Texas hold 'em neden bu kadar popüler? - James McManus: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu video, pokerin 1800’lerin başında New Orleans’taki farklı kart oyunu geleneklerinden doğuşunu, Amerika’nın batısına yayılışını ve yeni türlere dönüşmesini izliyor; ayrıca blöf mantığının oyun teorisini ve jeopolitik strateji düşüncesini nasıl etkilediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But these weren't shootouts. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Gerilimli kovboy sahnesinin oluşturduğu çatışma beklentisinin kesin bir olumsuzlamayla nasıl tersine çevrildiğini fark edin ve bir durumun dinleyicinin ilk tahmininden farklı olduğunu açıklarken bu anlatım hamlesini kullanmayı öğrenin. 2. even cheaters had to keep up with the game's constant changes. — Öbek fiiller: keep up with ifadesini değişen kurallara veya koşullara aynı hızda uyum sağlamayı sürdürmek anlamında kavrayın; teknoloji, eğitim, haberler ya da rekabet hakkında konuşurken doğal biçimde kullanın. 3. for navigating the geopolitical bluffing game of nuclear warfare. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Nükleer caydırıcılığı hesaplanmış tehditler ve belirsizlik içeren poker benzeri bir mücadele olarak sunan metaforu yorumlayın ve somut bir imgeyle soyut stratejik ilişkileri daha anlaşılır açıklamayı öğrenin.
Bu derste
Throughout the 1800s in saloons across the West, Notlar
0:071800'lü yıllar boyunca Batı'daki barlarda,
saloons across the West: eski Amerikan Batısı ortamı
Bu tarihsel bağlamda saloons, on dokuzuncu yüzyıl Amerikan Batısı'ndaki kasabalarda bulunan içkili mekânlardır. Genellikle insanların bir araya geldiği sosyal alanlardı ve Vahşi Batı hikâyelerinde kumar veya çatışmayla ilişkilendirilebilirler. Across the West, bu bölgenin pek çok yerinde anlamına gelir. Burada büyük harfle yazılan West, Amerikan Batısı'nın tarihsel ve kültürel bölgesini ifade eder; dolayısıyla ifade yalnızca bir yön belirtmek yerine eski Amerikan Batısı ortamı kurar.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede saloons across the West ne anlama gelir?
- tarihsel Amerikan Batısı'nın birçok yerindeki içkili mekânlar
- konuşanın batısında bulunan kuaför salonları
- binaların batı tarafındaki oturma odaları
Cevabı göster
tarihsel Amerikan Batısı'nın birçok yerindeki içkili mekânlar
you could find cowboys locked in tense standoffs. Kalıp ifadeler
0:10gergin çatışmalara kilitlenmiş kovboylar görebilirdiniz.
Throughout the 1800s: bütün bir dönemi kapsama
Throughout the 1800s, zaman çerçevesini yüzyıl içindeki tek bir an değil, on dokuzuncu yüzyılın tamamı olarak belirler. Burada throughout, kovboylar arasındaki gergin karşılaşmaları o dönem boyunca tekrarlanan veya yaygın biçimde görülen bir durum olarak sunar. Uzun bir dönemle kullanıldığında throughout, tek bir olayın her saniye kesintisiz sürdüğü anlamına gelmek zorunda değildir. Bir durumun dönem içindeki farklı zamanlarda meydana geldiğini de gösterebilir.
Alıştırma
throughout + the + mevsim kalıbını aynen kullanın ve mevsim olarak summer yazın: ____, the park hosted free concerts every Friday.
Cevabı göster
Throughout the summer
locked in tense standoffs: gergin bir restleşmede sıkışıp kalmak
Burada locked in tense standoffs, cowboys sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir yapıdır ve cowboys who were locked in tense standoffs anlamına gelir. Locked in, tarafların geri adım atmadığı, süren bir karşı karşıya kalma durumunda sıkışıp kaldıklarını gösterir. Tense, çatışmanın aniden başlayabileceğini düşündüren bir gerginlik katar. İfade yalnızca fiziksel olarak ayakta durmayı değil, devam eden bir durumu anlatır.
Alıştırma
Gergin bir karşı karşıya kalma durumunda sıkışıp kalmayı anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After hours of talks, the two sides remained ____ over the border issue.
Cevabı göster
locked in a tense standoff
But these weren't shootouts: beklentiyi reddetmek
But, cümlenin daha önceki karşı karşıya duran kovboy görüntüsünün düşündürdüğü bir fikri düzelteceğini gösterir. These, o karşı karşıya kalma durumlarına gönderme yapar; weren't shootouts ise bunların silahlı çatışmalar olduğu yönündeki olası tahmini reddeder. Bu, bilgiyi düzenleme yöntemidir: önce bir beklenti oluşturulur, ardından but ve olumsuz bir ifade kullanılarak bu beklenti reddedilir ve dinleyici farklı bir açıklamaya hazırlanır.
Alıştırma
Bu bağlamda “But these weren't shootouts.” cümlesinin bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- Shootout sözcüğünün olası bütün anlamlarını tanımlar.
- Karşı karşıya kalma durumlarının silahlı çatışma olduğunu doğrular.
- Beklenen bir yorumu reddeder ve dinleyiciyi farklı bir açıklamaya hazırlar.
Cevabı göster
Beklenen bir yorumu reddeder ve dinleyiciyi farklı bir açıklamaya hazırlar.
for a mountain of chips worth their weight in gold. Deyimler
0:18bir dağ dolusu fiş için kağıt oynuyorlardı.
a mountain of chips: büyük miktarı canlı biçimde anlatan bir benzetme
a mountain of chips ifadesindeki mountain, fişleri çok büyük bir yığın veya miktar olarak gösteren canlı bir abartıdır. Fişler gerçekten bir dağ değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a mountain of + isim biçimindedir. emails gibi sayılabilen çoğul isimlerle veya work ve evidence gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve ‘çok büyük bir sayı’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the conference, we had ____ messages to answer.
Cevabı göster
a mountain of
worth their weight in gold: olağanüstü değeri anlatan bir deyim
Worth their weight in gold, “son derece değerli veya yararlı olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki their, çoğul chips ismine gönderme yapar; cümle, ağırlığa göre gerçek bir takası anlatmak yerine fişlerin değerini över. Kalıp be worth + iyelik belirleyicisi + weight in gold biçimindedir. İyelik belirleyicisini övülen kişi veya nesneyle eşleştirerek its, his, her ya da their kullanın.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki deyimle tamamlayın: When the server crashed, the skilled technicians were worth ____.
Cevabı göster
their weight in gold
Most men wore loaded pistols
0:22Çoğu adam, bir oyuncunun hile yaparken yakalanması ihtimaline karşı
in case a player was caught cheating: bir olasılığa karşı hazırlanmak
In case + yan cümle, daha sonra gerçekleşmesi mümkün olan ve kişinin önceden hazırlandığı bir olayı belirtir. Burada dolu tabancalar taşımak önceden alınan önlemdi; bir oyuncunun hile yaparken yakalanması ise hazırlıklı olmak istedikleri durumdu. Ana anlatım geçmiş zamanda olduğu için yan cümlede was caught kullanılır. Edilgen yapıdaki was caught, birinin oyuncunun hilesini fark ettiği anlamına gelir; in case bunun zaten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Maya yağmur ihtimali olduğu için yolculuktan önce valizini hazırlıyor. Hangi cümle yağmurluğu önlem olarak yanına aldığını gösterir?
- Maya packs a raincoat if it rains.
- Maya packs a raincoat because it is raining.
- Maya packs a raincoat in case it rains.
Cevabı göster
Maya packs a raincoat in case it rains.
these cowboys weren't focused on their holsters or their cards, Dilbilgisi
0:28bu kovboylar kılıflarına veya kartlarına değil,
weren't focused on ... but rather on ...: odağı gerçek noktaya yönlendirmek
weren't focused on A, but rather on B kalıbı önce beklenen odak noktası A'yı reddeder, ardından dikkati gerçek odak noktası B'ye yönlendirir. Bu cümlede kılıflar ve kartlar odak noktası olmaktan çıkarılır; asıl dikkat edilen şey rakibin yüzüdür. Focused on yapısındaki on, ardından gelen hedefi bağlar. B'den önce on sözcüğünü tekrarlamak iki bölümü paralel tutar: focused on A, but rather on B. Anlam önceki bölümden zaten anlaşıldığı için but rather sonrasında focused sözcüğü kullanılmaz.
Alıştırma
Dikkati A'dan B'ye yönlendiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee wasn't focused on speed, ____ safety.
Cevabı göster
but rather on
Because not even a bullet could protect them from a well-executed bluff. Notlar
0:34Çünkü bir kurşun bile onları iyi uygulanmış bir blöften koruyamazdı.
not even a bullet could protect them from: bir kurşun bile onları …den koruyamazdı
Not even, cümlede düşünülen en güçlü koruma aracı olan bullet’ı da olumsuz yargının kapsamına alır. Bu uç düzeydeki araç bile onları koruyamıyorsa daha zayıf önlemlerin de başarısız olacağı ima edilir. Böylece başarısızlık özellikle şaşırtıcı ve güçlü biçimde vurgulanır. Aktarılabilir kalıp not even + uç örnek + olumsuz sonuç şeklindedir. protect someone from something yapısında from, korunulan tehlikeyi veya zararlı etkiyi belirtir. Buradaki karşıtlık bilerek abartılır: fiziksel güç, ustaca bir aldatmacaya karşı koruma sağlayamaz.
Alıştırma
Görünüşte en güçlü koruma aracını da olumsuzluğun kapsamına alan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the strongest lock could protect the files from the fire.
Cevabı göster
Not even
a well-executed bluff: iyi uygulanmış bir blöf
Well-executed, bir şeyin ustalıkla ve etkili biçimde gerçekleştirildiği anlamına gelir. Yalnızca ilk fikrin niteliğini değil, eylemin uygulamada ne kadar iyi yapıldığını anlatır. Bluff, gücünüz veya niyetleriniz hakkında başkalarında yanlış bir izlenim oluşturma girişimidir. a well-executed bluff ifadesinde aldatmaca ikna edici biçimde gerçekleştirilmiştir. well-executed ayrıca iyi uygulanmış bir planı, stratejiyi, hamleyi veya performansı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “ustalıkla gerçekleştirilmiş” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The rescue depended on a ____ plan.
Cevabı göster
well-executed
a battle of nerves: baskı altında psikolojik mücadele
Bu cümlede a battle of nerves, sonucu kimin daha uzun süre sakin kalıp baskıya dayanabildiğinin belirlediği bir mücadele için kullanılan mecazdır. Battle fiziksel bir kavga anlamına gelmez; nerves ise stres altındaki cesareti, soğukkanlılığı ve tepkileri anlatır. a battle of nerves kalıbı, insanların birbirlerinin kararlılığını sınadığı ve birinin hata yapmasını, geri adım atmasını ya da güvenini kaybetmesini beklediği gergin bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi a battle of nerves olarak tanımlanır?
- Bir doktor sinir sisteminin sinyalleri nasıl ilettiğini açıklar.
- İki müzakereci sessiz kalır ve her biri diğerinin ilk tavizi vermesini umar.
- Bir koşucu fiziksel olarak herkesten daha hızlı olduğu için kazanır.
Cevabı göster
İki müzakereci sessiz kalır ve her biri diğerinin ilk tavizi vermesini umar.
The game first emerged around 1800 in the melting pot of New Orleans. Kültür
0:46Oyun ilk olarak 1800 civarında, kültürlerin buluşma noktası New Orleans'ta ortaya çıktı.
the melting pot of New Orleans: kültürel kaynaşma
Bu cümlede the melting pot of New Orleans, şehrin farklı kültürlerin kaynaştığı ortamını anlatır. Mecaz, farklı geçmişlerden gelen insanları, dilleri ve gelenekleri bir araya gelip birbirlerini etkileyen unsurlar olarak gösterir. İfade yalnızca yer adı vermekle kalmaz; oyunun birden çok kültürel geleneğin temas hâlinde olduğu bir ortamda ortaya çıktığını da belirtir. Gerçek bir kaptan söz edilmez.
Alıştırma
Cümlede the melting pot of New Orleans ne anlama gelir?
- Malzemelerin eritildiği New Orleans'taki bir mutfak.
- Metal işleyen bir New Orleans fabrikası.
- Farklı kültürlerin kaynaşıp birbirini etkilediği bir yer olarak New Orleans.
Cevabı göster
Farklı kültürlerin kaynaşıp birbirini etkilediği bir yer olarak New Orleans.
At this time, two games ruled the card tables: Deyimler
0:51O zamanlar kart masalarına iki oyun hakimdi:
ruled the card tables: mecazi anlamda üstünlük
ruled the card tables ifadesindeki ruled mecazi anlamdadır: Bu iki oyun o dönemde kart masalarında oynanan en popüler veya en baskın oyunlardı. Gerçek anlamda hiçbir şeyi yönetmiyorlardı. Aktarılabilir kalıp X ruled Y şeklindedir. X önde gelen konumdadır, Y ise listeler, pazar veya bir yarışma gibi alanı belirtir.
Alıştırma
Örnekte ruled the card tables ne anlama gelir?
- kart masalarında oynanan baskın oyunlardı
- kart masaları için resmî yasalar koydular
- her masaya kimin oturacağını fiziksel olarak kontrol ettiler
Cevabı göster
kart masalarında oynanan baskın oyunlardı
Both these games saw players being dealt five cards Dilbilgisi
1:01Her iki oyunda da dört takımlı bir desteden
saw players being dealt five cards: gerçek dışı saw ve edilgen being dealt
Buradaki saw, gözle görmeyi anlatmaz. both these games özne olduğunda saw, her oyunda gerçekleşen bir durumu tanıtır: Oyunculara beş kart dağıtılıyordu. Players being dealt five cards edilgen bir -ing yan cümlesidir. Deal someone five cards etken yapıdadır; someone being dealt five cards ise oyuncuyu dağıtıcının eylemini alan kişi olarak gösterir. Bu anlatı kalıbı bir zamanın, yerin, olayın veya sistemin özne olmasına; ardından gelen yan cümlenin de onun içinde ne olduğunu bildirmesine olanak verir.
Alıştırma
Hangi açıklama hem saw sözcüğünün anlamını hem de players sözcüğünün edilgen rolünü korur?
- Oyuncular her oyunda başka bir kişinin beş kart aldığını izledi.
- Oyuncular her oyunda kendilerine beş kart verdi.
- Oyuncular her oyunda beş kart aldı.
Cevabı göster
Oyuncular her oyunda beş kart aldı.
from a four-suit deck and then trying to make the best hand possible Kalıp ifadeler
1:05oyunculara beş kart dağıtılır ve ardından
make the best hand possible: mümkün olan en iyi eli oluşturmak
Kart oyunlarında hand, bir oyuncunun elindeki kart grubunu veya bu kartlarla oluşturduğu kombinasyonu ifade eder. Burada make, “oluşturmak” anlamındadır; dolayısıyla make the best hand possible, eldeki koşullarla oluşturulabilecek en güçlü kart kombinasyonunu yapmak demektir. the best + isim + possible kalıbı, “koşulların izin verdiği en iyi …” anlamına gelir. Possible bir sınır ekler: söz konusu sonuç, hayal edilebilecek mutlak en iyi sonuç değil, mevcut kartlar ve kurallarla ulaşılabilecek en iyi sonuçtur.
Alıştırma
Bu kart oyunu cümlesinde make the best hand possible ne anlama gelir?
- Fiziksel elini mümkün olduğunca ustaca hareket ettirmek.
- Satın alınabilecek en kaliteli desteyi kullanmak.
- Koşulların izin verdiği en güçlü kart kombinasyonunu oluşturmak.
Cevabı göster
Koşulların izin verdiği en güçlü kart kombinasyonunu oluşturmak.
according to a simple hierarchy. Kalıp ifadeler
1:09basit bir hiyerarşiye göre mümkün olan en iyi eli yapmaya çalışılırdı.
according to a simple hierarchy: basit bir hiyerarşiye göre
According to, bir eylemin veya değerlendirmenin dayandığı kuralı ya da ölçütü belirtir. Burada a simple hierarchy, daha yüksek ve daha düşük düzeylerden oluşan sıralı bir sistemdir; dolayısıyla ifade, bir şeyin bu sıralamaya göre değerlendirildiğini veya düzenlendiğini anlatır. Dil bilgisi bakımından according to + isim öbeği bir edat öbeğidir. “Hangi kurala veya sisteme göre?” sorusunu yanıtlar ve kurallar, sınıflandırmalar ve sıralamalar açıklanırken sık kullanılır.
Alıştırma
Hiyerarşinin dosyaları düzenlemek için kullanılan sistem olduğunu according to ile doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?
- The files are organized according with a simple hierarchy.
- The files are organized according to a simple hierarchy.
- The files are organized according a simple hierarchy.
Cevabı göster
The files are organized according to a simple hierarchy.
They would then wager on whether or not they had the best hand, Kalıp ifadeler
1:12Daha sonra en iyi ele sahip olup olmadıkları üzerine bahse girerler,
wager on whether or not: belirsiz bir soru üzerine bahse girmek
Wager on, belirsiz bir soru ya da sonuç üzerine bahse girmek demektir. Burada whether or not, bahsin konusu olan soruyu, yani en iyi ele sahip olup olmadıklarını anlatan yan cümleyi başlatır. On edatından sonra whether yan cümlesi gelir; dolayısıyla yan cümlenin tamamı neyin belirsiz olduğunu belirtir. Yan cümlede whether they had örneğindeki gibi düz cümle söz dizimi kullanılır. Or not iki olasılığı da açıkça gösterir, ancak çoğu zaman çıkarılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan wager kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: They wagered ____ the hidden card was red.
Cevabı göster
on whether or not
either adding more money to the pot or folding Dilbilgisi
1:15ya pota daha fazla para eklerler ya da çekilip (fold)
either adding more money to the pot or folding: paralel alternatifler
Either A or B iki alternatif sunar. Bu poker açıklamasındaki alternatifler pota daha fazla para eklemek ve folding, yani eli bırakmaktır. İki alternatif paraleldir: adding ve folding sözcüklerinin ikisi de -ing biçimindedir. Or bağlacının iki tarafında aynı dil bilgisi biçimini kullanmak seçimi takip etmeyi kolaylaştırır ve ifadenin tamamının büyük cümleye doğal biçimde yerleşmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede either ... or ile paralel fiil biçimleri kullanılmıştır?
- You can either save the file or share it.
- You can either save the file or sharing it.
- You can either saving the file or share it.
Cevabı göster
You can either save the file or share it.
forfeiting their chance to win it: seçim veya kural nedeniyle fırsatı kaybetmek
To forfeit a chance, bir seçim, eylem veya kural nedeniyle bir fırsattan vazgeçmek ya da onu kaybetmek demektir. Burada forfeiting their chance to win it, oyuncunun eyleminin sonucunu anlatır: oyuncunun artık kazanma fırsatı yoktur. Forfeit, genel anlamlı lose fiilinden daha resmîdir ve bilinçli bir kararı veya kurala dayalı bir sonucu daha fazla vurgular. Aktarılabilir kalıp forfeit + hak, fırsat, unvan, depozito veya maç şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede forfeit en doğru biçimde kullanılmıştır?
- By ignoring the filing deadline, Omar forfeited his right to appeal.
- Omar forfeited the bus because it arrived early.
- Omar forfeited a cup of coffee because he preferred tea.
Cevabı göster
By ignoring the filing deadline, Omar forfeited his right to appeal.
But since each player's cards were only revealed at the end of the hand, Dilbilgisi
1:20Ancak her oyuncunun kartları sadece elin sonunda açıldığından,
since ... were only revealed: neden belirtmek için since kullanımı
Burada since bir neden belirtir ve because anlamına gelir: kartların sona kadar açılmaması, tam cümlenin devamında gelen sonucu açıklar. Ana cümleden önce yer alan ve ardından virgül gelen since yan cümlesi, bu nedeni arka plan bilgisi olarak sunar. Since sözcüğünün yaygın iki anlamını ayırt etmek için hangi soruyu yanıtladığına bakın. Yan cümle “neden?” sorusunu yanıtlıyorsa since nedenseldir. Bir zaman döneminin başlangıç noktasını gösteriyorsa zamansaldır ve o zamandan daha sonraki bir zamana veya bugüne kadar anlamına gelir.
Alıştırma
'Since the path was icy, we walked slowly,' cümlesinde since ne anlama gelir?
- yol buzlu olmasına rağmen
- yol buzlu olduğu için
- yolun buzlandığı zamandan beri
Cevabı göster
yol buzlu olduğu için
betting enough to scare his opponents into folding. Dilbilgisi
1:27rakiplerini korkutup çekilmelerini sağlayacak kadar çok bahis oynayabilirdi.
enough to scare his opponents into folding: rakipleri çekilmeye zorlayacak kadar
Enough to + fiil yapısında enough, miktarın veya derecenin sonraki sonucu doğurmak için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Burada bahsin büyüklüğü rakipleri korkutmaya yetecek düzeydedir. Scare someone into doing, birinin korku veya baskı nedeniyle bir şey yapmasını sağlamak demektir. Into'dan sonra -ing biçimi gelir; bu yüzden into folding, rakiplerin fold etmesini, yani kart oyununda ellerinden çekilmesini sağlamak anlamındadır.
Alıştırma
Her iki hedef yapıyı da kullanmak için cümleyi enough ve into ile tamamlayın: The warning was serious ____ to scare the hikers ____ turning back.
Cevabı göster
enough · into
Both games had slightly different hand combinations,
1:31Her iki oyunun da el kombinasyonları biraz farklıydı,
Brag allowed players to discard and draw new cards, Dilbilgisi
1:36Brag, oyuncuların kart atıp yeni kartlar çekmesine izin veriyor,
allowed players to discard and draw new cards: oyuncuların kart atıp yeni kart çekmesine izin vermek
Allow someone to do, bir kuralın, kişinin veya durumun birine hareket etme izni ya da fırsatı verdiğini belirtir. Bu cümlede players, allowed'dan sonraki nesnedir; to discard ise oyuncuların yapmasına izin verilen eylemi gösterir. Discard ve draw eş görevli fiillerdir. Aynı to'yu paylaşırlar: to discard and (to) draw new cards. Bu kullanım, anlamı değiştirmeden kural açıklamasını kısa tutar.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The app ____ users ____ download and share files.
Cevabı göster
allows · to
and allowing for another round of betting. Kalıp ifadeler
1:42ve başka bir bahis turuna olanak tanıyordu.
allowing for another round of betting: bir bahis turunu daha mümkün kılmak
Bu cümlede allowing for another round of betting, bir bahis turunu daha mümkün kılmak veya kurallarda buna yer açmak anlamına gelir. for sonrasındaki olay, düzenlemenin içinde yer verebildiği şeydir. Bir plan, tasarım, kural veya durum bir şey için yeterli zaman, alan ya da fırsat sağlıyorsa allow for + isim öbeği kullanılır. Bu yapı bir kişiye izin vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “mümkün kılmak” anlamındaki allow for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The revised timetable ____ one more question-and-answer session.
Cevabı göster
allows for
Eventually, the southerners merged the two games into a new version of poque, Kalıp ifadeler
1:48Sonunda, güneyliler bu iki oyunu birleştirerek poque'un yeni bir versiyonunu yarattılar,
merged the two games into a new version of poque: iki oyunu yeni bir sürümde birleştirmek
merge A into B kalıbında A birleştirilen şeyleri, B ise ortaya çıkan bütünü gösterir. Burada iki oyun birleşerek poque'un yeni bir sürümünü oluşturur. Into değişimin sonucunu vurgular: daha önce ayrı olan öğeler tek bir bütün hâline gelir. Bu kalıp dosyalar, ekipler, sistemler ve özelliklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi merge fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The editor ____ the two drafts ____ one final article.
Cevabı göster
merged · into
that created bigger pots and opportunities for more complex bluffing. Kalıp ifadeler
1:55bu da daha büyük potlar ve daha karmaşık blöf fırsatları yarattı.
opportunities for + isim veya gerund
opportunities for more complex bluffing ifadesinde for, durumun mümkün kıldığı etkinliği tanıtır. Bluffing burada etkinliğin adını veren bir gerund, yani -ing biçimidir; more complex ise onu niteler. Aktarılabilir kalıp opportunities for + isim veya gerund biçimindedir. Bu yapı çoğu zaman belirli bir kişinin harekete geçebileceği tek bir anı değil, bir etkinlik için alan veya elverişli koşulları anlatır.
Alıştırma
Cümleyi opportunities for + isim kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The course provides many opportunities ____ speaking practice.
Cevabı göster
for
This winning combination of guile, guts, and gambling caught on quickly, Notlar
2:01Kurnazlık, cesaret ve kumarın bu kazanan kombinasyonu hızla yayıldı,
winning combination of guile, guts, and gambling: kurnazlık, cesaret ve kumarın etkili birleşimi
İfade önce winning combination özet etiketini verir, ardından bunu üç ögeli bir listeyle açıklar: guile, guts, and gambling. combination of A, B, and C yapısı, birkaç özelliği tek bir genel çekiciliğin bileşenleri olarak bir araya getirir. Üç isim paralel yapıdadır ve hepsi /ɡ/ sesiyle başlar; bu nedenle liste ritmik ve akılda kalıcıdır. Burada winning, yalnızca bir şeyin yarışmayı zaten kazandığı anlamına gelmez; son derece etkili veya çekici demektir.
Alıştırma
winning combination of guile, guts, and gambling ifadesinin bilgiyi düzenleme açısından temel etkisi nedir?
- Üç paralel bileşeni akılda kalıcı bir özet içinde sunar.
- Üç adımı kronolojik sırayla verir.
- Bir düşünceyi üç eş anlamlı sözcükle tekrarlar.
Cevabı göster
Üç paralel bileşeni akılda kalıcı bir özet içinde sunar.
caught on quickly: hızla yaygınlaştı
Bu bağlamda caught on, bir şeyin popüler veya geniş çapta kabul görmüş hâle geldiğini belirtir. Özne oyun, fikir, tarz veya ifade gibi bir şeydir; quickly ise yayılmanın hızlı gerçekleştiğini gösterir. Burada catch on bir öbek fiildir; bu yüzden caught, bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez. Özne bir kişi olduğunda catch on anlamak anlamına da gelebilir. Doğru anlamı özne ve bağlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede caught on popüler hâle gelmek anlamındadır?
- The new dance caught on quickly with teenagers.
- Lena caught on quickly when the coach explained the rule.
- The goalkeeper caught the ball quickly before it bounced.
Cevabı göster
The new dance caught on quickly with teenagers.
but its popularity skyrocketed after the invention of the steamboat, Notlar
2:05ancak popülaritesi, canlı hayvanları, eşyaları ve kart oyunlarını
its popularity skyrocketed: popülerliği hızla arttı
Skyrocketed, bir şeyin çok hızlı ve büyük miktarda arttığı anlamına gelir. Burada yükselen şey popularity değeridir ve geçmiş zaman fiili değişimi ani ve çarpıcı olarak sunar. Skyrocket, increase fiilinden daha güçlü ve canlıdır. Fiyat, talep, maliyet, sayı veya popülerlikteki keskin yükselişleri anlatır ve nesne almadan doğrudan özneden sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle indirme sayısının çok hızlı ve büyük miktarda arttığı anlamına gelir?
- Downloads increased a little after the update.
- Downloads skyrocketed after the update.
- Downloads stayed steady after the update.
Cevabı göster
Downloads skyrocketed after the update.
after the invention of the steamboat: after + isim öbeği
After the invention of the steamboat, popülerlikteki artışı tarihî bir olaydan sonraya yerleştiren after + isim öbeği yapısıdır. invention ismi, “the steamboat was invented” düşüncesini kısa bir zaman işaretine dönüştürür. Bağlam, icadın bu artışa katkıda bulunduğunu düşündürür; ancak after tek başına neden değil, zaman sırası bildirir. Bu yapı, bir olaydan sonra bir şeyin nasıl değiştiğini açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
Tarihî cümleyi after ve invention ile kurulan bir isim öbeğiyle tamamlayın: Book production expanded rapidly ____ the printing press.
Cevabı göster
after the invention of
which carried livestock, goods, and card games
2:10Mississippi, Ohio ve Missouri nehirlerinden yukarı taşıyan
up the Mississippi, Ohio, and Missouri Rivers: akıntının tersine hareket
Bu rota ifadesinde up the Mississippi, Ohio, and Missouri Rivers, bu nehirler boyunca yukarı kesimlere, yani akıntının tersine doğru ilerlemek anlamına gelir. Up, havada ya da sayfa üzerinde dikey hareketi değil, her nehrin akışına göre yönü anlatır. Her nehir güneye akmadığı için up a river otomatik olarak kuzey anlamına gelmez. Bu ifade carried ile birlikte taşımanın rotasını ve yönünü belirtir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bir rota tarifinde a boat going up a river deniyorsa tekne mutlaka kuzeye gidiyordur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
By Abraham Lincoln's election in 1860, Dilbilgisi
2:171860'ta Abraham Lincoln'ün seçilmesine kadar,
By Abraham Lincoln's election in 1860: zaman sınırı olarak by
Burada by, “... zamanına kadar” veya “en geç ... tarihinde” anlamına gelir. Abraham Lincoln'ın 1860'ta seçilmesi referans alınan zamanın son noktasıdır; dolayısıyla devamındaki yan cümle, o zamana kadar zaten gelişmiş olan bir durumu anlatır. by sözcüğünden sonra yalnızca bir tarih değil, bir olay da zaman sınırı olabilir: by her graduation, by the end of the meeting. Tarih anlatılarında bu yapı, bir değişimin belirli bir noktaya kadar ne ölçüde ilerlediğini özetlemek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, kasabanın en geç 2020'ye kadar önceki büyüklüğünün iki katına ulaştığını söyler?
- In 2020, the town began to double in size.
- After 2020, the town doubled in size.
- By 2020, the town had doubled in size.
Cevabı göster
By 2020, the town had doubled in size.
the newfangled bluffing game: newfangled sözcüğünün taşıdığı tutum
Bu ifadede newfangled, bluffing game ifadesini niteler ve oyunu kendi döneminde yeni ortaya çıkmış veya moda olmuş bir şey olarak sunar. Tarafsız new sözcüğünden daha fazla tutum taşır: Konuşan kişi bu yeniliği eğlenceli, şüpheli veya biraz gereksiz buluyor gibi duyulabilir. Anlam yalnızca şeyin ne kadar yakın zamanda ortaya çıktığına değil, konuşanın bakış açısına da bağlıdır. Bir şeye newfangled demek, çoğu zaman tanıdık olmayan bir yeniliğe karşı tepkiyi gösterir.
Alıştırma
Yargı: Resmî bir ürün broşürü, newfangled sözcüğünü new yerine tamamen tarafsız biçimde kullanabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
And while many played for low friendly stakes, Notlar
2:26Pek çoğu dostane düşük bahisler için oynarken,
low friendly stakes: dostça bir oyundaki küçük bahisler
Bu kumar bağlamında stakes, oyuncuların sonuca bağlı olarak riske attığı para veya başka bir değerdir. Low, riske atılan miktarın az olduğunu; friendly ise oyunun sert bir rekabetten çok sosyal ve dostça olduğunu belirtir. Dolayısıyla played for low friendly stakes, rahat ve dostça bir oyunda küçük miktarlarda kumar oynadıkları anlamına gelir.
Alıştırma
“The first quiz is a low-stakes activity,” cümlesinde low-stakes ne anlama gelir?
- Etkinlikte kısa tahta kazıklar kullanılır.
- Etkinlik dostça değildir ve pahalıdır.
- Hata yapmanın yalnızca küçük sonuçları vardır.
Cevabı göster
Hata yapmanın yalnızca küçük sonuçları vardır.
some gamblers put their homes and livelihoods on the line. Deyimler
2:28bazı kumarbazlar evlerini ve geçim kaynaklarını tehlikeye atıyordu.
And while many ..., some gamblers ...: grupları karşılaştırma
Buradaki while, “bir şey olurken” biçimindeki zaman anlamında değil, “oysa” veya “her ne kadar” biçimindeki karşıtlık anlamındadır. Pek çok kişinin yaptığı şey ile bazı kumarbazların yaptığı şeyi karşılaştırır. while many ..., some ... kalıbı, daha büyük bir gruptaki olağan durumdan daha küçük bir grubun farklı davranışına geçer. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi, ikinci grubun aldığı aşırı riski öne çıkarır. Baştaki And yalnızca bu karşıtlığı önceki anlatıma bağlar.
Alıştırma
while many ..., some ... karşıtlık kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ many neighbors stayed home, ____ joined the cleanup.
Cevabı göster
While · some
put their homes and livelihoods on the line: evlerini ve geçimlerini riske atmak
Put something on the line, önemli bir şeyi gerçek bir kayıp ya da zarar olasılığına açık hâle getirmek demektir. Burada kumarbazlar hem evlerini hem de geçimlerini sağlayan kaynakları kaybetme riskini alıyor. Yapı put + riske atılan şey + on the line şeklindedir. Olası kaybı bir eylemin veya kararın bedeli olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “önemli bir şeyi riske atmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: By reporting the fraud, she put her career ____.
Cevabı göster
on the line
into popular novels like Gone with the Wind, Kültür
2:35Scarlett O'Hara'nın babasının tek bir POKER elinde
found their way into: zamanla içinde yer buldu
Found their way into, bahislerin sonunda popüler romanlarda ortaya çıktığını veya onların bir parçası hâline geldiğini anlatır. Özne çoğul olduğu için their, bets ile uyumludur; tekil özneyle its kullanılır. Örneğin: The phrase found its way into everyday speech. Find one's way into genellikle zaman içinde hareket veya gelişme hissi verir. Buradaki kullanım mecazidir: bahisler gerçekten bir yol bulmadı; onlarla ilgili anlatılar veya temalar kurguya yayıldı.
Alıştırma
Cümleyi tekil özneyle uyumlu find one's way into biçimiyle tamamlayın: Over time, the expression found ____ everyday conversation.
Cevabı göster
its way into
Popüler kültür göndermesi olarak Gone with the Wind
Gone with the Wind, Margaret Mitchell'ın 1936 tarihli Amerikan romanının adıdır ve daha sonra ünlü bir filme uyarlanmıştır. Hikâye, Amerikan İç Savaşı dönemi civarında ABD'nin güneyinde geçer. Burada başlık, like sözcüğünden sonra gelir ve hikâyesinde poker bulunan tanınmış bir popüler roman örneği verir. Bu gönderme, pokerin popüler kültüre girmiş olduğu yönündeki daha genel düşünceyi destekler; cümleyi anlamak için olay örgüsünün başka ayrıntılarını bilmek gerekmez.
Alıştırma
Gone with the Wind bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Hikâyesinde poker bulunan ünlü bir popüler roman örneği verir.
- Pokerin icat edildiği yeri belirtir.
- Her poker oyununda geçerli bir kuralın adını söyler.
Cevabı göster
Hikâyesinde poker bulunan ünlü bir popüler roman örneği verir.
where Scarlett O'Hara's father wins an entire plantation
2:38koca bir plantasyonu kazandığı Rüzgar Gibi Geçti gibi
in a single hand of POKER: tek bir tur anlamındaki hand
Pokerde hand, bir turda dağıtılan kartları ve bunun uzantısı olarak o tek oyun turunu ifade edebilir. in a single hand of poker ifadesinde vücudun bir parçasını değil, tek bir kart dağıtımını ya da turu anlatır. Single, sonucun yalnızca bir elde gerçekleştiğini vurgular. Bir hand, birçok el içerebilen tam bir game veya oturumdan daha küçük bir birimdir.
Alıştırma
Tek bir kart dağıtımı veya tur anlamına gelen standart poker terimiyle cümleyi tamamlayın: I lost all my chips in a single ____ of poker.
Cevabı göster
hand
But as pots became bigger, so did the temptation to cheat. Dilbilgisi
2:45Ancak potlar büyüdükçe hile yapma eğilimi de arttı.
as pots became bigger, so did ...: devrik yapıyla paralel değişim
Bu cümlede as ilk devam eden değişimi, yani potların büyümesini tanıtır. Sonraki yan cümle ikinci bir şeyin de buna paralel değiştiğini söyler: hile yapma isteği de arttı. İkinci yan cümlede so + yardımcı fiil + özne biçiminde devrik yapı kullanılır. Did, basit geçmiş zamanı taşır ve daha önce belirtilen değişimin yerine geçer; dolayısıyla so did the temptation, "hile yapma isteği de büyüdü" demektir. Bu kalıp bağlantılı iki eğilimi kısa biçimde sunar.
Alıştırma
as ..., so did ... kalıbını tamamlayın: As the school grew, ____ the need for more classrooms.
Cevabı göster
so did
Some players enlisted an accomplice to spy on opponents Notlar
2:48Bazı oyuncular rakiplerini gözetlemesi için bir suç ortağı tutuyor
enlisted an accomplice: yanlış bir iş için suç ortağı bulmak
Enlisted an accomplice, yanlış bir plana yardım etmesi için bir kişinin bilinçli olarak işe katılması anlamına gelir. Enlist, düzenli bir amaç için birinin yardımını sağlamayı anlatır; bu nedenle yalnızca asked demekten daha planlı ve resmî duyulur. Accomplice, bir suça, hileye veya başka bir yanlış davranışa bilerek yardım eden kişidir. Bu cümlede to spy on opponents, kişinin neden işe katıldığını belirtir ve eylemi sıradan bir yardım isteğinden çok koordineli bir davranış gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, yanlış bir işe yardım etmesi için birinin bilinçli olarak işe katılmasını en açık biçimde anlatır?
- The thief enlisted an accomplice to watch the door.
- The runner asked a friend to cheer from the stands.
- The organizer enlisted volunteers to welcome guests.
Cevabı göster
The thief enlisted an accomplice to watch the door.
to spy on opponents: rakipleri gizlice izlemek
Spy on someone, birini gizlice izlemek veya o kişi hakkında bilgi toplamak demektir. Burada to spy on opponents, suç ortağının amacını açıklar: diğer oyuncuların haberi olmadan onlar hakkında bilgi edinmek. On edatı spy on ifadesinin sabit bir parçasıdır. İzlenen kişi, grup veya faaliyetten önce kullanılmalıdır: spy on opponents denir, spy opponents denmez.
Alıştırma
Cümleyi spy ve gerekli edatıyla tamamlayın: The rival team tried to ____ our players during a closed practice.
Cevabı göster
spy on
and used props to communicate their hands. Kelime
2:52ve ellerini bildirmek için çeşitli nesneler kullanıyordu.
Kart oyununda used props to communicate their hands
Bu kart oyunu bağlamında props, hile düzeninin bir parçası olarak, özellikle işaret vermek için kullanılan fiziksel nesnelerdir. A hand, bir oyuncunun elinde tuttuğu kart grubudur; dolayısıyla their hands oyuncuların ellerindeki kartları ifade eder. Communicate their hands, bu nesneleri kullanarak ellerindeki kartlar hakkında bilgi iletmek demektir. Fiziksel ellerinin iletişim kurduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu kart oyunu bağlamında used props to communicate their hands ne anlama gelir?
- Ellerindeki kartlarla ilgili bilgileri işaret etmek için nesneler kullandılar.
- Fiziksel ellerini havada hareket ettirerek iletişim kurdular.
- Ellerindeki kartları görünmemeleri için nesnelerle sakladılar.
Cevabı göster
Ellerindeki kartlarla ilgili bilgileri işaret etmek için nesneler kullandılar.
Others marked important cards with nicks, dents, or invisible ink. Kelime
2:55Diğerleri ise önemli kartları çizik, çentik veya görünmez mürekkeple işaretliyordu.
nicks, dents veya invisible ink: çentikler, göçükler veya görünmez mürekkep
Nick, bir yüzeyde ya da kenarda bulunan küçük bir kesik, kopuk parça veya çentiktir; dent ise basınç ya da darbe nedeniyle içeri doğru çökmüş bir bölgedir. Invisible ink, normalde görülemeyen ve özel bir yöntemle ortaya çıkarılması gereken mürekkeptir. Burada with, kartları işaretlemek için kullanılan araçları belirtir. Bu üç öğe, onları yapan kişinin daha sonra tanıyabileceği gizli fiziksel veya görsel işaretlerdir.
Alıştırma
Metal bir dolaba el arabası çarptı ve içeri doğru çökmüş sığ bir bölge bıraktı. Bu izi en iyi hangi ifade adlandırır?
- invisible ink
- a dent
- a nick
Cevabı göster
a dent
sneaking a cold deck into the game: ayarlanmış bir desteyi oyuna gizlice sokmak
Sneak something into a place or activity, bir şeyi bir yere ya da etkinliğe gizlice götürmek demektir; genellikle o şey yasak olduğu veya fark edilmesi istenmediği için böyle yapılır. Sneaking a cold deck into the game ifadesindeki cold deck, önceden belirli bir sıraya dizilen ve normal destenin yerine gizlice kullanılmak üzere oyun dışında tutulan bir destedir. -ing yan cümlesi was sözcüğünden sonra hile yöntemini adlandırır: yöntem, hazırlanmış desteyi oyuna gizlice sokmaktır. Buradaki cold, poker jargonunun bir parçasıdır ve destenin sıcaklığını anlatmaz.
Alıştırma
Poker hilesiyle ilgili bir hikâyede cold deck ne anlama gelir?
- Kartları solmuş eski bir deste
- Önceden sıralanıp oyuna gizlice sokulan bir deste
- Oyundan önce soğutulan bir deste
Cevabı göster
Önceden sıralanıp oyuna gizlice sokulan bir deste
Cold decks were pre-sequenced: pre- + sequenced yapısı
Pre-sequenced, “önceden planlanmış bir sıraya konmuş” demektir. pre- ön eki “önce” anlamına gelir; sequence ise fiil olarak “bir sıraya koymak” anlamındadır. Were pre-sequenced edilgen bir yapıdır: desteleri kimin sıraladığına değil, destelerin önceden hazırlanmış durumuna odaklanır. Bu kumar bağlamında cold decks, oyunu manipüle etmek için hazırlanmış destelerdir; dolayısıyla sıra rastgele değil, kasıtlı olarak ayarlanmıştır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “önceden planlanmış bir sıraya konmuş” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The workshop activities were ____ to move from basic to advanced tasks.
Cevabı göster
pre-sequenced
to bet big: büyük miktarda para riske atmak
Bet big, “yüksek miktarda bahis yapmak” veya “bir bahiste çok para riske atmak” demektir. Burada big bir ismi nitelemiyor; bahsin büyüklüğünü göstermek için zarf işlevi görüyor. Encouraged them to bet big ifadesinde to bet big mastarı, encourage someone to do something kalıbına uyar. Bet big ifadesinden sonra on da gelebilir: bet big on a team, product, or idea.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “yüksek miktarda bahis yapmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Certain that his horse would win, Daniel decided to ____ on it.
Cevabı göster
bet big
while giving the cheater an even better one. Dilbilgisi
3:12ve aynı zamanda hilekara daha da iyisini sunmak için önceden sıralanmıştı.
while giving the cheater an even better one: eş zamanlı ve karşıt bir sonuç
while + -ing yapısı, ana cümleyle aynı anda gerçekleşen bir eylem veya sonucu ekler. Burada giving the cheater an even better one aynı anda ortaya çıkan ikinci sonuçtur; while ayrıca bu sonucu daha önce anlatılan sonuçla karşılaştırır. Bu kısaltılmış yan cümlede giving eylemini yapan kişi veya şey ana cümleden anlaşılır. Bu yapı, tek bir eylem ya da düzenlemenin paralel ve çoğu zaman karşıt iki etki oluşturduğunu göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
The rule rewards new players while giving experienced players a harder challenge? cümlesinde while giving nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- İkinci sonuç yalnızca birinci sonuç bittikten sonra gerçekleşir.
- İkinci sonuç, birinci sonucun gerçekleşme nedenidir.
- Kural, aynı anda gerçekleşen ve birbiriyle karşıt iki sonuç doğurur.
Cevabı göster
Kural, aynı anda gerçekleşen ve birbiriyle karşıt iki sonuç doğurur.
However, even cheaters had to keep up with the game's constant changes. Öbek fiiller
3:18Ancak hilekarların bile oyunun sürekli değişimlerine ayak uydurması gerekiyordu.
keep up with the game's constant changes: oyundaki sürekli değişikliklere ayak uydurmak
Keep up with, biriyle veya bir şeyle aynı hızda ilerlemek ya da bir şey geliştikçe güncel kalmak anlamına gelir. the game's constant changes ile kullanıldığında, geride kalmamak için sürekli öğrenip uyum sağlamak demektir. Had to bunun gerekli olduğunu gösterir. even cheaters ise hile yapanları beklenmedik biçimde kapsanan bir grup olarak sunar: değişiklikler onları da etkiliyordu.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve değişiklikler olurken güncel kalmak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Small businesses must ____ rapid changes in technology.
Cevabı göster
keep up with
As POKER moved west with the Gold Rush: pokerin Altına Hücum’la batıya yayılması
Bu yan cümlede As, “...iken” ya da “süreç ilerledikçe” anlamına gelir; pokerin batıya yayılmasını Altına Hücum’la aynı döneme yerleştirir. Poker gerçekten kendi başına hareket etmedi; batıya giden insanlar oyunu yanlarında taşıdı. Buradaki the Gold Rush, 19. yüzyılın ortalarında altın aramak için çok sayıda insanın ABD’nin batısına, özellikle Kaliforniya’ya göç etmesini ifade eder. Bu nüfus hareketi, oyunların ve yeni poker türlerinin nasıl yayıldığını anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekte As hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Pokerin batıya yayılması ile yeni türlerin ortaya çıkışını karşılaştırıp zıtlık kurar.
- Batıya yayılmayı, yeni türlerin ortaya çıktığı süreç olarak sunar.
- Yeni türlerin poker batıya yayılmaya başlamadan önce ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster
Batıya yayılmayı, yeni türlerin ortaya çıktığı süreç olarak sunar.
Five-card Stud became the game of choice: beş kartlı stud tercih edilen oyun oldu
Become + isim öbeği bir statü değişimini belirtir. Became the game of choice, Five-card Stud’ın tercih edilen oyun konumuna geldiğini ifade eder. İsim + of choice yapısında isim kategoriyi belirtir; of choice ise bağlamdan anlaşılan bir kişi, grup veya durum için tercih edilen seçeneği gösterir. Yalnızca “seçilebilir” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “tercih edilen” anlamındaki kalıpla tamamlayın: For field notes, a pencil is my tool ____.
Cevabı göster
of choice
Wyatt Earp, and Wild Bill Hickok.
3:32Wyatt Earp ve Wild Bill Hickok gibi meşhur silahşörler arasında
notorious gunmen like Doc Holliday, Wyatt Earp, and Wild Bill Hickok: Vahşi Batı'nın kötü şöhretli silahşorları
Cümle, Doc Holliday, Wyatt Earp ve Wild Bill Hickok'ı 19. yüzyıl Amerikan Vahşi Batısı'nın kişileri olarak sunuyor. Bu adlar sınır kasabalarını, barları, kumarı, silahlı çatışmaları ve daha sonra oluşan Batı efsanelerini çağrıştırır. Burada notorious, kötü ya da tehlikeli bir ünle tanınan demektir. Bu nedenle liste, poker konusuna Vahşi Batı silahşorlarının havasını katar; yalnızca bir ad listesi değildir.
Alıştırma
Bu ifade cümleye esas olarak ne katıyor?
- Üç adamın modern bir bahis kuralını gizlice icat ettiğini söyler.
- Kendi kasabalarının dışında tanınmayan üç kişiyi belirtir.
- Amerikan Vahşi Batısı'nın tehlikeli ve efsanevi dünyasını çağrıştırır.
Cevabı göster
Amerikan Vahşi Batısı'nın tehlikeli ve efsanevi dünyasını çağrıştırır.
With four rounds of betting: cümle başında with + isim öbeği
Cümlenin başındaki with + isim öbeği, ana cümle için arka plan oluşturabilir. Burada four rounds of betting isim öbeğidir ve devamındaki anlatım için önemli olan bir özellik ya da koşul sunar. Bu with, “biriyle birlikte” anlamına gelmez. Ana cümleye bağlı olarak yapı “…… olduğu için”, “…… bulunan bir durumda” veya yalnızca “…… ile” şeklinde anlaşılabilir; kesin ilişkiyi ana cümle belirler.
Alıştırma
Cümleyi başta with + isim öbeği kullanarak tamamlayın: ____ an extra day to prepare, the team improved its presentation.
Cevabı göster
With
five-card Stud produced even more lucrative pots, Kelime
3:37beş kartlı Stud daha da kazançlı potlar yarattı,
daha kazançlı potlar
Pokerde pot, bir elde ortaya konan toplam para veya fiştir. Lucrative çok para getirebilen anlamına gelir; bu nedenle more lucrative pots, kazanılabilecek paranın daha fazla olduğu ve maddi açıdan daha çekici potları ifade eder. Karşılaştırma yapısı olan more, lucrative sözcüğünü niteler: Bu potların maddi getirisi, karşılaştırıldıkları potlardan daha yüksekti.
Alıştırma
Pokerle ilgili bu cümlede more lucrative pots ne anlama gelir?
- ortada hiç para olmayan poker elleri
- kazanılabilecek paranın daha fazla olduğu potlar
- daha pahalı yemek kapları
Cevabı göster
kazanılabilecek paranın daha fazla olduğu potlar
that California outlawed the game in 1885. Kelime
3:43Kaliforniya 1885'te oyunu yasadışı ilan etti.
oyunu yasayla yasakladı
Outlawed, outlaw fiilinin geçmiş zaman biçimidir. To outlaw something, bir şeyi yasayla yasa dışı hâle getirmek demektir; dolayısıyla bu yan cümle Kaliforniya'nın 1885'te oyunu yasal olarak yasakladığını söyler. California burada hukuki otorite olarak eyaleti ifade eder. Outlawed, anlatıma resmî ve tarihsel bir ton verir: Oyun yalnızca iptal edilmemiş, yasa dışı hâle getirilmiştir.
Alıştırma
Hangi cümle hukuki bir otoritenin bir şeyi yasa dışı hâle getirdiğini açıkça söyler?
- The state outlawed the sale of the chemical.
- The school banned phones during class.
- The coach prohibited talking during practice.
Cevabı göster
The state outlawed the sale of the chemical.
Meanwhile, back in Texas, another variant emerged Anlatım akışı
3:50Bu arada, Teksas'ta çok yaygın olan
Meanwhile, back in Texas: paralel bir hikâye koluna geçiş
Meanwhile, anlatımı önceki olayla yaklaşık aynı dönemde gelişen başka bir olaya geçirir. Bu olayı öncekinin sonucu olarak sunmak yerine hikâyeyi paralel bir kol olarak düzenler. Back in Texas, dinleyicinin dikkatini yeniden o yere çeker; another variant emerged ise oradaki yeni gelişmeyi tanıtır. Bu ifadeler birlikte tarih anlatısında bir kamera geçişi gibi çalışır: zaman çizgisi aynı, yer ya da hikâye kolu farklıdır.
Alıştırma
Bir haber önce Kanada ve Japonya'daki projeleri tanıttı, ardından Kanada projesini anlattı. Aynı anda devam eden Japonya projesine en uygun geçişi hangi cümle yapar?
- Meanwhile, back in Japan, another team was testing a different design.
- However, a different design was tested in Japan.
- Later, the Japanese team tested a different design.
Cevabı göster
Meanwhile, back in Japan, another team was testing a different design.
to solve the common problem of having ...: amaç ve sorunun içeriği
To solve mastar yapısı amaç bildirir ve varyantın neden ortaya çıktığı sorusunu yanıtlar. Burada yeni varyantın amacı, yaygın ve pratik bir sorunu çözmekti. The problem of having ... yapısında of + -ing biçimi, sorunu oluşturan durumu adlandırır. Having, and ile bağlanan too many players ve not enough cards isim öbeklerini alır; böylece fazlalık ile yetersizlik karşılaştırılır.
Alıştırma
Cümleyi to solve the problem of having kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: The schedule was changed ____ too many meetings on the same day.
Cevabı göster
to solve the problem of having
known as Texas Hold'em: bir adı belirtme
known as + ad, “o adla anılmak” anlamına gelir. Burada known as Texas Hold'em, oyunun adını belirten bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. This game ifadesinden sonra virgüller arasına yerleştirilen bu öbek, isim hakkında zorunlu olmayan ek bilgi verir. Bu yapı resmî bir adı, takma adı, unvanı veya terimi tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cihazın adını tanıtan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The instrument, ____ a seismograph, measures ground motion.
Cevabı göster
known as
low ratio of private hidden cards to shared exposed cards: A'nın B'ye düşük oranı
ratio of A to B yapısında A ilk miktar, B ise A'nın karşılaştırıldığı miktardır. Burada A private hidden cards, B ise shared exposed cards ifadesidir. A low ratio, ortak açık kartlara kıyasla özel kapalı kartların görece az olduğunu belirtir. Private ve shared, kartları kimin kullanabildiğini veya görebildiğini; hidden ve exposed ise kartların görünür olup olmadığını belirtir. İfade bir bütün olarak sınırlı özel bilgiyle daha fazla ortak ve görünür bilgiyi karşılaştırır.
Alıştırma
ratio of A to B yapısını tamamlayın: In this clinic, the ratio ____ nurses ____ patients is one to five.
Cevabı göster
of · to
allowed for...: çıkarımlara ve taktiksel manevralara alan açtı
Burada allowed for, “mümkün kıldı” veya “olanak sağladı” demektir; “birine izin verdi” anlamına gelmez. Özne bir kural, tasarım veya başka bir koşul olduğunda, allow for sonrasındaki isim öbeği bu koşulların neyi mümkün kıldığını belirtir. Deductions, mevcut bilgilerden yapılan çıkarımlardır; tactical maneuvering ise avantaj kazanmak için stratejiyi ayarlamak anlamına gelir. Plenty of, her ikisi için de geniş bir alan bulunduğunu vurgular. Başka durumlara aktarılabilecek yapı allow for + isimdir.
Alıştırma
Bu cümlede allowed for plenty of deductions ne anlama geliyor?
- Her oyuncunun her hamlesini açıklamasını zorunlu tuttu.
- Çok miktarda akıl yürütmeyi mümkün kıldı.
- Oyunculara kuralları çiğnemeleri için resmî izin verdi.
Cevabı göster
Çok miktarda akıl yürütmeyi mümkün kıldı.
Even more exciting was No-Limit Hold'em, Dilbilgisi
4:12Daha da heyecan verici olanı ise oyuncuların "rest" (all in) demesine
Even more exciting was...: değerlendirmeyi başa alma ve devrik yapı
Even more exciting betimlemesi normalde özneden sonra gelir: No-Limit Hold'em was even more exciting. Burada bu betimleme cümlenin başına taşınır ve bağ fiili was özneden önce gelir: Even more exciting was No-Limit Hold'em. Bu sıralama önce değerlendirmeyi verir, ardından değerlendirilen unsuru açıklar. Bir unsurdan daha güçlü yeni bir vurgu noktasına geçmenin retorik bir yoludur; soru değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, son gösterimi yeni bir vurgu noktası olarak tanıtmak için değerlendirmeyi başa alır?
- Even more impressive was the final demonstration.
- The final demonstration was even more impressive.
- Even the final demonstration was more impressive.
Cevabı göster
Even more impressive was the final demonstration.
go all in: tüm fişlerini ortaya koymak
Pokerde go all in, elinde kalan tüm fişleri ortaya koymak anlamına gelir. Burada betting everything they had ifadesi, pokerdeki bu gerçek anlamı yeniden açıklar. Poker dışında go all in, tüm emeğini, zamanını, paranı veya diğer kaynaklarını bir seçime adamak anlamında kullanılan yaygın bir benzetmedir. all sözcüğü hiçbir şeyi geride tutmama fikrini taşır.
Alıştırma
“Kalan tüm fişlerini ortaya koymak” anlamındaki poker ifadesini tamamlayın: With a strong hand, Leo decided to go ____.
Cevabı göster
all in
at any point in the hand: bir elin herhangi bir anında
At any point, “bir süreç içindeki herhangi bir zamanda” anlamına gelir. Burada point bir yeri veya görüşü değil, belirli bir anı ifade eder. Pokerde hand, kartların dağıtılmasından elin bitmesine kadar süren tek bir oyun elidir. Bu nedenle at any point in the hand, o tek el oynanırken herhangi bir zamanda demektir.
Alıştırma
Bu poker bağlamında at any point in the hand ne anlama gelir?
- Bir oyuncunun fiziksel elindeki herhangi bir yerde
- Tüm turnuva boyunca herhangi bir zamanda
- O tek kart eli oynanırken herhangi bir zamanda
Cevabı göster
O tek kart eli oynanırken herhangi bir zamanda
Hungarian polymath: birçok alanda yetkin kişi
Hungarian polymath ifadesindeki polymath, birkaç farklı alanda derin bilgiye veya önemli başarılara sahip kişiyi anlatır. Yalnızca zeki olan ya da tek bir uzmanlık alanında yetkin olan kişi anlamına gelmez. Hungarian, polymath sözcüğünü niteleyerek kişinin ulusal kökenini belirtir. İsim öbeğinin tamamı, John von Neumann adından önce gelerek resmî bir biyografik tanımlama görevi görür.
Alıştırma
Hangi kişi en doğru biçimde polymath olarak tanımlanabilir?
- Matematik, müzik ve felsefe alanlarında önemli katkılar yapmış biri
- Yalnızca dar bir alanda çok becerikli biri
- Macaristan'da doğmuş biri
Cevabı göster
Matematik, müzik ve felsefe alanlarında önemli katkılar yapmış biri
sought to explain: geçmişteki bir çabayı anlatan resmî ifade
sought to explain ifadesinde sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. seek to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için bilinçli bir çaba göstermeyi anlatır; dolayısıyla ifade tried to explain anlamına gelir. Kişinin amacını veya çabasını bildirir; açıklamanın başarılı olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
Cümleyi seek to explain ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The historian ____ why the treaty failed.
Cevabı göster
sought to explain
in mathematical terms: matematiksel terimlerle açıklamak
In mathematical terms, “matematiksel dil, kavramlar veya yöntemler kullanarak” anlamına gelir. Bu cümlede ince ayrıntıların ne olduğunu değil, nasıl açıklandığını gösterir. in + alan veya bakış açısı + terms biçimindeki yeniden kullanılabilir yapı, açıklamayı belirli bir bakış açısından sunar. in legal terms ve in practical terms buna örnektir. Buradaki terms, bir şeyi açıklama biçimi demektir; “koşullar” veya “okul dönemleri” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “pratik açıdan” anlamındaki in ... terms ifadesiyle tamamlayın: ____, this schedule is hard for a small team to follow.
Cevabı göster
In practical terms
His work became the foundation for a whole new branch of mathematics, Kalıp ifadeler
4:31Çalışmaları yepyeni bir matematik dalının temeli oldu;
became the foundation for a whole new branch of mathematics: matematiğin tamamen yeni bir dalının temelini oluşturmak
Became the foundation for, “daha sonra gelişen bir şeye temel fikirleri veya desteği sağlamaya başladı” anlamına gelir. Yalnızca küçük bir etkiyi değil, kalıcı bir sonucu anlatır. A branch of mathematics, matematiğin ayrı bir alanıdır. whole new ise bu çalışmanın tamamen yeni bir alanın açılmasına yardımcı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “... için temel” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Her early experiments became the ____ modern robotics.
Cevabı göster
foundation for
called game theory: alanın adını belirtme
called game theory ifadesi, hemen önce sözü edilen matematik dalının adını verir. Burada called, o adla bilinen anlamındadır; telefonla aranan anlamında değildir. Oyun teorisi, her katılımcı için en iyi seçimin diğerlerinin seçimlerine bağlı olabildiği stratejik durumları inceler. Bu arka plan, aynı matematik alanının poker, ekonomi ve askerî stratejiye nasıl uygulanabildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede called game theory ne işe yarar?
- Birinin bir teoriyi telefonla aradığını söyler.
- Daha önce sözü edilen matematik dalının adını verir.
- Oyun teorisini yalnızca eğlence oyunlarıyla sınırlar.
Cevabı göster
Daha önce sözü edilen matematik dalının adını verir.
high-stakes poker: yüksek bahisli ve ciddi sonuçları olan poker
High-stakes poker ifadesinde high-stakes, oyunun büyük miktarda para için oynandığını ve bu nedenle kazanmanın ya da kaybetmenin ciddi sonuçları olduğunu belirtir. Kısa çizgi, high ve stakes sözcüklerini poker sözcüğünü niteleyen tek bir bileşik sıfatta birleştirir. Kumar dışındaki bağlamlarda high-stakes; seçim, sınav veya müzakere gibi sonucu çok önemli olan ve başarısızlığın bedelinin ağır olabileceği durumları anlatır.
Alıştırma
Bu dersteki hedef bileşik sıfatı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The candidates are preparing for a ____ debate that may decide the election.
Cevabı göster
high-stakes
not only in ... but in ...: kapsamı genişletme
not only A, but B kalıbı B’yi eklerken yargının A ile sınırlı olmadığını vurgular. Burada kapsam, yüksek bahisli pokerden ekonomi ve askerî strateji gibi daha geniş alanlara taşınır. Her iki bölüm de oyun teorisinin nerede önemli olduğu sorusunu yanıtladığı için paralel in öbekleri kullanılır: in high-stakes poker ve in economics and military strategy. İkinci in’in korunması yapıyı daha açık hâle getirir. but’tan sonra also sık kullanılır, ancak burada zorunlu değildir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak not only in ... but in ... kalıbıyla tamamlayın: The safety rule matters ____ laboratories, ____ school workshops.
Cevabı göster
not only in · but in
navigating the geopolitical bluffing game of nuclear warfare: nükleer savaşın jeopolitik blöf oyununda yol almak
Burada navigating, fiziksel bir rota bulmak değil, karmaşık ve tehlikeli bir durumu yönetmek anlamına gelir. for ile başlayan ifade, oyun teorisinin hangi görev için vazgeçilmez hâle geldiğini belirtir. The geopolitical bluffing game, nükleer stratejiyi pokere benzeten bir mecazdır: ülkeler tehditlerde bulunabilir, gerçek niyetlerini gizleyebilir ve rakibin ciddi olup olmadığını değerlendirebilir. Gerçek bir oyunu anlatmaz; caydırıcılığı belirsizlik altında stratejik karar verme süreci olarak sunar.
Alıştırma
Cümledeki 'navigating the geopolitical bluffing game of nuclear warfare' ne anlama geliyor?
- Liderlerin kart oynadığı bir bölgeden gemilere yol göstermek.
- Tehditleri ve gizli niyetleri değerlendirerek tehlikeli bir stratejik durumu yönetmek.
- Nükleer savaş başlatmadan önce poker kurallarını öğrenmek.
Cevabı göster
Tehditleri ve gizli niyetleri değerlendirerek tehlikeli bir stratejik durumu yönetmek.
Today, America's card game is an international affair, Kültür
4:54Bugün, Amerika'nın bu kart oyunu,
Amerika'nın kart oyunu ... uluslararası bir etkinlik
America's card game, pokeri Amerikan kültürüyle güçlü biçimde ilişkilendirilen bir oyun olarak sunar. Bu kültürel bir etikettir; Amerika'nın pokere sahip olduğu veya pokeri yalnızca Amerikalıların oynadığı iddiası değildir. An international affair, birçok ülkeden insanın katıldığı bir etkinlik anlamına gelir. Burada affair, “olay veya etkinlik” demektir; “aşk ilişkisi” demek değildir. İfade bir bütün olarak pokerin Amerikan imgesiyle dünya çapındaki erişimini karşılaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede America's card game is an international affair ne anlatıyor?
- Poker yalnızca Amerika'ya aittir ve başka ülkelerden oyuncuları dışlar.
- Poker uluslararası bir aşk ilişkisinin konusu olmuştur.
- Poker kültürel olarak Amerika'yla ilişkilidir, ancak artık uluslararası katılım çekmektedir.
Cevabı göster
Poker kültürel olarak Amerika'yla ilişkilidir, ancak artık uluslararası katılım çekmektedir.
to the annual World Series of POKER. Kültür
5:01Dünya POKER Serisine (WSOP) çeken uluslararası bir olaydır.
her yıl düzenlenen World Series of Poker
World Series of Poker, belirli ve önemli bir poker turnuvaları serisinin özel adıdır; dünya çapındaki her poker yarışmasının genel adı değildir. Kaynak metinde POKER, vurgu veya görsel biçim amacıyla tamamen büyük harfle yazılmıştır. Standart başlık yazımında World Series of Poker şeklinde yazılır. Annual, etkinliğin her yıl düzenlendiği anlamına gelir. Turnuvanın bütün yıl sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade size ne anlatıyor?
- Dünyanın herhangi bir yerinde yapılan her türlü poker yarışmasını ifade eder.
- Her yıl düzenlenen belirli bir poker turnuvaları serisinin adıdır.
- Bir yıl boyunca devam eden bir poker turnuvasını anlatır.
Cevabı göster
Her yıl düzenlenen belirli bir poker turnuvaları serisinin adıdır.
Fortunes are made and lost every day on casino floors, Deyimler
5:04Casino katlarında, POKER web sitelerinde
Fortunes are made and lost: servetler kazanılır ve kaybedilir
Burada fortunes, şans değil, çok büyük miktarda para veya servet demektir. Fortunes are made and lost, bazı insanların büyük bir servet edinirken başkalarının büyük servetler kaybettiğini anlatır. Cümle iki edilgen biçimi yan yana bağlar: are made ve are lost. Yardımcı fiil are hem made hem de lost için geçerlidir. Böylece parayı kimin kazandığını ya da kaybettiğini belirtmeden karşıt sonuçlar özetlenir; bu yapı riskli alanlardaki büyük kazanç ve kayıpları anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Fortunes are made and lost ne anlama gelir?
- Kumarhaneler para üretip yok eder.
- Bazı insanlar büyük bir servet edinirken başkaları büyük servetler kaybeder.
- Herkesin şansı iyiden kötüye döner.
Cevabı göster
Bazı insanlar büyük bir servet edinirken başkaları büyük servetler kaybeder.
and in thousands of live and online tournaments. Kelime
5:09her gün servetler kazanılıyor ve kaybediliyor.
live and online tournaments: yüz yüze ve çevrim içi turnuvalar
Burada live tournaments, fiziksel bir mekânda yüz yüze düzenlenen turnuvalardır; online tournaments ise internet üzerinden oynanır. Live, tournaments sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bu karşılaştırmada fiziksel ortamda düzenlenen anlamına gelir; ikamet etmek anlamındaki live fiili değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. Tournament önündeki live /laɪv/ sözcüğüne odaklanın.
- They live near the tournament hall.
- They entered an online tournament last weekend.
- They entered a live tournament last weekend.
Cevabı göster
They entered a live tournament last weekend.
So, while a single game's outcome will never be certain, Dilbilgisi
5:13Sonuç olarak, tek bir oyunun sonucu asla kesin olmayacak olsa da,
while a single game's outcome will never be certain: ana savdan önce bir noktayı kabul etmek
Burada while, “aynı zaman içinde” değil, “-se de” veya “-e rağmen” anlamındadır. Bu yan cümle, tek bir oyunun sonucunun önceden kesin olarak bilinemeyeceğini kabul eder. Ödünleme bildiren bir while yan cümlesi, konuşmacının ana savını belirtmeden önce bir sınırlamayı veya karşıt gerçeği kabul etmesini sağlar. Bu yan cümleden sonraki virgül, pokerin kalıcı olacağını söyleyen ana cümlenin devam edeceğini gösterir.
Alıştırma
While the route is longer, it is much safer cümlesinde while ne işlev görür?
- Ana noktadan önce bir durumu kabul ederek ödünleme bildirir.
- Rotanın ne kadar sürdüğünü sorar.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Ana noktadan önce bir durumu kabul ederek ödünleme bildirir.
be here to stay: uzun süre kalıcı olmak
Be here to stay, “yerleşmiş olmak ve büyük olasılıkla uzun süre devam etmek” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede pokerin geçici bir moda olmadığı söyleniyor. Here fiziksel bir yeri göstermez. Kalıp özne + be + here to stay biçimindedir ve bir şeyin varlığını ya da kabul görmesini sürdüreceğine dair güvenli bir tahmin ifade eder.
Alıştırma
“Uzun süre devam etmesi muhtemel” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Digital payments are ____; they are not a temporary fad.
Cevabı göster
here to stay
Another game that's here to stay? ile konu geçişi
Another game that's here to stay? konu geçişini düzenleyen kısa bir sorudur. Another, yeni öğeyi az önce ele alınan oyunla ilişkilendirirken tekrarlanan here to stay ifadesi önceki fikri sürdürür. Konuşmacı soruyu hemen Chess diyerek kendisi yanıtlar. Bu “soru + kısa yanıt” kalıbı kısa bir duraklama oluşturup ardından yeni konuyu açıklar; gerçek bir bilgi talebi değil, bir sunum tekniğidir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan sorunun temel işlevi nedir?
- Önceki fikri, konuşmacının hemen adını verdiği yeni bir konuya bağlar.
- Konuşmacının satrancın var olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
- Dinleyicilerden satranç kurallarını açıklamalarını ister.
Cevabı göster
Önceki fikri, konuşmacının hemen adını verdiği yeni bir konuya bağlar.
Over the 1,500 years it has existed, Dilbilgisi
5:25Var olduğu 1.500 yılı aşkın süre boyunca satranç,
Over the 1,500 years it has existed: tüm dönemi zaman çerçevesi yapmak
Over the 1,500 years it has existed, 1.500 yıllık tarihin tamamını ardından gelen cümlenin zaman çerçevesi olarak belirler. Buradaki over, “o dönem sırasında veya dönem boyunca” anlamına gelir; böylece tarih boyunca yaşanan değişim ya da gelişmeler özetlenebilir. It has existed, varoluş geçmişte başlayıp günümüzde devam ettiği için present perfect kullanır. the 1,500 years it has existed isim grubunda it has existed yan cümlesi, hangi 1.500 yıllık dönemden söz edildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle aynı başlangıç edatıyla tamamlayın: ____ the ten years it has existed, the club has grown from six members to two hundred.
Cevabı göster
Over
a metaphor for human affairs: mecazi bir model
A metaphor for human affairs, insan yaşamını ve toplumsal etkinlikleri mecazi bir karşılaştırma yoluyla temsil etmek ya da açıklamaya yardımcı olmak için kullanılan bir şeyi anlatır. A metaphor for X yapısında X, temsil edilen veya anlaşılması kolaylaştırılan düşüncedir. Burada satranç, insan yaşamındaki strateji, çatışma, seçim ve güç üzerine düşünmek için bir model olarak ele alınır. Bu ifade, satranç ile gerçek yaşamın kelimenin tam anlamıyla aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle metaphor for yapısını mecazi bir karşılaştırma ifade etmek için kullanıyor?
- The red rose is a metaphor for love in the poem.
- The red rose is a gift for the actor.
- The red rose is an example of a flowering plant.
Cevabı göster
The red rose is a metaphor for love in the poem.
has been known as: zaman içinde kabul görmüş bir kimlik
Has been known as, know ... as yapısının present perfect edilgen biçimidir. Geçmişten bugüne uzanan bir dönem boyunca bir şeyin belirli bir ad, kimlik veya rolle tanındığını ya da tanımlandığını belirtir. Bu cümlede as, satrancın nasıl görüldüğünü anlatan üç paralel isim grubunu başlatır: askerî bir strateji aracı, insan yaşamındaki meselelerin bir metaforu ve dehanın bir ölçüsü. Bu yapı, kabul görmüş birden fazla kimliği veya işlevi düzenli biçimde sıralamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be known as yapısının present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: For decades, the neighborhood ____ a center for live music.
Cevabı göster
has been known as
a measure of genius: olağanüstü yeteneğin bir göstergesi
Burada measure, bir şeyi değerlendirmek için kullanılan ölçüt veya işaret anlamında bir isimdir. A measure of genius, olağanüstü zekâ ya da yaratıcılığın fark edilmesini sağlayan bir gösterge demektir; fiziksel olarak ölçme eylemini anlatmaz. Aktarılabilir a measure of + soyut isim kalıbı, söz konusu niteliği veya sonucu gösteren ya da değerlendirmeye yardımcı olan bir şeyi adlandırır. A measure of success ve a measure of progress buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi a ile başlayan ve measure sözcüğünü “bir gösterge” anlamında kullanan üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Repeat purchases can be ____ customer loyalty.
Cevabı göster
a measure of
Find out more about its history with this video.
5:35Bu video ile tarihi hakkında daha fazla bilgi edinin.