Borsa Nasıl İşler? (Yeni Başlayanlar İçin): İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video borsayı ve hisse değeri, finansman, fiyatlar, spekülasyon, balonlar ile piyasa endeksleri arasındaki bağı açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Securities: Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi. Finansta bu terim fiziksel mal veya günlük güvenlik değil, genellikle hisse gibi alınıp satılabilen varlık haklarıdır. 2. in order not to: Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bu olumsuz amaç yapısıyla birinin istenmeyen sonucu önlemek için hareket ettiğini söyleyin; bunu eylemi olumsuzlamaktan ayırın. 3. hot air.: Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bunun gerçek sıcak hava değil, spekülatif balonun içerik veya değerden yoksun olduğuna dair uyarı olduğunu fark edin.
Bu derste
What is the stock exchange and how does it work? ile iki bölümlü açıklama yol haritası
Bu giriş, iki eş görevli wh-sorusunu bir araya getirir. What is the stock exchange? bir tanım ister; how does it work? ise süreç veya mekanizmayı sorar. İkinci sorudaki it zamiri the stock exchange ifadesine gönderme yapar. Sorular birlikte açıklamanın sırasını önceden gösterir: önce konu tanımlanır, ardından nasıl işlediği açıklanır. Açıklayıcı bir anlatımda bunlar dinleyiciden yanıt istemek yerine bir yol haritası görevi görebilir.
Alıştırma
Bu girişteki iki sorunun görevini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Dinleyiciden birbiriyle yarışan iki tanım arasında seçim yapmasını isterler.
- Konuşmacının menkul kıymetler borsasının ne olduğunu bilmediğini gösterirler.
- Önce bir tanım, ardından sürecin açıklanacağını haber verirler.
Cevabı göster
Önce bir tanım, ardından sürecin açıklanacağını haber verirler.
The stock exchange is nothing more than a giant globally networked and organized marketplace Kalıp ifadeler
0:04Borsa, devasa, küresel bir ağa bağlı ve organize bir pazardan başka bir şey değildir;
“sadece” veya “yalnızca” anlamındaki nothing more than
Bu cümlede nothing more than, karmaşık bir fikri temel kimliğine indirger: menkul kıymetler borsası yalnızca büyük ve düzenli bir pazardır. İfade sayısal bir sınırı değil, “yalnızca” veya “sadece” anlamını verir. Bu kalıp bir şeyin önemini küçümseyebilir de; ancak burada asıl amacı tanımı daha kolay anlaşılır hâle getirmektir. Borsa karmaşık olsa da özünde bir pazardan daha farklı bir şey değildir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “yalnızca bu, bundan fazlası değil” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The complicated device is ____ a sensor with a screen.
Cevabı göster
nothing more than
where every day huge sums of money are moved back and forth. Kalıp ifadeler
0:09her gün devasa miktarda paranın oradan oraya aktarıldığı bir yerdir.
huge sums of money: çok büyük para miktarları
Bu cümlede huge sums of money, çok büyük miktarlarda para anlamına gelir. Sum burada bir para miktarını belirten sayılabilir bir isimdir; huge ise miktarın büyüklüğünü vurgular. Çoğul sums, çok sayıda işlemin veya tekrarlanan para akışlarının bulunduğu bir bağlama uygundur. Burada matematikteki toplama işlemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “çok büyük miktarlarda para” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The audit revealed that ____ had gone missing.
Cevabı göster
huge sums of money
back and forth: iki yön arasında tekrarlanan hareket
Back and forth, tek bir zarf öbeği olarak çalışır ve zıt yönlerde ya da iki taraf arasında tekrar tekrar hareket etmeyi anlatır. Burada para, tek bir yolculuk yapıp ilk sahibine geri dönmek yerine piyasa katılımcıları arasında sürekli hareket etmektedir. Aynı ifade tekrarlanan fiziksel hareketleri, mesajları, fikir alışverişlerini veya müzakereleri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle iki taraf arasındaki tekrarlanan alışverişi doğal biçimde anlatır?
- The lawyers sent revisions in one direction for three days.
- The lawyers sent revisions back and forth for three days.
- The lawyers sent revisions there and back for three days.
Cevabı göster
The lawyers sent revisions back and forth for three days.
In total, over 60 trillion Euros a year are traded.
0:14Toplamda yılda 60 trilyon Euro'nun üzerinde işlem yapılmaktadır.
More than the value of all goods and services of the entire world economy.
0:19Bu, tüm dünya ekonomisindeki bütün mal ve hizmetlerin değerinden bile daha fazladır.
However, it's not apples or secondhand toothbrushes that are traded on this marketplace, Dilbilgisi
0:24Ancak bu pazarda alınıp satılan şeyler elma ya da ikinci el diş fırçası değil,
Düzeltme kalıbı it's not X that ..., but Y
it is not X that ..., but Y kalıbı, bölünmüş cümle biçiminde bir düzeltme yapısıdır. Önce ifadenin odağı olarak X’i reddeder, ardından onun yerine Y’yi koyar. Bu cümlede alınıp satılan şeylerin elmalar veya ikinci el diş fırçaları olduğu reddedilir ve asıl odak olarak menkul kıymetler sunulur. Buradaki that, sıradan bir betimleyici ilgi cümleciği başlatmaz; odaklama kalıbının parçasıdır. Predominantly “ağırlıklı olarak” demektir. Dolayısıyla menkul kıymetler ana kategoridir, ancak alınıp satılan her şeyin mutlaka menkul kıymet olduğu söylenmez.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak It's not ... that ..., but ... düzeltme kalıbıyla tamamlayın: ____ the color that matters most here, ____ the size.
Cevabı göster
It's not · but
Securities are rights to assets mostly in the form of shares. Notlar
0:32Menkul kıymetler, çoğunlukla hisse senedi biçimindeki varlıklar üzerindeki haklardır.
Securities sözcüğünün finansal anlamı
Finansta securities, security sözcüğünün çoğuludur ve alınıp satılabilen finansal araçları veya varlıklara bağlı hakları ifade eder. Hisseler bir security türüdür; tahviller de yaygın başka bir türdür. Bu cümlede sözcük geniş finansal kategoriyi adlandırırken mostly in the form of shares ifadesi konuyu burada vurgulanan türe daraltır. Güvenlik önlemleri veya güvenlik görevlileri anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümlede securities ne anlama gelir: “The fund invests in several types of securities.”?
- Hisse ve tahvil gibi alınıp satılabilir finansal araçlar
- Yalnızca bir şirketin hisseleri
- Bir binada kullanılan güvenlik prosedürleri
Cevabı göster
Hisse ve tahvil gibi alınıp satılabilir finansal araçlar
in the form of: bir şeyin var olma veya sunulma biçimini gösterme
In the form of, bir şeyin aldığı belirli biçimi belirtir. Burada varlıklar üzerindeki hakların çoğu zaman hisse biçiminde bulunduğu anlatılır. Yapı in the form of + isim veya isim öbeğidir. Genel ya da soyut bir düşünceyi onun somut biçimine bağlar; burada form, doldurulan bir belge değil, ‘biçim veya görünüş şekli’ demektir.
Alıştırma
Ödülün belirli biçimini belirten kalıbı tamamlayın: The prize was delivered in the ____ of a digital gift card.
Cevabı göster
form
A share stands for a share in a company. Öbek fiiller
0:37Bir hisse senedi, bir şirketteki payı temsil eder.
stands for: bir şeyin neyi temsil ettiğini ifade etme
Stands for, ‘temsil eder’ veya ‘anlamına gelir’ demektir. Bu cümlede bir hisse, şirketteki mülkiyetin bir bölümünü temsil eder; stand burada ayakta durmakla ilgili değildir. Yaygın yapı X stands for Y şeklindedir. X çoğunlukla bir harf, sembol, işaret veya nesnedir; Y ise onun temsil ettiği düşünce ya da şeydir.
Alıştırma
Hangi cümlede stands for, örnekteki gibi ‘temsil eder’ anlamındadır?
- Our club stands for equal treatment.
- She stands up for her younger brother.
- In the map key, a blue line stands for a river.
Cevabı göster
In the map key, a blue line stands for a river.
Vurgulu bir soruda at all
“Why are shares traded at all?” cümlesinde at all soruyu güçlendirir. Burada “en başta” anlamına yakındır; konuşan kişi hisse alım satımının var olmasının temel nedenini sorar. Sorularda at all çoğu zaman şaşkınlık, kuşku veya net bir cevap alma ısrarı ekler. Bu cümlede “onların hepsi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şeyin var olmasının temel nedenini doğal ve vurgulu biçimde soran soru hangisidir?
- Why is this rule necessary?
- Why is this rule necessary at all?
- Are all of these rules necessary?
Cevabı göster
Why is this rule necessary at all?
En yüksek öncelik için first and foremost
First and foremost, sıradaki noktanın en önemli nokta olduğunu belirtir. Burada açıklama devam etmeden önce ana nedeni tanıtır. Fikirleri yalnızca zamana veya liste sırasına göre değil, önceliğe göre düzenler. First ifadesinden farklı olarak ardından ikinci veya üçüncü bir noktanın geleceğini vaat etmez.
Alıştırma
Numaralı bir liste vaat etmeden, sıradaki konunun en önemli olduğunu en iyi belirten başlangıç hangisidir?
- First and foremost, we need to keep everyone safe.
- First, we need to keep everyone safe.
- At first, we need to keep everyone safe.
Cevabı göster
First and foremost, we need to keep everyone safe.
the value of a share relates to the company behind it. Kalıp ifadeler
0:44bir hisse senedinin değeri, arkasındaki şirketle doğrudan ilişkilidir.
relates to: nesnel bir bağlantı göstermek
Bu cümlede relates to, “ile bağlantılıdır” anlamına gelir. Bir hissenin değeri, arkasındaki şirketle bağlantılıdır. Bu ifade yalnızca bir ilişki olduğunu belirtir; iki şeyin tam olarak eşit olduğunu veya tek bir etkenin diğerini bütünüyle belirlediğini garanti etmez. Özne bir şey ya da fikir olduğunda relate to; gerçekleri, değerleri, olayları veya kavramları birbirine bağlamak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
“The waiting time relates to the number of orders,” cümlesinde relates to ne anlama gelir?
- ile tam olarak eşittir
- ile empati kurar
- için son tarih belirler
- ile bağlantılıdır
Cevabı göster
ile bağlantılıdır
If you think of the value of the company in terms of a pizza, Dilbilgisi
0:48Şirketin değerini bir pizza olarak düşünürseniz,
think of A in terms of B: tanıdık bir çerçeve kullanmak
Think of A in terms of B, “B’yi bir çerçeve olarak kullanarak A’yı anlamak veya açıklamak” demektir. Burada şirketin değeri A, pizza ise B’dir; bu tanıdık görüntü, soyut değeri gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Kalıp think of + A + in terms of + B biçimindedir. B bir bakış açısı, model veya benzetme sağlar; ifade A’nın kelimenin tam anlamıyla B olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi think of ... in terms of kullanarak tamamlayın: To make the network easier to understand, ____ it ____ a system of roads.
Cevabı göster
think of · in terms of
the bigger the overall size of the pizza, Dilbilgisi
0:50pizzanın genel boyutu ne kadar büyük olursa,
the bigger ..., the bigger ...: ‘ne kadar..., o kadar...’ kalıbı
the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar. “İlk şey ne kadar X olursa, ikinci şey o kadar Y olur” anlamına gelir. Bu cümlede pizzanın büyümesiyle her dilimin büyümesi birlikte gerçekleşir. İki the de normal belirli tanımlık değil, bu kalıbın sabit işaretleridir. İlk bölüm kısaltılmıştır: the bigger the overall size of the pizza, the bigger the overall size of the pizza is şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Her iki karşılaştırmadan önce kullanılan sabit işareti yazarak cümleyi tamamlayın: ____ more carefully you plan, ____ fewer mistakes you make.
Cevabı göster
The · the
If, for example, Facebook is able to greatly increase its profits with a new business model,
0:55Örneğin, Facebook yeni bir iş modeliyle kârını büyük ölçüde artırmayı başarırsa,
and as a result, so will the value of its shares. Dilbilgisi
1:03ve bunun sonucunda hisselerinin değeri de yükselecektir.
As a result, so will the value of its shares: so + will + özne devrikliği
As a result, ikinci değişimin ilk değişimin sonucu olduğunu açıkça gösterir. so will the value of its shares ifadesinde so, “aynı şekilde” veya “o da” anlamındadır: hisselerin değeri de artacaktır. Kalıp so + yardımcı fiil veya kiplik fiil + özne şeklindedir. Will özneden önce gelir ve daha önceki will increase yükleminin yerini alarak tekrarı önler. Bu, olumlu cümlede eksiltili bir devrik yapıdır; soru değildir.
Alıştırma
delivery costs ifadesini yeni özne olarak kullanıp so + kiplik fiil + özne kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Fuel prices will rise, and as a result, ____.
Cevabı göster
so will delivery costs
A share, which perhaps used to be worth 38 Euros, Dilbilgisi
1:09Eskiden 38 Euro değerinde olan bir hisse senedi,
used to: değişmiş bir geçmiş durum
Used to + fiilin yalın hâli, artık geçerli olmayan ya da şimdiki durumla açıkça karşılaştırılan geçmiş bir alışkanlığı veya durumu anlatır. Bu cümlede used to be worth 38 Euros önceki değeri, hissenin 50 avro edebileceği now anındaki değerle karşılaştırır. be, have veya know gibi durum fiilleriyle used to, tekrarlanan bir eylemden çok geçmişte bir süre devam eden bir durumu anlatır.
Alıştırma
Artık geçerli olmayan geçmiş bir durumu anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: This shop ____ be a cinema, but now it is a café.
Cevabı göster
used to
The company can raise funds by selling the shares and invest or expand its business. Kalıp ifadeler
1:21Şirket, hisse senetlerini satarak fon sağlayabilir ve işine yatırım yapabilir veya büyütebilir.
raise funds: bir amaç için para toplamak
Raise funds, belirli bir amaç için para toplamak demektir. Burada hisselerin satılması, şirketin yatırım yapmak veya büyümek için kullanabileceği parayı sağlar. Yaygın kalıplar, amacı belirten raise funds for + isim ve yöntemi belirten raise funds by + -ing yapılarıdır. Bu eşdizimde funds normalde çoğul kullanılır.
Alıştırma
Bir amaç için para toplamak anlamındaki iş dünyası eşdizimiyle cümleyi tamamlayın: The team plans to ____ for a new community center.
Cevabı göster
raise funds
Facebook, for example, has earned 16 billion dollars from its listing on the stock exchange. Kelime
1:27Örneğin Facebook, borsaya kote olmasından 16 milyar dolar gelir elde etmiştir.
Finans bağlamında listing on the stock exchange
Bu cümlede listing on the stock exchange, bir şirketin hisselerinin bir borsada resmen işlem görmeye kabul edilmesi ve halka açık biçimde alınıp satılabilir hâle gelmesi sürecini veya olayını ifade eder. Buradaki listing, sıradan bir liste değil, finans alanında kullanılan bir isimdir. Borsaya kote olma, şirketin kaynak toplamasına veya mevcut hisselerin halka açık bir pazarda işlem görmesine yardımcı olabilir; ancak listing, bu hisselerin daha sonra yapılan her bir alım satımı değildir.
Alıştırma
Bir şirketin hisseleri bir borsada işlem görmeye yeni kabul edilmiş ve artık orada alınıp satılabilir hâle gelmiştir. Bu olayı hangi ifade adlandırır?
- daily share trading
- a listing on the stock exchange
- an employee list
Cevabı göster
a listing on the stock exchange
Karşıtlık bildiren cümle içi though
Burada though, cümle içine alınmış bir karşıtlık belirtecidir. Hisse alım satımının belirsizliğiyle ilgili ifadenin, daha önce sözü edilen kaynak toplamanın olumlu yönüyle karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Tüm yan cümleyle ilgilidir; shares sözcüğünü nitelemez. The trading of shares is frequently a game of chance cümlesi though olmadan da tamamdır. Bu nedenle though, virgüller arasına yerleştirilebilir veya ödünleyici bir karşıtlık eklemek için sona getirilebilir.
Alıştırma
Hangi sözcük cümleyi ara konumdaki bir karşıtlık belirteci olarak doğru biçimde tamamlar? The hike was tiring. The view, ___, was worth it.
- because
- though
- although
Cevabı göster
though
a game of chance: büyük ölçüde şansa bağlı bir iş
Bu cümlede a game of chance, sonucu tahmin etmenin zor olduğu ve sonucun büyük ölçüde şansa ya da insanların kontrol edemediği etkenlere bağlı olduğu bir faaliyet için kullanılan mecazdır. Hisse senedi alım satımını gerçek anlamda bir oyun olarak değil, riskli ve belirsiz bir iş olarak anlatır. Bu ifade, bilgi ve analizin işe yaramadığı anlamına gelmek zorunda değildir. İnsanlar bilinçli seçimler yapsa bile şansın hâlâ büyük etkisi olduğunu vurgulayabilir.
Alıştırma
“Without any test results, selecting the safest design would be a game of chance,” cümlesinde a game of chance ne anlama gelir?
- Sabit kuralları ve ödülleri olan resmî bir yarışma
- Sonucu büyük ölçüde şansa bağlı ve tahmin edilmesi zor bir faaliyet
- Yeterli çabayla başarısı garanti edilen bir görev
Cevabı göster
Sonucu büyük ölçüde şansa bağlı ve tahmin edilmesi zor bir faaliyet
No one can say which company will perform well and which will not. Dilbilgisi
1:36Kimse hangi şirketin iyi performans göstereceğini ve hangisinin gösteremeyeceğini kesin olarak söyleyemez.
No one can say which ... and which will ... yapısı
can say ifadesinden sonra gelen which company will perform well, bilinmeyen bilgiyi belirten dolaylı bir soru yan cümlesidir. Burada No one can say, kimsenin kesin olarak bilemeyeceği veya tahmin edemeyeceği anlamına gelir. Which company öznenin tamamıdır; bu nedenle sıralama which company + will + perform well olur. Which will company kullanılamaz. İkinci bağlı yan cümle and which will not içinde company ve perform well zaten açık olduğu için atılır. Tam anlamı and which company will not perform well şeklindedir. Bu paralel eksiltme, iki bilinmeyen sonucu kısa biçimde ifade eder.
Alıştırma
which kullanarak bağlı dolaylı soru yapısını tamamlayın: Several batteries are being tested, but no one can say ____ batteries will last and ____ will not.
Cevabı göster
which · which
back: desteklemek, muhtemelen para da sağlamak
Bu cümlede back, bir şirketi etkin biçimde desteklemek ve ona güven, para ya da başka kaynaklar sağlamaya istekli olmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesne konumundaki it şirketi belirtir. İyi bir itibar, yatırımcı desteğini daha olası hâle getirir; back fiziksel olarak şirketin arkasında durmak anlamına gelmez ve başarı sözü vermez.
Alıştırma
“Several investors backed the new company,” cümlesinde backed ne anlama gelir?
- Onu etkin biçimde desteklediler ve para sağlamış olabilirler.
- Başarılı olacağını garanti ettiler.
- Şirketin ofisinin arkasında sıraya girdiler.
Cevabı göster
Onu etkin biçimde desteklediler ve para sağlamış olabilirler.
A company with a poor reputation or poor performance will have difficulty selling its shares. Dilbilgisi
1:43Kötü itibarı veya zayıf performansı olan bir şirket hisselerini satmakta zorlanacaktır.
have difficulty selling: have difficulty + -ing yapısı
Have difficulty doing something, bir eylemi gerçekleştirmenin zor olduğu anlamına gelir. Buradaki selling bir ulaçtır; -ing biçimi zor olan eylemi belirtir. Have difficulty ifadesinden sonra mastar değil, -ing biçimi kullanılır: have difficulty selling doğrudur, have difficulty to sell değildir. Ardından isim gelecekse difficulty with kullanılır; difficulty with share sales buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi has difficulty ve see fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “Without her glasses, Nina ____ the tiny street names.”
Cevabı göster
has difficulty seeing
Unlike a normal market in which goods can be touched and taken home, Dilbilgisi
1:50Mallara dokunulabilen ve eve götürülebilen normal bir pazarın aksine,
Unlike a normal market: unlike + isim öbeğiyle kısa karşılaştırma
Unlike burada bir edattır. Unlike a normal market, karşılaştırmanın ilk unsurunu belirten cümle başı edat öbeğidir; ardından ana cümle borsanın hangi açıdan farklı olduğunu söyler. İki kişiyi, şeyi veya durumu kısa biçimde karşılaştırmak için unlike + isim öbeği yapısını kullanın. Bu kalıpta unlike'tan hemen sonra özne ve çekimli fiil içeren tam bir yan cümle getirmeyin.
Alıştırma
Unlike + parantezdeki isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, this new phone has a replaceable battery. (its predecessor)
Cevabı göster
Unlike its predecessor
They appear in the form of share prices and tables on monitors.
1:58Bunlar monitörlerde hisse fiyatları ve tablolar şeklinde görünürler.
Such share prices can rise or fall within seconds.
2:02Bu tür hisse fiyatları saniyeler içinde yükselebilir veya düşebilir.
have to act quickly in order not to miss an opportunity. Notlar
2:06bir fırsatı kaçırmamak için hızlı hareket etmek zorundadır.
in order not to + fiil: olumsuz amaç belirtme
In order not to + fiilin yalın hâli bir amaç belirtir: kişi, istenmeyen bir sonucu önlemek için bir eylem gerçekleştirir. Burada hızlı hareket etmenin amacı, bir fırsatı kaçırmaktan kaçınmaktır. Not, amaç öbeğinin içinde ve to'dan önce yer alır: in order not to miss. Bu, ana eylemi yalnızca olumsuz yapmaktan farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi in order not to ile tamamlayın: I saved a copy ____ lose my work.
Cevabı göster
in order not to
miss an opportunity: bir fırsatı değerlendirememek
Miss an opportunity ifadesindeki miss, iyi bir fırsat ortadan kalkmadan önce onu fark edememek, değerlendirememek veya harekete geçememek anlamına gelir. Fırsat olmadığı için onu özlemek anlamına gelmez. Yaygın kalıplar miss an/the opportunity to + fiil ve miss the opportunity for + isim şeklindedir. Cümle, hissedarların fırsat ortadan kalkmadan önce harekete geçmesi gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi belirsiz tanımlık an kullanılan hedef ifadeyle tamamlayın: If you do not check your email, you may ____ to interview for the program.
Cevabı göster
miss an opportunity
Even a simple rumor can result in the demand for a share falling fast, Dilbilgisi
2:09Basit bir söylenti bile, bir hisse senedine olan talebin hızla düşmesine neden olabilir;
result in ... falling fast: isim öbeği + -ing biçimi
Result in, bir etkiye neden olmak veya bir sonuç üretmek anlamına gelir. Buradaki tamamlayıcısı the demand for a share falling fast şeklindeki -ing yan cümlesidir. The demand for a share isim öbeği falling fiilinin anlamca öznesidir; yani düşen şey hissenin kendisi değil, ona olan taleptir. Sonuçta gerçekleşen eylemi kimin veya neyin yaşadığını belirtmek için result in + isim öbeği + -ing biçimini kullanın: The delay resulted in the team missing the train. in bir edat olduğu için burada çekimli missed fiili değil, missing kullanılır.
Alıştırma
Program değişikliğinin ekibin geç gelmesine neden olduğunu doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The schedule change resulted in the team arrived late.
- The schedule change resulted from the team arriving late.
- The schedule change resulted in the team arriving late.
Cevabı göster
The schedule change resulted in the team arriving late.
regardless of the real value of the company. Kalıp ifadeler
2:13şirketin gerçek değeri ne olursa olsun.
regardless of: sonucu değiştirmeyen bir unsur
Burada regardless of, sonucu değiştirmeyen unsuru, yani şirketin gerçek değerini belirtir. Bu değer yüksek de olsa düşük de olsa söylenti talebi düşürebilir. Genel olarak regardless of, bir koşulun, gerçeğin veya tercihin sonuç açısından önemsiz olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: The outdoor concert will continue ____ the weather.
Cevabı göster
regardless of
If a particularly large number of people buy weak shares because they see, for example, great potential behind an idea,
2:20Eğer çok sayıda insan, örneğin bir fikrin arkasında büyük bir potansiyel gördükleri için zayıf hisseleri satın alırsa,
In particular, young companies can benefit from this.
2:28Özellikle genç şirketler bundan fayda sağlayabilir.
they can generate cash by placing their shares. Kelime
2:33hisselerini piyasaya sürerek nakit yaratabilirler.
Even though: yine de geçerli olan bir sonuç
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar. Satışlardaki olası düşüş normalde mali sıkıntıya işaret ederdi, ancak ana cümle şirketlerin hisse yerleştirerek yine de nakit yaratabileceğini söyler. Burada even though their sales might be falling, bu olasılığı önce gerçekleşmesi gereken bir koşul olarak değil, tartışmada kabul edilen bir durum olarak sunar. Buna rağmen ana fikir geçerliliğini korur.
Alıştırma
Hangi cümle yağmuru varsayımsal bir koşul değil, bilinen güncel bir gerçek olarak sunar?
- The match will continue because it is raining.
- Even if it rains, the match will continue.
- Even though it is raining, the match will continue.
Cevabı göster
Even though it is raining, the match will continue.
«placing their shares» ile nakit elde etmek
Bu finans bağlamında placing their shares, hisseleri yatırımcılara sunmak veya satışını düzenleyerek nakit elde etmek anlamına gelir. Buradaki place, hisseleri fiziksel olarak bir yere koymak anlamında değildir. Bu ifade, hisse yerleştirmesini sermaye toplamanın bir yolu olarak gösterir. Tek başına işlemin tam olarak nerede yapıldığını ya da bir borsanın işin içinde olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede placing their shares ne anlama geliyor?
- Fiziksel hisseleri belirli bir yere koymak
- Para toplamak için hisselerini yatırımcılara sunmak
- Başka şirketlerin hisselerini satın almak
Cevabı göster
Para toplamak için hisselerini yatırımcılara sunmak
In the best case scenario, this will result in their idea being turned into reality. Notlar
2:38En iyi senaryoda, bu onların fikirlerinin gerçeğe dönüşmesini sağlar.
their idea being turned into reality: result in sonrasında edilgen -ing yan cümlesi
result in ifadesindeki in bir edattır; bu yüzden ardından çekimli bir yan cümle değil, isim gibi işlev gören bir yapı gelir. Burada their idea, -ing yan cümlesinin anlamca öznesidir; being turned ise turn fiilinin edilgen biçimidir. Edilgen yapı, idea'nın eyleme maruz kaldığını gösterir. Birisi fikri gerçeğe dönüştürebilir, ancak eylemi yapan kişi belirtilmez. result in, lead to ve edat içeren benzer ifadelerden sonra etkilenen kişi veya şeyi açıkça belirtmek için bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: Careful planning may result in the proposal ____ into policy.
Cevabı göster
being turned
“In the best case scenario,” ... “In the worst case scenario,” ile sonuçların iki ucunu göstermek
Bu iki ifade birlikte kullanıldığında, konuşmayı olası sonuçların iki ucu etrafında düzenler. In the best case scenario en olumlu sonucu, In the worst case scenario ise en olumsuz sonucu ortaya koyar. Böylece konuşmacı, işler çok iyi ya da çok kötü giderse neler olabileceğini karşılaştırır. Scenario olası bir durum veya sonuç demektir; bu nedenle iki ifade de sonucun gerçekleştiğini söylemez. İkinci ifadenin sonundaki virgül, en kötü durumdaki sonucun bir sonraki cümle bölümünde geleceğini gösterir.
Alıştırma
Bu bölümde iki ifade ne işe yarıyor?
- En olumlu ve en olumsuz mümkün sonuçları çerçevelemek
- Konuşmacının beklediği tek sonucu belirtmek
- İki sonucun da zaten gerçekleştiğini göstermek
Cevabı göster
En olumlu ve en olumsuz mümkün sonuçları çerçevelemek
this will result in a speculative bubble with nothing more than hot air. Notlar
2:43içi boş, sadece spekülatif bir balona yol açacaktır.
speculative bubble: temel değerin ötesine itilen fiyatlar
speculative bubble, alıcıların çoğunlukla fiyatın yükselmeye devam edeceğini beklemeleri nedeniyle bir varlığın fiyatını, varlığın temel değerinin veya gerçek ekonomik göstergelerinin destekleyebileceği seviyenin çok üzerine çıkardığı piyasa durumudur. bubble sözcüğü kırılganlık da ima eder: güven veya yeni alımlar ortadan kalktığında şişmiş fiyat hızla düşebilir. Her hızlı fiyat artışı balon değildir; temel fikir, spekülasyon ile fiyat ve temel değer arasındaki farkın birlikte bulunmasıdır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi şekilde speculative bubble olarak tanımlanır?
- Şirket kârları ve üretkenlik arttıkça hisse fiyatları istikrarlı biçimde yükselir.
- Yeni bir satış vergisinden sonra gıda fiyatları bir kez artar.
- Temel değer zayıf olmasına rağmen alıcılar daha da yüksek fiyata satmayı beklediği için fiyatlar hızla yükselir.
Cevabı göster
Temel değer zayıf olmasına rağmen alıcılar daha da yüksek fiyata satmayı beklediği için fiyatlar hızla yükselir.
hot air: İçi boş ve dayanaksız abartı
Bu cümlede hot air mecaz anlamdadır. Gerçek bir içeriğe veya kanıta dayanmayan iddiaları, heyecanı ya da değeri ifade eder; sıcaklığı yüksek hava anlamına gelmez. Bu imge speculative bubble ile uyumludur: balon büyük görünebilir ama içi boştur. Konuşmacı, görünürdeki değerin aslında içi boş olduğuna dair kuşkucu ve alaycı bir yargı bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede hot air neyi anlatıyor?
- Balonun içinde gerçekten hapsolmuş ısı
- Oda sıcaklığında ani bir artış
- Güçlü kanıtlara dayanan güvenli bir yatırım
- Arkasında gerçek değer olmayan içi boş abartı
Cevabı göster
Arkasında gerçek değer olmayan içi boş abartı
as is the case with ile aynı kalıbın geçerli olduğunu belirtme
As is the case with + isim öbeği, “aynı durum ... için de geçerlidir” veya “bu durum ... için de geçerlidir” anlamına gelir. Burada spekülasyon balonlarının davranışını gerçek baloncukların bilinen davranışıyla ilişkilendirir. Cümle başındaki bu ifade, ana önermeden önce bir karşılaştırma kurar. Bu kullanımda as, “-dığı zaman” anlamına gelmez; bütün ifade paralel bir durumu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi “aynı durum ... için de geçerlidir” anlamına gelen tam ve resmî ifadeyle tamamlayın: ____ most team sports, communication matters.
Cevabı göster
As is the case with
The value of Germany's biggest 30 companies is summarized in what's known as the DAX share index. Notlar
2:52Almanya'nın en büyük 30 şirketinin değeri, DAX hisse senedi endeksi olarak bilinen şeyde özetlenmiştir.
what's known as: yerleşik bir adı tanıtmak
Bu cümlede what's known as, az önce betimlenen şeyin yerleşik adını, yani DAX share index ifadesini tanıtır. Anlamı “insanların genellikle verdiği ad”dır; “konuşanın kişisel olarak bildiği şey” değildir. Yapı what is known as + ad veya etiket şeklindedir. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Bir betimlemeden o şey için kabul edilmiş terime geçerken kullanılır.
Alıştırma
Yerleşik bir adı tanıtan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: A period of unusually hot weather is ____ a heat wave.
Cevabı göster
what's known as
DAX share index: tek şirket hissesi değil, piyasa ölçüsü
Bu cümlede DAX share index, büyük Alman şirketlerinden oluşan bir grubu özetleyen borsa endeksinin adıdır. Altyazı bu grubu Almanya'nın en büyük 30 şirketi olarak tanımlar. Endeks, tek bir şirketin hissesi değil, birleşik bir piyasa ölçüsüdür. Endeksin hareketi, temsil edilen şirket grubunun performansı hakkında hızlı bir fikir verir.
Alıştırma
Cümlede DAX share index nedir?
- Büyük Alman şirketlerinden oluşan bir grup için birleşik piyasa ölçüsü
- Alman şirket adlarının alfabetik listesi
- Tek bir Alman şirketinin hisse fiyatı
Cevabı göster
Büyük Alman şirketlerinden oluşan bir grup için birleşik piyasa ölçüsü
The DAX curve shows how well or poorly these major companies, Dilbilgisi
2:59DAX eğrisi, bu büyük şirketlerin,
are performing at the present time.
3:04şu anki zamanda ne kadar iyi ya da kötü performans gösterdiğini ortaya koyar.
shows how well or poorly ... are performing gömülü yapısı
shows sözcüğünden sonra gelen how well or poorly, gömülü bir soru cümleciği başlatır ve iyiden kötüye kadar tüm performans aralığını anlatır. Burada these major companies, are performing yapısının öznesidir; ekonomiyle ilgili sözler araya eklenmiş bir açıklamadır. Cümlecik bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için how well or poorly these major companies are performing biçiminde bildirme cümlesi sırasını korur. Kanıtlar performansın ya da işleyişin niteliğini gösterdiğinde show/reveal/indicate + how well or poorly + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle shows sonrasında gömülü how cümleciğini doğru kullanıyor?
- The report shows how well or poorly the new system is performing.
- The report shows how well or poorly is the new system performing.
- The report shows how good or poorly the new system is performing.
Cevabı göster
The report shows how well or poorly the new system is performing.
the economy as a whole: ekonomiyi bir bütün olarak ele almak
the economy as a whole ifadesinde as a whole, ekonominin tek ve eksiksiz bir sistem olarak ele alınması anlamına gelir. Odak, tek tek şirketlerden veya sektörlerden ekonominin genel durumuna kayar. İsim + as a whole kalıbı bir grubu, sistemi, kuruluşu veya eseri özetlemek için kullanılabilir. Bütün hakkındaki bir ifade birleşik görünümü anlatır; her parçanın tamamen aynı şekilde davrandığını iddia etmez.
Alıştırma
Tüm grubu birlikte değerlendirmek anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team ____ adapted quickly, although two players needed more time.
Cevabı göster
as a whole
Stock exchanges in other countries also have their own indices,
3:08Diğer ülkelerdeki borsaların da kendi endeksleri vardır,
and all of these markets together create a globally networked marketplace. Anlatım akışı
3:11ve tüm bu pazarlar birlikte, küresel olarak ağa bağlı dev bir pazar yaratırlar.
Sonuçta başlangıca gönderme yapan globally networked marketplace
Burada globally networked marketplace, açıklamanın ulaştığı ana fikri adlandırır: birbirinden ayrı ulusal piyasalar tek bir dünya çapındaki sistem içinde bağlantılıdır. Bitiş, girişteki anahtar ifadeyi tekrarlayarak başlangıca gönderme yapar. Ülkeler ve endekslerle ilgili ayrıntıları ana fikir altında toplar ve açıklamaya baştan sona açık bir çerçeve kazandırır. Açıklayıcı yazıda anahtar bir ifadeyi sonda tekrarlamak, ayrıntıların ana düşünceyi nasıl desteklediğini gösterebilir.
Alıştırma
Açıklamanın sonundaki globally networked marketplace ifadesinin temel düzenleyici işlevi nedir?
- Ulusal piyasalarla ilgili ayrıntıları başlangıçta sunulan ana fikre yeniden bağlar.
- Bağlantılı piyasalarla ilgili önceki açıklamanın yanlış olduğunu gösterir.
- Bireysel yatırımcıların hisse senetlerini nasıl seçtiğiyle ilgili ayrı bir konu başlatır.
Cevabı göster
Ulusal piyasalarla ilgili ayrıntıları başlangıçta sunulan ana fikre yeniden bağlar.