Çıkarım bildiren kipler (modals of deduction) nasıl kullanılır - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
620 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Harabeye dönmüş bir daire; bir kedi, bir kuş ve yanıltıcı ipuçlarının yer aldığı komik bir gizeme dönüşüyor. Ders, geçmişte yaşananlara ilişkin olası açıklamaların nasıl değerlendirileceğini gösterdikten sonra hasara yol açan kovalamacanın gerçek akışını ortaya çıkarıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. could have been — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir kişiyi ya da olayı, geçmişteki bir durumun kesin olmayan olası açıklamalarından biri olarak sunmayı öğrenin. Bu yapı şüphelileri, nedenleri ve kanıtları tartışırken veya yaşananlara dair birden çok ihtimali karşılaştırırken kullanışlıdır. 2. all hell let loose. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu canlı ve gündelik ifadeyi, bir durumun aniden tam bir kargaşaya dönüştüğünü gösteren işaret olarak tanıyın. Böylece hikâyenin doruk noktasını takip edebilir; bir kovalamacanın, tartışmanın, kazanın ya da başka bir karışıklığın kontrolden çıktığı anı anlatabilirsiniz. 3. out runs the cat. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Yön bildiren sözcüğün fiil ve özneden önce gelmesinin ani hareketi nasıl daha dolaysız ve dramatik kıldığını anlayın. Bu anlatı devrikliğini tanımak, öznenin kedi olduğunu doğru belirlemenizi ve out came ya da in walked gibi benzer yapıları yorumlamanızı sağlar.

Bu derste

Everyone loves a good mystery.

0:00

Herkes iyi bir gizemi sever.

We love to imagine what might have happened, Dilbilgisi

0:02

Ne olmuş olabileceğini,

Dilbilgisi

what might have happened: geçmiş hakkında belirsiz bir tahmin

Might have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir olay hakkında kesin olmayan bir tahmin ifade eder. what might have happened ifadesinde happened geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle ifade “geçmişte ne olmuş olabilir?” anlamına gelir, “daha sonra ne olabilir?” anlamına gelmez. What ile başlayan yan cümlenin tamamı hayal edilen şeydir. Geçmişteki gerçekler bilinmediğinde ve farklı olasılıklar düşünüldüğünde bu yapıyı kullanabilirsin.

Alıştırma

Might, have ve happened sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamla: The lights were off, so we tried to imagine what ____.

Cevabı göster

might have happened

who could have done it, Dilbilgisi

0:04

kimin yapmış olabileceğini hayal etmeyi severiz

Dilbilgisi

who could have done it: kimin sorumlu olmuş olabileceğini tahmin etmek

Could have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir eylem için olası bir açıklama ifade edebilir. who could have done it ifadesinde who olası kişiyi sorar, done ise zaten tamamlanmış bir eylemi belirtir. Burada could geçmişteki yeteneği değil, olasılığı ifade eder. Konuşan kişi kimliği bilmez ve olası kişileri düşünür.

Alıştırma

Could, have, done ve it sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamla: The password was changed, but nobody knew who ____.

Cevabı göster

could have done it

and there's no better feeling than finally cracking the case. Notlar

0:05

ve sonunda vakayı çözmekten daha iyi bir his yoktur.

Kalıp ifadeler

there's no better feeling than: derin bir memnuniyeti vurgulamak

There's no better feeling than ... bir deneyimin son derece tatmin edici olduğunu vurgular. Konuşan kişi, vurgu amacıyla bunu en güzel duygu olarak sunar; bu, kelimesi kelimesine yapılmış kesin bir karşılaştırma olmak zorunda değildir. than'den sonra deneyimi adlandıran bir isim öbeği veya -ing yapısı kullanılır. Örnekte finally cracking the case, bu güzel duyguyu yaratan eylemdir.

Alıştırma

Bir etkinliğin özellikle tatmin edici olduğunu söyleyen sabit kalıbı tamamlayın: There's ____ finishing a hard puzzle.

Cevabı göster

no better feeling than

Deyimler

finally cracking the case: sonunda bir soruşturmayı veya gizemi çözmek

Crack the case, ne olduğunu ortaya çıkararak bir soruşturmayı veya gizemi çözmek anlamına gelir. Örnekte finally, gerçeğin çaba harcandıktan veya zaman geçtikten sonra bulunduğunu gösterir. Burada crack mecaz anlamdadır; case ise soruşturulan bir olayı ifade eder. Bu söz öbeği fiziksel olarak bir kutuyu veya valizi çatlatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte finally cracking the case ne anlama geliyor?

  1. sonunda bir kabı kırmak
  2. sonunda soruşturmayı çözmek
  3. sonunda bir valizi açmak
Cevabı göster

sonunda soruşturmayı çözmek

Today, we're going to focus on language

0:14

Bugün, dile odaklanacağız,

that you can use to speculate about the past. Anlatım akışı

0:16

geçmiş hakkında tahminde bulunmak için kullanabileceğiniz kalıplara.

Anlatım akışı

that you can use to speculate about the past: language ifadesini amacına göre sınırlandırma

that you can use to speculate about the past ilgi cümleciği, language sözcüğünü niteler. Yeni bir konu başlatmaz; language sözcüğünün anlamını tek bir amaca, yani geçmiş olaylar hakkında tahminde bulunmaya yarayan ifadelere sınırlar. noun + that you can use to + verb kalıbı önce bir şeyi adlandırıp sonra ne işe yaradığını söyleyerek bilgiyi düzenler. Burada language, İngilizce gibi belirli bir dil değil, “söyleyiş veya ifadeler” anlamındadır.

Alıştırma

Cümlede vurgulanan cümlecik hangi görevi yapıyor?

  1. İngilizce veya İspanyolca gibi belirli bir dili adlandırıyor.
  2. Bütün dil kullanımının geçmişle ilgili olduğunu söylüyor.
  3. İfadeleri yerine getirdikleri amaca göre belirliyor.
Cevabı göster

İfadeleri yerine getirdikleri amaca göre belirliyor.

Do you remember Craig from my episode on just?

0:19

Sadece ile ilgili bölümümdeki Craig'i hatırlıyor musunuz?

He was having a wedding party

0:22

Bir düğün partisi veriyordu

and he wanted Marco to make a few changes.

0:24

ve Marco'nun birkaç değişiklik yapmasını istemişti.

Well, something terrible has happened.

0:27

Pekâlâ, korkunç bir şey oldu.

Listen to the language that Craig uses

0:30

Craig'in gizemin dibine inmek için kullandığı

to try to get to the bottom of the mystery. Deyimler

0:33

dili dinleyin.

Deyimler

get to the bottom of the mystery: gerçeği ortaya çıkarmak

Get to the bottom of something, gerçeği veya temel nedeni bulana kadar araştırmak anlamına gelen bir deyimdir. Bottom mecazidir; fiziksel bir yeri değil, en derindeki açıklamayı ifade eder. Bu cümlede the mystery, Craig’in çözmeye çalıştığı şeydir. Yeniden kullanılabilen kalıp get to the bottom of + isim veya soru cümleciğidir.

Alıştırma

Cümleyi “gerçeği bulana kadar araştırmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: The reporter promised to ____ the unexplained payments.

Cevabı göster

get to the bottom of

Oh, Sharon, you'll never guess what has happened. Kalıp ifadeler

0:35

"Ah, Sharon, ne olduğunu asla tahmin edemezsin.

Kalıp ifadeler

you'll never guess ...: merak uyandıran bir giriş kalıbı

You'll never guess ... konuşma dilinde kullanılan yaygın bir giriş kalıbıdır ve “sana söyleyeceğim şey şaşırtıcı” anlamını taşır. Bu cümlede what has happened, Sharon'dan tahmin etmesi istenen şeydir. Konuşan kişi Sharon'ın tahmin yeteneği hakkında ciddi bir değerlendirme yapmaz. Haberi kısa bir süre geciktirerek açıklamadan önce merak uyandırır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen merak uyandırıcı giriş kalıbıyla tamamlayın: ____ who won the raffle.

Cevabı göster

You'll never guess

The place, is ruined.

0:38

Burası, mahvolmuş.

There's rubbish everywhere.

0:40

Her yerde çöp var.

The drapes have been torn. Dilbilgisi

0:42

Perdeler yırtılmış.

Well, the mirrors have been shattered.

0:44

Aynalar paramparça olmuş.

Dilbilgisi

have been torn ... have been shattered: present perfect passive yapısı

Have been torn ve have been shattered, present perfect passive yapısındadır: have/has + been + geçmiş zaman ortacı. Drapes ve mirrors eylemlerden etkilenen ögelerdir; bu yüzden cümle, hasara kimin yol açtığından çok zarar gören eşyalara odaklanır. Present perfect, hasarı şimdiki zamanla ilişkilendirir: yırtma ve parçalama eylemleri zaten gerçekleşmiştir ve sonuçları olay yerinde görünür ya da önemlidir. Torn, tear fiilinin; shattered ise shatter fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

damage ve remove fiillerini present perfect passive biçiminde kullanın: The lock ____, and the keys ____.

Cevabı göster

has been damaged · have been removed

It couldn't have been the dog. Dilbilgisi

0:46

Köpek yapmış olamaz.

Dilbilgisi

couldn't have been: geçmişteki bir olasılığı eleme

Couldn't have been, konuşanın geçmişteki bir kimliği ya da açıklamayı imkânsız gördüğünü belirtir. Bu cümlede köpek, sorumlu olabilecek seçenekler arasından çıkarılıyor. Yapı could not + have + geçmiş zaman ortacıdır. Been ile kullanıldığında cevabın o kişi ya da şey olmasının mümkün olmadığını anlatır; bir şeyin başka bir şeye dönüşme yeteneğinin olmadığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi could not + have + been yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Leo was on a school trip that day, so the visitor ____ Leo.

Cevabı göster

couldn't have been

He's with you.

0:48

O seninle.

It could have been Marco. Dilbilgisi

0:49

Marco yapmış olabilir.

Dilbilgisi

could have been: geçmişe dair olası bir açıklama sunma

Could have been, geçmişteki bir kimliği ya da açıklamayı kesin değil, mümkün olarak sunar. Bu cümlede Marco doğrulanmış cevap değil, adaylardan biridir. Yapı could + have + geçmiş zaman ortacıdır. Been ile kullanıldığında bir şeyin geçmişte kim ya da ne olduğuna dair temkinli bir tahmin yapılabilir; burada gerçekleşmemiş bir şeye dönüşme fırsatından söz edilmez.

Alıştırma

Geçmiş hakkında temkinli bir tahmin yapmak için cümleyi could + have + been ile tamamlayın: The broken branch ____ the cause of the noise.

Cevabı göster

could have been

I know he was angry,

0:52

Kızgın olduğunu biliyorum

but no, he wouldn't go that far. Kalıp ifadeler

0:53

ama hayır, o kadar ileri gitmezdi.

Kalıp ifadeler

wouldn't go that far: aşırı bir ihtimali reddetmek

Bu cümlede he wouldn't go that far, konuşanın onun bu kadar aşırı veya ciddi bir şey yapmayacağına inandığını gösterir. Konuşan, onun öfkeli olduğunu kabul ederken daha ciddi ihtimali reddedebilir. Go that far burada mecazidir: go fiziksel bir mesafe katetmek değil, davranışta belli bir noktaya ulaşmak anlamındadır. That, daha önce söylenmiş veya bağlamdan anlaşılan eylem düzeyine gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümlede wouldn't go that far, “bu kadar aşırı bir şey yapmazdı” anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo was angry, but he wouldn't go that far.
  2. Leo did not know how far the park was.
  3. Leo was tired, so he wouldn't walk that far.
Cevabı göster

Leo was angry, but he wouldn't go that far.

It might have been the maid, Dilbilgisi

0:56

Hizmetçi yapmış olabilir

Dilbilgisi

might have been: geçmiş hakkında temkinli bir tahminde bulunmak

Might have been, geçmişteki bir kişi, neden veya durum hakkında temkinli bir tahmin yapar. Burada konuşan, kanıtların bunu doğruladığını söylemeden hizmetçiyi olası bir cevap olarak sunar. Yapı might + have + been şeklindedir. Might belirsizlik bildirirken have been tahmini şimdiki zamandan önceye yerleştirir; bu, gelecekle ilgili bir olasılık değildir.

Alıştırma

Geçmişteki bir neden hakkında belirsiz bir tahmin yapmak için cümleyi might + be fiilinin perfect biçimiyle tamamlayın: The cause of the power cut ____ a damaged cable.

Cevabı göster

might have been

but no, she's lovely.

0:57

ama hayır, o çok tatlı biri.

She wouldn't have done this. Dilbilgisi

0:59

Bunu o yapmış olamaz.

Dilbilgisi

wouldn't have done this: geçmişteki bir eylem hakkında çıkarım

Burada wouldn't have done this, konuşanın bu eylem onun hakkında bildikleriyle uyuşmadığı için bunu yapan kişinin o olmadığına inandığını anlatır. would not have + fiilin üçüncü hâli yapısı, tamamlanmış bir geçmiş eylem hakkında değerlendirme sunar. Bu, yalnızca She didn't do this ile anlatılan gerçeği bildirmekten daha fazlasıdır: konuşan, kişinin karakterinden veya beklenen davranışından yola çıkarak çıkarım yapar. Başka bağlamlarda would not have + fiilin üçüncü hâli gerçek dışı bir sonucu anlatabilir; ancak burada belirtilmiş bir koşul yoktur ve çıkarım karaktere dayanır.

Alıştırma

Leo'nun dikkatli ve nazik olduğunu biliyorsunuz. Hangi cümle, tamamlanmış bir geçmiş eylem hakkında onun karakterine dayalı bir değerlendirmeyi en iyi biçimde sunar?

  1. I know Leo; he wouldn't have broken the toy on purpose.
  2. I know Leo; he won't break the toy on purpose.
  3. I know Leo; he didn't break the toy on purpose.
Cevabı göster

I know Leo; he wouldn't have broken the toy on purpose.

Oh,

1:01

Ah,

there's feathers by the vent shaft.

1:02

havalandırma boşluğunun yanında tüyler var.

Oh, a bird must have flown in. Dilbilgisi

1:07

Ah, içeri bir kuş uçmuş olmalı.

Dilbilgisi

must have flown in: geçmişe ilişkin güçlü bir çıkarım

Must have flown in, konuşanın bir kanıt fark ettiğini ve bir kuşun içeri uçtuğu sonucuna vardığını anlatır. must have + fiilin üçüncü hâli yapısı, tamamlanmış bir geçmiş olay hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder. Burada must bir kural veya zorunluluk anlatmaz. Flown, fly fiilinin üçüncü hâlidir; in ise dışarıdan içeriye doğru olan yönü ekler.

Alıştırma

rain kullanarak geçmişe ilişkin güçlü çıkarımı tamamlayın: The ground is soaked, so it ____ last night.

Cevabı göster

must have rained

But a bird couldn't have done all this. Dilbilgisi

1:11

Ama bir kuş tüm bunları yapmış olamaz.

Dilbilgisi

couldn't have done all this: geçmiş bir eylemi dışlamak

Couldn't have + fiilin üçüncü hâli, birinin ya da bir şeyin geçmişte bir eylemi yapmış olma olasılığını dışlar. Bu cümlede done all this, “şu anda görülen bütün hasara yol açmak” demektir; dolayısıyla konuşan kişi bütün sonuca bir kuşun yol açmış olmasını imkânsız görür. Konu yalnızca nedenin kim ya da ne olduğu değil, “ne yaptığı” olduğunda couldn't have sonrasında bir eylem fiilinin üçüncü hâlini kullanın.

Alıştırma

Ağır bir masanın taşınmış olduğunu görüyorsunuz. Hangi cümle bu geçmiş eylemi küçük bir çocuğun yapmış olma olasılığını dışlar?

  1. A small child couldn't have moved this heavy table alone.
  2. A small child couldn't have been this heavy table alone.
  3. A small child might have moved this heavy table alone.
Cevabı göster

A small child couldn't have moved this heavy table alone.

It had to have been something else. Dilbilgisi

1:13

Başka bir şey olmuş olmalı.

Dilbilgisi

had to have been something: geçmişe dair güçlü bir çıkarım

Had to have been, kanıtlara veya diğer olasılıkların elenmesine dayanarak geçmiş hakkında güçlü bir sonuç bildirir: konuşan kişi makul başka bir seçenek görmez. Buradaki something, henüz belirlenmemiş bir şey veya nedendir. Bu çıkarım kullanımında had to bir yükümlülük anlatmaz. had to have been + isim grubu kalıbı, konuşan kişinin geçmişte sorumlu ya da mevcut olduğu sonucuna vardığı şeyi belirtir.

Alıştırma

Ofisin kapısı açılmıştı ve yalnızca Maya'nın anahtarı vardı. Hangi cümle kapıyı kimin açtığı konusunda güçlü bir sonuç bildirir?

  1. Maya was required to open it.
  2. It had to have been Maya.
  3. It might have been Maya.
Cevabı göster

It had to have been Maya.

But what?

1:16

Ama ne?"

Before we start solving the mystery, Anlatım akışı

1:17

Gizemi çözmeye başlamadan önce,

Anlatım akışı

Before we start ile hazırlık adımına geçiş yapma

Before we start ... ana etkinlik başlamadan önce yapılacak bir adımı bildiren geçiş ifadesidir. Ana akışı kısa süreliğine durdurur ve dinleyicilerin olayların sırasını takip etmesine yardım eder. before ile başlayan yan cümle sıralamayı belirler; ardından gelen ana cümle ise önce yapılacak hazırlığı veya açıklamayı söyler. Burada gizemi çözmeye başlamak daha sonraki etkinliktir, hemen ardından tanıtılan eylem değildir.

Alıştırma

Hangi başlangıç, dinleyicilere ana etkinlik başlamadan önce bir şeyin gözden geçirileceğini açıkça söyler?

  1. Before we start, let's review the plan.
  2. After we start, let's review the plan.
  3. As we finish, let's review the plan.
Cevabı göster

Before we start, let's review the plan.

let's take a look at the language that Craig used Kalıp ifadeler

1:19

Craig'in ne olmuş olabileceğine dair tahmin yürütmek için

Kalıp ifadeler

let's take a look at: başkalarını bir şeyi incelemeye davet etme

Let's take a look at ... bir şeyi birlikte incelemek, gözden geçirmek veya kısaca analiz etmek için kullanılan samimi bir davettir. Let's hem konuşanı hem de dinleyenleri kapsar; take a look at ise ardından incelenecek şeyin geldiği kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede ifade, dinleyicilerin dikkatini Craig'in kullandığı dile yöneltir. Take burada bir şeyi fiziksel olarak taşımak veya götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Davet cümlesini dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Now, let's ____ this example together.

Cevabı göster

take a look at

to speculate about what might have happened.

1:21

kullandığı kalıplara bir göz atalım.

When he is sure that it wasn't the dog,

1:23

Köpeğin yapmadığından emin olduğunda,

he says,

1:26

şöyle diyor:

"It couldn't have been the dog."

1:27

"It couldn't have been the dog."

This has the structure couldn't plus have plus the past participle. Dilbilgisi

1:29

Bunda couldn't artı have artı fiilin üçüncü hali yapısı var.

Dilbilgisi

couldn't + have + past participle: geçmişteki bir olasılığı elemek

Bu ifade, couldn't + have + past participle kalıbını adlandırır. Bu dil bilgisi açıklamasında plus, «ardından gelir» anlamındadır; matematiksel toplama değildir. Bu kullanımda kalıp, geçmişteki bir olayın ya da durumun mümkün olmadığını belirtir: konuşan kişi bunun imkânsız olduğuna ve dolayısıyla gerçekleşmediğine inanır. Couldn't sonrasında have yalın hâlde kalır; ardından been, done, seen veya taken gibi bir past participle kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi couldn't + have + enter fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: The door was still sealed, so the thief ____ the room.

Cevabı göster

couldn't have entered

Here, it's been.

1:34

Burada been kullanılmış.

Notice that could and not are contracted Dilbilgisi

1:35

Could ve not kelimelerinin kısaltıldığına

Dilbilgisi

could and not are contracted: could not, couldn't olur

Burada are contracted, «daha kısa bir biçimde birleştirilir» anlamına gelen bir dil bilgisi terimidir. Could not, couldn't biçimine dönüşür ve kesme işareti not sözcüğünde atılan o harfinin yerini alır. Could ile not sözcüklerinin sözleşme yaptığı anlamına gelmez. Tam biçim could not ile kısaltılmış biçim couldn't aynı olumsuz anlama sahiptir. Kısaltmayı tanımak, could not have gibi biçimleri konuşma ve yazıda yaygın olan couldn't have ile eşleştirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Could ile couldn't arasındaki farka odaklanın.

  1. I couldn't find my notebook.
  2. I could not find my new notebook.
  3. I could find my notebook.
Cevabı göster

I couldn't find my notebook.

and have is in the weak form.

1:38

ve have kelimesinin zayıf formda olduğuna dikkat edin.

It's not stressed.

1:40

Vurgulanmamıştır.

So, we say,

1:42

Bu yüzden, şöyle diyoruz:

"Couldn't have."

1:43

"Couldn't have."

When Craig thinks there's a small chance that it was Marco, Kalıp ifadeler

1:44

Craig, Marco'nun yapmış olma ihtimalinin düşük olduğunu düşündüğünde

Kalıp ifadeler

there's a small chance that: düşük bir olasılığı ifade etmek

There's a small chance that + cümlecik, bir şeyin mümkün olduğunu ancak konuşanın bunu düşük ihtimalli gördüğünü belirtir. Burada konuşan, bunun Marco olma ihtimalini açık bırakır fakat bu tahmini güçlü bir sonuç gibi sunmaz. Bu ifadeyi ne kadar emin olduğunuzu göstermek için kullanabilirsiniz: olasılığı sıfırlamadan iddianın kesinlik derecesini düşürür.

Alıştırma

Düşük fakat sıfır olmayan bir olasılığı göstermek için hedef ifadenin tamamını yazın: ____ the museum will close early today.

Cevabı göster

There's a small chance that

he says,

1:47

şöyle diyor:

"It could have been Marco."

1:48

"It could have been Marco."

And then,

1:50

Ve sonra,

when he thinks there's a small chance that it was the maid,

1:51

hizmetçinin yapmış olma ihtimalinin düşük olduğunu düşündüğünde,

he says,

1:54

şöyle diyor:

"It might have been the maid."

1:55

"It might have been the maid."

So, when Marco is certain that a bird flew in,

1:56

Peki, Marco içeri bir kuşun uçtuğundan emin olduğunda

he says,

2:00

şöyle diyor:

"A bird must have flown in."

2:01

"A bird must have flown in."

Notice that we're not using been here.

2:03

Burada been kullanmadığımıza dikkat edin.

We're using flown.

2:05

Flown kullanıyoruz.

Of course, you can use any past participle verb you want. Kelime

2:06

Elbette, istediğiniz herhangi bir geçmiş zaman ortacı fiilini kullanabilirsiniz.

Kelime

past participle verb: have sonrasında kullanılan biçim

Buradaki past participle verb, geçmiş ortaç biçimindeki bir fiil anlamına gelir. Ayrı bir fiil türü değildir. Geçmiş ortaçlar, perfect yapılarda ve modal + have kalıplarında have sözcüğünden sonra, edilgen yapılarda ise be sözcüğünden sonra gelir. Düzenli fiillerde simple past ile past participle genellikle worked örneğindeki gibi aynı görünür. Birçok düzensiz fiilde biçimler farklıdır: fly–flew–flown. might have flown yapısında flown gerekir çünkü have sözcüğünden sonra past participle gelir. Standart dil bilgisi terimlerinde past participle veya past participle form, past participle verb ifadesinden daha kesindir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için fly fiilinin past participle biçimini yazın: The bird might have ____ away before dawn.

Cevabı göster

flown

And when he is certain that the bird didn't cause all the chaos, Kalıp ifadeler

2:10

Ve tüm bu kaosa kuşun neden olmadığından emin olduğunda,

Kalıp ifadeler

cause all the chaos: cause + sonuç bildiren isim

Burada cause, “bir şeyin olmasına neden olmak” anlamındaki bir fiildir. Cause all the chaos, kuşun bu düzensizliği ortaya çıkaran şey olduğunu belirtir; olumsuz biçim ise bütün kargaşadan onun sorumlu olmadığını söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp cause + sonuç bildiren isim şeklindedir: cause chaos, cause damage veya cause trouble gibi. Cause sonrasındaki isim, sonucu belirtir; bu sonucu oluşturmak için yapılan eylemi değil.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geçmiş zaman biçimi ve chaos ismiyle tamamlayın: The broken traffic light ____ at the busy intersection.

Cevabı göster

caused chaos

he says,

2:15

şöyle diyor:

"It had to have been something else."

2:16

"It had to have been something else."

Notice here that have is not contracted,

2:19

Burada have'in kısaltılmadığına dikkat edin,

but it is in the weak form.

2:23

ancak zayıf formundadır.

Had to have been.

2:25

Had to have been.

So, okay,

2:26

Peki, tamam,

what actually did happen? Dilbilgisi

2:27

aslında ne oldu?

Dilbilgisi

actually did happen: geçmiş zaman sorusunda vurgulu did

Buradaki did vurgu amaçlıdır. Nötr soru What happened? şeklindedir. What actually did happen denildiğinde konuşan kişi gerçek olayı önceki tahminlerle karşılaştırır ve gerçeği daha ısrarlı biçimde sorar. Vurgu amaçlı did'den sonra ana fiil yalın hâlde kalır: did happen denir, did happened denmez. Actually, “gerçekte” veya “insanların düşündüğünün aksine” anlamını ekler.

Alıştırma

Soruyu actually ve vurgu amaçlı did ile tamamlayın: After several guesses, what ____?

Cevabı göster

actually did happen

Craig called the security guard afterwards,

2:29

Craig daha sonra güvenlik görevlisini aradı,

and here's what he said. Anlatım akışı

2:33

ve işte onun söylediği şey.

Anlatım akışı

here's what he said: sıradaki cevabı tanıtmak

Here's what he said anlatıda geçiş görevi görür. Önceki arka plan bilgisini tamamlar ve dinleyiciye sırada o kişinin cevabının olduğunu bildirir. Yapıda what he said, kişinin söylediği şeylerin içeriğini belirtirken here's bu içeriği sıradaki bilgi olarak sunar. Bu ifade birebir bir alıntıyı, bir ses kaydını ya da aslına uygun bir özeti tanıtabilir; tek başına, sözcüğü sözcüğüne alıntı yapılacağını garanti etmez. Arka plan bilgisinden birinin söylediği veya yazdığı sözlere doğal biçimde geçmek için here's what + özne + said/wrote yapısını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, antrenörün cevabının sırada sunulacağını açıkça belirtir?

  1. We asked the coach about the decision because the meeting had ended.
  2. We asked the coach about the decision, and here's what she said.
  3. We asked the coach about the decision, but she had already left.
Cevabı göster

We asked the coach about the decision, and here's what she said.

Hi, I'm so sorry.

2:34

"Merhaba, çok üzgünüm.

We meant to call you, Kalıp ifadeler

2:36

Sizi aramayı düşünüyorduk

Kalıp ifadeler

meant to call you: geçmişteki bir niyeti anlatmak

Meant to call you, geçmişteki bir niyeti anlatmak için meant to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: konuşanların telefon etme planı vardı. Burada mean, bir anlama gelmek demek değildir; to call niyet edilen eylemi belirtir. Bir özür veya açıklamada geçmiş zamandaki meant to, eylemin çoğu zaman gerçekleşmediğini ya da çok geç gerçekleştiğini düşündürür. Bu anlam yalnızca meant to yapısından değil, bağlamdan doğar; dolayısıyla konuşan kişi gerçekte ne olduğunu açıklayabilir.

Alıştırma

‘Seni aramaya niyet etmiştim’ anlamını veren sözcüklerle özrü tamamlayın: I ____ yesterday, but I forgot.

Cevabı göster

meant to call you

but we've been so busy.

2:37

ama çok meşguldük.

I was called up to your apartment by your neighbor. Öbek fiiller

2:40

Komşunuz beni dairenize çağırdı.

Öbek fiiller

was called up to your apartment: oraya çıkmak üzere çağrılmak

was called up to your apartment ifadesinde was called edilgen yapıdadır: Komşu, konuşandan daireye gitmesini istemiş veya onu oraya çağırmıştır. Up daha yüksek bir yere doğru hareketi, to your apartment ise varış yerini gösterir. Bu ifade, dairenin telefonla arandığı anlamına gelmez. Başka durumlarda be called to + yer, birinden bir yere gitmesinin istendiğini anlatır. Üst kata veya daha yüksek bir yere hareket önemliyse up eklenir.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle ve daha yüksek kata hareketi gösterecek şekilde tamamlayın: The electrician ____ the sixth floor by the building manager.

Cevabı göster

was called up to

She said she heard noises coming from inside. Dilbilgisi

2:43

İçeriden sesler duyduğunu söyledi.

Dilbilgisi

heard noises coming from: hear + nesne + -ing

she heard noises coming from inside cümlesinde heard fiilini noises nesnesi ve coming from inside şeklindeki -ing grubu izler. Bu -ing grubu, seslerin o sırada ne yaptığını, yani içeriden gelmekte olduğunu anlatır. Hear ve see gibi algı fiilleriyle nesne + -ing, bir eylemi devam ederken sunar veya algılanan bölümüne odaklanır. Coming, zaman çekimi taşıyan başka bir ana fiil değildir; geçmiş zamanı taşıyan fiil heard sözcüğüdür.

Alıştırma

Hangi cümle, devam etmekte olan bir eylemi sunmak için hear + nesne + -ing yapısını kullanır?

  1. I listened to the dripping water behind the wall.
  2. I heard that water was dripping behind the wall.
  3. I heard water dripping behind the wall.
Cevabı göster

I heard water dripping behind the wall.

The moment I opened the door, Dilbilgisi

2:46

Kapıyı açtığım an,

Dilbilgisi

The moment I opened the door: the moment ile olayların hemen art arda gelmesi

The moment I opened the door ifadesinde the moment bir zaman bağlayıcısı gibi kullanılır. İlk olayı tanıtır ve as soon as I opened the door anlamına gelir; böylece ana olayın hemen ardından gerçekleştiğini gösterir. when ile karşılaştırıldığında the moment, olayların hemen art arda gelmesini daha güçlü biçimde vurgular. Bir tepki ya da sürpriz neredeyse hiç gecikmeden gerçekleştiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Olayların hemen art arda geldiğini göstermek için cümleyi derste öğrenilen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the bell rang, everyone ran outside.

Cevabı göster

The moment

this little cat springs out. Öbek fiiller

2:48

bu küçük kedi dışarı fırladı.

Öbek fiiller

springs out: hızlı ve ani bir hareket

Burada springs, spring fiilinin çekimli biçimidir ve aniden sıçramak ya da hareket etmek anlamına gelir. Springs out, kedinin içeriden dışarıya hızla çıktığını anlatır. Bu ifade hız, enerji ve sürpriz duygusu kattığı için comes out ifadesinden daha canlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle springs out ifadesini içeriden dışarıya doğru hızlı ve ani bir hareketi anlatmak için kullanıyor?

  1. A toy mouse stays inside the box.
  2. A toy mouse springs out of the box.
  3. A toy mouse slowly rolls across the floor.
Cevabı göster

A toy mouse springs out of the box.

I had no idea how it got in. Kalıp ifadeler

2:50

İçeri nasıl girdiği hakkında hiçbir fikrim yok.

Kalıp ifadeler

I had no idea how it got in: dolaylı soruda sözcük dizilişi

I had no idea, konuşanın o anda hiçbir şey bilmediğini belirtir. Ardındaki how yan cümlesi eksik olan bilgiyi, yani içeri girme biçimini gösterir. how it got in daha büyük bir cümlenin içindeki dolaylı sorudur; bu yüzden düz cümle sırasını kullanır: how + özne + fiil. have no idea sonrasında why, where, when veya what gelirse aynı kalıp kullanılır; doğrudan soru sırası kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle have no idea sonrasındaki dolaylı soruda düz cümle sırasını doğru kullanır?

  1. I have no idea where the package went.
  2. I have no idea where went the package.
  3. I have no idea where did the package go.
Cevabı göster

I have no idea where the package went.

I'm sorry.

2:52

Özür dilerim.

It's all a mystery.

2:54

Hepsi bir sır."

A cat?

2:55

Bir kedi mi?

Wow.

2:56

Vay canına.

It's a new piece of information. Kalıp ifadeler

2:58

Bu yeni bir bilgi.

Kalıp ifadeler

a new piece of information: sayılamayan information adını sayma

Information standart İngilizcede normalde sayılamayan bir addır; bu nedenle a new information doğal değildir. Tek bir olgu veya ayrıntıdan söz etmek için a piece of information kullanılır. a new piece of information içinde new, piece sözcüğünü niteler; of information ise bunun ne tür bir öğe olduğunu belirtir. Kalıp çoğul olabilir: two new pieces of information.

Alıştırma

Cümleyi, information kullanarak tek bir yeni bilgiyi ifade eden doğal kalıpla tamamlayın: The editor added ____ to the report.

Cevabı göster

a new piece of information

Use modals of deduction Kelime

2:59

Çıkarım bildiren kipleri kullanın

to speculate about what might have happened.

3:00

ne olmuş olabileceğine dair tahmin yürütmek için.

Kelime

modals of deduction: kanıta dayalı çıkarımlar

Modals of deduction, konuşanın kanıta dayanarak vardığı sonuç konusunda ne kadar emin olduğunu gösteren modal fiillerdir. Burada deduction, çıkarma ya da fiyat indirimi değil, mantıksal çıkarım demektir. Geçmiş hakkında çıkarım yaparken yaygın yapı modal + have + past participle şeklindedir: must have güçlü kesinlik, might have veya could have olasılık, can't have veya couldn't have ise konuşanın bir şeyi imkânsız gördüğünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede geçmişteki bir olay hakkında olasılık belirten bir çıkarım modalı kullanılmıştır?

  1. She is taking an earlier train now.
  2. She might have taken an earlier train.
  3. She took an earlier train yesterday.
Cevabı göster

She might have taken an earlier train.

So, we've got a cat, Kalıp ifadeler

3:03

Yani elimizde bir kedi,

Kalıp ifadeler

we've got a cat: mevcut bir ipucunu have got ile belirtmek

We've got a cat ifadesinde have got, ‘şu anda sahip olmak’ anlamına gelir. Kediyi edinme veya teslim alma eylemini vurgulamaz. Konuşan, kediyi mevcut ipuçları listesine eklemektedir. We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır. Aynı yapı, sözlü bir özet sırasında mevcut bir olguyu, kaynağı, sorunu veya kanıtı belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

İpuçlarının toplandığı bu bağlamda We've got a cat ne anlama gelir?

  1. Şu anda elimizde ipuçlarından biri olarak bir kedi var.
  2. Bir kedi yakalamamız gerekiyor.
  3. Az önce bir kedi satın aldık.
Cevabı göster

Şu anda elimizde ipuçlarından biri olarak bir kedi var.

a bird,

3:05

bir kuş,

feathers by the vent shaft,

3:06

havalandırma boşluğunun yanında tüyler var,

the drapes are torn,

3:08

perdeler yırtık,

the mirrors are shattered.

3:10

aynalar paramparça.

Oh, yeah,

3:12

Oh, evet,

and there's rubbish everywhere.

3:12

ve her yerde çöp var.

Hmm.

3:15

Hmm.

Do you need more time?

3:18

Daha fazla zamana ihtiyacınız var mı?

I'll give you five more seconds.

3:20

Size beş saniye daha veriyorum.

So, here's what happened. Anlatım akışı

3:25

İşte olanlar.

Anlatım akışı

here's what happened: girişten gerçek olayların anlatımına geçiş

Here's what happened bir anlatı geçişidir. Dinleyiciye girişin, tahminlerin veya soruların bittiğini ve konuşanın şimdi olayların gerçek sırasını anlatacağını bildirir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu kalıpta what happened “meydana gelen olaylar” anlamına gelir; What happened? sorusu değildir. Bir hikâyeyi veya açıklamayı gerçek olayların anlatımına geçirmek için kalıbın tamamını kullanın.

Alıştırma

Bir arkadaşınız oyunun neden durduğuna dair birkaç tahmin duymuş. Bu tahminlerden gerçek olayların anlatımına en iyi hangi cümle geçer?

  1. What might happen if the lights go out?
  2. Here's what happened: the lights went out.
  3. Nothing happened after the lights went out.
Cevabı göster

Here's what happened: the lights went out.

It was the neighbor's cat.

3:27

Komşunun kedisiymiş.

And the poor cat was hungry.

3:28

Ve zavallı kedi açmış.

And it saw the bird flying by the vent shaft, Dilbilgisi

3:30

Ve kuşun havalandırma boşluğunun yanından uçtuğunu görmüş,

Dilbilgisi

saw the bird flying: see + nesne + -ing

saw the bird flying ifadesinde saw ana fiildir, the bird onun nesnesidir ve flying kuşun o anda ne yaptığını anlatır. Kalıp see + nesne + -ing şeklindedir: biri devam etmekte olan bir eylemi görür. -ing biçimi yeni bir ana cümle başlatmaz. Devam eden bir sahneyi veya birinin tanık olduğu eylem parçasını göstermek istediğinizde bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Devam eden bir eylemi göstermek için see + nesne + -ing kalıbını kullanın. Cümleyi run fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We saw Maya ____ toward the station.

Cevabı göster

running

rubbed its hands together with glee. Deyimler

3:33

sevinçle ellerini ovuşturmuş.

Deyimler

rubbed its hands together with glee: insanlaştırılmış sevinç

Rubbed its hands together, elleri birleştirip ileri geri sürtmek gibi insana özgü bir hareketi anlatır. With glee ise çoğu zaman heyecan verici bir fırsat gören kişinin güçlü ve açıkça belli olan sevincini ifade eder. Burada its bir hayvana gönderme yaptığı için cümle hayvanı insanlaştırır. Bu görüntü, sabırsız ve biraz da kendinden hoşnut bir heyecanı mizahi biçimde gösterir. Önemli olan hayvanın tavrıdır; patileriyle gerçekte ne yaptığının gerçekçi bir anlatımı değildir.

Alıştırma

Rubbed its hands together with glee ifadesi burada esas olarak neyi gösteriyor?

  1. Hayvan sıradan bir işi sakince yapıyor.
  2. Hayvan birine kibarca teşekkür ediyor.
  3. Hayvan sabırsız ve açıkça belli olan bir sevinç gösteriyor.
Cevabı göster

Hayvan sabırsız ve açıkça belli olan bir sevinç gösteriyor.

Started chasing the bird.

3:35

Kuşu kovalamaya başlamış.

The bird flew into the apartment.

3:37

Kuş dairenin içine uçmuş.

The cat followed the bird.

3:39

Kedi de kuşu takip etmiş.

And then all hell let loose. Deyimler

3:41

Ve sonra kıyamet kopmuş.

Deyimler

all hell let loose: ani ve büyük kargaşa

Bu cümlede all hell let loose, büyük bir gürültünün, sorunun veya düzensizliğin birdenbire patlak verdiği anlamına gelir. Sözcükleri tek tek çevirmek yerine ifadeyi dramatik bir deyim olarak anlamak gerekir. Hell, gerçek bir yeri belirtmez; yalnızca kargaşa görüntüsünü güçlendirir. İfade, nispeten sakin bir durumdan kontrolün kaybedildiği bir duruma keskin bir geçişi gösterir. Bu deyimin en yaygın ve yerleşik biçimi all hell broke loose ifadesidir ve anlatılmak istenen anlam aynıdır.

Alıştırma

Bir hikâyede then all hell let loose neyi gösterir?

  1. Zor bir durum yavaş yavaş düzeldi.
  2. Herkes odadan sessizce çıktı.
  3. Birdenbire büyük bir kargaşa başladı.
Cevabı göster

Birdenbire büyük bir kargaşa başladı.

Do you remember those standing mirrors? Kelime

3:43

Şu ayaklı aynaları hatırlıyor musunuz?

Kelime

those standing mirrors: ayaklı aynaların adı

those standing mirrors ifadesinde standing, mirrors sözcüğünden önce gelerek nesnenin türünü belirtir. A standing mirror, yerde kendi başına duracak şekilde tasarlanmış ve genellikle insanın vücudunun büyük kısmını ya da tamamını gösterecek kadar uzun bir aynadır. Burada standing ana fiil değildir ve o anda gerçekleşen bir ‘ayakta durma’ eylemini anlatmaz. İsim grubunun tamamı, konuşmada daha önce bilinen belirli ayaklı aynaları gösterir.

Alıştırma

Cümledeki standing mirrors ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Ayakta duran insanların yansımaları
  2. Birinin kısa süreliğine dik tuttuğu aynalar
  3. Yerde kendi başına duracak şekilde tasarlanmış aynalar
Cevabı göster

Yerde kendi başına duracak şekilde tasarlanmış aynalar

One bird became six birds reflected in all the mirrors, Dilbilgisi

3:45

Bir kuş, tüm aynalara yansıyan altı kuşa dönüşmüş,

flying around the room.

3:49

odanın içinde uçuşarak.

Dilbilgisi

reflected in all the mirrors: birds sonrasında geçmiş ortaç niteleyicisi

Reflected in all the mirrors, six birds ifadesinden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Görünen altı kuş görüntüsünün aynalar tarafından oluşturulduğunu veya gösterildiğini anlatır; reflected edilgen bir anlam taşır. Ana cümlenin çekimli fiili became sözcüğüdür: One bird became six birds. Reflected ikinci bir ana olay başlatmaz. İsim + geçmiş ortaç öbeği yapısı, bir eylemden etkilenen şey hakkında bilgi ekler ve burada that were reflected in all the mirrors biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

İpucunu kullanarak cümleyi bir geçmiş ortaç öbeğiyle tamamla: The lights ____ looked like stars. (reflect / in the glass)

Cevabı göster

reflected in the glass

The cat thought it had won the cat lottery, Deyimler

3:50

Kedi, kedi piyangosunu kazandığını düşünmüş,

Deyimler

had won the cat lottery: olağanüstü şans için oluşturulmuş bir benzetme

Burada had won the cat lottery, kedinin inanılmaz derecede şanslı olduğunu düşündüğü anlamına gelir. Bu ifade, bir kedinin tam istediği şeyi elde etmesini büyük bir ödül kazanmaya benzetir. Cat lottery gerçek bir ödül ya da İngilizcede kalıplaşmış bir ifade değildir. Bu an için oluşturulmuş eğlenceli bir sözdür. Başka bağlamlarda da o anda oluşturulan win the ... lottery yapısı, olağanüstü şanslı bir sonuç elde etmek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlede had won the cat lottery ne anlama geliyor?

  1. Kedi, inanılmaz derecede şanslı olduğunu düşünüyordu.
  2. Kedi, kediler için verilen resmî bir ödülü kazanmıştı.
  3. Kedi, gerçek bir piyango bileti almak istiyordu.
Cevabı göster

Kedi, inanılmaz derecede şanslı olduğunu düşünüyordu.

started running around, Dilbilgisi

3:53

etrafta koşuşturmaya,

destroying everything.

3:55

her şeyi yok etmeye başlamış.

Dilbilgisi

started running around, destroying everything: ana eylem + -ing ile sonuç

Daha geniş cümlede started running around ana eylemi verir. Start fiilini -ing biçimindeki running izler; destroying everything ise ayrı bir -ing ortaç yan cümlesidir. İki eylemin de örtük öznesi aynıdır: kedi. Sondaki -ing yan cümlesi, koşma sırasında ne olduğunu ve bu eylemin yol açtığı sonucu ekler. Ana eylem + virgül + -ing yapısı, bir tam cümle daha eklemeden birbiriyle yakından bağlantılı olayları birleştirir.

Alıştırma

Aynı öznenin yol açtığı sonucu virgül + -ing ile doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. The dog raced through the kitchen, it spilled water everywhere.
  2. The dog raced through the kitchen, spilled water everywhere.
  3. The dog raced through the kitchen, spilling water everywhere.
Cevabı göster

The dog raced through the kitchen, spilling water everywhere.

And then the bird flew out.

3:57

Ve sonra kuş dışarı uçmuş.

And the cat was still in the room.

3:59

Kedi ise hala odanın içindeymiş.

So, when the security guard opened the door,

4:01

Böylece, güvenlik görevlisi kapıyı açtığında,

out runs the cat. Dilbilgisi

4:05

kedi dışarı fırlamış.

Dilbilgisi

out runs the cat: yönün başa alındığı anlatı amaçlı devrik yapı

out runs the cat ifadesinde yön bildiren out zarfı başa alınmıştır. Dil bilgisel özne the cat, fiil ise runs sözcüğüdür; normal sıralama the cat runs out olurdu. Yönü önce söylemek sunumsal bir devrik yapı oluşturur: dinleyen önce hareketin yönünü gözünde canlandırır, ardından neyin ortaya çıktığını öğrenir. Bu sıralama canlı hikâye anlatımında ve sahne betimlemelerinde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle out runs the cat ile aynı, yönün başa alındığı anlatı amaçlı devrik yapıyı kullanır?

  1. The rabbit waited outside.
  2. Out came the rabbit.
  3. The rabbit came out.
Cevabı göster

Out came the rabbit.

So, next time you have a mystery, Dilbilgisi

4:07

Yani, bir dahaki sefere bir gizemle karşılaştığınızda,

you'll know exactly what to say.

4:09

tam olarak ne söyleyeceğinizi bileceksiniz.

Dilbilgisi

next time you have a mystery, you'll know: gelecek zaman için geniş zaman kullanımı

Next time you have a mystery, gelecekteki bir zamanı belirten yan cümledir. Geleceğe gönderme yapsa da İngilizcede next time sonrasında geniş zaman biçimi have kullanılır; burada normalde will have kullanılmaz. Ana cümle gelecekteki sonucu will ile verir: you'll know. Yeniden kullanılabilecek kalıp Next time + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli şeklindedir.

Alıştırma

Gelecek zamana gönderme yapan cümleyi call fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Next time you ____ me, I'll answer right away.

Cevabı göster

call