Yüksek kolesterole aslında ne sebep olur? - Hei Man Chan: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, LDL ile HDL’nin lipitleri nasıl taşıdığını, genetik özellikler ve yaşam tarzının bu dengeyi neden bozabildiğini ve kandaki lipit düzeylerini yumurtadaki kolesterolden çok besinlerdeki yağ bileşiminin neden etkilediğini açıklıyor. Sonuçta beslenme, egzersiz, sigara kullanımı ve ilaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But it turns out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Daha önce verilen bir kanıyı tersine çevirip daha karmaşık bir bulguya geçmeyi öğrenin; videoda eski yumurta sınırlamasının yeniden değerlendirilmesi buna örnektir. 2. seems to help keep LDL in — Konuşma edimbilimi ve tutum. Kanıtlar bir etkiye işaret ettiği hâlde tam kesinlik sağlamadığında seems to ifadesinin bilimsel iddiayı nasıl uygun biçimde yumuşattığını ayırt edin. 3. So things don't get all, you know, scrambled. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Scrambled sözcüğünün hem karışıklığı hem de çırpılmış yumurtayı çağrıştıran mizahi çift anlamını anlayarak bir açıklamanın ana temaya dönen bir espriyle nasıl bitirilebildiğini görün.
Bu derste
the American Heart Association made an announcement Kalıp ifadeler
0:08Amerikan Kalp Derneği bir duyuru yaptı
that would influence people's diets for decades. Dilbilgisi
0:11ve bu duyuru on yıllar boyunca insanların diyetlerini etkileyecekti.
made an announcement: kamuya resmî bilgi vermek
Made an announcement, make an announcement ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu yaygın sözcük birlikteliği, bir gruba veya halka resmî olarak bilgi vermek anlamına gelir. Bu cümlede bir kurum kamuya açık bir mesaj yayımlıyor; konuşma sırasında yalnızca bir şey söylemiyor. Yaygın iki yapı make an announcement about + konu ve make an announcement that + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi make an announcement ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ about its new opening hours.
Cevabı göster
made an announcement
that would influence ...: geçmişten görülen daha sonraki etki
That would influence people's diets for decades yan cümlesi announcement sözcüğünü niteler ve onu daha sonraki etkisi üzerinden açıklar. That, announcement sözcüğüne gönderme yapar. Would + fiilin yalın hâli, geçmişteki geleceği gösterir. Duyurunun yapıldığı anda onlarca yıl sürecek etki henüz gelecekteydi; tarihî anlatımda bu yapı, geçmişten daha sonra gerçekleşmiş bir sonuca işaret edebilir. Buradaki would istek ifade etmez.
Alıştırma
Tarihî cümleyi, geçmişten bakıldığında daha sonra gerçekleştiği bilinen bir sonucu gösteren yardımcı fiille tamamlayın: In 2005, they made a decision that ____ affect millions of people years later.
Cevabı göster
would
They recommended that people avoid eating more than three eggs a week. Notlar
0:15İnsanlara haftada üçten fazla yumurta yemekten kaçınmalarını tavsiye ettiler.
recommended that people avoid eating: resmî tavsiye yapısı
recommended that people avoid eating ifadesinde recommend, tavsiyenin içeriğini tanıtır. Kalıp recommend that + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu yüzden avoid yalın hâldedir. Özne tekil olduğunda da recommend that he avoid denir, avoids denmez. Bu yapı doğrudan emir değil, yönlendirici bir tavsiye verir. Avoid’dan sonra -ing biçimi gelir: avoid eating. Burada eating’den sonra more than three eggs a week geldiği için tavsiye, bu miktarı aşmamaktır; yumurtadan tamamen uzak durmak değildir.
Alıştırma
Avoid ve eat sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The dentist recommended that Leo ____ sugary snacks before bed.
Cevabı göster
avoid eating
more than three eggs a week: haftalık miktar sınırı
More than three eggs a week, her hafta içindeki miktarın üçten fazla olduğunu belirtir. More than + sayı + sayılabilen isim eşiği verir; a week ise oranı veya sayım dönemini belirtir. Bu ifade avoid eating’den sonra geldiği için tüm mesaj, bir haftada üç yumurtayı aşmamaktır. A week, miktarın hangi süreye göre sayıldığını gösterir; bir haftalık yumurta stoğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın haftalık toplam çalışma süresinin beş saatle sınırlı olduğunu belirtir?
- Maya doesn't practice more than five hours a week.
- Maya doesn't practice for more than five weeks.
- Maya doesn't practice more than five times a week.
Cevabı göster
Maya doesn't practice more than five hours a week.
packed into egg yolks could increase cardiovascular disease risk. Kalıp ifadeler
0:23kolesterolün kalp-damar hastalığı riskini artırabileceğiydi.
Their reasoning was that ...: Bir iddiayı destekleyen mantığı sunmak
Their reasoning was that ... kalıbı, ardından gelen that yan cümlesinin bir görüşü, öneriyi veya kararı destekleyen mantığı açıkladığını gösterir. Buradaki reasoning, yalnızca zihinde düşünme eylemi değil, bir sonucun gerekçeleri veya dayanağı anlamındadır. Bu kalıp bilgiyi açık biçimde düzenler: önce kimin mantığının aktarıldığını belirtir, ardından that sonrasında bu mantığı açıklar. Bir savı adım adım anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kararın arkasındaki mantığı sunmak için bu kalıbı doğru kullanıyor?
- Their reasoning was that the bridge needed stronger rails.
- They reasoning was that the bridge needed stronger rails.
- Their reasoning that the bridge needed stronger rails.
Cevabı göster
Their reasoning was that the bridge needed stronger rails.
cholesterol packed into egg yolks: Kısaltılmış geçmiş zaman ortacı niteleyicisi
cholesterol packed into egg yolks ifadesinde packed into egg yolks, cholesterol sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; burada cholesterol that is packed into egg yolks ifadesine, yani yumurta sarısında bulunan veya yoğunlaşmış kolesterole karşılık gelir. Packed, birinin kolesterolü gerçekten paketlediği anlamına gelmez. Kolesterolün yumurta sarısının içinde bulunduğunu veya yoğunlaştığını anlatır. Bu isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bilimsel ve bilgilendirici metinleri daha kısa ve yoğun hâle getirir.
Alıştırma
Hangi seçenek cholesterol packed into egg yolks ifadesindeki kısaltılmış niteleyiciyi doğru biçimde açar?
- egg yolks that are packed into cholesterol
- cholesterol that is packed into egg yolks
- cholesterol that packs the egg yolks
Cevabı göster
cholesterol that is packed into egg yolks
could increase cardiovascular disease risk: sağlık riski hakkında temkinli bir ifade
Sağlık ve bilim metinlerinde increase cardiovascular disease risk, “kardiyovasküler hastalık olasılığını artırmak” anlamına gelir. Cardiovascular disease, risk sözcüğünden önce isim niteleyicisi olarak kullanılır ve riskin türünü belirtir; İngilizcede burada normalde make risk bigger denmez. Could ifadeyi temkinli hâle getirir: olası bir etkiyi anlatır; sonucun kesin olduğunu ya da herkesin hastalığa yakalanacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi “kalp ve damar hastalığı olasılığını artırabilir” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Researchers are investigating whether years of poor sleep ____.
Cevabı göster
could increase cardiovascular disease risk
But it turns out that the reality is more complicated. Anlatım akışı
0:29Fakat ortaya çıktı ki gerçek çok daha karmaşık.
But it turns out that...: önceki fikri düzelten bir keşfi sunmak
But önceki fikirle bir karşıtlık kurar. It turns out that sonradan öğrenilen veya doğrulanan bilgiyi sunar; özellikle bir beklentiyi düzelttiğinde ya da durumun ilk göründüğünden daha az basit olduğunu gösterdiğinde kullanılır. Bu kalıp, mesajı önceki görüşten güncellenmiş sonuca doğru düzenler: But it turns out that + tam cümlecik. That, yeni sonucu içeren cümleciği başlatır.
Alıştırma
But it turns out that... kalıbına en uygun durum hangisidir?
- Konuşan kişi fiziksel bir nesnenin dönmesini anlatır.
- Konuşan kişi birbiriyle ilgisiz iki gerçek verir ve anlayışında değişiklik olmaz.
- Önceki bir inanç, sonradan öğrenilen bilgiyle düzeltilir.
Cevabı göster
Önceki bir inanç, sonradan öğrenilen bilgiyle düzeltilir.
Let's delve into digestion to understand why. Kalıp ifadeler
0:32Bunun nedenini anlamak için sindirimin derinliklerine inelim.
Let's delve into digestion: ayrıntılı analize giriş
Let's delve into digestion ifadesinde delve into, bir konuyu derinlemesine incelemek veya ele almak anlamına gelir. Into edatından sonra gelen digestion, incelenecek konudur. Let's, cümleyi konuşmacının daha ayrıntılı açıklamasını birlikte izleme davetine dönüştürür. Başka konularla kullanılabilecek kalıp Let's delve into + konu şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle grubu anket sonuçlarını ayrıntılı biçimde incelemeye en iyi şekilde davet eder?
- Let's glance at the survey results.
- Let's delve into the survey results.
- Let's set the survey results aside.
Cevabı göster
Let's delve into the survey results.
that can then get absorbed in your small intestine. Dilbilgisi
0:42bunlar daha sonra ince bağırsağınızda emilebilir.
As your body processes a meal: eş zamanlı süreçleri bağlama
Burada as, “-iken” veya “gerçekleştiği sırada” anlamına gelir. Vücudun öğünü işlemesiyle yağları emülsifiye etmesini, gelişen aynı sürecin parçaları olarak birbirine bağlar. As ile başlayan yan cümle, ana cümlenin zaman çerçevesini belirler. Bu cümlede vücudun yağları neden emülsifiye ettiğini açıklamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki sürecin aynı zamanda gerçekleştiğini veya değiştiğini gösterir?
- As the temperature drops, ice begins to form.
- As a doctor, Maya works at the clinic.
- The box is as heavy as the suitcase.
Cevabı göster
As the temperature drops, ice begins to form.
emulsifies fats into lipid droplets: yağları lipid damlacıklarına emülsifiye etmek
“Emulsifies fats into lipid droplets” bilimsel bir süreci anlatır: Yağı çok sayıda küçük damlacığa dağıtır. Yağ ortadan kaybolmaz; biçimi ve dağılımı değişir. Kalıp emulsify + nesne + into + sonuç şeklindedir. Burada fats değişen maddeyi, lipid droplets ise ortaya çıkan sonucu belirtir.
Alıştırma
Bilimsel cümleyi emulsify, fats ve small droplets kullanarak tamamlayın: Bile helps ____.
Cevabı göster
emulsify fats into small droplets
that can then get absorbed: daha sonra emilebilecek
“That can then get absorbed”, lipid droplets ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. That önceki damlacıklara gönderme yapar, can olasılık bildirir ve then emilmenin emülsifikasyondan sonra gerçekleştiğini gösterir. Get absorbed, get ile kurulan edilgen bir yapıdır: Damlacıklar bir şeyi etkin biçimde emmek yerine emilme eylemine maruz kalır ve emilmiş duruma geçer.
Alıştırma
Cümleyi, that ve get ile kurulan edilgen yapıyı içeren hedef ilgi cümleciğinin aynısıyla tamamlayın: The capsule releases tiny particles ____ into the bloodstream.
Cevabı göster
that can then get absorbed
These lipid droplets make their way to various tissues, Kalıp ifadeler
0:46Bu lipid damlacıkları çeşitli dokulara doğru yola çıkar,
make their way to: bir hedefe doğru ilerlemek
Make one's way to, bir hedefe doğru ilerlemek anlamına gelir ve çoğu zaman izlenen yolu, geçen süreyi veya aşamalı ilerlemeyi vurgular. Burada make their way to, lipid damlacıklarının vücutta farklı dokulara doğru hareket etmesini anlatır; bu ifadede make, üretmek anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, she makes her way ve they make their way. To sözcüğünden sonra hedef gelir.
Alıştırma
Cümleyi make one's way to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the concert, the crowd ____ the exits.
Cevabı göster
made its way to
There, specialized cells unpack and reassemble them Kalıp ifadeler
0:52Orada, özelleşmiş hücreler bunları paketlerinden çıkarır ve
into lipid protein packages called lipoproteins
0:56kan dolaşımınızda akması için optimize edilmiş, lipoprotein adı verilen
unpack and reassemble them into lipid protein packages: parçalarına ayırıp yeni bir biçimde yeniden birleştirmek
Unpack ve reassemble, iki aşamalı bir eylem zinciri oluşturur. Burada unpack, lipid damlacıklarını parçalamak veya içeriklerini ayırmak anlamında mecaz olarak kullanılır; reassemble ise bu malzemeyi yeniden düzenlemek demektir. Them, lipid damlacıklarını ifade eder. Reassemble A into B yapısında A yeniden düzenlenen malzeme, B ise ortaya çıkan biçimdir. Bu nedenle lipid protein packages, eylemin gerçekleştiği yeri değil, malzemenin neye dönüştüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The technicians dismantled the device and reassembled its parts into two smaller units. two smaller units neyi belirtir?
- Eylemin gerçekleştiği yer
- Yeniden birleştirilen malzeme
- Yeniden birleştirmenin sonucu
Cevabı göster
Yeniden birleştirmenin sonucu
that are optimized to flow through your bloodstream. Kalıp ifadeler
1:00lipid protein paketlerine dönüştürür.
be optimized to + fiil: belirli bir işleve uygun hâle getirilmek
Are optimized to flow through... edilgen be optimized to + fiil kalıbını kullanır. Bu ifade, lipoproteinlerin kan dolaşımında hareket etmeye özellikle uygun özelliklere sahip olduğunu belirtir. to ile kurulan mastar, optimizasyonun desteklediği işlevi gösterir. Burada optimized, “kusursuz” anlamına gelmez. Belirli bir hedefe daha uygun olmak anlamına gelir ve bu hedef çoğunlukla to sonrasında belirtilir.
Alıştırma
optimized sonrasında run fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This software is optimized ____ on older computers.
Cevabı göster
to run
Lipoproteins are composed of different ratios of protein and fat, Notlar
1:04Lipoproteinler farklı oranlarda protein ve yağdan oluşur,
different ratios of protein and fat: göreli oranlar
different ratios of protein and fat ifadesi, protein ve yağın göreli miktarlarının bütün lipoproteinlerde aynı olmadığını anlatır. ratio miktarları birbirine göre karşılaştırır; tek başına toplam miktarı göstermez. Buradaki of protein and fat, karşılaştırılan iki bileşeni belirtir. Bileşimdeki bu fark, lipoproteinlerin neden farklı yoğunluklara sahip olabildiğini açıklamaya zemin hazırlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The two soil samples have the same total mass but different ratios of sand and clay. Burada different ratios ne anlama gelir?
- İki örneğin toplam kütlesi farklıdır.
- Kum ve kilin göreli oranları farklıdır.
- Kum ve kilin renkleri farklıdır.
Cevabı göster
Kum ve kilin göreli oranları farklıdır.
be composed of: bir bütünün parçalarını resmî biçimde belirtmek
Are composed of, edilgen be composed of kalıbıdır. Özne bütünü, of sonrasındaki isim öbeği ise bütünü oluşturan parçaları belirtir. Bu cümlede protein ve yağ bileşenlerdir, ancak oranları farklıdır. Bu ifade bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Bir şeyin ne işe yaradığını değil, nelerden oluştuğunu belirtir.
Alıştırma
be composed of ifadesinin doğru biçimini kullanın: The class ____ twelve students from three schools.
Cevabı göster
is composed of
so their density varies: nedeni sonuca bağlamak
so, önceki bilginin sonucunu belirtir: lipoproteinlerdeki protein ve yağ oranları farklıdır ve bunun sonucunda hepsi aynı yoğunluğa sahip değildir. Açıklamayı önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Their, lipoproteinleri ifade eder; varies ise burada “bunlar arasında farklılık gösterir” anlamındadır. Tek bir lipoproteinin yoğunluğunun sürekli değiştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede so hangi ilişkiyi ifade eder? The roads are made from different materials, so their durability varies.
- İkinci gerçek, ilkinden önce gerçekleşmiştir.
- İki gerçek birer alternatiftir.
- İlk gerçek, ikinci gerçeğe neden olur veya onu açıklar.
Cevabı göster
İlk gerçek, ikinci gerçeğe neden olur veya onu açıklar.
VLDL, or very low-density lipoprotein: or ile bir kısaltmayı açıklama
VLDL, or very low-density lipoprotein ifadesinde or’dan sonraki sözcükler VLDL kısaltmasının açık hâlini verir. İki bölüm de aynı şeyi adlandırır; dolayısıyla or burada bir seçim değil, “başka bir deyişle” ya da “yani” anlamındadır. Virgüller very low-density lipoprotein bölümünü ek bir açıklama olarak gösterir. Bu kalıp, kısa bir teknik etiketi tam adıyla ilişkilendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
VLDL, or very low-density lipoprotein ifadesinde or ne işe yarar?
- VLDL’nin açık hâlini verir.
- İki farklı şey arasında seçim sunar.
- Olası bir sonucu gösterir.
Cevabı göster
VLDL’nin açık hâlini verir.
is mostly packed with fatty molecules, Kalıp ifadeler
1:17çoğunlukla trigliseritler ve kolesterol dahil olmak üzere
mostly packed with fatty molecules: bir şeyin içini çoğunlukla neyin doldurduğunu söylemek
Packed with, “büyük miktarda içeren” anlamına gelir. Bu cümlede packed, bir şeyi saklamak için paketlemekten söz etmez; VLDL’nin içini neyin doldurduğunu anlatır. Mostly ifadeyi sınırlar: yağ molekülleri içeriğin ana bölümünü oluşturur, ancak tek içerik olmak zorunda değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be mostly packed with + isim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “çoğunlukla içerir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The storage bin is ____ winter clothes, with a few books at the bottom.
Cevabı göster
mostly packed with
including triglycerides and cholesterol: daha geniş bir gruptan örnekler
including sözcüğü, daha geniş bir grubun belirli üyelerini tanıtır. Burada triglycerides ve cholesterol, bağlamda belirtilen lipit veya yağ molekülleri kategorisinin örnekleridir. Including genellikle tam bir liste değil, bazı örnekler sunar. Bu öğelerin gruba ait olduğunu gösterirken başka üyelerin de bulunabileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
Örneklerin listenin tamamı olmadığını göstermek için cümleyi including ile tamamlayın: The club offers several activities, ____ chess and painting.
Cevabı göster
including
VLDL delivers lipids to your muscle and fat cells Kalıp ifadeler
1:24VLDL lipidleri kas ve yağ hücrelerinize taşır
to be stored and used for energy. Dilbilgisi
1:28böylece depolanabilir ve enerji olarak kullanılabilirler.
VLDL delivers lipids to: deliver A to B yapısı
Bu cümlede delivers, bir şeyi taşıyıp bir hedefe ulaştırmak anlamına gelir. VLDL taşıyıcıdır, lipids taşınan maddelerdir, kas ve yağ hücreleri ise hedeflerdir; burada sözcük konuşma yapmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı deliver A to B biçimindedir: özne bir şeyi bir kişiye, yere veya hedefe taşır, sağlar ya da iletir. Bilimsel ve teknik açıklamalarda bu yapı, bir hedefe ulaşan maddeler, enerji, sinyaller veya veriler için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi deliver fiilinin doğru biçimi ve gereken edatla tamamlayın: The inhaler ____ medicine ____ the lungs.
Cevabı göster
delivers · to
to be stored and used for energy: to be’nin ortak kullanıldığı edilgen mastar
Edilgen mastar to be stored and used, amaç veya planlanan kullanımı gösterir: sözü edilen şey eylemleri yapan değil, eylemlere maruz kalan taraftır. Bu süreçte lipitler depolanabilir veya enerji sağlamak için kullanılabilir. Stored ve used, to be yapısını ortak kullanan eş görevli past participle biçimleridir. Yapı, to be stored and to be used ile eşdeğerdir; for energy ise ne amaçla kullanıldıklarını açıklar.
Alıştırma
Test ve store fiillerini bu sırayla edilgen mastar biçimine getirerek cümleyi tamamlayın: The samples were sent to the lab ____.
Cevabı göster
to be tested and stored
it's converted into LDL: dönüşüm sonucunu into ile belirtme
it's converted into LDL ifadesindeki it, daha önce sözü edilen VLDL'yi gösterir. Edilgen be converted into kalıbı, bir şeyin değiştirildiğini veya işlenerek farklı bir biçime dönüştüğünü anlatır; LDL değişimin sonucudur. Etken kalıp convert A into B, edilgen kalıp ise A is converted into B şeklindedir. İkisinde de into'dan sonraki ifade yeni biçimi veya sonucu belirtir; A'nın girdiği bir yeri değil.
Alıştırma
Değişimin sonucunu belirten edatla cümleyi tamamlayın: The software converts raw measurements ____ a graph.
Cevabı göster
into
because it's associated with cardiovascular diseases. Kalıp ifadeler
1:42çünkü kalp-damar hastalıklarıyla ilişkilidir.
informally known as bad cholesterol: yaygın, teknik olmayan bir etiket
Informally sözcüğü known as ifadesini niteler. bad cholesterol ifadesinin LDL’nin kesin tıbbi adı değil, halka yönelik tanıdık bir etiket olduğunu gösterir. be informally known as, resmî bir terimi resmî olmayan bir lakap veya yaygın etiketle bağlamak için kullanılır. Böylece genel okur, etiketi teknik terimle karıştırmadan konuyu tanıyabilir.
Alıştırma
Yaygın ve teknik olmayan bir adı belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: A tardigrade is ____ a water bear.
Cevabı göster
informally known as
it's associated with cardiovascular diseases: ilişki var, nedensellik kanıtlanmış değil
be associated with yapısında with, özneyle ilişkisi olan şeyi belirtir. Burada LDL’nin kardiyovasküler hastalıklarla bağlantılı olduğu söylenir. Bu ifade bir ilişki bildirir. Tek başına, öznenin diğer duruma doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz; bu yüzden dikkatli araştırma, risk ve sağlık raporlarında yaygındır.
Alıştırma
Bir raporda “Long working hours are associated with sleep problems.” deniyor. Yalnızca bu ifadeye dayanarak hangi yorum yapılabilir?
- Rapor, uyku sorunlarının insanların daha uzun çalışmasına neden olduğunu söyler.
- Rapor bir ilişki olduğunu belirtir, ancak yalnızca bu ifade uzun çalışma saatlerinin sorunlara neden olduğunu kanıtlamaz.
- Rapor, uzun çalışma saatlerinin sorunların tek nedeni olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Rapor bir ilişki olduğunu belirtir, ancak yalnızca bu ifade uzun çalışma saatlerinin sorunlara neden olduğunu kanıtlamaz.
This is because: bir nedeni açıklama
This is because, önceki bir ifadeyi onun nedenine bağlar. This, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar; because sonrasındaki yan cümle açıklamayı verir. Burada önceki düşünce, LDL’ye neden “kötü” kolesterol dendiğiyle ilgilidir; cümlenin geri kalanı mekanizmayı açıklar. Bilgi sırası önce sonuç ya da iddia, sonra nedendir.
Alıştırma
Üç sözcüklü This is because kalıbıyla açıklamayı tamamlayın: The playground is wet. ____ it rained last night.
Cevabı göster
This is because
more prone to accumulating: daha güçlü eğilim ve -ing kalıbı
Be prone to bir eğilimi veya yatkınlığı anlatır ve çoğunlukla istenmeyen durumlar için kullanılır. More prone to bir karşılaştırma yapar: LDL, bağlamdan anlaşılan karşılaştırma unsuruna göre kan damarı duvarlarında birikmeye daha yatkındır. Buradaki to, mastar işareti değil bir edattır. Ardından bir ad veya -ing biçimi gelir; bu nedenle more prone to accumulating içinde doğru biçim accumulating olur.
Alıştırma
Cümleyi more prone to ve overheat fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Older batteries are ____ in hot weather.
Cevabı göster
more prone to overheating
which can cause inflammation: which ile sonuç eklemek
Buradaki which, önceki durumun tamamına, yani LDL'nin kan damarı duvarlarında birikmesine gönderme yapar. Yalnızca blood vessel walls ifadesine gönderme yapmaz. Virgülden sonra gelen which yan cümleciği, bu durumun olası bir sonucunu ekler. can olasılık bildirir; bu nedenle iltihaplanma kesin değil, olası bir etkidir. Bu yapı, bir olay ya da durumu söyledikten sonra sonucunu eklemeyi sağlar.
Alıştırma
“The road was closed, which caused a long delay,” cümlesindeki which neye gönderme yapar?
- Uzun gecikmeye
- Yolun kapalı olduğu gerçeğine
- Yalnızca road ismine
Cevabı göster
Yolun kapalı olduğu gerçeğine
called macrophages to remove the LDL buildup.
1:59makrofaj adı verilen özel beyaz kan hücrelerini kendine çeker.
white blood cells called macrophages: called ile ad verme
specialized white blood cells called macrophages ifadesinde called macrophages, bu hücrelerin adını belirtir. Burada called “adı verilen” demektir; “telefon etti” anlamında değildir. called macrophages, edilgen bir ilgi yan cümleciğinin kısaltılmış hâlidir: white blood cells that are called macrophages. Kategori veya açıklama + called + ad yapısı, bilimsel açıklamalarda teknik bir terimi kısa biçimde tanıtmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “that is called” ifadesinin tek sözcüklük kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The rover carries an instrument ____ a spectrometer.
Cevabı göster
called
But absorbing too many lipids can compromise macrophages, Dilbilgisi
2:04Fakat çok fazla lipid emmek makrofajları zayıflatabilir,
causing more inflammation and triggering more macrophage recruitment. Dilbilgisi
2:08daha fazla iltihaplanmaya neden olup daha fazla makrofajın gelmesini tetikleyebilir.
Absorbing too many lipids can compromise macrophages: özne olarak -ing yan cümlesi
Absorbing too many lipids, can compromise yükleminin öznesi olarak çalışan bir -ing yan cümlesidir. Aşırı miktarda lipit emme sürecinin tamamını zarar verebilecek şey olarak sunar. Burada compromise, “uzlaşmaya varmak” değil, “işlevine zarar vermek veya işlevini zayıflatmak” anlamında kullanılan geçişli bir fiildir. Aktarılabilir kalıp [bir şey yapmak] + [fiil] şeklindedir: bir eylem veya süreç, ifadenin konusu yapılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir etkinlik neden olarak sunulurken -ing yan cümlesi özne olarak kullanılmıştır?
- Skipping breakfast can make it harder to concentrate.
- The child is skipping breakfast today.
- The child skipped breakfast and left.
Cevabı göster
Skipping breakfast can make it harder to concentrate.
causing ... and triggering ...: paralel iki sonuç yapısı
causing more inflammation ve triggering more macrophage recruitment, birbiriyle bağlanmış iki paralel -ing yapısıdır. İkisi de önceki yan cümleye bağlanarak önceki olayın sonuçlarını belirtir; yeni bir ana cümle öznesi veya zamanı oluşturmaz. Her iki bölümde de -ing biçiminin kullanılması paralel bir yapı oluşturur. Bu kalıp, bir olayın ardından gelen iki sonucu kısa biçimde sunar: [ana cümle], causing X and triggering Y.
Alıştırma
Hangi cümlede sonuçları göstermek için iki paralel -ing yapısı doğru kullanılmıştır?
- The pipe burst, flood the room and damage the floor.
- The pipe burst, flooding the room and damaging the floor.
- The pipe burst, flooded the room and damaging the floor.
Cevabı göster
The pipe burst, flooding the room and damaging the floor.
clump together: sık bir kütle hâlinde toplanmak
Bu cümlede clump together, ayrı hücrelerin sık ve çoğu zaman düzensiz bir kütle hâlinde toplanması anlamına gelen bir fiil öbeğidir. clump, bir yumru ya da küme oluşturma görüntüsü verir; together ise hücrelerin birbirleriyle bir araya geldiğini açıkça belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, clump sözcüğünü içeren ve “sık bir kütle hâlinde toplanmak” anlamına gelen iki sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: When flour gets damp, its fine particles can ____.
Cevabı göster
clump together
fibrous scab-like cap: -like ile kısa bir benzetme
fibrous scab-like cap bir isim öbeğidir. Temel isim cap'tir; fibrous ve scab-like bu ismi niteler. scab-like, “yara kabuğuna benzer” anlamına gelir; kısa çizgi scab ve like sözcüklerini cap'ten önce kullanılan tek bir birleşik sıfat olarak gruplar. Bu, lifli bir örtü katmanını zihinde canlandırmak için yapılan kısa bir görsel benzetmedir. Yapının gerçekten derideki bir yara kabuğu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“a scab-like cap” ifadesinde scab-like ne anlatır?
- Örtü, derinin üzerindeki gerçek bir yara kabuğudur.
- Örtü, vücudun dış kısmında bulunur.
- Örtü, yara kabuğuna benzer özelliklere sahiptir.
Cevabı göster
Örtü, yara kabuğuna benzer özelliklere sahiptir.
effectively narrowing the artery: fiilî sonucu anlatma
Burada effectively, “fiilen” ya da “sonuç olarak” anlamındadır; “verimli bir biçimde” demek değildir. Önceki durumun gerçek sonucu, atardamarın daralmasıyla aynıdır. Narrowing the artery, önceki cümlenin doğurduğu sonucu ekleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Bu yapı, “ve sonuç olarak atardamarı daraltır” düşüncesini daha kısa ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede effectively, önceki durumun fiilî sonucunu belirtir?
- Leo organized the supplies effectively and saved time.
- The teacher explained the puzzle effectively, and everyone understood.
- The snow blocked the only door, effectively trapping us inside.
Cevabı göster
The snow blocked the only door, effectively trapping us inside.
This can interfere with blood flow and weaken vessel walls, Kalıp ifadeler
2:22Bu durum kan akışını engelleyebilir ve damar duvarlarını zayıflatarak
can interfere with blood flow: interfere with + etkilenen süreç
Interfere with, bir şeyin normal biçimde gerçekleşmesini bozmak veya engellemek anlamına gelir. Burada etkilenen süreç blood flow ifadesidir; cümle kan akışının mutlaka tamamen durduğu anlamına gelmez. Kalıp interfere with + isim veya isim öbeği biçimindedir. Can, kesin bir sonucu değil, olası bir etkiyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi interfere ve gerekli edatla tamamlayın: Bright screens can ____ sleep.
Cevabı göster
interfere with
making clots and ruptures more likely. Dilbilgisi
2:26pıhtıların ve yırtılmaların daha olası hale gelmesine neden olabilir.
making clots and ruptures more likely: make + nesne + sıfat
making clots and ruptures more likely biçimindeki -ing yan cümlesi, bu parçanın hemen öncesinde belirtilen nedenin sonucunu anlatır. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: clots and ruptures nesnedir, more likely ise ortaya çıkan değişimi anlatır. Burada make, “yaratmak” anlamına gelmez. İfade, “pıhtıların ve yırtılmaların meydana gelme olasılığını artırmak” demektir. More likely daha yüksek bir olasılığı belirtir; olayların kesinlikle gerçekleşmiş olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + more likely yapısıyla tamamlayın: Poor lighting can ____ accidents ____.
Cevabı göster
make · more likely
High-density lipoprotein, or HDL: or ile kısaltma tanıtma
High-density lipoprotein terimin tam biçimidir; HDL ise bunun kısaltmasıdır. Araya eklenen or HDL ifadesinde or, “yani” veya “diğer adıyla” anlamına gelir; iki ad da aynı şeyi belirtir. Tam terim + or + kısaltma kalıbı, teknik bir kısa biçimi ilk geçtiği yerde tanıtmak ve daha sonra kısa biçimi kullanmak için sıkça kullanılır. İki seçenek sunmaz.
Alıştırma
“the central processing unit, or CPU” ifadesinde or ne işe yarar?
- İki farklı seçenek sunar.
- Aynı şey için daha kısa bir ad tanıtır.
- Birimin neden merkezî olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Aynı şey için daha kısa bir ad tanıtır.
on the other hand: karşılaştırmanın diğer tarafını sunmak
On the other hand, dinleyiciye sıradaki bilgiyi önceki bir noktayla karşılaştırmasını bildiren bir söylem bağlacıdır. Burada konu LDL/VLDL'den HDL'nin karşıt özelliğine geçer. Bu ifade bilgiyi düzenler: Konuşan kişi yalnızca yeni bir bilgi eklemez, karşılaştırmanın diğer tarafını sunar.
Alıştırma
Cümleyi dengeleyici bir karşıtlık sunan dört kelimelik bağlaçla tamamlayın: The bike is cheap to run. ____, it is hard to use in heavy rain.
Cevabı göster
On the other hand
picks up excess LDL: fazla LDL'yi toplayıp götürmek
Bu cümlede picks up, seçer değil, toplar ve götürür anlamına gelir. Cümle, HDL'nin kandaki fazla LDL'yi topladığını anlatır. Yapı pick up + nesne şeklindedir. Burada excess LDL nesnedir, yani toplanan maddedir. Bir kişi, araç, alet veya süreç bir yerden bir şey topladığında bu anlam yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede picks up aynı toplamak ve götürmek anlamında kullanılmıştır?
- Maya picks up the phone when it rings.
- The recycling truck picks up cardboard every Friday.
- Leo picks up French quickly from cartoons.
Cevabı göster
The recycling truck picks up cardboard every Friday.
brings it back to the liver: onu karaciğere geri götürmek
Buradaki it, fazla LDL’yi ifade eder. bring + nesne + back to + yer yapısı, bir şeyi o yere yeniden götürmek, yani oraya geri döndürmek anlamına gelir. Bu nedenle brings it back to the liver, karaciğeri LDL’nin geri döndüğü yer olarak gösterir. Geri dönüş anlamını back taşır. Back çıkarılırsa brings it to the liver yalnızca LDL’nin karaciğere götürüldüğünü söyler; oraya geri döndüğünü anlatmaz.
Alıştırma
bring ... back to ... yapısını doğru biçimde kullanın: Every afternoon, the courier ____ the empty containers ____ the factory.
Cevabı göster
brings · back to
where it can be excreted: yer yan cümlesi ve edilgen olasılık
Where, the liver ifadesine gönderme yapar ve o yerde ne olabileceğini anlatan bir yan cümle başlatır. Böylece yeni bir cümle başlatmak yerine yeri bir sonraki işlemle bağlar. Can be excreted, kiplik fiili can + edilgen be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Fazla LDL’nin atık olarak vücuttan atılabileceğini belirtir; excreted, bir bezin veya hücrenin bir maddeyi salgılaması demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir atık maddenin böbreklere ulaştıktan sonra vücuttan atılabileceğini söyler?
- The waste reaches the kidneys, where it can be secreted.
- The waste reaches the kidneys, where it can be absorbed.
- The waste reaches the kidneys, where it can be excreted.
Cevabı göster
The waste reaches the kidneys, where it can be excreted.
keeps LDL in check: LDL'yi kontrol altında tutmak
Keep something in check, bir şeyi büyümemesi, kötüleşmemesi veya yönetilemez hâle gelmemesi için kontrol etmek ya da sınırlamak demektir. Bu cümlede keeps LDL in check, HDL'nin LDL'yi kontrol etmeye yardımcı olduğunu anlatır. Kalıp keep + nesne + in check şeklindedir. Nesne genellikle maliyet, stres, öfke veya hastalık gibi aşırı büyüyebilecek ya da zarar verebilecek bir şeydir.
Alıştırma
“Kontrol altında” anlamındaki iki kelimelik sabit ifadeyi tamamlayın: Regular breaks help keep fatigue ____ during a long study session.
Cevabı göster
in check
commonly called good cholesterol: genellikle iyi kolesterol olarak adlandırılan
be commonly called + ad kalıbı, birçok kişinin bir şey için o adı kullandığını anlatır. Bu cümlede it, HDL'yi ifade eder; good cholesterol ise halkın bildiği yaygın etikettir. Bu etiket kullanışlı bir kısaltmadır, ancak eksiksiz bir tıbbi tanım değildir. Good, temel sağlık açıklamalarında HDL'nin genel itibarını özetler; her HDL düzeyinin veya HDL ile ilgili her durumun kendiliğinden yararlı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be commonly called kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: A baby kangaroo ____ a joey.
Cevabı göster
is commonly called
Doctors order lipid panels to understand the concentrations of different kinds of lipoproteins Kelime
2:53Doktorlar kanınızdaki farklı lipoprotein türlerinin
order lipid panels: tıp İngilizcesinde order
Tıp İngilizcesinde order, bir tetkikin yapılmasını resmî olarak istemek veya onaylamak anlamına gelir. Doctors order lipid panels, doktorların bu kan testlerinin yapılmasını istemesi demektir; yemek sipariş etmek veya hastaya emir vermek anlamına gelmez. Lipid panel, kolesterol dâhil kandaki yağlarla ilgili bir grup kan testidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp healthcare professional + order + a test, scan, or blood work şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi order a blood test tıbbi ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing my symptoms, the doctor ____ to check for anemia.
Cevabı göster
ordered a blood test
and their building blocks in your blood. Deyimler
3:00ve yapı taşlarının konsantrasyonlarını anlamak için lipid panelleri isterler.
concentrations of different kinds of lipoproteins: farklı lipoprotein türlerinin konsantrasyonları
Burada concentration bilimsel bir ölçümdür: Kan gibi belirli bir hacimde bulunan bir maddenin miktarını ifade eder. Zihinsel odaklanma anlamına gelmez. Concentrations çoğuldur çünkü ifade, her birinin ayrı ölçülen düzeyi olan birkaç lipoprotein türünden söz eder. Başka durumlarda da kullanılabilen concentration(s) of X in Y kalıbı, neyin ölçüldüğünü ve ölçümün hangi numunede veya yerde yapıldığını gösterir.
Alıştırma
“the concentrations of different kinds of lipoproteins” ifadesinde concentrations neden çoğuldur?
- Çünkü ifade, birkaç lipoprotein türü için ayrı ayrı ölçülen düzeylerden söz eder.
- Çünkü concentration bu cümlede zihinsel odaklanma anlamına gelir.
- Çünkü kinds, blood sözcüğünün başka bir karşılığıdır.
Cevabı göster
Çünkü ifade, birkaç lipoprotein türü için ayrı ayrı ölçülen düzeylerden söz eder.
Bilimsel bir benzetme olarak their building blocks in your blood
Burada building blocks, daha karmaşık bir şeyi oluşturan temel parçalar veya maddeler için kullanılan bir benzetmedir. Their, söz konusu lipoproteinlere gönderme yapar; dolayısıyla ifade, bu lipoproteinleri kanda oluşturan bileşenleri anlatır, inşaat malzemelerini değil. Bu görüntü, soyut bir bilimsel fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır: karmaşık bir parçacık, daha küçük parçaların birleşmesiyle oluşmuş gibi anlaşılabilir.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada building blocks çoğunlukla ne anlama gelir?
- vücudun içine yerleştirilmiş küçük oyuncaklar
- daha karmaşık bir şeyin temel bileşenleri
- bir bina inşa etmek için kullanılan malzemeler
Cevabı göster
daha karmaşık bir şeyin temel bileşenleri
All lipoproteins are essential to your body's functioning, Kalıp ifadeler
3:04Tüm lipoproteinler vücudunuzun işleyişi için elzemdir,
be essential to your body's functioning: vücudun işleyişi için gerekli olmak
Be essential to + isim veya -ing biçimi, bir kişinin, sistemin ya da etkinliğin çalışması veya başarılı olması için bir şeyin gerekli olduğu anlamına gelir. Burada to, your body's functioning ifadesini getirir; dolayısıyla cümle, lipoproteinlerin vücudun düzgün çalışması için gerekli olduğunu söyler. Essential yalnızca yararlı olmayı değil, güçlü bir gerekliliği ifade eder. Functioning burada “bir şeyin çalışma veya işleme biçimi” anlamına gelen bir isimdir.
Alıştırma
essential to + isim hedef kalıbını tamamlayın: Regular maintenance is ____ the machine's safe functioning.
Cevabı göster
essential to
but it can become a problem if the different kinds get out of balance. Deyimler
3:07ancak farklı türlerin dengesi bozulursa bu bir sorun haline gelebilir.
get out of balance: dengenin bozulması
Get out of balance, dengeli bir durumdan eşit olmayan ya da oranları bozulmuş bir duruma geçmek demektir. Get durum değişikliğini, out of balance ise ortaya çıkan durumu anlatır. Buradaki different kinds, farklı lipoprotein türlerini ifade eder. İfade bu cümlede soyuttur: bunların birbirlerine göre düzeyleri artık sağlıklı bir denge oluşturmaz. Fiziksel olarak bir nesnenin düşmesini veya dengesini kaybetmesini anlatmaz.
Alıştırma
get ile başlayan ve “dengesiz hâle gelmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A healthy routine can ____ when there is too little sleep.
Cevabı göster
get out of balance
Some people are simply predisposed to having higher cholesterol. Kalıp ifadeler
3:13Bazı insanların sadece yüksek kolesterole genetik yatkınlığı vardır.
be predisposed to having...: önceden var olan bir yatkınlığa sahip olmak
Be predisposed to having higher cholesterol, çoğu zaman genetik veya bedensel olan ve yüksek kolesterol olasılığını artıran önceden var olan bir yatkınlığa sahip olmak demektir. Olasılığın arttığını belirtir; sonucu kesinleştirmez. Simply, bu eğilimin kişinin seçimi değil, vücudunun doğal işleyişinin bir parçası olabileceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi Some people ile uyumlu be predisposed to biçimiyle tamamlayın: Some people ____ developing seasonal allergies.
Cevabı göster
are predisposed to
For example, certain gene variants cause LDL receptors to behave abnormally, Notlar
3:17Örneğin, bazı gen varyantları LDL reseptörlerinin anormal davranmasına neden olur,
certain gene variants: belirli genetik farklılıklar
Bu genetik bağlamında certain, “tamamen kesin” değil, “bazı belirli” anlamına gelir. A gene variant, bir genin DNA dizisindeki bir farklılıktır; dolayısıyla certain gene variants, bazı belirli genetik farklılıklar demektir. Bu ifade genes sözcüğünden daha kesindir: tüm genlerin veya bir genin her biçiminin bu etkiye sahip olduğunu söylemek yerine iddiayı belirli varyantlarla sınırlar.
Alıştırma
Bir genetik makalesinde certain gene variants ne anlama gelir?
- Gen dizilerindeki bazı belirli farklılıklar
- Bir genin çeşitli markaları veya ürün sürümleri
- Vücuttaki tüm genler
Cevabı göster
Gen dizilerindeki bazı belirli farklılıklar
cause LDL receptors to behave abnormally: cause + nesne + to-infinitive
cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin bir kişide veya nesnede değişiklik ya da eylem oluşturduğunu belirtir. Burada LDL receptors etkilenen nesnedir; to behave abnormally ise sonucu açıklar. Fiilden önce to kullanılmalıdır: cause LDL receptors to behave doğrudur; cause LDL receptors behave yanlıştır. Bu yapı, bir sürecin veya mekanizmanın nasıl işlediğini açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
cause + nesne + to-infinitive yapısının gerektirdiği tek sözcüğü yazın: A software bug can cause the screen ____ freeze unexpectedly.
Cevabı göster
to
leaving more LDL circulating: bir sonucu ifade etme
Burada leaving, daha önce anlatılan sürecin sonucunu bildirir. -ing yan cümlesi, bu süreç yüzünden ne olduğunu ekler; LDL'nin bir yerden ayrıldığı anlamına gelmez. Kalıp leave + nesne + tümleç şeklindedir. more LDL nesnedir ve circulating devam eden durumu anlatır. Bu nedenle ifade, sürecin daha fazla LDL'nin dolaşımda kalmasına neden olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
“The storm blocked the road, leaving several buses waiting at the station.” cümlesindeki leaving ne anlama gelir?
- Birkaç otobüs istasyondan uzaklaştı.
- Fırtına otobüslerle birlikte bölgeden ayrıldı.
- Kapalı yol, birkaç otobüsün istasyonda beklemeye devam etmesine neden oldu.
Cevabı göster
Kapalı yol, birkaç otobüsün istasyonda beklemeye devam etmesine neden oldu.
Otherwise, different lifestyle factors can influence blood lipid levels, Anlatım akışı
3:27Bunun dışında, farklı yaşam tarzı faktörleri kan lipid seviyelerini etkileyebilir
Otherwise ... and food is one of them: kategoriyi değiştirip bir örnek seçme
Otherwise, daha önce ele alınan kalıtsal veya genetik durumdan diğer durumlara geçişi belirtir. Burada anlamı “diğer durumlarda” veya “bunun dışında” ifadelerine yakındır; uyarı anlamındaki “aksi takdirde” değildir. Ardından cümle, yaşam tarzı etkenlerini yeni ve geniş bir kategori olarak sunar. and food is one of them, beslenmeyi bu kategorinin bir üyesi olarak seçer ve açıklamayı genel bir gruptan belirli bir örneğe taşır.
Alıştırma
“Otherwise, different lifestyle factors can influence blood lipid levels, and food is one of them.” cümlesinde Otherwise nasıl bir işlev görür?
- Dinleyen kişi söyleneni yapmazsa kötü bir sonuç olacağı konusunda uyarır.
- Kan lipit düzeylerini etkileyen tek şeyin beslenme olduğunu söyler.
- Daha önce ele alınan nedenden başka bir olası etken kategorisine geçiş yapar.
Cevabı göster
Daha önce ele alınan nedenden başka bir olası etken kategorisine geçiş yapar.
So, what's the deal with eggs?: yumurta meselesi nedir?
What's the deal with X?, X'in açıklamasını, mevcut durumunu veya X'le ilgili temel meseleyi sormanın gündelik bir yoludur. Buradaki deal, ticari bir işlem anlamına gelmez. Cümle başındaki So, dinleyicinin muhtemelen beklediği pratik soruya geçildiğini gösterir. Bu kalıp, geniş bir tartışmayı yeniden tek ve açık bir konuya yöneltir.
Alıştırma
Bir açıklama istemek için dersteki gündelik soru kalıbını kullanın: So, ____ the new phone policy?
Cevabı göster
what's the deal with
Their yolks are indeed high in cholesterol, Kalıp ifadeler
3:38Yumurta sarısı gerçekten de kolesterol bakımından zengindir,
indeed high in cholesterol: gerçekten yüksek miktarda kolesterol içeren
Be high in + bir madde veya besin öğesi, o maddeden çok miktarda içermek anlamına gelir. high in cholesterol ifadesindeki in, bir yeri değil, miktarı değerlendirilen bileşeni tanıtır. Indeed, ifadenin doğru olduğunu onaylar. Genellikle konuşmacı bir koşul veya daha kapsamlı bir açıklama eklemeden önce bir gerçeği kabul eder.
Alıştırma
Derste geçen ve 'çok miktarda içermek' anlamına gelen iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: This cereal is ____ fiber.
Cevabı göster
high in
which prompted the American Heart Association's three-egg weekly limit in 1968. Notlar
3:41bu da 1968'de Amerikan Kalp Derneği'nin haftalık üç yumurta sınırını koymasına yol açmıştır.
which prompted ...: bir olguyu sonucuna bağlamak
Bu açıklayıcı ilgi tümcesinde which, yakındaki tek bir isme değil, önceki olgunun tamamına gönderme yapar. Tümce, bu olgunun sonucunu ekler: Amerikan Kalp Derneğinin sınırı koymasına yol açmıştır. Burada prompted, “bir tepkiye yol açtı veya onu harekete geçirdi” anlamındadır. Bir durumu ardından gelen karar, politika, soruşturma veya eylemle sıkça ilişkilendirir; ancak o durumun tek neden olduğunu söylemek zorunda değildir.
Alıştırma
Örnekteki which tümcesi ne işe yarar?
- Hangi Kalp Derneğinden söz edildiğini belirler.
- Önceki olgunun doğurduğu sonucu ekler.
- Sınırın önceki olguya neden olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki olgunun doğurduğu sonucu ekler.
three-egg weekly limit: sıkıştırılmış bir isim öbeğini çözümlemek
Ana isim limit sözcüğüdür. Weekly zaman aralığını, three-egg ise en yüksek miktarı ve sayılan şeyi belirtir. Açık biçimi a weekly limit of three eggs veya a limit of three eggs per week şeklindedir. Önden gelen three-egg niteleyicisinde egg tekil kalır; bütün birim limit sözcüğünden önce geldiği için sayı ile isim kısa çizgiyle birleştirilir. Yoğun bir isim öbeğini anlamak için önce sondaki ana ismi bulun, sonra geriye doğru ilerleyin.
Alıştırma
Sayı–birim + zaman aralığı + ana isim sırasını kullanarak “günde iki saatlik sınır” anlamındaki kısa ifadeyle cümleyi tamamlayın: The app has a ____ for video calls.
Cevabı göster
two-hour daily limit
But while some of the cholesterol in your blood comes directly from cholesterol found in food, Dilbilgisi
3:47Ancak kanınızdaki kolesterolün bir kısmı doğrudan yiyeceklerde bulunan kolesterolden gelirken,
But while some ... comes directly from ...: ödünleme bildiren while
Burada while, ‘… sırasında’ değil, although gibi ‘… olsa da’ anlamına gelir. Bu yan cümle sınırlı bir gerçeği kabul eder: Kandaki kolesterolün bir kısmı yiyeceklerden gelir. Ardından, büyük kısmını vücudun ürettiğini söyleyen karşıt ana düşünceye zemin hazırlar. Tam kalıp But while A, B şeklindedir. A, kabul edilen arka plan bilgisidir; B ise asıl vurgulanmak istenen mesajı taşır. But, bu karşıtlığın tamamını önceki anlatıma bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede while ne işe yarıyor? While the museum is small, it contains several rare paintings.
- Karşıt bir ana noktadan önce kabul edilen bir gerçeği sunar.
- Müzenin ne kadar süre açık kaldığını sorar.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Karşıt bir ana noktadan önce kabul edilen bir gerçeği sunar.
your body actually makes a vast majority of it Notlar
3:53vücudunuz aslında bunun büyük bir kısmını
actually makes a vast majority of it: bir beklentiyi düzeltmek
Actually, ana düşüncenin beklenen bir fikri düzelttiğini gösterir. Dinleyici, kandaki kolesterolün çoğunun yiyeceklerden geldiğini varsayabilir; actually ise açıklayıcı veya şaşırtıcı gerçeğin, bunu vücudun üretmesi olduğunu bildirir. A vast majority, kesin bir yüzde vermeden yarıdan açıkça fazla olan çok büyük bir oran anlamına gelir. It, kandaki kolesterole gönderme yapar. Cümlenin tamamı yalnızca vurgu eklemek yerine düzeltmeyi odağa yerleştirir.
Alıştırma
Bu cümlede actually sözcüğünün temel görevi nedir? Many people expect the trip to be expensive, but the tickets are actually quite cheap.
- Biletlerin yalnızca biraz ucuz olduğu anlamına gelir.
- Konuşanın bilet fiyatından emin olmadığını gösterir.
- Farklı bir gerçeği sunarak beklentiyi düzeltir.
Cevabı göster
Farklı bir gerçeği sunarak beklentiyi düzeltir.
a vast majority of it: çok büyük bir oran
A vast majority of it, daha önce sözü edilen tek bir bütünün çok büyük bir oranı anlamına gelir. Burada it, kolesterolü ifade eder. Kalıp a vast majority of + isim veya zamir şeklindedir. Vast, majority sözcüğünü güçlendirir; fiziksel alanı değil, oranın büyüklüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “onun çok büyük bir oranı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: “The archive is digital, and ____ is available online.”
Cevabı göster
a vast majority of it
Saturated and trans fats, Kelime
3:59Hayvansal ürünlerde, palmiye yağında ve Hindistan cevizi ürünlerinde bulunan
Saturated and trans fats: besinsel yağlarla ilgili iki terim
Saturated fats ve trans fats, besinsel yağların iki kategorisidir. Saturated and trans fats ifadesi saturated ve trans niteleyicilerini birbirine bağlarken ortak isim fats sözcüğünü yalnızca bir kez söyler. Bu beslenme bağlamında trans, yerleşik trans fat teriminin bir parçasıdır. Çevredeki açıklama her ikisini de LDL ve VLDL artışıyla ilişkilendirdiği için bu yağlar birlikte gruplandırılmıştır.
Alıştırma
Bu beslenme bağlamında “Saturated and trans fats” neyi adlandırır?
- saturated trans fat adlı tek bir kategori
- İki tür besinsel lif
- İki kategori: saturated fat ve trans fat
Cevabı göster
İki kategori: saturated fat ve trans fat
found in ... kısaltılmış edilgen niteleyici olarak
found in animal, palm, and coconut products sözleri, bu parçadan hemen önce belirtilen yağları niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. which are found in animal, palm, and coconut products edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Burada be found in, “keşfedilmek” değil, “bir yerde bulunmak” veya “bir yerde mevcut olmak” anlamına gelir. Bu kısa yapı, yeni bir tam cümlecik başlatmadan bir maddenin nerede bulunduğunu eklediği için gıda ve bilim metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, minerallerin suda bulunduğunu belirtmek için kısaltılmış edilgen niteleyiciyi doğru kullanır?
- The minerals are found in this water can stain the sink.
- The minerals found in this water can stain the sink.
- The minerals finding in this water can stain the sink.
Cevabı göster
The minerals found in this water can stain the sink.
can drive your liver to create more VLDL and LDL packages. Kalıp ifadeler
4:05karaciğerinizin daha fazla VLDL ve LDL paketi oluşturmasına yol açabilir.
drive your liver to create ...: güçlü biçimde bir sonuca yol açmak
drive your liver to create ifadesinde drive, “araç kullanmak” değil, “bir sonuca yol açmak” veya “güçlü biçimde itmek” anlamına gelir. drive + nesne + to-infinitive kalıbı, bir etkenin nesnenin bir eylem gerçekleştirmesine ya da sonuç üretmesine yol açtığını gösterir. Can, bunun olası bir etki olduğunu belirtir. Mekanizmalar açıklanırken nesnenin bilinçli bir seçim yapması gerekmez: bir kimyasal madde veya koşul, bir organın, sistemin ya da sürecin değişmesine yol açabilir.
Alıştırma
Cümleyi drive + nesne + to-infinitive kalıbıyla tamamlayın: Rising costs may ____ stores ____ raise prices.
Cevabı göster
drive · to
Unsaturated fats, meanwhile, are abundant in foods like fish, nuts, and seeds, Notlar
4:10Doymamış yağlar ise balık, kuruyemiş ve tohum gibi yiyeceklerde bolca bulunur
Unsaturated fats, meanwhile: karşıt kategoriye geçiş
Bu cümlede meanwhile, anlatımı doymuş ve trans yağlardan bunlarla karşılaştırılan doymamış yağlara geçirir. Burada “öte yandan” ya da “buna karşılık” anlamındadır; mutlaka “aynı anda” demek değildir. Özneden sonra gelip virgüllerle ayrılan meanwhile, ara söz niteliğinde bir geçiş ifadesidir. Bu kalıp, okuyucunun karşılaştırabilmesi için iki paralel bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Örnek cümlede meanwhile sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Doymamış yağa başka bir örnek vermek
- Karşıtlık oluşturan bir kategoriye geçmek
- İki olayın kesinlikle aynı anda gerçekleştiğini göstermek
Cevabı göster
Karşıtlık oluşturan bir kategoriye geçmek
are abundant in foods like: bol bulunan kaynakları belirtme
X is/are abundant in Y kalıbı, X’in Y’de büyük miktarda bulunduğu anlamına gelir. Burada bol miktarda bulunan şey doymamış yağlardır; balık, kuruyemiş ve tohum gibi gıdalar ise bunların bulunduğu kaynaklardır. Foods like örnekler verir, eksiksiz bir liste sunmaz. Bu ifade besinler, türler ve doğal kaynaklarla ilgili olgusal açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi be abundant in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Calcium ____ foods like yogurt and cheese.
Cevabı göster
is abundant in
and have anti-inflammatory properties that help counteract LDL buildup. Kelime
4:16ve LDL birikimini dengelemeye yardımcı olan iltihap önleyici özelliklere sahiptir.
have anti-inflammatory properties that help counteract LDL buildup: LDL birikimine karşı koymaya yardımcı olan iltihap karşıtı özelliklere sahip olmak
Have anti-inflammatory properties, “iltihabı azaltan niteliklere sahip olmak” demektir. Burada properties, mal veya mülk değil, nitelikler ya da etkiler anlamındadır. that help counteract LDL buildup ilgi cümleciği, bu özelliklerin ne işe yarayabildiğini açıklar. Counteract, bir etkiye karşı koymak veya onu azaltmak demektir; tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Buildup, zaman içinde aşamalı olarak birikmedir. Yeniden kullanılabilen have + properties + that + fiil kalıbı, bir özelliği onun etkisine bağlar.
Alıştırma
Cümlede help counteract LDL buildup ne anlama geliyor?
- LDL'nin aşamalı olarak birikmesinin etkilerine karşı koymaya yardımcı olmak
- LDL'nin her izini tamamen ortadan kaldırmak
- Hemen daha fazla LDL üretmek
Cevabı göster
LDL'nin aşamalı olarak birikmesinin etkilerine karşı koymaya yardımcı olmak
A food's fat composition has a greater effect on blood lipid concentrations Notlar
4:22Bir yiyeceğin yağ bileşimi, kan lipid konsantrasyonları üzerinde
A food's fat composition: bir gıdanın yağ bileşimi
A food's fat composition, bir gıdada bulunan yağ türlerini ve bu türlerin oranlarını ifade eder. Composition, yalnızca toplam miktara değil, bir şeyin nelerden oluştuğuna odaklanır. food's iyelik yapısı, bileşimi söz konusu gıdaya bağlar. Bu isim öbeği, bir gıdanın iç yapısının sağlık veya beslenmeyi nasıl etkilediğini açıklayan bir cümlede özne olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama a food's fat composition ifadesine en iyi uyar?
- Gıdadaki yağ türleri ve bunların oranları
- Gıdanın toplam ağırlığı ve fiyatı
- Yalnızca toplam yağ gramı
Cevabı göster
Gıdadaki yağ türleri ve bunların oranları
has a greater effect on ... than ...: etki büyüklüğünü karşılaştırma
Burada has a greater effect on ... than ... yapısı, iki etkenin aynı sonucu ne kadar güçlü etkilediğini karşılaştırır. Yiyeceğin yağ bileşimi, kan lipit yoğunluklarını kolesterol içeriğinden daha fazla etkiler. Effect burada bir isimdir ve have an effect on + sonuç kalıbında kullanılır. Than ikinci etkeni tanıtır; tekrarlanan fiil grubu anlaşıldığı için cholesterol levels sonrasında do kullanılmayabilir. Bu kalıp, nedenleri veya etkileri karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Karşılaştırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular sleep ____ concentration ____ an extra cup of coffee does.
Cevabı göster
has a greater effect on · than
So, the high cholesterol found in egg yolks isn't actually of too much concern. Kalıp ifadeler
4:30Bu nedenle, yumurta sarısında bulunan yüksek kolesterol aslında o kadar da endişe verici değildir.
isn't actually of too much concern: aslında fazla endişe verici değil
Bu cümlede isn't actually of too much concern, “aslında ciddi bir endişe nedeni değil” anlamına gelir. Be of concern, “endişe verici veya dikkat gerektirecek kadar önemli olmak” anlamına gelen kalıplaşmış ve oldukça resmî bir yapıdır. Actually, beklenen bir düşünceyi düzeltir: insanlar yumurta sarısındaki kolesterolün ciddi bir sorun olduğunu düşünebilir, ancak konuşan kişi endişe düzeyini azaltır. Too much yüksek derecede endişeyi anlatır; dolayısıyla ifade hiç endişe olmadığını iddia etmez.
Alıştırma
“Aslında ciddi bir endişe nedeni değil” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The small delay isn't actually ____.
Cevabı göster
of too much concern
Generally, an egg a day is considered nutritious. Kalıp ifadeler
4:44Genel olarak günde bir yumurta besleyici kabul edilir.
an egg a day: a day ile günlük sıklık belirtme
An egg a day, “her gün bir yumurta” anlamına gelir. An egg içindeki an miktarın bir olduğunu gösterir; a day içindeki a ise “günde” anlamını veren sıklık ifadesinin bir parçasıdır. Kullanılabilir kalıp a/an + tekil sayılabilen isim + a day şeklindedir; a page a day veya an orange a day buna örnektir. Günlük bir miktarı ya da alışkanlığı kısa biçimde anlatır ve tavsiyelerde veya alışkanlık açıklamalarında sık görülür.
Alıştırma
Cümleyi “her gün” anlamına gelen ve a ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: She reads a chapter ____.
Cevabı göster
a day
But it's not just what fats you eat, Dilbilgisi
4:48Ancak önemli olan sadece hangi yağları yediğiniz değil,
it's not just ..., but ...: ikinci bir önemli etken ekleme
Not just A, but B eksik bir bakış açısını düzeltir. A'yı ortadan kaldırmaz; B'yi başka bir önemli etken olarak ekler ve çoğu zaman B'ye daha fazla vurgu yapar. Burada A, what fats you eat; B ise what you eat them with bölümüdür. Tekrarlanan what yan cümleleri iki etkeni paralel hâle getirir. Bu nedenle ikinci bölüm, ilgisiz yeni bir konu açmak yerine aynı karşılaştırmayı tamamlar.
Alıştırma
Hangi cümle hem çalışma süresinin hem de çalışma biçiminin önemli olduğunu söyler?
- It's not how long you study, but how you study.
- It's not just how long you study, but how you study.
- It's just how long you study, not how you study.
Cevabı göster
It's not just how long you study, but how you study.
what you eat them with: with sözcüğünü sonda bırakmak
what you eat them with yapısında them, eat fiilinin doğrudan nesnesidir ve daha önce sözü edilen yağları belirtir. What ise anlam bakımından with edatının nesnesidir: you eat them with what. Yan cümle, yağlara hangi başka yiyeceğin eşlik ettiğini belirtir. İngilizcede what, wh yan cümlesinin başına taşınırken edat sonda bırakılabilir. Bu yapıya edatın sonda bırakılması denir. Konuşmada ve nötr yazı dilinde doğaldır; bu nedenle sondaki with bir hata veya yarım kalmış ifade değildir.
Alıştırma
Günlük eat ... with kalıbını tamamlayın: We know what Leo ate the rice ____.
Cevabı göster
with
Fibrous fruits, vegetables, and whole grains ifadesindeki fibrous
Burada fibrous, bol miktarda besinsel lif içeren demektir. Bu sıfat meyveleri, sebzeleri ve tam tahılları belirli bir beslenme özelliğine, yani lif içeriklerine göre gruplandırır. Birçok farklı yararı ifade edebilen healthy sözcüğünden daha özeldir. Başka bağlamlarda fibrous, ipliksi veya lifli bir dokuyu da anlatabilir. Bu nedenle burada ona “besinsel lif oranı yüksek” anlamını veren şey beslenme bağlamıdır.
Alıştırma
“The café added more fibrous foods such as beans and oats,” cümlesinde fibrous ne anlama gelir?
- İyi miktarda besinsel lif içeren.
- Çok fazla yağ içeren.
- Yalnızca çocuklara uygun olan.
Cevabı göster
İyi miktarda besinsel lif içeren.
help lower LDL levels by affecting how fats are absorbed in the digestive tract. Notlar
4:56yağların sindirim sisteminde nasıl emildiğini etkileyerek LDL seviyelerini düşürmeye yardımcı olur.
help lower ... by affecting how ...: işleyişi açıklama
help lower LDL levels ifadesinde help sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli lower gelir. Bu, bir şeyin düşürme eylemini kolaylaştırdığını veya daha olası kıldığını anlatır; kalıp help + fiilin yalın hâli şeklindedir. by affecting how fats are absorbed bölümü yöntemi veya işleyişi açıklar. by sözcüğünden sonra -ing biçimindeki affecting kullanılır. how yan cümlesi emilimin nasıl gerçekleştiğini anlatır; dolayısıyla tam kalıp help + fiil ... by + -ing şeklindedir.
Alıştırma
reduce ve keep fiillerinin doğru biçimleriyle hedef kalıbı tamamlayın. to kullanmayın: Thick curtains can help ____ heat loss by ____ warm air inside.
Cevabı göster
reduce · keeping
the digestive tract: mideden daha kapsamlı
The digestive tract, yiyeceklerin sindirim ve emilim sırasında geçtiği kesintisiz kanal olan sindirim kanalıdır. Ağız, yemek borusu, mide ve bağırsakları içerdiği için yalnızca mideden çok daha geniş bir yapıyı anlatır. Bu anatomi teriminde tract, vücuttaki bir geçit veya boru biçimindeki sistemi ifade eder. Bu ifade sağlık, biyoloji ve tıp açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede the digestive tract doğru kullanılmıştır?
- The digestive tract is only another name for the stomach.
- The digestive tract is a piece of farmland used for growing food.
- Food moves through the digestive tract as the body breaks it down.
Cevabı göster
Food moves through the digestive tract as the body breaks it down.
Overall, getting plenty of unsaturated fats and fiber Dilbilgisi
5:03Genel olarak, bol miktarda doymamış yağ ve lif almak
seems to help keep LDL in check. Ton ve niyet
5:08LDL'yi kontrol altında tutmaya yardımcı oluyor gibi görünmektedir.
getting plenty of unsaturated fats and fiber: özne olarak kullanılan bir isim-fiil öbeği
Getting plenty of unsaturated fats and fiber bir gerund, yani isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı seems to help ifadesinin öznesidir; böylece bir beslenme davranışı, etkisi hakkında konuşulabilen tek bir şey olarak ele alınır. Bu beslenme bağlamında getting plenty of, bir şeyin mülkiyetini elde etmek değil, yeterli miktarda tüketmek anlamına gelir. Etkinliğin tamamı tek bir özne olduğundan sonraki fiil tekil biçimdedir: seems.
Alıştırma
Getting plenty of unsaturated fats and fiber ifadesi cümlede hangi dil bilgisi görevini üstlenir?
- Cümlenin öznesi
- Zaman bildiren bir ifade
- LDL'nin bir açıklaması
Cevabı göster
Cümlenin öznesi
seems to help keep LDL in ...: temkinli bir bilimsel iddia
Seems to, iddiayı daha az kesin hâle getirir. Konuşan kişi, beslenme düzeninin kesinlikle yardımcı olduğunu söylemek yerine, mevcut bilgilere göre bu etkinin var gibi göründüğünü belirtir ve belirsizliğe yer bırakır. Bilim ve sağlık açıklamalarında, kanıtlar bir etkiye işaret ettiği ancak bu etkiyi her durumda garanti etmediği zaman bu tür temkinli ifadeler sık kullanılır. Yapı, özne + seems to + fiilin yalın biçimidir. Buradaki yalın fiil help olduğundan seems to, beslenme düzeninin LDL'yi kontrol altında tutmaya yardımcı olduğu iddiasına uygulanır. Bu, iddianın kanıtsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sağlık makalesinde bazı kanıtlar var, ancak herkeste aynı sonucun ortaya çıkacağı garanti edilemiyor. Bu cümle uygun mu? Regular exercise seems to help keep stress in check.
- Hayır, çünkü “seems to” hiç kanıt olmadığı anlamına gelir.
- Evet, çünkü “seems to” etkiyi temkinli biçimde sunar.
Cevabı göster
Evet, çünkü “seems to” etkiyi temkinli biçimde sunar.
And other activities can also impact lipid levels.
5:11Ve diğer aktiviteler de lipid seviyelerini etkileyebilir.
Çözülmemiş bir nedeni belirtmek için It's not yet totally clear why
Burada It's not yet totally clear why, nedenin veya mekanizmanın şu ana kadar tam olarak açıklanmadığı anlamına gelir. Not yet gelecekte bir yanıt bulunabileceğini açık bırakır; totally ise bazı ipuçlarının şimdiden var olabileceğini düşündürür. Bu ifade, gözlemlenen şeyi onun neden gerçekleştiğinden ayırarak açıklamayı düzenler. Mevcut bilginin sınırını gösterir ve ardından olası bir mekanizmanın kesinmiş gibi sunulmadan açıklanmasına imkân verir.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada It's not yet totally clear why büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Neden şu anda tam olarak anlaşılmıyor.
- Konuşan kişi konu hakkında hiçbir şey anlamıyor.
- Bildirilen etkinin yanlış olduğu kanıtlandı.
Cevabı göster
Neden şu anda tam olarak anlaşılmıyor.
but resistance training and aerobic exercise can lower LDL and increase HDL. Notlar
5:17ancak direnç antrenmanı ve aerobik egzersizler LDL'yi düşürüp HDL'yi artırabilir.
resistance training and aerobic exercise: direnç antrenmanı ve aerobik egzersiz
Resistance training, kasların ağırlıklar, direnç bantları veya vücut ağırlığı gibi bir yüke karşı çalıştığı egzersizdir. Aerobic exercise ise tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi solunumu ve kalp atış hızını artıran sürekli etkinliktir. Cümlede and, bu iki isim öbeğini ayrı egzersiz kategorileri olarak bağlar. Buradaki resistance, kasların karşı koyarak çalıştığı fiziksel kuvveti ifade eder; antrenmanı reddetmek veya ona karşı çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
İki egzersiz türünü doğru sınıflandıran cümle hangisidir?
- Weight lifting is resistance training, while brisk walking is aerobic exercise.
- Weight lifting is aerobic exercise, while brisk walking is resistance training.
- Resistance training means refusing to exercise.
Cevabı göster
Weight lifting is resistance training, while brisk walking is aerobic exercise.
can lower LDL and increase HDL: zıt yönlü iki değişimi eşleştirme
Burada lower, “bir şeyi düşürmek” anlamında bir fiildir; daha düşük düzeyde olan bir şeyi tanımlayan sıfat değildir. can kiplik fiilinden sonra lower yalın fiil biçiminde kalır. lower ve increase, and ile bağlanır ve can'i ortak kullanır: can lower A and increase B. Bu kısa yapı, can'i tekrarlamadan birbiriyle ilişkili iki ölçütün zıt yönlerde değiştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi lower ve increase ile tamamlayın: The new system can ____ costs and ____ efficiency.
Cevabı göster
lower · increase
This might be because they use more blood lipids for energy Notlar
5:26Bunun nedeni, kan lipidlerini enerji olarak daha fazla kullanmaları
This might be because: olası bir neden sunma
This, hemen önce sözü edilen sonuca gönderme yapar. Ardından gelen kısmı olası bir açıklama olarak düzenleyen yapı This might be because + yan cümledir. Might, nedenin kesin olmadığını gösterir. Konuşan kişi bir mekanizma önerebilir ama bunu kanıtlanmış bir nedenmiş gibi sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen temkinli neden yapısıyla tamamlayın: The plants are growing slowly. ____ they are not getting enough light.
Cevabı göster
This might be because
use more blood lipids for energy: use X for Y kalıbı
use X for Y kalıbı, X’in Y amacına veya işlevine hizmet etmek için kullanıldığını gösterir. Bu cümlede more blood lipids kullanılan kaynak, energy ise amaçtır: bu lipitler enerji kaynağı olarak kullanılır. Burada for energy, “enerji kaynağı olarak” anlamına gelir. Bir değiş tokuşu anlatmaz. Bu kalıp bir malzemenin, kaynağın, aracın veya vücuttaki bir maddenin ne amaçla kullanıldığını açıklamak için yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi use X for Y kalıbındaki amaç belirteciyle tamamlayın: The body uses stored fat ____ energy.
Cevabı göster
for
and boost the activity of HDL-producing enzymes. Kalıp ifadeler
5:29ve HDL üreten enzimlerin aktivitesini artırmaları olabilir.
HDL üreten enzimlerin etkinliğini artırmak
boost the activity of ... enzymes ifadesi, “enzimlerin biyolojik işlevlerini yerine getirme gücünü veya verimliliğini artırmak” anlamına gelir. Buradaki activity, planlanmış bir etkinliği veya programı değil, işlevin bilimsel ölçüsünü anlatır. HDL-producing, enzymes sözcüğünü niteler ve HDL üretiminde rol alan enzimleri belirtir. İfadenin tamamı daha güçlü enzim işlevini kısa ve kesin biçimde açıklar; tek başına vücudun daha fazla sayıda enzim ürettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Enzimlerin sayısının arttığını değil, daha güçlü çalıştığını en kesin biçimde anlatan seçenek hangisidir?
- measure the activity of the enzymes
- increase the number of enzymes
- boost the activity of the enzymes
Cevabı göster
boost the activity of the enzymes
Meanwhile, smoking increases LDL buildup, Anlatım akışı
5:34Öte yandan sigara içmek LDL birikimini artırır,
Meanwhile, smoking increases LDL buildup: başka bir etkene geçiş
Meanwhile, açıklamayı bir yaşam tarzı etkeninden bağlantılı başka bir etkene geçirerek düzenler. Metin egzersiz konusunu bitirip sigara içmeye geçer; bu sözcük kesin bir zaman sırası gerektirmez. smoking increases LDL buildup yan cümlesi yeni etkeni ve etkisini belirtir. Açıklayıcı metinlerde cümle başındaki Meanwhile, daha geniş bir konunun paralel bölümlerini “öte yandan” anlamıyla bağlayabilir.
Alıştırma
Örnekte Meanwhile sözcüğünün temel görevi nedir?
- Sigara içmenin egzersizden sonra gerçekleştiğini göstermek
- Açıklamada bağlantılı başka bir etkeni tanıtmak
- Açıklamanın nihai sonucunu belirtmek
Cevabı göster
Açıklamada bağlantılı başka bir etkeni tanıtmak
perhaps by unleashing unstable free radical molecules Notlar
5:38bunu belki de lipitlere ve damar duvarlarına zarar veren
free radical molecules: bilimsel bir terim
Bu sağlık bilimi bağlamında free radical molecules, eşleşmemiş bir elektronu olan moleküllerdir. Bu özellik onları kararsız hâle getirir ve yakınlarındaki maddelerle tepkimeye girmeye yatkın kılar; bunun sonucunda vücut dokularına zarar verebilirler. Free radical ifadesini tek bir bilimsel terim olarak okuyun. Burada free, ücretsiz anlamına gelmez; radical da siyasi bir aşırılıkçıyı veya köklü bir değişimi ifade etmez.
Alıştırma
Bu sağlık bilimi bağlamında free radical molecules neyi ifade eder?
- Kararsız ve yüksek derecede tepkimeye yatkın moleküller
- Ücretsiz olarak alınabilen moleküller
- Aşırı siyasi görüşleri olan insanlar
Cevabı göster
Kararsız ve yüksek derecede tepkimeye yatkın moleküller
that damage lipids and vessel walls. Kalıp ifadeler
5:42kararsız serbest radikal moleküllerini serbest bırakarak yapar.
perhaps by unleashing ...: kesin olmayan bir mekanizma öne sürmek
perhaps by + -ing fiil kalıbı olası bir mekanizmayı tanıtır. Burada perhaps açıklamanın kesin olmadığını gösterirken by unleashing hasara yol açabilecek süreci belirtir. Bu kısa kalıp, kanıtlar bir şeyin nasıl gerçekleştiğine işaret ettiği ancak mekanizmayı kanıtlamadığı zaman kullanışlıdır. by sözcüğünden sonra isim veya fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle unleash, unleashing olur.
Alıştırma
Cümleyi perhaps by ve block fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The trees may reduce street noise, ____ sound waves.
Cevabı göster
perhaps by blocking
damage lipids and vessel walls: fiil olarak damage
Bu ilgi cümleciğinde damage geçişli bir fiildir. Özne olan that, önceki free radical molecules ifadesine gönderme yapar; lipids and vessel walls ise etkilenen nesnelerdir. Kalıp damage + nesne şeklindedir; nesneden önce to eklenmez. Damage fiil olarak bir şeye fiziksel zarar vermek veya onun daha kötü çalışmasına neden olmak demektir. Aynı kalıp hücrelere, malzemelere, cihazlara ya da çevreye verilen zararı anlatabilir.
Alıştırma
Damage sözcüğünü fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: Strong sunlight can ____ your skin.
Cevabı göster
damage
But when lifestyle changes don't help to manage cholesterol levels, Dilbilgisi
5:46Fakat genetiğin rol oynadığı durumlarda olduğu gibi,
But when ... don't help to manage ...: koşul belirleme
when ile başlayan yan cümle, ana sonucun geçerli olacağı durumu belirtir: yaşam tarzı değişiklikleri kolesterolü yeterince kontrol etmiyordur. But bu durumu önceki düşünceye bağlar ve ardından ne olacağına geçildiğini gösterir. Burada manage cholesterol levels, kolesterol düzeylerini kontrol altında tutmak demektir. Vurgulanan sözler bağımlı bir when yan cümlesi oluşturur; bu nedenle sonucu veya sonraki adımı bildiren bir ana cümlenin devam etmesi gerekir.
Alıştırma
Baştaki when yan cümlesinin görevi nedir?
- Yaşam tarzı değişikliklerinin kolesterolü her zaman kontrol ettiğini söyler.
- Kolesterol tedavisinden sorumlu kişiyi belirtir.
- Ana sonucun geçerli olacağı durumu belirler.
Cevabı göster
Ana sonucun geçerli olacağı durumu belirler.
as can be the case when genetics are at play, Notlar
5:50yaşam tarzı değişiklikleri kolesterol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmadığında,
as can be the case when ...: olası bir koşul ekleme
As can be the case when ... az önce belirtilen duruma gönderme yapan bir ara açıklamadır. “Bu durum ... olduğunda ortaya çıkabilir” anlamına gelir ve her zaman böyle olduğunu söylemeden olası bir koşul ekler. Burada the case, “durum” demektir; genetics are at play ise genetik etkenlerin sonucu etkilediğini belirtir. At play oyun oynamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Olasılık belirten, nottaki resmî ara ifadeyle cümleyi tamamlayın: A simple repair may take all day, ____ a special part is unavailable.
Cevabı göster
as can be the case when
when genetics are at play: genetik etkenler devrede olduğunda
Burada are at play, “sonucu şekillendirmeye katkıda bulunuyor” veya “etki ediyor” anlamına gelir. when genetics are at play yan cümlesi, kalıtsal etkenlerin olanları etkilediği bir durumu belirtir. be at play yapısındaki play, eğlenmek ya da oyun oynamak anlamında değildir. Bu yapı, bir sonucun arkasındaki görünmeyen veya soyut nedenleri açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
be at play ifadesindeki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: Several hidden factors may be ____ in this decision.
Cevabı göster
at play
we luckily have some pretty effective therapies. Kelime
5:53neyse ki elimizde oldukça etkili bazı tedaviler var.
pretty effective: derece zarfı olarak pretty
Burada pretty, effective sözcüğünü niteleyen, resmî olmayan bir derece zarfıdır. “Oldukça” veya “epey” anlamına gelir; bu nedenle some pretty effective therapies, oldukça iyi sonuç veren bazı tedavileri ifade eder. Pretty burada tedavilerin güzel göründüğünü söylemez. Bu zarf kullanımı, mesleki ifadeyi daha konuşma diline yakın hâle getirir.
Alıştırma
some pretty effective therapies ifadesinde pretty ne görev yapar?
- Tedavi yöntemlerinin güzel olduğunu söyler.
- Tedavi yöntemlerinin oldukça veya epey etkili olduğu anlamına gelir.
- Tedavi yöntemlerinin neredeyse hiç etkisi olmadığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Tedavi yöntemlerinin oldukça veya epey etkili olduğu anlamına gelir.
Statins are drugs that block a liver enzyme required to produce LDL. Notlar
5:57Statinler, LDL üretmek için gereken bir karaciğer enzimini bloke eden ilaçlardır.
Statins: kolesterol düşürücü bir ilaç sınıfı
Statins, LDL kolesterolü düşürmek için kullanılan bir ilaç sınıfını ifade eder. Bu sözcük bir ilaç kategorisinin adıdır; tek bir marka ya da belirli bir ilaç adı değildir. Bu cümlede Statins öznedir ve are drugs temel tanımı verir. Bunun bir ilaç kategorisi olduğunu anlamak, ardından açıklanan etki mekanizmasını takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Örnekte Statins neyi ifade ediyor?
- kolesterol düşürücü bir ilaç sınıfı
- bir kolesterol molekülü türü
- tek bir ilacın marka adı
Cevabı göster
kolesterol düşürücü bir ilaç sınıfı
an enzyme required to produce LDL: kısaltılmış bir ilgi cümleciği
Bu yan cümlede block fiilinin nesnesi a liver enzyme öbeğidir. required to produce LDL, enzyme sözcüğünden sonra gelir ve bu enzimi niteler: LDL üretimi için bu enzime ihtiyaç vardır. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. an enzyme required to produce LDL, an enzyme that is required to produce LDL anlamına gelir. Kısaltılmış biçim teknik açıklamaları daha özlü yapar; required, drugs sözcüğünü nitelemez.
Alıştırma
Örnekte required to produce LDL neyi niteliyor?
- Statins
- bir karaciğer enzimi
- ilaçlar
Cevabı göster
bir karaciğer enzimi
Other cholesterol medications increase the production of enzymes Kalıp ifadeler
6:03Diğer kolesterol ilaçları ise trigliseritleri parçalayan
increase the production of enzymes: biyolojik bir mekanizmayı açıklamak
Increase the production of enzymes, vücudun veya hücrelerin daha fazla miktarda enzim üretmesini sağlamak demektir. Bu cümlede production, fabrikadaki üretimi değil, biyolojik oluşumu ifade eder. Yapı increase + the production of + madde şeklindedir. Bir ilacın vücudun ürettiği maddelerin miktarını nasıl değiştirdiğini, üretim sürecine odaklanarak anlatan resmî bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: This treatment may ____ protective proteins.
Cevabı göster
increase the production of
that break down triglycerides and promote LDL receptor activity, Notlar
6:06ve LDL reseptör aktivitesini teşvik eden enzimlerin üretimini artırarak,
break down triglycerides: break down sözcüğünün ayrıştırmak anlamı
Break down triglycerides, trigliseritleri daha küçük veya daha basit bileşenlere ayırmak demektir. Burada break down geçişli bir öbek fiildir ve triglycerides, enzimlerin etki ettiği maddeyi belirtir. break down + madde kalıbı, enzimlerin yağlara, yiyeceklere, şekerlere veya kimyasal maddelere ne yaptığını anlatmak için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ‘ayrıştırmak’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Digestive enzymes ____ fats into smaller components.
Cevabı göster
break down
promote LDL receptor activity: promote fiilinin biyolojik anlamı
promote LDL receptor activity ifadesinde promote, “artırmaya veya desteklemeye yardımcı olmak” anlamına gelir; nesnesi ise LDL reseptörlerinin aktivitesidir. İfade, bu biyolojik işlevin daha etkin veya daha verimli hâle geldiğini belirtir. Bu, promote fiilinin resmî ve bilimsel bir kullanımıdır. Ardından gelen isim grubu doğru anlamı belirlemeye yardımcı olur: bir süreç, aktivite veya işlev promote edilebilir; growth da aynı şekilde kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede promote ne anlama geliyor?
- birini daha yüksek bir göreve yükseltmek
- bir şeyin halka reklamını yapmak
- biyolojik aktiviteyi artırmak veya desteklemek
Cevabı göster
biyolojik aktiviteyi artırmak veya desteklemek
helping clear it from the bloodstream. Dilbilgisi
6:11kan dolaşımından temizlenmesine yardımcı olur.
helping clear it from the bloodstream: sonuç bildiren bir -ing grubu
Helping clear ... daha önce sözü edilen eylemin sonucunu ekleyen bir -ing grubudur: bu eylem LDL’nin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Buradaki it, LDL’yi ifade eder. İngilizcede help fiilinden sonra to olmadan clear fiilinin yalın hâli kullanılabilir. Clear X from Y, X’i Y’den uzaklaştırmak demektir; dolayısıyla clear it from the bloodstream, LDL’yi kandan uzaklaştırmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi helping + fiilin yalın hâli ve clear X from Y kullanılan kısa sonuç grubuyla tamamlayın: The filter traps tiny particles, ____ them from the water.
Cevabı göster
helping clear
When it comes to ...: bir konuyu gündeme getirmek
When it comes to + isim veya -ing biçimi, ardından gelen yorumun konusunu belirler. Burada “kolesterolle ilgili sağlıktan söz ederken” ya da “kolesterolle ilgili sağlık konusunda” anlamına gelir. Bu yapıda comes to bir yere hareket etmeyi anlatmaz. When it comes to ifadesini konuyu açan sabit bir kalıp olarak düşünün ve konuyu to’dan sonra getirin.
Alıştırma
“Bu konudan söz ederken” anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ online safety, strong passwords matter.
Cevabı göster
When it comes to
It's important to keep the whole picture in mind: büyük resmi akılda tutmak önemlidir
Keep the whole picture in mind, yalnızca tek bir ayrıntıyı değil, bir durumun bütün önemli yönlerini hatırlayıp değerlendirmek anlamına gelir. Whole picture mecazidir; gerçek bir görüntüyü değil, durumun tamamını anlatır. It's important to ... kalıbı bunu güçlü bir öneri olarak sunar. Bu sağlık tartışmasında, kolesterolü yalnızca tek bir yiyeceğe göre değerlendirmek yerine genel beslenme, fiziksel aktivite, sigara kullanımı, genetik ve tedavi gibi etkenleri dikkate almak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “ilgili bütün etkenleri hatırlamak” anlamındaki tam deyimle tamamlayın: Before judging the project, ____.
Cevabı göster
keep the whole picture in mind
on and off the plate: beslenme ve ötesi
Burada on the plate yediğiniz yiyecekleri ifade eder. Off the plate ise uyku, egzersiz ve stres gibi yiyeceğin ötesindeki etkenleri anlatır. Plate yalnızca gerçek bir tabak değil, beslenmenin simgesidir. Dengeli on and off çifti daha büyük bir fikri kısaca anlatır: sağlığı anlamak için hem yiyecek seçimlerine hem de kişinin yaşam tarzının geri kalanına bakmak gerekir.
Alıştırma
Bu sağlık bağlamında “on and off the plate” neleri kapsar?
- İki farklı tabakta sunulan yemekler
- Yiyecek seçimleri ve yiyeceğin ötesindeki yaşam tarzı etkenleri
- Bir tabağın üstüne ve altına konan yiyecekler
Cevabı göster
Yiyecek seçimleri ve yiyeceğin ötesindeki yaşam tarzı etkenleri
get all ... scrambled: karışıklık ve yumurta kelime oyunu
Bu cümlede get scrambled, “karışmak veya düzensiz hâle gelmek” anlamındadır. Get + scrambled bir durum değişikliğini anlatır; all ise her şeyin karmakarışık olabileceği düşüncesini güçlendirir. You know, anahtar sözcükten önce konuşma diline özgü kısa bir duraklama yaratır. Scrambled aynı zamanda scrambled eggs, yani “çırpılmış yumurta” ifadesini çağrıştırır. Konu yumurta veya yiyecek olduğu için konuşmacı bir sözcüğü hem “karışık” anlamında hem de bir yumurta yemeğini hatırlatmak için kullanır ve hafif bir kelime oyunuyla bitirir.
Alıştırma
Scrambled bu cümlede neden bir kelime oyunu oluşturur?
- “Karışık” anlamına gelirken scrambled eggs ifadesini de hatırlatır.
- Konuşmacının o anda yumurta pişirdiğini söyler.
- Sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelir.
Cevabı göster
“Karışık” anlamına gelirken scrambled eggs ifadesini de hatırlatır.
Do you ever feel like you don't know enough about your own body?
6:28Hiç kendi vücudunuz hakkında yeterince şey bilmediğinizi hissettiğiniz oluyor mu?
from baldness to muscle growth
6:35ve neden bu kadar rastgele yerlerimizde kıl olduğuna kadar her şeyi öğrenmek için