Yüksek kolesterole aslında ne sebep olur? - Hei Man Chan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
766 kelime 126 kel/dk

Video özeti: Video, LDL ile HDL’nin lipitleri nasıl taşıdığını, genetik özellikler ve yaşam tarzının bu dengeyi neden bozabildiğini ve kandaki lipit düzeylerini yumurtadaki kolesterolden çok besinlerdeki yağ bileşiminin neden etkilediğini açıklıyor. Sonuçta beslenme, egzersiz, sigara kullanımı ve ilaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But it turns out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Daha önce verilen bir kanıyı tersine çevirip daha karmaşık bir bulguya geçmeyi öğrenin; videoda eski yumurta sınırlamasının yeniden değerlendirilmesi buna örnektir. 2. seems to help keep LDL in — Konuşma edimbilimi ve tutum. Kanıtlar bir etkiye işaret ettiği hâlde tam kesinlik sağlamadığında seems to ifadesinin bilimsel iddiayı nasıl uygun biçimde yumuşattığını ayırt edin. 3. So things don't get all, you know, scrambled. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Scrambled sözcüğünün hem karışıklığı hem de çırpılmış yumurtayı çağrıştıran mizahi çift anlamını anlayarak bir açıklamanın ana temaya dönen bir espriyle nasıl bitirilebildiğini görün.

Bu derste

In 1968,

0:06

1968 yılında,

the American Heart Association made an announcement Kalıp ifadeler

0:08

Amerikan Kalp Derneği bir duyuru yaptı

that would influence people's diets for decades. Dilbilgisi

0:11

ve bu duyuru on yıllar boyunca insanların diyetlerini etkileyecekti.

Kalıp ifadeler

made an announcement: kamuya resmî bilgi vermek

Made an announcement, make an announcement ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu yaygın sözcük birlikteliği, bir gruba veya halka resmî olarak bilgi vermek anlamına gelir. Bu cümlede bir kurum kamuya açık bir mesaj yayımlıyor; konuşma sırasında yalnızca bir şey söylemiyor. Yaygın iki yapı make an announcement about + konu ve make an announcement that + yan cümle şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi make an announcement ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ about its new opening hours.

Cevabı göster

made an announcement

Dilbilgisi

that would influence ...: geçmişten görülen daha sonraki etki

That would influence people's diets for decades yan cümlesi announcement sözcüğünü niteler ve onu daha sonraki etkisi üzerinden açıklar. That, announcement sözcüğüne gönderme yapar. Would + fiilin yalın hâli, geçmişteki geleceği gösterir. Duyurunun yapıldığı anda onlarca yıl sürecek etki henüz gelecekteydi; tarihî anlatımda bu yapı, geçmişten daha sonra gerçekleşmiş bir sonuca işaret edebilir. Buradaki would istek ifade etmez.

Alıştırma

Tarihî cümleyi, geçmişten bakıldığında daha sonra gerçekleştiği bilinen bir sonucu gösteren yardımcı fiille tamamlayın: In 2005, they made a decision that ____ affect millions of people years later.

Cevabı göster

would

They recommended that people avoid eating more than three eggs a week. Notlar

0:15

İnsanlara haftada üçten fazla yumurta yemekten kaçınmalarını tavsiye ettiler.

Dilbilgisi

recommended that people avoid eating: resmî tavsiye yapısı

recommended that people avoid eating ifadesinde recommend, tavsiyenin içeriğini tanıtır. Kalıp recommend that + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu yüzden avoid yalın hâldedir. Özne tekil olduğunda da recommend that he avoid denir, avoids denmez. Bu yapı doğrudan emir değil, yönlendirici bir tavsiye verir. Avoid’dan sonra -ing biçimi gelir: avoid eating. Burada eating’den sonra more than three eggs a week geldiği için tavsiye, bu miktarı aşmamaktır; yumurtadan tamamen uzak durmak değildir.

Alıştırma

Avoid ve eat sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The dentist recommended that Leo ____ sugary snacks before bed.

Cevabı göster

avoid eating

Kalıp ifadeler

more than three eggs a week: haftalık miktar sınırı

More than three eggs a week, her hafta içindeki miktarın üçten fazla olduğunu belirtir. More than + sayı + sayılabilen isim eşiği verir; a week ise oranı veya sayım dönemini belirtir. Bu ifade avoid eating’den sonra geldiği için tüm mesaj, bir haftada üç yumurtayı aşmamaktır. A week, miktarın hangi süreye göre sayıldığını gösterir; bir haftalık yumurta stoğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın haftalık toplam çalışma süresinin beş saatle sınırlı olduğunu belirtir?

  1. Maya doesn't practice more than five hours a week.
  2. Maya doesn't practice for more than five weeks.
  3. Maya doesn't practice more than five times a week.
Cevabı göster

Maya doesn't practice more than five hours a week.

Their reasoning was that the cholesterol Notlar

0:21

Gerekçeleri ise yumurta sarısına doluşmuş

packed into egg yolks could increase cardiovascular disease risk. Kalıp ifadeler

0:23

kolesterolün kalp-damar hastalığı riskini artırabileceğiydi.

Anlatım akışı

Their reasoning was that ...: Bir iddiayı destekleyen mantığı sunmak

Their reasoning was that ... kalıbı, ardından gelen that yan cümlesinin bir görüşü, öneriyi veya kararı destekleyen mantığı açıkladığını gösterir. Buradaki reasoning, yalnızca zihinde düşünme eylemi değil, bir sonucun gerekçeleri veya dayanağı anlamındadır. Bu kalıp bilgiyi açık biçimde düzenler: önce kimin mantığının aktarıldığını belirtir, ardından that sonrasında bu mantığı açıklar. Bir savı adım adım anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kararın arkasındaki mantığı sunmak için bu kalıbı doğru kullanıyor?

  1. Their reasoning was that the bridge needed stronger rails.
  2. They reasoning was that the bridge needed stronger rails.
  3. Their reasoning that the bridge needed stronger rails.
Cevabı göster

Their reasoning was that the bridge needed stronger rails.

Dilbilgisi

cholesterol packed into egg yolks: Kısaltılmış geçmiş zaman ortacı niteleyicisi

cholesterol packed into egg yolks ifadesinde packed into egg yolks, cholesterol sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; burada cholesterol that is packed into egg yolks ifadesine, yani yumurta sarısında bulunan veya yoğunlaşmış kolesterole karşılık gelir. Packed, birinin kolesterolü gerçekten paketlediği anlamına gelmez. Kolesterolün yumurta sarısının içinde bulunduğunu veya yoğunlaştığını anlatır. Bu isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bilimsel ve bilgilendirici metinleri daha kısa ve yoğun hâle getirir.

Alıştırma

Hangi seçenek cholesterol packed into egg yolks ifadesindeki kısaltılmış niteleyiciyi doğru biçimde açar?

  1. egg yolks that are packed into cholesterol
  2. cholesterol that is packed into egg yolks
  3. cholesterol that packs the egg yolks
Cevabı göster

cholesterol that is packed into egg yolks

Kalıp ifadeler

could increase cardiovascular disease risk: sağlık riski hakkında temkinli bir ifade

Sağlık ve bilim metinlerinde increase cardiovascular disease risk, “kardiyovasküler hastalık olasılığını artırmak” anlamına gelir. Cardiovascular disease, risk sözcüğünden önce isim niteleyicisi olarak kullanılır ve riskin türünü belirtir; İngilizcede burada normalde make risk bigger denmez. Could ifadeyi temkinli hâle getirir: olası bir etkiyi anlatır; sonucun kesin olduğunu ya da herkesin hastalığa yakalanacağını kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “kalp ve damar hastalığı olasılığını artırabilir” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Researchers are investigating whether years of poor sleep ____.

Cevabı göster

could increase cardiovascular disease risk

But it turns out that the reality is more complicated. Anlatım akışı

0:29

Fakat ortaya çıktı ki gerçek çok daha karmaşık.

Anlatım akışı

But it turns out that...: önceki fikri düzelten bir keşfi sunmak

But önceki fikirle bir karşıtlık kurar. It turns out that sonradan öğrenilen veya doğrulanan bilgiyi sunar; özellikle bir beklentiyi düzelttiğinde ya da durumun ilk göründüğünden daha az basit olduğunu gösterdiğinde kullanılır. Bu kalıp, mesajı önceki görüşten güncellenmiş sonuca doğru düzenler: But it turns out that + tam cümlecik. That, yeni sonucu içeren cümleciği başlatır.

Alıştırma

But it turns out that... kalıbına en uygun durum hangisidir?

  1. Konuşan kişi fiziksel bir nesnenin dönmesini anlatır.
  2. Konuşan kişi birbiriyle ilgisiz iki gerçek verir ve anlayışında değişiklik olmaz.
  3. Önceki bir inanç, sonradan öğrenilen bilgiyle düzeltilir.
Cevabı göster

Önceki bir inanç, sonradan öğrenilen bilgiyle düzeltilir.

Let's delve into digestion to understand why. Kalıp ifadeler

0:32

Bunun nedenini anlamak için sindirimin derinliklerine inelim.

Kalıp ifadeler

Let's delve into digestion: ayrıntılı analize giriş

Let's delve into digestion ifadesinde delve into, bir konuyu derinlemesine incelemek veya ele almak anlamına gelir. Into edatından sonra gelen digestion, incelenecek konudur. Let's, cümleyi konuşmacının daha ayrıntılı açıklamasını birlikte izleme davetine dönüştürür. Başka konularla kullanılabilecek kalıp Let's delve into + konu şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle grubu anket sonuçlarını ayrıntılı biçimde incelemeye en iyi şekilde davet eder?

  1. Let's glance at the survey results.
  2. Let's delve into the survey results.
  3. Let's set the survey results aside.
Cevabı göster

Let's delve into the survey results.

As your body processes a meal, Dilbilgisi

0:37

Vücudunuz bir öğünü sindirirken,

it emulsifies fats into lipid droplets Kelime

0:39

yağları emülsifiye ederek lipid damlacıklarına dönüştürür,

that can then get absorbed in your small intestine. Dilbilgisi

0:42

bunlar daha sonra ince bağırsağınızda emilebilir.

Dilbilgisi

As your body processes a meal: eş zamanlı süreçleri bağlama

Burada as, “-iken” veya “gerçekleştiği sırada” anlamına gelir. Vücudun öğünü işlemesiyle yağları emülsifiye etmesini, gelişen aynı sürecin parçaları olarak birbirine bağlar. As ile başlayan yan cümle, ana cümlenin zaman çerçevesini belirler. Bu cümlede vücudun yağları neden emülsifiye ettiğini açıklamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki sürecin aynı zamanda gerçekleştiğini veya değiştiğini gösterir?

  1. As the temperature drops, ice begins to form.
  2. As a doctor, Maya works at the clinic.
  3. The box is as heavy as the suitcase.
Cevabı göster

As the temperature drops, ice begins to form.

Kelime

emulsifies fats into lipid droplets: yağları lipid damlacıklarına emülsifiye etmek

“Emulsifies fats into lipid droplets” bilimsel bir süreci anlatır: Yağı çok sayıda küçük damlacığa dağıtır. Yağ ortadan kaybolmaz; biçimi ve dağılımı değişir. Kalıp emulsify + nesne + into + sonuç şeklindedir. Burada fats değişen maddeyi, lipid droplets ise ortaya çıkan sonucu belirtir.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi emulsify, fats ve small droplets kullanarak tamamlayın: Bile helps ____.

Cevabı göster

emulsify fats into small droplets

Dilbilgisi

that can then get absorbed: daha sonra emilebilecek

“That can then get absorbed”, lipid droplets ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. That önceki damlacıklara gönderme yapar, can olasılık bildirir ve then emilmenin emülsifikasyondan sonra gerçekleştiğini gösterir. Get absorbed, get ile kurulan edilgen bir yapıdır: Damlacıklar bir şeyi etkin biçimde emmek yerine emilme eylemine maruz kalır ve emilmiş duruma geçer.

Alıştırma

Cümleyi, that ve get ile kurulan edilgen yapıyı içeren hedef ilgi cümleciğinin aynısıyla tamamlayın: The capsule releases tiny particles ____ into the bloodstream.

Cevabı göster

that can then get absorbed

These lipid droplets make their way to various tissues, Kalıp ifadeler

0:46

Bu lipid damlacıkları çeşitli dokulara doğru yola çıkar,

including your liver.

0:50

buna karaciğeriniz de dahildir.

Kalıp ifadeler

make their way to: bir hedefe doğru ilerlemek

Make one's way to, bir hedefe doğru ilerlemek anlamına gelir ve çoğu zaman izlenen yolu, geçen süreyi veya aşamalı ilerlemeyi vurgular. Burada make their way to, lipid damlacıklarının vücutta farklı dokulara doğru hareket etmesini anlatır; bu ifadede make, üretmek anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, she makes her way ve they make their way. To sözcüğünden sonra hedef gelir.

Alıştırma

Cümleyi make one's way to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the concert, the crowd ____ the exits.

Cevabı göster

made its way to

There, specialized cells unpack and reassemble them Kalıp ifadeler

0:52

Orada, özelleşmiş hücreler bunları paketlerinden çıkarır ve

into lipid protein packages called lipoproteins

0:56

kan dolaşımınızda akması için optimize edilmiş, lipoprotein adı verilen

Kalıp ifadeler

unpack and reassemble them into lipid protein packages: parçalarına ayırıp yeni bir biçimde yeniden birleştirmek

Unpack ve reassemble, iki aşamalı bir eylem zinciri oluşturur. Burada unpack, lipid damlacıklarını parçalamak veya içeriklerini ayırmak anlamında mecaz olarak kullanılır; reassemble ise bu malzemeyi yeniden düzenlemek demektir. Them, lipid damlacıklarını ifade eder. Reassemble A into B yapısında A yeniden düzenlenen malzeme, B ise ortaya çıkan biçimdir. Bu nedenle lipid protein packages, eylemin gerçekleştiği yeri değil, malzemenin neye dönüştüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The technicians dismantled the device and reassembled its parts into two smaller units. two smaller units neyi belirtir?

  1. Eylemin gerçekleştiği yer
  2. Yeniden birleştirilen malzeme
  3. Yeniden birleştirmenin sonucu
Cevabı göster

Yeniden birleştirmenin sonucu

that are optimized to flow through your bloodstream. Kalıp ifadeler

1:00

lipid protein paketlerine dönüştürür.

Kalıp ifadeler

be optimized to + fiil: belirli bir işleve uygun hâle getirilmek

Are optimized to flow through... edilgen be optimized to + fiil kalıbını kullanır. Bu ifade, lipoproteinlerin kan dolaşımında hareket etmeye özellikle uygun özelliklere sahip olduğunu belirtir. to ile kurulan mastar, optimizasyonun desteklediği işlevi gösterir. Burada optimized, “kusursuz” anlamına gelmez. Belirli bir hedefe daha uygun olmak anlamına gelir ve bu hedef çoğunlukla to sonrasında belirtilir.

Alıştırma

optimized sonrasında run fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This software is optimized ____ on older computers.

Cevabı göster

to run

Lipoproteins are composed of different ratios of protein and fat, Notlar

1:04

Lipoproteinler farklı oranlarda protein ve yağdan oluşur,

Kelime

different ratios of protein and fat: göreli oranlar

different ratios of protein and fat ifadesi, protein ve yağın göreli miktarlarının bütün lipoproteinlerde aynı olmadığını anlatır. ratio miktarları birbirine göre karşılaştırır; tek başına toplam miktarı göstermez. Buradaki of protein and fat, karşılaştırılan iki bileşeni belirtir. Bileşimdeki bu fark, lipoproteinlerin neden farklı yoğunluklara sahip olabildiğini açıklamaya zemin hazırlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The two soil samples have the same total mass but different ratios of sand and clay. Burada different ratios ne anlama gelir?

  1. İki örneğin toplam kütlesi farklıdır.
  2. Kum ve kilin göreli oranları farklıdır.
  3. Kum ve kilin renkleri farklıdır.
Cevabı göster

Kum ve kilin göreli oranları farklıdır.

so their density varies. Anlatım akışı

1:09

bu yüzden yoğunlukları değişiklik gösterir.

Kalıp ifadeler

be composed of: bir bütünün parçalarını resmî biçimde belirtmek

Are composed of, edilgen be composed of kalıbıdır. Özne bütünü, of sonrasındaki isim öbeği ise bütünü oluşturan parçaları belirtir. Bu cümlede protein ve yağ bileşenlerdir, ancak oranları farklıdır. Bu ifade bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Bir şeyin ne işe yaradığını değil, nelerden oluştuğunu belirtir.

Alıştırma

be composed of ifadesinin doğru biçimini kullanın: The class ____ twelve students from three schools.

Cevabı göster

is composed of

Anlatım akışı

so their density varies: nedeni sonuca bağlamak

so, önceki bilginin sonucunu belirtir: lipoproteinlerdeki protein ve yağ oranları farklıdır ve bunun sonucunda hepsi aynı yoğunluğa sahip değildir. Açıklamayı önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Their, lipoproteinleri ifade eder; varies ise burada “bunlar arasında farklılık gösterir” anlamındadır. Tek bir lipoproteinin yoğunluğunun sürekli değiştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede so hangi ilişkiyi ifade eder? The roads are made from different materials, so their durability varies.

  1. İkinci gerçek, ilkinden önce gerçekleşmiştir.
  2. İki gerçek birer alternatiftir.
  3. İlk gerçek, ikinci gerçeğe neden olur veya onu açıklar.
Cevabı göster

İlk gerçek, ikinci gerçeğe neden olur veya onu açıklar.

VLDL, Kültür

1:12

VLDL,

or very low-density lipoprotein,

1:14

yani çok düşük yoğunluklu lipoprotein,

Kültür

VLDL, or very low-density lipoprotein: or ile bir kısaltmayı açıklama

VLDL, or very low-density lipoprotein ifadesinde or’dan sonraki sözcükler VLDL kısaltmasının açık hâlini verir. İki bölüm de aynı şeyi adlandırır; dolayısıyla or burada bir seçim değil, “başka bir deyişle” ya da “yani” anlamındadır. Virgüller very low-density lipoprotein bölümünü ek bir açıklama olarak gösterir. Bu kalıp, kısa bir teknik etiketi tam adıyla ilişkilendirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

VLDL, or very low-density lipoprotein ifadesinde or ne işe yarar?

  1. VLDL’nin açık hâlini verir.
  2. İki farklı şey arasında seçim sunar.
  3. Olası bir sonucu gösterir.
Cevabı göster

VLDL’nin açık hâlini verir.

is mostly packed with fatty molecules, Kalıp ifadeler

1:17

çoğunlukla trigliseritler ve kolesterol dahil olmak üzere

including triglycerides and cholesterol. Kelime

1:20

yağ molekülleri ile doludur.

Kalıp ifadeler

mostly packed with fatty molecules: bir şeyin içini çoğunlukla neyin doldurduğunu söylemek

Packed with, “büyük miktarda içeren” anlamına gelir. Bu cümlede packed, bir şeyi saklamak için paketlemekten söz etmez; VLDL’nin içini neyin doldurduğunu anlatır. Mostly ifadeyi sınırlar: yağ molekülleri içeriğin ana bölümünü oluşturur, ancak tek içerik olmak zorunda değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be mostly packed with + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “çoğunlukla içerir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The storage bin is ____ winter clothes, with a few books at the bottom.

Cevabı göster

mostly packed with

Kelime

including triglycerides and cholesterol: daha geniş bir gruptan örnekler

including sözcüğü, daha geniş bir grubun belirli üyelerini tanıtır. Burada triglycerides ve cholesterol, bağlamda belirtilen lipit veya yağ molekülleri kategorisinin örnekleridir. Including genellikle tam bir liste değil, bazı örnekler sunar. Bu öğelerin gruba ait olduğunu gösterirken başka üyelerin de bulunabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Örneklerin listenin tamamı olmadığını göstermek için cümleyi including ile tamamlayın: The club offers several activities, ____ chess and painting.

Cevabı göster

including

VLDL delivers lipids to your muscle and fat cells Kalıp ifadeler

1:24

VLDL lipidleri kas ve yağ hücrelerinize taşır

to be stored and used for energy. Dilbilgisi

1:28

böylece depolanabilir ve enerji olarak kullanılabilirler.

Kalıp ifadeler

VLDL delivers lipids to: deliver A to B yapısı

Bu cümlede delivers, bir şeyi taşıyıp bir hedefe ulaştırmak anlamına gelir. VLDL taşıyıcıdır, lipids taşınan maddelerdir, kas ve yağ hücreleri ise hedeflerdir; burada sözcük konuşma yapmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı deliver A to B biçimindedir: özne bir şeyi bir kişiye, yere veya hedefe taşır, sağlar ya da iletir. Bilimsel ve teknik açıklamalarda bu yapı, bir hedefe ulaşan maddeler, enerji, sinyaller veya veriler için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi deliver fiilinin doğru biçimi ve gereken edatla tamamlayın: The inhaler ____ medicine ____ the lungs.

Cevabı göster

delivers · to

Dilbilgisi

to be stored and used for energy: to be’nin ortak kullanıldığı edilgen mastar

Edilgen mastar to be stored and used, amaç veya planlanan kullanımı gösterir: sözü edilen şey eylemleri yapan değil, eylemlere maruz kalan taraftır. Bu süreçte lipitler depolanabilir veya enerji sağlamak için kullanılabilir. Stored ve used, to be yapısını ortak kullanan eş görevli past participle biçimleridir. Yapı, to be stored and to be used ile eşdeğerdir; for energy ise ne amaçla kullanıldıklarını açıklar.

Alıştırma

Test ve store fiillerini bu sırayla edilgen mastar biçimine getirerek cümleyi tamamlayın: The samples were sent to the lab ____.

Cevabı göster

to be tested and stored

Afterwards, it's converted into LDL, Kalıp ifadeler

1:31

Daha sonra, bu LDL'ye,

or low-density lipoprotein.

1:34

yani düşük yoğunluklu lipoproteine dönüştürülür.

Kalıp ifadeler

it's converted into LDL: dönüşüm sonucunu into ile belirtme

it's converted into LDL ifadesindeki it, daha önce sözü edilen VLDL'yi gösterir. Edilgen be converted into kalıbı, bir şeyin değiştirildiğini veya işlenerek farklı bir biçime dönüştüğünü anlatır; LDL değişimin sonucudur. Etken kalıp convert A into B, edilgen kalıp ise A is converted into B şeklindedir. İkisinde de into'dan sonraki ifade yeni biçimi veya sonucu belirtir; A'nın girdiği bir yeri değil.

Alıştırma

Değişimin sonucunu belirten edatla cümleyi tamamlayın: The software converts raw measurements ____ a graph.

Cevabı göster

into

LDL is informally known as bad cholesterol Kelime

1:38

LDL gayri resmi olarak kötü kolesterol olarak bilinir

because it's associated with cardiovascular diseases. Kalıp ifadeler

1:42

çünkü kalp-damar hastalıklarıyla ilişkilidir.

Kelime

informally known as bad cholesterol: yaygın, teknik olmayan bir etiket

Informally sözcüğü known as ifadesini niteler. bad cholesterol ifadesinin LDL’nin kesin tıbbi adı değil, halka yönelik tanıdık bir etiket olduğunu gösterir. be informally known as, resmî bir terimi resmî olmayan bir lakap veya yaygın etiketle bağlamak için kullanılır. Böylece genel okur, etiketi teknik terimle karıştırmadan konuyu tanıyabilir.

Alıştırma

Yaygın ve teknik olmayan bir adı belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: A tardigrade is ____ a water bear.

Cevabı göster

informally known as

Kalıp ifadeler

it's associated with cardiovascular diseases: ilişki var, nedensellik kanıtlanmış değil

be associated with yapısında with, özneyle ilişkisi olan şeyi belirtir. Burada LDL’nin kardiyovasküler hastalıklarla bağlantılı olduğu söylenir. Bu ifade bir ilişki bildirir. Tek başına, öznenin diğer duruma doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz; bu yüzden dikkatli araştırma, risk ve sağlık raporlarında yaygındır.

Alıştırma

Bir raporda “Long working hours are associated with sleep problems.” deniyor. Yalnızca bu ifadeye dayanarak hangi yorum yapılabilir?

  1. Rapor, uyku sorunlarının insanların daha uzun çalışmasına neden olduğunu söyler.
  2. Rapor bir ilişki olduğunu belirtir, ancak yalnızca bu ifade uzun çalışma saatlerinin sorunlara neden olduğunu kanıtlamaz.
  3. Rapor, uzun çalışma saatlerinin sorunların tek nedeni olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Rapor bir ilişki olduğunu belirtir, ancak yalnızca bu ifade uzun çalışma saatlerinin sorunlara neden olduğunu kanıtlamaz.

This is because LDL is more prone to accumulating Notlar

1:47

Bunun nedeni LDL'nin

on blood vessel walls,

1:51

kan damarı duvarlarında birikmeye daha yatkın olmasıdır,

Anlatım akışı

This is because: bir nedeni açıklama

This is because, önceki bir ifadeyi onun nedenine bağlar. This, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar; because sonrasındaki yan cümle açıklamayı verir. Burada önceki düşünce, LDL’ye neden “kötü” kolesterol dendiğiyle ilgilidir; cümlenin geri kalanı mekanizmayı açıklar. Bilgi sırası önce sonuç ya da iddia, sonra nedendir.

Alıştırma

Üç sözcüklü This is because kalıbıyla açıklamayı tamamlayın: The playground is wet. ____ it rained last night.

Cevabı göster

This is because

Kalıp ifadeler

more prone to accumulating: daha güçlü eğilim ve -ing kalıbı

Be prone to bir eğilimi veya yatkınlığı anlatır ve çoğunlukla istenmeyen durumlar için kullanılır. More prone to bir karşılaştırma yapar: LDL, bağlamdan anlaşılan karşılaştırma unsuruna göre kan damarı duvarlarında birikmeye daha yatkındır. Buradaki to, mastar işareti değil bir edattır. Ardından bir ad veya -ing biçimi gelir; bu nedenle more prone to accumulating içinde doğru biçim accumulating olur.

Alıştırma

Cümleyi more prone to ve overheat fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Older batteries are ____ in hot weather.

Cevabı göster

more prone to overheating

which can cause inflammation. Dilbilgisi

1:53

ki bu da iltihaplanmaya neden olabilir.

Dilbilgisi

which can cause inflammation: which ile sonuç eklemek

Buradaki which, önceki durumun tamamına, yani LDL'nin kan damarı duvarlarında birikmesine gönderme yapar. Yalnızca blood vessel walls ifadesine gönderme yapmaz. Virgülden sonra gelen which yan cümleciği, bu durumun olası bir sonucunu ekler. can olasılık bildirir; bu nedenle iltihaplanma kesin değil, olası bir etkidir. Bu yapı, bir olay ya da durumu söyledikten sonra sonucunu eklemeyi sağlar.

Alıştırma

“The road was closed, which caused a long delay,” cümlesindeki which neye gönderme yapar?

  1. Uzun gecikmeye
  2. Yolun kapalı olduğu gerçeğine
  3. Yalnızca road ismine
Cevabı göster

Yolun kapalı olduğu gerçeğine

The inflammation attracts specialized white blood cells Kelime

1:55

İltihaplanma, LDL birikimini ortadan kaldırmak için

called macrophages to remove the LDL buildup.

1:59

makrofaj adı verilen özel beyaz kan hücrelerini kendine çeker.

Kelime

white blood cells called macrophages: called ile ad verme

specialized white blood cells called macrophages ifadesinde called macrophages, bu hücrelerin adını belirtir. Burada called “adı verilen” demektir; “telefon etti” anlamında değildir. called macrophages, edilgen bir ilgi yan cümleciğinin kısaltılmış hâlidir: white blood cells that are called macrophages. Kategori veya açıklama + called + ad yapısı, bilimsel açıklamalarda teknik bir terimi kısa biçimde tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “that is called” ifadesinin tek sözcüklük kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The rover carries an instrument ____ a spectrometer.

Cevabı göster

called

But absorbing too many lipids can compromise macrophages, Dilbilgisi

2:04

Fakat çok fazla lipid emmek makrofajları zayıflatabilir,

causing more inflammation and triggering more macrophage recruitment. Dilbilgisi

2:08

daha fazla iltihaplanmaya neden olup daha fazla makrofajın gelmesini tetikleyebilir.

Dilbilgisi

Absorbing too many lipids can compromise macrophages: özne olarak -ing yan cümlesi

Absorbing too many lipids, can compromise yükleminin öznesi olarak çalışan bir -ing yan cümlesidir. Aşırı miktarda lipit emme sürecinin tamamını zarar verebilecek şey olarak sunar. Burada compromise, “uzlaşmaya varmak” değil, “işlevine zarar vermek veya işlevini zayıflatmak” anlamında kullanılan geçişli bir fiildir. Aktarılabilir kalıp [bir şey yapmak] + [fiil] şeklindedir: bir eylem veya süreç, ifadenin konusu yapılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir etkinlik neden olarak sunulurken -ing yan cümlesi özne olarak kullanılmıştır?

  1. Skipping breakfast can make it harder to concentrate.
  2. The child is skipping breakfast today.
  3. The child skipped breakfast and left.
Cevabı göster

Skipping breakfast can make it harder to concentrate.

Dilbilgisi

causing ... and triggering ...: paralel iki sonuç yapısı

causing more inflammation ve triggering more macrophage recruitment, birbiriyle bağlanmış iki paralel -ing yapısıdır. İkisi de önceki yan cümleye bağlanarak önceki olayın sonuçlarını belirtir; yeni bir ana cümle öznesi veya zamanı oluşturmaz. Her iki bölümde de -ing biçiminin kullanılması paralel bir yapı oluşturur. Bu kalıp, bir olayın ardından gelen iki sonucu kısa biçimde sunar: [ana cümle], causing X and triggering Y.

Alıştırma

Hangi cümlede sonuçları göstermek için iki paralel -ing yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The pipe burst, flood the room and damage the floor.
  2. The pipe burst, flooding the room and damaging the floor.
  3. The pipe burst, flooded the room and damaging the floor.
Cevabı göster

The pipe burst, flooding the room and damaging the floor.

As the cells clump together, Öbek fiiller

2:13

Hücreler bir araya toplanarak topaklandıkça,

Öbek fiiller

clump together: sık bir kütle hâlinde toplanmak

Bu cümlede clump together, ayrı hücrelerin sık ve çoğu zaman düzensiz bir kütle hâlinde toplanması anlamına gelen bir fiil öbeğidir. clump, bir yumru ya da küme oluşturma görüntüsü verir; together ise hücrelerin birbirleriyle bir araya geldiğini açıkça belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, clump sözcüğünü içeren ve “sık bir kütle hâlinde toplanmak” anlamına gelen iki sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: When flour gets damp, its fine particles can ____.

Cevabı göster

clump together

they form a fibrous scab-like cap, Kelime

2:15

lifli, yara kabuğu benzeri bir başlık oluştururlar,

Kelime

fibrous scab-like cap: -like ile kısa bir benzetme

fibrous scab-like cap bir isim öbeğidir. Temel isim cap'tir; fibrous ve scab-like bu ismi niteler. scab-like, “yara kabuğuna benzer” anlamına gelir; kısa çizgi scab ve like sözcüklerini cap'ten önce kullanılan tek bir birleşik sıfat olarak gruplar. Bu, lifli bir örtü katmanını zihinde canlandırmak için yapılan kısa bir görsel benzetmedir. Yapının gerçekten derideki bir yara kabuğu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“a scab-like cap” ifadesinde scab-like ne anlatır?

  1. Örtü, derinin üzerindeki gerçek bir yara kabuğudur.
  2. Örtü, vücudun dış kısmında bulunur.
  3. Örtü, yara kabuğuna benzer özelliklere sahiptir.
Cevabı göster

Örtü, yara kabuğuna benzer özelliklere sahiptir.

effectively narrowing the artery. Dilbilgisi

2:19

bu da atardamarı etkili bir şekilde daraltır.

Dilbilgisi

effectively narrowing the artery: fiilî sonucu anlatma

Burada effectively, “fiilen” ya da “sonuç olarak” anlamındadır; “verimli bir biçimde” demek değildir. Önceki durumun gerçek sonucu, atardamarın daralmasıyla aynıdır. Narrowing the artery, önceki cümlenin doğurduğu sonucu ekleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Bu yapı, “ve sonuç olarak atardamarı daraltır” düşüncesini daha kısa ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede effectively, önceki durumun fiilî sonucunu belirtir?

  1. Leo organized the supplies effectively and saved time.
  2. The teacher explained the puzzle effectively, and everyone understood.
  3. The snow blocked the only door, effectively trapping us inside.
Cevabı göster

The snow blocked the only door, effectively trapping us inside.

This can interfere with blood flow and weaken vessel walls, Kalıp ifadeler

2:22

Bu durum kan akışını engelleyebilir ve damar duvarlarını zayıflatarak

Kalıp ifadeler

can interfere with blood flow: interfere with + etkilenen süreç

Interfere with, bir şeyin normal biçimde gerçekleşmesini bozmak veya engellemek anlamına gelir. Burada etkilenen süreç blood flow ifadesidir; cümle kan akışının mutlaka tamamen durduğu anlamına gelmez. Kalıp interfere with + isim veya isim öbeği biçimindedir. Can, kesin bir sonucu değil, olası bir etkiyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi interfere ve gerekli edatla tamamlayın: Bright screens can ____ sleep.

Cevabı göster

interfere with

making clots and ruptures more likely. Dilbilgisi

2:26

pıhtıların ve yırtılmaların daha olası hale gelmesine neden olabilir.

Dilbilgisi

making clots and ruptures more likely: make + nesne + sıfat

making clots and ruptures more likely biçimindeki -ing yan cümlesi, bu parçanın hemen öncesinde belirtilen nedenin sonucunu anlatır. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: clots and ruptures nesnedir, more likely ise ortaya çıkan değişimi anlatır. Burada make, “yaratmak” anlamına gelmez. İfade, “pıhtıların ve yırtılmaların meydana gelme olasılığını artırmak” demektir. More likely daha yüksek bir olasılığı belirtir; olayların kesinlikle gerçekleşmiş olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + more likely yapısıyla tamamlayın: Poor lighting can ____ accidents ____.

Cevabı göster

make · more likely

High-density lipoprotein, or HDL, Kültür

2:30

Yüksek yoğunluklu lipoprotein veya HDL ise

Kültür

High-density lipoprotein, or HDL: or ile kısaltma tanıtma

High-density lipoprotein terimin tam biçimidir; HDL ise bunun kısaltmasıdır. Araya eklenen or HDL ifadesinde or, “yani” veya “diğer adıyla” anlamına gelir; iki ad da aynı şeyi belirtir. Tam terim + or + kısaltma kalıbı, teknik bir kısa biçimi ilk geçtiği yerde tanıtmak ve daha sonra kısa biçimi kullanmak için sıkça kullanılır. İki seçenek sunmaz.

Alıştırma

“the central processing unit, or CPU” ifadesinde or ne işe yarar?

  1. İki farklı seçenek sunar.
  2. Aynı şey için daha kısa bir ad tanıtır.
  3. Birimin neden merkezî olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Aynı şey için daha kısa bir ad tanıtır.

on the other hand, packs more protein. Anlatım akışı

2:33

öte yandan daha fazla protein içerir.

Anlatım akışı

on the other hand: karşılaştırmanın diğer tarafını sunmak

On the other hand, dinleyiciye sıradaki bilgiyi önceki bir noktayla karşılaştırmasını bildiren bir söylem bağlacıdır. Burada konu LDL/VLDL'den HDL'nin karşıt özelliğine geçer. Bu ifade bilgiyi düzenler: Konuşan kişi yalnızca yeni bir bilgi eklemez, karşılaştırmanın diğer tarafını sunar.

Alıştırma

Cümleyi dengeleyici bir karşıtlık sunan dört kelimelik bağlaçla tamamlayın: The bike is cheap to run. ____, it is hard to use in heavy rain.

Cevabı göster

On the other hand

It picks up excess LDL in the blood Öbek fiiller

2:36

Kandaki fazla LDL'yi toplar

Öbek fiiller

picks up excess LDL: fazla LDL'yi toplayıp götürmek

Bu cümlede picks up, seçer değil, toplar ve götürür anlamına gelir. Cümle, HDL'nin kandaki fazla LDL'yi topladığını anlatır. Yapı pick up + nesne şeklindedir. Burada excess LDL nesnedir, yani toplanan maddedir. Bir kişi, araç, alet veya süreç bir yerden bir şey topladığında bu anlam yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede picks up aynı toplamak ve götürmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Maya picks up the phone when it rings.
  2. The recycling truck picks up cardboard every Friday.
  3. Leo picks up French quickly from cartoons.
Cevabı göster

The recycling truck picks up cardboard every Friday.

and brings it back to the liver, Öbek fiiller

2:40

ve karaciğere geri getirir,

Öbek fiiller

brings it back to the liver: onu karaciğere geri götürmek

Buradaki it, fazla LDL’yi ifade eder. bring + nesne + back to + yer yapısı, bir şeyi o yere yeniden götürmek, yani oraya geri döndürmek anlamına gelir. Bu nedenle brings it back to the liver, karaciğeri LDL’nin geri döndüğü yer olarak gösterir. Geri dönüş anlamını back taşır. Back çıkarılırsa brings it to the liver yalnızca LDL’nin karaciğere götürüldüğünü söyler; oraya geri döndüğünü anlatmaz.

Alıştırma

bring ... back to ... yapısını doğru biçimde kullanın: Every afternoon, the courier ____ the empty containers ____ the factory.

Cevabı göster

brings · back to

where it can be excreted. Dilbilgisi

2:42

buradan dışarı atılabilir.

Dilbilgisi

where it can be excreted: yer yan cümlesi ve edilgen olasılık

Where, the liver ifadesine gönderme yapar ve o yerde ne olabileceğini anlatan bir yan cümle başlatır. Böylece yeni bir cümle başlatmak yerine yeri bir sonraki işlemle bağlar. Can be excreted, kiplik fiili can + edilgen be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Fazla LDL’nin atık olarak vücuttan atılabileceğini belirtir; excreted, bir bezin veya hücrenin bir maddeyi salgılaması demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir atık maddenin böbreklere ulaştıktan sonra vücuttan atılabileceğini söyler?

  1. The waste reaches the kidneys, where it can be secreted.
  2. The waste reaches the kidneys, where it can be absorbed.
  3. The waste reaches the kidneys, where it can be excreted.
Cevabı göster

The waste reaches the kidneys, where it can be excreted.

Because HDL is anti-inflammatory and keeps LDL in check, Deyimler

2:44

HDL iltihap önleyici olduğundan ve LDL'yi kontrol altında tuttuğundan,

it's commonly called good cholesterol. Kelime

2:50

genellikle iyi kolesterol olarak adlandırılır.

Deyimler

keeps LDL in check: LDL'yi kontrol altında tutmak

Keep something in check, bir şeyi büyümemesi, kötüleşmemesi veya yönetilemez hâle gelmemesi için kontrol etmek ya da sınırlamak demektir. Bu cümlede keeps LDL in check, HDL'nin LDL'yi kontrol etmeye yardımcı olduğunu anlatır. Kalıp keep + nesne + in check şeklindedir. Nesne genellikle maliyet, stres, öfke veya hastalık gibi aşırı büyüyebilecek ya da zarar verebilecek bir şeydir.

Alıştırma

“Kontrol altında” anlamındaki iki kelimelik sabit ifadeyi tamamlayın: Regular breaks help keep fatigue ____ during a long study session.

Cevabı göster

in check

Kelime

commonly called good cholesterol: genellikle iyi kolesterol olarak adlandırılan

be commonly called + ad kalıbı, birçok kişinin bir şey için o adı kullandığını anlatır. Bu cümlede it, HDL'yi ifade eder; good cholesterol ise halkın bildiği yaygın etikettir. Bu etiket kullanışlı bir kısaltmadır, ancak eksiksiz bir tıbbi tanım değildir. Good, temel sağlık açıklamalarında HDL'nin genel itibarını özetler; her HDL düzeyinin veya HDL ile ilgili her durumun kendiliğinden yararlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be commonly called kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: A baby kangaroo ____ a joey.

Cevabı göster

is commonly called

Doctors order lipid panels to understand the concentrations of different kinds of lipoproteins Kelime

2:53

Doktorlar kanınızdaki farklı lipoprotein türlerinin

Kelime

order lipid panels: tıp İngilizcesinde order

Tıp İngilizcesinde order, bir tetkikin yapılmasını resmî olarak istemek veya onaylamak anlamına gelir. Doctors order lipid panels, doktorların bu kan testlerinin yapılmasını istemesi demektir; yemek sipariş etmek veya hastaya emir vermek anlamına gelmez. Lipid panel, kolesterol dâhil kandaki yağlarla ilgili bir grup kan testidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp healthcare professional + order + a test, scan, or blood work şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi order a blood test tıbbi ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing my symptoms, the doctor ____ to check for anemia.

Cevabı göster

ordered a blood test

and their building blocks in your blood. Deyimler

3:00

ve yapı taşlarının konsantrasyonlarını anlamak için lipid panelleri isterler.

Kelime

concentrations of different kinds of lipoproteins: farklı lipoprotein türlerinin konsantrasyonları

Burada concentration bilimsel bir ölçümdür: Kan gibi belirli bir hacimde bulunan bir maddenin miktarını ifade eder. Zihinsel odaklanma anlamına gelmez. Concentrations çoğuldur çünkü ifade, her birinin ayrı ölçülen düzeyi olan birkaç lipoprotein türünden söz eder. Başka durumlarda da kullanılabilen concentration(s) of X in Y kalıbı, neyin ölçüldüğünü ve ölçümün hangi numunede veya yerde yapıldığını gösterir.

Alıştırma

“the concentrations of different kinds of lipoproteins” ifadesinde concentrations neden çoğuldur?

  1. Çünkü ifade, birkaç lipoprotein türü için ayrı ayrı ölçülen düzeylerden söz eder.
  2. Çünkü concentration bu cümlede zihinsel odaklanma anlamına gelir.
  3. Çünkü kinds, blood sözcüğünün başka bir karşılığıdır.
Cevabı göster

Çünkü ifade, birkaç lipoprotein türü için ayrı ayrı ölçülen düzeylerden söz eder.

Deyimler

Bilimsel bir benzetme olarak their building blocks in your blood

Burada building blocks, daha karmaşık bir şeyi oluşturan temel parçalar veya maddeler için kullanılan bir benzetmedir. Their, söz konusu lipoproteinlere gönderme yapar; dolayısıyla ifade, bu lipoproteinleri kanda oluşturan bileşenleri anlatır, inşaat malzemelerini değil. Bu görüntü, soyut bir bilimsel fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır: karmaşık bir parçacık, daha küçük parçaların birleşmesiyle oluşmuş gibi anlaşılabilir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada building blocks çoğunlukla ne anlama gelir?

  1. vücudun içine yerleştirilmiş küçük oyuncaklar
  2. daha karmaşık bir şeyin temel bileşenleri
  3. bir bina inşa etmek için kullanılan malzemeler
Cevabı göster

daha karmaşık bir şeyin temel bileşenleri

All lipoproteins are essential to your body's functioning, Kalıp ifadeler

3:04

Tüm lipoproteinler vücudunuzun işleyişi için elzemdir,

Kalıp ifadeler

be essential to your body's functioning: vücudun işleyişi için gerekli olmak

Be essential to + isim veya -ing biçimi, bir kişinin, sistemin ya da etkinliğin çalışması veya başarılı olması için bir şeyin gerekli olduğu anlamına gelir. Burada to, your body's functioning ifadesini getirir; dolayısıyla cümle, lipoproteinlerin vücudun düzgün çalışması için gerekli olduğunu söyler. Essential yalnızca yararlı olmayı değil, güçlü bir gerekliliği ifade eder. Functioning burada “bir şeyin çalışma veya işleme biçimi” anlamına gelen bir isimdir.

Alıştırma

essential to + isim hedef kalıbını tamamlayın: Regular maintenance is ____ the machine's safe functioning.

Cevabı göster

essential to

but it can become a problem if the different kinds get out of balance. Deyimler

3:07

ancak farklı türlerin dengesi bozulursa bu bir sorun haline gelebilir.

Deyimler

get out of balance: dengenin bozulması

Get out of balance, dengeli bir durumdan eşit olmayan ya da oranları bozulmuş bir duruma geçmek demektir. Get durum değişikliğini, out of balance ise ortaya çıkan durumu anlatır. Buradaki different kinds, farklı lipoprotein türlerini ifade eder. İfade bu cümlede soyuttur: bunların birbirlerine göre düzeyleri artık sağlıklı bir denge oluşturmaz. Fiziksel olarak bir nesnenin düşmesini veya dengesini kaybetmesini anlatmaz.

Alıştırma

get ile başlayan ve “dengesiz hâle gelmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A healthy routine can ____ when there is too little sleep.

Cevabı göster

get out of balance

Some people are simply predisposed to having higher cholesterol. Kalıp ifadeler

3:13

Bazı insanların sadece yüksek kolesterole genetik yatkınlığı vardır.

Kalıp ifadeler

be predisposed to having...: önceden var olan bir yatkınlığa sahip olmak

Be predisposed to having higher cholesterol, çoğu zaman genetik veya bedensel olan ve yüksek kolesterol olasılığını artıran önceden var olan bir yatkınlığa sahip olmak demektir. Olasılığın arttığını belirtir; sonucu kesinleştirmez. Simply, bu eğilimin kişinin seçimi değil, vücudunun doğal işleyişinin bir parçası olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi Some people ile uyumlu be predisposed to biçimiyle tamamlayın: Some people ____ developing seasonal allergies.

Cevabı göster

are predisposed to

For example, certain gene variants cause LDL receptors to behave abnormally, Notlar

3:17

Örneğin, bazı gen varyantları LDL reseptörlerinin anormal davranmasına neden olur,

Kelime

certain gene variants: belirli genetik farklılıklar

Bu genetik bağlamında certain, “tamamen kesin” değil, “bazı belirli” anlamına gelir. A gene variant, bir genin DNA dizisindeki bir farklılıktır; dolayısıyla certain gene variants, bazı belirli genetik farklılıklar demektir. Bu ifade genes sözcüğünden daha kesindir: tüm genlerin veya bir genin her biçiminin bu etkiye sahip olduğunu söylemek yerine iddiayı belirli varyantlarla sınırlar.

Alıştırma

Bir genetik makalesinde certain gene variants ne anlama gelir?

  1. Gen dizilerindeki bazı belirli farklılıklar
  2. Bir genin çeşitli markaları veya ürün sürümleri
  3. Vücuttaki tüm genler
Cevabı göster

Gen dizilerindeki bazı belirli farklılıklar

leaving more LDL circulating. Dilbilgisi

3:24

böylece daha fazla LDL dolaşımda kalır.

Dilbilgisi

cause LDL receptors to behave abnormally: cause + nesne + to-infinitive

cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin bir kişide veya nesnede değişiklik ya da eylem oluşturduğunu belirtir. Burada LDL receptors etkilenen nesnedir; to behave abnormally ise sonucu açıklar. Fiilden önce to kullanılmalıdır: cause LDL receptors to behave doğrudur; cause LDL receptors behave yanlıştır. Bu yapı, bir sürecin veya mekanizmanın nasıl işlediğini açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

cause + nesne + to-infinitive yapısının gerektirdiği tek sözcüğü yazın: A software bug can cause the screen ____ freeze unexpectedly.

Cevabı göster

to

Dilbilgisi

leaving more LDL circulating: bir sonucu ifade etme

Burada leaving, daha önce anlatılan sürecin sonucunu bildirir. -ing yan cümlesi, bu süreç yüzünden ne olduğunu ekler; LDL'nin bir yerden ayrıldığı anlamına gelmez. Kalıp leave + nesne + tümleç şeklindedir. more LDL nesnedir ve circulating devam eden durumu anlatır. Bu nedenle ifade, sürecin daha fazla LDL'nin dolaşımda kalmasına neden olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

“The storm blocked the road, leaving several buses waiting at the station.” cümlesindeki leaving ne anlama gelir?

  1. Birkaç otobüs istasyondan uzaklaştı.
  2. Fırtına otobüslerle birlikte bölgeden ayrıldı.
  3. Kapalı yol, birkaç otobüsün istasyonda beklemeye devam etmesine neden oldu.
Cevabı göster

Kapalı yol, birkaç otobüsün istasyonda beklemeye devam etmesine neden oldu.

Otherwise, different lifestyle factors can influence blood lipid levels, Anlatım akışı

3:27

Bunun dışında, farklı yaşam tarzı faktörleri kan lipid seviyelerini etkileyebilir

and food is one of them.

3:33

ve yiyecekler de bunlardan biridir.

Anlatım akışı

Otherwise ... and food is one of them: kategoriyi değiştirip bir örnek seçme

Otherwise, daha önce ele alınan kalıtsal veya genetik durumdan diğer durumlara geçişi belirtir. Burada anlamı “diğer durumlarda” veya “bunun dışında” ifadelerine yakındır; uyarı anlamındaki “aksi takdirde” değildir. Ardından cümle, yaşam tarzı etkenlerini yeni ve geniş bir kategori olarak sunar. and food is one of them, beslenmeyi bu kategorinin bir üyesi olarak seçer ve açıklamayı genel bir gruptan belirli bir örneğe taşır.

Alıştırma

“Otherwise, different lifestyle factors can influence blood lipid levels, and food is one of them.” cümlesinde Otherwise nasıl bir işlev görür?

  1. Dinleyen kişi söyleneni yapmazsa kötü bir sonuç olacağı konusunda uyarır.
  2. Kan lipit düzeylerini etkileyen tek şeyin beslenme olduğunu söyler.
  3. Daha önce ele alınan nedenden başka bir olası etken kategorisine geçiş yapar.
Cevabı göster

Daha önce ele alınan nedenden başka bir olası etken kategorisine geçiş yapar.

So, what's the deal with eggs? Ton ve niyet

3:35

Peki o zaman yumurtalarla ilgili mesele ne?

Ton ve niyet

So, what's the deal with eggs?: yumurta meselesi nedir?

What's the deal with X?, X'in açıklamasını, mevcut durumunu veya X'le ilgili temel meseleyi sormanın gündelik bir yoludur. Buradaki deal, ticari bir işlem anlamına gelmez. Cümle başındaki So, dinleyicinin muhtemelen beklediği pratik soruya geçildiğini gösterir. Bu kalıp, geniş bir tartışmayı yeniden tek ve açık bir konuya yöneltir.

Alıştırma

Bir açıklama istemek için dersteki gündelik soru kalıbını kullanın: So, ____ the new phone policy?

Cevabı göster

what's the deal with

Their yolks are indeed high in cholesterol, Kalıp ifadeler

3:38

Yumurta sarısı gerçekten de kolesterol bakımından zengindir,

Kalıp ifadeler

indeed high in cholesterol: gerçekten yüksek miktarda kolesterol içeren

Be high in + bir madde veya besin öğesi, o maddeden çok miktarda içermek anlamına gelir. high in cholesterol ifadesindeki in, bir yeri değil, miktarı değerlendirilen bileşeni tanıtır. Indeed, ifadenin doğru olduğunu onaylar. Genellikle konuşmacı bir koşul veya daha kapsamlı bir açıklama eklemeden önce bir gerçeği kabul eder.

Alıştırma

Derste geçen ve 'çok miktarda içermek' anlamına gelen iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: This cereal is ____ fiber.

Cevabı göster

high in

which prompted the American Heart Association's three-egg weekly limit in 1968. Notlar

3:41

bu da 1968'de Amerikan Kalp Derneği'nin haftalık üç yumurta sınırını koymasına yol açmıştır.

Dilbilgisi

which prompted ...: bir olguyu sonucuna bağlamak

Bu açıklayıcı ilgi tümcesinde which, yakındaki tek bir isme değil, önceki olgunun tamamına gönderme yapar. Tümce, bu olgunun sonucunu ekler: Amerikan Kalp Derneğinin sınırı koymasına yol açmıştır. Burada prompted, “bir tepkiye yol açtı veya onu harekete geçirdi” anlamındadır. Bir durumu ardından gelen karar, politika, soruşturma veya eylemle sıkça ilişkilendirir; ancak o durumun tek neden olduğunu söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

Örnekteki which tümcesi ne işe yarar?

  1. Hangi Kalp Derneğinden söz edildiğini belirler.
  2. Önceki olgunun doğurduğu sonucu ekler.
  3. Sınırın önceki olguya neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki olgunun doğurduğu sonucu ekler.

Kelime

three-egg weekly limit: sıkıştırılmış bir isim öbeğini çözümlemek

Ana isim limit sözcüğüdür. Weekly zaman aralığını, three-egg ise en yüksek miktarı ve sayılan şeyi belirtir. Açık biçimi a weekly limit of three eggs veya a limit of three eggs per week şeklindedir. Önden gelen three-egg niteleyicisinde egg tekil kalır; bütün birim limit sözcüğünden önce geldiği için sayı ile isim kısa çizgiyle birleştirilir. Yoğun bir isim öbeğini anlamak için önce sondaki ana ismi bulun, sonra geriye doğru ilerleyin.

Alıştırma

Sayı–birim + zaman aralığı + ana isim sırasını kullanarak “günde iki saatlik sınır” anlamındaki kısa ifadeyle cümleyi tamamlayın: The app has a ____ for video calls.

Cevabı göster

two-hour daily limit

But while some of the cholesterol in your blood comes directly from cholesterol found in food, Dilbilgisi

3:47

Ancak kanınızdaki kolesterolün bir kısmı doğrudan yiyeceklerde bulunan kolesterolden gelirken,

Dilbilgisi

But while some ... comes directly from ...: ödünleme bildiren while

Burada while, ‘… sırasında’ değil, although gibi ‘… olsa da’ anlamına gelir. Bu yan cümle sınırlı bir gerçeği kabul eder: Kandaki kolesterolün bir kısmı yiyeceklerden gelir. Ardından, büyük kısmını vücudun ürettiğini söyleyen karşıt ana düşünceye zemin hazırlar. Tam kalıp But while A, B şeklindedir. A, kabul edilen arka plan bilgisidir; B ise asıl vurgulanmak istenen mesajı taşır. But, bu karşıtlığın tamamını önceki anlatıma bağlar.

Alıştırma

Bu cümlede while ne işe yarıyor? While the museum is small, it contains several rare paintings.

  1. Karşıt bir ana noktadan önce kabul edilen bir gerçeği sunar.
  2. Müzenin ne kadar süre açık kaldığını sorar.
  3. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Karşıt bir ana noktadan önce kabul edilen bir gerçeği sunar.

your body actually makes a vast majority of it Notlar

3:53

vücudunuz aslında bunun büyük bir kısmını

Anlatım akışı

actually makes a vast majority of it: bir beklentiyi düzeltmek

Actually, ana düşüncenin beklenen bir fikri düzelttiğini gösterir. Dinleyici, kandaki kolesterolün çoğunun yiyeceklerden geldiğini varsayabilir; actually ise açıklayıcı veya şaşırtıcı gerçeğin, bunu vücudun üretmesi olduğunu bildirir. A vast majority, kesin bir yüzde vermeden yarıdan açıkça fazla olan çok büyük bir oran anlamına gelir. It, kandaki kolesterole gönderme yapar. Cümlenin tamamı yalnızca vurgu eklemek yerine düzeltmeyi odağa yerleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede actually sözcüğünün temel görevi nedir? Many people expect the trip to be expensive, but the tickets are actually quite cheap.

  1. Biletlerin yalnızca biraz ucuz olduğu anlamına gelir.
  2. Konuşanın bilet fiyatından emin olmadığını gösterir.
  3. Farklı bir gerçeği sunarak beklentiyi düzeltir.
Cevabı göster

Farklı bir gerçeği sunarak beklentiyi düzeltir.

Kalıp ifadeler

a vast majority of it: çok büyük bir oran

A vast majority of it, daha önce sözü edilen tek bir bütünün çok büyük bir oranı anlamına gelir. Burada it, kolesterolü ifade eder. Kalıp a vast majority of + isim veya zamir şeklindedir. Vast, majority sözcüğünü güçlendirir; fiziksel alanı değil, oranın büyüklüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “onun çok büyük bir oranı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: “The archive is digital, and ____ is available online.”

Cevabı göster

a vast majority of it

from the different fats you consume.

3:57

tükettiğiniz farklı yağlardan kendisi üretir.

Saturated and trans fats, Kelime

3:59

Hayvansal ürünlerde, palmiye yağında ve Hindistan cevizi ürünlerinde bulunan

Kelime

Saturated and trans fats: besinsel yağlarla ilgili iki terim

Saturated fats ve trans fats, besinsel yağların iki kategorisidir. Saturated and trans fats ifadesi saturated ve trans niteleyicilerini birbirine bağlarken ortak isim fats sözcüğünü yalnızca bir kez söyler. Bu beslenme bağlamında trans, yerleşik trans fat teriminin bir parçasıdır. Çevredeki açıklama her ikisini de LDL ve VLDL artışıyla ilişkilendirdiği için bu yağlar birlikte gruplandırılmıştır.

Alıştırma

Bu beslenme bağlamında “Saturated and trans fats” neyi adlandırır?

  1. saturated trans fat adlı tek bir kategori
  2. İki tür besinsel lif
  3. İki kategori: saturated fat ve trans fat
Cevabı göster

İki kategori: saturated fat ve trans fat

found in animal, palm, and coconut products, Dilbilgisi

4:02

doymuş ve trans yağlar,

Dilbilgisi

found in ... kısaltılmış edilgen niteleyici olarak

found in animal, palm, and coconut products sözleri, bu parçadan hemen önce belirtilen yağları niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. which are found in animal, palm, and coconut products edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Burada be found in, “keşfedilmek” değil, “bir yerde bulunmak” veya “bir yerde mevcut olmak” anlamına gelir. Bu kısa yapı, yeni bir tam cümlecik başlatmadan bir maddenin nerede bulunduğunu eklediği için gıda ve bilim metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, minerallerin suda bulunduğunu belirtmek için kısaltılmış edilgen niteleyiciyi doğru kullanır?

  1. The minerals are found in this water can stain the sink.
  2. The minerals found in this water can stain the sink.
  3. The minerals finding in this water can stain the sink.
Cevabı göster

The minerals found in this water can stain the sink.

can drive your liver to create more VLDL and LDL packages. Kalıp ifadeler

4:05

karaciğerinizin daha fazla VLDL ve LDL paketi oluşturmasına yol açabilir.

Kalıp ifadeler

drive your liver to create ...: güçlü biçimde bir sonuca yol açmak

drive your liver to create ifadesinde drive, “araç kullanmak” değil, “bir sonuca yol açmak” veya “güçlü biçimde itmek” anlamına gelir. drive + nesne + to-infinitive kalıbı, bir etkenin nesnenin bir eylem gerçekleştirmesine ya da sonuç üretmesine yol açtığını gösterir. Can, bunun olası bir etki olduğunu belirtir. Mekanizmalar açıklanırken nesnenin bilinçli bir seçim yapması gerekmez: bir kimyasal madde veya koşul, bir organın, sistemin ya da sürecin değişmesine yol açabilir.

Alıştırma

Cümleyi drive + nesne + to-infinitive kalıbıyla tamamlayın: Rising costs may ____ stores ____ raise prices.

Cevabı göster

drive · to

Unsaturated fats, meanwhile, are abundant in foods like fish, nuts, and seeds, Notlar

4:10

Doymamış yağlar ise balık, kuruyemiş ve tohum gibi yiyeceklerde bolca bulunur

Anlatım akışı

Unsaturated fats, meanwhile: karşıt kategoriye geçiş

Bu cümlede meanwhile, anlatımı doymuş ve trans yağlardan bunlarla karşılaştırılan doymamış yağlara geçirir. Burada “öte yandan” ya da “buna karşılık” anlamındadır; mutlaka “aynı anda” demek değildir. Özneden sonra gelip virgüllerle ayrılan meanwhile, ara söz niteliğinde bir geçiş ifadesidir. Bu kalıp, okuyucunun karşılaştırabilmesi için iki paralel bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Örnek cümlede meanwhile sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Doymamış yağa başka bir örnek vermek
  2. Karşıtlık oluşturan bir kategoriye geçmek
  3. İki olayın kesinlikle aynı anda gerçekleştiğini göstermek
Cevabı göster

Karşıtlık oluşturan bir kategoriye geçmek

Kalıp ifadeler

are abundant in foods like: bol bulunan kaynakları belirtme

X is/are abundant in Y kalıbı, X’in Y’de büyük miktarda bulunduğu anlamına gelir. Burada bol miktarda bulunan şey doymamış yağlardır; balık, kuruyemiş ve tohum gibi gıdalar ise bunların bulunduğu kaynaklardır. Foods like örnekler verir, eksiksiz bir liste sunmaz. Bu ifade besinler, türler ve doğal kaynaklarla ilgili olgusal açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi be abundant in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Calcium ____ foods like yogurt and cheese.

Cevabı göster

is abundant in

and have anti-inflammatory properties that help counteract LDL buildup. Kelime

4:16

ve LDL birikimini dengelemeye yardımcı olan iltihap önleyici özelliklere sahiptir.

Kelime

have anti-inflammatory properties that help counteract LDL buildup: LDL birikimine karşı koymaya yardımcı olan iltihap karşıtı özelliklere sahip olmak

Have anti-inflammatory properties, “iltihabı azaltan niteliklere sahip olmak” demektir. Burada properties, mal veya mülk değil, nitelikler ya da etkiler anlamındadır. that help counteract LDL buildup ilgi cümleciği, bu özelliklerin ne işe yarayabildiğini açıklar. Counteract, bir etkiye karşı koymak veya onu azaltmak demektir; tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Buildup, zaman içinde aşamalı olarak birikmedir. Yeniden kullanılabilen have + properties + that + fiil kalıbı, bir özelliği onun etkisine bağlar.

Alıştırma

Cümlede help counteract LDL buildup ne anlama geliyor?

  1. LDL'nin aşamalı olarak birikmesinin etkilerine karşı koymaya yardımcı olmak
  2. LDL'nin her izini tamamen ortadan kaldırmak
  3. Hemen daha fazla LDL üretmek
Cevabı göster

LDL'nin aşamalı olarak birikmesinin etkilerine karşı koymaya yardımcı olmak

A food's fat composition has a greater effect on blood lipid concentrations Notlar

4:22

Bir yiyeceğin yağ bileşimi, kan lipid konsantrasyonları üzerinde

Kelime

A food's fat composition: bir gıdanın yağ bileşimi

A food's fat composition, bir gıdada bulunan yağ türlerini ve bu türlerin oranlarını ifade eder. Composition, yalnızca toplam miktara değil, bir şeyin nelerden oluştuğuna odaklanır. food's iyelik yapısı, bileşimi söz konusu gıdaya bağlar. Bu isim öbeği, bir gıdanın iç yapısının sağlık veya beslenmeyi nasıl etkilediğini açıklayan bir cümlede özne olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama a food's fat composition ifadesine en iyi uyar?

  1. Gıdadaki yağ türleri ve bunların oranları
  2. Gıdanın toplam ağırlığı ve fiyatı
  3. Yalnızca toplam yağ gramı
Cevabı göster

Gıdadaki yağ türleri ve bunların oranları

than its cholesterol levels.

4:28

kolesterol seviyelerinden daha büyük bir etkiye sahiptir.

Dilbilgisi

has a greater effect on ... than ...: etki büyüklüğünü karşılaştırma

Burada has a greater effect on ... than ... yapısı, iki etkenin aynı sonucu ne kadar güçlü etkilediğini karşılaştırır. Yiyeceğin yağ bileşimi, kan lipit yoğunluklarını kolesterol içeriğinden daha fazla etkiler. Effect burada bir isimdir ve have an effect on + sonuç kalıbında kullanılır. Than ikinci etkeni tanıtır; tekrarlanan fiil grubu anlaşıldığı için cholesterol levels sonrasında do kullanılmayabilir. Bu kalıp, nedenleri veya etkileri karşılaştırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Karşılaştırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular sleep ____ concentration ____ an extra cup of coffee does.

Cevabı göster

has a greater effect on · than

So, the high cholesterol found in egg yolks isn't actually of too much concern. Kalıp ifadeler

4:30

Bu nedenle, yumurta sarısında bulunan yüksek kolesterol aslında o kadar da endişe verici değildir.

Kalıp ifadeler

isn't actually of too much concern: aslında fazla endişe verici değil

Bu cümlede isn't actually of too much concern, “aslında ciddi bir endişe nedeni değil” anlamına gelir. Be of concern, “endişe verici veya dikkat gerektirecek kadar önemli olmak” anlamına gelen kalıplaşmış ve oldukça resmî bir yapıdır. Actually, beklenen bir düşünceyi düzeltir: insanlar yumurta sarısındaki kolesterolün ciddi bir sorun olduğunu düşünebilir, ancak konuşan kişi endişe düzeyini azaltır. Too much yüksek derecede endişeyi anlatır; dolayısıyla ifade hiç endişe olmadığını iddia etmez.

Alıştırma

“Aslında ciddi bir endişe nedeni değil” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The small delay isn't actually ____.

Cevabı göster

of too much concern

Egg yolks contain some saturated fat,

4:37

Yumurta sarısı biraz doymuş yağ içerir,

but not too much,

4:39

ancak çok fazla değildir,

and they also contain unsaturated fats.

4:41

ve aynı zamanda doymamış yağlar da içerirler.

Generally, an egg a day is considered nutritious. Kalıp ifadeler

4:44

Genel olarak günde bir yumurta besleyici kabul edilir.

Kalıp ifadeler

an egg a day: a day ile günlük sıklık belirtme

An egg a day, “her gün bir yumurta” anlamına gelir. An egg içindeki an miktarın bir olduğunu gösterir; a day içindeki a ise “günde” anlamını veren sıklık ifadesinin bir parçasıdır. Kullanılabilir kalıp a/an + tekil sayılabilen isim + a day şeklindedir; a page a day veya an orange a day buna örnektir. Günlük bir miktarı ya da alışkanlığı kısa biçimde anlatır ve tavsiyelerde veya alışkanlık açıklamalarında sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi “her gün” anlamına gelen ve a ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: She reads a chapter ____.

Cevabı göster

a day

But it's not just what fats you eat, Dilbilgisi

4:48

Ancak önemli olan sadece hangi yağları yediğiniz değil,

but what you eat them with. Dilbilgisi

4:50

onları neyle birlikte yediğinizdir.

Dilbilgisi

it's not just ..., but ...: ikinci bir önemli etken ekleme

Not just A, but B eksik bir bakış açısını düzeltir. A'yı ortadan kaldırmaz; B'yi başka bir önemli etken olarak ekler ve çoğu zaman B'ye daha fazla vurgu yapar. Burada A, what fats you eat; B ise what you eat them with bölümüdür. Tekrarlanan what yan cümleleri iki etkeni paralel hâle getirir. Bu nedenle ikinci bölüm, ilgisiz yeni bir konu açmak yerine aynı karşılaştırmayı tamamlar.

Alıştırma

Hangi cümle hem çalışma süresinin hem de çalışma biçiminin önemli olduğunu söyler?

  1. It's not how long you study, but how you study.
  2. It's not just how long you study, but how you study.
  3. It's just how long you study, not how you study.
Cevabı göster

It's not just how long you study, but how you study.

Dilbilgisi

what you eat them with: with sözcüğünü sonda bırakmak

what you eat them with yapısında them, eat fiilinin doğrudan nesnesidir ve daha önce sözü edilen yağları belirtir. What ise anlam bakımından with edatının nesnesidir: you eat them with what. Yan cümle, yağlara hangi başka yiyeceğin eşlik ettiğini belirtir. İngilizcede what, wh yan cümlesinin başına taşınırken edat sonda bırakılabilir. Bu yapıya edatın sonda bırakılması denir. Konuşmada ve nötr yazı dilinde doğaldır; bu nedenle sondaki with bir hata veya yarım kalmış ifade değildir.

Alıştırma

Günlük eat ... with kalıbını tamamlayın: We know what Leo ate the rice ____.

Cevabı göster

with

Fibrous fruits, vegetables, and whole grains Kelime

4:53

Lifli meyveler, sebzeler ve tam tahıllar

Kelime

Fibrous fruits, vegetables, and whole grains ifadesindeki fibrous

Burada fibrous, bol miktarda besinsel lif içeren demektir. Bu sıfat meyveleri, sebzeleri ve tam tahılları belirli bir beslenme özelliğine, yani lif içeriklerine göre gruplandırır. Birçok farklı yararı ifade edebilen healthy sözcüğünden daha özeldir. Başka bağlamlarda fibrous, ipliksi veya lifli bir dokuyu da anlatabilir. Bu nedenle burada ona “besinsel lif oranı yüksek” anlamını veren şey beslenme bağlamıdır.

Alıştırma

“The café added more fibrous foods such as beans and oats,” cümlesinde fibrous ne anlama gelir?

  1. İyi miktarda besinsel lif içeren.
  2. Çok fazla yağ içeren.
  3. Yalnızca çocuklara uygun olan.
Cevabı göster

İyi miktarda besinsel lif içeren.

help lower LDL levels by affecting how fats are absorbed in the digestive tract. Notlar

4:56

yağların sindirim sisteminde nasıl emildiğini etkileyerek LDL seviyelerini düşürmeye yardımcı olur.

Dilbilgisi

help lower ... by affecting how ...: işleyişi açıklama

help lower LDL levels ifadesinde help sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli lower gelir. Bu, bir şeyin düşürme eylemini kolaylaştırdığını veya daha olası kıldığını anlatır; kalıp help + fiilin yalın hâli şeklindedir. by affecting how fats are absorbed bölümü yöntemi veya işleyişi açıklar. by sözcüğünden sonra -ing biçimindeki affecting kullanılır. how yan cümlesi emilimin nasıl gerçekleştiğini anlatır; dolayısıyla tam kalıp help + fiil ... by + -ing şeklindedir.

Alıştırma

reduce ve keep fiillerinin doğru biçimleriyle hedef kalıbı tamamlayın. to kullanmayın: Thick curtains can help ____ heat loss by ____ warm air inside.

Cevabı göster

reduce · keeping

Kelime

the digestive tract: mideden daha kapsamlı

The digestive tract, yiyeceklerin sindirim ve emilim sırasında geçtiği kesintisiz kanal olan sindirim kanalıdır. Ağız, yemek borusu, mide ve bağırsakları içerdiği için yalnızca mideden çok daha geniş bir yapıyı anlatır. Bu anatomi teriminde tract, vücuttaki bir geçit veya boru biçimindeki sistemi ifade eder. Bu ifade sağlık, biyoloji ve tıp açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede the digestive tract doğru kullanılmıştır?

  1. The digestive tract is only another name for the stomach.
  2. The digestive tract is a piece of farmland used for growing food.
  3. Food moves through the digestive tract as the body breaks it down.
Cevabı göster

Food moves through the digestive tract as the body breaks it down.

Overall, getting plenty of unsaturated fats and fiber Dilbilgisi

5:03

Genel olarak, bol miktarda doymamış yağ ve lif almak

seems to help keep LDL in check. Ton ve niyet

5:08

LDL'yi kontrol altında tutmaya yardımcı oluyor gibi görünmektedir.

Dilbilgisi

getting plenty of unsaturated fats and fiber: özne olarak kullanılan bir isim-fiil öbeği

Getting plenty of unsaturated fats and fiber bir gerund, yani isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı seems to help ifadesinin öznesidir; böylece bir beslenme davranışı, etkisi hakkında konuşulabilen tek bir şey olarak ele alınır. Bu beslenme bağlamında getting plenty of, bir şeyin mülkiyetini elde etmek değil, yeterli miktarda tüketmek anlamına gelir. Etkinliğin tamamı tek bir özne olduğundan sonraki fiil tekil biçimdedir: seems.

Alıştırma

Getting plenty of unsaturated fats and fiber ifadesi cümlede hangi dil bilgisi görevini üstlenir?

  1. Cümlenin öznesi
  2. Zaman bildiren bir ifade
  3. LDL'nin bir açıklaması
Cevabı göster

Cümlenin öznesi

Ton ve niyet

seems to help keep LDL in ...: temkinli bir bilimsel iddia

Seems to, iddiayı daha az kesin hâle getirir. Konuşan kişi, beslenme düzeninin kesinlikle yardımcı olduğunu söylemek yerine, mevcut bilgilere göre bu etkinin var gibi göründüğünü belirtir ve belirsizliğe yer bırakır. Bilim ve sağlık açıklamalarında, kanıtlar bir etkiye işaret ettiği ancak bu etkiyi her durumda garanti etmediği zaman bu tür temkinli ifadeler sık kullanılır. Yapı, özne + seems to + fiilin yalın biçimidir. Buradaki yalın fiil help olduğundan seems to, beslenme düzeninin LDL'yi kontrol altında tutmaya yardımcı olduğu iddiasına uygulanır. Bu, iddianın kanıtsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sağlık makalesinde bazı kanıtlar var, ancak herkeste aynı sonucun ortaya çıkacağı garanti edilemiyor. Bu cümle uygun mu? Regular exercise seems to help keep stress in check.

  1. Hayır, çünkü “seems to” hiç kanıt olmadığı anlamına gelir.
  2. Evet, çünkü “seems to” etkiyi temkinli biçimde sunar.
Cevabı göster

Evet, çünkü “seems to” etkiyi temkinli biçimde sunar.

And other activities can also impact lipid levels.

5:11

Ve diğer aktiviteler de lipid seviyelerini etkileyebilir.

It's not yet totally clear why, Anlatım akışı

5:15

Neden olduğu henüz tam olarak bilinmiyor

Anlatım akışı

Çözülmemiş bir nedeni belirtmek için It's not yet totally clear why

Burada It's not yet totally clear why, nedenin veya mekanizmanın şu ana kadar tam olarak açıklanmadığı anlamına gelir. Not yet gelecekte bir yanıt bulunabileceğini açık bırakır; totally ise bazı ipuçlarının şimdiden var olabileceğini düşündürür. Bu ifade, gözlemlenen şeyi onun neden gerçekleştiğinden ayırarak açıklamayı düzenler. Mevcut bilginin sınırını gösterir ve ardından olası bir mekanizmanın kesinmiş gibi sunulmadan açıklanmasına imkân verir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada It's not yet totally clear why büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Neden şu anda tam olarak anlaşılmıyor.
  2. Konuşan kişi konu hakkında hiçbir şey anlamıyor.
  3. Bildirilen etkinin yanlış olduğu kanıtlandı.
Cevabı göster

Neden şu anda tam olarak anlaşılmıyor.

but resistance training and aerobic exercise can lower LDL and increase HDL. Notlar

5:17

ancak direnç antrenmanı ve aerobik egzersizler LDL'yi düşürüp HDL'yi artırabilir.

Kelime

resistance training and aerobic exercise: direnç antrenmanı ve aerobik egzersiz

Resistance training, kasların ağırlıklar, direnç bantları veya vücut ağırlığı gibi bir yüke karşı çalıştığı egzersizdir. Aerobic exercise ise tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi solunumu ve kalp atış hızını artıran sürekli etkinliktir. Cümlede and, bu iki isim öbeğini ayrı egzersiz kategorileri olarak bağlar. Buradaki resistance, kasların karşı koyarak çalıştığı fiziksel kuvveti ifade eder; antrenmanı reddetmek veya ona karşı çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

İki egzersiz türünü doğru sınıflandıran cümle hangisidir?

  1. Weight lifting is resistance training, while brisk walking is aerobic exercise.
  2. Weight lifting is aerobic exercise, while brisk walking is resistance training.
  3. Resistance training means refusing to exercise.
Cevabı göster

Weight lifting is resistance training, while brisk walking is aerobic exercise.

Kalıp ifadeler

can lower LDL and increase HDL: zıt yönlü iki değişimi eşleştirme

Burada lower, “bir şeyi düşürmek” anlamında bir fiildir; daha düşük düzeyde olan bir şeyi tanımlayan sıfat değildir. can kiplik fiilinden sonra lower yalın fiil biçiminde kalır. lower ve increase, and ile bağlanır ve can'i ortak kullanır: can lower A and increase B. Bu kısa yapı, can'i tekrarlamadan birbiriyle ilişkili iki ölçütün zıt yönlerde değiştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi lower ve increase ile tamamlayın: The new system can ____ costs and ____ efficiency.

Cevabı göster

lower · increase

This might be because they use more blood lipids for energy Notlar

5:26

Bunun nedeni, kan lipidlerini enerji olarak daha fazla kullanmaları

Anlatım akışı

This might be because: olası bir neden sunma

This, hemen önce sözü edilen sonuca gönderme yapar. Ardından gelen kısmı olası bir açıklama olarak düzenleyen yapı This might be because + yan cümledir. Might, nedenin kesin olmadığını gösterir. Konuşan kişi bir mekanizma önerebilir ama bunu kanıtlanmış bir nedenmiş gibi sunmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen temkinli neden yapısıyla tamamlayın: The plants are growing slowly. ____ they are not getting enough light.

Cevabı göster

This might be because

Kalıp ifadeler

use more blood lipids for energy: use X for Y kalıbı

use X for Y kalıbı, X’in Y amacına veya işlevine hizmet etmek için kullanıldığını gösterir. Bu cümlede more blood lipids kullanılan kaynak, energy ise amaçtır: bu lipitler enerji kaynağı olarak kullanılır. Burada for energy, “enerji kaynağı olarak” anlamına gelir. Bir değiş tokuşu anlatmaz. Bu kalıp bir malzemenin, kaynağın, aracın veya vücuttaki bir maddenin ne amaçla kullanıldığını açıklamak için yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi use X for Y kalıbındaki amaç belirteciyle tamamlayın: The body uses stored fat ____ energy.

Cevabı göster

for

and boost the activity of HDL-producing enzymes. Kalıp ifadeler

5:29

ve HDL üreten enzimlerin aktivitesini artırmaları olabilir.

Kalıp ifadeler

HDL üreten enzimlerin etkinliğini artırmak

boost the activity of ... enzymes ifadesi, “enzimlerin biyolojik işlevlerini yerine getirme gücünü veya verimliliğini artırmak” anlamına gelir. Buradaki activity, planlanmış bir etkinliği veya programı değil, işlevin bilimsel ölçüsünü anlatır. HDL-producing, enzymes sözcüğünü niteler ve HDL üretiminde rol alan enzimleri belirtir. İfadenin tamamı daha güçlü enzim işlevini kısa ve kesin biçimde açıklar; tek başına vücudun daha fazla sayıda enzim ürettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Enzimlerin sayısının arttığını değil, daha güçlü çalıştığını en kesin biçimde anlatan seçenek hangisidir?

  1. measure the activity of the enzymes
  2. increase the number of enzymes
  3. boost the activity of the enzymes
Cevabı göster

boost the activity of the enzymes

Meanwhile, smoking increases LDL buildup, Anlatım akışı

5:34

Öte yandan sigara içmek LDL birikimini artırır,

Anlatım akışı

Meanwhile, smoking increases LDL buildup: başka bir etkene geçiş

Meanwhile, açıklamayı bir yaşam tarzı etkeninden bağlantılı başka bir etkene geçirerek düzenler. Metin egzersiz konusunu bitirip sigara içmeye geçer; bu sözcük kesin bir zaman sırası gerektirmez. smoking increases LDL buildup yan cümlesi yeni etkeni ve etkisini belirtir. Açıklayıcı metinlerde cümle başındaki Meanwhile, daha geniş bir konunun paralel bölümlerini “öte yandan” anlamıyla bağlayabilir.

Alıştırma

Örnekte Meanwhile sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Sigara içmenin egzersizden sonra gerçekleştiğini göstermek
  2. Açıklamada bağlantılı başka bir etkeni tanıtmak
  3. Açıklamanın nihai sonucunu belirtmek
Cevabı göster

Açıklamada bağlantılı başka bir etkeni tanıtmak

perhaps by unleashing unstable free radical molecules Notlar

5:38

bunu belki de lipitlere ve damar duvarlarına zarar veren

Kelime

free radical molecules: bilimsel bir terim

Bu sağlık bilimi bağlamında free radical molecules, eşleşmemiş bir elektronu olan moleküllerdir. Bu özellik onları kararsız hâle getirir ve yakınlarındaki maddelerle tepkimeye girmeye yatkın kılar; bunun sonucunda vücut dokularına zarar verebilirler. Free radical ifadesini tek bir bilimsel terim olarak okuyun. Burada free, ücretsiz anlamına gelmez; radical da siyasi bir aşırılıkçıyı veya köklü bir değişimi ifade etmez.

Alıştırma

Bu sağlık bilimi bağlamında free radical molecules neyi ifade eder?

  1. Kararsız ve yüksek derecede tepkimeye yatkın moleküller
  2. Ücretsiz olarak alınabilen moleküller
  3. Aşırı siyasi görüşleri olan insanlar
Cevabı göster

Kararsız ve yüksek derecede tepkimeye yatkın moleküller

that damage lipids and vessel walls. Kalıp ifadeler

5:42

kararsız serbest radikal moleküllerini serbest bırakarak yapar.

Dilbilgisi

perhaps by unleashing ...: kesin olmayan bir mekanizma öne sürmek

perhaps by + -ing fiil kalıbı olası bir mekanizmayı tanıtır. Burada perhaps açıklamanın kesin olmadığını gösterirken by unleashing hasara yol açabilecek süreci belirtir. Bu kısa kalıp, kanıtlar bir şeyin nasıl gerçekleştiğine işaret ettiği ancak mekanizmayı kanıtlamadığı zaman kullanışlıdır. by sözcüğünden sonra isim veya fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle unleash, unleashing olur.

Alıştırma

Cümleyi perhaps by ve block fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The trees may reduce street noise, ____ sound waves.

Cevabı göster

perhaps by blocking

Kalıp ifadeler

damage lipids and vessel walls: fiil olarak damage

Bu ilgi cümleciğinde damage geçişli bir fiildir. Özne olan that, önceki free radical molecules ifadesine gönderme yapar; lipids and vessel walls ise etkilenen nesnelerdir. Kalıp damage + nesne şeklindedir; nesneden önce to eklenmez. Damage fiil olarak bir şeye fiziksel zarar vermek veya onun daha kötü çalışmasına neden olmak demektir. Aynı kalıp hücrelere, malzemelere, cihazlara ya da çevreye verilen zararı anlatabilir.

Alıştırma

Damage sözcüğünü fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: Strong sunlight can ____ your skin.

Cevabı göster

damage

But when lifestyle changes don't help to manage cholesterol levels, Dilbilgisi

5:46

Fakat genetiğin rol oynadığı durumlarda olduğu gibi,

Dilbilgisi

But when ... don't help to manage ...: koşul belirleme

when ile başlayan yan cümle, ana sonucun geçerli olacağı durumu belirtir: yaşam tarzı değişiklikleri kolesterolü yeterince kontrol etmiyordur. But bu durumu önceki düşünceye bağlar ve ardından ne olacağına geçildiğini gösterir. Burada manage cholesterol levels, kolesterol düzeylerini kontrol altında tutmak demektir. Vurgulanan sözler bağımlı bir when yan cümlesi oluşturur; bu nedenle sonucu veya sonraki adımı bildiren bir ana cümlenin devam etmesi gerekir.

Alıştırma

Baştaki when yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Yaşam tarzı değişikliklerinin kolesterolü her zaman kontrol ettiğini söyler.
  2. Kolesterol tedavisinden sorumlu kişiyi belirtir.
  3. Ana sonucun geçerli olacağı durumu belirler.
Cevabı göster

Ana sonucun geçerli olacağı durumu belirler.

as can be the case when genetics are at play, Notlar

5:50

yaşam tarzı değişiklikleri kolesterol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmadığında,

Kalıp ifadeler

as can be the case when ...: olası bir koşul ekleme

As can be the case when ... az önce belirtilen duruma gönderme yapan bir ara açıklamadır. “Bu durum ... olduğunda ortaya çıkabilir” anlamına gelir ve her zaman böyle olduğunu söylemeden olası bir koşul ekler. Burada the case, “durum” demektir; genetics are at play ise genetik etkenlerin sonucu etkilediğini belirtir. At play oyun oynamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Olasılık belirten, nottaki resmî ara ifadeyle cümleyi tamamlayın: A simple repair may take all day, ____ a special part is unavailable.

Cevabı göster

as can be the case when

Deyimler

when genetics are at play: genetik etkenler devrede olduğunda

Burada are at play, “sonucu şekillendirmeye katkıda bulunuyor” veya “etki ediyor” anlamına gelir. when genetics are at play yan cümlesi, kalıtsal etkenlerin olanları etkilediği bir durumu belirtir. be at play yapısındaki play, eğlenmek ya da oyun oynamak anlamında değildir. Bu yapı, bir sonucun arkasındaki görünmeyen veya soyut nedenleri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

be at play ifadesindeki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: Several hidden factors may be ____ in this decision.

Cevabı göster

at play

we luckily have some pretty effective therapies. Kelime

5:53

neyse ki elimizde oldukça etkili bazı tedaviler var.

Kelime

pretty effective: derece zarfı olarak pretty

Burada pretty, effective sözcüğünü niteleyen, resmî olmayan bir derece zarfıdır. “Oldukça” veya “epey” anlamına gelir; bu nedenle some pretty effective therapies, oldukça iyi sonuç veren bazı tedavileri ifade eder. Pretty burada tedavilerin güzel göründüğünü söylemez. Bu zarf kullanımı, mesleki ifadeyi daha konuşma diline yakın hâle getirir.

Alıştırma

some pretty effective therapies ifadesinde pretty ne görev yapar?

  1. Tedavi yöntemlerinin güzel olduğunu söyler.
  2. Tedavi yöntemlerinin oldukça veya epey etkili olduğu anlamına gelir.
  3. Tedavi yöntemlerinin neredeyse hiç etkisi olmadığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Tedavi yöntemlerinin oldukça veya epey etkili olduğu anlamına gelir.

Statins are drugs that block a liver enzyme required to produce LDL. Notlar

5:57

Statinler, LDL üretmek için gereken bir karaciğer enzimini bloke eden ilaçlardır.

Kültür

Statins: kolesterol düşürücü bir ilaç sınıfı

Statins, LDL kolesterolü düşürmek için kullanılan bir ilaç sınıfını ifade eder. Bu sözcük bir ilaç kategorisinin adıdır; tek bir marka ya da belirli bir ilaç adı değildir. Bu cümlede Statins öznedir ve are drugs temel tanımı verir. Bunun bir ilaç kategorisi olduğunu anlamak, ardından açıklanan etki mekanizmasını takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Örnekte Statins neyi ifade ediyor?

  1. kolesterol düşürücü bir ilaç sınıfı
  2. bir kolesterol molekülü türü
  3. tek bir ilacın marka adı
Cevabı göster

kolesterol düşürücü bir ilaç sınıfı

Dilbilgisi

an enzyme required to produce LDL: kısaltılmış bir ilgi cümleciği

Bu yan cümlede block fiilinin nesnesi a liver enzyme öbeğidir. required to produce LDL, enzyme sözcüğünden sonra gelir ve bu enzimi niteler: LDL üretimi için bu enzime ihtiyaç vardır. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. an enzyme required to produce LDL, an enzyme that is required to produce LDL anlamına gelir. Kısaltılmış biçim teknik açıklamaları daha özlü yapar; required, drugs sözcüğünü nitelemez.

Alıştırma

Örnekte required to produce LDL neyi niteliyor?

  1. Statins
  2. bir karaciğer enzimi
  3. ilaçlar
Cevabı göster

bir karaciğer enzimi

Other cholesterol medications increase the production of enzymes Kalıp ifadeler

6:03

Diğer kolesterol ilaçları ise trigliseritleri parçalayan

Kalıp ifadeler

increase the production of enzymes: biyolojik bir mekanizmayı açıklamak

Increase the production of enzymes, vücudun veya hücrelerin daha fazla miktarda enzim üretmesini sağlamak demektir. Bu cümlede production, fabrikadaki üretimi değil, biyolojik oluşumu ifade eder. Yapı increase + the production of + madde şeklindedir. Bir ilacın vücudun ürettiği maddelerin miktarını nasıl değiştirdiğini, üretim sürecine odaklanarak anlatan resmî bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: This treatment may ____ protective proteins.

Cevabı göster

increase the production of

that break down triglycerides and promote LDL receptor activity, Notlar

6:06

ve LDL reseptör aktivitesini teşvik eden enzimlerin üretimini artırarak,

Öbek fiiller

break down triglycerides: break down sözcüğünün ayrıştırmak anlamı

Break down triglycerides, trigliseritleri daha küçük veya daha basit bileşenlere ayırmak demektir. Burada break down geçişli bir öbek fiildir ve triglycerides, enzimlerin etki ettiği maddeyi belirtir. break down + madde kalıbı, enzimlerin yağlara, yiyeceklere, şekerlere veya kimyasal maddelere ne yaptığını anlatmak için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi ‘ayrıştırmak’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Digestive enzymes ____ fats into smaller components.

Cevabı göster

break down

Kalıp ifadeler

promote LDL receptor activity: promote fiilinin biyolojik anlamı

promote LDL receptor activity ifadesinde promote, “artırmaya veya desteklemeye yardımcı olmak” anlamına gelir; nesnesi ise LDL reseptörlerinin aktivitesidir. İfade, bu biyolojik işlevin daha etkin veya daha verimli hâle geldiğini belirtir. Bu, promote fiilinin resmî ve bilimsel bir kullanımıdır. Ardından gelen isim grubu doğru anlamı belirlemeye yardımcı olur: bir süreç, aktivite veya işlev promote edilebilir; growth da aynı şekilde kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede promote ne anlama geliyor?

  1. birini daha yüksek bir göreve yükseltmek
  2. bir şeyin halka reklamını yapmak
  3. biyolojik aktiviteyi artırmak veya desteklemek
Cevabı göster

biyolojik aktiviteyi artırmak veya desteklemek

helping clear it from the bloodstream. Dilbilgisi

6:11

kan dolaşımından temizlenmesine yardımcı olur.

Dilbilgisi

helping clear it from the bloodstream: sonuç bildiren bir -ing grubu

Helping clear ... daha önce sözü edilen eylemin sonucunu ekleyen bir -ing grubudur: bu eylem LDL’nin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Buradaki it, LDL’yi ifade eder. İngilizcede help fiilinden sonra to olmadan clear fiilinin yalın hâli kullanılabilir. Clear X from Y, X’i Y’den uzaklaştırmak demektir; dolayısıyla clear it from the bloodstream, LDL’yi kandan uzaklaştırmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi helping + fiilin yalın hâli ve clear X from Y kullanılan kısa sonuç grubuyla tamamlayın: The filter traps tiny particles, ____ them from the water.

Cevabı göster

helping clear

When it comes to cholesterol health, Kalıp ifadeler

6:14

Kolesterol sağlığı söz konusu olduğunda,

Kalıp ifadeler

When it comes to ...: bir konuyu gündeme getirmek

When it comes to + isim veya -ing biçimi, ardından gelen yorumun konusunu belirler. Burada “kolesterolle ilgili sağlıktan söz ederken” ya da “kolesterolle ilgili sağlık konusunda” anlamına gelir. Bu yapıda comes to bir yere hareket etmeyi anlatmaz. When it comes to ifadesini konuyu açan sabit bir kalıp olarak düşünün ve konuyu to’dan sonra getirin.

Alıştırma

“Bu konudan söz ederken” anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ online safety, strong passwords matter.

Cevabı göster

When it comes to

it's important to keep the whole picture in mind, Deyimler

6:16

tabakta ve tabak dışında

Deyimler

It's important to keep the whole picture in mind: büyük resmi akılda tutmak önemlidir

Keep the whole picture in mind, yalnızca tek bir ayrıntıyı değil, bir durumun bütün önemli yönlerini hatırlayıp değerlendirmek anlamına gelir. Whole picture mecazidir; gerçek bir görüntüyü değil, durumun tamamını anlatır. It's important to ... kalıbı bunu güçlü bir öneri olarak sunar. Bu sağlık tartışmasında, kolesterolü yalnızca tek bir yiyeceğe göre değerlendirmek yerine genel beslenme, fiziksel aktivite, sigara kullanımı, genetik ve tedavi gibi etkenleri dikkate almak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “ilgili bütün etkenleri hatırlamak” anlamındaki tam deyimle tamamlayın: Before judging the project, ____.

Cevabı göster

keep the whole picture in mind

on and off the plate. Deyimler

6:20

büyük resmi akılda tutmak önemlidir.

Deyimler

on and off the plate: beslenme ve ötesi

Burada on the plate yediğiniz yiyecekleri ifade eder. Off the plate ise uyku, egzersiz ve stres gibi yiyeceğin ötesindeki etkenleri anlatır. Plate yalnızca gerçek bir tabak değil, beslenmenin simgesidir. Dengeli on and off çifti daha büyük bir fikri kısaca anlatır: sağlığı anlamak için hem yiyecek seçimlerine hem de kişinin yaşam tarzının geri kalanına bakmak gerekir.

Alıştırma

Bu sağlık bağlamında “on and off the plate” neleri kapsar?

  1. İki farklı tabakta sunulan yemekler
  2. Yiyecek seçimleri ve yiyeceğin ötesindeki yaşam tarzı etkenleri
  3. Bir tabağın üstüne ve altına konan yiyecekler
Cevabı göster

Yiyecek seçimleri ve yiyeceğin ötesindeki yaşam tarzı etkenleri

So things don't get all, Deyimler

6:22

Böylece işler tamamen,

you know, scrambled.

6:23

bilirsiniz, arapsaçına dönmez.

Deyimler

get all ... scrambled: karışıklık ve yumurta kelime oyunu

Bu cümlede get scrambled, “karışmak veya düzensiz hâle gelmek” anlamındadır. Get + scrambled bir durum değişikliğini anlatır; all ise her şeyin karmakarışık olabileceği düşüncesini güçlendirir. You know, anahtar sözcükten önce konuşma diline özgü kısa bir duraklama yaratır. Scrambled aynı zamanda scrambled eggs, yani “çırpılmış yumurta” ifadesini çağrıştırır. Konu yumurta veya yiyecek olduğu için konuşmacı bir sözcüğü hem “karışık” anlamında hem de bir yumurta yemeğini hatırlatmak için kullanır ve hafif bir kelime oyunuyla bitirir.

Alıştırma

Scrambled bu cümlede neden bir kelime oyunu oluşturur?

  1. “Karışık” anlamına gelirken scrambled eggs ifadesini de hatırlatır.
  2. Konuşmacının o anda yumurta pişirdiğini söyler.
  3. Sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelir.
Cevabı göster

“Karışık” anlamına gelirken scrambled eggs ifadesini de hatırlatır.

Do you ever feel like you don't know enough about your own body?

6:28

Hiç kendi vücudunuz hakkında yeterince şey bilmediğinizi hissettiğiniz oluyor mu?

Subscribe to this channel to learn about everything

6:32

Kellikten kas gelişimine

from baldness to muscle growth

6:35

ve neden bu kadar rastgele yerlerimizde kıl olduğuna kadar her şeyi öğrenmek için

to why we have hair in such random places.

6:37

bu kanala abone olun.

Stay tuned and stay curious.

6:41

Bizi izlemeye devam edin ve meraklı kalın.