Sihirli Mantar Etkisindeyken Beyniniz: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: anlatım, psilosibinin serotonin ve algı üzerindeki olası etkilerini açıklıyor; ardından bulguları olumsuz deneyimler ve bilimsel belirsizliklerle değerlendiriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Öbek fiiller: breaks it down into bir dönüşümü anlatır: it, break ile down arasına girer; into ortaya çıkan maddeyi tanıtır. 2. Deyimler ve mecazlı ifadeler: thinking outside the box alışılmış kalıpların dışında çözüm aramaktır, gerçek bir kutudan çıkmak değildir. 3. Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: But it's not all so positive. yararlardan risklere geçer ve olumlu tablonun nasıl sınırlandığını gösterir.
Bu derste
Psychedelic or magic mushrooms have been ingested by humans for over 9,000 years. Dilbilgisi
0:00Psikedelik ya da sihirli mantarlar, 9.000 yılı aşkın süredir insanlar tarafından tüketiliyor.
have been ingested ... for over 9,000 years: günümüze kadar süren edilgen bir durum
have been ingested fiil öbeği present perfect edilgen yapıdadır: have been + past participle. Mantarları eylemden etkilenen unsur olarak öne çıkarır ve onları tüketen kişileri arka planda bırakır. for over 9,000 years, geçmişte başlayıp şimdiki referans noktasına kadar süren bir süreyi belirtir. Buradaki for, tek bir tüketme eyleminin ne kadar sürdüğünü değil, bu uygulamanın ne kadar zamandır var olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi present perfect edilgen bir fiil öbeği ve süre bildiren edatla tamamlayın: This method began centuries ago and is still practiced. It ____ by local artisans ____ hundreds of years.
Cevabı göster
has been used · for
Even today, this naturally grown fungus is commonly used as a recreational drug causing hallucinations. Kalıp ifadeler
0:05Günümüzde bile doğal olarak yetişen bu mantar, halüsinasyonlara yol açan eğlence amaçlı bir uyuşturucu olarak yaygın biçimde kullanılıyor.
used as a recreational drug: bir işlevi belirtme
Edilgen be used as + isim öbeği yapısı, bir şeyin belirli bir işlevi, rolü veya kimliği yerine getirecek şekilde kullanıldığını anlatır. Burada is commonly used as, mantarı bu kullanımın uygulandığı şey olarak sunar; kullanıcıların kim olduğu belirtilmez. Recreational drug, esas olarak tıbbi tedavi için değil, haz almak veya zihinsel durumu değiştiren etkiler için kullanılan bir maddedir. Bu ifade anlatılan kullanım türünü sınıflandırır; tek başına maddenin güvenli veya yasal olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi “belirli bir rolü yerine getirecek şekilde kullanılmış” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the school play, a cardboard box was ____ a table.
Cevabı göster
used as
But how exactly does it work?: mekanizma açıklamasına geçiş
“But”, önceki arka plan bilgilerinden henüz yanıtlanmamış temel soruya geçildiğini gösterir. Bu nedenle soru, açıklamayı düzenler: ardından tarih veya kullanım alanları değil, mekanizma anlatılmalıdır. “Exactly” kesin ve ayrıntılı bir açıklama ister; buradaki “work” ise “çalışmak veya etkiyi meydana getirmek” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen “But how exactly does X work?” kalıbı, ayrıntılı bir mekanizma açıklamasının geleceğini bildirir.
Alıştırma
Bir sunumda su filtresinin tarihi ve kullanım alanları yeni anlatıldı. Konuşmacının şimdi mekanizmayı açıklayacağını en iyi hangi cümle gösterir?
- But where was it first sold?
- But how exactly does it work?
- But how popular is it today?
Cevabı göster
But how exactly does it work?
The main psychoactive ingredient in shrooms is called psilocybin. Kelime
0:13Sihirli mantarların başlıca psikoaktif bileşenine psilosibin denir.
shrooms: psikedelik mantarlar için gayriresmî argo
“Shrooms”, “mushrooms” sözcüğünün resmî olmayan kısaltmasıdır. Uyuşturucu maddelerle ilgili bağlamlarda genellikle psilosibin içeren psikedelik mantarları veya “magic mushrooms”u ifade eder; genel olarak bütün mantarlar anlamına gelmez. Buradaki bilimsel “psychoactive ingredient” ifadesi, uyuşturucu maddeyle ilgili bu anlamı netleştirir. Aynı biçim bazen sıradan mantarlar için şakacı bir şekilde de kullanılabildiğinden çevredeki konuyu tanımak önemlidir.
Alıştırma
Gayriresmî cümleyi psikedelik mantarlar için kullanılan argo terimle tamamlayın: The podcast discusses why some people take ____.
Cevabı göster
shrooms
When ingested, the body breaks it down into the active drug psilocin, Notlar
0:16Tüketildiğinde vücut onu parçalayarak etkin madde psilosine dönüştürür,
When ingested: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi
When ingested, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi When psilocybin is ingested olup “psilocybin vücuda alındığında” anlamına gelir. Atılan özne ve be biçimi normalde çevredeki bağlamdan anlaşılır. Kısaltılmış yan cümlenin ana cümlenin öznesini nitelemesi beklenir. Ancak burada ana özne the body iken, alınan şey it ile temsil edilen psilocybin’dir. Bu durum, havada kalan bir niteleyici okumasına yol açar; When psilocybin is ingested belirsizliği giderir.
Alıştırma
Alınan maddenin psilocybin olduğunu en açık biçimde hangi yeniden yazım belirtir?
- When psilocin is ingested, the body breaks it down into psilocybin.
- When psilocybin is ingested, the body breaks it down into psilocin.
- When food is ingested, the body breaks psilocybin down into psilocin.
Cevabı göster
When psilocybin is ingested, the body breaks it down into psilocin.
breaks it down into: parçalanma anlamı ve zamirin konumu
Break X down into Y, X’i parçalamak veya işleyerek sonuçta Y’yi elde etmek anlamına gelir. Bu cümlede vücut, it ile temsil edilen psilocybin’i metabolize eder ve etkin madde psilocin’i üretir; down burada vücudun bir şeyi fiziksel olarak “kırdığı” anlamına gelmez. break down nesne aldığında ayrılabilir bir öbek fiildir. İsim nesne break psilocybin down into... veya break down psilocybin into... biçimlerinin ikisinde de kullanılabilir; ancak nesne zamiri fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: break it down into..., break down it into... değil.
Alıştırma
break ... down into yapısını ve nesne olarak proteins sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: During digestion, enzymes ____ amino acids.
Cevabı göster
break proteins down into
makes its way to: bir hedefe doğru ilerleme süreci
Bu cümlede makes its way to, “bir güzergâh boyunca ilerleyip sonunda varmak” anlamındadır. Maddenin beyne geçişini tek bir an yerine bir süreç olarak gösterir. Yapı make + iyelik belirleyicisi + way + to + hedef şeklindedir. Özne bir kişi, madde, mesaj veya etki olabilir; bileşik gibi cansız bir özneyle kullanıldığında bilinçli bir niyet ifade etmez.
Alıştırma
Bileşiğin hareketini bir süreç olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After absorption, the compound ____ the liver.
Cevabı göster
makes its way to
prevent the reuptake of: nörotransmiter geri alımını engellemek
Reuptake, salınan bir nörotransmiterin onu salan hücreye geri taşınması ve böylece hücreler arasında kullanılabilir kalan miktarın azalması sürecidir. Bu nedenle prevent the reuptake of serotonin, serotoninin kendisini engellemek değil, bu temizleme sürecini durdurmak anlamına gelir. Yapı prevent + the reuptake of + madde şeklindedir. Burada cümle, serotonin geri alımının engellenmesiyle daha yüksek bir sinyal etkinliği düzeyinin korunması arasında bağlantı kurar.
Alıştırma
Bir nörobilim açıklamasında prevent the reuptake of serotonin ne anlama gelir?
- Serotoninin, onu salan hücreye geri taşınmasını durdurmak
- Vücudun serotonin üretmesini durdurmak
- Bir hastanın ikinci kez serotonin almasını önlemek
Cevabı göster
Serotoninin, onu salan hücreye geri taşınmasını durdurmak
On top of this, psilocin actually has a similar chemical structure to serotonin, Kalıp ifadeler
0:26Üstelik psilosinin kimyasal yapısı serotonine oldukça benzer,
meaning it can also bind to and stimulate receptors in the brain. Anlatım akışı
0:30bu da beyindeki reseptörlere bağlanıp onları uyarabileceği anlamına gelir.
Yapıları karşılaştırmak için a similar ... structure to ...
a similar chemical structure to serotonin ifadesinde similar, iki yapı arasındaki benzerliği belirtir; to ise serotonin sözcüğünü karşılaştırma öğesi olarak getirir. Kalıp a similar + isim + to + karşılaştırma öğesi şeklindedir. Similar, özdeş demek değildir. Burada yapısal benzerlik, reseptörlere bağlanmayla ilgili sonraki çıkarımı destekler; ancak ifadenin kendisi yalnızca yapıların birbirine benzediğini söyler.
Alıştırma
Hedef benzerlik kalıbını tamamlayın: The new compound has a ____ chemical structure ____ serotonin.
Cevabı göster
similar · to
Sonuç bağlayıcısı olarak meaning ...
Tam bir ifadenin ardından meaning, ifadenin tamamından çıkarılan sonucu veya çıkarımı getirir. Burada önceki yapısal benzerlik bilgisini, psilosinin beyin reseptörlerine bağlanıp onları uyarabileceği sonucuna bağlar. Bu, mean fiilinin ek bilgi veren bir yan cümlecik olarak kullanılan -ing biçimidir: statement, meaning + result. Bilgiyi önce olgu, sonra çıkarım olarak düzenler; bir sözcüğün tanımını vermez.
Alıştırma
Sonucu belirtmek için mean fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The train has been canceled, ____ we'll need another route.
Cevabı göster
meaning
This amplified stimulation causes you to perceive and experience things without any real stimulus, Dilbilgisi
0:34Bu artan uyarım, ortada gerçek bir uyaran yokken bazı şeyleri algılayıp deneyimlemenize yol açar;
causes you to perceive içinde cause + nesne + to-infinitive
cause + nesne + to-infinitive kalıbı, bir nedeni ve bunun sonucunda ortaya çıkan eylem ya da durumu ifade eder. causes you to perceive içinde this amplified stimulation neden, you etkilenen algılayıcı, to perceive ise sonuçtur. Bağlanan experience fiili de aynı yapıyı paylaşır: causes you to perceive and experience. cause bu yapıda kullanıldığında nesne ve to korunmalıdır; cause you perceive standart bir kullanım değildir.
Alıştırma
Cümleyi cause fiilinin geçmiş hâli + her + to perceive ile tamamlayın: The optical illusion ____ motion in the still image.
Cevabı göster
caused her to perceive
These can be of a varying nature from visual to auditory sensations
0:41Bunlar, görsel duyumlardan işitsel duyumlara kadar farklı biçimlerde olabilir
or mystical and insightful feelings.
0:44ya da mistik ve derin kavrayışlar uyandıran hisler şeklinde yaşanabilir.
And while the experience can be quite enjoyable, Dilbilgisi
0:46Bu deneyim oldukça keyifli olabilse de
some users have reported very unpleasant episodes.
0:48bazı kullanıcılar son derece tatsız deneyimler yaşadıklarını bildirmiştir.
Ödünleme bildiren while: karşıtlıktan önce bir noktayı kabul etmek
Buradaki while, although anlamına yakın bir ödünleme işlevine sahiptir. Yan cümle önce olumlu bir noktayı, yani deneyimin keyifli olabileceğini kabul eder; ardından ana cümle bununla çelişen olumsuz bir gerçeği sunar. Önce X'i kabul edip sonra Y ile karşılaştıran bu düzen, aynı konunun iki yönünü gösterir. İki olayı aynı zamana yerleştirmez. while yalnızca yan cümlesi zaman bakımından örtüşen durumları anlatıyorsa zaman anlamında yorumlanmalıdır; burada karşıt değerlendirmeler ödünleme anlamını ortaya çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümlede while, during the time that yerine although anlamına gelir?
- While I was waiting, I checked my email.
- While the plan is expensive, it may save money in the long run.
- She called me while I was driving.
Cevabı göster
While the plan is expensive, it may save money in the long run.
These feelings generally last between 3 to 8 hours, Dilbilgisi
0:51Bu hisler genellikle 3 ila 8 saat sürer,
between 3 to 8 ile between 3 and 8 arasındaki fark
Bu cümlede between 3 to 8, bir sürenin alt ve üst sınırlarını belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Ancak standart İngilizcede between normalde to ile değil, and ile eşleşir: between 3 and 8 hours. Diğer standart yapı from 3 to 8 hours biçimindedir. Bu eşleşmeler zaman, fiyat, miktar, ölçüm ve başka aralıklar için kullanılabilir.
Alıştırma
Standart aralık yapısını tamamlayın: The repair will take between three ____ five days.
Cevabı göster
and
but could feel much longer as the drug alters your sense of time. Kalıp ifadeler
0:54ancak madde zaman algınızı değiştirdiği için çok daha uzunmuş gibi gelebilir.
alter your sense of time: zaman algısını değiştirmek
Burada alters your sense of time, zamanın geçişini öznel olarak algılama biçiminizi değiştirmek anlamına gelir. Sabit bir sürenin neden daha uzun veya daha kısa gelebileceğini açıklar; saatin ölçtüğü zamanın değiştiği anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp alter someone's sense of time biçimindedir. Etkilenen kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: alter my, your, his, her veya their sense of time.
Alıştırma
Cümleyi öznel zaman algısını anlatan ifadeyle tamamlayın: After working all night, fatigue began to alter her ____.
Cevabı göster
sense of time
and immediately creating new biologically stable brain connections.
1:03ve hemen yeni, biyolojik olarak kararlı beyin bağlantıları kurabileceğini öne sürüyor.
Scientists have also suggested that: bilimsel bir iddiayı temkinli biçimde kaynağa atfetme
Scientists have also suggested that ifadesi, ardından gelen açıklamayı kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, bilim insanlarına atfedilen olası bir açıklama olarak sunar. Burada suggested, “olası bir açıklama olarak ileri sürdüler” anlamındadır; “bir eylem tavsiye ettiler” anlamında değildir. Bu aktarım kalıbı, yazar ile iddia arasında mesafe oluşturur. Ardından gelen may de belirsizliği bir kat daha artırır; dolayısıyla cümle bir kesinlik değil, bilimsel gerekçesi olan bir hipotez sunar.
Alıştırma
Bu cümlede Scientists have also suggested that neyi gösterir?
- Bilim insanları beyne faaliyetini değiştirmesini tavsiye etmektedir.
- Bilim insanları mekanizmanın doğru olduğunu kesin biçimde kanıtlamıştır.
- Ardından gelen mekanizma, bilim insanlarına atfedilen geçici bir açıklamadır.
Cevabı göster
Ardından gelen mekanizma, bilim insanlarına atfedilen geçici bir açıklamadır.
by inhibiting ... and immediately creating: paralel -ing biçimleriyle yöntem belirtme
by inhibiting ... and immediately creating ... yapısında by, beynin kendini hangi yolla yeniden düzenleyebileceğini belirtir. Inhibiting ve creating, aynı by edatına bağlı iki -ing biçimidir. And, yöntem bildiren iki öbeği paralel olarak bağlar. Immediately yalnızca creating sözcüğünü niteler; iki eylem birlikte “Beyin kendini nasıl yeniden düzenleyebilir?” sorusunu yanıtlar. Bu kalıp, sonuç veya eylem + by + -ing + and + -ing şeklinde başka bağlamlara aktarılabilir.
Alıştırma
Yöntem öbeğini paralel -ing biçimleriyle tamamlamak için shorten ve automate sözcüklerini bu sırayla kullanın: The team reduced delays by ____ meetings and ____ routine checks.
Cevabı göster
shortening · automating
This ultimately makes it harder to determine reality from fantasy Dilbilgisi
1:07Bu da sonuçta gerçekle hayali ayırt etmeyi zorlaştırır
“makes it harder to determine” kalıbı
Bu cümlede makes it harder to determine, bir şeyin belirleme veya ayırt etme eylemini daha zor hâle getirdiğini anlatır. Özne olan This, zorluğa neden olan koşulu belirtirken harder karşılaştırma biçimi, zorluğun başka bir duruma veya önceki bir hâle göre arttığını gösterir. Buradaki it, biçimsel veya önden kullanılan bir nesnedir; reality, fantasy ya da başka bir isme gönderme yapmaz. Gerçekte zorlaşan eylem, ardından gelen to determine reality from fantasy mastar yapısıyla belirtilir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp make + it + sıfat veya karşılaştırma biçimi + to + fiildir.
Alıştırma
Cümleyi make, hard ve focus kullanarak hedef yapıyla tamamlayın: Frequent notifications ____ on complex tasks.
Cevabı göster
make it harder to focus
which makes planning ahead and self-conscious thinking almost impossible.
1:12böylece geleceği planlamak ve öz farkındalığa dayalı düşünmek neredeyse imkânsız hâle gelir.
We also see activation in the hippocampus and anterior cingulate cortex,
1:16Ayrıca hipokampus ile anterior singulat korteksin etkinleştiğini de görürüz;
“are associated with”: nedeni değil, bağlantıyı bildirmek
Buradaki are associated with, iki beyin bölgesinin rüya görmeyle bilinen bir ilişkisi olduğunu belirtir. Bilimsel yazıda bu ifade bir bağlantıyı bildirir; tek başına bu bölgelerdeki etkinliğin doğrudan rüya görmeye neden olduğunu ileri sürmez. İlgi zamiri which hem hippocampus hem de anterior cingulate cortex ifadelerine gönderme yapar. Bu nedenle çoğul are fiili iki bölgeyle uyumludur. Sabit kalıp be associated with + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir etkenin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden ilişkiyi en temkinli biçimde bildirir?
- Regular exercise causes lower stress levels.
- Lower stress levels are caused by regular exercise.
- Regular exercise is associated with lower stress levels.
Cevabı göster
Regular exercise is associated with lower stress levels.
Finally, specific emotional regions of the brain are chemically activated,
1:22Son olarak beynin duygularla ilgili belirli bölgeleri kimyasal olarak etkinleşir
which can lead to a sense of expanding consciousness. Kalıp ifadeler
1:25ve bu da bilincin genişlediği hissine yol açabilir.
lead to a sense of: bir hisse yol açmak
Lead to bir sonucu tanıtır: Bir olay, ardından gelen duruma neden olur veya katkıda bulunur. Burada kimyasal etkinleşme, daha sonra anlatılan deneyimin ortaya çıkmasına yol açabilir. A sense of ise bu sonucu öznel bir his veya izlenim olarak sınırlar. Bu nedenle a sense of expanding consciousness, değişimin nasıl hissedilebileceğini anlatır; bilincin fiziksel olarak genişlediğinin nesnel biçimde ölçüldüğünü iddia etmez.
Alıştırma
Sonucu öznel bir izlenim olarak sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The warm colors ____ comfort.
Cevabı göster
lead to a sense of
And because the drug temporarily alters the paths in your brain,
1:28Madde, beyninizdeki sinir yollarını geçici olarak değiştirdiği için
thinking outside the box becomes extremely natural. Deyimler
1:31alışılmış kalıpların dışında düşünmek son derece doğal hâle gelir.
thinking outside the box: alışılmış kalıpların dışında düşünmek
Thinking outside the box, tanıdık varsayımlara veya yöntemlere bağlı kalmak yerine bir soruna özgün ve alışılmışın dışında bir şekilde yaklaşmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede doğal gelen bir düşünme biçimini adlandırır. Gerçek bir kutudan söz etmez ve deyimin kendisi yaratıcılığın arttığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Deyimi tamamlayın: The usual fixes failed, so we need to think ____ and try a completely new approach.
Cevabı göster
outside the box
36 college-educated participants were given psilocybin and observed in a laboratory. Dilbilgisi
1:36üniversite eğitimi almış 36 katılımcıya psilosibin verildi ve katılımcılar laboratuvarda gözlemlendi.
were given ... and observed: were yardımcı fiilini paylaşan iki edilgen yapı
were given psilocybin and observed ifadesinde were, eşgüdümlü iki geçmiş zaman ortacı olan given ve observed için ortak yardımcı fiildir. Katılımcılar iki eylemden de etkilenir: birileri onlara psilosibin vermiş ve birileri onları gözlemlemiştir. İngilizcede özne, zaman ve çatı aynı kaldığında eşgüdümlü fiil öbekleri tek bir yardımcı fiili paylaşabilir. Bu yapı, were sözcüğünü tekrarlamadan yöntem açıklamalarını kısa ve öz hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı özneye uygulanan iki eylemi tek bir yardımcı fiille edilgen yapar?
- The applications reviewed the committee and were approved.
- The applications were reviewed and approved by the committee.
- The applications were reviewed and approved the budget.
Cevabı göster
The applications were reviewed and approved by the committee.
as the single most spiritually significant moment in their lives Dilbilgisi
1:43hayatlarındaki manevi açıdan en anlamlı an olarak nitelendirirken,
One-third of the participants: kesir + of + grup yapısındaki özne
One-third, 1/3 kesridir; of the participants ise bu kesrin ait olduğu grubun tamamını belirtir. One-third of the participants birlikte, her üç katılımcıdan birine eşit bir bölümü ifade eder ve ifadenin tamamı reported fiilinin öznesidir. fraction + of yapısında İngilizce fiil uyumu normalde of sonrasındaki isim veya miktara göre belirlenir: one-third of the students are çoğul, one-third of the water is ise tekildir. Altyazıdaki reported geçmiş zamanda olduğu için tekil veya çoğul biçimi görünür şekilde ayırt etmez.
Alıştırma
Bir ankette 300 katılımcı vardır ve tam olarak 100 kişi A seçeneğini seçmiştir. Hangi cümle bu oranı doğru ifade eder?
- One-third of the respondents chose option A.
- One-third respondents chose option A.
- One of the three respondents chose option A.
Cevabı göster
One-third of the respondents chose option A.
report X as Y yapısı: reported the experience as
Report X as Y, X'in Y niteliğine ya da tanımına sahip olduğunun belirtilmesi veya kaydedilmesi demektir. Bu cümlede the experience X'tir; as sonrasındaki uzun ifade ise katılımcıların değerlendirmesidir. Yapı report + nesne + as + açıklama biçimindedir. As, nesnenin açıklamasını getirir; deneyimin bir görev ya da rol üstlendiğini anlatmaz.
Alıştırma
reported + the ending + as öğelerini kullanarak anket cümlesini tamamlayın: Several readers ____ confusing.
Cevabı göster
reported the ending as
the single most ... in their lives yapısındaki vurgu
The single most + zarf + sıfat + isim yapısı, üstünlük derecesini özellikle güçlü biçimde vurgular. Single, bir öğenin diğerlerinin hepsinden üstün olduğunu belirtir; spiritually, significant sözcüğünü niteler, dolayısıyla an manevi açıdan önemlidir. In their lives karşılaştırma alanını, yani her katılımcının yaşadığı bütün anları belirler. Cümlede bunu katılımcıların bildirdiği söylendiği için bu sıralama evrensel bir gerçek değil, onların kendi yargısıdır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu üstünlük ifadesi the single most ile tamamlayın: Winning the scholarship was ____ important achievement in her life so far.
Cevabı göster
the single most
with two-thirds putting it in their top five. Dilbilgisi
1:46üçte ikisi de onu hayatlarındaki en önemli beş deneyimden biri saydı.
with two-thirds putting it in their top five: with + isim öbeği + -ing ek yapısı
with + isim öbeği + -ing yapısı, tamamlanmış bir ana cümleye ona bağlı ek bilgi getirir. Burada two-thirds isim öbeği, putting ise -ing biçimindeki fiildir; putting eylemini two-thirds ile belirtilen grup yapar. Bu bağlamda put it in their top five, “deneyimi hayatlarındaki manevi açıdan en anlamlı beş andan biri olarak sıralamak” demektir. Bu ek yapı, bilgiyi ayrı bir tam ana cümleye dönüştürmeden başka bir anket sonucunu ekler.
Alıştırma
Aşağıdaki rapor cümlesini with + isim öbeği + -ing yapısıyla en iyi tamamlayan seçenek hangisidir? “The new schedule was popular, ____ it saved them time.”
- and 78 percent of employees saying
- with 78 percent of employees said
- with 78 percent of employees saying
Cevabı göster
with 78 percent of employees saying
79% of the participants reported increased well-being and satisfaction.
1:50katılımcıların %79'u kendilerini daha iyi hissettiklerini ve yaşam memnuniyetlerinin arttığını bildirdi.
Friends and family were also interviewed and agreed with these claims.
1:54Arkadaşları ve aileleriyle de görüşüldü; onlar da bu ifadeleri doğruladı.
But it's not all so positive: önceki olumlu tabloyu sınırlama
But, az önce belirtilen olumlu sonuçlardan farklı bir yöne geçildiğini gösterir. It's genel olarak duruma veya tablonun bütününe gönderme yapar; not all so positive ise genel tablonun tamamen olumlu olmadığını anlatır. Bu, her olumlu noktayı iptal eden bir ifade değil, değerlendirmenin kapsamını sınırlayan bir geçiştir. Önceki olumlu noktaları korurken dinleyiciyi risklere veya olumsuz kanıtlara hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede ikinci bölüm ne anlama gelir? “The first test results were encouraging, but it's not all so positive.”
- Durum tamamen olumsuzdur.
- Durumda hâlâ olumlu noktalar vardır, ancak bazı kısımlar olumsuzdur.
- Cesaret verici sonuçların hepsi yanlıştır.
Cevabı göster
Durumda hâlâ olumlu noktalar vardır, ancak bazı kısımlar olumsuzdur.
22% of the clinically tested individuals experienced fear and paranoia
1:59Klinik test uygulanan kişilerin %22'si korku ve paranoya yaşadı,
trip: psikedelik madde deneyimi
Burada trip, algı, düşünce ve duygulardaki değişimler de dâhil olmak üzere psikedelik bir maddenin oluşturduğu öznel deneyimin tamamını ifade eden gündelik bir isimdir. during their trip ifadesi, “yolculuk yaptıkları sırada” değil, “bu madde deneyimi devam ederken” anlamına gelir. Bu anlam, medyada ve psikedelik maddelerle ilgili gündelik tartışmalarda yaygındır. hallucinations, paranoia, dose veya psychedelic gibi bağlam sözcükleri genellikle bu anlamı işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümlede trip, örnektekiyle aynı anlama gelir?
- She had a frightening trip after taking the psychedelic.
- He tripped over a cable in the hallway.
- We booked a weekend trip to the coast.
Cevabı göster
She had a frightening trip after taking the psychedelic.
these typically manifested as terrifying and uncontrollable hallucinations. Kelime
2:07bu duygular genellikle korkunç ve kontrol edilemez halüsinasyonlar olarak ortaya çıktı.
manifested as: belirli bir biçimde gözlemlenir hâle gelmek
Manifested as, “belirli bir biçimde gözlemlenebilir hâle geldi” anlamına gelir. Cümlede these, korku ve paranoyaya gönderme yapar; korkunç ve kontrol edilemeyen halüsinasyonlar ise bu duyguların aldığı biçimdir. Kalıp X manifests/manifested as Y şeklindedir: X altta yatan durum, sorun veya süreçtir; Y ise bunun görünür, ölçülebilir ya da fark edilebilir ifadesidir. Bu resmî kalıp tıbbi, psikolojik, teknik ve analitik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
“Belirli bir biçimde gözlemlenebilir hâle geldi” anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The software fault ____ repeated login failures.
Cevabı göster
manifested as
Though much is still unknown about shrooms, Anlatım akışı
2:11Sihirli mantarlar hakkında hâlâ bilinmeyen çok şey olsa da
they're not considered clinically addictive and cause little toxicity to other organ systems. Kelime
2:13klinik açıdan bağımlılık yapıcı kabul edilmezler ve diğer organ sistemleri üzerinde çok az toksik etkiye sahiptirler.
Halüsinojen mantarlar hakkında hâlâ pek çok şey bilinmese de
Though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: ana cümle mevcut kanıtların ne gösterdiğini sunmadan önce bir sınırlamayı kabul eder. Bu yan cümlenin başa getirilmesi, okuyucuya sonraki güvenlik değerlendirmelerini ihtiyatla yorumlaması gerektiğini bildirir. Burada much, “birçok şey” anlamında bir zamirdir; still ise bilgi açığının devam ettiğini gösterir. Bu nedenle sonraki ifadeler geçici değerlendirmelerdir, mantarların hiçbir risk taşımadığının kanıtı değildir.
Alıştırma
Önce bir bilgi açığını kabul ederek sonucu en uygun biçimde sınırlayan başlangıç hangisidir?
- Because some details remain unclear, the evidence supports a cautious recommendation.
- Some details remain unclear, so the evidence supports a cautious recommendation.
- Though some details remain unclear, the evidence supports a cautious recommendation.
Cevabı göster
Though some details remain unclear, the evidence supports a cautious recommendation.
Klinik olarak bağımlılık yapıcı kabul edilmemek
Not considered + tümleç, tümleci koşulsuz bir gerçek olarak sunmak yerine mevcut bir değerlendirmeyi veya sınıflandırmayı aktarır. Edilgen yapı değerlendirmeyi yapan kişiyi belirtmez; bu sağlık bağlamında dayanağın klinik kanıtlar veya kabul edilmiş ölçütler olduğu anlaşılır. Clinically, addictive sözcüğünü niteler; dolayısıyla kapsam klinik standartlara göre bağımlılıktır. İfade, mantarların şu anda klinik olarak bağımlılık yapıcı sınıfına sokulmadığı anlamına gelir; zararsız oldukları, kötüye kullanılamayacakları veya psikolojik etkilerinin bulunmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, maddenin tamamen zararsız olduğunu ileri sürmeden ihtiyatlı bir klinik sınıflandırmayı aktarır?
- The substance cannot cause any kind of dependence.
- The substance is not considered clinically addictive.
- The substance has been proven completely safe.
Cevabı göster
The substance is not considered clinically addictive.
In fact, a UK study found that they caused the least amount of damage
2:18Hatta Birleşik Krallık'ta yapılan bir araştırma, bunların en az zarara yol açtığını ortaya koydu,
both to the individual and to others Dilbilgisi
2:21hem kullanan kişinin kendisine hem de başkalarına,
both to the individual and to others: hem bireye hem de başkalarına
Both ... and ..., zararın yöneldiği ve eşit biçimde kapsanan iki hedefi birbirine bağlar: birey ve diğer kişiler. Burada the individual ilacı kullanan kişiyi, others ise o kişinin çevresindekileri ifade eder. to’nun tekrarlanması, to the individual ve to others biçiminde açık bir paralel yapı oluşturur. İngilizcede bazen tek bir edat iki isim için ortak kullanılabilir; ancak burada tekrar edilmesi her hedefi açık hâle getirir ve cümleye dengeli, resmî bir yapı kazandırır.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ... eş yapısıyla tamamlayın ve her gruptan önce to’yu tekrarlayın: The scholarship is open ____ local students ____ international students.
Cevabı göster
both to · and to
when compared to other recreational drugs. Dilbilgisi
2:23eğlence amaçlı kullanılan diğer maddelerle karşılaştırıldığında.
when compared to other recreational drugs: diğer eğlence amaçlı uyuşturucularla karşılaştırıldığında
When compared to other recreational drugs, indirgenmiş bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi when they are compared to other recreational drugs şeklindedir; özne ana cümleden anlaşıldığı için they öznesi ile be fiilinin ilgili biçimi düşürülür. Bu ifade, least için karşılaştırma grubunu belirler. Söz konusu grubun diğer eğlence amaçlı uyuşturucularla yapılan karşılaştırmada en az zarara yol açtığını söyler; zararın sıfır veya kullanımın kesinlikle güvenli olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle indirgenmiş edilgen bir karşılaştırma yan cümlesini doğru kullanır ve karşılaştırılan öğeyi new treatment yapar?
- When compared to the standard treatment, the report found fewer side effects from the new treatment.
- When compared to the standard treatment, the new treatment caused fewer side effects.
- When researchers compared the two treatments, the new treatment caused fewer side effects.
Cevabı göster
When compared to the standard treatment, the new treatment caused fewer side effects.
Ultimately, scientists believe that the laws need to change around clinical testing of the drug,
2:25Sonuç olarak bilim insanları, bu maddenin klinik testlerine ilişkin yasaların değişmesi gerektiğine inanıyor.
to fully understand both the positive and negative effects Dilbilgisi
2:31ve hem olumlu hem de olumsuz etkiler bütünüyle anlaşılabilir:
effects that X has on Y yapısı
Bu isim öbeği, X'in Y üzerinde oluşturduğu sonuçları belirtmek için effects that X has on Y yapısını kullanır. Bu cümlede this magic fungus X, our brains Y'dir ve that ile başlayan yan cümle çoğul isim effects'i niteler. Positive ve negative sözcüklerinin ikisi de bu etkileri tanımlar. İlgi cümleciğinin içinde that, has fiilinin nesnesidir: this magic fungus has these effects on our brains. Has fiilinin öznesi tekil this magic fungus öbeğidir; bu nedenle effects çoğul olsa da has doğrudur. Bu yapı, bir etkiyi isim olarak belirtip ardından kaynağını ve etkilediği hedefi kesin biçimde tanımlamak istediğinizde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi effects that X has on Y yapısıyla tamamlayın: The report examines the effects ____ on employee sleep.
Cevabı göster
that the new schedule has
on the science behind type A versus type B personalities,
2:38A tipi ve B tipi kişiliklerin ardındaki bilimi anlatan bu videoyu
you can check it out on our second channel AsapTHOUGHT.
2:42ikinci kanalımız AsapTHOUGHT'ta bulabilirsiniz.
And subscribe for more weekly science videos.
2:46Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.