Oturmak neden sağlığa zararlıdır ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, teknoloji ve günlük alışkanlıkların uzun süre oturmayı modern yaşamın olağan bir parçasına nasıl dönüştürdüğünü, az hareket etmenin dolaşım ve enerji kullanımı üzerindeki etkilerini ve düzenli hareket molalarının neden önemli olduğunu ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. how much sitting is too much. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Kabul edilebilir bir miktarın hangi noktada aşırıya dönüştüğünü sormaya yarayan esnek bir soru kalıbını öğrenin. Bu yapıyı zaman, maliyet, egzersiz, ekran kullanımı ve sağlık ya da yaşam tarzıyla ilgili başka eşikler için uyarlayabilir, miktar hakkında belirsiz bir soru sormak yerine sınırı açıkça sorgulayabilirsiniz. 2. swimming against the tide — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin gerçek anlamda akıntıya karşı yüzmek değil, baskın bir alışkanlığa veya toplumsal eğilime ters yönde davranmak olduğunu fark edin. Sağlıklı bir öneri, kişisel tercih ya da önerilen değişiklik çoğunluğun davranışıyla veya bütün bir sistemin teşvik ettiği yönle çatıştığında bu deyimi kullanabilirsiniz. 3. Break up periods of sitting — Phrasal Verbs: break up ifadesini, uzun bir dönemi araya kısa ve farklı etkinlikler koyarak kesintiye uğratmak şeklinde anlayın. Böylece uzun oturma aralarına hareket ekleme konusunda somut öneriler verebilir; ifadeyi uzun çalışma, ders veya ekran kullanımı sürelerine de doğal biçimde uygulayabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.
We all know how important exercise is Dilbilgisi
0:13Hepimiz egzersizin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz
to stay fit and reduce the risk of heart disease. Kalıp ifadeler
0:15zinde kalmak ve kalp hastalığı riskini azaltmak için.
how important exercise is: gömülü yan cümlede düz cümle söz dizimi
Bu cümlede how important exercise is, egzersizin ne derece önemli olduğunu belirtir. Yan cümlenin tamamı hepimizin bildiği içeriği verir; bu nedenle know fiilinin nesnesidir, doğrudan bir soru değildir. Gömülü bir yan cümlede how + sıfat + özne + be kullanılır: how important exercise is. Başka bir cümlenin içinde olduğu için soru dizilişi is exercise yerine düz cümle dizilişi exercise is kullanılır. Bu yapı dereceyi vurgulayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle know fiilinden sonra gömülü yan cümleyi doğru kullanıyor?
- We know how important teamwork is.
- We know how is teamwork important.
- We know how important is teamwork.
Cevabı göster
We know how important teamwork is.
stay fit: sağlıklı ve fiziksel olarak iyi durumda kalmak
Stay fit, “sağlıklı ve fiziksel olarak iyi durumda kalmak” anlamına gelir. Burada stay bağlayıcı fiil olarak çalışır, fit ise devam eden durumu anlatan bir sıfattır. Bu sağlık bağlamında fit, “uygun” anlamına gelmez ve kıyafetlerin doğru bedende olduğunu anlatan fiil değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp stay + sıfat biçimidir; stay calm ve stay safe buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Leo swims twice a week to ____.
Cevabı göster
stay fit
reduce the risk of heart disease: kalp hastalığı riskini azaltmak
Reduce the risk of heart disease, “kalp hastalığının ortaya çıkma olasılığını azaltmak” demektir. Kullanışlı kalıp reduce the risk of + isim veya -ing biçimidir. Sağlık, güvenlik ve diğer olası sorunlardan söz ederken sık kullanılır. Reduce olasılığı düşürür, sıfıra indirmez. Burada heart disease, gerçekleşebilecek kötü sonucu belirtir.
Alıştırma
Bir kaskın ciddi baş yaralanması olasılığını azalttığını belirtmek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Wearing a helmet can ___.
- reduce the risk of seriously injure
- reduce serious head injury to risk
- reduce the risk of serious head injury
Cevabı göster
reduce the risk of serious head injury
Do you + fiilin yalın hâli + much?: alışkanlıkları sormak
Do you exercise much? cümlesinde much, exercise eylemini açıklar. Kişinin sık sık veya çok egzersiz yapıp yapmadığını sorar. Buradaki anlamı Do you exercise often? şeklindedir. Do you + fiilin yalın hâli + much? kalıbı, Do you travel much? örneğindeki gibi bir alışkanlığı genel olarak sorar. Bir kişinin kaç çeşit egzersiz yaptığını sormaz.
Alıştırma
Birinin evde sık sık yemek yapıp yapmadığını doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- Do you cook much at home?
- Do you cook many at home?
- Are you cook much at home?
Cevabı göster
Do you cook much at home?
I try to: tekrarlanan eylemi söylemeden cevap verme
I try to ifadesinde, soru hangi eylemden söz edildiğini zaten açıkça gösterdiği için to sonrasındaki fiil öbeği söylenmez. Do you exercise often? sorusuna cevap olarak tam anlamı I try to exercise. olur. Bu kısa cevap kesin bir yes yerine çabayı ifade eder. Konuşan kişi eylemi yapmaya çalışır ancak her zaman başaramayabilir.
Alıştırma
try kullanarak ve tekrarlanan eylemi söylemeden cevabı tamamlayın: Do you practise the piano every day? I ____.
Cevabı göster
try to
at the weekend: İngiliz İngilizcesindeki yaygın kalıp
At the weekend, hafta sonu süresince anlamına gelir. Bu cümlede kişinin ne zaman bisiklete bindiğini belirtir; geniş zamanla kullanıldığı için düzenli yapılan bir hafta sonu etkinliğini anlatır. at, bu ifadede İngiliz İngilizcesinin yaygın tercihidir. Bu, bölgesel olarak kalıplaşmış bir kullanımdır; gün içeren bütün zaman ifadelerinde at kullanılacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir hafta sonu alışkanlığı için İngiliz İngilizcesindeki yaygın kalıbı kullanır?
- We often bake together at the weekend.
- We often bake together in the weekend.
- We often bake together on the weekend.
Cevabı göster
We often bake together at the weekend.
to be honest: samimi bir kabulü başlatmak
To be honest, konuşanın gerçekten ne düşündüğünü söylemek veya biraz rahatsız edici olabilecek bir şeyi kabul etmek üzere olduğunu gösteren bir söylem belirtecidir. Burada konuşanın oturarak çok zaman geçirdiğini kabul etmesini başlatır. Bir ifadenin önünde kullanıldığında küçük bir düzeltmeyi, ödünü veya kabulü ani değil samimi bir açıklama olarak sunup yumuşatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede to be honest ne işe yarıyor? "To be honest, I was nervous before the game."
- Konuşanın asla yalan söylemeyeceğine söz verir.
- Oyunun ne zaman başladığını gösterir.
- Samimi bir kabulü başlatır.
Cevabı göster
Samimi bir kabulü başlatır.
do spend: olumlu cümlede vurgulu do
do spend yapısındaki do, vurgu yardımcı fiilidir. Cümle zaten olumludur; do vurgu ekleyerek olayın gerçekten doğru olduğunu belirtir: konuşan kişi gerçekten oturarak çok zaman geçirir. Olumlu bir fiili vurgulamak için do/does/did + fiilin yalın hâli kullanılır: I do know, she does care ve they did try. Ana fiil, yardımcı fiilden sonra yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do ile tamamlayın: I ____ this song, even if I rarely play it.
Cevabı göster
do like
spend a lot of time sitting down: bir etkinliğe zaman ayırmak için spend time doing something kullanımı
Spend a lot of time sitting down, spend + zaman miktarı + fiilin -ing biçimi kalıbını kullanır. Konuşanın zamanının büyük bir bölümünü oturma eylemine ayırdığı anlamına gelir. Spend ve zaman ifadesinden sonra yapılan etkinliği belirtmek için fiilin -ing biçimi kullanılır: spend time doing something. Bu kalıpta sitting doğaldır; spend time to sit aynı yapıyı izlemez.
Alıştırma
play fiilinin doğru biçimiyle spend + time + -ing kalıbını tamamlayın: He spends an hour ____ basketball after school.
Cevabı göster
playing
sitting too much is becoming an increasing problem in the modern world. Kalıp ifadeler
0:28çok fazla oturmak modern dünyada giderek artan bir sorun haline geliyor.
becoming an increasing problem in the modern world: modern dünyada giderek büyüyen bir sorun hâline gelmek
Becoming an increasing problem, hâlâ gelişmekte olan olumsuz bir eğilimi anlatır. Becoming zaman içindeki değişimi gösterir; increasing ise sorunun ciddiyet, kapsam veya görülme sıklığı bakımından büyüdüğünü belirtir. In the modern world bu eğilimi günümüzün geniş bağlamına yerleştirir. İfade yalnızca birbirinden ayrı sorunların sayısının arttığı anlamına gelmez; bu belirli sorunun giderek daha önemli hâle geldiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümledeki kalıp ne anlama geliyor: Noise pollution is becoming an increasing problem in many cities?
- Birbiriyle ilgisiz sorunların sayısı arttı, ancak bu sorun değişmedi.
- Sorun zaten tamamen çözüldü.
- Sorun zamanla daha ciddi veya daha yaygın hâle geliyor.
Cevabı göster
Sorun zamanla daha ciddi veya daha yaygın hâle geliyor.
Maybe you take the bus or train to work, Kalıp ifadeler
0:33Belki işe otobüsle veya trenle gidiyorsun,
take the bus or train to work: işe otobüsle veya trenle gitmek
Burada take, bir şeyi taşımak değil, toplu taşıma aracıyla yolculuk etmek anlamına gelir. Take the bus or train to work, birinin işe nasıl gittiğini doğal biçimde anlatır. Kalıp take + the + bus/train + to work şeklindedir. Bus or train içindeki or iki ulaşım seçeneğini bağlar; take ve to work ikisi için de geçerlidir.
Alıştırma
İşe trenle gittiğinizi söylemek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: On weekdays, I ____.
Cevabı göster
take the train to work
sit at a desk: masa başında oturmak
Sit at a desk, genellikle çalışmak veya ders yapmak için masanın yanında ve masaya dönük normal oturma konumunda bulunmak demektir. At, etkinliğin gerçekleştiği yeri gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Leo’nun masanın üzerinde değil, masa başındaki normal çalışma konumunda olduğunu anlatır?
- Leo sits at a desk to write.
- Leo sits on a desk to write.
- Leo stands beside a desk to write.
Cevabı göster
Leo sits at a desk to write.
and just sit in front of the television all evening as well. Kalıp ifadeler
0:39ve bütün akşam sadece televizyonun karşısında oturuyorsun.
in front of the television: konum belirtmek için in front of kullanımı
Bu cümlede in front of the television, kişinin nerede oturduğunu, yani televizyonun önündeki alanı belirtir. Bağlam ayrıca kişinin televizyon izlediğini düşündürür. in front of, birlikte çalışan eksiksiz bir çok sözcüklü edattır. of atılmaz; ardından konum için referans alınan kişi, nesne ya da yer gelir: in front of + isim öbeği.
Alıştırma
Cümleyi bir nesnenin önündeki konumu belirten üç sözcüklü İngilizce edatla tamamlayın: The family sat ____ the screen to watch the film.
Cevabı göster
in front of
Added together: birleşik toplamı belirtme
Added together, daha önce ayrı ayrı sıralanan süreleri bir araya getirir ve onları tek bir toplam olarak ele alır. Ardından gelen yan cümle sonucu verir: bu süreler her gün saatlerce oturmaya karşılık gelir. Cümlenin başında bu ifade, ayrı ögelerden ya da sayılardan bunların toplam miktarına veya birleşik etkisine geçildiğini gösterir. Önceki ayrıntıların sonucu nasıl desteklediğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki ifade ne işe yarıyor? Added together, the four small payments come to twenty pounds.
- Ödemelerin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Ayrı bir ek ödeme daha sunar.
- Önceki miktarları birleştirir ve toplamlarını verir.
Cevabı göster
Önceki miktarları birleştirir ve toplamlarını verir.
we'll be finding out exactly how much sitting is too much. Dilbilgisi
0:47ne kadar oturmanın çok fazla olduğunu tam olarak öğreneceğiz.
how much ... is too much: sınırın nerede olduğunu sormak
how much + isim veya etkinlik + is too much kalıbı, bir miktarın hangi noktada makul, güvenli ya da sağlıklı olmaktan çıktığını sorar. Burada sitting, oturarak geçirilen süreyi; too much ise yalnızca miktarın çok olmasını değil, uygun olandan fazlasını ifade eder. Bu, finding out ifadesinden sonra büyük cümlenin içine yerleştirilmiş bir sorudur. Bu nedenle is sitting yerine düz cümle sırası olan sitting is kullanılır.
Alıştırma
Soruyu how much ... is too much kalıbıyla tamamlayın: ____ for one evening?
Cevabı göster
How much homework is too much
how many hours a day do British adults spend sitting down? Dilbilgisi
1:00İngiliz yetişkinler günde kaç saatini oturarak geçiriyor?
On average: ortalama bir değer belirtmek
On average, birkaç sayının bir araya getirilerek tek bir genel sayı elde edildiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bir grubun veya birkaç durumun ortalamasını belirtir. Bu cümlede soru, her bir yetişkini ayrı ayrı değil, Britanyalı yetişkinleri bir grup olarak ele alır. Bu ifade tüm soruyu niteler ve çoğu zaman başta yer alıp ardından kısa bir duraklama gelir. Burada average, on average edat grubunun bir parçasıdır; fiil değildir.
Alıştırma
Birkaç yolculuk süresinin birleştirilerek tek bir genel değer elde edildiğini anlatan kalıplaşmış ifadeyi yazın: ____, the bus ride takes twenty minutes.
Cevabı göster
On average
How many hours a day do ... spend doing ...?: her gün harcanan süreyi sormak
How many hours a day do/does + özne + spend + -ing? kalıbı, birinin her gün bir etkinliğe ne kadar zaman ayırdığını sormak için kullanılır. How many, sayılabilen çoğul isim hours ile kullanılır; a day ise “günde” demektir. Spend’den sonra etkinlik -ing biçimiyle gelir: spend sitting down veya spend reading. Bu kalıpta spend to sit ya da spend to read kullanılmaz.
Alıştırma
Leo’nun her gün okumaya ne kadar zaman ayırdığını doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- How many hours a day does Leo spend to read?
- How much hours a day does Leo spend reading?
- How many hours a day does Leo spend reading?
Cevabı göster
How many hours a day does Leo spend reading?
I'll reveal the correct answer later: doğru cevabı daha sonra açıklamak
Bir bilgi yarışmasında veya programda I'll reveal the correct answer later, cevabın şimdilik açıklanmayacağını ve daha sonra duyurulacağını bildirir. Bu, biraz merak yaratır ve programın soruya daha sonra döneceğini gösterir. Burada reveal, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi açıklamak demektir. Bir nesnenin üzerini fiziksel olarak açmak değil, cevabı duyurmak anlamındadır.
Alıştırma
Sunucu I'll reveal the correct answer later derken ne demek istiyor?
- Cevap daha sonra açıklanacak.
- Cevap zaten açıklandı.
- Cevap hiçbir zaman verilmeyecek.
Cevabı göster
Cevap daha sonra açıklanacak.
Charlotte Edwardson is a professor of health and behavior studies
1:17Charlotte Edwardson, bir sağlık ve davranış çalışmaları profesörüdür
who has investigated the link between sitting and health problems Kalıp ifadeler
1:21oturmak ve sağlık sorunları arasındaki bağlantıyı araştıran
link between sitting and health problems: ilişki, otomatik olarak nedensellik değil
The link between sitting and health problems, bu iki şeyi birbirine bağlayan ilişki veya bağlantı anlamına gelir. the link between A and B yapısı, birbiriyle ilişkili iki şeyi adlandırır. Burada link sözcüğü tek başına oturmanın sağlık sorunlarına yol açtığını söylemez. Araştırmada hangi ilişkinin incelendiğini belirtir; neden-sonuç iddiasında bulunmak için daha güçlü kanıtlar ve daha açık bir nedensellik dili gerekir.
Alıştırma
Bir araştırma haberinde "the link between screen time and sleep problems" ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Ekran süresinin uyku sorunlarının tek nedeni olduğu kanıtlanmıştır.
- Haberde ekran süresi ile uyku sorunları arasında hiçbir ilişki olmadığı söylenmektedir.
- Ekran süresi ile uyku sorunları ilişkili olabilir, ancak bu ifade tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Cevabı göster
Ekran süresi ile uyku sorunları ilişkili olabilir, ancak bu ifade tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
she talks to BBC Radio 4 program Inside Health. Kültür
1:28BBC Radyo 4 programı Inside Health'te konuşuyor.
BBC Radio 4 program Inside Health: program adı ve kaynak
BBC Radio 4, Birleşik Krallık’taki bir BBC radyo hizmetidir; Inside Health ise burada yayımlanan bir sağlık programının adıdır. Inside Health bu cümlede özel addır, sıradan inside health sözcükleri değildir. Bu kaynak bilgisi, konuşmanın kamu hizmeti sunan bir sağlık programından geldiğini gösterir. Bu nedenle çevresindeki içerik, sağlık ve araştırma hakkında bilgi veren bir röportaj veya tartışma bağlamındadır.
Alıştırma
Bu cümlede Inside Health neyin adıdır?
- Birinin içinde bulunduğu Health adlı bir yer
- BBC Radio 4’te yayımlanan bir sağlık programı
- Leicester Üniversitesindeki bir bölüm
Cevabı göster
BBC Radio 4’te yayımlanan bir sağlık programı
If we think about ... ile bir bakış açısı sunmak
Bu cümlede If we think about katı bir koşul koymaz. Konuşmacı bir sonuca geçmeden önce dinleyenleri günlük faaliyetlere aynı açıdan bakmaya nazikçe davet eder. If we think about + konu, ... kalıbı bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur. Derslerde, röportajlarda ve açıklayıcı konuşmalarda yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede If we think about ifadesinin temel görevi nedir?
- Dinleyenleri konuyu belirli bir açıdan düşünmeye davet etmek
- Sonucun yalnızca katı bir koşul altında gerçekleşebileceğini belirtmek
- Konuşmacının konuyu hatırlayamadığını söylemek
Cevabı göster
Dinleyenleri konuyu belirli bir açıdan düşünmeye davet etmek
are done sitting down: edilgen eylem ve duruş
are done sitting down ifadesinde are done edilgen fiil grubudur: activities, insanların yaptığı şeylerdir. sitting down ise bunları yapan kişilerin duruşunu anlatan bir -ing grubudur. Yararlı kalıp be done + -ing grubudur. -ing grubu edilgen fiilin parçası değildir; eylemin gerçekleştiği biçimi ya da konumu ekler.
Alıştırma
a lot of activities are done sitting down ifadesinde sitting down bize neyi anlatır?
- Faaliyetleri yapan kişilerin duruşu
- Faaliyetlerin kendilerinin oturduğu
- Edilgen yapıyı oluşturan ana fiil
Cevabı göster
Faaliyetleri yapan kişilerin duruşu
has really been engineered out with advances in technology. Notlar
1:37teknolojideki ilerlemelerle gerçekten dışarıda bırakıldı.
engineered out: tasarım yoluyla ortadan kaldırmak
Engineer something out, bir ürünün, sistemin veya günlük düzenin tasarımını değiştirerek bir şeyi artık gereksiz hâle getirmek ya da gerçekleşmesini önlemek demektir. Edilgen biçimde something is engineered out yapısı kullanılır. Bu cümlede teknoloji, günlük yaşamı insanların daha az hareket edeceği şekilde değiştirmiştir. Burada engineer bir fiildir; mühendislik mesleğini ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “tasarım yoluyla ortadan kaldırılmış” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The redesign has ____ the need for a separate key.
Cevabı göster
engineered out
with advances in technology: teknoloji geliştikçe
With advances in technology, “teknoloji geliştikçe” anlamına gelir. With edatı, teknolojik ilerlemeyi ana değişimle bağlantılı bir arka plan olarak sunar ve çoğu zaman nedene benzer bir anlam taşır; kullanılan bir aracı anlatmaz. Advances burada “ilerleme” veya “yeni gelişmeler” anlamına gelen çoğul bir isimdir. Yeniden kullanılabilecek yapı with advances in + alan biçimindedir; örneğin medicine veya transport.
Alıştırma
Cümleyi “teknoloji geliştikçe” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: ____, communication can become faster.
Cevabı göster
With advances in technology
And our bodies just weren't designed to sit this much, Dilbilgisi
1:39Ve bedenlerimiz bu kadar çok oturmak için tasarlanmadı,
so it's going to cause problems with our health. Kalıp ifadeler
1:42bu yüzden sağlığımızla ilgili sorunlara neden olacak.
weren't designed to sit this much: bu kadar uzun süre oturmaya uygun olmamak
Be designed to do, “bir şeyi yapmak için üretilmiş ya da o işi yapmaya uygun olmak” anlamına gelir. Bir ürünle kullanıldığında amaçlanan işlevi anlatabilir. İnsan vücuduyla kullanıldığında mecazi olabilir: weren't designed to sit this much, vücudumuzun doğal olarak bu kadar uzun süre oturmaya uygun olmadığı anlamına gelir. Buradaki this much, fiziksel bir nesneyi değil, oturma süresinin ya da miktarının fazlalığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be designed to yapısının geçmiş zaman olumsuz biçimiyle tamamlayın: Human bodies ____ sit still all day.
Cevabı göster
weren't designed to
going to cause problems with our health: sağlığımızla ilgili sorunlara yol açacak
Cause problems with + isim, “etkilenen bir şeyde veya alanda zorluk yaratmak” anlamına gelir. Cümlede with our health, etkilenecek alanın sağlık olduğunu belirtir. Be going to cause, sağlık sorunlarını mevcut durumun beklenen bir sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi cause problems with kullanarak tamamlayın: Too many open apps can ____ your phone.
Cevabı göster
cause problems with
you're not using the largest muscles in your body.
1:46vücudunuzdaki en büyük kasları kullanmıyorsunuz.
So these are the ones in your legs and your bum. Kelime
1:48Bunlar bacaklarınızdaki ve kalçanızdaki kaslardır.
bum: kalça için kullanılan gündelik bir Britanya İngilizcesi sözcüğü
Bu cümlede bum, bir kişinin kalçasını ifade eder. Konuşmacı, bazı kasların bulunduğu vücut bölgesini söylüyor. Bum, Britanya İngilizcesinde günlük bir sözcüktür; bu nedenle tıbbi değil, rahat bir anlatım gibi duyulur.
Alıştırma
Durumu değerlendirin: Bir doktor resmî sağlık raporuna The injury is on the patient's bum. yazıyor. Bum bu dil düzeyine uygun mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
So that means that your muscle activity goes down. Kalıp ifadeler
1:50Yani bu, kas aktivitenizin düştüğü anlamına gelir.
your muscle activity goes down: daha düşük bir düzeyi anlatan go down
Burada goes down, bir şeyin azaldığı veya düzeyinin düştüğü anlamına gelir. Kas aktivitesi değişebilen bir düzey olarak düşünülür; dolayısıyla cümle kasların daha az aktif hâle geldiğini söyler. Herhangi bir vücut bölgesinin fiziksel olarak aşağı hareket ettiği anlamına gelmez. Düzeyi, miktarı, oranı veya değeri değişebilen activity, prices ya da temperature gibi şeylerle go down kullanın. Down bölümünü değiştirmeyin; go bölümünü dil bilgisine göre değiştirin: goes down, went down, has gone down.
Alıştırma
Cümleyi go down ifadesinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: The temperature ____ overnight.
Cevabı göster
went down
blood circulation: kanın vücutta dolaşması
Blood circulation, kanın kalp ve damarlar aracılığıyla vücutta sürekli hareket etmesidir. Bu cümlede "your blood circulation reduces", kas aktivitesi düştüğünde kan akışının hızının veya etkinliğinin azalması anlamına gelir. blood sözcüğü, circulation kelimesine sağlıkla ilgili anlamını verir. Burada circulation, gazetelerin dağıtımı veya trafiğin hareketi demek değildir.
Alıştırma
Sağlık bağlamında blood circulation ne anlama gelir?
- Kanın vücutta dolaşması
- Gazetelerin ne kadar geniş bir alana dağıtıldığı
- Araçların sokaklarda nasıl hareket ettiği
Cevabı göster
Kanın vücutta dolaşması
humans have always walked and moved their bodies.
1:59insanlar her zaman yürümüş ve bedenlerini hareket ettirmişlerdir.
Throughout history: tüm tarihi kapsayan bir zaman çerçevesi
Throughout history, bütün ifadeyi insanlık tarihinden günümüze uzanan geniş bir zaman çerçevesine yerleştirir. Bu ifade, söz konusu durumun tek bir tarihe veya kısa bir döneme bağlı olmadığını gösterir. Cümlenin başında bir çerçeve kurar: önce uzun dönemli bakış açısını verir, ardından ana düşünceyi sunar. Uzun süreli durumları daha yeni değişimlerle karşılaştıran açıklamalarda ve konuşmalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “tarihin bütün süreci boyunca” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, people have used music to celebrate important events.
Cevabı göster
Throughout history
modern technologies like motorized vehicles and office jobs
2:03motorlu araçlar ve ofis işleri gibi modern teknolojiler
means we spend more and more time sitting. Dilbilgisi
2:07giderek daha fazla zamanı oturarak geçirdiğimiz anlamına geliyor.
spend more and more time sitting: oturarak giderek daha fazla zaman geçirmek
Zamanın hangi etkinlikle geçtiğini söylemek için spend + bir zaman miktarı + -ing yapısını kullanın. Burada sitting, zamanın nasıl geçirildiğini gösterir. More and more, time sözcüğünü niteler; bu yüzden ifadenin tamamı sürekli bir artışı gösterir. Oturarak geçirilen zaman giderek artmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi spend more and more time yapısının doğru biçimi ve solve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: As the puzzle contest gets closer, Nina ____ harder puzzles.
Cevabı göster
spends more and more time solving
Modern life has engineered out the need for us to move.
2:10Modern yaşam, hareket etme ihtiyacımızı ortadan kaldırdı.
in such a way that + sonuç
in such a way that + yan cümle yapısı, bir yöntemi o yöntemin ürettiği sonuca bağlar. Such a way belirli bir yöntem anlamına gelir; that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir. Burada tasarım yöntemi, bir şeyi artık gerekli olmaktan çıkarır. İfade yalnızca tasarımı anlatmaz; tasarımın neye yol açtığını da gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade in such a way that ile tamamlayın: The books are arranged ____ young readers can find them easily.
Cevabı göster
in such a way that
Charlotte says humans are not used to sitting this much. Dilbilgisi
2:27Charlotte, insanların bu kadar çok oturmaya alışkın olmadığını söylüyor.
not used to sitting: be used to + -ing biçimi
Be used to + isim veya -ing biçimi, “bir şeye alışkın olmak” anlamına gelir. Buradaki are not used to sitting, bu kadar uzun süre oturmanın insanlar için normal veya alışılmış olmadığını belirtir. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından sit değil sitting gelir. Not anlamı olumsuz yapar: buna alışkın değillerdir.
Alıştırma
Cümleyi “uyanmaya alışkın olmamak” anlamındaki be used to biçimiyle tamamlayın: I'm ____ up this early.
Cevabı göster
not used to waking
this much: bağlamdaki miktar veya derece
This much, “bu miktar” veya “bu derece” anlamına gelir. Durumdan ya da daha önce söylenenlerden zaten anlaşılabilen bir miktar veya dereceyi gösterir. Bu bağlamda fiziksel bir nesneyi değil, oturarak geçirilen uzun süreyi belirtir. Much sayılamayan bir miktarı, bir süreyi veya bir dereceyi ölçebilir.
Alıştırma
“I knew the exam mattered, but I didn't know it mattered this much,” cümlesinde this much ne anlama gelir?
- bu fiziksel nesne hakkında
- bu derece
- birbirinden ayrı çok sayıda sayılabilen şey
Cevabı göster
bu derece
the flow of blood through the heart and blood vessels
2:41kalp ve kan damarlarından geçen kanın akışı
blood circulation, the flow of blood...: virgülden sonra gelen tanım
Bu cümlede blood circulation terimdir; virgülden sonraki isim öbeği ise bunu daha açık sözlerle tanımlar: kanın kalp ve kan damarlarından akması. İki öbek aynı süreci adlandırır. “Terim, açıklayıcı isim öbeği” kalıbı, listede yeni bir madde başlatmadan tanım ekler. Bu yüzden the flow of blood... ikinci bir zarar değildir; zarar gören şeyin ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümlede the flow of blood through the heart and blood vessels ne işe yarar?
- Kan dolaşımının durduğunu söyler.
- blood circulation ifadesini daha basit sözlerle tanımlar.
- Ayrı bir ikinci zararı belirtir.
Cevabı göster
blood circulation ifadesini daha basit sözlerle tanımlar.
a range of other + çoğul isim
A range of other effects, “birbirinden farklı birkaç ek etki” anlamına gelir. Burada range, en düşük ve en yüksek değer arasındaki sınırlar değil, çeşitli şeylerden oluşan bir grup demektir. Buradaki yaygın kalıp “a range of + çoğul isim” şeklindedir. Other, bu grubu daha önce sözü edilen etkilere bağlar: bunlar önceki etkilere ek olan etkilerdir.
Alıştırma
Bu cümlede a range of other effects ne anlama gelir?
- Yalnızca son bir etki.
- Birbirinden farklı birkaç ek etki.
- Tek bir etkinin kesin sınırları.
Cevabı göster
Birbirinden farklı birkaç ek etki.
Niteleyici olarak increased levels of ... ve decreased ... levels
Burada increased, levels sözcüğünden önce gelir ve bu seviyelerin daha yüksek olduğunu anlatır. Dil bilgisi açısından, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Increased levels of glucose and fat bütünü bir isim öbeğidir: glikoz ve yağ seviyeleri normal, önceki veya karşılaştırılan bir seviyeden daha yüksektir. Decreased, decreased energy levels içinde aynı şekilde çalışır. Burada increased ve decreased ana fiil değildir; bu öbekler yükselen veya düşen ölçüm değerlerini adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede increased bir isim öbeğinin içinde niteleyici olarak kullanılmıştır?
- The lab increased the temperature.
- The test found increased levels of sugar.
- Sugar levels increased after lunch.
Cevabı göster
The test found increased levels of sugar.
when simply standing than when sitting down.
3:04sadece ayakta durduğunda, oturduğu zamana kıyasla.
Kesin karşılaştırmalar için 20% more ... than ...
Yüzde + more + isim + than yapısı kesin bir karşılaştırma yapar. Burada 20% more energy, ayakta durmanın oturmaktan %20 daha fazla enerji kullandığı anlamına gelir. Sayılarla ifade edersek ayakta dururken kullanılan miktar, otururken kullanılan miktarın %120'sidir. İki when öbeği karşılaştırılan durumları belirtir: when simply standing ve when sitting down. Than karşılaştırma ölçütünü getirir; çıkarılırsa karşılaştırma eksik kalır.
Alıştırma
Hangi cümle yeni lambanın enerji kullanımının eski lambadan %20 fazla olduğunu anlatır?
- The new lamp uses 20% as much energy as the old lamp.
- The new lamp uses 20% more energy as the old lamp.
- The new lamp uses 20% more energy than the old lamp.
Cevabı göster
The new lamp uses 20% more energy than the old lamp.
not to mention: güçlü bir ek nokta belirtmek
Not to mention, konuşanın sıradaki noktayı söylemeyeceği anlamına gelmez. Genellikle savı güçlendiren ek bir noktayı ortaya koyar. Burada daha önce başka etkiler sıralanmıştır. Not to mention, kas hareketlerine ve kan basıncına verilen zararın eklenmesi gereken bir başka önemli etki olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede not to mention ne işe yarıyor?
- Başka bir zararlı etkiyi ekleyip vurgular.
- Sıradaki etkinin ele alınmayacağını söyler.
- Daha önce belirtilen zararlı etkileri düzeltir.
Cevabı göster
Başka bir zararlı etkiyi ekleyip vurgular.
the damage (that) X causes to Y: isim öbeğinin yapısı
Temel isim damage'dır. Ardından gelen sitting too much causes to muscle movement and blood pressure sözleri hasara neyin yol açtığını ve neyin etkilendiğini açıklar. Vurgulanan bölümün tamamı tek bir isim öbeğidir. Gizli bağlantı the damage that sitting too much causes to muscle movement and blood pressure biçiminde gösterilebilir. Burada that, damage'ın yerini tutar ve causes fiilinin nesnesidir; bu yüzden İngilizcede atılabilir. Sitting too much causes to... bağımsız bir cümle değildir.
Alıştırma
Vurgulanan isim öbeğinde sitting too much causes to muscle movement and blood pressure sözleri neyi niteliyor?
- blood pressure
- sitting too much
- damage
Cevabı göster
damage
the hard truth: yüzleşilmesi gereken hoş olmayan gerçek
The hard truth, hoş olmayan veya kabul etmesi zor olsa da yüzleşilmesi gereken bir gerçeği anlatır. Buradaki hard, fiziksel sertliği değil, gerçeği duygusal olarak kabul etmenin zorluğunu belirtir. The hard truth is that + cümlecik kalıbı, hoş karşılanmayan gerçeğin ne olduğunu açıklar ve söze daha ciddi bir ton verir.
Alıştırma
Bu cümlede the hard truth ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak sert bir nesneyle ilgili gerçek
- Hoş olmayan ama kabul edilmesi gereken bir gerçek
- Kanıtlanması zor bir gerçek
Cevabı göster
Hoş olmayan ama kabul edilmesi gereken bir gerçek
geared around sitting: merkezî bir etkinlik etrafında düzenlenmiş
be geared around + isim veya -ing biçimi yapısında geared, “düzenlenmiş ya da tasarlanmış” anlamına gelir; around sonrasındaki sözler ise merkezdeki etkinliği veya düşünceyi belirtir. Bu nedenle geared around sitting, her şeyin oturma merkez alınarak düzenlendiği anlamına gelir. Buradaki gear, bir makinenin dişlilerini anlatmaz. Edilgen be geared around kalıbı bir kursun, sistemin, programın veya ürünün nasıl düzenlendiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir kursun merkezî bir etkinlik etrafında düzenlendiğini göstermek için be geared around yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The course is geared around to speak more.
- The course geared around short speaking tasks.
- The course is geared around short speaking tasks.
Cevabı göster
The course is geared around short speaking tasks.
It's organized towards that particular activity.
3:23O belirli faaliyete yönelik organize edilmiştir.
makes it hard to stop: make + it + adjective + to do kalıbı
Bu cümlede that, her şeyin oturma etrafında düzenlenme biçimine gönderme yapar. İnsanların oturmayı bırakmasını zorlaştıran şey bu düzendir. Kalıp make + it + adjective + to do şeklindedir. Buradaki it, nesne konumunu dolduran biçimsel bir nesnedir; to stop ise zor olan eylemi belirtir. Aynı kalıp make it easy, difficult veya impossible to do something biçimlerinde de kullanılabilir.
Alıştırma
make it hard to do kalıbındaki eksik sözcüğü tamamlayın: Bright light makes ____ hard to sleep.
Cevabı göster
it
presenter of BBC Radio 4 program Inside Health.
3:33BBC Radyo 4 programı Inside Health'in sunucusu.
you're just swimming against the tide with all of this? Deyimler
3:39tüm bunlarla sadece akıntıya karşı yüzdüğünü?
swimming against the tide: güçlü bir eğilime karşı koymak
Swimming against the tide bir deyimdir. Akıntıya karşı yüzen biri suyun gücüyle mücadele etmek zorundadır; mecazi anlamda bu ifade güçlü bir genel eğilime, yaygın bir alışkanlığa veya toplumsal baskıya karşı hareket etmek demektir. Burada, insanları daha az oturmaya teşvik etmenin modern yaşamın normal düzenine karşı koymak gibi hissedilip hissedilmediği soruluyor. Gerçek anlamda yüzmekten söz edilmiyor.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: Everyone in Ava's class wants to keep the old rule, so Ava feels like she is swimming against the tide when she suggests changing it. swimming against the tide ne anlama gelir?
- Güçlü bir genel eğilime karşı hareket etmek
- Herkesin desteğiyle kolay bir iş yapmak
- Dalgalı deniz suyunda gerçekten yüzmek
Cevabı göster
Güçlü bir genel eğilime karşı hareket etmek
is like driving us more and more towards, Öbek fiiller
3:42bizi giderek daha fazla şuna sürüklüyor gibi,
the whole of society: toplumun tamamını vurgulamak
Bu cümlede the whole of society, toplumun içindeki tek bir grubu değil, toplumu eksiksiz bir bütün olarak ifade eder. Mümkün olan en geniş toplumsal kapsamı vurgular. the whole of + isim öbeği yapısı bütünlüğü öne çıkarır. society gibi soyut ve kolektif bir isimle whole, fiziksel bir nesneyi değil, toplumun tüm kesim ve kurumlarını birlikte anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle toplumun her kesiminin etkilenebileceğini en açık şekilde vurgular?
- The policy could affect society.
- The policy could affect the whole of society.
- The policy could affect one social group.
Cevabı göster
The policy could affect the whole of society.
driving us more and more towards ... sitting down: bizi giderek bir davranışa yöneltmek
Bu cümlede drive someone towards something mecaz anlamdadır: dış güçler bir kişinin veya grubun bir duruma yönelme ya da bir davranışı benimseme olasılığını giderek artırır. Burada araç kullanmak anlamına gelmez. Temel yapı driving us towards sitting down şeklindedir. Araya giren you know ifadesi yapıyı böler; more and more ise baskının veya eğilimin arttığını gösterir. towards bir edat olduğu için sitting down, onun nesnesi görevindeki bir -ing öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi towards ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Rising costs are driving many families ____ less energy.
Cevabı göster
towards using
Konuşma belirteci olarak you know
Bu cümlede you know bir konuşma belirtecidir; ana mesaj değildir ve dinleyicinin ne bildiğini gerçekten soran bir soru da değildir. Konuşana sıradaki düşüncesini düzenlemek için kısa bir zaman verir ve dinleyiciyi tanıdık bir durumu paylaşmaya çağırabilir. Dinlerken bu ifadeyi zihninde bir kenara koyup çevresindeki ana içeriği birbirine bağla. Çeviride, hedef dilde onsuz daha doğal oluyorsa ifade hafifletilebilir veya atlanabilir.
Alıştırma
Bu cümlede you know ifadesinin temel işlevi nedir?
- Cümlenin ana eylemini belirtir.
- Dinleyiciden bir gerçeği bildiğini kanıtlamasını ister.
- Konuşmada kısa bir duraklama sağlar ve ortak anlayışa seslenir.
Cevabı göster
Konuşmada kısa bir duraklama sağlar ve ortak anlayışa seslenir.
And you're like: gündelik konuşmada tepki aktarmak
And you're like ifadesinde like, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. be like + alıntılanan sözler kalıbı, birinin tepki olarak söylediği, düşündüğü veya hissettiği şeyi aktarır. Buradaki Please don't hayal edilen tepkidir. Alıntı çoğu zaman kişinin bire bir sözlerinden çok tutumunu yansıtır. be biçimini özneye ve zamana göre değiştir: I'm like, she was like veya they were like.
Alıştırma
Alıntılanan bir tepkiyi aktaran gündelik be like kalıbını tamamla: When I saw the huge spider, I ____, 'Get it out!'
Cevabı göster
was like
Sitting is so much part of our everyday activities. Kalıp ifadeler
3:50Oturmak, günlük aktivitelerimizin çok büyük bir parçası.
so much part of our everyday activities: günlük faaliyetlere derinden yerleşmiş
Bu cümlede so much part of, “içine derinden yerleşmiş” veya “sıkı biçimde iç içe geçmiş” anlamına gelir. Oturmak, ara sıra yapılan bir şey değil, birçok günlük faaliyetin normal bir unsuru olarak sunulur. Burada so much, bir şeyin parçası olma derecesini güçlendirir. “Parça” sayısının çok olduğu anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp be so much part of + daha geniş bir faaliyet, sistem, kültür veya rutindir.
Alıştırma
Bu cümlede so much part of ne anlama geliyor?
- Günlük faaliyetler çok sayıda ayrı parçadan oluşur.
- Oturmak yalnızca sıra dışı faaliyetler sırasında gerçekleşir.
- Oturmak, birçok günlük faaliyetin içine derinden yerleşmiştir.
Cevabı göster
Oturmak, birçok günlük faaliyetin içine derinden yerleşmiştir.
Come and take a seat: oturmak için dostça bir davet
Come and take a seat, birinden yaklaşıp oturmasını isteyen dostça bir davettir. Take a seat “oturmak” anlamına gelir ve Sit down gibi doğrudan bir emirden genellikle daha sıcak duyulur. Konuşma dilindeki come and + fiil kalıbında, ikinci fiil asıl istenen eylemi belirtir. Come, dinleyiciyi konuşan kişiye veya ilgili yere yönlendirir. Bu nedenle ifade, eşit önemde iki ayrı talimat değil, tek bir davet olarak işlev görür.
Alıştırma
Hangi cümle bir ziyaretçiyi yaklaşarak oturmaya dostça yönlendirir?
- Come and take a seat.
- Sit down right now.
- Pick up a seat and come here.
Cevabı göster
Come and take a seat.
GP surgery: Britanya İngilizcesinde birinci basamak sağlık kliniği
GP, general practitioner ifadesinin kısaltmasıdır ve günlük sağlık hizmeti sunan, hastanın ilk başvurduğu genel hekimi belirtir. Britanya İngilizcesinde GP surgery, hastaların GP ile görüştüğü yerel muayenehane veya kliniktir. Buradaki surgery, tıbbi muayenehaneyi ya da binasını adlandırır; ameliyat anlamına gelmez. Dolayısıyla sahne sıradan bir aile hekimi kliniğindedir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde GP surgery nedir?
- GP ile görüşülen bir klinik
- Yalnızca ameliyatlar için kullanılan bir oda
- GP tarafından gerçekleştirilen bir ameliyat
Cevabı göster
GP ile görüşülen bir klinik
it then leads to us sitting even more." Dilbilgisi
4:05bu da bizim daha da fazla oturmamıza yol açıyor."
as technology advances: zaman içindeki iki değişimi as ile bağlamak
as technology advances ifadesinde as, “bu değişim gelişirken” veya “geliştikçe” anlamına gelir. Devam eden bir değişimi tanıtır ve bunu süreç boyunca meydana gelen başka bir değişime ya da sonuca bağlar. Yeniden kullanılabilen yapı as + özne + fiil biçimindedir ve ardından ana cümle gelir. Burada advances, “gelişir” veya “ilerler” anlamındaki geçişsiz bir fiildir ve nesne almaz; as burada “sıfatıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bu kademeli değişim sürerken” anlamındaki hedef bağlacı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the city grows, more people take the bus.
Cevabı göster
As
make our life easier: make + nesne + sıfat
make our life easier ifadesinde make fiilinden sonra our life nesnesi ve easier sıfatı gelir. Sıfat sonucu belirtir: hayat daha kolay hâle gelir. Bu kalıp make + nesne + sıfat biçimindedir. Birinin veya bir şeyin nesneyi yeni bir duruma getirdiğini anlatır.
Alıştırma
Sıfatın sonucu anlatması için cümleyi easy sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: This checklist makes the job ____.
Cevabı göster
easier
leads to us sitting: lead to + isim veya -ing biçimi
Burada leads to, bir durumun sonuç olarak başka bir duruma neden olduğunu anlatır. Sonuç kısmı us sitting even more ifadesidir. Bu anlamda to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi gelir, yalın fiil gelmez: lead to delays; lead to people waiting. us sitting ifadesindeki us, oturan kişileri belirtir.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için lead to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Too much screen time can lead to children sleep less.
- Too much screen time can lead to children sleeping less.
- Too much screen time can lead children sleeping less.
Cevabı göster
Too much screen time can lead to children sleeping less.
If you're swimming against the tide,
4:12Eğer akıntıya karşı yüzüyorsanız (swimming against the tide),
society is driving us towards sitting more.
4:18toplumun bizi daha fazla oturmaya ittiğini (driving) söylüyor.
it means pushing them to accept a new situation
4:24onları yeni bir durumu kabul etmeye zorlamak demektir
Luckily, there's some simple advice to help: sorundan tavsiyeye geçiş
Bu cümlenin başında Luckily, konuşanın kendini şanslı hissettiğini göstermekten fazlasını yapar. Olumlu bir geçişi belirtir: Konuşan, bir sorunu sunduktan sonra yardıma veya çözüme geçer. There's some simple advice to help, sırada ne olduğunu önceden haber verir. Cümle bir bütün olarak açıklamayı şöyle düzenler: önce sorun, sonra yararlı tavsiye.
Alıştırma
Vurgulanan cümle açıklamada temel olarak neyin işaretini verir?
- Konuşan bir sorundan yararlı tavsiyeye geçiyor.
- Konuşan başka ciddi bir sorun ekliyor.
- Konuşan yardım sunmadan konuyu bitiriyor.
Cevabı göster
Konuşan bir sorundan yararlı tavsiyeye geçiyor.
Break up periods of sitting 30 minutes or more Öbek fiiller
4:3330 dakika veya daha uzun süren oturma sürelerini bölün
Break up periods of sitting: uzun süren bir etkinliği kesintiye uğratmak
Burada break up, devamlı olan bir şeyi kesintiye uğratmak veya daha kısa parçalara ayırmak anlamına gelir. Break up periods of sitting, uzun bir süre hiç ara vermeden oturmamanızı söyler. Yararlı kalıp break up + etkinlik veya zaman dilimi + with + farklı bir kısa etkinlik şeklindedir. Cümlede birkaç dakika yürümek veya kolları hareket ettirmek oturma dönemini kesintiye uğratır.
Alıştırma
Devamlı bir etkinliği kesintiye uğratmak anlamındaki iki sözcüklü ders ifadesiyle tavsiyeyi tamamlayın: ____ long study sessions with short stretch breaks.
Cevabı göster
Break up
less than half of your waking hours: uyanık olduğun saatlerin yarısından azı
Less than half of your waking hours, uyanık olduğun tüm sürenin yüzde 50'sinden azı demektir. Waking hours, uyuduğun süre dışındaki bütün günü kapsar. less than half of + isim öbeği kalıbı kesin bir oran sınırı koyar: miktar yarının altında kalmalıdır. Burada uyanık olunan sürenin ne kadarının oturarak geçirileceğini sınırlar.
Alıştırma
less than half of your waking hours ne anlama gelir?
- Uyandıktan sonraki ilk saatlerin tam yüzde 50'si.
- Çalışma sürenizin yüzde 50'sinden azı.
- Uyanık olduğunuz tüm sürenin yüzde 50'sinden azı.
Cevabı göster
Uyanık olduğunuz tüm sürenin yüzde 50'sinden azı.
Good to know.: yararlı bilgiye verilen kısa yanıt
“Good to know.”, “Bu bilgiyi bilmek yararlı” anlamına gelen kısa bir konuşma yanıtıdır. Yeni bir bilgiyi, tavsiyeyi veya hatırlatmayı anladığınızı ve kabul ettiğinizi gösterir. “That's good to know.” ifadesinin konuşmada kullanılan doğal ve kısaltılmış hâlidir. Bilginin yararlı olduğunu söyler; bilginin kendisinin iyi haber olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Biri size “The pool closes at six.” diyor. Hangi yanıt bilginin yararlı olduğunu doğal biçimde gösterir?
- Know it good.
- I know good.
- Good to know.
Cevabı göster
Good to know.
Now, about your question: önceki bir konuya dönmek
“Now, about your question, Georgie.” cümlesinde now öncelikle zamanı belirtmez. Konuşmanın yön değiştirdiğini gösterir; about your question ise geri dönülen konuyu belirtir. Konuşmacı, Georgie'nin daha önce sorduğu soruya şimdi cevap vermek için geri dönüyor. “Now, about ...” kalıbı daha önce bahsedilmiş veya bir süreliğine ertelenmiş bir konuyu yeniden açabilir.
Alıştırma
Örnekteki “Now, about your question” ifadesinin temel görevi nedir?
- Tamamen ilgisiz bir hikâyeye başlamak
- Daha önce bahsedilen bir soruya dönmek
- Saatin kaç olduğunu söylemek
Cevabı göster
Daha önce bahsedilen bir soruya dönmek
close but not right, I'm afraid: nazik bir düzeltme
“which was close but not right” ifadesindeki which, Phil'in yedi saatlik tahminine gönderme yapar. close doğru cevaba yakın demektir, ancak not right tahminin yine de yanlış olduğunu açıkça belirtir. “I'm afraid” hayal kırıklığı yaratabilecek düzeltmeyi yumuşatan nazik bir ifadedir. Konuşmacının korktuğu anlamına gelmez; olumsuz mesajın daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
“That was close but not right, I'm afraid” cümlesinde “I'm afraid” ne işe yarar?
- Hoşa gitmeyen bir düzeltmeyi yumuşatır.
- Yanlış cevabı doğru cevaba dönüştürür.
- Konuşmacının cevaptan korktuğunu söyler.
Cevabı göster
Hoşa gitmeyen bir düzeltmeyi yumuşatır.
In fact, on average: gerçeği verip ortalamayı belirtmek
In fact, konuşanın şimdi gerçek durumu açıklayacağını gösterir. Genellikle bir tahmin, beklenti veya daha önceki bir düşünceden sonra gelir ve dikkati ardından gelen gerçeğe yöneltir. On average, sayının nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir: dokuz saat, kişiler veya günler üzerinden hesaplanan bir ortalamadır; herkes için tam olarak aynı süre değildir. İki ifade birlikte mesajı iki adımda düzenler: önce gerçeği verip sonra sayının ortalama olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümle başındaki In fact, on average, dinleyiciye ne anlatır?
- İfade gerçek durumu verir ve sayının herkes için kesin bir değer değil, ortalama olduğunu belirtir.
- Konuşan gerçeklerden kişisel bir hikâyeye geçer.
- Konuşan, herkesin tam olarak dokuz saat yaşadığı bir durumu anlatır.
Cevabı göster
İfade gerçek durumu verir ve sayının herkes için kesin bir değer değil, ortalama olduğunu belirtir.
of our waking life: uyanık geçirilen zamanın bir bölümü
Waking life, kişinin uyumadığı ve uyanık olduğu yaşam süresini ifade eder. of our waking life içinde waking, life sözcüğünü açıklar; dolayısıyla %60, uyanık geçirilen zamanın bir bölümüdür. Uyanma şeklindeki kısa eylemi ifade etmez. Bu eylem waking up olur; burada ifade, yüzdeyi hesaplarken kullanılan zaman aralığını belirler.
Alıştırma
Work takes up much of our waking life. cümlesinde waking life ne anlama gelir?
- uyanmanın kısa süreci
- her gün yürüyerek geçirdiğimiz zaman
- yaşamımızda uyanık olduğumuz zaman
Cevabı göster
yaşamımızda uyanık olduğumuz zaman
So remember to take regular breaks, Kalıp ifadeler
5:07Bu yüzden düzenli molalar vermeyi unutmayın,
take regular breaks: belirli aralıklarla kısa süre dinlenmek
Take regular breaks, işe veya çalışmaya ara verip belirli aralıklarla kısa süre dinlenmek anlamına gelen doğal bir kelime birleşimidir. Burada take, “bir şeyi alıp götürmek” değil, “yapmak” veya “kendine izin vermek” anlamındadır. Regular, araların zaman içinde tekrarlandığını belirtir. Çoğul breaks biçimi, birden fazla kez dinlenme önerisine uygundur.
Alıştırma
Cümleyi take, regular ve break sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: When you work at a screen for a long time, remember to ____.
Cevabı göster
take regular breaks
even just a minute or two: öneriyi uygulanabilir göstermek
Even just a minute or two, çok kısa bir sürenin bile önerilen eylemi yapmaya değer kılabileceğini belirtir. Even şaşırtıcı derecede düşük bir alt sınıra işaret ederken just miktarın ne kadar az olduğunu vurgular. Bu ifade eyleme geçme eşiğini düşürür. Konuşan kişi dinleyiciyi kısa bir ara vermeye teşvik eder; bir iki dakikayı uzun bir süre olarak sunmaz.
Alıştırma
Bu cümlede even just a minute or two ne anlatıyor?
- Her ara tam olarak iki dakika sürmelidir.
- Bir iki dakikalık ara yardımcı olmak için fazla kısadır.
- Çok kısa bir ara bile vermeye değerdir.
Cevabı göster
Çok kısa bir ara bile vermeye değerdir.
Let's recap: önemli noktaları gözden geçirme işareti
Let's recap, 'ana noktaları kısaca gözden geçirelim' anlamına gelir. Bu cümlede daha önce öğretilen kelimelerin hızlıca tekrar edileceğini belirtir; tüm dersin baştan sona yineleneceği anlamına gelmez. Konuşmayı düzenleyen bir işaret olarak dinleyicilere sırada ne olduğunu bildirir: yeni içerik yerine daha önce ele alınan fikirlerin özeti veya kısa bir listesi gelir.
Alıştırma
Sunucu “Okay, let's recap the vocabulary we've learnt” dedikten sonra dinleyiciler sırada ne beklemelidir?
- Hiçbir bağlantısı olmayan tamamen yeni bir konu
- Tüm programın en baştan başlaması
- Daha önce ele alınan kelimelerin kısa bir tekrarı
Cevabı göster
Daha önce ele alınan kelimelerin kısa bir tekrarı
Blood circulation is the movement of blood through the heart and blood vessels
5:28Kan dolaşımı (Blood circulation), kanın kalp ve kan damarları yoluyla hareketidir
If things are geared around a certain activity or purpose,
5:35Eğer bir şeyler belirli bir aktiviteye veya amaca yönelikse (geared around),
means to not follow what most people are doing.
5:44çoğu insanın yaptığını takip etmemek anlamına gelir.
Our 6 minutes are up: ayrılan altı dakika sona erdi
Bu cümlede program için belirlenen altı dakikalık süre bittiği için program sona ermelidir. Ayrılmış bir süreden söz ederken up, 'sona ermiş' veya 'tükenmiş' anlamına gelir; yukarı yönü anlatmaz. 6 minutes dil bilgisi bakımından çoğul olduğu için are kullanılır: Our 6 minutes are up. Tekil time ismiyle ise Time is up denir.
Alıştırma
“Once again, our 6 minutes are up” cümlesinde are up ne anlama gelir?
- Ayrılan süre sona erdi
- Altı dakika daha kullanılabilir
- Altı dakika bir şeyin üzerinde bulunuyor
Cevabı göster
Ayrılan süre sona erdi
for more topical discussion and useful vocabulary Kalıp ifadeler
5:58daha güncel tartışmalar ve faydalı kelimeler için
for more topical discussion and useful vocabulary: daha fazla güncel konu tartışması ve yararlı kelime
for more topical discussion and useful vocabulary ifadesi, dinleyicilerin programa yeniden katıldıklarında ne elde edeceklerini anlatır. Burada for, geri dönmenin amacını veya sağlayacağı yararı belirtir. Topical, discussion sözcüğünü niteler. Güncel, ilgili veya geniş biçimde konuşulan konularla bağlantılı anlamına gelir. Tıptaki “doğrudan cilde uygulanan” anlamı bu program bağlamına uymaz. and sözcüğü topical discussion ile useful vocabulary ifadelerini bağlar; böylece iki tür içerik sunulacağı belirtilir.
Alıştırma
Örnek cümlede topical ne anlama geliyor?
- Sıcak tropikal bölgelerle bağlantılı
- Güncel, ilgili veya geniş biçimde konuşulan konularla bağlantılı
- Doğrudan cilde uygulanmak üzere hazırlanmış
Cevabı göster
Güncel, ilgili veya geniş biçimde konuşulan konularla bağlantılı