Amerika'da Milyonlarca İşitme Cihazı Nasıl Üretiliyor | Big Business: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Haber, kişiye özel işitme cihazlarının üretimini, özelliklerini, fiyatlarını, ABD kurallarını, sağlık etkilerini ve erişimi ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. designed by machine and finalized by hand. | Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki edilgen yapı, özneyi yinelemeden otomatik ve elle yapılan aşamaları karşılaştırır. 2. over-the-counter hearing aids | Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: ABD'deki bu kategorinin hafif ile orta düzey işitme kaybıyla sınırlı olduğunu anlayın. 3. become more accessible for everyone. | Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: engeller azalırken ürün veya hizmetleri edinmenin ve kullanmanın kolaylaşmasını anlatın.
Bu derste
A squirt of silicone is the start of a hearing aid. Kelime
0:00Bir işitme cihazının yapımı, bir miktar silikon sıkılmasıyla başlıyor.
A squirt of silicone: sıkılarak çıkarılan küçük bir miktar
Bu cümlede a squirt of silicone, silikonun tek seferde bastırılarak veya sıkılarak çıkarılan küçük bir miktarını anlatır. Squirt, a'dan sonra gelen sayılabilir bir isimdir; of ise miktarı belirtilen malzemeyi tanıtır. a squirt of + sıvı veya yumuşak malzeme kalıbı, kesin bir ölçüden ziyade gündelik ve yaklaşık bir miktar belirtir. Burada isim öbeğinin tamamı, işitme cihazını yapmak için kullanılan başlangıç malzemesidir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen üç kelimelik miktar ifadesiyle tamamlayın: Press the pump once and add ____ hand soap to the sponge.
Cevabı göster
a squirt of
The device is designed by machine and finalized by hand. Dilbilgisi
0:04Cihaz makineyle tasarlanıyor, son hâli ise elle veriliyor.
designed by machine and finalized by hand: ortak kullanılan tek edilgen yapı
Designed ve finalized, aynı özneyi, yani The device ifadesini niteleyen sıralı geçmiş zaman ortacı biçimleridir. Is ilk edilgen yapıyı kurar ve finalized için de geçerlidir; açık biçimdeki anlam The device is designed by machine and is finalized by hand şeklindedir. İngilizcede dengeli bir sıralama içinde tekrarlanan yardımcı fiil atılabilir. By machine ve by hand yöntemleri anlatır. Aralarındaki karşıtlık üretimi iki aşamalı gösterir: makine temelli tasarım ve ardından insan eliyle son işlem. Aktarılabilir kalıp be + geçmiş zaman ortacı + ... and + geçmiş zaman ortacı + ... şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle iki paralel edilgen aşama için tek bir ortak yardımcı fiili doğru kullanır?
- The frame is cut by machine and polished by hand.
- The frame cuts by machine and polished by hand.
- The frame is cut by machine and polish by hand.
Cevabı göster
The frame is cut by machine and polished by hand.
But it's no longer just used for basic hearing. Dilbilgisi
0:09Ama artık yalnızca temel işitme desteği için kullanılmıyor.
“no longer just used for”: kullanımın artık tek bir amaçla sınırlı olmaması
“No longer just used for” ifadesi, zaman içindeki bir değişimi amaç sınırlamasıyla birleştirir. “No longer”, önceki bir tanımın artık doğru olmadığını; “just” ise burada “yalnızca” anlamını taşır. Bu cümlede temel işitme desteği hâlâ cihazın kullanım alanlarından biridir. Anlatılmak istenen, cihazın artık bundan daha fazlasını yapmasıdır. Aktarılabilir kalıp no longer just used for + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle, kitap okumanın hâlâ tabletin kullanım alanlarından biri olduğunu ancak artık başka kullanım alanlarının da bulunduğunu belirtir?
- The tablet was just used for reading books.
- The tablet is no longer used for reading books.
- The tablet is no longer just used for reading books.
Cevabı göster
The tablet is no longer just used for reading books.
This customized aid can connect to your phone,
0:12Bu kişiye özel işitme cihazı telefonunuza bağlanabiliyor,
and even translate another language in real time. Kalıp ifadeler
0:15ve hatta başka bir dili gerçek zamanlı olarak çevirebiliyor.
“in real time”: bir şeyi gerçekleştiği anda işlemek
“In real time”, bilginin olay gerçekleşirken neredeyse aynı anda, fark edilir bir gecikme olmadan işlenmesi, gösterilmesi veya iletilmesi anlamına gelir. Burada cihaz çeviriyi konuşma bittikten sonra değil, konuşma sırasında üretir. Bu, genellikle translate another language in real time örneğindeki gibi fiil grubundan sonra kullanılan sabit bir zarf ifadesidir. “Gerçek” zaman ile hayalî zaman arasında sözcüğü sözcüğüne bir karşıtlık değildir.
Alıştırma
Cümleyi “olay gerçekleşirken” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The dashboard updates ____ as new data arrives.
Cevabı göster
in real time
take out the garbage: çöpü dışarı çıkarmak
“take out the garbage” ifadesinde take out, çöpü toplanması veya atılması için dışarı taşımak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. garbage kelimesi, take out ifadesinin burada sıradan bir nesneyi bir yerden çıkarmak değil, çöple ilgilenmek anlamında kullanıldığını gösterir. Bu ifade ev işi hakkında konuşurken yaygındır ve günlük rica cümlelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Rica cümlesini tamamlayan ve çöpü atmak için dışarı taşımak anlamına gelen ifadeyi seçin. Can we ______ the garbage tonight?
- take over
- take out
- take off
Cevabı göster
take out
We visited one of the world's largest hearing aid manufacturers to learn more. Dilbilgisi
0:21Daha fazla bilgi edinmek için dünyanın en büyük işitme cihazı üreticilerinden birini ziyaret ettik.
one of the world's largest hearing aid manufacturers: dünyanın en büyük işitme cihazı üreticilerinden biri
one of + the world's largest + çoğul isim kalıbı, öznenin dünyadaki en büyükler grubunun üyelerinden biri olduğunu belirtir. Burada grup işitme cihazı üreticilerinden oluşur ve şirket bu grubun üyelerinden biridir. one of bir gruptan tek bir üyeyi seçtiği için, ardından gelen isim çoğul olur: manufacturers. Bu ifade şirketin dünyadaki tek en büyük şirket olduğunu söylemez; şirketi en büyükler grubuna yerleştirir.
Alıştırma
Şirketin en büyükler arasında olduğunu, ancak mutlaka birinci olmadığını göstermek için cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin. We visited ______ to learn more.
- one of the world's largest hearing aid manufacturers
- the world's largest hearing aid manufacturer
- one of the world's larger hearing aid manufacturers
Cevabı göster
one of the world's largest hearing aid manufacturers
38 to 48 million Americans have some degree of hearing loss. Kalıp ifadeler
0:2738 ila 48 milyon Amerikalıda bir dereceye kadar işitme kaybı var.
some degree of hearing loss: belli bir düzeyde işitme kaybı
Bu cümlede some degree of hearing loss, sayılan her kişide hafif, orta ya da daha ağır olabilen bir düzeyde işitme kaybı bulunduğunu belirtir. Buradaki some, 'belirli bir tür' anlamına gelmez. some degree of + sayılamayan isim kalıbı, bir durumun var olduğunu temkinli biçimde söylerken kesin şiddetini belirtmez. Kişilerin veya vakaların bir ölçek üzerinde farklı düzeylerde bulunduğu durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki 'belirtilmemiş ama gerçek bir düzey' anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Most new projects involve ____ risk.
Cevabı göster
some degree of
That's about the population of Canada or Spain. Anlatım akışı
0:31Bu, aşağı yukarı Kanada ya da İspanya'nın nüfusu kadar.
That's about + tanıdık bir ölçüt
That's about the population of Canada or Spain cümlesindeki That's, daha önce belirtilen 38 ila 48 milyon sayısına gönderme yapar. Cümle yeni bir istatistik sunmaz; bilinen bir ülke nüfusunun büyüklüğüyle karşılaştırma yapar. That's about + tanıdık bir ölçüt kalıbı, büyük ve soyut bir sayıyı dinleyicilerin gözünde canlandırabileceği bir ölçeğe dönüştürür. Buradaki about, 'bir konu hakkında' değil, 'yaklaşık olarak' anlamındadır.
Alıştırma
Bir konuşmacı az önce bir stadyumun 80,000 kişi aldığını söyledi. Hangi devam cümlesi, sayıyı daha kolay canlandırmak için tanıdık bir ölçütü en iyi şekilde kullanır?
- That's about why the stadium was built.
- The population is about a small city.
- That's about the population of a small city.
Cevabı göster
That's about the population of a small city.
only about 20% of adults in the US who need a hearing aid actually have one. Anlatım akışı
0:34ABD'de işitme cihazına ihtiyaç duyan yetişkinlerin yalnızca yaklaşık %20'si gerçekten bir cihaz kullanıyor.
only about 20% ... actually have one ile farkı vurgulamak
Only about 20% ifadesi tahmini oranın hem yaklaşık hem de dikkat çekici ölçüde düşük olduğunu baştan gösterir; böylece dinleyici önce payın küçüklüğünü fark eder. Ardından actually have one, odağı işitme cihazına ihtiyaç duyan kişilerden uygulamadaki gerçek duruma kaydırır. Actually beklenti ile gerçeklik arasındaki farkı belirtirken one, a hearing aid ifadesinin yerini tutar. Bu iki bölüm birlikte ihtiyaç ile gerçek sahiplik arasındaki karşıtlığı çerçeveler.
Alıştırma
Vurgulanan bilgi düzenini kullanarak cümleyi tamamlayın: Many residents need air conditioning, but ____ 25% ____ have it.
Cevabı göster
only about · actually
Şaşırtıcı bir bilgiye giriş olarak believe it or not,
Believe it or not, beklenmedik veya inanması güç bir bilgiden önce kullanılan parantez niteliğinde bir söylem belirtecidir. Dinleyiciyi beklentilerini değiştirmeye hazırlar ve anlatıma etkileşimli, konuşma diline özgü bir ton kazandırır. Dinleyiciden konuşmacıya inanıp inanmamayı gerçekten seçmesini isteyen bir ifade değildir; bu nedenle cevap beklenmez.
Alıştırma
Cevap istemeden bir bilgiyi şaşırtıcı olarak sunan konuşma diline özgü girişle cümleyi tamamlayın: ____, our quiet neighbor used to be a rock drummer.
Cevabı göster
Believe it or not
there's only one traditional hearing aid manufacturer that's US-owned and operated. Kalıp ifadeler
0:40Amerikalılara ait olan ve Amerikalılar tarafından işletilen yalnızca bir geleneksel işitme cihazı üreticisi var.
US-owned and operated: ABD mülkiyetinde ve ABD tarafından işletilen
US-owned and operated ifadesi US-owned and US-operated şeklinde açılabilir. US, eş görevli iki ortaçla da anlaşılır: üretici ABD taraflarının mülkiyetindedir ve yine ABD kuruluşları tarafından işletilir. Owned mülkiyeti veya kontrolü; operated ise işletmeyi uygulamada kimin yönettiğini anlatır. Mülk sahibiyle işletmeci her zaman aynı taraf olmadığı için bu ikili, iki koşulun da geçerli olduğunu vurgular.
Alıştırma
Yerel sakinlerin işletmenin hem sahibi hem de işletmecisi olduğunu belirten ifadeyle tamamlayın: The grocery cooperative is locally ____.
Cevabı göster
owned and operated
it's produced tens of millions of these devices. Kalıp ifadeler
0:48bu cihazlardan on milyonlarcasını üretti.
Since then, it's produced: o zamandan beri üretti
Since then, daha önce sözü edilen bir zamana veya olaya geri gönderme yapar ve o noktadan şimdiye kadar uzanan dönemi kapsar. Bu henüz kapanmamış zaman aralığı, birikmiş bir sonuç için present perfect kullanımını doğal kılar: has produced tens of millions. it's produced içindeki it's, it is değil it has biçiminin kısaltmasıdır. Produced, has produced yapısını tamamlayan geçmiş zaman ortacıdır; it is produced ise farklı yapı ve anlama sahip geniş zamanlı bir edilgen biçim olurdu.
Alıştırma
İngilizce cümleyi Since then ve welcome fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The museum opened in 2018. ____, it ____ more than a million visitors.
Cevabı göster
Since then · has welcomed
tens of millions of: yaklaşık çok büyük bir miktar
Tens of millions of, birkaç on milyon düzeyinde, kabaca yirmi milyondan yüz milyonun biraz altına kadar bir miktarı belirtir; kesin bir sayı vermez. Bu cümlede belirli bir toplam iddia etmeden üretimin çok büyük ölçekte olduğunu vurgular. Kalıp tens of millions of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. İlk of, tens of millions ifadesini kurar; ikinci of ise bu miktarı sayılan kişi veya nesnelere bağlar: tens of millions of devices.
Alıştırma
Yaklaşık yirmi milyondan yüz milyonun biraz altına kadar bir toplamı ifade eden İngilizce kalıpla cümleyi tamamlayın: The platform processes ____ transactions each year.
Cevabı göster
tens of millions of
We do business in over 100 countries, Kalıp ifadeler
0:52100'den fazla ülkede faaliyet gösteriyoruz
do business in: bir yerde veya pazarda faaliyet göstermek
Do business in, bir yerde, pazarda veya sektörde ticari faaliyet yürütmek anlamına gelir. Burada in over 100 countries, şirket faaliyetlerinin coğrafi kapsamını belirtir. In edatı, faaliyetin nerede veya hangi pazarda gerçekleştiğini gösterir. Müşteriyi, tedarikçiyi ya da başka bir ticari ortağı belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle şirketin Brezilya'da ticari faaliyet yürüttüğünü açıkça belirtir?
- The company makes business in Brazil.
- The company does business with Brazil.
- The company does business in Brazil.
Cevabı göster
The company does business in Brazil.
and we change people's lives through better hearing.
0:54ve insanların daha iyi duymasını sağlayarak hayatlarını değiştiriyoruz.
It's a big business that begins with the tiniest of measurements. Anlatım akışı
0:57Bu büyük iş, en ufak ölçümlerle başlıyor.
en küçük ölçümlerle başlayan büyük bir sektör
Cümle, ölçek karşıtlığı yaratmak için a big business ile the tiniest of measurements ifadelerini yan yana getirir: büyük bir sektör, son derece küçük ve hassas ölçümlere dayanır. Burada a big business, yalnızca işin ne kadar kârlı olduğunu değil, esas olarak sektörün büyüklüğünü anlatır. that begins with the tiniest of measurements ilgi cümleciği bu karşıtlığı bir geçişe dönüştürür. Açıklamayı sektörün genel büyüklüğünden üretim sürecinin başındaki küçük ölçümlere taşır. A begins with B kalıbı da büyük bir sonucu küçük bir ilk adımla ilişkilendirebilir.
Alıştırma
a big business ile the tiniest of measurements arasındaki karşıtlık hangi söylem işlevini görür?
- Sektörün büyük ölçeğinden, arkasındaki hassas ve küçük ölçekli çalışmaya geçer.
- Farklı ölçüm sistemleri kullanan iki şirketi karşılaştırır.
- İşletmenin kâr edemeyecek kadar küçük olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sektörün büyük ölçeğinden, arkasındaki hassas ve küçük ölçekli çalışmaya geçer.
a silicone impression of the ear goes through a 3D scanner that captures all of its unique dimensions. Kelime
1:02kulağın silikon kalıbı, kendine özgü tüm boyutları kaydeden bir 3D tarayıcıdan geçiriliyor.
kulağın silikon kalıbı
Bu üretim ve tıp bağlamında impression, yumuşak bir malzemenin bir vücut bölümüne bastırılmasıyla yapılan fiziksel kalıp veya negatif kopyadır. Bu nedenle a silicone impression of the ear, kulağın kesin biçimini ve boyutlarını koruyan, taranabilen veya özel bir ürün yapmak için kullanılabilen silikon bir kulak kalıbıdır. Bu, impression sözcüğünün uzmanlık alanına ait somut anlamıdır; bir kişi veya şey hakkındaki görüş ya da his anlamına gelen yaygın soyut anlamı değildir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The audiologist made a silicone impression of the patient's ear. impression ne anlama gelir?
- Hastanın kişiliği hakkındaki bir görüş
- Kulağın biçimini yeniden oluşturan fiziksel bir kalıp
- Ekranda gösterilen bir fotoğraf
Cevabı göster
Kulağın biçimini yeniden oluşturan fiziksel bir kalıp
prints out: tamamlanmış bir çıktı üretmek
Prints out, print out öbek fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada makinenin dijital tasarım verilerinden fiziksel bir nesne üretmesi anlamına gelir; out dışarı doğru hareketi değil, tamamlanmış çıktıyı vurgular. Bir cihazın veya sürecin ne ürettiğine odaklanmak istediğinde print out kullanılır. Bu cümlede ortaya çıkan çıktı, acrylic shell’dir.
Alıştırma
Tamamlanmış çıktıyı vurgulamak istediğinizde cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The 3D printer ___ a replacement part.
- prints
- draws out
- prints out
- reads out
Cevabı göster
prints out
acrylic shell: malzemesi belirtilen cihaz dış kabuğu
An acrylic shell, sert ve saydam bir plastik olan akrilikten yapılmış dış kasadır. Acrylic kasanın hangi malzemeden yapıldığını, shell ise bir cihazın koruyucu dış bölümünü belirtir. Burada shell, elektronik parçaları içine alan ve koruyan üretilmiş bir parçayı ifade eder. Bu bir ürün parçasıdır; shell adı verilen komut satırı ortamı değildir.
Alıştırma
The prototype robot has an acrylic shell around its sensors cümlesinde acrylic shell ne anlama gelir?
- Robotun içindeki metal bir parça
- Robota yapıştırılmış bir kâğıt etiket
- Bir yazılım komut satırı ortamı
- Akrilikten yapılmış bir dış kasa
Cevabı göster
Akrilikten yapılmış bir dış kasa
which holds all of the electronic components. Dilbilgisi
1:09bu kabuk da tüm elektronik bileşenleri barındırıyor.
which holds all of the electronic components: gövdenin işlevini eklemek
Burada which, acrylic shell ifadesine geri gönderme yapar. Virgülden sonraki ilgi cümleciği gövdenin ne yaptığını açıklar: tüm elektronik bileşenleri barındırır. Bu cümlecik non-restrictive, yani sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Zaten belirlenmiş olan gövde hakkında ek bilgi verir; birkaç gövde arasından birini seçmez. Bu yapı, ismi tekrarlamadan bir parçanın işlevini açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede which önündeki virgül neyi gösterir?
- Birkaç akrilik gövde arasından birini belirler.
- Akrilik gövde hakkında ek bilgi verir.
- Elektronik bileşenlerin gövdeyi yaptığını söyler.
Cevabı göster
Akrilik gövde hakkında ek bilgi verir.
And a special software helps the technician determine how to create the smallest, Dilbilgisi
1:12Özel bir yazılım da teknisyenin mümkün olan en küçük,
most comfortable hearing aid for that patient's ear and prescription.
1:15en rahat ve hastanın kulağıyla reçetesine en uygun işitme cihazını nasıl üreteceğini belirlemesine yardımcı oluyor.
helps the technician determine how to create: help + nesne + yalın fiil
Burada helps, help + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: helps the technician determine. Yazılım yardım eden taraftır, teknisyen yardımı alan kişidir ve determine teknisyenin gerçekleştirdiği eylemdir. how to create ifadesi, teknisyenin çözmesi gereken yöntemi ortaya koyar. Yazılım, teknisyenin en küçük ve en rahat işitme cihazının nasıl yapılacağına karar vermesine yardımcı olur; bu, yazılımın cihazı kendi başına yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle videodaki cümleyle aynı help + nesne + yalın fiil kalıbını kullanır?
- The software helps the technician determining how to create a hearing aid.
- The software helps the technician to determine how to create a hearing aid.
- The software helps the technician determine how to create a hearing aid.
Cevabı göster
The software helps the technician determine how to create a hearing aid.
the smallest, most comfortable hearing aid: eş görevli üstünlük biçimleri
the smallest, most comfortable hearing aid ad öbeğinde tek bir the, eş görevli iki üstünlük sıfatını tanıtır. Her iki sıfat da tekil hearing aid adını niteler; dolayısıyla ifade, hem olabildiğince küçük hem de olabildiğince rahat olacak şekilde tasarlanan tek bir işitme cihazını anlatır. Virgül eş görevli niteleyicileri ayırır; iki ayrı ürün olduğunu göstermez. İngilizcede üstünlük biçimleri farklı yollarla oluşturulur: kısa sıfat small, smallest olurken daha uzun olan comfortable, most comfortable olur. Bu biçimler aynı adın önünde eş görevli kullanıldığında the belirleyicisini paylaşabilir ve her sıfat kendi normal üstünlük biçimini korur.
Alıştırma
Cümleyi light ve durable sıfatlarının üstünlük biçimleriyle tamamlayın: For the expedition, we need the ____, ____ tent available.
Cevabı göster
lightest · most durable
Since the final customized product is assembled by hand, Dilbilgisi
1:19Kişiye özel nihai ürün elle monte edildiği için,
Since: neden bildirme
Burada Since bir neden bildirir: nihai özel üretim ürün elle monte edilir. Ana cümle sonucu verir: tüm süreç dört güne kadar sürebilir. Anlamı because sözcüğüne yakındır; “belirli bir zamandan itibaren” anlamında değildir. Ayırt etmek için since ile başlayan bölümün ana cümlenin neden doğru olduğunu mu açıkladığına, yoksa bir sürenin ne zaman başladığını mı belirttiğine bakılabilir. Burada elle montaj gecikmeyi açıklar ve herhangi bir başlangıç zamanı verilmez; bu nedenle anlam nedenseldir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Since the roads are flooded, the bus service has stopped. Since burada ne yapıyor?
- Yolların durumuyla otobüs seferlerini karşılaştırır.
- Otobüs seferlerinin durma nedenini bildirir.
- Otobüs seferlerinin ilk başladığı zamanı gösterir.
Cevabı göster
Otobüs seferlerinin durma nedenini bildirir.
take up to 4 days: azami süreyi belirtme
Take + bir süre, bir sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. take up to 4 days ifadesinde up to, dört günü üst sınır olarak belirler; dolayısıyla süreç daha kısa sürebilir. Can bunun kesin bir süre vaadi değil, olası bir üst sınır olduğunu gösterir. Cümle, sürecin mutlaka dört gün süreceği ya da dört gün sonra başlayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take ve bir üst süre sınırı kullanarak tamamlayın: The repair can ____. It may be finished sooner, but four days is the maximum.
Cevabı göster
take up to 4 days
some of the features of his Starkey hearing aid have been essential for his work in the kitchen. Kalıp ifadeler
1:26Starkey işitme cihazının bazı özellikleri mutfakta çalışırken vazgeçilmez olmuş.
essential for his work: bir amaç için gerekli olmayı belirtme
Essential for + bir isim öbeği, belirli bir amaç, faaliyet veya sonuç için gerekli olmak anlamına gelir. Buradaki essential for his work, işitme cihazının özelliklerinin yalnızca yararlı olmadığını, mutfaktaki işini etkili biçimde yapabilmek için bunlara ihtiyaç duyduğunu belirtir. Essential for ifadesinden sonra, o şeye ihtiyaç duyan kullanım alanı veya amaç gelir: essential for the job, essential for safety ya da essential for communication.
Alıştırma
Bir şeyin bir faaliyet için gerekli olduğunu göstermek üzere essential for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- These gloves are essential of handling hot pans safely.
- These gloves are essential on handling hot pans safely.
- These gloves are essential for handling hot pans safely.
Cevabı göster
These gloves are essential for handling hot pans safely.
I can answer my phone while I'm cutting fish. Notlar
1:31Balık keserken telefonuma cevap verebiliyorum.
answer my phone: gelen aramayı açmak
Bu cümlede answer my phone, “gelen aramayı açıp arayan kişiyle konuşmak veya onu dinlemek” anlamına gelir. Answer fiili phone sözcüğünü doğrudan nesne olarak alabilir; cihazın sorduğu bir soruyu yanıtlamak anlamına gelmez. Bir aramayı açma eylemi için answer + the/your/my phone kullanılır: answer the phone, answer your phone veya answer my phone.
Alıştırma
“I can answer my phone” cümlesindeki “answer my phone” ne anlama gelir?
- Gelen aramayı açıp arayan kişiye yanıt vermek
- Birine kısa mesaj göndermek
- Telefonun neden çaldığını açıklamak
Cevabı göster
Gelen aramayı açıp arayan kişiye yanıt vermek
while I'm cutting fish: zaman bakımından örtüşen eylemler
while I'm cutting fish, answer my phone eyleminin zaman arka planını verir. İlerleyen eylemi gösteren I'm cutting biçimi, balık doğrama eylemini hâlihazırda sürmekte olan bir eylem olarak sunar ve diğer eylem aynı süre içinde gerçekleşebilir. Burada while, “... olduğu süre boyunca” anlamına gelir; karşıtlık bildiren “oysa” anlamında değildir. Bu yapı iki eylemin zaman bakımından örtüştüğünü gösterir: ana eylem + while + özne + be + -ing.
Alıştırma
Hangi cümlede while, bir eylemin devam eden başka bir eylem sırasında gerçekleştiğini gösterir?
- I listen to music while I'm cleaning my room.
- I listen to music because I'm cleaning my room.
- I like quiet music, while my brother prefers loud music.
Cevabı göster
I listen to music while I'm cleaning my room.
I don't have to touch anything. cümlesindeki don't have to
Don't have to bir şeyi yapmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişinin hiçbir şeye dokunması gerekmiyor; ancak bir şeye dokunmak yasak değil. Bu ifade zorunluluk olmadığını anlatır, yasaklamayı değil. Dokunmanın yasak olduğunu söylemek için mustn't kullanılır.
Alıştırma
don't have to ifadesine hangi anlam karşılık gelir?
- don't have to eylemin zorunlu olmadığı ama izin verildiği anlamına gelir
- don't have to eylemin zorunlu olduğu anlamına gelir
- don't have to eylemin yasak olduğu anlamına gelir
Cevabı göster
don't have to eylemin zorunlu olmadığı ama izin verildiği anlamına gelir
I don't have to stop what I'm doing to actually talk to people. Kalıp ifadeler
1:34İnsanlarla konuşmak için yaptığım işi bırakmam gerekmiyor.
I don't have to stop what I'm doing to actually talk to people. cümlesindeki stop what I'm doing
Stop what I'm doing, o anda yapmakta olduğum etkinliği geçici olarak duraklatmak anlamına gelen günlük bir konuşma kalıbıdır. What I'm doing, bu etkinliğin adı gibi çalışır; bu yüzden konuşan kişi tam olarak ne yaptığını söylemek zorunda değildir. Bu cümlede konuşan kişi, insanlarla konuşmanın mevcut etkinliğini duraklatmasını gerektirmediğini söylüyor. Kalıp geçici bir kesintiyi anlatır; etkinliği sonsuza kadar bırakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede stop what I'm doing hangi anlama geliyor?
- stop what I'm doing şu anda yapmakta olduğum etkinliği duraklatmak anlamına gelir
- stop doing something başka bir şey yapmak için bir etkinliği duraklatmak anlamına gelir
- stop to do something bir etkinliği sona erdirmek anlamına gelir
Cevabı göster
stop what I'm doing şu anda yapmakta olduğum etkinliği duraklatmak anlamına gelir
Chef Paul got his first hearing aids 14 years ago.
1:38Şef Paul ilk işitme cihazlarını 14 yıl önce aldı.
It almost was like: yumuşatılmış bir benzetme başlatmak
It almost was like, ardından gelen benzetmeyi konuşanın öznel bir deneyimi anlatmak için kullandığı yaklaşık bir yol olarak sunar; bu, kelimesi kelimesine bir iddia değildir. Burada yeni duyusal bilgilerin bunaltıcı biçimde bir anda gelmesi, kalabalık bir Chuck E. Cheese'de bulunmaya benzetilir. Almost benzetmeyi yumuşatır: deneyim tam olarak aynı değildir, ancak hissi canlı biçimde aktarmaya yetecek kadar benzerdir. Daha nötr sözcük dizilişi genellikle It was almost like şeklindedir. Almost sözcüğünü was önüne koymak konuşma diline özgü bir varyasyondur ve temel karşılaştırmayı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan konuşma dilindeki karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: ____ the room had suddenly doubled in size.
Cevabı göster
It almost was like
Gürültülü bir aile eğlence merkezi göndermesi olarak Chuck E. Cheese
Chuck E. Cheese, atari oyunları, yanıp sönen ışıkları, zilleri ve diğer gürültülü etkinlikleriyle bilinen, ABD'deki bir aile restoranı ve çocuk eğlence merkezidir. Bu benzetmede ad, kalabalık ve aşırı uyarıcı bir ortamı çağrıştırır. Bir peynir ürününe ya da Chuck adlı bir kişiye değil, bir mekâna gönderme yapar. Bu imgeyi anlamak, neden birçok duyunun aynı anda gelmesini anlatmak için kullanıldığını açıklar.
Alıştırma
Bu benzetmede Chuck E. Cheese anlama ne katar?
- Konuşan Chuck adlı bir kişiyi belirtir.
- Işıklar, oyunlar ve gürültüyle dolu, hareketli bir çocuk eğlence merkezini çağrıştırır.
- Konuşanın tadabildiği bir peynir markasının adını verir.
Cevabı göster
Işıklar, oyunlar ve gürültüyle dolu, hareketli bir çocuk eğlence merkezini çağrıştırır.
“Meydana gelmek” anlamındaki “going on”
Burada going on, bir şeylerin meydana geldiğini veya yaşandığını belirtir. Özne, daha önce sıralanan lights, bells ve whistles ögeleridir; dolayısıyla ifade, aynı anda görülen ve duyulan birçok şeyi devam eden tek bir durum altında toplar. be + going on kalıbı, There is a lot going on outside. örneğinde olduğu gibi o anda sürmekte olan faaliyetleri veya olayları sıkça anlatır. Bu anlamda “devam etmek” demek değildir.
Alıştırma
There were alarms, flashing screens, and people shouting all at once—so much was going on. cümlesinde going on ne anlama gelir?
- meydana geliyordu
- açılıyordu
- bir aradan sonra devam ediyordu
Cevabı göster
meydana geliyordu
But high costs are part of the reason why many adults haven't gotten them. Dilbilgisi
1:46Ancak yüksek maliyetler, birçok yetişkinin bu cihazları edinmemesinin nedenlerinden biri.
Kısmi açıklama bildiren “part of the reason why”
Part of the reason why, belirtilen etkenin sonucu yalnızca kısmen açıkladığını gösterir. Burada yüksek maliyetler, birçok yetişkinin cihazları edinmemesine katkıda bulunur; ancak bu ifade, başka nedenlere de bilinçli olarak yer bırakır. Yapı X + be + part of the reason why + özne + fiil şeklindedir. why yan cümlesi açıklanan sonucu belirtir ve soru cümlesi değil, düz cümle sözcük dizimini kullanır.
Alıştırma
timing unsurunun açıklamanın yalnızca bir parçası olduğunu gösteren dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Timing is ____ we postponed the launch.
Cevabı göster
part of the reason why
anywhere from $700 to $10,000: geniş ve belirsiz bir aralık
Burada anywhere from $700 to $10,000 geniş bir aralık verir: fiyat 700 dolar kadar düşük, 10.000 dolar kadar yüksek veya bu ikisinin arasındaki birçok tutardan biri olabilir. Anywhere kesin tutarın belirsiz olduğunu vurgular; bir yeri ifade etmez. Could yardımcı fiili, bunların tek bir sabit fiyat değil, olası fiyatlar olduğunu daha da belirginleştirir. anywhere from A to B kalıbı fiyat, süre, mesafe, miktar ve başka ölçülerin geniş ya da değişken aralıklarını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi anywhere from A to B kalıbıyla tamamlayın: Delivery can take ____ two days ____ three weeks.
Cevabı göster
anywhere from · to
There really only are five major hearing aid companies in the world,
2:04Dünyada gerçekten yalnızca beş büyük işitme cihazı şirketi var
and they're very highly integrated in that you might hear many different brand names of hearing aids, Dilbilgisi
2:08ve sektör son derece bütünleşmiş durumda; pek çok farklı işitme cihazı markası duysanız da
but it's really five companies controlling the whole thing.
2:13aslında her şeyi bu beş şirket kontrol ediyor.
in that ile bir yargının hangi bakımdan doğru olduğunu belirtmek
Bu cümlede in that, sektörün tam olarak hangi bakımdan son derece bütünleşmiş olduğunu açıklar: birçok işitme cihazı markasının adı görünse de pazarı yalnızca beş şirket kontrol eder. in that sonrasındaki yan cümle, önceki yargıyı destekler ve daha belirgin hâle getirir. in that ifadesini hangi bakımdan anlamına gelen ya da bazı bağlamlarda çünkü anlamı taşıyan tek bir bağlayıcı olarak düşünün. Burada that bir isme işaret etmez; ardından tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Yargının hangi bakımdan doğru olduğunu belirterek cümleyi en iyi tamamlayan seçenek hangisidir? The course is flexible ____ learners can choose their own project.
- although
- because of
- in that
Cevabı göster
in that
the hearing aid industry saw an unexpected surge. Kalıp ifadeler
2:17işitme cihazı sektörü beklenmedik bir artış yaşadı.
saw an unexpected surge: beklenmedik bir sıçrama yaşadı
Bu cümlede saw, sözcüğün gerçek anlamıyla “baktı” değil, “yaşadı” veya “kaydetti” demektir. Bir raporda, sektörün içinde gerçekleşen bir değişiklik anlatılırken sektör saw fiilinin öznesi olabilir. An unexpected surge, önceden tahmin edilmeyen ani ve keskin bir artıştır. Bu nedenle ifade, değişimin hem hızlı hem de şaşırtıcı olduğunu anlatır.
Alıştırma
“The hearing aid industry saw an unexpected surge” cümlesinin anlamına en uygun açıklama hangisidir?
- Sektör, tahmin edilmemiş ani bir artış yaşadı.
- Sektördeki insanlar bir şeye bakarak onu fark etti.
- Sektör beklenen hızda yavaşça büyüdü.
Cevabı göster
Sektör, tahmin edilmemiş ani bir artış yaşadı.
so many more people realized how much they rely actually on subconscious lip reading. Notlar
2:23çok daha fazla insan, dudak okumaya aslında farkında olmadan ne kadar bel bağladığını anladı.
universal masking: herkesin maske takması
Universal masking, ortak kullanılan yerlerde herkesin veya neredeyse herkesin yüz maskesi taktığı bir halk sağlığı uygulaması ya da kuralıdır. Universal, uygulamanın çok geniş bir kapsama sahip olduğunu belirtir; dünyanın her yerindeki her insanın istisnasız maske taktığı anlamına gelmez. Bu terim özellikle COVID-19 salgını sırasında yaygınlaştı. Bu cümlede maskeler konuşan kişilerin ağzını kapatır ve dudak hareketlerinden gelen görsel ipuçlarını ortadan kaldırır. Bu durum, daha fazla insanın duyduklarını anlamak için farkında olmadan dudak okumadan yararlandığını fark etmesini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede universal masking neyi ifade ediyor?
- İnsanların toplum içinde kimliklerini gizlemelerini zorunlu tutan bir kural.
- Ortak kullanılan yerlerde herkesin veya neredeyse herkesin maske taktığı bir halk sağlığı uygulaması.
- Bir sesin başka bir sesi duymayı zorlaştırdığı bir ses etkisi.
Cevabı göster
Ortak kullanılan yerlerde herkesin veya neredeyse herkesin maske taktığı bir halk sağlığı uygulaması.
realized how much they rely ...: gömülü bir derece yan tümcesi
realized fiilinden sonra how much, gömülü derece yan tümcesi how much they rely actually on subconscious lip reading yapısını başlatır. Bu yan tümce, insanların neyi anladığını bildirir ve bağımlılıklarının derecesini daha önce fark ettiklerinden daha büyük veya daha önemli gösterir. Yan tümce gömülü olduğu için how much + özne + fiil biçimindeki bildirme cümlesi dizilişini korur; how much they rely bunun örneğidir. Doğrudan soru dizilişi kullanılmaz. Buradaki actually, gerçek bağımlılık derecesini vurgulayan arasöz niteliğinde bir zarftır; konuşma İngilizcesinde rely ile on arasına girebilir ve rely on tamamlayıcısını değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi how much ve bildirme cümlesindeki özne-fiil dizilişiyle tamamlayın: After the outage, we realized ____ on the internet.
Cevabı göster
how much we rely
subconscious lip reading: dinlerken fark edilmeden kullanılan görsel destek
Bu cümlede subconscious lip reading, kişi bunu yapmaya bilinçli olarak karar vermeden, görülebilen ağız şekilleri ve hareketlerinden konuşmayı anlamaya yardımcı olacak biçimde yararlanmak demektir. Bu görsel ipuçları, özellikle ses bilgisi eksik veya net olmadığında dinleyicinin duyduklarını tamamlar. Subconscious, dinleyicinin bu sürecin farkında olmamasını anlatır. Kişinin bilinçli ve resmî bir dudak okuma becerisinde ustalaştığı ya da yalnızca dudaklardan konuşmayı anlayabildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
'Masks made me notice how much I use subconscious lip reading,' cümlesinde subconscious lip reading ne anlama gelir?
- Bunu yapmaya bilinçli olarak karar vermeden görülebilen ağız hareketlerinden yararlanmak
- Konuşmacının ağzıyla söylediği her sözcüğü bilinçli olarak ezberlemek
- Birinin ellerini izleyerek işaret dilini resmî olarak çevirmek
Cevabı göster
Bunu yapmaya bilinçli olarak karar vermeden görülebilen ağız hareketlerinden yararlanmak
And the industry is also going through another big change. Öbek fiiller
2:28Sektör ayrıca büyük bir değişim daha geçiriyor.
going through ... another big change: başka büyük bir değişim yaşamak
Burada going through, fiziksel bir yerden geçmek değil, bir süreci yaşamak veya o sürecin içinde olmak anlamına gelir. Sektör fiziksel bir yerden geçmiyor; başka büyük bir değişimle karşılaşıyor ve bu değişimi yaşıyor. go through + isim, zaman alan bir süreci, değişimi, zorluğu, incelemeyi veya benzer bir deneyimi anlatır.
Alıştırma
Bir ekibin zaman içinde zor bir süreç yaşadığını göstermek için cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The team is ___ a difficult change.
- going toward (yönelmek)
- going across (karşıya geçmek)
- going through (yaşamak)
Cevabı göster
going through (yaşamak)
Legislation for over-the-counter hearing aids passed in 2017. Kültür
2:32Reçetesiz satılan işitme cihazlarına ilişkin yasa 2017'de kabul edildi.
over-the-counter hearing aids: reçetesiz işitme cihazları
over-the-counter hearing aids, tüketicilerin geleneksel reçete yoluna girmeden doğrudan satın alabileceği işitme cihazları demektir. Burada over-the-counter, ürünün nerede durduğunu değil, ürüne nasıl erişildiğini anlatır. Bu cümlenin ABD bağlamında ifade, 2017'de kabul edilen yasayla bağlantılı düzenlenmiş bir işitme cihazı kategorisini adlandırır ve hafif ya da orta derecede işitme kaybı olan kişilere yöneliktir. Alışılmış reçete süreciyle alınan işitme cihazlarından ayrılır.
Alıştırma
Tüketicinin geleneksel reçete yoluna girmeden doğrudan satın alabileceği bir işitme cihazını en iyi hangi ifade tanımlar?
- prescription hearing aids (reçeteli işitme cihazları)
- over-the-counter hearing aids (reçetesiz işitme cihazları)
- professionally fitted hearing aids (uzman tarafından ayarlanmış işitme cihazları)
Cevabı göster
over-the-counter hearing aids (reçetesiz işitme cihazları)
Tech companies like Bose and Apple are entering the market. Kalıp ifadeler
2:36Bose ve Apple gibi teknoloji şirketleri pazara giriyor.
entering the market: pazara girmek
Enter the market, bir şirketin belirli bir ticari alanda ürün veya hizmet sunmaya ve orada rekabet etmeye başlaması demektir. Buradaki market, insanların alışveriş yaptığı fiziksel bir yer değil, işitme cihazları sektörüdür. are entering yapısındaki şimdiki zaman, bu adımın şu anda veya içinde bulunulan dönemde gerçekleştiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp enter + a/the + market biçimindedir; gerektiğinde enter the US market veya enter the market for home batteries örneklerindeki gibi alanı belirten bir ifade eklenir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iş ifadesiyle tamamlayın: After successful trials, several new brands plan to ____ next year.
Cevabı göster
enter the market
But Starkey points out that these over-the-counter devices Öbek fiiller
2:39Ancak Starkey, bu reçetesiz cihazların
will only be for those with mild to moderate hearing loss, Kelime
2:42yalnızca hafif ila orta derecede işitme kaybı olanlara yönelik olacağını
points out: belirtip vurgulamak
Point out, önemli olan, gözden kaçabilecek veya eksik bir izlenimi düzeltecek bir gerçeğe dikkat çekmek demektir. point out that + yan cümle yapısında yan cümle, vurgulanan gerçeği belirtir. Burada points sözcüğü -s alır çünkü Starkey tekildir. Bu ifade nötr say fiilinden daha fazlasını yapar ve ardından gelen sınırlamayı önemli olarak sunar.
Alıştırma
Bir yazar, okuyucuların gözden kaçırabileceği önemli bir sorunu gerçek olarak vurgulamak istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?
- The report points to rural clinics that still lack trained staff.
- The report points out that rural clinics still lack trained staff.
- The report says that rural clinics still lack trained staff.
Cevabı göster
The report points out that rural clinics still lack trained staff.
Hafif ila orta derecede işitme kaybı
Bu cümlede mild to moderate hearing loss bir şiddet aralığını belirtir: hafif düzeyden orta düzeye kadar sınıflandırılan işitme kaybını kapsar. to, bu aralığın iki uç noktasını birbirine bağlar; hareket veya amaç ifade etmez. Sağlık bağlamında mild yine de gerçek ve ölçülebilir bir sorunu gösterir. moderate ise daha yüksek bir şiddet düzeyidir; günlük dildeki makul miktar anlamına gelmez. Burada bu aralık, cihazların kimlere yönelik olduğunu sınırlar.
Alıştırma
Hafif düzeyden orta düzeye kadar anlamındaki aralıkla İngilizce cümleyi tamamlayın: These devices are designed for people with ____ hearing loss.
Cevabı göster
mild to moderate
and that most Americans will still need personalized fittings and expert care. Kelime
2:45ve Amerikalıların çoğunun yine de kişiye özel ayarlamalara ve uzman bakımına ihtiyaç duyacağını belirtiyor.
Kişiye özel cihaz uyarlamaları ve uzman bakımı
Burada personalized fittings, işitme cihazlarının kişiye göre ayarlanmasına yönelik bireyselleştirilmiş profesyonel hizmetleri ifade eder. Bir fitting; uygun cihazın seçilmesini, fiziksel olarak yerleştirilmesini, programlanmasını veya ayarlanmasını ve kullanıcı için nasıl çalıştığının kontrol edilmesini kapsayabilir. Çoğul fittings ise hizmet sürecinin tamamını ya da birden fazla seansı belirtebilir. İfade expert care ile birlikte kullanıldığı için yalnızca doğru boyutta bir ürün satın almayı değil, kişiye uyarlanmış desteği vurgular. Bu bağlamda fitting, profesyonel bir süreci belirten isimdir; uygun anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Bir işitme cihazı kliniğinde personalized fittings büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Çeşitli standart boyutlarda satılan hazır cihazlar
- Cihazları her kullanıcıya göre yerleştirmek, programlamak ve ayarlamak için kişiye özel seanslar
- Cihazların uygun göründüğünü belirten bir tanım
Cevabı göster
Cihazları her kullanıcıya göre yerleştirmek, programlamak ve ayarlamak için kişiye özel seanslar
is expected to nearly double by 2060 Dilbilgisi
2:522060'a kadar neredeyse iki katına çıkması bekleniyor,
is expected to nearly double by 2060 ile tahminde bulunma
Edilgen be expected to + fiilin yalın hâli yapısı, gelecekteki bir değişimi kesinlik olarak değil, eldeki bilgilere dayanan bir tahmin olarak sunar. Burada is expected to nearly double, sayının neredeyse iki katına çıkmasının, ancak tam olarak iki katına ulaşmamasının beklendiğini belirtir. By 2060 tahminin son noktasını verir: artışın en geç 2060'a kadar bu düzeye ulaşması beklenmektedir. Artışın 2060'tan sonra başlayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Tahmini tam olarak is expected to nearly double yapısıyla tamamlayın: According to the report, demand for home care ____ by 2045.
Cevabı göster
is expected to nearly double
it has much more dire consequences on overall health. Kalıp ifadeler
2:59genel sağlık açısından çok daha ciddi sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.
studies have shown that ile kanıt sunma
Studies have shown that + yan cümle, birden fazla çalışmanın bulgularıyla desteklenen bir sonucu tanıtır. Present perfect yapıdaki have shown, önceki araştırmaları bugün bilinenlerle ilişkilendirir; dolayısıyla ifade kişisel bir görüşten çok zaman içinde biriken kanıtları anlatır. Shown burada araştırma sonuçlarının bir şeyi ortaya koyduğu veya gösterdiği anlamındadır. That, sonucu açıklayan yan cümleyi başlatır; çalışmaların bir şeyi görsel olarak sergilediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi studies have shown that kanıt aktarma ifadesiyle tamamlayın: Across several decades, ____ regular movement supports heart health.
Cevabı göster
studies have shown that
when left untreated: kısaltılmış edilgen cümlecik
Burada when left untreated, “tedavi edilmeden bırakıldığında” anlamına gelir ve when it is left untreated tam biçiminin kısaltılmış hâlidir. Özne olan it ve edilgen yapıdaki is, ana cümleden anlaşılabildiği için çıkarılmıştır; it, hearing loss yani işitme kaybını belirtir. Bu, kısaltılmış bir edilgen zarf cümleciğidir. when koşulu veya durumu belirtir; left untreated ise bir şeyin tedavisiz kalmasına izin verildiğini anlatır. left, leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; yön bildirmez ve bir şeyin ayrıldığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için when it is left untreated ifadesini kısaltın: An infection can become dangerous ____.
Cevabı göster
when left untreated
dire consequences: son derece ciddi bir sonuç
Dire consequences, son derece ciddi ve endişe verici sonuçlar demektir. Bu cümlede ifade, tedavi edilmeyen işitme kaybının yalnızca rahatsızlık vermekle kalmayıp genel sağlığa önemli ölçüde zarar verebileceği konusunda uyarır. Dire, consequences sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bu sözcük birlikteliği resmî uyarılarda ve risk tartışmalarında yaygındır; olası sonucun ağır olduğunu ve dikkat gerektirdiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle dire consequences ifadesini doğal ve durumla orantılı biçimde kullanıyor?
- The cookies tasted delicious because of dire consequences.
- Missing one television episode could have dire consequences.
- Ignoring the evacuation order could have dire consequences.
Cevabı göster
Ignoring the evacuation order could have dire consequences.
so much ... that: dereceyi sonuca bağlamak
so much ... that kalıbı, bir eylem veya çabanın çok yüksek derecesini onun sonucuna bağlar. Burada so much, strain fiilinin derecesini güçlendirirken that sonucu tanıtır: konuşmacının bedeni titriyordu. so much ile that arasına başka sözcükler girebilir ve iki bölümün öznesi değişebilir. Bu cümlede you genel anlamda insanları belirtirken sonuç bölümündeki I konuşmacının kendisini belirtir. Buradaki that bir sonuç bağlayıcısıdır; “şu şey” anlamındaki that veya bir ilgi sözcüğü değildir.
Alıştırma
Cümleyi so much ... that derece-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The hikers struggled ____ against the wind ____ they had to stop.
Cevabı göster
so much · that
figure out: düşünerek anlamak veya çözmek
Figure out, düşünerek, akıl yürüterek veya bir problemi adım adım inceleyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevaba ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. figure out why ifadesindeki why yan cümlesi, konuşmacının cevaplayamadığı sorunun ne olduğunu belirtir. Bu ifade bir isim veya soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle alabilir: figure out the problem, figure out what happened ya da figure out why it happened.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın problemi üzerinde düşünerek çözdüğünü en açık biçimde anlatır?
- Mia figured out why the app kept crashing.
- Mia found out from an email why the app kept crashing.
- Mia looked out for signs that the app might crash.
Cevabı göster
Mia figured out why the app kept crashing.
opens up, bir sektörün daha açık hâle gelmesi
Burada opens up, sektörün yeni katılımcılara, ürünlere, hizmetlere veya satın alma yollarına daha açık hâle gelmesi demektir. Bir kapının ya da nesnenin açılmasını değil, erişim veya kuralların değişmesini anlatır. As the industry opens up ifadesi bu değişikliği ardından gelen durumun koşulu olarak sunar: kısıtlamalar azalınca daha fazla kişi veya şirket katılabilir. Burada öbek fiil geçişsiz kullanılmıştır; daha açık hâle gelen sektörün kendisidir.
Alıştırma
Pazarın daha açık hâle geldiğini anlatan ifadeyi yazın: As the market ____, smaller companies can compete with the largest brands.
Cevabı göster
opens up
the hope is that any barriers to addressing hearing loss will fall, Notlar
3:15işitme kaybını ele almanın önündeki tüm engellerin ortadan kalkması
“Barriers ... will fall” metaforu
“Barriers ... will fall” ifadesindeki barriers; maliyet, kurallar, sınırlı erişim veya korku gibi, insanların işitme kaybını ele almasını engelleyebilen soyut engellerdir. Fall, fiziksel bir bariyerin yıkılması imgesini genişletir; bu nedenle engellerin zayıflamasının veya ortadan kalkmasının beklendiğini anlatır. İfade, bu değişimi geleceğe yönelik bir umut olarak sunar. Daha genel olarak kısıtlamalar, ayrılıklar veya başka sınırlamalar güçlerini kaybettiğinde barriers fall denebilir.
Alıştırma
Bu cümlede “barriers ... will fall” ne anlama geliyor?
- İşitme kaybını ele almanın önündeki engellerin zayıflaması veya ortadan kalkması bekleniyor.
- Engellerin aşılmasının daha zor hâle gelmesi bekleniyor.
- Bir işitme kliniğinin yakınındaki fiziksel bir duvarın yıkılması bekleniyor.
Cevabı göster
İşitme kaybını ele almanın önündeki engellerin zayıflaması veya ortadan kalkması bekleniyor.
“Addressing hearing loss”: bir sorunla ilgili harekete geçmek
Buradaki addressing, işitme kaybını fark etmek ve bununla ilgilenmek için adımlar atmak anlamına gelen bir fiildir. Bu adımlar durumu belirlemeyi, bakım aramayı, destek kullanmayı veya etkilerini azaltmayı içerebilir. Sözcük, dikkat ve çabayı bir soruna yöneltmeye odaklanır. Sorunun tamamen çözüldüğünü tek başına ifade etmez; bu nedenle sağlık, politika ve diğer sorunlarla ilgili resmî tartışmalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede address, sorunun tamamen çözüldüğünü iddia etmeden “bir sorunla ilgili harekete geçmek” anlamında kullanılmıştır?
- She addressed the package to her cousin.
- The school introduced a support program to address bullying.
- The engineer solved the technical problem completely.
Cevabı göster
The school introduced a support program to address bullying.
and that these devices will become more accessible for everyone. Kalıp ifadeler
3:19ve bu cihazların herkes için daha erişilebilir hâle gelmesi umuluyor.
the hope is that ... and that, iki paralel sonucu belirtmek
The hope is that, arzu edilen veya beklenen bir sonucu ifade eden yapıyı başlatır. İlk that, engellerin ortadan kalkmasıyla ilgili cümleciği başlatır; and that içindeki ikinci that ise cihazların daha erişilebilir hâle gelmesiyle ilgili başka bir paralel cümleciği başlatır. That sözcüğünü tekrarlamak, umulan iki sonucu aynı dil bilgisel düzeyde tutar. Burada and that, ikinci that cümleciğini birinci cümleciğe bağlar; hearing loss ifadesini nitelemez.
Alıştırma
İki ayrı ve paralel umulan sonucu en açık biçimde hangi cümle gösterir?
- The hope is the buses will run more often, and fares will stay affordable.
- The hope is that the buses will run more often, and that fares will stay affordable.
- The hope is that the buses will run more often and fares will stay affordable.
Cevabı göster
The hope is that the buses will run more often, and that fares will stay affordable.
Herkes için daha erişilebilir hâle gelmek
Become more accessible ifadesinde become bir durum değişikliğini, more accessible ise değişim sonucundaki durumu belirtir. Cihazların insanlar için elde edilmesi, maliyetinin karşılanması veya kullanılması daha kolay hâle gelecektir; burada ifade yalnızca fiziksel erişimi ya da engellilere yönelik tasarımı değil, fiyatı ve bulunabilirliği de kapsar. Become more + adjective kalıbı, bir niteliğe doğru gerçekleşen değişimi anlatır. For everyone hedeflenen yararlanıcıları belirtir ve iddiayı tek başına become more accessible ifadesinden daha geniş hâle getirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi become ve accessible sıfatının karşılaştırma biçimini kullanarak tamamlayın: When the city adds lower-cost evening buses, public transportation will ____ to shift workers.
Cevabı göster
become more accessible