Doğum Yapmak vs Testislere Tekme Yemek: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
747 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Video, doğum sancısını testislere tekme atılmasının acısıyla karşılaştırıyor. Var olmayan “Del” birimini çürütüyor; nosiseptörler ve algıyla ağrının neden nesnel biçimde sıralanamayacağını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “when it comes to” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: karşılaştırmayı bir konuyla sınırlayın ve soruyu doğal kurun. 2. “isn't simply ... but rather” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: eksik açıklamayı reddedip yerine daha kesinini koyan karşıtlığı tanıyın. 3. “phantom limb pain.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: olmayan bir uzuvdaki ağrıyı ve bu örneğin ağrının öznel olduğunu nasıl gösterdiğini anlayın.

Bu derste

In the battle of the sexes, Deyimler

0:00

Cinsiyetler arasındaki savaşta,

we're fiercely divided.

0:01

keskin biçimde ikiye bölünmüş durumdayız.

Deyimler

battle of the sexes: mecazi bir kadın-erkek çekişmesi

Battle of the sexes, kadınlar ve erkekler arasındaki çatışmayı, rekabeti veya tartışmayı bir savaş gibi gösteren mecazi bir ifadedir. Gerçek bir savaş yaşandığı anlamına gelmez. Burada acıyla ilgili bir karşılaştırmayı iki grup arasındaki rekabet olarak çerçeveler. Bu geleneksel ifadede sexes, kadın ve erkek gruplarını belirtir; cinsel etkinlik anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede battle of the sexes ne anlama geliyor?

  1. Kadınlarla erkekler arasında mecazi rekabet veya anlaşmazlık
  2. Kadınlarla erkeklerin yer aldığı gerçek bir fiziksel savaş
  3. Askerî bir çatışma sırasında cinsel etkinlik
Cevabı göster

Kadınlarla erkekler arasında mecazi rekabet veya anlaşmazlık

Who has it worse when it comes to pain? Kalıp ifadeler

0:02

Acı söz konusu olduğunda hangisi daha çok çekiyor?

Kalıp ifadeler

has it worse: daha zor bir durumda olmak

Have it worse, başka birine göre daha zor, acı verici veya dezavantajlı bir durumda olmak demektir. it zamiri belirli bir nesneyi göstermez; have it + karşılaştırma yapısının kalıplaşmış bir parçasıdır. Who has it worse when it comes to pain? cümlesinde worse, her kişinin veya grubun deneyiminin ne kadar kötü olduğunu karşılaştırır. Soru, kimin daha çok acı çektiğini sorar; kimin daha kötü bir şeye sahip olduğunu değil.

Alıştırma

Cümleyi “daha zor bir durumda olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Maya must work two jobs to pay rent, while Leo needs only one, so Maya ____.

Cevabı göster

has it worse

Kalıp ifadeler

when it comes to + konu

“When it comes to”, tartışmanın kapsamını belirli bir konu veya ölçütle sınırlar. Bu soruda “acı açısından” anlamına gelir; dolayısıyla kimin daha kötü durumda olduğunu karşılaştırmanın ölçütü acıdır. Burada “to” bir edattır ve “pain” onun nesnesidir; “comes” fiziksel bir hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp “when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimi”dir.

Alıştırma

Cümleyi konuyu çerçeveleyen sabit ifadeyle tamamlayın: “Rina stays calm ____ handling emergencies.”

Cevabı göster

when it comes to

On the one hand, Anlatım akışı

0:04

Bir yanda,

women are left with the task of fitting a watermelon-sized object through a coin-sized hole. Notlar

0:05

kadınlar karpuz büyüklüğündeki bir nesneyi madeni para büyüklüğündeki bir delikten geçirmek zorunda.

Kalıp ifadeler

be left with the task of doing something: bir görevi üstlenmek zorunda kalmak

be left with the task of doing something yapısında be left with, koşullar nedeniyle birinin sonunda bir sorumluluğu üstlenmek zorunda kalması anlamına gelir; çoğu zaman bu, başka hiç kimsenin sorumluluğu almak istememesi veya alamaması yüzündendir. Left, edilgen bir yapıda leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; kişinin oradan ayrıldığını anlatmaz. Bu cümlede ifade, kadınları zor yükü taşımak zorunda kalan kişiler olarak gösterir. Yapı be left with + the task of + -ing biçimidir ve sonunda birinin üzerine kalan her türlü sorumluluk için kullanılabilir.

Alıştırma

be left with the task of ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Because everyone else canceled, Nina ____ organizing the entire event.

Cevabı göster

was left with the task of

Kelime

watermelon-sized ve coin-sized: isim + -sized sıfatları

Bir ismin ardından gelen -sized, o ismin belirttiği şeyle yaklaşık aynı büyüklükte anlamına gelen birleşik bir sıfat oluşturur. Watermelon-sized, object sözcüğünü; coin-sized ise hole sözcüğünü niteler. Bu birleşik sözcükler yalnızca büyüklüğü karşılaştırır; nesnelerin hangi malzemeden yapıldığını belirtmez. İki birleşik sıfatın birlikte kullanılması, nesne ile açıklık arasında kasıtlı olarak aşırı bir büyüklük karşıtlığı yaratır. Yeniden kullanılabilir kalıp isim + -sized + isim şeklindedir.

Alıştırma

Karşılaştırmaya göre isim + -sized birleşik sözcüğünü tamamlayın: The mark was approximately the size of a coin, so it was a ____ mark.

Cevabı göster

coin-sized

On the other hand,

0:10

Öte yanda,

Anlatım akışı

On the one hand ... On the other hand ile iki yönlü karşıtlık kurmak

“On the one hand ... on the other hand”, karşıt iki değerlendirmeyi dengeli bir yapıya yerleştiren ikili bir söylem kalıbıdır. İlk ifade karşılaştırmanın bir tarafını açar; ikinci ifade tartışmanın diğer tarafa geçtiğini gösterir. Bu kesitte ilk değerlendirme tanıtılır, ikincisi ise sonraki cümlede tamamlanır. “Hand” mecazidir: bu ifadeler vücut bölümlerinden değil, bir meselenin iki yönünden söz eder.

Alıştırma

Dengeli karşıtlığı eşleşen iki ifadeyle tamamlayın: “____, the apartment is close to work. ____, it has very little storage space.”

Cevabı göster

On the one hand · On the other hand

males protest that even the slightest nick of their family jewels can leave them incapacitated. Notlar

0:11

erkekler en değerli bölgelerindeki en ufak bir çiziğin bile onları hareket edemez hâle getirebileceğini savunuyor.

Dilbilgisi

even the slightest + isim

even the slightest nick ifadesinde even, üstünlük biçimi olan slightest’ı güçlendirir. İfade, “hayal edilebilecek en küçük derecedeki kesik”, yani “çok küçük bir kesik bile” anlamına gelir. Buradaki nick, küçük bir kesik veya hafif yaralanmadır. Bu yapı son derece düşük bir eşik sunar: en küçük örnek sonucu doğurmaya yetiyorsa daha ciddi herhangi bir örnek de yeterli olur. Belirli birkaç kesiği karşılaştırmaz; ne kadar azının yeterli olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi even + slight sözcüğünün üstünlük biçimini kullanarak tamamlayın: ____ delay could affect the result.

Cevabı göster

Even the slightest

Deyimler

Mizahi bir örtmece olarak family jewels

Bu cümlede family jewels, özellikle testisler olmak üzere erkek cinsel organları için kullanılan gayriresmî ve mizahi bir örtmecedir. Şaka, fiziksel olarak hassas bir vücut bölümünü ailenin koruyacağı değerli bir şey gibi gösterir. Burada miras kalan değerli taşlar veya mücevherler olarak anlaşılmamalıdır. Komedi ve rahat üsluplu medya içeriklerinde bu ifade, şakacı tonu koruyarak ilgili vücut bölümünden dolaylı biçimde söz etmeyi sağlar.

Alıştırma

family jewels örtmece olarak kullanılmak istendiğinde hangi kullanım en doğaldır?

  1. Bir komedyen şöyle der: He got hit in the family jewels.
  2. Bir cerrah rapora şöyle yazar: The family jewels show signs of infection.
  3. Bir biyoloji kitabında şöyle yazılır: The family jewels produce sperm.
Cevabı göster

Bir komedyen şöyle der: He got hit in the family jewels.

Dilbilgisi

leave + nesne + sıfat: leave them incapacitated

leave them incapacitated ifadesinde leave ettirgen anlamdadır; “onlardan ayrılmak” değil, “onları belirli bir durumda bırakmak” demektir. Them nesnedir, incapacitated ise ortaya çıkan durumu anlatan ve nesneyi niteleyen tamamlayıcıdır. leave + nesne + sıfat yapısı, bir olaydan sonra devam eden sonuca odaklanır. leave someone confused, exhausted veya unable to work gibi durum ifadeleriyle kullanılabilir.

Alıştırma

Ortaya çıkan bir durumu anlatmak için leave + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The long delay left the passengers frustrating.
  2. The long delay left the passengers frustrated.
  3. The long delay left frustrated the passengers.
Cevabı göster

The long delay left the passengers frustrated.

So which hurts more,

0:16

Peki hangisi daha çok acıtır,

childbirth or getting kicked in the balls?

0:17

doğum yapmak mı, yoksa testislere tekme yemek mi?

Before we begin,

0:20

Başlamadan önce,

there's a rumor that has circulated the internet claiming that the human body can take up to 45 Del units of pain,

0:21

internette dolaşan bir söylentiye göre insan vücudu 45 Del birimine kadar acıya dayanabiliyor,

and yet a mother feels up to 57 del of pain during childbirth,

0:26

ancak bir anne doğum sırasında 57 del'e kadar acı hissediyor,

which is apparently equivalent to 20 bones being fractured at once.

0:30

bunun da görünüşe göre 20 kemiğin aynı anda kırılmasına eşdeğer olduğu söyleniyor.

The claim then goes on to suggest that being kicked in the balls brings more than 9,000 Del of pain. Anlatım akışı

0:34

İddia bununla da kalmayıp testislere tekme yemenin 9.000 Del'den fazla acı verdiğini öne sürüyor.

Anlatım akışı

goes on to suggest ile sonraki noktaya geçmek

İddia önce bir sav ortaya koyar, ardından goes on to suggest ile başka bir sava geçer. go on to + fiilin yalın hâli yapısı bir sonraki eyleme veya noktaya geçişi belirtir; dolayısıyla burada savı bir sıra içinde düzenler. Bu, iddianın aynı fikri sürekli öne sürmeye devam ettiği anlamına gelmez. Rapor ve özetlerde X goes on to argue/note/claim... yapısı, kaynağın daha sonra ne söylediğini belirtir.

Alıştırma

Yazarın önce bir sorunu açıkladığını, ardından olası bir çözüm sunduğunu belirten cümle hangisidir?

  1. The writer goes on about a solution.
  2. The writer goes on to suggest a solution.
  3. The writer goes on suggesting a solution.
Cevabı göster

The writer goes on to suggest a solution.

Now,

0:39

Şimdi,

apart from the absurd logic that both of these events can surpass the alleged human limit, Notlar

0:39

bu iki olayın da insanın sözde dayanma sınırını aşabildiğini söyleyen saçma mantığı bir kenara bırakırsak,

Anlatım akışı

apart from: bir noktayı kenara koyup başka bir nokta eklemek

Bu cümlede apart from the absurd logic ... ifadesi, konuşmacı ayrı bir itiraza geçmeden önce bir zayıflığı geçici olarak kenara koyar. Anlamı “bu saçma mantığı bir kenara bıraksak bile”dir; söz konusu mantığın ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Bu, söylemi düzenleyen bir kullanımdır: apart from + isim öbeği, konuşmacının bir sorunu kabul edip başka bir sorunun hâlâ mevcut olduğunu göstermesini sağlar.

Alıştırma

Özgün cümlede apart from the absurd logic ... ne işe yarar?

  1. Bu sorunu geçici olarak kenara koyup başka bir itiraz sunar.
  2. Saçma mantığın ilgisiz olduğunu ve asla dikkate alınmaması gerektiğini kanıtlar.
  3. Saçma mantığın, bunun dışında sağlam olan bir iddianın tek istisnası olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bu sorunu geçici olarak kenara koyup başka bir itiraz sunar.

Kelime

alleged: iddia edilmiş ama kanıtlanmamış

Alleged, human limit ifadesini niteler ve böyle bir sınırın var olduğunun iddia edildiğini, ancak konuşmacının bunun gerçek veya doğru olduğunu kabul etmediğini gösterir. Bu çürütme bağlamında konuşmacıyı iddiadan bilinçli biçimde uzaklaştırır. Daha genel olarak alleged, bilgiyi doğrulanmış bir gerçek değil, aktarılmış veya ileri sürülmüş bir iddia olarak işaretler. Tek başına iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede alleged human limit ne ima ediyor?

  1. Sınır bilimsel olarak doğrulanmıştır.
  2. Sınırın var olduğu iddia edilmiş, ancak kanıtlanmış olarak kabul edilmemiştir.
  3. Sınır sıradandır ve evrensel olarak kullanılır.
Cevabı göster

Sınırın var olduğu iddia edilmiş, ancak kanıtlanmış olarak kabul edilmemiştir.

it actually uses a unit of pain,

0:43

bu iddia gerçekten de bir acı birimi kullanıyor:

the Del,

0:45

Del,

which doesn't even exist.

0:46

ama böyle bir birim yok bile.

There is a unit of pain once devised called the dol, Kelime

0:48

Bir zamanlar dol adı verilen bir acı birimi geliştirilmişti,

Kelime

Once devised: geçmiş zaman zarfı olarak once

once devised ifadesinde once, “geçmişte belirsiz bir zamanda” veya “eskiden” anlamına gelen bir zaman zarfıdır. Burada bir şeyin kaç kez geliştirildiğini saymaz ve “olur olmaz” anlamına gelmez. devised, devise fiilinin edilgen anlam taşıyan geçmiş zaman ortacıdır. once devised, that was once devised ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir ve a unit of pain ifadesini niteler.

Alıştırma

Örnekte once devised ne anlama geliyor?

  1. geçmişte belirsiz bir zamanda geliştirilmiş
  2. başka bir olay gerçekleşir gerçekleşmez geliştirilmiş
  3. tam olarak bir kez geliştirilmiş
Cevabı göster

geçmişte belirsiz bir zamanda geliştirilmiş

from the Latin word for pain,

0:51

adını Latince acı anlamına gelen,

dolor,

0:52

dolor sözcüğünden alıyordu,

but we'll discuss this later.

0:53

ama bunu daha sonra ele alacağız.

To really evaluate this question,

0:55

Bu soruyu gerçekten değerlendirebilmek için,

we first need to understand what pain is. Dilbilgisi

0:56

önce acının ne olduğunu anlamamız gerekiyor.

Dilbilgisi

What pain is: gömülü soruda düz cümle sırası

what pain is, understand fiilinin nesnesi olarak görev yapan gömülü bir wh-sorusudur. Bağımsız bir doğrudan soru oluşturmadan ağrının niteliğini veya anlamını sorar. Gömülü sorular normalde düz cümle sırasını kullanır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle doğru sıra what pain is biçimindedir; what is pain değildir. Noktalama tüm cümleye göre belirlenir; burada tüm cümle bir bildirim cümlesidir ve noktayla biter.

Alıştırma

Hangi cümle explain fiilinden sonra gömülü soruyu doğru kullanıyor?

  1. Can you explain why is the screen blank?
  2. Can you explain why the screen is blank?
Cevabı göster

Can you explain why the screen is blank?

which isn't an easy task.

0:59

Bu da hiç kolay değil.

There's actually a group of specialized nerve cells in your body called nociceptors that react to pain. Kelime

1:00

Aslında vücudunuzda acıya tepki veren, nosiseptörler adı verilen özelleşmiş bir sinir hücresi grubu bulunur.

Kelime

nociceptors: zarar verme ihtimali olan uyaranların algılayıcıları

Burada nociceptors, aşırı sıcak, güçlü basınç veya doku yaralanması gibi zarar verme ihtimali olan uyaranları algılayan özelleşmiş duyu sinir hücreleridir. Ardından omuriliğe ve beyne doğru sinyaller gönderirler; bu sinyaller ağrı deneyimine katkıda bulunabilir. Bu terim, ağrının kendisini veya normal dokunmada görev alan bütün sinirleri değil, uyaranları algılayan hücreleri adlandırır. Sözcüğün parçaları anlamayı kolaylaştırır: noci- zarar kavramıyla ilişkilidir, -ceptor ise bir şeyi alan veya algılayan yapı anlamına gelir.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada nociceptors ne yapar?

  1. Zarar verme ihtimali olan uyaranları algılar ve sinir sinyalleri gönderirler.
  2. Her tür dokunma hissini oluştururlar.
  3. Vücudu geri çeken kaslardır.
  4. Ağrı hissinin kendisidirler.
Cevabı göster

Zarar verme ihtimali olan uyaranları algılar ve sinir sinyalleri gönderirler.

Unlike other nerves,

1:05

Diğer sinirler,

which readily fire in response to normal touch or temperature, Kelime

1:06

normal dokunuş veya sıcaklığa karşı kolayca sinyal üretirken,

Kelime

fire: elektriksel bir sinir sinyali üretmek

Bu sinir bilimi cümlesinde fire, bir sinir hücresinin genellikle aksiyon potansiyeli adı verilen elektriksel bir impuls üretmesi anlamına gelir. Fire in response to normal touch or temperature, bu uyaranların hücrelerin hızla sinir sinyalleri üretmesine yol açtığı anlamındadır. Bu, uzmanlık alanına özgü ve geçişsiz bir kullanımdır: the neuron fires. Nöronun yanması, silahla ateş etmesi veya birini işten çıkarması anlamına gelmez.

Alıştırma

'Some sensory neurons fire when the skin gets too hot,' cümlesinde fire ne anlama gelir?

  1. Bir hücreyi işinden çıkarmak.
  2. Tutuşup yanmak.
  3. Elektriksel impuls üretmek.
  4. Başka bir hücreye ateş etmek.
Cevabı göster

Elektriksel impuls üretmek.

nociceptors will only fire once a certain pain threshold has been passed. Notlar

1:10

nosiseptörler ancak belirli bir ağrı eşiği aşıldığında sinyal üretir.

Dilbilgisi

once ... has been passed: ... aşıldıktan sonra

Burada once, ana cümledeki sonucun gerçekleşmesinden önce olması gereken olayı başlatır. Ana cümledeki only ile birlikte cümle, ağrı eşiği aşılmadan nosiseptörlerin ateşlenmeyeceğini anlatır. Has been passed, present perfect passive yapısıdır: threshold, aşılma eylemine maruz kalan ögedir. Perfect yapı, eşiğin aşılmasını ateşlenmeden önce tamamlanmış bir olay olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, girişin ancak denetim tamamlandıktan sonra başlayacağını doğal biçimde anlatır?

  1. Entry will begin once the safety inspection will have been completed.
  2. Entry will begin once the safety inspection has been completed.
  3. Entry will begin once the safety inspection has complete.
Cevabı göster

Entry will begin once the safety inspection has been completed.

Kelime

pain threshold: ağrı eşiği

Pain threshold, bir duyumun ilk kez ağrılı olarak hissedilmeye başladığı noktadır. Bu cümlede nosiseptörler ancak uyarım bu sınırı geçtikten sonra tepki verir. Bu ifade, bir kişinin dayanabileceği en yüksek ağrı anlamına gelmez. Ağrının başladığı sınırı adlandırır ve bu sınır kişiye ve duruma göre değişebilir.

Alıştırma

Bir hasta, 4 birimlik basıncı ağrılı olarak tanımlamaya başlıyor. 4 birim neyi temsil eder?

  1. The patient's pain tolerance.
  2. The patient's recovery time.
  3. The patient's pain threshold.
Cevabı göster

The patient's pain threshold.

Some of these nociceptors respond quickly, Dilbilgisi

1:14

Bu nosiseptörlerden bazıları hızla tepki vererek,

sending signals to the spinal cord and brain,

1:16

omuriliğe ve beyne sinyaller gönderir,

which produce sharp and sudden pain,

1:18

bu da keskin ve ani bir acı oluşturup,

allowing you to react quickly,

1:20

hızlı tepki vermenizi sağlar,

while others transmit more slowly and are responsible for the prolonged dull ache you feel. Kelime

1:22

diğerleriyse sinyalleri daha yavaş iletir ve hissettiğiniz uzun süreli, künt ağrıdan sorumludur.

Dilbilgisi

Some ... while others: bir grubu karşıt alt gruplara ayırma

Some ... while others ... yapısı, daha büyük bir grubu iki alt gruba ayırır ve her biri için farklı bir davranış ya da özellik belirtir. Burada hem some hem de others, nociceptors sözcüğüne gönderme yapar. Bu cümlede while, whereas anlamına gelir ve bir karşıtlık kurar; “... olduğu sırada” anlamını taşımaz. Bu yapı, özellikle açıklamalarda ve araştırma özetlerinde paralel kategorileri açık biçimde sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir grubu karşıt iki alt gruba ayıran eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: In the survey, ____ participants valued flexibility, ____ preferred a fixed schedule.

Cevabı göster

some · while others

Kelime

prolonged dull ache: uzun süren, keskin olmayan ağrı

Prolonged, ağrının nispeten uzun bir süre devam ettiğini belirtir. Dull, ağrının niteliğini anlatır: ağrı keskin ya da saplanır gibi değildir; ache ise genellikle sürekli ve geçmeyen bir sızıyı ifade eder. Birlikte kullanıldığında prolonged dull ache, uzun süren ve keskin olmayan ağrı anlamına gelir. Daha önce belirtilen sharp and sudden pain ile karşıtlık oluşturur ve belirtileri daha kesin biçimde tanımlar.

Alıştırma

Keskin olmayan ve uzun süre sürekli bir sızı olarak devam eden ağrıyı en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. a sudden sharp pain
  2. a prolonged dull ache
  3. a brief stabbing pain
Cevabı göster

a prolonged dull ache

For males,

1:27

Erkeklerde,

testicles are internal organs that have migrated out of the body cavity, Kelime

1:27

testisler vücut boşluğunun dışına taşınmış iç organlardır,

Kelime

migrated out of the body cavity: vücut boşluğunun dışına taşınmak

Burada migrated, bir organın gelişim sırasında anatomik konum değiştirdiği anlamına gelir. Bir niyet veya insana özgü bir yolculuk anlamı taşımaz. out of the body cavity ifadesi hareketin yönünü gösterir: boşluğun içinden dışarıdaki bir konuma. Biyolojide migrate, hücrelerin, dokuların ve organların hareketini veya yeniden konumlanmasını anlatabilir.

Alıştırma

'During development, the organ migrated from the abdomen to a lower position,' cümlesinde migrated ne anlama gelir?

  1. Bir anatomik konumdan başka bir konuma geçti.
  2. Vücudun içinden kayboldu.
  3. Yeni bir yuva bulmak için kendi isteğiyle yolculuk yaptı.
Cevabı göster

Bir anatomik konumdan başka bir konuma geçti.

which we explain in a previous video you can check out here. Öbek fiiller

1:31

bunu daha önceki bir videomuzda anlatmıştık; buradan izleyebilirsiniz.

Öbek fiiller

check out: bir kaynağa bakmak veya onu incelemek

Burada check out, önerilen bir şeyi “görmek, ziyaret etmek veya incelemek” anlamına gelir. Nesne önceki bir videodur ve here bu videonun bağlantısını gösterir. Çevredeki isim, amaçlanan anlamı belirlemeye yardımcı olur: video, article, website veya product ile kullanılan check out genellikle birini göz atmaya veya daha fazla bilgi edinmeye davet eder.

Alıştırma

Hangi cümlede check out, “önerilen bir kaynağa bakmak veya onu incelemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. You can check our new guide for spelling errors.
  2. You can check out our new guide here.
  3. You can check out of the hotel at noon.
Cevabı göster

You can check out our new guide here.

And while some internal organs such as the liver feel no pain,

1:34

Karaciğer gibi bazı iç organlar acı hissetmezken,

others like the testicles are covered with many nociceptors,

1:37

testis gibi diğerleri çok sayıda nosiseptörle kaplıdır,

making them extremely sensitive. Dilbilgisi

1:41

bu da onları son derece hassas yapar.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren yan cümle: making them extremely sensitive

Virgülden sonraki -ing yan cümlesi making them extremely sensitive, önce belirtilen olgunun sonucunu verir. Çok sayıda nosiseptör bulunmasının testisleri son derece hassas hâle getirdiğini anlatır; making, are covered ile paralel ikinci bir çekimli fiil veya sürmekte olan bir eylem değildir. Bu yan cümlede make, make + nesne + sıfat kalıbını izler: make + them + extremely sensitive. Bu kısa sonuç yan cümlesi çoğu zaman and this makes them extremely sensitive ifadesinin yerini alabilir.

Alıştırma

İlk cümleciğin neden olduğu sonucu hangi bitiş doğru biçimde ekler? The insulation trapped the heat, ____

  1. and making the room uncomfortably warm.
  2. making the room was uncomfortably warm.
  3. made the room uncomfortably warm.
  4. making the room uncomfortably warm.
Cevabı göster

making the room uncomfortably warm.

After all,

1:42

Ne de olsa,

their well-being is of the utmost importance. Kalıp ifadeler

1:43

sağlıklı kalmaları son derece önemlidir.

Kalıp ifadeler

of the utmost importance ile resmî vurgu

Of the utmost importance, “mümkün olan en yüksek derecede önemli” veya “en yüksek öneme sahip” anlamına gelir. Utmost zaten mümkün olan en yüksek dereceyi ifade ettiği için bu kalıp çok güçlü bir vurgu yapar. Yapı be + of + the utmost + soyut isim şeklindedir. Burada is of the utmost importance, is extremely important ile benzer işlev görür ancak daha resmî ve ağırbaşlı duyulur.

Alıştırma

Bu resmî cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? Protecting confidential patient data is ____.

  1. of the utmost importance
  2. of an utmost importance
  3. of the most utmost importance
  4. with the utmost important
Cevabı göster

of the utmost importance

Furthermore,

1:46

Dahası,

the testicles are attached to many nerves in the stomach,

1:46

testisler karın bölgesindeki birçok sinire,

as well as the vagus nerve,

1:49

ayrıca vagus sinirine bağlıdır,

which is directly connected to the brain's vomit center,

1:50

bu sinir de beynin kusma merkezine doğrudan bağlıdır,

and this is why when hit, Dilbilgisi

1:53

işte bu nedenle darbe aldıklarında,

the pain spreads throughout the abdomen.

1:55

acı tüm karın bölgesine yayılır.

Dilbilgisi

when hit: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

“When hit”, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “when they are hit” anlamına gelir; “they” sözcüğünün testisleri anlattığı önceki bağlamdan anlaşılır. Geçmiş ortaç “hit”, eyleme maruz kalanın testisler olduğunu gösterir. Ana cümle “the pain” ile başlar, ancak darbe alan ağrı değildir. Gizli özne bağlamdan gelir ve ana cümlenin öznesinden farklıdır. Özenli yazıda “when the testicles are hit” daha açıktır.

Alıştırma

“When exposed to sunlight, the fabric fades,” cümlesindeki başlangıç yan cümlesi ne anlama gelir?

  1. Güneş ışığı kumaşa ulaşmadan solar.
  2. Kumaş güneş ışığını açığa çıkarır.
  3. Kumaş güneş ışığına maruz kalır.
Cevabı göster

Kumaş güneş ışığına maruz kalır.

The fact that testicles have minimal protection only strengthens the accompanying symptoms of nausea, Dilbilgisi

1:57

Testislerin çok az korunuyor olması, beraberinde gelen mide bulantısı,

increased blood pressure,

2:02

yüksek kan basıncı,

heart rate, and sweating.

2:03

hızlı kalp atışı ve artan terleme belirtilerini daha da şiddetlendirir.

Dilbilgisi

The fact that ... only strengthens: bir olguyu özne yapmak

“The fact that + yan cümle”, tam bir ifadeyi isim öbeğine dönüştürür. Burada “that testicles have minimal protection”, “fact” sözcüğünün içeriğini tamamlar ve öbeğin tamamı tekil ana fiil “strengthens”ın öznesidir. “That”, olgunun içeriğini başlatır; “şu” anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir. “Only strengthens”, bu olgunun zaten var olan bir etkiye katkıda bulunduğunu anlatır: az koruma, eşlik eden belirtileri daha da şiddetlendirir. Bu yapıda “only”, tek nedeni belirtmek yerine eklenen etkiyi retorik biçimde vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle tam “The fact that + yan cümle” öbeğini “strengthens” fiilinin öznesi olarak doğru kullanır?

  1. The fact that several files are missing only strengthens our suspicion.
  2. The fact is that several files are missing only strengthens our suspicion.
  3. Because several files are missing only strengthens our suspicion.
Cevabı göster

The fact that several files are missing only strengthens our suspicion.

But not so fast, Ton ve niyet

2:05

Ama o kadar acele etmeyin,

gentlemen.

2:06

beyler.

Ton ve niyet

Not so fast: erken bir sonuca varılmasını engellemek

Bu cümlede not so fast, “henüz o sonuca varmayın” anlamına gelen kalıplaşmış bir araya girme ifadesidir. Dinleyenlerden hareketlerini veya konuşmalarını gerçekten yavaşlatmalarını istemez; ardından bir karşı görüş ya da sınırlama geleceğini bildirir. Gentlemen erkek dinleyicilere doğrudan seslenir ve alaycı, meydan okuyan bir ton katar. Başka durumlara aktarılabilecek söylem hamlesi, bir sav sonuçlanmış gibi göründüğünde not so fast diyerek tartışmayı yeniden açmaktır.

Alıştırma

Erken bir sonucu durdurmak için kullanılan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____—we have not seen all the evidence yet.

Cevabı göster

Not so fast

Even though childbirth may not be facing a direct blow to any internal organs, Dilbilgisi

2:06

Doğum sırasında herhangi bir iç organa doğrudan darbe gelmese de,

the mechanical distention of the uterine area also triggers nociceptors and causes the same kind of visceral pain. Kelime

2:10

rahim bölgesinin mekanik olarak gerilmesi de nosiseptörleri tetikler ve aynı tür iç organ ağrısına yol açar.

Dilbilgisi

Even though: kabul edilen bir gerçeğe rağmen

Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: konuşmacı, iç organlara doğrudan darbe gelmemesini durumun kabul edilen bir özelliği olarak ele alır ve ardından buna aykırı görünebilecek bir sonuç sunar. Burada ana cümle the mechanical distention ile başlar ve daha önemli iddiayı taşır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Even though + olgusal yan cümle, ana cümle şeklindedir. İlk yan cümledeki gerçeğin ikinci yan cümledeki sonucu engellemediğini gösteren güçlü bir beklenti karşıtlığını vurgular.

Alıştırma

Konuşmacı yolların buzlu olduğunu biliyor, ancak okul zamanında açıldı. Bu olgusal ödünlemeyi hangi cümle ifade eder?

  1. Even though the roads were icy, the school opened on time.
  2. Even if the roads are icy tomorrow, the school will open on time.
  3. Because the roads were icy, the school opened on time.
Cevabı göster

Even though the roads were icy, the school opened on time.

Kelime

Mechanical distention: dokunun fiziksel kuvvetle gerilmesi

Mechanical distention ifadesinde distention, fiziksel bir kuvvetin etkisiyle dokunun gerilip genişlemesi anlamına gelir. Mechanical, mekanizmanın kimyasal ya da yalnızca sinirsel değil fiziksel olduğunu belirtir; bir makinenin kullanıldığı anlamına gelmez. Burada doğum sırasında rahim bölgesi gerilir ve bu gerilme, ağrıyı algılayan nosiseptörleri etkinleştirir. Başka bağlamlara aktarılabilecek anlam “dokunun fiziksel olarak gerilmesi”dir; özellikle basınç, gerilim ve ağrıyla ilgili tıbbi açıklamalarda kullanılır.

Alıştırma

Örnek cümlede mechanical distention ne anlama gelir?

  1. Rahim bölgesinin kimyasal olarak tahriş olması
  2. İskelet kasının istemli olarak kasılması
  3. Dokunun fiziksel olarak gerilmesi ve genişlemesi
  4. Tıbbi bir makinenin neden olduğu hasar
Cevabı göster

Dokunun fiziksel olarak gerilmesi ve genişlemesi

Kelime

Visceral pain: iç organlardan kaynaklanan ağrı

Visceral pain ifadesinde visceral anatomik anlamdadır: ağrı deriden, iskelet kaslarından veya vücut duvarından değil, iç organlardan kaynaklanır. Burada “derinden duygusal” ya da “içgüdüsel” şeklindeki mecazi anlamı taşımaz. İç organlardan gelen sinyaller, yüzeyde belirli bir noktada hissedilen ağrıdan farklı işlendiği için viseral ağrı çoğu zaman yaygındır ve yerini kesin olarak belirlemek zordur. Cümlede rahim bölgesinin gerilmesi nosiseptörleri etkinleştirir ve organ kaynaklı bu ağrı kategorisini oluşturur.

Alıştırma

İç organlardan kaynaklanan ağrıyı belirten iki sözcüklük İngilizce terimle tıbbi ifadeyi tamamlayın: Pain arising from the stomach, intestines, or uterus is called ____.

Cevabı göster

visceral pain

Also consider that throughout evolution,

2:17

Ayrıca evrim süreci boyunca,

female human hips have become smaller, Dilbilgisi

2:19

kadınların kalça kemiklerinin küçüldüğünü,

while babies' heads have become larger.

2:21

bebeklerin başlarınınsa büyüdüğünü düşünün.

Dilbilgisi

Küçülmüşken ... büyümüş

Have become + karşılaştırma derecesindeki sıfat, zaman içinde gelişen ve sonucu şimdi görülebilen ya da hâlâ geçerli olan bir değişimi present perfect ile anlatır. Burada have become smaller ve have become larger, iki uzun vadeli değişimin yönlerini belirtir. While, paralel iki cümleciği bağlayıp zıt yönleri karşılaştırır. Bu cümlede whereas anlamındadır; asıl işlevi değişimlerin aynı anda gerçekleştiğini söylemek değildir.

Alıştırma

Have become ile short ve long sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini bu sırayla kullanın: In this region, winters ____, while summers ____.

Cevabı göster

have become shorter · have become longer

And not to mention labor lasts 8 hours on average with a mixture of nausea, Anlatım akışı

2:23

Üstelik doğum sancısı mide bulantısı,

fatigue,

2:27

yorgunluk

and pain.

2:28

ve acıyla birlikte ortalama 8 saat sürer.

Anlatım akışı

not to mention: üstelik, ayrıca söylemeye gerek yok

Not to mention, sürmekte olan bir savı güçlendiren ek bir bilgiyi ortaya koyar. Burada doğumun uzunluğunu ve rahatsızlığını başka önemli bir gerekçe olarak ekler; söylem işlevi “üstelik, bu da savı daha güçlü kılar” anlamıdır. Sözcükler kelime anlamıyla bir konudan söz etmemeyi istiyormuş gibi görünse de ifade aslında tam olarak o bilgiyi duyurur. Genellikle bir isim öbeğinden veya -ing biçiminden önce gelir. Öznesi ve fiili olan tam bir cümlecikten önce not to mention that daha açıktır; ancak gündelik konuşmada, buradaki gibi, that düşürülebilir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “üstelik, ek vurgu ile” anlamına gelen üç sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The hotel was noisy, ____ the broken air conditioner.

Cevabı göster

not to mention

On top of it all, Anlatım akışı

2:29

Hepsi bu kadar da değil,

tension and stretching of muscle and tissue increase as labor intensifies,

2:29

doğum sancıları şiddetlendikçe kas ve dokulardaki gerilme ve esneme artar,

creating sharp and localized pain.

2:33

bu da keskin ve bölgesel bir acı yaratır.

Anlatım akışı

On top of it all: Bir zorluk daha eklemek

On top of it all, ekleme yapan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, konuşanın bir durumun çeşitli yönlerini zaten sunduğunu ve şimdi bunlara bir tane daha eklediğini bildirir. Bu cümlede ifade, doğumun etkilerini birikimli gösterir: kas ve dokuların gerilimi ve esnemesi, mevcut listedeki sorunlara eklenen başka bir ağrı kaynağı olarak sunulur. Buradaki anlam mekânsal değildir; on top of, bunlara ek olarak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede 'On top of it all' ne işe yarıyor?

  1. Tarafsız bir sıralamada en önemli maddeyi gösterir.
  2. Zaten birikmekte olan listeye bir zorluk daha ekler.
  3. Ağrının fiziksel olarak diğer her şeyin üzerinde bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Zaten birikmekte olan listeye bir zorluk daha ekler.

Okay,

2:36

Tamam,

so both obviously hurt and have a lot of mechanical stimulation sending signals to the pain centers of the brain.

2:36

yani her ikisi de açıkça acı veriyor ve çok sayıda mekanik uyarı beynin ağrı merkezlerine sinyal gönderiyor.

But this is where it gets tricky because the pain isn't simply a physical response, Notlar

2:41

Ancak iş burada karmaşıklaşıyor, çünkü acı yalnızca fiziksel bir tepki değil,

but rather a partially perceptive or subjective experience.

2:45

kısmen algısal veya öznel bir deneyimdir.

Anlatım akışı

This is where it gets tricky: Bir karmaşıklığı işaret etmek

This is where it gets tricky, bir açıklamadaki dönüm noktasını işaretler. This, tartışmada henüz ulaşılan bölüme gönderme yapar; where ise fiziksel bir yer değil, bu noktada veya bu açıdan anlamına gelir. Gets tricky, basit açıklamanın artık tek başına yeterli olmadığını ve sırada bir karmaşıklık, istisna veya değerlendirme sorunu bulunduğunu dinleyiciye bildirir. Burada dinleyiciyi, ağrının kısmen öznel olduğunu ve bu yüzden yalnızca fiziksel tepkiyle açıklanamayacağını anlamaya hazırlar.

Alıştırma

'this is where it gets tricky' burada hangi söylem işlevini görüyor?

  1. Basit bir açıklamanın daha karmaşık hâle geldiği noktayı bildirir.
  2. Ağrının başladığı fiziksel bir yeri belirtir.
  3. Konuşanın dinleyiciyi aldatmaya çalıştığını söyler.
Cevabı göster

Basit bir açıklamanın daha karmaşık hâle geldiği noktayı bildirir.

Dilbilgisi

isn't simply X, but rather Y: yalnızca X değil, daha doğrusu Y

Bu cümlede isn't simply a physical response, ağrının yalnızca bedensel bir tepki olduğu iddiasını reddeder. Fiziksel tepkinin gerçek dışı veya önemsiz olduğunu söylemez. But rather, düşünceyi daha doğru biçimde sunar: ağrı, algı ve öznel deneyim tarafından da kısmen şekillenir. not simply X, but rather Y kalıbı eksik bir tanımı düzeltir ve odağı daha kapsamlı ya da daha kesin bir tanıma kaydırır.

Alıştırma

Cümleyi isn't simply X, but rather Y kalıbıyla tamamlayın: The delay ____ a scheduling problem, ____ a communication problem.

Cevabı göster

isn't simply · but rather

This means that every single individual perceives pain in a slightly different way.

2:49

Bu da her bireyin acıyı biraz farklı algıladığı anlamına gelir.

And not only between individuals, Dilbilgisi

2:53

Üstelik fark yalnızca kişiler arasında değildir;

but depending on your mood,

2:55

ruh hâlinize,

alertness,

2:56

uyanıklık düzeyinize

or even previous experience,

2:57

hatta geçmiş deneyimlerinize bağlı olarak,

pain may affect you differently.

2:58

acı sizi farklı şekilde etkileyebilir.

Dilbilgisi

not only ... but ...: başka bir boyut eklemek

Burada not only, ilk değişkenlik kaynağını, yani insanlar arasındaki farklılıkları sunar. Ardından but başka bir kaynak ekler: aynı kişi ruh hâline, uyanıklık düzeyine veya geçmiş deneyimlerine bağlı olarak ağrıyı farklı yaşayabilir. İkinci nokta birinciyi genişletir; onunla çelişmez. Başlangıçtaki ifade, ağrı algısının değişebildiği yönündeki önceki düşünceyi sürdürdüğü için eksiltilidir. Tam hâliyle anlamı it varies not only between individuals ... şeklindedir. Bu kalıp, ikisi de doğru olan iki noktayı bağlar ve ikinci nokta genellikle daha geniş, daha güçlü veya daha beklenmediktir.

Alıştırma

Cümleyi ekleme bildiren not only ... but ... kalıbıyla tamamlayın: The scholarship is available ____ to first-year students, ____ to seniors as well.

Cevabı göster

not only · but

It's for this reason that so many attempts to objectively measure pain have failed, Dilbilgisi

3:01

Acıyı nesnel olarak ölçmeye yönelik bu kadar çok girişimin başarısız olmasının nedeni budur,

Dilbilgisi

It's for this reason that ...: belirli bir nedeni vurgulama

'It's for this reason that ...', 'It is for this reason that ...' ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu bir vurgu kalıbıdır: 'this reason' az önce açıklanan nedene gönderme yapar, that ile başlayan yan cümle ise sonucu bildirir. Burada acının değişken ve kişiden kişiye farklı olması, onu nesnel olarak ölçme girişimlerinin başarısız olmasının belirli nedeni olarak vurgulanır. Baştaki it belirli bir nesneyi göstermez. Nedeni öne çıkaran kalıbın kurulmasına yardım eder. Bir neden daha önce ortaya konduğunda neden-sonuç bağını açıkça göstermek için bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Raporu It is for this reason that ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Several key records were missing. ____ the court reopened the investigation.

Cevabı göster

It's for this reason that

including the dol system,

3:05

dol sistemi de buna dâhildir,

which we mentioned earlier.

3:06

ki daha önce ondan söz etmiştik.

Interestingly,

3:07

İlginçtir ki,

nearly 80% of upper limb amputees experience a phenomenon known as phantom limb pain. Kültür

3:08

üst uzvu ampute edilen kişilerin yaklaşık %80'i hayalet uzuv ağrısı olarak bilinen bir durum yaşar.

That is,

3:13

Yani,

they feel pain in a limb that is no longer there.

3:14

artık var olmayan bir uzuvda ağrı hissederler.

Kültür

phantom limb pain: eksik bir uzuvda hissedilen ağrı

'Phantom limb pain', ampute edilmiş bir kişinin artık mevcut olmayan bir uzuvdan veya uzvun bir bölümünden geliyormuş gibi hissettiği ağrıdır. Örnekte bu terim, üst uzuv alınmış olsa da yaşanan gerçek bir ağrı deneyimini adlandırır. Burada phantom, eksik uzvun hâlâ hissedilmesi anlamına gelir; ağrının sahte, uydurma veya hayalî olduğu anlamına gelmez. Bu terim, artık var olmayan bir vücut bölümünde ağrı hissedilebileceğini gösterir.

Alıştırma

'Years after her arm was amputated, she still experienced phantom limb pain,' cümlesinde phantom limb pain ne anlama gelir?

  1. Eksik koldan geliyormuş gibi hissedilen ağrı
  2. Kişinin hissediyormuş gibi yaptığı ağrı
  3. Yalnızca başka birinin yarasını görmekten kaynaklanan ağrı
Cevabı göster

Eksik koldan geliyormuş gibi hissedilen ağrı

And while little is understood about the mechanism for this pain, Dilbilgisi

3:17

Bu ağrının mekanizması hakkında çok az şey bilinse de,

it's clear that there is no particular input to trigger the response.

3:20

bu tepkiyi tetikleyecek belirli bir uyaranın olmadığı açıktır.

Dilbilgisi

while little is understood about ... ödünleme kalıbı

Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamındadır. Bir ödünleme ilişkisi kurar: Yazar önce mevcut bilginin sınırını kabul eder, ardından daha kesin bir sonuç belirtir. Little, “neredeyse hiçbir şey” veya “çok az” anlamına gelir; is understood ise edilgen yapıdadır. while little is understood about X kalıbı, araştırmacıların X'i henüz iyi anlamadığını temkinli biçimde ifade eder.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz temkinli yapıyla cümleyi tamamlayın: “____ the condition's exact cause, its main symptoms are well documented.”

Cevabı göster

While little is understood about

And yet,

3:24

Yine de,

they still feel a very real pain.

3:24

son derece gerçek bir acı hissederler.

As such, Anlatım akışı

3:26

Dolayısıyla,

pain is not a stimulus. Anlatım akışı

3:27

acı bir uyaran değildir.

It's an experience that's different for everybody.

3:29

Herkesin farklı yaşadığı bir deneyimdir.

Anlatım akışı

Resmî sonuç bağlacı olarak As such,

As such yeni cümleyi önceki kanıtlara bağlar ve yeni ifadenin bir sonuç olduğunu gösterir; burada “bu nedenle” veya “bundan dolayı” anlamına gelir. Dinleyiciye sonucun az önce ortaya konan bilgiden çıktığını göstererek düşünce akışını düzenler. Burada as such ifadesi “o rol veya sıfatla” anlamındaki gönderimsel kullanımda değildir.

Alıştırma

“As such, pain is not a stimulus,” cümlesinde As such neyi gösterir?

  1. İfadeyi önceki kanıtlardan çıkarılan bir sonuç olarak sunar.
  2. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Ağrıyla ilgili bir örnek verir.
Cevabı göster

İfadeyi önceki kanıtlardan çıkarılan bir sonuç olarak sunar.

Anlatım akışı

pain is not a stimulus. It's an experience: Bir tanımı değiştirmek

Bu iki kısa cümle, bir tanımı reddedip onu daha doğru bir tanımla değiştirmek için “X değil; Y” kalıbını kullanır. “Pain is not a stimulus”, dışarıdan gerçekleşen bir olayla acının aynı şey olduğu yönündeki basitleştirilmiş düşünceyi reddeder; “It’s an experience” ise odağı kişinin gerçekte ne hissettiğine kaydırır. Bu karşıtlık, fiziksel uyarıcıların acıyla ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Bir uyarıcı acıya katkıda bulunabilir, ancak kişiden kişiye değişebilen acı deneyimiyle aynı değildir. Daha genel olarak bu kalıp, önce bir yanlış anlamayı düzelterek, ardından temel tanımı vererek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

“not X; it’s Y” kalıbını kullanarak düzeltmeyi tamamlayın: A grade ____ a complete measure of ability. ____ one piece of evidence.

Cevabı göster

is not · It's

Suffice to say, Kalıp ifadeler

3:31

Kısacası,

both instances of childbirth and getting hit in the balls can hurt a lot.

3:32

hem doğum yapmak hem de testislere darbe almak çok acı verebilir.

Kalıp ifadeler

Suffice to say: Ayrıntıları bitirip sonucu vermek

“Suffice to say”, mevcut bilgilerin yeterli olduğu, dolayısıyla konuşanın tüm ayrıntıları eklemeyip yalnızca önemli sonucu vereceği anlamına gelir. Burada önceki açıklamayı bitirir ve her iki deneyimin de çok acı verici olabileceği sonucunu sunar. Daha eksiksiz geleneksel biçim “Suffice it to say”dir. Kısa olan “Suffice to say” de aynı söylem işlevini yerine getirir: ayrıntıların bilinçli olarak kısaltıldığını belirtir ve çoğu zaman biraz resmî veya nükteli bir ton taşır.

Alıştırma

Mevcut bilgilerin yeterli olduğu anlamına gelen kısa ifadeyi kullanın: The audit found six safety failures. ____, the site was closed immediately.

Cevabı göster

Suffice to say

So,

3:36

Bu yüzden,

we call this one a tie. Deyimler

3:37

bu karşılaşmayı berabere ilan ediyoruz.

Deyimler

Bunu beraberlik olarak değerlendirmek

Burada call, “değerlendirmek veya ilan etmek”; a tie ise kazananı olmayan bir sonuç demektir. call + nesne + a tie kalıbı, karşılaştırmanın bir tarafı seçemeyecek kadar başa baş olduğunu belirtir. This one, konuşulmakta olan karşılaştırmayı ifade eder. Aynı kalıp, iki seçenek, performans veya sonuç genel olarak eşit derecede güçlü olduğunda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “iki seçenekten hiçbirinin kazanmadığına karar vermek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After comparing both proposals, we decided to ____.

Cevabı göster

call it a tie

Apart from the fact that the experiences are completely different and there are so many variables to consider,

3:38

Bu deneyimlerin tamamen farklı olması ve hesaba katılması gereken pek çok değişken bulunması bir yana,

in some instances,

3:43

bazı durumlarda,

a man could experience more pain than his female counterpart,

3:44

bir erkek, bir kadından daha fazla acı çekebilir,

and vice versa. Kalıp ifadeler

3:48

bunun tersi de olabilir.

Kalıp ifadeler

Vice versa: iki rolü değiştirmek

Vice versa, az önce belirtilen ilişkinin iki taraf yer değiştirdiğinde de geçerli olduğu anlamına gelir. Burada ters olasılığı da ekler: Bir kadın, erkek muadilinden daha fazla acı hissedebilir. Tekrarlanacak bir yan cümlenin yerini aldığı için, dinleyicinin rollerin değiştirildiği sürümü kurabilmesi adına asıl ilişki ve iki rol yeterince açık olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi iki rolü değiştiren kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The editor gives feedback to the writer, and ____.

Cevabı göster

vice versa

The main difference being one results in a newborn baby, Notlar

3:49

Asıl fark, birinin yeni doğmuş bir bebekle sonuçlanması,

while the other potentially results in a decreased chance of having one.

3:52

diğerininse bebek sahibi olma ihtimalini azaltabilmesidir.

Dilbilgisi

Ek yapı olarak The main difference being ...

Bu cümlede “The main difference being ...”, önceki karşılaştırmaya eklenen bir açıklama olarak temel farkı sunar. Yapı, “with the main difference being that ...” şeklinde genişletilebilir; “being” burada devam eden zamanı gösteren bir fiil değil, çekimsiz bir -ing yan cümlesinin başıdır. Konuşanlar bu kısaltılmış kalıbı kısa bir özet veya sonradan eklenen bir açıklama vermek için sıkça kullanır. “being” sonrasındaki içerik farkın ne olduğunu belirtir, ardından “while” iki sonucu karşı karşıya koyar.

Alıştırma

Hangi cümlede “the main difference being” dilbilgisel bir ek yapı olarak kullanılmıştır?

  1. Both laptops are fast. The main difference being their battery life.
  2. Both laptops are fast, with the main difference being their battery life.
  3. Both laptops are fast, the main difference is their battery life.
Cevabı göster

Both laptops are fast, with the main difference being their battery life.

Kalıp ifadeler

result in + sonuç

“Result in + isim öbeği”, “o sonuca neden olmak veya yol açmak” anlamına gelir. Cümlede iki sonuç paralel biçimde karşılaştırılabilsin diye her iki kullanımda da aynı fiil ve edat kalıbı yer alır. Özne, etkiyi ortaya çıkaran olayı veya koşulu belirtir; “in” sonrasındaki öbek ise etkiyi, yani sonucu belirtir: neden veya olay + results in + sonuç.

Alıştırma

Cümleyi “neden olur” anlamıyla tamamlayan ifadeyi seçin: Prolonged exposure to sunlight ___ fading.

  1. results in
  2. results from
Cevabı göster

results in

Got a burning question you want answered? Notlar

3:56

Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

a burning question ifadesi

Bu cümlede a burning question, konuşanın yanıtlanmasına büyük ihtiyaç duyduğu veya yanıtını çok istediği bir soru demektir. Burning mecazidir: gerçek ısıyı ya da ateşi değil, yoğunluğu ifade eder. Bu ifade özellikle önemli, acil veya insanın aklından çıkaramadığı bir konu için kullanılır. Hem yoğun merakı hem de pratik bir aciliyeti aktarabilir.

Alıştırma

Bu cümlede burning question ne anlama geliyor?

  1. Konuşanın yanıtlanmasını çok istediği bir soru
  2. Özel bir önemi olmayan sıradan bir soru
  3. Gerçek bir yangınla ilgili bir soru
Cevabı göster

Konuşanın yanıtlanmasını çok istediği bir soru

Dilbilgisi

a question you want answered ifadesindeki yapı

a question you want answered ifadesinde that ilgi zamiri düşürülmüştür: a question [that] you want answered. That, ilgi cümleciğinin içinde nesne görevinde olduğu için İngilizcede burada kullanılmayabilir. want + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesne için istenen sonucu anlatır. Answered, question sözcüğüne gönderme yapar: Birinin soruyu yanıtlamasını istersiniz, ancak bunu yapacak kişinin kim olduğunu belirtmeniz gerekmez. Aynı yapı something you want fixed ifadesinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi want ve fix fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The printer is something I ____ before Monday.

Cevabı göster

want fixed

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

3:58

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.

And subscribe for more weekly science videos.

4:00

Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.