ABD'nin Fidel Castro'yu Ortadan Kaldırmak İçin Denediği Çılgın Yollar: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.297 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Patlayan purolar ve mafya zehrinden tuzaklanmış deniz kabuklarına ve Hemingway'in Küba'daki evine kadar anlatı, Fidel Castro'ya yönelik ABD planlarını ve onun kurtulup yaşlılıktan ölmesini izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “riding a wave of revolutionary zeal.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: iktidarın gerçek bir dalgayla değil, yaygın coşkunun ivmesiyle kazanıldığını anlayın. 2. “turned the job over to a doctor named Anthony Verona,” — Phrasal verb'ler: başarısızlıktan sonra görev, sorumluluk veya kontrolün başka birine devrini tanıyın. 3. “when it comes to” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: yargıyı belirli bir konuya veya alana sınırlamak için kullanın.

Bu derste

According to Fidel Castro's former Secret Service Chief, Anlatım akışı

0:00

Fidel Castro'nun eski Gizli Servis Şefi'ne göre,

the now deceased dictator survived no less than 634 attempts on his life, Kalıp ifadeler

0:03

şu an hayatta olmayan diktatör, hayatına kasteden en az 634 girişimden sağ kurtuldu,

Anlatım akışı

According to: Bir iddiayı kaynağına bağlamak

According to, ardından gelen ifadenin kaynağı olan kişiyi, belgeyi veya veriyi tanıtır. Burada 634 sayısının kaynağının eski Gizli Servis Şefi olduğunu belirtir. Bu çerçeveleme, iddiayı anlatıcının şahsen doğruladığı veya mutlaka katıldığı bir gerçek gibi sunmak yerine belirtilen kaynağa bağlar. Raporlarda ve haberlerde bilginin nereden geldiğini takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

“According to the weather service, the storm will arrive tonight,” cümlesinde According to ne işe yarar?

  1. Konuşanın tahminin doğru olduğunu şahsen kanıtladığını söyler.
  2. Meteoroloji servisinin fırtınanın gelmesine neden olduğunu söyler.
  3. Meteoroloji servisini kaynak olarak gösterir ancak konuşanın tahmini doğruladığını söylemez.
Cevabı göster

Meteoroloji servisini kaynak olarak gösterir ancak konuşanın tahmini doğruladığını söylemez.

Kalıp ifadeler

no less than: Şaşırtıcı derecede büyük bir sayıyı vurgulamak

Bir sayının önündeki no less than, kelime anlamıyla bir alt sınır belirler; ancak bu cümlede yalnızca minimumu belirtmekten fazlasını yapar. 634 sayısını şaşırtıcı derecede büyük gösterir ve vurgulu as many as 634 ifadesine yakın bir etki yaratır. İfade, dinleyenin sayıya karşı tutumunu yönlendirir: sayı, tarafsız bir matematiksel sınır gibi değil, dikkat çekici derecede büyük görünmelidir.

Alıştırma

Hangi cümle 500'ü minimum olarak sunmaya devam ederken sayının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu en iyi vurgular?

  1. The club collected as many as 500 cans in one weekend.
  2. The club collected no less than 500 cans in one weekend.
  3. The club collected at least 500 cans in one weekend.
Cevabı göster

The club collected no less than 500 cans in one weekend.

Kalıp ifadeler

attempts on his life: onu öldürmeye yönelik girişimler

An attempt on someone's life, bir kişiyi öldürmeye yönelik kasıtlı bir girişim demektir. Burada attempts on his life, diktatöre yönelik suikast girişimlerini anlatır; life kişinin deneyimlerini veya yaşam tarzını değil, fiziksel olarak hayatta kalmasını ifade eder. Kalıp yapı an attempt on + iyelik belirleyicisi + life şeklindedir ve sayı gerektiği gibi değiştirilir: an attempt on her life; several attempts on their lives.

Alıştırma

Cümleyi on ve life içeren resmî kalıp ifadeyle tamamlayın: The security team stopped two ____.

Cevabı göster

attempts on his life

many by the American Central Intelligence Agency,

0:08

ve bunların çoğu Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı tarafından gerçekleştirilmişti,

from exploding cigars to exploding seashells. Anlatım akışı

0:11

patlayan purolardan patlayan deniz kabuklarına kadar uzanıyordu.

Anlatım akışı

from X to Y: patlayan purolardan patlayan deniz kabuklarına kadar

From X to Y, geniş bir aralığı gösteren iki uç veya temsilî örnek vererek bilgiyi düzenleyebilir. Bu cümlede patlayan purolar ve patlayan deniz kabukları bir güzergâh değildir; suikast planlarının çeşitliliğini çerçeveleyen çarpıcı örneklerdir. İki bölüm biçim bakımından paralel olmalıdır. Burada ikisi de exploding + çoğul isim şeklinde kurulmuş isim öbekleridir. Bu paralellik karşıtlığı izlemeyi kolaylaştırır ve sonraki ayrıntılar için merak uyandırır.

Alıştırma

Cümleyi eşleşen aralık belirteçleriyle tamamlayın: The museum displays inventions ____ early radios ____ modern robots.

Cevabı göster

from · to

What were some of the most creative ways the United States tried to kill Castro?

0:14

Amerika Birleşik Devletleri'nin Castro'yu öldürmeye çalıştığı en yaratıcı yollardan bazıları nelerdi?

Hello, and welcome to another episode of The Infographics Show.

0:18

Merhaba, The Infographics Show'un bir başka bölümüne hoş geldiniz.

Today, we're taking a look at the US's most insane attempts to kill Fidel Castro. Kalıp ifadeler

0:22

Bugün, ABD'nin Fidel Castro'yu öldürmeye yönelik en çılgınca girişimlerine bir göz atıyoruz.

Kalıp ifadeler

taking a look at ile bir konuyu tanıtmak

Bu cümlede we’re taking a look at, “inceleyeceğiz veya ele alacağız” anlamına gelir. Videonun konusunu tanıtır; konuşanların bir şeye yalnızca kısa bir an bakacağı anlamına gelmez. Bir şeye dikkat çekip onu değerlendirmeye başlamak için take a look at + isim veya konu yapısını kullanabilirsin. Şimdiki zamanın devam biçimindeki we’re taking a look at... ifadesi, mevcut bölümde nelerin ele alınacağını duyurur.

Alıştırma

Sunucunun girişini, bu dersteki “incelemek veya ele almak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamla: Today, we're ____ the causes of the delay.

Cevabı göster

taking a look at

As a ruler of Cuba from 1961 until 2011,

0:27

1961'den 2011'e kadar Küba'nın yöneticisi olan

Fidel Castro came to power riding a wave of revolutionary zeal. Notlar

0:31

Fidel Castro, devrimci şevk dalgasının üzerinde iktidara geldi.

Kalıp ifadeler

came to power: siyasi kontrolü elde etmek

Came to power, bir hükûmetin kontrolünü ele geçirmek veya iktidardaki lider ya da grup hâline gelmek anlamına gelir. Buradaki power, fiziksel güç veya elektrik değil, siyasi otoritedir. Yapının temel biçimi come to power şeklindedir ve come zamana göre değişir. Came to power, geçmişte kontrolün ele geçirildiği olayı anlatır. Sonraki yönetim dönemine değil, iktidara geçişe odaklanır.

Alıştırma

Bir partinin seçimden sonra siyasi kontrolü ilk kez elde ettiği geçişi özellikle anlatan cümle hangisidir?

  1. The Green Alliance came to power after winning the election.
  2. The Green Alliance was in power after winning the election.
  3. The Green Alliance had power after winning the election.
Cevabı göster

The Green Alliance came to power after winning the election.

Deyimler

riding a wave of revolutionary zeal: güçlü bir eğilimden ivme kazanmak

Burada riding a wave of revolutionary zeal, bir devrimi çevreleyen güçlü halk coşkusunu iktidara gelmek için itici güç olarak kullanmak anlamına gelir. İmge, bir dalganın üzerinde ileri taşınan sörfçüdür; ancak ortada gerçek bir dalga yoktur. ride a wave of + isim öbeği kalıbı, zaten güçlenmekte olan etkili bir eğilimden, toplumsal duygudan veya hareketten yararlanmayı anlatır. Çevredeki bu gücün öznenin başarısına ya da yükselişine katkıda bulunduğunu sıkça ima eder.

Alıştırma

'The small brand rode a wave of interest in reusable products,' cümlesinde 'rode a wave of' ne anlama gelir?

  1. Fırtına sırasında su üzerinde ilerledi
  2. Bütün ilgiyi tek başına yarattı
  3. Zaten var olan ilgi artışından yararlandı
Cevabı göster

Zaten var olan ilgi artışından yararlandı

But while having his roots as an anti-imperialistic revolutionary that fought for the people,

0:35

Ancak halkı için savaşan anti-emperyalist bir devrimci kökenine sahip olmasına rağmen,

upon assuming power Dilbilgisi

0:40

iktidara geldikten sonra

Castro very quickly became as ruthless and authoritarian as any dictator. Dilbilgisi

0:41

Castro çok geçmeden herhangi bir diktatör kadar acımasız ve otoriter oldu.

Dilbilgisi

upon assuming power: resmî upon + -ing yapısı

Upon assuming power, Castro'nun kontrolü ele alır almaz veya ele aldığı sırada anlamına gelen resmî bir zaman ifadesidir. Upon sözcüğünden sonra assuming biçimindeki -ing yapısı gelir ve bu ifade ana cümledeki olayın zamanını belirler. Burada assume power, bir şeyin doğru olduğunu varsaymak değil, yetkiyi elinde tutmaya veya kullanmaya başlamak anlamına gelir. Assuming eyleminin söylenmeyen öznesi Castro'dur ve ana cümlenin öznesi de odur. Daha genel olarak upon + -ing, resmî anlatımda bir olayın diğerinin hemen öncesinde gerçekleştiğini veya onu tetiklediğini gösterir.

Alıştırma

upon + receive fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the confirmation email, Elena booked her flight.

Cevabı göster

Upon receiving

Dilbilgisi

as ruthless and authoritarian as any dictator: herhangi bir diktatör kadar acımasız ve otoriter

Burada as ruthless and authoritarian as any dictator, “akla gelebilecek herhangi bir diktatör kadar acımasız ve otoriter” anlamına gelir. as + sıfat + as any + tekil sayılabilen isim kalıbı, karşılaştırmayı sınıfın tamamına yayar. Dil bilgisi açısından eşitlik bildirir, ancak retorik gücü üstünlük derecesine yakındır ve Castro hakkında son derece olumsuz bir değerlendirme yapar. Onu yalnızca kimliği belirtilmemiş tek bir diktatörle karşılaştırmaz.

Alıştırma

Vurgulu eşitlik kalıbını iki sözcükle tamamlayın: During the crisis, she was ____ calm ____ any experienced pilot.

Cevabı göster

as · as

From stripping away the freedom of the press Öbek fiiller

0:46

Basın özgürlüğünü elinden almaktan

Öbek fiiller

strip away: bir şeyi tamamen veya katman katman kaldırmak

strip away the freedom of the press ifadesinde strip away, insanların zaten sahip olduğu bir şeyi zor kullanma, tamlık veya aşamalı kaldırma hissiyle ellerinden almak demektir. Nesne kurumsal bir hak olduğu için ifade mecazidir; giysileri çıkarmakla ilgili değildir. Bu öbek fiil, nesnesini çoğu zaman bir katman, koruma, kılık, hak veya karmaşıklık olarak sunar ve ondan çok az kalana ya da hiç kalmayana kadar soyulup kaldırıldığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi strip away fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The redesign ____ several unnecessary layers from the menu.

Cevabı göster

stripped away

to bragging about jailing tens of thousands of political opponents,

0:48

on binlerce siyasi muhalifi hapse atmakla övünmeye kadar,

Castro became one of the most notorious leaders of the 20th century.

0:52

Castro, 20. yüzyılın en kötü şöhretli liderlerinden biri haline geldi.

Yet, it wasn't until Castro began cozying up to the US's arch enemy, Notlar

0:55

Ancak Castro, ABD'nin baş düşmanı olan

Öbek fiiller

cozying up to: çıkar için hesaplı yakınlık kurma

Burada cozy up to, genellikle iltimas, koruma ya da başka bir çıkar sağlamak için bir kişiye veya gruba bilerek yakın ve dostça davranmak demektir. Bu ifade çoğu zaman yakınlığın hesaplı ve tam anlamıyla samimi olmadığını ima eder. Yapı cozy up to + kişi veya grup şeklindedir. Bu cümlede ifade, Castro'nun Sovyetler Birliği'ne yaklaşmasını stratejik bir hareket olarak gösterir ve eleştirel bir tutum ekler.

Alıştırma

“Çıkar sağlamak için bilerek dostça davranmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The supplier tried to ____ the buyer before contract talks began.

Cevabı göster

cozy up to

Kelime

arch enemy: başlıca veya en büyük düşman

Arch enemy, bir kişinin veya grubun başlıca, en önemli ya da en amansız düşmanı demektir. Burada arch- güçlendirici bir ön ektir ve “başlıca” veya “en önemli” anlamına gelir; kavisli bir kemeri ifade etmez. Bu ifade archenemy biçiminde tek kelime olarak da yaygın biçimde yazılır. Bu bağlamda Sovyetler Birliği'ni ABD'nin başlıca düşmanı olarak tanımlar.

Alıştırma

“Başlıca veya en büyük düşman” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the final chapter, the detective confronts her ____, the criminal mastermind who has fought her for years.

Cevabı göster

arch enemy

the Soviet Union,

1:00

Sovyetler Birliği'ne yakınlaşmaya başlayana kadar

that he wandered into the crosshairs of the US's Central Intelligence Agency. Deyimler

1:01

ABD'nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın hedef tahtasına girmemişti.

Deyimler

wandered into the crosshairs of: istemeden hedef hâline gelmek

To be in someone’s crosshairs, bir kişi veya kuruluşun yakın ilgisinin, gözetiminin, eleştirisinin ya da olası eylemlerinin hedefi olmak demektir. İmge, silah dürbünündeki kesişen çizgilerden gelir; ancak burada ifade mecazidir. Wandered into, onun bu tehlikeli duruma istemeden ya da durumu tam olarak fark etmeden düştüğü anlamını ekler. Aktarılabilir kalıp wander into the crosshairs of + kişi veya kuruluş şeklindedir ve “istemeden onların hedefi olmak” demektir.

Alıştırma

“İstemeden ciddi resmî ilginin hedefi olmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After exporting restricted equipment, the firm ____ government investigators.

Cevabı göster

wandered into the crosshairs of

Fearful of a global domino effect where one nation falling into communism would lead to another and so on, Deyimler

1:05

Bir ulusun komünizmin eline geçmesinin diğerlerini de beraberinde getireceği küresel bir domino etkisinden korkan

Deyimler

global domino effect: küresel domino etkisi

Domino effect, bir olayın başka bir olaya, onun da bir sonrakine neden olduğu zincirleme tepkidir. Global, korkulan zincirin yerel kalmayıp ülkeler arasında yayılacağını gösterir. Cümlede ülkeler, art arda devrilen domino taşlarına benzetilir: bir ülkenin komünizmi benimsemesinin başka ülkeleri de aynısını yapmaya teşvik edeceğinden veya buna yol açacağından korkuluyordu. Bu mecaz nedensel bir öngörü sunar; sonraki her olayın kaçınılmaz olduğunun kanıtı değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, art arda devrilen taşlara dayanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: One server failure triggered a ____ across the entire network.

Cevabı göster

domino effect

the US was also deeply disturbed by the presence of a strong Soviet ally

1:12

ABD, aynı zamanda güçlü bir Sovyet müttefikinin

less than 100 miles from its shores.

1:16

kıyılarına 100 milden daha yakın bir mesafede bulunmasından da derinden rahatsızdı.

Foreseeing a Cuban Crisis scenario,

1:19

İronik bir şekilde her halükarda gerçekleşecek olan

which ironically would come to pass anyways, Öbek fiiller

1:21

Küba Krizi senaryosunu öngören

Öbek fiiller

come to pass: beklenen bir olayın gerçeğe dönüşmesi

“Come to pass”, “meydana gelmek” veya “gerçeğe dönüşmek” anlamına gelir. Öznesi genellikle bir olay, durum, plan, öngörü ya da korkulan sonuçtur; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Burada “which”, “a Cuban Crisis scenario” ifadesine gönderme yapar. “Would come to pass”, krizi geçmişteki bir bakış açısından gelecekte gerçekleşecek bir olay olarak sunar; anlatıcı ise bunun daha sonra gerçekten yaşandığını zaten bilmektedir.

Alıştırma

Cümleyi “meydana geldi veya gerçeğe dönüştü” anlamındaki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Years later, the warning finally ____.

Cevabı göster

came to pass

the US intelligence committee made the recommendation

1:23

ABD istihbarat komitesi,

that Castro be removed from power by any means necessary. Kalıp ifadeler

1:26

Castro'nun ne pahasına olursa olsun iktidardan uzaklaştırılmasını tavsiye etti.

Kalıp ifadeler

by any means necessary: yönteme hiçbir sınır koymamak

“By any means necessary”, bir hedefe ulaşmak için gerekli olan her yöntemi kullanmak anlamına gelir. “By” edatı yöntemi belirtir; “means” ise yöntemler veya kaynaklar demektir. Bu cümlede ifade, Castro'nun iktidardan nasıl uzaklaştırılacağını niteler. Hedefin öncelikli olduğunu ve aşırı yöntemlerin bile düşünülebileceğini aktarır; ancak ifade tek başına belirli bir yöntemin adını vermez.

Alıştırma

Yargı: Bir yönetici yalnızca “Bu sıradan raporu bitirmek için makul bir çaba gösterin” demek istiyor. “Finish it by any means necessary” uygun bir seçim midir?

  1. Evet. Tarafsızdır ve yalnızca “çok çabala” anlamına gelir.
  2. Hayır. Etik, yasal veya güvenlikle ilgili sınırların göz ardı edilebileceğini düşündürebilir.
Cevabı göster

Hayır. Etik, yasal veya güvenlikle ilgili sınırların göz ardı edilebileceğini düşündürebilir.

For a decade and a half, Kalıp ifadeler

1:30

Bir buçuk on yıl boyunca

Kalıp ifadeler

a decade and a half: on beş yıl

Bu cümlede a decade and a half on beş yıl demektir: tam bir decade, yani on yıl, ile yarım decade, yani beş yıl toplanır. Half, decade birimine uygulanır; bu yüzden ifade on yıl altı ay anlamına gelmez. Süre belirtmek için kullanılan doğal kalıp a/an + zaman birimi + and a half şeklindedir. Decade ile kullanıldığında ilk bölüm tekil kalır: a decade and a half.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için decade sözcüğünü a time unit + and a half kalıbında kullanın: The scientist worked on the project for ____.

Cevabı göster

a decade and a half

US presidents would agree,

1:31

ABD başkanları da bu fikre katılacaklardı,

until the signing of Executive Order 11905 by President Gerald R. Ford in 1976, Kültür

1:33

ta ki 1976'da Başkan Gerald R. Ford tarafından imzalanan ve

Kültür

Executive Order 11905: numaralı bir başkanlık yönergesi

Executive Order 11905, ABD Başkanı Gerald R. Ford tarafından 1976'da yayımlanan bir başkanlık yönergesinin resmî adıdır. Buradaki 11905, emrin tanımlayıcı numarasıdır; bir yıl veya mahkeme davası numarası değildir. Bu ifade bir politika dönüm noktasını gösterir; çünkü emir, hiçbir ABD hükümeti çalışanının siyasi suikasta karışamayacağını veya bunun için komplo kuramayacağını belirtiyordu. Bu arka plan, cümlenin belgenin imzalanmasını neden zamansal bir sınır olarak kullandığını açıklar.

Alıştırma

Executive Order 11905 ifadesinde 11905 neyi belirtir?

  1. Başkanlık emrinin tanımlayıcı numarası
  2. Emrin imzalandığı yıl
  3. Bir mahkeme davasının numarası
Cevabı göster

Başkanlık emrinin tanımlayıcı numarası

banned US intelligence agencies from committing political assassinations.

1:39

ABD istihbarat teşkilatlarının siyasi suikastlar düzenlemesini yasaklayan 11905 sayılı Başkanlık Kararnamesi'ne kadar.

Yet, for 15 long years prior to Executive Order 11905,

1:43

Ancak, 11905 sayılı Kararname'den önceki 15 uzun yıl boyunca,

it was open season on Castro as far as the US was concerned, Notlar

1:48

ABD açısından Castro'ya karşı adeta bir av sezonu açıktı,

Deyimler

open season on Castro: sınırsız biçimde hedef alma

Open season aslında belirli bir hayvanın avlanmasına izin verilen dönemi ifade eder. Mecazi open season on someone ifadesi ise insanların o kişiye neredeyse hiçbir kısıtlama olmadan saldırmakta, onu eleştirmekte veya hedef almakta özgür hissetmesi anlamına gelir. Burada Castro, ABD'nin bakış açısından bir hedef olarak sunuluyor. İfade canlı ve eleştireldir; gerçek bir av sezonunu anlatmaz ve bu tür eylemlerin yasal olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede open season on Castro ne anlama geliyor?

  1. Castro için yasal bir av sezonu resmen başlamıştı.
  2. İnsanlar Castro'ya çok az kısıtlamayla saldırmakta veya onu hedef almakta özgür hissediyordu.
  3. Castro bir etkinlik için mevsimi özgürce seçebiliyordu.
Cevabı göster

İnsanlar Castro'ya çok az kısıtlamayla saldırmakta veya onu hedef almakta özgür hissediyordu.

Kalıp ifadeler

as far as the US was concerned: ABD'nin bakış açısını belirtmek

As far as X is concerned, bir yargının hangi kişi, grup veya bakış açısı için geçerli olduğunu belirtir. “X'in bakış açısından” ya da “X'in konumu dikkate alındığında” anlamına gelir. Bu cümlede iddia ABD'nin bakış açısıyla sınırlandırılıyor. İfade, bir tarafın tutumunu herkesin paylaştığı nesnel bir gerçekten ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya'nın bir haberin kaynağı olduğunu söylemeden, meselenin Maya'nın bakış açısından çözüldüğü anlamına gelir?

  1. Maya was concerned because the issue was settled.
  2. According to Maya, the issue was settled.
  3. As far as Maya was concerned, the issue was settled.
Cevabı göster

As far as Maya was concerned, the issue was settled.

even going so far as to enlist the aid of American mafia leaders. Dilbilgisi

1:51

ve iş, Amerikan mafya liderlerinin yardımını istemeye kadar varmıştı.

Dilbilgisi

going so far as to + fiilin yalın hâli

Go so far as to + fiilin yalın hâli, birinin ardından gelen eylemi yaparak şaşırtıcı ya da aşırı bir noktaya ulaştığını anlatır. Buradaki far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi belirtir. Örnekte going bu yükseltmeyi çevresindeki anlatıma bağlar; to enlist ise en güçlü örneği, yani Amerikan mafya liderlerinden yardım istemeyi sunar. Bu yapı, bir argümanı en çarpıcı kanıta doğru aşamalı olarak ilerletmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi go so far as to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The critic ____ accuse the entire team of cheating.

Cevabı göster

went so far as to

So, what were some of the craziest ways the CIA tried to kill Castro?

1:56

Peki, CIA'in Castro'yu öldürmeye çalıştığı en çılgınca yollardan bazıları nelerdi?

Perhaps the most famous plots against Castro was the exploding cigar.

1:59

Belki de Castro'ya karşı kurulan en ünlü komplo, patlayan puroydu.

Known for his love of cigars,

2:03

Purolara olan sevgisiyle bilinen Castro için

the CIA brainstormed a way to get Castro a case of cigars

2:05

CIA, içine küçük miktarlarda patlayıcı

loaded with small amounts of explosives,

2:09

yerleştirilmiş bir kutu puroyu Castro'ya ulaştırmanın bir yolunu düşündü.

allegedly during a trip to the United Nations in 1966,

2:11

İddiaya göre, 1966'daki Birleşmiş Milletler ziyareti sırasında

a CIA agent was en route to swap a case of explosive cigars with real cigars, Kelime

2:15

bir CIA ajanı patlayıcılı puro kutusunu gerçek purolarla değiştirmek üzere yoldayken,

Kelime

en route to + varış yeri veya eylem

En route, Fransızcadan gelen ve İngilizcede “yolda” anlamında kullanılan bir ifadedir. Burada ajan, puro değişimini gerçekleştirmek için yola çıkmıştı; yani görev başlamış ve sürmekteydi. swap fiilin yalın hâli olduğu için to, to swap mastarını başlatır ve yolculuğun amacını belirtir. Ardından bir varış yeri adı geldiğinde ise to bir ilgeçtir: en route to Havana.

Alıştırma

Cümleyi en route ve mastar işaretiyle tamamlayın: The technician was ____ repair the damaged antenna.

Cevabı göster

en route to

when at the last minute the operation was cancelled Kalıp ifadeler

2:20

son dakikada operasyon iptal edildi.

Kalıp ifadeler

At the last minute: bir olaydan hemen önce

At the last minute, bir eylemden, olaydan veya son teslim tarihinden çok kısa bir süre önce anlamına gelir. Burada operasyonun gerçekleşmek üzereyken iptal edildiğini gösterir. Bu bir deyimdir; bu nedenle minute tam olarak altmış saniye demek değildir. İfade, zamanlamanın çok geç olduğunu vurgular ve çoğu zaman şaşkınlık, baskı veya sıkıntı hissi taşır.

Alıştırma

Bir olaydan hemen önce yapılan değişikliği anlatan hedef deyimle cümleyi tamamlayın: The venue canceled the concert ____.

Cevabı göster

at the last minute

for fear of political fallout from Castro's assassination Kelime

2:22

Bunun sebebi, Castro suikastının BM ziyareti sırasında

taking place during a visit to the UN.

2:25

gerçekleşmesinin yaratabileceği siyasi yansımalardan korkulmasıydı.

Kelime

Political fallout: zararlı siyasi sonuçlar

Fallout aslında bir nükleer patlamadan sonra yere düşen radyoaktif maddeyi ifade eder. Political fallout ifadesinde ise bir olaydan sonra yayılan zararlı sonuçlar için kullanılan bir benzetmedir. Burada ifade, bir BM ziyareti sırasında gerçekleşen suikastın yol açabileceği halk öfkesi, diplomatik çatışma veya liderler üzerindeki baskı gibi daha geniş siyasi sorunları anlatır. Fallout yalnızca herhangi bir sonucu değil, genellikle olumsuz, dolaylı ve bazen kalıcı etkileri düşündürür.

Alıştırma

Bir skandaldan sonra devam edebilecek geniş ve zararlı siyasi sonuçları en iyi hangi seçenek anlatır? The agency spent months dealing with the scandal's ____, including resignations, investigations, and lost public trust.

  1. political fallout
  2. political impact
  3. political backlash
Cevabı göster

political fallout

Yet, some sources suggest that the exploding cigar ploy was a complete fabrication, Kalıp ifadeler

2:28

Ancak bazı kaynaklar patlayan puro numarasının tamamen bir uydurmaca olduğunu,

Kalıp ifadeler

a complete fabrication: tamamen uydurma

a complete fabrication ifadesindeki fabrication ismi burada bir şey üretme sürecini değil, tamamen uydurulmuş bir hikâyeyi veya iddiayı anlatır. Complete yargıyı güçlendirir: anlatının yalnızca bir bölümünün yanlış ya da abartılı olduğunu değil, tamamının uydurma olduğunu söyler. Bu cümlede ifade, was kelimesinden sonra gelerek sözde planın ne olduğunu belirtir. Öncesinde some sources suggest bulunduğu için cümle güçlü bir değerlendirmeyi aktarır, ancak bunu kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

Cümleyi İngilizce tek bir kelimeyle tamamlayın: 'The viral post was a complete ____, not a verified report.'

Cevabı göster

fabrication

purposefully silly and meant to hide more serious attempts on Castro's life.

2:33

Castro'nun hayatına yönelik daha ciddi girişimleri gizlemek için bilerek saçma sapan bir kurgu yapıldığını öne sürüyor.

Whatever the case, Castro's security team took the threat extremely seriously, Notlar

2:37

Durum ne olursa olsun, Castro'nun güvenlik ekibi tehdidi son derece ciddiye aldı

Anlatım akışı

Whatever the case: durum ne olursa olsun

Whatever the case cümle başında kullanılan ve hangi olası durum doğru olursa olsun anlamına gelen bir söylem ifadesidir. Önceden sözü edilen anlaşmazlığı veya belirsizliği, taraflardan birini seçmeden kenara bırakır. Burada case hukuki bir dava değil, olası bir durum anlamındadır. İfade, hangi ihtimal gerçekleşirse gerçekleşsin güvenlik ekibinin tepkisinin geçerli olduğunu gösterir; böylece tartışmayı kapatıp anlatıyı ilerletir.

Alıştırma

Bu cümlede Whatever the case ne anlama geliyor? 'The train may be early or late. Whatever the case, wait on Platform 2.'

  1. Tren kesinlikle geç kalacak
  2. Treni önemsemiyorum
  3. Hangi ihtimal doğru olursa olsun
  4. Yalnızca tren erken gelirse
Cevabı göster

Hangi ihtimal doğru olursa olsun

Kalıp ifadeler

take the threat extremely seriously: tehdidi son derece ciddiye almak

took the threat extremely seriously ifadesindeki took, bir şeyi fiziksel olarak taşıma, alma veya elde etme anlamına gelmez. take + a threat, warning veya risk + seriously yapısı, bir şeyi dikkat ve eylem gerektirecek kadar önemli görmek anlamındadır. Extremely, seriously sözcüğünün derecesini güçlendirir ve güvenlik ekibinin kaygısının çok yüksek olduğunu gösterir. İfadenin bütünü, ekibin olası tehlikeye nasıl karşılık verdiğine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After receiving a credible warning, the hospital ____ and immediately began an evacuation.

Cevabı göster

took the threat extremely seriously

eventually leading them to create the Cohiba cigar brand Kültür

2:41

ve nihayetinde Castro'nun puro tedarikinin güvenliğini garanti altına almak için

in order to guarantee the safety of Castro's supply of cigars.

2:45

Cohiba puro markasını yaratmalarına yol açtı.

Kültür

the Cohiba cigar brand: Cohiba puro markası

The Cohiba cigar brand, belirli ve tanınmış bir Küba puro markasının adıdır. Cohiba, ticari bir marka olmadan önce başlangıçta Fidel Castro ve resmî kullanım için üretilen purolarla bağlantılıydı. Bu cümlede markanın kurulması, Castro'nun puro tedarikini kontrol edip korumayı amaçlayan bir güvenlik önlemi olarak sunuluyor. Dolayısıyla anlatılan şey yalnızca sıradan bir tüketici ürününün piyasaya sürülmesi değil, korunan siyasi bir tedarik zinciridir.

Alıştırma

Cümlede the Cohiba cigar brand neyi ifade ediyor?

  1. Burada Castro'nun tedarikinin güvence altına alınmasıyla bağlantılı belirli bir Küba puro markası
  2. Küba'da üretilen bütün purolar için genel bir kategori
  3. Castro'nun güvenlik ekibinin adı
Cevabı göster

Burada Castro'nun tedarikinin güvence altına alınmasıyla bağlantılı belirli bir Küba puro markası

When Castro threw out the Batista regime in 1959 Notlar

2:48

Castro 1959'da Batista rejimini devirip

Öbek fiiller

“threw out” ifadesinin bir rejimi iktidardan uzaklaştırma anlamı

Bu cümlede threw out, Batista rejimini iktidardan uzaklaştırdı anlamına gelir. Throw out fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak burada bir nesneyi çöpe atmaktan söz edilmez. Nesne bir kişi, yönetici grup ya da rejim olduğunda throw out, onları bir görevden veya yerden zorla uzaklaştırmak anlamına gelebilir. Burada siyasi değişim doğrudan ve konuşma diline yakın bir ifadeyle anlatılır.

Alıştırma

Bu cümlede threw out ne anlama geliyor?

  1. yeni bir siyasi plan açıkladı
  2. rejimin eşyalarını çöpe attı
  3. rejimi iktidardan uzaklaştırdı
Cevabı göster

rejimi iktidardan uzaklaştırdı

Kültür

“the Batista regime”: Batista'nın yönettiği hükümet

The Batista regime, Fulgencio Batista'nın yönettiği Küba hükümeti demektir. Bu yönetim, Küba Devrimi sırasında 1959'da iktidardan uzaklaştırıldı; bu bilgi, Castro'nun hangi yönetimi devirdiğini anlamak için gereken bağlamdır. Batista, rejimi tanımlamak için kullanılan bir kişinin soyadıdır; bir yer adı veya sistem türü değildir. Burada regime, iktidardaki hükümet ya da siyasi sistem anlamına gelir ve çoğu zaman eleştirel veya olumsuz bir ton taşır.

Alıştırma

Burada the Batista regime neyi ifade ediyor?

  1. Fulgencio Batista'nın yönettiği Küba hükümeti
  2. Batista adlı bir Küba bölgesi
  3. Batista adlı bir siyasi teori
Cevabı göster

Fulgencio Batista'nın yönettiği Küba hükümeti

and took over the extremely lucrative casinos and hotels, Öbek fiiller

2:51

son derece kazançlı kumarhaneleri ve otelleri ele geçirdiğinde,

Öbek fiiller

took over: kontrolü ele geçirmek

Burada took over, “kontrolü ele geçirdi ve işletmeye başladı” anlamına gelir. Nesnesi kumarhaneler ve otellerdir; dolayısıyla ifade, bir şeyi fiziksel olarak yerden almaktan değil, işletmelerin ve varlıkların kontrolünü kazanmaktan söz eder. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take over + kuruluş, faaliyet, yer veya sorumluluk şeklindedir. Fiil zamana göre değişir: take over, took over, taken over.

Alıştırma

Maya'nın işletmenin kontrolünü kazandığını göstermek için cümleyi take over ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the owner retired, Maya ____ the family store.

Cevabı göster

took over

he made more than a few enemies among international mobsters, Deyimler

2:55

uluslararası mafya babaları arasında azımsanmayacak sayıda düşman edindi,

Deyimler

more than a few: büyük bir sayıyı ölçülü biçimde ifade etmek

More than a few genellikle yalnızca a few ifadesinden biraz daha büyük bir sayı anlamına gelmez. Bu cümlede “epeyce” veya “çok sayıda” demenin ölçülü bir yoludur; dolayısıyla konuşan kişi düşmanların sayısının önemli olduğunu vurgular. Kalıp, çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanılır: more than a few enemies, questions veya delays. Etkisi çoğu zaman dramatik değil, ölçülü bir vurgu şeklindedir.

Alıştırma

İngilizce "The launch had more than a few problems," cümlesinde more than a few en doğal biçimde neyi ima eder?

  1. Lansmanda hiç sorun yaşanmadı.
  2. Lansmanda yalnızca iki veya üç küçük sorun yaşandı.
  3. Lansmanda epeyce sorun yaşandı.
Cevabı göster

Lansmanda epeyce sorun yaşandı.

enemies the CIA was happy to cooperate with against their shared enemy.

2:58

ve CIA, ortak düşmanlarına karşı bu kişilerle işbirliği yapmaktan memnuniyet duydu.

Shortly after Castro came to power,

3:02

Castro'nun iktidara gelmesinden kısa bir süre sonra,

a CIA agent met with Las Vegas mobster Johnny Roselli,

3:04

bir CIA ajanı Las Vegas mafyası Johnny Roselli ile buluştu,

who introduced him to members of the Las Vegas Syndicate of Bugsy Siegel fame, Kalıp ifadeler

3:08

ve o da ajanı Bugsy Siegel ile ünlenen Las Vegas Sendikası üyeleriyle tanıştırarak

Kalıp ifadeler

of Bugsy Siegel fame: bilinen bir bağlantıyla tanımlama

Bu cümlede of Bugsy Siegel fame, the Las Vegas Syndicate ifadesinden sonra gelen kısa bir niteleyicidir. Örgütü, Las Vegas'taki organize suçla bağlantılı tarihî bir kişi olan Bugsy Siegel ile bilinen ilişkisi üzerinden tanımlar; Siegel'in o anda ünlü olduğu anlamına gelmez. of X fame kalıbı, “X sayesinde tanınan” veya “X ile güçlü biçimde ilişkilendirilen” demektir. Haberlerde, biyografilerde ve tanıtımlarda arka plan bilgisini kısa biçimde vermek için genellikle bir adın ya da ad öbeğinin ardından gelir.

Alıştırma

the Las Vegas Syndicate of Bugsy Siegel fame ifadesinde of Bugsy Siegel fame ne işe yarar?

  1. Örgütü Bugsy Siegel ile bilinen bağlantısı üzerinden tanımlar.
  2. Örgütün her üyesinin adının Bugsy Siegel olduğunu söyler.
  3. Örgütün o anda Bugsy Siegel'i ünlü yaptığını söyler.
Cevabı göster

Örgütü Bugsy Siegel ile bilinen bağlantısı üzerinden tanımlar.

offering the mobsters $150,000,

3:13

mafyaya Castro'yu istedikleri en iyi şekilde öldürmeleri için

or $1.2 million in today's dollars,

3:16

bugünün parasıyla 1.2 milyon dolara denk gelen

to kill Castro in whatever way they thought was best. Dilbilgisi

3:19

150.000 dolar teklif etti.

Dilbilgisi

in whatever way they thought was best: açık yöntem seçimi

in whatever way they thought was best, “en uygun olduğuna karar verdikleri herhangi bir yöntemi kullanarak” demektir. whatever way onlara yöntem konusunda açık bir seçim sunar; tek başına söylenen ve küçümseyici bir tavır taşıyabilen Whatever yanıtı değildir. they thought was best sözleri way sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği oluşturur ve ilgi unsuru söylenmemiştir. Anlamı “kendi değerlendirmelerine göre en iyi olan yöntem”dir. in ... way öbeğinin tamamı eylemin nasıl gerçekleştirilebileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, organizatörlerin en uygun olduğuna karar verdikleri herhangi bir yöntemi seçebileceği anlamına gelir?

  1. The organizers may arrange the room only by choosing the first listed plan.
  2. The organizers may arrange the room in the way the manager already required.
  3. The organizers may arrange the room in whatever way they think is best.
Cevabı göster

The organizers may arrange the room in whatever way they think is best.

Roselli declined the money and said he'd do the job for free.

3:22

Roselli parayı reddetti ve bu işi bedavaya yapacağını söyledi.

Contacting mob operatives in Cuba,

3:25

Küba'daki mafya ajanlarıyla temasa geçen

the Vegas mob attempted to poison Castro with cyanide pills loaded into his drinks.

3:27

Vegas mafyası, Castro'yu içeceklerine doldurulan siyanür haplarıyla zehirlemeye çalıştı.

Yet, the mob assassin failed several times throughout 1960

3:32

Ancak mafya suikastçısı 1960 yılı boyunca birkaç kez başarısız oldu

to get close enough to Castro to succeed. Dilbilgisi

3:35

ve başarılı olmak için Castro'ya yeterince yaklaşamadı.

Dilbilgisi

“get close enough to Castro to succeed” ifadesinde sıfat + enough + to do

get close enough ifadesinde close, yakınlık derecesini anlatan bir sıfattır ve enough gerekli düzeye ulaşıldığını göstermek için sıfattan sonra gelir. İlk to, get close to Castro yapısına aittir ve yaklaşılan kişiyi belirtir. Daha sonraki to succeed içindeki to, bu yeterli derecenin mümkün kıldığı sonucu belirtir: get close enough ... to succeed. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli”dir; calm enough to speak ve strong enough to lift it buna örnektir.

Alıştırma

Odanın gereken sessizlik düzeyine ulaştığını gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: “The room is quiet ____ to record the interview.”

Cevabı göster

enough

After the multiple failures,

3:38

Çok sayıda başarısızlıktan sonra,

the CIA ran out of patience and turned the job over Notlar

3:39

CIA'in sabrı tükendi ve işi

Deyimler

Sabrın tükenmesini anlatan “ran out of patience”

Ran out of patience, tekrarlanan gecikme veya başarısızlıklardan sonra hiç sabır kalmayan noktaya gelindiğini belirtir. Patience, tükenebilen sınırlı bir kaynak gibi mecazi biçimde ele alınır; ifade koşmayı veya bir yerden ayrılmayı anlatmaz. Geçmiş zaman biçimi ran, bu değişimi hikâyedeki tamamlanmış bir ana yerleştirir. İfade genellikle anlık bir rahatsızlıktan daha fazlasını bildirir: kişi veya grup artık tahammül etmeye ya da beklemeye devam etmek istemiyordur.

Alıştırma

“After three more delays, we ran out of patience.” cümlesinde ran out of patience ne anlama gelir?

  1. Gecikme bizi kısa süreliğine şaşırttı.
  2. Bekleme alanından hızla ayrıldık.
  3. Artık beklemeye devam etmek istemiyorduk.
Cevabı göster

Artık beklemeye devam etmek istemiyorduk.

to a doctor named Anthony Verona,

3:42

mesleki bağlantıları sayesinde

Öbek fiiller

turn the job over to someone: işi birine devretmek

Burada turn the job over to someone, işin sorumluluğunu o kişiye devretmek anlamına gelir. CIA önceki yaklaşımı kullanmayı bırakır ve işi devam ettirme sorumluluğunu doktora verir. Yapı turn + görev veya sorumluluk + over to + yeni kişi ya da grup şeklindedir. Özne kontrolü devreder; to sonrasındaki kişi kontrolü alır.

Alıştırma

Cümleyi "turn the job over to" ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the design phase ended, the director ____ the engineering team.

Cevabı göster

turned the job over to

who due to professional connections had a much better chance Kalıp ifadeler

3:44

gittikçe daha temkinli hale gelen diktatöre yaklaşma şansı çok daha yüksek olan

of getting close to the ever-more wary dictator.

3:47

Anthony Verona adında bir doktora devretti.

Kalıp ifadeler

due to professional connections: mesleki bağlantılar nedeniyle

Due to bir şeyin nedenini belirtir ve burada ardından professional connections isim öbeği gelir. Bu bağlamda connections, internet veya teknik bağlantıları değil, insanlarla kurulan mesleki ilişkileri ifade eder. İfadenin tamamı doktorun neden yaklaşma ihtimalinin daha yüksek olduğunu açıklar: mesleki ağı ona erişim sağlıyordu. Yeniden kullanılabilir yapı sonuç + due to + isim öbeği şeklindedir.

Alıştırma

İsim öbeğinden önce gelerek cümleyi doğru tamamlayan seçeneği belirleyin: The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.

  1. although
  2. because
  3. due to
Cevabı göster

due to

Yet, even after being paid $11,000, or $93,000 in today's dollars,

3:50

Ancak, kendisine 11.000 dolar veya bugünün parasıyla 93.000 dolar ödendikten sonra bile,

Verona quit after the disastrous Bay of Pigs invasion. Kültür

3:55

Verona felaketle sonuçlanan Domuzlar Körfezi Çıkarması'ndan sonra işi bıraktı.

Kültür

the disastrous Bay of Pigs invasion ifadesinin tarihsel göndermesi

The Bay of Pigs invasion, ABD'nin desteklediği Kübalı sürgünlerin 1961'de Küba'ya yaptığı ve başarısız olan çıkarmanın yerleşik adıdır. Bay of Pigs bir yer adıdır; domuzlardan söz etmez. İşgalin disastrous olarak nitelenmesi, başarısızlığın ne kadar ciddi olduğunu vurgular ve olayın Verona gibi ilgili bir kişinin ayrılmasına neden olabilmesini açıklar. Tarih veya haber metinlerinde büyük harflerle yazılan ifadenin tamamı belirli bir olayı adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede the Bay of Pigs invasion neyi ifade ediyor?

  1. Daha sonra CIA tarafından Küba içindeki ajanları eğitmek için yürütülen bir program.
  2. ABD'nin desteklediği Kübalı sürgünlerin 1961'de Küba'ya yaptığı başarısız bir işgal.
  3. Bir körfezde başarıyla yürütülen bir yaban hayatı operasyonu.
Cevabı göster

ABD'nin desteklediği Kübalı sürgünlerin 1961'de Küba'ya yaptığı başarısız bir işgal.

Poisoned pills seemed like a good idea to the CIA, though,

3:58

Ancak zehirli haplar CIA'e iyi bir fikir gibi görünüyordu

and shortly after the mob failed,

4:01

ve mafyanın başarısız olmasından kısa bir süre sonra

the CIA launched Operation Mongoose with the goal of recruiting Notlar

4:03

CIA, Kübalı sürgünleri askere alıp Küba'da gizli ajan olmaları için

and training Cuban exiles to become secret agents inside Cuba.

4:07

eğitmek amacıyla Mongoose Operasyonu'nu başlattı.

Kültür

Gizli operasyon kod adı olarak Operation Mongoose

Operation Mongoose, Domuzlar Körfezi başarısızlığından sonra ABD'nin Fidel Castro hükümetine karşı yürüttüğü gizli bir kampanyanın kod adıydı. Bu cümlede bir hayvanı veya sıradan bir eğitim projesini değil, belirli bir tarihsel programı adlandırır. Cümlenin geri kalanı, operasyonun açıklanan hedeflerinden birini verir: Kübalı sürgünleri Küba içinde gizli ajan olarak çalışmaları için işe almak ve eğitmek. Büyük harfle yazılan bu kod adını tanımak, launched fiilinin adı olan bir operasyonu başlatmak anlamına geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Operation Mongoose neyin adıdır?

  1. ABD'nin Castro hükümetine karşı yürüttüğü gizli bir kampanyanın kod adı.
  2. Herhangi bir gizli ajan eğitim kursunun genel adı.
  3. Firavun farelerini içeren bir yaban hayatı kontrol projesi.
Cevabı göster

ABD'nin Castro hükümetine karşı yürüttüğü gizli bir kampanyanın kod adı.

Kalıp ifadeler

with the goal of recruiting and training: of + -ing ile resmî amaç belirtme

With the goal of, bir planın veya eylemin amaçlanan hedefini belirtir. Buradaki amaç Kübalı sürgünleri işe almak ve eğitmekti. of sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: recruiting and training. Eş görevli iki eylem aynı of sözcüğüne bağlıdır; bu yüzden training öncesinde of sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The organization started the campaign ____ raising awareness about road safety.

Cevabı göster

with the goal of

In what would have seemed to be the absolute jackpot for the CIA, Notlar

4:10

CIA için mutlak bir büyük ikramiye gibi görünen olayda,

Dilbilgisi

what would have seemed to be: mesafeli bir geçmiş veya varsayımsal bakış açısı

Burada what bir soru sormaz. "a situation that" anlamına gelen kaynaşık bir ilgi yan cümlesini başlatır ve yan cümlenin tamamı In sözcüğünün nesnesidir: in [a situation that would have seemed to be the absolute jackpot]. Would have seemed to be, değerlendirmeyi daha önceki veya varsayımsal bir bakış açısından sunar. Durumun nasıl görüneceğini anlatır; gerçekte ne olduğu kanıtlanan şeyi anlatmaz. Bu anlatıda söz konusu mesafe, sonraki başarısızlığa da zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümlede what would have seemed to be the absolute jackpot neyi belirtir?

  1. Konuşmacı hangi sonucun büyük ikramiye olduğunu soruyor.
  2. Kusursuz bir başarı olduğu kanıtlandı ve öyle kalmaya devam etti.
  3. Daha önceki veya hayalî bir bakış açısından kusursuz bir başarı gibi görünüyordu, ancak bu izlenim sonradan geçerli kalmamış olabilir.
Cevabı göster

Daha önceki veya hayalî bir bakış açısından kusursuz bir başarı gibi görünüyordu, ancak bu izlenim sonradan geçerli kalmamış olabilir.

Deyimler

absolute jackpot: olağanüstü değerli ve şanslı bir fırsat

Jackpot, kelime anlamıyla bir şans oyunundaki en büyük ödülü ifade eder. Burada the absolute jackpot mecazdır: CIA'in elde ettiği fırsatı olağanüstü şanslı ve değerli olarak sunar; gerçek bir kumardan veya para ödülünden söz edilmez. Absolute değerlendirmeyi en yüksek dereceye çıkarır. Bu ifade, fırsatın o anda ne kadar ideal göründüğünü anlatır; planın sonunda başarıya ulaştığını göstermez.

Alıştırma

“Finding the missing records was an absolute jackpot for the historians,” cümlesinde “an absolute jackpot” ne anlama gelir?

  1. Olağanüstü değerli ve şanslı bir keşif
  2. Gerçek bir kumarhanede kazanılan para
  3. Başarısız olma ihtimali yüksek riskli bir plan
Cevabı göster

Olağanüstü değerli ve şanslı bir keşif

agents managed to recruit one of Castro's former girlfriends,

4:14

ajanlar Castro'nun eski kız arkadaşlarından birini,

a woman named Marita Lorenz.

4:17

Marita Lorenz adında bir kadını kendi saflarına katmayı başardılar.

With overnight access to his home,

4:19

Onun evine gece kalma erişimi olan

Marita seemed like a sure bet, Deyimler

4:21

Marita kesin bir bahis gibi görünüyordu

Deyimler

a sure bet: son derece güvenilir bir seçim

A sure bet, başarılı olması veya gerçekleşmesi beklenen bir kişi, plan, seçim ya da sonuçtur. Burada Marita, operasyon için son derece güvenilir bir seçim olarak değerlendiriliyor; kimse onun üzerine gerçekten bahis oynamıyor. Sure, garanti değil güçlü bir güven ifade eder. Bir şey a sure bet gibi görünüp yine de başarısız olabilir.

Alıştırma

“For a beginner, this recipe is a sure bet” cümlesinde a sure bet ne anlama gelir?

  1. Olağanüstü değere sahip şaşırtıcı bir fırsat
  2. İyi sonuç verme ihtimali çok yüksek olan güvenilir bir seçim
  3. Gerçek bir bahis yoluyla kazanılan ödül
Cevabı göster

İyi sonuç verme ihtimali çok yüksek olan güvenilir bir seçim

and the CIA quickly began training her in the use of cyanide tablets.

4:23

ve CIA hızla onu siyanür tabletlerinin kullanımı konusunda eğitmeye başladı.

Lethal within 30 seconds of ingestion, Kelime

4:27

Yutulduktan sonra 30 saniye içinde öldürücü olan tabletlerle

Kelime

yutulduktan sonraki 30 saniye içinde

Within 30 seconds bir üst zaman sınırı koyar: sonuç daha erken ortaya çıkabilir, ancak başlangıç olayından sonra 30 saniyeyi geçmez. Tam olarak otuzuncu saniyede gerçekleştiği anlamına gelmez. Ingestion, bir maddenin vücuda alınmasını, genellikle yutulmasını anlatan resmî bir tıp ve teknik terimidir. Bu nedenle within 30 seconds of ingestion, madde yutulduktan sonraki 30 saniye içinde demektir.

Alıştırma

Lethal within 30 seconds of ingestion? uyarısına en uygun yorum hangisidir?

  1. Madde yutulduktan sonra en geç 30 saniye içinde ölüme yol açabilir.
  2. Yalnızca tam 30 saniyelik sindirimden sonra ölümcül hâle gelir.
  3. Yutulduktan sonraki ilk 30 saniye boyunca tamamen zararsız kalır.
Cevabı göster

Madde yutulduktan sonra en geç 30 saniye içinde ölüme yol açabilir.

Marita returned to Cuba and reconnected with Castro,

4:30

Marita Küba'ya döndü ve Castro ile yeniden bağlantı kurdu,

staying the night at his home.

4:33

geceyi onun evinde geçirdi.

Yet, as she went for the pills, Öbek fiiller

4:34

Ancak, hapları almaya gittiğinde,

Öbek fiiller

haplara uzandı

Burada went for, hapları almak veya kullanmak için onlara doğru yönelmiş bir hareket yaptığını anlatır. Başka bir yere gitmeyi değil, bir eylemin başlamasını ifade eder. Go for büyük ölçüde bağlama bağlıdır. Nesnesi kişinin tutabileceği yakındaki bir şey olduğunda, özellikle hızlı ilerleyen bir anlatıda, o şeye uzanmak veya onu almak için harekete geçmek anlamına gelebilir. Bu anlamı yalnızca sözcükler değil, çevredeki eylem belirler.

Alıştırma

Cümleyi “almak için harekete geçti” anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When smoke filled the kitchen, Luis ____ the fire extinguisher beside the door.

Cevabı göster

went for

she realized they had dissolved into the jar of cold cream she stored them in,

4:35

bunları sakladığı soğuk krem kavanozunun içinde çözüldüklerini

and were completely unusable.

4:39

ve tamamen kullanılamaz hale geldiklerini fark etti.

Suffering a crisis of conscience, Kalıp ifadeler

4:41

Vicdan azabı çeken

Kalıp ifadeler

a crisis of conscience: vicdani kriz

Bu cümlede a crisis of conscience, ahlaken neyin doğru olduğu konusunda acı veren bir iç çatışma demektir. Bu durum kişinin tereddüt etmesine, harekete geçmeyi reddetmesine, itirafta bulunmasına ya da kararını değiştirmesine yol açabilir. Kalıp crisis of + conscience biçimindedir. Conscience, doğruyla yanlışı tartan içsel vicdan duygusudur; dolayısıyla ifade sıradan stresi değil, ahlaki bir mücadeleyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After discovering that the plan could harm patients, the doctor had ___ and refused to approve it.

  1. a scheduling crisis
  2. a crisis of confidence
  3. a crisis of conscience
Cevabı göster

a crisis of conscience

or perhaps afraid because of Castro's suspicions,

4:43

ya da belki Castro'nun şüphelenmesinden korkan

Marita confessed the plot to Castro,

4:45

Marita komployu Castro'ya itiraf etti,

who immediately began to rage,

4:47

ve Castro hemen öfkelenmeye başladı,

yet not against Marita, but against the US. Dilbilgisi

4:49

ancak Marita'ya karşı değil, ABD'ye karşı.

Dilbilgisi

yet not against Marita, but against the US: Marita'ya değil, ABD'ye karşı

yet not X, but Y kalıbı beklenen bir düşünceyi düzeltir. X açıkça reddedilir ve Y gerçek seçenek olarak verilir; yet ise bu düzeltmenin şaşırtıcı olduğu anlamını ekler. Burada not against Marita ve but against the US, rage sözcüğüne bağlı paralel edat öbekleridir. Öfkenin iki olası hedefini belirtirler; iki tam cümlecik değildirler.

Alıştırma

Beklenmedik düzeltmeyi yet not ... but ... ile tamamlayın ve at edatını tekrarlayın: Everyone expected the package to arrive at our office. It arrived, ____ our office, ____ the warehouse.

Cevabı göster

yet not at · but at

In a 1993 interview with Vanity Fair,

4:52

1993 yılında Vanity Fair ile yapılan bir röportaja göre,

Castro then grabbed a .45 caliber pistol and put it in her hand,

4:55

Castro daha sonra eline .45 kalibre bir tabanca alıp onun eline tutuşturdu

telling her that she couldn't kill him.

4:59

ve kendisini öldüremeyeceğini söyledi.

He was right.

5:01

Haklıydı.

Marita dropped the gun and stayed the night with Castro,

5:01

Marita silahı düşürdü ve geceyi Castro ile geçirdi,

leaving in the morning and never returning.

5:04

sabah ayrıldı ve bir daha asla dönmedi.

Despite repeated failures,

5:06

Tekrarlanan başarısızlıklara rağmen,

the CIA is nothing if not persistent. Deyimler

5:08

CIA asla pes etmeyen bir yapıya sahiptir.

Deyimler

nothing if not persistent: kesinlikle çok ısrarcı

nothing if not + sıfat kalıbı sıfatı olumsuz yapmaz. O özelliğin inkâr edilemeyecek kadar belirgin olduğunu vurgular: başka ne doğru olursa olsun, kişi veya şey bu özelliği kesinlikle yüksek derecede taşır. Burada CIA'in tartışmasız biçimde ısrarcı olduğu anlatılıyor. Bu ifade, övgüye benzerken tekrarlanan veya yanlış yönlendirilmiş çabalara dikkat çekebildiği için nükteli ya da ironik duyulabilir. Genel olarak, makul biçimde inkâr edilemeyecek tek bir özelliği öne çıkarmak için kullanılır.

Alıştırma

'The coach is nothing if not patient' cümlesi ne anlama gelir?

  1. Antrenörün sabırlı olup olmadığını kimse bilmiyor.
  2. Diğer özellikleri ne olursa olsun, antrenör son derece sabırlıdır.
  3. Antrenör hiç sabırlı değildir.
Cevabı göster

Diğer özellikleri ne olursa olsun, antrenör son derece sabırlıdır.

Once more going back to the drawing board, Deyimler

5:11

Bir kez daha planlama aşamasına dönen CIA,

Deyimler

go back to the drawing board: başarısızlıktan sonra yeniden planlamak

Go back to the drawing board, başarısız olmuş bir planı bırakmak veya köklü biçimde yeniden düşünmek ve daha önceki bir aşamaya dönerek planlamaya baştan başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek bir çizim tahtasına dönmek gerekmez. Altyazıda ifade daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için -ing biçimi olan going kullanılmıştır. Yeniden kullanılabilir temel biçim go back to the drawing board şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ‘başarısız bir fikirden sonra planlamaya yeniden başlamak’ anlamındaki deyimle tamamlayın: Our first proposal was rejected, so we had to go ____.

Cevabı göster

back to the drawing board

they struck upon another of Castro's weaknesses, Öbek fiiller

5:12

Castro'nun bir başka zayıflığını,

Öbek fiiller

Beklenmedik bir keşfi anlatan “struck upon”

Bu cümlede struck upon, “tesadüfen keşfetmek ya da fark etmek” anlamındadır. Kullanabilecekleri başka bir zayıf nokta fark ettiler; fiziksel bir vurma söz konusu değildir. Yapı strike upon + fikir, ipucu, çözüm veya yararlı bilgi şeklindedir. Struck, strike fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade keşfe ani ya da tesadüfi bir hava ve anlatı tonu katar.

Alıştırma

“The researchers struck upon a clue in the old records,” cümlesinde struck upon ne anlama gelir?

  1. Kayıtlara fiziksel olarak vurdular.
  2. Bir ipucunu aniden buldular veya düşündüler.
  3. İpucunu kayıtlardan çıkardılar.
Cevabı göster

Bir ipucunu aniden buldular veya düşündüler.

his love of taking frequent morning ocean swims.

5:15

sık sık sabahları okyanusta yüzmeye olan sevgisini keşfetti.

Well known for attending a private beach for his swims, Kalıp ifadeler

5:18

Yüzmek için özel bir plaja gittiği iyi bilinen Castro için

Kalıp ifadeler

Giriş niteleyicisi olarak “Well known for + -ing”

be well known for + isim veya -ing biçimi, bir kişinin o şey ya da etkinlik nedeniyle birçok kişi tarafından tanındığını anlatır. Burada for attending, özel bir plaja düzenli gitmeyi kişinin tanınma nedeni olarak sunar. Cümlenin başındaki Well known for attending ... kısaltılmış bir edilgen yan cümledir ve yaklaşık olarak Because he was well known for attending ... anlamına gelir. Bağlama göre belirtilmeyen kişi Castro'dur. Özenli yazıda bu giriş ifadesi, aynı kişiyi adlandıran ana cümle öznesinin hemen yanında olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi well known for ve design fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ low-cost robots, Maya was invited to speak at the conference.

Cevabı göster

Well known for designing

the CIA came upon the idea of infiltrating that beach Kalıp ifadeler

5:21

CIA, bir gece önceden ABD Özel Kuvvetleri ile

Kalıp ifadeler

came upon the idea of + -ing: bir şeyi yapma fikrine ulaşmak

Bu cümlede came upon the idea of infiltrating, CIA'in sahile gizlice girme planını keşfettiği veya bu fikre ulaştığı anlamına gelir. Come upon çoğu zaman bir şeyin bulunduğunu ya da keşfedildiğini, bazen de bunun beklenmedik biçimde gerçekleştiğini anlatır; açıkça planlanmış bir düşünme sürecini vurgulamaz. Kalıp come upon the idea of + ulaç biçimindedir. -ing biçimi, fikirde önerilen eylemi adlandırır. Burada infiltrating bu eylemdir.

Alıştırma

Cümleyi ‘belki de beklenmedik biçimde fikri keşfettiler veya bu fikre ulaştılar’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: While studying desert plants, the designers ____ collecting water from the air.

Cevabı göster

came upon the idea of

with US Special Forces the night before

5:24

o plaja sızma

and placing sabotaged seashells along the sand.

5:27

ve kumlar boyunca içine sabotaj düzenlenmiş deniz kabukları yerleştirme fikrini buldu.

Each seashell would conceal a small amount of explosives,

5:30

Her deniz kabuğu az miktarda patlayıcı gizleyecekti

and exploding them all together would hopefully neutralize the dictator

5:33

ve güneşlenmek için nereyi seçerse seçsin,

no matter where he chose to sunbathe. Dilbilgisi

5:36

hepsini bir arada patlatarak diktatörü etkisiz hale getirmeyi umuyorlardı.

Dilbilgisi

no matter where: yer değişse de sonuç değişmez

No matter where he chose to sunbathe, ‘güneşlenmek için hangi yeri seçerse seçsin’ anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Olası yer değişebilir, ancak ana cümledeki planlanan sonuç değişmiyormuş gibi sunulur. Bir değişkenin sonucu etkilemediğini göstermek için no matter + soru sözcüğü + özne + fiil yapısını kullanın: no matter who, what, when, where, which veya how. Burada where, olası yerler kümesini belirtir; soru başlatmaz.

Alıştırma

'The clinic will help you no matter where you live,' cümlesinde 'no matter where' neyi gösterir?

  1. Klinik önce bulunduğunuz yer hakkında bir soru sormalıdır.
  2. Klinik yalnızca belirli bir yerde yardım edecektir.
  3. Yaşadığınız yer kliniğin size yardım etme isteğini değiştirmez.
Cevabı göster

Yaşadığınız yer kliniğin size yardım etme isteğini değiştirmez.

The idea garnered enough serious attention that tests were conducted on a Virginia beach, Kalıp ifadeler

5:39

Fikir, Virginia'daki bir plajda testler yapılacak kadar ciddi bir ilgi gördü,

Kalıp ifadeler

garnered enough serious attention: yeterince ciddi ilgi topladı

Bu cümlede garnered, “çekti veya elde etti” anlamındadır; attention ise fikrin gördüğü ilgidir. Garner attention eş dizimi get attention ifadesinden daha resmîdir ve fikirler, öneriler, araştırmalar veya kamuoyu tepkileri hakkındaki haber ve raporlarda yaygındır. Enough serious attention, fikrin güvenilir olduğunu düşünen kişilerden sonuç doğuracak kadar ilgi gördüğünü belirtir. Enough ... that ... yapısında that yan cümlesi sonucu verir: testler yapıldı. İlgi toplamak fark edilmek demektir; mutlaka desteklenmek veya onaylanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi garner attention şeklindeki resmî iki sözcüklü eş dizimin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the report was published, the proposal ____ nationwide.

Cevabı göster

garnered attention

but lacking in explosive power, Kalıp ifadeler

5:43

ancak patlayıcı gücü yetersiz olduğu için,

the entire idea was deemed completely impractical. Dilbilgisi

5:45

tüm fikir tamamen uygulanamaz bulundu.

Kalıp ifadeler

neden niteleyicisi olarak lacking in explosive power

Lacking in + isim yapısında lacking, belirtilen nitelik veya kaynağın yeterli miktarda bulunmadığı anlamına gelir. Burada yetersiz olan nitelik explosive power ifadesidir; bu söz öbeği patlayıcı gücün hiç bulunmadığını mutlaka belirtmez. Ana cümlenin önüne yerleştirilen Lacking in explosive power, “patlayıcı gücü yetersiz olduğu için” anlamına gelen kısaltılmış bir neden niteleyicisidir. Anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesi olan the entire idea ifadesidir ve fikrin neden uygulanamaz bulunduğunu açıklar.

Alıştırma

Değerlendirmeyi lacking in ile tamamlayın: ____ reliable evidence, the claim was rejected by the review panel.

Cevabı göster

Lacking in

Dilbilgisi

was deemed completely impractical: edilgen yapıda resmî değerlendirme

was deemed completely impractical ifadesinde was deemed, deem fiilinin edilgen biçimidir ve “resmî olarak değerlendirildi veya kabul edildi” anlamına gelir. Completely impractical, özneyi niteleyen ve the entire idea hakkındaki değerlendirmeyi tamamlayan sıfat öbeğidir. Etken yapı deem + nesne + sıfat şeklindedir: evaluators deemed the idea impractical. Edilgen yapıda nesne özne olur: the idea was deemed impractical. Deem ile sıfat arasına as gelmez.

Alıştırma

Cümleyi deem fiilinin edilgen biçimi ve ardından completely impractical ile tamamlayın: After the engineering review, the proposal ____.

Cevabı göster

was deemed completely impractical

Yet, undeterred, Anlatım akışı

5:48

Ancak yılmayan CIA,

the CIA came upon another seashell idea.

5:49

başka bir deniz kabuğu fikri buldu.

Anlatım akışı

Yet, undeterred: aksilikten devam eden eyleme geçiş

Yet, az önce söz edilen başarısız planla karşıtlık kurar. Sonraki eylemin, bu aksiliğin beklenen sonucuna ters düştüğünü belirtir. Undeterred, cümlenin başına getirilen ve “cesareti kırılmamış veya durdurulmamış” anlamına gelen ek bir sıfattır. Ardından gelen özne the CIA’yı niteler; another seashell idea’yı nitelemez. Yet, undeterred, geçişi kısa biçimde verir: başarısızlığa rağmen aynı kuruluş başka bir yaklaşım aramayı sürdürdü.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin aksilikten sonra devam ettiğini göstermek için Yet, undeterred ifadesini doğru kullanır?

  1. Yet, undeterred, the failed design made Maya give up.
  2. Yet, undeterred, Maya submitted a revised design after the first one failed.
  3. Yet, undeterred, Maya decided the setback had stopped her completely.
Cevabı göster

Yet, undeterred, Maya submitted a revised design after the first one failed.

What if instead of numerous seashells, Dilbilgisi

5:52

Çok sayıda deniz kabuğu yerine,

just one big one?

5:54

sadece bir tane büyük kabuk olsa nasıl olurdu?

Dilbilgisi

What if instead of ... just one big one? ile alternatif önermek

What if varsayımsal bir öneri sunar: konuşan kişi, ne olacağını tahmin etmek yerine başkalarını farklı bir planı düşünmeye davet eder. Instead of numerous seashells, just one big one bir değiştirme ilişkisi kurar: çok sayıda deniz kabuğunun yerini tek bir büyük deniz kabuğu alır. Bu bir eksiltidir; bu nedenle using gibi bir eylemin tekrarlanması gerekmez. One, tekil seashell isminin yerine geçer.

Alıştırma

Hangi cümle, birkaç küçük nesnenin yerine tek bir büyük nesne önermek için What if ... instead of ... kalıbını doğal biçimde kullanıyor?

  1. Instead of what if buying six small boxes, just one big one?
  2. What if we bought six small boxes and also one big one?
  3. What if, instead of buying six small boxes, we bought just one big one?
Cevabı göster

What if, instead of buying six small boxes, we bought just one big one?

With Castro's known love of scuba diving,

5:55

Castro'nun tüplü dalışa olan sevgisi bilindiğinden,

the CIA proposed painting one large seashell in exotic colors

5:58

CIA büyük bir deniz kabuğunu egzotik renklere boyamayı

and hiding explosives within.

6:02

ve içine patlayıcı saklamayı önerdi.

Luring Castro's attention,

6:04

Castro'nun dikkatini çekerek,

the seashell could then be remotely detonated

6:05

deniz kabuğu o yeterince yaklaştığında

when he came close enough.

6:08

uzaktan patlatılabilecekti.

Ultimately, this idea was also regarded as impractical,

6:09

Nihayetinde bu fikir de uygulanamaz olarak değerlendirildi,

with no guarantee Castro would notice this particular seashell Dilbilgisi

6:13

çünkü Küba sahillerini kaplayan binlerce deniz kabuğu arasında

Dilbilgisi

with no guarantee Castro would notice: fark edeceğinin garantisi yok

Burada with no guarantee Castro would notice, fikirle bağlantılı bir riski ekler: Castro'nun söz konusu deniz kabuğunu göreceğine dair güvenilir bir güvence yoktur. Bu, onu fark etmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Castro would notice yan cümlesi neyin garanti edilemediğini belirtir. That sözcüğü düşürülmüştür; with no guarantee that Castro would notice aynı anlama gelir.

Alıştırma

Cümleyi güvenilir bir güvence olmadığını belirten tam ifadeyle tamamlayın: The company released the product early, ____ customers would like the design.

Cevabı göster

with no guarantee

amongst the thousands littering Cuba's beaches. Kelime

6:16

Castro'nun bu belirli deniz kabuğunu fark edeceğinin hiçbir garantisi yoktu.

Kelime

littering Cuba's beaches: litter fiilinin “etrafa yayılmış nesnelerle kaplamak” anlamı

Burada littering, geçişli litter fiilinin -ing biçimidir. Binlerce deniz kabuğu Küba sahillerine yayılmış olan şeylerdir; dolayısıyla ifade, kabukların sahillerde çok sayıda ve dağınık hâlde bulunduğu anlamına gelir. Litter, çoğu zaman bir yerin nesnelerle kaplı veya dağınık görünmesini çağrıştırır. Kabukların etkin biçimde çöp attığı anlamına gelmez ve birinin onları bilerek oraya koymuş olmasını gerektirmez.

Alıştırma

"Hundreds of shells were littering the beach," cümlesindeki "littering the beach" ne anlama gelir?

  1. sahildeki çöpleri temizlemek
  2. sahilden uzaklaşmak
  3. sahilin her tarafına çok sayıda dağılmış olmak
  4. sahile çöp atmak
Cevabı göster

sahilin her tarafına çok sayıda dağılmış olmak

They say the pen is mightier than the sword, Deyimler

6:18

Kalemin kılıçtan daha keskin olduğunu söylerler,

but could it potentially be lethal?

6:21

ama kalem potansiyel olarak ölümcül olabilir miydi?

Deyimler

the pen is mightier than the sword: yazının güç kullanımından üstün etkisi

The pen is mightier than the sword atasözü, yazının, fikirlerin ve iletişimin fiziksel güçten daha etkili olabileceğini anlatır. Pen yazılı sözleri, sword ise şiddeti veya askerî gücü temsil eder. Ardından gelen could it potentially be lethal? sorusu, pen sözcüğünü fiziksel zarar verebilecek gerçek bir nesne anlamına bilinçli olarak geri çeker. Bu eğlenceli geçiş çift anlam yaratır ve yazar Ernest Hemingway'le bağlantılı bir hikâyeye giriş yapar.

Alıştırma

Yazının gücüyle ilgili bilinen atasözünü tamamlayın: The pen is mightier than ____.

Cevabı göster

the sword

American novelist Ernest Hemingway had owned property in Cuba since 1940

6:23

Amerikalı romancı Ernest Hemingway 1940'tan beri Küba'da mülk sahibiydi

and spent most of his time there until his death in 1961.

6:28

ve 1961'deki ölümüne kadar vaktinin çoğunu orada geçirdi.

Shortly after Hemingway's suicide,

6:32

Hemingway'in intiharından kısa bir süre sonra,

his widow floated the idea of using the farm Deyimler

6:34

dulu, çiftliği Castro'yu öldürmek için

as a staging ground to kill Castro. Kelime

6:36

bir hazırlık alanı olarak kullanma fikrini ortaya attı.

Deyimler

Floated the idea of: geçici bir öneriyi ortaya atmak

Bu cümlede floated the idea of, başkalarının değerlendirmesi veya tartışması için bir olasılığı yoklama amacıyla ortaya atmak demektir. Planın onaylandığını ya da konuşanın onu uygulamayı taahhüt ettiğini göstermez. Kalıp float the idea of + isim veya -ing biçimidir. Burada using the farm, önerilen eylemi belirtir.

Alıştırma

Ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: At the planning meeting, Elena ____ extending the trial for one more month.

Cevabı göster

floated the idea of

Kelime

A staging ground: hazırlık ve konuşlanma alanı

Bu cümlede a staging ground, bir operasyon başka bir yerde başlamadan önce insanların, ekipmanların veya malzemelerin toplanıp düzenlendiği yerdir. Çiftlik, eylemin son noktası değil, hazırlık ve konuşlanma üssü olacaktır. Buradaki staging, bir sonraki aşamadan önce kaynakları düzenleyip konumlandırmayı ifade eder; tiyatro gösterisiyle ilgili değildir.

Alıştırma

Hazırlık ve konuşlanma alanını belirten ders ifadesini kullanın: The warehouse served as ____ for rescue crews before they entered the storm zone.

Cevabı göster

a staging ground

As a huge fan of Hemingway's work,

6:38

Hemingway'in eserlerinin büyük bir hayranı olan

Castro had already visited what had become a shrine to the late author, Kelime

6:40

Castro, merhum yazarın bir tapınağı haline gelen yeri çoktan ziyaret etmişti,

Kelime

a shrine to the late author: hayatını kaybetmiş bir yazar için saygı gören yer

Shrine burada mecaz anlamdadır. Hayranlık duyulan bir kişiyle yakından bağlantılı, insanların ziyaret edip bir anıt gibi gördüğü yeri ifade eder; buranın dinî bir yapı olması gerekmez. late author ifadesinde late, «geç kalmış» değil, «hayatını kaybetmiş» anlamındadır. Bu resmî ve saygılı kullanım, ölmüş bir kişinin adından veya rolünden önce gelir.

Alıştırma

Bu bağlamda a shrine to the late author ne anlama gelir?

  1. Yer yalnızca yazarın kitaplarını satmak için kullanılıyordu.
  2. Yazar, kapanış saatinden sonra burayı ziyaret etti.
  3. Yer, geç kalan bir yazarın yaptığı dinî bir sunaktı.
  4. Yer, hayatını kaybetmiş ve hayranlık duyulan bir yazarı anmak için kullanılan, anıt benzeri bir alana dönüşmüştü.
Cevabı göster

Yer, hayatını kaybetmiş ve hayranlık duyulan bir yazarı anmak için kullanılan, anıt benzeri bir alana dönüşmüştü.

with his widow noting that Castro seemed to have little security

6:44

ve dul eşi ziyaretleri sırasında Castro'nun

with him when he visited.

6:47

yanında çok az güvenlik görevlisi varmış gibi göründüğünü fark etti.

The CIA carefully considered the offer,

6:48

CIA bu teklifi dikkatle değerlendirdi,

and despite the apparent advantages it offered,

6:50

ve sunduğu bariz avantajlara rağmen,

ultimately rejected the idea.

6:53

nihayetinde fikri reddetti.

While no official reason was given, Dilbilgisi

6:55

Resmi bir neden belirtilmemiş olsa da,

Dilbilgisi

no official reason was given: öznesiz edilgen yapıyla odaklama

Bu yan cümle basit geçmiş zamanda edilgen yapı kullanır: no official reason + was + geçmiş zaman ortacı given. Gerekçeyi sunmaktan sorumlu kişi veya kurum belirtilmez. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi, kamuya açık açıklamanın eksikliğini öne çıkarır ve ifadeyi tarafsız tutar. Resmî bir açıklamanın sunulmadığını söyler; hiçbir gerekçenin var olmadığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Kimin açıklama yapması gerektiğini belirtmeden, kamuya açık yetkili bir açıklamanın bulunmadığına en açık biçimde odaklanan cümle hangisidir?

  1. The official gave the reason privately.
  2. No one could understand the reason.
  3. Officials had no reason.
  4. No official reason was given.
Cevabı göster

No official reason was given.

perhaps the CIA feared, rightfully so, the backlash Notlar

6:56

belki de CIA haklı olarak, bir suikast gerçekleştirmek için

of using the home of one of the most acclaimed novelists

7:00

20. yüzyılın en beğenilen romancılarından birinin evini kullanmanın

of the 20th century to commit an assassination.

7:03

getireceği tepkilerden korkuyordu.

Anlatım akışı

rightfully so: endişenin haklı olduğunu belirten ara ifade

Bu cümlede rightfully so, korkunun haklı ve geçerli bir nedeni olduğunu belirten araya eklenmiş bir yorumdur. CIA'in tepki görme korkusuna gönderme yapar; suikastın doğru bir şekilde gerçekleştirildiği anlamına gelmez. Bu ara ifade, anlatıcının önceki yargıyı açıkça desteklemesini sağlar, ancak bu değerlendirmeyi ana bilgiden ayrı tutar: ana cümle CIA'in neyi korkmuş olabileceğini aktarır, rightfully so ise anlatıcının değerlendirmesini ekler.

Alıştırma

"The museum closed the exhibit, rightfully so, after inspectors found a serious safety risk" cümlesinde rightfully so neyi anlatıyor?

  1. Kapatma kararı haklıydı
  2. Kapatma gizli tutuldu
  3. Kapatma kazara gerçekleşti
Cevabı göster

Kapatma kararı haklıydı

Kelime

the backlash: güçlü bir kamusal olumsuz tepki

Bu cümlede the backlash, CIA'in eyleminin ardından ortaya çıkabilecek belirli ve güçlü olumsuz tepkiyi anlatır. Ünlü bir romancının evini suikast için kullanmaya karşı oluşan toplumsal veya siyasi tepkidir; fiziksel bir geri tepme değildir. Backlash genellikle bir grubun veya kamuoyunun geniş çaplı ve güçlü tepkisini ima eder. İnsanlar eylemi kınayabilir, protesto edebilir veya sorumlu kuruluş üzerinde baskı kurabilir.

Alıştırma

Bu bağımsız cümleyi en iyi hangi kelime tamamlar? The restaurant faced a broad public ___ after raising prices without warning; customers organized a boycott.

  1. güçlü bir kamusal olumsuz tepki
  2. genişleme
  3. özür
Cevabı göster

güçlü bir kamusal olumsuz tepki

From exploding cigars to seashells to poisoned pills and former lovers,

7:06

Patlayan purolardan deniz kabuklarına, zehirli haplardan eski sevgililere kadar,

the CIA clearly has no shortage of imagination Deyimler

7:10

CIA'in konu şeytani komplolar olduğunda

when it comes to nefarious plots. Kalıp ifadeler

7:13

hayal gücünden yana bir eksikliği olmadığı açık.

Deyimler

has no shortage of imagination ile dolaylı vurgu

Bu cümlede has no shortage of imagination, “çok fazla hayal gücüne sahip” anlamına gelir. Olumsuz ifade herhangi bir eksiklik olduğunu reddeder; bu nedenle CIA'in hayal gücünden yoksun olduğunu değil, dolaylı ama güçlü bir olumlu anlamı belirtir. have no shortage of + isim kalıbı, adı geçen şeyin bolca bulunduğunu vurgular. Burada övgü gibi görünen sözler alaycıdır, çünkü bu hayal gücü kötücül planlara uygulanmaktadır.

Alıştırma

Cümleyi “birçok şeye sahip” anlamındaki dolaylı vurgu ifadesiyle tamamlayın: The design team ____ ideas for the campaign.

Cevabı göster

has no shortage of

Kalıp ifadeler

when it comes to ile değerlendirme konusunu çerçeveleme

when it comes to, sonraki ifadenin geçerli olduğu belirli konuyu veya alanı tanıtır. Burada hayal gücüyle ilgili değerlendirmeyi nefarious plots alanıyla sınırlar: CIA'in bu alanda birçok fikri vardır. Sabit kalıp when it comes to + isim öbeği veya -ing biçimidir. İçinde when ve comes bulunmasına rağmen bu kullanımda genellikle zamanı veya fiziksel hareketi anlatmaz; “konu ... olduğunda” ya da “... konusunda” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “... konusunda” anlamındaki konu çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ customer support, response time matters most.

Cevabı göster

When it comes to

Yet, Castro would go on to defy every attempt made on his life, Dilbilgisi

7:15

Yine de Castro hayatına kastedilen her girişime meydan okumaya devam etti

Dilbilgisi

would go on to defy: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç

Bu geçmiş zaman anlatısında would go on to + fiilin yalın hâli, daha sonra gerçekten gerçekleşen bir olayı tanıtır. Bu, geçmişten bakılan gelecektir: anlatıcı daha erken bir andan bilinen bir sonuca doğru bakar. Bu nedenle would burada koşul veya belirsizlik anlatmaz. Defy, birini yenmek ya da ona zarar vermek amacı taşıyan bir şeye başarıyla direnmek veya onu aşmak demektir. would go on to defy bütünü, Castro'nun daha sonra hayatta kaldığını ve hayatına yönelik bütün girişimleri boşa çıkardığını belirtir.

Alıştırma

Biyografi cümlesini, vurgulanan geçmişten bakılan gelecek yapısıyla tamamlayın: After losing her first election, she ____ become the country's youngest prime minister.

Cevabı göster

would go on to

and ultimately pass away of old age, Kelime

7:18

ve nihayetinde yaşlılıktan vefat ederek,

Kelime

pass away of old age: yaşlılıktan ölmeyi nazikçe ifade etmek

Pass away, die fiilinin kibar ve örtülü bir karşılığıdır. Burada bir yerden ayrılmak anlamına gelmez; Castro'nun sonunda öldüğünü belirtir. Of old age, çok yaşlanmanın doğal etkilerini ölüm nedeni olarak gösterir. İfadenin bütünü, saldırılardan birinde ölmek yerine hayatının doğal biçimde sona erdiğini anlatır.

Alıştırma

Bir ölüm ilanında şu cümle ne anlama gelir: She passed away of old age?

  1. Kısa bir süre bilincini kaybetti.
  2. Yaşlandıktan sonra doğal biçimde öldü.
  3. Yaşlı olduğu için evden ayrıldı.
Cevabı göster

Yaşlandıktan sonra doğal biçimde öldü.

in a way defeating his former rivals Anlatım akışı

7:21

bir bakıma dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatındaki

at the most powerful intelligence agency in the world.

7:23

eski rakiplerini yenilgiye uğrattı.

Anlatım akışı

Nitelemeyi sınırlayan in a way

Burada in a way, “bir açıdan” veya “bir bakıma” anlamına gelir. Ardından gelen iddiayı sınırlar: anlatıcı bir yorum sunmaktadır; kişinin gerçek anlamda bir yarışmayı kazandığını söylememektedir. Defeating his former rivals şeklindeki -ing ifadesinden önce gelerek tüm sonucu temkinli bir sonuç olarak çerçeveler. Bir ifade belli bir açıdan anlamlı olduğu hâlde tamamen doğruymuş gibi sunulduğunda fazla kesin olacaksa bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümlede in a way, eski rakiplerini yenmekte olduğu iddiası hakkında neyi gösterir?

  1. Onları neredeyse yendiği ancak başarılı olamadığı
  2. Onları belirli bir yöntem kullanarak yendiği
  3. İddianın belirli bir bakış açısından doğru olduğu
Cevabı göster

İddianın belirli bir bakış açısından doğru olduğu

Have you heard any other crazy assassination plots

7:26

Castro'nun veya başka liderlerin hayatına kasteden

on Castro or any other leaders' lives?

7:29

başka çılgın suikast komploları duydunuz mu?

Want to hear more about crazy plots that actually worked?

7:31

Gerçekten işe yarayan çılgın komplolar hakkında daha fazla şey duymak ister misiniz?

Let us know in the comments.

7:34

Yorumlarda bize bildirin.

Also, be sure to watch our other video called

7:36

Ayrıca, İnternetteki en tuhaf çözülememiş gizemler nelerdir?

What are the weirdest unsolved internet mysteries?

7:38

isimli diğer videomuzu da mutlaka izleyin.

Thanks for watching,

7:41

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

7:42

ve her zamanki gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

7:42

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

And as ever,

7:45

Ve her zamanki gibi,

see you next time.

7:46

bir dahaki sefere görüşmek üzere.