Milyarderler neden sığınak inşa ediyor? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: BBC’deki bu konuşma, teknoloji milyarderlerinin neden afetlere karşı lüks sığınaklar yaptırdığını, hangi tehditlerden korktuğunu ve bu yapıların statüleriyle varlıklı yaşam tarzlarını korumaya nasıl hizmet ettiğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. prepper — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir felaketin yakında gerçekleşmesinin muhtemel olduğuna inanıp erzak, hayatta kalma becerileri veya bir sığınakla somut biçimde hazırlanan kişiyi anlatan bu temel sözcüğü kavrayacaksınız. Onu yalnızca önceden plan yapan birinden ayırabilecek, kriz hazırlığı ve belirli bir yaşam tarzıyla ilgili çağrışımlarını tanıyabileceksiniz. 2. which is reported to include — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Haber dilinde tam olarak doğrulanmamış bilgiyi bir kaynağa dayandırmak için kullanılan bu edilgen ilgi cümlesini öğreneceksiniz. Bir mülkü, planı veya projeyi anlatırken haber verilen her ayrıntıyı kesinleşmiş gerçek gibi sunmaktan kaçınabileceksiniz. 3. quote-unquote, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir sözcüğü aktarırken ona mesafe koymayı, şüpheyi veya kısmi itirazı belirten bu sözlü işareti tanıyacaksınız. Konuşanın başkasına ait bir etiketi ödünç aldığını, ancak o ifadeyi mutlaka bütünüyle benimsemediğini anlayabileceksiniz.
Bu derste
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
0:01bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.
Hello and welcome to Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba ve BBC Learning English'in Altı Dakikalık İngilizce programına hoş geldiniz.
I'm Neil, and today we're joined by Hannah from the What in the World podcast. Kalıp ifadeler
0:11Ben Neil ve bugün What in the World podcast'inden Hannah bize katılıyor.
we're joined by + konuk: bir katılımcıyı tanıtma
Bu sunuşta we're joined by Hannah, Hannah'nın mevcut podcast sohbetine konuk olarak katıldığı anlamına gelir. Edilgen yapı önce sunucu grubunu veya programı öne çıkarır; by ise katılan kişiyi tanıtır. Bir organizatör veya sunucu izleyicilere birini tanıtırken we are joined by + kişi yapısını kullanabilir. Bu yapı yalnızca kişinin fiziksel olarak gelmesini değil, oturuma katılmasını anlatır.
Alıştırma
Bu dersteki kalıp ifadeyi kullanarak sunucunun tanıtımını tamamlayın: Today, ____ Dr. Patel, our guest speaker.
Cevabı göster
we're joined by
it's great to be back: dönüşte kullanılan samimi bir selam
It's great to be back, daha önce bulunduğunuz bir yere, gruba, etkinliğe veya programa geri dönmekten mutlu olduğunuzu sıcak bir şekilde anlatır. Back sözcüğü temel olarak geri dönme anlamını taşır; bu yüzden cümle oraya ilk kez gelmediğinizi de gösterir. It's + sıfat + to + fiil kalıbı bir deneyimi değerlendirir: it geçici öznedir, to be back ise deneyimin ne olduğunu belirtir. Ardından in London, at school veya with the team gibi ayrıntılar ekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Tanıdık bir gruba döndüğünüzde kullanılan kalıp selamı tamamlayın: It's great to ____ with the team.
Cevabı göster
be back
So Neil, do you think you're good at preparing for the future or for unexpected events? Dilbilgisi
0:18Peki Neil, gelecek için veya beklenmedik olaylar için hazırlık yapma konusunda iyi olduğunu düşünüyor musun?
you're good at preparing for: be good at + -ing ve prepare for
Be good at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte becerikli olmak anlamına gelir. Burada you're good at preparing, “hazırlık yapmakta iyisin” demektir. at bir edat olduğu için prepare, -ing biçimi olan preparing hâline gelir. Prepare for, birinin neye hazırlandığını belirtir. Bu cümlede for the future or for unexpected events hazırlık yapılan şeyleri gösterir; dolayısıyla tam kalıp be good at preparing for + isim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için prepare sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Jordan is good at ____ for difficult meetings.
Cevabı göster
preparing
Reasonably good, I suppose: temkinli bir öz değerlendirme
Reasonably good, “oldukça iyi” veya “orta derecede iyi” anlamına gelir. Bu yanıtta reasonably olumlu değerlendirmenin gücünü azaltır; “makul bir şekilde” anlamına gelmez. Cümle sonundaki I suppose, “I think” ifadesine benzer biçimde belirsizlik veya kişisel çekingenlik ekler. İki ifade birlikte, tamamen emin ya da aşırı özgüvenli görünmeden olumlu bir öz değerlendirme sunar.
Alıştırma
Yargılayın: “Very good!” ile karşılaştırıldığında “Reasonably good, I suppose.” daha temkinli ve daha az kesin duyulur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Depends what kind of event we're talking about. Dilbilgisi
0:28Ne tür bir olaydan bahsettiğimize bağlı.
Depends what kind of...: konuşma dilinde it öznesini atma
Konuşmada Depends..., It depends.... ifadesinin kısaltılmış biçimi olabilir. Özne olan it söylenmez, ancak anlaşılan özne hâlâ it olduğu için depends sonundaki -s korunur. Konuşan kişi, tek bir cevabın her durum için geçerli olmadığını anlatır. İç cümle olan what kind of event we're talking about, belirleyici koşulun etkinliğin türü olduğunu gösterir. Doğrudan soru dizilişi are we talking yerine düz cümle dizilişi we're talking kullanılır.
Alıştırma
Cevabı It depends ifadesinin konuşmadaki kısa biçimiyle tamamlayın: Can we choose the venue today? — ____ what kind of event we're planning.
Cevabı göster
Depends
pretty organized: ‘oldukça, epey’ anlamındaki pretty
Burada pretty, organized sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. ‘Oldukça’ veya ‘epey’ anlamına gelir; dolayısıyla I'm pretty organized, konuşan kişinin kendisini makul ölçüde düzenli gördüğünü belirtir ve görünüşü anlatmaz. Bu kullanım, değerlendirmeyi çoğu zaman very kadar kesin göstermez; ancak tam güç, ses tonuna ve bağlama göre değişebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede pretty, ‘oldukça’ veya ‘epey’ anlamında bir derece zarfı olarak kullanılmıştır?
- The schedule is pretty flexible.
- They decorated the room with pretty flowers.
- She bought a pretty notebook.
Cevabı göster
The schedule is pretty flexible.
but I only have enough food to last me about a week. Dilbilgisi
0:35ama sadece bir hafta kadar yetecek yiyeceğim var.
have enough food to last me about a week: enough + isim + to + fiil
have enough + isim + to + fiil kalıbı, bir şeyin miktarının ardından gelen eylem veya sonuç için yeterli olduğunu anlatır. Burada enough food yeterli miktarda yiyeceği, to last me about a week ise bu miktarın ne kadar süre yetebileceğini belirtir. something lasts someone + süre yapısında last, bir şeyin o kişiye belirtilen süre boyunca yetecek durumda kalması anlamına gelen bir fiildir. Burada “son” anlamına gelmez.
Alıştırma
enough + isim + to + fiil kalıbını tamamlayın: They packed enough batteries ____ power the lamps all night.
Cevabı göster
to
And today, we're talking all about preppers.
0:39Bugün ise tamamen felakete hazırlananlar (preppers) hakkında konuşuyoruz.
prepper: büyük felaketlere hazırlanan kişi
Prepper, ciddi felaketlere, acil durumlara veya hayatı büyük ölçüde kesintiye uğratacak olaylara önceden ve aktif biçimde hazırlanan kişidir. Tipik hazırlıklar arasında yiyecek, su ve ekipman depolamak ya da hayatta kalma becerileri öğrenmek bulunabilir. Bu sözcük yalnızca “bir şey hazırlayan kişi” anlamına gelmez. Afete hazırlık uygulamasını veya yaşam tarzını adlandırır; bu nedenle cümledeki felaket odağı anlamın temel parçasıdır.
Alıştırma
Hangi kişi en doğru şekilde prepper olarak tanımlanabilir?
- Acil durum malzemeleri depolayan ve olası felaketlere yönelik beceriler geliştiren biri.
- Yarınki toplantı için sunum slaytları hazırlayan biri.
- Bir selden kurtulmuş ancak öncesinde hiçbir hazırlık yapmamış biri.
Cevabı göster
Acil durum malzemeleri depolayan ve olası felaketlere yönelik beceriler geliştiren biri.
is likely to happen soon: muhtemel bir olayı ifade etmek
Be likely to + fiilin yalın hâli, konuşanın değerlendirmesine veya mevcut bilgilere göre bir olayın muhtemel ya da beklenen bir olay olduğunu belirtir. Olayın kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Cümlede disaster özne, happen to’dan sonraki fiilin yalın hâli, soon ise zamanı belirten sözcüktür. Bu kalıp riskler, planlar, sonuçlar ve eğilimlerle ilgili tahminlerde kullanılabilir.
Alıştırma
Tahmini be likely to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The flight ____ leave late because of the storm.
Cevabı göster
is likely to
prepare for it: bir olaya hazırlanmak
Prepare for + olay veya durum, onunla karşılaşmaya hazırlanmak anlamına gelir. They prepare for it ifadesinde it daha önce sözü edilen disaster sözcüğünü temsil eder; for ise neye hazırlanıldığını belirtir. For’dan sonra bir isim veya zamir gelebilir: prepare for the exam, prepare for bad weather veya prepare for it.
Alıştırma
Cümleyi prepare for ile tamamlayın: The town needs more time to ____ the winter storm.
Cevabı göster
prepare for
A prepper might learn survival skills or they might build a bunker, an underground shelter. Notlar
0:49Bu kişiler hayatta kalma becerileri öğrenebilir veya yer altı sığınağı inşa edebilirler.
learn survival skills: tehlikeli koşullar için pratik beceriler
Survival skills ad öbeği, doğada, afetler sırasında veya normal kaynaklara erişilemediğinde kişinin güvende ve hayatta kalmasına yardımcı olan pratik becerileri ifade eder. learn survival skills içinde learn fiildir; survival ise skills'in türünü belirtir. survival skills ifadesini yeniden kullanılabilen bir söz grubu olarak öğrenin. İngilizcede ifade doğrudan survive fiilinden kurulmaya çalışılmaz; genellikle learn, teach, practise veya develop survival skills denir.
Alıştırma
Tehlikeli koşullarda hayatta kalmaya yarayan pratik beceriler anlamındaki hedef kalıbı tamamlayın: The course teaches basic ____ such as finding safe water.
Cevabı göster
survival skills
build a bunker, an underground shelter: ikinci ad öbeğinin bunker sözcüğünü açıklaması
Bu cümlede bunker, insanları ciddi tehlikelerden korumak için yapılmış sağlam bir sığınaktır. Genellikle yer altında bulunur; ancak bunker sözcüğü tek başına her bunkerin mutlaka yer altında olması gerektiği anlamına gelmez. Virgülden sonraki an underground shelter, eş açıklayıcı bir ad öbeğidir: a bunker ifadesini başka sözlerle açıklığa kavuşturur. İnşa edilebilecek ikinci bir şeyi belirtmez. Bu “isim, açıklayıcı ad öbeği” yapısı, dinleyicinin bilmeyebileceği bir terimi tanımlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede an underground shelter ne işe yarar?
- Öğrenebilecekleri bir beceriyi anlatır.
- bunker ifadesini başka sözlerle açıklar.
- İnşa edebilecekleri ikinci bir binayı belirtir.
Cevabı göster
bunker ifadesini başka sözlerle açıklar.
Yes, and recently many famous billionaires from the tech industry have made the news for building luxury bunkers. Kalıp ifadeler
0:54Evet ve son zamanlarda teknoloji sektöründen birçok ünlü milyarder, lüks sığınaklar inşa ettikleri için haberlere konu oldular.
make the news for + -ing: bir eylem nedeniyle haberlere çıkmak
Bu cümlede have made the news, 'haberlerin konusu oldular' veya 'haberlere çıktılar' anlamına gelir. Haber yapılan kişiler milyarderlerdir; haberleri oluşturan ya da yayımlayanlar onlar değildir. make the news for + isim veya -ing biçimi, bu ilginin nedenini belirtir. Burada for building luxury bunkers, neden haberlere çıktıklarını açıklar.
Alıştırma
'Bir şey nedeniyle haberlerin konusu oldu' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The engineer ____ designing a low-cost water filter.
Cevabı göster
made the news for
So what these bunkers need to do is to keep you safe from danger, Dilbilgisi
1:02Yani bu sığınakların asıl yapması gereken sizi tehlikeden korumaktır,
What ... need to do is (to) ...: temel görevi vurgulamak
What these bunkers need to do is to keep you safe önce gerekli görevi bir what yan cümlesiyle belirtir, ardından is sonrasında bu görevin ne olduğunu açıklar. Burada what soru sözcüğü değil, 'olan şey' anlamındadır. Bu odaklama yapısı temel işlevi öne çıkarır: What + özne + need(s) to do + is + (to) + fiilin yalın biçimi. Is sonrasındaki to isteğe bağlıdır; bu nedenle hem What they need to do is to keep you safe hem de What they need to do is keep you safe doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle sistemin ana görevini vurgulamak için odaklama yapısını doğru kullanıyor?
- What does this backup system need to do is protect our files?
- What this backup system needs to do is protecting our files.
- What this backup system needs to do is protect our files.
Cevabı göster
What this backup system needs to do is protect our files.
but they're also like something out of a spy film. Deyimler
1:06ama aynı zamanda casus filmlerinden fırlamış gibiler.
like something out of a spy film: casus filminden çıkmış gibi
Like something out of a spy film canlı bir görüntü oluşturan bir benzetmedir. Burada out of, bir filmin içinden gerçekten dışarı çıkma hareketini değil, “o dünyadan alınmış veya o dünyaya aitmiş gibi” anlamını taşır. Bu ifade, dinleyicinin casus filmlerinde görülmesi beklenen sıra dışı, gizemli veya ileri teknoloji ürünü bir şeyi gözünde canlandırmasını sağlar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp like something out of + bilinen bir hikâye türü veya hayalî dünyadır.
Alıştırma
“Bir filmden çıkmış gibi” anlamındaki kalıpla benzetmeyi tamamlayın: The control room looks ____ a science-fiction film.
Cevabı göster
like something out of
They're huge and they've got cool features like gyms or home cinemas. Kalıp ifadeler
1:09Devasalar ve spor salonları ya da ev sinemaları gibi harika özellikleri var.
cool features like gyms or home cinemas: spor salonları veya ev sinemaları gibi harika özellikler
Cool features like gyms or home cinemas önce bir kategoriyi adlandırır, ardından örnekler verir. Burada features yararlı veya çekici tesisleri, donanımları ya da işlevleri ifade eder; cool samimi bir övgüdür; like ise “örneğin” anlamındadır, “sevmek” veya “benzemek” anlamında değildir. like örnekleri tanıttığı için gyms ve home cinemas tam bir liste olmak zorunda değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp features like + örneklerdir.
Alıştırma
Bir kategoriyi adlandırıp örnekler sunan iki sözcüklük kalıpla ürün açıklamasını tamamlayın: The app includes useful ____ reminders and offline maps.
Cevabı göster
features like
They allow someone to live a comfortable life while staying safe from danger. Notlar
1:14Tehlikeden güvende kalırken birinin rahat bir hayat yaşamasını sağlıyorlar.
allow someone to live: allow + nesne + to'lu mastar
Bu cümlede allow someone to live, “bir kişinin yaşamasını mümkün kılmak” anlamına gelir. Birinin resmî olarak izin vermesinden çok, bunu mümkün hâle getiren bir koşulu anlatır. Yapı allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Someone, allow fiilinin nesnesi ve live fiilinin örtük öznesidir; to live içindeki to atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new policy allows staff ____ from home twice a week.
Cevabı göster
to work
while staying safe from danger: while + -ing yapısı
Burada while staying safe from danger eş zamanlı bir durumu ekler: kişi rahat bir yaşam sürerken aynı anda güvende kalabilir. Bu cümlede while, “aynı anda” anlamındadır; “-e rağmen” anlamında değildir. -ing yan cümleciğinde açıkça belirtilmiş bir özne yoktur. Örtük özne, yakındaki live eylemini yapan kişi, yani someone'dır. Tam biçim while that person stays safe from danger olabilir.
Alıştırma
İki durumun aynı anda gerçekleştiğini göstermek için cümleyi stay fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can enjoy the hike while ____ on the marked path.
Cevabı göster
staying
the people building them, and what they're so afraid of.
1:23onları inşa eden insanlar ve onların neyden bu kadar korktukları hakkında konuşacağız.
We're going to be talking about ...: bağlantılı üç bölümü önceden tanıtmak
Cümlenin tamamı programın içeriğini önceden tanıtır. We're going to be talking about bundan sonra ele alınacakları açar; about sözcüğünün ardından gelen eş görevli üç öge de güzergâhı çizer: lüks sığınaklar, onları inşa eden insanlar ve bu insanların korktuğu şey. Sıralama bir nesneden onunla bağlantılı insanlara, oradan da onların eylemlerinin arkasındaki korkuya ilerler. Konuşmacı birbirinden ayrı üç iddia ortaya atmak yerine, dinleyicilere tartışmayı takip etmelerini sağlayacak bir yol haritası verir.
Alıştırma
Bu cümle dinleyici için temel olarak ne yapıyor?
- Tartışmada ele alınacak bağlantılı bölümleri önceden tanıtmak
- Dinleyicilerden üç konudan birini seçmelerini istemek
- Daha önce gerçekleşmiş üç olayı bildirmek
Cevabı göster
Tartışmada ele alınacak bağlantılı bölümleri önceden tanıtmak
But first: ana konudan önce başka bir adım eklemek
But first bir geçiş işaretidir. But az önce duyurulan konuyla bağlantıyı korurken first, bu konu geliştirilmeden önce hemen bir adımın, yani Neil'e sorulacak sorunun geleceğini dinleyicilere bildirir. Bu ifade programın sırasını düzenler; önceki konuyu reddetmez. Araya eklenen adımdan sonra konuşmacının duyurulan konuya döneceği beklentisini oluşturur.
Alıştırma
But first burada dinleyiciye ne anlatıyor?
- Konuşmacı, duyurulan konuyu tamamen iptal ediyor.
- Konuşmacı, duyurulan konuya dönmeden önce bir soru soracak.
- Konuşmacı son sonucu açıklıyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, duyurulan konuya dönmeden önce bir soru soracak.
which owns Facebook, Instagram and WhatsApp,
1:32ki şirket Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi,
which is reported to include a huge underground bunker. Dilbilgisi
1:37ve bunun devasa bir yer altı sığınağı içerdiği bildiriliyor.
which is reported to include: bilgiyi haberlere dayandırmak
Which, önceki property ismine gönderme yapar ve onun hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecikte which, is reported to include yapısının öznesidir. Is reported to include, haberlere göre mülkün sığınağı içerdiği anlamına gelir; konuşan kişi bu ayrıntıyı bizzat doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp isim + be reported to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kalıp bilgiyi haberlere dayandırır ve iddiayla konuşan kişi arasında mesafe oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle ayrıntıyı doğrudan doğrulanmış olarak sunmak yerine haberlere dayandırıyor?
- The renovation includes a rooftop garden.
- The renovation is reported to include a rooftop garden.
- The renovation might include a rooftop garden.
Cevabı göster
The renovation is reported to include a rooftop garden.
So Neil, how much is he reportedly spending on the project? Kelime
1:41Peki Neil, söylentilere göre bu proje için ne kadar harcıyor?
reportedly spending on the project: bilginin haberlere dayandığını belirtmek
Reportedly, “haberlere göre” anlamına gelen bir zarftır. Burada is spending ile ifade edilen iddiayı niteler ve miktarın soruyu soran kişinin kendi doğrulamasından değil, haberlerdeki bilgilerden geldiğini gösterir. Bu soruda yardımcı fiil is ile -ing biçimindeki spending arasında yer alır: How much is he reportedly spending...? Bu yaygın bir konumdur. Reportedly olmadan soru, harcanan miktarı verilmesi gereken bir gerçek olarak daha doğrudan sunar.
Alıştırma
“Haberlere göre” anlamındaki zarfı boşluğa yazın: The company is ____ spending £5 million on the upgrade.
Cevabı göster
reportedly
Is it A, $10 million, B, $50 million, or C, $100 million?
1:46A: 10 milyon dolar mı, B: 50 milyon dolar mı, yoksa C: 100 milyon dolar mı?
Well Hannah, I don't know, but he's a pretty rich guy.
1:54Şey Hannah, bilmiyorum ama oldukça zengin bir adam.
Well, I will reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler
2:01Peki, cevabı programın sonunda açıklayacağım.
reveal the answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak
Reveal the answer, daha önce bilinmeyen veya kasıtlı olarak gizli tutulan 'cevabı açıklamak' anlamına gelir. Reveal, answer ile kullanıldığında planlanmış bir duyuru hissi verir ve çoğu zaman merak uyandırır. At the end of the program, duyurunun ne zaman yapılacağını dinleyiciye bildirir. Reveal the answer at the end of ... kalıbı; bir program, test, ders veya etkinlikte cevap son bölüme kadar bekletildiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
'Cevabı açıklamak' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: To keep the suspense, the host will ____ at the end of the quiz.
Cevabı göster
reveal the answer
Hannah, you've been looking into these luxury bunkers like the one Mark Zuckerberg is reported to be building on What in the World. Öbek fiiller
2:05Hannah, What in the World programında Mark Zuckerberg'in inşa ettiği söylenen türden lüks sığınakları araştırıyordun.
you've been looking into these luxury bunkers: bu lüks sığınakları bir süredir araştırıyorsun
Look into, 'bir şeyi araştırmak, incelemek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışmak' anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. Burada these luxury bunkers araştırılan konuyu belirtir. Konuşmacı, Hannah'nın fiziksel olarak sığınakların içine baktığını söylemiyor. You've been looking into, present perfect continuous yapısındadır. Araştırmayı geçmişte başlayan ve bugüne kadar devam eden ya da tekrarlanan bir etkinlik olarak sunar; bu nedenle şu anki konuşmayla ilgilidir.
Alıştırma
'Araştırmak' anlamındaki hedef çok sözcüklü fiille cümleyi tamamlayın: The school will ____ the cause of the leak before reopening the building.
Cevabı göster
look into
Well, I was joined by BBC reporter Nathalie Jimenez to talk about preppers.
2:14Felakete hazırlananlar hakkında konuşmak için BBC muhabiri Nathalie Jimenez'le bir araya geldim.
And I started off by asking whether she had ever considered building a bunker and preparing for disaster. Notlar
2:19Ve ona hiç bir sığınak inşa edip felakete hazırlıklı olmayı düşünüp düşünmediğini sorarak başladım.
I started off by ...: ilk eylemi belirtmek
Start off by doing something, bir eylemi bir sürecin ilk adımı yapmak demektir. Bu cümlede soru sormak, konuşmacının görüşmeye ya da sohbete başlama biçimidir. Buradaki by bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: started off by asking. Yeniden kullanılabilir kalıp start off by + -ing şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce introduce fiilini doğru biçimde kullanın: The host started off by ____ the first guest.
Cevabı göster
introducing
whether she had ever considered building ...: dolaylı soru yapısı
Whether, ask fiilinden sonra evet ya da hayırla yanıtlanan dolaylı bir soru başlatır. Dolaylı soruda düz cümle sırası kullanılır: whether she had ... denir, whether had she ... denmez. Had ever considered, past perfect yapısındadır. Buna karşılık gelen doğrudan soru Have you ever considered ...? şeklindedir. Asked ile başlayan geçmiş zamanlı bir aktarmada present perfect, geçmişteki o sorudan önceki deneyimi göstermek için had ever considered biçimine geri kaydırılabilir. Consider, olası bir eylemi düşünmek anlamına geldiğinde ardından -ing biçimi gelir: considered building denir, considered to build denmez.
Alıştırma
İş değiştirmeyle ilgili geçmişte sorulmuş bir soruyu hangi cümle doğru biçimde aktarır?
- I asked whether she had ever considered to change jobs.
- I asked whether had she ever considered changing jobs.
- I asked whether she had ever considered changing jobs.
Cevabı göster
I asked whether she had ever considered changing jobs.
I love this question because I've actually been thinking about it for a while. Dilbilgisi
2:25Bu soruyu çok sevdim çünkü aslında bir süredir bunun hakkında düşünüyorum.
I've actually been thinking about it for a while: bir süredir düşünüyor olmak
I've been thinking, have + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous biçimidir. Düşünme eylemini geçmişte başlayan ve şimdiye kadar devam eden ya da tekrarlanan bir süreç olarak sunar. for a while, süresi tam belirtilmeyen “bir süredir” anlamını ekler. actually, bunun biraz beklenmedik olabileceğini gösterir: konuşan kişi konuyu yalnızca soruyu duyduktan sonra düşünmeye başlamamıştır. İfadenin tamamı, cevabın önceden beri süren bir düşünceye dayandığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi think about it ifadesinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: This isn't a new idea for me. ____ for a while.
Cevabı göster
I've been thinking about it
Fun fact: ilginç bir ek bilgiyi tanıtmak
Fun fact, küçük bir bilginin ilginç, şaşırtıcı veya eğlenceli olduğunu bildiren kısa bir sözlü ya da yazılı işarettir. Tek başına somut bilgiyi vermez; dinleyiciye sıradaki içeriği nasıl karşılaması gerektiğini gösterir. Bilgiyi düzenleme işleviyle ana noktadan kısa süreliğine uzaklaşır ve sonraki cümleyi ek bir bilgi olarak işaretler. Konuşmada, buradaki gibi tek başına bir cümle parçası olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, hafif ve ilginç bir ek bilgiyi tanıtmak için Fun fact ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- Fun fact: octopuses have three hearts.
- Fun fact: there is a fire, so evacuate immediately.
- Fun fact because the meeting starts at nine.
Cevabı göster
Fun fact: octopuses have three hearts.
Have you? ile yankı sorusu
Have you?, başka biri I have veya I've + geçmiş zaman ortacı yapısında bir şey söyledikten sonra kullanılan kısa bir yankı sorusudur. Konuşan kişi have yardımcı fiilini korur, I yerine you kullanır ve zaten açık olan eylemi tekrar etmez. Burada şaşkınlık ya da ilgi gösterir ve karşı tarafı konuşmaya devam etmeye teşvik eder. İşlevsel anlamı “Gerçekten mi?” veya “Öyle mi?” gibidir, ancak dil bilgisi önceki present perfect cümlesini izler.
Alıştırma
Present perfect cümlenin ardından gelen yankı sorusunu tamamlayın: “I've tried scuba diving.” — “____?”
Cevabı göster
Have you
You're a prepper. ile şakacı bir etiket kullanmak
Prepper, afetlere veya büyük çaplı aksaklıklara etkin biçimde hazırlanan, çoğunlukla malzeme stoklayan ve hayatta kalma becerileri öğrenen kişidir. You're a prepper. dil bilgisi açısından basit bir kimlik cümlesidir; ancak burada karşı tarafın söylediklerine veya yaptıklarına dayanarak şakacı bir etiket görevi görür. Konuşan kişi resmi olarak bir meslek belirtmek yerine hafifçe takılmaktadır.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Yakın bir arkadaşınız size acil durum malzemeleriyle dolu bir dolabı gururla gösteriyor. Arkadaşınız bu etiketten rahatsız değilse “You're a prepper.” demek dostça bir takılma olabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
When you watch TV in the US, when you turn on a kind of US TV channel, Öbek fiiller
2:32ABD'de televizyon izlediğinizde, herhangi bir ABD televizyon kanalını açtığınızda,
turn on: bir cihazı çalıştırmak
Bu cümlede turn on, izleyicinin TV kanalını izlemeye başlamasını ifade eder. Daha genel olarak turn on; bir cihazı, ışığı veya makineyi çalıştırmak anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. turn on the TV, turn on the lights veya turn the computer on şeklinde kullanılabilir. Turn on ayrılabilir: turn on the TV ve turn the TV on kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir; turn on it değil, turn it on denir.
Alıştırma
Lambayı çalıştırmak anlamına gelen öbek fiili tamamlayın: Please turn ____ the lamp.
Cevabı göster
on
what happens is that there's usually some ads about freeze-dried food. Notlar
2:38genellikle dondurularak kurutulmuş yiyeceklerle ilgili bazı reklamlar çıkar.
what happens is that there's ...: tipik bir duruma giriş yapmak
What happens is that ... açıklamaya giriş yapan bir yapıdır. Önce konuşmacının bir durumu veya sonucu açıklamak üzere olduğunu belirtir, ardından that yan cümlesi asıl ayrıntıyı verir. Burada there's usually some ads, tekrar eden durumu ifade eder. Yapı what happens + is + bir that yan cümlesi şeklindedir. Kısa bir açıklayıcı giriş eklediği için dinleyici sonraki yan cümleyi ilgisiz bir bilgi olarak değil, tipik sonuç olarak anlar.
Alıştırma
Olağan durumu tanıtan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ usually a short delay before the page loads.
Cevabı göster
What happens is that there's
freeze-dried food: dondurulduktan sonra suyu alınarak korunan gıda
Freeze-dried food, önce dondurulan ve ardından suyunun büyük bölümü alınarak kurutulan gıdadır. Bu işlem gıdayı hafif ve uzun süre saklamaya uygun hâle getirir; yalnızca dondurucuda tutulan gıda anlamına gelmez. Acil durum hazırlığı ve açık hava etkinlikleri bağlamında bu ifade, uzun süre saklanıp daha sonra hazırlanabilen malzemeleri anlatır. Bazen hazırlanırken su eklenir.
Alıştırma
Freeze-dried food ifadesini hangi cümle doğru açıklar?
- Yenileceği ana kadar donmuş hâlde tutulmalıdır.
- Buzla servis edilen her türlü sıcak yemek anlamına gelir.
- Dondurulduktan sonra suyunun büyük bölümü alınmıştır.
Cevabı göster
Dondurulduktan sonra suyunun büyük bölümü alınmıştır.
I'm not kidding: şaşırtıcı bir iddianın gerçek olduğunu vurgulamak
I'm not kidding, konuşanın az önce söylediği şeyin gerçek olduğunu ve şaka olmadığını belirtir. Şaşırtıcı veya inanması zor bir iddianın ardından, konuşanın daha inandırıcı görünmesini sağlamak için sıkça eklenir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız gerçek hikâyenizin abartılı olduğunu düşünüyor. Ciddi olduğunuzu en doğrudan hangi yanıt belirtir?
- I'm only guessing.
- I'm not kidding.
- I didn't hear you.
Cevabı göster
I'm not kidding.
They pop up quite regularly and it's all about kind of the prepper mentality. Notlar
2:42Oldukça düzenli olarak çıkıyorlar ve hepsi bir nevi felakete hazırlık zihniyetiyle ilgili.
Oldukça sık ortaya çıkıyorlar
Pop up, aniden veya beklenmedik biçimde ortaya çıkmak anlamına gelir. Burada, söz konusu şeylerin tekrar tekrar ortaya çıkmasını anlatır; gerçek anlamda yukarı doğru hareket etmeyi değil. Quite regularly, bunun oldukça sık veya tekrarlanan biçimde gerçekleştiğini ekler. Bu birleşim, her ortaya çıkışın ani oluşunu tekrarlanan bir düzenle bir araya getirir.
Alıştırma
“Notifications pop up quite regularly on this app” ne anlama gelir?
- Bildirimler oldukça sık ve genellikle fazla uyarı vermeden görünür.
- Bildirimler neredeyse hiç görünmez.
- Bildirimler kesin bir zaman çizelgesine göre yukarı hareket eder.
Cevabı göster
Bildirimler oldukça sık ve genellikle fazla uyarı vermeden görünür.
Hazırlıkçı düşünce yapısı
Prepper, önceden plan yaparak ve çoğu zaman malzeme stoklayarak büyük acil durumlara etkin biçimde hazırlanan kişidir. Bu nedenle the prepper mentality, ciddi bir aksaklığın mümkün olduğunu düşünen ve hazırlıklı olmaya önem veren bir düşünce yapısını anlatır. Mentality, kararları etkileyen ve nispeten kalıcı olan bir düşünme biçimidir. Tek bir idea kavramından daha geniştir ve geçici bir mood değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede mentality kalıcı bir düşünme biçimi anlamında kullanılmıştır?
- The team needs to change its mentality about failure.
- Her mentality was cheerful for ten minutes.
- I had a mentality to buy some milk this morning.
Cevabı göster
The team needs to change its mentality about failure.
What are you going to do when the apocalypse happens? Kelime
2:48Kıyamet koptuğunda ne yapacaksınız?
the apocalypse happens: dünyanın sonunu getirecek bir felaket olur
Bu cümlede the apocalypse, dünyayı ya da uygarlığı yok ettiği düşünülen aşırı büyük bir felaket anlamındadır. bad event veya sıradan bir disaster ifadesinden çok daha güçlüdür. the apocalypse happens ifadesi, bu dünyanın sonu senaryosunu gerçekleşebilecek bir olay gibi sunar. Dünyanın sonunu çağrıştırdığı için soru, sıradan bir acil duruma hazırlanmayı değil, normal toplum düzeninin çöküşünden sonra hayatta kalmayı planlamayı anlatır.
Alıştırma
Bu soruda the apocalypse ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Dünyayı veya uygarlığı yok edebilecek aşırı büyük bir felaket
- Sıradan bir günde yaşanan küçük bir sorun
- Rutin bir planın son adımı
Cevabı göster
Dünyayı veya uygarlığı yok edebilecek aşırı büyük bir felaket
Nathalie has thought about building a bunker and getting prepared
2:50Nathalie bir sığınak inşa edip hazırlıklı olmayı düşünmüş
because she sees adverts for freeze-dried food that would last a long time on TV in the US. Kelime
2:54çünkü ABD televizyonlarında uzun süre dayanabilecek dondurularak kurutulmuş yiyeceklerin reklamlarını görüyor.
that would last a long time: fiil olarak last
That would last a long time, freeze-dried food ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Burada last, “belirli bir süre kullanılabilir veya mevcut kalmak” anlamında bir fiildir; dolayısıyla yiyeceklerin uzun süre yenebilir durumda kalacağını anlatır. Bu fiil piller, malzemeler, para ve etkiler için de kullanılır. Zaman ifadesi, bir şeyin ne kadar sürdüğünü ya da ne kadar süre yeterli olduğunu gösterir; last burada “son” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: These batteries should ____.
Cevabı göster
last a long time
"I'm not kidding," which means I'm not joking.
3:02'I'm not kidding', bu da espri yapmıyorum demektir.
Nathalie says that these adverts are part of the prepper mentality.
3:04Nathalie, bu reklamların felakete hazırlık zihniyetinin bir parçası olduğunu söylüyor.
A mentality is a person's way of thinking about things. Kalıp ifadeler
3:09Zihniyet (mentality), bir kişinin olaylar hakkında düşünme biçimidir.
bir kişinin şeyler hakkında düşünme biçimi
Burada a person's way of thinking about things, mentality sözcüğünün sade İngilizceyle yapılmış tanımıdır. Tek bir görüşü değil, birinin dünyayı anlama ve değerlendirme biçimindeki genel düşünce kalıbını anlatır. way of thinking yapısında of'tan sonra -ing biçimi thinking gelir. Ardından gelen about öbeği, düşünmenin neyle ilgili olduğunu belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadedeki sözcükleri kullanarak mentality sözcüğünün sade İngilizce tanımını tamamlayın: A mentality is a person's ____.
Cevabı göster
way of thinking about things
So the prepper mentality would mean thinking about things like a prepper.
3:12Dolayısıyla felakete hazırlık zihniyeti, olayları hazırlıklı biri gibi düşünmek anlamına gelir.
Part of the prepper mentality is to question what you would do if the apocalypse happens. Dilbilgisi
3:17Kıyamet koptuğunda ne yapacağınızı sorgulamak, bu zihniyetin bir parçasıdır.
what you would do if ...: dolaylı bir varsayım sorusu
what you would do yan cümlesi dolaylı bir sorudur: soruyu doğrudan sormak yerine üzerinde düşünülecek seçimi belirtir. Daha büyük bir cümlenin içinde olduğu için soru dizilişi would you do değil, düz cümle dizilişi you would do kullanılır. if yan cümlesi varsayılan koşulu verir; would ise tepkiyi varsayımsal olarak sunar. Özgün cümledeki şimdiki zaman happens, olayı gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir tetikleyici gibi gösterir. Daha uzak ya da tamamen hayali bir varsayımda if ... happened daha düzenli eşleşmedir.
Alıştırma
Hangi cümle, varsayımsal soruyu Think about ifadesinden sonra doğru biçimde kullanıyor?
- What would you do if the fire alarm went off?
- Think about what would you do if the fire alarm went off.
- Think about what you would do if the fire alarm went off.
Cevabı göster
Think about what you would do if the fire alarm went off.
An apocalypse refers to a serious event which causes destruction and change. Kalıp ifadeler
3:22Kıyamet (apocalypse), yıkıma ve değişime neden olan ciddi bir olayı ifade eder.
apocalypse refers to: Tanımda refers to kullanımı
Burada apocalypse refers to, apocalypse sözcüğünün tanımını sunar. X refers to Y kalıbında X açıklanan terimdir; Y ise bu terimin işaret ettiği kişi, şey veya kavramdır. Tanımlarda refers to, “anlamına gelir” ya da “ifade eder” şeklinde anlaşılabilir. Bu kalıp sözcükleri, etiketleri, sembolleri, kısaltmaları ve diğer ifadeleri açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Tanımı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The term biodiversity ____ the variety of living things in an area.
Cevabı göster
refers to
So lots of people do think about preparing for bad things. Dilbilgisi
3:28Yani birçok insan gerçekten de kötü şeyler için hazırlık yapmayı düşünüyor.
people do think: Olumlu cümlede vurgulu do
Bu olumlu cümlede do, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. People do think, insanların bunu gerçekten düşündüğü anlamına gelir; konuşan kişi bu gerçeği güçlü biçimde doğrular. do çıkarıldığında people think yine dilbilgisel olarak doğrudur, ancak nötr olur. Yapı do/does/did + ana fiilin yalın hâlidir; bu yüzden think, do sonrasında yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi care fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Many people ____ about this issue.
Cevabı göster
do care
and for tech billionaires like Mark Zuckerberg, they're able to spend a lot of money preparing for disaster. Kalıp ifadeler
3:33ve Mark Zuckerberg gibi teknoloji milyarderleri felakete hazırlık için çok para harcayabiliyorlar.
spend a lot of money preparing for ...: ... için hazırlanırken çok para harcamak
spend money doing something kalıbı, paranın hangi etkinlik sırasında harcandığını belirtir. Burada preparing, spend sonrasında kullanılan -ing biçimidir; bu yüzden spend a lot of money preparing, hazırlık sürecinde büyük miktarda para harcamak anlamına gelir. Prepare for sonrasında, önceden hazırlanılan olay veya durum gelir; preparing for disaster buna örnektir. Yeniden kullanılabilecek yapı spend + para miktarı + -ing biçimindeki etkinliktir ve for, prepare for kalıbının parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi spend money doing kalıbı ve prepare fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The company spent a lot of money ____ for the safety inspection.
Cevabı göster
preparing
So do you think they know something we don't? Ton ve niyet
3:40Peki, bizim bilmediğimiz bir şey bildiklerini düşünüyor musun?
they know something we don't?: başkalarının bizde olmayan bilgilere sahip olduğunu ima etmek
Bu soruda they know something we don't?, bir bilgi farkı olduğunu ima eder: diğer kişiler özel, daha erken edinilmiş veya konuşanın grubunun başka türlü ulaşamadığı bilgilere sahip olabilir. Bağlama göre meraklı, kuşkucu ya da biraz komplo çağrışımlı duyulabilir. We don't kısmında tekrarlanan know fiili düşürülür: something we don't, something we don't know anlamına gelir. Bu eksilti, anlamı değiştirmeden soruyu daha kısa tutar.
Alıştırma
Konuşan, “Do they know something we don't?” sözüyle büyük olasılıkla neyi ima ediyor?
- Onlara bir şey öğretmemizi istiyorlar.
- Bizde olmayan bilgilere sahip olabilirler.
- Bizim unuttuğumuz bilgilerin aynısını unutmuşlar.
Cevabı göster
Bizde olmayan bilgilere sahip olabilirler.
Let's hear from Natalia again, speaking to me on What in the World. Anlatım akışı
3:45What in the World programında benimle konuşan Natalia'dan tekrar dinleyelim.
Program geçişi olarak “Let's hear from Natalia again”
Let's hear from Natalia again, sunucunun kullandığı bir geçiş ifadesidir: dinleyiciye sırada Natalia'nın sesinin, yorumlarının veya röportajından bir bölümün olduğunu bildirir. Burada hear from someone, yalnızca birinin sesini duymak değil, o kişinin söyleyeceklerini dinlemek anlamına gelir. Again, Natalia'nın daha önce yer aldığını gösterir. Sunucu böylece sonraki bölümü önceki içerikle bağlar ve dinleyicinin dikkatini aynı konuşmacıya geri yönlendirir.
Alıştırma
Bir grup karar vermeden önce bir kişinin katkısını doğal biçimde yeniden sunan cümle hangisidir?
- Let's hear from the engineer again before we decide.
- Let's listen for the engineer again before we decide.
- Let's hear about the engineer again before we decide.
Cevabı göster
Let's hear from the engineer again before we decide.
essentially any world-ending event. Kelime
3:54temel olarak dünyanın sonunu getirecek herhangi bir olay yer alıyor.
Liste açmak için “the reasons include”
The reasons include, ardından bir nedenler listesinin geleceğini bildirir. Reasons öznedir ve include temel fiildir; bu nedenle maddeler doğrudan include sözcüğünden sonra gelir. Include, adı geçen nedenleri daha geniş bir kümenin üyeleri olarak sunar ve çoğu zaman başka nedenlerin de olabileceği ihtimalini açık bırakır. Bu yapı raporları, açıklamaları ve sözlü savları düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Nedenlerin yalnızca bir bölümünü veriyor olabilecek bir listeyi en iyi hangi cümle başlatır?
- The reasons include high costs and long delays.
- The reasons explain high costs and long delays.
- The reasons are high costs and long delays.
Cevabı göster
The reasons include high costs and long delays.
nuclear tensions, AI risk, climate disaster: kamusal risk eşdizimleri
Vurgulanan üç ifade, büyük kamusal riskleri adlandırmak için kullanılan kısa isim gruplarıdır. Nuclear tensions, nükleer silahlar veya nükleer politikayla ilgili gergin ya da düşmanca ilişkileri; AI risk, yapay zekâyla bağlantılı tehlikeyi; climate disaster ise iklimle bağlantılı felaket düzeyinde bir sonucu ifade eder. Haber ve politika dilinde, yerleşik bir “niteleyici + isim” eşdizimi bütün bir risk alanını etkili biçimde adlandırır. Bu nedenle liste, her tehlikeyi tam bir yan cümleyle açıklamaya göre daha kısa ve resmî duyulur.
Alıştırma
Küresel risklerle ilgili resmî bir raporda hangi ifade en doğal duyulur?
- The report examines nuclear anxieties, AI jeopardy, and a climatic accident.
- The report examines nuclear tensions, AI risk, and climate disaster.
- The report examines nuclear strain feelings, an AI danger thing, and climate trouble.
Cevabı göster
The report examines nuclear tensions, AI risk, and climate disaster.
any world-ending event: güçlü anlamlı, kısa çizgili bir bileşik
Any world-ending event ifadesinde any, kategorinin kapsamını genişletir ve o tür herhangi bir olay anlamına gelir. World-ending, event isminden önce kullanılan, kısa çizgili bir bileşik sıfattır ve dünyayı ya da insan uygarlığını sona erdirebilecek demektir. Bu ifade serious event ifadesinden çok daha güçlüdür. Burada önceki tehlikeleri aşırı ve kıyamet düzeyinde riskler olarak bir araya getirir; başka bağlamlarda kasıtlı abartı olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “dünyayı sona erdirebilecek” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The heroes must stop a ____ threat.
Cevabı göster
world-ending
But secondly, it's also a mark of societal status. Kalıp ifadeler
3:57Fakat ikinci olarak, bu aynı zamanda toplumsal statünün de bir göstergesi.
a mark of societal status: toplumsal statü göstergesi
a mark of societal status ifadesindeki mark, bir not veya yazılı işaret değil, bir şeyi gösteren işaret ya da simge anlamına gelir. Bu ifade, söz konusu şeyin kişinin toplumdaki konumunu gösterdiğini anlatır. Başka bağlamlara aktarılabilen a mark of + isim yapısı, bir şeyin kanıtı olduğu niteliği, durumu veya statüyü adlandırır: a mark of respect, a mark of maturity. Burada societal status, gösterilen soyut fikirdir.
Alıştırma
a mark of... yapısını tamamlayın: Staying calm under pressure can be ____ confidence.
Cevabı göster
a mark of
no matter what comes our way, if you're a tech billionaire,
4:04başımıza ne gelirse gelsin, eğer bir teknoloji milyarderiyseniz,
no matter what happens ... no matter what comes our way: ne olursa olsun
Hem no matter what happens hem de no matter what comes our way, ana cümlede belirtilen sonucu, kararı veya tutumu değiştirmeyecek durumları anlatır. İkisi de “ne olursa olsun” anlamına gelir ve yapının tekrarlanması vurguyu artırır. Come our way mecazidir: bir olay, sorun veya fırsatın comes our way olması, onunla karşılaşmamız ya da onu elde etmemiz demektir. Bu cümlede iki bağımlı yan cümle, mümkün olan her durumda geçerliliğini koruyan ana fikre hazırlık yapar.
Alıştırma
Gelecekteki hiçbir zorluğun kararı değiştirmeyeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- No matter what comes our way, we'll keep going.
- No matter what comes to our way, we'll keep going.
- No matter what will come our way, we'll keep going.
Cevabı göster
No matter what comes our way, we'll keep going.
you're going to be able to live through that comfortably without compromising your lifestyle, Notlar
4:07yaşam tarzınızdan ödün vermeden bunu rahatça atlatabileceksiniz,
live through that: yaşayıp hayatta kalmak
Live through that, zor veya tehlikeli bir olayı yaşayıp hayatta kalmak demektir. Through, olayı kişinin bir ucundan girip diğer ucuna ulaştığı bir dönem veya süreç olarak gösterir. Buradaki that, karşılarına çıkabilecek ciddi bir olayı anlatır. Başka durumlara aktarılabilen yapı live through + olay veya dönem şeklindedir; live through a war ve live through a crisis gibi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi live through ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: My grandparents ____ the war.
Cevabı göster
lived through
without compromising your lifestyle ... without compromising the standard: yaşam tarzından ve standarttan ödün vermeden
Burada compromise fiilinin hemen ardından zarar görebilecek şey gelir. Bir anlaşma için uzlaşmak değil, değerli bir şeyi zayıflatmak, azaltmak veya feda etmek anlamındadır. Without compromising your lifestyle, yaşam tarzını olduğu gibi koruyarak demektir. without + -ing kalıbı, kaçınılan olumsuz bir bedeli anlatır. without compromising ifadesinin tekrarı, ne yaşam tarzının ne de standardın düşürülmesi gerektiğini paralel biçimde vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede compromise bir şeye zarar vermek veya onu zayıflatmak anlamında kullanılmıştır?
- After a long discussion, both sides agreed to compromise.
- The shortcut saves time without compromising safety.
- They compromised with the landlord over the rent.
Cevabı göster
The shortcut saves time without compromising safety.
So because these tech billionaires are essentially building the future, Deyimler
4:16Dolayısıyla, bu teknoloji milyarderleri temel olarak geleceği inşa ettikleri için,
are essentially building the future: geleceği mecazi olarak şekillendirmek
Bu cümlede are essentially building the future mecazi bir ifadedir. Milyarderler geleceği fiziksel olarak inşa etmiyor; teknolojileri, paraları ve kararları toplumun neye dönüşebileceğini şekillendiriyor. Essentially, «en önemli anlamıyla» veya «konuyu temel noktasına indirgersek» demektir. Bu kelime, söz konusu etkiyi konuşanın genel değerlendirmesi olarak sunar; kişilerin işini kelimesi kelimesine anlatmaz.
Alıştırma
"The founders are building the future of online education," cümlesinde building the future en doğal olarak ne anlama gelir?
- «Gelecek» adlı bir bina inşa ediyorlar.
- Çevrim içi eğitimin nasıl gelişeceğini şekillendiriyorlar.
- Yarın için bir program hazırlıyorlar.
Cevabı göster
Çevrim içi eğitimin nasıl gelişeceğini şekillendiriyorlar.
the fact that they're so afraid of it, quote-unquote, Ton ve niyet
4:20sözüm ona ondan bu kadar korkuyor olmaları bile
quote-unquote: konuşmada tırnak işareti ve bir etikete mesafe koyma
Quote-unquote, yakındaki bir kelimeyi veya ifadeyi konuşurken tırnak içine almanın bir yoludur. Bu ifade, kullanılan sözün başka birinden geldiğini ya da konuşanın onu tam olarak benimsemediğini gösterebilir. Burada so afraid of it ifadesinden sonra gelir ve geriye dönük olarak afraid kelimesini ya da tüm açıklamayı yaklaşık olarak «sözde» diye işaretler. Kesin tutum bağlama bağlıdır: tarafsız bir alıntı, kuşku veya ironi olabilir; otomatik olarak alay anlamına gelmez.
Alıştırma
Minor kelimesini konuşmada tırnak içine alan standart sözlü işaretleyiciyle cümleyi tamamlayın: They described the problem as minor, ____.
Cevabı göster
quote-unquote
is telling: önemli bir şeyi açığa çıkarmak
Bu cümlede telling, is fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Onların bu kadar korkması bir ipucu işlevi görür: kimse anlamı doğrudan söylemese de önemli bir şeyi açığa çıkarır. Bir gerçek, ayrıntı, tepki, sessizlik veya eksiklik daha geniş bir duruma ya da tutuma işaret ediyorsa telling olarak nitelenebilir. Bu ifade, konuşanın söz konusu ipucunu dikkate değer bulduğunu da gösterir.
Alıştırma
'Önemli bilgileri açığa çıkarır' anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The fact that nobody denied the report ____.
Cevabı göster
is telling
So while tech billionaires are worried about things like climate disaster or AI, Anlatım akışı
4:25Yani teknoloji milyarderleri iklim felaketi ya da yapay zeka gibi şeyler için endişelenirken,
So while ... are worried about ...: karşıtlık için zemin hazırlamak
Burada So düşünceyi önceki tartışmaya bağlar, while ise while tech billionaires are worried about things like climate disaster or AI yan cümlesini başlatır. Bu yan cümle bir tarafı arka plan olarak sunar; ardından gelen ana cümlenin konuşanın temel ya da karşıt görüşünü taşıması beklenir. Tekrar kullanılabilen kalıp While A, B'dir: önce A kabul edilir, sonra B vurgulanır. Bu cümlede while esas olarak iki olayın aynı anda gerçekleşmesini değil, karşıtlığı düzenler; virgül de bu girişin bir ana cümleyle tamamlanması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle temel görüşten önce arka plan oluşturmak için cümle başındaki while yan cümlesini doğru kullanıyor?
- While is the route shorter, it is much harder to drive.
- While the route is shorter, it is much harder to drive.
- While the route shorter, it is much harder to drive.
Cevabı göster
While the route is shorter, it is much harder to drive.
Nathalie says that luxury bunkers are also a mark of social status or status,
4:30Nathalie, lüks sığınakların aynı zamanda sosyal statü veya statünün de bir işareti olduğunu söylüyor,
as we would say in the UK: Britanya İngilizcesindeki bir dil biçimini belirtme
Sondaki as we would say in the UK ifadesi, hemen önceki biçimi Britanya İngilizcesine özgü bir dil tercihi olarak gösterir. Bu cümlede status sözcüğünün farklı bir anlamına değil, nasıl telaffuz edildiğine işaret eder. as we would say in... kalıbı, bir bölgeye veya gruba özgü sözcük ya da telaffuzu tanıtabilir. Buradaki would gelecek zamanı değil, o ortamda genellikle yapılacak dil tercihini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, konuşanın grubunu belirten ders kalıbıyla tamamlayın: The building has an elevator, or a lift, ____ the UK.
Cevabı göster
as we would say in
Someone's status is the amount of respect or importance given to them by other people.
4:38Birinin statüsü, diğer insanlar tarafından kendisine verilen saygı veya önemin derecesidir.
tech billionaires would be able to survive without compromising their luxury lifestyle.
4:45teknoloji milyarderleri lüks yaşam tarzlarından ödün vermeden hayatta kalabilecekler.
That means without lowering their standard of living. Kalıp ifadeler
4:50Bu da yaşam standartlarını düşürmeden demektir.
their standard of living: maddi yaşam koşulları
Standard of living, bir kişinin veya grubun karşılayabildiği maddi rahatlık düzeyini anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Barınma, gıda ve günlük kullanım ürünleri gibi unsurları kapsar. lower their standard of living ifadesinde lower, bu düzeyi azaltmak anlamına gelir. İkinci cümle, compromising their luxury lifestyle ifadesini daha belirgin bir sosyoekonomik dille yeniden açıklar.
Alıştırma
Cümleyi maddi yaşam koşullarını anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Affordable housing can improve a community's ____.
Cevabı göster
standard of living
Okay, so now I need to know the answer to that quiz question you gave me, Hannah.
4:53Tamam, o zaman şimdi bana sorduğun o bilgi sorusunun cevabını bilmeliyim, Hannah.
which is said to include a huge underground bunker.
5:04ve bunun devasa bir yer altı sığınağı içerdiği söyleniyor.
How much is he reported to be spending on the project?
5:08Bu proje için ne kadar harcadığı bildiriliyor?
Well, I think I gave option C, which was $100 million.
5:10Ben 100 milyon dolar olan C seçeneğini vermiştim sanırım.
The property is said to include a large underground bunker,
5:16Mülkün devasa bir yer altı sığınağı içerdiği söyleniyor,
although Zuckerberg says it's just a little shelter. Ton ve niyet
5:20Zuckerberg bunun sadece küçük bir barınak olduğunu söylese de.
although ... says it's just a little shelter: aktarılan görüşleri karşılaştırma
although ile başlayan yan cümle, Zuckerberg'in tanımını daha önce aktarılan büyük yer altı sığınağı ifadesiyle karşılaştırır. Haber, iki tanımı aynı iddia olarak ele almak yerine yan yana sunar. Says ikinci görüşü Zuckerberg'e atfederken just a little shelter yapının daha küçük ve daha az çarpıcı görünmesini sağlar. Bu ifade, hangi tanımın doğru olduğunu kanıtlamadan onun tanımı hafifletme çabasını gösterir.
Alıştırma
Haberde although ile başlayan cümlenin işlevini en iyi hangi açıklama verir?
- Zuckerberg'in sığınağı neden yaptığını açıklar.
- Zuckerberg'in daha az çarpıcı tanımını önceki iddiayla karşıtlık içinde verir.
- İki tanımın da tamamen aynı güçte olduğunu doğrular.
Cevabı göster
Zuckerberg'in daha az çarpıcı tanımını önceki iddiayla karşıtlık içinde verir.
Okay, it's time to recap the language we've learned during the program, starting with prepper. Anlatım akışı
5:23Tamam, felakete hazırlanan (prepper) kelimesiyle başlayarak program boyunca öğrendiğimiz dili gözden geçirme zamanı.
Okay, it's time to recap ...: kapanış tekrarına geçme
Okay dinleyicinin dikkatini çeker ve aşama değişikliğini belirtir. Ardından It's time to recap ... programın ana dersten kapanış tekrarına geçtiğini dinleyicilere bildirir. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıradaki etkinliğin artık yapılması gerektiğini belirtir. Recap temel noktaları kısaca gözden geçirmek demektir; bu geçiş ifadesi dinleyicilerin yeni bilgi değil, bir özet beklemesini sağlar. Burada the language we've learned programda ele alınan kelime ve ifadeleri anlatır.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı ve recap fiilini kullanarak geçiş cümlesini tamamlayın: It's time ____ the key points before we finish.
Cevabı göster
to recap
Sıralama işareti olarak starting with prepper
Bu cümlede starting with prepper, prepper sözcüğünü tekrarın ilk maddesi olarak gösterir. -ing yapısı, sıralı bir tekrarın veya listenin nereden başlayacağını göstermek için ana cümleden sonra eklenir. Bilgiyi düzenlemek için starting with + isim veya -ing biçimini kullanabilirsin. Bu yapı yalnızca bir şeyin şimdi başladığını söylemez; ilk konuyu veya eylemi belirtir.
Alıştırma
online safety konusunu ilk konu olarak göstermek için cümleyi öğrendiğin iki sözcüklü ifadeyle tamamla: We'll review three topics, ____ online safety.
Cevabı göster
starting with
Someone who thinks disaster is likely to happen soon and so prepares for it.
5:29Yakında bir felaketin olabileceğini düşünen ve bunun için hazırlık yapan kişi.
Your mentality is the way you think about things.
5:35Zihniyetiniz (mentality), olaylar hakkında düşünme biçiminizdir.
An apocalypse refers to a serious event which causes destruction and change.
5:38Kıyamet (apocalypse), yıkıma ve değişime neden olan ciddi bir olayı ifade eder.
Your status or status in society is the amount of respect and importance other people give you.
5:43Toplumdaki statünüz (status), diğer insanların size verdiği saygı ve önem miktarıdır.
And if you compromise something, like your lifestyle, you lower the standard of it.
5:50Ve eğer yaşam tarzınız gibi bir şeyden ödün verirseniz (compromise), onun standardını düşürmüş olursunuz.
That's it for this episode of Six Minute English.
5:54Altı Dakikalık İngilizce'nin bu bölümü bu kadar.
But Hannah, where can people find more What in the World?
5:57Peki Hannah, insanlar daha fazla What in the World'ü nerede bulabilirler?
Well, you can listen to us wherever you get your BBC podcasts, Dilbilgisi
6:00Bizi BBC podcast'lerinizi nereden alıyorsanız oradan dinleyebilirsiniz,
us wherever you get your BBC podcasts: açık platform seçimi
listen to us ifadesinde us, listen to yapısının nesnesidir ve konuşan kişilerin programını ifade eder. Ardından gelen wherever you get your BBC podcasts yan cümlesi, programın dinlenebileceği yeri veya platformu belirtir. Burada wherever, “hangi yerde veya platformda olursa olsun” anlamına gelir. Tek bir kaynak belirtmek yerine seçenekleri açık bırakır; bu nedenle mesaj, dinleyicinin normalde kullandığı tüm podcast hizmetlerini kapsar.
Alıştırma
Hangi cümle programın kullandığın herhangi bir podcast platformunda bulunabildiğini açıkça ifade eder?
- The show is available whenever you get your podcasts.
- The show is available wherever you get your podcasts.
- The show is available where you get your podcasts.
Cevabı göster
The show is available wherever you get your podcasts.
or you can watch us on the BBC World Service YouTube channel.
6:04veya bizi BBC World Service YouTube kanalından izleyebilirsiniz.
Just search for What in the World in the studio or click on the link in the notes for this program. Kalıp ifadeler
6:08Stüdyoda 'What in the World'ü aratın veya bu programın notlarındaki bağlantıya tıklayın.
click on the link in the notes: program notlarındaki bağlantıya tıklamak
Click on the link, bir köprüyü açmak veya başka bir sayfaya gitmek üzere seçmek anlamına gelen yaygın bir dijital yönergedir. on edatı yaygın olarak kullanılır, ancak click the link de mümkündür. In the notes, bağlantının nerede bulunacağını belirtir: program notları, bölüm notları veya açıklama gibi programa eşlik eden yazılı bilgilerde. İfade bütünüyle hem yapılacak eylemi hem de konumu bildirir.
Alıştırma
Web yönergesini dersteki iki sözcüklü eylemle tamamlayın: Please ____ the link in the notes.
Cevabı göster
click on
And don't forget to test what you've learnt in this program with the quiz on our website bbclearningenglish.com. Ton ve niyet
6:14Ve bu programda öğrendiklerinizi bbclearningenglish.com web sitemizdeki testle sınamayı unutmayın.
don't forget to test what you've learnt ... with the quiz: öğrendiklerinizi testle sınamayı unutmayın
Don't forget to + fiilin yalın hâli, birine henüz yapılması gereken bir eylemi hatırlatır. Bir programın kapanışında genellikle dostça bir eylem çağrısı görevi görür ve doğrudan Test what you've learnt. emrinden daha yumuşak duyulur. Burada test what you've learnt, içeriği ne kadar iyi anladığınızı kontrol etmek anlamına gelir. With the quiz, quiz sözcüğünü bu kontrol için kullanılan araç veya yöntem olarak gösterir; yani testle birlikte değil, testi kullanarak demektir. And bu hatırlatmayı önceki kapanış mesajına bağlar.
Alıştırma
Dostça hatırlatmayı forget içeren olumsuz yapıyla tamamlayın: ____ save your work before closing the file.
Cevabı göster
Don't forget to
And if you're a prepper, good luck. Ton ve niyet
6:22Ve eğer felakete hazırlanan biriyseniz, iyi şanslar.
And if you're a prepper, good luck. ile hafif bir koşullu kapanış
Burada if you're a prepper, sözün yöneltildiği belirli grubu gösterir: preppers, yani olası acil durumlar için erzak ve plan hazırlayan kişiler. Koşul aslında “bu tanım sana uyuyorsa bu iyi dilek senin için” anlamına gelir; asıl mesaj kısa good luck dileğidir. Sonda kullanılan And, cümleyi daha önce konuşulan konuya bağlar. prepper kelimesinin tekrarlanması önceki konuya gönderme yapar; good luck ise kapanışa hafif ve biraz şakacı bir ton verir. Bu kalıp, ilgili bir grubu öne çıkarıp son bir iyi dilekte bulunarak konuşmayı bitirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
“And if you're a prepper, good luck.” kapanış cümlesinin temel etkisi nedir?
- Özellikle prepperlara seslenir ve hafif, biraz şakacı bir iyi dilekle bitirir.
- Dinleyicinin prepper sözcüğünün anlamını bilip bilmediğini sorar.
- Tüm dinleyicilere yaklaşan bir felaket hakkında resmî bir uyarı verir.
Cevabı göster
Özellikle prepperlara seslenir ve hafif, biraz şakacı bir iyi dilekle bitirir.
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
6:25bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.