Anesteziden önce insanlar ne yapıyordu? - Sally Frampton: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Anestezinin tarihi, bilinci açık hastalarda aşırı hızla yapılan ameliyatlardan nitröz oksit, eter ve kloroform deneylerine, ardından daha güvenli modern formülasyonlara ve yakın hasta takibine uzanıyor. Video ayrıca ölümcül riskleri, erişim eşitsizliğini ve ırkçı ve cinsiyetçi inançların şekillendirdiği suistimalleri inceliyor; anestezinin daha yavaş fakat daha karmaşık ameliyatları nasıl mümkün kıldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. induce unconsciousness and enable more meticulous surgeries — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: induce fiilinin bedensel bir duruma yol açmayı, enable fiilinin ise tıbbi bir işlemi mümkün kılmayı anlattığını öğrenin. Bu ikili bilimsel veya teknik bağlamlarda mekanizma, kapasite ve sonuçları açıklamak için kullanılabilir. 2. primarily upon enslaved black women. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: enslaved sözcüğünün tarihsel kesinliğini fark edin; ifadenin köleliği, ırksallaştırılmış iktidarı ve anlamlı rızanın yokluğunu bu deneylerin etik öneminin merkezine nasıl yerleştirdiğini anlayın. 3. speed is not always of the essence. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: of the essence ifadesini “hayati derecede önemli” anlamıyla kavrayın ve aciliyetin her zaman gerekli olmadığını belirtmek için olumsuz biçimini kullanın. Burada deyim, Liston’ın hızını anestezinin sağladığı hassasiyetle ilişkilendiren bir anlatı dönüşü de yaratır.
Bu derste
With medical students restraining the patient and onlookers eagerly awaiting,
0:07Tıp öğrencileri hastayı zapt ederken ve izleyiciler merakla beklerken,
Scottish surgeon Robert Liston poised himself to begin. Kalıp ifadeler
0:11İskoç cerrah Robert Liston başlamak için hazırlandı.
poised himself to begin: harekete geçmek için pozisyon almak
poised himself to begin ifadesinde poised, geçmiş zamanlı bir fiildir. poise oneself to do something kalıbı, bir sonraki eyleme hazır olmak için kişinin bedenini konumlandırması veya kendini dengelemesi anlamına gelir. Burada eylem başlamadan hemen önce canlı bir duraklama yaratır. Yalnızca sıfat olan poised sözcüğünün sakin ve kendine hâkim anlamını değil, bilinçli bir fiziksel veya zihinsel hazırlığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi poise oneself to dive yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the edge of the pool, Elena ____.
Cevabı göster
poised herself to dive
In quick succession: olayların hızla art arda gerçekleşmesi
In quick succession, birkaç eylemin veya olayın aralarında çok az zaman bulunacak şekilde birbiri ardına gerçekleştiğini anlatır. Burada succession bir sıra veya dizi anlamındadır; bir makamın ya da unvanın miras yoluyla geçmesi anlamına gelmez. İfade başta kullanıldığında, ardından gelen bilgileri hızlı bir olay zinciri olarak düzenler. Quickly yalnızca hızı belirtir; in quick succession ise birden fazla olayı sıralı bir dizi hâlinde birbirine bağlar.
Alıştırma
Hangi durum in quick succession ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Üç mesaj birkaç saniye içinde birbiri ardına gelir.
- Bir mesajı yazmak bir saat sürer.
- Üç mesaj tam olarak aynı anda gelir.
Cevabı göster
Üç mesaj birkaç saniye içinde birbiri ardına gelir.
sawed through their tibia and fibula, Kalıp ifadeler
0:17kaval ve baldır kemiklerini testereyle kesti,
sawed through their tibia and fibula: kaval ve kamış kemiklerini testereyle tamamen kesmek
sawed through their tibia and fibula ifadesinde sawed, “testereyle kesmek” anlamındaki saw fiilinin geçmiş zaman biçimidir. see fiilinin bir biçimi değildir. Tibia kaval kemiği, fibula ise kamış kemiğidir; ikisi de alt bacaktadır. Through, eylemin sonucunu ekler: testere kemiklerin bir tarafından diğer tarafına tamamen geçmiş ve onları ayırmıştır. İngilizcede “fiil + through” yapısı, bir eylemin malzemenin bir yanından öbür yanına geçtiğini sıkça anlatır.
Alıştırma
“Testere kullanarak baştan sona tamamen kesti” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The carpenter ____ the thick board.
Cevabı göster
sawed through
and within just a few minutes the amputation was complete. Dilbilgisi
0:19ve sadece birkaç dakika içinde amputasyon tamamlandı.
within just a few minutes: yalnızca birkaç dakikalık kısa bir üst süre sınırı
Within + bir süre, üst sınır belirler: olay, bu sürenin tamamı geçmeden tamamlanır. Belirli ve kesin bir anı göstermez. Just, sürenin şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular. Burada within just a few minutes, tamamlanmanın çok hızlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir teknisyen “The update will finish within just a few minutes.” diyor. Bunun en açık anlamı nedir?
- Güncelleme en geç birkaç dakika içinde bitecek ve konuşan kişi bunun hızlı olduğunu vurguluyor.
- Güncelleme ancak birkaç dakika geçtikten sonra başlayacak.
- Güncelleme tam olarak birkaç dakika boyunca devam edecek.
Cevabı göster
Güncelleme en geç birkaç dakika içinde bitecek ve konuşan kişi bunun hızlı olduğunu vurguluyor.
It was the 1830s and Liston was renowned for his surgical speed. Kalıp ifadeler
0:23Yıl 1830'lardı ve Liston ameliyatlarındaki hızıyla ün salmıştı.
renowned for his surgical speed: ünün kaynağını belirtme
Bu cümlede was renowned for his surgical speed, Liston'ın ameliyatları ne kadar hızlı yaptığı için geniş ölçüde tanındığı ve takdir edildiği anlamına gelir. for edatı, ününün nedenini belirtir. Bir kişiyi, yeri veya kuruluşu neyin tanınır hâle getirdiğini söylemek için be renowned for + isim veya ulaç yapısını kullanın.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak resmî açıklamayı tamamlayın: The museum is renowned ____ its collection of ancient maps.
Cevabı göster
for
This was important because before anesthesia was widely used, Dilbilgisi
0:28Bu önemliydi çünkü anestezi yaygın olarak kullanılmadan önce,
patients had to consciously endure every moment of surgery. Dilbilgisi
0:32hastalar ameliyatın her anına bilinçli olarak katlanmak zorundaydı.
before anesthesia was widely used: zaman yan cümlesiyle arka plan kurma
Before anesthesia was widely used, ana durumu daha eski bir döneme, yani anestezinin henüz yaygın olmadığı zamana yerleştiren before yan cümlesidir. Was widely used edilgen yapıdadır; widely ise kullanımın ne kadar yaygın olduğunu belirtir. Burada yan cümle yalnızca olayın zamanını belirtmez. Hastaların ameliyat boyunca bilinçli kaldığı arka plan koşulunu vererek hızın neden önemli olduğunu açıklar.
Alıştırma
'This was important because before anesthesia was widely used, patients had to consciously endure every moment of surgery,' cümlesinde before yan cümlesinin temel görevi nedir?
- Anestezinin icat edildiği yeri belirtir.
- Cerrahi hızın neden önemli olduğunu açıklayan tarihsel arka planı verir.
- Ameliyat yapmak için kullanılan adımları açıklar.
Cevabı göster
Cerrahi hızın neden önemli olduğunu açıklayan tarihsel arka planı verir.
had to consciously endure: bilinci açıkken katlanmak zorunda olmak
Burada had to, have to yapısının geçmiş zaman biçimidir. Hastaların kendi seçimini değil, durumun dayattığı bir zorunluluğu gösterir. Consciously, endure fiilini niteler. Anesteziyle ilgili bu bağlamda dikkatlice değil, bilinci açık veya uyanık durumda anlamına gelir. Had to consciously endure bütünü, hastaların bilinçleri açık kalırken tüm deneyime katlanmak zorunda olduklarını anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda had to consciously endure ne anlama gelir?
- Ameliyat boyunca uyumalarına izin verildi.
- Bilinçleri açık kalırken bütün deneyime katlanmak zorundaydılar.
- Ameliyatın her adımını dikkatlice incelemeyi seçtiler.
Cevabı göster
Bilinçleri açık kalırken bütün deneyime katlanmak zorundaydılar.
The quest for anesthetics that could induce unconsciousness and enable more meticulous surgeries Kalıp ifadeler
0:37Bilinç kaybına yol açabilecek ve daha titiz ameliyatlara olanak tanıyacak anesteziklerin arayışı
induce unconsciousness and enable more meticulous surgeries: bilinçsizlik oluşturmak ve daha titiz ameliyatları mümkün kılmak
Induce unconsciousness, bilinçsizlik durumu oluşturmak demektir. Tıp ve bilim dilinde induce çoğunlukla bir durum, tepki ya da süreci nesne alır; burada ikna etmek anlamına gelmez. Enable more meticulous surgeries, daha dikkatli ve hassas ameliyatları mümkün kılmak demektir. Paralel iki fiil, birbiriyle bağlantılı iki etkiyi anlatır: anestezikler fiziksel bir durum oluşturur ve bu durum daha hassas çalışmaların yapılabilmesini sağlar.
Alıştırma
Her sözcüğü bir kez kullanarak cümleyi induce ve enable ile tamamlayın: This sedative can ____ sleep and ____ a painless examination.
Cevabı göster
induce · enable
launched long before Liston: tarihsel zaman çizgisini daha eskiye taşımak
Özne, The quest for anesthetics that could induce unconsciousness and enable more meticulous surgeries isim öbeğinin tamamıdır. Burada launched, “başladı” veya “harekete geçti” anlamındadır. long before Liston, bu başlangıcı Liston'ın döneminden çok daha önceye yerleştirir; Liston tarihsel bir zaman işaretidir, launched eyleminin nesnesi değildir. Bu son bölüm, anlatı geçişi olarak bilinen Liston olayından anestezik arayışının daha eski tarihine döner. X began long before Y gibi ifadeler, X'in daha iyi bilinen Y kişisi veya olayından çok önce başlamış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede launched long before Liston ne işe yarıyor?
- Zaman çizgisini Liston'dan daha eski bir döneme taşıyor.
- Liston'ın ameliyat yapmaya başladığı kesin tarihi veriyor.
- Liston'ın bir anestezi maddesini havaya fırlattığını söylüyor.
Cevabı göster
Zaman çizgisini Liston'dan daha eski bir döneme taşıyor.
Chinese physician Hua Tuo described mixing alcohol with a powder of various ingredients Dilbilgisi
0:46Çinli hekim Hua Tuo, hastaları uyuşturmak için
described mixing ... to anesthetize patients: işlemi tarif edip amacı belirtmek
described mixing alcohol with a powder... yapısında described fiili, tamamlayıcı olarak mixing alcohol with a powder... -ing'li isim-fiil öbeğini alır. Bu öbek Hua Tuo'nun tarif ettiği işlemi adlandırır. Bu yapının içinde mix A with B, A ile B'yi karıştırmak demektir. to anesthetize patients mastarı, karıştırma işleminin amacını belirtir: malzemeler hastaları uyuşturmak için bir araya getirilmiştir. Bu bölüm powder sözcüğünü nitelemez ve başka bir malzeme eklemez.
Alıştırma
mix ve make fiillerinin doğru biçimleriyle cümleyi tamamlayın: The cookbook described ____ yogurt with fruit ____ a quick dessert.
Cevabı göster
mixing · to make
likely inhaling drugs ... from saturated sponges: ıslatılmış süngerlerden soluma olasılığı
Bu parça, maddelerin eskiden uygulanmış olabileceği bir yöntemi anlatır: bir sünger kenevir, afyon ve adamotu gibi maddelerle ıslatılıyor, ardından kişi maddeleri bu süngerden soluyordu. Bu bağlamda saturated, tamamen ıslatılmış anlamındadır; sünger sıradan bir temizlik süngeri değil, uygulama yönteminin bir parçasıdır. Likely, inhaling sözcüğünü niteler ve anlatılanların olası bir tarihsel yeniden kurma olduğunu gösterir. Yazar her ayrıntının kesin olarak bilindiğini iddia etmez.
Alıştırma
Cümleye en uygun yorum hangisidir?
- Maddelerin süngerlerden kesinlikle yutulduğunu söyler.
- Maddelerle ıslatılmış süngerlerden solumayı olası bir tarihsel yöntem olarak temkinli biçimde anlatır.
- Sıradan ıslak süngerlerin kullanıldığı, tamamen kanıtlanmış bir işlemi bildirir.
Cevabı göster
Maddelerle ıslatılmış süngerlerden solumayı olası bir tarihsel yöntem olarak temkinli biçimde anlatır.
By the end of the 1700s: tarihsel zaman çizgisinde bir son nokta belirlemek
By the end of + bir zaman dilimi, o dönemin sonunu bir son tarih veya referans noktası olarak belirler. Burada, 1700'ler sona erdiğinde ardından anlatılan durumun zaten geçerli olduğu anlamına gelir. Cümlenin başında bu ifade, ardından gelen bilgiye zaman çerçevesi sağlar ve tarihsel zaman çizgisini ileri taşır. By, dönem içinde herhangi bir zamanda olan bir olaya değil, son noktaya gelindiğinde ulaşılmış olan duruma odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “en geç … sonunda” anlamındaki zaman çerçevesiyle tamamlayın: ____ the week, the lab had completed all three tests.
Cevabı göster
By the end of
many scientists were pondering chemistry's medical applications. Kalıp ifadeler
1:06birçok bilim insanı kimyanın tıbbi uygulamaları üzerinde düşünüyordu.
pondering chemistry's medical applications: kimyanın tıbbi uygulamaları üzerine dikkatle düşünmek
Bu cümlede were pondering, “üzerine dikkatle düşünüyorlardı” anlamındadır. Ponder, akla gelip geçen bir düşünceden ziyade bilinçli ve derinlemesine düşünmeyi anlatır. Chemistry's medical applications, kimyanın tıpta pratik olarak kullanılabileceği yollar demektir. Burada applications “kullanımlar veya uygulamalar” anlamındadır; iş, okul ya da program için yapılan “başvurular” değildir.
Alıştırma
Bu cümlede chemistry's medical applications ne anlama gelir?
- kimyagerlerin doldurduğu tıbbi formlar
- tıp fakültelerine gönderilen başvurular
- kimyanın tıpta kullanılabileceği yollar
Cevabı göster
kimyanın tıpta kullanılabileceği yollar
This led to a profusion of anesthetic advancements Kalıp ifadeler
1:10Bu, anestezide muazzam ilerlemelere yol açtı
This led to a profusion of anesthetic advancements: bu durum anestezi alanında çok sayıda ilerlemeye yol açtı
Buradaki This, bilim insanlarının kimyanın tıbbi kullanımlarına giderek daha fazla ilgi göstermesine gönderme yapar; led to ise sonraki gelişmeyi bunun sonucu olarak sunar. A profusion of, “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Bu ifade anestezi alanındaki ilerlemelerin çok sayıda ortaya çıktığını anlatır ve anlatıma resmî, tarihsel bir ton verir. Profusion bolluk demektir, düzensizlik değil.
Alıştırma
Cümleyi led to ve resmî a profusion of ifadesiyle tamamlayın: The discovery ____ new treatments.
Cevabı göster
led to a profusion of
three main players: önemli güçleri belirten mecazlı ifade
three main players ifadesinde players mecaz anlamda kullanılır. Spor veya oyuna katılan insanları değil, bu konuda önemli rol oynayan üç maddeyi belirtir. İki nokta üst üste işaretinden sonra bunların adları gelir: nitröz oksit, eter ve kloroform. Bu benzetme önemli şirketleri, ülkeleri, teknolojileri ve hatta kimyasalları olayları şekillendiren karakterler gibi sunar. Bu bağlamda main players ifadesini ‘en etkili katılımcılar veya unsurlar’ olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede main players ifadesi etkili katılımcıları belirtmek için mecaz anlamda kullanılmıştır?
- Several regional banks are main players in the housing market.
- The actor thanked the players after the concert.
- The main players warmed up before the soccer match.
Cevabı göster
Several regional banks are main players in the housing market.
English chemist Humphry Davy began experimenting with nitrous oxide or laughing gas, Notlar
1:20İngiliz kimyager Humphry Davy nitröz oksit veya güldürücü gazla deneyler yapmaya başladı,
experimenting with nitrous oxide: experiment with + nesne
experimenting with nitrous oxide ifadesinde experiment fiilinden sonra, test edilen veya incelenen maddeyi tanıtmak için with gelir. İfade, Davy’nin nitröz oksit kullanarak testler yaptığını ve etkilerini gözlemlediğini anlatır. Yeniden kullanılabilir yapı experiment with + malzeme, yöntem, tasarım veya fikir şeklindedir. Burada experiment geçişsizdir; bu nedenle standart İngilizcede experiment nitrous oxide denmez.
Alıştırma
Test edilen fikri tanıtan edatı yazın: The school is experimenting ____ a later start time.
Cevabı göster
with
laughing gas: azot protoksitin yaygın adı
Laughing gas, azot protoksitin yerleşik yaygın adıdır; iki ifade de aynı maddeyi belirtir. Bu ad, gazın gülmeye veya heyecan hissine yol açabilmesinden gelir. Burada or, aynı şeyin alternatif adını verir; ikinci bir gaz eklemez. Resmî terim + or + yaygın ad gibi yapılarda or, “diğer adıyla” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümlede or laughing gas ne işe yarıyor?
- İlgisiz ikinci bir gazın adını verir.
- Aynı maddenin yaygın adını verir.
- Azot protoksitin gülebildiğini söyler.
Cevabı göster
Aynı maddenin yaygın adını verir.
inhaling it himself and observing its effects on friends.
1:26kendisi soludu ve arkadaşları üzerindeki etkilerini gözlemledi.
Davy noted that its pain-relieving abilities might make it useful for surgical operations, Dilbilgisi
1:30Davy, ağrı kesici özelliklerinin onu cerrahi operasyonlarda faydalı kılabileceğini belirtti,
might make it useful for: bir özelliği olası kullanımla ilişkilendirmek
might make it useful for surgical operations ifadesinde make + nesne + sıfat kalıbı kullanılır. it nesnedir ve azot protoksiti belirtir; useful sonucu tanımlarken for surgical operations olası kullanım alanını gösterir. Might, ifadeyi kesin bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Özellik + might make + şey + useful for + amaç kalıbı, bir niteliği olası bir uygulamayla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi might + make + it + useful + for yapısını kullanarak tamamlayın: The battery's long life ____ emergency equipment.
Cevabı göster
might make it useful for
but it would be decades before that happened. Dilbilgisi
1:35ancak bunun gerçekleşmesi on yıllar alacaktı.
It would be decades before...: geçmişteki bir noktadan bakılan gelecek
it would be + süre + before + olay kalıbı, geçmişteki bir referans noktasından bakıldığında olay gerçekleşmeden önce bu kadar sürenin daha geçmesi gerektiğini anlatır. Burada would, geçmişten bakılan geleceği belirtir; istek ifade etmez. Buradaki that happened, nitröz oksidin sonunda ameliyatlarda kullanılmasını ifade eder. Decades, ilk gelişme ile daha sonraki kullanım arasındaki uzun zaman aralığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği anlatan be biçimiyle tamamlayın: It ____ decades before the treatment became widely available.
Cevabı göster
would be
At least in part: bir açıklamayı kısmi neden olarak sunmak
At least in part, ardından gelen açıklamayı sınırlar: belirtilen etken sonucun bir bölümünü açıklar, ancak tek neden olmayabilir. Burada virgüllerle ayrılmış bir ara ifade olarak, dinleyiciye iddianın ne kadar güçlü anlaşılması gerektiğini gösterir. Bir şeyin fiziksel bölümünü anlatmak yerine akıl yürütmeyi daha temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Fırtınanın nedenlerden yalnızca biri olduğunu göstermek için cümleyi derste öğrenilen dört sözcüklük sınırlayıcı ifadeyle tamamlayın: The delay was, ____, caused by the storm.
Cevabı göster
at least in part
because some surgeons and patients were skeptical Kalıp ifadeler
1:40bazı cerrahların ve hastaların anestezik ilaçların
of the effectiveness and safety of anesthetic drugs.
1:42etkinliği ve güvenliği konusunda şüpheci olmalarıydı.
skeptical of the effectiveness and safety of...: …etkililiği ve güvenliği konusunda şüpheci olmak
Be skeptical of + isim öbeği, bir konuda kuşku duymak veya onu kabul etmeden önce daha güçlü kanıt istemek demektir. Bu cümlede cerrahlar ve hastalar anestezik ilaçlar konusunda kuşku duyuyordu. of sonrasındaki öbek iki eş görevli isim içerir: effectiveness ve safety. Ardından gelen of anesthetic drugs bölümü ikisiyle de ilişkilidir; yani hem ilaçların işe yarayıp yaramadığı hem de güvenli olup olmadığı sorgulanıyordu.
Alıştırma
Hangi cümle, iki nitelikle ilgili kuşkuyu skeptical of kullanarak doğal biçimde ifade eder?
- The inspectors were skeptical to the bridge's strength and stability.
- The inspectors were skeptical the bridge's strength and stability.
- The inspectors were skeptical of the bridge's strength and stability.
Cevabı göster
The inspectors were skeptical of the bridge's strength and stability.
Japanese surgeon Seishū Hanaoka successfully removed a breast tumor
1:47Japon cerrah Seishū Hanaoka tıbbi otlar karışımıyla uyuşturulmuş bir hastadan
from a patient anesthetized with a mix of medicinal herbs, Kelime
1:52bir meme tümörünü başarıyla çıkardı,
anesthetized with a mix of medicinal herbs: şifalı ot karışımıyla anestezi uygulanmış
Anesthetized with a mix of medicinal herbs, en yakındaki isim olan a patient ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı yan cümlesidir. a patient who was anesthetized with a mix of medicinal herbs şeklinde açılabilir. Anestezi uygulanan kişi cerrah değil, hastadır. Bu edilgen yapıda with, anestezi için kullanılan maddeyi veya yöntemi tanıtır. Yeniden kullanılabilen yapı person or animal + anesthetized with + anesthetic substance or method biçimindedir.
Alıştırma
“The surgeon operated on a patient anesthetized with a short-acting drug,” cümlesinde anestezi uygulanan kimdir?
- ilaç
- hasta
- cerrah
Cevabı göster
hasta
but the news stayed in Japan indefinitely. Anlatım akışı
1:56ancak bu haber süresiz olarak sadece Japonya'da kaldı.
news stayed in Japan indefinitely: haberin belirsiz bir süre Japonya dışına yayılmaması
Özne olan news, bir haber kuruluşunu değil, bu gelişmeyle ilgili bilgiyi ifade eder. Burada stayed in Japan, bilginin başka ülkelere yayılmak yerine Japonya içinde kalmasını anlatır. Indefinitely, süresi bilinmeyen veya belirtilmemiş, net bir bitiş noktası olmayan bir dönemi ifade eder. Mutlaka sonsuza kadar demek değildir. Bu yan cümle bir bütün olarak gelişmenin daha geniş süreci neden hemen etkilemediğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede "the news stayed in Japan indefinitely" ne anlama gelir?
- Bilgi Japonya dışına yayılmadı ve net bir bitiş noktası yoktu.
- Japon haber kuruluşları sınırsız bir süre boyunca faaliyet göstermeye devam etti.
- Bilgi Japonya'dan geldi ve hızla diğer ülkelere yayıldı.
Cevabı göster
Bilgi Japonya dışına yayılmadı ve net bir bitiş noktası yoktu.
ether started garnering medical attention. Kalıp ifadeler
2:00eter tıbbın dikkatini çekmeye başladı.
started garnering medical attention: tıp dünyasının ilgisini çekmeye başladı
Garner attention, ilgi çekmek veya ilgi görmek anlamına gelen oldukça resmî bir ifadedir. Bu cümlede fark edilmeye başlayan şey eterdir. Burada medical attention, tıp alanından gelen ilgiyi, yani doktorların ve araştırmacıların eterle ilgilenmeye başlamasını ifade eder. Hasta veya yaralı bir kişiye uygulanan tıbbi tedavi anlamına gelmez. Started garnering bu sürecin başlangıcını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi started ve garner fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After the images were published, the project ____ from scientists around the world.
Cevabı göster
started garnering attention
then came to be used recreationally Dilbilgisi
2:06daha sonra 1800'lerin başındaki sözde 'eter partileri' sırasında
during the so-called ether frolics of the early 1800s, Kültür
2:09eğlence amaçlı kullanılmaya başlanmıştı,
came to be used recreationally: eğlence amacıyla kullanılmaya başlandı
“Came to be used”, burada “zamanla bir duruma ulaşmak” anlamındaki come to ile edilgen be used yapısını birleştirir. Bir kullanımın zaman içinde geliştiğini anlatır; nesnenin bir yere geldiğini veya yalnızca bir kez kullanıldığını ifade etmez. Bu cümlede recreationally kullanım amacını belirtir: eter zamanla insanların eğlenmek için kullandığı bir madde hâline gelmiştir. Bu yapı, bir nesnenin, sözcüğün veya teknolojinin zamanla nasıl belirli bir kullanım kazandığını anlatmak için uygundur.
Alıştırma
Cümleyi “zamanla kullanılmaya başlandı” anlamındaki yapıyla tamamlayın: Over several decades, the material ____ in safety equipment.
Cevabı göster
came to be used
1800’lerin başlarındaki so-called ether frolics
“Ether frolics”, 1800’lerin başında insanların eğlenmek amacıyla eter soluduğu toplantı veya gösteriler için kullanılan gayriresmî bir addı. Frolics, resmî bir tıbbi işlemden ziyade şakacı veya gürültülü bir eğlenceyi çağrıştırır. “So-called”, ether frolics ifadesinin bu etkinlikler için kullanılan bir ad olduğunu gösterir. Bazen şüphe veya mesafe ifade edebilir, ancak buradaki temel görevi tarihî adı tanıtmaktır.
Alıştırma
Bu cümlede so-called ether frolics neydi?
- kimyagerlerin eteri ilk kez ürettiği bilimsel toplantılar
- eterin anestezik olarak kullanıldığı resmî ameliyatlar
- insanların eğlenmek için eter soluduğu gayriresmî etkinlikler
Cevabı göster
insanların eğlenmek için eter soluduğu gayriresmî etkinlikler
an American physician noted that the fall he suffered
2:12Amerikalı bir hekim, eter kullanırken geçirdiği düşüşün
he etherized a patient and successfully removed a tumor Kelime
2:19bir hastayı eterle uyuttu ve boynundaki bir tümörü
etherized: eterle anestezi uygulamak
Bu tıp tarihi cümlesinde etherized, bir hastayı eter kullanarak anesteziye almak demektir. Eterin hastaya yalnızca verildiğini değil, anestezik olarak kullanıldığını belirtir. Bu fiil, ether ismine -ize eklenerek oluşturulur: ether → etherize → etherized. Bu yapım biçimi, maddenin adını eter kullanarak anestezi etkisi oluşturmak anlamına gelen bir fiile dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi ether isminden türetilmiş tarihsel fiille tamamlayın: The doctor used ether as the anesthetic, so he ____ the patient.
Cevabı göster
etherized
dentists finally began recognizing nitrous oxide's promise. Kalıp ifadeler
2:25diş hekimleri nihayet nitröz oksidin potansiyelini fark etmeye başladılar.
began recognizing ...'s promise: potansiyelini fark etmeye başlamak
Recognize something's promise, bir şeyin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu veya gelecekte değerli ya da etkili olabileceğini görmek demektir. Burada promise, nitröz oksidin verdiği bir söz değil, gelecekteki potansiyel anlamındadır. Began recognizing, anlayıştaki bu değişimin başladığını gösterirken finally bunun bir gecikmeden sonra gerçekleştiğini düşündürür. Yapı begin + -ing biçimindedir: began recognizing.
Alıştırma
"Investors began recognizing the new battery's promise," cümlesinde the new battery's promise ne anlama gelir?
- yeni bataryanın sözlü olarak verdiği bir garanti
- yeni bataryanın yararlı veya başarılı olma potansiyeli
- yatırımcıların yeni bataryayı satın alma sözü
Cevabı göster
yeni bataryanın yararlı veya başarılı olma potansiyeli
when an American dentist attempted a public tooth extraction Kalıp ifadeler
2:32Amerikalı bir diş hekimi nitröz oksitle uyuşturulmuş birine
halka açık bir diş çekimini denedi
attempted a public tooth extraction ifadesinde attempt geçişli bir fiildir ve nesnesi a public tooth extraction isim öbeğidir. Diş hekiminin işlemi gerçekleştirmeye çalıştığını anlatır; girişimin başarılı olduğunu söylemez. Public, diş çekiminin izleyiciler önünde yapılan açık bir gösteri olduğunu belirtir. Dişin kendisini nitelemez. Başka bağlamlara aktarılabilen attempt + eylem adı kalıbı; işlemler, deneyler ve zor görevlerle ilgili resmî anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede attempted a public tooth extraction ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- kamuya ait bir dişi çekti
- özel bir diş muayenesi planladı
- izleyiciler önünde bir dişi çekmeye çalıştı
Cevabı göster
izleyiciler önünde bir dişi çekmeye çalıştı
görünüşe göre bir aksilikle karşılaştı
Encountered a setback, ilerlemeyi kesintiye uğratan bir olay veya sorunla karşılaşmak demektir. Bir setback, çabayı geciktirebilir veya zayıflatabilir ancak kalıcı başarısızlık anlamına gelmek zorunda değildir. Apparently, sonucun gözlemlenebilen veya bildirilen bilgilere dayandığını gösterir. Burada hastanın çığlığı, gösterinin kötü gittiği izlenimini vermiştir; ancak anlatıcı bundan tamamen emin olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Apparently ve encounter a setback eşdizimini doğru biçimde kullanarak resmî güncellemeyi tamamlayın: The launch ____ after engineers detected a leak.
Cevabı göster
apparently encountered a setback
yetersiz bir doz
Burada dose, ilacın türünü değil, bir kerede verilen ilaç miktarını ifade eder. An insufficient dose, amaçlanan etkiyi oluşturamayacak kadar az bir miktardır. Bu ifade, tedavinin çok az ilaç verildiği için başarısız olmuş olabileceğini belirtir; tek başına ilacın etkisiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “çok az miktarda ilaç” anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The medicine itself may work, but the patient received an ____.
Cevabı göster
insufficient dose
but it was a bad publicity moment for the drug. Anlatım akışı
2:45ancak bu, ilacın itibarı için kötü bir andı.
ilacın kamuoyu imajı açısından kötü bir an
A bad publicity moment for X ifadesi, bir olayı X'in kamuoyu nezdindeki imajına etkisi açısından çerçeveler. Burada publicity yalnızca ücretli reklam değil, kamuoyunun ve medyanın ilgisi anlamına gelir; bad publicity ise bu ilginin olumsuz bir izlenim oluşturduğunu belirtir. For the drug, itibarı zarar gören şeyin ilaç olduğunu gösterir. Cümle, olayın neden gerçekleşmiş olabileceğini açıklamaktan görünür başarısızlığın insanlara ilaç hakkında ne düşündürdüğünü vurgulamaya geçer.
Alıştırma
A bad publicity moment for the drug ifadesi neyi vurgular?
- Olay, ilacın miktarını değiştirdi.
- Olay, ilacın kamuoyu nezdindeki imajına zarar verdi.
- İlaç ücretli bir reklamda yer aldı.
Cevabı göster
Olay, ilacın kamuoyu nezdindeki imajına zarar verdi.
dentists refined ether for tooth extractions. Kalıp ifadeler
2:49diş hekimleri diş çekimleri için eteri saflaştırdılar.
refined ether for tooth extractions: diş çekimi için eteri geliştirmek
Bu cümlede refined, özne olan dentists sözcüğünden sonra gelir; bu nedenle geçmiş zamanlı bir fiildir ve ether onun nesnesidir. Burada “zarif” veya “rafine edilmiş” anlamındaki bir sıfat değildir. refine + şey + for + amaç kalıbı, bir şeyi belirli bir kullanım için daha uygun hâle getirmek üzere geliştirmek veya ayarlamak demektir. Burada for tooth extractions, amaçlanan kullanımın diş çekimi olduğunu belirtir.
Alıştırma
refine + şey + for + amaç kalıbını geçmiş zamanda tamamlayın: Engineers ____ the scanner ____ use in small clinics.
Cevabı göster
refined · for
an American dentist administered ether to a patient Kalıp ifadeler
2:55Amerikalı bir diş hekimi bir hastaya eter uyguladı
administered ether to a patient: bir hastaya eter uygulamak
Burada administered, tıbbi bakımın bir parçası olarak bir ilacı vermek veya uygulamak anlamına gelir. Ether uygulanan maddedir; a patient ise bunu alan kişidir. Resmî kalıp administer + ilaç veya tedavi + to + kişi şeklindedir. Bir kuruluşu yönetmeye değil, tıbbi işlemi gerçekleştirmeye odaklanır.
Alıştırma
Resmî tıbbi cümleyi administer fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi ve alıcıyı belirten edatla tamamlayın: Yesterday, the nurse ____ the medicine ____ the patient.
Cevabı göster
administered · to
Liston himself performed an upper leg amputation Kalıp ifadeler
3:02Liston'ın kendisi eterle uyutulmuş bir hastaya
perform an amputation: amputasyon gerçekleştirmek
Burada performed, “gerçekleştirdi” veya “uyguladı” demektir; “sahnede sergiledi” anlamına gelmez. Nesnesi an upper leg amputation olduğu için ifade, Liston'ın bu tıbbi ameliyatı gerçekleştirdiğini anlatır. Başka durumlara aktarılabilecek resmî kalıp, perform + tıbbi işlem, ameliyat veya test adı yapısıdır. İşlemin uygulandığı kişiyi belirtmek için perform a procedure on a patient örneğindeki gibi on kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî tıbbi fiille tamamlayın: The surgeon ____ an emergency amputation.
Cevabı göster
performed
who reportedly regained consciousness minutes after Anlatım akışı
3:07hastanın bildirildiğine göre dakikalar sonra bilincini geri kazandığı
and asked when the procedure would begin.
3:10ve prosedürün ne zaman başlayacağını sorduğu söylendi.
reportedly regained consciousness: bildirildiğine göre bilincini geri kazandı
Regained consciousness, kişinin bilinçsiz veya anestezi altında olduğu bir durumdan sonra yeniden uyanık ve çevresinin farkında hâle gelmesi demektir. Regain, kaybedilmiş bir durumun geri dönmesini belirtir; burada consciousness “bilinç” anlamındadır, “bilgi” anlamında değildir. Reportedly, iyileşme iddiasının tümüne uygulanan bir tutum zarfıdır. Ayrıntının anlatıcının doğrudan doğrulamasından değil, haberlerden veya başka kaynaklardan geldiğini bildirir. Böylece iddia, kesin birinci elden bilgi olarak değil, belli bir mesafeyle sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede reportedly regained consciousness ne anlatıyor? The climber reportedly regained consciousness at the hospital?
- Dağcı hastanenin açıldığını bizzat bildirdi.
- Kaynaklar dağcının bilincini geri kazandığını söylüyor.
- Dağcı kesinlikle yeni bilgiler öğrendi.
Cevabı göster
Kaynaklar dağcının bilincini geri kazandığını söylüyor.
Further ether-enabled successes followed from India, Russia, and beyond. Anlatım akışı
3:12Hindistan, Rusya ve ötesinden eter sayesinde elde edilen başka başarılar da geldi.
Further ether-enabled successes followed: eterin mümkün kıldığı başka başarılar ardından geldi
Bu yan cümlede further “daha fazla” veya “başka”, ether-enabled ise “eter kullanımıyla mümkün olan” anlamına gelen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Followed burada geçişsizdir: başarılar daha sonra ortaya çıkmıştır; bir kişinin peşinden gitmemiştir. Further + isim öbeği + followed kalıbı, daha sonra yaşanan bir dizi gelişmeyi tek bir anlatı geçişinde özetler. Önceki bir örnekten sonra anlatıyı Hindistan, Rusya ve başka yerlerden gelen daha fazla örneğe taşır.
Alıştırma
Cümledeki “Further ether-enabled successes followed” ne anlama gelir?
- Eterin mümkün kıldığı daha fazla başarı sonradan gerçekleşti.
- Başarılar fiziksel olarak birinin arkasına geçti.
- Birkaç ülkedeki insanlar eter kullanmayı bıraktı.
Cevabı göster
Eterin mümkün kıldığı daha fazla başarı sonradan gerçekleşti.
unpleasant side effects: hoş olmayan yan etkiler
Side effects, bir ilaç veya tedavinin yol açtığı ek etkileri, özellikle amaçlanan yarardan farklı etkileri anlatan kalıplaşmış bir terimdir. Buradaki unpleasant side effects, rahatsızlık veren veya can sıkıcı istenmeyen etkiler anlamındadır. Unpleasant, bu etkilerin nasıl hissedildiğini açıklar; tek başına ağır veya tehlikeli oldukları anlamına gelmez. mild, serious, common veya rare gibi sıfatlar daha kesin bilgi verebilir.
Alıştırma
Bu dersteki kalıplaşmış tıp terimiyle cümleyi tamamlayın: The treatment worked, but it caused several unpleasant ____.
Cevabı göster
side effects
Scottish obstetrician James Simpson heard about an alternative anesthetic called chloroform. Kelime
3:23İskoç doğum uzmanı James Simpson kloroform adında alternatif bir anesteziyi duydu.
kloroform adlı alternatif bir anestezik
Burada alternative anesthetic, mevcut seçeneğin yerine kullanılabilecek başka bir anestezik anlamına gelir. Alternative, “başka bir seçenek olarak kullanılabilen” demektir; “garip” veya “alışılmadık” anlamında değildir. Called chloroform, anesteziğin adını veren kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. an alternative anesthetic that was called chloroform biçiminde açılabilir. Bu nedenle alternative + isim + called + ad kalıbı, başka bir seçeneği ve onun adını tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “an alternative anesthetic called chloroform” ne anlama gelir?
- kloroform adlı başka bir anestezik seçeneği
- birini çağırmak için kullanılan bir anestezik
- Kloroform adlı sıra dışı bir doktor
Cevabı göster
kloroform adlı başka bir anestezik seçeneği
he and two colleagues decided to try some themselves
3:30kendisi ve iki meslektaşı bunu kendilerinde denemeye karar verdiler
promptly passed out: hemen bayıldılar
Pass out, “bilincini kaybetmek” veya “bayılmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede passed out nesne almaz; öznenin belirttiği kişiler bizzat bilinçlerini kaybeder. Promptly, “çok kısa süre içinde” veya “gecikmeden” anlamına gelir. Sonucun denemeden ne kadar hızlı sonra ortaya çıktığını vurgular, ancak pass out ifadesinin temel anlamını değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için pass out ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After standing in the heat for an hour, Leo ____.
Cevabı göster
passed out
Simpson administered chloroform to one of his patients during childbirth.
3:36Simpson bir hastasına doğum sırasında kloroform uyguladı.
It quickly gained popularity because it was fast-acting and thought to be side-effect-free, Notlar
3:40Hızlı etki ettiği ve yan etkisiz olduğu düşünüldüğü için hızla popülerlik kazandı,
quickly gained popularity: kabul görmenin hızla artması
Gain popularity, giderek daha popüler, yaygın olarak kullanılan veya kabul gören hâle gelmek demektir. Burada kloroformun hızla kabul görmesini anlatır; gain fiziksel bir nesne edinmek anlamında değildir. Quickly zarfı, gained popularity ifadesinin anlattığı değişimin tamamını niteler ve kabulün ne kadar hızlı arttığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi gain kullanan geçmiş zamanlı eşdizimle tamamlayın: After several reviewers praised the new app, it quickly ____.
Cevabı göster
gained popularity
fast-acting and thought to be side-effect-free: özellikler ve dönemin inancı
Fast-acting, bir şeyin etkisini hızlı biçimde gösterdiğini belirten birleşik bir sıfattır. Ortak it was A and B yapısında was iki bölüm için de geçerlidir: it was fast-acting ve it was thought to be side-effect-free. Thought to be, bir şeyin öyle olduğuna inanıldığını veya öyle kabul edildiğini belirtir. Bu nedenle side-effect-free, kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, dönemin inancı olarak sunulur. Cümle hızlı etki gösterdiğini doğrudan söyler, ancak gerçekten hiç yan etkisi olmadığını garanti etmez.
Alıştırma
“it was fast-acting and thought to be side-effect-free” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İnsanlar yavaş etki gösterdiğine ve hiç yan etkisi olmadığına inanıyordu.
- Hızlı etki gösterdiği ve hiç yan etkisi olmadığı kanıtlanmıştı.
- Hızlı etki gösteriyordu ve insanlar hiç yan etkisi olmadığına inanıyordu.
Cevabı göster
Hızlı etki gösteriyordu ve insanlar hiç yan etkisi olmadığına inanıyordu.
though we now know it's harmful and probably carcinogenic. Anlatım akışı
3:46her ne kadar bugün onun zararlı ve muhtemelen kanserojen olduğunu bilsek de.
though we now know: önceki bir inancı düzeltmek
Bu cümlede though, daha önceki bir inanç ya da betimlemeyle karşıtlık kurar. we now know bakış açısını günümüz bilgisine taşır; dolayısıyla yazar eski düşünceyi destekleyen bilgi eklemek yerine onu düzeltir. Bu kalıp tarihî veya bilimsel bilgileri düzenlemeye yardımcı olur: önce insanların geçmişte ne düşündüğü belirtilir, ardından though we now know... kullanılarak daha sonra yapılan düzeltme gösterilir.
Alıştırma
Bu cümlede though we now know ne işe yarar?
- Önceki inancı destekleyen başka bir bilgi ekler.
- Maddenin geçmişte neden popüler olduğunu açıklar.
- Önceki bir inancı günümüz bakış açısından düzeltir.
Cevabı göster
Önceki bir inancı günümüz bakış açısından düzeltir.
Because anesthetics weren't yet fully understood, Dilbilgisi
3:49Anestezikler henüz tam olarak anlaşılamadığı için,
Because ... weren't yet fully understood: geçmişteki bilgi eksikliğini neden olarak gösterme
Because nedeni sunar, ana cümle ise sonucu verir. Burada anesthetics weren't yet fully understood, o dönemde insanların anestezikler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı anlamına gelir. weren't understood edilgen yapıdadır: insanların anlamadığı şey anesteziklerdir. Olumsuz not yet kalıbında yet, “o zamana kadar henüz değil” anlamına gelir ve daha kapsamlı bir anlayışın daha sonra oluştuğunu veya oluşabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Riskler hakkındaki eksik bilginin gecikmenin nedeni olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- Because the risks weren't yet fully understanding, the team delayed the trial.
- Because the risks didn't yet fully understand, the team delayed the trial.
- Because the risks weren't yet fully understood, the team delayed the trial.
Cevabı göster
Because the risks weren't yet fully understood, the team delayed the trial.
And some doctors held sexist and racist beliefs Kalıp ifadeler
3:55Ve bazı doktorlar cinsiyetçi ve ırkçı inançlara sahipti
held sexist and racist beliefs: inançlara sahip olmak
Hold beliefs ifadesinde hold, bir fikri kişinin görüşünün bir parçası olarak benimsemesi veya taşıması anlamına gelir; bir şeyi fiziksel olarak tutmak anlamında değildir. Held, hold fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Sexist ve racist sıfatları, bu inançların ayrımcı olduğunu belirtir. Kullanılabilecek kalıplar hold + adjective + beliefs ve hold beliefs about + topic şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlede held sexist and racist beliefs ne anlama gelir?
- Cinsiyetçilik ve ırkçılık hakkında bir toplantı düzenliyorlardı.
- Cinsiyetçilik ve ırkçılıkla ilgili ifadeleri fiziksel olarak tutuyorlardı.
- Cinsiyetçi ve ırkçı fikirleri kendi görüşlerinin bir parçası olarak benimsiyorlardı.
Cevabı göster
Cinsiyetçi ve ırkçı fikirleri kendi görüşlerinin bir parçası olarak benimsiyorlardı.
that dictated the amount ...: dictate ile “belirlemek”
That, sexist and racist beliefs ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Burada dictated, “belirledi veya kontrol etti” anlamındadır: Bu inançlar, doktorların ne kadar anestezi sağlayacağını belirliyordu. They'd, they would anlamına gelir. Bir kural, koşul veya tutum bir miktarı, sonucu ya da eylemi dictate ettiğinde sonuç üzerinde güçlü bir belirleyici etkisi vardır. Bu anlam, dictate fiilinin “başkasının yazması için sözcükleri yüksek sesle söylemek” anlamından farklıdır.
Alıştırma
Örnekte inançlar dictated the amount of anesthesia olduğunda ne yapıyordu?
- Ne kadar anestezi sağlanacağını güçlü biçimde belirliyorlardı.
- Miktar üzerinde yalnızca küçük ve belirsiz bir etkileri vardı.
- Birinin yazması için anestezi miktarını yüksek sesle söylüyorlardı.
Cevabı göster
Ne kadar anestezi sağlanacağını güçlü biçimde belirliyorlardı.
if any at all: varsa bile çok az veya hiç
Burada if any at all, if they provided any anesthesia at all anlamına gelen, sona eklenmiş eksiltili bir ifadedir. Atlanan özne ve fiil önceki yan cümleden anlaşılır. Bu ifade miktarı sıfıra yaklaştırır: doktorlar çok az anestezi vermiş olabilir veya hiç vermemiş olabilir. At all, hiçbir şekilde anestezi verilmemiş olma ihtimalini daha da vurgular.
Alıştırma
Cümleyi ‘neredeyse hiç veya tamamen hiç olmayabilir’ anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The policy made very little difference, ____.
Cevabı göster
if any at all
American obstetrician Charles Meigs argued that the pain of childbirth
4:03Amerikalı doğum uzmanı Charles Meigs, doğum acısının
a form of divine suffering: acının dinî bir çerçeveye oturtulması
Burada a form of, ‘bir tür’ anlamına gelir; divine ise Tanrı’yla bağlantılı veya Tanrı tarafından emredilmiş olarak görülen anlamındadır. İfade, doğum sancısını hoş bir şey olarak değil, dinî anlam taşıyan bir acı olarak sınıflandırır. Meigs bu dinî çerçeveyi, doğum sancısının tıbbi müdahaleyle hafifletilmesine karşı çıkmak için kullandı. Cümle tarihsel bir inancı aktarır; bu inancı tıbbi bir gerçek olarak sunmaz veya desteklemez.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede a form of divine suffering ne anlama gelir?
- Hoş ve harika hissettiren bir ağrı türü
- Din veya ilahi irade üzerinden anlaşılan bir acı türü
- Dinî anlamı olmayan sıradan bir tıbbi yan etki
Cevabı göster
Din veya ilahi irade üzerinden anlaşılan bir acı türü
and was skeptical that doctors should interfere with it. Ton ve niyet
4:09ve doktorların buna müdahale etmesi gerektiğinden şüpheliydi.
was skeptical that ... should interfere with it: müdahalenin uygun olup olmadığından şüphe etmek
Be skeptical that, bir kişinin şüphe ettiği veya sorguladığı önermeyi tanıtır. Buradaki önerme, doktorların doğum sancısına müdahale etmesi gerektiğidir; şüphe, doktorların bunu yapabilmesinden değil, bunun uygun olup olmamasından kaynaklanır. Should, ne yapılması gerektiğine dair bir yargı bildirir; interfere with ise eylemi gereksiz, sınırı aşan veya istenmeyen bir müdahale olarak sunar. Bu nedenle ifade, tarafsız bir tıbbi bilgi değil, tıbbi müdahaleye karşı şüpheci ve olumsuz bir tutum aktarır.
Alıştırma
Şu yorumu değerlendirin: “was skeptical that doctors should interfere with childbirth pain” ifadesinde interfere with, doktorların eylemini tarafsız ve yararlı bir yardım olarak sunar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
conducted experimental ... surgeries without pain relief: ağrı giderilmeden deneysel ameliyatlar gerçekleştirdi
Conducted ... surgeries, cerrahi operasyonlar gerçekleştirdi anlamına gelir. Experimental, işlemlerin standart tedavi olarak yerleşmiş olmadığını ve henüz denendiğini belirtir; gynecological, üreme sağlığı alanını tanımlar; without pain relief ise ağrıyı azaltacak hiçbir önlem sağlanmadığını ifade eder. Bu ayrıntılar birlikte yalnızca tıbbi yeniliği değil, ciddi bir etik sorunu gösterir. Burada adı geçen tarihsel olayda Sims, köleleştirilmiş Siyah kadınlar üzerinde deneysel ameliyatlar yaptı. Bu nedenle ağrı giderici önlemlerin bulunmaması, daha geniş bir ırksal baskı ve hasta korumalarının reddedilmesi bağlamına aittir.
Alıştırma
Hangi açıklama conducted experimental gynecological surgeries without pain relief ifadesindeki bütün bilgileri en iyi korur?
- Hekim, ağrı kesici verildikten sonra rutin bir jinekolojik ameliyat geçirdi.
- Hekim, hiç kimseyi ameliyat etmeden etkinliği kanıtlanmış ağrısız bir tedavi geliştirdi.
- Hekim, hâlâ deneysel olan jinekolojik operasyonları hiçbir ağrı giderici önlem sunmadan gerçekleştirdi.
Cevabı göster
Hekim, hâlâ deneysel olan jinekolojik operasyonları hiçbir ağrı giderici önlem sunmadan gerçekleştirdi.
primarily upon enslaved black women. Kültür
4:22öncelikle köleleştirilmiş siyahi kadınlar üzerinde.
başlıca köleleştirilmiş Siyah kadınlar üzerinde
Primarily, bu grubun deneylere maruz bırakılan başlıca kişiler olduğunu, ancak mutlaka tek grup olmadığını belirtir. Upon burada grubu onlara uygulanan eyleme bağlar ve resmî bir tını taşır. Enslaved black women, özgür iradeleriyle işe alınmış çalışanları değil, köle olarak tutulan Siyah kadınları ifade eder. Bu sözler, olayları ırksal kölelik ve ağır bir güç eşitsizliği bağlamına yerleştirir; bu bağlam olayların etik ağırlığını anlamak için vazgeçilmezdir.
Alıştırma
primarily upon enslaved black women ifadesinin anlamını ve tarihsel bağlamını en iyi hangi yorum korur?
- Başlıca katılımcılar, orada kendi özgür iradeleriyle çalışan Siyah kadınlardı.
- Toplumdaki bütün kadınlar eşit biçimde dâhil edilmişti.
- Başlıca denekler, köle olarak tutulan Siyah kadınlardı.
Cevabı göster
Başlıca denekler, köle olarak tutulan Siyah kadınlardı.
those who could access anesthetics were undergoing increasingly complex operations, Notlar
4:27anesteziye erişebilenler giderek daha karmaşık ameliyatlar geçiriyordu,
anesteziklere erişebilenler
Those who ... “... yapan kişiler” anlamına gelir. Those, isim öbeğinin merkezidir ve who ile başlayan yan cümle hangi kişilerin dâhil olduğunu tanımlar; bu nedenle ifade herkesi değil, belirli bir koşulu karşılayan alt grubu seçer. Burada access, elde etmek veya kullanabilmek anlamında bir fiildir. Dolayısıyla could access anesthetics, anesteziklerin bazı kişilerin kullanımına açık olduğunu belirtir; fiziksel bir girişi değil, tıbbi bir kaynağa erişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi şu tam yapıyla tamamlayın: those who could access + backup power. During the outage, ____ continued working.
Cevabı göster
those who could access backup power
undergoing increasingly complex operations, including some...: eğilim ve en güçlü örnek
were undergoing increasingly complex operations, hastaları karmaşıklık derecesi giderek artan ameliyatları geçiren kişiler olarak sunar. Bu tıbbi kullanımda undergo, bir işlemi uygulamak değil, o işleme girmek veya işlemi geçirmek anlamına gelir; increasingly ise karmaşıklık derecesinin arttığını gösterir. including some that were previously impossible, genel ifadeden en çarpıcı destekleyici örneğe geçer. some, operations sözcüğüne gönderme yapar; that were previously impossible ise bu ameliyatları açıklar. Bilginin bu sırayla verilmesi, mümkün olan tıbbi tedavilerin kapsamının genişlediğini vurgular.
Alıştırma
Hastanın zor bir ameliyat geçirdiğini özellikle belirten cümle hangisidir?
- The patient underwent a difficult operation.
- The surgeon performed a difficult operation.
- The patient recovered after a difficult operation.
Cevabı göster
The patient underwent a difficult operation.
Chloroform came to be understood as a riskier, Dilbilgisi
4:35Kloroformun daha riskli, daha toksik bir seçenek olduğu anlaşıldı
more toxic option and fell out of favor by the early 1900s. Deyimler
4:38ve 1900'lerin başlarında gözden düştü.
came to be understood as a riskier, more toxic option: daha riskli ve daha zehirli bir seçenek olarak görülmeye başlamak
Came to be understood as, zaman içinde insanların bir şey hakkında belirli bir görüş oluşturup bu görüşü kabul etmesi anlamına gelir. Came to daha sonra ulaşılan bir sonucu gösterirken edilgen be understood, anlayan kişileri arka planda tutar ve görüşteki değişimi öne çıkarır. Burada kloroformun zamanla diğer seçeneklerden daha riskli ve daha zehirli olduğu düşünüldü. Bu ifade, tek bir kişinin aniden bir şeyi fark etmesini değil, gelişmekte olan bilimsel bir yargıyı sunar.
Alıştırma
Zaman içinde gelişen bir görüşü anlatmak için bu dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The material ____ a serious health risk.
Cevabı göster
came to be understood as
fell out of favor: kabulden düşmek
Fell out of favor, fall out of favor ifadesinin basit geçmiş zaman biçimidir. Daha önce kabul gören, onaylanan veya popüler olan bir şeyin zamanla bu desteği kaybettiğini anlatır. Bu cümlede, ilacın 1900'lerin başlarında artık geniş ölçüde kabul görmediğini belirtir. Buradaki favor, birine yapılan iyilik değil, onay veya tercih anlamındadır. Bu deyim genellikle tek bir kişinin kısa süreli hoşnutsuzluğunu değil, kabul düzeyindeki daha geniş bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, “geniş çaplı onayı kaybetti” anlamındaki dersin geçmiş zaman deyimiyle tamamlayın: The old design ____ after users switched to newer options.
Cevabı göster
fell out of favor
Alongside newer drugs: paralel bir kategori eklemek
Burada Alongside, yalnızca fiziksel olarak yanında değil, birlikte veya buna ek olarak anlamına gelir. İfade, daha yeni ilaçları bir kategori olarak sunarken sonraki ana cümle aynı genel durum içindeki başka bir kategoriyi ekler. Cümlenin başındaki Alongside newer drugs, bilgiyi çerçeveleyen bir edat öbeğidir. Okura veya dinleyiciye sonraki bilgiyi nasıl bağlayacağını gösterir: iki kategori aynı genel tablonun parçasıdır. Bu nedenle ifade, yer değiştirmeyi değil, ekleme ve birlikte var olmayı anlatır.
Alıştırma
Cümle başındaki Alongside newer drugs, ifadesi nasıl bir ilişki kurar?
- İfade yalnızca daha yeni ilaçların yanındaki fiziksel bir konumu belirtir.
- Sırada ele alınan kategori daha yeni ilaçların tamamen yerini almıştır.
- Daha yeni ilaçlar ile sırada ele alınan kategori aynı genel durum içinde birlikte sunulur.
Cevabı göster
Daha yeni ilaçlar ile sırada ele alınan kategori aynı genel durum içinde birlikte sunulur.
ether and nitrous oxide are still used today,
4:44eter ve nitröz oksit bugün hala kullanılmaktadır,
but in modified formulations that are safer and produce fewer side effects Kelime
4:47ancak daha güvenli ve daha az yan etki üreten modifiye formüllerle,
in modified formulations ... fewer side effects: değiştirilmiş formülasyonlar ve daha az yan etki
Burada formulations, bir ilacın hazırlanmış biçimlerini, yani içeriğini, doz gücünü, farmasötik şeklini veya hazırlanma yöntemini ifade eder. Modified formulations, farklı ifade biçimleri değil, yeniden tasarlanmış ilaç formülasyonlarıdır. in edatı, ilaçların hangi biçimde kullanıldığını gösterir. that are safer and produce fewer side effects ilgi cümleciği formulations sözcüğünü niteler ve değişikliklerin iki sonucunu belirtir: daha fazla güvenlik ve daha az yan etki. Side effects sayılabilen çoğul bir isim olduğu için fewer kullanılır.
Alıştırma
Bu ilaç bağlamında formulations ne anlama gelir?
- Bir cümleyi farklı şekillerde ifade etme yolları
- Bir ilacın hazırlanmış biçimleri veya bileşimleri
- Matematiksel denklemler
Cevabı göster
Bir ilacın hazırlanmış biçimleri veya bileşimleri
while doctors closely monitor the patient's state. Kalıp ifadeler
4:51doktorlar hastanın durumunu yakından izlerken.
closely monitor the patient's state: hastanın durumunu yakından izlemek
Closely monitor, değişikliklerin veya risklerin fark edilebilmesi için bir şeyi sürekli ve dikkatli biçimde gözlemlemek demektir. Tıbbi kullanımda yalnızca birine bakmayı değil, ölçümleri, belirtileri ve diğer bulguları kontrol etmeyi de içerir. The patient's state, hastanın o anki durumu anlamına gelir. Buradaki state bir eyalet veya siyasi bölge demek değildir. İfadenin tamamı, doktorların hastanın durumunu dikkatle takip ettiğini anlatan mesleki bir söyleyiştir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “sürekli ve dikkatli biçimde gözlemlemek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the operation, doctors ____ the patient's condition.
Cevabı göster
closely monitor
Thanks to these advances: yararlı bir nedeni sonuca bağlamak
Bu cümlede Thanks to, “nedeniyle” veya “sonucunda” anlamına gelir ve nedeni yararlı bir unsur olarak sunar. these advances sözleri, anestezik ilaçlar ve hasta izleme teknolojisindeki gelişmelere gönderme yapar. Cümlenin başında kullanılan bu ifade, daha önce anlatılan gelişmeleri ardından gelen sonucun nedeni hâline getirir. Yeniden kullanılabilecek yapı Thanks to + isim öbeği, sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Thanks to these advances bu cümlede hangi görevi görür?
- Gelişmeleri, ardından gelen sonucun yararlı nedeni olarak sunar.
- Gelişmelere rağmen ortaya çıkan bir sonucu tanıtır.
- Gelişmelere insanmış gibi doğrudan teşekkür eder.
Cevabı göster
Gelişmeleri, ardından gelen sonucun yararlı nedeni olarak sunar.
speed is not always of the essence: önem iddiasını sınırlamak
Burada of the essence, “son derece önemli” veya “başarı için gerekli” anlamına gelen bir deyimdir. Özne olan speed, önemi değerlendirilen unsurdur. Not always kısmi olumsuzluk oluşturur: hız bazı durumlarda çok önemli olabilir, ancak her durumda değildir. Bu, hızın hiçbir zaman önemli olmadığı anlamına gelmez. Bağlamda bu cümle, daha hızlı ameliyatın her zaman daha iyi olduğu yönündeki eski düşünceyi düzeltir.
Alıştırma
“Zaman kritik derecede önemlidir” anlamındaki deyimi tamamlayın: In a medical emergency, time is ____.
Cevabı göster
of the essence
“instead of acute agony” ile değiştirme ilişkisi
Instead of, yerine geçen durumdan önce eski durumu belirtir: burada acute agony, yani son derece şiddetli acı. Bu tıbbi bağlamda acute, zekâyı veya kavrayış gücünü değil, acının şiddetini anlatır. Parça, değiştirilen durumu önce verip düşünceyi açık bırakarak “X değil, Y” karşıtlığını hazırlar. Sonraki ifade yeni deneyimi sunduğu için bu söz öbeği, şiddetli acıdan rüyaya benzer bir hisse geçişi fark etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu parçada “instead of acute agony” hangi işlevi görüyor?
- Şiddetli acının ve rüya benzeri hissin aynı anda yaşandığını söyler.
- Şiddetli acıyı, yerini başka bir duruma bırakan eski durum olarak sunar.
- Acute agony ifadesini ameliyatın yeni sonucu olarak sunar.
Cevabı göster
Şiddetli acıyı, yerini başka bir duruma bırakan eski durum olarak sunar.
“surgery can feel like just a dream” ifadesindeki rüya benzetmesi
Burada feel like + isim öbeği, “gibi görünmek” veya “öyle bir izlenim vermek” anlamına gelir. Just a dream bir benzetmedir; ameliyat gerçek anlamda bir rüyanın içinde gerçekleşmez. Just, “bundan fazlası değil” anlamını ekler. Bu imge, deneyimin bilinçli biçimde şiddetli acı hissetmek yerine bulanık, gerçek dışı ve uzak gelebileceğini anlatır. Can bunun yalnızca mümkün bir deneyim olduğunu gösterir; garanti vermez.
Alıştırma
Burada “surgery can feel like just a dream” ne anlama geliyor?
- Ameliyat yalnızca hasta rüya görürken yapılabilir.
- Ameliyatın hastanın umutlarını gerçekleştireceği garantidir.
- Deneyim bulanık ve gerçek dışı, neredeyse bir rüya gibi gelebilir.
Cevabı göster
Deneyim bulanık ve gerçek dışı, neredeyse bir rüya gibi gelebilir.
But while it might seem like you're asleep under anesthesia, Dilbilgisi
5:06Ancak anestezi altındayken uyuyormuşsunuz gibi görünse de,
while it might seem like you're asleep: görünüşü kabul edip karşıtlık kurmak
Buradaki while, sırasında anlamına değil, her ne kadar anlamına gelir. Yan cümle önce görünürdeki bir benzerliği kabul eder: anestezi altındayken uyuyormuş gibi görünebilirsin. Might ifadeyi kesinlikten uzaklaştırır, seem like ise bunun bir gerçek değil, yalnızca görünüş olduğunu belirtir. Bu ödünleme yan cümlesi sonraki ana düşünceye hazırlık yapar: iki durum birbirine benzeyebilir, ancak vücut farklı biçimde çalışır. İlk izlenimi kabul edip ardından onunla çelişen veya onu düzelten bilgi vermek için while it might seem like X, Y yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Bu cümlede while ne işlev görüyor?
- Anestezi ile uykunun aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Görünürdeki benzerliğin bir şey değişene kadar sürdüğü anlamına gelir.
- Görünürdeki bir benzerliği kabul edip ardından karşıtlık getirir.
Cevabı göster
Görünürdeki bir benzerliği kabul edip ardından karşıtlık getirir.
these two states of unconsciousness look totally different in your body. Kelime
5:09bu iki bilinçsizlik hali vücudunuzda tamamen farklı görünür.
two states of unconsciousness: durumları adlandırmak
Ana isim states sözcüğüdür ve fiziksel ya da zihinsel durumlar anlamına gelir. Of unconsciousness bunların ne tür durumlar olduğunu belirtir; two ise bu bağlamda uyku ile anesteziyi anlatır. Burada state siyasi bir bölge anlamında kullanılmaz. Unconsciousness, kişinin bilinçli farkındalığının olmadığı durumu adlandıran bir isimdir. İfade, uyku ile anesteziyi geniş bir başlık altında toplar ve ardından bunların vücutta çok farklı biçimlerde işlediğini açıklamaya olanak verir.
Alıştırma
Bu cümlede two states of unconsciousness ne anlama geliyor?
- Bilinçli farkındalığın bulunmadığı iki farklı durum
- İki dikkatsiz davranış örneği
- Vücudun içinde karşılaştırılan iki siyasi bölge
Cevabı göster
Bilinçli farkındalığın bulunmadığı iki farklı durum