Doğum günü pastası bilmecesini çözebilir misin? - Marie Brodsky: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
698 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Küçük bir misafir, pastanın içindeki halka biçimli tünelden mumları sayarak devin yaşını bulmak zorundadır. Bulmaca, yavaş bir işaretleme yöntemini giderek büyüyen tahminlerle karşılaştırır ve tahminleri ikiye katlamanın kesin sayıya neden daha verimli ulaştığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. he's turning, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Birinin doğum gününde ulaşmak üzere olduğu yaşı belirtmek için kullanılan bu doğal ifadeyi öğrenin. Böylece turn sözcüğünü yalnızca fiziksel olarak yön değiştirmek şeklinde yorumlamaz, sayı geçici olarak söylenmese bile ifadenin bir yaşı tanıttığını fark edersiniz. 2. starts digging in. — Öbek fiiller: dig in ifadesinin kelimesi kelimesine kazmak yerine iştahla yemeye başlamak anlamına gelebileceğini ayırt edin. İfadeyi samimi yemek ortamlarında kullanabilir ve karakter hâlâ pastanın içindeyken yiyecekle ilgili bu anlamın nasıl mizahi bir tehlike yarattığını anlayabilirsiniz. 3. you could double it from 10 to 20 to 40 — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: double sözcüğünü bir değeri ikiyle çarpmak anlamındaki fiil olarak, from ... to ... to ... yapısını ise ardışık sayısal değişimler olarak anlayın. Böylece üstel arama adımlarını anlatabilir ve tekrar tekrar ikiye katlamanın büyük olası toplamları doğrusal artıştan neden daha hızlı sınadığını açıklayabilirsiniz.

Bu derste

Your friend's birthday is tomorrow and he's turning, Kalıp ifadeler

0:06

Arkadaşının doğum günü yarın ve o,

well, the issue is that you've forgotten. Anlatım akışı

0:10

şey, sorun şu ki yaşını unuttun.

Kalıp ifadeler

he's turning + yaş: yeni bir yaşa girmek üzere olmak

Doğum günü bağlamında he's turning, onun yakında yeni bir yaşa gireceği anlamına gelir. Yaygın yapı be turning + yaş şeklindedir: She's turning ten next month. Buradaki turn, fiziksel olarak dönmeyi değil, bir yaştan sonraki yaşa geçmeyi anlatır. Bu cümlede konuşan kişi turning sözcüğünden sonra durur ve yaşı söylemez. Bu tamamlanmamış ifade, gereken bilginin, yani tam yaşın unutulduğunu gösterir.

Alıştırma

Doğum günü cümlesini hedef sözcükle tamamlayın: Noah is nine today. Tomorrow, he's ____ ten.

Cevabı göster

turning

Anlatım akışı

well, the issue is that ...: temel soruna geçmek

Well, the issue is that, arka plan bilgisinden temel zorluğa geçerek mesajı düzenler. Well bir duraklamayı veya geçişi belirtir; the issue is that ise dinleyiciye önemli sorunun sırada olduğunu bildirir. Bu yapıdan sonra sorunu belirten tam bir yan cümle kullanılır: the issue is that you've forgotten. Burada issue, ilgilenilmesi gereken bir sorun anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan bilgisinden temel soruna doğru biçimde geçiyor?

  1. The plan sounds simple. Well, the issue is that we don't have the key.
  2. The plan sounds simple. Well, the issue that we don't have the key.
  3. The plan sounds simple. Well, that the issue is we don't have the key.
Cevabı göster

The plan sounds simple. Well, the issue is that we don't have the key.

He's older than one but beyond that he looks timeless. Notlar

0:12

Bir yaşından büyük olduğu kesin ama bunun dışında zamansız görünüyor.

Kalıp ifadeler

beyond that: bilinen bilgilerin sınırını göstermek

Bu cümlede beyond that, “az önce belirtilen o tek bilginin ötesinde” veya “daha fazla bilgi söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Konuşan kişi onun bir yaşından büyük olduğunu bilir, ancak görünüşünden daha kesin bir yaş çıkaramaz. Beyond yalnızca fiziksel değil, soyut bir sınırı da gösterebilir. Burada that, daha önce belirtilen bilgiye gönderme yapar; böylece beyond that, bilinen şeyden belirlenemeyen şeye geçiş yapar.

Alıştırma

“I know the meeting starts at nine, but beyond that, I have no details.” cümlesinde beyond that ne anlama gelir?

  1. Toplantı hakkında başka bir bilgi eklemek istiyorum.
  2. Toplantı daha uzaktaki bir yerde.
  3. Bilinen bu gerçek dışında başka bilgim yok.
Cevabı göster

Bilinen bu gerçek dışında başka bilgim yok.

Kelime

he looks timeless: görünüşünde belirgin bir yaş olmaması

Yaşa odaklanan bu bağlamda he looks timeless, görünüşünün kaç yaşında olduğuna dair açık bir ipucu vermediği anlamına gelir. Timeless burada mecazidir: sıradan yaş belirtilerinin dışında görünür. Bu, timeless kelimesinin yaygın olan “klasik ve modası hiç geçmeyen” anlamı değildir. Çevredeki konuşma yaşla ilgili olduğu için burada görünüşe dayalı ve hafif mizahi yorum geçerlidir.

Alıştırma

“No one could guess the actor's age from the portrait; he looked timeless.” cümlesindeki timeless için hangi yorum uygundur?

  1. Sonsuza kadar yaşamıştı.
  2. Görünüşü yaşı hakkında açık bir ipucu vermiyordu.
  3. Giysileri en yeni modayı izliyordu.
Cevabı göster

Görünüşü yaşı hakkında açık bir ipucu vermiyordu.

You'd believe it if he was two or 200. Dilbilgisi

0:15

İki veya 200 yaşında olduğuna inanabilirsin.

Dilbilgisi

You'd believe it if ...: varsayımsal bir sonuç

Burada You'd, You would ifadesinin kısaltmasıdır. You'd believe it if ... hayali bir koşul kurar ve bu koşulda iddianın inandırıcı gelebileceğini söyler. Geleceğe ilişkin bir gerçek ya da söz değil, olası bir değerlendirmedir. two or 200 gibi iki uç yaşı yan yana getirmek kasıtlı bir abartıdır. Gerçek yaşını tahmin etmenin o kadar zor olduğunu, neredeyse her yaşın mümkün görünebileceğini mizahi biçimde anlatır.

Alıştırma

Bu cümle bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. Gerçek yaşını tahmin etmek zor olduğu için iki yaştan biri de inandırıcı gelebilir.
  2. İki yaşından 200 yaşına dönüşüyor.
  3. Konuşan kişi onun tam olarak 200 yaşında olduğunu biliyor.
Cevabı göster

Gerçek yaşını tahmin etmek zor olduğu için iki yaştan biri de inandırıcı gelebilir.

The birthday boy is a giant and you're afraid that if your forgetfulness becomes known, Notlar

0:18

Doğum günü çocuğu bir dev ve unutkanlığın öğrenilirse,

you'll become part of the feast. Deyimler

0:23

ziyafetin bir parçası olmaktan korkuyorsun.

Kelime

The birthday boy: yaşı ne olursa olsun erkek doğum günü sahibi

The birthday boy, doğum günü kutlanan erkek kişi demektir. Bu kalıplaşmış ve şakacı adlandırmada boy, kişinin çocuk olduğunu göstermez; arkadaşlar bu ifadeyi yetişkin bir erkek için de kullanabilir. Bu cümlede ifade, doğum gününü kutlayan devi anlatır ve betimlemeye hafif, takılmacı bir ton katar.

Alıştırma

The birthday boy yalnızca erkek bir çocuğu ifade edebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

if ... becomes known, you'll ...: bir koşulu sonucuna bağlamak

if your forgetfulness becomes known ifadesinde becomes known, “başka insanlar tarafından öğrenilir veya ortaya çıkarılır” anlamına gelir. “Ünlü olur” anlamına gelmez. if yan cümlesi, sorunu ortaya çıkarabilecek koşulu belirtir. if + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli kalıbı, gelecekteki olası bir koşulu sonucuna bağlar. İngilizcede bu tür if yan cümlelerinde normalde will become değil, şimdiki biçim olan becomes kullanılır; you'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi “başkaları tarafından öğrenilir veya ortaya çıkarılır” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: If the secret ____, the team will have to explain what happened.

Cevabı göster

becomes known

Deyimler

part of the feast: birinin yenilebileceğini ima etmek

Part of the feast burada kasıtlı olarak gerçek anlamının dışında kullanılmıştır. Korkulan ev sahibi bir dev olduğu için konuşan kişi, ziyafete konuk olarak katılmayı değil, ziyafette yiyecek olmayı, yani yenilmeyi hayal eder. Bu dolaylı anlatım kara mizah yaratır: tehlikeli bir sonuç, doğrudan be eaten demek yerine kulağa kibar gelen bir görüntüyle anlatılır. Bu gizli anlamı bağlam oluşturur; part of the feast her zaman birinin yenileceği anlamına gelen kalıplaşmış bir deyim değildir.

Alıştırma

“The hungry ogre caught us, and now we may become part of the feast,” cümlesinde become part of the feast neyi ima eder?

  1. Konuşan kişiden yemeği servis etmesi istenebilir.
  2. Konuşan kişi konuk olarak karşılanabilir.
  3. Konuşan kişi yiyecek olarak yenilebilir.
Cevabı göster

Konuşan kişi yiyecek olarak yenilebilir.

The baker has meticulously prepared a small mountain range of a cake and your job is to sculpt the giant's age Notlar

0:25

Fırıncı titizlikle küçük bir sıradağ şeklinde bir pasta hazırladı ve senin görevin devin yaşını yontarak

as the chocolate centerpiece.

0:33

çikolatadan bir odak noktası oluşturmak.

Kalıp ifadeler

meticulously prepared: her ayrıntıya özen göstererek hazırlamak

Meticulously prepared, bir şeyin her ayrıntısına çok dikkat edilerek hazırlandığı anlamına gelir. Burada pastacının pastanın yapımına ve son dokunuşlarına büyük özen gösterdiğini anlatır; yalnızca çalışmanın yavaş olduğu anlamına gelmez. Meticulously, prepared sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Bu birleşim carefully prepared ifadesinden daha güçlü ve daha kesindir; çoğunlukla titiz ve eksiksiz bir süreci anlatır.

Alıştırma

Cümledeki meticulously prepared ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Özensizce hazırlanmış ve tamamlanmamış
  2. Ayrıntılara çok büyük özen gösterilerek hazırlanmış
  3. Mümkün olduğunca hızlı hazırlanmış
Cevabı göster

Ayrıntılara çok büyük özen gösterilerek hazırlanmış

Deyimler

small mountain range of a cake: büyüklüğü anlatan abartılı bir imge

Small mountain range of a cake ifadesi, pastayı esprili biçimde bir sıradağa benzeterek devasa bir şeyin abartılı görüntüsünü oluşturur. Small, hayal edilen mountain range ifadesini gerçek sıradağların ölçüsüne göre küçük olarak niteler; pastanın kendisinin küçük olduğunu söylemez. a/an + imge sağlayan ad öbeği + of a/an + gerçek nesnenin adı kalıbı, gerçek nesneyi canlı bir değerlendirme yoluyla sunar. Burada small mountain range imgeyi sağlar, cake ise gerçek nesnenin adını verir.

Alıştırma

Small mountain range of a cake ifadesi esas olarak ne anlatır?

  1. Pasta tek elle taşınabilecek kadar küçüktür.
  2. Pasta gerçekten bir grup dağdan oluşur.
  3. Pasta esprili biçimde devasa olarak betimlenir.
Cevabı göster

Pasta esprili biçimde devasa olarak betimlenir.

Dilbilgisi

your job is to sculpt: verilen görevi belirtmek

Your job is to + fiilin yalın hâli, birine verilen görevi veya sorumluluğu belirtir. Buradaki job, ücretli bir meslek olmak zorunda değildir; bu durumda sorumlu olduğun işi anlatır. to sonrasındaki fiil görevin ne olduğunu belirtir. your job is to sculpt ifadesinde sculpt, çikolatayı devin yaşını gösteren sayılar biçiminde şekillendirmek demektir.

Alıştırma

Görev belirten yapıyla cümleyi tamamla: During the treasure hunt, your job ____ the clues for the team.

Cevabı göster

is to read

You would love to just count the candles on the cake but you're much too small to see the top of it. Notlar

0:35

Pastanın üzerindeki mumları saymayı çok isterdin ama tepesini göremeyecek kadar küçüksün.

Kalıp ifadeler

would love to: bir engele rağmen güçlü istek belirtmek

Would love to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı çok istemek anlamına gelir. want to ifadesine göre daha sıcak ve hevesli duyulur. Burada you would love to just count the candles, kişinin yapabilmeyi istediği kolay eylemi sunar. but ile başlayan bölüm engeli açıklar; dolayısıyla bu bir davet değil, durum yüzünden gerçekleşemeyen bir istektir.

Alıştırma

Hangi cümle hem katılmaya yönelik güçlü bir isteği hem de bunu engelleyen bir sorunu en iyi biçimde ifade eder?

  1. I would love to attend the concert, but I have to work.
  2. I would like the concert to start after work.
  3. I love attending concerts, so I go whenever I can.
Cevabı göster

I would love to attend the concert, but I have to work.

Dilbilgisi

much too small to ...: bir eylemi engelleyen aşırı derece

Too + sıfat + to + fiil, derecenin eylemi engelleyecek kadar fazla olduğunu belirtir. Burada too small to see, kişinin pastanın üstünü görebilecek kadar büyük veya uzun olmadığı anlamına gelir. Much, too sözcüğünü güçlendirir: much too small, gerekenin çok ötesinde küçük olmak demektir. Buradaki much, “çok sayıda” veya “büyük miktarda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tam much too ... to yapısıyla tamamlayın: The bag is ____ heavy ____ carry upstairs.

Cevabı göster

much too · to

Then you remember,

0:40

Sonra aklına geliyor,

the baker made an interior tunnel to activate the candles from below. Dilbilgisi

0:41

fırıncı mumları aşağıdan yakmak için içeride bir tünel yapmıştı.

Dilbilgisi

to activate the candles from below: amaç belirtmek

To activate the candles from below mastar öbeği, iç tünelin amacını belirtir. “Tünel ne için yapıldı?” sorusunu yanıtlar: birinin mumları yakan mekanizmayı alttan çalıştırmasını sağlar. Amaç bildiren öbeklerde to + fiilin yalın biçimi kullanılır. Burada activate, bir cihazın veya mekanizmanın çalışmaya başlamasını sağlamak anlamındadır; bir kişiyi teşvik etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Amaç bildiren mastar işaretini kullanarak cümleyi tamamlayın: Nina pressed the switch ____ activate the fan.

Cevabı göster

to

While the giant is asleep, Dilbilgisi

0:46

Dev uyurken,

Dilbilgisi

While the giant is asleep: zaman arka planı oluşturmak

Bu cümlede While the giant is asleep zamanı belirten bir yan cümledir. Dev uyurken devam eden durumu arka plan olarak verir: sonraki eylem bu süre içinde gerçekleşebilir. Burada while “……olduğu süre boyunca” anlamındadır; “……olmasına rağmen” anlamında değildir. While ile başlayan yan cümle, ana eylemin ne zaman gerçekleştiğini göstermek için sık sık ana cümleden önce gelir.

Alıştırma

While the giant is asleep burada hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Zaman: Sonraki eylem dev uyuduğu süre içinde gerçekleşir.
  2. Karşıtlık: Sonraki eylem dev uyuyor olmasına rağmen gerçekleşir.
  3. Neden: Devin uyuması sonraki eylemi gerekli kılar.
Cevabı göster

Zaman: Sonraki eylem dev uyuduğu süre içinde gerçekleşir.

you can sneak in, Öbek fiiller

0:48

içeri sızıp,

Öbek fiiller

can sneak in: fark edilmeden içeri girmek

Sneak in, “kimse fark etmesin diye bir yere sessizce veya gizlice girmek” anlamına gelen iki sözcüklü bir fiildir. Sneak gizlilik anlamı katar; in ise bir yerin içine doğru hareket edildiğini gösterir. Can sneak in, mevcut koşullarda kişinin gizlice içeri girme fırsatı veya imkânı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “gizlice içeri girmek” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: We want the surprise to stay secret, so we can ____ through the back door.

Cevabı göster

sneak in

count the candles and escape undetected. Kalıp ifadeler

0:49

mumları sayabilir ve fark edilmeden kaçabilirsin.

Kalıp ifadeler

and escape: kaçışı sıradaki eylem olarak eklemek

Burada and, tek bir yönergedeki iki eylemi birbirine bağlar: önce count the candles, sonra escape. İki fiilin de örtük öznesi you'dur. Escape, yalnızca ayrılmak değil, tehlikeli ya da zor bir durumdan kurtulmak demektir. Undetected, kaçışın nasıl gerçekleştiğini belirtir: kimse fark etmez.

Alıştırma

count the candles and escape undetected yönergesi birine ne yapmasını söyler?

  1. Yalnızca henüz bulunmamış mumları saymak.
  2. Mumları saymak, sonra kimse fark etmeden kaçmak.
  3. Mumları düzenledikten sonra normal şekilde ayrılmak.
Cevabı göster

Mumları saymak, sonra kimse fark etmeden kaçmak.

As night sets, Anlatım akışı

0:52

Gece çökerken,

Anlatım akışı

As night sets: gece sahnesini açan zaman geçişi

Cümlenin başında As night sets bir zaman yan cümlesi başlatır. Dinleyiciye sıradaki olayın gece başlarken gerçekleştiğini bildirerek hikâyeyi yeni bir gece aşamasına taşır. Virgül, asıl eylemin henüz gelmediğini gösterir. Burada sets, gecenin yerleşmesi ya da gelmesi anlamında kullanılmıştır; ayarlamak anlamına gelmez. Ancak modern İngilizcede normalde As night falls veya As night sets in kullanılır. Daha kısa olan As night sets bağlam içinde anlaşılır, fakat eksik gelebilir.

Alıştırma

Hikâyenin başında As night sets, esas olarak ne yapar?

  1. Gecenin sona erdiğini bildirir.
  2. Hikâyeyi gecenin başladığı zamana taşır.
  3. Birinin geceyi düzenlediğini söyler.
Cevabı göster

Hikâyeyi gecenin başladığı zamana taşır.

you pull on a full bodysuit and brace yourself for vanilla cream. Notlar

0:53

tüm vücudunu saran bir kıyafet giyip kendini vanilya kremasına hazırlıyorsun.

Öbek fiiller

pull on: giysiyi çekerek giymek

Pull on, bir giysiyi vücudun üzerine ya da vücuda doğru çekerek giymek demektir. Bu cümlede tüm vücudu kaplayan tulumu çekerek yerine oturtursun; ifade, sonradan oluşan durumu değil giyinme hareketini anlatır. Kalıp pull on + giysi şeklindedir. Bot, eldiven, kazak veya vücudu saran ve çekilerek giyilen giysilerle özellikle doğal kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun kazağını vücudunun üzerine çekerek giydiği anlamına gelir?

  1. Leo pulled on his sweater before leaving.
  2. Leo pulled his sweater before leaving.
  3. Leo wore his sweater before leaving.
Cevabı göster

Leo pulled on his sweater before leaving.

Kalıp ifadeler

brace yourself for ...: zor bir şeye hazırlanmak

Brace yourself for ..., birazdan gerçekleşecek zor, sarsıcı veya rahatsız edici bir şeye zihinsel ya da fiziksel olarak hazırlanmak demektir. Burada vanilyalı krema, katlanılması gereken bir şeymiş gibi sunulduğu için uyarı eğlenceli ve abartılıdır. Yaklaşan şeyi belirtmek için brace yourself for + isim veya isim grubu kullanılır. Özne değişebilir: I braced myself..., She braced herself... gibi.

Alıştırma

Yaklaşan şeye hazırlanmak anlamındaki kalıp ifadeyle uyarıyı tamamlayın: ____ some difficult questions.

Cevabı göster

Brace yourself for

Anywhere in the tunnel,

0:57

Tünelin herhangi bir yerinde,

you can see whether the candle above you is lit Dilbilgisi

0:59

üstündeki mumun yanıp yanmadığını görebilirsin

and can switch it on or off. Öbek fiiller

1:01

ve onu açıp kapatabilirsin.

Dilbilgisi

see whether the candle above you is lit: üstteki mumun yanıp yanmadığını görmek

Bu cümlede see, “bakarak anlamak” demektir; whether ise görülebilen içerik olarak bir evet-hayır sorusunu aktarır: mum yanıyor mu, yanmıyor mu? whether the candle above you is lit yan cümlesinin tamamı see fiilinin içeriğidir. Soru daha büyük bir cümlenin içine gömülü olduğu için düz cümle söz dizimini kullanır ve the candle above you öznesi is fiilinden önce gelir. Is the candle above you lit? doğrudan sorusundaki gibi özneyle fiilin yerini değiştirmeyin.

Alıştırma

whether ve be fiilinin şimdiki zaman biçimini kullanarak gömülü soruyu tamamlayın: We need to know ____ the alarm ____ on.

Cevabı göster

whether · is

Öbek fiiller

switch it on or off: onu açmak veya kapatmak

Switch something on or off, bir şeyi etkin ve etkin olmayan durumlar arasında değiştirmek demektir. Bu cümlede it, sistem tarafından kontrol edilen mumu ifade eder; on ve off bir yeri değil, mumun durumunu anlatır. Switch on/off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse ortada yer almalıdır: switch it on, switch it off veya switch it on or off. İsim olan nesnelerin yeri daha esnektir: hem switch the light on hem de switch on the light mümkündür.

Alıştırma

switch, it ve off sözcüklerini doğal sıraya koyun: The desk lamp is too bright. Please ____.

Cevabı göster

switch it off

Some are currently on and others off Dilbilgisi

1:04

Şu anda bazıları açık, bazıları kapalı

in no discernible pattern. Kalıp ifadeler

1:07

ve hiçbir belirgin düzen yok.

Dilbilgisi

Some are ... and others off: iki grubu karşılaştırırken eksiltme

Some ... and others ... yapısı, daha büyük bir grup içindeki iki alt grubu karşılaştırır. Burada bazıları açık, diğerleri kapalıdır. and sonrasında are kullanılmaz, çünkü ilk bölümden zaten anlaşılır: others off, others are off anlamına gelir. Bu eksiltme, paralel anlamı açık tutarken tekrarı önler.

Alıştırma

Hangi cümle, iki grubu kısa biçimde karşılaştırmak için eksiltmeyi doğru kullanır?

  1. Some doors are open and others closed.
  2. Some doors are open and another closed.
  3. Some doors open and others closed.
Cevabı göster

Some doors are open and others closed.

Kalıp ifadeler

in no discernible pattern: fark edilebilir bir düzen olmadan

In no discernible pattern, düzenlemede bir kişinin fark edebileceği hiçbir örüntü görülmediği anlamına gelir. Discernible, fark edilebilen veya tanınabilen demektir. Bu ifade gözlemin ortaya çıkardığını bildirir; bu nedenle gizli bir örüntünün hiç bulunmadığını kanıtlamaz. Burada açık ve kapalı durumların nasıl dağıldığını açıklar.

Alıştırma

Burada in no discernible pattern ifadesinin en dikkatli anlamı hangisidir?

  1. Tanınabilir hiçbir örüntü görülemiyor.
  2. Hiçbir örüntünün var olmadığı kanıtlandı.
  3. Düzenleme açıkça tekrarlanan bir sırayı izliyor.
Cevabı göster

Tanınabilir hiçbir örüntü görülemiyor.

The tunnel is a single loop Kelime

1:08

Tünel tek bir döngüden oluşuyor

and in the dark you can't tell its shape or size. Kelime

1:10

ve karanlıkta şeklini veya boyutunu anlayamıyorsun.

Kelime

a single loop: tek bir kapalı yol

Bu cümlede a single loop, tek bir kapalı yol demektir: tünel yeniden kendisine bağlanır; bu yüzden tek yönde ilerlersen sonunda daha önce geçtiğin bir yere dönersin. Burada loop, tekrarlanan bir eylemi değil, tünelin uzaydaki biçimini anlatır. Single, tünelin tek bir halka olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede a single loop ne anlama geliyor?

  1. Birbirinden ayrı iki ucu olan düz bir yol
  2. Dönüp aynı yere gelen tek bir kapalı yol
  3. Sürekli tekrarlanan bir eylem
Cevabı göster

Dönüp aynı yere gelen tek bir kapalı yol

Kelime

can't tell its shape or size: tell, ‘belirlemek’ anlamında

Burada tell, eldeki bilgilere bakarak bir şeyi anlamak, ayırt etmek ya da belirlemek demektir. Karanlık görsel ipuçlarını ortadan kaldırdığı için tünelin şeklini veya boyutunu belirleyemezsin. Bu anlamda can veya can't tell ifadesinden sonra değerlendirilen şey ya da bir soru yan cümlesi gelir: I can't tell the difference; I can't tell which one is larger. Tell you örneğindeki gibi bilgiyi alan biri belirtilmedikçe tell, birine bilgi vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede tell, eldeki bilgilere bakarak belirlemek anlamında kullanılmıştır?

  1. Please tell me the ending of the story.
  2. I can't tell you the password because it is private.
  3. I can't tell whether the door is open from this photo.
Cevabı göster

I can't tell whether the door is open from this photo.

You aren't carrying anything with you

1:14

Yanında hiçbir şey taşımıyorsun

and any marks you make will disappear. Dilbilgisi

1:16

ve yapacağın her işaret kaybolacak.

Dilbilgisi

any marks you make: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

any marks you make ifadesinde any, “hangisi olursa olsun” anlamına gelir; you make ise hangi işaretlerin kastedildiğini belirtir: senin yaptığın işaretler. Nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür; tam biçim any marks that you make olur. any marks you make isim grubunun tamamı will disappear ifadesinin öznesidir. Bu kısa any + isim + özne + fiil kalıbı, isim sonraki fiilin nesnesi olduğunda kurallarda ve koşullarda sık görülür. Burada make marks “işaret koymak” anlamına gelir; “puan almak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle any marks you make ile aynı any + isim + düşürülmüş nesne ilgi zamiri kalıbını doğru kullanır?

  1. Any notes you will write them be saved automatically.
  2. Any notes you write will be saved automatically.
  3. Any notes write you will be saved automatically.
Cevabı göster

Any notes you write will be saved automatically.

You need a strategy. Anlatım akışı

1:19

Bir stratejiye ihtiyacın var.

Anlatım akışı

You need a strategy: çözüme geçiş köprüsü

Bu açıklamada You need a strategy. bir köprü görevi görür. Sınırlamalar sorunu zaten tanımlamıştır; bu kısa cümle dikkati görevi zorlaştıran şeylerden, görevin nasıl çözülebileceğine çevirir. Dinleyiciyi sırada gelecek yöntem veya plana hazırlar. Strategy, bir hedefe ulaşmak için kullanılan genel yaklaşım demektir; tek bir ayrıntılı adım değildir. Başka açıklamalarda da buna benzer bir cümle, sorunun ortaya konduğu bölümün bittiğini ve çözüm arayışının başladığını sık sık gösterir.

Alıştırma

Bir açıklamada birkaç sınırlama henüz sıralandı. You need a strategy. cümlesi büyük olasılıkla neyi gösterir?

  1. Açıklama son ayrıntılı adımı veriyor.
  2. Açıklama sorundan genel bir plana geçiyor.
  3. Açıklama ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Açıklama sorundan genel bir plana geçiyor.

How can you count the candles? Anlatım akışı

1:20

Mumları nasıl sayabilirsin?

Anlatım akışı

Ana soruyu ortaya koyan How can you count the candles?

Bu soruda How can you...? uygulanabilir bir yöntem sorar: Mumları saymak için ne yapılabilir? Burada can esas olarak izin ya da bir kişinin genel becerisini sormaz. Bir açıklamanın veya bilmecenin merkez sorusu olarak, ardından gelen bilgilerin hedefini belirler. Sonraki her fikir veya adım bu soruyu yanıtlamaya yardımcı olmalıdır.

Alıştırma

Bu açıklamada How can you count the candles? sorusunun temel düzenleyici işlevi nedir?

  1. Mumların zaten sayıldığını bildirir.
  2. Mumlara dokunmak için izin ister.
  3. Ardından gelen çözümlerin yanıtlaması gereken problemi ortaya koyar.
Cevabı göster

Ardından gelen çözümlerin yanıtlaması gereken problemi ortaya koyar.

There are a few ways to solve this problem. Anlatım akışı

1:30

Bu sorunu çözmenin birkaç yolu var.

Anlatım akışı

Çözümleri önceden bildiren There are a few ways to...

Bu cümle açıklamanın yapısını önceden gösterir: Birden fazla çözüm gelecektir; bu nedenle dinleyen kişi birkaç farklı yaklaşım ve muhtemelen bunlar arasında bir karşılaştırma bekleyebilir. A few olumlu bir ifadedir: Sayının az olduğunu, ancak kesinlikle birden fazla olduğunu belirtir. ways to solve this problem ifadesinde to solve this problem, yolların ne amaçla kullanılacağını açıklar.

Alıştırma

Dinleyen kişi bu cümleden sonra ne duymayı beklemelidir?

  1. Hiçbir çözümün bulunmadığını anlatan bir açıklama.
  2. Yalnızca problemin nasıl göründüğünü anlatan bir betimleme.
  3. Birden fazla olası çözüm ve bunların muhtemelen tek tek açıklanması.
Cevabı göster

Birden fazla olası çözüm ve bunların muhtemelen tek tek açıklanması.

Let's start with the most straightforward. Anlatım akışı

1:32

En basit olanıyla başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with the most straightforward: en doğrudan seçeneği önce tanıtmak

Let's start with ... bir açıklamanın sırasını belirleyen geçiş ifadesidir. Konuşanın bu seçeneği önce ele alacağını bildirir; seçeneğin en iyi veya en verimli olduğunu söylemez. Burada the most straightforward, “en az karmaşık veya anlaşılması en kolay olan” demektir. Bağlam option, method veya way gibi ismi zaten verdiği için bu isim söylenmez. Straightforward burada açıklık ve basitliği anlatır; fiziksel olarak dümdüz bir yönü anlatmaz.

Alıştırma

Geçiş ifadesini start ve doğru edatla tamamlayın: We have several ideas. Let's ____ the most straightforward.

Cevabı göster

start with

There's exactly one way to mark a location in the tunnel, Dilbilgisi

1:35

Tünelde bir konumu işaretlemenin tek bir yolu var,

Dilbilgisi

There's exactly one way to mark: tek bir yöntemi ifade etmek

There's exactly one way to ... yalnızca bir yöntemin bulunduğunu ve diğer bütün seçeneklerin elendiğini belirtir. Exactly, one sayısını kesin ve vurgulu hâle getirir. Way to mark ifadesindeki to mark, to alan bir mastar yapısıdır. Way to + fiilin yalın hâli, yöntemin hangi eylem için olduğunu gösterir; bu yüzden mark yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi exactly ve way to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: The lock has no backup method. There's ____ open it.

Cevabı göster

exactly one way to

the state of the candle. Kelime

1:38

mumun durumu.

Kelime

the state of the candle: mevcut durum anlamındaki state

the state of the candle ifadesinde state, mumun mevcut durumunu, yani burada yanıyor mu yoksa sönük mü olduğunu belirtir. Coğrafi veya siyasi bir bölge anlamına gelmez. Bulmacalarda, bilişimde, matematikte ve teknik yönergelerde state, bir nesnenin veya sistemin belirli bir anda bulunabileceği ayırt edilebilir durumlardan birini sık sık ifade eder.

Alıştırma

the state of the candle ifadesinde state ne anlama gelir?

  1. mumun yanması veya sönük olması gibi mevcut durumu
  2. mumun bulunduğu siyasi bölge
  3. mumun fiziksel şekli
Cevabı göster

mumun yanması veya sönük olması gibi mevcut durumu

You can mark the first candle you reach

1:40

Ulaştığın ilk mumu işaretleyebilirsin,

by lighting it or keeping it on. Dilbilgisi

1:42

onu yakarak veya yanık bırakarak.

Dilbilgisi

by lighting it or keeping it on: by + -ing ile yöntem anlatma

By + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by, or ile bağlanan iki paralel yöntemi, lighting it ve keeping it on ifadelerini tanıtır; ikisi de mumun nasıl işaretleneceğini açıklar. Lighting it, sönük bir mumu yakmak demektir. Keeping it on, zaten yanan bir mumun yanmaya devam etmesini sağlamak demektir; on, bir şeyin üstündeki konumu değil etkin veya yanar durumda olmayı anlatır.

Alıştırma

Check kullanarak yöntemi belirten ifadeyi tamamlayın: You can avoid mistakes ____ your work carefully.

Cevabı göster

by checking

If you walk forward, Dilbilgisi

1:44

İleriye doğru yürürsen,

you'll eventually find another lit candle,

1:45

eninde sonunda yanan başka bir mum bulacaksın,

Dilbilgisi

If you walk forward, you'll eventually find ...: koşul ve sonuç

If you walk forward, gerçekçi ve mümkün bir koşulu belirtir. if yan cümlesinde geniş zaman, you'll find bölümünde ise beklenen sonucu belirtmek için will kullanılır. Eventually, “bir süre veya birkaç adım sonra, en sonunda” demektir. “Tesadüfen” demek değildir. Bu kalıp yön tariflerinde, kurallarda ve bir sürecin nasıl işlediğini açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir süre sonra gerçekleşmesi beklenen bir sonucu bu kalıpla doğru biçimde anlatır?

  1. If you will keep following the signs, you eventually reached the lake.
  2. If you keep following the signs, you'll eventually reach the lake.
  3. If you keep following the signs, you'll accidentally reach the lake.
Cevabı göster

If you keep following the signs, you'll eventually reach the lake.

either a new one or your starting one. Dilbilgisi

1:48

ya yeni bir tane ya da başlangıçtaki mumun.

Dilbilgisi

either a new one or your starting one: iki olasılık

Either A or B iki alternatif sunar. Burada A, a new one; B ise your starting one ifadesidir. Bu nedenle bu cümlede bulunan mum, bu iki olasılıktan biri olmalıdır. One, daha önce sözü edilen tekil ve sayılabilen candle adının yerini alır. Böylece iki alternatifte de candle sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Bu ikili yapıda either seçimi başlatır; “de” veya “ayrıca” anlamına gelmez.

Alıştırma

İkili seçim yapısını tamamlayın: You can choose either the red one ____ the blue one.

Cevabı göster

or

The question is, Anlatım akışı

1:50

Soru şu,

how could you know which?

1:51

hangisi olduğunu nasıl bilebilirsin?

Anlatım akışı

Soru şu: hangisi olduğunu nasıl bilebilirdin?

The question is, ... bir açıklamanın o noktasında en önemli konuyu belirtir. Burada dikkati daha önce anlatılan durumdan, iki olasılık arasında karar verme şeklindeki daha zor göreve yöneltir. how could you know which? içinde which, “hangisi” veya “hangi olasılık” anlamına gelir. Seçenekler önceki bağlamdan zaten bellidir, bu yüzden isim söylenmeyebilir. Bu çerçeve, konuşmacı çözümü vermeden önce temel çıkmazı ortaya koyar.

Alıştırma

The question is, how could you know which? bu açıklamada ne yapıyor?

  1. Konuyu tamamen ilgisiz bir soruya çevirir.
  2. Dikkati çözülmesi gereken temel ayrıma yöneltir.
  3. İki olasılığın da doğru olduğunun zaten kanıtlandığını söyler.
Cevabı göster

Dikkati çözülmesi gereken temel ayrıma yöneltir.

Here's one approach. Anlatım akışı

1:53

İşte bir yaklaşım.

Anlatım akışı

Here's one approach: olası bir yöntem sunmak

Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Here's one approach. dinleyiciye olası bir yöntemin açıklanmak üzere olduğunu bildirir. One, bunu bir seçenek olarak sunar ve böylece konuşmacı başka yöntemlere de yer bırakır. Approach burada sayılabilen bir isimdir ve bir sorunla veya görevle ilgilenme yöntemi anlamına gelir. Cümle, açıklamayı sorunu belirtme aşamasından bir çözüm fikri sunma aşamasına taşır; bunun tek cevap olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Olası bir yöntemi tanıtan, dersteki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____: check the simplest case first.

Cevabı göster

Here's one approach

Turn it off Öbek fiiller

1:55

Onu kapat

Öbek fiiller

Turn it off: ayrılabilen fiil öbeğinde sözcük sırası

Turn ... off, ışık veya cihaz gibi bir şeyin çalışmasını durdurmak anlamına gelen, ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Bu cümlede it, bağlamdan anlaşılan nesnedir; off ise bir yerden uzaklaşmayı değil, sonuçtaki kapalı durumu anlatır. Nesne bir zamirse turn ile off arasına gelir: turn it off. İsim olan bir nesne iki konumda da kullanılabilir: turn the light off veya turn off the light.

Alıştırma

Zamiri doğru konuma getirerek emri tamamlayın: The television is still on. Turn ____ off.

Cevabı göster

it

and backtrack to the start Kelime

1:55

ve başlangıca geri dön

Kelime

backtrack to the start: rotayı veya önceki adımları geriye doğru izlemek

Backtrack to the start, daha önce izlenen rotayı geri takip ederek başladığın yere dönmek demektir. Vurgu, yalnızca birkaç adım geriye yürümekte değil, önceki yolu ters yönde izlemektedir. Backtrack mecaz anlamda da kullanılabilir: akıl yürütme, planlama veya hata ayıklama sırasında kontrol edip yeniden denemek için önceki bir adıma dönmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum “backtrack to the start” ifadesiyle en iyi anlatılır?

  1. Geri dönmeden birkaç adım geriye yürümek
  2. Başlangıç noktasından yeni bir kestirme yola girmek
  3. Aynı rotayı izleyerek başladığın yere geri dönmek
Cevabı göster

Aynı rotayı izleyerek başladığın yere geri dönmek

by passing the same number of candles you passed on the way there. Dilbilgisi

1:57

giderken geçtiğin kadar mum geçerek.

Dilbilgisi

by passing ... the same number of candles: eşit bir sayıyla yöntemi açıklama

By + fiilin -ing biçimi, bir şeyin hangi yöntemle yapıldığını açıklar. Burada by passing, yolu geri takip etme yöntemini, yani geri dönerken mumların yanından geçmeyi anlatır. The same number of candles you passed on the way there, dönüşte geçilen mum sayısının önceki sayıyla aynı olması gerektiğini belirtir. You passed on the way there, candles sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Passing ve passed içindeki pass, bir şeyin yanından geçmek anlamındadır; sınavı geçmek anlamında değildir.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için by ile pass fiilinin -ing biçimini kullanın: Return to the entrance ____ the same number of doors you passed on the way in.

Cevabı göster

by passing

If the starting candle is now off, Dilbilgisi

2:02

Başlangıçtaki mum şimdi sönmüşse,

you've completed the loop

2:04

döngüyü tamamlamışsın demektir

Dilbilgisi

If ... is now off, you've completed the loop: şu anki kanıttan tamamlanma sonucu çıkarma

If yan cümleciği gözlemlenebilen bir koşul verir: başlangıç mumu şu anda sönüktür. Ana cümle, bu kanıttan çıkan sonucu belirtir. You've completed, you have completed ifadesinin present perfect biçimindeki kısaltmasıdır. Bitmiş bir eylemi şimdiki sonuçla ilişkilendirir: mumun şimdi sönük olduğunu görmek, kapalı rotanın tamamlandığını gösterir. Burada loop, başlangıç noktasına dönen bir rotadır; programlamadaki döngü değildir.

Alıştırma

Bitmiş bir eylemi şu anki kanıtla ilişkilendirmek için complete fiilinin present perfect biçimini kullanın: If every box is checked, you ____ the checklist.

Cevabı göster

have completed

and know the giant's age.

2:06

ve devin yaşını biliyorsun.

Otherwise, Anlatım akışı

2:08

Aksi takdirde,

depart again,

2:09

tekrar yola çık,

Anlatım akışı

Otherwise, ...: alternatif koşul dalını başlatma

Otherwise önceki koşula gönderme yapar ve “o koşul doğru değilse bunun yerine bunu yap” anlamına gelir. Burada alternatif daldaki talimat depart again, yani yeniden yola çıkmaktır. Kurallarda, yönergelerde ve algoritmalarda cümle başındaki Otherwise, okuyucuyu olası bir sonuçtan diğer dala yönlendirir. Yalnızca iki fikir arasındaki karşıtlığı değil, koşullu mantığı ifade eder.

Alıştırma

Örnekte Otherwise hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Önceki adım, ardından verilen nedenle gerçekleşti.
  2. Konuşan kişi yalnızca iki görüşü karşılaştırıyor.
  3. Önceki koşul karşılanmadığı için alternatif adımı izle.
Cevabı göster

Önceki koşul karşılanmadığı için alternatif adımı izle.

continuing until the next lit candle, Dilbilgisi

2:10

bir sonraki yanan muma kadar devam et,

Dilbilgisi

continuing until ...: bitiş noktasını belirtme

-ing biçimindeki continuing, çevresindeki yönergede başlayan eylemi sürdürür. Until, devam eden bu eylemin durduğu veya işlemin değiştiği noktayı gösterir; burada bitiş noktası bir sonraki yanan muma ulaşmaktır. until sonrasında bir isim öbeği olduğunda, ulaşma eylemi bağlamdan anlaşılabilir. Daha tam bir biçim continuing until you reach the next lit candle olurdu. Bunu “o noktaya kadar yapmaya devam et” olarak düşünün; “o noktada yapmaya başla” olarak değil.

Alıştırma

Cümleyi continuing until ... ifadesindeki hedef bağlaçla tamamlayın: Keep walking ____ you reach the bridge.

Cevabı göster

until

testing if it's your starting one and so on. Kalıp ifadeler

2:12

başlangıç mumun olup olmadığını test et ve böyle devam et.

Kalıp ifadeler

testing if ... and so on: tekrarlanan bir süreci sürdürmek

testing if it's your starting one ifadesi bir kontrolü belirtir: mevcut öğenin sıranın başladığı öğe olup olmadığına karar vermek. and so on daha sonraki tekrarları söylemeden geçer. Dinleyiciye aynı tür kontrolü tahmin edilebilir düzene göre sürdürmesini bildirir; yeni ve belirli bir eylem eklemez.

Alıştırma

Bu cümlede and so on dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Yalnızca mevcut öğe kontrol edilir.
  2. Ardından yeni ve ilgisiz bir eylem gerçekleşir.
  3. Benzer kontroller aynı tahmin edilebilir düzende devam eder.
Cevabı göster

Benzer kontroller aynı tahmin edilebilir düzende devam eder.

This will work eventually, Anlatım akışı

2:16

Bu eninde sonunda işe yarayacaktır,

but if the giant isn't young and many candles are on,

2:18

ancak dev genç değilse ve birçok mum yanıyorsa,

you might have a marathon to run between now and sunrise. Notlar

2:21

şu andan gün doğumuna kadar bir maraton koşman gerekebilir.

Anlatım akışı

This will work eventually, but ...: başarıyı kabul edip ardından sınırlamayı belirtmek

This will work eventually, yeterli zaman verildiğinde yöntemin başarılı olabileceğini kabul eder. Yöntemin hızlı olduğunu söylemez. But, ana noktayı bu sınırlı olumlu bilgiden bir dezavantaja çevirir: süreç çok uzun sürebilir. Önce kabul edip sonra yön değiştiren bu yapı, uygulanabilir bir yöntemin neden yine de geliştirilmesi gerektiğini açıklamayı sağlar.

Alıştırma

This will work eventually, but ... ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Konuşan kişi yöntemin başarılı olabileceğini kabul edip ardından ciddi bir sınırlama getiriyor.
  2. Konuşan kişi yöntemin hemen işe yaradığını ve hiçbir dezavantajı olmadığını söylüyor.
  3. Konuşan kişi başarı imkânsız olduğu için yöntemi reddediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi yöntemin başarılı olabileceğini kabul edip ardından ciddi bir sınırlama getiriyor.

Deyimler

might have a marathon to run: uzun bir iş için maraton benzetmesi

Bu cümlede might have a marathon to run, eğlenceli bir abartıdır. Marathon, olası işi çok uzun bir yarışa benzetir: iş uzun sürebilir ve çok çaba gerektirebilir. Resmî bir maraton düzenleneceğini söylemez. Might, düşüncenin kesin olmadığını gösterir. Konuşan kişi, duruma bağlı olarak önlerinde zorlu bir iş olabileceğini söylüyor.

Alıştırma

Bu cümlede might have a marathon to run ne anlama geliyor?

  1. İş kesinlikle gün doğumundan önce bitecektir.
  2. Resmî bir maraton yarışı planlanmış olabilir.
  3. Önlerinde uzun ve yorucu bir iş olabilir.
Cevabı göster

Önlerinde uzun ve yorucu bir iş olabilir.

Kalıp ifadeler

between now and sunrise: sınırlı bir zaman aralığı

Between now and sunrise, sınırları içinde bulunulan an ve gün doğumu olan bir zaman aralığını belirtir. Burada olası koşuşturmanın ne zaman gerçekleşmesi gerektiğini söyler: bu sınırlı zaman dilimi içinde. between A and B kalıbı hem zaman hem de mekân aralığını anlatabilir. Yapılacak bir işle birlikte kullanıldığında between now and B çoğunlukla mevcut zamanı gösterir ve işin B vaktine kadar bitirilmesi gerektiğini düşündürür.

Alıştırma

between A and B zaman kalıbını tamamlayın: We need to finish the repairs between now ____ sunset.

Cevabı göster

and

And you definitely don't want to be in the cake

2:25

Ve kesinlikle yemeğe başladığında

when he starts digging in. Öbek fiiller

2:28

pastanın içinde olmak istemezsin.

Öbek fiiller

starts digging in: yemeye başlamak

Bu yemek bağlamında dig in, genellikle istekle veya hevesle “yemeye başlamak” demektir. He starts digging in, onun pastayı yemeye başladığını anlatır. Burada dig in günlük dilde kullanılan bir öbek fiildir. dig sözcüğünü gerçek anlamıyla “çukur kazmak” diye yorumlamayın; yemek bağlamı, yeme anlamını etkinleştirir.

Alıştırma

Pastadan söz eden cümlede he starts digging in ne anlama gelir?

  1. Pastayı saklamaya başlar.
  2. Pastayı yemeye başlar.
  3. Pastada bir çukur açmaya başlar.
Cevabı göster

Pastayı yemeye başlar.

So let's look for a more efficient solution. Anlatım akışı

2:30

Bu yüzden daha verimli bir çözüm arayalım.

Anlatım akışı

So let's look for a more efficient solution: bir sonraki adıma geçiş

So, bir sonraki düşünceyi az önce ele alınan soruna bağlar: önceki yaklaşım verimsiz olduğu için daha iyi bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Let's look for..., dinleyiciyi bir sonraki adıma katılmaya davet eder. Cümlenin bütünü, açıklamayı eski yöntemi değerlendirmekten geliştirilmiş bir çözüm aramaya taşır. More efficient, yeni çözümü önceki çözümle karşılaştırır: yeni çözüm daha az zaman, emek veya başka kaynak kullanmalıdır.

Alıştırma

Bu cümle bir açıklamada ne işe yarar?

  1. Dinleyiciye zaten görünen bir nesneye bakmasını söyler.
  2. Önceki sorundan yola çıkarak daha iyi bir yöntem aramaya geçer.
  3. Son bir özet verir ve tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Önceki sorundan yola çıkarak daha iyi bir yöntem aramaya geçer.

How about testing a series of hypotheses about the giant's age? Notlar

2:33

Devin yaşı hakkında bir dizi hipotezi test etmeye ne dersin?

Ton ve niyet

How about testing ...? ile iş birliğine açık bir öneri

How about + -ing biçimi, başkalarının değerlendirmesi için bir eylem önerir. Bu cümlede konuşmacı, birine doğrudan yapmasını söylemek yerine, sıradaki adım olarak birkaç hipotezi test etmeyi öneriyor. Bu kalıpta about sözcüğünden sonra önerilen eylemi adlandıran -ing biçimi testing gelir. How about testing ...? denir; How about to test ...? denmez.

Alıştırma

Öneriyi check ile tamamlayın: How about ____ the map before we leave?

Cevabı göster

checking

Kalıp ifadeler

a series of hypotheses: bir dizi hipotez

A series of hypotheses, sırayla ele alınan veya test edilen birbiriyle ilişkili olası açıklamalar ya da iddialar bütünüdür. Series bu fikirleri bir grup hâlinde sunar; hypotheses ise hypothesis sözcüğünün çoğuludur. Bilimsel, matematiksel veya dikkatli akıl yürütmede hypothesis geçici bir önermedir: kanıtlar onu destekleyebilir veya çürütebilir. Kanıtlanmış bir sonuç değildir ve burada guesses sözcüğünden daha sistemli ve resmî duyulur.

Alıştırma

Bir bilim ekibi birkaç olası açıklamayı sırayla test edecek. Bunları en iyi hangi ifade anlatır?

  1. a series of hypotheses
  2. a single guess
  3. a series of conclusions
Cevabı göster

a series of hypotheses

Suppose you guess he's turning 10. Dilbilgisi

2:38

Diyelim ki 10 yaşına gireceğini tahmin ediyorsun.

Dilbilgisi

Suppose you guess... ile geçici bir varsayım kurmak

Suppose you guess..., dinleyiciden bir tahmini geçici bir başlangıç noktası olarak kabul etmesini ister. Bu cümlede çalışma varsayımı, onun 10 yaşına girmek üzere olduğudur; konuşan kişi bu yaşın kanıtlandığını söylemez. Bir tahmin doğru olsaydı ne olacağını incelemek ve ardından bir sonuç, soru ya da sonraki adımla devam etmek istediğinde bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Suppose you guess he's turning 10. cümlesinde Suppose you guess... ne işe yarar?

  1. Yaşın zaten kanıtlandığını kabul etmek
  2. Kişinin kesinlikle 10 yaşına gireceğine söz vermek
  3. Yaş tahminini akıl yürütme için geçici bir varsayım olarak ele almak
Cevabı göster

Yaş tahminini akıl yürütme için geçici bir varsayım olarak ele almak

You could light the starting candle,

2:40

Başlangıçtaki mumu yakabilir,

walk forward 10,

2:42

10 adım ileri gidebilir,

switch or leave the destination candle off Kalıp ifadeler

2:43

hedef mumu kapatıp veya kapalı bırakıp

Kalıp ifadeler

leave the destination candle off: bir şeyi mevcut durumunda tutmak

Leave + nesne + durum, nesnenin o durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. leave the destination candle off ifadesinde the destination candle nesnedir ve off onun durumunu belirtir. Burada leave, mumdan fiziksel olarak uzaklaşmak anlamına gelmez. Verilen talimat, mumu yakmak yerine sönük durumda tutmaktır.

Alıştırma

Cümleyi leave + nesne + off yapısıyla tamamla: The lamp is already off, so ____ the lamp ____ during the presentation.

Cevabı göster

leave · off

and return.

2:46

geri dönebilirsin.

If the starting candle's still on, Dilbilgisi

2:47

Başlangıç mumu hâlâ yanıyorsa,

10 isn't the answer.

2:50

10 cevap değildir.

Dilbilgisi

If ... still on, ... isn't the answer: gözleme göre bir cevabı elemek

If yan cümlesi gözlemlenen koşulu verir: başlangıç mumu yanmaya devam etmektedir. Ana cümle ise bu gözlemden çıkan sonucu verir: 10 sayısı elenebilir. Burada still on, yanmaya veya açık olmaya devam etmek demektir. On, etkin ya da yanar durumda olmayı anlatır; bir şeyin üzerinde bulunma konumunu anlatmaz. If [test sonucu], [cevap] isn't the answer kalıbı, bir kanıtın bir olasılığı nasıl elediğini gösterir.

Alıştırma

Cümlenin gözlem ile sonucu nasıl bağladığını en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Mum yanmaya devam ettiği için 10 sayısı elenir.
  2. Mum yanmaya devam ettiği için 10 sayısının doğru olduğu kesinleşir.
  3. Mum bir şeyin üzerinde olduğu için 10 sayısı değiştirilmelidir.
Cevabı göster

Mum yanmaya devam ettiği için 10 sayısı elenir.

If it's off,

2:51

Eğer kapalıysa,

10 could be right but you may have made multiple loops, Dilbilgisi

2:53

10 doğru olabilir ama birden fazla tur atmış olabilirsin,

Dilbilgisi

could be right ... may have made multiple loops: birden fazla olasılığı açık bırakmak

Could be right, 10'u doğrulanmış bir cevap olarak değil, olası bir cevap olarak sunar. But aynı sonucu açıklayabilecek başka bir olasılık getirir; bu nedenle eldeki kanıt 10'un doğru olduğunu kesin olarak göstermez. May have made, geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir olay hakkında tahminde bulunmak için may have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Made multiple loops, birden fazla tur atmak demektir; halka biçiminde birkaç nesne yapmak demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi may have ve take fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The map could be correct, but we ____ the wrong road.

Cevabı göster

may have taken

so 10's factors, Kelime

2:56

bu nedenle 10'un çarpanları olan

5 and 2,

2:58

5 ve 2 de

are also possibilities.

2:59

birer olasılıktır.

Kelime

10's factors, 5 and 2: 10'un çarpanları da olası cevaplardır

Matematikte factor, başka bir tam sayıyı kalansız bölen tam sayıdır. 10's factors, “10'un çarpanları” anlamına gelir; hem 2 hem de 5, 10'u kalansız böler. Virgüller arasındaki 5 and 2, hangi çarpanların ele alındığını belirtir. Are also possibilities, bu sayıların akıl yürütmedeki olası cevaplar olduğunu, henüz kanıtlanmış cevaplar olmadığını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede factors ne anlama geliyor?

  1. 10'u kalansız bölen sayılar
  2. 10'u etkileyen şeyler
  3. 10'dan büyük sayılar
Cevabı göster

10'u kalansız bölen sayılar

Then you would have passed a repeating pattern Notlar

3:01

O zaman tekrarlayan bir deseni geçmiş olursun

Dilbilgisi

you would have passed: bir varsayıma bağlı geçmiş sonuç

Would have + geçmiş zaman ortacı, daha önceki bir varsayım veya koşul doğru olsaydı o zamana kadar tamamlanmış olacak bir sonucu anlatır. you would have passed ifadesinde passed, pass fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada then mantıksal bir sonuç bildirir: ele alınan durum geçerli olsaydı tekrar eden bir örüntüden geçme olayı zaten gerçekleşmiş olurdu. Bu, varsayımsal bir geçmiş sonuçtur; sıradan bir gelecek ifadesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi pass fiilinin geçmişe yönelik varsayım biçimiyle tamamlayın: If you had taken the shorter route, you ____ the checkpoint before noon.

Cevabı göster

would have passed

but that could have just been the starting arrangement. Dilbilgisi

3:04

ama bu sadece başlangıçtaki düzen de olabilir.

Kalıp ifadeler

a repeating pattern: tekrarlayan bir örüntü

Bu cümlede a repeating pattern, parçaları aynı düzenli sırayla yeniden ortaya çıkan bir dizi veya dizilim anlamına gelir. Konuşan kişi bir resim ya da süs deseni değil, bir durumun tekrarını aramaktadır. Pattern; sayılarda, seslerde, eylemlerde, verilerde veya değişen durumlarda bulunan bir kuralı da anlatabilir. Repeating, aynı sıranın birden fazla kez ortaya çıktığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle a repeating pattern ifadesinin anlamını en iyi gösterir?

  1. The light flashes once and never turns on again.
  2. The lights form a repeating pattern: red, green, blue, then red, green, blue again.
  3. The three lights have different shapes, and nothing changes or repeats.
Cevabı göster

The lights form a repeating pattern: red, green, blue, then red, green, blue again.

Dilbilgisi

could have just been the starting arrangement: yalnızca başlangıçtaki dizilim olmuş olabilir

Could have been, geçmişte bir şeyin mümkün olduğunu, ancak kesin olmadığını söyler. Daha genel olarak could have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir durum için olası bir açıklama sunar. Buradaki that, görünüşteki tekrarı gösterir; bu tekrar yalnızca başlangıçta zaten var olan dizilimle aynı olmuş olabilir. Bu cümlede just, “az önce” değil, “yalnızca” ya da “sadece” anlamındadır. Could have just been bütünüyle temkinli bir alternatif açıklama bildirir: eldeki kanıtın daha basit bir nedeni olabilir.

Alıştırma

“The flash could have just been a reflection” ne anlama gelir?

  1. Parlama bir yansıma olmuş olmalı.
  2. Parlama kesinlikle az önce gerçekleşti.
  3. Parlama yalnızca bir yansıma olmuş olabilir.
Cevabı göster

Parlama yalnızca bir yansıma olmuş olabilir.

So what if you changed the candles on the way? Anlatım akışı

3:07

Peki ya yoldayken mumları değiştirirsen?

Anlatım akışı

Yeni bir strateji önermek için So what if ...?

Bu cümlede What if you changed ...?, dinleyenin düşünmesi için hayalî bir eylem ortaya atar. changed fiilinin geçmiş zaman biçimi, fikrin varsayımsal olduğunu gösterir; değişikliğin daha önce gerçekleşip gerçekleşmediğini sormaz. Baştaki So, soruyu önceki akıl yürütmeye bağlar ve konuşmayı olası yeni bir stratejiye yöneltir. Bir sorun sizi başka bir yaklaşım önermeye götürdüğünde bu kalıp kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede So what if ...? ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Değerlendirilmek üzere varsayımsal bir strateji önermek
  2. Mumların geçmişte değiştirilip değiştirilmediğini sormak
  3. Birine mumları hemen değiştirmesini emretmek
Cevabı göster

Değerlendirilmek üzere varsayımsal bir strateji önermek

If you turned them all on while walking from candle 1 to 11, Dilbilgisi

3:10

1. mumdan 11. muma kadar yürürken hepsini yakıp,

Dilbilgisi

If ... while walking ...: eş zamanlı bir eylem içeren koşul

If'li yan cümle varsayımsal bir koşul sunar: bütün mumları yakmak. turn ... on yapısında on, bir şeyin çalışır ya da yanar duruma gelmesini belirtir; them ise mumlara gönderme yapar. while walking from candle 1 to 11 aynı anda gerçekleşen bir eylem ekler. Aynı özneyi, yani you'yu koruyan while you were walking ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu parçalar birlikte hem ne yapılacağını hem de bunun ne zaman yapılacağını söyler.

Alıştırma

Örnekte mumlar ne zaman yakılıyor?

  1. 1 numaralı mumdan 11 numaralı muma yürürken
  2. Yürümeye başlamadan önce
  3. 11 numaralı muma ulaştıktan sonra
Cevabı göster

1 numaralı mumdan 11 numaralı muma yürürken

switch that off, Öbek fiiller

3:14

onu kapatıp,

then turn back,

3:15

sonra geri dönersen,

Öbek fiiller

switch that off ... turn back: kapatıp geri dönmek

Switch that off, that sözcüğünün gösterdiği şeyin çalışmasını veya ışık vermesini durdurmak anlamına gelir. Bu açıklamada that, tahmin edilen bitiş noktasındaki mumu gösterir; dolayısıyla eylem mumu yanmaz duruma getirir. Switch off ayrılabilen bir öbek fiildir ve nesne burada araya girer: switch + that + off. Turn back yön değiştirip geldiğin tarafa doğru geri gitmek anlamına gelir. Then eylemleri sıraya koyar: önce mumun durumu, ardından gidiş yönün değişir.

Alıştırma

Hangi yönerge doğal biçimde önce ışığı kapatmayı, sonra da geldiğin yoldan geri dönmeyi anlatır?

  1. Switch the light off, then turn back toward the door.
  2. Switch back the light, then turn off toward the door.
  3. Turn the light back, then switch off toward the door.
Cevabı göster

Switch the light off, then turn back toward the door.

the first unlit candle you find would tell you the exact candle count. Dilbilgisi

3:17

bulduğun ilk sönük mum sana tam mum sayısını verecektir.

Dilbilgisi

the first unlit candle you find ... tell you: ilk bulgudan sonuca ulaşmak

The first unlit candle you find ad öbeği, arama sırasında karşılaşılan ilk yanmayan mum anlamına gelir. You find, candle sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; ilgi sözcüğü that kullanılmamıştır: the first unlit candle (that) you find. Would tell you the exact candle count, düşünülen yöntemin sonucunu verir. Mum gerçekten konuşmaz. Burada tell you, toplamı bilmeni veya hesaplamanı sağlayan kanıtı sunmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi yorum cümlenin anlamıyla eşleşir?

  1. Arama başlamadan önce yanan herhangi bir mum seçilebilir.
  2. Mum bulunur bulunmaz toplamı gerçekten sesli olarak söyler.
  3. Karşılaşılan ilk yanmayan mum, toplamı bulmak için gereken ipucunu verir.
Cevabı göster

Karşılaşılan ilk yanmayan mum, toplamı bulmak için gereken ipucunu verir.

And if you don't hit any extinguished candles, Kelime

3:22

Ve eğer sönmüş hiçbir muma rastlamazsan,

Kelime

hit any extinguished candles: hit sözcüğünün “karşılaşmak” anlamı

Bu cümlede hit, bir rota boyunca ilerlerken veya bir sırayı kontrol ederken “rastlamak” ya da “karşılaşmak” anlamına gelir. Konuşan kişi, sönmüş tek bir muma bile rastlanmadığını söylüyor; fiziksel olarak çarpmak söz konusu değil. Bu hit kullanımı, bir şeyi ilerleme sırasında ulaşılan bir nokta, durum veya engel gibi sunar; hit an error ve hit heavy traffic buna örnektir.

Alıştırma

“If you hit an error during setup, stop and check the settings.” cümlesinde hit ne anlama gelir?

  1. Bir hatayla karşılaşmak
  2. Hatayı düzeltmek
  3. Hataya fiziksel olarak vurmak
Cevabı göster

Bir hatayla karşılaşmak

you'll know that the total must be higher than 10. Dilbilgisi

3:25

toplamın 10'dan büyük olması gerektiğini anlarsın.

Dilbilgisi

the total must be higher: güçlü bir çıkarımı anlatan must

the total must be higher ifadesinde must, kanıtlardan çıkarılan güçlü bir sonucu belirtir: Konuşan kişi, toplamın denenen değerden zorunlu olarak daha yüksek olduğu sonucuna varır. Toplama değişmesi için emir vermez. must + be + sıfat veya isim öbeği kalıbı, kanıtların güçlü biçimde işaret ettiği bir durumu anlatabilir. Burada higher than 10 karşılaştırmayı verir.

Alıştırma

“All results of 20 or less were ruled out, so the true total must be higher than 20” cümlesinde must ne ifade eder?

  1. Kanıta dayalı güçlü bir sonuç
  2. Toplamın büyümesini söyleyen bir emir
  3. Kesinliği düşük, zayıf bir olasılık
Cevabı göster

Kanıta dayalı güçlü bir sonuç

You could then pick a larger guess and try again. Kalıp ifadeler

3:28

Daha sonra daha büyük bir tahmin seçip tekrar deneyebilirsin.

Kalıp ifadeler

pick a larger guess and try again: ayarla ve yeniden dene

Burada pick, “seçmek” anlamındadır; “toplamak” veya “koparmak” anlamında değildir. A larger guess, fiziksel olarak daha büyük bir nesneyi değil, sayısal değeri daha yüksek bir tahmini ya da cevabı ifade eder. pick ... and try again şeklindeki iki eylem, deneme ve ayarlama sırasını gösterir: yeni bir değer seçin, sonra yeniden deneyin. Bir sonuç gördükten sonra seçeneği değiştirip tekrar test ederken bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Tahmin edilen sayı çok düşüktü. Hangi yönerge daha yüksek bir tahmin seçip testi tekrarlamayı söyler?

  1. Pick a smaller object and end the experiment.
  2. Keep the same guess and do not test it again.
  3. Pick a larger guess and try again.
Cevabı göster

Pick a larger guess and try again.

To be systematic, Anlatım akışı

3:31

Sistematik olmak için,

Anlatım akışı

Yöntemi haber veren bir giriş olarak To be systematic

Bir açıklamanın başında kullanılan To be systematic, dinleyiciye sıradaki bilgilerin nasıl düzenleneceğini anlatır. Rastgele denemelerden, açık bir kuralı veya planı izleyen bir yönteme geçildiğini gösterir. Burada to be, sırada yapılacak şeyin amacını verir: düzenli ve tekrarlanabilir bir şekilde çalışmak. Bu giriş, dinleyiciyi adımlar, gruplar veya tutarlı bir test yöntemi beklemeye hazırlar.

Alıştırma

Bir konuşmacı To be systematic diye başlıyor. Bu giriş neyi gösterir?

  1. Konuşmacı şimdi cevapları rastgele seçecek.
  2. Sıradaki adımlar açık bir planı veya kuralı izleyecek.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir hikâyeye geçiyor.
Cevabı göster

Sıradaki adımlar açık bir planı veya kuralı izleyecek.

you could increase your guess by the same number each time, Kalıp ifadeler

3:33

tahminini her seferinde aynı sayıyla artırabilirsin,

Kalıp ifadeler

increase ... by the same number each time: her seferinde aynı miktarda artırmak

increase your guess by the same number ifadesinde by, tahmine eklenen miktarı gösterir. “Ne kadar artıyor?” sorusunu yanıtlar; “Son değer ne oluyor?” sorusunu değil. each time, değişikliğin her tahminde tekrarlandığını belirtir. İfade bir bütün olarak sabit bir artışı anlatır: örneğin her seferinde önceki tahmine 4 eklemek.

Alıştırma

Eklenen miktarı gösteren edatla cümleyi tamamla: Increase the score ____ five points each round.

Cevabı göster

by

say four. Anlatım akışı

3:36

diyelim ki dört.

Anlatım akışı

say four: say ile örnek vermek

Burada say olası bir örnek verir: say four, “örneğin dört” veya “sayının dört olduğunu varsayalım” anlamına gelir. Hemen önce sözü edilen sabit artış için somut bir değer sunar. Say sözcüğünün bu kullanımı, genel bir kuraldan kolay bir örneğe geçerek açıklamayı düzenler. Four sözcüğünü söyleme talimatı değildir.

Alıştırma

Burada say four ne anlama geliyor?

  1. Sayma işlemi dörtte durmalıdır.
  2. Birinin four sözcüğünü söylemesi gerekir.
  3. Dört, olası örneklerden biridir.
Cevabı göster

Dört, olası örneklerden biridir.

If there were 99 candles, Dilbilgisi

3:37

99 mum olsaydı,

this method would take 24 round trips Kelime

3:39

bu yöntem 24 gidiş dönüş alırdı

Dilbilgisi

If there were ... / this method would take ...: varsayımsal koşul ve sonuç

If there were 99 candles hayal edilen bir durum kurar; geçmişte gerçekten kaç mum bulunduğunu söylemez. This method would take 24 round trips ise bu varsayım içindeki sonucu belirtir. If + geçmiş zaman biçimi, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayımsal bir durumu değerlendirmek için sıkça kullanılır. Burada bir sayı varsayılarak yöntemin maliyeti hesaplanır.

Alıştırma

Varsayımsal tahmini doğru fiille tamamlayın: If there ____ 50 boxes, this method would take all afternoon.

Cevabı göster

were

and involve visiting nearly 2,700 candles. Kalıp ifadeler

3:42

ve yaklaşık 2.700 mumu ziyaret etmeyi gerektirirdi.

Kelime

round trips: tamamlanmış gidiş dönüş yolculukları

A round trip, bir başlangıç noktasından başka bir yere gidip tekrar başlangıç noktasına dönülen tam bir yolculuktur. Bu nedenle 24 round trips, dairesel bir rotada ilerlemek değil, 24 tam gidiş dönüş yapmak demektir. Rota veya maliyet hesaplarında gidiş ve dönüş bölümleri birlikte tek bir round trip sayılır.

Alıştırma

Minibüse gidip geri dönülen üç yolculuğu anlatan birleşik ismi tamamlayın: The technician had to make three round ____ to the van.

Cevabı göster

trips

Kalıp ifadeler

involve visiting nearly 2,700 candles: involve + -ing biçimi

Involve + fiilin -ing biçimi, bir eylemin süreç veya planın gerekli bir parçası olduğunu belirtir. Burada involve visiting, bu yöntemin yaklaşık 2.700 mumdan geçmeyi veya onları kontrol etmeyi gerektireceği anlamına gelir; visiting, involve sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Nearly 2,700, sayının 2.700’e yakın fakat henüz 2.700 olmadığını belirtir. Nearly sayıyı niteler; yakındaki bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için check fiilinin doğru biçimini kullanın: The plan will involve ____ every result.

Cevabı göster

checking

But you don't have to increase your guess linearly. Dilbilgisi

3:46

Ancak tahminini doğrusal olarak artırmak zorunda değilsin.

Dilbilgisi

don't have to increase ... linearly: gerekli değil, yasak değil

Don't have to + fiilin yalın biçimi, eylemi yapmanın gerekli olmadığını belirtir. Eylemin yasak olduğu anlamına gelmez. Burada konuşmacı, başka bir yöntem kullanılabildiği için tahmini doğrusal olarak artırmanın isteğe bağlı olduğunu söylüyor. Linearly, doğrusal bir düzene göre demektir. Bu bağlamda tahmin, çarpılmak veya başka bir kuralla değiştirilmek yerine her adımda sabit bir miktarda artar.

Alıştırma

“You don't have to increase your guess linearly” ne anlama gelir?

  1. Tahmini artırmak yasaktır.
  2. Tahmini doğrusal olarak artırmak gerekli değildir.
  3. Tahmin doğrusal olarak artırılmalıdır.
Cevabı göster

Tahmini doğrusal olarak artırmak gerekli değildir.

For instance, Anlatım akışı

3:49

Örneğin,

Anlatım akışı

For instance: belirli bir örnek sunmak

For instance, dinleyiciye belirli bir örneğin geleceğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada daha önce belirtilen genel bir stratejiyi olası bir sayı dizisine bağlar. Anlamı for example ifadesine yakındır. Örnek, önceki düşünceyi açıklar; bunun tek olası durum olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede For instance neyi belirtir: "There are several ways to save water. For instance, you can take shorter showers."?

  1. Önceki açıklamanın yanlış olduğunu gösterir.
  2. Önceki açıklamanın belirli bir örneğini tanıtır.
  3. Sonucu bildirir.
Cevabı göster

Önceki açıklamanın belirli bir örneğini tanıtır.

you could double it Kelime

3:50

ikiye katlayabilirsin

from 10 to 20

3:51

10'dan 20'ye

to 40

3:53

sonra 40'a

Kelime

double it from 10 to 20 to 40: bir değeri aşamalarla ikiye katlamak

Burada double, “ikiyle çarpmak” anlamına gelen bir fiildir. it zamiri o andaki sayıyı belirtir; bu yüzden double it, ayrı bir kopya oluşturmak değil, sayıyı iki katına çıkarmak demektir. from 10 to 20 to 40 dizisi tekrarlanan değişimleri gösterir. Önce 10 ikiye katlanarak 20 olur; ardından yeni değer olan 20 ikiye katlanarak 40 olur. from ... to ... to ... yapısı birden fazla aşamayı sırayla gösterebilir.

Alıştırma

“İkiyle çarpmak” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: To grow the sequence from 6 to 12 to 24, ____ the number each time.

Cevabı göster

double

and discover the true number on your fifth trip Kalıp ifadeler

3:54

ve beşinci seferinde gerçek sayıyı keşfedersin,

Kalıp ifadeler

discover ... on your fifth trip: beşinci yolculukta bulmak

Discover the true number, kontrol ederek, deneyerek veya akıl yürüterek doğru sayıyı bulmak anlamına gelir. Burada discover, cevabı bir sürecin sonucu olarak sunar. On your fifth trip, keşfin hangi yolculuk sırasında gerçekleştiğini belirtmek için on + iyelik + sıra sayısı + trip yapısını kullanır. Buradaki on, fiziksel olarak bir şeyin üzerinde olmayı değil, “o olay sırasında” anlamını taşır.

Alıştırma

Cümlede on your fifth trip bize neyi anlatır?

  1. Beşinci yolculuğun gerçekleşme nedeni.
  2. Yolculuğun üzerinde bulunan fiziksel bir konum.
  3. Keşfin gerçekleştiği yolculuk.
Cevabı göster

Keşfin gerçekleştiği yolculuk.

after around 560 candles.

3:57

yaklaşık 560 mumdan sonra.

Doubling allows you to reach high numbers quickly Dilbilgisi

4:00

İkiye katlamak, yüksek sayılara hızla ulaşmanı sağlar,

Dilbilgisi

Doubling allows you to reach high numbers quickly: ikiye katlama yüksek sayılara hızla ulaşmayı sağlar

Doubling, cümlede özne olarak kullanılan bir -ing biçimidir. Bir değeri tekrar tekrar ikiyle çarpma yöntemini adlandırır. allow + nesne + to-infinitive yapısında allow yalnızca “izin vermek” değil, “birinin bir şey yapmasını mümkün kılmak” anlamına da gelebilir. Bu nedenle allows you to reach, yöntemin sağladığı imkânı veya sonucu açıklar. Reach high numbers, sayılara fiziksel olarak dokunmak değil, büyük sayısal değerlere ulaşmak demektir.

Alıştırma

allow + nesne + to-infinitive yapısındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: This map allows visitors ____ find the shortest route.

Cevabı göster

to

while starting with small intervals in case there are only a few candles. Dilbilgisi

4:03

sadece birkaç mum olma ihtimaline karşı da küçük aralıklarla başlamana izin verir.

Dilbilgisi

while starting with small intervals: eş zamanlı bir özellik eklemek

while starting with small intervals ifadesinde while, “aynı anda” ya da “ayrıca” anlamındadır. starting with small intervals bölümünü yöntemin başka bir özelliği olarak ekler; önceki özellikle karşı karşıya getirmez. -ing yan cümleciğinde açıkça belirtilmiş bir özne yoktur; bağlamdaki ana cümleyle aynı örtük özneyi paylaşır. Sondaki in, bir sonraki ifade olan in case’in başlangıcıdır.

Alıştırma

while starting with small intervals ifadesinde while ne iş yapar?

  1. Ana özellikle birlikte bulunan bir özellik ekler.
  2. Hazırlık yapılması gereken olası bir durumu belirtir.
  3. Küçük aralıklarla başlamanın ana özellikle çatıştığını söyler.
Cevabı göster

Ana özellikle birlikte bulunan bir özellik ekler.

Dilbilgisi

in case there are only a few candles: olası bir duruma hazırlanmak

Bu cümlede vurgulanan case there are only a few candles sözleri, hemen önündeki in ile birleşerek in case ifadesini oluşturur. In case, konuşanın önceden hazırlandığı olası bir durumu belirtir: mumların sayısı az olabilir. Bu ifade, küçük aralıkların neden önceden seçildiğini açıklar. Buradaki ana fikir yalnızca sonraki bir eylemi başlatan koşul değil, ihtiyata yönelik hazırlıktır.

Alıştırma

Cümleyi “önlem olarak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Pack a snack ____ you get hungry later.

Cevabı göster

in case

After expecting a lengthy trek, Dilbilgisi

4:08

Uzun bir yolculuk bekledikten sonra,

Dilbilgisi

After expecting a lengthy trek: önce bir beklenti oluşturmak

After + -ing yapısı, ana cümleden önceki bir deneyimi veya düşünceyi başta verebilir. Burada expecting, bir şeyin olmasını istemek değil, olacağını düşünmek ya da öngörmek anlamındadır: kişi uzun bir yolculuğun gerekli olacağını sanmıştır. Bu başlangıç, ana cümlenin daha sonra tersine çevireceği bir beklenti oluşturur. A lengthy trek uzun ve zahmetli bir yolculuktur; bu yüzden sonraki keşif daha kolay ve sevindirici görünür.

Alıştırma

Başlangıcı tamamlamak için expect fiilinin -ing biçimini kullanın: After ____ a long delay, Maya was relieved to see the train arrive on time.

Cevabı göster

expecting

you're pleased to discover the giant is only turning 12. Kalıp ifadeler

4:10

devin sadece 12 yaşına girdiğini keşfetmek seni sevindiriyor.

Kalıp ifadeler

be pleased to discover: yeni bir gerçeği öğrenince olumlu tepki vermek

Be pleased to discover, bir şeyi öğrendiğinizde mutlu, memnun veya rahatlamış hissetmek anlamına gelir. Pleased olumlu tepkiyi verir; discover ise daha önce bilinmeyen bir gerçeği sunar. Bu cümlede olumlu duygu, durumun beklenenden daha az zor olduğunun anlaşılmasından sonra gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be pleased to discover (that) + yeni bilgidir.

Alıştırma

Cümleyi pleased to discover hedef ifadesiyle ve be fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ that the lost dog was safe.

Cevabı göster

were pleased to discover

You hurry to change into slightly more inconspicuous clothing, Öbek fiiller

4:15

Aceleyle biraz daha göze çarpmayan kıyafetler giyiyorsun,

Öbek fiiller

change into slightly more inconspicuous clothing: biraz daha az dikkat çeken kıyafetler giymek

Change into + giysi, kişinin üzerindeki kıyafetleri çıkarıp into sözcüğünden sonra belirtilen kıyafetleri giymesi demektir. Bu cümlede bir kıyafetten başka bir kıyafete geçiş anlatılır; başka bir kişiye veya şeye dönüşmek anlamına gelmez. Slightly more inconspicuous clothing, önceki kıyafete göre biraz daha az dikkat çeken giysiler demektir. Slightly karşılaştırmanın derecesini yumuşatır; inconspicuous ise «görünmez» değil, «dikkat çekmeyen» anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan öbek fiil ve sıfatla tamamlayın: To attract less attention, Lee hurried to ____ slightly more ____ clothing.

Cevabı göster

change into · inconspicuous

chisel up some enormous chocolate numbers,

4:19

devasa çikolata sayılarını yontuyorsun

and at the party,

4:21

ve partide,

make your own wish Kalıp ifadeler

4:22

kendi dileğini tutuyorsun,

Kalıp ifadeler

make your own wish: kendi dileğini tut

Make a wish, özellikle doğum günü mumlarını üflemeden önceki anlarda dilek tutma eylemini anlatan sabit bir İngilizce ifadedir. Buradaki make, fiziksel olarak bir nesne yapmak anlamına gelmez. Your own vurgu ekler: dilek başka biri tarafından seçilmemeli, kişinin kendisinden gelmelidir. Aynı kalıp kişiye göre make my own wish veya make her own wish şeklinde değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: No one can choose it for you; close your eyes and ____.

Cevabı göster

make your own wish

that you're not downwind when your friend blows out his candles. Notlar

4:24

arkadaşın mumlarını üflerken rüzgarın estiği yönde olmamayı.

Kelime

you're not downwind when: rüzgârın gittiği yönü anlamak

Bu cümlede downwind, havanın arkadaşından uzaklaşarak ilerlediği yönde bulunmak demektir. Bir kişinin veya şeyin downwind tarafındaysan hava o kaynaktan sana doğru gelir ve dumanı, kokuları ya da güçlü bir rüzgârı sana taşıyabilir. you're not downwind when... ifadesi, eylem gerçekleşirken hareket eden havanın yolu üzerinde durmadığını belirtir. Downwind rüzgâr yönünü anlatır; üzgün olmayı ya da yalnızca birinin arkasında durmayı anlatmaz.

Alıştırma

Downwind kullanımının doğru olup olmadığına karar ver: If smoke from a campfire is blowing toward you, you are downwind of the campfire.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Öbek fiiller

blows out his candles: üfleyerek alevi söndürmek

Burada blow out, bir aleve üfleyerek onun yanmasını durdurmak demektir. blows out his candles ifadesi, arkadaşının nefesini kullanarak mumlarının alevlerini söndürdüğünü anlatır. Out sonucu belirtir: alevler artık yanmıyordur. Mumların dışarı doğru üflendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Üfleyerek söndürmek” anlamındaki öbek fiille yönergeyi tamamla: Take a deep breath and ____ the candles.

Cevabı göster

blow out

Or maybe you wish for a highly interactive math and science platform

4:27

Ya da belki son derece etkileşimli bir matematik ve bilim platformu diliyorsundur,

that can help you develop your quantitative and analytical skills. Kalıp ifadeler

4:31

nicel ve analitik becerilerini geliştirmene yardımcı olabilecek.

Kalıp ifadeler

help you develop...: nicel ve analitik becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olmak

Help + kişi + fiilin yalın hâli, o kişinin bir şeyi yapmasını kolaylaştırmak anlamına gelir. Burada help you develop, “zaman içinde geliştirmenize yardımcı olmak” demektir. Develop, skills ile doğal bir eşleşmedir; burada yazılım geliştirmek anlamına gelmez. Quantitative skills; sayılar, miktarlar ve verilerle çalışma becerileridir. Analytical skills ise bilgiyi inceleme, örüntü bulma ve sonuca varma becerileridir. İfade, platformun güçlendirmeyi amaçladığı iki beceri türünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi help you ve skills ile doğal olarak kullanılan fiille tamamlayın: This workshop can ____ your analytical skills.

Cevabı göster

help you develop

Well,

4:35

Eh,

wish granted. Deyimler

4:36

dileğin kabul oldu.

Deyimler

Wish granted: bir dileğin yerine getirileceğini duyurmak

Wish granted, “dilediğin şey şimdi sağlanıyor” anlamına gelen kısa ve kalıplaşmış bir yanıttır. Your wish is granted veya Your wish has been granted şeklinde genişletilebilir; kısa kalıpta özne ve yardımcı fiil söylenmez. Genellikle az önce dile getirilen bir istek veya dileğe cevap verir ve eğlenceli, biraz sihirli bir etki yaratır. Burada daha önce sözü edilen öğrenme platformu dileğini, istenen şeyin mevcut olduğuna dair kendinden emin bir söze dönüştürür.

Alıştırma

Eğlenceli yanıtı kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: You wanted an extra ten minutes? ____.

Cevabı göster

Wish granted

Brilliant has an incredible and ever-growing library of courses.

4:37

Brilliant'ın inanılmaz ve sürekli büyüyen bir kurs kütüphanesi var.

Visit brilliant.org/teded today and get 20% off a year of STEM learning.

4:41

Bugün brilliant.org/teded adresini ziyaret edin ve bir yıllık STEM öğreniminde %20 indirim kazanın.