KULAK Küpeleri -- LÜT #26: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Hızlı tur; yaşam saati, yiyecek gereçleri, kağıt işleri ve sakal aksesuarlarını satış diliyle ve kelime oyunlarıyla birbirine bağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. by a factor of 61,320. — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: yavaşlama oranını son değerle karıştırmadan ölçün. 2. two of a kind — Deyimler ve mecazlı ifadeler: unique ile bilinen sözün ayrılabilen yüzükleri satmak için nasıl değiştiğini görün ve reklam tekniğini tanıyın. 3. why roll your sushi when you could pack up this device and have a sushi bazooka? — Konuşma edimbilimi ve tutum: normal yöntemi reddeden retorik soruyu tanıyın; could sözcüğünü geçmiş yetenek değil seçenek olarak anlayıp ikna tonunu yakalayın.
Bu derste
A bird house that looks like a surveillance camera and Mr. Spock-topus. It's episode 26 of LÜT. Now here's a perfume designed to make you smell like a book
0:00Güvenlik kamerasına benzeyen bir kuş evi ve Mr. Spock-topus. LÜT'ün 26. bölümündeyiz. İşte sizi kitap gibi kokutmak için tasarlanmış bir parfüm
and generate offers a limited edition life wall clock. Kalıp ifadeler
0:14ve Generate da sınırlı üretim bir ömür duvar saati sunuyor.
limited edition: sınırlı sayıda çıkarılan sürüm
Limited edition, sınırlı miktarda üretilen veya yalnızca belirli bir süre piyasaya çıkarılan bir sürüm için kullanılan kalıplaşmış bir ürün ifadesidir. Bu cümlede saati az bulunan bir ürün olarak tanıtır; limited, saatin yeteneklerinin kısıtlı olduğu anlamına gelmez. Edition tek bir ürünü değil, belirli bir sürümü veya piyasaya çıkış biçimini ifade eder. Aynı ifade kitap, baskı, giysi, koleksiyon ürünü ve etkinlik ürünlerinin sürümleri için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bilinçli olarak sınırlı sayıda piyasaya çıkarılan bir sürümü belirten kalıplaşmış ürün ifadesiyle tamamlayın: Only 200 copies of the signed print will be made, so it is a ____.
Cevabı göster
limited edition
It's just like a normal clock except slowed down by a factor of 61,320. Kalıp ifadeler
0:19Tıpkı normal bir saat gibi, yalnızca 61.320 kat yavaşlatılmış.
by a factor of 61,320: değişimin çarpımsal büyüklüğü
By a factor of 61,320, değişimin büyüklüğünü bir oran olarak verir. Slowed down azalma yönünü belirttiği için saatin hızı, normal hızın 61.320'ye bölünmüş hâlidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, bir değişim ifadesinin ardından by a factor of ve bir sayının gelmesidir. By değişimin büyüklüğünü, to ise nihai bir değer veya seviyeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi çarpımsal değişim bildiren ifadeyle tamamlayın: After the redesign, energy use fell ____ five.
Cevabı göster
by a factor of
Every number represents a year and it's meant to go around once in the average person's life. Dilbilgisi
0:27Her sayı bir yılı temsil ediyor ve ortalama bir insan ömrü boyunca yalnızca bir tur atacak şekilde tasarlanmış.
it's meant to: amaçlanan tasarım veya işlev
Be meant to + fiilin yalın hâli, bir kişinin ya da şeyin niyet, tasarım veya plan gereği ne yapmasının amaçlandığını anlatır. Burada saatin tasarımından söz edilir: Saatin ortalama bir insanın ömrü boyunca bir tur tamamlaması amaçlanmıştır. Bu yapı yalnızca gelecekte ne olacağını tahmin etmez. Düzenlemenin arkasındaki amacı veya planı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tasarım amacını gösteren doğru be meant to biçimiyle tamamlayın: This safety switch ____ stop the machine if the door opens.
Cevabı göster
is meant to
Keep your head warm by making your own knitted brain hat,
0:34Kendi beyin biçimli örgü berenizi yapıp başınızı sıcak tutun,
but if you prefer ears, put some ears on your ears
0:37ama kulakları tercih ederseniz kulaklarınıza birer kulak takın
or around your neck or on your finger or how about a mouth? Ton ve niyet
0:42ya da boynunuza veya parmağınıza takın; peki ya bir ağız?
how about: başka bir seçenek önermek
How about a mouth? cümlesinde how about, değerlendirilmek üzere bir seçenek daha sunar: ağız biçiminde bir nesne. Önceki sıralamayı devam ettirir ve dinleyiciyi bu seçeneği hayal etmeye veya ona tepki vermeye çağırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, bir seçenek sunmak için How about + isim öbeği?, bir eylem önermek için How about + -ing? veya How about we + fiilin yalın hâli? biçimindedir. Burada gerçek bir ağzın durumu sorulmuyor.
Alıştırma
Bir arkadaşına saklambaç oynamayı önermek istiyorsun. Cümleyi hedef ifadeyle tamamla: ____ a game of hide-and-seek?
Cevabı göster
How about
Daha güçlü ve doğrudan bir sonuç getiren In fact
Bu cümlede In fact bir söylem belirtecidir. Kanıt sunmaz veya ciddi bir biçimde bir gerçeği ilan etmez. Konuşanın önceki ayrıntılı hazırlığı daha basit ve doğrudan bir sonuçla değiştirdiğini gösterir: just get a nose ring. Genel olarak in fact bir beklentiyi düzeltebilir, önceki ifadeyi güçlendirebilir veya ana fikri daha güçlü biçimde yeniden ifade edebilir. Sonraki bilginin önce söylenenlerle ilişkisini dinleyiciye gösterir.
Alıştırma
Örnek cümlede In fact ne işe yarıyor?
- In fact burun halkalarının var olduğunu kanıtlayan ayrıntılı deliller sunar.
- In fact sonraki sözlerin konuyla ilgisiz bir örnek olduğunu gösterir.
- In fact önceki hazırlığı daha basit ve doğrudan bir öneriye dönüştürür.
- In fact konuşanın öneriden emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
In fact önceki hazırlığı daha basit ve doğrudan bir öneriye dönüştürür.
Seriously, here's a poster delineating Fifty Shades of Grey. Kültür
0:55Ciddiyim; işte grinin elli tonunu ayrı ayrı gösteren bir poster.
Fifty Shades of Grey: başlık ve kelime anlamıyla renk ifadesi
Fifty Shades of Grey, yetişkinlere yönelik tanınmış bir kitap ve film serisinin sabit başlığıdır. Cümlede sözcüklerin büyük harfle başlaması bunun bir popüler kültür göndermesi olduğunu gösterir. Espri aynı zamanda sözcüklerin sıradan anlamlarını da etkinleştirir: fifty shades of grey kelime anlamıyla elli farklı gri tonu demek olabilir. Bu tonları ayıran bir poster, ünlü başlığı pratik bir renk kartelasıymış gibi ele alır. Cümleyi anlamak için iki anlamı aynı anda kavramak gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede Fifty Shades of Grey ile ilgili espriyi ne oluşturuyor?
- İfade ünlü bir başlığı adlandırır ve aynı zamanda kelime anlamıyla elli farklı gri tonu olarak okunabilir.
- Grey başlıkta ve sıradan renk sözcüğü olarak kullanıldığında farklı telaffuz edilir.
- İfade evrensel bir elli renk standardının teknik adıdır.
- Poster tamamen aynı resmin elli kopyasını içerir.
Cevabı göster
İfade ünlü bir başlığı adlandırır ve aynı zamanda kelime anlamıyla elli farklı gri tonu olarak okunabilir.
And these plates are perfect for finger food because they are finger-sized. Deyimler
1:00Bu tabaklar da parmak boyutunda oldukları için parmakla yenen atıştırmalıklar için biçilmiş kaftan.
finger food ... finger-sized: kalıplaşmış ifadeden gerçek boyuta
Finger food, çatal bıçak kullanmadan elle alınıp yenebilen küçük yiyecekleri anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Finger, yiyeceğin nasıl yendiğini belirtir; yiyeceğin parmaklardan yapıldığı anlamına gelmez. Finger-sized, yaklaşık bir parmak büyüklüğünde anlamına gelen, sözcüğü gerçek anlamıyla kullanan birleşik bir sıfattır. Finger sözcüğünün önce kalıplaşmış bir ifadede, sonra gerçek bir ölçü olarak tekrarlanması eğlenceli bir anlam dönüşü oluşturur: Küçük tabaklar finger food için uygundur ve kendileri de parmak büyüklüğündedir.
Alıştırma
Cümledeki kelime oyununu oluşturan nedir?
- Her iki ifade de yiyeceklerin ve tabakların parmak şeklinde olduğunu söyler.
- Finger-sized, tabakların yalnızca çocuklar için tasarlandığı anlamına gelir.
- Finger food içinde finger elle yemeyi anlatır; finger-sized içinde ise gerçek anlamıyla büyüklüğü belirtir.
Cevabı göster
Finger food içinde finger elle yemeyi anlatır; finger-sized içinde ise gerçek anlamıyla büyüklüğü belirtir.
use this crust cutter to turn it into two dolphins and a heart. Dilbilgisi
1:08bu ekmek kabuğu kesicisiyle onu iki yunusa ve bir kalbe dönüştürün.
if you're going to be making: if yan cümlesinde beklenen bir etkinlik
Kalıp if + özne + be going to + be + -ing şeklindedir. You're içinde kısaltılan ilk be, be going to yapısına aittir ve durumu geleceğe yerleştirir; ikinci be ise be making ilerleme yapısını oluşturur. Buradaki if yan cümlesi, sandviç yapmayı dinleyicinin planlarında zaten bulunan ve yakında gerçekleşmesi beklenen bir etkinlik olarak ele alır. İlerleme yapısı bunu gelişmekte olan bir süreç gibi sunarak ana cümledeki tavsiyeye doğal bir zemin hazırlar. İkinci be ve making gereksiz tekrar değildir.
Alıştırma
Cümleyi, you öznesi için be going to yapısının kısaltılmış gelecek ilerleme biçimi ve make fiiliyle tamamlayın: If ____ lunch for a large group, prepare the fillings first.
Cevabı göster
you're going to be making
turn + nesne + into + sonuç
Turn + nesne + into + sonuç yapısı, nesneyi değiştirip ya da yeniden şekillendirip belirtilen sonuca dönüştürmek anlamına gelir. Burada it kesilen sandviçi, two dolphins and a heart ise kesicinin oluşturduğu şekilleri ifade eder. Into burada bir yerin içine doğru hareketi değil, biçim veya durum değişikliğini gösterir. Nesne turn sözcüğünden, ortaya çıkan biçim ise into sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Kutunun yeni bir biçime dönüşmesini gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: With a little paint, we can turn the box ____ a playhouse.
Cevabı göster
into
too early for + isim
Too early for + isim, içinde bulunulan zamanın o şey için uygun sayılan zamandan önce olduğunu belirtir. Burada konuşan kişi sandviçi daha sonra yenecek bir yiyecek olarak görür; bu yüzden şimdi yemek zamanından önce olur. Too, aşırılık veya uygunsuzluk anlamı ekler: yalnızca saatin erken olduğunu değil, durum için kabul edilebilir ya da uygun olan zamandan daha erken olduğunu anlatır.
Alıştırma
Henüz uygun zaman olmadığını belirten üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: It is only six in the morning, so it is ____ birthday cake.
Cevabı göster
too early for
cereal killer: sese dayalı bir kelime oyunu
Bu cümlede cereal killer, kahvaltılık gevrek yiyen biri için kullanılan şakacı bir addır. serial killer ifadesinin sesini ve kalıbını taklit eder; ancak cereal sözcüğü konuyu suçtan kahvaltılık gevreğe çevirir. Şaka, dinleyicinin önce tanıdık serial killer ifadesini fark etmesi, ardından kahvaltı bağlamından yararlanarak aynı sesleri cereal killer şeklinde yeniden yorumlamasıyla oluşur. Bu, o an için üretilmiş bir kelime oyunudur; standart bir meslek adı veya gerçek anlamda şiddet içeren bir iddia değildir.
Alıştırma
Cümlede cereal killer neden komiktir?
- Çünkü serial killer ile aynı duyulur ama kahvaltılık gevrek yemeyi anlatır.
- Çünkü gevrek üreten birinin resmî meslek adıdır.
- Çünkü konuşmacı kahvaltılık gevreğin tehlikeli olduğu konusunda uyarıda bulunur.
Cevabı göster
Çünkü serial killer ile aynı duyulur ama kahvaltılık gevrek yemeyi anlatır.
Bir nesnenin gündelik adı olarak little number
Burada little number, ilginç veya çekici bir nesneyi tanıtmanın gündelik bir yoludur. Ardından gelen two rings that come attached at the middle açıklaması, nesnenin ne olduğunu belirtir. Number burada rakam veya miktar anlamına gelmez. Gündelik betimlemelerde a number, belirli bir şeyi; özellikle dikkat çekici bir kıyafeti, nesneyi, müzik parçasını veya gösteriyi ifade edebilir. Little ise tam bir boyut belirtmek yerine hafif ve çoğu zaman sevecen bir ton katar.
Alıştırma
Cümleyi ‘dikkat çekici bir nesne’ anlamına gelen iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: The shop owner held up a sparkling scarf and called it a ____.
Cevabı göster
little number
have perfectly matching unique two of a kind rings. Deyimler
1:32birbiriyle kusursuz eşleşen, türünün tek örneği iki yüzüğe sahip oluyorsunuz.
snap them apart: hızlı bir hareketle ayırmak
Bu cümlede snap them apart, birbirine bağlı iki yüzüğü hızlı ve güçlü bir bükme ya da çekme hareketiyle ayırmak anlamına gelir; bu sırada küçük ve keskin bir kopma sesi duyulabilir. Buradaki snap, ayırma biçimini anlatır; fotoğraf çekmek ya da parmak şıklatmak anlamına gelmez. Snap apart ayrılabilen bir öbek fiildir. them gibi bir nesne zamiri kullanıldığında zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: snap them apart denir, snap apart them denmez.
Alıştırma
snap apart ifadesini kullanıp zamiri doğru yere koyun: These two plastic pieces are joined. To separate them with a quick, sharp action, ____.
Cevabı göster
snap them apart
so that: amaç belirtmek
Burada so that, yüzükleri ayırmanın amacını veya hedeflenen sonucunu belirtir: bu hareket, iki kişinin birbiriyle eşleşen yüzüklere sahip olmasını mümkün kılar. Kullanılabilir kalıp eylem + so that + özne + fiil şeklindedir. Eylemden sonra tam bir yan cümle ekleyerek “hangi amaçla?” sorusuna cevap verir.
Alıştırma
Amacı belirten iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: I put the crayons on the low shelf ____ the children could reach them.
Cevabı göster
so that
two of a kind: benzersizlik dokunuşu taşıyan eşleşen bir çift
Two of a kind genellikle birbirine çok benzeyen iki kişiyi veya şeyi, özellikle de alışılmadık bir ortak özellik taşıdıklarında anlatır. Buradaki ifade, “benzersiz” anlamına gelen one of a kind ile de söz oyunu yapar. Birbiriyle eşleşen iki yüzük olduğu için reklam one yerine two kullanır: yüzükler bir çift oluşturur, ancak bu çift yine de özel olarak sunulur.
Alıştırma
“unique two of a kind rings” ifadesindeki temel söz oyunu nedir?
- Yüzükler yalnızca saati öğrenmek için kullanılabilir.
- İki yüzüğün birbiriyle hiçbir ilişkisi yoktur.
- Yüzükler eşleşen bir çifttir ve ifade, benzersizliklerini vurgulamak için one of a kind sözünü de çağrıştırır.
- Kind sözcüğü yüzüklerin nazik olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Yüzükler eşleşen bir çifttir ve ifade, benzersizliklerini vurgulamak için one of a kind sözünü de çağrıştırır.
Time moves under this watch's face crossing the red present line. Kelime
1:37Bu saatte zaman, kadranın altında ilerleyip kırmızı ‘şimdi’ çizgisini geçiyor.
present: şu anda yaşanan zaman
Burada isim olan present, şu anda yaşanan zamanı ifade eder. Kırmızı çizgi, geçmiş olan zamanla henüz yaşanmamış zaman arasındaki noktayı gösterir. present line ifadesinde present, çizginin neyi temsil ettiğini belirtir. Hediye veya bir şeyi gösterme eylemi anlamına gelmez.
Alıştırma
“The red line marks the present,” cümlesinde present ne anlama gelir?
- Bir şeyi göstermek
- Bir hediye
- Bir yerde bulunmak
- Şu anda yaşanan zaman
Cevabı göster
Şu anda yaşanan zaman
faded away: giderek kaybolma
Bu cümlede faded away, bir şeyin giderek daha az görünür hâle gelip sonunda artık görülememesi anlamındadır. Saat ekranının geçmişi uzaklaşıyormuş gibi göstermesini anlatır; geçmişin gerçek anlamda artık var olmadığını ileri sürmez. Fade away öbek fiili, kaybolmayı bir süreç olarak sunar. Ayrıca bir sesin, ışığın, anının, duygunun veya etkinin giderek zayıflayıp sonunda yok olmasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi fade away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the final note grew quieter, it ____.
Cevabı göster
faded away
carry your sandwiches in disguise bags. Deyimler
1:49sandviçlerinizi kamuflajlı poşetlerde taşıyın.
in disguise: gizlenmiş kimlik veya görünüş
Bu cümlede in disguise, sandviçlerin normal görünüşleri kamuflajlı çantalarla gizlenmiş hâlde taşınmasını anlatır. Bir kılığın içinde bulunmak anlamında bir yeri değil, bir durumu ifade eder. Daha genel olarak, in disguise olan bir kişinin veya şeyin olağan kimliği ya da gerçek niteliği değiştirilmiş veya yanıltıcı bir görünüşle gizlenmiştir. İfade gerçek, eğlenceli veya mecazi anlamda kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi kimliği gizlenmiş olarak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The famous singer entered the theater ____, so nobody recognized her.
Cevabı göster
in disguise
And rock in a rocking chair designed to generate electricity while you rock. Deyimler
1:52Sallanırken elektrik üretecek şekilde tasarlanmış bir sallanan sandalyede sallanın.
rock ... rocking ... rock: aynı sözcük ailesinin tekrarı
Burada rock, “yavaşça öne ve arkaya hareket etmek” anlamına gelen bir fiildir. Rocking, rocking chair birleşik adında kullanılan -ing biçimidir; sondaki rock ise yeniden fiil görevindedir. Rock sözcük ailesinin tekrarı sandalyeyi, sallanma hareketini ve elektrik üretme eylemini birbirine bağlar. Açıklamaya eğlenceli bir ritim verir; buradaki kullanımların hiçbiri taş veya rock müzik anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede tekrarlanan rock biçimlerini en iyi hangi açıklama anlatır?
- İlk rock, rock müzik anlamındadır; rocking ise sandalyeyi anlatır.
- İlk rock taş, son rock ise rock müzik anlamındadır.
- Üç biçim de öne ve arkaya sallanmayla ilgilidir ve tekrar cümleyi eğlenceli kılar.
Cevabı göster
Üç biçim de öne ve arkaya sallanmayla ilgilidir ve tekrar cümleyi eğlenceli kılar.
don't do it alone with these sheets which have a fake little dog on them to keep you company. Kalıp ifadeler
2:05bunu yalnız yapmayın; üzerinde size eşlik edecek sahte, minik bir köpek bulunan bu çarşafları kullanın.
keep you company: yalnız hissetmemesi için birinin yanında kalmak
Keep someone company, bir kişinin kendini yalnız hissetmemesi için onun yanında kalmak veya onunla zaman geçirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Keep you company ifadesinde you, kendisine eşlik edilen kişidir. Burada sahte bir köpek resmi, mizahi biçimde bir arkadaş gibi gösterilir. Company burada şirket değil, arkadaşlık veya eşlik etme anlamındadır; keep de bir şeyi saklamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “yalnız kalmaması için onun yanında olmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Maya was nervous in the waiting room, so I stayed to ____.
Cevabı göster
keep her company
The goofy eyes on this clock tell you the time.
2:11Bu saatin komik gözleri size zamanı gösteriyor.
Bilinen bir çift için the one ... the other
Bu cümlede the one, dinleyenin solundaki gözü; the other ise geriye kalan tek gözü belirtir. One, tekil ve sayılabilen bir ismin yerini tuttuğu için konuşmacının eye sözcüğünü tekrarlaması gerekmez. the one ... the other kalıbı, bilinen bir çifti düzenler: önce üyelerden biri belirlenir, ardından ikincisi geriye kalan üye olarak gösterilir. Her iki üye de bağlamdan belirlenebildiği için the kullanılır.
Alıştırma
Bilinen bir çiftte belirlenen üyeyi ve geriye kalan üyeyi gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: There are only two bags. ____ by the door is mine, and ____ is yours.
Cevabı göster
The one · the other
This gumball tastes like apple cobbler,
2:18Bu sakız topunun tadı elmalı cobbler tatlısını andırıyor,
but it's just the dessert in your TV dinner gum set. Kültür
2:21ama TV yemeği sakız setinizdeki tatlıdan ibaret.
Amerikan usulü hazır yemek anlamındaki TV dinner
TV dinner, Amerikan İngilizcesinde tek porsiyonluk paket hâlinde satılan hazır yemek için kullanılan bir terimdir. Geleneksel olarak dondurulur, bölmeli bir kaba yerleştirilir ve yenmeden önce ısıtılır. Bu ifade bir yemek türünü belirtir; televizyon izlerken yenen herhangi bir akşam yemeği anlamına gelmez. Burada sakız seti, tam bir TV dinner içindeki farklı yemekleri veya yiyecekleri taklit eder.
Alıştırma
Amerikan İngilizcesinde TV dinner normalde neyi belirtir?
- Yenmeden önce ısıtılan paketlenmiş hazır bir yemek
- Birisi televizyon izlerken yenen herhangi bir yemek
- Akşam yemeği pişirmeyle ilgili bir televizyon programı
Cevabı göster
Yenmeden önce ısıtılan paketlenmiş hazır bir yemek
These two are flavored like roast beef and buttered corn.
2:24Bu ikisinin tadıysa rozbif ve tereyağlı mısır.
And these envelopes are fruit flavored when you lick them to stick them. Dilbilgisi
2:28Bu zarfları kapatmak için yaladığınızda meyve tadı geliyor.
lick them to stick them: amaç belirtmek için to kullanımı
Bu cümlede lick them eylemi, to stick them ise bu eylemin amacını belirtir: Zarflar yapışıp kapansın diye yalanır. Aktarılabilir kalıp, amaç belirtmek için eylem + to + fiilin yalın hâlidir. İki them de zarfları gösterir. Buradaki stick, onları yapıştırmak veya kapatmak anlamına gelen bir fiildir; çubuk anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Amaç ifadesini stick fiiliyle tamamlayın: Leo licked the stamp ____ it to the envelope.
Cevabı göster
to stick
a bathroom mist designed to smell like a baby's head.
2:32bebek başı gibi kokmak üzere tasarlanmış bir banyo spreyi.
thermally insulated: ısı aktarımını yavaşlatmak için tasarlanmış
Thermally insulated, ısının içeri veya dışarı hareketini yavaşlatan malzeme ya da katmanlarla yapılmış bir nesneyi tanımlar. Burada çantanın türünü ve şarabı hızlı sıcaklık değişimlerinden korumaya neden yardımcı olabileceğini açıklar. Thermally, insulated sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade özellikle ısıyla ilgilidir. Insulated tek başına elektrik, ses veya başka bir aktarım türüne karşı korumayı da anlatabilir; türü bağlam belirler.
Alıştırma
Bir yemek kutusunun, ısının içeri girmesini veya dışarı çıkmasını yavaşlatan kalın köpük duvarları var, ancak ısıtma ya da soğutma sistemi yok. En doğru tanım hangisidir?
- temperature-controlled
- electrically insulated
- thermally insulated
Cevabı göster
thermally insulated
Uygun bir amacı anlatan great for + -ing yapısı
great for transporting wine ifadesinde great yalnızca “mükemmel” değil, “çok uygun veya kullanışlı” anlamındadır. for edatı, yalıtımlı çantanın kullanım amacını tanıtır. Amaç bir faaliyet olduğunda great for + fiilin -ing biçimi kullanılır: great for transporting. Bu yapı; bir aracın, yerin, yöntemin veya durumun neye uygun olduğunu değerlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
great for ve keep fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This insulated bottle is ____ water cold on long trips.
Cevabı göster
great for keeping
And you can frighten people when you sip from your cracked mug full of Death Wish Coffee, Kalıp ifadeler
2:45Ayrıca çatlak kupanızdaki Death Wish Coffee'den bir yudum alarak insanları korkutabilirsiniz,
sip from + bir kap
sip from your cracked mug ifadesinde sip, her seferinde küçük bir miktar içmek anlamına gelir; from ise içeceğin çıktığı kabı tanıtır. from sonrasındaki öge coffee değil, mug sözcüğüdür. Kap önemli olduğunda sip from + kap yapısını kullanın: sip from a cup, bottle veya glass. İçeceği doğrudan adlandırırsanız sip coffee örneğindeki gibi sip + içecek kullanın.
Alıştırma
sip from ile tamamlayın: The cocoa is still hot, so ____ the mug slowly.
Cevabı göster
sip from
a special roast guaranteed to be the strongest coffee you've ever tasted Dilbilgisi
2:52şimdiye dek tattığınız en sert kahve olduğu garanti edilen özel bir kavrum,
guaranteed to be ... the strongest ... you've ever tasted ifadesindeki garanti vurgusu
guaranteed to be yapısında guaranteed, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman sıfat-fiilidir. to be sonrasındaki sonucu satıcının güvenle garanti ettiği bir şey olarak sunar. The strongest en üstünlük derecesidir. you've ever tasted yan cümlesi, karşılaştırmayı dinleyenin bugüne kadar tattığı bütün kahvelerle sınırlar. Burada strong, daha sonra lezzet ve kafein olarak açıklanan yoğunluğu anlatır; en iyi kalite anlamına gelmez.
Alıştırma
Ürün iddiasını dersteki garanti edilen sonuç yapısıyla tamamlayın: This new hot sauce is ____ the spiciest you've ever tried.
Cevabı göster
guaranteed to be
both in terms of flavor and caffeine content. Anlatım akışı
2:57hem lezzet hem de kafein miktarı bakımından.
both in terms of flavor and caffeine content ile iki ölçüt belirtme
In terms of, bir şeyi değerlendirmek için kullanılan yönü tanıtır. Burada kahvenin tam olarak hangi açılardan strong olduğunu açıklar: lezzet ve kafein içeriği. Both ... and bu iki ölçütü paralel ögeler olarak gruplandırır. Yeniden kullanılabilen both in terms of A and B kalıbı, iki ayrı ölçütü adlandırarak genel bir iddiayı daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, planın iki ayrı ölçüte göre değerlendirildiğinde başarılı olduğunu açıkça söyler?
- The plan works because of its low cost and high speed.
- The plan works both in terms of cost and speed.
- The plan works instead of focusing on cost and speed.
Cevabı göster
The plan works both in terms of cost and speed.
Your iPhone can snap into this little guy to become your pet
3:01iPhone'unuzu bu küçük adama takınca evcil hayvanınız oluyor
and these urine sample bottles contain a delicious yellow liquid candy.
3:05ve bu idrar numunesi şişelerinin içinde leziz, sarı bir sıvı şekerleme var.
Quiet down the baby with a pacifier that puts a mustache under his nose. Öbek fiiller
3:10Burnunun altında bıyık oluşturan bir emzikle bebeği sakinleştirin.
Quiet down the baby: geçişli fiil olarak quiet
Quiet down the baby ifadesinde quiet down, bebeği sakinleştirmek veya daha az gürültülü hâle getirmek, özellikle de ağlamasını durdurmaya yardımcı olmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Burada quiet sıfat değil, fiil görevi görür. Anlam, bir cihazın sesini kısmak değil, bir kişiyi sakinleştirmektir. Bu cümlede the baby isim nesnesi down parçacığından sonra gelir; kalıp quiet down + someone şeklindedir.
Alıştırma
Dersinizdeki öbek fiille yönergeyi tamamlayın: Please ____ the frightened child before the doctor arrives.
Cevabı göster
quiet down
This straw building kit allows you to make your own custom straws for mixing and sharing drinks Dilbilgisi
3:15Bu pipet yapım setiyle içecekleri karıştırıp paylaşmak için kendi özel pipetlerinizi yapabilirsiniz
allows you to + fiil
allows you to yapısında allows fiilinden sonra you nesnesi ve ardından to'lu mastar make gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X allows someone to do something şeklindedir. Burada ifade, resmî izin vermeyi değil, setin kullanıcıya bir şey yapma imkânı veya fırsatı sunduğunu anlatır. Ürün açıklamalarında allow çoğu zaman bir tasarımın ya da özelliğin bir eylemi mümkün kılması anlamına gelir.
Alıştırma
Ürün açıklamasını dersteki yapıyla tamamlayın: This app ____ track your spending in real time.
Cevabı göster
allows you to
and use these fine disposable paper cups or use an R2D2 mug
3:24bu zarif tek kullanımlık kâğıt bardakları, bir R2D2 kupasını
“the seven deadly sins” ifadesinin kültürel anlamı
“the seven deadly sins” ifadesi, Hristiyan geleneğinde yedi temel insani kusuru anlatan kalıplaşmış bir terimdir. Bu cümlede her gözlük tasarımı bu günahlardan birini simgeler; deadly geleneksel adın bir parçasıdır ve gözlüklerin ölümcül olduğu anlamına gelmez. Konuşmacı yalnızca dört tanesini söyler: pride, sloth, gluttony ve wrath. Bu nedenle örnekler yedi günahın tam listesi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “the seven deadly sins” neyi ifade ediyor?
- Hristiyan geleneğindeki yedi temel insani kusur grubu
- Gözlüklerdeki yedi tehlikeli kusur
- Gözlük üretmek için yedi kural
Cevabı göster
Hristiyan geleneğindeki yedi temel insani kusur grubu
“For instance,” ile genel bir düşünceden örneklere geçmek
“For instance,” ardından gelen şeyin az önce sözü edilen daha geniş düşüncenin bir örneği olduğunu gösterir. Burada genel kategori olan “the seven deadly sins” ifadesinden pride, sloth, gluttony ve wrath gibi belirli üyelere geçiş yapar. Örnekler sunduğu için bu dört öğenin listenin tamamını oluşturduğunu söylemez. Bu işaret, dinleyenlerin ve okuyanların genelden özele geçişi fark etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Listenin tamamını verdiğini iddia etmeden tek bir örnek sunan ifadeyi seçin: Some school clubs meet outdoors. ___ the gardening club works in the courtyard.
- For instance,
- As a result,
- Namely,
Cevabı göster
For instance,
and use them to print a 3D action figure head of your face.
3:47bunlarla yüzünüze benzeyen bir 3D aksiyon figürü başı basan bir şirket.
The smallest size can be used on LEGO dudes.
3:51En küçük boyu LEGO minifigürlerinde kullanılabiliyor.
just use this backpack that turns into a basketball hoop.
3:56basketbol potasına dönüşen bu sırt çantasını kullanın.
Or this goopy mud that changes color with your mood.
4:00Veya ruh hâlinize göre renk değiştiren bu yapış yapış çamuru.
when you could pack up this device and have a sushi bazooka? Öbek fiiller
4:05bu aleti doldurup bir suşi bazukasına sahip olabilecekken?
Why A when you could B?: retorik soruyla B'yi önermek
“why A when you could B?” yapısında konuşan kişi gerçekten bir neden sormaz. A sıradan seçeneği belirtirken B, konuşanın daha çekici bulduğu bir alternatifi sunar. Bu cümlede A suşiyi elle sarmak, B ise cihazı toplayıp yanında götürerek bir “suşi bazukasına” sahip olmaktır. Soru, elle yapılan yöntemi şakacı biçimde küçümser ve cihazı önerir. Bu yapıda could geçmişteki bir beceriyi değil, mevcut bir seçeneği belirtir.
Alıştırma
“Why wait in line when you could order online?” cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Sırada beklemenin ayrıntılı nedenini sormak
- Birinin geçmişte internetten sipariş verme becerisinden söz etmek
- İnternetten sipariş vermeyi daha iyi seçenek olarak önermek
Cevabı göster
İnternetten sipariş vermeyi daha iyi seçenek olarak önermek
Pack up: bir cihazı taşınmaya hazır hâle getirmek
Burada pack up, cihazı taşınmaya veya saklanmaya hazır olacak biçimde toplamak ve güvenli şekilde yerleştirmek anlamına gelir. Up, dışarıda ya da kullanımda olma durumundan kaldırılmış olma durumuna geçişi vurgular. Bağlam bu fiziksel anlamı seçtirir. Cihazı bir ürün gibi paketlemek anlamına gelmez ve “çalışmayı durdurmak” şeklindeki günlük anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu dersteki “taşımak üzere kaldırmak” anlamına gelen deyimsel fiille tamamla: The event is over, so let's ____ the sound equipment.
Cevabı göster
pack up
Desktop Gremlins offers easy-to-build templates for fun paper creations, Kelime
4:10Desktop Gremlins, eğlenceli kâğıt eserler için yapımı kolay şablonlar sunuyor:
İsimden önce birleşik sıfat olarak easy-to-build
easy-to-build templates ifadesinde easy-to-build, templates sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgiler easy, to ve build sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Bu el işi bağlamında build, şablonu izleyerek kâğıt çalışmasını birleştirmek anlamına gelir. Dolayısıyla ifade, kullanıcının çalışmayı fazla zorlanmadan yapabileceğini belirtir. Aktarılabilir “sıfat + to + fiil” kalıbı easy-to-use tools ve hard-to-find parts ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
easy, to ve build sözcüklerini doğru birleşik sıfata dönüştürerek cümleyi tamamlayın: This beginner kit includes an ____ paper model.
Cevabı göster
easy-to-build
the winning experiments will be done in outer space live right here on YouTube. Dilbilgisi
4:24kazanan deneyler, tam burada YouTube'da canlı yayımlanarak uzayda gerçekleştirilecek.
Etkinliğin tam adı olarak YouTube Space Lab
YouTube Space Lab, uzay laboratuvarı denilen genel bir yeri değil, bir etkinliğin tam özel adını ifade eder. Büyük harf kullanımı ve çevresindeki açıklama, izleyicinin bu üç sözcüğü tek bir ad olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Sonraki cümle gereken asgari bağlamı verir: kazanan deneyler uzayda gerçekleştirilecek ve YouTube'da canlı gösterilecektir. Bu bağlantı, kâğıt çalışmasının neden special diye tanımlandığını açıklar.
Alıştırma
Bu bölümde YouTube Space Lab neyi ifade ediyor?
- Bir YouTube ofisinin içindeki laboratuvar için kullanılan genel bir terim.
- Kazanan deneyleri uzayda gerçekleştirilecek ve YouTube'da canlı yayınlanacak bir etkinliğin özel adı.
- Videoda gösterilen kâğıt işi şablonunun adı.
Cevabı göster
Kazanan deneyleri uzayda gerçekleştirilecek ve YouTube'da canlı yayınlanacak bir etkinliğin özel adı.
Gelecek zamanda edilgen yapı: will be done
“Will be done”, will + be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Burada done, do fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla ifade, kazanan deneylere gelecekte uygulanacak bir eylemi anlatır. Edilgen yapı, kazanan deneyleri bilgi odağında tutar. Cümle, deneyleri kimin gerçekleştireceğini ana bilgi hâline getirmeden onların yapılacağını söyler.
Alıştırma
Cümleyi do fiilinin gelecek zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The final tests ____ in the lab next week.
Cevabı göster
will be done
let's get beardy: eğlenceli bir geçiş
“Let’s get beardy” kısa ve eğlenceli bir geçiş işlevi görür: finally ile belirtilen hazırlık kısmını kapatır ve izleyiciyi sakal temalı son bölüme davet eder. let’s get + sıfat kalıbı çoğu zaman “daha X olalım veya X gibi davranalım” anlamına gelir. Burada beardy, beard sözcüğünden oluşturulmuş esprili bir sıfattır. Bu bağlamda cümle, “sakalla ilgili şeylere geçelim” demektir; “herkes gerçekten sakal bıraksın” anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşmacının burada “let's get beardy” ile yaptığı şeyi en iyi hangisi açıklar?
- Sakalların tehlikeli olduğuna dair bir uyarı
- Herkese sakal bırakması için ciddi bir talimat
- Sakal temalı bir bölüme eğlenceli bir geçiş
- Beard sözcüğünün resmî bir tanımı
Cevabı göster
Sakal temalı bir bölüme eğlenceli bir geçiş
Son öğeyi tanıtmak için “last but not least”
Last but not least, bir listedeki son kişiyi veya öğeyi tanıtan kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Önem sırasını değil, listedeki konumu belirtir: Son öğenin öncekiler kadar önemli olduğu açıkça vurgulanır. Burada ürün dizisini tamamlar ve konuşmacının son bir ürüne geçtiğini gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “last but not least, + son öğe” şeklindedir.
Alıştırma
Son grubu önemsiz göstermeden tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: “We thanked the sponsors and speakers, and ____, our community volunteers deserve special thanks.”
Cevabı göster
last but not least
“Beer/beard” içindeki sözcük oyunu
Beer/beard içindeki eğik çizgi, bilinçli bir sözcük oyunu oluşturur. Beer içeceğin, beard ise yüzdeki sakalın adıdır; bu etiket okuyucudan birini seçmesini değil, iki anlamı aynı anda düşünmesini ister. Beer cozy, bir kutu ya da şişenin çevresine geçirilen yalıtımlı bir kılıftır. Beard okuması, ürünün bu sıradan işlevini sakal temasıyla birleştirerek şakayı oluşturur.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz seçeneği seçin. Anahtar sözcüğün sonunda /d/ olup olmadığına odaklanın.
- His beer was getting wet.
- His beard was getting wet.
Cevabı göster
His beard was getting wet.
Amazing, right? — right? ile onay istemek
Amazing güçlü ve olumlu bir değerlendirme bildirir. Sondaki kısa right? ifadesi dinleyiciyi katılmaya çağırır; cümlenin yaklaşık anlamı “Harika, değil mi?”dir. Bu tarafsız bir soru değildir. Konuşan kişi ortak bir heyecan bekler ve değerlendirmeyi karşılıklı bir etkileşime dönüştürmek için right? kullanır.
Alıştırma
Amazing, right? cümlesinde right? ne işe yarar?
- Amazing kelimesinin doğru yazılıp yazılmadığını sorar.
- Sağa doğru hareket edilmesini söyler.
- Dinleyiciyi olumlu değerlendirmeye katılmaya çağırır.
Cevabı göster
Dinleyiciyi olumlu değerlendirmeye katılmaya çağırır.
Well, for more cool things you can actually own,
4:45Gerçekten sahip olabileceğiniz daha fazla havalı şey görmek için
I highly suggest watching Naomi Kyle's show Cheap, Cool, Crazy. Kalıp ifadeler
4:47Naomi Kyle'ın Cheap, Cool, Crazy programını izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
highly suggest watching: suggest + -ing kalıbı
highly suggest watching ifadesi, izleme eylemini güçlü biçimde önermek demektir. Highly önerinin gücünü artırır. Suggest fiilinden hemen sonra bir eylem geliyor ve eylemi kimin yapacağı belirtilmiyorsa suggest + -ing kullanılır. Burada önerilen eylem watching'dir.
Alıştırma
Cümleyi suggest sonrasında watch fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: For movie night, I highly suggest ____ this documentary.
Cevabı göster
watching
which is full of original programming for nerds like us. Notlar
4:54orası bizim gibi nerdlere yönelik özgün yapımlarla dolu.
Medya bağlamında is full of original programming
Bu cümlede is full of, “çok miktarda bir şey içerir” anlamına gelir. İlgi cümleciğinde which, is fiilinin öznesidir ve IGN'nin Start kanalını gösterir; of ise kanalda bulunan içeriği tanıtır. Burada original programming, özellikle bir kanal veya hizmet için oluşturulmuş programları ya da başka medya içeriklerini ifade eder. Programming burada sayılamayan bir medya terimidir; bilgisayar kodu yazmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “özellikle bu hizmet için hazırlanmış çok miktarda medya içeriği barındırır” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The new streaming channel ____, including two exclusive science series.
Cevabı göster
is full of original programming
Dostça bir grup içi etiket olarak nerds like us
Burada nerds, oyunlar, teknoloji veya popüler kültür gibi ilgi alanlarına büyük heves duyan ve bu konularda bilgili kişiler için kullanılan samimi bir etikettir. like us, konuşan kişileri de bu gruba dâhil eder. Konuşan kişiler kendilerine nerds deyip izleyicileri de gruba kattıkları için bu ifade yalnızca bir hakaret olarak kullanılmaz; dostça bir grup kimliği oluşturur. Aynı kelime başkasına zorla yakıştırıldığında olumsuz duyulabilir, bu yüzden ilişki ve ses tonu önemlidir.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Bir masa oyunu meraklısı diğer meraklılara sıcak bir tonla “This convention is perfect for nerds like us.” diyor. nerds like us dostça bir grup özdeşleşmesi olarak mı kullanılıyor?
- Hayır, mutlaka bir hakarettir.
- Evet, büyük olasılıkla dostça bir grup özdeşleşmesidir.
Cevabı göster
Evet, büyük olasılıkla dostça bir grup özdeşleşmesidir.
Alışılmış bir kapanışı çerçeveleyen As always,
As always, tüm cümleyi çerçeveleyen ve “önceki seferlerde olduğu gibi, alışılagelen biçimde” anlamına gelen bir ifadedir. Burada izleyiciye teşekkür etme eyleminin tamamını çerçeveler ve bu kapanışı programın alışılmış kapanış düzenine bağlar. Cümlenin başına getirilip virgülle ayrıldığında, dinleyiciye sonraki kısmı nasıl yorumlaması gerektiğini gösterir. İzleyicilerin “her zaman izlediği” anlamına gelmez.
Alıştırma
“As always, thanks for watching” cümlesindeki As always, dinleyiciye ne anlatır?
- İzleyiciler mümkün olan her an izler.
- Konuşan, izleyicilere ilk kez teşekkür etmektedir.
- Teşekkür, konuşanın alışılmış kapanış düzeninin bir parçasıdır.
Cevabı göster
Teşekkür, konuşanın alışılmış kapanış düzeninin bir parçasıdır.