Yanıltıcı bir grafik nasıl fark edilir? - Lea Gaslowitz: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
599 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Video; eksen ölçeklerini çarpıtma, uygun tarih aralıklarını veya veri noktalarını seçme, ilgili değişkenleri dışarıda bırakma ve sayıları yeterli bağlam olmadan sunma yoluyla grafiklerin nasıl yanıltabildiğini açıklıyor. Kamyonet güvenilirliği, işsizlik, Super Bowl izleyicileri ve okyanus sıcaklığı örnekleri üzerinden etiketleri, sayıları, ölçekleri ve görselleştirmenin ima ettiği anlatıyı incelemek gerektiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Not only does it show / but it looks like they're twice as dependable as Toyota trucks. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Görünürdeki iki sonucu art arda ekleyip vurgulayan not only…but also yapısındaki devrikliği anlamak. Öğrenci, not only cümle başına geldiğinde yardımcı fiilin neden özneden önce kullanıldığını fark eder ve bu kalıbı kanıtları değerlendirirken kullanabilir. 2. it's not accounting for population growth. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: account for ifadesinin veri analizinde ilgili bir etkeni hesaplamaya ya da yoruma dâhil etmek anlamına geldiğini öğrenmek. Böylece ham sayıdaki artışın oransal payın veya popülerliğin de arttığını neden her zaman göstermediği açıklanabilir. 3. and ask what story the picture is trying to tell. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: story sözcüğünün burada gerçek bir hikâyeyi değil, grafiğin önerdiği yorum veya anlatıyı mecazen belirttiğini kavramak. Bu ifade, görsel tercihlerin izleyiciyi belirli bir sonuca nasıl yönelttiğini sorgulamak için kullanılabilir.

Bu derste

A toothpaste brand claims their product will destroy more plaque than any product ever made. Notlar

0:07

Bir diş macunu markası, ürününün şimdiye kadar üretilmiş herhangi bir üründen daha fazla plağı yok edeceğini iddia eder.

Kalıp ifadeler

claims their product will destroy: bir iddiayı aktarmak

Burada claims, birinin söylediğini aktaran ve “bir şeyin doğru olduğunu ileri sürmek” anlamına gelen bir fiildir. Ardından gelen their product will destroy more plaque... yan cümlesi markanın iddiasını verir. Claims sonrasında that gelebilir, ancak burada atılmıştır: claims (that) their product will destroy.... Claim bir iddiadır, kanıt değildir. Reklamlarda veya haberlerde bu yapı markanın ne söylediğini bildirir; bunu gerçek kabul etmeden önce hâlâ kanıt gerekir.

Alıştırma

Örnekte claims their product will destroy ne anlama geliyor?

  1. Marka, ürününün bunu yapacağını hiçbir şüpheye yer bırakmadan kanıtladı.
  2. Marka, ürünündeki hasar için para almak istiyor.
  3. Marka, ürününün bunu yapacağını ileri sürüyor; ancak cümle bu iddiayı kanıtlamıyor.
Cevabı göster

Marka, ürününün bunu yapacağını ileri sürüyor; ancak cümle bu iddiayı kanıtlamıyor.

Dilbilgisi

more ... than any ... ever made: aşırı kapsamlı bir karşılaştırma

more + isim + than kalıbı miktarları karşılaştırır. More plaque than any product ever made, belirtilen karşılaştırma grubundaki her üründen daha fazla miktarda plağın yok edilmesi anlamına gelir. Ever made, product sözcüğünü niteler ve karşılaştırmayı herhangi bir zamanda üretilmiş tüm ürünlere genişletir. Bu çok geniş kapsam, “tarihin en iyisi” benzeri bir reklam etkisi yaratır; ana fikir üretim eylemi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle elektrikli süpürgenin topladığı toz miktarı bakımından şirketin ürettiği tüm modelleri aştığını iddia ediyor?

  1. This vacuum picks up more dust than any model the company has ever made.
  2. This vacuum picks up more dust after every model is made.
  3. This vacuum picks up as much dust as one model the company made.
Cevabı göster

This vacuum picks up more dust than any model the company has ever made.

A politician tells you their plan will create the most jobs. Kalıp ifadeler

0:12

Bir politikacı, planının en fazla işi yaratacağını söyler.

Kalıp ifadeler

will create the most jobs: create jobs eşdizimi

Create jobs, yeni ücretli pozisyonların veya istihdam olanaklarının ortaya çıkmasını anlatan doğal İngilizce eşdizimdir. Burada jobs, birinin tamamlaması gereken görevleri değil, insanların işe alınabileceği pozisyonları ifade eder. Will create the most jobs bir karşılaştırma yapar: siyasetçi, bu planın alternatiflerden daha fazla istihdam olanağı sağlayacağını iddia eder.

Alıştırma

Cümleyi create jobs eşdizimindeki fiille tamamlayın: The project could ____ hundreds of jobs.

Cevabı göster

create

We're so used to hearing these kinds of exaggerations in advertising and politics Dilbilgisi

0:16

Reklamcılıkta ve siyasette bu tür abartıları duymaya o kadar alıştık ki

that we might not even bat an eye. Deyimler

0:20

gözümüzü bile kırpmayabiliriz.

Dilbilgisi

We're so used to hearing: be used to + -ing yapısı

Be used to + isim veya -ing biçimi, bir şeye alışkın olmak demektir: sık sık yaşandığı için normal gelir. Burada We're so used to hearing..., bu abartıları duymanın artık çok tanıdık geldiğini anlatır. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil hear değil, -ing biçimindeki hearing olur. So alışkanlık derecesini güçlendirir ve sonucu belirten sonraki that yan cümlesine bağlanır.

Alıştırma

Be used to'dan sonra hear fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo is used to ____ the school bell every morning.

Cevabı göster

hearing

Deyimler

might not even bat an eye: hiç şaşırmamak

“Might not even bat an eye”, “hiç şaşırmayabilir ya da görünür bir tepki vermeyebilir” anlamına gelir. Buradaki bat an eye bir deyimdir; göz kırpmayı kelimesi kelimesine anlatmaz. Olumsuzluk bildiren not ve vurgulayıcı even, göz kırpmayı olabilecek en küçük tepki gibi sunar: insanlar abartılı iddialara o kadar alışmıştır ki bunlar artık onları şaşırtmayabilir. not bat an eye kalıbı, birinin başka durumlarda sakin ya da tepkisiz kaldığını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Şaşırdığını belli etmemek” anlamındaki deyimi tamamlayın: The magician revealed the secret, but Lena didn't even ____.

Cevabı göster

bat an eye

But what about when the claim is accompanied by a graph? Anlatım akışı

0:22

Peki ya bu iddia bir grafikle birlikte sunulduğunda?

Anlatım akışı

But what about when...?: yeni bir durum ortaya koymak

“But what about when...?” soru biçiminde kurulmuş bir geçiş ifadesidir. But, önceki genel noktadan bir dönüşü işaret eder; what about when ise dinleyicinin düşünmesi için belirli bir koşul ortaya koyar. Burada konuşmacı, alışıldık abartılı iddialardan grafikle birlikte sunulan özel bir iddia durumuna geçer. Soru yalnızca bilgi istemez; savın sonraki bölümünü açar ve bu yeni koşulun insanların tepkisini etkileyebileceğini gösterir.

Alıştırma

“But what about when the claim is accompanied by a graph?” cümlesinin söylemdeki temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicinin düşünmesi için yeni bir durum ortaya koyar.
  2. Dinleyiciden grafiğin nasıl göründüğünü anlatmasını ister.
  3. Tartışmanın bittiğini gösterir.
Cevabı göster

Dinleyicinin düşünmesi için yeni bir durum ortaya koyar.

After all, Anlatım akışı

0:25

Ne de olsa,

a graph isn't an opinion.

0:26

grafik bir görüş değildir.

It represents cold hard numbers, Deyimler

0:28

Kesin, soğuk ve somut rakamları temsil eder,

and who can argue with those?

0:30

ve buna kim itiraz edebilir?

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir neden ekleyen ifade

Burada After all, daha önce konuşulan bir düşünceyi destekleyen bir neden sunar: Grafik, görüş değil sayı gösterdiği için güvenilir görünür. Cümlenin başında After all çoğu zaman “bu destekleyici nedeni de unutma” ya da “nedenini bu açıklar” işlevini görür. Bir şeyin diğer bütün olaylardan sonra gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Örnekte After all hangi işlevi görüyor?

  1. Grafiği bir sıranın son adımı olarak gösterir.
  2. Grafiğin diğer bütün olaylardan sonra ortaya çıktığını söyler.
  3. Grafiğin güvenilir göründüğü düşüncesini destekleyen bir neden sunar.
Cevabı göster

Grafiğin güvenilir göründüğü düşüncesini destekleyen bir neden sunar.

Deyimler

cold hard numbers: somut ve duygudan uzak sayısal kanıt

Cold hard numbers, somut, nesnel ve itiraz edilmesi zor olarak sunulan sayısal kanıtlar için kullanılan retorik bir ifadedir. Cold duygudan uzak olmayı, hard ise kanıtın sağlam veya doğrulanabilir olmasını çağrıştırır; burada iki sıfat da fiziksel bir özellik anlatmaz. Bu cümlede ifade, sayılara bir otorite havası verir. Sayıların ne kadar ikna edici göründüğünü anlatır ancak grafiğin adil olduğunu ya da verilere itiraz edilemeyeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik retorik ifadeyle tamamlayın: We need ____, not vague promises.

Cevabı göster

cold hard numbers

Yet, as it turns out, Anlatım akışı

0:32

Ancak, ortaya çıktığı üzere,

there are plenty of ways graphs can mislead and outright manipulate. Kalıp ifadeler

0:33

grafiklerin yanıltması ve tamamen manipüle etmesi için pek çok yol var.

Anlatım akışı

Yet, as it turns out: beklentiyi tersine çevirme sinyali

Yet, hemen önce ortaya konan fikirle karşıtlık kurar. As it turns out, bir şeyi kontrol ettikten veya daha fazla bilgi edindikten sonra ortaya çıkan gerçeği sunar. Birlikte Yet, as it turns out, sonraki bilginin önceki beklentiyle çeliştiğini belirtir. Burada ifade, konuşmacının düzeltmesini başlatır: grafikler güvenilir görünebilir, ancak insanları yanıltabilir veya manipüle edebilir. Başka bağlamlarda da ilk düşünceden gerçek duruma ya da şaşırtıcı bir sonuca geçmek için bu geçişi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede Yet, as it turns out, neyin işaretidir?

  1. Sonraki olay, önceki olay yüzünden gerçekleşir.
  2. Sonraki gerçek, önceki bir beklentiyle çelişir.
  3. Konuşmacı olayları zaman sırasıyla listeler.
Cevabı göster

Sonraki gerçek, önceki bir beklentiyle çelişir.

Kalıp ifadeler

plenty of ways ... can ...: birden çok olasılığı tanıtmak

there are plenty of ways graphs can... kalıbında plenty of ways, birçok farklı yöntem veya olasılık anlamına gelir. graphs can mislead and outright manipulate yan cümlesi, grafiklerin bu yollarla ne yapabileceğini açıklar. Ways sözcüğünden sonra anlamca var olan that çoğu zaman söylenmez: ways (that) graphs can... Bilgiyi düzenleme açısından There are plenty of ways X can Y, ardından çeşitli örnek veya mekanizmaların geleceğini haber verir. Outright, manipulate fiilini güçlendirir: burada hafif bir etkiden değil, doğrudan ve açık bir manipülasyondan söz edilir.

Alıştırma

Cümleyi birçok farklı yol anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: There are ____ online rumors can mislead readers.

Cevabı göster

plenty of ways

Here are some things to look out for. Anlatım akışı

0:37

İşte dikkat etmeniz gereken bazı şeyler.

Anlatım akışı

Here are some things to look out for: dikkat edilecekler listesini başlatmak

Here are some things to look out for kalıbı, sırada gelecek maddeleri sunar. Here are bir listenin başlayacağını gösterirken some things ayrıntılar verilene kadar maddeleri genel biçimde adlandırır. To look out for, things sözcüğünü niteler: bunlar, özellikle önemli olabilecekleri ya da bir soruna yol açabilecekleri için dinleyicinin dikkat etmesi gereken noktalardır. Buradaki anlamı “dikkat etmek”tir, “dışarı bakmak” değil.

Alıştırma

Here are some things to look out for bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Açıklamanın bittiğini duyurur.
  2. Birkaç nesnenin dışarıda olduğunu söyler.
  3. Dinleyicinin dikkat etmesi gereken noktaları tanıtır.
Cevabı göster

Dinleyicinin dikkat etmesi gereken noktaları tanıtır.

In this 1992 ad,

0:40

Bu 1992 yılına ait reklamda,

Chevy claimed to make the most reliable trucks in America using this graph. Dilbilgisi

0:42

Chevy bu grafiği kullanarak Amerika'daki en güvenilir kamyonetleri yaptığını iddia etti.

Dilbilgisi

claimed to make ... using this graph: bir iddiayı ve dayanağını aktarmak

Claimed to make, claim + to-infinitive yapısını kullanır: Chevy, Amerika’daki en güvenilir kamyonetleri ürettiğini söyledi. Claimed, Chevy’nin sözünü aktarır; bu sözün kanıtlandığını belirtmez. Bu bağlamda using this graph, Chevy’nin iddiayı nasıl sunduğunu veya desteklediğini açıklar. Grafiği kamyonet üretmekte kullanılan bir araç gibi anlamak mantıklı değildir. using ifadesini başa almak ilişkiyi daha açık hâle getirir: Using this graph, Chevy claimed to make the most reliable trucks in America.

Alıştırma

Özgün cümlede using this graph en doğal biçimde neyi açıklıyor?

  1. Chevy’nin kamyonetleri fiziksel olarak nasıl ürettiği.
  2. Chevy’nin iddiasını nasıl desteklediği veya sunduğu.
  3. İddianın zaten kanıtlanmış olduğu.
Cevabı göster

Chevy’nin iddiasını nasıl desteklediği veya sunduğu.

Not only does it show that 98% of all Chevy trucks sold in the last 10 years are still on the road, Dilbilgisi

0:47

Sadece son 10 yılda satılan tüm Chevy kamyonetlerinin %98'inin hala yollarda olduğunu göstermekle kalmıyor,

but it looks like they're twice as dependable as Toyota trucks. Dilbilgisi

0:53

aynı zamanda Toyota kamyonetlerinden iki kat daha güvenilir oldukları izlenimini de veriyor.

Dilbilgisi

Not only does it show ... but it looks like: cümle başında devrik yapı

Not only ... but ... birbiriyle bağlantılı iki iddiayı bir araya getirir; ikinci iddia genellikle ek ya da daha güçlü bir nokta olarak sunulur. Burada Not only does it show... ilk iddiayı, but it looks like... ise eklenen sonucu verir. Not only cümlenin başına geldiğinde ilk yan cümlede özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: does, it öznesinden önce gelir ve show yalın hâlde kalır. Buradaki does yalnızca dil bilgisel bir yardımcı fiildir; “yapmak” anlamına gelmez. but sonrasındaki bölüm genellikle normal söz dizimini korur: it looks like....

Alıştırma

Eşleşen yapıyı tamamlayın. İkinci yan cümle, cümlenin geniş zamanda olduğunu gösteriyor: Not only ____ the chart show lower costs, ____ it also shows faster delivery.

Cevabı göster

does · but

Dilbilgisi

twice as dependable as: katlı karşılaştırma

Twice as dependable as, çarpan + as + sıfat + as kalıbını kullanır. Güvenilirlik düzeyinin karşılaştırma grubu olan Toyota trucks değerinin iki katı olduğunu anlatır. Dependable, güvenilir ya da düzgün çalışacağına inanılabilir demektir. dependent gibi başkasının desteğine ihtiyaç duymak anlamına gelmez.

Alıştırma

as ... as çarpan kalıbını tamamlayın: The new delivery service is twice ____ dependable ____ the old one.

Cevabı göster

as · as

That is, until you take a closer look at the numbers on the left Notlar

0:57

Ta ki soldaki rakamlara daha yakından bakıp

and see that the figure for Toyota is about 96.5%.

1:00

Toyota için olan rakamın yaklaşık %96,5 olduğunu görene kadar.

Anlatım akışı

That is, until...: bir tersine dönüşü tanıtmak

That is, önceki izlenimi kısa süreliğine doğrular: Grafik büyük bir fark gösteriyor gibi görünür. Ardından until, daha dikkatli bir incelemenin bu izlenimi değiştirdiği noktayı tanıtır. Birlikte That is, until... ifadesi “Bu, ... gerçekleşene kadar doğru görünüyor” anlamına gelir; “başka bir deyişle” anlamına gelmez. Bu kalıp bilgiyi bir tersine dönüş şeklinde düzenler. İlk yargının kısa bir süre geçerli görünmesini sağlar, ardından onu zayıflatan veya tersine çeviren kanıtı sunar.

Alıştırma

Örnekte That is, until... ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Önceki iddiayı daha basit sözlerle tekrarlar.
  2. Yüzdenin ölçüldüğü kesin saati verir.
  3. Önceki izlenimi kısa süreliğine kabul eder, ardından onu değiştiren bilgiyi sunar.
Cevabı göster

Önceki izlenimi kısa süreliğine kabul eder, ardından onu değiştiren bilgiyi sunar.

Kalıp ifadeler

take a closer look at: bir şeyi daha dikkatli incelemek

take a closer look at, “bir şeyi daha dikkatli veya daha ayrıntılı incelemek” anlamına gelir. Örnekte izleyiciye, grafiğin ilk görsel izlenimine güvenmek yerine gerçek sayıları kontrol etmesi söylenir. Bu yapıda look bir isimdir: take + a closer look + at + nesne. Buradaki closer çoğu zaman yalnızca fiziksel olarak yaklaşmayı değil, “daha dikkatli veya ayrıntılı” incelemeyi anlatır.

Alıştırma

“Daha dikkatli incelemek” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Before you approve the budget, ____ the final total.

Cevabı göster

take a closer look at

The scale only goes between 95 and 100%.

1:05

Ölçek yalnızca 95 ile %100 arasında değişiyor.

If it went from 0 to 100,

1:09

Eğer 0'dan 100'e kadar gitseydi,

it would look like this.

1:11

böyle görünürdü.

This is one of the most common ways graphs misrepresent data, Notlar

1:12

Grafiklerin verileri yanlış sunmasının en yaygın yollarından biri budur:

by distorting the scale.

1:16

ölçeği saptırarak.

Anlatım akışı

This is one of the most common ways ..., by ...: bir durumu sınıflandırıp mekanizmasını açıklamak

Cümle önce durumu sınıflandırır: Bu, grafiklerin veriler hakkında yanıltıcı bir izlenim oluşturmasının yaygın yollarından biridir. one of the most common ways + yan cümle kalıbı, birden fazla yaygın yöntem olduğunu ve bunun onlardan biri olduğunu gösterir. Ardından gelen by + -ing ifadesi belirli mekanizmayı açıklar. Burada by distorting the scale, ‘Grafikler verileri nasıl yanıltıcı biçimde sunuyor?’ sorusunu yanıtlar. Ayrı bir sonuç eklemek yerine ilk iddiayı açıklar.

Alıştırma

Yöntemi belirten ifadeyi by ve hide fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This is one common way ads mislead shoppers, ____ extra fees until checkout.

Cevabı göster

by hiding

Kelime

graphs misrepresent data: yanıltıcı sunum, mutlaka sahte sayılar değil

Bu cümlede graphs misrepresent data, grafiklerin verileri okuyucuda yanlış veya çarpıtılmış bir izlenim oluşturacak biçimde sunması demektir. misrepresent, sunumun yanıltıcı olduğuna dair olumsuz bir değerlendirme taşır; tarafsız represent fiiliyle aynı değildir. Asıl sayıların uydurulmuş veya değiştirilmiş olması gerekmez. Sayılar doğru olsa bile ölçek, gösterilen aralık, etiketler veya görsel oranlar nedeniyle bir grafik verileri yanıltıcı biçimde sunabilir.

Alıştırma

Bir rapor doğru sayılar kullanıyor, ancak değişimin çok daha büyük görünmesi için grafiği kırpıyor. Rapor ne yapıyor?

  1. It misrepresents the data.
  2. It falsifies the data.
  3. It stores the data.
Cevabı göster

It misrepresents the data.

Zooming in on a small portion of the Y-axis Kelime

1:18

Y ekseninin küçük bir bölümüne yakınlaştırma yapmak

exaggerates a barely detectable difference between the things being compared. Kalıp ifadeler

1:20

karşılaştırılan şeyler arasında zar zor fark edilebilecek bir farkı abartır.

Kelime

Y ekseninin küçük bir bölümünü yakınlaştırmak

Bu grafik bağlamında zooming in on, daha küçük bir aralığı daha ayrıntılı göstermek demektir. A small portion of the Y-axis, grafiğin fiziksel bir parçasını değil, dikey değerlerden oluşan dar bir aralığı belirtir. -ing’li ifadenin tamamı cümlenin öznesidir: farkı abartan şey bu görüntüleme tercihidir. Genel olarak zoom in on + bir alan ya da ayrıntı, o bölümü büyütmek veya ona yakından odaklanmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede zooming in on a small portion of the Y-axis ne anlama geliyor?

  1. Kamerayı fiziksel olarak grafiğe yaklaştırmak
  2. Dar bir Y değeri aralığını daha ayrıntılı göstermek
  3. Y eksenini grafikten kaldırmak
Cevabı göster

Dar bir Y değeri aralığını daha ayrıntılı göstermek

Kalıp ifadeler

Karşılaştırılan şeyler arasındaki zar zor fark edilen bir ayrım

a barely detectable difference ifadesi, ancak güçlükle fark edilebilen veya ölçülebilen kadar küçük bir farkı anlatır. Barely neredeyse olumsuz bir anlam taşır: fark vardır, ancak tespit edilmesi neredeyse imkânsızdır. between the things being compared, hangi ögeler arasında fark bulunduğunu belirtir. being compared edilgen yapıdadır: bu ögeler birinin karşılaştırdığı nesnelerdir.

Alıştırma

Hangi durum a barely detectable difference ifadesine en iyi uyar?

  1. İki örnek o kadar az farklıdır ki farkı ancak güçlükle görebilirsiniz.
  2. İki örnek tamamen aynıdır ve aralarında hiçbir fark yoktur.
  3. İki örnek ilk bakışta belirgin biçimde farklı görünür.
Cevabı göster

İki örnek o kadar az farklıdır ki farkı ancak güçlükle görebilirsiniz.

And it's especially misleading with bar graphs,

1:25

Ve özellikle çubuk grafiklerde yanıltıcıdır,

since we assume the difference in the size of the bars is proportional to the values. Dilbilgisi

1:28

çünkü çubukların boyutundaki farkın değerlerle orantılı olduğunu varsayarız.

Dilbilgisi

since ... is proportional to ...: bir nedeni ve oranı açıklama

Burada since, “geçmişteki bir zamandan beri” değil, “çünkü” anlamındadır. Çubuk grafiğin neden yanıltıcı olabileceğini açıklar: Grafiğe bakanlar, çubuklar arasındaki görünür farkların sayısal farkları doğru biçimde yansıttığını varsayar. A is proportional to B, “A, B ile orantılıdır” demektir; yani A ve B sabit bir orana göre değişir. Bu cümlede çubuk boyutunun sayısal değerle tutarlı bir oranda değişmesi beklenir; yalnızca ikisi arasında genel bir ilişki olduğu söylenmez.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle, cümlede hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Bir neden belirtir: Grafiğe bakanlar, çubuk boyutlarındaki farkların değer farklarıyla sabit bir orana göre eşleşmesini bekler.
  2. Bir başlangıç zamanı belirtir: Bu varsayım geçmişte belirli bir noktada başlamıştır.
  3. Bir karşıtlık belirtir: Çubuk boyutları ve değerler normalde zıt yönlerde değişir.
Cevabı göster

Bir neden belirtir: Grafiğe bakanlar, çubuk boyutlarındaki farkların değer farklarıyla sabit bir orana göre eşleşmesini bekler.

But the scale can also be distorted along the X-axis, Anlatım akışı

1:33

Ancak ölçek X ekseni boyunca da saptırılabilir,

usually in line graphs showing something changing over time. Kelime

1:36

bu durum genellikle zamanla değişen bir şeyi gösteren çizgi grafiklerinde görülür.

Anlatım akışı

But ... can also ...: paralel bir durum ekleme

But, daha önce ele alınan Y ekseninden, karşıtlık içeren başka bir ek duruma geçildiğini gösterir. also ise X eksenindeki çarpıtmanın ilgisiz yeni bir konu değil, aynı genel sorunun bir parçası olduğunu belirtir. But X can also ... kalıbı, açıklamaları düzenlemenin yaygın bir yoludur: Konuyu bağlantılı tutarak bilinen bir durumdan ona paralel başka bir olasılığa geçer.

Alıştırma

But ... can also ... burada bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi yerine getiriyor?

  1. X eksenindeki çarpıtmanın önceki sorunun yerini aldığını söyler.
  2. X eksenindeki çarpıtmayı aynı sorunun başka bir örneği olarak ekler.
  3. Ölçek çarpıtmasıyla ilgisiz ayrı bir konu başlatır.
Cevabı göster

X eksenindeki çarpıtmayı aynı sorunun başka bir örneği olarak ekler.

Kelime

bir şeyin zaman içinde değiştiğini gösteren çizgi grafikleri

Çizgi grafiği, veri noktalarını bir çizgiyle birleştirir; bu nedenle bir değerin zaman içinde nasıl değiştiğini göstermek için özellikle uygundur. Burada line graphs, “sırada duran insanların resimleri” anlamına gelmez. Showing something changing over time ortaç ifadesi line graphs ifadesini niteler. Bu, that show something changing over time yapısının daha kısa biçimidir: something ölçülen değeri, over time ise “bir süre boyunca” anlamını taşır.

Alıştırma

Zaman içindeki bir eğilimi gösteren çizgi grafiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The line graph is changing time into prices.
  2. The line graph shows prices changing over time.
  3. The line graph puts prices in a queue.
Cevabı göster

The line graph shows prices changing over time.

This chart showing the rise in American unemployment from 2008 to 2010 Kalıp ifadeler

1:40

Amerika'daki işsizliğin 2008'den 2010'a kadar artışını gösteren bu tablo

manipulates the X-axis in two ways.

1:44

X eksenini iki şekilde manipüle eder.

Kalıp ifadeler

This chart showing the rise in ... from ... to ... yapısı

Bu uzun öznenin temel kısmı This chart ifadesidir. Showing the rise in American unemployment from 2008 to 2010 ortaç yan cümlesi, grafiğin ne gösterdiğini açıklar. Showing cümlenin ana fiili değildir; ana fiil daha sonra gelir: manipulates. Yeniden kullanılabilen kalıp chart + showing + the rise in + bir ölçü + from + başlangıç zamanı + to + bitiş zamanı şeklindedir. Bu kalıp, tek ve kısa bir isim öbeği içinde grafiği tanıtır, artışı belirtir ve zaman aralığını verir.

Alıştırma

Rise ve from ... to zaman kalıbını kullanarak grafik tanıtımını tamamlayın: This chart showing the ____ in online sales ____ 2020 ____ 2024 uses monthly data.

Cevabı göster

rise · from · to

First of all, Anlatım akışı

1:47

Öncelikle,

the scale is inconsistent,

1:48

ölçek tutarsızdır,

compressing the 15-month span after March 2009 Dilbilgisi

1:50

Mart 2009'dan sonraki 15 aylık süreyi sıkıştırarak

to look shorter than the preceding 6 months.

1:53

önceki 6 aydan daha kısa görünmesini sağlar.

Anlatım akışı

First of all ile ilk noktayı belirtme

First of all, sıralı bir açıklamadaki ilk noktayı tanıtan bir söylem işaretidir. Burada ölçekle ilgili yorumun konuşmacının ele alacağı ilk sorun olduğunu gösterir. İfadeyi, her şey arasında gerçekten ilk sırada olma düşüncesi olarak değil, “başlangıç olarak” anlamına gelen tek bir kalıp olarak düşünün. Dinleyicinin başka noktalar, nedenler veya adımlar beklemesine yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle birkaç kontrolden ilkini en açık biçimde tanıtıyor?

  1. First of all, make sure every label is clear.
  2. After all, make sure every label is clear.
  3. All at once, make sure every label is clear.
Cevabı göster

First of all, make sure every label is clear.

Dilbilgisi

compressing ... to look shorter than ...: görsel bir etkiyi açıklama

-ing yapısındaki compressing ... yan cümlesi, the scale is inconsistent ana ifadesinden sonra gelir ve bu tutarsızlığın nasıl ortaya çıktığını açıklar. Örtük öznesi the scale ifadesidir: ölçek, görselde daha uzun olan süreyi sıkıştırır. Bu yan cümledeki to look shorter than ... sıkıştırmanın görsel etkisini anlatır. 15 aylık süre gerçekte kısalmaz; önceki 6 aylık süreden daha kısa görünecek şekilde çizilir.

Alıştırma

“The mirror is deceptive, stretching faces to look longer than they really are.” cümlesinde -ing yan cümlesi neyi açıklıyor?

  1. İnsanların yüzlerinin fiziksel olarak gerçekten uzadığı
  2. Aynanın nereye taşınacağı
  3. Aynanın nasıl yanıltıcı bir görsel etki oluşturduğu
Cevabı göster

Aynanın nasıl yanıltıcı bir görsel etki oluşturduğu

Using more consistent data points gives a different picture, Dilbilgisi

1:56

Daha tutarlı veri noktaları kullanmak farklı bir tablo ortaya koyar,

with job losses tapering off by the end of 2009. Kalıp ifadeler

1:59

ve 2009'un sonlarına doğru iş kayıplarının giderek azaldığını gösterir.

Dilbilgisi

Using ... gives ...: özne olarak kullanılan -ing yan cümlesi

Using more consistent data points, özne görevi gören bir -ing yan cümlesidir. Yöntemi cümlenin konusu yapar; buradaki Using, şimdiki zamanın sürekli biçiminin bir parçası değildir. Öznenin tamamı tek bir eylem olarak görüldüğü için ardından tekil gives fiili gelir. Gives a different picture, yöntemin verilerin genel görünümünü ya da yorumunu değiştirmesi demektir; kelimenin gerçek anlamıyla bir resim üretmek değildir.

Alıştırma

Yöntemin özne olması için cümleyi use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a larger sample gives a clearer picture of the trend.

Cevabı göster

Using

Kalıp ifadeler

with ... tapering off by ...: giderek azalan bir eğilim eklemek

With + isim + -ing, ana ifadeye eşlik eden bir durumu veya eğilimi ekler. with job losses tapering off ifadesinde job losses isim grubu, giderek azalan şeyin ne olduğunu belirtir. with ile başlayan ifadenin tamamı ise eksiksiz bir ana cümle değil, ek bilgi görevi görür. Taper off, miktarın veya yoğunluğun aniden durması değil, yavaş yavaş azalması demektir. By the end of 2009 en geç başvurulan zaman noktasını belirler: o zamana gelindiğinde iş kayıpları zaten azalmaya başlamıştır.

Alıştırma

Hangi cümle, aşamalı bir eğilim eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. The new schedule helped, with tapering off delays by June.
  2. The new schedule helped, with delays tapering off by June.
  3. The new schedule helped, with delays tapered off by June.
Cevabı göster

The new schedule helped, with delays tapering off by June.

And if you wonder why they were increasing in the first place, Anlatım akışı

2:03

Eğer işsizliğin en başta neden arttığını merak ediyorsanız,

Anlatım akışı

if you wonder why ... in the first place: ilk neden hakkındaki soruyu önceden ele almak

if you wonder why... ile konuşmacı, dinleyicinin aklına gelmiş olabilecek bir soruyu önceden ele alır. Bu ifade bir geçiş görevi görür: açıklamaya kısa bir ara verilir ve az önce anlatılan durumun nedenine dönülür. Burada in the first place bir yeri değil, “en başta” veya “durumun başlangıcında” anlamını taşır. Tüm yan cümle, artışların daha sonra neden devam ettiğini değil, ilk olarak neden başladığını sorar.

Alıştırma

Konuşmacı if you wonder why ... in the first place ile ne yapıyor?

  1. Bir soruyu önceden ele alıp ilk nedene dönmek
  2. İlk konuma giden yolu tarif etmek
  3. Olayları kesin bir zaman sırasıyla listelemek
Cevabı göster

Bir soruyu önceden ele alıp ilk nedene dönmek

the timeline starts immediately after the US's biggest financial collapse since the Great Depression. Kültür

2:06

zaman çizelgesi, ABD'nin Büyük Buhran'dan bu yana yaşadığı en büyük finansal çöküşün hemen ardından başlar.

Kültür

the US's biggest financial collapse since the Great Depression: tarihsel bir karşılaştırma

Büyük Buhran, 1929'da başlayan ve 1930'ların büyük bölümünü etkileyen ağır ekonomik krizdi. Burada tarihsel bir karşılaştırma ölçütü olarak kullanılır; dolayısıyla karşılaştırma, daha sonraki finansal çöküşün olağanüstü derecede ciddi olduğunu gösterir. biggest financial collapse since... yapısında since, karşılaştırma döneminin başlangıcını belirler. Büyük Buhran'dan söz konusu sonraki çöküşe kadar geçen dönemde, bu çöküş en büyüğü olarak tanımlanır. Burada since, “yüzünden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada the US's biggest financial collapse since the Great Depression ne anlama geliyor?

  1. Büyük Buhran sırasında gerçekleşen tek ABD finansal çöküşü
  2. Doğrudan Büyük Buhran'ın neden olduğu bir ABD finansal çöküşü
  3. Büyük Buhran'dan sonraki dönemde ABD'nin yaşadığı en ciddi finansal çöküş
Cevabı göster

Büyük Buhran'dan sonraki dönemde ABD'nin yaşadığı en ciddi finansal çöküş

These techniques are known as cherry picking. Kelime

2:12

Bu teknikler 'cımbızla seçme' olarak bilinir.

Kelime

are known as cherry picking: seçmeci kanıt kullanımı olarak bilinmek

be known as + ad kalıbı bir kişiye, nesneye veya uygulamaya ad vermek için kullanılır. Burada are known as, az önce açıklanan tekniklerin yaygın adını tanıtır. Cherry picking, istenen bir sonucu destekleyen veri, örnek veya kanıtları seçerek kullanırken bunlarla çelişen ilgili bilgileri dışarıda bırakmaktır. Burada gerçek anlamda kiraz toplamaktan söz edilmez.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: Showing only the two successful trials ____.

Cevabı göster

is known as cherry picking

A time range can be carefully chosen to exclude the impact of a major event right outside it. Dilbilgisi

2:15

Zaman aralığı, hemen dışındaki büyük bir olayın etkisini hariç tutmak için dikkatlice seçilebilir.

Dilbilgisi

can be carefully chosen to exclude...: dışarıda bırakacak şekilde dikkatle seçilebilir

Can be carefully chosen, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan bir kiplik fiilli edilgen yapıdır. Seçimi kimin yaptığını söylemeden zaman aralığını ve onun seçilme işlemini öne çıkarır. Bu bağlamda carefully, yalnızca dikkatli olmayı değil, bilinçli bir seçim yapmayı anlatır. to exclude... mastar yapısı bu seçimin amacını veya etkisini belirtir. Right outside it, “seçilen aralığın hemen dışında” demektir; it, zaman aralığını ifade eder.

Alıştırma

Cümle, seçimi yapan kişiyi belirtmek yerine neden can be carefully chosen yapısını kullanıyor?

  1. Aralığı seçen kişiyi belirtmek için
  2. Seçilen zaman aralığına ve seçimin neleri dışarıda bıraktığına odaklanmak için
  3. Zaman aralığının kendi kendisini seçtiğini söylemek için
Cevabı göster

Seçilen zaman aralığına ve seçimin neleri dışarıda bıraktığına odaklanmak için

And picking specific data points can hide important changes in between. Dilbilgisi

2:20

Ve belirli veri noktalarını seçmek, bunların arasındaki önemli değişiklikleri gizleyebilir.

Dilbilgisi

Belirli veri noktalarını seçmek aradaki önemli değişiklikleri gizleyebilir

Picking specific data points, özne görevinde kullanılan -ing biçimli bir eylem öbeğidir. Burada picking, rastgele seçim değil, belirli noktaları özellikle seçmek demektir. Can hide bu analiz tercihini olası bir sonuca bağlar. In between, seçilen noktaların arasındaki zaman veya aralıklarda olanları belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, özne olarak -ing biçimli eylem + can + fiilin yalın hâlidir ve bir eylemin bir sonuca yol açabileceğini gösterir.

Alıştırma

pick fiilinin -ing biçimini ve can sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: ____ specific data points can ____ important changes in between.

Cevabı göster

Picking · hide

Even when there's nothing wrong with the graph itself, Dilbilgisi

2:24

Grafiğin kendisinde hiçbir sorun olmasa bile,

leaving out relevant data can give a misleading impression. Öbek fiiller

2:27

ilgili verileri dışarıda bırakmak yanıltıcı bir izlenim verebilir.

Dilbilgisi

Even when ..., leaving out ... can ...: buna rağmen devam eden bir risk

Even when bir ödünleme ilişkisi kurar. Riski ortadan kaldırıyor gibi görünen bir gerçeği—grafiğin kendisinde sorun olmayabileceğini—kabul eder, ancak riskin yine de bulunduğunu söyler. Burada when esas olarak zamanı belirtmez. Leaving out relevant data, özne görevindeki -ing biçimli bir öbektir; can give ise olası bir sonucu belirtir. Even when + yan cümle, özne olarak -ing biçimli eylem + can + fiilin yalın hâli kalıbı, görünüşte olumlu bir koşulda bile riskin devam ettiğini göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnekte Even when hangi ilişkiyi belirtir?

  1. Neden: Grafiğin doğru olması yanıltıcı izlenimi oluşturur.
  2. Zaman sırası: Risk yalnızca grafik düzeltildikten sonra başlar.
  3. Ödünleme: Grafiğin kendisi doğru olsa bile risk devam eder.
Cevabı göster

Ödünleme: Grafiğin kendisi doğru olsa bile risk devam eder.

Öbek fiiller

leave out relevant data: ilgili verileri dışarıda bırakmak

Leave out, “atlamak” veya “dahil etmemek” anlamına gelen bir phrasal verb'dür. leaving out relevant data ifadesinde -ing biçimi, eylemi can give yapısının öznesi yapar; relevant data ise dışarıda bırakılan bilgidir. Bu ifade fiziksel olarak bir yerden ayrılmak anlamına gelmez. Geriye kalan bilgiler doğru olsa bile eksik bilgilerin insanların düşüncesini etkileyebileceğini anlatır.

Alıştırma

“Atlamak” anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: When you summarize the study, do not ____ any results that change its meaning.

Cevabı göster

leave out

This chart of how many people watch the Super Bowl each year

2:31

Her yıl Super Bowl'u kaç kişinin izlediğini gösteren bu tablo

makes it look like the event's popularity is exploding. Notlar

2:34

etkinliğin popülaritesinin patladığı izlenimini veriyor.

Dilbilgisi

makes it look like + yan cümle: bir şeyi öyleymiş gibi göstermek

make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, “nesnenin bir şey yapmasına veya belirli bir durumda görünmesine neden olmak” anlamına gelir. Burada This chart öznedir, makes tekil chart ismiyle uyumludur ve look, makes sonrasında yalın hâlde kalır. make it look like + yan cümle yapısında it, makes fiilinin nesnesidir ve grafiğin sunduğu duruma işaret eder. Yan cümle oluşan izlenimi verir: etkinliğin popülerliği çok hızlı artıyor gibi görünür. Bu yapı bir görünüşü anlatır; izlenimin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir tasarımın izlenim oluşturduğunu ancak bu izlenimin doğru olduğunu iddia etmediğini söyler?

  1. The graph shows that sales doubled.
  2. The graph design makes it look like sales doubled.
  3. The graph makes the sales figures easier to read.
Cevabı göster

The graph design makes it look like sales doubled.

Deyimler

the event's popularity is exploding: etkinliğin popülerliği hızla artıyor

Bu cümlede exploding mecaz olarak kullanılır. Popülerlik gerçek anlamda patlayamaz; burada etkinliğin çok hızlı ve büyük ölçüde popülerleşiyor gibi göründüğü anlatılır. Bu ifade, eğilimi güçlü ve çarpıcı gösterir. Hızlı büyüme izlenimini anlatır, ancak eğilimin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Burada "the event's popularity is exploding" ne anlama geliyor?

  1. Etkinlikte gerçekten bir patlama oldu.
  2. Etkinlik popülerliğini yavaş yavaş kaybediyor.
  3. Etkinlik çok hızlı bir şekilde popülerleşiyor gibi görünüyor.
Cevabı göster

Etkinlik çok hızlı bir şekilde popülerleşiyor gibi görünüyor.

But it's not accounting for population growth. Kalıp ifadeler

2:37

Ancak nüfus artışını hesaba katmıyor.

Kalıp ifadeler

not accounting for population growth: nüfus artışını hesaba katmamak

Bu veri analizi bağlamında account for, hesaplama veya değerlendirme yaparken bir şeyi etken olarak dâhil etmek anlamına gelir. it's, it is ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla it's not accounting for population growth, analizin nüfus artışını hesaba katmadığını belirtir. Kalıp account for + factor şeklindedir. Burada muhasebeden söz edilmez. Değişen bir etkeni göz ardı etmek, karşılaştırmayı yanıltıcı hâle getirebilir.

Alıştırma

“Bir etken olarak dâhil etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A fair comparison must ____ differences in population size.

Cevabı göster

account for

The ratings have actually held steady, Kalıp ifadeler

2:40

Reytingler aslında sabit kalmış durumda,

Kalıp ifadeler

İzlenme oranları aslında sabit kaldı

Bu medya bağlamında ratings, yazılı yorumları veya yıldız puanlarını değil, bir televizyon programının ya da etkinliğin izleyici ölçümlerini ifade eder. held steady, rakamın genel olarak önemli bir artış veya düşüş göstermeden yaklaşık aynı düzeyde kaldığı anlamına gelir. have held, daha önceki bir zamandan şimdiye kadar olan dönemi gösteren present perfect yapısıdır. actually, bu sabit sonucun şaşırtıcı olabileceğini veya izlenme oranlarının yükseldiği izlenimini düzelttiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “yaklaşık aynı düzeyde kaldı” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: After a small rise, ticket sales have ____ for three months.

Cevabı göster

held steady

because while the number of football fans has increased, Dilbilgisi

2:42

çünkü Amerikan futbolu hayranlarının sayısı artmış olsa da,

their share of overall viewership has not.

2:45

onların genel izleyici kitlesi içindeki payı artmadı.

Dilbilgisi

Sayı arttı, ancak toplam içindeki pay artmadı

Because, önceki iddianın nedenini sunar. Bu nedenin içinde while bir karşıtlık kurar: Amerikan futbolu taraftarlarının sayısı arttı, ancak tüm izleyiciler içindeki payları artmadı. Burada while, bir şey olurken anlamına gelmez. The number mutlak bir sayıdır. their share ise toplam izleyici kitlesindeki orandır. has not, daha önce kullanılan increased sözcüğünü tekrar etmez; bu nedenle has not increased anlamına gelir. Toplam izleyici kitlesi de büyürse sayı artarken pay aynı kalabilir.

Alıştırma

Hangi seçenek "while the number of football fans has increased, their share of overall viewership has not" ifadesindeki karşıtlığı doğru açıklar?

  1. Taraftar sayısı artmadığı hâlde tüm izleyiciler içindeki yüzdeleri arttı.
  2. Hem taraftar sayısı hem de tüm izleyiciler içindeki yüzdeleri arttı.
  3. Taraftar sayısı arttı, ancak tüm izleyiciler içindeki yüzdeleri artmadı.
Cevabı göster

Taraftar sayısı arttı, ancak tüm izleyiciler içindeki yüzdeleri artmadı.

Finally, Anlatım akışı

2:47

Son olarak,

a graph can't tell you much if you don't know the full significance of what's being presented. Kalıp ifadeler

2:48

sunulan şeyin tam önemini bilmiyorsanız bir grafik size pek bir şey anlatamaz.

Anlatım akışı

Finally, ... if ...: koşullu bir son noktayı tanıtma

Finally burada bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye bunun bir dizideki son nokta olduğunu bildirir; olayın uzun bir bekleyişten sonra nihayet gerçekleştiği anlamına gelmez. Ana cümle bir grafiğin tek başına pek fazla bilgi aktaramayacağını söyler, if yan cümlesi ise bu ifadeyi sınırlayan koşulu verir: Malzemenin tüm anlamı anlaşılmadan grafik pek bilgilendirici olmaz. Bu kalıp, son bir sonucu geçerli olduğu koşulla birlikte sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnekte Finally hangi görevi görüyor?

  1. Konuşmacının koşuldan emin olmadığını gösterir.
  2. Bir açıklamadaki son noktayı tanıtır.
  3. Grafiğin uzun bir bekleyişten sonra ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster

Bir açıklamadaki son noktayı tanıtır.

Kalıp ifadeler

the full significance of what's being presented: anlam ve önem

The full significance, yalnızca görünür gerçekleri değil, bir şeyin eksiksiz anlamını, önemini ve sonuçlarını ifade eder. Grafik veya haber bağlamında bilginin gerçekte ne gösterdiğini ve neden önemli olduğunu sorgular. What's being presented, what is being presented ifadesinin kısaltılmış biçimidir. O anda gösterilen veya açıklanan içerik anlamına gelir. being presented edilgen bir yapıdır; dolayısıyla içerik eylemi yapan değil, eylemden etkilenen ögedir.

Alıştırma

Bu cümlede the full significance of what's being presented ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca istatistiksel anlamlılık testinin sonucu
  2. Grafiğin boyutu ve rengi
  3. Bilginin eksiksiz anlamı, önemi ve sonuçları
Cevabı göster

Bilginin eksiksiz anlamı, önemi ve sonuçları

Both of the following graphs use the same ocean temperature data from the National Centers for Environmental Information. Dilbilgisi

2:53

Aşağıdaki grafiklerin her ikisi de Ulusal Çevresel Bilgi Merkezlerinden alınan aynı okyanus sıcaklığı verilerini kullanır.

Dilbilgisi

Both of the following ... use the same ... data from ...: iki öğe aynı kaynaktan gelen verileri kullanır

Both of the following graphs, ifadenin sırada gösterilen tam iki grafiğin ikisi için de geçerli olduğunu belirtir. Buradaki following, bir şeyin arkasından hareket etmek değil, sırada veya aşağıda gösterilmek anlamındadır. Use the same ... data from ... ortak bir veri kümesini ve bu verinin kaynağını belirtir. Böylece grafiklerin farklı sunumları karşılaştırılmadan önce ortak bir temel kurulur.

Alıştırma

Cümleyi Both of the following ... use the same ... hedef yapısıyla tamamlayın: ____ charts use the ____ data from the survey.

Cevabı göster

Both of the following · same

So why do they seem to give opposite impressions? Anlatım akışı

2:59

O halde neden birbirine zıt izlenimler veriyor gibi görünüyorlar?

Anlatım akışı

So why ... seem to ...?: açıklamaya zemin hazırlayan bir soru

So, bu soruyu az önce belirtilen ortak veri gerçeğine bağlar. Grafiklerin neden zıt göründüğünü sormak, bu gerçeği çözülmesi gereken bir soruya dönüştürür ve birazdan bir açıklama geleceğini gösterir. Seem to, iddiayı görünüş düzeyinde tutar: grafikler farklı izlenimler verir, ancak soru alttaki verilerin gerçekten birbiriyle çeliştiğini söylemez.

Alıştırma

So why do they seem to give opposite impressions? sorusu açıklamada hangi işlevi görür?

  1. İki grafiğin zıt veriler içerdiğini kanıtlar.
  2. Görünürdeki bir çelişkiyi vurgular ve açıklamaya davet eder.
  3. Dinleyiciden hangi grafiğin doğru olduğunu seçmesini ister.
Cevabı göster

Görünürdeki bir çelişkiyi vurgular ve açıklamaya davet eder.

The first graph plots the average annual ocean temperature from 1880 to 2016, Kelime

3:02

İlk grafik, 1880'den 2016'ya kadar yıllık ortalama okyanus sıcaklığını çizerek

making the change look insignificant. Dilbilgisi

3:07

değişimi önemsiz gibi gösteriyor.

Kelime

plots the average annual ocean temperature from 1880 to 2016: 1880'den 2016'ya kadar yıllık ortalama okyanus sıcaklığını grafiğe dökmek

Burada plots bir veri görselleştirme fiilidir: grafik, sıcaklık değerlerini bir koordinat sisteminde işaretleyerek verileri noktalar ya da bir çizgi halinde gösterir. The average annual ocean temperature ölçülen büyüklüktür. From 1880 to 2016, verilerin kapsadığı zaman aralığını verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp graph/chart + plots + ölçüm + from + başlangıç zamanı + to + bitiş zamanı şeklindedir.

Alıştırma

Vurgulanan veri görselleştirme fiiliyle cümleyi tamamlayın: This chart ____ annual rainfall from 2005 to 2020.

Cevabı göster

plots

Dilbilgisi

making the change look insignificant: değişimin önemsiz görünmesini sağlamak

Virgülden sonraki making öbeği, önceki cümlenin tamamının sonucunu verir: grafiğin verileri sunma biçimi belirli bir izlenim yaratır. Making, yeni bir ana cümlenin çekimli fiili değildir. Öbek içinde make + nesne + fiilin yalın hâli kullanılarak make the change look + adjective kalıbı oluşturulur. Insignificant, değişimin nasıl göründüğünü anlatır; gerçekte ne kadar önemli olduğunu kesin olarak belirtmez.

Alıştırma

Vurgulanan virgül + -ing sonuç yapısıyla cümleyi tamamlayın: A close-up photo fills the frame with the toy, ____ it look much bigger than it is.

Cevabı göster

making

But in fact, Anlatım akışı

3:09

Ancak aslında,

a rise of even half a degree Celsius Kalıp ifadeler

3:10

yarım santigrat derecelik bir artış bile

can cause massive ecological disruption. Kalıp ifadeler

3:12

büyük çaplı bir ekolojik bozulmaya neden olabilir.

Anlatım akışı

Düzeltme işareti olarak But in fact

But in fact, bir sonraki ifadenin önceki bir izlenimi düzelttiğini gösterir. But karşıtlığı belirtirken in fact konuşanın gerçek ya da daha doğru durum olarak sunduğu bilgiyi getirir. Açıklayıcı bir metni okurken bu ifadeyi ilgisiz ek bir gerçeğin başlangıcı olarak değil, beklentinizi gözden geçirmenizi sağlayan bir işaret olarak yorumlayın.

Alıştırma

Bu cümlede But in fact okuyucuya neyi gösterir?

  1. Sonraki düşünce önceki bir izlenimi düzeltir.
  2. Sonraki düşünce aynı iddiayı daha güçlü biçimde tekrarlar.
  3. Sonraki düşünce ilgisiz bir ayrıntı daha verir.
Cevabı göster

Sonraki düşünce önceki bir izlenimi düzeltir.

Kalıp ifadeler

a rise of even half a degree Celsius: küçük bir değişimi vurgulama

a rise of half a degree Celsius ifadesinde of, artış miktarını belirtir: sıcaklık yarım derece yükselir. Even bu küçük miktarı vurgular ve bunun önemli bir etki yaratmak için şimdiden yeterli olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a rise of even + miktar şeklindedir. Beklenmedik ölçüde küçük bir değişikliğin bile sonuç doğurabileceğini vurgular.

Alıştırma

A rise of even one degree can damage the medicine? cümlesinde even ne anlama gelir?

  1. Sıcaklık sabit ve eşit bir hızla yükselir.
  2. Bir derece, yine de önemli olabilen şaşırtıcı derecede küçük bir değişimdir.
  3. Bir derece, her durumdaki ortalama değişimdir.
Cevabı göster

Bir derece, yine de önemli olabilen şaşırtıcı derecede küçük bir değişimdir.

Kalıp ifadeler

can cause massive ecological disruption: büyük çaplı ekolojik bozulmaya yol açabilir

Can cause olası bir sonucu bildirir. Cause fiilinden sonra sonucu adlandıran bir isim öbeği gelir; burada bu öbek massive ecological disruption'tır. Can, sonucun mümkün olduğunu, her seferinde kesin olarak gerçekleşeceğini değil, gösterir. Ecological disruption, bir ekosistemin normal dengesinin veya işleyişinin ciddi biçimde bozulması demektir. Massive ölçeği büyütür; bu nedenle ifade küçük veya tarafsız bir değişimden çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi cümle bir sistemi ciddi biçimde bozabilecek olası bir olayı doğal şekilde anlatır?

  1. A power failure can describe major disruption to the rail network.
  2. A power failure can cause major disruption to the rail network.
  3. A power failure can cause a minor schedule adjustment with no wider effect.
Cevabı göster

A power failure can cause major disruption to the rail network.

This is why the second graph, Anlatım akışı

3:15

İşte bu yüzden ikinci grafik,

which shows the average temperature variation each year,

3:17

her yılki ortalama sıcaklık değişimini gösterdiği için

is far more significant.

3:19

çok daha anlamlıdır.

Anlatım akışı

This is why ..., which ..., is ...: nedenden sonuca geçiş

This is why, hemen önce verilen nedene gönderme yapar ve onu bir sonuca bağlar. Ana cümlenin iskeleti This is why the second graph is far more significant şeklindedir. Virgüller arasındaki which shows the average temperature variation each year bölümü, the second graph hakkında ek bilgi veren tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Bu bölüm çıkarıldığında ana ifade yine tamamlanmış olur. Uzun cümleyi okurken second graph öznesini bulun ve onu is far more significant yüklem grubuyla yeniden birleştirin.

Alıştırma

Ek bilgi veren which yan cümlesi çıkarıldığında hangi ana cümle iskeleti kalır?

  1. This is why the second graph is far more significant.
  2. The second graph shows the average temperature variation each year.
  3. The average temperature variation each year is far more significant.
Cevabı göster

This is why the second graph is far more significant.

When they're used well, Dilbilgisi

3:22

İyi kullanıldıklarında,

graphs can help us intuitively grasp complex data. Kalıp ifadeler

3:23

grafikler karmaşık verileri sezgisel olarak kavramamıza yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

When they're used well: when + edilgen yapı

When they're used well, ana cümledeki sonucun hangi durumda geçerli olduğunu belirten bir when yan cümlesidir. Burada when koşula yakın bir anlam taşır: Grafikler etkili biçimde kullanıldığında, yani iyi kullanılırlarsa yardımcı olabilir. They're, they are'in kısaltmasıdır; they ise ana cümlede daha sonra gelen çoğul graphs ismini gösterir. Are used edilgen yapıdadır çünkü eylem grafiklere uygulanır; cümle, onları kimin kullandığına değil, nasıl kullanıldıklarına odaklanır.

Alıştırma

when + edilgen yapıyı use fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When maps are ____ well, they can make routes easier to understand.

Cevabı göster

used

Kalıp ifadeler

help us intuitively grasp complex data: anlamak anlamındaki grasp

Help us grasp, help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: us yardım alan kişileri, grasp ise kolaylaştırılan eylemi gösterir. Burada grasp mecazidir. Veriyi elle tutmak değil, verinin önemli anlamını kavramak veya zihinde sağlam biçimde anlamak demektir. Intuitively, grasp fiilini niteler. Her ayrıntıyı adım adım incelemek zorunda kalmadan örüntüyü veya ana noktayı doğrudan görmeyi ifade eder.

Alıştırma

‘Ana fikri anlamak’ anlamıyla cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? A clear diagram can help readers ___ the pattern.

  1. grab
  2. grasp
  3. hold
Cevabı göster

grasp

But as visual software has enabled more usage of graphs throughout all media, Dilbilgisi

3:27

Ancak görsel yazılımlar, tüm medya genelinde grafiklerin daha fazla kullanılmasına imkân tanıdıkça,

it's also made them easier to use in a careless or dishonest way. Dilbilgisi

3:31

aynı zamanda onların dikkatsiz veya dürüst olmayan bir şekilde kullanılmalarını da kolaylaştırdı.

Dilbilgisi

But as ..., it's also made ...: değişen bir arka plan ve ek bir sonuç

Bu cümlede as, “bu değişim gelişirken” ya da “bu değişimle birlikte” anlamındadır. as yan cümlesi değişmekte olan arka planı verir: görselleştirme yazılımı, grafiklerin farklı medya türlerinde kullanımını artırmıştır. Burada “rolünde” anlamına gelmez; yapı, tek bir açık nedenden çok iki gelişmenin birlikte ilerlemesini vurgular. Ardından gelen it's also made ... bu değişime eşlik eden sonucu verir. Burada it's, it has anlamındadır; it visual software ifadesine, them ise graphs sözcüğüne gönderme yapar. But sonucu daha olumlu bir görüşe karşı olumsuz bir yön ya da düzeltme olarak sunar; also ise bunun ek bir sonuç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte as nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Görselleştirme yazılımı bir grafik türü olarak tanımlanır.
  2. Sürmekte olan bir değişim, ona eşlik eden sonuç için arka plan oluşturur.
  3. Birlikte ilerleyen iki gelişme anlamı olmadan yalnızca doğrudan bir neden belirtilir.
Cevabı göster

Sürmekte olan bir değişim, ona eşlik eden sonuç için arka plan oluşturur.

Dilbilgisi

made them easier to use: make + nesne + sıfat + to'lu mastar

it's made (it has made) ifadesinde made, has'ten sonra kullanılan make fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Kalıp make + nesne + sıfat + to'lu mastar biçimindedir: made + them + easier + to use. Yazılımın grafiklerin bir özelliğini değiştirdiğini, yani grafikleri kullanmanın kolaylaştığını anlatır. Them, graphs sözcüğüne gönderme yapar. them, easier sözcüğünden önce gelse de anlam bakımından use fiilinin nesnesidir; eylemi grafikler yapmaz. Grafikleri insanlar kullanır.

Alıştırma

Cümleyi make ve easy sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Yesterday, the clear labels ____ the chart ____ to read.

Cevabı göster

made · easier

So the next time you see a graph, Anlatım akışı

3:35

Yani bir dahaki sefere bir grafik gördüğünüzde,

don't be swayed by the lines and curves. Ton ve niyet

3:37

çizgilere ve eğrilere kapılmayın.

Anlatım akışı

So the next time you see a graph: sonucu gelecekteki bir eyleme dönüştürmek

So, konuşmacının önceki açıklamadan uygulamaya dönük bir sonuca geçtiğini gösterir. The next time you see a graph, cümlenin başında yer alan bir zaman yan cümlesidir. Önce gelecekteki bir durumu kurar, ardından ana cümle o zaman yapılacak eylemi belirtir. Bu yapı, genel bir dersi gelecekteki gerçek bir durumda uygulanacak tavsiyeye dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi “bir sonraki sefer” anlamındaki hedef zaman ifadesiyle tamamlayın: So ____ you read a surprising headline, check the source.

Cevabı göster

the next time

Ton ve niyet

don't be swayed by the lines and curves: görsel etkinin kararı yönlendirmesine direnmek

Be swayed by, bir şeyin kişinin görüşünü, kararını veya yargısını değiştirmesi anlamına gelir ve çoğu zaman bu etkinin kişiyi yanıltabileceğini ima eder. Olumsuz emir don't be swayed by, dinleyeni bu etkenin kararını kontrol etmesine izin vermemesi için uyarır. Burada the lines and curves, grafiğin görsel görünümünü temsil eder. Tavsiye grafiği görmezden gelmek değil, şekilleri çarpıcı veya ikna edici göründüğü için verdiği mesajı hemen kabul etmemektir.

Alıştırma

“Don't be swayed by the advertisement's bright colors” size ne yapmanızı tavsiye ediyor?

  1. Reklamın görünümünün kararınızı kontrol etmesine izin vermeyin.
  2. Reklamın hiçbir bölümüne bakmayın.
  3. Reklamı eğri çizgilerle çizmeyin.
Cevabı göster

Reklamın görünümünün kararınızı kontrol etmesine izin vermeyin.

Look at the labels, the numbers, the scale, and the context, Ton ve niyet

3:39

Etiketlere, rakamlara, ölçeğe ve bağlama bakın,

and ask what story the picture is trying to tell. Deyimler

3:44

ve resmin hangi hikayeyi anlatmaya çalıştığını sorgulayın.

Ton ve niyet

Look at the labels, the numbers, the scale, and the context: paralel öğelerle bir kontrol listesi oluşturmak

Burada Look at, yalnızca gözünü bir şeye çevirmek değil, onu dikkatle incelemek anlamına gelir. Fiilden sonra dört paralel ad öbeği gelir: the labels, the numbers, the scale ve the context. “Emir + liste” kalıbı, genel bir öneriyi açık bir kontrol listesine dönüştürür. the sözcüğünün tekrarı öğeleri paralel tutar, and ise son öğeyi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, açık bir yönerge vermek için Look at ifadesinden sonra paralel bir kontrol listesi kullanır?

  1. Looking at the author, the date, and check the sources before sharing the article.
  2. Look at the author, checking the date, and the sources before sharing the article.
  3. Look at the author, the date, and the sources before sharing the article.
Cevabı göster

Look at the author, the date, and the sources before sharing the article.

Deyimler

what story the picture is trying to tell: bir görseli kişileştirmek

what story the picture is trying to tell ifadesi, görseli konuşabiliyormuş gibi kişileştirir. Buradaki story, gerçek anlamda kurgusal bir hikâye değil; görselin bilgiyi sunuş biçiminin düşündürdüğü yorum, anlatı veya izlenimdir. Bu soruyu sormak, tek tek ayrıntıların ötesine geçip görselin izleyicide oluşturduğu genel mesajı düşünmek demektir. Bu, görselin kendine ait niyetleri olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

'Ask what story the chart is trying to tell,' cümlesinde story ne anlama gelir?

  1. Grafiğin yüksek sesle anlattığı gerçek bir öykü
  2. Grafiğin düşündürdüğü yorum veya izlenim
  3. Grafiğin dosya adı
Cevabı göster

Grafiğin düşündürdüğü yorum veya izlenim