Sihirli Mantar Etkisindeyken Beyniniz: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
489 kelime 180 kel/dk

Video özeti: anlatım, psilosibinin serotonin ve algı üzerindeki olası etkilerini açıklıyor; ardından bulguları olumsuz deneyimler ve bilimsel belirsizliklerle değerlendiriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Öbek fiiller: breaks it down into bir dönüşümü anlatır: it, break ile down arasına girer; into ortaya çıkan maddeyi tanıtır. 2. Deyimler ve mecazlı ifadeler: thinking outside the box alışılmış kalıpların dışında çözüm aramaktır, gerçek bir kutudan çıkmak değildir. 3. Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: But it's not all so positive. yararlardan risklere geçer ve olumlu tablonun nasıl sınırlandığını gösterir.

Bu derste

Psychedelic or magic mushrooms have been ingested by humans for over 9,000 years. Dilbilgisi

0:00

Psikedelik ya da sihirli mantarlar, 9.000 yılı aşkın süredir insanlar tarafından tüketiliyor.

Dilbilgisi

have been ingested ... for over 9,000 years: günümüze kadar süren edilgen bir durum

have been ingested fiil öbeği present perfect edilgen yapıdadır: have been + past participle. Mantarları eylemden etkilenen unsur olarak öne çıkarır ve onları tüketen kişileri arka planda bırakır. for over 9,000 years, geçmişte başlayıp şimdiki referans noktasına kadar süren bir süreyi belirtir. Buradaki for, tek bir tüketme eyleminin ne kadar sürdüğünü değil, bu uygulamanın ne kadar zamandır var olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi present perfect edilgen bir fiil öbeği ve süre bildiren edatla tamamlayın: This method began centuries ago and is still practiced. It ____ by local artisans ____ hundreds of years.

Cevabı göster

has been used · for

Even today, this naturally grown fungus is commonly used as a recreational drug causing hallucinations. Kalıp ifadeler

0:05

Günümüzde bile doğal olarak yetişen bu mantar, halüsinasyonlara yol açan eğlence amaçlı bir uyuşturucu olarak yaygın biçimde kullanılıyor.

Kalıp ifadeler

used as a recreational drug: bir işlevi belirtme

Edilgen be used as + isim öbeği yapısı, bir şeyin belirli bir işlevi, rolü veya kimliği yerine getirecek şekilde kullanıldığını anlatır. Burada is commonly used as, mantarı bu kullanımın uygulandığı şey olarak sunar; kullanıcıların kim olduğu belirtilmez. Recreational drug, esas olarak tıbbi tedavi için değil, haz almak veya zihinsel durumu değiştiren etkiler için kullanılan bir maddedir. Bu ifade anlatılan kullanım türünü sınıflandırır; tek başına maddenin güvenli veya yasal olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi “belirli bir rolü yerine getirecek şekilde kullanılmış” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the school play, a cardboard box was ____ a table.

Cevabı göster

used as

But how exactly does it work? Anlatım akışı

0:10

Peki tam olarak nasıl etki ediyor?

Anlatım akışı

But how exactly does it work?: mekanizma açıklamasına geçiş

“But”, önceki arka plan bilgilerinden henüz yanıtlanmamış temel soruya geçildiğini gösterir. Bu nedenle soru, açıklamayı düzenler: ardından tarih veya kullanım alanları değil, mekanizma anlatılmalıdır. “Exactly” kesin ve ayrıntılı bir açıklama ister; buradaki “work” ise “çalışmak veya etkiyi meydana getirmek” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen “But how exactly does X work?” kalıbı, ayrıntılı bir mekanizma açıklamasının geleceğini bildirir.

Alıştırma

Bir sunumda su filtresinin tarihi ve kullanım alanları yeni anlatıldı. Konuşmacının şimdi mekanizmayı açıklayacağını en iyi hangi cümle gösterir?

  1. But where was it first sold?
  2. But how exactly does it work?
  3. But how popular is it today?
Cevabı göster

But how exactly does it work?

The main psychoactive ingredient in shrooms is called psilocybin. Kelime

0:13

Sihirli mantarların başlıca psikoaktif bileşenine psilosibin denir.

Kelime

shrooms: psikedelik mantarlar için gayriresmî argo

“Shrooms”, “mushrooms” sözcüğünün resmî olmayan kısaltmasıdır. Uyuşturucu maddelerle ilgili bağlamlarda genellikle psilosibin içeren psikedelik mantarları veya “magic mushrooms”u ifade eder; genel olarak bütün mantarlar anlamına gelmez. Buradaki bilimsel “psychoactive ingredient” ifadesi, uyuşturucu maddeyle ilgili bu anlamı netleştirir. Aynı biçim bazen sıradan mantarlar için şakacı bir şekilde de kullanılabildiğinden çevredeki konuyu tanımak önemlidir.

Alıştırma

Gayriresmî cümleyi psikedelik mantarlar için kullanılan argo terimle tamamlayın: The podcast discusses why some people take ____.

Cevabı göster

shrooms

When ingested, the body breaks it down into the active drug psilocin, Notlar

0:16

Tüketildiğinde vücut onu parçalayarak etkin madde psilosine dönüştürür,

Dilbilgisi

When ingested: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

When ingested, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi When psilocybin is ingested olup “psilocybin vücuda alındığında” anlamına gelir. Atılan özne ve be biçimi normalde çevredeki bağlamdan anlaşılır. Kısaltılmış yan cümlenin ana cümlenin öznesini nitelemesi beklenir. Ancak burada ana özne the body iken, alınan şey it ile temsil edilen psilocybin’dir. Bu durum, havada kalan bir niteleyici okumasına yol açar; When psilocybin is ingested belirsizliği giderir.

Alıştırma

Alınan maddenin psilocybin olduğunu en açık biçimde hangi yeniden yazım belirtir?

  1. When psilocin is ingested, the body breaks it down into psilocybin.
  2. When psilocybin is ingested, the body breaks it down into psilocin.
  3. When food is ingested, the body breaks psilocybin down into psilocin.
Cevabı göster

When psilocybin is ingested, the body breaks it down into psilocin.

Öbek fiiller

breaks it down into: parçalanma anlamı ve zamirin konumu

Break X down into Y, X’i parçalamak veya işleyerek sonuçta Y’yi elde etmek anlamına gelir. Bu cümlede vücut, it ile temsil edilen psilocybin’i metabolize eder ve etkin madde psilocin’i üretir; down burada vücudun bir şeyi fiziksel olarak “kırdığı” anlamına gelmez. break down nesne aldığında ayrılabilir bir öbek fiildir. İsim nesne break psilocybin down into... veya break down psilocybin into... biçimlerinin ikisinde de kullanılabilir; ancak nesne zamiri fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: break it down into..., break down it into... değil.

Alıştırma

break ... down into yapısını ve nesne olarak proteins sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: During digestion, enzymes ____ amino acids.

Cevabı göster

break proteins down into

which makes its way to the brain. Kalıp ifadeler

0:19

psilosin de beyne ulaşır.

Kalıp ifadeler

makes its way to: bir hedefe doğru ilerleme süreci

Bu cümlede makes its way to, “bir güzergâh boyunca ilerleyip sonunda varmak” anlamındadır. Maddenin beyne geçişini tek bir an yerine bir süreç olarak gösterir. Yapı make + iyelik belirleyicisi + way + to + hedef şeklindedir. Özne bir kişi, madde, mesaj veya etki olabilir; bileşik gibi cansız bir özneyle kullanıldığında bilinçli bir niyet ifade etmez.

Alıştırma

Bileşiğin hareketini bir süreç olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After absorption, the compound ____ the liver.

Cevabı göster

makes its way to

And here it begins to prevent the reuptake of the neurotransmitter serotonin, Kelime

0:21

Burada psilosin, serotonin adlı nörotransmitterin geri alımını engellemeye başlar

increasing its activity.

0:25

ve böylece serotoninin etkinliğini artırır.

Kelime

prevent the reuptake of: nörotransmiter geri alımını engellemek

Reuptake, salınan bir nörotransmiterin onu salan hücreye geri taşınması ve böylece hücreler arasında kullanılabilir kalan miktarın azalması sürecidir. Bu nedenle prevent the reuptake of serotonin, serotoninin kendisini engellemek değil, bu temizleme sürecini durdurmak anlamına gelir. Yapı prevent + the reuptake of + madde şeklindedir. Burada cümle, serotonin geri alımının engellenmesiyle daha yüksek bir sinyal etkinliği düzeyinin korunması arasında bağlantı kurar.

Alıştırma

Bir nörobilim açıklamasında prevent the reuptake of serotonin ne anlama gelir?

  1. Serotoninin, onu salan hücreye geri taşınmasını durdurmak
  2. Vücudun serotonin üretmesini durdurmak
  3. Bir hastanın ikinci kez serotonin almasını önlemek
Cevabı göster

Serotoninin, onu salan hücreye geri taşınmasını durdurmak

On top of this, psilocin actually has a similar chemical structure to serotonin, Kalıp ifadeler

0:26

Üstelik psilosinin kimyasal yapısı serotonine oldukça benzer,

meaning it can also bind to and stimulate receptors in the brain. Anlatım akışı

0:30

bu da beyindeki reseptörlere bağlanıp onları uyarabileceği anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

Yapıları karşılaştırmak için a similar ... structure to ...

a similar chemical structure to serotonin ifadesinde similar, iki yapı arasındaki benzerliği belirtir; to ise serotonin sözcüğünü karşılaştırma öğesi olarak getirir. Kalıp a similar + isim + to + karşılaştırma öğesi şeklindedir. Similar, özdeş demek değildir. Burada yapısal benzerlik, reseptörlere bağlanmayla ilgili sonraki çıkarımı destekler; ancak ifadenin kendisi yalnızca yapıların birbirine benzediğini söyler.

Alıştırma

Hedef benzerlik kalıbını tamamlayın: The new compound has a ____ chemical structure ____ serotonin.

Cevabı göster

similar · to

Anlatım akışı

Sonuç bağlayıcısı olarak meaning ...

Tam bir ifadenin ardından meaning, ifadenin tamamından çıkarılan sonucu veya çıkarımı getirir. Burada önceki yapısal benzerlik bilgisini, psilosinin beyin reseptörlerine bağlanıp onları uyarabileceği sonucuna bağlar. Bu, mean fiilinin ek bilgi veren bir yan cümlecik olarak kullanılan -ing biçimidir: statement, meaning + result. Bilgiyi önce olgu, sonra çıkarım olarak düzenler; bir sözcüğün tanımını vermez.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için mean fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The train has been canceled, ____ we'll need another route.

Cevabı göster

meaning

This amplified stimulation causes you to perceive and experience things without any real stimulus, Dilbilgisi

0:34

Bu artan uyarım, ortada gerçek bir uyaran yokken bazı şeyleri algılayıp deneyimlemenize yol açar;

Dilbilgisi

causes you to perceive içinde cause + nesne + to-infinitive

cause + nesne + to-infinitive kalıbı, bir nedeni ve bunun sonucunda ortaya çıkan eylem ya da durumu ifade eder. causes you to perceive içinde this amplified stimulation neden, you etkilenen algılayıcı, to perceive ise sonuçtur. Bağlanan experience fiili de aynı yapıyı paylaşır: causes you to perceive and experience. cause bu yapıda kullanıldığında nesne ve to korunmalıdır; cause you perceive standart bir kullanım değildir.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geçmiş hâli + her + to perceive ile tamamlayın: The optical illusion ____ motion in the still image.

Cevabı göster

caused her to perceive

also known as hallucination.

0:39

buna halüsinasyon da denir.

These can be of a varying nature from visual to auditory sensations

0:41

Bunlar, görsel duyumlardan işitsel duyumlara kadar farklı biçimlerde olabilir

or mystical and insightful feelings.

0:44

ya da mistik ve derin kavrayışlar uyandıran hisler şeklinde yaşanabilir.

And while the experience can be quite enjoyable, Dilbilgisi

0:46

Bu deneyim oldukça keyifli olabilse de

some users have reported very unpleasant episodes.

0:48

bazı kullanıcılar son derece tatsız deneyimler yaşadıklarını bildirmiştir.

Dilbilgisi

Ödünleme bildiren while: karşıtlıktan önce bir noktayı kabul etmek

Buradaki while, although anlamına yakın bir ödünleme işlevine sahiptir. Yan cümle önce olumlu bir noktayı, yani deneyimin keyifli olabileceğini kabul eder; ardından ana cümle bununla çelişen olumsuz bir gerçeği sunar. Önce X'i kabul edip sonra Y ile karşılaştıran bu düzen, aynı konunun iki yönünü gösterir. İki olayı aynı zamana yerleştirmez. while yalnızca yan cümlesi zaman bakımından örtüşen durumları anlatıyorsa zaman anlamında yorumlanmalıdır; burada karşıt değerlendirmeler ödünleme anlamını ortaya çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümlede while, during the time that yerine although anlamına gelir?

  1. While I was waiting, I checked my email.
  2. While the plan is expensive, it may save money in the long run.
  3. She called me while I was driving.
Cevabı göster

While the plan is expensive, it may save money in the long run.

These feelings generally last between 3 to 8 hours, Dilbilgisi

0:51

Bu hisler genellikle 3 ila 8 saat sürer,

Dilbilgisi

between 3 to 8 ile between 3 and 8 arasındaki fark

Bu cümlede between 3 to 8, bir sürenin alt ve üst sınırlarını belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Ancak standart İngilizcede between normalde to ile değil, and ile eşleşir: between 3 and 8 hours. Diğer standart yapı from 3 to 8 hours biçimindedir. Bu eşleşmeler zaman, fiyat, miktar, ölçüm ve başka aralıklar için kullanılabilir.

Alıştırma

Standart aralık yapısını tamamlayın: The repair will take between three ____ five days.

Cevabı göster

and

but could feel much longer as the drug alters your sense of time. Kalıp ifadeler

0:54

ancak madde zaman algınızı değiştirdiği için çok daha uzunmuş gibi gelebilir.

Kalıp ifadeler

alter your sense of time: zaman algısını değiştirmek

Burada alters your sense of time, zamanın geçişini öznel olarak algılama biçiminizi değiştirmek anlamına gelir. Sabit bir sürenin neden daha uzun veya daha kısa gelebileceğini açıklar; saatin ölçtüğü zamanın değiştiği anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp alter someone's sense of time biçimindedir. Etkilenen kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: alter my, your, his, her veya their sense of time.

Alıştırma

Cümleyi öznel zaman algısını anlatan ifadeyle tamamlayın: After working all night, fatigue began to alter her ____.

Cevabı göster

sense of time

Scientists have also suggested that the brain may temporarily rearrange itself by inhibiting normal brain activity Notlar

0:58

Bilim insanları ayrıca beynin, normal beyin faaliyetini baskılayarak kendini geçici olarak yeniden düzenleyebileceğini

and immediately creating new biologically stable brain connections.

1:03

ve hemen yeni, biyolojik olarak kararlı beyin bağlantıları kurabileceğini öne sürüyor.

Anlatım akışı

Scientists have also suggested that: bilimsel bir iddiayı temkinli biçimde kaynağa atfetme

Scientists have also suggested that ifadesi, ardından gelen açıklamayı kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, bilim insanlarına atfedilen olası bir açıklama olarak sunar. Burada suggested, “olası bir açıklama olarak ileri sürdüler” anlamındadır; “bir eylem tavsiye ettiler” anlamında değildir. Bu aktarım kalıbı, yazar ile iddia arasında mesafe oluşturur. Ardından gelen may de belirsizliği bir kat daha artırır; dolayısıyla cümle bir kesinlik değil, bilimsel gerekçesi olan bir hipotez sunar.

Alıştırma

Bu cümlede Scientists have also suggested that neyi gösterir?

  1. Bilim insanları beyne faaliyetini değiştirmesini tavsiye etmektedir.
  2. Bilim insanları mekanizmanın doğru olduğunu kesin biçimde kanıtlamıştır.
  3. Ardından gelen mekanizma, bilim insanlarına atfedilen geçici bir açıklamadır.
Cevabı göster

Ardından gelen mekanizma, bilim insanlarına atfedilen geçici bir açıklamadır.

Dilbilgisi

by inhibiting ... and immediately creating: paralel -ing biçimleriyle yöntem belirtme

by inhibiting ... and immediately creating ... yapısında by, beynin kendini hangi yolla yeniden düzenleyebileceğini belirtir. Inhibiting ve creating, aynı by edatına bağlı iki -ing biçimidir. And, yöntem bildiren iki öbeği paralel olarak bağlar. Immediately yalnızca creating sözcüğünü niteler; iki eylem birlikte “Beyin kendini nasıl yeniden düzenleyebilir?” sorusunu yanıtlar. Bu kalıp, sonuç veya eylem + by + -ing + and + -ing şeklinde başka bağlamlara aktarılabilir.

Alıştırma

Yöntem öbeğini paralel -ing biçimleriyle tamamlamak için shorten ve automate sözcüklerini bu sırayla kullanın: The team reduced delays by ____ meetings and ____ routine checks.

Cevabı göster

shortening · automating

This ultimately makes it harder to determine reality from fantasy Dilbilgisi

1:07

Bu da sonuçta gerçekle hayali ayırt etmeyi zorlaştırır

Dilbilgisi

“makes it harder to determine” kalıbı

Bu cümlede makes it harder to determine, bir şeyin belirleme veya ayırt etme eylemini daha zor hâle getirdiğini anlatır. Özne olan This, zorluğa neden olan koşulu belirtirken harder karşılaştırma biçimi, zorluğun başka bir duruma veya önceki bir hâle göre arttığını gösterir. Buradaki it, biçimsel veya önden kullanılan bir nesnedir; reality, fantasy ya da başka bir isme gönderme yapmaz. Gerçekte zorlaşan eylem, ardından gelen to determine reality from fantasy mastar yapısıyla belirtilir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp make + it + sıfat veya karşılaştırma biçimi + to + fiildir.

Alıştırma

Cümleyi make, hard ve focus kullanarak hedef yapıyla tamamlayın: Frequent notifications ____ on complex tasks.

Cevabı göster

make it harder to focus

and amplifies your intensity of thought,

1:10

ve düşüncelerinizin yoğunluğunu artırır;

which makes planning ahead and self-conscious thinking almost impossible.

1:12

böylece geleceği planlamak ve öz farkındalığa dayalı düşünmek neredeyse imkânsız hâle gelir.

We also see activation in the hippocampus and anterior cingulate cortex,

1:16

Ayrıca hipokampus ile anterior singulat korteksin etkinleştiğini de görürüz;

which are associated with dreaming. Kalıp ifadeler

1:20

bu bölgeler rüya görmeyle ilişkilidir.

Kalıp ifadeler

“are associated with”: nedeni değil, bağlantıyı bildirmek

Buradaki are associated with, iki beyin bölgesinin rüya görmeyle bilinen bir ilişkisi olduğunu belirtir. Bilimsel yazıda bu ifade bir bağlantıyı bildirir; tek başına bu bölgelerdeki etkinliğin doğrudan rüya görmeye neden olduğunu ileri sürmez. İlgi zamiri which hem hippocampus hem de anterior cingulate cortex ifadelerine gönderme yapar. Bu nedenle çoğul are fiili iki bölgeyle uyumludur. Sabit kalıp be associated with + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir etkenin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden ilişkiyi en temkinli biçimde bildirir?

  1. Regular exercise causes lower stress levels.
  2. Lower stress levels are caused by regular exercise.
  3. Regular exercise is associated with lower stress levels.
Cevabı göster

Regular exercise is associated with lower stress levels.

Finally, specific emotional regions of the brain are chemically activated,

1:22

Son olarak beynin duygularla ilgili belirli bölgeleri kimyasal olarak etkinleşir

which can lead to a sense of expanding consciousness. Kalıp ifadeler

1:25

ve bu da bilincin genişlediği hissine yol açabilir.

Kalıp ifadeler

lead to a sense of: bir hisse yol açmak

Lead to bir sonucu tanıtır: Bir olay, ardından gelen duruma neden olur veya katkıda bulunur. Burada kimyasal etkinleşme, daha sonra anlatılan deneyimin ortaya çıkmasına yol açabilir. A sense of ise bu sonucu öznel bir his veya izlenim olarak sınırlar. Bu nedenle a sense of expanding consciousness, değişimin nasıl hissedilebileceğini anlatır; bilincin fiziksel olarak genişlediğinin nesnel biçimde ölçüldüğünü iddia etmez.

Alıştırma

Sonucu öznel bir izlenim olarak sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The warm colors ____ comfort.

Cevabı göster

lead to a sense of

And because the drug temporarily alters the paths in your brain,

1:28

Madde, beyninizdeki sinir yollarını geçici olarak değiştirdiği için

thinking outside the box becomes extremely natural. Deyimler

1:31

alışılmış kalıpların dışında düşünmek son derece doğal hâle gelir.

Deyimler

thinking outside the box: alışılmış kalıpların dışında düşünmek

Thinking outside the box, tanıdık varsayımlara veya yöntemlere bağlı kalmak yerine bir soruna özgün ve alışılmışın dışında bir şekilde yaklaşmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede doğal gelen bir düşünme biçimini adlandırır. Gerçek bir kutudan söz etmez ve deyimin kendisi yaratıcılığın arttığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Deyimi tamamlayın: The usual fixes failed, so we need to think ____ and try a completely new approach.

Cevabı göster

outside the box

In a famous US study,

1:34

ABD'de yapılan ünlü bir araştırmada,

36 college-educated participants were given psilocybin and observed in a laboratory. Dilbilgisi

1:36

üniversite eğitimi almış 36 katılımcıya psilosibin verildi ve katılımcılar laboratuvarda gözlemlendi.

Dilbilgisi

were given ... and observed: were yardımcı fiilini paylaşan iki edilgen yapı

were given psilocybin and observed ifadesinde were, eşgüdümlü iki geçmiş zaman ortacı olan given ve observed için ortak yardımcı fiildir. Katılımcılar iki eylemden de etkilenir: birileri onlara psilosibin vermiş ve birileri onları gözlemlemiştir. İngilizcede özne, zaman ve çatı aynı kaldığında eşgüdümlü fiil öbekleri tek bir yardımcı fiili paylaşabilir. Bu yapı, were sözcüğünü tekrarlamadan yöntem açıklamalarını kısa ve öz hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı özneye uygulanan iki eylemi tek bir yardımcı fiille edilgen yapar?

  1. The applications reviewed the committee and were approved.
  2. The applications were reviewed and approved by the committee.
  3. The applications were reviewed and approved the budget.
Cevabı göster

The applications were reviewed and approved by the committee.

One-third of the participants reported the experience Notlar

1:40

Katılımcıların üçte biri bu deneyimi

as the single most spiritually significant moment in their lives Dilbilgisi

1:43

hayatlarındaki manevi açıdan en anlamlı an olarak nitelendirirken,

Dilbilgisi

One-third of the participants: kesir + of + grup yapısındaki özne

One-third, 1/3 kesridir; of the participants ise bu kesrin ait olduğu grubun tamamını belirtir. One-third of the participants birlikte, her üç katılımcıdan birine eşit bir bölümü ifade eder ve ifadenin tamamı reported fiilinin öznesidir. fraction + of yapısında İngilizce fiil uyumu normalde of sonrasındaki isim veya miktara göre belirlenir: one-third of the students are çoğul, one-third of the water is ise tekildir. Altyazıdaki reported geçmiş zamanda olduğu için tekil veya çoğul biçimi görünür şekilde ayırt etmez.

Alıştırma

Bir ankette 300 katılımcı vardır ve tam olarak 100 kişi A seçeneğini seçmiştir. Hangi cümle bu oranı doğru ifade eder?

  1. One-third of the respondents chose option A.
  2. One-third respondents chose option A.
  3. One of the three respondents chose option A.
Cevabı göster

One-third of the respondents chose option A.

Kalıp ifadeler

report X as Y yapısı: reported the experience as

Report X as Y, X'in Y niteliğine ya da tanımına sahip olduğunun belirtilmesi veya kaydedilmesi demektir. Bu cümlede the experience X'tir; as sonrasındaki uzun ifade ise katılımcıların değerlendirmesidir. Yapı report + nesne + as + açıklama biçimindedir. As, nesnenin açıklamasını getirir; deneyimin bir görev ya da rol üstlendiğini anlatmaz.

Alıştırma

reported + the ending + as öğelerini kullanarak anket cümlesini tamamlayın: Several readers ____ confusing.

Cevabı göster

reported the ending as

Dilbilgisi

the single most ... in their lives yapısındaki vurgu

The single most + zarf + sıfat + isim yapısı, üstünlük derecesini özellikle güçlü biçimde vurgular. Single, bir öğenin diğerlerinin hepsinden üstün olduğunu belirtir; spiritually, significant sözcüğünü niteler, dolayısıyla an manevi açıdan önemlidir. In their lives karşılaştırma alanını, yani her katılımcının yaşadığı bütün anları belirler. Cümlede bunu katılımcıların bildirdiği söylendiği için bu sıralama evrensel bir gerçek değil, onların kendi yargısıdır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu üstünlük ifadesi the single most ile tamamlayın: Winning the scholarship was ____ important achievement in her life so far.

Cevabı göster

the single most

with two-thirds putting it in their top five. Dilbilgisi

1:46

üçte ikisi de onu hayatlarındaki en önemli beş deneyimden biri saydı.

Dilbilgisi

with two-thirds putting it in their top five: with + isim öbeği + -ing ek yapısı

with + isim öbeği + -ing yapısı, tamamlanmış bir ana cümleye ona bağlı ek bilgi getirir. Burada two-thirds isim öbeği, putting ise -ing biçimindeki fiildir; putting eylemini two-thirds ile belirtilen grup yapar. Bu bağlamda put it in their top five, “deneyimi hayatlarındaki manevi açıdan en anlamlı beş andan biri olarak sıralamak” demektir. Bu ek yapı, bilgiyi ayrı bir tam ana cümleye dönüştürmeden başka bir anket sonucunu ekler.

Alıştırma

Aşağıdaki rapor cümlesini with + isim öbeği + -ing yapısıyla en iyi tamamlayan seçenek hangisidir? “The new schedule was popular, ____ it saved them time.”

  1. and 78 percent of employees saying
  2. with 78 percent of employees said
  3. with 78 percent of employees saying
Cevabı göster

with 78 percent of employees saying

Two months after taking the drug,

1:49

Maddeyi aldıktan iki ay sonra,

79% of the participants reported increased well-being and satisfaction.

1:50

katılımcıların %79'u kendilerini daha iyi hissettiklerini ve yaşam memnuniyetlerinin arttığını bildirdi.

Friends and family were also interviewed and agreed with these claims.

1:54

Arkadaşları ve aileleriyle de görüşüldü; onlar da bu ifadeleri doğruladı.

But it's not all so positive. Anlatım akışı

1:57

Ancak her şey bu kadar olumlu değil.

Anlatım akışı

But it's not all so positive: önceki olumlu tabloyu sınırlama

But, az önce belirtilen olumlu sonuçlardan farklı bir yöne geçildiğini gösterir. It's genel olarak duruma veya tablonun bütününe gönderme yapar; not all so positive ise genel tablonun tamamen olumlu olmadığını anlatır. Bu, her olumlu noktayı iptal eden bir ifade değil, değerlendirmenin kapsamını sınırlayan bir geçiştir. Önceki olumlu noktaları korurken dinleyiciyi risklere veya olumsuz kanıtlara hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede ikinci bölüm ne anlama gelir? “The first test results were encouraging, but it's not all so positive.”

  1. Durum tamamen olumsuzdur.
  2. Durumda hâlâ olumlu noktalar vardır, ancak bazı kısımlar olumsuzdur.
  3. Cesaret verici sonuçların hepsi yanlıştır.
Cevabı göster

Durumda hâlâ olumlu noktalar vardır, ancak bazı kısımlar olumsuzdur.

22% of the clinically tested individuals experienced fear and paranoia

1:59

Klinik test uygulanan kişilerin %22'si korku ve paranoya yaşadı,

at certain points during their trip. Kelime

2:03

psikedelik deneyimlerinin belirli anlarında.

Kelime

trip: psikedelik madde deneyimi

Burada trip, algı, düşünce ve duygulardaki değişimler de dâhil olmak üzere psikedelik bir maddenin oluşturduğu öznel deneyimin tamamını ifade eden gündelik bir isimdir. during their trip ifadesi, “yolculuk yaptıkları sırada” değil, “bu madde deneyimi devam ederken” anlamına gelir. Bu anlam, medyada ve psikedelik maddelerle ilgili gündelik tartışmalarda yaygındır. hallucinations, paranoia, dose veya psychedelic gibi bağlam sözcükleri genellikle bu anlamı işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümlede trip, örnektekiyle aynı anlama gelir?

  1. She had a frightening trip after taking the psychedelic.
  2. He tripped over a cable in the hallway.
  3. We booked a weekend trip to the coast.
Cevabı göster

She had a frightening trip after taking the psychedelic.

And because of the state of their brains,

2:05

Beyinlerinin içinde bulunduğu durum nedeniyle,

these typically manifested as terrifying and uncontrollable hallucinations. Kelime

2:07

bu duygular genellikle korkunç ve kontrol edilemez halüsinasyonlar olarak ortaya çıktı.

Kelime

manifested as: belirli bir biçimde gözlemlenir hâle gelmek

Manifested as, “belirli bir biçimde gözlemlenebilir hâle geldi” anlamına gelir. Cümlede these, korku ve paranoyaya gönderme yapar; korkunç ve kontrol edilemeyen halüsinasyonlar ise bu duyguların aldığı biçimdir. Kalıp X manifests/manifested as Y şeklindedir: X altta yatan durum, sorun veya süreçtir; Y ise bunun görünür, ölçülebilir ya da fark edilebilir ifadesidir. Bu resmî kalıp tıbbi, psikolojik, teknik ve analitik yazılarda yaygındır.

Alıştırma

“Belirli bir biçimde gözlemlenebilir hâle geldi” anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The software fault ____ repeated login failures.

Cevabı göster

manifested as

Though much is still unknown about shrooms, Anlatım akışı

2:11

Sihirli mantarlar hakkında hâlâ bilinmeyen çok şey olsa da

they're not considered clinically addictive and cause little toxicity to other organ systems. Kelime

2:13

klinik açıdan bağımlılık yapıcı kabul edilmezler ve diğer organ sistemleri üzerinde çok az toksik etkiye sahiptirler.

Anlatım akışı

Halüsinojen mantarlar hakkında hâlâ pek çok şey bilinmese de

Though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: ana cümle mevcut kanıtların ne gösterdiğini sunmadan önce bir sınırlamayı kabul eder. Bu yan cümlenin başa getirilmesi, okuyucuya sonraki güvenlik değerlendirmelerini ihtiyatla yorumlaması gerektiğini bildirir. Burada much, “birçok şey” anlamında bir zamirdir; still ise bilgi açığının devam ettiğini gösterir. Bu nedenle sonraki ifadeler geçici değerlendirmelerdir, mantarların hiçbir risk taşımadığının kanıtı değildir.

Alıştırma

Önce bir bilgi açığını kabul ederek sonucu en uygun biçimde sınırlayan başlangıç hangisidir?

  1. Because some details remain unclear, the evidence supports a cautious recommendation.
  2. Some details remain unclear, so the evidence supports a cautious recommendation.
  3. Though some details remain unclear, the evidence supports a cautious recommendation.
Cevabı göster

Though some details remain unclear, the evidence supports a cautious recommendation.

Kelime

Klinik olarak bağımlılık yapıcı kabul edilmemek

Not considered + tümleç, tümleci koşulsuz bir gerçek olarak sunmak yerine mevcut bir değerlendirmeyi veya sınıflandırmayı aktarır. Edilgen yapı değerlendirmeyi yapan kişiyi belirtmez; bu sağlık bağlamında dayanağın klinik kanıtlar veya kabul edilmiş ölçütler olduğu anlaşılır. Clinically, addictive sözcüğünü niteler; dolayısıyla kapsam klinik standartlara göre bağımlılıktır. İfade, mantarların şu anda klinik olarak bağımlılık yapıcı sınıfına sokulmadığı anlamına gelir; zararsız oldukları, kötüye kullanılamayacakları veya psikolojik etkilerinin bulunmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, maddenin tamamen zararsız olduğunu ileri sürmeden ihtiyatlı bir klinik sınıflandırmayı aktarır?

  1. The substance cannot cause any kind of dependence.
  2. The substance is not considered clinically addictive.
  3. The substance has been proven completely safe.
Cevabı göster

The substance is not considered clinically addictive.

In fact, a UK study found that they caused the least amount of damage

2:18

Hatta Birleşik Krallık'ta yapılan bir araştırma, bunların en az zarara yol açtığını ortaya koydu,

both to the individual and to others Dilbilgisi

2:21

hem kullanan kişinin kendisine hem de başkalarına,

Dilbilgisi

both to the individual and to others: hem bireye hem de başkalarına

Both ... and ..., zararın yöneldiği ve eşit biçimde kapsanan iki hedefi birbirine bağlar: birey ve diğer kişiler. Burada the individual ilacı kullanan kişiyi, others ise o kişinin çevresindekileri ifade eder. to’nun tekrarlanması, to the individual ve to others biçiminde açık bir paralel yapı oluşturur. İngilizcede bazen tek bir edat iki isim için ortak kullanılabilir; ancak burada tekrar edilmesi her hedefi açık hâle getirir ve cümleye dengeli, resmî bir yapı kazandırır.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ... eş yapısıyla tamamlayın ve her gruptan önce to’yu tekrarlayın: The scholarship is open ____ local students ____ international students.

Cevabı göster

both to · and to

when compared to other recreational drugs. Dilbilgisi

2:23

eğlence amaçlı kullanılan diğer maddelerle karşılaştırıldığında.

Dilbilgisi

when compared to other recreational drugs: diğer eğlence amaçlı uyuşturucularla karşılaştırıldığında

When compared to other recreational drugs, indirgenmiş bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi when they are compared to other recreational drugs şeklindedir; özne ana cümleden anlaşıldığı için they öznesi ile be fiilinin ilgili biçimi düşürülür. Bu ifade, least için karşılaştırma grubunu belirler. Söz konusu grubun diğer eğlence amaçlı uyuşturucularla yapılan karşılaştırmada en az zarara yol açtığını söyler; zararın sıfır veya kullanımın kesinlikle güvenli olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle indirgenmiş edilgen bir karşılaştırma yan cümlesini doğru kullanır ve karşılaştırılan öğeyi new treatment yapar?

  1. When compared to the standard treatment, the report found fewer side effects from the new treatment.
  2. When compared to the standard treatment, the new treatment caused fewer side effects.
  3. When researchers compared the two treatments, the new treatment caused fewer side effects.
Cevabı göster

When compared to the standard treatment, the new treatment caused fewer side effects.

Ultimately, scientists believe that the laws need to change around clinical testing of the drug,

2:25

Sonuç olarak bilim insanları, bu maddenin klinik testlerine ilişkin yasaların değişmesi gerektiğine inanıyor.

so advanced research can be executed

2:30

Böylece daha ileri araştırmalar yürütülebilir

to fully understand both the positive and negative effects Dilbilgisi

2:31

ve hem olumlu hem de olumsuz etkiler bütünüyle anlaşılabilir:

that this magic fungus has on our brains.

2:34

bu sihirli mantarın beynimiz üzerindeki etkileri.

Dilbilgisi

effects that X has on Y yapısı

Bu isim öbeği, X'in Y üzerinde oluşturduğu sonuçları belirtmek için effects that X has on Y yapısını kullanır. Bu cümlede this magic fungus X, our brains Y'dir ve that ile başlayan yan cümle çoğul isim effects'i niteler. Positive ve negative sözcüklerinin ikisi de bu etkileri tanımlar. İlgi cümleciğinin içinde that, has fiilinin nesnesidir: this magic fungus has these effects on our brains. Has fiilinin öznesi tekil this magic fungus öbeğidir; bu nedenle effects çoğul olsa da has doğrudur. Bu yapı, bir etkiyi isim olarak belirtip ardından kaynağını ve etkilediği hedefi kesin biçimde tanımlamak istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi effects that X has on Y yapısıyla tamamlayın: The report examines the effects ____ on employee sleep.

Cevabı göster

that the new schedule has

And if you haven't seen our video

2:37

Ayrıca videomuzu henüz izlemediyseniz,

on the science behind type A versus type B personalities,

2:38

A tipi ve B tipi kişiliklerin ardındaki bilimi anlatan bu videoyu

you can check it out on our second channel AsapTHOUGHT.

2:42

ikinci kanalımız AsapTHOUGHT'ta bulabilirsiniz.

Link in the description.

2:44

Bağlantı açıklama kısmında yer alıyor.

And subscribe for more weekly science videos.

2:46

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.