HIV/AIDS'in Bilimi: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
607 kelime 176 kel/dk

Video özeti: HIV bağışıklık hücrelerine girer, çoğalır ve AIDS'e ilerleyebilir; video tedavi ile korunmayı ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ‘with 35 million people currently infected,’ - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: with + isim + geçmiş zaman ortacı ile ana cümleden önce arka plan koşulunu verin. 2. ‘at high risk of contracting’ - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: risk yapısını ve contract fiilinin hastalık anlamını öğrenerek hassas grupları doğru anlatın. 3. ‘a thing of the past.’ - Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir sorunun yaşamdan silinmesi umudunu anlayın; bunu geçmişe ait somut bir nesne sanmayın.

Bu derste

HIV/AIDS has taken the lives of over 39 million people worldwide Kalıp ifadeler

0:00

HIV/AIDS dünya çapında 39 milyondan fazla insanın hayatına mal oldu

Kalıp ifadeler

taken the lives of: ölümleri bildiren resmî bir ifade

Burada has taken the lives of, “ölümlerine neden oldu” anlamına gelir. Take sözcüğü gerçek anlamda sahip olmayı veya bir şeyi taşımayı anlatmaz; ifade yalnızca insanların yaşam kalitesine zarar vermek anlamına da gelmez. Ölen kişi sayısı birden fazla olduğu için çoğul lives kullanılır. Present perfect biçimi has taken, 39 milyon sayısını konuşma anına kadar birikmiş ölüm sayısı olarak sunar. Bu dolaylı ifade, fiziksel öldürme eyleminden çok ciddi sonuca odaklanır.

Alıştırma

Haberi, nottaki resmî ifadeyi present perfect biçiminde kullanarak tamamlayın: Over the past decade, the disease ____ thousands of people.

Cevabı göster

has taken the lives of

despite our efforts to prevent, Dilbilgisi

0:04

onu önlemek,

treat and better understand it.

0:06

tedavi etmek ve daha iyi anlamak için gösterdiğimiz tüm çabalara rağmen.

Dilbilgisi

despite our efforts to + fiil

Despite bir ödün veya karşıtlık ilişkisi kurar: insanlar bu sonucu önlemeye çalışmış olsa da ölüm sayısı ortaya çıkmıştır. despite our efforts to ... yapısında despite sözcüğünden sonra our efforts isim öbeği gelir; despite doğrudan özne ve fiil içeren tam bir yan cümle başlatmaz. to prevent, treat and better understand it mastar yapısı, çabaların amaçlarını belirtir. Tek bir to, paralel biçimde sıralanan birkaç yalın fiili yönetebilir; bu nedenle prevent, treat ve understand aynı dil bilgisel görevi taşır. better ise understand fiilini niteler.

Alıştırma

Hangi cümle ödün yapısını doğru kullanıyor?

  1. Although the heavy rain, the match continued.
  2. Despite it was raining heavily, the match continued.
  3. Despite the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

But with 35 million people currently infected, Dilbilgisi

0:08

Ancak şu anda 35 milyon kişi enfekteyken,

what exactly is it and are we close to a cure? Anlatım akışı

0:11

HIV/AIDS tam olarak nedir ve kesin bir tedaviye ne kadar yakınız?

Dilbilgisi

with 35 million people currently infected: with + ad öbeği + geçmiş zaman ortacı çerçevesi

Bu cümlede with bir arka plan durumu sunar: 35 million people, infected sözcüğünün belirttiği enfekte olma durumundadır. 35 million people ad öbeği with’in nesnesidir; geçmiş zaman ortacı infected ise bu nesnenin tamamlayıcısıdır. currently bu durumu şimdiki zamana yerleştirir. With öbeğinin tamamı eksiksiz bir yan cümle değildir ve «birlikte» ya da «kullanarak» anlamına gelmez. Ana sorulardan önce istatistiği bağlam olarak çerçeveler. Genel olarak with + ad öbeği + geçmiş zaman ortacı, ana cümleye eşlik eden veya onu açıklamaya yardımcı olan bir durumu kısa biçimde sunabilir.

Alıştırma

the road ve close kullanarak cümleyi with + ad öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısıyla tamamlayın: '____, the organizers moved the event online.'

Cevabı göster

With the road closed

Anlatım akışı

what exactly is it ... are we close to a cure?: iki soruluk gündem

Birbirine bağlanan iki soru, açıklamanın gündemini oluşturur. What exactly is it? önce HIV’in tanımını sorar; are we close to a cure? ise ardından tedaviye ulaşma yolundaki ilerlemeye geçer. And iki soruyu eşit düzeye getirirken bu sırayı korur. Açılış olarak bu sıra, temel anlayıştan geleceğe ilişkin beklentilere ilerler ve dinleyicinin bekleyebileceği bölümleri işaret eder. Başka bağlamlara aktarılabilecek teknik, geniş bir konuyu sonraki açıklamanın sırayla yanıtlayabileceği kısa ve düzenli sorulara ayırmaktır.

Alıştırma

Hangi açılış, bir açıklamayı düzenlemek için aynı iki soruluk gündem yapısını kullanıyor?

  1. The vaccine works by training the immune system.
  2. Vaccines have a long and fascinating history.
  3. How does the vaccine work, and who should receive it first?
Cevabı göster

How does the vaccine work, and who should receive it first?

To contract HIV, Kelime

0:14

HIV'e yakalanmak için

the virus must enter the bloodstream

0:15

virüsün kan dolaşımına girmesi gerekir

Kelime

Contract HIV: enfekte olmak anlamındaki contract

“contract HIV” ifadesinde contract, “enfekte olmak” veya “hastalığa yakalanmak” anlamına gelen resmî ve geçişli bir fiildir. HIV bu fiilin doğrudan nesnesidir; dolayısıyla ifade enfeksiyonu edinen kişiyi anlatır. HIV’yi başka birine aktarmak anlamına gelmez ve burada yasal anlaşma anlamındaki contract ismiyle de ilgili değildir.

Alıştırma

“Enfekte olmak” anlamındaki resmî fiille cümleyi tamamlayın: Travelers can ____ malaria through bites from infected mosquitoes.

Cevabı göster

contract

and it's often transmitted from infected bodily fluids like blood, Kelime

0:17

ve virüs genellikle kan gibi enfekte vücut sıvılarıyla,

semen,

0:20

meniyle,

vaginal fluids or breast milk.

0:21

vajinal sıvılarla veya anne sütüyle bulaşır.

Kelime

Bodily fluids: tıbbi bir toplu terim

Bodily fluids, insan vücudu tarafından üretilen, vücutta bulunan veya vücuttan salınan sıvıları belirten tıbbi ve halk sağlığına ait toplu bir terimdir. Bu cümlede ardından gelen kan, meni, vajinal sıvılar ve anne sütü listesi bu kategoriye örnekler verir. Burada bodily, “vücuda ait” anlamındadır. Terim, sağlıkla ilgili bir tartışmada maddeleri gruplandırır; tek başına her vücut sıvısının HIV taşıdığını veya aynı bulaşma riskine sahip olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir hastane güvenlik bildiriminde “bodily fluids” neyi ifade eder?

  1. Yalnızca vücuda girmiş olan içme suyu
  2. İnsan vücuduna şeklini veren kaslar ve kemikler
  3. İnsan vücudu tarafından üretilen, vücutta bulunan veya vücuttan salınan sıvılar
Cevabı göster

İnsan vücudu tarafından üretilen, vücutta bulunan veya vücuttan salınan sıvılar

Once inside the bloodstream,

0:23

Kan dolaşımına girdikten sonra

HIV targets a variety of cells but most specifically the T helper cells, Notlar

0:24

HIV çeşitli hücreleri, özellikle de yardımcı T hücrelerini hedef alır.

Anlatım akışı

but most specifically ile odağı daraltma

Cümle önce a variety of cells geniş kategorisini verir, ardından dinleyicinin dikkatini en kesin odağa, yani the T helper cells ifadesine yöneltmek için but most specifically yapısını kullanır. Buradaki but, önceki geniş ifadeyi reddetmez veya onunla çelişmez. Genel bilgiden daha kesin bir alt kümeye geçildiğini gösterir; most specifically ise en güçlü odağın hemen ardından gelen ögeye verildiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle geniş bir gruptan onun en kesin odağına en açık biçimde geçiyor?

  1. The report covers several climate risks without giving any one of them special focus.
  2. The report covers several climate risks, but most specifically coastal flooding.
  3. The report covers only coastal flooding and no other climate risks.
Cevabı göster

The report covers several climate risks, but most specifically coastal flooding.

which are a type of white blood cell

0:29

Bunlar bir tür beyaz kan hücresidir

that play an essential role in our immune system Kalıp ifadeler

0:30

ve bağışıklık sistemimizde hayati bir rol oynayarak

and fighting infections.

0:33

enfeksiyonlarla savaşırlar.

Kültür

T helper cells: T cells türünün bir alt tipi

T helper cells, T cell türünün bir alt tipidir; T cells ise white blood cells sınıfının bir parçasıdır. Yardımcı T hücreleri, diğer bağışıklık hücrelerini etkinleştiren veya yönlendiren sinyaller göndererek bağışıklık tepkilerini koordine eder. Helper sözcüğü günlük anlamda bir insan yardımcısını değil, bu işlevi adlandırır. Bu bölümde daha sonra kullanılan kısa T-cells adı, konuşulan T helper cells grubuna geri gönderme yapar. Ancak genel bilimsel kullanımda T cell daha geniş bir terimdir ve başka alt tipleri de kapsayabilir.

Alıştırma

Bu hücre türleri arasındaki ilişkiyi hangi ifade doğru biçimde açıklıyor?

  1. Her white blood cell bir T helper cell türüdür.
  2. T helper cells ile T cells birbiriyle ilgisiz hücre türleridir.
  3. T helper cells bir T cell türüdür ve dolayısıyla bir white blood cell türüdür.
Cevabı göster

T helper cells bir T cell türüdür ve dolayısıyla bir white blood cell türüdür.

Kalıp ifadeler

play an essential role in: ... konusunda temel bir rol oynamak

play an essential role in ifadesinde play, “eğlenmek için oynamak” değil, “bir işlev veya rol üstlenmek” anlamına gelir. İfade, öznenin bir sürece ya da sonuca çok önemli bir katkıda bulunduğunu belirtir. in sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılabilir. Burada our immune system ve fighting infections, öznenin vazgeçilmez olduğu alanları ya da süreçleri belirtir.

Alıştırma

“Bir şeyin çok önemli bir parçası olmak” anlamındaki standart eşdizimle cümleyi tamamlayın: Regular backups ____ preventing data loss.

Cevabı göster

play an essential role in

The outer envelope of HIV is covered in glycoproteins which mutate frequently,

0:34

HIV'in dış zarfı, sık sık mutasyona uğrayan glikoproteinlerle kaplıdır;

ultimately tricking the T-cell receptors to not recognize the virus. Dilbilgisi

0:38

bu glikoproteinler sonunda T hücresi reseptörlerini kandırıp virüsü tanımamalarını sağlar.

Dilbilgisi

trick ... to not recognize değil, trick ... into not recognizing

Vurgulanan bölüm, sık mutasyonların T hücresi reseptörlerini aldattığını ve bu yüzden reseptörlerin virüsü tanıyamadığını anlatmak ister. Reseptörler, tanıma yeteneği olan ve kandırılabilen varlıklar gibi mecazi biçimde ele alınır. Standart ve yeniden kullanılabilir İngilizcede trick + object + into + -ing kullanılır: ultimately tricking the T-cell receptors into not recognizing the virus. Sonucu olumsuz yapmak için not, -ing biçiminden önce gelir. Özgün tricking ... to not recognize ifadesi amaçlanan fikri aktarır, ancak standart tümleç kalıbını kullanmaz.

Alıştırma

Cümleyi, trick ile kullanılan standart olumsuz kalıbı oluşturan iki sözcükle tamamlayın: The misleading graph tricked readers ____ noticing the sudden drop.

Cevabı göster

into not

Once attached to specific proteins on the T-cell, Dilbilgisi

0:42

Virüs, T hücresindeki belirli proteinlere bağlandıktan sonra

it begins to fuse the membranes together

0:45

zarları birbiriyle kaynaştırmaya başlar

and eventually enters the cell

0:47

ve sonunda hücrenin içine girer;

Dilbilgisi

Once attached: Once it is attached yapısının kısaltılması

Once attached, Once it is attached anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Anlaşılan öznesi, ana cümlenin öznesi olan it ile aynıdır; it burada HIV’i belirtir. Attached geçmiş zaman ortacıdır, simple past biçiminde ana fiil değildir. Ana cümleden önce gelen ifade, sonraki aşama başlamadan önce tamamlanan zamanı veya koşulu belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp once + geçmiş zaman ortacıdır; ortak özne açık olduğunda once + özne + be + geçmiş zaman ortacı yapısından kısaltılır.

Alıştırma

“Once the sensor is attached to the wall” yan cümlesini kısaltarak cümleyi tamamlayın: ____ to the wall, the sensor begins recording.

Cevabı göster

Once attached

where it releases two viral RNA strands

0:49

orada iki viral RNA zincirini

and three essential replication enzymes.

0:51

ve çoğalma için gerekli üç enzimi serbest bırakır.

Because HIV is a retrovirus,

0:54

HIV bir retrovirüs olduğu için

the RNA is transcribed into DNA Kelime

0:56

RNA, ters transkripsiyonla DNA'ya dönüştürülür.

Kelime

is transcribed into DNA: transcribe fiilinin genetikteki anlamı

Genetikte transcribe, bir kalıptan nükleik asit kopyası üretmek anlamına gelir. Edilgen be transcribed into + ürün kalıbı, başlangıç maddesini süreçten geçen unsur olarak sunar; dolayısıyla is transcribed into DNA, DNA’nın RNA kalıbından üretildiği anlamına gelir. Bağlam bir retrovirüs olduğu için yön RNA’dan DNA’ya doğrudur ve bu sürece ters transkripsiyon denir. Bu, konuşmayı yazıya dökmek şeklindeki gündelik anlam değil, biyolojideki teknik anlamdır.

Alıştırma

Biyoloji cümlesini tamamlamak için transcribe fiilinin doğru edilgen biçimini kullanın: In a retrovirus, viral RNA ____ DNA before integration.

Cevabı göster

is transcribed into

represented here by a zipper of two RNA strands transcribing into DNA.

0:58

Bu işlem burada, iki RNA zincirinin DNA'ya dönüştürülmesini gösteren bir fermuarla temsil ediliyor.

This DNA is then integrated into the host cell's genome. Kelime

1:02

Bu DNA daha sonra konak hücrenin genomuna entegre edilir.

Kelime

konak hücrenin genomuna entegre edilmiş

Burada integrated into, viral DNA'nın konak hücrenin genomuna, yani hücrenin tüm genetik materyaline katılıp onun bir parçası hâline geldiğini belirtir. Into, yalnızca hücreye doğru hareketi ya da hücrenin yanında bulunmayı değil, bir durum değişikliğini ve genetik yapının içinde ortaya çıkan sonucu ifade eder. Edilgen is then integrated into biçimi, süreci gerçekleştiren etkenden çok DNA'ya ne olduğuna odaklanır. Yeniden kullanılabilecek kalıp be integrated into + daha büyük bir sistem veya yapı biçimindedir.

Alıştırma

Genomun bir parçası hâline gelme anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The added DNA was successfully ____ the yeast genome.

Cevabı göster

integrated into

This makes the T-cells treat the viral genes like their own, Dilbilgisi

1:06

Böylece T hücreleri viral genleri kendi genleriymiş gibi görür

which causes them to make more copies of the virus.

1:09

ve virüsün daha fazla kopyasını üretir.

Dilbilgisi

make + nesne + fiilin yalın hâli ve cause + nesne + to-infinitive karşılaştırması

Vurgulanan iki ifade de ettirgen yapıdır: bir olayı başka bir eylemi ortaya çıkaran neden olarak sunar. Makes the T-cells treat ifadesinde etkin make, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler; bu nedenle treat önünde to bulunmaz. Causes them to make ifadesinde cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını izler; bu nedenle make önünde to zorunludur. Buradaki them, T-cells ifadesine gönderme yapar. Yeniden kullanılabilecek karşıtlık make someone do something ile cause someone to do something arasındadır.

Alıştırma

Cümleyi stop ve fasten fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The warning made the driver ____, and it caused the passengers ____ their seat belts.

Cevabı göster

stop · to fasten

These then leave the host cell and mature,

1:12

Bu kopyalar daha sonra konak hücreden çıkar ve olgunlaşır,

ultimately seeking more T-cells.

1:14

ardından daha fazla T hücresi aramaya başlar.

The virus is particularly difficult to treat

1:16

Virüsün tedavisi özellikle zordur

because its mutation rate is so high.

1:18

çünkü mutasyon oranı çok yüksektir.

Overall, the replication process creates more than 10 billion new virions each day.

1:21

Genel olarak çoğalma süreci her gün 10 milyardan fazla yeni virion üretir.

During these initial stages of replication called the latency period, Kelime

1:26

Latent dönem adı verilen bu ilk çoğalma evrelerinde

a person may not show any major symptoms for up to 8 years. Notlar

1:29

kişi 8 yıla kadar hiçbir belirgin semptom göstermeyebilir.

Kelime

the latency period: önemli belirtilerin olmadığı tıbbi bir evre

Bu cümlede the latency period, kişinin önemli belirtiler göstermeyebileceği hastalık sürecinin ilk evrelerine verilen addır. Called the latency period, kendisinden önceki stages of replication ifadesini niteler ve adlandırır. Latency, enfeksiyonun veya çoğalmanın sona erdiği anlamına gelmez. Başka bağlamlara aktarılabilecek yorum şudur: Etkin bir hastalık süreci ile dışarıdan önemli belirtilerin görülmemesi aynı anda mümkün olabilir.

Alıştırma

Cümleyi tıbbi evre terimiyle tamamlayın: A disease process can continue during ____ even when major symptoms are absent.

Cevabı göster

the latency period

Kalıp ifadeler

show any major symptoms: hastalık belirtilerini göstermek

Show symptoms, fark edilebilen hastalık belirtilerini göstermek veya ortaya koymak anlamına gelir. Belirtileri kasıtlı olarak başka bir kişiye sergileme eylemini anlatmaz. May not show any major symptoms ifadesinde any, not sözcüğünün olumsuzluk kapsamındadır: Hiçbir önemli belirti ortaya çıkmayabilir. Yeniden kullanılabilecek tıbbi yapı person or patient + show + symptoms şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki show + symptoms eşdizimiyle tamamlayın: Even when infected, a person may not ____ for years.

Cevabı göster

show any major symptoms

Dilbilgisi

for up to 8 years: sabit bir süre değil, üst sınır

Burada for, belirtisiz dönemin ne kadar sürdüğünü belirtir; up to ise sekiz yılı üst sınır olarak koyar. Bu dönem sekiz yıla kadar sürebilir, ancak çok daha kısa da olabilir. may yardımcı fiili de olasılık bildirir; dolayısıyla belirtisiz dönemin sekiz yıl sürmesi garanti edilmez. Daha genel olarak up to + sayı; zaman, fiyat veya miktar için bir üst sınır belirtir ve gerçek değer daha düşük olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede 'for up to 8 years' ne anlama geliyor?

  1. Dönem 8 yıla kadar sürebilir, ancak daha kısa olabilir.
  2. Semptomlar ancak 8 yıl geçtikten sonra başlar.
  3. Dönem her zaman tam olarak 8 yıl sürer.
Cevabı göster

Dönem 8 yıla kadar sürebilir, ancak daha kısa olabilir.

If not treated, Dilbilgisi

1:33

Tedavi edilmezse

the HIV eventually kills off the specific T-cells it infects. Öbek fiiller

1:34

HIV, enfekte ettiği belirli T hücrelerini sonunda öldürür.

Dilbilgisi

If not treated: kısaltılmış edilgen koşul

If not treated, edilgen bir if yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi If it is not treated şeklindedir: if koşulu kurar, not koşulu olumsuz yapar ve treated edilgen yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Atılan özne ve be fiili bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır. Burada it, T hücrelerine değil HIV enfeksiyonuna veya bu duruma gönderme yapar ve tedavi alınmadığında ortaya çıkacak sonucu sunar.

Alıştırma

'if the infection is not treated' anlamındaki kısaltılmış edilgen koşulla cümleyi tamamlayın: '____, the infection may become more serious.'

Cevabı göster

If not treated

Öbek fiiller

kills off: bir grubu tüketmek veya yok etmek

Bu cümlede kills off, “bir grubun tümü ya da büyük bölümü ortadan kalkana kadar öldürür” anlamına gelir. Nesne, belirli T hücrelerinden oluşan bir topluluktur; dolayısıyla off fiziksel yön değil, grubun tükenmesi anlamını ekler. Yapı kill off + grup veya grup üyeleridir. Kill tek başına ölümle sonuçlanmayı ifade etse de kill off aşamalı bir süreci anlatabilir.

Alıştırma

“Bir grubun tümünü ya da büyük bölümünü yok etmek” anlamındaki deyimsel fiili tamamlayın: The new disease could kill ____ the island's rabbit population.

Cevabı göster

off

When these T-cells fall below 200 cells per cubic millimeter of blood,

1:38

Bu T hücrelerinin sayısı, kanın bir milimetreküpünde 200'ün altına düştüğünde

it becomes acquired immune deficiency syndrome or AIDS. Kültür

1:42

hastalık, edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromuna, yani AIDS'e dönüşür.

Kültür

acquired immune deficiency syndrome or AIDS: açık ad ve kısaltma

Acquired immune deficiency syndrome, AIDS kısaltmasının temsil ettiği açık addır. Buradaki or, aynı durumun ikinci adını verir; başka bir hastalık sunmaz. Bu sözcükler, kalıtsal değil sonradan edinilen ve bağışıklık işlevinde ciddi yetersizlik içeren bir sendromu anlatır. Bu bağlamda AIDS, tedavi edilmeyen HIV enfeksiyonu sonucunda gelişebilen ileri evre sendromdur; HIV ise virüstür.

Alıştırma

Örnekte or AIDS ifadesi okuyucuya ne anlatıyor?

  1. AIDS, acquired immune deficiency syndrome ifadesinin kısa adıdır.
  2. AIDS, HIV'den sonra ortaya çıkan farklı bir virüstür.
  3. İki ifade birbiriyle ilgisiz durumları adlandırır.
Cevabı göster

AIDS, acquired immune deficiency syndrome ifadesinin kısa adıdır.

After progressing this far,

1:46

Hastalık bu kadar ilerledikten sonra

the immune system becomes suppressed

1:47

bağışıklık sistemi baskılanır

and is much more susceptible to cancers Kalıp ifadeler

1:49

ve kanserlere karşı çok daha savunmasız olur,

and opportunistic infections such as pneumonia. Kelime

1:51

ayrıca zatürre gibi fırsatçı enfeksiyonlara da açık hâle gelir.

Kalıp ifadeler

more susceptible to + bir hastalık veya tehdit

More susceptible to, to sözcüğünden sonra gelen hastalık ya da tehdidin etkisine veya zararına uğrama olasılığının daha yüksek olması demektir. Bu cümlede to, cancers ve opportunistic infections ifadelerini getirir; more ise savunmasızlık derecesinin daha yüksek olduğunu gösterir. Bu ifade bir riski anlatır, kesin bir sonucu değil. Kişinin bu hastalıklara zaten yakalandığı veya gelecekte kesinlikle yakalanacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi susceptible sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: People with weakened immune systems are ____ serious infections.

Cevabı göster

more susceptible to

Kelime

bağışıklık zayıfladığında fırsatçı enfeksiyonlar

Fırsatçı enfeksiyonlar, zayıflamış bağışıklık savunmasından yararlanan enfeksiyonlardır. Normalde kontrol altında tutulan veya sağlıklı kişilerde çok az sorun yaratan mikroplar bu durumda hastalığa neden olabilir. Bu cümlede pneumonia örnek olarak verilir. Opportunistic, enfeksiyon ile vücudun savunmasındaki bir açık arasındaki ilişkiyi anlatır; olumlu bir fırsat anlamına gelmez ve birinin hırsını övmez.

Alıştırma

Hangi durum en iyi fırsatçı enfeksiyon olarak tanımlanır?

  1. Normalde zararsız olan bir mikrop, hastanın bağışıklık savunması zayıf olduğu için hastalığa neden olur.
  2. Bir ilaç, bakterilerin enfeksiyona neden olmadan önce çoğalmasını durdurur.
  3. Bağışıklık savunması normal olan sağlıklı bir kişi sıradan bir soğuk algınlığına yakalanır.
Cevabı göster

Normalde zararsız olan bir mikrop, hastanın bağışıklık savunması zayıf olduğu için hastalığa neden olur.

A person doesn't die from AIDS, Dilbilgisi

1:54

İnsan AIDS'in kendisinden ölmez;

they actually die from an illness that the body could not fend off. Öbek fiiller

1:56

aslında vücudun savuşturamadığı bir hastalıktan ölür.

Dilbilgisi

A person ifadesine gönderme yapan tekil they

Bu cümlede they, A person ifadesine geri gönderme yapar; dolayısıyla iki ifade de aynı tek kişiyi belirtir. Buradaki they tekildir çünkü kişinin cinsiyeti bilinmiyor ya da önemli değildir; yeni bir insan grubundan söz edilmez. Tekil they, çoğul they ile aynı fiil biçimlerini kullanır: they die, they are ve they have denir; they dies, they is veya they has denmez. Böylece İngilizcede he ya da she seçmeden, kimliği belirtilmemiş tek bir kişiden doğal biçimde söz edilebilir.

Alıştırma

Belirtilmemiş tek bir kişiye gönderme yapmak için tekil they sözcüğünü doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. If a visitor needs help, they is able to ask at the front desk.
  2. If a visitor needs help, they can asks at the front desk.
  3. If a visitor needs help, they can ask at the front desk.
Cevabı göster

If a visitor needs help, they can ask at the front desk.

Öbek fiiller

Fend off: bir tehdide direnip onu uzak tutmak

Fend off; bir hastalığa, saldırıya, eleştiriye veya başka bir tehdide direnip onun sizi alt etmesini ya da size zarar vermesini önlemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede could not fend off olumsuzdur: vücut, hastalığın yerleşmesini engelleyememiştir. Fend off ifadesini tek bir anlam birimi olarak ele alın. Yaklaşan veya gelişmekte olan bir tehdide karşı savunmayı anlatır; hastalık yerleştikten sonra onu tedavi etmek ya da iyileştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bir tehdide direnip onu uzak tutmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Quick negotiations helped the company ____ a hostile takeover.

Cevabı göster

fend off

Nowadays, there is medicine that helps fight

1:59

Günümüzde bu fırsatçı enfeksiyonlarla mücadeleye yardımcı olan

these opportunistic infections like Daraprim, Kültür

2:01

Daraprim gibi ilaçlar var.

which was recently in the news

2:04

Daraprim kısa süre önce haberlere konu oldu,

when Martin Shkreli of Turing Pharmaceutical decided to raise the price Kalıp ifadeler

2:05

çünkü Turing Pharmaceutical'dan Martin Shkreli ilacın fiyatını

from $13.50 to $750 per pill.

2:09

hap başına 13,50 dolardan 750 dolara çıkarmaya karar verdi.

Kültür

Daraprim ve Turing Pharmaceutical'dan Martin Shkreli

Daraprim, belirli parazit enfeksiyonlarına karşı kullanılan pirimetamin adlı ilacın ticari adıdır. Bu enfeksiyonlardan bazıları bağışıklık sistemi zayıf kişiler için özellikle tehlikeli olabilir. HIV'nin kendisini doğrudan tedavi eden bir ilaç değildir. Martin Shkreli ve Turing Pharmaceuticals, 2015'te yaşanan gerçek bir ilaç fiyatlandırma tartışmasına işaret eder. recently in the news ifadesi videonun hazırlandığı zamana göredir. Hap başına fiyatın 13,50 dolardan 750 dolara çıkması olayın neden ilgi çektiğini açıklar; ilacın bugünkü fiyatını veya şirket durumunu göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede Daraprim ve Martin Shkreli neden anılıyor?

  1. Örnek olarak kullanılan gerçek bir ilaç fiyatlandırma tartışmasını belirtirler.
  2. İlacın bugünkü fiyatını ve şirket durumunu kesinleştirirler.
  3. HIV'yi doğrudan tedavi eden bir ilacın keşfini belirtirler.
Cevabı göster

Örnek olarak kullanılan gerçek bir ilaç fiyatlandırma tartışmasını belirtirler.

Kalıp ifadeler

raise the price from X to Y per pill: fiyatı X'ten hap başına Y'ye çıkarmak

Raise geçişli bir fiildir: Bir kişi veya kuruluş raises the price dediğimizde, the price aktif olarak değiştirdiği nesnedir. raise the price from X to Y yapısında from eski fiyatı, to ise yeni fiyatı gösterir. Per pill, her bir hap için anlamına gelir ve fiyatlandırma birimini belirtir. Burada 750 dolar, bir hapın yeni fiyatıdır; miktarı belirtilmemiş hapların toplam fiyatı değildir.

Alıştırma

Cümleyi raise veya rise ile tamamlayın: The company decided to ____ the price from $20 to $25 per box.

Cevabı göster

raise

There are also antiretroviral drugs

2:14

Ayrıca antiretroviral ilaçlar da vardır.

that slow the virus down Öbek fiiller

2:16

Bunlar virüsü yavaşlatır;

Öbek fiiller

slow the virus down: ayrılabilen slow ... down yapısı

Burada slow the virus down, virüsün çoğalma veya ilerleme hızını azaltmak anlamına gelir. Virüsün fiziksel olarak daha yavaş hareket ettiği anlamına gelmez; ayrıca virüsü durdurmak ya da ortadan kaldırmak demek değildir. Slow down, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: slow + the virus + down. İsim olan bir nesne slow down the virus örneğindeki gibi öbek fiilin tamamından sonra da gelebilir; ancak zamir mutlaka ortaya gelir: slow it down denir, slow down it denmez.

Alıştırma

slow down ve it zamirini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: The process is efficient, but one extra security check may ____.

Cevabı göster

slow it down

by blocking certain enzymes Dilbilgisi

2:17

bunu belirli enzimleri engelleyerek yaparlar,

which are required for the virus to multiply. Dilbilgisi

2:18

çünkü virüsün çoğalması için bu enzimler gereklidir.

Dilbilgisi

by blocking: yöntem bildiren by + -ing yapısı

Bu cümlede by blocking, yavaşlamayı sağlayan yöntemi belirtir: ilaçlar belirli enzimleri engelleme yoluyla virüsü yavaşlatır. ‘Ne zaman?’ veya ‘Nerede?’ değil, ‘Nasıl?’ sorusuna cevap verir. By bir yöntem ifade ettiğinde ardından isim ya da -ing biçimi gelir: by blocking denir, by block denmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp sonuç veya eylem + by + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Yöntem bildiren ifadeyi by ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We reduced data-entry errors ____ every number twice.

Cevabı göster

by checking

Dilbilgisi

required for the virus to multiply: eylemi kimin yaptığı

which are required for the virus to multiply yan tümcesinde which, certain enzymes ifadesine gönderme yapar; are required ise edilgen yapıdadır: enzimler gereklidir. X is required for Y to do Z kalıbı, X'in gerekli olduğunu ve do eyleminin mantıksal öznesinin Y olduğunu belirtir. Burada multiply eylemini yapan the virus'tür; enzymes değildir. for öbeği, enzimlerin amacını belirtmek yerine mastardaki eylemi kimin veya neyin yaptığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi required for + isim + to-mastarı kalıbıyla ve access fiilini kullanarak tamamlayın: A security code is required ____ users ____ the account.

Cevabı göster

for · to access

Similarly, those without HIV but at high risk of contracting the virus Kalıp ifadeler

2:21

Benzer şekilde, HIV taşımayan ancak virüse yakalanma riski yüksek olan kişiler

may take pre-exposure prophylaxis or PrEP. Kültür

2:25

temas öncesi profilaksi, yani PrEP kullanabilir.

Kalıp ifadeler

at high risk of contracting: risk ifadesi ve -ing biçimi

at high risk of ifadesi, istenmeyen bir sonucun ortaya çıkma olasılığının önemli ölçüde yüksek olduğunu belirtir. of edatından sonra isim veya -ing biçimi gelir; bu yüzden burada to contract değil, contracting doğrudur. Burada contracting fiilinin anlaşılan öznesi those without HIV ifadesidir; contract a virus ise virüsle enfekte olmak anlamına gelir. Bu ifade artmış olasılığı anlatır, doğrulanmış bir enfeksiyonu değil.

Alıştırma

Cümleyi at high risk of ve contract fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: Without preventive treatment, exposed patients may be ____ the disease.

Cevabı göster

at high risk of contracting

Kültür

pre-exposure prophylaxis veya PrEP: temas öncesi profilaksi

Pre-exposure prophylaxis, PrEP’in açık hâlidir. Pre-exposure, HIV ile olası temastan önce anlamına gelir; prophylaxis ise hastalığı önlemek için kullanılan bir önlem veya ilaçtır. Burada terim, HIV taşımayan ancak HIV edinme riski yüksek olan bir kişinin kullandığı koruyucu HIV ilacını adlandırır. or sözcüğü kısa adı tanıtır: pre-exposure prophylaxis ve PrEP aynı şeyi ifade eder. PrEP, olası temastan önce korunmadır; HIV’i iyileştiren bir yöntem veya temastan sonra başlatılan bir bakım değildir.

Alıştırma

Bu cümlede PrEP’i doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. HIV taşımayan birinin olası temastan önce kullandığı koruyucu HIV ilacıdır.
  2. Yalnızca olası bir temastan sonra başlatılan acil durum ilacıdır.
  3. Enfeksiyon doğrulandıktan sonra HIV’i iyileştirmek için kullanılan bir ilaçtır.
Cevabı göster

HIV taşımayan birinin olası temastan önce kullandığı koruyucu HIV ilacıdır.

This works similar to antiretroviral drugs

2:28

Bu da antiretroviral ilaçlara benzer şekilde çalışır

by blocking the enzyme reverse transcriptase. Kelime

2:31

ve ters transkriptaz enzimini engeller.

Kelime

reverse transcriptase: RNA’dan DNA üreten enzim

Reverse transcriptase bir enzimin adıdır. Transcriptase, genetik bilginin kopyalanmasında görev alan bir enzimi belirtirken reverse yönü gösterir: reverse transcriptase, bir RNA kalıbından DNA kopyası üretir. Bu cümlede reverse transcriptase enzimini engellemek, virüsün çoğalmak için ihtiyaç duyduğu bir aşamayı durdurmak anlamına gelir. Dil bilgisi bakımından reverse, transcriptase sözcüğünü niteler; birine bir eylemi tersine çevirmesini söyleyen bir komut değildir.

Alıştırma

Cümleyi “RNA kalıbından DNA üreten enzim” anlamındaki enzim adıyla tamamlayın: The medicine blocks ____, interrupting the virus's copying process.

Cevabı göster

reverse transcriptase

Thankfully, there is hope for a cure.

2:33

Neyse ki kesin bir tedavi için umut var.

A small population of people are immune to the HIV virus Kalıp ifadeler

2:35

Az sayıda insan HIV virüsüne karşı bağışıklıdır

because of a mutation linked to the T-cells.

2:38

çünkü T hücreleriyle bağlantılı bir mutasyona sahiptir.

Kalıp ifadeler

immune to: bir şeye karşı bağışık veya etkilenmez olmak

Bu cümlede immune to, bu kişilerin vücudunun HIV enfeksiyonuna karşı doğal olarak korunduğunu veya HIV'den olağan biçimde etkilenmediğini anlatır. immune sıfatından sonra hastalık ya da etkiyi belirtmek için to gelir. Bu yapı mecaz anlamda da kullanılabilir: immune to criticism, eleştirinin kişiyi neredeyse hiç etkilememesi demektir. Bir etkiye karşı direnci anlatır; cümle herkes hakkında değil, küçük ve özel bir grup hakkındadır.

Alıştırma

immune sözcüğünü doğru edatla kullanarak cümleyi tamamlayın: After repeated training, the team became almost immune ____ pressure from the crowd.

Cevabı göster

to

In one case, Anlatım akışı

2:41

Bir vakada,

an HIV-positive subject received a bone marrow transplant, Kalıp ifadeler

2:42

HIV pozitif bir kişiye kemik iliği nakli yapıldı;

Anlatım akışı

In one case: tek bir örnek sunmak

In one case, daha geniş bir ifadeden sonra belirli bir örnek sunar. Burada tartışmayı genel bir olasılıktan nakil yapılan tek bir HIV pozitif deneğe indirger. Bir söylem belirteci olarak dinleyiciye kanıtın nasıl düzenleneceğini gösterir: bu olay tartışmayı destekler, ancak tek bir vaka genel bir kural oluşturmaz. Burada case, karşılanması gereken bir koşul değil, tekil bir olay veya belgelenmiş bir denek anlamındadır.

Alıştırma

Hangi başlangıç, iddiayı sınırlı tutarken belirli tek bir örneği açıkça sunar?

  1. In one case, a school reduced absences by offering free breakfast.
  2. In some cases, schools reduce absences by offering free breakfast.
  3. In general, schools reduce absences by offering free breakfast.
Cevabı göster

In one case, a school reduced absences by offering free breakfast.

Kalıp ifadeler

receive a bone marrow transplant: kemik iliği nakli olmak

Bu cümlede received a bone marrow transplant, deneğin nakil işleminden geçtiği ve yerine geçecek kan yapıcı kök hücreleri aldığı anlamına gelir. Received, deneği tıbbi tedavinin alıcısı olarak gösterir; sıradan bir nesnenin teslim alınmasını anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp receive + a/an + type of transplant şeklindedir; receive a kidney transplant ve receive a stem cell transplant buna örnektir. Bone marrow, naklin türünü belirtir.

Alıştırma

İşlemde bir donörün kemik iliği kullanıldı. Cümleyi receive + transplant kalıbıyla tamamlayın: After chemotherapy, the patient ____ from a matched donor.

Cevabı göster

received a bone marrow transplant

meaning they were given new stem cells that generate different T-cells Anlatım akışı

2:45

yani bu kişiye farklı T hücreleri üreten yeni kök hücreler verildi,

Anlatım akışı

meaning they were given ile açıklayıcı yeniden ifade

Virgülden sonra gelen meaning, önceki received a bone marrow transplant ifadesinin neleri içerdiğini sade bir dille açıklar. which means veya in other words gibi işlev görür: yeni kök hücrelerle ilgili yan cümle, ayrı bir olay eklemek veya birinin niyetini anlatmak yerine tıbbi olayı yeniden ifade eder. comma + meaning + clause kalıbı, dinleyici için bir terimi, sonucu veya ifadeyi açabilir. Burada they tekildir ve an HIV-positive subject ifadesine gönderme yapar; were given edilgen yapıdadır ve alıcıyı odakta tutar.

Alıştırma

Hangi seçenek meaning sözcüğünü niyet belirtmek yerine önceki ifadeyi açıklamak için kullanıyor?

  1. I meant to change the settings, but I forgot.
  2. The meaning of this setting is unclear.
  3. Leah has admin access, meaning she can change the settings.
Cevabı göster

Leah has admin access, meaning she can change the settings.

and within 20 months, Dilbilgisi

2:49

ve 20 ay içinde,

there was no evidence of the virus in their bloodstream. Kalıp ifadeler

2:50

kan dolaşımında virüse dair hiçbir iz kalmadı.

Kalıp ifadeler

no evidence of: temkinli bir kanıt iddiası

No evidence of, mevcut gözlem veya testlerin bir şeyin varlığını destekleyen kanıt bulamadığı anlamına gelir. Bu cümlede iddia, gözlem yapılan sırada kan dolaşımındaki virüsle sınırlıdır. Bu, kanıta dayalı ve temkinli bir ifadedir. Kanıt tespit edilmemesi, virüsün hiç var olmadığını, vücudun her yerinde bulunmadığını veya asla geri dönemeyeceğini otomatik olarak kanıtlamaz. Yaygın ve başka durumlara aktarılabilen kalıp there is/was no evidence of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Bu sonucu değerlendirin: A single test found no evidence of contamination, so contamination has been proven impossible everywhere and forever.

  1. Doğru değil
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru değil

Dilbilgisi

within 20 months: en geç zaman sınırı

Within 20 months, nakilden başlayarak 20 ayı en geç sınır olarak belirler: bildirilen sonuç bu süre bitmeden ortaya çıkmıştır. Tam olarak hangi ayda olduğunu belirtmez. within + süre kalıbı, bir şeyin belirtilen sınır dolmadan gerçekleştiğini anlatır. Sürenin tam sonunda ya da sonrasında gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

A project was completed within six months. Bu cümle neyi kesin olarak belirtir?

  1. Tam olarak altıncı ayın sonunda tamamlandı.
  2. Başladıktan sonra en geç altı ay içinde tamamlandı.
  3. Başladıktan altı aydan daha uzun bir süre sonra tamamlandı.
Cevabı göster

Başladıktan sonra en geç altı ay içinde tamamlandı.

Though this is very individualized medicine, Dilbilgisi

2:53

Bu tedavi kişiye son derece özel olsa da

it certainly opens up the possibilities of generating HIV-resistant cells. Öbek fiiller

2:55

HIV'e dirençli hücreler üretme olasılığının önünü kesinlikle açıyor.

Dilbilgisi

Though this is very individualized medicine, ...: bir sınırlamayı kabul etmek

Though, ödünleme bildiren bir yan cümlecik başlatır. Burada konuşmacı önce bir sınırlamayı kabul eder: yaklaşım, daha önce ele alınan son derece kişiselleştirilmiş kemik iliği nakli vakasını ifade eder. Ardından ana cümle, bu sınırlamaya rağmen hâlâ geçerli olan olumlu sonucu sunar. Bu yapı, ardından gelen görüşü geçersiz kılmadan bir savı sınırlandırır; buradaki though yan cümleciği tek başına tamamlanmış bir cümle olamaz.

Alıştırma

Sınırlamayı kabul edip sonucu geçersiz kılmayan ödünleme bağlacını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the trial was small, the results justify further research.

Cevabı göster

Though

Öbek fiiller

opens up the possibilities of: yeni sonuçlar için alan yaratmak

Opens up the possibilities of, bir şeyin mümkün hâle gelmesi için fırsatlar yaratmak veya bunları genişletmek anlamına gelir. Up, kısıtlı bir durumdan daha açık bir duruma geçme fikrini katar; ifade, sonucun zaten elde edildiği anlamına gelmez. Cümlede of sözcüğünden sonra, olanakları genişletilen etkinliği adlandırmak için -ing biçimindeki generating kullanılır. Genel olarak open up the possibility veya possibilities of + isim ya da -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Bir hibenin başarıyı garanti etmeden araştırma için yeni yollar yarattığını en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The grant guarantees that the new treatments will succeed.
  2. The grant makes possibilities to test new treatments.
  3. The grant opens up possibilities for testing new treatments.
Cevabı göster

The grant opens up possibilities for testing new treatments.

Combine this with other therapies and preventative measures like condoms,

3:00

Bunu diğer tedaviler ve prezervatif gibi önleyici tedbirlerle,

clean needle programs and safe blood transfusions

3:03

temiz iğne programları ve güvenli kan nakilleriyle birleştirirsek,

and HIV/AIDS may one day be a thing of the past. Deyimler

3:06

HIV/AIDS bir gün geçmişte kalabilir.

Deyimler

Artık güncel olmayan şeyler için a thing of the past

Be a thing of the past deyimi, bir şeyin artık var olmadığını, kullanılmadığını veya gerçek bir sorun olmaktan çıktığını belirtir. Kelimesi kelimesine geçmiş bir zamandan kalma bir nesne anlamına gelmez. Buradaki may one day, HIV/AIDS’in şimdiden ortadan kalktığını söylemez; geleceğe ilişkin umut verici bir olasılık sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + be + a thing of the past şeklindedir.

Alıştırma

Bir şeyin artık kullanılmayabileceğini ifade eden deyimle cümleyi tamamlayın: With digital passes, paper tickets may soon be ____.

Cevabı göster

a thing of the past

Your sharing of this video is much appreciated

3:09

Bu videoyu paylaşmanız bizim için çok değerli;

in the effort to help spread knowledge and awareness.

3:11

böylece bilgi ve farkındalığın yayılmasına yardımcı oluyorsunuz.

And a special thanks to Audible for supporting this episode

3:14

Bu bölüme destek veren Audible'a da özel olarak teşekkür ederiz.

to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.

3:17

Bu sayede audible.com/asap adresinde 30 gün ücretsiz deneyebilirsiniz.

This week, we wanted to recommend the book Redefining Reality,

3:21

Bu hafta Redefining Reality adlı kitabı önermek istiyoruz.

which explores what is real and what is illusory

3:24

Kitap, neyin gerçek neyin yanılsama olduğunu

from both a scientific and philosophical perspective

3:26

hem bilimsel hem de felsefi açıdan

through a series of really awesome lectures.

3:30

gerçekten harika bir dizi ders aracılığıyla inceliyor.

You can get a free 30-day trial at audible.com/asap

3:32

audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz deneme başlatabilir

and choose from a massive selection.

3:36

ve devasa seçenekler arasından istediğinizi seçebilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

3:38

Sesli kitapları çok seviyoruz; yoldayken dinlemek için harikalar.

Deyimler

Meşgul veya hareket hâlinde olmak için on the go

On the go, meşgul ve hareketli olmayı, seyahat etmeyi veya evden uzakta işlerle uğraşmayı ifade eden gündelik bir deyimdir. Mutlaka koşmak anlamına gelmez. Bu cümlede when you're on the go, gün içinde dışarıda olup bir yerden diğerine giderken anlamındadır; bu da içeriğin o sırada neden kullanışlı olduğunu açıklar. İfade çoğunlukla be fiilinden sonra gelir: I'm on the go; she's always on the go.

Alıştırma

Meşgul veya evden uzakta olmayı ifade eden üç kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: I save short articles to read ____.

Cevabı göster

on the go

And subscribe for more weekly science videos.

3:40

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.