Fiyatlar neden artıyor? 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
855 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Rob ve Beth, enflasyonun günlük ihtiyaçları neden pahalılaştırdığını, pandemi ve savaşla bağlantılı arz sıkıntılarının kalıcı fiyat artışlarını nasıl beslediğini ve yüksek faiz oranlarının talebi neden azaltabildiğini açıklıyor. Venezuela’nın 2018’de yaşadığı hiperenflasyon da sorunun ulaşabileceği uç boyutu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are being hit in the pocket — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Artan masraflar yüzünden tüketicilerin harcayabileceği paranın azalmasını canlı bir biçimde anlatan bu ifadeyi kavrayın. Haberlerde ve konuşmalarda tanıyabilir; enflasyonun, vergilerin, ücretlerin ya da fiyat artışlarının kişisel mali durum üzerindeki etkisini anlatırken kullanabilirsiniz. 2. pass on the extra costs — Phrasal verb’ler. Şirketlerin mal ve hizmetlere daha yüksek fiyat koyarak ek giderleri müşterilere nasıl aktardığını öğrenin. Böylece işletme maliyetleri ile tüketici fiyatları arasındaki ilişkiyi ele alan ekonomi haberlerini takip edebilir ve üretim ya da enerji maliyetindeki artışı sonunda kimin üstlendiğini açıklayabilirsiniz. 3. if we borrow less money, we buy fewer things, which can reduce inflation. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. if yan cümlesinin koşulu, ana cümlenin sonucu, which yan cümlesinin ise daha geniş etkiyi verdiğine dikkat edin. Bu dizilişi, bir politikanın veya davranış değişikliğinin nasıl zincirleme ekonomik sonuçlar doğurduğunu açık ve düzenli biçimde anlatmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Rob.

0:12

Ben Rob.

And I'm Beth.

0:13

Ben de Beth.

In this program,

0:14

Bu programda,

we're talking about money.

0:15

para hakkında konuşuyoruz.

And Beth, as the old saying goes, Anlatım akışı

0:17

Ve Beth, eski bir deyişin söylediği gibi,

money makes the world go round. Deyimler

0:19

para dünyayı döndürür.

Anlatım akışı

as the old saying goes: bilinen bir öğüdü aktarmak

as the old saying goes, sırada bilinen bir atasözü veya geleneksel bir ifade olduğunu bildirir. Ardından gelen düşünceyi konuşmacının yepyeni iddiası olarak değil, ortak bir bilgelik olarak sunar. Buradaki goes fiziksel hareket anlamına gelmez; “ifade bu şekildedir” veya “genellikle böyle söylenir” demektir. Yaygın kalıpta as the old saying goes, ifadesinin ardından sözün kendisi gelir.

Alıştırma

Hedef ifadeyle girişi tamamlayın: ____, where there's a will, there's a way.

Cevabı göster

As the old saying goes

Deyimler

money makes the world go round: paranın toplumu döndüren güç olması

Money makes the world go round, paranın toplumsal ve ekonomik faaliyetlerin büyük bölümünü mümkün kıldığı ve harekete geçirdiği anlamına gelen mecazlı bir sözdür. The world toplumu veya gündelik yaşamı temsil ederken go round işlemeye devam etmek anlamına gelir. Söz çoğu zaman gerçekçi veya alaycı duyulur: paranın gücünü vurgular, ancak paranın önemli olan tek şey olduğunu mutlaka iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede money makes the world go round ne anlama geliyor?

  1. Para fiziksel olarak Dünya’nın dönmesine neden olur.
  2. Madeni paralar sürekli olarak dünyanın çevresinde hareket eder.
  3. Para, toplumun ve gündelik yaşamın birçok yönünü harekete geçirir.
Cevabı göster

Para, toplumun ve gündelik yaşamın birçok yönünü harekete geçirir.

You mean it's very important

0:21

Yani çok önemli olduğunu

and lots of things couldn't happen without it.

0:23

ve o olmadan birçok şeyin gerçekleşemeyeceğini kastediyorsun.

Well,

0:26

Şey,

we all need money.

0:27

hepimizin paraya ihtiyacı var.

But have you noticed how our money Dilbilgisi

0:28

Ama paramızın bugünlerde

doesn't seem to buy so much these days? Kalıp ifadeler

0:30

eskisi kadar çok şey satın alamadığını fark ettin mi?

Dilbilgisi

Have you noticed how ...? ve düz cümle sözcük dizimi

Have you noticed how + yan cümle, dinleyiciyi bir özelliği, düzeni veya değişimi fark etmeye davet eder. Bu cümlede satın alma gücünün azalmasına ilişkin bir gözlemi ortak bir konuşma konusuna dönüştürür. how sonrasındaki gömülü yan cümle, our money doesn't seem... örneğindeki gibi düz cümle sözcük dizimini korur; does our money seem... biçimine dönüşmez. How, fark edilen durumu tanıtır; ayrı bir doğrudan soru başlatmaz.

Alıştırma

Birini bir eğilimi gözlemlemeye davet etmek için Have you noticed how yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Have you noticed how are the buses getting more crowded?
  2. Have you noticed how the buses are getting more crowded?
  3. How have you noticed the buses are getting more crowded?
Cevabı göster

Have you noticed how the buses are getting more crowded?

Kalıp ifadeler

money doesn't seem to buy so much these days ile satın alma gücünü anlatmak

Our money doesn't seem to buy so much these days ifadesinde money, satın alma gücünü anlatmak için buy fiilinin dil bilgisel öznesidir. Aynı miktarın daha az mal veya hizmeti karşılayabildiği anlamına gelir; para gerçekten alışveriş yapmıyordur. Doesn't seem to, bunu kesin bir ölçümden ziyade gözlemlenen bir eğilim olarak sunar. So much geçmişle örtük bir karşılaştırma taşır; these days ise son zamanlarda veya günümüzde anlamına gelir.

Alıştırma

Satın alma gücünün azaldığını anlatmak için cümleyi buy ile tamamlayın: The same amount of money ____ than it used to.

Cevabı göster

buys less

Yes, I have, Beth.

0:33

Evet, fark ettim Beth.

It seems like consumers like us Notlar

0:34

Görünüşe göre bizim gibi tüketiciler

Kelime

consumers like us: “benzer” anlamındaki like

consumers like us ifadesinde like, “benzer” anlamı veren bir edattır. like us bölümü consumers ismini niteler; dolayısıyla bütün isim öbeği “bizim gibi tüketiciler” demektir, “bizi seven tüketiciler” değil. Konuşmacı us sözcüğünü seçerek hem kendisini hem de dinleyicileri aynı gruba dâhil eder. Böylece kapsayıcı ve ortak bir bakış açısı oluşturur.

Alıştırma

Özgün cümlede consumers like us ne anlama geliyor?

  1. Bizim sevdiğimiz tüketiciler
  2. Bizi seven tüketiciler
  3. Bize benzeyen tüketiciler
Cevabı göster

Bize benzeyen tüketiciler

are being hit in the pocket at the moment. Deyimler

0:37

şu sıralar cüzdandan vuruluyor.

Ton ve niyet

Temkinli bir yargı için It seems like

It seems like, ardından gelen yan cümleyi bir izlenim veya çıkarım olarak sunar. Kalıp It seems like + yan cümle şeklindedir ve ifadeyi doğrudan bir iddiaya göre daha az kesin hâle getirir. Burada konuşmacı, mevcut duruma dayanarak tüketicilerin maddi açıdan etkilendiğine temkinli biçimde karar veriyor. Seems like yalnızca görsel görünüşle ilgili değildir; belirtilerden veya deneyimlerden çıkarılan bir sonucu da anlatabilir.

Alıştırma

Yargılayın: “Prices are rising” ile karşılaştırıldığında, “It seems like prices are rising” artışı daha temkinli bir yargı olarak sunar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Deyimler

are being hit in the pocket: maddi olarak zarar görmek

Be hit in the pocket, maddi olarak zarar görmek veya harcanabilir parası azalmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede are being hit, tüketicilerin şu anda bu baskıyı yaşadığını gösterir. Pocket kişinin parasını ya da satın alma gücünü temsil eder; hit mecazidir. Kimse fiziksel olarak vurulmuyor.

Alıştırma

Bu cümlede are being hit in the pocket ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak vuruluyorlar.
  2. Mali durumları zarar görüyor.
  3. Kıyafetleri zarar görüyor.
Cevabı göster

Mali durumları zarar görüyor.

And by that, Anlatım akışı

0:39

Bununla kastettiğim,

I mean we have less money to spend.

0:40

harcayacak daha az paramızın olması.

Anlatım akışı

And by that, I mean: önceki ifadeyi açıklığa kavuşturmak

By that, I mean, konuşanın önceki ifadesine dönüp onu daha açık biçimde açıklamaya başlar. Burada that, are being hit in the pocket ifadesine gönderme yapar; ardından gelen yan cümle bunu harcayacak daha az paraya sahip olmak diye açıklar. And, bu açıklamayı önceki cümleye doğal biçimde bağlar. İfadenin tamamı, dinleyiciye sırada yeni bir konu değil, önceki sözlerin açıklaması olduğunu bildirir.

Alıştırma

Bu cümlede And by that, I mean ifadesinin işlevi nedir?

  1. Uzaktaki fiziksel bir nesneyi gösterir.
  2. Konuşanın önceki sözlerini daha ayrıntılı biçimde açıklar.
  3. İlgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster

Konuşanın önceki sözlerini daha ayrıntılı biçimde açıklar.

Now, I'm no economist, Ton ve niyet

0:43

Şimdi, ben bir ekonomist değilim,

but I know this has a lot to do with inflation, Notlar

0:44

ama bunun enflasyonla,

Ton ve niyet

I'm no economist, but...: alçakgönüllü bir ön açıklama

I'm no economist ifadesinde no, tekil bir meslek veya rol adının doğrudan önüne, artikelsiz gelir. Anlamı I am not an economist şeklindedir; ancak daha güçlü bir söylem etkisi vardır: Konuşan kişi bu mesleki kimliğe veya uzman otoritesine sahip olduğunu açıkça iddia etmez. I'm no X, but... kalıbı, alçakgönüllü bir ön açıklamadır. Konuşan kişi önce kendi otoritesini azaltır, ardından but ile yine de makul bulduğu bir yargıyı sunar. Bu kalıp expert, designer veya mechanic gibi rollerle de kullanılabilir.

Alıştırma

I'm no + rol kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____, but that engine noise worries me. Rol: mechanic.

Cevabı göster

I'm no mechanic

Kalıp ifadeler

has a lot to do with inflation: güçlü bir bağlantı

Has a lot to do with, “güçlü biçimde bağlantılıdır” veya “önemli bir etkendir” anlamına gelir. Burada has, tekil this ile uyumludur; with ise bağlantılı etken olarak inflation sözcüğünü getirir. Güçlü bir bağlantıyı açıklamak için have/has a lot to do with + isim veya -ing biçimini kullanın. Bu ifade çoğu zaman önemli bir neden düşündürür, ancak bunun tek neden olduğunu söylemez. do sözcüğünü “bir eylemi gerçekleştirmek” şeklinde ayrı ayrı yorumlamak yerine bütün ifadeyi birlikte anlayın.

Alıştırma

Cümleyi have a lot to do with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The delay ____ the weather.

Cevabı göster

has a lot to do with

the increase in prices of things over time.

0:47

yani zamanla eşyaların fiyatlarındaki artışla büyük bir ilgisi olduğunu biliyorum.

Kelime

inflation: fiyatların zaman içinde genel olarak yükselmesi

Buradaki inflation, mal ve hizmetlerin genel fiyatlarının zaman içinde geniş çapta yükselmesini ifade eden bir ekonomi terimidir. Virgülden sonraki sözler bu terimi daha basit bir dille yeniden açıklar. Temel noktalar, artışın geniş çaplı olması ve zaman içinde gerçekleşmesidir. Tek bir ürünün fiyatındaki geçici değişiklik a price increase olabilir, ancak bu tek başına ekonominin genelinde inflation olduğunu göstermez.

Alıştırma

Hangi durum inflation için en açık örnektir?

  1. Bir mağaza bir ceketin fiyatını bir günlüğüne artırıyor.
  2. Birçok mal ve hizmetin fiyatı birkaç ay boyunca yükselmeye devam ediyor.
  3. İçine hava eklendiğinde bir balon büyüyor.
Cevabı göster

Birçok mal ve hizmetin fiyatı birkaç ay boyunca yükselmeye devam ediyor.

It's a big problem globally.

0:51

Bu küresel çapta büyük bir sorun.

And Beth,

0:53

Ve Beth,

my question for you is about inflation.

0:53

sana sorum enflasyon hakkında.

According to one report, Kalıp ifadeler

0:56

Bir rapora göre,

Kalıp ifadeler

According to one report: bilgi kaynağını belirtme

According to one report, bilgi kaynağını belirten bir ifadedir. Ardından gelen bilginin konuşanın kişisel iddiası olarak değil, bir rapordan alınarak sunulduğunu dinleyiciye bildirir. Yapı according to + kişi, kuruluş, belge veya başka bir kaynak şeklindedir: according to the survey, according to police. Kaynak ifadesi cümlenin başında yer aldığında ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi According to ile tamamlayın: ____ the school notice, the library will close early today.

Cevabı göster

According to

what was the annual inflation rate in Venezuela Kelime

0:58

Venezuela'da Kasım 2017 ile 2018 arasındaki

between November 2017 and 2018?

1:01

yıllık enflasyon oranı neydi?

Kelime

annual inflation rate: bir yıllık enflasyon ölçüsü

Annual inflation rate, genel fiyat düzeyinin bir yıllık dönemdeki yüzde değişimidir ve çoğu zaman fiyatların bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırılmasıyla hesaplanır. Annual istatistiksel dönemi belirler; rate ise sonucun genellikle yüzdeyle gösterilen oransal bir ölçü olduğunu belirtir. Bu soruda ifade hem ölçülen şeyin enflasyon olduğunu hem de sayının zaman temelini gösterir. Yalnızca enflasyonun her yıl gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Annual inflation rate ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Her yıl harcanan toplam para miktarı.
  2. Genel fiyatların bir yıllık dönemde ölçülen yüzde değişimi.
  3. Yalnızca bir gün için kaydedilen fiyat değişimi.
Cevabı göster

Genel fiyatların bir yıllık dönemde ölçülen yüzde değişimi.

Was it A, 130%,

1:04

A) %130 mu,

B, 1,300%,

1:07

B) %1.300 mü,

or C, 1,300,000%?

1:09

yoksa C) %1.300.000 miydi?

I'll say B, 1,300%.

1:14

Ben B, %1.300 diyorum.

Okay,

1:17

Tamam,

we'll find out if you're right later on. Öbek fiiller

1:18

haklı olup olmadığını daha sonra öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: yeni bir bilgi öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Cümlede konuşmacı, cevap kontrol edildikten veya açıklandıktan sonra sonucun ileride bilineceğini söylüyor. İfade çoğu zaman öğrenilecek bilgiyi başlatır: find out if/whether..., find out what... veya find out why.... Tek başına kullanılan find sözcüğünden farklı olarak genellikle fiziksel bir nesnenin yerini bulmaya değil, bilgi veya sonuç edinmeye odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “sonucu öğrenmek” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: We'll ____ whether our team won tomorrow.

Cevabı göster

find out

But let's talk more about money and inflation now.

1:20

Ancak şimdi para ve enflasyon hakkında daha fazla konuşalım.

Around the world,

1:24

Dünya çapında,

prices of things are rising more than normal. Kalıp ifadeler

1:25

eşyaların fiyatları normalden daha fazla yükseliyor.

Kalıp ifadeler

Normalin üzerindeki bir artış için “are rising more than normal”

Burada are rising, söz konusu dönem boyunca fiyatların yukarı doğru değiştiğini anlatır. Rise geçişsiz bir fiildir; dolayısıyla yükselen şey prices olur ve fiil doğrudan nesne almaz. More than normal, bu artışı normal bir ölçütle karşılaştırır. Karşılaştırmanın miktarla mı yoksa hızla mı ilgili olduğunu bağlam belirler; temel anlam, artışın alışılmış düzeni aşmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, normalin üzerindeki bir yükseliş eğilimini anlatmak için prices sözcüğünü özne olarak kullanır?

  1. Stores are raising food prices more than normal this month.
  2. Food prices are high but stable this month.
  3. Food prices are rising more than normal this month.
Cevabı göster

Food prices are rising more than normal this month.

And more worrying

1:27

Ve daha endişe verici olan

is that prices keep going up. Dilbilgisi

1:28

fiyatların artmaya devam etmesidir.

Dilbilgisi

Süren bir eğilim olarak “prices keep going up”

Keep + -ing biçimi, bir eylemin veya sürecin devam ettiğini gösterir. Prices keep going up ifadesinde keep sözcüğünden sonra going gelir; burada keep, “saklamak” değil “devam etmek” anlamındadır. Özne bir fiyat, sayı veya seviye olduğunda go up “artmak” anlamına gelir. Keep going up birlikte kullanıldığında, tamamlanmış tek bir artıştan ziyade tekrarlanan veya devam eden bir yükseliş eğilimini anlatır.

Alıştırma

Keep + -ing yapısında go up kullanın: My electricity bill keeps ____ every month.

Cevabı göster

going up

Two things in particular are increasing in price, Kalıp ifadeler

1:31

Özellikle iki şeyin fiyatı artıyor:

Kalıp ifadeler

in particular: belirli bir odağı öne çıkarmak

In particular, daha geniş bir kümenin içinden bir veya birkaç belirli üyeyi öne çıkarır. Burada Two things seçilen grubu kurar; ifade de hangi iki şey oldukları açıklanmadan önce onları odak noktası olarak işaretler. Ayrıca daha geniş konudan en ilgili örneklere geçildiğini göstererek bilgiyi düzenler. Bu kullanımda particular, seçici veya zor beğenen değil, belirli ya da özellikle ilgili anlamına gelir.

Alıştırma

Two things in particular are increasing in price, cümlesinde in particular neyi gösterir?

  1. Her şeyin fiyatı tamamen aynı miktarda artıyor.
  2. Bu iki şey daha geniş bir grubun içinden özellikle öne çıkarılıyor.
  3. Bu iki şeyi memnun etmek zordur.
Cevabı göster

Bu iki şey daha geniş bir grubun içinden özellikle öne çıkarılıyor.

Kalıp ifadeler

be increasing in price: daha pahalı hâle gelmek

Two things in particular are increasing in price cümlesinde things sözcüğüyle belirtilen şeylerin kendisi öznedir. Are increasing devam eden bir değişimi, in price ise değişen yönün fiyat olduğunu gösterir. Birlikte, bu şeylerin daha pahalı hâle geldiği anlamına gelir. increase bu kullanımda geçişsizdir; doğrudan nesne almaz. Değişime bir şirket veya satıcı neden oluyorsa increase geçişli kullanılır ve fiyatı belirten isim nesne olur: The company is increasing ticket prices.

Alıştırma

Cümleyi increase fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimiyle ve neyin değiştiğini gösteren ifadeyle tamamlayın: These products ____ right now.

Cevabı göster

are increasing in price

energy,

1:34

gaz ve elektrik gibi

like gas and electricity,

1:35

enerji,

and food.

1:37

ve yiyecek.

These are things we need and depend on. Kalıp ifadeler

1:38

Bunlar ihtiyacımız olan ve bağımlı olduğumuz şeyler.

Kalıp ifadeler

need and depend on: ortak kullanılan tek nesne

Burada need ve depend on eş görevli iki fiil öbeğidir. İkisi de önceki things adını niteler: yapı, these are things that we need and that we depend on biçiminde tam olarak düşünülebilir. Nesne görevindeki ilgi sözcüğü that doğal olarak düşürülmüştür. need nesnesini doğrudan alır; depend “bağlı olmak” veya “güvenmek” anlamında on ile kullanılmak zorundadır. Ortak nesne daha önce gelse de on atılamaz. İki fiil birlikte, bu şeylerin hem gerekli olduğunu hem de insanların bunlara dayandığını anlatır.

Alıştırma

“İhtiyaç duymak ve bağlı olmak” anlamındaki dersin eş görevli fiil öbeğiyle cümleyi tamamlayın: Public transport is a service many people ____.

Cevabı göster

need and depend on

So, what's causing the rises?

1:41

Peki bu artışlara ne sebep oluyor?

There seem to be two main reasons, Dilbilgisi

1:44

Görünüşe göre iki ana neden var,

Dilbilgisi

There seem to be: olasılıkları ihtiyatlı biçimde sunmak

There seem to be, “var gibi görünüyor” anlamına gelir. seem to eklenmiş, varlık bildiren bir there yapısıdır; two main reasons ifadesini sunarken analizin kesin değil, geçici bir değerlendirme olduğunu gösterir. Özenli standart İngilizcede be’den sonraki isim öbeği uyumu belirler: çoğul two main reasons ile seem, tekil one main reason ile seems kullanılır. Bu yapı olası etkenleri, nedenleri veya seçenekleri ihtiyatlı biçimde sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“Var gibi görünüyor” anlamındaki dersin ihtiyatlı yapısıyla cümleyi tamamlayın: There ____ two possible explanations.

Cevabı göster

seem to be

the COVID pandemic and the war in Ukraine,

1:46

COVID pandemisi ve Ukrayna'daki savaş,

which has reduced the supply in things we need.

1:49

bu durum ihtiyacımız olan şeylerin tedarikini azalttı.

And when things are in short supply, Notlar

1:52

Ve malların tedariki yetersiz olduğunda,

Kalıp ifadeler

be in short supply: yeterli miktarda bulunmamak

Be in short supply, insanların ihtiyaç duyduğu veya istediği miktardan daha az bulunabilmek anlamına gelir. Altyazıdaki things are in short supply, yeterli miktarda mal bulunmadığını belirtir. Buradaki short fiziksel uzunluğu anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp kişi, şey veya kaynak + be + in short supply biçimindedir; Skilled workers are in short supply buna bir örnektir.

Alıştırma

“Yeterli miktarda bulunmayan” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Fresh water is ____ after the long drought.

Cevabı göster

in short supply

available in limited quantities,

1:54

yani sınırlı miktarlarda bulunduğunda,

prices go up.

1:56

fiyatlar artar.

Dilbilgisi

when ..., prices go up: bir durumu sonucuna bağlamak

Burada when bir durumu tanıtır: mallar yalnızca sınırlı miktarlarda bulunabilir. Ana cümle olan prices go up ise sonucu verir. Bu kullanımda when, belirli bir zamanı sormaz; “ne zaman böyle olsa” veya “böyle bir durumda” anlamına gelir. when + durum, sonuç kalıbı genel bir neden-sonuç açıklamasını düzenler. Araya giren available in limited quantities ifadesi, in short supply ifadesini başka sözlerle açıklar; ikinci bir sonuç değildir.

Alıştırma

“When roads are icy, accidents become more likely” cümlesindeki yapı ne yapar?

  1. Bir kazanın tam olarak ne zaman olduğunu sorar.
  2. Bir durumu sunar ve ardından olası sonucunu verir.
  3. Birbiriyle ilgisiz iki olgu verir.
Cevabı göster

Bir durumu sunar ve ardından olası sonucunu verir.

The BBC World Service program The Real Story

1:58

BBC Dünya Servisi'nin The Real Story adlı programı

discussed this in much more detail.

2:01

bunu çok daha ayrıntılı bir şekilde tartıştı.

One expert economist,

2:04

Uzman bir ekonomist,

writer, and broadcaster Linda Yueh

2:06

yazar ve yayıncı olan Linda Yueh,

explained how price rises could be around for a while. Kalıp ifadeler

2:08

fiyat artışlarının bir süre daha nasıl devam edebileceğini açıkladı.

Kalıp ifadeler

could be around for a while: bir süre daha devam edebilir

Bu cümlede be around, "var olmaya veya görülmeye devam etmek" anlamındadır; fiziksel bir konumu anlatmaz. For a while süresi belirtilmeyen bir dönem ekler, dolayısıyla fiyat artışları kısa sürede ortadan kalkmayabilir. Could kesinlik değil, olasılık bildirir. Could be around for a while kalıbı devam edebilecek bir eğilimi, sorunu, uygulamayı veya etkiyi anlatabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda could be around for a while ne anlama geliyor?

  1. Kesinlikle hemen sona erecektir.
  2. Belirtilmeyen bir süre boyunca devam edebilir.
  3. Yakındaki bir yere taşınabilir.
Cevabı göster

Belirtilmeyen bir süre boyunca devam edebilir.

Even if you take out some of these volatile items like food and energy, Notlar

2:13

Gıda ve enerji gibi bu dalgalı (volatil) kalemlerden bazılarını çıkarsanız bile,

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if ödünleyici bir koşul sunar: koşul mümkün veya varsayımsal kabul edilir, ancak ana cümledeki sonucu değiştirmez. Burada oynak kalemlerin çıkarılması böyle bir koşul olarak sunuluyor. Yaygın yapı even if + koşul, ana cümledeki sonuç biçimindedir. Koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de sonucun geçerli kaldığını anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Yağmuru planı değiştirmeyen olası bir koşul olarak sunan iki kelimelik bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ it rains, the concert will continue indoors.

Cevabı göster

Even if

Öbek fiiller

Analizden hariç tutmak anlamındaki take out

Bu cümlede take out, belirli kategorileri bir hesaplama ya da analizden çıkarmak demektir. Gıda ve enerji burada fiziksel olarak dışarı taşınan nesneler değil, verilerin bileşenleridir. Yapı take out + öge veya take + öge + out olabilir. Analitik konuşmalarda, bir öge artık hesaba katılmadığında ya da değerlendirilmediğinde sonucun nasıl göründüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, hesaplamadan hariç tutmak anlamındaki vurgulanan fiil öbeğiyle tamamlayın: To compare the underlying prices, ____ taxes and delivery fees.

Cevabı göster

take out

Kelime

Ekonomik analizde volatile items

Burada volatile items, fiyatları hızlı, keskin ve öngörülemez biçimde değişebilen kategorileri ifade eder. Gıda ve enerji yaygın örneklerdir; çünkü fiyatları arz kesintilerine, hava koşullarına ve küresel olaylara güçlü tepki verir. Ekonomik tartışmalarda volatile, bir fiyatın, piyasanın veya veri serisinin istikrarsızlığını anlatır. Burada ürünlerin fiziksel bir özelliğini değil, fiyatların davranışını tanımlar.

Alıştırma

Bu ekonomi cümlesinde volatile items ne anlama gelir?

  1. Özellikle değerli nesneler
  2. Fiyatları keskin ve öngörülemez biçimde değişebilen kategoriler
  3. Her zaman fiziksel olarak tehlikeli olmak zorunda olan ürünler
Cevabı göster

Fiyatları keskin ve öngörülemez biçimde değişebilen kategoriler

the sustained price increases that we've had, Kelime

2:18

yaşadığımız bu sürekli (sustained) fiyat artışları,

Kelime

the sustained price increases: süreklilik gösteren fiyat artışları

Sustained sıfatı, bir şeyin kısa süreli bir sıçrama olmak yerine anlamlı bir süre boyunca devam ettiğini belirtir. Burada price increases ifadesini niteler; dolayısıyla tüm ifade, tekrarlanan veya süren fiyat artışlarını anlatır. Finans haberlerinde sustained, kararları ya da sonraki fiyatları etkileyebilecek kadar uzun süren bir eğilime işaret eder; burada fiyatların fiziksel olarak “desteklendiği” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum sustained price increases ifadesiyle en iyi şekilde anlatılır?

  1. Bir mağaza bütün fiyatları değiştirmeden tutar.
  2. Fiyatlar yalnızca bir gün sıçrar ve sonra normale döner.
  3. Fiyatlar bir yıl boyunca her ay yükselir.
Cevabı göster

Fiyatlar bir yıl boyunca her ay yükselir.

it is actually getting passed through into how companies price their goods and services. Notlar

2:20

aslında şirketlerin mal ve hizmetlerini nasıl fiyatlandırdığına doğrudan yansıyor.

Öbek fiiller

getting passed through into: sonraki aşamaya aktarılmak

Bu ekonomik kullanımda getting passed through into, bir maliyetin, baskının veya değişimin ekonominin bir aşamasından diğerine geçip daha sonraki bir sonucun parçası olması anlamına gelir. Burada önceki baskı, şirketlerin mal ve hizmetlere nasıl fiyat belirlediğini etkilemeye başlamaktadır. Getting, devam etmekte olan edilgen bir süreci gösterir: etki aktarılmaktadır; bir yerin içinden fiziksel olarak geçmemektedir. Into, etkinin ortaya çıktığı alanı veya sonucu tanıtır.

Alıştırma

Bir maliyetin sonraki bir fiyata aktarıldığını belirtmek için dersteki ifadeyi eksiksiz biçimde yazın: The rise in shipping costs is ____ higher delivery fees.

Cevabı göster

getting passed through into

Kelime

price their goods and services: price fiil olarak

companies price their goods and services ifadesinde price, “müşterilerin bir şey için ödeyeceği tutarı belirlemek” anlamında bir fiildir. Özne companies, doğrudan nesne ise their goods and services ifadesidir. how ile başlayan yan cümle, şirketlerin bu fiyatlandırma kararını verme biçimini anlatır. Yalnızca fiyatların kendisini değil, fiyat belirleme eylemini ifade eder.

Alıştırma

price fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The company will ____ its new service at twenty pounds a month.

Cevabı göster

price

And that's where it gets extremely worrying Anlatım akışı

2:25

İşte burası son derece endişe verici bir nokta

Anlatım akışı

that's where it gets extremely worrying: kritik noktayı belirtmek

That's where burada fiziksel bir yeri göstermez. Where, durumun veya tartışmanın içindeki soyut bir noktayı belirtir: daha önce anlatılan gelişme, olayların son derece kaygı verici hâle geldiği aşamadır. Bu yapı bilgiyi düzenler. Önceki bir olguyu konuşanın değerlendirmesine bağlar ve “Kritik kısım burası” mesajını verir. That's where + yan cümle kalıbı, bir sonucun veya sorunun ortaya çıktığı noktayı da gösterebilir.

Alıştırma

Yeni örneği okuyun: The first delay is manageable, but that's where the plan gets risky. Burada that's where neyi gösteriyor?

  1. Planın saklandığı fiziksel yeri.
  2. Planın riskli hâle gelmeye başladığı noktayı.
  3. İlk gecikmenin yönetilebilir olmasının nedenini.
Cevabı göster

Planın riskli hâle gelmeye başladığı noktayı.

because that suggests that even if energy prices, food prices come down, Öbek fiiller

2:28

çünkü bu, enerji ve gıda fiyatları düşse bile,

Öbek fiiller

come down ile fiyat düşüşünü anlatmak

Fiyatlardan söz edilirken come down, “düşmek” veya “daha düşük bir seviyeye inmek” anlamına gelir. Özneler energy prices ve food prices olduğundan burada anlatılan, bir kişinin yüksek bir yerden aşağı inmesi değil, fiyat seviyelerinin düşmesidir. Bu öbek fiil; oran, sıcaklık, sayı veya ölçülebilen başka seviyelerin düşmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “düşmek” anlamındaki öğrendiğiniz öbek fiille tamamlayın: If hotel prices ____ after summer, we can afford a longer stay.

Cevabı göster

come down

we could have inflation now in the system. Kelime

2:32

artık sistemin içinde bir enflasyona sahip olabileceğimizi gösteriyor.

Kelime

inflation ... in the system: ekonomiye yerleşmiş enflasyon baskısı

Bu cümlede inflation ... in the system, enflasyon baskısının daha geniş ekonomiye çoktan yerleşmiş olabileceği anlamına gelir. System; maliyetleri fiyatlar, ücretler ve işletme kararları üzerinden aktaran ekonomik mekanizmaları ifade eder, bilgisayar sistemini değil. Bu ifade, birkaç enerji veya gıda fiyatındaki geçici artıştan daha geniş ve kalıcı bir durumu anlatır. Bu fiyatlar düşse bile ekonomide yayılmaya başlamış etkiler devam edebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda 'inflation ... in the system' ne anlama geliyor?

  1. Enflasyon baskısı daha geniş ekonomiye yerleşmiştir.
  2. Yalnızca bir ürün kısa bir süre için pahalanmıştır.
  3. Bir bilgisayar en son enflasyon verisini kaydetmiştir.
Cevabı göster

Enflasyon baskısı daha geniş ekonomiye yerleşmiştir.

And I think that for advanced economies is worrying,

2:35

Ve bence bu gelişmiş ekonomiler için endişe verici,

for developing countries,

2:38

gelişmekte olan ülkeler içinse

that's hugely worrying.

2:39

çok büyük bir endişe kaynağı.

Linda Yueh used some interesting language there.

2:42

Linda Yueh orada ilginç bir dil kullandı.

She talked about food and energy being volatile items.

2:45

Gıda ve enerjinin dalgalı kalemler olduğundan bahsetti.

Something that's volatile is unpredictable

2:49

Dalgalı (volatile) olan bir şey öngörülemezdir

and can change suddenly.

2:51

ve aniden değişebilir.

And that's what we've experienced with food and energy prices.

2:53

Gıda ve enerji fiyatlarında deneyimlediğimiz şey de tam olarak bu.

Yes,

2:57

Evet,

and she said these price increases have been sustained.

2:57

ve bu fiyat artışlarının sürekli (sustained) olduğunu söyledi.

So, continuing at the same level for a long period of time.

3:01

Yani, uzun bir süre aynı seviyede devam ettiğini.

But Linda Yueh says that even if energy and food prices eventually come down,

3:05

Ancak Linda Yueh, enerji ve gıda fiyatları eninde sonunda düşse bile,

companies will pass on the extra costs they've already faced Öbek fiiller

3:10

şirketlerin zaten karşılaştıkları ekstra maliyetleri

by charging more for their goods and services. Dilbilgisi

3:14

mal ve hizmetleri için daha fazla ücret talep ederek yansıtacaklarını söylüyor.

Öbek fiiller

pass on the extra costs: ek maliyet yükünü başkasına yansıtmak

Bu ticari bağlamda pass on the extra costs, şirketin karşılaştığı maliyetleri başka bir tarafa yüklemek anlamına gelir. Şirket, artışın tamamını kendisi karşılamak yerine müşterilerin ödediği tutarı yükseltir. Nesne costs olduğunda pass on, mali yükü taşıyan tarafın değişmesini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, ek maliyetleri işletmenin değil müşterilerin üstleneceği anlamına gelir?

  1. The shop will record the extra costs in its accounts.
  2. The shop will absorb the extra costs itself.
  3. The shop will pass on the extra costs to customers.
Cevabı göster

The shop will pass on the extra costs to customers.

Dilbilgisi

by charging more for: kullanılan yöntemi belirtmek

By + -ing biçimi, bir sonucu ortaya çıkarmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by charging more for their goods and services, şirketlerin maliyetlerini nasıl başkalarına yansıttığı sorusunu yanıtlar. Charge more for something, o ürün veya hizmet için daha yüksek bir fiyat istemek anlamına gelir. Bu ifadede by bir yeri ya da son tarihi değil, araç veya yöntemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak by charging more for ifadesiyle tamamlayın: The club covered its higher rent ____ annual memberships.

Cevabı göster

by charging more for

And this could cause inflation.

3:17

Ve bu durum enflasyona neden olabilir.

There's that word again.

3:20

İşte bu kelime yine karşımıza çıktı.

Continuing price rises aren't good for anyone, Kalıp ifadeler

3:22

Süregelen fiyat artışları kimse için iyi değildir,

Kalıp ifadeler

Continuing price rises: continuing + isim

Continuing, price rises isim öbeğinin önünde sıfat gibi kullanılan -ing'li bir ortaçtır. Fiyat artışlarının bir süredir gerçekleştiğini ve hâlâ sürdüğünü anlatır. Continuing price rises öbeğinin tamamı aren't good ifadesinin öznesidir; continuing cümlenin ana fiili değildir. continuing + isim kalıbı, sürmekte olan bir sorunu, süreci veya eğilimi kısa biçimde adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede continuing, hâlâ süren bir durumu adlandırmak için bir ismin önünde sıfat gibi kullanılmıştır?

  1. The delays continue to affect the morning trains.
  2. The meeting is continuing after a short break.
  3. Continuing delays are affecting the morning trains.
Cevabı göster

Continuing delays are affecting the morning trains.

but especially for people in developing economies, Kelime

3:25

ancak özellikle gelişmekte olan ekonomilerdeki insanlar için,

Kelime

developing economies: bir ekonomik gelişme kategorisi

Developing economies, genellikle daha düşük gelirli veya daha az sanayileşmiş bir ekonomik gelişme aşamasında sınıflandırılan ulusal ya da bölgesel ekonomileri ifade eder. people in developing economies ifadesinde bu söz öbeği, insanların yaşadığı ekonomik ortamları belirtir. Burada developing geniş bir ekonomik gelişme aşamasını anlatırken economies, ülkeleri veya bölgeleri ekonomik sistemler olarak ele alır. Birinin bu ekonomileri kelimenin tam anlamıyla oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ekonomi raporunda developing economies ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Şu anda yeni ürünler oluşturan işletmeler
  2. Genel olarak ekonomik gelişmenin daha az ilerlemiş bir aşamasında bulunan ulusal veya bölgesel ekonomiler
  3. Hane harcamalarını daha ekonomik hâle getirmeyi amaçlayan planlar
Cevabı göster

Genel olarak ekonomik gelişmenin daha az ilerlemiş bir aşamasında bulunan ulusal veya bölgesel ekonomiler

countries which have industry that's less developed

3:28

sanayisi daha az gelişmiş

and have lower living standards. Kelime

3:31

ve yaşam standartları daha düşük olan ülkeler için hiç iyi değildir.

Kelime

lower living standards: daha düşük yaşam standartları

living standards ifadesi, bir kişi ya da grubun sahip olduğu genel maddi rahatlık düzeyini ve temel ihtiyaçlara erişimini anlatır. Gelir, barınma, sağlık hizmetleri, eğitim ile mal ve hizmetlere erişim buna dâhil olabilir. lower living standards, bu koşulların başka bir gruba, yere, döneme veya beklenen bir ölçüte göre daha kötü olması demektir. Buradaki standards; kurallar, ahlaki ilkeler veya sınav gerekleri değil, yaşam koşullarının düzeyi anlamındadır. lower karşılaştırma bildirir; bu yüzden karşılaştırma noktası açıkça söylenebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi genel maddi yaşam koşullarının daha kötü olduğunu belirten üç kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: A long economic crisis can lead to ____.

Cevabı göster

lower living standards

Another possible consequence of inflation is recession. Notlar

3:33

Enflasyonun olası bir diğer sonucu da resesyondur.

Kalıp ifadeler

consequence of inflation: enflasyonun sonucu

consequence of inflation ifadesinde consequence, enflasyon nedeniyle ortaya çıkan bir etkiyi veya sonucu adlandırır. consequence of + isim ya da isim öbeği yapısı, etkiyi of sözcüğünden önce; nedenini veya kaynağını ise sonra yerleştirir. Tam cümlede recession olası etki olarak sunulur. Consequence genellikle önemli bir etkiye dikkat çeker ve tarafsız result sözcüğüne göre daha ciddi, ayrıca daha sık olumsuz bir anlam taşıyabilir. Possible, ekonomik durgunluğun kaçınılmaz olmadığını açıkça belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanan sellerin iklim değişikliğinin bir etkisi olduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. Repeated flooding can be a consequence of climate change.
  2. Climate change can be a consequence of repeated flooding.
  3. Repeated flooding can be a cause of climate change.
Cevabı göster

Repeated flooding can be a consequence of climate change.

This economic term describes a situation where a country's production starts going down, Öbek fiiller

3:37

Bu ekonomik terim, bir ülkenin üretiminin düşmeye başladığı,

Öbek fiiller

starts going down: düşmeye başlar

Özne ölçülebilir bir miktar veya düzey olduğunda go down azalmak anlamına gelir. Starts going down, düzeyin yalnızca düşük olduğunu söylemek yerine düşüşün başladığı anlamını ekler. Yapı start + -ing biçimidir. Geniş zamandaki starts, tekil özne production ile uyumludur; started going down ise düşüşün başlangıcını geçmiş zamana yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi ‘azalmaya başlar’ anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: When demand falls, production ____.

Cevabı göster

starts going down

people's incomes go down,

3:43

insanların gelirlerinin azaldığı

and unemployment goes up. Öbek fiiller

3:45

ve işsizliğin arttığı bir durumu tanımlar.

Kelime

recession: resesyon

Bu cümlede recession, bir ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin zayıfladığı dönemi anlatan bir makroekonomi terimidir. Açıklama bunu üretim ve gelirlerin düşmesi, işsizliğin ise artmasıyla ilişkilendirir. Sıradan bir geriye gitme hareketi anlamına gelmez. Önemli ipucu, ekonomiye ait birden fazla geniş kapsamlı göstergenin aynı anda kötüleşmesidir.

Alıştırma

Hangi durum en doğru biçimde recession olarak tanımlanır?

  1. Bir şirket ofisini daha alt bir kata taşır.
  2. Ekonomi genelinde üretim ve gelirler düşerken işsizlik artar.
  3. Bir mağaza hafta sonu için tek bir ürünün fiyatını düşürür.
Cevabı göster

Ekonomi genelinde üretim ve gelirler düşerken işsizlik artar.

Öbek fiiller

unemployment goes up: artışı anlatmak için go up kullanımı

Bu cümlede unemployment goes up, işsizliğin arttığı, çoğu zaman da işsizlik oranının yükseldiği anlamına gelir. Özne, soyut bir ekonomik durum veya ölçüttür; fiziksel olarak yukarı doğru hareket eden bir şey yoktur. Go up; rakamlar, seviyeler, fiyatlar, oranlar ve maliyetlerdeki değişimleri anlatan yaygın bir geçişsiz yapıdır. Değişen şey özne olur: Prices go up; ters yöndeki değişim The unemployment rate goes down ile ifade edilebilir.

Alıştırma

Cümleyi “artar” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: During a recession, unemployment may ____.

Cevabı göster

go up

This all sounds like a very bleak economic outlook. Kelime

3:48

Bütün bunlar kulağa çok kasvetli bir ekonomik görünüm gibi geliyor.

Kelime

bleak economic outlook: geleceğe ilişkin karamsar bir görüş

A bleak economic outlook, ekonominin geleceğine ilişkin çok olumsuz bir değerlendirmedir. Bleak, iyileşme umudunun az olduğunu belirtirken economic outlook ekonominin gelecekte beklenen yönünü veya durumunu ifade eder. Burada outlook fiziksel bir manzara anlamına gelmez. Haber ve analizlerde gelecekte neler olabileceğine ilişkin beklentileri anlatır.

Alıştırma

Bir finans raporunda 'a bleak economic outlook' ne anlama gelir?

  1. bir ofisin dışındaki manzaranın betimlemesi
  2. ekonominin geleceğine ilişkin son derece karamsar bir görüş
  3. güncel ekonomik rakamların tarafsız bir listesi
Cevabı göster

ekonominin geleceğine ilişkin son derece karamsar bir görüş

So, what can be done? Dilbilgisi

3:52

Peki, ne yapılabilir?

Dilbilgisi

Olası çözümleri sormak için What can be done? kullanımı

What can be done?, what + can + be + done yapısında edilgen bir kip fiili sorusudur. Eylemi kimin yapacağını belirtmeden hangi eylemlerin veya çözümlerin mümkün olduğunu sorar. Bir sorun anlatıldıktan sonra bu soru, tartışmayı sorunun analizinden olası çözümlere taşır. Edilgen yapı odağı karar veren kişiye değil, eyleme yöneltir.

Alıştırma

What + can + do fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The river is badly polluted. ____?

Cevabı göster

What can be done

Well, that's the million-dollar question, Deyimler

3:54

İşte bu bir milyon dolarlık soru,

Deyimler

That's the million-dollar question: kolay cevabı olmayan çok önemli bir soru

The million-dollar question, bir tartışmadaki en önemli soruyu, özellikle de cevabı zor veya hâlâ bilinmeyen bir soruyu anlatan bir deyimdir. Burada that's, az önce sorulan soruya gönderme yapar. Million-dollar bir abartıdır: Cevabı son derece değerli gösterir; sorunun gerçekten bir milyon dolara mal olduğu veya bir milyon dolarlık ödül verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşan kişi "That's the million-dollar question" derken neyi kastediyor?

  1. Soru temel önemdedir ve cevaplanması zordur.
  2. Soruyu yalnızca zengin bir kişi cevaplayabilir.
  3. Soruyu cevaplamak tam olarak bir milyon dolara mal olacaktır.
Cevabı göster

Soru temel önemdedir ve cevaplanması zordur.

and economists are trying to work it out. Öbek fiiller

3:56

ve ekonomistler bunu çözmeye çalışıyor.

Öbek fiiller

trying to work it out: çözmeye veya anlamaya çalışmak

Bu cümlede trying to work it out, bir cevap ya da çözüm bulmak için çaba göstermek anlamına gelir. it, konuşulan enflasyon sorununu ifade eder; bu nedenle work out burada fiziksel egzersiz yapmak anlamında değildir. Bu ayrılabilen öbek fiilde, zamir work ile out arasına gelir: work it out denir, work out it denmez. Trying to yalnızca bir girişimi anlatır; ekonomistlerin şimdiden başarılı olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi “sorunu çözmek” anlamındaki vurgulanan öbek fiille tamamlayın: After studying the clues, Maya managed to ____.

Cevabı göster

work it out

Speaking on the Real Story program,

3:59

The Real Story programında konuşan

economist Vicky Pryce gave an overview of how to control inflation. Kalıp ifadeler

4:01

ekonomist Vicky Pryce, enflasyonun nasıl kontrol altına alınabileceğine dair genel bir değerlendirme yaptı.

Kalıp ifadeler

give an overview of how to...: ana noktaları genel hatlarıyla sunmak

Cümlede gave an overview of, her ayrıntıyı ele almadan dinleyicilerin konuyu bir bütün olarak anlayabilmesi için ana noktaları sundu anlamına gelir. of ile başlayan konu how to control inflation ifadesidir. Yeniden kullanılabilen yapı give an overview of + konu şeklindedir. Konu, the new policy gibi bir isim öbeği veya how to apply gibi how to + fiilin yalın hâli olabilir. Gave, give fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi “ana noktaları sunmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The speaker will ____ how to prepare for an earthquake.

Cevabı göster

give an overview of

One of the things that actually is most effective is by slowing down demand. Dilbilgisi

4:06

Gerçekte en etkili (effective) olan şeylerden biri talebi yavaşlatmaktır.

Dilbilgisi

by slowing down demand: yöntem belirtmek için by + fiilin -ing biçimi

by, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Kalıp by + fiilin -ing biçimidir: by “nasıl?” sorusunu yanıtlar, -ing biçimi ise eylemi belirtir. Bu cümlede by slowing down demand, talebin daha yavaş büyümesini sağlamanın veya talebi azaltmanın kullanılan yöntem olduğu anlamına gelir. Buradaki by, edilgen yapıdaki eylemi yapan kişiyi göstermez.

Alıştırma

Cümleyi by ve parantez içindeki fiille tamamlayın: We saved money ____ at home. (cook)

Cevabı göster

by cooking

And if you increase interest rates, Kalıp ifadeler

4:10

Ve eğer faiz oranlarını artırırsanız,

Kalıp ifadeler

increase interest rates: finans alanında standart bir eşdizim

Increase interest rates, finans ve ekonomi politikası bağlamında standart bir fiil–nesne eşdizimidir. Borçlanmada uygulanan veya tasarrufa ödenen faiz oranlarını yükseltmek demektir. if you increase interest rates yan tümcesinde increase, interest rates ifadesini doğrudan nesne alır. İngilizcede bu anlam normalde make interest rates more şeklinde ifade edilmez.

Alıştırma

Hangi cümlede standart eşdizim ve doğal sözcük sırası kullanılmıştır?

  1. The central bank may make interest rates more next month.
  2. The central bank may increase interest rates next month.
  3. The central bank may increase next month interest rates more.
Cevabı göster

The central bank may increase interest rates next month.

what you do is you discourage people from borrowing, Kalıp ifadeler

4:11

yaptığınız şey, ister birey ister şirket olsunlar,

Kalıp ifadeler

discourage people from borrowing: discourage someone from doing something kalıbı

Discourage people from borrowing, insanların borç alma isteğini veya borç alma olasılığını azaltmak demektir. Burada discourage, insanları üzmek değil, harekete geçme motivasyonunu azaltmak anlamındadır ve borç almanın imkânsız hâle geldiğini göstermez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp discourage + kişi veya grup + from + fiil-ing şeklindedir. From ile başlayan bölüm, caydırılan eylemi belirtir: people from borrowing.

Alıştırma

discourage + person + from + verb-ing kalıbını tamamlayın: A refundable deposit can discourage guests ____ losing their room keys.

Cevabı göster

from

whether they're individuals or whether they are businesses. Dilbilgisi

4:14

insanları borçlanmaktan caydırmaktır.

Dilbilgisi

whether ... or whether ...: iki seçeneği de kapsamak

Whether they're individuals or whether they are businesses, iki olası kategoriyi sıralar ve çevresindeki açıklamanın her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Yani bireyler ile işletmeler arasındaki fark sonucu değiştirmez. Bu, dinleyiciden seçim yapmasını isteyen bir soru değil, whether ... or whether ... yapısıdır. Whether sözcüğünün tekrarlanması iki seçeneği açık ve paralel hâle getirir.

Alıştırma

Tam whether ... or whether ... paralel yapısını kullanın: The policy applies ____ you work at home or ____ you work in the office.

Cevabı göster

whether · whether

And of course,

4:17

Ve elbette,

the economy starts slowing down. Kalıp ifadeler

4:17

ekonomi yavaşlamaya başlar.

Kalıp ifadeler

the economy starts slowing down: ekonomik faaliyet yavaşlamaya başlıyor

Burada the economy starts slowing down, genel ekonomik faaliyetin daha yavaş büyümeye veya ilerlemeye başladığı anlamına gelir. Slow down yalnızca bir kişinin ya da aracın hızını azaltmasını değil, soyut bir sürecin yavaşlamasını da anlatabilir. Starts slowing down, kademeli bir değişimin başlangıcına odaklanır. Ekonominin durduğu anlamına gelmez ve tek başına bir resesyon yaşandığını göstermez.

Alıştırma

Sürecin yavaşlamaya başladığını göstermek için cümleyi vurgulanan start + -ing yapısıyla tamamlayın: After a strong first quarter, economic growth ____.

Cevabı göster

started slowing down

So, she says what is most effective,

4:19

Dolayısıyla, o en etkili olan şeyin,

meaning what works well and gets the best results,

4:21

yani işe yarayan ve en iyi sonuçları veren şeyin,

is slowing down demand.

4:24

talebi yavaşlatmak olduğunu söylüyor.

Increasing interest rates can do this because it causes people will borrow less money.

4:26

Faiz oranlarını artırmak bunu sağlayabilir, çünkü insanların daha az borç para almasına neden olur.

Interest rates are fees banks and financial institutions charge you for borrowing money. Notlar

4:31

Faiz oranları, bankaların ve finans kuruluşlarının borç para almak için sizden talep ettiği ücretlerdir.

Kelime

Interest rates: borçlanma maliyetini belirleyen yüzdeler

Interest rates, borç alınan veya biriktirilen para üzerindeki faizi hesaplamak için kullanılan yüzdelerdir. Bu cümlede fees sözcüğü, bir bankanın veya finans kuruluşunun borç alandan tahsil ettiği maliyeti basitleştirerek anlatır. Finans bağlamında interest, merak değil; kredi için alınan veya birikimden kazanılan para anlamına gelir. Rate oran demektir, bu nedenle interest rate genellikle yüzde olarak ifade edilir.

Alıştırma

Bankacılık bağlamında interest rates neyi ifade eder?

  1. Kredi sunan bankaların sayısı.
  2. İnsanların bir konuya ne kadar ilgi duyduğu.
  3. Borç alınan veya biriktirilen para üzerindeki faizi hesaplamak için kullanılan yüzdeler.
Cevabı göster

Borç alınan veya biriktirilen para üzerindeki faizi hesaplamak için kullanılan yüzdeler.

Kalıp ifadeler

charge you for borrowing money: bir eylem için birinden ücret almak

Charge + kişi + for + isim veya -ing biçimi, bir ürün, hizmet ya da eylem nedeniyle o kişiden ücret almak anlamına gelir. Burada bankalar ve finans kuruluşları, borç para aldığı için borçludan ücret alır. Charge fiilinden sonraki nesne, ödemeyi yapan kişidir. For, ücretin neyle bağlantılı olduğunu belirtir. Bu cümlede charge, “ücret almak” anlamındadır; “bir cihazı şarj etmek” veya “resmen suçlamak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi charge + kişi + for yapısıyla tamamlayın: The hotel will ____ using the minibar.

Cevabı göster

charge you for

And if we borrow less money, Dilbilgisi

4:37

Ve daha az borç alırsak,

we buy fewer things,

4:39

daha az şey satın alırız,

which can reduce inflation.

4:40

bu da enflasyonu azaltabilir.

Dilbilgisi

if ..., sonuç, which ...: neden-sonuç zincirini bağlamak

If yan cümlesi bir koşul verir: daha az borç para almak. Ana cümle bunun doğrudan sonucunu verir: daha az şey satın almak. Ardından virgül + which yan cümlesi, enflasyonun azalması gibi olası bir sonraki etkiyi ekler. Burada which yalnızca things ismine değil, “bu koşul altında daha az şey satın alma” şeklindeki önceki sonucun tamamına gönderme yapar. Bu kalıp bir koşulu, doğrudan sonucu ve daha geniş bir etkiyi birbirine bağlar. Can, son etkinin kesin değil, olası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte which neye gönderme yapıyor?

  1. Yalnızca money ismi
  2. Bu koşul altında daha az şey satın alma şeklindeki önceki sonucun tamamı
  3. Yalnızca things ismi
Cevabı göster

Bu koşul altında daha az şey satın alma şeklindeki önceki sonucun tamamı

I think it makes sense now. Kalıp ifadeler

4:42

Sanırım şimdi mantıklı geldi.

Kalıp ifadeler

it makes sense now: açıklamadan sonra anlama

Bu cümlede it makes sense now, önceki açıklamanın artık anlaşılır ve mantıksal olarak açık olduğu anlamına gelir. It, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyuyu değil, az önce konuşulan fikri ya da akıl yürütmeyi belirtir. Make sense kalıbı, bir şeyin anlaşılır veya mantıklı olduğunu anlatır. Now bir değişim olduğunu gösterir: konuşan kişi daha önce tam olarak anlamamış, ancak açıklamadan sonra anlamıştır.

Alıştırma

Cümleyi “anlaşılır” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: After I saw the diagram, the explanation ____ now.

Cevabı göster

makes sense

And if you were in Venezuela in 2018, Dilbilgisi

4:44

Eğer 2018'de Venezuela'da olsaydın,

you would really want inflation to go down,

4:47

enflasyonun düşmesini gerçekten isterdin,

Dilbilgisi

if you were ..., you would really want ...: varsayımsal bir durum

if you were ..., you would really want ... kalıbı, dinleyiciden kendisini farklı bir durumda hayal etmesini ister ve o durumda duyacağı güçlü isteği belirtir. If yan cümlesi varsayılan koşulu kurar; would + fiilin yalın hâli ise beklenen sonucu verir. Burada 2018 geçmiş bir tarihtir, ancak konuşan kişi bu tarihsel ortamı dinleyicinin zihninde içine gireceği bir sahne olarak sunar. Cümle, dinleyicinin gerçekten Venezuela'da bulunduğunu söylemez. You öznesiyle were sıradan geçmiş zaman ifadelerinde de kullanılır; bu nedenle varsayım anlamı yalnızca were sözcüğünden değil, if ... would kalıbının tamamından ve bağlamdan gelir.

Alıştırma

Cümleyi if + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: If you ____ responsible for the whole project, you ____ want a clear deadline.

Cevabı göster

were · would

wouldn't you? Ton ve niyet

4:50

öyle değil mi?

Ton ve niyet

wouldn't you?: karşıdakinden onay isteyen ek soru

wouldn't you?, olumlu you would really want... ifadesine eklenen olumsuz bir ek sorudur. Dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını ister ve onun da aynı fikirde olduğunu varsayar. Konuşan kişi, enflasyonun düşmesini istemenin açık bir beklenti olduğunu düşünür ve onay bekler. Bu ek soru etkileşim yaratır, ancak tamamen yeni bilgi isteyen açık uçlu bir soru değildir.

Alıştırma

Örnekte wouldn't you? ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşan kişi dinleyicinin enflasyonun düşmesini istemediğini söyler.
  2. Konuşan kişi tamamen yeni bir bilgi ister.
  3. Konuşan kişi onay bekler ve dinleyiciyi doğrulamaya davet eder.
Cevabı göster

Konuşan kişi onay bekler ve dinleyiciyi doğrulamaya davet eder.

Oh, yes.

4:50

Oh, evet.

Now, earlier,

4:51

Şimdi, daha önce,

I asked you what one report said the inflation rate was there Dilbilgisi

4:52

sana bir raporun Kasım 2017 ile 2018 arasında

Dilbilgisi

I asked you what one report said: dolaylı soruda sözcük sırası

I asked you ifadesinden sonra what ile başlayan yan cümle, daha önce sorulan bir sorunun içeriğini aktarır. Burada what, enflasyon oranının değerini sorar ve dolaylı soru one report said... şeklindeki düz cümle sırasını kullanır; did one report say... sırasını kullanmaz. Bilgi kaynağını belirten one report said ifadesi de bu sorunun içine yerleştirilmiştir. ask, know veya tell gibi fiillerden sonra gelen dolaylı sorularda, içinde başka bir aktarım cümlesi bulunsa bile düz cümle sırasını koruyun.

Alıştırma

'What did the website say the fee was?' doğrudan sorusunu hangi cümle doğru biçimde aktarır?

  1. I asked Leo what the website said the fee was.
  2. I asked Leo what did the website say the fee was.
Cevabı göster

I asked Leo what the website said the fee was.

between November 2017 and 2018.

4:55

oradaki enflasyon oranının ne olduğunu sordum.

And I said a very high 1,300%.

4:59

Ben de %1.300 gibi çok yüksek bir rakam söyledim.

Well, it was even higher, Beth.

5:03

Şey, çok daha yüksekti, Beth.

According to a study by the opposition-controlled National Assembly, Kültür

5:04

Muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclis'in yaptığı bir araştırmaya göre,

Kültür

opposition-controlled National Assembly: siyasi bir kontrol ilişkisini yoğun biçimde anlatmak

opposition-controlled ifadesinde opposition, kontrolü elinde tutan siyasi grubu belirtir; controlled ise geçmiş zaman ortacıdır. Kısa çizgiyle bağlanan ifadenin tamamı National Assembly'yi niteler: siyasi muhalefetin kontrol ettiği bir Ulusal Meclis. Haber dili, bir kaynağın arka planını kısa biçimde aktarmak için bu tür birleşik ifadeler kullanır. Burada çalışmayı siyasi bağlamına yerleştirebilmek için kurumu kimin kontrol ettiği belirtilir; controlled, meclisin “kontrolden çıktığı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede opposition-controlled National Assembly ne anlama geliyor?

  1. kendi üzerindeki kontrolünü kaybetmiş bir Ulusal Meclis
  2. her türlü kontrole karşı çıkan bir Ulusal Meclis
  3. siyasi muhalefetin kontrol ettiği bir Ulusal Meclis
Cevabı göster

siyasi muhalefetin kontrol ettiği bir Ulusal Meclis

the annual inflation rate reached 1,300,000% Kalıp ifadeler

5:09

Kasım 2018'e kadarki 12 ay içinde

Kalıp ifadeler

the annual inflation rate reached 1,300,000%: sayısal bir düzeye ulaşıldığını bildirmek

Veri haberlerinde the annual inflation rate ölçülen göstergedir, reached veriyi bildiren fiildir ve 1,300,000% göstergenin ulaştığı düzeydir. Burada reach, fiziksel olarak bir şeye uzanmak değil, “sayısal bir düzeye ulaşmak” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp gösterge + reached + sayı şeklindedir. Oranların yanı sıra adet, fiyat ve sıcaklık gibi diğer ölçülen değerlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu notta öğretilen ve “bu sayısal düzeye ulaştı” anlamına gelen haber dili fiiliyle tamamlayın: In July, the unemployment rate ____ 6 percent.

Cevabı göster

reached

in the 12 months to November 2018. Kelime

5:14

yıllık enflasyon oranı %1.300.000'e ulaştı.

Kelime

in the 12 months to November 2018: belirli bir tarihte sona eren raporlama dönemi

Burada to, bir zaman aralığının bitiş noktasını gösterir; hareket bildirmez. in the 12 months to November 2018, Kasım 2018'de sona eren on iki aylık dönem boyunca anlamına gelir. in/during the + süre uzunluğu + to + bitiş tarihi kalıbı, kapsanan dönemi ve dönemin son ayını ya da tarihini belirterek verileri düzenler.

Alıştırma

in/during the + period + to + end date kalıbını tamamlayın: Revenue grew in the six months ____ June 2024.

Cevabı göster

to

This extreme financial situation was known as hyperinflation. Kelime

5:17

Bu aşırı finansal durum hiperenflasyon olarak biliniyordu.

Kelime

was known as hyperinflation: bir duruma ad verme

was known as hyperinflation ifadesinde be known as + ad veya terim, duruma bir ad verir. Anlamı “öyle adlandırılıyordu”dur; “birisi tarafından tanınıyordu” değildir. Edilgen was biçimi geçmiş zamandaki anlatımla uyumludur. hyper- ön eki aşırı derecede yüksek veya uç anlamına gelir. Hyperinflation, çok ciddi ve hızlı enflasyondur; bu terim aşırı bir finansal duruma ad verir.

Alıştırma

Hangi cümle hyperinflation sözcüğünü aşırı fiyat artışının resmî adı olarak verir?

  1. This country is known for hyperinflation.
  2. This extreme rise in prices is known as hyperinflation.
  3. Economists know about hyperinflation.
Cevabı göster

This extreme rise in prices is known as hyperinflation.

That's not good at all.

5:21

Bu hiç de iyi bir şey değil.

In this program,

5:23

Bu programda,

we have been talking about inflation.

5:24

enflasyon hakkında konuştuk.

That's the increase in prices over time.

5:27

Bu, fiyatların zaman içindeki artışıdır.

Other vocabulary we used included the expression

5:30

Kullandığımız diğer kelimeler arasında şu ifade de vardı:

hit in the pocket,

5:33

cüzdandan vurulmak (hit in the pocket),

which means you have less money to spend.

5:35

harcayacak daha az paranız olduğu anlamına gelir.

Volatile describes something that is unpredictable

5:37

Dalgalı (volatile) öngörülemeyen bir şeyi tanımlar

and can change suddenly.

5:41

ve aniden değişebilir.

Something that is sustained

5:43

Sürekli (sustained) olan bir şey

continues at the same level for a long period of time.

5:44

uzun bir süre boyunca aynı seviyede devam eder.

And something that is effective

5:48

Ve etkili (effective) olan bir şey

works well and gets the best results.

5:50

iyi çalışır ve en iyi sonuçları verir.

And interest rates are fees

5:53

Ve faiz oranları,

banks and financial institutions charge you for borrowing money.

5:55

bankaların ve finans kuruluşlarının borç para almak için sizden talep ettiği ücretlerdir.

Well,

5:59

Şey,

we hope you found our brief lesson about the economy useful. Dilbilgisi

5:59

umarız ekonomi hakkındaki kısa dersimizi faydalı bulmuşsunuzdur.

Dilbilgisi

found our brief lesson ... useful: find + nesne + sıfat

Burada found, find fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bulup yerini tespit etmek” değil, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek” anlamına gelir. Yapı find + nesne + sıfat şeklindedir: our brief lesson about the economy nesnedir, useful ise dinleyicinin değerlendirmesini belirtir. We hope you found ... useful kalıbı, konuşanın dinleyicinin bir şeyi faydalı bulmuş olmasını umduğunu nazikçe ifade eder. Aynı yapıyı find a book interesting veya find the instructions confusing örneklerindeki gibi nesneleri ve deneyimleri değerlendirmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

found, the report ve helpful ifadelerini kullanarak cümleyi find + nesne + sıfat sırasıyla tamamlayın: After reading it, I ____.

Cevabı göster

found the report helpful

Thanks for listening.

6:03

Dinlediğiniz için teşekkürler.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye-bye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.