Milyarderler neden sığınak inşa ediyor? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
978 kelime 165 kel/dk

Video özeti: BBC’deki bu konuşma, teknoloji milyarderlerinin neden afetlere karşı lüks sığınaklar yaptırdığını, hangi tehditlerden korktuğunu ve bu yapıların statüleriyle varlıklı yaşam tarzlarını korumaya nasıl hizmet ettiğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. prepper — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir felaketin yakında gerçekleşmesinin muhtemel olduğuna inanıp erzak, hayatta kalma becerileri veya bir sığınakla somut biçimde hazırlanan kişiyi anlatan bu temel sözcüğü kavrayacaksınız. Onu yalnızca önceden plan yapan birinden ayırabilecek, kriz hazırlığı ve belirli bir yaşam tarzıyla ilgili çağrışımlarını tanıyabileceksiniz. 2. which is reported to include — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Haber dilinde tam olarak doğrulanmamış bilgiyi bir kaynağa dayandırmak için kullanılan bu edilgen ilgi cümlesini öğreneceksiniz. Bir mülkü, planı veya projeyi anlatırken haber verilen her ayrıntıyı kesinleşmiş gerçek gibi sunmaktan kaçınabileceksiniz. 3. quote-unquote, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir sözcüğü aktarırken ona mesafe koymayı, şüpheyi veya kısmi itirazı belirten bu sözlü işareti tanıyacaksınız. Konuşanın başkasına ait bir etiketi ödünç aldığını, ancak o ifadeyi mutlaka bütünüyle benimsemediğini anlayabileceksiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.

Hello and welcome to Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba ve BBC Learning English'in Altı Dakikalık İngilizce programına hoş geldiniz.

I'm Neil, and today we're joined by Hannah from the What in the World podcast. Kalıp ifadeler

0:11

Ben Neil ve bugün What in the World podcast'inden Hannah bize katılıyor.

Kalıp ifadeler

we're joined by + konuk: bir katılımcıyı tanıtma

Bu sunuşta we're joined by Hannah, Hannah'nın mevcut podcast sohbetine konuk olarak katıldığı anlamına gelir. Edilgen yapı önce sunucu grubunu veya programı öne çıkarır; by ise katılan kişiyi tanıtır. Bir organizatör veya sunucu izleyicilere birini tanıtırken we are joined by + kişi yapısını kullanabilir. Bu yapı yalnızca kişinin fiziksel olarak gelmesini değil, oturuma katılmasını anlatır.

Alıştırma

Bu dersteki kalıp ifadeyi kullanarak sunucunun tanıtımını tamamlayın: Today, ____ Dr. Patel, our guest speaker.

Cevabı göster

we're joined by

Hey Neil, it's great to be back. Ton ve niyet

0:16

Merhaba Neil, tekrar burada olmak harika.

Ton ve niyet

it's great to be back: dönüşte kullanılan samimi bir selam

It's great to be back, daha önce bulunduğunuz bir yere, gruba, etkinliğe veya programa geri dönmekten mutlu olduğunuzu sıcak bir şekilde anlatır. Back sözcüğü temel olarak geri dönme anlamını taşır; bu yüzden cümle oraya ilk kez gelmediğinizi de gösterir. It's + sıfat + to + fiil kalıbı bir deneyimi değerlendirir: it geçici öznedir, to be back ise deneyimin ne olduğunu belirtir. Ardından in London, at school veya with the team gibi ayrıntılar ekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Tanıdık bir gruba döndüğünüzde kullanılan kalıp selamı tamamlayın: It's great to ____ with the team.

Cevabı göster

be back

So Neil, do you think you're good at preparing for the future or for unexpected events? Dilbilgisi

0:18

Peki Neil, gelecek için veya beklenmedik olaylar için hazırlık yapma konusunda iyi olduğunu düşünüyor musun?

Dilbilgisi

you're good at preparing for: be good at + -ing ve prepare for

Be good at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte becerikli olmak anlamına gelir. Burada you're good at preparing, “hazırlık yapmakta iyisin” demektir. at bir edat olduğu için prepare, -ing biçimi olan preparing hâline gelir. Prepare for, birinin neye hazırlandığını belirtir. Bu cümlede for the future or for unexpected events hazırlık yapılan şeyleri gösterir; dolayısıyla tam kalıp be good at preparing for + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için prepare sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Jordan is good at ____ for difficult meetings.

Cevabı göster

preparing

Reasonably good, I suppose. Ton ve niyet

0:25

Sanırım makul ölçüde iyiyim.

Ton ve niyet

Reasonably good, I suppose: temkinli bir öz değerlendirme

Reasonably good, “oldukça iyi” veya “orta derecede iyi” anlamına gelir. Bu yanıtta reasonably olumlu değerlendirmenin gücünü azaltır; “makul bir şekilde” anlamına gelmez. Cümle sonundaki I suppose, “I think” ifadesine benzer biçimde belirsizlik veya kişisel çekingenlik ekler. İki ifade birlikte, tamamen emin ya da aşırı özgüvenli görünmeden olumlu bir öz değerlendirme sunar.

Alıştırma

Yargılayın: “Very good!” ile karşılaştırıldığında “Reasonably good, I suppose.” daha temkinli ve daha az kesin duyulur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Depends what kind of event we're talking about. Dilbilgisi

0:28

Ne tür bir olaydan bahsettiğimize bağlı.

Dilbilgisi

Depends what kind of...: konuşma dilinde it öznesini atma

Konuşmada Depends..., It depends.... ifadesinin kısaltılmış biçimi olabilir. Özne olan it söylenmez, ancak anlaşılan özne hâlâ it olduğu için depends sonundaki -s korunur. Konuşan kişi, tek bir cevabın her durum için geçerli olmadığını anlatır. İç cümle olan what kind of event we're talking about, belirleyici koşulun etkinliğin türü olduğunu gösterir. Doğrudan soru dizilişi are we talking yerine düz cümle dizilişi we're talking kullanılır.

Alıştırma

Cevabı It depends ifadesinin konuşmadaki kısa biçimiyle tamamlayın: Can we choose the venue today? — ____ what kind of event we're planning.

Cevabı göster

Depends

All kinds of events.

0:30

Her türlü olay.

Now I think I'm pretty organized, Kelime

0:32

Oldukça düzenli olduğumu düşünüyorum,

Kelime

pretty organized: ‘oldukça, epey’ anlamındaki pretty

Burada pretty, organized sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. ‘Oldukça’ veya ‘epey’ anlamına gelir; dolayısıyla I'm pretty organized, konuşan kişinin kendisini makul ölçüde düzenli gördüğünü belirtir ve görünüşü anlatmaz. Bu kullanım, değerlendirmeyi çoğu zaman very kadar kesin göstermez; ancak tam güç, ses tonuna ve bağlama göre değişebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede pretty, ‘oldukça’ veya ‘epey’ anlamında bir derece zarfı olarak kullanılmıştır?

  1. The schedule is pretty flexible.
  2. They decorated the room with pretty flowers.
  3. She bought a pretty notebook.
Cevabı göster

The schedule is pretty flexible.

but I only have enough food to last me about a week. Dilbilgisi

0:35

ama sadece bir hafta kadar yetecek yiyeceğim var.

Dilbilgisi

have enough food to last me about a week: enough + isim + to + fiil

have enough + isim + to + fiil kalıbı, bir şeyin miktarının ardından gelen eylem veya sonuç için yeterli olduğunu anlatır. Burada enough food yeterli miktarda yiyeceği, to last me about a week ise bu miktarın ne kadar süre yetebileceğini belirtir. something lasts someone + süre yapısında last, bir şeyin o kişiye belirtilen süre boyunca yetecek durumda kalması anlamına gelen bir fiildir. Burada “son” anlamına gelmez.

Alıştırma

enough + isim + to + fiil kalıbını tamamlayın: They packed enough batteries ____ power the lamps all night.

Cevabı göster

to

And today, we're talking all about preppers.

0:39

Bugün ise tamamen felakete hazırlananlar (preppers) hakkında konuşuyoruz.

A prepper is someone who believes that disaster is likely to happen soon, Notlar

0:43

Felakete hazırlanan kişi (prepper), yakında bir felaketin olacağına inanan

and so they prepare for it. Kalıp ifadeler

0:48

ve bunun için hazırlık yapan kimsedir.

Kelime

prepper: büyük felaketlere hazırlanan kişi

Prepper, ciddi felaketlere, acil durumlara veya hayatı büyük ölçüde kesintiye uğratacak olaylara önceden ve aktif biçimde hazırlanan kişidir. Tipik hazırlıklar arasında yiyecek, su ve ekipman depolamak ya da hayatta kalma becerileri öğrenmek bulunabilir. Bu sözcük yalnızca “bir şey hazırlayan kişi” anlamına gelmez. Afete hazırlık uygulamasını veya yaşam tarzını adlandırır; bu nedenle cümledeki felaket odağı anlamın temel parçasıdır.

Alıştırma

Hangi kişi en doğru şekilde prepper olarak tanımlanabilir?

  1. Acil durum malzemeleri depolayan ve olası felaketlere yönelik beceriler geliştiren biri.
  2. Yarınki toplantı için sunum slaytları hazırlayan biri.
  3. Bir selden kurtulmuş ancak öncesinde hiçbir hazırlık yapmamış biri.
Cevabı göster

Acil durum malzemeleri depolayan ve olası felaketlere yönelik beceriler geliştiren biri.

Dilbilgisi

is likely to happen soon: muhtemel bir olayı ifade etmek

Be likely to + fiilin yalın hâli, konuşanın değerlendirmesine veya mevcut bilgilere göre bir olayın muhtemel ya da beklenen bir olay olduğunu belirtir. Olayın kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Cümlede disaster özne, happen to’dan sonraki fiilin yalın hâli, soon ise zamanı belirten sözcüktür. Bu kalıp riskler, planlar, sonuçlar ve eğilimlerle ilgili tahminlerde kullanılabilir.

Alıştırma

Tahmini be likely to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The flight ____ leave late because of the storm.

Cevabı göster

is likely to

Kalıp ifadeler

prepare for it: bir olaya hazırlanmak

Prepare for + olay veya durum, onunla karşılaşmaya hazırlanmak anlamına gelir. They prepare for it ifadesinde it daha önce sözü edilen disaster sözcüğünü temsil eder; for ise neye hazırlanıldığını belirtir. For’dan sonra bir isim veya zamir gelebilir: prepare for the exam, prepare for bad weather veya prepare for it.

Alıştırma

Cümleyi prepare for ile tamamlayın: The town needs more time to ____ the winter storm.

Cevabı göster

prepare for

A prepper might learn survival skills or they might build a bunker, an underground shelter. Notlar

0:49

Bu kişiler hayatta kalma becerileri öğrenebilir veya yer altı sığınağı inşa edebilirler.

Kalıp ifadeler

learn survival skills: tehlikeli koşullar için pratik beceriler

Survival skills ad öbeği, doğada, afetler sırasında veya normal kaynaklara erişilemediğinde kişinin güvende ve hayatta kalmasına yardımcı olan pratik becerileri ifade eder. learn survival skills içinde learn fiildir; survival ise skills'in türünü belirtir. survival skills ifadesini yeniden kullanılabilen bir söz grubu olarak öğrenin. İngilizcede ifade doğrudan survive fiilinden kurulmaya çalışılmaz; genellikle learn, teach, practise veya develop survival skills denir.

Alıştırma

Tehlikeli koşullarda hayatta kalmaya yarayan pratik beceriler anlamındaki hedef kalıbı tamamlayın: The course teaches basic ____ such as finding safe water.

Cevabı göster

survival skills

Kelime

build a bunker, an underground shelter: ikinci ad öbeğinin bunker sözcüğünü açıklaması

Bu cümlede bunker, insanları ciddi tehlikelerden korumak için yapılmış sağlam bir sığınaktır. Genellikle yer altında bulunur; ancak bunker sözcüğü tek başına her bunkerin mutlaka yer altında olması gerektiği anlamına gelmez. Virgülden sonraki an underground shelter, eş açıklayıcı bir ad öbeğidir: a bunker ifadesini başka sözlerle açıklığa kavuşturur. İnşa edilebilecek ikinci bir şeyi belirtmez. Bu “isim, açıklayıcı ad öbeği” yapısı, dinleyicinin bilmeyebileceği bir terimi tanımlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümlede an underground shelter ne işe yarar?

  1. Öğrenebilecekleri bir beceriyi anlatır.
  2. bunker ifadesini başka sözlerle açıklar.
  3. İnşa edebilecekleri ikinci bir binayı belirtir.
Cevabı göster

bunker ifadesini başka sözlerle açıklar.

Yes, and recently many famous billionaires from the tech industry have made the news for building luxury bunkers. Kalıp ifadeler

0:54

Evet ve son zamanlarda teknoloji sektöründen birçok ünlü milyarder, lüks sığınaklar inşa ettikleri için haberlere konu oldular.

Kalıp ifadeler

make the news for + -ing: bir eylem nedeniyle haberlere çıkmak

Bu cümlede have made the news, 'haberlerin konusu oldular' veya 'haberlere çıktılar' anlamına gelir. Haber yapılan kişiler milyarderlerdir; haberleri oluşturan ya da yayımlayanlar onlar değildir. make the news for + isim veya -ing biçimi, bu ilginin nedenini belirtir. Burada for building luxury bunkers, neden haberlere çıktıklarını açıklar.

Alıştırma

'Bir şey nedeniyle haberlerin konusu oldu' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The engineer ____ designing a low-cost water filter.

Cevabı göster

made the news for

So what these bunkers need to do is to keep you safe from danger, Dilbilgisi

1:02

Yani bu sığınakların asıl yapması gereken sizi tehlikeden korumaktır,

Dilbilgisi

What ... need to do is (to) ...: temel görevi vurgulamak

What these bunkers need to do is to keep you safe önce gerekli görevi bir what yan cümlesiyle belirtir, ardından is sonrasında bu görevin ne olduğunu açıklar. Burada what soru sözcüğü değil, 'olan şey' anlamındadır. Bu odaklama yapısı temel işlevi öne çıkarır: What + özne + need(s) to do + is + (to) + fiilin yalın biçimi. Is sonrasındaki to isteğe bağlıdır; bu nedenle hem What they need to do is to keep you safe hem de What they need to do is keep you safe doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle sistemin ana görevini vurgulamak için odaklama yapısını doğru kullanıyor?

  1. What does this backup system need to do is protect our files?
  2. What this backup system needs to do is protecting our files.
  3. What this backup system needs to do is protect our files.
Cevabı göster

What this backup system needs to do is protect our files.

but they're also like something out of a spy film. Deyimler

1:06

ama aynı zamanda casus filmlerinden fırlamış gibiler.

Deyimler

like something out of a spy film: casus filminden çıkmış gibi

Like something out of a spy film canlı bir görüntü oluşturan bir benzetmedir. Burada out of, bir filmin içinden gerçekten dışarı çıkma hareketini değil, “o dünyadan alınmış veya o dünyaya aitmiş gibi” anlamını taşır. Bu ifade, dinleyicinin casus filmlerinde görülmesi beklenen sıra dışı, gizemli veya ileri teknoloji ürünü bir şeyi gözünde canlandırmasını sağlar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp like something out of + bilinen bir hikâye türü veya hayalî dünyadır.

Alıştırma

“Bir filmden çıkmış gibi” anlamındaki kalıpla benzetmeyi tamamlayın: The control room looks ____ a science-fiction film.

Cevabı göster

like something out of

They're huge and they've got cool features like gyms or home cinemas. Kalıp ifadeler

1:09

Devasalar ve spor salonları ya da ev sinemaları gibi harika özellikleri var.

Kalıp ifadeler

cool features like gyms or home cinemas: spor salonları veya ev sinemaları gibi harika özellikler

Cool features like gyms or home cinemas önce bir kategoriyi adlandırır, ardından örnekler verir. Burada features yararlı veya çekici tesisleri, donanımları ya da işlevleri ifade eder; cool samimi bir övgüdür; like ise “örneğin” anlamındadır, “sevmek” veya “benzemek” anlamında değildir. like örnekleri tanıttığı için gyms ve home cinemas tam bir liste olmak zorunda değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp features like + örneklerdir.

Alıştırma

Bir kategoriyi adlandırıp örnekler sunan iki sözcüklük kalıpla ürün açıklamasını tamamlayın: The app includes useful ____ reminders and offline maps.

Cevabı göster

features like

They allow someone to live a comfortable life while staying safe from danger. Notlar

1:14

Tehlikeden güvende kalırken birinin rahat bir hayat yaşamasını sağlıyorlar.

Dilbilgisi

allow someone to live: allow + nesne + to'lu mastar

Bu cümlede allow someone to live, “bir kişinin yaşamasını mümkün kılmak” anlamına gelir. Birinin resmî olarak izin vermesinden çok, bunu mümkün hâle getiren bir koşulu anlatır. Yapı allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Someone, allow fiilinin nesnesi ve live fiilinin örtük öznesidir; to live içindeki to atılamaz.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new policy allows staff ____ from home twice a week.

Cevabı göster

to work

Kalıp ifadeler

while staying safe from danger: while + -ing yapısı

Burada while staying safe from danger eş zamanlı bir durumu ekler: kişi rahat bir yaşam sürerken aynı anda güvende kalabilir. Bu cümlede while, “aynı anda” anlamındadır; “-e rağmen” anlamında değildir. -ing yan cümleciğinde açıkça belirtilmiş bir özne yoktur. Örtük özne, yakındaki live eylemini yapan kişi, yani someone'dır. Tam biçim while that person stays safe from danger olabilir.

Alıştırma

İki durumun aynı anda gerçekleştiğini göstermek için cümleyi stay fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can enjoy the hike while ____ on the marked path.

Cevabı göster

staying

A very comfortable life.

1:18

Çok rahat bir hayat.

We're going to be talking about these luxury bunkers, Anlatım akışı

1:20

Bu lüks sığınaklar,

the people building them, and what they're so afraid of.

1:23

onları inşa eden insanlar ve onların neyden bu kadar korktukları hakkında konuşacağız.

Anlatım akışı

We're going to be talking about ...: bağlantılı üç bölümü önceden tanıtmak

Cümlenin tamamı programın içeriğini önceden tanıtır. We're going to be talking about bundan sonra ele alınacakları açar; about sözcüğünün ardından gelen eş görevli üç öge de güzergâhı çizer: lüks sığınaklar, onları inşa eden insanlar ve bu insanların korktuğu şey. Sıralama bir nesneden onunla bağlantılı insanlara, oradan da onların eylemlerinin arkasındaki korkuya ilerler. Konuşmacı birbirinden ayrı üç iddia ortaya atmak yerine, dinleyicilere tartışmayı takip etmelerini sağlayacak bir yol haritası verir.

Alıştırma

Bu cümle dinleyici için temel olarak ne yapıyor?

  1. Tartışmada ele alınacak bağlantılı bölümleri önceden tanıtmak
  2. Dinleyicilerden üç konudan birini seçmelerini istemek
  3. Daha önce gerçekleşmiş üç olayı bildirmek
Cevabı göster

Tartışmada ele alınacak bağlantılı bölümleri önceden tanıtmak

But first, Neil, I've got a question for you. Anlatım akışı

1:26

Ama önce Neil, sana bir sorum var.

Anlatım akışı

But first: ana konudan önce başka bir adım eklemek

But first bir geçiş işaretidir. But az önce duyurulan konuyla bağlantıyı korurken first, bu konu geliştirilmeden önce hemen bir adımın, yani Neil'e sorulacak sorunun geleceğini dinleyicilere bildirir. Bu ifade programın sırasını düzenler; önceki konuyu reddetmez. Araya eklenen adımdan sonra konuşmacının duyurulan konuya döneceği beklentisini oluşturur.

Alıştırma

But first burada dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı, duyurulan konuyu tamamen iptal ediyor.
  2. Konuşmacı, duyurulan konuya dönmeden önce bir soru soracak.
  3. Konuşmacı son sonucu açıklıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, duyurulan konuya dönmeden önce bir soru soracak.

Mark Zuckerberg, the CEO of Meta,

1:30

Meta'nın CEO'su Mark Zuckerberg,

which owns Facebook, Instagram and WhatsApp,

1:32

ki şirket Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi,

is building a property in Hawaii,

1:35

Hawaii'de bir mülk inşa ediyor,

which is reported to include a huge underground bunker. Dilbilgisi

1:37

ve bunun devasa bir yer altı sığınağı içerdiği bildiriliyor.

Dilbilgisi

which is reported to include: bilgiyi haberlere dayandırmak

Which, önceki property ismine gönderme yapar ve onun hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecikte which, is reported to include yapısının öznesidir. Is reported to include, haberlere göre mülkün sığınağı içerdiği anlamına gelir; konuşan kişi bu ayrıntıyı bizzat doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp isim + be reported to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kalıp bilgiyi haberlere dayandırır ve iddiayla konuşan kişi arasında mesafe oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle ayrıntıyı doğrudan doğrulanmış olarak sunmak yerine haberlere dayandırıyor?

  1. The renovation includes a rooftop garden.
  2. The renovation is reported to include a rooftop garden.
  3. The renovation might include a rooftop garden.
Cevabı göster

The renovation is reported to include a rooftop garden.

So Neil, how much is he reportedly spending on the project? Kelime

1:41

Peki Neil, söylentilere göre bu proje için ne kadar harcıyor?

Kelime

reportedly spending on the project: bilginin haberlere dayandığını belirtmek

Reportedly, “haberlere göre” anlamına gelen bir zarftır. Burada is spending ile ifade edilen iddiayı niteler ve miktarın soruyu soran kişinin kendi doğrulamasından değil, haberlerdeki bilgilerden geldiğini gösterir. Bu soruda yardımcı fiil is ile -ing biçimindeki spending arasında yer alır: How much is he reportedly spending...? Bu yaygın bir konumdur. Reportedly olmadan soru, harcanan miktarı verilmesi gereken bir gerçek olarak daha doğrudan sunar.

Alıştırma

“Haberlere göre” anlamındaki zarfı boşluğa yazın: The company is ____ spending £5 million on the upgrade.

Cevabı göster

reportedly

Is it A, $10 million, B, $50 million, or C, $100 million?

1:46

A: 10 milyon dolar mı, B: 50 milyon dolar mı, yoksa C: 100 milyon dolar mı?

Well Hannah, I don't know, but he's a pretty rich guy.

1:54

Şey Hannah, bilmiyorum ama oldukça zengin bir adam.

So I think $100 million.

1:59

Bu yüzden 100 milyon dolar diyorum.

Well, I will reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

2:01

Peki, cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak

Reveal the answer, daha önce bilinmeyen veya kasıtlı olarak gizli tutulan 'cevabı açıklamak' anlamına gelir. Reveal, answer ile kullanıldığında planlanmış bir duyuru hissi verir ve çoğu zaman merak uyandırır. At the end of the program, duyurunun ne zaman yapılacağını dinleyiciye bildirir. Reveal the answer at the end of ... kalıbı; bir program, test, ders veya etkinlikte cevap son bölüme kadar bekletildiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

'Cevabı açıklamak' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: To keep the suspense, the host will ____ at the end of the quiz.

Cevabı göster

reveal the answer

Hannah, you've been looking into these luxury bunkers like the one Mark Zuckerberg is reported to be building on What in the World. Öbek fiiller

2:05

Hannah, What in the World programında Mark Zuckerberg'in inşa ettiği söylenen türden lüks sığınakları araştırıyordun.

Öbek fiiller

you've been looking into these luxury bunkers: bu lüks sığınakları bir süredir araştırıyorsun

Look into, 'bir şeyi araştırmak, incelemek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışmak' anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. Burada these luxury bunkers araştırılan konuyu belirtir. Konuşmacı, Hannah'nın fiziksel olarak sığınakların içine baktığını söylemiyor. You've been looking into, present perfect continuous yapısındadır. Araştırmayı geçmişte başlayan ve bugüne kadar devam eden ya da tekrarlanan bir etkinlik olarak sunar; bu nedenle şu anki konuşmayla ilgilidir.

Alıştırma

'Araştırmak' anlamındaki hedef çok sözcüklü fiille cümleyi tamamlayın: The school will ____ the cause of the leak before reopening the building.

Cevabı göster

look into

What have you discovered?

2:12

Neler keşfettin?

Well, I was joined by BBC reporter Nathalie Jimenez to talk about preppers.

2:14

Felakete hazırlananlar hakkında konuşmak için BBC muhabiri Nathalie Jimenez'le bir araya geldim.

And I started off by asking whether she had ever considered building a bunker and preparing for disaster. Notlar

2:19

Ve ona hiç bir sığınak inşa edip felakete hazırlıklı olmayı düşünüp düşünmediğini sorarak başladım.

Kalıp ifadeler

I started off by ...: ilk eylemi belirtmek

Start off by doing something, bir eylemi bir sürecin ilk adımı yapmak demektir. Bu cümlede soru sormak, konuşmacının görüşmeye ya da sohbete başlama biçimidir. Buradaki by bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: started off by asking. Yeniden kullanılabilir kalıp start off by + -ing şeklindedir.

Alıştırma

İngilizce introduce fiilini doğru biçimde kullanın: The host started off by ____ the first guest.

Cevabı göster

introducing

Dilbilgisi

whether she had ever considered building ...: dolaylı soru yapısı

Whether, ask fiilinden sonra evet ya da hayırla yanıtlanan dolaylı bir soru başlatır. Dolaylı soruda düz cümle sırası kullanılır: whether she had ... denir, whether had she ... denmez. Had ever considered, past perfect yapısındadır. Buna karşılık gelen doğrudan soru Have you ever considered ...? şeklindedir. Asked ile başlayan geçmiş zamanlı bir aktarmada present perfect, geçmişteki o sorudan önceki deneyimi göstermek için had ever considered biçimine geri kaydırılabilir. Consider, olası bir eylemi düşünmek anlamına geldiğinde ardından -ing biçimi gelir: considered building denir, considered to build denmez.

Alıştırma

İş değiştirmeyle ilgili geçmişte sorulmuş bir soruyu hangi cümle doğru biçimde aktarır?

  1. I asked whether she had ever considered to change jobs.
  2. I asked whether had she ever considered changing jobs.
  3. I asked whether she had ever considered changing jobs.
Cevabı göster

I asked whether she had ever considered changing jobs.

I love this question because I've actually been thinking about it for a while. Dilbilgisi

2:25

Bu soruyu çok sevdim çünkü aslında bir süredir bunun hakkında düşünüyorum.

Dilbilgisi

I've actually been thinking about it for a while: bir süredir düşünüyor olmak

I've been thinking, have + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous biçimidir. Düşünme eylemini geçmişte başlayan ve şimdiye kadar devam eden ya da tekrarlanan bir süreç olarak sunar. for a while, süresi tam belirtilmeyen “bir süredir” anlamını ekler. actually, bunun biraz beklenmedik olabileceğini gösterir: konuşan kişi konuyu yalnızca soruyu duyduktan sonra düşünmeye başlamamıştır. İfadenin tamamı, cevabın önceden beri süren bir düşünceye dayandığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi think about it ifadesinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: This isn't a new idea for me. ____ for a while.

Cevabı göster

I've been thinking about it

Fun fact. Anlatım akışı

2:29

Eğlenceli bir gerçek.

Anlatım akışı

Fun fact: ilginç bir ek bilgiyi tanıtmak

Fun fact, küçük bir bilginin ilginç, şaşırtıcı veya eğlenceli olduğunu bildiren kısa bir sözlü ya da yazılı işarettir. Tek başına somut bilgiyi vermez; dinleyiciye sıradaki içeriği nasıl karşılaması gerektiğini gösterir. Bilgiyi düzenleme işleviyle ana noktadan kısa süreliğine uzaklaşır ve sonraki cümleyi ek bir bilgi olarak işaretler. Konuşmada, buradaki gibi tek başına bir cümle parçası olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, hafif ve ilginç bir ek bilgiyi tanıtmak için Fun fact ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. Fun fact: octopuses have three hearts.
  2. Fun fact: there is a fire, so evacuate immediately.
  3. Fun fact because the meeting starts at nine.
Cevabı göster

Fun fact: octopuses have three hearts.

Have you? Ton ve niyet

2:30

Öyle mi?

Ton ve niyet

Have you? ile yankı sorusu

Have you?, başka biri I have veya I've + geçmiş zaman ortacı yapısında bir şey söyledikten sonra kullanılan kısa bir yankı sorusudur. Konuşan kişi have yardımcı fiilini korur, I yerine you kullanır ve zaten açık olan eylemi tekrar etmez. Burada şaşkınlık ya da ilgi gösterir ve karşı tarafı konuşmaya devam etmeye teşvik eder. İşlevsel anlamı “Gerçekten mi?” veya “Öyle mi?” gibidir, ancak dil bilgisi önceki present perfect cümlesini izler.

Alıştırma

Present perfect cümlenin ardından gelen yankı sorusunu tamamlayın: “I've tried scuba diving.” — “____?”

Cevabı göster

Have you

You're a prepper. Ton ve niyet

2:31

Sen felakete hazırlanan birisin.

Ton ve niyet

You're a prepper. ile şakacı bir etiket kullanmak

Prepper, afetlere veya büyük çaplı aksaklıklara etkin biçimde hazırlanan, çoğunlukla malzeme stoklayan ve hayatta kalma becerileri öğrenen kişidir. You're a prepper. dil bilgisi açısından basit bir kimlik cümlesidir; ancak burada karşı tarafın söylediklerine veya yaptıklarına dayanarak şakacı bir etiket görevi görür. Konuşan kişi resmi olarak bir meslek belirtmek yerine hafifçe takılmaktadır.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Yakın bir arkadaşınız size acil durum malzemeleriyle dolu bir dolabı gururla gösteriyor. Arkadaşınız bu etiketten rahatsız değilse “You're a prepper.” demek dostça bir takılma olabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

When you watch TV in the US, when you turn on a kind of US TV channel, Öbek fiiller

2:32

ABD'de televizyon izlediğinizde, herhangi bir ABD televizyon kanalını açtığınızda,

Öbek fiiller

turn on: bir cihazı çalıştırmak

Bu cümlede turn on, izleyicinin TV kanalını izlemeye başlamasını ifade eder. Daha genel olarak turn on; bir cihazı, ışığı veya makineyi çalıştırmak anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. turn on the TV, turn on the lights veya turn the computer on şeklinde kullanılabilir. Turn on ayrılabilir: turn on the TV ve turn the TV on kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir; turn on it değil, turn it on denir.

Alıştırma

Lambayı çalıştırmak anlamına gelen öbek fiili tamamlayın: Please turn ____ the lamp.

Cevabı göster

on

what happens is that there's usually some ads about freeze-dried food. Notlar

2:38

genellikle dondurularak kurutulmuş yiyeceklerle ilgili bazı reklamlar çıkar.

Dilbilgisi

what happens is that there's ...: tipik bir duruma giriş yapmak

What happens is that ... açıklamaya giriş yapan bir yapıdır. Önce konuşmacının bir durumu veya sonucu açıklamak üzere olduğunu belirtir, ardından that yan cümlesi asıl ayrıntıyı verir. Burada there's usually some ads, tekrar eden durumu ifade eder. Yapı what happens + is + bir that yan cümlesi şeklindedir. Kısa bir açıklayıcı giriş eklediği için dinleyici sonraki yan cümleyi ilgisiz bir bilgi olarak değil, tipik sonuç olarak anlar.

Alıştırma

Olağan durumu tanıtan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ usually a short delay before the page loads.

Cevabı göster

What happens is that there's

Kelime

freeze-dried food: dondurulduktan sonra suyu alınarak korunan gıda

Freeze-dried food, önce dondurulan ve ardından suyunun büyük bölümü alınarak kurutulan gıdadır. Bu işlem gıdayı hafif ve uzun süre saklamaya uygun hâle getirir; yalnızca dondurucuda tutulan gıda anlamına gelmez. Acil durum hazırlığı ve açık hava etkinlikleri bağlamında bu ifade, uzun süre saklanıp daha sonra hazırlanabilen malzemeleri anlatır. Bazen hazırlanırken su eklenir.

Alıştırma

Freeze-dried food ifadesini hangi cümle doğru açıklar?

  1. Yenileceği ana kadar donmuş hâlde tutulmalıdır.
  2. Buzla servis edilen her türlü sıcak yemek anlamına gelir.
  3. Dondurulduktan sonra suyunun büyük bölümü alınmıştır.
Cevabı göster

Dondurulduktan sonra suyunun büyük bölümü alınmıştır.

I'm not kidding. Ton ve niyet

2:41

Şaka yapmıyorum.

Ton ve niyet

I'm not kidding: şaşırtıcı bir iddianın gerçek olduğunu vurgulamak

I'm not kidding, konuşanın az önce söylediği şeyin gerçek olduğunu ve şaka olmadığını belirtir. Şaşırtıcı veya inanması zor bir iddianın ardından, konuşanın daha inandırıcı görünmesini sağlamak için sıkça eklenir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız gerçek hikâyenizin abartılı olduğunu düşünüyor. Ciddi olduğunuzu en doğrudan hangi yanıt belirtir?

  1. I'm only guessing.
  2. I'm not kidding.
  3. I didn't hear you.
Cevabı göster

I'm not kidding.

They pop up quite regularly and it's all about kind of the prepper mentality. Notlar

2:42

Oldukça düzenli olarak çıkıyorlar ve hepsi bir nevi felakete hazırlık zihniyetiyle ilgili.

Öbek fiiller

Oldukça sık ortaya çıkıyorlar

Pop up, aniden veya beklenmedik biçimde ortaya çıkmak anlamına gelir. Burada, söz konusu şeylerin tekrar tekrar ortaya çıkmasını anlatır; gerçek anlamda yukarı doğru hareket etmeyi değil. Quite regularly, bunun oldukça sık veya tekrarlanan biçimde gerçekleştiğini ekler. Bu birleşim, her ortaya çıkışın ani oluşunu tekrarlanan bir düzenle bir araya getirir.

Alıştırma

“Notifications pop up quite regularly on this app” ne anlama gelir?

  1. Bildirimler oldukça sık ve genellikle fazla uyarı vermeden görünür.
  2. Bildirimler neredeyse hiç görünmez.
  3. Bildirimler kesin bir zaman çizelgesine göre yukarı hareket eder.
Cevabı göster

Bildirimler oldukça sık ve genellikle fazla uyarı vermeden görünür.

Kelime

Hazırlıkçı düşünce yapısı

Prepper, önceden plan yaparak ve çoğu zaman malzeme stoklayarak büyük acil durumlara etkin biçimde hazırlanan kişidir. Bu nedenle the prepper mentality, ciddi bir aksaklığın mümkün olduğunu düşünen ve hazırlıklı olmaya önem veren bir düşünce yapısını anlatır. Mentality, kararları etkileyen ve nispeten kalıcı olan bir düşünme biçimidir. Tek bir idea kavramından daha geniştir ve geçici bir mood değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede mentality kalıcı bir düşünme biçimi anlamında kullanılmıştır?

  1. The team needs to change its mentality about failure.
  2. Her mentality was cheerful for ten minutes.
  3. I had a mentality to buy some milk this morning.
Cevabı göster

The team needs to change its mentality about failure.

What are you going to do when the apocalypse happens? Kelime

2:48

Kıyamet koptuğunda ne yapacaksınız?

Kelime

the apocalypse happens: dünyanın sonunu getirecek bir felaket olur

Bu cümlede the apocalypse, dünyayı ya da uygarlığı yok ettiği düşünülen aşırı büyük bir felaket anlamındadır. bad event veya sıradan bir disaster ifadesinden çok daha güçlüdür. the apocalypse happens ifadesi, bu dünyanın sonu senaryosunu gerçekleşebilecek bir olay gibi sunar. Dünyanın sonunu çağrıştırdığı için soru, sıradan bir acil duruma hazırlanmayı değil, normal toplum düzeninin çöküşünden sonra hayatta kalmayı planlamayı anlatır.

Alıştırma

Bu soruda the apocalypse ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Dünyayı veya uygarlığı yok edebilecek aşırı büyük bir felaket
  2. Sıradan bir günde yaşanan küçük bir sorun
  3. Rutin bir planın son adımı
Cevabı göster

Dünyayı veya uygarlığı yok edebilecek aşırı büyük bir felaket

Nathalie has thought about building a bunker and getting prepared

2:50

Nathalie bir sığınak inşa edip hazırlıklı olmayı düşünmüş

because she sees adverts for freeze-dried food that would last a long time on TV in the US. Kelime

2:54

çünkü ABD televizyonlarında uzun süre dayanabilecek dondurularak kurutulmuş yiyeceklerin reklamlarını görüyor.

Kelime

that would last a long time: fiil olarak last

That would last a long time, freeze-dried food ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Burada last, “belirli bir süre kullanılabilir veya mevcut kalmak” anlamında bir fiildir; dolayısıyla yiyeceklerin uzun süre yenebilir durumda kalacağını anlatır. Bu fiil piller, malzemeler, para ve etkiler için de kullanılır. Zaman ifadesi, bir şeyin ne kadar sürdüğünü ya da ne kadar süre yeterli olduğunu gösterir; last burada “son” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: These batteries should ____.

Cevabı göster

last a long time

When she talks about the adverts, she says,

3:00

Reklamlardan bahsederken şöyle diyor:

"I'm not kidding," which means I'm not joking.

3:02

'I'm not kidding', bu da espri yapmıyorum demektir.

Nathalie says that these adverts are part of the prepper mentality.

3:04

Nathalie, bu reklamların felakete hazırlık zihniyetinin bir parçası olduğunu söylüyor.

A mentality is a person's way of thinking about things. Kalıp ifadeler

3:09

Zihniyet (mentality), bir kişinin olaylar hakkında düşünme biçimidir.

Kalıp ifadeler

bir kişinin şeyler hakkında düşünme biçimi

Burada a person's way of thinking about things, mentality sözcüğünün sade İngilizceyle yapılmış tanımıdır. Tek bir görüşü değil, birinin dünyayı anlama ve değerlendirme biçimindeki genel düşünce kalıbını anlatır. way of thinking yapısında of'tan sonra -ing biçimi thinking gelir. Ardından gelen about öbeği, düşünmenin neyle ilgili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadedeki sözcükleri kullanarak mentality sözcüğünün sade İngilizce tanımını tamamlayın: A mentality is a person's ____.

Cevabı göster

way of thinking about things

So the prepper mentality would mean thinking about things like a prepper.

3:12

Dolayısıyla felakete hazırlık zihniyeti, olayları hazırlıklı biri gibi düşünmek anlamına gelir.

Part of the prepper mentality is to question what you would do if the apocalypse happens. Dilbilgisi

3:17

Kıyamet koptuğunda ne yapacağınızı sorgulamak, bu zihniyetin bir parçasıdır.

Dilbilgisi

what you would do if ...: dolaylı bir varsayım sorusu

what you would do yan cümlesi dolaylı bir sorudur: soruyu doğrudan sormak yerine üzerinde düşünülecek seçimi belirtir. Daha büyük bir cümlenin içinde olduğu için soru dizilişi would you do değil, düz cümle dizilişi you would do kullanılır. if yan cümlesi varsayılan koşulu verir; would ise tepkiyi varsayımsal olarak sunar. Özgün cümledeki şimdiki zaman happens, olayı gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir tetikleyici gibi gösterir. Daha uzak ya da tamamen hayali bir varsayımda if ... happened daha düzenli eşleşmedir.

Alıştırma

Hangi cümle, varsayımsal soruyu Think about ifadesinden sonra doğru biçimde kullanıyor?

  1. What would you do if the fire alarm went off?
  2. Think about what would you do if the fire alarm went off.
  3. Think about what you would do if the fire alarm went off.
Cevabı göster

Think about what you would do if the fire alarm went off.

An apocalypse refers to a serious event which causes destruction and change. Kalıp ifadeler

3:22

Kıyamet (apocalypse), yıkıma ve değişime neden olan ciddi bir olayı ifade eder.

Kalıp ifadeler

apocalypse refers to: Tanımda refers to kullanımı

Burada apocalypse refers to, apocalypse sözcüğünün tanımını sunar. X refers to Y kalıbında X açıklanan terimdir; Y ise bu terimin işaret ettiği kişi, şey veya kavramdır. Tanımlarda refers to, “anlamına gelir” ya da “ifade eder” şeklinde anlaşılabilir. Bu kalıp sözcükleri, etiketleri, sembolleri, kısaltmaları ve diğer ifadeleri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tanımı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The term biodiversity ____ the variety of living things in an area.

Cevabı göster

refers to

So lots of people do think about preparing for bad things. Dilbilgisi

3:28

Yani birçok insan gerçekten de kötü şeyler için hazırlık yapmayı düşünüyor.

Dilbilgisi

people do think: Olumlu cümlede vurgulu do

Bu olumlu cümlede do, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. People do think, insanların bunu gerçekten düşündüğü anlamına gelir; konuşan kişi bu gerçeği güçlü biçimde doğrular. do çıkarıldığında people think yine dilbilgisel olarak doğrudur, ancak nötr olur. Yapı do/does/did + ana fiilin yalın hâlidir; bu yüzden think, do sonrasında yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi care fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Many people ____ about this issue.

Cevabı göster

do care

Natalia's thought about it,

3:32

Natalia da bunu düşünmüş,

and for tech billionaires like Mark Zuckerberg, they're able to spend a lot of money preparing for disaster. Kalıp ifadeler

3:33

ve Mark Zuckerberg gibi teknoloji milyarderleri felakete hazırlık için çok para harcayabiliyorlar.

Kalıp ifadeler

spend a lot of money preparing for ...: ... için hazırlanırken çok para harcamak

spend money doing something kalıbı, paranın hangi etkinlik sırasında harcandığını belirtir. Burada preparing, spend sonrasında kullanılan -ing biçimidir; bu yüzden spend a lot of money preparing, hazırlık sürecinde büyük miktarda para harcamak anlamına gelir. Prepare for sonrasında, önceden hazırlanılan olay veya durum gelir; preparing for disaster buna örnektir. Yeniden kullanılabilecek yapı spend + para miktarı + -ing biçimindeki etkinliktir ve for, prepare for kalıbının parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi spend money doing kalıbı ve prepare fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The company spent a lot of money ____ for the safety inspection.

Cevabı göster

preparing

So do you think they know something we don't? Ton ve niyet

3:40

Peki, bizim bilmediğimiz bir şey bildiklerini düşünüyor musun?

Ton ve niyet

they know something we don't?: başkalarının bizde olmayan bilgilere sahip olduğunu ima etmek

Bu soruda they know something we don't?, bir bilgi farkı olduğunu ima eder: diğer kişiler özel, daha erken edinilmiş veya konuşanın grubunun başka türlü ulaşamadığı bilgilere sahip olabilir. Bağlama göre meraklı, kuşkucu ya da biraz komplo çağrışımlı duyulabilir. We don't kısmında tekrarlanan know fiili düşürülür: something we don't, something we don't know anlamına gelir. Bu eksilti, anlamı değiştirmeden soruyu daha kısa tutar.

Alıştırma

Konuşan, “Do they know something we don't?” sözüyle büyük olasılıkla neyi ima ediyor?

  1. Onlara bir şey öğretmemizi istiyorlar.
  2. Bizde olmayan bilgilere sahip olabilirler.
  3. Bizim unuttuğumuz bilgilerin aynısını unutmuşlar.
Cevabı göster

Bizde olmayan bilgilere sahip olabilirler.

What are they preparing for?

3:43

Neye hazırlanıyorlar?

Let's hear from Natalia again, speaking to me on What in the World. Anlatım akışı

3:45

What in the World programında benimle konuşan Natalia'dan tekrar dinleyelim.

Anlatım akışı

Program geçişi olarak “Let's hear from Natalia again”

Let's hear from Natalia again, sunucunun kullandığı bir geçiş ifadesidir: dinleyiciye sırada Natalia'nın sesinin, yorumlarının veya röportajından bir bölümün olduğunu bildirir. Burada hear from someone, yalnızca birinin sesini duymak değil, o kişinin söyleyeceklerini dinlemek anlamına gelir. Again, Natalia'nın daha önce yer aldığını gösterir. Sunucu böylece sonraki bölümü önceki içerikle bağlar ve dinleyicinin dikkatini aynı konuşmacıya geri yönlendirir.

Alıştırma

Bir grup karar vermeden önce bir kişinin katkısını doğal biçimde yeniden sunan cümle hangisidir?

  1. Let's hear from the engineer again before we decide.
  2. Let's listen for the engineer again before we decide.
  3. Let's hear about the engineer again before we decide.
Cevabı göster

Let's hear from the engineer again before we decide.

So the reasons include nuclear tensions, AI risk, climate disaster, Notlar

3:48

Sebepler arasında nükleer gerilimler, yapay zeka riski, iklim felaketi,

essentially any world-ending event. Kelime

3:54

temel olarak dünyanın sonunu getirecek herhangi bir olay yer alıyor.

Anlatım akışı

Liste açmak için “the reasons include”

The reasons include, ardından bir nedenler listesinin geleceğini bildirir. Reasons öznedir ve include temel fiildir; bu nedenle maddeler doğrudan include sözcüğünden sonra gelir. Include, adı geçen nedenleri daha geniş bir kümenin üyeleri olarak sunar ve çoğu zaman başka nedenlerin de olabileceği ihtimalini açık bırakır. Bu yapı raporları, açıklamaları ve sözlü savları düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Nedenlerin yalnızca bir bölümünü veriyor olabilecek bir listeyi en iyi hangi cümle başlatır?

  1. The reasons include high costs and long delays.
  2. The reasons explain high costs and long delays.
  3. The reasons are high costs and long delays.
Cevabı göster

The reasons include high costs and long delays.

Kelime

nuclear tensions, AI risk, climate disaster: kamusal risk eşdizimleri

Vurgulanan üç ifade, büyük kamusal riskleri adlandırmak için kullanılan kısa isim gruplarıdır. Nuclear tensions, nükleer silahlar veya nükleer politikayla ilgili gergin ya da düşmanca ilişkileri; AI risk, yapay zekâyla bağlantılı tehlikeyi; climate disaster ise iklimle bağlantılı felaket düzeyinde bir sonucu ifade eder. Haber ve politika dilinde, yerleşik bir “niteleyici + isim” eşdizimi bütün bir risk alanını etkili biçimde adlandırır. Bu nedenle liste, her tehlikeyi tam bir yan cümleyle açıklamaya göre daha kısa ve resmî duyulur.

Alıştırma

Küresel risklerle ilgili resmî bir raporda hangi ifade en doğal duyulur?

  1. The report examines nuclear anxieties, AI jeopardy, and a climatic accident.
  2. The report examines nuclear tensions, AI risk, and climate disaster.
  3. The report examines nuclear strain feelings, an AI danger thing, and climate trouble.
Cevabı göster

The report examines nuclear tensions, AI risk, and climate disaster.

Kelime

any world-ending event: güçlü anlamlı, kısa çizgili bir bileşik

Any world-ending event ifadesinde any, kategorinin kapsamını genişletir ve o tür herhangi bir olay anlamına gelir. World-ending, event isminden önce kullanılan, kısa çizgili bir bileşik sıfattır ve dünyayı ya da insan uygarlığını sona erdirebilecek demektir. Bu ifade serious event ifadesinden çok daha güçlüdür. Burada önceki tehlikeleri aşırı ve kıyamet düzeyinde riskler olarak bir araya getirir; başka bağlamlarda kasıtlı abartı olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “dünyayı sona erdirebilecek” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The heroes must stop a ____ threat.

Cevabı göster

world-ending

But secondly, it's also a mark of societal status. Kalıp ifadeler

3:57

Fakat ikinci olarak, bu aynı zamanda toplumsal statünün de bir göstergesi.

Kalıp ifadeler

a mark of societal status: toplumsal statü göstergesi

a mark of societal status ifadesindeki mark, bir not veya yazılı işaret değil, bir şeyi gösteren işaret ya da simge anlamına gelir. Bu ifade, söz konusu şeyin kişinin toplumdaki konumunu gösterdiğini anlatır. Başka bağlamlara aktarılabilen a mark of + isim yapısı, bir şeyin kanıtı olduğu niteliği, durumu veya statüyü adlandırır: a mark of respect, a mark of maturity. Burada societal status, gösterilen soyut fikirdir.

Alıştırma

a mark of... yapısını tamamlayın: Staying calm under pressure can be ____ confidence.

Cevabı göster

a mark of

So no matter what happens, Dilbilgisi

4:02

Yani ne olursa olsun,

no matter what comes our way, if you're a tech billionaire,

4:04

başımıza ne gelirse gelsin, eğer bir teknoloji milyarderiyseniz,

Dilbilgisi

no matter what happens ... no matter what comes our way: ne olursa olsun

Hem no matter what happens hem de no matter what comes our way, ana cümlede belirtilen sonucu, kararı veya tutumu değiştirmeyecek durumları anlatır. İkisi de “ne olursa olsun” anlamına gelir ve yapının tekrarlanması vurguyu artırır. Come our way mecazidir: bir olay, sorun veya fırsatın comes our way olması, onunla karşılaşmamız ya da onu elde etmemiz demektir. Bu cümlede iki bağımlı yan cümle, mümkün olan her durumda geçerliliğini koruyan ana fikre hazırlık yapar.

Alıştırma

Gelecekteki hiçbir zorluğun kararı değiştirmeyeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. No matter what comes our way, we'll keep going.
  2. No matter what comes to our way, we'll keep going.
  3. No matter what will come our way, we'll keep going.
Cevabı göster

No matter what comes our way, we'll keep going.

you're going to be able to live through that comfortably without compromising your lifestyle, Notlar

4:07

yaşam tarzınızdan ödün vermeden bunu rahatça atlatabileceksiniz,

Öbek fiiller

live through that: yaşayıp hayatta kalmak

Live through that, zor veya tehlikeli bir olayı yaşayıp hayatta kalmak demektir. Through, olayı kişinin bir ucundan girip diğer ucuna ulaştığı bir dönem veya süreç olarak gösterir. Buradaki that, karşılarına çıkabilecek ciddi bir olayı anlatır. Başka durumlara aktarılabilen yapı live through + olay veya dönem şeklindedir; live through a war ve live through a crisis gibi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi live through ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: My grandparents ____ the war.

Cevabı göster

lived through

without compromising the standard that you have.

4:13

sahip olduğunuz standartlardan ödün vermeden.

Kelime

without compromising your lifestyle ... without compromising the standard: yaşam tarzından ve standarttan ödün vermeden

Burada compromise fiilinin hemen ardından zarar görebilecek şey gelir. Bir anlaşma için uzlaşmak değil, değerli bir şeyi zayıflatmak, azaltmak veya feda etmek anlamındadır. Without compromising your lifestyle, yaşam tarzını olduğu gibi koruyarak demektir. without + -ing kalıbı, kaçınılan olumsuz bir bedeli anlatır. without compromising ifadesinin tekrarı, ne yaşam tarzının ne de standardın düşürülmesi gerektiğini paralel biçimde vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede compromise bir şeye zarar vermek veya onu zayıflatmak anlamında kullanılmıştır?

  1. After a long discussion, both sides agreed to compromise.
  2. The shortcut saves time without compromising safety.
  3. They compromised with the landlord over the rent.
Cevabı göster

The shortcut saves time without compromising safety.

So because these tech billionaires are essentially building the future, Deyimler

4:16

Dolayısıyla, bu teknoloji milyarderleri temel olarak geleceği inşa ettikleri için,

Deyimler

are essentially building the future: geleceği mecazi olarak şekillendirmek

Bu cümlede are essentially building the future mecazi bir ifadedir. Milyarderler geleceği fiziksel olarak inşa etmiyor; teknolojileri, paraları ve kararları toplumun neye dönüşebileceğini şekillendiriyor. Essentially, «en önemli anlamıyla» veya «konuyu temel noktasına indirgersek» demektir. Bu kelime, söz konusu etkiyi konuşanın genel değerlendirmesi olarak sunar; kişilerin işini kelimesi kelimesine anlatmaz.

Alıştırma

"The founders are building the future of online education," cümlesinde building the future en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. «Gelecek» adlı bir bina inşa ediyorlar.
  2. Çevrim içi eğitimin nasıl gelişeceğini şekillendiriyorlar.
  3. Yarın için bir program hazırlıyorlar.
Cevabı göster

Çevrim içi eğitimin nasıl gelişeceğini şekillendiriyorlar.

the fact that they're so afraid of it, quote-unquote, Ton ve niyet

4:20

sözüm ona ondan bu kadar korkuyor olmaları bile

Ton ve niyet

quote-unquote: konuşmada tırnak işareti ve bir etikete mesafe koyma

Quote-unquote, yakındaki bir kelimeyi veya ifadeyi konuşurken tırnak içine almanın bir yoludur. Bu ifade, kullanılan sözün başka birinden geldiğini ya da konuşanın onu tam olarak benimsemediğini gösterebilir. Burada so afraid of it ifadesinden sonra gelir ve geriye dönük olarak afraid kelimesini ya da tüm açıklamayı yaklaşık olarak «sözde» diye işaretler. Kesin tutum bağlama bağlıdır: tarafsız bir alıntı, kuşku veya ironi olabilir; otomatik olarak alay anlamına gelmez.

Alıştırma

Minor kelimesini konuşmada tırnak içine alan standart sözlü işaretleyiciyle cümleyi tamamlayın: They described the problem as minor, ____.

Cevabı göster

quote-unquote

is telling within itself. Kelime

4:23

kendi içinde çok şey anlatıyor.

Kelime

is telling: önemli bir şeyi açığa çıkarmak

Bu cümlede telling, is fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Onların bu kadar korkması bir ipucu işlevi görür: kimse anlamı doğrudan söylemese de önemli bir şeyi açığa çıkarır. Bir gerçek, ayrıntı, tepki, sessizlik veya eksiklik daha geniş bir duruma ya da tutuma işaret ediyorsa telling olarak nitelenebilir. Bu ifade, konuşanın söz konusu ipucunu dikkate değer bulduğunu da gösterir.

Alıştırma

'Önemli bilgileri açığa çıkarır' anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The fact that nobody denied the report ____.

Cevabı göster

is telling

So while tech billionaires are worried about things like climate disaster or AI, Anlatım akışı

4:25

Yani teknoloji milyarderleri iklim felaketi ya da yapay zeka gibi şeyler için endişelenirken,

Anlatım akışı

So while ... are worried about ...: karşıtlık için zemin hazırlamak

Burada So düşünceyi önceki tartışmaya bağlar, while ise while tech billionaires are worried about things like climate disaster or AI yan cümlesini başlatır. Bu yan cümle bir tarafı arka plan olarak sunar; ardından gelen ana cümlenin konuşanın temel ya da karşıt görüşünü taşıması beklenir. Tekrar kullanılabilen kalıp While A, B'dir: önce A kabul edilir, sonra B vurgulanır. Bu cümlede while esas olarak iki olayın aynı anda gerçekleşmesini değil, karşıtlığı düzenler; virgül de bu girişin bir ana cümleyle tamamlanması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle temel görüşten önce arka plan oluşturmak için cümle başındaki while yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. While is the route shorter, it is much harder to drive.
  2. While the route is shorter, it is much harder to drive.
  3. While the route shorter, it is much harder to drive.
Cevabı göster

While the route is shorter, it is much harder to drive.

Nathalie says that luxury bunkers are also a mark of social status or status,

4:30

Nathalie, lüks sığınakların aynı zamanda sosyal statü veya statünün de bir işareti olduğunu söylüyor,

as we would say in the UK. Kelime

4:36

bizim Birleşik Krallık'ta ifade edeceğimiz şekliyle.

Kelime

as we would say in the UK: Britanya İngilizcesindeki bir dil biçimini belirtme

Sondaki as we would say in the UK ifadesi, hemen önceki biçimi Britanya İngilizcesine özgü bir dil tercihi olarak gösterir. Bu cümlede status sözcüğünün farklı bir anlamına değil, nasıl telaffuz edildiğine işaret eder. as we would say in... kalıbı, bir bölgeye veya gruba özgü sözcük ya da telaffuzu tanıtabilir. Buradaki would gelecek zamanı değil, o ortamda genellikle yapılacak dil tercihini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, konuşanın grubunu belirten ders kalıbıyla tamamlayın: The building has an elevator, or a lift, ____ the UK.

Cevabı göster

as we would say in

Someone's status is the amount of respect or importance given to them by other people.

4:38

Birinin statüsü, diğer insanlar tarafından kendisine verilen saygı veya önemin derecesidir.

With their bunkers,

4:43

Sığınaklarıyla birlikte,

tech billionaires would be able to survive without compromising their luxury lifestyle.

4:45

teknoloji milyarderleri lüks yaşam tarzlarından ödün vermeden hayatta kalabilecekler.

That means without lowering their standard of living. Kalıp ifadeler

4:50

Bu da yaşam standartlarını düşürmeden demektir.

Kalıp ifadeler

their standard of living: maddi yaşam koşulları

Standard of living, bir kişinin veya grubun karşılayabildiği maddi rahatlık düzeyini anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Barınma, gıda ve günlük kullanım ürünleri gibi unsurları kapsar. lower their standard of living ifadesinde lower, bu düzeyi azaltmak anlamına gelir. İkinci cümle, compromising their luxury lifestyle ifadesini daha belirgin bir sosyoekonomik dille yeniden açıklar.

Alıştırma

Cümleyi maddi yaşam koşullarını anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Affordable housing can improve a community's ____.

Cevabı göster

standard of living

Okay, so now I need to know the answer to that quiz question you gave me, Hannah.

4:53

Tamam, o zaman şimdi bana sorduğun o bilgi sorusunun cevabını bilmeliyim, Hannah.

Yes Neil.

4:58

Evet Neil.

So my question was,

4:58

Sorum şuydu:

Mark Zuckerberg, the CEO of Meta,

5:00

Meta'nın CEO'su Mark Zuckerberg,

is building a property in Hawaii,

5:02

Hawaii'de bir mülk inşa ediyor,

which is said to include a huge underground bunker.

5:04

ve bunun devasa bir yer altı sığınağı içerdiği söyleniyor.

How much is he reported to be spending on the project?

5:08

Bu proje için ne kadar harcadığı bildiriliyor?

Well, I think I gave option C, which was $100 million.

5:10

Ben 100 milyon dolar olan C seçeneğini vermiştim sanırım.

You're right, Neil.

5:15

Haklısın, Neil.

The property is said to include a large underground bunker,

5:16

Mülkün devasa bir yer altı sığınağı içerdiği söyleniyor,

although Zuckerberg says it's just a little shelter. Ton ve niyet

5:20

Zuckerberg bunun sadece küçük bir barınak olduğunu söylese de.

Ton ve niyet

although ... says it's just a little shelter: aktarılan görüşleri karşılaştırma

although ile başlayan yan cümle, Zuckerberg'in tanımını daha önce aktarılan büyük yer altı sığınağı ifadesiyle karşılaştırır. Haber, iki tanımı aynı iddia olarak ele almak yerine yan yana sunar. Says ikinci görüşü Zuckerberg'e atfederken just a little shelter yapının daha küçük ve daha az çarpıcı görünmesini sağlar. Bu ifade, hangi tanımın doğru olduğunu kanıtlamadan onun tanımı hafifletme çabasını gösterir.

Alıştırma

Haberde although ile başlayan cümlenin işlevini en iyi hangi açıklama verir?

  1. Zuckerberg'in sığınağı neden yaptığını açıklar.
  2. Zuckerberg'in daha az çarpıcı tanımını önceki iddiayla karşıtlık içinde verir.
  3. İki tanımın da tamamen aynı güçte olduğunu doğrular.
Cevabı göster

Zuckerberg'in daha az çarpıcı tanımını önceki iddiayla karşıtlık içinde verir.

Okay, it's time to recap the language we've learned during the program, starting with prepper. Anlatım akışı

5:23

Tamam, felakete hazırlanan (prepper) kelimesiyle başlayarak program boyunca öğrendiğimiz dili gözden geçirme zamanı.

Anlatım akışı

Okay, it's time to recap ...: kapanış tekrarına geçme

Okay dinleyicinin dikkatini çeker ve aşama değişikliğini belirtir. Ardından It's time to recap ... programın ana dersten kapanış tekrarına geçtiğini dinleyicilere bildirir. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıradaki etkinliğin artık yapılması gerektiğini belirtir. Recap temel noktaları kısaca gözden geçirmek demektir; bu geçiş ifadesi dinleyicilerin yeni bilgi değil, bir özet beklemesini sağlar. Burada the language we've learned programda ele alınan kelime ve ifadeleri anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı ve recap fiilini kullanarak geçiş cümlesini tamamlayın: It's time ____ the key points before we finish.

Cevabı göster

to recap

Anlatım akışı

Sıralama işareti olarak starting with prepper

Bu cümlede starting with prepper, prepper sözcüğünü tekrarın ilk maddesi olarak gösterir. -ing yapısı, sıralı bir tekrarın veya listenin nereden başlayacağını göstermek için ana cümleden sonra eklenir. Bilgiyi düzenlemek için starting with + isim veya -ing biçimini kullanabilirsin. Bu yapı yalnızca bir şeyin şimdi başladığını söylemez; ilk konuyu veya eylemi belirtir.

Alıştırma

online safety konusunu ilk konu olarak göstermek için cümleyi öğrendiğin iki sözcüklü ifadeyle tamamla: We'll review three topics, ____ online safety.

Cevabı göster

starting with

Someone who thinks disaster is likely to happen soon and so prepares for it.

5:29

Yakında bir felaketin olabileceğini düşünen ve bunun için hazırlık yapan kişi.

Kidding means joking.

5:33

Şaka yapmak (kidding), espri yapmak anlamına gelir.

Your mentality is the way you think about things.

5:35

Zihniyetiniz (mentality), olaylar hakkında düşünme biçiminizdir.

An apocalypse refers to a serious event which causes destruction and change.

5:38

Kıyamet (apocalypse), yıkıma ve değişime neden olan ciddi bir olayı ifade eder.

Your status or status in society is the amount of respect and importance other people give you.

5:43

Toplumdaki statünüz (status), diğer insanların size verdiği saygı ve önem miktarıdır.

And if you compromise something, like your lifestyle, you lower the standard of it.

5:50

Ve eğer yaşam tarzınız gibi bir şeyden ödün verirseniz (compromise), onun standardını düşürmüş olursunuz.

That's it for this episode of Six Minute English.

5:54

Altı Dakikalık İngilizce'nin bu bölümü bu kadar.

But Hannah, where can people find more What in the World?

5:57

Peki Hannah, insanlar daha fazla What in the World'ü nerede bulabilirler?

Well, you can listen to us wherever you get your BBC podcasts, Dilbilgisi

6:00

Bizi BBC podcast'lerinizi nereden alıyorsanız oradan dinleyebilirsiniz,

Dilbilgisi

us wherever you get your BBC podcasts: açık platform seçimi

listen to us ifadesinde us, listen to yapısının nesnesidir ve konuşan kişilerin programını ifade eder. Ardından gelen wherever you get your BBC podcasts yan cümlesi, programın dinlenebileceği yeri veya platformu belirtir. Burada wherever, “hangi yerde veya platformda olursa olsun” anlamına gelir. Tek bir kaynak belirtmek yerine seçenekleri açık bırakır; bu nedenle mesaj, dinleyicinin normalde kullandığı tüm podcast hizmetlerini kapsar.

Alıştırma

Hangi cümle programın kullandığın herhangi bir podcast platformunda bulunabildiğini açıkça ifade eder?

  1. The show is available whenever you get your podcasts.
  2. The show is available wherever you get your podcasts.
  3. The show is available where you get your podcasts.
Cevabı göster

The show is available wherever you get your podcasts.

or you can watch us on the BBC World Service YouTube channel.

6:04

veya bizi BBC World Service YouTube kanalından izleyebilirsiniz.

Just search for What in the World in the studio or click on the link in the notes for this program. Kalıp ifadeler

6:08

Stüdyoda 'What in the World'ü aratın veya bu programın notlarındaki bağlantıya tıklayın.

Kalıp ifadeler

click on the link in the notes: program notlarındaki bağlantıya tıklamak

Click on the link, bir köprüyü açmak veya başka bir sayfaya gitmek üzere seçmek anlamına gelen yaygın bir dijital yönergedir. on edatı yaygın olarak kullanılır, ancak click the link de mümkündür. In the notes, bağlantının nerede bulunacağını belirtir: program notları, bölüm notları veya açıklama gibi programa eşlik eden yazılı bilgilerde. İfade bütünüyle hem yapılacak eylemi hem de konumu bildirir.

Alıştırma

Web yönergesini dersteki iki sözcüklü eylemle tamamlayın: Please ____ the link in the notes.

Cevabı göster

click on

And don't forget to test what you've learnt in this program with the quiz on our website bbclearningenglish.com. Ton ve niyet

6:14

Ve bu programda öğrendiklerinizi bbclearningenglish.com web sitemizdeki testle sınamayı unutmayın.

Ton ve niyet

don't forget to test what you've learnt ... with the quiz: öğrendiklerinizi testle sınamayı unutmayın

Don't forget to + fiilin yalın hâli, birine henüz yapılması gereken bir eylemi hatırlatır. Bir programın kapanışında genellikle dostça bir eylem çağrısı görevi görür ve doğrudan Test what you've learnt. emrinden daha yumuşak duyulur. Burada test what you've learnt, içeriği ne kadar iyi anladığınızı kontrol etmek anlamına gelir. With the quiz, quiz sözcüğünü bu kontrol için kullanılan araç veya yöntem olarak gösterir; yani testle birlikte değil, testi kullanarak demektir. And bu hatırlatmayı önceki kapanış mesajına bağlar.

Alıştırma

Dostça hatırlatmayı forget içeren olumsuz yapıyla tamamlayın: ____ save your work before closing the file.

Cevabı göster

Don't forget to

Goodbye for now.

6:20

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:21

Hoşça kalın.

And if you're a prepper, good luck. Ton ve niyet

6:22

Ve eğer felakete hazırlanan biriyseniz, iyi şanslar.

Ton ve niyet

And if you're a prepper, good luck. ile hafif bir koşullu kapanış

Burada if you're a prepper, sözün yöneltildiği belirli grubu gösterir: preppers, yani olası acil durumlar için erzak ve plan hazırlayan kişiler. Koşul aslında “bu tanım sana uyuyorsa bu iyi dilek senin için” anlamına gelir; asıl mesaj kısa good luck dileğidir. Sonda kullanılan And, cümleyi daha önce konuşulan konuya bağlar. prepper kelimesinin tekrarlanması önceki konuya gönderme yapar; good luck ise kapanışa hafif ve biraz şakacı bir ton verir. Bu kalıp, ilgili bir grubu öne çıkarıp son bir iyi dilekte bulunarak konuşmayı bitirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

“And if you're a prepper, good luck.” kapanış cümlesinin temel etkisi nedir?

  1. Özellikle prepperlara seslenir ve hafif, biraz şakacı bir iyi dilekle bitirir.
  2. Dinleyicinin prepper sözcüğünün anlamını bilip bilmediğini sorar.
  3. Tüm dinleyicilere yaklaşan bir felaket hakkında resmî bir uyarı verir.
Cevabı göster

Özellikle prepperlara seslenir ve hafif, biraz şakacı bir iyi dilekle bitirir.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:25

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.