer doing A rather than doing B kalıbı iki eylemi karşılaştırır ve A'nın daha güçlü tercih olduğunu gösterir. Bu cümlede kişi, başkalarının kendi hayatlarının sorumluluğunu üstlenmesine izin vermek yerine onlar adına karar vermeyi tercih eden biri olarak anlatılır. Karşılaştırılan iki eylem aynı dilbilgisel görevi taşıdığı için making ve letting paralel -ing biçimleridir. Yeniden kullanılabilecek kalıp prefer + -ing eylemi A + rather than + -ing eylemi B şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle prefer ... rather than ... yapısında paralel -ing biçimlerini doğru kullanır?
- Maya prefers solve problems with her team rather than working alone.
- Maya prefers solving problems with her team rather than working alone.
- Maya prefers solving problems with her team rather than to work alone.
Cevabı göster
Maya prefers solving problems with her team rather than working alone.
take responsibility for their own lives: kendi seçimlerini yönetmek ve sonuçlarını üstlenmek
Take responsibility for their own lives, kişinin kendi seçimlerini ve görevlerini yönetmesi ve sonuçlarını kabul etmesi anlamına gelir. Anlamı yalnızca bir hatayı kabul etmekten daha geniştir. Kalıp take responsibility for + isim veya -ing biçimidir. Burada insanların bunu yapmasına izin vermek, onlara nasıl yaşayacakları üzerinde hem kontrol hem de sorumluluk vermektir.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlamak için take, responsibility ve gerekli edatı kullanın: Team leaders must ____ the decisions they make.
Cevabı göster
take responsibility for
as if they were a child: gerçek dışı bir karşılaştırma
as if they were a child ifadesinde as if, birine nasıl davranıldığıyla ilgili bir karşılaştırma başlatır. Kişinin gerçekten çocuk olduğu söylenmez; davranış biçimi bir çocuğa gösterilebilecek davranışa benzetilir. Geçmiş biçim olan were, şimdiki gerçeklikle mesafe kurar: konuşan kişi çocuk olma durumunu gerçek dışı olarak sunar. İngilizcede someone tekil they ile yeniden belirtilebildiği için zamirler someone sözcüğünden them ve they biçimlerine geçer.
Alıştırma
Cümleyi as if + özne + were yapısıyla tamamlayın: The coach spoke to Mia ____ a complete beginner, though she had trained for years.
Cevabı göster
as if she were
to make your own decisions about what to do
5:49başka biri tarafından ne yapılacağının söylenmesi yerine,
And finally: son maddeyi belirtmek
And finally, dinleyiciye sıradaki düşüncenin bir listenin, tekrarın veya açıklamanın son maddesi olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Bilgiyi düzenler; autonomy sözcüğüne yeni bir anlam katmaz. And bu maddeyi öncekilere bağlarken finally kapanışı belirtir. Burada finally, uzun bir bekleyişten sonra değil, son madde olarak anlamındadır.
Alıştırma
Üç güvenlik önerisi veriyorsunuz. Son öneriyi hangi cümle doğal biçimde tanıtır?
- Meanwhile, keep the door closed.
- And finally, check that all the windows are locked.
- For example, the back window is easy to reach.
Cevabı göster
And finally, check that all the windows are locked.