Harriet Tubman'ın nefes kesen cesareti - Janell Hobson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu biyografi, Harriet Tubman’ın köleleştirilmesinden ve kendi kaçışından başlayarak kurtarma seferlerini, İç Savaş’taki hizmetini ve daha sonra Siyahların özgürlüğü ile kadınların oy hakkı için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Escaping slavery, risking everything to save her family, leading a military raid, championing the cause of women's suffrage, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir dizi paralel -ing öbeğini önce sıralayıp ardından özetleyen biyografik açılışı tanımayı öğrenin; bu kalıbı, kişi hakkında genel bir değerlendirme sunmadan önce birden fazla başarısını etkili biçimde aktarmak için kullanabilirsiniz. 2. an underground railroad, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bunun gerçek bir yeraltı demiryolu değil, köleleştirilmiş kişilerin kaçmasına yardım eden güvenli evler, rehberler, tekne kaptanları ve sürücülerden oluşan gizli ağ olduğunu kavrayın; bu ayrım Tubman’ın öyküsünü doğru izlemek için temel önemdedir. 3. never ran my train off the track ve never lost a passenger." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Kaçan insanlara rehberlik etmeyi tren işletmeye benzeten sürdürülen demiryolu metaforunu takip edin; iki ifadeyi de Tubman’ın kurtarma görevlerinin hiç başarısız olmadığı ve rehberlik ettiği hiç kimseyi kaybetmediği yönündeki kendinden emin beyanı olarak yorumlayın.
Bu derste
championing the cause of women's suffrage: kadınların oy hakkı davasını savunmak
championing the cause of women's suffrage ifadesinde championing, bir şeyi etkin ve açık biçimde desteklemek ya da ilerletmek için çalışmak anlamına gelir. The cause of, women's suffrage ifadesini bir toplumsal hareket veya ortak hedef olarak sunar; cause burada “neden” anlamına gelmez. Women's suffrage, kadınların oy kullanma hakkı demektir. İfadenin tamamı, onun bu siyasi hakkı ilerletmek için çalıştığını anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Anahtar sözcüğün iki heceli olup /dʒ/ ile mi, yoksa üç heceli olup /ɪŋ/ ile mi bittiğine odaklanın.
- Her speech focused on women's suffrage.
- Her speech focused on women's suffering.
Cevabı göster
Her speech focused on women's suffrage.
these are just a handful of the accomplishments Kalıp ifadeler
0:14bunlar başarılarının sadece birkaçı,
Escaping... risking... leading... championing... ardından these are ile özetleme
Baştaki dört -ing öbeği, önemli eylemleri paralel bir yapıyla sıralar. Bunlar birbirinden bağımsız cümleler değildir ve eylemlerin aynı anda gerçekleştiğini tek başlarına göstermezler. Listenin ardından gelen these, dört eylemin tamamına gönderme yapar; ana cümle de bunları başarıların yalnızca küçük bir bölümü olarak birlikte değerlendirir. Önce listeleyip sonra özetleyen bu yapı, güçlü bir biyografik giriş oluşturur. Özetleyen ana cümle gelene kadar listeyi akılda tutmak gerekir.
Alıştırma
Baştaki -ing öbeklerinin bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- Dört eylemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini gösterirler.
- Dinleyiciye birbirinden bağımsız dört emir verirler.
- Başarıları sıralarlar ve daha sonra gelen these tüm listeye gönderme yapar.
Cevabı göster
Başarıları sıralarlar ve daha sonra gelen these tüm listeye gönderme yapar.
just a handful of: daha büyük bir bütünün yalnızca küçük bir kısmı
A handful of burada mecazlı bir miktar ifadesidir. Bir elin içine sığan gerçek miktarı değil, az sayıda şeyi belirtir. Just ise sözü edilen sayının çok sınırlı olduğunu vurgular. a handful of the accomplishments içindeki the accomplishments, bilinen daha büyük bir bütünü ifade eder. Cümle, bunları o bütünün yalnızca küçük bir kısmı olarak sunar ve söz edilmeyen başka başarıların da bulunduğunu ima eder.
Alıştırma
“Bilinen daha büyük bir bütünün yalnızca küçük bir kısmı” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: These are ____ the requests we received today.
Cevabı göster
just a handful of
Born into chattel slavery: doğumdan itibaren dayatılan statü
Chattel slavery, köleleştirilmiş insanların satın alınabilen, satılabilen veya devredilebilen mülk olarak görüldüğü belirli bir tarihsel ve hukuki kölelik biçimidir. Burada chattel, sistemin türünü belirtir; sıradan bir betimleyici sıfat değildir. Born into, bu statünün kişiye doğumundan itibaren dayatıldığını gösterir. Cümlenin başındaki geçmiş zaman ortaç yapısı Born into chattel slavery, ardından gelen ana cümlenin öznesi hakkında arka plan bilgisi verir ve kişinin seçmediği bir durumu vurgular.
Alıştırma
Bu ifadede chattel slavery, daha geniş olan slavery kavramına özellikle hangi anlamı ekler?
- Yoksul bir ailede doğmayı anlatır.
- Köleleştirilmiş insanları mülk olarak gören bir sistemi belirtir.
- Kısa süreli ücretsiz gönüllü çalışma anlamına gelir.
Cevabı göster
Köleleştirilmiş insanları mülk olarak gören bir sistemi belirtir.
Araminta or Minty was the fifth of nine children.
0:27Araminta veya Minty, dokuz çocuğun beşincisiydi.
sold to a chain gang: zincirli zorunlu çalışma grubuna satılmak
Were sold edilgen yapısında Minty'nin ablaları eylemi yapan değil, eylemin uygulandığı kişilerdir. Birileri onları mal gibi görmüş ve kendi seçimleri olmadan başkasına devretmiştir. Amerika Birleşik Devletleri tarihinde chain gang, çoğu zaman birbirine zincirlenmiş ve gardiyan gözetiminde ağır işlerde zorla çalıştırılan mahkûmlar grubuydu. Burada sold to a chain gang, sıradan bir çalışma ekibine veya sokak çetesine katılmak değil, acımasız ve denetimli zorunlu çalışmaya gönderilmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede were sold to a chain gang ne anlama geliyor?
- Sıradan bir çalışma ekibinde ücretli işe girdiler.
- Sıkı biçimde denetlenen bir zorunlu çalışma sistemine satıldılar.
- Bir sokak çetesine metal zincir sattılar.
Cevabı göster
Sıkı biçimde denetlenen bir zorunlu çalışma sistemine satıldılar.
Minty was hired out to different owners Öbek fiiller
0:35Minty, kendisini kırbaçlayan ve cezalandıran
hired out to different owners: çalıştırılmak üzere farklı sahiplere kiralanmak
Burada was hired out edilgen yapıdadır: Minty'nin bir işveren seçmesi yerine, onu kontrol eden kişi başka biri için çalışmasını ayarlamıştır. Kölelik düzeninde bu kişi, köleleştirilmiş kişinin emeği karşılığında ödeme alabilirdi. To different owners ifadesi, Minty'nin tekrar tekrar yanlarına çalışmaya gönderildiği kişileri belirtir. İfadenin tamamı sıradan ücretli işi değil, sömürüyü ve kontrolün başkalarına aktarılmasını anlatır.
Alıştırma
Kölelikle ilgili tarihî bir anlatıda Lena was hired out to a nearby farm ne anlama gelir?
- Lena özgürce bir işe başvurdu ve çiftliği seçti.
- Lena çiftliğin sahibini kendisi için çalışmak üzere işe aldı.
- Lena'yı kontrol eden kişi onun orada çalışmasını ayarladı.
Cevabı göster
Lena'yı kontrol eden kişi onun orada çalışmasını ayarladı.
subject someone to something: birini bir şeye maruz bırakmak
subjected her to whippings and punishments ifadesinde subject, “birinin bir şey yaşamasına veya buna katlanmasına neden olmak” anlamına gelen bir fiildir. Kalıp subject + kişi + to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada her etkilenen kişiyi, whippings and punishments ise onun katlanmaya zorlandığı şeyleri belirtir. Bu kalıp, özellikle deneyim zararlı, sert veya müdahaleci olduğunda, kişinin çok az seçeneği olduğunu ya da hiç seçeneği olmadığını gösterir. Ciddi ve resmî anlatımlarda yaygındır. Buradaki subject, “okul dersi” veya “konu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi subject someone to something kalıbının resmî edilgen biçimiyle tamamlayın: During the investigation, the staff were ____ repeated questioning.
Cevabı göster
subjected to
Anlatıda bir dönüm noktası işareti olarak life changed forever
Life changed forever, anlatının yönünü gösteren bir işarettir. Dinleyiciye hikâyenin büyük bir dönüm noktasına ulaştığını ve tanıtılmakta olan olayın kişinin geleceği üzerinde kalıcı etkileri olacağını bildirir. Bu ifade aynı zamanda bir beklenti oluşturur: Hikâye şimdi ne olduğunu ve bunun neden önemli olduğunu açıklayacaktır. Bu biyografide ömür boyu etkileri olan bir yaralanmayı tanıttığı için forever, kısa süreli bir değişikliği değil, kalıcı bir sonucu belirtir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "Young Minty's life changed forever on an errand to a neighborhood store." Bu biyografik cümlede life changed forever neyi işaret eder?
- Minty'nin günlük hayatında tekrarlanan bir alışkanlık
- Sıradan bir ayak işi sırasında yaşanan kısa bir gecikme
- Kalıcı sonuçları olan büyük bir dönüm noktası
Cevabı göster
Kalıcı sonuçları olan büyük bir dönüm noktası
köleleştirilmiş insanların emeğini denetleyen overseer
Kölelik dönemine ait bu bağlamda overseer, köleleştirilmiş insanların çalışmasını denetlemek ve kontrol etmekle görevlendirilen, çoğu zaman disiplin uygulama yetkisi de bulunan kişidir. Bu, yalnızca tarafsız bir iş unvanı değil, tarihsel bir iktidar rolüdür. Bu rol, ağırlığın fırlatılmasını sıradan iş arkadaşları arasındaki bir çatışma olmaktan çıkarıp zorlayıcı ve eşitsiz bir sistem içindeki şiddet eylemi hâline getirir. Başka bağlamlarda overseer yalnızca denetleyen biri anlamına gelebilir; buradaki daha güçlü anlamı çevredeki tarihsel bilgiler belirler.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede overseer neyi ifade ediyor?
- Köleleştirilmiş emeği denetleyen ve kontrol eden kişi
- Kölelikten kaçmakta olan kişi
- Zorlayıcı yetkisi olmayan sıradan bir ofis yöneticisi
Cevabı göster
Köleleştirilmiş emeği denetleyen ve kontrol eden kişi
fugitive enslaved person: kölelikten kaçan kişi
Bu tarihsel ifadede fugitive, enslaved person ifadesini niteler. Kölelikten kaçmış ya da kaçmakta olan ve kölelik sistemi içinde aranan bir kişiyi anlatır. Buradaki fugitive, dönemin yetkilileri ve köleleştirenleri tarafından kişiye dayatılan bir statüyü yansıtır; kişinin sıradan bir suçlu olduğu anlamına gelmez. Temel isim person'dır; enslaved ise kişiye zorla dayatılan bir durumu anlatır. Kişiyi merkeze alan bu ifade, köleliği kişinin belirleyici kimliği gibi göstermemeyi sağlar.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Bu ifadede fugitive enslaved person, suçu kölelikle ilgisiz olan sıradan bir suçlu anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Her injury caused her to experience sleeping spells, Dilbilgisi
0:50Yarası onun uyku nöbetleri geçirmesine neden oldu,
caused her to experience: cause + nesne + to + fiil
Caused her to experience, cause + nesne + to + fiil yapısını kullanır. Her injury nedeni, her etkilenen kişiyi, to experience sleeping spells ise ortaya çıkan sonucu gösterir. Cause etken yapıda kullanıldığında fiilden önceki to korunur: cause someone to experience something. Bu kalıp neden ile sonucu nesnel biçimde bağlar; cause sözcüğünün tek başına «deneyimlemek» anlamına geldiğini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamanlı cause + nesne + to experience yapısıyla tamamlayın: The medication ____ him ____ nausea.
Cevabı göster
caused · to experience
which we know of today as narcolepsy: ek bilgi veren bir ilgi cümleciği
Which we know of today as narcolepsy yan cümleciği, önceki sleeping spells ifadesine modern bir ad ekler. Buradaki which, sleeping spells ifadesine gönderme yapar; her injury veya the rest of her life ifadelerine değil. Virgüller bunun ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği olduğunu gösterir: hangi sleeping spells durumunun kastedildiğini belirlemek yerine açıklayıcı bilgi ekler. Bu yapı, eski bir betimlemeyi bugün kullanılan bir terimle ilişkilendirmeye yarar.
Alıştırma
Örnek cümlede which neye gönderme yapıyor?
- sleeping spells
- the rest of her life
- her injury
Cevabı göster
sleeping spells
for an enslaved person who fell into sleeping spells. Kalıp ifadeler
1:00uyku nöbetleri geçiren bir köle için.
fell into sleeping spells: tekrarlayan uyku nöbetlerine girmek
Fall into + bir durum, o duruma girmek demektir ve bu değişim çoğu zaman bilinçli olarak kontrol edilmez. Burada fell into, uyanık durumdan uyku durumuna geçişi gösterir. Spell, bir rahatsızlığın veya belirtinin sınırlı süreli bir nöbetini ifade edebilir. Bu nedenle çoğul sleeping spells, ani veya istem dışı uykunun tekrarlanan dönemleri anlamına gelir; büyü anlamına gelmez.
Alıştırma
“The patient sometimes fell into sleeping spells during the day,” cümlesinde “fell into sleeping spells” ne anlama gelir?
- Uyurken sözcükleri harf harf söylemeye başlıyordu.
- Büyü onun uyumasına neden oluyordu.
- İstem dışı uyku dönemlerine tekrar tekrar giriyordu.
Cevabı göster
İstem dışı uyku dönemlerine tekrar tekrar giriyordu.
was instead put to work: bunun yerine çalıştırıldı
Put someone to work, birini çalışmaya başlatmak veya ona iş vermek anlamına gelir. Edilgen was put to work yapısında odak, işi alan kişidir; kararı veren kişi belirtilmeyebilir. Instead, bir şeyin başka bir seçeneğin yerine geçtiğini gösterir: daha önceki bir olasılık veya beklenti yerine bu olmuştur. Bu tarihsel bağlamda was instead put to work, kararı başkalarının kontrol ettiğini ima eder; onun işi kendi seçtiği veya bir iş bulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The plan was to send Maya home, but she was instead put to work at the front desk,” cümlesinde ikinci bölüm ne anlama gelir?
- Birisi Maya’yı eve göndermek yerine resepsiyonda çalışmakla görevlendirdi.
- Maya resepsiyonda ücretli bir işi kendi başına buldu.
- Maya plan yapılmadan önce resepsiyon işini bitirdi.
Cevabı göster
Birisi Maya’yı eve göndermek yerine resepsiyonda çalışmakla görevlendirdi.
how to lumber: kereste işini anlatan lumber fiili
how to lumber ifadesinde lumber, ağaç kesip kereste hazırlamak veya daha geniş anlamda kereste işi yapmak anlamına gelen bir fiildir. teach someone how to + fiil kalıbı, bunu öğrenilen bir beceri olarak sunar. Burada iş bağlamı, keresteyle ilgili anlamı destekler. lumber fiilinin başka bir anlamı olan yavaş, ağır ve beceriksizce hareket etmek kastedilmez.
Alıştırma
who taught her how to lumber cümlesinde lumber ne anlama gelir?
- iş olarak ağaç kesmek veya kereste hazırlamak
- yavaş ve beceriksizce hareket etmek
- bir mağazadan tahta satın almak
Cevabı göster
iş olarak ağaç kesmek veya kereste hazırlamak
and put her in touch with free black sailors Notlar
1:11ve onu özgür siyahi denizcilerle temasa geçirdi,
put her in touch with: bağlantı kurulmasını sağlamak
Put someone in touch with someone, ilk kişinin ikinci kişiyle tanışmasına veya iletişim kurmasına yardımcı olmak demektir. Bu cümlede kereste işi, Minty ile özgür siyah denizciler arasında bağlantı oluşturdu; fiziksel temas kastedilmez. Yeniden kullanılabilir kalıp put + kişi + in touch with + kişi, grup, kuruluş ya da yardım veya bilgi kaynağı şeklindedir. Özne, bağlantıyı mümkün kılan bir kişi, olay, iş veya hizmet olabilir.
Alıştırma
Cümleyi put ... in touch with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The librarian ____ a local historian who could answer my question.
Cevabı göster
put me in touch with
free black sailors: tarihsel bir statü olarak free
free black sailors ifadesinde free, “köle statüsünde olmayan” anlamına gelir. Özgür ve köleleştirilmiş Siyahların farklı konumlarda bulunduğu bir toplumda denizcilerin hukuki ve toplumsal statüsünü belirtir; “ücretsiz” ya da “müsait” anlamına gelmez. Bu statü, kişiye köleleştirilmiş birine göre çalışma ve seyahat etme konusunda daha fazla imkân sağlayabiliyordu. Bu da denizcilerin malları nasıl taşıyabildiğini ve güzergâhlar hakkındaki bilgileri nasıl paylaşabildiğini açıklamaya yardımcı olur. Ancak eşit haklara sahip oldukları veya ırkçılıktan etkilenmedikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede free black sailors ifadesindeki free ne anlama geliyor?
- Denizciler ücret almadan çalışıyordu.
- Denizciler her türlü iş için müsaitti.
- Denizciler hukuken köle statüsünde değildi.
Cevabı göster
Denizciler hukuken köle statüsünde değildi.
secret communications that occurred along trade routes: ticaret yollarındaki gizli haberleşmeler
secret communications ifadesinde communications, telefonları veya başka cihazları değil, insanlar arasındaki mesaj ve bilgi alışverişini anlatır. that occurred along trade routes ilgi cümleciği, bu gizli alışverişlerin nerede ve hangi ağ üzerinden gerçekleştiğini açıklar: malların taşındığı yollar, yolcuları ve çalışanları da birbirine bağlıyordu. Bu nedenle ifade, ticaret yollarını yalnızca yüklerin değil, bilgilerin de taşındığı kanallar olarak sunar. Bu tür ağları bilmek, daha sonraki gizli hareketler veya koordinasyon için gerekli güzergâh ve bağlantılar hakkında bilgi sağlayabilirdi.
Alıştırma
Burada secret communications that occurred along trade routes ne anlama geliyor?
- Gizli mesajlar ve bilgiler, ticaret yollarına bağlı ağlar üzerinden paylaşılıyordu.
- Ticaret yolları, mal taşıyan herkesten gizli tutuluyordu.
- Modern iletişim cihazları yolların yanına gizlice kurulmuştu.
Cevabı göster
Gizli mesajlar ve bilgiler, ticaret yollarına bağlı ağlar üzerinden paylaşılıyordu.
would prove invaluable later in her life: hayatının ilerleyen dönemlerinde paha biçilmez olduğu anlaşılmak
Burada would prove + sıfat yapısı, hikâyedeki geçmiş bir noktadan daha sonra ortaya çıkan bir sonuca bakar. Prove, “kanıtlarla ispatlamak” değil, “sonuçta öyle olduğu anlaşılmak” anlamındadır. Anlatıcı sonraki sonucu zaten bildiği için would istek değil, geçmişten bakış ifade eder. Invaluable, “son derece değerli veya yararlı” demektir. Cümle, o sırada edinilen bilgilerin hayatının ilerleyen dönemlerinde çok önemli hâle geldiğini önceden haber verir.
Alıştırma
Cümleyi would prove ve “son derece yararlı” anlamındaki sıfatla tamamlayın: The notes she kept as a young reporter ____ in her later investigation.
Cevabı göster
would prove invaluable
of free and enslaved blacks working side by side, Kültür
1:25özgür ve köle siyahi insanların yan yana çalıştığı,
free and enslaved blacks working side by side: farklı hukuki statülerdeki siyahların aynı ortamda çalışması
Free and enslaved biçimindeki sıralama, siyahlar arasındaki iki farklı hukuki statüyü karşılaştırır: Bazıları köle değildi, diğerleri ise köle olarak tutuluyordu. Working side by side, aynı ortamda birbirlerinin yanında çalıştıkları anlamına gelir; yalnızca insanların fiziksel olarak yan yana durmasını anlatmaz. Bu ifade, grupların temas kurabildiği karma bir toplumsal ortam oluşturur. Aynı iş yerini paylaşmaları özgürlük, haklar veya güç bakımından aralarındaki keskin farkı ortadan kaldırmıyordu.
Alıştırma
Bu cümlede “free and enslaved blacks working side by side” ne anlama geliyor?
- İş yerindeki herkes aynı özgürlüğe ve haklara sahipti.
- İnsanlar yalnızca yan yana duruyor, birlikte çalışmıyordu.
- Farklı hukuki statülere sahip siyahlar aynı ortamda çalışıyordu.
Cevabı göster
Farklı hukuki statülere sahip siyahlar aynı ortamda çalışıyordu.
she renamed herself Harriet after her mother. Kalıp ifadeler
1:34annesinin anısına adını Harriet olarak değiştirdi.
rename herself Harriet after her mother: birinin adını alarak ad değiştirmek
“renamed herself Harriet” ifadesinde herself, renamed fiilinin nesnesidir; Harriet ise yeni addır. Yani kendi adını Harriet olarak değiştirmiştir. name/rename someone after someone yapısı, başka bir kişinin adını kaynak alarak birine ad vermek veya adını değiştirmek anlamına gelir ve çoğu zaman o kişiyi onurlandırır. Burada after her mother, Harriet adının annesinden geldiğini gösterir; zaman sırası bildirmez.
Alıştırma
“They named their son Daniel after his grandfather,” cümlesinde after his grandfather ne anlama gelir?
- Daniel'a büyükbabasından daha sonra ad verildiği anlamına gelir.
- Daniel adının büyükbabasının adından geldiği ve çoğu zaman onu onurlandırdığı anlamına gelir.
- Daniel'ın büyükbabasının arkasından yürüdüğü anlamına gelir.
Cevabı göster
Daniel adının büyükbabasının adından geldiği ve çoğu zaman onu onurlandırdığı anlamına gelir.
sell off: elden çıkarmak veya tasfiye etmek için satmak
Sell off; varlıkları, stokları veya eşyaları çoğu zaman topluca, elden çıkarma, elde tutulan miktarı azaltma ya da nakit sağlama amacıyla satmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Off fiilin bir parçasıdır; fiziksel bir yön belirtmez. Bu tarihsel cümlede nesne her enslaved human beings ifadesidir. Mülk elden çıkarma dili, köleliğin zalimliğini açığa çıkarır: köleleştirenler insanları satılabilecek şeyler gibi görüyordu.
Alıştırma
Stoku elden çıkarma veya tasfiye amacıyla satmak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The shop is closing, so it will ____ its remaining stock.
Cevabı göster
sell off
be sold away from everyone she loved: satılıp sevdiği herkesten koparılmak
sold away from everyone she loved ifadesindeki sold edilgen yapıdadır: Harriet, başkalarının onu satacağından korkuyordu. Away from, bu eylemin sonucunu da ekler; başka bir yere götürülecek ve yakınındaki insanlardan ayrılacaktı. Everyone she loved, değer verdiği bütün insanlar demektir. Bu nedenle ifade yalnızca satılmayı değil, kendisine destek olan bütün insanları zorla kaybetmeyi de vurgular.
Alıştırma
“She feared she would be sold away from everyone she loved” ne anlama gelir?
- Sevdiği bütün insanların kendisine satılacağından korkuyordu.
- Herkesi satıp sonra gideceğinden korkuyordu.
- Satılıp sevdiği bütün insanlardan ayrılacağından korkuyordu.
Cevabı göster
Satılıp sevdiği bütün insanlardan ayrılacağından korkuyordu.
an underground railroad: gizli bir kaçış ağı
Bu cümlede an underground railroad, köleleştirilmiş insanların kölelikten kaçıp özgür bölgelere doğru ilerlemesine yardım eden gizli rota, güvenli yer, rehber ve destekçi ağı olan Underground Railroad’u ifade eder. Bu, gerçek bir tren veya yer altına yapılmış bir demiryolu hattı değildi. Underground, çalışmaların yetkililerden gizlendiğini belirtir; railroad ise ağdaki rotaları ve koordineli yardımı anlatan bir benzetmedir.
Alıştırma
ABD tarihinde Underground Railroad neyi ifade eder?
- Şehirler arasında çalışan bir yer altı treni hattı
- Köleleştirilmiş insanların kaçmasına yardım eden gizli bir ağ
- Yalnızca geceleri mal taşımak için kullanılan bir demiryolu
Cevabı göster
Köleleştirilmiş insanların kaçmasına yardım eden gizli bir ağ
a secret network of ... tanımlayıcı bir isim öbeği olarak
Bu isim öbeğinin tamamı daha önce geçen the Underground Railroad terimini doğrudan tanımlar. Onu güvenli evlerden ve kaçan kişileri taşıyıp koruyan insanlardan oluşan gizli bir sistem olarak açıklar; ayrı bir olay başlatmaz. İngilizcede bir adın ya da bilinmeyen bir terimin yanına onu tanımlayan bir isim öbeği getirilebilir. Bu açıklayıcı öbek, okuyucuya hemen somut ayrıntılar verir. Bu nedenle “Bu öbek daha önceki hangi ismi veya terimi yeniden adlandırıyor ya da açıklıyor?” diye sorun.
Alıştırma
Bu bağlamda “a secret network of safe houses, boat captains, and wagon drivers” ne işlev görür?
- Daha önceki the Underground Railroad terimini tanımlar.
- Demiryolu inşası hakkında ayrı bir hikâye başlatır.
- Sıradan trenlerin durduğu yerleri sıralar.
Cevabı göster
Daha önceki the Underground Railroad terimini tanımlar.
harbor fugitive enslaved people: fiil olarak harbor
Burada harbor, kaçan ya da takip edilen insanları saklamak ve korumak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi fugitive enslaved people olduğu için burada teknelerin sığındığı korunaklı yeri anlatan isim harbor anlamında değildir. Bu tarihî bağlamda fiil, gizli bir sığınağı ve bu sığınağı sağlayan kişilerin karşılaştığı gerçek tehlikeyi düşündürür. Yalnızca help demekten daha özeldir: saklanan kişiye, takipçilerin onu bulma olasılığının daha düşük olduğu bir yer sağlanır.
Alıştırma
Hangi cümlede harbor, “harbor fugitive enslaved people” ile aynı anlamda kullanılmıştır?
- The fishing boats returned to the harbor before dark.
- The family secretly harbored the fugitive for three nights.
- She harbored doubts about the plan for months.
Cevabı göster
The family secretly harbored the fugitive for three nights.
turned back: ilerlemeyi bırakıp geri dönmek
Burada turned back, ilerlemeyi bırakıp geldikleri yöne geri döndükleri anlamına gelir. Yalnızca bedeni çevirip arkaya bakmayı değil, yolculuğun yönünü tersine çevirmeyi anlatır. Eventually, bunun bir süre sonra ortaya çıkan sonuç olduğunu gösterir; fearing they were lost ise neden yön değiştirdiklerini açıklar. Turn back; yolculuklar, yürüyüşler ve güvenli biçimde sürdürülemeyen başka girişimler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn back ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The trail became unsafe, so the hikers ____.
Cevabı göster
turned back
Harriet dreamed that she could fly like a bird. Deyimler
2:06Harriet bir kuş gibi uçabildiğini hayal etti.
could fly like a bird: özgürlüğü anlatan bir rüya benzetmesi
Could fly like a bird, Harriet'ın rüyasının içindeki bir olaydır; bu yüzden onun gerçekten uçabildiğini iddia etmez. like sözcüğü, hayalindeki uçuşu bir kuşun uçuşuyla açıkça karşılaştırarak bir benzetme oluşturur. Bu bağlamda kuşun uçması, kısıtlamalardan kurtulmayı ve istediği yere gidebilme özgürlüğünü çağrıştırır. Rüya, soyut bir özgürlük arzusunu havadaki canlı bir harekete dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede could fly like a bird en güçlü biçimde ne anlatır?
- Kuşların uçmayı nasıl öğrendiğine dair bir açıklama
- Harriet'ın fiziksel olarak uçabildiğine dair gerçek bir iddia
- Uçmayı özgürlükle ilişkilendiren bir rüya benzetmesi
Cevabı göster
Uçmayı özgürlükle ilişkilendiren bir rüya benzetmesi
the path to liberation: path to + soyut hedef
the path to liberation ifadesinde liberation, özgürleşme durumu olan soyut bir hedeftir. İfade, bu hedefe ulaşmayı bir yolda ilerlemeye benzetir; böylece özgürlüğü bir süreç sonunda ulaşılan sonuç olarak sunar. Aktarılabilir path to + soyut isim kalıbı, path to recovery veya path to success örneklerinde olduğu gibi, bir sonuca götüren yol ya da süreç anlamına gelir.
Alıştırma
path to + hedef kalıbında eksik olan edatla cümleyi tamamlayın: Small steps can put you on the path ____ recovery.
Cevabı göster
to
set out on her own: yolculuğa tek başına başlamak
Set out, bir yolculuğa veya amaçlı bir faaliyete başlamak anlamına gelir. Burada on her own, yanında bir yol arkadaşı olmadan demektir. Birlikte kullanıldığında set out on her own, onun yolculuğa tek başına başladığını anlatır. Yalnızca ayrılmayı bildiren left ile karşılaştırıldığında set out, yolculuğun veya planlı bir çabanın başlangıcını daha fazla vurgular. Set out, set out the plates örneğindeki gibi başka bir kalıpta nesne de alabilir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Maya'nın yanında kimse olmadan bir yolculuğa başladığını en iyi hangi cümle anlatır?
- Maya set out on her own.
- Maya left her own bag behind.
- Maya set out the maps on the table.
Cevabı göster
Maya set out on her own.
following the North Star: Kuzey Yıldızı'yla kuzeye ve özgürlüğe yönelmek
the North Star, Polaris yani Kuzey Yıldızı'dır. Kuzey Yarımküre'de gece gökyüzündeki konumu gerçek kuzeye yakın kalır. Bu nedenle following the North Star, gece kuzeye gitmek için bu yıldızı rehber olarak kullanmak demektir. Bu cümlede ifade yalnızca şiirsel değildir; pratik bir işlevi vardır. Özgür bir eyalet olan Pensilvanya'ya doğru ilerlemeyi nasıl sürdürebildiğini açıklar. Böylece kuzeye gitmek, aynı zamanda özgürlüğe doğru ilerlemek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede following the North Star neyi açıklıyor?
- Yıldızı kullanarak özgür bir eyalete doğru kuzeye ilerlemeyi sürdürmek
- Pensilvanya'ya vardıktan sonra yıldızları incelemek
- North Star lakaplı bir kişiyi takip etmek
Cevabı göster
Yıldızı kullanarak özgür bir eyalete doğru kuzeye ilerlemeyi sürdürmek
Black Moses: Harriet Tubman'ın Kutsal Kitap'tan gelen lakabı
Black Moses, Kutsal Kitap'taki bir benzetmeye dayanan bir lakaptır; soyadı değildir. Kutsal Kitap'ta Musa, İsrailoğullarını Mısır'daki kölelikten çıkarır. Harriet Tubman'a Black Moses denmesi, onu bir kurtarıcı olarak över: Musa gibi o da köleleştirilmiş insanları özgürlüğe götürmüştür. Black sözcüğü onun Siyah bir lider olduğunu belirtirken Moses simgesel rolü sağlar.
Alıştırma
Black Moses lakabı burada ne anlatıyor?
- Tubman'ın Moses adlı birine ait demiryolunda çalıştığını söyler.
- Moses'ın Tubman'ın soyadı olduğunu söyler.
- Tubman'ı, köleleştirilmiş insanları özgürlüğe götüren bir lider olarak Musa'ya benzetir.
Cevabı göster
Tubman'ı, köleleştirilmiş insanları özgürlüğe götüren bir lider olarak Musa'ya benzetir.
with fellow abolitionists: aynı kölelik karşıtı hareketteki diğer kişilerle
Fellow, bir grup veya rol belirten isimden önce gelerek “aynı kimliği ya da amacı paylaşan diğer insanlar” anlamını verir. Bu nedenle with fellow abolitionists, Tubman’ın aynı hareketin parçası olan kişilerle birlikte çalıştığını gösterir. Bu ABD tarihi bağlamında abolitionists, köleliği sona erdirmek için çalışan kişilerdi. Sözcük, sıradan bir planı, kuralı veya etkinliği iptal etmeye çalışan herhangi bir kişi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede fellow abolitionists ne anlama gelir?
- Köleliği sona erdirmek için çalışan diğer insanlar
- Onunla yolculuk eden akrabalar
- Sıradan bir etkinliği iptal etmek isteyen arkadaşlar
Cevabı göster
Köleliği sona erdirmek için çalışan diğer insanlar
Amerikan İç Savaşı sırasında Birlik Ordusunda hemşire, izci ve casus
Bu ABD tarihi bağlamında Union Army, Amerikan İç Savaşı’nda Konfederasyon’a karşı savaşan ve çoğunlukla Kuzey eyaletleriyle ilişkilendirilen Amerika Birleşik Devletleri ordusuydu. Burada Union savaşın bir tarafının adıdır; işçi sendikası anlamına gelmez. Nurse, scout ve spy üç savaş görevini belirtir: hasta veya yaralılarla ilgilenmek, araziyi ya da birlik hareketlerini gözlemleyip rapor vermek ve gizlice istihbarat toplamak. During the Civil War, üç görevin de ortak zamanını ve tarihsel çerçevesini verir.
Alıştırma
Vurgulanan açıklama Tubman’ın yaptığı işler hakkında ne söylüyor?
- Amerikan İç Savaşı’nda Birlik tarafında tıbbi, keşif ve istihbarat görevlerinde bulundu.
- Hemşireleri ve genç izcileri eğiten bir işçi sendikası için çalıştı.
- Savaştaki bütün ordulara yalnızca hastane hemşiresi olarak hizmet etti.
Cevabı göster
Amerikan İç Savaşı’nda Birlik tarafında tıbbi, keşif ve istihbarat görevlerinde bulundu.
became the first woman ... to plan and lead: öncü bir başarıyı anlatan yapı
became the first woman in United States history to plan and lead a military raid, onun başarısını tarihî bir dönüm noktası olarak sunar. Kalıp become/be + the first + kişi ya da rol adı + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada in United States history, ‘ilk’ olma iddiasının kapsamını belirler. to plan and lead a military raid, onun hangi başarı sayesinde ilk kadın olduğunu belirtir; ilk kadın olmasının amacını anlatmaz. Plan ve lead, a military raid nesnesini paylaşan bağlı fiillerdir.
Alıştırma
Dönüm noktası yapısını tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: In 2022, Maya became the first engineer on her team ____ lead an international project.
Cevabı göster
to
liberating nearly 700 enslaved persons: sonuç bildiren bir -ing yan cümleciği
Önceki cümlenin ardından gelen liberating nearly 700 enslaved persons, ek bilgi veren bir -ing yan cümleciğidir. Onun askerî baskını planlayıp yönetmesinin sonucunu sunar: köleleştirilmiş yaklaşık 700 kişi özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu yan cümlecikte yeni bir özne açıkça belirtilmez; eylemi yapan kişinin önceki cümledeki she olduğu anlaşılır. Virgül + -ing yan cümleciği, yeni bir çekimli cümle başlatmadan az önce anlatılan eyleme bir sonuç bağlayabilir.
Alıştırma
Bu cümledeki -ing ifadesi ne anlatıyor? The heavy rain flooded the tunnel, forcing the trains to stop.
- Şiddetli yağmurun amacı
- İlgisiz bir özneye ait yeni bir eylem
- Tünelin su basmasının bir sonucu
Cevabı göster
Tünelin su basmasının bir sonucu
13th Amendment ... the 14th ... the 15th: numaralı anayasa değişiklikleri
Bu tarih anlatısında 13th Amendment, the 14th ve the 15th, ABD Anayasası'nın sırasıyla On Üçüncü, On Dördüncü ve On Beşinci Değişikliklerini belirtir. Son iki sıra sayısından sonra Amendment sözcüğü kullanılmamıştır; çünkü ilk tam ifade bu sözcüğün anlaşılmasını sağlar. Cümle bu değişikliklerin görevlerini özetler: On Üçüncü Değişiklik köleliği kaldırdı, On Dördüncü vatandaşlığı genişletti ve On Beşinci daha önce köleleştirilmiş siyah erkeklerin oy hakkını korudu. Bu değişiklikler henüz kadınların oy hakkını güvence altına almamıştı; bu da sonraki cümlede mücadelenin neden sürdüğünü anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede the 14th ve the 15th ifadelerinden sonra hangi isim anlaşılmalıdır?
- Constitution
- Amendment
- citizenship
Cevabı göster
Amendment
she was undaunted and she persisted: kararlılıktan eyleme
But, anlatıyı az önce açıklanan hukuki ilerlemeden henüz tamamlanmamış olan işe çevirir. Bu anayasa değişiklikleri kadınların oy hakkını henüz güvence altına almamıştı; bu nedenle onun mücadelesi devam etti. She was undaunted onun tepkisini gösterir: cesareti kırılmadı ve korkunun kendisini vazgeçirmesine izin vermedi. And she persisted ise ardından gelen eylemi ekler. Kısa ve bağlı iki cümlecikte she sözcüğünün tekrarlanması kararlı bir ritim oluşturur ve mesajı içsel kararlılıktan devam eden çabaya taşır.
Alıştırma
she was undaunted ve she persisted cümlecikleri neyi vurgular?
- Onun korkup harekete son verdiğini gösterirler.
- İki yeni yasayı tarih sırasına göre listelerler.
- Vurgulu bir ritimle onun sarsılmayan tutumundan devam eden eylemine geçerler.
Cevabı göster
Vurgulu bir ritimle onun sarsılmayan tutumundan devam eden eylemine geçerler.
She raised funds for formerly enslaved persons Kalıp ifadeler
3:10Eskiden köle olan kişiler için fon topladı
raised funds for: bir yararlanıcı için fon toplamak
raise funds for + kişi, grup, amaç veya proje yapısında raise “toplamak”, funds ise belirli bir amaç için ayrılan para anlamına gelir. İfade, for sözcüğünden sonra belirtilen kişi, grup, amaç veya projeyi desteklemek için para toplamak demektir. Bu cümlede daha önce köleleştirilmiş kişiler fonların amaçlanan yararlanıcılarıdır. Bu ifadede raise, bir şeyi fiziksel olarak yukarı kaldırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi raise funds for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the charity event, the volunteers ____ for the children's hospital.
Cevabı göster
raised funds
on their behalf: onları temsilen veya onların yararına hareket etmek
On their behalf, “onların temsilcisi olarak” veya “onların yararına” anlamına gelebilir. Buradaki their, daha önce köleleştirilmiş kişileri ifade eder ve temel anlam, okullar ile hastanenin onların yararına yapılmış olmasıdır. Bu ifade, temsil edilen veya yardım edilen kişi ya da grubu belirtir. İki standart yapı on behalf of + isim/zamir ve on + iyelik + behalf biçimleridir: on behalf of them ve on their behalf.
Alıştırma
“Onun temsilcisi olarak” anlamındaki üç sözcüklü resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because Mr. Lee was ill, his daughter signed the form ____.
Cevabı göster
on his behalf
fight for women's right to vote: kadınların oy kullanma hakkı için mücadele etmek
Bu cümlede the fight for women's right to vote, kadınların oy kullanma hakkını kazanmak için yürütülen örgütlü toplumsal mücadeleyi ifade eder. Buradaki fight fiziksel bir kavga değildir; for ise ulaşılmak istenen hedefi gösterir. Başka bağlamlara aktarılabilen yapı fight for + bir hak, fırsat veya değişim biçimindedir. Right to vote, yasal ya da siyasi oy kullanma hakkıdır; “doğru şekilde oy vermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
“They continue to fight for equal access to education,” cümlesinde fight for ne anlama gelir?
- Onun için fiziksel bir kavgaya girmek
- Bir şeyi kazanmak veya korumak için etkin biçimde çabalamak
- Ondan uzaklaşmaya çalışmak
Cevabı göster
Bir şeyi kazanmak veya korumak için etkin biçimde çabalamak
National Association of Colored Women: tarihî kuruluş adı
National Association of Colored Women, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında kurulan ABD'li Siyah kadınlara ait bir kuruluşun özel adıdır. Cümlede founding convention, kuruluşun oluşturulduğu toplantıyı belirtir. Bu nedenle büyük harfle başlayan sözcükler genel bir tanım olarak değil, tek bir tarihî ad olarak okunmalıdır. Colored Women, kuruluşun tarihî adında kullanılan dönemin terminolojisini yansıtır. Bu bilgi adı anlamak veya alıntılamak için önemlidir; ancak colored sözcüğünü Siyah insanlar için tarafsız ve modern bir tanım hâline getirmez.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Colored Women bu tarihî kuruluşun resmî adında yer aldığı için colored women günümüzün gündelik kullanımında da tarafsız bir ifadedir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
"I was a conductor on the Underground Railroad Deyimler
3:35"Ben Yeraltı Demiryolu'nda bir kondüktördüm
a conductor on the Underground Railroad: Yeraltı Demiryolu'ndaki rehber
Yeraltı Demiryolu gerçek bir demiryolu değildi. On dokuzuncu yüzyıl Amerika Birleşik Devletleri'nde köleleştirilmiş insanların özgürlüğe kaçmasına yardımcı olan güzergâhlardan, güvenli yerlerden ve destekçilerden oluşan gizli bir ağdı. Bu demiryolu benzetmesinde conductor, kaçış yolculukları sırasında insanlara yol gösteren ve onları koruyan bir rehberdi. Tubman bu ağdaki rolünü anlatıyor; gerçek bir trende çalıştığını söylemiyor.
Alıştırma
Bu cümlede a conductor on the Underground Railroad ne anlama geliyor?
- Köleleştirilmiş insanların gizli bir ağ üzerinden kaçmasına yardım eden rehber
- Demiryolu tünelleri inşa eden işçi
- Yer altındaki bir yolcu treninde çalışan görevli
Cevabı göster
Köleleştirilmiş insanların gizli bir ağ üzerinden kaçmasına yardım eden rehber
and I can say what many others cannot. Dilbilgisi
3:38ve diğerlerinin söyleyemeyeceği bir şeyi söyleyebilirim.
what many others cannot: eksiltili bir what yan cümlesi
what many others cannot yapısında what, isim gibi çalışan ve '... olan şey' ya da '... olan sözler' anlamına gelen bir yan cümle başlatır. Daha kesin ifadeyle bu, kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı say fiilinin nesnesidir; dolayısıyla what burada soru sormaz. Cannot, cannot say yerine kullanılır. I can say ifadesinden say fiili zaten anlaşıldığı için İngilizcede tekrarlanan say söylenmez.
Alıştırma
what, older cameras ve cannot ifadelerini kullanarak cümleyi dört kelimelik bir what yan cümlesiyle tamamlayın: This camera can capture ____.
Cevabı göster
what older cameras cannot
never ran my train off the track ... never lost a passenger: genişletilmiş bir demiryolu benzetmesi
Bu cümle, Underground Railroad’un demiryolu benzetmesini sürdürür. “My train”, onun yönettiği kaçış yolculuklarını; “passenger” ise özgürlüğe götürdüğü kişiyi ifade eder. Gerçek bir trenden söz edilmemektedir. never sözcüğünün tekrarı, onun sicilini kesintisiz bir başarı olarak sunar: hiçbir görevi başarısızlığa sürüklememiş ve kendisine emanet edilen hiç kimseyi kaybetmemiştir. Bu iki imge, başarıyı ve korumayı onun güvenilirliğine dair güçlü bir iddiaya dönüştürür.
Alıştırma
Bu alıntıda “never lost a passenger” esas olarak neyi iddia ediyor?
- Trenle yolculuk etmeyi reddetti.
- Rehberlik ettiği herkesin güvenliğini başarıyla sağladı.
- Kayıp tren biletlerini her zaman buldu.
Cevabı göster
Rehberlik ettiği herkesin güvenliğini başarıyla sağladı.
As her fame grew: aşamalı bir arka plan değişimini anlatan as
Burada as, “bu değişim olurken” veya “bu değişimle birlikte” anlamına gelir ve zaman içinde gelişen bir arka plan değişimini tanıtır. Sonraki yan cümledeki olay veya durum gelişirken onun şöhreti de artıyordu. As + özne + değişim fiili yapısı, iki gelişmeyi birbirine bağlayarak anlatıyı düzenlemek için sık kullanılır: As X grew, increased, or changed, Y happened. Bu kullanımda as bir bağlaçtır; “... rolünde” anlamındaki edat değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef bağlaçla tamamlayın: ____ the river rose, nearby roads began to flood.
Cevabı göster
As
veteran's pension: askerlik hizmetine dayalı gazi aylığı
Veteran's pension, gerekli şartları karşılayan askerlik hizmetine dayanarak devletin veya askerî bir emeklilik sisteminin düzenli olarak ödediği aylıktır. Kişinin şu anda yaptığı iş için aldığı normal maaş değildir. Bu cümlede for her service in the Union Army, aylığın hangi hizmete dayandığını gösterir. İfade ayrıca arkadaşlarının ve müttefiklerinin resmî tanınma ve ödeme için neden mücadele etmek zorunda kaldığını açıklar.
Alıştırma
a veteran's pension ifadesinde pension ne tür bir ödemedir?
- Bir yarışmada kazanılan tek seferlik ödül
- Bir kişinin şu anda yaptığı iş için aldığı ücret
- Gerekli şartları karşılayan askerlik hizmetine dayalı düzenli ödeme
Cevabı göster
Gerekli şartları karşılayan askerlik hizmetine dayalı düzenli ödeme
was finally granted $20 a month: resmî onayı belirten edilgen yapı
Kişi + be granted + şey biçimindeki edilgen yapı, yetkili bir kurumun kişiye para, hak, izin veya başka bir yardımı resmen onaylayıp verdiğini belirtir. Burada she was granted $20, resmî bir kurumun ona ödeme yapılmasını onayladığı anlamına gelir; grant yalnızca bir şeyi kabul veya tasdik etmek değildir. Finally, onayın ancak uzun bir bekleyiş veya çabadan sonra geldiğini gösterir. a month ise 20 doların tek seferlik değil, her ay tekrarlanan bir ödeme olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi was, finally ve grant fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: After a year of review, Maya ____ a monthly housing allowance.
Cevabı göster
was finally granted
In a fitting twist of fate: anlamlı bir rastlantı
“In a fitting twist of fate”, daha önce sözü edilen bir ayrıntıyla örtüştüğü için özellikle yerinde görünen beklenmedik bir sonucu anlatmaya giriş yapar. A twist of fate, olayların öngörülemeyen biçimde değişmesidir; fitting ise bağlantının anlamlı veya simgesel açıdan uygun göründüğünü belirtir. Burada ifade, 20 dolarlık banknotla ilgili sonraki duyuruyu Tubman'ın daha önce aldığı aylık 20 dolarlık emekli aylığıyla ironik veya çarpıcı bir örtüşme olarak sunar. Bu, anlatıcının yorumudur; kaderin gerçekten fiziksel olarak büküldüğü iddiası değildir.
Alıştırma
“In a fitting twist of fate” bu cümlede neyi belirtir?
- Sonraki olay beklenmediktir ve önceki bir ayrıntıyla anlamlı biçimde örtüşür.
- Konuşmacı bir cismin biçimindeki fiziksel değişimi anlatır.
- Sonraki olay sıradan bir programa göre gerçekleşir.
Cevabı göster
Sonraki olay beklenmediktir ve önceki bir ayrıntıyla anlamlı biçimde örtüşür.
United States Treasury ... a redesigned $20 bill: ABD kâğıt parası bağlamı
“The United States Treasury” burada federal maliyeyi yöneten ve kâğıt para üreten kurumu denetleyen ABD federal bakanlığı Hazine Bakanlığını ifade eder. “A redesigned $20 bill”, Tubman'ın resminin üzerinde yer alması planlanan, yeni tasarıma sahip yirmi dolarlık bir banknot demektir. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü 20 dolarlık kupür daha önce sözü edilen aylık 20 dolarlık emekli aylığıyla örtüşür. Bu para bağlamında bill, fatura veya yasa tasarısı değil, banknot anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede “a redesigned $20 bill” ne anlama gelir?
- Toplamı yirmi dolar olacak şekilde düzeltilmiş bir restoran hesabı.
- Yirmi dolarla ilgili bir yasa tasarısı.
- Yeni tasarıma sahip yirmi dolarlık bir banknot.
Cevabı göster
Yeni tasarıma sahip yirmi dolarlık bir banknot.
on her deathbed: hayatın sonuna yakın
On her deathbed, onun ölüme çok yakın olduğunu ifade eder. Bu, on one's deathbed kalıplaşmış ifadesinin bir biçimidir; yalnızca hastalık nedeniyle yatakta olmak anlamına gelmez. Even durumu daha çarpıcı hâle getirir: 91 yaşında hayatının sonuna gelmiş olmasına rağmen, cümlenin devamında anlatılan şeyi hâlâ yapıyordu.
Alıştırma
Even on her deathbed at age 91, cümlesinde on her deathbed ne anlama gelir?
- Sıradan bir yatakta dinleniyordu.
- Yeni bir yatak satın almıştı.
- Ölüme çok yakındı.
Cevabı göster
Ölüme çok yakındı.
she kept the freedom of her people in mind. Kalıp ifadeler
4:14halkının özgürlüğünü aklından çıkarmadı.
keep something in mind: düşünmeye ve dikkate almaya devam etmek
Kept the freedom of her people in mind, keep + object + in mind kalıbını kullanır. Nesne the freedom of her people ifadesidir ve kept, keep fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bu kalıp, onun halkının özgürlüğünü önemsemeye ve düşünmeye devam ettiği anlamına gelir. Zihnin içine gerçek anlamda bir şey koymayı değil, süren bir ilgiyi veya kaygıyı anlatır.
Alıştırma
keep + object + in mind kalıbını ve nesne olarak your budget ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Please ____ when choosing a hotel.
Cevabı göster
keep your budget in mind
I go away to prepare a place for you ifadesindeki son veda
Ölüm döşeğinde söylenen bu alıntıda I go away sıradan bir yolculuğu anlatmaz. prepare a place for you ile birlikte kullanıldığında, ölümü bu yaşamın ötesinde hazırlanmış bir yere gidiş olarak sunan Hristiyan bir veda diline dönüşür. Bu sözler Yuhanna 14'te İsa'nın verdiği sözü hatırlatır ve gelecekte yeniden buluşma umuduyla dinleyenleri teselli edebilir. Bir biyografinin sonunda bu alıntı yalnızca onun son sözlerini aktarmakla kalmaz; ölümünü cümlede ifade edilen inanç ve başkalarına duyulan özenle ilişkilendirerek hikâyeyi tamamlar.
Alıştırma
Alıntılanan cümle bu ölüm döşeği bağlamında temel olarak ne anlatıyor?
- Bir oda hazırlamak için kısa bir yolculuğa çıkılacağını bildirir.
- Yeni bir eve taşınmak için uygulamalı talimatlar verir.
- Ölümü ve yeniden buluşma umudunu anlatmak için Hristiyan imgeleri kullanır.
Cevabı göster
Ölümü ve yeniden buluşma umudunu anlatmak için Hristiyan imgeleri kullanır.
If you're inspired by Harriet Tubman's life and work,
4:23Harriet Tubman'ın hayatı ve eserlerinden ilham aldıysanız,
we highly recommend the Pulitzer Prize-winning novel, Notlar
4:25Pulitzer Ödüllü romanı şiddetle tavsiye ederiz:
Güçlü bir tavsiye için we highly recommend
We highly recommend açık ve güçlü bir tavsiye bildirir. Highly, recommend fiilini niteleyen bir zarftır; dolayısıyla konuşanların bir şeyi büyük bir güven veya istekle tavsiye ettiğini gösterir. Buradaki highly fiziksel bir yüksekliği anlatmaz. We; sunucuları, eleştirmenleri veya bir kuruluşu temsil edebilir. Kalıp başka durumlara kolayca aktarılır: I/We highly recommend ifadesinden sonra çoğunlukla bir isim veya -ing biçimi gelir; highly recommend that ve ardından bir yan cümle kullanımı da yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi highly ve recommend fiiliyle tamamlayın: We ____ this free study guide.
Cevabı göster
highly recommend
Pulitzer Prize-winning novel: ödül adından kurulan birleşik niteleyici
Pulitzer Prize-winning novel ifadesinde Pulitzer Prize-winning, novel sözcüğünden önce gelen birleşik bir niteleyicidir. Romanın Pulitzer Ödülü'nü kazandığını belirtir; bir yazarın adının parçası değildir. “Ödül adı + -winning + isim” kalıbı, ödül kazanmış bir kişiyi veya eseri hızlıca tanımlar. an Oscar-winning actor ve an award-winning film buna örnektir.
Alıştırma
“Ödül almış” anlamındaki standart birleşik sıfatı tamamlayın: Her debut was an award-____ novel.
Cevabı göster
winning
follows protagonist Cora through: anlatı özetlerinde follow
Bir kitap, film veya hikâye bir karakteri follows ettiğinde follow genellikle “anlatı ilerledikçe o karakterin deneyimlerini sunar” anlamına gelir; “fiziksel olarak arkasından gider” anlamına gelmez. “Eser + follows + karakter + through + deneyim” kalıbı hem anlatının odağını hem de ele alınan deneyim aralığını gösterir. Burada başkahraman Cora merkezdeki karakterdir ve through onun yaşadığı sınavları ve dehşeti tanıtır.
Alıştırma
Bir eleştiride follows bu cümlede ne anlama gelir? The series follows a rookie detective through her first major case.
- Dizinin fiziksel olarak dedektifin arkasından hareket ettiğini söyler.
- Dedektifin diziyi takip ettiği anlamına gelir.
- Dedektifin dava sırasındaki deneyimlerini anlatır.
Cevabı göster
Dedektifin dava sırasındaki deneyimlerini anlatır.
trials and horrors: ağır deneyimleri özetleyen eş görevli isimler
Bu cümlede trials, hukuk davaları ya da deneysel testler değil, ağır zorluklar veya çileler anlamına gelir. Horrors, korku, şok veya tiksinti yaratan deneyimleri anlatır. trials and horrors birlikte uzun bir acı dönemini eş görevli iki soyut isimle yoğun biçimde özetler. Bu tür bir eşleme, ciddi anlatıların veya eleştirilerin her olayı tek tek sıralamadan bir deneyimi özetleyip değerlendirmesini sağlar. Trials, katlanılması gereken zorlukları gösterir; horrors ise dehşet ve zalimliği vurgulayarak anlatımı güçlendirir.
Alıştırma
"The documentary reveals the trials and horrors faced by families during the siege," cümlesinde trials and horrors eşlemesi ne yapar?
- Şaşırtıcı sonuçları olan deneysel testleri anlatır
- Ağır zorlukları ve dehşet verici deneyimleri özetler
- Mahkeme davalarını ve korkutucu hukuki kararları adlandırır
Cevabı göster
Ağır zorlukları ve dehşet verici deneyimleri özetler
Every free trial created encourages Audible
4:42Oluşturulan her ücretsiz deneme, Audible'ı teşvik ediyor