Olympia ve Melinda'nın Spa Banyosu 🛁 💙 | Baloncukları Çok Seviyorum! 🫧 | Bluey 3. Sezon Öne Çıkanlar - Rahatla | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Sahil kenarındaki bir spa’da bir kadın dinlenmeye çalışırken planlar yapıp fikrini değiştirerek kendi rahatlama çabasını sürekli kesintiye uğratır. Nasıl gevşeyeceğini bilmediğini kabul edince, fazla düşünmeden doğal biçimde oyuna dalan çocukları gözlemlemesi önerilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. turn the spa on? — Öbek fiiller: turn ... on ifadesinin bir şeyi fiziksel olarak çevirmek değil, bir cihazı ya da işlevi çalıştırmak anlamına geldiğini kavrayın. Örnek, ayrılabilen bu öbek fiilin isim nesneyle nasıl kullanıldığını gösterir; spa kabarcıklarını, ışıkları, ev aletlerini ve benzer ekipmanları açmaktan söz etmenizi sağlar. 2. Actually, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Actually, ifadesinin yalnızca bir gerçeği aktarmadığını, konuşanın kendi düşüncesini anında düzeltmesine de giriş yapabildiğini fark edin. Bir planı yeniden değerlendirmek, sözünüzü akıcı biçimde düzeltmek ve doğal konuşmada yön değişikliğini belirtmek için kullanabilirsiniz. 3. I'll tell you what. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: I'll tell you what. ifadesini, ardından bir öneri veya çözüm geleceğini bildiren konuşma köprüsü olarak yorumlayın. Böylece sorunun ele alınmasından somut bir eylem önerisine geçişi takip edebilir ve kendi pratik tavsiyelerinizi doğal biçimde sunabilirsiniz.
Bu derste
Sevgi dolu bir hitap olarak babe
Burada babe, konuşanın yakın hissettiği birine, örneğin bir partnere veya çocuğa yönelik sevgi dolu bir hitaptır. Söze sıcaklık ve şefkat katar; resmî bir unvan değildir. Övgünün sonunda kullanılan babe, dinleyiciye doğrudan seslenir ve iltifatı daha kişisel hâle getirir.
Alıştırma
Yargı: Yeni bir iş arkadaşına gönderilen resmî bir e-postaya 'Hi, babe' diye başlamak uygun mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
Gündelik bir teklif olarak you want me to...?
Bu soruda you want me to...?, Do you want me to...? yapısının gündelik konuşmadaki kısaltılmış biçimidir. Baştaki yardımcı fiil Do atılır; ancak soru işareti, tonlama ve durum bunun hâlâ bir soru olduğunu gösterir. Konuşan kişi yalnızca karşısındakinin isteğini bildirmemektedir. Bu yapı, dinleyicinin konuşandan bir eylem yapmasını isteyip istemediğini sorar ve bu nedenle sık sık yardım teklif etmek için kullanılır. Anlamı Would you like me to...? yapısına yakındır.
Alıştırma
Gündelik teklifi want me kullanarak tamamlayın. You ile başlayın ve Do kullanmayın: ____ carry this box for you?
Cevabı göster
You want me to
turn the spa on: bir cihazı veya işlevi çalıştırmak
Turn ... on, bir cihazın veya özelliğin çalışmaya başlamasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede çalıştırılan şey the spa, yani su jetleri veya kabarcık işlevi gibi özellikleridir; on bir konumu değil, çalışma durumunu anlatır. Bu phrasal verb ayrılabilir. Nesne bir isim olduğunda hem turn the spa on hem de turn on the spa kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: turn it on denir, turn on it denmez.
Alıştırma
turn ... on ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The heater is off. Please ____.
Cevabı göster
turn it on
spa: masaj jetleri olan ısıtılmış bir küvet
Burada spa, sıcak suyu ve masaj jetleri ya da kabarcıkları olan bir küvet veya küçük havuz anlamına gelir. Açılıp çalıştırılabilen bir ekipmandır; insanların bakım aldığı işletmenin veya binanın tamamı değildir. Anlamı çevredeki eylemler ve ayrıntılar belirler: spa açılabiliyor ve jetlerden ya da küçük deliklerden kabarcık çıkarıyorsa, sözcük banyo ekipmanını anlatır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The spa has warm water and massage jets. Burada spa ne anlama geliyor?
- Yüzme hakkında bir kitap
- Güzellik ve rahatlama uygulamaları sunan bir işletme
- Masaj jetleri bulunan ısıtılmış bir küvet veya küçük havuz
Cevabı göster
Masaj jetleri bulunan ısıtılmış bir küvet veya küçük havuz
I'll show you: uygulamalı olarak gösterme sözü
I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır; show you burada anlaman için uygulamalı olarak göstermek demektir. Durum neyin gösterileceğini zaten açıkça belli ediyorsa bunun adını söylemek gerekmez. Bu cümle açıklamadan eyleme geçer: konuşan kişi, dinleyenin anlaması için işlemi yapmayı veya göstermeyi vaat eder. Bir eylemi görmek uzun bir açıklamayı dinlemekten daha anlaşılır olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bir makinenin nasıl kullanılacağını soruyor. Hangi cevap süreci uygulamalı olarak göstermeyi vaat eder?
- I'll wait for you.
- I'll ask you.
- I'll show you.
Cevabı göster
I'll show you.
Wherever you go, there you are: gittiğin her yere kendini de götürürsün
Wherever you go, nereye gidersen git demektir. Buna karşılık gelen there you are bölümü kelime anlamıyla çok açıktır; bu apaçık gerçeğin özellikle söylenmesi, cümleye kısa bir özdeyiş havası verir. Verilmek istenen mesaj genellikle coğrafi değil psikolojiktir: yeni bir yer duygularınızı, alışkanlıklarınızı veya çözülmemiş sorunlarınızı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yeni yere yine aynı kişi olarak varırsınız; bu nedenle dışsal değişim içsel değişimle aynı değildir.
Alıştırma
Bir özdeyiş bağlamında Wherever you go, there you are en çok neyi ifade eder?
- Yer değiştirmek iç durumunu kendiliğinden değiştirmez.
- Seyahat etmek kişisel sorunları her zaman ortadan kaldırır.
- Dünyadaki her yer temelde birbirinin aynıdır.
Cevabı göster
Yer değiştirmek iç durumunu kendiliğinden değiştirmez.
Kendi planını değiştirmek için Actually
Burada cümle başındaki Actually, konuşanın henüz ifade etmeye başladığı düşünceyi yeniden değerlendirip değiştirdiğini gösterir. Yanlış bir gerçeği düzeltmiyor; kendi yakın planını değiştiriyor. Bu kullanımda actually, yeni düşünce veya karardan önce gelir. Yumuşak bir “tekrar düşününce” gibi çalışır ve dinleyiciye yön değişikliğini bildirir.
Alıştırma
Örnekte cümle başındaki Actually neyi gösteriyor?
- Konuşan kendi planını gözden geçiriyor.
- Konuşan izin istiyor.
- Konuşan kanıtlanmış bir gerçeği vurguluyor.
Cevabı göster
Konuşan kendi planını gözden geçiriyor.
Az bir derece ya da kısa süre için a bit
Burada a bit, enjoy the beach ifadesini niteler. Eylemi derece veya süre bakımından sınırlı gösterir: konuşan bunu büyük veya kesin bir plana dönüştürmeden kısa bir süre tadını çıkarmak istiyor. Günlük İngilizcede a bit, bir eylemi veya betimlemeyi daha hafif ve daha az kesin gösterir. Fiil grubundan sonra kısa süreyi ya da küçük dereceyi; sıfattan önce ise genellikle “biraz” anlamını belirtir.
Alıştırma
"Let's wait a bit before we leave," cümlesinde a bit ne anlama gelir?
- tamamen ve durmadan
- kısa bir süre boyunca
- küçük, fiziksel bir parça hâlinde
Cevabı göster
kısa bir süre boyunca
before I start reading: planlanan eylemleri sıralama
Before I start reading bir zaman yan cümlesidir. Before, I start reading eylemini daha sonra gerçekleşecek olay olarak konumlandırır; bu nedenle önce plajın keyfi çıkarılır, ardından okumaya başlanır. Bu yan cümlenin kendi öznesi I ve fiili start vardır. Before sonrasında planlanmış gelecekteki bir olay anlatılırken İngilizcede genellikle before I start örneğindeki gibi geniş zaman kullanılır; will içeren gelecek zaman biçimi kullanılmaz. Plan anlamını cümlenin bütünü verir.
Alıştırma
Masanın önce temizlendiğini gösteren sözcükle planı tamamlayın: I will clean my desk ____ I start working.
Cevabı göster
before
spa bath: spa tarzı jetleri olan bir küvet
Spa bath, masaj benzeri bir banyo deneyimi sağlayan su veya hava jetlerine sahip küvet için kullanılan birleşik bir addır. Bağlama göre bu tür bir küvette yapılan banyo seansını da ifade edebilir. Buradaki enjoy that spa bath, kişinin yalnızca yıkanıp yıkanmadığını değil, bu özel banyo deneyiminden keyif alıp almadığını sorar.
Alıştırma
Bir otel, odada spa bath bulunduğunu söylüyor. En makul olarak hangi özelliği beklemelisiniz?
- Su veya hava jetleri olan bir küvet
- Birkaç kişi için tasarlanmış büyük ve ısıtılmış bir küvet
- Özel bir özellik ima etmeyen sıradan herhangi bir küvet
Cevabı göster
Su veya hava jetleri olan bir küvet
I certainly did: geçmiş zaman için vurgulu kısa cevap
I certainly did. cümlesinde did, geçmiş zamanlı bir soruda daha önce belirtilen eylemin yerini tutan bir yardımcı fiildir. Örneğin önce Did you enjoy it? diye sorulduysa I enjoyed it. cümlesini tamamen tekrarlamak gerekmez. Certainly olumlu cevabı daha güçlü ve kesin yapar. Vurgulu bir evet vermek istediğinizde Did you...? sorusundan sonra I certainly did. kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Biri “Did you enjoy the concert?” diye soruyor. Hangi cevap vurgulu bir evet verir?
- I certainly did.
- I certainly was.
- I certainly do.
Cevabı göster
I certainly did.
fancy ladies: zarif ve seçkin anlamındaki fancy
fancy ladies ifadesinde fancy, ladies sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Hanımları zarif, şık veya oldukça seçkin gösterir; onların bir şey istediği anlamına gelmez. Burada konuşanlar rol yapmaktadır; bu yüzden fancy, zarif ve önemli biri olma konusunda eğlenceli ve abartılı bir hava taşır. Aynı sıfat başka isimlerle kullanıldığında şık, pahalı, ayrıntılı veya özel bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
We are fancy ladies? cümlesinde fancy hangi anlamdadır?
- bir şey isteyen
- zarif ve oldukça seçkin
- yalnızca parlak renkli
Cevabı göster
zarif ve oldukça seçkin
Resmî ve vurgulu bir yanıt olarak Indeed.
Indeed. tek başına bir yanıt olarak kullanıldığında az önce söylenen şeyi doğrular veya ona güçlü biçimde katılmayı ifade eder. İfadenin doğru olduğunu belirtir. Basit bir yes demekten fazlasını yapar ve vurgu ekler. Bu rol yapma oyununda resmî ve hafif teatral tonu, konuşanın zarif bir yetişkin gibi görünmesine yardımcı olur. Başka durumlarda aynı ton ciddi, bilinçli veya şakacı biçimde görkemli gelebilir.
Alıştırma
Eğlenceli bir rol yapma oyununda biri neden Yes. yerine Indeed. diyebilir?
- Konuşanın diğer kişiyi duymadığı anlamına gelir.
- Daha resmî, vurgulu veya teatral bir ton katar.
- Katılmayı karşı çıkmaya dönüştürür.
Cevabı göster
Daha resmî, vurgulu veya teatral bir ton katar.
Sonuç sormak için What happens when ...?
What happens when + özne + geniş zaman fiili? kalıbı, bir eylem veya koşulun ardından hangi sonucun ortaya çıktığını sorar. Bu cümlede when you pull it bir şeyi tetikleyen eylemi verir, What happens ise sonucu sorar. Düğmelerden, deneylerden veya düzenli olarak gerçekleşen şeylerden söz ederken when yalnızca zamanı belirtmez. Tetikleyici durumla sonucu birbirine bağlar ve bu olursa ardından ne geleceğini sormaya benzer.
Alıştırma
What happens when ...? kalıbını tek sözcükle tamamlayın: What ____ when you press this button?
Cevabı göster
happens
What are you doing here? ile şaşkınlık veya meydan okuma
Burada What are you doing here? her zaman birinin ne yaptığını tarafsız biçimde sormaz. Biri beklenmedik veya girişi kısıtlı bir yerde ortaya çıktığında bu soru çoğu zaman “Neden buradasın?” ya da “Nasıl oldu da buradasın?” anlamına gelir. Soru, kişiden orada bulunma nedenini açıklamasını ister. Ses tonu, ifadenin hoş bir şaşkınlık, şüphe veya meydan okuma gibi duyulup duyulmayacağını belirler.
Alıştırma
Anlamı değerlendirin: What are you doing here? her bağlamda yalnızca tarafsız bir bilgi isteğidir ve şaşkınlık ya da meydan okuma gösteremez.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
don't know how to + fiil: yöntemi bilmemek
don't know how to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi yapmak için gereken yöntem, beceri veya bilgiden yoksun olduğunu ifade eder. I don't know how to relax cümlesinde how to relax, know fiilinin içeriğidir; ayrı bir soru değildir. Cümle, kişinin o anda rahatlayamamasından çok nasıl rahatlayacağını bilmemesine odaklanır.
Alıştırma
Yöntemi bilmediğinizi söylemek için cümleyi derste geçen kısaltmalı yapıyla tamamlayın: I ____ fix this printer.
Cevabı göster
don't know how to
Nazik bir davet olarak come here
Come here bir emir cümlesidir: özne olan you söylenmez ama anlaşılır; konuşan kişi karşısındakinden yaklaşmasını ister. Emir yapısı doğrudan olabilir, ancak her zaman öfke anlamına gelmez. Burada Aw ve teselli bağlamı ifadeyi yumuşatarak sıcak bir davete dönüştürür; yakınlık ya da güven verme amacı taşıyabilir. Daha sert bir tonla veya farklı bir ilişkide aynı sözler çağırma ya da emir gibi duyulabilir.
Alıştırma
Teselli bağlamında come here büyük olasılıkla hangi işlevi görür?
- Karşısındaki kişinin nerede olduğunu sormak.
- Karşısındaki kişiye gitmesini söylemek.
- Karşısındaki kişiyi nazikçe yaklaşmaya davet etmek.
Cevabı göster
Karşısındaki kişiyi nazikçe yaklaşmaya davet etmek.
harder than it looks: gerçek zorluk ve görünüş
Harder, hard sıfatının karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırma ölçütünü belirtir. harder than it looks ifadesinde gerçek zorluk, görünüşün düşündürdüğü zorluktan daha fazladır. Burada it looks, bir şeyin belli bir şekilde göründüğünü anlatır; gözlerini kullanarak baktığı anlamına gelmez. Gerçek durum ilk görsel izlenimden farklı olduğunda something is + comparative adjective + than it looks kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hard sıfatının karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: This climbing route is ____ than it looks.
Cevabı göster
harder
Öneriye geçiş yapan I'll tell you what.
Burada I'll tell you what. konuşmada yön gösteren bir ifadedir: dinleyiciye sırada bir öneri, çözüm veya plan olduğunu bildirir. Buradaki what cevap bekleyen bir soru sözcüğü değildir. Asıl fikir sonraki cümlede gelir; bu nedenle ifadenin bütünü Here's an idea veya How about this? gibi işlev görür.
Alıştırma
Bu konuşmada ilk cümle ne yapıyor? I'll tell you what. Let's take the earlier train.
- Dinleyiciden what sözcüğünü açıklamasını ister.
- Konuşmanın bittiğini söyler.
- Konuşmacının önerisini sunar.
Cevabı göster
Konuşmacının önerisini sunar.
Do olmadan kullanılan gündelik soru You want to...?
Gündelik konuşmada You want to...? cümlesi, baştaki yardımcı fiil Do atılarak soru olarak kullanılabilir. Tam biçimi Do you want to...? şeklindedir. Burada bir öneri gelmeden önce dinleyicinin isteği kontrol edilir. Sözcük dizilişi You want to... bildirme cümlesiyle aynı olduğundan dinleyici, soru olduğunu tonlama ve bağlamdan anlar. Ses tonuna göre dostça bir kontrol, davet veya hafif bir meydan okuma gibi duyulabilir.
Alıştırma
You want to learn to relax? cümlesine karşılık gelen tam ve standart soru hangisidir?
- Are you want to learn to relax?
- Do you want to learn to relax?
- Do you want learn to relax?
Cevabı göster
Do you want to learn to relax?
get some tips from the masters: ‘ustalardan’ püf noktaları almak
Get some tips from someone, o kişiden işe yarar öneriler veya pratik ipuçları almak demektir. Buradaki tips, bir hizmet karşılığında verilen para değil, “öneriler” veya “püf noktaları” anlamındadır. Bu kişilere the masters denmesi şakacı bir abartıdır. Onları bu işin uzmanları gibi gösterir; böylece cümlenin tamamı, özellikle becerikli görünen kişilerden bir şeyler öğrenmeyi hafif ve eğlenceli bir dille önerir.
Alıştırma
Cümleyi “birinden birkaç pratik öneri almak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Before fixing the bike, I went to ____ my neighbour.
Cevabı göster
get some tips from
a little bit this way: biraz bu tarafa
A little bit this way, bir kişiyi veya nesneyi konuşanın gösterdiği tarafa doğru kısa bir mesafe hareket ettirmeyi isteyen kısa ve sözlü bir yönlendirmedir. A little bit hareket miktarını sınırlar ve talimatı yumuşatır. Buradaki this way, genellikle bir el hareketi, bakış veya paylaşılan fiziksel ortamla anlaşılan “bu yöne doğru” anlamındadır. “Bu yöntemi kullanarak” demek değildir.
Alıştırma
Bir sandalyenin konumunu ayarlıyor ve kendinize doğru işaret ediyorsunuz. Hangi cümle küçük bir yön ayarlamasını doğal biçimde ifade eder?
- Move it a little bit this way.
- Show me the way to move it.
- Move it all the way towards the door.
Cevabı göster
Move it a little bit this way.
back that way: yönü düzeltme
back that way, az önce verilmiş bir yönü düzeltir. back geri dönmeyi veya son hareketin yönünü tersine çevirmeyi, that way ise yeni gösterilen yönü belirtir. Burada back mutlaka vücudun arka tarafı anlamına gelmez. Önceki bir konuma dönmek veya az önce denenmiş hareketin ters yönüne gitmek anlamındadır.
Alıştırma
Önce yanlış yönü gösteriyor, ardından kişinin dönmesi gereken yönü işaret ediyorsunuz. Düzeltmeyi üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: No, ____ a little.
Cevabı göster
back that way
watch this ... Watch what?: dikkat çekme ve açıklama isteme
Watch this, bir şeyi yapmadan veya göstermeden önce birinin dikkatini çekmenin doğrudan ve günlük bir yoludur. Buradaki this genellikle yalnızca görünen bir nesneyi değil, birazdan gerçekleşecek eylemi belirtir. Watch what?, dinleyen kişi hangi eylemi veya şeyi takip edeceğini bilmediği için açıklama ister. Bu iki cümle iki işlev görür: dikkat istemek ve hedefin açıkça belirtilmesini istemek.
Alıştırma
Bir çocuk bir numara yapmak üzeredir, ancak ebeveyni nereye bakacağını anlayamaz. Hangi konuşma iki iletişim amacına da en uygun şekilde karşılık gelir?
- Watch out! — Where is your watch?
- Watch this. — What time is it?
- Watch this. — Watch what?
Cevabı göster
Watch this. — Watch what?
You guys: you zamirinin gündelik çoğul biçimi
You guys ifadesinde you birden fazla kişiye hitap eder; guys ise kastedilenin çoğul bir grup olduğunu açıkça gösterir. Burada tek bir kişi değil, hepiniz demektir. Günlük modern konuşmada bu ifadedeki guys, farklı cinsiyetlerden kişilerin bulunduğu bir grup için kullanılabilir; mutlaka yalnızca erkekleri ifade etmez.
Alıştırma
You guys are crazy. cümlesindeki You guys kime hitap ediyor?
- Tek bir kişi
- Yalnızca yetişkin erkeklerden oluşan resmî bir grup
- Tamamı erkek olmak zorunda olmayan bir grup insan
Cevabı göster
Tamamı erkek olmak zorunda olmayan bir grup insan
Sıranın konuşan kişide olduğunu belirten My turn.
My turn., It's my turn. ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Sıradaki oynama, deneme, konuşma veya hareket etme hakkının konuşan kişide olduğunu bildirir. Burada turn, yön değiştirme değil, sıralı bir etkinlikte bir kişinin sırası demektir.
Alıştırma
Sıradaki oyuncu sizsiniz ve bunu kendiniz bildiriyorsunuz. turn içeren iki kelimelik ifadeyi tamamlayın: ____.
Cevabı göster
My turn
You kids just go about it, don't you? Notlar
1:22Siz çocuklar sadece akışına bırakıyorsunuz, değil mi?
go about it: bir işe yaklaşmak ve onu yürütmek
Go about it, konuşanların zaten bildiği bir faaliyete yaklaşmak, başlamak veya onu yürütmek anlamına gelir. Burada it, rahatlayıp anın tadını çıkarmayı ifade eder. Yani konuşan kişi, çocukların neredeyse hiç tereddüt etmeden doğal biçimde bu havaya girdiğini söylüyor. go about + isim veya zamir yapısında about, öbek fiilin bir parçasıdır; bir şeyin çevresinde yürümeyi anlatmaz. Bu yapı çoğu zaman bir görev veya faaliyetin nasıl ele alındığına odaklanır.
Alıştırma
The application is complicated. How should we go about it? cümlesinde go about it ne anlama gelir?
- Bunun çevresinde hangi yoldan yürümeliyiz?
- Buna nasıl yaklaşmalı ve bunu nasıl ele almalıyız?
- Bunu kazanmaya çalışmalı mıyız?
Cevabı göster
Buna nasıl yaklaşmalı ve bunu nasıl ele almalıyız?
don't you?: soru eklentisiyle onay istemek
Don't you?, olumlu You kids just go about it cümlesine eklenen olumsuz bir soru eklentisidir. do yardımcı fiili geniş zamandaki go fiiliyle, you ise you kids öznesiyle eşleşir. Konuşan kişi önce bir gözlem sunar, ardından onay veya katılım ister. Bu kullanım, bağımsız olumsuz soru Don't you ...? yapısından çok değil mi? anlamına yakındır.
Alıştırma
Olumlu geniş zaman cümlesinden sonraki soru eklentisini tamamlayın: You enjoy these puzzles, ____?
Cevabı göster
don't you
Nazik bir teşvik olarak Go on.
Bu cümlede Go on., karşıdaki kişiyi harekete geçmeye teşvik eden kısa bir konuşma ifadesidir. “Hadi”, “Bir dene” veya “Devam et” gibi bir anlama gelir; kelimesi kelimesine “öne doğru hareket et” demek değildir. Tam olarak hangi eylemin kastedildiği bağlama bağlıdır: birini başlamaya, konuşmaya devam etmeye veya bir etkinliği sürdürmeye davet edebilir. Burada konuşan kişi fırsatı karşısındakine verip onu nazikçe harekete geçmeye teşvik ediyor.
Alıştırma
Maya hikâyesinin ortasında duraksıyor. Hangi karşılık onu devam etmeye en doğal biçimde teşvik eder?
- Stop there.
- Go on.
- Walk forward.
Cevabı göster
Go on.
Bağlama göre yorumlanan bir hareket komutu olarak hit the deck
Bu sahnede hit the deck, “platforma elinle vur” anlamına gelmez. Kişiye güverteye ya da platformun üzerine geçip oradaki etkinliğe başlamasını söyleyen canlı ve gündelik bir komuttur. Hit, hızlı ve enerjik bir hareket hissi katar. Bu sahnenin dışında hit the deck, çoğunlukla tehlikeden kaçınmak için “hızla yere yatmak veya çömelmek” anlamına gelen yerleşik bir deyimdir. Kastedilen anlamı görüntüdeki durum belirler; bu yüzden hit the + herhangi bir yer yapısını serbestçe kullanılabilen bir kural gibi görmeyin.
Alıştırma
Bir filmde bir çocuk, açıkça görülen dış mekân platformuna oyun oynamaya gönderiliyor. Bu sahnede “Go hit the deck.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Tehlikeden kaçınmak için hemen yere yatmak.
- Güverteye veya platforma çıkıp oradaki etkinliğe başlamak.
- Güverteye veya platforma elle vurmak.
Cevabı göster
Güverteye veya platforma çıkıp oradaki etkinliğe başlamak.