Bingo 3000 🧡 🤖 | TAM BLUEY MİNİ BÖLÜMÜ | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bir adam yeni aldığı Bingo 3000’ı kullanmaya çalışırken zorlanır, teknik desteğin giderek belirsizleşen talimatlarını uygular, parasını geri ister ve sonunda hem ürünü hem de kendi beklentilerini yeniden yorumlatan komik bir açıklamayla karşılaşır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. busted. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir eşyanın ya da cihazın bozuk veya çalışmaz durumda olduğunu belirten bu gündelik sözcüğü tanıyın ve broken kelimesine göre hangi durumlarda daha konuşma diline özgü duyulduğunu anlayın. 2. finals footy — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Finaller dönemindeki futbol maçları ya da etkinlikleri için kullanılan bu Avustralya ifadesini anlayarak konuşmacının öğleden sonraki etkinliği neden önemli ve önceden belirlenmiş bir program saydığını kavrayın. 3. Bingo 3000? Magazine. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Eksiltili soru-cevap alışverişinin Bingo 3000’ı aniden bir dergi olarak yeniden sınıflandırıp yanlış anlamayı ortaya çıkarmasını ve sahnenin son komik ters köşesini oluşturmasını görün.
Bu derste
brand new: new ifadesinden daha güçlü
Brand new, “tamamen yeni” anlamına gelen kalıplaşmış bir sıfat ifadesidir. Bir şeyin yeni satın alındığını, üretildiğini veya ilk kez teslim alındığını sıkça düşündürür. Burada Bingo 3000'ı niteler ve new anlamını güçlendirir. Bu ifadede brand, “marka” veya şirket adı anlamına gelmez. Duyarken veya kullanırken brand new ifadesini tek bir bütün olarak düşünün.
Alıştırma
Dizüstü bilgisayarın tamamen yeni olduğunu vurgulayan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The laptop has just come out of its sealed box. It is ____.
Cevabı göster
brand new
Can't wait to + fiil: güçlü beklenti
Can't wait to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma konusunda çok heyecanlı veya istekli olmak anlamına gelir. Genellikle beklemenin gerçekten imkânsız olduğu anlamına gelmez. Tam cümle I can't wait to check it out. şeklindedir. Bu gündelik altyazıda I öznesi çıkarılmıştır. to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: can't wait to check, see veya try.
Alıştırma
Güçlü bir beklenti belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: I ____ open the present tomorrow.
Cevabı göster
can't wait to
check it out: yeni bir şeye bakmak veya onu denemek
Bu cümlede check it out, bir şeye bakmak, onu denemek veya nasıl olduğunu öğrenmek anlamına gelir. Konuşan kişi yeni bir ürünü keşfetmek için sabırsızlanmaktadır; burada ödeme yapmak ya da otelden çıkış yapmak anlamına gelmez. Buradaki check ... out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda it, check ile out arasına gelir: check it out denir, check out it denmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için check, it ve out sözcüklerini doğru sıraya koyun: I downloaded a new game, and I can't wait to ____.
Cevabı göster
check it out
pop these down: bunları rahatça bir yere koymak
Burada pop these down, bu eşyaları aşağıya ya da uygun bir yere koymak anlamına gelir. Günlük Britanya İngilizcesinde pop, küçük bir eylemin hızlı, kolay ve rahat görünmesini sağlar; burada “patlatmak” anlamına gelmez. Down, eşyaların bir yüzeye ya da daha alçak bir konuma yerleştirildiğini gösterir. Tam olarak nereye konacağı durumdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Burada pop these down ne anlama geliyor? Just pop these down on the table.
- Bunları rahatça bir yere koymak.
- Bunları patlatmak.
- Bunları sertçe düşürmek.
Cevabı göster
Bunları rahatça bir yere koymak.
There we go: küçük bir işin tamamlandığını belirtme
There we go, küçük bir hareket başarıyla sonuçlandığında, bir şey sonunda yerine oturduğunda veya bir sorun yeni çözüldüğünde kullanılan kalıplaşmış bir sözlü tepkidir. Burada konuşanın işlemin başarıyla tamamlandığına inandığını gösterir. Bu kullanımda there bir yeri göstermez. İfadenin tamamını yaklaşık olarak “Tamamlandı” veya “Şimdi çalışıyor” anlamına gelen bir tepki olarak öğrenin.
Alıştırma
Gevşek bir sandalye ayağını az önce onardınız. Hangi tepki başarılı sonucu en doğal şekilde belirtir?
- Here we go.
- Where did it go?
- There we go.
Cevabı göster
There we go.
busted: bir şeyin bozuk olduğunu söylemenin gündelik yolu
Bu cümlede busted, “bozuk” veya “çalışmıyor” anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Thing's, thing is ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla yapı this thing is busted şeklindedir. Busted ayrıca “yanlış bir şey yaparken yakalanmış” anlamına da gelebilir, ancak burada çalışmayan bir nesneden söz edildiği için “bozuk” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede busted, bozuk veya çalışmayan bir nesneyi tanımlar?
- My headphones are busted, so I can't hear anything.
- The police busted the illegal operation last night.
- Sam got busted for cheating on the test.
Cevabı göster
My headphones are busted, so I can't hear anything.
Güçlü çıkarım bildiren Must be
Must be burada duruma dayanan güçlü bir sonucu ifade eder: Konuşan kişi, nesnenin üzerinde bir yerde numara bulunduğundan emindir. Burada bir kural veya zorunluluk anlatılmaz. Gündelik konuşmada baştaki There sözcüğü atılmıştır. Tam biçim There must be a number on here somewhere. şeklindedir. Kanıtlar bir şeyin var olduğuna güçlü biçimde inanmanızı sağladığında there must be kullanılır.
Alıştırma
Kanıtlara dayanan güçlü bir sonucu göstermek için İngilizce cümleyi must be ile tamamlayın: Her car is outside, so she ____ home.
Cevabı göster
must be
Telefon karşılaması olarak Technical support
Technical support, cihazlar, yazılımlar veya diğer teknolojilerle ilgili sorunları çözmeye yardımcı olan bölüm ya da hizmettir. Bir çalışan telefona yalnızca Technical support diyerek cevap verdiğinde bölüm adı kısa ve profesyonel bir karşılama olarak kullanılır: Arayan kişinin teknik destek bölümüne ulaştığını gösterir. Tam bir cümle olmasa da bu durumda doğaldır.
Alıştırma
Bir kişi iş telefonunu "Technical support." diyerek açtığında ne demek ister?
- Teknik sorunların çözümüne yardımcı olan bölüme ulaştınız.
- Sizden bir teknisyeni desteklemenizi istiyorlar.
- Sizden teknik bir teoriyi açıklamanızı istiyorlar.
Cevabı göster
Teknik sorunların çözümüne yardımcı olan bölüme ulaştınız.
Dikkati sonraki noktaya yönelten söylem belirteci Yeah, look,
Bu cümlede look, gözle bakma isteği değil, bir söylem belirtecidir. Dinleyicinin dikkatini ardından gelecek açıklamaya veya ana noktaya yöneltir. Yeah, karşıdaki kişiye kısaca karşılık verir; look ise konuşanın kendi anlatmak istediği noktaya geçtiğini gösterir. Bu ikili, look kelimesinin gerçek anlamından çok “mesele şu” veya “dinleyin” gibi anlaşılabilir.
Alıştırma
“Yeah, look, I think there’s been a mistake,” cümlesinde look ne işe yarar?
- Konuşanın hatayı gördüğünü gösterir.
- Dikkati ardından gelecek noktaya yöneltir.
- Dinleyiciden bir şeyi incelemesini ister.
Cevabı göster
Dikkati ardından gelecek noktaya yöneltir.
I'm having some problems with the bottom kind of legs bit. Notlar
0:41Alt kısımdaki ayak gibi şeylerle ilgili bazı sorunlar yaşıyorum.
having some problems with + isim
Be having some problems with + isim, bir şeyin düzgün çalışmadığını veya konuşanın o şeyi kullanmakta ya da yapmakta zorlandığını belirtir. With sonrasındaki isim öbeği, zorluğa neden olan şeyi veya etkinliği gösterir. Şimdiki zaman yapısı I’m having, sorunları şu anda devam eden bir durum olarak sunar. Bu nedenle müşteri hizmetlerine bir sorun bildirirken doğal bir kalıptır; ekipmanlar, yazılımlar, görevler veya beceriler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Müşteri hizmetlerine söylenen bu cümleyi eksik edatla tamamlayın: “I'm having some problems ____ my laptop.”
Cevabı göster
with
kind of legs bit: bir parçayı belirsiz biçimde adlandırma
Bu doğaçlama ifadede kind of legs, kabaca bacağa benzeyen bir şey demektir; bit ise bir nesnenin parçası anlamındadır. Konuşan kişi parçanın tam adını bilmediği için ifadenin bütünü alttaki, biraz bacağa benzeyen parçayı gösterir. Bu, kalıplaşmış bir ifade değil, konuşma sırasında kısaltılarak kurulmuş bir anlatımdır. Başka durumlara aktarılabilecek nokta, tam adını bilmediğiniz bir parçadan günlük dilde bit diye söz edip biçimini ya da yerini tarif etmektir.
Alıştırma
kind of legs bit ifadesindeki bit ne anlama gelir?
- nesnenin bir parçası
- bir şeyden alınmış bir ısırık
- küçük bir miktar
Cevabı göster
nesnenin bir parçası
Yeah, you straighten them out and they just go back up. Öbek fiiller
0:45Evet, düzeltiyorsunuz ve anında geri toplanıyorlar.
straighten them out: gerçek anlam ve zamirin yeri
Burada straighten them out, bacakları bükülmüş veya katlanmış durumda bırakmak yerine düz hâle getirmek demektir. Fiziksel bir hareketi anlatır; out, onları düz ve tamamen açılmış bir konuma getirme anlamı katar. Straighten out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne them zamiri olduğunda straighten ile out arasına gelmelidir: straighten them out denir, straighten out them denmez. Bu ifade bir sorunu çözmek anlamına da gelebilir, ancak burada bağlam gerçek anlamı seçer.
Alıştırma
Cümleyi straighten ... out ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The wire is bent, so please ____.
Cevabı göster
straighten it out
go back up: daha yüksek bir konuma dönmek
go back up ifadesinde back önceki bir konuma veya duruma dönüşü, up ise yukarı yönü belirtir. İfade bir bütün olarak, yerinden oynatılan bir şeyin yeniden daha yüksek bir konuma dönmesi anlamına gelir. Burada parçalar düzeltildikten sonra kendiliğinden yeniden yukarı dönüyor. go back up ifadesini birbiriyle ilgisiz üç eylem olarak değil, tek bir hareket düzeni olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi go back up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every time I pull the blind down, it ____ by itself.
Cevabı göster
goes back up
Cümle sonunda yeah? ile onay isteme
Bir ifadenin veya önerilen bir adımın sonuna gelen yeah?, söyleneni kısa bir onay isteğine dönüştürür. Yaklaşık olarak Is that right? ya da Have I understood correctly? anlamına gelir; yes anlamında bir cevap değildir. Burada grab this bit sonraki adım olarak ele alınıyor ve yeah?, konuşmayı karşılıklı sürdürürken bu adımın doğru olup olmadığını kontrol ediyor.
Alıştırma
“So, grab this bit, yeah?” cümlesinin sonundaki yeah? ifadesinin temel işlevi nedir?
- Karşı taraftan adımı onaylamasını ister.
- Bütün adımların tamamlandığını bildirir.
- Yes anlamında tam bir cevap verir.
Cevabı göster
Karşı taraftan adımı onaylamasını ister.
Now what? ile sonraki adımı sormak
Now what?, bundan sonra ne olması ya da konuşanın ne yapması gerektiğini sorar. Burada konuşan kişi bir adımı tamamlamış ve yeni bir talimat beklemektedir. Bu ifade konuşmayı sonraki aşamaya taşır; genellikle “Tam şu anda ne oluyor?” anlamına gelmez. Ses tonuna göre tarafsız, kafası karışmış veya sabırsız duyulabilir.
Alıştırma
Sonraki talimatı istemek için kullanılan kısa soruyu tamamlayın: The printer is connected. ____?
Cevabı göster
Now what
jiggle it: küçük ve hızlı hareketlerle oynatmak
Jiggle it, nesneyi küçük ve hızlı hareketlerle ileri geri oynatmak anlamına gelir. Bir şey sıkıştığında, gevşediğinde veya konumu biraz kaydığında sık kullanılır. Just jiggle it? cümlesinde just, önerilen tek hareketin bu olduğunu ya da hareketin basit olduğunu gösterir; soru biçimi ise talimatı doğrular.
Alıştırma
Hangi talimat, sıkışmış bir anahtarı kurtarmak için küçük ve hafif bir hareket istiyor?
- Shake the key as hard as you can.
- Hold the key completely still.
- Jiggle the key gently and try again.
Cevabı göster
Jiggle the key gently and try again.
Nah, didn't work, mate. — başarısızlığa yönelik sert ve gündelik geri bildirim
İngilizcedeki Nah, no demenin çok gündelik bir yoludur. Didn't work ifadesinde, başarısız olan deneme zaten belli olduğu için it öznesi düşürülür; yani deneme istenen sonucu vermemiştir. Mate, karşıdaki kişiye yönelik samimi bir hitaptır. Bu kısa ve eksiltili ifade, önerinin işe yaramadığını sertçe bildirir. Mate dostça duyulabilir, ancak bir şikâyet içinde sıcaklıktan çok sabırsızlık veya baskı katabilir.
Alıştırma
“Nah, didn't work, mate.” burada büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi önerinin iyi çalıştığını söylüyor.
- Konuşan kişi öneriyi henüz denemedi.
- Konuşan kişi öneriyi denedi, ancak öneri sorunu çözmedi.
Cevabı göster
Konuşan kişi öneriyi denedi, ancak öneri sorunu çözmedi.
What else you got? — başka bir seçenek için doğrudan talep
What else you got? karşı taraftan başka bir fikir, seçenek veya kaynak sunmasını ister; tam olarak neyin sorulduğunu bağlam belirler. Çok gündelik konuşmada, daha standart İngilizcedeki What else have you got? yerine bu kısaltılmış yapı kullanılabilir. Önceki öneri başarısız olduktan sonra bu kısa soru, çözüm sunmaya devam etme talebi gibi işleyebilir; bu yüzden yalnızca meraklı değil, meydan okuyan bir tonda duyulabilir.
Alıştırma
Başka bir çözüm isteme bağlamında “What else you got?” ifadesine en yakın standart ve tam biçim hangisidir?
- What else did you get?
- What else are you getting?
- What else have you got?
Cevabı göster
What else have you got?
poke around: deneme yoluyla aramak veya incelemek
Bu soruda poke around, kesin bir yöntem izlemeden çeşitli yerlerde bir şeyler aramak, eşyalara dokunmak veya onları incelemek anlamına gelir. around parçacığı, poke fiilini tek bir küçük dürtme hareketinden bir alanı deneme yoluyla araştırma eylemine dönüştürür. Konuşan kişi belirsiz bir talimatı doğruladığı için soru kararsızlık taşır: “Sadece orayı burayı denemem mi gerekiyor?”
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I’ll poke around in the storage cupboard.” diyor. Büyük olasılıkla ne yapacak?
- Kesin bir yöntem olmadan ararken etrafı incelemek ve eşyaları hareket ettirmek
- Dolaba bir kez hızlıca dokunup ayrılmak
- Sabit bir prosedüre göre her rafı ölçmek
Cevabı göster
Kesin bir yöntem olmadan ararken etrafı incelemek ve eşyaları hareket ettirmek
can do: bir görevi kısaca kabul etme ifadesi
Can do, “Evet, bunu yapabilirim” veya “Sorun değil” anlamına gelen kısa ve gayriresmî bir yanıttır. Yapılacak iş konuşmadan zaten anlaşıldığı için I öznesi ile that ya da it nesnesi söylenmez. Burada Okay, can do bir talimatı kabul eder ve konuşanın hem istekli hem de bunu yapabilecek durumda olduğunu gösterir. Resmî dilbilgisinde tam bir cümlecik olmasa da konuşmada tek başına eksiksiz bir yanıt gibi kullanılır.
Alıştırma
Gayriresmî bir iş konuşmasında “Okay, can do.” yanıtı ne anlama gelir?
- Evet, bununla ben ilgilenebilirim.
- Bu mümkün, ancak görevi kabul etmiyorum.
- Bunu yapmana izin var.
Cevabı göster
Evet, bununla ben ilgilenebilirim.
look, mate: söz keserek tutumu vurgulamak
Burada look, “şimdi söyleyeceklerimi dinle” anlamına gelen bir söylem belirleyicisidir; bir şeye bakma isteği değildir. Karşıdakinin sözünü keser ve dikkati konuşanın tutumuna çeker. Mate, karşıdaki kişiye hitap etmek için kullanılır. Bir tartışmada mutlaka dostluk belirtmez; look, mate birlikte kullanıldığında sabırsız ve baskı kuran bir ton yaratır.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Bir şikâyette Look, mate her zaman yakın bir arkadaşa sıcak biçimde hitap eder ve hiç sabırsızlık taşımaz.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
want my money back: doğrudan para iadesi istemek
Want my money back, bir ürün veya hizmet için önceden ödenmiş paranın iadesini istemek anlamına gelir. Back, paranın ödeme yapan kişiye geri dönmesini belirtir; aynı banknotları veya madeni paraları geri almak anlamına gelmez. Kalıp want + iyelik belirleyicisi + money + back şeklindedir; örneğin I want our money back. Tam cümlede I want, isteği kibar veya dolaylı değil, doğrudan hâle getirir.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak doğrudan para iadesi talebini tamamlayın: The headphones are defective, and I ____.
Cevabı göster
want my money back
I'm not driving: planlanan bir eylemi kesin biçimde reddetmek
Bu cümlede “I'm not driving...” esas olarak konuşma anında gerçekleşen bir durumu anlatmaz. Şimdiki zaman yapısı, sırada yapılması önerilen belirli bir eyleme, yani diğer tarafın bulunduğu yere arabayla geri dönmeye işaret eder. Olumsuz biçim bu planı reddeder. Konuşmada “I'm not + -ing” kararı kesinleşmiş gibi sunabilir; bu yüzden reddetme tereddütlü değil, kararlı duyulur.
Alıştırma
Bu cümlede “I'm not driving” ne anlatıyor?
- Konuşan kişi tam şu anda direksiyon başında değil.
- Konuşan kişi önerilen yolculuğu yapmayı reddediyor.
- Konuşan kişi hiç araba kullanmıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi önerilen yolculuğu yapmayı reddediyor.
all the way back: dönüş yolculuğunun tamamını vurgulamak
All the way back, “daha önce bulunulan yere kadar dönüş mesafesinin tamamını kat ederek” anlamına gelir. All the way, back ifadesini güçlendirir; yalnızca yön belirtmek yerine dönüşün uzun, eksiksiz veya zahmetli olduğunu hissettirir. Burada bu vurgu şikâyeti destekler. Konuşan kişi yalnızca geri dönmeyi reddetmez; tüm dönüş yolculuğunu yapmanın zahmetini de vurgular.
Alıştırma
Tüm dönüş yolculuğunu vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After I noticed my passport was missing, I had to go ____ to the hotel.
Cevabı göster
all the way back
you guys: gündelik dilde “siz” veya “sizin taraf”
You guys, birden fazla kişiye hitap etmenin ya da onlardan söz etmenin gündelik bir yoludur. Günümüz konuşma İngilizcesinde guys her cinsiyetten kişiyi kapsayabilir; dolayısıyla burada yalnızca “erkekler” anlamına gelmez. Bu şikâyette konuşan kişi you guys ile karşı tarafı bir grup olarak belirtir: müşteri hizmetleri temsilcisi ile onun temsil ettiği mağaza veya şirket. O anda yalnızca bir temsilci dinliyor olsa bile çoğul you tüm kuruluş tarafını kapsayabilir.
Alıştırma
Bu şikâyette you guys en doğal biçimde kimi ifade ediyor?
- Müşteri hizmetleri temsilcisi ve temsil ettiği işletme
- Yalnızca bir grup erkek arkadaş
- Konuşan kişinin kendi takım arkadaşları
Cevabı göster
Müşteri hizmetleri temsilcisi ve temsil ettiği işletme
Mevcut bir programı anlatan I've got
Bu cümlede I've got, “programımda bir şey var” veya “zaten yapacak bir işim var” anlamına gelir. finals footy bir etkinliktir; bu yüzden ifade bir nesnenin sahipliğini değil, mevcut bir programı belirtir. Yeniden kullanılabilecek yaygın yapı I've got + randevu, etkinlik, ders veya görev şeklindedir. Konuşan kişinin neden müsait olmadığını açıklamak için sıkça kullanılır: I've got a meeting, programında bir toplantı olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede I've got, mevcut ve planlanmış bir programı belirtmek için kullanılmıştır?
- I've got to call the dentist before three.
- I've got a dentist's appointment at three.
- I got a new phone yesterday.
Cevabı göster
I've got a dentist's appointment at three.
Avustralya İngilizcesinde finals footy
Avustralya İngilizcesinde footy, football için kullanılan gündelik bir addır. Hangi sporu anlattığı bölgeye ve topluluğa göre değişir; Avustralya futbolu ya da bir ragbi türü olabilir. Burada finals, sezon sonundaki şampiyonluk aşamasını anlatır. Bu nedenle finals footy, final serisindeki bir maç ya da futbolla ilgili bir program demektir; okul bitirme sınavları anlamına gelmez. I've got finals footy ifadesinde konuşan kişi bunu planlanmış bir işi olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede finals footy en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Okul bitirme sınavları
- Final aşamasıyla ilgisi olmayan sıradan bir futbol antrenmanı
- Sezon sonundaki final aşamasında bir maç veya ilgili bir program
Cevabı göster
Sezon sonundaki final aşamasında bir maç veya ilgili bir program
this arv.: altyazıda this afternoon için kullanılan Avustralya tarzı kısaltma
Bu altyazıda this arv., this afternoon anlamına gelir. arv yazımı, kısaltılmış Avustralya gündelik konuşmasını temsil eder; yazıda çok daha yaygın biçim arvo şeklindedir. Bu ifade, konuşan kişinin programının ne zaman olduğunu belirtir. Bir ad ya da resmî kısaltma olarak değil, bölgesel ve gündelik bir ifade olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümledeki this arv. ile aynı anlama gelen standart ifade hangisidir?
- this afternoon
- this evening
- this year
Cevabı göster
this afternoon
pick it up: bir şeyi bulunduğu yerden almak
Bu cümlede pick it up, eşyanın bulunduğu yere gidip onu almak anlamına gelir. Konuşan kişi şirketten gelip arızalı makineyi götürmesini istiyor; ifade yalnızca yerdeki bir şeyi kaldırmak demek değildir. Pick up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: pick it up denir, pick up it denmez. Aynı kalıp paket veya başka eşyaları teslim almak için de kullanılır.
Alıştırma
Pick up kullanarak zamiri doğru yere koyup cümleyi tamamlayın: Your order is ready at the shop, so you can ____ this afternoon.
Cevabı göster
pick it up
What do you mean...?: şaşırtıcı bir redde itiraz etmek
Burada What do you mean...? karşı tarafın az önce söylediği söze itiraz eder. Konuşan kişi bir kelimenin tanımını sormuyor; bu ret karşısında şaşkın ve rahatsızdır, bu yüzden açıklama talep eder. What do you mean + yan cümle? kalıbı, What do you mean you're not going to do that? örneğinde olduğu gibi şaşırtıcı iddiayı doğrudan işaret eder. İfadenin gerçek bir açıklama isteği mi yoksa bir itiraz mı olduğu bağlama ve ses tonuna bağlıdır.
Alıştırma
Örnekte What do you mean esas olarak hangi tutumu ifade ediyor?
- Konuşmayı nazikçe bitirmek
- Reddedilmeye itiraz edip açıklama talep etmek
- Bir kelimenin sözlük tanımını tarafsız biçimde sormak
Cevabı göster
Reddedilmeye itiraz edip açıklama talep etmek
Öfkeyle başından savma anlamında “forget you.”
Bu cümlede forget you, hafızayla ilgili değildir. Karşıdaki kişiyi öfkeyle başından savan bir ifadedir ve yaklaşık olarak “git başımdan” ya da “seninle işim bitti” anlamına gelir. Konuşan kişi bu ifadeyle karşısındakini reddeder ve konuşmayı keser. Daha ağır bir küfrün yerine kullanılabilse de hâlâ düşmanca bir ifadedir.
Alıştırma
Bir tartışmada “Forget you” büyük olasılıkla ne anlatır?
- Sorun için endişelenme.
- Benimle konuşmayı bırak; sana kızgınım.
- Lütfen beni hatırlamamaya çalış.
Cevabı göster
Benimle konuşmayı bırak; sana kızgınım.
Bir tartışmayı bitiren “That's it.”
Bu konumda That's it., “yeter” ya da “bu iş şimdi bitti” anlamına gelir. Konuşmayı kısa yoldan kapatır: Konuşan kişi sınırını koyar ve tartışmaya devam etmeyi reddeder. Aynı sözler doğru şeyi belirtmek veya başka bir şey kalmadığını söylemek için de kullanılabilir. Buradaki çatışma bağlamı, cümleye konuşmayı bitirme gücü verir.
Alıştırma
Hararetli bir tartışmanın sonunda “That's it.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Ekleyecek daha fazla noktam var.
- Sınırıma ulaştım ve bu tartışma burada bitiyor.
- Aradığım nesne bu.
Cevabı göster
Sınırıma ulaştım ve bu tartışma burada bitiyor.
Bingo 3000? Magazine. — Eksiltili parçalarla yeniden sınıflandırma
“Bingo 3000?” adı yeniden gündeme getirip doğrulayan eksiltili bir parçadır. “Magazine.” da “O bir dergidir” tam cümlesinin yerini tutan başka bir parçadır. Birlikte konu-cevap düzeni oluştururlar: önce konu, ardından düzeltilmiş kategori gelir. Kategori son kelimeye kadar saklandığı için bu söz, Bingo 3000’in bir makine olduğu yönündeki önceki varsayımı tersine çevirir. Hızlı diyaloglarda ve komedide bu sıkıştırılmış düzen, bir yanlış anlamayı ortaya çıkarıp düzeltmeyi daha çarpıcı hâle getirebilir.
Alıştırma
“Bingo 3000? Magazine.” bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Birbiriyle ilgisiz iki ürünü adlandırıyor.
- Bir derginin ayrıntılı biçimde açıklanmasını istiyor.
- Adı yeniden gündeme getirip ardından onu dergi olarak yeniden sınıflandırıyor.
Cevabı göster
Adı yeniden gündeme getirip ardından onu dergi olarak yeniden sınıflandırıyor.
I thought ... would be ... — Geçmişteki bir beklenti
I thought + özne + would be + tamamlayıcı yapısı, geçmişte sahip olunan bir beklentiyi anlatır. Thought bakış açısını geçmişe yerleştirir; would ise o geçmiş noktadan daha sonra gerçekleşmesi beklenen sonuca bakar. Buradaki faster karşılaştırma bildirir, dolayısıyla gerçekliğin beklentiyi karşılamadığı ima edilir. Bu yapı, eleştiriyi “This thing is too slow.” kadar doğrudan söylemeden hayal kırıklığını veya hafif bir şikâyeti ifade etmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi I thought ... would be ... yapısını kullanarak tamamlayın: I thought the new printer ____ quieter, but it is quite loud.
Cevabı göster
would be
Don't get me started: bir konu hakkında çok sayıda şikâyeti olmak
Don't get me started bir deyimdir; birinin sizi gerçekten bir işe başlatmamasını isteyen kelimesi kelimesine bir rica değildir. “O konuyu açma; başlarsam uzun uzun şikâyet eder veya güçlü olumsuz düşüncelerimi anlatırım” anlamına gelir. Bu ifade, rahatsızlığın bir süredir biriktiğini sezdirir. Komik bir etki yaratmak için abartılı biçimde de kullanılabilir; kişinin gerçekten kızgın mı yoksa şakacı bir şekilde mi yakındığını ses tonu ve bağlam gösterir.
Alıştırma
Gündelik bir konuşmada Don't get me started en doğal olarak ne anlama gelir?
- O konu hakkında söyleyecek hiçbir şeyim yok.
- O konuyu açma; hakkında uzun uzun şikâyet edebilirim.
- Lütfen bir işe başlamama yardım et.
Cevabı göster
O konuyu açma; hakkında uzun uzun şikâyet edebilirim.