ZOMBİ ŞİŞE AÇACAĞI! ... LÜT #24: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Hızlı ve esprili bu turda sıra dışı lambalar, giysiler, sofra eşyaları, aygıtlar ve hediyelikler, ardından anlatıcının son Münih gezisi tanıtılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Make hard things soft. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: make + nesne + sıfat yapısının yeni bir durum oluşturduğunu ve nesneyle değişimleri anlatmada kullanıldığını kavrayın. 2. fear no more — Konuşma edimbilimi ve tutum: Satış gerekçesi olarak kullanılan teatral güvenceyi tanıyın ve başka durumlarda daha nötr bir seçenek kullanın. 3. Frühlingsfest — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Münih bahar festivalini tanıyın, Almanca adını koruyun ve ürünlerden gezi öyküsüne geçişi izleyin.
Bu derste
Ağızda sürdürülen emme hareketi için suck on
Bu cümlede suck on, lolipopu ağızda tutup tekrar tekrar emmek demektir. On, suck on fiil öbeğinin bir parçasıdır; ayrı çevrilecek bir yer bildirme sözcüğü değildir. Başka durumlarda da suck on + nesne kalıbı kullanılabilir: suck on a hard candy, an ice cube veya a lozenge. Genellikle bir süre devam eden bir hareketi anlatır.
Alıştırma
Şekeri ağızda tutup emmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The candy is too hard to chew, so ____ it slowly.
Cevabı göster
suck on
and chew bubble gum shaped like butt cheeks. Kalıp ifadeler
0:03ve popo yanakları şeklinde bir balonlu sakız çiğneyin.
Görünüşü betimlemek için shaped like
Shaped like, bir şeyin şeklinin neye benzediğini gösterir. Burada shaped like butt cheeks, bubble gum ifadesini niteler ve sakızın neye benzediğini anlatır. İsim + shaped like + model veya be shaped like + model yapısını kullanın: cookies shaped like stars; The window is shaped like a circle. Shaped, burada betimleyici bir sözcük gibi çalışan geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Pastanın biçimini anlatan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The birthday cake was ____ a castle.
Cevabı göster
shaped like
Vat19's chameleon lamp detects the color of the surface it's on Dilbilgisi
0:11Vat19'un bukalemun lambası, üzerinde durduğu yüzeyin rengini algılıyor
the surface it's on: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
the surface it's on ifadesinde it's, it is kısaltmasıdır ve it bukalemun lambasını belirtir. Yani lamba o yüzeyin üzerindedir. it's on, surface sözcüğünü niteleyen kısıtlayıcı bir ilgi yan cümleciğidir. Tam biçimi the surface that it is on şeklindedir. That, on edatının nesnesi olduğu için atılabilir; on ise sonda kalır. Bu kısa yapı konuşmalarda ve ürün açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Aynı nesne görevindeki ilgi zamiri düşürme yapısını kullanan ve şu anlama gelen cümle hangisidir: The shelf that the router is on is dusty?
- The shelf is on the router is dusty.
- The router on the shelf is dusty.
- The shelf the router is on is dusty.
Cevabı göster
The shelf the router is on is dusty.
You can also turn your iPhone into a laser pointer with an app Dilbilgisi
0:19Bir uygulamayla iPhone'unuzu lazer işaretçisine de dönüştürebilirsiniz
and a smart dot that plugs right into the headphone jack. Kalıp ifadeler
0:23tabii kulaklık girişine doğrudan takılan bir Smart Dot'la birlikte.
turn your iPhone into a laser pointer: turn A into B yapısı
Turn A into B, A'yı değiştirerek B hâline getirmek veya B işlevi görmesini sağlamak demektir. Burada your iPhone, A; a laser pointer ise B'dir. Uygulama ve Smart Dot, telefona bu yeni işlevi kazandırır. Yapı turn + nesne + into + sonuç şeklindedir. Değişim fiziksel, işlevsel veya mecazi olabilir; dolayısıyla bu cümlede telefonu yön olarak çevirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B yapısını kullanarak tamamlayın: This adapter can ____ your tablet ____ a second screen.
Cevabı göster
turn · into
plugs right into: sambungan langsung dan pas
plugs right into ifadesinde plug into, akıllı noktanın bağlantı ucunun kulaklık girişine takılarak fiziksel bir bağlantı oluşturması anlamına gelir. plugs biçimi, tekil özne a smart dot ile uyumludur. Buradaki right, hareketi güçlendiren bir zarftır; “doğrudan” veya “dosdoğru” anlamına gelir ve kolay, tam bir uyum düşündürür. “Sağ taraf” ya da “doğru” anlamında değildir.
Alıştırma
Doğrudan ve tam oturmayı vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This adapter ____ the USB port, so no cable is needed.
Cevabı göster
plugs right into
But what has even more energy than a laser? Dilbilgisi
0:26Peki ama lazerden bile daha fazla enerjiye sahip olan ne?
even more energy than: karşılaştırmayı güçlendirme
even more energy than ifadesinde more daha yüksek enerji miktarını belirtir, than karşılaştırma noktasını getirir ve even karşılaştırmayı güçlendirir. Kalıp even more + isim + than biçimindedir ve farkın dinleyicinin bekleyebileceğinden fazla olduğu anlamına gelir. Soruda bu güçlendirilmiş karşılaştırma merak da yaratır: izleyiciyi bir lazerden şaşırtıcı biçimde daha enerjik bir şeyi hayal etmeye yöneltir. Tanıtım dilinde bu şaşkınlık, kesin bir bilimsel iddia yerine bilinçli bir abartı olabilir.
Alıştırma
Miktardaki şaşırtıcı artışı belirten ifadeyle karşılaştırmayı tamamlayın: This battery stores ____ the older model.
Cevabı göster
even more energy than
The official team jerseys of Vsaucers everywhere
0:32Dünyanın dört bir yanındaki Vsauce hayranlarının resmî takım formaları,
Çevrim içi video etkinliği olarak VidCon
VidCon, çevrim içi video içerik üreticileri, hayranları ve sektör etrafında düzenlenen bir etkinliğin özel adıdır. Bu cümlede bir içerik üreticisinin ürününü orada giymek, sıradan bir yere gitmekten öte bu ortak topluluğa katılımı gösterir. VidCon'ı bir etkinlik adı olarak anlamalısın. Bir şehir değildir ve herhangi bir görüntülü toplantı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede VidCon neyi ifade ediyor?
- Görüntülü görüşmeyle yapılan herhangi bir toplantı
- Çevrim içi video içerik üreticileri, hayranları ve sektör için bir etkinlik
- Video içerik üreticilerinin yaşadığı bir şehir
Cevabı göster
Çevrim içi video içerik üreticileri, hayranları ve sektör için bir etkinlik
reward yourself with cookies cut into Pac-Man shapes Notlar
0:42kendinizi Pac-Man şeklinde kesilmiş kurabiyelerle ödüllendirin
reward yourself with + bir ödül
Reward yourself with something, çaba gösterdikten, başarı kazandıktan veya özdenetim sergiledikten sonra o şeyi kendine ödül olarak vermek demektir. Kalıp reward + kişi + with + ödül şeklindedir: burada yourself kişi, cookies ise ödüldür. Özne ile ödülü alan kişi aynıysa uygun dönüşlü zamiri kullan: I reward myself, you reward yourself, she rewards herself. with ile başlayan bölüm kişinin ne aldığını belirtir.
Alıştırma
'Kendine bir şeyi ödül olarak vermek' anlamındaki hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamla: After you finish the project, ____ a quiet evening off.
Cevabı göster
reward yourself with
Kurabiye kesiminde örnek olarak Pac-Man şekilleri
Pac-Man, genel hatları ağzı açıkmış gibi bir dilimi eksik daireye benzeyen klasik bir atari oyunu karakteridir. “Pac-Man shapes” ifadesinde bu tanıdık silüet, kurabiyeleri kesmek için model olarak kullanılır. Burada shapes, Pac-Man oyununun kurallarını veya parçalarını değil, kurabiyelerin dış hatlarını ya da biçimlerini anlatır. Karakteri tanımak, eğlenceli görsel imgeyi anlaşılır kılar.
Alıştırma
Bu cümlede “Pac-Man shapes” neyi anlatıyor?
- Hiçbir kısmı eksik olmayan yuvarlak kurabiyeler
- Pac-Man'in bilinen dış hatlarına benzeyecek biçimde kesilmiş kurabiyeler
- Pac-Man oyununda parça olarak kullanılan kurabiyeler
Cevabı göster
Pac-Man'in bilinen dış hatlarına benzeyecek biçimde kesilmiş kurabiyeler
or just march the shapes down Abbey Road. Kültür
0:45ya da bu şekilleri Abbey Road boyunca yürütün.
Bir albüm kapağı göndermesi olarak Abbey Road
Abbey Road, Beatles'ın bir albümünün adıdır. Ünlü kapağında grup üyeleri yaya geçidinden sıra hâlinde yürürken görülür; cümle de küçük şekillerin benzer bir sırayla hareket ettiğini hayal ettirir. Bu, Londra'daki bir sokağa yönelik basit bir yol tarifi değil, o kapağa yapılan eğlenceli bir göndermedir. Bu görüntüyü bilmek, şekilleri yürütmenin neden komik olduğunu açıklar.
Alıştırma
“march the shapes down Abbey Road” neden görsel bir şaka oluşturuyor?
- Pac-Man atari oyununun nasıl oynandığını açıklar.
- Londra'daki bir fırına giden kesin yolu tarif eder.
- Yaya geçidinden sıra hâlinde yürüyen kişilerin bulunduğu Abbey Road kapağını hatırlatır.
Cevabı göster
Yaya geçidinden sıra hâlinde yürüyen kişilerin bulunduğu Abbey Road kapağını hatırlatır.
"similes are like metaphors" ifadesindeki kendini gösteren benzetme
Bu cümle similes yani benzetmeler kategorisini metaphors yani metaforlar kategorisiyle karşılaştırır. Önemli nokta like kullanmasıdır; böylece cümlenin biçimi, sözünü ettiği anlatım yolunu bizzat uygular. Cümlenin kendisi de bir benzetmedir. Bu kendini gösterme özelliği şakayı oluşturur. Cümle, benzetmelerle metaforların tamamen aynı olduğunu söyleyen katı bir tanım değildir; bunlardan birini kullanarak aralarındaki ilişkiyi eğlenceli biçimde özetler.
Alıştırma
"similes are like metaphors" neden söylediği şeyi kendisi de yapan bir şakadır?
- Benzetmeleri like ile karşılaştırma yaparak açıklar.
- İki terimin her zaman tamamen aynı anlama geldiğini iddia eder.
- Karşılaştırma işareti bulunmayan bir metafor kullanır.
Cevabı göster
Benzetmeleri like ile karşılaştırma yaparak açıklar.
or my favorite Helvetica written in Comic Sans Kültür
0:55ya da benim favorim: Comic Sans'la yazılmış Helvetica
"Helvetica written in Comic Sans" ifadesindeki yazı tipi şakası
Burada written in Comic Sans, Helvetica sözcüğünün görsel olarak Comic Sans yazı tipiyle gösterildiği anlamına gelir. Comic Sans'ın bir dil olduğu anlamına gelmez. Şaka görsel bir uyumsuzluğa dayanır: Helvetica bir yazı tipinin adıdır, fakat harfler başka bir yazı tipi olan Comic Sans ile gösterilir. Helvetica genellikle ölçülü, profesyonel ve modern tasarımla; Comic Sans ise rahat ve eğlenceli yazılarla ilişkilendirilir. Bu nedenle bu uyumsuzluk bilerek saçma görünür.
Alıştırma
"Helvetica written in Comic Sans" ifadesini görsel açıdan çelişkili yapan nedir?
- Ad bir yazı tipine gönderme yapar, fakat görünen harflerde başka bir yazı tipi kullanılır.
- Comic Sans, Helvetica sözcüğünü yazmak için kullanılan dildir.
- Helvetica ve Comic Sans aynı yazı tipinin iki adıdır.
Cevabı göster
Ad bir yazı tipine gönderme yapar, fakat görünen harflerde başka bir yazı tipi kullanılır.
Well, this one makes it look like your books are about to squish a guy. Dilbilgisi
1:07Evet, bu model kitaplarınızın bir adamı ezmek üzereymiş gibi görünmesini sağlıyor.
makes it look like: görsel bir izlenim yaratmak
make + it + look like + yan cümle yapısında it, make ile oluşturulan görünüş arasında bağlantı kuran bir yer tutucu nesnedir. Burada makes it look like, kitapların birini ezip yassılaştırmak üzere olduğu yönündeki görsel izlenimi aktarır. Bu yapı, bir şeyin mutlaka gerçekte ne olduğunu değil, nasıl göründüğünü anlatır. Bir tasarım, kamera açısı, düzenleme veya başka bir unsur belirli bir izlenim yarattığında kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi make it look like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The tilted mirror ____ the hallway goes on forever.
Cevabı göster
makes it look like
are about to squish: gerçekleşmesine anlar kalan bir eylem
Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. are about to squish ifadesinde are, çoğul özne books ile uyumludur; squish ise bir şeyi bastırıp yassılaştırmak anlamına gelen fiilin yalın hâlidir. Burada yapı, görsel yanılsamanın içinde son anda olacakmış hissi yaratır; kitapların gerçekten birine zarar vereceğini söylemez. About burada yaklaşık anlamında değildir; about to, geleceği belirten tek bir yapı olarak işlev görür.
Alıştırma
Cümleyi be about to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The runners are in position and the starting gun is raised. The race ____ begin.
Cevabı göster
is about to
Are you trying to carry stuff more often?
1:25Bir şeyleri daha sık elinizde taşımak mı istiyorsunuz?
Set down: bir nesneyi yüzeyin üzerine koymak
Burada set down, “elde tutulan bir nesneyi bir yüzeyin üzerine koymak” anlamına gelir. Hangi nesnenin kastedildiği bağlamdan anlaşılır: Bu sıra dışı fincanlar bırakılmaya çalışıldığında dengede duramaz. Bu fiziksel anlamda set down ayrılabilen bir öbek fiildir: set the cup down ve set down the cup kullanılabilir. Nesne bir zamirse araya gelir: set it down.
Alıştırma
Cümleyi set down ile tamamlayın ve it zamirini doğal yerine koyun: The glass has no flat base, so you can't ____ safely.
Cevabı göster
set it down
so they'll spill if you try to put them down.
1:32bu yüzden bırakmaya çalışırsanız içindekiler dökülür.
Now, this amazingly intricate chocolate temple is even more intricately Dilbilgisi
1:34Şimdi, inanılmaz ayrıntılı bu çikolata tapınağı daha da incelikli bir şekilde
Amazingly intricate … even more intricately wrapped içinde intricate ve intricately
Intricate bir sıfattır. Amazingly intricate chocolate temple ifadesinde temple sözcüğünü niteler ve tapınağın çok sayıda küçük, karmaşık ayrıntıya sahip olduğunu anlatır; amazingly ise konuşanın hayranlık dolu tepkisini güçlendirir. Intricately bununla ilişkili zarftır ve tapınağın nasıl sarıldığını açıklar. More, intricately ile bir karşılaştırma kurar; even ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. Even more intricately wrapped, “daha da ayrıntılı veya özenli bir şekilde sarılmış” demektir. -ly eki zarf yapar; tek başına “daha” anlamına gelmez.
Alıştırma
İki boşluğu intricate sözcüğünden türetilen uygun biçimlerle tamamlayın. İlk boşluk deseni anlatır; ikinci boşluk süslemenin nasıl yapıldığını karşılaştırır: The box has an ____ pattern, and it is ____ decorated than the plain box.
Cevabı göster
intricate · more intricately
Here's an even better idea: geliştirilmiş bir öneri sunmak
Here's ifadesi burada dinleyenlere bir fikir sunar; here esas olarak bir yeri göstermez. Bu ifade yeni bir öneriyi ortaya koyarak konuşmayı ilerletir. Even better, yeni fikri daha önce sözü edilen bir fikirle karşılaştırır ve onun daha iyi olduğunu belirtir. Bu geçiş ayrıca konuşmacı öneriyi açıklamadan önce merak uyandırır.
Alıştırma
Daha önce bir plan duydunuz. Hangi cümle yeni bir planı doğal biçimde daha iyi bir seçenek olarak sunar?
- Here's the same problem again.
- Here's an even better idea.
- That was the only idea.
Cevabı göster
Here's an even better idea.
Make hard things soft yapısında make + nesne + sıfat
Burada make, bir değişikliğe neden olmak anlamındadır. Hard things nesnedir; soft ise nesne tamamlayıcısıdır ve şeylerin ulaştığı durumu belirtir. Cümle, öznesi you olduğu hâlde bu öznenin söylenmediği kısa bir emir cümlesidir. Sonuca odaklanan bu özlü yapı talimatlarda, başlıklarda ve sloganlarda sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümle odayı aydınlık hâle getirmek anlamına gelir?
- Make the room brightly.
- Make the room bright.
- Make a bright room.
Cevabı göster
Make the room bright.
These pillows photorealistically reproduce textures like plywood and concrete.
1:46Bu yastıklar kontrplak ve beton gibi dokuları fotogerçekçi biçimde yeniden üretiyor.
and keep it cute with glasses that give you anime eyes. Notlar
1:55ve size anime gözleri kazandıran gözlüklerle sevimli görünümünüzü koruyun.
keep it cute: sevimli tarzı korumak
keep it cute ifadesinde keep “sürdürmek”, cute ise istenen tarz anlamına gelir. Bu ifade, bir şey eklenirken veya değiştirilirken genel sevimli etkinin korunmasını söyler. It belirli bir nesneyi göstermez. Burada oluşturulan görünümün genelini temsil eder; dolayısıyla gözlükler tüm görünümün sevimli kalmasına yardımcı olur.
Alıştırma
“Genel sevimli tarzı korumak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Add a small ribbon to ____.
Cevabı göster
keep it cute
anime eyes: Japon animasyonundan esinlenen görünüm
Anime eyes, Japon animelerinde sıkça görülen büyük ve yoğun biçimde stilize edilmiş gözlere benzetilen gözler anlamına gelir. Tıbbi veya doğal bir göz türünü değil, görsel bir etkiyi anlatır. Bu cümlede gözlükler karaktere benzeyen bu görünümü yaratır. Anime, tarz göndermesini genel olarak animasyona değil, anime estetiğine özgü hâle getirir.
Alıştırma
Örnekte anime eyes ne anlama geliyor?
- Japon animeleriyle ilişkili büyük, stilize bir göz etkisi
- Doğuştan büyük gözlerin tıbbi adı
- Hareketli animasyonda gösterilen herhangi bir çift göz
Cevabı göster
Japon animeleriyle ilişkili büyük, stilize bir göz etkisi
Of course, these glasses make it look like someone's got their hands over your eyes,
1:58Elbette bu gözlükler, biri elleriyle gözlerinizi kapatıyormuş gibi görünmenizi sağlıyor,
but I prefer to shade my sight with a country, the USA.
2:03ama ben görüşümü bir ülkeyle, yani ABD'yle gölgelemeyi tercih ederim.
Now, you don't really need glasses when it's rainy,
2:08Yağmur yağarken aslında gözlüğe pek ihtiyacınız olmaz,
Easy, with Rite in the Rain special waterproof paper
2:13Kolay: Rite in the Rain'in özel su geçirmez kâğıdıyla,
especially if you sharpen it inside the nostril of a nose pencil sharpener.
2:18özellikle de kaleminizi burun şeklindeki bir kalemtıraşın burun deliğinde açarsanız.
come back out: yeniden görünür olmak
Bu hava durumu bağlamında güneş comes back out olduğunda, bulutlar veya yağmur yüzünden görünmez olduktan sonra yeniden görünür hâle gelir. Back, “yeniden” anlamını ekler; out ise güneşi artık gizli olmayan bir şey olarak gösterir. come back out kalıbı, içeri giren, saklanan veya üzeri örtülen bir kişinin, hayvanın ya da nesnenin yeniden ortaya çıkmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yeniden görünür oldu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the clouds moved away, the moon ____.
Cevabı göster
came back out
this iPad case will charge the iPad in it using solar power.
2:26bu iPad kılıfı, içindeki iPad'i güneş enerjisiyle şarj eder.
Sprout Bookmarks make it look like life and leaves are springing from your novels, Kalıp ifadeler
2:33Sprout Bookmarks, romanlarınızdan hayat ve yapraklar filizleniyormuş izlenimi verir,
springing from: bir kaynaktan ortaya çıkmak
Burada springing from, bir kaynaktan büyüyor veya birden fışkırıyor gibi görünmek anlamına gelir. Kitap ayracının tasarımı, yaprakların romanlardan çıkıyormuş gibi görünmesini sağlar. Spring burada mevsim adı değil, fiildir. Spring from, bir çatlaktan fışkıran su gibi görülebilir bir çıkış noktasını veya bir sorudan doğan fikir gibi soyut bir nedeni anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi spring from ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Tiny flowers looked as if they were ____ the cracks in the stone wall.
Cevabı göster
springing from
so they appear to float in the air. Dilbilgisi
2:46böylece kitaplar havada süzülüyormuş gibi görünür.
appear to float: belirsiz bir görünümü anlatmak
Appear to + fiilin yalın hâli, “bir şey oluyormuş gibi görünmek” anlamına gelir. Burada appear to float, kitapların havada süzüldüğüne dair görsel izlenimi anlatır; gerçekten süzüldüklerini kesin olarak söylemez. Gözleminizi aktarırken başka bir açıklamaya da yer bırakmak istediğinizde bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Belirsiz bir görünümü anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: From far away, the two roads ____ meet at the lake.
Cevabı göster
appear to
Now, back to ...: önceki bir konuya dönmek
Now, back to ... kısa bir yan konunun bittiğini ve konuşmacının önceki bir konuya döndüğünü dinleyicilere bildirir. Buradaki back fiziksel hareketi değil, konuşmanın yönünü anlatır. Konuşmacı devam edeceği konuyu to sözcüğünden sonra getirir; bu da dinleyicilerin fikirlerin sırasını takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Kısa bir yan konuşmanın ardından önceki konuya döndüren yönlendirme ifadesini tamamlayın: “Now, ____ to the safety checklist.”
Cevabı göster
back
If you get leaves like spinach and other junk stuck in your teeth after eating, Dilbilgisi
2:49Yemekten sonra ıspanak gibi yapraklar ve başka ıvır zıvırlar dişlerinize takılırsa,
get + nesne + geçmiş zaman ortacı: get ... stuck in your teeth
get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin sonuç olarak belirli bir duruma girdiğini gösterir. Burada leaves like spinach and other junk ifadesi nesnedir; stuck in your teeth ise nesnenin sonuçtaki yerini ve durumunu anlatır. Bu bağlamda get, yiyeceği bilerek dişlere yapıştırmak anlamına gelmez. Genellikle kazara, sonunda yiyeceğin orada sıkışmış olması anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi get + my scarf + caught ile tamamlayın: I don't want to ____ in the zipper.
Cevabı göster
get my scarf caught
fear no more with a mirror in a plate. Ton ve niyet
2:53içinde aynası olan bir tabak sayesinde artık korkmanıza gerek yok.
Dramatik teselli ifadesi fear no more
Fear no more, ‘bu sorundan artık korkmayı veya bu sorun için endişelenmeyi bırak’ anlamına gelen emir biçiminde bir teselli ifadesidir. you öznesi söylenmeden anlaşılır ve no more, ‘artık değil’ anlamına gelir. Bu cümlede ifade, önerilen çözümün heyecan verici ve akılda kalıcı görünmesi için küçük bir sıkıntıyı dramatik hâle getirir. Konuşan kişi gerçek anlamda dehşetten söz etmez.
Alıştırma
Fear no more! hangi ortamda en doğal duyulur?
- Bir hastanın belirtilerini anlatan resmî bir tıbbi rapor
- Günlük küçük bir soruna çözüm sunan eğlenceli bir reklam
- Ciddi kaygısını anlatan bir arkadaşa verilen sakin ve tarafsız bir yanıt
Cevabı göster
Günlük küçük bir soruna çözüm sunan eğlenceli bir reklam
you reveal a mirror to check your teeth.
2:57dişlerinizi kontrol edebileceğiniz bir ayna ortaya çıkar.
Once you're done eating: bir eylemi bitirip sonrakine geçmek
Once, sonraki eylem gerçekleşmeden önce bitmesi gereken eylemi tanıtır. Burada yemek yemeyi bitirir bitirmez veya yemeyi bitirdikten sonra anlamına gelir. be done + -ing yapısında done, eylemin bittiğini gösterir; -ing biçimi ise etkinliğin adını verir: you're done eating = yemek yemeyi bitirdin. Once yan cümlesi ilk adımı, ana cümle ise sonraki adımı verir.
Alıştırma
Cümleyi Once you're done ve read fiilinin -ing biçimiyle tamamla: ____, put the book back on the shelf.
Cevabı göster
Once you're done reading
You can look beyond your own face and into space Anlatım akışı
3:00Kendi yüzünüzün ötesine, uzaya bakabilirsiniz
look beyond ... and into ...: paralel bir geçiş
Cümle, look fiilinden sonra aynı biçime sahip iki yön ifadesi kullanır: beyond your own face ve into space. Beyond, bakışı yakındaki yansımadan öteye taşır; into ise bakışı yeni uzay temasına yöneltir. Dengeli yapı bu değişimi tek ve akıcı bir düşünceye dönüştürür. Face ve space kafiyelidir. Bu ses bağlantısı geçişi eğlenceli ve akılda kalıcı yapar; yaratıcı anlatımın iki farklı konuyu bağlamasına yardım eder.
Alıştırma
Hangi cümle, dikkati sınırlı bir odaktan yeni bir odağa taşımak için beyond ... and into ... yapısını kullanıyor?
- Look beyond today's setback and into the opportunities ahead.
- Today's setback is more serious than yesterday's.
- Look carefully at today's schedule before lunch.
Cevabı göster
Look beyond today's setback and into the opportunities ahead.
evergreen utensils, and a cloud bowl.
3:15çam ağacı biçimli çatal bıçaklar ve bulut şeklinde bir kâse.
season it with salt and pepper from shakers shaped like Fred and Daphne, Notlar
3:21Fred ve Daphne şeklindeki tuzluk ve biberliklerle yemeğinize tat katın,
season it with: Neyle çeşnilendirildiğini belirtmek
Burada season, yemeğe tuz, karabiber, ot, baharat veya benzeri tat vericiler eklemek anlamında bir fiildir. It yemeği gösterir; with ise tat vermek için kullanılan malzemeyi tanıtır: season + yiyecek + with + çeşni. Bu yapı, neyin tatlandırıldığını ve tat vermek için neyin kullanıldığını ayırır. Bu cümlede yemek tatlandırılan şey, tuz ve karabiber ise tat veren malzemelerdir.
Alıştırma
season + object + with yapısını kullanarak yönergeyi tamamlayın: The soup tastes bland, so ____ salt and pepper.
Cevabı göster
season it with
Karakter çiftleri olarak Fred and Daphne ... Kermit and Miss Piggy
Liste, tanınan üç karakter çifti olarak düzenlenmiştir: Fred ve Daphne; Shaggy ve Scooby; Kermit ve Miss Piggy. İlk iki çift Scooby-Doo'dandır; Kermit ve Miss Piggy ise Muppet karakterleridir. Adlar shakers shaped like ifadesinden sonra geldiği için, süslü baharatlık çiftlerinin hangi karakterler biçiminde tasarlandığını belirtir. Bunlar baharat adları veya rastgele kişiler değildir; her çifti tanımak and sözcüğünün neden tekrarlandığını açıklar.
Alıştırma
“Fred and Daphne, Shaggy and Scooby, Kermit and Miss Piggy” şeklindeki gruplandırılmış liste dinleyiciye ne anlatır?
- Yemeğe eklenmesi gereken altı çeşniyi listeler.
- Yemek bekleyen altı müşterinin adını verir.
- Baharatlık tasarımlarında kullanılan, tanınan üç karakter çiftinin adını verir.
Cevabı göster
Baharatlık tasarımlarında kullanılan, tanınan üç karakter çiftinin adını verir.
You can precisely warm your now seasoned dishes in the oven
3:31Artık baharatlandırılmış yemeklerinizi fırında tam ayarında ısıtabilirsiniz
with this magnetic timer that makes your fridge look like a safe.
3:35hem de buzdolabınızı kasa gibi gösteren bu mıknatıslı zamanlayıcıyla.
Or just use a watch that is a giant 10-key number pad. Kelime
3:40Ya da dev bir 10 tuşlu sayısal tuş takımı olan şu kol saatini kullanın.
Donanım terimi olarak 10-key number pad
10-key number pad, rakam tuşları tanıdık hesap makinesi düzeninde yerleştirilmiş kompakt bir sayısal tuş takımıdır. Bu donanım ifadesinde key, kilit açmaya yarayan anahtar değil, basılan tuş demektir. Tireli 10-key, number pad ifadesini niteler. Burada giant, tuş takımı görünümündeki saat kadranının tamamını betimler; dolayısıyla cümle saati büyütülmüş bir sayısal tuş takımı olarak sunar.
Alıştırma
Vurgulanan donanım terimiyle cümleyi tamamlayın: The cashier enters prices quickly on the ____.
Cevabı göster
10-key number pad
ThinkGeek also offers a chocolate-scented t-shirt featuring a chocolate molecule
3:45ThinkGeek ayrıca üzerinde bir çikolata molekülü bulunan, çikolata kokulu bir tişört sunuyor;
Bilimsel ad olarak Theobroma cacao
Theobroma cacao, çekirdekleri çikolata yapımında kullanılan kakao ağacının bilimsel adıdır. İkili adlandırmayı izler: Theobroma büyük harfle başlayan cins adıdır; cacao ise küçük harfle yazılan ve tür epiteti denen ikinci bölümdür. Bu cümlede Latince biçimli ad, çikolata temalı tişörte bilimsel bir hava verir ve çikolatanın kaynak bitkisine işaret eder. Bir marka adı ya da bitmiş çikolata ürününün adı değildir.
Alıştırma
Bir bitki etiketinde Theobroma cacao neyi belirtir?
- Bir çikolata markası
- Kakao ağacının bilimsel adı
- Çikolataya kokusunu veren bir molekül
Cevabı göster
Kakao ağacının bilimsel adı
Even sweeter is upgrading your unsightly mud flap girls Notlar
3:52Daha da tatlısı, çamurluklarınızdaki çirkin kız silüetlerini
Even sweeter is upgrading: değerlendirmenin başa alınması
Even sweeter, değerlendirmeyi vurgulamak için cümlenin başına alınmış bir yüklem tamamlayıcısıdır. Asıl dilbilgisel özne is fiilinden sonra gelir: upgrading your unsightly mud flap girls isim-fiil öbeği. Nötr sıra Upgrading ... is even sweeter olurdu. Bu bilgi sırası, konuşanın önce yargıyı vermesini ve konusunu daha sonra açıklamasını sağlar. Burada sweeter, “daha da iyi” anlamına gelir ve bağlamdaki tatlılık şakasını da sürdürür. Bu cümlede is upgrading şimdiki zamanın devam biçimi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle altyazıyla aynı, değerlendirmenin başta olduğu yapıyı kullanır?
- Even more useful is adding a second handle.
- The mechanic is adding a second handle.
- Adding a second handle is even more useful.
Cevabı göster
Even more useful is adding a second handle.
mud flap girls: kadın silueti süslemeleri
Mud flap girls burada gerçek kızları anlatmaz. ABD araç kültüründe geleneksel olarak kamyon paçalıklarının üstüne veya yakınına yerleştirilen stilize kadın silueti süslemeleri için kullanılan gündelik bir addır. İfade, upgrading fiilinin nesnesidir: video, bilinen siluet motifini elektronik bir cihaza benzeyen yeniden tasarlanmış bir sürümle karşılaştırır. Bu kültürel göndermeyi tanımak, girls sözcüğünün gerçek insanlar sanılmasını önler.
Alıştırma
Altyazıdaki mud flap girls neyi ifade ediyor?
- Kamyon paçalıklarıyla ilişkilendirilen stilize kadın silueti süslemeleri
- Bir kamyonun arkasında yolculuk eden kişiler
- Paçalıkları onaran kızlar
Cevabı göster
Kamyon paçalıklarıyla ilişkilendirilen stilize kadın silueti süslemeleri
Now, jam to some tunes played out of your Marshall amp. Notlar
4:00Şimdi Marshall amfinizden çıkan şarkılarla coşun.
jam to some tunes: müziğin keyfini gündelik bir dille çıkarmak
Burada jam to some tunes, müziğe kendini kaptırmak; onu heyecanla dinlemek, ritmine göre hareket etmek veya bazen ona eşlik ederek çalmak anlamına gelir. Jam burada reçel ya da trafik sıkışıklığı değildir; tunes ise şarkılar veya müzik parçaları için kullanılan gündelik bir sözdür. jam to + müzik kalıbında to, ritmi veya eşliği sağlayan müziği tanıtır. Kişinin daha çok dinlediğini, dans ettiğini veya çaldığını bağlam belirler; ifade tek bir kesin etkinlikten çok rahatça müzikten keyif almayı vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The playlist is ready, so let's ____ while we decorate the room.
Cevabı göster
jam to some tunes
Marshall amp: marka olarak Marshall ve amplifier kısaltması olarak amp
Marshall, gitar amplifikatörleriyle güçlü biçimde özdeşleşmiş bir markadır. Amp, bir enstrümanın elektrik sinyalini hoparlörden duyulabilecek şekilde güçlendiren cihaz anlamındaki amplifier sözcüğünün yaygın kısaltmasıdır. Marshall amp ifadesinde Marshall markayı, amp ise ekipmanı belirtir. Bu kısa adlandırma nesneyi tanıdık bir müzik ekipmanı gibi gösterir; burada Marshall bir kişinin adı veya askerî rütbe değildir, amp de amper birimini ifade etmez.
Alıştırma
Bu cümlede Marshall amp neyi ifade ediyor?
- Elektrik akımını ölçmek için kullanılan bir birim
- Marshall marka bir müzik amplifikatörü
- Marshall adlı bir şarkı
Cevabı göster
Marshall marka bir müzik amplifikatörü
Just kidding: şaka olduğunu hemen açıklamak
“Just kidding”, konuşmacının hemen önce söylediklerinin gerçek olarak anlaşılmaması gerektiğini dinleyiciye bildirir. Burada gerçekmiş gibi sunulan iddiayı geri çeker ve asıl açıklamaya geçer. Bunu bir şakanın veya oyunlu bir kandırmacanın hemen ardından kullanılan kısa bir konuşma işareti olarak kullanabilirsiniz. Bu ifadede “kidding”, “şaka yapmak” demektir; çocuklarla ilgili değildir.
Alıştırma
İlk ifadenin şaka olduğunu hemen gösteren iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: “I ate every cookie. ____—I saved two for you.”
Cevabı göster
Just kidding
full of beers you can open with the jaws of a brain-hungry zombie.
4:06ve beyin açlığı çeken bir zombinin çenesiyle şişelerini açabileceğiniz biralarla dolu.
try using a night light shaped like a creature trying to unplug itself. Dilbilgisi
4:13kendi fişini çekmeye çalışan bir yaratık şeklindeki gece lambasını deneyin.
try using: bir yöntemi denemek
“Try using ...”, try + -ing yapısını izler. “Bir şeyi kullanmayı” olası bir yöntem veya çözüm olarak denemeyi önerir; burada önerilen yöntem belirli bir gece lambasını kullanmaktır. Bu yapı sonucu garanti etmeden pratik tavsiye verir. Yalnızca “onu kullanmak için çaba göster” değil, “bu yöntemin işe yarayıp yaramadığına bak” anlamına gelir.
Alıştırma
Olası bir yöntemi denemeyi anlatan hedef yapıyla tavsiyeyi tamamlayın: “If the zipper is stuck, ____ a little soap on it.”
Cevabı göster
try using
Or light your way with this USB-powered lamp Kalıp ifadeler
4:17Ya da yolunuzu USB'den güç alan bu lambayla aydınlatın,
light your way: fiil olarak light
Bu cümlede light, “üzerine ışık tutarak görünür hâle getirmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi, önünüzdeki yolu ifade eden your way sözüdür. USB ile çalışan lamba yolu aydınlatarak nereye gittiğinizi görmenize yardımcı olabilir. light + iyelik sözcüğü + way yapısı mecazi olarak “birine yol göstermek” anlamında da kullanılabilir. Ancak burada gerçek bir lamba bulunduğu için öncelikli anlam gerçek aydınlatmadır.
Alıştırma
Hangi cümlede light, light your way ile aynı gerçek anlamda fiil olarak kullanılmıştır?
- The room has a light blue wall.
- The lantern will light our way through the tunnel.
- This bag is light enough to carry.
Cevabı göster
The lantern will light our way through the tunnel.
that looks like a cup of melty chocolate pouring all over.
4:20içinden her yere erimiş çikolata dökülen bir fincana benziyor.
Fred Flare offers this cute little poodle USB hub.
4:26Fred Flare bu şirin, küçük kaniş şeklindeki USB hub'ını sunuyor.
You can turn any photo into a hip retro Polaroid with these Polar Frames Kültür
4:31Bu Polar Frames ile herhangi bir fotoğrafı havalı, retro bir Polaroid'e dönüştürebilir
Polaroid: anlık fotoğraf tarzı için kullanılan bir marka adı
Polaroid başlangıçta, anında baskı veren fotoğraf makineleriyle ve çekildikten kısa süre sonra ortaya çıkan fotoğraflarla ilişkilendirilen bir marka adıdır. Burada sıradan bir fotoğraf, özellikle tanıdık beyaz kenarıyla havalı ve retro bir anlık fotoğraf görünümü veren çerçeveye yerleştiriliyor. Polaroid görsel tarzı anlatır; fotoğrafın Polaroid marka bir makineyle çekildiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Polar Frames eklemekten söz eden cümlede Polaroid büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Fotoğrafın Polaroid makineyle çekildiğinin garantisi
- Ağırlığı olağan dışı derecede hafif bir fotoğraf
- Klasik bir anlık fotoğraf görünümü; fotoğraf makinesinin markasını kanıtlamaz
Cevabı göster
Klasik bir anlık fotoğraf görünümü; fotoğraf makinesinin markasını kanıtlamaz
and stop flicking your wrist to tell the time with this watch. Dilbilgisi
4:35ve bu saatle, saati görmek için bileğinizi çevirip durmaktan kurtulabilirsiniz.
stop flicking your wrist: bir eylemi bitiren stop + -ing
“stop flicking your wrist” ifadesinde stop fiilinden sonra -ing biçimindeki flicking gelir. Bu yapı, zaten devam eden veya tekrarlanan bir eylemi sona erdirmek anlamına gelir. Flicking your wrist, bileği hızlıca hareket ettirmeyi anlatır; yani konuşan kişi bu hareketin artık gerekli olmadığını söylüyor. Ardından gelen “to tell the time” ifadesi, bileği hareket ettirmenin amacını gösterir. Bu, stop to do yapısı değildir; stop ile to arasında flicking your wrist eylem grubu bulunur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi stop fiilinin geçmiş biçimi ve tap fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After the reminder, Ben ____ his pencil on the desk.
Cevabı göster
stopped tapping
It's tilted 55° so it lines up with the natural way you hold your arms in front of you. Öbek fiiller
4:3955° eğimli olduğu için kollarınızı önünüzde doğal olarak tutuşunuzla hizalanır.
lines up with: hizalanma ve uyuşma
“lines up with” ifadesindeki line up with, “hizasında olmak” veya “uyuşmak” anlamına gelir. Eğik kadran, saati takan kişinin kollarının doğal duruşuyla aynı yönü izler ve ekranı görmeyi kolaylaştırır. Aktarılabilir yapı A lines up with B biçimindedir. Fiziksel kenarların veya yönlerin hizalanmasını anlatabildiği gibi zamanların, planların, gerçeklerin veya görüşlerin uyuşmasını da anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “konumuyla eşleşir” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The guide line on the camera screen ____ the edge of the table.
Cevabı göster
lines up with
Now, earlier this week I was in Munich at Frühlingsfest Notlar
4:46Bu haftanın başlarında Münih'te, Frühlingsfest'teydim;
Earlier this week: bu haftanın içindeki geçmiş bir zaman
Bu cümlede earlier this week, Münih ziyaretini içinde bulunulan takvim haftasının geçmiş bir noktasına yerleştirir. Earlier şu andan öncesini, this week ise olayın konuşma anını içeren bu hafta içinde kaldığını belirtir. Yakın zamanda tamamlanmış bir olayı geçmiş zamanla aktarmak için sık kullanılan kısa bir zaman zarfıdır. “Bir hafta önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “içinde bulunulan haftanın daha önceki bir zamanında” anlamına gelen üç kelimelik zaman ifadesiyle tamamlayın: It is Friday. I met the new teacher on Tuesday, ____.
Cevabı göster
earlier this week
Frühlingsfest: Münih’in özel adlı bahar festivali
Frühlingsfest, “bahar festivali” anlamına gelen Almanca bir özel addır. Burada sıradan bir bahar gününü veya baharda düzenlenen her şeyi anlatan genel bir sözcüğü değil, Münih’teki belirli bir mevsimlik halk festivalini adlandırır. Bunun bir etkinlik olduğunu anlamak, daha sonra eğlence araçlarından ve festival yiyeceklerinden neden söz edildiğini açıklar. Oktoberfest’ten farklı bir Münih festivalidir.
Alıştırma
Cümlede Frühlingsfest neyi ifade ediyor?
- Bahardaki sıradan herhangi bir gün
- Münih’te düzenlenen, özel adı olan bir bahar festivali
- Oktoberfest’in başka bir adı
Cevabı göster
Münih’te düzenlenen, özel adı olan bir bahar festivali
ate a half-meter-long sausage, and met Bernd das Brot. Notlar
4:54yarım metre uzunluğunda bir sosis yedim ve Bernd das Brot'la tanıştım.
Birleşik sıfat olarak half-meter-long
half-meter-long, sausage sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır: sosis yarım metre uzunluğundadır. İfadenin tamamı sausage sözcüğünden önce geldiği için parçalar kısa çizgilerle birleştirilerek tek bir niteleyici oluşturulur. Bu yapıda birim sözcüğü tekil kalır: meters değil, meter kullanılır. İsimden önce miktar + tekil birim + long yapısını yeniden kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi tek bir birleşik sıfatla tamamlamak için one, meter ve long sözcüklerini kullan: They carried a ____ board.
Cevabı göster
one-meter-long
Bir karakterin tam adı olarak Bernd das Brot
Bernd das Brot, somun ekmek biçiminde olan ve bir insan gibi davranan bir Alman çocuk televizyonu karakterinin tam adıdır. Almancada das Brot, ekmek anlamına gelir; ancak burada bu sözcükler özel adın parçasıdır. Bu cümlede met Bernd das Brot, sıradan bir ekmekle karşılaşmak değil, karakterle ya da onu temsil eden bir görüntü veya figürle karşılaşmak anlamına gelir. İngilizcede bu karakterden söz ederken Bernd das Brot adını koru.
Alıştırma
Bu cümlede Bernd das Brot neyi ifade eder?
- Somun ekmek biçiminde bir Alman çocuk televizyonu karakteri
- Konuşanın satın aldığı sıradan bir ekmek
- Yarım metre uzunluğunda bir sosis türü
Cevabı göster
Somun ekmek biçiminde bir Alman çocuk televizyonu karakteri
it hailed: hava durumu fiili olarak hail
it hailed ifadesinde hail, gökten küçük buz tanelerinin düştüğünü, yani dolu yağdığını anlatan bir hava durumu fiilidir. Birini selamlamak veya taksi çevirmek anlamında değildir. İngilizcedeki hava durumu ifadelerinde it hailed, it rained ve it snowed örneklerinde olduğu gibi, belirli bir şeye gönderme yapmayan dil bilgisel özne it sıkça kullanılır. Buradaki it belirli bir şeyi göstermez.
Alıştırma
“It hailed all afternoon,” cümlesinde “hailed” ne anlama gelir?
- Biri taksi çevirdi.
- Gökten küçük buz taneleri düştü.
- İnsanlar yüksek sesle tezahürat yaptı.
Cevabı göster
Gökten küçük buz taneleri düştü.
did get: olumlu geçmiş zaman cümlesinde vurgulu did
Bu olumlu cümlede did get, “gerçekten aldım” ya da “aslında aldım” anlamına gelir. Yardımcı fiil did vurgu ekler; çoğu zaman bir beklentiyi düzeltir veya karşıtlığı öne çıkarır. Geçmiş zaman bilgisini did taşıdığı için ana fiil yalın biçimde kalır: did get denir, did got denmez.
Alıştırma
Yanlış düşünceyi düzeltmek için yanıtı get fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: “You did not receive my email.” “I ____ your email yesterday.”
Cevabı göster
did get
And as always, thanks for watching. Kalıp ifadeler
5:04Ve her zamanki gibi, izlediğiniz için teşekkürler.
As always, ile tanıdık bir rutini belirtmek
Bu cümlede as always, “önceki seferlerde olduğu gibi” anlamına gelir. thanks for watching sözünü, konuşmacının videoyu bitirirken kullandığı tanıdık ve tekrarlanan bir kapanış biçimi olarak sunar. Ana mesajdan önce yer alıp virgülle ayrıldığı için yalnızca bir fiili nitelemek yerine tüm durum hakkında yorum yapar. Bu kalıbı, şimdiki bir eylemi veya mesajı yerleşmiş bir alışkanlıkla ilişkilendirmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Tanıdık bir rutini belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “____, please put your books away before lunch.”
Cevabı göster
As always