İklim değişikliği sizi endişelendiriyor mu? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video açıklaması: Program, aşırı hava olaylarının ve gezegenin geleceğine ilişkin kaygıların ruh sağlığını nasıl etkilediğini inceliyor. Ardından temiz ulaşım, yürüyüş, bisiklet kullanımı ve daha yeşil kentlerin hem psikolojik esenliği hem de iklimi destekleyebileceğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. like doom and — Deyimler ve mecazlı ifadeler: doom and gloom ifadesinin başlangıcını tanıyın; doom ile gloom sözcüklerini birbirinden bağımsız iki sıradan isim olarak yorumlamak yerine, medyada derin karamsarlığı ve görünürde hiç umut kalmayan bir havayı anlatan bir deyim olarak anlayın. 2. are linked to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Sıcak hava dalgalarıyla zararlı ruh sağlığı sonuçları arasındaki ilişki gibi, araştırmalar bir bağlantı gösterdiğinde kullanılan bu temkinli eşdizimi anlayıp kullanın; bir etkenin diğerine doğrudan neden olduğu yönünde daha güçlü bir iddiada bulunmayın. 3. urban green spaces — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Parklara, ağaçlara ve yaban hayatına ayrılmış kent alanlarını belirten şehir planlama ve halk sağlığı terimini öğrenin; doğaya erişimin ruh sağlığını desteklerken iklime duyarlı kentsel tasarıma nasıl katkı sağladığını açıklamak için kullanın.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:09Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.
we usually talk about the effects on the planet or the economic consequences. Kelime
0:16genellikle gezegen üzerindeki etkilerinden veya ekonomik sonuçlarından bahsederiz.
When we talk about ...: tartışmanın konusunu belirleyen kalıp
Burada When we talk about, konuşmacının birazdan düzenleyerek açıklayacağı konu alanını tanıtır. Yalnızca insanların konuştuğu zamanı değil, bu konunun ele alındığını veya tartışıldığını belirtir. Cümlenin başındaki bu kalıp, dinleyicinin konunun sınırını anlamasına yardımcı olur. Ardından ana cümle, bu konuyla ilgili yaygın bir odağı, kategoriyi veya bakış açısını belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik tartışma kalıbıyla tamamlayın: ____ city transport, we often focus on traffic.
Cevabı göster
When we talk about
economic consequences: ekonomiye yönelik sonuçlar ve maliyetler
Economic consequences, bir olayın para, işler, işletmeler, ticaret veya daha geniş ekonomi üzerindeki sonuçlarını ifade eder. Consequences çoğu zaman ciddi ya da istenmeyen etkileri düşündürür; bu nedenle ifade, tarafsız sonuçlardan çok maliyet veya zarar anlamı taşıyabilir. Cümlede or, economic consequences ile effects on the planet ifadelerini insanların sıkça tartıştığı iki paralel kategori olarak birbirine bağlar.
Alıştırma
Bir politika raporu, havalimanının uzun süre kapalı kalmasının ciddi ekonomik zarara yol açabileceği konusunda uyarıda bulunmak istiyor. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- The airline announced its financial results for the last quarter.
- The study measures the economic effects of tourism, including positive ones.
- A long airport closure may have serious economic consequences for the city.
Cevabı göster
A long airport closure may have serious economic consequences for the city.
But all the damage being done by climate change Dilbilgisi
0:22Ancak iklim değişikliğinin yol açtığı tüm bu tahribat
damage being done by climate change: kısaltılmış edilgen bir -ing niteleyicisi
Temel isim damage'dır. Being done by climate change, bu ismi niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Açık hâli damage that is being done by climate change şeklindedir ve iklim değişikliğinin şu anda yol açtığı zarar anlamına gelir. Damage eylemden etkilenen taraftır; eylemi yapan taraf değildir. Being devam eden bir süreci, by ise nedeni veya eylemi yapanı gösterir. Tüm cümlenin ana fiili daha sonra gelir: is also having.
Alıştırma
Bir fırtınanın şu anda yol açtığı zararı, kısaltılmış edilgen bir -ing cümleciğiyle doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The damage being done by the storm is difficult to measure.
- The damage doing the storm is difficult to measure.
- The storm being done by the damage is difficult to measure.
Cevabı göster
The damage being done by the storm is difficult to measure.
having an effect on our...: have an effect on kalıbı
Have an effect on, bir şeyi etkilemek veya değiştirmek anlamına gelir. Burada effect bir isimdir ve on, etkilenen şeyi belirtir: our minds, our mental health. Konuşmacı etkiyi şu anda gerçekleşen bir durum olarak sunduğu için is having biçimi kullanılmıştır. Have an effect on + kişi, şey veya etkinlik kalıbını kullanabilir; have fiilinin biçimini özneye ve zamana göre değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Standart have an effect on kalıbını tamamlayın: Lack of sleep can have ____ your memory.
Cevabı göster
an effect on
Fires, heatwaves, floods, hurricanes, droughts.
0:29Yangınlar, sıcak hava dalgaları, seller, kasırgalar, kuraklıklar.
The list of climate emergencies goes on and on. Kalıp ifadeler
0:33İklim acil durumlarının listesi uzayıp gidiyor.
goes on and on: bitecekmiş gibi görünmeden sürmek
The list ... goes on and on ifadesinde goes on and on, bir şeyin uzun süre devam ettiğini ya da hiç bitmeyecekmiş gibi göründüğünü anlatır. Bir listeyle kullanıldığında, daha pek çok maddenin eklenebileceğini düşündürür. on sözcüğünün tekrarı anlamı vurgular; yorgunluk, sabırsızlık veya bıkkınlık da hissettirebilir. Yukarı doğru hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi go on and on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The meeting ____, and everyone is getting tired.
Cevabı göster
goes on and on
an idiom describing a situation that is very bad and without hope.
0:40ki bu da çok kötü ve umutsuz bir durumu tanımlayan bir deyimdir.
like doom and ... gloom: umutsuz ve olumsuz bir hava
Vurgulanan sözcükler feels like doom and gloom ifadesinin bir parçasıdır. Doom and gloom, bir durumun çok kötü ve umutsuz göründüğü güçlü, olumsuz ve karamsar bir havayı anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Burada like, feels sözcüğünden sonra gelir ve durumun yarattığı izlenimi belirtir. “Hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir; bütün ifade durumun nasıl göründüğünü anlatır.
Alıştırma
“Çok olumsuz ve umutsuz bir hava” anlamındaki kalıplaşmış deyimi tamamlayın: The headlines were full of ____.
Cevabı göster
doom and gloom
This worry is leading to mental health problems, Kalıp ifadeler
0:44Bu endişe, ruh sağlığı sorunlarına yol açıyor,
leading to mental health problems: lead to + sonuç
Burada is leading to, “sonuç olarak yol açıyor” veya “ortaya çıkarıyor” anlamındadır. Worry neden, mental health problems ise sonuçtur. Süreklilik bildiren is leading to, etkinin gelişmekte veya hâlihazırda sürmekte olduğunu gösterir. Lead to kalıbındaki to bir edattır; mastar işareti değildir. Bu nedenle arkasından isim, isim grubu veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to feeling anxious.
Alıştırma
Cümleyi can sonrasında gereken lead to biçimiyle tamamlayın: Repeated delays can ____ higher costs.
Cevabı göster
lead to
not just for the unfortunate people who experience climate events first-hand, Notlar
0:47sadece iklim olaylarını bizzat yaşayan talihsiz insanlar için değil,
climate events ifadesindeki events
Climate events ifadesinde events, planlanmış etkinlikleri değil, gerçekleşen olayları ifade eder. Burada sel, sıcak hava dalgası veya kuraklık gibi insanları etkileyen, iklimle ya da aşırı hava koşullarıyla bağlantılı olayları genel olarak anlatır. Çoğul events, farklı olay türlerini veya ayrı ayrı gerçekleşen vakaları bir arada ifade edebilir. Event sözcüğünden önce gelen sözcük, genellikle ne tür bir olaydan söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Several weather events damaged roads last winter. cümlesinde events ne anlama gelir?
- Planlanmış sosyal buluşmalar
- Takvimdeki maddeler
- Fırtına veya sel gibi olaylar
Cevabı göster
Fırtına veya sel gibi olaylar
not just ... but ...: A’dan daha geniş bir B’ye geçmek
Not just A, but B, A’nın doğru olduğunu ancak ifadenin A’dan B’ye doğru genişlediğini belirtir. Burada ilk grup iklim olaylarından doğrudan etkilenen insanlardır; all of us ise kapsamı herkese genişletir. Just, “yalnızca” anlamına geldiği için not just, “yalnızca A değil” demektir; “A değil” demek değildir. İki bölüm paralel for gruplarıdır: not just for..., but for.... Aynı dil bilgisi biçimini korumak, kapsam genişlemesini takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
İki grubun da yararlandığını göstermek için cümleyi not just ... but ile tamamlayın: The program supports ____ new employees, ____ experienced staff too.
Cevabı göster
not just · but
we'll meet one expert who's investigating the link between climate change and mental health problems Kalıp ifadeler
0:54iklim değişikliği ile ruh sağlığı sorunları arasındaki bağlantıyı araştıran bir uzmanla tanışacağız
the link between A and B kalıbındaki between A and B
The link between climate change and mental health problems ifadesinde between, ilişkideki iki konuyu tanıtır: A climate change, B ise mental health problems ifadesidir. Bu kalıpta between, A ile B’yi bağlamak için and ile birlikte kullanılır. Burada link, internet bağlantısı değil, soyut bir ilişki anlamına gelir. Investigating the link, iki konunun ilişkili olup olmadığını ve nasıl ilişkili olduğunu incelemek demektir.
Alıştırma
Araştırma cümlesini the link between A and B kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: Researchers are studying the link ____ sleep ____ memory.
Cevabı göster
between · and
we'll be learning some new vocabulary along the way. Kalıp ifadeler
1:03bu süreçte bazı yeni kelimeler öğreneceğiz.
vocabulary along the way: süreç içinde kelime öğrenmek
Burada along the way, “süreç içinde” anlamına gelir. Kelimeler gerçek bir yolun kenarında değil, program ya da etkinlik ilerlerken öğrenilecektir. Bu ifade, kelime öğrenimini ana etkinlik sürerken gerçekleşen bir şey olarak sunar. Dinleyiciye, öğrenme noktalarının tek bir ayrı bölümde değil, deneyim boyunca ortaya çıkacağını bildirir.
Alıştırma
Örnek cümlede along the way ne anlama geliyor?
- Kelimeler etkinlik devam ederken öğrenilecektir.
- Kelimeler etkinlik başlamadan önce öğrenilmelidir.
- Kelimeler gerçek bir yolun kenarında bulunacaktır.
Cevabı göster
Kelimeler etkinlik devam ederken öğrenilecektir.
But before that: ana sırayı duraklatıp daha önceki bir adımı eklemek
But before that, duyurulan sırayı geçici olarak kesen bir geçiş ifadesidir. That, az önce sözü edilen etkinliğe gönderme yapar ve konuşmacı önce yapılacak başka bir şey ekler. Bir derste, podcastte veya sunumda bilginin nasıl düzenlendiğini gösterir: ana plan hâlâ uygulanacaktır, ancak ondan önce bir soru, açıklama veya kısa görev gelir.
Alıştırma
Geçişi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We’ll discuss the results in a moment. ____, I have one quick question.
Cevabı göster
But before that
The 2021 UK census reported that three quarters of adults in Britain Notlar
1:092021 Birleşik Krallık nüfus sayımı, Britanya'daki yetişkinlerin dörtte üçünün
that three quarters: %75'lik bir oranı aktaran yapı
reported that three quarters... yapısında that, reported fiilinden sonra aktarılan içeriği başlatır; kesrin bir parçası değildir. Three quarters, dört eşit parçanın üçü, yani %75 demektir. three quarters of + isim kalıbı, oranı ölçülen grubu veya miktarı belirtir. Burada three quarters of adults, o gruptaki yetişkinlerin %75'i anlamına gelir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The study found ____ of residents supported the new library.
Cevabı göster
that three quarters
are worried about the impact of climate change.
1:15iklim değişikliğinin etkileri konusunda endişeli olduğunu bildirdi.
The 2021 UK census: 2021 tarihli resmî nüfus sayımı
The 2021 UK census, 2021 tarihli resmî bir Britanya nüfus sayımı kaynağını belirtir. census, normalde kamu kurumlarınca düzenlenen resmî bir nüfus sayımı ve nüfus özelliklerinin kayda geçirilmesidir; küçük çaplı bir kamuoyu yoklaması değildir. Cümlede nüfus sayımının reported fiilinden önce kaynak olarak verilmesi, istatistiğin kurumsal bir veri kaynağından geldiğini gösterir. Bu nedenle ifade, konuşanın kişisel iddiası değil, kanıta dayalı bir haber olarak anlaşılır.
Alıştırma
Cümlede The 2021 UK census ne tür bir kaynağı belirtir?
- Resmî bir nüfus sayımı
- Küçük ve gayriresmî bir kamuoyu yoklaması
- Bir kişinin görüşü
Cevabı göster
Resmî bir nüfus sayımı
And it's a worry that is shared by the young. Dilbilgisi
1:17Ve bu gençlerin de paylaştığı bir endişe.
a worry that is ... shared by the young: gençlerin ortak kaygısı
İsim grubunun ana ismi a worry ifadesidir. that is shared by the young ilgi cümleciği, bu kaygıyı kimlerin taşıdığını açıklar. Cümlecikteki is shared by yapısı edilgen çatıdır: Bu kaygı gençler tarafından ortaklaşa taşınır veya hissedilir. Buradaki shared, birinin kaygıyı göndermesi ya da yayımlaması anlamına gelmez. Aktarılabilir noun + that is shared by + group kalıbı; bir duygu, görüş, değer veya sorumluluğu o grubun ortak özelliği olarak sunar.
Alıştırma
that ve shared kullanarak geniş zamandaki edilgen ilgi cümleciğini tamamlayın: It is a concern ____ many parents.
Cevabı göster
that is shared by
say they feel worried about climate change?
1:24iklim değişikliği konusunda endişeli hissettiğini söylüyor?
According to: bilgi kaynağını belirtme
According to bilginin kaynağını tanıtır. Bu soruda kaynak a survey by Greenpeace ifadesidir; dolayısıyla istatistiğin konuşandan değil, bu anketten geldiği anlaşılır. Aktarılabilir yapı According to + source, + statement or question şeklindedir. Okuyucuların ve dinleyicilerin aktarılan bilgiyle konuşanın kendi görüşünü ayırmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen kaynak belirteciyle tamamlayın: ____ the weather service, heavy rain is expected tonight.
Cevabı göster
According to
What percentage of ...?: oran sormak
What percentage of + ad öbeği yapısı, bir grubun veya toplamın ne kadarının belirtilen özelliğe sahip olduğunu sorar. Bu soruda young people worldwide, görüşleri ölçülen grubu belirtir. Cevap, 750 kişi gibi bir kişi sayısı değil, %75 gibi bir yüzde veya buna eşdeğer bir oran olmalıdır.
Alıştırma
Hangi soru kişi sayısı yerine bir oranı soruyor?
- Which employees work remotely?
- How many employees work remotely?
- What percentage of employees work remotely?
Cevabı göster
What percentage of employees work remotely?
I think the figure will be high among young people,
1:33Gençler arasında bu rakamın yüksek olacağını düşünüyorum,
find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out, genellikle kontrol ederek, sorarak veya bekleyerek daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Cümlede find out if, çözülecek soruyu, yani cevabın doğru olup olmadığını belirtir. Yaygın kalıplar find out + ad öbeği, find out + soru sözcüklü yan cümle ve find out if/whether + yan cümledir: find out the truth, find out where it is, find out whether it works.
Alıştırma
Cümleyi “bilgiyi öğrenmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ whether the shop is open on Sundays.
Cevabı göster
find out
later in the program: aynı programın ilerleyen kısmını işaret etmek
Later in the program, “aynı programın veya bölümün ilerleyen bir kısmında” demektir. Burada dinleyicinin dikkatini düzenler: cevap ertelenir, ancak konuşan kişi konuya daha sonra döneceğine söz verir. Later gerçek hayatta uzun süre beklemeyi değil, programın kendi içindeki sırayı anlatır.
Alıştırma
Şu cümlede later in the program ne anlama gelir: “We'll announce the winner later in the program.”?
- Aynı programın ilerleyen bir kısmında
- Farklı bir programda
- Çok uzun bir süre sonra
Cevabı göster
Aynı programın ilerleyen bir kısmında
The expert I mentioned earlier who's investigating this problem Anlatım akışı
1:44Bu sorunu araştırdığını daha önce bahsettiğim uzman,
I mentioned earlier: daha önce verilen bilgiye dönmek
I mentioned earlier, expert sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu kişinin yeni bir uzman olmadığını, konuşanın daha önce söz ettiği aynı uzman olduğunu belirtir. Earlier, daha geniş bir zaman aralığı açıkça belirtilmedikçe aynı konuşmanın, metnin veya programın önceki bir kısmına işaret eder. Bu geriye gönderme, bilgilerin birbirine bağlanmasına yardımcı olur.
Alıştırma
“the café I mentioned earlier” dinleyiciye ne anlatır?
- Kafe diğer kafelerden daha eskidir.
- Konuşan kişi kafeden daha önce söz etti.
- Konuşan kişi kafeyi daha sonra ilk kez tanıtacak.
Cevabı göster
Konuşan kişi kafeden daha önce söz etti.
Senior Researcher at University College London.
1:49University College London'da Kıdemli Araştırmacı.
Here, Dr. Huebner explains to BBC World Service program,
1:53Burada, Dr. Huebner BBC World Service programı,
she's been finding out: şu ana kadar devam eden bir araştırma
Burada she's, she has anlamına gelir. Has been finding out, present perfect continuous yapısıdır: araştırma daha önce başlamış ve şu ana kadar devam etmiştir. İfade, devam eden sürece ve bu süreçte yavaş yavaş ortaya çıkan bilgilere odaklanır. Find out, yalnızca “bir nesneyi bulmak” değil, “araştırarak öğrenmek veya ortaya çıkarmak” demektir. What she's been finding out ifadesindeki what, onun araştırarak ortaya çıkardığı bilgiyi temsil eder.
Alıştırma
Cümleyi find out fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The researcher is explaining what she ____ over the past few months.
Cevabı göster
has been finding out
I think we have very clear evidence that, Anlatım akışı
2:01Sanırım elimizde oldukça net kanıtlar var,
are linked to an increased risk of suicide Kalıp ifadeler
2:05artmış bir intihar riskiyle bağlantılı
we have very clear evidence that: desteklenen bir sonucu sunmak
We have very clear evidence that ... yapısında ana cümle önce güçlü bir dayanak bulunduğunu belirtir, ardından that yan cümlesi bu kanıtın desteklediği sonucu verir. Bilgilerin bu sırayla sunulması, sonucu temelsiz bir iddia değil, kanıta dayalı bir yargı olarak gösterir. Very clear, konuşanın kanıta duyduğu güveni güçlendirir. Kesin sonuç yine that yan cümlesindeki ifadelere bağlıdır; özgün cümledeki are linked to bir ilişkiyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, kanıtla desteklenen bir sonucu sunmak için evidence sözcüğünü doğal biçimde kullanıyor?
- We have a very clear evidence that the policy reduced delays.
- We have very clear evidence that the policy reduced delays.
- We have very clear evidence what the policy reduced delays.
Cevabı göster
We have very clear evidence that the policy reduced delays.
an increased risk of: bir sonucun daha yüksek olasılığı
an increased risk of isim öbeği, bir sonucun ilgili bir karşılaştırma noktasına göre daha olası hale geldiğini belirtir. Increased, risk sözcüğünü niteler; of ise sonucu getirir. Bu cümlede sonuç suicide sözcüğüdür. Daha yüksek risk kesinlik anlamına gelmez. Bu ifade olasılığın daha yüksek olduğunu söyler, ancak sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini veya artışın ne kadar büyük olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi an increased risk of ile tamamlayın: Regular exposure to very loud noise is associated with ____ hearing loss.
Cevabı göster
an increased risk of
and also other adverse mental health effects. Kelime
2:08ve aynı zamanda diğer olumsuz ruh sağlığı etkileriyle de.
are linked to: kanıtlanmış nedensellik değil, ilişki
are linked to ifadesinde edilgen be linked to yapısı, özneyi bağlantılı bir durum veya sonuçla ilişkilendirir. Burada daha önce sözü edilen konu ile daha yüksek intihar riski ve diğer olumsuz ruh sağlığı etkileri arasında bir ilişki gözlemlendiğini belirtir. Bu ifade özellikle temkinlidir: tek başına bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu söylemez. Araştırma ve haberleri okurken bu ayrım önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi be linked to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In several studies, poor sleep ____ reduced concentration.
Cevabı göster
is linked to
mental health effects: ruh sağlığı üzerindeki etkiler
“Mental health effects”, ruh hâli, stres veya kaygıdaki değişimler gibi insanların psikolojik iyi oluşunda ortaya çıkan değişim ya da sonuçları ifade eder. Buradaki “effects”, görsel efekt veya özel efekt değil, “etkiler” ya da “sonuçlar” anlamındadır. “Adverse” sıfatı ifadenin tamamını niteler; bu nedenle cümle özellikle zararlı veya olumsuz etkileri anlatır. “Adverse” gibi olumsuz bir niteleyici olmadan “mental health effects” ifadesi kendi başına tarafsız olabilir.
Alıştırma
Örnekteki “adverse mental health effects” neyi ifade ediyor?
- psikolojik iyi oluş açısından zararlı sonuçlar
- ruh sağlığı hizmetlerinden hoşlanmama
- sağlık videolarında kullanılan görsel efektler
Cevabı göster
psikolojik iyi oluş açısından zararlı sonuçlar
We also have pretty good evidence that, Anlatım akışı
2:11Ayrıca elimizde, çok iyi kanıtlar var ki,
are linked to negative mental health outcomes Kelime
2:17olumsuz ruh sağlığı sonuçlarıyla bağlantılı olduğuna dair
have pretty good evidence that...: oldukça güçlü kanıta sahip olmak
“Have pretty good evidence that...” önce desteğin ne kadar güçlü olduğunu dinleyiciye bildirir; ardından gelen “that” yan cümlesi, kanıtın desteklediği iddiayı verir. Böylece bilgi önce kanıtın değerlendirilmesi, sonra sonuç şeklinde düzenlenir. Buradaki “pretty”, “oldukça” anlamına gelen bir derece zarfıdır; “güzel” anlamında değildir. “Pretty good” konuşma diline özgü bir ton taşır ve mutlak kesinlik iddia etmeden güçlü bir destek olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan kanıt sunma ifadesiyle tamamlayın: We ____ regular exercise improves sleep.
Cevabı göster
have pretty good evidence that
araştırmalarda negative mental health outcomes
Negative mental health outcomes, kişinin ruhsal iyilik hâliyle ilgili zararlı etkiler veya durumlar anlamına gelir. Buradaki outcomes, bir şeyle bağlantılı sonuçları ifade eder; puanları ya da yarışma sonuçlarını değil. Araştırma ve sağlık metinlerinde outcome, bir deneyim, risk veya müdahale sonrasında gözlemlenen durum ya da etkidir. Çoğul outcomes, birden fazla olası etkiyi kapsar.
Alıştırma
"The report warns of negative mental health outcomes," cümlesinde negative mental health outcomes ne anlama gelir?
- bir spor yarışmasındaki olumsuz sonuçlar
- ruhsal iyilik hâli üzerindeki zararlı etkiler
- bir ruh sağlığı sınavındaki düşük puanlar
Cevabı göster
ruhsal iyilik hâli üzerindeki zararlı etkiler
such as post-traumatic stress disorder or other anxiety issues. Notlar
2:19travma sonrası stres bozukluğu veya diğer kaygı sorunları gibi.
örnek vermek için such as
Such as, daha önce belirtilen geniş bir kategoriden bir veya daha fazla örnek verir. Bu cümlede bozukluklar ve kaygı sorunları, negative mental health outcomes kategorisinin örnekleridir. Örnekler genellikle eksiksiz bir liste oluşturmaz. Bu ifade, kategoriyi onu açıklayan isim öbeklerine doğrudan bağlar.
Alıştırma
Cümleyi doğrudan örnek veren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app tracks healthy habits ____ walking and drinking water.
Cevabı göster
such as
post-traumatic stress disorder: travma sonrası stres bozukluğu
Post-traumatic stress disorder, bir kişinin ciddi bir travma yaşaması veya buna tanık olmasından sonra gelişebilen bir ruh sağlığı bozukluğunun resmî adıdır. Genellikle PTSD olarak kısaltılır. Burada traumatic, “ciddi travmayla ilgili” demektir; “dramatik” anlamına gelmez. Cümlede bu terim, diğer kaygı sorunlarıyla birlikte bir ruh sağlığı sorunu örneği olarak sunulur. post- ön eki “sonra” anlamına gelir; dolayısıyla post-traumatic, travmadan sonra meydana gelen bir şeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi açıklama post-traumatic stress disorder ifadesine en uygundur?
- Kısa süreli heyecan yaratan dramatik bir halka açık etkinlik
- Ciddi bir travmadan sonra gelişebilen bir ruh sağlığı bozukluğu
- Önemli bir olaydan önce yaşanan sıradan ve kısa süreli kaygı
Cevabı göster
Ciddi bir travmadan sonra gelişebilen bir ruh sağlığı bozukluğu
Many people who experience a climate change event like flooding Kelime
2:24Sel gibi bir iklim değişikliği olayı yaşayan birçok insan,
climate change event like flooding: sel gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı bir olay
climate change event like flooding ifadesinin tamamında event, bir konferans veya gösteri gibi planlı bir etkinliği değil, meydana gelen bir olayı, özellikle aşırı hava olayını veya afeti anlatır. Climate change, event sözcüğünü niteler ve olayın iklim değişikliğiyle bağlantılı olarak anlaşıldığını gösterir. Like, flooding sözcüğünü bu tür bir olaya örnek olarak sunar. isim + like + örnek kalıbı, “bu örneğin temsil ettiği türden bir isim” anlamına gelir.
Alıştırma
climate change event like flooding ifadesinde event ne anlama gelir?
- İklim politikası hakkında planlanmış bir toplantı
- Sel temalı bir eğlence etkinliği
- Sel gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı bir olay
Cevabı göster
Sel gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı bir olay
suffer from post-traumatic stress disorder, Kalıp ifadeler
2:29travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip,
suffer from + bir hastalık veya sorun
Suffer from ifadesinden sonra bir hastalık, belirti veya devam eden sorun gelir ve ifade “ondan olumsuz biçimde etkilenmek” anlamına gelir. Bu cümlede insanlar bir sel olayından sonra travma sonrası stres bozukluğundan etkilenmektedir. Bu anlamda from korunur: suffer from + durum. From olmadan suffer fiilinden sonra genellikle suffer an injury veya suffer damage örneklerindeki gibi zararlı bir olay ya da sonuç doğrudan gelir.
Alıştırma
Suffer from ifadesini doğru biçimde kullanın: During pollen season, Amir ____ severe allergies.
Cevabı göster
suffers from
shortened to PTSD: ortaya çıkan kısa biçimi belirtmek
Shortened to PTSD, uzun terim post-traumatic stress disorder için daha kısa PTSD biçiminin kullanıldığını belirtir. Burada shortened fiziksel uzunluğu değil, bir adın veya ifadenin kısaltılmasını anlatır. Yapı be shortened to + ortaya çıkan kısa biçim şeklindedir. Altyazıdaki often shortened to PTSD, kısaltılmış edilgen bir yan cümledir; which is often shortened to PTSD anlamına gelir ve terim hakkında ek bilgi verir.
Alıştırma
Ortaya çıkan kısa biçimi tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: Physical education is often shortened ____ PE.
Cevabı göster
to
like war or natural disasters like a flood or fire.
2:40savaş gibi veya sel, yangın gibi doğal afetlerden sonra.
develop after a very bad experience: çok kötü bir deneyimden sonra ortaya çıkmak
a disorder that can develop after a very bad experience ifadesinde develop, “var olmaya başlamak veya fark edilir hâle gelmek” demektir. Gelişen şey bozukluğun kendisidir; kimse onu etkin biçimde yaratmaz. After, rahatsızlıktan önce gerçekleşen ve onu tetiklemeye katkıda bulunabilecek deneyimi belirtir. Bu yapı, belirtilerin, hastalıkların veya sorunların ne zaman ortaya çıktığını açıklarken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“A skin rash can develop after contact with this plant,” cümlesinde develop ne anlama gelir?
- kasıtlı olarak yaratılmak
- ortaya çıkmaya başlamak
- dikkatle araştırılmak
Cevabı göster
ortaya çıkmaya başlamak
about what the future holds for our planet. Deyimler
2:52gezegenimiz için geleceğin ne getireceğine dair.
even people without direct experience: doğrudan deneyimi olmayan insanlar bile
Even, people without direct experience grubunu beklenmedik biçimde kapsanan bir grup olarak vurgular. Buradaki nokta, yalnızca doğrudan deneyimi olan kişilerin etkilenmesi beklenebilecekken bu grubun da etkilenebilmesidir. Without direct experience, people sözcüğünü niteler ve bu kişilerin ilgili olayı bizzat yaşamadığını belirtir. Even kaldırıldığında temel iddia korunur, ancak beklenmedik kapsama vurgusu ortadan kalkar.
Alıştırma
Hangi cümle, beklenmedik ölçüde geniş bir grubun yararlı tavsiyeler verebileceğini vurgular?
- People without direct experience can give useful advice.
- Even people without direct experience can give useful advice.
- Only people with direct experience can give useful advice.
Cevabı göster
Even people without direct experience can give useful advice.
about what the future holds for: belirsiz bir gelecekten söz etmek
Bu cümlede about what the future holds for our planet, kaygının konusunu belirtir: gelecekte gezegeni etkileyebilecek ancak henüz bilinmeyen olayları veya koşulları. Buradaki holds, fiziksel olarak tutmak değil, ileride getirecek veya saklı tutuyor anlamındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp about what the future holds for + kişi veya şey şeklindedir. what ile başlayan bölüm dolaylı sorudur, bu yüzden düz cümle söz dizimini kullanır: what the future holds denir, what does the future hold denmez.
Alıştırma
Kalıbı doğru fiille tamamlayın: Maya is curious about what the future ____ for her new business.
Cevabı göster
holds
known as: bir ad veya terimi tanıtmak
Be known as, bir kişi veya şey için kullanılan adı, etiketi, unvanı ya da kimliği tanıtır. This is known as climate anxiety cümlesinde as sözcüğünden sonra climate anxiety terimi gelir; böylece cümle, az önce açıklanan olguya bir ad verir. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + be known as + ad veya terim şeklindedir. Known, know fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; be ise yapıyı edilgen yaparak insanların onu bu adla bildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir rahatsızlığın adını doğru biçimde tanıtıyor?
- This condition is known for seasonal affective disorder.
- This condition is known as seasonal affective disorder.
- This condition knows as seasonal affective disorder.
Cevabı göster
This condition is known as seasonal affective disorder.
climate anxiety: iklim değişikliği hakkında süregelen kaygı
Climate anxiety, iklim değişikliği ve onun bugünkü ya da gelecekteki etkileri hakkında süregelen kaygı, korku veya sıkıntıdır. Bu cümlede ifade, iklimle bağlantılı bu duygusal tepkiye bir ad verir. Bugünün hava durumuyla ilgili kısa süreli bir endişeden daha kapsamlı ve daha kalıcıdır.
Alıştırma
Hangi durum climate anxiety kavramını en iyi örnekler?
- Bir genç, iklim değişikliğinin gelecekteki etkileri hakkında sürekli sıkıntı hissediyor.
- Biri evden çıkmadan önce yağmur yağıp yağmayacağını kontrol ediyor.
- Bir bilim insanı bugünün sıcaklığını kaydediyor.
Cevabı göster
Bir genç, iklim değişikliğinin gelecekteki etkileri hakkında sürekli sıkıntı hissediyor.
sometimes called climate doom, Deyimler
2:57bazen iklim kıyameti (climate doom) olarak da adlandırılır,
climate doom: iklim geleceğine dair felaketçi kötümserlik
Climate doom, iklim değişikliği hakkında son derece kötümser bir duyguyu veya söylemi anlatır: Felaket kaçınılmaz görünür ve anlamlı eylemler anlamsızmış gibi gelir. Burada doom belirli tek bir felaket anlamına gelmez; felaket, umutsuzluk veya kadercilik duygusu katar. sometimes called climate doom ifadesinde konuşmacı, bunu tartışılan iklim kaynaklı kaygı için duygusal yoğunluğu daha yüksek bir ad olarak sunar.
Alıştırma
Hangi açıklama climate doom ifadesine en iyi uyar?
- Yarınki yağmur hakkında kısa süreli bir endişe
- Küresel sıcaklıktaki değişimlerin tarafsız bir ölçümü
- İklim felaketinin kaçınılmaz olduğuna dair kaderci bir his
Cevabı göster
İklim felaketinin kaçınılmaz olduğuna dair kaderci bir his
a low-level feeling: hafif ama mevcut bir his
a low-level feeling ifadesinde low-level, hissin yoğunluğunu anlatır: gerginlik veya endişe vardır, ancak güçlü değildir. His, bunaltıcı olmak yerine arka planda kalabilir. Burada low-level, “düşük kaliteli” veya fiziksel olarak aşağıda demek değildir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, bir durumun ya da etkinliğin nispeten düşük bir derecede var olmasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede a low-level feeling ne anlama gelir?
- Hafif ama hâlâ mevcut olan bir his
- Yere yakın bir konumda bulunan his
- Düşük kaliteli bir his
Cevabı göster
Hafif ama hâlâ mevcut olan bir his
These mental disorders are different in terms of how intense they feel, Notlar
3:05Bu zihinsel rahatsızlıklar, ne kadar yoğun hissedildikleri açısından farklılık gösterir,
in terms of: karşılaştırma boyutunu belirtmek
In terms of, bir şeyi karşılaştırmak, açıklamak veya değerlendirmek için kullanılan yönü belirtir. Burada farkı, bozuklukların ne kadar yoğun hissedildiğiyle sınırlar; her açıdan farklı olduklarını ileri sürmez. İfadenin ardından in terms of cost örneğindeki gibi bir isim öbeği veya in terms of how intense they feel örneğindeki gibi dolaylı soru yan cümlesi gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede karşılaştırılan yönü belirtmek için in terms of kullanılmıştır?
- The two plans changed because of the cost.
- The two plans succeeded in spite of the cost.
- The two plans differ in terms of cost.
Cevabı göster
The two plans differ in terms of cost.
how intense they feel: gömülü soru tümcesinde sözcük dizimi
How intense they feel, “deneyimlendiklerinde ne ölçüde yoğun hissedildikleri” anlamına gelen gömülü bir soru tümcesidir. in terms of ifadesinden sonra tüm yan tümce, bozuklukların hangi açıdan farklı olduğunu belirtir. Gömülü soru tümcesinde bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: how + sıfat + özne + fiil. Bu nedenle burada how intense they feel doğrudur; How intense do they feel? ise doğrudan soru olarak kullanılır.
Alıştırma
in terms of ifadesinden sonra gömülü soru yapısını doğru kullanan tamamlama hangisidir? The two courses differ in terms of ...
- how difficult do they feel at first
- how do difficult they feel at first
- how difficult they feel at first
Cevabı göster
how difficult they feel at first
but Dr. Huebner describes them both as adverse, Kalıp ifadeler
3:09ancak Dr. Huebner ikisini de olumsuz (adverse) olarak tanımlıyor,
them both as adverse: describe A as B yapısı
Describe A as B, A’yı B niteliği veya etiketiyle tanımlamak demektir. Burada them A’dır, adverse B’dir ve both bu tanımın iki bozukluğun her biri için geçerli olduğunu gösterir. B, A’yı tanımlayan bir sıfat veya isim öbeğiyse as onu nesneye bağlar: describe the outcome as harmful veya describe her as a leader. Bu yapıda as sözcüğünü düşürmeyin.
Alıştırma
describe A as B yapısını tamamlayın: The report describes both outcomes ____ harmful.
Cevabı göster
as
which are good for fighting climate change Dilbilgisi
3:20ki bunlar iklim değişikliğiyle mücadele için iyi olan şeyler
it's easy to forget that: gözden kaçan bir gerçeği yeniden gündeme getirmek
Bu cümlede it's easy to forget that esas olarak bir kişinin hafızasının kötü olduğunu anlatmaz. Olumsuz noktaya odaklanmanın önemli bir gerçeği gölgede bırakmış olabileceğini belirtir ve dikkati yeniden o gerçeğe çeker. Kalıp it's easy to forget that + yan cümle şeklindedir. Bir konuşmada veya yazıda az önce ele alınan konuyu kabul edip ardından dikkati gözden kaçmış bir noktaya, burada olumlu bir noktaya, yöneltebilir.
Alıştırma
Örnekte it's easy to forget that ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dikkati olumsuz bir odaktan gözden kaçmış bir gerçeğe yöneltir.
- Sonraki iddianın belirsiz olduğunu gösterir.
- Konuşanın hafızasının kötü olduğunu kabul eder.
Cevabı göster
Dikkati olumsuz bir odaktan gözden kaçmış bir gerçeğe yöneltir.
for fighting climate change: good for + -ing kalıbı
good for fighting climate change ifadesinde for, good sözcüğünden sonra gelen bir edattır; bu nedenle fight, etkinliği adlandırmak için -ing biçimi fighting olur. İfade, iklim değişikliğiyle mücadele çabaları için yararlı veya faydalı olmak anlamına gelir. Burada fight, fiziksel bir kavgaya katılmak değil, ciddi bir soruna karşı koymak veya onunla mücadele etmek demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp be good for + isim/-ing şeklindedir: good for health ve good for reducing waste gibi.
Alıştırma
good for + -ing kalıbını reduce ile tamamlayın: Reliable public transport is good ____ traffic in city centres.
Cevabı göster
for reducing
talking with BBC World Service's The Climate Question,
3:26BBC World Service'ten The Climate Question ile konuşuyor,
this time focusing on: yeni bir odak noktasına geçiş
“This time focusing on”, aynı kişi ya da kaynağın yeniden tanıtıldığını, ancak bu kez farklı bir konunun öne çıkarıldığını gösterir. Burada “positive things which can be done to help” ifadesine geçiş yapar. Bir geçiş ifadesi olarak “this time”, önceki bir görünüm ya da tartışmayla karşılaştırmayı düzenler; “focusing on” ise yeni konuyu tanıtır. Kesin bir saat belirtmez.
Alıştırma
“This time focusing on” ifadesinin cümledeki temel işlevi nedir?
- Röportajın kesin saatini verir.
- Bu kez ele alınacak yeni odağı belirtir.
- Artık farklı bir kişinin konuştuğunu söyler.
Cevabı göster
Bu kez ele alınacak yeni odağı belirtir.
which can be done to help: edilgen bir ilgi yan cümlesi
“Which can be done to help”, önceki “positive things” isim grubunu niteleyen edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Which bu şeylere gönderme yapar; can be done ise eylemi kimin yaptığı belirtilmese de insanların bunları gerçekleştirebileceği anlamına gelir. Edilgen biçim, dikkati eylemi kimin yaptığından hangi eylemlerin mümkün olduğuna kaydırır. to help mastarı, bunları yapmanın amacını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi do fiilinin edilgen kip yapısıyla tamamlayın: The guide lists several things which can ____ to help new students.
Cevabı göster
be done
get fossil fuel vehicles off the road: get X off Y kalıbı
get X off Y yapısında get, X'in Y'den ayrılmasını veya çıkarılmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede get fossil fuel vehicles off the road, bu araçların kamu yollarında kullanılmasını durdurmak demektir; araçları yalnızca yol kenarına çekmek anlamına gelmez. Bu yapı fiziksel bir çıkarmayı anlatabilir, ancak politika bağlamlarında çoğu zaman bir şeyi kullanımdan veya bir sistemden çıkarmak anlamına gelir. Çıkarmanın geçici mi, fiziksel mi yoksa daha geniş bir kullanım değişikliği mi olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi get X off Y kalıbıyla tamamlayın: The recall is meant to ____ dangerous toys ____ store shelves.
Cevabı göster
get · off
if we ..., we can ...: bir koşulu olası bir sonuca bağlamak
if we + geniş zaman fiili, we can + fiilin yalın hâli kalıbında if yan cümlesi bir eylemi koşul olarak sunar, ana cümle ise ulaşılabilir olası bir sonucu belirtir. Burada fosil yakıtlı araçları trafikten kaldırmak koşul, hava kalitesini iyileştirmek ise olası sonuçtur. If yan cümlesi eylemin zaten gerçekleştiğini söylemez. Bu yapı, önerilen bir adımın nasıl bir yarar sağlayabileceğini göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Örnekteki if yan cümlesinin görevi nedir?
- Sonucun kesin olduğunu kanıtlar.
- Eylemin zaten gerçekleştiğini bildirir.
- Bir eylemi olası bir sonucun koşulu olarak sunar.
Cevabı göster
Bir eylemi olası bir sonucun koşulu olarak sunar.
improve the air quality: hava kalitesini iyileştirmek
Bu cümlede improve the air quality, söz konusu yerdeki havayı daha temiz veya sağlıklı hâle getirmek demektir. Improve fiildir, the air quality ise onun nesnesidir; birlikte çevre tartışmalarında yaygın kullanılan bir eşdizim oluştururlar. Burada quality, sayılamayan soyut bir kavramdır. The artikeli, daha önce konuşulan belirli bir yere veya duruma işaret eder. Genel bir ifadede the kullanılmadan improve air quality de denebilir.
Alıştırma
Belirli bir şehirdeki kirlilik hakkında yazılan bir raporda en doğal cümle hangisidir?
- Cleaner buses can develop the air qualities in the city center.
- Cleaner buses can improve the air quality in the city center.
- Cleaner buses can increase an air quality in the city center.
Cevabı göster
Cleaner buses can improve the air quality in the city center.
If we change our road infrastructure to enable more walking and cycling, Dilbilgisi
3:45Daha fazla yürüyüş ve bisiklet kullanımını sağlamak için yol altyapımızı değiştirirsek,
change X to enable Y: Y'yi mümkün kılmak için X'i değiştirmek
If we change our road infrastructure to enable more walking and cycling yan cümlesinde to enable mastarı, değişikliğin amacını belirtir: yeni altyapı, daha fazla yürüyüş ve bisiklet kullanımı için gerekli koşulları oluşturacaktır. Aktarılabilir kalıp change X to enable Y biçimindedir. Y, burada olduğu gibi bir isim veya isim işlevindeki bir -ing öbeği olabilir. Bu imkânı kazanan kişi belirtilirse enable someone to do something kullanılır.
Alıştırma
Amaç yapısını enable sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The school changed its timetable ____ longer lunch breaks.
Cevabı göster
to enable
If we can change our road layout and create more green spaces, Kalıp ifadeler
3:57Eğer yol düzenimizi değiştirip daha fazla yeşil alan yaratabilirsek,
create more green spaces: daha fazla yeşil alan oluşturmak
Bu cümlede create more green spaces; parklar, topluluk bahçeleri ve bitkilendirilmiş kamusal alanlar gibi insanların bitkilerle ve doğayla temas edebileceği ek kentsel alanları planlamak, inşa etmek veya bu alanlar için yer ayırmak anlamına gelir. Green spaces, şehir planlaması ve halk sağlığında kullanılan standart bir terimdir; yalnızca yeşil renkli yerler demek değildir. Buradaki create, tasarım veya yeniden geliştirme yoluyla bu alanları oluşturup kullanıma açmaya odaklanır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp create + green space(s) şeklindedir.
Alıştırma
Ek kentsel doğa alanları oluşturmak anlamındaki dört sözcüklü hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The council wants to ____ beside the new housing development.
Cevabı göster
create more green spaces
green and blue spaces: bitki ve su temelli doğal ortamlar
Green and blue spaces ifadesindeki iki renk, doğal ortam türlerini sınıflandırır. Green spaces parklar, korular ve bahçeler gibi bitki bakımından zengin kara alanlarıdır; blue spaces ise nehirler, göller, kanallar ve kıyılar gibi su merkezli ortamlardır. Green ve blue sıfatları aynı spaces ismini niteler. Burada blue, dekorasyon veya boya rengini gerçek anlamıyla tarif etmez. İfade; sağlık, planlama veya iyi olma hâli tartışılırken karadaki yeşil doğa ile su ortamlarını birlikte gruplandırır.
Alıştırma
Bir çevre sağlığı raporunda blue spaces ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Mavi çizgilerle işaretlenmiş park bölgeleri
- Nehirler, göller, kanallar ve kıyı alanları
- Maviye boyanmış kapalı alanlar
Cevabı göster
Nehirler, göller, kanallar ve kıyı alanları
reduce fossil fuels and improve air quality,
4:09fosil yakıtları azaltır ve hava kalitesini artırır,
a Latin term meaning in and of itself. Deyimler
4:15kendi başına, özünde anlamına gelen Latince bir terimdir.
per se: kendi başına ele alındığında
Per se, ilgili nedenlerden, sonuçlardan veya koşullardan ayrı olarak “kendi başına ele alındığında” anlamına gelen Latince bir ifadedir. Bu cümlede yürüyüş ve bisiklete binmenin yalnızca fosil yakıt kullanımını azaltıp hava kalitesini iyileştirdikleri için yararlı olmadığı, bu etkinliklerin kendi başlarına da değer taşıdığı söyleniyor. Per se ifadesini bir şeyin kendi doğasını veya değerini, yol açtığı sonuçlardan ya da ilişkili olduğu unsurlardan ayırmak için kullanın. Bu ifade yalnızca bir sıfatın anlamını güçlendirmez.
Alıştırma
“Kendi başına ele alındığında” anlamına gelen iki kelimelik Latince ifadeyle cümleyi tamamlayın: The technology is not dangerous ____; the risk comes from careless use.
Cevabı göster
per se
and of itself: in and of itself tam ifadesi
Vurgulanan and of itself sözcükleri, in and of itself kalıplaşmış ifadesini tamamlar. Baştaki in, vurgulanan bölümün hemen önündedir. Her sözcüğü ayrı ayrı yorumlamak yerine tüm ifadeyi “kendi başına ele alındığında” anlamına gelen tek bir birim olarak anlayın. Burada per se ifadesinin İngilizce anlamını verir. Son zamir, sözünü ettiğiniz şeyle uyumlu olmalıdır: tek bir şey için in and of itself, birden fazla şey için in and of themselves kullanın.
Alıştırma
“Kendi başına ele alındığında” anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cost, ____, is not the main problem.
Cevabı göster
in and of itself
Dr. Huebner also recommends more urban green spaces,
4:25Dr. Huebner ayrıca daha fazla kentsel yeşil alan (urban green spaces) öneriyor,
which are built into the design of towns and cities. Kalıp ifadeler
4:31kasabaların ve şehirlerin tasarımına dahil edilmiş olan.
built into the design of towns and cities: kent tasarımına dahil edilmiş
built into the design of towns and cities ifadesinde design, yalnızca görünüşü değil, kentsel bir alanın planlanmasını ve düzenlenmesini anlatır. Edilgen be built into + isim yapısı, bir şeyin söz konusu planın veya sistemin ayrılmaz bir parçası olarak dahil edildiğini belirtir. Burada açık alanlar, sonradan eklenen ayrı unsurlar olarak değil, kasaba ve şehirlerin tasarımının bir parçası olarak kent planlamasına dahil edilir. Aynı yapı; özelliklerin, koruyucu önlemlerin veya gerekliliklerin bir tasarımın, sürecin ya da sistemin parçası olduğunu da anlatabilir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: Safety checks are built into the design of the machine. built into the design ne anlama gelir?
- Yalnızca makinenin görsel görünümünü anlatırlar.
- Yalnızca makine tamamlandıktan sonra eklenirler.
- Tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak dahil edilmişlerdir.
Cevabı göster
Tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak dahil edilmişlerdir.
it may still be possible for today's young people Dilbilgisi
4:37bugünün gençleri için hala mümkün olabilir
With creative thinking like this: sonuca geçiş sağlayan bir ifade
Baştaki with öbeği, yaratıcı düşünceyi ardından gelen olasılığı sağlayan bir araç veya elverişli koşul olarak sunar. Yaklaşık olarak bu tür yaratıcı düşünceyi kullanırsak ya da bu şekilde yaratıcı düşünerek anlamına gelir. like this sözleri, daha önce ele alınan yaklaşımlara gönderme yapar. Konuşmacı önceki somut örnekleri tek bir öbekte toplayarak belirli fikirlerden ardından gelen umut verici sonuca geçer.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: With preparation like this, the event can run smoothly. With preparation like this ne işe yarar?
- Etkinliğin başlayacağı kesin zamanı belirtir.
- Hazırlığın etkinliğe taşınan bir nesne olduğunu söyler.
- Sonucu mümkün kılan bir yaklaşımı özetler ve ardından gelen sonucu bir olasılık olarak sunar.
Cevabı göster
Sonucu mümkün kılan bir yaklaşımı özetler ve ardından gelen sonucu bir olasılık olarak sunar.
It may still be possible for ... to ...: hâlâ var olan temkinli bir olasılık
It may still be possible for someone to do something yapısında it biçimsel bir öznedir: dil bilgisel özne yerini doldurur, ancak belirli bir şeyi adlandırmaz. Asıl eylem to ile kurulan mastar yapısında yer alır; for today's young people ise bu eylemi kimin yapacağını belirtir. May kesinlik yerine olasılık bildirir. Still ise zorluklara rağmen bu olasılığın devam ettiğini gösterir. Bu yapı bütünüyle temkinli bir umut ifade eder.
Alıştırma
Temkinli biçimde hâlâ var olan bir olasılığı anlatmak için hedef yapıyı tamamlayın: It ____ the rescue team to reach the village before dark.
Cevabı göster
may still be possible for
A planet worth living for: worth + -ing + for
a planet worth living for ifadesinde worth sözcüğünden sonra living biçimindeki -ing yapısı gelir. Planet, for edatının nesnesi olarak anlaşılır: live for the planet yapısı a planet worth living for biçimine dönüşür. For, live for yapısına ait olduğu için ifadenin sonunda kalır. Bu ifade, insanlara yaşamak ve çabalamayı sürdürmek için bir neden verecek kadar değerli bir gezegen anlamına gelir. Yalnızca üzerinde yaşanabilen bir gezegeni değil, amaç ve değeri anlatır.
Alıştırma
Geleceği, yaşamayı sürdürmek için bir neden olacak kadar değerli gösterecek biçimde cümleyi tamamlayın: We want to build a future worth living ____.
Cevabı göster
for
it's time to reveal the answer to my question. Kalıp ifadeler
4:44sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi.
Speaking of which: önceki bağlantılı konuya dönmek
Speaking of which, “bundan söz açılmışken” anlamına gelir. Az önce sözü edilen konuyu bir köprü olarak kullanıp onunla bağlantılı yeni bir noktaya geçer. Burada which, önceki konuyu işaret eder; Sam veya my question ifadesini değil. Bu ifadeyi kullanarak sıradaki aşamanın ya da yorumun önceki sözlerden neden doğal biçimde çıktığını dinleyiciye gösterebilirsiniz.
Alıştırma
“Speaking of which” ifadesindeki which normalde neye gönderme yapar?
- Cümlenin ilerleyen kısmında bulunan bir isim
- Az önce sözü edilen bağlantılı bir konu
- Hemen ardından hitap edilen kişi
Cevabı göster
Az önce sözü edilen bağlantılı bir konu
it's time to reveal: cevabı veya sonucu açıklama zamanını duyurmak
it's time to reveal, it's time to + fiilin yalın hâli yapısını reveal ile birleştirir. Reveal, “daha önce bilinmeyen veya saklı tutulan bilgiyi açıklamak” demektir. Bu cümlede konuşmacı, cevabı açıklama aşamasının başlaması gerektiğini duyurur; reveal burada bir nesnenin üzerini fiziksel olarak açmak anlamına gelmez. it's time to + fiil kalıbı, bir eylemin başlama zamanını gösterir ve dinleyiciyi bir sonraki aşamaya geçirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Sunucunun duyurusunu hedef ifadeyle tamamlayın: The judges have decided. Now ____ the winner.
Cevabı göster
it's time to reveal
report feeling anxious about climate change. Kalıp ifadeler
4:50iklim değişikliği hakkında endişeli hissettiğini sordun.
Anket dilinde report feeling anxious
Burada report, “haber yazmak” değil, “bir ankette belirtmek veya bildirmek” anlamındadır. Gençler kaygılı hissettiklerini kendileri söyler; bu ifade bilgiyi katılımcıların öz bildirimi olarak sunar. Araştırma ve anket dilinde report + -ing, insanların yaşadıklarını söyledikleri bir duyguyu, belirtiyi veya davranışı aktarabilir: report feeling anxious, report sleeping badly. -ing biçimi bildirilen deneyimi adlandırır.
Alıştırma
Anket cümlesini vurgulanan ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: In this survey, many teenagers ____ about climate change.
Cevabı göster
report feeling anxious
of what we do or fail to do today. Kalıp ifadeler
5:07bugün yaptıklarımızın veya yapamadıklarımızın.
which is not surprising considering that: yorum ve neden
which is not surprising ilgi cümleciği, percentage sözcüğünü bir nesne olarak değil, önceki gerçeğin tamamını, yani oranın yüksek olmasını yorumlar. Yeni bir cümle başlatmadan konuşanın değerlendirmesini ekler. Considering that, “şu gerçek göz önüne alındığında” anlamına gelir. Önceki gerçeğin neden şaşırtıcı olmadığını açıklayan tam bir cümlecik getirir. Yeniden kullanılabilir kalıp şudur: ifade, which is not surprising considering that + neden.
Alıştırma
Yorum ve nedeni vurgulanan kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: The tickets sold out quickly, ____ the band has a huge following.
Cevabı göster
which is not surprising considering that
who will live with the consequences: sonuçlarıyla kim yaşayacak
who will live with the consequences ifadesinde live with, bir şeyle aynı evde yaşamak anlamına gelmez. Bir eylemin veya kararın sonuçlarını, çoğu zaman uzun süre boyunca yaşamaya ve taşımaya devam etmek anlamına gelir. who ile başlayan yan cümle, bugünkü seçimlerden etkilenecek kişilerin gelecek nesiller olduğunu belirtir. live with the consequences of + isim veya eylem kalıbı, uzun süreli etkileri ve sorumluluğu vurgulamak için başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin sonuçlarını taşımaya devam etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Future residents may have to ____ decisions made today.
Cevabı göster
live with the consequences of
we do or fail to do: yaptıklarımız veya yapmayı başaramadıklarımız
what we do or fail to do today ifadesinde ilk do, gerçekleştirdiğimiz eylemleri temsil ederken fail to do, yapmayı başaramadığımız veya yerine getirmediğimiz eylemleri kapsar. Fail to + fiilin yalın biçimi, eylemi gerçekleştirmemek veya başaramamak anlamına gelir; fail yalnızca sınavlarda ya da yarışmalarda başarısız olmayı anlatmaz. do ile fail to do ifadesini birlikte kullanmak hem eylemi hem de eylemsizliği kapsar. Fail to do, basitçe not do demekten daha resmîdir ve çoğu zaman eylemin beklendiğini, gerekli olduğunu veya birinin sorumluluğunda bulunduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi, beklenen bir eylemin gerçekleştirilmediğini anlatan daha resmî yapıyla tamamlayın: If hospitals ____ follow the safety rule, patients may be put at risk.
Cevabı göster
fail to
let's recap the vocabulary we've learned from this program Ton ve niyet
5:11bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim
Let's recap: grubu birlikte gözden geçirmeye davet etmek
Let's recap, “ana noktaları kısaca yeniden gözden geçirelim” anlamına gelir. Sunucu burada bu ifadeyi kullanarak programı öğretim bölümünden daha önce ele alınan kelimelerin özetine geçirir. Let's, gözden geçirmeyi ortak bir eylem olarak sunar. Bir dinleyiciye bunu tek başına yapmasını emretmek yerine konuşmacıyı ve dinleyicileri birlikte katılmaya davet eder.
Alıştırma
Bir grup sunumunun sonunda hangi cümle herkesi ana noktaları birlikte gözden geçirmeye doğal biçimde davet eder?
- Please recap the main points for us.
- Let's recap the main points.
- Let's introduce the main points for the first time.
Cevabı göster
Let's recap the main points.
caused by worrying about climate change. Dilbilgisi
5:17iklim değişikliği hakkında endişelenmenin neden olduğu.
Feelings of distress: ciddi duygusal sıkıntı
Feelings of distress, yoğun duygusal acı, kaygı veya bunaltı yaşantıları demektir. Bu cümlede ifade, bir kişinin fiziksel olarak mahsur kalmasını değil, iklim değişikliği hakkında endişelenmenin yol açtığı psikolojik rahatsızlığı anlatır. Burada distress sayılamayan ve görece resmî bir isimdir. feelings of + isim kalıbı, yaşanan duygunun türünü belirtir; bu nedenle feelings of distress, birinin worried veya sad olduğunu söylemekten daha resmî ve daha ciddi bir ifadedir.
Alıştırma
Bir ruh sağlığı raporunda feelings of distress ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- yeni bir fikre yönelik hafif merak
- belirgin duygusal acı veya kaygı
- iki yer arasındaki fiziksel mesafe
Cevabı göster
belirgin duygusal acı veya kaygı
caused by worrying about climate change: kısaltılmış edilgen niteleyici
Bu cümlede caused by worrying about climate change, feelings of distress ifadesinden sonra gelir ve bu duyguları neyin ortaya çıkardığını belirtir. Edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortaç grubudur: duygular endişe nedeniyle oluşur. Bu yapı, feelings of distress that are caused by worrying about climate change ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Grup ismi nitelediği için caused cümlenin ana fiili değildir. Bu kalıp, bir ismin ardından nedeni kısa biçimde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
feelings of distress caused by worrying about climate change ifadesinde caused by... ne işe yarar?
- Ana fiildir ve duyguların ne yaptığını anlatır.
- Endişenin bu duygular nedeniyle oluştuğunu gösterir.
- feelings of distress ifadesini niteler ve nedenini belirtir.
Cevabı göster
feelings of distress ifadesini niteler ve nedenini belirtir.
that can develop as a result of a very bad experience Kalıp ifadeler
5:33çok kötü bir deneyimin sonucu olarak ortaya çıkabilen,
result of a very ...: as a result of yapısının içinde
Vurgulanan result of a very dizisi, as a result of a very bad experience tam ifadesinin ortasında yer alır. Burada as a result of, “nedeniyle” anlamına gelir ve bir şeyin gelişme nedenini belirtir. Resmî veya açıklayıcı dilde yaygındır. of bir edattır; bu nedenle ardından bir isim grubu ya da -ing biçimi gelir: as a result of the storm; as a result of working late. Neden, kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecikse bunun yerine because kullanın.
Alıştırma
Dersimizde geçen ve “nedeniyle” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The flight was canceled ____ thick fog.
Cevabı göster
as a result of
means having a harmful negative effect.
5:40zararlı veya negatif bir etkiye sahip olmak anlamına gelir.
and is used when considering the qualities of something on its own,
5:47ve bir şeyin niteliklerini tek başına değerlendirirken kullanılır,
urban green spaces: kasaba ve şehirlerdeki doğal alanlar
Urban green spaces; parklar, bitkilendirilmiş alanlar, ağaçlar ve yaban hayatına ayrılan yerler gibi, kasaba ve şehirlerde bitki örtüsünün veya doğal yaşam alanlarının korunduğu bölümleri ifade eder. Burada green, mekânın yalnızca rengini değil, doğal veya çevresel işlevini anlatır. Bu terim şehir planlaması ve halk sağlığı tartışmalarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi seçenek urban green spaces ifadesini en iyi açıklar?
- Bir kasaba veya şehir içindeki parklar, topluluk bahçeleri ve yaban hayatı alanları
- Herhangi bir kasaba veya şehirden uzakta bulunan çiftlikler ve ormanlar
- Bir şehirde yeşile boyanmış binalar
Cevabı göster
Bir kasaba veya şehir içindeki parklar, topluluk bahçeleri ve yaban hayatı alanları
which are reserved: ayrılmış anlamındaki edilgen yan cümle
which are reserved yapısında which, önceki areas sözcüğüne gönderme yapar. Bu yan cümle o alanlar hakkında bilgi ekler ve are reserved edilgendir: Bir kişi ya da kuruluş bu alanları belirli bir amaç için ayırmıştır, ancak bunu yapan belirtilmez. Ardından gelen for öbeği, alanın kimin için ya da hangi amaçla ayrıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp be reserved for + kişi, grup veya kullanım amacıdır. Burada reserved, belirli bir amaç için ayrılmış anlamına gelir; sessiz veya duygularını göstermeye isteksiz anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be reserved for kalıbıyla tamamlayın: These study rooms ____ group work after 4 p.m.
Cevabı göster
are reserved for
our six minutes are up: ayrılan altı dakika doldu
our six minutes are up ifadesinde up, ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. “Yukarıda” veya “yukarı doğru hareket ediyor” anlamına gelmez. “İyelik ifadesi + süre + be + up” yapısı, kullanılabilir zamanın dolduğunu ve etkinliğin artık bitmesi gerektiğini bildirir. Çok yaygın kısa biçimi Time's up ifadesidir.
Alıştırma
Ayrılan on dakikanın bittiğini belirtmek için be + up yapısını tamamlayın: Our ten minutes ____, so let's stop here.
Cevabı göster
are up