Sohbet botlarından korkmalı mıyız? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, sohbet robotlarının basit ilk sistemlerden sonraki kelimeyi tahmin eden modern teknolojiye uzanan gelişimini inceliyor; akıcı çıktının, makinenin bir zihni olduğunu kanıtlamadan nasıl güvenilir veya duygulu görünebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But more recently, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu geçişi eski ve basit sohbet robotlarından yeni yeteneklere yöneliş olarak tanımak ve geçmişteki durumla güncel gelişmeler arasında açık bir zaman karşıtlığı kurmak için kullanmak. 2. coherent-seeming text — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu kısa çizgili sıfatın, güvenilirliği garanti etmeyen fakat tutarlı görünen metni anlattığını kavramak; böylece etkileyici sunumla gerçekten güvenilir bilgiyi birbirinden ayırmak. 3. are really primed to imagine a mind behind language — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu mecazı, dille karşılaştığımızda arkasında düşünen bir zihin varsaymaya yatkın olmamız şeklinde yorumlamak ve yapay zekânın insansı yanıtlarının neden insanlaştırmaya yol açtığını daha kesin anlatmak.
Bu derste
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
0:01bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce (Six Minute English).
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.
Now, I'm sure most of us have interacted with a chatbot. Kalıp ifadeler
0:13Eminim çoğumuz bir sohbet robotuyla etkileşime girmişizdir.
interacted with a chatbot: bir sohbet botuyla etkileşime girmek
Bu cümlede interacted with a chatbot, bir sohbet botuyla iki yönlü bir etkileşimde bulunmak anlamına gelir. Kişi sözler, bir istek veya bir işlem gönderir ve sohbet botu yanıt verir; bu, kişinin yalnızca aracı açtığı veya kullandığı anlamına gelmez. interact with + kişi, grup, sistem veya hizmet kalıbı, eylemlerin ya da bilgilerin iki yönde hareket etmesine odaklanır. Konuşmayı anlatabilir; ayrıca seçeneklere tıklamayı, komut vermeyi veya sistemin yaptığı bir şeye tepki göstermeyi de kapsayabilir.
Alıştırma
Derste geçen ve ‘iki yönlü etkileşimde bulundu’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyi tamamlayın: At the museum, Leo ____ a digital map that changed when he touched it.
Cevabı göster
interacted with
These are bits of computer technology that respond to text with text Kalıp ifadeler
0:17Bunlar metne metinle yanıt veren
respond to X with Y: X'e Y ile yanıt vermek
respond to X with Y kalıbı, X’e Y’yi vererek veya yaparak tepki göstermek anlamına gelir. Bu cümlede ilk text sohbet botunun aldığı girdidir, ikinci text ise yanıtının biçimidir. Edatlar iki farklı rolü gösterir: to, yanıt alan mesajı, olayı veya sinyali tanıtır; with ise yanıtı, yöntemi veya eylemi tanıtır. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp şöyledir: özne + respond to + girdi veya tetikleyici + with + yanıt.
Alıştırma
respond to X with Y kalıbını tamamlayın: The teacher responded ____ the question ____ a clear example.
Cevabı göster
to · with
You ask it a question and usually it comes up with an answer. Öbek fiiller
0:24Ona bir soru sorarsınız ve genellikle bir cevapla karşılık verir.
come up with an answer: bir cevap üretmek
Come up with; bir fikir, cevap, plan veya çözümü “düşünüp bulmak ya da üretmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede comes, tekil özne it ile uyumludur; with ise üretilen şeyi, yani an answer ifadesini tanıtır. Burada come up with tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Bir şeyin fiziksel olarak gelmesi veya yukarı hareket etmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp bulmak ya da üretmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: We need to ____ a safer plan before tomorrow.
Cevabı göster
come up with
Yes, it's almost like talking to another human. Dilbilgisi
0:28Evet, neredeyse başka bir insanla konuşmak gibidir.
it's almost like + -ing: neredeyse ... yapmak gibi
it's almost like + -ing kalıbı bir deneyimi başka bir deneyimle karşılaştırır. Like burada bir edat gibi işlev gördüğü için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: talking. Almost karşılaştırmayı yumuşatır. Deneyimin başka bir insanla konuşmaya çok benzediğini belirtir; ancak bunun tamamen aynı şey olduğu veya sistemin insan olduğu iddia edilmez.
Alıştırma
Cümleyi almost like + -ing biçimiyle tamamlayın: With the headset on, it's ____ inside the game.
Cevabı göster
almost like being
Teknolojide more sophisticated: daha gelişmiş ve karmaşık
Bu teknoloji bağlamında more sophisticated, daha gelişmiş, karmaşık ve yetenekli demektir. Ardından gelen more advanced and complex ifadesi bu anlamı açar. Sophisticated bir sistemi, aracı veya yöntemi nitelediğinde, genellikle onun daha zor görevleri yerine getirecek şekilde geliştirildiğini belirtir. Burada teknolojiye sosyal deneyim atfetmez ve yalnızca zarif bir görünüşü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sophisticated software ifadesindeki sophisticated sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Sosyal açıdan deneyimli ve zarif
- Anlaşılması zor fakat mutlaka gelişmiş olmayan
- Gelişmiş, karmaşık ve özenle geliştirilmiş
Cevabı göster
Gelişmiş, karmaşık ve özenle geliştirilmiş
But could they replace real human interaction altogether? Kalıp ifadeler
0:39Peki gerçek insan etkileşiminin yerini tamamen alabilirler mi?
replace ... altogether: tamamen yerini almak
Replace real human interaction altogether, insanlar arasındaki gerçek temasın yerini tamamen almak demektir. Replace, ortadan kaldırılıp yerine başka bir şey geçen ögeyi doğrudan nesne olarak alır: replace + real human interaction. Burada altogether, tamamen veya bütünüyle anlamına gelen bir zarftır. Soru, teknolojinin etkileşimin bir kısmının yerini alıp almayacağından, hiç gerçek insan etkileşimi bırakmayıp bırakmayacağına kadar güçlenir; sayısal bir toplam anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi yüz yüze eğitimin yerini tamamen almak anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Online videos can support a class, but they cannot ____.
Cevabı göster
replace face-to-face teaching altogether
and find out if chatbots really think for themselves. Notlar
0:45ve sohbet robotlarının gerçekten kendi başlarına düşünüp düşünmediklerini öğreneceğiz.
find out: bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out, soru sorarak, kontrol ederek, konuşarak veya araştırarak daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Bu cümlede öğrenilecek bilgi if yan cümlesiyle verilir: sohbet botlarının gerçekten kendi başlarına düşünüp düşünmediği. Find out if/whether ... kalıbı, cevabı evet ya da hayır olan bir sorunun yanıtını öğrenmek için kullanılır. Find out fiziksel bir nesnenin yerini bulmaya değil, bilgi edinmeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “cevabı öğrenmek” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: We need to ____ whether the concert starts at six.
Cevabı göster
find out
really think for themselves: gerçek bağımsız düşünme
Think for themselves, yalnızca kendilerine söylenenleri kabul etmek veya hazır bir tepkiyi izlemek yerine kendi yargılarını oluşturmak demektir. Burada for themselves “bağımsız olarak” anlamına gelir; “kendi çıkarları için” demek değildir. Çoğul özne chatbots ile themselves dönüşlülük zamiri uyumludur. Really, görünürdeki bu yeteneğin gerçek olup olmadığını sorgular. Cümle bağımsız düşünme hakkında soru sorar; sohbet botlarının insan benzeri bir bilince sahip olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bağımsız yargılarda bulunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The club members should ____ instead of copying every opinion they hear.
Cevabı göster
think for themselves
İnsanlarla makineler arasında inandırıcı bir konuşma
Plausible conversation ifadesinde plausible, inandırıcı veya görünüşte makul demektir. Etkileşimin nasıl göründüğünü anlatır; onun gerçek olup olmadığını ya da içeriğinin olgularla uyuşup uyuşmadığını belirtmez. Burada ifade, programın insanlarla makineler arasındaki inandırıcı bir konuşmaya benzeyen etkileşim üretebildiğini anlatır. Makinenin insan dilini gerçekten anladığını iddia etmez.
Alıştırma
'a plausible explanation' ifadesindeki plausible ne anlama gelir?
- İnandırıcı geliyor, ancak doğru olduğu mutlaka kanıtlanmış değil.
- Bir olgu olarak doğrulandı.
- İnanılması imkânsız.
Cevabı göster
İnandırıcı geliyor, ancak doğru olduğu mutlaka kanıtlanmış değil.
I'll reveal the answer at the end of the program. Anlatım akışı
1:13Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
Cevabı programın sonunda açıklayacağım
Bu cümle dinleyicilere cevabın ne zaman verileceğini söyler: şimdi değil, programın sonunda. Cevabı programın ilerleyen kısmına yerleştirir ve dinleyicilere dinlemeyi sürdürmeleri için bir neden verir. Reveal the answer, cevabın bilerek bir süre saklandığını ve daha sonra açıklanacağını düşündürür. Tell you the answer ile karşılaştırıldığında reveal daha güçlü bir merak ve gerilim duygusu oluşturur.
Alıştırma
'I'll reveal the answer at the end of the program.' cümlesinin temel söylem işlevi nedir?
- Dinleyicilere saklanan bilginin daha sonra verileceğini söyler.
- Cevabı hemen verir.
- Programın çoktan bittiğini söyler.
Cevabı göster
Dinleyicilere saklanan bilginin daha sonra verileceğini söyler.
the technology is able to predict the next word that is likely to be used in a sentence. Dilbilgisi
1:23teknoloji bir cümlede kullanılması muhtemel bir sonraki kelimeyi tahmin edebiliyor.
But more recently: geçmişten yakın dönemdeki bir değişime geçiş
But more recently, daha önceki bir durumdan onunla karşıtlık oluşturan daha geç ve yakın dönemdeki bir gelişmeye geçildiğini gösterir. Buradaki but yalnızca önceki ifadeye karşı çıkmaz; iki zaman dilimini birbirine bağlar ve dinleyiciye durumun değiştiğini bildirir. Konuşma ve yazılarda bu ifade bilgiyi düzenler: önce eskiden neyin doğru olduğu belirtilir, ardından daha yakın zamanda ortaya çıkan durum sunulur.
Alıştırma
Bu bölümde But more recently dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşmacı eski bir durumdan onunla karşıtlık oluşturan yakın dönemdeki bir gelişmeye geçiyor.
- Konuşmacı bilgiyle ilgili bir hatayı düzeltiyor.
- Konuşmacı 1960'lar ve 70'lerle ilgili başka bir ayrıntı ekliyor.
Cevabı göster
Konuşmacı eski bir durumdan onunla karşıtlık oluşturan yakın dönemdeki bir gelişmeye geçiyor.
is likely to be used: olasılık ve edilgen yapı
Is likely to be used, be likely to yapısını edilgen bir mastarla birleştirir. Be likely to, bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu ancak kesin olmadığını söyler. To be used edilgendir; bu nedenle özne olan the next word, birinin kullanacağı şeydir. Kalıp özne + be likely + to be + geçmiş zaman ortacıdır. Be biçimi özneye ve zamana göre değişir: The tool is likely to be used; the tools are likely to be used; the tool was likely to be used.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için be likely to ile use fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimini kullanın: This tool ____ in tomorrow's lesson.
Cevabı göster
is likely to be used
or when I have problems trying to book a ticket on a website. Kalıp ifadeler
1:36veya bir web sitesinde bilet ayırtmaya çalışırken sorun yaşadığımda bunları kullanmayı deneyimledim.
book a ticket: bilet ayırtmak
Book a ticket, genellikle bir yolculuk veya etkinlik için önceden bilet ayarlamak anlamına gelir. Burada book, kitap anlamındaki isim değil, ayırtmak anlamındaki fiildir. Yapı book + a/the/your ticket veya book + tickets şeklinde olabilir. Odak noktası rezervasyonu yapmaktır; ödeme aynı anda ya da ayrı olarak yapılabilir.
Alıştırma
Book kelimesini fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: Before prices rise, I need to ____ for the train to York.
Cevabı göster
book a ticket
no longer phone: artık telefonla aramamak
No longer, bir şeyin geçmişte doğru olduğunu veya gerçekleştiğini, fakat artık doğru olmadığını ya da gerçekleşmediğini belirtir. I no longer phone a human cümlesinde konuşan kişi eskiden bir insanı telefonla arıyordu, ancak şimdi bunu yapmıyor. Normal bir ana fiilden önce no longer doğrudan fiilin önüne gelir: no longer phone, no longer use. Be ile kullanıldığında be fiilinden sonra gelir: is no longer available.
Alıştırma
Cümleyi no longer ve use fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The school ____ paper permission slips.
Cevabı göster
no longer uses
Dijital bir yardımcı olarak virtual assistant
Burada virtual assistant, sesli asistan veya otomatik müşteri hizmetleri sistemi gibi kullanıcılarla iletişim kuran yazılım tabanlı bir yardımcı anlamına gelir. a human ifadesiyle kurulan karşıtlık, burada insan olmayan bir sistem kastedildiğini açıkça gösterir. Bu bağlamda virtual, asistanın fiziksel olarak orada bulunan biri değil, dijital bir sistem olduğunu belirtir. İfadenin bütünü bu hizmet türü için kullanılan yaygın bir addır; kelimesi kelimesine hayalî bir yardımcı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede virtual assistant neyi ifade ediyor?
- kullanıcıya yanıt verebilen yazılım tabanlı bir yardımcı
- aynı odada bulunan insan bir asistan
- sanal gerçeklik kullanmayı öğrenen bir kişi
Cevabı göster
kullanıcıya yanıt verebilen yazılım tabanlı bir yardımcı
Probably the most well-known chatbot at the moment Kalıp ifadeler
1:45Muhtemelen şu anda en çok bilinen sohbet robotu
“Şu anda” anlamındaki at the moment
At the moment, “şimdi” veya “şu anda” anlamına gelir. Hangi sohbet robotunun muhtemelen en çok bilindiğine ilişkin ifadeyi içinde bulunulan dönemle sınırlar; bu durum değişebilir. Bu ifadede moment, saniyeden kısa, kesin bir anı anlatmaz. İfade çoğu zaman mevcut durumu geçici veya değişime açık olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “şu anda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The shop is closed ____, but it may reopen later today.
Cevabı göster
at the moment
The claim is that it's able to answer anything you ask it. Anlatım akışı
1:50İddia şu ki, ona sorduğunuz her şeye cevap verebiliyor.
The claim is that...: değerlendirilmesi gereken bir iddiayı sunmak
The claim is that... kalıbı, ardından gelen düşünceyi kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, incelenmesi gereken bir iddia olarak sunar. Burada sistemin her soruyu cevaplayabildiği düşüncesini aktarır ancak bunun doğru olup olmadığını açık bırakır. Bu kalıp bir savı düzenlemeye yardımcı olur: önce iddia belirtilir, ardından kanıt, soru veya eleştiri sunulur.
Alıştırma
“The claim is that the app can solve every problem,” cümlesindeki başlangıç kalıbı neyi belirtir?
- Düşüncenin doğru olduğu zaten kanıtlanmıştır.
- Düşünce, hâlâ değerlendirilmesi gereken bir iddia olarak sunuluyor.
- Konuşan kişi doğrudan emir veriyor.
Cevabı göster
Düşünce, hâlâ değerlendirilmesi gereken bir iddia olarak sunuluyor.
BBC Radio 4 programı Word of Mouth
BBC Radio 4, Birleşik Krallık'ta BBC'ye ait ulusal bir radyo kanalıdır; Word of Mouth ise bu kanaldaki bir programın adıdır. Bu cümlede ifadenin tamamı tartışmanın medya kaynağını belirtir. Word of Mouth, program sözcüğünden sonra geldiği için burada özel ad olarak okunmalıdır. Kişiden kişiye aktarılan bilgi anlamındaki genel word of mouth ifadesi değildir.
Alıştırma
Orijinal cümlede Word of Mouth nedir?
- Kişiden kişiye aktarılan bilgiye yönelik genel bir ifade
- Bir sohbet botuna soru sorma yöntemi
- Bir BBC Radio 4 programının adı
Cevabı göster
Bir BBC Radio 4 programının adı
akademik bir alan olarak computational linguistics
Computational linguistics, dili hesaplamalı yöntemlerle inceleyen alan olan “hesaplamalı dilbilim” demektir. İnsan dili hakkındaki bilgiyi, metin ve konuşmayı analiz edebilen veya üretebilen araçlarla birleştirir. Burada professor of computational linguistics, Emily M. Bender’ın akademik alanını belirtir. Bu uzmanlık, sohbet robotlarının dili nasıl ürettiğini değerlendirmekle ilgilidir; computational, alanın yerleşik adının bir parçasıdır ve yalnızca “hesaplamalarla yapılan” anlamında genel bir tanım değildir.
Alıştırma
Computational linguistics ifadesine en uygun tanım hangisidir?
- bilgisayar donanımının onarımı
- dilin hesaplamalı yöntemlerle incelenmesi
- insanların aritmetik problemleri nasıl çözdüğünün incelenmesi
Cevabı göster
dilin hesaplamalı yöntemlerle incelenmesi
what a chatbot is telling: soru değil, isim cümleciği
what a chatbot is telling us grubunun tamamı bir isim cümleciğidir; daha kesin ifadeyle kaynaşmış bir ilgi cümleciğidir. “Bir sohbet robotunun bize verdiği bilgi” anlamına gelir ve trust fiilinin nesnesidir. Buradaki what doğrudan bir soru başlatmaz. Cümlecik içinde soru dizilişi değil, a chatbot is telling biçimindeki düz cümle dizilişi kullanılır. Bu yapı, what + özne + fiil grubunun daha büyük bir cümle içinde bir şeyi veya bilgiyi temsil etmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi bir what cümleciğiyle tamamlayın. “Uygulamanın size vermekte olduğu bilgi” anlamı için tell fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimini kullanın: Before acting, check ____.
Cevabı göster
what the app is telling you
as authoritative and reliable and valuable.
2:18yetkin, güvenilir ve değerli olarak tepki verme eğilimindeyiz.
tend to react to X as Y: X'e Y olarak tepki verme eğilimi
“Tend to + fiil” her seferinde gerçekleşen bir sonucu değil, yaygın bir eğilimi belirtir. Buradaki tend to react, “tepki verme eğiliminde olmak” anlamına gelir. “React to X as Y” yapısında X tepkiye yol açan şeydir; Y ise tepki verirken X'e yüklenen konum veya özelliklerdir. Metin otorite sahibi, güvenilir ve değerli kabul edilir; as tepkinin nedenini değil, bu değerlendirmeyi ifade eder.
Alıştırma
“Viewers tend to react to polished videos as expert advice” cümlesinde “as expert advice” ne işe yarar?
- Videoların nasıl hazırlandığını açıklar.
- İzleyicilerin videolara verdiği konumu gösterir.
- Videoların, tavsiye uzman görüşü olduğu için var olduğunu söyler.
Cevabı göster
İzleyicilerin videolara verdiği konumu gösterir.
coherent-seeming text: tutarlı görünen metin
Coherent-seeming, text sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle oluşturulmuş birleşik bir sıfattır. Metnin tutarlı olduğu izlenimini verdiğini, yani fikirlerin mantıksal biçimde bağlantılı ve kolayca takip edilebilir göründüğünü anlatır. -seeming bölümü bu yargıyı kesin olmaktan çıkarır. Metnin gerçekten tutarlı, mantıklı veya güvenilir olduğunu doğrulamaz. “Sıfat + -seeming” kalıbı, görünüş ile gerçek farklı olabileceğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
“The article presents a coherent-seeming argument” cümlesinde coherent-seeming ne anlama gelir?
- Tamamen tutarlı ve doğru olduğu kanıtlanmıştır.
- Tutarlı görünür, ancak gerçekte tutarlı olmayabilir.
- İlk bakıştan itibaren kafa karıştırıcıdır.
Cevabı göster
Tutarlı görünür, ancak gerçekte tutarlı olmayabilir.
be on guard against that: bir riske karşı tetikte olmak
Be on guard against something, bir şey zarar verebileceği ya da yanıltabileceği için ona karşı tetikte olmak demektir. Buradaki that, bir metin sırf akıcı ve iyi düzenlenmiş olduğu için ona hemen güvenme eğilimini ifade eder. On guard bir hazırlık ve dikkat durumunu anlatır; guard burada bir kişiyi ifade etmez. Against, dikkat edilmesi gereken riski getirir. Bu nedenle tekrar kullanılabilen kalıp be on guard against + riski adlandıran bir isim veya söz öbeğidir.
Alıştırma
Uyarıyı “karşı tetikte olmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: Be ____ online messages that ask for your password.
Cevabı göster
on guard against
because what's coming out of ChatGTP is none of that. Notlar
2:24çünkü ChatGTP'den çıkan şey bunların hiçbiri değil.
coming out of ChatGTP: bir kaynağın ürettiği çıktı
Coming out of ChatGTP burada “ChatGTP tarafından üretilen veya çıktı olarak verilen” anlamındadır. Bir yerden fiziksel olarak çıkan bir şeyi değil, sistemin ürettiği metni veya bilgiyi ifade eder. Daha genel olarak, something coming out of a source bilgi, açıklama, sonuç veya ürünlerin hangi kaynaktan geldiğini gösterebilir. Aynı sözcükler başka bağlamlarda fiziksel hareketi de anlatabilir; bu yüzden anlamı çevredeki sözcüklere ve duruma göre seçin.
Alıştırma
Hangi cümlede coming out of “bir kaynak tarafından üretilmek veya yayımlanmak” anlamında kullanılmıştır?
- We are coming out of the cinema now.
- The latest report coming out of the lab raises new questions.
- The cat is coming out of the box.
Cevabı göster
The latest report coming out of the lab raises new questions.
none of that: daha önce sözü edilen tüm nitelikleri reddetmek
Burada that, daha önce sözü edilen güvenilir, otorite sahibi ve değerli olma gibi niteliklere gönderme yapar. none of that, çıktının bu niteliklerin hiçbirine sahip olmadığı anlamına gelir. Bu ifade, tek bir somut nesneye gönderme yapmak yerine önceki açıklamanın tamamını kısa ve güçlü biçimde reddeder. Başka bağlamlarda that sözcüğünün hangi düşünceyi veya nitelik grubunu özetlediğini belirleyin.
Alıştırma
Örnekte none of that neyi reddediyor?
- Yalnızca değerli olma niteliği
- Belirli bir somut nesne
- Daha önce sözü edilen tüm olumlu nitelikler
Cevabı göster
Daha önce sözü edilen tüm olumlu nitelikler
So, Professor Bender says that well-written text that is coherent,
2:27Profesör Bender, iyi yazılmış, tutarlı, yani
that means it's clear, carefully considered and sensible,
2:31açık, dikkatle düşünülmüş ve mantıklı metinlerin
makes us think: make + nesne + fiilin yalın hâli
Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: makes us think. Us etkilenen kişileri gösterir; think ise bu kişilerin yönlendirildiği düşünceyi başlatır. Make fiili etken bir cümlede bu ettirgen anlamla kullanıldığında, ardından to olmadan fiilin yalın hâli gelir: makes us think denir, makes us to think denmez. Bu yapı, bir şeyin kişinin düşüncelerini veya davranışlarını etkilemesini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi think ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak tamamlayın: The polished design makes us ____ the app is safe.
Cevabı göster
think
important-sounding: kanıt değil, izlenim
Important-sounding, “önemli olduğu izlenimini veren” anlamına gelir. -sounding bölümü, bir şeyin gerçekte ne olduğunun kanıtlanmasını değil, nasıl algılandığını anlatır. Bu, kısa çizgiyle oluşturulmuş birleşik bir sıfattır. Buradaki gibi bir bağ fiilinden sonra veya important-sounding language örneğindeki gibi bir isimden önce gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede important-sounding en doğrudan hangi anlamı verir?
- Önemli olduğu kanıtlanmıştır.
- Yüksek ve ciddi bir ses çıkarır.
- Önemli olduğu izlenimini verir ama gerçekte önemli olmayabilir.
Cevabı göster
Önemli olduğu izlenimini verir ama gerçekte önemli olmayabilir.
Yes, chatbots might appear to write in this way, Dilbilgisi
2:43Evet, sohbet robotları bu şekilde yazıyor gibi görünebilir,
might appear to write: görünüş hakkında temkinli bir ifade
might appear to write ifadesinde appear to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapıyor gibi görünmek” anlamına gelir. Gerçekte ne olduğunu doğrulamak yerine dışarıdan edinilen izlenimi aktarır. Might bir katman daha belirsizlik ekler. might appear to birlikte kullanıldığında ifade özellikle temkinli olur: sohbet botları bu şekilde yazdıkları izlenimini verebilir, ancak cümle bunu gerçekten yaptıklarını söylemez.
Alıştırma
Hem olasılık hem de dış görünüş anlamı ekleyen, dersteki üç sözcüklük ifadeyi tam olarak yazın: The app ____ understand your question, but it may only be matching keywords.
Cevabı göster
might appear to
but really they are just predicting one word after another Kalıp ifadeler
2:46ama aslında öğrendiklerine dayanarak
one word after another: sırayı anlatan yapı
One word after another, sözcüklerin sırayla işlendiğini anlatır: önce bir sözcük, ardından sonraki sözcük ve sonra bir başkası tahmin edilir. Tüm sözcüklerin aynı anda tahmin edilmesini ya da sözcüklerin rastgele yığılmasını değil, düzenli ve devam eden bir süreci vurgular. Tekrar kullanılabilen yapı one + tekil sayılabilen isim + after another şeklindedir. Aynı türden birkaç öğenin veya eylemin sırayla gerçekleşmesini ya da işlenmesini anlatır.
Alıştırma
Örnekte one word after another neyi vurguluyor?
- Tüm sözcükler aynı anda tahmin edilir.
- Sözcükler belirli bir sıra olmadan seçilir.
- Sözcükler sırayla, her biri bir öncekini izleyerek tahmin edilir.
Cevabı göster
Sözcükler sırayla, her biri bir öncekini izleyerek tahmin edilir.
based on what they have learned: dayanağı belirtme
Based on, “bir şeyi kanıt ya da temel olarak kullanarak” anlamına gelir. Burada based on what they have learned geçmiş zaman ortacı öbeği predicting ifadesini niteler ve “Hangi temele dayanarak?” sorusunu yanıtlar. What they have learned, “öğrendikleri bilgi” anlamında bir isim yan cümlesidir. on edatının tamamlayıcısıdır. Buradaki what bir soru başlatmadığı için yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi based on + what yan cümlesi yapısıyla tamamlayın: We changed the plan ____ we had learned from the first test.
Cevabı göster
based on what
be careful and alert about the accuracy of what we're being told.
2:54bize söylenenlerin doğruluğu konusunda dikkatli ve uyanık olmalıyız.
One concern is that chatbots, a form of artificial intelligence, Kelime
2:59Bir endişe de, yapay zekanın bir formu olan sohbet robotlarının,
a form of artificial intelligence: bir kategori belirtmek
Bu cümlede a form of artificial intelligence, “bir yapay zekâ türü” anlamına gelir. Buradaki form fiziksel şekli değil, bir kategoriyi belirtir. İfade, chatbots sözcüğünden sonra onu açıklayan bir ara ifade olarak gelir ve ait olduğu kategoriyi ekler. İki yanındaki virgüller, bunun cümlenin ana eylemi değil ek bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bir tür” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Sign language is ____ visual communication.
Cevabı göster
a form of
work a bit like a human brain: sınırlı bir benzetme
work a bit like a human brain, cümle kesin benzerliği vermeden önce bir benzetme sunar; asıl benzerlik, öğrenmek ve bilgiyi işlemektir. Böylece açıklama tanıdık bir görüntüden belirli bir ayrıntıya ilerler. a bit like, iddianın kapsamını sınırlar ve “biraz benzer” anlamına gelir. Bu nedenle teknoloji gerçek bir beyin olarak ya da her bakımdan beyinle aynı şey olarak anlatılmaz.
Alıştırma
Cümleyi sınırlı bir karşılaştırma yapan ders ifadesiyle tamamlayın: A password manager ____ a locked vault because it protects valuable information.
Cevabı göster
works a bit like
deneyimlerden öğrenebilmek
Be able to + fiil, birinin veya bir şeyin bir işi yapma yeteneğine sahip olduğunu anlatır. Burada they're able to learn, onların öğrenme yeteneğine sahip olduğunu belirtir. Learn from experience, geçmişte olanları gelecekteki anlayışı veya davranışı geliştirmek için kullanmak demektir. From, experience sözcüğünü öğrenmenin kaynağı olarak gösterir; experience öğrenilen bir dersin adı değildir.
Alıştırma
Cümleyi learn from experience ifadesindeki edatla tamamlayın: A good coach is able to learn ____ experience.
Cevabı göster
from
deep learning: derin öğrenme
Deep learning, yapay zekâ alanında kullanılan teknik bir terimdir. Verilerden örüntüler öğrenmek için çok sayıda katmana sahip sinir ağlarını kullanan bir makine öğrenmesi türüdür. Burada deep, yerleşik teknik adın bir parçasıdır ve bu katmanlara gönderme yapar. Yalnızca bir konuyu çok derinlemesine çalışmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede deep learning ne anlama gelir? The app uses deep learning to recognize speech.
- Yapay zekâda kullanılan belirli bir yöntem
- Bir okul dersini çok dikkatli biçimde çalışmak
- Yerin çok altında öğrenmek
Cevabı göster
Yapay zekâda kullanılan belirli bir yöntem
A cognitive psychologist and computer scientist called Geoffrey Hinton
3:12Geoffrey Hinton adında bilişsel bir psikolog ve bilgisayar bilimcisi
could soon overtake the level of information that a human brain holds. Kelime
3:19bir insan beyninin barındırdığı bilgi seviyesini geçebileceğinden korktuğunu söyledi.
soyut bir karşılaştırma olarak overtake the level of information
Bu cümlede overtake, fiziksel olarak bir aracı geçmek değil, “yetişip ardından önüne geçmek” anlamına gelir. Nesnesi olan the level of information that a human brain holds, soyut bir karşılaştırma ölçütüdür. Bu fiil, teknolojik gelişimi bir yarış gibi gösterir: sohbet botları insan kapasitesinin gerisinden gelip daha yüksek bir bilgi düzeyine ulaşabilir. Bu anlam, bir şirketin, eğilimin, puanın veya yeteneğin başka birinin önüne geçmesini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “overtake the level of information” ne anlama geliyor?
- Bilgisayar kullanan bir kişiyi arabayla geçmek
- Bir insan beyninden bilgiyi çıkarmak
- Bir insan beyninin barındırabileceği bilgi düzeyini aşmak
Cevabı göster
Bir insan beyninin barındırabileceği bilgi düzeyini aşmak
onay istemek için kullanılan isn't it?
Isn't it?, olumlu That's a bit scary cümlesine eklenen bir soru takısıdır. Bu yapı, be fiilini olumsuz biçimde tekrarlar ve that öznesine karşılık olarak it kullanır: That is ... isn't it? Burada konuşan kişi esas olarak yeni bilgi istemez. Soru takısı, dinleyiciyi durumun korkutucu olduğu duygusuna katılmaya veya buna tepki vermeye davet eder.
Alıştırma
Ana cümleyle uyumlu standart soru takısını tamamlayın: The room is a little cold, ____?
Cevabı göster
isn't it
chatbots can be useful for practical information.
3:27sohbet robotları pratik bilgiler için faydalı olabilir.
but for now: odağı mevcut duruma geri çevirmek
But önceki kaygıyla bir karşıtlık kurarken for now olumlu değerlendirmeyi şu anla sınırlar. Birlikte kullanıldığında but for now, dikkati daha sonra olabileceklerden şu anda yararlı olan şeye geri çeker. For now ayrıca durumun değişebileceğini ima eder. Bu nedenle cümle, sohbet robotları hakkında kalıcı bir iddia değil, geçici bir değerlendirme sunar.
Alıştırma
“Buna rağmen, şu anda” anlamındaki vurgulanan geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The bookshop may move later, ____ it is staying on King Street.
Cevabı göster
but for now
But sometimes, we start to believe they are human
3:30Ama bazen onların insan olduğuna inanmaya başlıyoruz
and we interact with them in a human-like way. Kalıp ifadeler
3:33ve onlarla insan benzeri bir şekilde etkileşime giriyoruz.
interact with them in a human-like way: onlarla insanmış gibi etkileşim kurmak
Interact with them, onlarla iletişim kurmak veya onlara karşılık vermek anlamına gelir; with etkileşimdeki diğer tarafı belirtir. Burada them, sohbet robotlarını ifade eder. In a human-like way etkileşimin nasıl gerçekleştiğini anlatır: insanlar sohbet robotlarına, bir insana karşılık veriyormuş gibi yanıt verir. Human-like, insana benzeyen demektir; gerçekten insan olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir makinenin gerçekten insan olduğunu söylemeden ona insanmış gibi davranmayı anlatır?
- People sometimes interact with the robot in a human-like way.
- People sometimes prove that the robot is human.
- People sometimes avoid interacting with the robot.
Cevabı göster
People sometimes interact with the robot in a human-like way.
This can make us believe them even more. Dilbilgisi
3:36Bu onlara daha da fazla inanmamıza neden olabilir.
can make + nesne + fiilin yalın hâli ... even more
Can make + nesne + fiilin yalın hâli, olası bir etkiyi anlatır: bir şey, birinin bir eylemde bulunmasına, düşünmesine veya bir şey hissetmesine yol açabilir. Make sözcüğünden sonra to believe değil, fiilin yalın hâli olan believe kullanılır. Buradaki This, sohbet robotlarıyla insanlarla konuşur gibi etkileşim kurmayı ifade eder. Even more, insanların onlara zaten bir ölçüde inandığını ve inançlarının daha da güçlenebileceğini gösterir. Can, bunun kesin bir sonuç değil, olası bir etki olduğunu belirtir.
Alıştırma
Believe fiilini can make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında kullanın: Strong evidence can make people ____ the report even more.
Cevabı göster
believe
Professor Emma Bender, speaking on the BBC's Word of Mouth program,
3:38BBC'nin Word of Mouth programında konuşan Profesör Emma Bender,
what's going on there: o durumda neler olduğu
What's going on there, o durumda neler olduğu veya durumu neyin açıkladığı anlamına gelir. Going on yalnızca o anda gerçekleşen bir eylemi değil, bütün bir durumu ya da bunun arkasındaki nedeni de ifade edebilir. I think what's going on there is ... cümlesinde, what's going on there yan cümlesinin tamamı konuşanın açıklamak üzere olduğu şeyi belirtir. There, fiziksel bir yer yerine daha önce konuşulan bir soruna veya olguya gönderme yapabilir.
Alıştırma
Bir internet sitesi kullanıcıların oturumunu sürekli kapatıyor. Hangi cümle duruma ilişkin bir açıklamayı doğal biçimde sunar?
- I think what's going on there is a problem with its login system.
- What usually happens there?
- What happened there yesterday?
Cevabı göster
I think what's going on there is a problem with its login system.
Girdi-sonuç ilişkileri için depend on ... put in
Depend on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini ya da ondan etkilendiğini anlatır. Burada cevap türleri sonuç, sorular ise bu sonucu şekillendiren koşuldur. Bir sistem bağlamında put in, bilgi girmek veya göndermek anlamına gelir. Kalıbın bütünü bir girdi-çıktı ilişkisini açıklar: çıkan sonuç, girilen şeye bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi iki hedef ifadeyle tamamlayın: The search results ____ the keywords you ____.
Cevabı göster
depend on · put in
Sözlü kısaltma olarak doing likely next word, likely next word
Bu, sıkıştırılmış ve gündelik bir sözlü anlatımdır; eksiksiz, standart bir yapı değildir. Kastedilen anlam “olası sonraki kelimeyi tekrar tekrar tahmin etmek”tir. Doing, sürecin yerini gevşek biçimde tutarken predicting ve the gibi sözcükler söylenmez; likely, next word ifadesini niteleyen bir sıfat işlevindedir. Likely next word ifadesinin tekrarı, süreci art arda gelen adımlar olarak gösterir: olası bir sonraki kelimeyi seçmek ve ardından aynısını yeniden yapmak. Hızlı açıklamalarda bu sözleri özenle kurulmuş tam bir cümle olarak görmek yerine, eksik eylemi bağlamdan tamamlayın.
Alıştırma
Doing likely next word, likely next word şeklindeki kısaltılmış ifadenin tam anlamı hangisidir?
- Herhangi bir kelime üretmeden önce tüm yanıtı seçiyor.
- En olası sonraki kelimeyi tekrar tekrar tahmin ediyor.
- Her kelimenin gerçeklere uygun olup olmadığını kontrol ediyor.
Cevabı göster
En olası sonraki kelimeyi tekrar tekrar tahmin ediyor.
you start asking it questions about how do you feel,
3:57ona nasıl hissediyorsun gibi sorular sormaya başlarsanız,
that sound like what a sentient entity would say. Dilbilgisi
4:06söylemesi için kışkırtabilirsiniz.
provoke it to say: bir tepki ortaya çıkarmak
Burada provoke, “kızdırmak” değil, “bir tepkiye yol açmak veya tepkiyi ortaya çıkarmak” anlamındadır. Kullanıcı belirli bir istem seçerek sistemin bazı sözler üretmesini sağlayabilir. provoke + nesne + to-infinitive yapısı, bir uyaranın nesneyi harekete geçirdiğini anlatır. Bu cümlede eylem say olduğundan vurgu, sözlü bir çıktı elde etmektedir.
Alıştırma
“You can provoke it to say things” cümlesinde provoke ne anlama gelir?
- Onu kızdırmak.
- Bir yanıt üretmesini sağlamak.
- Yanıt vermesini engellemek.
Cevabı göster
Bir yanıt üretmesini sağlamak.
sound like what X would say: X'in söyleyeceği sözlere benzemek
sound like what X would say kalıbı, “X'in kullanması beklenebilecek sözler izlenimi vermek” demektir. Hem konuşma dilini hem de yazılı ifadelerin yarattığı izlenimi anlatabilir. Burada sözler, duygu veya deneyim yaşayabilen bir varlık olan sentient entity'den beklenen dille karşılaştırılır. Sound like kanıt değil, benzerlik bildirir; dolayısıyla cümle kaynağın gerçekten böyle bir duyumsama yetisine sahip olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“These words sound like what a careful editor would say” ne anlama gelir?
- Bu sözler, dikkatli bir editörün duyamayacağı kadar sessiz.
- Bu sözler, dikkatli bir editörün kullanabileceği türden sözlere benziyor.
- Bu sözler, konuşanın dikkatli bir editör olduğunu kanıtlıyor.
Cevabı göster
Bu sözler, dikkatli bir editörün kullanabileceği türden sözlere benziyor.
whenever we encounter language.
4:13dilin arkasında bir zihin hayal etmeye gerçekten şartlandığımız gibi.
are really primed to imagine a mind behind language: dilin arkasında bir zihin hayal etmeye çok yatkın olmak
be primed to + fiil yapısında primed, zihinsel olarak hazır veya eğilimli olmayı, dolayısıyla bir tepkinin özellikle daha olası hâle gelmesini anlatır. Buradaki are really primed to imagine, insanların dille karşılaştıklarında bu zihinsel çıkarımı kolayca yaptıkları anlamına gelir. a mind behind language, sözlerin kaynağında düşünen ve niyet sahibi bir varlık bulunması demektir. Cümle, insanların böyle bir kaynak varsayma eğilimini anlatır; her dil kaynağının gerçekten bir zihne sahip olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede are really primed to imagine ne anlama gelir?
- İnsanlara bunu hayal etmeleri emredilir.
- İnsanlar hayal edebilmesi için bir cihazı fiziksel olarak açar.
- İnsanlar bunu hayal etmeye özellikle hazır veya yatkındır.
Cevabı göster
İnsanlar bunu hayal etmeye özellikle hazır veya yatkındır.
have to account for: bir etkeni mutlaka hesaba katmak
Have to gereklilik bildirir. Burada account for that, karar verirken bu gerçeği bir etken olarak hesaba katmak anlamına gelir. That, dilin arkasında bir zihin hayal etme eğilimini ifade eder. Account for, bir şeyin neden olduğunu açıklamak anlamına da gelebilir. Ancak making decisions sözleri burada planlama anlamını gösterir: ilgili bir etkeni göz ardı etmemek.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When setting the budget, we have to ____ rising prices.
Cevabı göster
account for
So, although a chatbot might sound human, Dilbilgisi
4:19Yani, bir sohbet robotu kulağa insan gibi gelse de,
we really just ask it things to get a reaction. Kalıp ifadeler
4:22aslında sadece bir tepki almak için ona bir şeyler soruyoruz.
Although a chatbot might sound human: ana noktadan önce ödünleme
Although, ardından gelen bilgiyle çelişiyor gibi görünebilecek bir noktayı kabul eden yan cümleyi başlatır. Burada sohbet robotunun insan gibi gelebileceği kabul edilir; ancak bu sonuç değil, arka plan bilgisidir. Asıl mesaj virgülden sonraki ana cümlede yer alır. Aktarılabilir kalıp Although + özne + fiil, ana cümle şeklindedir: önce bir gerçeği kabul edin, sonra dinleyicinin odaklanmasını istediğiniz ana noktayı söyleyin.
Alıştırma
Hangi cümlede although önce bir görünüşü kabul edip ardından asıl noktayı vermek için doğru kullanılmıştır?
- Although the box looks heavy, it is easy to lift.
- The box although looks heavy, it is easy to lift.
- Despite the box looks heavy, it is easy to lift.
Cevabı göster
Although the box looks heavy, it is easy to lift.
to get a reaction: amaç belirtmek ve tepki almak
To get a reaction amaç bildiren bir mastar yapısıdır; önceki eylemin neden yapıldığını açıklar. Bu cümlede insanlar, sohbet robotunun yanıt vermesini sağlamak için ona sorular sorar. Get a reaction, fark edilebilen bir tepkiyi ortaya çıkarmak veya almak anlamına gelir. Reaction; söz, hareket, yüz ifadesi ya da sistem çıktısı olabilir ve mutlaka güçlü bir duygu olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi “kalabalığın karşılık vermesini sağlamak için” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The performer paused ____ from the crowd.
Cevabı göster
to get a reaction
And it answers only with words it's learned to use before,
4:26Ve o sadece daha önce kullanmayı öğrendiği kelimelerle cevap veriyor,
sentient entity: hissedebilen bir varlık
Bu cümlede sentient entity, duygu veya duyumları deneyimleyebilen bir varlık demektir. Sentient sözcüğünün odağı hissedebilme kapasitesidir. Bir şeye sentient demek, onun yalnızca zeki olduğu, akıcı konuştuğu veya insana benzer yanıtlar verdiği anlamına gelmez. Hayvanlar ya da yapay zekâ tartışılırken bu ifade, davranışın arkasında gerçek bir öznel deneyim olup olmadığı sorusunu ortaya koyar.
Alıştırma
sentient entity ifadesinde sentient ne anlama gelir?
- zor problemleri hızlıca çözebilen
- duyguları veya duyumları deneyimleyebilen
- tam cümlelerle konuşabilen
Cevabı göster
duyguları veya duyumları deneyimleyebilen
not your friend ... just machines: doğrudan sınır koyan bir uyarı
Bu iki cümle doğrudan bir uyarı yapar. Not your friend, dinleyicinin hayal ettiği kişisel ilişkiyi reddeder; just machines ise onların gerçekte ne olduğunu belirtir. Amaç, birinin sosyal ilişkisini tanıtmak değil, dinleyicinin sohbet botlarına insanmış gibi davranmasını önlemektir. Başka durumlara da aktarılabilen not X; just Y kalıbı önce yanlış bir etiketi kaldırır, ardından daha sınırlı bir tanım verir. Burada just “yalnızca” anlamına gelir; bu nedenle düzeltme kararlı duyulur.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? "They are not your friend. They're just machines," cümlesinde konuşmacı esas olarak dinleyiciyi makineleri gerçek arkadaşlar gibi görmemesi için uyarıyor.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Yes, it's strange then that we sometimes give chatbots names.
4:50Evet, sohbet robotlarına bazen isim vermemiz o zaman garip.
I asked you what the name was for the first ever chatbot. Kalıp ifadeler
4:56sana gelmiş geçmiş ilk sohbet robotunun adının ne olduğunu sormuştum.
the first ever: tarihteki ilk
The first ever, başlangıçtan söz edilen zamana kadar olan bütün dönem içindeki en eski veya ilk şeyi ifade eder. Ever bu tarihsel kapsamı eklediği için ifade, yalnızca the first demekten daha güçlüdür. the first ever + tekil sayılabilen isim yapısında ever, first ile isim arasına gelir: the first ever chatbot. Bir şeyi yakındaki bir sıralamanın ilk maddesi olarak değil, tarihte bir ilk olarak sunar.
Alıştırma
the first ever chatbot ifadesinde ever hangi anlamı ekler?
- Yalnızca kısa bir listedeki birinci öğeyi belirtir.
- Sohbet robotunun her seferinde ortaya çıktığı anlamına gelir.
- Kapsamı o zamana kadarki bütün döneme genişletir.
Cevabı göster
Kapsamı o zamana kadarki bütün döneme genişletir.
I'm afraid: hoş olmayan haberi yumuşatmak
Bu cümlede I'm afraid korku ifade etmez. Dinleyenin duymak istemeyeceği bir bilgiyi, yani tahmininin yanlış olduğunu, nazikçe yumuşatan bir ifadedir. Düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Bu ifade, I'm afraid you guessed wrong örneğinde olduğu gibi kötü haberden önce veya altyazıdaki gibi cümlenin sonunda gelebilir. Bilgi yine olumsuzdur; ifade yalnızca aktarılma biçimini daha nazik hâle getirir.
Alıştırma
You guessed wrong, I'm afraid? cümlesinde I'm afraid hangi işlevi görür?
- Konuşanın korktuğunu söylemek
- Tahminin neredeyse doğru olduğunu göstermek
- Hoş olmayan bir düzeltmeyi yumuşatmak
Cevabı göster
Hoş olmayan bir düzeltmeyi yumuşatmak
an early form of chatbot from 1972: 1972'den erken bir sohbet robotu biçimi
Form of + isim, bir şeyi daha geniş bir kategorinin içindeki bir tür veya sürüm olarak sınıflandırır. Burada an early form of chatbot, Parry'nin sohbet robotu kategorisine ait olduğunu ancak gelişimin erken bir aşamasında bulunduğunu anlatır. from 1972, bu örnekle ilişkili yılı ekler. Bu kullanımda form, bir tür veya biçim anlamına gelir; doldurulan bir belge anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersin iki sözcüklü sınıflandırma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The mechanical calculator was an early ____ computing technology.
Cevabı göster
form of
It was considered to be the first chatterbot, as it was called then, Kelime
5:11O zamanlar adlandırıldığı gibi ilk sohbet robotu (chatterbot) olarak kabul edildi,
first chatterbot, as it was called then: o dönemde kullanılan chatterbot adı
first chatterbot, as it was called then ifadesinde virgüllerle ayrılan as yan cümlesi, chatterbot sözcüğünü o geçmiş dönemde kullanılan ad olarak sunar. Bu, kullanılan sözcük hakkında ek bir yorumdur; temel iddia ise onun bu türdeki ilk sistem olarak kabul edilmesidir. Burada then, daha sonra değil, o dönemde anlamına gelir. Bu yapı, konuşanın tarihî bir adı kullanırken bugün tercih edilen veya yaygın olan terimin farklı olabileceğini belirtmesini sağlar.
Alıştırma
'The machine was a microcomputer, as it was called then,' cümlesindeki son ifade bize ne anlatır?
- Microcomputer o dönemde kullanılan addı.
- Makineye hemen ardından bir ad verildi.
- Microcomputer bugün hâlâ mutlaka en yaygın ad olmalıdır.
Cevabı göster
Microcomputer o dönemde kullanılan addı.
Fascinating stuff: bilgiye ilgi gösteren bir tepki
Fascinating stuff., “Az önce duyduğum şey çok ilginç” anlamına gelen kısa bir değerlendirme tepkisidir. Buradaki stuff, fiziksel nesneleri değil, az önce sözü edilen bilgiyi, fikirleri veya hikâyeyi genel olarak ifade eder. Bu, konuşma dilinde kısaltılmış bir yapıdır; “That is fascinating stuff.” gibi bir anlam anlaşılır. Konuşmacı bununla ilgisini gösterdikten sonra soru sorabilir, yorum ekleyebilir veya devam edebilir.
Alıştırma
Fascinating stuff. hangi durumda en doğal tepkidir?
- Birisi sohbet sırasında ilginç bir bilgi paylaştıktan sonra
- Birinden belirli bir nesneyi uzatmasını isterken
- Araştırma bulgularını tam olarak adlandırması gereken resmî bir raporda
Cevabı göster
Birisi sohbet sırasında ilginç bir bilgi paylaştıktan sonra
Okay, now let's recap some of the vocabulary we highlighted in this program, Anlatım akışı
5:22Tamam, şimdi bu programda vurguladığımız bazı kelimeleri özetleyelim,
let's recap: kısa bir tekrara geçildiğini belirtmek
Let's recap, konuşmacıyı ve dinleyicileri daha önce ele alınmış temel noktaları kısaca gözden geçirmeye çağıran bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede programın ana bölümünden sözcük tekrarına geçildiğini gösterir. Recap, programı yeniden başlatmak veya her şeyi ayrıntılı biçimde tekrarlamak değil, kısa bir özet vermek anlamına gelir. Bu ifadeyi duyduğunuzda yeni bir konu yerine daha önceki önemli noktaları ve sonuçları bekleyin.
Alıştırma
Geçiş ifadesini let's recap ile tamamlayın: ____ the three tasks for our class project.
Cevabı göster
Let's recap
which can describe technology that is advanced and complex.
5:29sofistike (sophisticated) ile başlayarak.
or just being aware of the dangers around you.
5:49veya sadece etrafınızdaki tehlikelerin farkında olmak olabilir.
our six minutes are up: belirlenen süre sona erdi
our six minutes are up ifadesindeki are up, belirlenen altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Bu cümle, program için zaman kalmadığını söyleyerek programı kapatır; up burada “daha yüksek bir konumda” demek değildir. Your ten minutes are up. örneğinde olduğu gibi, bir zaman uzunluğu özne olabilir. Yaygın genel biçim Time is up. şeklindedir. Bu kalıp, belirlenmiş bir sürenin tamamen sona erdiğini duyurmak için kullanılır.
Alıştırma
Üç dakikalık sürenin sona erdiğini duyurmak için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: Your three minutes ____.
Cevabı göster
are up