Sinema | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey sinemada gök gürültülü fırtına sahnesinden kaygılanır ve hassas olmasının onu farklı kılıp kılmadığını sorgular. Baba, yerinde duramayan Bingo’yla uğraşırken filmin bireysellik mesajı Bluey’nin korkusuyla yüzleşmesine ve salonda kalmaya karar vermesine yardımcı olur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You sure you're ready for movies, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu samimi soruyu, Are kısmı atılmış bir Are you sure…? biçimi olarak anlayın ve özenli, temkinli tonunu fark edin. Bu kalıbı, kaygınızı sert bir itiraz gibi göstermeden birinin kendini gerçekten hazır hissedip hissetmediğini kontrol etmek için kullanabilirsiniz. 2. I should have just stayed in the trees — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: should have ile geçmiş zaman ortacının, geçmişteki bir karara duyulan pişmanlığı nasıl anlattığını öğrenin. Burada korkan karakterin bildiği yerden ayrılma kararını yeniden değerlendirdiğini gösterir ve kişinin artık hangi seçimin daha iyi olacağını düşündüğünü ifade etmenizi sağlar. 3. Just be yourself. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Önce filmin temel mesajı olarak kullanılan cümlenin daha sonra Baba tarafından gerçek hayatta Bingo’ya söylendiğine dikkat edin. Bu anlatısal geri dönüşü tanımak, ekrandaki öyküyle ailenin durumunu bağlamanıza ve temanın bireysel farklılığı kabul eden somut bir öğüde dönüşmesini izlemenize yardımcı olur.
Bu derste
calm it down a bit: şiddeti biraz azaltmak
Calm it down, o anda devam eden davranışın, gürültünün veya heyecanın şiddetini azaltmak demektir. Bu cümlede it, Bingo'nun aşırı heyecanlı davranışını gösterir. Bu nedenle istek, öfke hakkında ciddi bir uyarıdan çok biraz daha sakin davranmasını istemektir. Nesne bir zamir olduğunda sıralama calm + it + down şeklindedir; calm down it denmez. A bit isteği yumuşatır ve yalnızca küçük bir değişiklik istendiğini gösterir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The game is getting too rough, so let's ____ a bit before someone gets hurt.
Cevabı göster
calm it down
Dad, is there going to be thunder in the movie? Dilbilgisi
0:33Baba, filmde gök gürültüsü olacak mı?
Is there going to be ...?: bir şey olup olmayacağını sormak
Is there going to be + tekil veya sayılamayan isim? gelecekte bir şeyin var olup olmayacağını, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ya da bir içeriğe dâhil olup olmayacağını sorar. Burada thunder sayılamayan bir isimdir ve çocuk filmde gök gürültüsü olup olmayacağını sorar. Sıralama Is + there + going to + be + isim öbeği? şeklindedir. Buradaki there bir şeyin varlığını bildirir; yer anlamına gelmez. Çoğul isimlerle özenli İngilizcede Are there going to be ...? kullanılır.
Alıştırma
Soruyu hedef yapıyla tamamlayın: ____ a test on Friday?
Cevabı göster
Is there going to be
You sure you're ready for movies, Bluey? Ton ve niyet
0:38Sinemaya hazır olduğuna emin misin, Bluey?
You sure you're ready for movies? — gündelik bir doğrulama
You sure ...?, gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış bir sorudur. Tam biçimi Are you sure ...? şeklindedir. Baştaki Are atılır, sure'dan sonra gelen you're ready for movies ise tam bir yan cümle olarak kalır. Burada konuşan kişi yalnızca bir gerçeği sormuyor. Bluey'nin gerçekten hazır hissedip hissetmediğini nazikçe kontrol ediyor ve filmlerin onun için fazla ağır olabileceğinden kaygı duyduğunu gösteriyor. Bu kalıp, bir kararı veya hazır olma durumunu yeniden kontrol ederken kuşku ya da ilgi ifade etmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşın gerçekten hazır olup olmadığını gündelik ve nazik biçimde kontrol eden doğal cümle hangisidir?
- You sure you're ready?
- Sure you are ready?
- You sure ready?
Cevabı göster
You sure you're ready?
a bit of a sensitive kid — kişisel bir betimlemeyi yumuşatma
a bit of a sensitive kid ifadesinde a bit of a, yapılan sınıflandırmayı yumuşatır. Konuşan kişi çocuğa doğrudan sensitive kid etiketi koymak yerine hassasiyeti fark edilir fakat sınırlı bir eğilim olarak sunar. Burada sensitive, kolayca korkan, üzülen veya duygusal olarak etkilenen anlamındadır. Bu ifade sert değil, ilgili bir yaklaşım gibi duyulabilir; ancak yine de çocuğun kişiliğini betimler.
Alıştırma
Bu cümlede a bit of a sensitive kid ne anlatıyor?
- Çocuk kolayca korkar veya duygusal olarak etkilenir ve a bit of a betimlemeyi daha az doğrudan yapar.
- Çocuğun özel bilgilerinin korunması gerekir ve a bit of a uyarıyı güçlendirir.
- Çocuk son derece kızgındır ve a bit of a tamamen anlamına gelir.
Cevabı göster
Çocuk kolayca korkar veya duygusal olarak etkilenir ve a bit of a betimlemeyi daha az doğrudan yapar.
Mackenzie's seen it: present perfect yapısında 's = has
Burada Mackenzie's seen it, Mackenzie has seen it cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Has + seen, present perfect yapısını oluşturur ve Mackenzie'nin bunu daha önce görme deneyimi olduğunu anlatır. Odak, olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiği değil, geçmişteki bu deneyimin şu anla ilgili olmasıdır. Aynı yapı, birinin daha önce bir şey yaptığını veya deneyimlediğini söylemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Mackenzie's seen it cümlesindeki 's neyin kısaltmasıdır?
- is
- has
- does
Cevabı göster
has
Yeah, but you're not Mackenzie: itiraz etmeden önce karşı tarafın sözünü kabul etmek
Yeah, konuşanın diğer kişinin sözünü duyduğunu ve kısmen kabul ettiğini gösterir. Ardından but, konuşanın asıl itirazını belirtir: bu düşünce mevcut durumda geçerli değildir. You're not Mackenzie yalnızca kişinin kimliğini belirtmez. Mackenzie için doğru veya uygun olan bir şeyin sizin için de doğru ya da uygun olmak zorunda olmadığını anlatır.
Alıştırma
Yeah, but you're not Mackenzie konuşmada ne işe yarar?
- Karşılaştırmaya yanıt vermeden konuyu değiştirir.
- Aynı düşüncenin uygulanması gerektiğini tamamen kabul eder.
- Bir düşünceyi kabul eder, ardından karşılaştırmanın geçerli olmadığını söyler.
Cevabı göster
Bir düşünceyi kabul eder, ardından karşılaştırmanın geçerli olmadığını söyler.
Just checking ile teyit sorusunu yumuşatmak
Just checking. konuşma dilinde I'm just checking. ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada checking, resmî bir inceleme yapmak değil, bir şeyin doğru ya da yolunda olduğunu teyit etmek anlamına gelir. Bir soru veya hatırlatmadan sonra söylendiğinde konuşanın niyetini açıklar. Just, eylemi yalnızca teyit etmekle sınırlar ve olası baskı ya da güvensizlik hissini azaltmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşan kişi bir sorunun ardından Just checking. dediğinde asıl olarak ne anlatır?
- Seni suçlamıyor veya senden şüphelenmiyorum; yalnızca emin oluyorum.
- Her ayrıntıyı kontrol etmeyi bitirdim.
- Resmî bir incelemeye başlıyorum.
Cevabı göster
Seni suçlamıyor veya senden şüphelenmiyorum; yalnızca emin oluyorum.
Let's go get some tickets: resmî olmayan bir eylem önerisi
Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır ve konuşanla dinleyenin birlikte yapacağı bir şeyi önermek için kullanılır. Burada go get some tickets ifadesini ortak bir sonraki adım hâline getirir. Resmî olmayan go + fiilin yalın hâli yapısında go sözcüğünü doğrudan başka bir fiil izler: go get. Bu, bir yere gidip bir şeyi edinmek anlamına gelir. Bu bağlamda get some tickets doğal olarak birkaç bilet edinmek veya satın almak demektir.
Alıştırma
Resmî olmayan öneriyi dersteki tam go + get eylem zinciriyle tamamlayın: We need drinks for the picnic. Let's ____ some water.
Cevabı göster
go get
One adult and two kids to Chunky Chimp, thanks. Ton ve niyet
1:01Chunky Chimp için bir yetişkin ve iki çocuk, teşekkürler.
One adult and two kids to ...: kısaltılmış bir bilet isteği
Bir sinema gişesinde one adult and two kids, bir yetişkin bileti ile iki çocuk bileti anlamına gelir. İsimler bilet kategorilerini belirtir; yalnızca aile üyelerini sıralamaz. Bu, hizmet ortamında kullanılan kısaltılmış bir istektir: konuşan kişi I'd like ve tickets gibi sözcükleri söylemez. Burada to, biletlerin hangi film için olduğunu gösterir; thanks ise kısa isteği samimi ve nazik biçimde bitirir.
Alıştırma
Bir sinema gişesinde One adult and two kids to Moon Mission, thanks ne anlama gelir?
- Moon Mission için bir yetişkin bileti ve iki çocuk bileti istiyorum.
- Moon Mission için yalnızca yetişkinin bilete ihtiyacı var.
- Bir yetişkin ile iki çocuk Moon Mission adlı bir yere gidiyor.
Cevabı göster
Moon Mission için bir yetişkin bileti ve iki çocuk bileti istiyorum.
Chunky Chimp, do I have to pay for the 4-year-old? Kalıp ifadeler
1:09Chunky Chimp için 4 yaşındaki çocuk için de ödeme yapmalı mıyım?
have to pay for: ödeme zorunluluğunu sormak
Have to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman bir kural veya durumdan kaynaklanan zorunluluğu ifade eder. Pay for + kişi, şey veya hizmet, o kişi, şey ya da hizmetle ilgili masrafı karşılamak demektir. Bu soruda konuşan kişi, sinema kurallarının dört yaşındaki çocuk için de bilet ücreti ödemeyi gerektirip gerektirmediğini soruyor. Çocuk, girişi ücretli olabilecek kişidir; ödemeyi alan kişi değildir.
Alıştırma
Giriş kuralıyla ilgili soruyu have to pay for kullanarak tamamlayın: The museum is free for children, but do adults ____ admission?
Cevabı göster
have to pay for
not really going to watch: geleceğe yönelik olumsuzluğu yumuşatmak
Bu cümlede not really, onun izleyeceği yönündeki ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi She isn't going to watch it. diye kesin bir yargıda bulunmak yerine, izlemenin pek olası olmadığını veya onun bunu gerçekten yapmayacağını daha temkinli biçimde söyler. Aktarılabilir yapı be + not really + going to + fiilin yalın hâlidir. Bu yapı biraz pay bırakır ve olumsuz bir tahmini kesin bir olgudan çok temkinli bir gerekçe gibi gösterir.
Alıştırma
She's not really going to watch it. cümlesinde not really ne anlatır?
- Konuşan kişi onun izlemesinin yasak olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi onun zaten çok dikkatli biçimde izlediğini söylüyor.
- Konuşan kişi onun muhtemelen izlemeyeceğini düşünüyor ve bunu daha az kesin biçimde söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi onun muhtemelen izlemeyeceğini düşünüyor ve bunu daha az kesin biçimde söylüyor.
you still have to pay: devam eden bir yükümlülük
Still, bir gerekçe veya olası istisna belirtildikten sonra ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini gösterir. «Buna rağmen» anlamı taşır: önceki nokta sonucu değiştirmez. Aktarılabilir yapı özne + still + have to + fiilin yalın hâlidir. Still genellikle You still have to pay. örneğinde olduğu gibi have to ifadesinden önce gelir.
Alıştırma
Ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini göstermek için cümleyi still have to ile tamamlayın: The consultation is free, but you ____ for the medicine.
Cevabı göster
still have to pay
Can you ask him if there's any scary bits? Ton ve niyet
1:16İçinde korkunç sahneler var mı diye sorabilir misin?
Can you ask him if ...?: birinden başkasına sormasını rica etmek
Can you ask him if ...? dinleyenden bir soruyu üçüncü bir kişiye sormasını rica eder. Can you isteği kibar ve nötr hâle getirir; him ise sorunun yöneltileceği kişiyi belirtir. if yan cümlesi evet-hayır sorusunun içeriğini taşır. Dolaylı soruda düz cümle söz dizimi kullanılır: if the film has any scary bits denir, if does the film have any scary bits denmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinden Maya'ya sorup yanıtı öğrenmesini doğru biçimde ister?
- Can you ask Maya if the library is open?
- Can you ask Maya if is the library open?
- Can you ask Maya is the library open?
Cevabı göster
Can you ask Maya if the library is open?
any scary bits: korkutabilecek kısımları anlatan gündelik ifade
any scary bits ifadesinde bits; bir filmin, hikâyenin, oyunun veya benzer bir deneyimin bölümleri ya da anları anlamına gelir. Scary bits, birini korkutabilecek kısımlardır; fiziksel parçalar veya bilgisayar verileri değildir. Konuşan kişi böyle bir kısmın bir tane bile bulunup bulunmadığını kontrol ettiği için bu evet-hayır sorusunda any doğaldır. Dolayısıyla ifade, içerikte korkutucu anlar olup olmadığını gündelik biçimde sormanın bir yoludur.
Alıştırma
Bir film hakkında konuşurken scary bits ne anlama gelir?
- dijital bilgi birimleri
- korkutucu kısımlar veya anlar
- küçük kırık parçalar
Cevabı göster
korkutucu kısımlar veya anlar
I think I might be some kids: kendini şakacı biçimde bir gruba dahil etmek
Bu bağlamda I think I might be some kids, esprili bir şekilde “sanırım korkacak çocuklardan biri olabilirim” anlamına gelir. Konuşan kişi, daha önce sözü edilen some kids grup etiketini alıp kendisine uygular. Bu ifade bilerek sıra dışı kurulmuştur: some kids çoğuldur, ancak konuşan kişinin ait olabileceği bir kategori gibi ele alınır. I think ve might, bu kabulü daha çekingen hâle getirir. Kendinizi normal bir şekilde bir kategoriye dahil etmek için I might be one of those kids ya da I might be that kind of kid kullanılır.
Alıştırma
Konuşan kişi bu bağlamda I think I might be some kids ile ne demek istiyor?
- Konuşan kişi birkaç çocuğa dönüşebilir.
- Konuşan kişi korkacak çocuklardan biri olabilir.
- Konuşan kişi bir grup çocuğu saymaya çalışıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi korkacak çocuklardan biri olabilir.
leave whenever you want: zamanlama kararını dinleyene bırakmak
Whenever you want, “seçtiğin herhangi bir zamanda” anlamına gelir. leave whenever you want ifadesinde whenever ile başlayan yan cümle, ne zaman ayrılmanın mümkün olduğunu belirtir ve zamanlama kararını dinleyene bırakır. Burada we can, bunu ortak bir teklife dönüştürür: konuşan kişi, dinleyen ne zaman isterse iki kişinin de ayrılabileceğine söz verir. Kalma baskısı olmadığı için bu söz karşıdakini rahatlatabilir.
Alıştırma
Dinleyenin herhangi bir zamanı seçebileceğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: If you feel tired, we can stop ____.
Cevabı göster
whenever you want
Just say the word: harekete geçme işareti
Just say the word, “istediğini söyle, ben de harekete geçeyim” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. The word belirli bir kelimeyi değil, isteği ya da başlama işaretini temsil eder. Bu ifade, kararı karşı tarafa bırakarak yardım veya iş birliği teklif eder. Genellikle “sen hazır olduğunda ben de hazırım” anlamını taşır.
Alıştırma
“Bana söyle, ben de harekete geçeyim” anlamındaki kalıplaşmış deyimle sözü tamamlayın: If you want me to pick you up, ____.
Cevabı göster
just say the word
Stay with me, mate.: samimi bir hitapla doğrudan yönerge
Stay with me, birine konuşanın yakınında kalmasını söyleyen bir emir cümlesidir; çoğunlukla kaybolmaması veya gruptan ayrılmaması için kullanılır. Bu bağlamda duygusal destek isteği değil, uygulanabilir bir yönergedir. Mate, karşı tarafa doğrudan seslenmek için kullanılan bir hitap sözüdür. Dostluk ve yakınlık bildirir; kesin yönergenin gücünü azaltmadan daha sıcak duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Birisi yol arkadaşına rehberlik ederken Stay with me, mate. için en uygun yorum hangisidir?
- Dinleyenden duygusal olarak aynı fikirde olmasını ister; mate ise eş anlamına gelir.
- Dinleyene yakında kalmasını söyler; mate ise dostça bir yakınlık katar.
- Bir üste hareket etmeyi bırakmasını resmî biçimde emreder.
Cevabı göster
Dinleyene yakında kalmasını söyler; mate ise dostça bir yakınlık katar.
thunderstorm bit on yet?: bir sahnenin gösterilmeye başlayıp başlamadığını sormak
The thunderstorm bit, filmin fırtınanın görüldüğü bölümünü ifade eder. Bu medya bağlamında be on, bir şeyin üstünde bulunmak değil, gösteriliyor veya yayınlanıyor olmak demektir. Sorunun sonundaki yet, beklenen bu bölümün şu ana kadar başlayıp başlamadığını sorar. Konuşan kişi fırtına sahnesinin gösterilmeye başlayıp başlamadığını bilmek ister.
Alıştırma
Is the weather report on yet? cümlesinde konuşan kişi neyi soruyor?
- Hava durumunun yayınlanmaya başlayıp başlamadığını
- Hava durumunun bitip bitmediğini
- Hava durumunun fiziksel olarak bir şeyin üstünde olup olmadığını
Cevabı göster
Hava durumunun yayınlanmaya başlayıp başlamadığını
The movie hasn't started yet: şu ana kadar gerçekleşmeyen bir şeyi bildirmek
Hasn't started, olumsuz present perfect yapısıdır: has not + geçmiş zaman ortacı. Cümlenin sonundaki yet ile birlikte, beklenen başlangıcın şu ana kadar gerçekleşmediğini bildirir. Yalnızca geçmişte kalmış bir olayı değil, filmin şu anki ilerleme durumunu anlatır. Film daha sonra hâlâ başlayabilir.
Alıştırma
Bekleme durumunu start fiilinin kısaltılmış olumsuz present perfect biçimi ve yet ile tamamlayın: We're still waiting. The meeting ____.
Cevabı göster
hasn't started yet
trailers for other movies: başka filmlerin fragmanları
Sinema veya film bağlamında trailers, filmler gösterime girmeden ya da gösterilmeden önce onlardan bölümler sunan kısa tanıtım videolarıdır. Burada trailers for other movies, ana filmden başka filmleri tanıtan fragmanlar anlamına gelir. Trailer ayrıca başka bir araç tarafından çekilen bir taşıt anlamına da gelebilir. Movies ve cinema gibi sözcükler burada medya ile ilgili anlamın kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede trailers ne anlama geliyor?
- Başka bir film için hazırlanmış kısa bir tanıtım videosu.
- Başka bir araç tarafından çekilmek üzere tasarlanmış bir taşıt.
- Sinemada biletlerin satıldığı bölüm.
Cevabı göster
Başka bir film için hazırlanmış kısa bir tanıtım videosu.
This summer, prepare to be out of your comfort zone. Deyimler
1:48Bu yaz, konfor alanınızın dışına çıkmaya hazırlanın.
prepare to be out of your comfort zone: konfor alanının dışında olmaya hazırlanmak
Out of your comfort zone, normalde güvenle yaptığınız şeylerin sınırlarını aştığı için yabancı, zor veya rahatsız hissettiren bir durumda olmayı anlatan mecazlı bir ifadedir. Mutlaka fiziksel tehlike altında olduğunuz anlamına gelmez. Prepare to be ... dinleyiciye bu durumu beklemesini söyler. Bu tanıtım cümlesinde, zorlu ve yeni bir deneyim vadederek beklenti yaratır.
Alıştırma
Yabancı ve zorlayıcı gelen bir durumu anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Leading the workshop pushed Maya out of her ____.
Cevabı göster
comfort zone
Maybe just ... a bit: yönergeyi yumuşatmak
Maybe just sit forward a bit yalnızca bir tahmin değil, yumuşatılmış bir yönergedir. Maybe yönergeyi öneri gibi gösterir, just eylemi küçük ve kolay bir şey olarak sunar, a bit ise kişinin ne kadar hareket etmesi gerektiğini sınırlar. Bu sözcükler birlikte kullanıldığında emir cümlesinin gücü azalır. Konuşan kişi hâlâ karşısındakinin hareket etmesini ister, ancak istek daha az buyurgan duyulur. Küçük bir ayarlama için Maybe just + fiilin yalın hâli + ... + a bit kalıbı yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızdan yalnızca küçük bir ayarlama yapmasını istiyor ve nazik konuşmak istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- Your chair might move back.
- Move your chair back now.
- Maybe just move your chair back a bit.
Cevabı göster
Maybe just move your chair back a bit.
when ... are over: bir şeyin bittiği zamanı belirtmek
when the trailers are over ifadesinde when bir zaman yan cümlesi başlatır, are over ise fragmanların bitmiş olduğu anlamına gelir. Tam cümlede dinleyiciden fragmanlar bittiği anda konuşana haber vermesi istenir. Gerçekleşmesi beklenen gelecekteki bir olay için when sonrasındaki zaman yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: when the trailers will be over değil, when the trailers are over denir. Tell/Text/Call me when + olay + be over kalıbı yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Gelecekteki zamanı belirten cümleyi when ve over ile tamamlayın: Call me ____ class is ____.
Cevabı göster
when · over
Look what I invented: Look what + özne + fiil ile bir şeyi gösterme
Look, dinleyenin dikkatini çeken bir emir biçimidir. What yan cümlesi dikkat edilmesi gereken şeyi belirtir; what I invented, icat ettiğim şey anlamına gelir. Cümle genellikle heyecan veya gurur ifade eder. Look what + özne + fiil kalıbını kullanın. What yan cümlesi düz cümle söz dizimini korur; bu nedenle Look what did I invent değil, Look what I invented denir.
Alıştırma
Yaptığınız bir şeye doğal biçimde dikkat çeken cümle hangisidir?
- Look what I made!
- What I made look!
- Look what did I make?
Cevabı göster
Look what I made!
We can use it to explore the Groundlands. Dilbilgisi
2:29Bunu Groundlands'i keşfetmek için kullanabiliriz.
use it to explore: use + nesne + to + fiil
use it to explore yapısında use fiilinden sonra it nesnesi, ardından da to explore mastar yapısı gelir. Nesne kullanılan şeyi, mastar ise onun hangi amaçla kullanıldığını açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp use + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Bir araç veya kaynağın ne yapmaya yardımcı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi use + nesne + to + fiil kalıbındaki amaç belirteciyle tamamlayın: We can use this key ____ open the box.
Cevabı göster
to
You and your inventions.:samimi ve takılmalı bir yorum
You and your inventions. iki unsuru tarafsızca sıralayan bir ifade değildir. Tek başına söylenen bir yorum olarak tanıdık bir duruma tepki verir: karşıdaki kişi icatlarından yine söz etmiş ya da onları yine kullanmıştır. Tekrar tekrar ortaya çıkan bir ilgi, alışkanlık veya eşyayla kullanılan You and your + ... kalıbı sevgi, gülümseten bir bıkkınlık ya da hafif rahatsızlık ifade edebilir. Hangi tutumun algılanacağını kişilerin ilişkisi ve ses tonu belirler.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Yakın arkadaşlar arasında You and your inventions., bir arkadaşın icatlara tekrar tekrar ilgi göstermesine verilen şakacı bir tepki olabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
sit still: oturur durumda hareket etmemek
sit still ifadesinde sit oturma pozisyonunu, still ise hareket etmeden anlamını taşır. Bu nedenle ifade yalnızca oturmak değil, oturur durumda kalıp vücudu hareket ettirmemek demektir. Sit still emir cümlesinde konuşan kişi, birinden otururken hareket etmeyi bırakmasını doğrudan ister ya da bunu emreder. Fotoğraf çekimi, muayene, saç kesimi veya vücudun kısa süre sabit kalmasını gerektiren başka işler sırasında yaygındır.
Alıştırma
sit + hareket etmeden anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The photographer asked Leo to ____ on the stool for a few seconds.
Cevabı göster
sit still
Why can't you just be like the rest of us? Ton ve niyet
2:38Neden sen de geri kalanımız gibi olamıyorsun?
Why can't you just be like the rest of us? ile gruba uyma baskısı
Bu cümle, bir şeyi yapamamanın nedenini soran bir soru gibi görünür; ancak genellikle azarlama işlevi görür. Konuşan kişi gerçekten bir neden istemez, dinleyenin gruba daha çok benzemesi gerektiğini ima eder. Burada just, istenen değişikliği basit veya çok açık bir şeymiş gibi gösterirken the rest of us grubu bir tarafa, dinleyeni diğer tarafa yerleştirir. Birlikte, gruba uyma baskısı yaratır ve dışlanma hissi verebilirler.
Alıştırma
Bu sorunun temel işlevi nedir?
- Dinleyenin grubu taklit etmesini neyin engellediğini tarafsız biçimde sorar.
- Dinleyene gruba uyması için baskı yapar.
- Dinleyeni bağımsız olduğu için över.
Cevabı göster
Dinleyene gruba uyması için baskı yapar.
Why do you have to be so different? şeklindeki suçlayıcı soru
Bu, gerçek bir zorunluluk hakkında tarafsız bir soru değildir. Why do you have to...? yapısında have to rahatsızlık ifade eder ve dinleyenin farklılığını gereksiz bir seçimmiş gibi gösterir. So, different sözcüğünün derecesini güçlendirir. Sorunun tamamı, farklı olmayı bir sorun olarak görür ve kişinin neden farklı olduğunu içtenlikle sormak yerine dinleyeni suçlar.
Alıştırma
Bu cümlede have to nasıl bir anlam katıyor?
- Dışarıdan gelen bir zorunluluğu tarafsız biçimde anlatır.
- Suçlayıcı bir ton ekler ve kabaca “Bunda neden ısrar etmek zorundasın?” anlamını verir.
- Konuşanın bu farklılığı sevdiğini gösterir.
Cevabı göster
Suçlayıcı bir ton ekler ve kabaca “Bunda neden ısrar etmek zorundasın?” anlamını verir.
I wish I were different: şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek
wish + geçmiş zaman biçimi, konuşanın şimdiki gerçeklik olarak gördüğü durumla çelişen bir dileği anlatır. Burada I wish I were different, konuşanın şu anki hâlinden farklı olmak istediği anlamına gelir; bu durumun şu anda gerçek olmadığını ima eder. be ile kullanıldığında bu yapıda tüm kişiler için geleneksel dilek kipi biçimi were olur: I wish I were.... Geçmiş zaman biçimi dileği geçmiş zamana taşımaz; şimdiki gerçeklikle arasındaki mesafeyi gösterir.
Alıştırma
Şimdiki gerçeğe aykırı dileği standart dilek kipiyle tamamlayın: I wish I ____ more confident.
Cevabı göster
were
like Chunky is: like + karşılaştırma yan cümlesi
like Chunky is ifadesinde like bir karşılaştırma yan cümlesi başlatır. Chunky öznedir ve sondaki is fiildir; different sıfatı daha önce geçtiği için çıkarılmıştır. Açık hâliyle anlamı like Chunky is different olur. Günlük konuşmada yaygın olan like + özne + be/yardımcı fiil kalıbı, yüklemin tamamını tekrarlamadan belirli bir durumu veya eylemi karşılaştırır.
Alıştırma
quiet sözcüğünü tekrarlamayı önleyen be biçimiyle karşılaştırmayı tamamlayın: Your room is quiet. Is my room quiet like yours ____?
Cevabı göster
is
Uh yeah, well, um no: tereddüt edip yanıtı düzeltmek
Uh ve um, konuşmacı düşünürken oluşan duraklamaları gösterir. Well, yanıta bir çekince eklenmesi veya yanıtın düzeltilmesi gerekebileceğini belirtir. Konuşmacı yeah ile başlar ama no ile bitirir; bu nedenle sondaki olumsuz yanıt, ilk evetin yerini alır. Bu dizilim, tereddüdü duyulur hâle getirir ve zor ya da hassas bir yanıtı yumuşatır. Hem evetin hem de hayırın aynı anda doğru olduğuna dair kararlı bir iddia değildir.
Alıştırma
Uh yeah, well, um no. en çok neyi gösterir?
- Konuşmacı hemen ve kesin biçimde evet der.
- Konuşmacı tereddüt eder ve ilk evetini hayır olarak düzeltir.
- Konuşmacı evet ile hayırın aynı ölçüde kesin olduğunu söyler.
Cevabı göster
Konuşmacı tereddüt eder ve ilk evetini hayır olarak düzeltir.
I'm the only one of my friends who doesn't watch movies. Dilbilgisi
3:08Arkadaşlarımdan film izlemeyen tek kişi benim.
the only one of my friends who doesn't watch movies: gruptaki tek kişiyi belirtmek
Burada the only one of my friends, konuşmacının arkadaş grubundaki tek kişiyi belirtir. who doesn't watch movies ilgi cümleciği one sözcüğünü tanımlar ve böylece konuşmacıyı neyin eşsiz kıldığını açıklar. Öncül tekil one olduğu için ilgi cümleciğindeki fiil de tekildir: don't değil, doesn't kullanılır. be + the only one of + plural group + who + singular verb kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Play fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: Nora is the only one of her friends who ____ chess every weekend.
Cevabı göster
plays
I'm pretty sure that by the end of the movie everyone will like that the monkey was different. Kalıp ifadeler
3:14eminim filmin sonunda herkes o maymunun farklı olmasını sevecektir.
by the end of the movie: beklenen bir sonuç için son tarih
By the end of the movie, film bitmeden önce ya da en geç film bittiğinde anlamına gelir. Burada herkesin maymunun farklı olmasını seveceği tahmini için bir zaman sınırı belirler. Önemli olan son bölümde gerçekleşen bir olay değil, belirli bir son tarihe kadar ulaşılan sonuçsa by the end of + zaman dilimi veya olay yapısını kullanın.
Alıştırma
Bu cümlede by the end of the movie ne anlama geliyor?
- Bu ifade bir son tarih belirtmeden yalnızca ‘sonunda’ anlamına geliyor.
- Herkes yalnızca filmin son sahnesinde fikrini değiştiriyor.
- Herkesin film bitmeden önce ya da en geç film bittiğinde fikrini değiştirmesi bekleniyor.
Cevabı göster
Herkesin film bitmeden önce ya da en geç film bittiğinde fikrini değiştirmesi bekleniyor.
not going to be different anymore: bundan sonra bir durumu sona erdirmek
Not ... anymore, bir durumun ya da eylemin önceden geçerli olduğunu ancak devam etmeyeceğini söyler. Burada farklı olmak, konuşan kişinin geride bırakmaya karar verdiği durumdur. Be going to, şimdiki bir niyet veya karar anlamı ekler. Bu nedenle tam cümle yalnızca I am not different demekten fazlasını yapar; kişinin bundan sonra gerçekleştirmeyi amaçladığı bir değişimi ilan eder.
Alıştırma
Maya eskiden köpeklerden korkardı ama artık yanlarında sakin hissediyor. Bu değişimi en iyi hangi cümle ifade eder?
- Maya isn't afraid of dogs anymore.
- Maya isn't afraid of dogs.
- Maya isn't afraid of dogs yet.
Cevabı göster
Maya isn't afraid of dogs anymore.
just like everyone else: diğer herkes gibi
Just like everyone else, “bağlamdaki ilgili grubun diğer bütün üyeleriyle aynı şekilde” demektir. Burada just, like sözcüğünü güçlendirir ve “tam olarak” anlamı verir; “az önce” ya da “yalnızca” anlamında değildir. Bu ifade, konuşanın gruptan farklı olmadığını gösterir. Gruba ait olma, katılma veya aynı muameleyi görme isteğini destekleyebilir.
Alıştırma
Şu cümlede ifadenin ne anlattığını seçin: “Maya wants to join just like everyone else.”
- Maya diğer insanlardan önce katılmak istiyor.
- Maya diğer insanlarla aynı fırsata sahip olmak istiyor.
- Maya diğer insanların kendisini taklit etmesini istiyor.
Cevabı göster
Maya diğer insanlarla aynı fırsata sahip olmak istiyor.
The Groundlands aren't for chimps: be for ile hedef grubu belirtmek
X is for Y yapısında for, bir şeyin amaçlandığı, uygun olduğu veya açık olduğu kişi ya da grubu belirtir. Olumsuz X isn't for Y, Y'nin amaçlanan veya kabul edilen grubun dışında kaldığını söyler. Burada The Groundlands aren't for chimps. şempanzelerin ait sayıldığı yer konusunda bir sınır çizer. Buranın şempanzelerin yararı için yapılmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedeflenen grubu gösteren edatla cümleyi tamamlayın: “This workshop isn't ____ beginners.”
Cevabı göster
for
is where we belong: bir yerin bize ait olduğunu hissetmek
X is where we belong, “X kendimizi uyumlu ve kabul edilmiş hissettiğimiz yer ya da ortamdır” anlamına gelir. Where, bizim için doğru olan yeri veya grubu belirten bir yan cümle başlatır. Burada belong, sahiplik değil, kişisel ya da sosyal uyum ve aidiyet anlatır. Bu kalıpta where we belong denir; belong sözcüğünden sonra to gelmez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Tree World is where we belong. Burada where we belong ne anlama geliyor?
- Kendimizi uyumlu ve kabul edilmiş hissettiğimiz yerdir.
- O yeri yalnızca kısa süreliğine ziyaret ediyoruz.
- O yere mülk olarak sahibiz.
Cevabı göster
Kendimizi uyumlu ve kabul edilmiş hissettiğimiz yerdir.
my heart belongs to the Groundlands: Groundlands'e duyulan derin bağlılık
My heart belongs to X, konuşanın X'e karşı derin sevgi, sadakat veya duygusal bağlılık hissettiğini söylemenin mecazi bir yoludur. X, Groundlands gibi bir yerse “gerçekten orada olmak istiyorum ya da duygusal olarak kendimi orada evimde hissediyorum” demektir; fiziksel kalbin o yere ait olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, iç duygular ile beklenen görev veya yuva arasında karşıtlık kurabilir: Birinin bir yere ait olduğu düşünülebilir, fakat kalbi başka bir yere ait olabilir.
Alıştırma
Derin duygusal bağlılık gösteren belong biçimiyle cümleyi tamamlayın: Although I live in London, my heart ____ the Welsh coast.
Cevabı göster
belongs to
just have to be yourself: doğal davranmaya yönelik basit bir öğüt
just have to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapılması gereken tek ve basit şey olarak sunar. Burada just, have to ifadesindeki zorunluluk duygusunu yumuşatır: konuşan kişi katı bir emir vermiyor, çözümün karmaşık olmadığını söylüyor. be yourself, başka biriymiş gibi davranmak yerine doğal ve dürüst davranmak anlamına gelir. İfade bir bütün olarak dinleyiciyi farklı bir kişilik sergileme kaygısını bırakıp gerçek hâlini göstermeye teşvik eder.
Alıştırma
Bir arkadaşın yeni insanlarla tanışacağı için gergin. “You just have to be yourself” ona ne yapmasını öğütler?
- Kimseyle konuşmadan yalnız zaman geçirmek.
- Başka biriymiş gibi davranmak yerine doğal davranmak.
- Başka birinin kim olduğunu öğrenmek.
Cevabı göster
Başka biriymiş gibi davranmak yerine doğal davranmak.
I got it: anladığını belirtmek
Bu bağlamda I got it, “anladım” veya “artık ne yapacağımı biliyorum” demenin gündelik bir yoludur. Bir açıklamanın ya da talimatın anlaşıldığını doğrular. got bir şeyi teslim almayı da anlatabilir, ancak burada anlamı gerçek değildir. I got it bir bilgi veya yönergeden sonra geldiğinde genellikle o mesajın anlaşıldığını ifade eder.
Alıştırma
Açıklamanın artık anlaşıldığını göstermek için yaygın konuşma ifadesini kullanan yanıt hangisidir?
- I had it.
- I got one.
- I got it.
Cevabı göster
I got it.
Britanya ve Avustralya İngilizcesinde need the toilet
“I need the toilet” cümlesindeki need the toilet, konuşanın tuvalete gitmesi veya tuvaleti kullanması gerektiği anlamına gelir. Konuşanın bir tuvalete sahip olması ya da bir tuvalet edinmesi gerektiği anlamına gelmez. Bu doğrudan kalıp günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır. İfadenin tamamı o anda hissedilen fiziksel bir ihtiyacı bildirir.
Alıştırma
Günlük Britanya veya Avustralya İngilizcesinde “I need the toilet” genellikle ne anlama gelir?
- Tuvalete gitmem gerekiyor.
- Tuvaleti temizlemem gerekiyor.
- Bir tuvalet satın almak istiyorum.
Cevabı göster
Tuvalete gitmem gerekiyor.
Avustralya İngilizcesinde dunny brush
Dunny, Avustralya İngilizcesinde “tuvalet” anlamına gelen günlük bir sözcüktür. Bu nedenle dunny brush, tuvaleti temizlemek için kullanılan ve daha genel olarak toilet brush denilen fırçadır. Bu sözcük cümlenin günlük ve belirgin biçimde Avustralyalı bir üsluba sahip olmasını da sağlar; nesnenin bölgesel özellik taşımayan uluslararası adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “dunny brush” hangi nesnenin adıdır?
- Bir tuvalet fırçası.
- Bir diş fırçası.
- Bir resim fırçası.
Cevabı göster
Bir tuvalet fırçası.
Dad, why does Chewbadewba tell Chunky to be yourself?
4:19Baba, Chewbadewba neden Chunky'ye kendin ol diyor?
you got to flush: samimi dilde gereklilik
Bu cümlede you got to, «yapman gerekiyor» anlamındadır: Bingo'ya sifonu çekmenin gerekli olduğunu söyler. Got to ifadesinden sonra flush fiilinin yalın biçimi gelir; bağlamdan anlaşılan nesne ise tuvalettir. Daha eksiksiz biçim you've got to şeklindedir. Çok samimi konuşmalarda ve gündelik konuşmayı yansıtan yazılarda have ya da 've kısmının atılması yaygındır, ancak bu standart yazı dilindeki olağan biçim değildir.
Alıştırma
You got to flush cümlesindeki got to ne anlama gelir?
- Sifonu zaten çektin.
- Sifonu çekme fırsatın oldu.
- Sifonu çekmen gerekiyor.
Cevabı göster
Sifonu çekmen gerekiyor.
Am I just being yourself?: dönüşlülük zamirini özneyle eşleştirme
Bu cümle kasıtlı olarak standart dışıdır. Özne I olduğu için ona uyan dönüşlülük zamiri myself olmalıdır: Am I just being myself? Yourself, I ile değil you ile eşleşir. Be myself, doğal davranmak veya gerçek benliğime uygun olmak anlamına gelir. Tuhaf olan özgün cümle, be yourself ifadesini hiç değişmeyen tek bir kalıp gibi ele alır ve çocukça yanlış anlamayı böyle oluşturur.
Alıştırma
I ile eşleşen dönüşlülük zamirini kullanarak standart cümleyi tamamlayın: Am I just being ____?
Cevabı göster
myself
Look, it's just monkeys singing songs, mate.
4:32Bak, bunlar sadece şarkı söyleyen maymunlar, dostum.
Don't think too hard about it: aşırı analizi engellemek
Don't think too hard about it, “bunu gereğinden fazla analiz etme veya daha derin bir açıklama arama” demektir. Burada think hard zihinsel çaba harcamayı anlatır; too ise konuşanın daha fazla analiz yapmayı gereksiz gördüğünü gösterir. Bu cümlede konuşan, düşünme biçimi hakkında genel bir ders vermiyor. Bu ifadeyle soruyu hafifçe geçiştiriyor ve konuyu basit bir şey olarak sunuyor; ses tonuna göre rahatlatıcı da küçümseyici de gelebilir.
Alıştırma
Konuşan, “Don't think too hard about it” ifadesiyle esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyeni konuyu daha derin analiz etmeye teşvik etmek
- Çalışma alışkanlıkları hakkında genel tavsiye vermek
- Dinleyene bunu gereğinden fazla analiz etmemesini söylemek
Cevabı göster
Dinleyene bunu gereğinden fazla analiz etmemesini söylemek
Well, I understand what just be yourself means Dilbilgisi
4:40Pekâlâ, sadece kendin olmanın ne demek olduğunu anlıyorum
what just be yourself means: iç içe bir what yan cümleciği
what just be yourself means, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir what yan cümleciğidir. Yan cümleciğin tamamı understand fiilinin nesnesidir ve just be yourself sözlerinin anlamını belirtir. Yan cümlecikte just be yourself bir emir olarak kullanılmaz; anlamı açıklanan bir ifade olarak anılır. Bu yan cümlecik başka bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle söz dizimini kullanır: what + ifade veya özne + means. Doğrudan soru What does “just be yourself” mean? olurdu. understand sonrasında doğrudan sorunun söz dizimi korunmaz.
Alıştırma
Hangi cümle understand sonrasında iç içe bir what yan cümleciğini doğru kullanıyor?
- I understand what this phrase means.
- I understand what means this phrase.
- I understand what does this phrase mean.
Cevabı göster
I understand what this phrase means.
'cause: because'ın günlük konuşmadaki kısaltılmış biçimi
'cause, because'ın resmî olmayan kısaltılmış biçimidir ve bir şeyin nedenini açıklar. Baştaki kesme işareti be- harflerinin çıkarıldığını gösterir. Örnekte konuşmacı, hazır olmasını neden olarak sunar. 'cause ifadesini because olarak anlayın; “neden” anlamındaki cause ismiyle veya “sebep olmak” anlamındaki cause fiiliyle karıştırmayın.
Alıştırma
Günlük konuşma cümlesini because'ın resmî olmayan kısaltmasıyla tamamlayın: I wore my coat ____ it was cold.
Cevabı göster
'cause
Okay, no worries: rahatlatıcı bir yanıt
Okay, no worries, durumun kabul edilebilir olduğunu ve karşıdaki kişinin üzülmesine ya da endişelenmesine gerek olmadığını belirten rahat ve dostça bir yanıttır. Okay söyleneni kabul eder veya onaylar, no worries ise karşıdaki kişinin üzerindeki baskıyı azaltır. Önceki cümleye bağlı olarak küçük bir ricaya, özre, plan değişikliğine veya teşekküre yanıt olabilir. Genellikle sosyal bir rahatlatma ifadesidir; kelimesi kelimesine hiç kimsenin endişesi olmadığını söylemez.
Alıştırma
Bir arkadaş birkaç dakika geç kaldığı için özür diliyor. "Okay, no worries." en doğal olarak ne anlatır?
- Konuşmacı kızgındır ve bir özür daha istemektedir.
- Konuşmacı arkadaşını ciddi bir tehlike konusunda uyarmaktadır.
- Gecikme kabul edilebilir, bu yüzden arkadaşın kendini kötü hissetmesine gerek yoktur.
Cevabı göster
Gecikme kabul edilebilir, bu yüzden arkadaşın kendini kötü hissetmesine gerek yoktur.
Hâlâ dönmemiş biri için Where have you gone?
Bu soruda where have you gone?, kişinin nereye gittiğini sorarken şimdiki duruma odaklanmak için present perfect yapısındaki have gone ifadesini kullanır: konuşan kişi onu bulamıyordur veya kişi hâlâ dönmemiştir. Kalıp Where + have/has + özne + gone? şeklindedir. Gone, buradan başka bir yere hareket edildiğini belirtir; kesin varış noktası bilinmez.
Alıştırma
Bir çocuk az önce buradaydı ve onu hâlâ bulamıyorsunuz. Hangi soru şimdiki sonucu en iyi vurgular?
- Where did you go yesterday?
- Where have you gone?
- Where do you go every Saturday?
Cevabı göster
Where have you gone?
Help me with your sister: help someone with ... kalıbı
Help me with your sister ifadesindeki kalıp help + kişi + with + görev/sorun/kişi şeklindedir. Me yardım alan kişidir; your sister ise yardımın neyle veya kiminle ilgili olduğunu belirtir. With sözcüğünden sonra bir kişi geldiğinde yapılacak işin tam olarak ne olduğu bağlamdan anlaşılır. Burada doğal anlam, konuşan kişiye kız kardeşle ilgilenme veya ona bakma konusunda yardım etmektir.
Alıştırma
Cümleyi help someone with something kalıbıyla tamamlayın: My arms are full. Could you ____ these bags?
Cevabı göster
help me with
block her off: onun yolunu kesmek
Block someone off, birinin bir güzergâhta ilerleyememesi ya da bir alana girememesi için kişinin kendisini veya bir engeli uygun bir yere koyması demektir. Bu cümlede off, yalnızca kısa süreliğine önüne çıkmayı değil, onun yolunu kesme sonucunu ekler. Her bir zamir olduğu için fiil ile parçacığın arasına gelir: block her off denir, block off her denmez. Yeniden kullanılabilir kalıp block + kişi + off şeklindedir.
Alıştırma
Block, her ve off sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanın: During a game of tag, Mia is heading for the gate, so step across and ____.
Cevabı göster
block her off
you little rascal: şakacı ve hafif bir azar
You little rascal, yaramazlık yapan birine doğrudan hitap etme biçimidir. Rascal tek başına hakaret gibi gelebilir; ancak little ve sıcak, şakacı bir ton, ifadeyi çoğu zaman sevgiyle karışık hafif bir azara dönüştürür. Sözcükler tek başına ifadenin dostça olacağını garanti etmez. İlişki, durum ve ses tonu, ifadenin sevecen mi yoksa kaba mı duyulacağını belirler.
Alıştırma
Yargılayın: Resmî bir toplantıda, tanımadığınız bir yetişkine “you little rascal” demek güvenli ve tarafsızdır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Stop running away. ifadesindeki run away
Run away, bir kişiden ya da yerden hızla uzaklaşmak veya kaçmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada yalnızca egzersiz için koşmak değil, yetişkinden uzaklaşmak anlamındadır. Stop running away ifadesinde stop fiilinden sonra -ing biçimindeki running gelir. Bu emir, o anda yapılan veya tekrarlanan kaçma davranışının sona ermesini ister.
Alıştırma
'The puppy keeps running away through the open gate,' cümlesinde running away ne anlama gelir?
- Konuşan kişiye doğru koşmak
- Kalması gereken yerden ayrılmak veya kaçmak
- Uzaklaşmadan egzersiz için koşmak
Cevabı göster
Kalması gereken yerden ayrılmak veya kaçmak
I should have just stayed in the trees like everyone else. Dilbilgisi
5:34Herkes gibi ağaçlarda kalmalıydım.
I should have just stayed in the trees: geçmiş seçim için pişmanlık
Should have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir seçime dönüp başka bir davranışın daha iyi olacağını söylemek için kullanılır. Stayed, stay fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle I should have stayed, konuşanın gerçekte kalmadığını ima eder. Just, kalmayı basit veya açıkça doğru olan seçenek gibi gösterir. Bu cümlede konuşan kişi ağaçlardan ayrıldığı için pişmandır ve diğerleriyle birlikte kalmanın daha iyi olacağını düşünür.
Alıştırma
Should have ve bring fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: It rained all day, and I got soaked. I ____ an umbrella.
Cevabı göster
should have brought
You rode off to save the village because there's no one else quite like you. Notlar
5:40Köyü kurtarmak için atıldın çünkü senin gibi başka kimse yok.
rode off: bir şeye binerek uzaklaşmak
Rode off, ride off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin ata, bisiklete veya binilebilen başka bir şeye binerek bir yerden ayrıldığını anlatır. Rode eylemi geçmişe taşır, off ise başlangıç noktasından uzaklaşma yönünü ekler. Bu cümlede kişi köyü kurtarmak için bulunduğu yerden ayrılır. İfade, hikâyeyi bir yerde kalma durumundan bir hedefe doğru yola çıkma anına taşır.
Alıştırma
Cümleyi ride off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After waving goodbye, Amir got on his horse and ____ toward the hills.
Cevabı göster
rode off
there's no one else quite like you: benzersizliği övmek
There's no one else quite like you, hitap edilen kişiyle aynı özelliklere sahip başka kimse olmadığı anlamına gelir. Else «başka», quite like you ise «seninle aynı özel biçimde benzer» demektir; bu cümle kişinin yalnız veya sevilmeyen biri olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi, farklı olmayı bir iltifata dönüştürür. Dinleyenin sıra dışı özellikleri özel ve yerine konması zor değerler olarak sunulur.
Alıştırma
Sıcak ve samimi bir bağlamda 'There's no one else quite like you' büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kimse seni sevmiyor.
- Benzersizsin ve sana özellikle değer veriliyor.
- Diğer herkesle tamamen aynısın.
Cevabı göster
Benzersizsin ve sana özellikle değer veriliyor.
You made it!: başarmak veya zamanında ulaşmak
You made it! cümlesindeki make it, “başarmak” veya “bir hedefe ulaşmak” anlamına gelen bir kalıptır. Burada konuşan kişi, zorlu bir işi tamamlayan kişiyi kutluyor. Aynı ifade “başarıyla varmak” veya “zamanında yetişmek” anlamına da gelebilir. Hedefin ne olduğu bağlamdan anlaşılır; it sözcüğünden sonra ayrıca belirtilmesi gerekmez.
Alıştırma
Arkadaşınız kapı kapanmadan hemen önce yetişiyor. Hangi karşılık onun zamanında geldiğini ifade eder?
- You missed it.
- You made this.
- You made it!
Cevabı göster
You made it!
Nice one: yakın zamanda yapılan bir eyleme samimi övgü
Nice one, birinin az önce iyi yaptığı bir şeyi övmek için kullanılan samimi bir ifadedir. Buradaki one, yapılan eylemi, fikri veya sonucu temsil eder; bu nedenle anlamı Well done ya da Good job ifadelerine yakındır. Bluey, övülen kişinin adıdır ve Nice one ifadesinin bir parçası değildir.
Alıştırma
“Nice one, Bluey.” övgüsündeki one neyi ifade eder?
- Bir sayısı
- one adlı fiziksel bir nesne
- Bluey'nin yakın zamanda yaptığı eylem veya elde ettiği sonuç
Cevabı göster
Bluey'nin yakın zamanda yaptığı eylem veya elde ettiği sonuç
Let's get you out of here: birinin oradan ayrılmasına yardım etmek
Get you out of here ifadesinde get, “almak” değil, “birinin hareket etmesini sağlamak veya ona yardım etmek” anlamındadır. You ayrılacak kişidir; out of here ise sonucu, yani artık burada olmamayı belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp get + someone + out of + a place şeklindedir. Genellikle birini bir yerden çıkarmak, ona yol göstermek veya oradan ayrılmasına yardım etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Get, you, out of ve here sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The room is filling with smoke. Let's ____.
Cevabı göster
get you out of here
You know what: yeni bir fikri ortaya atmak
Burada You know what gerçek bir bilgi sorusu değil, konuşmaya giriş ifadesidir. Bingo'nun dikkatini çeker ve konuşanın yeni bir fikir veya öneri sunmak üzere olduğunu gösterir. Bu işlevde kullanıldığında asıl mesaj sonraki sözlerde gelir; ifadenin kendisi “bir fikrim var” veya “aklıma bir şey geldi” gibi çalışır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konuşma ifadesiyle tamamlayın: ____? Let's take the train instead.
Cevabı göster
You know what
Önceki temaya dönüş olarak Just be yourself
Just be yourself, “doğal davran ve başka biriymiş gibi yapma” demektir. Buradaki just, bu öğüdü yapılması basit bir şey olarak sunar ve sözün güven verici duyulmasını sağlar. Bu cümle filmdeki bir temayı tekrarlayıp Bingo'nun o anki durumuna uyguladığı için önceki temaya dönüş işlevi de görür. Tekrarlanan söz, önceki mesajı şu anda olanlara bağlar ve fikrin filmdeki hikâyenin dışında da önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir hikâyede daha önceki bir tema cümlesi günümüzde geçen bir sahnede tekrar edilir: “Just be yourself.” Bu tekrarın temel işlevi nedir?
- Karakterin başka biri gibi davranması gerektiğini söyler.
- Önceki mesajı mevcut duruma bağlar.
- Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
Cevabı göster
Önceki mesajı mevcut duruma bağlar.
it all worked out: iyi sonuçlanan bir durum
it all worked out ifadesinde work out, “başarıyla sonuçlanmak” veya “iyi bir sonuca ulaşmak” demektir; “egzersiz yapmak” anlamında değildir. it öznesi tüm duruma gönderme yapar, all ise durumun farklı parçalarının ya da sorunlarının bir bütün olarak çözüldüğünü vurgular. Worked geçmiş zamandadır, çünkü konuşan kişi daha önce gerçekleşmiş bir sonuca dönüp bakmaktadır. something worked out kalıbı çoğu zaman iyi sonuçlanan bir planı, sorunu veya durumu anlatır.
Alıştırma
worked out bu cümlede ne anlama gelir: “The schedule changed twice, but it all worked out in the end”?
- Durum başarıyla sonuçlandı.
- Birisi programı hesapladı.
- Herkes fiziksel egzersiz yaptı.
Cevabı göster
Durum başarıyla sonuçlandı.
All because ...: önceki sonucun nedenini özetlemek
All because ... dinleyicinin zaten bildiği bir sonuca geri gönderme yapar ve ardından bu sonucun tamamının nedenini verir. Bu dizede all “sonucun bütünü” anlamındadır; because ise nedeni, yani you learned to be yourself ifadesini getirir. Bir şarkının veya hikâyenin sonunda bu kısaltılmış yapı mesajı etkili biçimde tamamlar ve ana temayı yeniden öne çıkarır. Ritim ve vurgu için It was bölümü çıkarılmış It was all because ... ile aynı anlamı taşır.
Alıştırma
Bir hikâyenin sonunda “All because you learned to be yourself” ne işe yarar?
- Sonucun tamamına geri gönderme yapar ve ana nedenini belirtir.
- Dersi hangi kişinin öğrendiğini sorar.
- Birbiriyle ilgisiz birkaç yeni olay sunar.
Cevabı göster
Sonucun tamamına geri gönderme yapar ve ana nedenini belirtir.