İngilizce Düşünün, İngilizcenizi Geliştirin: İngilizce çalışma notları

DASA Daily English

Öğrenme zorluğu
960 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Video, ana dilden çeviri yapmanın İngilizce düşünmeyi neden zorlaştırdığını açıklıyor; ardından günlük iç konuşma, İngilizceye maruz kalma, daha basit cümleler, görselleştirme ve sabırlı pratik yoluyla doğrudan ve otomatik İngilizce düşünme alışkanlığının nasıl geliştirileceğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Have you ever wondered why — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir açıklamaya, nedenini sunmadan önce dinleyiciyi tanıdık bir güçlük üzerinde düşünmeye çağıran soruyla başlamayı öğrenin. Böyle bir giriş, konuyu aniden bildirmek yerine ilgiyi doğal biçimde toplar ve açıklamanın amacını belirginleştirir. 2. people tend to keep sentences short and direct. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: tend to ifadesinin kesin bir kuralı değil genel bir eğilimi anlattığını fark edin; iletişim tarzını anlatmak için de keep + nesne + sıfat yapısını kullanın. Böylece herkesin daima aynı biçimde konuştuğunu iddia etmeden kısa ve doğrudan İngilizceyi önerebilirsiniz. 3. the next time you catch yourself translating in your head, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: catch yourself doing something yapısını, sürmekte olan ve çoğunlukla bilinçsiz bir alışkanlığınızı fark ettiğiniz an için kullanın. Bu kalıpla öz denetimi anlatabilir ve farkındalığı, durup düşünceyi doğrudan İngilizce kurmak gibi somut bir düzeltmeye bağlayabilirsiniz.

Bu derste

Have you ever wondered why it feels so hard to think in English, Notlar

0:00

İngilizce düşünmenin neden bu kadar zor hissettirdiğini hiç merak ettiniz mi,

even after learning so many words and grammar rules?

0:03

onca kelime ve dilbilgisi kuralı öğrendikten sonra bile?

Anlatım akışı

Have you ever wondered why ...? ile bir soru sunmak

Have you ever wondered why ...? soru biçiminde bir giriş ifadesidir. Konuşan kişi açıklama yapmadan önce dinleyiciyi de aynı konu üzerinde düşünmeye çağırır. Böylece bilgi önce bir soru, ardından cevap veya açıklama olarak düzenlenir. wondered why ifadesinden sonra dolaylı soru gelir ve düz cümle söz dizimi korunur: why it feels ... denir, why does it feel ... denmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir neden açıklamasını başlatmak için bu giriş ifadesini ve doğru söz dizimini doğal biçimde kullanır?

  1. Have you ever wondered because some animals sleep during the day?
  2. Have you ever wondered why do some animals sleep during the day?
  3. Have you ever wondered why some animals sleep during the day?
Cevabı göster

Have you ever wondered why some animals sleep during the day?

Dilbilgisi

it feels so hard to think in English: It feels + sıfat + to do

it feels so hard to think in English ifadesindeki it belirli bir şeyi göstermez. Özne yerini doldurur; asıl etkinliği ise to ile kurulan mastar, yani to think in English belirtir. Bu tür it kullanımına hazırlayıcı özne denir. It feels + sıfat + to do kalıbı önce hissi, sonra etkinliği verir. Burada hard deneyimin zor olduğunu anlatır; so ise hard sözcüğünün derecesini güçlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle It feels + sıfat + to do kalıbını doğru kullanır?

  1. It feels difficulty to ask for help.
  2. It feels difficult to ask for help.
  3. It feels difficult ask for help.
Cevabı göster

It feels difficult to ask for help.

You may be able to read English,

0:07

İngilizce okuyabiliyor,

write in English,

0:09

İngilizce yazabiliyor,

and even understand others when they speak.

0:10

ve hatta konuşurken başkalarını anlayabiliyor olabilirsiniz.

But when it comes to forming your own thoughts in English, Kalıp ifadeler

0:13

Ama iş kendi düşüncelerinizi İngilizce oluşturmaya gelince,

it suddenly feels like a big wall stands in your way. Deyimler

0:16

aniden yolunuza koca bir duvar çıkmış gibi hissedersiniz.

Kalıp ifadeler

when it comes to forming your own thoughts: belirli bir konuya geçiş

when it comes to, “… söz konusu olduğunda” ya da “… konusunda” anlamına gelir. Burada genel İngilizce becerilerinden belirli bir zorluğa, yani İngilizce kendi düşüncelerini oluşturmaya geçiş yapar. Bu kalıp ifadede to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir; bu yüzden form değil, forming doğrudur.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “… konusunda” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyi yaz: ____ speaking clearly, slowing down can help.

Cevabı göster

When it comes to

Deyimler

a big wall stands in your way: büyük bir engel benzetmesi

a big wall stands in your way cümleciği bir benzetmedir. Ortada gerçek bir duvar yoktur; duvar, ilerlemeyi engellenmiş gibi hissettiren büyük bir zorluğu temsil eder. Stand in someone's way, “birini engellemek ya da ona zorluk çıkarmak” anlamına da gelebilir. Duvar imgesi, yalnızca bir şeyin zor olduğunu söylemekten daha güçlü ve canlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede a big wall stands in your way imgesi ne anlama geliyor?

  1. Hangi yoldan gideceğini unuttun.
  2. Yakınlarda gerçek bir duvar inşa edildi.
  3. Büyük bir engel ilerlemeni durduruyor.
Cevabı göster

Büyük bir engel ilerlemeni durduruyor.

This is because most learners don't actually practice the skill of thinking in English. Kalıp ifadeler

0:19

Bunun nedeni, çoğu öğrencinin aslında İngilizce düşünme becerisini pratik etmemesidir.

Kalıp ifadeler

the skill of thinking in English: İngilizce düşünme becerisi

Bu cümlede the skill of thinking in English, İngilizce düşünmeyi çalışılarak geliştirilebilen bir beceri olarak sunar. of bir edattır; bu yüzden ardından -ing biçimindeki thinking gelir. the skill of + -ing kalıbı, becerinin hangi etkinliği içerdiğini adlandırır.

Alıştırma

the skill of + -ing kalıbında listen sözcüğünü doğru biçime getirin: The skill of ____ carefully takes time to develop.

Cevabı göster

listening

They practice reading,

0:24

Okumayı,

writing,

0:26

yazmayı,

listening,

0:27

dinlemeyi,

and speaking.

0:27

ve konuşmayı pratik ederler.

But their brain is still translating every word from their native language into English. Kalıp ifadeler

0:28

Ama beyinleri hala her kelimeyi kendi ana dillerinden İngilizceye çevirmektedir.

Kalıp ifadeler

translate ... from ... into ...: bir dilden başka bir dile çevirmek

Translating every word from their native language into English, çevirinin yönünü gösterir. From kaynak dili, into ise hedef dili belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp translate something from A into B şeklindedir. Burada kelimeler öğrencilerin ana dilinden başlayıp İngilizceye çevrilir; into bir yere doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

translate ... from ... into ... kalıbını tamamlayın: She translated the note ____ French ____ English.

Cevabı göster

from · into

The real secret to fluency is not just learning English words, Dilbilgisi

0:34

Akıcılığın gerçek sırrı sadece İngilizce kelimeler öğrenmek değildir,

but actually training your mind to think in English directly. Kalıp ifadeler

0:37

aslında zihninizi doğrudan İngilizce düşünmek için eğitmektir.

Dilbilgisi

yalnızca İngilizce kelimeler öğrenmek değil, zihnini gerçekten eğitmek

not just A, but B kalıbı eksik bir düşünceyi düzeltir. A hâlâ doğrudur, ancak yalnızca A yeterli değildir; konuşan kişi B’ye daha fazla önem verir. Burada learning English words A, training your mind ise B’dir. İki bölüm de -ing grubudur; bu nedenle cümle dengeli gelir ve odak değişimini takip etmek kolaylaşır.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but ... iki parçalı kalıbıyla tamamlayın: Good teamwork means ____ sharing tasks, ____ helping everyone succeed.

Cevabı göster

not just · but

Kalıp ifadeler

zihnini doğrudan İngilizce düşünmek üzere eğitmek

train your mind to do something, tekrar tekrar alıştırma yaparak bir düşünme biçimi geliştirmek demektir. Kalıp train + your mind + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada directly, think in English ifadesini niteler. Amaç, önce başka bir dilden çeviri yapmadan doğrudan İngilizce düşünmektir.

Alıştırma

Cümleyi zihinsel bir alışkanlık geliştirmek anlamına gelen, dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: With daily practice, you can ____ to notice distractions and refocus.

Cevabı göster

train your mind

So, how can you do this? Anlatım akışı

0:41

Peki, bunu nasıl yapabilirsiniz?

Anlatım akışı

So, how can you do this? ile yöntemlere geçiş

So, konuşmacının önceki açıklamadan sonraki uygulama adımına geçtiğini gösterir. how can you do this? sorusu, yöntemin veya talimatların açıklanacağı bölümü açar. Buradaki this, daha önce belirtilen hedefe, yani kendini İngilizce düşünmeye alıştırmaya gönderme yapar; tek bir ayrı eylemi anlatmaz. So, how can you...? kalıbı, bir hedefi veya sorunu nasıl harekete geçileceğine ilişkin bir soruya dönüştürerek eğitim videosunu, konuşmayı veya yazıyı düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir konuşmacı hedefi veya sorunu açıkladıktan sonra So, how can you do this? genellikle ne işe yarar?

  1. Açıklamayı bitirir ve dinleyicilere veda eder.
  2. Tamamen ilgisiz bir konu açar.
  3. Bir hedefi veya sorunu açıklamaktan bir yöntem sunmaya geçer.
Cevabı göster

Bir hedefi veya sorunu açıklamaktan bir yöntem sunmaya geçer.

It begins with the small things. Anlatım akışı

0:43

Bu, küçük şeylerle başlar.

Anlatım akışı

It begins with the small things: başlangıç noktasını belirtmek

It, daha önce konuşulmakta olan sürece gönderme yapar. Begins with..., dinleyiciye bu sürecin veya planın nereden başladığını söyler. Cümle, bütün adımları bir anda vermek yerine önce basit bir yön belirler: küçük adımlarla başlamak. The small things, fiziksel olarak küçük nesneleri değil, günlük hayatta kolayca yapılabilen eylemleri ifade eder. X begins with Y kalıbı, daha büyük bir değişimin ilk eylemini, alışkanlığını veya temel bölümünü tanıtabilir.

Alıştırma

Bir açıklamada It begins with the small things. cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Basit, günlük eylemlerle başlamayı söyler.
  2. Fiziksel olarak küçük nesnelerin gerekli olduğunu söyler.
  3. Planın bütün adımlarını ayrıntılı biçimde verir.
Cevabı göster

Basit, günlük eylemlerle başlamayı söyler.

Your inner voice, Kelime

0:45

İç sesiniz,

the voice inside your head that speaks to you every day,

0:47

kafanızın içinde her gün sizinle konuşan o ses,

can slowly be trained to use English. Dilbilgisi

0:50

yavaş yavaş İngilizce kullanmak üzere eğitilebilir.

Kelime

Your inner voice: zihninizdeki sessiz iç konuşma

Your inner voice, zihninizde sessizce kendinize söylediğiniz sözleri ve düşünceleri ifade eder. Bu, başkalarının duyabildiği bir konuşma değil, sıradan bir zihinsel deneyimdir. Virgüllerin arasındaki the voice inside your head that speaks to you every day bölümü, inner voice ifadesini başka sözlerle yeniden adlandırıp açıklar. Bu ek açıklama, soyut ifadeyi gerçek anlamda yorumlamadan anlamanıza yardım eder.

Alıştırma

Bu cümlede inner voice ne anlama geliyor?

  1. Yakınınızda fısıldayan biri
  2. Vücudunuzun içinden gelen bir ses
  3. Zihninizdeki sessiz iç konuşma
Cevabı göster

Zihninizdeki sessiz iç konuşma

Dilbilgisi

can slowly be trained to use English: kiplik fiilli edilgen yapıyla olasılık

can slowly be trained to use English ifadesinde can + be + trained, kiplik fiilli bir edilgen yapı oluşturur. Özne olan your inner voice eğitimi alan taraftır; can ise bu değişimin mümkün olduğunu gösterir. Slowly, sürecin aşamalı olduğunu anlatır. to ile kurulan mastar, eğitimin geliştirdiği davranışı, yani İngilizce kullanmayı belirtir. Trained burada basit geçmiş zaman fiili değil, geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi can sonrasında train fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: With patient practice, your attention can slowly ____ to stay on one task.

Cevabı göster

be trained

For example, when you wake up in the morning, Öbek fiiller

0:53

Örneğin, sabah uyandığınızda,

Öbek fiiller

wake up in the morning: sabah uyanmak

Wake up, uyumayı bırakıp uyanmak demektir. Bu öbek fiilde up ifadenin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket anlamı taşımaz. In the morning bunun ne zaman olduğunu belirtir. İfadenin tamamı sabah uyanmak anlamına gelir, ancak mutlaka yataktan kalkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın sabah saat yedide uyandığını, ancak on beş dakika sonra yataktan kalktığını söylüyor?

  1. Maya got up at seven in the morning but woke up at seven fifteen.
  2. Maya went to sleep at seven in the morning and got up at seven fifteen.
  3. Maya woke up at seven in the morning but got up at seven fifteen.
Cevabı göster

Maya woke up at seven in the morning but got up at seven fifteen.

instead of saying to yourself, "I need to brush my teeth," Notlar

0:55

kendinize "Dişlerimi fırçalamam lazım" demek yerine,

in your own language,

0:58

kendi dilinizde,

say it in English.

1:00

bunu İngilizce söyleyin.

Dilbilgisi

instead of saying to yourself: kendi kendine söylemek yerine

Instead of, yerine başka bir eylem yapılan eski eylemi tanıtır. Burada eski eylem kişinin kendi dilinde kendine bir şey söylemesi, yeni eylem ise bunu İngilizce söylemesidir. Bu ifadede of bir edat olduğu için instead of sonrasındaki fiil normalde -ing biçimini alır: instead of saying denir, instead of say denmez. Say to yourself, bir şeyi içinden kendine söylemek veya kendi kendine alçak sesle konuşmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi instead of sonrasında say fiilinin doğru biçimiyle tamamla: Instead of ____ "I can't do it," ask for help.

Cevabı göster

saying

"I need to brush my teeth."

1:01

"I need to brush my teeth."

Kalıp ifadeler

I need to brush my teeth: need to + fiilin yalın hâli

Need to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmanın gerekli olduğunu belirtir. I need to brush... ifadesinde brush, need to’dan sonra gelen fiilin yalın hâlidir. Brush my teeth, dişleri diş fırçasıyla temizlemeyi anlatan doğal günlük ifadedir. Bu eylem genellikle tek bir tooth değil bütün dişleri temizlemek anlamına geldiği için teeth çoğuldur.

Alıştırma

Diş fırçalamayı anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamla: Before bed, I need to ____.

Cevabı göster

brush my teeth

If you are walking to school or work, Dilbilgisi

1:03

Okula veya işe yürüyorsanız,

describe what you see around you in English.

1:05

çevrenizde gördüklerinizi İngilizce olarak tarif edin.

Dilbilgisi

If you are walking..., describe what you see: durum + yönerge

If yan cümlesi If you are walking to school or work, şu anda gerçekleşiyor olabilecek sıradan bir durumu belirtir. Şimdiki zamanın sürekli biçimi are walking, etkinliğin devam ettiğini gösterir. Ana cümle describe what you see bir emir cümlesidir. Fiilin yalın hâli describe ile başlar ve anlamı açık olan you öznesi kullanılmaz. Yapının tamamı şu anlama gelir: Bu durumdaysan bu eylemi yap.

Alıştırma

Hangi cümle If ile bir durum belirtip ardından dinleyiciye ne yapacağını söyler?

  1. Do you see three things nearby if you are waiting for the bus?
  2. If you are waiting for the bus, name three things you can see.
  3. If you are waiting for the bus, you can see three things nearby.
Cevabı göster

If you are waiting for the bus, name three things you can see.

Tell yourself,

1:08

Kendinize söyleyin,

"The sun is bright today,"

1:09

"The sun is bright today," (Bugün güneş parlak,)

or "That car is moving fast."

1:10

veya "That car is moving fast." (Şu araba hızlı gidiyor.)

At first, Dilbilgisi

1:13

Başlangıçta,

these sentences might feel slow or even unnatural.

1:14

bu cümleler yavaş veya hatta doğal değilmiş gibi gelebilir.

Dilbilgisi

might feel + sıfat: olası bir hissi anlatma

might feel + sıfat, bir şeyin kişide o hissi oluşturma ihtimali olduğunu anlatır. Might bu hissi kesin değil, olası olarak sunar; dolayısıyla konuşan kişi herkesin aynı şeyi hissedeceğini söylemez. Burada feel, özneyi sıfata bağlayan bir bağ fiilidir. Slow ve unnatural, cümleleri kullanırken nasıl görünebileceklerini veya hissedilebileceklerini anlatan sıfatlardır. Slowly ise bir eylemin nasıl yapıldığını anlatır ve bu anlama uymaz. Even, unnatural olasılığını daha güçlü ve daha şaşırtıcı olarak vurgular.

Alıştırma

Cümleyi might + feel ile tamamlayın: A new puzzle ____ difficult at first.

Cevabı göster

might feel

But the more you practice this kind of inner talk, Dilbilgisi

1:17

Ama bu tür bir iç konuşmayı ne kadar çok pratik ederseniz,

the more automatic it becomes.

1:20

o kadar otomatik hale gelir.

Dilbilgisi

the more ..., the more ... ile bağlantılı değişimleri anlatma

the more ..., the more ... değişen iki miktarı veya dereceyi birbirine bağlar. Birincisi arttıkça ikincisinin de değiştiğini anlatır. Burada daha fazla pratik, iç konuşmanın daha otomatik hâle gelmesini sağlar. Her the, ikili karşılaştırma kalıbının bir parçasıdır; sıradan the tanımlığı değildir. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise onunla bağlantılı sonucu verir.

Alıştırma

İkili karşılaştırma kalıbının iki bölümünü de tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Eventually, your brain will begin to think in English without needing to translate. Dilbilgisi

1:22

Sonunda, beyniniz çeviriye ihtiyaç duymadan İngilizce düşünmeye başlayacaktır.

Dilbilgisi

without needing to translate: çevirmeye gerek duymadan

without needing to translate ifadesinde without, ana eylem gerçekleşirken gerekli olmayan bir işi gösterir. Beyin İngilizce düşünebilir ve aradaki çeviri adımını atlayabilir. Without bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without + needing. Needing sözcüğünden sonra da to translate mastar yapısı gelir.

Alıştırma

Cümleyi without ve need fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo read the sign ____ to translate it.

Cevabı göster

without needing

Another powerful method is surrounding yourself with English sounds and words as much as possible. Kalıp ifadeler

1:27

Bir diğer güçlü yöntem, kendinizi mümkün olduğunca İngilizce sesler ve kelimelerle çevrelemektir.

Kalıp ifadeler

surrounding yourself with English sounds and words: kendini İngilizce sesler ve sözcüklerle çevrelemek

Surrounding yourself with English sounds and words, duyduğun ve gördüğün şeylerin içinde İngilizceye sık sık yer vermek demektir. Sesleri ve sözcükleri fiziksel olarak çevrende bir daireye dizmek değil, İngilizce açısından zengin bir ortam oluşturmak anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı surround yourself with + insanlar, şeyler veya etkilerdir. Burada surrounding ile başlayan -ing öbeği, is sözcüğünden sonra yöntemin ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: You can ____ people who support your goals.

Cevabı göster

surround yourself with

Your brain is like a sponge. Deyimler

1:33

Beyniniz bir sünger gibidir.

Deyimler

Your brain is like a sponge: bilgiyi özümsemeyi anlatan bir benzetme

Burada like, beyni bir süngere benzetir. Bu bir benzetmedir: beyin gerçekten sünger değildir ve karşılaştırılan şey biçim ya da yumuşaklık değildir. Ortak özellik, çevreden pek çok şeyi içine çekebilme yeteneğidir. A is like B kalıbı, bir düşünceyi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için tanıdık bir nesne kullanır. Bu cümlede beynin tekrar tekrar İngilizceyle karşılaşarak dili özümseyebileceğini anlatır.

Alıştırma

Burada like a sponge en çok ne anlatıyor?

  1. Beyin, çevresinden pek çok dil bilgisini özümseyebilir.
  2. Beynin şekli ve dokusu süngerle tamamen aynıdır.
  3. İngilizce öğrenmek için gerçek bir sünger gerekir.
Cevabı göster

Beyin, çevresinden pek çok dil bilgisini özümseyebilir.

The more English you hear, Dilbilgisi

1:35

Ne kadar çok İngilizce duyarsanız,

the easier it becomes to think in it.

1:37

o dilde düşünmek o kadar kolaylaşır.

Dilbilgisi

The more English you hear, the easier it becomes: bağlantılı değişimler

The more..., the easier..., the + karşılaştırma biçimi..., the + karşılaştırma biçimi... kalıbını izler. Bir şey değiştikçe başka bir şey de onunla birlikte değişir. Burada daha çok İngilizce duymak, İngilizce düşünmenin kolaylaşmasıyla bağlantılıdır. İki the de bu özel kalıbın parçasıdır; normal belirli tanımlık görevinde değildir. Tam cümlede it becomes içindeki ilk it, daha sonra gelen to think in English eylemi için yer tutucudur; sondaki it ise English'i gösterir.

Alıştırma

much ve easy sözcüklerinin doğru biçimleriyle bağlantılı değişim kalıbını tamamla: The ____ practice you get, the ____ it becomes.

Cevabı göster

more · easier

Instead of only studying English during a short lesson, Dilbilgisi

1:39

İngilizceyi sadece kısa bir ders sırasında çalışmak yerine,

make it part of your lifestyle. Kalıp ifadeler

1:42

onu yaşam tarzınızın bir parçası haline getirin.

Dilbilgisi

Instead of only studying...: daha iyi bir alternatif sunmak

Instead of + bir isim veya fiilin -ing biçimi, yalnızca güvenilmemesi gereken eylemi önce belirtir; cümlenin geri kalanı daha iyi bir seçenek sunar. Burada Instead of only studying..., İngilizceyi günlük yaşamın bir parçası yapma önerisine hazırlık yapar. Only, “yalnızca bu yöntem değil” anlamına gelir. Konuşan kişi kısa derslerin kötü olduğunu veya bırakılması gerektiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle daha az tavsiye edilen bir eylemi belirtmek için instead of yapısını doğru kullanır?

  1. Instead of only reading the instructions, try the exercise.
  2. Instead of only read the instructions, try the exercise.
  3. Instead of you only read the instructions, try the exercise.
Cevabı göster

Instead of only reading the instructions, try the exercise.

Kalıp ifadeler

make it part of your lifestyle: bir şeyi düzenli alışkanlık yapmak

Make + nesne + part of + daha büyük bir bütün, bir şeyi o bütünün düzenli bir unsuru hâline getirmek anlamına gelir. Burada it, İngilizce öğrenmeyi ve kullanmayı belirtir; part of your lifestyle ise konuşanın istediği sonucu açıklar. Part of your lifestyle fiziksel bir yer değildir. İngilizcenin yalnızca derslerde ortaya çıkması değil, normal günlük etkinliklerin içinde yer alması gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle make + nesne + part of... yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Make stretching part of your morning routine.
  2. Make stretching part on your morning routine.
  3. Make stretching a part your morning routine.
Cevabı göster

Make stretching part of your morning routine.

Watch TV shows,

1:44

Televizyon şovları izleyin,

listen to podcasts,

1:46

podcastler dinleyin,

don't worry if you don't understand everything at first. Ton ve niyet

1:47

başlangıçta her şeyi anlamazsanız endişelenmeyin.

Ton ve niyet

Don't worry if ... ile nazikçe rahatlatmak

Don't worry if ... olası bir zorluğu belirtmeden önce karşıdaki kişiyi rahatlatır. Bu cümledeki if yan cümlesi “bu olursa” anlamına gelir; “bunu yapabileceğinden şüpheliyim” anlamına gelmez. At first, “ilk başta” demektir ve durumun daha sonra düzelebileceğini düşündürür. Cümlenin bütünü, başlangıçta her şeyi anlamamayı başarısızlık değil, normal bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Bir çocuk bisiklete binmeyi öğreniyor ve gergin hissediyor. Hangi cümle başlangıçta yaşanabilecek bir zorluk konusunda nazikçe güven verir?

  1. You must not wobble at all.
  2. Don't worry if you wobble a little at first.
  3. I know you will never learn.
Cevabı göster

Don't worry if you wobble a little at first.

The important thing is that your ears and your brain are getting used to the rhythm, Kalıp ifadeler

1:50

Önemli olan şey kulaklarınızın ve beyninizin o ritme,

tone,

1:55

tona,

and natural flow of the language.

1:56

ve dilin doğal akışına alışmasıdır.

Kalıp ifadeler

getting used to the rhythm, tone, and natural flow: dilin seslerine yavaş yavaş alışmak

Getting used to ... bir şeye yavaş yavaş aşina veya alışkın hâle gelmek demektir. İlerleyen yapıdaki are getting used to, değişimin şu anda sürdüğünü ve henüz tamamlanmadığını gösterir. Bu yapıda to bir edat gibi çalışır; bu yüzden arkasından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Burada rhythm, tone ve natural flow, kulakların ve beynin işlemeyi öğrendiği üç ses özelliğini sıralar.

Alıştırma

Cümleyi get used to yapısının şimdiki zaman ilerleyen biçimiyle tamamla: After a few days, Ben is ____ waking up early.

Cevabı göster

getting used to

Over time, Anlatım akışı

1:58

Zamanla,

those sounds become familiar,

1:59

o sesler tanıdık hale gelir,

and your brain begins to produce them on its own. Kalıp ifadeler

2:01

ve beyniniz onları kendi başına üretmeye başlar.

Anlatım akışı

Aşamalı değişimi anlatan Over time

Over time, “zaman geçtikçe” veya “zamanla” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, sonraki değişimin bir anda değil, yavaş yavaş geliştiğini gösteren bir zaman çerçevesi oluşturur. Burada bilgiyi bir süreç şeklinde düzenler: Sesler tanıdık hâle gelir, ardından beyin onları bağımsız olarak üretmeye başlar.

Alıştırma

Notta geçen ve “zaman geçtikçe” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____, daily reading will feel easier.

Cevabı göster

Over time

Kalıp ifadeler

Bağımsız veya otomatik eylem için on its own

On its own, on + iyelik sözcüğü + own kalıbını izler ve “dışarıdan yardım almadan” veya “otomatik olarak” anlamına gelir. Burada its, tekil brain ismine uyar. Bu cümlede ifade, beynin her adımda yönlendirilmeden tanıdık sesleri üretmeye başladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi on + uygun iyelik sözcüğü + own kalıbıyla tamamlayın: The robot can return to its charger ____.

Cevabı göster

on its own

Now, here's something interesting. Anlatım akışı

2:04

Şimdi, işte ilginç bir şey.

Anlatım akışı

Now, here's something interesting: yeni bir noktaya geçiş yapmak

Now burada konuşma dilinde bir geçiş işareti olarak kullanılır. Açıklamayı yeni bir noktaya taşır ve dinleyiciden dikkat etmesini ister; her zaman “tam şu anda” anlamına gelmez. Here's something interesting, sırada gelecek bilgiyi tanıtır. Bu cümlede here's gerçek bir yeri göstermez.

Alıştırma

Now, here's something interesting bir açıklamada temel olarak ne yapar?

  1. Dikkate değer yeni bir noktayı tanıtır.
  2. Tüm açıklamanın bittiğini bildirir.
  3. İlginç bir fiziksel yeri gösterir.
Cevabı göster

Dikkate değer yeni bir noktayı tanıtır.

Thinking in English is not just about language, Dilbilgisi

2:05

İngilizce düşünmek sadece dille ilgili değildir,

it's also about culture and habits of expression. Kelime

2:08

aynı zamanda kültür ve ifade alışkanlıklarıyla da ilgilidir.

Dilbilgisi

not just about ... it's also about ...: kapsamı genişletmek

not just about X, it's also about Y kalıbı bir düşüncenin kapsamını genişletir. X hâlâ doğrudur; konuşan kişi X'in yalnızca bir bölüm olduğunu söyler ve Y'yi başka bir önemli bölüm olarak ekler. Burada about, ele alınan konuları tanıtır: dil, kültür ve ifade alışkanlıkları. Bir konumu belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi “not just about ...; it's also about ...” kalıbıyla tamamlayın: A healthy lunch is ____ taste; ____ giving your body energy.

Cevabı göster

not just about · it's also about

Every language has a certain way of organizing thoughts. Kalıp ifadeler

2:11

Her dilin düşünceleri organize etmenin belirli bir yolu vardır.

Kelime

habits of expression: ifade alışkanlıkları

Habits of expression, bir dili kullanan insanların düşünceleri şekillendirip aktarırken tekrar tekrar kullandıkları yolları anlatır. Buradaki habits, tek bir kişinin günlük alışkanlıkları değil, paylaşılan anlatım kalıplarıdır. Bu ifade, bir dil öğrenmenin yalnızca sözcükleri tek tek değiştirmek olmadığını; düşüncelerin genellikle nasıl sıralanıp ifade edildiğini de öğrenmek olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede habits of expression ne anlama gelir?

  1. Aynı dili paylaşan insanların düşünceleri düzenleyip ifade ederken tekrar tekrar kullandıkları yollar
  2. Yüz ifadeleri yapmanın kuralları
  3. Diş fırçalamak gibi bir kişinin günlük alışkanlıkları
Cevabı göster

Aynı dili paylaşan insanların düşünceleri düzenleyip ifade ederken tekrar tekrar kullandıkları yollar

Kalıp ifadeler

a certain way of organizing thoughts: düşünceleri düzenlemenin belirli bir yolu

a way of + -ing kalıbı, bir şeyi yapmanın yöntemini veya tipik biçimini anlatır. Organizing thoughts, düşünceleri ifade etmeden önce ya da ifade ederken belirli bir sıraya koymak demektir. Burada certain, way sözcüğünden önce gelir ve «belirli ama tam olarak açıklanmamış» anlamındadır. «Emin» veya «kuşkusuz» anlamına gelmez. Cümle, her dilin düşünceleri düzenlemek için kendine özgü bir kalıbı olduğunu söyler.

Alıştırma

a way of + -ing kalıbında eksik olan sözcükleri yazın: Keeping a picture diary is ____ remembering new words.

Cevabı göster

a way of

For example,

2:14

Örneğin,

in English,

2:15

İngilizcede,

people tend to keep sentences short and direct. Kalıp ifadeler

2:16

insanlar cümleleri kısa ve doğrudan tutma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

tend to keep ... short and direct: eğilim ve durum anlatımı

People tend to do something, insanların bir şeyi genellikle yaptığını ya da yapmaya yatkın olduğunu anlatır. İstisnasız bir kuralı değil, yaygın bir örüntüyü belirtir. keep sentences short and direct ifadesindeki keep + nesne + sıfat yapısı, “bir şeyi belli bir durumda tutmak” anlamına gelir. short ve direct, sentences sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Cümleyi tend to ile tamamlayın: Young children ____ learn songs quickly.

Cevabı göster

tend to

If you always try to think in long and complicated sentences from your native language, Dilbilgisi

2:19

Eğer her zaman ana dilinizdeki uzun ve karmaşık cümlelerle düşünmeye çalışırsanız,

you will struggle to translate them. Kalıp ifadeler

2:24

onları çevirmekte zorlanırsınız.

Dilbilgisi

If you always try to ...: tekrarlanan bir alışkanlığı koşul olarak sunmak

if yan cümlesi, tekrarlanan bir alışkanlığı koşul olarak sunar: uzun ve karmaşık cümlelerle her zaman düşünmeye çalışmak. Ana cümle daha sonra olası sonucu verir: you will struggle to translate them. Burada always tek bir denemeyi değil, düzenli bir davranış biçimini vurgular. Bu yapıda if yan cümlesinde geniş zaman, sonuç cümlesinde ise will + fiilin yalın hâli kullanılır: If you always try ..., you will struggle ....

Alıştırma

Hangi cümle tekrarlanan bir alışkanlığı olası bir sonuçla doğru şekilde ilişkilendirir?

  1. You will always skip practice if you found the test difficult.
  2. If you will always skip practice, you find the test difficult.
  3. If you always skip practice, you will find the test difficult.
Cevabı göster

If you always skip practice, you will find the test difficult.

Kalıp ifadeler

struggle to translate them: bir eylemin zor olduğunu anlatmak

Struggle to + fiilin yalın hâli, bir eylemin zor olduğunu ve çok çaba gerektirdiğini anlatır. Eylemin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Burada them, daha önce sözü edilen long and complicated sentences ifadesine gönderme yapar. Konuşan kişi, bu cümleleri çevirmenin zor olacağını söylüyor.

Alıştırma

Hedef yapıyı struggle ve mastar işaretiyle tamamlayın: Many beginners ____ follow fast conversations.

Cevabı göster

struggle to

Instead,

2:26

Bunun yerine,

start practicing shorter,

2:27

daha kısa,

simpler sentences in English.

2:28

daha basit cümleleri İngilizce olarak pratik etmeye başlayın.

Imagine you are texting a friend. Anlatım akışı

2:30

Bir arkadaşınıza mesaj attığınızı hayal edin.

English thinking is often like that,

2:31

İngilizce düşünce yapısı genellikle böyledir,

straight to the point. Deyimler

2:33

doğrudan sadede gelir.

Anlatım akışı

Imagine you are texting a friend: zihinsel bir sahne kurmak

Imagine + tam bir yan cümle, dinleyeni zihninde bir görüntü oluşturmaya davet eder. Burada Imagine you are texting a friend tanıdık bir sahne kurar; texting, bir arkadaşa mesaj göndermek demektir. Bu sahne sonraki fikre hazırlık yapar: arkadaşlara gönderilen mesajlar çoğu zaman kısa ve doğrudandır. Konuşan kişi önce somut bir görüntü verir, ardından bunu İngilizce basit düşünme biçimiyle ilgili daha soyut bir fikre bağlar.

Alıştırma

Bir açıklamanın başında “Imagine you are standing on the moon.” cümlesi dinleyenden ne yapmasını ister?

  1. Dinleyenden bir sahneyi gözünde canlandırmasını ister.
  2. Dinleyene bir mesaj göndermesini söyler.
  3. Dinleyenin gerçekten Ay'da olduğunu bildirir.
Cevabı göster

Dinleyenden bir sahneyi gözünde canlandırmasını ister.

Deyimler

straight to the point: doğrudan konuya giren

Burada straight to the point, uzun bir giriş veya fazladan ayrıntı olmadan ana fikri hızlıca sunmak anlamına gelir. Bu cümlede İngilizce düşünmenin doğrudan anlatım biçimini tanımlar. Point, fiziksel bir nokta veya yer değil, mesajın ana fikri ya da amacı anlamındadır. İfadenin tamamı, odaklı ve kısa bir yanıtı, mesajı veya açıklamayı tanımlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede straight to the point açık, doğrudan ve odaklı anlamında kullanılmıştır?

  1. Her update included many details but never gave the main idea.
  2. Her update followed a straight road to the meeting.
  3. Her update was brief and straight to the point.
Cevabı göster

Her update was brief and straight to the point.

Instead of saying in your native language, Anlatım akışı

2:34

Ana dilinizde,

"I feel very exhausted because I had a long day full of responsibilities," Anlatım akışı

2:36

"Sorumluluklarla dolu uzun bir gün geçirdiğim için çok bitkin hissediyorum" demek yerine,

in English, you might think,

2:40

İngilizce şöyle düşünebilirsiniz,

"I'm so tired.

2:42

"I'm so tired. (Çok yorgunum.)

Today was a long day."

2:43

Today was a long day. (Bugün uzun bir gündü.)"

Anlatım akışı

Instead of saying ...: değiştirilecek yaklaşımı tanıtma

Instead of saying in your native language, ... bir karşılaştırmanın ilk tarafını açar. Instead of + -ing biçimi, yerine başka bir şey konacak eylemi veya yaklaşımı belirtir; daha sonra gelen in English, you might think ... sözleri alternatifi tanıtır. Burada konuşan kişi ana dili kullanmayı yasaklamıyor. Amaç, uzun bir cümleyi kelimesi kelimesine kopyalamak yerine ana anlamı koruyup onu daha kısa ve doğrudan İngilizce cümleler hâlinde yeniden düzenlemektir.

Alıştırma

Bir yazara her ayrıntıyı değil, ana fikri vermesini söylemek istiyorsunuz. Hangi cümle Instead of + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. Instead of listing every detail, state the main idea first.
  2. Instead of stating the main idea first, list every detail.
  3. List every detail, and then state the main idea first.
Cevabı göster

Instead of listing every detail, state the main idea first.

Anlatım akışı

I feel very exhausted because ...: uzun bir düşünceyi kısa cümlelere bölmek

Vurgulanan cümle, karşılaştırmanın özellikle ağır kurulmuş tarafıdır; bu dersin önerdiği örnek değildir. Duyguyu, bunun nedenini ve günle ilgili arka planı tek bir cümleye toplar. Bilgi daha basit düzenlenebilir: önce temel duyguyu söyle, ardından arka planı başka bir cümleyle ekle. Örneğin, “I'm so tired. Today was a long day.” Dersin konusu bilgiyi düzenlemektir; bütün uzun cümlelerin yanlış olduğunu söylemek değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek aynı bilgi düzenleme yöntemini kullanıyor: önce temel duygu, ardından ikinci bir cümlede arka plan?

  1. Because I have a big test tomorrow, I'm worried.
  2. I have a big test tomorrow, so I'm worried.
  3. I'm worried. I have a big test tomorrow.
Cevabı göster

I'm worried. I have a big test tomorrow.

That's clear,

2:45

Bu net,

natural,

2:46

doğal,

and fast.

2:46

ve hızlıdır.

One more important part of thinking in English is to lower your fear of mistakes. Kalıp ifadeler

2:48

İngilizce düşünmenin bir diğer önemli parçası da hata korkunuzu azaltmaktır.

Kalıp ifadeler

lower your fear of mistakes: fiil olarak lower

lower your fear of mistakes ifadesinde lower, “bir şeyi daha az güçlü hâle getirmek” anlamına gelen bir fiildir. Nesnesi your fear bölümüdür; of mistakes ise korkunun neyle ilgili olduğunu gösterir. lower + seviye belirten bir isim kalıbı, bir miktarın veya yoğunluğun azaltılmasını anlatabilir. Fear of ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir; fear of failure ve fear of speaking gibi.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “daha az güçlü hâle getirmek” anlamına gelen fiille tamamla: Small practice steps can ____ your fear of mistakes.

Cevabı göster

lower

Many learners stop themselves from thinking in English because they are worried about grammar. Dilbilgisi

2:53

Birçok öğrenci gramer hakkında endişelendikleri için İngilizce düşünmekten kendilerini alıkoyarlar.

Dilbilgisi

stop themselves from thinking in English: İngilizce düşünmekten kendini alıkoymak

stop someone from doing something kalıbı, bir kişinin veya şeyin birinin bir eylemi yapmasını engellemesi demektir. Burada someone yerine themselves kullanıldığı için öğrenciler dil bilgisi kaygısıyla kendilerini engelliyor. from sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi gelir: from thinking doğrudur, from think değildir. Aynı kalıp dışarıdan gelen bir engeli, bir kuralı veya kişinin kendini kontrol etmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi speak fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Fear should not stop you from ____ English in class.

Cevabı göster

speaking

But thinking is private.

2:57

Ama düşünmek özeldir.

No one else can hear your thoughts.

2:59

Başka kimse düşüncelerinizi duyamaz.

This is your safe space. Kelime

3:01

Bu sizin güvenli alanınızdır.

Kelime

safe space: yargılanma korkusu olmayan bir ortam

Bu cümlede safe space, yargılanma kaygısı duymadan deneyebileceğiniz, konuşabileceğiniz veya hata yapabileceğiniz bir ortam anlamına gelir. Zihinsel ya da sosyal bir alan olabilir; fiziksel olarak korunan bir oda olması gerekmez. Bir yere your safe space demek karşıdaki kişiyi rahatlatır: Burada pratik yapmak ve kusursuz olmamak sorun değildir.

Alıştırma

Bu cümlede safe space ne anlama geliyor? The club is a safe space where children can share ideas without being laughed at.

  1. İnsanların yargılanma korkusu olmadan konuşabildiği bir ortam
  2. Güçlü kilitlerle korunan bir oda
  3. Herkesin sessiz kalmak zorunda olduğu bir yer
Cevabı göster

İnsanların yargılanma korkusu olmadan konuşabildiği bir ortam

Even if your sentence in your head is not perfect, Dilbilgisi

3:03

Kafanızdaki cümleniz mükemmel olmasa bile,

it doesn't matter.

3:05

bunun bir önemi yok.

Dilbilgisi

Even if ..., it doesn't matter: olsa bile önemli değil

Even if olası veya genel bir koşulu tanıtır. Ana cümle, bu koşul gerçekleşse bile sonucun değişmediğini söyler. Buradaki olası sorun, kafandaki cümlenin mükemmel olmamasıdır; ancak it doesn't matter değişmeyen sonucu bildirir. Even if + yan cümle, ana cümle kalıbı birini rahatlatmak veya bir zorluğun sonraki adımı engellemediğini göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Mia henüz başlamadı ve ilk denemenin mükemmel olup olmayacağını bilmiyor. Sonucun değişmeyeceğini söyleyerek onu en iyi rahatlatan cümle hangisidir?

  1. If the first try is not perfect, it matters.
  2. Even though the first try is not perfect, it doesn't matter.
  3. Even if the first try is not perfect, it doesn't matter.
Cevabı göster

Even if the first try is not perfect, it doesn't matter.

What matters is training your brain to move in English without stopping. Dilbilgisi

3:07

Önemli olan beyninizi duraksamadan İngilizce hareket etmesi için eğitmektir.

Dilbilgisi

What matters is ...: önemli olan...

What matters is ... “önemli olan ...” demektir. What matters özne görevi görür ve is sonrasındaki sözler neyin önemli olduğunu belirtir. Burada her cümleyi mükemmel yapmak yerine training your brain to move in English without stopping vurgulanır. Bu kalıp, dikkati bir endişeden asıl hedefe yöneltmeye yardımcı olur.

Alıştırma

“Önemli olan ...” anlamına gelen tam ifadeyle odak kalıbını tamamla: ____ trying again after a mistake.

Cevabı göster

What matters is

With time,

3:11

Zamanla,

your mistakes will reduce naturally

3:12

hatalarınız doğal olarak azalacaktır

because your brain will get better at choosing the right words and grammar patterns. Kalıp ifadeler

3:14

çünkü beyniniz doğru kelimeleri ve gramer kalıplarını seçmekte daha iyi hale gelecektir.

Kalıp ifadeler

get better at choosing: bir beceride giderek gelişmek

Get better at + isim veya -ing biçimi, bir konuda zamanla daha becerikli olmak anlamına gelir. Bu cümlede beyin, uygun kelimeleri ve dil bilgisi kalıplarını seçme konusunda zamanla daha iyi hale gelir. Burada at bir edattır; bu yüzden ardından bir fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: choose değil, choosing. Yeniden kullanılabilen kalıp get better at doing something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi write fiilinin -ing biçimiyle tamamla: With practice, I will get better at ____ clear sentences.

Cevabı göster

writing

To make this habit stronger, Dilbilgisi

3:18

Bu alışkanlığı güçlendirmek için,

Dilbilgisi

To make this habit stronger: cümle başında amaç bildiren ifade

Başlangıçtaki To make this habit stronger ifadesi amaç bildirir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin bu alışkanlığı güçlendirmek için yapıldığını gösterir. Buradaki this habit, İngilizce düşünme alışkanlığıdır. Cümlenin başında amaç belirtirken To + fiilin yalın hâli kullanılır ve ana cümleden önce genellikle virgül konur. Buradaki to, to make mastarını oluşturur; bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi To + make fiilinin yalın hâliyle tamamla: ____ the habit stronger, practice it every day.

Cevabı göster

To make

you can also practice speaking to yourself in English when you are alone. Kalıp ifadeler

3:20

yalnızken kendi kendinize İngilizce konuşma pratiği de yapabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

practice speaking to yourself in English: kendi kendine İngilizce konuşma pratiği yapmak

Practice fiilinden sonra -ing biçimi geldiğinde, gelişmek için bir etkinliği tekrar etmek anlamı oluşur. Buradaki practice speaking, konuşma becerisi üzerinde çalışmak demektir; practice'ten sonra to speak değil, speaking kullanılır. Speak to yourself, düşüncelerini kendi kendine sesli söylemek demektir. İfadenin tamamı, yalnızken İngilizce kendi kendine konuşmayı konuşma pratiği olarak kullanmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi speak fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every day, I practice ____ to myself in English.

Cevabı göster

speaking

Some people feel shy about this, Kalıp ifadeler

3:24

Bazı insanlar bundan utanır,

but it is one of the best ways to train your brain. Dilbilgisi

3:26

ama bu beyninizi eğitmenin en iyi yollarından biridir.

Kalıp ifadeler

feel shy about this: utangaçlığın nedenini belirtmek

Feel shy about something, bir şey yüzünden utanmak veya rahatsız hissetmek demektir. Bu cümlede this, kendi kendine İngilizce konuşmaya gönderme yapar. About'tan sonra isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: feel shy about the activity, feel shy about it veya feel shy about speaking. Bu bölüm, utangaçlık hissine neyin yol açtığını belirtir.

Alıştırma

Mia'nın yüksek sesle okuma konusunda rahatsız hissettiğini anlatan doğal cümleyi seçin.

  1. Mia feels shy about reading aloud.
  2. Mia feels shy with reading aloud.
  3. Mia feels shy for reading aloud.
Cevabı göster

Mia feels shy about reading aloud.

Dilbilgisi

one of the best ways to ...: birkaç iyi yöntemden biri

one of the best ways to train your brain ifadesi, bunun çok etkili birkaç yöntemden biri olduğunu anlatır. Bu yöntemi önerir ancak onun tek yöntem veya kesinlikle en iyi yöntem olduğunu söylemez. Yapı one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. One of sonrasında ways çoğul kullanılır; to train ise amacı belirtir.

Alıştırma

one of the best ways to hedef yapısını tamamlayın: Reading aloud is one of the best ____ improve pronunciation.

Cevabı göster

ways to

For example,

3:29

Örneğin,

if you are cooking,

3:29

eğer yemek yapıyorsanız,

describe what you are doing.

3:31

ne yaptığınızı tarif edin.

"I'm cutting the vegetables. Dilbilgisi

3:32

"I'm cutting the vegetables. (Sebzeleri kesiyorum.)

Now, I'm adding salt.

3:34

Now, I'm adding salt. (Şimdi, tuz ekliyorum.)

The food smells good." Dilbilgisi

3:35

The food smells good. (Yemek güzel kokuyor.)"

Dilbilgisi

I'm cutting ...: şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatmak

I'm cutting the vegetables cümlesinde şimdiki zaman kullanılır: özne + be + fiil-ing. I'm, I am ifadesinin kısaltmasıdır; cutting ise tam şu anda devam eden bir eylemi anlatır. Burada cümle canlı anlatım görevi görür: konuşan kişi, eylemi yaparken ne yaptığını söyler. Aynı yapı şu anda gerçekleşen başka eylemleri de anlatabilir.

Alıştırma

Eylemi şu anda yapıyorsunuz. Canlı anlatımı cut fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ the vegetables.

Cevabı göster

am cutting

Dilbilgisi

The food smells good: smell + sıfat

The food smells good cümlesinde smells, “güzel kokmak” anlamına gelen bir bağlayıcı fiildir. The food öznesini good sıfatına bağlar; yemeğin aktif olarak başka bir şeyi kokladığını anlatmaz. Smell, taste, feel, look ve sound gibi duyusal bağlayıcı fiillerden sonra özneyi tanımlamak için sıfat kullanılır. Burada good bir sıfattır, bu yüzden smells good doğaldır. Well gibi bir zarf genellikle bir eylemin nasıl yapıldığını anlatır; yemeğin sahip olduğu kokuyu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle çorbanın hoş bir kokusu olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. The soup smells well.
  2. The soup smells deliciously.
  3. The soup smells good.
Cevabı göster

The soup smells good.

If you are driving or walking,

3:37

Eğer araba kullanıyor veya yürüyorsanız,

you can say,

3:38

şöyle diyebilirsiniz,

"I see children playing. Dilbilgisi

3:39

"I see children playing. (Oynayan çocukları görüyorum.)

The weather feels cold today."

3:41

The weather feels cold today. (Hava bugün soğuk hissettiriyor.)"

Dilbilgisi

I see children playing: see + nesne + fiil-ing

I see children playing cümlesinde children, see fiilinin nesnesidir; playing ise çocukların ne yaptığını anlatır. see + nesne + fiil-ing yapısı, bir eylemi devam ederken gözlemlediğiniz anlamına gelir. -ing biçimi cümlenin ana fiili değildir. Ana fiil see’dir; playing ise görülen eylemi ekler.

Alıştırma

Devam eden bir eylemi göstermek için cümleyi play fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: From the window, I see the children ____ in the snow.

Cevabı göster

playing

These little sentences may feel simple,

3:42

Bu küçük cümleler basit hissettirebilir,

but they are actually very powerful because they help connect your daily life with English thought. Kalıp ifadeler

3:45

ama aslında çok güçlüdürler çünkü günlük hayatınızı İngilizce düşünceyle bağlamaya yardımcı olurlar.

Kalıp ifadeler

connect your daily life with English thought: connect A with B ile bağlantı kurmak

connect A with B kalıbı, A ile B arasında bağlantı kurmak demektir. Burada A, your daily life; B ise English thought ifadesidir, yani İngilizce düşünmektir. Bu ifade, “English thought” ile birlikte bir şey yapmak anlamına gelmez. Bu kısa cümlelerin günlük deneyimlerle İngilizce düşünme biçimi arasında bağ kurduğunu anlatır. Bu kalıp fikirleri, alışkanlıkları veya deneyimleri ilişkilendirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte “connect your daily life with English thought” ne anlama geliyor?

  1. Günlük deneyimlerle İngilizce düşünme arasında bağ kurmak.
  2. Bir İngilizce fikirle birlikte günlük etkinlikler yapmak.
  3. Günlük yaşamı İngilizceden ayrı tutmak.
Cevabı göster

Günlük deneyimlerle İngilizce düşünme arasında bağ kurmak.

Visualization is another tool that can help. Kelime

3:50

Görselleştirme, yardımcı olabilecek başka bir araçtır.

Kelime

Visualization is another tool: zihinsel görüntüleri bir yöntem olarak kullanmak

Visualization; anlamayı, hatırlamayı veya pratik yapmayı desteklemek için zihinde bir görüntü oluşturmak demektir. another tool ifadesinde tool soyut anlamda kullanılır ve yararlı bir yöntem ya da strateji demektir. Konuşmacı, görselleştirmeyi fiziksel bir nesne olarak değil, yardımcı olabilecek başka bir yöntem olarak tanıtıyor.

Alıştırma

Burada “Visualization is another tool” ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Görsel bir nesne, başka bir fiziksel ekipmandır.
  2. Bir araçla çizim yapmak öğrenmenin tek yoludur.
  3. Zihinde görüntü oluşturmak, yardımcı olan başka bir yöntemdir.
Cevabı göster

Zihinde görüntü oluşturmak, yardımcı olan başka bir yöntemdir.

When you learn a new word,

3:53

Yeni bir kelime öğrendiğinizde,

don't just connect it to a translation in your native language. Ton ve niyet

3:55

onu sadece ana dilinizdeki bir çeviriye bağlamayın.

Connect it directly to an image in your mind. Kalıp ifadeler

3:58

Onu doğrudan zihninizdeki bir görüntüye bağlayın.

Ton ve niyet

Don't just connect it to a translation: tek bir yöntem yeterli değil

Don't just + fiil, “yalnızca bunu yapma” anlamına gelir. Eylemin mutlaka yanlış veya yasak olduğunu değil, tek başına sınırlı ya da yetersiz olduğunu gösterir. Bu cümlede it, yeni bir kelimeyi ifade eder. Çeviri hâlâ yardımcı bir yöntem olabilir, ancak konuşmacı bununla yetinmemeyi söyler; sonraki cümle doğrudan zihinsel bir görüntüyle bağlantı kurmayı ekler.

Alıştırma

“Don't just check the answer; explain it,” cümlesinde konuşmacı ne demektedir?

  1. Cevabı kontrol etmeye izin vardır, ancak bu tek başına yeterli değildir.
  2. Cevabı açıklamak gereksizdir.
  3. Cevabı kontrol etmek tamamen yasaktır.
Cevabı göster

Cevabı kontrol etmeye izin vardır, ancak bu tek başına yeterli değildir.

Kalıp ifadeler

Connect A directly to B: ara adım olmadan bağlantı kurmak

Connect A to B, A ile B arasında bağlantı veya ilişki kurmak anlamına gelir. Burada it yeni kelimeyi, B ise zihindeki bir görüntüyü ifade eder. Directly, bağlantının bir ara adım olmadan kurulması gerektiğini söyler. Bu öğrenme önerisinde kelime, önce ana dildeki çeviriden geçmeden görüntüyü akla getirmelidir.

Alıştırma

Hedef kalıp connect A to B'yi tamamlayın: Connect the spoken word directly ____ its meaning.

Cevabı göster

to

For example,

4:01

Örneğin,

when you learn the word apple,

4:02

apple (elma) kelimesini öğrendiğinizde,

imagine a shiny red apple.

4:03

parlak kırmızı bir elma hayal edin.

When you learn the word happiness,

4:06

Happiness (mutluluk) kelimesini öğrendiğinizde,

imagine a big smile on someone's face.

4:07

birinin yüzündeki kocaman bir gülümsemeyi hayal edin.

This way,

4:10

Bu şekilde,

your brain will not waste time translating from your native language.

4:11

beyniniz ana dilinizden çeviri yapmakla zaman kaybetmeyecektir.

It will connect English words directly to meaning,

4:15

İngilizce kelimeleri doğrudan anlamla bağlayacaktır,

which makes thinking in English much faster. Dilbilgisi

4:18

bu da İngilizce düşünmeyi çok daha hızlı hale getirir.

Dilbilgisi

which makes ...: bütün bir ifadenin sonucunu eklemek

Virgül + which bölümü bir sonuç ekler. Burada which, “önceki eylemin tamamı”, yani İngilizce kelimeleri doğrudan anlamla ilişkilendirme eylemi demektir. Yalnızca yakındaki meaning sözcüğünü göstermez. Bu tür ek açıklamaya kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciği denir. make + bir şey + sıfat kalıbı, “bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada thinking in English “bir şey” bölümüdür, faster onu niteler ve much “çok daha” anlamını katar.

Alıştırma

Örnek cümlede which neyi gösteriyor?

  1. Yalnızca English words
  2. Yalnızca meaning sözcüğü
  3. İngilizce kelimeleri doğrudan anlamla ilişkilendirme eyleminin tamamı
Cevabı göster

İngilizce kelimeleri doğrudan anlamla ilişkilendirme eyleminin tamamı

Immersion is also key. Kelime

4:20

İmmersiyon (dile dalma) da kilit noktadır.

Kelime

Immersion is also key: key sözcüğünün “vazgeçilmez” anlamı

Dil öğreniminde immersion, kendinizi dille çevrelemek ve gerçek etkinliklerde o dille sık sık karşılaşmak veya onu kullanmak demektir. Bu ortam günlük alışkanlıklarla oluşturulabilir; başka bir ülkede yaşamayı gerektirmez. Burada key, is sözcüğünden sonra gelir ve “vazgeçilmez” ya da “çok önemli” anlamındadır; fiziksel bir anahtar değildir. Also, immersion kavramının daha önce sözü edilenlere ek olarak başka bir önemli etken olduğunu gösterir.

Alıştırma

Burada “Immersion is also key.” ne anlama geliyor?

  1. Immersion yalnızca başka bir ülkede yaşıyorsanız önemlidir.
  2. Kendini düzenli olarak İngilizceyle çevrelemek ve İngilizceyi kullanmak, öğrenmenin vazgeçilmez başka bir parçasıdır.
  3. Özel bir anahtar İngilizce kelimeleri çevirebilir.
Cevabı göster

Kendini düzenli olarak İngilizceyle çevrelemek ve İngilizceyi kullanmak, öğrenmenin vazgeçilmez başka bir parçasıdır.

If possible, Kalıp ifadeler

4:22

Mümkünse,

try to create situations where English is the only option. Kalıp ifadeler

4:23

İngilizcenin tek seçenek olduğu durumlar yaratmaya çalışın.

Kalıp ifadeler

If possible: esnek bir koşul

If possible, if it is possible yani “koşullar izin verirse” anlamına gelen kısaltılmış bir koşul ifadesidir. Ardından gelen öneriyi niteler; tek başına tam bir yan cümle oluşturmaz. Bu koşulu ekleyen konuşmacı, karşısındaki kişinin öneriyi uygulayamayabileceğini kabul eder. Böylece öneri daha esnek ve daha az buyurgan olur.

Alıştırma

Cümleyi If ile başlayan ve “koşullar izin verirse” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: ____, bring a notebook to the workshop.

Cevabı göster

If possible

Kalıp ifadeler

English is the only option: başka alternatif yok

The only option, “mevcut tek seçim veya izlenebilecek tek yol” anlamına gelir. Bu cümlede İngilizce, o durumlarda başka bir dil bulunmadığı için kullanılması gereken dil olarak sunulur. Bir şey geriye kalan tek pratik seçim olduğunda something is the only option kalıbını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “mevcut tek seçim” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The island has no airport or bridge, so the ferry is ____ for visitors.

Cevabı göster

the only option

Change the language on your phone to English. Kalıp ifadeler

4:27

Telefonunuzun dilini İngilizceye çevirin.

Kalıp ifadeler

Telefonun dilini İngilizceye değiştirmek

Change A to B, B'yi A'nın yeni durumu veya ayarı olarak seçmek anlamına gelir. Bu cümlede A, the language on your phone; B ise English ifadesidir. On your phone, telefonun sistemi veya uygulamaları içinde anlamına gelir. Telefonun fiziksel olarak üstünde demek değildir.

Alıştırma

Ayar değiştirme yapısını eksik sözcükle tamamla: Change the language on your phone ____ English.

Cevabı göster

to

Write your shopping list in English.

4:30

Alışveriş listenizi İngilizce yazın.

Send short messages to yourself in English.

4:32

Kendinize İngilizce kısa mesajlar gönderin.

Even if it feels strange at first, Dilbilgisi

4:35

Başta garip hissettirse bile,

it is pushing your brain to get comfortable with English in daily life. Kalıp ifadeler

4:37

bu, beyninizi günlük hayatta İngilizceyle rahat olmaya zorlamaktır.

Dilbilgisi

İlk başta garip gelse bile

Even if, ana sonucu değiştirmeyen bir zorluğu belirtir. Konuşan kişi, İngilizceyi bu şekilde kullanmanın garip gelebileceğini kabul eder; ancak bunun yine de beynin İngilizceye alışmasına yardımcı olduğunu söyler. At first yalnızca başlangıç dönemini anlatır. Bu hissin daha sonra değişebileceğini düşündürür; her zaman garip geleceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Başlangıcın garip gelebileceğini ama yine de devam etmek gerektiğini en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. If it feels strange at first, you can decide whether to keep going.
  2. Even if it feels strange at first, keep going.
  3. Even though it felt strange at first, I kept going.
Cevabı göster

Even if it feels strange at first, keep going.

Kalıp ifadeler

get comfortable with English in daily life: günlük İngilizceye alışmak

Get comfortable with something, bir şeye yavaş yavaş alışıp artık gergin veya huzursuz hissetmemek anlamına gelir. Burada comfortable, fiziksel rahatlığı değil, İngilizce kullanırken zihinsel olarak rahat olmayı anlatır. Get bir durum değişikliğini gösterir: İngilizce önce yabancı gelir, düzenli deneyimle zamanla daha doğal hissettirmeye başlar.

Alıştırma

Giderek daha rahat hâle gelmeyi anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After several lessons, Sam began to ____ the camera.

Cevabı göster

get comfortable with

Remember, thinking in English is not something that happens in one day. Dilbilgisi

4:42

Unutmayın, İngilizce düşünmek bir günde olan bir şey değildir.

Dilbilgisi

not something that happens in one day: bir günde gerçekleşen bir şey değil

X is not something that happens in one day kalıbı, X'in gelişmesinin veya başarılmasının zaman aldığını anlatır. Hedefi hızlı bir sonuç olarak değil, bir süreç olarak sunar. Burada in one day, “tek bir gün içinde” anlamına gelir. one day ifadesindeki “belirsiz bir zamanda” anlamını taşımaz.

Alıştırma

“Learning to swim well is not something that happens in one day” ne anlama gelir?

  1. Bu, gelecekte belirsiz bir günde gerçekleşecektir.
  2. İyi yüzmeyi öğrenmek zaman alır.
  3. Bu, her gün bir kez gerçekleşir.
Cevabı göster

İyi yüzmeyi öğrenmek zaman alır.

It is a skill,

4:46

Bu bir beceridir,

and like any skill, Deyimler

4:48

ve her beceri gibi,

it grows with practice.

4:49

pratikle gelişir.

Deyimler

like any skill, it grows with practice: her beceri gibi pratikle gelişmek

like any skill ifadesi, İngilizce düşünmeyi insanların öğrendiği diğer becerilerle karşılaştırır. Bu yeteneğin bir anda ortaya çıkmadığını, zamanla geliştiğini anlatır. it grows with practice bölümündeki grows mecaz anlamdadır: Yetenek, tekrarlanan pratikle güçlenir veya daha kolay kullanılmaya başlar. X grows with practice kalıbı, bir yeteneğin ya da özgüvenin yavaş yavaş gelişmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan fikir ne anlama geliyor?

  1. İngilizce düşünmek, pratik yapan kişinin boyunu uzatır.
  2. İngilizce düşünme yeteneği tekrarlanan pratikle gelişebilir.
  3. Her beceri tek bir denemeden sonra kusursuz olur.
Cevabı göster

İngilizce düşünme yeteneği tekrarlanan pratikle gelişebilir.

Finally, let's think about the reward. Anlatım akışı

4:51

Son olarak, ödülü düşünelim.

Anlatım akışı

Finally, let's think about the reward: son ana noktayı tanıtmak

Finally son ana noktaya geçildiğini gösterir. Konuşmanın tamamen bittiğini değil, kapanış konusunun başladığını dinleyicilere bildirerek konuşmayı düzenler. Let's think about, dinleyicileri dikkatlerini birlikte bu konuya çevirmeye davet eder. Buradaki reward mutlaka fiziksel bir ödül değil, öğrenme sonucunda elde edilen yarardır.

Alıştırma

Bir konuşmada "Finally, let's think about the reward." cümlesinin temel görevi nedir?

  1. Son noktayı tanıtır ve dikkati ona yöneltir.
  2. Bir şeyin uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiğini söyler.
  3. Fiziksel bir ödülün şimdi verilmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Son noktayı tanıtır ve dikkati ona yöneltir.

Why should you put so much effort into thinking in English? Kalıp ifadeler

4:53

Neden İngilizce düşünmek için bu kadar çaba harcamalısınız?

Kalıp ifadeler

put so much effort into thinking in English: İngilizce düşünmeye çok çaba harcamak

Put effort into + isim ya da -ing biçimi, bir etkinlik veya hedef için enerji ve özen harcamak anlamına gelir. Burada thinking in English, çabanın yöneltildiği etkinliktir; into fiziksel bir hareketi değil, çabanın yönünü gösterir. So much effort, çaba miktarının büyük olduğunu vurgular. Soru, bu kadar büyük bir çabanın neden buna değdiğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi put a lot of effort into hedef ifadesiyle tamamlayın: Lena ____ preparing for the science fair.

Cevabı göster

put a lot of effort into

Because once you reach that stage, Dilbilgisi

4:56

Çünkü o aşamaya ulaştığınızda,

everything becomes easier.

4:58

her şey daha kolay hale gelir.

Dilbilgisi

once you reach that stage: o aşamaya ulaştığınızda

Once + özne + fiil, zamanla ilgili bir koşul başlatabilir. “Belirtilen noktaya ulaşır ulaşmaz” veya “o noktaya gelindiğinde” anlamına gelir. Burada o aşamaya ulaşmak koşul, her şeyin kolaylaşması ise sonuçtur. Bu kullanımda once, bir şeyin kaç kez olduğunu saymaz. That stage, doğrudan İngilizce düşünebildiğiniz aşamayı anlatır.

Alıştırma

“Once everyone is ready, the game will begin,” cümlesinde once ne anlama gelir?

  1. Geçmişte bir zamanda
  2. Herkes hazır olur olmaz
  3. Yalnızca bir kez
Cevabı göster

Herkes hazır olur olmaz

You will speak faster, Anlatım akışı

5:00

Daha hızlı konuşacak,

understand more clearly,

5:01

daha net anlayacak,

and feel more confident.

5:03

ve daha özgüvenli hissedeceksiniz.

Anlatım akışı

speak faster, understand more clearly, and feel more confident: üç paralel sonuç

Cümle, ortak will sözcüğünden sonra üç fiil öbeği sıralar: speak faster, understand more clearly ve feel more confident. Benzer yapıları, listeyi takip etmeyi kolaylaştırır ve düzenli bir ritim oluşturur. Her son bölüm kendi fiiliyle eşleşir: faster, speak fiilini; more clearly, understand fiilini açıklar. more confident ise kişinin durumunu anlatmak için feel fiilinden sonra gelir. Birkaç sonucu tek ve açık bir grup olarak sunmak için A, B, and C kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümlede üç sonuç açık ve paralel fiil öbekleriyle verilmiştir?

  1. You will work faster, clearer communication, and feel more prepared.
  2. You will work faster, communicate more clearly, and more preparation.
  3. You will work faster, communicate more clearly, and feel more prepared.
Cevabı göster

You will work faster, communicate more clearly, and feel more prepared.

You won't spend so much time translating in your head. Dilbilgisi

5:04

Kafanızda çeviri yapmak için o kadar çok zaman harcamayacaksınız.

Dilbilgisi

won't spend so much time translating: spend time doing yapısı

Spend time doing something, bir etkinliği yapmaya zaman ayırmak anlamına gelir. Burada spend fiilinden sonra translate fiilinin -ing biçimi olan translating gelir. spend time translating kullanılır; spend time to translate kullanılmaz. Won't, will not ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve beklenen bir gelecek durumunu gösterir. In your head, bir şeyi zihninde sessizce yapmak demektir. Bu nedenle cümle, zihinden çeviri yapmanın artık bu kadar çok zaman almayacağını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamla: I won't spend so much time ____ every word.

Cevabı göster

checking

Instead,

5:08

Bunun yerine,

you will live inside the language. Deyimler

5:08

dilin içinde yaşayacaksınız.

Deyimler

live inside the language: dilin içinde yaşamak

“Live inside the language” mekânla ilgili bir benzetmedir. Gerçek bir yerde yaşamak anlamına gelmez. Dili o kadar doğal kullanmak demektir ki dil, düşüncelerinin, anlayışının ve davranışlarının içinde gerçekleştiği bir ortama dönüşür. Burada “Instead”, bu durumu zihninde çeviri yapmakla karşılaştırır: İngilizceye dışarıdan bakmayı bırakır, doğrudan İngilizce düşünmeye ve karşılık vermeye başlarsın.

Alıştırma

Bu cümlede “live inside the language” ne anlama geliyor?

  1. Dilin konuşulduğu bir binaya taşınmak
  2. Yalnızca evlerle ilgili kelimeleri ezberlemek
  3. Dili düşünmek ve karşılık vermek için doğal biçimde kullanmak
Cevabı göster

Dili düşünmek ve karşılık vermek için doğal biçimde kullanmak

That's when English stops being just a subject you study. Dilbilgisi

5:10

İşte o zaman İngilizce sadece çalıştığınız bir ders olmaktan çıkar.

Dilbilgisi

stops being just a subject you study: yalnızca çalışılan bir ders olmaktan çıkmak

“Stops being”, bir şeyin değiştiğini ve artık aynı durumda ya da rolde olmadığını anlatır. Burada İngilizce yalnızca bir okul dersi olmaktan çıkar ve öğrencinin doğal biçimde kullandığı bir şeye dönüşür. “Just”, “yalnızca” demektir; bu yüzden cümle İngilizcenin bir daha asla ders olamayacağını söylemez. “A subject you study”, “çalıştığın bir ders” demektir ve “you study”, “subject” sözcüğünü açıklar. Burada “subject” öğrenilen ders anlamındadır, cümlenin öznesi değildir.

Alıştırma

“St opped” sözcüğünün “artık değildi” anlamına gelmesini sağlayan kelimeyle cümleyi tamamla: For Leo, reading stopped ____ just homework and became a favorite hobby.

Cevabı göster

being

It starts becoming the tool you use naturally. Kelime

5:14

Doğal olarak kullandığınız bir araç olmaya başlar.

Kelime

the tool you use naturally: pratik bir araç anlamındaki tool

Bu cümlede tool, fiziksel bir nesneyi değil, bir şeyi yapmaya yarayan pratik bir aracı anlatan benzetmedir. İngilizce; düşünmek, iletişim kurmak ve iş yapmak için kullanabileceğin bir şeye dönüşmeye başlar. you use naturally sözleri tool kelimesini açıklar. İngilizce kullanmanın her zaman bilinçli bir çalışma gerektirmek yerine doğrudan ve kendiliğinden hâle geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede tool ne anlama geliyor?

  1. Elde tutulan fiziksel bir nesne
  2. Yalnızca çalışılan bir okul dersi
  3. Düşünmek ve iletişim kurmak için pratik bir araç
Cevabı göster

Düşünmek ve iletişim kurmak için pratik bir araç

So, the next time you catch yourself translating in your head, Kalıp ifadeler

5:16

Bu yüzden, bir dahaki sefere kendinizi kafanızda çeviri yaparken yakaladığınızda,

pause,

5:19

durun,

and try to form the thought directly in English. Kalıp ifadeler

5:20

ve düşünceyi doğrudan İngilizce oluşturmaya çalışın.

Kalıp ifadeler

the next time you catch yourself translating in your head: davranışını bir dahaki sefer fark etmek

the next time + geniş zamanlı bir yan cümle, bu tekrar olduğunda anlamına gelir. Burada pause ve try to form the thought directly in English yönergelerinin ne zaman uygulanacağını belirtir. catch yourself translating ifadesindeki catch yourself + -ing, çoğu zaman otomatik veya istemeden yaptığın bir şeyi başladıktan sonra fark etmek demektir. Catch fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez; translating, fark ettiğin eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi catch yourself ve speak fiilinin -ing biçimiyle tamamla: The next time you ____ too fast, pause and slow down.

Cevabı göster

catch yourself speaking

Kalıp ifadeler

form the thought directly in English: düşünceyi doğrudan İngilizce oluşturmak

form the thought ifadesinde form, bir düşüncenin şekillenmesini sağlamak veya onu zihinde düzenlemek demektir. Burada form doldurmak anlamına gelmez. Directly in English, düşüncenin hangi dilde şekillendiğini belirtir. Öneri, düşünceyi önce başka bir dilde tamamlayıp sonra çevirmek yerine en baştan İngilizce düşünmektir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir düşüncenin önce çevrilmeden doğrudan İngilizce şekillendiğini anlatır?

  1. Pause and form the thought directly in English.
  2. Pause and translate the thought into English.
  3. Pause and express the thought in English after you translate it.
Cevabı göster

Pause and form the thought directly in English.

Start small, Anlatım akışı

5:22

Küçük başlayın,

be patient,

5:23

sabırlı olun,

and keep practicing.

5:24

ve pratik yapmaya devam edin.

Anlatım akışı

Start small, be patient, and keep practicing: üç paralel emir yapısı

Cümle üç kısa emir yapısını paralel bir listede sıralar: Start small, be patient ve keep practicing. Her bölüm fiilin yalın hâliyle başlar; bu nedenle öneri açık, dengeli ve hatırlaması kolaydır. Kapanış özeti olarak bu liste, daha geniş bir yöntemi üç eylem adımına dönüştürür. Small ilk adımın ölçeğini anlatır: fiziksel olarak küçülmek değil, yönetilebilir bir şeyle başlamak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle üç eylem adımını açık ve paralel bir emir listesiyle verir?

  1. You can pick a short book before reading one page and continuing.
  2. Pick a short book, read one page, and keep learning.
  3. Picking a short book can help you read one page and continue learning.
Cevabı göster

Pick a short book, read one page, and keep learning.

With time,

5:25

Zamanla,

your brain will adjust,

5:26

beyniniz uyum sağlayacak,

and one day,

5:28

ve bir gün,

without even realizing it, Dilbilgisi

5:29

hiç farkına bile varmadan,

you'll discover that your natural way of thinking is in English. Kalıp ifadeler

5:30

doğal düşünme şeklinizin İngilizce olduğunu keşfedeceksiniz.

Dilbilgisi

without even realizing it: farkına bile varmadan

Without even realizing it, bir değişim olurken kişinin bunu fark etmediğini anlatır. Even, bu farkında olmama durumunu güçlendirir: kişi fark ettiğinde değişim çoktan başlamış olabilir. Without'tan sonra realizing gibi -ing biçimi kullanılır. Buradaki it, bir nesneye değil, kişinin düşünme biçimindeki değişimin tamamına gönderme yapar.

Alıştırma

'Alışkanlığın oluştuğunu fark etmeden' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamla: After a few weeks, Nora started packing her lunch the night before ____.

Cevabı göster

without even realizing it

Kalıp ifadeler

your natural way of thinking is in English: doğal düşünme biçimin İngilizcedir

Your natural way of thinking, fazla çaba harcamadan düşüncelerini normalde düzenleme biçimini anlatır. Way of thinking, way of + bir -ing biçimiyle kurulan bir isim öbeğidir. In English, düşüncelerde hangi dilin kullanıldığını gösterir. English burada bir yeri değil, kişinin iç düşüncelerinde kullandığı dili anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede in English ne anlama geliyor: 'Your natural way of thinking is in English'?

  1. Düşüncelerinde kullanılan dil İngilizcedir.
  2. Düşüncelerin fiziksel olarak İngiltere'de bulunuyor.
  3. Yalnızca İngilizce dili hakkında düşünüyorsun.
Cevabı göster

Düşüncelerinde kullanılan dil İngilizcedir.

And when that happens,

5:34

Ve bu olduğunda,

you'll feel a new kind of freedom in your learning journey. Deyimler

5:36

öğrenme yolculuğunuzda yeni bir tür özgürlük hissedeceksiniz.

Deyimler

Öğrenme sürecinde yeni bir özgürlük hissi

Learning journey, öğrenme sürecini zaman içinde ilerleyen; aşamaları, gelişimi ve zorlukları olan bir yolculuğa benzetir. Gerçek bir yolculuk anlamına gelmez. A new kind of freedom da mecazi bir ifadedir. Öğrenirken zihinsel kısıtlamaların azalmasıyla ortaya çıkan yeni bir rahatlık ve yeterlilik hissini anlatır. Bu iki mecaz birlikte, öğrenmenin nasıl farklı hissettirmeye başlayabileceğini cesaret verici bir şekilde özetler.

Alıştırma

Bu cümlede a new kind of freedom in your learning journey ne anlama geliyor?

  1. Dersten sonra başlayan gerçek bir yolculuk
  2. İstediğin zaman öğrenmeyi bırakma izni
  3. Öğrenme zaman içinde ilerledikçe daha rahat ve daha yeterli hissetmek
Cevabı göster

Öğrenme zaman içinde ilerledikçe daha rahat ve daha yeterli hissetmek

Take care of yourself.

5:39

Kendinize iyi bakın.