Dürtmeler: İkna etmenin sırları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
846 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Program, sağlıklı yiyeceklerin kolay erişilen yerlere konmasından daha kârlı seçeneklerin öne çıkarılmasına kadar, ince tasarım kararlarının davranışları nasıl yönlendirdiğini inceliyor. Topluma yararlı dürtmeleri manipülatif “sludge” uygulamalarıyla karşılaştırıyor, paternalizm ile özerklik kaygılarını ele alıyor ve dürtmenin değerinin kullanım biçimine bağlı olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a subtle way of altering — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir davranışı ya da durumu dolaylı ve göze batmayan biçimde değiştiren yöntemi anlatmayı öğrenin. “a subtle way of + -ing” yapısını, açık talimat veya zorlama olmadan sonucu etkileyen teknikleri açıklamak için farklı bağlamlara taşıyabilirsiniz. 2. mangy looking, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Kirli, bakımsız ya da çekici görünmeyen bir şeyi anlatan gayriresmî ve belirgin biçimde olumsuz ifadeyi tanıyın. Argo çağrışımını kavramak, görsel tasarımın ticari bir seçeneği nasıl kasıtlı olarak itici gösterdiğini anlamanızı ve ifadeyi tarafsız resmî yazıda kullanmamanızı sağlar. 3. neither good nor bad. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbirine paralel iki değerlendirmeyi de reddederek dengeli bir tutum belirtmek için “neither… nor…” yapısını kullanın. Bu kalıp, bir aracı onun kullanılma biçiminden ayırmaya ve etik konuları kesin hüküm vermeden tartışmaya yardımcı olur.

Bu derste

6 Minute English from the BBC.

0:01

BBC'den 6 Minute English.

Hello,

0:06

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Bu, BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:10

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:10

Ben de Beth.

Have you ever been sent a text reminding you about a doctor's appointment Dilbilgisi

0:12

Hiç doktor randevunuzu hatırlatan bir mesaj aldınız mı

Dilbilgisi

Have you ever been sent: edilgen bir deneyimi sormak

Have you ever been sent ...? deneyim soran present perfect kalıbı Have you ever ...? ile edilgen be sent biçimini birleştirir. Geçmişten şu ana kadar herhangi bir zamanda birinin size bir şey gönderip göndermediğini sorar; burada sorulan, bir hatırlatma mesajı alıp almadığınızdır. Have you ever been + geçmiş zaman ortacı ...? kalıbında özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen kişidir. Bu kalıbı asked, told, invited veya given ile de kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle daha önce bir hatırlatma alıp almadığınızı sorar?

  1. Have you ever been sent a reminder?
  2. Have you ever sent a reminder?
  3. Have you ever sending a reminder?
Cevabı göster

Have you ever been sent a reminder?

Dilbilgisi

a text reminding you about: bir ismi niteleyen -ing öbeği

a text reminding you about ... ifadesinde -ing öbeği reminding you about a doctor's appointment, a text ifadesini niteler. Mesajın ne yaptığını, yani hatırlatma işlevini açıklar. Cümledeki ayrı bir ana eylem değildir. Bu kısa isim + -ing öbeği çoğu zaman bir ilgi cümleciğine dönüştürülebilir: a text that reminds you about .... Bir nesnenin, mesajın veya kişinin ne yaptığını eklemek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İsim öbeğini tamamlamak için remind fiilinin -ing biçimini kullanın: I received a message ____ me about the trip.

Cevabı göster

reminding

or impulsively bought something on the internet because there was only one left? Notlar

0:16

veya internette sadece bir tane kaldığı için dürtüsel olarak bir şey satın aldınız mı?

Kalıp ifadeler

impulsively bought: ani bir dürtüyle satın almak

Impulsively bought, birinin ani bir dürtüyle ve iyice düşünmeden bir şey satın aldığı anlamına gelir. Bu cümlede düşük stok uyarısı, planlanmamış bu kararı tetikler; impulsively, “hızlıca” demek değildir. Impulsively zarfı bought fiilini niteler ve satın alma kararının nasıl ya da neden verildiğini açıklar. Ani bir duygunun yönlendirdiği eylemleri anlatmak için impulsively + geçmiş zamanlı eylem kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “ani bir dürtüyle, dikkatlice düşünmeden satın aldı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya had not planned to shop, but after seeing the flash sale, she ____ the headphones.

Cevabı göster

impulsively bought

Dilbilgisi

there was only one left? — yalnızca bir ürün kaldığını söylemek

There was only one left, geçmişte belirli bir anda yalnızca bir ürünün kaldığını there was yapısıyla belirtir. Only sayıyı birle sınırlar; left burada right sözcüğünün karşıtı olan “sol” değil, “kalan” anlamındadır. Şimdiki durumlar için there is/are ... left, geçmiş durumlar için there was/were ... left kullanın. One ile is veya was, çoğul miktarlarla are veya were kullanılır: There are two tickets left. Alışveriş veya bilet satışı bağlamında only ... left genellikle az sayıda ürün ya da yer kaldığını belirtir ve insanlara hemen harekete geçmeleri gerektiğini hissettirebilir.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca bir tane kalmıştı” anlamına gelen beş sözcüklü there be yapısıyla tamamlayın: We wanted cinnamon rolls, but when we reached the bakery, ____.

Cevabı göster

there was only one left

If any of these have happened to you, Dilbilgisi

0:22

Bunlardan herhangi biri başınıza geldiyse,

then you've been nudged. Kelime

0:24

o zaman 'dürtülmüş' (nudged) durumdasınız.

Dilbilgisi

If any of these have happened to you: örnekleri sonuçtan önce gruplandırmak

If any of these have happened to you yan cümlesi, daha önce bahsedilen birkaç durumu tek bir koşul altında toplar. these sözcüğü o listeye gönderme yapar; any of these ise listedeki tek bir durumun bile yeterli olduğunu belirtir. Present perfect yapısındaki have happened, bu durumları şu ana kadarki deneyimler olarak sunar. if yan cümlesi then sonrasındaki sonucu hazırlar; böylece If any of these ..., then ... kalıbı örneklerden bir yargıya açıkça geçer.

Alıştırma

Örnekte If any of these have happened to you ne anlama gelir?

  1. Daha sonra tamamen yeni bir şey olursa
  2. Yalnızca az önce bahsedilen durumların hepsi başınıza geldiyse
  3. Az önce bahsedilen durumlardan yalnızca biri bile başınıza geldiyse
Cevabı göster

Az önce bahsedilen durumlardan yalnızca biri bile başınıza geldiyse

Kelime

you've been nudged: seçim üzerinde dolaylı etki

Burada you've been nudged, seçiminizin hafif ve dolaylı bir biçimde etkilendiği anlamına gelir. Birinin sizi fiziksel olarak ittiği anlamına gelmez. you've been nudged, present perfect edilgen yapısındadır; bu nedenle odak, etkiyi alan kişi olarak sizin üzerinizdedir. Davranış, tasarım, iş dünyası veya kamu politikası tartışmalarında nudge, diğer seçenekleri kullanılabilir bırakırken hatırlatmalarla ya da seçeneklerin sunuluş biçimiyle davranışı yönlendirir.

Alıştırma

Yargılayın: Bir internet sitesi bir planı 'en popüler' olarak işaretliyor, ancak insanların istedikleri planı seçmesine izin veriyor. Buna nudge denebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

A nudge is a subtle way of altering human behavior. Kalıp ifadeler

0:26

Dürtme (nudge), insan davranışını değiştirmenin ince bir yoludur.

Kalıp ifadeler

a subtle way of altering: dolaylı bir yöntemi anlatmak

A subtle way of altering... bir şeyi nazikçe veya etkiyi açıkça belli etmeden değiştiren bir yöntem anlamına gelir. Burada hem yöntemi hem de sonucunu belirterek nudge kavramını tanımlamaya yardımcı olur. a way of + -ing kalıbı, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklamak için kullanışlıdır. Subtle, “fark edilmesi zor” veya “dolaylı” demektir; değişikliğin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: Soft lighting can be ____ the mood in a room.

Cevabı göster

a subtle way of altering

It's a powerful way for governments,

0:31

Bu; hükümetler,

advertisers,

0:33

reklamcılar,

and social media companies

0:34

ve sosyal medya şirketleri için

to encourage or nudge people into making choices Kalıp ifadeler

0:35

insanları hem kendilerine hem de bir bütün olarak topluma fayda sağlayan kararlar almaya

that benefit themselves and society as a whole. Kalıp ifadeler

0:40

teşvik etmenin veya dürtmenin güçlü bir yoludur.

Kalıp ifadeler

nudge people into making choices: bir eylemi dolaylı olarak teşvik etmek

Nudge people into making choices, nudge + someone + into + -ing kalıbını izler. İnsanları bir eylemde bulunmaya daha yatkın hâle getirecek şekilde dolaylı olarak etkilemek anlamına gelir; buradaki eylem making choices ifadesidir. Bu ifade doğrudan bir emirden çok nazik bir hatırlatmayı veya özel olarak düzenlenmiş bir durumu anlatır. Into burada bir edattır; bu nedenle ardından make değil making gelir.

Alıştırma

Cümleyi nudge someone into doing something kalıbıyla tamamlayın. Kişi olarak workers, eylem olarak take kullanın: The reminder can ____ regular breaks.

Cevabı göster

nudge workers into taking

Kalıp ifadeler

society as a whole: toplumun bir bütün olarak ele alınması

Society as a whole, yalnızca belirli kişileri veya kuruluşları değil, toplumu tek ve eksiksiz bir grup olarak ele almak anlamına gelir. as a whole ifadesi society topluluk adından sonra gelir ve odağı ayrı üyelerden grubun tamamına kaydırır. Bu cümlede seçimlerin hem onları yapan kişilere hem de daha geniş anlamda toplumun tamamına yarar sağladığı söyleniyor.

Alıştırma

“Toplumun tek bir grup olarak ele alınması” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Good public transport can benefit ____, not only daily commuters.

Cevabı göster

society as a whole

Imagine the government want people to eat better. Anlatım akışı

0:44

Hükümetin insanların daha iyi beslenmesini istediğini hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine: varsayımsal bir durum sunmak

Cümlenin başındaki Imagine, dinleyiciyi varsayımsal bir durumu zihninde canlandırmaya davet eder. Biçim olarak emir kipindedir, ancak buradaki amacı durumun gerçek olduğunu bildirmek değil, bir örnek oluşturmaktır. Bu giriş açıklamayı iki adımda düzenler: önce zihinsel bir sahne oluşturur, ardından konuşmacı bu sahnede neler olacağını açıklayabilir. Imagine sözcüğünden sonra doğrudan tam bir yan cümle gelebilir; that isteğe bağlıdır.

Alıştırma

Örnek cümlenin başındaki Imagine ne işe yarar?

  1. Durumun zaten gerçekleştiğini bildirir.
  2. Dinleyicinin düşünmesi için varsayımsal bir durum sunar.
  3. Dinleyiciden hükümetin gerçek bir kararını hatırlamasını ister.
Cevabı göster

Dinleyicinin düşünmesi için varsayımsal bir durum sunar.

It might encourage supermarkets Dilbilgisi

0:47

Süpermarketleri, sağlıklı atıştırmalıkları kasaya yakın,

to put healthy snacks in easy-to-reach shelves Kalıp ifadeler

0:48

kolay erişilebilir raflara koymaya teşvik edebilir

near the checkout and hide the chocolate bars

0:51

ve çikolataları gözden uzak,

out of sight on the top shelf. Kalıp ifadeler

0:53

en üst rafa saklamalarını isteyebilir.

Dilbilgisi

might encourage supermarkets to put: dolaylı bir etkiyi temkinli biçimde öngörmek

It might encourage supermarkets to put... ifadesindeki It, daha önce sözü edilen hükümeti gösterir. Cümle, hükümetin süpermarketlerin atıştırmalıkları belirli bir yere koyma olasılığını artırabileceğini anlatır; burada encourage, mutlaka övmek ya da doğrudan emir vermek değil, etkilemek veya motive etmek anlamındadır. Kalıp might + encourage + kişi ya da kurum + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Might olası bir sonucu gösterir; bu nedenle ifadeyi will kullanımına göre daha az kesin yapar. Burada geçmiş zaman işareti değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kuralın mağazaları bir eylemde bulunmaya yöneltebileceğini doğru biçimde anlatır?

  1. The rule might encourages shops to displaying healthier choices.
  2. The rule might encourage shops to display healthier choices.
  3. The rule might encourage shops display healthier choices.
Cevabı göster

The rule might encourage shops to display healthier choices.

Kalıp ifadeler

easy-to-reach shelves: isimden önce kullanılan birleşik sıfat

easy-to-reach shelves ifadesinde easy-to-reach, shelves sözcüğünü niteleyen tek bir birleşik sıfattır. Rafların, insanların üzerlerindeki ürünlere zorlanmadan ulaşabileceği biçimde konumlandırıldığını anlatır. Kısa çizgiler, easy, to ve reach sözcüklerinin isimden önce birlikte çalıştığını gösterir. Bir bağlayıcı fiilden sonra aynı anlam genellikle kısa çizgisiz yazılır: The shelves are easy to reach.

Alıştırma

Cümleyi easy, to ve reach sözcüklerinden oluşan üç sözcüklü birleşik sıfatla tamamlayın: Put the emergency button in an ____ place.

Cevabı göster

easy-to-reach

Kalıp ifadeler

out of sight: insanların göremeyeceği bir yerde

Out of sight, bir kişinin veya nesnenin görülemeyen bir yerde olması demektir. Burada çikolatalar müşterilerin görüş alanından saklanır; böylece dikkat çekme olasılıkları azalır. Bu ifade hide, keep veya put gibi fiillerle kullanıldığında çoğu zaman bir şeyi bilinçli olarak görüş alanının dışına taşımayı anlatır.

Alıştırma

Anahtarların görülemeyeceğini belirten ifadeyi seçin: Please keep the spare keys ___ when guests arrive.

  1. in sight
  2. at first sight
  3. out of sight
Cevabı göster

out of sight

Shoppers are being nudged to eat better. Dilbilgisi

0:55

Müşteriler, daha iyi beslenmeleri için dürtülüyorlar.

Dilbilgisi

are being nudged: şimdiki zamanın edilgen biçimi

Are being nudged, are + being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki şimdiki zamanın edilgen biçimidir. Alışveriş yapanlar eylemi alan taraftır ve being, etkinin şu anda devam ettiğini gösterir. Buradaki nudge mecazidir: mağazanın tasarımı insanlara emir vermek veya onları zorlamak yerine, daha sağlıklı seçimlere doğru nazikçe yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle, müşterilerin şu anda nazik bir yönlendirme aldığını göstermek için şimdiki zamanın edilgen biçimini kullanır?

  1. Customers are being nudged to choose reusable bags.
  2. Customers are nudged to choose reusable bags.
  3. Customers are nudging others to choose reusable bags.
Cevabı göster

Customers are being nudged to choose reusable bags.

Well,

0:58

Yani,

that's the idea anyway. Ton ve niyet

0:59

en azından fikir bu.

Ton ve niyet

that's the idea anyway: amacı kabul ederken çekince koymak

That's the idea, amaçlanan sonucu veya planı belirtir. Cümle sonundaki anyway küçük bir çekince ekler: Gerçekler buna uymasa bile en azından düşünce budur. Bir iddiadan sonra kullanılan bu ifadenin tamamı, konuşanın kesinliğini azaltabilir ve dinleyiciyi bir sorun ya da karmaşıklığa hazırlayabilir. Burada anyway esas olarak konuyu değiştirmez.

Alıştırma

Bu örnek hakkındaki ifadeyi değerlendirin: The filter should block spam. That's the idea anyway. Konuşan kişi filtrenin çalışacağını garanti ediyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

But often nudging is used less to benefit society Dilbilgisi

1:01

Ancak çoğu zaman dürtme, topluma fayda sağlamaktan ziyade

and more to make money for big business. Kelime

1:05

büyük işletmeler için para kazandırmak amacıyla kullanılıyor.

Dilbilgisi

less to benefit society and more to make money: amaçları karşılaştırmak

less to A and more to B kalıbı iki amacı karşılaştırır. A'yı daha zayıf veya daha az önemli amaç, B'yi ise daha güçlü veya daha önemli amaç olarak sunar. İki taraf paralel kalmalıdır: less to benefit... and more to make.... Bu kullanım, asıl amacı eleştirel biçimde yeniden tanımlar ancak A'nın hiçbir rolü olmadığını kesin olarak söylemez.

Alıştırma

Ürün satmanın asıl amaç olduğunu göstermek için cümleyi less...and more... kalıbıyla tamamlayın: The campaign was designed ____ inform people and ____ sell products.

Cevabı göster

less to · more to

Kelime

big business: büyük şirketler ve çıkarları

Burada big business, büyük şirketlerin ticari çıkarları ve etkileriyle birlikte bir grup olarak ele alınması anlamına gelir. Alışılmadık derecede büyük tek bir satış anlamına gelmez. Bu ifade kimin fayda sağladığını gösterir: Cümle, dürtme yaklaşımının topluma fayda sağlamak yerine güçlü şirketler için kâr oluşturabileceğini düşündürüyor.

Alıştırma

Hangi cümlede big business, güçlü bir grup olarak hareket eden büyük şirketler anlamına gelir?

  1. The bakery grew into a big business.
  2. The new tax rules were welcomed by big business.
  3. The store made a large sale before closing.
Cevabı göster

The new tax rules were welcomed by big business.

And it happens more often than people realize. Kalıp ifadeler

1:08

Ve insanların fark ettiğinden çok daha sık gerçekleşiyor.

Kalıp ifadeler

more often than people realize: hafife alınan bir sıklığı belirtmek

Bu cümlede more often than people realize, olayın çoğu insanın fark ettiğinden daha sık yaşandığı anlamına gelir. Burada realize, «farkına varmak veya anlamak» demektir; «bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak» anlamına gelmez. more often than + yan cümle yapısı, gerçek sıklığı insanların bu konudaki bilgisiyle karşılaştırır. Konuşanlar bu yapıyı çoğu zaman gizli veya hafife alınan bir örüntüye dikkat çekmek için kullanır.

Alıştırma

Cümleyi «çoğu insanın fark ettiğinden daha sık» anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Small misunderstandings happen ____.

Cevabı göster

more often than people realize

So in this program,

1:11

Yani bu programda,

we'll be asking whether the idea behind nudging Notlar

1:12

dürtme fikrinin ardındaki düşüncenin,

to influence human behavior for good

1:16

yani insan davranışını iyi yönde etkileme amacının,

is still true today.

1:18

bugün hâlâ geçerli olup olmadığını soracağız.

Anlatım akışı

we'll be asking whether: ana tartışma sorusunu sunmak

we'll be asking whether... programın inceleyeceği ana soruyu ortaya koyar. Burada asking, bir kişiden hemen cevap istemek değil, soruyu araştırmak veya tartışmak anlamına gelir. Gelecekte devam eden yapıyı kullanan we'll be asking, araştırmanın program boyunca gelişeceğini gösterir. Whether, evet ya da hayırla ele alınabilen konuyu getirir: bu fikir bugün hâlâ geçerli mi?

Alıştırma

Bu program girişinde we'll be asking whether ne işe yarıyor?

  1. Programın cevabı zaten kanıtladığını söyler.
  2. Belirli bir konuktan hemen cevap vermesini ister.
  3. Programın inceleyeceği ana evet-hayır sorusunu sunar.
Cevabı göster

Programın inceleyeceği ana evet-hayır sorusunu sunar.

Kalıp ifadeler

the idea behind nudging: bir uygulamanın arkasındaki düşünce

the idea behind nudging, dürtme yaklaşımını yönlendiren düşünce, amaç veya ilke anlamına gelir. Behind burada soyuttur: bir uygulamayı onun altında yatan düşünceyle ilişkilendirir, fiziksel bir konumu göstermez. Tekrar kullanılabilen the idea behind + isim veya -ing biçimi, bir politikanın, ürünün, teorinin ya da eylemin neden oluşturulduğunu tartışmanızı sağlar. Bu cümlede, davranışları iyi yönde etkilemeyle ilgili sonraki ifade bu temel düşünceyi açıklar.

Alıştırma

Hangi ifade bir politikayı yönlendiren gerekçe veya amacı belirtir?

  1. the person behind the policy
  2. the idea of adopting a policy
  3. the idea behind the policy
Cevabı göster

the idea behind the policy

And as usual,

1:21

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:21

yine faydalı yeni kelimeler öğreneceğiz.

But first,

1:25

Ama önce,

I have a question for you,

1:25

sana bir sorum var,

Beth.

1:26

Beth.

Another example of nudging happened in Woolwich,

1:27

Dürtmenin başka bir örneği Woolwich'te yaşandı,

an area of London which in 2011 Dilbilgisi

1:30

burası Londra'nın bir bölgesi ve 2011'de

had a problem with antisocial behavior Kelime

1:33

antisosyal davranışlarla ilgili,

and particularly with shop windows being smashed. Dilbilgisi

1:36

özellikle de mağaza vitrinlerinin kırılmasıyla ilgili bir sorun yaşıyordu.

Dilbilgisi

an area of London which ... had a problem with: yer hakkında arka plan eklemek

Burada an area of London, Woolwich’i başka sözlerle tanıtan açıklayıcı bir isim grubudur: Woolwich’in nasıl bir yer olduğunu hemen söyler. Ardından gelen which in 2011 had a problem with ... ilgi cümleciği bu bölge hakkında arka plan bilgisi ekler. “Yer adı, a/an + yer açıklaması + which ...” kalıbı, dinleyicinin bilmeyebileceği bir yeri tanıtırken kullanışlıdır. Which cümleciği aynı yeri anlatmaya devam eder; yeni bir yer sunmaz.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm cümlede ne işe yarıyor?

  1. Woolwich ile ilgisi olmayan başka bir bölgeyi tanıtır.
  2. Woolwich’in Londra’nın bir parçası olduğunu belirtir ve bölge hakkında arka plan bilgisi ekler.
  3. Londra’nın tamamında tamamen aynı sorun olduğunu söyler.
Cevabı göster

Woolwich’in Londra’nın bir parçası olduğunu belirtir ve bölge hakkında arka plan bilgisi ekler.

Kelime

Britanya’daki kamu düzeni bağlamlarında antisocial behavior

Bu cümlede antisocial behavior; mala zarar verme, tehdit veya tekrarlanan kamusal rahatsızlıklar gibi başkalarına ya da topluma zarar veren veya ciddi biçimde rahatsızlık yaratan davranışlar anlamına gelir. Ardından mağaza vitrinlerinin kırılmasından söz edilmesi, burada kamu düzeniyle ilgili anlamın kullanıldığını gösterir. Bu ifade utangaç, içe dönük veya sosyal ortamlarda gergin olmak anlamına gelmez. Britanya’daki yerel yönetim ve haber bağlamlarında genellikle mala zarar veren ya da ortak alanları güvensiz veya rahatsız edici hâle getiren davranışları adlandırır.

Alıştırma

Özgün cümlede antisocial behavior ne anlama geliyor?

  1. Mala zarar veren veya toplumu ciddi biçimde rahatsız eden davranış
  2. Başka insanlarla konuşurken kaygı duymak
  3. Partiler yerine sessiz etkinlikleri tercih etmek
Cevabı göster

Mala zarar veren veya toplumu ciddi biçimde rahatsız eden davranış

Dilbilgisi

shop windows being smashed: -ing edilgen yapısı

shop windows being smashed ifadesinde shop windows isim öbeği eylemden etkilenen taraftır. Being + past participle, -ing biçiminde edilgen yapı kurar; bu nedenle smashed, vitrinlerin eylemi yaptığı değil, biri tarafından zarar gördüğü veya kırıldığı anlamına gelir. a problem with ... kalıbında with sonrasında bu yapı, endişe yaratan durumu adlandırır. Devam eden bir olayı anlatabilir; ancak burada geçmişteki sorunun genel bağlamı, tekrarlanan olaylara işaret eder. Vitrinlerin tam o anda kırılıyor olması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi steal fiilinin -ing edilgen biçimiyle tamamlayın: The office had a problem with laptops ____.

Cevabı göster

being stolen

The local authority decided to use nudging Kültür

1:39

Yerel yetkililer, sorunu çözmek için

to fix the problem by painting pictures Dilbilgisi

1:42

mağaza vitrinlerine resimler çizerek

on the shop windows.

1:45

dürtme yöntemini kullanmaya karar verdi.

Kültür

The local authority: Britanya'da yerel bir idari kurum

Britanya'daki kamu işleri bağlamında the local authority, bir bölgeden sorumlu yerel yönetim veya kamu idari kurumudur. Burada Woolwich için bir çözüm seçip uygulayabilecek kurumdan söz edilir. Authority burada soyut “güç” fikrini veya saygı duyulan bir kişiyi değil, bir kurumu adlandırır. The artikeli, o bölgeden sorumlu ilgili kuruma işaret eder.

Alıştırma

“The local authority approved the new recycling plan,” cümlesinde The local authority ne anlama gelir?

  1. Yerel halkın tamamı
  2. Saygı duyulan yerel bir uzman
  3. Yerel yönetim veya kamu idari kurumu
Cevabı göster

Yerel yönetim veya kamu idari kurumu

Dilbilgisi

to fix the problem by painting pictures: amaç ve yöntemi belirtme

to fix the problem mastar yapısı kararın amacını, yani yerel yönetimin neyi başarmak istediğini belirtir. by painting pictures bölümü ise bu amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Bir eylemin nasıl sonuç verdiğini açıklamak için by + fiilin -ing biçimi kullanılır: fix a problem by doing something. Burada by, “bu yöntemle” anlamına gelir; bir yeri veya eylemi yapan kişiyi belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi by ve install fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: They tried to fix the security problem ____ a stronger lock.

Cevabı göster

by installing

But what did they paint?

1:46

Peki ne çizdiler?

Was it A,

1:48

A,

cute kittens,

1:49

sevimli yavru kediler mi,

B,

1:50

B,

babies' faces,

1:51

bebek yüzleri mi,

or C,

1:52

yoksa C,

barking dogs?

1:53

havlayan köpekler mi?

Uh,

1:55

Hımm,

I guess barking dogs would keep the window breakers away. Notlar

1:55

sanırım havlayan köpekler cam kıranları uzak tutardı.

Ton ve niyet

I guess: bir iddiayı daha az kesin ifade etme

I guess, konuşanın tamamen emin olmadığı bir düşünceyi veya cevabı belirtir. İddianın gücünü azaltır: cümlenin geri kalanı doğrulanmış bir gerçek olarak değil, muhtemel bir fikir olarak sunulur. Bu cümlede konuşan kişi olası bir cevap seçiyor. Buradaki kullanım, “En iyi tahminim...” anlamına yakındır; “Biliyorum ki...” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cevap kapanış saatini açıkça kesin olmayan bir tahmin olarak sunuyor?

  1. The museum definitely closes at five.
  2. I guess the museum closes at five.
  3. I checked: the museum closes at five.
Cevabı göster

I guess the museum closes at five.

Dilbilgisi

would keep ... away: varsayımsal durumda beklenen sonuç

would keep the window breakers away ifadesinde would + fiilin yalın hâli, konuşanın varsayımsal bir durumda beklediği sonucu anlatır. Burada would geçmiş zamanı göstermez; I guess, sonucu bir gerçek değil tahmin olarak sunar. keep + kişi + away kalıbı, o kişinin yaklaşmasını engellemek anlamına gelir. Yaklaşılmaması gereken yeri ya da şeyi belirtmek için from + yer veya nesne eklenir.

Alıştırma

Tahmini would keep ... away ile tamamlayın: If the museum displayed a warning sign, it ____ visitors ____ the fragile door.

Cevabı göster

would keep · away from

Okay,

1:59

Pekâlâ,

Beth.

1:59

Beth.

I'll reveal the correct answer later in the program. Kalıp ifadeler

2:00

Doğru cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the correct answer: doğru cevabı açıklamak

Reveal the correct answer, daha önce gizli tutulan, açıklanmayan ya da bilinmeyen cevabı duyurmak anlamına gelir. Bu cümlede sunucu, programın ilerleyen bölümünde merakı sona erdireceğini söylüyor. Reveal, bilginin bilinmiyor durumdan biliniyor duruma geçmesini vurgular. Yalnızca say the answer demekten daha kasıtlı ve biraz daha resmîdir.

Alıştırma

Bir cevabın şimdiye kadar bilinmediğini ve artık açıklanacağını en iyi hangi ifade vurgular?

  1. reveal the correct answer
  2. guess the correct answer
  3. repeat the correct answer
Cevabı göster

reveal the correct answer

Nudging started in 2008 with the publication Anlatım akışı

2:03

Dürtme (nudge) kavramı 2008 yılında,

of a book by Nobel Prize-winning economist Kültür

2:06

Nobel ödüllü ekonomist Profesör Richard Thaler'ın

Professor Richard Thaler.

2:09

bir kitabının yayınlanmasıyla başladı.

Anlatım akışı

started in 2008 with the publication of ...: tarih ve başlangıç olayı

started in 2008 başlangıcı bir zaman çizgisine yerleştirir. Ardından with the publication of a book, bu başlangıca eşlik eden veya başlangıcı belirleyen olayı adlandırır. Buradaki with, bir şeyi kitap kullanarak yapmak değil, olay gerçekleştiğinde veya o olayla birlikte anlamındadır. Tekrar kullanılabilen X started in [year] with [event] kalıbı bir kökeni iki adımda düzenler: önce tarih, sonra başlangıç noktası olan olay. Fikirlerin, hareketlerin, projelerin ve eğilimlerin kısa tarihçelerinde sık görülür.

Alıştırma

Örnekteki with the publication of a book ne işe yarar?

  1. Kitabı yazmak için kullanılan aracı açıklar.
  2. Kitabın dürtme yaklaşımı sona erdikten sonra yayımlandığını gösterir.
  3. Başlangıcı belirleyen olayı adlandırır.
Cevabı göster

Başlangıcı belirleyen olayı adlandırır.

Kültür

Kişi adından önce kullanılan Nobel Prize-winning economist

Nobel Prize-winning economist, Richard Thaler'ın mesleğini ve önemli bir başarısını belirtmek için Professor Richard Thaler ifadesinden önce kullanılan bir isim öbeğidir. Ana isim economist sözcüğüdür; Nobel Prize-winning bunu niteler ve Nobel Ödülü kazanmış bir ekonomist anlamına gelir. Haberlerde ve tanıtımlarda bu tür bir açıklama, adı verilen kişinin neden konuyla ilgili veya güvenilir olduğunu hızlıca gösterir. Bu, kişi hakkında arka plan bilgisidir; ödülün kitabın yayımlandığı sırada kazanıldığını söylemez.

Alıştırma

Nobel Prize-winning economist ifadesi Richard Thaler hakkında ne anlatıyor?

  1. Nasıl ödül kazanılacağını araştıran bir ekonomisttir.
  2. Nobel Ödülü kazanmış bir ekonomisttir.
  3. Nobel Prize adlı bir kitap yayımlamıştır.
Cevabı göster

Nobel Ödülü kazanmış bir ekonomisttir.

Professor Thaler's ideas about how to gently persuade Kalıp ifadeler

2:11

Profesör Thaler'ın insanları iyi kararlar almaya

people into making good decisions

2:14

nazikçe ikna etme konusundaki fikirleri,

became known as nudge theory. Kalıp ifadeler

2:17

dürtme teorisi (nudge theory) olarak bilinmeye başlandı.

Kalıp ifadeler

persuade people into making good decisions: insanları iyi kararlar almaya ikna etmek

Persuade someone into doing something, birini başarılı bir şekilde etkileyip onun bir eylemi gerçekleştirmesini sağlamak demektir. Burada people, persuade fiilinin nesnesidir; making good decisions ise yönlendirildikleri eylemdir. Into bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: into making doğrudur, into make değildir. Gently, amacın zorlamak değil nazikçe yönlendirmek olduğunu gösterir.

Alıştırma

Yapıyı tamamlamak için try fiilini doğru biçimde kullanın: The coach persuaded Lena into ____ the difficult jump again.

Cevabı göster

trying

Kalıp ifadeler

became known as nudge theory: dürtme teorisi olarak bilinmeye başladı

Became known as, insanların daha sonra bir şey için belirli bir ad veya etiket kullanmaya başladığını belirtir. Became zaman içindeki bir değişimi, as ise yeni ad olan nudge theory ifadesini gösterir. Known as yapısını bir ad, unvan veya kimlikten önce kullanın. Bu yapı “Adı neydi?” sorusuna cevap verir; “Neden ünlüydü?” sorusuna değil.

Alıştırma

Cümleyi bir adı tanıtan edatla tamamlayın: The school project became known ____ Bright Ideas.

Cevabı göster

as

Advertising executive Rory Sutherland

2:19

Reklam yöneticisi Rory Sutherland,

introduced nudge theory to his agency Ogilvy.

2:22

dürtme teorisini ajansı Ogilvy'ye tanıttı.

Here's Rory explaining more Anlatım akışı

2:26

İşte Rory, BBC Radyo 4 programı Analysis'e

to BBC Radio 4 program Analysis.

2:28

daha fazlasını açıklıyor.

Anlatım akışı

Here's Rory explaining more ile sıradaki açıklamaya geçiş

Here's + kişi + -ing yapısı, belirtilen eylemi yapan kişiyi sunar. Bu cümlede Here's Rory explaining more, dinleyicilere birazdan Rory'nin açıklamasını duyacaklarını bildirir. Yayınlarda, videolarda ve sunumlarda bu kalıp bir devir işlevi görür: dikkati mevcut konuşmacıdan başka bir kişiye veya bir bölüme yöneltir. explaining more ayrıca sıradaki bölümün ne yapacağını önceden belirtir.

Alıştırma

Bu yayın cümlesinde Here's Rory explaining more ne işe yarıyor?

  1. Programın tamamının sona erdiğini bildirir.
  2. Dinleyicilerin birazdan duyacağı açıklamayı tanıtır.
  3. Rory'nin fiziksel olarak sunucunun yanında durduğunu söyler.
Cevabı göster

Dinleyicilerin birazdan duyacağı açıklamayı tanıtır.

Let's say you make the profitable option Notlar

2:31

Diyelim ki kârlı olan seçeneğin düğmesini

button green and highly attractive.

2:33

yeşil ve oldukça çekici yaptınız.

Anlatım akışı

Let's say ile varsayımsal bir örnek sunmak

Bu cümlede Let's say, varsayalım veya şöyle bir örnek düşünelim anlamına gelir; birlikte konuşma daveti değildir. Ardından gelen yan cümle, konuşmacının bir fikri açıklayabilmesi için olası bir durum kurar. Dinleyicilerden geçici bir varsayımı kabul etmelerini istemek için Let's say + yan cümle kalıbını kullanın. Durumun gerçek olması gerekmez.

Alıştırma

Let's ile başlayan ve varsayımsal bir örnek sunan iki kelimelik ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the train is delayed by an hour. What would you do?

Cevabı göster

Let's say

Kelime

profitable option: para kazandıran seçenek

Bu cümlede profitable option, şirket ya da reklamveren için daha fazla kâr getirmesi beklenen seçenek anlamına gelir. Profitable, o seçeneğin tercih edilmesinin mali sonucunu anlatır. Yalnızca müşteri için yararlı ya da iyi olduğu anlamına gelmez. İfadeyi yorumlarken bu seçenekten kimin para kazanmasının beklendiğine bakın.

Alıştırma

Cümlede profitable option en doğru biçimde ne anlama geliyor?

  1. Şirkete para kazandırması beklenen bir seçenek
  2. Müşterinin en kolay anlayacağı bir seçenek
  3. Müşteri için en sağlıklı olan bir seçenek
Cevabı göster

Şirkete para kazandırması beklenen bir seçenek

The less profitable option,

2:35

Daha az kârlı olan seçeneği ise,

you make it kind of gray and kind of mangy looking, Notlar

2:37

biraz gri ve biraz da pejmürde görünümlü yapıyorsunuz,

okay?

2:40

tamam mı?

Ton ve niyet

kind of gray ... kind of mangy looking: betimlemeyi yumuşatmak

Burada kind of, doğrudan gray ve mangy looking ifadelerinin önüne gelir. Biraz veya bir bakıma anlamını vererek iki betimlemeyi de daha az kesin ve daha az iddialı yapar. Kind of ifadesinin tekrarlanması, konuşanın o anda yaklaşık sözcükler seçtiği izlenimini veren rahat ve doğaçlama bir hava oluşturur. Bu, kind of ifadesinin zarf işlevli kullanımıdır; kategori bildiren a kind of + noun yapısı değildir.

Alıştırma

'The room felt kind of dark' cümlesinde kind of nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Dark sözcüğünü yaklaşık ve daha az kesin bir betimleme hâline getirir.
  2. Odanın tamamen karanlık hâle geldiğini gösterir.
  3. Belirli bir karanlık türünü tanıtır.
Cevabı göster

Dark sözcüğünü yaklaşık ve daha az kesin bir betimleme hâline getirir.

Kelime

mangy looking: eski püskü ve itici görünen

Burada mangy looking, bir şeyin kirli, yer yer bozulmuş, eski püskü ve itici göründüğünü söylemenin gündelik ve olumsuz bir yoludur. Mangy aslında uyuz olmuş ya da tüyleri sağlıksız görünen bir hayvanı anlatır, ancak nesneler için de mecaz anlamda kullanılabilir. Bu cümlede daha az kârlı seçenek, daha az çekici görünmesi için gri ve eski püskü hâle getiriliyor. İfade gerçek bir hastalığı değil, bilerek bakımsız gösterilen bir görünümü anlatıyor.

Alıştırma

Cümlede mangy looking, daha az kârlı seçeneğin nasıl göründüğünü anlatıyor?

  1. Parlak ve değerli görünüyor.
  2. Eski püskü ve itici görünüyor.
  3. Temiz ve bakımlı görünüyor.
Cevabı göster

Eski püskü ve itici görünüyor.

That would be an example of something

2:40

Bu, bilirsiniz, tüketicinin en iyi çıkarları için

which is you know, a nudge

2:42

kullanılması gerekmeyen bir dürtme

not necessarily used in the best interests of the consumer. Notlar

2:44

örneği olurdu.

Ton ve niyet

not necessarily used: kullanılması garanti değil

not necessarily used ifadesinde not, used kelimesini doğrudan olumsuz yapmak yerine necessarily kelimesini olumsuz yapar. Tüketicinin yararına kullanılmasının garanti olmadığını anlatır; böyle kullanılması mümkündür, ancak cümle bunu kesin olarak söylemez. Bu sözler, a nudge that is not necessarily used in the best interests of the consumer ifadesine eşdeğer kısaltılmış bir edilgen tanımlamadır. Bu kullanım eleştiriyi kesin değil, temkinli hâle getirir: Konuşan kişi bu kullanımın tüketiciye yarar sağlayıp sağlamadığını sorgular, kesinlikle sağlamadığını iddia etmez.

Alıştırma

Yeni cümleyi not necessarily used ifadesinin ilk iki kelimesiyle tamamlayın: The most popular answer is ____ the correct answer.

Cevabı göster

not necessarily

Kalıp ifadeler

in the best interests of the consumer: tüketicinin yararına olacak şekilde

In the best interests of the consumer, “tüketicinin refahı, hakları veya genel yararı açısından en iyi olacak şekilde” demektir. Buradaki interests, hobileri değil yararları ve hakları ifade eder. Not necessarily used in the best interests of the consumer, yönlendirmenin tüketici için en iyi olana değil, başka birinin amacına hizmet edebileceğini belirtir. Aktarılabilir kalıp in the best interests of + kişi veya grup şeklindedir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlayın: The doctor made the choice ____ the patient.

Cevabı göster

in the best interests of

Advertisers use colors to nudge customers Kalıp ifadeler

2:48

Reklamcılar, müşterileri kârlı seçeneğe,

towards the profitable option,

2:51

yani para kazandırma ihtimali en yüksek olan seçeneğe

the one which is the most likely to make money. Kalıp ifadeler

2:53

dürtmek için renkleri kullanırlar.

Kalıp ifadeler

nudge customers towards + hedef: müşterileri bir seçeneğe yönlendirmek

Nudge customers towards the profitable option, nudge + kişi + towards + hedef kalıbını kullanır. Müşterilere doğrudan emir vermeden veya onları zorlamadan, bu seçeneği tercih etme ihtimallerini artıracak şekilde hafifçe etkilemek demektir. Towards yalnızca fiziksel hareket yönünü değil, bir seçimi veya eğilimi de anlatabilir. Buradaki varış noktası bir karardır: kârlı seçenek.

Alıştırma

Hangi cümle nudge someone towards + hedef isim öbeği kalıbını kullanıyor?

  1. The signs nudged visitors towards the quieter entrance.
  2. The signs forced visitors to use the quieter entrance.
  3. The signs nudged visitors into choosing the quieter entrance.
Cevabı göster

The signs nudged visitors towards the quieter entrance.

Kalıp ifadeler

Para kazanma olasılığı en yüksek seçenek

Be likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma veya yaşama ihtimali yüksek olmak demektir. Burada likely to make money, bir seçeneğin kâr getirme olasılığını anlatır; likely olasılık bildirir, beğenme veya tercih değil. Most, mevcut seçenekler arasında karşılaştırma yapar. The most likely to make money, para kazandırma ihtimali en yüksek görülen seçenektir; bu, kesinlikle kazandıracağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “en yüksek olasılık” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Of all four plans, this one is the ____ make money.

Cevabı göster

most likely to

These appear brightly colored and attractive

2:56

Bunlar ekranda parlak renkli

on the screen,

2:58

ve çekici görünürken,

whereas less profitable options are made to look mangy, Dilbilgisi

2:59

daha az kârlı seçeneklerin "mangy" (pejmürde) görünmesi sağlanır,

a slang word meaning dirty and unattractive. Kelime

3:04

bu kirli ve çekici olmayan anlamına gelen argo bir kelimedir.

Dilbilgisi

whereas ... are made to look mangy: karşıtlık ve bilerek oluşturulan görünüm

Whereas, belirgin bir karşıtlığın ikinci tarafını tanıtır. Bir grubun parlak ve çekici görünümünü daha az kârlı seçeneklerin görünümüyle karşılaştırır. Are made to look, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısının edilgen biçimidir: Birisi seçenekleri belirli bir şekilde görünecek biçimde tasarlar veya sunar. Mangy burada gayriresmîdir ve kirli, bakımsız ve çekici olmayan anlamına gelir; ifade seçeneklerin gerçek durumunu değil, bilerek oluşturulan görünümü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi whereas ve make fiilinin edilgen yapısıyla tamamlayın: The premium package looks generous, ____ the basic one is ____ look inadequate.

Cevabı göster

whereas · made to

Kelime

a slang word meaning ...: sözcüğün argo olduğunu belirtip anlamını açıklamak

a slang word meaning X kalıbının iki görevi vardır: slang, sözcüğü gayriresmî olarak etiketler; meaning X ise tanımını verir. Burada meaning, word sözcüğünü niteleyen bir -ing yan cümleciğidir ve a slang word that means X yapısına benzer. Bu kalıp, gayriresmî bir ifadeyi kendi betimlemeniz olarak kullanmadan açıklamanızı sağlar.

Alıştırma

“ghost” sözcüğünü argo olarak etiketleyen tam kalıpla tanımı tamamlayın: “Ghost” is ____ to suddenly stop replying to someone.

Cevabı göster

a slang word meaning

Here, nudging isn't being used

3:07

Burada dürtme,

for the public good. Kelime

3:09

kamu yararına kullanılmıyor.

Kelime

the public good: kamu yararı

The public good, toplumun tümünün yararı veya refahı anlamına gelir. Bu ifadede good, bir şeyi olumlu olarak niteleyen sıfat değil, soyut bir isimdir. For the public good bir eylemin amacını belirtir: eylem yalnızca bir kişiye veya şirkete değil, daha geniş topluma yardım etmeyi amaçlar. Cümledeki isn't being used for, amacın bu olmadığını söyler.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The new safety rule was introduced for the public good.” For the public good ne anlama gelir?

  1. kuralın kulağa olumlu gelmesini sağlamak
  2. kamuya ait bir ürün oluşturmak
  3. toplumun tamamına yarar sağlamak
Cevabı göster

toplumun tamamına yarar sağlamak

These dark nudges, Deyimler

3:11

Bu karanlık dürtmeler (dark nudges),

also called sludge, Kelime

3:12

diğer adıyla çamur (sludge),

make money for a company

3:14

bir şirket için para kazandırır

but are not always in the best interests of the consumer.

3:16

ancak her zaman tüketicinin en iyi çıkarlarına uygun değildir.

Deyimler

dark nudges: etik açıdan sorunlu seçim tasarımı

dark nudges ifadesindeki dark, bir rengi değil, mecazi bir anlamı belirtir. Bu yönlendirmelerin etik açıdan sorunlu olduğunu gösterir: Bilgileri gizleyebilir, alışkanlıklardan yararlanabilir veya insanları çoğunlukla tasarımcıya fayda sağlayan seçimlere yöneltebilirler. Bir nudge, diğer seçeneklerin hepsini ortadan kaldırmadan seçimi yönlendirir. Buna dark denmesi, bu yönlendirmenin kimin çıkarına hizmet ettiğini sorgulamanız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: dark nudges içindeki dark, esas olarak nudges sözcüğünün rengini anlatır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kelime

also called sludge: başka bir ad ekleme

also called + ad yapısı, aynı kişi, şey veya fikir için başka bir ad ya da etiket sunar. Bu cümlede sludge, these dark nudges için başka bir terim olarak verilir. Sludge sözcüğü kelime anlamıyla koyu ve kirli çamur demektir; ancak burada seçimi zorlaştıran veya yönlendiren tasarım için kullanılan olumsuz bir mecazdır. also called sludge, virgüller arasında verilen ek bilgidir. Bu bölüm çıkarıldığında ana cümle yine tam bir yapıya sahip olur: These dark nudges make money for a company...

Alıştırma

Başka bir ad sunan iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The northern lights are ____ the aurora borealis.

Cevabı göster

also called

If something is in your best interests, Dilbilgisi

3:20

Eğer bir şey sizin en iyi çıkarlarınıza (in your best interests) ise,

it's the most advantageous and beneficial thing Kelime

3:23

o sizin için yapabileceğiniz

for you to do.

3:26

en avantajlı ve faydalı şeydir.

Dilbilgisi

If something is in your best interests: bir ifadeyi tanımlayan yapı

Burada If something is in your best interests bir tanım başlatır: if yan cümlesi açıklamanın hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir, ana cümle de anlamını açıklar. Asıl amaç belirli bir gelecek olayını tahmin etmek değildir. If something is X, it's Y kalıbı, bilinmeyen bir ifadeyi daha açık sözlerle yeniden anlatarak açıklayabilir. in your best interests içindeki interests, yapmaktan hoşlandığınız şeyleri değil, refahınızı veya yararınızı ifade eder.

Alıştırma

Örnekteki if yan cümlesi ne yapıyor?

  1. Belirli bir gelecek olayını tahmin etmek
  2. interests sözcüğünün eğlenceli hobiler anlamına geldiğini söylemek
  3. Sonraki cümlenin anlamı açıklayabilmesi için bir koşul sunmak
Cevabı göster

Sonraki cümlenin anlamı açıklayabilmesi için bir koşul sunmak

Kelime

advantageous and beneficial: iki tür olumlu etki

Bu cümlede advantageous and beneficial birlikte in your best interests ifadesini yeniden açıklar. Advantageous, elverişli bir konum veya pratik bir avantaj kazanmaya işaret ederken beneficial, yararlı ya da olumlu bir etki oluşturmaya işaret eder. Anlamların örtüşmesi bilinçlidir: iki sözcüğü birlikte kullanmak, eylemin kişi için birden fazla yönden iyi olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en uygun sözcüğü seçin: Regular exercise is especially ___ to your health.

  1. beneficial
  2. advantageous
  3. profitable
Cevabı göster

beneficial

Dark nudges have caused many Dilbilgisi

3:27

Karanlık dürtmeler, birçok kişinin

to question the morality of nudging, Kelime

3:29

dürtmenin ahlaki boyutunu sorgulamasına neden oldu,

including Neil Levy, professor of Ethics at Oxford University,

3:31

buna Oxford Üniversitesi'nden Etik profesörü Neil Levy de dahil,

speaking here to BBC Radio 4 program Analysis.

3:35

kendisi burada BBC Radyo 4 programı Analysis'e konuşuyor.

Dilbilgisi

caused many to question: cause + kişi + to + fiil

Cause + kişi + to + fiilin yalın hâli, bir şeyin başka bir kişinin eylemine veya tepkisine yol açtığını anlatır. caused many to question içinde caused sözcüğünü etkilenen kişiler, ardından da to question izler. Many burada zamirdir ve many people, yani “birçok kişi” anlamına gelir. Question burada yalnızca soru sormak değil, bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığından kuşkulanmak anlamındaki bir fiildir.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyı ve cause fiilinin geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: The unexplained delays ____ the reliability of the service.

Cevabı göster

caused many to question

Kelime

the morality of nudging: dürtme uygulamasının etik olup olmadığı

The morality of nudging, bir uygulama olarak dürtmenin etik açıdan doğru veya kabul edilebilir olup olmadığı demektir. Morality bir eylemi, politikayı veya yöntemi değerlendirebilir; yalnızca bir kişinin karakterini anlatmaz. The morality of + isim veya -ing biçimi, yargılanan etkinliği gösterir. Burada of nudging, etik açıdan incelenen uygulamanın nudging olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, morality ile kurulan ve “eylemin etik açıdan doğru olup olmadığı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The class debated ____ using facial recognition in schools.

Cevabı göster

the morality of

The big one, the one people have concentrated on, Notlar

3:40

En büyük olanı, insanların üzerinde yoğunlaştığı şey,

is that it's paternalistic. Kelime

3:43

bunun babacan (paternalist) olmasıdır.

Anlatım akışı

The big one: ana sorunu öne çıkarmak

The big one, konuşmada zaten bilinen bir grup sorun, neden veya kaygı arasından en önemli olanı seçip öne çıkarır. Buradaki one, bağlamdan anlaşılan bir sorun ya da kaygının yerine geçer; bir sayısını veya mutlaka fiziksel olarak büyük bir şeyi ifade etmez. Konuşmanın akışında The big one, konuşmacının ana noktaya geçtiğini gösterir. Ardından gelen the one people have concentrated on ifadesi bu noktanın ne olduğunu daha kesin biçimde belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede The big one ne işe yarıyor?

  1. Tam olarak bir sorun olduğunu söyler.
  2. Bilinen bir grup içindeki en önemli sorunu belirtir.
  3. Bir nesnenin fiziksel boyutunu açıklar.
Cevabı göster

Bilinen bir grup içindeki en önemli sorunu belirtir.

Kalıp ifadeler

people have concentrated on: dikkati bir konuya yöneltmek

Concentrate on, dikkati, düşünceyi veya çabayı belirli bir konuya ya da göreve yöneltmek anlamına gelir. On, nesneden önce kullanılan edattır: concentrate on a problem, concentrate on doing something. people have concentrated on ifadesi, the one sözünü açıklayan bir ilgi cümleciğinin içindedir. On'dan sonra görünmeyen nesne the one'dır: people have concentrated on that issue. Present perfect yapıdaki have concentrated, bu ilginin şu ana kadar önemini koruduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi concentrated ile başlayan iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Since Monday, the research team has ____ the most urgent question.

Cevabı göster

concentrated on

Kelime

It's paternalistic: başkaları adına 'onların iyiliği için' karar vermek

Bu cümlede paternalistic, bir otoritenin insanlar için neyin en iyi olduğunu bildiğine inanarak onların yerine karar vermesini veya seçeneklerini kısıtlamasını eleştirir. Amaç yardımcı olmak olsa bile, insanlara kendi başlarına doğru karar veremeyen çocuklarmış gibi davranır. Önemli olan, kelimenin doğrudan babayla ilgili olması değil, özerkliğin kaybedilmesidir. Bir şeye paternalistic demek, genellikle 'senin iyiliğin için' gerekçesinin kontrolü haklı çıkarmak için kullanıldığını ima eder.

Alıştırma

Bu cümlede paternalistic hangi eleştiriyi ifade ediyor?

  1. Hiç kimsenin çıkarını dikkate almamak
  2. Tarafsız bilgi verip kararı başkalarına bırakmak
  3. Kendisi için neyin en iyi olduğunu bildiğine inanarak başkalarının yerine karar vermek
Cevabı göster

Kendisi için neyin en iyi olduğunu bildiğine inanarak başkalarının yerine karar vermek

That is, Anlatım akışı

3:46

Yani,

that uh nudge

3:47

bu, eee dürtme,

might be in our interests Anlatım akışı

3:49

bizim çıkarımıza olabilir

but we want to make our own decisions.

3:50

ancak biz kendi kararlarımızı kendimiz vermek istiyoruz.

Anlatım akışı

Yeniden ifade etme işareti olarak That is,

Burada That is, 'başka bir deyişle' anlamına gelir. Sonraki cümlenin yeni bir noktaya başlamadığını, önceki soyut iddiayı yeniden ifade edip açıkladığını gösterir. Dinlerken bilgi akışını düzenleyen bir ipucudur: That is, ifadesinden sonra daha açık bir tanım, yeniden ifade veya önceki düşüncenin somut açıklamasını bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Açıklamayı bu dersteki iki kelimelik yeniden ifade etme işaretiyle tamamlayın: The library has extended hours. ____, it now stays open until midnight.

Cevabı göster

That is

Anlatım akışı

might be... but...: olası bir yararı kabul edip özerk seçimi vurgulamak

might be X but Y kalıbı önce X'i gerçek bir olasılık olarak sunar, ardından but ile dikkati Y'ye çevirir. Burada konuşmacı, yönlendirmenin insanlara yarar sağlayabileceğini kabul ettikten sonra insanların kendi kararlarını vermek istediğini vurgular. İkinci bölüm ilkini geçersiz kılmaz. Olası yarar ile kişisel seçimi yan yana koyar ve kişisel seçimi ana nokta yapar.

Alıştırma

might be in our interests but we want... bu savda nasıl bir işlev görür?

  1. Yarar ile kişisel seçimin tamamen aynı düşünce olduğunu söyler.
  2. Olası bir yararı kabul eder, ardından kendi kararını verme isteğini ana nokta yapar.
  3. Bir gerekçe vermeden önce herhangi bir yarar olasılığını reddeder.
Cevabı göster

Olası bir yararı kabul eder, ardından kendi kararını verme isteğini ana nokta yapar.

That's why people worry that nudges Anlatım akışı

3:53

İşte bu yüzden insanlar dürtmelerin

infantilize us, Kelime

3:56

bizi çocuklaştırmasından (infantilize),

to undermine our autonomy. Kalıp ifadeler

3:57

özerkliğimizi zayıflatmasından endişe ediyor.

Anlatım akışı

That's why people worry that: nedenden kaygı sonucuna geçmek

That's why daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve sonucu tanıtır. Burada insanların kendi kararlarını verme isteği kaygıya yol açar; kaygı, neden olarak sunulmaz. people worry that + yan cümle yapısında that ile başlayan yan cümle, insanların neden kaygılandığını belirtir. That's why gördüğünüzde nedeni önceki bilgilerde arayın ve ardından gelen kısmı sonuç ya da tepki olarak okuyun.

Alıştırma

Hangi cümle nedenden ortaya çıkan kaygıya doğru biçimde geçer?

  1. That's why the app makes choices without asking users. People worry that they are losing control.
  2. The app makes choices without asking users. That's why people worry that they are losing control.
  3. The app makes choices without asking users. That's because people worry that they are losing control.
Cevabı göster

The app makes choices without asking users. That's why people worry that they are losing control.

Kelime

infantilize us: yetkin yetişkinlere çocuk gibi davranmak

Infantilize someone, yetkin bir kişiye, özellikle de bir yetişkine, mantıklı kararlar veremeyen bir çocukmuş gibi davranmak demektir. Birini gerçekten bebeğe dönüştürmek anlamına gelmez. Burada infantilize us bir eleştiri ifade eder: dürtmeler, yetişkinlere sorumlu seçimler yapamıyorlarmış gibi davranabilir. Daha genel olarak bu fiil, insanların olgunluğunu ve bağımsızlığını küçümseyen bir kontrol biçimini eleştirir.

Alıştırma

Hangi durum infantilize experienced employees ifadesinin anlamını en iyi gösterir?

  1. Bir yönetici, deneyimli çalışanların sorumlu seçimler yapamayacağını varsayarak onlar adına en küçük kararları bile kendisi verir.
  2. Bir yönetici, deneyimli çalışanlardan kararlarına nasıl ulaştıklarını açıklamalarını ister.
  3. Bir yönetici, yeni çalışanlara talep ettikleri teknik eğitimi verir.
Cevabı göster

Bir yönetici, deneyimli çalışanların sorumlu seçimler yapamayacağını varsayarak onlar adına en küçük kararları bile kendisi verir.

Kalıp ifadeler

undermine our autonomy: seçme özgürlüğümüzü zayıflatmak

Undermine something, bir şeyi çoğu zaman dolaylı biçimde veya zaman içinde daha zayıf, daha az etkili ya da daha az sağlam hâle getirmek demektir. Autonomy, kendi kararlarını verme yetisi veya hakkıdır. Bu nedenle undermine our autonomy, kendi seçimlerimiz üzerindeki kontrolümüzü azaltmak demektir. Bu özgürlüğün zayıflatılmasını anlatır; mutlaka tamamen yok edilmesini değil.

Alıştırma

Cümleyi “kendi seçimlerimizi yapma özgürlüğümüzü zayıflatmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: If every decision is made for us, the system may ____.

Cevabı göster

undermine our autonomy

Critics of nudging call it paternalistic, Kelime

4:00

Dürtme eleştirmenleri buna paternalist diyorlar,

meaning it wants to make decisions for people

4:03

yani insanların kendi sorumluluklarını almalarına izin vermek yerine,

rather than letting them take responsibility for themselves. Dilbilgisi

4:06

onların adına kararlar almak istediğini kastediyorlar.

Kelime

Critics of nudging: karşıt bir görüşü sunmak

Critics of nudging, “dürtme yaklaşımını eleştiren ya da sorgulayan kişiler” demektir. Buradaki critics mutlaka profesyonel eleştirmenler değildir; bu fikre karşı çıkan veya sorunlarını dile getiren kişi ve grupları kapsayabilir. Bir cümleye Critics of X ile başlamak karşıt bir görüşü tanıtır ve okuyucuyu bu grubun X hakkında söyleyeceklerine hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede Critics of nudging kimleri ifade ediyor?

  1. Başkaları için dürtme yöntemleri tasarlayan kişiler
  2. Dürtme yaklaşımını sorgulayan veya eleştiren kişiler
  3. Dürtme yaklaşımına puan vermek için işe alınmış profesyonel eleştirmenler
Cevabı göster

Dürtme yaklaşımını sorgulayan veya eleştiren kişiler

Dilbilgisi

rather than letting them take responsibility: iki seçeneği karşılaştırmak

Rather than + -ing biçimi, seçilmeyen diğer seçeneği tanıtır. Burada rather than letting..., make decisions for people ile karşılaştırılır: yaklaşım ikinci eyleme izin vermek yerine birinci eylemi yapar. Let someone take responsibility, kişinin kendi seçimlerini yapmasına ve sonuçlarını kabul etmesine izin vermek demektir. Bu karşıtlık eleştiriyi açık hâle getirir: paternalist bir yaklaşım, insanların kendi kararları üzerindeki kontrolünü azaltır.

Alıştırma

rather than + -ing yapısındaki eksik kelimeyi tamamlayın: A good coach asks guiding questions rather ____ giving players every answer.

Cevabı göster

than

They also claim nudging infantilizes

4:11

Ayrıca dürtmenin insanları çocuklaştırdığını (infantilizes)

people. It treats them like children Kalıp ifadeler

4:13

iddia ediyorlar. Onlara çocuk muamelesi yapıyor

Kalıp ifadeler

treats them like children: insanlara çocukmuş gibi davranmak

Burada treats, 'birine belirli bir şekilde davranmak veya yaklaşmak' demektir; 'tıbbi tedavi uygulamak' anlamına gelmez. Yapı treat + kişi + like + isim şeklindedir. treats them like children, bu kişilere çocuklara davranır gibi davranmak anlamına gelir. Bu cümlede benzetme eleştiri taşır: İnsanların kendi başlarına değerlendirme yapabileceklerine veya seçimde bulunabileceklerine güvenilmediğini ima eder. Bu yapı, birine nasıl davranıldığını olumlu ya da olumsuz biçimde anlatmak için başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

"The coach treats the adult players like children," cümlesindeki ifade neyi ima eder?

  1. Antrenör, oyuncuların olgun kararlar verebileceğine güvenmiyor.
  2. Antrenör oyunculardan çocuklara bakmalarını istiyor.
  3. Antrenör oyunculara tıbbi tedavi uyguluyor.
Cevabı göster

Antrenör, oyuncuların olgun kararlar verebileceğine güvenmiyor.

and as a result, Anlatım akışı

4:15

ve sonuç olarak,

people lose autonomy,

4:17

insanlar özerkliklerini (autonomy) kaybediyor,

Anlatım akışı

as a result: bir sonucu belirtmek

As a result bir sonuç işaretleyicisidir. Dinleyiciye, ardından gelen people lose autonomy bilgisinin önce söylenenlerin etkisi olduğunu, başka bir neden olmadığını gösterir. Yeni bir cümlenin başında yer alabilir veya cümle içinde and sözcüğünden sonra gelebilir. Genellikle sonuç yan cümlesinden virgülle ayrılır: Neden. As a result, sonuç. Bu ifadeyi duyduğunuzda sırada sonucun gelmesini beklersiniz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki sonuç işaretleyicisiyle tamamlayın: The road was flooded. ____, the match was cancelled.

Cevabı göster

As a result

the ability to make your own decisions Kelime

4:18

başka biri tarafından ne yapılacağının söylenmesi yerine,

about what to do rather than being told by someone else. Dilbilgisi

4:21

kendi kararlarını verme yeteneğini kaybediyorlar.

Kelime

autonomy açıklaması olarak the ability to make your own decisions

the ability to make your own decisions ifadesi, açıklayıcı bir eş görevli isim öbeğidir: autonomy sözcüğünden sonra gelir ve bu soyut ismi daha açık sözlerle açıklar. Burada autonomy, başka birinin sizin yerinize karar vermesi yerine kendi eylemlerinizi seçebilmek demektir. Odak, kararlar üzerinde söz sahibi olmaktır; bütün kurallardan tamamen bağımsız olmak değildir.

Alıştırma

Bu cümlede autonomy esas olarak ne anlama geliyor?

  1. Ne yapacağını kendin seçmek
  2. Hiçbir kuralın veya sorumluluğun olmaması
  3. Başka birinin senin yerine her şeyi seçmesine izin vermek
Cevabı göster

Ne yapacağını kendin seçmek

Dilbilgisi

what to do: soru sözcüğü + to-infinitive yapısı

What to do, soru sözcüğü + to-infinitive yapısına sahiptir. “Hangi eylemin yapılacağı” anlamına gelir ve daha büyük bir cümlede isim öbeği olarak kullanılır; tam bağlamda decisions about ifadesinden sonra gelir. Tam bir soru değildir, bu nedenle soru cümlesi sözcük dizilişini kullanmaz. Bu fikri bir cümlenin içine yerleştirirken what do I do yerine what to do kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “hangi eylemin yapılacağı” anlamındaki kısa ifadeyle tamamlayın: The alarm is ringing, but I don't know ____.

Cevabı göster

what to do

I guess nudging itself

4:25

Sanırım dürtmenin kendisi

is neither good nor bad. Dilbilgisi

4:26

ne iyi ne de kötüdür.

Dilbilgisi

neither good nor bad: iki yargıyı da reddetmek

Bu cümlede neither good nor bad, iki yargının da reddedildiğini anlatır: dürtme yaklaşımı ne iyi ne de kötü olarak tanımlanır. Konuşan kişi, şeyin kendisi hakkında tarafsız bir değerlendirme yapar. neither A nor B kalıbı iki paralel ögeyi bağlar ve ikisini de olumsuzlar. Burada A ve B, good ve bad sıfatlarıdır.

Alıştırma

neither...nor... ile tamamlayın: The answer is ____ simple ____ obvious.

Cevabı göster

neither · nor

It just depends how you use it. Kalıp ifadeler

4:28

Bu sadece onu nasıl kullandığınıza bağlı.

Kalıp ifadeler

depends how you use it: sonucu koşula bağlamak

Depends how you use it, sonucun o şeyi kullanma biçiminize göre belirlendiği anlamına gelir. Şeyin her zaman aynı etkiyi yarattığını söylemek yerine koşula bağlı bir değerlendirme yapar. Burada how you use it, belirleyici etkeni gösteren bir yan cümledir. Günlük Britanya İngilizcesinde depend sözcüğünün ardından bu how cümlesi doğrudan gelebilir; on söylenmese de anlaşılır.

Alıştırma

Devam cümlesini on kullanmadan, konuşma dilindeki biçimle tamamlayın: This app can help or distract you. It ____.

Cevabı göster

depends how you use it

Well,

4:30

Peki,

let's look on the positive side Deyimler

4:31

pozitif yönden bakalım ve

by revealing the answer to your question,

4:33

sorunun cevabını açıklayalım,

Neil.

4:35

Neil.

Deyimler

look on the positive side: işin olumlu tarafına bakmak

Bu cümlede look on the positive side, zor veya olumsuz bir durumun içindeki iyi ya da yararlı noktaya odaklanmak anlamına gelir. Bu bir deyimdir; bir nesnenin herhangi bir tarafına fiziksel olarak bakma talimatı değildir. Konuşmacı let's look on the positive side diyerek herkesi daha umutlu bir bakış açısına davet eder ve konuşmayı ciddi bir eleştiriden cevabın açıklanacağı daha hafif bir bölüme geçirir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “kötü bir durumun iyi tarafına odaklanmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The outdoor concert was cancelled, but let's ____: we can watch the livestream together.

Cevabı göster

look on the positive side

Right.

4:36

Doğru.

I asked you how authorities

4:36

Sana yetkililerin nasıl dürttüklerini sormuştum,

in Woolwich in Southeast London

4:38

Güneydoğu Londra'daki Woolwich'te,

nudged antisocial window breakers Kalıp ifadeler

4:40

antisosyal cam kırıcıları,

to behave nicely.

4:43

uslu durmaları için.

Kalıp ifadeler

nudged antisocial window breakers to behave nicely: nudge someone to do something yapısı

Burada nudged antisocial window breakers to behave nicely, nudge + someone + to-infinitive yapısını kullanır. Bu yapı, birini bir eylemde bulunması için nazikçe veya dolaylı biçimde etkilemek anlamına gelir. Nudged geçmiş zaman fiilidir, antisocial window breakers fiilin nesnesidir ve to behave nicely teşvik edilen eylemi belirtir. Yetkililer bu kişileri fiziksel olarak itmedi. Cam kıran kişileri toplumca daha kabul edilebilir biçimde davranmaya teşvik etmek için bir işaret veya çevrede bir değişiklik kullandılar.

Alıştırma

Cümleyi nudge fiilinin geçmiş zaman biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The friendly reminder ____ Omar ____ bring his library book back.

Cevabı göster

nudged · to

I guessed it was by painting pictures

4:44

Pencerelere korkutucu, havlayan köpek resimleri

of scary barking dogs on the windows.

4:47

çizerek olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the wrong answer,

4:49

Korkarım ki bu yanlış cevaptı,

I'm afraid, Beth. Ton ve niyet

4:52

Beth.

Ton ve niyet

I'm afraid ile kötü haberi nazikçe verme

Buradaki I'm afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz; sözü nazikçe yumuşatır. Hoş olmayan bir bilgiden önce veya sonra kullanıldığında “ne yazık ki” ya da “bunu söylemekten üzgünüm” gibi bir anlam taşır. Bu cümlede cevabın yanlış olduğu yönündeki düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Karşı çıkarken, bir isteği reddederken, birini düzeltirken veya kötü haber verirken karşı tarafa saygı göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekteki I'm afraid ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Düzeltmeyi nazikçe yumuşatır.
  2. Konuşanın cevaptan emin olmadığını gösterir.
  3. Konuşanın Beth'ten korktuğunu söyler.
Cevabı göster

Düzeltmeyi nazikçe yumuşatır.

In fact, Anlatım akışı

4:53

Aslında,

Woolwich Council Kültür

4:53

Woolwich Belediye Meclisi,

hired graffiti artists to paint pictures Kalıp ifadeler

4:54

kepenklerin üzerine yerel bebeklerin yüzlerinin resimlerini çizmeleri için

of local babies' faces onto the window shutters.

4:57

grafiti sanatçıları tuttu.

Anlatım akışı

In fact ile önceki bir düşünceyi düzeltme

In fact, dinleyiciye önceki bir düşüncenin yerine daha doğru bilgiyi koyması gerektiğini anlatan bir söylem belirtecidir. Burada tahminin yanlış olduğu söylendikten sonra belediyenin gerçekte ne yaptığını açıklar. Cümlenin başındaki In fact bir karşıtlık düzenler: önce bir beklenti veya iddia, sonra onu düzelten gerçek gelir. Dinleyicinin artık doğru kabul etmesi gereken bilgi, bu ifadeden sonra gelen bilgidir.

Alıştırma

Örnekte In fact hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Belediyenin ne yapacağından emin olmadığını gösterir.
  2. Önceki yanlış tahminin yerine gerçek durumu koyar.
  3. Önceki tahminle ilgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster

Önceki yanlış tahminin yerine gerçek durumu koyar.

Kültür

Woolwich Council: yerel kamu kurumu anlamında council

Britanya’daki yerel yönetimle ilgili bu bağlamda Woolwich Council, Woolwich ile bağlantılı yerel bir kamu kurumunu ifade eder. Buradaki Council, yerel hizmetleri yöneten ve yerel kararlar alan kurumdur; tek bir toplantı değildir. İfadede hired fiilinin öznesi olması, sanatçılara işi veren tarafın bir kamu kurumu olduğunu gösterir. Daha genel olarak Britanya haberlerinde bir yer adından sonra gelen Council, çoğu zaman yerel yönetim kurumunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede Woolwich Council neyi ifade ediyor?

  1. Woolwich’te yapılan tek bir toplantı
  2. Woolwich ile bağlantılı yerel kamu kurumu
  3. Woolwich’te çalışan grafiti sanatçıları
Cevabı göster

Woolwich ile bağlantılı yerel kamu kurumu

Kalıp ifadeler

hired graffiti artists to paint pictures: hire someone to do something yapısı

hired graffiti artists to paint pictures ifadesinde hire + kişi + to’lu mastar yapısı kullanılır. graffiti artists isim grubu nesnedir ve iş için tutulan kişileri gösterir; to paint pictures ise yapmak üzere tutuldukları işi belirtir. Bir kişi veya kurum, bir iş için birine ödeme yaptığında ya da onu tuttuğunda bu yapı kullanılır. Zaman hire fiilinde gösterilir; görev kısmı ise to + fiilin yalın hâli biçiminde kalır.

Alıştırma

Hire fiilinin geçmiş zaman biçimini ve mastar işaretini kullanarak hire + kişi + to’lu mastar yapısını tamamlayın: The club ____ a designer ____ make a poster.

Cevabı göster

hired · to

Not even the most hard-hearted criminal smashed Notlar

5:01

En taş kalpli suçlu bile

those windows and antisocial behavior

5:04

o camları kırmadı ve antisosyal davranışlar

fell by 18% in one year. Kalıp ifadeler

5:06

bir yıl içinde %18 azaldı.

Dilbilgisi

Not even the most hard-hearted criminal: uç bir örnekle olumsuzluğu vurgulamak

Not even the most hard-hearted criminal ifadesinde not even, merhametin durdurması en zor görünen kişiyi öne çıkarır. Ardından gelen smashed olumlu biçimde olsa da olumsuzluğun kapsamındadır: bu suçlu pencereleri kırmamıştır. Konuşmacı en uç örneği seçerek genel savı güçlendirir. O kişi bile bunu yapmadıysa sonuç özellikle şaşırtıcı ve ikna edici görünür.

Alıştırma

Uç bir örnekle olumsuz bir iddiayı güçlendiren iki kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the most experienced guide knew the route.

Cevabı göster

Not even

Kelime

hard-hearted criminal: güçlü ve olumsuz bir yargı

Hard-hearted, merhamet hissetmeye veya göstermeye isteksiz olmak anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Kişiliği ya da davranışı mecazi olarak anlatır; fiziksel olarak sert bir kalpten söz etmez. hard-hearted criminal ifadesinde hard-hearted, criminal sözcüğünü niteler ve güçlü, olumsuz bir ahlaki yargı ekler. İfade, suçluyu normalde acıma duygusundan etkilenmeyecek uç bir kişi olarak sunar.

Alıştırma

Hangi kişi en uygun şekilde hard-hearted olarak tanımlanabilir?

  1. Sakin kalıp yine de yardım teklif eden biri
  2. Sağlıklı ve güçlü bir kalbi olan biri
  3. Umursamadığı için yaralı bir hayvana yardım etmeyi reddeden biri
Cevabı göster

Umursamadığı için yaralı bir hayvana yardım etmeyi reddeden biri

Kalıp ifadeler

fell by 18%: düşüş miktarı

fell by 18% ifadesinde fell düşüşü, by ise bu düşüşün miktarını gösterir. Burada antisosyal davranış düzeyi bir yıl içinde önceki düzeyden %18 daha düşük hâle gelmiştir; %18 son düzey değildir. Aktarılabilir kalıp fall by + miktar veya yüzde şeklindedir. Bir sayının ne kadar azaldığını söyler.

Alıştırma

Bir raporda "the number of complaints fell by 18%" ne anlama gelir?

  1. Öncekinden %18 daha düşük oldu.
  2. Tam olarak %18'lik son düzeye düştü.
  3. 18 ay boyunca aynı kaldı.
Cevabı göster

Öncekinden %18 daha düşük oldu.

Okay,

5:10

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned in this program Anlatım akışı

5:10

bu programda dürtme, yani kararlar alması için

about nudging, ways of gently persuading Kalıp ifadeler

5:13

birini nazikçe ikna etme veya teşvik etme yolları hakkında

or encouraging someone to take decisions.

5:16

öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım.

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir özete geçmek

Let's recap, konuşmacının ana tartışmadan daha önce ele alınan noktaların kısa bir tekrarına geçtiğini gösteren bir işarettir. Programda öğrenilen kelimelerin gözden geçirilmesini başlatır. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; recap ise kısaca özetlemek veya gözden geçirmek demektir. Bu ifade dinleyicileri önemli noktaları birlikte gözden geçirmeye davet eder; genellikle her şeyi baştan sona tekrar etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Birisi "Let's recap" dedikten sonra genellikle ne gelir?

  1. Her noktanın baştan ayrıntılı biçimde öğretilmesi.
  2. Konuyla tamamen ilgisiz bir hikâye.
  3. Daha önce konuşulan ana noktaların kısa bir tekrarı.
Cevabı göster

Daha önce konuşulan ana noktaların kısa bir tekrarı.

Kalıp ifadeler

gently persuading or encouraging: zorlamadan nazikçe etkilemek

Bu tanımda gently persuading or encouraging, bir nudge yaklaşımının birini nasıl etkilediğini anlatır. Persuading, birinin bir eylemi seçmesine yardımcı olacak nedenler sunmak; encouraging ise destek veya motivasyon vermektir. Gently, etkinin hafif ve zorlayıcı olmadığını, dolayısıyla kişinin karar verme alanının kaldığını gösterir. Burada anlatılan şey mutlaka alçak sesle konuşmak değildir.

Alıştırma

Gently persuading or encouraging ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Kişiye biraz seçim alanı bırakan, zorlayıcı olmayan bir etkiyi anlatır.
  2. Çok alçak sesle konuşmak anlamına gelir.
  3. Birini güç kullanarak itaat etmeye zorlamayı anlatır.
Cevabı göster

Kişiye biraz seçim alanı bırakan, zorlayıcı olmayan bir etkiyi anlatır.

Something which is profitable

5:19

Kârlı (profitable) olan bir şey,

makes a profit or is likely to make money. Kalıp ifadeler

5:21

kâr sağlar veya para kazandırma olasılığı yüksektir.

Kalıp ifadeler

makes a profit: gelirin maliyetleri aşması

Make a profit, bir faaliyetin veya işletmenin maliyetinden daha fazla para getirmesi anlamına gelen standart bir iş İngilizcesi eşdizimidir. Örnekte makes, tekil özne something ile uyumludur ve profitable sözcüğünü tanımlamaya yardımcı olur. Profit, ilgili maliyetler çıkarıldıktan sonra kalan paradır. Her türlü genel fayda veya avantaj anlamına gelmez.

Alıştırma

“Geliri maliyetlerinden fazladır” anlamındaki bu derste geçen iş İngilizcesi eşdizimiyle cümleyi tamamlayın: A profitable shop ____.

Cevabı göster

makes a profit

Mangy is slang for dirty and unattractive.

5:25

Mangy (pejmürde), kirli ve çekici olmayan anlamına gelen argo bir kelimedir.

If something is in your best interests,

5:28

Bir şey sizin en iyi çıkarlarınıza (in your best interests) ise,

it's the most advantageous beneficial thing

5:31

o sizin için yapabileceğiniz

for you to do.

5:34

en avantajlı ve faydalı şeydir.

A paternalistic person prefers making decisions Dilbilgisi

5:35

Paternalist (babacan) bir kişi, insanların

for other people rather than letting them

5:38

kendi hayatlarının sorumluluğunu almasına izin vermek yerine,

take responsibility for their own lives. Kalıp ifadeler

5:40

diğer insanlar adına karar vermeyi tercih eder.

Dilbilgisi

prefers making ... rather than letting ...: tercih bildiren paralel -ing biçimleri

prefer doing A rather than doing B kalıbı iki eylemi karşılaştırır ve A'nın daha güçlü tercih olduğunu gösterir. Bu cümlede kişi, başkalarının kendi hayatlarının sorumluluğunu üstlenmesine izin vermek yerine onlar adına karar vermeyi tercih eden biri olarak anlatılır. Karşılaştırılan iki eylem aynı dilbilgisel görevi taşıdığı için making ve letting paralel -ing biçimleridir. Yeniden kullanılabilecek kalıp prefer + -ing eylemi A + rather than + -ing eylemi B şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle prefer ... rather than ... yapısında paralel -ing biçimlerini doğru kullanır?

  1. Maya prefers solve problems with her team rather than working alone.
  2. Maya prefers solving problems with her team rather than working alone.
  3. Maya prefers solving problems with her team rather than to work alone.
Cevabı göster

Maya prefers solving problems with her team rather than working alone.

Kalıp ifadeler

take responsibility for their own lives: kendi seçimlerini yönetmek ve sonuçlarını üstlenmek

Take responsibility for their own lives, kişinin kendi seçimlerini ve görevlerini yönetmesi ve sonuçlarını kabul etmesi anlamına gelir. Anlamı yalnızca bir hatayı kabul etmekten daha geniştir. Kalıp take responsibility for + isim veya -ing biçimidir. Burada insanların bunu yapmasına izin vermek, onlara nasıl yaşayacakları üzerinde hem kontrol hem de sorumluluk vermektir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi tamamlamak için take, responsibility ve gerekli edatı kullanın: Team leaders must ____ the decisions they make.

Cevabı göster

take responsibility for

To infantilize someone means

5:43

Birini çocuklaştırmak (infantilize),

to treat them as if they were a child. Dilbilgisi

5:45

ona çocukmuş gibi davranmak demektir.

Dilbilgisi

as if they were a child: gerçek dışı bir karşılaştırma

as if they were a child ifadesinde as if, birine nasıl davranıldığıyla ilgili bir karşılaştırma başlatır. Kişinin gerçekten çocuk olduğu söylenmez; davranış biçimi bir çocuğa gösterilebilecek davranışa benzetilir. Geçmiş biçim olan were, şimdiki gerçeklikle mesafe kurar: konuşan kişi çocuk olma durumunu gerçek dışı olarak sunar. İngilizcede someone tekil they ile yeniden belirtilebildiği için zamirler someone sözcüğünden them ve they biçimlerine geçer.

Alıştırma

Cümleyi as if + özne + were yapısıyla tamamlayın: The coach spoke to Mia ____ a complete beginner, though she had trained for years.

Cevabı göster

as if she were

And finally, Anlatım akışı

5:47

Ve son olarak,

autonomy is the ability

5:48

özerklik (autonomy),

to make your own decisions about what to do

5:49

başka biri tarafından ne yapılacağının söylenmesi yerine,

rather than being told by someone else.

5:52

kendi kararlarınızı verme yeteneğidir.

Anlatım akışı

And finally: son maddeyi belirtmek

And finally, dinleyiciye sıradaki düşüncenin bir listenin, tekrarın veya açıklamanın son maddesi olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Bilgiyi düzenler; autonomy sözcüğüne yeni bir anlam katmaz. And bu maddeyi öncekilere bağlarken finally kapanışı belirtir. Burada finally, uzun bir bekleyişten sonra değil, son madde olarak anlamındadır.

Alıştırma

Üç güvenlik önerisi veriyorsunuz. Son öneriyi hangi cümle doğal biçimde tanıtır?

  1. Meanwhile, keep the door closed.
  2. And finally, check that all the windows are locked.
  3. For example, the back window is easy to reach.
Cevabı göster

And finally, check that all the windows are locked.

Once again,

5:54

Bir kez daha,

our 6 minutes are up.

5:55

6 dakikamız doldu.

Remember to join us again next time

5:56

6 Minute English'te daha fazla güncel tartışma

for more topical discussion

5:58

ve faydalı kelimeler için

and useful vocabulary here at 6 Minute English.

6:00

gelecek sefer yine bize katılmayı unutmayın.

Goodbye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

6 Minute English from the BBC.

6:05

BBC'den 6 Minute English.