İklim değişikliği sizi endişelendiriyor mu? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
857 kelime 151 kel/dk

Video açıklaması: Program, aşırı hava olaylarının ve gezegenin geleceğine ilişkin kaygıların ruh sağlığını nasıl etkilediğini inceliyor. Ardından temiz ulaşım, yürüyüş, bisiklet kullanımı ve daha yeşil kentlerin hem psikolojik esenliği hem de iklimi destekleyebileceğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. like doom and — Deyimler ve mecazlı ifadeler: doom and gloom ifadesinin başlangıcını tanıyın; doom ile gloom sözcüklerini birbirinden bağımsız iki sıradan isim olarak yorumlamak yerine, medyada derin karamsarlığı ve görünürde hiç umut kalmayan bir havayı anlatan bir deyim olarak anlayın. 2. are linked to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Sıcak hava dalgalarıyla zararlı ruh sağlığı sonuçları arasındaki ilişki gibi, araştırmalar bir bağlantı gösterdiğinde kullanılan bu temkinli eşdizimi anlayıp kullanın; bir etkenin diğerine doğrudan neden olduğu yönünde daha güçlü bir iddiada bulunmayın. 3. urban green spaces — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Parklara, ağaçlara ve yaban hayatına ayrılmış kent alanlarını belirten şehir planlama ve halk sağlığı terimini öğrenin; doğaya erişimin ruh sağlığını desteklerken iklime duyarlı kentsel tasarıma nasıl katkı sağladığını açıklamak için kullanın.

Bu derste

Six Minute English

0:02

Altı Dakikalık İngilizce

from BBC learningenglish.com.

0:03

BBC learningenglish.com'dan.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:09

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.

I'm Rob.

0:12

Ben Rob.

And I'm Sam.

0:13

Ve ben Sam.

When we talk about climate change, Anlatım akışı

0:15

İklim değişikliği hakkında konuştuğumuzda,

we usually talk about the effects on the planet or the economic consequences. Kelime

0:16

genellikle gezegen üzerindeki etkilerinden veya ekonomik sonuçlarından bahsederiz.

Anlatım akışı

When we talk about ...: tartışmanın konusunu belirleyen kalıp

Burada When we talk about, konuşmacının birazdan düzenleyerek açıklayacağı konu alanını tanıtır. Yalnızca insanların konuştuğu zamanı değil, bu konunun ele alındığını veya tartışıldığını belirtir. Cümlenin başındaki bu kalıp, dinleyicinin konunun sınırını anlamasına yardımcı olur. Ardından ana cümle, bu konuyla ilgili yaygın bir odağı, kategoriyi veya bakış açısını belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik tartışma kalıbıyla tamamlayın: ____ city transport, we often focus on traffic.

Cevabı göster

When we talk about

Kelime

economic consequences: ekonomiye yönelik sonuçlar ve maliyetler

Economic consequences, bir olayın para, işler, işletmeler, ticaret veya daha geniş ekonomi üzerindeki sonuçlarını ifade eder. Consequences çoğu zaman ciddi ya da istenmeyen etkileri düşündürür; bu nedenle ifade, tarafsız sonuçlardan çok maliyet veya zarar anlamı taşıyabilir. Cümlede or, economic consequences ile effects on the planet ifadelerini insanların sıkça tartıştığı iki paralel kategori olarak birbirine bağlar.

Alıştırma

Bir politika raporu, havalimanının uzun süre kapalı kalmasının ciddi ekonomik zarara yol açabileceği konusunda uyarıda bulunmak istiyor. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The airline announced its financial results for the last quarter.
  2. The study measures the economic effects of tourism, including positive ones.
  3. A long airport closure may have serious economic consequences for the city.
Cevabı göster

A long airport closure may have serious economic consequences for the city.

But all the damage being done by climate change Dilbilgisi

0:22

Ancak iklim değişikliğinin yol açtığı tüm bu tahribat

is also having an effect on our minds, Kalıp ifadeler

0:24

aynı zamanda zihinlerimiz,

our mental health.

0:27

ruh sağlığımız üzerinde de bir etki yaratıyor.

Dilbilgisi

damage being done by climate change: kısaltılmış edilgen bir -ing niteleyicisi

Temel isim damage'dır. Being done by climate change, bu ismi niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Açık hâli damage that is being done by climate change şeklindedir ve iklim değişikliğinin şu anda yol açtığı zarar anlamına gelir. Damage eylemden etkilenen taraftır; eylemi yapan taraf değildir. Being devam eden bir süreci, by ise nedeni veya eylemi yapanı gösterir. Tüm cümlenin ana fiili daha sonra gelir: is also having.

Alıştırma

Bir fırtınanın şu anda yol açtığı zararı, kısaltılmış edilgen bir -ing cümleciğiyle doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The damage being done by the storm is difficult to measure.
  2. The damage doing the storm is difficult to measure.
  3. The storm being done by the damage is difficult to measure.
Cevabı göster

The damage being done by the storm is difficult to measure.

Kalıp ifadeler

having an effect on our...: have an effect on kalıbı

Have an effect on, bir şeyi etkilemek veya değiştirmek anlamına gelir. Burada effect bir isimdir ve on, etkilenen şeyi belirtir: our minds, our mental health. Konuşmacı etkiyi şu anda gerçekleşen bir durum olarak sunduğu için is having biçimi kullanılmıştır. Have an effect on + kişi, şey veya etkinlik kalıbını kullanabilir; have fiilinin biçimini özneye ve zamana göre değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Standart have an effect on kalıbını tamamlayın: Lack of sleep can have ____ your memory.

Cevabı göster

an effect on

Fires, heatwaves, floods, hurricanes, droughts.

0:29

Yangınlar, sıcak hava dalgaları, seller, kasırgalar, kuraklıklar.

The list of climate emergencies goes on and on. Kalıp ifadeler

0:33

İklim acil durumlarının listesi uzayıp gidiyor.

Kalıp ifadeler

goes on and on: bitecekmiş gibi görünmeden sürmek

The list ... goes on and on ifadesinde goes on and on, bir şeyin uzun süre devam ettiğini ya da hiç bitmeyecekmiş gibi göründüğünü anlatır. Bir listeyle kullanıldığında, daha pek çok maddenin eklenebileceğini düşündürür. on sözcüğünün tekrarı anlamı vurgular; yorgunluk, sabırsızlık veya bıkkınlık da hissettirebilir. Yukarı doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi go on and on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The meeting ____, and everyone is getting tired.

Cevabı göster

goes on and on

And sometimes it all feels like doom and gloom, Deyimler

0:37

Ve bazen her şey bir karamsarlık ve çaresizlik (doom and gloom) gibi hissettiriyor,

an idiom describing a situation that is very bad and without hope.

0:40

ki bu da çok kötü ve umutsuz bir durumu tanımlayan bir deyimdir.

Deyimler

like doom and ... gloom: umutsuz ve olumsuz bir hava

Vurgulanan sözcükler feels like doom and gloom ifadesinin bir parçasıdır. Doom and gloom, bir durumun çok kötü ve umutsuz göründüğü güçlü, olumsuz ve karamsar bir havayı anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Burada like, feels sözcüğünden sonra gelir ve durumun yarattığı izlenimi belirtir. “Hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir; bütün ifade durumun nasıl göründüğünü anlatır.

Alıştırma

“Çok olumsuz ve umutsuz bir hava” anlamındaki kalıplaşmış deyimi tamamlayın: The headlines were full of ____.

Cevabı göster

doom and gloom

This worry is leading to mental health problems, Kalıp ifadeler

0:44

Bu endişe, ruh sağlığı sorunlarına yol açıyor,

Kalıp ifadeler

leading to mental health problems: lead to + sonuç

Burada is leading to, “sonuç olarak yol açıyor” veya “ortaya çıkarıyor” anlamındadır. Worry neden, mental health problems ise sonuçtur. Süreklilik bildiren is leading to, etkinin gelişmekte veya hâlihazırda sürmekte olduğunu gösterir. Lead to kalıbındaki to bir edattır; mastar işareti değildir. Bu nedenle arkasından isim, isim grubu veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to feeling anxious.

Alıştırma

Cümleyi can sonrasında gereken lead to biçimiyle tamamlayın: Repeated delays can ____ higher costs.

Cevabı göster

lead to

not just for the unfortunate people who experience climate events first-hand, Notlar

0:47

sadece iklim olaylarını bizzat yaşayan talihsiz insanlar için değil,

Kelime

climate events ifadesindeki events

Climate events ifadesinde events, planlanmış etkinlikleri değil, gerçekleşen olayları ifade eder. Burada sel, sıcak hava dalgası veya kuraklık gibi insanları etkileyen, iklimle ya da aşırı hava koşullarıyla bağlantılı olayları genel olarak anlatır. Çoğul events, farklı olay türlerini veya ayrı ayrı gerçekleşen vakaları bir arada ifade edebilir. Event sözcüğünden önce gelen sözcük, genellikle ne tür bir olaydan söz edildiğini gösterir.

Alıştırma

Several weather events damaged roads last winter. cümlesinde events ne anlama gelir?

  1. Planlanmış sosyal buluşmalar
  2. Takvimdeki maddeler
  3. Fırtına veya sel gibi olaylar
Cevabı göster

Fırtına veya sel gibi olaylar

but for all of us.

0:52

hepimiz için.

Dilbilgisi

not just ... but ...: A’dan daha geniş bir B’ye geçmek

Not just A, but B, A’nın doğru olduğunu ancak ifadenin A’dan B’ye doğru genişlediğini belirtir. Burada ilk grup iklim olaylarından doğrudan etkilenen insanlardır; all of us ise kapsamı herkese genişletir. Just, “yalnızca” anlamına geldiği için not just, “yalnızca A değil” demektir; “A değil” demek değildir. İki bölüm paralel for gruplarıdır: not just for..., but for.... Aynı dil bilgisi biçimini korumak, kapsam genişlemesini takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

İki grubun da yararlandığını göstermek için cümleyi not just ... but ile tamamlayın: The program supports ____ new employees, ____ experienced staff too.

Cevabı göster

not just · but

In this program,

0:53

Bu programda,

we'll meet one expert who's investigating the link between climate change and mental health problems Kalıp ifadeler

0:54

iklim değişikliği ile ruh sağlığı sorunları arasındaki bağlantıyı araştıran bir uzmanla tanışacağız

and hoping to find some solutions.

1:00

ve bazı çözümler bulmayı umacağız.

Kalıp ifadeler

the link between A and B kalıbındaki between A and B

The link between climate change and mental health problems ifadesinde between, ilişkideki iki konuyu tanıtır: A climate change, B ise mental health problems ifadesidir. Bu kalıpta between, A ile B’yi bağlamak için and ile birlikte kullanılır. Burada link, internet bağlantısı değil, soyut bir ilişki anlamına gelir. Investigating the link, iki konunun ilişkili olup olmadığını ve nasıl ilişkili olduğunu incelemek demektir.

Alıştırma

Araştırma cümlesini the link between A and B kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: Researchers are studying the link ____ sleep ____ memory.

Cevabı göster

between · and

And as usual,

1:03

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some new vocabulary along the way. Kalıp ifadeler

1:03

bu süreçte bazı yeni kelimeler öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

vocabulary along the way: süreç içinde kelime öğrenmek

Burada along the way, “süreç içinde” anlamına gelir. Kelimeler gerçek bir yolun kenarında değil, program ya da etkinlik ilerlerken öğrenilecektir. Bu ifade, kelime öğrenimini ana etkinlik sürerken gerçekleşen bir şey olarak sunar. Dinleyiciye, öğrenme noktalarının tek bir ayrı bölümde değil, deneyim boyunca ortaya çıkacağını bildirir.

Alıştırma

Örnek cümlede along the way ne anlama geliyor?

  1. Kelimeler etkinlik devam ederken öğrenilecektir.
  2. Kelimeler etkinlik başlamadan önce öğrenilmelidir.
  3. Kelimeler gerçek bir yolun kenarında bulunacaktır.
Cevabı göster

Kelimeler etkinlik devam ederken öğrenilecektir.

But before that, Anlatım akışı

1:06

Ama ondan önce,

I have a question for you, Sam.

1:07

Sana bir sorum var Sam.

Anlatım akışı

But before that: ana sırayı duraklatıp daha önceki bir adımı eklemek

But before that, duyurulan sırayı geçici olarak kesen bir geçiş ifadesidir. That, az önce sözü edilen etkinliğe gönderme yapar ve konuşmacı önce yapılacak başka bir şey ekler. Bir derste, podcastte veya sunumda bilginin nasıl düzenlendiğini gösterir: ana plan hâlâ uygulanacaktır, ancak ondan önce bir soru, açıklama veya kısa görev gelir.

Alıştırma

Geçişi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We’ll discuss the results in a moment. ____, I have one quick question.

Cevabı göster

But before that

The 2021 UK census reported that three quarters of adults in Britain Notlar

1:09

2021 Birleşik Krallık nüfus sayımı, Britanya'daki yetişkinlerin dörtte üçünün

Kalıp ifadeler

that three quarters: %75'lik bir oranı aktaran yapı

reported that three quarters... yapısında that, reported fiilinden sonra aktarılan içeriği başlatır; kesrin bir parçası değildir. Three quarters, dört eşit parçanın üçü, yani %75 demektir. three quarters of + isim kalıbı, oranı ölçülen grubu veya miktarı belirtir. Burada three quarters of adults, o gruptaki yetişkinlerin %75'i anlamına gelir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The study found ____ of residents supported the new library.

Cevabı göster

that three quarters

are worried about the impact of climate change.

1:15

iklim değişikliğinin etkileri konusunda endişeli olduğunu bildirdi.

Kültür

The 2021 UK census: 2021 tarihli resmî nüfus sayımı

The 2021 UK census, 2021 tarihli resmî bir Britanya nüfus sayımı kaynağını belirtir. census, normalde kamu kurumlarınca düzenlenen resmî bir nüfus sayımı ve nüfus özelliklerinin kayda geçirilmesidir; küçük çaplı bir kamuoyu yoklaması değildir. Cümlede nüfus sayımının reported fiilinden önce kaynak olarak verilmesi, istatistiğin kurumsal bir veri kaynağından geldiğini gösterir. Bu nedenle ifade, konuşanın kişisel iddiası değil, kanıta dayalı bir haber olarak anlaşılır.

Alıştırma

Cümlede The 2021 UK census ne tür bir kaynağı belirtir?

  1. Resmî bir nüfus sayımı
  2. Küçük ve gayriresmî bir kamuoyu yoklaması
  3. Bir kişinin görüşü
Cevabı göster

Resmî bir nüfus sayımı

And it's a worry that is shared by the young. Dilbilgisi

1:17

Ve bu gençlerin de paylaştığı bir endişe.

Dilbilgisi

a worry that is ... shared by the young: gençlerin ortak kaygısı

İsim grubunun ana ismi a worry ifadesidir. that is shared by the young ilgi cümleciği, bu kaygıyı kimlerin taşıdığını açıklar. Cümlecikteki is shared by yapısı edilgen çatıdır: Bu kaygı gençler tarafından ortaklaşa taşınır veya hissedilir. Buradaki shared, birinin kaygıyı göndermesi ya da yayımlaması anlamına gelmez. Aktarılabilir noun + that is shared by + group kalıbı; bir duygu, görüş, değer veya sorumluluğu o grubun ortak özelliği olarak sunar.

Alıştırma

that ve shared kullanarak geniş zamandaki edilgen ilgi cümleciğini tamamlayın: It is a concern ____ many parents.

Cevabı göster

that is shared by

According to a survey by Greenpeace, Kalıp ifadeler

1:19

Greenpeace'in yaptığı bir ankete göre,

what percentage of young people worldwide Kalıp ifadeler

1:22

dünya çapında gençlerin yüzde kaçı

say they feel worried about climate change?

1:24

iklim değişikliği konusunda endişeli hissettiğini söylüyor?

Kalıp ifadeler

According to: bilgi kaynağını belirtme

According to bilginin kaynağını tanıtır. Bu soruda kaynak a survey by Greenpeace ifadesidir; dolayısıyla istatistiğin konuşandan değil, bu anketten geldiği anlaşılır. Aktarılabilir yapı According to + source, + statement or question şeklindedir. Okuyucuların ve dinleyicilerin aktarılan bilgiyle konuşanın kendi görüşünü ayırmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen kaynak belirteciyle tamamlayın: ____ the weather service, heavy rain is expected tonight.

Cevabı göster

According to

Kalıp ifadeler

What percentage of ...?: oran sormak

What percentage of + ad öbeği yapısı, bir grubun veya toplamın ne kadarının belirtilen özelliğe sahip olduğunu sorar. Bu soruda young people worldwide, görüşleri ölçülen grubu belirtir. Cevap, 750 kişi gibi bir kişi sayısı değil, %75 gibi bir yüzde veya buna eşdeğer bir oran olmalıdır.

Alıştırma

Hangi soru kişi sayısı yerine bir oranı soruyor?

  1. Which employees work remotely?
  2. How many employees work remotely?
  3. What percentage of employees work remotely?
Cevabı göster

What percentage of employees work remotely?

Is it A, 74%,

1:27

A, %74 mü,

B, 84%,

1:30

B, %84 mü,

or C, 94%?

1:31

yoksa C, %94 mü?

I think the figure will be high among young people,

1:33

Gençler arasında bu rakamın yüksek olacağını düşünüyorum,

so I'll say B, 84%.

1:36

bu yüzden B, %84 diyeceğim.

Okay, Sam.

1:39

Tamam Sam.

We'll find out if that's the correct answer Öbek fiiller

1:40

Bunun doğru cevap olup olmadığını

Öbek fiiller

find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, genellikle kontrol ederek, sorarak veya bekleyerek daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Cümlede find out if, çözülecek soruyu, yani cevabın doğru olup olmadığını belirtir. Yaygın kalıplar find out + ad öbeği, find out + soru sözcüklü yan cümle ve find out if/whether + yan cümledir: find out the truth, find out where it is, find out whether it works.

Alıştırma

Cümleyi “bilgiyi öğrenmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ whether the shop is open on Sundays.

Cevabı göster

find out

later in the program. Anlatım akışı

1:42

programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Anlatım akışı

later in the program: aynı programın ilerleyen kısmını işaret etmek

Later in the program, “aynı programın veya bölümün ilerleyen bir kısmında” demektir. Burada dinleyicinin dikkatini düzenler: cevap ertelenir, ancak konuşan kişi konuya daha sonra döneceğine söz verir. Later gerçek hayatta uzun süre beklemeyi değil, programın kendi içindeki sırayı anlatır.

Alıştırma

Şu cümlede later in the program ne anlama gelir: “We'll announce the winner later in the program.”?

  1. Aynı programın ilerleyen bir kısmında
  2. Farklı bir programda
  3. Çok uzun bir süre sonra
Cevabı göster

Aynı programın ilerleyen bir kısmında

The expert I mentioned earlier who's investigating this problem Anlatım akışı

1:44

Bu sorunu araştırdığını daha önce bahsettiğim uzman,

Anlatım akışı

I mentioned earlier: daha önce verilen bilgiye dönmek

I mentioned earlier, expert sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu kişinin yeni bir uzman olmadığını, konuşanın daha önce söz ettiği aynı uzman olduğunu belirtir. Earlier, daha geniş bir zaman aralığı açıkça belirtilmedikçe aynı konuşmanın, metnin veya programın önceki bir kısmına işaret eder. Bu geriye gönderme, bilgilerin birbirine bağlanmasına yardımcı olur.

Alıştırma

“the café I mentioned earlier” dinleyiciye ne anlatır?

  1. Kafe diğer kafelerden daha eskidir.
  2. Konuşan kişi kafeden daha önce söz etti.
  3. Konuşan kişi kafeyi daha sonra ilk kez tanıtacak.
Cevabı göster

Konuşan kişi kafeden daha önce söz etti.

is Dr. Gesche Huebner,

1:48

Dr. Gesche Huebner,

Senior Researcher at University College London.

1:49

University College London'da Kıdemli Araştırmacı.

Here, Dr. Huebner explains to BBC World Service program,

1:53

Burada, Dr. Huebner BBC World Service programı,

The Climate Question,

1:57

The Climate Question'a,

what she's been finding out. Dilbilgisi

1:58

neler keşfettiğini açıklıyor.

Dilbilgisi

she's been finding out: şu ana kadar devam eden bir araştırma

Burada she's, she has anlamına gelir. Has been finding out, present perfect continuous yapısıdır: araştırma daha önce başlamış ve şu ana kadar devam etmiştir. İfade, devam eden sürece ve bu süreçte yavaş yavaş ortaya çıkan bilgilere odaklanır. Find out, yalnızca “bir nesneyi bulmak” değil, “araştırarak öğrenmek veya ortaya çıkarmak” demektir. What she's been finding out ifadesindeki what, onun araştırarak ortaya çıkardığı bilgiyi temsil eder.

Alıştırma

Cümleyi find out fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The researcher is explaining what she ____ over the past few months.

Cevabı göster

has been finding out

I think we have very clear evidence that, Anlatım akışı

2:01

Sanırım elimizde oldukça net kanıtlar var,

for example,

2:03

örneğin,

hot temperatures,

2:04

yüksek sıcaklıklar,

heatwaves,

2:05

sıcak hava dalgaları,

are linked to an increased risk of suicide Kalıp ifadeler

2:05

artmış bir intihar riskiyle bağlantılı

Anlatım akışı

we have very clear evidence that: desteklenen bir sonucu sunmak

We have very clear evidence that ... yapısında ana cümle önce güçlü bir dayanak bulunduğunu belirtir, ardından that yan cümlesi bu kanıtın desteklediği sonucu verir. Bilgilerin bu sırayla sunulması, sonucu temelsiz bir iddia değil, kanıta dayalı bir yargı olarak gösterir. Very clear, konuşanın kanıta duyduğu güveni güçlendirir. Kesin sonuç yine that yan cümlesindeki ifadelere bağlıdır; özgün cümledeki are linked to bir ilişkiyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtla desteklenen bir sonucu sunmak için evidence sözcüğünü doğal biçimde kullanıyor?

  1. We have a very clear evidence that the policy reduced delays.
  2. We have very clear evidence that the policy reduced delays.
  3. We have very clear evidence what the policy reduced delays.
Cevabı göster

We have very clear evidence that the policy reduced delays.

Kalıp ifadeler

an increased risk of: bir sonucun daha yüksek olasılığı

an increased risk of isim öbeği, bir sonucun ilgili bir karşılaştırma noktasına göre daha olası hale geldiğini belirtir. Increased, risk sözcüğünü niteler; of ise sonucu getirir. Bu cümlede sonuç suicide sözcüğüdür. Daha yüksek risk kesinlik anlamına gelmez. Bu ifade olasılığın daha yüksek olduğunu söyler, ancak sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini veya artışın ne kadar büyük olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi an increased risk of ile tamamlayın: Regular exposure to very loud noise is associated with ____ hearing loss.

Cevabı göster

an increased risk of

and also other adverse mental health effects. Kelime

2:08

ve aynı zamanda diğer olumsuz ruh sağlığı etkileriyle de.

Kalıp ifadeler

are linked to: kanıtlanmış nedensellik değil, ilişki

are linked to ifadesinde edilgen be linked to yapısı, özneyi bağlantılı bir durum veya sonuçla ilişkilendirir. Burada daha önce sözü edilen konu ile daha yüksek intihar riski ve diğer olumsuz ruh sağlığı etkileri arasında bir ilişki gözlemlendiğini belirtir. Bu ifade özellikle temkinlidir: tek başına bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu söylemez. Araştırma ve haberleri okurken bu ayrım önemlidir.

Alıştırma

Cümleyi be linked to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In several studies, poor sleep ____ reduced concentration.

Cevabı göster

is linked to

Kelime

mental health effects: ruh sağlığı üzerindeki etkiler

“Mental health effects”, ruh hâli, stres veya kaygıdaki değişimler gibi insanların psikolojik iyi oluşunda ortaya çıkan değişim ya da sonuçları ifade eder. Buradaki “effects”, görsel efekt veya özel efekt değil, “etkiler” ya da “sonuçlar” anlamındadır. “Adverse” sıfatı ifadenin tamamını niteler; bu nedenle cümle özellikle zararlı veya olumsuz etkileri anlatır. “Adverse” gibi olumsuz bir niteleyici olmadan “mental health effects” ifadesi kendi başına tarafsız olabilir.

Alıştırma

Örnekteki “adverse mental health effects” neyi ifade ediyor?

  1. psikolojik iyi oluş açısından zararlı sonuçlar
  2. ruh sağlığı hizmetlerinden hoşlanmama
  3. sağlık videolarında kullanılan görsel efektler
Cevabı göster

psikolojik iyi oluş açısından zararlı sonuçlar

We also have pretty good evidence that, Anlatım akışı

2:11

Ayrıca elimizde, çok iyi kanıtlar var ki,

for example,

2:12

örneğin,

experiencing a natural disaster,

2:13

doğal bir felaket yaşamanın,

storms, flooding,

2:15

fırtınaların, sel baskınlarının,

are linked to negative mental health outcomes Kelime

2:17

olumsuz ruh sağlığı sonuçlarıyla bağlantılı olduğuna dair

Anlatım akışı

have pretty good evidence that...: oldukça güçlü kanıta sahip olmak

“Have pretty good evidence that...” önce desteğin ne kadar güçlü olduğunu dinleyiciye bildirir; ardından gelen “that” yan cümlesi, kanıtın desteklediği iddiayı verir. Böylece bilgi önce kanıtın değerlendirilmesi, sonra sonuç şeklinde düzenlenir. Buradaki “pretty”, “oldukça” anlamına gelen bir derece zarfıdır; “güzel” anlamında değildir. “Pretty good” konuşma diline özgü bir ton taşır ve mutlak kesinlik iddia etmeden güçlü bir destek olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kanıt sunma ifadesiyle tamamlayın: We ____ regular exercise improves sleep.

Cevabı göster

have pretty good evidence that

Kelime

araştırmalarda negative mental health outcomes

Negative mental health outcomes, kişinin ruhsal iyilik hâliyle ilgili zararlı etkiler veya durumlar anlamına gelir. Buradaki outcomes, bir şeyle bağlantılı sonuçları ifade eder; puanları ya da yarışma sonuçlarını değil. Araştırma ve sağlık metinlerinde outcome, bir deneyim, risk veya müdahale sonrasında gözlemlenen durum ya da etkidir. Çoğul outcomes, birden fazla olası etkiyi kapsar.

Alıştırma

"The report warns of negative mental health outcomes," cümlesinde negative mental health outcomes ne anlama gelir?

  1. bir spor yarışmasındaki olumsuz sonuçlar
  2. ruhsal iyilik hâli üzerindeki zararlı etkiler
  3. bir ruh sağlığı sınavındaki düşük puanlar
Cevabı göster

ruhsal iyilik hâli üzerindeki zararlı etkiler

such as post-traumatic stress disorder or other anxiety issues. Notlar

2:19

travma sonrası stres bozukluğu veya diğer kaygı sorunları gibi.

Kalıp ifadeler

örnek vermek için such as

Such as, daha önce belirtilen geniş bir kategoriden bir veya daha fazla örnek verir. Bu cümlede bozukluklar ve kaygı sorunları, negative mental health outcomes kategorisinin örnekleridir. Örnekler genellikle eksiksiz bir liste oluşturmaz. Bu ifade, kategoriyi onu açıklayan isim öbeklerine doğrudan bağlar.

Alıştırma

Cümleyi doğrudan örnek veren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app tracks healthy habits ____ walking and drinking water.

Cevabı göster

such as

Kelime

post-traumatic stress disorder: travma sonrası stres bozukluğu

Post-traumatic stress disorder, bir kişinin ciddi bir travma yaşaması veya buna tanık olmasından sonra gelişebilen bir ruh sağlığı bozukluğunun resmî adıdır. Genellikle PTSD olarak kısaltılır. Burada traumatic, “ciddi travmayla ilgili” demektir; “dramatik” anlamına gelmez. Cümlede bu terim, diğer kaygı sorunlarıyla birlikte bir ruh sağlığı sorunu örneği olarak sunulur. post- ön eki “sonra” anlamına gelir; dolayısıyla post-traumatic, travmadan sonra meydana gelen bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi açıklama post-traumatic stress disorder ifadesine en uygundur?

  1. Kısa süreli heyecan yaratan dramatik bir halka açık etkinlik
  2. Ciddi bir travmadan sonra gelişebilen bir ruh sağlığı bozukluğu
  3. Önemli bir olaydan önce yaşanan sıradan ve kısa süreli kaygı
Cevabı göster

Ciddi bir travmadan sonra gelişebilen bir ruh sağlığı bozukluğu

Many people who experience a climate change event like flooding Kelime

2:24

Sel gibi bir iklim değişikliği olayı yaşayan birçok insan,

Kelime

climate change event like flooding: sel gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı bir olay

climate change event like flooding ifadesinin tamamında event, bir konferans veya gösteri gibi planlı bir etkinliği değil, meydana gelen bir olayı, özellikle aşırı hava olayını veya afeti anlatır. Climate change, event sözcüğünü niteler ve olayın iklim değişikliğiyle bağlantılı olarak anlaşıldığını gösterir. Like, flooding sözcüğünü bu tür bir olaya örnek olarak sunar. isim + like + örnek kalıbı, “bu örneğin temsil ettiği türden bir isim” anlamına gelir.

Alıştırma

climate change event like flooding ifadesinde event ne anlama gelir?

  1. İklim politikası hakkında planlanmış bir toplantı
  2. Sel temalı bir eğlence etkinliği
  3. Sel gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı bir olay
Cevabı göster

Sel gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı bir olay

suffer from post-traumatic stress disorder, Kalıp ifadeler

2:29

travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip,

Kalıp ifadeler

suffer from + bir hastalık veya sorun

Suffer from ifadesinden sonra bir hastalık, belirti veya devam eden sorun gelir ve ifade “ondan olumsuz biçimde etkilenmek” anlamına gelir. Bu cümlede insanlar bir sel olayından sonra travma sonrası stres bozukluğundan etkilenmektedir. Bu anlamda from korunur: suffer from + durum. From olmadan suffer fiilinden sonra genellikle suffer an injury veya suffer damage örneklerindeki gibi zararlı bir olay ya da sonuç doğrudan gelir.

Alıştırma

Suffer from ifadesini doğru biçimde kullanın: During pollen season, Amir ____ severe allergies.

Cevabı göster

suffers from

often shortened to PTSD, Kalıp ifadeler

2:32

genellikle PTSD (TSSB) olarak kısaltılır,

Kalıp ifadeler

shortened to PTSD: ortaya çıkan kısa biçimi belirtmek

Shortened to PTSD, uzun terim post-traumatic stress disorder için daha kısa PTSD biçiminin kullanıldığını belirtir. Burada shortened fiziksel uzunluğu değil, bir adın veya ifadenin kısaltılmasını anlatır. Yapı be shortened to + ortaya çıkan kısa biçim şeklindedir. Altyazıdaki often shortened to PTSD, kısaltılmış edilgen bir yan cümledir; which is often shortened to PTSD anlamına gelir ve terim hakkında ek bilgi verir.

Alıştırma

Ortaya çıkan kısa biçimi tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: Physical education is often shortened ____ PE.

Cevabı göster

to

a serious mental health disorder

2:35

ciddi bir ruh sağlığı bozukluğudur

that can develop after a very bad experience Kelime

2:37

çok kötü bir deneyimden sonra gelişebilen,

like war or natural disasters like a flood or fire.

2:40

savaş gibi veya sel, yangın gibi doğal afetlerden sonra.

Kelime

develop after a very bad experience: çok kötü bir deneyimden sonra ortaya çıkmak

a disorder that can develop after a very bad experience ifadesinde develop, “var olmaya başlamak veya fark edilir hâle gelmek” demektir. Gelişen şey bozukluğun kendisidir; kimse onu etkin biçimde yaratmaz. After, rahatsızlıktan önce gerçekleşen ve onu tetiklemeye katkıda bulunabilecek deneyimi belirtir. Bu yapı, belirtilerin, hastalıkların veya sorunların ne zaman ortaya çıktığını açıklarken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

“A skin rash can develop after contact with this plant,” cümlesinde develop ne anlama gelir?

  1. kasıtlı olarak yaratılmak
  2. ortaya çıkmaya başlamak
  3. dikkatle araştırılmak
Cevabı göster

ortaya çıkmaya başlamak

But according to Dr. Huebner,

2:45

Ancak Dr. Huebner'e göre,

even people without direct experience Dilbilgisi

2:47

doğrudan deneyimi olmayan insanlar bile

can suffer anxiety issues

2:50

kaygı sorunları yaşayabiliyor

about what the future holds for our planet. Deyimler

2:52

gezegenimiz için geleceğin ne getireceğine dair.

Dilbilgisi

even people without direct experience: doğrudan deneyimi olmayan insanlar bile

Even, people without direct experience grubunu beklenmedik biçimde kapsanan bir grup olarak vurgular. Buradaki nokta, yalnızca doğrudan deneyimi olan kişilerin etkilenmesi beklenebilecekken bu grubun da etkilenebilmesidir. Without direct experience, people sözcüğünü niteler ve bu kişilerin ilgili olayı bizzat yaşamadığını belirtir. Even kaldırıldığında temel iddia korunur, ancak beklenmedik kapsama vurgusu ortadan kalkar.

Alıştırma

Hangi cümle, beklenmedik ölçüde geniş bir grubun yararlı tavsiyeler verebileceğini vurgular?

  1. People without direct experience can give useful advice.
  2. Even people without direct experience can give useful advice.
  3. Only people with direct experience can give useful advice.
Cevabı göster

Even people without direct experience can give useful advice.

Deyimler

about what the future holds for: belirsiz bir gelecekten söz etmek

Bu cümlede about what the future holds for our planet, kaygının konusunu belirtir: gelecekte gezegeni etkileyebilecek ancak henüz bilinmeyen olayları veya koşulları. Buradaki holds, fiziksel olarak tutmak değil, ileride getirecek veya saklı tutuyor anlamındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp about what the future holds for + kişi veya şey şeklindedir. what ile başlayan bölüm dolaylı sorudur, bu yüzden düz cümle söz dizimini kullanır: what the future holds denir, what does the future hold denmez.

Alıştırma

Kalıbı doğru fiille tamamlayın: Maya is curious about what the future ____ for her new business.

Cevabı göster

holds

This is known as climate anxiety, Notlar

2:54

Bu, iklim kaygısı (climate anxiety) olarak biliniyor,

Kalıp ifadeler

known as: bir ad veya terimi tanıtmak

Be known as, bir kişi veya şey için kullanılan adı, etiketi, unvanı ya da kimliği tanıtır. This is known as climate anxiety cümlesinde as sözcüğünden sonra climate anxiety terimi gelir; böylece cümle, az önce açıklanan olguya bir ad verir. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + be known as + ad veya terim şeklindedir. Known, know fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; be ise yapıyı edilgen yaparak insanların onu bu adla bildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir rahatsızlığın adını doğru biçimde tanıtıyor?

  1. This condition is known for seasonal affective disorder.
  2. This condition is known as seasonal affective disorder.
  3. This condition knows as seasonal affective disorder.
Cevabı göster

This condition is known as seasonal affective disorder.

Kültür

climate anxiety: iklim değişikliği hakkında süregelen kaygı

Climate anxiety, iklim değişikliği ve onun bugünkü ya da gelecekteki etkileri hakkında süregelen kaygı, korku veya sıkıntıdır. Bu cümlede ifade, iklimle bağlantılı bu duygusal tepkiye bir ad verir. Bugünün hava durumuyla ilgili kısa süreli bir endişeden daha kapsamlı ve daha kalıcıdır.

Alıştırma

Hangi durum climate anxiety kavramını en iyi örnekler?

  1. Bir genç, iklim değişikliğinin gelecekteki etkileri hakkında sürekli sıkıntı hissediyor.
  2. Biri evden çıkmadan önce yağmur yağıp yağmayacağını kontrol ediyor.
  3. Bir bilim insanı bugünün sıcaklığını kaydediyor.
Cevabı göster

Bir genç, iklim değişikliğinin gelecekteki etkileri hakkında sürekli sıkıntı hissediyor.

sometimes called climate doom, Deyimler

2:57

bazen iklim kıyameti (climate doom) olarak da adlandırılır,

Deyimler

climate doom: iklim geleceğine dair felaketçi kötümserlik

Climate doom, iklim değişikliği hakkında son derece kötümser bir duyguyu veya söylemi anlatır: Felaket kaçınılmaz görünür ve anlamlı eylemler anlamsızmış gibi gelir. Burada doom belirli tek bir felaket anlamına gelmez; felaket, umutsuzluk veya kadercilik duygusu katar. sometimes called climate doom ifadesinde konuşmacı, bunu tartışılan iklim kaynaklı kaygı için duygusal yoğunluğu daha yüksek bir ad olarak sunar.

Alıştırma

Hangi açıklama climate doom ifadesine en iyi uyar?

  1. Yarınki yağmur hakkında kısa süreli bir endişe
  2. Küresel sıcaklıktaki değişimlerin tarafsız bir ölçümü
  3. İklim felaketinin kaçınılmaz olduğuna dair kaderci bir his
Cevabı göster

İklim felaketinin kaçınılmaz olduğuna dair kaderci bir his

a low-level feeling of nervousness or worry Kelime

2:59

düşük düzeyli bir gerginlik veya endişe hissidir

about the consequences of climate change.

3:02

iklim değişikliğinin sonuçlarına dair.

Kelime

a low-level feeling: hafif ama mevcut bir his

a low-level feeling ifadesinde low-level, hissin yoğunluğunu anlatır: gerginlik veya endişe vardır, ancak güçlü değildir. His, bunaltıcı olmak yerine arka planda kalabilir. Burada low-level, “düşük kaliteli” veya fiziksel olarak aşağıda demek değildir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, bir durumun ya da etkinliğin nispeten düşük bir derecede var olmasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede a low-level feeling ne anlama gelir?

  1. Hafif ama hâlâ mevcut olan bir his
  2. Yere yakın bir konumda bulunan his
  3. Düşük kaliteli bir his
Cevabı göster

Hafif ama hâlâ mevcut olan bir his

These mental disorders are different in terms of how intense they feel, Notlar

3:05

Bu zihinsel rahatsızlıklar, ne kadar yoğun hissedildikleri açısından farklılık gösterir,

Kalıp ifadeler

in terms of: karşılaştırma boyutunu belirtmek

In terms of, bir şeyi karşılaştırmak, açıklamak veya değerlendirmek için kullanılan yönü belirtir. Burada farkı, bozuklukların ne kadar yoğun hissedildiğiyle sınırlar; her açıdan farklı olduklarını ileri sürmez. İfadenin ardından in terms of cost örneğindeki gibi bir isim öbeği veya in terms of how intense they feel örneğindeki gibi dolaylı soru yan cümlesi gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede karşılaştırılan yönü belirtmek için in terms of kullanılmıştır?

  1. The two plans changed because of the cost.
  2. The two plans succeeded in spite of the cost.
  3. The two plans differ in terms of cost.
Cevabı göster

The two plans differ in terms of cost.

Dilbilgisi

how intense they feel: gömülü soru tümcesinde sözcük dizimi

How intense they feel, “deneyimlendiklerinde ne ölçüde yoğun hissedildikleri” anlamına gelen gömülü bir soru tümcesidir. in terms of ifadesinden sonra tüm yan tümce, bozuklukların hangi açıdan farklı olduğunu belirtir. Gömülü soru tümcesinde bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: how + sıfat + özne + fiil. Bu nedenle burada how intense they feel doğrudur; How intense do they feel? ise doğrudan soru olarak kullanılır.

Alıştırma

in terms of ifadesinden sonra gömülü soru yapısını doğru kullanan tamamlama hangisidir? The two courses differ in terms of ...

  1. how difficult do they feel at first
  2. how do difficult they feel at first
  3. how difficult they feel at first
Cevabı göster

how difficult they feel at first

but Dr. Huebner describes them both as adverse, Kalıp ifadeler

3:09

ancak Dr. Huebner ikisini de olumsuz (adverse) olarak tanımlıyor,

having a harmful or negative effect.

3:13

zararlı veya negatif bir etkiye sahip olan.

Kalıp ifadeler

them both as adverse: describe A as B yapısı

Describe A as B, A’yı B niteliği veya etiketiyle tanımlamak demektir. Burada them A’dır, adverse B’dir ve both bu tanımın iki bozukluğun her biri için geçerli olduğunu gösterir. B, A’yı tanımlayan bir sıfat veya isim öbeğiyse as onu nesneye bağlar: describe the outcome as harmful veya describe her as a leader. Bu yapıda as sözcüğünü düşürmeyin.

Alıştırma

describe A as B yapısını tamamlayın: The report describes both outcomes ____ harmful.

Cevabı göster

as

In all this doom and gloom,

3:15

Tüm bu karamsarlık ve çaresizlik içinde,

it's easy to forget that many of the things Anlatım akışı

3:17

birçok şeyin unutulması kolaydır

which are good for fighting climate change Dilbilgisi

3:20

ki bunlar iklim değişikliğiyle mücadele için iyi olan şeyler

are also good for mental health.

3:22

aynı zamanda ruh sağlığı için de iyidir.

Anlatım akışı

it's easy to forget that: gözden kaçan bir gerçeği yeniden gündeme getirmek

Bu cümlede it's easy to forget that esas olarak bir kişinin hafızasının kötü olduğunu anlatmaz. Olumsuz noktaya odaklanmanın önemli bir gerçeği gölgede bırakmış olabileceğini belirtir ve dikkati yeniden o gerçeğe çeker. Kalıp it's easy to forget that + yan cümle şeklindedir. Bir konuşmada veya yazıda az önce ele alınan konuyu kabul edip ardından dikkati gözden kaçmış bir noktaya, burada olumlu bir noktaya, yöneltebilir.

Alıştırma

Örnekte it's easy to forget that ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dikkati olumsuz bir odaktan gözden kaçmış bir gerçeğe yöneltir.
  2. Sonraki iddianın belirsiz olduğunu gösterir.
  3. Konuşanın hafızasının kötü olduğunu kabul eder.
Cevabı göster

Dikkati olumsuz bir odaktan gözden kaçmış bir gerçeğe yöneltir.

Dilbilgisi

for fighting climate change: good for + -ing kalıbı

good for fighting climate change ifadesinde for, good sözcüğünden sonra gelen bir edattır; bu nedenle fight, etkinliği adlandırmak için -ing biçimi fighting olur. İfade, iklim değişikliğiyle mücadele çabaları için yararlı veya faydalı olmak anlamına gelir. Burada fight, fiziksel bir kavgaya katılmak değil, ciddi bir soruna karşı koymak veya onunla mücadele etmek demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp be good for + isim/-ing şeklindedir: good for health ve good for reducing waste gibi.

Alıştırma

good for + -ing kalıbını reduce ile tamamlayın: Reliable public transport is good ____ traffic in city centres.

Cevabı göster

for reducing

Here's Dr. Huebner again,

3:25

İşte yine Dr. Huebner,

talking with BBC World Service's The Climate Question,

3:26

BBC World Service'ten The Climate Question ile konuşuyor,

this time focusing on positive things Anlatım akışı

3:30

bu kez olumlu şeylere odaklanıyor

which can be done to help. Dilbilgisi

3:32

yardımcı olmak için yapılabilecek.

Anlatım akışı

this time focusing on: yeni bir odak noktasına geçiş

“This time focusing on”, aynı kişi ya da kaynağın yeniden tanıtıldığını, ancak bu kez farklı bir konunun öne çıkarıldığını gösterir. Burada “positive things which can be done to help” ifadesine geçiş yapar. Bir geçiş ifadesi olarak “this time”, önceki bir görünüm ya da tartışmayla karşılaştırmayı düzenler; “focusing on” ise yeni konuyu tanıtır. Kesin bir saat belirtmez.

Alıştırma

“This time focusing on” ifadesinin cümledeki temel işlevi nedir?

  1. Röportajın kesin saatini verir.
  2. Bu kez ele alınacak yeni odağı belirtir.
  3. Artık farklı bir kişinin konuştuğunu söyler.
Cevabı göster

Bu kez ele alınacak yeni odağı belirtir.

Dilbilgisi

which can be done to help: edilgen bir ilgi yan cümlesi

“Which can be done to help”, önceki “positive things” isim grubunu niteleyen edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Which bu şeylere gönderme yapar; can be done ise eylemi kimin yaptığı belirtilmese de insanların bunları gerçekleştirebileceği anlamına gelir. Edilgen biçim, dikkati eylemi kimin yaptığından hangi eylemlerin mümkün olduğuna kaydırır. to help mastarı, bunları yapmanın amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin edilgen kip yapısıyla tamamlayın: The guide lists several things which can ____ to help new students.

Cevabı göster

be done

For example,

3:36

Örneğin,

if we get fossil fuel vehicles off the road, Notlar

3:37

fosil yakıtlı araçları yollardan çekersek,

Kalıp ifadeler

get fossil fuel vehicles off the road: get X off Y kalıbı

get X off Y yapısında get, X'in Y'den ayrılmasını veya çıkarılmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede get fossil fuel vehicles off the road, bu araçların kamu yollarında kullanılmasını durdurmak demektir; araçları yalnızca yol kenarına çekmek anlamına gelmez. Bu yapı fiziksel bir çıkarmayı anlatabilir, ancak politika bağlamlarında çoğu zaman bir şeyi kullanımdan veya bir sistemden çıkarmak anlamına gelir. Çıkarmanın geçici mi, fiziksel mi yoksa daha geniş bir kullanım değişikliği mi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi get X off Y kalıbıyla tamamlayın: The recall is meant to ____ dangerous toys ____ store shelves.

Cevabı göster

get · off

we can improve the air quality, Kalıp ifadeler

3:40

hava kalitesini artırabiliriz,

Dilbilgisi

if we ..., we can ...: bir koşulu olası bir sonuca bağlamak

if we + geniş zaman fiili, we can + fiilin yalın hâli kalıbında if yan cümlesi bir eylemi koşul olarak sunar, ana cümle ise ulaşılabilir olası bir sonucu belirtir. Burada fosil yakıtlı araçları trafikten kaldırmak koşul, hava kalitesini iyileştirmek ise olası sonuçtur. If yan cümlesi eylemin zaten gerçekleştiğini söylemez. Bu yapı, önerilen bir adımın nasıl bir yarar sağlayabileceğini göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnekteki if yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Sonucun kesin olduğunu kanıtlar.
  2. Eylemin zaten gerçekleştiğini bildirir.
  3. Bir eylemi olası bir sonucun koşulu olarak sunar.
Cevabı göster

Bir eylemi olası bir sonucun koşulu olarak sunar.

Kalıp ifadeler

improve the air quality: hava kalitesini iyileştirmek

Bu cümlede improve the air quality, söz konusu yerdeki havayı daha temiz veya sağlıklı hâle getirmek demektir. Improve fiildir, the air quality ise onun nesnesidir; birlikte çevre tartışmalarında yaygın kullanılan bir eşdizim oluştururlar. Burada quality, sayılamayan soyut bir kavramdır. The artikeli, daha önce konuşulan belirli bir yere veya duruma işaret eder. Genel bir ifadede the kullanılmadan improve air quality de denebilir.

Alıştırma

Belirli bir şehirdeki kirlilik hakkında yazılan bir raporda en doğal cümle hangisidir?

  1. Cleaner buses can develop the air qualities in the city center.
  2. Cleaner buses can improve the air quality in the city center.
  3. Cleaner buses can increase an air quality in the city center.
Cevabı göster

Cleaner buses can improve the air quality in the city center.

and we know that per se

3:43

ve biliyoruz ki bunun başlı başına (per se)

can be good for mental health.

3:44

ruh sağlığı için iyi olabileceğini.

If we change our road infrastructure to enable more walking and cycling, Dilbilgisi

3:45

Daha fazla yürüyüş ve bisiklet kullanımını sağlamak için yol altyapımızı değiştirirsek,

Dilbilgisi

change X to enable Y: Y'yi mümkün kılmak için X'i değiştirmek

If we change our road infrastructure to enable more walking and cycling yan cümlesinde to enable mastarı, değişikliğin amacını belirtir: yeni altyapı, daha fazla yürüyüş ve bisiklet kullanımı için gerekli koşulları oluşturacaktır. Aktarılabilir kalıp change X to enable Y biçimindedir. Y, burada olduğu gibi bir isim veya isim işlevindeki bir -ing öbeği olabilir. Bu imkânı kazanan kişi belirtilirse enable someone to do something kullanılır.

Alıştırma

Amaç yapısını enable sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The school changed its timetable ____ longer lunch breaks.

Cevabı göster

to enable

again,

3:50

yine,

we have fewer fossil fuel being burned,

3:51

daha az fosil yakıt yakılmış oluruz,

but also we know that walking,

3:54

ama aynı zamanda yürümenin,

cycling,

3:55

bisiklete binmenin,

are very good for mental health.

3:55

ruh sağlığı için çok iyi olduğunu da biliyoruz.

If we can change our road layout and create more green spaces, Kalıp ifadeler

3:57

Eğer yol düzenimizi değiştirip daha fazla yeşil alan yaratabilirsek,

Kalıp ifadeler

create more green spaces: daha fazla yeşil alan oluşturmak

Bu cümlede create more green spaces; parklar, topluluk bahçeleri ve bitkilendirilmiş kamusal alanlar gibi insanların bitkilerle ve doğayla temas edebileceği ek kentsel alanları planlamak, inşa etmek veya bu alanlar için yer ayırmak anlamına gelir. Green spaces, şehir planlaması ve halk sağlığında kullanılan standart bir terimdir; yalnızca yeşil renkli yerler demek değildir. Buradaki create, tasarım veya yeniden geliştirme yoluyla bu alanları oluşturup kullanıma açmaya odaklanır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp create + green space(s) şeklindedir.

Alıştırma

Ek kentsel doğa alanları oluşturmak anlamındaki dört sözcüklü hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The council wants to ____ beside the new housing development.

Cevabı göster

create more green spaces

we already know that green and blue spaces Kültür

4:01

yeşil ve mavi alanların

are good for mental health.

4:03

ruh sağlığı için iyi olduğunu zaten biliyoruz.

Kültür

green and blue spaces: bitki ve su temelli doğal ortamlar

Green and blue spaces ifadesindeki iki renk, doğal ortam türlerini sınıflandırır. Green spaces parklar, korular ve bahçeler gibi bitki bakımından zengin kara alanlarıdır; blue spaces ise nehirler, göller, kanallar ve kıyılar gibi su merkezli ortamlardır. Green ve blue sıfatları aynı spaces ismini niteler. Burada blue, dekorasyon veya boya rengini gerçek anlamıyla tarif etmez. İfade; sağlık, planlama veya iyi olma hâli tartışılırken karadaki yeşil doğa ile su ortamlarını birlikte gruplandırır.

Alıştırma

Bir çevre sağlığı raporunda blue spaces ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Mavi çizgilerle işaretlenmiş park bölgeleri
  2. Nehirler, göller, kanallar ve kıyı alanları
  3. Maviye boyanmış kapalı alanlar
Cevabı göster

Nehirler, göller, kanallar ve kıyı alanları

Activities like walking and cycling

4:06

Yürüyüş ve bisiklete binme gibi aktiviteler

reduce fossil fuels and improve air quality,

4:09

fosil yakıtları azaltır ve hava kalitesini artırır,

but they are also good per se, Kelime

4:13

ancak bunlar aynı zamanda başlı başına (per se) iyidir,

a Latin term meaning in and of itself. Deyimler

4:15

kendi başına, özünde anlamına gelen Latince bir terimdir.

Kelime

per se: kendi başına ele alındığında

Per se, ilgili nedenlerden, sonuçlardan veya koşullardan ayrı olarak “kendi başına ele alındığında” anlamına gelen Latince bir ifadedir. Bu cümlede yürüyüş ve bisiklete binmenin yalnızca fosil yakıt kullanımını azaltıp hava kalitesini iyileştirdikleri için yararlı olmadığı, bu etkinliklerin kendi başlarına da değer taşıdığı söyleniyor. Per se ifadesini bir şeyin kendi doğasını veya değerini, yol açtığı sonuçlardan ya da ilişkili olduğu unsurlardan ayırmak için kullanın. Bu ifade yalnızca bir sıfatın anlamını güçlendirmez.

Alıştırma

“Kendi başına ele alındığında” anlamına gelen iki kelimelik Latince ifadeyle cümleyi tamamlayın: The technology is not dangerous ____; the risk comes from careless use.

Cevabı göster

per se

Deyimler

and of itself: in and of itself tam ifadesi

Vurgulanan and of itself sözcükleri, in and of itself kalıplaşmış ifadesini tamamlar. Baştaki in, vurgulanan bölümün hemen önündedir. Her sözcüğü ayrı ayrı yorumlamak yerine tüm ifadeyi “kendi başına ele alındığında” anlamına gelen tek bir birim olarak anlayın. Burada per se ifadesinin İngilizce anlamını verir. Son zamir, sözünü ettiğiniz şeyle uyumlu olmalıdır: tek bir şey için in and of itself, birden fazla şey için in and of themselves kullanın.

Alıştırma

“Kendi başına ele alındığında” anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cost, ____, is not the main problem.

Cevabı göster

in and of itself

Walking is good for climate reasons,

4:19

Yürümek iklimle ilgili nedenler için iyidir,

but also good in itself,

4:21

ama aynı zamanda başlı başına da iyidir,

per se.

4:23

per se.

Dr. Huebner also recommends more urban green spaces,

4:25

Dr. Huebner ayrıca daha fazla kentsel yeşil alan (urban green spaces) öneriyor,

open areas for parks,

4:28

parklar,

plants, and wildlife,

4:30

bitkiler ve yaban hayatı için açık alanlar,

which are built into the design of towns and cities. Kalıp ifadeler

4:31

kasabaların ve şehirlerin tasarımına dahil edilmiş olan.

Kalıp ifadeler

built into the design of towns and cities: kent tasarımına dahil edilmiş

built into the design of towns and cities ifadesinde design, yalnızca görünüşü değil, kentsel bir alanın planlanmasını ve düzenlenmesini anlatır. Edilgen be built into + isim yapısı, bir şeyin söz konusu planın veya sistemin ayrılmaz bir parçası olarak dahil edildiğini belirtir. Burada açık alanlar, sonradan eklenen ayrı unsurlar olarak değil, kasaba ve şehirlerin tasarımının bir parçası olarak kent planlamasına dahil edilir. Aynı yapı; özelliklerin, koruyucu önlemlerin veya gerekliliklerin bir tasarımın, sürecin ya da sistemin parçası olduğunu da anlatabilir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: Safety checks are built into the design of the machine. built into the design ne anlama gelir?

  1. Yalnızca makinenin görsel görünümünü anlatırlar.
  2. Yalnızca makine tamamlandıktan sonra eklenirler.
  3. Tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak dahil edilmişlerdir.
Cevabı göster

Tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak dahil edilmişlerdir.

With creative thinking like this, Anlatım akışı

4:35

Bunun gibi yaratıcı düşüncelerle,

it may still be possible for today's young people Dilbilgisi

4:37

bugünün gençleri için hala mümkün olabilir

to have a planet worth living for. Kalıp ifadeler

4:40

yaşamaya değer bir gezegene sahip olmak.

Anlatım akışı

With creative thinking like this: sonuca geçiş sağlayan bir ifade

Baştaki with öbeği, yaratıcı düşünceyi ardından gelen olasılığı sağlayan bir araç veya elverişli koşul olarak sunar. Yaklaşık olarak bu tür yaratıcı düşünceyi kullanırsak ya da bu şekilde yaratıcı düşünerek anlamına gelir. like this sözleri, daha önce ele alınan yaklaşımlara gönderme yapar. Konuşmacı önceki somut örnekleri tek bir öbekte toplayarak belirli fikirlerden ardından gelen umut verici sonuca geçer.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: With preparation like this, the event can run smoothly. With preparation like this ne işe yarar?

  1. Etkinliğin başlayacağı kesin zamanı belirtir.
  2. Hazırlığın etkinliğe taşınan bir nesne olduğunu söyler.
  3. Sonucu mümkün kılan bir yaklaşımı özetler ve ardından gelen sonucu bir olasılık olarak sunar.
Cevabı göster

Sonucu mümkün kılan bir yaklaşımı özetler ve ardından gelen sonucu bir olasılık olarak sunar.

Dilbilgisi

It may still be possible for ... to ...: hâlâ var olan temkinli bir olasılık

It may still be possible for someone to do something yapısında it biçimsel bir öznedir: dil bilgisel özne yerini doldurur, ancak belirli bir şeyi adlandırmaz. Asıl eylem to ile kurulan mastar yapısında yer alır; for today's young people ise bu eylemi kimin yapacağını belirtir. May kesinlik yerine olasılık bildirir. Still ise zorluklara rağmen bu olasılığın devam ettiğini gösterir. Bu yapı bütünüyle temkinli bir umut ifade eder.

Alıştırma

Temkinli biçimde hâlâ var olan bir olasılığı anlatmak için hedef yapıyı tamamlayın: It ____ the rescue team to reach the village before dark.

Cevabı göster

may still be possible for

Kalıp ifadeler

A planet worth living for: worth + -ing + for

a planet worth living for ifadesinde worth sözcüğünden sonra living biçimindeki -ing yapısı gelir. Planet, for edatının nesnesi olarak anlaşılır: live for the planet yapısı a planet worth living for biçimine dönüşür. For, live for yapısına ait olduğu için ifadenin sonunda kalır. Bu ifade, insanlara yaşamak ve çabalamayı sürdürmek için bir neden verecek kadar değerli bir gezegen anlamına gelir. Yalnızca üzerinde yaşanabilen bir gezegeni değil, amaç ve değeri anlatır.

Alıştırma

Geleceği, yaşamayı sürdürmek için bir neden olacak kadar değerli gösterecek biçimde cümleyi tamamlayın: We want to build a future worth living ____.

Cevabı göster

for

Speaking of which, Anlatım akışı

4:42

Bundan bahsetmişken,

Sam,

4:43

Sam,

it's time to reveal the answer to my question. Kalıp ifadeler

4:44

sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi.

Anlatım akışı

Speaking of which: önceki bağlantılı konuya dönmek

Speaking of which, “bundan söz açılmışken” anlamına gelir. Az önce sözü edilen konuyu bir köprü olarak kullanıp onunla bağlantılı yeni bir noktaya geçer. Burada which, önceki konuyu işaret eder; Sam veya my question ifadesini değil. Bu ifadeyi kullanarak sıradaki aşamanın ya da yorumun önceki sözlerden neden doğal biçimde çıktığını dinleyiciye gösterebilirsiniz.

Alıştırma

“Speaking of which” ifadesindeki which normalde neye gönderme yapar?

  1. Cümlenin ilerleyen kısmında bulunan bir isim
  2. Az önce sözü edilen bağlantılı bir konu
  3. Hemen ardından hitap edilen kişi
Cevabı göster

Az önce sözü edilen bağlantılı bir konu

Kalıp ifadeler

it's time to reveal: cevabı veya sonucu açıklama zamanını duyurmak

it's time to reveal, it's time to + fiilin yalın hâli yapısını reveal ile birleştirir. Reveal, “daha önce bilinmeyen veya saklı tutulan bilgiyi açıklamak” demektir. Bu cümlede konuşmacı, cevabı açıklama aşamasının başlaması gerektiğini duyurur; reveal burada bir nesnenin üzerini fiziksel olarak açmak anlamına gelmez. it's time to + fiil kalıbı, bir eylemin başlama zamanını gösterir ve dinleyiciyi bir sonraki aşamaya geçirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Sunucunun duyurusunu hedef ifadeyle tamamlayın: The judges have decided. Now ____ the winner.

Cevabı göster

it's time to reveal

Yes,

4:46

Evet,

you asked what percentage of young people worldwide

4:47

dünya çapında gençlerin yüzde kaçının

report feeling anxious about climate change. Kalıp ifadeler

4:50

iklim değişikliği hakkında endişeli hissettiğini sordun.

Kalıp ifadeler

Anket dilinde report feeling anxious

Burada report, “haber yazmak” değil, “bir ankette belirtmek veya bildirmek” anlamındadır. Gençler kaygılı hissettiklerini kendileri söyler; bu ifade bilgiyi katılımcıların öz bildirimi olarak sunar. Araştırma ve anket dilinde report + -ing, insanların yaşadıklarını söyledikleri bir duyguyu, belirtiyi veya davranışı aktarabilir: report feeling anxious, report sleeping badly. -ing biçimi bildirilen deneyimi adlandırır.

Alıştırma

Anket cümlesini vurgulanan ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: In this survey, many teenagers ____ about climate change.

Cevabı göster

report feeling anxious

And I guessed it was 84%.

4:53

Ve ben de %84 olduğunu tahmin ettim.

Which was the correct

4:56

Ki bu doğru,

answer. Huh.

4:58

cevaptı. Ha.

Well done.

4:59

Tebrikler.

It's a high percentage,

5:00

Bu yüksek bir oran,

which is not surprising Dilbilgisi

5:01

ki bu hiç de şaşırtıcı değil

considering that

5:03

düşünüldüğünde

it's future generations

5:04

bunların gelecek nesiller olduğu

who will live with the consequences Kalıp ifadeler

5:05

ki onlar sonuçlarıyla yaşayacaklar

of what we do or fail to do today. Kalıp ifadeler

5:07

bugün yaptıklarımızın veya yapamadıklarımızın.

Dilbilgisi

which is not surprising considering that: yorum ve neden

which is not surprising ilgi cümleciği, percentage sözcüğünü bir nesne olarak değil, önceki gerçeğin tamamını, yani oranın yüksek olmasını yorumlar. Yeni bir cümle başlatmadan konuşanın değerlendirmesini ekler. Considering that, “şu gerçek göz önüne alındığında” anlamına gelir. Önceki gerçeğin neden şaşırtıcı olmadığını açıklayan tam bir cümlecik getirir. Yeniden kullanılabilir kalıp şudur: ifade, which is not surprising considering that + neden.

Alıştırma

Yorum ve nedeni vurgulanan kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: The tickets sold out quickly, ____ the band has a huge following.

Cevabı göster

which is not surprising considering that

Kalıp ifadeler

who will live with the consequences: sonuçlarıyla kim yaşayacak

who will live with the consequences ifadesinde live with, bir şeyle aynı evde yaşamak anlamına gelmez. Bir eylemin veya kararın sonuçlarını, çoğu zaman uzun süre boyunca yaşamaya ve taşımaya devam etmek anlamına gelir. who ile başlayan yan cümle, bugünkü seçimlerden etkilenecek kişilerin gelecek nesiller olduğunu belirtir. live with the consequences of + isim veya eylem kalıbı, uzun süreli etkileri ve sorumluluğu vurgulamak için başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin sonuçlarını taşımaya devam etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Future residents may have to ____ decisions made today.

Cevabı göster

live with the consequences of

Kalıp ifadeler

we do or fail to do: yaptıklarımız veya yapmayı başaramadıklarımız

what we do or fail to do today ifadesinde ilk do, gerçekleştirdiğimiz eylemleri temsil ederken fail to do, yapmayı başaramadığımız veya yerine getirmediğimiz eylemleri kapsar. Fail to + fiilin yalın biçimi, eylemi gerçekleştirmemek veya başaramamak anlamına gelir; fail yalnızca sınavlarda ya da yarışmalarda başarısız olmayı anlatmaz. do ile fail to do ifadesini birlikte kullanmak hem eylemi hem de eylemsizliği kapsar. Fail to do, basitçe not do demekten daha resmîdir ve çoğu zaman eylemin beklendiğini, gerekli olduğunu veya birinin sorumluluğunda bulunduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, beklenen bir eylemin gerçekleştirilmediğini anlatan daha resmî yapıyla tamamlayın: If hospitals ____ follow the safety rule, patients may be put at risk.

Cevabı göster

fail to

Okay,

5:10

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned from this program Ton ve niyet

5:11

bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim

about climate anxiety,

5:13

iklim kaygısı (climate anxiety) hakkında,

Ton ve niyet

Let's recap: grubu birlikte gözden geçirmeye davet etmek

Let's recap, “ana noktaları kısaca yeniden gözden geçirelim” anlamına gelir. Sunucu burada bu ifadeyi kullanarak programı öğretim bölümünden daha önce ele alınan kelimelerin özetine geçirir. Let's, gözden geçirmeyi ortak bir eylem olarak sunar. Bir dinleyiciye bunu tek başına yapmasını emretmek yerine konuşmacıyı ve dinleyicileri birlikte katılmaya davet eder.

Alıştırma

Bir grup sunumunun sonunda hangi cümle herkesi ana noktaları birlikte gözden geçirmeye doğal biçimde davet eder?

  1. Please recap the main points for us.
  2. Let's recap the main points.
  3. Let's introduce the main points for the first time.
Cevabı göster

Let's recap the main points.

feelings of distress Kelime

5:16

ıstırap duyguları

caused by worrying about climate change. Dilbilgisi

5:17

iklim değişikliği hakkında endişelenmenin neden olduğu.

Kelime

Feelings of distress: ciddi duygusal sıkıntı

Feelings of distress, yoğun duygusal acı, kaygı veya bunaltı yaşantıları demektir. Bu cümlede ifade, bir kişinin fiziksel olarak mahsur kalmasını değil, iklim değişikliği hakkında endişelenmenin yol açtığı psikolojik rahatsızlığı anlatır. Burada distress sayılamayan ve görece resmî bir isimdir. feelings of + isim kalıbı, yaşanan duygunun türünü belirtir; bu nedenle feelings of distress, birinin worried veya sad olduğunu söylemekten daha resmî ve daha ciddi bir ifadedir.

Alıştırma

Bir ruh sağlığı raporunda feelings of distress ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. yeni bir fikre yönelik hafif merak
  2. belirgin duygusal acı veya kaygı
  3. iki yer arasındaki fiziksel mesafe
Cevabı göster

belirgin duygusal acı veya kaygı

Dilbilgisi

caused by worrying about climate change: kısaltılmış edilgen niteleyici

Bu cümlede caused by worrying about climate change, feelings of distress ifadesinden sonra gelir ve bu duyguları neyin ortaya çıkardığını belirtir. Edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortaç grubudur: duygular endişe nedeniyle oluşur. Bu yapı, feelings of distress that are caused by worrying about climate change ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Grup ismi nitelediği için caused cümlenin ana fiili değildir. Bu kalıp, bir ismin ardından nedeni kısa biçimde eklemeyi sağlar.

Alıştırma

feelings of distress caused by worrying about climate change ifadesinde caused by... ne işe yarar?

  1. Ana fiildir ve duyguların ne yaptığını anlatır.
  2. Endişenin bu duygular nedeniyle oluştuğunu gösterir.
  3. feelings of distress ifadesini niteler ve nedenini belirtir.
Cevabı göster

feelings of distress ifadesini niteler ve nedenini belirtir.

The idiom doom and gloom

5:20

Doom and gloom deyimi

describes the feeling

5:22

bir hissi tanımlar

that a situation is very bad

5:23

bir durumun çok kötü

and without hope.

5:25

ve umutsuz olduğu yönündeki.

Post-traumatic stress disorder or PTSD

5:27

Travma sonrası stres bozukluğu veya TSSB (PTSD)

is a serious mental illness

5:31

ciddi bir ruhsal hastalıktır

that can develop as a result of a very bad experience Kalıp ifadeler

5:33

çok kötü bir deneyimin sonucu olarak ortaya çıkabilen,

like a war or natural disaster.

5:36

bir savaş veya doğal afet gibi.

Kalıp ifadeler

result of a very ...: as a result of yapısının içinde

Vurgulanan result of a very dizisi, as a result of a very bad experience tam ifadesinin ortasında yer alır. Burada as a result of, “nedeniyle” anlamına gelir ve bir şeyin gelişme nedenini belirtir. Resmî veya açıklayıcı dilde yaygındır. of bir edattır; bu nedenle ardından bir isim grubu ya da -ing biçimi gelir: as a result of the storm; as a result of working late. Neden, kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümlecikse bunun yerine because kullanın.

Alıştırma

Dersimizde geçen ve “nedeniyle” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The flight was canceled ____ thick fog.

Cevabı göster

as a result of

The adjective adverse

5:39

Olumsuz (adverse) sıfatı

means having a harmful negative effect.

5:40

zararlı veya negatif bir etkiye sahip olmak anlamına gelir.

The Latin phrase per se

5:44

Latince bir ifade olan per se

means in itself

5:45

başlı başına (in itself) anlamına gelir

and is used when considering the qualities of something on its own,

5:47

ve bir şeyin niteliklerini tek başına değerlendirirken kullanılır,

not in relation to something else.

5:51

başka bir şeyle ilişkili olarak değil.

And finally,

5:53

Ve son olarak,

urban green spaces Kültür

5:54

kentsel yeşil alanlar (urban green spaces)

are areas in towns and cities

5:55

kasaba ve şehirlerdeki alanlardır

which are reserved for parks, Kalıp ifadeler

5:57

parklar,

trees, and wildlife.

5:59

ağaçlar ve yaban hayatı için ayrılmış.

Kültür

urban green spaces: kasaba ve şehirlerdeki doğal alanlar

Urban green spaces; parklar, bitkilendirilmiş alanlar, ağaçlar ve yaban hayatına ayrılan yerler gibi, kasaba ve şehirlerde bitki örtüsünün veya doğal yaşam alanlarının korunduğu bölümleri ifade eder. Burada green, mekânın yalnızca rengini değil, doğal veya çevresel işlevini anlatır. Bu terim şehir planlaması ve halk sağlığı tartışmalarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi seçenek urban green spaces ifadesini en iyi açıklar?

  1. Bir kasaba veya şehir içindeki parklar, topluluk bahçeleri ve yaban hayatı alanları
  2. Herhangi bir kasaba veya şehirden uzakta bulunan çiftlikler ve ormanlar
  3. Bir şehirde yeşile boyanmış binalar
Cevabı göster

Bir kasaba veya şehir içindeki parklar, topluluk bahçeleri ve yaban hayatı alanları

Kalıp ifadeler

which are reserved: ayrılmış anlamındaki edilgen yan cümle

which are reserved yapısında which, önceki areas sözcüğüne gönderme yapar. Bu yan cümle o alanlar hakkında bilgi ekler ve are reserved edilgendir: Bir kişi ya da kuruluş bu alanları belirli bir amaç için ayırmıştır, ancak bunu yapan belirtilmez. Ardından gelen for öbeği, alanın kimin için ya da hangi amaçla ayrıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp be reserved for + kişi, grup veya kullanım amacıdır. Burada reserved, belirli bir amaç için ayrılmış anlamına gelir; sessiz veya duygularını göstermeye isteksiz anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be reserved for kalıbıyla tamamlayın: These study rooms ____ group work after 4 p.m.

Cevabı göster

are reserved for

Once again,

6:01

Bir kez daha,

our six minutes are up. Kalıp ifadeler

6:02

altı dakikamızın sonuna geldik.

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan altı dakika doldu

our six minutes are up ifadesinde up, ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. “Yukarıda” veya “yukarı doğru hareket ediyor” anlamına gelmez. “İyelik ifadesi + süre + be + up” yapısı, kullanılabilir zamanın dolduğunu ve etkinliğin artık bitmesi gerektiğini bildirir. Çok yaygın kısa biçimi Time's up ifadesidir.

Alıştırma

Ayrılan on dakikanın bittiğini belirtmek için be + up yapısını tamamlayın: Our ten minutes ____, so let's stop here.

Cevabı göster

are up

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye-bye.

6:04

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Altı Dakikalık İngilizce.