Ahşaptan bir gökdelen inşa edebilir miydik? - Stefan Al: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Norveç’teki Mjøstårnet’i temel örnek alarak mühendislik ürünü ahşabın daha yüksek ahşap binaları nasıl mümkün kıldığını açıklıyor. CLT ve tutkallı lamine ahşabı beton ve çelikle karşılaştırırken daha hızlı inşaat, afetlere dayanıklılık ve daha düşük emisyon gibi yararları; dayanım ve kereste tüketimiyle ilgili sınırlarla birlikte değerlendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Towering 85 meters above the Norwegian countryside, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Cümle başındaki present participle öbeğinin ana cümleden önce yükseklik ve çevre bilgisini nasıl verdiğini öğrenin. Bu sıkıştırılmış yapıyı mimariyi, manzaraları veya belgesel sahnelerini ayrı bir arka plan cümlesi kurmadan canlı ve akıcı biçimde betimlemek için kullanabilirsiniz. 2. where concrete requires — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: where sözcüğünün burada fiziksel bir yeri değil, soyut bir karşıtlığı başlattığını ayırt edin. Böylece malzemeler arasındaki teknik karşılaştırmaları izleyebilir; bir seçeneğin belirli koşullar gerektirdiğini, diğerinin ise farklı biçimde çalıştığını anlatabilirsiniz. 3. reduce the carbon footprint — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu yaygın çevre ifadesini bir bina, ürün, yolculuk veya etkinlikle bağlantılı emisyonları azaltmak anlamında kavrayın. Malzeme seçiminin ya da başka bir değişikliğin iklim üzerindeki etkiyi nasıl düşürdüğünü anlatırken ifadeyi yerinde ve kesin biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
Towering 85 meters above the Norwegian countryside, Dilbilgisi
0:06Norveç kırsalının 85 metre üzerinde yükselen
Mjøstårnet cuts a sleek shape in the rural skyline, Kalıp ifadeler
0:10Mjøstårnet, kırsal silüette şık bir şekil çiziyor,
Towering 85 meters above the Norwegian countryside: cümle başındaki -ing'li ortaç öbeği
Towering 85 meters above the Norwegian countryside, cümlenin başında kullanılan bir present participle (-ing) öbeğidir. Ana yüklem değildir. Ana cümlenin öznesi Mjøstårnet'i niteler ve ana ifadeden önce binanın yüksekliğini ve konumunu verir. Bu öbeği başa almak, görsel arka planı cümlenin girişinde kısa biçimde sunar. Aktarılabilir kalıp “-ing öbeği, aynı özne + ana fiil”dir; belgesel anlatımında ve betimleyici yazıda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede başlangıçtaki present participle öbeği ana cümlenin öznesini açıkça niteler?
- Rising above the old houses, the glass tower catches the morning light.
- Rising above the old houses, visitors photographed the glass tower.
- The glass tower rising above the old houses catches the morning light.
Cevabı göster
Rising above the old houses, the glass tower catches the morning light.
cuts a sleek shape in the rural skyline: siluet görünümünü anlatan ifade
Bu cümlede cuts a sleek shape, “görünüşte akıcı ve zarif bir siluet oluşturur” anlamına gelir. Cut mecazidir; kule ufuk çizgisini gerçekten kesmez. Bu ifade, öznenin çevresine karşı görünen dış hatlarına dikkat çeker. cut a/an + sıfat + shape kalıbında sıfat, bu siluetin yarattığı izlenimi anlatır.
Alıştırma
“The bridge cuts a bold shape against the dawn sky” ne anlama gelir?
- Şafak gökyüzünü farklı bir şekle dönüştürür.
- Gökyüzünden fiziksel olarak bir parça keser.
- Gökyüzüne karşı güçlü ve açıkça görülen bir siluet oluşturur.
Cevabı göster
Gökyüzüne karşı güçlü ve açıkça görülen bir siluet oluşturur.
housing 18 stories of restaurants, apartments, and hotel rooms.
0:1318 katlık restoran, daire ve otel odasına ev sahipliği yapıyor.
“out of place”: ortama uymamak
Burada out of place, binanın çevresine veya bulunduğu duruma uymadığı anlamına gelir. Ormanlık tarım arazileri arasında görünüş olarak uyumsuz durabilir; ifade esas olarak binanın fiziksel konumundan söz etmez. Bir kişinin, nesnenin, tarzın, yorumun veya davranışın ortama uymadığını anlatmak için seem, look ya da feel + out of place yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Resmî ortama uymadı” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: His bright red sneakers looked ____ at the ceremony.
Cevabı göster
out of place
but a deeper look reveals it actually blends in quite well among the forested farmlands. Notlar
0:20ancak daha derinden bakıldığında aslında ormanlık tarım arazilerine oldukça iyi uyum sağladığı görülür.
“a deeper look reveals”: daha yakından incelemenin sonucunu sunmak
A deeper look reveals, açıklamayı ilk izlenimden daha dikkatli bir incelemeyle bulunan bilgilere taşır. Burada, binanın çevreye uymayabileceği düşüncesini tersine çevirerek aslında uyum sağladığı bulgusunu sunar. Dilbilgisi açısından a deeper look bir isim öbeğidir ve reveals fiilinin öznesidir; daha dikkatli bir inceleme anlamına gelir. Reveals, bu incelemenin gösterdiği bilgiyi sunar ve that kullanılabilir ya da atılabilir: a deeper look reveals (that) ...
Alıştırma
İlk izlenimden daha yakından incelemeyle elde edilen bulguya geçiş yapan, dersteki dört sözcüklü İngilizce kalıpla cümleyi tamamlayın: The chart seems simple at first, but ____ a sharp rise in winter costs.
Cevabı göster
a deeper look reveals
blends in quite well: çevreye oldukça iyi uyum sağlamak
Burada blends in, çevredeki manzaraya uyup göze batmamak anlamına gelir. quite well bu anlamın derecesini güçlendirir: bina, ormanlık tarım arazileriyle büyük ölçüde uyum içindedir. Bu kullanım, malzemeleri fiziksel olarak karıştırmakla ilgili değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen blend in ifadesi, bir kişinin veya nesnenin belirli bir grup ya da ortamda göze çarpmadığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “çevresiyle çok iyi uyum sağlar” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Although the visitor center is modern, its wooden exterior ____ with the mountain landscape.
Cevabı göster
blends in quite well
This is likely because Mjøstårnet is the world's tallest wooden building
0:25Bunun muhtemel nedeni, Mjøstårnet'in neredeyse tamamen komşu ormanların ağaçlarından yapılmış
made almost entirely from the trees of neighboring forests. Dilbilgisi
0:29dünyanın en yüksek ahşap binası olmasıdır.
kısaltılmış edilgen niteleyici olarak made almost entirely from
Bu cümlede made almost entirely from, wooden building ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğini başlatır. Öbeğin tamamı bu ismi niteler ve which is made almost entirely from the trees of neighboring forests biçiminde genişletilebilir. Cümlenin çekimli ana fiili is sözcüğüdür; made ikinci bir ana cümle başlatmaz. almost entirely, başka bir malzemeden küçük bir miktar bulunmasına izin vererek neredeyse tamamı anlamına gelir. from ham maddenin kaynağını belirtir; bu cümlede kaynak, komşu ormanlardaki ağaçlardır.
Alıştırma
'The community center has chairs made almost entirely from recycled plastic,' cümlesinde made almost entirely from recycled plastic ne işe yarar?
- chairs sözcüğünü niteler ve malzemenin neredeyse tamamının geri dönüştürülmüş plastikten geldiğini söyler.
- Sandalyelerin tam olarak yüzde yüz geri dönüştürülmüş plastikten yapıldığını söyler.
- Toplum merkezinin gerçekleştirdiği ikinci bir ana eylemi belirtir.
Cevabı göster
chairs sözcüğünü niteler ve malzemenin neredeyse tamamının geri dönüştürülmüş plastikten geldiğini söyler.
engineers thought it was impossible to build a wooden building over six stories tall. Dilbilgisi
0:35mühendisler altı kattan yüksek ahşap bir bina inşa etmenin imkansız olduğunu düşünüyorlardı.
Until the end of the 20th century: eski bir düşüncenin zaman sınırı
Until the end of the 20th century, mühendislerin eski düşüncesinin ne zamana kadar sürdüğünü gösteren zaman sınırını belirler. Mühendislerin bu düşünceyi 20. yüzyılın sonuna kadar taşıdığını anlatır; bir olayın tam o anda başladığını söylemez. Bu zaman çerçevesi cümlenin başında geçmişteki sınırlamayı önce sunar ve okuyucuyu daha sonraki bir değişime ya da ilerlemeye hazırlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Until + zaman bitiş noktasıdır ve önceden var olan bir durumun o noktaya kadar sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Until the end of the 20th century ifadesi cümlede ne işe yarıyor?
- Eski düşüncenin hangi noktaya kadar sürdüğünü gösterir.
- Binanın o zamana kadar tamamlandığını söyler.
- Eski düşüncenin yüzyılın sonunda başladığını söyler.
Cevabı göster
Eski düşüncenin hangi noktaya kadar sürdüğünü gösterir.
thought it was impossible to build: yer tutucu it ile geçmişteki bir yargı
Thought, mühendislerin geçmişteki düşüncesini bildirir. Geri kalan bölüm bir içerik yan cümlesi olarak anlaşılabilir: (that) it was impossible to build.... Thought sözcüğünden sonra sıkça görüldüğü gibi that burada kullanılmamıştır. Bu yan cümlede it, yer tutucu öznedir. İmkânsız olduğuna karar verilen asıl eylem to build a wooden building over six stories tall bölümüdür. Geçmişteki bir yargıyı aktarmak için özne + thought (that) it was impossible to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsiniz; ancak bu kalıp eylemin gerçekten imkânsız olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Thought it was impossible to kalıbını kullanın: Before the new software arrived, the team ____ process so much data in one day.
Cevabı göster
thought it was impossible to
Traditional boards of lumber were fairly strong against forces parallel to the wood's fiber growth, Kelime
0:40Geleneksel kereste panoları, ahşabın lif büyümesine paralel kuvvetlere karşı oldukça güçlüydü,
forces parallel to the wood's fiber growth: ahşap liflerinin yönüne paralel kuvvetler
Burada parallel to, “bir şeyle aynı doğrultuda olup onu kesmeyen” anlamına gelir. Kuvvetler, ahşap liflerinin büyüme yönüyle aynı doğrultuda etki eder. Bu ifade kuvvetin büyüklüğünü değil, yönünü açıklar. parallel to the wood's fiber growth ifadesi forces sözcüğünden sonra gelir ve tahtaların hangi kuvvetlere iyi dayandığını belirtir. İsim + parallel to + referans yapısı geometri, bilim ve mühendislikte yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi parallel ve onun standart edatıyla tamamlayın: The rail runs ____ the platform edge.
Cevabı göster
parallel to
but they were vulnerable to forces applied perpendicular to this direction. Kelime
0:46ancak bu yöne dik uygulanan kuvvetlere karşı savunmasızdılar.
vulnerable to ... perpendicular to: belirli bir yöndeki zayıflık
Vulnerable to, “belirli bir şey nedeniyle zarar görme ihtimali yüksek” anlamına gelir. Tahtaların zayıflığını belirli bir kuvvet türüyle ilişkilendirir; her bakımdan zayıf olduklarını söylemez. Applied perpendicular to this direction, kuvvetin daha önce belirtilen ahşap lifi yönüne 90 derecelik bir açıyla etki ettiği anlamına gelir. İki ifade birlikte neden ve yön ilişkisini gösterir: kuvvet lifler boyunca değil, lifleri kesecek yönde geldiğinde tahtalar özellikle daha kolay hasar görür.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The sheet is vulnerable to forces applied perpendicular to its surface.
- Her yönden gelen kuvvetlere eşit derecede iyi dayanır.
- Özellikle yüzeyine dik açıyla basınç uygulayan kuvvetler nedeniyle hasar görebilir.
- Yüzeyi boyunca ilerleyen kuvvetler nedeniyle en kolay şekilde hasar görür.
Cevabı göster
Özellikle yüzeyine dik açıyla basınç uygulayan kuvvetler nedeniyle hasar görebilir.
steel's tensile strength ile concrete's compressive strength arasındaki fark
Malzeme biliminde tensile strength, bir malzemenin iki yana çekilip ayrılmaya karşı gösterdiği direnç, yani çekme dayanımıdır. Compressive strength ise sıkıştırılmaya veya ezilmeye karşı gösterdiği direnç, yani basınç dayanımıdır. Sıfat, kuvvetin türünü belirtir; bu nedenle strength burada tek ve genel bir ölçü değildir. İyelik yapıları her özelliği bir malzemeyle ilişkilendirir: steel's tensile strength çeliğin çekme dayanımı, concrete's compressive strength ise betonun basınç dayanımıdır. Cümle, ahşabı bu iki malzemenin farklı özellikleriyle karşılaştırır.
Alıştırma
Bir kablo iki ucundan çekiliyor. En önemli özellik hangisidir?
- tensile strength
- thermal conductivity
- compressive strength
Cevabı göster
tensile strength
and battle the powerful winds found at high altitudes.
0:59ve yüksek rakımlarda bulunan güçlü rüzgarlarla savaşmak için gerekliydi.
But the early 1890s saw the invention of glue-laminated timber or glulam, Notlar
1:02Ancak 1890'ların başında tutkallı lamine ahşap veya glulam icat edildi,
the early 1890s saw the invention of: özne olarak bir zaman dilimi
the early 1890s saw the invention of... yapısında zaman dilimi dil bilgisel öznedir. Buradaki saw, görme eylemini gerçek anlamıyla anlatmaz; “bir şeyin gerçekleştiği dönemdi” anlamına gelir. Bu yapı, tarihsel anlatımı bir dönem ve o dönemle bağlantılı gelişme etrafında düzenler. İcadı kimin yaptığına değil, icadın ne zaman ortaya çıktığına odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle bir zaman dilimini özne yaparak bir icadın ne zaman ortaya çıktığına odaklanır?
- The 1970s saw the invention of the first handheld mobile phone.
- Engineers invented the first handheld mobile phone in the 1970s.
- The first handheld mobile phone changed communication.
Cevabı göster
The 1970s saw the invention of the first handheld mobile phone.
glue-laminated timber or glulam: tam terim ve kısa adı
Glue-laminated timber tam teknik addır; glulam ise aynı mühendislik ürünü ahşap malzemenin kısa adıdır. Buradaki or, “bu ikisinden birini seç” değil, “diğer adıyla” anlamına gelir. Teknik açıklamalarda tam bir terimin ardından or ve kısa biçimin gelmesi, daha sonra kullanılabilecek adı tanıtır. Glulam bir kez tanımlandıktan sonra sonraki glulam kullanımları da glue-laminated timber anlamına gelir.
Alıştırma
Örnekte or glulam ne işe yarıyor?
- Farklı bir malzemeyi alternatif olarak sunar.
- Konuşanın hangi malzemenin icat edildiğinden emin olmadığını gösterir.
- Glue-laminated timber için daha kısa bir ad verir.
Cevabı göster
Glue-laminated timber için daha kısa bir ad verir.
engineers developed cross-laminated timber or CLT. Kelime
1:10mühendisler çapraz lamine ahşap veya CLT'yi geliştirdiler.
cross-laminated timber or CLT: tam terim ve baş harf kısaltması
Cross-laminated timber tam teknik terimdir; CLT ise bu terimdeki sözcüklerin ilk harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Buradaki or, “diğer adıyla” anlamına gelir; ilgisiz ikinci bir malzemeyi tanıtmaz. Bu “tam terim + or + baş harf kısaltması” kalıbı, ileride yalnızca CLT kullanılan anlatımlara hazırlık yapar. Sonraki CLT kullanımları da cross-laminated timber anlamına gelir.
Alıştırma
Örnekte cross-laminated timber ile CLT arasında nasıl bir ilişki vardır?
- CLT, cross-laminated timber teriminin baş harf kısaltmasıdır.
- CLT, cross-laminated timber ürününü geliştiren şirkettir.
- CLT, başka bir seçenek olarak sunulan ayrı bir malzemedir.
Cevabı göster
CLT, cross-laminated timber teriminin baş harf kısaltmasıdır.
These new wooden materials start out like all other lumber.
1:14Bu yeni ahşap malzemeler başlangıçta diğer tüm keresteler gibidir.
A freshly cut log is sawed into smooth uniform boards of wood.
1:18Yeni kesilmiş bir kütük pürüzsüz ve tek tip ahşap plakalara biçilir.
the boards are glued together in alternating orientations Kalıp ifadeler
1:24plakalar değişken yönlerde birbirine yapıştırılır
in the case of CLT: belirli bir konuya geçiş
in the case of CLT, “özellikle CLT ele alındığında” demektir. Konuyu daha geniş bir başlıktan CLT’ye daraltır ve sonraki açıklamanın bu malzemeye uygulandığını gösterir. Burada case, hukuki bir dava değil, belirli bir durum veya konudur. Tekrar kullanılabilen in the case of + isim öbeği yapısı, karşılaştırmaları her seferinde bir öğeye geçerek düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: In the case of solar panels, roof angle affects performance. Baştaki ifade ne işe yarıyor?
- Güneş panelleriyle ilgili bir acil durum için talimat verir.
- Tartışmayı güneş panelleriyle sınırlar.
- Güneş panelleri hakkında hukuki bir anlaşmazlığa gönderme yapar.
Cevabı göster
Tartışmayı güneş panelleriyle sınırlar.
glued together in alternating orientations: birleştirme işlemi ve düzen
the boards are glued together edilgen bir yapıdır: adı belirtilmeyen bir işçi ya da makine, tahtaları yapıştırıcıyla birleştirir. Together, ayrı tahtaların birleşik tek bir birim hâline geldiğini gösterir. In alternating orientations, birleştirme sırasındaki dizilişi açıklar. Ardışık tahta veya katmanların yönleri rastgele değil, düzenli bir örüntüyle değişir. Tekrar kullanılabilen teknik yapı be + glued together + in + düzenlemedir.
Alıştırma
Parçaların yapıştırıcıyla birleştirildiğini ve yönlerinin düzenli bir örüntüyle değiştiğini anlatan tam ifadeyle süreç açıklamasını tamamlayın: The thin wooden layers are ____.
Cevabı göster
glued together in alternating orientations
with each layer set at 90 degrees to its neighbors. Dilbilgisi
1:27ve her katman komşularına 90 derece açıyla ayarlanır.
with each layer set at 90 degrees: with + nesne + geçmiş zaman ortacı
With each layer set at 90 degrees to its neighbors, ana cümledeki duruma eşlik eden yerleşimi belirtmek için with + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Each layer, with sözcüğünün nesnesidir; set ise geçmiş zaman ortacıdır. Burada set, ortaya çıkan durumu anlatır: Her katman yanındaki katmanlara dik açıyla yerleştirilmiştir. Bir katmanın yalnızca bir yere bırakıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi with + each camera + point fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The crew started filming ____ toward the stage.
Cevabı göster
with each camera pointed
The resulting material benefits from wood's structural rigidity in every direction, Kelime
1:31Ortaya çıkan malzeme ahşabın her yöndeki yapısal sertliğinden faydalanır,
benefits from wood's structural rigidity in every direction: ahşabın her yöndeki yapısal rijitliğinden yararlanmak
Benefits from, bir şeyden avantaj elde etmek anlamına gelir. Burada malzeme bu avantajı ahşabın bir özelliğinden elde eder. Structural rigidity, bir yapının bükülmeye veya şekil değiştirmeye karşı gösterdiği dirençtir. In every direction, bu avantajın yalnızca bir yönde değil, farklı yönlerde geçerli olduğunu belirtir. Buradaki rigidity, katı bir kişilik veya tutum değil, mühendislikle ilgili fiziksel bir özelliktir.
Alıştırma
Bir mühendislik açıklamasında benefits from the frame's structural rigidity ne anlama gelir?
- Tasarım, olası her türlü yapısal bozulmaya direnecek kadar güçlüdür.
- Kadronun kişiliği daha inatçı hâle gelir.
- Tasarım, kadronun şekil değiştirmeye karşı direncinden avantaj elde eder.
Cevabı göster
Tasarım, kadronun şekil değiştirmeye karşı direncinden avantaj elde eder.
allowing it to mimic the compressive strength of concrete Dilbilgisi
1:35bu da onun betonun basınç dayanımını taklit etmesini
allowing it to mimic: sonucu belirtme
Allowing it to mimic... önceki durumun sonucunu gösteren bir -ing öbeğidir. Daha önce açıklanan malzeme özelliğine gönderme yapar ve bu özelliğin neyi mümkün kıldığını gösterir: ortaya çıkan malzeme betonunkine benzer bir basınç dayanımına sahip olabilir. Kalıp, bir cümlenin ardından allowing + nesne + to + fiil şeklindedir. Buradaki it, ortaya çıkan malzemeyi gösterir. Mimic ise 'benzer bir özellik veya performans göstermek' demektir; 'mış gibi yapmak' anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi allow ve mimic kullanan sonuç yapısıyla tamamlayın: The artificial leaf bends as the light moves, ____ the behavior of a real leaf.
Cevabı göster
allowing it to mimic
and bear loads up to 20 times heavier than traditional lumber. Kalıp ifadeler
1:38ve geleneksel keresteden 20 kata kadar daha ağır yükler taşımasını sağlar.
bear loads up to 20 times heavier than: kapasite ve üst sınır
Bear loads, 'hasar görmeden ağırlık taşımak' anlamına gelir. Bu mühendislik bağlamında bear, ağırlık taşımayı anlatan bir fiildir; hayvan olan ayı veya duygusal bir duruma katlanma anlamında değildir. Up to, garanti edilen bir miktarı değil üst sınırı belirtir. Bağlamda bu kısaltılmış karşılaştırma, malzemenin geleneksel kerestenin taşıyabildiği yükün yaklaşık yirmi katına kadar yük taşıyabildiği anlamına gelir. Bir yükün ağırlığıyla bir kereste parçasının kendi fiziksel ağırlığı karşılaştırılmamaktadır.
Alıştırma
Cümle, malzemenin yük kapasitesi hakkında ne söylüyor?
- Geleneksel kerestenin kendisinden daha hafif yükleri taşır.
- Geleneksel kerestenin taşıyabildiği yükün yaklaşık yirmi katına kadar yük taşıyabilir.
- Her zaman kendi ağırlığının tam yirmi katını taşır.
Cevabı göster
Geleneksel kerestenin taşıyabildiği yükün yaklaşık yirmi katına kadar yük taşıyabilir.
forming massive beams with tensile strength comparable to steel. Kalıp ifadeler
1:47çelikle kıyaslanabilir çekme dayanımına sahip devasa kirişler oluşturur.
on the other hand: karşılaştırmanın diğer tarafına geçmek
On the other hand, bir karşılaştırmanın bir tarafından diğerine geçildiğini gösterir. Burada açıklama, CLT'de levhaların dönüşümlü yönlerde yerleştirilmesinden glulam'da levhaların aynı yönde uzanmasına geçer. Yalnızca başka bir bilgi eklemek yerine karşıt bilgileri düzenler. Bu ifadeyi gördüğünüzde, sonraki düşüncenin önceki düşünceden ilgili bir yönden farklı olmasını bekleyin.
Alıştırma
Bu cümlede on the other hand ne işe yarıyor? The apartment is small. On the other hand, it is close to school.
- Fiziksel bir ele gönderme yapar.
- Aynı türden başka bir dezavantaj ekler.
- Karşıt bir avantaj sunar.
Cevabı göster
Karşıt bir avantaj sunar.
with tensile strength comparable to steel: çeliğinkiyle karşılaştırılabilir çekme dayanımına sahip
with tensile strength comparable to steel ifadesinde with, kirişlerin bir özelliğini tanıtır: Kirişler tensile strength, yani çekilerek ayrılmaya karşı koyma yeteneğine sahiptir. Comparable to bu özelliği bir referans noktası olan steel ile ilişkilendirir. Bu bağlamda comparable to steel, dayanımın anlamlı bir karşılaştırma yapılabilecek kadar çeliğin çekme dayanımına benzediğini belirtir. Tam olarak eşit olduklarını veya kirişlerin çelikten yapıldığını göstermez.
Alıştırma
Cümleyi comparable to kullanarak tamamlayın: The new material has tensile strength ____ that of steel.
Cevabı göster
comparable to
isn't as versatile as CLT: as ... as ile olumsuz karşılaştırma
not as + sıfat + as kalıbı iki şeyi karşılaştırır ve ilk şeyin söz konusu niteliğe daha düşük düzeyde sahip olduğunu belirtir. Burada isn't as versatile as CLT, glulamın CLT'ye göre daha az türde durumda kullanılabildiği anlamına gelir. İki as, karşılaştırılan versatile niteliğini çevreler. Olumsuz isn't karşılaştırmanın yönünü değiştirir; bu nedenle cümle iki malzemenin eşit derecede çok yönlü olduğunu söylemez.
Alıştırma
Sırt çantasının daha hafif olduğunu göstermek için cümleyi isn't ... as ile tamamlayın: This backpack ____ as heavy ____ that suitcase.
Cevabı göster
isn't · as
but its incredible strength along one direction
1:53ancak tek bir yön boyunca sahip olduğu inanılmaz güç
makes it superior for load-bearing beams and columns. Notlar
1:56onu yük taşıyıcı kirişler ve kolonlar için üstün kılar.
makes it superior for: neden ve kullanım uygunluğu
make + nesne + sıfat yapısı, bir olgunun nesnenin belirli bir niteliğe sahip olmasına neden olduğunu gösterir. makes it superior for ... içinde it zamiri glulamı belirtir ve nesne görevindedir; superior ise sonucu açıklayan sıfattır. Burada for, yük taşıyan kirişler ve kolonlar olarak kullanılma amacını belirtir. Anlamı, daha önce sözü edilen özelliğin glulamı bu parçalar için daha iyi bir seçenek hâline getirmesidir; glulamın toplumsal konumunun daha yüksek olması değildir.
Alıştırma
Cümleyi makes it superior for ile tamamlayın: The battery's long life ____ camping trips.
Cevabı göster
makes it superior for
load-bearing beams and columns: yük taşıyan kirişler ve kolonlar
Load-bearing, “ağırlık veya yük taşımak üzere tasarlanmış” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Burada hem beams hem de columns sözcüklerini niteler: bu yapı elemanları yalnızca süs görevi görmez, binanın yüklerini taşır. Bu birleşik sözcükte bearing, bear fiilinin “taşımak veya desteklemek” anlamından gelir. Kısa çizgi, load ve bearing sözcüklerini birleştirerek isimlerin önünde tek bir sıfat gibi çalışmalarını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi load- ile başlayan, kısa çizgili inşaat sıfatıyla tamamlayın: Before removing this wall, check whether it is ____.
Cevabı göster
load-bearing
These engineered forms of wood could finally compete with traditional materials,
2:00Ahşabın bu mühendislik ürünü formları nihayet geleneksel malzemelerle rekabet edebilir hale geldi,
while also bringing their own unique set of advantages. Anlatım akışı
2:05aynı zamanda kendilerine özgü avantajlarını da beraberinde getirdiler.
while also bringing...: kendilerine özgü avantajlar da getirmek
Burada while also bringing..., daha önce belirtilen noktaya ikinci bir bilgi ekler. Önceki iddia geçerliliğini korur ve -ing yapısı, malzemelerin ayrıca başka avantajlar da sağladığını belirtir. Bu kullanımda while esas olarak “... olduğu sırada” anlamına gelmez. main clause + while also + -ing verb kalıbı iki eylemi, etkiyi veya yararı birlikte sunar. Also, ikinci noktanın ek bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede while also ne ekliyor: The new filter reduces waste while also saving energy?
- ilk yararla çelişen bir sonuç
- enerji tasarrufunun başladığı kesin zaman
- ilkiyle birlikte geçerli olan ek bir yarar
Cevabı göster
ilkiyle birlikte geçerli olan ek bir yarar
At 1/5 the weight of concrete: sayısal bir koşulu çerçeveleme
At 1/5 the weight of concrete, sayısal bir durumu cümlenin başına yerleştirir. Sözü edilen malzemenin betonun yalnızca beşte biri kadar ağır olduğunu ve bu düşük ağırlığın sonraki sonucun dayanağı olduğunu anlatır. Burada at bir yer belirtmez. At + oran + the + ölçü adı + of ... kalıbı, at half the cost of the original örneğinde olduğu gibi ölçülebilir bir koşulu çerçeveleyebilir.
Alıştırma
Ağırlık oranını sonucun dayanağı olarak sunan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: ____ one-third the weight of the old battery, the new battery is cheaper to ship.
Cevabı göster
At
building with CLT requires smaller cranes, smaller foundations,
2:10CLT ile inşaat yapmak daha küçük vinçler, daha küçük temeller
While concrete has to undergo a time-intensive process of casting and curing in a mold, Notlar
2:17Beton bir kalıba dökülme ve kürlenme gibi zaman alan bir süreçten geçmek zorundayken,
While concrete has to undergo ... ile karşıtlık başlatma
Bu cümlede while, karşıtlığın ilk tarafını tanıtır: beton yavaş bir süreç gerektirir. Ardından gelen ana cümle, ahşabın daha hızlı şekillendirilebildiğini gösterir. Karşıtlık bildiren bu while, bilgiyi While A, B biçiminde düzenler. İki sürecin aynı anda gerçekleştiğini değil, “buna karşılık” ilişkisini belirtir.
Alıştırma
İki işlem yöntemi arasındaki karşıtlığı en iyi düzenleyen bağlacı seçin: _____ paper applications take several days, online forms can be processed in minutes.
- When
- While
- Because
Cevabı göster
While
undergo a time-intensive process of casting and curing: uzun süren bir döküm ve kürleme sürecinden geçmek
Undergo a process, “bir süreçten geçmek veya bir sürece tabi tutulmak” anlamına gelir. Özne, süreci seçen veya gerçekleştiren taraf olmak zorunda değildir; süreçten etkilenen kişi ya da şeydir. Burada time-intensive, process sözcüğünü niteler; of casting and curing ise bağlantılı aşamaları adlandırır: beton kalıba dökülür ve ardından sertleşmesi için kürlenir. Tekrar kullanılabilen undergo a process of + -ing yapısı, bir şeyin geçmesi gereken aşamaları resmî bir dille anlatır.
Alıştırma
Cümlede undergo a time-intensive process ne anlama geliyor?
- Çok zaman alan bir süreçten geçmek
- Daha hızlı bir süreç tasarlamayı seçmek
- Gerekli üretim aşamalarını atlamak
Cevabı göster
Çok zaman alan bir süreçten geçmek
timber can be shaped quickly using computer-directed cutting machines.
2:22ahşap, bilgisayar yönlendirmeli kesme makineleri kullanılarak hızlı bir şekilde şekillendirilebilir.
And where concrete requires certain weather and timing conditions Anlatım akışı
2:26Ve betonun sahada dökülebilmesi için
to be poured on site: inşaat alanındaki anlamı
İnşaat bağlamında to be poured on site, genellikle beton olan bir malzemenin bitmiş bir parça olarak gelmesi yerine taze durumdayken gerçek inşaat alanında dökülmesi anlamına gelir. Pour, taze betonu nihai konumuna yerleştirmeyi anlatan standart bir inşaat fiilidir. To be poured edilgen yapıdadır çünkü eyleme maruz kalan malzemedir. On site, bir internet sitesinde değil, fiziksel çalışma alanında demektir.
Alıştırma
İnşaat bağlamında şu cümle ne anlama gelir: The concrete will be poured on site.?
- Beton, fabrikadan bitmiş paneller olarak gelecek.
- Beton planları bir internet sitesinde yayımlanacak.
- Taze beton inşaat alanında yerleştirilecek.
Cevabı göster
Taze beton inşaat alanında yerleştirilecek.
engineered wood can be prefabricated in a factory, Kelime
2:31mühendislik ahşabı bir fabrikada önceden üretilebilir
where concrete requires...: soyut bir karşıtlık kuran where
Where concrete requires... yapısında where bir yer belirtmez. Soyut bir karşılaştırmanın ilk tarafını açar: beton belirli koşullar gerektirirken işlenmiş ahşap farklı bir olanak sunar. Bilgiyi düzenleyen bu kullanım whereas sözcüğüne yakındır. Where ile başlayan yan cümleyi karşılaştırmanın arka planı, ana cümleyi ise karşıt durum olarak okuyun.
Alıştırma
Bu cümlede where sözcüğünün işlevi nedir?
- Betonun bulunduğu yeri sorar.
- Karşılaştırmanın bir tarafı olarak betonla ilgili durumu tanıtır.
- Betonun neden sahada döküldüğünü açıklar.
Cevabı göster
Karşılaştırmanın bir tarafı olarak betonla ilgili durumu tanıtır.
prefabricated in a factory: sahadaki montajdan önce üretilmiş
Prefabricated in a factory, parçaların kurulum veya montaj için şantiyeye taşınmadan önce fabrikada üretilmesi anlamına gelir. pre- ön eki, üretimin şantiye işinden önce gerçekleştiğini belirtir. engineered wood can be prefabricated ifadesinde can be + geçmiş zaman ortacı edilgen bir yapı oluşturur: ahşap üretim işlemine maruz kalır. İfade yalnızca bir fabrikanın kullanıldığını değil, işlemlerin sırasını vurgular.
Alıştırma
Şu cümle bize ne anlatır: The wall panels are prefabricated in a factory.?
- Paneller yalnızca şantiyede malzeme dökülerek oluşturulabilir.
- Paneller, inşaat tamamlandıktan sonra çevrim içi tasarlanır.
- Paneller, şantiyeye götürülmeden önce fabrikada önceden üretilir.
Cevabı göster
Paneller, şantiyeye götürülmeden önce fabrikada önceden üretilir.
creating standardized parts with clear instructions for assembly. Dilbilgisi
2:34ve net montaj talimatlarına sahip standart parçalar yaratılabilir.
creating standardized parts...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
creating standardized parts with clear instructions for assembly şeklindeki -ing yan cümlesi, malzemelerin önceden üretilebilmesiyle ilgili önceki düşüncenin sonucunu belirtir. Ön üretim, standartlaştırılmış parçalar ve açık montaj talimatları ortaya çıkarır; creating ayrı bir ana eylem başlatmaz. Tam bir cümleden sonra virgül ve bir -ing yan cümlesi kullanılarak önceki olayın doğurduğu sonuç eklenebilir. Bu sonucun önceki olayla mantıksal bir bağlantısı olmalıdır.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi create fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new filing system groups related documents together, ____ a clearer workflow for the whole team.
Cevabı göster
creating
these materials allow for faster and quieter construction,
2:39bu malzemeler daha fazla biyolojik olarak parçalanabilen malzeme ve daha az atıkla
Taken together: kanıtları tek bir sonuçta birleştirmek
Taken together, dinleyiciye daha önce belirtilen birkaç olguyu veya avantajı tek bir grup olarak değerlendirmesini söyler. Burada malzemelerin daha önce açıklanan yararlarını bir araya getirir ve inşaatın daha hızlı ve sessiz olabileceği genel sonucuna geçiş yapar. Taken burada fiziksel olarak ‘götürülmüş’ anlamına gelmez. İfade, cümle başında kullanılan bir özetleme işaretidir: Taken together, + tam cümle.
Alıştırma
Birden fazla kanıtı birleştiren iki sözcüklü işareti yazın: ____, the survey answers and observation notes support the same conclusion.
Cevabı göster
Taken together
with more biodegradable materials and less waste. Kalıp ifadeler
2:43daha hızlı ve daha sessiz inşaat yapılmasına olanak tanır.
more biodegradable materials and less waste: paralel bir karşılaştırma
More biodegradable materials and less waste, birbirine zıt yöndeki iki iyileşmeyi göstermek için more + isim ... and less + isim ... paralel yapısını kullanır: biyobozunur malzeme miktarı artarken atık miktarı azalır. İki karşılaştırma ifadesinin yan yana kullanılması çift faydayı açıkça gösterir. Burada biodegradable, biyolojik süreçlerle parçalanabilen anlamına gelir. Malzemelerin yalnızca genel olarak çevre dostu olduğunu değil, belirli bir özelliğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi more ... and less ... paralel yapısıyla tamamlayın: The redesign uses ____ recyclable material and creates ____ waste.
Cevabı göster
more · less
CLT and glulam buildings are also more resilient to some natural disasters. Kalıp ifadeler
2:47CLT ve glulam binalar da bazı doğal afetlere karşı daha dayanıklıdır.
Once constructed: klausa waktu yang direduksi
Once constructed, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Buradaki tam biçimi once they are constructed şeklindedir ve they, CLT ve lamine ahşap binalara gönderme yapar. Binalar inşa edildikten sonraki zaman çerçevesini belirler. Constructed, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: binalar inşa etme eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan öğelerdir. once + geçmiş zaman ortacı biçimindeki bu kısa yapı, çıkarılan özne ana cümleden açıkça anlaşılabildiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi after the proposal is approved anlamına gelen kısaltılmış once + geçmiş zaman ortacı yan cümlesiyle tamamlayın: ____, the proposal can move forward.
Cevabı göster
Once approved
resilient to some natural disasters: bazı doğal afetlere karşı dirençli
Burada resilient to some natural disasters, belirli afetlerin yol açtığı aksaklıklara dayanabilmek, çalışmayı sürdürebilmek veya sonrasında toparlanabilmek anlamına gelir. Resilient, yalnızca strong demekten daha özeldir. Sadece fiziksel gücü değil, baskı altında ve hasardan sonra ne olduğunu vurgular.
Alıştırma
resilient to natural disasters neyi vurgular?
- Aksaklığa dayanabilmek ve çalışmayı sürdürebilmek veya toparlanabilmek
- Hiçbir afetin zarar veremeyeceği bir durumda olmak
- Daha ağır ve sağlam görünmek
Cevabı göster
Aksaklığa dayanabilmek ve çalışmayı sürdürebilmek veya toparlanabilmek
permanently weakening an entire structure, Dilbilgisi
2:55tüm bir yapıyı kalıcı olarak zayıflatabilir,
permanently weakening...: sonuç bildiren -ing öbeği
Tam cümlede permanently weakening an entire structure, An earthquake can crack concrete ifadesinden sonra gelir. Bu, sonucu anlatan bir -ing öbeğidir: çatlama, tüm yapının kalıcı biçimde zayıflamasına yol açabilir. Weakening başka bir ana fiil değildir. Permanently, weakening sözcüğünü niteler; bu nedenle etkinin geçici değil kalıcı olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir yapı, tam bir cümlecik ve ardından sonuç ekleyen virgül + -ing öbeğidir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The leak spread into the motor, permanently damaging the pump. -ing öbeği neyi ifade eder?
- Sızıntının yayılmasının sonucu
- Sızıntının başlama nedeni
- Geleceğe yönelik ayrı bir plan
Cevabı göster
Sızıntının yayılmasının sonucu
but cracked wood panels can be easily replaced.
2:57ancak çatlamış ahşap paneller kolayca değiştirilebilir.
The same is true for fire safety. Anlatım akışı
3:02Aynı durum yangın güvenliği için de geçerlidir.
The same is true for: bir sonucu başka bir konuya aktarmak
The same is true for yeni bir konu açar ve az önce belirtilen sonucun bu konu için de geçerli olduğunu söyler. Burada önceki gerekçe tekrarlanmadan yangın güvenliği konusuna geçilir. The same, aynı tek olaya değil, daha önceki genel yargıya gönderme yapar. Bir sonucu sonraki konuya taşımak için The same is true for + isim veya konu kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İlk yargının ikinci konu için de geçerli olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Daily exercise supports physical health. ____ mental health.
Cevabı göster
The same is true for
will char: tamamen yok olma değil, yüzeyin kömürleşmesi
Burada char, ısı nedeniyle yüzeyin kararıp kömürleşmesi anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Will char, malzemenin dış katmanında ne olacağını bildirir. Bu, malzemenin tamamının yok olacağı anlamına gelmez. Yangına dayanıklı ahşapta kömürleşmiş dış katman, ısının iç kısma ulaşmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The wooden beam will char in a fire. Char ne anlama geliyor?
- Yüzeyi kararacak ve kömürleşecek.
- Tamamen eriyerek sıvıya dönüşecek.
- Isıya rağmen değişmeden kalacak.
Cevabı göster
Yüzeyi kararacak ve kömürleşecek.
insulating the inner layers for up to 3 hours. Dilbilgisi
3:09iç katmanları 3 saate kadar yalıtacaktır.
insulating the inner layers: sonuç bildiren -ing yapısı
Burada insulating the inner layers, önceki eylemin sonucunu belirten -ing’li bir ortaç yan cümlesidir: dış katman kömürleştiğinde ısı aktarımını yavaşlatır ve içerideki katmanları korur. Bu bir emir değildir. Malzemelerle ilgili bu bağlamda insulate, ısının hareketini engellemek veya azaltmak anlamına gelir. Bu fiil yalnızca bir eve yalıtım malzemesi eklemek için kullanılmaz.
Alıştırma
Bu cümlede insulating the inner layers nasıl bir işlev görür?
- Önceki eylemin oluşturduğu koruyucu sonucu açıklar.
- İç katmanların önceki eyleme neden olduğunu söyler.
- Birine iç katmanları yalıtmasını emreder.
Cevabı göster
Önceki eylemin oluşturduğu koruyucu sonucu açıklar.
This is more than enough time to evacuate most buildings, Kalıp ifadeler
3:12Bu, çoğu binayı tahliye etmek için fazlasıyla yeterli bir süredir
more than enough time: gerekenden fazla zaman
More than enough time, mevcut sürenin yalnızca yeterli olmadığını, gerekenden fazla olduğunu ve rahat bir pay bıraktığını ifade eder. Buradaki This, daha önce belirtilen üç saate kadar olan süreyi gösterir. more than enough + isim kalıbı zaman, para, alan veya bilgi gibi birçok miktarın yeterliliğini değerlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi more than enough ve ardından süreyi ifade eden isimle tamamlayın: We have ____ to finish the test.
Cevabı göster
more than enough time
once the smoke has settled: gerçek ve mecaz anlam
Bu yangın sahnesinde once the smoke has settled öncelikle gerçek anlamdadır: gerçek dumanın azalmasını veya dağılmasını ve koşulların bir sonraki adıma geçecek kadar istikrarlı hâle gelmesini beklemek gerekir. Once, bu değişiklik tamamlandıktan sonraki zamanı belirtir. Aynı görüntü mecaz olarak da kullanılabilir. Karışıklık, çatışma veya tehlike yatıştıktan sonra anlamına gelebilir; ancak bu cümlede yangınla ilgili gerçek anlam gözden kaçırılmamalıdır.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Bu cümlede once the smoke has settled gerçek dumana gönderme yaparken durumun bir sonraki eyleme geçilecek kadar sakinleştiği zamanı da belirtir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
swapped out: bir parçayı çıkarıp değiştirmek
Swap out, mevcut bir parçayı çıkarıp yerine başka bir parça koymak demektir. Charred panels can be swapped out ifadesinde hasarlı paneller sökülüp yenileriyle değiştirilebilir. Out, bu öbek fiilin bir parçasıdır. Temel olarak dışarı doğru hareketi anlatmaz ve swap out yalnızca iki panelin yerlerini değiştirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi swap out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the repair, the damaged fan was ____.
Cevabı göster
swapped out
Unlike melted steel beams: unlike + isim öbeği
Unlike bir karşıtlık kurar ve burada ardından tam bir yan cümle değil, melted steel beams isim öbeği gelir. Bu kısa ifade, kömürleşmiş panellerin değiştirilebildiğini belirten önceki düşünceye gönderme yapar: erimiş çelik kirişler aynı avantaja sahip değildir. Genel olarak unlike + isim öbeği, karşılaştırılan kişi veya şeyi göstermek için ana cümlenin önünde ya da arkasında kullanılabilir.
Alıştırma
Karşıt olarak anlamına gelen tek sözcüklük edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ disposable cups, this bottle can be used for years.
Cevabı göster
Unlike
But perhaps the biggest benefits of CLT and glulam Anlatım akışı
3:21Ancak belki de CLT ve glulam'ın en büyük faydaları
The biggest benefits ... are outside the construction site: daha geniş etkilere geçiş
Özne the biggest benefits of CLT and glulam ifadesidir. Bu faydaların are outside the construction site olduğunu söylemek, kapsamı inşaat çalışmaları sırasında gerçekleşenlerin ötesine taşır; outside burada yalnızca fiziksel bir konumu belirtmez. Bu ifade bir geçiş olarak, şantiyedeki inşaat avantajlarından enerji kullanımı ve karbon emisyonları gibi daha geniş etkilere yönelir. benefits are outside + sınırlı bir ortam kalıbı, en önemli sonuçların az önce ele alınan alanın ötesinde görüldiğine işaret edebilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin söylemdeki temel işlevi nedir?
- Malzemelerin bir şantiyede kullanılamayacağını açıklamak
- Şantiyenin ötesindeki bir yere yol tarifi vermek
- Şantiyedeki avantajlardan daha geniş etkilere geçmek
Cevabı göster
Şantiyedeki avantajlardan daha geniş etkilere geçmek
Building construction is responsible for 11% of annual global carbon emissions, Kalıp ifadeler
3:26Bina inşaatı yıllık küresel karbon emisyonlarının %11'inden sorumludur
is responsible for 11%: ölçülebilir bir payı kaynağa bağlamak
Bu cümlede is responsible for 11%, toplamın %11'ine neden olmak veya toplamın %11'ini oluşturmak anlamına gelir. Küresel karbon emisyonlarının ölçülebilir bir payını bina inşaatına bağlar; bir kişinin görevi veya ahlaki sorumluluğu anlatılmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X is responsible for Y% of Z şeklindedir: X kaynak veya nedendir, Y% ise toplam Z içindeki payıdır.
Alıştırma
Cümleyi be responsible for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the trial, one faulty valve ____ 25% of the water loss.
Cevabı göster
was responsible for
and the production of steel, concrete, iron, and glass are major contributors to that figure. Kalıp ifadeler
3:32ve çelik, beton, demir ve cam üretimi bu rakama büyük katkıda bulunur.
major contributors to that figure: bir rakamın arkasındaki önemli etkenler
Bu cümlede major contributors to that figure, az önce belirtilen sayının oluşmasına yardımcı olan önemli etkenler anlamına gelir. That figure, yıllık küresel karbon emisyonlarının %11'lik payını ifade eder. Analiz dilinde contributor yalnızca para bağışlayan bir kişi değil, bir nesne veya faaliyet de olabilir. Bir şeyi major contributor olarak adlandırmak, onu genellikle başka etkenlerle birlikte sonuca büyük ölçüde etki eden unsurlardan biri olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi major, çoğul contributors adı ve doğru edatla tamamlayın: The report estimated total annual costs at two million dollars. Fuel and maintenance were ____ that figure.
Cevabı göster
major contributors to
is a renewable resource that can be made carbon neutral Kelime
3:39kesilenlerin yerine yenileri dikilirse
a renewable resource: yenilenebilir, ama sınırsız değildir
Yenilenebilir kaynak, doğal süreçlerle ve çoğu zaman sorumlu yönetimin desteğiyle kullanılabilir bir süre içinde yeniden yerine konabilen bir kaynaktır. Bu cümlede a renewable resource keresteyi tanımlar: ağaçlar yeniden büyüyebilir ve tekrar dikilebilir. Renewable, “sınırsız” demek değildir. Kaynak kendini yenileyebileceğinden daha hızlı kullanılırsa yine de tükenebilir.
Alıştırma
Renewable resource ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Değiştirilmeden yeniden kullanılabilen bir nesne
- Asla tükenemeyecek bir kaynak
- Doğal yollarla veya sorumlu yönetimle yeniden yerine konabilen bir kaynak
Cevabı göster
Doğal yollarla veya sorumlu yönetimle yeniden yerine konabilen bir kaynak
made carbon neutral: net karbon dengesine getirilmiş
made carbon neutral ifadesinde make + nesne + sıfat, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamına gelir. Edilgen be made carbon neutral biçimi, alınan önlemler sayesinde bir etkinliğin, ürünün veya sistemin net karbon dengesine ulaştırıldığını belirtir. Carbon neutral, hiç karbon salınmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Emisyonlar azaltılır ve kalan miktar, tanımlanmış bir kapsam içinde karbon giderimi veya güvenilir denkleştirmelerle dengelenir. Burada kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikilmesi, bu dengeye ulaşmanın koşulu olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi “net karbon dengesine getirildi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: By cutting emissions and offsetting the remainder, the conference was ____.
Cevabı göster
made carbon neutral
if trees are planted to replace those cut down. Öbek fiiller
3:42karbon nötr hale getirilebilecek yenilenebilir bir kaynaktır.
those cut down: those trees that were cut down ifadesinin kısa biçimi
Bu cümlede those, çoğul trees adının yerine geçer; dolayısıyla ifade “o ağaçlar” anlamına gelir. Böylece replace sözcüğünden sonra trees tekrarlanmaz. cut down, those sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. those trees that were cut down ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve edilgen anlam taşır: birisi ağaçları kesmiştir. Trees ile kullanıldığında cut down “kesip devirmek” demektir, “azaltmak” değil.
Alıştırma
trees sözcüğünü tekrarlamayın. Cümleyi those ve cut down ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The report lists the trees left standing and ____ by the logging company.
Cevabı göster
those cut down
low thermal conductivity: ısı yavaş aktarılır
Thermal conductivity, bir malzemenin ısıyı kendi içinden aktarma yeteneğidir. Low thermal conductivity, ısının malzemenin içinden görece yavaş geçtiği anlamına gelir. Bu özellik ısı akışını yavaşlattığı için malzemeyi çoğu zaman yalıtım açısından yararlı hâle getirir. Buradaki conductivity, aktarımla ilgili bir fizik terimidir; bir kişinin davranışına yönelik bir yorum değildir.
Alıştırma
Bir malzemenin has low thermal conductivity olması ne anlama gelir?
- Yalnızca az miktarda ısı üretir.
- Elektriği kötü iletir.
- Isı içinden görece yavaş geçer.
Cevabı göster
Isı içinden görece yavaş geçer.
making it easier to heat and cool buildings with less energy waste. Dilbilgisi
3:47bu da binaları daha az enerji israfıyla ısıtmayı ve soğutmayı kolaylaştırır.
making it easier to heat and cool buildings: bir eylemi kolaylaştırmak
making it easier to... şeklindeki -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan koşulun sonucunu gösterir: bu koşul, sonraki eylem için gereken çabayı veya enerjiyi azaltır. make it easier to do something yapısında it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel bir nesnedir. Asıl eylemi mastar verir: to heat and cool buildings. Buradaki heat and cool, soğuk havada ısıtma ve sıcak havada soğutma sağlamak demektir; iki zıt eylem aynı anda yapılmaz.
Alıştırma
Cümleyi making it easier to sonuç yapısıyla tamamlayın: The shelves are clearly labeled, ____ find the right book.
Cevabı göster
making it easier to
Despite these advantages: avantajlardan bir sınırlamaya geçmek
Despite these advantages, az önce belirtilen yararları kabul ederken okuyucuyu bir sınırlamaya veya dezavantaja hazırlar. Bu bir ödünleme işaretidir; böylece açıklama yalnızca tek taraflı övgüler sıralamak yerine dengeli biçimde düzenlenir. Burada despite bir edattır. Ardından doğrudan these advantages isim öbeği gelir; virgülden sonraki ana cümle bu avantajlarla karşıtlık oluşturan noktayı verir.
Alıştırma
Yararları kabul ettikten sonra bir sınırlama sunmak için despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Despite the device has these advantages, it is too expensive for many schools.
- Despite these advantages, the device is too expensive for many schools.
- Despite these advantages are useful, the device is too expensive for many schools.
Cevabı göster
Despite these advantages, the device is too expensive for many schools.
CLT requires vastly more lumber than traditional wooden construction, Kalıp ifadeler
3:53CLT, geleneksel ahşap inşaata göre çok daha fazla kereste gerektirir
requires vastly more lumber than: miktarda büyük fark bildiren karşılaştırma
Bu cümlede requires, “gerektirir” ya da “zorunlu bir girdi olarak kullanır” anlamındadır. Malzemeye ihtiyaç duyan CLT'dir; birine emir vermemektedir. require + vastly more + isim + than kalıbı miktarları karşılaştırır. Vastly farkın çok büyük olduğunu vurgular; dolayısıyla ifade, CLT'nin geleneksel ahşap yapıya göre çok daha fazla kereste gerektirdiğini söyler.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “çok büyük ölçüde” anlamına gelen zarfla tamamlayın: A full video edit requires ____ more storage than a short clip.
Cevabı göster
vastly
and when compared in similar quantities, Dilbilgisi
3:58ve benzer miktarlarda karşılaştırıldığında,
when compared in similar quantities: kısaltılmış edilgen yan cümlecik
“When compared in similar quantities” kısaltılmış edilgen bir yan cümleciktir. when the materials are compared in similar quantities şeklinde açılabilir. Anlaşılan malzemeler karşılaştırma eylemine maruz kalır; eylemi gerçekleştiren onlar değildir. Bu yan cümlecik sonraki karşılaştırmanın temelini belirler. In similar quantities, miktarların karşılaştırılabilir olduğunu ancak tam olarak eşit olmak zorunda olmadığını belirtir. Böylece karşılaştırma daha adil bir temelde yapılır.
Alıştırma
Bu cümledeki kısaltılmış yan cümleciğe en uygun tam yan cümlecik hangisidir? “When compared in similar quantities, the two fuels release different amounts of energy.”
- When the two fuels compare similar quantities
- When researchers are compared in similar quantities
- When the two fuels are compared in similar quantities
Cevabı göster
When the two fuels are compared in similar quantities
neither CLT or glulam is as strong as steel or concrete. Dilbilgisi
4:00ne CLT ne de glulam çelik veya beton kadar güçlü değildir.
neither ... is as strong as ...: ikisi de dayanım ölçütüne ulaşmıyor
Burada neither, hem CLT’yi hem de glulam’ı olumsuzluğun kapsamına alır. Amaçlanan anlam, bu iki mühendislik ürünü ahşap malzemenin de dayanım bakımından çelik ya da betonun gerisinde kaldığıdır; yalnızca birinin daha zayıf olduğu söylenmez. as strong as karşılaştırması bir dayanım ölçütü belirler. neither ifadesinin kattığı olumsuzlukla birlikte anlam “bu ölçütün dayanımına ulaşmamak” olur.
Alıştırma
İki malzemenin de çelik kadar güçlü olmadığını resmî ve standart biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- Both CLT and glulam are as strong as steel.
- Either CLT or glulam is as strong as steel.
- Neither CLT nor glulam is as strong as steel.
Cevabı göster
Neither CLT nor glulam is as strong as steel.
Even Mjøstårnet isn't made entirely of wood, Anlatım akışı
4:05Üst katları güçlendirmek için beton plakalar içerdiğinden,
Even Mjøstårnet ...: şaşırtıcı durumu işaretlemek
Even, Mjøstårnet’ın hemen önüne gelerek onu özellikle şaşırtıcı durum olarak gösterir. Bu bina ahşap yapıların önde gelen bir örneği olarak sunulduğu için okuyucu tamamen ahşaptan yapılmış olmasını bekleyebilir; cümle, bu dikkat çekici örneğin bile bir sınırı olduğunu gösterir. Even + isim öbeği + beklenmedik ifade kalıbı, sınırlamaya sahip olma ihtimali en düşük görünen durumu seçip onun da bu sınıra sahip olduğunu göstererek düşünceyi düzenler. Burada even, “şaşırtıcı biçimde bu örnek de” anlamındadır; “çok” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bağlam: The basic phones have short battery life. Premium modeli şaşırtıcı durum olarak işaretleyen sözcüğü yazın: ____ the premium model needs charging every day.
Cevabı göster
Even
as it contains concrete slabs to reinforce the upper floors. Notlar
4:08Mjøstårnet bile tamamen ahşaptan yapılmamıştır.
as it contains: because anlamındaki neden bildiren as
Bu cümlede as, önceki ifadenin nedenini açıklar: as it contains concrete slabs, “beton döşemeler içerdiği için” demektir; “beton döşemeler içerdiği zaman” demek değildir. Neden bildiren as, nedeni destekleyici arka plan bilgisi olarak sunar. Bu kullanımı anlamak için as yan cümlesinin ana ifadenin neden doğru olduğu sorusuna cevap verip vermediğine bakın.
Alıştırma
“The package needs careful handling, as it contains glass,” cümlesinde as neyi açıklar?
- Paketin neden dikkatli taşınması gerektiği
- İki paket arasındaki bir karşılaştırma
- Paketin taşındığı zaman
Cevabı göster
Paketin neden dikkatli taşınması gerektiği
to reinforce the upper floors: amaç bildiren to + fiil yapısı
to reinforce the upper floors ifadesinde to + reinforce fiilinin yalın hâli, amaç bildiren bir mastar yapısı oluşturur. Bu yapı, beton döşemelerin ne yapmak için kullanıldığını açıklar: üst katları daha güçlü ve dengeli hâle getirmek. Bu kalıp bir malzemenin, parçanın, aletin veya tasarım özelliğinin ardından gelerek onun işlevini belirtebilir. Buradaki mastar, döşemelerin amacını anlatır; daha sonra gerçekleşen ayrı bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Amaç ifadesini reinforce ile tamamlayın: The bridge includes extra cables ____ the deck.
Cevabı göster
to reinforce
it's unlikely that a purely wooden structure would be strong enough to support a 40-story building, Dilbilgisi
4:13tamamen ahşap bir yapının 40 katlı bir binayı destekleyecek kadar güçlü olması pek olası değildir,
Temkinli bir sonuç için Taken together, it's unlikely that... kullanımı
Taken together, daha önce sözü edilen birkaç olgu veya sınırlamanın bir bütün olarak değerlendirildiğini gösterir. Sonuçtan önce önceki kanıtları bir araya getirir. It's unlikely that, temkinli bir olasılık değerlendirmesi sunar: sonuç büyük olasılıkla doğru değildir, ancak tamamen ihtimal dışı da bırakılmaz. Bu kalıp, birden fazla kanıttan ölçülü bir sonuca geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Birden fazla olguyu birleştirip temkinli bir sonuç vermek için bu kalıbı en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Taken together, the road will definitely reopen tonight.
- One broken sign makes it impossible for the road to reopen tonight.
- Taken together, it's unlikely that the road will reopen tonight.
Cevabı göster
Taken together, it's unlikely that the road will reopen tonight.
strong enough to support: adjective + enough + to + verb kalıbı
Strong enough to support, bir şeyin gerekli güç düzeyine ulaştığını ve bu nedenle başka bir şeyi destekleyebildiğini veya taşıyabildiğini belirtir. Kalıp adjective + enough + to + verb şeklindedir. Enough sıfattan sonra gelir: strong enough denir, enough strong denmez. Ardından gelen to mastarı, yeterli gücün mümkün kıldığı eylemi belirtir.
Alıştırma
strong, enough, to ve support sözcüklerini doğru sırada ve birer kez kullanın: The shelf is ____ these boxes.
Cevabı göster
strong enough to support
the minimum height for a formal skyscraper. Kültür
4:18ki bu resmi bir gökdelenin minimum yüksekliğidir.
the minimum height for a formal skyscraper: bir sınıflandırma eşiği
The minimum height, bir eşiği karşılamak için gereken en düşük yüksekliği ifade eder. A formal skyscraper ifadesinde formal, kullanılan tanıma göre gökdelen sayılan anlamındadır; giyimi, görünümü ya da resmî bir etkinliği anlatmaz. Bağlamda bu ifade, daha önce geçen kırk kat sayısının neden önemli olduğunu açıklar: bu sayı, söz konusu sınıflandırmaya girme sınırı olarak ele alınır. Bu, videonun kullandığı eşiktir ve mutlaka evrensel bir tanım değildir.
Alıştırma
Burada formal skyscraper ifadesindeki formal ne anlama geliyor?
- Çoğunlukla ofis binası olarak kullanılması
- Zarif bir tarzda dekore edilmesi
- Belirtilen tanıma göre gökdelen sayılması
- Törenler için tasarlanması
Cevabı göster
Belirtilen tanıma göre gökdelen sayılması
But even if only buildings under 30 stories were built from wood, Dilbilgisi
4:21Ancak yalnızca 30 katın altındaki binalar ahşaptan inşa edilse bile,
even if only buildings under 30 stories were built from wood: sınırlı bir varsayımsal koşul
Even if varsayımsal bir ödünleme koşulu getirir: koşul gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de, ancak temel sonuç yine geçerli olur. Burada only, düşünülen koşulu otuz kattan düşük binalarla sınırlandırarak bilinçli biçimde dar bir durum oluşturur. Virgül, temel sonucun daha sonra geleceğini gösterir. Bu kalıp, sınırlı veya belirsiz bir koşula rağmen sonucun geçerliliğini koruduğunu anlatmanızı sağlar: Even if X, Y still happens.
Alıştırma
Hangi cümle sınırlı bir koşulu varsayımsal olarak sunarken sonucun yine de geçerli olduğunu belirtir?
- We replaced only the smallest windows because the room felt cold.
- Even if we replace only the smallest windows, the room will still feel warmer.
- Even though we replaced only the smallest windows, the room feels warmer.
- If we replace every window, the room will feel warmer.
Cevabı göster
Even if we replace only the smallest windows, the room will still feel warmer.
it would reduce the carbon footprint of those structures by more than 25%. Kelime
4:25bu yapıların karbon ayak izini %25'ten fazla azaltırdı.
reduce the carbon footprint: karbon ayak izini azaltmak
Carbon footprint, bir kişi, faaliyet, ürün veya binanın doğrudan ve dolaylı olarak neden olduğu toplam sera gazı salımını ifade eder. Bu cümlede reduce the carbon footprint, söz konusu yapıların salım etkisini azaltmak anlamına gelir. Footprint mecazdır; gerçek bir ayak izi değildir. reduce the carbon footprint of + isim kalıbı, etkisi azalan kişi, faaliyet, ürün veya yapıyı belirtir. Ardından gelen by + miktar, by more than 25% örneğindeki gibi azalmanın büyüklüğünü gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede reduce the carbon footprint ne anlama geliyor? The new heating system will reduce the carbon footprint of the school.
- Okul binasının daha az arazi kaplamasını sağlamak.
- Ayakkabıların bıraktığı izleri silmek.
- Okula kaç kişinin girdiğini ölçmek.
- Okulun sera gazı salımı etkisini azaltmak.
Cevabı göster
Okulun sera gazı salımı etkisini azaltmak.
So, no matter how tall these wooden buildings rise, Dilbilgisi
4:30Yani, bu ahşap binalar ne kadar yükselirse yükselsin,
no matter how tall: ne kadar yüksek olursa olsun
No matter how + sıfat, derecenin değişebileceğini ancak ana cümledeki sonucun geçerliliğini koruduğunu anlatır. Bu bir ödünleme yapısıdır. Burada no matter how tall, binaların yüksekliğini değişebilen bir koşul olarak ele alır ve ne kadar yüksek olursa olsun anlamına gelir. How tall burada bir soru değildir. no matter yan cümlesi normalde değişmeyen sonucu belirten bir ana cümleye ihtiyaç duyar. Örneğin: No matter how tall the tower is, it needs a strong base.
Alıştırma
Sonucun değişmediğini göstermek için no matter how ve tall sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the tower is, it still needs a strong base.
Cevabı göster
No matter how tall
each one contributes to the health of our concrete jungles. Deyimler
4:32her biri beton ormanlarımızın sağlığına katkıda bulunur.
contributes to the health of our concrete jungles: şehir mecazı
Contributes to, bir sonucun ortaya çıkmasına “yardım eder” anlamına gelir. Her binayı tek neden olarak değil, yararlı etkenlerden biri olarak gösterir. Concrete jungles, binalar ve sert yüzeylerle dolu şehirleri anlatan bir mecazdır. Bu şehirlerin health durumundan söz etmek, kentsel çevreyi canlı bir sistem gibi ele alır; böylece ifade, her binanın şehir yaşamını veya çevresini daha sağlıklı kılmaya yardımcı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede concrete jungles ne anlama geliyor?
- binalar ve betonla dolu bir şehir
- beton üzerinde büyüyen gerçek bir orman
- beton üreten bir fabrika
- yalnızca vahşi hayvanlar için yapılmış bir park
Cevabı göster
binalar ve betonla dolu bir şehir
Konu geçişi olarak Speaking of concrete
Speaking of + bir isim veya -ing biçimi, az önce sözü edilen ya da ima edilen bir şeyi yeniden ele alıp bağlantılı yeni bir noktayı tanıtır. Burada concrete, concrete jungles içindeki aynı sözcüğü tekrarlar ve betonla ilgili yeni bir konuya yumuşak bir geçiş oluşturur. Bu ifade geçişi düzenler; konuşmacının betonu zaten ayrıntılı biçimde açıkladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Geçişi tamamlamak için Speaking of + tekrarlanan konuyu kullanın: We were just discussing rain. ____, did you bring an umbrella?
Cevabı göster
Speaking of rain
what if cracked concrete could fix itself? Dilbilgisi
4:38ya çatlamış beton kendi kendini tamir edebilseydi?
What if ... could fix itself?: “Ya……kendi kendini onarabilseydi?”
What if ...? hayali bir olasılık ortaya koyar ve dinleyiciyi bunun sonucunu düşünmeye çağırır. Burada çatlamış betonun kendini onarması geçmişte olmuş bir gerçek olarak sunulmaz; merak uyandıran varsayımsal bir fikirdir. What if + özne + could + fiilin yalın hâli? kalıbı, olası bir yeteneği hayal etmek için kullanılır. could fix itself ifadesinde could bu olasılığı, itself ise betonun kendi çatlaklarını kendisinin onaracağını belirtir.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu What if ... could ...? kalıbıyla tamamlayın: ____ damaged roads ____ repair themselves?
Cevabı göster
What if · could
This revolutionary technology could save resources and lives.
4:41Bu devrim niteliğindeki teknoloji, kaynakları ve hayatları kurtarabilir.
Learn what the secret ingredient is with this video. Deyimler
4:45Bu video ile gizli bileşenin ne olduğunu öğrenin.
the secret ingredient: gizli tutulan kilit etken
The secret ingredient kelimesi kelimesine, kimliği gizli tutulan bir malzeme anlamına gelebilir. Bu teknoloji bağlamında ise yemekle ilgili olmayan genişletilmiş bir anlamda kullanılır: teknolojinin çalışmasını sağlayan, önemli ancak hemen açıklanmayan bileşeni ifade eder. secret sözcüğü aynı zamanda merak ve gerilim yaratır. Konuşmacı cevabı hemen vermek yerine temel bileşeni izleyicinin videoda keşfedebileceği bir şey olarak sunar.
Alıştırma
“Patience is the secret ingredient in good teaching,” cümlesinde the secret ingredient ne anlama gelir?
- Öğretmenlerin gizli tutması gereken bir yemek baharatı
- En fazla miktarda kullanılan malzeme
- Başarının özel nedeni olarak sunulan kilit bir etken
Cevabı göster
Başarının özel nedeni olarak sunulan kilit bir etken