Sinema | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
757 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Bluey sinemada gök gürültülü fırtına sahnesinden kaygılanır ve hassas olmasının onu farklı kılıp kılmadığını sorgular. Baba, yerinde duramayan Bingo’yla uğraşırken filmin bireysellik mesajı Bluey’nin korkusuyla yüzleşmesine ve salonda kalmaya karar vermesine yardımcı olur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You sure you're ready for movies, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu samimi soruyu, Are kısmı atılmış bir Are you sure…? biçimi olarak anlayın ve özenli, temkinli tonunu fark edin. Bu kalıbı, kaygınızı sert bir itiraz gibi göstermeden birinin kendini gerçekten hazır hissedip hissetmediğini kontrol etmek için kullanabilirsiniz. 2. I should have just stayed in the trees — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: should have ile geçmiş zaman ortacının, geçmişteki bir karara duyulan pişmanlığı nasıl anlattığını öğrenin. Burada korkan karakterin bildiği yerden ayrılma kararını yeniden değerlendirdiğini gösterir ve kişinin artık hangi seçimin daha iyi olacağını düşündüğünü ifade etmenizi sağlar. 3. Just be yourself. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Önce filmin temel mesajı olarak kullanılan cümlenin daha sonra Baba tarafından gerçek hayatta Bingo’ya söylendiğine dikkat edin. Bu anlatısal geri dönüşü tanımak, ekrandaki öyküyle ailenin durumunu bağlamanıza ve temanın bireysel farklılığı kabul eden somut bir öğüde dönüşmesini izlemenize yardımcı olur.

Bu derste

Mum.

0:06

Anne.

Dad.

0:11

Baba.

Bingo.

0:17

Bingo.

Bluey.

0:22

Bluey.

Bingo, calm it down a bit mate. Öbek fiiller

0:26

Bingo, biraz sakin ol dostum.

Öbek fiiller

calm it down a bit: şiddeti biraz azaltmak

Calm it down, o anda devam eden davranışın, gürültünün veya heyecanın şiddetini azaltmak demektir. Bu cümlede it, Bingo'nun aşırı heyecanlı davranışını gösterir. Bu nedenle istek, öfke hakkında ciddi bir uyarıdan çok biraz daha sakin davranmasını istemektir. Nesne bir zamir olduğunda sıralama calm + it + down şeklindedir; calm down it denmez. A bit isteği yumuşatır ve yalnızca küçük bir değişiklik istendiğini gösterir.

Alıştırma

Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The game is getting too rough, so let's ____ a bit before someone gets hurt.

Cevabı göster

calm it down

Ooh, banana.

0:29

Ooh, muz.

Dad, is there going to be thunder in the movie? Dilbilgisi

0:33

Baba, filmde gök gürültüsü olacak mı?

Dilbilgisi

Is there going to be ...?: bir şey olup olmayacağını sormak

Is there going to be + tekil veya sayılamayan isim? gelecekte bir şeyin var olup olmayacağını, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ya da bir içeriğe dâhil olup olmayacağını sorar. Burada thunder sayılamayan bir isimdir ve çocuk filmde gök gürültüsü olup olmayacağını sorar. Sıralama Is + there + going to + be + isim öbeği? şeklindedir. Buradaki there bir şeyin varlığını bildirir; yer anlamına gelmez. Çoğul isimlerle özenli İngilizcede Are there going to be ...? kullanılır.

Alıştırma

Soruyu hedef yapıyla tamamlayın: ____ a test on Friday?

Cevabı göster

Is there going to be

Hmm, maybe.

0:36

Hmm, belki.

Oh.

0:37

Oh.

You sure you're ready for movies, Bluey? Ton ve niyet

0:38

Sinemaya hazır olduğuna emin misin, Bluey?

Ton ve niyet

You sure you're ready for movies? — gündelik bir doğrulama

You sure ...?, gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış bir sorudur. Tam biçimi Are you sure ...? şeklindedir. Baştaki Are atılır, sure'dan sonra gelen you're ready for movies ise tam bir yan cümle olarak kalır. Burada konuşan kişi yalnızca bir gerçeği sormuyor. Bluey'nin gerçekten hazır hissedip hissetmediğini nazikçe kontrol ediyor ve filmlerin onun için fazla ağır olabileceğinden kaygı duyduğunu gösteriyor. Bu kalıp, bir kararı veya hazır olma durumunu yeniden kontrol ederken kuşku ya da ilgi ifade etmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşın gerçekten hazır olup olmadığını gündelik ve nazik biçimde kontrol eden doğal cümle hangisidir?

  1. You sure you're ready?
  2. Sure you are ready?
  3. You sure ready?
Cevabı göster

You sure you're ready?

You're a bit of a sensitive kid. Kelime

0:41

Sen biraz hassas bir çocuksun.

Kelime

a bit of a sensitive kid — kişisel bir betimlemeyi yumuşatma

a bit of a sensitive kid ifadesinde a bit of a, yapılan sınıflandırmayı yumuşatır. Konuşan kişi çocuğa doğrudan sensitive kid etiketi koymak yerine hassasiyeti fark edilir fakat sınırlı bir eğilim olarak sunar. Burada sensitive, kolayca korkan, üzülen veya duygusal olarak etkilenen anlamındadır. Bu ifade sert değil, ilgili bir yaklaşım gibi duyulabilir; ancak yine de çocuğun kişiliğini betimler.

Alıştırma

Bu cümlede a bit of a sensitive kid ne anlatıyor?

  1. Çocuk kolayca korkar veya duygusal olarak etkilenir ve a bit of a betimlemeyi daha az doğrudan yapar.
  2. Çocuğun özel bilgilerinin korunması gerekir ve a bit of a uyarıyı güçlendirir.
  3. Çocuk son derece kızgındır ve a bit of a tamamen anlamına gelir.
Cevabı göster

Çocuk kolayca korkar veya duygusal olarak etkilenir ve a bit of a betimlemeyi daha az doğrudan yapar.

Mackenzie's seen it. Dilbilgisi

0:42

Mackenzie bunu izlemiş.

Dilbilgisi

Mackenzie's seen it: present perfect yapısında 's = has

Burada Mackenzie's seen it, Mackenzie has seen it cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Has + seen, present perfect yapısını oluşturur ve Mackenzie'nin bunu daha önce görme deneyimi olduğunu anlatır. Odak, olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiği değil, geçmişteki bu deneyimin şu anla ilgili olmasıdır. Aynı yapı, birinin daha önce bir şey yaptığını veya deneyimlediğini söylemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Mackenzie's seen it cümlesindeki 's neyin kısaltmasıdır?

  1. is
  2. has
  3. does
Cevabı göster

has

Yeah, but you're not Mackenzie. Ton ve niyet

0:44

Evet ama sen Mackenzie değilsin.

Ton ve niyet

Yeah, but you're not Mackenzie: itiraz etmeden önce karşı tarafın sözünü kabul etmek

Yeah, konuşanın diğer kişinin sözünü duyduğunu ve kısmen kabul ettiğini gösterir. Ardından but, konuşanın asıl itirazını belirtir: bu düşünce mevcut durumda geçerli değildir. You're not Mackenzie yalnızca kişinin kimliğini belirtmez. Mackenzie için doğru veya uygun olan bir şeyin sizin için de doğru ya da uygun olmak zorunda olmadığını anlatır.

Alıştırma

Yeah, but you're not Mackenzie konuşmada ne işe yarar?

  1. Karşılaştırmaya yanıt vermeden konuyu değiştirir.
  2. Aynı düşüncenin uygulanması gerektiğini tamamen kabul eder.
  3. Bir düşünceyi kabul eder, ardından karşılaştırmanın geçerli olmadığını söyler.
Cevabı göster

Bir düşünceyi kabul eder, ardından karşılaştırmanın geçerli olmadığını söyler.

I know,

0:46

Biliyorum,

but I'm ready.

0:46

ama hazırım.

Just checking. Ton ve niyet

0:48

Sadece kontrol ediyordum.

Ton ve niyet

Just checking ile teyit sorusunu yumuşatmak

Just checking. konuşma dilinde I'm just checking. ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada checking, resmî bir inceleme yapmak değil, bir şeyin doğru ya da yolunda olduğunu teyit etmek anlamına gelir. Bir soru veya hatırlatmadan sonra söylendiğinde konuşanın niyetini açıklar. Just, eylemi yalnızca teyit etmekle sınırlar ve olası baskı ya da güvensizlik hissini azaltmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşan kişi bir sorunun ardından Just checking. dediğinde asıl olarak ne anlatır?

  1. Seni suçlamıyor veya senden şüphelenmiyorum; yalnızca emin oluyorum.
  2. Her ayrıntıyı kontrol etmeyi bitirdim.
  3. Resmî bir incelemeye başlıyorum.
Cevabı göster

Seni suçlamıyor veya senden şüphelenmiyorum; yalnızca emin oluyorum.

Come on, let's go get some tickets. Kalıp ifadeler

0:49

Hadi gel, biraz bilet alalım.

Kalıp ifadeler

Let's go get some tickets: resmî olmayan bir eylem önerisi

Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır ve konuşanla dinleyenin birlikte yapacağı bir şeyi önermek için kullanılır. Burada go get some tickets ifadesini ortak bir sonraki adım hâline getirir. Resmî olmayan go + fiilin yalın hâli yapısında go sözcüğünü doğrudan başka bir fiil izler: go get. Bu, bir yere gidip bir şeyi edinmek anlamına gelir. Bu bağlamda get some tickets doğal olarak birkaç bilet edinmek veya satın almak demektir.

Alıştırma

Resmî olmayan öneriyi dersteki tam go + get eylem zinciriyle tamamlayın: We need drinks for the picnic. Let's ____ some water.

Cevabı göster

go get

Hey, where's Bingo?

0:51

Hey, Bingo nerede?

Banana!

0:52

Muz!

Bingo!

0:54

Bingo!

Sorry.

0:55

Özür dilerim.

This episode of Bluey is called Movies.

0:57

Bluey'nin bu bölümünün adı Sinema.

One adult and two kids to Chunky Chimp, thanks. Ton ve niyet

1:01

Chunky Chimp için bir yetişkin ve iki çocuk, teşekkürler.

Ton ve niyet

One adult and two kids to ...: kısaltılmış bir bilet isteği

Bir sinema gişesinde one adult and two kids, bir yetişkin bileti ile iki çocuk bileti anlamına gelir. İsimler bilet kategorilerini belirtir; yalnızca aile üyelerini sıralamaz. Bu, hizmet ortamında kullanılan kısaltılmış bir istektir: konuşan kişi I'd like ve tickets gibi sözcükleri söylemez. Burada to, biletlerin hangi film için olduğunu gösterir; thanks ise kısa isteği samimi ve nazik biçimde bitirir.

Alıştırma

Bir sinema gişesinde One adult and two kids to Moon Mission, thanks ne anlama gelir?

  1. Moon Mission için bir yetişkin bileti ve iki çocuk bileti istiyorum.
  2. Moon Mission için yalnızca yetişkinin bilete ihtiyacı var.
  3. Bir yetişkin ile iki çocuk Moon Mission adlı bir yere gidiyor.
Cevabı göster

Moon Mission için bir yetişkin bileti ve iki çocuk bileti istiyorum.

And a giant popcorn.

1:03

Ve dev bir patlamış mısır.

And a small popcorn.

1:05

Ve küçük bir patlamış mısır.

Oh.

1:06

Oh.

Uh $54, please.

1:07

Uh 54 dolar, lütfen.

Chunky Chimp, do I have to pay for the 4-year-old? Kalıp ifadeler

1:09

Chunky Chimp için 4 yaşındaki çocuk için de ödeme yapmalı mıyım?

Kalıp ifadeler

have to pay for: ödeme zorunluluğunu sormak

Have to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman bir kural veya durumdan kaynaklanan zorunluluğu ifade eder. Pay for + kişi, şey veya hizmet, o kişi, şey ya da hizmetle ilgili masrafı karşılamak demektir. Bu soruda konuşan kişi, sinema kurallarının dört yaşındaki çocuk için de bilet ücreti ödemeyi gerektirip gerektirmediğini soruyor. Çocuk, girişi ücretli olabilecek kişidir; ödemeyi alan kişi değildir.

Alıştırma

Giriş kuralıyla ilgili soruyu have to pay for kullanarak tamamlayın: The museum is free for children, but do adults ____ admission?

Cevabı göster

have to pay for

She's not really going to watch it. Ton ve niyet

1:12

Aslında gerçekten izlemeyecek.

Ton ve niyet

not really going to watch: geleceğe yönelik olumsuzluğu yumuşatmak

Bu cümlede not really, onun izleyeceği yönündeki ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi She isn't going to watch it. diye kesin bir yargıda bulunmak yerine, izlemenin pek olası olmadığını veya onun bunu gerçekten yapmayacağını daha temkinli biçimde söyler. Aktarılabilir yapı be + not really + going to + fiilin yalın hâlidir. Bu yapı biraz pay bırakır ve olumsuz bir tahmini kesin bir olgudan çok temkinli bir gerekçe gibi gösterir.

Alıştırma

She's not really going to watch it. cümlesinde not really ne anlatır?

  1. Konuşan kişi onun izlemesinin yasak olduğunu söylüyor.
  2. Konuşan kişi onun zaten çok dikkatli biçimde izlediğini söylüyor.
  3. Konuşan kişi onun muhtemelen izlemeyeceğini düşünüyor ve bunu daha az kesin biçimde söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi onun muhtemelen izlemeyeceğini düşünüyor ve bunu daha az kesin biçimde söylüyor.

Uh yeah, you still have to pay. Dilbilgisi

1:13

Uh evet, yine de ödeme yapmalısınız.

Dilbilgisi

you still have to pay: devam eden bir yükümlülük

Still, bir gerekçe veya olası istisna belirtildikten sonra ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini gösterir. «Buna rağmen» anlamı taşır: önceki nokta sonucu değiştirmez. Aktarılabilir yapı özne + still + have to + fiilin yalın hâlidir. Still genellikle You still have to pay. örneğinde olduğu gibi have to ifadesinden önce gelir.

Alıştırma

Ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini göstermek için cümleyi still have to ile tamamlayın: The consultation is free, but you ____ for the medicine.

Cevabı göster

still have to pay

Can you ask him if there's any scary bits? Ton ve niyet

1:16

İçinde korkunç sahneler var mı diye sorabilir misin?

Ton ve niyet

Can you ask him if ...?: birinden başkasına sormasını rica etmek

Can you ask him if ...? dinleyenden bir soruyu üçüncü bir kişiye sormasını rica eder. Can you isteği kibar ve nötr hâle getirir; him ise sorunun yöneltileceği kişiyi belirtir. if yan cümlesi evet-hayır sorusunun içeriğini taşır. Dolaylı soruda düz cümle söz dizimi kullanılır: if the film has any scary bits denir, if does the film have any scary bits denmez.

Alıştırma

Hangi cümle birinden Maya'ya sorup yanıtı öğrenmesini doğru biçimde ister?

  1. Can you ask Maya if the library is open?
  2. Can you ask Maya if is the library open?
  3. Can you ask Maya is the library open?
Cevabı göster

Can you ask Maya if the library is open?

Oh yeah.

1:18

Oh evet.

Hey, are there any scary bits in this? Kelime

1:19

Hey, bunda korkunç sahneler var mı?

Kelime

any scary bits: korkutabilecek kısımları anlatan gündelik ifade

any scary bits ifadesinde bits; bir filmin, hikâyenin, oyunun veya benzer bir deneyimin bölümleri ya da anları anlamına gelir. Scary bits, birini korkutabilecek kısımlardır; fiziksel parçalar veya bilgisayar verileri değildir. Konuşan kişi böyle bir kısmın bir tane bile bulunup bulunmadığını kontrol ettiği için bu evet-hayır sorusunda any doğaldır. Dolayısıyla ifade, içerikte korkutucu anlar olup olmadığını gündelik biçimde sormanın bir yoludur.

Alıştırma

Bir film hakkında konuşurken scary bits ne anlama gelir?

  1. dijital bilgi birimleri
  2. korkutucu kısımlar veya anlar
  3. küçük kırık parçalar
Cevabı göster

korkutucu kısımlar veya anlar

Um there's a big thunderstorm bit at the end.

1:21

Um sonunda büyük bir fırtına sahnesi var.

That might be scary for some kids.

1:23

Bazı çocuklar için korkutucu olabilir.

Oh, I think I might be some kids. Ton ve niyet

1:26

Oh, sanırım o bazı çocuklar ben olabilirim.

Ton ve niyet

I think I might be some kids: kendini şakacı biçimde bir gruba dahil etmek

Bu bağlamda I think I might be some kids, esprili bir şekilde “sanırım korkacak çocuklardan biri olabilirim” anlamına gelir. Konuşan kişi, daha önce sözü edilen some kids grup etiketini alıp kendisine uygular. Bu ifade bilerek sıra dışı kurulmuştur: some kids çoğuldur, ancak konuşan kişinin ait olabileceği bir kategori gibi ele alınır. I think ve might, bu kabulü daha çekingen hâle getirir. Kendinizi normal bir şekilde bir kategoriye dahil etmek için I might be one of those kids ya da I might be that kind of kid kullanılır.

Alıştırma

Konuşan kişi bu bağlamda I think I might be some kids ile ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi birkaç çocuğa dönüşebilir.
  2. Konuşan kişi korkacak çocuklardan biri olabilir.
  3. Konuşan kişi bir grup çocuğu saymaya çalışıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi korkacak çocuklardan biri olabilir.

Look, we can leave whenever you want. Dilbilgisi

1:29

Bak, ne zaman istersen çıkabiliriz.

Dilbilgisi

leave whenever you want: zamanlama kararını dinleyene bırakmak

Whenever you want, “seçtiğin herhangi bir zamanda” anlamına gelir. leave whenever you want ifadesinde whenever ile başlayan yan cümle, ne zaman ayrılmanın mümkün olduğunu belirtir ve zamanlama kararını dinleyene bırakır. Burada we can, bunu ortak bir teklife dönüştürür: konuşan kişi, dinleyen ne zaman isterse iki kişinin de ayrılabileceğine söz verir. Kalma baskısı olmadığı için bu söz karşıdakini rahatlatabilir.

Alıştırma

Dinleyenin herhangi bir zamanı seçebileceğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: If you feel tired, we can stop ____.

Cevabı göster

whenever you want

Just say the word. Deyimler

1:30

Sadece söylemen yeterli.

Deyimler

Just say the word: harekete geçme işareti

Just say the word, “istediğini söyle, ben de harekete geçeyim” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. The word belirli bir kelimeyi değil, isteği ya da başlama işaretini temsil eder. Bu ifade, kararı karşı tarafa bırakarak yardım veya iş birliği teklif eder. Genellikle “sen hazır olduğunda ben de hazırım” anlamını taşır.

Alıştırma

“Bana söyle, ben de harekete geçeyim” anlamındaki kalıplaşmış deyimle sözü tamamlayın: If you want me to pick you up, ____.

Cevabı göster

just say the word

Thanks, Dad.

1:32

Teşekkürler, Baba.

Okay, three tickets and a popcorn.

1:33

Tamam, üç bilet ve bir patlamış mısır.

And another popcorn.

1:36

Ve bir patlamış mısır daha.

Bingo!

1:39

Bingo!

Stay with me, mate. Ton ve niyet

1:39

Yanımdan ayrılma, dostum.

Ton ve niyet

Stay with me, mate.: samimi bir hitapla doğrudan yönerge

Stay with me, birine konuşanın yakınında kalmasını söyleyen bir emir cümlesidir; çoğunlukla kaybolmaması veya gruptan ayrılmaması için kullanılır. Bu bağlamda duygusal destek isteği değil, uygulanabilir bir yönergedir. Mate, karşı tarafa doğrudan seslenmek için kullanılan bir hitap sözüdür. Dostluk ve yakınlık bildirir; kesin yönergenin gücünü azaltmadan daha sıcak duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Birisi yol arkadaşına rehberlik ederken Stay with me, mate. için en uygun yorum hangisidir?

  1. Dinleyenden duygusal olarak aynı fikirde olmasını ister; mate ise eş anlamına gelir.
  2. Dinleyene yakında kalmasını söyler; mate ise dostça bir yakınlık katar.
  3. Bir üste hareket etmeyi bırakmasını resmî biçimde emreder.
Cevabı göster

Dinleyene yakında kalmasını söyler; mate ise dostça bir yakınlık katar.

Ow!

1:41

Ah!

Open your eyes, Bluey.

1:41

Gözlerini aç, Bluey.

Is the thunderstorm bit on yet? Kelime

1:42

Fırtına sahnesi geldi mi?

Kelime

thunderstorm bit on yet?: bir sahnenin gösterilmeye başlayıp başlamadığını sormak

The thunderstorm bit, filmin fırtınanın görüldüğü bölümünü ifade eder. Bu medya bağlamında be on, bir şeyin üstünde bulunmak değil, gösteriliyor veya yayınlanıyor olmak demektir. Sorunun sonundaki yet, beklenen bu bölümün şu ana kadar başlayıp başlamadığını sorar. Konuşan kişi fırtına sahnesinin gösterilmeye başlayıp başlamadığını bilmek ister.

Alıştırma

Is the weather report on yet? cümlesinde konuşan kişi neyi soruyor?

  1. Hava durumunun yayınlanmaya başlayıp başlamadığını
  2. Hava durumunun bitip bitmediğini
  3. Hava durumunun fiziksel olarak bir şeyin üstünde olup olmadığını
Cevabı göster

Hava durumunun yayınlanmaya başlayıp başlamadığını

The movie hasn't started yet. Dilbilgisi

1:44

Film henüz başlamadı bile.

Dilbilgisi

The movie hasn't started yet: şu ana kadar gerçekleşmeyen bir şeyi bildirmek

Hasn't started, olumsuz present perfect yapısıdır: has not + geçmiş zaman ortacı. Cümlenin sonundaki yet ile birlikte, beklenen başlangıcın şu ana kadar gerçekleşmediğini bildirir. Yalnızca geçmişte kalmış bir olayı değil, filmin şu anki ilerleme durumunu anlatır. Film daha sonra hâlâ başlayabilir.

Alıştırma

Bekleme durumunu start fiilinin kısaltılmış olumsuz present perfect biçimi ve yet ile tamamlayın: We're still waiting. The meeting ____.

Cevabı göster

hasn't started yet

Oh.

1:46

Oh.

These are trailers for other movies. Kelime

1:47

Bunlar diğer filmlerin fragmanları.

Kelime

trailers for other movies: başka filmlerin fragmanları

Sinema veya film bağlamında trailers, filmler gösterime girmeden ya da gösterilmeden önce onlardan bölümler sunan kısa tanıtım videolarıdır. Burada trailers for other movies, ana filmden başka filmleri tanıtan fragmanlar anlamına gelir. Trailer ayrıca başka bir araç tarafından çekilen bir taşıt anlamına da gelebilir. Movies ve cinema gibi sözcükler burada medya ile ilgili anlamın kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede trailers ne anlama geliyor?

  1. Başka bir film için hazırlanmış kısa bir tanıtım videosu.
  2. Başka bir araç tarafından çekilmek üzere tasarlanmış bir taşıt.
  3. Sinemada biletlerin satıldığı bölüm.
Cevabı göster

Başka bir film için hazırlanmış kısa bir tanıtım videosu.

This summer, prepare to be out of your comfort zone. Deyimler

1:48

Bu yaz, konfor alanınızın dışına çıkmaya hazırlanın.

Deyimler

prepare to be out of your comfort zone: konfor alanının dışında olmaya hazırlanmak

Out of your comfort zone, normalde güvenle yaptığınız şeylerin sınırlarını aştığı için yabancı, zor veya rahatsız hissettiren bir durumda olmayı anlatan mecazlı bir ifadedir. Mutlaka fiziksel tehlike altında olduğunuz anlamına gelmez. Prepare to be ... dinleyiciye bu durumu beklemesini söyler. Bu tanıtım cümlesinde, zorlu ve yeni bir deneyim vadederek beklenti yaratır.

Alıştırma

Yabancı ve zorlayıcı gelen bir durumu anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Leading the workshop pushed Maya out of her ____.

Cevabı göster

comfort zone

You sit here, Bingo.

1:54

Sen buraya otur, Bingo.

Oh.

1:55

Oh.

Bluey check.

1:55

Bluey kontrolü.

What?

1:57

Ne?

Maybe just sit forward a bit. Ton ve niyet

1:58

Belki biraz öne doğru oturmalısın.

Ton ve niyet

Maybe just ... a bit: yönergeyi yumuşatmak

Maybe just sit forward a bit yalnızca bir tahmin değil, yumuşatılmış bir yönergedir. Maybe yönergeyi öneri gibi gösterir, just eylemi küçük ve kolay bir şey olarak sunar, a bit ise kişinin ne kadar hareket etmesi gerektiğini sınırlar. Bu sözcükler birlikte kullanıldığında emir cümlesinin gücü azalır. Konuşan kişi hâlâ karşısındakinin hareket etmesini ister, ancak istek daha az buyurgan duyulur. Küçük bir ayarlama için Maybe just + fiilin yalın hâli + ... + a bit kalıbı yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınızdan yalnızca küçük bir ayarlama yapmasını istiyor ve nazik konuşmak istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. Your chair might move back.
  2. Move your chair back now.
  3. Maybe just move your chair back a bit.
Cevabı göster

Maybe just move your chair back a bit.

Okay.

2:00

Tamam.

Tell me when the trailers are over. Dilbilgisi

2:01

Fragmanlar bitince bana haber verin.

Dilbilgisi

when ... are over: bir şeyin bittiği zamanı belirtmek

when the trailers are over ifadesinde when bir zaman yan cümlesi başlatır, are over ise fragmanların bitmiş olduğu anlamına gelir. Tam cümlede dinleyiciden fragmanlar bittiği anda konuşana haber vermesi istenir. Gerçekleşmesi beklenen gelecekteki bir olay için when sonrasındaki zaman yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: when the trailers will be over değil, when the trailers are over denir. Tell/Text/Call me when + olay + be over kalıbı yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Gelecekteki zamanı belirten cümleyi when ve over ile tamamlayın: Call me ____ class is ____.

Cevabı göster

when · over

Bluey.

2:03

Bluey.

Ah!

2:03

Ah!

Woah, Bingo!

2:04

Woah, Bingo!

Oh, it's finished.

2:06

Oh, bitti.

Experience pure sound.

2:08

Saf sesi deneyimleyin.

Woah!

2:11

Woah!

Loud.

2:12

Gürültülü.

Dark.

2:14

Karanlık.

Okay, now the movie started.

2:15

Tamam, şimdi film başladı.

This is boring.

2:18

Bu sıkıcı.

Bingo, shh.

2:20

Bingo, şşşt.

Is this the storm bit?

2:22

Fırtına kısmı bu mu?

Nah, it's just some monkeys in a tree.

2:24

Hayır, sadece ağaçtaki bazı maymunlar.

Hey Chubbles,

2:26

Hey Chubbles,

look what I invented. Dilbilgisi

2:27

bak ne icat ettim.

Dilbilgisi

Look what I invented: Look what + özne + fiil ile bir şeyi gösterme

Look, dinleyenin dikkatini çeken bir emir biçimidir. What yan cümlesi dikkat edilmesi gereken şeyi belirtir; what I invented, icat ettiğim şey anlamına gelir. Cümle genellikle heyecan veya gurur ifade eder. Look what + özne + fiil kalıbını kullanın. What yan cümlesi düz cümle söz dizimini korur; bu nedenle Look what did I invent değil, Look what I invented denir.

Alıştırma

Yaptığınız bir şeye doğal biçimde dikkat çeken cümle hangisidir?

  1. Look what I made!
  2. What I made look!
  3. Look what did I make?
Cevabı göster

Look what I made!

We can use it to explore the Groundlands. Dilbilgisi

2:29

Bunu Groundlands'i keşfetmek için kullanabiliriz.

Dilbilgisi

use it to explore: use + nesne + to + fiil

use it to explore yapısında use fiilinden sonra it nesnesi, ardından da to explore mastar yapısı gelir. Nesne kullanılan şeyi, mastar ise onun hangi amaçla kullanıldığını açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp use + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Bir araç veya kaynağın ne yapmaya yardımcı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi use + nesne + to + fiil kalıbındaki amaç belirteciyle tamamlayın: We can use this key ____ open the box.

Cevabı göster

to

Oh, Chunky.

2:31

Oh, Chunky.

You and your inventions. Ton ve niyet

2:33

Sen ve senin icatların.

Ton ve niyet

You and your inventions.:samimi ve takılmalı bir yorum

You and your inventions. iki unsuru tarafsızca sıralayan bir ifade değildir. Tek başına söylenen bir yorum olarak tanıdık bir duruma tepki verir: karşıdaki kişi icatlarından yine söz etmiş ya da onları yine kullanmıştır. Tekrar tekrar ortaya çıkan bir ilgi, alışkanlık veya eşyayla kullanılan You and your + ... kalıbı sevgi, gülümseten bir bıkkınlık ya da hafif rahatsızlık ifade edebilir. Hangi tutumun algılanacağını kişilerin ilişkisi ve ses tonu belirler.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Yakın arkadaşlar arasında You and your inventions., bir arkadaşın icatlara tekrar tekrar ilgi göstermesine verilen şakacı bir tepki olabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Bingo, sit still. Kalıp ifadeler

2:36

Bingo, uslu otur.

Kalıp ifadeler

sit still: oturur durumda hareket etmemek

sit still ifadesinde sit oturma pozisyonunu, still ise hareket etmeden anlamını taşır. Bu nedenle ifade yalnızca oturmak değil, oturur durumda kalıp vücudu hareket ettirmemek demektir. Sit still emir cümlesinde konuşan kişi, birinden otururken hareket etmeyi bırakmasını doğrudan ister ya da bunu emreder. Fotoğraf çekimi, muayene, saç kesimi veya vücudun kısa süre sabit kalmasını gerektiren başka işler sırasında yaygındır.

Alıştırma

sit + hareket etmeden anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The photographer asked Leo to ____ on the stool for a few seconds.

Cevabı göster

sit still

Why can't you just be like the rest of us? Ton ve niyet

2:38

Neden sen de geri kalanımız gibi olamıyorsun?

Ton ve niyet

Why can't you just be like the rest of us? ile gruba uyma baskısı

Bu cümle, bir şeyi yapamamanın nedenini soran bir soru gibi görünür; ancak genellikle azarlama işlevi görür. Konuşan kişi gerçekten bir neden istemez, dinleyenin gruba daha çok benzemesi gerektiğini ima eder. Burada just, istenen değişikliği basit veya çok açık bir şeymiş gibi gösterirken the rest of us grubu bir tarafa, dinleyeni diğer tarafa yerleştirir. Birlikte, gruba uyma baskısı yaratır ve dışlanma hissi verebilirler.

Alıştırma

Bu sorunun temel işlevi nedir?

  1. Dinleyenin grubu taklit etmesini neyin engellediğini tarafsız biçimde sorar.
  2. Dinleyene gruba uyması için baskı yapar.
  3. Dinleyeni bağımsız olduğu için över.
Cevabı göster

Dinleyene gruba uyması için baskı yapar.

Why do you have to be so different? Ton ve niyet

2:40

Neden bu kadar farklı olmak zorundasın?

Ton ve niyet

Why do you have to be so different? şeklindeki suçlayıcı soru

Bu, gerçek bir zorunluluk hakkında tarafsız bir soru değildir. Why do you have to...? yapısında have to rahatsızlık ifade eder ve dinleyenin farklılığını gereksiz bir seçimmiş gibi gösterir. So, different sözcüğünün derecesini güçlendirir. Sorunun tamamı, farklı olmayı bir sorun olarak görür ve kişinin neden farklı olduğunu içtenlikle sormak yerine dinleyeni suçlar.

Alıştırma

Bu cümlede have to nasıl bir anlam katıyor?

  1. Dışarıdan gelen bir zorunluluğu tarafsız biçimde anlatır.
  2. Suçlayıcı bir ton ekler ve kabaca “Bunda neden ısrar etmek zorundasın?” anlamını verir.
  3. Konuşanın bu farklılığı sevdiğini gösterir.
Cevabı göster

Suçlayıcı bir ton ekler ve kabaca “Bunda neden ısrar etmek zorundasın?” anlamını verir.

I don't know.

2:44

Bilmiyorum.

I wish I wasn't different.

2:49

Keşke farklı olmasaydım.

Oh man, there's songs.

2:51

Aman Tanrım, şarkılar da var.

I wish I were different. Dilbilgisi

2:53

Keşke farklı olsaydım.

Dilbilgisi

I wish I were different: şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek

wish + geçmiş zaman biçimi, konuşanın şimdiki gerçeklik olarak gördüğü durumla çelişen bir dileği anlatır. Burada I wish I were different, konuşanın şu anki hâlinden farklı olmak istediği anlamına gelir; bu durumun şu anda gerçek olmadığını ima eder. be ile kullanıldığında bu yapıda tüm kişiler için geleneksel dilek kipi biçimi were olur: I wish I were.... Geçmiş zaman biçimi dileği geçmiş zamana taşımaz; şimdiki gerçeklikle arasındaki mesafeyi gösterir.

Alıştırma

Şimdiki gerçeğe aykırı dileği standart dilek kipiyle tamamlayın: I wish I ____ more confident.

Cevabı göster

were

Popcorn,

2:55

Patlamış mısır,

one popcorn, please.

2:56

bir patlamış mısır, lütfen.

Sure.

2:57

Tabii.

Bingo, don't touch that.

2:58

Bingo, ona dokunma.

Dad, am I different like Chunky is? Dilbilgisi

2:59

Baba, ben de Chunky gibi farklı mıyım?

Dilbilgisi

like Chunky is: like + karşılaştırma yan cümlesi

like Chunky is ifadesinde like bir karşılaştırma yan cümlesi başlatır. Chunky öznedir ve sondaki is fiildir; different sıfatı daha önce geçtiği için çıkarılmıştır. Açık hâliyle anlamı like Chunky is different olur. Günlük konuşmada yaygın olan like + özne + be/yardımcı fiil kalıbı, yüklemin tamamını tekrarlamadan belirli bir durumu veya eylemi karşılaştırır.

Alıştırma

quiet sözcüğünü tekrarlamayı önleyen be biçimiyle karşılaştırmayı tamamlayın: Your room is quiet. Is my room quiet like yours ____?

Cevabı göster

is

Huh?

3:02

Hı?

Uh yeah, well, um no. Ton ve niyet

3:03

Uh evet, şey, um hayır.

Ton ve niyet

Uh yeah, well, um no: tereddüt edip yanıtı düzeltmek

Uh ve um, konuşmacı düşünürken oluşan duraklamaları gösterir. Well, yanıta bir çekince eklenmesi veya yanıtın düzeltilmesi gerekebileceğini belirtir. Konuşmacı yeah ile başlar ama no ile bitirir; bu nedenle sondaki olumsuz yanıt, ilk evetin yerini alır. Bu dizilim, tereddüdü duyulur hâle getirir ve zor ya da hassas bir yanıtı yumuşatır. Hem evetin hem de hayırın aynı anda doğru olduğuna dair kararlı bir iddia değildir.

Alıştırma

Uh yeah, well, um no. en çok neyi gösterir?

  1. Konuşmacı hemen ve kesin biçimde evet der.
  2. Konuşmacı tereddüt eder ve ilk evetini hayır olarak düzeltir.
  3. Konuşmacı evet ile hayırın aynı ölçüde kesin olduğunu söyler.
Cevabı göster

Konuşmacı tereddüt eder ve ilk evetini hayır olarak düzeltir.

Bingo, no mate.

3:05

Bingo, hayır dostum.

I think I am different.

3:06

Sanırım ben farklıyım.

I'm the only one of my friends who doesn't watch movies. Dilbilgisi

3:08

Arkadaşlarımdan film izlemeyen tek kişi benim.

Dilbilgisi

the only one of my friends who doesn't watch movies: gruptaki tek kişiyi belirtmek

Burada the only one of my friends, konuşmacının arkadaş grubundaki tek kişiyi belirtir. who doesn't watch movies ilgi cümleciği one sözcüğünü tanımlar ve böylece konuşmacıyı neyin eşsiz kıldığını açıklar. Öncül tekil one olduğu için ilgi cümleciğindeki fiil de tekildir: don't değil, doesn't kullanılır. be + the only one of + plural group + who + singular verb kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Play fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: Nora is the only one of her friends who ____ chess every weekend.

Cevabı göster

plays

I wish I wasn't different.

3:12

Keşke farklı olmasaydım.

Look mate,

3:14

Bak dostum,

I'm pretty sure that by the end of the movie everyone will like that the monkey was different. Kalıp ifadeler

3:14

eminim filmin sonunda herkes o maymunun farklı olmasını sevecektir.

Kalıp ifadeler

by the end of the movie: beklenen bir sonuç için son tarih

By the end of the movie, film bitmeden önce ya da en geç film bittiğinde anlamına gelir. Burada herkesin maymunun farklı olmasını seveceği tahmini için bir zaman sınırı belirler. Önemli olan son bölümde gerçekleşen bir olay değil, belirli bir son tarihe kadar ulaşılan sonuçsa by the end of + zaman dilimi veya olay yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu cümlede by the end of the movie ne anlama geliyor?

  1. Bu ifade bir son tarih belirtmeden yalnızca ‘sonunda’ anlamına geliyor.
  2. Herkes yalnızca filmin son sahnesinde fikrini değiştiriyor.
  3. Herkesin film bitmeden önce ya da en geç film bittiğinde fikrini değiştirmesi bekleniyor.
Cevabı göster

Herkesin film bitmeden önce ya da en geç film bittiğinde fikrini değiştirmesi bekleniyor.

Don't spill them, Bingo.

3:20

Dökme sakın, Bingo.

Don't spill them.

3:21

Dökme.

Well, I'm not going to be different anymore. Kalıp ifadeler

3:23

Şey, ben artık farklı olmayacağım.

Kalıp ifadeler

not going to be different anymore: bundan sonra bir durumu sona erdirmek

Not ... anymore, bir durumun ya da eylemin önceden geçerli olduğunu ancak devam etmeyeceğini söyler. Burada farklı olmak, konuşan kişinin geride bırakmaya karar verdiği durumdur. Be going to, şimdiki bir niyet veya karar anlamı ekler. Bu nedenle tam cümle yalnızca I am not different demekten fazlasını yapar; kişinin bundan sonra gerçekleştirmeyi amaçladığı bir değişimi ilan eder.

Alıştırma

Maya eskiden köpeklerden korkardı ama artık yanlarında sakin hissediyor. Bu değişimi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Maya isn't afraid of dogs anymore.
  2. Maya isn't afraid of dogs.
  3. Maya isn't afraid of dogs yet.
Cevabı göster

Maya isn't afraid of dogs anymore.

I'm ready for movies,

3:25

Filmler için hazırım,

just like everyone else. Kalıp ifadeler

3:27

tıpkı diğerleri gibi.

Kalıp ifadeler

just like everyone else: diğer herkes gibi

Just like everyone else, “bağlamdaki ilgili grubun diğer bütün üyeleriyle aynı şekilde” demektir. Burada just, like sözcüğünü güçlendirir ve “tam olarak” anlamı verir; “az önce” ya da “yalnızca” anlamında değildir. Bu ifade, konuşanın gruptan farklı olmadığını gösterir. Gruba ait olma, katılma veya aynı muameleyi görme isteğini destekleyebilir.

Alıştırma

Şu cümlede ifadenin ne anlattığını seçin: “Maya wants to join just like everyone else.”

  1. Maya diğer insanlardan önce katılmak istiyor.
  2. Maya diğer insanlarla aynı fırsata sahip olmak istiyor.
  3. Maya diğer insanların kendisini taklit etmesini istiyor.
Cevabı göster

Maya diğer insanlarla aynı fırsata sahip olmak istiyor.

The Groundlands aren't for chimps. Kalıp ifadeler

3:28

Groundlands şempanzeler için değildir.

Kalıp ifadeler

The Groundlands aren't for chimps: be for ile hedef grubu belirtmek

X is for Y yapısında for, bir şeyin amaçlandığı, uygun olduğu veya açık olduğu kişi ya da grubu belirtir. Olumsuz X isn't for Y, Y'nin amaçlanan veya kabul edilen grubun dışında kaldığını söyler. Burada The Groundlands aren't for chimps. şempanzelerin ait sayıldığı yer konusunda bir sınır çizer. Buranın şempanzelerin yararı için yapılmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedeflenen grubu gösteren edatla cümleyi tamamlayın: “This workshop isn't ____ beginners.”

Cevabı göster

for

Tree World is where we belong. Kalıp ifadeler

3:31

Ait olduğumuz yer Tree World'dür.

Kalıp ifadeler

is where we belong: bir yerin bize ait olduğunu hissetmek

X is where we belong, “X kendimizi uyumlu ve kabul edilmiş hissettiğimiz yer ya da ortamdır” anlamına gelir. Where, bizim için doğru olan yeri veya grubu belirten bir yan cümle başlatır. Burada belong, sahiplik değil, kişisel ya da sosyal uyum ve aidiyet anlatır. Bu kalıpta where we belong denir; belong sözcüğünden sonra to gelmez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Tree World is where we belong. Burada where we belong ne anlama geliyor?

  1. Kendimizi uyumlu ve kabul edilmiş hissettiğimiz yerdir.
  2. O yeri yalnızca kısa süreliğine ziyaret ediyoruz.
  3. O yere mülk olarak sahibiz.
Cevabı göster

Kendimizi uyumlu ve kabul edilmiş hissettiğimiz yerdir.

But my heart belongs to the Groundlands. Deyimler

3:33

Ama benim kalbim Groundlands'e ait.

Deyimler

my heart belongs to the Groundlands: Groundlands'e duyulan derin bağlılık

My heart belongs to X, konuşanın X'e karşı derin sevgi, sadakat veya duygusal bağlılık hissettiğini söylemenin mecazi bir yoludur. X, Groundlands gibi bir yerse “gerçekten orada olmak istiyorum ya da duygusal olarak kendimi orada evimde hissediyorum” demektir; fiziksel kalbin o yere ait olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, iç duygular ile beklenen görev veya yuva arasında karşıtlık kurabilir: Birinin bir yere ait olduğu düşünülebilir, fakat kalbi başka bir yere ait olabilir.

Alıştırma

Derin duygusal bağlılık gösteren belong biçimiyle cümleyi tamamlayın: Although I live in London, my heart ____ the Welsh coast.

Cevabı göster

belongs to

I don't care.

3:36

Umurumda değil.

Can I sit over there?

3:37

Şuraya oturabilir miyim?

No mate, we're sitting here.

3:38

Hayır dostum, burada oturuyoruz.

But I want to go down there.

3:40

Ama ben oraya inmek istiyorum.

No, you have to stay here with me.

3:42

Hayır, burada benimle kalmalısın.

But I want to explore.

3:44

Ama keşfetmek istiyorum.

Dad, look.

3:47

Baba, bak.

I'm watching.

3:47

İzliyorum.

Well done, Bluey.

3:48

Aferin, Bluey.

Huh?

3:50

Hı?

Hey.

3:51

Hey.

Hey!

3:52

Hey!

What?

3:54

Ne?

Bingo!

3:55

Bingo!

Where's that kid?

3:56

O çocuk nereye gitti?

You can find the magic pine cone, Chunky.

3:59

Sihirli kozalağı bulabilirsin, Chunky.

You just have to be yourself. Kalıp ifadeler

4:02

Sadece kendin olman gerekiyor.

Kalıp ifadeler

just have to be yourself: doğal davranmaya yönelik basit bir öğüt

just have to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapılması gereken tek ve basit şey olarak sunar. Burada just, have to ifadesindeki zorunluluk duygusunu yumuşatır: konuşan kişi katı bir emir vermiyor, çözümün karmaşık olmadığını söylüyor. be yourself, başka biriymiş gibi davranmak yerine doğal ve dürüst davranmak anlamına gelir. İfade bir bütün olarak dinleyiciyi farklı bir kişilik sergileme kaygısını bırakıp gerçek hâlini göstermeye teşvik eder.

Alıştırma

Bir arkadaşın yeni insanlarla tanışacağı için gergin. “You just have to be yourself” ona ne yapmasını öğütler?

  1. Kimseyle konuşmadan yalnız zaman geçirmek.
  2. Başka biriymiş gibi davranmak yerine doğal davranmak.
  3. Başka birinin kim olduğunu öğrenmek.
Cevabı göster

Başka biriymiş gibi davranmak yerine doğal davranmak.

Be myself?

4:04

Kendim mi?

Yeah,

4:06

Evet,

be yourself.

4:07

kendin ol.

Oh, be yourself.

4:08

Oh, kendin ol.

I got it. Kalıp ifadeler

4:12

Anladım.

Kalıp ifadeler

I got it: anladığını belirtmek

Bu bağlamda I got it, “anladım” veya “artık ne yapacağımı biliyorum” demenin gündelik bir yoludur. Bir açıklamanın ya da talimatın anlaşıldığını doğrular. got bir şeyi teslim almayı da anlatabilir, ancak burada anlamı gerçek değildir. I got it bir bilgi veya yönergeden sonra geldiğinde genellikle o mesajın anlaşıldığını ifade eder.

Alıştırma

Açıklamanın artık anlaşıldığını göstermek için yaygın konuşma ifadesini kullanan yanıt hangisidir?

  1. I had it.
  2. I got one.
  3. I got it.
Cevabı göster

I got it.

I need the toilet. Kelime

4:13

Tuvalete gitmem lazım.

Kelime

Britanya ve Avustralya İngilizcesinde need the toilet

“I need the toilet” cümlesindeki need the toilet, konuşanın tuvalete gitmesi veya tuvaleti kullanması gerektiği anlamına gelir. Konuşanın bir tuvalete sahip olması ya da bir tuvalet edinmesi gerektiği anlamına gelmez. Bu doğrudan kalıp günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır. İfadenin tamamı o anda hissedilen fiziksel bir ihtiyacı bildirir.

Alıştırma

Günlük Britanya veya Avustralya İngilizcesinde “I need the toilet” genellikle ne anlama gelir?

  1. Tuvalete gitmem gerekiyor.
  2. Tuvaleti temizlemem gerekiyor.
  3. Bir tuvalet satın almak istiyorum.
Cevabı göster

Tuvalete gitmem gerekiyor.

Oh man.

4:15

Dostum ya.

Oh nah mate, don't touch the dunny brush. Kelime

4:16

Oh hayır dostum, tuvalet fırçasına dokunma.

Kelime

Avustralya İngilizcesinde dunny brush

Dunny, Avustralya İngilizcesinde “tuvalet” anlamına gelen günlük bir sözcüktür. Bu nedenle dunny brush, tuvaleti temizlemek için kullanılan ve daha genel olarak toilet brush denilen fırçadır. Bu sözcük cümlenin günlük ve belirgin biçimde Avustralyalı bir üsluba sahip olmasını da sağlar; nesnenin bölgesel özellik taşımayan uluslararası adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “dunny brush” hangi nesnenin adıdır?

  1. Bir tuvalet fırçası.
  2. Bir diş fırçası.
  3. Bir resim fırçası.
Cevabı göster

Bir tuvalet fırçası.

Dad, why does Chewbadewba tell Chunky to be yourself?

4:19

Baba, Chewbadewba neden Chunky'ye kendin ol diyor?

Uh well, uh you know.

4:24

Uh şey, uh bilirsin işte.

Finished.

4:26

Bitti.

Bingo, you got to flush. Kelime

4:27

Bingo, sifonu çekmelisin.

Kelime

you got to flush: samimi dilde gereklilik

Bu cümlede you got to, «yapman gerekiyor» anlamındadır: Bingo'ya sifonu çekmenin gerekli olduğunu söyler. Got to ifadesinden sonra flush fiilinin yalın biçimi gelir; bağlamdan anlaşılan nesne ise tuvalettir. Daha eksiksiz biçim you've got to şeklindedir. Çok samimi konuşmalarda ve gündelik konuşmayı yansıtan yazılarda have ya da 've kısmının atılması yaygındır, ancak bu standart yazı dilindeki olağan biçim değildir.

Alıştırma

You got to flush cümlesindeki got to ne anlama gelir?

  1. Sifonu zaten çektin.
  2. Sifonu çekme fırsatın oldu.
  3. Sifonu çekmen gerekiyor.
Cevabı göster

Sifonu çekmen gerekiyor.

Come on.

4:29

Hadi ama.

Am I just being yourself? Dilbilgisi

4:30

Ben sadece kendin mi oluyorum?

Dilbilgisi

Am I just being yourself?: dönüşlülük zamirini özneyle eşleştirme

Bu cümle kasıtlı olarak standart dışıdır. Özne I olduğu için ona uyan dönüşlülük zamiri myself olmalıdır: Am I just being myself? Yourself, I ile değil you ile eşleşir. Be myself, doğal davranmak veya gerçek benliğime uygun olmak anlamına gelir. Tuhaf olan özgün cümle, be yourself ifadesini hiç değişmeyen tek bir kalıp gibi ele alır ve çocukça yanlış anlamayı böyle oluşturur.

Alıştırma

I ile eşleşen dönüşlülük zamirini kullanarak standart cümleyi tamamlayın: Am I just being ____?

Cevabı göster

myself

Look, it's just monkeys singing songs, mate.

4:32

Bak, bunlar sadece şarkı söyleyen maymunlar, dostum.

Don't think too hard about it. Ton ve niyet

4:34

Bunun üzerine çok fazla düşünme.

Ton ve niyet

Don't think too hard about it: aşırı analizi engellemek

Don't think too hard about it, “bunu gereğinden fazla analiz etme veya daha derin bir açıklama arama” demektir. Burada think hard zihinsel çaba harcamayı anlatır; too ise konuşanın daha fazla analiz yapmayı gereksiz gördüğünü gösterir. Bu cümlede konuşan, düşünme biçimi hakkında genel bir ders vermiyor. Bu ifadeyle soruyu hafifçe geçiştiriyor ve konuyu basit bir şey olarak sunuyor; ses tonuna göre rahatlatıcı da küçümseyici de gelebilir.

Alıştırma

Konuşan, “Don't think too hard about it” ifadesiyle esas olarak ne yapıyor?

  1. Dinleyeni konuyu daha derin analiz etmeye teşvik etmek
  2. Çalışma alışkanlıkları hakkında genel tavsiye vermek
  3. Dinleyene bunu gereğinden fazla analiz etmemesini söylemek
Cevabı göster

Dinleyene bunu gereğinden fazla analiz etmemesini söylemek

Well, I understand what just be yourself means Dilbilgisi

4:40

Pekâlâ, sadece kendin olmanın ne demek olduğunu anlıyorum

Dilbilgisi

what just be yourself means: iç içe bir what yan cümleciği

what just be yourself means, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir what yan cümleciğidir. Yan cümleciğin tamamı understand fiilinin nesnesidir ve just be yourself sözlerinin anlamını belirtir. Yan cümlecikte just be yourself bir emir olarak kullanılmaz; anlamı açıklanan bir ifade olarak anılır. Bu yan cümlecik başka bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle söz dizimini kullanır: what + ifade veya özne + means. Doğrudan soru What does “just be yourself” mean? olurdu. understand sonrasında doğrudan sorunun söz dizimi korunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle understand sonrasında iç içe bir what yan cümleciğini doğru kullanıyor?

  1. I understand what this phrase means.
  2. I understand what means this phrase.
  3. I understand what does this phrase mean.
Cevabı göster

I understand what this phrase means.

'cause I'm ready for movies. Kelime

4:43

çünkü filmler için hazırım.

Kelime

'cause: because'ın günlük konuşmadaki kısaltılmış biçimi

'cause, because'ın resmî olmayan kısaltılmış biçimidir ve bir şeyin nedenini açıklar. Baştaki kesme işareti be- harflerinin çıkarıldığını gösterir. Örnekte konuşmacı, hazır olmasını neden olarak sunar. 'cause ifadesini because olarak anlayın; “neden” anlamındaki cause ismiyle veya “sebep olmak” anlamındaki cause fiiliyle karıştırmayın.

Alıştırma

Günlük konuşma cümlesini because'ın resmî olmayan kısaltmasıyla tamamlayın: I wore my coat ____ it was cold.

Cevabı göster

'cause

Oh no,

4:45

Oh hayır,

it's thunderstorm.

4:46

bu fırtına.

Yay!

4:48

Yaşasın!

Dad, I want to go now.

4:49

Baba, şimdi gitmek istiyorum.

Okay, no worries. Ton ve niyet

4:51

Tamam, sorun değil.

Ton ve niyet

Okay, no worries: rahatlatıcı bir yanıt

Okay, no worries, durumun kabul edilebilir olduğunu ve karşıdaki kişinin üzülmesine ya da endişelenmesine gerek olmadığını belirten rahat ve dostça bir yanıttır. Okay söyleneni kabul eder veya onaylar, no worries ise karşıdaki kişinin üzerindeki baskıyı azaltır. Önceki cümleye bağlı olarak küçük bir ricaya, özre, plan değişikliğine veya teşekküre yanıt olabilir. Genellikle sosyal bir rahatlatma ifadesidir; kelimesi kelimesine hiç kimsenin endişesi olmadığını söylemez.

Alıştırma

Bir arkadaş birkaç dakika geç kaldığı için özür diliyor. "Okay, no worries." en doğal olarak ne anlatır?

  1. Konuşmacı kızgındır ve bir özür daha istemektedir.
  2. Konuşmacı arkadaşını ciddi bir tehlike konusunda uyarmaktadır.
  3. Gecikme kabul edilebilir, bu yüzden arkadaşın kendini kötü hissetmesine gerek yoktur.
Cevabı göster

Gecikme kabul edilebilir, bu yüzden arkadaşın kendini kötü hissetmesine gerek yoktur.

Bingo, we got to go.

4:52

Bingo, gitmemiz lazım.

Huh?

4:53

Hı?

Bingo, where are you?

4:53

Bingo, neredesin?

Bingo!

4:55

Bingo!

Bingo, where have you gone? Dilbilgisi

4:56

Bingo, nereye kayboldun?

Dilbilgisi

Hâlâ dönmemiş biri için Where have you gone?

Bu soruda where have you gone?, kişinin nereye gittiğini sorarken şimdiki duruma odaklanmak için present perfect yapısındaki have gone ifadesini kullanır: konuşan kişi onu bulamıyordur veya kişi hâlâ dönmemiştir. Kalıp Where + have/has + özne + gone? şeklindedir. Gone, buradan başka bir yere hareket edildiğini belirtir; kesin varış noktası bilinmez.

Alıştırma

Bir çocuk az önce buradaydı ve onu hâlâ bulamıyorsunuz. Hangi soru şimdiki sonucu en iyi vurgular?

  1. Where did you go yesterday?
  2. Where have you gone?
  3. Where do you go every Saturday?
Cevabı göster

Where have you gone?

I found the magic pine cone.

4:58

Sihirli kozalağı buldum.

I Bingo!

4:59

Ben... Bingo!

Bluey, help me with your sister. Kalıp ifadeler

5:02

Bluey, kardeşini tutmama yardım et.

Kalıp ifadeler

Help me with your sister: help someone with ... kalıbı

Help me with your sister ifadesindeki kalıp help + kişi + with + görev/sorun/kişi şeklindedir. Me yardım alan kişidir; your sister ise yardımın neyle veya kiminle ilgili olduğunu belirtir. With sözcüğünden sonra bir kişi geldiğinde yapılacak işin tam olarak ne olduğu bağlamdan anlaşılır. Burada doğal anlam, konuşan kişiye kız kardeşle ilgilenme veya ona bakma konusunda yardım etmektir.

Alıştırma

Cümleyi help someone with something kalıbıyla tamamlayın: My arms are full. Could you ____ these bags?

Cevabı göster

help me with

You block her off. Öbek fiiller

5:04

Yolunu kes.

Öbek fiiller

block her off: onun yolunu kesmek

Block someone off, birinin bir güzergâhta ilerleyememesi ya da bir alana girememesi için kişinin kendisini veya bir engeli uygun bir yere koyması demektir. Bu cümlede off, yalnızca kısa süreliğine önüne çıkmayı değil, onun yolunu kesme sonucunu ekler. Her bir zamir olduğu için fiil ile parçacığın arasına gelir: block her off denir, block off her denmez. Yeniden kullanılabilir kalıp block + kişi + off şeklindedir.

Alıştırma

Block, her ve off sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanın: During a game of tag, Mia is heading for the gate, so step across and ____.

Cevabı göster

block her off

But I can't see.

5:05

Ama ben göremiyorum.

Ow!

5:06

Ah!

Bingo!

5:07

Bingo!

Woah!

5:08

Woah!

Come back here, you little rascal. Kelime

5:10

Buraya dön, seni küçük yaramaz.

Kelime

you little rascal: şakacı ve hafif bir azar

You little rascal, yaramazlık yapan birine doğrudan hitap etme biçimidir. Rascal tek başına hakaret gibi gelebilir; ancak little ve sıcak, şakacı bir ton, ifadeyi çoğu zaman sevgiyle karışık hafif bir azara dönüştürür. Sözcükler tek başına ifadenin dostça olacağını garanti etmez. İlişki, durum ve ses tonu, ifadenin sevecen mi yoksa kaba mı duyulacağını belirler.

Alıştırma

Yargılayın: Resmî bir toplantıda, tanımadığınız bir yetişkine “you little rascal” demek güvenli ve tarafsızdır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Sorry,

5:12

Özür dilerim,

sorry, sorry everyone.

5:13

pardon, özür dilerim herkesten.

Stop running away. Öbek fiiller

5:15

Kaçmayı bırak.

Öbek fiiller

Stop running away. ifadesindeki run away

Run away, bir kişiden ya da yerden hızla uzaklaşmak veya kaçmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada yalnızca egzersiz için koşmak değil, yetişkinden uzaklaşmak anlamındadır. Stop running away ifadesinde stop fiilinden sonra -ing biçimindeki running gelir. Bu emir, o anda yapılan veya tekrarlanan kaçma davranışının sona ermesini ister.

Alıştırma

'The puppy keeps running away through the open gate,' cümlesinde running away ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişiye doğru koşmak
  2. Kalması gereken yerden ayrılmak veya kaçmak
  3. Uzaklaşmadan egzersiz için koşmak
Cevabı göster

Kalması gereken yerden ayrılmak veya kaçmak

Bluey, open your eyes and help me.

5:19

Bluey, gözlerini aç ve bana yardım et.

I can't do it.

5:22

Yapamıyorum.

I'm not ready.

5:31

Hazır değilim.

Huh?

5:33

Hı?

I should have just stayed in the trees like everyone else. Dilbilgisi

5:34

Herkes gibi ağaçlarda kalmalıydım.

Dilbilgisi

I should have just stayed in the trees: geçmiş seçim için pişmanlık

Should have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir seçime dönüp başka bir davranışın daha iyi olacağını söylemek için kullanılır. Stayed, stay fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle I should have stayed, konuşanın gerçekte kalmadığını ima eder. Just, kalmayı basit veya açıkça doğru olan seçenek gibi gösterir. Bu cümlede konuşan kişi ağaçlardan ayrıldığı için pişmandır ve diğerleriyle birlikte kalmanın daha iyi olacağını düşünür.

Alıştırma

Should have ve bring fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: It rained all day, and I got soaked. I ____ an umbrella.

Cevabı göster

should have brought

But you didn't.

5:38

Ama yapmadın.

Huh?

5:39

Hı?

You rode off to save the village because there's no one else quite like you. Notlar

5:40

Köyü kurtarmak için atıldın çünkü senin gibi başka kimse yok.

Öbek fiiller

rode off: bir şeye binerek uzaklaşmak

Rode off, ride off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin ata, bisiklete veya binilebilen başka bir şeye binerek bir yerden ayrıldığını anlatır. Rode eylemi geçmişe taşır, off ise başlangıç noktasından uzaklaşma yönünü ekler. Bu cümlede kişi köyü kurtarmak için bulunduğu yerden ayrılır. İfade, hikâyeyi bir yerde kalma durumundan bir hedefe doğru yola çıkma anına taşır.

Alıştırma

Cümleyi ride off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After waving goodbye, Amir got on his horse and ____ toward the hills.

Cevabı göster

rode off

Kalıp ifadeler

there's no one else quite like you: benzersizliği övmek

There's no one else quite like you, hitap edilen kişiyle aynı özelliklere sahip başka kimse olmadığı anlamına gelir. Else «başka», quite like you ise «seninle aynı özel biçimde benzer» demektir; bu cümle kişinin yalnız veya sevilmeyen biri olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi, farklı olmayı bir iltifata dönüştürür. Dinleyenin sıra dışı özellikleri özel ve yerine konması zor değerler olarak sunulur.

Alıştırma

Sıcak ve samimi bir bağlamda 'There's no one else quite like you' büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kimse seni sevmiyor.
  2. Benzersizsin ve sana özellikle değer veriliyor.
  3. Diğer herkesle tamamen aynısın.
Cevabı göster

Benzersizsin ve sana özellikle değer veriliyor.

Now fly, Chunky!

5:47

Şimdi uç, Chunky!

Woah!

5:56

Woah!

You made it! Kalıp ifadeler

5:56

Başardın!

Kalıp ifadeler

You made it!: başarmak veya zamanında ulaşmak

You made it! cümlesindeki make it, “başarmak” veya “bir hedefe ulaşmak” anlamına gelen bir kalıptır. Burada konuşan kişi, zorlu bir işi tamamlayan kişiyi kutluyor. Aynı ifade “başarıyla varmak” veya “zamanında yetişmek” anlamına da gelebilir. Hedefin ne olduğu bağlamdan anlaşılır; it sözcüğünden sonra ayrıca belirtilmesi gerekmez.

Alıştırma

Arkadaşınız kapı kapanmadan hemen önce yetişiyor. Hangi karşılık onun zamanında geldiğini ifade eder?

  1. You missed it.
  2. You made this.
  3. You made it!
Cevabı göster

You made it!

Woah.

5:59

Woah.

Nice one, Bluey. Kalıp ifadeler

6:00

Aferin, Bluey.

Kalıp ifadeler

Nice one: yakın zamanda yapılan bir eyleme samimi övgü

Nice one, birinin az önce iyi yaptığı bir şeyi övmek için kullanılan samimi bir ifadedir. Buradaki one, yapılan eylemi, fikri veya sonucu temsil eder; bu nedenle anlamı Well done ya da Good job ifadelerine yakındır. Bluey, övülen kişinin adıdır ve Nice one ifadesinin bir parçası değildir.

Alıştırma

“Nice one, Bluey.” övgüsündeki one neyi ifade eder?

  1. Bir sayısı
  2. one adlı fiziksel bir nesne
  3. Bluey'nin yakın zamanda yaptığı eylem veya elde ettiği sonuç
Cevabı göster

Bluey'nin yakın zamanda yaptığı eylem veya elde ettiği sonuç

Hey!

6:01

Hey!

Okay, let's get you out of here. Öbek fiiller

6:04

Tamam, seni buradan çıkaralım.

Öbek fiiller

Let's get you out of here: birinin oradan ayrılmasına yardım etmek

Get you out of here ifadesinde get, “almak” değil, “birinin hareket etmesini sağlamak veya ona yardım etmek” anlamındadır. You ayrılacak kişidir; out of here ise sonucu, yani artık burada olmamayı belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp get + someone + out of + a place şeklindedir. Genellikle birini bir yerden çıkarmak, ona yol göstermek veya oradan ayrılmasına yardım etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Get, you, out of ve here sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The room is filling with smoke. Let's ____.

Cevabı göster

get you out of here

Oh, Dad, look.

6:06

Oh, Baba, bak.

The storm is over.

6:08

Fırtına bitti.

Oh yeah, nice one.

6:09

Oh evet, harika.

Can we stay?

6:11

Kalabilir miyiz?

What?

6:12

Ne?

Really?

6:13

Gerçekten mi?

Um, yeah.

6:14

Um, evet.

Okay, we're staying.

6:15

Tamam, kalıyoruz.

Oh, I don't want to stay.

6:17

Oh, ben kalmak istemiyorum.

I know, mate, but it's important for Bluey.

6:19

Biliyorum dostum ama Bluey için önemli.

So what do I do?

6:21

Peki ben ne yapacağım?

You know what, Bingo? Ton ve niyet

6:23

Biliyor musun, Bingo?

Ton ve niyet

You know what: yeni bir fikri ortaya atmak

Burada You know what gerçek bir bilgi sorusu değil, konuşmaya giriş ifadesidir. Bingo'nun dikkatini çeker ve konuşanın yeni bir fikir veya öneri sunmak üzere olduğunu gösterir. Bu işlevde kullanıldığında asıl mesaj sonraki sözlerde gelir; ifadenin kendisi “bir fikrim var” veya “aklıma bir şey geldi” gibi çalışır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki konuşma ifadesiyle tamamlayın: ____? Let's take the train instead.

Cevabı göster

You know what

Just be yourself. Anlatım akışı

6:25

Sadece kendin ol.

Anlatım akışı

Önceki temaya dönüş olarak Just be yourself

Just be yourself, “doğal davran ve başka biriymiş gibi yapma” demektir. Buradaki just, bu öğüdü yapılması basit bir şey olarak sunar ve sözün güven verici duyulmasını sağlar. Bu cümle filmdeki bir temayı tekrarlayıp Bingo'nun o anki durumuna uyguladığı için önceki temaya dönüş işlevi de görür. Tekrarlanan söz, önceki mesajı şu anda olanlara bağlar ve fikrin filmdeki hikâyenin dışında da önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir hikâyede daha önceki bir tema cümlesi günümüzde geçen bir sahnede tekrar edilir: “Just be yourself.” Bu tekrarın temel işlevi nedir?

  1. Karakterin başka biri gibi davranması gerektiğini söyler.
  2. Önceki mesajı mevcut duruma bağlar.
  3. Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
Cevabı göster

Önceki mesajı mevcut duruma bağlar.

Now it all worked out Öbek fiiller

6:29

Şimdi her şey yoluna girdi

Öbek fiiller

it all worked out: iyi sonuçlanan bir durum

it all worked out ifadesinde work out, “başarıyla sonuçlanmak” veya “iyi bir sonuca ulaşmak” demektir; “egzersiz yapmak” anlamında değildir. it öznesi tüm duruma gönderme yapar, all ise durumun farklı parçalarının ya da sorunlarının bir bütün olarak çözüldüğünü vurgular. Worked geçmiş zamandadır, çünkü konuşan kişi daha önce gerçekleşmiş bir sonuca dönüp bakmaktadır. something worked out kalıbı çoğu zaman iyi sonuçlanan bir planı, sorunu veya durumu anlatır.

Alıştırma

worked out bu cümlede ne anlama gelir: “The schedule changed twice, but it all worked out in the end”?

  1. Durum başarıyla sonuçlandı.
  2. Birisi programı hesapladı.
  3. Herkes fiziksel egzersiz yaptı.
Cevabı göster

Durum başarıyla sonuçlandı.

Everything's fine

6:32

Her şey güzel

Living in the trees

6:34

Ağaçlarda yaşamak

And the ground sometimes

6:36

Ve bazen de yerde

All because Anlatım akışı

6:39

Hepsi çünkü

You learned to be yourself Be yourself

6:43

Kendin olmayı öğrendin Kendin ol

Anlatım akışı

All because ...: önceki sonucun nedenini özetlemek

All because ... dinleyicinin zaten bildiği bir sonuca geri gönderme yapar ve ardından bu sonucun tamamının nedenini verir. Bu dizede all “sonucun bütünü” anlamındadır; because ise nedeni, yani you learned to be yourself ifadesini getirir. Bir şarkının veya hikâyenin sonunda bu kısaltılmış yapı mesajı etkili biçimde tamamlar ve ana temayı yeniden öne çıkarır. Ritim ve vurgu için It was bölümü çıkarılmış It was all because ... ile aynı anlamı taşır.

Alıştırma

Bir hikâyenin sonunda “All because you learned to be yourself” ne işe yarar?

  1. Sonucun tamamına geri gönderme yapar ve ana nedenini belirtir.
  2. Dersi hangi kişinin öğrendiğini sorar.
  3. Birbiriyle ilgisiz birkaç yeni olay sunar.
Cevabı göster

Sonucun tamamına geri gönderme yapar ve ana nedenini belirtir.

Be yourself

6:46

Kendin ol

Be yourself Be yourself

6:48

Kendin ol Kendin ol

Yeah, be yourself

6:51

Evet, kendin ol

Be yourself.

6:53

Kendin ol.