Fiyatlar neden artıyor? 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Rob ve Beth, enflasyonun günlük ihtiyaçları neden pahalılaştırdığını, pandemi ve savaşla bağlantılı arz sıkıntılarının kalıcı fiyat artışlarını nasıl beslediğini ve yüksek faiz oranlarının talebi neden azaltabildiğini açıklıyor. Venezuela’nın 2018’de yaşadığı hiperenflasyon da sorunun ulaşabileceği uç boyutu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are being hit in the pocket — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Artan masraflar yüzünden tüketicilerin harcayabileceği paranın azalmasını canlı bir biçimde anlatan bu ifadeyi kavrayın. Haberlerde ve konuşmalarda tanıyabilir; enflasyonun, vergilerin, ücretlerin ya da fiyat artışlarının kişisel mali durum üzerindeki etkisini anlatırken kullanabilirsiniz. 2. pass on the extra costs — Phrasal verb’ler. Şirketlerin mal ve hizmetlere daha yüksek fiyat koyarak ek giderleri müşterilere nasıl aktardığını öğrenin. Böylece işletme maliyetleri ile tüketici fiyatları arasındaki ilişkiyi ele alan ekonomi haberlerini takip edebilir ve üretim ya da enerji maliyetindeki artışı sonunda kimin üstlendiğini açıklayabilirsiniz. 3. if we borrow less money, we buy fewer things, which can reduce inflation. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. if yan cümlesinin koşulu, ana cümlenin sonucu, which yan cümlesinin ise daha geniş etkiyi verdiğine dikkat edin. Bu dizilişi, bir politikanın veya davranış değişikliğinin nasıl zincirleme ekonomik sonuçlar doğurduğunu açık ve düzenli biçimde anlatmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
as the old saying goes: bilinen bir öğüdü aktarmak
as the old saying goes, sırada bilinen bir atasözü veya geleneksel bir ifade olduğunu bildirir. Ardından gelen düşünceyi konuşmacının yepyeni iddiası olarak değil, ortak bir bilgelik olarak sunar. Buradaki goes fiziksel hareket anlamına gelmez; “ifade bu şekildedir” veya “genellikle böyle söylenir” demektir. Yaygın kalıpta as the old saying goes, ifadesinin ardından sözün kendisi gelir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle girişi tamamlayın: ____, where there's a will, there's a way.
Cevabı göster
As the old saying goes
money makes the world go round: paranın toplumu döndüren güç olması
Money makes the world go round, paranın toplumsal ve ekonomik faaliyetlerin büyük bölümünü mümkün kıldığı ve harekete geçirdiği anlamına gelen mecazlı bir sözdür. The world toplumu veya gündelik yaşamı temsil ederken go round işlemeye devam etmek anlamına gelir. Söz çoğu zaman gerçekçi veya alaycı duyulur: paranın gücünü vurgular, ancak paranın önemli olan tek şey olduğunu mutlaka iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede money makes the world go round ne anlama geliyor?
- Para fiziksel olarak Dünya’nın dönmesine neden olur.
- Madeni paralar sürekli olarak dünyanın çevresinde hareket eder.
- Para, toplumun ve gündelik yaşamın birçok yönünü harekete geçirir.
Cevabı göster
Para, toplumun ve gündelik yaşamın birçok yönünü harekete geçirir.
and lots of things couldn't happen without it.
0:23ve o olmadan birçok şeyin gerçekleşemeyeceğini kastediyorsun.
doesn't seem to buy so much these days? Kalıp ifadeler
0:30eskisi kadar çok şey satın alamadığını fark ettin mi?
Have you noticed how ...? ve düz cümle sözcük dizimi
Have you noticed how + yan cümle, dinleyiciyi bir özelliği, düzeni veya değişimi fark etmeye davet eder. Bu cümlede satın alma gücünün azalmasına ilişkin bir gözlemi ortak bir konuşma konusuna dönüştürür. how sonrasındaki gömülü yan cümle, our money doesn't seem... örneğindeki gibi düz cümle sözcük dizimini korur; does our money seem... biçimine dönüşmez. How, fark edilen durumu tanıtır; ayrı bir doğrudan soru başlatmaz.
Alıştırma
Birini bir eğilimi gözlemlemeye davet etmek için Have you noticed how yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Have you noticed how are the buses getting more crowded?
- Have you noticed how the buses are getting more crowded?
- How have you noticed the buses are getting more crowded?
Cevabı göster
Have you noticed how the buses are getting more crowded?
money doesn't seem to buy so much these days ile satın alma gücünü anlatmak
Our money doesn't seem to buy so much these days ifadesinde money, satın alma gücünü anlatmak için buy fiilinin dil bilgisel öznesidir. Aynı miktarın daha az mal veya hizmeti karşılayabildiği anlamına gelir; para gerçekten alışveriş yapmıyordur. Doesn't seem to, bunu kesin bir ölçümden ziyade gözlemlenen bir eğilim olarak sunar. So much geçmişle örtük bir karşılaştırma taşır; these days ise son zamanlarda veya günümüzde anlamına gelir.
Alıştırma
Satın alma gücünün azaldığını anlatmak için cümleyi buy ile tamamlayın: The same amount of money ____ than it used to.
Cevabı göster
buys less
consumers like us: “benzer” anlamındaki like
consumers like us ifadesinde like, “benzer” anlamı veren bir edattır. like us bölümü consumers ismini niteler; dolayısıyla bütün isim öbeği “bizim gibi tüketiciler” demektir, “bizi seven tüketiciler” değil. Konuşmacı us sözcüğünü seçerek hem kendisini hem de dinleyicileri aynı gruba dâhil eder. Böylece kapsayıcı ve ortak bir bakış açısı oluşturur.
Alıştırma
Özgün cümlede consumers like us ne anlama geliyor?
- Bizim sevdiğimiz tüketiciler
- Bizi seven tüketiciler
- Bize benzeyen tüketiciler
Cevabı göster
Bize benzeyen tüketiciler
Temkinli bir yargı için It seems like
It seems like, ardından gelen yan cümleyi bir izlenim veya çıkarım olarak sunar. Kalıp It seems like + yan cümle şeklindedir ve ifadeyi doğrudan bir iddiaya göre daha az kesin hâle getirir. Burada konuşmacı, mevcut duruma dayanarak tüketicilerin maddi açıdan etkilendiğine temkinli biçimde karar veriyor. Seems like yalnızca görsel görünüşle ilgili değildir; belirtilerden veya deneyimlerden çıkarılan bir sonucu da anlatabilir.
Alıştırma
Yargılayın: “Prices are rising” ile karşılaştırıldığında, “It seems like prices are rising” artışı daha temkinli bir yargı olarak sunar.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
are being hit in the pocket: maddi olarak zarar görmek
Be hit in the pocket, maddi olarak zarar görmek veya harcanabilir parası azalmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede are being hit, tüketicilerin şu anda bu baskıyı yaşadığını gösterir. Pocket kişinin parasını ya da satın alma gücünü temsil eder; hit mecazidir. Kimse fiziksel olarak vurulmuyor.
Alıştırma
Bu cümlede are being hit in the pocket ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak vuruluyorlar.
- Mali durumları zarar görüyor.
- Kıyafetleri zarar görüyor.
Cevabı göster
Mali durumları zarar görüyor.
And by that, I mean: önceki ifadeyi açıklığa kavuşturmak
By that, I mean, konuşanın önceki ifadesine dönüp onu daha açık biçimde açıklamaya başlar. Burada that, are being hit in the pocket ifadesine gönderme yapar; ardından gelen yan cümle bunu harcayacak daha az paraya sahip olmak diye açıklar. And, bu açıklamayı önceki cümleye doğal biçimde bağlar. İfadenin tamamı, dinleyiciye sırada yeni bir konu değil, önceki sözlerin açıklaması olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede And by that, I mean ifadesinin işlevi nedir?
- Uzaktaki fiziksel bir nesneyi gösterir.
- Konuşanın önceki sözlerini daha ayrıntılı biçimde açıklar.
- İlgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster
Konuşanın önceki sözlerini daha ayrıntılı biçimde açıklar.
I'm no economist, but...: alçakgönüllü bir ön açıklama
I'm no economist ifadesinde no, tekil bir meslek veya rol adının doğrudan önüne, artikelsiz gelir. Anlamı I am not an economist şeklindedir; ancak daha güçlü bir söylem etkisi vardır: Konuşan kişi bu mesleki kimliğe veya uzman otoritesine sahip olduğunu açıkça iddia etmez. I'm no X, but... kalıbı, alçakgönüllü bir ön açıklamadır. Konuşan kişi önce kendi otoritesini azaltır, ardından but ile yine de makul bulduğu bir yargıyı sunar. Bu kalıp expert, designer veya mechanic gibi rollerle de kullanılabilir.
Alıştırma
I'm no + rol kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____, but that engine noise worries me. Rol: mechanic.
Cevabı göster
I'm no mechanic
has a lot to do with inflation: güçlü bir bağlantı
Has a lot to do with, “güçlü biçimde bağlantılıdır” veya “önemli bir etkendir” anlamına gelir. Burada has, tekil this ile uyumludur; with ise bağlantılı etken olarak inflation sözcüğünü getirir. Güçlü bir bağlantıyı açıklamak için have/has a lot to do with + isim veya -ing biçimini kullanın. Bu ifade çoğu zaman önemli bir neden düşündürür, ancak bunun tek neden olduğunu söylemez. do sözcüğünü “bir eylemi gerçekleştirmek” şeklinde ayrı ayrı yorumlamak yerine bütün ifadeyi birlikte anlayın.
Alıştırma
Cümleyi have a lot to do with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The delay ____ the weather.
Cevabı göster
has a lot to do with
the increase in prices of things over time.
0:47yani zamanla eşyaların fiyatlarındaki artışla büyük bir ilgisi olduğunu biliyorum.
inflation: fiyatların zaman içinde genel olarak yükselmesi
Buradaki inflation, mal ve hizmetlerin genel fiyatlarının zaman içinde geniş çapta yükselmesini ifade eden bir ekonomi terimidir. Virgülden sonraki sözler bu terimi daha basit bir dille yeniden açıklar. Temel noktalar, artışın geniş çaplı olması ve zaman içinde gerçekleşmesidir. Tek bir ürünün fiyatındaki geçici değişiklik a price increase olabilir, ancak bu tek başına ekonominin genelinde inflation olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi durum inflation için en açık örnektir?
- Bir mağaza bir ceketin fiyatını bir günlüğüne artırıyor.
- Birçok mal ve hizmetin fiyatı birkaç ay boyunca yükselmeye devam ediyor.
- İçine hava eklendiğinde bir balon büyüyor.
Cevabı göster
Birçok mal ve hizmetin fiyatı birkaç ay boyunca yükselmeye devam ediyor.
According to one report: bilgi kaynağını belirtme
According to one report, bilgi kaynağını belirten bir ifadedir. Ardından gelen bilginin konuşanın kişisel iddiası olarak değil, bir rapordan alınarak sunulduğunu dinleyiciye bildirir. Yapı according to + kişi, kuruluş, belge veya başka bir kaynak şeklindedir: according to the survey, according to police. Kaynak ifadesi cümlenin başında yer aldığında ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi According to ile tamamlayın: ____ the school notice, the library will close early today.
Cevabı göster
According to
annual inflation rate: bir yıllık enflasyon ölçüsü
Annual inflation rate, genel fiyat düzeyinin bir yıllık dönemdeki yüzde değişimidir ve çoğu zaman fiyatların bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırılmasıyla hesaplanır. Annual istatistiksel dönemi belirler; rate ise sonucun genellikle yüzdeyle gösterilen oransal bir ölçü olduğunu belirtir. Bu soruda ifade hem ölçülen şeyin enflasyon olduğunu hem de sayının zaman temelini gösterir. Yalnızca enflasyonun her yıl gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Annual inflation rate ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Her yıl harcanan toplam para miktarı.
- Genel fiyatların bir yıllık dönemde ölçülen yüzde değişimi.
- Yalnızca bir gün için kaydedilen fiyat değişimi.
Cevabı göster
Genel fiyatların bir yıllık dönemde ölçülen yüzde değişimi.
we'll find out if you're right later on. Öbek fiiller
1:18haklı olup olmadığını daha sonra öğreneceğiz.
find out: yeni bir bilgi öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Cümlede konuşmacı, cevap kontrol edildikten veya açıklandıktan sonra sonucun ileride bilineceğini söylüyor. İfade çoğu zaman öğrenilecek bilgiyi başlatır: find out if/whether..., find out what... veya find out why.... Tek başına kullanılan find sözcüğünden farklı olarak genellikle fiziksel bir nesnenin yerini bulmaya değil, bilgi veya sonuç edinmeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “sonucu öğrenmek” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: We'll ____ whether our team won tomorrow.
Cevabı göster
find out
But let's talk more about money and inflation now.
1:20Ancak şimdi para ve enflasyon hakkında daha fazla konuşalım.
prices of things are rising more than normal. Kalıp ifadeler
1:25eşyaların fiyatları normalden daha fazla yükseliyor.
Normalin üzerindeki bir artış için “are rising more than normal”
Burada are rising, söz konusu dönem boyunca fiyatların yukarı doğru değiştiğini anlatır. Rise geçişsiz bir fiildir; dolayısıyla yükselen şey prices olur ve fiil doğrudan nesne almaz. More than normal, bu artışı normal bir ölçütle karşılaştırır. Karşılaştırmanın miktarla mı yoksa hızla mı ilgili olduğunu bağlam belirler; temel anlam, artışın alışılmış düzeni aşmasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, normalin üzerindeki bir yükseliş eğilimini anlatmak için prices sözcüğünü özne olarak kullanır?
- Stores are raising food prices more than normal this month.
- Food prices are high but stable this month.
- Food prices are rising more than normal this month.
Cevabı göster
Food prices are rising more than normal this month.
Süren bir eğilim olarak “prices keep going up”
Keep + -ing biçimi, bir eylemin veya sürecin devam ettiğini gösterir. Prices keep going up ifadesinde keep sözcüğünden sonra going gelir; burada keep, “saklamak” değil “devam etmek” anlamındadır. Özne bir fiyat, sayı veya seviye olduğunda go up “artmak” anlamına gelir. Keep going up birlikte kullanıldığında, tamamlanmış tek bir artıştan ziyade tekrarlanan veya devam eden bir yükseliş eğilimini anlatır.
Alıştırma
Keep + -ing yapısında go up kullanın: My electricity bill keeps ____ every month.
Cevabı göster
going up
Two things in particular are increasing in price, Kalıp ifadeler
1:31Özellikle iki şeyin fiyatı artıyor:
in particular: belirli bir odağı öne çıkarmak
In particular, daha geniş bir kümenin içinden bir veya birkaç belirli üyeyi öne çıkarır. Burada Two things seçilen grubu kurar; ifade de hangi iki şey oldukları açıklanmadan önce onları odak noktası olarak işaretler. Ayrıca daha geniş konudan en ilgili örneklere geçildiğini göstererek bilgiyi düzenler. Bu kullanımda particular, seçici veya zor beğenen değil, belirli ya da özellikle ilgili anlamına gelir.
Alıştırma
Two things in particular are increasing in price, cümlesinde in particular neyi gösterir?
- Her şeyin fiyatı tamamen aynı miktarda artıyor.
- Bu iki şey daha geniş bir grubun içinden özellikle öne çıkarılıyor.
- Bu iki şeyi memnun etmek zordur.
Cevabı göster
Bu iki şey daha geniş bir grubun içinden özellikle öne çıkarılıyor.
be increasing in price: daha pahalı hâle gelmek
Two things in particular are increasing in price cümlesinde things sözcüğüyle belirtilen şeylerin kendisi öznedir. Are increasing devam eden bir değişimi, in price ise değişen yönün fiyat olduğunu gösterir. Birlikte, bu şeylerin daha pahalı hâle geldiği anlamına gelir. increase bu kullanımda geçişsizdir; doğrudan nesne almaz. Değişime bir şirket veya satıcı neden oluyorsa increase geçişli kullanılır ve fiyatı belirten isim nesne olur: The company is increasing ticket prices.
Alıştırma
Cümleyi increase fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimiyle ve neyin değiştiğini gösteren ifadeyle tamamlayın: These products ____ right now.
Cevabı göster
are increasing in price
These are things we need and depend on. Kalıp ifadeler
1:38Bunlar ihtiyacımız olan ve bağımlı olduğumuz şeyler.
need and depend on: ortak kullanılan tek nesne
Burada need ve depend on eş görevli iki fiil öbeğidir. İkisi de önceki things adını niteler: yapı, these are things that we need and that we depend on biçiminde tam olarak düşünülebilir. Nesne görevindeki ilgi sözcüğü that doğal olarak düşürülmüştür. need nesnesini doğrudan alır; depend “bağlı olmak” veya “güvenmek” anlamında on ile kullanılmak zorundadır. Ortak nesne daha önce gelse de on atılamaz. İki fiil birlikte, bu şeylerin hem gerekli olduğunu hem de insanların bunlara dayandığını anlatır.
Alıştırma
“İhtiyaç duymak ve bağlı olmak” anlamındaki dersin eş görevli fiil öbeğiyle cümleyi tamamlayın: Public transport is a service many people ____.
Cevabı göster
need and depend on
There seem to be: olasılıkları ihtiyatlı biçimde sunmak
There seem to be, “var gibi görünüyor” anlamına gelir. seem to eklenmiş, varlık bildiren bir there yapısıdır; two main reasons ifadesini sunarken analizin kesin değil, geçici bir değerlendirme olduğunu gösterir. Özenli standart İngilizcede be’den sonraki isim öbeği uyumu belirler: çoğul two main reasons ile seem, tekil one main reason ile seems kullanılır. Bu yapı olası etkenleri, nedenleri veya seçenekleri ihtiyatlı biçimde sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Var gibi görünüyor” anlamındaki dersin ihtiyatlı yapısıyla cümleyi tamamlayın: There ____ two possible explanations.
Cevabı göster
seem to be
which has reduced the supply in things we need.
1:49bu durum ihtiyacımız olan şeylerin tedarikini azalttı.
be in short supply: yeterli miktarda bulunmamak
Be in short supply, insanların ihtiyaç duyduğu veya istediği miktardan daha az bulunabilmek anlamına gelir. Altyazıdaki things are in short supply, yeterli miktarda mal bulunmadığını belirtir. Buradaki short fiziksel uzunluğu anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp kişi, şey veya kaynak + be + in short supply biçimindedir; Skilled workers are in short supply buna bir örnektir.
Alıştırma
“Yeterli miktarda bulunmayan” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Fresh water is ____ after the long drought.
Cevabı göster
in short supply
when ..., prices go up: bir durumu sonucuna bağlamak
Burada when bir durumu tanıtır: mallar yalnızca sınırlı miktarlarda bulunabilir. Ana cümle olan prices go up ise sonucu verir. Bu kullanımda when, belirli bir zamanı sormaz; “ne zaman böyle olsa” veya “böyle bir durumda” anlamına gelir. when + durum, sonuç kalıbı genel bir neden-sonuç açıklamasını düzenler. Araya giren available in limited quantities ifadesi, in short supply ifadesini başka sözlerle açıklar; ikinci bir sonuç değildir.
Alıştırma
“When roads are icy, accidents become more likely” cümlesindeki yapı ne yapar?
- Bir kazanın tam olarak ne zaman olduğunu sorar.
- Bir durumu sunar ve ardından olası sonucunu verir.
- Birbiriyle ilgisiz iki olgu verir.
Cevabı göster
Bir durumu sunar ve ardından olası sonucunu verir.
The BBC World Service program The Real Story
1:58BBC Dünya Servisi'nin The Real Story adlı programı
explained how price rises could be around for a while. Kalıp ifadeler
2:08fiyat artışlarının bir süre daha nasıl devam edebileceğini açıkladı.
could be around for a while: bir süre daha devam edebilir
Bu cümlede be around, "var olmaya veya görülmeye devam etmek" anlamındadır; fiziksel bir konumu anlatmaz. For a while süresi belirtilmeyen bir dönem ekler, dolayısıyla fiyat artışları kısa sürede ortadan kalkmayabilir. Could kesinlik değil, olasılık bildirir. Could be around for a while kalıbı devam edebilecek bir eğilimi, sorunu, uygulamayı veya etkiyi anlatabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda could be around for a while ne anlama geliyor?
- Kesinlikle hemen sona erecektir.
- Belirtilmeyen bir süre boyunca devam edebilir.
- Yakındaki bir yere taşınabilir.
Cevabı göster
Belirtilmeyen bir süre boyunca devam edebilir.
Even if you take out some of these volatile items like food and energy, Notlar
2:13Gıda ve enerji gibi bu dalgalı (volatil) kalemlerden bazılarını çıkarsanız bile,
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if ödünleyici bir koşul sunar: koşul mümkün veya varsayımsal kabul edilir, ancak ana cümledeki sonucu değiştirmez. Burada oynak kalemlerin çıkarılması böyle bir koşul olarak sunuluyor. Yaygın yapı even if + koşul, ana cümledeki sonuç biçimindedir. Koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de sonucun geçerli kaldığını anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Yağmuru planı değiştirmeyen olası bir koşul olarak sunan iki kelimelik bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ it rains, the concert will continue indoors.
Cevabı göster
Even if
Analizden hariç tutmak anlamındaki take out
Bu cümlede take out, belirli kategorileri bir hesaplama ya da analizden çıkarmak demektir. Gıda ve enerji burada fiziksel olarak dışarı taşınan nesneler değil, verilerin bileşenleridir. Yapı take out + öge veya take + öge + out olabilir. Analitik konuşmalarda, bir öge artık hesaba katılmadığında ya da değerlendirilmediğinde sonucun nasıl göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, hesaplamadan hariç tutmak anlamındaki vurgulanan fiil öbeğiyle tamamlayın: To compare the underlying prices, ____ taxes and delivery fees.
Cevabı göster
take out
Ekonomik analizde volatile items
Burada volatile items, fiyatları hızlı, keskin ve öngörülemez biçimde değişebilen kategorileri ifade eder. Gıda ve enerji yaygın örneklerdir; çünkü fiyatları arz kesintilerine, hava koşullarına ve küresel olaylara güçlü tepki verir. Ekonomik tartışmalarda volatile, bir fiyatın, piyasanın veya veri serisinin istikrarsızlığını anlatır. Burada ürünlerin fiziksel bir özelliğini değil, fiyatların davranışını tanımlar.
Alıştırma
Bu ekonomi cümlesinde volatile items ne anlama gelir?
- Özellikle değerli nesneler
- Fiyatları keskin ve öngörülemez biçimde değişebilen kategoriler
- Her zaman fiziksel olarak tehlikeli olmak zorunda olan ürünler
Cevabı göster
Fiyatları keskin ve öngörülemez biçimde değişebilen kategoriler
the sustained price increases that we've had, Kelime
2:18yaşadığımız bu sürekli (sustained) fiyat artışları,
the sustained price increases: süreklilik gösteren fiyat artışları
Sustained sıfatı, bir şeyin kısa süreli bir sıçrama olmak yerine anlamlı bir süre boyunca devam ettiğini belirtir. Burada price increases ifadesini niteler; dolayısıyla tüm ifade, tekrarlanan veya süren fiyat artışlarını anlatır. Finans haberlerinde sustained, kararları ya da sonraki fiyatları etkileyebilecek kadar uzun süren bir eğilime işaret eder; burada fiyatların fiziksel olarak “desteklendiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum sustained price increases ifadesiyle en iyi şekilde anlatılır?
- Bir mağaza bütün fiyatları değiştirmeden tutar.
- Fiyatlar yalnızca bir gün sıçrar ve sonra normale döner.
- Fiyatlar bir yıl boyunca her ay yükselir.
Cevabı göster
Fiyatlar bir yıl boyunca her ay yükselir.
it is actually getting passed through into how companies price their goods and services. Notlar
2:20aslında şirketlerin mal ve hizmetlerini nasıl fiyatlandırdığına doğrudan yansıyor.
getting passed through into: sonraki aşamaya aktarılmak
Bu ekonomik kullanımda getting passed through into, bir maliyetin, baskının veya değişimin ekonominin bir aşamasından diğerine geçip daha sonraki bir sonucun parçası olması anlamına gelir. Burada önceki baskı, şirketlerin mal ve hizmetlere nasıl fiyat belirlediğini etkilemeye başlamaktadır. Getting, devam etmekte olan edilgen bir süreci gösterir: etki aktarılmaktadır; bir yerin içinden fiziksel olarak geçmemektedir. Into, etkinin ortaya çıktığı alanı veya sonucu tanıtır.
Alıştırma
Bir maliyetin sonraki bir fiyata aktarıldığını belirtmek için dersteki ifadeyi eksiksiz biçimde yazın: The rise in shipping costs is ____ higher delivery fees.
Cevabı göster
getting passed through into
price their goods and services: price fiil olarak
companies price their goods and services ifadesinde price, “müşterilerin bir şey için ödeyeceği tutarı belirlemek” anlamında bir fiildir. Özne companies, doğrudan nesne ise their goods and services ifadesidir. how ile başlayan yan cümle, şirketlerin bu fiyatlandırma kararını verme biçimini anlatır. Yalnızca fiyatların kendisini değil, fiyat belirleme eylemini ifade eder.
Alıştırma
price fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The company will ____ its new service at twenty pounds a month.
Cevabı göster
price
And that's where it gets extremely worrying Anlatım akışı
2:25İşte burası son derece endişe verici bir nokta
that's where it gets extremely worrying: kritik noktayı belirtmek
That's where burada fiziksel bir yeri göstermez. Where, durumun veya tartışmanın içindeki soyut bir noktayı belirtir: daha önce anlatılan gelişme, olayların son derece kaygı verici hâle geldiği aşamadır. Bu yapı bilgiyi düzenler. Önceki bir olguyu konuşanın değerlendirmesine bağlar ve “Kritik kısım burası” mesajını verir. That's where + yan cümle kalıbı, bir sonucun veya sorunun ortaya çıktığı noktayı da gösterebilir.
Alıştırma
Yeni örneği okuyun: The first delay is manageable, but that's where the plan gets risky. Burada that's where neyi gösteriyor?
- Planın saklandığı fiziksel yeri.
- Planın riskli hâle gelmeye başladığı noktayı.
- İlk gecikmenin yönetilebilir olmasının nedenini.
Cevabı göster
Planın riskli hâle gelmeye başladığı noktayı.
because that suggests that even if energy prices, food prices come down, Öbek fiiller
2:28çünkü bu, enerji ve gıda fiyatları düşse bile,
come down ile fiyat düşüşünü anlatmak
Fiyatlardan söz edilirken come down, “düşmek” veya “daha düşük bir seviyeye inmek” anlamına gelir. Özneler energy prices ve food prices olduğundan burada anlatılan, bir kişinin yüksek bir yerden aşağı inmesi değil, fiyat seviyelerinin düşmesidir. Bu öbek fiil; oran, sıcaklık, sayı veya ölçülebilen başka seviyelerin düşmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “düşmek” anlamındaki öğrendiğiniz öbek fiille tamamlayın: If hotel prices ____ after summer, we can afford a longer stay.
Cevabı göster
come down
we could have inflation now in the system. Kelime
2:32artık sistemin içinde bir enflasyona sahip olabileceğimizi gösteriyor.
inflation ... in the system: ekonomiye yerleşmiş enflasyon baskısı
Bu cümlede inflation ... in the system, enflasyon baskısının daha geniş ekonomiye çoktan yerleşmiş olabileceği anlamına gelir. System; maliyetleri fiyatlar, ücretler ve işletme kararları üzerinden aktaran ekonomik mekanizmaları ifade eder, bilgisayar sistemini değil. Bu ifade, birkaç enerji veya gıda fiyatındaki geçici artıştan daha geniş ve kalıcı bir durumu anlatır. Bu fiyatlar düşse bile ekonomide yayılmaya başlamış etkiler devam edebilir.
Alıştırma
Bu bağlamda 'inflation ... in the system' ne anlama geliyor?
- Enflasyon baskısı daha geniş ekonomiye yerleşmiştir.
- Yalnızca bir ürün kısa bir süre için pahalanmıştır.
- Bir bilgisayar en son enflasyon verisini kaydetmiştir.
Cevabı göster
Enflasyon baskısı daha geniş ekonomiye yerleşmiştir.
And I think that for advanced economies is worrying,
2:35Ve bence bu gelişmiş ekonomiler için endişe verici,
She talked about food and energy being volatile items.
2:45Gıda ve enerjinin dalgalı kalemler olduğundan bahsetti.
And that's what we've experienced with food and energy prices.
2:53Gıda ve enerji fiyatlarında deneyimlediğimiz şey de tam olarak bu.
and she said these price increases have been sustained.
2:57ve bu fiyat artışlarının sürekli (sustained) olduğunu söyledi.
So, continuing at the same level for a long period of time.
3:01Yani, uzun bir süre aynı seviyede devam ettiğini.
But Linda Yueh says that even if energy and food prices eventually come down,
3:05Ancak Linda Yueh, enerji ve gıda fiyatları eninde sonunda düşse bile,
companies will pass on the extra costs they've already faced Öbek fiiller
3:10şirketlerin zaten karşılaştıkları ekstra maliyetleri
by charging more for their goods and services. Dilbilgisi
3:14mal ve hizmetleri için daha fazla ücret talep ederek yansıtacaklarını söylüyor.
pass on the extra costs: ek maliyet yükünü başkasına yansıtmak
Bu ticari bağlamda pass on the extra costs, şirketin karşılaştığı maliyetleri başka bir tarafa yüklemek anlamına gelir. Şirket, artışın tamamını kendisi karşılamak yerine müşterilerin ödediği tutarı yükseltir. Nesne costs olduğunda pass on, mali yükü taşıyan tarafın değişmesini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, ek maliyetleri işletmenin değil müşterilerin üstleneceği anlamına gelir?
- The shop will record the extra costs in its accounts.
- The shop will absorb the extra costs itself.
- The shop will pass on the extra costs to customers.
Cevabı göster
The shop will pass on the extra costs to customers.
by charging more for: kullanılan yöntemi belirtmek
By + -ing biçimi, bir sonucu ortaya çıkarmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by charging more for their goods and services, şirketlerin maliyetlerini nasıl başkalarına yansıttığı sorusunu yanıtlar. Charge more for something, o ürün veya hizmet için daha yüksek bir fiyat istemek anlamına gelir. Bu ifadede by bir yeri ya da son tarihi değil, araç veya yöntemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak by charging more for ifadesiyle tamamlayın: The club covered its higher rent ____ annual memberships.
Cevabı göster
by charging more for
Continuing price rises aren't good for anyone, Kalıp ifadeler
3:22Süregelen fiyat artışları kimse için iyi değildir,
Continuing price rises: continuing + isim
Continuing, price rises isim öbeğinin önünde sıfat gibi kullanılan -ing'li bir ortaçtır. Fiyat artışlarının bir süredir gerçekleştiğini ve hâlâ sürdüğünü anlatır. Continuing price rises öbeğinin tamamı aren't good ifadesinin öznesidir; continuing cümlenin ana fiili değildir. continuing + isim kalıbı, sürmekte olan bir sorunu, süreci veya eğilimi kısa biçimde adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede continuing, hâlâ süren bir durumu adlandırmak için bir ismin önünde sıfat gibi kullanılmıştır?
- The delays continue to affect the morning trains.
- The meeting is continuing after a short break.
- Continuing delays are affecting the morning trains.
Cevabı göster
Continuing delays are affecting the morning trains.
but especially for people in developing economies, Kelime
3:25ancak özellikle gelişmekte olan ekonomilerdeki insanlar için,
developing economies: bir ekonomik gelişme kategorisi
Developing economies, genellikle daha düşük gelirli veya daha az sanayileşmiş bir ekonomik gelişme aşamasında sınıflandırılan ulusal ya da bölgesel ekonomileri ifade eder. people in developing economies ifadesinde bu söz öbeği, insanların yaşadığı ekonomik ortamları belirtir. Burada developing geniş bir ekonomik gelişme aşamasını anlatırken economies, ülkeleri veya bölgeleri ekonomik sistemler olarak ele alır. Birinin bu ekonomileri kelimenin tam anlamıyla oluşturduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ekonomi raporunda developing economies ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Şu anda yeni ürünler oluşturan işletmeler
- Genel olarak ekonomik gelişmenin daha az ilerlemiş bir aşamasında bulunan ulusal veya bölgesel ekonomiler
- Hane harcamalarını daha ekonomik hâle getirmeyi amaçlayan planlar
Cevabı göster
Genel olarak ekonomik gelişmenin daha az ilerlemiş bir aşamasında bulunan ulusal veya bölgesel ekonomiler
and have lower living standards. Kelime
3:31ve yaşam standartları daha düşük olan ülkeler için hiç iyi değildir.
lower living standards: daha düşük yaşam standartları
living standards ifadesi, bir kişi ya da grubun sahip olduğu genel maddi rahatlık düzeyini ve temel ihtiyaçlara erişimini anlatır. Gelir, barınma, sağlık hizmetleri, eğitim ile mal ve hizmetlere erişim buna dâhil olabilir. lower living standards, bu koşulların başka bir gruba, yere, döneme veya beklenen bir ölçüte göre daha kötü olması demektir. Buradaki standards; kurallar, ahlaki ilkeler veya sınav gerekleri değil, yaşam koşullarının düzeyi anlamındadır. lower karşılaştırma bildirir; bu yüzden karşılaştırma noktası açıkça söylenebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi genel maddi yaşam koşullarının daha kötü olduğunu belirten üç kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: A long economic crisis can lead to ____.
Cevabı göster
lower living standards
Another possible consequence of inflation is recession. Notlar
3:33Enflasyonun olası bir diğer sonucu da resesyondur.
consequence of inflation: enflasyonun sonucu
consequence of inflation ifadesinde consequence, enflasyon nedeniyle ortaya çıkan bir etkiyi veya sonucu adlandırır. consequence of + isim ya da isim öbeği yapısı, etkiyi of sözcüğünden önce; nedenini veya kaynağını ise sonra yerleştirir. Tam cümlede recession olası etki olarak sunulur. Consequence genellikle önemli bir etkiye dikkat çeker ve tarafsız result sözcüğüne göre daha ciddi, ayrıca daha sık olumsuz bir anlam taşıyabilir. Possible, ekonomik durgunluğun kaçınılmaz olmadığını açıkça belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, tekrarlanan sellerin iklim değişikliğinin bir etkisi olduğunu doğru biçimde ifade eder?
- Repeated flooding can be a consequence of climate change.
- Climate change can be a consequence of repeated flooding.
- Repeated flooding can be a cause of climate change.
Cevabı göster
Repeated flooding can be a consequence of climate change.
This economic term describes a situation where a country's production starts going down, Öbek fiiller
3:37Bu ekonomik terim, bir ülkenin üretiminin düşmeye başladığı,
starts going down: düşmeye başlar
Özne ölçülebilir bir miktar veya düzey olduğunda go down azalmak anlamına gelir. Starts going down, düzeyin yalnızca düşük olduğunu söylemek yerine düşüşün başladığı anlamını ekler. Yapı start + -ing biçimidir. Geniş zamandaki starts, tekil özne production ile uyumludur; started going down ise düşüşün başlangıcını geçmiş zamana yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi ‘azalmaya başlar’ anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: When demand falls, production ____.
Cevabı göster
starts going down
recession: resesyon
Bu cümlede recession, bir ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin zayıfladığı dönemi anlatan bir makroekonomi terimidir. Açıklama bunu üretim ve gelirlerin düşmesi, işsizliğin ise artmasıyla ilişkilendirir. Sıradan bir geriye gitme hareketi anlamına gelmez. Önemli ipucu, ekonomiye ait birden fazla geniş kapsamlı göstergenin aynı anda kötüleşmesidir.
Alıştırma
Hangi durum en doğru biçimde recession olarak tanımlanır?
- Bir şirket ofisini daha alt bir kata taşır.
- Ekonomi genelinde üretim ve gelirler düşerken işsizlik artar.
- Bir mağaza hafta sonu için tek bir ürünün fiyatını düşürür.
Cevabı göster
Ekonomi genelinde üretim ve gelirler düşerken işsizlik artar.
unemployment goes up: artışı anlatmak için go up kullanımı
Bu cümlede unemployment goes up, işsizliğin arttığı, çoğu zaman da işsizlik oranının yükseldiği anlamına gelir. Özne, soyut bir ekonomik durum veya ölçüttür; fiziksel olarak yukarı doğru hareket eden bir şey yoktur. Go up; rakamlar, seviyeler, fiyatlar, oranlar ve maliyetlerdeki değişimleri anlatan yaygın bir geçişsiz yapıdır. Değişen şey özne olur: Prices go up; ters yöndeki değişim The unemployment rate goes down ile ifade edilebilir.
Alıştırma
Cümleyi “artar” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: During a recession, unemployment may ____.
Cevabı göster
go up
This all sounds like a very bleak economic outlook. Kelime
3:48Bütün bunlar kulağa çok kasvetli bir ekonomik görünüm gibi geliyor.
bleak economic outlook: geleceğe ilişkin karamsar bir görüş
A bleak economic outlook, ekonominin geleceğine ilişkin çok olumsuz bir değerlendirmedir. Bleak, iyileşme umudunun az olduğunu belirtirken economic outlook ekonominin gelecekte beklenen yönünü veya durumunu ifade eder. Burada outlook fiziksel bir manzara anlamına gelmez. Haber ve analizlerde gelecekte neler olabileceğine ilişkin beklentileri anlatır.
Alıştırma
Bir finans raporunda 'a bleak economic outlook' ne anlama gelir?
- bir ofisin dışındaki manzaranın betimlemesi
- ekonominin geleceğine ilişkin son derece karamsar bir görüş
- güncel ekonomik rakamların tarafsız bir listesi
Cevabı göster
ekonominin geleceğine ilişkin son derece karamsar bir görüş
Olası çözümleri sormak için What can be done? kullanımı
What can be done?, what + can + be + done yapısında edilgen bir kip fiili sorusudur. Eylemi kimin yapacağını belirtmeden hangi eylemlerin veya çözümlerin mümkün olduğunu sorar. Bir sorun anlatıldıktan sonra bu soru, tartışmayı sorunun analizinden olası çözümlere taşır. Edilgen yapı odağı karar veren kişiye değil, eyleme yöneltir.
Alıştırma
What + can + do fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The river is badly polluted. ____?
Cevabı göster
What can be done
That's the million-dollar question: kolay cevabı olmayan çok önemli bir soru
The million-dollar question, bir tartışmadaki en önemli soruyu, özellikle de cevabı zor veya hâlâ bilinmeyen bir soruyu anlatan bir deyimdir. Burada that's, az önce sorulan soruya gönderme yapar. Million-dollar bir abartıdır: Cevabı son derece değerli gösterir; sorunun gerçekten bir milyon dolara mal olduğu veya bir milyon dolarlık ödül verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşan kişi "That's the million-dollar question" derken neyi kastediyor?
- Soru temel önemdedir ve cevaplanması zordur.
- Soruyu yalnızca zengin bir kişi cevaplayabilir.
- Soruyu cevaplamak tam olarak bir milyon dolara mal olacaktır.
Cevabı göster
Soru temel önemdedir ve cevaplanması zordur.
trying to work it out: çözmeye veya anlamaya çalışmak
Bu cümlede trying to work it out, bir cevap ya da çözüm bulmak için çaba göstermek anlamına gelir. it, konuşulan enflasyon sorununu ifade eder; bu nedenle work out burada fiziksel egzersiz yapmak anlamında değildir. Bu ayrılabilen öbek fiilde, zamir work ile out arasına gelir: work it out denir, work out it denmez. Trying to yalnızca bir girişimi anlatır; ekonomistlerin şimdiden başarılı olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “sorunu çözmek” anlamındaki vurgulanan öbek fiille tamamlayın: After studying the clues, Maya managed to ____.
Cevabı göster
work it out
economist Vicky Pryce gave an overview of how to control inflation. Kalıp ifadeler
4:01ekonomist Vicky Pryce, enflasyonun nasıl kontrol altına alınabileceğine dair genel bir değerlendirme yaptı.
give an overview of how to...: ana noktaları genel hatlarıyla sunmak
Cümlede gave an overview of, her ayrıntıyı ele almadan dinleyicilerin konuyu bir bütün olarak anlayabilmesi için ana noktaları sundu anlamına gelir. of ile başlayan konu how to control inflation ifadesidir. Yeniden kullanılabilen yapı give an overview of + konu şeklindedir. Konu, the new policy gibi bir isim öbeği veya how to apply gibi how to + fiilin yalın hâli olabilir. Gave, give fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi “ana noktaları sunmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The speaker will ____ how to prepare for an earthquake.
Cevabı göster
give an overview of
One of the things that actually is most effective is by slowing down demand. Dilbilgisi
4:06Gerçekte en etkili (effective) olan şeylerden biri talebi yavaşlatmaktır.
by slowing down demand: yöntem belirtmek için by + fiilin -ing biçimi
by, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Kalıp by + fiilin -ing biçimidir: by “nasıl?” sorusunu yanıtlar, -ing biçimi ise eylemi belirtir. Bu cümlede by slowing down demand, talebin daha yavaş büyümesini sağlamanın veya talebi azaltmanın kullanılan yöntem olduğu anlamına gelir. Buradaki by, edilgen yapıdaki eylemi yapan kişiyi göstermez.
Alıştırma
Cümleyi by ve parantez içindeki fiille tamamlayın: We saved money ____ at home. (cook)
Cevabı göster
by cooking
increase interest rates: finans alanında standart bir eşdizim
Increase interest rates, finans ve ekonomi politikası bağlamında standart bir fiil–nesne eşdizimidir. Borçlanmada uygulanan veya tasarrufa ödenen faiz oranlarını yükseltmek demektir. if you increase interest rates yan tümcesinde increase, interest rates ifadesini doğrudan nesne alır. İngilizcede bu anlam normalde make interest rates more şeklinde ifade edilmez.
Alıştırma
Hangi cümlede standart eşdizim ve doğal sözcük sırası kullanılmıştır?
- The central bank may make interest rates more next month.
- The central bank may increase interest rates next month.
- The central bank may increase next month interest rates more.
Cevabı göster
The central bank may increase interest rates next month.
what you do is you discourage people from borrowing, Kalıp ifadeler
4:11yaptığınız şey, ister birey ister şirket olsunlar,
discourage people from borrowing: discourage someone from doing something kalıbı
Discourage people from borrowing, insanların borç alma isteğini veya borç alma olasılığını azaltmak demektir. Burada discourage, insanları üzmek değil, harekete geçme motivasyonunu azaltmak anlamındadır ve borç almanın imkânsız hâle geldiğini göstermez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp discourage + kişi veya grup + from + fiil-ing şeklindedir. From ile başlayan bölüm, caydırılan eylemi belirtir: people from borrowing.
Alıştırma
discourage + person + from + verb-ing kalıbını tamamlayın: A refundable deposit can discourage guests ____ losing their room keys.
Cevabı göster
from
whether they're individuals or whether they are businesses. Dilbilgisi
4:14insanları borçlanmaktan caydırmaktır.
whether ... or whether ...: iki seçeneği de kapsamak
Whether they're individuals or whether they are businesses, iki olası kategoriyi sıralar ve çevresindeki açıklamanın her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Yani bireyler ile işletmeler arasındaki fark sonucu değiştirmez. Bu, dinleyiciden seçim yapmasını isteyen bir soru değil, whether ... or whether ... yapısıdır. Whether sözcüğünün tekrarlanması iki seçeneği açık ve paralel hâle getirir.
Alıştırma
Tam whether ... or whether ... paralel yapısını kullanın: The policy applies ____ you work at home or ____ you work in the office.
Cevabı göster
whether · whether
the economy starts slowing down: ekonomik faaliyet yavaşlamaya başlıyor
Burada the economy starts slowing down, genel ekonomik faaliyetin daha yavaş büyümeye veya ilerlemeye başladığı anlamına gelir. Slow down yalnızca bir kişinin ya da aracın hızını azaltmasını değil, soyut bir sürecin yavaşlamasını da anlatabilir. Starts slowing down, kademeli bir değişimin başlangıcına odaklanır. Ekonominin durduğu anlamına gelmez ve tek başına bir resesyon yaşandığını göstermez.
Alıştırma
Sürecin yavaşlamaya başladığını göstermek için cümleyi vurgulanan start + -ing yapısıyla tamamlayın: After a strong first quarter, economic growth ____.
Cevabı göster
started slowing down
meaning what works well and gets the best results,
4:21yani işe yarayan ve en iyi sonuçları veren şeyin,
Increasing interest rates can do this because it causes people will borrow less money.
4:26Faiz oranlarını artırmak bunu sağlayabilir, çünkü insanların daha az borç para almasına neden olur.
Interest rates are fees banks and financial institutions charge you for borrowing money. Notlar
4:31Faiz oranları, bankaların ve finans kuruluşlarının borç para almak için sizden talep ettiği ücretlerdir.
Interest rates: borçlanma maliyetini belirleyen yüzdeler
Interest rates, borç alınan veya biriktirilen para üzerindeki faizi hesaplamak için kullanılan yüzdelerdir. Bu cümlede fees sözcüğü, bir bankanın veya finans kuruluşunun borç alandan tahsil ettiği maliyeti basitleştirerek anlatır. Finans bağlamında interest, merak değil; kredi için alınan veya birikimden kazanılan para anlamına gelir. Rate oran demektir, bu nedenle interest rate genellikle yüzde olarak ifade edilir.
Alıştırma
Bankacılık bağlamında interest rates neyi ifade eder?
- Kredi sunan bankaların sayısı.
- İnsanların bir konuya ne kadar ilgi duyduğu.
- Borç alınan veya biriktirilen para üzerindeki faizi hesaplamak için kullanılan yüzdeler.
Cevabı göster
Borç alınan veya biriktirilen para üzerindeki faizi hesaplamak için kullanılan yüzdeler.
charge you for borrowing money: bir eylem için birinden ücret almak
Charge + kişi + for + isim veya -ing biçimi, bir ürün, hizmet ya da eylem nedeniyle o kişiden ücret almak anlamına gelir. Burada bankalar ve finans kuruluşları, borç para aldığı için borçludan ücret alır. Charge fiilinden sonraki nesne, ödemeyi yapan kişidir. For, ücretin neyle bağlantılı olduğunu belirtir. Bu cümlede charge, “ücret almak” anlamındadır; “bir cihazı şarj etmek” veya “resmen suçlamak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi charge + kişi + for yapısıyla tamamlayın: The hotel will ____ using the minibar.
Cevabı göster
charge you for
if ..., sonuç, which ...: neden-sonuç zincirini bağlamak
If yan cümlesi bir koşul verir: daha az borç para almak. Ana cümle bunun doğrudan sonucunu verir: daha az şey satın almak. Ardından virgül + which yan cümlesi, enflasyonun azalması gibi olası bir sonraki etkiyi ekler. Burada which yalnızca things ismine değil, “bu koşul altında daha az şey satın alma” şeklindeki önceki sonucun tamamına gönderme yapar. Bu kalıp bir koşulu, doğrudan sonucu ve daha geniş bir etkiyi birbirine bağlar. Can, son etkinin kesin değil, olası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Örnekte which neye gönderme yapıyor?
- Yalnızca money ismi
- Bu koşul altında daha az şey satın alma şeklindeki önceki sonucun tamamı
- Yalnızca things ismi
Cevabı göster
Bu koşul altında daha az şey satın alma şeklindeki önceki sonucun tamamı
it makes sense now: açıklamadan sonra anlama
Bu cümlede it makes sense now, önceki açıklamanın artık anlaşılır ve mantıksal olarak açık olduğu anlamına gelir. It, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyuyu değil, az önce konuşulan fikri ya da akıl yürütmeyi belirtir. Make sense kalıbı, bir şeyin anlaşılır veya mantıklı olduğunu anlatır. Now bir değişim olduğunu gösterir: konuşan kişi daha önce tam olarak anlamamış, ancak açıklamadan sonra anlamıştır.
Alıştırma
Cümleyi “anlaşılır” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: After I saw the diagram, the explanation ____ now.
Cevabı göster
makes sense
if you were ..., you would really want ...: varsayımsal bir durum
if you were ..., you would really want ... kalıbı, dinleyiciden kendisini farklı bir durumda hayal etmesini ister ve o durumda duyacağı güçlü isteği belirtir. If yan cümlesi varsayılan koşulu kurar; would + fiilin yalın hâli ise beklenen sonucu verir. Burada 2018 geçmiş bir tarihtir, ancak konuşan kişi bu tarihsel ortamı dinleyicinin zihninde içine gireceği bir sahne olarak sunar. Cümle, dinleyicinin gerçekten Venezuela'da bulunduğunu söylemez. You öznesiyle were sıradan geçmiş zaman ifadelerinde de kullanılır; bu nedenle varsayım anlamı yalnızca were sözcüğünden değil, if ... would kalıbının tamamından ve bağlamdan gelir.
Alıştırma
Cümleyi if + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: If you ____ responsible for the whole project, you ____ want a clear deadline.
Cevabı göster
were · would
wouldn't you?: karşıdakinden onay isteyen ek soru
wouldn't you?, olumlu you would really want... ifadesine eklenen olumsuz bir ek sorudur. Dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını ister ve onun da aynı fikirde olduğunu varsayar. Konuşan kişi, enflasyonun düşmesini istemenin açık bir beklenti olduğunu düşünür ve onay bekler. Bu ek soru etkileşim yaratır, ancak tamamen yeni bilgi isteyen açık uçlu bir soru değildir.
Alıştırma
Örnekte wouldn't you? ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşan kişi dinleyicinin enflasyonun düşmesini istemediğini söyler.
- Konuşan kişi tamamen yeni bir bilgi ister.
- Konuşan kişi onay bekler ve dinleyiciyi doğrulamaya davet eder.
Cevabı göster
Konuşan kişi onay bekler ve dinleyiciyi doğrulamaya davet eder.
I asked you what one report said the inflation rate was there Dilbilgisi
4:52sana bir raporun Kasım 2017 ile 2018 arasında
I asked you what one report said: dolaylı soruda sözcük sırası
I asked you ifadesinden sonra what ile başlayan yan cümle, daha önce sorulan bir sorunun içeriğini aktarır. Burada what, enflasyon oranının değerini sorar ve dolaylı soru one report said... şeklindeki düz cümle sırasını kullanır; did one report say... sırasını kullanmaz. Bilgi kaynağını belirten one report said ifadesi de bu sorunun içine yerleştirilmiştir. ask, know veya tell gibi fiillerden sonra gelen dolaylı sorularda, içinde başka bir aktarım cümlesi bulunsa bile düz cümle sırasını koruyun.
Alıştırma
'What did the website say the fee was?' doğrudan sorusunu hangi cümle doğru biçimde aktarır?
- I asked Leo what the website said the fee was.
- I asked Leo what did the website say the fee was.
Cevabı göster
I asked Leo what the website said the fee was.
According to a study by the opposition-controlled National Assembly, Kültür
5:04Muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclis'in yaptığı bir araştırmaya göre,
opposition-controlled National Assembly: siyasi bir kontrol ilişkisini yoğun biçimde anlatmak
opposition-controlled ifadesinde opposition, kontrolü elinde tutan siyasi grubu belirtir; controlled ise geçmiş zaman ortacıdır. Kısa çizgiyle bağlanan ifadenin tamamı National Assembly'yi niteler: siyasi muhalefetin kontrol ettiği bir Ulusal Meclis. Haber dili, bir kaynağın arka planını kısa biçimde aktarmak için bu tür birleşik ifadeler kullanır. Burada çalışmayı siyasi bağlamına yerleştirebilmek için kurumu kimin kontrol ettiği belirtilir; controlled, meclisin “kontrolden çıktığı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede opposition-controlled National Assembly ne anlama geliyor?
- kendi üzerindeki kontrolünü kaybetmiş bir Ulusal Meclis
- her türlü kontrole karşı çıkan bir Ulusal Meclis
- siyasi muhalefetin kontrol ettiği bir Ulusal Meclis
Cevabı göster
siyasi muhalefetin kontrol ettiği bir Ulusal Meclis
the annual inflation rate reached 1,300,000%: sayısal bir düzeye ulaşıldığını bildirmek
Veri haberlerinde the annual inflation rate ölçülen göstergedir, reached veriyi bildiren fiildir ve 1,300,000% göstergenin ulaştığı düzeydir. Burada reach, fiziksel olarak bir şeye uzanmak değil, “sayısal bir düzeye ulaşmak” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp gösterge + reached + sayı şeklindedir. Oranların yanı sıra adet, fiyat ve sıcaklık gibi diğer ölçülen değerlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta öğretilen ve “bu sayısal düzeye ulaştı” anlamına gelen haber dili fiiliyle tamamlayın: In July, the unemployment rate ____ 6 percent.
Cevabı göster
reached
in the 12 months to November 2018: belirli bir tarihte sona eren raporlama dönemi
Burada to, bir zaman aralığının bitiş noktasını gösterir; hareket bildirmez. in the 12 months to November 2018, Kasım 2018'de sona eren on iki aylık dönem boyunca anlamına gelir. in/during the + süre uzunluğu + to + bitiş tarihi kalıbı, kapsanan dönemi ve dönemin son ayını ya da tarihini belirterek verileri düzenler.
Alıştırma
in/during the + period + to + end date kalıbını tamamlayın: Revenue grew in the six months ____ June 2024.
Cevabı göster
to
This extreme financial situation was known as hyperinflation. Kelime
5:17Bu aşırı finansal durum hiperenflasyon olarak biliniyordu.
was known as hyperinflation: bir duruma ad verme
was known as hyperinflation ifadesinde be known as + ad veya terim, duruma bir ad verir. Anlamı “öyle adlandırılıyordu”dur; “birisi tarafından tanınıyordu” değildir. Edilgen was biçimi geçmiş zamandaki anlatımla uyumludur. hyper- ön eki aşırı derecede yüksek veya uç anlamına gelir. Hyperinflation, çok ciddi ve hızlı enflasyondur; bu terim aşırı bir finansal duruma ad verir.
Alıştırma
Hangi cümle hyperinflation sözcüğünü aşırı fiyat artışının resmî adı olarak verir?
- This country is known for hyperinflation.
- This extreme rise in prices is known as hyperinflation.
- Economists know about hyperinflation.
Cevabı göster
This extreme rise in prices is known as hyperinflation.
Other vocabulary we used included the expression
5:30Kullandığımız diğer kelimeler arasında şu ifade de vardı:
Volatile describes something that is unpredictable
5:37Dalgalı (volatile) öngörülemeyen bir şeyi tanımlar
continues at the same level for a long period of time.
5:44uzun bir süre boyunca aynı seviyede devam eder.
banks and financial institutions charge you for borrowing money.
5:55bankaların ve finans kuruluşlarının borç para almak için sizden talep ettiği ücretlerdir.
we hope you found our brief lesson about the economy useful. Dilbilgisi
5:59umarız ekonomi hakkındaki kısa dersimizi faydalı bulmuşsunuzdur.
found our brief lesson ... useful: find + nesne + sıfat
Burada found, find fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bulup yerini tespit etmek” değil, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek” anlamına gelir. Yapı find + nesne + sıfat şeklindedir: our brief lesson about the economy nesnedir, useful ise dinleyicinin değerlendirmesini belirtir. We hope you found ... useful kalıbı, konuşanın dinleyicinin bir şeyi faydalı bulmuş olmasını umduğunu nazikçe ifade eder. Aynı yapıyı find a book interesting veya find the instructions confusing örneklerindeki gibi nesneleri ve deneyimleri değerlendirmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
found, the report ve helpful ifadelerini kullanarak cümleyi find + nesne + sıfat sırasıyla tamamlayın: After reading it, I ____.
Cevabı göster
found the report helpful