KULAK Küpeleri -- LÜT #26: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
673 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Hızlı tur; yaşam saati, yiyecek gereçleri, kağıt işleri ve sakal aksesuarlarını satış diliyle ve kelime oyunlarıyla birbirine bağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. by a factor of 61,320. — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: yavaşlama oranını son değerle karıştırmadan ölçün. 2. two of a kind — Deyimler ve mecazlı ifadeler: unique ile bilinen sözün ayrılabilen yüzükleri satmak için nasıl değiştiğini görün ve reklam tekniğini tanıyın. 3. why roll your sushi when you could pack up this device and have a sushi bazooka? — Konuşma edimbilimi ve tutum: normal yöntemi reddeden retorik soruyu tanıyın; could sözcüğünü geçmiş yetenek değil seçenek olarak anlayıp ikna tonunu yakalayın.

Bu derste

A bird house that looks like a surveillance camera and Mr. Spock-topus. It's episode 26 of LÜT. Now here's a perfume designed to make you smell like a book

0:00

Güvenlik kamerasına benzeyen bir kuş evi ve Mr. Spock-topus. LÜT'ün 26. bölümündeyiz. İşte sizi kitap gibi kokutmak için tasarlanmış bir parfüm

and generate offers a limited edition life wall clock. Kalıp ifadeler

0:14

ve Generate da sınırlı üretim bir ömür duvar saati sunuyor.

Kalıp ifadeler

limited edition: sınırlı sayıda çıkarılan sürüm

Limited edition, sınırlı miktarda üretilen veya yalnızca belirli bir süre piyasaya çıkarılan bir sürüm için kullanılan kalıplaşmış bir ürün ifadesidir. Bu cümlede saati az bulunan bir ürün olarak tanıtır; limited, saatin yeteneklerinin kısıtlı olduğu anlamına gelmez. Edition tek bir ürünü değil, belirli bir sürümü veya piyasaya çıkış biçimini ifade eder. Aynı ifade kitap, baskı, giysi, koleksiyon ürünü ve etkinlik ürünlerinin sürümleri için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bilinçli olarak sınırlı sayıda piyasaya çıkarılan bir sürümü belirten kalıplaşmış ürün ifadesiyle tamamlayın: Only 200 copies of the signed print will be made, so it is a ____.

Cevabı göster

limited edition

It's just like a normal clock except slowed down by a factor of 61,320. Kalıp ifadeler

0:19

Tıpkı normal bir saat gibi, yalnızca 61.320 kat yavaşlatılmış.

Kalıp ifadeler

by a factor of 61,320: değişimin çarpımsal büyüklüğü

By a factor of 61,320, değişimin büyüklüğünü bir oran olarak verir. Slowed down azalma yönünü belirttiği için saatin hızı, normal hızın 61.320'ye bölünmüş hâlidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, bir değişim ifadesinin ardından by a factor of ve bir sayının gelmesidir. By değişimin büyüklüğünü, to ise nihai bir değer veya seviyeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi çarpımsal değişim bildiren ifadeyle tamamlayın: After the redesign, energy use fell ____ five.

Cevabı göster

by a factor of

Every number represents a year and it's meant to go around once in the average person's life. Dilbilgisi

0:27

Her sayı bir yılı temsil ediyor ve ortalama bir insan ömrü boyunca yalnızca bir tur atacak şekilde tasarlanmış.

Dilbilgisi

it's meant to: amaçlanan tasarım veya işlev

Be meant to + fiilin yalın hâli, bir kişinin ya da şeyin niyet, tasarım veya plan gereği ne yapmasının amaçlandığını anlatır. Burada saatin tasarımından söz edilir: Saatin ortalama bir insanın ömrü boyunca bir tur tamamlaması amaçlanmıştır. Bu yapı yalnızca gelecekte ne olacağını tahmin etmez. Düzenlemenin arkasındaki amacı veya planı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tasarım amacını gösteren doğru be meant to biçimiyle tamamlayın: This safety switch ____ stop the machine if the door opens.

Cevabı göster

is meant to

Keep your head warm by making your own knitted brain hat,

0:34

Kendi beyin biçimli örgü berenizi yapıp başınızı sıcak tutun,

but if you prefer ears, put some ears on your ears

0:37

ama kulakları tercih ederseniz kulaklarınıza birer kulak takın

or around your neck or on your finger or how about a mouth? Ton ve niyet

0:42

ya da boynunuza veya parmağınıza takın; peki ya bir ağız?

Ton ve niyet

how about: başka bir seçenek önermek

How about a mouth? cümlesinde how about, değerlendirilmek üzere bir seçenek daha sunar: ağız biçiminde bir nesne. Önceki sıralamayı devam ettirir ve dinleyiciyi bu seçeneği hayal etmeye veya ona tepki vermeye çağırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, bir seçenek sunmak için How about + isim öbeği?, bir eylem önermek için How about + -ing? veya How about we + fiilin yalın hâli? biçimindedir. Burada gerçek bir ağzın durumu sorulmuyor.

Alıştırma

Bir arkadaşına saklambaç oynamayı önermek istiyorsun. Cümleyi hedef ifadeyle tamamla: ____ a game of hide-and-seek?

Cevabı göster

How about

In fact, just get a nose ring. Anlatım akışı

0:47

Aslında siz en iyisi bir burun halkası alın.

Anlatım akışı

Daha güçlü ve doğrudan bir sonuç getiren In fact

Bu cümlede In fact bir söylem belirtecidir. Kanıt sunmaz veya ciddi bir biçimde bir gerçeği ilan etmez. Konuşanın önceki ayrıntılı hazırlığı daha basit ve doğrudan bir sonuçla değiştirdiğini gösterir: just get a nose ring. Genel olarak in fact bir beklentiyi düzeltebilir, önceki ifadeyi güçlendirebilir veya ana fikri daha güçlü biçimde yeniden ifade edebilir. Sonraki bilginin önce söylenenlerle ilişkisini dinleyiciye gösterir.

Alıştırma

Örnek cümlede In fact ne işe yarıyor?

  1. In fact burun halkalarının var olduğunu kanıtlayan ayrıntılı deliller sunar.
  2. In fact sonraki sözlerin konuyla ilgisiz bir örnek olduğunu gösterir.
  3. In fact önceki hazırlığı daha basit ve doğrudan bir öneriye dönüştürür.
  4. In fact konuşanın öneriden emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

In fact önceki hazırlığı daha basit ve doğrudan bir öneriye dönüştürür.

No, no, no.

0:49

Hayır, hayır, hayır.

A nose ring.

0:50

Burun şeklinde bir yüzük.

Fifty Shades of Grey?

0:53

Grinin Elli Tonu mu?

Learn them.

0:55

Hepsini öğrenin.

Seriously, here's a poster delineating Fifty Shades of Grey. Kültür

0:55

Ciddiyim; işte grinin elli tonunu ayrı ayrı gösteren bir poster.

Kültür

Fifty Shades of Grey: başlık ve kelime anlamıyla renk ifadesi

Fifty Shades of Grey, yetişkinlere yönelik tanınmış bir kitap ve film serisinin sabit başlığıdır. Cümlede sözcüklerin büyük harfle başlaması bunun bir popüler kültür göndermesi olduğunu gösterir. Espri aynı zamanda sözcüklerin sıradan anlamlarını da etkinleştirir: fifty shades of grey kelime anlamıyla elli farklı gri tonu demek olabilir. Bu tonları ayıran bir poster, ünlü başlığı pratik bir renk kartelasıymış gibi ele alır. Cümleyi anlamak için iki anlamı aynı anda kavramak gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede Fifty Shades of Grey ile ilgili espriyi ne oluşturuyor?

  1. İfade ünlü bir başlığı adlandırır ve aynı zamanda kelime anlamıyla elli farklı gri tonu olarak okunabilir.
  2. Grey başlıkta ve sıradan renk sözcüğü olarak kullanıldığında farklı telaffuz edilir.
  3. İfade evrensel bir elli renk standardının teknik adıdır.
  4. Poster tamamen aynı resmin elli kopyasını içerir.
Cevabı göster

İfade ünlü bir başlığı adlandırır ve aynı zamanda kelime anlamıyla elli farklı gri tonu olarak okunabilir.

And these plates are perfect for finger food because they are finger-sized. Deyimler

1:00

Bu tabaklar da parmak boyutunda oldukları için parmakla yenen atıştırmalıklar için biçilmiş kaftan.

Deyimler

finger food ... finger-sized: kalıplaşmış ifadeden gerçek boyuta

Finger food, çatal bıçak kullanmadan elle alınıp yenebilen küçük yiyecekleri anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Finger, yiyeceğin nasıl yendiğini belirtir; yiyeceğin parmaklardan yapıldığı anlamına gelmez. Finger-sized, yaklaşık bir parmak büyüklüğünde anlamına gelen, sözcüğü gerçek anlamıyla kullanan birleşik bir sıfattır. Finger sözcüğünün önce kalıplaşmış bir ifadede, sonra gerçek bir ölçü olarak tekrarlanması eğlenceli bir anlam dönüşü oluşturur: Küçük tabaklar finger food için uygundur ve kendileri de parmak büyüklüğündedir.

Alıştırma

Cümledeki kelime oyununu oluşturan nedir?

  1. Her iki ifade de yiyeceklerin ve tabakların parmak şeklinde olduğunu söyler.
  2. Finger-sized, tabakların yalnızca çocuklar için tasarlandığı anlamına gelir.
  3. Finger food içinde finger elle yemeyi anlatır; finger-sized içinde ise gerçek anlamıyla büyüklüğü belirtir.
Cevabı göster

Finger food içinde finger elle yemeyi anlatır; finger-sized içinde ise gerçek anlamıyla büyüklüğü belirtir.

Now if you're going to be making sandwiches, Dilbilgisi

1:06

Sandviç yapacaksanız,

use this crust cutter to turn it into two dolphins and a heart. Dilbilgisi

1:08

bu ekmek kabuğu kesicisiyle onu iki yunusa ve bir kalbe dönüştürün.

Dilbilgisi

if you're going to be making: if yan cümlesinde beklenen bir etkinlik

Kalıp if + özne + be going to + be + -ing şeklindedir. You're içinde kısaltılan ilk be, be going to yapısına aittir ve durumu geleceğe yerleştirir; ikinci be ise be making ilerleme yapısını oluşturur. Buradaki if yan cümlesi, sandviç yapmayı dinleyicinin planlarında zaten bulunan ve yakında gerçekleşmesi beklenen bir etkinlik olarak ele alır. İlerleme yapısı bunu gelişmekte olan bir süreç gibi sunarak ana cümledeki tavsiyeye doğal bir zemin hazırlar. İkinci be ve making gereksiz tekrar değildir.

Alıştırma

Cümleyi, you öznesi için be going to yapısının kısaltılmış gelecek ilerleme biçimi ve make fiiliyle tamamlayın: If ____ lunch for a large group, prepare the fillings first.

Cevabı göster

you're going to be making

Dilbilgisi

turn + nesne + into + sonuç

Turn + nesne + into + sonuç yapısı, nesneyi değiştirip ya da yeniden şekillendirip belirtilen sonuca dönüştürmek anlamına gelir. Burada it kesilen sandviçi, two dolphins and a heart ise kesicinin oluşturduğu şekilleri ifade eder. Into burada bir yerin içine doğru hareketi değil, biçim veya durum değişikliğini gösterir. Nesne turn sözcüğünden, ortaya çıkan biçim ise into sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Kutunun yeni bir biçime dönüşmesini gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: With a little paint, we can turn the box ____ a playhouse.

Cevabı göster

into

If it's too early for sandwiches, Kalıp ifadeler

1:12

Sandviç için henüz çok erkense,

simply be a cereal killer. Deyimler

1:14

bir mısır gevreği katili olun.

Kalıp ifadeler

too early for + isim

Too early for + isim, içinde bulunulan zamanın o şey için uygun sayılan zamandan önce olduğunu belirtir. Burada konuşan kişi sandviçi daha sonra yenecek bir yiyecek olarak görür; bu yüzden şimdi yemek zamanından önce olur. Too, aşırılık veya uygunsuzluk anlamı ekler: yalnızca saatin erken olduğunu değil, durum için kabul edilebilir ya da uygun olan zamandan daha erken olduğunu anlatır.

Alıştırma

Henüz uygun zaman olmadığını belirten üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: It is only six in the morning, so it is ____ birthday cake.

Cevabı göster

too early for

Deyimler

cereal killer: sese dayalı bir kelime oyunu

Bu cümlede cereal killer, kahvaltılık gevrek yiyen biri için kullanılan şakacı bir addır. serial killer ifadesinin sesini ve kalıbını taklit eder; ancak cereal sözcüğü konuyu suçtan kahvaltılık gevreğe çevirir. Şaka, dinleyicinin önce tanıdık serial killer ifadesini fark etmesi, ardından kahvaltı bağlamından yararlanarak aynı sesleri cereal killer şeklinde yeniden yorumlamasıyla oluşur. Bu, o an için üretilmiş bir kelime oyunudur; standart bir meslek adı veya gerçek anlamda şiddet içeren bir iddia değildir.

Alıştırma

Cümlede cereal killer neden komiktir?

  1. Çünkü serial killer ile aynı duyulur ama kahvaltılık gevrek yemeyi anlatır.
  2. Çünkü gevrek üreten birinin resmî meslek adıdır.
  3. Çünkü konuşmacı kahvaltılık gevreğin tehlikeli olduğu konusunda uyarıda bulunur.
Cevabı göster

Çünkü serial killer ile aynı duyulur ama kahvaltılık gevrek yemeyi anlatır.

Tuxedo ring.

1:18

Smokin yüzüğü.

Emoticon rings.

1:19

Emotikon yüzükleri.

Inflatable Cthulhu arm.

1:22

Şişme Cthulhu kolu.

Or this touching little number, Kelime

1:24

Ya da insanın içine dokunan şu küçük parça:

two rings that come attached at the middle.

1:27

ortalarından birbirine bağlı iki yüzük.

Kelime

Bir nesnenin gündelik adı olarak little number

Burada little number, ilginç veya çekici bir nesneyi tanıtmanın gündelik bir yoludur. Ardından gelen two rings that come attached at the middle açıklaması, nesnenin ne olduğunu belirtir. Number burada rakam veya miktar anlamına gelmez. Gündelik betimlemelerde a number, belirli bir şeyi; özellikle dikkat çekici bir kıyafeti, nesneyi, müzik parçasını veya gösteriyi ifade edebilir. Little ise tam bir boyut belirtmek yerine hafif ve çoğu zaman sevecen bir ton katar.

Alıştırma

Cümleyi ‘dikkat çekici bir nesne’ anlamına gelen iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: The shop owner held up a sparkling scarf and called it a ____.

Cevabı göster

little number

You snap them apart so that you and one other person Notlar

1:29

Onları ayırıyorsunuz, böylece siz ve bir başka kişi

have perfectly matching unique two of a kind rings. Deyimler

1:32

birbiriyle kusursuz eşleşen, türünün tek örneği iki yüzüğe sahip oluyorsunuz.

Öbek fiiller

snap them apart: hızlı bir hareketle ayırmak

Bu cümlede snap them apart, birbirine bağlı iki yüzüğü hızlı ve güçlü bir bükme ya da çekme hareketiyle ayırmak anlamına gelir; bu sırada küçük ve keskin bir kopma sesi duyulabilir. Buradaki snap, ayırma biçimini anlatır; fotoğraf çekmek ya da parmak şıklatmak anlamına gelmez. Snap apart ayrılabilen bir öbek fiildir. them gibi bir nesne zamiri kullanıldığında zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: snap them apart denir, snap apart them denmez.

Alıştırma

snap apart ifadesini kullanıp zamiri doğru yere koyun: These two plastic pieces are joined. To separate them with a quick, sharp action, ____.

Cevabı göster

snap them apart

Dilbilgisi

so that: amaç belirtmek

Burada so that, yüzükleri ayırmanın amacını veya hedeflenen sonucunu belirtir: bu hareket, iki kişinin birbiriyle eşleşen yüzüklere sahip olmasını mümkün kılar. Kullanılabilir kalıp eylem + so that + özne + fiil şeklindedir. Eylemden sonra tam bir yan cümle ekleyerek “hangi amaçla?” sorusuna cevap verir.

Alıştırma

Amacı belirten iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: I put the crayons on the low shelf ____ the children could reach them.

Cevabı göster

so that

Deyimler

two of a kind: benzersizlik dokunuşu taşıyan eşleşen bir çift

Two of a kind genellikle birbirine çok benzeyen iki kişiyi veya şeyi, özellikle de alışılmadık bir ortak özellik taşıdıklarında anlatır. Buradaki ifade, “benzersiz” anlamına gelen one of a kind ile de söz oyunu yapar. Birbiriyle eşleşen iki yüzük olduğu için reklam one yerine two kullanır: yüzükler bir çift oluşturur, ancak bu çift yine de özel olarak sunulur.

Alıştırma

“unique two of a kind rings” ifadesindeki temel söz oyunu nedir?

  1. Yüzükler yalnızca saati öğrenmek için kullanılabilir.
  2. İki yüzüğün birbiriyle hiçbir ilişkisi yoktur.
  3. Yüzükler eşleşen bir çifttir ve ifade, benzersizliklerini vurgulamak için one of a kind sözünü de çağrıştırır.
  4. Kind sözcüğü yüzüklerin nazik olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Yüzükler eşleşen bir çifttir ve ifade, benzersizliklerini vurgulamak için one of a kind sözünü de çağrıştırır.

Time moves under this watch's face crossing the red present line. Kelime

1:37

Bu saatte zaman, kadranın altında ilerleyip kırmızı ‘şimdi’ çizgisini geçiyor.

Kelime

present: şu anda yaşanan zaman

Burada isim olan present, şu anda yaşanan zamanı ifade eder. Kırmızı çizgi, geçmiş olan zamanla henüz yaşanmamış zaman arasındaki noktayı gösterir. present line ifadesinde present, çizginin neyi temsil ettiğini belirtir. Hediye veya bir şeyi gösterme eylemi anlamına gelmez.

Alıştırma

“The red line marks the present,” cümlesinde present ne anlama gelir?

  1. Bir şeyi göstermek
  2. Bir hediye
  3. Bir yerde bulunmak
  4. Şu anda yaşanan zaman
Cevabı göster

Şu anda yaşanan zaman

Now you can't see the future

1:43

Böylece geleceği göremiyorsunuz

and the past is gone,

1:45

ve geçmiş de geride kalıp

faded away. Öbek fiiller

1:46

silinip gidiyor.

Öbek fiiller

faded away: giderek kaybolma

Bu cümlede faded away, bir şeyin giderek daha az görünür hâle gelip sonunda artık görülememesi anlamındadır. Saat ekranının geçmişi uzaklaşıyormuş gibi göstermesini anlatır; geçmişin gerçek anlamda artık var olmadığını ileri sürmez. Fade away öbek fiili, kaybolmayı bir süreç olarak sunar. Ayrıca bir sesin, ışığın, anının, duygunun veya etkinin giderek zayıflayıp sonunda yok olmasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi fade away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the final note grew quieter, it ____.

Cevabı göster

faded away

For lunch,

1:48

Öğle yemeğinde

carry your sandwiches in disguise bags. Deyimler

1:49

sandviçlerinizi kamuflajlı poşetlerde taşıyın.

Deyimler

in disguise: gizlenmiş kimlik veya görünüş

Bu cümlede in disguise, sandviçlerin normal görünüşleri kamuflajlı çantalarla gizlenmiş hâlde taşınmasını anlatır. Bir kılığın içinde bulunmak anlamında bir yeri değil, bir durumu ifade eder. Daha genel olarak, in disguise olan bir kişinin veya şeyin olağan kimliği ya da gerçek niteliği değiştirilmiş veya yanıltıcı bir görünüşle gizlenmiştir. İfade gerçek, eğlenceli veya mecazi anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi kimliği gizlenmiş olarak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The famous singer entered the theater ____, so nobody recognized her.

Cevabı göster

in disguise

And rock in a rocking chair designed to generate electricity while you rock. Deyimler

1:52

Sallanırken elektrik üretecek şekilde tasarlanmış bir sallanan sandalyede sallanın.

Deyimler

rock ... rocking ... rock: aynı sözcük ailesinin tekrarı

Burada rock, “yavaşça öne ve arkaya hareket etmek” anlamına gelen bir fiildir. Rocking, rocking chair birleşik adında kullanılan -ing biçimidir; sondaki rock ise yeniden fiil görevindedir. Rock sözcük ailesinin tekrarı sandalyeyi, sallanma hareketini ve elektrik üretme eylemini birbirine bağlar. Açıklamaya eğlenceli bir ritim verir; buradaki kullanımların hiçbiri taş veya rock müzik anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede tekrarlanan rock biçimlerini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. İlk rock, rock müzik anlamındadır; rocking ise sandalyeyi anlatır.
  2. İlk rock taş, son rock ise rock müzik anlamındadır.
  3. Üç biçim de öne ve arkaya sallanmayla ilgilidir ve tekrar cümleyi eğlenceli kılar.
Cevabı göster

Üç biçim de öne ve arkaya sallanmayla ilgilidir ve tekrar cümleyi eğlenceli kılar.

Paper, scissors necklaces are cool

1:58

Kâğıt ve makas biçimli kolyeler havalıdır,

and sausage neck pillows are even better.

2:01

sosis biçimli boyun yastıklarıysa daha da iyidir.

When you fall asleep,

2:04

Uykuya daldığınızda

don't do it alone with these sheets which have a fake little dog on them to keep you company. Kalıp ifadeler

2:05

bunu yalnız yapmayın; üzerinde size eşlik edecek sahte, minik bir köpek bulunan bu çarşafları kullanın.

Kalıp ifadeler

keep you company: yalnız hissetmemesi için birinin yanında kalmak

Keep someone company, bir kişinin kendini yalnız hissetmemesi için onun yanında kalmak veya onunla zaman geçirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Keep you company ifadesinde you, kendisine eşlik edilen kişidir. Burada sahte bir köpek resmi, mizahi biçimde bir arkadaş gibi gösterilir. Company burada şirket değil, arkadaşlık veya eşlik etme anlamındadır; keep de bir şeyi saklamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “yalnız kalmaması için onun yanında olmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Maya was nervous in the waiting room, so I stayed to ____.

Cevabı göster

keep her company

The goofy eyes on this clock tell you the time.

2:11

Bu saatin komik gözleri size zamanı gösteriyor.

The one on your left looks to the hour Dilbilgisi

2:14

Solunuzdaki göz saate,

and the other looks at the minute.

2:16

diğeriyse dakikaya bakıyor.

Dilbilgisi

Bilinen bir çift için the one ... the other

Bu cümlede the one, dinleyenin solundaki gözü; the other ise geriye kalan tek gözü belirtir. One, tekil ve sayılabilen bir ismin yerini tuttuğu için konuşmacının eye sözcüğünü tekrarlaması gerekmez. the one ... the other kalıbı, bilinen bir çifti düzenler: önce üyelerden biri belirlenir, ardından ikincisi geriye kalan üye olarak gösterilir. Her iki üye de bağlamdan belirlenebildiği için the kullanılır.

Alıştırma

Bilinen bir çiftte belirlenen üyeyi ve geriye kalan üyeyi gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: There are only two bags. ____ by the door is mine, and ____ is yours.

Cevabı göster

The one · the other

This gumball tastes like apple cobbler,

2:18

Bu sakız topunun tadı elmalı cobbler tatlısını andırıyor,

but it's just the dessert in your TV dinner gum set. Kültür

2:21

ama TV yemeği sakız setinizdeki tatlıdan ibaret.

Kültür

Amerikan usulü hazır yemek anlamındaki TV dinner

TV dinner, Amerikan İngilizcesinde tek porsiyonluk paket hâlinde satılan hazır yemek için kullanılan bir terimdir. Geleneksel olarak dondurulur, bölmeli bir kaba yerleştirilir ve yenmeden önce ısıtılır. Bu ifade bir yemek türünü belirtir; televizyon izlerken yenen herhangi bir akşam yemeği anlamına gelmez. Burada sakız seti, tam bir TV dinner içindeki farklı yemekleri veya yiyecekleri taklit eder.

Alıştırma

Amerikan İngilizcesinde TV dinner normalde neyi belirtir?

  1. Yenmeden önce ısıtılan paketlenmiş hazır bir yemek
  2. Birisi televizyon izlerken yenen herhangi bir yemek
  3. Akşam yemeği pişirmeyle ilgili bir televizyon programı
Cevabı göster

Yenmeden önce ısıtılan paketlenmiş hazır bir yemek

These two are flavored like roast beef and buttered corn.

2:24

Bu ikisinin tadıysa rozbif ve tereyağlı mısır.

And these envelopes are fruit flavored when you lick them to stick them. Dilbilgisi

2:28

Bu zarfları kapatmak için yaladığınızda meyve tadı geliyor.

Dilbilgisi

lick them to stick them: amaç belirtmek için to kullanımı

Bu cümlede lick them eylemi, to stick them ise bu eylemin amacını belirtir: Zarflar yapışıp kapansın diye yalanır. Aktarılabilir kalıp, amaç belirtmek için eylem + to + fiilin yalın hâlidir. İki them de zarfları gösterir. Buradaki stick, onları yapıştırmak veya kapatmak anlamına gelen bir fiildir; çubuk anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Amaç ifadesini stick fiiliyle tamamlayın: Leo licked the stamp ____ it to the envelope.

Cevabı göster

to stick

Oh, look,

2:32

Aa, bakın,

a bathroom mist designed to smell like a baby's head.

2:32

bebek başı gibi kokmak üzere tasarlanmış bir banyo spreyi.

Here's a special thermally insulated bag that's great for transporting wine, Notlar

2:38

Şarabı taşımak için harika, ısı yalıtımlı özel bir çanta var,

but it looks like a cheap paper bag.

2:42

ama ucuz bir kâğıt torbaya benziyor.

Kelime

thermally insulated: ısı aktarımını yavaşlatmak için tasarlanmış

Thermally insulated, ısının içeri veya dışarı hareketini yavaşlatan malzeme ya da katmanlarla yapılmış bir nesneyi tanımlar. Burada çantanın türünü ve şarabı hızlı sıcaklık değişimlerinden korumaya neden yardımcı olabileceğini açıklar. Thermally, insulated sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade özellikle ısıyla ilgilidir. Insulated tek başına elektrik, ses veya başka bir aktarım türüne karşı korumayı da anlatabilir; türü bağlam belirler.

Alıştırma

Bir yemek kutusunun, ısının içeri girmesini veya dışarı çıkmasını yavaşlatan kalın köpük duvarları var, ancak ısıtma ya da soğutma sistemi yok. En doğru tanım hangisidir?

  1. temperature-controlled
  2. electrically insulated
  3. thermally insulated
Cevabı göster

thermally insulated

Kalıp ifadeler

Uygun bir amacı anlatan great for + -ing yapısı

great for transporting wine ifadesinde great yalnızca “mükemmel” değil, “çok uygun veya kullanışlı” anlamındadır. for edatı, yalıtımlı çantanın kullanım amacını tanıtır. Amaç bir faaliyet olduğunda great for + fiilin -ing biçimi kullanılır: great for transporting. Bu yapı; bir aracın, yerin, yöntemin veya durumun neye uygun olduğunu değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

great for ve keep fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This insulated bottle is ____ water cold on long trips.

Cevabı göster

great for keeping

And you can frighten people when you sip from your cracked mug full of Death Wish Coffee, Kalıp ifadeler

2:45

Ayrıca çatlak kupanızdaki Death Wish Coffee'den bir yudum alarak insanları korkutabilirsiniz,

Kalıp ifadeler

sip from + bir kap

sip from your cracked mug ifadesinde sip, her seferinde küçük bir miktar içmek anlamına gelir; from ise içeceğin çıktığı kabı tanıtır. from sonrasındaki öge coffee değil, mug sözcüğüdür. Kap önemli olduğunda sip from + kap yapısını kullanın: sip from a cup, bottle veya glass. İçeceği doğrudan adlandırırsanız sip coffee örneğindeki gibi sip + içecek kullanın.

Alıştırma

sip from ile tamamlayın: The cocoa is still hot, so ____ the mug slowly.

Cevabı göster

sip from

a special roast guaranteed to be the strongest coffee you've ever tasted Dilbilgisi

2:52

şimdiye dek tattığınız en sert kahve olduğu garanti edilen özel bir kavrum,

Dilbilgisi

guaranteed to be ... the strongest ... you've ever tasted ifadesindeki garanti vurgusu

guaranteed to be yapısında guaranteed, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman sıfat-fiilidir. to be sonrasındaki sonucu satıcının güvenle garanti ettiği bir şey olarak sunar. The strongest en üstünlük derecesidir. you've ever tasted yan cümlesi, karşılaştırmayı dinleyenin bugüne kadar tattığı bütün kahvelerle sınırlar. Burada strong, daha sonra lezzet ve kafein olarak açıklanan yoğunluğu anlatır; en iyi kalite anlamına gelmez.

Alıştırma

Ürün iddiasını dersteki garanti edilen sonuç yapısıyla tamamlayın: This new hot sauce is ____ the spiciest you've ever tried.

Cevabı göster

guaranteed to be

both in terms of flavor and caffeine content. Anlatım akışı

2:57

hem lezzet hem de kafein miktarı bakımından.

Anlatım akışı

both in terms of flavor and caffeine content ile iki ölçüt belirtme

In terms of, bir şeyi değerlendirmek için kullanılan yönü tanıtır. Burada kahvenin tam olarak hangi açılardan strong olduğunu açıklar: lezzet ve kafein içeriği. Both ... and bu iki ölçütü paralel ögeler olarak gruplandırır. Yeniden kullanılabilen both in terms of A and B kalıbı, iki ayrı ölçütü adlandırarak genel bir iddiayı daha açık hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, planın iki ayrı ölçüte göre değerlendirildiğinde başarılı olduğunu açıkça söyler?

  1. The plan works because of its low cost and high speed.
  2. The plan works both in terms of cost and speed.
  3. The plan works instead of focusing on cost and speed.
Cevabı göster

The plan works both in terms of cost and speed.

Your iPhone can snap into this little guy to become your pet

3:01

iPhone'unuzu bu küçük adama takınca evcil hayvanınız oluyor

and these urine sample bottles contain a delicious yellow liquid candy.

3:05

ve bu idrar numunesi şişelerinin içinde leziz, sarı bir sıvı şekerleme var.

Quiet down the baby with a pacifier that puts a mustache under his nose. Öbek fiiller

3:10

Burnunun altında bıyık oluşturan bir emzikle bebeği sakinleştirin.

Öbek fiiller

Quiet down the baby: geçişli fiil olarak quiet

Quiet down the baby ifadesinde quiet down, bebeği sakinleştirmek veya daha az gürültülü hâle getirmek, özellikle de ağlamasını durdurmaya yardımcı olmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Burada quiet sıfat değil, fiil görevi görür. Anlam, bir cihazın sesini kısmak değil, bir kişiyi sakinleştirmektir. Bu cümlede the baby isim nesnesi down parçacığından sonra gelir; kalıp quiet down + someone şeklindedir.

Alıştırma

Dersinizdeki öbek fiille yönergeyi tamamlayın: Please ____ the frightened child before the doctor arrives.

Cevabı göster

quiet down

This straw building kit allows you to make your own custom straws for mixing and sharing drinks Dilbilgisi

3:15

Bu pipet yapım setiyle içecekleri karıştırıp paylaşmak için kendi özel pipetlerinizi yapabilirsiniz

Dilbilgisi

allows you to + fiil

allows you to yapısında allows fiilinden sonra you nesnesi ve ardından to'lu mastar make gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X allows someone to do something şeklindedir. Burada ifade, resmî izin vermeyi değil, setin kullanıcıya bir şey yapma imkânı veya fırsatı sunduğunu anlatır. Ürün açıklamalarında allow çoğu zaman bir tasarımın ya da özelliğin bir eylemi mümkün kılması anlamına gelir.

Alıştırma

Ürün açıklamasını dersteki yapıyla tamamlayın: This app ____ track your spending in real time.

Cevabı göster

allows you to

and these straws give you a kissy face.

3:20

ve bu pipetler de dudaklarınıza öpücük pozu veriyor.

Of course, make sure you're fancy

3:23

Elbette şıklığınızdan ödün vermeyip

and use these fine disposable paper cups or use an R2D2 mug

3:24

bu zarif tek kullanımlık kâğıt bardakları, bir R2D2 kupasını

or glasses designed to express each one of the seven deadly sins. Kültür

3:30

ya da yedi ölümcül günahın her birini yansıtan bardakları kullanın.

For instance, Anlatım akışı

3:36

Örneğin:

pride, sloth, gluttony, wrath.

3:37

kibir, tembellik, oburluk ve öfke.

Kültür

“the seven deadly sins” ifadesinin kültürel anlamı

“the seven deadly sins” ifadesi, Hristiyan geleneğinde yedi temel insani kusuru anlatan kalıplaşmış bir terimdir. Bu cümlede her gözlük tasarımı bu günahlardan birini simgeler; deadly geleneksel adın bir parçasıdır ve gözlüklerin ölümcül olduğu anlamına gelmez. Konuşmacı yalnızca dört tanesini söyler: pride, sloth, gluttony ve wrath. Bu nedenle örnekler yedi günahın tam listesi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “the seven deadly sins” neyi ifade ediyor?

  1. Hristiyan geleneğindeki yedi temel insani kusur grubu
  2. Gözlüklerdeki yedi tehlikeli kusur
  3. Gözlük üretmek için yedi kural
Cevabı göster

Hristiyan geleneğindeki yedi temel insani kusur grubu

Anlatım akışı

“For instance,” ile genel bir düşünceden örneklere geçmek

“For instance,” ardından gelen şeyin az önce sözü edilen daha geniş düşüncenin bir örneği olduğunu gösterir. Burada genel kategori olan “the seven deadly sins” ifadesinden pride, sloth, gluttony ve wrath gibi belirli üyelere geçiş yapar. Örnekler sunduğu için bu dört öğenin listenin tamamını oluşturduğunu söylemez. Bu işaret, dinleyenlerin ve okuyanların genelden özele geçişi fark etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Listenin tamamını verdiğini iddia etmeden tek bir örnek sunan ifadeyi seçin: Some school clubs meet outdoors. ___ the gardening club works in the courtyard.

  1. For instance,
  2. As a result,
  3. Namely,
Cevabı göster

For instance,

Here's a company that will take two photos of your head

3:44

İşte başınızın iki fotoğrafını çekip

and use them to print a 3D action figure head of your face.

3:47

bunlarla yüzünüze benzeyen bir 3D aksiyon figürü başı basan bir şirket.

The smallest size can be used on LEGO dudes.

3:51

En küçük boyu LEGO minifigürlerinde kullanılabiliyor.

Or look,

3:56

Ya da bakın,

just use this backpack that turns into a basketball hoop.

3:56

basketbol potasına dönüşen bu sırt çantasını kullanın.

Or this goopy mud that changes color with your mood.

4:00

Veya ruh hâlinize göre renk değiştiren bu yapış yapış çamuru.

And why roll your sushi Ton ve niyet

4:03

Hem suşinizi neden sarasınız ki,

when you could pack up this device and have a sushi bazooka? Öbek fiiller

4:05

bu aleti doldurup bir suşi bazukasına sahip olabilecekken?

Ton ve niyet

Why A when you could B?: retorik soruyla B'yi önermek

“why A when you could B?” yapısında konuşan kişi gerçekten bir neden sormaz. A sıradan seçeneği belirtirken B, konuşanın daha çekici bulduğu bir alternatifi sunar. Bu cümlede A suşiyi elle sarmak, B ise cihazı toplayıp yanında götürerek bir “suşi bazukasına” sahip olmaktır. Soru, elle yapılan yöntemi şakacı biçimde küçümser ve cihazı önerir. Bu yapıda could geçmişteki bir beceriyi değil, mevcut bir seçeneği belirtir.

Alıştırma

“Why wait in line when you could order online?” cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Sırada beklemenin ayrıntılı nedenini sormak
  2. Birinin geçmişte internetten sipariş verme becerisinden söz etmek
  3. İnternetten sipariş vermeyi daha iyi seçenek olarak önermek
Cevabı göster

İnternetten sipariş vermeyi daha iyi seçenek olarak önermek

Öbek fiiller

Pack up: bir cihazı taşınmaya hazır hâle getirmek

Burada pack up, cihazı taşınmaya veya saklanmaya hazır olacak biçimde toplamak ve güvenli şekilde yerleştirmek anlamına gelir. Up, dışarıda ya da kullanımda olma durumundan kaldırılmış olma durumuna geçişi vurgular. Bağlam bu fiziksel anlamı seçtirir. Cihazı bir ürün gibi paketlemek anlamına gelmez ve “çalışmayı durdurmak” şeklindeki günlük anlamda kullanılmamıştır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bu dersteki “taşımak üzere kaldırmak” anlamına gelen deyimsel fiille tamamla: The event is over, so let's ____ the sound equipment.

Cevabı göster

pack up

Here's a fun free thing.

4:09

İşte eğlenceli ve ücretsiz bir şey.

Desktop Gremlins offers easy-to-build templates for fun paper creations, Kelime

4:10

Desktop Gremlins, eğlenceli kâğıt eserler için yapımı kolay şablonlar sunuyor:

Kelime

İsimden önce birleşik sıfat olarak easy-to-build

easy-to-build templates ifadesinde easy-to-build, templates sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgiler easy, to ve build sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Bu el işi bağlamında build, şablonu izleyerek kâğıt çalışmasını birleştirmek anlamına gelir. Dolayısıyla ifade, kullanıcının çalışmayı fazla zorlanmadan yapabileceğini belirtir. Aktarılabilir “sıfat + to + fiil” kalıbı easy-to-use tools ve hard-to-find parts ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

easy, to ve build sözcüklerini doğru birleşik sıfata dönüştürerek cümleyi tamamlayın: This beginner kit includes an ____ paper model.

Cevabı göster

easy-to-build

video game characters, books, movies.

4:15

video oyunu karakterleri, kitaplar ve filmler.

He even made a special YouTube Space Lab paper craft. Kültür

4:18

Hatta YouTube Space Lab için özel bir kâğıt maketi bile yaptı.

Because on September 13th,

4:23

Çünkü 13 Eylül'de

the winning experiments will be done in outer space live right here on YouTube. Dilbilgisi

4:24

kazanan deneyler, tam burada YouTube'da canlı yayımlanarak uzayda gerçekleştirilecek.

Kültür

Etkinliğin tam adı olarak YouTube Space Lab

YouTube Space Lab, uzay laboratuvarı denilen genel bir yeri değil, bir etkinliğin tam özel adını ifade eder. Büyük harf kullanımı ve çevresindeki açıklama, izleyicinin bu üç sözcüğü tek bir ad olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Sonraki cümle gereken asgari bağlamı verir: kazanan deneyler uzayda gerçekleştirilecek ve YouTube'da canlı gösterilecektir. Bu bağlantı, kâğıt çalışmasının neden special diye tanımlandığını açıklar.

Alıştırma

Bu bölümde YouTube Space Lab neyi ifade ediyor?

  1. Bir YouTube ofisinin içindeki laboratuvar için kullanılan genel bir terim.
  2. Kazanan deneyleri uzayda gerçekleştirilecek ve YouTube'da canlı yayınlanacak bir etkinliğin özel adı.
  3. Videoda gösterilen kâğıt işi şablonunun adı.
Cevabı göster

Kazanan deneyleri uzayda gerçekleştirilecek ve YouTube'da canlı yayınlanacak bir etkinliğin özel adı.

Dilbilgisi

Gelecek zamanda edilgen yapı: will be done

“Will be done”, will + be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Burada done, do fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla ifade, kazanan deneylere gelecekte uygulanacak bir eylemi anlatır. Edilgen yapı, kazanan deneyleri bilgi odağında tutar. Cümle, deneyleri kimin gerçekleştireceğini ana bilgi hâline getirmeden onların yapılacağını söyler.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin gelecek zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The final tests ____ in the lab next week.

Cevabı göster

will be done

Okay, finally,

4:31

Pekâlâ, son olarak

let's get beardy. Anlatım akışı

4:32

sakallanalım.

Anlatım akışı

let's get beardy: eğlenceli bir geçiş

“Let’s get beardy” kısa ve eğlenceli bir geçiş işlevi görür: finally ile belirtilen hazırlık kısmını kapatır ve izleyiciyi sakal temalı son bölüme davet eder. let’s get + sıfat kalıbı çoğu zaman “daha X olalım veya X gibi davranalım” anlamına gelir. Burada beardy, beard sözcüğünden oluşturulmuş esprili bir sıfattır. Bu bağlamda cümle, “sakalla ilgili şeylere geçelim” demektir; “herkes gerçekten sakal bıraksın” anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacının burada “let's get beardy” ile yaptığı şeyi en iyi hangisi açıklar?

  1. Sakalların tehlikeli olduğuna dair bir uyarı
  2. Herkese sakal bırakması için ciddi bir talimat
  3. Sakal temalı bir bölüme eğlenceli bir geçiş
  4. Beard sözcüğünün resmî bir tanımı
Cevabı göster

Sakal temalı bir bölüme eğlenceli bir geçiş

A beard for your apple,

4:34

Elmanız için bir sakal,

lavender beard conditioner,

4:35

lavantalı sakal bakım kremi,

beard love buttons.

4:37

sakal sevgisi rozetleri.

And last but not least, Anlatım akışı

4:40

Ve son olarak ama en az diğerleri kadar önemli,

Anlatım akışı

Son öğeyi tanıtmak için “last but not least”

Last but not least, bir listedeki son kişiyi veya öğeyi tanıtan kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Önem sırasını değil, listedeki konumu belirtir: Son öğenin öncekiler kadar önemli olduğu açıkça vurgulanır. Burada ürün dizisini tamamlar ve konuşmacının son bir ürüne geçtiğini gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “last but not least, + son öğe” şeklindedir.

Alıştırma

Son grubu önemsiz göstermeden tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: “We thanked the sponsors and speakers, and ____, our community volunteers deserve special thanks.”

Cevabı göster

last but not least

a beer/beard cozy. Deyimler

4:41

bir bira/sakal kılıfı.

Deyimler

“Beer/beard” içindeki sözcük oyunu

Beer/beard içindeki eğik çizgi, bilinçli bir sözcük oyunu oluşturur. Beer içeceğin, beard ise yüzdeki sakalın adıdır; bu etiket okuyucudan birini seçmesini değil, iki anlamı aynı anda düşünmesini ister. Beer cozy, bir kutu ya da şişenin çevresine geçirilen yalıtımlı bir kılıftır. Beard okuması, ürünün bu sıradan işlevini sakal temasıyla birleştirerek şakayı oluşturur.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz seçeneği seçin. Anahtar sözcüğün sonunda /d/ olup olmadığına odaklanın.

  1. His beer was getting wet.
  2. His beard was getting wet.
Cevabı göster

His beard was getting wet.

Amazing, right? Ton ve niyet

4:44

Muhteşem, değil mi?

Ton ve niyet

Amazing, right? — right? ile onay istemek

Amazing güçlü ve olumlu bir değerlendirme bildirir. Sondaki kısa right? ifadesi dinleyiciyi katılmaya çağırır; cümlenin yaklaşık anlamı “Harika, değil mi?”dir. Bu tarafsız bir soru değildir. Konuşan kişi ortak bir heyecan bekler ve değerlendirmeyi karşılıklı bir etkileşime dönüştürmek için right? kullanır.

Alıştırma

Amazing, right? cümlesinde right? ne işe yarar?

  1. Amazing kelimesinin doğru yazılıp yazılmadığını sorar.
  2. Sağa doğru hareket edilmesini söyler.
  3. Dinleyiciyi olumlu değerlendirmeye katılmaya çağırır.
Cevabı göster

Dinleyiciyi olumlu değerlendirmeye katılmaya çağırır.

Well, for more cool things you can actually own,

4:45

Gerçekten sahip olabileceğiniz daha fazla havalı şey görmek için

I highly suggest watching Naomi Kyle's show Cheap, Cool, Crazy. Kalıp ifadeler

4:47

Naomi Kyle'ın Cheap, Cool, Crazy programını izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Kalıp ifadeler

highly suggest watching: suggest + -ing kalıbı

highly suggest watching ifadesi, izleme eylemini güçlü biçimde önermek demektir. Highly önerinin gücünü artırır. Suggest fiilinden hemen sonra bir eylem geliyor ve eylemi kimin yapacağı belirtilmiyorsa suggest + -ing kullanılır. Burada önerilen eylem watching'dir.

Alıştırma

Cümleyi suggest sonrasında watch fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: For movie night, I highly suggest ____ this documentary.

Cevabı göster

watching

It's on IGN's channel Start,

4:52

Program, IGN'in Start kanalında;

which is full of original programming for nerds like us. Notlar

4:54

orası bizim gibi nerdlere yönelik özgün yapımlarla dolu.

Kalıp ifadeler

Medya bağlamında is full of original programming

Bu cümlede is full of, “çok miktarda bir şey içerir” anlamına gelir. İlgi cümleciğinde which, is fiilinin öznesidir ve IGN'nin Start kanalını gösterir; of ise kanalda bulunan içeriği tanıtır. Burada original programming, özellikle bir kanal veya hizmet için oluşturulmuş programları ya da başka medya içeriklerini ifade eder. Programming burada sayılamayan bir medya terimidir; bilgisayar kodu yazmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “özellikle bu hizmet için hazırlanmış çok miktarda medya içeriği barındırır” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The new streaming channel ____, including two exclusive science series.

Cevabı göster

is full of original programming

Kelime

Dostça bir grup içi etiket olarak nerds like us

Burada nerds, oyunlar, teknoloji veya popüler kültür gibi ilgi alanlarına büyük heves duyan ve bu konularda bilgili kişiler için kullanılan samimi bir etikettir. like us, konuşan kişileri de bu gruba dâhil eder. Konuşan kişiler kendilerine nerds deyip izleyicileri de gruba kattıkları için bu ifade yalnızca bir hakaret olarak kullanılmaz; dostça bir grup kimliği oluşturur. Aynı kelime başkasına zorla yakıştırıldığında olumsuz duyulabilir, bu yüzden ilişki ve ses tonu önemlidir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Bir masa oyunu meraklısı diğer meraklılara sıcak bir tonla “This convention is perfect for nerds like us.” diyor. nerds like us dostça bir grup özdeşleşmesi olarak mı kullanılıyor?

  1. Hayır, mutlaka bir hakarettir.
  2. Evet, büyük olasılıkla dostça bir grup özdeşleşmesidir.
Cevabı göster

Evet, büyük olasılıkla dostça bir grup özdeşleşmesidir.

Oh, and

4:57

Ha, bir de

As always, thanks for watching. Anlatım akışı

4:58

her zamanki gibi izlediğiniz için teşekkürler.

Anlatım akışı

Alışılmış bir kapanışı çerçeveleyen As always,

As always, tüm cümleyi çerçeveleyen ve “önceki seferlerde olduğu gibi, alışılagelen biçimde” anlamına gelen bir ifadedir. Burada izleyiciye teşekkür etme eyleminin tamamını çerçeveler ve bu kapanışı programın alışılmış kapanış düzenine bağlar. Cümlenin başına getirilip virgülle ayrıldığında, dinleyiciye sonraki kısmı nasıl yorumlaması gerektiğini gösterir. İzleyicilerin “her zaman izlediği” anlamına gelmez.

Alıştırma

“As always, thanks for watching” cümlesindeki As always, dinleyiciye ne anlatır?

  1. İzleyiciler mümkün olan her an izler.
  2. Konuşan, izleyicilere ilk kez teşekkür etmektedir.
  3. Teşekkür, konuşanın alışılmış kapanış düzeninin bir parçasıdır.
Cevabı göster

Teşekkür, konuşanın alışılmış kapanış düzeninin bir parçasıdır.