İletişim kurarken vurgu nasıl kullanılır - Mini bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
336 kelime 151 kel/dk

Video özeti: Bu ders, arabayla süpermarkete gidip sarımsak alma talebi ile birkaç yanlış sonucu kullanarak karşıtsal vurgunun bir yönergenin hangi bölümünü düzelttiğini gösteriyor ve sonunda yeni bir alıştırma cümlesi sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. contrastive stress. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bu sesletim teriminin psikolojik baskı anlamındaki stress değil, karşıtlık göstermek için bir sözcüğü öne çıkarma olduğunu anlayacaksınız. you, drive, supermarket veya garlic sözcüğünü uzatıp daha yüksek sesle ve düşen tonlamayla söylemenin, ilk yönergeden farklı olan unsuru nasıl kesin biçimde belirttiğini fark edeceksiniz. 2. it turned out that — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Özellikle sonuç bir yanlış anlaşılmayı açıklıyor ya da dinleyeni şaşırtıyorsa, sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklamak için kullanılan bu doğal anlatı kalıbını öğreneceksiniz. Yalnızca I found out demekten daha güçlü bir anlatı akışı kurar ve gerçekte olanları akıcı biçimde tanıtır. 3. want your sister to wash — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Başka bir kişinin bir eylemi yapmasını istediğinizi belirtmek için want + kişi + to’lu mastar kalıbını öğreneceksiniz. Böylece your sister nesnesini to wash önünde doğru konumlandırabilir ve istek, düzenleme ya da beklenti aktarırken bu yapıyı ask someone to do something kalıbından ayırabilirsiniz.

Bu derste

I asked you to drive to the supermarket to buy some garlic. Dilbilgisi

0:00

Senden biraz sarımsak almak için arabayla süpermarkete gitmeni istedim.

Dilbilgisi

asked you to drive: ask someone to do something kalıbı

Asked you to drive, ask someone to do something kalıbının geçmiş zaman biçimini kullanır. Burada asked, bir görevi yapmanı istemek anlamındadır; sana bir soru sormak anlamında değildir. İstekte bulunulan kişi ask fiilinden hemen sonra gelir, istenen eylem ise to ile kurulan mastar yapısıyla verilir: asked + you + to drive. Hem kişi hem de to bulunmalıdır; bu anlamda asked you driving dil bilgisine uygun değildir.

Alıştırma

Mia benden şu ricada bulundu: 'Please wait here.' Cümleyi ask someone to do something kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Mia ____ wait here.

Cevabı göster

asked me to

Dilbilgisi

to buy some garlic: amaç bildiren to + fiil yapısı

To buy some garlic, arabalı yolculuğun neden yapıldığını açıklar: amaç sarımsak almaktır. Bir eylemin ardından gelen to + fiilin yalın hâli, o eylemin neden yapıldığını belirtebilir. Bu cümledeki amaç bildiren kullanım, to the supermarket içindeki yön bildiren to kullanımından farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede sondaki to ifadesi bir yere gitmenin amacını açıklıyor?

  1. I went to the kitchen to get a spoon.
  2. The spoon is next to the cup.
  3. I walked to the kitchen.
Cevabı göster

I went to the kitchen to get a spoon.

I asked you to drive to the supermarket to buy some garlic.

0:03

Senden biraz sarımsak almak için arabayla süpermarkete gitmeni istedim.

What's the difference between these sentences? Kalıp ifadeler

0:08

Bu cümleler arasındaki fark nedir?

Kalıp ifadeler

What's the difference between ...?: fark sorma kalıbı

What's the difference between ...?, açıkça belirtilen iki ya da daha fazla şeyin nasıl farklı olduğunu sormak için kullanılan yaygın bir sorudur. Bu cümlede karşılaştırılan öğeler these sentences ifadesidir. Karşılaştırılan öğeler between sözcüğünden sonra gelir. İki öğeyi ayrı ayrı söylüyorsanız between A and B yapısını kullanın. Bu kalıpta difference sözcüğünden önce the kalır: What's the difference between A and B?

Alıştırma

İki şeyin nasıl farklı olduğunu soran standart ifadeyle cümleyi tamamlayın: What's ____ tea and coffee?

Cevabı göster

the difference between

They all use contrastive stress. Kelime

0:15

Hepsi zıtlık vurgusu kullanıyor.

Kelime

contrastive stress: karşıtlığı belirten vurgu

Contrastive stress, dinleyenin bir karşıtlığı veya düzeltmeyi fark etmesi için bir sözcüğün özellikle vurgulanmasıdır. Vurgulanan sözcük, iletinin hangi bölümünün en önemli olduğunu gösterir. Bu cümlede stress, duygusal ya da zihinsel baskı değil, konuşmadaki vurgu anlamındadır. Sözcükler değişmese bile vurguyu başka bir sözcüğe taşımak ima edilen karşıtlığın odağını değiştirebilir.

Alıştırma

Dil öğreniminde contrastive stress ne anlama gelir?

  1. Konuşmanın yol açtığı duygusal baskı
  2. Her sözcükten sonra duraklamak
  3. Karşıtlık göstermek için bir sözcüğe ek vurgu yapmak
Cevabı göster

Karşıtlık göstermek için bir sözcüğe ek vurgu yapmak

I'm showing the difference between the instructions I gave and what they did. Dilbilgisi

0:17

Verdiğim talimatlarla onların yaptıkları arasındaki farkı gösteriyorum.

Dilbilgisi

the instructions I gave: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

the instructions I gave ifadesinde I gave, hangi instructions’tan söz edildiğini belirtir. Bu ifade the instructions that I gave ile aynı anlama gelir; buradaki I gave bağımsız bir cümle değildir. Düşürülen that veya which, gave fiilinin nesnesidir; bu nedenle İngilizcede çıkarılabilir. Yaygın kalıp isim + özne + fiildir: the book I chose, the book that I chose anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi ifade “the report that Maya wrote” anlamına gelir ve nesne görevindeki ilgi zamirini doğru şekilde düşürür?

  1. the report wrote Maya
  2. the report Maya wrote it
  3. the report Maya wrote
Cevabı göster

the report Maya wrote

We use contrastive stress to show differences and contrasts.

0:22

Farklılıkları ve zıtlıkları göstermek için zıtlık vurgusunu kullanırız.

Let's step through each one of those examples. Öbek fiiller

0:26

Şimdi bu örneklerin her birini adım adım inceleyelim.

Öbek fiiller

step through: aşama aşama açıklamak veya kontrol etmek

Step through, bir şeyi aşama aşama açıklamak, incelemek veya uygulamak anlamına gelir. Burada konuşan kişi örneklere sırayla bakmayı önerir; fiziksel olarak bir şeyin içinden adım atmak söz konusu değildir. Yaygın kalıp step through + süreç, prosedür veya öğe grubudur. Konuşan kişiyi, dinleyiciyle birlikte her aşamayı ilerleyen bir rehber olarak gösterir.

Alıştırma

Bu dersteki “bir şeyi aşama aşama kontrol etmek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we launch the app, let's ____ the setup checklist together.

Cevabı göster

step through

I asked my friend to drive to the supermarket to buy some garlic.

0:30

Arkadaşımdan sarımsak almak için arabayla süpermarkete gitmesini istedim.

After 20 minutes,

0:35

20 dakika sonra,

I went into the living room and they were still there.

0:36

oturma odasına girdim ve hala oradaydılar.

Well, it turned out that they sent another housemate to get some garlic. Notlar

0:40

Meğer sarımsak alması için başka bir ev arkadaşını göndermişler.

Kalıp ifadeler

it turned out that: sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklamak

It turned out that daha sonra öğrenilen bir gerçeği anlatır. Bu cümlede konuşan kişi önceki izlenimi düzeltiyor: diğerleri aslında harekete geçmiş, ancak başka bir ev arkadaşını göndermişler. Bir anlatı, insanların başta düşündüğü veya bildiği şeyden sonunda ortaya çıkan gerçeğe geçtiğinde it turned out that + özne + fiil yapısını kullanın. Buradaki turn out, “sonuçta doğru olduğu ortaya çıkmak” anlamındadır; bir şeyi fiziksel olarak çevirmek veya dışarı çıkarmak anlamında değildir.

Alıştırma

Sonradan öğrenilen bir gerçeği anlatan bu dersteki ifadeyle hikâyeyi tamamlayın: We thought the museum was closed. ____ it was open until five.

Cevabı göster

It turned out that

Dilbilgisi

sent another housemate to get some garlic: send someone to do something yapısı

sent another housemate to get some garlic ifadesi send + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. sent sözcüğünden sonra gelen kişi görevi alan kişidir; to get some garlic ise o kişinin yapmak üzere gönderildiği işi belirtir. Burada send, bir nesneyi postalamak veya teslim etmek demek değildir. Nesne konumunda bir kişi olduğunda send someone to do something, o kişiyi gidip bir işi yapması için görevlendirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi send fiilinin geçmiş hâli ve görevi başlatan sözcükle tamamlayın: The coach ____ Mia ____ get the balls.

Cevabı göster

sent · to

So, I could say,

0:45

Bu yüzden şöyle diyebilirim,

"No, I asked you to go to the supermarket."

0:46

"Hayır, senden süpermarkete gitmeni istedim."

Try it for yourself. Ton ve niyet

0:51

Kendi başınıza deneyin.

Ton ve niyet

Try it for yourself: bizzat deneyimlemek

Try it for yourself, karşıdaki kişiyi yalnızca izlemek veya başkasının görüşünü kabul etmek yerine bir şeyi bizzat denemeye ya da deneyimlemeye çağırır. Burada for yourself, “kendi yararın için” değil, “bizzat” veya “kendi deneyiminle” anlamındadır. Try it ifadesine göre tam ifade, kişinin kendi eylemiyle sonucu görmesini daha fazla vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, birine yalnız oynaması gerektiğini söylemek yerine yeni bir oyunu bizzat deneyimlemesini önerir?

  1. Try the new game by yourself.
  2. Try the new game for yourself.
Cevabı göster

Try the new game for yourself.

Notice that we're using falling intonation on you.

0:52

"Senden" derken alçalan bir tonlama kullandığımıza dikkat edin.

The vowel is longer and it's louder than the other words.

0:56

Ünlü harf daha uzundur ve diğer kelimelerden daha yüksek seslidir.

This is used to show the difference between what I said and what they did. Dilbilgisi

1:00

Bu, söylediğim ile onların yaptığı arasındaki farkı göstermek için kullanılır.

Dilbilgisi

is used to show: amaç bildiren be used to do yapısı

is used to show ifadesi bir amacı açıklar: az önce sözü edilen yöntem, bir farkı belirgin hâle getirmeye yarar. be used to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin belirli bir işlev için kullanıldığını gösterir. is used edilgen yapıdadır ve to show amacı belirtir. be biçimi değişebilir, ancak amacı belirten fiil yalın hâlde kalır: are used to measure, was used to mark.

Alıştırma

Genel ifadeyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik edilgen amaç yapısıyla tamamlayın: A map ____ show where places are.

Cevabı göster

is used to

After an hour,

1:04

Bir saat sonra,

my friend still wasn't back. Kalıp ifadeler

1:05

arkadaşım hala dönmemişti.

Kalıp ifadeler

still wasn't back: hâlâ dönmemişti

still wasn't back ifadesinde still, beklenen bir değişikliğin o ana kadar gerçekleşmediğini anlatır. Dönmesi beklenmesine rağmen kişi o ana dek geri gelmemiştir. Burada back, önceki yere geri dönmüş olma durumunu anlatır. Vücuttaki sırt anlamına gelmez.

Alıştırma

Beklenen dönüşün o ana kadar gerçekleşmediğini göstermek için still, wasn't ve back sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: At ten o'clock, Mia ____.

Cevabı göster

still wasn't back

So, I called them. Kelime

1:08

Ben de onları aradım.

Kelime

tek bir kişiyi gösteren them

Burada them, tekil my friend ifadesine geri gönderme yapar. İngilizcede singular they/them, kişinin cinsiyeti bilinmediğinde, belirtilmediğinde veya önemli olmadığında tek bir kişiyi gösterebilir. Them nesne biçimidir, bu yüzden called sözcüğünden sonra gelir: I called them. Buna karşılık gelen özne biçimi they'dir: They called me.

Alıştırma

Okuyun: My friend was late, so I called them. Them kimi gösterebilir?

  1. Yalnızca iki veya daha fazla kişiden oluşan bir grup
  2. Cinsiyeti belirtilmeyen tek bir arkadaş
  3. Aramayı yapan konuşmacı
Cevabı göster

Cinsiyeti belirtilmeyen tek bir arkadaş

"Where are you?

1:10

"Neredesin?

Where's my garlic?"

1:11

Sarımsağım nerede?"

They said,

1:12

Dediler ki,

"Oh, sorry.

1:12

"Ah, üzgünüm.

I'm I'm still walking."

1:13

Ben, ben hala yürüyorum."

No, no.

1:15

Hayır, hayır.

I asked you to drive to the supermarket. Kalıp ifadeler

1:16

Senden süpermarkete arabayla gitmeni istedim.

Kalıp ifadeler

drive to the supermarket: drive to + yer

drive to the supermarket ifadesinde drive, kişinin nasıl yolculuk ettiğini, yani araba kullandığını belirtir. to the supermarket ise varış noktasını belirtir. Bir yer gidilen nokta olduğunda drive to + yer yapısını kullanın. Bir yer adı normalde doğrudan drive fiilinden sonra gelmez; bu nedenle drive the supermarket, “süpermarkete arabayla gitmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle okula arabayla gittiğimizi doğal biçimde anlatır?

  1. We drive the school.
  2. We drive school.
  3. We drive to school.
Cevabı göster

We drive to school.

I'm contrasting drive with walk. Kalıp ifadeler

1:20

Arabayla gitmeyi yürümekle karşılaştırıyorum.

Kalıp ifadeler

contrasting drive with walk: A ile B’yi karşıtlaştırmak

Contrast A with B, iki şeyi yan yana getirip nasıl farklı olduklarını göstermek demektir. Bu cümlede drive A, walk ise B’dir. Bu yapıda with ikinci şeyi tanıtır; walk sözcüğünün bir araç olduğu anlamına gelmez. Farkları açıklarken contrast one thing with another yapısını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

contrast A with B yapısını tamamlayın: The report contrasts the old plan ____ the new one.

Cevabı göster

with

I asked them to drive but instead they walked. Anlatım akışı

1:23

Arabayla gitmelerini istedim ama bunun yerine yürüdüler.

Anlatım akışı

but instead: beklenen eylemin yerine gerçekleşen eylemi koymak

A, but instead B kalıbında A planı, isteği veya beklenen eylemi; B ise gerçekte gerçekleşen farklı eylemi verir. But karşıtlık bildirir; instead ise B’nin A’ya eklenmediğini, onun yerini aldığını gösterir. Burada arabayla gitmeleri istenmiştir, ancak gerçekte yürümüşlerdir. Bu yapı, beklentiden gerçeğe geçişi dinleyicinin kolayca takip etmesini sağlar.

Alıştırma

Gerçek eylemin planın yerini aldığını gösteren iki kelimelik İngilizce bağlayıcıyı yazın: We planned to play outside, ____ we stayed home.

Cevabı göster

but instead

I asked my housemate to go to the supermarket Kelime

1:27

Ev arkadaşımdan süpermarkete gitmesini istedim,

Kelime

housemate: evinizi paylaşan kişi

Housemate, sizinle aynı evde veya dairede yaşayan kişidir. Bu kişinin akrabanız olması gerekmez ve aynı yatak odasını paylaşmanız da gerekmez. Buradaki temel ilişki, yalnızca yakınlarda yaşamak değil, aynı evi paylaşmaktır.

Alıştırma

Leo, Mia ile aynı dairede yaşıyor ancak yatak odaları ayrı. Leo’yu en iyi hangi sözcük tanımlar?

  1. housemate
  2. neighbour
  3. customer
Cevabı göster

housemate

and she went next door and took some garlic from the neighbor's house. Kalıp ifadeler

1:30

ve o yan tarafa gidip komşunun evinden biraz sarımsak aldı.

Kalıp ifadeler

went next door: next door ifadesini varış yeri olarak kullanmak

Burada went next door, yan komşunun evine gitti anlamına gelir. Next door bir yer zarfı öbeğidir; belirli bir kapıyı değil, hemen yandaki varış yerini belirtir. Bu ifade bitişikteki bir evi, odayı, dükkânı veya ofisi anlatabilir. Hangi komşu yerin kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi go next door ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When our lights went out, we ____ to ask our neighbor for help.

Cevabı göster

went next door

I wasn't happy about this Ton ve niyet

1:35

Bu duruma hiç sevinmedim

Ton ve niyet

wasn't happy about this: kontrollü bir şekilde memnuniyetsizlik belirtmek

Wasn't happy about this, konuşanın memnuniyetsizliğini, hayal kırıklığını veya onaylamadığını ölçülü biçimde anlatır. Bu bağlamda yalnızca mutlu olmamayı bildirmez; konuşanın bir şeylerin yanlış olduğunu düşündüğünü de gösterir. be not happy about + situation kalıbı, angry gibi daha güçlü bir sözcük kullanmadan olumsuz tepki vermeyi sağlar. İfadenin kesin gücü bağlama ve ses tonuna bağlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede I wasn't happy about this en büyük olasılıkla ne anlatıyor?

  1. Ne olduğunu anlamadım.
  2. Olanlardan memnun değildim.
  3. Olanlar hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Cevabı göster

Olanlardan memnun değildim.

because we always ask the neighbors to do things and they don't like us.

1:36

çünkü komşulardan sürekli bir şeyler istiyoruz ve onlar bizden pek hoşlanmıyor.

I could say,

1:40

Şöyle diyebilirim,

"No, no.

1:42

"Hayır, hayır.

I asked you to drive to the supermarket."

1:43

Senden süpermarkete arabayla gitmeni istedim."

I'm contrasting supermarket

1:46

Zıtlık vurgusu kullanarak süpermarketi

with neighbor using contrastive stress.

1:48

komşuyla karşılaştırıyorum.

Well, my friend came back and she had ginger. Öbek fiiller

1:51

Eh, arkadaşım geri döndü ve zencefil almıştı.

Öbek fiiller

came back: önceki bir yere geri döndü

Came back, come back ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin geri döndüğü veya o yere yeniden geldiği anlamına gelir. Buradaki back, önceki bir yere dönüşü gösterir; vücuttaki sırt anlamında değildir.

Alıştırma

My friend came back cümlesinde came back ne anlama gelir?

  1. Arkadaşı sırtında bir şey taşıyordu.
  2. Arkadaşı geri döndü.
  3. Arkadaşı uzaklaştı.
Cevabı göster

Arkadaşı geri döndü.

Okay,

1:55

Tamam,

I love ginger but that's not what I asked for Ton ve niyet

1:56

zencefili severim ama istediğim bu değildi,

Ton ve niyet

that's not what I asked for: istekle uyuşmayan bir şeyi düzeltmek

That's not what I asked for, aldığınız şeyin veya sonucun daha önceki isteğinizle uyuşmadığını anlatır. What I asked for, istediğim şey demektir; ask bir şeyi istemek anlamındayken bu kalıpta for gerekir. İlk bölüm olan I love ginger olumlu bir şey söyler, ardından but düzeltmeyi getirir. Bu, tonun değişimini biraz yumuşatabilir; ancak asıl mesaj isteğin karşılanmadığıdır.

Alıştırma

Elma suyu sipariş ettiniz ama portakal suyu geldi. Hangi cümle içeceğin isteğinizle uyuşmadığını doğru şekilde anlatır?

  1. That's not who I asked for.
  2. That's not what I asked for.
  3. That's not where I asked for.
Cevabı göster

That's not what I asked for.

and I said,

2:00

ve dedim ki,

"No, I asked you to drive to the supermarket

2:01

"Hayır, senden arabayla süpermarkete gitmeni

and buy some garlic."

2:04

ve sarımsak almanı istedim."

Great.

2:06

Harika.

So, we're contrasting garlic with ginger.

2:07

Yani sarımsağı zencefille karşılaştırıyoruz.

All right,

2:10

Pekala,

some homework for you. Anlatım akışı

2:10

sizin için biraz ödev.

Anlatım akışı

some homework for you: açıklamadan alıştırmaya geçiş

Bu derste some homework for you ifadesi bir geçiş sinyali verir: açıklama bitmektedir ve dinleyici kendi başına deneyeceği bir görev alacaktır. Here is some homework for you gibi görevi sunan daha uzun bir ifadenin kısaltılmış biçimi olarak anlaşılabilir. Burada homework, açıklamadan sonra yapılacak alıştırma anlamındadır; teslim edilecek veya not verilecek resmî bir okul ödevi olmak zorunda değildir. Eğitim videolarında ve eğitimlerde bu ifadeyi duymak, az önce öğretileni kullanmaya hazırlanmanız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Bir eğitim videosunda sunucu "Now, some homework for you." diyor. Bu söz büyük olasılıkla neyi belirtir?

  1. Sunucu açıklamadan izleyicinin yapacağı bir göreve geçiyor.
  2. Sunucu izleyicinin görevini zaten yaptı.
  3. Sunucu dersin geri kalanını iptal ediyor.
Cevabı göster

Sunucu açıklamadan izleyicinin yapacağı bir göreve geçiyor.

Listen to the sentence. Ton ve niyet

2:12

Cümleyi dinleyin.

Ton ve niyet

Listen to the sentence: Listen to + nesne yönergesi

Listen to the sentence, dinleyiciye daha sonra ne yapacağını söyleyen doğrudan bir yönergedir: dikkati belirli bir cümleye vermek. Bu bir emir cümlesidir; bu nedenle anlamca var olan you öznesi kullanılmaz ve yalın fiil Listen başa gelir. Listen fiilinden sonra dikkatle dinlenen şey geldiğinde İngilizcede normalde to kullanılır: listen to the sentence. Bu yapı listen to the question, listen to the recording ve listen to me ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak yönergeyi tamamlayın: Listen ____ the short recording, then write one sentence about it.

Cevabı göster

to

Which words can we stress Kelime

2:13

Söylediğimle yapılan arasındaki zıtlığı göstermek için

to show the contrast between what I said and what was done? Dilbilgisi

2:15

hangi kelimeleri vurgulayabiliriz?

Kelime

stress: Bir Sözcüğü Söyleyişte Öne Çıkarmak

Burada stress, “bir sözcüğü daha güçlü veya belirgin söylemek” anlamındaki bir fiildir. Nesnesi words olduğu için soru, karşıtlığı açıkça göstermek üzere hangi sözcüklerin öne çıkarılması gerektiğini sorar. Telaffuzda bir sözcüğe veya heceye daha fazla süre, ses yüksekliği ya da perde hareketi vererek onu belirginleştirebilirsiniz. Burada stress, “endişeli ya da baskı altında hissetmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte stress the words ne anlama gelir?

  1. Sözcükler hakkında endişelenmek.
  2. Sözcüklerin daha belirgin duyulmasını sağlamak.
  3. Sözcükleri cümleden çıkarmak.
Cevabı göster

Sözcüklerin daha belirgin duyulmasını sağlamak.

Dilbilgisi

what was done? — Edilgen Bir What Yan Cümlesi

what was done, “gerçekte yapılan şey ya da eylem” anlamına gelen bir what yan cümlesidir. what I said ile paralel yapıdadır; dolayısıyla cümle iki bilgiyi karşılaştırır: verilen talimatı ve gerçek eylemi. Yan cümlenin içindeki was done edilgendir: was + geçmiş zaman ortacı done. Edilgen yapı, eylemi yapan kişiye değil eyleme veya sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekte yapılan iş” anlamındaki edilgen what yan cümlesiyle tamamlayın: The checklist compares what was requested with ____.

Cevabı göster

what was done

I want your sister to wash the dishes. Notlar

2:20

Kız kardeşinin bulaşıkları yıkamasını istiyorum.

Dilbilgisi

want your sister to wash: want + kişi + to + fiil

want your sister to wash ifadesinde want sözcüğünden sonra eylemi yapacak kişi, ardından to ve fiilin yalın hâli gelir: want + your sister + to wash. Bu cümlede konuşan kişi, kız kardeşin bu eylemi yapmasını istiyor. Bu yapıda to ile kullanılan mastar gereklidir. want your sister to wash denir; want your sister wash denmez. Aynı yapıyı başka kişiler ve eylemlerle de kullanabilirsin.

Alıştırma

want + kişi + to + fiil yapısını tamamla: I want Mia ____ help me with the puzzle.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

wash the dishes: bir ev işi

Wash the dishes, yemekten sonra yemek ve içmek için kullanılan eşyaları temizlemek için kullanılan yaygın ifadedir. Burada dishes; tabakları, kâseleri, fincanları ve çatal bıçakları birlikte kapsayabilir. Yalnızca tabaklar anlamına gelmez. Wash the dishes ifadesini günlük bir kalıp olarak öğren. Her eşya türünü tek tek sayman gerekmez.

Alıştırma

wash kullanarak ev işi ifadesini tamamla: After dinner, please ____.

Cevabı göster

wash the dishes

While you do that, Anlatım akışı

2:22

Sen bunu yaparken,

Anlatım akışı

While you do that: eş zamanlı eylemleri bağlamak

While you do that, ana cümleden önce gelen bir zaman yan cümlesidir. Burada that, daha önce sözü edilen işi, yani bulaşıkları yıkamayı belirtir; while ise “... yaptığı sırada” anlamına gelir. Bu yan cümleyi önce söylemek dinleyiciye zaman çerçevesini verir. Ardından ana cümle, başka birinin aynı sırada ne yapacağını belirtir ve paralel iki eylemi düzenler.

Alıştırma

Bir arkadaş kitapları kutulara yerleştirmeyi kabul etti. “While you do that, I'll label the boxes” ona ne anlatır?

  1. Etiketleme ancak kitaplar yerleştirildikten sonra başlayacak.
  2. İki eylem aynı zamanda gerçekleşecek.
  3. Konuşan, birbirine zıt iki düşünceyi karşılaştırıyor.
Cevabı göster

İki eylem aynı zamanda gerçekleşecek.

I'm going to go and have lunch. Kalıp ifadeler

2:24

ben gidip öğle yemeği yiyeceğim.

Kalıp ifadeler

go and have lunch: hareketten sonra bir etkinlik yapmak

Go and have lunch, hareket etmeyi ve yemeği birbirine bağlı tek bir plan olarak sunar: mevcut etkinlikten veya yerden ayrılmak ve ardından öğle yemeği yemek. Öğün ifadelerinde have, “sahip olmak” değil, “yemek” anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen yapı go and + fiilin yalın hâlidir; go and ask ve go and look buna örnektir. I'm going to go and have lunch cümlesinde ilk going to planı belirtir, go and have lunch ise planlanan eylemi adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan go and have lunch ifadesiyle tamamlayın: We're hungry, so let's ____.

Cevabı göster

go and have lunch

Bye-bye.

2:26

Hoşça kal.