2 Dakikada Nasıl Uykuya Dalınır: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: anlatım, uyku koşulları ve günlük alışkanlıklardan adım adım gevşemeye geçiyor; sonunda düzenli uyku saatlerini temel uzun vadeli öneri yapıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “the ease with which you'll fall asleep” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): bir eylemin ne kadar kolay olduğunu anlatan edat + which yapılı resmî ilgi cümleciğini kavrayın. 2. “in all seriousness,” (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): şakadan, kanıt konusunda dikkatli ve samimi tavsiyeye dönüş işaretini tanıyın. 3. “work like clockwork.” (Deyimler ve mecazlı ifadeler): düzenli ve güvenilir çalışma anlamını ve önceki saate bakma kaygısına bilinçli göndermeyi anlayın.
Bu derste
If you're anything like me: bana benziyorsanız
“If you're anything like me”, “bu konuda bana benziyorsanız” demektir. Buradaki like, “hoşlanmak” değil, “benzer olmak” anlamındadır. Konuşmacı, hikâyeyi anlatmadan önce dinleyiciyi ortak bir deneyime davet etmek için if'li bölümü kullanır. Then ile başlayan bir bölümün söylenmesi gerekmez; cümlenin geri kalanı sonucu verir.
Alıştırma
Bu cümlede “If you're anything like me” şeklindeki açılış ne yapar?
- Dinleyiciyi kendi deneyimiyle konuşmacının deneyimini karşılaştırmaya davet eder.
- Dinleyicinin konuşmacıdan hoşlandığını söyler.
- Herkesin uyduğu kesin bir kural verir.
Cevabı göster
Dinleyiciyi kendi deneyimiyle konuşmacının deneyimini karşılaştırmaya davet eder.
goes something like this: aşağı yukarı şöyle gelişir
“Goes something like this”, “aşağı yukarı bu şekilde olur veya gelişir” demektir. Buradaki go hareket etmeyi anlatmaz; bir hikâyenin, rutinin veya sürecin nasıl geliştiğini anlatır. Bu ifade, ardından gelecek içeriğe işaret eder: konuşmacı ifadeyi söyler, sonra bir örnek veya sıralama verir. Something, anlatımın yaklaşık olduğunu ve her ayrıntının tamamen aynı olması gerekmediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki goes ile başlayan ve “aşağı yukarı bu şekilde” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: “A typical school morning ____: wake up, get dressed, and eat breakfast.”
Cevabı göster
goes something like this
the literally 10 seconds ago I felt like I would die
0:16kelimenin tam anlamıyla, daha 10 saniye önce
So, you try to squeeze your eyes tighter
0:23Bu yüzden gözlerinizi daha da sıkı kapatmaya çalışırsınız
or maybe I'm just not in a comfortable position.
0:26ya da “Belki de rahat bir pozisyonda değilimdir,” dersiniz.
Alaycı “Yeah, that'll solve it.”
Bu bağlamda “Yeah, that'll solve it” gerçek bir onay ifade etmez. Konuşan kişi gözlerini daha sıkı kapatmayı ve pozisyonunu değiştirmeyi zaten denemiş, ancak uyuyamamıştır. Bu yüzden kendinden emin olumlu cümle aslında tersini anlatır: “Bunun sorunu çözmeyeceği belli.” İngilizcede alaycı anlatım, bağlam ve ton eleştiri, sıkıntı veya kişinin kendisiyle dalga geçtiğini gösterirken onaylayıcı ya da kesin görünen sözler kullanabilir. Böyle olumlu bir cümleyi gerçek anlamıyla yorumlamadan önce önerilen “çözümün” açıkça etkisiz olup olmadığına bakın.
Alıştırma
Örnekte “Yeah, that'll solve it” gerçekte ne anlatıyor?
- Konuşan kişi yeni pozisyonun sorunu gerçekten çözeceğine inanıyor.
- Konuşan kişi başka birinden sorunu çözmesini istiyor.
- Konuşan kişi denenen çözümün işe yaramayacağını alaycı biçimde söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi denenen çözümün işe yaramayacağını alaycı biçimde söylüyor.
the clock ticks and you become increasingly more aware
0:32saat tıkırdarken giderek daha fazla farkına varırsınız
of every waking second of sleep time that you're losing
0:35uyumadan geçirdiğiniz her saniyede kaybettiğiniz uyku süresinin
If only you could have just slept at school or work. Dilbilgisi
0:40Keşke okulda ya da işte uyuyabilseydiniz.
Kaçırılmış bir geçmiş olasılık için“If only ... could have slept”
“If only” güçlü bir dilek veya pişmanlık anlatır. Burada “could have slept,” could have + fiilin üçüncü hâli yapısını kullanarak gerçekleşmemiş bir geçmiş olasılığı hayal eder: kişi okulda veya işte uyumamıştır ve bu fırsat artık geçmiştir. Bu, geçmişe yönelik gerçek dışı bir dilektir; gerçek bir koşul veya hâlâ uygulanabilecek bir plan değildir. “Just,” “sadece, öylece” anlamını ekler: o zaman uyumak kolay ve arzu edilen seçenek olurdu.
Alıştırma
Could have ve parantez içindeki fiili kullanarak geçmiş pişmanlığı anlatan cümleyi tamamlayın: If only we ____ the earlier train. (catch)
Cevabı göster
could have caught
all you have is your deepest, darkest thoughts
0:47elinizde yalnızca en derin, en karanlık düşünceleriniz
and that damn clock that oh my god, it's been three hours?
0:50ve o lanet saat var; aman Tanrım, üç saat mi geçmiş?
because we've compiled some of the best advice and practices
0:57Çünkü en iyi tavsiye ve yöntemlerden bazılarını derledik;
to increase your odds of falling asleep in minutes. Kalıp ifadeler
1:00bunlar dakikalar içinde uykuya dalma ihtimalinizi artıracak.
increase your odds of falling asleep: uykuya dalma olasılığınızı artırmak
“Increase your odds of falling asleep”, uykuya dalmanızı daha olası hâle getirmek demektir. Buradaki odds, olasılık veya ihtimal anlamındadır; tek sayıları ya da belirli bir bahis oranını anlatmaz. increase your odds of + -ing biçimi, bir olayın gerçekleşme ihtimalini artırmayı anlatır: increase your odds of winning, increase your odds of remembering veya increase your odds of arriving on time. Daha yüksek bir ihtimal belirtir, sonucu garanti etmez.
Alıştırma
“Sizin için daha olası hâle getirmek” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: A calm bedtime routine may ____ falling asleep quickly, but it cannot guarantee it.
Cevabı göster
increase your odds of
And while we're going to start off with the stuff you should do before hitting your bed, Öbek fiiller
1:04Yatağa girmeden önce yapmanız gerekenlerle başlayacak olsak da,
we also have a technique used by the U.S. Navy
1:07ABD Donanması'nın kullandığı bir tekniği de anlatacağız;
to fall asleep in 2 minutes when you're stuck there lying awake.
1:10bu teknik, öylece uyanık yatarken 2 dakikada uykuya dalmanızı sağlayabilir.
start off with: ilk unsurla başlamak
“Start off with”, ilk unsur, adım veya konuyla başlamak demektir. Bu cümlede videonun sırasını düzenler: önce uyku öncesi hazırlık, ardından diğer uyku tekniği gelir. Yapı start off with + isim veya -ing biçimidir: start off with introductions; start off with reading the directions. Off, bütün fiil ifadesinin bir parçasıdır ve burada uzaklaşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“İlk unsurla başlamak” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We'll ____ a short warm-up, then move to the main game.
Cevabı göster
start off with
So, let's start with seven things you should do before you sleep.
1:14O hâlde, uyumadan önce yapmanız gereken yedi şeyle başlayalım.
Your thermal environment, especially surrounding your head and body,
1:21Özellikle başınızın ve vücudunuzun çevresindeki ısıl ortam,
determining not only the ease with which you'll fall asleep tonight, Dilbilgisi
1:27üstelik yalnızca bu gece ne kadar kolay uykuya dalacağınızı değil,
yalnızca bu gece uykuya dalma kolaylığın değil, uyku kaliten de
not only ... but also ... yapısı, birbiriyle ilgili iki unsuru yan yana getirir ve ikisini de vurgular. Burada determining hem the ease of falling asleep hem de your sleep quality için geçerlidir: cümle, termal ortamın her ikisini de etkilediğini söyler; birini seçmeyi istemez. Temel biçim not only + A, but also + B şeklindedir. İkinci unsur, birinciye eklenen başka önemli bir sonuçtur. Bu nedenle buradaki but also, A'yı reddeden bir karşıtlık değil, ekleme bildirir.
Alıştırma
İki ilişkili faktörü vurgulayan cümleyi doğru tamamlayan seçeneği bulun: The room affects ______.
- not the ease with which you'll fall asleep tonight, but your sleep quality
- not only the ease with which you'll fall asleep tonight, but also your sleep quality
- either the ease with which you'll fall asleep tonight, or your sleep quality
Cevabı göster
not only the ease with which you'll fall asleep tonight, but also your sleep quality
uykuya dalma kolaylığı
The ease with which you'll fall asleep, ne kadar kolay uykuya dalacağını anlamına gelir. Ease bir isimdir; with which you'll fall asleep ise bu ismi açıklayan resmî bir ilgi cümleciğidir. Bu nedenle with which burada yer veya eşlik bildirmez; uykuya dalma eylemini, bunun kolaylık derecesiyle ilişkilendirir. Bu isim öbeği bir eylemi gerçekleştirmenin ne kadar zor veya kolay olduğunu adlandırır. Cümlede bu, termal ortamın belirleyebileceği unsurlardan biridir.
Alıştırma
Uykuya dalmanın ne kadar kolay olduğunu anlatan resmî isim öbeğini boşluğa yazın: The temperature can affect ____.
Cevabı göster
the ease with which you'll fall asleep
Whether you're overheating because of heavy blankets, pajamas, Dilbilgisi
1:32Kalın battaniyeler veya pijamalar yüzünden
it's been shown to decrease slow wave sleep and REM sleep.
1:37yavaş dalga uykusunu ve REM uykusunu azalttığı gösterilmiştir.
Whether ... or ...: her alternatif için aynı sonuç
Whether ... or ... birkaç olası nedeni tek bir çerçevede toplar. Buradaki nedenler kalın battaniyeler, pijamalar ve sıcak bir odadır; ancak hepsi aynı sonuca bağlanır: aşırı ısınmak yavaş dalga uykusunu ve REM uykusunu azaltabilir. Whether bu kullanımda soru sormaz. Hangi nedenin geçerli olduğunun önemli olmadığını gösterir ve konuşanın ortak bir sonuca geçmesini sağlar.
Alıştırma
Aynı kuralın iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için Whether ... or ... kullanın: ____ you use crayons ____ markers, write your name at the bottom.
Cevabı göster
Whether · or
your body has to drop 2 to 3 °F or 1.5°C.
1:42vücut sıcaklığınızın 2-3 °F, yani 1,5 °C düşmesi gerekir.
And so, being colder actually helps bring your temperature down faster. Öbek fiiller
1:47Dolayısıyla serinlik, vücut sıcaklığınızın daha hızlı düşmesine yardımcı olur.
bring your temperature down: bir seviyeyi düşürmek
Bring something down bir sayının, seviyenin veya yoğunluğun azalmasını sağlamak anlamına gelebilir. Bu cümlede daha serin olmak vücut sıcaklığını düşürmeye yardımcı olur; herhangi bir şey daha alçak bir yere taşınmaz. Bu öbek fiil ayrılabilir: bring your temperature down ve bring down your temperature biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortada olmalıdır: bring it down denir, bring down it denmez.
Alıştırma
Ayrılabilir bring + object + down kalıbını kullanın. Nesne the noise level ifadesidir: We need to ____ before the baby falls asleep.
Cevabı göster
bring the noise level down
It might shock you, but the recommended temperature Anlatım akışı
1:51Şaşırtıcı gelebilir ama odanız için önerilen sıcaklık
Şaşkınlığı haber veren“It might shock you, but” kalıbı
“It might shock you, but”, dinleyicinin beklentileriyle çelişebilecek bir gerçeği önceden haber verir. but sonrasındaki yan cümle beklenmedik sonucu sunar; burada shock, fiziksel veya tıbbi şoka yol açmak değil, “çok şaşırtmak” anlamındadır. Might, dinleyicinin tepkisini bir olasılık olarak sunar ve girişi daha az kesin ve sert hâle getirir. Önerilen sıcaklık konusunda belirsizlik ifade etmez. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: Olası bir şaşkınlık tepkisini önceden belirtin, ardından sezgilere aykırı gerçeği but ile sunun.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen yapının tam sözcükleriyle tamamlayın: It ____, but octopuses have three hearts.
Cevabı göster
might shock you
but it doesn't have the same disruptive effects Dilbilgisi
2:00ancak bunun bozucu etkileri sıcak bir odanınkiler kadar güçlü değildir;
on falling asleep or your sleep quality as a hot room does.
2:02gerek uykuya dalma gerekse uyku kalitesi açısından.
“the same ... as a hot room does” yapısında does ile yerine koyma
the same disruptive effects ... as kalıbı, soğuk bir odanın etkilerini sıcak bir odanın etkileriyle karşılaştırır. Ana cümlede doesn’t have the same kullanıldığı için cümle, iki sıcaklığın uykuya dalmayı veya uyku kalitesini aynı derecede bozmadığını anlatır. Sondaki does, tekrarlanacak olan has disruptive effects on falling asleep or sleep quality fiil öbeğinin yerine geçer. Tekil özne a hot room ile uyumludur ve uzun yüklemin tekrarlanmasını önler; tek başına “bir eylem gerçekleştirmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Karşılaştırmayı“has the same effect on commuters” ifadesinin yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: This brief delay doesn't have the same effect on commuters as a full closure ____.
Cevabı göster
does
Number two is to take a hot shower or bath before bed.
2:06İkincisi, yatmadan önce sıcak bir duş almak ya da banyo yapmak.
all warm and fuzzy: rahat ve huzurlu bir his
Burada all warm and fuzzy, kendini çok rahat, güvende ve huzurlu hissetmek anlamına gelir. All bu duyguyu güçlendirir; fuzzy burada “tüylü” ya da “bulanık” demek değildir. Cümle, warm kelimesinin fiziksel sıcaklığı da anlatabilmesiyle eğlenceli bir biçimde oynar. Başka bağlamlarda ifadenin tamamı gerçek bir sıcaklıktan çok tatlı ve güven veren bir duyguyu anlatır.
Alıştırma
“The handmade card made Maya feel all warm and fuzzy,” cümlesinde all warm and fuzzy ne anlama gelir?
- Kişinin huzurlu ve mutlu hissetmesini sağlar.
- Kişiyi yumuşak tüylerle kaplar.
- Kişinin görüşünü bulanıklaştırır.
Cevabı göster
Kişinin huzurlu ve mutlu hissetmesini sağlar.
hold on to the heat: ısının kaçmasını önlemek
Hold on to, “bir şeyi kaybetmek yerine elinde tutmak veya korumak” anlamına gelir. Buradaki nesne the heat olduğu için vücudun bu ısıyı içeride tutamadığı anlatılır. Kalıp hold on to + isim veya zamirdir. Fiziksel eşyaların yanı sıra avantaj, anı veya kontrol gibi soyut şeyler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede hold on to, “kaybetmek yerine saklamak” anlamında kullanılmıştır?
- Hold the box with both hands.
- Try to hold on to your receipt until the return period ends.
- Please hold on while I check your order.
Cevabı göster
Try to hold on to your receipt until the return period ends.
the dilated blood vessels radiate out the inner heat to your environment
2:24genişlemiş kan damarlarınız, içerideki ısıyı çevrenize yayar
This triggers the body and brain to think it's sleepy time.
2:31Bu da vücudunuza ve beyninize uyku vaktinin geldiğini düşündürür.
is not helpful and will honestly only stress you out. Öbek fiiller
2:43işe yaramaz ve açıkçası yalnızca sizi strese sokar.
stress someone out: birini kaygılandırmak veya germek
Stress someone out, “birini çok kaygılı, gergin veya bunalmış hissettirmek” demektir. Bu cümlede saate bakmak neden, you ise stresi hisseden kişidir. Out, stress out öbek fiilinin bir parçasıdır; “dışarıda” anlamına gelmez. Nesne bir zamirse kişiyi stress ile out arasına getir: stress me out, stress you out.
Alıştırma
Cümleyi “beni çok kaygılı hissettirmek” anlamındaki öbek fiille tamamla: Too many notifications can ____ while I am trying to sleep.
Cevabı göster
stress me out
In fact, time monitoring is strongly linked to stress and waking arousal. Kalıp ifadeler
2:46Nitekim saati takip etmek, stres ve uyanıklık hâliyle güçlü biçimde ilişkilidir.
be strongly linked to: güçlü bir ilişki bildirmek
Be strongly linked to, “bir şeyle güçlü bir bağlantısı veya ilişkisi olmak” demektir. Burada saati sürekli kontrol etmenin stres ve uyanıklık hâlindeki yüksek tetikte olma durumuyla yakından ilişkili olduğu anlatılır. Strongly bağlantının güçlü olduğunu gösterir; to ise ilişkili olan diğer unsuru getirir. Bu ifade bir ilişki bildirir, ancak tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir araştırma, daha az uyuyan çocukların odaklanmakta daha çok zorlandığını buluyor ancak bunun nedenini kanıtlamıyor. Hangi cümle bulguyu dikkatli biçimde ifade eder?
- Difficulty concentrating is definitely caused by less sleep.
- Less sleep and difficulty concentrating are exactly the same thing.
- Less sleep is strongly linked to difficulty concentrating.
Cevabı göster
Less sleep is strongly linked to difficulty concentrating.
Four, you should minimize or avoid caffeine and nicotine.
2:51Dördüncüsü, kafein ve nikotini en aza indirmeli ya da bunlardan kaçınmalısınız.
Coffee, colas, some tea, and even chocolate
2:55Kahve, kola, bazı çaylar ve hatta çikolatanın etkisinin
It's also worth avoiding eating too close to bed. Dilbilgisi
3:04Yatma saatine çok yakın bir zamanda yemek yemekten kaçınmak da iyi olur.
worth avoiding: worth + -ing kalıbı
Burada worth sözcüğünden sonra avoiding -ing biçimi gelir. be worth + -ing kalıbı, bir eylemin yararlı, mantıklı veya harcanan çabaya değer olduğunu anlatır. Bu cümlede söz konusu alışkanlıktan kaçınmak önerilir. İki -ing biçiminin görevleri farklıdır: avoiding, worth sözcüğünden sonra gelen eylemdir; eating too close to bed ise kaçınılması gereken şeydir. Bu tür iç içe yapı yaygındır: It is worth avoiding doing something.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için worth ve close fiilinin -ing biçimini kullanın: If the noise continues, it's ____ the windows before recording.
Cevabı göster
worth closing
While some studies show avoiding diets that are excessively biased towards carbs will help,
3:07Bazı araştırmalar, aşırı karbonhidrat ağırlıklı beslenmekten kaçınmanın yardımcı olacağını gösterse de,
it's better to just avoid being too hungry or too full before bed.
3:11yatmadan önce ne çok aç ne de çok tok olmak en iyisidir.
Number five, exercising and being physically tired can help you fall asleep faster,
3:15Beşincisi, egzersiz yapmak ve fiziksel olarak yorulmak daha hızlı uykuya dalmanıza yardımcı olabilir,
but working out 2 to 3 hours before bed can keep you up longer. Öbek fiiller
3:20ama yatmadan 2-3 saat önce egzersiz yapmak daha uzun süre uyanık kalmanıza yol açabilir.
‘egzersiz yapmak’ anlamındaki working out
Burada working out, egzersiz yapmak anlamına gelir. Bu ifade, work out deyimsel fiilinin -ing biçimidir ve working out 2 to 3 hours before bed etkinlik öbeğinin tamamı can keep you up longer ifadesinin öznesidir. Bu anlamı bağlam belirler: cümle fiziksel yorgunluktan ve yatmadan önce egzersizin zamanlamasından söz eder. Bir şeyi çözmek veya bir durumun iyi sonuçlanması anlamına gelmez.
Alıştırma
"Maya works out at the gym before breakfast," cümlesinde works out ne anlama gelir?
- iyi sonuçlanır
- bir şeyi çözer veya anlar
- egzersiz yapar
Cevabı göster
egzersiz yapar
keep you up: birinin uyumasını engellemek
Bu cümlede keep you up, “uykuya dalmanı engellemek” veya “uyanık kalmana neden olmak” demektir. Up burada bedenin dik duruşunu değil, uyanıklık durumunu anlatır. Kalıp keep + someone + up şeklindedir. Egzersiz, gürültü, kafein, endişe veya kişinin uyanıklığını sürdüren başka bir şey neden olabilir.
Alıştırma
Cümleyi keep me up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The neighbors' loud music ____ until 2 a.m.
Cevabı göster
kept me up
They're great, but don't take them after 3:00 p.m.
3:27Harikadırlar ama saat 15.00'ten sonra şekerleme yapmayın;
Number six is to make sure you're actually relaxing before bed.
3:32Altıncısı, yatmadan önce gerçekten rahatladığınızdan emin olun.
wired or on: zihnen aktif ve uykuya hazır olmamak
Burada wired, çok uyanık olmayı veya huzursuz bir enerjiyle dolu olmayı ve bu yüzden gevşemekte zorlanmayı anlatır. On ise zihinsel olarak aktif ve hâlâ çalışma ya da performans modunda olmak demektir. Burada iki sözcük de gerçek anlamında kullanılmaz. Her iki sözcük de you’re ifadesini tamamlar: you’re wired veya you’re on. Birlikte, beynin henüz sakin ve uykuya hazır bir duruma geçmediğini anlatırlar.
Alıştırma
“After three cups of coffee, Maya was wired and could not relax,” cümlesinde wired ne anlama gelir?
- Bir elektrik kablosuna bağlıydı.
- Çok uyanıktı ve gevşeyemeyecek kadar enerjikti.
- Zaten derin uykudaydı.
Cevabı göster
Çok uyanıktı ve gevşeyemeyecek kadar enerjikti.
A relaxing activity within the hour before bed like reading
3:41Yatmadan önceki bir saat içinde kitap okumak gibi rahatlatıcı bir etkinlik,
is the perfect ritual to put you in the right mindset. Kalıp ifadeler
3:43zihninizi doğru havaya sokmak için mükemmel bir ritüeldir.
put you in the right mindset: sizi doğru ruh hâline sokmak
Burada put you in the right mindset, “uykuya uygun zihinsel duruma girmenize yardımcı olmak” anlamındadır. Put birini fiziksel olarak bir yere koymayı anlatmaz; right ise ahlaken doğru değil, hedefe uygun demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp put + kişi + in the right mindset biçimindedir. Hedefi belirtmek gerektiğinde ardından çoğunlukla for + isim veya to + fiil gelir.
Alıştırma
Cümleyi “sizi zihinsel olarak hazırlamak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Taking a few calm breaths can ____ to give your presentation.
Cevabı göster
put you in the right mindset
And finally, number seven is to make sure you're getting sun exposure during the day
3:46Son olarak yedincisi, gündüzleri güneş ışığı aldığınızdan
and minimizing your light exposure during the evening.
3:50ve akşamları ışığa maruz kalmayı en aza indirdiğinizden emin olun.
You've probably been told not to use your screen before bed,
3:53Muhtemelen yatmadan önce ekrana bakmamanız gerektiği söylenmiştir;
but it's equally as important to get natural sunlight for at least 30 minutes a day
3:56ama günde en az 30 dakika doğal güneş ışığı almak da bir o kadar önemlidir,
and trigger tiredness at the right times.
4:05ve doğru zamanlarda yorulmanızı sağlamaya yardımcı olur.
for optimizing your experience of falling asleep,
4:09uykuya dalma deneyiminizi en iyi hâle getirdiğimize göre,
now that + yan cümle
Now that, yakın zamanda gerçekleşmiş veya şu anda geçerli olan bir durumu tanıtır: “we've set up some conditions”. Bu durum, ana ifade olan “you're still awake” için arka plan oluşturur. Now that yalnızca bir zaman ifadesi değildir; çoğu zaman nedene benzer bir bağlantı da kurar. Bu yeni durum artık geçerli olduğu için konuşmacı sonraki noktaya geçebilir. Ardından öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Cümleyi yeni oluşmuş bir durumu sunan bağlaçla tamamlayın: ____ everyone is here, we can start the game.
Cevabı göster
Now that
how to fall asleep faster on YouTube,
4:20YouTube'da nasıl daha hızlı uykuya dalınacağını arıyorsunuz;
Don't lie: lie sözcüğünün iki anlamı arasında geçiş
Önceki lying in bed ifadesinde lie, “vücudu yatay biçimde dinlendirmek” anlamındadır. Don't lie cümlesinde ise lie, “doğru olmadığını bildiğin bir şeyi söylemek” anlamına geçer. Bu emir, izleyiciyi konuşmacının tahmininin doğru olduğunu şakacı bir biçimde kabul etmeye çağırır. İki fiilin yalın hâli aynı yazılır ve aynı telaffuz edilir; bu nedenle hızlı anlam değişimi bir kelime oyunu yaratır. Amaçlanan anlamı bulmak için lying in bed ile dürüstlükle ilgili emrin çevresindeki ipuçlarını kullanmak gerekir.
Alıştırma
Örnekte Don't lie ne anlama geliyor?
- Yatay konumda dinlenme.
- Telefonuna bakma.
- Doğru olmayan bir şey söyleme.
Cevabı göster
Doğru olmayan bir şey söyleme.
In which case, you have broken rule seven of not looking at your phone, Anlatım akışı
4:25Bu durumda, telefonunuza bakmamanızı söyleyen yedinci kuralı çiğnediniz,
but I'll forgive you if it was in pure desperation.
4:29ama sırf çaresizlikten yaptıysanız sizi affederim.
In which case: bütün bir duruma gönderme yapıp sonucunu açıklamak
In which case, belirli bir isme değil, az önce anlatılan olasılığın tamamına gönderme yapar. Burada “tahmin edildiği gibi telefonundan izliyorsan” anlamına gelir ve sonucu açıklar: yedinci kural çiğnenmiştir. İfade çoğunlukla yeni bir yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Önceki koşulu veya durumu, bir sonraki sonuç, karar ya da çıkarımın dayanağı hâline getirir.
Alıştırma
Cümleyi, which içeren ve önceki olasılığın tamamına gönderme yapan hedef üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The road may be flooded, ____ we'll take the train.
Cevabı göster
in which case
I mean, I won't complain about the extra view.
4:32Yani, fazladan bir izlenmeye de itiraz edecek değilim.
But in all seriousness, if you're laying in bed after all that, Anlatım akışı
4:34Ama şaka bir yana, tüm bunlardan sonra hâlâ yatakta uzanıyorsanız,
In all seriousness: şakadan içten ve ciddi bir tona geçiş
In all seriousness, dinleyicilere şakalı veya hafif kısmın sona erdiğini ve ardından içten bir noktanın geleceğini bildiren bir söylem belirtecidir. Bu cümlede but, ciddi bir tona dönüşü daha da güçlendirir. Bu ifade konuşmayı düzenler; yalnızca very seriously anlamına gelmez ve serious sözcüğünün derecesini artırmaz.
Alıştırma
Bu bağlamda in all seriousness neyi belirtir?
- Şakadan içten bir noktaya geçişi belirtir.
- Konuşanın şakaya devam ettiğini gösterir.
- Serious sözcüğüne son derece ciddi anlamını verir.
- Konuşmanın sona erdiğini belirtir.
Cevabı göster
Şakadan içten bir noktaya geçişi belirtir.
there's a technique that the Navy allegedly used
4:38Donanmanın kullandığı iddia edilen bir teknik var;
that, if practiced, can literally have you falling asleep in 2 minutes, Dilbilgisi
4:40bu teknik, pratik yapıldığında gerçekten 2 dakika içinde uykuya dalmanızı sağlayabilir,
have you falling asleep: have + kişi + -ing
have you falling asleep ifadesindeki have, birinin bir eyleme başlamasına veya bir duruma girmesine neden olmak anlamındadır. Yapı have + kişi + -ing biçimindedir ve ortaya çıkan eylemi ya da durumu vurgular. Buradaki falling asleep, uyumaya başlamak demektir. Cümle, tekniği uygulamanın bu sonucu doğurduğunu öne sürer; bir şeye sahip olmaktan veya emir vermekten söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi have + you + smile fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: These funny photos will ____ all afternoon.
Cevabı göster
have you smiling
If practiced: indirgenmiş edilgen bir koşul
Burada if practiced, indirgenmiş edilgen bir koşul yan tümcesidir. Tam biçimi if it is practiced şeklindedir ve anlaşılan it, the technique ifadesine gönderme yapar. Practiced, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; basit geçmiş zaman fiili değildir ve uykuya dalan kişiyi tanımlamaz. Bu kısa if + past participle yapısı, atılan öznenin ana cümleden açıkça anlaşıldığı durumlarda yaygındır.
Alıştırma
Parantezdeki anlamı indirgenmiş edilgen bir koşulla değiştirin: ____, the filter will last longer. Anlamı: if it is cleaned regularly.
Cevabı göster
If cleaned regularly
no matter where you are: yer değişse de sonuç değişmez
No matter where you are bir soru değildir. Ana sonucun mümkün olan her yerde geçerli kaldığını belirten bir yan cümle ekler. Yeniden kullanılabilen kalıp no matter + soru sözcüğü + özne + fiil şeklindedir. No matter what, no matter when ve no matter how da benzer şekilde nesne, zaman veya yöntem değişse bile ana ifadenin değişmediğini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi no matter where + I + be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I can call you ____.
Cevabı göster
no matter where I am
I say allegedly because the studies are not publicly available, Anlatım akışı
4:46“İddia edilen” diyorum çünkü araştırmalar kamuya açık değil,
but they claim they were used on fighter pilots
4:50ama iddiaya göre bu yöntem savaş pilotlarında kullanılmış.
I say allegedly because: doğrulanmamış bir iddiayı belirtmek
allegedly zarfı, ardından gelen bilginin bağımsız olarak doğrulanmamış bir iddia olduğunu belirtir. Bu cümlede I say allegedly because bir üst yorumdur: Konuşan kişi, iddiayı gerçek olarak sunmak yerine neden ihtiyatlı bir ifade seçtiğini ve iddiayla arasına mesafe koyduğunu açıklar. Bu, iddianın yanlış olduğu anlamına gelmez. İddiayı destekleyen çalışmalar kamuya açık olmadığı için konuşan kişinin iddianın doğruluğuna ilişkin tüm sorumluluğu üstlenmediği anlamına gelir.
Alıştırma
Konuşan kişi “I say allegedly because the studies are not publicly available” derken neyi kastediyor?
- Çalışmaların kamuya açık olduğunu doğruluyor.
- İddianın yanlış olduğunu kanıtlıyor.
- İddiayı doğrulanmamış olarak ele alıyor.
Cevabı göster
İddiayı doğrulanmamış olarak ele alıyor.
In fact, they were designed to allow them to fall asleep even while sitting up.
4:57Hatta yöntem, oturur hâldeyken bile uykuya dalabilmeleri için tasarlanmıştı.
And after 6 weeks, they claim that 96% of the pilots
5:01Ayrıca 6 hafta sonunda pilotların %96'sının
could fall asleep in less than 2 minutes.
5:042 dakikadan kısa sürede uykuya dalabildiği iddia ediliyor.
It goes like this: sıradaki içeriği tanıtmak
It goes like this, ardından gelen bir şeyin biçimini veya sırasını tanıtmak için kullanılan kalıplaşmış bir sözlü anlatım çerçevesidir. Tanıtılan şey bir dizi adım, bir hikâye veya birinin söylediği sözlerin aynısı olabilir; goes fiziksel hareketi değil, içeriğin nasıl sunulduğunu belirtir. Bu ifade giriş bölümünü kapatır ve dinleyiciye bir sonraki gösterime veya sıraya odaklanması için işaret verir. Bu bağlamda konuşan kişi talimatlara başlıyor; bir nesnenin bir yere gittiğini anlatmıyor.
Alıştırma
“It goes like this: first, breathe in slowly” cümlesinde It goes like this ne işe yarar?
- Bir şeyin fiziksel olarak hareket ettiğini söyler.
- Konuşan kişinin açıklamayı bitirdiğini söyler.
- Sonraki adımları veya sözleri tanıtır.
Cevabı göster
Sonraki adımları veya sözleri tanıtır.
First, you need to systematically relax each part of your body.
5:08Öncelikle vücudunuzun her bölgesini sırayla gevşetmeniz gerekiyor.
Hayal edilen bir eylem için Picture + nesne + -ing
Burada picture, “zihinde bir görüntü oluşturmak” anlamına gelen bir fiildir; “fotoğraf çekmek” anlamına gelmez. Kalıp picture + nesne + -ing biçimidir. Every muscle nesnedir; slowly relaxing ise eylemi hayal edilen sahnede devam eden bir süreç olarak gösterir. Bir kişinin ya da şeyin ne yaptığını zihinde canlandırmak istediğinde bu kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Hayal etme yönergesini tamamlamak için move fiilinin -ing biçimini kullan: Picture the clouds ____ across the sky.
Cevabı göster
moving
If you need help, squish and squint your face first,
5:21Yardıma ihtiyacınız varsa önce yüzünüzü buruşturup gözlerinizi kısın,
Breathe out as you feel your cheeks, tongue, mouth, and jaw relax. Dilbilgisi
5:25Yanaklarınızın, dilinizin, ağzınızın ve çenenizin gevşediğini hissederken nefes verin.
feel ... relax yapısında Feel + nesne + fiilin yalın hâli
feel gibi bir algı fiiliyle, bir eylemin gerçekleştiğini fark ettiğini söylemek için feel + nesne + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada your cheeks, tongue, mouth, and jaw nesnelerdir ve tek bir relax fiili dört vücut bölümünün hepsi için geçerlidir. Relax fiilin yalın hâlidir; bu nedenle önünde to, sonunda da -ed yoktur. Cümle, bu bölümlerin değişip daha az gergin hâle geldiğini hissetmek anlamına gelir.
Alıştırma
Nesneden sonra loosen fiilinin yalın hâlini kullan: Close your eyes and feel your shoulders ____. (loosen)
Cevabı göster
loosen
Even imagining your eyes sinking into their sockets.
5:30Gözlerinizin yuvalarına gömüldüğünü bile hayal edin.
Then slowly make your way down your body Kalıp ifadeler
5:34Ardından yavaşça vücudunuzda aşağı doğru ilerleyin
make your way down: aşağı doğru adım adım ilerlemek
Bu cümlede make your way down, dikkati vücudun bir bölümünden daha aşağıdaki bölüme adım adım taşımak anlamına gelir. Buradaki make “üretmek” demek değildir; hareketin yürüme olması da gerekmez. Bu ifade vücudu bir rota ya da sıra gibi sunar. Fiziksel bir güzergâhta veya sıralı bir listede ilerlemeyi anlatmak için de kullanılabilir; temel fikir aşamalar boyunca yavaş yavaş ilerlemektir.
Alıştırma
Bir patikanın tepesinden aşağıya adım adım ilerlemeyi en iyi hangi ifade anlatır?
- make your way down
- make your way up
- make your way through
Cevabı göster
make your way down
Tighten and then relax your shoulders, then arms,
5:38Omuzlarınızı, ardından kollarınızı sıkıp gevşetin;
from forearms to fingers, chest, and legs,
5:41ön kollarınızdan parmaklarınıza, göğsünüze ve bacaklarınıza,
all while breathing deeply and focusing on the relaxation. Dilbilgisi
5:46Bunların hepsini derin nefes alırken ve gevşemeye odaklanırken yapın.
all while breathing deeply and focusing on the relaxation: derin nefes alıp gevşemeye odaklanırken sürekli
Burada all while, ana sırayla birlikte gerçekleşen eylemleri tanıtır: derin nefes almak ve gevşemeye odaklanmak. Breathing ve focusing, aynı while yapısına bağlı paralel -ing biçimleridir. All, bu eşlik eden eylemlerin yalnızca tek bir anda değil, sürecin tamamı boyunca devam ettiğini belirtir. Bu yapı, devam eden bir etkinliğin başka bir etkinliğe sürekli eşlik ettiğini göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
İkinci eylemin birinci eylem boyunca devam ettiğini gösteren cümle hangisidir?
- Leo took notes after listening to the lecture.
- Leo took notes before listening to the lecture.
- Leo took notes all while listening to the lecture.
Cevabı göster
Leo took notes all while listening to the lecture.
focus on clearing your mind into a meditative state. Kalıp ifadeler
5:51zihninizi boşaltıp meditatif bir duruma geçmeye odaklanın.
go through the whole body: her bölümü sırayla ele almak
Bu cümlede gone through the whole body, bedenin her bölümüyle sırayla ilgilenilmiş olduğu anlamına gelir. Beden, tek tek ele alınan bölümlerin bütünüdür; ifade, bedenin içinden fiziksel olarak geçmek demek değildir. Aktarılabilir kalıp go through + bir öğe veya öğeler bütünüdür. Genellikle bütün tamamlanana kadar her şeyi adım adım incelemek, gözden geçirmek veya ele almak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi go through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: By noon, Mia had ____ every page of the contract.
Cevabı göster
gone through
clear your mind: dikkat dağıtan düşünceleri yatıştırmak
Bu cümlede clearing your mind, dikkati dağıtan düşüncelerin ve zihinsel görüntülerin yatışmasına izin vererek dikkati sakin ve açık hâle getirmek demektir. Bu, anıları silmek veya zihni kelimenin tam anlamıyla boşaltmak değil, dikkati geçici olarak değiştirmektir. Aktarılabilir ifade clear your mind kalıbıdır. Meditasyon, dinlenme, odaklanarak çalışma veya kaygılardan ve zihinsel gürültüden uzaklaşmanın yararlı olduğu herhangi bir etkinlikten önce yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi clear your mind ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Take a slow breath, ____, and focus on the next task.
Cevabı göster
clear your mind
As thoughts about your day or images pop into your mind, Öbek fiiller
5:54Gününüzle ilgili düşünceler ya da görüntüler zihninizde belirdiğinde
try not to dwell on them and let them pass. Kalıp ifadeler
5:57onlara takılmamaya, geçip gitmelerine izin vermeye çalışın.
pop into your mind: ani ve planlanmamış bir düşünce
Bu cümlede pop into your mind, siz özellikle düşünmeyi seçmeden düşüncelerin veya görüntülerin birden bilincinizde belirmesi anlamına gelir. Pop mecazidir; gerçekte hiçbir şey patlamaz veya zıplamaz. Planlanmadan ortaya çıkan bir düşünce, anı, görüntü veya fikir için something pops into someone's mind kalıbını kullanın. Burada thoughts or images öznedir, your mind ise bunların belirdiği yerdir.
Alıştırma
Cümleyi “pop into your mind” ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: While Leo was drawing, an idea ____.
Cevabı göster
popped into his mind
dwell on: bir şeyi gereğinden uzun süre düşünüp durmak
Bu cümlede dwell on them, dikkatinizi o düşünceler veya görüntüler üzerinde tutup bunları tekrar tekrar, genellikle yararlı olandan daha uzun süre düşünmek anlamına gelir. Them, ortaya çıkan düşünceleri veya görüntüleri belirtir. Dwell on, özellikle bir endişe, hata veya hoş olmayan olay hakkında düşünmeye ya da konuşmaya gereğinden fazla zaman ayırmak anlamına gelir. Bu kullanım, dwell sözcüğünün bir yerde yaşamak anlamından farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi dwell on ile tamamlayın: The game is over, so let's not ____ the missed goal.
Cevabı göster
dwell on
Simply thinking through motions can stimulate your muscles to involuntarily contract.
5:59Yalnızca hareketleri zihninizde canlandırmak bile kaslarınızın istemsizce kasılmasına yol açabilir.
Much like meditation, don't let the thoughts consume you. Deyimler
6:04Tıpkı meditasyonda olduğu gibi, düşüncelerin sizi ele geçirmesine izin vermeyin.
let the thoughts consume you: consume sözcüğünün mecaz anlamı
let the thoughts consume you ifadesinde consume mecaz anlamda kullanılır. Düşüncelerin dikkatini öylesine ele geçirmesi demektir ki başka bir şeyi fark etmek ya da yapmak zorlaşır; düşünceler seni gerçekten yemez. let + isim + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin olmasına izin vermek anlamına gelir. Olumsuz emir olan don't let X consume you ifadesinde konuşan kişi, X'in zihnini veya enerjini kontrol etmesine izin vermemeni öğütler.
Alıştırma
“Don't let the worry consume you,” cümlesinde consume you ne anlama gelir?
- Endişeyi unutmana yardım eder.
- Vücudunu yer.
- Dikkatinin neredeyse tamamını ele geçirir.
Cevabı göster
Dikkatinin neredeyse tamamını ele geçirir.
Or you can visualize yourself in a calming location
6:10Ya da kendinizi huzur verici bir yerde hayal edebilirsiniz;
back and forth: zıt yönlerde tekrarlanan hareket
Back and forth, bir yönde ve ardından zıt yönde tekrar tekrar hareket etmek anlamına gelir. Burada hamağın nasıl sallandığını anlatır: bir yandan diğer yana ve sonra yeniden geri. İfadenin tamamı zarf gibi çalışır ve bir şeyin nasıl hareket ettiğini gösterir. İnsanlar arasındaki tekrarlanan alışverişi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir yandan diğer yana tekrar tekrar anlamına gelen kalıpla tamamla: “The puppy ran ____ between the two gates.”
Cevabı göster
back and forth
don't think, don't think, don't think for 10 seconds.
6:2010 saniye boyunca “Düşünme, düşünme, düşünme.”
It may sound silly or fairly simple, Anlatım akışı
6:24Bu kulağa saçma ya da fazlasıyla basit gelebilir,
Aptalca ya da oldukça basit gelebilir, ama...
Bu ifade, yöntem hakkında oluşabilecek iki izlenimi sunar: yöntem aptalca ya da oldukça basit görünebilir. “May sound” konuşanın bu değerlendirmeyi kabul ettiği bir gerçeği değil, bir şeyin nasıl algılanabileceğini anlatır; “fairly” ise basitlik ifadesini yumuşatır. “But” bir taviz yapısı kurar. Konuşan, dinleyicinin olası itirazını kısaca kabul eder ve ardından yöntemin değerini savunmaya geçer. Böylece “but”tan sonraki düşünce asıl vurgu noktası olur.
Alıştırma
“It may sound silly or fairly simple, but it's the practice that makes perfect” cümlesinde “It may sound silly or fairly simple, but” ne işe yarar?
- Konuşanın yöntemin aptalca olduğu konusunda hemfikir olduğunu söyler.
- Karşıtlık içermeyen iki ilgisiz gerçeği belirtir.
- Olası bir eleştiriyi kabul ettikten sonra fikri savunmaya geçer.
Cevabı göster
Olası bir eleştiriyi kabul ettikten sonra fikri savunmaya geçer.
Mükemmelleştiren şey pratiktir.
“it's X that ...” kalıbı bir it-cleft yapısıdır. Bilgiyi daha doğrudan bir sırayla vermek yerine X unsurunu öne çıkarır. Burada “the practice”, yöntemin görünüşteki basitliğinin aksine, gelişmeyi sağlayan temel etken olarak vurgulanır. “makes perfect” bilinen “Practice makes perfect” atasözünü çağrıştırır. Uzun biçim, bağlama bağlı bilinçli bir vurgu ekler: düzenli pratik yapmayı teşvik eder, ancak her denemeden sonra kelimenin tam anlamıyla kusursuzluk sözü vermez.
Alıştırma
Pratiği temel etken olarak vurgulayan it-cleft yapısını hangi cümle kullanır?
- Practice makes perfect.
- It's the practice that makes perfect.
- It's the method that makes perfect.
Cevabı göster
It's the practice that makes perfect.
anecdotally online, temkinli kaynak belirteci olarak
anecdotally, dayanağın sistematik bir araştırmadan değil, kişisel bildirimlerden veya deneyimlerden geldiğini gösterir. online kaynağı daha da sınırlar ve bu bildirimlerin internette bulunduğunu belirtir. anecdotally online birlikte temkinli bir kaynak belirteci oluşturur. Konuşan kişi, bir eğilimden söz ederken bunun bilimsel olarak doğrulandığını veya herkes için geçerli olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Kaynağın internette bulunan kişisel bildirimler olduğunu belirten ifadeyi seçerek cümleyi tamamlayın: “The app may help; ______ many users report better focus, but no controlled study has tested it.”
- anecdotally online,
- as a confirmed result,
- in an official announcement,
- according to a controlled study,
Cevabı göster
anecdotally online,
dedicating time to it, bilinçli zaman yatırımı olarak
dedicating time to it, bir hedefe veya etkinliğe bilinçli olarak zaman ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede it, daha önce söz edilen yönteme gönderme yapar ve ifade, devamlı çabanın yöntemin işe yaramasının nedenlerinden biri olduğunu gösterir. Yapı dedicate time to + isim veya gerund biçimindedir. Burada dedicating, after sonrasında gelen -ing biçimidir ve to bir edattır. Bu nedenle to sonrasında isim veya -ing biçimi kullanılabilir: dedicate time to the method veya dedicate time to practicing.
Alıştırma
Etkinliğe bilinçli yatırım yapıldığını vurgulayan ifadeyi seçerek cümleyi tamamlayın: “Maya improved her drawing by ______ every evening.”
- spending time on it
- trying it once
- waiting for it
- dedicating time to it
Cevabı göster
dedicating time to it
But the key, like most things, is to consistently practice each night. Anlatım akışı
6:34Ancak çoğu şeyde olduğu gibi, kilit nokta her gece düzenli olarak pratik yapmaktır.
the key, like most things, is to ...: temel eylemi vurgulamak
“the key is to + fiilin yalın hâli” yapısı, ardından gelen eylemi sonuca ulaşmanın en önemli koşulu olarak sunar. Burada “to consistently practice each night” önceki önerilerden yalnızca biri değil, temel öneridir. “like most things” cümleye araya giren bir yorum olarak eklenmiştir. Bu ifade, böyle bir odaklanmanın birçok alanda geçerli olduğunu belirtir. Cümle genel düşünceden somut eyleme döner.
Alıştırma
Başarı için gerekli temel eylemi belirtmek üzere the key is to yapısını kullanan cümleyi seçin.
- Please key the address into the device.
- The key is to check the address before sending the package.
- The key to the package is on the desk.
Cevabı göster
The key is to check the address before sending the package.
but weeks in, you'll be much more likely to fall asleep instantly, Kelime
6:40ama haftalar geçtikçe anında uykuya dalma ihtimaliniz çok artar;
weeks in: daha sonraki aşamayı belirten zaman ifadesi
“Weeks in”, devam eden bir süreç başladıktan sonra birkaç haftanın geçtiğini belirtir. Bu cümlede ifade, ilk gecedeki zorluğun ardından rutinin daha sonraki bir aşamasına geçildiğini gösterir. Bu, yer bildiren bir ifade değil, kısa bir zaman göstergesidir. Başlangıç noktası bağlamdan anlaşılır; bu nedenle “weeks in”, süreç yeniden söylenmeden “başladıktan birkaç hafta sonra” anlamına gelir.
Alıştırma
Devam eden bir sürecin başlamasından sonra birkaç haftanın geçtiğini anlatan ifadeyi seçin.
- for weeks
- weeks in
- in a few weeks
Cevabı göster
weeks in
assuming you don't have a sleep disorder or other condition. Dilbilgisi
6:44elbette bir uyku bozukluğunuz ya da başka bir rahatsızlığınız yoksa.
assuming you don't have a sleep disorder or other condition: koşul belirtmek
Assuming, konuşmacının bir tahmin yapmak için öncül olarak kabul ettiği bir koşulu başlatır. Burada, daha kolay uyuma iddiası yalnızca uyku bozukluğunuz veya başka bir rahatsızlığınız yoksa geçerlidir. If ifadesine yakındır, ancak assuming öncülü iddiayı sınırlayan bir kayıt gibi sunar ve iddianın fazla kesin duyulmasını önler. Rastgele bir tahmin anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede assuming neyi gösteriyor? “Assuming you don't have a sleep disorder or other condition, the routine may help you fall asleep faster.”
- uyku bozukluğunuz veya başka bir rahatsızlığınız olmaması gerçeğiyle karşıtlık
- uyku bozukluğunuz veya başka bir rahatsızlığınız olmaması koşulu
- uyku bozukluğunuz veya başka bir rahatsızlığınız olmamasının nedeni
Cevabı göster
uyku bozukluğunuz veya başka bir rahatsızlığınız olmaması koşulu
that is considered the single most important tip
6:49bu öneri, en önemli tavsiye olarak kabul ediliyor
Go to bed and wake up at the same time of day, no matter what.
6:57Ne olursa olsun, her gün aynı saatte yatın ve aynı saatte kalkın.
I know, it sucks, but we're creatures of habit, Deyimler
7:03Biliyorum, berbat bir şey ama biz insanlar alışkanlıklarımıza bağlı varlıklarız.
creatures of habit: alışkanlıklarla hareket eden insanları anlatmak
Creatures of habit, davranışları tekrarlanan rutinler tarafından güçlü biçimde yönlendirilen insanları anlatan bir mecazdır. Bu cümlede, uyku düzenini değiştirmenin neden zor olduğunu açıklar: insanlar, farklı bir rutinin yardımcı olabileceğini bilseler bile tanıdık kalıpları tekrarlama eğilimindedir. Buradaki creature bir canavar veya hayvan anlamına gelmez. İfade, genel bir insan eğilimini hafif ve esprili bir biçimde sunar; insanların değişmeyi seçemeyeceğini söylemez.
Alıştırma
“I'm a creature of habit, so I take the same route to work” cümlesinde creature of habit ne anlama geliyor?
- Her gün tamamen yeni bir seçim yaparım.
- Tanıdık rutinleri tekrarlama eğilimindeyim.
- Kelimenin tam anlamıyla bir hayvanım.
Cevabı göster
Tanıdık rutinleri tekrarlama eğilimindeyim.
to literally work like clockwork. Deyimler
7:11kelimenin tam anlamıyla saat gibi çalışmasını sağlar.
saat gibi düzenli çalışmak
work like clockwork, her parçanın beklendiği gibi çalıştığı, düzenli ve güvenilir bir şekilde işlemek anlamına gelen bir deyimdir. Burada, iyi bir rutin sonrasında vücudun uyku ritmini anlatır. literally yalnızca vurgu yapar; vücudun gerçekten bir makineye dönüştüğü anlamına gelmez. Bu ifade, sorunsuz ve öngörülebilir şekilde işleyen bir süreç, program veya sistemi de anlatabilir. Vurgusu yalnızca hızda değil, güvenilir bir düzendedir.
Alıştırma
Bu cümlede "work like clockwork" ne anlama geliyor?
- Vücut bir makineye dönüşür.
- Vücut düzenli ve güvenilir biçimde çalışır.
- Vücut çok hızlı çalışır.
Cevabı göster
Vücut düzenli ve güvenilir biçimde çalışır.
And after all that, if you still can't fall asleep,
7:13Tüm bunlardan sonra hâlâ uykuya dalamıyorsanız,
uyanık bir şekilde uzanmak
lie awake, kişi hâlâ bilinci açıkken uzanmış durumda kalmak demektir; genellikle uyku gelmediğinde yatakta olmayı anlatır. Lie, pozisyonu belirten fiildir; awake ise kişinin durumunu anlatan sıfattır. Bu cümlede don't lie awake in bed, uyuyamadıktan sonra yatakta uzun süre uyanık bir şekilde uzanıp kalmama tavsiyesidir. Buradaki lie “uzanmak” anlamındadır, “yalan söylemek” anlamında değildir. Don't sonrasında fiilin yalın hâli olan lie kullanılır; geçmiş zaman biçimi lay'dir: “I lay awake last night.”
Alıştırma
Bir İngilizce cümle dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. lie içindeki /aɪ/ ile lay içindeki /eɪ/ sesine odaklanın.
- I lay awake in bed.
- I lie awake in bed.
Cevabı göster
I lie awake in bed.
Studies show that not falling asleep for an extended period of time
7:18Araştırmalar, uzun süre uykuya dalamamanın
causes anxiety and only makes things worse.
7:21kaygıya yol açtığını ve durumu daha da kötüleştirdiğini gösteriyor.
So, just get up and do a relaxing or slightly boring activity
7:24Bu yüzden kalkıp rahatlatıcı ya da biraz sıkıcı bir şey yapın,
We played around with the animation style a little bit in this video. Öbek fiiller
7:30Bu videoda animasyon tarzıyla biraz oynadık.
played around with the animation style: animasyon tarzını keşfederek değiştirmek
Played around with, son bir seçeneğe karar vermeden bir şeyi kullanmanın veya değiştirmenin farklı yollarını denemek anlamına gelir. Burada içerik üreticileri animasyon tarzında küçük, deneme amaçlı değişiklikler yapmıştır. Bu ifade günlük ve resmiyetten uzaktır; keşfetme fikrini vurgular. Animasyonu oyuncak gibi gördükleri ya da dikkatsiz çalıştıkları anlamına gelmez. Tasarımları, araçları, fikirleri veya ayarları denerken de kullanılabilir.
Alıştırma
Maya’nın çekimden önce farklı kamera ayarlarını rahat ve keşif amaçlı biçimde denediğini en iyi hangi cümle anlatır?
- Maya ignored the camera settings before filming.
- Maya played around with the camera settings before filming.
- Maya worked on the camera settings before filming.
Cevabı göster
Maya played around with the camera settings before filming.
So, let us know in the comments what you thought of it.
7:33Bu yüzden hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda bize yazın.
And we're going to make a playlist of a lot more sleep videos over there
7:35Ayrıca şuraya, uyku hakkında daha birçok videodan oluşan bir oynatma listesi koyacağız,
because it's a common theme because it's very important.
7:38çünkü uyku sık işlediğimiz bir tema; ne de olsa çok önemli.
Make sure you're subscribed for more and click that bell.
7:40Daha fazlası için abone olmayı ve şu zile tıklamayı unutmayın.
That matters, apparently.: mesafeli ve hafif alaycı bir ifade
That matters, apparently ifadesinde That matters, biraz önce bahsedilen şeyin önemli olduğunu söyleyen kısa bir cümledir. Sondaki apparently mesafe katar: konuşan kişi bu önemi tamamen desteklediği bir iddia olarak değil, kendisine söylenmiş veya kabul etmesi beklenen bir şey olarak sunar. Zile tıklama hatırlatmasını tekrarladıktan sonra gelen bu cümle hafifçe kendisiyle dalga geçen veya şüpheci bir tonda duyulur. Buradaki apparently yalnızca belirsizlik ifade etmez; zile tıklamanın önemli olması gerektiği yönündeki alışkanlığa da yorum yapar.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü bir kesinlik yerine iddiaya karşı hafif bir mesafe göstermek için apparently kullanır?
- That matters, apparently.
- That matters, obviously.
- That matters.
Cevabı göster
That matters, apparently.
Click the bell if you want to see more of our videos,
7:45Daha fazla videomuzu görmek istiyorsanız zile tıklayın,