Barometrenin tarihi (ve nasıl çalıştığı) - Asaf Bar-Yosef: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, Berti, Torricelli ve Pascal’ın deneylerinin vakumu reddeden kadim düşünceyi nasıl çürüttüğünü, cıvalı barometrenin temelindeki dengeyi nasıl açıkladığını ve havanın ağırlığı ile basıncı bulunduğunu nasıl ortaya koyduğunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. nature fears of empty space — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Burada doğanın boşluktan korkan ya da onu reddeden bir varlık gibi kişileştirildiğini, gerçek anlamda bir duygu yaşadığının söylenmediğini fark edeceksiniz. Böylece eski bir bilimsel görüşü doğru yorumlayabilir ve soyut doğa süreçlerine insan davranışı yükleyen mecazlı anlatımları ayırt edebilirsiniz. 2. not only a tool to create a vacuum, but operated as a balance — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. not only ... but ... yapısını eksik bir açıklamayı düzeltmek ve daha önemli bir yorumu eklemek için kullanmayı öğreneceksiniz. Burada deney, yalnızca vakum oluşturan bir araç değil, tüpün dışındaki atmosfer basıncıyla içindeki sıvı sütununun basıncı arasında kurulan bir denge olarak yeniden tanımlanıyor. 3. have a heavy impact. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. İfadenin büyük bir etki yaratmak anlamını kavrarken sondaki kelime oyununu da göreceksiniz: heavy, videoda ele alınan hava ve cıva ağırlığını yeniden hatırlatıyor. Bu sayede sıradan bir ifadenin bilimsel temayı nasıl pekiştirip anlatıya akılda kalıcı bir son verdiğini anlayabilirsiniz.
Bu derste
Aristotle famously said nature fears of empty space when he claimed that a true vacuum, Deyimler
0:06Aristoteles ünlü sözünde, gerçek bir boşluğun,
nature fears of empty space ifadesindeki kişileştirme
Bu cümlede doğa kişileştirilir: soyut bir güç, sanki korku hissedebilirmiş gibi anlatılır. Kastedilen, doğanın boş uzaya direnmesidir; doğal dünyanın gerçekten duyguları olması değildir. Bu ifade, gerçek bir vakumun var olamayacağı yönündeki eski bir görüşü özetler. Daha genel olarak, soyut bir özneye insana özgü bir duygu veya eylem verildiğinde bunu önce bir eğilimi ya da inancı anlatan mecazlı bir ifade olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu cümlede nature fears of empty space ne anlama geliyor?
- Doğa gerçekten korku duygusunu yaşadı.
- Aristoteles boş bir odaya girmekten korkuyordu.
- Doğa, boş uzaya direniyormuş gibi mecazlı biçimde sunuldu.
Cevabı göster
Doğa, boş uzaya direniyormuş gibi mecazlı biçimde sunuldu.
devoid of matter: maddeden tamamen yoksun
Devoid of matter, maddeden tamamen yoksun anlamına gelir. Devoid, normalde of + isim tamamlayıcısını alan bir sıfattır. Burada devoid of matter, space sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Yapının tam biçimi a space that is devoid of matter olurdu.
Alıştırma
Cümleyi devoid kullanarak tamamlayın: The sealed chamber was ____ oxygen.
Cevabı göster
devoid of
could not exist because the surrounding matter would immediately fill it.
0:14var olamayacağını çünkü çevresindeki maddenin orayı anında dolduracağını iddia ederek doğanın boşluktan korktuğunu söylemiştir.
turned out to be wrong: sonradan yanlış olduğu ortaya çıkmak
Turned out to be wrong, daha sonraki olguların veya olayların onun yanıldığını gösterdiği anlamına gelir. Turn out to be, zaman, kanıt veya araştırma sonucunda netleşen bir sonucu belirtir. Bu cümlede ifade, açıklamayı önceki bir inanıştan sonraki bir keşfe taşır. Buradaki turn fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede turned out to be wrong hangi anlamı ekliyor?
- Bir şeyi yanlış hâle getirmeye karar verdi.
- Daha sonraki olgular onun yanıldığını gösterdi.
- Bir hata yaptıktan sonra fiziksel olarak arkasını döndü.
Cevabı göster
Daha sonraki olgular onun yanıldığını gösterdi.
A vacuum is a key component of the barometer, Kalıp ifadeler
0:22Boşluk, hava basıncını ölçen bir alet olan
key component of: bir sistemin içindeki önemli parça
Key component of, daha büyük bir sisteme ait önemli bir parça demektir. Component bütünün bir parçasını adlandırır; key ise bu parçanın bütünün çalışması için özellikle önemli olduğunu belirtir. Bu cümlede vakum, barometrenin yapısının ve işleyişinin bir parçasıdır; barometreyle kullanılan ayrı bir araç değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp X is a key component of Y şeklindedir; Y bir sistem, cihaz, süreç veya etkinlik olabilir.
Alıştırma
key component of the barometer ifadesindeki component bize ne anlatıyor?
- Daha büyük cihazın içindeki önemli bir parçadır.
- Cihazı tasarlayan kişidir.
- Cihazı onarmak için kullanılan ayrı bir araçtır.
Cevabı göster
Daha büyük cihazın içindeki önemli bir parçadır.
an instrument for measuring air pressure: açıklayıcı isim öbeğiyle tanım
Virgülden sonra gelen an instrument for measuring air pressure, açıklayıcı bir isim öbeğidir. the barometer ile aynı şeyi belirtir ve barometrenin ne olduğunu doğrudan açıklar; yeni bir cümlenin öznesi değildir. Bu “isim+açıklayıcı isim öbeği” yapısı, ana cümleyi bölmeden kısa bir tanım eklediği için bilgilendirici metinlerde sık kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede an instrument for measuring air pressure ne işe yarıyor?
- air pressure ifadesinin neyi ölçtüğünü açıklar.
- Açıklayıcı bir isim öbeğiyle barometer sözcüğünü tanımlar.
- Yeni bir özneyle yeni bir yan cümle başlatır.
Cevabı göster
Açıklayıcı bir isim öbeğiyle barometer sözcüğünü tanımlar.
and rapid shifts in it can contribute to hurricanes, Kalıp ifadeler
0:30ve hava basıncındaki hızlı değişimler kasırgalara,
tornadoes, and other extreme weather events,
0:32hortumlara ve diğer aşırı hava olaylarına yol açabileceğinden,
can contribute to: neden-sonuç ilişkisini temkinli ifade etmek
can contribute to içindeki contribute to, bir sonucu “oluşturmaya yardımcı olmak” veya “o sonuca götüren etkenlerden biri olmak” anlamına gelir. Bu etkenin tek ya da doğrudan neden olduğunu söylemez. can sözcüğü olasılık anlamı ekler. Burada ifade, hava basıncındaki hızlı değişimleri aşırı hava olaylarının olası etkenlerinden biri olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede can contribute to ne anlama geliyor: “Lack of sleep can contribute to poor concentration.”?
- Dikkat dağınıklığının kesinlikle tek nedenidir.
- Dikkat dağınıklığına bir şey bağışlar.
- Dikkat dağınıklığına yol açan etkenlerden biri olabilir.
Cevabı göster
Dikkat dağınıklığına yol açan etkenlerden biri olabilir.
a barometer is one of the most essential tools
0:35barometre hem hava tahmincileri hem de bilim insanları için
weather forecasters and scientists alike: iki grup için de geçerli tek bir yargı
weather forecasters and scientists alike ifadesinde alike, birbirine bağlanmış iki gruptan sonra gelir ve “burada ayrım yapmadan iki grup da” anlamını verir. Barometrenin vazgeçilmez olduğu ifadesi hem hava tahmincileri hem de bilim insanları için geçerlidir. Alike sözcüğünün bu şekilde gruplardan sonra kullanılması, iki grubun birbirine benzediği anlamına gelmez. Aynı yargıyı adı geçen iki gruba da uygular ve kısa X and Y alike kalıbını oluşturur.
Alıştırma
X and Y alike hedef kalıbındaki eksik son sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: The new library welcomes children and adults ____.
Cevabı göster
alike
How does a barometer work and how was it invented? Anlatım akışı
0:41Barometre nasıl çalışır ve nasıl icat edilmiştir?
How does ... work and how was it invented?: iki bölümlü bir giriş
Bu giriş, how ile kurulan iki soruyu birleştirir. How does ... work? barometrenin çalışma mekanizmasına ilişkin bir açıklamayı, how was it invented? ise icat geçmişini haber verir. Sorular birlikte hem dikkat çekici bir başlangıç hem de bir yol haritası işlevi görür. Merak uyandırırlar, ancak söylemdeki temel görevleri açıklamanın ele alacağı iki konuyu dinleyiciye bildirmektir.
Alıştırma
Bu bilimsel girişteki iki how sorusunun temel düzenleme işlevi nedir?
- Barometreleri başka iki hava durumu aracıyla karşılaştırırlar.
- İki konuyu haber verirler: barometrenin nasıl çalıştığını ve nasıl icat edildiğini.
- Barometrelerin nasıl çalıştığını hiç kimsenin bilmediğini söylerler.
Cevabı göster
İki konuyu haber verirler: barometrenin nasıl çalıştığını ve nasıl icat edildiğini.
Well, it took a while. ile daha uzun bir yanıta geçmek
Well, yanıtı hemen önceki soruya veya konuya bağlar. Konuşmacıya düşünülmüş bir yanıta doğal biçimde başlamak için kısa bir an sağlar. It took a while, kesin bir süre vermeden bütün sürecin zaman aldığını belirtir. Buradaki it, belirli bir nesneyi değil, açıklanacak gelişim sürecini genel olarak ifade eder. Böylece cümle, dinleyiciyi daha uzun bir açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Bu bağlamda Well, it took a while. cümlesinin temel işlevi nedir?
- Sürecin tam olarak kaç dakika sürdüğünü söyler.
- Konuşmacının açıklaması olmadığı için konuyu kapatır.
- Soruyu doğal biçimde devralır ve yanıtın daha uzun bir süreç içerdiğini belirtir.
Cevabı göster
Soruyu doğal biçimde devralır ve yanıtın daha uzun bir süreç içerdiğini belirtir.
Because the theory of Aristotle and other ancient philosophers
0:46Çünkü Aristoteles ve diğer antik filozofların
seemed to hold true in everyday life: gündelik hayatta geçerli görünmek
Özne bir teori, kural, iddia veya örüntü olduğunda hold true, “geçerliliğini korumak” veya “uygulanmak” anlamına gelir. Hold fiilinin fiziksel olarak bir şeyi tutma anlamında değildir. Seemed to, yargıyı ihtiyatlı hâle getirir: gündelik deneyim teoriyi geçerli gösteriyordu, ancak konuşmacı teorinin gerçekten doğru olduğunu söylemez. In everyday life, iddianın kapsamını sıradan deneyimlerle sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi “geçerliliğini koruyor gibi görünüyordu” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: At first, the rule ____ in all three trials.
Cevabı göster
seemed to hold true
few seriously thought to question it: neredeyse hiç kimse onu sorgulamayı ciddi biçimde düşünmedi
Burada few öznedir ve few people anlamındadır. Olumsuz bir bakış taşır: sayı o kadar azdır ki cümle, “neredeyse hiç kimse onu sorgulamayı ciddi biçimde düşünmedi” demeye yaklaşır. it zamiri, boşluğun var olamayacağına ilişkin uzun süre kabul görmüş kurama gönderme yapar. Sayılabilen insanlar veya şeylerle kullanılan few, sayının önemli ya da şaşırtıcı derecede az olduğunu gösterir. Yalnızca kesin bir sayı bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, iddiayı neredeyse hiçbir tarihçinin sorgulamadığı anlamına gelir?
- Few historians challenged the claim.
- A few historians challenged the claim.
- Many historians challenged the claim.
Cevabı göster
Few historians challenged the claim.
until necessity raised the issue: itici güç olarak pratik ihtiyaç
Necessity soyut bir addır, ancak cümle ona eyleyen rolü verir. Bu ifade, Necessity adlı bir kişiden değil, pratik ihtiyaçların insanları uzun süredir görmezden geldikleri bir soruyla yüzleşmeye zorlamasından söz eder. Buradaki ihtiyaç, madenlerden su pompalama kapasitesinin sınırlarından doğmuştur. Raise the issue, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak değil, “meseleyi gündeme getirmek ya da dikkat gerektirir hâle getirmek” anlamındadır. Bu kişileştirme, soyut bir nedeni tarihsel anlatıyı ilerleten güce dönüştürür.
Alıştırma
until necessity raised the issue burada ne anlama gelir?
- Necessity adlı biri bir sorunu fiziksel olarak kaldırana dek
- pratik ihtiyaçlar insanları soruyla yüzleşmeye zorlayana dek
- soru artık önemini yitirene dek
Cevabı göster
pratik ihtiyaçlar insanları soruyla yüzleşmeye zorlayana dek
could not raise water more than 10.3 m high. Kelime
1:07daha yükseğe çıkaramadığını fark ettiklerinde ciddi bir sorunla karşılaştılar.
raise water: suyu daha yüksek bir seviyeye taşımak
Bu mühendislik bağlamında raise water, suyu yukarıya, daha yüksek bir seviyeye taşımak demektir. Burada raise geçişli bir fiildir: pompa water üzerinde etki eder, bu nedenle water doğrudan fiilden sonra gelir. could not raise water more than 10.3 m high ifadesi fiziksel bir sınırı belirtir. Pompanın suyu ne kadar yükseğe taşıyabildiğini anlatır; su kalitesini veya soyut bir standardı yükseltmekten söz etmez.
Alıştırma
Bu mühendislik cümlesinde raise water ne anlama geliyor?
- Suyu daha yüksek bir seviyeye taşımak
- Suyla ilgili bir konuyu gündeme getirmek
- Suyun kalitesini iyileştirmek
Cevabı göster
Suyu daha yüksek bir seviyeye taşımak
sucking air out of the pipe: suck ... out of ... kalıbı
suck + nesne + out of + yer kalıbı, bir şeyi emme yoluyla bir yerin içinden çekip çıkarmak anlamına gelir. sucking air out of the pipe ifadesinde air çıkarılan nesnedir, the pipe ise havanın çıktığı yerdir. Out of, içeriden dışarıya doğru hareketi belirtir. Sucking, suck fiilinin -ing biçimidir; bu nedenle vurgulanan ifadenin tamamı suyun yükselmesine neden olan eylemin adını verir.
Alıştırma
Cümleyi içeriden dışarıya hareketi belirten iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The fan sucked smoke ____ the room.
Cevabı göster
out of
was what made water rise: nedeni odağa alma
X was what made Y happen kalıbı, neden olan X'i odağa yerleştirir. Burada X, sucking air out of the pipe ifadesidir; what made water rise yan tümcesi de bunu suyun yükselme nedeni olarak gösterir. Bu bir wh-cleft yapısıdır ve nedeni daha yalın X made Y happen yapısından daha güçlü biçimde vurgular. made'den sonra nesne ve fiilin yalın biçimi kullanılır: made water rise. to eklenmez; made water to rise bu etken kalıpta standart değildir.
Alıştırma
Hangi cümle nedeni doğru biçimde vurgulayıp make + nesne + fiilin yalın biçimi yapısını doğru kullanır?
- The strong wind what made the door slam.
- The strong wind was what made the door to slam.
- The strong wind was what made the door slam.
Cevabı göster
The strong wind was what made the door slam.
and could lift no more than 10.3 m of water. Dilbilgisi
1:22ve suyu en fazla 10,3 metre kaldırabiliyordu.
could lift no more than 10.3 m of water: üst sınır belirtme
Could lift no more than 10.3 m of water, kaldırma kapasitesinin üst sınırını belirtir. No more than + miktar, en fazla o miktar anlamına gelir; dolayısıyla 10,3 m yaklaşık bir değer değil, üst sınırdır. Bu bilimsel bağlamda 10.3 m of water, kaldırılan su sütununun yüksekliğini ifade eder. No more than yaklaşık anlamına gelmez.
Alıştırma
En fazla anlamına gelen ifadeyi yazın: The van can carry ____ eight passengers.
Cevabı göster
no more than
existing at all: varoluşun kendisini vurgulamak
existing at all ifadesinde at all, existing sözcüğünü vurgular. Mesele, vakumun nerede ya da nasıl var olduğu değil, en başta var olup olamayacağıdır. At all çoğu zaman mümkün olan en düşük dereceyi, hatta bir şeyin gerçekleşmesi veya var olması şeklindeki temel gerçeği vurgular. Burada controversial sözcüğü bir şüphe bağlamı oluşturduğu için ifade, anlaşmazlığın odağını varoluşun kendisine yerleştirir.
Alıştırma
Cümlede existing at all neyi vurguluyor?
- Her vakumun nerede bulunduğunu
- Bir vakumun en başta var olup olamayacağını
- Bir vakumun ne kadar süre var olmaya devam ettiğini
Cevabı göster
Bir vakumun en başta var olup olamayacağını
And the excitement over Galileo's unorthodox theory
1:30Galileo'nun alışılmışın dışındaki teorisine duyulan heyecan,
led Gasparo Berti to conduct a simple but brilliant experiment Dilbilgisi
1:33Gasparo Berti'yi bunun mümkün olduğunu kanıtlamak için
led Gasparo Berti to conduct: lead someone to do something yapısı
Led Gasparo Berti to conduct, lead + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Bir olayın veya durumun bir kişiyi bir eylemde bulunmaya yönelttiğini ya da teşvik ettiğini anlatır. Burada teori çevresindeki heyecan nedendir, Gasparo Berti etkilenen kişidir ve conduct yapılan eylemdir. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla cümle fiziksel olarak yol göstermeyi değil, neden ile eylem arasındaki zinciri anlatır.
Alıştırma
Cümleyi led + the team + to + repeat yapısıyla tamamlayın: The unexpected data ____ the test.
Cevabı göster
led the team to repeat
was filled with water and placed standing: sıralı edilgen adımlar
was yardımcı fiili hem filled hem de placed ile kullanılır: tüp suyla dolduruldu ve ardından havuza yerleştirildi. Bu sıralı edilgen yapı tüpü konunun merkezinde tutar ve deneyi yapan kişiyi belirtmez. Standing, tüpün yerleştirilirken nasıl durduğunu, yani dik konumda olduğunu anlatır. Bu işlemde and, adımları sırayla bağlar: önce doldurma, sonra yerleştirme.
Alıştırma
Cümlede was filled with water and placed standing ifadesinin temel görevi nedir?
- Deneyi yapan kişiyi belirtir.
- Tüpe uygulanan iki işlemi anlatır ve standing tüpün konumunu açıklar.
- Tüpün kendi kendini doldurduğunu ve sonra havuza yürüdüğünü söyler.
Cevabı göster
Tüpe uygulanan iki işlemi anlatır ve standing tüpün konumunu açıklar.
with both ends plugged: with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı
with both ends plugged ifadesi with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Ana hazırlık sırasında geçerli olan bir durumu ekler: tüpün iki ucu da kapatılmış durumdadır. Plugged, both ends ögesinin durumunu anlatır; ana cümlenin çekimli başka bir fiili değildir. Bu kısa yapı, ekipmanın koşulunu veya arka plandaki bir durumu eklemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Kapların depolama sırasında kapalı olduğunu anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The samples were stored ____ both containers sealed.
Cevabı göster
with
water poured out into the basin: dışarı akıp leğene girmek
water poured out into the basin ifadesinde poured, suyun güçlü ve kesintisiz bir akışla hareket ettiğini anlatır. out, suyun borudan veya kaptan çıktığını gösterir. into the basin ifadesi hedefi belirtir: su leğenin içine girer. out ... into birlikte, başlangıçtaki alandan yeni bir alana kadar olan tam hareket yolunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle tam yolu anlatır: sıvı bir yerden çıkar ve leğene girer?
- The water poured out of the basin.
- The water poured around the basin.
- The water poured out into the basin.
Cevabı göster
The water poured out into the basin.
With a gap remaining ... and no air having entered ... yapısı
Başlangıçtaki ifade with + isim öbeği + ortaç yapısıdır. Ana sonuçtan önce iki arka plan koşulu verir: üstte bir boşluk kalmıştı ve tüpe hava girmemişti. Temel sonucu ana cümle olan Berti had succeeded... taşır. a gap remaining içinde remaining devam eden bir durumu anlatır. no air having entered içinde having entered tamamlanmışlık bildiren bir ortaçtır; no ile birlikte, giriş eyleminin o ana kadar gerçekleşmediğini açıkça gösterir. Havanın o sırada girmekte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle devam eden bir durumu ve daha önce gerçekleşmemiş bir olayı sunmak için with yapısını doğru kullanır?
- With the lid remaining sealed and no dust having entered the jar, the sample stayed clean.
- With the lid remained sealed and no dust having enter the jar, the sample stayed clean.
- With the lid remaining sealed and no dust entered the jar, the sample stayed clean.
Cevabı göster
With the lid remaining sealed and no dust having entered the jar, the sample stayed clean.
succeeded in directly creating: succeed in doing yapısı
Succeed in doing something, amaçlanan sonuca ulaşmak demektir. Bu cümlede Berti gerçekten kararlı bir vakum oluşturmuştur; yani girişimi başarılı olmuştur. Yapı succeed + in + fiilin -ing biçimidir: succeeded in creating. directly zarfı in ile creating arasına gelebilir, ancak yapı değişmez. Bu anlamda succeeded to create kullanılmaz.
Alıştırma
open sözcüğünü succeed in doing yapısında kullanın: The rescue team succeeded ____ the blocked door.
Cevabı göster
in opening
not everyone was satisfied with Galileo's idea Kalıp ifadeler
2:08herkes Galileo'nun bu boşluğun su üzerinde
even though ... had been demonstrated: karşıtlıktan önce bir gerçeği kabul etme
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: vakum olasılığının kanıtlanmış olduğu gerçeğini kabul eder ve ardından normal beklentiye aykırı bir sonuca hazırlar. Burada vakumun mümkün olduğunun kanıtlanması, herkesin Galileo'nun açıklamasını kabul etmesini sağlamamıştır. Bu bir neden ilişkisi değil, karşıtlık ilişkisidir; because kullanmak cümlenin mantığını değiştirirdi.
Alıştırma
En uygun bağlacı seçin: _____ the library was closing soon, we still had time to borrow one book.
- Even though
- So
- Because
Cevabı göster
Even though
not everyone was satisfied with Galileo's idea: Galileo'nun fikrini herkes kabul etmedi
Not everyone kısmi olumsuzluktur; “bütün insanlar değil” anlamına gelir. Bu cümlede en az bir kişi Galileo'nun fikrini ikna edici bulmamıştır, ancak başkaları fikri kabul etmiş olabilir. Burada was satisfied with an idea, “fikri kabul edilebilir veya ikna edici bulmak” anlamındadır. Yalnızca mutlu hissetmekten değil, bir açıklamayı kabul etmekten söz eder.
Alıştırma
“not everyone was satisfied with Galileo's idea” ne anlama gelir?
- Hiç kimse fikri kabul etmedi.
- Bazı kişiler fikri kabul etmiş olabilir, ancak en az bir kişi kabul etmedi.
- Herkes fikri kabul etti.
Cevabı göster
Bazı kişiler fikri kabul etmiş olabilir, ancak en az bir kişi kabul etmedi.
exerting ... force on the water: suya ... kuvvet uygulamak
Exert force on something, “bir şeye fiziksel kuvvet uygulamak” demektir. Burada boşluk kuvvetin kaynağı, su ise kuvvetin etki ettiği şey olarak anlatılır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp exert + force + on + hedef şeklindedir. Mysterious yet finite, kuvvetin anlaşılmasa da büyüklüğünün sınırlı olduğunu, yani sonsuz olmadığını belirtir.
Alıştırma
Fizik cümlesini exert a force on kalıbıyla tamamlayın: The spring ____ the block.
Cevabı göster
exerts a force on
Look at the problem from a different angle: soruna farklı bir açıdan bakmak
Look at the problem from a different angle mecazlı bir ifadedir. Buradaki angle, bakış açısı veya düşünme biçimi anlamına gelir; yani kişi sorunu yeni bir şekilde incelemeye karar vermiştir. look at + a problem or topic + from a different angle yapısı, çoğu zaman ilk yaklaşım yeterli olmadığı için düşüncenin, odağın veya yöntemin değiştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi yeni bir düşünme biçimi kullanmak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Our first idea did not work, so let's look at the problem ____.
Cevabı göster
from a different angle
Instead of focusing on ...: seçilmeyen odağı göstermek
Instead of focusing on ... seçilmeyen odağı gösterir. Bu cümlede tüpün içindeki boş alana odaklanmak, izlenmeyen düşünce yoludur; ana cümle bunun yerine yapılan şeyi, yani suyu başka neyin etkileyebileceğini sormayı belirtir. Instead of ... yapısını cümlenin başına koymak geçişi açıkça düzenler: önce seçilmeyen eylem veya odak, ardından seçilen eylem veya odak gelir.
Alıştırma
Cümleyi focus fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Instead of ____ on the delay, Nina looked for a solution.
Cevabı göster
focusing
in contact with the water: fiziksel temas
in contact with the water ifadesinde contact, fiziksel olarak dokunma anlamına gelir. Bu ifade, suya doğrudan temas eden tek şeyi, yani havuzun çevresindeki havayı açıklar. be in contact with + isim yapısı, iki şeyin birbirine değdiğini veya temas ettiğini anlatır. Burada in contact with the water, thing sözcüğünü niteler; birisiyle iletişime geçmek veya haberleşmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “temas hâlinde” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sensor must remain ____ the skin.
Cevabı göster
in contact with
prevent ... from dropping: prevent + nesne + from + -ing
preventing the water level in the tube from dropping ifadesinde prevent + nesne + from + -ing yapısı kullanılır. Nesne the water level in the tube, engellenen değişim ise dropping sözcüğüdür. Burada from bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır. Bu cümlede ifade, hava basıncının su seviyesinin daha fazla düşmesini engelliyor olabileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi eksik edatla tamamlayın: The cover prevents dust ____ entering the camera.
Cevabı göster
from
not only a tool ... but operated as a balance: yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir denge düzeneği
not only ... but ... kalıbı, iki düşüncenin de doğru olduğunu gösterirken ikinciye daha fazla ağırlık verir. Burada deneyin vakum oluşturmaya yarayan bir araç olduğu reddedilmez; yalnızca bu açıklamanın eksik olduğu gösterilir. but operated as a balance bölümü dikkati daha derin bir açıklamaya yöneltir: deney, tüpün dışındaki basınç ile içerideki su sütununun basıncını dengeleyerek çalışmıştır. Bu kalıbı okurken, ilk görüşü tamamlayan veya düzelten ek düşünceyi but sözcüğünden sonra arayın.
Alıştırma
Bu cümlede not only ... but ... ne işe yarar?
- Deneyin vakum oluşturduğunu reddeder ve onun yerine ilgisiz başka bir deney koyar.
- Deneyin tek bir amacı olduğunu söyler: vakum oluşturmak.
- İlk açıklamayı korur ve deneyin bir basınç dengesi olduğu yönünde daha önemli bir bakış açısı ekler.
Cevabı göster
İlk açıklamayı korur ve deneyin bir basınç dengesi olduğu yönünde daha önemli bir bakış açısı ekler.
atmospheric pressure: atmosfer basıncı
Atmospheric pressure, Dünya'nın atmosferindeki havanın bir yüzeye uyguladığı itmedir. Bilimsel olarak basınç, birim alana düşen kuvvettir. Günlük dilde air pressure da denir; buradaki atmospheric bir ruh hâlini değil, atmosferle ilgili olmayı ifade eder. Bu cümlede atmosfer basıncı tüpün dışındaki suya etki eder. Bu basınç, tüpün içindeki su sütununun oluşturduğu basınçla dengelenir.
Alıştırma
Cümleyi Dünya atmosferinin uyguladığı basıncı belirten iki sözcüklü tam bilimsel terimle tamamlayın: The sensor measures ____.
Cevabı göster
atmospheric pressure
decreases until the two pressures are equal: iki basınç eşitlenene kadar düşer
decreases until the two pressures are equal ifadesinde until, devam eden bir değişimin bitiş noktasını belirleyen koşulu başlatır. Su seviyesi, iki basıncın eşitlendiği noktaya kadar düşmeye devam eder. Basınçların eşitlenmesi düşüşün nedeni değildir. Anlatılan düşüşün sona erdiği sınırdır; süreç + until + koşul kalıbı deneyleri ve eşik noktalarını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Devam eden bir değişimin durduğu koşulu until ile gösteren cümle hangisidir?
- The pressure rises because the valve opens.
- The pressure rises until the valve opens.
- The pressure rises while the valve stays open.
Cevabı göster
The pressure rises until the valve opens.
This idea was not easily accepted: bu fikir kolayca kabul edilmedi
This idea, Torricelli'nin hava basıncıyla ilgili hemen önceki açıklamasına gönderme yapar; böylece yazar açıklamanın tamamını yinelemeden konuyu sürdürebilir. Edilgen was not easily accepted yapısı, tek tek kimlerin reddettiğini saymak yerine odağı fikre ve ona verilen tepkiye yerleştirir. Geçiş işleviyle bu yan cümle önce fikrin dirençle karşılaştığını bildirir; ardından gelen as yan cümlesi bu direnci açıklayan eski inancı verir. Burada accepted, duygusal olarak sevilmiş değil, inandırıcı ya da doğru kabul edilmiş demektir.
Alıştırma
Parçada This idea was not easily accepted ifadesinin temel düzenleme işlevi nedir?
- Herkesin önceki açıklamaya hemen katıldığını söyler.
- Konuyla tamamen ilgisiz bir başlık açar ve tartışmayı bitirir.
- Önceki açıklamaya gönderme yapar ve insanların ona neden direndiğinin açıklanmasına zemin hazırlar.
Cevabı göster
Önceki açıklamaya gönderme yapar ve insanların ona neden direndiğinin açıklanmasına zemin hazırlar.
atmospheric air has no weight and exerts no pressure: hava hakkında iki iddia
atmospheric air öznesinden sonra iki eş görevli fiil grubu gelir: has no weight ve exerts no pressure. İkinci fiil grubu da aynı özneyi kullandığı için iki iddia da havayla ilgilidir. Bu bilimsel bağlamda weight, yer çekiminin oluşturduğu ağırlığı; exert pressure ise bir yüzeye basınç uygulamayı anlatır. Buradaki pressure duygusal baskı değil, fiziksel basınçtır. Daha geniş cümle Galileo ve başkalarının geleneksel olarak inandığı görüşü aktarır; bu iddiaları güncel gerçekler olarak sunmaz.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle ne söylüyor ve bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Galileo’nun hissettiği duygusal baskıyı anlatır.
- Ağırlığın atmosferik havaya basınç uyguladığını söyler.
- Atmosferik hava hakkında iki iddia sunar: ağırlığı yoktur ve basınç uygulamaz.
Cevabı göster
Atmosferik hava hakkında iki iddia sunar: ağırlığı yoktur ve basınç uygulamaz.
with mercury instead of water: su yerine cıva kullanmak
with mercury, Torricelli’nin kullandığı malzemeyi belirtir. instead of water ise yerine başka bir malzeme kullanılan maddeyi gösterir; yani deneyde su değil cıva kullanılmıştır. Yeniden kullanılabilen with X instead of Y kalıbı, “Y’nin yerine X kullanmak” anlamına gelir. Bu seçimde Y kullanılmaz; ifade X ve Y’nin ikisinin de eklendiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yağın tereyağının yerini aldığını göstermek için with X instead of Y kalıbını kullanın: We cooked the vegetables ____.
Cevabı göster
with oil instead of butter
Because mercury was denser: cıva daha yoğun olduğu için
Denser, dense sıfatının karşılaştırma biçimidir. Bu bilimsel bağlamda “aynı hacimde daha fazla kütleye sahip olmak”, yani yoğunluğu daha fazla olmak anlamına gelir. Yalnızca daha kalın, daha koyu ya da daha sıkışık olmak anlamına gelmez. Because ile başlayan yan cümle, ardından gelen sonucun nedenini verir: cıvanın yoğunluğunun daha fazla olması, cıva sütununun neden su sütunu kadar yüksek olması gerekmediğini açıklar.
Alıştırma
“Because mercury was denser” ifadesinde denser ne anlama gelir?
- Birim hacim başına kütlesi daha fazlaydı.
- Daha viskozdu ve daha yavaş akıyordu.
- Daha koyu ve daha derişik görünüyordu.
Cevabı göster
Birim hacim başına kütlesi daha fazlaydı.
stood only about 76 cm tall: yüksekliği yalnızca yaklaşık 76 cm idi
Burada stood, bir insanın ayakta durmasını anlatmaz. Özne dikey bir nesne olduğunda ve ardından bir yükseklik ölçüsü ile tall geldiğinde, stand “o yükseklikte olmak” veya “o yüksekliği ölçmek” anlamına gelir. Only, 76 cm’nin görece düşük bir yükseklik olduğunu vurgular; about ise sayının yaklaşık olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede dikey bir nesnenin yüksekliğini belirtmek için stand doğal biçimde kullanılmıştır?
- The monument stands tall about 12 meters.
- The monument stands about 12 meters tall.
- The monument stands about 12 meters height.
Cevabı göster
The monument stands about 12 meters tall.
to make the instrument much more compact,
3:26aleti çok daha kompakt hale getirmesini sağlamakla kalmadı,
Not only did this allow ... it supported his idea: başa alınmış Not only
Not only yan tümcenin başına geldiğinde özne-yardımcı fiil devrikliği olur: did, özne this'ten önce gelir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için allow yalın biçimde kalır. İlk yan tümce bir yarar sunar, sonraki yan tümce ise daha önemli bir sonuç ekler: değişiklik aleti daha kompakt hâle getirdi ve Torricelli'nin fikrini destekledi. but also yazılmasa bile ikinci yan tümce yapının “aynı zamanda” bölümünü üstlenir.
Alıştırma
Cümleyi basit geçmiş zamanda, başa alınmış Not only yapısıyla tamamlayın: ____ the new schedule reduce delays, but it also made updates easier.
Cevabı göster
Not only did
the deciding factor: bir seçimi en sonunda belirleyen etken
The deciding factor, bir seçimi, sonucu veya açıklamayı sonunda belirleyen etkendir. Bu cümlede ağırlık yalnızca ilgili bir unsur olarak değil, sonucu açıklayan temel gerçek olarak sunulur. Burada factor, sonucu etkileyen bir neden, koşul veya etki anlamındadır; yalnızca matematikte başka bir sayıyı kalansız bölen sayı anlamıyla sınırlı değildir.
Alıştırma
Cümleyi “seçimi en sonunda belirleyen tek unsur” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The apartments were similar in price, but location was ____.
Cevabı göster
the deciding factor
If ... had been correct, ... should have exerted ...: geçmişe ait bir varsayım ve beklenen sonucu
If Galileo's interpretation had been correct ifadesi, If + past perfect yapısıyla geçmişin farklı bir biçimini varsayar. Konuşmacı, kanıtların desteklemediği bir varsayımı sınamaktadır. Should have exerted, bu varsayım altında beklenen sonucu belirtir. Buradaki should have tavsiye vermez veya kimseyi suçlamaz; bu açıklamaya göre beklenmesi gereken sonucun bu olduğunu gösterir. Bu nedenle farklı bir gözlem, varsayıma karşı kanıt sayılır.
Alıştırma
Geçmişe ait gerçek dışı bir öngörü oluşturmak için be ve find fiillerinin gereken biçimlerini kullanın: If the map ____ accurate, we ____ the station easily.
Cevabı göster
had been · should have found
But the level in both tubes was the same. Anlatım akışı
3:45Ancak her iki borudaki seviye de aynıydı.
But the level in both tubes was the same: öngörü ile gözlemi karşılaştırma
Baştaki But, gözlemlenen sonucun az önce verilen öngörüyle çeliştiğini dinleyiciye bildirir: tüplerden birindeki seviyenin daha yüksek olması beklenirken iki seviye de aynı çıkmıştır. Bu, açıklamalarda yararlı bir bilgi düzenidir: önce bir öngörü belirtilir, ardından karşıt kanıt sunmak için But + gözlemlenen gerçek kullanılır. Kısa cümle çelişkiyi öne çıkarır.
Alıştırma
Tüplerden birindeki seviyenin daha yüksek olması gerektiği öngörüsünden sonra bu cümle açıklamada hangi görevi görür?
- Konuyla ilgisiz bir örnek verir.
- Önceki öngörünün nedenini açıklar.
- Önceki öngörüyle çelişen bir gözlem sonucu sunar.
Cevabı göster
Önceki öngörüyle çelişen bir gözlem sonucu sunar.
dropped as the atmospheric pressure decreased with altitude. Dilbilgisi
3:57Blaise Pascal aracılığıyla geldi.
had such a mercury tube taken up a mountain: cıva tüpünü dağın yukarısına taşıttırmak
Bu cümlede had such a mercury tube taken up a mountain, tüpün başka biri tarafından dağın yukarısına taşınmasını sağladığı anlamına gelir. Cümle, tüpü bizzat kendisinin taşıdığını söylemez. Kalıp have + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Nesne olan such a mercury tube, taken ile belirtilen eyleme maruz kalır; taken, past perfect oluşturacak şekilde doğrudan had ile birleşmez.
Alıştırma
Yolculuktan önce Maya bisikletini bir tamirciye kontrol ettirdi. Cümleyi check fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Maya had her bicycle ____ before the trip.
Cevabı göster
checked
dropped as the atmospheric pressure decreased with altitude: as ile paralel değişimleri anlatmak
Burada as, “bir değişim başka bir değişimle birlikte gerçekleşirken” anlamına gelir. İki değişimi birbirine bağlar: cıva seviyesi düşer ve rakım arttıkça atmosfer basıncı azalır. A değişimi as B değişimi kalıbı, birlikte gelişen iki eğilimi sunar. Çevredeki bilimsel bilgiler bu değişimlerin neden bağlantılı olduğunu açıklayabilir; ancak burada as yalnızca neden belirtmekten çok paralel değişimleri düzenler.
Alıştırma
“The river widened as it approached the sea,” cümlesinde as ne işe yarar?
- Nehrin ancak denize ulaştıktan sonra genişlediğini söyler.
- “Rolünde” anlamına gelir.
- Birlikte gelişen iki değişimi birbirine bağlar.
Cevabı göster
Birlikte gelişen iki değişimi birbirine bağlar.
Mercury barometers based on Torricelli's original model
4:02Torricelli'nin orijinal modeline dayanan cıvalı barometreler,
remained one of the most common ways to measure ...: ölçmenin en yaygın yollarından biri olmaya devam etti
Bu cümlede remained one of the most common ways to measure ... ifadesi, cıvalı barometrelerin 2007'ye kadar en yaygın ölçüm yöntemlerinden biri olma konumunu koruduğunu anlatır. Burada remain, “olmaya devam etmek” anlamındaki bir bağ fiilidir; “geriye kalmak” anlamında değildir. one of the most common ways, yaygın olarak kullanılan daha büyük bir yöntem grubundan bir yöntemi seçer; bu nedenle ways çoğuldur. to measure atmospheric pressure mastar yapısı bu yöntemlerin amacını açıklar.
Alıştırma
remain fiilini geçmiş zamanda, way sözcüğünü de doğru biçimde kullanın: Text messaging ____ one of the most common ____ to stay in touch.
Cevabı göster
remained · ways
led to them no longer being produced in Europe. Dilbilgisi
4:13en yaygın yollarından biri olarak kaldı.
restrictions on the use of ... due to its toxicity: zehirliliği nedeniyle kullanıma getirilen kısıtlamalar
restrictions on the use of mercury, cıvanın nasıl kullanılabileceğini sınırlayan kurallar anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. on edatı, kısıtlanan etkinliği tanıtır: the use of mercury. due to its toxicity, kısıtlamaların nedenini verir. Toxicity, zehirli olma veya zehirli bir zarara yol açabilme özelliği anlamına gelir; its ise mercury sözcüğüne gönderme yapar.
Alıştırma
Bir kısıtlamayı ve nedenini bildiren resmî yapıyı hangi cümle doğru kullanıyor?
- The policy introduced restrictions of the use of the chemical due to it is toxic.
- The policy introduced restrictions on the use of the chemical because its toxicity.
- The policy introduced restrictions on the use of the chemical due to its toxicity.
Cevabı göster
The policy introduced restrictions on the use of the chemical due to its toxicity.
led to them no longer being produced: artık üretilmeme sonucuna yol açmak
lead to + sonuç yapısında to bir edattır. Buradaki tamamlayıcısı, them no longer being produced şeklindeki -ing yan cümlesidir. Them, cıvalı barometreleri belirtir; no longer durumun sona erdiğini gösterir ve barometreler eyleme maruz kaldığı için being produced edilgendir. Bu nedenle ifade, kısıtlamaların bu barometrelerin Avrupa'daki üretiminin durmasına neden olduğunu söyler. Genel olarak lead to + isim veya -ing yan cümlesi; bir kuralın, riskin, olayın ya da başka bir nedenin sonucunu sunar.
Alıştırma
Hangi cümle edilgen bir sonucu anlatmak için lead to yapısını doğru kullanıyor?
- The safety concern led to the device no longer be used.
- The safety concern led the device to no longer being used.
- The safety concern led to the device no longer being used.
Cevabı göster
The safety concern led to the device no longer being used.
long-accepted dogmas about vacuums
4:20ve havanın ağırlığı hakkındaki uzun süredir kabul gören dogmaları
born of the willingness to question long-accepted dogmas: uzun süredir kabul edilen dogmaları sorgulama isteğinden doğmak
Born of, bir şeyin başka bir şeyden kaynaklandığını veya ortaya çıktığını söylemenin resmî ve mecazi bir yoludur. Geçmiş zaman ortacı öbeği Torricelli's invention ifadesini niteler ve icadın arkasındaki düşünceyi açıklar: uzun süredir sorgulanamaz kabul edilen boşluk ve hava hakkındaki inançları sorgulama isteği. Willingness to question, bu inançları incelemeye ve onlara karşı çıkmaya hazır olmayı anlatır. Dogmas, ideas sözcüğünden daha güçlü ve eleştireldir; insanların yeniden incelemeden izleyebileceği, kesin biçimde kabul edilmiş öğretileri belirtir.
Alıştırma
The invention was born of a willingness to question old beliefs cümlesinde born of ne anlama gelir?
- İnsanların soru sorduğu bir yerde fiziksel olarak doğdu.
- Kabul edilmiş inançlara meydan okumaya hazır olmaktan kaynaklandı.
- Kabul edilmiş hiçbir inancı sorgulamadan oluşturuldu.
Cevabı göster
Kabul edilmiş inançlara meydan okumaya hazır olmaktan kaynaklandı.
thinking outside of the box, or the tube: bir deyim ve kelime oyunu
Thinking outside of the box, yaygın think outside the box deyiminin bir biçimidir. Alışılmış yöntemleri izlemek yerine bir soruna özgün biçimde yaklaşmak anlamına gelir; gerçek bir kutudan söz edilmez. Or the tube, önceki deneyde bir tüp kullanıldığı için box kelimesini esprili biçimde tube ile değiştirir. Dinleyici önce bilinen deyimi tanır, ardından konuyla bağlantılı kelime oyununu fark eder.
Alıştırma
Cümledeki 'or the tube' ne işe yarıyor?
- Kişinin gerçekten bir tüpün dışında durması gerektiğini söyler.
- Deyimdeki bir hatayı düzeltir.
- Bilinen deyimi deneyle ilgili bir şakaya dönüştürür.
Cevabı göster
Bilinen deyimi deneyle ilgili bir şakaya dönüştürür.
have a heavy impact: büyük etki ve ağırlıkla ilgili kelime oyunu
Have a heavy impact ifadesinde impact etki anlamına gelir, heavy ise bu etkinin güçlü ya da büyük olduğunu gösterir. Ana mesaj, fikrin büyük bir etki yaratabileceğidir; ağır bir nesnenin bir şeye çarpması değildir. Buradaki heavy, daha önceki ağırlık açıklamasını ve tüp deneyini de hatırlatır. İfade küçük bir kelime oyunuyla açıklamayı bitirir: heavy hem büyük etki anlamını taşır hem de fiziksel ağırlığı çağrıştırır.
Alıştırma
Bu kapanıştaki 'have a heavy impact' ifadesinin en doğru yorumu nedir?
- Büyük bir etki anlamına gelir ve fiziksel ağırlık temasını da çağrıştırır.
- Etkinin küçük ama gürültülü olduğu anlamına gelir.
- Ağır bir nesnenin tüpe çarptığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Büyük bir etki anlamına gelir ve fiziksel ağırlık temasını da çağrıştırır.