Amerika'nın En Kötü Kimlik Sistemi: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
1.381 kelime 198 kel/dk

Video özeti: Video, ABD Sosyal Güvenlik numarasının güvenliği zayıf bir ulusal kimlik ikamesine dönüşmesini ve evrensel görünen sistemdeki istisnaları anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the younger you are, the more likely you've had one — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: yaş ile olasılığı bağlayan eşleşmeli karşılaştırmayı öğrenin. 2. piggybacked off of — Deyimler ve mecazi ifadeler: bir kurumun kendi sistemini kurmak yerine başka bir kurumun işinden yararlanmasını anlayın. 3. hello asterisk, my old friend. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: yıldızın bir çekinceyi bildirdiğini ve şarkı göndermesinin evrensellik iddiasını mizahla tersine çevirdiğini kavrayın.

Bu derste

Americans love their independence.

0:00

Amerikalılar bağımsızlıklarını severler.

A nation of pioneers living out from under the eye of government, Deyimler

0:01

Hükümetin gözetimi dışında yaşayan öncülerin olduğu bir ulus,

except for all the government.

0:05

tüm hükümet meselesi dışında tabii.

Deyimler

under the eye of: bir otorite tarafından izlenmek

under the eye of ifadesindeki eye, izleme ve denetim için kullanılan bir benzetmedir. Bir kişinin ya da kurumun under the eye of konumunda olmak, onun tarafından gözlemlenmek, denetlenmek veya kontrol edilmek demektir; fiziksel olarak bir gözün altında bulunmak anlamına gelmez. Buradaki out from under the eye of government, öncüleri devlet denetiminin dışında yaşayan kişiler olarak sunar. Sondaki except for all the government ise devletin hâlâ son derece mevcut olduğunu hemen hatırlatarak bu iddiayı ironik hâle getirir.

Alıştırma

The reporters worked under the eye of military censors cümlesinde under the eye of ne anlama gelir?

  1. Sansür görevlileri onları herkesin önünde övüyordu.
  2. Sansür görevlileri onları yakından izliyordu.
  3. Sansür görevlilerinden korunuyorlardı.
Cevabı göster

Sansür görevlileri onları yakından izliyordu.

As such, Anlatım akışı

0:06

Bu nedenle,

unlike many other countries,

0:07

diğer birçok ülkenin aksine,

Americans don't have a national ID card

0:08

Amerikalıların ulusal bir kimlik kartı yoktur

Anlatım akışı

As such: önceki bir durumu sonuca bağlamak

Buradaki As such, Amerikalıların devlet gözetiminden bağımsız olmaya değer verdiğine ilişkin önceki açıklamaya gönderme yapar. Bu düşüncenin tamamını bir araya getirip sonraki iddianın temeli olarak sunar: Amerikalıların ulusal kimlik kartı yoktur. Bir söylem bağlayıcısı olarak As such, dinleyicinin belirtilmiş bir durum veya özellikten bunun sonucuna geçmesine yardımcı olur. Bu kullanımda therefore ya da for that reason ifadelerine yakındır; yalnızca o sıfatla anlamına gelmez.

Alıştırma

Belirtilen statüye gönderme yapan ve bunun sonucunu tanıtan bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The software is still in beta. ____, some features may change.

Cevabı göster

As such

and even the idea of creating one is a political hot topic every election cycle. Kalıp ifadeler

0:10

ve hatta böyle bir kart oluşturma fikri bile her seçim döneminde sıcak bir siyasi konudur.

Kalıp ifadeler

political hot topic: çok konuşulan siyasi konu

A hot topic, çok ilgi gören ve yoğun biçimde tartışılan bir konudur; buradaki hot mecazidir ve sıcaklıkla ilgili değildir. Political eklendiğinde konunun kamusal ya da hükûmetle ilgili tartışmalara ait olduğu ve çoğu zaman görüş ayrılıkları doğurduğu anlatılır. Bu cümlede ifade, fikri her seçim döneminde yeniden kamuoyu tartışmalarının odağına gelen bir seçim meselesi olarak sunar. O anda öne çıkan ve geniş ölçüde tartışılan bir siyasi konu için political hot topic kullanılabilir.

Alıştırma

Yoğun kamuoyu ilgisi gören siyasi bir meseleyi anlatan üç kelimelik tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: 'Housing costs have become a ____ before the election.'

Cevabı göster

political hot topic

The results are always the same.

0:15

Sonuçlar hep aynıdır.

We don't need no ID card.

0:17

Kimlik kartına ihtiyacımız yok.

But suspiciously,

0:19

Ama şüphe uyandırıcı bir şekilde,

US citizens do already have this,

0:20

ABD vatandaşları zaten buna sahip,

a card with a unique number that many places will ask for to prove who you are.

0:23

kim olduğunuzu kanıtlamanız için birçok yerin isteyeceği benzersiz bir numarası olan bir kart.

This is the Social Security card and number,

0:27

Bu Sosyal Güvenlik kartı ve numarasıdır (Social Security),

and it has become a quasi-ID stroke unique password to identify citizens, Kelime

0:30

ve her ne kadar asla amaçlanan kullanımı bu olmasa da,

though that was never its intended use.

0:35

vatandaşları tanımlamak için yarı kimlik ve benzersiz bir şifre haline gelmiştir.

Kelime

quasi-ID stroke unique password: ‘yarı kimlik/benzersiz parola’

Burada quasi- ön eki, ‘neredeyse öyle olan ya da benzer bir işlev gören, fakat resmî olarak öyle olmayan’ anlamına gelir. Dolayısıyla quasi-ID, kimlik olarak oluşturulmamış veya resmen tanınmamış olsa da kimliğe benzer biçimde kullanılan bir şeydir. Bu sözlü ifadede stroke, / noktalama işareti okunurken kullanılan İngiliz İngilizcesine özgü sözcüktür. Konuşmacı aslında quasi-ID/unique password diyerek numaranın neye dönüştüğünü iki sıkıştırılmış tanımla anlatır. Bu, resmî bir ad değil, anlatıcının eleştirel özetidir.

Alıştırma

'a quasi-ID stroke unique password' ifadesinde 'stroke' hangi işlevi görür?

  1. 'stroke' sözcüğünün sistemin resmî adının bir parçası olduğunu gösterir.
  2. İki sıkıştırılmış tanımın arasındaki yazılı eğik çizgiyi temsil eder.
  3. Parolanın fiziksel bir hareket yapılarak oluşturulduğunu söyler.
Cevabı göster

İki sıkıştırılmış tanımın arasındaki yazılı eğik çizgiyi temsil eder.

For Americans,

0:37

Amerikalılar için,

keeping this number secret is super important

0:38

bu numarayı gizli tutmak son derece önemlidir

because it's the key to the government and banks identifying you as you. Kalıp ifadeler

0:40

çünkü bu, hükümetin ve bankaların sizi siz olarak tanımlamasının anahtarıdır.

Kalıp ifadeler

the key to + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede the key to, bir şeyi mümkün kılan veya nasıl işlediğini açıklayan en önemli etken anlamına gelir. Burada identifying you, yani kimliğinizi doğrulama, numaranın işe yaramasını sağlayan temel işlev olarak sunulur. Bu yapıda to bir ilgeçtir; mastar işareti değildir. Bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: the key to success; the key to identifying you.

Alıştırma

Cümleyi the key to kalıp ifadesiyle tamamlayın: Regular practice is ____ speaking more confidently.

Cevabı göster

the key to

And losing control of it is the worst kind of identity theft that can happen.

0:44

Ve bunun kontrolünü kaybetmek, başınıza gelebilecek en kötü kimlik hırsızlığı türüdür.

So how did Americans end up with a national ID number that isn't one Öbek fiiller

0:49

Peki nasıl oldu da Amerikalılar aslında kimlik olmayan bir ulusal kimlik numarasına

and a card terribly unfit to identify?

0:52

ve kimlik doğrulamak için son derece elverişsiz bir karta sahip oldular?

Öbek fiiller

end up with + isim öbeği

End up with, bir süreç veya olaylar dizisinin sonunda kişinin sahip olduğu şeyi ya da içinde bulunduğu durumu anlatır. Buradaki soru, Amerikalıların bu işlevi gören bir numara ve karta sonunda nasıl sahip olduklarını sorar. İfade çoğu zaman sonucun başlangıçta planlanmadığını sezdirir, ancak tarafsız da olabilir. with sonrasında bir isim öbeği kullanılır: end up with a national ID number; end up with extra work.

Alıştırma

Hangi cümle bir sürecin ardından ortaya çıkan beklenmedik nihai sonucu doğal biçimde anlatır?

  1. Before comparing several phone plans, we already had a much higher bill than expected.
  2. We compared several phone plans so that we could estimate the next bill.
  3. After comparing several phone plans, we ended up with a much higher bill than expected.
Cevabı göster

After comparing several phone plans, we ended up with a much higher bill than expected.

It all started in the Great Depression of long, long ago, Kültür

0:55

Her şey çok, çok uzun zaman önce Büyük Buhran döneminde,

when the government created the Social Security program,

0:58

hükümetin bir tür zorunlu emeklilik olan

a kind of mandatory pension.

1:00

Sosyal Güvenlik programını yaratmasıyla başladı.

Kültür

the Great Depression: belirli bir tarihî kriz

Burada the Great Depression, 1929'da başlayan ve 1930'lu yıllara damgasını vuran ağır ekonomik krizin adıdır. Bir kişinin ruh sağlığına değil, tarihî bir olaya gönderme yapar. Bu ifade, ABD hükümetinin Sosyal Güvenlik sistemini neden oluşturduğuna ilişkin bağlamı verir: yaygın işsizlik ve ekonomik güvensizlik, yaşlılıkta gelir güvencesini daha acil hâle getirmiştir.

Alıştırma

Bu cümlede the Great Depression ne anlama geliyor?

  1. 1929'da başlayıp 1930'lu yıllara damgasını vuran büyük ekonomik kriz
  2. Bir kişinin yaşadığı ciddi bir üzüntü dönemi
  3. Fiyatlardaki herhangi bir kısa süreli düşüş
Cevabı göster

1929'da başlayıp 1930'lu yıllara damgasını vuran büyük ekonomik kriz

Citizens would be required to pay in during their working lives Kelime

1:02

Vatandaşların çalışma hayatları boyunca ödeme yapmaları

and withdraw in their retirement,

1:05

ve emekliliklerinde para çekmeleri gerekecekti,

Kelime

pay in ve withdraw: bir fona giren ve fondan çıkan para

Bu emeklilik sistemi açıklamasında pay in, zaman içinde sisteme para yatırmak anlamına gelir. Withdraw ise parayı daha sonra fondan çekmek demektir. İki fiil, para akışını zıt yönlerde düzenler: çalışanlar çalışma dönemlerinde para yatırır ve emekliliklerinde bu parayı çeker. Burada withdraw, fondan para çekmeyi anlatır; bir kuruluştan ayrılmak veya katılımı iptal etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Paranın önce bir fona girmesini, daha sonra fondan çıkmasını doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. Members withdraw money while working, then pay in after retirement.
  2. Members pay in while working, then withdraw from the programme after retirement.
  3. Members pay in while working, then withdraw money after retirement.
Cevabı göster

Members pay in while working, then withdraw money after retirement.

the idea being that even if past you didn't save for the sunset years of future you, Dilbilgisi

1:06

fikir şuydu ki; geçmişteki siz gelecekteki sizin yaşlılık yılları için para biriktirmemiş olsanız bile,

the eventually old current you would still have something to live on. Öbek fiiller

1:11

nihayetinde yaşlanmış olan şimdiki sizin yaşamak için hala bir şeyleri olacaktı.

Dilbilgisi

the idea being that: bir düzenlemenin arkasındaki nedeni eklemek

the idea isim öbeği ile being birleşerek ana cümleden ayrı bir ek açıklama oluşturur. Cümlenin zaman taşıyan ana yüklemi değildir. Burada asıl açıklamaya kısa bir ara verip düzenlemenin arkasındaki düşünceyi belirtir. Bu yapı the idea was that ... şeklinde açılabilir veya with the idea that ... olarak anlaşılabilir. Bu kısaltılmış yapı, amaçlanan hedefi ya da mantığı eklemek için tamamlanmış bir cümlenin ardından gelebilir.

Alıştırma

Düzenlemenin amacını tanıtan dört kelimelik ek ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library extended its weekend hours, ____ more families could visit.

Cevabı göster

the idea being that

Öbek fiiller

something to live on: temel geçim kaynakları

something to live on ifadesindeki live on, para veya sürekliliği olan başka bir kaynakla geçinmek anlamına gelir. Buradaki something, özellikle yaşlılıkta kullanılabilecek geliri veya maddi desteği ifade eder. to live on mastar cümleciği something sözcüğünü niteler. Bu something, on edatının anlamca nesnesidir; bu nedenle edat kalmalıdır: something to live on denir, something to live denmez.

Alıştırma

Bu parayla geçinmek anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The monthly allowance is modest, but it gives him something to ____.

Cevabı göster

live on

Now, if you want to think of Social Security as a benefit the government provides

1:15

Şimdi, Sosyal Güvenliği hükümetin sağladığı bir fayda olarak mı

or as a bank account that's yours is controversial,

1:18

yoksa size ait bir banka hesabı olarak mı düşünmek istersiniz tartışmalı bir konu,

but either way this number was created to track what you put in Anlatım akışı

1:21

ama her halükarda bu numara ne yatırdığınızı

and what you take out.

1:24

ve ne çektiğinizi takip etmek için oluşturuldu.

Anlatım akışı

either way: iki seçenekten tek sonuç

Either way, daha önce sözü edilen iki seçeneğe gönderme yapar ve sonraki sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede, önceki yorumlardan hangisi kabul edilirse edilsin, numara giren ve çıkan şeyleri kaydetmek için oluşturulmuştur. Bir söylem bağlayıcısı olarak seçimi veya anlaşmazlığı kapatır ve tartışmayı ortak bir sonuca taşır. İki yöntemden herhangi birini seçmekte özgür olduğunuz anlamına gelmez; iki olasılıktan hangisi doğru olursa olsun sonucun değişmediğini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede either way, iki seçeneğin aynı sonuca götürdüğünü göstermek için kullanılmıştır?

  1. By the way, the meeting starts at nine.
  2. Either Mia or Noah will lead the meeting.
  3. We can meet online or at the office; either way, the agenda stays the same.
Cevabı göster

We can meet online or at the office; either way, the agenda stays the same.

Now because this was just one government program related only to your working life,

1:26

Şimdi, bu sadece çalışma hayatınızla ilgili tek bir hükümet programı olduğu için,

you only needed to apply for a Social Security card when you actually started working.

1:30

sadece gerçekten çalışmaya başladığınızda bir Sosyal Güvenlik kartına başvurmanız gerekiyordu.

But over time,

1:34

Ancak zamanla,

that changed and the younger you are, Dilbilgisi

1:35

bu değişti ve ne kadar gençseniz,

the more likely you've had one from the moment of your birth,

1:37

bebeklerin çocuk işçi olarak işe yaramazlıklarına rağmen,

Dilbilgisi

the younger ..., the more likely ...: bağlantılı karşılaştırma

Tekrarlanan the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı, değişen iki unsuru birbirine bağlar. İlk yan cümle koşulu veya ölçeği belirler; ikinci yan cümle ise buna bağlı olarak neyin değiştiğini gösterir. Bu cümlede, kişinin daha genç olması doğumdan beri karta sahip olma olasılığının daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilir. İki the, normal belirli tanımlıklar değil, bu eşleşmiş yapının işaretleridir. More likely you've had one, it is more likely that you've had one ifadesinin daha kısa biçimidir. Kalıp bir ilişki veya eğilim anlatır; tek başına bir unsurun diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlamak için early ve easy sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: ____ you start, ____ it is to finish.

Cevabı göster

The earlier · the easier

despite babies' worthlessness as child laborers.

1:41

doğduğunuz andan itibaren bir tane almış olma olasılığınız o kadar artar.

So why?

1:43

Peki neden?

Well,

1:44

Şöyle ki,

it goes back to Americans having no national identity card with a national number, Öbek fiiller

1:44

bu durum, Amerikalıların ulusal bir numaraya sahip ulusal bir kimlik kartının olmamasına dayanıyor,

which makes it harder for institutions to keep track of people over their lives.

1:48

ki bu da kurumların insanların hayatları boyunca kaydını tutmasını zorlaştırıyor.

Öbek fiiller

goes back to: bir nedenin veya kökenin izini sürmek

Bu cümlede goes back to, “geçmişteki bir kaynağa dayanmak” veya “kökleri ... içinde olmak” anlamındadır. Mevcut durumu, neden var olduğunu açıklamaya yardımcı olan daha eski bir koşula bağlar: Amerikalıların tek bir ulusal numara içeren ulusal kimlik kartı yoktur. Özne fiziksel olarak hiçbir yere geri dönmez. Özne bir sorun, gelenek, fikir veya düzen olduğunda go back to onun tarihsel başlangıç noktasını ya da temel kaynağını gösterebilir.

Alıştırma

Daha eski bir kaynağı açıklayan cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The problem ___ a decision made in 2010.”

  1. goes back
  2. goes back to
  3. goes through
Cevabı göster

goes back to

With hundreds of millions of citizens' names and birthdays aren't unique,

1:52

Yüz milyonlarca vatandaşın olduğu bir yerde isimler ve doğum tarihleri benzersiz değildir,

people move,

1:56

insanlar taşınır,

people marry,

1:56

insanlar evlenir,

people change names.

1:57

insanlar isimlerini değiştirir.

And if you're trying to keep track of everyone

1:59

Ve eğer herkesi takip etmeye çalışıyorsanız,

as say the United States tax department might want to do,

2:01

örneğin Amerika Birleşik Devletleri vergi dairesinin yapmak isteyebileceği gibi,

it can be a real problem,

2:03

bu gerçekten bir sorun olabilir,

particularly in the pre-computer days.

2:05

özellikle de bilgisayar öncesi günlerde.

Hey, wait a minute.

2:07

Hey, bir dakika bekle.

Look at this number just lying around,

2:09

Şu ortalıkta duran numaraya bir baksana,

the tax department said.

2:11

dedi vergi dairesi.

It's not supposed to be used as an ID number,

2:12

Bunun bir kimlik numarası olarak kullanılması gerekmiyor,

said the Social Security department.

2:14

dedi Sosyal Güvenlik dairesi.

There are security reasons you shouldn't-- yoink.

2:15

Bunu yapmamanız gereken güvenlik nedenleri var... hooop aldım.

Thus the tax department piggybacked off of the work the Social Security department did, Deyimler

2:17

Böylece vergi dairesi, Sosyal Güvenlik dairesinin yaptığı işin üzerine kondu,

Deyimler

piggybacked off of: önceden yapılmış çalışmadan yararlanmak

Piggybacked off of burada mecazi anlamda kullanılmıştır. Vergi dairesi, bütün takip sistemini baştan oluşturmak yerine Sosyal Güvenlik dairesinin mevcut çalışmasını temel olarak kullandı. piggyback off of + çalışma, sistem, platform veya başarı kalıbı, zaten var olan bir şeyi kullanarak pratik bir avantaj elde etmek anlamına gelir. Bağımlılık ya da kolaylık çağrıştırabilir, ancak tek başına hırsızlık anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ekip, yeni bir veri tabanı oluşturmak yerine başka bir grubun mevcut veri tabanını kullanıyor. Bu durumu en iyi hangi cümle açıklar?

  1. The team piggybacked off of the existing database.
  2. The team shut down the existing database.
  3. The team built a completely separate database from scratch.
Cevabı göster

The team piggybacked off of the existing database.

assigning working adults a number,

2:21

çalışan yetişkinlere bir numara atayarak

which made tracking taxes easier,

2:23

vergileri takip etmeyi kolaylaştırdı,

and they highly encouraged parents to get a Social Security number for their children

2:25

ve çocuklarınkini bir vergi indirimine bağlayarak

by tying it to a tax discount. Kalıp ifadeler

2:30

ebeveynleri çocukları için bir Sosyal Güvenlik numarası almaya şiddetle teşvik ettiler.

Kalıp ifadeler

tying it to a tax discount: tie A to B yapısı

tie A to B yapısında A, B ile bağlantılı hâle getirilir veya B'ye bağımlı kılınır. Burada bir çocuk için Sosyal Güvenlik numarası almak vergi indirimiyle ilişkilendirilmiş, böylece maddi avantaj ebeveynleri başvurmaya teşvik etmiştir. Fiil mecaz anlamdadır; fiziksel olarak bir şeyi bağlamak söz konusu değildir. Bir politika, ödül, fiyat veya koşul davranışı yönlendirmek için kullanıldığında bu yapı yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi tie A to B yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The school encouraged regular attendance by ____ eligibility for a monthly prize.

Cevabı göster

tying it to

Crazily, counting children for tax rebates used to run on the honor system. Kalıp ifadeler

2:32

Çılgınca bir şekilde, vergi iadeleri için çocuk saymak eskiden onur sistemine dayanıyordu.

Kalıp ifadeler

used to run on the honor system ifadesinin anlamı

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte düzenli biçimde var olan ancak artık doğru olmayan veya değişmiş olarak sunulan bir durumu anlatır. Run on, ‘bir şeye dayanarak işlemek’ demektir. Birlikte kullanıldığında used to run on the honor system, vergi sürecinin eskiden büyük ölçüde insanların dürüst beyanlarına dayandığını söyler. Honor system, rutin belge, gözetim veya yaptırım yerine insanların gönüllü dürüstlüğüne dayanır. Buradaki honor, ödül veya kamusal takdir değil, kişisel dürüstlük anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi run on the honor system ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: There is no cashier at the flower stand; it ____.

Cevabı göster

runs on the honor system

The US tax department told people,

2:36

ABD vergi dairesi insanlara şunu söylüyordu:

one, we will give you a discount on your taxes for each child you have,

2:38

bir, sahip olduğunuz her çocuk için vergilerinizde size bir indirim vereceğiz,

and two, write down your number of children.

2:41

ve iki, çocuk sayınızı yazın.

Please be honest, we don't have a way to check.

2:44

Lütfen dürüst olun, kontrol etme şansımız yok.

Which was just asking, Anlatım akışı

2:47

Bu resmen insanlardan yalan söylemelerini istemek,

nay, begging people to lie,

2:48

hayır, yalvarmaktı,

Anlatım akışı

asking, nay, begging ile retorik güçlendirme

asking, nay, begging ifadesinde nay, tek başına “hayır” anlamına gelen bir cevap değildir. İlk tanımı keser ve daha güçlü bir tanımla değiştirir: asking, begging olarak güçlendirilir. X, nay, Y kalıbı bilgiyi dramatik bir öz düzeltme biçiminde düzenler. Konuşmacı önce daha ılımlı bir tanım verir, ardından daha güçlü bir yargı, vurgu veya mizah göstermek için bunu güçlendirir.

Alıştırma

“The proposal was asking, nay, begging, for trouble” cümlesinde nay ne yapar?

  1. Asking sözcüğünü daha güçlü tanım olan begging düzeyine çıkarır.
  2. Konuşmacının hangi fiilin doğru olduğundan emin olmadığını gösterir.
  3. Her iki tanımı da reddeder.
Cevabı göster

Asking sözcüğünü daha güçlü tanım olan begging düzeyine çıkarır.

which they did,

2:50

ki onlar da öyle yaptılar,

birthing on paper millions of phantom children. Deyimler

2:51

ve kağıt üzerinde milyonlarca hayalet çocuk doğurdular.

Deyimler

Abartılı bir mecaz olarak birthing on paper ... phantom children

Burada birthing mecazidir ve on paper bu “doğumu” resmî kayıtlarla sınırlar. Sahte beyanlar, gerçekte hiçbir çocuk doğmadığı hâlde belgelerde çocukların görünmesine neden olur. Phantom children, beyan için uydurulan ve var olmayan çocuklar demektir. Bu canlı imge, idari dolandırıcılığı milyonlarca hayalî çocuk yaratılan abartılı bir sahneye dönüştürerek mizah ve eleştiri katar.

Alıştırma

Bu bağlamda “birthing on paper millions of phantom children” ne anlama gelir?

  1. Gerçek milyonlarca yeni doğan için kâğıt formlar doldurmak.
  2. Doğaüstü milyonlarca çocuk hakkında hikâyeler basmak.
  3. Gerçekte var olmayan milyonlarca çocuğu kayda geçirmek.
Cevabı göster

Gerçekte var olmayan milyonlarca çocuğu kayda geçirmek.

But after requiring each kid to have a Social Security account number

2:54

Ancak her çocuğun bir doğum belgesine bağlı

connected to a birth certificate

2:58

bir Sosyal Güvenlik hesap numarasına sahip olması şart koşulduktan sonra,

before the parents could get the tax discount,

3:00

ebeveynler vergi indirimini almadan önce,

all those phantoms faded away.

3:02

tüm o hayaletler ortadan kayboldu.

This turned the Social Security number into a unique number

3:05

Bu, Sosyal Güvenlik numarasını

that all citizens had right from the start,

3:08

tüm vatandaşların en başından beri sahip olduğu benzersiz bir numaraya dönüştürdü,

and that made it easy for lots of other places

3:10

ve bu durum bankalar, okullar, şirketler ve ev sahipleri gibi

like banks and schools and companies and landlords

3:12

diğer birçok yerin de,

to also piggyback on the number

3:15

kendi sistemlerini bulmak zorunda kalmadan

as an easy way to keep track of people

3:16

insanların kaydını tutmanın kolay bir yolu olarak

without having to come up with their own systems Öbek fiiller

3:19

bu numaradan faydalanmasını

Öbek fiiller

come up with: düşünüp bulmak veya üretmek

Come up with bir fikir, plan, cevap veya sistem düşünüp bulmak ya da oluşturmak anlamına gelir. Burada kuruluşların kendilerine ait ayrı takip sistemleri tasarlamak zorunda kalmayacağını anlatır. Bu, come up with + isim yapısındaki üç sözcüklü bir deyimsel fiildir. İfadenin tamamını tek bir birim olarak düşünün; come tek başına icat etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

‘Düşünüp bulmak veya oluşturmak’ anlamındaki deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ a safer plan before Friday.

Cevabı göster

come up with

and to be able to exchange information about people between institutions.

3:21

ve kurumlar arasında insanlar hakkında bilgi alışverişinde bulunabilmesini kolaylaştırdı.

This is super useful for institutions,

3:26

Bu kurumlar için son derece yararlıdır,

so the desire of Americans to not have a national identity card

3:28

bu nedenle Amerikalıların ulusal bir kimlik kartına sahip olmama arzusu

led somewhat inevitably to the nearest thing available Dilbilgisi

3:32

kaçınılmaz bir şekilde elde bulunan en yakın şeyin

being used as a substitute,

3:36

bir alternatif olarak kullanılmasına yol açtı,

which ended up being worse

3:37

ki bu da sonuçta daha kötü oldu

Dilbilgisi

led ... to ... being used as a substitute: … kullanılmasına yol açtı

Led somewhat inevitably to ifadesinde led to, bir şeye neden oldu veya bir sonuç doğurdu anlamına gelir. Somewhat inevitably ise sonucu tamamen kaçınılmaz olarak tanımlamadan, yüksek ölçüde öngörülebilir gösterir. To edatından sonra the nearest thing available being used as a substitute isim öbeği gelir. The nearest thing available, edilgen -ing biçimi being used ifadesinin mantıksal öznesidir; dolayısıyla kullanılan şey Americans değil, bu mevcut seçenektir.

Alıştırma

Cümleyi led to ve edilgen bir -ing biçimiyle tamamlayın: The timetable change ____ the final meeting ____ to Monday.

Cevabı göster

led to · being moved

because the Social Security number was never designed to be used this way

3:39

çünkü Sosyal Güvenlik numarası çok ama çok uzun zaman önce,

in the long, long ago,

3:42

asla bu şekilde kullanılmak üzere tasarlanmamıştı,

and you can tell because it has no security built into it.

3:43

ve bunu anlayabilirsiniz çünkü içine yerleştirilmiş hiçbir güvenlik önlemi yoktur.

Okay, so there's this neat trick that most ID numbers use

3:47

Tamam, çoğu kimlik numarasının kullandığı şu harika hile var,

where they can check themselves to see if they're invalid.

3:49

geçersiz olup olmadıklarını görmek için kendi kendilerini kontrol edebiliyorlar.

The simplest way is to have the last couple digits match the sum of the others.

3:52

En basit yolu, son birkaç rakamın diğerlerinin toplamıyla eşleşmesini sağlamaktır.

All kinds of ID cards and barcodes do this

3:55

Her türlü kimlik kartı ve barkod bunu yapar

because it makes it impossible to enter an incorrect number in a computer Dilbilgisi

3:58

çünkü bir bilgisayara yanlış bir numara girmeyi imkansız kılar

and makes it harder for fraudsters to guess valid numbers.

4:02

ve dolandırıcıların geçerli numaraları tahmin etmesini zorlaştırır.

Dilbilgisi

“makes it impossible to ...” ve “makes it harder for fraudsters to guess”

make it + sıfat + to do yapısı, bir eylemin mümkün, kolay ya da zor olup olmadığını değerlendirir. Buradaki it biçimsel nesnedir; belirli bir şeyi göstermez. Değerlendirilen eylem to enter an incorrect number ifadesidir. Eylemi kimin yaptığını belirtmek önemliyse, mastarın önüne for + kişi veya isim getirilir: make it + sıfat + for someone + to do. Bu cümlede fraudsters, guess valid numbers eylemini yapan kişilerdir. Impossible eylemin yapılamayacağını, harder ise eylemin daha zor hâle geldiğini belirtir; bu mutlaka imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

make it + sıfat yapısından sonra eylemi yapan kişiyi doğru biçimde belirten cümleyi seçin.

  1. The new layout makes it easier for visitors to find the exit.
  2. The new layout makes visitors easier to find the exit.
  3. The new layout makes it easier to visitors to find the exit.
  4. The new layout makes it easier visitors find the exit.
Cevabı göster

The new layout makes it easier for visitors to find the exit.

This is why if you try to buy something online by guessing a credit card number,

4:05

Bu yüzden, bir kredi kartı numarasını tahmin ederek internetten bir şey satın almaya çalışırsanız,

the website knows it's invalid before you even click buy.

4:09

web sitesi siz daha satın ala tıklamadan önce bunun geçersiz olduğunu bilir.

But because the Social Security number started life in the long, long ago,

4:13

Ancak Sosyal Güvenlik numarası çok, çok uzun zaman önce doğduğu için,

it's just a number with no self-checking security built in.

4:16

sadece kendi kendini kontrol eden güvenliği olmayan bir numaradır.

Worse, if you were born pre-2011,

4:20

Daha da kötüsü, 2011'den önce doğduysanız,

it's not that hard to just guess most of the number.

4:22

numaranın büyük bir kısmını tahmin etmek o kadar da zor değildir.

The first three digits are the state where the parents applied for the card

4:25

İlk üç rakam ebeveynlerin kart için başvurduğu eyalettir

and the last four digits just count up in order,

4:29

ve son dört rakam sadece sırayla artar,

and the middle digits follow a regular pattern.

4:31

ve ortadaki rakamlar düzenli bir model izler.

So you can take your number,

4:34

Yani kendi numaranızı alıp,

subtract one,

4:36

bir çıkarırsanız,

and that's a valid number

4:37

işte bu geçerli bir numaradır,

of someone who was probably born in the same hospital as you

4:39

muhtemelen sizinle aynı hastanede

around the same time.

4:42

aşağı yukarı aynı zamanda doğmuş birinin numarası.

Thus, a fraudster who knows your time and location of birth can probably get the first five digits

4:44

Bu nedenle, doğum saatinizi ve yerinizi bilen bir dolandırıcı muhtemelen sadece bir tabloya bakarak

by just looking them up on a chart. Öbek fiiller

4:49

ilk beş rakamı bulabilir.

Öbek fiiller

looking them up: nesne zamirinin yeri

looking them up, ayrılabilen look up öbek fiilinin -ing biçimidir. Burada bir çizelge gibi bir kaynağa bakıp bir şey hakkında bilgi bulmak anlamına gelir; them önceki ilk beş rakama gönderme yapar. Nesne zamir olduğunda zamir fiille parçacığın arasına gelir: look them up; look up them denmez. Nesne isim olduğunda parçacıktan sonra gelebilir: look up the numbers.

Alıştırma

Bilgi edinmek için bir kaynağa danışma anlamını veren ve nesne zamirini doğru yere koyan cümleyi seçin.

  1. These train times are on the website, so please look for them up.
  2. These train times are on the website, so please look them up.
  3. These train times are on the website, so please look them for.
  4. These train times are on the website, so please look up them.
Cevabı göster

These train times are on the website, so please look them up.

Institutions ask for the last four digits as a code to identify you as you,

4:50

Kurumlar, sizi siz olarak tanımlamak için bir kod olarak son dört rakamı isterler,

which means it's not that hard to put together your number Deyimler

4:55

bu da numaranızı herhangi bir yerdeki bir güvenlik sızıntısından

from a security leak anywhere or just by connecting a few puzzle pieces.

4:58

veya sadece birkaç yapboz parçasını birleştirerek oluşturmanın o kadar da zor olmadığı anlamına gelir.

Deyimler

Birkaç ipucunu birleştirerek numarayı ortaya çıkarmak

Bu cümlede put together your number, ayrı ayrı kişisel bilgileri birleştirerek numaranın tamamını ortaya çıkarmak demektir. Fiziksel olarak bir numara yapmak anlamına gelmez. Connecting a few puzzle pieces aynı yapboz benzetmesini sürdürür: sızdırılan her bilgi bir ipucudur ve ipuçlarını birbirine bağlamak bütün resmi ortaya çıkarır. Daha genel olarak put together information, a timeline veya an explanation, ayrı parçaları kullanarak bilgiyi, zaman çizelgesini ya da açıklamayı yeniden oluşturmak demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede yapboz benzetmesi, ayrı ipuçlarından bilgi oluşturmak anlamında kullanılmıştır?

  1. By connecting a few puzzle pieces, the reporter put together the full timeline.
  2. The reporter connected the computers and guessed at random.
  3. The reporter put the puzzle in a box and wrote down the timeline.
Cevabı göster

By connecting a few puzzle pieces, the reporter put together the full timeline.

The physical card itself is no help either,

5:02

Fiziksel kartın kendisi de hiç yardımcı olmaz,

just a literal piece of cardboard,

5:05

kelimenin tam anlamıyla sadece bir karton parçası,

depending on when it was issued,

5:07

ne zaman verildiğine bağlı olarak,

not even laminated.

5:09

lamine bile edilmemiş.

The Social Security department used to print not to be used for identification on the cards

5:10

Sosyal Güvenlik dairesi, kurumların bunları kimlik olarak istemesini durdurmak için beyhude bir girişim olarak

as a futile attempt to stop institutions from asking for them as IDs Kalıp ifadeler

5:14

kartların üzerine kimlik doğrulama için kullanılamaz yazdırırdı,

Kalıp ifadeler

Kurumların istemesini durdurmaya yönelik sonuçsuz bir girişim

Futile, amaçlanan sonucu üretemeyen anlamına gelir. Bu nedenle a futile attempt, hiçbir işe yaramayacağı beklenen ya da sonradan etkisiz kaldığı düşünülen bir girişimdir. Burada uyarının basılması, kuruluşların kartları kimlik olarak görmesini engellememiştir. Yapı attempt to + fiilin yalın hâlidir ve burada ardından stop + kişi veya grup + from + -ing gelir: an attempt to stop institutions from asking. From sonrasında ask ya da to ask değil, asking kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi futile attempt to stop someone from doing something yapısıyla tamamlayın: The notice achieved nothing. It was a ____ people ____ the unsafe app.

Cevabı göster

futile attempt to stop · from using

because there's nothing identifying a person on the card,

5:17

çünkü kartta bir kişiyi tanımlayan hiçbir şey yoktur,

but eventually they gave up and removed these words

5:21

ama sonunda pes ettiler ve bu kelimeleri kaldırdılar

because unlike passports or driver's licenses,

5:23

çünkü pasaportların veya sürücü belgelerinin aksine,

you can assume all Americans will have this one card.

5:26

tüm Amerikalıların bu tek karta sahip olacağını varsayabilirsiniz.

All this means your Social Security card and number probably have less security than your library card Dilbilgisi

5:30

Tüm bunlar, Sosyal Güvenlik kartınızın ve numaranızın muhtemelen kütüphane kartınızdan daha az güvenliğe sahip olduğu anlamına gelir,

while being vastly more important.

5:36

oysa ki çok daha önemlidir.

Dilbilgisi

…den daha az güvenli olmasına rağmen çok daha önemli

less security than your library card ifadesi tek bir boyutu, yani güvenliği karşılaştırır. Burada Sosyal Güvenlik kartı ve numarasının bir kütüphane kartından daha az güvenli olduğu değerlendirilir. less + isim veya sıfat + than kalıbı daha düşük bir dereceyi ifade eder. while being vastly more important ikinci bir boyutta ters yönde bir değerlendirme ekler. Burada while, bir şey olurken anlamına değil, rağmen veya buna karşılık anlamına gelir; vastly, more important ifadesini güçlendirir. Kalıbın tamamı, bir şeyin bir özellikte daha düşük, başka bir özellikte ise çok daha yüksek olduğunu söylemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi less ... than ... while being more kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The compact model has ____ the larger one ____ much more expensive.

Cevabı göster

less storage than · while being

So it fails at being a secure number, Anlatım akışı

5:38

Yani güvenli bir numara olmakta başarısızdır,

it fails at being a good ID card,

5:40

iyi bir kimlik kartı olmakta başarısızdır,

but at least it is universal,

5:43

ama en azından evrenseldir,

which is why people use it.

5:45

ki insanların onu kullanmasının nedeni budur.

Anlatım akışı

… olmayı başaramıyor ama en azından …

fails at being içeren iki cümlecik, öğenin iyi yerine getiremediği iki rolü sıralamak için paralel yapı kullanır: güvenli bir numara olmak ve iyi bir kimlik kartı olmak. Aynı kalıbın tekrarlanması özeti takip etmeyi kolaylaştırır ve iki eleştiriye eşit ağırlık verir. But at least bu olumsuz noktalardan sınırlı bir avantaja geçiş yapar: evrensel olması. At least bunu güçlü bir övgüye dönüştürmez; evrenselliği geriye kalan en düşük düzeydeki olumlu nokta olarak sunar. Bu olumsuz-olumsuz-sınırlı olumlu düzeni dengeli bir sonuç oluşturur ve dinleyiciyi daha sonra bu avantajın sorgulanmasına da hazırlayabilir.

Alıştırma

İki eleştiriden sınırlı bir olumlu noktaya geçiş yapan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The app fails at being fast, and it fails at being easy to use, ____ it is free.

Cevabı göster

but at least

Oh, hello asterisk, my old friend. Kültür

5:46

Ah, merhaba yıldız işareti, eski dostum.

No, of course not.

5:48

Hayır, tabii ki değil.

This program isn't actually universal.

5:49

Bu program aslında evrensel değildir.

Kültür

“Hello asterisk, my old friend”: bir istisnanın geleceğine dair uyarı

Burada asterisk, selam verilen bir kişi değildir. Yıldız işareti (*) genellikle okuyucuyu bir nota, koşula veya istisnaya yönlendirir. Ona “my old friend” denmesi, “universal” iddiasının birazdan sınırlandırılacağını gösterir. İfade, ünlü “Hello darkness, my old friend” dizesindeki darkness sözcüğünü asterisk ile değiştirerek ona esprili bir gönderme yapar. Bu tanıdık kalıp, düzeltmenin beklenmedik değil, öz farkındalıklı ve mizahi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bu bağlamda “hello asterisk, my old friend” temel olarak neyin işaretidir?

  1. Bir istisna veya koşul birazdan “universal” sözcüğünün kapsamını sınırlayacak.
  2. Konuşmacı açıklamayı bitirdi ve konuyu değiştiriyor.
  3. Konuşmacı, lakabı Asterisk olan bir kişiyi selamlıyor.
Cevabı göster

Bir istisna veya koşul birazdan “universal” sözcüğünün kapsamını sınırlayacak.

Not everyone has a Social Security account number,

5:51

Herkesin bir Sosyal Güvenlik hesap numarası yoktur,

and not everyone pays into the program.

5:54

ve herkes bu programa ödeme yapmaz.

If you want to get out of paying, Öbek fiiller

5:56

Eğer ödeme yapmaktan kurtulmak istiyorsanız,

Öbek fiiller

Get out of paying: bir yükümlülükten kaçınmak

Get out of doing something, normalde yapmanız veya ödemeniz beklenen bir eylemden, görevden ya da masraftan kaçınmak anlamına gelir. Burada get out of paying, gerekli ödemeyi yapmamayı başarmak demektir. Kalıp get out of + isim veya -ing biçimidir. Bu kullanımda out of bir yerden dışarı çıkmayı anlatmaz; kaçınılan eylem paying sözcüğüdür.

Alıştırma

Cümleyi get out of + doğru -ing biçimiyle tamamlayın: He tried to ____ the cancellation fee, but the contract required it.

Cevabı göster

get out of paying

you'll just need to first never have received any Social Security benefits

5:57

sadece ilk etapta hiçbir Sosyal Güvenlik yardımı almamış olmanız

and give up your rights to getting any in the future,

6:00

ve gelecekte herhangi bir yardım alma hakkınızdan vazgeçmeniz gerekir,

which seems fair. Ton ve niyet

6:02

ki bu adil görünüyor.

Ton ve niyet

which seems fair ifadesindeki ironi

Yüzeyde which seems fair, az önce belirtilen koşulun tamamı hakkında yorum yapar ve bunun makul göründüğünü söyler. Ancak konuşmacı burada tam tersini kasteder: gelecekteki bütün haklardan vazgeçmek ağır bir bedeldir; dolayısıyla bu hafif onay, kuru bir ironidir. which ... ilgi cümleciği tek bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Sakin ve olumlu bir yorum gerçeklerle açıkça çatışıyorsa bu, onay yerine eleştiri işareti olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede which seems fair en çok hangi anlamı iletir?

  1. Konuşmacı koşulun makul olduğuna içtenlikle inanıyor.
  2. Konuşmacı koşulun gereğinden fazla ağır olmasını kuru bir ironiyle eleştiriyor.
  3. Konuşmacı koşulun ne anlama geldiğinden emin değil.
Cevabı göster

Konuşmacı koşulun gereğinden fazla ağır olmasını kuru bir ironiyle eleştiriyor.

In addition,

6:03

Buna ek olarak,

you must also be a member of a religion opposed to the idea of Social Security,

6:04

Sosyal Güvenlik fikrine karşı çıkan bir dinin mensubu da olmalısınız,

usually because it's a kind of insurance

6:07

genellikle bunun bir tür sigorta olması

and insurance is a kind of gambling.

6:09

ve sigortanın bir tür kumar olması nedeniyle.

That's harder,

6:11

Bu daha zordur,

but you could always just start your own religion Ton ve niyet

6:12

ama vergilerden kaçınma konusunda gerçekten ciddiyseniz

if you were really serious about avoiding taxes.

6:14

her zaman kendi dininizi kurabilirsiniz.

Ton ve niyet

İronik öneri you could always just start your own religion

you could always just + fiil kalıbı normalde kolay bir yedek seçenek sunar: diğer seçenekler işe yaramazsa bu seçenek hâlâ vardır. Always seçeneği kolayca başvurulabilir gibi gösterirken just eylemi basitmiş gibi gösterir. Bir din kurmak açıkça vergilerden kaçınmanın basit bir yolu değildir; dolayısıyla bu gerçek bir tavsiye değildir. Aşırı bir eylemi zahmetsiz bir yedek seçenek gibi sunmak ironiyi yaratır.

Alıştırma

Dersin dört sözcüklük kalıbıyla ironik öneriyi tamamlayın: If washing one cup feels like too much work, ____ buy a whole new kitchen.

Cevabı göster

you could always just

But your new religion must also provide for its elderly and dependent members,

6:17

Ancak yeni dininiz aynı zamanda yaşlı ve bakıma muhtaç üyelerine de bakmalıdır,

which means you have to recreate a Social Security program of sorts in your religion Kelime

6:21

bu da dininizde bir tür Sosyal Güvenlik programını yeniden yaratmanız gerektiği

while also being against Social Security.

6:25

ve aynı zamanda Sosyal Güvenliğe karşı olmanız gerektiği anlamına gelir.

Kelime

of sorts: yaklaşık ve tam olmayan bir benzerlik

Of sorts bir isim öbeğinden sonra gelir ve “bir tür, fakat standart ya da tam bir örnek değil” anlamını taşır. Buradaki a Social Security program of sorts, Sosyal Güvenlik ile aynı işlevlerin bazılarını yerine getiren ancak devletin Sosyal Güvenlik programının kendisi olmayan bir iç düzenlemedir. Bu ifade bir yumuşatıcıdır: konuşmacının yararlı bir adlandırma kullanırken ona belli bir mesafe koymasını sağlar. Birden fazla tür olduğunu söylemez; sınıflandırmanın kesinliğini azaltır.

Alıştırma

Cümleyi “kusurlu veya yaklaşık bir biçim” anlamına gelen iki sözcüklü yumuşatıcıyla tamamlayın: The neighborhood library became a community center ____ after the storm.

Cevabı göster

of sorts

But if creating a contradictory religion doesn't daunt you,

6:27

Ancak çelişkili bir din yaratmak sizi korkutmuyorsa,

lastly,

6:30

son olarak,

it must have existed continuously since 1950,

6:31

1950'den beri kesintisiz olarak var olmuş olmalıdır,

which is a giveaway that this exception was written

6:33

bu da söz konusu istisnanın hemen hemen sadece Amishler ve Mennonitler için

pretty much exclusively for the Amish and Mennonites Kültür

6:36

yazıldığını ele veren bir ipucudur

Kültür

the Amish and Mennonites: dinî toplulukların adları

The Amish ve Mennonites, Anabaptist geleneğinden gelişen Hristiyan dinî ve kültürel toplulukları ifade eder. Bunlar yer değil, insan gruplarıdır. Bazıları güçlü topluluk bağları ve ana akım toplumun bazı yönlerinden uzak durmalarıyla bilinse de yaşam biçimleri topluluktan topluluğa değişir. Bu cümlede, uzun süredir var olan topluluk gelenekleri 1950 şartının neden onları işaret ettiğini açıklamaya yardımcı olur. The Amish, Amiş halkını topluca adlandırır; Mennonites ise ona bağlanan çoğul bir grup adıdır.

Alıştırma

the Amish and Mennonites ifadesindeki adlar neyi belirtir?

  1. Hristiyan dinî ve kültürel topluluklar
  2. 1950'de kurulmuş iki kasaba
  3. Devlet emeklilik programları
Cevabı göster

Hristiyan dinî ve kültürel topluluklar

and kills dead your plans Deyimler

6:38

ve yaşam tarzınızda ciddi bir değişiklik yapmaya istekli olmadığınız sürece

unless you're willing to undergo a serious change in lifestyle.

6:40

planlarınızı tamamen yok eder.

Deyimler

kills dead your plans: komik abartı

Burada kills dead your plans, planları tamamen yok etmek ya da uygulanamaz hâle getirmek anlamındadır. Gerçekte hiçbir şey ölmez; planlar sanki öldürülebilirmiş gibi anlatılır. kills ve dead birlikte kullanılarak aynı ölüm fikri bilerek tekrarlanır. Bu fazlalık ifadeyi güçlendirir ve komik bir abartı yaratır: koşullar planı yalnızca zorlaştırmaz; kişi yaşam tarzında büyük bir değişikliği kabul etmezse planı tamamen bitirir.

Alıştırma

Cümlede kills dead your plans nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Planların kısa bir gecikmeden sonra devam edebileceğini anlatır.
  2. Plan yaparken bir kişinin gerçekten öldürüldüğünü anlatır.
  3. Koşulların planları tamamen bozduğunu, bilinçli bir komik vurguyla anlatır.
Cevabı göster

Koşulların planları tamamen bozduğunu, bilinçli bir komik vurguyla anlatır.

It doesn't stop there. Anlatım akışı

6:43

Bununla da bitmiyor.

Keep digging and you'll find all sorts of other weird, weird exceptions,

6:45

Kazmaya devam ederseniz, bazı demiryolu işçileri veya itfaiyeciler

Anlatım akışı

It doesn't stop there. Keep digging: iki aşamalı geçiş

It doesn't stop there, dinleyiciye mevcut örneğin ya da listenin sonuna gelinmediğini bildirir. Konuyu açık tutar ve bir sonraki bilgi katmanına geçiş hazırlar. Ardından Keep digging, dinleyiciyi daha fazla araştırmaya yönlendirir. Digging burada mecazdır: iki cümle birlikte önce “daha fazlası var”, sonra da “daha derine bakarsan bulursun” mesajını verir.

Alıştırma

Dersteki ifadelerle iki aşamalı geçişi tamamlayın: “The audit found one billing error, but it doesn't ____. Keep ____, and you'll discover a wider pattern.”

Cevabı göster

stop there · digging

including some railroad workers or firefighters

6:48

veya polisler veya öğretmenler de dahil olmak üzere

or police or teachers,

6:51

ancak sadece Şikago'da geçerli olan,

but only in Chicago.

6:52

başka her türlü garip mi garip istisna bulacaksınız.

Usually,

6:53

Genellikle,

these are groups that in the long, long ago

6:53

bunlar çok, çok uzun zaman önce

were able to get out of the program at its creation date.

6:55

yaratılış tarihinde programdan çıkabilen gruplardır.

So nothing's ever straightforward.

6:59

Yani hiçbir şey asla basit değildir.

And that's the deal with this Social Security card,

7:01

İşte bu Sosyal Güvenlik kartının durumu budur;

containing a national number for citizens that don't want one

7:04

istemeyen vatandaşlar için ulusal bir numara içeren,

on an identification card that fails at identification,

7:06

kimlik doğrulamada başarısız olan bir kimlik kartı üzerinde,

given to all citizens except when it isn't, Anlatım akışı

7:09

olmadığı durumlar hariç tüm vatandaşlara verilen,

for a program that's universal except when it's not.

7:11

evrensel olmadığı durumlar hariç evrensel olan bir program için.

Anlatım akışı

“Verilmediği zamanlar hariç herkese verilir... evrensel olmadığı zamanlar hariç evrenseldir” paralel ironisi

Paralel iki except when... yan cümlesi, daha önceki istisnaları kısa bir sonuçta toplar. given to all citizens önce kesin ve kapsayıcı bir iddia ortaya koyar; except when it isn't ise bu kesinliği hemen bozar. İkinci kısım aynı biçimi tekrarlar: universal except when it's not. Eksik bırakılan sözler önceki ifadelerden tamamlanır: isn't, isn't given to all citizens; not ise not universal anlamına gelir. Bu öz-çelişki bir bilgi hatası değil, kasıtlı ironidir. Tekrarlanan kalıp, resmî iddia ile gerçek istisnalar arasındaki farkın kolayca duyulup hatırlanmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi son, geniş kapsamlı iddiaları ve bunların istisnalarını ironik bir sonuçta toplamak için iki paralel except when... yan cümlesi kullanıyor?

  1. The service is sometimes closed, and some users pay a fee.
  2. Although the service is open, it is not always free.
  3. The service is open to everyone except when it isn't, and it is always free except when it's not.
Cevabı göster

The service is open to everyone except when it isn't, and it is always free except when it's not.